Efendi – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Fri, 14 Jun 2024 21:12:50 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, Cumhuriyet Mahallesi’nde Coşkuyla Karşılandı https://www.haber28.com.tr/chp-turgutlu-belediye-baskani-cetin-akin-cumhuriyet-mahallesinde-coskuyla-karsilandi/ https://www.haber28.com.tr/chp-turgutlu-belediye-baskani-cetin-akin-cumhuriyet-mahallesinde-coskuyla-karsilandi/#respond Fri, 14 Jun 2024 21:12:50 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20878 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Turgutlu Belediye Başkan Adayı ve mevcut Belediye Başkanı Çetin Akın, Cumhuriyet Mahallesi’nde coşkuyla karşılandı. Başkan Akın, “Ben 5 yıl, sizlere hiçbir zaman efendilik yapmadım. Sizlere kölelik yaptım. Bundan sonraki süreçte de sizlere köle olmaya devam edeceğim” dedi.

Cumhuriyet Mahallesi’nde hemşehrileriyle buluşan Başkan Çetin Akın, konuşmasında şunları kaydetti:

“İlçe seçim kurulu hakimliği tarafından bir karar alındı. Yürüyüşler, havai fişekler yasaklandı. Biz de kanunlara, hukuka, nizamlara uyan medeni insanlarız. Gerçek efendiler bizleriz, efendi insanlar bizleriz. Şimdi o yasağı bu gece deliyorlar. Efendilik diye çıktılar. Efendilik kazanacak diyorlar. Ben de sizlere o zaman sorular soracağım. Kanunlara uymayandan efendi olur mu? Bir tane emniyet görevlimizi darp ettiler, bekçiyi darp ettiler. Bunlardan efendi olur mu? Emniyet güçleri, onlar bizim başımızın tacı. Hatırlayalım başka ne yaptılar biliyor musunuz? Evimin önüne gidip havai fişekler attılar. Çetin Akın aşağı in dediler. Bunlardan efendi olur mu? Kamunun malını yiyenden Müslüman olur mu? Bunlar büyükşehirin malını çatır çatır yiyorlar. Büyükşehirin bütün imkanlarını kendi siyasi amaçlarına alet ediyorlar. Bunlardan efendi olur mu? Bunlardan Müslüman olur mu? İftira atanlardan, efendi olur mu? Sahte sahte dergiler dağıtanlardan, sahte afiş asanlardan efendi olur mu? Ben 5 yıl, sizlere hiçbir zaman efendilik yapmadım. Sizlere kölelik yaptım. Bundan sonraki süreçte de sizlere köle olmaya devam edeceğim. Onlar istediği kadar, çamurun içine bulaşsınlar. Çöpün içine bulaşsınlar. Bataklıklarında boğulsunlar. Bizler efendi olmaya değil, sizlere hizmetkar olmaya talibiz. Bizi kimse eğemez, bükemez. Biz dimdik dayakta durmaya devam edeceğiz. Onların o çamurlarına, o siyasi bataklıklarına girmeyeceğiz.”

“BÜTÜN ŞEFFAFLIĞIMLA HER ŞEYİM ORTADA”

Başkan Çetin Akın, sözlerine şöyle devam etti:

