Bakan Işıkhan, AK Parti Ankara Milletvekilleri Zeynep Yıldız ve Orhan Yegin ile AK Parti Keçiören Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) buluşmasına katıldı.
Burada konuşan Işıkhan, geçen yıl Türkiye ekonomisinin yüzde 4,5 büyümeyle Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduğunu söyledi.
Işıkhan, bununla birlikte dolar bazında milli gelirin Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştığını kaydederek, kişi başına milli gelirin 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördüğünü aktardı.
Dün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2023’e ait İş Gücü İstatistikleri hakkında da konuşan Bakan Işıkhan, işsizlik oranının bir önceki yıla göre 1 puanlık azalışla yüzde 9,4 seviyesine gerilediğini ve böylece toplam işsizlik oranı ve genç işsizlik oranının son 10 yılın en düşük seviyesine gerilediğini bildirdi.
“Enflasyonun düşüşe geçtiğini hep birlikte göreceğiz”
Bu yıl kendilerine yeni hedefler ve yeni vizyonlar koyduklarını dile getiren Bakan Işıkhan, “Tüm engellere ve tüm finansal krizlere rağmen ekonomimiz istikrarla büyüyor. İnşallah yıl sonu itibarıyla, enflasyonun düşüşe geçtiğini hep birlikte göreceğiz. Mimarı Sayın Cumhurbaşkanımız olan, ülkemiz için önümüzdeki 100 yılın yol haritası niteliği taşıyan ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu, işte tam olarak böyle bir sorumluluğun göstergesidir.” diye konuştu.
Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde emeklilerin bayram ikramiyelerini yüzde 50 artırdıklarını hatırlatan Işıkhan, yine emeklilere ödenen banka promosyon tutarlarını da kamu bankalarında 2 katına çıkardıklarını ifade etti.
“Artan refahtan daha fazla pay vermeye devam edeceğiz.”
Işıkhan, emekliler haricinde, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) ölüm aylığı alan hak sahiplerinin de promosyonlarını artırdıklarını söyleyerek, “Her zaman söylediğimiz gibi, denge ve disiplin içerisinde. Ekonomimizi güçlü bir şekilde yükselttikçe, artan refahtan işçilerimize, işverenlerimize, memurlarımıza ve emeklilerimize daha fazla pay vermeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Ardından, belediyelerin SGK’ye olan borçları hakkında bilgi veren Bakan Işıkhan, şu anda Türkiye genelinde SGK’ye en borçlu 5 belediyenin tamamının CHP belediyeleri olduğu bilgisini verdi.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin şirketleriyle SGK’ye en borçlu belediye olduğunu bildiren Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti:
“Yani Ankara Büyükşehir Belediyesi prim borçlarını devlete ödemiyor. 5 yıl önce 200 milyon olan borç, bugün 4,5 milyar düzeyinde olmuştur. Ankara Büyükşehir Belediyesinin prim borcu, son 5 yılda 20 katına çıkmış durumda. Ankara Büyükşehir Belediyesi, iflas bayrağını çekmiş durumda. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve diğer CHP’li belediyeler de aynı durumda.”
Bu borçların belediyelerin öncelikli olarak devlete ödemesi gereken belediye işçilerinin sigorta prim borçları olduğunu bildiren Bakan Işıkhan, bunun herhangi bir yatırımla, icraatla açıklanabilecek bir tarafının olmadığını tüm Ankaralıların bildiğini söyledi.
Ankara’nın son 5 yılının hiçbir icraat yapılmadan geçirildiğini savunan Işıkhan, Ankara ve Keçiören’in kaybedecek bir 5 yılı daha olmadığını dile getirdi.
“CHP siyaseti, aslında yalan siyasetidir”
CHP’li belediyelerin fevkalade bir kadrolaşmayla belediyeye aldıkları işçilerin sigorta primlerini ödeyemediğini kaydeden Işıkhan, “Devlete prim borçlarını ödemeyen bu belediye başkanları, millete hizmet borcunu nasıl ödeyecekler? Maalesef, konuştukları her şey yalanlarla dolu. İşte CHP belediyeciliği de bu maalesef. CHP siyaseti, aslında yalan siyasetidir. CHP’nin belediyeciliği de talan belediyeciliğidir.” dedi.
Bakan Işıkhan, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir basın mensubu, emeklilere yönelik çeşitli kurum ve kuruluşlarda yapılacak indirimlerin ve emeklileri önceleyen çalışmaların detayı hakkında soru sordu.
Bakan Işıkhan, başta sağlık, kültür ve ekonomik anlamdaki çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Kamu kurum ve kuruluşları ve özel sektörle çeşitli protokoller yapacaklarını bildiren Işıkhan, çalışma kapsamında emeklilere büyük ayrıcalıklar tanıyacaklarını söyledi.
Işıkhan, söz konusu çalışmalara yönelik tanıtımın nisan ayı içerisinde gerçekleştirileceğini bilgisini de verdi.
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Keçiören Seçim Koordinasyon Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Burada bir konuşma yapan Işıkhan, SGK borcu olan belediyelerin tamamının muhalefet partilerinin belediyeleri olduğuna dikkati çekti. Emeklilere verilecek haklar hakkında da konuşan Işıkhan, artan refahla beraber emeklilere daha fazla pay verileceğini aktardı.
“Artan refahtan işçimize, işverenimize, memurumuza, emeklimize daha fazla pay vermeye devam edeceğiz”
Emeklilerin refahı için her zaman çalıştıklarını söyleyen Işıkhan, “Bayramlarda emeklilerimize bayram ikramiyesi uygulamasını biz başlattık. Bu yıl ikramiyeyi yüzde 50 artırdık. 2017’de ilk kez emeklilerimize promosyon ödenmesini sağladık. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı. Emeklilerimize bu dönemde banka promosyon tutarlarını kamu bankalarında 2 katına çıkardık. Dün Sosyal Güvenlik Kurumumuz duyurdu. Emeklilerimiz haricinde, SGK’dan ölüm aylığı alan hak sahiplerine de promosyonları artırdık. Her zaman söylediğimiz gibi, denge ve disiplin içinde ekonomimizi güçlü bir şekilde yükselttikçe artan refahtan işçimize, işverenimize, memurumuza, emeklimize daha fazla pay vermeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
“Partimizin halka hizmet vizyonu da yerel yönetim tecrübesine dayanmakta”
Kalkınmanın yerelden başladığını vurgulayan Işıkhan, yerelde ne kadar güçlü olunursa icraatların da o derece güçlü olacağına işaret etti. Işıkhan, “Bu anlamda partimizin halka hizmet vizyonu da yerel yönetim tecrübesine dayanmakta. Biz, inşallah Keçiören’i de, Ankara’yı da, diğer bütün şehirlerimizi de AK Parti belediyeciliğiyle çağımıza uygun yeni projelerle, her alanda dünya standartlarının üzerine çıkaracağız” ifadelerine yer verdi.
“Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketleriyle birlikte SGK’ya en borçlu belediyedir”
Bakan Işıkhan, Türkiye genelinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’na en borçlu 5 belediyenin tamamının CHP belediyelerine ait olduğunu söyleyerek, “Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketleriyle birlikte SGK’ya en borçlu belediyedir. Yani Ankara Büyükşehir Belediyesi prim borçlarını dahi devlete ödeyemiyor. 5 yıl önce 200 milyon olan borç bugün 4,5 milyar olmuştur. Ankara Büyükşehir Belediyesinin prim borcu, son 5 yılda 20 katına çıkmış durumda. Ankara Büyükşehir Belediyesi, iflas bayrağını çekmiş vaziyettedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve diğer CHP’li belediyeler de aynı durumda. Al birini vur ötekine. Bu borçlar, belediyelerin öncelikli olarak devlete ödemesi gereken belediye işçilerinin sigorta prim borçlarıdır” diye konuştu.
“CHP’nin belediyeciliği talan belediyeciliğidir”
Ankara’nın son 5 yılında elle tutulur bir yatırımın ve icraatın olmadığını ifade eden Işıkhan, “Diyorlar ya Ankara yavaşladı. Hiçbir icraat yapmadan bu kadar borç yapmak da bunun en net göstergesidir. Fevkalade bir kadrolaşmayla belediyeye aldıkları işçilerin sigorta primlerini ödemiyorlar. Devlete prim borçlarını ödemeyen bu belediye başkanları, millete hizmet borcunu nasıl ödeyecek? Maalesef konuştukları her şey yalanlarla dolu. İşte CHP belediyeciliği bu maalesef. CHP siyaseti yalan siyasetidir. CHP’nin belediyeciliği de talan belediyeciliğidir” şeklinde konuştu.
Işıkhan, Ankara’yı AK Parti belediyeciliğiyle kalkındıracaklarını da sözlerine ekleyerek, şu ifadelere yer verdi:
“Bu dava için ortaya koyduğunuz özverinin şahidi olarak, Keçiören’in Turgut Altınok Başkanımızla geçen eser ve hizmet dolu yıllarından sonra Zafer Çoktan başkanımızla tekrar belediyecilik tarihinde yeni bir sayfa açacağına inanıyorum. Büyükşehirde de Turgut Altınok Başkanımız; inşallah Ankara’yı AK Parti belediyeciliğiyle yeniden buluşturacak, Cumhur İttifakı’nın milli duruşuna yeniden kavuşturacak.”
