CHP’li Süllü, “TÜGVA Kıraathanesi” tabelası asılan “Eti Şehir ve Göç Müzesi” binası önünde açıklama yaptı. ETİ Şehir ve Göç Müzesi ile ilgili geçmişte yaşananları hatırlatan Süllü, “Hepimizin bildiği gibi, 2013 yılında Eskişehir’in ‘Türk Dünyası Kültür Başkenti’ unvanını almasıyla kanunla Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı kurulmuştu. 31 Aralık 2013’de Ajans, kanun gereği, süresi bittiğinden varlıklarını Büyükşehir Belediyesi’ne devretmesi gerekirken tasfiyesi, 2014 yerel seçimleri sonrasına bırakılmıştı. Seçimlerde Büyükşehir Belediyesi’ni Yılmaz Büyükerşen’in kazanması sonrası Büyükşehir Belediyesine devredilmesi gereken varlıklar kurulan Türk Dünyası Vakfı’na devredilmişti” dedi.
“VAKIF MÜTEVELLİ HEYETİ ACİLEN KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPMALI”
Süllü, müze olarak tahsisli iken kullanım amacına aykırı olarak TÜGVA’ya tahsis eden aralarında geçmiş dönem iki AKP milletvekili ve bürokratların bulunduğu Vakıf Mütevelli Heyeti’nin konu ile ilgili acilen kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini ifade etti.
Süllü, “Kimse bizden, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden kaynakları kesilen TÜGVA’nın şimdi de Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden, şehrimizin değerlerini hedef almasına sessiz kalmamızı beklemesin. TBMM Başkanlığı’na konu ile ilgili soru önergemizi verdik. Ancak, yanıt gelene kadar öncelikle Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyeti ve Valiliğin Eskişehir kamuoyunu acilen aydınlatması gerekir” dedi.
CHP’li Süllü, şu sorulara yanıt istedi:
“Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Türk Dünyası Vakfı’na tahsis edilen müzenin aradan geçen 9 yılda açılmamasının gerekçesi nedir? Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında kullanım amacı “müze” olan Eti Şehir ve Göç Müzesi’nin tabelasının indirilerek yerine, kullanım amacına aykırı olarak “TÜGVA Kıraathane” tabelasının asılmasıyla ortaya çıkan işlem için, Vakıf Genel Kurulu kararı alınmış mıdır? Bu kararı kim vermiştir Yapılan işlem 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’na uygun mudur ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne herhangi bir başvuru olmuş mudur? ‘Müze’ tahsisli olarak açılmaya hazır olan Eti Şehir ve Göç Müzesi’nin TÜGVA’ya “kıraathane” olarak tahsis edilmesinin gerekçesi ve kamu yararı nedir Eskişehir’de toplum yararına çeşitli projelere de destek veren proje sponsoru Eti Şirketler Grubu’ndan, TÜGVA’ya tahsisle ilgili herhangi bir izin veya onay alınmış mıdır? Açılmaya hazır müzenin içindeki tefrişat ve yapımlara ne olmuştur? Sürekli kamu kaynaklarına göz koyan TÜGVA, kıraathane açmak için şehirde başka hiçbir yer bulamadı da şehrimizin kültürel geçmişini geleceğe taşıyacak müzemize mi göz koydu?”
“KONUNUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Süllü, açıklamasının devamında şöyle konuştu:
“Bunu kabul etmemiz mümkün değildir; yanlış karardan acilen dönülmelidir. Yerel yönetimlerimizin projeleri ile turizm şehri olan, müzelerinin de çekim noktası olduğu Eskişehir’imizin kültürü ve göç hafızasının, gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacak; ülkemizde ilk olma özelliğini taşıyacak şehir ve göç müzesi olması gerektiği gibi, mutlaka açılmalıdır. Konunun takipçisi olacağımız bilinmelidir.”
]]>
CHP Manisa Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, üretici fiyatlarıyla market fiyatları arasında oluşan fahiş fiyat farklarına dikkat çekti. Başevirgen, üretici fiyatlarıyla market fiyatları arasında 4 katı fark olduğunu söyledi.
Başevirgen yaptığı yazılı açıklamada, “TÜİK verilerine göre tarım ürünleri üretici fiyat endeksi geçen yılın aynı dönemine göre yıllık yüzde 61,87, bir önceki aya göre ise yüzde 5,57 oranında arttı. En yüksek yıllık artış yüzde 170,17 ile yağlı meyvelerde olurken, yüksek fiyat artışlarını koyun, keçi ve işlenmemiş süt takip etti. Sebzeden meyveye, etten süte kadar vatandaşlarımızın yaşamak için tüketmesi gereken gıdaların fiyatları el yakıyor. Bu fiyatlarla vatandaşların gıdaya erişimi bile imkansız hale geldi” ifadelerini kullandı.
