Eserleri – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 30 Jul 2024 01:00:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ressam Zehra Sengir’in ‘Kuşların Şarkısında Renkler’ Temalı Sergisi SANKO Sanat Galerisi’nde https://www.haber28.com.tr/ressam-zehra-sengirin-kuslarin-sarkisinda-renkler-temali-sergisi-sanko-sanat-galerisinde/ https://www.haber28.com.tr/ressam-zehra-sengirin-kuslarin-sarkisinda-renkler-temali-sergisi-sanko-sanat-galerisinde/#respond Tue, 30 Jul 2024 01:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28348 Ressam Zehra Sengir, tuval üzerine akrilik ve yağlı boya tekniğinde yaptığı eserlerinden oluşan “Kuşların Şarkısında Renkler” temalı resim sergisini, SANKO Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşturdu.

Sanatın toplumların ilerlemesinde önemli rol oynadığını belirten Sengir, “Bireylerin gelişimine büyük katkı sunan sanat topluma yön veren önemli unsurdur” dedi.

Sengir, eserlerinin rüyalar alemine, gönül genişliğine ve özgürlüğün sembolü kuşların kanat çırpışlarına izdüşümleri olarak yansıdığını söyledi.

Eserlerinde zaman ve mekan kavramının yok denecek kadar az olduğunu anlatan Sengir, “Her bir çalışmamı sonsuz bir evren, zamansız bir mekan içerisinde kurgulayarak farklı doku denemeleriyle de izleyicilere çok geniş bir çeşni sunmak istiyorum” diye konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” sözünü hatırlatan Sengir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Savaşlarda bile ülkelere girilip kaybediliyor. Savaşın kazananı ilk anda sanat eserlerini topluyor. Önceki dönemlerde yetenekli kişiler sanatlarını icra ediyordu. Teknolojinin gelişmesi ve toplumdaki bireylerin bilinçlenmesiyle birlikte sanat öğretilebilir özelliğiyle de daha erişilir bir kimlik kazandı.

Sanat ilk önce ailede sanatın ne olduğunu, nasıl ki çocuklarımıza güzel ahlakı öğretip her şeye güzel bakmalarını öğretiyorsak sanat konusunda da güzel bir yönlendirme yapmalıyız. Öğrenmenin yaşı yok, hiçbir birey sanata yönelmek ve öğrenmek için geç kalmamıştır. Toplumun geleceği açısından başta geleceğimizin teminatı çocuklarımız olmak üzere her bireyin mutlaka sanat dalına yönelmesi gerekiyor.”

SANKO Sanat Galerisi sanata ve sanatçıya destek veriyor

SANKO Sanat Galerisi’nin, 2004 yılında SANKO Okulları öğrencilerinin eserlerini sergilemek üzere açıldığını, sonraki dönemde ise profesyonel galeri anlayışıyla yönetilerek Türkiye’de seçkin sanat merkezlerinden birisi haline getirildiğini anlatan SANKO Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi Aslı Özen ise şunları kaydetti:

“Galerimiz tamamen profesyonel bir anlayışla yönetilmektedir. Ulusal ve uluslararası birbirinden seçkin profesyonel sanatçıları ağırlayarak sanatseverlerle buluşturuyoruz. Anadolu’da kar amacı gütmeden sadece sanatçıya destek anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren tek sanat galerisiyiz.

Bölgede ağırladığımız profesyonel sanatçılarımızın aynı zamanda okullarımızda ve üniversitelerimizde öğrencilerimizle buluşup tecrübe paylaşımlarını sağlıyoruz. Bu da geleceğimizin teminatı gençlerimizin ve sanatseverlerin sanatsal bakışının gelişimine katkı sağlamaktadır.”

Özen, “Sanatın ve sanatçıların her zaman destekçisi olan Konukoğlu Ailesine ve SANKO Sanat Galerisi yönetimine sağladıkları imkanlardan dolayı şükranlarımı sunuyor, eserlerine ev sahipliği yaparak sanatseverler ile buluşturmaktan mutluluk duyduğumuz kıymetli sanatçılarımıza katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Konuşmaların ardından Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Mehmet Aykanat ve SANKO Park AVM Müdürü Sait Can Gizir, Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı isimli yayını Sengir’e takdim etti.