“Emekliler yılı nedeniyle kıymetli emektarlarımıza büyük bir ayrıcalık tanıyacağız”
Işıkhan, emekliler için yapılan ve Tarım Kredi Kooperatif Marketleri, Türk Hava Yolları, TCDD, sinema ve tiyatro gibi alanlarda geçerli olacak özel indirimler ve kampanyalar hakkında sorulan soruları da cevapladı. Konu ile ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade eden Işıkhan, “İfade edilen tüm kurum ve kuruluşlarda özel sektör de dahil olmak üzere inşallah protokoller yapacağız. Protokoller netleşmeden de kamuoyuna bilgi vermem yanlış olur. Fakat yüzde ve ayrıcalık anlamında emekliler yılı nedeniyle kıymetli emektarlarımıza büyük bir ayrıcalık tanıyacağız. En basitinden kültür turlarıyla şehir şehir dolaşmalarına katkı vereceğiz. Özellikle Türkiye Belediyeler Birliği’yle yapacağımız protokollerle bunların somut sonuçlarını da sizlerle paylaşacağız” dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın ziyaret programında AK Parti Keçiören Belediye Başkan Adayı Zafer Çoktan ve partililer katılım sağladı. – ANKARA
]]>Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: ONUR BİNGÖL
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir Edremit’te; “Aksaray MHP milletvekili, ‘Eskiden emekliler ek iş yapardı, simit satardı. Her şeyi devletten beklemesinler, simit satsınlar’ demiş. Çalıştılar, bu millet için didindiler, astsubaylar ölümü göze aldılar. Öğretmenler tebeşir tozu yuta yuta astım oldular. İş kazaları, iş cinayetleri, meslek hastalıkları. Bu emeklilerin şimdi rahat etme zamanındayız. Almanya emeklisi Hans’ı yolluyor Edremit’e en güzel tatili yapıyor. Hasan amcaya MHP’liler ‘Simit satsın’ diyor. Emekliler bekleyin, o MHP’li milletvekiline de size hakkınızı vermeyen AKP’ye de 31 Mart’ta 16 milyon emekli Hanya’yı da gösterecek Konya’yı da” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Balıkesir’in Edremit ilçesinde miting yaptı. Özel’e; CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, CHP Balıkesir Milletvekilleri Ensar Aytekin ve Serkan Sarı, CHP Edremit Belediye Başkan Adayı Mehmet Ertaş, CHP Edremit İlçe Başkanı Emin Yalçıntaş eşlik etti.
Özel, burada şunları söyledi:
“Bundan 5 yıl önce Balıkesir Büyükşehir Belediye seçiminde adayımız Ahmet Akın’dı. Allah var ya hepimiz biliyoruz, Ahmet Akın adım adım büyükşehir belediye başkanlığına gidiyordu. Sonra ittifak siyaseti gereğince Balıkesir’i istediler. Her yer olur da Balıkesir olmaz. Ama inanılmaz bir ısrar vardı. Dediler ki Balıkesir olmazsa ittifak olmaz. Herkes döndü, Ahmet Akın’ın yüzüne baktı. Ahmet Akın gırtlağı düğümlendi, gözü yaşlandı, partim içinse, ülkem içinse yaparım bu fedakarlığı dedi. Oradaydım ben. Hepimiz oradaydık. Bugün İYİ Partiye Balıkesir Büyükşehir bırakıldı. Israrla isteyen kişi İsmail Ok’tu. Ellerimizle Balıkesir Büyükşehir’i, Balıkesir’deki artık rant ve kibirli belediyecilikten bıkmış bu şehri aldığımız seçimi ellerimizle biz İsmail Ok’a verdik. İsmail Ok da aldı, hepimizin gözünün önünde AKP’ye verdi. Sonra gitti kendisi de AKP’ye geçti. Şimdi de ödüllendirildi. AKP’den milletvekili oldu. O günlerde CHP olarak üzerimize ne düşüyorsa yaptık. Biz yaptık, milletvekillerimiz yaptı, örgütümüz yaptı, belediye başkan adaylarımız yaptı, siz fazlasıyla yaptınız. 5 yıl geçti. 5 yıl boyunca hep şu konuşuldu. Bizim size borcumuz var. Bilhassa Ahmet Akın’a ve Balıkesir’e borcumuz var. Bu süreçte çok istedik ki bu borç Ankara’daki bir ittifakla, bir işbirliği ile Balıkesir’deki bu tarihi hesabı hep birlikte halledelim. Biz Ankara’da halledemedik, olmadı. Ama Ahmet’e o zaman söyledim. Bu Ankara’da olmaz ama Balıkesir’de, merkezde, Körfez’de, yukarılarda o insanlar öyle insanlar ki, öyle güzel insanlar ki, öyle vicdanlı insanlar ki Ankara’da belki olmaz ama Balıkesir’de sandığın başında vicdan ittifakı olacak, bunu göreceksin dedim.
“ANKETLERE GÖRE AHMET AKIN, SEÇİMLERİ ÖNDE GÖTÜRÜYOR”
Seçimlere 5 gün var. Anketler yapılıyor. Anketlere göre Ahmet Akın, seçimleri önde götürüyor. Ancak birkaç puan farkla önde olmak bize rahat uyku uyutmaz. Halen daha Ahmet önde, arkasında mevcut başkan ama geçmişte birlikte olduğumuz dostlarımızdan halen başka partilere oy verenler var. Hem vallahi, hem billahi pazar akşamı görülecek o başka partilere verilen oyun sonucu seçim kazanmak değil ama Allah muhafaza bize seçim kaybettirebilir. Onun için buradan açık açık konuşmaya geldik. Çok net. Geçmişte birlikte olduğumuz güneş gözlü, gönlünde güneş olan iyi insanlar, geçmiş ittifak ortaklarımız. Balıkesir’i AKP yönetmesin diyen herkes. Eğer başka bir partiye oy verirseniz, Balıkesir’i AKP kazanır. Ama CHP’ye oy verirseniz, Balıkesir’i hep birlikte kazanırız, siz de kazanırsınız. Ben Balıkesir’in sosyal demokratlarından, milliyetçi demokratlarından, muhafazakar demokratlarından, Balıkesir’de yaşayan herkesten dürüst bir belediyecilik için, çalışkan bir belediyecilik için, cana yakın, halkın içinde gezen, birikmiş bütün sorunları çözmek için gün sayan, o günden bugüne de 5 yıl boyunca yaptıklarıyla, projeleriyle, bugün göreve son derece hazır, son derece motive ve insan ilişkileriyle de gerçek bir belediye başkanını, Ahmet Akın kardeşimi Edremit’e emanet etmeye geldim.
“BU MİLLET PAZARTESİYE BIRAKMAYACAK, PAZAR GÜNÜ SENİN ALNINI KARIŞLAYACAK”
Balıkesir’de o kadar çok birikmiş sorunlar var ki. En önemlisine en son değineceğim ama Balıkesir Ahmet Akın’ın uzmanlık alanına giren birçok sorunla boğuşuyor. Başta arıtmalar, enerji sorunundan dolayı varsa çalışmıyor, körfez kirleniyor, yazın salgın hastalık riski oluyor. Gündüz denize giren çocuklar akşam kusma ve bulantı ile hastanelere gidiyor. Bu körfeze çok yanlış bir şey yapılıyor. Ahmet Akın’ın bu konudaki bütün projeleri hazır. Sizlerle de paylaşıyor. Finansmanını halletti. Ahmet Akın geldiğinde körfezdeki atık su sorununu, arıtma sorununu, eksik arıtma sistemleri sorununu, enerjiden kaynaklı bertaraf sorunlarının tamamını Ahmet Akın hızla halledecek. Hava kirliliğinde Balıkesir Türkiye altıncısı. Hava kirliliğine bağlı ölümlerde Türkiye beşincisi. Su kirliliğinde Türkiye altıncısı. Bir belediye ki en önemli iki işlevini terk etmiş durumdadır. Bu noktada Balıkesir hak ettiği bir belediyeciliğe Ahmet Akın ile birlikte hızla ulaşacak. Ulaşım ile ilgili sorunlar ve diğer temel belediyecilik meselelerini teker teker çözecek ama bir vaadini çok önemsiyorum. Bu konuda o yarışmadan sadece Balıkesir değil bütün Türkiye karlı çıkacak. Ahmet Akın diyor ki ‘Balıkesirliler en temiz suyu, Marmara Bölgesi’nde en ucuza kullanacaklar’ diyor. Hadi bakalım görelim. Balıkesir’in en önemli sorunlarından bir tanesi de yöneticinin Ahmet Akın gibi herkese yakın, cana yakın biri olmak yerine kibirli, küstah ve son derece tehditkar birisi olması. Dün Balıkesir’deki iş adamlarına, sanayi ve ticaret odasının üyelerine, yöneticilerine tehditler savurmuş. Demiş ki ‘Cumaya kadar mühlet veriyorum, tutumunuzu değiştirmezseniz, beni desteklemezseniz, bu şehrin bir hesabı var, pazartesi hesap sorarım’. Balıkesir işgal ordularına teslim olmamış bir şehirdir. Balıkesir ne kabadayılar, ne ucuz kabadayılar görmüştür. Ama bu Balıkesir ne Ahmet, ne Edremit, ne Balıkesir senin gibi kaybetmenin telaşındaki birinin tehditlerine pabuç bırakmaz. Bu millet pazartesiye bırakmayacak, pazar günü senin alnını karışlayacak.