“Sizlerin emanetine sahip çıktım, verdiğim bütün sözleri tuttum. Şimdi sizlerden bir beş yıl daha destek istiyorum. Bu desteği ne için istiyorum? 27 yıl, Turgutlu Belediyesinin her kademesinde çalıştım. Sonrasında Turgutlu’ya yapılan birçok hizmette benim de imzam vardır, hakkım vardır. Bu 5 yılda belediye başkanı olarak görev yaptım. Toplam 32 yıl, 33 yıla girdik. Bu işi benden daha iyi bilen, gerçekten hiçbir aday yok. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Böyle bir avantajımız var. Ben Turgutlu’nun 61 tane mahallesinin 4 bin yüz tane sokağının hepsini hakimim, kalkan taşını biliyorum. Sorunların tamamına hakimim. Bir proje nasıl üretilir? Nasıl hayata geçirilir? Kaynak nasıl yaratılır? Bunların tamamına çok ciddi anlamda hakimim. Birinci avantajımız bu. İkinci avantajımız şu; belediye başkanlığı kapısı herkese açık oldu. O kapıya gelene ben hiçbir zaman sen AK Partili, MHP’li, İYİ Partili, Dem Partili, Saadet Partili misin? diye sormadım. O kapıya gelenlere, ne inancını sorduk, ne dilini sorduk, ne rengini sorduk, ne cinsiyetini sorduk. Ben insanları seven onlarla birlikte olmaya gayret gösteren, o farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir kardeşinizim. Hayat felsefem bu şekilde. Onun için biz bu toplumda barışı istiyorsak bir beş yıl daha bu memleketi ayırmadan ötekileştirmeden yönetecek bir belediye başkanı var. Ben de o kardeşinizim. Onun için sizden destek istiyorum. Üçüncü bir şey daha söyleyeceğim. Biz siyaseti zenginleşmek için yapmıyoruz. Birileri gibi kaz gelinecek yerden, tavuğu esirgemeyiz, yumurtayı esirgemeyiz diyen adam değiliz. Yaptığın bütün ihaleleri bugüne kadar şeffaf bir şekilde Kamu İhale Kurumu üzerinden yaptım. Bütün ihalelere ve bütün meclis toplantılarımı canlı yayınla yaptım. Onun için Sizlere o emanetinize sahip çıkabilmek için elimden gelen bütün gayreti gösterdim. Bütün şeffaflığımla her şeyim ortada.”

“O SANDIĞA GİDİN”

Tüm hemşehrilerini oy kullanmaya davet eden Başkan Çetin Akın, “Oyumuz kutsal. Hepimiz, sebebi ne olursa olsun beğensek de beğenmesek de lütfen vatandaşlık görevinizi yapın. O sandığa gidin. Demokratik hakkınızı kullanın. Beğendiğiniz adaya oyunuzu atın. O vatandaşlık hakkını mutlaka sandığa giderek kullanın. Bizim 400 tane sandıkta 800 tane görevlimiz var. Hiçbir sıkıntımız yok. O sizin emanetlerinize biz sahip çıkacağız. Bundan emin olun. Ama sizin de vatandaşlık göreviniz. Boş kalan, işi olmayan arkadaşımız mutlaka oy kullandığı sandığı sonucunu merak etsin, o sandığın sonucunu görsün. Sandığınıza sahip çıkın. Ondan sonra kutlamalarda hep beraber Atatürk Bulvarı’nda Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Binasında olacağız” dedi.

Çetin Akın, ziyaretinin sonunda, “Burası Cumhuriyet Mahallesi, bizim kalemiz. Cumhuriyet Mahallemizde ve Turgutlu’muzun genelinde gördüğümüz bu coşku, bu kalabalık, bu destek, bu heyecan 31 Mart akşamı yaşayacağımız baharın ta kendisi. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğunu çok iyi biliyoruz. Öyle çalıştık daha çok çalışmaya devam edeceğiz. 31 Mart’ta kazanan biz değil yine Turgutlu’nun güzel insanları olacak. 2 gün sonra aylardır yürüdüğümüz bu kutlu yolu çiçeklerle, bayraklarla, marşlarla süsleyeceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız” diye konuştu, hemşehrilerilerine teşekkürlerini iletti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-turgutlu-belediye-baskani-cetin-akin-cumhuriyet-mahallesinde-coskuyla-karsilandi/feed/ 0
İsmailağa Cemaati’nden ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ Açıklaması: Kendisiyle Bağımız Yok https://www.haber28.com.tr/ismailaga-cemaatinden-cubbeli-ahmet-hoca-aciklamasi-kendisiyle-bagimiz-yok/ https://www.haber28.com.tr/ismailaga-cemaatinden-cubbeli-ahmet-hoca-aciklamasi-kendisiyle-bagimiz-yok/#respond Sun, 09 Jun 2024 07:26:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20174 İsmailağa cemaati, “Cübbeli Ahmet Hoca” ismiyle bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün kendileriyle bağı olmadığını duyurdu.

Cemaatten yapılan uzun açıklamada Cübbeli Ahmet Hoca için kullanılan, “Cemaatimizin hocalarını hedef göstermektedir”, “Tarikatımızın mahremini ortaya saçmıştır”, “Mahmud Efendi Hazretlerimizin ailesini hedef almıştır”, “Hasan Efendi Hazretlerimize hürmetsizlik etmektedir”, “Cemaati dağıtmak için çalışmaktadır” gibi ifadeler dikkatlerden kaçmadı.

