Yılmaz, resmi ziyarette bulunmak üzere Romanya’nın başkenti Bükreş’e geldi. Bükreş Henri Coanda Havalimanı’nda, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ve diğer ilgililerce karşılanan Yılmaz, daha sonra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen Türk İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Romanya’nın Türkiye için çok kıymetli bir ülke olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ilişkilerin son derece iyi ve olumlu olduğunu, ittifak ve stratejik ortaklık temelinde ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.
Romanya’nın, Avrupa ve Balkanlar’da, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel ilişkilerinin en üst düzeyde bulunduğu ülkelerden biri olduğuna işaret eden Yılmaz, 2023 yılında Romanya’nın, AB ülkeleri içinde Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 6. ülke konumunda yer aldığını ifade etti.
Yılmaz, Türkiye’nin, Romanya’ya geçen yıl 6,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini, ithalatın ise 3,6 milyar dolar olduğunu aktararak, toplam ticaret hacminin 10,6 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.
Romanya’nın, AB ülkeleri arasında Türkiye’nin dış ticaret hacmi açısından Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda ve Polonya’dan sonra 7. sırada yer aldığını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu yılın ilk üç ayındaki rakamlar, bu yıl çok ciddi bir artış gerçekleşeceğine işaret ediyor. İnşallah 13 milyar dolarları yakalarız ama daha orta uzun vadede çok daha yüksek bir ticaret hacmini hedefliyoruz. İkili ticaret hacmimiz Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği gibi 10 milyar dolar seviyesini aşmış durumda ve bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu ivmenin de devam edeceğine inancımız tamdır. Doğrudan yatırımlar açısından Romanya, AB ülkeleri arasında Türk şirketlerinin yatırım yaptığı ilk 10 ülke arasında, müteahhitlik sektöründe ise Avrupa’da birinci sırada gelen bir ülke. 5 bine yakın firmamız faal, kayıtlı firma sayısı çok daha yüksek elbette. Ülkede elektronik ürünlerden gıda sektörüne, bilgi iletişim sektöründen mobilya sektörüne kadar önemli yatırımlarımız bulunmaktadır. Ülkemiz insanlarının üçüncü ülkelerden gelen yatırımları da dahil edildiğinde Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız, 7,5 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Bu firmalar genel olarak imalat, metal sanayi, gıda, inşaat ve sağlık alanında faaliyet göstermektedirler.”
Yılmaz, Türkiye’de ise Romanya sermayeli firma sayısının 293 olduğunu, özellikle motorlu taşıtlar, ulaştırma ve turizm sektörlerinde bu firmaların faaliyet gösterdiğini dile getirerek, “Amacımız, Romanya ile karşılıklı menfaatler çerçevesinde, kazan-kazan anlayışı temelinde bu yatırımları daha da arttırmaktır.” diye konuştu.
“Müteahhitlik firmalarımız bugüne kadar 211 projeyi üstlenmiş durumdalar”
Dünyanın en büyük 250 müteahhitliği 2023 yılı listesinde, Türkiye’den 40 firmanın yer aldığını vurgulayan Yılmaz, bu sayıyla Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu, Türk müteahhitlerin dünyanın birçok yerinde çok başarılı projelere, birçok ülkede sembol projelere imza attığını söyledi.
“Romanya’nın ülkemize coğrafi yakınlığı, mevcut ulaşım imkanları, burada faaliyet gösteren iş insanları ve müteahhitlerimizin varlığı, iki ülke arasındaki ticaret ve işbirliği potansiyelini de arttırmaktadır. Müteahhitlik firmalarımız bugüne kadar 211 projeyi üstlenmiş durumdalar Romanya’da ve bunun toplam değeri 11 milyar dolar mertebesine ulaşmış durumda.” diyen Yılmaz, müteahhitlik firmalarının, alt ve üst yapı projeleri kapsamında özellikle kara yolu, tünel, köprü, ticaret merkezi ve konut alanlarında uluslararası tecrübelerini Romanya ile paylaşmalarından büyük bir memnuniyet duyduklarını kaydetti.
“Romanya’dan da üst düzey bir ziyaret gerçekleşecek Türkiye’ye”
Yılmaz, Romanya ile vize işlemlerinin daha hızlı ve kolay gerçekleşmesini arzu ettiklerini belirterek, bunun, Romanya’daki Türk firmalarının daha etkili çalışmaları hem de Romanya’ya daha büyük katkılar sunmaları bakımından önemli olduğunu ifade etti.
Bu çerçevede Romanya ile karşılıklı adımları devam ettireceklerini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:
“Sayın Dışişleri Bakanımız ile gelmeden bir konuştum. Özellikle Romanya’dan Türkiye’ye gelenlerin çok daha kolay bir şekilde işlemlerinin gerçekleşmesi yönünde bir karar süreci başlatılmış durumda. Henüz imzadan çıkmadığı için detay vermek istemiyorum ama güzel bir gelişme sağlanıyor bu anlamda, onu söyleyebilirim. Yine önümüzdeki dönemde, yakın bir gelecekte Romanya’dan da üst düzey bir ziyaret gerçekleşecek Türkiye’ye. Bu da ilişkilerimiz açısından yine önemli bir kilometre taşı olacak diye inanıyorum. Üst düzey ziyaretlerin karşılıklı olarak yapılması şüphesiz ticari, ekonomik ilişkilerimize de yansıyor. Siyasi alanda, diğer alanlardaki ilişkilerimizin yanı sıra ekonomik ilişkilerimiz açısından da çeşitli faydalar oluşturduğunu ifade etmek isterim.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, geçen günlerde yer talepleri için başvuruları toplanmaya başlayan kentin karma organize sanayi bölgesi Söğütlü OSB için çok sayıda talep alındı.
Başvuru şartlarının ulusal ve yerel basında ilan edilmesinin hemen ardından 200’ün üzerinde yatırımcı firma talepte bulundu.
40 firmayla sözleşme seviyesine gelindi
Değerlendirme sonrasında firmaların son 3 yıl içerisindeki verileri incelendi. Kapasite raporu, ciro rakamları ve istihdam sayısı ile organize sanayi bölgesi yönetiminin hedefleri doğrultusunda olan 40 firmayla görüşülerek bayram sonu sözleşme yapma seviyesine gelindi. Çalışan sayısı, ciro miktarı, ihracat oranı hedef dışında kalan firmalar ise ilk değerlendirmeye alınmadı.
OSB başvurularında yer ön tahsisi için ödenecek avans bedeli (bir kısmı altyapı çalışmalarında kullanılmak üzere) dönüm başına 1 milyon 500 bin lira olarak belirlendi. Bunun yüzde 30’luk kısmı başvuru onaylanmasında peşin, kalanı ise 2024 Aralık ayına kadar eşit taksitlerle ödenebilecek.
Öte yandan, Kantar ve Fındıklı mahallerinde kurulacak karma Söğütlü OSB için planlama ve kamulaştırma çalışmaları sürüyor. Bu alanda yatırımcı olmak isteyen ve şartları sağlayanlar, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki (SATSO) Söğütlü OSB Müdürlüğüne, sanayi sicil belgesi, kapasite raporu, yeşil OSB taahhütnamesi, vergi levhası ve imza sirküleriyle başvurularını yapabilir.
“Hedefimiz, ihracat oranlarını yükselterek cari açığı kapatmaya katkı sağlamak”
Söğütlü OSB Yönetim Kurulu Başkanı ve SATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Tiryaki, kısa sürede çok sayıda sanayicinin yer tahsisi için başvuru yaptığını belirterek, “Şehrimizin ulusal kara yolu hatları, demir yolu yük-yolcu hatları ve limanı ile sahip olduğu güçlü ulaşım altyapısının yanı sıra pazara yakınlığı, ham madde ve ara mamul temininde lojistik kolaylığıyla bölgemizde arsa fiyatlarının birçok yere göre çok uygun olması, Söğütlü OSB’nin yatırımlar açısından çok cazip bir bölge olmasını sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Tiryaki, hedeflerinin Söğütlü OSB’de istihdamı ve üretimi artıracak firmalarla ihracat oranlarını yükselterek ülkenin cari açığını kapatmaya katkı sağlamak olduğunu vurgulayarak, bu minvalde oldukça seçici olduklarını, sadece ihracatın, istihdamın artmasına katkı sağlayacak mevcutta üretim yapan firmaları beklediklerini kaydetti.
Yer tahsisi konusunda tek yetkilinin OSB yönetimi olduğunun altını çizen Tiryaki, şu bilgileri paylaştı:
“Rant çevreleri buradan uzak dursun, zira burada kapasite raporu olmayan, üretim yapmayan firmaya ön tahsis yapılmayacaktır. Firmalara çalışan sayısı, ciro miktarı, ihracat oranı ve üretiminin niteliğine göre detaylı değerlendirme yapılmaktadır. Artan sanayici taleplerini fırsata ve ranta çevirmeye çalışan aracı kişi veya kişilere itibar edilmemesini istirham ediyoruz.
Söğütlü OSB yönetim kurulunun dışında herhangi bir kuruluş, şirket, şahıs söz sahibi değildir. Yönetim kurulu kararıyla onaylanan firmalara ön tahsis belgesini gönderiyoruz. Söğütlü OSB yönetim kurulu, onaylı belge taraflarına ulaşmadan herhangi bir ödeme yapılmamalıdır. Bu işlemler olmadan kişi ya da kişilerle görüşerek yer tahsisi sağlayabileceğini düşünen yatırımcılar mağdur olabilir. Bölgede yatırım yapmak isteyen yatırımcıların dikkatli olmalarını önemle tavsiye ediyorum.”
]]>Geçtiğimiz günlerde yer talepleri için başvuruları toplamaya başlayan Sakarya’nın karma organize sanayi bölgesi Söğütlü OSB için çok sayıda talep alındı. 200’ün üzerinde yatırımcı firma başvuru şartlarının ulusal ve yerel basında ilan edilmesinin hemen ardından talepte bulundu. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Söğütlü Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Tiryaki, “Başvuruları ilan ettiğimizin üzerinden geçen kısa sürede çok sayıda sanayici yer tahsis başvurusunda bulundu. Şehrimizin ulusal karayolu hatları, demiryolu yük-yolcu hatları ve limanı ile sahip olduğu güçlü ulaşım altyapısının yanı sıra pazara yakınlığı, hammadde ve ara mamul temininde lojistik kolaylığı ile bölgemizde arsa fiyatlarının birçok yere göre çok uygun olması Söğütlü OSB’nin yatırımlar açısından çok cazip bir bölge olmasını sağlıyor. Hedefimiz Söğütlü Organize Sanayi Bölgesinde istihdamı ve üretimi artıracak firmalarla ihracat oranlarımızı yükselterek ülkemizin cari açığını kapatmaya katkı sağlamaktır. Bu minvalde oldukça seçici olduğumuzu vurgulamak isterim. Sadece ihracatın, istihdamın artmasına katkı sağlayacak mevcutta üretim yapan firmaları bekliyoruz” dedi.
Yer tahsisi konusunda tek yetkilinin OSB Yönetimi olduğunun altını çizen Gökhan Tiryaki, “Rant çevreleri buradan uzak dursun, zira burada kapasite raporu olmayan, üretim yapmayan firmaya ön tahsis yapılmayacaktır. Firmalara çalışan sayısı, ciro miktarı, ihracat oranı ve üretiminin niteliğine göre detaylı bir değerlendirme yapılmaktadır. Artan sanayici taleplerini fırsata ve ranta çevirmeye çalışan aracı kişi veya kişilere itibar edilmemesini istirham ediyoruz. Söğütlü OSB Yönetim Kurulunun dışında herhangi bir kuruluş, şirket, şahıs söz sahibi değildir. Yönetim Kurulu Kararı ile onaylanan firmalara ön tahsis belgesini gönderiyoruz. Söğütlü OSB Yönetim Kurulu onaylı belge taraflarına ulaşmadan herhangi bir ödeme yapılmamalıdır. Bu işlemler olmadan kişi ya da kişilerle görüşerek yer tahsisi sağlayabileceğini düşünen yatırımcılar mağdur olabilir. Bölgede yatırım yapmak isteyen yatırımcıların dikkatli olmalarını önemle tavsiye ediyorum” diye konuştu.
40 firma sözleşmeye hazır”
Başvuruların değerlendirilmesi sonrasında firmaların son 3 yıl içerisindeki verilerine bakıldığında kapasite raporu, ciro rakamları ve istihdam sayısı ile organize sanayi bölgesi yönetimin hedefleri doğrultusunda olan 40 firma ile görüşmelerin yapıldığı ve bu firmalar ile bayram sonu sözleşme yapılabilir seviyeye gelindiği ifade edildi. Özellikle ihracat ağırlıklı üretim yapan sanayicilere ve buradaki nitelikli istihdama önem verdiklerini belirten OSB Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Tiryaki aynı zamanda çalışan sayısı, ciro miktarı, ihracat oranı hedef dışında kalan firmaların ilk değerlendirmelere alınmadığını ifade etti.
Başvurular devam ediyor
OSB başvurularında yer ön tahsisi için ödenecek avans bedelinin (bir kısmı altyapı çalışmalarında kullanmak üzere) dönüm başına 1 milyon 500 bin olarak alınacağı bunun yüzde 30’luk kısmı başvuru onaylanmasında peşin, kalanı 2024 Aralık ayına kadar eşit taksitlerle ile ödenebileceği öğrenildi. Öte yandan, daha öncede açıklandığı üzere Söğütlü ilçesi Kantar ve Fındıklı Mahallelerinde kurulacak karma Organize Sanayi Bölgesi için planlama ve kamulaştırma çalışmaları sürüyor. – SAKARYA
]]>Aydın’da yaşayan Ali Emre Dingin, bir firmanın reklamını görerek telefon aracılığı ile internet abonesi oldu. Ancak bir yıllık taahhüt vermesine rağmen ikinci aydan itibaren anlaşmış olduğu fiyattan daha yüksek fatura gelmeye başladı. Bunun üzerine firmanın müşteri ilişkileri ile görüşen Dingin, vergi artışları nedeniyle bu artışların yapıldığını öğrendi. Ancak bir yıllık taahhüt olmasına rağmen 6 ay sonunda taahhüdünün bitişini erkene aldıkları yeni fiyat üzerinden taahhüdünün otomatik olarak bir senelik daha yenileneceği bildirilen bir SMS mesajı aldı. Bunun üzerine Dingin aboneliğini sonlandırmak istedi. Ancak firma internet sitesi üzerinden, yazılı olarak ve noterden ihtarname ile bildirmesine rağmen aboneliğini sonlandırmadı. Bunun üzerine Efeler Tüketici Hakem Heyetine başvuran Dingin, THH’nin ret kararı vermesi üzerine Aydın Tüketici Mahkemesi’ne itiraz etti. İtirazı kabul eden Tüketici Mahkemesi, THH kararını bozarak tüketiciyi haklı buldu ve fazla ödediği fatura miktarlarını ve yapmış olduğu masrafları şirketin tüketiciye ödemesine karar verdi.