Sergi açılışına, SANKO Park AVM İşletme Müdürü Taner Neng, SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Halil Çiçek, Yürütme Kurulu Üyesi Sevim Karakaş ve Murat Köylüoğlu, ressamlar Ayşegül Bakkaloğlu, Nurten Çatıkkaş Kale, Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, Gençlik ve Spor Bakanlığı Resim Öğretmeni Şeyma Demir, sanatseverler ve davetliler katıldı.

Zehra Sengir’in 26 eserinin yer aldığı “Kuşların Şarkısında Renkler” temalı resim sergisi, SANKO Sanat Galerisi’nde 17 Mayıs 2024 tarihine kadar her gün 10.00- 22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Zehra Sengir

İzmir Buca Eğitim Fakültesi’nden üstün başarı ile mezun olan Zehra Sengir, Ankara Sanat Dergisi tarafından Paris’e inceleme ve araştırma yapmak üzere gönderildi.

İstanbul Mimar Sinan Üniversitesinden “Sanatta Yeterlik” aldı. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümüne Yardımcı Doçent olarak atandı. Aynı bölümden emeklilik sonrasında sanatsal çalışmalarını Samsun’daki atölyesinde sürdürmektedir. Yurt içi ve yurt dışında 200’ü aşkın ulusal ve uluslararası sergi, çalıştay, bienal ve trienale davetli sanatçı olarak katılan, 4’ü yurt dışında 26 kişisel sergi açan Sengir’in, 2’si yurt dışından olmak üzere 8 ödülü bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlar, müzeler ve kamu kuruluşları koleksiyonlarında eserleri bulunan sanatçı, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği ve Karadeniz Plastik Sanatlar Derneği üyesidir. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber28.com.tr/ressam-zehra-sengirin-kuslarin-sarkisinda-renkler-temali-sergisi-sanko-sanat-galerisinde/feed/ 0
Art Dubai’de yapay zeka ve minyatür sanatı bir araya geldi https://www.haber28.com.tr/art-dubaide-yapay-zeka-ve-minyatur-sanati-bir-araya-geldi/ https://www.haber28.com.tr/art-dubaide-yapay-zeka-ve-minyatur-sanati-bir-araya-geldi/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:12:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11773 Dünyanın dört bir yanından sanatçıları bir araya getiren çağdaş sanat fuarı Art Dubai’nin 17’nci edisyonu, 3 Mart’a kadar devam edecek.

Fuarın bu yıl 3’üncü edisyonuyla sanatseverlerle buluşan dijital seçkisinde ise Arjantinli sanatçı Florencia S.M. Brück’un minyatür sanatıyla yapay zekayı bir araya getirdiği 9 eseri yer aldı.

Küratörlüğünü Serena Tabacchi’nin üstlendiği “AI Futuristic Narratives in Historical Artistry” başlıklı seriyi, fuarda Immaterika Galeri temsil etti.

Eserlerinde yapay zeka ve İslami sanatları birleştiren Brück, çalışmalarına dair AA muhabirine yaptığı açıklamada, güzel sanatlar eğitimi aldığını, aynı zamanda bir yazılımcı olduğunu dile getirdi.

Brück, Art Dubai’de temsil ettiği eserlerini OpenAI tarafından geliştirilen yapay zeka robotu Chatgpt ile yaptığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

“Yapay zekanın tasavvuf düşüncesinin tarihteki önemli temsilcilerinin eserlerinden ilhamla geleceğe dair tasvirler oluşturmasını istedim. Bunu yaparken de İslam sanatının bir formu olan minyatürü kullandım. Örneğin insan doğasındaki aşk kavramı makinelere ya da yapay zekaya uyarlanırsa nasıl bir görüntü ortaya çıkar onu hayal ettim. ya da bilim adamlarının sanal dünyalardaki yani metaverse gibi alemlerde gezintilerini yansıtmaya çalıştım.”

“Önemli düşünürlerin yazdıkları gerçekten dünyanın geri kalanına yol gösterebilir”

Çalışmasını metal plaka üzerinde oluşturduğunu aktaran Brück, “Eserlerin arkasında yapay zeka tarafından Mevlana, Hafız-ı Şirazi ve Ömer Hayyam gibi şairlerden ilhamla yazılmış şiirler de yer alıyor. Tüm şiirler aynı zaman Blockchain teknolojisiyle NFT olarak hazırlandı.” dedi.