“KENDİSİYLE YAPILAN İSTİŞARELERE RAĞMEN TAVRINI DEĞİŞTİRMEMEKTE ISRAR EDİYOR”

İsmailağa Cemaati’nin açıklamasında, “Bir süredir kendisiyle yapılan istişarelere rağmen tavrını değiştirmemekte ısrar eden, ihvânımızı ve kamuoyunu yanlış biçimde yönlendirmeyi sürdüren Cübbeli Ahmet Hoca, söz ve davranışlarıyla tarîkatımıza ve hizmetlerimize zarar veren biri hâline gelmiş ve Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin şeyhliğini kabul etmemiştir. Bu gerçeğe binaen kendisinin tekkemiz ve cemaatimizle hiçbir ünsiyetinin kalmadığını, görüş ve açıklamalarının cemaatimiz açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını ihvânımıza ve tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz” ifadelerine yer verildi.


Açıklamanın tamamı ise şu şekilde:

“Yüce Nakşibendî tarîkatı, 1400 yıldır kıtaların İslâmlaşması ve Müslüman toplumların dosdoğru yol üzere sebat ve istikameti için insanlığa hizmet etmektedir. Her asırda birbirini takip eden nûrlu silsilenin 32. altın halkası Mevlânâ Mustafa İsmet Ğarîbullâh Büyük Şeyh Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretleri vesilesiyle İstanbul’u bereketlendirmiş ve Ali Haydar Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin ardından emanet Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intikal etmiştir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz, devraldığı hizmeti, âl-i himmet ile büyük bir davaya dönüştürmüş ve bugünlere getirmiştir. Bu usûl ve dava çerçevesinde icra edilen faaliyet ve hizmetler, 2005 senesinde Mahmud Efendi Hazretlerimizin 300’ü aşkın hoca efendinin huzurunda tayin etmiş olduğu heyetle, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin riyâsetinde büyüyüp gelişmiştir.

Tasavvuf yolu, yüksek fazîlet ve makamlara erişme yoludur. Bu bereketine binaen seyr u sülûk yolunda her mürîdin münferid çeşitli imtihanları olduğu gibi, bazen de müridânın topyekûn bir imtihanı söz konusu olur. Müridân için karşılaşılabilecek en ağır durum hiç şüphesiz mürşidin âhirete irtihâlidir. O topyekûn imtihanın en çetini de mürşidin vefâtı sonrası baş gösterir.

Ali Haydar Ahıshavî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinin âhirete irtihâlinden sonra da bir imtihan vâki olmuş, zamanla fitne bulutları dağılmış ve Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz yüce tarîkatın imamı olarak irşâd faaliyetlerini ömrü boyunca sürdürmüştür. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin manevî evlâtları olarak, bir süredir ona olan muhabbet iddiasıyla büyük bir fitne ve imtihan durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Bugün de bu ulvî emanet, altın silsilenin 37. halkası Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intikal etmiştir. Bu hakikat, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin tevâtür seviyesine ulaşan vasiyetine bağlı olarak, cenaze namazının hemen ardından mahdûmu Ahmet Ustaosmanoğlu Hoca Efendi tarafından ihvânımıza ve kamuoyuna ilân edilmiştir. Bizler inanıyoruz ki bu yol, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin Mültezem’de yaptığı, kabulü müjdelenen duânın bereketiyle kıyamete kadar payidar olacaktır.

Nispet yolunun Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) ulaşacağını beyan eden İmâm-ı Rabbânî (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden sonra nasıl ki silsile altın halkalarla devam etmiş ve bu durum nispetin kesilmesine mâni olmamışsa, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizden sonra da bu yol birbiri ardına eklenen altın halkalarla devam edecektir. Meşâyih arasında altın halkaların gelip geçmesi, o büyüklerin nispet ve tasarrufunun ulaşmasına engel olmamıştır. Yakın tarihte vekiller vasıtasıyla devam edeceği iddia edilen başka tarîkat kollarının zamanla kapanıp nispetinin kesildiği gerçeği de önemle hatırlanmalıdır.

Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinin ardından belli çevreler eliyle kirli bir propaganda başlatılmış ve daha önce İstişare Heyetinin açıklamasında yer aldığı üzere şahidler huzurunda tevatür seviyesinde sabit olan bir hakikat gizlenmeye çalışılmıştır. Oysaki Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerinden bizlere yadigâr olan ve bir kısmı bugün hâlâ hayatta ve afiyette bulunan büyüklerimizin şahidliği de ortadadır. Bugün fitneden korunmak, o büyüklerin şâhidlik ve bereketine tâbi olmakla mümkündür.

“ŞEYMİZİ CÜBBELİ AHMET HOCA’YI REDDETTİ”

Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâliyle başlatılan ve özellikle son altı aydır Cübbeli Ahmet Hoca tarafından yayınlanan telefon görüşmeleri, gizli ses kayıtları, zuhûrât ve rüya yığınlarıyla kirli bir yola bürünen propaganda doğrultusunda kamuoyuna da yansıdığı üzere, Cübbeli Ahmet Hoca, Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizle görüşmek istemiştir. Konu Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize arz edildiğinde -videoda da görüldüğü gibi- görüşmek istemediğini açıkça beyân etmiştir.

Bu teklifin kabul edilmemesinin, tarîkat-ı aliyyenin edep sınırlarını aşmasının yanında muhakkak birçok sebebi vardır ve bu sebeplerin bir kısmını açıklama zarureti ortaya çıkmıştır. Bizim bugüne kadar Cübbeli Ahmet Hoca’nın yalan ve iftiralarına cevap vermememizin sebebi, tarikatımızla ilgili mahrem meselelerin kamuoyunda tartışma konusu olmaması ve şeyhimiz Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin, “Susun!” emri gereğincedir.

“TARİKATIMIZIN MAHREMİNİ ORTAYA SAÇTI”

Cübbeli Ahmet Hoca, yolumuzun medyaya bakışı açıkça belli olduğu hâlde, defaatle uyarılmasına ve her seferinde söz vermesine rağmen, tarîkatımızın mahrem konularını kürsülere hatta televizyon programlarına taşıyarak yüce dinimiz İslâmiyet’e ve Müslümanlara düşmanlıkla bilinen kişilerin alay dolu yorumlarına malzeme etmiştir.

Cübbeli Ahmet Hoca, bugün cemaatimizin büyüklerini dinlemediği gibi aslında Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi de birçok noktada dinlememiştir. Bunu kendisi, çıktığı televizyon kanallarında açıkça söylemiştir. Bir taraftan, “Şeyhlik benim neyime, mürîd olsam yeter” diyerek söze başladığı hâlde, “Bu cemaatin yüzde 95’ini ben getirdim” diyerek, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin ve yetiştirmiş olduğu güzide hocaların çalışmalarını kendisine mâl etmiştir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin sözünü dinlemediğini katılmış olduğu bir televizyon programında şöyle ifade etmiştir: ‘Efendi Hazretleri bana, ‘Vaaz etme, talebe okut!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Sesini kasetlere verme!’ dedi, kaydettirdim ve deprem vaazım sebebiyle hapse düştüm. ‘İkinci evliliğini yapma!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Televizyon kurma!’ dedi, dinlemedim başıma iş geldi. ‘Külliye yapma!’ dedi, dinlemedim hapse düştüm…’

Cübbeli Ahmet Hoca’nın bir kısım medya tarafından maksatlı olarak gündeme getirilen bazı işleri Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi üzmüştür. Hatta kendisi bir keresinde hastalandığında düzelip düzelemeyeceğini Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize sorduğunda, ‘Senden daha çok çekeceğimiz var’ cevabını almış ve bunu da ‘Hakikaten çektirdik’ itirafıyla aktarmıştır.

“MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİMİZİN AİLESİNİ HEDEF ALMIŞTIR”

Cübbeli Ahmet Hoca’nın özellikle Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin oğlu, gelini ve torunlarıyla ilgili söyledikleri, kendisinin yönettiği sosyal medya hesaplarının paylaşımları ve sesini bugüne kadar namahrem kimselerin duymadığı hanımların ses kayıtlarının yayılması, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize muhabbetinin olmadığının delilidir. Zira hiç kimse, sevdiği birinin evlâtlarına, torunlarına ve yakınlarına iftira edilmesine, hatta canları tehlikeye düşecek derecede hedef gösterilmelerine râzı olmaz.

