CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, yaptığı açıklamada, fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdiğini belirterek, değerlendirmede bulundu.
Soru önergesinde, yüksek enflasyon ve döviz dalgalanmalarının bütün iş kollarını etkilemeye devam ettiğini belirten Torun, girdi fiyatlarının altında ezilen fındık üreticilerine ödenecek desteklerin zamanında ödenmemesinin buhranı daha da artırdığını vurguladı.
Torun, şunları kaydetti:
“Son yıllarda mart-nisan aylarında ödenen alan bazlı fındık desteği, bu yıl mayıs ayı ortalarına yaklaşılmış olmasına karşın halen ödenmemiştir. Alan bazlı destek ödemesi yapılan diğer tarımsal ürünlerde söz konusu desteğin yatırılmış olduğu öğrenilmiş ancak fındık üreticilerimize henüz herhangi bir ödeme yapılmamıştır. 10 yıldır aynı rakam üzerinden ödenen alan bazlı destekler bugünün ekonomik koşullarında komik bir rakam haline gelmesine karşın çok sayıda üreticimiz söz konusu desteğe güvenerek çeşitli borçlara girmiş bulunmaktadır. Alan bazlı desteklerin acilen güncellenerek ödenmesi beklenmekte, aksi takdirde kahverengi kokarca istilası sebebiyle verimi düşen ve masrafları artan fındık üreticisi üretimden hızla çekilmeye devam edecektir.”
“ALAN BAZLI DESTEKLERİN ÖDENMEMİŞ OLMASININ SEBEPLERİ NELERDİR”
Seyit Torun, önergesinde “Son yıllarda mart-nisan aylarında ödenen alan bazlı desteklerin bu yıl mayıs ayı ortalarına gelinmiş olmasına karşın ödenmemiş olmasının sebepleri nelerdir? Fındık üreticimize bu yıl ödenmesi gereken alan bazlı desteklerin miktarını, illerimize göre açıklar mısınız? Fındık üreticilerimize alan bazlı destekler hangi tarihte ödenecektir? Alan bazlı destek alan diğer tarımsal ürünler için 2024 yılı içerisinde yapılan ödemeleri açıklar mısınız? Fındıkta alan bazlı desteklerin miktarı 10 yıldır artırılmamıştır. Sadece son 1 yıllık enflasyonun yüzde 70 olduğu göz önüne alındığında, desteklerin güncellenmemesinin sebeplerini açıklar mısınız? Söz konusu desteklerin güncellenmesine yönelik herhangi bir çalışma yürütülmekte midir?” sorularını yöneltti.
Fındık üreticilerinin sorunlarının bitmediğini kaydeden Torun, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Üreticimize bir dokunan bin ah işitiyor. Fındık konusu açıldığında mangalda kül bırakmayan yetkililer, üç kuruşluk destekleri bile yatırmıyor. Son 10 yıldır dekar başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı destekler, artık bir dramatik komedi filmine konu olacak hale geldi. Zaten sadaka parası gibi veriyorsunuz. Aslında normalde, güncellendiğinde 800-1000 lira arasında olması gereken parayı maalesef hala yatırmadınız. Alan bazlı destekler güncellenmediği gibi artık zamanında da ödenmemeye başladı. Son yıllarda mart-nisan aylarında ödenen bu destekler, neredeyse mayıs ayının ortasına gelmiş olmamıza karşın halen hesaplara geçmedi. İşin daha da garip tarafı, alan bazlı desteklerin başka tarımsal ürünler için ödendiğini, başka ürünler için şu ana kadar üreticinin alacağının kalmadığını ama fındık üreticisinin bekletildiğini, bu gelirden mahrum olduğunu öğrendik. Allah aşkına bu fındıkçı size ne yaptı? Bütün Karadeniz bölgesine ve Türkiye’ye fayda sağlamak dışında, yurt dışından döviz getirmek ve ülkemize katma değer üretmek dışında ne yaptı fındık üreticimiz de böyle bir zulüm, eziyet ediyorsunuz? Ordu’nun temel geçim kaynağını, devlet eliyle baltalamak nasıl bir aklın ürünüdür? Fındık üreticimizin hakkını alana kadar mücadelemiz devam edecek. Alan bazlı başta olmak üzere bütün desteklerin günün koşullarına uygun hale getirilmesi ve fındığın hak ettiği değeri görmesi için bütün kapıları zorlayacağız.”
]]>Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, kahverengi kokarca tehlikesine dikkat çekerek “Bu böceğe önlem alınmazsa üç sene sonra Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu bölgesinde fındık alanlarında fındık para etmeyecek. Yani üreticimiz fındığını satamayacak. Şu anda insanlarımız bu böceğin kışın evleri tercih ettiği için evlerde kışı geçirdiği için psikolojik zararını görmüş. Fakat asıl zarar 2024 yılında başlayacak ve böceğin bitkilerdeki zararını göreceğiz” dedi.
Ziraat Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen “Kahverengi Kokarca hakkında her şey ve son durum” konulu panel Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde yapıldı. Panelde söz alan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, Kahverengi kokarcaya karşı hazırlıklı olmamamız gerektiğine dikkat çekti. Pehlevan “Halyomorpha halys (Kahverengi Kokarca), hem doğal hem de tarımsal ekosistemler üzerinde çok sayıda olumsuz etkiye neden olmakta, ciddi ekonomik kayıplara ve olumsuz çevresel etkilere yol açmaktadır. Aynı zamanda yaşam alanlarımıza girerek yaşam kalitemizi etkilemektedir. Bölgenin ve ülkemizin korkulu rüyası olmasını istemiyorsak önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkarabilecek olumsuzluklara karşı hazırlıklı olmalıyız. Mücadelesi çok kolay olmayan fakat her ne pahasına olursa olsun bu zararlıların mutlaka ve mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Bir an önce eylem planının hazırlanarak mücadele yöntem ve stratejileri belirlenmeli. Mücadele sadece kullanılacak tek bir metot ile değil, birden fazla mücadele yönteminin birlikte kullanılması ile başarılı olabilir. Yapılacak bireysel mücadeleler yerine toplu olarak mücadelenin teşvik edilmedi gerekmektedir. Üniversiteler, Araştırma kuruluşları, Kamu, STK, Çiftçi örgütleri, çiftçiler ve hatta toplumun her bireyi bu sistemin içerisinde olmalıdır. Kahverengi Kokarca Böceği ile mücadelenin Milli sorumluluk olduğunu, sadece Trabzon’un değil bütün Ülke kurum ve kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri olarak bu böcekle hep birlikte hızlı ve etkin bir şekilde mücadele ederek diğer bölgelere yayılmasının engellenmesi gerekir. Kısaca böceğin bütün ağaçlar yaşam alanı olduğuna göre bu böcekle mücadele etmenin ne denli zor hatta imkansız olacağı ortada. Üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir konu. Düşünmek bile istemiyorum, aksi bir durumda arzu etmesek te sivrisineklerle nasıl ki yaşam alanlarımızı paylaşıyorsak bu böcekle de maalesef yaşam alanlarımızı paylaşmak zorunda kalabiliriz” diye konuştu.