Florencia S.M. Brück, geleceğe doğru bakmak için öncelikle geçmişi iyi anlamak gerektiğini ifade ederek, “Resme olan ilgimden dolayı minyatür eğitimi de aldım. Minyatür ile tanışmam bana yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Tarihten gelen bu önemli düşünürlerin yazdıkları gerçekten dünyanın geri kalanına yol gösterebilir. Onların eserlerini şiddetle tavsiye ediyorum. Dünyadaki insanlara biraz olsun ilham vermek istiyorsa tüm sanatçıların bu eserleri okuması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Projenin köklerinin Emevi, Abbasi, Memlük, Osmanlı İmparatorluğu gibi önemli hükümdarlıkların geniş kültürel ve sanatsal mirasından beslendiğini ve zengin İslam tarih dokusuyla oluşturduğuna dikkati çeken Brück, şunları kaydetti:

“Bu dönemler, özellikle minyatür resminde, titiz detayları, canlı renkleri ve derin sembolleriyle karakterize edilir. Ben de oluşturduğum şiir veri kümesinde bu dönemde yaşamış, Rumi, Hafız-ı Şirazi, Ömer Hayyam, Feridüddin Attar, Sadi-i Şirazi, Gazzali ve İbnü’ Arabi gibi tanınmış şairlerin eserlerini bir araya getirdim. Ortaya çıkan sinerji, İslam sanatının tarihi ihtişamını dijital anlatının keskin uçlarında ve yapay zeka odaklı yaratıcılığın alanlarını birleştiren benzersiz bir dijital antoloji oluşturdu. Bu yaklaşım, sadece İslami sanat geleneklerinin mirasını korumakla kalmaz, aynı zamanda onları çağdaş teknolojinin bakışından yeniden yorumlayarak klasik ile günümüz arasında bir diyalog oluşturur.”

Yapay zeka yardımıyla oluşturulan eserlerin isimleri ise şöyle:

“Augmented Heart”, “Whispers Across Time”, “The Song of the Quantum Mystic”, “The Eternal Verse”, “Silicon Souls”, “The Legacy of Aria”, “The Virtual Dervish”, “Echoes of Andromeda”, “The Synthetist’s Ode”

Art Dubai’den, Gazze’deki sivillere destek

İsrail’in Gazze’de yüzlerce kişinin ölümüne neden olan hastane saldırısından sonra Instagram hesabından açıklama yapan fuar, “Gazze’de meydana gelen yıkıcı olaylara tepki olarak, ana şirketimiz Art Dubai Group, bu trajediden etkilenen birçok masum sivili desteklemek için fon toplayacak.” ifadelerine yer vermişti.

Fuar öncesi tüm bilet satışlarından elde edilen gelirin yüzde 25’i, Gazze’deki sivillere destek için Birleşik Arap Emirlikleri’nin Kızılay Derneği üzerinden bağışlanacak.

Sanatseverler, 40 ülkeden, 120’den fazla galerinin yer aldığı fuarı, 3 Mart’a kadar ziyaret edebilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/art-dubaide-yapay-zeka-ve-minyatur-sanati-bir-araya-geldi/feed/ 0
Ziya Osman Saba: Türk Edebiyatının Önemli İsimlerinden Bir Sanatkar https://www.haber28.com.tr/ziya-osman-saba-turk-edebiyatinin-onemli-isimlerinden-bir-sanatkar/ https://www.haber28.com.tr/ziya-osman-saba-turk-edebiyatinin-onemli-isimlerinden-bir-sanatkar/#respond Sun, 28 Jan 2024 22:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3791 Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ziya Osman Saba, hayatı boyunca sadece eserleri ile değil, şahsiyeti ile de adından söz ettiren nevi şahsına münhasır bir sanatkar oldu.

Eserlerinde genellikle, çocukluğunun İstanbul’unu satırlarına döken Ziya Osman Saba’nın vefatının üzerinden 67 yıl geçti.

Saba, Binbaşı Osman Bey ile Ayşe Tevhide Hanım’ın oğlu olarak, 30 Mart 1910’da İstanbul Beşiktaş’ta bir yalıda dünyaya geldi.