Tüketici THH’ye başvurunca icra şoku yaşadı
Sürekli internet faturasının yüksek geldiğini ve aboneliğini her türlü başvurusuna rağmen sonlandıramadığını söyleyen Ali Emre Dingin, şikayet ve yorum sitelerinde ilgili firma hakkında çok sayıda buna benzer şikayet oluğunu hatta çoğu aboneye hukuksuz icra yollayarak haksız kazanç sağladığı konusunda yazılar olduğunu dile getirdi. Dingin, bunları da gördükten sonra ilgili firma hakkında hak arama mücadelesine girdiğini belirterek, “İlk önce Efeler Tüketici Hakem Heyetine başvurdum. THH ilgili firmadan savunma isteyince firma avukatları bana hukuksuz bir şekilde ilamsız icra takibi başlattı ve bunu savunma olarak ilgili konunun icrada olduğunu hakem heyetinin yetkisiz olduğu konusunda THH’ye yazdılar. THH icra dosyasının konusuna özellikle de tarihlere dikkat etmeden başvurumu reddederek görevsizlik kararı verdi” dedi.
“Tüketici Derneği Başkanı tüketicinin hakkını koruyamadı”
Aydın Tüketici Derneği Başkanının da üyeleri arasında yer aldığı Efeler Tüketici Hakem Heyeti kararına itiraz eden Dingin, “Efeler THH üyeleri arasında Aydın Tüketici Derneği Başkanı da bulunmaktadır. Tüketici hakem heyetlerinin kurulmasındaki amaç 30 bin TL altındaki tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin başvuruları karara bağlamak içindir. Tüketici hakem heyetlerine vatandaşın ulaşımı kolaydır. Masrafı yoktur. Asıl amaç tüketiciyi korumaktır. Mahkeme süreçleri hem masrafı vardır, ayrıca hukuk bilgisi gerektirir ve uzun sürer. Bunu bilen bazı şirketler çeşitli hukuk büroları ile anlaşıp bu işi haksız kazanç yoluna çevirebilmektedir. Bundan dolayı heyette yer alan üyelerin daha dikkatli dosyaları inceleyip ya da bilirkişiye sunmaları tüketicilerin yararına olacaktır. Benim dosyamı inceleyen heyet arasında Aydın Tüketici Derneği Başkanı da varmış. İlgili başkanın tüketicinin hakkını koruyamaması da açıkçası beni üzdü ” dedi.
“İcra takibine mutlaka 7 gün içinde itiraz edin”
Tüketicileri de uyaran Dingin, “Abone olmadan önce mutlaka çeşitli şikayet sitelerinden ilgili firma hakkında yorumlara bakmalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca hukuksuz icra takibi başlatıldığını düşünüyorlarsa mutlaka kendilerine tebliğ edilen tarihten sonra 7 gün içinde ilgili icra müdürlüklerine itiraz etmeleri gerekiyor. İtiraz edildiği zaman icra işlemi durmaktadır. 7 gün içinde itiraz etmezlerse haklarında icra takibi başlamaktadır. Bu yüzden süre çok önemlidir. Abonelik sözleşmelerini de mutlaka okumaları gerekmektedir. Çünkü firmalar aboneliklerini sonlandırdıklarında ek ücret taleplerini sözleşmeye yazıp o ücreti ödemeden aboneliklerini sonlandırmamaktadır” dedi.
“Haksız ödeme alınırsa THH’ye başvurun”
Aydın Tüketici Mahkemesinin, Efeler THH kararını iptal ederek kendini haklı bulduğunu ve fazla ödenen tüm miktarın ve masrafların kendisine ödenmesi şeklinde karar verdiğini belirten Dingin, “Efeler THH kararına itiraz ettim ve Aydın Tüketici Mahkemesi THH’nin kararını bozdu. Diğer tüketiciler de haksız bir ödeme yaptıklarını düşünüyorlarsa mutlaka önce THH’ye başvurmalarıdır. Yanlış bir kararla karşılaşırlarsa mutlaka Tüketici Mahkemelerine itiraz etsinler” dedi. – AYDIN
]]>Ankara Milletvekili Fuat Oktay’ın Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevi sırasında Yozgat’tan başlattığı yerelden kalkınma hamlesinin ilk meyvelerinden olan Boğazlıyan Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesi, fabrika yatırımı yapmak isteyen çok sayıda firmaya ev sahipliği yapmaya devam ediyor. 3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde kurularak fabrikaların üretime geçtiği OSB unvanı alan Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesinde 33 firma ile yatırım anlaşması sağlandı. 2 firma üretim faaliyetine geçerken 14 firma inşaat aşamasında, 17 firmanın ise ÇED ve inşaat ruhsat işlemleri devam ediyor. Bin 70 dönüm alan üzerine kurulan ve savunma sanayi başta olmak üzere gıda, tekstil, tarım makineleri, organik kimya, metal, ambalaj ve makine sanayi gibi birçok alanda üretimin gerçekleştirileceği Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesindeki firmalar tam kapasiteye ulaştığında ise 10 bin kişinin istihdam edilmesi bekleniyor. Organize sanayi bölgesinde faaliyete geçen 2 firmada şu an itibariyle 199 çalışan üretime katkı sağlıyor.
33 firmaya yer tahsisi yapıldı
Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesinin bin 70 dönüm alan üzerine kurulduğunu söyleyen Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar, “Bunun 650 bin metrekaresi sanayi parseli olup toplam 33 adet firmamıza tahsisi yapılmıştır. Şu an da yüzde 100 doluluk oranına sahiptir. 2 adet firmamız işletmeye geçmiş olup 199 kişi şu anda organize sanayi bölgemizde istihdam edilmektedir. 14 adet firmamızın da inşaatına sürerken 17 firmamızın ise ÇED ve inşaat ruhsat aşamasına devam edilmektedir. Ayrıca organize sanayi bölgemiz, ikinci etabında ise toplam 2 bin 500 dönüm alana daha sahip olacaktır, organize sanayi bölgemiz bu alana sahip olduktan sonra toplamda 3 bin 600 dönüm alana sahip olarak Yozgat’ın en büyük organize sanayi bölgesi olacaktır. Böylece bölgenin en büyük cazibe merkezi haline gelecektir.
Organize sanayi bölgemiz hem Boğazlıyan’ı bir sanayi şehri yapacak hem de ilçemizi ve ilimizi ticaret şehri yapacaktır. Aynı zamanda organize sanayi bölgemizin hemen yan tarafında bir serbest bölge kurarak organize sanayi bölgemizin daha cazip bir alan haline gelmesini sağlayacağız” dedi.
200 milyon dolarlık ihracat hedefleniyor
Üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesi’nin kurularak fabrikaların işletmeye geçtiğini de söyleyen Başkan Coşar, “Organize sanayi bölgemizde yatırımların hepsi tamamlandığı zaman yaklaşık 300 milyon dolarlık bir yatırım, 400 milyon dolarlık toplam ciro, 200 milyon dolarlık ihracat hedeflenmektedir. Toplamda 10 bin 90 istihdam olacaktır. Organize sanayi bölgemiz Türkiye’de aynı zamanda en hızlı kurulmuş sanayi bölgesidir. Yani en kısa dönemde devreye alınan sanayi olarak ta kendi adını altın harflerle yazdırmıştır. Organize sanayi bölgemize stratejik yatırım yapmak isteyen Türkiye’deki tüm yatırımcılarımızı davet ediyorum. Ayrıca Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgemiz sadece Boğazlıyan ilçemize ait bir organize sanayi bölgesi değil. Burası bölgesel bir organize sanayi bölgesi ve yerelden kalkınmanın en büyük örneği olduğunu düşünüyorum. Ayrıca burası Çandır, Sarıkaya, Çayıralan, Yenifakılı ve Şefaatli ilçesinin bir kısmının da organize sanayi bölgesi olduğunu ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
100 megavatlık trafo merkezi kurulacak
2024 yılı içerisinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde organize sanayi bölgesine 100 megavatlık enerji indirme istasyonu inşaatına da başlayacaklarını belirten Coşar, “Aynı zamanda bunun devamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla birlikte kimyasal ve biyolojik arıtma tesisi, kreş, sağlık ocağı, itfaiye merkezi, idari bina gibi ekleri de bu sene inşallah tamamlayacağız” ifadelerine yer verdi. – YOZGAT
]]>YOZGAT – Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine kurulan Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesinin tam kapasiteye ulaşması halinde İç Anadolu’nun cazibe merkezi olacağını söyleyen Belediye Başkanı Gökhan Coşar, “Organize sanayi bölgemizde yaklaşık 300 milyon dolarlık bir yatırım, 400 milyon dolarlık toplam ciro ve 200 milyon dolarlık ihracat hedefliyoruz.” dedi.
Ankara Milletvekili Fuat Oktay’ın Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevi sırasında Yozgat’tan başlattığı yerelden kalkınma hamlesinin ilk meyvelerinden olan Boğazlıyan Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesi, fabrika yatırımı yapmak isteyen çok sayıda firmaya ev sahipliği yapmaya devam ediyor. 3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde kurularak fabrikaların üretime geçtiği OSB unvanı alan Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesinde 33 firma ile yatırım anlaşması sağlandı. 2 firma üretim faaliyetine geçerken 14 firma inşaat aşamasında, 17 firmanın ise ÇED ve inşaat ruhsat işlemleri devam ediyor. Bin 70 dönüm alan üzerine kurulan ve savunma sanayi başta olmak üzere gıda, tekstil, tarım makineleri, organik kimya, metal, ambalaj ve makine sanayi gibi birçok alanda üretimin gerçekleştirileceği Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesindeki firmalar tam kapasiteye ulaştığında ise 10 bin kişinin istihdam edilmesi bekleniyor. Organize sanayi bölgesinde faaliyete geçen 2 firmada şu an itibariyle 199 çalışan üretime katkı sağlıyor.
33 firmaya yer tahsisi yapıldı
Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesinin bin 70 dönüm alan üzerine kurulduğunu söyleyen Boğazlıyan Belediye Başkanı Gökhan Coşar, “Bunun 650 bin metrekaresi sanayi parseli olup toplam 33 adet firmamıza tahsisi yapılmıştır. Şu an da yüzde 100 doluluk oranına sahiptir. 2 adet firmamız işletmeye geçmiş olup 199 kişi şu anda organize sanayi bölgemizde istihdam edilmektedir. 14 adet firmamızın da inşaatına sürerken 17 firmamızın ise ÇED ve inşaat ruhsat aşamasına devam edilmektedir. Ayrıca organize sanayi bölgemiz, ikinci etabında ise toplam 2 bin 500 dönüm alana daha sahip olacaktır, organize sanayi bölgemiz bu alana sahip olduktan sonra toplamda 3 bin 600 dönüm alana sahip olarak Yozgat’ın en büyük organize sanayi bölgesi olacaktır. Böylece bölgenin en büyük cazibe merkezi haline gelecektir.
Organize sanayi bölgemiz hem Boğazlıyan’ı bir sanayi şehri yapacak hem de ilçemizi ve ilimizi ticaret şehri yapacaktır. Aynı zamanda organize sanayi bölgemizin hemen yan tarafında bir serbest bölge kurarak organize sanayi bölgemizin daha cazip bir alan haline gelmesini sağlayacağız.” dedi.
200 milyon dolarlık ihracat hedefleniyor
Üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgesi’nin kurularak fabrikaların işletmeye geçtiğini de söyleyen Başkan Coşar, “Organize sanayi bölgemizde yatırımların hepsi tamamlandığı zaman yaklaşık 300 milyon dolarlık bir yatırım, 400 milyon dolarlık toplam ciro, 200 milyon dolarlık ihracat hedeflenmektedir. Toplamda 10 bin 90 istihdam olacaktır. Organize sanayi bölgemiz Türkiye’de aynı zamanda en hızlı kurulmuş sanayi bölgesidir. Yani en kısa dönemde devreye alınan sanayi olarakta kendi adını altın harflerle yazdırmıştır. Organize sanayi bölgemize stratejik yatırım yapmak isteyen Türkiye’deki tüm yatırımcılarımızı davet ediyorum. Ayrıca Fuat Oktay Organize Sanayi Bölgemiz sadece Boğazlıyan ilçemize ait bir organize sanayi bölgesi değil. Burası bölgesel bir organize sanayi bölgesi ve yerelden kalkınmanın en büyük örneği olduğunu düşünüyorum. Ayrıca burası Çandır, Sarıkaya, Çayıralan, Yenifakılı ve Şefaatli ilçesinin bir kısmının da organize sanayi bölgesi olduğun ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.
100 megavatlık trafo merkezi kurulacak
2024 yılı içerisinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde organize sanayi bölgesine 100 megavatlık enerji indirme istasyonu inşaatına da başlayacaklarını belirten Coşar, “Aynı zamanda bunun devamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla birlikte kimyasal ve biyolojik arıtma tesisi, kreş, sağlık ocağı, itfaiye merkezi, idari bina gibi ekleri de bu sene inşallah tamamlayacağız.” ifadelerine yer verdi.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’nde yakalanan Hasan Kurter ve ailesinin yuvası asrın felaketinde ağır hasar aldı. Bir süre sonra yıkılan evinden olan Kurter, bir an önce sıcak bir yuvaya kavuşmak için çözümü çelik konstrüksiyon ev yaptırmakta buldu. Kayseri merkezli bir firmayla anlaşan Kurter; 150 metrekarelik çelik ev için 1 milyon 300 bin TL’lik sözleşme imzaladı. Kurter, sözleşmen ardından firma sahibi olduğunu iddia eden B.T. isimli şahsın söylediği hesaba 450 bin TL para gönderdi. Firma sahibi olduğunu iddia eden şahıs, inşaat alanında yaptığı 2 günlük çalışmanın ardından Kırıkhan ilçesini terk etti ve Kurter’i sürekli oyaladı. Sözleşme bitim tarihi Şubat ayının 10’u olmasına rağmen herhangi bir çalışma yapılmayan inşaat alanı terk edildi. Durum üzerine hareke geçen Kurter, durumu yargıya taşıdı. Ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olan depremzede vatandaşın elinde firmanın kendisine hediye ettiği; 2 kalem, 1 tişört ve 1 şapka kaldı. Kendisi mağdur olan Kurter, depremzede vatandaşlara dikkatli olun çağrısında bulundu.
“Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık”
Yapılan anlaşma sonrası firmanın inşaat alanında 2 günlük bir çalışma karşılığında kendilerinden 450 bin TL aldığını ifade eden Kurter, “Kırıkhan ilçesinde konteynerde yaşıyorum. Asrın felaketinde Kırıkhan ilçesi Mimarsinan Mahallesi’ndeki aile apartmanımızdaki evimizdeydik, yuvamız ağır hasar alınca yıkım oldu. Memleketimizde Kayseri firması olan bir şahısla irtibata geçtik, 150 metrekare çelik ev yapımı için anlaştık. 1 milyon 300 bin TL’lik bir sözleşme imzaladık. Ön ödeme olarak da 450 bin TL parayı hanımım dediği şahsın hesabına attık. Daha sonra da gelip sadece bir kazım yaptı, tahta çaktı” dedi.
“Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti”
Firma tarafından kendilerine hediye edilen promosyon ürünlerine tepki gösteren Kurter, “Bizimle alay eder gibide geldiğinde bize 450 bin TL karşılığında bize; 1 adet tişört, 1 şapka ve 2 kalem hediye etti. Bu verdiklerini bize bu para karşılığında satmış gibi oldu. Bunun haricinde geleceğim, gideceğim ve yapacağım deyip durdu. Bu gün bize teslim edeceği tarihin üzerinden 1 buçuk ay geçti. Ama henüz ne bina var, nede bizim verdiğimiz 450 bin TL’nin iadesi var. Aralık ayının 5’inde sözleşme imzalamıştık, 2 gün gelip tahta çaktı” ifadelerini kullandı.
Depremin üzerine ev hayaliyle çıktığı yolda 450 bin TL’sinden olmanın kendilerine ağır geldiğini ifade eden Kurter, “Şuanda konuyu yargıya taşıdık, aşağı yukarı 1 hafta oldu yargıya verdik. Bizim derdimiz verdiğimiz para değil, biz istiyoruz ki başka depremzedelere acılar yaşatmasın. Bizim 6 Şubat’ta çektiğimiz acılar bize zaten yeter. Ama bir de bu şahsın gelip depremzedeleri mağdur etmesi daha da acı veriyor” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>Eskişehir Şehirler Arası Otobüs Terminali binasında bulunan ve bilet satışı yapan 50 yazıhaneden 25 tanesi kapandı. Son zamanlarda elden bilet satışının oldukça düştüğü terminalde, firmalar bir yazıhanede 5 firmaya kadar birleşerek hizmet verebiliyor. Bu durum esnafı üzerken, durumun nedeni olarak ise iki sebep ön plana çıkıyor. Biri pandemi sonrası her alanda olduğu gibi bilet satışında da insanların online işlemlere yoğunluk vermeleri. Günümüzde firma yetkililerinin aktardığı bilgilere göre bilet satışlarının yüzde 65’i internetten yapılıyor. Diğer neden ise gelişen ve yaygınlaşan Yüksek Hızlı Tren kullanımı. Son olarak Sivas’a yapılan Yüksek Hızlı Tren hattı, otobüs firmalarının işini büyük ölçüde düşürüyor.
“Bilet satışlarımızın yüzde 65’i internet ortamından”
Bir otobüs firmasında 15 yıldır yönetici olan Gökhan Güldaş, internetten yapılan satışların işlerine olan ekinsine değindi. Bilet satışlarının yüzde 65’nin online odluğunu belirten Gültaş, “Şimdi yazıhanelerin kapanmasının en büyük etkeni biliyorsunuz çok büyük bir sıkıntı geçirdik. Pandemi gibi bir dönemden geçtik bütün milletimiz. Bu pandemi sürecinde herkes doğal olarak çok büyük etkilendi. Esnafların bazıları dükkanlarını kapattı, bazıları kepenk kapattı, bazıları iflas etti, battı gitti. Şimdi bu pandemi sürecinde vatandaşlarımızın internetten daha çok yoğunlukla bilet almalarından dolayı bu gibi bazı yazıhaneler kapatmak mecburiyetinde kaldı. Onlar da şöyle bir kendilerini çare buldular, ekonomik krizden biraz daha az etkilenmek adına işte 2 yazıhane bir yazıhane olarak birleşerek işte bir yazıhane 3-4 firma, 5 firma birlikte bilet satarak kendilerine bir ekonomik krizden biraz daha olsun kendilerine göre o şekilde bir plan, program çizdiler. Yani bu aslında büyük bir etken gördüğünüz gibi otogardaki şu anda 50 tane bildiğim kadarıyla yazıhanemiz var. Hemen hemen yarısı faaliyette, yarısı değil bunlar. Şu anda bilet satışlarımızın yüzde 60’ı yüzde 65’i internet ortamından yapılıyor. Yani buraya gelen işte son dakika dediğimiz işte gelip de otogarda, ‘ilk araba hangisiyse işte ona çıkart bineriz. Bursa ilk araba kaçtaysa, Ankara’ya ilk araba kaçtıysa ona bineriz’ gibi gelen yolcularımızın tercihi. Onun haricinde bir biletlerimizi hemen hemen yüzde 65’i 70’i internet bileti. Şöyle baktığınız zaman da ister istemez personel kaybına sebebiyet veriyor. Yani bir firma ortalama burada bir yazıhane de 5 kişi çalıştıracak ister istemez bu 3’e düşürebiliyor. Çünkü niye internet ortamından daha fazla bilet tüketildiği, dolayı burada fazla personel gerek kalmıyor” dedi.
“Şu anda Ankara’ya çalışan Eskişehir firması yok”
25 yıldır yazıhane işletmeciliği yapan Hayati Namal ise gelişen Yüksek Hızlı Tren hatlarının kullanımın yaygınlaştığına, bunun ise işerini önemli ölçüde düşürdüğüne değinirken şöyle konuştu;
“Hızlı tren bizi sıkıntıya soktu, kısa mesafeler açıldı. İstanbul, Ankara şimdi de Sivas’a kadar açıldı. Daha da nereye kadar açılacağı belli değil. Bu yüzden yani hem uzun yolumuz hem kısa yolumuz bitiyor yavaş yavaş. İşlerimiz hızlıydı Ankara istikamet olsun İstanbul istikameti olsun bütün otobüslerimiz dolu gidip dolu geliyordu. Ama tabi hızlı tren bizi çok sekteye uğrattı. Çok firma kapandı, zaten yazıhaneler zaten görüyorsunuz çoğu boş. Yani tamamen bizi etkiledi. Şu anda Eskişehir’den Ankara’ya giden firma yok. Ancak Doğu, Güneydoğu arabaları orada geçiyor, onlar alıyor. Mesela hızlı tren açılmadan önce Eskişehir’den, Ankara’ya nereden baksan günlük 30-40 tane Eskişehir firması gidip geliyordu.Şu anda Ankara’ya çalışan Eskişehir firması yok.” – ESKİŞEHİR
]]>MUĞLA – Tüm Yat İşletmecileri Yatırımcıları Broker ve Acenteleri Derneği Muğla’nın Marmaris İlçesinde sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Ege sularında faaliyet gösteren ticari yat firmaları ve Yunanistan’dan gelen iki yat firması yetkilileri, en büyük problem olarak görülen kaçak tekne ile charter yapanların önüne geçilebilmek ve Yunanistan’daki seyir izinleri, vergi ve ücretler hakkında sektörün ihtiyacı olan her şeyi belirleyip çözüm üretilmesi konularında görüş alışverişinde bulunuldu.
İçmeler Mahallesinde bir otelin toplantı salonunda gerçekleşen konferansta Marmaris’ten birçok yat firması da katılım sağladı. Özellikle Koronavirüs Pandemisinden sonra izole tatil anlayışı ile popülerleşen mavi yolculuk ve tekne turlarının sorunları ve sektör hakkında bilgi verildi.
Konferansta konuşan Güneş Aysın, yat sektörünün gelişmeleri hakkında bilgi verdikten sonra Yunanistan’dan gelen iki firma yetkilisini tanıttı. Yunanlı Firma yetkilileri ülkelerindeki yat charter prosedür ve işleyişleri ile ilgili bilgilendirme yaparken, vergi sistemi tekne bağlama hizmetleri ile ilgili paylaşımda bulundular.
TYBA yönetim kurulu başkanı Güneş Aysun, “Derneğimizin merkezi Bodrum’da. Ancak Muğla’nın dışında pek çok yerden kurumsal firmaların sahipleri yöneticileri Derneğimizde bulunmaktadır. Muğla, Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul’dan toplamda 98 üyemiz var. Bunların hepsi kurumsal üyeler ve Türkiye’deki ticari yatçılık şirketi ve belli başlı firmalardır. Bugün de burada, Marmaris’te güzel ilçemizde birlikte bir toplantı yapıyoruz. Sektörle ilgili çeşitli isimleri seçtik, kendi aramızda bilgi alışverişi yapmak için. Ayrıca Yunanistan’dan bazı yönetici misafirlerimiz de bugün burada bizimle toplantıya katıldılar. Oradaki Türk teknelerinin giriş çıkışlarıyla ilgili formaliteler ve vergiler konusunda bilgilendirerek görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bizim Türkiye’deki ticari yatçılık sezonu yani kabaca işte Nisan ortasında ufak ufak başlıyor. Mayıs ayının esasında tam başlıyor ve Ekim sonuna kadar, Kasım başına kadar sürüyor” dedi.
“Tatile çıkmak isteyenler kurumsal şekilde çalışan firmalardan rezervasyonlarını yapmalarını tavsiye ediyorum”
Özellikle Mavi Tura yurt dışından ve yurt içinden gelecek olan tatilcilere önerileri, neyi tercih etmeliler ve Mavi turu tercih ederken öncelikleri ne olmalı sorusuna, “Türkiye’deki Mavi Yolculuk geleneği hakkında ve ticari yatların kiralanmasıyla ilgili bilgi veriyorsunuz. Mavi Yolculuk, Türkiye’nin turistik ve doğal güzelliklerini deniz yoluyla keşfetmek için yapılan bir tür deniz turizmi olarak biliniyor. Bu geleneğin bir parçası olarak, özel ve ticari yatlarla seyahat edilir. Ticari yatlar, özel yatlardan farklıdır. Çünkü ticari faaliyetler için özel lisanslara sahiptirler ve belirli teknik ve güvenlik standartlarına uymak zorundadırlar. Ticari yatların kiralama işlemleri de bu standartlara uygun şekilde gerçekleşir ve kiralama süreci özel yatlara göre daha farklı olabilir. Bu ticari yatlar genellikle Mavi Yolculuk turizmi için kiralanır ve genellikle turizm firmaları veya özel kiralama şirketleri tarafından yönetilir. Bu yatlar yeterli donanıma sahip olmalıdır ve personeli de belirli standartlara göre işe alınır ve denetlenir. Mavi Yolculuk deneyimi, Türkiye’nin sahil şeridinde seyahat etmek isteyenler için benzersiz bir deniz macerası sunar ve bu geleneğin bir parçası olarak ticari yatların kiralanması bu deneyimi daha erişilebilir kılar. Mavi Yolculuk deneyimini yaşamak isteyenler için güvenliğin önemli olduğunu belirtiyorsunuz. Bu tür deneyimleri organize etmek için Deniz Ticaret Odası üyesi olan, TÜRSAB üyesi olan veya acentelik mesleğini resmi olarak yapan kişi ve kuruluşları tercih etmenin önemini vurguluyorsunuz. Bu kuruluşlar genellikle belirli standartlara uyar ve turistlerin güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alırlar. Özellikle ticari yatların kiralama işlemlerinde bu tür kuruluşların tercih edilmesi, turistlerin ihtimal risklerden korunmasına yardımcı olabilir. Ticari yatlar genellikle belirli standartlara ve güvenlik protokollerine uygun olarak işletilir ve bu da turistlerin güvenliğini sağlar. Özel teknelerde bu tür güvenlik standartlarının olmayabileceğini ve potansiyel risklerin bulunduğunu belirtiyorsunuz. Bu nedenle, Mavi Yolculuk deneyimi için rezervasyon yaparken lisanslı ve güvenilir kuruluşları tercih etmenin önemli olduğunu vurguluyorsunuz. Bu şekilde, turistler beklenmedik kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimali azaltabilir ve güvenli bir deneyim yaşayabilirler” dedi.
“İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor”
TYBA Kurucu üye Şeref Sevi yeni sezondaki haraketlilik hakkında, “Rezervasyonlar bu mevsim başında iyi başladı ama şu anda bir durgunluk yaşıyoruz. Ülkeler derseniz, önemli müşterilerimizden biri İsrail’di ama bilinen nedenlerden dolayı İsraillilerin bize gelmesi uzun bir süre pek mümkün görünmüyor. Dünyanın değişik yerlerinden Avustralya’dan, Arjantin’den, Güney Afrika’dan her zaman müşterilerimiz var. Avrupa’dan da var. İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor. 1 Mayıs’ta başlayan sezon yaklaşık 180 gün sürecek, Ekim sonunda sonlanır” dedi.
]]>İçmeler Mahallesinde bir otelin toplantı salonunda gerçekleşen konferansta Marmaris’ten birçok yat firması da katılım sağladı. Özellikle Koronavirüs Pandemisinden sonra izole tatil anlayışı ile popülerleşen mavi yolculuk ve tekne turlarının sorunları ve sektör hakkında bilgi verildi.
Konferansta konuşan Güneş Aysın, yat sektörünün gelişmeleri hakkında bilgi verdikten sonra Yunanistan’dan gelen iki firma yetkilisini tanıttı. Yunanlı Firma yetkilileri ülkelerindeki yat charter prosedür ve işleyişleri ile ilgili bilgilendirme yaparken, vergi sistemi tekne bağlama hizmetleri ile ilgili paylaşımda bulundular.
TYBA yönetim kurulu başkanı Güneş Aysun, “Derneğimizin merkezi Bodrum’da. Ancak Muğla’nın dışında pek çok yerden kurumsal firmaların sahipleri yöneticileri Derneğimizde bulunmaktadır. Muğla, Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul’dan toplamda 98 üyemiz var. Bunların hepsi kurumsal üyeler ve Türkiye’deki ticari yatçılık şirketi ve belli başlı firmalardır. Bugün de burada, Marmaris’te güzel ilçemizde birlikte bir toplantı yapıyoruz. Sektörle ilgili çeşitli isimleri seçtik, kendi aramızda bilgi alışverişi yapmak için. Ayrıca Yunanistan’dan bazı yönetici misafirlerimiz de bugün burada bizimle toplantıya katıldılar. Oradaki Türk teknelerinin giriş çıkışlarıyla ilgili formaliteler ve vergiler konusunda bilgilendirerek görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bizim Türkiye’deki ticari yatçılık sezonu yani kabaca işte Nisan ortasında ufak ufak başlıyor. Mayıs ayının esasında tam başlıyor ve Ekim sonuna kadar, Kasım başına kadar sürüyor” dedi.
