Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi’nin 6’ncı haftasında deplasmanda karşılaştığı Malmö ile 2-2 berabere kaldı. Mücadelenin ardından Elias Jelert ve Efe Akman basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Ailesinin ile arkadaşlarının maçı izlemeye geldiğini ve onların önünde gol atmanın güzel olduğunu söyleyen Elias Jelert, “3 puanı istedik ama olmadı. Mutlu değiliz tabii bu sonuçtan. Namağlup devam ediyoruz. Bu yüzden mutluyum diyebilirim. Ailem ve arkadaşlarım maçı izlemeye gelmişti. Onların önünde gol atabilmek güzeldi benim için” ifadelerini kullandı.
‘ANTRENMAN VE MAÇLARDA KENDİMİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORUM’
İlk 11’e girebilmek için elinden gelen her şeyi vermeye devam edeceğini aktaran Jelert, “Her gün en iyisini yapmaya çalışıyorum. Antrenman ve maçlarda kendimi göstermeye çalışıyorum. Bu benim yapabileceğim bir seçim değil. İlk 11’e girmek için elimden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğim” sözlerini sarf etti.
Elias Jelert, transfer ile ilgili gelen soruya ise “Ben Galatasaray’da mutluyum ve burada kalmak istiyorum” şeklinde cevap verdi.
EFE AKMAN: OKAN HOCAMA TEŞEKKÜR EDİYORUM
Süre bulduğu sürece elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığını ifade eden Efe Akman, “Tabii kazanmak istiyorduk ama olmadı. Çalışmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki 2 maçı kazanıp ilk 8’e girmek istiyoruz. Ben de süre buldum. Okan hocama bunun için teşekkür ediyorum. Süre bulduğum sürece elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Hocamız bana güveniyor. Ben de o güveni boşa çıkarmamaya çalışıyorum. Çok çalışarak inşallah daha fazla süre almaya devam ederim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖZBEK, LA GAZETTA DELLO SPORT’A MANŞET OLDU
İtalya’nın köklü spor gazetelerinden La Gazzetta dello Sport, Başkan Dursun Özbek’in geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaları okuyucularına duyurdu. Dursun Özbek’in ‘Galatasaray’a dokunanın elini kırarım’ sözünü başlığa çıkan gazete, Özbek’in şu açıklamalarını paylaştı;
“Galatasaray’ın hakkına, başarısına, puanlarına göz dikenlerin gözünü çıkarırım! El sürenlerin, elini kırarım! Herkes verilen emeğe saygı duysun.”

DURSUN ÖZBEK’İN AÇIKLAMALARININ TAMAMI
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’in İtalyan basınına manşet olan açıklamalarının tamamı şu şekilde;
“Sayın Hacıosmanoğlu’na seçimlerde destek verdik. Bizde bir memnuniyetsizlik vardı. Rakiplerimiz de yapıdan bahsederek, Sayın Büyükekşi’nin bizim lehimize olduğundan bahsederek kendisini yıprattı. Sayın Hacıosmanoğlu’na bize verdiği, futbola verdiği vaatler çerçevesinde destek verme kararı verdik. Bugüne geldiğimizde Galatasaray Kulübü’ne karşı alınan tavırdan hiç memnun değiliz. Bu çok net.
“TFF BİZE O SPONSOR İÇİN İZİN VERDİ”
Galatasaray formasına aldığımız haber portalı reklamı için TFF’ye yazı yazdık. Onlara sormak zorundayız, prosedür böyle. Yazılı olarak sorduk, onlar da ‘İzin veriyoruz, maça çıkabilirsiniz ama sorumluluk size ait’ dediler. Çıktıktan sonra birinci günden itibaren Türkiye’de yankılanması oldu. Konu ile ilgili tenkitler, eleştiriler oldu. Sonra TFF, bize ikinci yazıyı yazdı ve ‘Böyle maça çıkamazsınız’ dediler. Sayın Başkan ‘İlk mektupta tavır gösterdik’ dedi. İlk mektuptan çıkamazsınız dediklerini anladıysa, ikinci mektubu neden yazdı? Rakiplerin ve kamuoyunun baskısıyla mı fikri değişti? Bizi eleştiren rakiplerimizden etkilendi.