“Dünya literatüründe ismi ‘baş belası böcek’ olarak geçiyor”
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, böceğin dünya literatüründe isminin baş belası böcek olarak geçtiğini ifade ederek “Bu zararlı böcek baş belası bir böcek. Zaten dünyanın bütün literatürlerinde bunu kahverengi kokarca olarak bahsederken ‘baş belası böcek’ olarak ifade ediliyor. Gereçse de şu; yemediği suyunu emmediği bitki yok. Sadece reçineli bitkiler hariç yeryüzündeki bütün bitkilerin öz sularını emerek beraber zarar veriyor. Ama fındıktaki en büyük tehlike şu; fındığın suyunu emme esnasında salgılamış olduğu bir madde fındığı acılaşmasına neden oluyor. Randıman düşüklüğünden ziyade fındıktaki bu acılaşma fındığın kullanım değerlerini ortadan kaldırıyor ve fındık sadece fındık yağı olarak kullanılabiliyor. Buradaki mücadele vatandaşa bırakılacak kadar kolay bir konu değil. Dolayısıyla vurgulamak istediğimiz konuda eylem planında çiftçiyi de bu mücadeleye katacak projeler üretmek. Örnek verecek olursak tuzağın benden kampanyasıyla beraber bunu yakalayacak olan tuzakları çiftçiye verilebilir çiftçi bu tuzaklarla beraber bu böcekleri yakalayabilir. İlacın benden kampanyasıyla beraber özellikle buna karşı atılacak olan ilaçları bir şekilde Tarım Bakanlığı kendi bünyesinde düzenleyip bir sınırlama koymalı. Yoksa ilaçlı mücadelede çözüm değil. Çünkü Doğu Karadeniz Bölgesinin yapı itibariyle atılan ilaçların denize ulaşması çok kolay. Bir de bölgede arıcılıkta söz konusu. Buna ilave olarakta birçok canlının doğal düşmanı da alanda mevcut bunlarında ölümüne neden olabiliriz. Buna karşı birden fazla mücadele yöntemlerinin aynı anda ve seferberlik olarak kullanılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Önlem alınmazsa fındık para etmeyecek”
Böcekle ilgili önlem alınmadığı takdirde fındığın para etmeyeceğine dikkat çeken Göktürk, “Bu böcek üç sene sonra eğer önlem alınmazsa Trabzon, Rize, Giresun ve Ordu bölgesinde fındık alanlarında fındık para etmeyecek. Yani üreticimiz fındığını satamayacak. Şayet bu böcekle beraber mümkün olduğu kadar erken bir zamanda ve uygun olan yöntemlerle mücadeleye başlamak zorundayız. Şu anda böceğimiz kışlak dediğimiz kışı geçirdiği yerlerden havaların ısınmasıyla beraber çıktı artık yavaş yavaş yeşil alanlara doğru geldi. Öncelikle meyve bahçelerinin içerisinde henüz meyve olmadığı için yabancı otların sularını emiyor zaman ilerleyince şuan fındığa yeni yeni gitmeye başladı. Fındık için erken fındık nohut büyüklüğüne ulaştığı zaman artık fındığa zarar vermeye başlayacak. Doğu Karadeniz Bölgesinde özellikle Artvin, Rize, Trabzon bölgesinde bitki çeşitliliği çok fazla olduğu için henüz tam olarak fındıkta zararını hissetmedik. Fakat son dönemlerde özellikle Giresun’da ve Ordu’da popülasyon yoğunluğu çok fazla bir duruma eriştiği için 2023 yılındaki popülasyonun çok olması 2024 yılında bu böceğin artık gerçekten fındığa zarar vereceği anlamına geliyor. Ama biz fındıktaki zararını fındık nohut büyüklüğüne ulaştığı zaman göreceğiz” şeklinde konuştu.
“Vatandaş şuan sadece psikolojik zararını gördü, ekonomik zararını yeni görecek”
“Şu anda insanlarımız bu böceğin kışın evleri tercih ettiği için evlerde kışı geçirdiği için psikolojik zararını görmüş” diyen Göktürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Böceğin tarihine bakacak olursak 2018 yıllarında Artvin bölgesinden uçarak doğal yollarla yani her hangi bir taşınma ile değil böcek giriş yaptı. Şu anda Artvin’den 2018 yılında girdikten sonra da kendi imkanlarıyla beraber yılda 70-80 kilometrelik mesafeyi uçarak oradan Rize’ye, Rize’den Trabzon’a, Trabzon’dan Giresun’a, Ordu’ya, Samsun’a aynı şekilde şu anda böcek Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunmadığı il yok diyebiliriz. Kastamonu, Sinop o bölgeden de devam ederek şuan Marmara bölgesinde bile bu böceği görmemiz mümkün. Şu anda insanlarımız bu böceğin kışın evleri tercih ettiği için evlerde kışı geçirdiği için psikolojik zararını görmüş. Fakat asıl zarar 2024 yılında başlayacak ve böceğin bitkilerdeki zararını göreceğiz.” – TRABZON
]]>CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, bölgenin geçim kaynağı olan fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarca böceğinin sayılarında yaşanan artışa dikkat çekti. Kokarca böceğinin geçen yıl ürünlere büyük zarar verdiğini ifade eden Torun, konuyu Meclis kürsüsünde de dile getirdi, biran önce önlem alınmasını istedi.
