Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, yaklaşık 3 hafta önce başta gençler olmak üzere tüm yurttaşlara yönelik bir üye kampanyası başlattıklarını belirterek, partisinin gençlik kollarının 81 il genelinde yürüttüğü kampanyaya gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyetini dile getirdi.
Üye kampanyasına ilk hafta ikiz kardeşlerin, daha sonra üçüz kardeşlerin katıldığını kendisinin de dördüz kardeşler için esprili bir çağrı yaptığını anlatan Özel, bu sözlerine sosyal medya hesabından bir dönüş olduğunu söyledi.
Özel, İlayda Aygül’ün kendisine sosyal medya üzerinden bir mesaj gönderdiğini ifade ederek, dördüzler İlayda Aygül ve kardeşleri Berkay, Olgay ve Gökay Aygül ile tanıştıklarını anlattı. Özel, kürsüye davet ettiği dördüzlere parti rozetlerini takarak, “Atatürk’ün partisine babaevine hoş geldiniz.” dedi. Daha sonra dördüzlerin annesini de kürsüye çağırarak teşekkürlerini ileten Özel, CHP’ye katılan akademisyen Bahadır Erdem’e de parti rozetini taktı.
Özgür Özel, konuşmasında Gaziantep’te meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 9 vatandaşın ailelerine ve Almanya’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci Celal Başlangıç’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için düzenlenen anma etkinliğine katıldığını ifade eden Özel, “52 yıl önce yaşanan bu büyük acıya hep birlikte ortak olduk. Orada Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş arkada bir yerdeyken onu yanıma çağırdım. Niye arkada kaldınız dedim. ‘Sayın Genel Başkan, siz beni Deniz Gezmiş’in ağabeyi olarak çağırıyorsunuz ama buradaki herkes onun kardeşidir.’ Ben de buradan onun yaptığı tanımlamaya uygun olarak söylüyorum ki bu salondaki herkes bu partideki herkes Deniz’in, Hüseyin’in, Yusuf Aslan’ın kardeşidir. Onların yolu tam bağımsız Türkiye yolu. Cumhuriyet Halk Partisinin yoludur.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, Deniz Gezmiş’in Filistin Kurtuluş Örgütü ile dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yanında Filistinli arkadaşı İsa vardır. Arapça yazılmış, Filistin şiirini okur. Deniz, Arapçayı sökmeye, şiiri anlamaya çalışır. Bunun Türkçesi basılır. 1976’da Filistin şiiri basıldığında Deniz Gezmiş artık aramızda yoktur. İsa, Türkiye’ye gelir. O kitabı alır. Deniz’in mezarını ziyaret eder ve Filistin’e döner. İsa, 2 sene önce öldü ve kitabını evladına verdi. ‘Bu kitabı, Türkiye’de Deniz Gezmiş’in izinden yürüyen birine ver’ diye vasiyet etmiş. Geçen hafta Türkiye’deki Filistinli öğrencilerin başkanı İsa’nın oğlunun emanetini getirdi. Kitabı aldım. Dün MYK toplantısında CHP’nin müzesine konmak üzere benden sonraki sayın genel başkana devir teslim töreninde arz edilmek üzere o kitabı partinin envanterine kayıt ettirdik.”
Özel, geçtiğimiz yasama döneminde 27 Mayıs darbesine ilişkin idam kararlarını ortadan kaldıran yasal düzenlemeye imza attıklarını hatırlattı.
Özgür Özel, basın özgürlüğünün demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından biri olduğunu belirterek, bir ülkede tam demokrasinin ancak basın özgürlüğüyle mümkün olacağını söyledi. Gazeteci Barış Terkoğlu’na verilen hapis cezasını eleştiren Özel, “Ne çekti bu Barışlar? FETÖ yargıya egemendi. Bu gerekçelerle ceza alıyorlardı. FETÖ yargıdan temizlendi. Aynı gerekçelerle ceza alıyorlar.” dedi.