Henüz 8 yaşındayken annesini kaybeden ve bundan çok etkilenerek şiirlerini, ölümden kaçmak ve ölümü unutmak için yaşama sıkıca sarılmak ya da ölümü özlemle bekleme fikri üzerine kurdu.

Ziya Osman Saba, Galatasaray Lisesinde okurken şiir yazmaya başladı.

İlk şiiri, 1927’de Servet-i Fünun dergisinde yayımlanan Saba, edebiyatçı Yaşar Nabi Nayır vasıtasıyla katıldığı Yedi Meşale grubunun en genç üyesi oldu.

Saba’nın, okul arkadaşları Yaşar Nabi Nayır, Sabri Esat Siyavuşgil, Cevdet Kudret Solok, Vasfi Mahir Kocatürk, Muammer Lütfi Bahşi ve Kenan Hulusi Koray ile hazırladığı “Yedi Meşale” kitabı 1928’de yayımlandı.

Liseden mezun olduğu 1931’de amcasının kızı Nermin ile evlenen usta yazar, 1941’de eşinden ayrıldı.

Türk edebiyatına “Ziya’ya Mektuplar”ı kazandırdı

Lisede sınıf arkadaşı Cahit Sıtkı Tarancı ile kurduğu yakın dostluk, Türk edebiyatına “Ziya’ya Mektuplar”ı kazandırdı.

İlk dönemlerde hece vezniyle şiirler yazıp, nazım biçimi olarak da sone ve üçlükleri kullanan usta edebiyatçı, sonradan yeni akımların da ortaya çıkmasıyla serbest şiirler kaleme aldı.

Yedi Meşale döneminde yazdığı şiirleri sembolist şiir olarak gören ve eserlerinde eksiltili cümleler, imgeler, benzetmeler, kişileştirmeler ve hitaplara bolca yer veren şair, sanatın gayesini “güzele erişebilmek” olarak tanımladı.

Usta edebiyatçı, kendisiyle yapılan bir röportajda dönemin şiir anlayışını, şu sözlerle aktardı:

“Bugünkü edebiyatımızda en bariz vasıf olarak bir ‘güzelliği arama’ cehdi vardır ki bunu dünkü edebiyatımızda göremiyorum. Bugünkü neslin şairi için aşk, sevinç, keder, ilah, hep güzelliğe ulaşmak için birer vasıtadan ibarettir. Zevk, duyuş, görüş, bugünkü nesilde tamamı ile yenidir.”

Eserlerinde toplumsal sorunları dile getirdi

Şairi, toplumsal sorunları dile getirirken kendi süzgecinden geçiren kişi olarak gören Saba, Yedi Meşale’nin şiir anlayışını yaşamının sonuna dek sürdürdü.

Ziya Osman Saba, samimi bir dille kaleme aldığı şiirlerine ilişkin yaptığı bir açıklamada, “Şiir yazmak, benim için bir eğlence olmak şöyle dursun, bir ihtiyaç, bir zaruret, adeta yaşamamın sebep ve hikmeti. Bugün, ‘Yarın öleceksin.’ deseler, yegane üzüntüm, dünyada bırakacağım sevdiklerimle yazamadığım eserlerimdir.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenciyken, Cumhuriyet gazetesi muhasebe servisinde çalışan Saba, Üniversiteden mezun olduğu 1936’da vatani görevini yapmak üzere askere gitti. Saba, 1938’de girdiği Emlak Bankasında 5 yıl çalıştı.

Babasını kaybetmesi nedeniyle karamsar şiirler yazmaya başladığı dönemde yeniden askere çağrılan ve askerlik sonrası 1944’te bankadaki görevine geri dönen Saba, Ankara’ya tayini çıkınca memuriyetinden istifa ederek İstanbul’a geldi.

Yazar Saba, 1945’te Milli Eğitim Basımevinde düzeltmen olarak çalışmaya başladı.

Emlak Bankasında çalıştığı dönemde tanıştığı Rezzan (Öney) Hanım ile 1945’te ikinci evliliğini yaptı.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın mektuplarını düzenleyip yayına hazırladı

Unutulmaz edebiyatçı, 1950’de geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle Milli Eğitim Basımevindeki görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Bu dönemde yakın dostu Yaşar Nabi Nayır, Saba’ya Varlık Yayınevi’nin tashih işini verdi. Saba, evinde çalıştığı bu süreçte yakın arkadaşı Cahit Sıtkı Tarancı’nın gönderdiği mektupları da düzenleyip yayına hazırladı.