“KIŞLIK SARAYA, YAZLIK SARAYA PARA VAR. 1500 ODALI SARAYDA 5 MAAŞLI YANDAŞLARA PARA VAR, EMEKLİYE GELİNCE PARA YOK”
Ben 1,5 ay önce emeklileri davet ettiğimde, ‘Emekliler Özgür Efendi sizi kışkırtıyor’ diyordu. Diyordu ki ülke yüzde 4,5 büyüdü, herkesin keyfi yerinde. Sonra diğer liderler de konuştu. Köşe yazarları yazdı, gazeteler bastı. Televizyonlar yayınladı. Artık herkes emeklinin sesini duydu. Ne oldu şimdi, önce bir çalışma yapacağım dedi. Grup başkanvekilleri ‘Cumartesi günü Ankara’yı bekleyin’ dedi, olmadı ‘Pazar İstanbul mitingini izleyin’ dediler, şimdi çıkmaz ayın son perşembesine ertelediler. Beşli çeteye para var. Saray müteahhidine, yandaşa para var. Uçan saraya, yüzen saraya, kışlık saraya, yazlık saraya para var. 1500 odalı sarayda 5 maaşlı yandaşlara para var, emekliye gelince para yok. Emekliler mademki para yok, 31 Mart’ta AK Parti’ye oy yok. Hep beraber sesimizi duyuracak mıyız? Emekliye acımayana sandıkta acıyacak mıyız? Hesabı soracak mıyız? Siz böyle yaparsanız, işte o zaman gerisini onlar düşünsün. Onlar emeklileri küçük görüyorlar, hakir görüyorlar. Yukarıdan bakıyorlar. O küçücük şeyler ömürleri çalışma ile geçmiş birer karıncalar. Karıncalar birlikte olursa, yan yana durursa, peş peşe yürürse, küçük küçük karıncaların yapamayacağı iş, taşıyamayacağı yük, kazanamayacağı savaş yoktur. Ben ömrü çalışmakla geçmiş kahraman karıncalara diyorum ki sizi ezdirmeyiz, karıncanın kardeşi var, o da CHP’dir. Sadece emekliler değil elbette, alnının terini toprağa damlatan, oradan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun, çocuğunun rızkını çıkaran, zeytinciler, çiftçiler var burada. 19 lira oldu mazot, 4 liradan geçen sene perişan olduğunuzu, düşüreceğim dedi, mazotu 44 lira yaptı. Yata, kotraya, gemiye, gezinti teknesine, ÖTV’siz veriyor, size 44 liraya mazot veriyor. Destekleme hakkınızı yüzde 1 hakkınız, 260 milyar, 80’nini veriyor, 170’ini yandaşlara dağıtıyor. Zeytine, tane zeytine prim diyoruz, sesimizi duymuyor. Suriye’den gelen ucuz zeytinyağları ile piyasayı bozuyor. Kötü yıllarda fiyat yükseliyor ama üretici hiçbir zaman mutlu olmuyor. Biz çiftçi olsun, işçi olsun, emekçi, emekli olsun. Siftahsız esnaf olsun, ayın sonunu getiremeyen herkesin yayındayız, bundan sonra da hep birlikte olmaya devam edeceğiz.
“EMEKLİNİN, ASTSUBAYIN, ATANAMAYAN ÖĞRETMENİN, STAJ MAĞDURUNUN, ÇİFTÇİNİN GÜNDEMİNİ ASLA UNUTTURMAYACAĞIZ”
1 Nisan’dan sonra yerel seçim gündemi geçecek ama emeklinin gündemi, astsubayın gündemi, atanamayan öğretmenin gündemi, staj mağdurunun gündemi, çiftçinin gündemini asla unutturmayacağız. Meydanlara alıştık, hep beraber meydanlarda olacağız, hakkımızı söke söke alacağız. Şimdi bir yandan da emeklilerle ilgili son bir şeyi söyleyeyim. Sonra biraz yerel seçimle kapanışı yapalım. Aksaray MHP milletvekili, Cumhur İttifakı’nın milletvekili demiş ki ‘Eskiden emekliler ek iş yapardı, simit satardı. Her şeyi devletten beklemesinler, simit satsınlar’ demiş. Çalıştılar, bu millet için didindiler, astsubaylar ölümü göze aldılar. Öğretmenler tebeşir tozu yuta yuta astım oldular. İş kazaları, iş cinayetleri, meslek hastalıkları bu emeklilerin şimdi rahat etme zamanındayız. Almanya emeklisi Hans’ı yolluyor Edremit’e en güzel tatili yapıyor. Hasan amcaya MHP’liler simit satsın diyor. Emekliler bekleyin, o MHP’li milletvekiline de size hakkınızı vermeyen, AKP’ye de 31 Mart’ta 16 milyon emekli Hanya’yı da gösterecek Konya’yı da.
“BAŞKA PARTİYE OY VERİLİRSE AKP KAZANIR. CHP’YE OY VERİLİRSE AHMET KAZANIR”
Karşımızda daha dün iş adamlarını tehdit eden korku ittifakının adayı var. Biz umudun adayıyız. Biz umut ittifakıyız. Biz güzel sözün, biz hizmetin, biz yüzleri güldürmenin adayıyız. Karşımızda Hüda-Par ile kol kola girmiş, MHP ile her geçen gün biraz daha tehdit eden, biraz daha insanların huzurunu kaçıran korku ittifakına karşı biz Türkiye ittifakıyız. Türkiye ittifakı sadece sosyal demokratlardan değil Türkiye ittifakı milliyetçi demokratlardan, haram ve yalandan bıkmış muhafazakar demokratlardan, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile bu milleti oluşturan herkesten oluşur. Türkiye ittifakı milli takım gol atınca ayağa kalkan herkestir. Türkiye ittifakı Filenin Sultanları şampiyon olunca gözyaşı döken herkestir. Türkiye ittifakı gücünü milletinden, renklerini ay yıldızlı şanlı bayrağımızdan alır; kırmızı beyaz, en büyük Türkiye. Mehmet Ertaş kazanacak Edremit kazanacak. Ahmet Akın kazanacak, Balıkesir kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak. Ben Balıkesir’deki herkesi artık bu yönetim değişsin, yüzler gülsün, elimizden tutsun, yüzümüzü güldürsün diyen herkesi bir başka partiye değil, başka partiye oy verilirse AK Parti kazanır. CHP’ye oy verilirse Ahmet kazanır. Ahmet kazanınca herkes kazanır.”
]]>
Kilis’te yoğun yağışın altında konuşmasını gerçekleştiren Özel, seçim otobüsünün üstünde konuşurken kendisine şemsiye tutulmasına izin vermedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kilis’te mitingde açıklamalarda bulundu. Özel, CHP Kilis adayı Hakan Bilecen’in bir omzunda Mansur Yavaş’ın eli, bir omzunda Ekrem İmamoğlu’nun eli olacağını söyleyerek, “Ben ise tam arkasında olacağım. Kilis’te tarih yazılıyor.” ifadelerini kullandı.
“KİLİS’TE KAFA KAFAYA YARIŞIYORUZ”
Özel, şunları söyledi:
“Her anket daha iyiye gidiyor. Anket kırılımlarına baktım geçen hafta. AK Parti’den oy var. Niye AK Partililer artık geçmişten beri aynı kişileri taşımaktan bıkmış bir yenilenme olsun istiyorlar. Ne AK Parti’nin kurucu il başkanının ne mevcut adayın Kilis’in sesini duyurmadığı, Kilis’e yatırım getirmediği Kilisli’nin derdine deva olmadığını biliyor… Karşısına bakıyor gencecik Hakan’ı görüyor. Helal olsun size, size emanet ediyorum. Ankete bakıyorum MHP ile arkadaşlar. Önemli bir kısmı kardeşime oy veriyor. Biliyor ki adayı zaten ithal. Öbürü desen denenmiş, milletvekilliği yapmışlar. Belediye başkanlığı yapmışlar. Kilis’e ne heyecan ne değer katmışlar. Hadi bakalım diyor o zaman Hakan’a verelim oyu. Açalım bu gencin önünü, açsın Kilis’in önünü. Burada seçimi almak için kafa kafaya yarışıyoruz. Bakın Tayyip Erdoğan Gaziantep’te miting yapmadı. Kayseri’den Kilis’e geldi. Niye? Anketi gördüler. Kilis’in artık Hakan gibi birisini gördüğünü istediler. Geldi burada Kilis’in derdini konuşmadı. Kilis’ ne yapacağını, sorunlarını nasıl çözeceğini, tarımı, emekliyi, emekçiyi, işsizliği konuşmak yerine bu meydanda İstanbul seçimlerini konuştu.
“ASLANIM KİLİS’TE TARİH YAZACAK”
Zaten buna itiraz ediyoruz. İstanbul’u, İstanbul’da… Ankara’yı Ankara’da konuş… Sahipsiz memleket kardeşim, çantada keklik. AKP alır, almazsa MHP alır. Eski hamam eski tas, Kilis yine yerinde kalır yerinde sayar. Bu kardeşimin sağ omzunun üzerinde Mansur Yavaş’ın eli eksik olmayacak söz veriyorum. Mansur Yavaş Hakan’a söz verdi. Kilis’te en güzel icraatları yapmak için araç, gereç eleman desteği verecek. Sol omzunun üzerinde de Ekrem İmamoğlu’nun eli olacak. Peki sen yapacaksın Genel Başkan olarak? İlk günden son güne, tam arkasındayım? Bu aslanım tarih yazacak haftaya burada. Kilis’te tarih yazılıyor…
İki hususu dile getireyim. Birincisi; burası alnındaki teri toprağa düşüren düşen o terle topraktan bereket fışkırtan, haramdan ve yalandan korkan çalışkan, düzgün insanların memleketi. Ama çiftçinin canını okudular. Üzüm vardı üzüm diye bir şey kalmadı. Zeytincilik var ama sadece yağı sıkılıyor… Emekliler, çok büyük bir sıkıntı içindeler. 22 yıl önce Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretken, şimdi en düşük emekli maaşı 0,6 asgari ücret Tayyip bey emekliye hiç ilişmeyeydi bugün 1,5 asgari ücret 26 liraydı.
