İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren dava dosyasının müştekilerinden Gaziantep FK Teknik Direktörü Selçuk İnan’ın ifadesi, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde alındı. İnan, ifadesinde sanık Seçil Erzan’ı, 2011’de Florya Denizbank şube müdürü olduğu tarihten beri tanıdığını, süreç içinde banka işlemlerini yaptığı için aralarında güven ilişkisi oluştuğunu söyledi.

FONA, TOPLAM 3 MİLYON 685 BİN DOLAR PARA YATIRDI
Erzan’ın, kendisine Denizbank’ta başlarındaki banka yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun olduğu kurumsal bir fondan bahsettiğini kaydeden İnan, bu fona para yatırması durumunda kar payı alacağı bilgisinin Erzan tarafından verildiğini anlattı. İnan, Denizbank’ın da içinde olduğu 3 bankadan para çekerek bu fona 3 seferde toplam 3 milyon 685 bin Amerikan doları yatırdığını aktardığı ifadesinde, Denizbank’taki parayı sanık Erzan ile çektiklerini söyledi.
“BANKAYA DUYULAN GÜVEN NEDENİYLE PARALARI ÖDEDİM”
Çekilen paraların veznedekilerin gözü önünde çantalara doldurulduğunu ve Erzan’ın aracına aktarıldığını kaydeden İnan, “Paranın bir kısmını da Erzan’a odasında teslim ettim. Yanında müdür yardımcısı sanık Asiye Öztürk de vardı. Bu paraların Denizbank’ın genel merkezine götürüleceği, fonun orada olduğu söylendi. Paraları tamamen bankanın içinde teslim ettim. 2 milyon 150 bin Amerikan dolarını süreç içerisinde fon getirisi olarak bana iade etti. Yatırdığım ana paradan geriye 1 milyon 535 bin Amerikan doları alacağım kalmıştır. Bankaya ve fonu yöneten Hakan Ateş ile Mehmet Aydoğdu’ya duyulan güven nedeniyle bu paraları ödedim.” ifadelerini kullandı.

“KENDİLERİNİ SORUMLULUKTAN KURTARMAK İÇİN TEK YANLI BEYANDA BULUNDURTMUŞLAR”
İnan, yatırdığı paralara ilişkin şube müdürü sıfatıyla Erzan’dan ıslak imzalı, kaşeli resmi belgeler de aldığını ve dava dosyasına bu belgeleri sunduğunu bildirerek, “Erzan 6 ay boyunca telefonlara çıkmayıp bütün taleplerimize rağmen bugün, yarın diyerek bizi oyaladıktan sonra ödemiş olduğumuz paranın zimmete geçirildiğini anladık. Bu arada Erzan’ın kuzeninden aldığımız bilgilere göre banka yöneticileri Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu ve diğerleri Erzan’ı günlerce yanlarında tutmuş, elinden bütün dosyaları almış ve müfettiş raporuna kendilerini sorumluluktan kurtarmak için tek yanlı beyanda bulundurtmuşlardır. Burada banka müfettişlerine verdirdikleri ifadelerinde, kendilerini ve bankayı sorumluluktan kurtarmak amacıyla tek yanlı beyan verdirtmişlerdir. Banka, Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu bu suretle sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır.” şeklinde konuştu.
“ERZAN DENİZBANK ŞUBE MÜDÜRÜ OLMASAYDI BU PARAYI ASLA TESLİM ETMEZDİM”
Erzan, Ateş ve Aydoğdu’nun parayı birlikte zimmete geçirdiklerini ve Erzan’ın tek başına bu suçu işleyemeyeceğini düşündüğünü iddia eden İnan, “Erzan Denizbank şube müdürü olmasaydı bu parayı asla teslim etmezdim. Resmi, ıslak imzalı belgelerim zaten mevcuttur. Zararımın giderilmesini istiyorum. Erzan ile tüm banka yetkililerinden şikayetçiyim.” diye konuştu.

İnan, ifadesinin ardından sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmasına rıza göstermediğini bildirdi. Mahkeme, İnan’ın avukatı huzurunda alınan ifadesini, ana davanın görüldüğü İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın, bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor. İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği, ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.
Seçil ErzanSanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor. İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
SANIK ERZAN’IN 77 YILDAN 252 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
“Özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın, 77 yıldan 252 yıla kadar hapsi talep ediliyor. İddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>Yüksek kar getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 21 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen Şube Müdürü Seçil Erzan’ın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen 7 sanıklı duruşmada tutuklu sanıklar Seçil Erzan ile Ali Yörük ve bazı tutuksuz sanıklar hazır bulundu. Duruşmaya aralarında Arda Turan, Fernando Muslera ve Emre Belözoğlu’nun da bulunduğu bazı müştekiler de katıldı.
“Bana ‘milli piyango bileti alıp büyük ikramiyeyi kazandın, şimdi bunu vermiyor musun’ dediler”
Duruşmada savunma yapan Seçil Erzan, kimden ne kadar para alındığını, ne kadar para verildiğini tek tek anlattı. Sonrasında savunmasında, “Ben o gün ölmeyi beceremedim. Bana o zaman milyar dolar yaz deselerdi de yazacak durumdaydım. Kapıda bekleyen 10 tane tefeciye para vermek zorunda kalıyordum. Semih Kaya 4 milyon 275 bin dolar fazla aldı benden. Semih Kaya bana ‘Seçil Erzan kim ki bana ev alacak, benim ona ihtiyacım olacak?’ demişti. Ben kimsem neden 2 defa benim odamdan muhasebecisi gelip çuval çuval paralarla çıkıyor? Bana ‘milli piyango bileti alıp büyük ikramiyeyi kazandın, şimdi bunu vermiyor musun’ dediler. Ben bir çözüm noktasıyım ve şube müdürüyüm. Bir hata yapmışım insanlar, beni borç batağına sürüklediler. Benden para istediklerinde dediklerini itiraz etmeden yapıyordum çünkü türlü türlü şantajlarla karşılaşıyordum. Bana ‘bankayı da bu işin içine katacağız’ diyorlardı. Bir açık var, farkındayım, ilerliyor ve toparlanmasını bekliyordum. Hep vakit kazanmaya çalışıyordum” dedi.
“Arda Turan bana toplam 10 milyon 736 getirip 7 milyon 920 geri aldı”
Arda Turan’ın beyanlarına karşı söz alan Erzan, “Arda Turan bana toplam 10 milyon 736 getirip 7 milyon 920 geri aldı. 2 milyon 816 bin alacağı kaldı. Bunun dışında benim hatırlamadığım rakamlar varsa konuşuruz. Arda çıkarsın getirsin bakalım, yok öyle bir şey aklımı oynatacağım yok” diye konuştu.