“HASAN EFENDİ HAZRETLERİMİZE HÜRMETSİZLİK ETMEKTEDİR”

Cübbeli Ahmet Hoca, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinden sonra katıldığı ilk televizyon programlarında ve sonraki açıklamasında, “Hasan Efendi Hocamız, Mahmud Efendi Hazretleri’mizin şu anda tek halifesidir” ifadeleriyle Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi halife olarak kabul ettiği ve bu kabulünü bozmayacağını, “Ben televizyonlarda bunu söyleyip de sonra başkaları gibi laf döndürecek tînette bir adam değilim” beyanıyla vurguladığı hâlde, sonradan söylemlerini değiştirerek hilâfetini inkâr etmiş ve manevî değerini düşürmeye yönelik bir yola girmiştir. Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizi koruduğunu iddia ederek, dinleyenlerini aldatıp onun kemâlatı hakkında olumsuz beyânlarda bulunmuştur. Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin oğullarını ve kızını hedef göstermiş, kızının ses kaydını yayınlatmıştır.

“CEMAATİ DAĞITMAK İÇİN ÇALIŞMAKTADIR”

Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimiz, Cübbeli Ahmet Hoca’ya tarîkatla ilgili herhangi bir vazife vermemiştir. Buna rağmen, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin âhirete irtihâlinden sonra bu konularda söz sahibiymiş gibi açıklamalar yapmakta ve ihvânı yönlendirmeye çalışmaktadır.

Cübbeli Ahmet Hoca, cemaatin dağılmasına yönelik plân doğrultusunda, râbıta konusu üzerinden hareket etmektedir. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin hayatında tarîkat konusunda herhangi bir vazifesi olmadığı hâlde, râbıta üzerinden kurguladığı bir süreç yürütmektedir. Kesinlik içermeyen ve şahidi bulunmayan bir konuşmadan hareketle “Râbıtanın Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) kadar…” kaydı geçmediği hâlde kendi iddiasına herkesi kabule zorlayarak tarîkatımızın geleceğiyle oynamaktadır.

Nitekim Ahmet Ustaosmanoğlu, Hüsameddin Vanlıoğlu, Fatih Kalender, Hüseyin Avni ve Muhammed Yelkenci Hoca Efendilerin hazır bulunduğu bir toplantı esnasında, “Râbıtanın Hazreti Mehdî’ye (Aleyhi’r-Rıdvân) kadar…” kaydının nereden çıktığı sorulduğunda, bunu kendisinin uydurduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu durum Cübbeli Ahmet Hoca’nın aktardığı rivâyetlere ve bundan sonra yapacağı rivâyetlere itibar edilmeyeceğini ortaya koymaktadır.

Cübbeli Ahmet Hoca, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin manevî tasarrufunun devam ettiğini savunur gözükerek, tarîkatımızı bir daha şeyh gelmeyerek zamanla kapanacak, nispeti kesilmiş bir yol hâline getirmeye çalışmaktadır.

“CEMAATİMİZİN HOCALARINI HEDEF GÖSTERMEKTEDİR”

Cübbeli Ahmet Hoca, yalan ve iftiralarla cemaatimizin hocalarını itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Bir kimsenin, sevdiği birinin yetiştirdiği hocaları itibarsızlaştırmak için çalışması beklenemezken, kendisiyle irtibatı aşikâr olan çeşitli sosyal medya hesaplarından eş zamanlı paylaşımlarla hocaları tek tek hedef göstermiştir. Cübbeli Ahmet Hoca, râbıtayı bozdukları söylemiyle bazı vekillerin sohbetine gidilmemesini ve kendilerinden tarîkat dersi değiştirilmemesini söylerken, kendisi gibi düşündüğünü iddia ettiği vekillerden ders değiştirilebileceğini söyleyerek onları adres göstermektedir. Ders değiştirme konusundan hareketle, vekilleri Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin döneminde tayin edilen vekiller ve sonradan İstişare Heyeti tarafından tayin edilen vekiller olarak ikiye ayırmak suretiyle tarîkatımızı bölmektedir.

