Etki – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 04 Aug 2024 01:12:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Oxford-AstraZeneca Covid aşısı piyasadan çekiliyor https://www.haber28.com.tr/oxford-astrazeneca-covid-asisi-piyasadan-cekiliyor/ https://www.haber28.com.tr/oxford-astrazeneca-covid-asisi-piyasadan-cekiliyor/#respond Sun, 04 Aug 2024 01:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29255 Oxford-AstraZeneca Covid aşısı üç milyar dozdan fazla uygulandıktan sonra piyasadan çekiliyor.

AstraZeneca, aşıdan “müthiş bir gurur duyduklarını”, ancak ticari bir karar aldıklarını söyledi.

Şirket, yeni koronavirüs varyantlarının ortaya çıkmasıyla, talebin güncellenmiş aşılara kaydığını söyledi.

Aşının pandemi döneminde milyonlarca kişinin hayatını kurtardığı tahmin ediliyor, ancak aşı ayrıca nadir görülen ve bazen ölümcül de olabilen kan pıhtılaşmalarına neden olabiliyor.

Dünyayı pandemi kapanmalarından kurtarma yarışında, Oxford-AstraZeneca ortaklığında hazırlanan Covid aşısı, Oxford Üniversitesi’ndeki bilim insanlarınca rekor bir sürede geliştirildi. Normalde 10 yıl süren aşı geliştirme süreci, 10 ayda tamamlandı.

AstraZeneca aşısı, Kasım 2020’de muadillerinden çok daha ucuz ve saklaması kolay olduğundan, “dünya için bir aşı” diye karşılanmıştı. Bunun yanı sıra İngiltere’nin aşılarla kapanmalardan çıkma politikasının en önemli unsuruydu.

Bristol Üniversitesi’nden Prof. Adam Finn “Doğrusu, dev bir fark yarattı. O dönem Pfizer’ın aşısıyla birlikte yaşadığımız felaketten bizi çıkarttı” dedi.

Ancak aşının şöhreti, nadir görülen bir yan etki olan kan pıhtılaşması nedeniyle darbe yedi ve İngiltere dahil bazı ülkeler alternatif aşılara yöneldi.

Aşı fazlası, düşen talep

AztraZeneca’dan yapılan yazılı açıklamada, “Bağımsız tahminlere göre, kullanımın sadece ilk yılında 6,5 milyon yaşam kurtarıldı. Çabalarımız dünya genelindeki hükümetler tarafından tanındı ve küresel pandeminin sona erdirilmesinde kritik bir unsur olarak görüldü” denildi.

Şirket ayrıca, Covid virüsünün mutasyona uğramış yeni varyantlarını yakından takip eden yeni aşılarla “güncellenmiş aşı fazlası ortaya çıktığını” ve “düşen talep” nedeniyle aşının artık “üretilmediğini ve tedarik edilmediğini” bildirdi.

Prof. Finn “Sanırım aşının piyasadan çekilmesi artık işe yaramadığını gösteriyor. Virüs çok atik çıktı ve evrimleşerek orijinal aşılardan uzaklaştı. Yani bir anlamda artık aşılar alakasız hala geldi ve şu anda yeniden formüle edilmiş aşılar kullanılıyor” dedi.

Yan etki tartışmaları

AstraZeneca’nın ürettiği Covid aşısı genel olarak güvenli ve etkili olarak değerlendirilse de Trombositopeni Sendromlu Tromboz (TTS) olarak bilinen nadir ancak ciddi bir yan etki riski taşıdığı ortaya çıkmıştı.

Aşı, 18 yaş ve üzeri kişilerde, genellikle üst kola, yaklaşık üç ay arayla iki enjeksiyon şeklinde uygulanıyordu. Bazı ülkeler tarafından takviye aşısı olarak da kullanıldı.

Vaxzevria adlı aşı, Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünden bir protein yapma genini içerecek şekilde modifiye edilmiş adenovirüs ailesinden başka bir virüsten oluşuyor ve virüsün kendisini içermiyor.

Nisan 2021’de aşı olduktan sonra kan pıhtısı nedeniyle beyin hasarına uğrayan ve çalışamayan iki çocuk babası Jamie Scott şirkete yönelik ilk yasal süreci başlatmıştı.

Aşıyla ilgili toplu bir davada birden çok iddiayla karşı karşıya olan AstraZeneca, geçtiğimiz aylarda Covid aşısının bu yan etkiye neden olabileceğini ilk kez mahkeme belgelerinde kabul etti.

Bazı davacılar yakınlarını kaybettiklerini, bazılarıysa aşının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını iddia ediyor.

AstraZeneca iddialara karşı çıkıyor ancak Şubat ayında İngiliz Yüksek Mahkemesi’ne sunduğu yasal bir belgede Covid aşısının “çok nadir durumlarda TTS’ye neden olabileceğini” doğruladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/oxford-astrazeneca-covid-asisi-piyasadan-cekiliyor/feed/ 0
Diyarbakır’da bin 123 işletme kapandı, gençler Avrupa’ya göç ediyor https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-bin-123-isletme-kapandi-gencler-avrupaya-goc-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-bin-123-isletme-kapandi-gencler-avrupaya-goc-ediyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:48:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29104 AHMET ÜN

(DİYARBAKIR) – Ülkede yaşayan ekonomik kriz ve işsizlik, Diyarbakır esnafını da olumsuz etkiledi. Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, kentte son bir yıl içerisinde bin 123 işletmenin kapandığını belirterek, “Şu an gençlerde Avrupa ülkelerine gitme gibi bir furya gündemde. İnsanlarımızın çoğu burada iş bulamadığı için Avrupa’ya gitmeye çalışıyor” dedi.

DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu, ekonomik krizin kentteki etkisini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. “Özellikle son 5-6 yıldır pandemi süreci, ardından yaşanan ekonomik dalgalanmalar, son olarak bölgemizin 11 ilini etkileyen depremin ardından gerek halkımız gerekse de esnaf ve sanatkarlarımız ciddi bir anlamda etkilendi ve bu etki devam etmektedir” diyen Ebedinoğlu, şöyle konuştu:

“Yıllardır bölgenin kalkınması için teşvikler veriliyor. Bu teşvikler 18 bin kişinin istihdam edildiği Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’ne veriliyor. Oysa esnaf ve sanatkarlara baktığımızda 100 bin dolayında istihdam sağlıyor. Esnaf ve sanatkar devletin istihdam yükünü sırtında alıyor. Bu nedenle mutlak suretle esnafın ayakta kalması gerekiyor. Son dönemlerde artan faiz oranları ve enflasyon birçok kesimi etkilediği gibi esnafı da çok ciddi bir şekilde etkiledi. Diyarbakır’da son bir yılda bin 123 esnaf işletmesini kapatmak zorunda kaldı. Bunların en büyük kesimi hizmet sektörüdür. Bu sektör en fazla istihdam sağlayan alandır” dedi.

ŞU ANDA BÜYÜK BALIK KÜÇÜK BALIĞI YUTMAKTA’

Ebedinoğlu, zincir marketlerin yaygınlaşmasının esnafa olan etkisini ‘büyük balık, küçük balığı yutuyor’ olarak yorumlarken, bu marketlerin bulundukları kentlerin vergi gelirlerine bir katkı sağlamadığına dikkat çekti. Zincir marketlerde alışveriş yapanları alacakları ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat etmeleri çağrısında bulunan Ebedinoğlu, şunları söyledi:

“Darbe yiyen başka bir esnaf kesiminden de söz etmek istiyorum. Diyarbakır’da, 10 yıl önce 5 bin 600 civarında olan bakkal sayısı maalesef şu an 2 bin 200’e inmiş. Bunun en büyük nedenlerinden biri de zincir, hiper ve süper marketlerdir. Bununla ilgili TESK olarak, yıllardır TBMM’de çıkmasını beklediğimiz perakende yasası vardır. Bu yasa çıkmadığı takdirde ticarette ahlaklı bir düzen sağlanamaz. Neden sağlanamaz? Şu anda büyük balık, küçük balığı yutmaktadır. Büyük holdingler bu kesimi bitirme noktasına getirdi. Bu kesimin vatandaşlarımızı mağdur ettiğini tespit ettiğimiz bir konuya da paylaşmak istiyorum. Bu zincir marketlerde son kullanma tarihi az kalmış ürünler satılmaktadır. Diyarbakır’da tespit ettiğimiz bu konuyu Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve ilgili kurumlara ilettikten sonra binlerce ürün imha edildi. Halen aynı sistem devam ediyor. Vatandaşlarımızı özellikle o market zincirlerinden alışveriş yaptığı zaman ürünlerin son kullanma tarihlerine dikkat etsinler. Güvenilir esnaf mahalle bakkalıdır. Çünkü yeri geldiğinizde evinizin anahtarını teslim ettiğiniz bir kesimdir. Maalesef bu zincir marketlerin çoğu Türkiye’nin ekonomisine yön veren holdinglerdir. Üretim ve yatırımlarının tamamı batıdadır. Ama günlük sıcak parayı da ilimizde alıyor. Hiçbir yatırım ve istihdam da sağlamıyorlar. Neden sağlamıyorlar? Çünkü yatırımları batıda. Buradaki vergi kayıtları da Diyarbakır’da değil. Bu vergi kaydının yapılmaması kentte ayrı bir zarar vermektedir. Bu kurumların vergi ödemeleri Diyarbakır’ın gelirine yansımıyor. Bir an önce yasal düzenlemenin yapılması gerekiyor. Aksi takdirde istihdam sağlayan esnaf ve sanatkarlar zor durumda kalacak. Durum böyle devam ederse yıl sonuna kadar binlerce esnafımızın işletmelerini kapatacaklarının kaygısıyla karşı karşıya kalacağız.”

‘DEVLETİN DENETİM MEKANİZMASINDA SIKINTI VAR’

İşletmelerdeki fahiş fiyatla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ebedinoğlu, kamu kurumlarının denetiminin yetersiz olduğunu belirterek, “Fahiş fiyatlarla ilgili devletin yeni bir mekanizma kurması gerekiyor. Şu anki denetimler yeterli değildir. Her alanda fırsatçılar var. Bunu tamamen işletmeciye yüklemek de doğru değil. Devletin denetim mekanizmasında sıkıntı var. Buna kökten bir çözüm gerekiyor. Bu durumda vicdansızlık eden, halkı sömüren insanlar var. Bununla çok karşılaşıyoruz. Bu neden cezai müeyyidelerin mutlak suretle uygulanması gerekiyor. Aksi takdirde bunun önüne açıklamalarla geçinilmez. Radikal, kararlı ve kanunlara dayalı yeni bir denetim gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.

‘GENÇLERİN AVRUPA ÜLKELERİNE GİTME GİBİ BİR FURYA GÜNDEMDE’

Türkiye’deki ekonomik krizin beraberinde getirdiği yüksek faiz nedeniyle insanların birikimlerini bankaya yatırıp, gelir elde etmesiyle ticari alanda bir gerilemenin yaşanmasına neden olduğunu ifade eden Ebedinoğlu, Diyarbakır’daki gençlerin istihdam olmaması nedeniyle Avrupa’ya göç etmek için çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Şu an ticaretin tamamen durduğunu aktaran Ebedinoğlu, “Bunun nedeni ise, faizlerin yüksek olması insanların çoğu parasıyla üretime girmiyor, parasını bankaya yatırıp, faiziyle kar elde etmeye çalışıyor. Ekonomik krizin en büyük etkenlerinden biri de faizlerin bu kadar yüksek olması, faizlerin yüksek olmasıyla yatırımın üretime dönüşmemesidir. Yüksek faiz ve enflasyonda esnaf çok ciddi etkilendi. Daha önce yüzde 8,5 faizle alınan kredi faizi yüzde 29’a çıkmış durumda. Esnaf kredileri yüzde 50 hazine desteklidir. Hazine desteği olmasına rağmen esnaf krediye ulaşmada sıkıntı çekiyor. Özellikle belirtmek istediğim bir konuyu dile getirmek istiyorum, hükümete de seslenmek istiyorum. İlgili yasalarda esnaf ve sanatkarların korunması gerekiyor belirtilmiş. Aksi takdirde ülke olarak istihdam sıkıntını yaşayacağız. Diyarbakır olarak bunu yaşıyoruz. Genç nüfusun büyük bir kesimi batıda inşaat ve turizm sektöründe çalışıyor. Şu an gençlerin Avrupa ülkelerine gitme gibi bir furya gündemde. İnsanlarımızın çoğu burada iş bulamadığı için Avrupa’ya gitmeye çalışıyor. Almanya 2 milyon kalifiyeli elaman alacağını açıkladı. Şu an Türkiye’de bir çok insan bu yollara başvurmaya başladı” şeklinde konuştu.

]]> https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-bin-123-isletme-kapandi-gencler-avrupaya-goc-ediyor/feed/ 0 Ucuz Enerji Üretimi İçin Yenilikçi Plastik Geliştirildi https://www.haber28.com.tr/ucuz-enerji-uretimi-icin-yenilikci-plastik-gelistirildi/ https://www.haber28.com.tr/ucuz-enerji-uretimi-icin-yenilikci-plastik-gelistirildi/#respond Wed, 10 Jul 2024 02:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24523 Ucuz enerji üretimi teknolojilerinde devrim niteliğinde bir yenilik kapıda. Joanneum Research in Weiz tarafından geliştirilen özel bir plastik, küçük hareketlerden bile elektrik enerjisi üretebiliyor. Bu inovatif malzeme, piezoelektrik etkisini kullanarak, fiziksel deformasyonlardan elektrik enerjisi elde ediyor.

Plastikten ucuz elektrik enerjisi nasıl kullanılıyor? Ne işe yarıyor?

Bu uygun fiyatlı teknoloji, özellikle sensörlerin enerji ihtiyacını devrim niteliğinde bir şekilde karşılayabilir ve pil kullanımını gereksiz hale getirebilir. Bu ucuz malzeme, farklı uygulamalar için büyük potansiyel taşıyor. Örneğin, bisiklet lastiklerine uygulandığında, sürüş esnasında enerji üreterek, lastik basıncını Bluetooth üzerinden sürekli olarak iletebiliyor.

Bu yenilikçi plastik tabanlı ucuz enerji üretim teknolojisi, şu şekilde kullanılıyor:

Piezoelektrik etki kullanımı: Bu etki, belirli malzemelerin fiziksel olarak deformasyona uğradığında elektrik üretmesi prensibine dayanır. Plastik, fiziksel bir kuvvet uygulandığında (örneğin bükme, sıkıştırma veya germe) elektrik yükü üretir.

Ucuz enerji üreten plastik malzeme: Joanneum Research tarafından geliştirilen özel plastik malzeme, hafif ve esnek, bu da onu çeşitli uygulamalara uygun hale getiriyor. Bu plastik, küçük hareketlerden bile enerji üretebilir, örneğin bisiklet tekerleklerinin dönmesi veya rüzgarın etkisiyle.

Uygulamalara entegrasyon: Plastik, hedef nesneye doğrudan uygulanabiliyor. Örneğin, bir bisikletin tekerleği veya bir aracın hareketli parçası üzerine monte edilebiliyor. Bu plastik, hareket halindeyken sürekli olarak enerji üretiyor ve bu enerji, çeşitli elektronik cihazlarda kullanılabiliyor.