“İKTİDAR FINDIĞI KADERİNE TERK ETTİ”
Torun, Ordu’nun sorunlarının başında fındığın geldiğini belirterek, “Fındık temel geçim kaynağımız ama yirmi iki yıldır iktidar maalesef fındığı kaderine terk etti. Doğrudan gelir desteği vermeye başladı, 2014’ten bu yana dönüm başına sadece 170 lira. İnsaf… Yani şu anda bakıldığında aslında 800 ile 1.000 lira olması gereken destek maalesef sadaka seviyesinde kaldı, üreticiye de zaten hiçbir katkısı yok. ‘Lisanslı depoculuk’ dendi, havada kaldı, FİSKOBİRLİK zaten kapanmayla yüz yüze bırakıldı. Maalesef yirmi iki yıldır bu iktidar fındıkla ilgili hiçbir şekilde katkı sunmadı” dedi.
Fındıkta rekolte oyunlarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Torun, “Şu anda bir karanfil sayımı gündemde, her yıl yapılır bu, bir tahminde bulunulur ‘En az 850 bin ton’ falan denir, ya 400 bin ton ya 500 bin ton civarında rekolte geliştirilir. Fiyat bu tahmine göre oluşuyor ama kaybeden kim? Üretici. Mağdur olan kim? Üretici. Tuzu kuru olan tabii bir şekilde depoluyor ama mecbur satmakta olan üreticimiz bundan çok büyük zarar görüyor” diye konuştu.
“TARIM BAKANLIĞI SADECE TAVSİYEDE BULUNUYOR”
“İktidar fındığa zarar veriyor ama bir zararlı da bu sene çıktı başımıza, kokarca, fındık üreticisinin şu anda baş belası” diyen Torun, “Geçen yıl bu sorunu gündeme getirmemize rağmen Tarım Bakanlığı bir adım atmadı” dedi. Torun şunları söyledi:
“Larva döneminde yok etmesi gereken, bu zararlıyla mücadele etmesi gereken Bakanlık şimdi üreticiye sadece tavsiyede bulunuyor ‘Şu ilacı alın, şunu kullanın.’ diye. Üreticinin tavsiyeye ihtiyacı yok, çözüme ihtiyacı var. Geçen yıl birçok bölgede üretici ciddi zarar gördü, fındığını satamadı ve sahilden itibaren üst kesimlere doğru zararlı ilerliyor. Bugün gerçekten üreticimiz çok ciddi bir sorunla karşı karşıya ama Bakanlık ne yapıyor? Uyuyor, tavsiyede bulunuyor. Üreticiye diyor ki ‘Şu ilacı al, bu ilacı al.’ Üreticinin alacak parası mı var, onunla mücadele verecek durumu mu var? Bunu soran yok ama gene yapacaklarını yaptılar.
Bakın, Gürcistan -hemen komşu ülke- aynı zararlı orada da vardı, havadan ilaçlamayla, değişik usullerle devreye girdiler ve yok ettiler ama bizde maalesef üretici gene kaderiyle baş başa kaldı. Maalesef bu yılda kokarca belasıyla karşı karşıyayız. Bir an önce Tarım Bakanlığını bir mücadeleye davet ediyoruz. Larva döneminde yapmadınız, bari hiç değilse şimdi üreticinin yanında olun, bu zararlıyla mücadele edin.”
]]>Fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren, insan sağlığı açısından bir tehlike oluşturmayan kahverengi kokarca, yaz mevsimi sonunda kışlamak için özellikle ev, depo gibi korunaklı alanları tercih ediyor. Fındık hasat sezonunda üreticiler tarafından sık karşılaşılan, bir yıl ömrü olan ve zirai, tuzak ile mekanik mücadele edilen kahverengi kokarca, bıraktığı yumurtalar ile ortalama 200 kat çoğalabiliyor. Havaların ısınması ile kışlaklardan çıkarak fındık bahçelerine ulaşan kokarca, üreticileri de tedirgin ediyor.
Mücadele çalışmaları kapsamında Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Çamaş ilçesi Hisarbey Mahallesi’nde mahalle muhtarları ve üreticilere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapıldı. Eğitimde, ilaçlamanın nasıl yapılacağı, mücadele çeşitleri gibi konular anlatılarak, uygulamalı eğitim verildi.
“Kimyasal mücadele çok önemli”
Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, kahverengi kokarca ile mücadele çalışmalarının 2023 yılından itibaren yoğun olarak devam ettiğini söyledi. Hava sıcaklıklarının artması ile birlikte kahverengi kokarcaların bulunduğu yerlerden çıkarak, yakın çevredeki fındık bahçelerine geçtiğini kaydeden Yılmaz, “Burada beslenecekler ve sonrasında yumurta bırakacaklar. Yumurta bırakmadan önce yapacağımız kimyasal mücadele çok önemli. Çünkü bir tane kokarca 150-200 tane yumurta bırakıyor, bu da yaklaşık 200 yeni canlı demek. Bu dönemde yapacağımız mücadele ile kahverengi kokarcalar yumurta bırakmadan imha olacak, daha geniş alanlara dağılmadan mücadele edilecek” diye konuştu.
“İstilacı bir tür”
Şu ana kadar tüm sektör temsilcileri ve üreticilerin desteğiyle, mücadele çalışmaları kapsamında 40 bin kışlakta ilaçlama çalışması gerçekleştirildiğini kaydeden Yılmaz, bunların yanında il ve ilçe tarım müdürlükleri ile ziraat odaları tarafından 600’den fazla eğitim çalışması yapıldığını da aktardı. Yılmaz, “Oldukça önemli bir zararlı, istilacı bir tür, 300’den fazla konukçusu olan bir tür. Bu nedenle mücadele çalışmalarının aksatılmadan yapılması gerekiyor. Ordu’da Valimiz Muammer Erol’un Başkanlığı’nda tüm sektör paydaşlarımız ile işbirliği çerçevesinde çalışmaları yürütüyoruz” şeklinde konuştu.