“Sebil ve Güvercinler”, “Geçen Zaman” ve hikaye kitabı “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” kitaplarını kaleme alan Saba, Goncourt Kardeşler’den roman çevirileri de yaptı.

Saba, çoğunu hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde Batı nazım biçimlerini kullandı ama içerikte yerli ve milli anlayışa bağlı kaldı.

Kadıköy’deki evinde 29 Ocak 1957’de geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu vefat eden usta edebiyatçı, Eyüpsultan Mezarlığı’na defnedildi.

Kendine özgü üslubu, farklı, lirik, özgün ve naif kişiliğiyle hatırlanan Ziya Osman Saba, şiir, hikaye ve denemelerinde İstanbul sevgisini, unutulan değerleri hatırlatan bir edebiyatçı olarak zihinlerde yer edindi.

Eserleri

Yaşamı boyunca 150’nin üzerinde şiire imza atan usta edebiyatçı, şiir türünde “Sebil ve Güvercinler”, “Geçen Zaman”, “Nefes Almak”, ve “Bıraktığım İstanbul”, hikaye türünde “Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi” ve “Değişen İstanbul”, deneme türünde ise “Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde” kitaplarını edebiyat dünyasına armağan etti.

Ziya Osman Saba, 1980’lerin sonundan itibaren Mehmet Nuri Yardım ve Mustafa Miyasoğlu’nun gayretleriyle Türk okurunca daha yakından ve daha yaygın bir şekilde tanınmaya başladı.

Mustafa Miyasoğlu, 1987’de “Ziya Osman Saba” başlığıyla çıkardığı kitabında usta edebiyatçı ile ilgili kısa bilgiler verip, değerlendirmeler yaptıktan sonra onun hakkında yazılanlardan ve Saba’nın söyleşi ve yazılarıyla şiirlerinden ve hikayelerinden bazı örnekleri bir araya getirip yayımladı.

Mehmet Nuri Yardım da “Ziya Osman Saba (HayatıSanatı-Eserleri-Eserlerinden Seçmeler)” ve “Ziya Osman Saba Sevgisi (Ziya Osman’a Dair Yazılar)” başlıklı çalışmalarında hem Saba ile ilgili değişik tarihlerde yayımladığı kendi yazılarını hem de hakkında yazılmış yazıların önemli bir kısmını bir araya getirdi.

Ziya Osman Saba üzerine ise yapılan akademik çalışmalar, 1991 yılında başladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ziya-osman-saba-turk-edebiyatinin-onemli-isimlerinden-bir-sanatkar/feed/ 0
Bursa Mevlevihanesi’nde Yıllarca Saklanan Koleksiyon Sergilenmeye Başlandı https://www.haber28.com.tr/bursa-mevlevihanesinde-yillarca-saklanan-koleksiyon-sergilenmeye-baslandi/ https://www.haber28.com.tr/bursa-mevlevihanesinde-yillarca-saklanan-koleksiyon-sergilenmeye-baslandi/#respond Thu, 28 Dec 2023 22:24:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1356 Bursa’da 98 yıl önce kapatılmasının ardından yıkılan Mevlevihane’ye ait olan, son postnişin Mehmed Şemseddin Efendi’nin emaneti olarak ailesi tarafından yıllarca özenle saklanan 133 parçalık koleksiyon, aynı yerde ve nitelikte inşa edilerek açılan yapıda sergilenmeye başlandı.

Osmanlı Sultanı 1. Ahmed’in emriyle 1615’te Cünuni Ahmed Dede tarafından tarihi Hisar Bölgesi’nde Pınarbaşı mevkisinde kurulan, 310 yıl faaliyet gösterdikten sonra 1925’te kapatılan ve yerinde su depoları inşa edilen Bursa Mevlevihanesi, Büyükşehir Belediyesince rekonstrüksiyon (yeniden yapım) projesi hazırlanarak ayağa kaldırıldı.

Kültür merkezi özelliğine de sahip olan, sema mukabelelerinin yanı sıra tasavvuf sohbetlerine ev sahipliği yapan Mevlevihane, son postnişin Mehmed Şemseddin Efendi’nin üçüncü kuşak torunu Nesibe Günalp Kal’ın bağışladığı kıyafetler, o yıllarda kullanılan kap kacak gibi eşyalarla neredeyse müze kimliği kazandı.