“EMEKLİLER BEKLEDİ FOS ÇIKTI”
Kapya biberi geçen sene 18 liraymış 50 TL’ye çıkmış. Yüzde 177 zam. Domates 15 liradan 40 olmuş. Yüzde 166 zam. Kuru soğana, yüzde 66 zam. Kıyma, 250’den 500 oldu yüzde yüz zam. Kilis tavanın bir yılda maaliyeti tam yüzde 136 artmış. Ey televizyonlar, ey gazeteler, yazın… Yağmur altında Kilis’te Özgür Özel, Kilis tavayı hesapladı. Orada da emekli geçen seneki, maaşıyla 135 porsiyon yapabiliyorken, bugün 75 porsiyona düşmüş, emeklinin hesabı fındıkta tutmadığı gibi, sucukta tutmadığı gibi İzmir’de boyozda tutmadığı gibi şimdi Kilis tavada da tutmuyor. Kilis yoksullaşıyor emekliler ete, kıymaya hasret. Kilis’te en düşük ev kirası 10 bin lira. ya eve geçecek aç kalacak ya karnını doyuracak sokakta kalacak. Böyle bir anlayışa isyan ediyoruz. Bu rahmetin altında söylüyorum ki ey Tayyip Erdoğan Kilis’te önce dedin ki ’emekliler halinden memnun, Özgür efendi emeklileri kızdırıyor’ dedin. Bütün siyasiler konuştu. Bütün partiler konuştu. Emekliler meydanlara doluştu. Başladın ‘çalışma yapıyoruz’ diye söylemeye. Geçen hafta AKP Grup Başkanvekili Akbaşoğlu çıktı ‘Cumartesi müjde geliyor’ dedi Ankara’da. Emekliler bekledi, fos çıktı. Pazar, İstanbul mitingine sakladı dediler. Pazar İstanbul bekledi, fos çıktı. En nihayetinde dün çıktı diyor ki ‘Bayramdan sonra 16 Nisan’ı bekleyin’ emeklilerin yalana, sahte vaade karnı yok. Mademki emekliye para yok 31 Mart’ta AKP’ye de MHP’ye oy yok.
Kilis sporu da amatör lige düşürdüler. 79 sıradaki Kilis zor durumda öğrencileri 50-60 kişilik sınıflarda. İnşallah Hakan’ı seçiyorsunuz. İlkokulun temelini Mayıs ayında burada birlikte atıyoruz.”
]]>Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin hakların sorunlarını ve isteklerini bir kez daha Ankara Ulus’tan dile getirdi. Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender, “Barınmak için ekmeğinden, ekmek için sağlığından vazgeçmek zorunda bırakılan emekliler olarak sokakları da sandıkları da terk etmeyeceğiz” dedi. AK Parti’ye oy vermiş emekli bir seçmen ise “Cumhurbaşkanım biz size oy verdik. Biz size oy verdiysek bizi böyle süründürmeye, mahkum etmek için mi oy verdik? Ben senin için arkadaşlarımla kötü oldum. Emeklileri sokakta süründürme” diye konuştu.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin hakları için Ankara Ulus’ta basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender “Milyonlarca emekli ve hak sahibinin sesi, sözü olma sorumluluğuyla bir kez daha buradayız. Kara kışta sokaktaydık, güneşin alnında sokaktaydık. Bugün de buradayız. Emeklileri yoksullukta, sefalette eşitleyenlere karşı her mevsim sokaktayız. Emeklilere kaynak yok diyen, her seçim döneminde ise bizleri oy kaynağı olarak görenlere karşı yerel seçimlerde de sandıklardayız.” diye konuştu.
“BUGÜN BURADA YARIN SANDIKLARDAYIZ”
Emeklilere zam yapılması için kaynak olduğunu ancak iktidar tarafından niyet olmadığını söyleyen Kalender, sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomi büyürken emekliyi yoksullaştıranlara karşı buradayız. Emekliye milli gelirden pay verilmemesine; ‘İstatistik Uydurma Kurumu’ tarafından açıklanan ve ertesi gün eskiyen enflasyon oranlarında yapılan sözde zamlara karşı buradayız. Bugün burada; yarın sandıklardayız. Emeklilere yönelik hayata geçirilen ya da geçirilmeyen politikaların hangi tercihin, hangi aklın ürünü olduğunu gördüğümüz için buradayız. İşçiden, emekçiden, emekliden alıp sermayeye aktarılan kaynakları haykırmak için buradayız. Harçlıktan farkı kalmayan üç bin liralık bayram ikramiyesinin, ramazan ayı boyunca, seçime yatırım yapmak için altın kaselerde sundukları iftar yemeklerinin kaçta kaçı olduğunu sormak için buradayız. Taleplerimiz açıktır, nettir. Emekli aylıkları arasındaki farklılıkların giderilmesi hakkımızdır. Sağlık hizmetlerinde katkı payının kaldırılması ve sağlığın kamusallaştırılması hakkımızdır. Kendimizle ilgili tüm politikalarda karar alma mekanizmalarında yer almak hakkımızdır. Tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için sendikalaşmak hakkımızdır.”
“ZAM YAĞMURU ALTINDA İNLEYECEĞİZ”
Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ilişkin konuşan bir vatandaş ise şunları söyledi:
“Eğer bu seçimde AKP çıkarsa, emeklinin canını okuyacak. Üç kuruş bize zam yok. Bu kadar haksız, bu kadar adaletsiz bir düzen olamaz. Bir taraftan saraylara, savaşlara, yandaş müteahhitlere milyarlarca dolar paramızı akıtıyorlar. Fakat sıra emekliye, emekçiye, işçiye, çiftçiye gelince bunlara para yok. Nüfusun yüzde 1’ine, 2’sine para var, bütün geniş kesimlerden vergi zamlarıyla topladıklarına para yok. Bu düzene bir dur dememiz için bütün emeklilerin birlikte mücadele etmesi gerekecek. Seçim sandığına sahip çıkmalıyız. Eğer bu seçimde AKP’yi sandığa gömmezsek zam yağmuru altında inleyeceğiz.”
“BİZ SİZE OY VERDİYSEK BİZİ SÜRÜNDÜRMEYE, MAHKUM ETMEK İÇİN Mİ OY VERDİK?”
Seçimlerde AK Parti’ye oy verdiğini söyleyen bir emekli ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi. “Bu soğukta buraya gelmeye reva mıyız?” diyen emekli, “Biz bu soğukta buraya geldik, emekliler olarak mücadele veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanım biz size oy verdik. Biz size oy verdiysek bizi böyle süründürmeye, mahkum etmek için mi oy verdik? Ben senin için arkadaşlarımla kötü oldum. Emeklileri sokakta süründürme. Bize geliyorsun ‘ödenek yok’ diyorsun. Madem polise, askere var da bize nasıl yok? Memur arkadaşımla aramda 2 bin lira fark vardı, şimdi 22 bin lira fark var. O zaman beni niye emekli ettin? Açlığa mahkum ettim. Yapmayın Cumhurbaşkanım” dedi.
“BU SEFER OY VERMEYECEĞİZ”
Bir başka AK Parti seçmeni emekli ise, yerel seçimlerde AK Parti’ye oy vermeyeceğini şu sözlerle anlattı:
“Şu insanların içine girsin de bir görelim bakalım. İnsanların halini, hatırını… O Müslüman olamaz, mümkün değil. Çünkü Müslüman adam halkın içine girer. İnsanların varını, yoğunu öğrenir. Müslümanlığı alet ederek, 25 sene milletçe sana oy verdik. İnşallah bu sefer vermeyeceğiz. Seni sandığa gömeceğiz.”
]]>Bakan Işıkhan, Kütahya ziyaretine valilik ziyareti ile başladı. Bakan Işıkhan’ı Vali Musa Işın, AK Parti Kütahya milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir ile AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay tarafından karşılandı ve daha sonra da makamda istişare toplantısı düzenlendi.
Bakan Işıkhan, valilik ziyaretinin ardından AK Parti’nin Zafer Meydanı’ndaki Seçim Koordinasyon Merkezini ziyaret etti. Işıkhan, burada AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu tarafından karşılandı. Saraçoğlu, “Bakanımız Vedat Işıkhan’ın desteğine sonsuz teşekkür ediyorum. İnşallah 31 Mart’ta Kütahya tekrar AK Parti Belediyeciliği ile tanışacak” dedi.