“Özellikle 2022 Ocak ayından itibaren 2023 Nisan ayına kadar yatırılan tüm tutarları, bu zaman aralığındaki tüm parayı Fatih Terim’e ben verdim”
Bir şube müdürünün paraya dokunamayacağını, hatta kasaya girmesinin bile yasak olduğunu belirten Erzan, “Ben ciddi borç batağına girmiştim. Ödeme yapıyorlardı onunla diğerini kapatıyordum. Bana tefecilerin parasını getiriyorlarmış bunu bilmiyordum. En büyük korkum işten atılmaktı. Saydığım tüm isimlerin hesap hareketlerinin 2023 Nisan ayına kadar tek tek çıkarılmasını istiyorum. Bu arada Fatih Terim ile ilgili bir şeyler söylemediğim konuşuluyor. Hoca bir dönem özel bankacılıkta zarar etmişti, bankayı değiştirmek de istiyordu. Bana 300 bin dolar elden teslim etti ve ‘ne istersen yap, sen yaparsın, değerlendir bu parayı’ dedi. Sonra da 1 milyon dolar verdi. Özellikle 2022 Ocak ayından itibaren 2023 Nisan ayına kadar yatırılan tüm tutarları, bu zaman aralığındaki tüm parayı Fatih Terim’e ben verdim” şeklinde konuştu.
“Hoca ekside olduğunu biliyordu, daha önceden fazla aldığı için, ilkinde getirisini az bulup fazla harcadığını biliyordu, bunun için 1 milyon doları da gönderdi”
Özellikle Aralık ayından sonra Muslera ile başlayan ve devam eden süreçte her şeyin birbirine girdiğini belirten Erzan, “Arabam yolun ortasında durduruluyordu, bagajım açılıyordu ve paralar içinden alınıyordu. Ben hocaya şunu da söyledim, ‘hocam yüklü harcamalar yaptınız, mevduatlar aldınız, eksideyiz, lütfen bu konuda para getirmeniz gerekiyor’ diyordum. Hoca ekside olduğunu biliyordu, daha önceden fazla aldığı için, ilkinde getirisini az bulup fazla harcadığını biliyordu, bunun için 1 milyon doları da gönderdi. Yani 300 bin doları verdi ve ‘değerlendir’ dedi, beklediği kadarı olmadı ama her istediğimde bütün ödemeleri yaptı. 300 bin dolarla o an ne yaptığımı tam hatırlamıyorum, bir yatırım yapmadım. Muhtemelen bir kısmını değerlendirip diğer kısmını başkasına vermişimdir” diye konuştu.
“İnsanlar kendi gelirlerini resmi olarak belgeleyebiliyorsa, giderlerini de yapabilir ama bunu yapamıyorlarsa bu aradaki kaynak bendim”
Erzan savunmasının devamında, “Ben kimsenin parasını alıp 30 kişiye isteyerek dağıtmadım. Şuna inanıyordum, insanlar bana yardımcı olur diyordum. İnsanlar kendi gelirlerini resmi olarak belgeleyebiliyorsa, giderlerini de yapabilir ama bunu yapamıyorlarsa bu aradaki kaynak bendim. Babamın kefen parasını bile aldılar. Mesela Semih Kaya 10 Nisan’da bankaya gidiyor ama hiç para almadım diyor. Benden aldıklarını söylemeyip şu kadar alacağım var, şu kadar alacağım var diyor. Zaten herkes söylese fazla aldıkları parayı her şey açığa çıkacak. Şubeye teftiş gelmeliydi. Ben bankanın bildiğini düşünüyordum, bilmeliydi” dedi.
“Ötelenen kredi hocanın kredisiydi”
Önemli ve büyük bir müşterinin kredilerini şubeden ötelettirdiğini belirten Erzan, “Arka arkaya ötelettiriyorum, banka o dönem şubeye teftişe gelebilirdi. Yetki tamamen bendeydi, sonradan ‘nasıl böyle bir hayata düşmüşüz’ dediler” dedi. Kendisine bu kişinin kim olduğu sorulduğunda ise “Ötelenen kredi hocanın kredisiydi” diye yanıtladı.
“Ben hocaya bir fon kuracaktım, öyle bir planım vardı ama kurulamadı”
Kimseye fon vadetmediğini ve fon olayının herkesin birbiriyle konuşmasıyla ortaya çıktığını belirten Erzan, “Fatih Terim fonu demedim, asla kabul etmiyorum. Bu Fatih Terim fonu kendilerinden çıkan bir şey oldu. Birkaç kişiye söylediğim oldu sadece zor dönemdeyken. Hatta ‘Fatih Terim fonzedeleri’ diye gruplar kurulmuş. Ben hocaya bir fon kuracaktım, öyle bir planım vardı ama kurulamadı. Hoca zaten parasının türediğini biliyordu” şeklinde konuştu.
“Benim odama valiz valiz paralar girip çıkıyor banka bunu bilmeliydi”
Savunmasına devam eden Erzan, “Bence banka benimle durum tespitine ilişkin yaptığı toplantıdan sonra bu parayı ödeme konusunda iyi niyetliydi fakat önüne gelen ‘aldım, almadım’ dedi. Sonuçta banka personelinin hatası, ödeme konusunda kanaatleri bence o yöndeydi. Bir şube müdürünün odasında, paraya dokunulması yasakken benim odama valiz valiz paralar girip çıkıyor. Banka bunu bilmeliydi” ifadelerini kullandı.
Duruşma Seçil Erzan’ın savunmalarıyla devam ediyor. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İş Bankası’nın düzenlediği panelde spor, sanayi, tarım, bilim gibi farklı alanlarda başarılı kadınlar ilham verici hikayelerini, başarıya giden yolda yaşadıkları deneyimleri paylaştı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, hem dünyada hem ülkemizde düzenlenen ve kadınların ekonomik, sosyal, siyasi açıdan bir insan hakkı olan toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde daha da güçlenmelerine vurgu yapan çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.
Türkiye İş Bankası da Birleşmiş Milletler’in bu yıl ‘Kadınlara yatırım yapın: İlerlemeyi hızlandırın’ temasıyla kutladığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli düzenledi.
İş Bankası Sermaye Piyasaları Müdürü Işıl Dadaylı’nın açılış konuşmasını yaptığı panelde spor, tarım, sanayi, bilim gibi farklı alanlarda başarılı işlere imza atan kadınlar, iki ayrı oturumda bir araya gelerek ilham verici hikayelerini, kendilerini başarıya götüren yolda yaşadıkları deneyimleri paylaştı.
Güçlü Kadın Güçlü Gelecek/ Girişimcilik Dünyasında Kadın
Moderatörlüğünü Nilay Örnek’in yaptığı “Güçlü Kadın Güçlü Gelecek” oturumuna Fenerbahçe Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ebru Güzel, Milli Tenisçi Çağla Büyükakçay ile KOÇKAM Bursiyeri ve Konuşmamız Gerek Derneği Eş Kurucusu İlayda Eskitaşçıoğlu katıldı.
İş Grubu Yeni Nesil Girişimcilik Başkanı Barış Karakullukçu’nun moderatörlüğünü üstlendiği “Girişimcilik Dünyasında Kadın” oturumunda ise İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programı’nın mezunlarından, Juphy’nin ortağı ve CEO’su Alara Eren İplikçioğlu, Yüzeytek Yüzey İşlem Teknolojileri Sanayi Kurucusu Ferda Yazıcıol ve Hatay’da ipekböceği yetiştiriciliği yapan Tülay Genç katıldı.
