Diyarbakır Orman Fidanlık Müdürlüğü, 600 dönümlük alanda bölgeye uyumlu, meşe, badem, zeytin, menengiç, fıstık, iğde, dişbudak, akçaağaç gibi çok sayıda türde fidan ve bitki yetiştiriyor.
Müdürlüğün AR-GE laboratuvarlarında ve seralarında tür koruma ve geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütülüyor.
AR-GE biriminde görevli orman mühendisleri ve 120 kişilik çalışma ekibi, “Yeşil Vatan” sloganıyla milyonlarca fidanın yetişmesi ve toprakla buluşması için 7/24 mesai yapıyor.
Dünya genelinde uygulanan bilimsel denemeleri de yakından takip eden orman mühendisleri, yüksek eğim, rüzgar, aşırı kavurucu sıcaklar ve buharlaşma gibi birçok olumsuz etkene karşı türlerin korumasını ve gelişimini takip ediyor.
Diyarbakır Orman Fidanlık Müdürlüğü personelinin yoğun ve titiz çalışmaları sonucu her yıl çok sayıda fidan ve bitki çeliği (kök salması için dikilen dal) toprakla buluşturuluyor.
“Azerbaycan’a fidan gönderiyoruz”
Fidanlık Müdür Yardımcısı Arzu Bilici, AA muhabirine, yetiştirdikleri fidanlarda erozyonu önleme amaçlı kök yapılarının güçlü ve kuraklığa dayanıklı türler olmasına önem verdiklerini söyledi.
Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 7 işletme müdürlüğünün fidan ihtiyacının yanı sıra bölge halkına gelir getirici türlerin de yetiştirilmesi ve geliştirilmesi için çalışma yürüttüklerini belirten Bilici, şöyle konuştu:
“Geçen yıl Musul ve Erbil Üniversitesine fidan gönderdik. Bu sene de Azerbaycan’a fidan gönderiyoruz. Biz 7 gün 24 saat nöbet esasına göre fidanların kurumaması ve toprakla buluşuncaya kadar sağlıklı bir şekilde yetişmeleri için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. Diyarbakır Fidanlık Müdürlüğü olarak her yıl 50 türde 3 milyon fidan yetiştiriyoruz.”
“Bölgede 7 il için fidan üretimi yapıyoruz”
Diyarbakır Orman Fidanlık Müdürlüğü Fidanlık Üretim Şefi orman mühendisi Mehmet Akış da yaptıkları çalışmanın bir ekip işi olduğunu ve tohumdan fidana bir serüvene şahitlik ettiklerini kaydetti.
Akış, “Ekip arkadaşlarımızla ilkbahardan sonbahara kadar yoğun bir tempoyla çalışıyoruz. Geçen yıl çok yüksek sıcakları gördük ve tedbirlerimizi aldık. Her bir fidanın bizim için ne kadar kıymetli olduğu bilinciyle çalışıyoruz. Sulaması, bakımı ve fidanın sahaya gidişine kadar canla başla çalıyoruz. Daha güzel ve yeşil bir vatan oluşturmak amacıyla her bir zerre toprağımızın erozyonla, yağışla, rüzgarla kaybını önlemek, bu fidanları toprakla buluşturmak için çabalıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Orman mühendisi Mehmet Emin Tekin ise müdürlük bünyesindeki seralarda yöreye uygun bitki türlerini çoğaltmaya yönelik AR-GE çalışması yürüttüklerini dile getirdi. Tekin, şunları kaydetti:
“Erozyon toprağın kanseridir. Toprak en kutsal varlığımızdır. Fidanlığımızda AR-GE seralarımızda erozyonu engelleyen hangi türleri üretebiliriz diye çalışıyoruz. Bölgede 7 il için fidan üretimi yapıyoruz. Ürettiğimiz fidanlar özelliği olan fidanlar. Bölgenin ekolojik isteklerine uyum sağlamış ve doğal yetişebilen türleri biz burada yetiştiriyoruz. Amaç toprağı muhafaza etmek. Bitkilerin gelişim sürecini günlük takip ediyoruz, kayıtlarımızı alıyoruz. Her türün kaç günde köklendiğini sürecini izliyoruz.”
]]>ORTAK HAREKAT MERKEZİ NETLEŞECEK
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, MİT Müsteşarı İbrahim Kalın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da aralarında olduğu kalabalık heyetin ilk durağı başkent Bağdat olacak. Erdoğan, Bağdat’ta, PKK’yı yasaklı örgüt ilan eden Irak hükümeti ile kararlaştırılan Ortak Harekât Merkezi’ni de görüşecek. Ortak Harekât Merkezi’nin yapısı, işleyişi ve kuruluş tarihi belirlenecek. Ziyarette, Türkiye’nin Irak sınırında üs bölgeleri kurulması, Metina, Zap ve Gara’nın güvenli hale getirilmesi gündeme olacak.
KALKINMA YOLU DA MASADA
Bağdat’tan sonra Erbil’e geçecek olan Erdoğan, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile görüşecek. Erdoğan, Neçirvan Barzani ve KDP’nin ileri gelen aktörleriyle bir araya gelecek. Erdoğan, Erbil’in PKK ile mücadelede Türkiye’ye verdiği desteğin artırılmasını isteyecek. Türkiye’nin de önem verdiği Irak Kalkınma Yolu projesi ve Ovaköy Sınır Kapısı da Bağdat ve Erbil’de yapılacak görüşmelerde ele alınacak.
“SÜRPRİZ BİR ANLAŞMA İMZALANACAK”
Irak Hükümet Sözcüsü Basim el-Avvadi de yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretiyle iki ülke ilişkilerinde “niteliksel sıçrama” yaşanacağını söyledi. “Su meselesinde Başkan Erdoğan ile Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında çok önemli ve stratejik anlaşma imzalanacak” diyen Avvadi, “Bu çerçevede büyük ve sürpriz bir anlaşmaya imza atılacak” ifadelerini kullandı.
Muhammed Salim Merzuk.20 ANLAŞMA İMZALANACAK
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moritanyalı mevkidaşı ile görüştü. Ardından basın toplantısında konuşan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretine ilişkin şunları söyledi: “Bizim amacımız bölgesel istikrarın, refahın ve kalkınmanın mümkün olduğu bir ilişki trafiği içerisinde bulunmak, ilişkilerimize bu şekilde kurumsallaşma getirmek, bölgede düzenin ve refahın gelişmesi için elimizden geleni yapmak.”
ÇOK SAYIDA GÖRÜŞME
Bu doğrultuda güvenlik, enerji, tarım, su, ziraat, sağlık ve eğitim gibi alanlarda uzun zamandır yürütülen çalışmalara dikkati çeken Fidan, “Cumhurbaşkanımızın ziyareti esnasında 20’den fazla anlaşmanın hayata geçirilmesi için, imzalanması için ön mutabakatları şu anda tamamlamış durumdayız. İnşallah kendileri oradayken bu anlaşmalar siyasi liderlerin huzurunda imzalanacaklar” ifadelerini kullandı. Fidan, Erdoğan’ın Irak ziyareti kapsamında Bağdat ve Erbil’e gideceğini belirterek, Erdoğan’ın, Bağdat’ta Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile bir araya gelerek çalışma toplantısı yapacağını; ardından anlaşmaların imzalanacağını kaydetti. Fidan, Erdoğan’ın Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid ile de görüşeceğini bildirdi.
ÇABALARIMIZ SÜRECEK
Filistin’deki katliamlara dadeğinen Fidan, “İşgali ve haksızlıkları dile getirmeyi sürdüreceğiz. Acil ateşkes ihtiyacı ve insani yardımların ulaştırılması hususunda iş birliğimizi sürdüreceğiz. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi egemenliğe haiz bir Filistin devleti kurulana kadar bu çabalarımız kesintisiz devam edecek” dedi.
]]>Avvadi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Nisan’da Irak’a gerçekleştireceği ziyaretin iki ülke ilişkilerine yansımaları ve ziyaretten beklentileri AA muhabirine değerlendirdi.

“İLİŞKİLERDE SIÇRAMA YAŞANACAK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyareti için hazırlıklara yaklaşık bir yıl önce başlandığını belirten Avvadi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyaretiyle Irak- Türkiye ilişkilerinde önemli ve niteliksel bir sıçrama yaşanacak.” dedi. Avvadi, Erdoğan’ın Bağdat temaslarında masada olacak “su meselesi, Kalkınma Yolu Projesi, terör örgütü PKK’nın Irak’taki varlığı ve Türk şirketlerinin Irak’taki yatırımları” konularına ilişkin ortak komisyonların çalışmalarının sona erdiğini ifade etti.
“KALKINMA YOLU PROJESİ’NİN EN ÖNEMLİ MERKEZLERİ IRAK VE TÜRKİYE’DİR”
“Su meselesinde Başkan Erdoğan ile Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani arasında çok önemli ve stratejik anlaşma imzalanacak.” diyen Avvadi, “Türkiye, su yönetimi ve suyu değerlendirme konusunda dünyadaki başarılı ülkelerden biri ve bu alanda büyük tecrübeye sahiptir. Bu çerçevede büyük ve sürpriz bir anlaşmaya imza atılacak.” ifadelerini kullandı.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani“TERÖRİSTLERİN HİÇBİR PARTİ VEYA SİYASİ FAALİYETLERİ OLMAYACAK”
Irak Ulusal Güvenlik Konseyi’nin terör örgütü PKK’yı Irak’ta “yasaklı örgüt” olarak tanımladığını anımsatan Avvadi, şunları kaydetti: “Onlara (PKK) Irak’ta Birleşmiş Milletler (BM) denetiminde ‘mülteci’ statüsü verilecek ve hiçbir parti veya siyasi faaliyetleri olmayacak. Bu, hemen hemen Irak ve İran arasında imzalanan güvenlik anlaşmasına benzer bir şekilde olacak.”
KALKINMA YOLU PROJESİ
Kalkınma Yolu Projesi’ndeki Irak ve Türkiye ortaklığına vurgu yapan Avvadi, bu projenin Erdoğan’ın Irak ziyaretinin en önemli ayağını oluşturduğunu söyledi. Avvadi, “Kalkınma Yolu Projesi’nin en önemli merkezleri Irak ve Türkiye’dir. Bu konuda da önemli anlaşmalar yapılacak. Türk şirketlerinin bu proje kapsamında Irak’taki rolü de değerlendirilecek.” ifadelerini kullandı.

Irak petrolünün yeniden Türkiye’ye ihracatı meselesinin Türkiye tarafından çözüme kavuştuğunu aktaran Avvadi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Petrol ihracatı meselesi Bağdat merkezi hükümetiyle Kürdistan Bölgesel Hükümeti (IKBY) arasında bir meseleye dönüştü. Esasen bu konudaki gecikme, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin petrol ihracatı konusunda orada faaliyet gösteren şirketlerle imzaladığı anlaşmalardan kaynaklanıyor. Bu şirketlerin artık Irak Federal Petrol Bakanlığı ve Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) ile müzakere aşamasına geçmesi gerekiyor. Petrol Bakanlığının da kendisine ait yasalarının yanı sıra Anayasa’ya karşı sorumluluğu söz konusu. Bu konu, Başbakan Sudani’nin Washington ziyareti sırasında genişçe tartışıldı.”
“ERDOĞAN’IN ZİYARETİYLE ORTAK TİCARET HACMİ ARTACAK”
Öte yandan Irak Ticaret Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Riyad Fahir el-Haşimi de Türkiye ile mevcut ticaret hacminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ziyaretiyle artabileceğini ifade etti.

Erdoğan’ın Irak ziyareti sırasında iki ülke arasında “ortak ticaret komisyonu” kurulması için anlaşma imzalanacağını kaydeden Haşimi, şöyle konuştu: “Irak ile Türkiye arasındaki ortak ticaret hacmi şu an yaklaşık 16 milyar dolar. Bu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti sonrası oluşacak pazara göre artabilecek.”
“ÇOK UZUN ZAMANDIR BU ZİYARET HAZIRLIK YAPMAKTAYIZ”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, Moritanya Dışişleri Bakanı Muhammed Salim Merzuk ile Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliğindeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, konuşmasının ardından bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretine ilişkin sorusu üzerine, 2011’den itibaren ilk defa Cumhurbaşkanı düzeyinde Irak’a ziyaret gerçekleştirileceğini dile getirerek, “Çok uzun zamandır bu ziyarete hem Irak tarafı, hem Türkiye tarafı olarak büyük önem vermekte ve hazırlık yapmaktayız. Devam eden yoğun çalışmalar var.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretinin en verimli şekilde gerçekleşmesini hedeflediklerini söyleyen Fidan, Erdoğan’ın Türkiye-Irak ilişkilerindeki vizyonunun Türkiye’nin bölgeye ilişkin vizyonunu yansıttığını kaydetti. Fidan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinin kalkınmayla ve siyasi istikrarla ilgili attığı adımları desteklediklerinin altını çizerek, “Irak, uzun yıllardır çok sıkıntılı dönemlerden geçti. Siyasi istikrarın sağlanması çok güç oldu. Siyasi istikrar olmadığı zaman da özellikle halkın ihtiyacı olan temel hizmetlerin götürülmesi konusunda da büyük problemler yaşandı.” dedi.
TÜRKİYE, IRAK’A DESTEK OLMAYA HAZIR
Irak’ın büyük potansiyele ve imkanlara sahip olmasına rağmen temel hizmetlerin halka ulaştırılması konusunda da büyük sıkıntılar yaşadığını belirten Fidan, mevcut Irak hükümetinin bu konuda büyük farkındalık geliştirdiğini söyledi. Fidan, Irak ve Türk hükümetlerinin, bu sıkıntıların giderilmesi için neler yapılabileceği konusunda görüştüğüne değinerek, Türkiye’nin, sulama sistemi, eğitim, sağlık, altyapı, ticaret ve enerji gibi alanların geliştirilmesi için “her türlü desteği” vermeye kararlı olduğunu vurguladı.

Uzun zamandır bakanlar, bürokratlar ve iş adamları düzeyinde Irak ile çeşitli temasların yoğun şekilde devam ettiğini bildiren Fidan, gelinen “olgunluk noktası” itibarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’a ziyareti ve Stratejik Çerçeve Anlaşması’nın imzalanması konusunda mutabık kalındığını söyledi.
BÖLGEDE İSTİKRAR VE REFAH VURGUSU
Fidan, Stratejik Çerçeve Anlaşması’yla çok alanda ve aynı anda nasıl işbirliği yürütülebileceğinin stratejik vizyonunun ortaya konacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Bu, iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından önemli bir yol haritası teşkil edecek. İlişkilerimizi, daha önce de söylemiştim, kurumsallaştırarak ileriye götürmek, başarıyı bir tesadüf olmaktan çıkartmak, daha sistemli hale getirmek ve iki ülke arasındaki ilişkilerde kalıcı faydaları ortaya koymak arzusundayız.”

Bölgenin ve Irak’ın iç karışıklıklarla, savaşla ve çatışmayla anılmasını istemediklerinin altını çizen Fidan, bu sebeple, ekonomik kalkınmanın ve siyasal istikrarın esas olmasını temenni ettiklerini belirtti. Fidan, Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki yoğun temaslara ve işbirliği arayışlarına işaret ederek, “Irak’taki mevcut siyasal dengeleri çok fazla rahatsız etmeden, terörle mücadelede nasıl büyük adımlar atılabileceği” hususunda Bağdat hükümetiyle çok yoğun görüşmeler içerisinde olduklarını kaydetti.
IRAK İLE TEMASLAR
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in koordinasyonunda Irak Savunma Bakanlığı, istihbarat ve diğer güvenlik kurumlarından Türkiye’ye gelen heyete işaret eden Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu ile Irak’ı ziyaret ettiğini hatırlattı. Fidan, şunları söyledi: “Bu ziyaretimiz esnasında Cumhurbaşkanı’mızın Irak’a yapacağı ziyaretin stratejik çerçevesini de Iraklı muhataplarımızla uzun uzun tartışmıştık. Biz, Irak-Türkiye ilişkilerinin bölgemizde önemli bir örneklik teşkil edeceğine inanıyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanı’mızın da çok önem verdiği Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçmesi durumunda hem Irak halkı için, hem bölge halkları için çok önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.”

Dışişleri Bakanı Fidan, bölgenin çatışmalarla, karışıklıklarla ve istikrarsızlıklarla değil kalkınmayla, teknolojiyle, refahla, istikrarla, kültürle ve sanatla gündeme gelmesi gerektiğini dile getirdi.
IRAK’IN GAZZE KONUSUNDA TÜRKİYE’YE DESTEĞİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyaretinde İsrail’in Gazze’ye saldırılarının da ele alınacağını bildiren Fidan, Bağdat hükümetiyle Gazze konusunda aynı hassasiyetleri paylaştıklarına dikkati çekti. Fidan, Irak’ın uluslararası sistemde Gazze’ye ilişkin Türkiye’ye destek verdiğini, oylamalarda Türkiye ile hareket ettiğini vurgulayarak, “Cumhurbaşkanı’mızın Erbil ziyareti esnasında da özellikle bölgesel yönetim yetkilileriyle bir araya gelerek kendilerine verdiğimiz destek, aramızdaki ilişkinin artırılması, Irak iç istikrarının ve barışının sağlanmasında kendilerine düşen birtakım rollerinin hatırlatılması konusunda da kendileri eminim vizyonlarını paylaşacaktır.” ifadesini kullandı.
]]>Ortadoğu’da gerilimin başladığı Ekim ayından bu yana başta Batı olmak üzere tüm ilgili tarafları bir an önce ateşkes sağlanması için uyaran, sürecin devam etmesi durumunda çatışmanın yayılacağı kaygısını dile getiren Türkiye, İran-İsrail arasında yaşanan karşılıklı saldırıların kendisini haklı çıkardığını açıkladı.
Dışişleri Bakanlığı’ndan 14 Nisan günü yapılan açıklamada, “İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü savaşın yayılma ve tırmanma riski barındırdığına dair uyarılarımızı uzun süredir tüm muhataplarımıza hatırlatmaktayız. İsrail’in, İran’ın Şam Büyükelçiliğine gerçekleştirdiği uluslararası hukuka aykırı saldırı, kaygılarımızı haklı çıkarmıştır. İran’ın bu saldırıya yaptığı misilleme ve takip eden gelişmeler, olayların hızlı biçimde bölgesel bir savaşa dönüşebileceğini bir kez daha göstermiştir” görüşü dile getirildi.
Dışişleri Bakanı Fidan, geçen aylarda yaptığı açıklamalarda, insanlığın Gazze’de bir yol ayrımına geldiğini, buradan “ya daha büyük bir savaş ya da büyük bir barış çıkacağını,” vurgulamış, Türkiye’nin tercihinin barış olduğunu kayda geçirmişti.
İran saldırısına kınama yok
Dışişleri’nin açıklamasında, İran’ın ilk kez kendi topraklarından İsrail’e saldırmasına ilişkin eleştirel bir ifade kullanılmaması dikkat çekti.
Türkiye, 1 Nisan’da İsrail’in İran’ın Şam Büyükelçiliği’ne saldırıp üst düzey askeri yetkililerini öldürmesini kınamış ve uluslararası hukuka aykırı bulduğunu açıklamıştı.
İran’ın saldırısını “misilleme” olarak değerlendiren Dışişleri açıklamasında, “Yaşanan hadise öncesinde İran ve ABD makamlarıyla görüşerek itidal çağrısında bulunmuştuk. Tarafların karşılıklı beklenti ve mesajları da ülkemiz üzerinden iletilmiş, tepkilerin orantılı olması yönünde gerekli girişimler yapılmıştır” ifadeleriyle İran’ın tepkisinin sınırlı kalması yönünde yapılan diplomasiye atıfta bulunuldu.
ABD ve İran’la iki kanaldan diyalog
Genel mesajların yanı sıra Türkiye, başta İran ve ABD olmak üzere gerilimin ilgili taraflarıyla aktif bir diplomasi yürüterek gerilimin kontrol dışına çıkmasının önlenmesine katkıda bulundu.
Bu çabaların İran’ın saldırıya ilişkin olarak Türkiye’yi ve diğer önde gelen bölge ülkelerini 72 saat öncesinde bilgilendirmesiyle başladığı biliniyor.
İran’ın İsrail’e saldıracağı bilgisinin kesinleşmesinin ardından ilk temas 10 Nisan’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında gerçekleşti.
Bu görüşmede, İran’ın tepkisinin sınırlı ve orantılı olması gerektiği yönünde görüş alışverişinin yapıldığı Türk ve Amerikalı yetkililerce teyit edildi.
Aynı zaman biriminde ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Başkanı William Burns’ün de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile temasa geçerek İran’ın İsrail’e saldırısına ilişkin Washington’un mesajlarının Tahran’a iletilmesi ricasında bulunduğu Türk basınına yansıdı.
Fidan ve Kalın’ın İranlı muhataplarıyla yaptıkları temaslarda Washington’un mesajlarının yanı sıra Ankara’nın da gerilimi daha da tırmandıracak adımlar atılmaması çağrısını Tahran’a ilettikleri kaydedildi.
Blinken’dan Fidan’a teşekkür
Ankara-Washington hattındaki diyalog, İran’ın saldırısının tamamlanmasından sonra da devam etti.
Dışişleri Bakanı Fidan, 14 Nisan’da İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile görüştükten sonra ABD Dışişleri Bakan Blinken ile bir kez daha telefonda görüş alışverişinde bulundu.
Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre Fidan, İranlı muhatabına Türkiye’nin İsrail’e yönelik misillemenin ardından bölgede daha fazla gerilimin tırmanmasını istemediğini kaydetti.
Abdullahiyan’ın da Fidan’a operasyonun sona erdiği, İsrail yeni bir saldırı gerçekleştirmezse harekâta geçmeyeceğini aktardığı belirtildi.
Fidan’ın Blinken’a İran Dışişleri Bakanı’nın sözlerini aktardığı ancak gerilimin asıl kaynağının İsrail-Hamas savaşı olduğunu anımsatarak acilen ateşkes ilan edilmesi ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaştırılması gerektiğini, aksi halde krizin büyüyerek devam edeceğini hatırlattığı da vurgulandı.
Fidan, İsrail üzerinde etkisi olan ülkelerin de gerilimin tırmandırılmaması için doğru mesajlar vermesi gerektiğinin altını çizdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller da Fidan-Blinken görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, mevcut gerilimin tırmanmasını önlemek için devreye giren Hakan Fidan’a teşekkür bakanın ettiğini vurguladı.
‘Gerilimin yönünü İsrail’in adımları belirleyecek’
İran-İsrail arasında yaşanan gerilimin daha büyük bir olaya yol açmadan sönmesine karşın bölgesel savaş tehlikesinin geçmediğini düşünen Türkiye, bundan sonraki süreçte olayların İsrail’in atacağı adımlara göre şekilleneceğini değerlendiriyor ve Batılı muhataplarından ona göre pozisyon almasını istiyor.
İsrail’in İran’a askeri bir yanıt vermesi ya da uzun süredir gündemde olan Refah operasyonunu başlatması durumunda gerilimin çok daha tırmanacağını öngören Türkiye, Dışişleri açıklamasında bu değerlendirmesini “Bugün de İranlı yetkililere ve İsrail üzerinde etkisi olan Batılı ülkelere, tırmanmaya son verilmesi yönündeki mesajlarımızı açık biçimde aktarmaktayız. Bölgemizin istikrarına kalıcı biçimde zarar verecek ve küresel düzeyde daha büyük çatışmalara neden olacak bir sürecin tetiklenmemesi için çabalarımızı sürdüreceğiz” ifadeleriyle kayda geçirdi.
Hamas’la artan diyalog
Türkiye, bu adımların yanı sıra İsrail-Hamas arasında devam eden ancak sonuç alınamayan ateşkes görüşmeleri kapsamında da etkisini artırma girişimlerini sürdürüyor.
