Yeni girişimcileri desteklemek, girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak ve KOBİ’lere destek olarak bulunduğu bölgeye ekonomik bir değer katmak için kurulan Sorgun İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM), kurulduğu 2018 yılından itibaren bölgeye milyon avroluk katma değer sağlıyor. Yüzde yüz hissesi Sorgun Belediyesi’ne ait olan ve Eski Buğday Pazarı arkasında 5 bin 700 metrekare kapalı alana kurulan İŞGEM 34 iş yeri ile girişimcileri ve yeni kurulan iş yerlerini destekliyor. Tekstil ve giyim, mobilya, gıda sanayileri ile kimyasal ve metal sektörleri gibi farkı sektörlerde faaliyet gösteren 21 firmanın bulunduğu Sorgun İŞGEM’de şu ana kadar 20 mezun verilirken binin üzerinde firmaya ise danışmanlık desteği verildi. Sorgun İŞGEM’in, resmi olarak faaliyete başladığı 2018 yılından bu yana oluşturmuş olduğu katma değer 2023 yılı sonu itibariyle 7 milyon avroya ulaşırken 1 milyon 100 bin avroluk kısmını da ihracat rakamları oluşturdu.
“Firmalar 3 yıl da mezun oluyor”
İŞGEM Şirket Müdürü ve Şirket Yasal Temsilcisi Yusuf Yılgın yaptığı açıklamada Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Avrupa Birliği tarafından sağlanan 4 milyon 258 bin avro destekle 2018 yılında Sorgun İŞGEM’in faaliyetine başladığını söyleyerek, “Şirketimiz yüzde yüz hibe desteğiyle kurulan bir projedir. Yüzde yüz hissesi de Sorgun Belediyemize aittir. Bizim burada amacımız İŞGEM’i organize sanayi bölgelerinin alt yapısı olarak düşündük. OSB’lere geçmede burayı sıçrama tahtası olarak kullanıyoruz. Burada gelişen firmalar 3 yıl içerisinde mezun oluyor eğer mezun olamazsa 2 yıl uzatma veriyoruz ve 5 yıl içerisinde firmalarımız büyüyerek OSB’lere geçme imkanı buluyor. İŞGEM, ortak kullanım alanlarının olması ve girdilerin az maliyetle olması dolayısıyla rekabette emsallerinden bir adım daha önde yer alıyor” dedi.
“34 iş yeri bulunuyor, 200 kişiye istihdam sağlanıyor”
İŞGEM’de şuan da 26 ana bina dışında, 8’de ana bina içinde olmak üzere toplam 34 tane iş yerinin bulunduğunu da belirten Yılgın, “Burada 200’ün üzerinde istihdam sağlamaktayız. 2018 yılından itibaren faaliyet gösteren firmamızdan 20’ye yakın mezun verdik. Mezun verdiğimiz firmalar büyüme ihtiyacı hasıl olduğundan dolayı daha büyük mekanlara taşındı. 4 milyon 258 bin avroluk bir yatırımın Sorgun’a gelmesi çok güzel. 2018 yılından 2023 yılına kadar Sorgun İŞGEM’de 7 milyon avroluk bir katma değer sağlandı. Bu yıllar arasında firmalarımız 1 milyon 100 bin avro civarında da dış ticaret gerçekleştirdi” şeklinde konuştu.
“Yurt dışına da sevkiyat düşünüyoruz”
Sorgun İŞGEM’de duşakabin imalatı üzerine faaliyet gösterdiklerini söyleyen Emin Esmek, “Ürettiğimiz duş akabinleri esnaflara yönelik de monte olarak teslimat yapıyoruz. Bir sene önce kurulmuş bir firmayız. Bundan önce Yozgat’ta duş akabin imalatı noktasında kurulan bir firma yoktu. Şu an çevre illere olduğu gibi gibi yurt dışına da sevkiyatla ilgili planlarımız bulunuyor” ifadelerine yer verdi.
“2 ton kuruyemiş üretiyorum”
Kuruyemiş imalatı yapan Adem Kaya ise İç Anadolu Bölgesinde yetişen nohutlar ile beyaz ve çıtır leblebi yaptıklarını söyleyerek, “Günlük çıtır ve beyaz leblebi olmak üzere 2 ton üretim yapıyorum. Ankara, Kayseri ve Çorum gibi çevre illere bunu gönderiyorum” diye konuştu.
“Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyoruz”
3 D yazıcılarla ev dekorasyonu ve oyuncak yaptıklarını belirten Feyyaz Buğra Çelik, “3 D yazıcılarla üretim yapıp online platformlarda satışını yapıyoruz. Burada oyuncak ev dekarosyonu ürünleri yapıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyoruz. Henüz yeni bir oluşum olmamıza rağmen böyle bir fırsat geldi elimize, biz de bunu çok iyi değerlendirildiğimizi düşünüyoruz” dedi. – YOZGAT
]]>Bu yıl 4. kez düzenlenen çalıştay, aziz şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Sektöre engel teşkil eden bazı sorunların izole edilmesine katkı sağlamak adına düzenlenen çalıştayın başarılı ve verimli geçmesini dilekleri ile konuşmasına başlayan İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, “En temel sorunlarımızın içerisinde yer alan deniz turizmi araç sayımızın bugün beş bine ulaşmasıyla ilgili İstanbul’dan Alanya’ya kadar tüm kıyı şeridimizdeki araçların bağlama, yolcu indir bindir yerleri ile bu araçların tamir bakım ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde, sektörün faaliyetini yapacağı araçlar ile faaliyetin türüne göre kullanılacak deniz araçların niteliği ve mevzuatlarının birbirine uyumlu hale getirilerek uygulama kaynaklı soruların giderilmesi yer alıyor. Sektörün 12 ay faaliyet yapmasına ilişkin dalış turizmi, kurvaziyer turizmi gibi alt branşların desteklenmesi ile uluslararası rekabet gücünün arttırılması, bugün tüm dünyaya tanıttığımız Mavi Yolculuğun temelini oluşturan koylarımızın marka değerinin arttırılmasıdır. İlgili kamu kurumlarının mevzuat uygulamaları ve sektörün gelişim sürecinde bölgesel uygulama kaynaklı sorunlarının giderilmesine yönelik sonuçlar elde edilmiştir” dedi.
“Marmaris’in bir deniz kenti olduğunu ve denize önem verilmesi gerektiğini unutmamalıyız”
Çalıştayda kürsüye çıkarak konuşan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, denizin Marmaris için önemine değinerek, “Marmaris’ten denizi çektiğiniz anda normal Anadolu kasabası olması noktasına geliyor. Bütün deniz kentleri böyle ama üzerine denizi koyduğunuzda kültüründen tarihine, ticaretinden ekonomisine kadar birçok alanda yeni ufuklar açan bir durum söz konusu. Bu sebeple denizin Marmaris için ve bütün kıyı kentleri için önemi büyük, üzerinde hassasiyetle durulması, alanlarının düzenlenmesi gerektiği çok açık bir şekilde ortada. Marmaris özelinde baktığımızda Cruise turizminden daha fazla gelir elde etmeyi bekleyen. Deniz araçlarının fazlalığıyla oluşan kirliliğin doğa tahribatının en aza indirilmesi için önlemlerin ve düzenlemelerin yapılması gerektiği konusunda çalışmaların yapılacağı bir toplantı bekliyoruz. Aynı zamanda geçmiş zamanlarda yaşadığımız yangın felaketlerinin ardından oluşan deniz dolgusunun Marmaris turizmine etkisi olduğu gibi ilçenin liman temizliğine ve doğal yaşamına önemli olumsuzlukları olduğunun da bilincindeyiz” sözleri ile üzerlerine düşen tüm görevleri yapmaya hazır olduğunu iletti.