Işıl Dadaylı, “Kadının toplumsal hayatta daha güçlü bir konuma sahip olmasının, profesyonel yaşamdaki ağırlığının artmasıyla mümkün olabileceğine; bunun için de kadınları iş hayatına hazırlayacak sürecin gözden geçirilerek iyileştirilmesinin önem taşıdığına inanıyoruz. Aile hayatı, eğitim süreci ve toplumsal hayat üzerinden çizilecek bir çerçeve iş hayatında kadınları daha fazla sorumluluk gerektiren pozisyonlarda ve girişimci olarak görmek için neler yapılabileceği konusunda da yol gösterici olacaktır” diye konuştu.
İş hayatında kadın yönetici oranının düşük olduğuna işaret eden Dadaylı, Borsa İstanbul’a kayıtlı 512 şirkette kadın yönetim kurulu üyesi oranının yüzde 17,9; tüm yönetim kurulu erkeklerden oluşan şirket sayısının ise 179 olduğunu aktardı. 3. yaşını kutlayan İş Portföy İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu’na ilişkin de bilgiler paylaşan Dadaylı, “Fondan elde edilen gelirin yüzde 50’si KOÇKAM’a aktarılarak bilimsel araştırmalar için kaynak oluşturuyor. Yatırım evreninde 198 şirket bulunuyor; fon yüzde 85 getirisiyle 2023’de hisse senedi yoğun fonlar arasında ilk 5’te yer alırken, toplam büyüklüğü 1 milyar TL’ye, yatırımcı sayısı 29 bine ulaştı” dedi.
Görünürlüğün büyük önem taşıdığı günümüzde bu tür etkinliklerde yer alacak kişilerin kimler hakkında konuşulduğunu belirlediğini söyleyen Nilay Örnek, “Bugün konuşmacı olarak yer alan kadınlar alanlarında çok başarılı oldukları, gelecek kuşakları değiştirmek istedikleri için buradalar. Aynı zamanda erkekler ve kadınların birlikte olmayı öğrenmesi; kadınlara ilişkin konuşmaların sadece kadınlar arasında kalmaması; birbirimizi anlamamız gerekiyor” dedi.
Kadın tarihinin daha çok erkekler tarafından üretildiğini, kadının gözüyle kadınları anlatan kitapların çok az olduğunu söyleyen Ebru Güzel, tarihte kadının bugün anlatıldığı gibi toprak ana ya da doğayla özdeşleştirilmediğini; yazıyı bulan, ilk çömleği üreten, dansı keşfeden, ilk taşı yontanın kadınlar olduğunu; kadının uygarlaştırıcı rolü bulunduğunu söyledi. Günümüzde yeni medyada kadınların yansıtılma şekillerine de değinen Güzel, “Yeni medya söz konusu olduğunda olmakla görünmek arasında bir bunalım yaşıyoruz. Herkes bir aynaya bakarak ve olmak istediği şeyle orada var olmaya çalışıyor. Sistem özellikle kadınları tarihteki gibi yetenek ve donanımıyla değil bütün referans kaynağını bedeninden alarak var olmaya teşvik ediyor” açıklamasında bulundu.
Konuşmamız Gerek Derneği ile kadınlar ve kız çocuklarının yaşamında çok önemli yeri olan ancak toplumun genellikle konuşmaktan kaçındığı regl konusunu normalleştirmek istediklerini belirten İlayda Taşçıoğlu, yürüttükleri bilgilendirici çalışmalarla deprem bölgesine, köy okullarına, hapishanelere, mevsimlik işçilere gittiklerini aktardı. Eskitaşçıoğlu, “Eğitimlerde kız çocuklarının bu konuyu günahla, ayıpla, küfürle özdeşleştirdiğini görüyoruz. Eğitimler kadınların kendi bedenleriyle barışmaları, bir duygudaşlık kurmalarını sağlıyor; oğlan çocuklarının ise bu temel ihtiyaçları tamamen görmezden gelmesini engelliyor” dedi.
Çağla Büyükakçay, sporcu olarak kız çocuklarına, bu işten para kazanabileceklerini, ülkemizin reklam yüzü olabileceklerini, başka kız çocukları ve kadınlara ilham verebileceklerini göstermek istediğini belirterek, “Hem kendi sporumu tanıtma hem de başaramayacağımız bir şey olmadığını gösterme umuduyla yoluma devam ettim. Çocuklar belirli bir yaşa geldiğinde eğitim ve spor arasında kalabiliyor. Bu dönemde en büyük destekçilerimden biri annem oldu, arkamda durdu ve tenise devam edebilirsin dedi. Ben de kız çocuklarını daha fazla spora yönlendirmek için elimden geleni yapmaya her zaman devam edeceğim” diye konuştu.
Barış Karakullukçu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınların bugün sahip olduğu hakları ne kadar zor kazandığının hatırlanmasının önemli olduğunu belirterek, ilham verici kadın hikayelerinin paylaşıldığı; genç kadınların ileride zorlandıkları dönemlerde feyz alabilecekleri yolculuklarla tanıştığı bir gün olması dileğini paylaştı. Girişimcilik dünyasında kadınların yerine de değinen Karakullukçu, “Türkiye’de kadın girişimci oranının yüzde14-15 olduğu bir durumda daha fazla girişimci kadınla hem ekonomimizin gelişeceğini hem de sosyal fayda oluşacağına inanıyoruz. Bu yüzden kadınların seslerini yükseltmenin, deneyimlerini paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Juphy’nin ikinci girişimcilik tecrübesi olduğunu, ilk girişimi esnasında dahil olduğu Workup programındayken şu andaki ortaklarıyla tanıştığını belirten Alara Eren İplikçioğlu, “3,5 yılda 98 ülkede 2 binden fazla şirkete satış yaptık; 3 yatırım turu kapattık; 15 yatırımcıdan 1,5 milyon dolar yatırım aldık. Erken yaşta güzel başarılara imza attık. Bunu kariyerimde bir başlangıç olarak görüyorum. Benim için ‘çocuk da yaparım kariyer de’ çok önemli bir hayal. Sonsuza kadar çalışmaya, üretmeye devam etmek; kendi güzel ailemi de kurmak, anne olduğum noktada kariyerimi de en iyi şekilde yönetmek istiyorum. Kadının anne olduğunda kariyerinin geride kalacağı algısını yıkacak daha çok örneğe ihtiyaç var” diye konuştu.
Silikon ürünler, sporcu ekipmanları gibi endüstriyel üretim yapan bir firmanın kurucusu olduğunu belirten Ferda Yazıcıol, erkeklerin ağırlıkta olduğu bir sektörde faaliyet gösterdiğini söyledi. Yazıcıol, “Sektörümüzde ayrımcılık olabiliyor. Niye bu işi seçtin, ne güzel bankada çalışıyormuşsun gibi yorumlar yapılabiliyor. Ancak bir şey üretmek, başarmak, böyle bir sektörde kadın olarak var olabilmek çok anlamlı ve özel. Üretim sektöründe kadın çalışan da olmayacağı gibi bir önyargı var. Bu yüzden kadın istihdamına önem veriyorum” dedi.