“Tatile çıkmak isteyenler kurumsal şekilde çalışan firmalardan rezervasyonlarını yapmalarını tavsiye ediyorum”
Özellikle Mavi Tura yurt dışından ve yurt içinden gelecek olan tatilcilere önerileri, neyi tercih etmeliler ve Mavi turu tercih ederken öncelikleri ne olmalı sorusuna, “Türkiye’deki Mavi Yolculuk geleneği hakkında ve ticari yatların kiralanmasıyla ilgili bilgi veriyorsunuz. Mavi Yolculuk, Türkiye’nin turistik ve doğal güzelliklerini deniz yoluyla keşfetmek için yapılan bir tür deniz turizmi olarak biliniyor. Bu geleneğin bir parçası olarak, özel ve ticari yatlarla seyahat edilir. Ticari yatlar, özel yatlardan farklıdır. Çünkü ticari faaliyetler için özel lisanslara sahiptirler ve belirli teknik ve güvenlik standartlarına uymak zorundadırlar. Ticari yatların kiralama işlemleri de bu standartlara uygun şekilde gerçekleşir ve kiralama süreci özel yatlara göre daha farklı olabilir. Bu ticari yatlar genellikle Mavi Yolculuk turizmi için kiralanır ve genellikle turizm firmaları veya özel kiralama şirketleri tarafından yönetilir. Bu yatlar yeterli donanıma sahip olmalıdır ve personeli de belirli standartlara göre işe alınır ve denetlenir. Mavi Yolculuk deneyimi, Türkiye’nin sahil şeridinde seyahat etmek isteyenler için benzersiz bir deniz macerası sunar ve bu geleneğin bir parçası olarak ticari yatların kiralanması bu deneyimi daha erişilebilir kılar. Mavi Yolculuk deneyimini yaşamak isteyenler için güvenliğin önemli olduğunu belirtiyorsunuz. Bu tür deneyimleri organize etmek için Deniz Ticaret Odası üyesi olan, TÜRSAB üyesi olan veya acentelik mesleğini resmi olarak yapan kişi ve kuruluşları tercih etmenin önemini vurguluyorsunuz. Bu kuruluşlar genellikle belirli standartlara uyar ve turistlerin güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alırlar. Özellikle ticari yatların kiralama işlemlerinde bu tür kuruluşların tercih edilmesi, turistlerin ihtimal risklerden korunmasına yardımcı olabilir. Ticari yatlar genellikle belirli standartlara ve güvenlik protokollerine uygun olarak işletilir ve bu da turistlerin güvenliğini sağlar. Özel teknelerde bu tür güvenlik standartlarının olmayabileceğini ve potansiyel risklerin bulunduğunu belirtiyorsunuz. Bu nedenle, Mavi Yolculuk deneyimi için rezervasyon yaparken lisanslı ve güvenilir kuruluşları tercih etmenin önemli olduğunu vurguluyorsunuz. Bu şekilde, turistler beklenmedik kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimali azaltabilir ve güvenli bir deneyim yaşayabilirler” dedi.
“İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor”
TYBA Kurucu üye Şeref Sevi yeni sezondaki haraketlilik hakkında, “Rezervasyonlar bu mevsim başında iyi başladı ama şu anda bir durgunluk yaşıyoruz. Ülkeler derseniz, önemli müşterilerimizden biri İsrail’di ama bilinen nedenlerden dolayı İsraillilerin bize gelmesi uzun bir süre pek mümkün görünmüyor. Dünyanın değişik yerlerinden Avustralya’dan, Arjantin’den, Güney Afrika’dan her zaman müşterilerimiz var. Avrupa’dan da var. İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor. 1 Mayıs’ta başlayan sezon yaklaşık 180 gün sürecek, Ekim sonunda sonlanır” dedi. – MUĞLA
]]>Erkam Tüzgen, Turkcell’in katkılarıyla düzenlenen Anadolu Ajansı Teknoloji Masası’nın ikinci toplantısında, teknolojinin yapılan çalışmalarla toplumun önemli bir gündemi haline geldiğini belirterek, Türkiye’nin artık teknoloji üreten bir ülke olarak bütün dünyada tanıtılabildiğini söyledi.
Teknoloji AR-GE’si alanında Türkiye’nin her geçen gün zenginleştiğini anlatan Tüzgen, “Bilişim Vadisi’nin bünyesinde de halihazırda 600 civarında firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalar, yeni kurulmuş startuplardan çok ileri teknoloji üreterek dünyaya ihraç eden veya çok uluslu şirketlerin AR-GE merkezlerine kadar geniş bir skalada yer alıyor.” dedi.
“Uçan araçlardan robotlara birçok alanda teknoloji geliştiriliyor”
Erkam Tüzgen, yenilikçi teknolojiler üreten firmalardan örnekler paylaşarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyada çok sayıda şirkette uçan araç üretme çalışması var. Bünyemizde faaliyet gösteren AirCar, bu alanda dünyada ilklerden bir tanesi olmayı hedefliyor. Bugüne kadar 100’den fazla deneme uçuşu yaptılar. Yurt dışında bir firmayla ön anlaşma imzaladılar ve inşallah çok yakın zamanda insanlı testlerine başlayacaklar. Lityumun geri dönüşümünü dünyada en yüksek seviyede yapabilen firma bir Bilişim Vadisi firması. Bu firma halihazırda çeşitli üretici firmalarla anlaşmış durumda ve onların pilleri ömürlerini tamamladıklarında o pillerin çok yüksek verimlilikle geri dönüşümünü sağlayarak hem karbon ayak izini hem de lityuma olan ihtiyacı azaltacak çalışmalar yürütüyor.”
“Her gün yeni bir teknoloji ile tanışıyoruz”
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Tüzgen, iki kamerayla objeleri görüp makinelerin üç boyutlu olarak algılamasını sağlayan kameraların bulunduğunu belirterek, Bilişim Vadisi bünyesinde bu kameraları üreten Büyütech firmasının yakın zamanda 200 bininci kamerasını imal ettiğini, bu firmanın başta Togg olmak üzere otomobil şirketleri ile çalıştığını anlattı.
Bir diğer firmanın genç iki girişimcinin kurduğu Good Job Games olduğunu dile getiren Tüzgen, “Çok ciddi ihracat yapan bir firma. Çok sayıda oyun geliştiren ve artık sadece mobilde hızlı tüketilen Hypercasual tarzında değil oyun konsollarında, bilgisayarlarda oynanacak oyunları üretebilecek kapasiteye gelmiş bir firmamız. Saha Robotik diye bir firmamız var. Halihazırda 50’nin üzerinde robotu, otellerde ve çeşitli yerlerde aktif kullanılıyor. 600 civarında firmamız var ve her gün yeni bir teknoloji ile tanışıyoruz.” diye konuştu.
Temel eğitimden ticarileşme sürecine kadar uçtan uca destek mekanizmaları sunuluyor
Erkam Tüzgen, Türkiye’nin en kapsamlı destek mekanizmalarından bir tanesini sunduklarını belirterek, temel eğitimden ekip kurmaya, proje geliştirmeden şirketleşmeye, ofis ihtiyacından ticarileşme sürecine kadar uçtan uca destek mekanizmalarının olduğunu söyledi.
4 şubeleri bulunduğunu ve sonuncusunu Azerbaycan Bakü’de açtıklarını hatırlatan Tüzgen, şöyle konuştu:
“Bir çağrıya çıktık ve 200’e yakın genç başvurdu. Eğitimleri tamamlayan ekiplerden 6’sı şirket kurdu ve ürün geliştirmeye başladı. 6 ekipten 3’üne de Bilişim Vadisi olarak yatırım yaptık. Yurt dışından girişimci, yatırımcı çekmek ve Türkiye’deki girişimcilerin yurt dışına açılabilmesini de desteklemeyi arzu ediyoruz. Yurt dışından gelecek girişimcilere yönelik bazı özel paketlerle alakalı hazırlıklarımız var.”
Tüzgen, Bilişim Vadisi’nin girişimcilere yönelik fonlarına değinerek, şu bilgileri paylaştı:
“Biraz daha büyük ölçekte yatırım yapmak için kurduğumuz ilk fonumuz, halihazırda 500 milyon lira büyüklüğe ulaştı ve 40’a yakın girişimciye yatırım yaptık. İkinci fonumuz daha erken aşama girişimlere yatırım yapacak, küçük küçük ve çok sayıda yatırım yapacak ‘4. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ adıyla kurduğumuz fon. Girişim ekosistemi çok dinamik bir ekosistem. Girişimcilere yatırım yapmak kolay bir iş değil. Bu nedenle Girişim Sermayesi Yatırım Fonu diye ayrı bir fon çeşidi var. Bu girişim ekosisteminin içinde oyun ekosistemi çok daha dinamik. Bunun için bir alt fon gibi DIGIAGE bir diye bir şirket kurduk. Bununla da çok daha erken aşamadaki oyun girişimlerine yatırım yapıyoruz. 4. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun hedefi 250 yatırıma, ilk kurduğumuz fonun hedefi de 100 girişime ulaşmak.”
“Firmalarımızın ihracatı 50 milyon doların üzerine çıktı”
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Tüzgen, girişim sermayesi fonlarının genellikle 10 yıllık olduğunu belirterek, “İlk 5 yılda bu firmalar büyürler ve ikinci 5 yılda satışları gerçekleşir. Biz ilk 5 yılda olduğumuz için henüz satışını gerçekleştirdiğimiz firmamız mevcut değil. Gidişatı itibarıyla fonun başarılı olacağını gösteren firmalarımız mevcut. Firmalarımızdan 2’si, fonun tamamının giderini karşılayabilecek boyuta ulaşabilecek gibi görünüyor.” diye konuştu.
Bilişim Vadisi kurulduğundan bu yana uluslararası çalışmalara verdiği önemden bahseden Tüzgen, şu açıklamalarda bulundu:
“Bünyemizdeki firmaların ihracat yapabilmeleri veya ihracat yapıyorlarsa bu ihracatı büyütmeleri için onlara sunduğumuz çeşitli destekler var. Bunların da en başında hem onlara uluslararası ağ sağlamak hem de yurt dışındaki kendileri açısından kritik etkinliklere katılımlarına destek olmak geliyor. ABD’den Singapur’a kadar bütün ülkelerde kendi firmalarımızın pazarlarını büyütecek fuarlara katılımla alakalı çalışmalar yürütüyoruz. Dünyanın önde gelen fuarlarına firmalarımızla katılıyoruz.”
“Fuarlarda kurduğu bağlantıyla şirketini tamamen satan arkadaşlarımız var”
Erkam Tüzgen, fuarlara giden firmaların satış gerçekleştirdiğini ve iş bağlantıları kurduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
“ABD’ye gidip döndükten sonra orada kurduğu bağlantıyla şirketini tamamen satıp yeni girişim kuran arkadaşlarımız var. Distribütörlük anlaşması imzalayanlar var. Henüz prototipini yeni çıkartmışken, ilk gelirini fuarda prototipini satarak ihracatla elde eden firmalarımız var. Firmalarımızın yurt dışı pazarlara açılmasına, yurt dışından yatırım almasına, yurt dışına firmasını tamamen satmasına destek vermeye çaba sarf ediyoruz. Bir yandan da yurt dışındaki girişimlerin ve yatırımcıların da buraya gelmesine destek olmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla uluslararası ilişkilerimizi çift yönlü olarak güçlü tutmaya gayret ediyoruz.”
Tüzgen, yurt dışında geçen sene itibarıyla faaliyet göstermeye başladıklarını anımsatarak, bu faaliyetlerinin ilkini Azerbaycan’da Bakü Teknik Üniversitesi ile ortak bir teknopark açarak başlattıklarını söyledi.
Henüz çok kısa süre olmasına rağmen teknopark bünyesinde faaliyet gösteren firma sayısının 28’e ulaştığını dile getiren Tüzgen, şu bilgileri verdi:
“Hem Azerbaycan’ın teknoloji geliştirme kabiliyetini artırmaya çalışırken hem de Türkiye’deki firmaların orada AR-GE, satış yapmasını, Azerbaycan vesilesiyle Orta Asya’ya açılmasını desteklemeye çalışıyoruz. Avrupa, ABD, Kuzey Afrika ve Afrika için de bu tür çalışmaları yaygınlaştırmayı arzu ediyoruz. 5 yıl önce firmalarımızın ihracatı 1 milyon doları bile bulmazken bugün 50 milyon doların üzerine çıkmış olması aslında bu çalışmaların bir neticesi.”
“Teknoloji insanlığa hizmet etmeli”
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Tüzgen, insanlığın refahına hizmet etmeyen teknolojik gelişimin bir faydası olmayacağını belirterek, asıl hedefin insanlığa hizmet etmek olması gerektiğine inandıklarını vurguladı.
Tüzgen, “Böyle olmadığında atom bombasının neticesini görüyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nda ve İkinci Dünya Savaşı’nda teknoloji vesilesiyle insanlara ne kadar eziyet edildiğini hatırlıyoruz. Bugün bölgemizdeki teknolojik olarak en gelişmiş ülkelerden İsrail’in teknolojiyi kullanarak Gazze halkına zulmettiğini görüyoruz.” diye konuştu.
Çalıştıkları öncelikli alanlardan birinin de akıllı şehircilik olduğuna işaret eden Tüzgen, şunları söyledi:
“Esenler Belediyesi tarafından kurulan bir teknopark var, Esenler Teknopark. Bu teknoparkın temel çalışma alanında akıllı şehirler olacak. Bu proje kapsamında bir akıllı şehir inşa ediliyor. Bu akıllı şehrin içinde ayrıca bir teknopark olacak. Biz de Bilişim Vadisi olarak bu teknoparkın ortaklarından biriyiz. Dünyada geliştirilmeye çalışılan her teknoloji için bir test alanına ihtiyaç var. Otomobil için pist yapılır; uçak için bir hava sahası ayarlanması gerekir. Akıllı şehircilik için de bir şehre ihtiyaç var. Yeni teknolojilerin test edileceği, yeni teknolojilerin geliştirilmesinin kolaylaştırılacağı bir alana ihtiyaç var. Esenler Belediyesi burada öncülük yaparak bunun için büyükçe bir mahalle inşa etmeye hazırlanıyor. Burada bizim hedefimiz akıllı şehirlerde dünyada bir numara olmak. Dünyadaki en iyi teknolojilerin ülkemizden çıkmasını hedefliyoruz. Bunu sağlamak için de işbirliği yapıyoruz.”
“Türk ürünü ilk insansız otobüs Amerika’da ve Avrupa’da hizmet veriyor”
Erkam Tüzgen, bünyelerindeki firmalarla ilgili detaylar vererek, ADASTEC isimli firmanın otobüsleri otonom hale getiren bir sistem geliştirdiğini söyledi.
ADASTEC’in Karsan ile işbirliği yaparak dünyanın ilk insansız otobüslerinden birini ürettiğini dile getiren Tüzgen, “Şu anda bu otobüs halihazırda faaliyette. Amerika’da ve Avrupa’da hizmet veriyor. Avrupa’da faaliyete giren ilk insansız otobüs bir Türk ürünü, 2 Türk şirketinin ortak geliştirdiği bir ürün.” diye konuştu.