“Yerel yönetimler olarak üzerimize düşen ne varsa elimizi taşın altına koymaya hazırız”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da Bodrum Belediye Başkanlığı yaptığı son 5 yılda denizcilik faaliyetlerine önem verdiklerini belirterek, “Sektörün sorunlarını çok açık bir şekilde biliyoruz. Özellikle son dönemde bağlama konusunda çok ciddi sıkıntılar var. Transferler konusunda çok ciddi problemler var. Limanlarımızın işletilmesinin yöntemi konusunda sektörün yöneticileriyle sık sık görüşüyoruz. Hem sektörümüzle hem de ilçe belediyelerimizle birlikte yürütüyoruz. Bir denizcilik iştiraki kurarak limanların ve barınakların, iskelelerin kontrolünü tamamen sektörün kontrolüne bırakacağım. Bununla ilgili duyuruları zaten yapmıştık, şimdi ise hazırlık aşamasındayız. Burada yat imalat, bakım, onarım sektörünün de değerini biliyoruz. Ören’deki yapılan organize sanayinin de farkındayız oraya da her zaman destek vermeye hazırız. Yine bütün Muğla’nın bin 480 kilometre kıyı uzunluğunun her bir bölgesinde denizcilikle ilgili her bir faaliyette biz de yerel yönetim olarak sektörümüzün yanında onları geliştirecek her türlü kararı almaya hazırız. Çok kıymetli Turizm Bakanlığımız, Ulaştırma Bakanlığımızla da yine ortak çalışmaya her zaman hazırız. Körfezlerimizin yapılaşmadan mümkün olduğunca korunması için ve deniz turizminin faaliyetlerinin engellenmemesi için her körfezimizde böyle olmak zorundayız. Deniz toplu taşıma meselesi malum bin 480 kilometre kıyımız var ancak nitelikli deniz trafiğini özellikle toplu taşıma açısından oluşturamamışız. Bunun için Datça ve Bodrum arasındaki feribot gibi Fethiye’den Marmaris’e oradan Datça’ya, Datça’dan Bodruma, oradan Milas’a, Didim’e kadar deniz trafik güzergahı çalışmasını başlattık, bunu yapıyoruz. Bu hareketin ciddi olumlu etkileri olacağını biliyorum, tabii ki temsilcilerle yapacağımız toplantılarla masaya yatırarak daha doğru ilerleyeceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Bu çalıştay turizme katkı sağlayacaktır”
Muğla’nın ülkenin en önemli turizm destinasyonlarından biri olan “Yeryüzü Cenneti” olduğu sözleri ile konuşmasına başlayan Muğla Valisi İdris Akbıyık, “Günümüzde turizm endüstrisinin en önemli sektörlerinden biri olarak gösterilen deniz turizmi, Türkiye’nin turizm faaliyetlerinin de lokomotifi konumundadır. Bu nedenle ülkemizin katma değerli turizm faaliyetleri oluşturma doğrultusundaki arayışlarında, üzerinde önemle durulması gereken turizm branşları arasında gösterilmektedir. Muğla ilimiz, yemyeşil çam ormanlarıyla turkuaz suların iç içe olduğu, birbirinden eşsiz koyları, kumsalları, huzur veren doğal ve tarihi güzellikleriyle, her yıl milyonlarca misafire ev sahipliği yapmaktadır. Bin 484 kilometrelik kıyı bandımız ve bu kıyı bandının çevrelediği tarihi ve doğal güzelliklerle dolu eşsiz coğrafya, Muğla’nın ülkemizin deniz turizmi faaliyetlerinin büyük bir kısmının gerçekleştirildiği cazibe merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Muğla’daki deniz turizmi kapasitesini rakamsal olarak ifade edecek olursak, 7 bin 93 yat kapasiteli 28 marina, 15 bin 743 yatak kapasiteli bin 512 ticari yat, 36 bin 500 yolcu kapasiteli 742 günübirlik tekne faaliyet göstermektedir. İlimiz genelinde 137 adet mavi bayraklı işletme bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıl, 76 bin 910 yolcu kapasitesine sahip 92 adet kurvaziyer limanlarımızı ziyaret etmiştir. Ayrıca ilimizde 2 tane uluslararası havaalanının bulunması ve buralardan yat limanlarına karayolu ile ulaşımın kolaylıkla sağlanabilmesi, deniz turizmi için büyük bir avantaj sağlamaktadır” açıklamasında bulundu.
“Muğla deniz turizmi dünya ile rekabet edebilir durumda”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ise konuşmasında, “Ülkemizin turizmdeki potansiyelini görerek büyük bir ileri görüşlülük ve vizyonla sıfır mesafesinden bugün dünyanın en önemli turizm ülkelerinden birisi olmamızın yolunu açmıştır. Deniz turizmiyle Muğla turizmde en avantajlı rekabet edilebilir bir konumda. Deniz turizmimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Çalıştayımızda tüm imkanlar, tüm yapılabilecekler enine boyuna görüşülecek. Biz de Bakanlık olarak hem katkılarımızı hem de buradan çıkan sonuçları çok dikkatle değerlendirerek tüm paydaşlarımızla gerekli adımları atacağız” ifadelerini kullandı.
Marmaris’e bağlı İçmeler Mahallesi’nde düzenlenen, bölgesel deniz turizmi faaliyetlerinin değerlendirileceği çalıştaya; Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Oda başkanları, STK temsilcileri ve liman başkanları katıldı.
Bu sabah başlayan ve iki oturumdan oluşan çalıştay bu akşam sona erecek. – MUĞLA
]]>AA muhabirinin bakanlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre, dünya genelinde, anti personel mayınlarının kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili 164 ülkenin imzaladığı Ottava Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye, 2015’te MAFAM’ın kurulmasına ilişkin kanunu kabul ederek bu konudaki kararlılığını ortaya koydu.
Bu kararlılık doğrultusunda Türkiye, Birleşmiş Milletlerin “Mayınsız Dünya” hedefine paralel olarak toprağa gömülü mayınların tamamını temizleme ve patlamamış mayından arındırma faaliyetlerini hızlandırdı.
Türkiye’de anti personel mayınlar, 1956 yılından itibaren Suriye sınırında kaçakçılığın önlenmesi amacıyla kullanılmaya başlanmış, 1993-1997 yılları arasında gerçekleşen terör eylemleri sonrasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde askeri alanların ve sınır güvenliğinin sağlanması maksadıyla döşenmişti.
Terör tehdidi ve sınır güvenliği nedeniyle döşenmiş mayınların temizlik faaliyetleri sayesinde, tarım ve hayvancılık ile uğraşan bölge halkının can ve mal güvenliği korunarak ekonomik kalkınmanın artırılmasına da katkı verildi.
Ayrıca gerçekleştirilen mayın temizliği faaliyetleriyle tarihi zenginliklerin de bulunduğu mayınlı bölgelerdeki alanların kültürel mirasa dahil olması sağlandı.
226 bin mayın imha edildi
Öte yandan MAFAM, Türkiye’deki mayın riski yüksek olan bölgelerde ve mayınlı arazilere yakın çevrelerde yaşayan vatandaşların yaralanmasına veya hayatını kaybetmesine neden olan anti personel kara mayınlarının risklerine karşı farkındalığı artırmak maksadıyla 2015’ten bu yana çalışmalarını sürdürüyor.
MAFAM Dairesi Başkanlığı koordinatörlüğünde insani maksatlı mayın temizleme çalışmaları kapsamında 2015 yılından günümüze kadar yaklaşık 45 milyon metrekare alanda temizlik yapılarak 226 bin mayın imha edildi.
TSK bünyesinde 32 ÖMAT timi bulunuyor
Ottava Sözleşmesi’nin imzalanmasının ardından insani maksatlı mayın temizleme faaliyetlerini yürütmek üzere Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Özel Mayın Arama Temizleme (ÖMAT) Birlikleri kurularak ihtiyaç duyulan alanlarda görevlendirme yapıldı.
Hali hazırda Iğdır, Tunceli, Şırnak, Şanlıurfa, Kilis ve Hatay’da Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulunan ÖMAT ve JÖMAT birlikleri vasıtasıyla insani maksatlı mayın temizliği faaliyetleri yürütülüyor.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 8 ÖMAT Bölük Komutanlığı yer alıyor. Toplamda ise her biri münferit görevler yapabilen 32 ÖMAT timi bulunuyor.
ÖMAT timleri kendilerine verilen görevleri, kadrolarında yer alan tahrip seti, mayın dedektörleri, mayından koruyucu elbise ve bot, ip-kanca setleri, mayın tarlası işaretleme setleri ve koordinat tespit cihazları ile yerine getiriyor.
Söz konusu teçhizata ek olarak, ÖMAT timleri temizlenen mayınlı sahaların kontrol edilebilmesi maksadıyla, yerli ve milli imkanlar ile üretilmiş ileri mayın temizleme teknolojileri ve imkanları arasında yer alan mekanik mayın temizleme teçhizatları ve mayın arama köpeklerinden de istifade ediyor.