Artık deprem bölgesinde olduğunu söylemek istemediğini, bir anka kuşu olmak, kadınlara çare olmak istediğini söyleyen Tülay Genç, “İş Bankası’nın da desteğiyle çok sağlam temeller attım. Nisan ayında hem ipek böceklerini hem de Defne kadınlarını uyandıracağım. 1 Nisan’dan sonra yapacaklarım başlayacak. Oluşturduğumuz çadıra kadınlar gelsin, sevgi dolu çadırımızda çocuklarına istedikleri renkte nevresim diksin, acılarını paylaşsın ve ben de bu kadınların acılarının dindiğini, bir daha sosyalleştiklerini bileyim istiyorum. Kadını iyileştirirseniz bütün ili iyileştirmiş olursunuz” dedi.
Cinsiyet eşitsizliğinin kaldırılması küresel büyüme oranını iki katına çıkarabilir
Dünya Bankası’nın, 190 ekonomide toplumsal cinsiyet eşitliğinde sağlanan ilerlemenin değerlendirildiği “Kadınlar, İş Dünyası ve Hukuk 2024” raporunda, istihdam ve girişimcilikte cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesinin küresel gayri safi yurtiçi hasılayı yüzde 20’den fazla artırabileceği öngörülüyor. Aynı raporda, gelecek 10 yılda cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasının mevcut küresel büyüme oranının iki katına çıkmasını sağlayacağı tahmin ediliyor. Bu oranlar, veriler bile başlı başına kadınların ekonomik hayata katılmalarının, kurumların kadınlar konusundaki yaklaşımının, desteğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
İş Bankası’nın son yıllarda kadınlara yönelik çalışmaları şöyle açıklandı:
Mart 2023’de “Kadının Güçlenmesi Bildirgesi”ni yayımlayan Banka, bildirge ile kadın işletmecilere 2028 yılına kadar 100 milyar TL tutarında finansman sağlama ve 15 bin kadın girişimciye finansal okuryazarlık konusunda eğitim sağlamayı hedefliyor. Bu çerçevede 2023 yılında kadın girişimcilere kullandırılan toplam tutar 35 milyar TL oldu.
İş Portföy tarafından İş Bankası ve KOÇKAM iş birliğinde 8 Mart 2021 tarihinde kurulan İş Portföy İş’te Kadın Hisse Senedi Fonu, cinsiyet eşitliği temasına dayalı ilk fon olma özelliğini taşıyor.
Banka, fondan elde edilen gelirin yüzde 50’si Koç Üniversitesi’ne bilimsel araştırma programı ve eğitim programlarında kullanılmak üzere bağışlanıyor.
1 Ocak 2024 itibarıyla IHK fonu yatırım evreninde 198 şirket bulunuyor.
Fon, kuruluşundan bugüne yaklaşık yüzde 850 getiri sağladı.
Fonun toplam büyüklüğü 1 milyar TL’ye ve yatırımcı sayısı 29 bine ulaştı.
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu yürütücülüğünde, İş Bankası iş birliği ve UN Women desteğiyle 2021 yılında “Girişimde Kadın Gücü” projesi hayata geçirildi. Pojeyle, Türkiye’nin farklı bölgelerinde sektör ve ölçek fark etmeksizin çalışan girişimci kadınlara kapasitelerinin gelişmesi ve iletişim ağlarının güçlenmesi için yüz yüze ve çevrim içi eğitim desteği veriliyor. 2023 yılsonu itibarıyla 5 bin 43 kadına eğitim verildi.
Banka bünyesinde ‘cinsiyetsiz sözlük’ uygulaması hayata geçirildi. Uygulamayla, eril dil kullanımının en aza indirilmesi, ayrımcılık ifade eden sözcük kullanılmasının önüne geçilmesi ve farkındalık oluşturulması hedefleniyor.
Banka, kuruluşundan beri benimsediği eşitlikçi yaklaşımı 2020 yılında BM Kadının Güçlenmesi Prensiplerinin (WEPs) imzacısı olarak pekiştirdi.
Banka, 2022 yılında şirketlerin her seviyesinde toplumsal cinsiyet eşitliği dengesini iyileştirmeyi amaçlayan ve yönetim kurullarında kadın temsiliyetini artırmak ve bunu sürdürmek misyonuyla çalışmalarını yürüten uluslararası bir inisiyatif olan yüzde 30 Kulübü’ne üye oldu.
Yine 2022 yılında Banka, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarıyla Bloomberg Cinsiyet Eşitliği endeksine dahil oldu.
2021 yılında Yönetim Kurulu kararıyla Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikası oluşturuldu.
2022 yılında bu alandaki Yönetim Kurulu onaylı politikalara bir yenisini eklenerek Yönetim Kurulu Çeşitlilik Politikası yürürlüğe alındı. Söz konusu politikayla İş Bankası,2026 yılsonuna kadar Yönetim Kurulundaki kadın üye oranını yüzde 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyor.
]]>İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Seçil Erzan ve Ali Yörük ile taraf avukatları katıldı.
MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu ve Eyüpspor Teknik Direktörü Arda Turan ile Galatasaray’ın Uruguaylı milli kalecisi Fernando Muslera da dava kapsamındaki bir duruşmaya ilk kez müşteki olarak katılım sağladı.
Dosyaya gelen evrakların okunduğu duruşmada, Denizbank’ın katılma talebi değerlendirildi. Mahkeme heyetinin bu talebi reddetmesinin ardından müştekilerin beyanının alınmasına geçildi.
Muslera: “Erzan’dan paranın geri ödeneceğine dair resmi dekont aldım”
İspanyolca tercüman aracılığıyla konuşan Fernando Muslera, sanık Seçil Erzan’ı 2011’de banka çalışanı olarak tanıdığını belirterek, Aralık 2022’de bankada finans işleri müdürü olarak bildiği kişiler tarafından arandığını, bu kişilerin yatırım teklifinde bulunduğunu, Erzan’ın da yatırımına karşılık yüzde 35 kar vadettiğini söyledi.
Seçil Erzan’ın, Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’dan “fonu idare eden kişiler” olarak bahsettiğini anlatan Muslera, “Denizbank’ın Florya şubesinden 700 bin dolar para çektim. ve çektikten sonra menajerim Musa Mert Çetin’e verdim. Denizbank’ın Levent şubesine bu parayı Çetin götürdü. Şubat 2023’te Ziraat Bankası’ndaki hesabımdan 500 bin dolar alıp tekrar Musa Mert’e verdim. Kendisi bu parayı Denizbank’ın içine girmeden kapıda verdi.” dedi.
Erzan’ın kendisine paranın geri ödeneceğine dair resmi dekont verdiği ve bu süreçte 700 bin dolarını da Erzan’dan geri aldığını kaydeden Muslera, sanığın 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremleri sebep göstererek kendisini oyaladığını da öne sürdü.