Ekol 42 okulları hakkında bilgi veren Tüzgen, bu okulların hem halihazırda bir kariyeri olanlara yeni bir kariyer fırsatı sunduğunu hem de üniversite sınavında istediği başarıyı yakalayamayan gençlerin arzu ettikleri bölümlerde okumalarına bir alternatif oluşturduğunu anlattı.
“Anadolu Ajansının öncülük ediyor olması gurur verici”
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Tüzgen, Anadolu Ajansı ile ortak düzenledikleri “Anadolu Ajansı Medya Teknolojileri Hackathonu” hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yapay zekadaki gelişmeler medyaya bir müjde, bir de kötü haber getiriyor. Güzel haber; medyada yapılmakta olan özellikle editöryal çalışmalar yapay zeka tarafından rahatlıkla hatta bazen daha iyi yapılabilecek hale gelecek. Ama diğer taraftan bunun neticesinde bir işsizlik söz konusu olabilir. Dolayısıyla yapay zekanın etkileyeceği önemli alanlardan birinin medya sektörü olduğunu söyleyebiliriz.”
Tüzgen, Türkiye’de istihdam edilen ilk yapay zeka çalışanına Anadolu Ajansının sahip olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Müdürlüğe yükseltmeyi planladıklarından bahsetmişlerdi. Anadolu Ajansının bu hususta öncülük ediyor olması gurur verici. Biz de bu işbirliği kapsamında yarışmaya başvuran takımlara ‘yapay zeka medya sektöründe neleri değiştirecek, bunu uygulamayla gösteren ürünler geliştirin.’ dedik. Beklediğimizin çok üzerinde, 200’e yakın başvuru oldu. Bunlardan finale kalanlar en son 48 saatlik kısma dahil olmaya hak kazandı. Çok iyi ürünler geliştirdiler. Jüri tercih yapmakta çok zorlandı. O kadar zorlandılar ki biz daha fazla ödül vermek istiyoruz diye başvurdular. Dolayısıyla sonradan ilave ettiğimiz ödüller oldu.”
Tüzgen, Bilişim Vadisi, TÜBİTAK, Turkcell ve Anadolu Ajansı gibi kuruluşların bu alanda işbirliği yaparak, iyi Türkçe bilen ve verisi Türkiye’de kalacak Türkiye’nin kendi yapay zekasını geliştirmesini çok kıymetli bulduğunu kaydederek, “Bu hususta da çalışmalarımızı başlattık. Buradan da ilk defa duyurmuş olalım.” dedi.
]]>Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden olan tekstilde dış ticaret hacmine güç katan Bursa Textile Show Fuarı sona erdi. BTSO’nun ihracat odaklı hamlelerinden olan KFA Fuarcılık AŞ’nin fuarcılık tecrübesi ile 5-7 Mart 2024 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen Bursa Textile Show Fuarı’na 2 ayrı salonda 80’i aşkın firma katıldı. Fuarda ayrıca trend alanları ve ilham verici seminerlerle katılımcılara sektördeki son yenilikleri keşfetme imkanı sunuldu.
BTSO öncülüğünde yürütülen Giysilik Kumaş UR-GE projeleri çerçevesinde B2B organizasyonunda ise yabancı iş profesyonelleri Bursalı firmalarla iş görüşmesi gerçekleştirdi. Fuara, başta Avrupa, Afrika, Türk cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkelerinden olmak üzere dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler geldi.
“Sektörün en önemli buluşmalarından”
BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, tekstil sektörünün en önemli buluşmalarından olan Bursa Textile Show Fuarı’nın sektörün ihracat hedeflerine katkı sağladığını söyledi. Fuarın bu yıl 11. kez düzenlendiğini kaydeden İsmail Kuş, “BTSO olarak sektörlerimizin ihracat odaklı büyümesi için projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Bursa Textile Show Fuarı da bu vizyonla hayata geçen organizasyonlardan birisi. Fuar yurt dışından yabancı alıcıları Bursalı firmalarla buluşturdu. Sektörümüzün nitelikli büyümesi için ihracat önemli. Biz de bu hedefle fuarcılık çalışmalarına önem veriyoruz” dedi.
“Farklı coğrafyalardan müşteriler kazandık”
Fuar katılımcılarından Marsala Tekstil firması Pazarlama Direktörü Özlem Özel, Bursa Textile Show Fuarı’na ikinci kez katıldığını belirterek, fuarda beklentilerinin üzerinde ziyaretçi yoğunluğu ile karşılaştıklarını söyledi. Özel, “Üretimimizin yüzde 80’inini ihraç ediyoruz. Firma olarak fuardan memnunuz. 3 gün boyunca Rusya, Almanya, İspanya, İngiltere gibi farklı ülkelerden ziyaretçilerle görüşmeler gerçekleştirdik” diye konuştu.
“Özellikle Rusya, Beyaz Rusya, Ürdün’den alıcılar ağırladık”
Melba Tekstil firmasından Bahadır Yaşbey, fuara ilk defa katıldıklarını söyledi. Fuarın alanı ve atmosferinin güzel hazırlandığını belirten Yaşbey, “Fuarda yabancı alıcılardan yoğun ilgi gördük. İlerleyen dönemlerde fuarın daha iyi noktaya geleceğine inanıyorum. Bu sene fuarda özellikle Rusya, Beyaz Rusya, Ürdün’den alıcılar ağırladık. Siparişlerimizi de aldık. Bizim için olumlu bir fuar oldu” dedi.
Marka Kumaş firmasından Mehmet Emin Süsem ise Bursa Textile Show Fuarı ile her sene farklı ülkelerden yeni müşteriler kazandıklarını söyledi.
“Fuar fırsatlar sunuyor”
Tende Tekstil firmasından İsmail Hasırcı, fuarın düzenlendiği ilk yıldan bu yana katılımcı olarak yer aldıklarını belirterek, “Özellikle bu sene Avrupa ve Balkanlar ağırlıklı olmak üzere birçok firma ile bağlantılar kurduk. Bizim için en önemli konu network. Bu konuda Bursa Textile Show bizlere büyük fırsatlar sağlıyor. Bu konuda desteğinden dolayı BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’a teşekkür ediyoruz” dedi.
Erşat Tekstil firmasından Ertan Er ise Bursa Textile Show Fuarı’nın Bursa’daki sektör temsilcileri için önemli olduğunu söyledi.
Belçika’da tekstil sektörünün önemli firmalarından Tonickx’in tasarımcılarından Anton Frans, “Uzun süredir Türkiye’den ürün alıyoruz. Bursa’da iş birliği yaptığımız birçok firma var. Bursa’ya 2. kez geldim. Bursa’daki firmalarla sürekli iletişim halindeyiz. Bu fuar bizim için çok önemli çünkü çalıştığımız tüm firmaları aynı mekanda görebiliyoruz” dedi.
“Ürünlerin kalitesi üst seviyede”
Mısır’dan gelen Menna Shalaby, Bursa Textile Show Fuarı’nda keten ve dokuma kumaş siparişi vererek ülkesine döneceğini söyledi. Shalaby, bir sonraki fuara mutlaka geleceğini belirterek, “Fuarda dünyanın her coğrafyasından firmalar var. Kumaş kalitesi Bursa’da çok iyi konumda” ifadelerini kullandı. Ukrayna’da faaliyet gösteren Promo Tex firmasından Antonina Pasichnyk, kadın giysi üretimi için kumaş tercihlerinin Bursa’dan olmasını istediğini belirterek, fuarda yeni iş bağlantıları kurduğunu söyledi. Hollanda’dan gelen Hajar Lmerrouni ise şal üzerine satış yaptığını belirterek, doğal iplik malzemelerinin kendisi için büyük ihtiyaç olduğunu söyledi. Lmerrouni, “Fuar her açıdan nitelikli bir yapıya sahip. İstediğim ürünleri kolayca bulma fırsatı buldum” dedi.
BTSO’nun iştiraki KFA Fuarcılık AŞ organizasyonuyla düzenlenen fuara, Ticaret Bakanlığı, KOSGEB ve UTİB de destek veriyor. – BURSA
]]>Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarda 80’den fazla firma son koleksiyonlarını sektör profesyonellerinin beğenisine sunuyor. BTSO ve UTİB ortaklığında koordine edilen alım heyetleri, Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen yabancı alıcılar firmalarla iş görüşmeleri gerçekleştiriyor. Fuarda ayrıca trend alanları ve seminerlerle katılımcılara sektördeki son yenilikleri keşfetme imkanı sunuluyor.
“Bursa Textile Show kısa sürede uluslararası fuar kimliği kazandı”
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) projeleri çerçevesinde B2B formatında yapılan Bursa Textile Show’un kısa sürede uluslararası fuar kimliği kazandığını söyledi. Fuarın geçen yıl ilk kez Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlendiğini belirten Başkan Burkay, “Bu yıl iki salonda 80’den fazla firmamız son tasarımlarını dünyanın dört bir yanından gelen yabancı alıcılara sunma imkanı buluyor. Bu anlamda fuarımızı çok değerli buluyorum. Yine trend alanlarımızda firmalarımızın yenilikçi ürünleri ve modaya yön veren tasarımları sergileniyor. Burada alanında uzman trendsetter’lar ile çalıştık. Bursa tekstil ve konfeksiyon sektöründe yalnızca üretim ve dış ticaret ayağında değil aynı zamanda moda ve trendlerin de belirlendiği bir merkez konumunda. Bunu sürdürülebilir kılmamız çok önemli. Bu açıdan Bursa Textile Show’un hem kentimizin ihracatına hem de moda merkezi kimliğine değerli katkılar sağlayacağına inanıyor, fuarımızın hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“Fuar yeni işbirliklerinin önünü açacak”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın tekstil sektöründe asırlar önce ipekle başlayan hikayesinin, gelişerek bugünlere kadar ulaştığını vurguladı. BTSO öncülüğünde Bursa’da sektöre yönelik önemli hamle ve yatırımlar yapıldığını ifade eden Başkan Aktaş, “Bu sene fuarda 80’den fazla firma 2024-25 tasarımlarını sergiliyor. Her firma stantlarını gelin gibi süslemiş. Bu fuarın çok güzel işbirliklerine aracılık edeceğine inanıyorum. Ekonomik aktivitenin canlı olması şehirler için çok kıymetli. Bu fuar aktiviteyi yükseltecek önemli platformlardan bir tanesi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.
“Fuar sektör için motive edici oluyor”
AK Parti Bursa İl Başkanı ve aynı zamanda BTSO 5. Meslek Komitesi Başkanı Davut Gürkan, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamıza teşekkür ediyorum. Onlarca ülkeden yabancı alıcının fuar vesilesiyle buraya gelmesi, sektörümüz için ciddi anlamda motive edici oluyor. Ulaşamadığımız birçok müşteriyle burada görüşme imkanı buluyoruz. Hem Bursa’nın sektördeki gücünün sergilenmesi hem de ihracat açısından fuarın son derece faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.
BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ise fuarın sektör için hayırlı olması temennisinde bulundu. Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri fuarda stant açan firmaları ziyaret ederek, bereketli fuarlar diledi.
Nitelikli alıcılar firmalarla buluşuyor
Bursa Textile Show’da bu sene LPP S.A, O’STIN, Gloria Jeans, Melon Fashion Group, Marwa Folly Fashion, Tonickx ve Marjan gibi dünyaca ünlü markaların alıcıları da sektör temsilcileriyle bir araya geliyor. Fuar 7 Mart’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. – BURSA
]]>Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde 70’incisi düzenlenen AYMOD Ayakkabı Moda Fuarı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyyüpkoca ve İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuz İnner’in katılımıyla açıldı.
Gürcan, buradaki konuşmasında, Türkiye’nin bu yılın ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,6’lık artışla 20 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirterek, “Bu başarıda emeği geçen sanayicilerimize, iş insanlarımıza çok teşekkür ediyoruz. İnşallah şubat ayında da rakamlar çok iyi gelmekte ve şubat ayında da yeni bir rekoru, belki bugüne kadarki en yüksek şubat ayı rakamını da inşallah yakalayacağımızı umut ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Gürcan, Türkiye’nin katma değerli sektörlerinden biri olan deri ve deri mamulleri sektörünün istihdama ve ihracata sağladığı etkiyle Türkiye ekonomisinde giderek artan öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Deri ve deri mamulleri sektörünün ocak ayı ihracatının 162,9 milyon dolar olduğunu söyleyen Gürcan, “Ayakkabı ihracatımız 2022 yılında bir önceki yıla nazaran yüzde 21 artarak 1,31 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2023 yılında ise küçük bir daralma yaşanarak 1,26 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.” diye konuştu.
Gürcan, “Pandemi sürecinde lojistik zincirinin kırılması ve Çin’in kapanması dolayısıyla Türkiye burada çok büyük bir avantaj yakalamıştı. Bu avantajı sürekli hale getirmekte bizim ve iş insanlarının üzerine büyük bir görev düşüyor. Bu fırsatı sürekli hale getirmemizde fayda var.” dedi.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyyüpkoca da ayakkabının sadece temel bir ihtiyaç ürünü olmadığını, aynı zamanda küresel etkiye sahip bir moda ürünü olduğunu ifade etti.
Eyyüpkoca, “AYMOD, bu gerçeği bize bir kez daha hatırlatmaktadır. Yılda iki defa böylesi güzel bir platformun kuruluyor olması sektörün sahip olduğu gücü gösterme açısından oldukça kıymetlidir.” diye konuştu.
Eyyüpkoca, fuarın 500’e yakın firmayı 30 binden fazla ziyaretçiyle buluşturacağını söyledi.
TASD Başkanı Berke İçten de Türkiye’nin yıllık 580 milyon çiftle dünyanın 6’ncı, Avrupa’nın en büyük ayakkabı üretim kapasitesine sahip ülkesi olduğunu ifade etti. Sektörün fiyat tutturamadığı için 2023’te pazar kayıpları yaşadığını dile getiren İçten, ihracattaki gerilemenin ocak ayında da devam ettiğini belirtti.
Ocak ayını geçen yılın aynı ayına göre miktar bazında yüzde 25, değer bazında yüzde 33 ekside tamamladıklarını söyleyen İçten, şöyle devam etti:
“AYMOD’u ayakkabı endüstrimizin ihracatında artış trendini yeniden yakalamak için bir fırsata dönüştürmek istiyoruz. Fuarımıza 400’ü aşkın seçkin firma katılıyor. Katılımcılar arasında İtalya, Yunanistan ve Çin’in de aralarında bulunduğu ülkelerden 50 civarında firma yer alıyor. Yabancı ziyaretçilerin AYMOD’a ilgisi artarak devam ediyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta olmak üzere 100’ü aşkın ülkeden 7 bin alıcı AYMOD için İstanbul’a geldi. Ziyaretçiler arasında 49 ülkeden alım heyetleri bulunuyor. İnanıyorum ki firmalarımızla ziyaretçiler arasında bir yandan mevcut ilişkiler derinleştirilirken diğer taraftan da yeni işbirliklerinin temelleri atılacak.”