“Tek yönlü bir ekonomik kalkınma ve istihdam olmaz”
Saraçoğlu’nun ardından konuşma yapan Bakan Işıkhan, 2024 yılını emeklilerin yılı olarak ilan ettiklerini dile getirdi. Işıkhan, “Biliyorsunuz AK Parti halkın partisidir. Adeta bir halk hareketidir. Biz gücümüzü her zaman milletten almış Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Sürekli yeni hedefler belirleyen bir partiyiz binlerce şükür. Kütahya’nın önemli ihtiyaçları, sorunları hakkında istişarelerde bulunduk ve kapımın tüm Kütahyalı kardeşlerime açık olduğunu ifade etmek istiyorum. Biliyorsunuz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak Türkiye Yüzyılına yakışan önemli icraatları gerçekleştirmek sürecindeyiz. İnşallah 2024 yılını emekliler yılı ilan ettik. Emeklilerimizin yaşamış olduğu sorunlar ve ihtiyaç duyduğu konularda onların sosyal, psikolojik, ekonomik, kültürel anlamda refahlarının artırılması noktasında çalışmalarımıza hızlı bir şekilde başladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile 2024 yılını emekliler yılı olarak kutlayacağız. Çalışmalarımızı yavaş yavaş netleştikçe de inşallah kamuoyuyla ve sizlerle paylaşacağız. Çünkü emeklilerimiz bizim başımızın tacı ve her zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, refah düzeyimiz arttıkça arta kalan bu geliri de artıracağız. Bu çerçevede biliyorsunuz saygıdeğer hanımefendi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde de kadın istihdamının artırılması noktasında ‘İş Pozitif’ adı altında bir projeyi başlattık. Kütahya’mızda da siz kıymetli iş insanlarımızdan, milletvekillerimizden, kıymetli başkanımdan da ben şu ricada bulunuyorum. Mutlaka kadınları istihdama yönlendirin. Tek yönlü bir ekonomik kalkınma ve istihdam olmaz. Bakın bir aylık zaman içerisinde Elhamdülillah rakam 50 binin üzerine çıktı. 50 binden fazla kadın istihdama girmiş durumda. bu noktada siz kıymetli hanımefendilerin ve kıymetli başkanlarının, milletvekillerinin desteğini özellikle rica ediyorum çünkü kalkınma dediğimizde, hep birlikte bir kalkınmadan söz edebiliriz. Kadınıyla, erkeğiyle genci ile dezavantajlı gruplarımızla birlikte inşallah Türkiye Yüzyılı hedeflerine hep birlikte ulaşmamız bizim için çok önemli” diye konuştu.
“AK Parti, hizmet demektir”
“Kütahya’da Kamil Saraçoğlu’nun yanındayız” diyen Bakan Vedat Işıkhan, “31 Mart’tan sonra 1 Nisan’da da kıymetli Belediye Başkan Adayımız Kamil Başkanımız, inşallah mazbatayı alacak ve kutlayacağız. Bu yüzden sizin desteğinizi son ana kadar bekliyorum. Artık Kütahya’mızı gerçek belediyecilikle buluşturma zamanı. Biliyorsunuz belediyecilik noktasında da en iyi örneği, en iyi hizmeti ve modeli AK Parti getirdi. Bu noktada başkanımıza, bakanlık olarak her türlü desteği vermeye hazırım. Sizler tabi, bu bereketli günde buradasınız ama Kamil Başkanıma desteğinizi istiyorum ve 31 Mart’ta mazbatayı Kamil Başkanımıza veriyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
Bakan Işıkhan, Kütahya ziyaretini esnaf yaparak sonlandırdı. – KÜTAHYA
]]>Tüm Emeklilerin Sendikası, Kızılay’da basın açıklaması yaptı. Sendika üyesi Ünver Ünal, “AKP ve paydaşları artık ülkeyi yönetemiyor. Emeklilerimiz beslenemiyor, alışveriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu.. Kasabın yolundan vazgeçtik, ekmek alamıyor… Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor” dedi.
Emekliler, ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘saraya değil emekliye bütçe’, ‘sefalete teslim olmayacağız’ sloganları attı. SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer’in de katıldığı basın açıklamasında konuşan Tüm Emeklilerin Sendikası üyesi Ünver Ünal, şunları söyledi:
“Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim. AKP ve paydaşları artık ülkeyi yönetemiyor. Ülkede yönetim krizi vardır. Yarattıkları siyasi ve ekonomik kaosta, siyasal islamcı tek adam yönetimini yukarıdan aşağıya yapılandırdılar. Bu yönetim anlayışı emeklilere derin yoksulluk, açlık, daha doğrusu ölüm sınırında bir yaşam olarak geri dönmüştür. Yaşam koşullarımız çok kötüleşmiştir.
“EMEKLİLER ADETA SÜRÜNÜYOR”
Emeklilerimiz beslenemiyor. Bırakalım beslenmeyi, yatağa aç giriyor, karnını doyuramıyor. Emekliler pazar yerine gittiğinde sadece fiyatları inceliyor. Alış veriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu… Kasabın yolundan vaz geçtik, ekmek alamıyor… Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor.
2008’de uygulamaya konulan ‘Sosyal Güvenlik Reformu’ derhal iptal edilmelidir. Memurlara verilen seyyanen ödenek, bütün emeklilerin maaşına hemen eklenmeli ve en düşük emekli maaşı, işe yeni başlamış en düşük memur maaşına eşitlenmelidir. Prim günü, çalışma koşulları, eğitim gibi diğer kriterler göz önüne alınarak maaş ayarlamaları yapılmalıdır. Sağlığa erişim kolaylaştırılmalı ve istisnasız sağlık katkı payları kaldırılmalıdır. Özel veya devlet hastanesi demeden, bütün hastanelerde her türlü muayene, tetkik ve tedavi ücretsiz olmalıdır. Emekliler için ‘Toplu Sözleşmeli Sendika’ yasası çıkarılmalıdır. Sendikalarımıza dokunulmamalıdır. Sendikalara açılan kapatma davaları geri çekilmeli ve her türlü keyfe keder uygulamalara son verilmelidir.
“ADIM ATMAZSANIZ, YAKIN BİR ZAMANDA BİRÇOK BÖLGEDE MİTİNGLER DÜZENLEYECEĞİZ”
Bu vesileyle siyasi iktidara seslenmek istiyoruz. Taleplerimizi dikkate alın. Çözüm üretin. Şayet bizi duymazdan gelirseniz, demokratik eylemlerimizi yükselterek sürdüreceğiz. Adım atmazsanız, yakın bir zamanda bir çok bölgede mitingler düzenleyeceğiz.
İsteklerimizin yanıtsız kalması halinde yapacağımız bölgesel mitinge, şimdiden bütün emek ve demokrasi güçlerini güç birliğine davet ediyoruz.”
“TORUNUMA VEREMEYECEĞİM PARAYI UTANMADAN BAYRAM İKRAMİYESİ DİYE BANA VERİYOR”
Tüm Emeklilerin Sendikası üyesi Meryem Serel, şöyle konuştu:
“Bu ülkede sadece emekliler değil, asgari ücret ile çalışanlar da hayat standartlarının çok altındalar. Tabii ki biz hakkımızı almak zorundayız. İnsanca yaşama isteğimizi söylemek zorundayız. Onlar duyana kadar bıkmadan usanmadan bu meydanlarda olacağız.
Talebimiz insanca yaşamak. Yoksulluk sınırının üstünde bir ücret talep ediyoruz. Torunuma veremeyeceğim parayı utanmadan bayram ikramiyesi diye bana vermeye kalkıyor.”
Memur emeklisi bir vatandaş ise, “Aldığımız maaş çok düşük. Emekliler çok zor durumda” dedi.
“SADAKA DEĞİL, ÖDEDİĞİM PRİMLERİN KARŞILIĞINI İSTİYORUM”
Emekli bir başka vatandaş Şenay Karamut ise şunları söyledi:
“Ben yıllarca prim ödedim. Sadaka istemiyorum. Ödediğim primin karşılığını almak istiyorum.”
]]>Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin yaşam hakları için Ankara Ulus’ta açıklama yaptı. DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, “Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır” dedi. Açıklamaya katılan bir emekli ise “Emeklileri aç bırak ölsün. Yük olarak görüyorlar ya bizi… Çalıştık, vergi verdik. Emek verdik, hayatımızı verdik. On bin lira, on iki bir lira nedir ki? Kendi hakkımızı istiyoruz. Başka kimseden bir şey istemiyoruz” diye konuştu.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) Emekliler Sendikası ve Avrupa Emekli ve Yaşlılar Federasyonu, emeklilerin yaşam hakları için Ankara Ulus’ta basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı okuyan DİSK Emekli Sen Genel Başkanı Cengiz Yavuz, “Sarayın istatistik uydurma kurumunun dahi bağımsız araştırma şirketlerinin üzerinde enflasyon oranları açıkladığı bir dönemden geçiyoruz” ifadelerini kullanarak, dar gelirlilerin gıda enflasyonunun resmi enflasyon rakamlarının çok üzerinde olduğunu söyledi. Emeklilerin hakkını alamadığı koşullarda sosyal devlet anlayışından bahsedilemeyeceğini belirten Yavuz, şöyle konuştu:
“Biz emeklilerin gıda enflasyonu, yüzde 87,3 olmuşken en düşüğü on bin lira olan emekli maaşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Ömrümüzü kendimizin ve ailemizin geçimi için harcadığımız doğrudur. Hazine katkılarıyla on bin liraya tamamlanan emekli aylıklarımızın yetersiz olduğu doğrudur. Ancak bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerekenler, bir kez daha sorumluluktan kaçmakta; emeklileri sırtında küfe olarak görenler, tüm sorunların çözümünü işçinin ve emekçinin daha fazla çalışmasında aramaktadır. Şirketler karlarını katlarken işçilerin payına yoksulluk, saraylar ışıl ışıl parlarken emeklilerin payına sefalet düşüyorsa; ne sosyal devletten ne eşitlikten ne de adaletten ne de yaşamdan söz edilebilir. Tüm bunların sözünün edilmediği yerde barıştan söz etmek mümkün değildir.”