Dost ve müttefik ülkelerle askeri işbirliği antlaşmaları kapsamında insani maksatlı mayın temizliği kapsamında ilk kez 11 Aralık 2020’de Azerbaycan’a görevlendirilen ÖMAT bölükleri Ağdam, Cebrail, Hadrut ve Laçin bölgelerinde Azerbaycan birliklerine eğitim desteği verdi ve vermeye devam ediyor.
Karadeniz’e sürüklenen mayınların tespiti ve imhası
Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında dökülen ve demirleme donanımlarından kurtularak sürüklenen mayınlar Karadeniz’deki deniz trafiği için tehdit oluşturuyor.
Türk Deniz Kuvvetleri bünyesindeki Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından günlük verilere dayalı yapılan analizlere göre, sürüklenen mayınların takip edeceği rotalar belirleniyor ve 7/24 esasına dayalı olarak mayın gözetlemesi yapılıyor.
Tespit gerçekleştikten sonra mayının imha faaliyetlerine ise deniz karakol uçakları, helikopterler, insansız hava araçları, mayın avlama gemileri ve karakol gemileri ile iştirak ediliyor. Türk Deniz Kuvvetleri tarafından, bugüne kadar Karadeniz’e sürüklenen 5 mayın tespit edilerek imha edildi.
Bölgesel sahiplik ilkesi kapsamında, sürüklenen mayın tehdidine karşı gerçekleştirilen tüm faaliyetler, müttefik ülkeler Bulgaristan ve Romanya ile yakın koordinasyon içerisinde yürütülüyor.
İstanbul Boğazı’nın güvenliği için 7/24 gözetleme
Deniz Kuvvetleri Mayın Filosu Komutanlığı bünyesinde bulunan Aydın ve Engin sınıfı mayın avlama gemileri tarafından, sürüklenen mayın tehdidinin baş göstermesi üzerine 2022 yılı mart ayından itibaren bölgede en az iki gemi bulunacak şekilde İstanbul Boğazı yaklaşma sularındaki deniz ulaştırma yollarının emniyetinin sağlanması maksadıyla mayın gözcülüğü yapılıyor.
Mayın gözetleme faaliyetleri, savaş gemileri, deniz karakol uçakları, insansız hava araçları, helikopterler ve “Karadeniz Gözetleme Koordinasyon Merkezi” ile koordineli olarak icra ediliyor.
Karadeniz’de görev yapan mayın avlama gemileri, gelişmiş seyir, komuta kontrol, sonar ve makine sistemleri ile tespiti halinde sürüklenen mayınları süratle ve emniyetle imha kabiliyeti bulunan mayın avlama dalgıçlarına sahip.
Ayrıca, 11 Ocak 2024’te, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan ile başlatılan “Üçlü Girişim” kapsamında “Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea)” imzalandı.
Yakın dönemde aktive edilmesi planlanan görev grubu, ilk 6 aylık dönemde Türkiye tarafından komuta edilecek ve asgari bir mayın avlama gemisi ile destek verilecek. Görev gurubu komutası ilerleyen süreçte değişmeli olarak devam ettirilecek.
]]>SOCAR Türkiye’den yapılan açıklamaya göre, şirket, Türkiye’de petrokimya alanında yeni yatırım alternatiflerinin değerlendirildiği “Master Plan” adı verilen bir ana plan üzerinde çalışıyor. SOCAR Türkiye, doğal gaz tarafında ise Türkiye’de faaliyet gösterdiği illerde yeni yatırımlar, süreklilik ve verimliliğe odaklanacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen SOCAR Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Elchin Ibadov, Azerbaycan Petrol Şirketi SOCAR’ın, Azerbaycan’ın petrol ve doğal gaz kaynaklarını arama, çıkarma, üretim ve işleme faaliyetlerinin yanı sıra petrol ve doğal gaz taşınması ve dağıtımı, ham petrol ve petrokimyasal ürünlerin pazarlanması çalışmalarını yürüttüğünü belirtti.
Ibadov, şunları kaydetti:
“İştirakleri ve ortak girişimleri ile birlikte 15’den fazla ülkede faaliyet gösteren SOCAR, bugüne kadarki en büyük yatırımlarını Türkiye’de gerçekleştirdi. Geçen 15 yılın ardından bugün paydaşlarımızla birlikte yaklaşık 18,3 milyar dolar yatırımla Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısıyız ve tüm grup şirketlerimizle entegre yapıda yürüttüğümüz faaliyetlerle Türkiye’nin en büyük entegre endüstri grubuyuz. 15 yılda geldiğimiz nokta her iki ülke ekonomisine, istihdamına ve sosyal gelişimine sağladığımız katma değer bizleri gururlandırıyor. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki güçlü işbirliği ve sinerjinin desteğiyle, birbiriyle entegre yapıdaki grup şirketlerimizle, yetkin insan kaynağımızla stratejik yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte, bizden desteklerini esirgemeyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili kurumlarına, çalışanlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz.”
Şirketin sağladığı ekonomik faydaların yanı sıra faaliyet gösterdiği bölgelerde sosyal fayda sağlayarak toplumun gelişimini desteklemenin öncelikleri olduğunu aktaran Ibadov, “Toplumsal kalkınmaya ve yardımlaşmaya yönelik, eğitim, spor, çevre gibi çeşitli alanlarda da desteklerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin çeşitli illerinde, ulusal liderimiz Haydar Aliyev’in adını taşıyan 11 okulda 10 binin üzerinde öğrenciye eğitim veriliyor. Çalışanlarımızın oluşturduğu SOCAR Türkiye Gönüllüleri, birçok alanda gönüllülük faaliyetleriyle şirketimizin sosyal sorumluluk hedeflerine katkı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Ibadov, SOCAR Türkiye’nin başarılarını Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü işbirliğinin bir yansıması olarak gördüklerini ve Türkiye ve Azerbaycan’ın kalkınması, gelişimi ve hedefleri doğrultusunda değer yaratarak katkı sağlamayı sürdüreceklerini aktardı.
“STAR Rafineri, Türkiye’nin işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor”
SOCAR’ın, 2008’de Petkim’in yüzde 51 hissesini satın alarak Türkiye’de faaliyete başladığını anımsatan Ibadov, o tarihten bu yana yatırımlara ve üretime hız kesmeden devam ettiklerini dile getirdi.
Ibadov, SOCAR Türkiye holding bünyesinde yer alan Rafineri ve Petrokimya İş Birimi ve Doğal Gaz İş Birimi’nin yanı sıra bu iş birimlerine dahil olmayan alanlarda faaliyet gösteren iştiraklerin de bulunduğunu belirterek, Rafineri ve Petrokimya İş Birimi bünyesinde Petkim, STAR Rafineri, SOCAR Depolama, SOCAR Petrol Ticaret, SOCAR Ar-Ge ve SCR İnşaat şirketlerinin yer aldığını ifade etti.
Ibadov, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye ekonomisi için stratejik öneme sahip, Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya tesisi olan göz bebeğimiz Petkim’e, 2 milyar 40 milyon dolar özelleştirme tutarına ek olarak bu zamana kadar toplam 1,7 milyar dolarlık iyileştirme yatırımı gerçekleştirdik. Yatırımlarımızın da etkisiyle Petkim, Türkiye’nin petrokimya ürünleri ihtiyacının yaklaşık yüzde 12’sini karşılayarak enerjide dışa bağımlılığın azalmasına önemli katkı sağlıyor. 2018’de, 6,7 milyar dolar yatırım tutarıyla, Petkim’e entegre şekilde inşa edilen STAR Rafineri ile petrokimya – rafineri entegrasyonunun Türkiye’deki tek örneğini hayata geçirdik. Yılda 12 milyon ton ham petrol işleme hacmiyle STAR Rafineri, Türkiye’nin işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor. 2023’te STAR Rafineri kapasite artışına yönelik gerçekleştirdiğimiz yatırımlarımızı, 2024’de de sürdüreceğiz. 150 milyon dolar yatırımla hayata geçirdiğimiz SOCAR Depolama ile Ege Bölgesi’nin en büyük depolama tesisi olarak petrol ürünlerinin ve sıvılaştırılmış petrol gazının depolanması faaliyeti yürütülüyor. Toptan ve perakende akaryakıt, ham petrol, hava ve deniz taşıtı yakıtları satışı alanlarında faaliyet gösteren SOCAR Petrol Ticaret’te ise söz konusu faaliyetler akaryakıt dağıtım sektöründe SOCAR ve Hazar, deniz yakıtları pazarında SOCAR Marine, havacılık yakıtları pazarında ise SOCAR Aviation markaları altında yürütülüyor. SOCAR Türkiye Ar-Ge şirketimizde ise yenilikçi ürün ve teknolojileri hayata geçiriyoruz.”