Veri iletimi ve gerçek zamanlı izleme: Üretilen enerji, sensör verilerini (örneğin, lastik basıncı veya sıcaklık) gerçek zamanlı olarak izlemek ve iletmek için kullanılabiliyor. Bluetooth gibi kablosuz iletişim teknolojileri aracılığıyla, bu veriler mobil cihazlara veya diğer izleme sistemlerine aktarılabiliyor.

Çevre dostu ve sürdürülebilir: Plastik malzeme çevre dostudur ve uzun ömürlüdür, bu da atık miktarını azaltıp çevresel etkiyi düşürüyor. Bu teknoloji, pil kullanımını azaltarak sürdürülebilir ucuz enerji çözümlerine de katkıda bulunuyor.

Güneşten gelen elektrik ile otomobil şarj etmek!

Bu özellikler, plastik tabanlı piezoelektrik enerji üretim teknolojisini, özellikle hareketin sık olduğu uygulamalar için değerli ve yenilikçi bir çözüm haline getiriyor. Bu da bize, özellikle bisikletler için gerçek zamanlı lastik basıncı izleme gibi yenilikçi uygulamalar sunuyor.

Ayrıca, bu malzemenin rüzgar türbinleri gibi diğer alanlarda da enerji üretimi için kullanılması mümkün. Bu ucuz enerji üreten plastik, Siebdruckverfahren (serigrafi) yöntemi ile etkili bir şekilde üretilebiliyor, bu da masrafları düşük tutarken ucuz ve yüksek enerji verimliliği sağlıyor.

Çeşitli taşıtlardan, hatta rüzgar enerjisi tesislerine kadar birçok alanda kullanılabilecek bu teknolojinin geliştirilmesine, Georgia Institute of Technology ve İsviçre’deki EMPA gibi diğer kurumlar da katkıda bulunuyor.

Bu gelişme, sürdürülebilir enerji çözümleri ve uzun vadede pil kullanımının azaltılması açısından büyük bir potansiyele sahip. Önümüzdeki yıllarda, bu teknolojinin hangi yeni alanlarda kullanılacağı ve enerji üretimi konusunda nasıl bir devrim yaratacağını merakla bekliyoruz.

Bu gelişme sizce de pil ihtiyacını ortadan kaldırabilir mi? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ucuz-enerji-uretimi-icin-yenilikci-plastik-gelistirildi/feed/ 0
Workup4Future Demo Day ile tamamlandı https://www.haber28.com.tr/workup4future-demo-day-ile-tamamlandi/ https://www.haber28.com.tr/workup4future-demo-day-ile-tamamlandi/#respond Sat, 22 Jun 2024 21:12:46 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22308 Workup4Future’ın ilk dönemi Demo Day ile tamamlandı. Afet odaklı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda teknoloji üreten etki girişimlerine özel hızlandırma programından 6 girişim mezun oldu.

Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programı çatısı altında, Türkiye Girişimcilik Vakfı iş birliği ve Hackquarters hızlandırıcı partnerliğinde hayata geçirilen Workup4Future’ın ilk dönemi Demo Day ile tamamlandı. Afet odaklı ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda teknoloji üreten etki girişimlerine özel hızlandırma programından 6 girişim mezun oldu.

İş Mekan’da düzenlenen etkinliğe etki yatırımcıları, mentorlar, İş Bankası ve iştirak yöneticileri ile girişimcilik alanında içerik üreten paydaşlar katıldı.

İş Bankası Girişimcilik Birim Müdürü Aydın Bozdemir ve Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Aygül’ün açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, mezun girişimlerin program yolculuklarına ve oluşturdukları etkiye odaklanan paneller düzenlendi. Sosyal etki yatırımları, sürdürülebilir gelecek için dijital çözümler ve sosyal etki için yapay zeka çözümleri gibi konuların ele alındığı panellerin ardından gerçekleşen network etkinliğinde girişimciler, yatırımcılarla ve potansiyel partnerlerle görüşme ve onlara girişimlerini anlatma fırsatı buldu.

2 girişim yatırım aldı

İş Kuleleri Workup alanında yürütülen ve 4 ay süren Workup4Future programından, doğal afetlerin yanı sıra ‘karbon salımının azaltılması’, ‘sürdürülebilir şehirler’ ile ‘erişilebilir ve temiz enerji’ gibi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına yönelik teknoloji geliştiren 6 girişim mezun oldu.

Etki girişimlerini global ve yerel yatırımcılarla buluşturma, girişimlere iş birliği fırsatları sağlama ve görünürlük kazandırma amacıyla oluşturulan programda 2 girişim FounderOne Etki Yatırım Fonu’ndan yatırım aldı. İş Bankası bir girişimin müşterisi olurken, bir girişimle de kavram kanıtlama çalışması tamamlandı.

Program süresince girişimciler, etki düzeylerini ölçme ve geliştirme konusunda eğitimler aldı, uzman mentorlar ve mezun girişimlerle bir araya geldi. Aynı zamanda İş Bankası ve iştiraklerinin yanı sıra Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın ulusal ve uluslararası ağı aracılığıyla müşteri kazanımı imkanları yakaladı.

Workup4Future 1. dönem mezunları şöyle açıklandı:

Binamod: Kurumsal ve bireysel müşterilere bina bakımı, satın alma ve kiralama kararlarında yardımcı olmak amacıyla binalardan bilgi toplayan, deprem risk önceliklendirmesi, hasar değerlendirmesi, güçlendirme ve afet yönetimi senaryoları hazırlayan teknoloji girişimi. binamod.com/

From Your Eyes: İnsanlardan makinelere kadar uzanan geniş bir spektrum için görme deneyiminin en teknolojik ve kişiselleştirilebilir halini tasarlayan yapay zeka teknolojisi. fromyoureyes.app/

Some Carbon: Bacadan çıkan emisyonları sürdürülebilir yakıtlara dönüştürmek için modüler sistemler geliştiren etki girişimi. someco2.com/

VerdantWave: Yüksek karbon içeriğine sahip selüloz bazlı biyokütle atıklarından faydalanarak dayanıklı biyokompozit polimerler üreten teknoloji şirketi. verdantwave.com/

Waste Log: Kaynağında ayrıştırılmış atıkları lisanslı atık toplama firmaları ile bir araya getiren, mobil uygulaması ile atıkları bulmayı hızlandıran atık yönetimi girişimi. wastelog.co/

WorkyBe: Yapay zeka tabanlı analizleri ve dijital süreç yönetimini tek bir platformda birleştirerek enerji, ekipman ve takım verimliliğini hedefleyen sürdürülebilirlik girişimi. workybe.com/ – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/workup4future-demo-day-ile-tamamlandi/feed/ 0
Tiyatrocular ve tiyatroseverler ekonomik krizin gölgesinde Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyor https://www.haber28.com.tr/tiyatrocular-ve-tiyatroseverler-ekonomik-krizin-golgesinde-dunya-tiyatro-gununu-kutluyor/ https://www.haber28.com.tr/tiyatrocular-ve-tiyatroseverler-ekonomik-krizin-golgesinde-dunya-tiyatro-gununu-kutluyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 22:00:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19938 Tiyatrocu sanatçıları ve tiyatroseverler 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ekonomik krizin gölgesi altında kutluyor…. Yıllarını tiyatroya adamış usta sanatçılar ANKA Haber Ajansına sorunları, beklentilerini anlattı. Sanatçı Orhan Aydın, “Tiyatrocular da artık tiyatro oyunu izleyemez hale geldi” derken, sanatçı Nedim Saban, “Beş sene önce 2 bin lira verdiğimiz bir salona bugün 30-35 bin lira istiyorlar. Biz de bunu seyircinin biletlerine yansıtmak zorunda kalıyoruz.” ifadelerini kullandı. Usta sanatçı Metin Coşkun da “Kriz her zaman olduğu gibi önce müzik, tiyatro gibi sanat dallarını etkiledi ve bu etki halen devam ediyor.” değerlendirmesini yaptı.

Uluslararası Tiyatro Enstitüsünün aldığı kararla 1961’den bu yana 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlanıyor. Türkiye’de her alanda olduğu gibi tiyatrolar da ekonomik krizlden payını almış durumda. Yıllarını tiyatroya adayan usta sanatçılar Metin Coşkun, Orhan Aydın ve Nedim Saban tiyatronun bugünkü durumunu değerlendirirken, ekonomik krizin etkilerine işaret etti.

“DÜNYA TİYATRO GÜNÜ NE YAZIK Kİ KUTLANACAK GÜN BİR DEĞİL BİZİM İÇİN”

Tiyatronun ustalarından Orhan Aydın, “Dünya Tiyatro Günü ne yazık ki artık kutlanacak bir gün değil bizim için. Bugün tiyatro dünyası ciddi bir çıkışsızlıkla karşı karşıya. ya tamamen piyasaya teslim olup sanatsal bağımsızlığını yitireceksin ya da tüm bu ekonomik, toplumsal ve sanatsal krizin ortasında ayakta kalmaya çalışacaksın. Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü ve her şeye rağmen canı gönülden haykırıyoruz; yaşasın tiyatro…” ifadelerini kullandı.

“EKONOMİK KRİZİN DERİNLEŞMESİYLE TİYATRO YAPMAK ZORLAŞTI”

“Tiyatroların nasıl ayakta kalacağına”na ilişkin Aydın, şu değerlendirmede bulundu:

“Tiyatro, sanatçıları ve emekçileriyle yaşar. Ne var ki bugün tiyatrocular çok düşük ücretlerle, farklı işlerde çalışarak sürdürmeye çalışıyorlar yaşamlarını. Ekonomik krizin de derinleşmesiyle tiyatro yapmak her geçen gün daha da zorlaştı. Sigorta, yol, yemek, fazla mesai ücreti gibi en temel haklarsa ‘tiyatro için fedakarlık’ naralarıyla tamamen gündem dışı bırakılıyor. Öte yandan bilet fiyatları krizin etkisiyle öylesine arttı ki kendi inşa ettiği binada oturamayan bir inşaat işçisi gibi, tiyatrocular da artık tiyatro oyunu izleyemez hale geldi. Tiyatro seyircisiyle yaşar. Fakat kültür sanat faaliyetleri bugünkü düzende emekçi halka tamamen kapalı. Tiyatrolar artan giderler nedeniyle bilet fiyatlarını artırdıkça, seyircinin tiyatrolara gelmesi de zorlaşıyor. Tiyatro dünyası bir kısır döngünün içinde sıkışmış durumda.”

“TİYATRONUN YAŞAYABİLMESİ İÇİN HAYATİ OLAN SALONLARSA CAN ÇEKİŞİYOR”

İktidarın ve yerel yönetimlerin tiyatro salonlarının ayakta durabilmesi için adım atmadığını vurgulayan Aydın, “Kiralar, elektrik, su, doğalgaz giderleri cep yakarken tiyatro salonları her gün kapanma tehdidiyle yaşıyor. Tiyatrolar, kültürsüz bir eğlence aktivitesi olarak piyasacı anlayışa teslim olmaya zorlanıyor. Oysa kamusal hizmet vermesi gereken belediyeler de kültür sanat emekçilerine destek olmak yerine yarattıkları rantı patronlara peşkeş çekiyorlar. Tiyatronun yaşayabilmesi için hayati olan salonlarsa can çekişiyor.” şeklinde konuştu.

“ZÜBÜKLER KAYBEDECEK TİYATRO YAŞAYACAK”

“Tiyatro dünyasının içinde bulunduğu durum buyken tiyatronun yaşaması için komünist belediyecilik ilkelerinin ülke çapında yaygınlaşması gerekiyor.” diyen Aydın, şunları kaydetti:

“Kültür sanat üretiminin ekonomik kriz esnasında ciddi maliyetlerle karşı karşıya kalmasına karşın belediyenin imkanları, bir yandan kültür sanat kurumlarını desteklemek bir yandan da tüm yurttaşların bu faaliyetlere ulaşmasını kolaylaştırmak adına kullanılmalıdır. Belediyenin salonları ve kültür merkezleri, prova, gösterim, sergi gibi ihtiyaçlar için sanatçıların kullanımına sunulmalı, bu tip ihtiyaçlar sermayenin boyunduruğundan kurtarılmalıdır. Tiyatronun yaşaması için yerel yönetimlerin kamusal hizmet görevini yerine getirmesi, yurttaşlarla tiyatro arasındaki maddi ve manevi engellerin kalkması gerekiyor. Tiyatro ancak bu yolla, tiyatrocuların sanata bağlılığı ve piyasa ilişkilerini söküp atmasıyla yaşayacak. Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Yerel seçimlere 3 gün kalmışken düzen siyasetinde kültür sanat emekçilerinin sorunlarını ve haklarını, tiyatronun kamusal bir faaliyet olduğunu söyleyen yok. Tiyatronun yaşaması için bu 27 Mart’ta hep birlikte zübüklerden kurtulalım, irademizi komünist belediyecilikten yana kullanalım. Zübükler kaybedecek, tiyatro yaşayacak. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.”

“BU SEFİL VAZİYETİN HERKES FARKINDADIR SANIRIM”

Usta tiyatrocu Metin Coşkun, ekonomik krizin kültür sanat etkinliklerini etkilediğini belirtti. Coşkun, “Kriz her zaman olduğu gibi önce müzik, tiyatro gibi sanat dallarını etkiledi ve bu etki halen devam ediyor. 70’li yıllardan bu yana seyirci kaybı düzenli olarak devam ediyor ama ben tiyatronun bir çıkış yolu bulacağına kesinlikle inanıyorum.” dedi.

“Tiyatronun ülkeyi yönetenlerden ve kendi içinden kaynaklanan çok fazla sorunu var.” diyen Coşkun, şöyle konuştu:

“Ülkeyi yönetenlerden kaynaklanan sorunlar için bu sefil vaziyetin herkes farkındadır sanırım. Ama tiyatronun kendinden kaynaklanan sorunlar konusunda genç tiyatrocu. Arkadaşlarımın ciddi çabaları var ve bu beni çok mutlu ediyor. Sonuç olarak tüm sanatların temeli olduğunu düşündüğüm tiyatronun gelecekte de toplumsal yaşamımızdaki hak ettiği yerde olacağına inanıyorum.”

“SEÇİM ARİFESİNDE VERİLEN SÖZLERE KESİNLİKLE KANMAYIN”

‘Tiyatrokare’nin kurucusu Nedim Saban da “Biz tiyatrocular 365 günü de tiyatro günü olarak kutlamak istiyoruz.” dedi. “Seçim arifesinde verilen sözlere kesinlikle kanmayın” diyen Saban, “Çünkü orada verilen sözlerin tutulmadığını gördüğüm zaman çok üzülüyorum. ‘Öyle yapacağız, böyle yapacağız’ denilmesine inanmıyorum. Ben 32 yıldır bu lafları dinliyorum.” ifadelerini kullandı.