“TFF, FENERBAHÇE’NİN AĞZIYLA KONUŞUYOR”
Rakiplerimizin şikayetiyle konu yargıya gitti. Biz de gittik, ifadelerimizi verdik. Konu ile ilgili yargı takipsizlik kararı verdi. Peki sonra ne oldu? Sayın Başkan bir programda ‘Ne hikmetse yargı takipsizlik kararı verdi’ dedi. Ne hikmetse ne demek? Bu kelimeden ne anlıyorsunuz? Sayın Başkan’a bu sözlerle yargı ve kulübü töhmet altında bırakmak yakışıyor mu? Bu aynı rakibimizin ağzı! Biz bunu kabul etmiyoruz! Rakibimizin ağzıyla konuşmaları, bizde soru işareti oluşturuyor.
“SENİN MUHATTABIN OKAN HOCA DEĞİL”
Okan Hoca, bir hakeme ‘bir daha burada maç yönetemezsin’ demiş ve sevk edilmiş. Neticesinde para cezası vermişler, onu da Tahkim Kurulu kaldırmış. Suçsuz olduğu ortaya çıkmış. Devamında Sayın TFF Başkanı ‘Sen hakeme bu lafı ettin, bak sen göreceksin’ O hakemi bir daha senin maçına gönderiyor muyum, göndermiyor muyum!’ diyor. Bir TFF Başkanı, böyle intikamcı, rövanşist yaklaşımda olabilir mi? Okan Hoca senin zaten muhatabına değil! Evet verdin, Eyüpspor maçına verdin! VAR hakemini de ona göre ayarladın!
“BÜTÜN BUNLARA NE GEREK VAR?”
Perşembe günü bir Avrupa maçı oynadık uzaktan deplasmanda geldik. TFF’ye yazı yazdık, perşembe oynayan rakiplerimizin pazartesi oynadığı gibi biz de bunu talep ettik. Özellikle futbolcu sağlığını dikkate aldık. ‘Pazartesi valilik iki önemli maçı İstanbul’da oynatmak istemiyor. Pazartesi olmaz’ dediler. O zaman ‘Eyüpspor’a sorun ve salı gününe alın’ dedik. Orada da yayıncı kuruluşun istemediğini söylediler. Yayıncı kuruluş ise böyle bir müracaatın olmadığını söyledi. Bütün bunlara ne gerek var?

“TRABZON’U TRABZON’DA KATLEDEN HAKEMİ VERDİLER”
Eyüpspor maçına verilen hakem, Okan Hoca’ya inadına… Maç ve VAR hakemini öyle bir hakem seçiyor ki! Trabzonspor’da Trabzonspor’u katletmiş! Bizim Kasımpaşa maçına gelmiş, orada da iyi değil! Belli bir sıkıntı var. Pazar günü açıkladım, maç hakemini suçlamadım. Birileri onu formatlayarak gönderdi ve görevini yaptı.
“TFF VE MHK, GALATASARAY’A KARŞI”
Bir takımı doğramanın çeşitli yolları var! İnce ince de doğrayabilirsiniz, kafadan da doğrayabilirsiniz! Neticede TFF’den memnun değiliz. TFF, MHK ile birlikte Galatasaray’ın başarısını, sahadaki performansını etkilemek için tavır takınmıştır. Galatasaray Başkanı olarak, emeğimize kimsenin el sürmesine müsaade etmem! Emeğe büyük saygım var, kimse bu emeği gasp edemez! Müsaade etmem! Öyle bir yapım var!