“Bunun bir yolsuzluk olduğunu anlamıştım”
Sanıkla iletişimi menajeri Musa Mert Çetin’in sağladığını aktaran Muslera, şöyle devam etti:
“Bana, ‘Biraz daha fonda yerimiz var, yatırım yapabilirsin.’ dedi. Zamanında almam gereken karı alamadığım için beni ikna etmek ve rahat olmam için bana, ‘fonda ünlü isimlerin olduğunu’ söyledi. Ben yatırım yapmadan önce bunları söylemedi, paramı alamadığım için söyledi. Seçil Hanım ailemle yaşadığım evime geldi; ‘Bu fon Hakan Ateş yönetiminde, deprem olduğu için ödemeler aksadı.’ dedi. Seçil Erzan banka yöneticisi olmasaydı normal arkadaşım olsaydı, bu paraları teslim etmezdim. Ben bankaya güvendim. Ayrıca Seçil Hanım’ın oranın müdürü oluşu da para vermemde etkili oldu. Ben sadece Musa Mert Çetin’e, ‘parayı geri alamazsak bankanın üst düzey yetkililerine şikayette bulunacağımı’ söyledim.”
Sanık Erzan’ın avukatı Bülent Aybirdi’nin, “Neden üst düzey banka yöneticilerini aramadınız?” sorusunu yanıtlayan Muslera, “Çünkü bunun için zaman kalmadı. Bunun bir yolsuzluk olduğunu anlamıştım.” diye konuştu.
Muslera, sanık Erzan hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığının sorulmasın üzerine de, “İstemiyorum.” yanıtını verdi.
Belözoğlu: “Süreç kuzenim Bahçekapılı’nın aramasıyla başladı”
Beyanda bulunan diğer müşteki Emre Belözoğlu da kendi adına sürecin, kuzeni Volkan Bahçekapılı’nın araması ve Denizbank’ın bir fonunun olduğunu söylemesiyle başladığına dikkati çekti.
Belözoğlu, “Parça parça olmak üzere toplamda 4 milyon 290 bin dolar verdim. Bankadaki paraların ve evdeki altınların bazılarını ben teslim ettim, bazılarını Volkan’a ve şoföre teslim ettim. İlk parayı teslim etmeden önce Seçil Erzan’la telefonda görüştüm. Bana fonu anlattı. ‘Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun yürüttüğü yüksek kar getirili bir fon olduğunu, ne kadar çok para getirirsek o kadar çok getirisi olacağını’ söyledi.” ifadelerini kullandı.
Seçil Erzan’ın önce 10 milyon dolar istediğini daha sonra miktarı 5 milyon dolara düşürdüğünü aktaran Belözoğlu, “Bir süre sonra, elimde bana verdiğim paralar için düzenlenen evraklarla Seçil Erzan’ın odasına gittim. Banka çalışanları odaya geldi, sonra da müfettişler geldi.” şeklinde konuştu.
“Fatih Terim fonu’ ifadesini sonradan duydum”
Belözoğlu, kara ilişkin hiç para alamadığını, birçok sporcunun bu fona dahil olduğunu bankaya gittikten sonra öğrendiğini, öncesinde sadece Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu, Fatih Terim ve Buse Terim’in fonda olduğunu duyduğunu anlattı. Belözoğlu, bir soru üzerine, Erzan’ın hep fonda kazanmayı taahhüt ettiğini, hiçbir zaman paranın batabileceğinden bahsetmediğini de öne sürdü.
Emre Belözoğlu, “Şikayetçiyim, kimseye güvenerek bu yatırımı yapmadım. Bankaya ve banka tarafından atanan Seçil Erzan’a güvendim. Fatih Terim ile bu konuyla alakalı hiç görüşmemiştim. Tamamen bankadaki fona binaen bu işlere giriştik. ‘Fatih Terim fonu’ ifadesini sonradan duydum.” ifadelerini kullandı.
Arda Turan: “Bana çok yüksek getiriler vadetmemişti, 10 milyon dolar istedi”
Müşteki Arda Turan ise Denizbank, sanık Erzan ve kendi adına üzgün olduğunu söyledi.
Erzan hakkında, “Kendisi, Denizbank yetkilileriyle Florya tesislerine gelen, hayatının baharında bankanın gücünü arkasına almış, güven teşkil eden bir hanımefendiydi. Tesise gelerek futbolcuların işlemlerini orada yapardı. Bankası tarafından efsaneleştirilmiş, bankanın sitesinde 15 yıllık başarı öyküsü anlatılan bir hanımefendiydi.” diyen Turan, sanığı bankada bir kez ziyaret ettiğini belirtti.
Arda Turan, Erzan tarafından birçok kez mevduat getirmesi amacıyla arandığını anlatarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nde hayatım boyunca hiç faiz almamış biriyim. Seçil Erzan bana, ‘Arda, mevduat yerine paranı fona koyalım, böyle imkanlar var. Bu faiz değil.’ dedi ve beni ikna etti. Nefsime yenik düştüm. Bana çok yüksek getiriler vadetmemişti, 10 milyon dolar istedi.” diye konuştu.
Taşınmazlarını satarak bazen de borç alarak Erzan’a Ekim 2022’den itibaren toplam 13 milyon 900 bin dolara yakın para verdiğini kaydeden Turan, bu paranın 6 milyon 400 bin dolarını kendi isteğiyle aralıklarla aldığını dile getirdi.
Yaklaşık 4 milyon dolar kar vadeden Erzan’ın devam eden süreçte annesinin hastalığı ve depremleri bahane ederek kendisini oyaladığını ileri süren Turan, bankaya güvenerek parasını teslim ettiği yöneticiler Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’yu suçlamadığını ancak mağdur olduğunu beyan etti.
“Denizbank şube müdürüne sahip çıkmalıdır”
Turan, şöyle devam etti:
“Denizbank şube müdürüne sahip çıkmalıdır. Hayatım boyunca Seçil Erzan’ı tehdit etmedim, hakaret etmedim. Kardeşim ve şoförüm Erzan’a bu paraları 12-13 parça halinde verdi. Denizbank’ın şube müdürünün böyle bir durum içinde olabileceğini düşünmedim. Ben Ocak 2023 sonuna doğru bazı futbolcuların da fonda olduğunu öğrendim.”
Emre Çolak’ın fona girmesi için Seçil Erzan’a telkinde bulunup bulunmadığı sorulan Turan, “Erzan bana, ‘Emre Çolak’a gideceğini’ söylemişti. ‘Arda fona para sokmamız lazım ki, çalışsın.’ diyordu. Emre abi beni arayınca olayı anladım. Hala bile inanmak istemiyorum. Ben bu konularda biraz safım.” dedi.
“Konuşabilecek biri olduğu için Fatih Terim’le gittik”
Erzan hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmasına rızasının olup olmadığı sorulan Turan, “Ben paramı alırsam hiç yatmasın, beni ne ilgilendirir.” ifadesini kullandı.
Arda Turan, Fatih Terim ve Emre Belözoğlu ile banka şubesine gitmesi olayını ise “Fatih hoca bizim büyüğümüzdür. Hakan Ateşi de tanır. Bu konuda konuşabilecek biri olduğu için onunla gittik.” sözleriyle açıkladı.
Duruşmaya diğer müştekilerin ifadelerinin alınmasıyla devam ediliyor.
]]>MÜŞTEKİ SIFATIYLA DİNLENİYORLAR
Yaklaşık 7,5 milyon dolar dolandırılan Arda Turan, 3 duruşmaya da katılmayan isimler arasındaydı. Turan’la birlikte mazeret bildirip duruşmaya gelmeyen eski futbolcular Emre Belözoğlu, Selçuk İnan ve kaleci Fernando Muslera 4. duruşmada müşteki olarak dinleniyorlar.