“VERGİLERİMİZİN DÜŞÜRÜLMESİNİ BEKLİYORDUK”

Saban, “Kovid döneminden sonra bu kadar tiyatroya merak varken katma değer vergilerimiz arttı. Biz katma değer vergilerimizin azaltılmasını bekliyorduk. Hatta vergilerimizin düşürülmesini bekliyorduk. Çünkü sanat aynı zamanda kamusal bir yarar sağlıyor. Türk tiyatrosu eğer böyle giderse bu bilet fiyatlarıyla, bu kira fiyatlarıyla 2-3 sene sonra aynı verimlilik olamayacak.” şeklinde konuştu.

“TİYATRO AÇMAZA DOĞRU GİDİYOR”

Tiyatro salonlarının kiralarının arttığına dikkati çeken Saban, “Çünkü bazı kentlerde sadece bir ya da iki salon var. Beş sene önce 2 bin lira verdiğimiz bir salona bugün 30-35 bin lira verebiliyoruz/veremiyoruz. O zaman biz de bunu seyircinin biletlerine aktarmak zorunda kalıyoruz. Aynı şekilde oteller enflasyonla beraber arttı. Benzinin artmasıyla beraber sizin buradan Kars’a gitmeniz neredeyse imkansız hale geldi. Öyle olunca da 6-7 günlük turnelere gitmek zorunda kalıyorsunuz. Bunu da meslektaşlarımız çok fazla istemiyor. Tiyatro böyle bir açmaza doğru gidiyor” dedi.

“TİYATRO KANUNU ÇIKARTILSIN”

Saban, “Özel tiyatroların ayrı bir statü de değerlendirilmesini istiyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda çok güzel adımlar attı. Bu adımların sürmesini ve Tiyatro Kanunu’nun çıkartılmasını bekliyorum.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tiyatrocular-ve-tiyatroseverler-ekonomik-krizin-golgesinde-dunya-tiyatro-gununu-kutluyor/feed/ 0
Van Gölü Havzasında Mart Ayı Rekor Yağışla Geçti https://www.haber28.com.tr/van-golu-havzasinda-mart-ayi-rekor-yagisla-gecti/ https://www.haber28.com.tr/van-golu-havzasinda-mart-ayi-rekor-yagisla-gecti/#respond Sun, 02 Jun 2024 00:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19563 Son yıllarda kuraklık ve aşırı sıcaklar nedeniyle su kaynaklarının olumsuz etkilendiği Van Gölü havzasında, mart ayı, 2003’ten bu yana en çok yağış alan ay olarak kayıtlara geçti.

Küresel ısınma ve kuraklığın etkilerinin en çok hissedildiği yerlerden Van Gölü havzasında bu ay etkili olan sağanak ve kar, bölgedeki su kaynakları için umut oldu.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, AA muhabirine, son birkaç yıldır kış ve bahar dönemlerinde özellikle Van Gölü havzasına yeterince yağışın düşmediğini, bu yüzden hem göl hem barajlar hem de yer altı sularının yeterince beslenemediğini söyledi.

Havza ve çevresinde yaşanan aşırı buharlaşmanın, su kaynaklarındaki seviyenin düşmesine neden olduğunu belirten Alaeddinoğlu, şunları kaydetti:

“Van Gölü havzasında yağışlar, son 20 yıldır sonbahardan kış ve ilkbahara kaymış, yağış kardan yağmura dönüşmüştü. Özellikle son 4-5 yıldır havzaya düşen yağış miktarında azalma, sıcaklığa bağlı buharlaşmada çok ciddi bir artış vardı. Bu da doğal olarak başta Van Gölü olmak üzere havzadaki göllerin seviyesinde düşüşe, küçük göllerin kurumasına neden olmuştu. Aralık 2023’ten marta kadar artarak devam eden yağışlar havzada pozitif etki oluşturacak. Bu yağışların benzerini 2000’li yılların başında yaşamıştık. Son verilere göre havzaya martta ortalama 87-90 milimetre yağışın düştüğü kaydedildi. Bu çok olumlu bir gelişme.”

“Havza bu yıl ihtiyaç duyduğu yağışı aldı”

Havzada etkili olan yağışların küresel ısınmaya bağlı oluşan kuraklıktan etkilenen barajlar, göletler ve tarım arazileri için umut olduğunu ifade eden Alaeddinoğlu, “Yağışlar ekosistemin, tarım arazilerinin, içme ve tarımsal sulamanın, canlıların, göç rotası üzerinde bulunan kuşların, Van Gölü’nde yaşayan inci kefallerinin hayat bulması anlamına geliyor. Son yıllarda etkili olan kuraklık ve şiddetli buharlaşmadan dolayı küçük göller tamamen kurumuş, topraktaki su seviyesi çok azalmıştı. Suya ihtiyaç vardı. Havza bu yıl ihtiyaç duyduğu yağışı aldı. Kuruyan göller tekrar suya kavuşuyor. Topraktan sızan sular kaynakları, kaynaklar da akarsuları besleyecek. Olumlu etkileri görmeye devam edeceğiz. Yağışlar havzadaki su seviyesinde artışa ve iyileşmeye yol açacak. Van Gölü’nde su miktarı artacak.” diye konuştu.

Bu yıl kar ve yağmur şeklinde düşen yağışların havzanın su ihtiyacını karşıladığının altını çizen Alaeddinoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yıl içinde etkili olan yağışlar havzaya büyük bir fayda sağlıyor ancak martta düşmeye devam eden yağışların faydası çok daha fazla. Kış aylarının belli periyotlarında düşmeyen kar, son birkaç haftada yağdı. Neredeyse her gün yağışlı geçiyor. Marttaki yağış oranının, 2000’li yılların mart aylarındaki yağış oranlarının çok daha üzerinde olduğunu görüyoruz. 90 milimetre çok önemli bir rakam. Havzanın ortalama yağışı miktarı 500 milimetrenin altında. 2003’ten sonra en yüksek düzeyde yağışın martta gerçekleştiğine tanıklık ediyoruz. Geçmişteki o yağışlı aylar 82-83 milimetre civarlarında. Şu an bu rakam 87-90 milimetre civarında. Kıyasladığımızda bu rakamın son yıllardaki yağışların üzerine çıktığını gördük.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/van-golu-havzasinda-mart-ayi-rekor-yagisla-gecti/feed/ 0
Merkez Bankası’nın faiz artışının etkisi gözlemlenmeye başlandı https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-artisinin-etkisi-gozlemlenmeye-baslandi/ https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-artisinin-etkisi-gozlemlenmeye-baslandi/#respond Sat, 25 May 2024 03:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19045

ERDAL SAĞLAM

Merkez Bankası’nın seçim öncesinde yaptığı 5 puanlık faiz artışının etkisini bu haftadan itibaren görmeye başlayacağız. Sürpriz faiz artışının ilk etkisini döviz rezervlerindeki erimenin durmasıyla hemen gördük. Kurlar üzerinde etkisini gösteren faiz artışının, mevduat ve kredi faiz oranlarına ne kadar etki edeceğini ise Pazartesi gününden itibaren görmeye başlayacağız.

5 puanlık faiz artış kararının seçim öncesine çekilmesinde, dövize olan talebin bir türlü durdurulamaması sonucu rezervlerdeki erimenin belirleyici olduğu ortaya çıktı. Perşembe günkü Merkez Bankası toplantısından önceki üç gün, rezervlerdeki erime günlük 1,5 milyar dolara kadar çıktı. Kararın alındığı ilk gün ise bu erimenin durduğu, rezervlerde 300 milyon dolar artış olduğunu gördük.

Mayıs seçimleri öncesinde en dip noktasına düşen rezervler, swap hariç kamu dahil eksi 77 milyar dolara kadar inmişti. Faiz kararından önceki gün olan Çarşamba günü ise swap hariç kamu dahil net rezerv eksi 75 milyar dolar olarak saptandı. Hızlı erime aynen devam etseydi, Mayıs’taki en dip nokta da aşılıp, rezervler eksi 80 milyar doların altına inecekti. İşte Merkez Bankası’nın 5 puanlık faiz artış kararının bu nedenle öne çekildiği anlaşılıyor.

Önümüzdeki hafta içinde rezervlerde, fazla olmasa da iyileşmenin başlaması beklenebilir. Çünkü yabancı banka raporlarında bu sürpriz artışın devam etmeyeceği yönünde beklentiler dile getirildi ve bu saptamanın artık kısa vadeli yabancı sermaye girişini başlatması bekleniyor. Önümüzdeki hafta yabancı girişinin başlayacağı, gelen fonların TL’ye dönerek bir süre bekleyeceği, daha sonra da tahvil ya da hisse senedine yatırım yapacağı tahmin ediliyor.

Bu arada seçim sonrasında alınacak kararların, kısa vadeli fon girişinde asıl belirleyici unsur olacağı açık. Seçimlerden sonra, son dönemde hazırlığı yapılan yeni tedbirler konusunda çıkacak haberler ve atılacak somut adımların yabancı fon girişini hızlandırabileceği umut ediliyor.

Bu arada yerli yatırımcının faiz kararından sonra döviz ve altına olan talebinin durakladığı gözlendi. Bankacılar, yerlilerin faiz kararıyla durduğunu ama ellerindeki altın ve dövizi bozdurmak için bir süre daha bekleyeceğini tahmin ettiklerini söylüyorlar. Yerli yatırımcının davranışında yabancı fon girişinin hangi hızla geleceği, bunun rezervlerde ne kadar iyileşme sağlayacağı gibi unsurlar etkili olacak. Yani yabancı fon girişi hızlanıp rezervler yükselmeye başlar, aylık kur artışları düşük seyrederse, işte o zaman yerlilerin de ellerindeki ya da bankalarda tuttukları altın ve dövizleri bozdurdukları görülebilir.

TL MEVDUAT FAİZİ ÖNEMLİ OLACAK

Özellikle küçük tasarrufçunun dövizden vazgeçmesinde en belirleyici olacak veri ise bundan sonra TL mevduat faizlerinin hangi düzeye çıkacağı olacak. Eğer enflasyonun üzerinde bir mevduat geliri elde ettiklerini görürlerse, işte o zaman yerli yatırımcının da TL’ye dönmeye başlayacağını görebiliriz.

Geçen haftaki Merkez Bankası politika faizi artışı TL mevduat ve kredi faiz oranlarında önemli bir artış sağlamadı. 5 puanlık artışa karşılık TL mevduat ve kredi faiz oranları 1-2 puanlık artış gösterdi. Banka şubelerinin hem mevduat hem de krediler konusunda hareketsiz kalıp, yönetimlerinden Pazartesi sabah saatlerinde gelecek yeni talimatları beklediklerini gördük.

Bankacılar 5 puanlık politika faiz artışının mevduat ve kredi faiz oranlarına en fazla 3 puan yansıyacağı beklentisi içinde. Kredi faiz oranlarına fazla etkisi olmayabilir; çünkü krediler konusunda alınan son önlemler zaten kredi kullanım talebini kesmiş görünüyor. O nedenle bankaların kredi verebilmeleri için zaten faiz oranlarını daha fazla artıracak yerleri bulunmadığı söylenebilir.

Ancak mevduat faizlerinde, özellikle de küçük tasarrufçuya verilecek TL mevduat faiz oranlarında yaşanacak artış önemli olacak. Çünkü altın ve dövize yatırım yapan küçük tasarrufçu, kendisine teklif edilen faiz oranları aylık enflasyon oranlarının altında kaldığı için, bu yolu tercih etti. İşte küçük tasarrufçunun yatırım tercihini değiştirmesi ve TL’ye dönüşünü sağlamak için küçük tasarrufçunun mevduat faiz oranlarının artırılması gerekecek.

Rezervler iyice düzelmeden, aylık enflasyon oranları düşmeye başlamadan önce mevcut faiz oranları ile küçük tasarrufçunun TL ‘ye dönme ihtimali düşük. Yani küçük tasarrufçunun ancak yılın ikinci yarısında TL’ye dönme ihtimalinden söz edilebilir. Halbuki seçim sonrası alınacak tedbirlerle bu tercihin değiştirilmesi öne çekilebilir. Bunu sağlamak için Merkez Bankası’nın bankaları, küçük tasarrufa verdikleri faizi oranlarını yükseltmeleri için teşvik etmesi gerekebilir.

Bu hafta 5 puanlık faiz artışının piyasalara etkisi görülmeye başlayacak ama asıl etkinin seçimlerden sonra görüleceği de kesin. Seçimlerden sonra alınacak ek tedbirlerin dozu, bundan sonraki enflasyonla mücadelenin ne kadar sıkı olacağı bundan sonraki piyasa hareketlerini de belirleyecek.

5 puanlık son faiz artışı dahil, alınan sıkı para politikası tedbirlerinin asıl etkisi seçimlerden sonra görülmeye başlayacak ve ekonomide sıkı bir daralma süreci yaşamaya başlayacağız. Sıkı para politikasının en azından 2-3 yıl sürmesi gerekeceğini unutmamak gerek. Umarız alınacak tedbirlerle bu sürecin dar ve sabit gelirli kesim üzerindeki etkisi bir ölçüde rahatlatılabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-artisinin-etkisi-gozlemlenmeye-baslandi/feed/ 0
Karanfilin kanser ve Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde potansiyel etkisi olduğu bildirildi https://www.haber28.com.tr/karanfilin-kanser-ve-alzheimer-gibi-hastaliklarin-tedavisinde-potansiyel-etkisi-oldugu-bildirildi/ https://www.haber28.com.tr/karanfilin-kanser-ve-alzheimer-gibi-hastaliklarin-tedavisinde-potansiyel-etkisi-oldugu-bildirildi/#respond Mon, 20 May 2024 22:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18797 Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlhami Gülçin, karanfilin kanser, Alzheimera sebep olan reaktif oksijen türlerini giderdiğini ve bu hastalıkların tedavisinde de potansiyel etkiye sahip olduğunu bildirdi.

Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi de olan Gülçin, AA muhabirine, daha çok kimya ve biyokimya alanında çalışmalar yaptığını, bir süre önce de karanfil bitkisinin biyolojik ve antioksidan özellikleri ile etkilerini araştırdıklarını söyledi.

Anavatanı Endonezya olan ve bitkinin kurutulmuş çiçek tomurcuğu olan karanfilin, baharat olarak tüm dünyada yaygın kullanıldığını, mutfakların yanı sıra parfüm ve kozmetik sanayinde de çokça yer aldığını ifade eden Gülçin, şöyle konuştu:

“Karanfilin radikal giderme özelliklerine, özellikle reaktif oksijen türleri üzerinde etkinliğine baktık. Karanfilin, gerçekten reaktif oksijen türlerini son derece iyi şekilde giderdiğini gözlemledik. Serbest radikaller ve reaktif oksijen türlerinin, kanser, Alzheimer, Parkinson ve diyabet gibi 100’e yakın hastalığa sebep olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu reaktif oksijen türlerini gideren maddeler veya bitkiler, aynı zamanda bu hastalıkların tedavileri için de potansiyel etkiye sahiptir.”

“Karanfil ağız sağlığını korumada da bakterilere karşı oldukça etkili”

Gülçin, bünyesinde bol miktarda farklı antioksidan bileşiğe sahip mükemmel bitki karanfilin, çok kuvvetli antioksidan etkiye de sahip olduğunu vurgulayarak, aynı zamanda karanfilin bazı hastalıkların patolojisiyle bağlantılı olan birçok enzimi inhibisyonunda (molekül) da kuvvetli etkileri bulunduğunu aktardı.