“CEMAATİMİZİN GÖZDEN DÜŞMESİNE SEBEP OLMAKTADIR”

Cübbeli Ahmet Hoca, cemaat içi meseleleri sürekli televizyon kanallarına taşıyarak ve özellikle tarîkat-cemaat düşmanlığıyla bilinen kimselerin televizyon programlarına çıkarak İslâmî cemaatlerin yanlış tanınmasına sebep olmaktadır. Din ve mukaddesat düşmanlarına sağladığı malzemelerden hareketle sürdürülen kara propaganda sebebiyle, başta cemaatimiz olmak üzere, tüm cemaatlerin kamuoyu nezdindeki manevî kıymet ve itibarı zarar görmektedir. Bazı söylemleri ve hedef göstermeleriyle toplumda ayrışma ve kutuplaşmalara sebep olmaktadır.

Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin irşâd hayatı boyunca en çok önem verdiği ve özen gösterdiği medreselere talebe verilmemesine, bağış ve yardım yapılmamasına dair sözleri, Tekâmül Medreselerini ve Fıkıh Kurulunu hedef alması, Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin bize en büyük mirası olan, cemaatimizin kamuoyu nezdindeki yüksek itibarına zarar vermektedir.

“KİTLELERİ KORKUTARAK HAKİKATI PERDELEMEKTEDİR”

Cübbeli Ahmet Hoca, râbıta konusu üzerinden yürüttüğü süreci, cemaatimize yönelik geçmişten itibaren var olduğunu bildiğimiz ekümeniklik ve diğer küresel plânlarla bağdaştırmakta ve birbiriyle alâkasız bazı durumları maksatlı biçimde ilişkilendirerek dinleyici ve takipçilerini yanlışa yönlendirmektedir. Nitekim cemaatimizin adının geçmişte hiçbir zaman yan yana gelmediği gibi bugünden sonra da yan yana gelmesi mümkün olmayan FETÖ ile ilişkilendirilmesi ve ılımlaşma töhmetiyle karşı karşıya bırakılması, bu yönlendirmenin göstergesidir.

SON SÖZ

Bizler, dünya durdukça ayakta kalacağına inandığımız medrese-tekke birlikteliğiyle devam eden irşâd faaliyetlerimizin kesilmemesi için hocalar yetiştirmeye, geleceğin âlimlerini ümmet-i Muhammed’e hediye edecek müesseseler inşa etmeye devam ediyoruz. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin mirası olan mukaddes yolu muhafaza için, yüce tarîkata ve büyük davaya zarar getirecek söz ve davranışların her zaman karşısında olacağız.

Bir süredir kendisiyle yapılan istişarelere rağmen tavrını değiştirmemekte ısrar eden, ihvânımızı ve kamuoyunu yanlış biçimde yönlendirmeyi sürdüren Cübbeli Ahmet Hoca, söz ve davranışlarıyla tarîkatımıza ve hizmetlerimize zarar veren biri hâline gelmiş ve Hasan Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin şeyhliğini kabul etmemiştir. Bu gerçeğe binaen kendisinin tekkemiz ve cemaatimizle hiçbir ünsiyetinin kalmadığını, görüş ve açıklamalarının cemaatimiz açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını ihvânımıza ve tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ismailaga-cemaatinden-cubbeli-ahmet-hoca-aciklamasi-kendisiyle-bagimiz-yok/feed/ 0
Ali Ulvi Kurucu: Türkiye’nin önemli şairlerinden biri https://www.haber28.com.tr/ali-ulvi-kurucu-turkiyenin-onemli-sairlerinden-biri/ https://www.haber28.com.tr/ali-ulvi-kurucu-turkiyenin-onemli-sairlerinden-biri/#respond Thu, 28 Mar 2024 01:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11913 Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında doğan ve ailesiyle Medine’ye gittiği 1939’a kadar Türkiye’de yaşayan şair ve mütefekkir Ali Ulvi Kurucu, doğumunun 102. yılında anılıyor.

Hacı Veyiszade İbrahim Efendi’nin çocuğu olarak Konya’da 3 Mart 1922’de dünyaya gelen Kurucu’nun dedesi, Konya’nın yetiştirdiği önemli alimlerden Hacı Veyis Efendi idi.

Babaannesinin kendisi için Ali ismini uygun görmesiyle bu ismi alan şair, ilerleyen yıllarda 16 yaşlarında iken Konya’da bir züccaciye mağazasının tabelasında gördüğü ve çok beğendiği “Ulvi” ismini de kullanmaya başladı.