“Ordu’da yoğunluk her bölgede aynı değil”
Yılmaz, kahverengi kokarcaların ilk olarak kışlakların etrafında görülmeye başladığını belirterek, “Kışlak mücadelesi yaptığımız alanlarda şu anda çıkışların daha az olduğunu görebiliyoruz ama mücadelenin çok yapılamadığı analarda yoğunluk var. Yoğunluk her bölgede aynı değil, özellikle geçen yıl görülen noktalarda ve kışlak mücadelesinin yapıldığı noktalarda daha az olduğunu gözlemliyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Acil önlem alınması gerekiyor, hepimiz tedirginiz”
Çamaş ilçesi Kocaman Mahalle Muhtarı Mehmet Yılmaz, mahallede kokarcanın aşırı bir şekilde yoğunlaştığını söyledi. Bu durumda fındık mahsulünün ömrünün olmayacağını kaydeden Yılmaz, “Kesinlikle acil önlem alınması lazım. bir fındık dalında en az 200 tane kahverengi kokarca var. Şu anda ekiplerimiz önlemlerini alıyor. Bu kokarcaları görünce çok şaşırdık, geçen yıl burada fındık, sebze ve meyve olmadı, adeta burayı talan etti. Vatandaşlar çok tedirgin, beklentimiz burada koordineli bir şekilde çalışıp sıkı bir kimyasal mücadele yapılması gerekiyor” dedi.
“Havalar ısındıkça yoğunluk artıyor”
Hisarbey Mahalle Muhtarı İshak Özcan, mahallelerinde çok yoğun bir kahverengi kokarca istilasının olduğunu kaydetti. Hava sıcaklığına göre yoğunluğun arttığını belirten Özcan, “Evlerden, barınaklardan ve çatılardan fındık bahçelerine yayılıyor. Biz fındığın dalını salladığımızda dala düşüyordu, şimdi hava daha sıcak olduğu için uçuyor” açıklamasında bulundu.
Mustafa Öztürk isimli fındık üreticisi, kahverengi kokarcaların fındık dallarında arı kovanı gibi çok olduğunu, bu durumun kendilerini tedirgin ettiğini söyledi. İstilacı böcek türünün kahvaltı esnasında dahi eve girdiğine dikkat çeken Öztürk, bu durumun kendilerini tedirgin ettiğini aktardı.
Fatma Arım isimli ev hanımı, kahverengi kokarcalar ile başlarının dertte olduğunu, fındık başta olmak üzere hiçbir tarım ürününü yetiştiremediklerini, tedirgin olduklarını kaydetti. Çamaşırları balkona asamadıklarını söyleyen ev kadınları, bu durumun artık kendilerini çok rahatsız ettiğini, tarım ürünlerine zarar verdiğini, yemeklere dahi girdiğini belirttiler. – ORDU
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 31 Mart Yerel Seçimler öncesi Doğu Karadeniz’deki dördüncü durağı Giresun oldu. Özel, Atatürk Meydanı’nda seçim otobüsünden yaptığı konuşmada Giresun merkez ve ilçelerde partisindeki belediye başkan adaylarına oy istedi. Özel, “Giresun şüphesiz dünyanın en güzel, en kaliteli fındığının üretildiği yer ancak fındık üreticisinin derdi tasası bitmiyor. 4 liralık mazot 19 TL olmuştu. Buna Giresun’dan bir itiraz yükseltmek gerekiyor. 44 TL mazotla tarım olmaz, fındıkçılık olmaz, geçim olmaz. Uzun süredir unuttukları bir şey var; ÖTV ve KDV. Ege kıyılarındaki, Antalya’daki lüks yatlara, gezi teknelerine, denizlerdeki gemilere ÖTV’siz, KDV’siz verilen mazotun bugün 44 liradan çiftçiye verilmesi kabul edilemez. Dünyadaki fındığın üretiminin yüzde 70’i Türkiye’de yapılıyor ve bunun en kalitelisi Giresun’da üretiliyor ancak fındıkta sadece 2 milyar dolarlık bir ihracat gelirimiz var. Yani 120-130 milyar dolarlık bir pazar var. Basit bir hesapla 100 milyar dolarlık bir pazarın bizde olması lazım. Bize 2 milyar geri kalan dünya devletinde. Yani bu fındıktan biz hakkımızı alsak, Ordu, Bartın, Zonguldak, Giresun ve Trabzon bu fındıktan hakkını alsa sizin sırtınız yere gelmez. Dünyanın en zengin üreticileri olursunuz. Ama hesap ortada, 100 milyarlık pazarın 50’de biri bize, 50’de 49’u dünya devi kartellere gidiyor. Bir yandan da 2B arazileri sorunları var. Fındık bahçelerini elimizden almaya çalışıyorlar. Bir diğer taraftan yine çok önemli gördüğümüz bir sorun alan bazlı destekleme. Alan bazlı desteklemede dönüme 170 TL veriyor. 10 dönüm bahçe olsa bin 700 TL veriyor. Bunlar 10 yıldır aynı parayı veriyor ya 10 yıl önce mazot 2 TL 60 kuruş, 170 TL veriyorsun. Bugün mazot 44 TL, yine 170 TL veriyorsun. Bu alan bazlı desteklemenin derhal arttırılması, ürün bazlı desteklemelerin derhal arttırılması, 4 dolar fiyatın altındaki tüm işlemlerin men edilmesi, bu konuda cezai yaptırımlar uygulanması, fındıkçılığın sonuna kadar arkasında durulması gerekiyor” diye konuştu.
“En düşük emekli maaşı asgari ücret olmalı”
En düşük emekli maaşının asgari ücret olması gerektiğini de belirten Özel, “Bundan 22 yıl önce Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti. Yani size hiç dokunmasa, hiç karışmasa bugün asgari ücret 17 bin TL. 26 bin TL emekli maaşı alacaktınız. Allah var ya 26 bin TL hiç fena bir emekli maaşı olmazdı en düşüğü için. Yani bugün asgari ücretin yüzde 59’unu size veriyorlar ve bu öyle ufak tefek bir şey değil. Bakın 3 Kasım 2002 tarihinde en düşük maaşı alan emekli maaşını çekse şuradaki kuyumcuya gitse, tam 8 çeyrek altın alıyor. Bugün 10 bin lirayla 2 buçuk çeyrek altın alamazsınız. Yani 5 buçuk çeyrek altın kayıp” şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından partisinin Giresun merkez ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıtan Özel, daha sonra Ordu’ya hareket etti. – GİRESUN
]]>Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğünce 10 dönüm alanda Türk fındığı fidanlarının yetiştirildiği Türk Fındığı Tohum Plantasyonu’nda (ağaçlandırma veya dikim sahası) çalışmalar yürüten Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Silvikültür Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şemsettin Kulaç, AA muhabirine, Türk fındığının tek gövdede 30 metre boy ve 2 metre çapa ulaşabildiğini, bin yıl yaşayabildiğini söyledi.