Son 22 yılda hukukun yara aldığını ileri süren Özel, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına anayasal zorunluluğa rağmen uyulmamasının sayısız örneğinin yaşandığını söyledi. Bu örneklerden birinin geçen hafta 1 Mayıs’ta olduğunu ifade eden Özel, “Anayasa Mahkemesi’nin açık kararına rağmen Taksim, 1 Mayıs’ta emekçilere kapatıldı. Orada Anayasa Mahkemesi kararına rağmen örülen utanç duvarını gördük. Türkiye Cumhuriyeti’nin en kıymetli, tarihi hazinelerinden bir tanesi olan surların önüne, İstanbul’a yıllar önce su taşıyan, İstanbul’un susuzluğunu ortadan kaldırmak için yapılan tarihi kemerlerin önünde, aralarına TOMA’ları dizerek, önüne polisimizi dizerek orayı bir utanç duvarı haline getirdiler. Bu utanç duvarı maalesef tarihe geçti. O utanç duvarı bu iktidar gidip, bu ülkeye özgürlükler geldiğinde Türkiye demokrasisinin kara anı olarak hep hatırlanacak.” diye konuştu.
“Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz”
Özel, “1 Mayıs’ta birilerinin Anayasa’ya uymadığı için emekçileri kutlamaların olduğu alana almadığını” öne sürerek, şöyle konuştu:
“Orada bulunanlar, itiraz edenler ve girmek isteyenler kendileri de birer emekçi olan polisimizle karşı karşıya kanunsuz bir emirle getirildi. Ardından 49 yurttaşımız, 1 Mayıs’ta orada yaşananlar üzerine önce gözaltına alındılar ve tutuklandı. Anayasa Mahkemesi kararına direnen, kanunsuz emri verenler, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa uymadı diye gençleri gözaltına alıp tutukluyorlar. Gösteri ve toplantı yürüyüş hakkı kanuni ve anayasal bir haktır. Onu engelliyorsun sonra kanuna uygun değil diye hapse atıyorsun. Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Bir an önce gençlerin serbest bırakılmasını, milletten kanuna uyulmasını isteyenlerin önce anayasaya uyması gerektiğini hatırlatırız.”
Grup toplantı salonunda, kamu iktisadi teşekküllerinde bulundukları için kadro alamayan taşeron işçilerin bulunduğuna işaret eden Özel, yapılan işin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı ve ayrımcılık olduğunu savundu. Özel, KİT’lerde ve belediye iştiraklerinde çalışıp yasal düzenleme dışında bırakılarak kadro alamayan tüm emekçilerin taleplerinin arkasında olduklarını ve desteklediklerini söyledi.
Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Özgür Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İktidarın kötü ekonomi yönetimi, emekliye, emekçiye, memura, alın teri ile geçinen her bir yurttaşımıza büyük bir çöküş yaşattı. Hayat pahalılığını, yüksek enflasyonu, artan kiraları, Türk lirasının aşırı değer kaybını hep birlikte yaşıyoruz. Avrupa Birliği Komisyonunun yaptığı bir çalışmaya göre kira sorununda Avrupa kentleri arasında vatandaşın en çile çektiği, kira sorunun en yüksek olduğu kent İstanbul. İstanbul’daki ortalama kira 23 bin lira. 650 avro. En düşük emekli maaşı ise 10 bin lira. Asgari ücret 17 bin lira. Ortalama kira 23 bin lira. Bunun Avrupa’da bir örneği yok. Yani bir kentte çalışan emekçiye ortalama kiranın yüzde 20 altında asgari ücret örneği yok. Ortalama kiranın yarısından az emekli maaşı alan dünyada hiçbir ülke yok. Bu yüzden emeklimize ve emekçimize yapılan bu zulmün altını dikkatle çiziyoruz.”
Özel, kredi kartı sahiplerinin de borcunu ödeyemedikleri için her ay iflasa, borç batağına ve icraya sürüklendiğini belirterek, “Milletin ekmeğinin küçüldüğü, buzdolabının boşaldığı, sofrasının zayıfladığı, çorbasının kaynamadığı bir sürece geldik. Bu yoksulluğu görmeliyiz. Bu sıkıntıları görmeliyiz ve buna hep birlikte itiraz etmeliyiz.” dedi.