Özellikle MİT Başkanı Kalın’ın CIA Başkanı Burns ile yaptığı görüşmenin ardından Hamas yetkilileri ile iki defa temasa geçmiş olması ve pazarlık edilen unsurlar hakkında görüş alışverişinde bulunması dikkat çekiyor.
Kalın’ın 13 Nisan günü Hamas’ın siyasi örgüt lideri İsmail Haniyye ile yaptığı görüşmede ateşkes müzakereleri, insani yardımların ulaştırılması, rehinelerin takası ve Gazze’nin güneyine sürülen Filistinlilerin kuzeye dönmeleri gibi konuları ele aldığı bildirildi.
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, İzmir temasları kapsamında Kemalpaşa ilçesinde esnafı ziyaret etti.
Ardından İzmir Ticaret Odasına geçen Bakan Fidan, “İzmir İş Dünyası Buluşması” etkinliğinde konuştu.
Bakan Fidan, iş dünyasının gerçekleştirdiği etkinlikleri çok kıymetli bulduğunu, dünyanın büyük bir belirsizlik içinde seyrettiği şu günlerde istişareyle ve ortak akılla hareket etmeye çok ihtiyaç olduğunu söyledi.
Ege Bölgesi’nin tüm çağlardan beri medeniyet, kültür, ekonomi, ticaret ve ulaşımının beşiği konumunda olduğunu belirten Fidan, “Bu nedenle genç Cumhuriyet’imizin ilk iktisat kongresinin İzmir’de toplanması da hiç tesadüf değildir. Ege’miz Türk milletinin dinamizmini üretime ve ihracata yansıtan, Türkiye markasının bütün dünyada tanıtılmasında her daim başı çeken bir bölge oldu.” dedi.
Fidan, müteşebbislerin küresel ölçekte önünü açmanın devletin ana stratejileri arasında olduğunu anlatarak, bakan olarak göreve başladıktan sonra temel önceliklerinden birisinin de bu olduğunu ifade etti.
13 yıl istihbarat teşkilatını yönettikten sonra göreve geldiğinde yayımladığı ilk genelgenin ekonomiyle alakalı olduğunu kaydeden Fidan, şunları söyledi:
“Dünyanın dört bir tarafına yatırım yapan iş insanlarımız var. Vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkelerde gurur vesilesi başarılara imza atıyorlar. İlaveten çok devlete nasip olmayan ana vatana gönülden bağlı soydaşlarımız var. Bu büyük eşsiz beşeri gücü küresel bir güce dönüştürmek için de stratejiler geliştirdik. Bütün bunları sizler başta olmak üzere özel sektör platformları ve tüm dünyadaki kuruluşlarımızla hep birlikte hayata geçireceğiz. Devlet, özel sektör olarak hedefimiz bir, rotamız ortak; ülkemizi kalkındırmak, halkımızın refahını arttırmak. Ancak şu bir gerçek ki günümüzde bir ülkenin tek başına küresel ve bölgesel sorunlara göğüs germesi pek mümkün değil. Küresel ölçekte tahribat yaratan savaşların, çatışmaların ve krizlerin tam ortasında yer alan bir ülke olarak bu gerçeği görmekteyiz. Her türlü zor şartlara rağmen en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız. İhracatımız tüm zamanların rekorlarını sizler sayesinde kırmakta. Savunma sanayisinde, çığır açıcı alanlarda hiç görülmemiş atılımlar içerisindeyiz. Ancak millet olarak başardıklarıyla asla yetinmeyen de bir karakterimiz var. Dolayısıyla daha da kalkınacaksak, daha da büyüyeceksek bunu komşularımızla, bölgesel ve küresel ortaklarımızla birlikte başarmamız gerekiyor. Ekonomik gelişimi, bölgemize yayıp bir bölgesel refah yaratarak yolumuzda ilerlemek gerekiyor. Bunu başarabilmeninse tek bir yolu var. Şartlar ne olursa olsun etrafımızda barışı, güvenliği ve istikrarı hakim kılmak. Dış politikamızın ana hedeflerinden birisi de budur. Ancak Türkiye gibi büyük ve güçlü devletler böyle bir sorumluluğun altına elini sokabilir.”
“Güvenliğe temel tehdit, terörizmdir”
Barış ve kalkınma vizyonunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki dış politikanın her adımında, her hamlesinde görüldüğünü ifade eden Fidan, Ukrayna’daki savaşı ve Gazze’deki mezalimi, adil ve kalıcı barış temelinde sona erdirme arayışlarında ön planda olduklarına işaret etti.
Balkanlar ve Güney Kafkasya’da bölgesel sahiplenme kültürünü yerleştirerek barış ve istikrar için zemini kuvvetlendirmeye çalıştıklarını aktaran Fidan, şöyle konuştu:
“Komşumuz Yunanistan ile olumlu gündem üzerinden ilişkilerimizi geliştirip, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Biz esasen hiçbir zaman Ege’de veya Doğu Akdeniz’de husumet yaratma arayışında olmadık. Ancak, yaşamsal çıkarlarımızı korumaktan da katiyen geri durmayacağız. Ülkemiz için olsun, bölgemiz için olsun, güvenliğe temel tehdit, terörizmdir. Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık. Bu başarının üç temel unsuru var. Güçlü siyasi liderlik, milli stratejik kabiliyetlerimiz ve başta Irak olmak üzere komşularımızla yeni ve yapıcı bir angajman süreci. Geldiğimiz bu kritik safhada terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız.
Gerçekleşmesi için büyük destek verdiğimiz Irak’ın Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projelerle, bölgesel ve küresel bağlantısallığı tahkim ediyoruz. Enerji güvenliğimizi de sağlama alıyoruz. Bunu yaparken ortaklarımızla karşılıklı çıkarların korunmasını ve bölgesel işbirliğini teşvik eden bir anlayışı benimsiyoruz.”
ABD ve AB ülkeleriyle ekonomik ilişkileri artırma hedefi
Türkiye’nin hedefinin belli olduğunu ve bu hedefe giden stratejilerin sonuç odaklı olduğunu bildiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere müttefik ve ortaklardan barışın tesisi ve bölgesel kalkınma yolundaki çabalara yapıcı katkı vermelerini bekliyoruz. Maalesef bu stratejik yaklaşımı çoğu zaman göremiyoruz. Türkiye’ye bakışlarında sığ ve günlük siyasi tartışmaların, ön yargıların hala baskın çıkabildiğine şahit oluyoruz. ABD ve AB ülkeleriyle bahsettiğim ön yargılara rağmen, ekonomik ilişkilerimizi arttırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu noktada, ticaret hacmimizin ve doğrudan yatırımların arttırılması ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisinin sağlanması konularında diplomatik çabalarımıza da hız verdik.”
Hükümetin İzmir’e yönelik hedeflerinin de çok büyük olduğuna dikkati çeken Fidan, İzmir’i en gelişmiş enerji ve ulaşım ağlarıyla donatılmış, bilgi, teknoloji ve inovasyonu ticari başarıya tahvil eden, bütün küresel stratejik pazarlara erişebilen, gençler için parlak bir gelecek perspektifi sunan, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya öncülük eden bir dünya şehri yapmak istediklerini kaydetti.
Toplantıya, İzmir Valisi Süleyman Elban, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ercan Korkmaz, Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile iş dünyası temsilcileri katıldı.
Program, konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.
]]>Fidan, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde, Karadeniz Eğitim Kültür ve Çevre Koruma Vakfının düzenlediği iftarda konuştu.
Vakıf temsilcilerine davetleri dolayısıyla teşekkür eden Fidan, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Fidan, “Devlet hayatında olsun, millet hayatında olsun, başarıya giden yol birlik ve beraberlikten geçiyor. Bir dava etrafında kenetlenmekten geçiyor. Binlerce yıllık tarihimiz, şartlar ne olursa olsun bizlere bir ve beraber olmayı öğütlüyor.” ifadelerini kullandı.
20 yılı aşkın süredir devletin ve milletin birliğini ve bekasını ilgilendiren görevlerde bulunduğunu aktaran Fidan, bu sürede birliğin başarıyı getirdiğini tecrübe ettiğini dile getirdi.
Fidan, “Ancak bu birlik kendiliğinden olmuyor, kolay sağlanmıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu milletin bütün kahramanlarını, bütün neferlerini, büyük ve güçlü Türkiye davasında birleştirdi.” diye konuştu.
Türkiye’nin 21 yılda vesayet zincirlerini kırdığını, kalkınmayı sağladığını, milli savunma sanayisinde yeni bir çığır açtığını, enerji güvenliğini sağladığını dile getiren Fidan, bunlarla da yetinmeyerek Türk Devletleri Teşkilatı’nı kurduğunu, yenilikçi diplomatik girişimler geliştirdiğini ve ” İsrail’i vahşetiyle bir başına bırakan uluslararası bir baskı” oluşturduğunu söyledi.
Fidan, terörle mücadelede de eşi benzeri görülmemiş başarılar kazanıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Vizyoner liderlik, artan milli kabiliyetlerle birleşince PKK’sından FETÖ’süne, DHKP-C’sinden DEAŞ’ına, bütün terör örgütlerinin belini kırdık. Gelinen noktada hamdolsun, terör odaklarına alan da bırakmıyoruz, nefes de aldırmıyoruz, göz de açtırmıyoruz.”
Yurt içinde yaşam alanı bulamayan terör örgütlerinin çareyi dışarıda aradığını belirten Fidan, bazı ülkelerde konumlarını tahkim etme derdine düşen terör örgütlerine karşı Türkiye’nin tavrının çok net olduğunu dile getirdi.
Fidan, “Arkasında kim olursa olsun, Irak’tan Suriye’ye uzanan bir terör koridoru kurulmasına asla izin vermeyeceğiz. Milli güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli her tür önlemi aldık, alıyoruz, alacağız. Bunun için de kimseden icazet beklemeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni dönemde, komşu ülkelerle dayanışma içinde terörün kökünü kurutmaya kararlı olduklarını belirten Fidan, ilk adımı Irak’la attıklarını ve gerisinin de geleceğini vurguladı.
Fidan, komşu ve bazı müttefik ülkelerin topraklarında bulunmasına izin verdiği ve göz yumduğu terör örgütlerinin bir gün onların da başına bela olacağını yıllardır söylediklerini ve dediklerinin çıktığını belirterek, şöyle devam etti:
“Bu sığ tartışmaları işiten ve belki de üzülen yurt dışındaki kardeşlerimize sesleniyorum; içiniz ferah olsun. Türkiye Cumhuriyeti, bütün güç ve imkanlarıyla sizlerin arkasındadır. Teröristlerin, ırkçıların, Türk ve İslam düşmanlarının sizlere zarar vermesine asla müsaade etmeyeceğiz.”
“Güçlü Türkiye” derken bir milli şahlanış döneminden bahsedildiğini anlatan Fidan, bugüne kadar yapılanlarla yetinilmemesi ve Türkiye’yi daha ileri götürmek için daha fazla mücadele edilmesi gerektiğini, 31 Mart seçimlerinin yerelden küresele her alanda şahlanış için bir şans olduğunu anlattı.
Fidan, ” Ukrayna’da savaşın geniş bir coğrafyaya yayılmaması için, yeni bir enerji ve gıda krizi çıkmaması için, verdiğimiz bütün mücadelenin ana sahnesi Boğazlar ve Karadeniz…Sarıyer bu yüzden akışına bırakabileceğimiz bir yer asla değil. Bunlar ve diğer bütün aciliyet arz eden konularda etkin şekilde ilerlemek için, Ankara ile İstanbul arasında, Ankara ile Sarıyer arasında uyumu ve fikir birliğini yeniden sağlamak şart.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Sarıyer Belediye Başkan adayı Hüseyin Coşkun’un bu uyumu sağlamak için yetki istediğini söyleyen Fidan, Coşkun ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u halka emanet ettiklerini belirtti.
Fidan, konuşmasını “Öyleyse haydi vira bismillah. 31 Mart’ta Sarıyer kazansın. İstanbul kazansın, Türkiye kazansın. Nazik misafirperverliğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Rabbim ibadetlerimizi, dualarımızı, oruçlarımızı kabul eylesin. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.” sözleriyle tamamladı.
(Bitti)
]]>Bakan Fidan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve diğer ilgililerin katılımıyla Yüreğir ilçesi Akıncılar Mahallesi’nde düzenlenen iftar programına katıldı.
Fidan, burada yaptığı konuşmada, ramazanda vatandaşlarla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi, onlara Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gece gündüz demeden milleti için çalıştığını, mücadele ettiğini belirterek “Yaptıklarımız yeter mi? Elbette ki hayır. Zira bir milli şahlanış dönemindeyiz. Bu şahlanışın ismi Türkiye Yüzyılı’dır. Formülü ise gücünü de odağını da bu topraklar ve milletten alan, her türlü ekti alanından bağımsız milli bir politikadır. Bu stratejinin Türkiye’mizi nerelere getirdiğini, her alanda nasıl çığır açtığını hep birlikte, her gün görüyor ve yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin, stratejik bir öngörüyle ilk nükleer enerji santralinin temelini Akkuyu’da attığını belirten Fidan, şöyle konuştu:
“Bu hamleyle zor bir coğrafyada, zor bir denklemde enerji güvenliğimizi sağlamayı hedefliyoruz. Temiz enerjiye kavuşmayı amaçlıyoruz. Adana’yı çok etkileyen küresel ısınmayla mücadele etmeye çalışıyoruz. Ne var ki muhalefet, bu büyük hamleyi, güzel hizmeti de eleştirmekten geri durmadı ama ne derse desinler, biz doğru olanı yapmaya devam edeceğiz. “
Fidan, Belçika’da düzenlenen Birinci Nükleer Enerji Zirvesi’ne değinerek “35 kadar ülke bir nevi ‘nükleer enerji ligi’nde bir araya geldi. Türkiye de 10 yıl önce attığı öngörülü adımlar sayesinde nükleer masada yerini alan ülkeler arasındaydı. Nükleer enerji hamlesi, ülkemizde 21 yıldır verilen mücadelenin bir somut tezahürüdür. Sadece çok önemli bir konuda örnek verdim. Bu ne demek? Artık Türkiye olarak her sahada, masada varız.” dedi.
“Terör koridoruna izin vermedik, izin vermeyeceğiz”
Adanalıların mertliği ve yiğitliğiyle bilindiğini söyleyen Fidan, vatandaşların her zaman Milli Mücadele ruhuna sahip çıktığını vurguladı.
Fidan, gelecek süreçte de milli egemenliğe hep birlikte sahip çıkmaya devam edeceklerini belirterek şöyle devam etti:
“Bölgemizi hatta bütün dünyayı ilgilendiren jeopolitik gelişmeleri bir düşünün. Doğu Akdeniz’de bekamızı ilgilendiren konular, Kıbrıs davası, Suriye krizi, Gazze’deki savaş, Ukrayna’nın etkileri, enerji hatları, bunların ortak noktası nedir? Bunların hepsi Adana’nın da parçası olduğu bu coğrafyayı yakından ilgilendirmekte. Milli güvenlik sistemimizi güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde attığımız bu adımlar işte bu yüzden çok önemli.”
Savunma sanayisinde yerlilik ve millilik oranının yüzde 80’lere çıkarıldığını anımsatan Fidan, “Güçlü bir siyasi irade, artan milli imkan ve kabiliyetlerle birleşince yurt içinde başta PKK ve FETÖ olmak üzere bütün terör örgütlerinin belini kırdık. Terör örgütleri, Türkiye’de bulamadıkları alanı artık başka ülkelerde arıyorlar ama biz dostlarımız ve komşularımızla işbirliği içinde oralarda da onlara dünyayı dar etmeye devam edeceğiz. Suriye ve Irak’ta arkasında her kim olursa olsun bir terör koridoruna izin vermedik, izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.
“Diplomasinin bütün imkanlarını seferber ediyoruz”
Bakan Fidan, dünyanın karmaşık ve zor bir süreçten geçtiğini anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün her türlü zorlu koşula rağmen Ukrayna, Gazze, Güney Kafkasya, Irak, Libya ve Balkanlar’da bir yandan barış için çabalıyoruz diğer yandan bekamızı, soydaşlarımızı ve din kardeşlerimizi korumak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Diplomasinin bütün imkanlarını, yeni ve denenmemiş yöntemlerle seferber ediyoruz. Bunu yaparken bölgesel sahiplenme meselemize sahip çıkma anlayışını ön plana çıkartıyoruz. Yeni, denenmemiş bütün yöntemlerle kendi kaderimize kendimiz sahip çıkıyor, kendi sorunlarımıza kendimiz çözümler üretiyoruz. Biz büyük Türk dünyasını, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında işte böyle birleştirdik.”
Fidan, Filistin davasına sahip çıktıklarını belirterek “Bütün İslam Alemi adına hareket eden bir temas grubu kurduk. Türkiye olarak biz de elbette grupta yerimizi aldık. Kurduğumuz uluslararası baskı sonuç veriyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden nihayet ateşkes ve acil insani yardım çağrısı yapan bir karar çıkması da bunun bir tezahürü oldu. Kararın çıkmasını bu kez Amerika bile engelleyemedi. İsrail, zalimliğiyle bir başına kaldı. Bizler, Gazze’deki mezalimin sona ermesi ve Filistin devletinin ayakları üstüne kalkacağı adil bir barışın tesis edilmesi için her platformda Filistinlilerin sesi, nefesi olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin farkı tam da buradadır. Konu veya mekan fark etmez, biz söylem ve eylemlerimizde hegemon güçlere hoş gözükme derdinde değiliz. Doğru ve adil olan neyse onu dile getiriyoruz, öyle davranıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“En büyük ve stratejik yatırım gençler”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde verilen mücadelenin milletin desteğiyle mümkün olduğunu dile getiren Fidan, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin topyekun şahlanmasının yolu milletimizin teveccühünden geçmekte. Güçlü bir Adana, Türkiye istiyorsak yapmamız gerekenler çok açık. Adana ile Ankara arasındaki uyum ve anlayış işbirliğini yeniden sağlamak zorundayız. Geleceğimize yapılacak en büyük ve stratejik yatırım gençlere yapılan yatırımdır. Adana’mızın gençlerini geleceğe hazırlamamız, geleceği onlarla birlikte inşa etmemiz gerekiyor.”
Fidan, Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın kenti çok daha iyi seviyelere taşıyacağını, 31 Mart’ta Adana’nın yiğit insanlarının en doğru kararı vereceğini kaydetti.
“Büyük zafere doğru ilerliyoruz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik de Bakan Fidan ile dünyanın her yerinde temaslarda bulunduklarını, Fidan’ın kente gelişinin çok kıymetli olduğunu ifade etti.
Yerel seçime büyük coşkuyla ilerlediklerini belirten Çelik, “Önümüzde iki bayram var. Biri Ramazan Bayramı, Allah ailelerinizle, sağlıkla kutlamayı nasip etsin. Diğeri demokrasi bayramı. Demokrasi bayramını kutlamak için Türkiye’nin her yerinde hazırlanıyoruz. Yüreğir’de kutlamak için Halil Nacar’ı başkan yapıyoruz. Adana’da Fatih Mehmet Kocaispir, Yüreğir’de Halil Nacar ile bütün ilçelerimizde, Türkiye’nin her tarafında bu büyük zafere doğru ilerliyoruz. İnşallah 31 Mart akşamı Sayın Cumhurbaşkanı’mıza buraların müjdesini vereceğiz. 31 Mart akşamı demokrasi bayramımızda görüşmek üzere.”
Programa milletvekilleri, belediye başkan adayları ve vatandaşlar katıldı.
]]>İçmeler Mahallesi’nde 21 Mart Orman Haftası etkinlikleri kapsamında sebebiyle öğrenciler, orman işletme personelleri, resmi kurum ve kuruluşlar, STKlar oluşan bin kişinin üzerindeki vatandaş, binlerce defne, keçiboynuzu, selvi ve fıstıkçamı fidanlarını toprak ile buluşturdu. Orman işletme ekiplerinin fidan dikim alanlarında önceden kazıp fidanların dikileceği yuvaları hazırlamasının ardından, fidanların paketlerini açarak gelen öğrencilere vererek önceden açılan dikim alanına yönlendirdi.
Etkinliğe Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Cumhuriyet Başsavcısı Fatmagül Yörük, Jandarma Komutanı Yarbay Murat Çam, Marmaris İlçe Emniyet Müdürü Emre Alay, İlçe Milli Eğitim Müdürü Serap Aksel, Marmaris Devlet Hastanesi Başhekimi Doçent Dr. Mustafa Bulut, İlçe Sağlık Müdürü İmran İnce, Marmaris Orman Genel Müdürü Gökhan Şahin,Orman genel müdürlüğü şefleri ve işçileri, İlçedeki kurum ve kuruluş müdürleri, okullar, siyasi partiler, belediye başkan adayları da katılım sağlayarak fidan dikti.
‘1973 ten beri dünya ormancılık günü ve orman haftası etkinliklerimiz devam ediyor’
Marmaris Orman İşletme Müdürü Gökhan Şahin ” Ormancılık Günü ve Orman Haftası etkinlikleri kapsamında bu alanda yaklaşık 5 bin fidanı Marmaris’te hemşerilerimize çocuklarla birlikte toprakla buluşturuyoruz. Arkamızdaki alanda 2021 yılında zarar görmüş olan fidanları görüyorsunuz. 3 metreye kadar boyanan planlarımız oldu. 1973’ten beri Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ülkemizde kutlanıyor. Bir taraftan da baharın gelişi Nevruz Bayramı ikisini de kutluyoruz. Burada hep birlikte çocuklarımızda ve Marmaris’te hemşerilerimizle birlikte fidan dikimlerimizi gerçekleştiriyoruz” diyerek orman yangınlarını ardından 200 milyonun üzerinde tohum ve 500 binin üzerinde fidanı toprakla buluşturduklarını belirtti.
Marmaris Ağaçlandırma ve Doğa Koruma Derneği üyesi Nevcihan Eren “Bugün 21 Mart Ormancılık Günü. Kaymakamlığımız ve Marmaris Orman işletme müdürlüğümüz tarafından düzenlenen bu etkinlikte mevcutta dikilen fidanların haricinde biz de aralara burada çok yetişen sumak tohumları serpiştiriyoruz. Keçiboynuzu tohumlarımız da var. Şuan çok güzel bir katılım var inşallah diğer etkinliklerimize de bu katılım olur” dedi.
Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, fidan dikimi etkinliğinde yaptığı konuşmada ” Dünya Ormancılık Günü 21 Mart. Mevsim olarak, hava olarak her şeyle uygun bir gün. Biz de yaklaşık bine yakın misafirimiz ile 2021 yılında yanan bölgemizde ve 2022 itibariyle de ağaç dikmeye başladığımız bölgemizde bir orman dikim etkinliği yaptık. Bugün fidanlarımızı toprakla buluşturduk ve aynı zamanda bugün Nevruz’un da günü. Tüm coğrafyamızın, milletimizin Nevruz günü kutluyoruz. Tüm sevinçleri bir arada yaşamaya çalışıyoruz ve eski aklımızda kalmış olan kötü hatıraların da silinmesi için ormanların bir an önce büyümesini dua ediyoruz, Temenni ediyoruz ve Marmaris’i tekrardan yemyeşil olduğu günleri en kısa sürede görmek dileği ile burada selvi ağaçlarımızı, fıstık çamlarımızı, keçiboynuzu fidanlarımızı toprakla buluşturduk. Ormanları koruma görevi tüm toplumumuzun, milletimizin ve geleceğe diyeceğimiz gençlerimizin olacaktır” sözleriyle günün anlam ve önemini dile getirdi.