Karanfildeki özellikle öjenol molekülünün önemli olduğunu anlatan Gülçin, şunları kaydetti:

“Ejenol, günümüzde diş hekimliğinde ağrı kesici olarak kullanılır, zaten toplumda karanfilin ağrı kesici olduğu biliniyor. Eskiden büyüklerimiz ‘karanfil çiğne diş ağrısı geçer’ derdi. Karanfil ağız sağlığını korumada da bakterilere karşı oldukça etkili. Tomurcuğunu çiğnerseniz ağızda ferahlık ve istenilmeyen kokuların gittiğini hissedersiniz. Karanfilin tarihi geçmişi de var, eskiden padişahların huzuruna çıkanlara mutlaka karanfil çiğnetirlermiş. Bu Osmanlı’da uygulandığı gibi Batı’da da uygulanırmış.”

Prof. Dr. Gülçin, karanfilin kullanıldığında çoğu hastalığa karşı pozitif etkiler gösterdiğini ifade ederek, kansere karşı mükemmel koruyucu etkisinin birçok bilimsel çalışmayla ispatlandığını, bunun yanı sıra diyabetle ilgili komplikasyonlara karşı çok iyi gelen karanfilin, gıdalara katıldığında bozulmayı önlediğini ve antibakteriyel etkiye sahip olduğunu bildirdi.

“Birçok hastalığa yakalanmak için karanfil kullanılabilir ve kullanılmalıdır”

Genellikle antioksidan olan moleküllerin antibakteriyel etki de gösterdiğine işaret eden Gülçin, şöyle devam etti:

“Çocuklarımıza özellikle iklim geçiş süreçlerinde karanfil veya karanfilli içecekler içirdiğimizde bağışıklık sistemlerini çok güzel kuvvetlendiriyor. Bu çok önemli. Yani sadece hastalıklarda değil, hastalıklardan önce de koruyucu etkisi olduğu için kullanmak lazım. Karanfilin anti-ülser etkisi var, mideyi çok rahatlatır. Ağızda uzun süre çiğneyerek emilimini artırmak lazım. ya da karanfilli içecekleri aldığınızda midenin rahatladığını anlarsınız. Bunların dışında sayamadığımız yine birçok hastalığın tedavisinde veya hastalığa yakalanmak için karanfil kullanılabilir ve kullanılmalıdır.”

Gülçin, karanfil üzerine yaptıkları çalışmanın ve sonuçlarını yayınlamanın yaklaşık 1 yıl sürdüğünü belirterek, bu çalışmanın her yıl 100’den fazla atıf alan “Foof Chemistry” ve “Journal of Medicinal Foof” gibi etki faktörü yüksek bilimsel dergilerde yayınlandığı söyledi.

Dünyada her zaman bilimsel arenada sürprizler olduğunu anlatan Gülçin, “Karanfilde açıkçası bu denli yüksek etki beklemiyorduk, en önemli 5 bitki sayacak olursak, bunlardan biri mutlaka karanfildir derim. Mutlaka kullanmalıyız, günlük tüketimini kesinlikle ihmal etmemeliyiz. Özellikle anne babalar, çocukları ve gençlere karanfil kullanımına özendirmeli.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karanfilin-kanser-ve-alzheimer-gibi-hastaliklarin-tedavisinde-potansiyel-etkisi-oldugu-bildirildi/feed/ 0
Kayseri Ticaret Odası (KTO) ENHANCER İş Dünyası Buluşması Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/kayseri-ticaret-odasi-kto-enhancer-is-dunyasi-bulusmasi-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/kayseri-ticaret-odasi-kto-enhancer-is-dunyasi-bulusmasi-duzenlendi/#respond Thu, 11 Apr 2024 00:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13809 Kayseri Ticaret Odası (KTO) tarafından ENHANCER İş Dünyası Buluşması düzenlendi. B2B eşleştirme oturumları ile panel oturumları ve finansal okuryazarlık workshopu gerçekleştirildi.

Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla yürütülen Sürdürülebilir Sosyo-Ekonomik Entegrasyon İçin Girişimcilik Kapasitelerinin İyileştirilmesi (ENHANCER) Projesi kapsamında iş dünyası buluşması düzenlendi.

“İş dünyamızın yanındayız”

Programın açılışında konuşan KTO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez, ENHANCER Projesi’nin Türkiye’deki geçici koruma altında bulunan göçmenler ile Türk vatandaşlarının sosyo-ekonomik uyumuna destek olmak üzere kurgulanan bir proje olduğunu ve hem Türk vatandaşlarının hem de göçmenlerin girişimlerini destekleyerek üretimi ve istihdamı artırmaya yönelik çalışmalar yapıldığını söyledi. Projenin sadece maddi destek sağlamadığını aynı zamanda tecrübe kazanımı da sağladığını belirten Sönmez, program kapsamındaki panel ve devamındaki diğer programlarla ilgili de bilgiler paylaştı. Sönmez, “Küresel ekonomideki belirsizlikler ve değişkenliklerin ele alınacak. Özellikle ihracatçılar açısından belirsizliklerin nasıl etki oluşturduğu ve nasıl başa çıkabileceğini tartışacağız. İhracat, ülkemizin ekonomik büyümesi ve sürdürülebilir kalkınması için hayati bir öneme sahip. Ancak, küresel ekonomideki dalgalanmalar ve değişimler, işletmelerimizi etkilemekte ve stratejilerimizi yeniden gözden geçirmemizi gerektiriyor. Panel sonrası, odamız salonlarında üye firmalarımız ve katılım sağlayan misafir firmalarımızla birlikte sektörel gruplamalar yapılarak ikili iş görüşmelerinin yapılacağı oturumlar gerçekleştireceğiz. Bu görüşmeler sonrasında güzel ticari işbirlikleri ortaya çıkar diye umut ediyorum. İş dünyamızın güçlenmesi ve rekabetçiliğinin artması için Kayseri Ticaret Odası olarak çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdüreceğiz. İş dünyamızın yanındayız” dedi.

“Hedefimiz Türkiye’deki istihdamı artırmak”

Sönmez’in ardından programın paydaşları arasında olan Batı Balkanlar ve Türkiye Bölge Ofisi ICMPD Bölge Başkanı Tamer Kılıç, ise Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini geliştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Hedefimiz Türkiye’deki istihdamı arttırmak. Hem Türk vatandaşlarının hem de geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin istihdamını arttırmak istiyoruz. Tabi bunu yaparken Türkiye’de ki genel girişimcilik ekosistemine de daha yapısal katkılarda bulunmayı arzu ediyoruz. Yapısal konularda değişiklik yapabilmek için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’yla politika ve strateji çerçevesinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Tamer Kılıç, ENHANCER Projesi’nin sonuç odaklı olarak ENHANCER-PRO olarak devam edeceği bilgisini verdi.

“ENHANCER projesinde kadınlara özel bir önem verilmektedir”

Avrupa Birliği Delegasyonu Temsilcisi Mauro Masciol ise, ” Bugünkü iş ağı kurma etkililiği Türkiye’deki iş dünyasının toparlanmasına yardımcı olmak için yenilik yapma ve yeni çözümler keşfetme yönündeki ortak çalışmalarımızın bir sonucudur. Bu yenilikçi, rekabetçi, iş oluşturan fırsatlar oluşturma ve girişimcileri güçlendirme anlamında katkı sağlayacaktır. Şimdiye kadar elde edilen sonuçları değerlendirdiğimizde, işçileri güçlendirmek ve böyle bir ortamın teşvik edilmesini sürdürmek çok önemli. ENHANCER Projesi’nde kadınlara özel bir önem verilmektedir” dedi

“ORAN, kadın gücünü öne çıkaracak”

ORAN Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İbrahim Ethem Şahin de açıklamalarda bulundu. Şahin, ORAN Kalkınma Ajansı olarak yeşil ve dijital dönüşüm, KTO bünyesinde faaliyet gösteren KAGUTİM benzeri modellerin devamlılığı ve bölgesel kalkınmada kadın gücünü öne çıkaran bir yaklaşımla çalışmalarının devam edeceğini paylaştı.

Programda, ICMPD – ENHANCER Projesi Portföy Yöneticisi Pınar Yapanoğlu moderatörlüğünde ekonomist ve uluslararası ticaret profesyonelleri olan Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Dr. H. Bader Arslan ve Burak Önder’in katılımlarıyla Belirsiz ve Değişken Küresel Ekonomiye İhracatçı Perspektifinden Yaklaşmak konulu da bir panel gerçekleştirildi. Panelden sonra ise B2B Networking etkinliği kapsamında Kayseri ve farklı şehirlerden firmalar arasında ikili iş görüşmeleri yapıldı. Etkinliğin son aktivitesinde de Pınar Erdoğan tarafından Girişimciliğin Finansal Altyapısı-Atölye Çalışması gerçekleştirildi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kayseri-ticaret-odasi-kto-enhancer-is-dunyasi-bulusmasi-duzenlendi/feed/ 0
CHP Heyeti Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni’ni Ziyaret Etti https://www.haber28.com.tr/chp-heyeti-erzincan-ilic-copler-altin-madenini-ziyaret-etti/ https://www.haber28.com.tr/chp-heyeti-erzincan-ilic-copler-altin-madenini-ziyaret-etti/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12045 CHP heyeti, maden felaketinin yaşandığı Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni bölgesini ziyaret etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, “Buraya biz kaza demiyoruz, bu bir suçtur, bu bir eko-kırım suçudur. Göz göre göre, biline biline kapasite artırımları yapılarak, bu suça meydan verilmiştir.  Biz öncelikle sorumluların halkımızın vicdanına mahküm etmek istiyoruz. Bu madenin açılması işletilmesi ve kapasite artırılmasıyla bugüne getiren yetkilileri halkımızın vicdanına sevk ediyoruz” dedi.

CHP Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Parti Meclisi Üyesi Nazan Güneysu, Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Kocaeli Milletvekili Muhip Kanko, Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ile birlikte maden felaketinin yaşandığı Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni bölgesini ziyaret etti.

Çöpler Altın maden bölgesinde gözlemlerini aktaran Şahbaz, yaşananların endişe verici olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“BU NORMAL BİR TOPRAK KAYMASI DEĞİL”

“Erzincan İliç’te Anagold madenindeyiz. Büyük maden faciasının yaşandığı yerdeyiz. Buraya biz kaza demiyoruz, bu bir suçtur, bu bir eko kırım suçudur. Göz göre göre, biline biline kapasite artırımları yapılarak, bu suça meydan verilmiştir.  Biz öncelikle sorumluların halkımızın vicdanına mahküm etmek istiyoruz. Bu madenin açılması işletilmesi ve kapasite artırılmasıyla bugüne getiren yetkilileri halkımızın vicdanına sevk ediyoruz. Burada çok büyük, 10 milyon metre küplük bir göçükten bahsediliyor. Bu normal bir toprak kayması değil. İşlenmiş, altın alınmış ve ağır metaller ayrıştırıldıktan sonra yüksek eğimli bir bölgeye kapasite artımlarıyla çok fazla miktarda milyonlarca ton atığın yığılmasıyla meydana gelmiş bir faciadır.

Burada söz konusu olan sadece siyanür değil, ağır metal zehirlenmesidir, ağır metal kirlenmesi, kirliliğidir. Gördüğümüz gibi, Karasu’nun kenarındayız ve bu maden karasudan birkaç yüz metre mesafede kurulmuş durumda.

2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın DSİ ile birlikte bu bölgenin su havzası olmadığı ve bu nedenle de kapasite artırımının yapılabileceği yönünde raporu var. Bu sosyal medya hesaplarında yayınlandı.

Akarsuya bu kadar yakın bir bölgede ve 1. derece deprem bölgesinde böyle bir madenin işletilmesi bugünkü faciaya davetiye çıkarmıştır. ve bunun önümüzdeki süreçte olmayacağının garantisi yoktur.

Şu anda 9 canımı toprak altında, biz çok üzgünüz ve kayıp yakını ailelerimize sabırlar diliyoruz. Fakat bundan sonra meydana gelebilecek kayıpların, halk sağlığının, can kayıplarının, sağlık problemlerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.

ARSENİK 1. DERECE TEHLİKELİ MADDELER SINIFINDA”

Bölgede bu madenler açılırken, sadece Çevre Etki Değerlendirilmesi (ÇED) yapılıyor. Bu madenler açılırken, bu projeler değerlendirilirken halk sağlığı üzerine sağlık etki değerlendirme çalışmalarının da yapılması gerekiyor. ÇED raporlarına yapılan itirazlarda, bilirkişi heyetinde halk sağlığı uzmanının bulunması ve halk sağlığı etki değerlendirmesi göz önünde bulundurulması taleplerini biliyoruz ki mahkemeler tarafından reddediliyor, bunu yaşayarak öğreniyoruz.

Yapılan proje çevre ve halk sağlığına olumsuz etkileri göz ardı edilerek yapılmıştır. Biz diyoruz ki, 1. derece deprem bölgesine ve akar su havzasına ve suyun kenarındaki bu dik yamaçlı madene ruhsat verilmiş. Burada çevrenin etkilenmemesi mümkün değildir.

Biz buradaki madenin durdurulmasını ve bu atıkların güvenli bir bölgeye taşınmasını istiyoruz.

Bu bölge çok sıkıntılı bölge, atıkların güvenli bir bölgeye taşınarak orada saklanması gerektiğini ifade ediyoruz. Gerekli bütün bilimsel çalışmalar yapılmalı, tedbirler alınmalı ve buradaki, madenin uzun erimli etkileri için halktan, sudan, yeraltı ve yer üstü sularından topraktan ve insanların kanındaki ağır metallerin tespit edilmek üzere numuneler alınarak uzun vadeli çalışmaların yapılması gerekiyor.

Burası sadece İliç’in problemi değil burası tüm, Basra Körfezine kadar ve Fırat Nehri’nin geçtiği, beslendiği bütün ovaların ve yaşam alanlarının, milyonlarca insanımızın yaşadığı şehirlerimizin problemidir.”

]]> https://www.haber28.com.tr/chp-heyeti-erzincan-ilic-copler-altin-madenini-ziyaret-etti/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’de Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/#respond Sun, 17 Mar 2024 06:36:45 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10234 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da Türk iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da temaslarına devam ediyor. Yılmaz, Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda buluştu. Yılmaz yaptığı konuşmada, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı. Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız” dedi.

“Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor”

Türkiye ekonomisinin ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aştığını belirten Yılmaz, “Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız” ifadelerini kullandı.

Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin açıklamalar da yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de bildirdi. Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkat çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu kaydetti.

“Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var”

Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor” dedi.

“Ticaret dengemizdeki iyileşme devam ediyor”

Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, “İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor” dedi.

Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu” ifadelerini kullandı.

“Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indi”

Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu bildirdi. Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun şartlarda ulaşması bakımından çok önemli olduğuna dikkat çekti.

“Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz”

Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu belirtti. Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, “İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder” dedi.

“Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu belirten Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz” dedi.

AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefini bildirdi. Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağını belirtti. İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program” ifadelerini kullandı. Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.

Yılmaz, Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi

Yılmaz, Londra’daki temasları çerçevesinde İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi. Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.

Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı. – LONDRA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-ingilterede-turk-is-dunyasi-temsilcileriyle-bir-araya-geldi/feed/ 0
Depremzede Kadınlara Dikiş Eğitimi Veren Terzi https://www.haber28.com.tr/depremzede-kadinlara-dikis-egitimi-veren-terzi/ https://www.haber28.com.tr/depremzede-kadinlara-dikis-egitimi-veren-terzi/#respond Wed, 06 Mar 2024 22:48:27 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8654 İstanbul’da 30 yıldır terzilik yapan Züleyha Akgül, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay’da çadırda oluşturduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş öğreterek, aile bütçelerine katkı sağlamaları için destek oluyor.

Züleyha Akgül, uzun yıllardır yaptığı terzilik mesleğine, 2 yıl tasarım 2 yıl da modellik eğitimi aldıktan sonra başladı.

Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.

Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.

Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.

Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.

Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.

Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.

“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”

Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum.” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.

İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:

“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti. Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”

Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.

“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”

Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.

Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk. Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor.” şeklinde konuştu.

Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var.” dedi.

“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”

Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti.’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular. Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”

Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.

Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/depremzede-kadinlara-dikis-egitimi-veren-terzi/feed/ 0
Yeni Zelandalı aktivist: İsrail’in yaptıkları açık soykırım https://www.haber28.com.tr/yeni-zelandali-aktivist-israilin-yaptiklari-acik-soykirim/ https://www.haber28.com.tr/yeni-zelandali-aktivist-israilin-yaptiklari-acik-soykirim/#respond Fri, 01 Mar 2024 21:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7801 Yeni Zelandalı aktivist Roger Fowler, İsrail’in yaptıklarının açık soykırım olduğunu ve bu niyetini en başından beri hiç gizlemediğini ifade etti.

Yeni Zelanda Filistin Dayanışma Ağının organizatörü olan ve Gazze kuşatmasını kırmak için düzenlenmesi planlanan Uluslararası Özgürlük Filosu’na destek veren Fowler, görüşmeler yapmak için geldiği İstanbul’da, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dikkati çeken Fowler, “Bu kesinlikle soykırım. İsrail rejimi Filistin halkını, özellikle de Gazze’dekileri yok etme ya da yerlerinden etme niyetini gizlemedi. On binlerce insanı öldürmek, daha fazlasını yaralamak ve bu güzel ülkenin büyük bir kısmını yok etmek gibi korkunç bir iş yapıyorlar.” ifadesini kullandı.

İnsanların bu korkunç saldırıların bir an önce durdurulması adına hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Fowler, Uluslararası Özgürlük Filosu’nun bu bağlamda büyük etkisi olacağı umudunu dile getirdi.

Fowler, “İsrail’in Gazze’deki soykırıma varan katliamına karşı büyük yürüyüşler ve gösteriler düzenlendiğini” ve kendilerinin de Yeni Zelanda’da her hafta düzenledikleri protestolarla hükümetlerini bu konuda tavır almaya yönlendirerek İsrail’in yaptıklarının kabul edilemez olduğunun açıkça söylenmesi için çalıştıklarını ifade etti.

Bu “trajedi”nin sadece son 4-5 ayın konusu olmadığına dikkati çeken Fowler, “75 yıldır Filistin halkına, özellikle de Gazze’dekilere çok kötü davranıldı ve Gazze’deki insanlar o küçücük toprak parçasına hapsedildi. Yeterli gıda, ilaç, inşaat malzemeleri ve temel gereksinimlere erişimleri engellendi.” dedi.

Fowler, daha önce dayanışma göstermek için kara konvoylarıyla 3 kez Gazze’ye gittiğini ve kötü duruma bizzat şahit olduğunu anlattı.

“(Boykot) Çok etkili bir eylem”

Boykotun “çok etkili bir eylem” olduğunu dile getiren Fowler, “İnanıyorum ki büyük şirketlere İsrail’den çekilmeleri ve desteklerini çekmelerinin yanı sıra İsrail hükümetinin ve kendi hükümetlerimizin yaptıklarını sonlandırmaları gerektiğini anlamaları için baskı yapmak konusunda büyük etkisi var.” ifadelerini kullandı.

Boykot, tecrit ve yaptırımların önemine işaret eden Fowler, dünyanın dört bir yanında bu hareketlerin görmezden gelinemeyecek kadar güçlenmesi ve uluslararası hareket haline gelmesinin etki düzeyini artıracağını vurguladı.

“Bu kesinlikle trajik ve yürek parçalayıcı”

Fowler, İsrail’i yönetenlerin kibirlerinden dolayı Uluslararası Adalet Divanının (UAD) “soykırım kararı”nın dahi etkisiz kaldığını, tüm devletlerin bu kararlara uyulması için ısrarcı olması ve baskı yapması gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) personelinin elinden geleni yapmaya çalıştığını belirten Fowler, “En son Gazze’ye gittiğimde BM personeliyle görüştüm, çok iyi destek programları ve yardım misyonları var ancak kaynakları tamamen yetersiz.” dedi.

Fowler, şöyle devam etti:

“Bu kesinlikle trajik ve yürek parçalayıcı. Kadınların, çocukların ve ailelerin yiyecekleri yok. Su birikintilerinden su içmeye çalışıyorlar. İnsanlar ot yiyor. Bu çok çaresiz bir durum. Onlar için gerçekten çok üzülüyorum. Kimse çocuklardan bahsetmiyor. Binlerce insan enkaz altında, küçük bebekler ve çocuklar. Bunu değiştirmenin tek yolu da insanların dünyanın dört bir yanında birleşerek yetkililere bu soykırımı durdurmaları ve İsrail’i hesap vermeye zorlamaları için baskı yapmalarıdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/yeni-zelandali-aktivist-israilin-yaptiklari-acik-soykirim/feed/ 0
Prof. Dr. Alaeddinoğlu: ‘Yağışların Van Gölü’ne yansıması geç olacak’ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-alaeddinoglu-yagislarin-van-golune-yansimasi-gec-olacak/ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-alaeddinoglu-yagislarin-van-golune-yansimasi-gec-olacak/#respond Sun, 25 Feb 2024 02:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7101 Prof. Dr. Alaeddinoğlu: “Yağışların Van Gölü’ne yansıması geç olacak”

VAN – Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaeddinoğlu, Van Gölü Havzası’na düşen yağışın yeterli olduğunu belirterek, “Havzaya düşen yağışın göllerde iyileşme oluşturmasının sonucunu biraz daha geç göreceğiz” dedi.

Geçtiğimiz yaz aylarında küresel iklim değişimin bir sonucu olarak buharlaşmanın yüksek olması ve yağışların yaşanmaması nedeniyle Van Gölü’nün suyunda gerileme yaşanmıştı. Ancak 2023 yılının eylül ayı itibariyle etkili olmaya başlayan yağılar, etkisini 2024 şubat ayında da sürdürdü. Yağışlara rağmen Van Gölü’nün suyunda artış olmaması ise akıllarda soru işreti bıraktı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaeddinoğlu, suyun topraktaki yolculuğunun yavaş olduğunu ve bunun yansımalarının yaz veya sonbahar ayına kadar gecikebileceğini söyledi.

“Havza bu yıl için yeterli yağış aldı”

İHA muhabirine konuşan Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alaeddinoğlu, Van Gölü Havzası’nın önceki yıllara oranla ciddi bir yağış aldığını belirtti. 2023 eylül ayı itibariyle düşen yağışların önemli bir kısmının yağmur şeklinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alaeddinoğlu, “Yağışları son 20 gün ise kar şeklinde gördük. Havza bu yıl için yeterli yağış aldı. Ancak küresel iklim değişikliğiyle hayatımıza giren ısınmanın oluşturduğu etki kısa dönemli değil, uzun dönemli sonuçlarıyla hayatımıza girecektir. Havza bu yıl pozitif anlamda etkilenmiş olacak, ancak önümüzdeki yıllarda bu süreç aleyhine devam edecektir. Kaldı ki kış ve bahar aylarında düşen yağışın yeterli olduğunu söylüyoruz. Ancak önümüzdeki yaz aylarında sıcaklıklardaki artışın buharlaşmaya etkisi ve havzada kaybolacak suyun miktarını düşündüğümüzde acaba havza pozitif anlamda etkilenmeye devam mı edecek, yoksa yine alan kaybedecek mi sorusunu önümüzdeki zaman belirleyecek. Tabii uzun yıllar düşündüğümüzde havza su kaybetmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

“Yağışların gölün bilançosuna pozitif etkisi zaman alacak”

Havzanın bu yıl iyi yağış aldığını ancak önümüzdeki yıllarda nasıl yağış alacağının ise soru işareti olduğunu dile getiren Alaeddinoğlu, “Geçmiş yıllara baktığımızda bugün düşen yağıştan miktar olarak çok az bir oranda yağışın düştüğünü de biliyoruz. Dolayısıyla 2024 için olumlu ama önümüzdeki süreç için soru işreti hala devam ediyor. Havza yağış aldı ve bu da toprağı büyük ölçüde besledi. Bu yağışlar, insanların ihtiyaç duyduğu sulama ve içme suyunu karşılar. Dolayısıyla bu anlamda pozitif etki oluşturur. Ancak suyun topraktaki yolculuğu öyle akarsulardaki gibi hızlı değildir. Havzaya düşen suyun göllere yansımasını yaz veya sonbahar ya da bir sonraki yıla kadar devam edeceğini söyleyebiliriz. Havzaya düşen yağışın göllerde iyileşme oluşturmasının sonucunu biraz daha geç göreceğiz. Bir kısmını akarsularla ve düşen yağışın eğim doğrusu göle ulaşmasını görebiliyoruz. Ancak havzanın tamamına düşen yağışların gölün bilançosuna pozitif etkisini görmemiz biraz daha zaman alacaktır” diye konuştu.

Van Gölü’nün yüzey akışları ve yeraltı sularıyla beslendiğini söyleyen Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Evet, bu yağışlar gölde bir iyileşmeye neden olabilir. Ancak bu iyileşmenin somut olarak ortaya çıkabilmesi için yaz aylarında havanın da ekstrem sıcaklıklarla tanımlanmaması gerekir. Havzada geçen yıllardaki gibi sıcaklıkların yüksek, buharlaşmanın da şiddetli olduğu bir ortam yaşanırsa maalesef biz bu iyileşmeyi göremeyebiliriz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/prof-dr-alaeddinoglu-yagislarin-van-golune-yansimasi-gec-olacak/feed/ 0
Etnospor, geleneklerimizin korunmasına ve geleceğe aktarılmasında büyük etki sağlıyor https://www.haber28.com.tr/etnospor-geleneklerimizin-korunmasina-ve-gelecege-aktarilmasinda-buyuk-etki-sagliyor/ https://www.haber28.com.tr/etnospor-geleneklerimizin-korunmasina-ve-gelecege-aktarilmasinda-buyuk-etki-sagliyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 07:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6687 Kırgızistan Kültür, Enformasyon, Spor ve Gençlik Politikası Bakanı Altınbek Maksutov, “Etno spor, geleneklerimizin korunmasına ve geleceğe aktarılmasında büyük etki sağlamaktadır.” dedi.

Dünya Etnospor Konfederasyonu (DEK) tarafından, “Geleneksel sporların ihyası” parolasıyla düzenlenen 6. Etnospor Forumu, Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi’nde devam ediyor.

Forum kapsamında gerçekleştirilen “Bakanlar Paneli”nin devam oturumu gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü yapan DEK Başkanı Bilal Erdoğan, küreselleşmenin hayatımıza girdiği bu dönemde baskının, savaşların sayısının azalmadığını dile getirerek, küreselleşmeyle birlikte kültüre, zengin mirasa sahip çıkmanın önemli olduğunu aktardı.

“Birbirimizin kültürüne saygı göstermemiz önemli. Başka kültürlerin üstünde görürsek barış olmadığını, birbirimize saygı duymadığımızı görebiliriz. Farklı kültürler farklı renkler önemli. Kültürel mirasa duyduğumuz saygıyı göstermek gerekiyor.” diyen Erdoğan, ülkelerin değerlerini, kültürünü en erken yaşlardan itibaren aktarmak gerektiğini söyledi.

Kırgızistan

Kırgızistan Kültür, Enformasyon, Spor ve Gençlik Politikası Bakanı Altınbek Maksutov da geleneklerine, geleneksel spor ve oyunlara değer verdiklerini belirterek, bunlarla insanların, kültürlerin ve çeşitli etnik grupların karşılıklı etkileşiminin yapıldığını söyledi.

Geleneksel spor, etnospor faaliyetlerinin bedensel gelişimlerini sağladığını, psikolojik gelişimi olumlu etkilediğini ifade den Maksutov, “Etnospor, geleneklerimizin korunmasına ve geleceğe aktarılmasında büyük etki sağlamaktadır. Etnospor faaliyetlerine katılmamız, milli bilincimizi sağlamlaştırarak vatanseverliğimizi geliştirmektedir. Hepimiz kendi öz kaynaklarımıza, atalarımıza sahip çıkıyoruz.” diye konuştu.

Kırgız Cumhuriyeti’nde, Etnospor kapsamında 2023 yılında çeşitli 50 farklı etkinlik gerçekleştirildiğini, büyük spor müsabakaları yapıldığını aktaran Maksutov, birçok milli ve etnik spor türlerinin geliştirilmesine yönelik çeşitli faaliyetlerin gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Maksutov, Manas Kırgız-Türk Üniversitesi ve Kırgız Kültür ve Spor Akademisinin katkılarıyla Etnospor alanında bilimsel araştırmalar yaptıklarına değinerek, şöyle konuştu:

“Etnik sporlarımızı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Söz konusu yaklaşım tarihimize olan ilgiyi pekiştirmektedir. Ülkemizin ve halkımızın fiziksel olarak gelişimini sağlıyor. Geleneksel spor türlerimizi okullarımızda geliştirmeye çalışıyoruz. Bedensel olarak çocuklarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Eğitim ve spor kurumları arasında ortaklaşa çalışma yapmaya gayret ediyoruz. Söz konusu adımlar, bizim potansiyelimizi daha da geliştirmemizi sağlayacaktır. Hem bedensel hem de kültürel olarak gençlerimizi daha iyi geliştireceğiz. Çocuklarımızın daha sağlıklı olmasını sağlayacağız.”

Kırgızlar arasında etnik spor türlerinin büyük önem arz ettiğini bildiren Maksutov, Kırgız etnik sporları olan Kökbörü ve Kırgız güreşinin 5. Göçebe Oyunlarına alınmasını önerdi.

Azerbaycan

Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanı Farid Gayibov da organizasyon için Konfederasyon Başkanı Erdoğan’a teşekkür ederek, deneyimlerini paylaşmak için burada olduklarını söyledi.

Yeni insanlarla tanışma fırsatı bulduğunu aktaran Gayibov, “Dünyanın her yerinden buraya katılım var. Devletlerin ve bakanlıkların destek sunması çok önemli. Türkiye’deki bu etkinlik meselenin önemini belirtiyor. Hedefimize ne kadar yakınlaştığımızı görmek mümkün.” dedi.