11 yaşındayken hafız oldu

Küçük yaştan itibaren Kur’an-ı Kerim’i öğrenen ve ilim tahsiline başlayan Kurucu, 11 yaşındayken hafızlığını tamamladı, bu suretle de ilk unvanını alarak ailesi ve çevresinde “Hafız Ali” olarak anıldı.

Lisans eğitimini El-Ezher Üniversitesi’nde tamamlayan Kurucu, Kahire’de Mustafa Runyun, Ali Yakup Cenkçiler, Ahmet Davudoğlu, İsmail Ezherli gibi isimlerin içinde bulunduğu Revaku’l-Etrak isimli toplulukta bulundu ve dönemin büyük alimlerinden şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Mehmed İhsan Efendi ve Zahid Kevseri’den eğitim gördü.

Babasının vefatının ardından, 1939’da dönemin şartları doğrultusunda daha iyi bir eğitim ortamı sağlamak için Medine’ye göçen ailesinin yanına giden Kurucu, önce küçük çaplı ticaretle uğraştı. 1953 yılında Medine-i Münevvere Maarif Müdürü (Eğitim Müdürü) Muhammed Said Defterdar’ın teklifiyle, onun emrinde memuriyete başladı.

Bu görevi 1955’e kadar sürdüren Kurucu, bu tarihten sonra bir yıl kadar ilkokullarda Kur’an-ı Kerim ve siyer dersleri verdi. Daha sonra 1956’da Medine-i Münevvere Evkaf İdaresi’nin İnşaat ve Sicillat Dairesi müdürlüğü görevine getirilen şair, 1980 yılına kadar bu vazifeyi yaptı.

Kurucu, ayrıca 1947 yılında Konyalı olan yakın komşuları Hacı İbrahim Sandıkçı Efendi’nin kızı Fatma Hanım’la evlendi. Bu evliliğinden 1948’de kızı Sare Hanım, 1952’de ilk oğlu İbrahim Bey ve 1962 yılında ikinci oğlu Mustafa Bey dünyaya geldi.

“Safahat”ın tamamını ezberledi

Şiire ilgisi üniversite yıllarında başlayan Ali Ulvi Kurucu, Mehmet Akif Ersoy’dan da etkilenerek “Safahat”ın tamamını ezberledi.

Ardında yüzlerce şiir ve eser bırakan Kurucu, şiirlerinde kullandığı dil, üslup ve ölçü itibarıyla Tanzimat ve Serveti Fünun dönemi şairlerini örnek aldı. Bu dönemlerden Namık Kemal, Ziya Paşa, Süleyman Nazif, Tevfik Fikret, Abdulhak Hamit, Muallim Naci, Cenap Şahabettin ve Mehmet Akif Ersoy’un aralarında bulunduğu şair ve edipleri okuyarak kendisini yetiştirdi.

Kurucu’nun dini ve manevi konulardaki şiirleri ilk kez Ali Kemal Belviranlı’nın çıkardığı “İslamın Nuru” dergisinde yayımlandı.

Medine’de 2. Mahmud’un inşa ettirdiği Mahmudiye ve Şeyhülislam Arif Hikmet kütüphanelerinde 32 yıl görev yapan Kurucu, görev sürecinde Arapça, Farsça ve Türkçe kaleme alınmış binlerce yazma eseri inceledi ve tasnif etti.

Kurucu, 1985’te emekliliğinin ardından Türkiye’ye daha sık gelip Şeyh Sami, Şeyh Mehmed Zahid, Şeyh Abdülgafur Abbasi, Ebul Hasen Nedvi ve Hasan El-Benna’nın arasında olduğu isimlerle aynı ortamlarda bulundu, sohbetler gerçekleştirdi.

Ömrünün 56 yılını Medine’de geçiren Kurucu, 3 Şubat 2002’de aynı kentte vefat etti ve cenazesi Cennetü’l Baki kabristanına defnedildi.

Kurucu’nun kaleme aldığı eserlerden bazıları şöyle:

“Büyük İslam Şairi Dr. Muhammed İkbal”, “Nurdan Sesler”, “Zulmeti Yıkan Nur”, “Gümüş Tül”, “Gümüş Tül ve Alevler”, “Asırlar Boyunca Parlayan Nur”, “Gecelerin Gündüzü” ve “Medine Notları”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ali-ulvi-kurucu-turkiyenin-onemli-sairlerinden-biri/feed/ 0