Etkinlik selvi, defne, çam, keçiboynuzundan oluşan 5 bin fidanın toprak ile buluşması, fidan paketi çöplerinin toplanması, çocuklara fidan, satranç ve kalem hediyelerinin verilmesi ile sona erdi. – MUĞLA
]]>Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile Dışişleri Bakanlığındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Türkiye-İspanya 7. Hükümetlerarası Zirvesi’ni 2021’de düzenlendiğini hatırlatan Fidan, 8. zirvenin haziranda düzenleneceğini söyledi.
Fidan, İspanyol mevkidaşıyla görüşmelerinde güvenlik alanında atılabilecek adımları da etraflıca ele aldıklarını, NATO bünyesindeki güçlü bir işbirliğini de tekrar gözden geçirdiklerini belirterek “Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot bataryası konuşlandırmakta. Müttefiklik ruhuna uygun bu davranış memnuniyet vericidir. Ayrıca biz iki müttefik olarak savunma sanayi işbirliğimizi somut projelerle daha ileri taşımak istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İspanya’nın AB içerisinde en büyük ticaret ortaklarının başında geldiğini, İspanya ile ticaret hacminde hedefin 20 milyar dolar olduğunu aktaran Fidan, “Geçen yıl itibarıyla bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda.” bilgisini verdi.
Fidan, Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz Havzası’nın iki önemli ülkesi olduğunu, Akdeniz Havzası ve çevresinin çatışmalar, terörizm, iklim değişikliği ve düzensiz göç gibi sınamalarla karşı karşıya kaldığını kaydederek “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik işbirliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz.” ifadelerini kullandı.
İspanyol mevkidaşıyla Gazze’deki insani felaketin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını, “Acil ateşkes ilan edilmesi” gerektiğini vurguladıklarını belirten Fidan, insani yardımların derhal ve kesintisiz ulaştırılması gerektiğini, bölgede kalıcı barışın ancak iki devletli çözüm temelinde sağlanabileceğine inancını yinelediklerini söyledi.
Fidan, tüm dünya kamuoyunun İsrail’e savaşın durması gerektiğini söylediğini ancak İsrail hükümetinin, masum Filistinlileri öldürmeyi sürdürdüğünü ve iki milyondan fazla kişiyi açlığa mahkum ettiğini vurguladı.
“Bizim emin olduğumuz bir husus var. İsrail hükümetinin üyeleri işledikleri suçların hesabını adalet karşısında er veya geç vereceklerdir.” diyen Fidan, uluslararası hukuku ve insanlık vicdanını yaralayan bu ırkçı zihniyetin tüm dünyanın ayakları altında ezileceğini ifade etti.
Fidan, mevkidaşıyla, üçüncü yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı’nı da ele alma imkanı bulduklarını belirterek şunları kaydetti:
“Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan kuvvetli desteğimizi yineledik. En kısa sürede adil ve kalıcı bir barışa ulaşılması gerektiği beklentimizi de vurguladık. İspanya ile küresel meselelerde fark yaratacak ortak girişimler geliştirme vizyonuyla çalışmayı sürdüreceğiz. Anadolu ve İber Yarımadası kültürel mirasından güç alarak 2005 yılında ortak girişimimizle medeniyetler ittifakını hayata geçirmiştik. Diyalog ve karşılıklı anlayışın teşvik edilmesindeki öncü rolümüzü daha da geliştirmek konusunda ısrarlıyız.”
Türkiye’nin AB üyelik süreci
İspanya’nın, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine desteğinin her zaman tam olduğunu belirten Fidan, AB ile ilişkilerde birkaç boyutun bulunduğunu ifade etti.
Fidan, “Avrupa Birliği, Avrupa ülkelerinin bir üst siyasi entitesi olarak ayrı bir hükmü kişiliğe sahiptir. Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz, Avrupa Birliği’yle kurumsal olarak başka bir ilişkimiz var.” diye konuştu.
Birçok Avrupa ülkesiyle geliştirilen ilişkilerin daha kolay olabildiğini kaydeden Fidan, AB ile ilişki geliştirildiğinde AB içerisinde oy birliğiyle alınması gereken kararlar olduğunu dile getirdi.
Fidan, bu durumun çoğu zaman Türkiye’nin aleyhine işleyebildiğine dikkati çekerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023’te tekrar seçilmesiyle AB üyeliği konusunda Türkiye’nin perspektifinin değişmediğini, stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını yinelediğini hatırlattı.
Bu konuda Türkiye’nin irade beyanı beklediği yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğuna işaret eden Fidan, bu ülkelerin irade beyanında bulunması gerektiğini kaydetti.
Fidan, AB’ye giriş sürecinin olduğunu anımsatarak, bundan evvel siyasi iradenin ortaya konması gerektiğini vurguladı.
2004-2005’te böyle bir siyasi irade ortaya konduğunu hatırlatan Fidan, “Daha sonra bu siyasi iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortadan kalktığını, bambaşka bir siyasal zihnin ve iklimin Avrupa Birliği’ne Türkiye ile alakalı hakim olduğunu gördük.” ifadesini kullandı.
Fidan, AB ile ilişkilerde her iki taraf lehine de ilerletilmesi gereken alanlar arasında gümrük birliğinin güncellenmesi, vize, daha farklı ticari imtiyazlar, ve göçle mücadele meselesi gibi konuların yer aldığını dile getirdi.
Bunların AB ile yoğun bir şekilde çalışılması gereken konular olduğunu vurgulayan Fidan, bu konularda bile ciddi bir çalışmanın halihazırda zaman zaman istedikleri şekilde olmadığını söyledi.
Fidan, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin bu yaz yapılacağına işaret ederek, şu anda AB’de bu konuda büyük bir bekleyiş olduğunu ve ortaya çıkacak siyasi tabloya göre olayların tekrar şekilleneceğine ilişkin bir algı bulunduğunu ifade etti.
Türkiye’nin seçim sürecini takip ettiğini kaydeden Fidan, “Bizim inancımız, parlamento seçimlerinin sonuçlarından bağımsız Avrupa Birliği kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması.” dedi.
Fidan, son yıllarda özellikle bölgede gündeme gelen olayların Türkiye, AB ve NATO ilişkilerinin güvenlik perspektifini daha da ön plana çıkardığına dikkati çekerek, Türkiye ile AB arasında gerek ikili düzeyde gerek NATO içerisinde güvenlikle alakalı tartışılması gereken çok ciddi konular olduğunu kaydetti.
Özellikle bölgesel ve küresel güvenlik konusunda iki tarafın neler yapabileceğinin tam tartışılmadığı değerlendirmesinde bulunan Fidan, bu tartışmanın başlatılması gerektiğini söyledi.
Fidan, bu tartışmanın sağlıklı yapılamaması nedeniyle bundan gelecek ciddi menfaati iki tarafın göremediğini, bunun ortaya çıkardığı boşluk ve risklerin çok fazla farkında olamadıklarını dile getirdi.
Bakan Fidan, iki tarafın da çok nitelikli, jeostratejik bir güvenlik işbirliği tartışmasını hem NATO içerisinde hem NATO dışında iki taraflı başlatması gerektiğine inandığını belirtti.
Filistin konusunda tek ve çok taraflı çabalar sürdürülüyor
Fidan, Türkiye’nin, üye olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı oluşturması için alınabilecek tüm tedbirler için her türlü baskıyı tek ve çok taraflı devam ettirdiğini söyledi.
Bunun Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), üye olunan bölgesel, ekonomik ve siyasi işbirliği teşkilatları nezdinde sürdürüldüğünü aktaran Fidan, “Bu sadece orada var olan trajedinin önlenmesi ile alakalı değil, daha büyük küresel krizlerin ve savaşların, bölgesel savaşların çıkmasıyla alakalı bir konu. Bu konuyu görmemek için gerçekten çok dar görüşlü olmak lazım. Gazze krizinin, oradaki insanlık trajedisinin ne türden felaketlerin habercisi olduğunu bütün insanlığın, ilgili kamuoyunun gerçekten görmesi lazım.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye’nin bu konudaki ortak çabaları devam ettirdiğini, İspanya’nın gerek devlet gerek AB içerisinde attığı adımlar ve teklif ettiği konular açısından tamamıyla arkasında olduklarını belirtti.
Bakan Fidan, barış konferansı düzenlenmesi, Filistin devletinin tanınması ve güvenlik garantilerinin ortaya çıkmasının gerçekten çözüm yolunda gündeme gelen çok önemli alternatif teklifler olduğunu kaydetti.
Fidan, buna benzer tekliflerin başka yerlerden de geldiğini ve Türkiye’nin de hazırladığı tekliflerin olduğunu aktararak, “Amacımız bu sorunun kalıcı bir şekilde, adil bir şekilde çözülmesi. Bunun için ne türden adım atılması gerekiyorsa yaptırımsa yaptırım, baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak. Bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi, amacımız bu.” diye konuştu.
Bakan Fidan, bu konuda göstermiş olduğu dayanışma için de İspanya hükümetine ve Albares’e teşekkür etti.
(Bitti)
]]>Bakan Fidan, Kırşehir AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.
Fidan, Anadolu’da toplumsal hayatın bütün katmanlarına yayılmış, nice büyük değerler yetiştirmiş bu güzel şehirde vatandaşlarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu, Neşet Ertaş’ın “ozanlar ve şairler diyarı” olarak tanımladığı Kırşehir’de, mübarek ramazanın 9. gününü geride bıraktıklarını söyledi.
Bozkırın tezenesi, Kırşehir’in gururu Neşet Ertaş’ı rahmetle anan Fidan, Anadolu’nun en önemli değerlerinden olan Ahilik geleneğinin de Kırşehir’de vücut bulduğunu aktararak, Ahilik teşkilatının kurucusu Ahi Evran’ı da rahmet ve minnetle yad etti.
Fidan, Ahi Evran’ın, hayatın her alanında ahlakı hakim kılma anlayışını bu topraklarda mayaladığını ve ahlak temelli bu vizyonun bu topraklarda kurumsallaştığını kaydetti.
Ahi Evran’ın “Ahi, dağıtan değil toparlayandır; yıkan değil yapandır” sözüne atıfta bulunan Fidan, kendilerinin 21 yıldır bu ilkeyle hareket ettiklerini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gerek Türkiye içinde gerek dış politikada her zaman yapıcı olmaya özen gösterdiklerini, kucaklayıcı ve kapsayıcı siyasi çizginin takipçisi olmaya devam ettiklerini aktardı.
“Barış için, küresel adalet için, elini taşının altına koyan tek bir lider var; o da Sayın Cumhurbaşkanımız”
Fidan, Türkiye’nin 21 yılda, kelimenin tam anlamıyla çağ atladığını, buna herkesin şahit olduğunu söyledi.
Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dünyayı tehdit eden krizler, çatışmalar ve savaşlar karşısında sağduyunun, adaletin ve vicdanın sesi olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:
“Zorlu bir coğrafyada, yaşamsal tehdit arz eden krizlere rağmen başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada barış ve istikrarın savunucusu olmaya devam ediyoruz. Bakınız, Ukrayna’daki savaşta, iki yılda 500 binden fazla insan öldü. Yıpratma mücadelesine dönen bu savaş, hepimizin hayatını etkiliyor. Bu savaş, küresel planda enerji ve gıda krizi dahil, pek çok problemin tetiklenmesine neden oluyor. Barış için, küresel adalet için, elini taşının altına koyan tek bir lider var; o da Sayın Cumhurbaşkanımız.”
Fidan, bazı kesimlerin, Gazze’deki İsrail mezalimi karşısında da ses çıkarmadıklarını hatırlatarak, “Biz Türkiye olarak en başından beri şunu söyledik: Gazze’de derhal ateşkes sağlanmalı. İnsani yardımlar kesintisiz şekilde bölgeye girebilmeli ve artık adalet tecelli etmeli. Filistinli kardeşlerimiz, Doğu Kudüs’ün başkent olacağı egemen devletlerine kavuşmalıdır.” dedi.
Bugün birkaç ülke hariç bütün dünyanın derhal ateşkesin sağlanmasını ve iki devletli çözümü benimsediğini gördüklerini belirten Fidan, bütün bu çağrılara rağmen İsrail ve destekçilerinin, mübarek ramazan ayında dahi ateşkese yanaşmadıklarını, Gazze’yi, çoluk çocuk demeden topyekun hedef almaya, yerlerinden edilen insanları açlıkla cezalandırmaya devam ettiklerini vurguladı.
Fidan, bu ortamda, ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çabalarını var güçleriyle sürdürdüklerini ve Türkiye olarak, Filistinli kardeşlerinin yanında olduklarını, haklı mücadelelerinde, sonuna kadar onların destekçisi olacaklarını aktardı.
Her meselede, doğrudan ve adaletten yana olduklarını vurgulayan Fidan, bunu Karabağ meselesinde gösterdiklerini ve Karabağ’daki işgalin son bulduğunu hatırlattı.
Fidan, geçen hafta Bakü’de Gürcistan ve Azerbaycan’la üçlü toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Güney Kafkasya’da barış ve güvenlik için aralanan tarihi bir fırsat penceresi var. Azerbaycan ve Ermenistan’ın bu tarihi fırsatı iyi değerlendireceklerine, müzakereleri bir anlaşmayla taçlandıracaklarına inanıyorum.” diye konuştu.
Azerbaycan’la işbirliğinin Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde kurumsallaşarak devam ettiğini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dahil bütün Türk devletleri olarak entegrasyonu hızlandırma, savunma dahil her alanda daha fazla bütünleşme arzusunda olduklarını belirten Fidan, son olarak ortak yatırım fonu kurduklarını, ekonomilerin de bütünleşmesi yönünde kararlı adım attıklarını kaydetti.
“Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde oyun oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz”
Fidan, güçlü bir Türkiye’nin varlığının ve Türk devletlerinin tek çatı altında birleşmesinin çok daha geniş bir coğrafyadaki soydaşları da mutlu ettiğini, onlara özgüven verdiğini söyledi.
“Bugün, Balkanlar’da 30 yıl önceki tarifsiz acılar artık yaşanmıyorsa bu, güçlü bir Türkiye sayesindedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki bölgeyi sahiplenen barışçı politikalar sayesindedir.” diyen Fidan, 21 yıldır olduğu gibi, ilerleyen süreçte de Türkiye’nin egemenliğine, huzur ve istikrarına daima sahip çıkacaklarını aktararak, şöyle devam etti:
“Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde oyun oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz. FETÖ, PKK, DEAŞ gibi terör örgütlerinin, sadece milletimizin değil, bölgedeki kardeşlerimizin huzuruna kastetmesine de izin vermeyeceğiz. Bu stratejinin son zamanlardaki en somut adımını, geçtiğimiz günlerde Irak’la attık. Iraklı muhataplarımız ilk defa PKK’nın Irak’ın çıkarlarına aykırı hareket eden bir ‘yasaklı örgüt’ olduğunu tescil etti.”
Fidan, milli şahlanış döneminde olduklarını, bunun merkezden yerele, topyekun şahlanış olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki hükümetlerin bugüne kadar Kırşehir’in güçlü olması için her tür imkanı seferber ettiğini, daha fazlasını yapacaklarını dile getiren Fidan, Kırşehir’in çok daha iyi hizmetlere layık olduğunu vurguladı.
Fidan, merkezle, Ankara’yla daha uyumlu çalışan yerel yönetimin, bu şehirde fark yaratacağını, etki bırakacağını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Biz bu yüzden, Cumhur İttifakı olarak, çok değerli bir kardeşimizi, Dr. Osman Arslan’ı sizlere emanet ediyoruz. Osman Bey, Kırşehir’in gerek siyasi gerek ilmi hayatında her zaman sorumluluk üstlenmiş bir dava arkadaşımız. Kendisi, bizlerle, sizlerle uyum içinde, bu güzel şehir için gece gündüz ter dökmeye adaydır. Osman Bey, Kırşehir’e Belediye Başkanı olarak hizmet için sizden yetki istiyor.
En doğru kararı vereceğinize eminim. Her ne olursa olsun, bu vatan için, bu millet için, Kırşehir için taş üstüne taş koyan, güçlü Türkiye davasına omuz veren herkesten, Allah razı olsun.
O yüzden Ahi Evran’la başlamıştık, müsaadenizle yine onunla bitirelim: Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selametle.”
]]>2012 yılında FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı açıktan giriştiği ilk operasyon olarak tanımlanan ve dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı kamu görevlilerinin ifadeye çağrıldığı “MİT kumpası”yla ilgili Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında ilk kez konuşarak önemli açıklamalarda bulundu.

“7 ŞUBAT, FETÖ’NÜN KENDİSİNİ AÇIĞA ÇIKARTTIĞI BİR ŞEYDİ”
Bakan Fidan, “7 Şubat krizi aslında FETÖ’nün kendisini açığa çıkarttığı, niyetini belli ettiği bir şeydi. Bu FETÖ’cüler her yerde kendi adamlarını içeriye sokmak gibi bir niyetleri var. Devlet içerisinde başka bir paralel devlet kurmak gibi niyetleri vardı. 28 Aralık 2011’deki Milli Güvenlik Kurulu günü Efkan Ala, ‘Bizim kontrollerde bulunmamız lazım’ dedi. Kontrollerimiz sonucu dinleme cihazlarını bulduk. Cumhurbaşkanımız kendi kafasında ne zaman ilan edeceğini çok iyi biliyor. Biz bunu bulduk ve FETÖ’cüler de bunu öğrendi. Sonra Uludere olayı oldu ve bunu bizim üzerimize atmaya çalıştılar. Bunu ortaya çıkaran MİT’i hedefe koymaya çalıştılar. Cumhurbaşkanımız cuma namazı çıkışı bunlara cevap da verdi. Arkasından 7 Şubat kriziyle beni ifadeye çağırma olayı yaşandı. 2016’dan sonra FETÖ sistemden söküp atıldı. Cumhurbaşkanımızın duruşuyla bu belirli bir noktaya gidildi.” dedi.
IRAK’TA TERÖRLE MÜCADELE
Irak’taki terörle mücadeleye değinen Fidan, “Bizim arzumuz Süleymaniye’deki arkadaşlarımızın yol yakınken hatalarından geri dönmesi, Türkiye’yle dostluklarını, tarihte olduğu gibi bugün de perçinlemeleri ve ortak geleceğe bizim beraber hareket etmemiz.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Erbil, Süleymaniye, Bağdat, Kerkük ve Musul’da “geleceği hep beraber” kuracaklarını, burada terör örgütlerine yer olmadığını belirterek, “Bunları artık bizim sistem dışına atmamız lazım. Bunlar kullanım ömrü tamamlanmış örgütler. Sözünü ettiğim şehirler, kültürler kadim kültürler ve daha önce bu türden tehditlerin üstesinden geldiler, inşallah bundan sonra da gelecekler.” diye konuştu.
İLERİ TEDBİRLER GÜNDEMDE Mİ?
İleri tedbirlerin gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Fidan, şöyle yanıt verdi: “Siz benim düşmanıma destek verdiğiniz sürece ne yapmamı bekliyorsunuz? Bu konuda açığız. Bu düşmanın senden istifade etmesinin yolunu engellemek benim görevim. Ben bunu yapacağım. Bunu yaparken de sana hile tuzak kurmuyorum, yüzüne söylüyorum. Bundan vazgeç, çünkü bu senin lehine değil, kimsenin lehine değil. Süleymaniye’deki halk Türkiye’nin dostu olan bir halk. Terör örgütüyle işi olabilecek bir halk değil.”

Bakan Fidan, “Süleymaniye’deki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) liderliği ve onu oluşturan ekibin PKK ile olan ilişkileri, samimiyeti bizim için bir problem olmanın ötesinde artık ulusal bir güvenlik tehdidi olmuştur.” dedi. Fidan, “Türkiye bölgesinde istikrarı hakim kılmak için elindeki tüm dış politika araçlarını koordineli bir şekilde kullanma konusunda kararlı.” şeklinde konuştu.
FETÖ’NÜN İLK KALKIŞMASI: 7 ŞUBAT MİT KUMPASI
Emniyet ve yargı kurumlarının içine sızan FETÖ’cüler, kumpası, Türkiye Cumhuriyeti’nin çözüm sürecinde yürüttüğü politikalardan dolayı, MİT’i, terör örgütü PKK ile ilişki içindeymiş gibi gösterme bahanesiyle 7 Şubat 2012’de, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu bazı görevlilerini ifadeye çağırma ve haklarında yakalama kararı çıkarma şeklinde kurgulayarak gerçekleştirmek istedi.

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın yürütülen bir soruşturma kapsamında “şüpheli” olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına çağrıldığı bilgisinin paylaşıldığı haberler, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bir süre sonra, çoğunluğu FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle görevlerinden uzaklaştırılan, bazıları firar eden veya tutuklanan dönemin özel yetkili başsavcı vekilleri ve savcıların, bir devlet kurumuna ve temsilcilerine karşı böyle bir girişimde bulunduğu netleşti. O dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönlendirmesiyle Hakan Fidan ve MİT görevlileri, soruşturmaya direnerek savcıların çağrılarına hiçbir zaman yanıt vermedi.
]]>Bakan Fidan, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Rumeli-Balkan Türkleri İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, geniş bir kimliği ve tarihi birikimi bünyesinde barındıran Bursa’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bursa’nın, Osmanlı’nın kök saldığı topraklar olduğunu belirten Fidan, Balkanların her bir köşesinde de Bursa’dan izler görüldüğünü kaydetti.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yola çıkarken sınırların ötesindeki soydaşlara ve din kardeşlerine de destek olmayı temel öncelik olarak belirlediklerini vurgulayarak, “Bu doğrultuda, son 21 yılda yardım ve destek konusundaki milli kapasitemizi her alanda güçlendirdik, yaygınlaştırdık ve kurumsallaştırdık. Bugün itibarıyla devletimiz, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimiz neye ihtiyaç duyarsa, hemen gereğini yapabilecek güce sahiptir.” diye konuştu.
Balkanlar’a yaptığı desteklerinden dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a da teşekkür eden Fidan, Bursa Büyükşehir Belediyesinin sadece yerel düzeyde değil, Balkanlar’da da sorumluluk üstlenen stratejik bir aktör olduğunu söyledi.
Filistinli kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağız”
Fidan, Gazze’ye de dikkati çektiği hitabında, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Dünyamızın ve bölgemizin nereye gittiğini iyi ve doğru okumamız gerekiyor. Milli menfaatlerimizi korumanın yolu, gidişatı iyi ve doğru okumaktan geçiyor. Dünyanın dört bir yanında soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimize gerçek manada sahip çıkmanın yolu da buradan geçiyor. Dünyada jeopolitik rekabetin yanı sıra krizlerin, çatışmaların da arttığını görüyoruz. Kuzeyimizde ve güneyimizde savaş var. Ukrayna Savaşı, üçüncü yılına girdi. İsrail mezalimi, Gazze’de sadece uluslararası hukuku değil, tüm insani değerleri ayaklar altına almaya devam ediyor. Yaşananlar, Gazze’yle sınırlı değil, Batı Şeria’da da yerleşimci terörü ile Filistinli kardeşlerimizin toprakları gasp ediliyor. Biz Türkiye olarak, mezalimin son bulması için her düzeyde var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Filistinli kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağız.”
“Türkiye, güvenilen bir devlet”
Uluslararası alandaki gelişmelerin Balkanlar ve Rumeli’nin de sinir uçlarını zorladığına dikkati çeken Fidan, “Somut olarak baktığımızda, Bosna-Hersek’teki ayrılıkçı söylemler ve Kosova-Sırbistan gerginliği endişeleri artırıyor. Bu zorlu dönemde aktif bir dış politika izlemek, soğukkanlı davranmak ve ayrım gözetmeden bütün kesimleri kucaklamak gerekiyor. Böyle bir diplomasi yürütebilen tek bir ülke, tek bir lider var, Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan. Balkanlar’da her ülkeyle kurduğumuz diyalog kanallarında, her düzeydeki yoğun temas trafiğinde şunu görüyoruz. Türkiye, güvenilen bir devlet. İstikrar, barış ve refah odağı olarak görülen bir devlet.” ifadelerini kullandı.