Geleneklere sahip çıkmanın önemini bildiren Gayibov, “Pek çok etkinliğe katılıyoruz. Gerçekten farklı hedef kitlelerinin geleneksel sporla hedeflerine ulaşabileceklerini bilmeleri önemli.” ifadesini kullandı.

Sierra Leone

Sierra Leone Spor Bakanı Augusta James-Teima da kültürel değerleri müsabakalarda ve okullarda aktarmaya çalıştıklarını, gençlere saygınlık ve bu değerleri sahiplenme çerçevesinde çalışma yaptıklarını söyledi.

Geleneksel oyunlarda sevginin önemine işaret eden James-Teima, “Geleneksel sporlar bize cesaret veriyor. Sevgiyi paylaşmak adına fırsat sunuyor, sağlık getiriyor, bedenlerimizi koruma anlamında da önemli. Sadece çocuklar değil yetişkinler de bu sürecin içinde. Kendilerini günlük telaştan arındırma imkanı sunuyor. Bu sporları icra ettiğinizde belirli kurallara uyuyorsunuz. Taktikler geliştiriyorsunuz ki bu insanların ilişkilerini geliştirmek için önemli. Bu oyunlar bizim elimizi güçlendiriyor.” diye konuştu.

Çad

Çad Gençlik ve Spor Bakanı Bravo Ouaidou, Çad’da senelerdir savaşlar yaşadıklarını, ilk kez bir spor etkinliğine katılabildiklerini ifade etti.

Ciddi sorunları olduğunu dile getiren Ouaidou, şunları kaydetti:

“Bazı sporlar kurumsal olarak okullarda, üniversitelerde pratik edilmiyor. Bu davetle ilgili çalışmak isteriz. Kültür geleneği olan güçlü bir ülkesiniz. Sizin de yardımlarınızla Sayın Konfederasyon Başkanım bizim gibi küçük ülkelere yardım ediniz. Bu geleneksel sporların gelişimlerinin önündeki engel, eğitim sistemine entegre edilmeyişinden kaynaklanıyor. Gelişimleri, çocuklardan ve okullardan başlanmalı. Modern sporlar daha çok pratik ediliyor. Kitlesel danslarımız var, hem dans hem spor. Gençlerimiz, torunlarımız bu sporları tanısın, kültürün önemini kavrasın isteriz. Geleneksel sporları korumak için değerlerin aktarılması konusuna eğilmek gerekiyor. Geleneksel sporların düzenlenmesinde kültürel alışverişi de göz önünde bulundurabiliriz.”

Gine

Gine Gençlik ve Spor Bakanı Lansana Beavogui Diallo ise boks sporcusu olduğunu ve bu sporun hayatına çok şey kattığını ifade etti.

Geleneksel sporların ulusun kimliğinin önemli parçası olduğuna dikkati çeken Diallo, “Geleneksel sporlarımızla sadece kültürü muhafaza altına almıyor, gençlerimizi geliştirmek için de kullanıyoruz. Geleneklerimizi unuttuk, Avrupalı, batılı değerleri kendimize aldık. Nereden geldiğinizi bilirseniz nereye gideceğinizi de bilirsiniz. Uluslararası düzeyde iş birlikleri çok önemli. Hükümetlerle spor kurumlarıyla okullarla ve topluluklarla birlikte çalışarak programlar oluşturabiliriz.” açıklamasında bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/etnospor-geleneklerimizin-korunmasina-ve-gelecege-aktarilmasinda-buyuk-etki-sagliyor/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi Çocuk Gelişim Merkezi’nde Sevgililer Günü Kutlaması https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-cocuk-gelisim-merkezinde-sevgililer-gunu-kutlamasi/ https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-cocuk-gelisim-merkezinde-sevgililer-gunu-kutlamasi/#respond Fri, 16 Feb 2024 08:12:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5644 Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nde eğitim gören çocuklar, 14 Şubat’ı aileleriyle birlikte kutladı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nde eğitim gören çocuklar, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü aileleriyle kutladı. Öğretmenleriyle birlikte bir süredir özel güne hazırlık yapan çocuklar, annelerine hazırlamış olduğu gösterileri sundu. Etkinlikte ailelerin mutluluğuna, Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer de ortak oldu.

Etkinlikte, öğretmenleriyle birlikte sevgi duvarı oluşturarak annelerine söylemek istediklerini mektuba yazıp duvara asan çocuklar, annelerine duygu dolu anlar yaşattı. Mandala yaparak keyifli zaman geçiren ve ikramlıklar eşliğinde bol bol sohbet eden aileler, kucaklaşmanın ve paylaşmanın tadını çıkardıkları sevgi dolu bir gün geçirdi.

Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nden faydalanan annelerle bir araya gelmekten dolayı mutlu olduğunu belirten Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Seçer, Büyükşehir’in Çocuk Gelişim Merkezleri’nin oldukça güvenli bir ortamı olduğunu söyledi. Seçer, şöyle konuştu:

“Öğretmenler burada çocuklarımıza gereken özeni ve önemi gösteriyorlar. Çocukların özgüveni gelişiyor, paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğreniyorlar. Bunun da eğitmenler eşliğinde olması çok avantajlı. Ergenliklerinde ve yetişkinliklerinde bunun etkisi ortaya çıkıyor, altyapısı buralarda oluşuyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hanım’a ve tüm eğitmenlerimize çok teşekkür ediyorum. Hepinizin Sevgi Günü kutlu olsun.”

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Çocuk Gelişim Merkezleri Eğitim Koordinatörü Özlem Tanışık da 14 Şubat Sevgililer Günü’nde kapsamında Halkkent ve Adile Teyze Çocuk Gelişim Merkezleri’nde eş zamanlı etkinlikler düzenlediklerini kaydetti Tanışık, şu bilgileri verdi:

“Ebeveynlerimizle birlikte bir paylaşım çemberi oluşturduk. Onlarla birlikte boyamalar yaptık. Sevgiye dair sohbet ettik. Öz şefkat çalışması yaptık. Sevginin en başta merkezde, kendi içimizden başlayıp diğer kimliklerimize uzandığından bahsettik. Çocuklarımız bu süreçte ebeveynlerine kartlar hazırladılar ve onlara mektuplar yazdılar. Sevgi kavramının onlarda uyandırdığı etki ve duyguyu ifade eden ve ebeveynleri ve sevgi denince akıllarına ne geldiklerine dair notlarını yazıp, mektuplarıyla birlikte ebeveynlerine ilettiler.”

Çocuğu Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nde eğitim gören Özlem Karağan, etkinliği çok beğendiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Mandala etkinliği yaptık. İlk defa yaptım ama çok keyif aldım. Evde de kızımla birlikte yapmayı planlıyorum. Çalıştığım için ayrı kalıyoruz ve kızım bu aralar sürekli sarılmak istiyor ve sevgisini o şekilde gösteriyor. Notta da ‘Sarıl bana’ yazıyordu. Çok mutlu oldum, çok da duygulandım. Burası Belediye’nin kreşi değil de özel bir yer gibi. Hiç bu kadarını beklemiyordum, çok hoşuma gitti.”

Etkinliği çok eğlenceli bulduğunu söyleyen anne Sümeyye Yeter de “Etkinlik kalbime dokundu. Evladımdan sevgi kartı almak beni çok memnun etti. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Etkinliğe ilk defa katılan annelerden Büşra Karakuyu, “Çok güzeldi ve gayet memnun kaldık. Kızım burada çok mutlu ve huzurlu. O burada mutlu ve huzurlu olunca biz daha çok heyecanlanıyoruz. Kızımı buraya göndermeden önce başka kreşlerle de görüşmüştüm. Kızım bana çok düşkün. Herkes ‘Kızın seni asla bırakamaz’ diyordu ama biz bir hafta gibi kısa bir sürede, öğretmenlerim sayesinde bunu hallettik” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-cocuk-gelisim-merkezinde-sevgililer-gunu-kutlamasi/feed/ 0
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar: ‘En Son Teröristi de Etkisiz Hale Getirerek Milletimizi Kurtarmak İstiyoruz’ https://www.haber28.com.tr/tbmm-milli-savunma-komisyonu-baskani-hulusi-akar-en-son-teroristi-de-etkisiz-hale-getirerek-milletimizi-kurtarmak-istiyoruz/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-milli-savunma-komisyonu-baskani-hulusi-akar-en-son-teroristi-de-etkisiz-hale-getirerek-milletimizi-kurtarmak-istiyoruz/#respond Mon, 12 Feb 2024 22:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5147 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “İnşallah en son teröristi de etkisiz hale getirmek suretiyle 40 yıldan beri milletimizin başına musallat olan bu beladan, asil milletimizi kurtarmakta kararlıyız.” dedi.

Eskişehir Birlik Vakfı’nda düzenlenen “Türkiye’nin Güvenlik Politikası” konulu konferansta konuşan Akar, bir ülkede en önemli konulardan birinin kültürel değerler sistemi olduğunu belirterek, Eskişehir Birlik Vakfı’nın bu anlamda çok özel yere sahip olduğunu söyledi.

Gazze konusunda kimsenin susmaması gerektiğini belirten Akar, “Gazze konusu başta olmak üzere ‘Nasıl olsa herkes biliyor’ dememeli. Anneler, evladım, kardeşim doğru bildiğiniz ne varsa onu söylemek lazım. Bir çekingenlik var. Siz dirayetli bir şekilde bilgilendirin ve bilinçlendirin. Eğer toplum bilgili ve bilinçli olursa herkesin işi kolaylaşıyor, bunu bilelim.” diye konuştu.

Akar, 85 milyonun belirli konularda bir tutum içinde olması gerektiğine dikkati çekerek, “Duygu ve düşüncelerin bir ve beraber olması lazım. Millet olması lazım. Nasıl ki evlerimiz depreme daha dayanıklı hale gelsin diye tahkim ediyoruz, tedbir alıyoruz. Bizim de önümüzdeki risklere, tehditlere ve tehlikelere karşı milli birlik ve beraberliğimizi tahkim etmemiz lazım. Burada herhangi bir boşluk bırakmamamız lazım. Herhangi bir fitnenin, fesadın girebileceği duruma müsaade etmemeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Bir toplumun millet olabilmesi için din, dil, tarih ve hayat tarzının gerekli olduğunu ifade eden Akar, eğitim sisteminin buna göre kurgulanarak gençlere yol gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin coğrafi konum itibariyle adeta bir ateş çemberinin içinde olduğunu ve dünyadaki sıkıntıların kaynağında gıda ve enerjinin bulunduğuna değinen Akar, “Peki bunun için ne yapalım? Korkalım mı? Hayır, geleceğimizi tanzim etmek bakımından yürüyerek değil koşarak çalışalım.” dedi.

“Şu anda bizim 3 kıtada etkimiz var”

Bütün devletlerin beka ve refah olmak üzere iki temel görevi olduğunu dile getiren Akar, şöyle devam etti:

“Biz büyük ve güçlü Türkiye derken buna çalışıyoruz. Bir taraftan bu terör vesaire onlarla hesaplaşıp işi bitirmek. Diğer taraftan da Sayın Bakanımızın gece gündüz aradığı petrolü, doğal gazı bularak refahımıza katkı sağlamak. Çok şükür başaracağız. Bunlarla ilgili çalışmalarımızı aralıksız sürdürmemiz lazım. Bunlarla ilgili durmak veya duraklamak yok. Bu gelişmelere bağlı olarak bizim etki alanımız 3 kıta oldu. Avrupa, Asya ve Afrika. Şu anda bizim 3 kıtada etkimiz var. Fiili durumlarımız var. Askeri etkimiz var. Bu önemli bir şey. Bunun güçlenmesi lazım. Bütün dünya artık Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgi alanı.”

“Bu seferki konsept terörü kaynağında yok etmek”

Terörü bitirmekte kararlı olduklarını vurgulayan Akar, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Öyle veya böyle inşallah en son teröristi de etkisiz hale getirmek suretiyle 40 yıldan beri milletimizin başına musallat olan bu beladan, asil milletimizi kurtarmakta kararlıyız. 85 milyonun sevgisi, güveni ve duasından aldığımız ilhamla, inşallah milli ve manevi değerlerimizi kullanmak suretiyle bunların en sonuncusunu etkisiz hale getirerek ülkemizin bekasını, güvenliğini, rahatlığını ve huzurunu tam ve mutlak imkanla sağlayacağız. Bu konuda çalışmalar sürüyor. Bu seferki konsept terörü kaynağında yok etmek. Biz başta Irak ve Suriye olmak üzere hiç kimsenin toprak bütünlüğüne karşı değiliz. Onların toprağında asla bir gözümüz yok. Bizim tek derdimiz, sınırlarımızın ve milletimizin güvenliği.

Bu memleket bizim. Bu tarih acısıyla, tatlısıyla bizim. İbret ve ilham alacağız. Bu bayrak bizim. Bu anlayışla 85 milyon tek yumruk, tek yürek olacağız. Çalışmalarımızı buna göre yapacağız. Sultan Alparslan’dan Atatürk’e kadar ve bugüne kadar bu topraklar, insanlar, nüfus, ülke, beka, refah için katkı sağlayan kim varsa herkesi saygıyla şükranla anıyoruz.”

Akar’a konuşmasının ardından hediyelerin takdim edildiği konferansa, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ve diğer ilgililerle vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-milli-savunma-komisyonu-baskani-hulusi-akar-en-son-teroristi-de-etkisiz-hale-getirerek-milletimizi-kurtarmak-istiyoruz/feed/ 0
Seksin Sağlığa Faydaları https://www.haber28.com.tr/seksin-sagliga-faydalari/ https://www.haber28.com.tr/seksin-sagliga-faydalari/#respond Fri, 09 Feb 2024 06:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4631 Oksitosine sık sık “sevgi bağı hormonu” da denir. Kendimizi güvende, sevdiğimiz, güvendiğimiz insanlarla birlikte hissettiğimizde salgılanan hormondur.

Bu aynı zamanda seks sırasında çiftler arasında ortaya çıkan oldukça yararlı hormonlardan biri.

Seksin sağladığı fiziksel ve psikolojik faydalara dair bugüne kadar pek çok kanıt açıklandı.

Her insanın farklı ihtiyaçları ve değerleri olduğunu kabul ederek, arzu edilen sıklıkta uygulandığında seksin sağlayabileceği faydaları ayrıntılarıyla anlatacağız.

Uyku sorununa iyi gelebilir

Cinsel aktivite sırasında beyin, heyecan, tatmin ve mutluluk yaratan bir madde olan endorfin üretir.

Bunlar aynı zamanda orgazm öncesinde ve sonrasında yaşanan coşku ve sakinlik durumu ile de ilişkilidir.

Her ne kadar kendimizi iyi hissettirse de seksin, antidepresan gibi bir tedavi işlevi görebileceği söylenemez.

Evet, içimizdeki hoş duyguları artıran haz dolu anlar sağlayabilir ancak depresyon gibi ruhsal hastalıklar çok daha karmaşık tedavi yöntemleri gerektiriyor.