“3 KURUŞLUK SÖZDE ARTIŞA EL KALDIRANLAR DİNLENMEYE ÇEKİLDİ”
“Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak” diyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meclis, emeklilerin bayram ikramiyesini 3 bin lira olarak belirledikten sonra tatile girdi. 16 milyonu aşkın emekli ve hak sahibinin sesine kulaklarını tıkayarak, 3 kuruşluk sözde artışa gönül rahatlığıyla el kaldıranlar, gönül rahatlığıyla dinlenmeye çekildi. Ant olsun ki emeklilere bir kez daha kuru ekmekten ibaret bayram sofrasını layık gören zihniyet, layık olduğu yerde; tarihin çöplüğünde kalacak. Emeklilerin insan onuruna yakışır bir yaşam için sokağa çıktığı her gün ise mücadele tarihine kazınacak. Emekliler, talep ettikleri, hak ettikleri bayram ikramiyelerine er ya da geç kavuşacak. Açlık sınırındaki hiçbir ücret, hiçbir maaş ya da aylık, emeklilerin yaşamını idame ettirebilmesinde bir kıstas değildir. İnsanın, sadece beslenme ihtiyacını karşılayarak insan onuruna yakışır bir yaşama kavuşamayacağı açıktır. Bizler, emeklilere ısınmayı, ulaşımı, sağlığı, kültürel ve sosyal ihtiyaçları lüks gören bir zihniyete karşı bir aradayız. Buzdolabımızın boş; her seçim dönemi öncesinde, seçim yatırımı olarak önümüze atılan üç kuruşluk müjdelere ise karnımızın tok olduğu bilinsin diye buradayız.”
“DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!”
Emeklilerin yalnızca kendi hakları için değil, gençler, çocuklar ve torunları için sokaklarda olduğunun altını çizen Yavuz, “Bizler, Türkiye’nin kalkınması için yıllarını harcamış emeklileriz. Kimimiz işçiydik, madenlerde, petrol ve kimya endüstrilerinde, limanlarda, fabrikalardaydık. Kimimiz memurduk, öğretmendik. Kimimiz tarladaydık. Emeğimizle geçindik. Bizler o zamanlar da yeri geldiğinde greve, yeri geldiğinde haklarımız için sokaklara çıktık. Bugün de, sokaktayız. Onlar bölerek, ayrıştırarak ve nihayet sefalette eşitleyerek yönetmek istiyorlar. Ancak biz emekliler, birleşe birleşe kazanacağımızı biliyor; bizleri ayrıştırmak isteyenlerin karşısında dayanışmayla, inatla, umutla eşit ve adil bir geleceği kuracağımıza inanıyoruz” diye konuştu.
“BU ÜLKEDE EV KİRASININ NE KADAR OLDUĞUNU BİZDEN İYİ BİLİRLER”
2005 yılında BAĞ-KUR’dan emekli olan Ermiş Bayram ise emekli olduğu ilk yıllarda geçinmeye çalıştığını, ancak şu an ki emekli maaşıyla bunun mümkün olmadığını şu sözlerle anlattı:
“O gün bize bağlanan emekli ücretiyle normal şartlar altında geçinmeye çalışıyorduk. Aynı zamanda da ufak tefek ek işler yapıyorduk ama son yıllarda aldığımız emekli maaşının miktarı yükselmesine rağmen para değerinin kaybından ve enflasyon oranlarının yükselmesinden şu an yeterli gelmiyor.
Sesimizi bir yerlere duyurmaya çalışıyoruz. Ülkeyi yönetenler şunu söylüyor; ‘Emekliye gelince yok. Çiftçiye gelince yok… Üretim olmazsa bu ülkede gelecekte gıda sorunu da olur, geçim sorunu da olur. Bizim sesimizi duymalarını istiyoruz.
Zorlanıyoruz. Bundan önceki Ramazan aylarına rağmen gıda fiyatları korkunç derecede yükseldi. Şimdi Ramazanda iftar ve sahur sofraları yüksek rakamlara… Birini yerine koysan diğerini yerine koyamıyorsun. Nüfusu fazla olan ailelere söylenecek, yardımcıları olsun diyorum. Başka söylenecek bir şey yok. İktidar emeklilerin durumunu görsün. ‘On bin lira’ diyorlar ama bu ülkede ev kirasının kaç lira olduğunu onlar bizlerden daha iyi bilirler. Verdikleri on bin lira ve o civardaki rakamlar yeterli gelmiyor.”
“HAYATINDA HİÇ ÇALIŞMAMIŞ ADAMLARIN FİLOLARI VAR”
26 yıllık emekli Ayşe Güdek ise iktidar tarafından emeklilere uygulanan politikaları “Onlar bizim ölmemizi istiyor” diyerek eleştirdi. Güdek, “Emeklileri aç bırak ölsün. Yük olarak görüyorlar ya bizi… Çalıştık, vergi verdik. Emek verdik, hayatımızı verdik. On bin lira, on iki bir lira nedir ki? Kendi hakkımızı istiyoruz. Başka kimseden bir şey istemiyoruz. Hiç hayatından çalışmamış adamların filoları var. Nasıl oluyor bu?” dedi.
“TAŞ Mİ YİYELİM”
Başka bir emekli ise maaşların düşük olmasını “On bin liraya nasıl geçinebiliriz? Soruyorum buradan. Kiramız on bin lira olmuş. Emekli maaşımız on bin lira. Biz ne yiyelim taş mı yiyelim” sözleriyle eleştirdi.
]]>Partisinin, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Elazığ mitinginde vatandaşlara hitap eden Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için gece gündüz demeden tüm güçleriyle çalıştıklarını söyledi.
Erdoğan, vatandaşlara seslenerek, “31 Mart akşamı ben Palu’dan farklı bir ses bekliyorum. Ne demek istediğimi anladınız değil mi?” ifadesini kullandı.
Ekonomide, savunma sanayinde, ihracatta, istihdamda, üretimde, çevre ve şehircilikte sürekli yeni başarılara imza attıklarını dile getiren Erdoğan, geçen haftalar içinde 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın gökyüzüyle buluştuğunu anımsattı. Erdoğan, Türkiye’nin böylece bu alanda dünyanın ilk 4 ülkesi arasında yer aldığını vurguladı.
Milli muharip uçağı KAAN’ın ilk uçuş görüntülerini gösteren Erdoğan, “KAAN uçuyor, gökle buluştu. Nerede bu CHP, nerede diğerleri? inşallah 2028 yılında KAAN’ı savaş uçağı filomuza dahil etmeye başlıyoruz.” dedi.
“Enflasyonu uzun yıllar tek haneli rakamlarda tuttuysak, aynısını yine başaracağız “
Erdoğan, ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ekonominin 6 Şubat’ta yaşanan ve Elazığ’ı da etkileyen depremlere, bölgedeki çatışmalara rağmen geçen yıl yüzde 4,5 büyüdüğünü söyledi.
Milli gelirin ilk defa 1 trilyon dolar barajını aşarak, 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştığını aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İhracatımız düzenli bir şekilde artmaya, cari açığımız istikrarlı şekilde iyileşmeye devam ediyor. İstihdam konusunda da hamdolsun güzel bir yerdeyiz. Merkez Bankamızın döviz rezervlerinde herhangi bir sorun yok. Yani, ekonomimizin temel direkleri son derece sağlam, dirençli ve güçlü. Tüm dünya gibi bizim de en büyük sıkıntımız enflasyonun tetiklediği hayat pahalılığıdır. Kovid-19 salgınının ve ardından Rusya-Ukrayna arasında başlayan savaşın olumsuz etkileri ekonomide devam ediyor. Bugün Avrupa’sından Amerika’sına varıncaya kadar herkes enflasyonu dizginlemek için çeşitli adımlar atıyor, çareler arıyor.
Enflasyonu indirmek bugünden yarına olacak bir şey değil. Dahası dünyanın genel gidişatı da bu süreci oldukça zorlaştırmakta. Türkiye olarak amacımız üretim, istihdam ve ihracat boyutunda ivme kaybı yaşamadan, yani vatandaşımızın aşına, ekmeğine, işine halel getirmeden enflasyonu tekrar tek haneli oranlara düşürmektir. İnşallah, biraz daha sabrederek bu hedefimize ulaşacağız. Nasıl daha önce enflasyonu uzun yıllar tek haneli rakamlarda tuttuysak, aynısını yine başaracağız.”
Tüm bunları söylerken elbette her şeyin süt liman olduğunu ifade etmediklerine dikkati çeken Erdoğan, çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere vatandaşların yaşadığı sıkıntıların hepsini bildiklerini, gördüklerini söyledi.
Erdoğan, “Bütçe imkanlarımızı zorlayarak, emeklilerimizin yükünü hafifletecek çeşitli adımları da attık, atıyoruz.” diye konuştu.