Hem üreticinin hem de tüketicinin en büyük sorunlarından birinin üretici fiyatlarıyla market fiyatları arasındaki uçurum olduğunu belirten Başevirgen, “Çiftçilerimizin ürünleri, market raflarında 3 hatta bazı ürünlerde 4 katı fiyatına yer buluyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre Mart ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 378 ile limonda görülürken, limondaki fiyat farkını yüzde 255,2 ile kuru incir, yüzde 245,9 ile patlıcan, yüzde 232,4 ile yeşil soğan, yüzde 184,3 ile maydanoz takip etti. Üreticide 3 lira 50 kuruş olan limon markette 16 lira 73 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 408 lira 48 kuruşa, 15 lira 88 kuruş olan patlıcan 54 lira 93 kuruşa, 10 lira 17 kuruş olan yeşil soğan 33 lira 81 kuruşa, 4 lira 33 kuruş olan maydanoz 12 lira 31 kuruşa satılıyor” dedi.
“VATANDAŞLARIMIZ NE DANA ETİNİN NE TAVUK ETİNİN NE DE SEBZELERİN YANINA YANAŞABİLİYOR”
Üretici fiyatlarıyla, market fiyatlarına ilişkin verileri de paylaşan Başevirgen şunları söyledi:
“TZOB verilerine göre; Mart ayında markette 39 ürünün 15’inde fiyat artışı yaşandı. Mart ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,2 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat artışını yüzde 45,7 ile sivri biber, yüzde 16,2 ile tavuk eti, yüzde 7,9 ile kuzu eti, yüzde 7,8 ile dana eti takip etti. Rekor üstüne rekor kıran fiyatlar, vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerinden oluşuyor. 17 bin liralık asgari ücret, 10 bin liralık emekli maaşıyla vatandaşlarımız ne dana etinin ne tavuk etinin ne de sebzelerin yanına yanaşabiliyor. Dana eti ve tavuk etini bir kenara bırakıp sadece sebze fiyatlarındaki değişime bakacak olursak; limonun üreticideki kilogram fiyatı 3 lira 50 kuruş, haldeki fiyatı 8 lira 50 kuruş, pazar fiyatı 15 lira 8 kuruş, market fiyatı ise 16 lira 73 kuruş.
Yine sofraların değişmez sebzelerinden biri olan patlıcanın üreticideki kilogram fiyatı 15 lira 88 kuruş, haldeki fiyatı 36 lira 40 kuruş, pazar fiyatı 46 lira 67 kuruş, market fiyatı ise 54 lira 93 kuruş. Yeşil soğanın üreticideki demet fiyatı 10 lira 17 kuruşken markette 33 lira 81 kuruş. Marulun adedi üreticide 12 lira 71 kuruşken markette 34 liraya kadar yükselmiş durumda. Sebzelerdeki üretici ve market fiyatları arasındaki fahiş fark baklagillerde de benzerlik gösteriyor. Yeşil mercimeğin üreticideki kilogram fiyatı 26 lira 40 kuruş, markette 67 lira 18 kuruş. Nohut, üreticide 29 lira 44 kuruş, markette 73 lira 96 kuruş. Kırmızı mercimek üreticide 17 lira 50 kuruş, markette 43 lira 30 kuruşa yer buluyor.”
“TÜM YÜK VATANDAŞIMIZIN SIRTINA YÜKLENDİ”
Başevirgen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın asgari ücrete Temmuz’da ara zam gelmeyeceğine ilişkin açıklamalarını da hatırlatarak, “Yine tüm yük vatandaşımızın sırtına yüklendi. Milyonlarca vatandaşımızın tek derdi bir sonraki ayı getirebilmek. Asgari ücretin açıklanmasının üzerinden henüz 4 ay geçmesine rağmen açlık sınırının altına düşen ücretlerle çalışmaya mahkum edilen yurttaşlarımız, 8 ay daha yeni asgari ücret için bekleyecek. Her geçen gün yoksulluğun altında biraz daha ezilecek” dedi.
]]>Son bir yılda dana eti fiyatındaki artış oranı yüzde 83.4’e ulaşırken, kuzu etinde bu oran yüzde 118’i gördü. 2024 yılının ilk çeyreğinde ise kırmızı et fiyatları yaklaşık yüzde 40 artış gösterdi. Vatandaşın alım gücünün günden güne düştüğünü ve et satışlarının giderek azaldığını söyleyen İzmirli kasap, “Müşteriler de biz de çok zor durumdayız” dedi. Emekli bir yurttaş ise “Memleket batmış gidiyor. Emekli ölüyor, ölüyor” diye isyan etti.