“EL SÜRENİN ELİNİ KIRARIM”
1950’li doğumluyum, fakir bir ilçe olan Şebinkarahisar’da doğdum. Sonra İstanbul’da okudum, erken yaşta babamı kaybettim. 13 yaşında aile reisi oldum, 22 yaşında ticarete başladım. Hayatın bütün zorluklarını gördüm. Ticaret hayatımın büyük bir bölümü otobüs sırtında, Anadolu yollarında geçti. Emeğin ne olduğunu, hayat kurmanın ne olduğunu bilen birisiyim. Kimsenin hakkına, kuruşuna göz dikmedim. Kimsenin hakkımı gasp etmesine müsaade etmem. Galatasaray’ın hakkına, başarısına, puanlarına göz dikenlerin gözünü çıkarırım! El sürenlerin, elini kırarım! Herkes verilen emeğe saygı duysun!

TFF İSTİFA ETMELİ Mİ?
Kimseden ayrıcalık istemiyoruz. Galatasaray’a ayrıcalık bir ayrıcalık tanımasını istemiyoruz. Seçimde söz verdikleri gibi Türk futboluna adalet getirmeleri lazım. Sayın Başkan bundan sapmadan, Türk futboluna adaleti getirmek zorundadır. Söz verdiğinin yapmayan kişinin artık orada oturmasına gerek yok! Adalet arayışı dışında bir talebimiz yok. Sözlerini yerine getiremeyecekler, bu TFF’ye de ihtiyaç yok!
“ALLAH AKIL FİKİR VERSİN”
(“Diğer rakip ‘Yapıyı yıkacağız’ diyor. Siz de ‘Bize karşı yapı var’ diyorsunuz” ifadelerine yanıt olarak)
Yapı söylemleri Büyükekşi döneminde de vardı. Sayın Büyükekşi gitti, yine benzer şekilde yapı hikayesi. Allah akıl fikir versin.
“BU YAPI KİME ÇALIŞIYOR?”
Bu nasıl bir yapı? Hafta sonu oynadığımız maçlarda bu yapı kime çalışıyor? Yapının nasıl olduğunu, kim olduğunu, nerede olduğunu söyleyen yok! Fenerbahçe maçından sonra asbaşkanları ‘Bir yapı var, şöyle böyle’ diyor. Sonra 5-6 dakika Galatasaray konuşması ve soru almadı.

“YAPI İLE YALI KARIŞIYOR”
Başkanları geçen sene TFF Başkanı’nın içinden geçiyordu, sonra güzelleme yapıyordu. Şimdi aynı şeyi İbrahim Hacıosmanoğlu için yapıyor. Demek ki bu bir usul haline gelmiş. Aynı filmin tekrarı, konuşanlar değişti. Aynı filmi çevire çevire kamuoyunun önüne koyuyorlar. Arkadaş yapı varsa açıkla! Çok kişi şimdi yapı ile yalı kelimesini de karıştırıyor! Yapı varsa, net bir şekilde ortaya koyarsınız. Cesaretli olun kardeşim, açıklayın bu yapıyı.
İbrahim Ethem HacıosmanoğluTürkiye Futbol FederasyonuLa Gazzetta dello SportDursun ÖzbekGalatasarayFutbolİtalyaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GALATASARAY GÖRÜŞMELERE BAŞLADI
Galatasaray‘da 14 yıllık Fernando Muslera devri sona eriyor. Uruguaylı eldivenin sezon sonunda sözleşmesinin bitmesiyle birlikte ülkesine dönmesi bekleniyor. Kaleci arayışlarına şimdiden başlayan sarı-kırmızılılar, Altay Bayındır’ı ara transfer döneminde bonservisiyle kadrosuna katmak adına Manchester United ile görüşmelere başladı.
ALTAY SICAK BAKIYOR
Haberde İngiliz ekibinde ikinci sezonunu geçiren ve yalnızca 3 maçta forma giyebilen 26 yaşındaki file bekçisinin yedek kalmaktan bıktığı belirtilirken Süper Lig’e dönmeye de sıcak baktığı aktarıldı.