Nesibe Günalp Kal, AA muhabirine, Mevlevihane’ye ait eserlerin ailesi tarafından nesilden nesle değeri bilinerek saklandığını söyledi.

Ailedeki herkesin aynı bilinçte olduğunu belirten Kal, “Bu eserleri senelerce taşındığım her eve beraberimde götürdüm. Taşınma faaliyeti biraz uzun sürüyordu her seferinde. Mesela diyelim ki Kükürtlü Caddesi’nde bir eve taşındım, aşağıya küçücük bir merdiven yaptım odunluk olan bölüme, bu eşyaları sakladım. Hisar’da başka bir eve geçtim, o evin alttaki iki bodrum odasını bir güzel bu işe tahsis ettim. Velhasıl eşim de sabretti, çocuklar da arada büyüdü. Gün bugün, saat bu saat ne mutlu bize.” diye konuştu.

Kal, getirdiği eserlerin arasında annesinin iki oğlu için verdiği antikaların yerinin ayrı olduğunu, onların rızasını alarak bunları süreli sergilenmek üzere bağışladığını aktardı.

Eserleri zarar görmeden gelecek nesillere miras bırakmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Kal, şöyle devam etti:

“Bu benim başarım değil. Bu benim annemin, anneannemin ve anneannemin annesinin başarısı. Mesela birisi Bursa’da değil, o sırada şehir dışında. Burada bir bekçi aileye, güvendiği bir aileye rica ediyor. Diyor ki ‘Biz gidiyoruz, bizim evimizde siz oturun. Lütfen evimize göz kulak olun. Şu odaları açmasın çocuklarınız. Öbür taraflar sizin olsun, biz gidiyoruz’ diyorlar. Yani aynı şey anneannemin annesi için de geçerli. O da diyor ki ‘Ben burada oturayım ama bana bir yardımcı aile lazım. Ben tek başıma oturamam, eşim savaşta.’ O aileye bir kısım yer veriyorlar. O aileler sayesinde yani hiçbir zaman yalnız değiliz ve ben de burada yalnız değilim. Şöyle ki burada komşularım da bana çok yardım ettiler. O aileye de çok teşekkür doluyum.”

Evinde bulunan çok sayıda tarihi askeri belgeyi ise askeri müzeye bağışladığını anlatan Kal, “Böyle böyle hafifliyorum. Böyle böyle huzura kavuşuyorum ve her şeyi yerli yerine yerleştirmenin huzurunu yaşıyorum.” dedi.

“Hem eseri hem hikayeyi hem de koleksiyoneri bulduk”

Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürü sanat tarihçisi Goncagül Meriç de Mevlevihane’nin yaklaşık 15 yıl süren projeyle yeniden ayağa kaldırıldığını bildirdi.

Müzeyi oluşturma kısmında zorluk çektiklerini aktaran Meriç, şu bilgileri verdi:

“Bu dergah kapandığında bizim bildiğimiz, müzelere giren herhangi bir eser, obje yoktu. Biz çok güzel bir vesileyle Bursa Mevlevihanesi’nin son postnişini Mehmed Şemsettin Efendi’nin torunu ile tanıştık. Kendisi ailesinin yadigarı olan bu güzel koleksiyonu korumuş, annesiyle yıllarca muhafaza etmiş ve Bursa Mevlevihanesi’ne bahşettiler, bağışladılar. 133 parça eserden bahsediyorum ve bunlar şöyle kıymetli; son postnişine ait kürkten tutun da kişisel eşyalarına kadar, dergahın kap kacaklarına kadar, postnişinin postuna kadar çok önemli eserleri bize verdi. Gerçekten burası bir müze formatına büründü.”

Katkılarından dolayı Nesibe Günalp Kal’a teşekkür eden Meriç, “Bazen eseri buluyoruz, bazen hikayeyi bulamıyoruz. Burada bizim için şu çok kıymetli; hem eseri hem hikayeyi hem de koleksiyoneri bulduk. O yüzden bu bizim için çok değerli.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bursa-mevlevihanesinde-yillarca-saklanan-koleksiyon-sergilenmeye-baslandi/feed/ 0