Sene başından önce her bir emekliye 5’er bin lira ödeme yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin maaş zam oranlarına yüzde 12 ilave artış yaparak, memur emeklilerimizle aynı seviyeye getirdik. Yani, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı fark etmeksizin tüm emeklilerimiz ücretlerinde 2024’ün ilk 6 ayı için yüzde 49,25 zam almış oldu. En düşük emekli aylığını ise 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıkardık. İlk kez bizim uyguladığımız emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Sadece bu iyileştirmeler için kullandığımız ilave kaynak tutarı 300 milyar lirayı buldu.
Bütçe imkanlarımız genişledikçe, devletimizin gelirleri arttıkça inşallah çok daha fazlasını yapacağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları olarak gördüğümüz emeklilerimizin şunu bilmesini isterim. Biz, muhalefet gibi hayal taciri değiliz, hiçbir zaman da olmadık. Biz, sırf oy uğruna milletimize yalan söyleyemeyiz, boş söz veremeyiz. Şimdiye kadar insanımıza karşı hep dürüst olduk, hasbi ve harbi davrandık. Vatandaşımızla daima gönül diliyle, açık yüreklilikle konuştuk. Bugün de aynı samimi tavrımızı koruyoruz.”
Erdoğan, vatandaşlarla el ele vererek ve sorunları birlikte çözeceklerini belirterek, “Yeter ki aramıza kimseyi sokmayalım. Yeter ki birliğimizi, beraberliğimizi muhafaza edelim. Gerisi Allah’ın izniyle kolaydır.” dedi.
“30 yıllık tecrübeye sahibiz”
Cumhur İttifakı ve AK Parti olarak tek gayelerinin, vatandaşlara hizmet olduğunu ifade eden Erdoğan, ülkeyi büyütmenin, şehirleri geliştirmenin, vatandaşları hak ettikleri hizmetlerle buluşturmanın derdinde olduklarını vurguladı.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Belediyelerde her biri şanla şerefle geçen 30 yıllık tecrübeye sahibiz. İktidardaki 21 yıllık hizmet yolculuğumuzda ise daha önce hayal dahi edilmeyen nice yatırımı, eseri, projeyi ülkemize kazandırdık. Ülkemizin eksiklerini gidermekle kalmadık, her alanda Türkiye’yi tarihinin en büyük kalkınma ve yatırım hamlesiyle tanıştırdık.
Rakiplerimiz ise son 21 yılı bizi engellemekle, yatırımlara kara çalmakla geçirdi. Bizim ak dediğimize kara diyerek, bizim yaptıklarımızı eleştirerek, mahkeme kapılarında nöbet tutarak yıllarını harcadılar. Sorumlu siyaset nedir, nasıl yapılır, bir türlü öğrenemediler. ‘Armut piş ağzıma düş’ anlayışının getirdiği tembellikten kendilerini bir türlü kurtaramadılar. Bugün de aynı tavrı sergiliyor, aynı iş bilmezlikle günlerini geçiriyorlar.”
(Sürecek)
]]>Birleşik Emekliler Sendikası bugün İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelerek taleplerini sıraladı. Açıklamayı yapan sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle, “Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır” dedi.
Birleşik Emekliler Sendikası bugün İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı okuyan Sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle taleplerini sıraladı. Lüle’nin okuduğu açıklama ve talepler şöyle:
“YOKSULLUĞUN TEK SEBEBİ EMEKLİLERİ OY DEPOSU OLARAK GÖREN AKP İKTİDARIDIR”
“Ülkemizde 16 milyon emeklinin kaderi sadece bir kişinin iki dudağı arasındadır. Oysa ki olması gereken emeklilerin sosyal ve ekonomik haklarının emekli örgütleriyle yani emekli sendikalarıyla toplu sözleşmelerle belirlenmesidir. Resmi verilere göre 4 kişilik bir ailenin milli gelirden hanesine giren pay 2024 yılı itibarı ile aylık 135 bin TL iken son açıklanan açlık sınırı 18 bin 973 TL. Emeklinin yaşamını idame ettirmesi için verilen emekli maaşı hazine yardımı ile birlikte sadaka gibi bir zamla 10 bin TL’ dir. Değerli emekli dostlar bizlere layık görülen hazine yardımı ile birlikte
10 bin TL maaş emekliye maaş değil ölüm ücretidir. Değerli emekli dostları bizler AKP’den önce orta derecede bir yaşam standardına sahipken bugün emekliler olarak ülkenin dilencileri durumuna getirildi. Emekliler eskiden yaşam koşulu olarak asgari ücretlilerin çok üzerinde maaş alırken AKP döneminde emeklilerin eline geçen ücret asgari ücretin yarısı oranına düşürülmüştür. Bu da gösteriyor ki 16 milyon emeklinin açlığının ve yoksulluğunun sebebi olanların emekliye vereceği boş vaatlerden başka bir şeyi kalmamıştır. Emeklileri açlığa ve sefalete teslim eden sonrada bizim aklımızla alay ederek ‘Emeklilere en iyi maaşı biz verdik’ diyerek 16 milyon emekliden oy isteyen AKP’nin ve Genel Başkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın oy deposu olmayacağız. 16 milyon emekli adına Erdoğan’a hatırlatıyoruz. Sizin başında olduğunuz AKP iktidarından önce en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 40 fazlasıydı sizin iktidarınızdan önce en düşük emekli aylığı ile 13 adet çeyrek altın alınırken sizin döneminizde 3 adet çeyrek bile alınamıyor. Sizden önce emekli tazminatımızla bir ev alabilirken bugün kiralık bir ev tutmaya bile gücümüz yetmiyor. Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır.”
“KRİZİ BİZ YARATMADIK, FATURASINI BİZ ÖDEMEYECEĞİZ”
Emeklilerin talepleri şöyle:
-En düşük emekli aylığının taban ücretinin (kök maaşının) 17 bin 2 TL’ye yükseltilmesi. Cumhurbaşkanı bütçesine yapılan yüzde 85’lik artışın aynı oranda ayrımsız bütün emeklilere yapılması,
-Sağlıkta katkı payının kaldırılması,
-İki bayram verilen ikramiyenin asgari ücret oranına yükseltilmesi
-Emekli sendikaları ile görüşülerek emekli ücretlerinin toplu sözleşmeyle belirlenmesi,
-Eğer bu ülkede ekonomik kriz varsa bunun sebebi biz emekliler değiliz. Tasarrufa önce cumhurbaşkanlığı bütçesi, milletvekili maaşları, kamu harcamaları, yandaşlara getirilen vergi afları, köprülere, hastanelere, havaalanlarına verilen garantilerden ve en az 3-5 maaş alanların maaşlarının kesilmesinden tasarrufa başlanmalı.
Sonuç olarak bireysel zenginleşen seçtiklerimizin toplumsal yoksullaşan emeklileri olmayacağız. İktidarın yanlış politikalarının bedelini biz emekliler ödemeyeceğiz. Krizi biz yaratmadık, faturasını biz ödemeyeceğiz”
]]>Saadet-Gelecek Partisi, bugün TBMM’de Grup Toplantısı düzenledi. Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, gündeme ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, şunları söyledi:
“Geçen hafta Cumhurbaşkanımız değerli kardeşi Sisi’yi ziyarete gitti. Biz beklerdik ki Mısır ve Türkiye liderleri orada Filistin ile ilgili gür bir sesi haykırsınlar, birlikte Gazze’ye gidebilme cesareti ortaya koyabilsinler. Refah’ta sıkıştırılmış olan Filistinlilere destek için hiç olmazsa Refah Sınır Kapısı’nda Belçika ve İspanya başbakanının yaptığı gibi bir açıklamayla bunu dünya kamuoyuna duyurabilsinler. Ama maalesef körler sağırlar birbirini ağırlar şeklinde sadece bir kapalı toplantıyla yetindiler ve Türkiye’ye döndüler.
“BİZE YAKIŞAN BUGÜN DE HEM MISIRLI MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN HEM FİLİSTİNLİ MAZLUMLARIN YANINDA DURMAK”
Döndükten sonra da bu ziyaretin hem Mısır’da zindanlarda esir olan, zulme uğrayan Müslümanlara dönük olumlu bir adım atılmasını beklerken gördük ki Türkiye’ye sığınmış olan Mısır’daki darbeci hükümetin zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınmış olan Mısırlı Müslüman kardeşlerimizin bu hükümet tarafından bazı zorluklarla karşı karşıya bırakıldığını üzülerek gördük. Buradan hükümete ve Erdoğan’a sesleniyoruz; biz siz Sisi’yi ziyaret edip normalleşirken herkes zannediyordu ki buradaki Müslümanlar, zulme uğrayanlar biraz daha rahat nefes alacak, İsrail’e karşı Filistinlilerin sesini yükselteceğinizi beklerken bir de baktık ki tamamen Fİlistinlileri yalnız bırakmaya, Türkiye’ye sığınan Mısırlı Müslüman kardeşlerimizi yalnızlığa mahkum etmeye dair örtülü bazı anlaşmalar yapmış olmanız gerekir ki bu şekilde davranıyorsunuz. Bu millet ve bu devlet her zaman mazlumların yanında zalimlerin karşısında olmuştur, bize yakışan bugün de hem Mısırlı Müslüman kardeşlerimizin hem Filistinli mazlumların yanında durmak.
“MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİ KONJONKTÜRE GÖRE GİYİLİP ÇIKARILABİLECEK BİR GÖMLEK DEĞİLDİR”
İktidar partisi ateşten bir gömlekken çıkardığı Milli Görüş gömleğini özellikle bu yerel seçimlerde tekrar 94 ruhu diyerek giymeye çalışıyor. Milli Görüş gömleği konjonktüre göre giyilip çıkarılabilecek bir gömlek değildir. Yapıp ettikleriyle hukuk tanımaz rakiplerine ve düşmanlarına benzeyen kişilerin bedenine asla uyacak bir gömlek değildir. Dün dündür bugün bugündür felsefesiyle zigzaglar çizenlerin giyebileceği bir gömlek asla değildir. Rüşvet alan da veren de melundur diyenlerin giyebileceği bir gömlektir.
“TEHDİT DİLİNİ KULLANARAK OY ALABİLECEĞİNİZİ ZANNEDİYORSUNUZ”
AK Parti’nin bu yerel seçimlerde kullandığı dil kendisine ve projelerine güvenmeyen iktidarların yerel seçimlerde kullandıkları dilin aynısıdır. Seçmenleri devlet imkanlarından mahrum kalmakla, iktidar imkanlarına kavuşmamakla tehdit etme dilidir. Bize oy vermezseniz doğalgaz yok diye alenen milleti tehdit edebilmektedir. Merkezi hükümetle el ele verdiğiniz belediyelerde dahi hala çadırlarda yaşayan, konteynerlerde çalışan binlerce insanımız var. 600 bini aşkın kalıcı konut vaadinize rağmen 30-40 bin TOKİ konutunu ancak bir sene sonra hak sahiplerine teslim edebildiniz, binlerce insanımız hala TOKİ konutunu beklerken siz bu depremzedelerin yaraları üzerinden bile tehdit dilini kullanarak oy alabileceğinizi zannediyorsunuz.
“BU EMEKLİLERİN AHI BU İKTİDARI DEVİRİR”
Emekliler sadaka istemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi iş başına geldiği zaman bir emeklinin ortalama aylığı asgari ücretin 1.60 oranında iken bugün asgari ücret 17 bin TL olmasına rağmen en düşük emekli maaşı 10 bin TL’de. Simit çay hesabının asgari ücretliler için artık yapılabilme imkanının son günlerini yaşadığı ama emekliler için artık çay ve simit hesabının dahi yapılamadığı bir süreçte emeklilerimize verilecek olan bin TL’lik ikramiye, ikramiye değil olsa olsa bir harçlıktır. Faizin neredeyse yüzde 1’ini dahi emeklilerimize ikramiye olarak vermekten aciz olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu emeklilerin ahı bu iktidarı devirir. İktidarın emeklilerimizin sorunlarına bigane kalmamasını buradan bir kez daha salık veriyoruz.
“BİR TARAFTA YARGIDA REFORMA GİDEN BİR İKTİDAR ÖTE TARAFTAN AYM KARARINI GÖRMEZLİKTEN GELEN BİR İKTİDAR”
Bir taraftan 8. yargı paketi adı altında yargıda reforma giden bir iktidar ama öte taraftan AYM’nin bütün feryatlarına rağmen AYM kararını görmezlikten gelen bir iktidar. Adına ulusal yargı dedikleri bir çerçeveyle ideolojik bir yargıyı bu millete dayatmaya çalışan bir avuç saray azınlığı maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde vicdanlar yaralanan ama sesini çıkaramayan birçok vicdanlı hukukçunun varlığına rağmen adeta AK Parti’ye 2001 kuruluş felsefesinden çokça uzaklaşan bir şekilde ayar verme cesaretini kendisinde nasıl buluyor buna da şaşırmıyor değilim.”
]]>DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, bugün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Kılıç Koçyiğit, şunları söyledi:
“2024 yılındaki bütçe hedefinin tutmayacağını buradan ilan ediyoruz. Bu yılın ortasına gelindiğinde yeniden bu hükümet ek bütçeyi Meclis’e getirmek zorunda kalacak. Şimdi bütün bu bütçe açığı ve artan enflasyon içerisinde en önemli gündem maddelerinden biri de emeklilere yönelik zam açıklaması. SSK ve BAĞ-KUR emeklisine 5 puan artışla yüzde 42,6 oldu emekli maaşları. En düşük emekli maaşı 10 bin TL oldu. Enflasyonun yüzde 136 olduğu bir ülkede, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 10 bin TL’lik bir maaşı kalkıp milyonlarca emekliye müjde diye duyurabiliyor. Bu 10 bin TL neye tekabül ediyor? Bakın, açlık sınırının bile çok çok altında olan bir sefalet ücretini konuşuyoruz ama bunu bir müjde gidip topluma ilan ettiler.
Yetmedi bir de 2024 yılını emekliler yılı ilan ettiler. Biz de bir isim öneriyoruz. 2024 yılı emekliler yılı değil emeklilerin açlık ve sefalet yılı olabilir. Emeklilerin canını okuma yılı ya da emeklilerin kırım yılı olarak söylense hiç de yanlış olmaz.
Çünkü bütün bunlar hakikate tekabül ediyor. AKP 21 yıllık performansı ile emekçi ve emekli karşıtı olduğunu göstermiştir. AKP emeklileri bir yük olarak görüyor, onları gözden çıkarmış. Gündeminde emekli yok. Bu açlık ücretleriyle bu ülkede yaşayan milyonlarca emeklinin ayakta kalmasını beklemek gerçeklikten kopmaktır. O nedenle olsa olsa burada bir yok saymadan, ne halleri varsa görsün deme politikasından bahsedebiliriz. AKP ilk iktidara geldiği dönemlerde emekli ücreti asgari ücretin yüzde 20’inin üzerindeydi. Bugün yüzde 25 asgari ücretin altında kalmış durumda. Bu oranların nasıl korkunç olduğunu ifade edelim. Yani toplamda yüzde 45 gibi bir oranı emekliler geçen bütün süre boyunca kaybetmişler, maaşları erimiş artan enflasyon karşısında.
Yine Erdoğan şöyle diyor: ‘Amacımız emeklilerimizin hayat kalitesini artırmaktır.’ Bir kilo etin 400 lira, yumurtanın 10 TL, bir kilo elmanın 40 TL olduğu ülkede Erdoğan 10 bin TL ile emeklilerin hayat kalitesini artırmaktan bahsediyor. Ne diyelim emeklileri gözden çıkardınız ama en azından onlarla dalga geçmeyin. İnsan onuruna yaraşır bir ücret vermiyorsunuz ama gerçekten insanların gururlarını ve onurlarını rencide etmeyin. Bütün hayatlarını çalışarak geçirmiş emeklileri, rahat etmesi gereken insanlarımızı böyle rencide etmeye hakkınız yok.
“EN DÜŞÜK EMEKLİ ÜCRETİNİN ASGARİ ÜCRET TUTARINDA OLMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ VERECEĞİZ”
Türk-İş’in açıkladığı açlık verisi 14 bin 431 TL ve emekli ücretleri 10 bin TL yapılıyor. Bunun kök ücret artışı olmadığının da altını çizmek gerekiyor. Biz ne öneriyoruz? Biz asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısı ve en düşük emekli ücretinin de en az asgari ücret seviyesinde olması gerektiğini ifade ediyoruz. Plan Bütçe Komisyonunda da önergeler vererek bu teklifin yasallaşması için elimizden gelen çabayı hem Komisyon hem de Genel Kurul aşamasında ortaya koyduk. Emeği ve emeklileri konuşuyor bu ülke ve yok sayılan bir kesimin de sorunlarını dile getirmek istiyorum. Çocuk işçiler ve maruz kaldıkları sömürünün kendisi artık çok boyutlu hale geldi. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanlığı çocuk işçiliğini resmi bir şekilde uyguluyor. Bundan dolayı yaralanmalar var. Bunun dışında stajyerlik yapanların emekliliğe o çalıştıkları günlerin sayılmaması gibi bir durum söz konusu. Ben de meslek liseliyim. Biz haftanın 4 gününü hastanede geçirirdik, gece nöbet tutardık ve orada çalışan herhangi bir hemşire kadar çalışırdık, her işi yapardık, bütün risklere maruz kalırdık ama bakın emekli olduğumuz zaman o stajyerliğimiz emekliliğimize esas teşkil edilmedi. Şimdi de 1 milyon 785 bin kişi bu mağduriyeti yaşıyor, EYT’de bir düzenleme yapılması için bekliyorlar. 86 yılında bir yasa çıkarılmış, 3308 Sayılı Meslek Kanunu. Böylece stajyerlik bir yasal zemine kavuşturulmuş ama ne yazık ki çocuk işçiliği resmileşmiş olmasına rağmen onun emeklilik hakları da çalışma yaşamındaki hakları da gözetilmemiş, kanuna konulmamış. Bu mağduriyet, bu hak gaspı devam ettiriliyor. Bu konuda çağrı yapıyoruz, hızlı bir şekilde yasal düzenleme yapılması gerekiyor. Biz de bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yakın dönemde Meclis’e yine yeniden kanun teklifleri vereceğiz ama bu sorunu gidermek gerekir. Artık çocuk işçiliğinin bakanlıklar eliyle yürütülmesine, okula gitmesi gereken çocukların haftanın dört günü sanayide, atölyelerde çalışmasına daha fazla göz yumulmamalı. Yoksul ailelerin çocukları, oradan asgari ücretin 3’te biri oranında aldıkları geliri aile bütçesine bir katkı olarak görüyorlar ve mecburen bu alanlara yöneliyorlar. Bunun büyük bir sömürü olduğunun tekrar altını çizmek istiyorum.”
]]>