FENERBAHÇE’YE PARA KAZANDIRACAK
Öte yandan Altay’ın transferi eski takımı Fenerbahçe’yi de yakından ilgilendiriyor. Sarı-lacivertlilerin milli kalecinin sonraki satışından yüzde 20 payı bulunuyor. Ayrıca bonservis bedelinin 10 milyon euroyu geçmesi halinde Kanarya, 1 milyon euro daha kazanıyor. Altay Bayındır, 4 yıl formasını giydiği Fenerbahçe ile 145 maça çıktı.

Manchester United FCManchester UnitedAltay BayındırGalatasarayFenerbahçeMusleraFutbolAltaySpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BAŞKA TEKLİFLER DE ALDIM”
Soru: Transfer sürecinden başlayalım. Fenerbahçe transferi için çok uğraştı, seni buraya getiren ana faktör neydi?
Cevap: Fenerbahçe harika bir kulüp, çok büyük bir camia. Transferim kolay olmadı. Uzun süre Acun Bey ile kontakta olduk. Neredeyse 2 ay kendisiyle görüşmelerimiz oldu. Hocamız Jose Mourinho’yla bir konuşmam oldu. Kendimi bu konuşmalar esnasında iyi hissettim. İsmim anıldıktan sonra taraftarlarımız .ok güzel mesajlar gönderildi. Kalbimle seçimlerimi yapmaya çalışırım, bu transferde de aynısı oldu. Kolay bir transfer süreci değildi ama sonunda gönül rahatlığıyla burayı seçtim. Başka takımlardan da teklif almıştım ama buraya gelerek iyi bir seçim yaptım.
“KARAR VERMEM KOLAYLAŞTI”
Soru: Acun Ilıcalı bu transfer için çok çabaladı. Transfer sürecinde özel bir ilişkiniz ya da anınız oldu mu?
Cevap: Onunla yaptığımız telefon görüşmelerinde genelde Acun Bey uçak yolculuğundaydı. Fenerbahçe’nin büyük bir aile olduğunu kendisiyle konuşmalarım sırasında anladım. Kendisiyle 3-4 günde bir konuşuyorduk. Konuşmalar ilerledikçe buraya gelme konusunda daha istekli oldum. İnsanların sizin için uğraşması önemli faktörlerdir. Taraftarlarımız da beni çok istedi. Taraftarlarımız için buraya gelmemin güzel bir his olacağını düşündüm. Mario Branco, Sayın Başkan Ali Koç ve hocamız da beni çok istedi. Gün sonunda da karar vermem kolaylaştı, gördüğüm sevgi karşısında.
“GALATASARAY İLE GÖRÜŞTÜK”
Soru:Galatasaray‘dan ve Avrupa’dan başka takımlardan teklif aldın mı?
Cevap: Açıkçası çok fazla teklif almıştım. Galatasaray ile bir görüşmem oldu. Ama Fenerbahçe’ye geldiğim için çok çok mutluyum. Galatasaray ile bir görüşmem oldu diğer takımların ismini vermek istemiyorum.
“AĞABEYİMLE SÜREKLİ İRTİBATTAYIM”
Soru: Ağabeyin Galatasaray’da forma giydi 2012-2015 arası ve şampiyonlukta yaşadı. Fenerbahçe’ye gelmene ne söyledi?
Cevap: Ağabeyimle sürekli irtibattayım. Her şeyden konuşuyoruz. Kendisi bana Türkiye, İstanbul, lig ve Fenerbahçe’yle alakalı bilgiler verdi. Karar verirken kalbinin sesini dinle dedi ve ben de öyle yaptım.
“MOURINHO ÖZEL BİRİ”
Soru: Mourinho ile her futbolcu çalışmak ister. Portekizli teknik adamla çalışmak nasıl bir duygu? Daha önce kendisine karşı rakip olmuştun?
Cevap: Mourinho özel birisi. Onunla aramda güzel bir iletişim söz konusu. Böyle bir hocanın sizi istemesi çok özel duygular. Gelme sebeplerimden birisi buydu. Kazanmak isteyen bir oyuncuyum kendisi de öyle. Beraber başarılı olacağımızı umuyorum. Kendisi harika bir teknik adam. Onunla olduğumuz için çok mutluyuz. Harika bir teknik direktör. Herkesle iletişimi güçlü. Oyuncuları, atmosferi nasıl yönetmesi gerektiğini biliyor. Oynamayan oyuncular kendilerini iyi hissetmez ama Mourinho herkesi hazır ve zinde tutuyor. Herkes takıma yardım etmeye hazır bu da aile olduğumuzu gösteriyor.