Et fiyatları günden güne artmaya devam ediyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre, yılın ilk 3 ayında kuzu etine gelen zam oranı yüzde 39.3 olurken, ocak ayında dana etinde ise yüzde 24.8 artış yaşandı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre ise dana eti son bir yılda yüzde 83.4 zamlanırken, kuzu etine gelen zam bir yılda yüzde 118’i buldu.
Vatandaşın alım gücünün günden güne düştüğünü ve et satışlarının giderek azaldığını söyleyen Bucalı Kardeşler Kasabı Ersay Özkarkulak, “Şu an et fiyatları çok yüksek. Müşterinin yani alım gücü çok düşük. Fiyatlar hafta hafta hatta günlük değişiyor desem yeri var. Borsa gibi oldu. Şu an dana kıymayı 550 liraya veriyoruz. Kuşbaşı 580 lira. Kuzu kuşbaşı 650 lira. Pirzola ve spesiyal ürünler 750 lira. Müşteriler de biz de çok zor durumdayız. Müşterinin alım gücü düştü. Şimdi 1 kilo alan yarım kilo, yarım kilo alan 250 gram alıyor. Gerçekten artık müşteriler de şaşırdı. Her gün ayrı fiyat. Müşteri geldiğinde ilk önce fiyat değişti mi yine diye soruyor. Geçen müşterimin biri köfte istedi. O gün için 480 liraydı köfte. ‘Bugün alayım bir daha almayalım, siz artık bizim gelmemizi istemiyorsunuz’ gibi sitemde bulundu bize. Zammın bizden kaynaklandığını düşünüyor vatandaş. Zam bizimle ilgili bir şey değil. Bu genel bir artış. Bizim burada kar marjımız zaten belli. Zaten müşteriye derdimizi çok zor anlatıyoruz. Müşteri bunu anlamıyor. Zammı kasap yapmış gibi düşünüyor. Bu genel olarak bizim hayvancılık politikasından kaynaklanan bir durum. Benim talebim bir fiyatın sabitlenmesi. Müşterinin bir fiyata alışması. Şu an sabitlenen hiçbir şey yok. Köfte yarım kilo değil de 10 tane 6 tane ver diyen müşteriler de var. Adetle alıyorlar. Şimdi insanların birer kilo birer kilo et, kıyma alması çok zor. Üç parça bir şey aldığınız zaman 2 bin lira para tutuyor. Gerçekten insanın işi zor” dedi.
“BAYRAMDA DA ET ALMAMIŞTIM”
10 bin lira emekli maaşı ile geçimini sağlayamadığını ve bayramda et alamadığını belirten 70 yaşındaki emekli vatandaş, “Emekli maaşım 10 bin lira. Vicdanen bu olur mu? Yemin ederim 8 bin lira kiram var. Oğullarımdan alıyorum, kiramı veriyorum. Ben peki gelip et yemeyeyim mi? Ben 70 yaşına gireceğim. Tayyip Erdoğan’dan bir yaş küçüğüm. Vicdanen 10 bin lira maaş olmaz. Allah rızası için buna el atsın. Ben etrafımdakilere soruyorum diyorum ki bir iyileştirme yapılacaktı, yapıldı mı diye. Hayır temmuz ayında yapılacak dediler. Onu zaten biliyorum senede iki kere olduğunu. Ne yapacak o zamanda? ya bin lira ya 2 bin lira zam yapacak. Bu gerçekten yetmiyor. En azından emeklilerin maaşını asgari ücretle eşitlesin. İşte faturam burada. Bayramda da et almamıştım. Bu benim bayram etim. Bakın bin 470 lira. Yemin ederim ki ben bayramda et almadım. Maaşım 10 bin. 10 binin dışında evime giren maaş yok. Kiralarımı da öbür oğlum, damadım, bir yeğenim var İstanbul’da Allah bin kere razı olsun. Bana her zaman para gönderiyorlar. Ben kiramın üstüne ekliyorum onu. Yoksa ben kesinlikle idare edemiyorum. Buna bir el atın. Emekli maaşı asgari ücret gibi olsa 18 bin, 20 bin olsa rahat rahat geçiniriz. 10 bin lira bir şey değil. Bayram ikramiyesi 3 bin dedi. Üç bin neye yeter? İşte bin 500’ü verdim. Neye yeter? Benim elektriğim, suyum, diğer ihtiyaçlarım 10 bini geçiyor” diye konuştu.