Şirket bünyesindeki “Doğal Gaz İş Birimi”nin doğal gaz ve elektrik alanındaki faaliyetleri yönettikleri, Bursagaz, Kayserigaz ve SOCAR Enerji Ticaret’i kapsadığını belirten Ibadov, şu ifadeleri kullandı:
“Kayserigaz ve Bursagaz, Türkiye’nin önemli iki sanayi şehrinde doğal gaz dağıtımı faaliyeti göstererek yaklaşık 1,9 milyon aboneye kesintisiz doğal gaz hizmeti sunuyor. Doğal gaz faaliyetlerimizin önemli bir bölümünü de büyük ortağı olduğumuz, 6,3 milyar dolar tutarında yatırımla hayata geçirilen TANAP oluşturuyor. Azerbaycan gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıran TANAP, Türkiye ve Azerbaycan’ın bugüne kadar süregelen başarılı iş birliğinin enerji alanındaki en önemli adımlarından. İş birimlerimizin dışında kalan şirketlerimiz 420 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen Ege Bölgesi’nin en büyük terminali SOCAR Terminal, TANAP boyunca geçtiğimiz yerlerde üstün kalite ve yüksek güvenlikli elektronik haberleşme ve şebeke servisi sağlayan ve 55 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen SOCAR Fiber, internet servis sağlayıcısı Millenicom ve sigorta brokerliği, gemi acenteliği, konaklama hizmetleri alanlarında faaliyet gösteren şirketlerimizden oluşuyor.”
“Yeni yatırım alternatifleri için Master Plan üzerinde çalışıyoruz”
Dünyada yaşanan gelişmelerin enerji alanında bugün yapılan yatırımların geleceği şekillendirdiğini gösterdiğine işaret eden Ibadov, “Biz de Türkiye’de bu alanda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğiz. Azerbaycan ve Türkiye, enerjinin geleceği için iş birliği yapan stratejik iki ülke. Türkiye’nin enerji üssü olma yolunda attığı adımlardan memnuniyet duyuyor, enerji arzı ve güvenliği noktasında omuz omuza hareket ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ibadov, SOCAR Türkiye’nin yol haritasında, gelecek dönemde ana faaliyetleri rafineri ve petrokimya olan stratejik yatırımlarla üretim kapasitelerini, ticari ve operasyonel yetkinliklerini en yüksek standartlara taşıyacağını vurguladı. Ibadov, şunları kaydetti:
“Uluslararası petrokimya ticareti, elektrik ve doğalgaz ihracatı faaliyetlerinin artırılması, lojistik ve depolama güvenliğini artıracak yatırımların hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir havacılık yakıtı operasyonları gibi büyüme projeleri de ajandamızda.Yeni dönemde, Türkiye’nin enerji açığının önemli bileşenlerinden olan petrokimya alanında, uzmanlığımız ve deneyimlerimizin ışığında yeni yatırım alternatiflerini değerlendirdiğimiz ve ‘Master Plan’ adı verdiğimiz bir ana plan üzerinde çalışıyoruz. Ülkelerimiz için en doğru ve verimli katkıyı sağlayacağına inandığımız alternatifi önümüzdeki aylar içinde belirleyerek hayata geçirmek için çalışmalarımıza başlamayı hedefliyoruz.”
Ibadov, doğal gaz tarafında ise faaliyet gösterdikleri illerde yeni yatırımlar, süreklilik ve verimliliğe odaklanacaklarının altını çizerek, “Bu alandaki faaliyetlerimizi müşteri odağımızı gözeterek genişletilmiş dağıtım hatlarıyla büyütmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilirlik de ana odak alanlarımızdan biri olmaya devam edecek. Bütünsel bir stratejiyle hem enerji verimliliği projelerini artıracak hem de sürdürülebilir ürünler geliştirerek karbonsuzlaşmayı hızlandıracağız. Dijital dönüşüm odağımız doğrultusunda, modernizasyon ve optimizasyon çalışmalarını da sürdürüyoruz. Elbette, tüm bu yatırımları yaparken, en değerli varlığımız olan insan kaynağımızın da gelişimini desteklemeye, bu alandaki yeni uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Daha önce ismi sık sık terör olaylarıyla anılan Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi, kayyumlarla büyük değişim yaşadı. Kaymakamlıkla birlikte belediye yönetimini de eline alan kayyumlar, ilçenin sorunlarını büyük oranda çözdü. Yol, su, altyapı, üst yapı gibi birçok sorunu ortadan kaldıran kayyumlar, pek çok sosyal aktiviteye de imza attı. Yeni spor kollarının gelişmesi için alanlar oluşturulurken, vatandaşlar için de sosyal hayat geliştirildi. Birçok gençlik merkezi, park, oyun alanı, kafe açılan Suruç’ta çeşitli konserler ile fuarlar da gerçekleştirildi. İlçede ilk defa 2023 yılında bir kitap fuarı açıldı. Geçen yıl düzenlenen festivallerle de birçok ünlü sanatçı halkla buluşarak konserler verdi. Konser ve fuarlara on binlerce vatandaş katıldı. En son geçen hafta Muay Thai Bölge Şampiyonası’nın düzenlediği ilçede bu yaz ise Hokey Türkiye Şampiyonası’nın düzenlenmesi planlanıyor.
“Önceliğimiz gençlerimizin dağa gitmesini engellemek”
İlçede yaşanan büyük değişime değinen Suruç Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili İbrahim Güneş, Suruç isminin artık terörle değil spor ile sosyal etkinliklerle anıldığını belirtti. İlçede terörün tamamen bittiğini söyleyen Güneş, “Tabi bizim burada önceliğimiz spor. Çünkü bizim temel hedefimiz gençlerimizin dağa gitmesini engellemek. Bunu da büyük oranda başardık. Sporun her dalında faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Hem belediye olarak hem kaymakamlık olarak hem de diğer ilgili kamu kurumları olarak sporu ve sporcuyu, özellikle de gençlerimizi spor faaliyetleri alanında ciddi bir şekilde destekliyoruz. Tabii burada temel hedefimiz şu; gençlerimiz artık sporla, sanatla, bilimle ve eğitimle ilgilensinler. Artık biz buranın terörle anılmasını, gençlerimizin terörize edilmesini, gençlerimiz üzerinden terör faaliyetlerinin yürütülmesini engellemek istiyoruz. Bunu da yüzde 100 başarmış durumdayız diyebilirim. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Biz de hem belediye olarak, hem kaymakamlık olarak gençlerimizin bu faaliyetlerinin artırılmasıyla ilgili çok ciddi yatırımlar yaptık. Tabi Cumhurbaşkanımızın ve bakanlıklarımızın çok büyük katkıları ve destekleriyle bunu başarıyoruz. Şu an Türkiye’de belki de şampiyonaya uygun olan 10 sahadan biri olan çim hokey sahasını bitirdik. Allah nasip ederse haziran ayında da Türkiye Şampiyonası burada yapılacak. Öte yandan bir tane gençlik merkezimiz vardı, şu an sayısını ikiye çıkardık. Aligör diye bahsedilen 11 Nisan Mahallesi’nde bir tane gençlik merkezini daha yaptık yüzde 85-90 seviyesinde. Allah nasip ederse mayıs – haziran ayı gibi onu da hizmete açmış olacağız. Öte yandan futbol takımlarımızla ilgili, gençlerimizin oraya gitmelerini sağlamak için çok ciddi bir çaba içerisindeyiz. Bütün spor faaliyetlerini biz belediye olarak destekliyoruz. Hem nakdi hem ayni olarak her türlü desteği veriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Suruç denince akla huzur, kültür, spor, sanat şehri geliyor”