ŞAMPİYONLUK SÖZLERİ
Soru: Eğer şampiyon olursanız yapmak istediğin çılgın bir şey var mı?
Cevap: Saçlarımı kestiririm (Gülerek). Hayal ediyorum şampiyonluğu hem de çok. Taraftarlarımızla şampiyonluk kutlama hayali beni çok heyecanlandırıyor. Bu kutlama çılgınca kelimesinden daha fazla olur. Ama ben çok çılgın değil sakin birisiyim.
MBAPPE İLE OLAN POZİSYONU
Soru: Son olarak Kylian Mbappe. Fransa maçında dünyanın en hızlı oyuncusunu geriden gelerek yakaladığın bir an. Dünyada en çok izlenen seninle ilgili videolardan birisi. O onu anlatır mısın?
Cevap: 1-0 gerideydik. Maç bitmek üzereydi. Mbappe çok süratli bir oyuncu. Ona yetişebilmek için çok çaba harcadım. Yüz ifademden de anlamışsınızdır. Top oyunda kaldı ayağa kalkıp mükemmel bir zamanlama yakaladım. Taraftarlar gol olmuşcasına bağırdılar. Maçtan sonra bu kadar konuşulacağını beklemiyordum. Kötü olan taraf maçı kaybetmiştik.
TAKIMIN ENLERİ
Takımın en komiği: Masörümüz Özkan
En çalışkanı: Bartuğ Elmaz, Yusuf ve Levent Mercan. Çok çalışıyorlar, büyük saygı duyuyorum.
En kötü giyineni: Becao
En iyi giyineni: Tadic. Ama çılgınca. Sürekli takım elbise giyiyor.
En çok yemek yiyeni: Mert Müldür.
En cömerti: Oğuz Aydın.
En cimrisi: Söylemesi zor, daha yeni geldim, daha sonra söylerim.

Sofyan AmrabatJose MourinhoKylian MbappeAcun IlıcalıGalatasarayFenerbahçeFutbolSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SUUDİ ARABİSTAN KULÜBÜ ALMAYA HAZIR
Osimhen’in sezonu Galatasaray‘da tamamlamak istediğini aktaran Gianluca Di Marzio, sarı-kırmızılıların Nijeryalı forvetin bonservisini almak istediğini aktardı. ” Galatasaray‘ın onu satın alma ihtimali için küçük bir yüzde bırakacağım” diyen İtalyan gazeteci, Suudi Arabistan’dan bir kulübün Osimhen’i almaya hazır olduğunu söyledi. Suudi ekibinin adını bilmediğini belirten Di Marzio, “Sorun şu ki onu hemen transfer etmek istiyorlar fakat Osimhen sezonu Galatasaray‘da tamamlamak istiyor” dedi.
PSG DEVRE ARASINDA HAMLE YAPACAK
Öte yandan Di Marzio, Osimhen’e bu yaz teklif yapan tek kulübün PSG olduğunu belirtti. Ünlü gazeteci, Fransız devi için “Osimhen ve Kvaratskhelia için 220 milyon euro teklif ettiler. Belki ikisini de tekrar almaya çalışacaklar” sözlerini sarf etti. Fransız basınından RMC Sport’ta yer alan habere göre; PSG, Victor Osimhen için ocakta hamle yapacak.
ENRIQUE PİŞMAN OLDU
Haberde teknik direktör Luis Enrique’nin sezon başında Nijeryalı golcüyü veto ettiği ancak Osimhen’in performansı sonrası bu kararından pişamanlık duyduğu yazıldı. Yıldız futbolcunun serbest kalma maddesinin 75 milyon euro olması, Fransız devinin iştahını artırdığı aktarıldı. Öte yandan Victor Osimhen, sarı kaırmızılı takımda mutlu olduğu ve sezonu Türkiye’de tamamlamak istediği ifade edildi.