“Çakma üretim ülke ekonomimize zarar veriyor”
İçten, kamuoyunda “çakma” olarak adlandırılan taklit üretim nedeniyle kurallara uygun çalışan firmaların ve genel olarak sektörün büyük mağduriyet yaşadığına işaret etti.
Türkiye’de yıllık 150 milyon çiftin üzerinde çakma ayakkabı üretildiğini belirten İçten, “İşin bir de ithalat boyutu var. Yurt dışından ülkemize her yıl milyonlarca çift çakma ayakkabı getiriliyor. Çakma üretim sadece sektöre değil ülke ekonomimize de büyük zarar veriyor. Vergi ve SGK primi ödemeyen bu firmalar, çalışanlarına sigorta yaptırmadıkları ve sosyal haklarını vermedikleri için iş gücünü daha ucuza mal ediyorlar. Bu durum vergisini ödeyen, SGK primini yatıran, yani kurallara uygun çalışan firmalar için haksız rekabete yol açıyor.” dedi.
“Vergi ve istihdam kayıplarını hesapladığımızda çakma ayakkabının Türkiye’ye yıllık maliyeti en az 30 milyar lirayı, başka bir ifadeyle 1 milyar doları buluyor.” diyen İçten, “Bütün bunlara ilave olarak çakma üretim, ülkemizin ve ayakkabı endüstrimizin yurt dışındaki imajını olumsuz etkiliyor. Markalaşmak isteyen yerli firmalarımızın önünde de büyük bir engel oluşturan bu sorun, 9-10 Şubat tarihlerinde Afyonkarahisar’da Ticaret Bakanlığı’mız ile düzenlediğimiz çalıştayın iki ana gündem maddesinden biriydi.” ifadesini kullandı.
İçten, ilgili bakanlıkların yanı sıra yargı ve meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştayda konunun tüm boyutlarıyla ele alındığını dile getirerek şunları kaydetti:
“Ticaret Bakanlığı’mızın ‘soruna sıfır tolerans ilkesiyle yaklaşılacak’ mesajı vermesi bizi son derece memnun etti. Biz olaya her zaman pozitif tarafından bakmaya çalışıyoruz. Öncelikle çakma üretim yapan firmaların mevzuata uygun çalışmaya teşvik edilmelerinin doğru olacağını düşünüyoruz. Kayıt altına alınamayanlara karşı ise ağır yaptırımlar getirilmeli. Perakendeden başlayarak geriye doğru bir denetim zinciri oluşturulmalı. Söz konusu ürünlerin sosyal medya kanallarından satışı ve reklamlarının yapılması yasaklanmalı. Online pazar yerleri bu ürünlerin satışına veya reklamının yapılmasına aracı olmamalı. Kargo firmalarının tıpkı uyuşturucu ve silah gibi çakma ürün taşımalarını önleyecek bir düzenleme yapılmalı.”
İçten, gerekli düzenlemelerin mümkün olan en kısa zamanda yapılacağına inandığını ifade etti.
İDMİB Başkan Yardımcısı Oğuz İnner de “Avrupa ve Amerika’da ciddi resesyon konuşuluyor. Bu da tüketimdeki azalmayla beraber üretimlerimizi etkileyen azalma sürecine bizi itti.” dedi.
Sektör açısından dünyada sadece Amerika’nın resesyondan çıkmayı başarabildiğini, Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu pazarlarının hala resesyonun etkisinde olduğunu söyleyen İnner, “Dünya ayakkabı pazarından aldığımız payın yüzde 0,7 olduğunu düşünürsek aslında bu daralmanın bizi etkilemesini minimum seviyeye çekecek önlemlerle artışa bile geçebileceğimizi değerlendirmemiz lazım.” diye konuştu.
]]>Yaklaşık 2 senedir internet üzerinden ortağı Mehmet Keskin ile kozmetik ürün satan Emin Kırdudu, geçtiğimiz günlerde Mondy Shop isimli firma ile iletişime geçti. Kırdudu, firmanın müdürü olduğunu öne süren şüpheliden ünlü bir markaya ait 800 maskara almak için anlaştı. İddiaya göre, şüpheli Gebze’de antrepo olduğunu, Kırdudu’nun 120 bin TL’yi belirtilen banka hesabına gönderdikten sonra buradan ürünleri teslim alabileceğini söyledi. Parayı gönderen Emin Kırdudu’ya firma tarafından fatura da gönderildi. Ürünleri teslim almak için Gebze’deki antrepoya giden Kırdudu, burada 4 saat bekledikten sonra adına ürün siparişi olmadığını öğrendi. 120 bin TL’den olan ortaklar, iddialara konu olan firma hakkında şikayetçi oldu.
“Dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar”
İnternet ortamında sık sık piyasa araştırması yaptığını söyleyen Emin Kırdudu, “Bir gün internette kozmetik ürünleri satan firma bulduk ve siteye ulaştık. İstediğimiz ürünü de bulduk ve toplu sipariş için anlaşmak istedik. Kendisini müdür diye tanıtan biriyle telefonla görüştüm. Kendileri dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar. Müdür olduğunu söyleyen kişiyle görüştüm. Ürünleri söyledim. Bu şekilde 800 maskara sipariş ettim. Onlar da Gebze’de antrepo olduğunu, parayı yatırdığım an oraya gidip ürünleri alabileceğimi söylediler. Bende parayı ortağıma gönderdim çünkü şirketimiz Mehmet Keskin’e ait. Bu yüzden yasal şekilde ilerlemek istedik” dedi.
“Beni oyaladılar”
Emin Kırdudu, Gebze’deki antrepoya gittiğinde burada 4 saat beklediğini ifade ederek, “Beni sürekli ‘Şu an yoğunluk var’ diyerek ertelediler. Kendini bana müdür olarak tanıtan kişi tarafından oyalandım. 4 saatin ardından depodaki arkadaş bana herhangi bir sipariş oluşturulmadığını söyledi. Onlara ait bir depo değil. Büyük firmaların ortak çalıştığı bir depo. Ben orada dolandırıldığımı anladım” diye konuştu.
“300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar”
Firmanın çok sayıda kişiyi mağdur ettiğini de söyleyen Kırdudu, “Biz kişiye ‘Nasıl güvenimizi kazanacaksınız?’ diye sorduğumuzda ‘Fatura kesiyoruz’ dediler. Parayı gönderdikten sonra da fatura kesip, tarafımıza gönderdiler. 300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar. Ben diğer mağdurlara da ulaştım” şeklinde konuştu.
“Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim”
Kırdudu, olaydan sonra kendisini müdür olarak tanıtan kişiye mesaj attığını ancak yanıt alamadığını, telefon çağrılarına da cevap verilmediğini dile getirdi. Emin Kırdudu, “İnternette yaptığım araştırmada, kendini müdür olarak tanıtan kişinin daha önce kuaförlük yaptığını, böyle şirketler ve e-ticaret siteleri açıp insanları mağdur ettiğini öğrendim. Bu şirketin sahibi olan kişinin eşi de bu işin içinde. Eşi kendisini müşteri temsilcisi olarak tanıttı. Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim” ifadelerini kullandı.
“Yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum”
Zor durumda olduğuna dikkat çeken Emin Kırdudu, “Ticaretim tamamen durmuş durumda. Ailemi de geçindiremiyorum, sıkıntılar yaşıyorum. O ürünleri alsaydım güzel bir kar oranı vardı. Ticaretimizi daha da büyütmek istiyoruz. Az bir meblağ da değil. Ben bu parayı kolay şekilde kazanmıyorum. Bu insanlar hem hayallerimizi elimizden alıyorlar hem de zor durumda bırakıyorlar. Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum. Adalet sistemi bu kadar olmamalı. Bu insanların daha fazla insanları dolandırmaması gerekiyor” dedi. – KOCAELİ
]]>AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal; şehirde her yerde AK Partili belediye başkanlarının eserlerinin görüldüğünü ve CHP’li belediyenin AK Parti döneminde temeli atılan şehir içi otobüs terminaline 5 yılda çivi çakamadığını söyledi. Başkan Ünsal, “Kırşehir’de nereye baksanız AK Parti belediyesinin eserlerini görürsünüz. Kent Park, Masal park, Ahi Külliyesi, terminal, Neşet Ertaş Kültür Merkezi, Cacabey Meydanı, Akıllı Şehir Sistemleri ve şehre kazandırılan belediye tesisleri hep AK Parti belediyesinin eseridir” dedi.
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde belediyeyi devralan CHP’li Selahattin Ekicioğlu döneminde bir çok eserin yarım bırakıldığını aktaran Ünsal açıklamasında, “6 yıl önce AK Parti belediyesi tarafından inşaatı başlatılan ancak CHP’li belediye döneminde çürümeye terk edilen eserlerimizden birisi olan şehir içi minibüs terminali ne acıdır ki son 5 yıldır CHP’li belediye tarafından 1 çivi dahi çakılmadan kaldı. CHP’nin çeşitli yalanlar ile gizlemeye çalıştığı; iş bilmezliğin, basiretsizliğin, yolsuzluğun, yandaşa paslanan ihalelerin sadece bir tane örneğini teşkil ediyor. 5 yıldır hiçbir çalışmanın yapılmadığı şehir içi minibüs terminali hakkında Belediye Başkanı Ekicioğlu; kurumsal işleyiş ve yapılan resmi anlaşmalar adeta yok sayılarak yaptığı gayri ciddi açıklama ile ekonomik şartlar nedeniyle firmaların iflas ettiği ve bu yüzden 5 yıldır bu binaların yapılamadığını söylüyor. Biraz araştırma ve aklıselimle işin aslının öyle olmadığı, bu uydurulmuş birkaç cümle ile beceriksizliğin, basiretsizliğin, yönetememenin, yandaşa peşkeş çekmenin üzerinin örtüldüğü anlaşılıyor” diye konuştu.
İhaleler iflas ettiği duyurulan firmalar üzerinde dönmüş
AK Parti İl Başkanı Ünsal, şehir içi minibüs terminalinin bitirileme sürecini ve ihalelerin aynı firmalar üzerinde dönmesini ise şöyle iddia etti:
“Şehir içi Minibüs Terminali Yapım İşi 2021 yılında bir firmaya veriliyor. İhale tarihinde firmanın sahibi M.Ö., adresi ise Bayraklı/ İzmir olarak kayıtlara geçiyor. Ne tesadüftür ki şeffaf ve dürüstlüğü ağzından düşürmeyenler tarafından 2022 yılının Ağustos ayında organize edilen Küçük Ölçekli Hal Binası Yapım İşi ihalesi iflas ettiği söylenen firma ile daire numarasına kadar aynı olan Bayraklı/İzmir adresine kayıtlı olan M.A. firmasına veriliyor. İşin daha vahim durumu ise bu iki firmanın da iflas ettiği geçtiğimiz günlerde CHP’li başkan Ekicioğlu tarafından basın aracılığı ile duyuruluyor. Nasıl bir tesadüfse belediye; geçtiğimiz günlerde ihale ettiği Kılıçlı Köprü Deresi Peyzaj Düzenlemesi Yapım İşi, iflas ettiği duyurulan firmayla göbek bağı olan bir firmaya veriliyor. Bu firma da yine aynı adrese İzmir iline paslanıyor. İflas etti denilen firmanın akrabası olduğu anlaşılan aynı soy isme sahip M.Ö.’ye 64 milyon 500 bin liraya ihale verilmiş oluyor. 3 firma da son 5 yıl içerisinde farklı isimlerle yüksek meblağlı farklı ihalelere tekrar tekrar girmişler.” – KIRŞEHİR
]]>Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Birlik Sağlık-Sen) İzmir Şubesi, bugün sendika binasında düzenlenen basın açıklamasında, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan güvenlik sorununa ve yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarının yaşanmasına tepki gösterdi. Birlik Sağlık Sen İzmir Şubesi adına basın açıklamasını yapan Birlik Sağlık-Sen İzmir Şube Başkanı Berna Boran, şunları söyledi:
“İzmir Bayraklı’da açılan şehir hastanesinin en büyük sorunu personel eksikliği olmasına rağmen, Yap-Kirala-İşlet-devret sistemiyle yani Kamu- Özel İş Birliği (KÖİ) modeli ile yapılan şehir hastanesinin yüklenici firması güvenlik, temizlik, taşıma, yemek, sterilizasyon gibi pek çok hizmetin sunucusu olup, yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarına sebep olmaktadır.
“YETERLİ GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN OLMAMASI, GÜVENLİK KONUSUNDA BÜYÜK ZAFİYETLER GETİRMEKTEDİR”
Önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından İzmir Şehir Hastanesi’ne atanması beklenen 1040 civarında hemşire ve 80 civarında atanacak ebeyle birlikte 1500 sayısına ulaşılmaya çalışılan İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde, hastanenin özellikle acil bölümünde yeterli güvenlik görevlisinin olmaması, güvenlik konusunda büyük zafiyetler getirmektedir. Önümüzdeki süreçte hepimizi üzecek sağlıkta şiddet olaylarının olması olasılığı öncelikle hastanede görev yapan sağlık çalışanlarımızı ve bizleri endişelendirmektedir.
Yeterli sayıda yemekhanenin ve yeterli sayıda yemekhane personelinin olmaması da yemek hizmetleri konusunda da pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Personelin yemek sırasında uzun süre beklemesi zaman kaybına sebep olmakta, bazen de görevine dönmek zorunda kalan personelin yemek yemeden görev yerine dönmesiyle aç kalmasını da beraberinde getirmektedir.
Sterilizasyon hizmetlerini de veren yüklenici firma, yeterli sayıda tıbbi malzemenin olmaması ve sterilizasyona gönderilen malzemenin 12 saat gibi uzun sürede steril edilmesi ameliyatların aksamasına ve hastaların mağdur olmasına sebep olmaktadır.”
“DOKTOR AMELİYATHANE TEMİZLİĞİ YAPIYOR”
Hasta taşıma personellerinin eksik olması nedeni ile de hastaların 3-4 saat gibi sürelerde taşıma personeli beklemesinin insani bir durum olmadığını söyleyen Boran, sözlerine şöyle devam etti:
“Yüklenici firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesinin faturasını doktorundan hemşiresine, teknisyeninden memuruna tüm çalışanlarımız ödemektedir. Hemşire hasta taşıyor, teknisyen malzeme taşıyor, doktor ameliyathane temizliği yapıyor. Personel eksikliğinde yaşanan sıkıntının temelinde de maalesef sözleşme gereği hastanenin açılışından itibaren 6 aylık sürede ilgili şirketin bir sorumluluğunun olmamasından kaynaklanmaktadır. İlk 6 ayda yeteri kadar personel bulundurması yönünde ki sözleşme, il sağlık müdürlüğü yetkililerimizin de elini kolunu bağlamaktadır. Bu demektir ki 17 ekim 2023 – 17 nisan 2024 arası ilgili şirkete bu konularda hesap soramayacağız. İlgili firma bir an önce sorumluluklarını yerine getirmeli. Çalışanlarımızın da, vatandaşlarımızın da mağduriyetlerinin önüne geçilmelidir.”