Ama seksin uyku haline geçmeyi kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Bu da ruh sağlığı problemlerinin semptomlarından biri olarak görülebilen uyku problemine iyi gelebilir.

Stresi azaltır

Kişiden kişiye etki seviyesi farklılık gösteren stres hali de günlük yaşamın talepleri ile orantılı olarak azalır ya da artabilir. Bu durum cinselliğe olan isteğimizi de etkileyebilir.

Bunaltıcı durumlarda uzun süre kaldığımızda, cinsel ilişki kurma isteğimiz azalır ve bu da daha az tatmin olmamıza neden olabilir.

Günlük yaşamın gereklilikleriyle başa çıkmamız için gerekli olan, kortizol seviyesinin uzun süre yüksek seviyede seyretmesinin etkileri olumsuz olacaktır.

Bu anlamda stres hali, cinsel arzuyu azaltsa da, seks bu nedenle oluşan stresi azaltmamızı sağlayabilir.

İlginç bir gerçek şu ki, mutlu birliktelik içinde olan çiftler stresli bir günün ardından cinsel ilişkiye girme eğiliminde oluyor.

Ayrıca seksin yararlı etkilerinden en çok faydalananlar da onlar.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Düzenli cinsel aktivite virüslere, bakterilere ve diğer patojenlere karşı fizyolojik savunmamızı güçlendirir.

Ayda üç kez seks yapmanın, koronavirüse karşı koruma sağlayabileceğini savunan çalışmalar bile bulunuyor.

Bu keşif elbette diğer bulaşıcı hastalıklar için de geçerli.

Bağışıklık sistemi üzerindeki fayda yaşa ve cinsel aktivite türüne bağlı değil, yani herkes bunu hayatının farklı zamanlarında elde edebilir.

Kısacası kanıtlar, cinsel ilişki sıklığı arttıkça bağışıklık sistemimizin hastalık tehditlerine karşı daha dirençli hale geldiğini gösteriyor.

Kan basıncını ve ağrıyı azaltır

Aktif cinsel yaşantı kardiyovasküler sisteme de yardımcı olur.

Çift olarak yapılan cinsel birlikteliğin, sistolik ve diyastolik basıncı arttırdığı, bunun orgazm anında yoğunlaştığı ve sonrasında azaldığı bilinmektedir.

Gençlerde tek bir cinsel ilişki, istirahate kıyasla altı kat fazla enerji tüketimi ortaya çıkarıyor.

Yakın zamanda yapılan başka bir çalışma, yaşlılık döneminde cinsel aktiviteyi sürdürmenin kardiyovasküler sorunların ortaya çıkma riskini azalttığını savunuyor, aynı zamanda bilinen diğer risk faktörleri üzerinde de olumlu etki yapıyor. Ağrılara da hafifletici etkisi olabiliyor.

İlişkiyi ve duygusal bağı güçlendiriyor

Seks, çiftler arasındaki bağı oluşturmak, güçlendirmek ve sürdürmek için önemli. Bu ilişkinin ödüllendirilmesidir aynı zamanda.

Cinsel birleşme sırasında, bağ güçlenmesine katkıda bulunan bir hormon olan oksitosin üretilir. Aynı hormon emzirme sırasında anne ve çocuğu tarafından da üretilir.

Oksitosin, sosyal ve duygusal davranışları düzenlemeye yardımcı olur ve iyi bir bünyenin de kilitlerinden biridir.

Aynı zamanda korku, endişe ve stres durumlarına verilen tepkileri de düzenler; sarılma, okşama, öpme gibi samimi anlarda üretilir.

Bu, seksin yalnızca cinsel organlarla sınırlı olmadığını, daha ince bir etkileşim biçiminin aracısı ya da sonucu olduğunu da gösteriyor.

Her ne kadar orgazm cinsel birleşimin en tepe noktası olsa da, cinsel ilişkiler tamamen bu sonuca bağlanmamalı veya ulaşılmadığı takdirde eksik hissedilmemelidir.

Kısacası seksin birçok faydası var. Sonunda haz almak ve rahatlayabilmek için, öncelik her zaman ilgili kişilerin ihtiyaçlarına verilmelidir.

Yoğunluk veya sıklık üzerinde baskı oluşturmak çoğu zaman verimsizdir. İşin sırrı, karşılıklı ihtiyaçlarımızı bilmek ve saygı duymaktır.

Bu makalenin orijinali The Conversation’da yayımlandı ve Creative Commons lisansı altında burada aktarıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/seksin-sagliga-faydalari/feed/ 0
Kahramanmaraş Depremlerinde Süper Hızlı Yırtılma Tespit Edildi https://www.haber28.com.tr/kahramanmaras-depremlerinde-super-hizli-yirtilma-tespit-edildi/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmaras-depremlerinde-super-hizli-yirtilma-tespit-edildi/#respond Mon, 05 Feb 2024 21:12:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4252

İSTANBUL Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın liderliğinde bir araya gelen Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serkan Irmak, İTÜ’den Arş. Gör. Ceyhun Erman ve Çinli bilim insanlarından oluşan ekip, Kahramanmaraş merkezli 2 depremin fay hatlarında ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğunu ve normalde etkilenmesi gereken alandan 35 bin 100 kilometrekare daha fazla bir alanı etkilediğini ortaya çıkardı. Doç. Dr. Irmak, “Normal koşullarda depremlerdeki yırtılma hızı saniyede 3,2 kilometre ile temsil edilirken; bu depremlerde yırtılma hızının yer yer saniyede 5 kilometre civarına çıktığını görmekteyiz” dedi.

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelip, ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlere ilişkin çalışma yapan İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın liderliğindeki Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serkan Irmak, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Arş. Gör. Ceyhun Erman ve Çinli bilim insanlarından oluşan ekip, meydana gelen 2 depremin fay hatlarında ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğunu ve normalde etkilenmesi gereken alandan 35 bin 100 kilometrekare daha fazla bir alanı etkilediğini ortaya çıkardı.

3 İLİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ İLE EŞDEĞER ALAN

Ekibin yaptığı simülasyonlarda; her 2 depremin de fay hatlarındaki kırılma hızının saniyede 5 kilometrenin üzerine çıkan ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğu ve etkilenen alanın yüzde 23 oranında büyüdüğü belirlendi. Tespit edilen 35 bin 100 kilometrelik alanın büyüklüğü, yaklaşık olarak Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinin toplam büyüklüğü ile eşdeğer bir mesafeye denk geldiği görüldü. Ayrıca ekibin çalışmalarında, 1893 yılında 7.1 büyüklüğünde deprem oluşturduğu bilinen ve Kahramanmaraş merkezli depremlerde kırılarak büyük hasara neden olan Erkenek fayının da kayıtlardaki 1893 depremini gerçekleştirmemiş olabileceği ortaya çıktı.

‘SON 125 YIL İÇERİSİNDEKİ KITASAL ÖLÇEKTEKİ EN BÜYÜK 2 DEPREM’

Çalışmalarla depremin yırtılma özelliklerinin simülasyonlarını çıkardıklarını belirten Doç. Dr. Serkan Irmak, “Kahramanmaraş depremlerinin oluşundan bugüne neredeyse 1 yıllık bir süre geçti. Acılarımız halen taze. Ancak bu 1 yıllık süre içerisinde bilim insanları olarak birçok dersler çıkarttık. Yaptığımız çalışmalarda birçok farklı ve ilginç sonuçlara ulaştık. Dolayısıyla bu çıkartmış olduğumuz sonuçlardan mutlaka dersler almamız lazım. Bu 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ile ilgili yapmış olduğumuz son çalışma, dünyanın en saygın dergilerinden birisi olan Science dergisinde yayınlandı. Bu çalışmadaki ilginç özelliklerden bahsetmek gerekirse, bu son 125 yıl içerisinde meydana gelen kıtasal ölçekteki en büyük 2 depremden bahsediyoruz. Depremin yırtılma özellikleri çok ilginç. Normal koşullarda depremlerdeki yırtılma hızı saniyede 3,2 kilometre ile temsil edilirken; bu depremlerde yırtılma hızının yer yer saniyede 5 kilometre civarına çıktığını görmekteyiz. Tabii bu hız değişimi oluşan kuvvetli yer hareketi parametrelerini ve etki alanını da arttırmakta. Örneğin, bu yırtılma hızının değişimi olması gerekenden 35 bin 100 kilometrekarelik bir alanın daha fazla etkilenmesine yol açtı” dedi.

‘SÜPER HIZLI YIRTILMA OLMASAYDI; YÜZDE 23 DAHA AZ ALAN ETKİLENECEKTİ’

Kahramanmaraş depremlerinde 2 farklı yırtılma hızı tespit ettiklerini belirten Doç. Dr. Irmak, “Depremin yırtılma özelliklerinde 2 farklı yırtılma hızından bahsettik. Bunlardan birisi normal, geleneksel depremlerin çoğunda görmüş olduğumuz, ‘normal hızlı yırtılma’ dediğimiz saniyede ortalama 3 kilometre ve bunun altındaki yırtılma hızlarıdır. Bir de büyük hızlar var. ‘Süper hızlı yırtılma’ adını verdiğimiz, yırtılma hızının saniyede 4 kilometreden daha büyük veya saniyede 5 kilometre civarında ölçüldüğü hızlar var. Her 2 yırtılma hızının oluşan kuvvetleri ile hareket simülasyonunu yaptık. Elimizde bu depremlerden elde ettiğimiz gerçek kuvvetli yer hareketi kayıtları var. Bu kayıtlar ile ‘normal hızda yırtılma olsaydı?’ veya ‘süper hızlı yırtılma olmasaydı; nasıl bir kuvvetli yer hareketi parametreleri elde edecektik?’ sorularının cevabını aradık. Bunların modellemesini yaptığımızda şu sonuca vardık; süper hızlı yırtılma olan bölge veya depremin süper hızlı yırtılmaya sebep olması, etkilenen alanın her 2 deprem için hem birinci deprem hem ikinci deprem için toplamda etkilenen alanın yüzde 23 daha fazla olduğunu bize gösteriyor. Bu da yaklaşık 35 bin 100 kilometrekarelik bir alana karşılık geliyor. Eğer bu depremde bir ‘süper hızlı yırtılma’ görmeseydik 35 bin 100 kilometrekarelik bir alan toplam alandan düşülecekti, daha az etkilenecekti” diye konuştu.

‘ERKENEK FAYI 1893’TE KIRILMAMIŞ OLABİLİR’

“Bunun yanı sıra 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde, birinci depremde özellikle kırılan 2 tane fay segmenti var” diyen Doç. Dr. Irmak, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesi, Malatya’ya doğru olan Erkenek fay segmenti. Bu segmentin 1893 yılında 7.1 büyüklüğündeki bir depremle kırıldığı kayıtlarda bulunmakta. Fakat yapmış olduğumuz gerilme modellemelerinde, bu denli bir kırılmanın olabilmesi için Erkenek fayının kırılmamış olabileceği sonucuna vardık. Bu da tabii önemli. Çünkü sismik tehlike çalışmalarında faylardaki kırılmalar, depremlerin oluş zamanları, depremlerin tekrarlama periyotları gibi parametreler de kullanılmakta. Bu açıdan bu bulunan sonuçlar oldukça değerli. Bundan sonraki süreçte yapılması gereken, bu üst düzey dergilerde yayınlanan makalelerdeki sonuçların il afet risk azaltma planlarına ve sismik tehlike çalışmalarına mutlaka entegre edilmesi. Bunların belki de yeni baştan düzenlenmesi ve yeniden sismik tehlike çalışmalarına başlanması olarak söylenebilir. Erkenek fayının 1893 yılında 7.1 büyüklüğünde bir depremle kırıldığı kayıtlarda var ama gerilme modellemesine baktığımız zaman; bu kadar büyük bir kırılmanın olabilmesi için o depremin olmamış olabileceği görünüyor. Dolayısıyla 1893’te Erkenek fayının, Erkenek segmentinin kırılmadığı veya kırılmamış olabileceği sonucu önemli. Sizin aslında kırılmış olduğunu düşündüğümüz bir segment kırılmadıysa; orada hala birikmiş bir enerji vardır. O segmentin büyüklüğü ve uzunluğu da önemli. Fakat o segment potansiyel bir deprem tehlikesi içermektedir. Siz aslında tehlikenin çok az olduğunu düşündüğünüz bir yerde aslında tehlike sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazla olabilir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmaras-depremlerinde-super-hizli-yirtilma-tespit-edildi/feed/ 0
Karadeniz’de Balık Türleri Azalıyor: İklim Değişikliği ve Aşırı Avcılık Etkili https://www.haber28.com.tr/karadenizde-balik-turleri-azaliyor-iklim-degisikligi-ve-asiri-avcilik-etkili/ https://www.haber28.com.tr/karadenizde-balik-turleri-azaliyor-iklim-degisikligi-ve-asiri-avcilik-etkili/#respond Tue, 30 Jan 2024 08:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3888

DENİZ suyu sıcaklığının yarım derece arttığı Karadeniz’de, başta hamsi olmak üzere avlanabilen balık türleri azaldı. İklim değişikliği, aşırı avcılık ve kirlilik sorununa dikkati çeken Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden (KTÜ) Prof. Dr. Coşkun Erüz, “Karadeniz’de 160 tür balıktan bahsederken; bugün avlanabilen 4-5 tür balık kaldı” dedi.

Küresel iklim krizinin etkileriyle sel, taşkın ve heyelan afetlerinin sıkça yaşandığı Doğu Karadeniz’de, deniz suyu sıcaklığında da artış yaşanıyor. Deniz suyu sıcaklığının yarım derece arttığı Karadeniz’de, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık başta hamsi olmak üzere birçok balık türünü olumsuz etkiliyor. Periyodik büyüme, üreme ve gelişme süreçleri tehdit altında olan balık türleri, denizde yeterli soğuma olmayınca güneye doğru göç etme eğilimine giriyor.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, “Okyanuslardaki sıcaklık değişimi dünyadaki iklimi etkileyen ana faktördür. İklim değişikliğine bağlı olarak Atlantik’te oluşan basınç sistemlerinin Avrupa üzerinden Türkiye ve Karadeniz’i etkilemesi de aynı oranda değişime neden oldu. Bunun sonucunda Karadeniz’de de bu iklim değişiminin etkisi ile ısınma gerçekleşti. Yıl boyunca baktığımız zaman, soğumanın yeterince olmaması ne anlama geliyor? Ekosistem ve canlı yaşamı olarak Güney Karadeniz’de sıcaklığın kışın 7 derece ve yazın 26 derecelere kadar bir değişim aralığı var. Kışın deniz sıcaklığı 7 derecelere düştüğünde Karadeniz’in kuzeyinde, özellikle donmaya bağlı soğumalarda, balıklar güneye doğru hareket ediyor. İklim değişimine bağlı olarak kuzeyde yeterince soğuma meydana gelmeyince balık güneye doğru göç etme eylemine girebiliyor” dedi.