Kulaç, bu fındığın meyvelerinin şeklinin yuvarlak olmadığını, kabuklarının da daha küçük ve kırılması zor ancak içinin daha yağlı olduğunu belirtti.
Türk fındığı tohumlarına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Kulaç, “Ticari fındığımızı kurtaracak olarak baktığımız bu fındık ağaçlarının tohumuna ihtiyaç var. Dolayısıyla bu tarz plantasyonların sayısının artırılması gerekiyor. Buralardan kalem alıp aşılı bahçe kuracağız. Aşılı bahçelerden kısa sürede tohum almaya başlayacağız. Bu bahçelerle gen kaynaklarını koruma altına almış olacağız.” diye konuştu.
Türkiye’de 780 bin hektar alanda bulunan ticari fındığın tarımda en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturduğunu dile getiren Kulaç, küresel iklim değişikliği nedeniyle birçok yerde fındık bahçelerinin kurumaya yüz tuttuğunu ifade etti.
Türkiye’de çalı formundaki ticari fındık ağacının köklerinin ancak 50-60 santimetre derinliğe gidebildiğine dikkati çeken Kulaç, şunları kaydetti:
“Bir iki ay yağmur yağmadığında toprağın 50-60 santimetresi kuruyor. Kuruyunca fındık suya ulaşamıyor. Dolayısıyla hem verim kaybı oluyor hem de randıman dediğimiz içini dolduramama sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Orada Türk fındığı devreye giriyor. Türk fındığı, kazık kök sistemine sahip. Bunu altlık olarak kullanıp üzerine ticari fındığı aşılayıp geleceğini koruma altına alıyoruz. Ticari fındığın geleceğini Türk fındığının kurtaracağını söyleyebiliriz. Kökleri derinlere giden Türk fındığı kuraklıktan, ticari fındığa göre daha az etkileniyor. Bu fındığın ağacından faydalanarak ticari fındığa hem yağ hem de diğer besin değerleri açsından katkı yapacağını düşünüyoruz.”
120 santimetre çapında, 25 metre boyunda Türk fındığı ağacı bulundu
Kastamonu Orman Bölge Müdürü Fahri Sönmezoğlu ise farklı türlerden ağaçlar yetiştirdiklerini dile getirdi.
Türk fındığına ayrı önem verdiklerinin altını çizen Sönmezoğlu, “Meslektaşlarımız 2011 yılında Bölge Müdürlüğümüz dahilinde Tunuslar ve Müsellim köylerinde 120 santimetre çapa ulaşmış 25 metre boylanmış fındık ağaçları tespit etti. Bu muhteşem Türk fındıklarından toplanan tohumlar, ağaçları geleceğe taşımak amacıyla başta Daday olmak üzere Gölköy ve Taşköprü fidanlıklarımızda yetiştirilmiş. Daday’da içinde bulunduğumuz alanda 10 yaşına gelmiş Türk fındığı fidanları var.” diye konuştu.
Türk fındığı fidanlarına yoğun talep olduğunu vurgulayan Sönmezoğlu, şunları söyledi:
“Bu taleplere yetişmek için civarda bulunan fındık ağaçlarından elde edilen tohumları alarak fındık yetiştirmeye çalışıyoruz ancak her yıl bol miktarda vermediği için tohum noktasında sorun yaşıyoruz. Kurduğumuz bahçe sayesinde fındık tohumu sorununu da gidermiş olacağız. Piyasanın Türk fındığı talebi 1 milyonlarda. İmkanlarımız dahilinde bazı yıllarda 50 bin, bazen 100 bin, bazen de 200 bine kadar Türk fındığı fidanı yetiştirdik. Yeterli tohum kaynağına ulaşabilirsek 3 fidanlığımızda 500 bin üretim rakamına erişebiliriz.”
]]>CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Rekabet Kurumu’nun 1,5 yıl önce Ferrero’ya piyasa bozucu faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle açtığı soruşturmaya dün kapatmasına tepki gösterdi. Adıgüzel, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:
“Rekabet Kurumu fındık katili Ferrero’yu bir buçuk yıldır soruşturuyordu. Neyle ilgili? Ferrero’nun Türkiye’de fındık piyasası ile olağan dışı yöntemlerle oynadığı, piyasa bozucu faaliyetlerde bulundu, bu şekilde Türkiye’deki işbirlikçileri ile beraber hem fındık üreticisini hem de Türkiye’yi zarara uğrattığı ile ilgili. Bu konuda elinde yeterli delil olduğunu belirten Rekabet Kurumu, Kasım 2022’den beri soruşturmayı yürütüyordu. Dün Rekabet Kurumu yaptığı açıklamada, ‘Yürütülen soruşturma Ferrero’nun endişeleri gideren taahhütleri ile sona erdirilmiştir’ diyor.
“ERDOĞAN, BU FİRMAYA 800 MİLYONA MİLLETİN PARASIYLA FABRİKA KURDU”
Yani Ferrero ‘Yaptım ama bir daha yapmayacağım’ diyor. Demek ki bugüne kadar sen hem üreticiyi hem Türkiye’yi zarara uğrattın. Ferrero ailesi ciro itibariyle dünyanın en büyük 23. ailesi. Bunu nereden kazandı? Karadenizli fındık üreticinin alın terinden kazandı. 50 bin fındık üreticisi ile doğrudan ilişki halinde. Devlet bürokrasisi ile ilişki halinde. Yaptım ama bir daha yapmayacağım diyen bu firmaya Erdoğan 800 milyon TL teşvikle Düzce’de milletin parasıyla fabrika kurdurdu.
“TÜRKİYE’Yİ SÖMÜREN BU FİRMAYA HANGİ CEZAYI VERECEKSİNİZ”
Şimdi buradan soruyorum; yaptım ama bir daha yapmayacağım diyen firmaya hangi cezayı keseceksiniz? Bu aile dünyanın 23. büyük ailesi olurken Karadenizli aileler okula giden çocuklarına harçlık veremiyor. Birçok aile ay sonunu getiremiyor, tencerede kaynatacak yiyecekleri yok. Bu alın terini, bu emeği ve aslında Türkiye’yi sömüren bu firmaya hangi cezayı vereceksiniz?