Suruç’un sosyal ve kültürel yapısını bozmadan yeni alanlar oluşturduklarını vurgulayan Güneş, “Burada artık şöyle bir gerçek var, Suruç denilince akla spor gelir, hokey geliyor, muay thai ya da diğer faaliyetler geliyor. Okullarımızda bununla ilgili öğretmenlerimiz ve Gençlik Spor İlçe Müdürlüğümüz çok yoğun bir tarama yapıyor, yetenekli öğrencilerimizin, çocuklarımızın bulunması ve bunların spora kazandırılmasıyla ilgili. Artık bu işin içine STK’larımızı da dahil ettik. Bizim şu an İngiltere’ye bile giden sporcumuz oldu. Bu bizim için büyük bir mutluluk. Tabii bunu yaparken de buranın sosyal dokusunu da bozmadan, buranın kültürüne, buranın ruhuna uygun hareket etmeye çalışıyoruz. Çok şükür vatandaş da bu konuda bizi destekliyor. Tabii sadece spor faaliyetlerini yürütmek olmaz, sosyal alanları da artırmak lazım. Bu konuda da çok ciddi yatırımlarımız oldu. Onlar da bizim gençlerimizin daha aktif, hayatın içerisinde olan ve zamanlarını verimli kullanan, zararlı yapılara, gruplara, oluşumlara bulaşmadan, böyle huzurlu bir şekilde, huzurlu bir şehirde yaşamalarını temin etmek bizim temel hedefimiz. İnşallah bunu başaracağız. Suruç denince sınırın sıfır noktası ilçe olarak anılıyoruz. Sınırın sıfır noktasında ilk kez 2023 yılında kitap fuarı yaptık. Bu çok ciddiydi. Türkiye genelinden büyük yazarlarımızı, önemli yazarlarımızı getirdik, 8 gün bir faaliyet yaptık. Öte yandan Suruç Atı ve Narı Festivalini yaptık. Üç gün süren festivale 65 bine yakın insan katıldı. Bu çok büyük bir sinerji oluşturdu hem gençlerimizde hem ilçemizde. Şu algı oluştu; Suruç denince artık huzur var, güvenlik var. Herkes gönül rahatlığıyla istediği saatte dışarıda gezebiliyor ya da istediği faaliyete gidebiliyor, faaliyeti yapabiliyor. Bu büyük bir başarı bizim için. Temel hedefimiz bir bütün olarak hem spor, hem sanat, hem kültür, hem eğitim, hem sosyal donatı alanları, yeşil alanlar, hem de üst yapısı ve alt yapısıyla müreffeh bir ilçeyi artık Suruç’ta görmek istiyoruz. Bununla ilgili çok ciddi adımlar attık ve önemli başarılar elde ettik. Artık Suruç denildiğinde bizim, sizlerin ve bütün vatandaşlarımızın aklına huzur şehri, kültür şehri, sanat şehri ve spor şehri gelsin istiyoruz. Bizim bütün gayemiz bu” diye konuştu. – ŞANLIURFA
]]>AR-GE, inovasyon, yazılım geliştirme, entegrasyon ve çözüm sağlama alanlarında Türkiye dışında Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve Fas’ta faaliyetlerini sürdüren MİA Teknoloji, Türkiye’de var olan güçlü işbirliklerini tüm dünya ülkelerine taşımaya devam ediyor.
Şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans hakları ile ilgili olarak sağlık yazılımında önde gelen Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma ile yaptıkları yatırım bazlı görüşmeler sonuçlandı.
Görüşme sonrasında şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans haklarının, Amerika’da kurulan New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirak şirketine devredilmesi ve yine bu iştirakin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin sözleşme imzalandı.
MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Ünal, MİA Teknoloji’nin iştiraki MIA Tech Corporation’ın ABD merkezli bir şirketten aldığı yatırıma ilişkin düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, MİA Teknoloji olarak sağlık bilişimi alanında hizmet ve tedarik zinciri işlevlerini kolaylaştıran, ülke sağlık sisteminin yazılımsal ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini belirtti.
Sektörde var olan 17 yıllık deneyimlerine güvenerek piyasadaki değişen ve gelişen taleplere teknolojik çözümler ile dönüş yaptıklarını ifade eden Ünal, “Sağlık sektörünün ihtiyaçlarını kapsayarak hastanelerin günümüz rekabetçi ortamına ve teknolojik gelişmelerine ayak uydurmasını sağlayacak birçok yazılım projesini hayata geçiriyor ve güçlü iş birlikleri ile bunu tüm dünya ülkelerine taşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, “ABD merkezli yatırımcı bir firma ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda sağlık teknolojileri yazılımlarımızın satın alınması ile başlayan müzakere sürecimiz New York merkezli iştirakimiz MIA Tech Corporation’a ürünlerin satış ve pazarlaması ile ilgili olarak lisans verilmesi, yüzde 51 payının ABD merkezli bir yatırımcıya satılması ve şirketimizin sağlık alanında geliştirdiği yazılımların yurt dışı satış ve pazarlama faaliyetlerinin MIA Tech Corporation üzerinden gerçekleştirilmesi noktasında nihayete erdi. Gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlık sektörü yazılımları açısından dünyada lider bir ülke olduğunu belirten Ünal, “Amerika’da ve Avrupa’da bu görülebiliyor. Belki öyle bir kıvılcım gerekiyordu. Bundan sonra inşallah farklı yerel firmalar da bu yolu takip ederek devam eder.” dedi.
Dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor
Yatırım alan yerli ve milli yazılımın, bir ülkenin tüm sağlık faaliyetlerini merkezi bir platform üzerinden entegre bir şekilde yönetilmesini sağladığına değinen Ünal, geliştirdikleri yerli ve milli yazılımın sağlık sistemlerinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir sistem sunduğunu dile getirdi.
Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesinde uzun vadeli yatırımlar ve işbirlikleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Ünal, “Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesi başta olmak üzere dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Biz de buradaki potansiyeli görüyor ve projelerimizi bu bölgelerde yoğunlaştırıyoruz.
İştirak şirketimiz MIA Tech Corporation uluslararası sağlık bilişim piyasasında iş geliştirme faaliyetlerine başladı. Aynı zamanda şirketimiz bu bölgelerdeki iş geliştirme operasyonları, pazar payı büyümesi ve AR-Ge faaliyetlerini de destekleyerek uzun vadeli iş birlikleri ile çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyor.” dedi.
Ünal, “Kuzey Amerika ve MENA bölgesi dediğimiz Orta Doğu Bölgesi başta olmak üzere bütün dünyaya burada yazılımlarımızı açmak istiyoruz zaten. Burada, Amerika’nın özellikle MENA bölgesinde çerçeve anlaşmaları var. Çok büyük avantajları var bu bölgede. Hazır limitleri, parası olan işler var. Bunların içerisinde hemen katılmak istiyoruz.” diye konuştu.
Uzaktan sağlık hizmeti yazılımlarını milyonlarca üyeye ulaştırmayı hedefliyor
Ünal, dijital sağlık alanındaki yatırım ve hedeflerine değinerek, yeni yatırımları ile birlikte bulundukları bölgelerdeki sağlık merkezlerinin altyapısı güçlendirilerek, tıbbi ekipman ve çözüm odaklı teknolojilerin temin edilmesini sağlayarak, dijital sağlık platformları aracılığıyla hastaların takibi ve yönetiminin kolaylaştırılmasında destek sağlayacaklarını aktardı.
Kuzey Afrika’daki sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için yerel sağlık kuruluşlarıyla işbirliği yapılması yönündeki faaliyetlere ağırlık vereceklerine işaret eden Ünal, “Bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştireceğiz. Orta Doğu’da kronik hastalıkların yönetimi için yenilikçi çözümler sağlarken, Kuzey Amerika’da ise yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi noktasında aktif rol alacağız.” diye konuştu.
Ünal, en büyük hedeflerinin uzaktan sağlık hizmeti yazılımları globalde bu sisteme entegre olan ve kullanan milyonlarca üyeye ulaşacak bir sistemi geliştirmek ve tüm bu süreçleri karma gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile yönetilmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedefliyoruz”
Ünal, 2024 yılı için teknoloji ve inovasyon başta olmak üzere ajandalarında çeşitli stratejik gündem konularına yer ayırdıklarını belirterek, gündem konuları arasında işlerinin gelecekteki büyümesini ve sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla, yapay zeka ve makine öğrenimi, dijital dönüşüm, IoT ve akıllı cihazlar, siber güvenlik ve veri koruma, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik, veri analitiği ve tahmin modelleri, eğitim ve yetenek geliştirmenin yer aldığını kaydetti.
Bu yıl yüzde 90 oranında DC istasyon ağına sahip olmayı ve Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedeflediklerini aktaran Ünal, “Bu hedefe ulaşmak için gerekli altyapı çalışmalarımızı sürdürerek, daha fazla şarj istasyonunu faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.