“GEÇEN YILA GÖRE ET FİYATLARI 3’E KATLADI”
Şanlı Et Pazarı Kasabı Zülfü Şanlı ise geçen yıla oranla et fiyatlarında 3 kat artış yaşandığına dikkat çekti. Şanlı, et satışlarının düştüğünü ve esnafın da zarar ettiğine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Bir arkadaşımız Bulgaristan’a tatile gitti, geldi. Orada 13 Bulgar Levası etin kilosu. Yaklaşık dana eti kemiksiz 130 liraya geliyor. Bulgaristan’da et 130 lira. Eskiden Bulgaristan’da et fiyatı ne kadarsa Türkiye’de de aynı fiyataydı. Burada birden bire bir senede ne oldu biz de bilmiyoruz. Geçen sene bu zamanlar et 150 liraydı. Oldu 550 lira etin kilosu. 3’e katladı. Yüzde 300 zam. Durdurulamıyor da her hafta farklı fiyat. Haftalık kesim yapıyoruz. Geçen hafta 350’ye kestik. Bu hafta 400. Haftaya belki 450 lira olacak. Kimse de bir şey demiyor. Ne olacak? Bu nereye gidiyor? Dur diyen de yok. Burada çıksa bir Tarım Bakanlığı’ndan bir yetkili ithal eti bir serbest bırakıyoruz dese yapmasalar da et fiyatı geriye gelecek. Gelecek çünkü diyen yok. Köylü de durmadan fiyat üstene fiyat koyuyor. Sıkıntımız çok büyük. Tüketicinin de sıkıntısı var, alamıyorlar. Bir kilo alan yarım kiloya düştü. Yarım kilodan 250 grama düştü. Satışlarımız bayağı geriye geldi. Ama hala hiç kimsenin bir şey yaptığı yok. Bunu nasıl çözülecek? Bir şey de biz de bilemiyoruz. Bizim için de çok zor. Satışımız hep düşüyor. Fiyat yükseldikçe satış geriye geliyor. Bizim maliyetlerimiz giderlerimiz aynı. Satış düştüğü zaman biz de zarar ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“BİZ ÜRETMEDİKÇE, TÜKETTİKÇE DAHA ÇOK ZAM OLACAK”
Et fiyatlarındaki artışın yerli üretim yapılmamasından ve fahiş mazot fiyatlarından kaynaklı olduğunu ifade eden yurttaş, “Biz tarıma, üretime el atsak bu et fiyatları bu kadar pahalı olmaz. Yurt dışından saman getiriyoruz. Yurt dışından ne olduğunu bilmediğimiz dana getiriyoruz. Çiftçimize, emekçilerimize biz bu üretim yapan insanlarımıza destek olmalıyız. Mazot fiyatları bence eti fiyatlarını etkiliyor. Çünkü çiftçimiz tarlasını süremiyor. Tarlasını süremeyince her şeye zam geliyor. Mazot fiyatları düşerse hem çiftçimizi de rahatlar hem biraz daha fiyatlar daha uygun olur. Bence üretimle ilgili bu zamlar. Biz üretmedikçe, tükettikçe daha çok zam olacak diye düşünüyorum. Üretim, üretim, üretim diyorum” diye konuştu.
“KASABA SADECE SÜT ALMAYA GELİYORUZ”
Bir diğer vatandaş da “Sadece kurbandan kurbana et yiyoruz o da kurban alabiliyorsak. Onun dışında herhangi bir eti görmüyoruz, süt almaya geliyoruz sadece” dedi.
“EMEKLİ ÖLÜYOR”
Emekli vatandaş ise “Et yiyemiyoruz. 5 kişilik aileyiz. 270 lira para verdim. Yarım kilo yok. Memleket batmış gidiyor. Emekli ölüyor ölüyor” diye tepki gösterdi.
“EMEKLİLER ESKİSİ GİBİ ET ALAMIYOR”
Şen Kasap işletmecisi Arif Aktaş, “Etler çok pahalı, halk alamıyor. Emeklililer, emekli maaşlarıyla gelip eskisi gibi et alamıyorlar. Eskiden yine bir ucuzluk vardı, sirkülasyon oluyordu ama şu an o sirkülasyon olmuyor. Kimse doğru düzgün et alamıyor. Pahalı yani alım gücü yok. İnsanlar geçinemiyor. Etler ucuzlasın, artık herkes gönül rahatlığıyla et alabilsin istiyoruz” dedi.