Fidan, ilişkileri karşılıklı güven temelinde yürüttüklerini belirterek, “Her ülkeyle ikili işbirliğimizi en üst seviyelere çıkarmak için durmaksızın çaba harcıyoruz. Bugün bölge ülkelerinin birçoğuyla stratejik ortaklık tesis etmiş durumdayız. Öte yandan bölgesel çok taraflı platform ve girişimlere de öncülük ediyoruz. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği süreci, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlar, bu vizyonun birer parçası.” dedi.
Balkanlar’ın, Rumeli’nin, bölge halklarının ortak çıkarlarını, temel öncelik olarak kabul ettiklerini dile getiren Fidan, şunları kaydetti:
“Bölgemizde gerginlik istemiyoruz. Sorun gördüğümüzde hemen devreye girerek, arabuluculuk yapıyoruz. Balkanlar’ın kalbinde yer alan Bosna-Hersek bu bakımdan iyi bir örnektir. Bu ülkede istikrar, barış ve huzur, tüm Balkanlar, tüm Avrupa için stratejik önem taşıyor. Bu nedenle ister ülke içi olsun ister ülke dışı olsun tüm kesimlere Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü hedef alan tek taraflı eylem ve söylemlerden kaçınma çağrısı yapıyoruz. Sadece çağrı yapmakla kalmıyor, bunu sahada aktif bir tutumla da destekliyoruz. Kosova-Sırbistan gerginliğini yine büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Her iki ülkenin de güvendiği bir devlet olarak, Belgrad-Priştine sürecine tam destek veriyoruz. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki ekim ayından bu yana üstlendiğimiz NATO Kosova Gücü komutanlığımız, sahada hemen fark yarattı. Komutanımızın gerek Kosova gerek Sırbistan makamlarıyla tesis ettiği güven ilişkisi sayesinde huzur ve güvenlik tesis edildi. Bu koşulların sürmesini ümit ediyoruz.”
“Barış ve güvenlik olmayınca ne büyük acılar yaşandığını en iyi bizler biliriz”
Fidan, Türkiye’nin üzerine düşen her türlü katkıyı vermeye devam edeceğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Esasen, Balkan devletleri olarak böyle davranmalıyız. Çünkü barış ve güvenlik olmayınca ne büyük acılar yaşandığını en iyi bizler biliriz. Bunun için kendi söküğümüzü, kendimiz dikiyoruz. Dışarıdan dikte edilen, bu bölgenin gerçeklerine uygun olmayan politikaların sonuçları ortada. Bu politikalar sadece ve sadece çatışma yarattı, kriz yarattı. Sanki daha dün tarifsiz acılar, katliamlar yaşanmamış gibi bugün hala aynı sorumsuz politikalarda diretenler var. Biz her kesimin güvenine sahip bir bölge ülkesi olarak, bu yanlışları dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Biz doğruları söyledikçe, doğru politikaları uyguladıkça bu defa Türkiye’yi bir rakip hatta hasım gibi görenler ortaya çıkıyor. ‘Batı Balkanlar’ gibi tarihten kopuk, farazi kategoriler bu yüzden icat ediliyor.
Böyle yöntemlerle Türkiye’yi Balkanlar’dan kopartabileceğini düşünenlere, açık bir mesajımız var. Bugün Balkanlar’da 30 yıl önceki gibi acılar artık yaşanmıyorsa bu Türkiye sayesindedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki güçlü Türkiye’nin bölgede izlediği barışçı ve yapıcı politikalar sayesindedir. Türkiye’yi hasım gibi görenlere, şunu çok açık bir şekilde söylüyoruz. Sizin stratejik vizyonsuzluğunuzun vebalini, bölge ülkeleri olarak artık biz çekmeyeceğiz. Türkiye olarak, dostlarımızla işbirliği içinde, bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. İçiniz rahat olsun. Biz devlet olarak bütün önlemlerimizi alıp, stratejimizi bu vizyonla oluşturuyoruz.”
Programda Bursa Valisi Mahmut Demirtaş ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da katılımcılara hitap etti.
]]>Fidan, Bursa’nın Mudanya ilçesinde bir otelde düzenlenen AK Parti Mudanya Belediye Başkan adayı Gökhan Dinçer’in tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Dinçer’in Mudanya’ya hizmet aşkıyla dolu olduğunu söyledi.
Mudanya’nın milli tarih ve kimlik şuuru açısından çok müstesna bir yere sahip olduğunu belirten Fidan, 11 Ekim 1922’de, Anadolu’nun boyunduruk altına alınması için oynanan oyunların bozulmasının, ilk defa yazılı olarak Mudanya’da kayda geçtiğini anımsattı.
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, şehit, gazi ve tarihteki tüm kahramanlardan aldıkları emaneti daha yukarılara taşımanın gayreti içinde olduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bir milli şahlanış sürecindeyiz. Türkiye’miz gerektiğinde oyun kuran, gerektiğinde oyunu bozan, adaletsizliklere boyun eğmeyen güçlü bir siyasi duruş sergiliyor. Bir ülkenin kahramanları hep vardı. Bu topraklar askerinden öğretmenine, bilim insanından istihbaratçısına hayatın her alanında, her dönem farklı kahramanlar çıkarmıştır. Bizler zor zamanlarda ortaya çıkan liderler sayesinde güçlüklerin geride bırakılmasına ve yeni dönemlere yelken açılmasına tarih boyunca defalarca şahitlik etmiş bir milletiz. Son 21 yılda Türkiye’mizin hangi noktadan nereye geldiğini, nasıl bir sıçrama kaydettiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki güçlü Türkiye artık hakikaten sadece bölgesinde değil, uluslararası düzeyde de önemli bir aktöre dönüşmüştür.”
“Her alanda çıtayı yükselterek çok şükür yepyeni bir çığır açtık”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, devleti ve milleti için gece gündüz nasıl mücadele ettiğine yakinen şahitlik ettiğini anlatan Fidan, “Türkiye’de siyasetin ve toplumsal hayatın her alanındaki vesayet zincirlerinin kırılması, Sayın Cumhurbaşkanımızın azmi ve kararlılığıyla mümkün olmuştur. Son 21 yılda terörle mücadelede ve milli güvenlik sistemimizde daha önce eşi benzeri görülmemiş başarılara imza attık. Türkiye her alanda sözcüğün tam anlamıyla çağ atladı. Savunma sanayinde yüzde 20 olan yerlilik ve millilik oranını yüzde 80’lere taşıdık. Küresel savunma ürünleri ihracatı endekslerinde rekor kıracak noktalara geldik. Milletimizin teveccühü ile hayata geçirdiğimiz politikalar ve stratejiler vasıtasıyla her alanda çıtayı yükselterek ve refah seviyemizi artırarak çok şükür yepyeni bir çığır açtık.” ifadesini kullandı.
Milletin refah, huzur ve güvenliği artırırken, gönül coğrafyasını da ihmal etmediklerine dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:
“Şükürler olsun ki icraatımızın ve çalışmalarımızın semerelerini de alıyoruz. Dünyada krizlerin, çatışmaların, hatta savaşların artma eğiliminde olduğu bir dönemdeyiz. Milli menfaatlerimizi korumak için gidişatı iyi ve doğru okumamız gerekiyor. Mevcut dünya düzeni küresel adaletsizlikle, krizlerle, savaşlarla baş edemiyor. Kendini güncellemeyen mevcut sistem, yaşanan sorunların da kaynağı haline gelmiş durumdadır. Mevcut sistemin acizliği Gazze’de tamamen ifşa olmuştur. İsrail’in ve zalimine seyirci kalan bu sistem Ukrayna’daki savaşı da engelleyemiyor. Tersine teşvik ediyor. Bu sistem, bırakın adaleti tesis etmeyi, küresel düzeydeki eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor. Hegemon güçler sadece emperyal gündemleriyle meşgul oluyorlar. Terör örgütlerini, vekil örgütleri ve diğer yerel vesayet unsurlarını taşeron olarak kullanmaya devam ediyorlar. Ülkemiz üzerinde oynanmaya çalışılan oyunların tümünü Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hamdolsun boşa çıkardık.”
“Fırsatların da peşinden koşacağız”
MİT Başkanlığı görevi sırasında “Sadece karşımıza çıkan teröristle uğraşmayacağız. Peşine düştüğümüz teröristleri yakalayıp gerekeni yapacağız” diye konsept oluşturduklarını anlatan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Öyle de yaptık. Dış politikamıza bunu uyguladığımız zaman sadece önümüze çıkan tehditlerle değil, aynı zamanda ülkemiz için gerekli olan fırsatları, imkanları, milli menfaatleri dünyanın neresinde olursa olsun bulup elde edeceğiz. Sadece uluslararası sistemin önümüze çıkardığı engellerle vaktimizi harcamayacağız, mücadele ederken ülkemiz için, milletimiz için, bölgemiz için iyi olanın da peşinden koşacağız. Fırsatların da peşinden koşacağız. İşte bu yüzden Türkiye artan imkan ve kabiliyetleriyle adalet ve vicdan temelinde yeni bir dünya düzeni kurulması için öncü rol üstlenmiş durumdadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘dünya beşten büyüktür’ söyleminin dünyanın her köşesinde karşılık bulması asla boşuna değil.”
Fidan, Türkiye’nin artık oyun kuran, gerektiğinde oyun değiştiren bir ülke olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bunu terörle mücadele stratejimizde de görüyoruz. Hükümetimizle, askerimizle, güvenlik güçlerimizle, terörle mücadelede son 21 yılda kaydedilen mesafe apaçık ortadadır. Terör illetini sadece ülkemizden değil, sınır ötemizden de temizleme çabalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Milli Savunma Bakanımız ve MİT Başkanımızla Bağdat’taydık. Hem kendi sınırlarımız içinde hem sınırlarımız dışında terörist unsurları temizleme irademizi Iraklı mevkidaşlarımızla paylaştık. Onlardan da bu konuda bizimle birlikte ortak hareket edeceklerine dair söz aldık. PKK’nın, Irak’ın çıkarlarına aykırı hareket eden ve orada da müsaade edilmemesi gereken bir örgüt olduğunu ilk defa bu süreç sayesinde muhataplarımız kabul ettiler. Iraklı kardeşlerimizle işbirliğimiz ve koordinasyon toplantılarımız önümüzdeki süreçte de devam edecek.”
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın da katılımcılara hitap ettiği toplantıda, AK Parti Mudanya Belediye Başkan adayı Gökhan Dinçer, projelerini içeren sunum yaptı.
Konuşmaların ardından aday Dinçer, Bakan Fidan’a tarihi Mudanya mütareke binasının tablosunu hediye etti.
]]>BAKÜ – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’da düzenlenen 11. Küresel Bakü Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli, derhal ateşkes ilan edilmeli ve engelsiz olarak insani yardım sağlanmalı. Ancak yoğun diplomatik çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” dedi.
Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan Dışişleri Bakanlarının 9. Toplantısı kapsamında Bakü’ye gelen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’daki temaslarına devam ediyor. Fidan, Bakü’deki temasları kapsamında, “Parçalanmış dünyayı düzeltmek” temalı 11. Küresel Bakü Forumu’na katıldı. Fidan, küresel sistemde köklü bir dönüşümünün eşiğinde olduğunu belirterek, “Bu nedenle kriz çatışmaları ve savaşlar eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı. Ne yazık ki bugün ne uluslararası sistem ne de onun arkasındaki büyük aktörler bir çözüm sunamıyor. Bunun yerine büyük güçler kendi gündemlerini sürdürüyorlar. Dahası, hiç kimsenin mevcut jeostratejik zorlukları bağımsız olarak ele alamayacağı açıktır. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeye dayalı çözümler ileriye yönelik en geçerli yol olarak öne çıkıyor” dedi.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev, vizyoner bir barış çağrısında bulundu”
Güney Kafkasya’da Azerbaycan’ın AGİT Minsk Grubu Karabağ’daki Ermeni işgaline son vermesi için onlarca yıl beklemek zorunda kaldığını vurgulayan Fidan, “AGİT Minsk Grubu işgali sona erdirmek yerine uzatma stratejisini tercih etti. İkinci Karabağ Savaşı ve terörle mücadele operasyonunun ardından alınan birçok BM Güvenlik Konseyi kararına rağmen nihayet adalet yerini buldu. 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı’nın hemen ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev, 6 ülkeden oluşan bölgesel bir mekanizma önererek son derece vizyoner bir barış çağrısında bulundu. Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Rusya, İran ve Gürcistan” şeklinde konuştu.
Önerinin birlik, barış ve istikrarın bölgedeki ülkelerin sağlayabileceği varsayımı üzerine inşa edildiğini belirten Fidan, “Bugünkü adıyla 3+3 platformu hızla kuruldu ve şimdiden 2 toplantı yapıldı. Geçen sene Ekim ayında İslam İşbirliği Teşkilatı’ndaki meslektaşlarıma üye devletlerin konuyu ele alması gerektiğini söyledim” dedi.
“Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli”
Arap Birliği’nin olağanüstü zirvesiyle kurulan temas grubu, bölgeyi sahiplenme eylemi sergilediğini belirten Fidan, “Yedi ülke olarak bize Filistin’de devam eden trajediye müdahale etme için İslam dünyası adına hareket etme görevi verildi. Grubun çabaları ve uluslararası toplumun ezici üstünlüğü sayesinde Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli, derhal ateşkes ilan edilmeli ve engelsiz olarak insani yardım sağlanmalı. Ancak yoğun diplomatik çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” ifadelerini kullandı.
Bugün itibariyle 31 binden fazla cenazenin olduğunu söyleyen Fidan, “Bunların çoğu kadın, çocuk ve yaşlı. Gazze artık yerle bir olmuş durumda ve yaşanmaz bir durumda. Bu nedenle Filistinlilerin katlanmak zorunda kaldığı fedakarlıkları ve anlatılamaz acıları söylemek bizim görevimizdir. 1967 öncesi sınırlara ve geçmişte tam teşekküllü Filistin devletine dayalı iki aşamalı çözümü hayata geçirene kadar bu mümkün olmayacak. İsrail’in iki devletli bölgeye yönelik taahhüt eksikliği nedeniyle nihai bir çözüme ulaşmak mümkün olmadı. Bu doğrultudaki önerimiz bölgesel ve uluslararası muhataplarımız tarafından olumlu karşılandı. Türkiye bu konuda bu sorumluluğu almaya hazır olacaktır” diye konuştu.
“Azerbaycan, Kafkaslarda kilit rol oynuyor”
Türkiye’nin Libya’da da istikrar, toprak bütünlüğü ve birlik temelinde, özgür, adil ve mutabakata dayalı güvenilir seçim sürecinin ilerletilmesi desteklediğini belirten Bakan Fidan, “Bu anlamda Türkiye’nin bölgeyi sahiplenme politikası enerji ve bağlantı projelerini de kapsıyor. TANAP, TAP, Trans-Hazar, Doğu-Batı Orta Koridoru ve Irak Kalkınma Yolu projesi gibi girişimleri destekliyoruz. Son yıllarda Azerbaycan, Kafkaslarda kilit rol oynuyor. Çok pozitif bir rolü var ve bölgesel diplomasi, bölgeyi sahiplenme ve bölgesel projeler için bir merkez haline geliyor” dedi.
Türkiye’nin pek çok konuda onlarla birlikte çalıştığını ifade eden Fidan, “Bilirsiniz, demiryolu projeleri, enerji projeleri ve ekonomik projeler gibi. Geçen sene sırf Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın toplantısı için Şuşa’ya gelmiştim. Azerbaycan, Avrupa’nın enerji güvenliğinde de çok önemli bir rol oynuyor” şeklinde konuştu.
“PKK ve YPG’ye bazı NATO ülkeleri tarafından yardım edildi”
Türkiye’nin sınırlarının diğer tarafında büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu belirten Bakan Fidan, “Biliyorsunuz Irak’taki PKK, YPG. PKK, Irak’taki uzantısı, YPG’de Suriye’deki uzantısıdır. Bazı NATO ülkeleri tarafından yardım edildi, güçlendirildi ve görevlendirildiler. Biliyorsunuz Amerika bunu açıkça yapıyor ve birkaç NATO ülkesi de Amerika’ya yardım ediyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin NATO ülkesi olduğunu vurgulayan Fidan, “Onlar da NATO ülkesi ve bazı NATO ülkeleri NATO dışı, devlet dışı bir unsur olan terör örgütüyle bir sorunu çözmek için bir araya geliyor. Buna da terörle mücadele sorunu diyorlar. Ama aynı zamanda ulusal güvenlik sorununa karşı da büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu birinci konu. İkinci konu, biz NATO üyesiyiz ve üye devletiz ve NATO’yu oluşturmanın asıl amacı üye ülkeleri daha güvenli hale getirmek ve güçlü bir dayanışma içinde olabilecekleri bir ortam ve platform oluşturmaktır” dedi.
Türkiye’nin savunma sanayi alanında bazı NATO ülkelerinin kısıtlamalarına maruz kaldığını aktaran Fidan, “Dolayısıyla bu konuyu da tartışmaya açıyoruz. Bir yanda Türkiye’nin PKK, YPG’den başlayan terörle mücadele kaygıları, diğer yanda Türkiye’ye yönelik savunma sanayi kısıtlamaları. Bu konular etrafında çok güzel ve sağlıklı tartışmalar yaptığımızı düşünüyorum” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda güvenliği konusunda çok hassastı”
Karadeniz’de giderek artan gerginliği azaltmak için artan militarizmi önlemek gerektiğini belirten Dışişleri Bakanı Fidan, “Karadeniz, savaştan önce uzun bir süre sessizliğin, mal ve diğer hizmetlerin taşımacılığının tadını çıkarıyordu. Bu çok önemliydi. Savaştan sonra Karadeniz’deki militarizm bizim için büyük sorunlara yol açtı. Öncelikle bildiğiniz gibi Ukrayna’dan tahıl sevkiyatının kesintiye uğraması tüm dünya için, özellikle de küresel güney için bir felaketti. Bazı Afrika ülkelerinde ve genel olarak gıda pazarında fiyatlar arttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle tüm dünyanın gıda güvenliği konusunda çok hassastı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukraynalılar ile Ruslar arasında bir tahıl anlaşmasının sağlanması için çok çalıştığını söyleyen Fidan, “Bunu başardık ama belli bir süre devam etti, bu süre içinde sanırım toplam 33 milyon ton tahıl dünyanın geri kalanına sevk edildi. Bugün ortak ülkelerle birlikte benzer bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Gerçekten bir anlaşmaya varmamızı umuyor ve dua ediyorum. Bu sefer belki tahıl anlaşması adlandırılmayacak, belki de başka bir şey olacak. Ama eninde sonunda en önemli şey tahılı Karadeniz’den çıkarmak olacak. Sadece tahıl değil, Karadeniz’in tüm bölgeye ticari amaçlarla hizmet vermesini sağlamak için çıkan diğer mallara da” şeklinde konuştu.
“Libya’dan yakın gelecekte iyi haberler alabileceğimizi umuyorum”
Libya’nın Türkiye’nin gündemindeki bir diğer önemli konu olduğunu belirten Fidan, “Doğu ve Batı, onların sonsuza kadar bölünmüş kalmasına izin veremeyiz. Libya’ya olumlu bir ruh hali oluşması için savaşa gitmelerine, aktörlerden birinin lehine tek taraflı birleşmelerine izin veremeyiz. Çünkü Libya’nın doğusundaki dostlarımız Mısır, BAE ve diğer bazı aktörlerle yakınlıkları ve bağlantıları var. Artık masanın etrafında, şu anda söylediğimiz gibi bu üç, dört ülke bir araya gelebilir” dedi.
Libya’nın bağımsızlığına ve egemenliğine gerçekten katkıda bulunma rollerinin ne olacağı konusunda çok kaliteli tartışmalar yürüttüklerini vurgulayan Fidan, “Elbette çok sayıda farklılık var, ancak ben iyimserim ve yakın gelecekte iyi haberler alabileceğimizi umuyorum, ancak en iyi haber her zaman bir çatışmasının yaşanmamasıdır” ifadelerini kullandı.
]]>Fidan, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında düzenlenen basın toplantısında konuştu.
Toplantı vesilesiyle bir kez daha Bakü’de bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getiren Fidan, gösterilen misafirperverlik için Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’a teşekkür etti.
Fidan, iyi komşuluk ilişkileri ve tarihi dostluk bağları üzerine kurulu üçlü toplantı mekanizmasının ortak çıkarları ve endişeleri tartışmak için eşsiz bir platform olduğunu kaydetti.
Tiflis’te düzenlenen son toplantıdan bu yana uzun zaman geçtiğine işaret eden Fidan, bu sürede gerek uluslararası alanda gerek bölgede büyük krizlere tanıklık edildiğini hatırlattı.
Fidan, Kovid-19 salgınının ekonomik düzeni altüst ettiğini, ulaştırma ve tedarik zincirini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Fidan, “Ukrayna’daki savaş, bölgemizde ve ötesinde her geçen gün daha da insani ve maddi yüke mal olmayı sürdürüyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Fidan, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin “Gazze’de devam eden katliam, uluslararası sistemin içerisinde bulunduğu acziyeti göstermeye devam ediyor.” diye konuştu.
Bölgede olumlu gelişmelerin de yaşandığına işaret eden Fidan, Azerbaycan’ın 30 yıllık işgalin ardından toprak bütünlüğünü yeniden tesis ettiğini, Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne (AB) aday statüsü aldığını söyledi.
Fidan, toplantıda, bölgedeki yeni durumu ve işbirliğini geliştirmenin yollarının arandığını kaydederek, “Güney Kafkasya’yı bir barış, istikrar ve ortak refah alanına dönüştürmek için önümüzde gerçek bir fırsat var.” dedi.
Türkiye’nin Azerbaycan ve Gürcistan ile enerji, bağlantısallık alanlarındaki başarılı işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata varıldığını söyleyen Fidan, çalışmaların ilerletilmesi için neler yapılabileceğinin görüşüldüğünü vurguladı.
Fidan, toplantıda, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattının bir an önce tam kapasiteyle faaliyete geçmesi gerektiğinin vurgulandığını aktararak, “Karadeniz’in güvenlik, ekonomi, enerji ve ulaştırma gibi alanlar başta olmak üzere tüm bölge için taşıdığı stratejik öneme değindik. Somut projelerle, bölgemizde ve ötesinde işbirliğimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki irademizi yineledik.” diye konuştu.
“Güney Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanması küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından önemlidir”
Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın, çok taraflı ekonomik platformlarda da işbirliği ruhuyla hareket ettiğine dikkati çeken Fidan, buna en yakın örneğin 2023’te yaşandığını ifade etti.
Fidan, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığında, Azerbaycan ve Gürcistan’ın çalışmalarına büyük katkı sağladığını, Türkiye’nin de her konuda elinden gelen desteği vermeye hazır olduğunu belirtti.
Azerbaycan’ın bu yıl BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu taraflar konferansına ev sahipliğini ve dönem başkanlığını memnuniyetle karşıladıklarını ve tebrik ettiklerini dile getiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması sadece bölge için değil küresel güvenlik ve bağlantısallık açısından da fevkalade önemlidir. İkinci Karabağ Savaşı’nın sona erdiği Kasım 2020’den bu yana bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsatın ortaya çıktığına inanmaktayız. Diğer bölge ülkelerinin de kazan-kazan anlayışıyla yapıcı bir yaklaşım sergilemelerini ve Zengezur hattı gibi bölgesel ve küresel bağlantı projelerine destek vermelerini bekliyoruz.”
Fidan, mevkidaşlarıyla bölgede devam eden barış ve normalleşme süreçlerini de ele aldıklarını, mevkidaşı Bayramov’un Azerbaycan ve Ermenistan barış anlaşması müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında kendilerini bilgilendirdiğini kaydetti.
Gürcistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırları dahilindeki toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğinin altını çizdiklerini aktaran Fidan, Gürcistan hükümetinin Abhazya ile Güney Osetya ihtilaflarının barışçıl çözümüne yönelik politikalarına tam desteklerini yinelediklerini belirtti.
“Bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk”
Fidan, Gürcistan’ı AB aday ülkesi statüsü verilmesinden dolayı tebrik ettiklerini, Gürcistan’ın Avrupa Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla daha fazla bütünleşme arzusuna destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Gazze’deki katliamı ve yaşanan eşi görülmemiş insani trajedinin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de değerlendirdiklerini aktaran Fidan, şunları kaydetti:
“Mübarek ramazan ayında halen Gazzelileri açlık ve salgın hastalıklarla karşı karşıya bırakmaya devam eden bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk. Acil ateşkes ilanının, insani yardımların Gazze’ye derhal ve kesintisiz ulaşılmasının önemini vurguladık. İki devletli çözüm temelinde bölgeye kalıcı barış getirmesi ihtiyacı hakkında mutabık kaldık. Son olarak üçlü formatta ve ikili ilişkiler yoluyla işbirliğimizin daha fazla geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.”
]]>Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 9’uncusu düzenlenen Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Dışişleri Bakanlarının üçlü toplantısı sona erdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı İlia Darçiaşvili, Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde düzenlenen 9. Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından ortak bildiriye imza atarak basın toplantısı gerçekleştirdi.
Ortak basın toplantısında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Fidan, toplantıdan ve gösterilen misafirperverlikten dolayı Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’a teşekkür ederek, “İyi komşuluk ilişkileri ve tarihi dostluk bağları üzerine kurulu üçlü toplantı mekanizmamız, ortak çıkarlarımızı ve endişelerimizi tartışmak için eşsiz bir platformdur. Tiflis’teki son toplantımızdan bu yana dört yıldan fazla zaman geçti. Bu süre zarfında gerek uluslararası alanda gerek bölgemizde büyük krizlere tanıklık ettik. Covid-19 salgını ekonomik düzeni altüst etti, ulaştırma ve tedarik zincirlerini olumsuz etkiledi. Ukrayna’daki savaş, bölgemizde ve ötesinde her geçen gün daha da ağırlaşan bir insani ve maddi yüke mal olmayı sürdürüyor. Gazze’de devam eden katliam, uluslararası sistemin içerisinde bulunduğu vaziyeti göstermeye devam ediyor. Diğer yandan bölgemizde güzel gelişmeler de oldu. Azerbaycan, 30 yıllık işgalin ardından toprak bütünlüğünü yeniden tesis etti. Gürcistan, Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsü aldı. Son toplantımızdan bu yana önümüzde yepyeni bir perspektif duruyor” dedi.
“Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan iş birliği ruhuyla hareket ediyor”
Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda bölgedeki yeni durumu ve işbirliğini geliştirmenin yollarını aradıklarını belirten Fidan, “Güney Kafkasya’yı bir barış, istikrar ve ortak refah alanına dönüştürmek için önümüzde gerçek bir fırsat var. Azerbaycan ve Gürcistan ile enerji ve bağlantısallık alanlarındaki başarılı iş birliğimizi derinleştirme konusunda mutabakata vardık. Çalışmalarımızı ilerletmek için neler yapabileceğimizi konuştuk. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nın bir an evvel tam kapasiteyle yeniden faaliyete geçmesi gerektiğini vurguladık. Karadeniz’in güvenlik, ekonomi, enerji ve ulaştırma gibi alanlar başta olmak üzere tüm bölge için taşıdığı stratejik öneme değindik. Somut projelerle bölgemizde ve ötesinde iş birliğimizi güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki irademizi yineledik” diye konuştu.
Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan’ın çok taraflı ekonomik platformlarda da iş birliği ruhuyla hareket ettiğini vurgulayan Fidan, “Buna en yakın örneğini geçtiğimiz yıl gördük. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığımızda Azerbaycan ve Gürcistan çalışmalarımıza büyük katkı sağladı. Biz de her konuda elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Azerbaycan’ın bu yıl Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı’na ev sahipliğini ve dönem başkanlığını memnuniyetle karşılıyor, tebrik ediyoruz” dedi.
“Tarihi bir fırsat ortaya çıktı”
Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasının sadece bölge için değil, küresel güvenlik açısından da önemli olduğunu ifade eden Fidan, “İkinci Karabağ Savaşı’nın sona erdiği Kasım 2020’den bu yana bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsatın ortaya çıktığına inanmaktayız. Diğer bölge ülkelerinin de kazan kazan anlayışıyla yapıcı bir yaklaşım sergilemelerini ve Zengezur hattı gibi bölgesel ve küresel bağlantı projelerine destek vermelerini bekliyoruz. Bugün değerli mevkidaşlarımla istişarelerimiz sırasında bölgemizde devam eden barış ve normalleşme süreçlerini de ele aldık. Sayın Bayramov, Azerbaycan ve Ermenistan Barış Anlaşması müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bizleri bilgilendirdi. Diğer yandan Gürcistan’ın uluslararası kabul görmüş sınırları dahilindeki toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması gerektiğinin altını çizdik. Gürcistan hükümetinin Abhazya ve Güney Osetya ihtilafların barışçıl çözümüne yönelik politikalarına tam desteğimizi yineledik” şeklinde konuştu.
Gazze’deki zulmün sonlandırılması çağrısı
Gürcistan’ın Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsü verilmesinden dolayı tebrik ettiğini belirten Fidan, “Gürcistan’ın Avrupa-Atlantik siyasi ve güvenlik yapılarıyla daha fazla bütünleşme arzusuna destek vermeye devam edeceğiz. Bugün elbette Gazze’deki katliamın ve yaşanan eşi benzeri görülmemiş insani trajedinin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de değerlendirdik. Mübarek Ramazan ayında halen Gazzelileri açlık ve salgın hastalıklarla karşı karşıya bırakmaya devam eden bu zulmün sonlandırılması çağrısında bulunduk. Acil ateşkes ilanının, insani yardımların Gazze’ye derhal ve kesintisiz ulaştırılmasının önemini vurguladık. İki devletli çözüm temelinde bölgeye kalıcı barış getirilmesi ihtiyacı hakkında mutabık kaldık. Son olarak, üçlü formatta ve ikili ilişkiler yoluyla iş birliğimizin daha fazla geliştirilmesi yönündeki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik” ifadelerini kullandı. – BAKÜ
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kırıkkale Belediyesi tarafından düzenlenen “İftar Sofrası” programına katıldı. Fidan, “21 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin çok çeşitli alanları gelişmişlikle kalmadı aynı zamanda ülkemizin bölgesinde kendi coğrafyasında etki üreten, etki oluşturan, oyun kuran, oyun değiştiren, bir güç haline geldiğini de çok yakından gördük” ifadesini kullandı.
“20 yıldır oyun değiştirici hamlelerimiz oluyor”
20 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında çeşitli görevlerde hizmet ettiğini belirten Fidan, “20 yıldır çok çeşitli görevlerle hükümetimize, Cumhurbaşkanımızın yanında çalışarak hizmet etmekteyim. Devletimize hizmet eden bu organlar yıllar önce yine vardılar. Ama oyun değiştirici faaliyetler yapmak icraat üretmek iş ortaya çıkarmak çok güçlü bir liderlik ve güç gerektiriyor. Önceden de bu topraklar vardı, bu durumlar vardı, millet vardı, ama neden son 20 yıldır oyun değiştirici hamlelerimiz oluyor. Tarihi adımlar atıyoruz. Tarihi başarılar ve zaferler kazanıyoruz. Bunun en önemli nedeni; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğidir. En büyük fark, bu liderliğin ortaya çıkışıdır ve giderek güç kazanmasıdır. Sizin verdiğiniz destekle sizin verdiğiniz oylarla Cumhurbaşkanımızın memlekete hizmet etmesi kendi vizyonuyla ülkemizin bağımsızlığı, bütünlüğü, beraberliği için gelişmesi için refahı için çalışması sizin ortaya koyduğunuz siyasi duruş ve güçle oluyor. Bunu hiçbir zaman için unutmayın” diye konuştu.
“30 binden fazla Gazzeli kardeşimiz kadın ve çocuk şehit edildi”
30 binden fazla Gazzeli kadın ve çocuğun şehit edildiğini anlatan Fidan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Kendisinin uluslararası sisteme karşı adaletsizliklere karşı dik duruşunu adalete haykırışını her zaman görüyorsunuz. Özellikle son günlerde yaşadığımız Gazze krizine baktığımız zaman Filistinli kardeşlerimize yapılan zulmün, işkencenin, haksızlığın haddi hesabı yok. 30 binden fazla Gazzeli kardeşimiz kadın ve çocuk şehit edildi. Her türlü savaş hukukunun savaş kurallarının ihlal edildiği hiçe sayıldığı bir kirli katliamı bütün dünya büyük bir sessizlik içerisinde seyrediyor. Türkiye, bütün bu sessizlik içerisinde sesini yükselterek sadece bu adaletsizliği ifşa etmekle kalmıyor, bütün dünya ülkelerini, onurlu ülkeleri ayağa kalkamaya ve bu haksız zulme katliama karşı durmaya davet ediyor. Bunun için güçlü bir liderlik, kendini ispat etmiş samimi bir duruş gerekiyor. Bu da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye’de olan bir duruş. Bunun değerini çok iyi bilmemiz gerekiyor. İnşallah ülkemizde yaptığımız gibi bölgemizde de daha fazla refahı daha fazla gelişmişliği, daha fazla istikrarın, daha fazla onurun hakim olacağı, bir dünyanın özlemiyle gece-gündüz kadrolarımız çalışmakta.”
“Dünyada çok az bir millet yapıyor”
Terörle mücadelenin her türlü takdirin üzerinde olduğunu vurgulayan Fidan, “Terörle mücadele de atılan adımlar, Cumhurbaşkanımızın duruşu, silahlı kuvvetlerimizin, istihbaratımızın, polisimizin, askerimizin, hep beraber ortaya koyduğu mücadele biliyorsunuz her türlü takdirin üstünde. Bu şanlı mücadele, dünyada eşi ve benzeri görülmeyen bir şekilde yürütülmekte. Büyük bir milli şahlanışın bağımsızlık ve özgürlük iradesinin inancın tarihi duruşun ortaya konmasıyla beraber teknolojinin büyük bir stratejinin aynı zamanda gelişmiş tekniklerin birleşmesiyle ortaya konan bir mücadele. Bunu dünyada çok az bir millet yapıyor” şeklinde konuştu.
“Canla başla çalışıyor”
Kırıkkale Belediye Başkanı Mehmet Saygılı’nın iki dönemdir canla başla çalışarak hizmet ettiğini ifade eden Fidan, “Şimdi yine bir seçim arifesindeyiz. Sizlerin sağduyusu, hikmeti irfanıyla, en doğru tercihi en iyi şekilde yapacağınıza hiçbir şüphem yok. Özellikle sizin çok yakından bildiğiniz bir konuyu tekrar hatırlatmak istiyorum. Biliyorsunuz Mehmet Saygılı başkanım iki dönemdir canla başla çalışıyor, Kırıkkale’ye hizmet veriyor. Başkanımızın özellikle Ankara ile kurduğu ilişkiler sizin için bakanlıklarda gösterdiği mücadele, meclis koridorlarında gösterdiği mücadele, buraya biraz daha hak alalım, kaynak aktaralım, biraz daha evrak işlerimiz hızlı gitsin diye yaptığı çalışmaları ben yakından takip ediyorum. Onun için ben Mehmet başkanımızın bir dönem daha sizler tarafından icazet alınması, yetkilendirilmesi, emaneti bir dönem daha taşımasını fevkalade önemli buluyorum” dedi. – KIRIKKALE
]]>Bakan Fidan, Kırıkkale Belediyesince düzenlenen iftar programında hitap etti.
Fidan, “21 yıldır Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde ülkemizin çok çeşitli alanlarda sadece gelişmekle kalmadığını, aynı zamanda bölgesinde, kendi coğrafyasında etki üreten, etki oluşturan, oyun kuran, oyun değiştiren bir güç haline geldiğini de çok yakından gördük.” dedi.
20 yıldır çeşitli görevlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında hizmet ettiğini kaydeden Fidan, “Devletimize hizmet eden bu organlar, yıllar önce yine vardılar. Ama oyun değiştirici faaliyetler yapmak, icraat üretmek, iş ortaya çıkarmak çok güçlü bir liderlik ve duruş gerektiriyor.” ifadesini kullandı.
Fidan, son 20 yıldır Türkiye’nin oyun değiştirici hamlelerinin olduğunu, tarihsel adımlar attığını ve tarihsel başarılar kazandığını belirterek, bunun en önemli nedeninin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği” olduğunu dile getirdi.
Bakan Fidan, “En büyük fark bu liderliğin ortaya çıkışıdır ve giderek güç kazanmasıdır. Sizin verdiğiniz destekle, sizin verdiğiniz oylarla Cumhurbaşkanımızın memlekete hizmet etmesi, kendi vizyonuyla ülkemizin bağımsızlığı, bütünlüğü, beraberliği için, gelişmesi için, refahı için çalışması, sizin ortaya koyduğunuz siyasi duruş ve güçle oluyor. Bunu hiçbir zaman unutmayın.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “uluslararası sisteme, adaletsizliklere karşı dik duruşunu, adalete haykırışını”nın her zaman görüldüğünü aktaran Fidan, Gazze’de Filistinlilere yapılan zulüm, işkence ve haksızlığın haddi hesabının olmadığını belirtti.
Fidan, “30 binden fazla Gazzelinin kadın ve çocuk demeden şehit edildiğini” belirterek, şunları kaydetti:
“Her türlü savaş hukukunun, savaş kurallarının ihlal edildiği, hiçe sayıldığı bir kirli katliamı, yok edişi bütün dünya büyük bir sessizlik içerisinde seyretmekte. Türkiye bütün bu sessizlik içerisinde sesini yükselterek sadece bu adaletsizliği ifşa etmekle kalmıyor, bütün dünya ülkelerini, onurlu ülkeleri ayağa kalkmaya, bu haksız zulme, katliama karşı durmaya davet ediyor. Bunun için güçlü bir liderlik, kendini ispat etmiş samimi bir duruş gerektiriyor. Bu da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’yle olan bir duruş.”
“(Kırıkkale’de) Savunma sanayiinde yeni kurulacak olan fabrikaların ne kadar önem taşıdığını, taşıyacağını göreceğiz”
Fidan, Kırıkkale’nin şu anda savunma sanayisinde neredeyse Ankara’yla yarışır duruma geldiğine işaret ederek, “İnşallah şu anda yapılması planlanan projelerle de daha büyük hamlelerin atılacağını görüyoruz. Ben bunları görmekten gerçekten devletim adına, milletim adına özellikle milli güvenlik sistemimiz adına gurur duyduğumu, iftihar ettiğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Bunun, “Kırıkkale’nin Türkiye’nin geleceğinde ve bugününde oynadığı ve oynayacağı rolün en büyük göstergesi” olduğunu vurgulayan Fidan, “Özellikle savunma sanayiinde yeni kurulacak olan fabrikaların, önümüzdeki yıllarda burada açılacak olan işletmelerin ve yan sanayinin ne kadar önem taşıdığını, taşıyacağını hep beraber göreceğiz. Kırıkkale bu nedenle büyük oranda işçi, mühendis ve çalışana ev sahipliği yapmakta ve bunun da sayısı giderek artmaya devam ediyor.” diye konuştu.
“Kırıkkale nüfus yoğunluğuna göre en fazla şehit veren illerin başında”
Kırıkkale’nin nüfus yoğunluğu dikkate alındığında orantısal olarak en fazla şehit veren illerin başında geldiğine dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllardır çok çeşitli cephelerde, çeşitli savaşlara girmiş birisi olarak, birçok şehit kardeşimizin ailesine bizatihi gidip bu haberi vermek zorunda kalan biri olarak bunun nasıl bir onur olduğunu, nasıl taşınması gereken bir gurur olduğunu çok yakından biliyorum. Ama aynı zamanda yakınlarına nasıl bir sabır gerektiren his ve acı verdiğini de biliyorum. Bu acıyla gururu yaşayan bu asil milletin evlatlarının önemli bir kısmının Kırıkkale’de olması ve Kırıkkale’nin bu vasfıyla tebarüz etmesi inanın her şeyin üstünde. Bunun getirdiği bereket, bunun getirdiği anlam, bunun getirdiği milli duruş, milli şahsiyet hiçbir şeyle ne ölçülebilir ne de anlatılabilir.”
Bakan Fidan, Kırıkkale Belediye Başkanı Mehmet Saygılı’nın iki dönemdir canla başla çalıştığını belirterek, Saygılı’nın “iki dönemdir ortaya koyduğu hizmetle üçüncü dönemde taçlandıracağı projeleri ve hizmetlerin hazırlığını yaptığını” dile getirdi.
Kırıkkale’ye çağ atlatacak projelerin hayata geçirilmesi için bunun en büyük fırsat olduğunu kaydeden Fidan, Kırıkkalelilerin Saygılı’ya desteğinin önemli olduğunu aktardı.
Bakan Fidan, Kırıkkale temasları kapsamında Vali Mehmet Makas, Belediye Başkanı Saygılı ve AK Parti İl Başkanlığını da ziyaret ederek, kent merkezinde esnaf ziyareti yaptı.
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile Türkiye arasındaki Stratejik Mekanizma Toplantısı görüşmeleri için bulunduğu Washington’da Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. ABD’deki temaslarını değerlendiren Bakan Fidan, “Biliyorsunuz ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in daveti üzerine Amerika’ya bir ziyaret gerçekleştirdik. İki gün süren ziyaretimiz boyunca çeşitli görüşmelerde bulunduk. Tabi ki ziyaretimizin ana odak noktası, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la Başkan Biden arasında 2021 yılında ihdas edilen, kurulması kararlaştırılan stratejik mekanizmanın 7. toplantısını yapmaktı. Amerikan tarafının ev sahipliğinde gerçekleştirilen 7. toplantıya bu sene büyük bir heyetle geldik. 7 bakanlıktan ve devlet kuruluşundan arkadaşlarımız da heyetimiz içerisinde yer aldılar. Bakanlar düzeyinde görüşmelere geçmeden önce dün itibariyle yaklaşık 8 başlıkta oluşturulan komitelerde arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla bir araya geldiler. Enerji, ekonomi, finans, maliye, terörle mücadele, bölgesel konular, başta Suriye, Ukrayna ve en önemlisi Gazze meselesi olmak üzere heyetimiz bir araya geldiler. Bugün de biz Amerikalı mevkidaşımla bir araya gelerek heyetlerimizin yaptığı çalışmaların neticesinde ortaya çıkan genel stratejik özeti karşılıklı gözden geçirdik. Hangi konularda mutabakatımız var, hangi konuları ilerletmemiz gerekiyor, hangi konularda ne türden adımlar atmamız gerekiyor, bu konular üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. Esas itibariyle biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın önceden ortaya koyduğu vizyonla Türk-Amerikan ilişkilerinin sadece güvenlik eksenli bir ilişki olmaktan çıkıp, buna mukabil ekonomik ve ticari ilişkilerin, teknolojik ilişkilerin de eşit düzeyde temsil edildiği, yer aldığı bir eksene oturtulması yönünde ilerletilen bir vizyon ve politika vardı. Bu çerçevede özellikle ticaret hacmimizin 30 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması yönünde ortaya konulmuş bir vizyon var. Buna nasıl ulaşacağız, neler yapacağız, bununla ilgili detay konular ilgili ihtisas komitelerinde görüşüldü. Zaten Ticaret Bakanlığımız, Ekonomi Bakanlığımız, bunların hepsi kendi mevkidaşlarıyla da bu konuları ilerletmek için gerekli görüşmeleri yapıyorlar. Biz burada stratejik mekanizma koordinatörleri olarak, iki bakan olarak stratejik çerçeveyi çizip kurumlarımızın bu konudaki attığı adımların karşılıklı bir muhasebesini yapmış olduk” ifadelerini kullandı.
“F-16 ile ilgili pratik süreç devam ediyor”
Enerji güvenliği konusunda da özellikle LNG alımı ve nükleer enerji üretimi konusunda iş birliğinin ilerletilmesi konusunda da görüş alışverişinde bulunulduğu ve önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Fidan, “İki ülke arasındaki askeri iş birliği, özellikle savunma sanayiindeki iş birliği konuları ele alındı. Biliyorsunuz, F-16 ile ilgili siyasi onay sürecinin Kongre’de tamamlamasını müteakiben başlayan pratik bir süreç var. O devam ediyor. Fakat bununla birlikte bizim özellikle önceki yıllardan kalmış, bekleyen bazı daha taktik nitelikteki malzeme alımlarımızın bir süreç muhasebesini de yaptık. Bekleyen konular var. Onları ben hem Kongre’deki yaptığım görüşmelerde, hem Blinken’la yaptığım görüşmelerde gündeme getirdim. Onlarda da yakın zamanda bir ilerleme kat edeceğimizi umuyorum” dedi.
“Gazze meselesi görüşmelerimizde uzun bir yer tuttu”
Fidan özellikle bölgesel konularda ciddi görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, “Gazze meselesinde hassasiyetimizi biliyorsunuz. Özellikle son aylarda giderek artan insani trajedinin dayanılmaz bir hal alması neticesinde uluslararası toplumun bir an önce amasız, fakatsız, beklemeden insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması ile ilişkin hayata geçirilmesine yönelik düşüncelerimizi, duygularımızı ve görüşlerimizi paylaştık. Burada atılabilecek adımlar neler, bunları görüştük. Tabi devam eden bir ateşkes görüşmeleri süreci var. Burada son durum nedir, bu konuda bir görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak biz üzerimize neler düşüyor, bunları tekrar bir gözden geçirdik. Amerika tarafından beklentilerimizi bu konuda tekrar dile getirme imkanımız oldu. Gazze meselesi görüşmelerimizde uzun bir yer tuttu. Çok detaylı bir şekilde bu meseleyi tartıştık. Filistin devletinin kurulması, iki devletli çözüm meselesi konusunu da özellikle gündeme getirdik ki yürüyen çalışmaların daha nitelikli bir sonuç üretmesinin şartı olarak. Diğer taraftan özellikle Rusya-Ukrayna savaşını ele aldık. Özellikle bölgemiz için oluşturduğu riskleri tekrar ifade ettik ve bu savaşın bir an önce durması ve muhtemel yayılmasını önlemesi konusundaki hassasiyet ve görüşlerimizi de dile getirdik. Burada biliyorsunuz önemli olan şu ana kadar 500 bin civarında ölü ve yaralının olduğu bir savaş Avrupa’nın ortasında cereyan etmekte. Yani bölge için de çok ciddi bir risk oluşturmakta. Başta Karadeniz’in güvenliği, tahıl güvenliği olmak üzere birçok çevresel tehditleri de beraberinde getirmekte. Bu savaş bir an önce nasıl durdurulabilir bu konuda görüş alışverişinde de bulunduk” şeklinde konuştu.
“Suriye’de YPG ile olan ilişkilerinden memnuniyetsizliğimizi dile getirdik”
Terörle mücadele konusunda da iki ülkenin görüşlerini paylaştığını aktaran Fidan, “Bu konudaki çalışan ihtisas komitesinin de ürettiği düşüncelerin neticesi olan bazı politika tercihlerimizi, pozisyonlarımızı kendilerine ilettik. Özellikle zaten Suriye’de YPG ile olan ilişkilerinden memnuniyetsizliğimizi, bunun iki ülke arasında, iki NATO üyesi ortak arasında ortaya çıkardığı stratejik tehlikenin ne olduğunun altını bir kez daha çizdik. O konuda hangi adımlar atılabilir, bu konuları tekrar gözden geçirdik. FETÖ’yle ilgili hassasiyetimizi, FETÖ’nün Amerika’daki faaliyetlerinin bizim için teşkil ettiği tehdidi tekrar hassasiyetle vurguladık” dedi.