“TAM DA FINDIK SEZONUNDAN ÖNCE BUNU NİYE YAPIYORSUNUZ”
Bu firma bugüne kadar üreticiden çaldıklarına dair doğrudan üreticiye ne ödeyecek? Rekabet Kurumu olarak bunun için ne yapacaksınız? İkinci soru da şu; tam da fındık sezonundan önce Mart ayında bunu niye yapıyorsunuz? Madem 1 buçuk yıldır soruşturuyorsunuz, 6 ay daha takip edip fındık sezonunun geçmesini niye beklemiyorsunuz? Yine cıdık işler mi var? El altından yine bir takım işler mi çeviriyorsunuz? Biz bunu takip etmeye devam edeceğiz gözümüzden bir şey kaçıramazsınız.
Belli ki Ferrero’yu fındık sezonundan önce rahatlatmak, piyasayı bozmak için yapılan bir hareket bu. Bu soruşturma süreci ile beraber fındık ilk defa CHP’nin taahhüdü olan 4 doların üzerine çıktı. Demek ki fındık 4 dolar edebiliyormuş. Eğer fındık bugünkü fiyattan aşağı düşerse, bilin ki Rekabet Kurumu’nun Ferrero’yu serbest bırakmasından kaynaklı olacaktır. Konuyu takip etmeye devam edeceğiz. ‘Ben yaptım ama bir daha yapmayacağım’ diyen bu firmanın gerekli bedeli ödemesi için de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”
]]>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisler Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, son günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini ve bunun da yeni sezonda fındıkta verim düşüklüğüne neden olacağını söyledi. Pehlevan, fındığın soğuklanmaya (üşümeye) ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek “Bu ihtiyacı 7 santigrat derecenin altında sıfır derecede olduğu zaman mümkün olacaktır. Fındıktaki soğuklanma ihtiyacı bitki çeşidine göre 400 saatten bin 300 saate kadar değişmektedir. Yeterli soğuklanma ihtiyacını karşılayan fındığın verimi yüksek, karşılamayanın düşük olacaktır. Son zamanlarda hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi verimde düşüşler olması kaçınılmaz olacaktır. Sıcaklardan kaynaklı erken açma olabilir. Bu erken açma ilkbahar geç donları, tomurcukların kabardığı dönemde eksi 2 dereceden itibaren zarar vermektedir. Hasar oranı donun şiddeti ve süresine bağlı olarak değişiklik gösterir. Dişi ve erkek çiçeklerin açma zamanı çok önemli. Birlikte açıp birlikte birbirini tozlaşması gerekiyor” dedi.
Fındık üreticisine düşen görev
Fındık üreticisine konuyla ilgili uyarılarda bulunan Pehlevan, “Öncelikle fındık üreticisi sonbaharda fındığının bakımını iyi yaparak güçlü kışa karşı hazırlaması gerekiyordu. Gübreleme yapılacak olan toprak ve yaprak analizleri neticesine göre uygun biçimde verilmelidir. Bu sıcalıkların arkasından geceleri yaşanabilecek bir dona karşı da üreticilerimiz dikkatli olmalıdır. Don zararını tamamen koruyan ve Tarım Orman Bakanlığınca ruhsat verilen her hangi bir ürün bulunmamaktadır. Sadece bitkinin geç uyanmasını sağlayan düzenleyiciler kullanılabilir. Fakat bilinmesi gereken bu düzenleyiciler donun etkisini yok etmez. Sadece şiddetini bir miktar azaltabilir. Çiftçilerimizin don zararından zarar görmemeleri için Meteorolojiyi takip ederek don olacak akşamalarda bahçenin değişik yerlerinde bol duman veren sap, saman, fındık zurufu gibi maddeler yakmalıdırlar. Yağmurlama sistemi sistemi ile sulama yapılabilir, toprağın üzeri hasır, plastik örtü malzemeleri ile örtülebilir, havaya su buharı püskürtülerek nem oranı artırılabilir ve bahçenin uygun noktalarına vantilatör koyularak hava sirkülasyonu yapılabilir gibi uygulamalar ile don zararını en aza indirebiliriz” diye konuştu.
Önümüzdeki yıllarda rekolte olumsuz etkilenebilir
İklimden kaynaklı olumsuzlukların sürmesi durumunda ileriki yıllarda fındıkta rekoltenin düşeceğine de dikkat çeken Pehlevan, “Fındığın çok çeşitli sorunları var. Bunları çözmemiz gerekiyor. İklimden kaynaklı sorunlar bu hızla devam ederse önümüzdeki yıllarda fındık rekoltesini olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla iklimsel sorunlardan dolayı sulama ihtiyacı hasıl olacaktır. Sulama için suya ihtiyacımız olacağından ek maliyetler gerekecektir. Bu tür uygulamalar ise maliyetlerin artmasına sebep olacaktır. Fındıkla ilgili sorunları ve riskleri iyi analiz ederek planlarımızı şimdiden ona göre yapmamız lazım. Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemlerde damla sulama sistemi konusunda destek vermeye başladı. Suyun önemine binaen de Tarım ve Orman Bakanlığı su verimliği seferberliği projesini başlattı. Seferberliğin bir parçası da tarımsal suluma yöntemlerinde ekonomik su kullanımı. Suyu ne kadar az kullanırsak geleceğimize o kadar umutla bakacağımız” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Kulaç, AA muhabirine, merkezdeki çalışmalarda, son yıllarda iyice kendini hissettiren iklim değişikliğinin fındık üzerindeki olumsuz etkileri ve bu duruma karşı alınabilecek önlemleri araştırdıklarını söyledi.
İklim değişikliğine bağlı hava olaylarında anormallikler oluşmaya başladığına değinen Kulaç, “Ani ve aşırı yağışlar oluyor. Yağış süreleri arasında açılmalar meydana geliyor. Kış oluyor ama kar yağışlı geçmiyor. Soğuklama ihtiyacı olan ceviz, fındık gibi bitkiler yeterli soğuklamaya tabi olmadıkları zaman erken uyanmalar söz konusu olabiliyor.” dedi.
Kulaç, fındığın hem erkek hem dişi çiçeği üzerinde bulunduran tür olduğunu ve bu çiçeklerin hava şartlarına bağlı erken açabildiğini anlattı.
“Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor”
Fındık bahçelerinde birbirini tozlayan çeşitler yeteri kadar bulunmadığı takdirde verim kayıplarının söz konusu olduğuna değinen Kulaç, “Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor. Fındık da Karadeniz Bölgesi’nde yaygın yetişiyor. Yüksek rakımlar, belki mart-nisanda yaşanacak don olayından kaçabilir ama ocak-şubatta sıcak giden dönemlerin ardından nisan gibi don ihtimali yüksek. Dolayısıyla bu durum fındıktaki verimi etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kulaç, bu yıl özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği nedeniyle fındık kaybının yaşanacağının öngörüldüğünü aktararak, söz konusu bölgede ocak ayının sonundan başlayarak şubatın sıcak geçtiğine dikkati çekti.
Doğu Karadeniz’de ara ara kar yağdığını ancak bu bölgede yağış olmadığı için bazı çeşitlerin soğuklamayı yeteri kadar alamadığını vurgulayan Kulaç, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla çok soğuklama isteyen çeşitlerde problem olabilir. Onlar çiçek açtıkları zaman erkek tozlayıcı bulamamaktan boş tohum oranı yüksek olacaktır. Yani normal fındığı göreceksiniz ama içi boş olacak. Bir tehlike de nisan sonu veya mart ortasında olabilecek soğuk havalar. Devam eden sıcak havanın ardından yaprak açma söz konusu olacak ve yanmalara yol açabilecektir.”
Tozlaşma için bahçeye farklı çeşitleri dikme önerisi
Kulaç, son dönemlerde iklim değişikliğine karşı üreticinin yöneldiği “tek çeşit bahçe kurma” tercihinden kaçınılması gerektiğine de işaret ederek, merkez olarak, “tek ağaç aşılı fidan” veya “Türk fındığı” denilen üretim konusunda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Bazı çeşitlerin birbirlerine tozlayıcı olabildiğini, farklı zamanlarda açan erkek çeşitlerini bahçeye dikerek tozlaşma döneminde yardımcı olmak gerektiği tavsiyesinde bulunan Kulaç, şöyle devam etti:
“Bunu hem ticari anlamda kullandığımız çeşitlerle yapabiliriz hem de yabani çeşitlerle. Şu zamanda açan, sararan yabani çeşitleri bahçemizde bulundurabiliriz. Bir de daha geç açan var, bu çakıldak için çok önemli. O çeşitten çakıldak bahçelerine mutlaka dikilmeli. Dekarda erkek çiçek açan yabani çeşit, bir de geç açan yabani çeşidi ocaklarımızın arasında bulundurmalıyız ve mümkün olduğu kadar uzun boylu yapmalıyız ki, rüzgar estiği zaman her tarafı tozlayabilsinler.”
Kulaç, uzun süreli yağışsızlık devam ettiği zamanlarda 50 santim derinlikteki su, bitki tarafından çekildiği için toprağın kuruduğuna dikkati çekerek, “Kuruyunca da fındığımızın içi dolmuyor. Bunun için ya sulu tarıma geçeceğiz ya da kök sistemini geliştirmemiz lazım. Onun için kazı kök sitemi yapan, Bolu fındığı olarak bilinen, literatürdeki adıyla Türk fındığı üzerine istediğimiz çeşidi aşılayıp bahçemizi kurmalıyız.” ifadelerini kullandı.
]]>‘TÜRKİYE’nin fındık ambarı’ Karadeniz Bölgesi’nde, yaşlı fındık bahçeleri artıyor; gençlerin tarıma ilgisizliği işçi sorununa yol açıyor. ‘Z kuşağı’nın fındık bahçelerine inmediğini belirten Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Arslantürk, “Bahçelerin genel itibarıyla çok yaşlı olmasından dolayı verim, son derece düştü. Bir de miras hukukundan dolayı fındık bahçelerinde aşırı parçalanma olması, bahçeye ilgiyi azalttı” dedi.
Türkiye’de 741 bin hektarlık alanda üretimi gerçekleştirilen fındıkta, zirai don ve istilacı böcek tehditlerinin yanı sıra yaşlanan bahçelerde rekolte kayıplarının önüne geçilmesi için çalışmalar yapılıyor. Fındıkta verim ile kaliteyi artırma projeleri kapsamında sökülen ağaçların yerine yenileri dikiliyor, istilacı türlere karşı da biyolojik mücadele veriliyor. Fakat yenilenmesi gereken bahçelerin bakımsız kalması, fındıkta verimli üretim sürecine geçilmesini geciktiriyor. Dünya pazarının büyük kısmını elinde bulunduran, ‘Türkiye’nin fındık ambarı’ Karadeniz Bölgesi’nde, yaşlı fındık bahçeleri artıyor; gençlerin tarıma ilgisizliği işçi sorununa yol açıyor.
‘GENÇLERE BAHÇEYİ SEVDİRMEK LAZIM’
UFK Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Arslantürk, “En büyük korkumuz, Z kuşağı dediğimiz gençlerin bahçeye inmeme ihtimaliydi; şu anda bunu yaşıyoruz. Arazi yapısının küçülmüş olması artık doğrudan geçimi sağlayamayacak düzeyde. Özellikle Trabzon bölgesinde son yılların en verimsiz fındık üretimi dönemini yaşıyoruz. Doğrudan gelirin elde edileceği yapı sağlanmadığı takdirde bu verim kaybı devam edecek. Bir de gençler artık rahat bir ortam arıyor, bahçeye inmemelerinde onun da etkisi var. Ama gençlere bahçeyi sevdirmek lazım, Avustralya’da, Yeni Zelanda’da bunun örnekleri var. Bu ülkelerde zengin kesim, üretici kesimi. Türkiye’nin de bir an önce arazilerini en verimli şekilde kullanabilecek altyapıyı oluşturması gerekiyor” diye konuştu.