]]>İlçede yüzbinlerce vatandaşı ağırlamaya hazırlanan Sivrihisarlılar, depolarında beklettikleri tonlarca sucuk ve ekmeği misafirleriyle buluşturmak için gün sayıyor. Alişan ve Kubilay Karça gibi sanatçıların konser vereceği festival için Sivrihisar’ın coğrafi tescilli dövme sucuğu kasaplar tarafından özenle hazırlandı. Sunuculuğunu Hilal Özgani’nin yapacağı etkinlikte yaklaşık 8 ton sucuk dağıtılacağı öğrenilirken, saat 11.00’de başlayacak ve ücretsiz sucuk ekmek ikramlarının yapılacağı organizasyonda bu sene 400 bine yakın katılım beklendiği belirtildi. 500 kilo sucukla ve 3 bin 500 yumurtayla yapılacak olan sucuklu yumurta ile yeni bir rekora imza atmaya hazırlanan Sivrihisar halkı, 28 Ocak Pazar günü tüm vatandaşları festivale davet etti.
“Sucuklarımız basıldı, ekmeklerimiz pişirildi ve 28 Ocak Pazar gününü bekliyoruz”
Sivrihisar Belediye Başkanı Hamid Yüzügüllü, bu sene 8’incisini gerçekleştirilecek olan Sivrihisar Dövme Sucuk Festivali için tüm hazırlıkların devam ettiğini söyledi. Sivrihisar halkının heyecanla ve sevgiyle gelecek misafirlerini beklediğini ifade eden Yüzügüllü, “Burada hafta sonu çok büyük bir kalabalık bekliyoruz. Geçen sene de 300 binin üzerinde misafirimiz vardı. İnşallah bu sene onun da üstüne çıkacağımızı düşünüyoruz. O yüzden tüm hazırlıklarımız yapılıyor. Yani sucuklarımız basıldı, ekmeklerimiz pişirildi ve 28 Ocak Pazar gününü bekliyoruz. O gün yine geleneksel hale getirdiğimiz tavada sucuklu yumurta yapıyoruz. Bunun da hazırlıklarını gerçekleştirdik. Bu sene 500 kilo sucuğu 3 bin 500 yumurtayı bir araya getirip sucuklu yumurtamızı yapacağız. Her yıl katlanarak giden bir miktarımız var. Her yıl bir rekor daha kırıyoruz. Aynı zamanda da tabii ki mangallarımız yanacak. Mangallarımızda da 7 bin 500 ton civarında sucuk pişirip gelen misafirlerimize ikram edeceğiz. İnşallah bu sene 350-400 bin katılımı bulacağımızı düşünüyorum” dedi.
“Tüm hazırlıklarımız bitme aşamasında”
Kasap Hüseyin Sarıkaya, Geleneksel Sivrihisar Dövme Sucuk Festivali için büyük hazırlıklar yaptıklarını dile getirdi. Sadece kendi işletmelerinde 1 ton 200 kilo kadar sucuk hazırlandığını belirten Sarıkaya, “Şu an tüm hazırlıklarımız bitme aşamasında. Sadece sucuklarımızı dinlendirme aşamasına aldık. Yani ıslak satmak istemiyoruz. Eti komple karkas olarak alıyoruz, 2 gün dinlenme aşamasına sokuyoruz. Sıcak etle işlem yapmıyoruz. Sonra kemiğinden sıyırıyoruz. Bonfilesi, bifteği, budu, kaburgası ve kolu fark etmeksizin eti komple sucuğa basıyoruz. Dinlendirme aşamasının ardından zırhlıyoruz. Bunun ardından eti tekrardan dövme aşaması oluyor. Sonrasında ise eti baharatlıyoruz. Sarımsağı, acı, tatlı biberiyle ve kimyonuyla güzelce harmanını, karışımını yapıyoruz. Eti 24 saat baharatlı bir şekilde bekletiyoruz. Buradan sonra sucuğu dolum aşamasına getiriyoruz, o şekilde dolumunu yapıyoruz. Baharatla eti 24 saat dinlendirmek zorundayız. Diğer türlü düzgün bir sucuk olmaz. Bizim Sivrihisar’ımıza da layık olmaz. O yüzden mecburen dinlendiriyoruz. Kimyon, acı biber, tatlı biber, çemen, sarımsak ve tuz olmak üzere toplam 6 çeşit baharat kullanıyoruz. Sivrihisar’ımızın eski sucuğunun tadını çıkartmaya çalışıyoruz. O şekilde lezzet sunuyoruz” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>