Ünal, 2024 yılında paylaşımlı araçlarını da şarj ağı sistemlerine entegre ederek sıfır karbon salınımı ile kesintisiz sürdürülebilir bir ulaşım ağı sağlamayı amaçladıklarına dikkati çekerek, “Bu şekilde, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ulaşım sağlayarak insanlar için güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı yaratacağız. Bu amaca yönelik ise kısa vadeli planlarımız arasında 2024 yılının son çeyreğine doğru, şarj istasyonlarının elektriğini karşılamak adına güneş enerji santrali kurma projemiz yer alıyor.” yorumunu yaptı.
“Enerji tarafında da yatırımlarımız olacak”
Enerji tarafında da yatırımlarının olacağına dikkati çeken Ünal, Çin’in en büyük beşinci firmasıyla şu anda masada olduklarını ve yatırım yapmak istediklerini belirterek, “Şimdi böyle firmaların radarına girebilmek bizim için çok büyük bir gurur. Bunlar çok büyük firmalar. Yatırım yapmak istiyorlar ve bizi yatırım yapılabilir görüyorlar. Bu bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.Ünal, “Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Enerjey firmamız ile başta Türkiye’de GES (Güneş enerji santrali) ve enerji depolama alanında yaptığımız başvuru süreçleri ile de bu alanda büyük yatırımlar hayata geçirerek sürdürülebilir ekosisteme katkı sunmayı hedefliyoruz” yorumunu yaptı.
Dul ve çocuklu kadınlar ve çocuklarının sosyal hayat içerisinde yer edinmeleri, çocuklarının eğitimlerinin ve temel ihtiyaçlarının sağlanması ile bu kadınlara karşı toplumsal baskıların ortadan kaldırılmasına destek olmak amacı ile MİA Yardım Kültür ve Eğitim Vakfı kurduklarını söyleyen Ünal sözlerini şöyle tamamladı:
“Vakfımızı yardıma ihtiyacı olan ve doğal felaketlerden etkilenen kişilere yardımda bulunmak, bu yardımların kurumsal hale gelmesini sağlamak ve bununla birlikte hem bakımevi, huzurevi ve rehabilitasyon merkezi kurmak hem de halihazırda kurulu olanları desteklemek amacıyla kurduk. Hedefimiz; eğitim, adalet, sağlık, verimlilik, inovasyon, teknoloji, sanatsal faaliyetler, denizcilik ve su spor faaliyetleri ile tüm spor dallarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasına faydalı olacak konularda destekleyici faaliyetlerde bulunmak ve sokak hayvanlarının barınma, sağlık ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanması ile hayvan hakları bilincinin yerleşmesini sağlamak.”
]]>Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat Salı günü saat Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde toprak kayması sonucu 9 işçinin siyanürlü liç yığını altında kaldığı alanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, şöyle konuştu:
“ŞU ANDA TESİSTE HERHANGİ BİR FAALİYET YAPILMIYOR”
“Adli süreç devam ediyor. Şu anda 6’sı tutuklu 3’ü adli kontrol şartıyla serbest olmak üzere 9 kişi hakkında adli işlemler devam ediyor. Bu sayı artabilir. Daha çok çalışana, buradaki sorumlu kişilere adli organlar gerekli soruşturmaları yapacaklardır. Dolayısıyla bu süreç büyük bir titizlikle, gayretle devam ediyor.
14 Şubat itibarıyla buranın maden faaliyetleri durduruldu. Şu anda tesiste herhangi bir faaliyet yapılmıyor. Sadece temel odaklandığımız konu buradaki heyelana uğramış toprağın doğru bir alanda sağlıklı bir şekilde tekrar depolanmasıyla alakalı faaliyetlerdir.”
“SABIRLI DERESİ VE MANGAN’DAKİ ARAMA FAALİYETLERİNE ARAMA VERİYORUZ”
Alandaki arama çalışmalarına ilişkin bilgi veren İçişleri Bakanı Yerlikaya da şunları kaydetti:
“Jeo radar sismik ölçümlerden bahsetmiştik. Her anını takip ediyoruz, kayıt altına alıyoruz. Bunları bilim insanlarından oluşan bir kurulumuz var, bunlar teknik personel, sahada burayı tanıyanlar velhasıl istişaresi ve bilimi bize katkı sunacak herkesle bunu değerlendiriyoruz. Gelinen nokta şu: üç gün öncesinde Mangan sahasındaki alandaki arama çalışmalarına ara verilmişti, güvenlik gerekçesiyle. İki günden beri de Sabırlı Deresi’nin oradaki arama faaliyetlerine de yine ara verilmişti. Sebebi şu: biz her zaman olduğu gibi AFAD olarak, AFAD koordinasyonundaki tüm arama-kurtarma veya arama faaliyetlerinde önce arama işini yapan arkadaşlarımızın güvenliğini önceliyoruz. Yukarıdaki kaymaya vesile olan stabilite hiçbir şekilde durmadı, devamlı surette aktif.
Her iki tarafta, yani Sabırlı ve Mangan açık ocağındaki arama faaliyetlerine ara veriyoruz. Ne zamana kadar? Yukarıdaki yığın liç alanındaki aktivasyon durup stabil, aşağıda, güvenli çalışmaya vesile oluncaya kadar biz arama çalışmalarına ara veriyoruz.”
MEHMET ÖZHASEKİ: ŞU ANA KADAR NUMUNELERDE ZEHİRLİ ATIĞA RASTLANMADI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki de son durumu şöyle değerlendirdi:
“Bizim bakanlığımızı ilgilendiren tarafıyla bu bölgede arkadaşlarımız geldikten sonra ilk yaptıkları iş bu heyelan alanında biriken toprağın nehirle bulaşmasını kesmek gerekiyordu. O anlamda kapakları kapattılar. Bu toprağın güvenli bir yere nakli için gerekli aramaları yaptılar, çalışmaları yaptılar.
Toprağın herhangi bir şekilde insan sağlığına, çevreye zararı var mı, havada, suda, toprakta tehlikeli atıklar oluştu mu gibi bir soruya cevap olabilmek amacıyla da arkadaşlarımız her gün 9 noktadan burada numune alıyorlar. Sonra bunu gerek kendi mobil cihazımızda gerekse üç ayrı dışarıdaki yetkin laboratuvarlarda inceletiyorlar. Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı. Bundan sonra da bu titizliği devam ettireceğiz. Herhangi bir tehlikenin oluşmaması için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız.”
YUMAKLI: YÜZEY SULARINDAN BARAJA YA DA HERHANGİ BİR YERE AKAN BİR SU SÖZ KONUSU DEĞİL
Devlet Su İşleri yöneticilerinin acil eylem planı oluşturduğunu ve yüzey sularının baraja akmaması için sedde yapılmaya başladığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı da “Şu anda 8 metreye ulaştı. 11 metreye kadar ulaştıracağız. Bunun önünde ve arkasında birikme ihtimali olan suları da atık havuzuna aktarmak üzere pompa sistemi de kurulmuş vaziyette” dedi. Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelecek olan yağışları da depolama amacıyla, şu an için planlamalar 30 metre yüksekliğinde adeta küçük bir baraj inşa edilecek. Bunun dışında da bu maden sahasının bir üst tarafında gelecek olan temiz suların alana girmemesi için bir bypass sistemi planlanıyor.
Yüzey sularından baraja ya da herhangi bir yere akan bir su söz konusu değildir. Herhangi bir tehlike arz edecek bir durum yok.”
VEDAT IŞIKHAN: İHMALİ OLAN KİM VARSA HUKUK ÖNÜNDE GEREKLİ HESABI VERECEK
Müfettişlerin yürüttüğü inceleme ve araştırmaların devam ettiğini belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise şu bilgileri verdi:
“Olayın gerçekleşmesinde ortaya çıkan kök nedenlerin bulunması noktasında müfettişlerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Olayla ilgili idari ve hukuki süreç devam ediyor. Ancak müfettişlerimizin hazırlayacağı raporlar belli bir zamanı alacaktır. Ama en son noktada, ihmali ve kusuru olan kim varsa hukuk önünde gerekli hesabı vereceğini ifade etmek isterim.”