‘SAĞLIKTA ŞİDDET’ VURGUSU
Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise sağlıkta şiddet konusuna dikkat çekerek, “İzmir şehir Hastanesi çok büyük bir alana yayılmış durumda. Bundan dolayı 5-6 acil servis yan yana. Bu acil serviste personelimiz diyor ki ‘Biz güvenlik çağırdığımızda güvenlik 4-5 dakikada buraya gelemiyor.’ Bu 4-5 dakikada sağlıkta şiddet olayı zaten olur. Ondan sonra güvenlik gelmese de olur. Hastanede bir polis memuru var. Hastanedeki polis memurunun görevi zaten adli vakaları raporlama. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın zaten bu konuda iş birliği yapması lazım ama bir türlü yapamadılar. Biz hala beyaz kod, gri kod diye oyalamayla geçmekteyiz. Bu yüklenici firmaya bu altı aylık sürede hesap sorulamıyor. Çünkü; açıldığı tarihten itibaren 6 aylık süre içerisinde yeteri kadar personel bulundurur diyor. Yeteri kadar personel bulundurur deyince Sağlık Müdürlüğü de ‘buraya 100 tane güvenlik koyman lazım’ diyemiyor. Firma ben yeteri kadar personelimi koydum diyor. Bu şekilde bir yönetim şekli var.
“PERSONELİMİZ SEDYE TAŞIYOR”
Bundan dolayı, doktorlarımız gerektiğinde ameliyathanede temizlik yapıyor. Personelimiz sedye taşıyor ya da ilaç, koli almaya gidiyor. Böyle bir karmaşa var. Firmanın gerekli yükümlükleri bir an önce yerine getirmesinde büyük yarar var. Çünkü onların yapmadığı işin yükü tamamen bizim sağlık çalışanlarımıza yüklenmiş oluyor. Sağlık çalışanlarımız gerektiğinde temizlik yapıyor, gerektiğinde hamallık yapıyor. Böyle bir yönetim şekli olamaz.”
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facia ile ilgili açıklamalarda bulundu. Günaydın, “Bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır? 10 milyon metreküp liç yığınından siyanür sıkıntısını nasıl önleyeceksiniz ” diye sordu.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Günaydın, şunları söyledi:
“Erzincan’da, İliç’te Anagold firması tarafından işletilen altın madeninde meydana gelen maden kazasından daha çok aslında bir madencilik cinayeti sonrasında, 9 işçi kardeşimin liç yığınları altında kalmasından çok büyük üzüntü duyuyoruz. Bütün ümidimiz onlarladır ki bir an evvel kendilerine ulaşılsın ve yine diliyoruz ki nefes alırken ve sağlıkla yaşama döndürülsünler, ailelerine, evlerine dönebilsinler. Bu facia, çok yönlü bir araştırmayı gerektiriyor. Çünkü göz göre göre gelen, tüm ikazlara rağmen, bu ikazlara aldırmaksızın yapılan faaliyetler sonrasında tablo bu noktaya geldi. Daha ilginç olan bir şey var ki TBMM’de bugün 2/1959 sayılı, madenciliği daha da liberalize eden, kamu yararından uzaklaştıran, çok daha fazla şirket karına odaklatan bir düzenleme TBMM gündemine gelecekti. Ancak bugün itibarıyla bunun görüşmelerini geri çektiler ve başlamamaya karar verdiler. Bugün Sağlık Bakanlı ile ilgili bir teklif görüşülecek. Çarşamba-perşembe görüşülecek, haftaya bu gelecek mi?
“KAMUOYUNUN HİSSİYATI, DUYARLILIĞI AZALINCA MADENCİLİKLE İLGİLİ BU LİBERAL DÜZENLEMEYİ BİR KERE DAHA GETİRMEYİ DENEYECEKLER”
Yapacaklarını söyleyeceğim: Kamuoyunun hissiyatı, duyarlılığı azalınca madencilikle ilgili bu liberal düzenlemeyi bir kere daha getirmeyi deneyecekler. O halde soruyu şöyle soralım mı? Mesele duyarlılığın arttığı zamanlarda dikkatli olma meselesi midir yoksa Türkiye’nin taşını, toprağını, ekosistemini, doğasını, insanını, işçisini koruma meselesi midir? Ben iktidarı bu alanda duyarlı olmaya çağırıyorum.
“2000 YILINDA ÇEK CUMHURİYETİ, 2002’DE ALMANYA, 2009’DA MACARİSTAN SİYANÜRLE ALTIN MADENCİLİĞİ FAALİYETLERİNE SON VERDİLER”
İliç’te meydana gelen altın madeni faciası neyle yapılan bir madencilikti? Siyanürle yapılan bir madencilikti. Bugün bize anlatabilirler, dünyanın her tarafında böyle yapılıyor. 20 yıl evvel bu böyleydi ama 2000 yılında Romanya’da meydana gelen bir siyanürün Tuna Nehri’ne karışması sonrasında neredeyse Sırbistan’ın, Macaristan’ın tatlı su kaynakları yok edildi. Yüzlerce ton su balığı yaşamını yitirdi ve bu, büyük bir çevre felaketine yol açtı. Bunun sonrasında 2000 yılında Çek Cumhuriyeti, 2002’de Almanya, 2009’da Macaristan siyanürle altın madenciliği faaliyetlerine son verdiler. 2010 yılından itibaren de AB, siyanürle altın madenciliğinin AB topraklarında yapılmamasına yönelik bir tavsiye kararı aldı ve yayınladı.
“TÜRKİYE’DE ÇED RAPORU DEMEK, ÇED FİRMASI SAHİPLERİNİ ZENGİN ETME DEMEK. ÇÜNKÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA VERİLEN ÇED RAPORLARININ YÜZDE 99’U OLUMLU RAPORLAR”
Bizde değişen bir şey oldu mu? Olmadı. 2010 yılından beri bu maden faaliyetlerine devam ediyor. Bir Kanadalı firma ve onun yerli ortağı var. Anagold. 2010 yılından sonra kapasite genişlemesine yönelik talepleri oldu mu? 2014 ve 2021 yılında iki kez kapasite artırımı söz konusu oldu. Bu kapasite artırımları sonucunda, 687 hektarlık alanda yapılan altın madenciliği, bin 746 hektara yükseltildi. Bununla ilgili ÇED raporları var mı? Türkiye’de ÇED raporu demek, ÇED firması sahiplerini zengin etme demek. Çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen ÇED raporlarının yüzde 99’u olumlu raporlar. Yani adeta dosyayı tamamlamak için kamu kaynaklarından ÇED firması sahipleri zengin ediliyor. Burayla ilgili verilen ÇED raporunda ne denmiş? ‘Toprak kayması riski genellikle kayalıkların çok çatlak olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Oysa çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireç taşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.’
“BU ÇED RAPORUNU YAZAN FİRMANIN, O FİRMADA BU RAPORA İMZA ATANLARIN BU İŞTE BİR SORUMLULUĞU VAR MIDIR, YOK MUDUR”
ÇED raporu diyor ki ‘TMMOB ve bazı çevreler buralarda toprak kayması olabilir. Liç yığınları kayabilir. Buradan siyanürler yeraltı sularına ve Fırat Nehri’ne karışabilir’ diyorsa da ‘Biz orada gözlem yaptık. Yağışlar azdır. Ayrıca bitki örtüsü de vardır. Dolayısıyla orada bir heyelan olmaz’ diyor. Oldu mu bir heyelan. Evet. Toplam 300 dekardan fazla alana 10 milyondan fazla metreküp liç yığını yığıldı. O halde bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? İlk sorum bu.
“9 İŞÇİ KARDEŞİMİZİN HESABINI MURAT KURUM VERMEYİ DÜŞÜNMEKTE MİDİR ACABA? BUNDAN DOLAYI ACABA UYKUSU KAÇMAKTA MIDIR”
TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır?
“TÜRKİYE’NİN DOĞASIYLA, İNSANIYLA HİÇ EDİLDİĞİ, RANTA KURBAN EDİLDİĞİ BİR MEMLEKETİN EVLATLARIYIZ”
Binali Yıldırım diyor ki ‘Bunlar birkaç kepçeyle alınabilecek şeyler değildir.’ Biz de biliyoruz, doğru. 10 milyon metreküp. Sonra, ‘Fırat’a gitmekte olan Sabırlı Deresi ile Fırat arasına menfez koyduk. Bir su karışması mümkün değildir.’ Membran koymuşlar. Membranlar bunları önleyecekmiş. Fırat’ın önüne menfez koydunuz. Peki 10 milyon metreküp liçli, siyanürlü topraktan sızan siyanürün toprak altı su kaynaklarına erişebilmesini nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Eğer burada bu kapasite artırımları verilmeseydi orada 300 metreyi bulan dev gibi yığınlar yığılır mıydı ve onlar bir toprak kütlesi halinde değil de adeta bir sel gibi vadiye böyle akabilir miydi? Türkiye’nin doğasıyla, insanıyla hiç edildiği, ranta kurban edildiği bir memleketin evlatlarıyız.
“TÜRKİYE’NİN ALTINI DİĞERLERİ TARAFINDAN PAYLAŞILIYOR. BİZE DE BUNUN DOĞA FELAKETİNİ ÇEKMEK KALIYOR”
AKP, altın madenciliği faaliyetiyle övünüyor. 2020’de 41 ton altın çıkartıldı. Şimdi de 30 tonlar civarında bir uygulamayla gidiliyor. Bu altın madenciliğinin bu memlekete bir kuruş faydası var mıdır? Benim memleketime gelecekler. Karadeniz’den Kaz Dağları’na, Erzincan’ın İliç’ine Bergama’sına, Uşak’ına kadar, Türkiye’nin her tarafını siyanürle liçleyecekler. Çıkartılan altının yüzde 98-99’unu götürecekler. Siyanürü, liçi ve doğa felaketi bize kalacak. Burada büyük bir rant ortaklığı vardır. Yabancı firmalar ve siyasetin durumuna göre onlara eşlik eden, geçen dönemin FETÖ’cü firmaları, bu dönemde onların yerine gelen iktidarın yandaşı firmalar, o yabancıların Türkiye’deki halkla ilişkiler faaliyetlerini, bürokrasideki izinlerini, siyasetle ilişkilerini düzenliyorlar. Rant hep beraber bölüşülüyor. Türkiye’nin altını diğerleri tarafından paylaşılıyor. Bize de bunun doğa felaketini çekmek kalıyor.”
]]>Manisalı avukat TESLA firmasından almak istediği elektrikli otomobili fiyatın iki katına çıkması sonucu almaktan vazgeçti, yatırdığı ön sipariş bedelini hukuk yoluyla geri aldı
MANİSA – TESLA firmasından otomobil almak için ön sipariş bedeli yatıran Avukat Mehmet Salcıoğlu, bu süreç zarfında araç fiyatının neredeyse 2 kat artması sonucu siparişten vazgeçerek firmadan ön sipariş bedelinin geri iadesi istedi. Firma tarafından kendisine olumsuz yanıt verilen Salcıoğlu başlattığı hukuk mücadelesini kazanarak hem ödediği kaparo bedelini geri aldı hem de kendisiyle aynı durumda olan tüketicilere umut oldu.
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan bir avukat TESLA firmasına karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini kazanırken, aynı durumda bulunan tüketicilere de umut oldu. Firma sözleşmesinde ilk başvuruda ön sipariş adında ödenen bedelin, sözleşme gereği iade edilmeyeceği yazılı olmasına rağmen Alaşehirli Avukat Mehmet Salcıoğlu, mevcut araç fiyatının ilk başvuru esnasındaki fiyattan hemen hemen iki katına varacak şekilde çok fazla artması nedeniyle siparişten vazgeçerek ödediği ön sipariş bedelinin iadesini istedi. TESLA firmasının kendisine iade yapmaması üzerine Tüketici Hakem Heyetine başvuran Salcıoğlu haklı bulundu ve icra takibi sonrası yatırdığı 10 bin TL’yi firmadan geri aldı.
Tüketici Hakem Heyeti, “Sözleşmeyi düzenleyen bir standart şartın ‘Münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür’ düzenlemesi gereği dosyada yer alan sözleşmenin ilgili maddesi haksız şart kapsamında yer aldığı değerlendirilmiştir. Ayrıca ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik sıkıntılar döviz kurundaki öngörülmeyen değişiklikler nedeniyle teslim edileceği belirtilen tarihte, aracın değeri 2 katına çıkmış ve döviz kurundaki değişiklikler sebebiyle sipariş verilen aracın bedeli tüketici tarafından ödenemeyeceği kadar artmıştır. Tüketici Hakem Heyeti, somut uyuşmazlıkta ekonomik şartların aşırı ağırlaşması, sipariş tarihindeki araç fiyatı ile sonradan teklif edilen fiyat arasındaki dövizden kaynaklı fahiş fark olması ve emsal Yargıtay kararlarında da alınan bedelin iadesinin gerektiği anlaşıldığından uyuşmazlık konusu bedelin iadesine ilişkin tüketici talebinin haklılığına karar verilmesi kanaatine varılmıştır” diyerek tüketici lehine karar verdi.
“Koruyucu ve kapsayıcı bir karardır”
Yaşadıklarını anlatan Avukat Mehmet Salcıoğlu, “2023 yılında eşimin adına TESLA firmasından elektrikli bir otomobil siparişi verdik. Bu siparişi verdiğimiz esnada da 10 bin TL ön sipariş adında bir bedel yatırdık. Daha sonrasında mevcut ekonomik şartlar nedeniyle araç bedelinin çok fazla artması nedeniyle bu siparişimizden vazgeçtik. Fakat bu 10 bin TL’lik bedel ilgili firma tarafından tarafımıza iade edilmedi. Bunun neticesinde de tüketici hakem heyetine başvurduk. Tüketici hakem heyeti de bu 10 bin liralık bedelin iade edilmemesinin haksız bir şart oluşturacağı, bu nedenle de tüketiciye geri iade edilmesine yönelik bir karar verdi. Verilen karar da tüketicinin lehinedir. Yapılan icra takibi sonrasında da 10 bin liralık yatırdığımız bedeli geri iade aldık. Tüketici hakem heyetinin bu yönde verdiği karar ilgili bedeli alamayan tüketiciler için bir koruyucu ve kapsayıcı yönde bir karardır.” dedi.