‘GENÇLERE TEŞVİK VERİLSİN’ ÖNERİSİ
‘Z kuşağı’nın devlet marifetiyle teşvik edilmesi gerektiğini söyleyen Arslantürk, “Bahçelerin genel itibarıyla çok yaşlı olmasından dolayı verim, son derece düştü. Bir de miras hukukundan dolayı fındık bahçelerinde aşırı parçalanma olması, bahçeye ilgiyi azalttı. Devletin fındıkta bir an önce en az 40 dekarlık bir alanda üretim yapan bir yapıyı oluşturması lazım ki fındıktan doğrudan geçim sağlayan üreticileri de oluşturabilelim. Bu doğrultuda bir de ‘Z kuşağına’ ekstra bir teşvik vererek, onları da tarımla buluşturalım. Bunu yaparsak, hesaplarımıza göre yaklaşık 150 bin kişiyi istihdam etmiş oluruz. Fındıkta verimi artırarak, maliyetleri düşürüp, dünyadaki rekabet gücümüzü de yükseltmiş oluruz. Hedefimiz olan 5 milyar dolar ihracat gelirine de ulaşmış oluruz” dedi.
‘ZORUNLU SÖKÜMÜN GETİRİLMESİ LAZIM’
Yaşlanan fındık bahçelerinin sökülmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Arslantürk, “Çay tarımında yapıldığı gibi zorunlu sökümün getirilmesi lazım. Bunun miktarı yüzde 3 ya da 5 olur; ama yaşlı bahçelerin Orta ve Doğu Karadeniz bölgelerinde mutlaka yenilenmesi gerekiyor. Bu yenileme yapılırken de iklime daha uygun çeşitlerin tercih edilmesi lazım. Verim değerlendirmesi iyi yapılarak iklim değişikliğine daha kolay adapte olan türlerin belirlenmesi lazım” diye konuştu.
]]>2023 yılında gerçekleşen fındık ihracatında önceki yıla göre miktarda yüzde 9 düşüş, tutarda ise yüzde 7 artış yaşandı. Toplam 121 ülkeye gerçekleştirilen fındık ihracatında en büyük payı geleneksel ihraç pazarları olan Avrupa ülkeleri aldı.
2023 yılında Trabzon toplam fındık ihraç miktarının yüzde 28’lik kısmını tek başına gerçekleştirdi. Trabzon’dan 82 bin 392 ton fındık ihraç edilerek karşılığında 531 Milyon 17 Bin 330 Dolar döviz girdisi sağlandı. 2023 yılında Trabzon’dan ihraç edilen fındık miktarında önceki yıla göre yüzde 22, ihracat tutarında ise yüzde 4 oranında düşüş yaşandı. Trabzon’dan 59 farklı ülkeye fındık ihraç edilirken, en çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla İtalya, Almanya, Polonya, Fransa ve Brezilya oldu.
Konu hakkında değerlendirmelerde buluna Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Fındık ve Mamulleri Sektör Komitesi Başkan Yardımcısı Sebahattin Arslantürk, 2023 yılında geleneksel ihraç pazarlarımız olan başta Avrupa ülkeleri ve diğer küresel pazarlarda yaşanan son yılların en yüksek enflasyonu nedeniyle siparişlerde büyük oranda düşüşler yaşandığını ve bu durumun da fındık ihracatımıza yansıdığını belirtti. Arslantürk, küresel enflasyonist baskıların yol açtığı yurtdışındaki bu olumsuz tablo yanında iç piyasada başta enerji ve işçilik maliyetleri olmak üzere üretim maliyetlerinde yaşanan yüksek oranlı artışlar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek faiz oranlarının da ihracatçıyı olumsuz olarak etkilediğini, ancak bu olumsuz durumlara rağmen fındık ihracatçısının çok iyi bir performans sergileyerek yılı artışla kapatmayı başardığını ifade etti.
2024 yılında Avrupa piyasalarında kısmi toparlanma öngördüklerini belirten Arslantürk, alıcıların çok temkinli hareket etmeye devam edeceklerini, siparişlerin piyasa hareketine göre oluşacağı bir sezon beklediklerini belirtti. Toparlanmanın ancak 2024’ün ikinci yarısında hissedilebileceğini ifade eden Arslantürk, 2024 yılının fındık ihracatında ihtiyati bir yıl olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız”
Fındık üretim ve ihracatımızda geleneksel üstünlüğümüzü koruyabilmek açısından, birim başına verimin arttırılmasının çok önemli olduğuna da değinen Arslantürk “750 bin hektarlık alanda üretim yapılmasına rağmen 700 bin ton altında üretim miktarı mevcut. Türkiye ortalaması dekar başına 85 kg. Trabzon’da ise dekar başında 50 kilogramı bile bulamıyoruz. 85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız. Verim bu kadar düşükken üreticinin bu üretim miktarları ve desteklerle bu işi sürdürmesi mümkün değil. Bahçe yenileme çalışmalarına ağırlık verilirse verimi 4-5 kata kadar çıkarmak mümkün. Bu nedenle ülkemizde destekleme politikalarının üreticiyi daha kaliteli ve birim başına verimi artıracak üretime teşvik edilmesi gerekiyor. Ülkemizin en fazla net döviz girdisi sağlayan tarım ürünü olan fındık ihracatında uluslararası piyasalardaki üstünlüğümüzün korunabilmesi için tüm tarım ürünleri açısından küresel bir tehdit olan iklim değişikliğinden kaynaklanacak olumsuzluklara yönelik olarak da şimdiden önlem alınması çok büyük önem ihtiva ediyor. Her yıl küresel ısınmanın yol açacağı verim kayıpları da dikkate alındığında mevcut durumumuzu iyileştirici çalışmalar yapılmaması halinde sektörde büyük kayıpların yaşanacak” dedi.
Tarımsal üstünlüğü bulunan tüm ülkelerin önümüzdeki dönemde yaşanacak iklim değişikliği riskine karşı korunmak ve nüfusun gıda güvenliğini sağlamak amacıyla tarım ve gıda ürünlerini en önemli stratejik sektör haline getirerek, küresel ısınma riskine yönelik yoğun önlem ve destekleme politikaları uyguladıklarına değinen Arslantürk, “Ülkemizin de bu duruma gerekli hassasiyeti göstermesi, Bakanlıkların ivedilikle tarım ürünlerindeki sürdürülebilirliği sağlamak ve üreticiyi üretime teşvik etmek için elzem olan politikaları uygulamaya koymaları gerekiyor. İhracatçıya verilecek destek de fındıktaki stratejik üstünlüğümüzün kaybedilmemesi için önemli bir yatırım olacak” diye konuştu. – TRABZON
]]>