DURUŞMAYA GELEN İLK İSİM MUSLERA
Duruşmaya ilk gelen Fernando Muslera oldu. Avukatı Rezan Epözdemir’le geldiği duruşmada tercüman aracılığıyla ifade veren Muslera, mahkeme başkanının “Para vermeye kim ikna etti?” sorusu üzerine “2011’de Seçil Erzan’ı tanıdım. Bankadan arayarak tekliflerde bulunuyorlardı, finans işiyle ilgili olanlar üst düzey yöneticiler arıyordu. Daha sonra Denizbank’ın fon hesabıyla ilgilenen Seçil Erzan beni aramaya başladı.” dedi ve Erzan’ın 1,5-2 aylık sürede yüzde 35’lik kazanç teklif ettiğini dile getirdi.

“ŞİKAYETÇİYİM”
“Bu Denizbank tarafından yapılan teklifti. Seçil Erzan aradı, ‘Mehmet Aydoğdu ve Hakan Ateş fon dairesinin başında olan kişiler’ dedi. Bunun üzerine Florya Şubesinden 700 bin dolar paramı çektim.” diye ifadesine devam eden Muslera, “Çektikten sonra Musa Mert Çetin’e verdim. Musa Mert, bu parayı Denizbank’ın Levent Şubesi’nde Seçil Erzan’a ofisinde teslim etti. Seçil’in aramasıyla Ziraat Bankası’ndan 500 bin dolar alıp Musa Mert’e verdim. Bu parayı da Musa Mert, Erzan’a Denizbank’ın kapısından verdi. Seçil Erzan paranın geri ödeneceğine dair yazılı bir belge verdi. Bana 1.2 milyonluk yatırımın karşılığında 700 bin dolar geri verildi. Ana param üzerinde herhangi bir kazancım olmadı.” dedi. Mahkeme Başkanı, “Seçil, İspanyolca bilmiyordu, Seçil ile kendisi arasında kim aracılık yaptı?” sorusuna Muslera, “Musa Bey benim arkadaşımdır, güvendiğim birisidir. O yüzden bağlantıyı o sağlıyordu.” dedi.

“SADECE SEÇİL ARACI OLDU”
“Seçil, dışında kendisini para yatırmaya ikna etmeye çalışan olmuş mu?” sorusuna da Muslera, “Hayır. Sadece Seçil Erzan aracı oldu.” diye cevap verdi. “Bu konuyla ilgili para kazanıldığına şahit olmuş mu?” sorusuna “Başka kimseyle konuşmadım.” diye Muslera, yatırım yaptıktan sonra bazı ünlü kişilerin de fonda paralarının olduğunu söyleyerek Erzan’ın kendisini rahatlatmaya çalıştığını ifade etti ve şikayetçi olduğunu dile getirdi.
EMRE BELÖZOĞLU: PARAYI VOLKAN BAHÇEKAPILI’YA TESLİM ETTİM
Duruşmada şikayetçi Emre Belözoğlu, Dünya Kadınlar Gününü kutlayarak ifadesine başladı. Belözoğlu, “4 milyon 200 bin doları Volkan Bahçekapılı’ya teslim ettim. O dönem teknik direktörlük yaptığım için banka ve elden para teslim ettim Volkan’a. O da Seçil Erzan’a teslim etti. Kendisi bana parayı vermeden önce telefonla ulaşarak fonla alakalı bilgilendirme yaptı. Fonu Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun yönettiğini, yüksek faiz getirisi olduğunu söyledi. Farklı yerlerde olan paraları toplayarak parça parça teslim ettim. Bana daha fazla olursa daha çok kar olacağını söylemişti. Arkadaşlarımdan aldığım borca binaen paralar vardı. Ne kadar verirsek o kadar kazanacağımı söyledi. Bir kere yüz yüze görüştük.
“BU İŞTE KİMLERİN İSMİ GEÇİYORSA HEPSİNDEN ŞİKAYETÇİYİM”
Paraların tamamını teslim ettikten sonra bankaya gidip görüştüm. Seçil’e ulaşamayınca bana verilen kağıtlarla bankaya gittim. Seçil’in odasına gittim çalışanlar ve müfettişler geldi. 4 milyon 290 bin dolar para verdim. Hiç para almadım. Şikayetçiyim. Bu işte kimlerin ismi geçiyorsa hepsinden şikayetçiyim” dedi. Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’ya ulaşıp ulaşmadığı sorulan Belözoğlu, “İstediğim herkese ulaşabilirim ama ulaşmadım” dedi. Soru üzerine Belözoğlu, “Bankaya Fatih Terim ile gitmemizin sebebi bize hamilik yapması içindi. Fatih Terim fonunu ilk defa duydum. Biz tamamen bankadaki fona katılmıştık” dedi.

ARDA TURAN DA İFADE VERECEK
Kardeşi Okan Turan ile İstanbul Adliyesi’ne gelen Arda Turan da duruşmada ifade verecek. Erzan’ın da aralarında bulunduğu 7 sanık önceki duruşmalarda savunma yapmıştı. Dolandırıldıklarını iddia eden 11 kişi de müşteki sıfatıyla mahkemeye ifade verdi.

200 SAYFALIK RAPOR DAVA DOSYASINDA
3’üncü duruşmanın ardından Erzan’a ait cep telefonlarında yapılan bilirkişi incelemesine ilişkin 200 sayfalık rapor da dava dosyasına dahil edildi. Erzan’la banka yetkilileri arasındaki yazışmaların da yer aldığı raporda Fatih Terim ve Arda Turan’ın kredileri hakkında konuşmaları dikkat çekmişti.

ERZAN HAKKINDA 252 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR
Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın, 77 yıldan 252 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor.

NE OLMUŞTU?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın, bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor. İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği, ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.

Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor. İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
]]>Doğu Karadeniz Bölgesi’nin potansiyelini harekete geçirerek bölge iktisadi coğrafyasının sunduğu kabiliyetleri ekonomik değere dönüşmek için çalıştıklarını ifade eden DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar, “Sektörel ve tematik alanlarda Sonuç Odaklı Programlar vasıtasıyla belli bir odaklanma üzerinden faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bu programların hayata geçirilmesi noktasında Ajansın kaynaklarıyla olduğu kadar hususiyetle uluslararası fon ve kaynakların belirlediğimiz temalar üzerinden bölgemize kazandırılmasına yoğun gayret gösteriyoruz” dedi.