ÖZHASEKİ: İLK GÜN GELEMEMEMİN NEDENİ ÖZEL SAĞLIK NEDENLERİ. ÖZÜR DİLEMEM GEREKİYORSA KAMUOYUNDAN ÖZÜR DİLERİM
Bakanlar açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladılar. Özhaseki, kendisine yönelik ilk gün gelmediği yönündeki eleştirileri şu yanıtı verdi:
“Kendi özelimle ilgili bir şey söylemek istemezdim. Ancak 1 ay kadar önce 8 saat süren bir operasyon geçirdim. Buradaki hadisenin vuku bulduğu gün de 2 saatlik bir operasyon daha geçirdim. Hastanede kalıp doktorların nezaretinde uzunca bir süre tedavi oldum. Mecburen bu tür hadiseler olduğu için de dışarı çıkarak şu gördüğünüz kara gözlüklerle gezmeye devam ediyorum. Kusura bakmayın ondan dolayı. Olayın olduğu ilk andan itibaren narkozun tesirinden kurtulmamla birlikte çevreden sorumlu Bakan Yardımcısı arkadaşımızı, ÇED Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü, bilim adamları ekibimiz burada olduğu için anbean olayları takip ettik. Buradaki olayların hepsinden sonuna kadar haberim var. Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri. O yüzden eğer özür dilemem gerekiyorsa bütün kamuoyundan özür dilerim.”
]]>KÜTAHYA – Kütahya’da öğretmenlere müze eğitimi verildi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Ressam Ahmet Yakupoğlu Müzesi’nde 2 gün süren eğitime 30 öğretmen katıldı.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Mercin, yaptığı açıklamada, ilk kez düzenlenen müze eğitiminin önemli bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
Eğitimde ağırlıklı olarak Kütahya’nın zenginliklerini anlattıklarını dile getiren Mercin, “Güzel Sanatlar Fakültemiz tarafından düzenlenen Müze Eğitimi Çalıştayı, Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi’ndeki açılış oturumu ile başladı. Müze Eğitimi Çalıştayı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müze Müdürlüğü ve aynı zamanda da Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile gerçekleştirilen bir faaliyet. Müze Eğitimi Çalıştayı’nın kapsamı ve amacı yaklaşık 2 ay önce bir fikir olarak ortaya çıktı ve bu kapsamda Kütahya’da görev yapan öğretmenlerimize bir yazı gönderildi. Gönüllü öğretmenlerimizden yaklaşık 54 tanesi, biz bu eğitimi almak istiyoruz diyerek müracaat etti. Milli Eğitim Müdürlüğümüz bu 54 kişiden 30 kişiyi belirleyerek bu çalıştaya dahil etti. 2 günlük bir program ve öğretmenlerimize bu program kapsamında öncelikle Kütahya’nın değerlerini anlatmaya çalıştık. Kütahya’nın ilçelerinde şehrimize yakın olan yerde neler var, tarihi olarak, Paleolitik dönemden, Tunç Çağı’ndan neler çıkartılmış ve bu çıkan tarihi eserler hangi müzede sergilenmekte, bunları aktarmaya çalıştık ve Kütahya’daki müze türlerine değinmeye çalıştık. Şehri tanıtmaya çalıştıktan sonraki safhada ise müze eğitimi nedir, müze türleri nelerdir, Kütahya’daki müze türleri fikrinde ele aldığımızda nasıl yararlanılabilir bunların üzerinde durduk.
Bir başka sunumumuzda ise müze eğitimi nasıl, nerede, ne zaman ve kimlerle verilebilir, bunu örnekleriyle anlatmaya çalıştık. Daha sonraki safhada müzelerde teknolojinin kullanımı ve bu teknolojinin öğrencilerimizle çocuklarımızla ilişkisinin ne olduğu ve onların daha çok dikkatini çekebilecek şeylerin ne olduğu, biz onlara hangi uygulamaları yaparsak çok faydalı olabileceği ya da motivasyonlarını nasıl artırabileceğimizin üzerinde durduk ve bunları örnekleriyle gösterdik. Tabii ki tamamen sunum yapmadık. Öğretmenlerimizin bu anlattıklarımızın bir kısmını da uygulamasını sağlamaya çalıştık ve bu kapsamda da oyun tekniğini kullandık. Demonstrasyon tekniğini kullandık. Tarihi yönlerini geliştirecek kavram haritaları kullandık. Görsel tamamlama testi ve eser tamamlama testi dediğimiz daha çok sanatsal becerilerini nasıl kullanabilecekleri ya da dikkat yeteneklerini nasıl geliştirebileceklerini ölçecek testler uygulamaya çalıştık. En sonunda da öğretmenlerimizin hem müzelerle ilgili hem yapılan eğitimle ilgili görüşlerini alabilecek, hem bir tutum ölçeği hem de görüşme formu hazırlayarak bu eğitimin gerçekten amacına ulaşıp ulaşmadığı eğer ulaştıysa bunun nasıl, ne yönde gerçekleştiği konusunu test edecek uygulamalarla tamamlamaya çalıştık. Faydalı olduğunu düşünüyoruz. Bizim gözümüzden, bizim bakış açımızdan bu eğitim sürecinin özellikle gönüllü olarak öğretmenlerimiz geldiği için odak noktalarının çok yüksek olduğu, ilgilerinin çok yüksek olduğu, katılımcı oldukları, soru sordukları, merak ettikleri ya da biz anlatırken akıllarına takılan şeylerin neler olduğunu sorduklarını fark ettik ve onları anlatmaya, aktarmaya çalıştık. Tabii ki burada önemli olan bir nokta daha var. Müze eğitimin kapsamlı bir faaliyet olduğunu söylemek gerekiyor. Çünkü öğretmenlerin sadece niyetli olması değil aynı zamanda okul idaresinin yeni Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de müze eğitimi kapsamında istekli olması, gerekli izinlerin zamanında verilmesi ve destek olması gerekiyor. Ben bunlarda olduğu takdirde Kütahya’nın zengin bir tarihi olduğu, zengin bir kültürel yapıya sahip olduğu, gerçekten dünya çapında eserlerin yer aldığı müzelerin burada da olduğu, özgün müzelerin olduğu dikkate alındığında müze eğitiminin bir ihtiyaç olduğu noktasında bir karar verebiliriz. Bunun geliştirilmesi için de bu faaliyetin ve bundan sonra yapılacak faaliyetlerin çok yararlı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Görsel Sanatlar Öğretmeni Arif Çelik, müze eğitiminin çok yararlı bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
]]>1 Ocak’tan itibaren uygulanmaya başlayan Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında konutunu tek seferde 100 gün veya 100 günden daha kısa süreyle kiralayan ev sahipleri, apartman sakinlerinden onay alıp, gerekli evrakı hazırladıktan sonra e-Devlet üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapacağı başvuruyla ‘Turizm Amaçlı Konut’ belgesine sahip olacak. Konutuna astığı belgeyle evini kiralayan ev sahipleri kiracının kimlik bilgisini emniyet müdürlüğüne bildirecek.
Kalabalık mekanlarda bulunmayı istemeyen veya otelde konaklamayı tercih etmeyenlerin tatil anlayışındaki değişiklik son yıllarda günlük ev kiralama yöntemini yaygınlaştırdı. Seyahat ve tatil maliyetini düşürmek isteyenlerin çoğunlukla tercihiyle günlük kiralanan ev sayısı hızla arttı. Ev sahiplerinin yüksek kazanç beklentisiyle konutunu günlük kiraya vermesi emlak sektörünü olumsuz etkiledi. Kira fiyatlarındaki artışın yanı sıra ev sahibi- kiracı anlaşmazlığı, konut stoku sıkıntısı sorunları oluştu. Kira fiyatlarındaki yükseliş sonrası bazı ev sahipleri yaşadığı konutta kullanmadığı odayı, bazıları kullanmadığı konutu, bazıları da kiraladığı konutu başkalarına gündelik kiralamaya başladı.
YÜKSEK KİRA KAZANCINA DÖNÜŞTÜ
Konut fiyatlarındaki hareketlilik emlak sektörünü de olumsuz etkiledi. Emlakçıların kiralık ev arayanlara konut temin etmekte zorlandığı süreçte, ‘ayakçı’ diye tabir edilen yetkisiz kişiler, emlakçılık faaliyetine başladı. Son yıllarda ‘korsan’ emlakçı sayısının hızla arttığı kentte ‘ayakçı’ diye tabir edilen kiralama sürecinde ev sahibi ile kiracıya aracılık eden kişilerin faaliyetleri de çoğaldı. Rusya- Ukrayna savaşı sonrası konut satın alan yabancı sayısının arttığı Antalya’da, konutunu turizm amaçlı kiralayan, emlakçılık veya yatırım danışmanlığı faaliyeti yürüten yabancı sayısı da hızla arttı.
BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI
Antalya Emlakçılar, Oto Galericileri, İş Takipçileri Odası Başkanı İsmail Çağlar, Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına İlişkin Yönetmelik kapsamında 1 Ocak’tan itibaren 100 günün altında evini kiraya verecek ev sahiplerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ruhsat alması gerektiğini belirtti. Yasanın emlak sektörüne faydalı olacağını dile getiren Çağlar, “Apartmanda 5’den fazla konutun kiraya verilmesi halinde belediyeden ruhsat alınması gerekir. Bunun için tüm kat sahiplerinden izin alması gerekecek. Bunu herkes yapamayabilir. Kural sonrası günlük kiraya verilen evler ruhsat alamayınca uzun süreli kiraya verilmesi, Antalya’daki kiralık konut sıkıntısının az da olsa azalmasına yardımcı olacaktır. Yasa çıktı ama günlük kiraya verilen evlerin denetlenmesi lazım. Denetim yapılmazsa kaçak olarak günlük kiraya verilmesi devam edecektir. Kaçak günlük kiralama devlete, apartman sakinlerine, sektör temsilcilerine zarar verecektir” diye konuştu.
DENETİM TALEBİ
Yasanın uygulaması açısından vatandaşlara büyük sorumluluk düştüğünü anlatan Çağlar, “Apartman sakinleri konutun günlük kiraya verilmesini istememesine rağmen ev sahiplerinin bu yöntemle kiralamaya devam etmesi halinde vatandaşlar ilgili kurumlara şikayet etmeli. Günlük kiralık evlerde ev sahipleri kiralayan kişi ya da kişilerin kimliğini emniyete bildirmek zorundadır. Yetki belgesi bulunmayan evlerin günlük kiraya verilmesi güvenlik sorununu da ortaya çıkaracaktır. Apartman sakinlerinin huzuru için de yasanın faydalı olacağına inanıyoruz” dedi.
1 MİLYON LİRAYA KADAR CEZA
Kanun hakkında bilgi veren Çağlar, şöyle konuştu:
“İzin belgesi bulunmaksızın turizm amaçlı kiralanan konutları kiraya verenlere, kiralama yapılan her bir konut için 100 bin lira idari para cezası uygulanacak ve izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için 15 gün süre verilecek. Bu süre sonunda izin belgesi alınmaksızın turizm amaçlı kiralama faaliyetine devam edenlere 500 bin lira idari para cezası uygulanacak ve izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için bir kez daha 15 günlük zaman tanınacak. İzin belgesi sahibinden kiraladığı turizm amaçlı konutu, kendi ve hesabına üçüncü kişilere kiraya verenler hakkında, her bir sözleşme için 100 bin lira idari para cezası uygulanacak. Kendi adına mesken olarak kullanmak amacıyla kiraladığı konutu, turizm amaçlı kiraya verenler ile izin belgesi olmayan konutların turizm amaçlı kiralanmasına aracılık edenler hakkında, her bir sözleşme için 100 bin lira idari para cezası verilecek. İzin belgesi bulunmaksızın turizm amaçlı kiralama faaliyetlerine devam edenler ile her defasında 100 günden fazla süreli kira sözleşmesi yapmasına rağmen ilk sözleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde aynı konutu 4 defadan fazla kiraya verenler hakkında 1 milyon lira idari para cezası verilecek.”
KİRACININ KİMLİK BİLDİRİMİ ZORUNLULUĞU
Günübirlik ev kiralama ruhsatına başvurunun Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından e-devlet aracılığıyla yapılacağını anlatan Çağlar, “Evini günlük kiraya verecek ev sahiplerinin 1 ay içinde turizm konutu ruhsatına başvurması gerekiyor. Ev sahiplerinin günlük kiralık ev ruhsatı almadan evlerini kiraya vermeleri, yasalara göre suç olarak kabul ediliyor. Ev sahipleri evde konaklayacak müşterilerle günlük ev kiralama sözleşmesi imzalamalı. Sözleşme gereğince kalacak kişilerin kimlik bilgileri emniyet müdürlüğüne bildirilir. Bildirim yapılmaması halinde ev sahiplerine de para cezası uygulanır” dedi.
GÜNÜBİRLİK KİRALANAN EVLERİN DENETİMİ YAPILDI
Antalya Emniyet Müdürlüğü birimleri, il genelinde faaliyet gösteren günübirlik kiralanan evlere yönelik dün eş zamanlı denetim yaptı. İl genelinde 43 ekip ve 96 personelin katılımıyla yapılan uygulamada, toplam 702 günübirlik konaklama yeri kontrol edilirken, 36 işletmeye kayıt dışı konaklamadan cezai işlem uygulandı.
]]>Vali Aygöl, İl Özel İdaresi, İl Jandarma Komutanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü kurumlarının 2023 yılı içerisinde gerçekleştirdiği faaliyet ve yatırım tutarları aktardı. Aygöl, “”İl Jandarma Komutanlığı 2023 yılında gerçekleşen faaliyetlerde yıl içerisinde meydana gelen asayiş olaylarının Kahraman Jandarmamız tarafından aydınlatılma oranı yüzde 96 olmuştur. 2023 içerisinde 18 bin 148 adet önleyici, bin 470 adli olmak üzere toplam 79 b,n 616 devriye faaliyeti gerçekleştirildi. Faaliyetler esnasında 885 bin 280 şahıs ve 896 bin 874 araç sorgulanmış çeşitli suçlardan 926 şahıs 52 araç yakalandı.Yıl içerisinde toplam 3 bin 244 adet olay meydana gelmiş olup olayların 3 bin 218 adedi aydınlatılmıştır. Aydınlatma oranı yüzde 96. Kaçakçılık ve Narkotik faaliyetleri 2 bin 343 gram kubar esrar, 236 gram skunk, 58 gram Metamfetamin, 697 adet hap 65 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 76 bin 373 adet makaron, 29 bin 700 gram açık tütün (sarmalık) bin 15 paket markasız sigara ele geçirilmiş olup 293 şahıs yakalandı. Trafik kontrollerinde toplamda 201 bin 840 araç ve sürücü kontrol edilmiş olup 8 bin 102 sürücüye toplam 12 milyon 496 bin 117 TL para cezası uygulandı. Aynı dönemde bin 316 araç trafikten men edilmiş 150 adet şahsın sürücü belgesi geri alındı” dedi.
“2 milyon 999 bin 782 olmuş sağlık tesislerine başvuru yaptı”
Vali Aygöl açıklamasının devamında Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü 2023 yılı faaliyetleri hakkında bilgi vererek, “Vatandaşlarımızın yıl boyunca sağlık tesislerimize yaptıkları başvuru sayısı 2 milyon 999 bin 782 olmuştur. Toplam başvuru sayısı: 2 milyon 999 bin 782, ameliyat sayısı 28 bin 764, yeni tesis yapım ve bakım onarım yatırım tutarı: 64 milyon 940 bin 167 TL, 2023 yılı tıbbi cihaz yatırım tutarı: 35 milyon, yatan hasta sayısı 22 bin 272, yoğun bakımlarında 2023 yılında yatan hasta sayısı: 2 bin 733 kişi” ifadelerine yer verdi.
“48 bin 502 belge/kimlik kartı başvurusuna cevap verildi”
Aygöl, açıklamasının devamında, Bilecik İl Özel İdarenin 2023 yılında 782 milyon 934 bin 390 TL olduğunu anlatılarak, “154 proje ile köylerin altyapı, içme suyu, kırsalda kalkınmayı destekleme yatırımları gerçekleştirilmiş ve bu kapsamda; 12 adet toplam 635 metreküp içme suyu deposu,37 bin 920 metre içme suyu isale hattı, 11 bin 681 metre kanalizasyon hattı çalışmaları, 45 milyon 937 bin 233 TL tutar ile yapılmıştır. 125 milyon 400 bin TL tutarında 74,75 kilometre asfalt çalışması yapılmıştır. 22 kamu yatırımı yapılarak bunlar 3 milli eğitim, 1 kültür, 4 güvenlik, 5 sağlık, 3 İl Özel İdaresi olmak üzere ilimize kazandırılan yatırımların tutarı 782 milyon 934 bin 390 TL’dir. Bilecik İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü faaliyetlerinde yıl boyunca vatandaşlarımızın 48 bin 502 belge/ kimlik kartı başvurusuna cevap verilmiştir. 24 bin 52 kimlik kartı,10 bin 672 sürücü belgesi 13 bin 778 pasaport başvurusu alındı” dedi. – BİLECİK
]]>