(Sürecek)
]]>Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: DURSUN ALKAYA
(ANKARA) – Ankara’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, binlerce vatandaşın katılımıyla Tandoğan Meydanı’nda kutlandı. TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, Saraçhane’deki polis müdahalesine ilişkin, “Yasakçı tutuma karşı mücadele eden emekçilerle omuz omuzayız. Bu meşru bir direniştir” dedi. Büro Emekçileri Sendikası (BES) üyesi Mehmet Oğuz Şenol “Meclis çalışanları olarak tazminatsız, iş güvencesi olmadan çalıştırılmamıza son verilmesi için alanlardayız” diye konuştu. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Ümit Ulusoy, “Taksim emekçilerindir. Hiçbir şekilde emekçilere kapatılamaz. Oranın tarihi bir misyonu vardır” dedi.
Ankara’da 1 Mayıs İşçi Bayramı, binlerce yurttaşın katılımıyla Tandoğan Meydanı’nda kutlandı. Binlerce emekçi AKM’den Tandoğan’a yürüdü.
“BU HAYATA ‘DUR’ DEMENİN ZAMANI GELDİ”
İşsiz Cem Çetin “Her 1 Mayıs’ta biz buradayız. Devletin yaptıkları zorumuza gidiyor. Yeter artık. Emekliler de baş kaldırdı, biz de baş kaldırdık. ‘Yeter artık’ dedik. Bu hayata ‘Dur’ demenin zamanı geldi. 20 sene es geçtiler” dedi. Çetin, Taksim’in 1 Mayıs’ta kapalı olmasına ilişkin, “Taksim’e sokmuyorlar. Taksim’e soksunlar. Niye sokmuyorlar. Bu ülke bizim. Siz bize yettiniz. Dinle devleti karıştırdınız. Bizim şalterlerimizle oynadınız” diye konuştu.
TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül ise şunları söyledi:
“DİRENÇ MÜCADELEYE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”
” Türkiye’de özellikle son yıllarda AKP’nin uyguladığı ekonomi politikaları, antidemokratik uygulamalara karşı toplumun büyük bir tepkisiz söz konusu. Emekçiler Türkiye’nin her yerinde kitlesel bir şekilde 1 Mayıs’ta alandalar. Ankara’da yağmurlu bir gün olmasına rağmen oldukça kitlesel,i kalabalık br 1 Mayıs gerçekleştiriyoruz. Bu da aslında ülkemizin içinde bulunduğu durumun bir göstergesi sayılabilir. Çünkü sarayda saltanat kuranlar, emekçinin alın terini çalarak kendilerine şatafat içinde lüks hayatlar sürenlere karşı emekçilerina artık sabrı taşmış durumda. Emeğiyle geçinen insanlar, Türkiye’de demokrasinin yokluğunun da ortaya çıakrdığı olumsuz koşullar altında resmen ezilmekte. Bu ezilmişliğe karşı büyük bir tepki ve direnç söz konusu. Bu direnç de mücadeleye dönüşmüş durumda.”
“BU MEŞRU BİR DİRENİŞTİR”
Gül, Saraçhane’deki polis müdahalesine ilişkin, “Baskıya karşı her zaman direnmek meşrudur. 1 Mayıs Taksim’de AYM’nin kararı doğrultusunda yasal bir alandır. Buna rağmen İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanlığı ve AKP iktidarının göstermiş olduğu bir yasakçı tutum söz konusu. Bu yasakçı tutumu asla kabullenmiyoruz, tanımıyoruz. Yasakçı tutuma karşı mücadele eden emekçilerle omuz omuzayız. Bu meşru bir direniştir” dedi.
SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, şöyle konuştu:
“TAKSİM MEYDANI’NI ZORLAYAN TÜM İŞÇİLERİ TANDOĞAN MEYDANI’NDAN SELAMLIYORUZ”
“Sendikal özgürlük en büyük talebimiz. Grev ve toplu sözleşmeli sendikal mücadele için alanlardayız. Ağır iş yükü altında ezilen binlerce sağlık ve sosyal hizmet emekçisinin insana yakışır bir iş hayatı için alanlardayız. Şiddete maruz kalıyoruz, her gün bir acı haber almak zorundayız. Taksim Meydanı’nı legal bir alanı zorlayan tüm işçileri Tandoğan Meydanı’ndan selamlıyoruz.”
BES üyesi Mehmet Oğuz Şenol da “Bizler her şeyden önce işçi sınıfının bir sembolü olarak Taksim’de kutlama yapılmasını talep ediyoruz. Buradan, Ankara’dan hepsine destek veriyoruz. Aynı zamanda Büro Emekçileri Sendikası olarak bütü büro emekçilerinin alanlarda olduğu bu günde Meclis çalışanları olarak tazminatsız, iş güvencesi olmadan çalıştırılmamıza son verilmesi için alanlardayız” dedi.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Ümit Ulusoy, şöyle konuştu:
“TAKSİM’İN TARİHİ BİR MİSYONU VARDIR. EMEKÇİLER DOĞRU OLANI YAPMIŞTIR”
“Sektörde birçok sorunumuz var. En başta MEB’e bağlı çalışan öğretmenler olmamıza, kamudaki öğretmenlerle eşit işi yapmamızı rağmen eşit ücret alamıyoruz. Asgari ücret ve daha da altına mecbur bırakılıyoruz. Mobbinge maruz bırakılıyoruz. Taban maaş mücadelemiz var. Milli Eğitim Bakanı son süreçte sözlerini inkar etti. Ama biz bunu unutmadık ve tekrar hatırlatmaya geldik. Ayrıca Taksim emekçilerindir. Hiçbir şekilde emekçilere kapatılamaz. Oranın tarihi bir misyonu vardır. Emekçiler doğru olanı yapmıştır.”
“HAYVANLAR DA ÇOK CİDDİ SÖMÜRÜLÜYOR”
Hayvan hakları için 1 Mayıs’a çıkan Gülis Gündüz “Yaşam için Yasa’ olarak buradayız. Hayvan hakları mücadelesinin ve hayvan cinayetlerinin politik olduğunu biliyoruz. Mezbaalarda, çiftliklerde, kümeslerdeki barınaklarda sömürülen hayvanları biliyoruz. Hayvan cinayetlerine dur demek için buraya geldik. Sömürü sadece insana ait değil, hayvanlar da çok ciddi sömürülüyor. Bunu duyurmak istiyoruz” diye konuştu.
Ankara Veli-Der Şube Başkanı Hülya Deveci, şunları söyledi:
“BİR ŞEKİLDE 1 MAYIS’I TAKSİM’DE HERKES KUTLAYACAK”
“Biz Öğrenci Veli Derneği olarak laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunan bir derneğiz. Yeni açıklanan müfredat ya da program taslağının bu kadar kısa sürede askıya alınması ve değerlendirme istenmesi hiç akılcı değil ve oldu bittiye getirilen bir durum bu. Kapalı kapılar ardında ne öğrenci veli dernekleri, ne sendikalar ne de konunun uzmanları bu işe dahil değil. Dolayısıyla geçerliliği olan bir program değil. Derhal geri çekilmesini istiyoruz. Çok problemli bir program. Ne öğrenciye, ne veliye ne de ülkeye bir yararı olan program. Ayrıca Taksim 1 Mayıs alanıdır ve 1 Mayıs alanı da olmaya devam edecek. Bundan sonra da 1 Mayıs alanı olarak kalacak. Bir şekilde 1 Mayıs’ı Taksim’de herkes kutlayacak bütün halkın hakkı. İnsanların, öğrencilerin, velilerin, sendikaların, derneklerin orada olması hakkı.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Memur-Sen İstanbul Teşkilat Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Program’a Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur”
Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduklarını belirten Murat Kurum, büyükşehir tazminatı bekleyen memurların destekçisi olacağını söyledi. 31 Mart akşamı emekçilerin sevineceğini ifade eden Kurum, “Kıymetli Memur-Sen Başkanım buradaki kardeşlerimizin tercümanı oldu. Çok duygulu bir konuşma yaparak emekçimizin bizden beklentisini ifade etti. Büyükşehir’de yaşayan tüm emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur. Bu kardeşiniz sizin her zaman yanınızda olacak. Sizlerin eksiği, ihtiyacı, beklentisi, talebi neyse onu gerçekleştiren tarafta olacak. Biz böyle gördük, böyle öğrendik ve bundan sonra da bu anlayışla çalışacağız. Sizlere şöyle bir bakıyorum ve görüyorum. Bu salondaki kardeşlerimizin gözlerinde 31 Mart’ın coşkusu, heyecanı ve zaferin müjdesi var. İyi ki varsınız, iyi ki Memur-Sen’imiz var. İyi ki dava arkadaşlarımız var. 31 Mart akşamı herkes sevinecek, işçi emekçi kardeşimiz sevinecek. 31 Mart akşamı İstanbul’u özgürlüğüne kavuşturacağız. 5 yıldır üzülen, kırılan İstanbul’un 571 yıllık onurunu gururunu Memur-Sen’li kardeşlerimizle ayağa kaldıracağız” dedi.
“Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık”
“Yol arkadaşlığımız İstanbul’da da devam edecek” diyen Murat Kurum, “Memur-Sen, 20-30 yıllık değil, 1000 yıllık kadim bir duruştur. Tüm hizmet kollarıyla ve Genç-Memur-Sen’iyle 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan büyük Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduk. Sizlerin başarılarından her zaman mutluluk duyduk. Bugün, Memur-Sen’imiz kurulduğu günkü kararlılık, sabır ve samimiyet daha da güçlenerek yoluna devam ediyor. Bakanlık dönemimde her fırsatta beraberdik. Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık. Yangınlarda, geçilmez sarp yolları birlikte aştık. Sellerde, en kötü anlarda birbirimize omuz verdik. Allah’ın izniyle bu yol arkadaşlığımız İstanbul’umuzda da devam edecek” şeklinde konuştu.
“Emekçimizin İBB hizmetlerinden faydalanması için adımlar atacağız”
Kurum, ideal şehir ve model İstanbul vizyonunu, “Biz belediyeciliğin nasıl olması gerektiği konusunda, sizlerin ve medeniyetimizin rehberliğini çok kıymetli görüyoruz. Çünkü biz ideal bir şehir, model bir İstanbul istiyoruz. Bizim medeniyetimizde ideal şehir, her şeyden önce değerler etrafında şekillenir. Şehir adaletli bir toplumsal düzeni sunmalıdır. Komşuluk hukukunu korumalıdır. Eşitliği ve insan haklarına saygıyı eksiksiz karşılamalıdır. İnşallah göreve geldiğimizde her bir İstanbullu için ‘eşit hizmet, adaletli düzen’ diyen bir belediyecilik yapacağız. İstanbul’umuzda, toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkaracağız. Yoksullara yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak, muhtaçlara destek olmak en büyük şiarımız olacak. Tüm işlerimizde açık ve şeffaf olacağız. Temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceğiz. Her vatandaşımızın onur ve haysiyetini koruyacağız. Doğal kaynaklarımızı gelecek nesillere emanet olarak bırakma düşüncemizi, daima muhafaza edeceğiz. Bilgiye, eğitime, kültüre, sanata ve sağlığa çok önem vereceğiz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçlarını gidereceği adımlar atacağız. Hastane çalışanlarımızın, şehir hastanelerinde kalan hasta yakınlarının kantinlerden kurtularak İBB hizmetinden faydalanmasını sağlayacağız. Ulaşımda da, konut fiyatlarının düşeceği alanda da emekçimizin yanında olacağız. İnancımızın bir gereği olarak hoşgörü ve çeşitliliği daima önemseyeceğiz. İnsanımızın yaradılışına, fıtratına ters tek bir şehircilik adımı dahi atmayacağız. Buranın altını çiziyorum. Kendi menfaatimizi değil, İstanbulluların menfaatini gözeteceğiz. İşte medeniyetimizin emrettiği bu ilkelerle çalışarak İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız” sözleriyle anlattı.