Özellikle sürdürülebilir kalkınma prensiplerine uygun olarak paydaşlarla birlikte geliştirdikleri projelerin AB Interreg NEXT programı kapsamında desteklenmeye hak kazanmasından son derece memnun olduğunu dile getiren Akpınar, “Önümüzdeki süreçte de bölgesel kalkınmaya ivme kazandıracak projelere yönelik AB fonları başta olmak üzere diğer uluslararası fon ve kaynakları bölgemize kazandırmak önemli gündem maddelerimizden birisi olacaktır. Projelerimizin bölgemizin kalkınmasına azami katkı sağlaması temennisi ve arzusuyla hayırlı olmasını diliyorum. Orta vadeli ve çok yıllık kalkınma planlamaları kapsamında önemli büyüme potansiyeli arz eden alanlarda Sonuç Odaklı Programlama çalışmaları yürüten DOKA, 2024-2027 dönemi için “Sürdürülebilir Turizm”, “Mavi Ekonomi” ve “Katma Değerli Üretim ve Ticarileşme” Sonuç Odaklı Programlarını hazırladı. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın belirlenen bu alanlarda ulusal ve yerel kaynaklara ek olarak başta Avrupa Birliği fonları olmak üzere uluslararası fon ve kredi kaynaklarının da bölgemize kazandırılması konusunda yürüttüğü çalışmalar sonuçlarını vermeye başladı. Bu çerçevede 2024-2028 Doğu Karadeniz Bölge Planı ve Sonuç Odaklı Programlarını desteklemek üzere DOKA tarafından AB Interreg NEXT programı öncelikleriyle örtüşen alanlarda hazırlanan ‘Biyoçeşitlilik İçin Tohum Koruyucuları’, ‘Blue Gates’ ve ‘Soluduğun Havayı Tanı’ projeleri Avrupa Birliği tarafından desteklenmeye hak kazandı. INTERREG NEXT Black Sea Basın programı kapsamında imza süreçleri başlayan Blue Gates, Biyoçeşitlilik için Tohum Koruyucuları (Seed Guard) ve Soluduğun Havayı Tanı (AIRQUEST) projeleri kapsamında yaklaşık 35 Milyon TL’lik AB fonu Doğu Karadeniz Bölgesi için kullanılacak. Interreg NEXT Karadeniz Havzası Programı kapsamında finanse edilecek bu projelerde TR90 Doğu Karadeniz Bölgesi paydaşları, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan ve Ukrayna’dan ilgili alanlarda proje ortakları ile çeşitli proje aktivitelerinde çalışma fırsatı bulacak. Otuz ay sürmesi öngörülen Mavi Kapılar (Blue Gates) projesinde mavi ekonomi sektörlerinde yüksek ve yeni teknolojiler ile yenilikçi yöntemler, uluslararası eğilim ve standartlar ile ortak araştırma imkanlarına odaklanılacak, su ürünleri, kıyı turizmi ve denizcilik alanlarında havza bazlı işbirlikleri ile kümelenme çalışmaları yürütülecek. Seed Guard Projesi ile kentsel alanlar dahil olmak üzere doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması, ata tohumu kullanımı ve gelecek nesillere aktarımı ile yerelde bitkisel üretim üzerine Bulgar, Gürcü ve Romen proje ortakları ile çalışmalar yapılacak. Proje süresi 24 ay olarak belirlenen AIRQUEST Projesi ile Karadeniz Havzası için hava kirliliği verilerini içeren çevrimiçi bir hava kalitesi izleme sistemi oluşturulması ve bölgedeki farklı toplulukların hava kalitesi konusundaki farkındalığının artırılması projenin odak noktasını oluşturacak” diye konuştu. – TRABZON
]]>Yüksek kar getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcular Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 21 kişiyi yaklaşık 25 milyon dolar ile 7 milyon 384 bin lira dolandırdığı iddia edilen Şube Müdürü Seçil Erzan’ın yargılanmasına İstanbul 41.Ağır Ceza Mahkemesi’nce devam edilecek. Duruşmada aralarında futbolcu Semih Kaya’nın da bulunduğu tanıkların dinlenmesi bekleniyor. Önceki duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme, dinlenmemiş olan tanıkların dinleneceğini de dikkate alarak duruşmayı 15 Ocak Pazartesi tarihine ertelemişti. Mahkeme ayrıca, sanıklar Seçil Erzan ile Ali Yörük’ün tutukluluk hallerinin devamına hükmetmişti.
Davanın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, aralarında Buse Terim Bahçekapılı, Emre Belözoğlu, Emre Çolak, Fernando Muslera, Arda Turan, Selçuk İnan, Volkan Bahçekapılı’nın da bulunduğu 18 kişi ‘müşteki’ sıfatıyla yer alırken; Seçil Erzan, Ali Yörük, Asiye Öztürk, Atilla Yörük, Hüseyin Eligül, Kerem Can ve Nazlı Can’un bulunduğu 7 kişi ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.
Güven ilişkisine dayanarak parayı teslim etti, daha sonra Erzan’a ulaşamadı
Hazırlanan iddianamede, Denizbank’ın Levent Büyükdere Caddesi Şubesi müdürü olarak çalışan şüpheli Seçil Erzan’ın, müştekilerden Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayanarak 2 milyon dolar parayı değerlendirmesi amacıyla elden aldığı, 3 Nisan’da 3 milyon olarak iade edeceğini bildirdiği, bunun karşılığında da müşteriye yazılı bir evrak verildiği ancak şube müdürüne ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı anlatıldı. Şüpheli Erzan’a ulaşamayınca durumun bankaya bildirildiğinin aktarıldığı iddianamede, banka tarafından araştırma yapılmaya ve Seçil Erzan’a ulaşılmaya çalışıldığı ancak ulaşılamadığı, bu nedenlerden dolayı Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturmaya başlandığı kaydedildi.
Kim ne kadar para yatırdı
İddianamede, müştekilerden Buse Terim Bahçekapılı’nın 190 bin Amerikan Doları verdiği, Emre Belözoğlu’nun bu fona para yatırması için bir kısmını Volkan Bahçekapılı ile göndermek suretiyle toplamda 4 milyon 292 bin doları şüpheli Erzan’a teslim ettiği, Fernando Muslera’nın 1 milyon 200 bin dolar teslim ettiği ancak şüpheli Erzan’ın bu paranın 700 binlik kısmını geri vererek 500 bin dolar dolandırdığı kaydedildi. Öte yandan şüpheli Erzan’ın Arda Turan’dan 13 milyon 900 bin dolar nakit elden para alıp sadece 6 milyon 400 bin doları fon getirisi olarak geri vermek suretiyle 7 milyon 500 bin dolandırdığı belirtildi. Şüphelinin Selçuk İnan’dan ise 3 milyon 685 bin dolar alıp bunun 2 milyon 150 binini fon getirisi olarak geri iade ederek toplamda 1 milyon 535 bin dolandırdığı kaydedildi.
Erzan hakkında istenen ceza 252 yıla yükseldi
18 müştekili iddianamede şüpheli Erzan’ın ‘nitelikli dolandırıcılık’ ve ‘özel belgede sahtecilik’ suçlarından toplamda 66 yıldan 216 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Diğer 6 şüphelinin ise 3 yıl ile 65 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Daha sonra 3 mağdurun da eklenmesiyle müşteki sayısı 21’e yükselirken, Erzan hakkında istenen hapis cezası da 77 yıldan 252 yıla kadar yükseldi. – İSTANBUL
]]>İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın ikinci duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık Seçil Erzan, savcının, “Birçok kişiden para alıyorsunuz. Bu sistemi nasıl aklınızda tutuyorsunuz?” sorusuna, Nisan 2023’e kadar problem yaşamadığı yanıtını verdi.