]]>ZONGULDAK’ta 12 çifte ait kına ve düğün videoları, ani elektrik kesintisi sonrası hard disk bozulunca silindi. Mutlu günlerine ait videoları alamayan çiftler mağdur olurken, fotoğrafçı Nejat Kaskun (36), hard diskteki görüntüleri kurtarmak için belleklerin Rusya’da bir firmaya gönderildiğini söyledi.
Kozlu ilçesinde fotoğrafçılık yapan Nejat Kaskun 20 Temmuz akşamı düğün çekiminden gelip, görüntüleri aktardığı sırada iddiaya göre, ani bir elektrik kesintisi yaşandı. Elektrik kesintisi sonrası hard diskte arıza meydana gelince, 12 çiftin düğününün videolarına tekrar ulaşamadı. Çiftler ‘en mutlu günleri’ni hatırlatacak videolara erişemezken, fotoğrafları teslim edildi. Fotoğrafçı Kaskun, ardından hard diskteki verileri kurtarabilmek için İstanbul’da firmalarla görüştü. 3 firmadan ret cevabı alan Kaskun, daha sonra yurt dışı menşeili bir firmayla anlaşarak hard diski Rusya’ya gönderdi. Diskte ‘okuyucu kafa arızası’ ve ‘plakalarında metal tozlaşması’ tespit edildi. 5 aydır görüntüler için çaba harcanırken, şikayetçi olmayan çiftler için yine de güzel haber bekliyor.
‘EN MUTLU GÜNÜMÜZÜN VİDEOSUNU İZLEYEMEDİK’
Temmuzun 2’sinde kına, 3’ünde de düğün yapan madenci Yusuf ve eşi Yonca Akbıyık (26), ellerinde sadece yakınlarının cep telefonu ile çektiği dans videosu olduğunu söyledi. 6 aydır mağdur olduklarını belirten Yusuf Akbıyık, “Çok mağduruz, 6 aydan beri bekliyoruz. ‘Yurt dışına yolladık’ dediler, hala bekliyoruz. Fotoğrafçı, ‘Hard disk çizildi, yandı’ dedi. Hard disk arızası olmuş, şu an o yüzden de bekliyoruz Fotoğraflarımız var ama videolarımız yok. Çok kötü bir şey. Ailemiz de bekliyor, aşırı derecede mutsuzuz. En mutlu günümüz zaten ilk ve son oluyor. Mağduruz, sadece bekliyoruz. En mutlu günümüzün videosunu izleyemedik” dedi. GÖRÜNTÜLERİ KURTARMAK İÇİN 50 BİN LİRA HARCAMIŞ
12 düğün çekiminin görüntülerine henüz ulaşamayan ve kurtarmak için şimdiye kadar 50 bin lira harcadığını belirten fotoğrafçı Nejat Kaskun, “Önemli bir hard disk olduğu için bunu işin ehli olan veri kurtarma merkezine götürdük. İstanbul’da 3 farklı yere götürdük ama istediğimiz yanıtı alamadık. Çünkü Türkiye’de olmayan bir teknoloji ile bunun halledilmesi gerektiği söylendi. Yurt dışı menşeili çalışan bir firmaya teslim ettik. ‘Okuyucu kafa arızası’ olduğunu, ‘plakaların metal tozlaşması’ nedeniyle verileri bize göstermediğini, ani elektrik kesintisi nedeniyle ‘devresel problemi2 olduğunu söylediler. Veri kurtarma süreci normalde 36 saatte halledilebilen bir işlem olmasına rağmen bu durumun donanımsal olarak uzun sürebileceği söylendi” diye konuştu.
Başvurduğu 3 firmanın ‘veri kurtaramazsınız’ dediğini ancak çözüm aramayı bırakmadıklarını söyleyen Kaskun, “Çözüm bulmak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Hard disk çok önemli olduğu için aynı üretim bandından çıkmış, ‘donör’ disklerle çözüm bulunabiliyor. Bu da ancak yurt dışından temin edilebilen bir markanın malzemeleri lazım. Bu yüzden de firma bize belli bir süre veremiyor. Şu an donanımsal problemleri çözüldü, yazılımsal problemleri kaldı. Bunu da çözebilmek için müdahaleler yapılıyor” dedi.
’12 ÇİFTİMİZ MAĞDUR OLDU’
Bir an önce düğün görüntülerini sahiplerine teslim etmek istediklerini belirten Kaskun, şöyle konuştu:
“12 çiftimiz mağdur oldu. Bu konuyla ilgili sürekli irtibat halindeyiz. Bize ne zaman soru sorduklarında, biz de hangi cevapları alıyorsak, onlara ilettik. Konuyla alakalı problem yaşadığımız bir çift yok. Fotoğrafların hepsini teslim ettik. Dış çekim ve düğün hikayelerini teslim ettik. Şu an bir tek düğün akşamına ait videolar veri kurtarma merkezinde düzeltilmeye çalışılıyor. Şu an için herhangi bir şikayet ve adli durum olmadı. Parasını isteyen çiftlere iade yaptık. Şimdilik 2 kişiye iade yaptık ama videolar geldiğinde kendilerine teslim edeceğiz. Beklemek isteyenler de oldu. ‘Her halükarda videoyu alınca parasını ödeyeceğiz. Sen hazır olduğunda bize haber ver’ diyerek flash belleklerini bırakan çiftlerimiz de var. Videolar bize teslim edilir edilmez, belleklere aktarıp kendilerine müjdeli haberi vereceğiz inşallah.”
]]>Ankara’nın Polatlı ilçesinde faaliyet gösteren bir buğday tohum firması iddialara göre, birden fazla firma ve 100’ün üzerinde çiftçinin ürünlerinin parasını vermeden ortadan kayboldu. Toplamda piyasa değeri 150 milyon TL’nin üzerinde olan mahsullerinin tahsilatını alamayan çiftçiler durumdan şikayetçi oldu. Şikayet üzerine firmanın kapılarına polis ekipleri tarafından mühür vuruldu.
Ayrıca firma sahipleri, 2017 yılından beri güven oluşturarak çiftçilerden tarım ürünlerini topladıkları ve belli bir süre sonra karşılığında yüksek kazanç vaadiyle geri ödeme yapacaklarını iddia ettikleri belirtiliyor.
Çiftçilerin yaptığı şikayetler sonucunda Polatlı Cumhuriyet Savcılığına ulaşan 100’den fazla mağdur olduğu ve bazılarının ellerinde senet bile olmasına rağmen ürünleri gizlice ellerinden çıkardıkları için mağduriyet yaşadıkları ifade edildi. Firma sahibi S.C.’nin bu faaliyetler içindeyken aynı zamanda 1926 Polatlı Belediyespor Başkanı görevini de sürdürdüğü ortaya çıktı.
“Bürolarını kapatıp ortadan kayboldular”
Polatlı Devlet Hastanesi’nde 22 yıllık başhekimlik görevinin arından emekli olarak çiftçilik yaptığını aktaran mağdur Ali Rıza Koçoğlu, “Buğdayı kaldırdığımızda TMO’ya verecektim. Geldiler, ‘Buğdayı bize ver hocam, 6 Aralık’ta parasını vereceğiz’ dediler. 259 ton buğdayı onlara teslim ettik. Bunlar tohumluk yaptılar, millette sattılar. 6 Aralık’ta paramızı verecekti. 5 Aralık’ta bürolarını kapatıp ortadan kayboldular” ifadelerini kullandı.
Bir sene önce de aynı kişilere buğdayını teslim ettiğini ve borcunu geri alması ile güven sağladıklarını dile getiren Ali Rıza Koçoğlu, “Gübre ve tohum üretip satıyorlardı. Tohum ve gübre bayisiydi. Biz de bu sene hatta tohumu ve gübreyi oradan aldık. Ondan sonra gerisini alıp gittiler” dedi.
“Depomuz olmadığı için oraya teslim etmiştik”
Ailesi ile tarlalarında bu yıl 600 dönümlük bir araziye buğday ektiklerini dile getiren mağdur Edem Koçoğlu, “Buğday ekilişinden verim aldık. Gayet güzel bir yıldı. O bütün ürünümüzle birlikte Ahi Tohum’un sahipleri Sevgi Coşkun ve eşi Cihangir Coşkun’un işlettiği işletmeye ürünümüzü teslim ettik. Polatlı’da tanınıyorlardı. Bilindik bir aileydi. Bizler de güvendik. Dolayısıyla ürünümüzü verdikten sonra geri belli bir süre bekletip daha sonra da depomuz olmadığı için oraya teslim etmiştik. Sonra da belli bir karla birlikte o zamanın aralık ayının fiyatıyla bize verdiğimiz mahsulü sattıktan sonra parayı iade edeceklerdi. Ancak işte bu Ahi Tohum ürünümüzün parasını vermedi” diye konuştu.
“Tanınan bir aileydi ama bizi yanılttılar”
Polatlı’da 100’ün üzerinde çiftçinin mağduriyetinin olduğunu belirten Koçoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Her gün birbirimizi arıyoruz, diğer çiftçilerle konuşuyoruz. Elimizde senet vardı. O senedi mahkemeye verdik. Haciz ve benzeri işlemler devam ediyor. Şu anda takip altında. Sevgi Demir Coşkun, biz bu şikayeti bulunmadan önce yurtdışına kaçtı. Onun yanında eşi Cihangir Coşkun da İstanbul’da yakalandı. Silivri Cezaevine konulmuş. Yüzün üzerinde kişi ve 150 milyon TL’nin üzerinde miktarı vermedikleri, alıp kaçtıkları söyleniyor ama üzerlerinde ne bir ev, ne bir arabada yok. Dolayısıyla haciz edilecek bir şey de bulamadık. Burası Ankara’nın ve Türkiye’nin tarım ambarı. Dolayısıyla güven esaslı biz depoya bıraktık. Ayrıca, Sevgi Coşkun 1926 Polatlı Belediyespor kulübünün başkanlığını da yapıyordu. Dolayısıyla tüm Polatlı güveniyordu. Onlara kulüp başkanlığını da emanet etmişlerdi. Tanınan bir aileydi ama bizi yanılttılar. Herkesi yanıttılar, herkes mağdur. Dolayısıyla tarım, çiftçilikte bu nedenden dolayı her gün geriliyor ve gerilemekte. Dolayısıyla insanlar bundan sonra çiftçilik belki yapamayacak, bu kayıplarını karşılanmasını talep ediyorlar. Bu nedenle biz yasal hakkımızı da kullanıyoruz.” – ANKARA
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemesiyle 1 Ocak’tan itibaren şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslere araç takip cihazı takılması zorunlu hale geliyor. Taşıtların konum bilgileri 2 dakikada bir Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) aktarılacak. Türkiye’nin en büyük otogarı olan İstanbul 15 Temmuz Demokrasi otogarında takip cihazı takma hareketliliği yaşanıyor. Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, “Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, şehirlerarası otobüslerde yeni döneme geçildiğini duyurmuştu. Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı açıklamada, “‘Son dönemde maalesef karıştıkları kazalarla gündeme gelen ve şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takacak ve bu bilgileri anlık olarak bakanlığımıza bağlı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüzle paylaşacak” dedi. Uygulama 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girecek. 1 Ocak’a kısa süre kala otogarlarda hazırlıklar devam ediyor. İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda otobüslere takip cihazı takma telaşı yaşanıyor.
“ŞU ANDA UYGULAMA ORANI YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE”
Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım uygulamada oranın yüzde 30’lara ulaştığını belirtti.
Mustafa Yıldırım, “Araç takip sistemi araçların her türlü hareketini kontrol etmek için 2016 yılında Avrupa Birliği tarafından alınmış bir karardı. Türkiye bunu erteleye erteleye 2024 yılına kadar erteledi. 8 yıldan beri erteleniyor bu. Kazaları önlemede önemli bir etken olacağını düşünüyoruz. Aracın her türlü hareketini, sürücünün her türlü hareketini kontrol eden bir sistemdir. Uzun zamandır firmalarımızın, sorumluluk sahibi firmalarımızın birçoğu bunu araçlarına uyguladılar ve takip ediyorlar araçlarını. Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde. Kurumsal şirketler tamamını yapıyor. Diğer şirketlerimiz de buna uyacaklar. Kazaları önlemede önemli bir etken olacak. Firmalarımızın iç denetim sistemini kurarak tek merkezle akıllı sistemden bunları takip edip sürücüleri uyarması lazım. Trafik kurallarına uyuyorlar mı uymuyorlar mı trafik kurallarına uyup uymadıklarını kontrol etmeleri lazım.” dedi.
ARAÇLARI TEK MERKEZDEN KONTROL EDİYORLAR SÜRÜCÜLERİNİ UYARIYORLAR
Bütün otobüslere sistemin kurulmasının yeni yıla yetişemeyeceğini belirten Yıldırım, “Yarın öbür gün 1 Ocak. Onun için yetişmez. Yetişmeyenler için de zorunluluk devam etsin ancak yaptırımları 2025 yılının 1 Ocak’ına erteleyelim. Zorunluluğu kaldırmayalım.
Şöyle, sürücü yorgun mu değil mi, sürücü yasal limitlerde araç kullanıyor mu, trafik kurallarına uyuyor mu uymuyor mu, bütün bunları firma merkezden kontrol edebilecek, görebilecek. Onun için kazaların azalmasında önemli bir etken dikkatsizlik, yorgunluk, uykusuzluk işte araç direksiyonu telefon kullanmak mesaj çekmek gibi birçok konuyu görebilecekler. Bu konuda firma her şeyi polisten beklemeyecek kendi yaptırımını uygulayacak, sürücüyü uyaracak ve bu hataları yapan sürücülere de ceza uygulaması yapmaları lazım. Tabii ki şu anda piyasada bunları takip eden firmalarımız var. Şu anda bunu uygulayan firmalarımız var. Araçları tek merkezden kontrol ediyorlar sürücülerini uyarıyorlar” şeklinde konuştu.
Otobüs firması yetkilisi Kemal Soğancı ise, “Genel anlamda taktırmaya çalışanları görüyoruz. Bu sistemin faydaları araçlardaki kaptanın, personelinin, yani yolda yaptığı hareketlerin tamamını takip ediyorsunuz. 7/24 gece gündüz takip ediyoruz” dedi.
Otobüs şoförleri de sistemin kazaları önlemede de katkı saylayacağını belirtti. Yolcu Burak İlhan ise, “Türkiye’nin her yerinde seyahat eden biri olarak söylemek gerekirse yakınlarımız da bu seyahate giriyor ve nerede olduklarını bilmek güzel olur. Kaza olabilir farklı konular olabilir yakınlarımızın takibi açısından geç kalınmış bir uygulama diyebiliriz zorunlu olması” diye konuştu.
]]>