“Bugün İstanbul’u yönetenlerde güvenilir adam duruşu yok”
İstanbul için ‘medeniyetin başkenti’ ifadesini kullanan Murat Kurum, “Peki yeniden ayağa kalkmanın formülü nedir? İnancımızın emri olan emanet şuurudur, şehre hizmetin ekseni olan şehreminliktir. Açık söylüyorum. Bugün İstanbul’u yönetenlerde emanet şuuru, güvenilir adam duruşu yoktur” diyerek mevcut İBB yönetimini ve yöneticilerini eleştirdi.
“31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz”
İstanbul’un en büyük emanet olduğunu vurgulayan Kurum “İstanbul en büyük emanettir. Çünkü bu milletin mazisi, bugünü ve yarınıdır. İstanbul bize ecdadımızın, tarihin emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan hocamızın emanetidir. Bu şehir bize dava ve aksiyon adamı şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Kutlu İstanbul, şanlı hatıralar galerisidir’ diyen Mehmet Akif İnan’ın emanetidir. İstanbul bize bu şehrin en büyük sevdalısı liderimiz, genel başkanımız, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Ben inanıyorum ki bu emanet, 31 Mart’ta tarih şuuruna, millet şuuruna sahip olan bu emin ellere yeniden teslim edilecektir. Bunu her yerde coşkuyla görüyoruz. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek. Onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
İstanbul için de 650 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, sözlerine, “Biz sadece İstanbul’da değil, 81 ilimizin en ücra köşelerinde bile bu şuurla koşmuş adamlarız. Milletimizle el ele verdik gece gündüz çalıştık. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop, Rize, Bartın ve Trabzon’daki sellerde, asrın felaketinde, milletimizin tüm zor zamanlarında yanında olduk. O şehirlere sözler verdik. Muhalefet o zaman, ‘biz bunları bedava ve hızlı yapacağız’ dedi. Ne oldu? 28 Mayıs’ta milletimiz yine eserden, gerçekten yana tavrını koydu. Bunların boş vaatlerine aldanmadı. Milletimiz şunu çok iyi biliyor; AK Parti yapar. Murat Kurum söz verdiyse, gece gündüz çalışır o yuvaları yapar. 31 Mart’tan sonra da bizi arayanlar hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken göremeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyerek devam etti.
“Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın rabia işareti ve Cumhur İttifakı seçmeniyle alay etmesine de tepki gösterdi. 31 Mart’taki seçimlerde vatandaşın İmamoğlu’na demokrasi tokadı atacağını söyleyen Kurum, “Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptığını hatırlayın. Rabia işaretimizle dalga geçerek, Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kendini bilmez adam. Kibri aklının önüne geçmiş CHP’li mevcut İBB Başkanı, milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor musun? Senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana. Bu aziz millet sana, 31 Mart’ta o ellerle öyle bir demokrasi tokadı atacak ki, elini öyle sallayıp tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu şaşıracaksın. Bizi özgürlüğe kavuşturacakmış. Sen önce dön aynaya bak, etrafında, masanda kimlerle birlikte hareket ediyorsun. Sen kimlerle yol yürüyorsun önce ona bak” dedi.
“Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız”
CHP’li İBB yönetimindeki işçi çıkartmalarını hedef alan Murat Kurum, haksız çıkartılan emekçilere seslendi. 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceğini dile getiren Kurum, “Ne dedik? İstanbul emanettir dedik. Ama bu emanet sadece bana ve teşkilatımıza bırakılmadı. Hepimizin çok çalışması gerekiyor. Mesele Murat Kurum meselesi değil. 1 Nisan’dan itibaren daima ‘Yarınından Emin, Güçlü Memur’ diyeceğim. Memur kardeşlerimizin derdini, kendi derdim yapacağım. Biz tek yürek, tek yumruk olacağız. Memurumuzun hak arama mücadelesine daima destek vereceğiz. Haksız yere görevden alınan tüm kardeşlerimizi geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları için, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz” diye konuştu.
“Bunun rakibi kendisi”
İBB yönetiminin metro performansını da eleştiren Kurum, mevcut Başkana “Muhalefetten ve ilgisiz belediye başkanından İstanbul’la alakalı bir şey duydunuz mu? ‘8 kilometre metro yaptın’ diyoruz, bir şey demiyor. Çünkü o kadar yaptı. 5 bin 500 konut yaptın diyoruz sesi çıkmıyor. Çünkü o kadar yaptı. Sancaktepe’de metro yapacakmış. Sen onu benim külahıma anlat. Açılmış tünele hafriyat döken, 10 metro ihalesinin 3’ünü iptal eden sen değil misin? Millet zor zamandayken, ailem var diyerek tatile giden sen değil misin? Bizim ailemiz yok mu, işinden ettiğin insanların ailesi yok mu? Bunun rakibi kendisi.” Diye seslendi.
“İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız”
Memur ve emekçiler için hazırlanan sosyal projelerini anlatan Kurum “Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemize 7 gün 24 saat esasıyla çalışan birer kreş yapacağız. Benim memur kardeşim gece mesailerinde, çocuklarını düşünmeyecek, büyükşehrin emin ellerine, şefkatli personeline teslim edecek. Gözü arkada kalmayacak. İstanbul’umuzda evden işe, işten eve gitmenin bir çileye dönüştüğü günler son bulacak. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız. İstanbul’da yaşamak memurlar için külfet olmayacak. Başkanımla birlikte karar alıp, uygulayacağız. Yeni metro hatları, kavşaklar, tüneller, otobüs ve metrobüslerle trafik sorununu memurumuzun, insanımızın gündeminden çıkaracağız” dedi.
“Memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız”
Memurlara konut müjdesi veren Kurum, konuşmasında “Sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım. Biz hep ne diyoruz; ‘İman varsa imkan da vardır.’ Bugün çözülemez denilen ne kadar sorun varsa, bu kardeşiniz çözecek. 5 yıl önce yarım bırakılan ne varsa yeniden başlatacak. 5 yıldır durdurulan İstanbul’u yeniden şaha kaldıracak. İstanbul’un sorunlarını biz çözeriz, daha önce yaptık. Geleceğimizi hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ dedi, belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı”
Murat Kurum’un projesi için “Sayın başkanımızın emekçilere sosyal konut, kreş gibi destekleri çok değerli” diyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’li belediyenin işten çıkarmalarına da tepkisini “Geçen seçim sonrasındaki işçi kıyımı bizi çok zorladı. Biz o zaman bu seçim geçer, 5 yıl biter demiştik. Her yerde afişe edeceğimizi söylemiştik ve şimdi o zaman geldi. Bunlar sözleşmeli memuru attılar. Emekçiyi sürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gittik ‘bu ruhsat kötü kullanılıyor ve istifaya zorlanıyor’ dedik. Talimat verdi ve düzeltildi. Sürgünlerin önüne geçildi. Ama belediye birimleri arasında milletin başını döndürdüler. Cumhurbaşkanımız ile yaptığımız son görüşme sonrasında 460 bin kişinin kadroya geçişi oldu. 5 yıl geçti, 31 Mart’a gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı ve sonra da kıyımlar devam etti. ‘Emekçiyi kucaklayacağız’ dediler, ama kundakladılar. Bizlere hizmet edenin, emekçiyi destekleyenin yanında olacağız” sözleriyle ifade etti. – İSTANBUL
]]>