Mahkeme Başkanı’nın, “(Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu ve Fatih Terim Fonu var, para kazandırıyor.) dediğin kimler var?” sorusuna karşılık Erzan, hangi müştekiye ne söylediğini hatırlamadığını ancak Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu ve Bülent Çeviker’in de aralarında olduğu bazı mağdurlara, “Gizli bir işlem, genel müdürlükte yapıyorlar, insanlar çok para kazanıyor.” dediğini ifade etti.
Erzan, basında da yer alan arabada çekilen videoyu kimin kaydettiğinin sorulması üzerine, “Moji, o videodaki sözleri bana zorla söyletti. Diğer insanlar gibi fazla para alanların içerisinde. O gece Tanın’la Merve geldiler, Hüseyin Avni de bizdeydi. Mutfakta kaldım, kapıyı açtırmadılar, 10-15 senet imzalattırdılar.” dedi.
Söz konusu işlemlerin Nisan 2023’ten sonra olduğunu ve kimseyi dolandırmayı düşünmediğini iddia eden Erzan, Nur Erkasap’tan para aldığını ancak miktarı hatırlamadığını söyledi.
Erzan, ödemelerin yüzde 90’ının elden yapıldığını belirterek, “Semih’in parasını hesabından Ali aldı. Daha sonra Ali, Semih’in hesabına 750 bin dolar olarak geri gönderdi. Semih bana parayı göndermek için Ali’nin hesabına yolladı. Ben 50-100 bin gibi ufak krediler çektim. Yüksek miktarda kredi çekmedim.” diye konuştu.
Avukat Epözdemir’den telefon sorusu
Bir kısım müştekinin avukatı Rezan Epözdemir’in, “Madem bankanın tüm bu işlemlerden haberi yok, niçin gözaltına alınmadan hemen önce banka telefonunuzu kırarak başka bir telefon veriyor size?” sorusuna karşılık Erzan, bankanın kendisine yeni hat verdiğini, diğer telefona ilişkin de “Ne yaparsan yap.” denildiğini, hiçbir yöneticisiyle bu durumu paylaşmadığını kaydetti.
Epözdemir’in, “Telefonun internet aramalarında neden Gürcistan’da para birimi araması yaptınız?” sorusuna ise Erzan, “Bir müşterimiz Gürcistan’da parası olduğunu ve Türkiye’ye getirmek istediğini söylediğinde para birimini öğrenmek için arama yaptırdım.” yanıtını verdi.
Avukat Epözdemir’in, “BDDK, 43 milyon eksi olduğunu söylemiş, bu para nerede?” sorusu üzerine Erzan, bu rakamın 43 milyon olmadığına dikkati çekerek, “Normalde 300-500 bin arasında eksidir. Herkes aldığını söylerse ortaya çıkar. 43 milyona benim söylediğim rakamlarla ulaşılmıştır. 53 milyon gibi toplanan bir para hesaplanmıştı ancak o dönem kendimde değildim. Bazılarına daha fazla, bazılarına daha az yazmışım o dönem verdiklerime.” şeklinde konuştu.
Mesaj kayıtlarında Tanın Yılmaz ile arasında geçen avukat Candaş Gürol’un 100 bin dolar aldığı iddialarına ilişkin de Erzan, bunun doğru olmadığını savundu.
Tutuksuz sanık Nazlı Can ise Erzan’ın işlemlerinin yasa dışı olduğunu anlamadığını ve kendisinin de sistemde parası olduğunu iddia etti.
Bilerek işlem yapmadığını, Erzan’ın kendi hesaplarını da kullandığını ancak şüpheleneceği durum olmadığını anlatan Can, Erzan’ın yanındayken “İmza atacağım.” sözleriyle birileriyle görüştüğünü dile getirdi.
Sanık Can, Erzan’la 2019’da tanıştığını ve akrabalarını ikna edip onlardan para aldığını belirterek, “Bize dönem dönem paralar veriyordu, sonra geri alıyordu.” dedi.
“Erzan’a para teslim etmeden önce konuyu babamla konuşmadım”
Müşteki Buse Terim Bahçekapılı ise vadeli hesabında bulunan 190 bin doları sanık Erzan’a verdiğini söyledi.
Fatih Terim ile baba-kız ilişkilerinde parasal konuları görüşmediklerini, kazançlarının ayrı olduğunu anlatan müşteki Bahçekapılı, Erzan’a para teslim etmeden önce babasıyla konuyu konuşmadıklarını vurguladı.
Sanık Erzan’la ilk kez babaannesinin cenazesinde yüz yüze görüştüklerini ifade eden Bahçekapılı, öncesinde ise bankacılık işlemlerine ilişkin yalnızca telefonda konuştuklarını bildirdi.
Bahçekapılı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eşim beni arayıp böyle bir işlemden söz ettiğinde ‘Evet, benim de param burada.’ dedim o kadar. Terim Arıcan’a sorduğumda, kendisi para yatırırken yazılı kağıt verildiğini ama o gün para yatırırken hazineye yetişmesi gerektiği için evrakı yarın vereceklerini söyledi ama biz daha sonra evrak alamadık. 190 bin doları tek seferde verdim. Seçil Erzan Denizbank şube müdürü olmasaydı, sokaktan geçen biri olsaydı bu parayı vermezdim. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim var.”
Müşteki Bülent Çeviker de sanık Erzan ve müşteki Mert Zeydanlı’dan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.
Müşteki Zeydanlı sanık Erzan’a dört kez para vermiş
Müşteki Mert Zeydanlı, 30 Ocak 2023’te bankaya para yatırdığı gün Erzan’ın kendisini odasına çağırdığını ve burada özel bir fondan bahsettiğini, isterse buna katılabileceğini söylediğini kaydetti.
Özel fonların işlem sürecine ilişkin bilgi sahibi olduğundan bahseden Zeydanlı, Erzan’a güvencesinin ne olacağını sorduğunda, sanığın kendisine senet alacağını belirttiğini anlattı.
Zeydanlı, sanıktan senet istediğinde kendisine, “Bu fonla Fatih Terim’in ve Müfit Erkasap’ın eşleri ilgileniyor, senedi onlardan alalım.” dediğini iddia ederek, “Ben bu belgeyi bankadan alamayacağımı zaten biliyordum. Senedi alınca da kendisine dört kez para verdim. Bir kere de 400 bin dolar aldım. Hemen ertesi gün Seçil, yeni bir teklifle geldi ama içeride 2 milyon 700 bin dolar param olduğu için kabul etmedim.” dedi.
Sanık Erzan’dan şikayetçi olduğunu dile getiren Zeydanlı, davaya katılma talebinde bulundu.
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların mevcut halinin devamına karar verilmesini istedi.
Söz alan tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti, ara kararında tutuklu sanıkların bu halinin devamına hükmetti.
Duruşma, müşteki beyanlarının alınması ve tanıkların dinlenilmesi için 15 Ocak’a ertelendi.
İddianamede kamuoyunun yakından tanıdığı isimler yer alıyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak, yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği belirtiliyor.
İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.
Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının saptandığı belirtiliyor.
İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturarak, bu belgelere bankanın kaşesi ve ıslak imzasını atıp müştekilere ulaştırdığı ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
Sanık Erzan hakkında istenen ceza 252 yıla yükseldi
Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın 77 yıldan 252 yıla kadar hapsi talep ediliyor.
İddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>