Fidan, “Diğer taraftan buradaki seyahatim esnasında Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan ile bir araya gelme imkanım oldu. Orada da başta Gazze meselesi olmak üzere, iki ülke arasındaki ikili ilişkiler olmak üzere diğer bölgesel konuları derinlemesine ele alma imkanımız oldu. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı ve üyeleriyle ve istihbarat komitesi başkanıyla ayrı ayrı görüşmelerimiz oldu. Yine iki ülke arasındaki ilişkiler, bölgesel güvenlik, NATO’nun genişlemesi ve diğer konuları ele aldık başta Gazze olmak üzere. Yine Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines ile bir araya geldik ve bu görüşmelerde de benzer konuları bu sefer istihbari perspektiften ele alma imkanı oldu. Bugün de Antony Blinken ile bir araya gelerek heyetlerimizle görüşmelerimizin resmi boyutunu tamamlamış olduk. Amerika’daki ziyaretimiz esnasında iki düşünce kuruluşunda konuşma yapma imkanımız oldu. Ağırlıklı olarak soru cevap formatında cereyan etti. Atlantik Konseyi ve SETA’da iki ayrı görüşme, konuşmamız oldu. Diğer taraftan Washington Post Editörler Kuruluyla bir görüşmemiz oldu. Yani ülkemizin özellikle kritik konulardaki pozisyonu ve duruşu, fikirleri ve bu konuları ilgili çevrelere aktarma fırsatımız oldu. Bu yoğun mesai ve temas trafiğinin arkasından da bugün itibariyle Ankara’ya dönmek üzere inşallah yola çıkıyorum” ifadelerini kullandı.
“(ABD ile) Pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkanı var”
Fidan, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Türkiye-ABD iş birliğinin ilerleyen dönemde derinleşip derinleşmeyeceği sorulan Fidan, “Yani şu anda özellikle geldiğimiz aşamada yenilenmiş bir psikolojiyle, daha pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkanı var. Biliyorsunuz Türk-Amerikan ilişkileri yani uzun mazisi olan bir ilişki ve geçmişte pek çok krizleri de yaşadı ve o krizleri yönetme konusunda da iki ülke arasında bir hafıza ve refleks var. Şu anda yaşadığımız sorunları da bir taraftan yönetirken, diğer taraftan iki ülkenin üretebileceği ortak potansiyeli, keşfedebileceği fırsatları da hayata geçirmek önem taşımakta. Bu tabi belli bir zihinsel çerçeveyi, belli bir diplomatik esnekliği ve kabiliyeti de beraberinde getiren bir husus. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonunu biliyorsunuz. Yani ülkemizin menfaatlerini, pozisyonunu yani sımsıkı koruyarak olabildiğince ortaklarımızla, dostlarımızla ilişkilerimizi ilerletme yolunda bir irade ortaya koyuyoruz” şeklinde cevapladı.
“(Rusya-Ukrayna Savaşında) Tarafların belli bir konuşma zemini oluşturma yönünde bir isteklilik olduğunu görmüyoruz”
Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşta ateşkes, barış veya diplomatik bir çözümde rol oynaması yönünde herhangi bir konunun gündeme gelip gelmediği yönünde soruyu cevaplayan Fidan, “Görüşmelerimizde bu konuları biz kendimiz gündeme getiriyoruz, karşı tarafın da perspektifini açıkçası alıyoruz. Yani şu andaki izlenimimiz, bu yıl içerisinde tarafların belli bir konuşma zeminini yakalama, oluşturma yönünde bir isteklilik açıkçası biz görmüyoruz. Ama bu biraz da tabi savaşmanın doğasında olan bir konu. Savaşan taraflar biz konuşmaya hazırız diyerek yani kendilerini bir zayıf taraf pozisyonda olduğunu göstermek istemezler. Bu anlaşılabilir bir şey. Onun için biz dışarıdan üçüncü bir göz olarak yani burada artık bir konuşma zeminine ihtiyaç var. Bu savaşın durmasına ihtiyaç var. Daha büyük risklerin, yayılmanın önlenmesi için bir diyalog zeminine ihtiyaç var tezini savunuyoruz. Yani buna bir davette, çağrıda bulunuyoruz. Türkiye gibi büyük bir ülkenin ve aynı zamanda bölge ülkesinin ve konuyu da yakından takip eden bir ülkenin böyle bir görüşü dillendiriyor olması tabi ki aslında aynı zamanda bölgedeki krizin başka bir şekilde seyretmesine bir imkan da sağlıyor diplomatik olarak. Tabi eğer kullanırlarsa” dedi.
“Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon ve yeni uçak ihtiyacına göre artık gerekli görüşmeler yapılacak”
F-16’ların Türkiye’ye teslim tarihi ve Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilme ihtimali sorulan Fidan, “F-16 ile ilgili olarak yani olayın iki aşaması var. Birisi siyasi onay sürecinin tamamlanmasıyla alakalı, bu biliyorsunuz özetleyecek olursak yani Amerikan yönetimi burada bir irade ortaya koydu, Kongre’yi bu konuda bilgilendirdi. Kongre’den de bu geçti belli bir sürecin sonunda ve irade oluşturma süreci tamamlandı. Bundan sonrası aslında teknik süreç diye tanımlandırılan savunma bakanlıkları arasında ve ilgili firmalar arasında devam edecek olan bir süreç. Bu da geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz Savunma Bakanlığımız tarafından duyurulan aslında Amerika’dan gelen teklif mektubunun, yani anlaşma sürecini başlatacak teklif mektubunun geldiğini söylediler. Bu mektubun zaten gelmesi için siyasi onay sürecinin tamamlanması gerekiyordu. Amerikan iç hukukuna göre bunu tamamlamasını müteakip bu mektubu gönderdiler. Bundan sonra yani Savunma Bakanlığımız, ilgili birimlerimiz Amerikan tarafıyla gerek resmi tarafıyla, gerek şirketleriyle kendi ihtiyaçlarına göre Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon ve yeni uçak ihtiyacına göre artık gerekli görüşmeler yapılacak. Bundan sonrası uzman kuruluşlar arasında yapılacak olan görüşme” ifadelerini kullandı.
F-35 değerlendirmesi
Fidan, “F-35 konusunda biliyorsunuz yani bu programın bir ortağıydık, bir parçasıydık. Daha sonra haksız yere buradan bir çıkarılma söz konusu oldu S-400 konuları bahane edilerek. Biz tekrar pozisyonumuzu koruyoruz. Yani buraya yapmış olduğumuz bir ulusal ödeme var, katkı var, almamız gereken mukabilinde uçaklar var. Türkiye tabi bu konuları geniş fikirle, açık bir şekilde konuşmaya, tartışmaya her zaman hazır. Yani geldiğimiz aşamada aslında bu konuları farklı perspektiflerle tartışabileceğimize de inanıyoruz. Yani Amerika’nın da bu konuda açık fikirli olması lazım diye düşünüyoruz. Yani bazı görüş alışverişleri var, bunu da ifade edeyim” dedi.
“Hemen hemen bütün ülkeler ateşkesin olması konusunda hemfikir”
Gazze konusunda Türkiye’nin ABD’ye ilettiği mesajları sorulan Fidan, “Türkiye’nin de dahil olduğu bir grup ülkenin gerçekten sürdürdüğü yoğun diplomatik temas, baskı ve kamuoyu oluşturma çalışmaları neticesinde aslında daha önce benzeri görülmemiş bir denkleme ulaştık. Yani şu anda arazideki sonuçlardan hareketle bu geldiğimiz noktaları çok fazla göremiyoruz ama ileride ortaya konacak belki çözüm çabalarında bu sonucun ne kadar önemli olduğunu göreceğiz. O da şu. Hemen hemen bütün ülkeler, daha önce dünyadaki hiçbir olayda bu derece üstünde bir oydaşma sağlamamıştı. Şu konularda hemfikirler, ateşkesin olması. Bazıları buna insani ateşkes diyor, bazıları bizim gibi kesintisiz, sürekli bir ateşkes. İnsani yardımların girmesi ve sivillerin öldürülmesinin bir an önce durması ve iki devletli çözüm arkadaşlar, sadece ateşkes değil, hemen beraberinde iki devletli çözümün hayata geçirilmesi. Şimdi bunun üzerinde bütün dünya hemen hemen hemfikir olmuş durumda. Bu şunun için önemli. Bu hemfikirlik, belli ülkeler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Yani ülkeler kendi meşruiyetlerini korumak için belli miktar buna karşı durabilirler ama ilanihaye karşı duramazlar. Dün Başkan Biden’ın yaptığı açıklamayla biliyorsunuz bir deniz köprüsü üzerinden Gazze’ye yardım götürme aslında planı, bunun bir neticesi. Yani dünya kamuoyunun tepkisinin, ortaya koyduğu tavrın Amerika üzerinde oluşturduğu baskı, aynı zamanda iç politikada da ortaya çıkan bir baskı var ve neticesi olarak bu türden bir karar alınıyor. Beraberinde diğer uluslararası kuruluşların başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülke bir şey yapmak zorunda hissediyor kendisini özellikle insani konularda. Çünkü bu sadece vicdanlara ağır bir yük değil, aynı zamanda ülkelerin kendi toplumlarını beklenmedik şekilde harekete geçirecek, ateşleyecek bir fitil gibi duruyor. Dolayısıyla Gazzeli kardeşlerimizin yaşamış olduğu bu büyük trajediyi, bu büyük katliamı bir an önce sonlandırmak, buna yönelik somut adımların atılmasını sağlamak artık vazgeçilmez bir sorumluluk oldu. Ülkeler bu konuda kendilerini suçlu hissediyorlar ve bir şey yapma zorunda hissediyorlar” ifadelerini kullandı.
Fidan, “Konu tabi ki İsrail olduğu zaman, malumunuz olduğu üzere, uzun zamandır uluslararası sistemin, özellikle Batı merkezli sistemin kör, sağır ve dilsiz olduğunu biz biliyoruz. Yani bu artık dünyada herkesin bildiği, artık söylemekten bile çekindiği bazı insanların da artık söylemekten yorulduğu bir gerçeklik. Fakat Gazze olayında 30 binden fazla masum sivilin bilinçli bir şekilde katledilmesi tabi artık zulümde yeni bir noktayı teşkil ediyor, temsil ediyor. Dolayısıyla bunun bu şekilde devam etmesinin uluslararası sistemde oluşturacağı kriz, bölgede meydana getireceği patlamalar artık kaldırılamaz bir gerçeklik ve devletler buna göre harekete geçmek zorunda” dedi.
Tepki çeken terör örgütü YPG ziyareti
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) terör örgütü YPG ziyareti sorulan Fidan, “Amerika’nın oraya yaptığı topyekun destek, topyekun faaliyete baktığınız zaman zaten o bir faaliyetin, bir resmin çok fazla bir ehemmiyeti yok. O bir sembolizm. Esas itibariyle aktarılan silahlar, aktarılan kapasite, verilen eğitim, verilen nakit paralar, oluşturulan kurumsallaşma, bir terör örgütü üzerinden tehdit olan bu. Yani bunun yönetilmesine ilişkin modalitenin ne olması gerektiği önemli. Bizim şu pozisyonumuz var, kendileri de biliyorlar. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırların içinde veya dışında kendine tehdit oluşturan bütün tehdit ve terör odaklarıyla meşru uluslararası hukuk, ulusal hukuk çerçevesinde savaşmaktadır ve savaşmaya devam edecektir. Yani bundan hiç kimse bizi alıkoyamaz. Amerikalı dostlarımızın bölgedeki varlığını biz aramızda oluşturduğumuz bir çatışmasızlık mekanizmasıyla onların zarar görmesini engelleyecek şekilde devam ettiriyoruz. Ama şunu da söylüyoruz. Yani sizin geçici olarak başlattığınız bu sürecin artık bir kalıcılığı dönüşmesinin, iki ülke arasındaki yani stratejik ilişkinin ilerlemesinde önündeki en büyük engel olduğunu, yani bunun bir an önce son bulması, buna bir çözüm getirilmesi, aksi takdirde her zaman için iki ülke daha büyük bir karşı karşıya geliş riskini taşıyor bu terör örgütü üzerinden. Şimdi bu tabi iki ülkenin de aslında menfaatine olan bir konu değil. Tabi önceki yönetimler döneminde başlatılmış bir konu. Amerikan yönetimi bu konu içerisinden nasıl çıkar, ne türden adımlar atar bunu hep beraber göreceğiz. Bu yöndeki konuşmalar, görüşmeler tabi ki yoğun bir şekilde devam ediyor” dedi. – WASHINGTON
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, ABD ile Türkiye arasındaki Stratejik Mekanizma Toplantısı görüşmeleri için ziyaret ettiği Washington’da Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi ve temaslarını değerlendirdi.
Washington’da hem ABD’li mevkidaşı Antony Blinken, hem ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, hem de Kongre üyeleriyle yaptığı görüşmelerde ABD’nin YPG/PKK’ya desteği ve FETÖ ile ilgili atması gereken adımlar, ikili ve bölgesel konuları kapsamlı şekilde ele aldıklarını anlatan Fidan, özellikle Gazze konusuna görüşmelerinde geniş şekilde yer ayırdıklarını belirtti.
ABD’li muhataplarıyla enerji, ekonomi, finans, maliye, terörle mücadele ve bölgesel konular başta olmak üzere Gazze, Suriye ve Ukrayna gibi ana başlıklarda karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Fidan, Türkiye’nin bu konulardaki pozisyonunu net şekilde ortaya koyduklarını belirtti.
YPG/PKK tehdidine vurgu
ABD’nin YPG/PKK’ya verdiği desteğin sadece silah olmadığını, bunun yanında aktarılan kapasite, verilen eğitimler ve oluşturulan kurumsallaşmanın Türkiye için tehdit olduğunun altını çizen Fidan, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, sınırları içerisinde veya dışında kendine tehdit oluşturan bütün tehdit ve terör odakları ile meşru ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde savaşmaktadır ve savaşmaya devam edecektir. Bundan hiç kimse bizi alıkoyamaz.” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, “Sizin geçici olarak başlattığınız bu sürecin artık bir kalıcılığa dönüşmesinin iki ülke arasındaki stratejik ilişkinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel olduğunu söyledik, bunun bir an önce son bulması, buna bir çözüm getirilmesi gerekiyor, aksi taktirde iki ülke daha büyük bir karşı karşıya geliş riskini taşıyor terör örgütü üzerinden. Bu, iki ülkenin de menfaatine olan bir konu değil.” dedi.
Fidan, “Suriye’de YPG ile olan ilişkilerinden memnuniyetsizliğimizi ve bunun iki ülke arasında iki NATO üyesi ortak arasında ortaya çıkardığı stratejik tehlikenin ne olduğunun altını bir kez daha çizdik.” ifadesini kullandı.
Bakan Fidan, FETÖ’nün halen bir tehdit olduğunu ve bu konuda ABD’nin atması gereken adımlar olduğunu da muhataplarına net bir şekilde ilettiğini vurguladı.
Gazze konusu ağırlıklı gündem oldu
Fidan, Amerikalı muhataplarıyla görüşmelerinde özellikle Gazze’de İsrail’in akıttığı kanın durması için neler yapılması gerektiğine ilişkin birçok başlığı ele aldıklarını anlattı.
Türkiye’nin de aralarında olduğu bir grup ülkenin oluşturduğu diplomatik baskı ve takip ortamında batılı ülke ve kurumların bazı adımları atmak zorunda kaldıklarını anlatan Bakan Fidan, “Özellikle son aylarda giderek artan insani trajedinin dayanamaz bir hal alması neticesinde uluslararası toplumun bir an önce insani yardımların Gazze’ye ulaştırılmasına ilişkin görüşlerimizi paylaştık, burada atılabilecek adımlar neler onları görüştük. Türkiye olarak biz üzerimize neler düşüyor, Amerika tarafından beklentilerimizi bu konuda neler, bunları tekrar dile getirdik.” dedi.
İsrail-Filistin sorununa kalıcı siyasi çözümün ancak bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm ekseninde olacağını vurgulayan Fidan, şöyle konuştu:
“Dünyadaki hiçbir olayda bu derece üstünde bir oydaşma sağlanmamıştır, şu konularda hemfikirler: Ateşkesin olması, bazıları insani ateşkes diyor, bazıları bizim gibi kesintisiz sürekli bir ateşkes, insani yardımların girmesi ve sivillerin öldürülmesinin bir an önce durması ve iki devletli çözüm. Sadece ateşkes değil, hemen beraberinde iki devletli çözümün hayata geçirilmesi. Şimdi bunun üzerinde hemen hemen bütün dünya hemfikir olmuş durumda.”
ABD yönetiminin Gazze’ye geçici liman kurma yaklaşımının da uluslararası kamuoyunda ortaya çıkan tepkinin bir neticesi olduğunu belirten Fidan, birçok ülkenin bir şey yapmak zorunda hissettiğini kaydetti.
“Gazze’deki durum vicdanlara ağır bir yük”
Gazze’deki durumun sadece “vicdanlara ağır bir yük” değil, aynı zamanda ülkelerin kendi toplumlarını harekete geçirecek bir fitil olabileceğini hatırlatan Fidan, “Gazzeli kardeşlerimizin yaşamış olduğu bu büyük trajediyi, bu büyük katliamı bir an önce sonlandırmak buna yönelik somut adımların atılmasını sağlamak artık vazgeçilmez bir sorumluluk oldu.” yorumunu yaptı.
Bakan Fidan şöyle konuştu:
“Konu İsrail olduğu zaman malumunuz olduğu üzere uzun zamandır uluslararası sistemin özellikle batı merkezli sistemin kör sağır ve dilsiz olduğunu biz biliyoruz, yani bu artık dünyada herkesin bildiği artık söylemekten bile çekindiği, bazı insanların da artık söylemekten yorulduğu bir gerçeklik. Fakat Gazze’de 30 binden fazla masum sivilin bilinçli bir şekilde katledilmesi, artık zulümde yeni bir noktayı temsil ediyor. Dolayısıyla bunun bu şekilde devam etmesinin uluslararası sistemde oluşturacağı kriz, bölgede meydana getireceği patlamalar artık kaldıramaz bir gerçeklik, devletler ona göre harekete geçmek zorunda.”
“Ukrayna savaşı bir an önce durmalı”
Ukrayna savaşını da kapsamlı şekilde ele aldıklarını ifade eden Fidan, şu an Rusya’nın ve Ukrayna’nın hemen masaya gelme noktasında olmadığını da hatırlatarak, “Biz dışardan üçüncü bir göz olarak burada artık bir konuşma zeminine ihtiyaç var. Bu savaşın durmasına ihtiyaç var, daha büyük risklerin yayılmasının önlenmesi için bir diyalog zeminine ihtiyaç var.” değerlendirmesini yaptı.
Avrupa’nın ortasında cereyan eden bu savaşın tüm bölge için de bir risk oluşturduğunu kaydeden Fidan, başta Karadeniz’in güvenliği ve tahıl güvenliği olmak üzere birçok çevresel tehditleri de beraberinde getirdiğini söyledi.
Türk-Amerikan ilişkilerinde “pozitif gündem”
Bakan Fidan, “Geldiğimiz aşamada yenilenmiş bir psikolojiyle, daha pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkanı var.” ifadesini kullandı ve Türk-Amerikan ilişkilerinin uzun bir maziye ve sorunları çözme refleksine sahip olduğunu vurguladı.
ABD ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin 30 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması yönünde ortaya konulmuş bir vizyon olduğunu aktaran Bakan Fidan, bu hedefe nasıl ulaşılabileceğine ilişkin görüşmeler yaptıklarını ifade etti.
Fidan şöyle konuştu:
“Şu anda yaşadığımız sorunları da bir taraftan yönetirken diğer taraftan iki ülkenin üretebileceği ortak potansiyeli ve fırsatları keşfedebileceği fırsatlar da hayata geçirmek önem taşımakta. Bu tabii belli bir zihinsel çerçeveyi, diplomatik esnekliği ve kabiliyeti de beraberinde getiren bir husus ve bu konuda Cumhurbaşkanımız vizyonu biliyorsunuz yani ülkemizin Fatih pozisyonu yani sımsıkı koruyarak olabildiğince ortaklarımızla dostlarımızla ilişkilerimizi ilerletme yolunda bir irade ortaya koyuyoruz.”
F-16 ve F-35 değerlendirmesi
F-16’larla ilgili siyasi sürecin tamamlandığını ve bu süreçte Biden yönetiminin bir irade koyarak Kongre’yi bilgilendirdiğini kaydeden Fidan, artık uçakların üretim ve teslimatıyla ilgili teknik süreçlerin başladığını belirtti.
Fidan, “Amerikan yönetimi burada bir irade ortaya koydu, Kongre’yi bu konuda bilgilendirdi. Kongre’den de geçti belli bir sürecin sonunda ve irade oluşturma süreci tamamlandı. Bundan sonrası aslında teknik süreç. Savunma bakanlıkları arasında ve ilgili firmalar arasında devam edecek olan bir süreç.” şeklinde konuştu.
F-35 konusuna da temas eden Fidan, şunları söyledi:
“F-35 konusunda biliyorsunuz biz bu programın bir parçasıydık, daha sonra haksız yere buradan bir çıkarma söz konusu oldu, S-400 konuları bahane edilerek. Biz tekrar pozisyonumuzu koruyoruz, yani buraya yapmış olduğumuz bir ulusal ödeme var, almamız gereken uçaklar var. Türkiye tabii bu konuları geniş fikirli açık bir şekilde konuşmaya tartışmaya her zaman hazır. Geldiğimiz aşamada aslında bu konuları farklı perspektiflerle tartışabileceğimize de inanıyoruz. Amerika’nın da bu konuda açık fikirli olması lazım diye düşünüyoruz, bazı görüş alışverişleri var.”
]]>Muğla Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmaların yerinde incelenmesi için 2021 ve 2022 yılında yanan yanık alanlara bilgilendirme programı düzenlendi. Bilgilendirme programında Muğla Orman Bölge Müdür Yardımcısı Adnan Güller, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü Basın Şube Müdürü Yüksel Savaş, Marmaris Orman Bölge Müdür yardımcısı Volkan Aydın ve Marmaris Orman Müdürlüğü şefleri katıldı. Muğla Orman Bölge Müdür Yardımcısı Adnan Güller yanık alanlarda önce temizleme akabinde teraslama çalışmalarının ardından da fidan dikimi ve doğal tohum atımı ile ilgili bilgilendirmeler yaparak sahada yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verdi.
Orman Bölge Müdürlüğünden verilen bilgide, “29 Temmuz 2021 tarihinde başlayan 6 Ağustos 2021 tarihinde kontrol altına alınan büyük Marmaris yangınında 9 bin 52 hektar orman alanı zarar görmüştü. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda yanan alandan zarar görmüş ağaçlar sahadan toplandı akabinde ağaçlandırma çalışmaları yapılmaya başlandı. 5 bin hektarlık alanda doğal gençleştirme yani yanan ağaçların kozalaklarından düşen tohumlardan çimlendirme yöntemi uygulandı. 630 hektarlık alanda suni gençleştirme, araziyi hazır duruma getirerek tohum serpme ve fidan dikim yöntemi uygulandı. 393 hektarlık bölümde iyileştirme çalışması yani arazinin toprak hazırlığını yapmadan tohum serpme yöntemi uygulandı. Kalan 3 bin 19 hektarlık alanda ise aşırı kayalık ve eğilimli arazi yapısı sebebiyle ağaçlandırma çalışması yapılamadı ancak tohum takviyesi yapılarak doğa kendi halinde büyümeye bırakıldı. Bir yıl sonra yaşanan bir diğer büyük yangın olan Bördübet koyu yangını 21 Haziran 2022 tarihinde başlayıp 25 Haziran tarihinde tamamen kontrol altına alındı. 4 gün devam eden yangında 4 bin 392 hektar alan zarar gördü. 930 Hektarlık alanda doğal gençleştirme, 2 bin 630 hektarlık alanda suni gençleştirme, 600 hektarlık alanda fidan dikim yöntemiyle ağaçlandırma ve 232 hektarlık alan aşırı kayalık ve eğimli arazi olması sebebiyle tohum takviyesi ile doğal ağaçlandırma çalışması gerçekleştirildi” denildi.