‘HAMSİ KARADENİZ’DE BULUNSA DAHİ AV VERMİYOR’

Deniz suyu sıcaklığının balık avcılığını da etkilediğini anlatan Prof. Dr. Erüz, “Sudaki sıcaklık değişimleri, balıkların ve diğer canlıların davranışlarında ciddi bir etki yapıyor. Örneğin hamsiyi avlarken bu fiziksel koşullardaki değişimin daha önceki yıllarda beklendiği gibi olmadığında; balığı beklediğimiz dönemde, beklediğimiz miktarda görememe şeklinde kendini gösteriyor. Bu balığın olmadığı anlamına gelmiyor. Balık toplanarak av vermediği için o balığı göremiyoruz. Aslında hamsi Karadeniz’de bulunsa dahi av vermediği için onu avlayıp, o yılki üretime katamıyoruz. Hamsiyi avlayamadık diyoruz. Aşırı avcılık mutlaka büyük bir etken ama asıl sebebi; iklim değişimine bağlı olarak deniz suyundaki beklenen dönemdeki, beklenen soğumanın gerçekleşmemesi de balık stoklarındaki davranışında değişikliğe neden oluyor. Balıkların yumurtlama, beslenme ve göç etme dönemlerinde değişimler meydana gelince beklediğimiz sezon içinde o davranışı görünce avcılığı yapamıyoruz. ya da o balığı o dönemde yeterince bulamıyoruz” diye konuştu.

‘CİDDİ VE BÜYÜK AZALMALAR SÖZ KONUSU’

?Karadeniz’de avlanabilen balık türlerinde ciddi azalmalar yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Erüz, “Isınmaya bağlı olarak tuzluluğa karşı toleransı yüksek olan, düşük tuzlulukta yaşayabilen Akdeniz türleri, ‘Akdenizleşme’ dediğimiz olay ile Karadeniz’e doğru giriş yapıyor. Bu organizmalara genelde istilacı ve yabancı türler diyoruz. Onlar eğer Karadeniz’de fırsatı bulursa yerli türlerin yerini almaya başlıyor. İklim değişikliğinin yanında aşırı avcılık ve kirliliğe bağlı balık miktarında ciddi ve büyük azalmalar söz konusu. Karadeniz’de 160 tür balıktan bahsederken; bugün avlanabilen 4-5 tür balık kaldı. Bu da Karadeniz’de, iklimsel değişim, kirlilik ve aşırı avcılığa bağlı balık stoklarındaki ciddi bir düşüşün göstergesidir ama bunun üzerinde en büyük etki yine insanın neden olduğu kirliliğe aittir” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karadenizde-balik-turleri-azaliyor-iklim-degisikligi-ve-asiri-avcilik-etkili/feed/ 0
Ashoka Türkiye, yeni stratejik planını topluluk buluşmasıyla duyurdu https://www.haber28.com.tr/ashoka-turkiye-yeni-stratejik-planini-topluluk-bulusmasiyla-duyurdu/ https://www.haber28.com.tr/ashoka-turkiye-yeni-stratejik-planini-topluluk-bulusmasiyla-duyurdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 07:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2917

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Ashoka’nın Türkiye ofisi, düzenlediği topluluk buluşmasıyla yeni stratejik planını duyurdu. Buna göre, kuruluşun misyonu, her bireyin değişimin öncüsü olabileceği bir dünyayı hayal ederek, insanların değişim yaratma becerilerine sahip olmasında etkili olan aktörlerle topluluğunu bir araya getirmek, onları desteklemek ve harekete geçirmek olarak belirlendi.

Ashoka Türkiye Fellow’ları, Ashoka Destek Ağı (ASN) üyeleri, sosyal girişimcilik ekosistemi, bireysel ve kurumsal destekçiler ile ekosistem partnerleri gibi geniş bir katılımcı grubu, 10 Ocak tarihinde İstanbul Beyoğlu’ndaki Postane’de yapılan Ashoka Türkiye topluluk buluşmasına katıldı. Ashoka Türkiye ekibi buluşmada, birebir görüşmeler ve odak grup çalışmaları gerçekleştirerek ve topluluğunun desteğini alarak hazırladığı yeni stratejik planını katılımcılarla paylaştı.

“5 YILLIK STRATEJİK PLANIMIZI TOPLULUĞUMUZUN DESTEĞİYLE OLUŞTURDUK”

Dünyanın sürekli olarak ve hızla değiştiğini, bu değişime ayak uydurabilmenin ötesinde bütünün iyiliği için değişime öncülük edebilmeye yönelik ihtiyacın her zamankinden acil ve kritik olduğunu vurgulayan Ashoka Türkiye Ülke Direktörü Ezgi Özkök Sefer, “Değişim yaratma becerilerine sahip olanlarla olmayanların arasındaki eşitsizliğin giderilmesi ve bütünün iyiliği için herkesin ‘Değişim Öncüsü’ olabildiği bir dünya hayal ediyoruz. Bu hayali gerçekleştirmek için insanların değişim yaratma becerilerine sahip olmalarında etkili aktörleri bir araya getirecek, destekleyecek ve harekete geçireceğiz. Bu stratejiyi oluştururken katkı veren herkese teşekkür ederiz” dedi.

‘Değişim Öncülüğü’nün herkesin üstlenebileceği bir rol olduğunu belirten Sefer şunları söyledi:

“İsteyen herkes kendisini ‘Değişim Öncüsü’ olarak tanımlayabilir. ‘Değişim Öncüsü’ yolculuğu, kişinin kendi farkındalığıyla başlayıp, çevresinde gördüğü sosyal ve çevresel problemlere çözüm üretme, bu çözüm etrafında bir takım kurma, diğer ‘Değişim Öncüleri’ ile bir araya gelme ve sistem ve zihniyetleri dönüştürmeye kadar uzanıyor. Değişim öncülüğünü, herkes bu yolculuğun farklı fazlarında pratik edebilir.”

“DEĞİŞİM ÖNCÜLERİ HER YERDE”

Etkinlikte konuşan Ashoka Fellow’u ve Postane’nin kurucusu Yaşar Adanalı ise “Değişim Öncüleri her yerde karşımıza çıkıyor. Biz sosyal girişimciler olarak, etrafımıza baktığımızda bir yerde sorun görüp müdahale eden birçok kişi olduğunu gözlemliyoruz. Bunu kimi adil üretimleri destekleyerek yapıyor, kimi bir topluluğu harekete geçiriyor. Bu yüzden Ashoka Türkiye’nin yeni stratejik planı çok kıymetli” diye konuştu.

Ashoka Destek Ağı (ASN) Üyesi Faruk Eczacıbaşı da “Ashoka Türkiye’ye bundan sonra çok daha önemli bir görev düşüyor. Ashoka Türkiye bir ağ organizasyonu ve birbirimizden öğrendiklerimizi küresel olarak toplum yararına taşımaya yardımcı oluyor. Teknolojik gelişmelerin arkasında yer alan bilgi birikimini tabana yayması ise çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

GENÇ DEĞİŞİM ÖNCÜLERİ PROGRAMI BAŞLIYOR

Kuruluş, sistem dönüşümüne odaklanan sosyal girişimcileri, her yıl Ashoka Fellow’u olarak seçmeye ve desteklemeye devam edecek. Ayrıca başlatacağı Genç Değişim Öncüleri Programı’yla bilişsel empati, takım çalışması, yeni liderlik ve değişim yaratma pratiği becerilerini merkeze alarak belirlediği ‘Değişim Öncüleri’ni bir araya getirecek.

Ashoka Türkiye, değişim yaratma kültürünün erken yaşta edinilmesini sağlamak amacıyla eğitim fakülteleri, eğitim yayıncıları, öğretmen ağ ve sendikaları, medya, kamu ve karar vericilerle iş birliği yapacak. İlk adım olarak, bu kurumların içindeki Değişim Elçileri’yle çalışacak ve gençlerin değişim kültürünü benimsemelerine katkı sağlayacak olan Ashoka Türkiye, bu kurumlara ‘etki partneri’ adını verdi. Kuruluş, yakın gelecekte belirleyici nitelikte olacak cinsiyet, iklim ve gezegen, teknoloji ve insanlık, uzun yaşam süresi, göç ve demokrasi alanlarında da kurumlarla iş birliği yapacak.

BİRLİKTE YOL ALMA ÇAĞRISI

Kuruluşun ekibi, kişi ve kurumları, etki partneri, bireysel ve kurumsal destekçi veya kurum içi Değişim Elçisi olarak Ashoka Türkiye Değişim Topluluğu’na katılmaya ve birlikte yol almaya davet etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ashoka-turkiye-yeni-stratejik-planini-topluluk-bulusmasiyla-duyurdu/feed/ 0
Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu: Enflasyonun düşmesi iç talebin kısılmasıyla mümkün https://www.haber28.com.tr/prof-dr-hayri-kozanoglu-enflasyonun-dusmesi-ic-talebin-kisilmasiyla-mumkun/ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-hayri-kozanoglu-enflasyonun-dusmesi-ic-talebin-kisilmasiyla-mumkun/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2653 Türkiye ekonomisinin 2024 yılına enflasyonu düşürme hedefiyle girdiğini belirten Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, değerlendirmelerde bulundu. Kozanoğlu, enflasyonun öngörülen yıl sonu yüzde 36 hedefine yaklaşması ya da Merkez Bankası Enflasyon Raporu’ndaki yüzde 30-42 enflasyon aralığının üst sınırını aşmamasının ancak iç talebin kısılmasıyla imkanlı olduğuna işaret etti.

Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, dar gelirlinin harcama profilinde gıda, ulaştırma ve kira gibi giderlerin ağırlıklı olduğunu belirtti. Bu nedenle gıdada yüzde 72, ulaştırmada 92.5, kirada ise yüzde 108.5 oranındaki artışlar ile enflasyonun en çok dar gelirliyi etkilediğini belirtti. Hizmetlerdeki yüzde 90.7’lik artışın ise daha çok turistlerin ve hali vakti yerinde kişilerin daha fazla yararlandığı ekonomik aktivitelerdeki talep yüksekliğini gösterdiğini söyledi. Kozanoğlu, “Faizler yükselip talep zayıfladıkça otomotiv, beyaz eşya, giyim kuşam gibi sektörler olumsuz etkilenir. Buna karşılık zorunlu tüketim maddelerinde ve orta üst kesimlere yönelik hizmetlerde yavaşlama daha geç hissedilir” açıklamalarını yaptı.

Emekli, memur ve asgari ücrete yapılan zamların etkilerine de değinen Kozanoğlu, “Asgari ücret yılda bir kez belirleneceği için bundan sonra her ay asgari ücretlilerin alım gücü zayıflayacak. Bunu bilen asgari ücretli de özellikle dayanıklı ürünlerde market alışverişlerini öne çekecek. Şu anda açlık sınırı 14.025 TL. Yani tüketici enflasyonu yüzde 21.2’yi bulunca asgari ücret açlık sınırının altına düşecek” dedi.

“Beyaz yakalıda tatminsizlik ve işe yabancılaşmayı beraberinde getiriyor”

Kozanoğlu ayrıca istisnai bir ücret olması gereken asgari ücretin giderek özel sektörde norm ücret haline geldiğine işaret etti. Özellikle deri, giyim, mobilya, gıda, inşaat, toptan ve perakende ticaret ve lokanta-kafelerde bu oranın yüzde 70 ve üzerine çıktığını söyledi. Beyaz yakalı ve yüksek eğitimli ücretlilerin, asgari ücrete yaklaşmasının bazı olumsuz etikleri olduğuna da değinerek, “Tatminsizlik, işe yabancılaşmaya yol açıyor. Beyin göçünü hızlandırıcı bir etki yapıyor” değerlendirmesini yaptı. Özel sektörle kamu istihdamı arasında da makasın ikincisi lehine açıldığına dikkat çeken Kozanoğlu, “İnsanlarda kamuya kapılanma eğilimi artıyor. Eğitimin, deneyimin, işteki başarı ve arzunun giderek daha az prim yaptığı, çalışanların karnını doğurmaya şükretmesi eğilimi güçleniyor” görüşlerini dile getirdi.

“2024’ün ikinci yarısı ekonomide keskin soğuma dönemi”

Türkiye ekonomisinin iç talep çekişli bir dönem yaşadığına işaret eden Kozanoğlu, buna karşılık işgücünün milli gelirden aldığı payın giderek daraldığını kaydetti. Kozanoğlu’na göre, bu durum bir ölçüde pandemide özellikle uzaktan çalışanların birikimlerinin artması ve “refah etkisi” denilen orta üst gelir grubunun emlak, otomotiv ve borsa yatırımlarının prim yapmasının verdiği güvenle harcama isteklerinin kamçılanmasıyla açıklanabilir. Ama daha çok, bireysel krediler dahil kredi faizlerinin enflasyonun çok altında tutulması nedeniyle insanların gelirlerinin çok üzerinde harcama yapmalarının bir sonucu olduğunu değerlendiriyor. “Yükselen faizlerle talebin bu kaynağı da kuruyacak, 2024’ün ikinci yarısında ekonomide keskin bir soğuma görülecek. Şu anda hafif bir yavaşlama gösterse de kredi kartlarıyla harcama yıllık yüzde 160 artışla hala canlı. Onun da durulması gerçekleşirse yavaşlama daha belirginleşir.”

“Ekonomik durgunluk, işsizliği yukarı çeker”

Kozanoğlu, ekonominin durgunluk eğilimlerinin her zaman işsizliği yukarı çektiğini hatırlattı. 2018 döviz şokunun ardından oluşan 2019’daki yüzde 13.7 işsizlik oranı hatırlatan Kozanoğlu, “Şirketler kolay işçi çıkartmak istemeyecekler. Deneyimli elemanları kaybetme kaygısı taşıdıkları için genç işsizliği tırmanabilir. Şu anki yüzde 16.3 genç işsizlik oranının çok üzerinde yüzde 20-25 aralığında bir oranla karşılaşılabilir. Ekonomik yavaşlamanın ilk etkileri kasım ayında işsizlik oranının yüzde 0,4 artışla yüzde 9,0’a yükselmesinin yanı sıra sanayi üretiminin de bir önceki aya göre yüzde 1,4 daralmasıyla hissedilmeye başlandı” dedi.

Kozanoğlu, yabancı sermayenin kaçma riskine işaret etti

Kozanoğlu, muhtemel bir faiz indiriminin ise yabancı sermayeyi kaçırma riski taşıdığını vurguladı. Kozanoğlu’na göre, sıcak para domates, peynir fiyatına bakmaz. “Sadece ülkede bulunduğu sürede sağlayacağı getiriyi ve çıkış anında giriş kuruna göre TL’deki uygun görmediği noktada ülkeyi terk etmekte tereddüt göstermez” diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm gayretlere, küresel tanıtım turlarına karşılık 2023’te borsa ancak 1.3 milyar dolar, DİBS de 4.9 milyar dolar çekebildi. 2024 yılı işte dezenflasyon sürecini sürdürme amacı ile ekonominin ani bir duruşa geçmesini önleme gereği arasında ekonomi yönetiminin zor tercihlerde bulunacağı bir dönem olacak. Ama bu kemer sıkma programının en büyük yükünü yine emeğiyle geçinen geniş halk kitleleri çekecek.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/prof-dr-hayri-kozanoglu-enflasyonun-dusmesi-ic-talebin-kisilmasiyla-mumkun/feed/ 0