Yanık alanlara dikilen fidanların dipleri özellikle bahar aylarında orman işçileri tarafından temizleniyor
Büyük orman yangın felaketlerinin ardından, ağaçlandırma çalışmalarına, orman işçileri fidanların diplerini açma işlemi uygulayarak fidanların daha sağlıklı büyümesini sağlamak için hummalı bir çalışma sergiliyorlar. Marmaris’e farklı mahallelerden gelerek fidan dibi temizlemesi yapan işçiler, “Fidanların altlarındaki yabani otları temizleyerek, daha sağlıklı şekilde büyümesi için çalışıyoruz” diyerek tüm alanda bu çalışmayı yapacaklarını söylediler.
“İlk milli ağaçlandırma gününden itibaren yüzbinlerce fidan ve milyonlarca tohum toprakla buluştu”
Muğla Orman Bölge Müdür yardımcısı Adnan Güller devam eden çalışmalar hakkında yaptığı açıklamada, “2021 yılında burada 9 bin hektar civarında bir alanımız yandı. Yangının ardından Orman İşletme Müdürlüğümüzce öncelikle yanan ağaçlarımızı araziden temizledik. Temizledikten sonra teraslama çalışması gerçekleştirdik. 11.11.2021 tarihinde ilk fidanı diktik. Daha sonra önceliğimiz doğal gençleştirme, yani ağaçların kendi tohumlarını dökmesi sonucu çimlenmesi ile elde ettiğimiz fidanlarla bu sahaya yayma çalışması gerçekleştirdik. Öncelikle doğal gençleştirme çalışmaları yaptık, rehabilitasyon çalışmaları yaptık. Çok az bir yerde de suni gençleştirme dediğimiz fidan dikimimiz var. Diktiğimiz fidanlar da mavi servi, kara servi, zakkum, Kıbrıs, Akasya. 500 bin adet fidan diktik. Ama bunun dışında milyonlarca tohum ekme planlarımız var” dedi.
“Yanan alanların imara açılması söz konuş değil”
Muğla Orman Bölge Müdür Yardımcısı Adnan Güller, yanan alanlar imara açılacak mı sorusuna ise, “Kesinlikle öyle bir şey olamaz. Ormanlarımız Anayasamızın 169. maddesi kapsamında koruma altındadır. En ufak bir metrekare alan bile yapılaşmaya ya da bir başka kişinin kullanımına açılma imkanı yoktur” dedi. – MUĞLA
]]>Fidan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumunun (ADF) kapanışında konuştu.
Muhataplarının forumun hem katılımcı profili hem de içerik bakımından zenginliği ve kapsayıcılığından etkilendiklerini defaatle kendilerine ilettiğini belirten Fidan, “Farklı coğrafyalardan gelen misafirlerimiz bu forumun kendilerine etkili bir network imkanı oluşturduğunu da gündeme getirdiler.” dedi.
Fidan, katılımcıların panellerde konuşmacı olarak görüşlerini rahatlıkla paylaşmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiklerini ve çok sayıda ikili görüşme yapma imkanı bulmalarından dolayı da müteşekkir olduklarını defaatle işittiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasındaki yoğun mesaisine rağmen foruma katıldığını ve burada 11 devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldiğini dile getiren Fidan, bu görüşmelerde çok kritik konu ve gündemlerin ele alındığını söyledi.
Fidan, ADF’de 32 mevkidaşıyla ikili görüşme yapma imkanı bulduğunu ve Afrikalı mevkidaşlarıyla da bir araya geleceğini belirtti.
3 gün boyunca çok farklı düzeyde katılımcı ile ADF’de yoğun bir etkileşim içerisinde olduklarını vurgulayan Fidan, konuştuğu gençlerin, ADF’de akademisyen ve diplomatlarla buluşmalarının kendileri için ufuk açıcı olduğunu kaydetti.
Fidan, şöyle devam etti:
“Forum kapsamında düzenlenen 47 oturumda güvenlik, enerji, bölgesel konular, yabancı düşmanlığı, uluslararası ticaret, bağlantısallık, arabuluculuk konusu, yapay zeka, dijital diplomasi, uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alan diğer çeşitli konular masaya yatırıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin ev sahipliğinde ‘kadın barış ve güvenlik’ temalı yüksek seviyeli oturum gerçekleştirildi.”
Gazze Temas Grubu üyesi olarak grup üyesi Filistin ve Mısır Dışişleri Bakanlarıyla Gazze konusunda bir panele ev sahipliği yaptığını aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı’nın oturumlara katılarak forumun başarısına katkıda bulunduklarını belirtti.
“Karşı karşıya olduğumuz tablo küresel adaletsizliklerin yansıması”
Fidan, forum kapsamında geleceğin liderlerinin görüşlerine de kulak verdiklerini ve kendilerine notlar çıkardıklarını söyledi.
Latin Amerika’dan Asya Pasifik’e farklı coğrafyaların karşı karşıya oldukları riskleri ve fırsatları daha ayrıntılı bir biçimde buradaki panellerde ele alma imkanı bulduklarını aktaran Fidan, Filistinli ve Mısırlı mevkidaşlarıyla düzenledikleri etkinliğe ilişkin şunları kaydetti:
“Gazze’de devam eden zulmün sona erdirilmesi için atmamız gereken adımları konuştuk. Karşı karşıya olduğumuz tablonun aynı zamanda küresel adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin bir yansıması olduğunu ifade ettik.”
Fidan, ADF’ye katılan konukların diyaloğun ne kadar kritik olduğu hususunda mutabık kaldığını vurgulayarak, burada dile getirilen değerli fikirleri hayata geçirme ve geleceği ortak menfaatler çerçevesinde şekillendirmek üzere birlikte eyleme geçme zamanının geldiğine inandığını söyledi.
Yeni görüş, fikir ve ev ödevleriyle Antalya’dan ayrılacaklarını belirten Fidan, ADF’ye verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
Sorular
Fidan, ADF’nin kapanış konuşmasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bakan Fidan, Gazze’de barış süreci ve kalıcı ateşkese yönelik görüşmelerine ilişkin sorulan soruya, “Gazze’deki süren zulmün durdurulması ADF’nin neredeyse merkezine oturdu. Gerek Sayın Cumhurbaşkanı’mız yaptığı görüşmelerde gerek biz yaptığımız ikili görüşmelerde, çok taraflı görüşmelerde ve panellerde bu konunun altını kuvvetle çizerek vurguladık. Diplomasinin kullanılabilecek bütün imkanlarını kullandık.” yanıtını verdi.
Bakan Fidan, moderatörlüğünü yaptığı “Gazze Temas Grubu” başlıklı panelde Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin etkileyici bir konuşma yaptığını söyleyerek, “Biz de özellikle değerli kardeşimize bu imkanı vermek istedik. Çünkü meselenin asıl sahibi arkadaşlarımız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Türkiye’ye davet ettiğini söyleyen Fidan, “Filistin konusundaki gelişmeleri ele almak, savaşın gidişatının ve aldığı şeklin seyrini görüşmek istiyorlar. Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede.” diye konuştu.
Fidan, kendi ziyaretinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye ziyarette bulunup bulunmayacağına ilişkin soru üzerine, “Cumhurbaşkanı’mızın ziyareti konusu ABD’de üstünde çalışacağımız bir konu olacak. Ama şu anda biliyorsunuz her iki ülkede de bir seçim atmosferi var. Cumhurbaşkanı’mız son 2 aydır özellikle seçim gündemiyle oldukça meşgul. Daha sonrasında da ABD’de bir seçim gündemi var. Ama aradaki zaman diliminde ne yapılabilir, gittiğimizde de belki onu bir konuşacağız.” diye konuştu.
Japonya Dışişleri Bakanı Kamikawa Yoko’nun Türkiye’yi ziyaretine cevaben, ilişkilerin 100. yılı kapsamında bir iadeiziyaret düzenlenip düzenlenmeyeceğinin sorulması üzerine Fidan, mevkidaşı Kamikawa ile değerli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve aynı zamanda Brezilya’da G20 marjında bir araya gelme fırsatı bulduklarını belirtti.
Fidan, “Japonya’yla ilişkilerimizi geliştirmeye fevkalade önem veriyoruz. Özellikle ekonomi, teknoloji, ticaret alanında çok büyük potansiyel var aramızda. İlişkilerimiz de devam ediyor. Bölgesel konuları da ciddi bir çerçevede ele alıyoruz hep beraber. Önümüzdeki aylarda bir iadeiziyaret yapmak konusunda da planlamamız var.” dedi.
“21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil”
Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la görüşmesinde özellikle bölgesel gelişmelerle ilgili Kafkaslar’daki barış sürecinin, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin ve Suriye konusunun masaya yatırıldığını belirtti.
Suriye konusuna ilişkin daha yakın bir tartışma ortamı oluşturulması ve zamana ihtiyaç olduğu konusunda Rus mevkidaşıyla mutabık kaldıklarını söyleyen Fidan, “Çünkü gerek mültecilerin geri dönüşü, gerek yeni anayasanın yazılması meselesi, gerek terörizmle mücadele konuları yani şu anda hep askıda olan konular Suriye’de. Bunun bir şekilde ilerletilmesi gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini ve menfaatini de yakından ilgilendiren bir konu. Rusya’nın da arasında bulunduğu birkaç ülkeyle bu konuyu yakından tartışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin Türkiye’nin görüşlerine değinen Fidan, “21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi ve yaralanması koca bir ülkenin altyapısının ve üstyapısının tamamıyla imha olması bizim artık dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil.” diyerek, söz konusu durumun bir an önce durdurulması ve bu fikre alışılması gerektiğini kaydetti.
(Bitti)
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı “Gazze Temas Grubu” başlıklı panele Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki katıldı.
Panelin açılışında konuşan Fidan, İsrail’in savaş suçlarının, uluslararası düzeni krize sürüklediğini, İslam dünyasının uzun yıllar boyunca başkalarının kendi sorunlarını çözmesini beklediğini ve bu durumu kınamakla kaldığını söyledi.
Bu problemi egemen güçlerin oluşturduğunu belirten Fidan, “Şu anda artık bu sorunu kendi elimize alıyoruz. Gerçekten bölgesel bir sorumlulukla bu işi yükleniyoruz. Gazze Temas Grubu, aslında bu tarz bir düşüncenin sonucu, ortak İİT-Arap Ligi Zirvesi’nde görevlendirildi ve Filistin’de devam eden savaşla alakalı sorumluluk almak üzere çalışmalar yapıyor.” dedi.
Fidan, Temas Grubu’nun 7 üyesi olduğunu hatırlatarak, bu grubun bir üyesi olmaktan büyük onur duyduğunu ve bunun büyük ayrıcalık olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
Temas Grubu olarak kilit liderlerle, karar alıcılarla, farklı ülkelerin yetkilileriyle ve uluslararası platformlarla görüştüklerini anımsatan Fidan, “Bazen kolektif olarak çalışmalar yaptık. Bazen iş bölümü içerisinde çalıştık. Aramızda iş bölümü yaparak farklı konuları ele aldık. Bu grup aslında Müslüman dünyanın, İslam dünyasının Filistin’le alakalı dayanışmasının bir göstergesi ve buradaki mevkidaşlarımın da zaten bu alanda çok önemli çalışmaları var. Bizim bu çalışmalarımız sonucunda kamunun aydınlanmasıyla ilgili önemli gelişmeler oldu.” diye konuştu.
Fidan, “Temas Grubu olarak biz tutarlı şekilde sürekli, İsrail’i ve İsrail’in bu zalimce saldırılarını destekleyen ülkelere baskı uygulamaya çalışıyoruz. Biz hareketlerimize başladığımız zaman, bu ateşkesi destekleyen ve insani yardımın artmasını sağlamaya çalışan sadece bir avuç batı ülkesi vardı.” ifadelerini kullanarak, Birleşmiş Milletler (BM) oturumlarında Gazze’de insani ateşkes ile ilgili yapılan oylamalarda “evet” oyu ekim ayında 121 iken bunun sonrasında 153’e yükseldiğine işaret etti.
“Şu anki savaş İsrail’e güvenlik sağlamıyor”
Hegemonya anlatısını ortadan kaldırmaya çalıştıklarına değinen Fidan, “Şu anki savaşın İsrail’e güvenlik sağladığı argümanına karşı geliyoruz, bunun doğru olmadığını ifade etmeye çalışıyoruz. Temas Grubu olarak aslında Filistinlilerin şu an güvenliğe ve öz savunmaya herkesten çok daha fazla ihtiyaç duyduğunu söyledik.” diye konuştu.
Fidan, önlerinde bir engel daha olduğunu, uluslararası ateşkes çağrıları ve iki devletli çözüme yönelik çağrıların İsrail üzerinde etkisi olmadığını anlattı.
“Eğer başka bir ülke böyle bir suç işlemiş olsaydı kesinlikle her türlü yaptırımla karşılaşırdı.” ifadesini kullanan Fidan, ABD’nin desteğini alan İsrail’in yaptırımla karşılaşmadığına dikkati çekti.
Fidan, “Bu suçların arasında savaş suçları ve soykırım var. Bu aslında Uluslararası Adalet Divanının (UAD) da kararlarına göre yanlış bir yaklaşım. Ne yazık ki tek başımıza Gazze’de kan dökülmesini engelleyemiyoruz. Çünkü politik sistemler kör kalmaya odaklanmış durumda, hiçbir şekilde gözlerini açmak istemiyorlar ya da Yahudilere yönelik geçmişten yükleri var bazı ülkelerin, onlar da bu yüzden bu konuya giremiyor.” diye konuşarak, gerçeğin kendi başına ayakta durduğunu kaydetti.
İsrail’in, Filistin topraklarını elde etmek istemediğini açıklamadığı sürece güvenli olmayacağının altını çizen Fidan, “1967 sınırlarına gitmek önemli. İsrail halkı ancak o zaman gerçekten sürdürülebilir bir güvenliğe ulaşacak.” dedi.
Fidan, Mısır’ın her zaman Gazze konusunun temelinde ve uluslararası insani yardım konusundaki rolünün takdire şayan olduğunu belirterek, Şukri’ye şu soruyu yöneltti:
“Refah ve sınırla alakalı sorular yükseliyor. Sizin bu konudaki görüşünüz ne olacaktır? Şu anki mevcut uluslararası sistem, bu krizlere çözüm bulamıyor.”
-“(İsrail’in saldırıları) Bu bizim bölgemizi tamamen hasta etti”
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, Antalya Forumu’nun önemli bir zamanda gerçekleştirildiğini, Gazze Temas Grubu üyeleriyle işbirliği içinde çalışmayı umduklarını belirtti.
İsrail’in Gazze’deki saldırılarına ilişkin kalıcı bir çözüm bulmaya çalışacaklarını vurgulayan Şukri, “(İsrail’in saldırıları) Bu bizim bölgemizi tamamen hasta etti, bölgede ciddi bir istikrarsızlık ve güvensizlik yaratıyor.” ifadelerini kullandı.
Şukri, İsrail’in saldırıları nedeniyle Refah’tan yardımların geçişinde sıkıntılar yaşandığını, ilk aşamadan itibaren geçişi açık tutmaya çalıştıklarını kaydetti.
Gazzelilere desteğin sağlanabilmesi için İsrail hükümetini ikna etmeye çalıştıklarını söyleyen Şukri, “Çabalarımız hep engellendi. Özellikle dağıtılabilecek yardımın miktarıyla alakalı manipülatif ve kısıtlayıcı çalışmalar oldu. Bizim Gazze’deki kardeşlerimizin üzerinde çok ağır bir baskı var. Çok zor bir durum yaşıyorlar. Özellikle de yerinden edilme konusu çok önemli. 1,3 milyon kişiye Refah ev sahipliği yapıyor.” diye konuştu.
Şukri, konuşmasına şöyle devam etti:
“Rolümüzün getirdiği sorumluluğu yerine getirmemizle ilgili kısıtlamalar oluyor. Tüm bu sebeplerden dolayı, şimdiye kadar gerekli düzeyde, hacimde desteği sağlayamamaktan dolayı çok bıkkın hissediyoruz. Ama çalışmalara devam edeceğiz. BM ve ortaklarımızla buradaki insanların zorluklarına çare olabilmek için işbirliğine devam edeceğiz. Bu saldırıların durdurulması bizim için çok önemli.”
Bakan Fidan, sözü Filistinli mevkidaşı Maliki’ye verirken, Filistin halkıyla işbirliği ve dayanışma içinde olduklarına dikkati çekerek, problemlerin sadece Gazze’yle sınırlı olmadığını, Batı Şeria’da da ciddi problemlerle karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Fidan, Filistin’deki duruma ilişkin, “Durum çok ciddi bir terörizm aşamasında, Batı Şeria ve başka yerlerde. İsrailli yetkililer, sorumsuz açıklamalar yapıyor, Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya girişlerin kısıtlamasıyla alakalı.” ifadelerini kullanarak, Maliki’ye gelecek haftalarda bu koşullarda ne yapılması gerektiğine dair soru yöneltti.
-“(İsrail’in) Söylenmedik, gizli bazı hedefleri de var”
Filistin Dışişleri Bakanı Maliki de İsrail’in saldırılarını sürdürmede çok net olduğunun altını çizerek, İsrail’in “Hamas’ı yok etme ve esirleri geri getirme” hedefleri olduğunu duyurduklarını hatırlattı.
Buna rağmen, bu hedeflerin ulaşılabilir hedefler olmadığının görüldüğünün altını çizen Maliki, İsrail’in bu iki hedefe yaklaşamadığı yorumunda bulundu.
Maliki, “Neden İsrail bu savaşa devam etmekte ısrar ediyor? (İsrail’in) söylenmedik, gizli bazı hedefleri de var. Bu belirtilmemiş ve gizli hedefleri ulaşılabilecek hedefler olabilir. Bir tanesi Gazze’nin total yıkımı, yani Gazze’deki her şeyi yok etmek. Biz bunun aslında 1. günden beri olduğunu görüyoruz. Alt yapı, hastaneler, okullar, kiliseler, camiler, üniversiteler ve BM sığınma merkezleri her şeyi vurdular yıktılar.” diye konuştu.
Ateşkes sağlansa dahi insanların gidecek yerlerinin kalmadığını ve köylerin kasabaların yıkıldığına dikkati çeken Maliki, “(Netanyahu) Bir taş üstünde taş kalsın istemiyor.” dedi.
“Netanyahu’nun Gazze’deki savaşı devam ettirmekle ilgili kişisel çıkarı var”
Maliki, İsrail’in ifade etmediği ikinci hedefinin de Gazze’deki insanları güneye doğru yönlendirmek olduğu değerlendirmesinde bulunarak, şöyle konuştu:
“(Refah’ta) Burada 1,5 milyon Filistinli, daha önceden 150 bin kişinin yaşadığı küçücük şehirde. Netanyahu Refah’a da saldıracak. Bunu çok net şekilde söyledi. ‘Askeri planlar hazır’ dedi. Hiç kimseyi dinlemiyor. Refah’a saldırdığında ne olacak? 1,5 milyon insan ya öldürülecekler; başka saklanacak, sığınacak yer yok ya da 500 metre güneye bakacaklar ve bir kapı görecekler, kırarak açabilecekleri bir kapı ve Mısır’da bulacaklar kendilerini.”
Maliki, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’deki savaşı devam ettirmekle ilgili kişisel çıkarı var. Biliyor ki savaş bittiğinde kendisini bekleyen 4 tane yolsuzluk davası var. Savaş bitince sorumluluk alması gerekecek.” ifadelerini kullandı.
Bakan Mailiki, “Türkiye’den aldığımız destek, gördüğümüz kardeşlik, dayanışma, bağlılık, yardım, bunun için gerçekten müteşekkiriz. Sadece bu savaşta değil, daha öncesinde de. Türkiye’ye hep borçlu hissediyoruz kendimizi verdikleri katkı nedeniyle.” diye konuştu.
Bakan Fidan, bölgesel şiddetin ve savaş olasılığının artması riskiyle, Türkiye dahil bölgedeki ülkelerin sorunun çözümüyle alakalı nasıl rol oynayabileceğini de mevkidaşı Maliki’ye sordu.
Maliki, Netanyahu’nun Gazze’deki saldırılarını “yayma amacı olduğunu” belirterek, şunları söyledi:
“(Netanyahu) Bununla birlikte, şuna da inanıyor; savaşı uzatmak da önemli, kapsamını genişletmek de. Bunun Batı Şeria’ya yayılmasını istiyor. Her gün Filistin’deki şehirlerde mülteci kamplarında askeri saldırılar, terör saldırıları düzenleniyor, Mescid-i Aksa’da müdahaleler oluyor. Şu an Lübnan’ın güneyinde de cephe açma niyeti var. Burada cephe açılırsa, Suriye, Irak ve İran’da da cephe açılacak. Bu da şu anlama geliyor. (Netanyahu’nun) Gazze’ye açılan savaşı bölge savaşına dönüştürme hedefi var, Amerikalılara da bu savaşın içine almaya çalışıyor.”
]]>Fidan, Antalya NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ADF’nin açılışında konuştu.
Devlet adamlarını, kanaat önderlerini, akademisyenleri, iş dünyası liderlerini, basın mensuplarını ve gençleri burada ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten Fidan, “Antalya Diplomasi Forumu her meseleyi sahiplenen, insanlığın ortak şuuru ve vicdanına tercüman olmaya çalışan, devletler ve toplumlar arasında dayanışmayı ve diplomasiyi önceleyen, farklı kültürlerin kendi diliyle ve bakış açısıyla sorunlarını konuşabildiği ve farklı kıtaların birbirleriyle görüş alışverişinde bulunabildiği bir zemin oluşturan, kutuplaşmanın yerine kapsayıcılığı, gerilimin yerine sağduyuyu teşvik eden bir platform olmayı hedeflemektedir.” ifadelerini kullandı.
Fidan, ADF misafirleriyle bu hedefleri gerçekleştireceklerine yürekten inandıklarını dile getirdi.
Uluslararası ilişkilerin her geçen gün daha çok boyutlu ve çok paydaşlı bir görünüm arz ettiğini kaydeden Fidan, klasik diplomasinin devletlerarası ilişkilerle sınırlı olup sadece diplomatlar vasıtasıyla yürütüldüğünü vurguladı.
Fidan, bugün de devletlerarası ilişkilerin çok ötesine geçmiş bir diplomasiyle karşı karşıya olduklarına dikkati çekerek yeni aktörlerin, yöntemlerin, platformların ve hatta konuların diplomasiyi dönüştürdüğünü belirtti.
“Diplomasiye duyulan ihtiyaç”
Değişmeyen hususun diplomasiye duyulan ihtiyaç olduğuna işaret eden Fidan, ekonomiden güvenliğe, teknolojiden enerjiye, ulaştırmadan kültüre pek çok alanın diplomasinin asli konusu haline geldiğini söyledi.
Fidan, çok kutuplu bir uluslararası sistemin daha belirgin hale gelirken, kaba kuvvet üzerinden sonuç devşirme pratiklerinin giderek öne çıktığını kaydetti.
Afrika’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya ve Orta Doğu’ya egemenlik, refah ve güvenlik arayışının uzlaşıyla çözülmesine ihtiyacın daha da arttığını kaydeden Fidan, bu nedenle bu yıl ADF’nin başlığını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirlediklerini ve yoğun bir program hazırladıklarını aktardı.
Hakan Fidan, forum süresince bir yandan katılımcı ülkeleri ve uluslararası toplumu yakından ilgilendiren sorunları tartışırken diğer yandan stratejik bir bakış açısıyla daha barışçıl ve müreffeh bir geleceğin imkanlarını ele alacaklarını anlattı.
“Adalet üzerine kurulu olmayan hiçbir düzen kalıcı olamaz”
Mevcut uluslararası düzenin barış, istikrar, adalet ve eşitlik üretmediğine dikkati çeken Fidan, güçlü kurumlara ve ortaklıklara ihtiyaç duyulan bu dönemde uluslararası sistemin giderek zayıfladığının aşikar olduğunu belirtti.
Fidan, her geçen gün adeta “güçlünün haklı olduğunu gösteren” olayların yaşandığı bu uluslararası düzende, adaletsizliklerin her alanda devam ettiğini vurgulayarak “Oysa biliyoruz ki; adalet üzerine kurulu olmayan hiçbir düzen kalıcı olamaz. Elbette, bu kötü gidişatı gören ve küresel adalet için sesini yükselten ilkeli ülkeler de var.” diye konuştu.
Adaletin Türkiye’nin geleneğinde çok özel yeri olan bir mefhum olduğunu kaydeden Bakan Fidan, “Türkiye, sorunların çözümüne her daim yapıcı katkı sağlamakta, krizler ve çatışmalar karşısında ilkeli ve etkin bir tutum sergilemektedir.” dedi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yıllardır uygulanan dış politikanın yakın coğrafyadan başlamak suretiyle barış, istikrar ve refah kuşağı tesis etmeyi hedeflediğinin altını çizdi.
Bakan Fidan, herkesin uzun zamandır şahit olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün samimiyeti ve gayretiyle küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıracak, etkin, adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin kurulması için var gücüyle mücadele ettiğine dikkati çekti.
“Türkiye, coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir”
Fidan, uluslararası sistemdeki krizlerin bir diğer yansımasının da 3. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:
“Savaşın geldiği aşamada, tarafları bir araya getirmenin yollarını ciddi biçimde aramamız gerekiyor. Barış müzakerelerini kolaylaştırmak için her türlü çabayı sergilemeye dün olduğu gibi bugün de hazırız. Aynı zamanda Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek ve tahıl ticaretinin güvenli şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.”
Küresel sistemin “hegemonların çıkarlarını öncelemesi nedeniyle” bölgesel sorunları çözmede yetersiz kaldığını vurgulayan Fidan, “Bundan dolayı Türkiye, bölgesel sahiplenme anlayışıyla yeni yöntem, aktör ve platformları sürece dahil ederek coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir.” diye konuştu.
Fidan, uluslararası sistemin, Suriye’deki krize yıllardır çözüm sağlayamadığını belirterek “Ülkemizin bölgesel sahiplenme anlayışıyla başlattığı Astana Süreci, iç savaşın durmasını ve siyasi çözüm arayışlarının tartışılmasını sağlamıştır.” dedi.
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlığın çözümünün de bölgesel sahiplenme girişimleriyle sonuca doğru evrildiğini söyleyen Fidan, şöyle devam etti:
“Bölgesel işbirliği ve entegrasyon çabalarımız çerçevesinde öncülük ettiğimiz Türk Devletleri Teşkilatı ile Türk Dünyası’nın kurumsal bir zeminde bir araya gelmesini güçlü bir şekilde destekledik.”
Fidan, bölgesel sahiplenmenin bir boyutunun da enerji ve bağlantısallık projelerinden oluştuğuna işaret ederek “Bu konuda da küresel dayatmalardan ziyade, bölgenin ihtiyaçlarını önceleyen projeleri önemsiyoruz. TANAP, TAP, ‘Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor’ ve ‘Kalkınma Yolu Projesi’ gibi girişimleri destekliyoruz.” dedi.
“Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir”
Terörle mücadelenin de bölgesel dayanışma ve işbirliğini zorunlu kılan başka bir önemli husus olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:
“Birçok kıtada farklı şekillerde baş gösteren terörizm tehdidi karşısında, ortak bir tavır sergilenemediğini de üzülerek görmekteyiz. Bu şartlar altında terörizmle mücadelede, ortak akılla hareket edilmesi ve bölgesel işbirliği daha da önem kazanmıştır. Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir.”
Fidan, başta Afrika Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği, Avrupa Birliği (AB), Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), CELAC, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Türk Devletleri Teşkilatı olmak üzere bölgesel işbirliği mekanizmalarıyla işbirliği konusuna önem verildiğinin altını çizerek “Yakın coğrafyamızın ötesinde de dostluklarımızı ve işbirliklerimizi güçlendirmenin ve bu amaç doğrultusunda diplomasiden tam anlamıyla istifade etmenin gayreti içerisindeyiz.” diye konuştu.
Türkiye’nin dış politikasında özel bir yere sahip olan Afrika ülkeleriyle ilişkilerin, karşılıklı saygı ve eşit ortaklık anlayışıyla derinleştiğini belirten Fidan, “Afrika’da güvenlikten sağlığa her alanda yoğun işbirliği yürütüyoruz.” dedi.
Fidan, Türkiye’nin, Asya kıtasıyla da binlerce yıllık geçmişe dayalı tarihi, kültürel ve beşeri bağlara sahip olduğunu vurgulayarak “Asya ülkeleriyle ilişkilerimizi, ‘Yeniden Asya Girişimi’ çerçevesinde kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımla geliştiriyoruz.” ifadesini kullandı.
“Latin Amerika ve Karayipler Açılım Politikası” kapsamında tesis edilen güçlü zemin temelinde, ülkeler arasındaki bağların her geçen gün daha da pekiştiğine dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm bu coğrafyalarda iklim değişikliğinden, borç yükünden, gıda güvenliği krizinden ve kalkınmayla ilgili sorunlardan etkilenen dostlarımızın seslerini, çok taraflı platformlarda duyurmaya çaba sarf ediyoruz. Dünyanın farklı köşelerinden forumumuza teşrifiniz, tüm bu gayretlerimizin sonuç verdiğini göstermektedir.”
“Forum, dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır”
Fidan, ADF’nin, uluslararası ilişkilere getireceği yeni perspektiflere ilaveten, yeni pratiklerin de hayata geçmesine zemin hazırlayacağına inandığını vurgulayarak “Forum, farklılıklara açık olma, kuşatıcı olma ve küresel kriz alanlarına bölgesel çözümler üretme anlayışıyla dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır.” diye konuştu.
ADF’nin, “aynı notaların farklı enstrümanlarla çalındığı yekpare, tekdüze bir dünya değil, içinde yaşanan gerçekliğin konuşulduğu, farklı yaklaşımların dile getirildiği, farklı tecrübelerin paylaşıldığı, farklı dünya tahayyüllerinin hayırda yarıştığı bir mecra olmaya çalıştığına” dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:
“Bulunduğumuz yerden gördüğümüzü paylaşmaya ve müzakere etmeye çalışan bir forum olmaya çalışıyor. Diplomasi, ancak bu farklılıklar tartışıldıkça gerçek yerini bulacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Sayın Cumhurbaşkanı’mıza (Recep Tayyip Erdoğan), Antalya Diplomasi Forumu’na başından beri verdikleri güçlü destek ve himayeleri için şükranlarımızı arz ediyorum. Antalya Diplomasi Forumu’na büyük emeği geçen Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na ayrıca teşekkür ediyor, foruma üstün başarılar diliyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
(Bitti)
]]>Bakan Fidan, Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.
ANKARA – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Macar mevkidaşı Szijarto’nun Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun ilk toplantısı için Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlatan Bakan Fidan, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının başarıyla gerçekleştiğini öğrendiğini söyledi. Macaristan ve Türkiye’nin köklü dostluk bağlarına sahip olduğunu ve ikili ve çok taraflı platformlarda yakın iş birliklerinin devam ettiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliklerinin daha da geliştiğini ve Macaristan Başbakanı Orban ile Bakan Szijarto’yu 1-3 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılacağını söyledi.
“Savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’In 2023 yılında Macaristan’a gerçekleştirdiği iki resmi ziyarete dikkat çeken Fidan, aralık ayındaki ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6’ncı toplantısında alınan kararla iki ülke arasındaki iş birliğinin seviyesinin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“İş birliğimizi çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşma imzaladık. 2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı’nın açılış törenini gerçekleştirdik. Gerçekten muazzam bir törendi. 2025 yılını Bilim ve İnovasyon yılı ilan ettik. Geliştirilmiş stratejik ortaklık temelindeki iş birliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması, 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamıza önemli katkılar sağlayacak çalışmalar başlattı. İki NATO müttefiki olarak da savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz.”
“Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”
Macaristan’ın yılın ikinci yarısında itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanı olacağını aktaran Bakan Fidan, “AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye olan yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğimizin önündeki engellerin açılmasında ve AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz. Macaristan’ın AB dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbesitesi gibi konularda ilerleme sağlanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Fidan, Macar mevkidaşı ile olan görüşmelerde Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa yönelik de görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi. Fidan, iki ülkenin Ukrayna’daki savaşın bir an önce bitmesi, uluslararası hukuk temelinde adil barış yoluyla sonlandırılması ve barış müzakerelerine şans verilmesi noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı.
Türkiye’nin hem Macaristan hem de Avrupa’nın güvenliği açısından anahtar bir ülke olduğunu vurgulayan Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Szijjarto, ekonomi ve enerji güvenliği konularında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.
Yasadışı göç konusunda Türkiye ile hemfikir olduklarını belirten Szijjarto, “Yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek Avrupa’yı kaybedeceğiz. Biz bunu istemiyoruz. Yasadışı göç baskısının frenlenmesi için Türkiye’yi destekliyoruz. Eğer güvenlik konuları müsaitlik verirse göçmenlerin geldikleri yere derhal geri gitmeleri gerekmektedir. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerji güvenliği konusunu siyasi ya da ekonomik bir silah olarak kullanmadığını belirten Szijjarto, doğalgaz tedariği konusunda Türkiye’nin en güvenilir transit ortak olduğunu aktardı.
Ekonomik işbirliğine ilişkin AB’nin Türkiye gibi ortaklara ihtiyacı olduğunu hatırlatan Szijjarto, AB ve Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının modernleşmesi konusunda olumlu adımların atılması için çalışmaların yürütüleceğini söyledi.
Ayrıca Szijjarto, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk konusunda Türkiye tarafından başarılı adımlar atıldığını belirterek savaşın uzun sürmesi ve bölgeye silah taşınmasının devam etmesi bölgedeki yıkımı artıracağını ifade etti.
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Macar mevkidaşı Szijarto’nun Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun ilk toplantısı için Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlatan Bakan Fidan, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının başarıyla gerçekleştiğini öğrendiğini söyledi. Macaristan ve Türkiye’nin köklü dostluk bağlarına sahip olduğunu ve ikili ve çok taraflı platformlarda yakın iş birliklerinin devam ettiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliklerinin daha da geliştiğini ve Macaristan Başbakanı Orban ile Bakan Szijarto’yu 1-3 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılacağını söyledi.
“Savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında Macaristan’a gerçekleştirdiği iki resmi ziyarete dikkat çeken Fidan, aralık ayındaki ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6’ncı toplantısında alınan kararla iki ülke arasındaki iş birliğinin seviyesinin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“İş birliğimizi çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşma imzaladık. 2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı’nın açılış törenini gerçekleştirdik. Gerçekten muazzam bir törendi. 2025 yılını Bilim ve İnovasyon yılı ilan ettik. Geliştirilmiş stratejik ortaklık temelindeki iş birliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması, 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamıza önemli katkılar sağlayacak çalışmalar başlattı. İki NATO müttefiki olarak da savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz.”
“Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”
Macaristan’ın yılın ikinci yarısında itibaren Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı olacağını aktaran Bakan Fidan, “AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye olan yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğimizin önündeki engellerin açılmasında ve AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz. Macaristan’ın AB dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbesitesi gibi konularda ilerleme sağlanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Fidan, Macar mevkidaşı ile olan görüşmelerde Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa yönelik de görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi. Bakan Fidan, iki ülkenin Ukrayna’daki savaşın bir an önce bitmesi, uluslararası hukuk temelinde adil barış yoluyla sonlandırılması ve barış müzakerelerine şans verilmesi noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı.
Türkiye’nin hem Macaristan hem de Avrupa’nın güvenliği açısından anahtar bir ülke olduğunu vurgulayan Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Szijjarto, ekonomi ve enerji güvenliği konularında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.
Yasadışı göç konusunda Türkiye ile hemfikir olduklarını belirten Szijjarto, “Yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek Avrupa’yı kaybedeceğiz. Biz bunu istemiyoruz. Yasadışı göç baskısının frenlenmesi için Türkiye’yi destekliyoruz. Eğer güvenlik konuları müsaitlik verirse göçmenlerin geldikleri yere derhal geri gitmeleri gerekmektedir. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin enerji güvenliği konusunu siyasi ya da ekonomik bir silah olarak kullanmadığını belirten Szijjarto, doğalgaz tedariği konusunda Türkiye’nin en güvenilir transit ortak olduğunu aktardı.
Ekonomik işbirliğine ilişkin AB’nin Türkiye gibi ortaklara ihtiyacı olduğunu hatırlatan Szijjarto, AB ve Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının modernleşmesi konusunda olumlu adımların atılması için çalışmaların yürütüleceğini söyledi.
Ayrıca Szijjarto, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk konusunda Türkiye tarafından başarılı adımlar atıldığını belirterek savaşın uzun sürmesi ve bölgeye silah taşınmasının devam etmesi bölgedeki yıkımı artıracağını ifade etti. – ANKARA
]]>Fidan, Gürcistan Dışişleri Bakanı İlia Darçiaşvili ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Bakan Fidan, Gürcistan’ın Türkiye için önemli bir komşu ve stratejik ortak, coğrafi konumuyla enerji ve ulaştırma projelerinde de önemli bir paydaş olduğunu vurguladı.
İki ülke arasında tarihi, insani ve kültürel bağlara dayanan, özellikle siyasi ve ekonomik alanlarda güçlü ilişkilerin bulunduğunu ifade eden Fidan, “Geçen yıl yaşadığımız deprem felaketinde yardım ve kurtarma ekibi gönderen ilk ülkelerden birisi Gürcistan olmuştur. Bu vesileyle Sayın Bakan’a bir kez daha bu insani dayanışmaları için teşekkür etmek istiyorum.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye-Gürcistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin (YDSK) müteakip toplantısının hazırlıklarını da görüştüklerini belirterek, “Son 15 yıldır Gürcistan’ın en büyük ticaret ortağıyız. Daha önce belirlenen 3 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine geçen yıl itibarıyla bildiğiniz gibi ulaşmıştık. Şimdi yeni hedef 5 milyar dolar. Buna ulaşmak için de neler yapabiliriz, bunları görüştük.” dedi.
Bakan Fidan, Karma Ekonomik Konseyinin (KEK) bir sonraki toplantısının en kısa sürede yapılması konusundaki talebin, Gürcistanlı mevkidaşına iletildiğini aktardı.
Ahıska Türklerinin yaşadığı sürgünün 80. yıl dönümü olduğunu belirten Fidan, Gürcistanlı mevkidaşıyla anma etkinliklerinin de ele alındığını söyledi.
Fidan, “Ahıskalı soydaşlarımızın Gürcistan’daki vatanlarına geri dönüşleri konusunda kendilerinden beklediğimiz desteği bir kez daha yineledim.” diyerek, Darçiaşvili’nin de bu konuda ülkesinin yasal mevzuat çalışmalarını ve hükümet olarak yapıcı tutumlarını kendisiyle paylaştığını dile getirdi.
Bakan ile Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki gelişmeleri de değerlendirdiklerini anlatan Fidan, “Bu bölgelerdeki sorunların Gürcistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırlar çerçevesinde çözümünü savunuyoruz. Bu konudaki kararlı tutumumuzu bugün bir kez daha teyit ettik. Sorunların çözümüne Türkiye’nin yapabileceği katkıları da konuşma imkanımız oldu.” şeklinde konuştu.
Fidan, Gürcistanlı mevkidaşıyla Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini de ele aldıklarını söyleyerek, “Bölgenin bir an önce istikrara kavuşması konusundaki arzumuzu ve yapıcı pozisyonumuzu yineledik.” dedi.
Karadeniz’in güvenliğinin de görüşüldüğünü belirten Fidan, bu konunun “iki ülke için sadece bir işbirliği alanı değil aynı zamanda yaşamsal bir hayati çıkar alanı olduğu” görüşünün teyit edildiğini vurguladı.
Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda da Gürcistanlı mevkidaşıyla görüştüklerini kaydederek, “Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine desteğimizi karşılıklı olarak bir kez daha vurguladık. Bu savaşın uluslararası hukuk temelinde adil bir barışla sona erdirilmesi için neler yapılabileceği hakkında fikir alışverişinde bulunduk.” diye konuştu.
“İsrail’in hak ettiği cezaya bir an önce çarptırılmasının mücadelesini vermeye devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyareti, Gazze’deki durum ve Refah kentine saldırılara ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Türkiye’nin Gazze’ye yardım konusunda elinden geleni büyük bir hassasiyetle ve dikkatle yaptığını belirterek, Mısır’a verdiği destek için teşekkür etti.
Türk Kızılayı, AFAD ve sivil toplum örgütlerinin Bakanlık koordinesinde bölgede “muazzam bir insani yardım faaliyeti” içinde olduklarını kaydeden Fidan, “Maalesef Refah’tan içeriye alınabilen günlük yardım miktarı sınırlı olduğu için istediğimiz miktarda veya gönderdiğimiz miktara denk düşebilen bir orantıda içeriye yardım giremiyor.” dedi.
Fidan, Türkiye’nin Refah’tan içeriye alınan yardımları arttırmanın yolları konusunda uluslararası toplumla beraber çalıştığına dikkati çekerek, “Önümüzdeki iki hafta içerisinde çok önemli 3 tane uluslararası platformda görüşmeler olacak. Bunların hiç şüphesiz ki bir numaralı maddesi Gazze meselesi olacak.” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, 16-18 Şubat’ta Almanya’nın Münih kentinde Münih Güvenlik Konferansı’nın düzenleneceğini belirterek, Türkiye’nin de katılacağını ve Gazze konusundaki gelişmelerin, küresel ve bölgesel güvenliğe olumsuz etkilerinin ciddi şekilde gündeme getirileceğini söyledi.
Ayrıca, Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı ve ardından 1-3 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nun düzenleneceğini kaydeden Fidan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu önümüzdeki iki hafta içerisinde çok yoğun bir şekilde Türkiye olarak, diğer benzer düşüncede olduğumuz kardeş ve dost ülkelerle beraber yoğun bir diplomasi faaliyeti içerisinde olmaya devam edeceğiz. Diplomasinin bütün sınırlarını son limitine kadar kullanarak bu vahşetin bir an önce durmasının, İsrail’in sadece insanlık vicdanında lekelenmekle kalmayıp aynı zamanda hak ettiği cezaya bir an önce çarptırılmasının mücadelesini vermeye devam edeceğiz.”
(Bitti)
]]>Fidan, Gürcistan Dışişleri Bakanı İlia Darçiaşvili ile Bakanlık’taki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Fidan, Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin ekonomik ayağını daha da ileri götürmek için her iki tarafın da elinden geleni yaptığını ve iş insanlarının olağanüstü performans sergilediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretin “tarihi bir ziyaret” olduğunu aktaran Fidan, bunun, iki ülke arasında hem ikili hem de bölgesel ilişkilerin niteliğini, olumlu yönde derinden etkileyen bir ziyaret olduğunu belirtti.
Fidan, Mısır-Türkiye arasında ekonomik, bölgesel ve savunma sanayisindeki ilişkilerin ön plana çıktığını, liderlerin bu konuda her türlü adımı beraber atma, yoğun bir şekilde çalışma konusunda kararlılıklarını ve iradelerini ortaya koyduğunu bildirdi.
“Özellikle geçtiğimiz yıllarda ihmal edilen ikili ilişkilerdeki alanlardaki açıkların bir an önce kapatılmasını konusunda iki lider tarafından büyük bir irade ortaya kondu. Biz bu olumlu iradenin bölgeye ve bölge istikrarına son derece ciddi katkılarının olacağını öngörüyoruz şimdiden.” diyen Fidan, Gazze meselesi, Filistin-İsrail barışı ve Filistin devletinin kurulması meselesinin de çok yoğun tartışılan bir konu olduğunu aktardı.
Fidan, Libya konusunda da yakından çalışılması gerektiği hususunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin prensip kararında mutabık kaldığını belirterek şöyle devam etti:
“Öteden beri zaten Mısır’ın hem diplomasi hem istihbari kurumlarıyla karşılıklı bu konuda görüş alışverişlerimiz oluyordu ama Libya’ya daha fazla nasıl olumlu katkı görebiliriz, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Afrika’da çatışmaların önlenmesi konusunda genel bir mutabakat var. Başta Sudan olmak üzere, iki ülkenin yakından çalışabileceği buradaki çatışmaların durdurulması sona erdirilmesi konusunda ne türden bir yaklaşım sergilenebilir, ona da değinildi. Aynı zamanda Somali’nin son günlerde biraz tartışmaya açılan detayına da girmek istemediğim toprak bütünlüğüyle ilgili problemler var. İki ülke bu konuda kendi ortak yaklaşımlarının benzerliği üzerinden nasıl bir ortak hareket tarzı geliştirir, bu konuyu da görüşme imkanları oldu liderler arasında.”
Bakan Fidan, son günlerde 2 milyona yakın Filistinlinin Gazze’nin güneyinde Refah bölgesine sıkıştırmasıyla çok yeni ve daha önce eşi benzeri görülmemiş bir dram seviyesine, trajedi seviyesine ulaşıldığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Mısır ziyareti öncesinde Dubai’de olduğunu, bu kapsamda bölge liderleriyle görüşme imkanı olduğunu söyledi.
“İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz”
Fidan, Mısır’da da bu konunun gündeme geldiğini belirterek şunları kaydetti:
“Şu anda Refah bölgesi ağırlıklı olarak havadan bombalanmakta. Bölgeye yapılacak bir karadan müdahalenin daha fazla sivil katliamına ve kaybına yol açacağı konusunda uluslararası camia tek ses olmuş durumda. Bütün ülkeler bütün siyasi liderler teker teker beyanatlarda bulunuyorlar ve İsrail’e uyarı veriyorlar. Yani özellikle Refah bölgesine bir saldırı olmaması, artık dayanacak hiçbir gücü kalmamış aç ve sefil durumda olan sivil nüfusun daha fazla baskı altına ve katliama maruz bırakılmaması konusunda çok ciddi uyarılar var. İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz.
Özellikle Uluslararası Adalet Divanının almış olduğu ihtiyati tedbir kararının bir an önce uygulanması, bu konuda elzemdir diye düşünüyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’da Gazze’ye ilişkin devam eden ateşkes görüşmeleriyle ilgili de bilgi aldığını, oradaki kendi gözlemlerini ve yorumlarını da aktardığını belirten Fidan, taraflar arasında Mısır’ın ve Katar’ın kolaylaştırıcı ve arabuluculuğuyla bir ateşkes sürecinin devam ettiğini fakat henüz bir anlaşmaya ulaşılamadığını ve bunun için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Fidan, “Bunun bir an önce hayata geçmesini ve özellikle insan katliamının bir an önce durmasını, Filistinli kardeşlerimizin başta kuzeydeki evler olmak üzere bütün yerlerinden edilmiş kardeşlerimizin yerlerine dönmesini umut ediyoruz.” dedi.
(Sürecek)
]]>