DURSUN ÖZBEK’İN OSİMHEN AÇIKLAMASI
Dursun Özbek, yıldız futbolcu için “Victor Osimhen, 100 yıllık Galatasaray gibi geldi ve uyum gösteriyor. Florya’daki tavırlarını görseniz! Burada bizim de payımız olduğunu düşünüyorum ve çok memnunum. Zaten bu atmosfere uyamayanlar, Galatasaray’da duramıyor. Bu sezon bizim futbolcumuz. Devre arası ayrılması için çok zor bir madde var. Bizim anlaşmamıza göre sezon sonuna kadar bizde oynayacak. Kimse eğip, bükmesin. Sezon sonunda kendi kararını verecek. Galatasaray’da devam etmek isterse, devam eder. Ayrılacağı yönündeki algılara kapılmayın. Türkiye’de ve Galatasaray’da olmaktan dolayı çok memnun. Kimseyle Victor Osimhen’in bonservisi için rakam konuşmadım. Rakamla ilgili cevap vermek durumunda değilim” açıklamasını yapmıştı.
GALATASARAY PERFORMANSI
Sarı-kırmızılı formayla bu sezon 12 resmi maça çıkan Victor Osimhen, 9 gol, 5 asistle müthiş bir grafik yakaladı. 14 gole direkt etki eden Nijeryalı forvet, her maç katkı yaptı. Süper Lig’de 8 maçta 6 gol, 3 asistlik performans gösteren Osimhen; Avrupa Ligi’nde ise 4 maçta 3 gol, 2 asistle ciddi bir katkı sundu. 25 yaşındaki golcü, Galatasaray’da sadece RFS ve Gaziantep maçlarını kaçırdı.

Suudi Arabistan Pro LigSuudi ArabistanVictor OsimhenGalatasarayFutbolSporPSG
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
FENERBAHÇE, TÜRKİYE KUPASI’NDA YOK
Sarı-lacivertlilerin 29 Kasım 2024 tarihinde federasyona yaptığı bildirimde “2024/25 futbol sezonunda oynanacak Ziraat Türkiye Kupası müsabakalarına katılım sağlanmayacağını bildiririz.” ifadeleri kullanıldı.
TFF söz konusu bildirimle ilgili federasyonun ilgili kurullarının gerekli değerlendirmeleri yapacağını duyurdu.

Türkiye Futbol FederasyonuTürkiye KupasıFenerbahçeTürkiye3-sayfaFutbolSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“MUÇİ İÇİN BİZDEN 4 MİLYON EURO İSTEDİLER”
beIN Sports’a konuşan Erol Bulut, yaptığı açıklamada “Ernes Muçi benim Cardiff City’ye düşündüğüm bir transferdi. Muçi’yi geçen sene sorduğumuzda 4 milyon euro istendi. Bizim alma şansımız olmadığı için alamadık. Ben Beşiktaş‘a 10 milyona geldiğinde şaşırdım. Geçen sene devre arasında istemiştik biz. Bu maliyetle transferi yapma şansımız yoktu” dedi.
“BU YENİ BİR ŞEY DEĞİL”
Türkiye’deki takımlardan yüksek paralar istendiğini söyleyen Bulut, “Bu yeni bir şey değil. Başka ülkelere farklı rakamlar söyleniyor. Türkiye olunca yurt dışındaki takımlar rakamı artırıyor. Anadolu takımında da öyle. Büyük takımlardan daha yüksek paralar isteniyor” diye konuştu.
OĞUZ AYDIN AÇIKLAMASI
Fenerbahçe’nin transfer ettiği Oğuz Aydın için ise başarılı çalıştırıcı, “Oğuz Aydın’ı Alanyaspor’da oynarken Cardiff’e götürmek için uğraştım ama mümkün olmadı. Jose Mourinho ona şans verince neler yapabileceğini gösterdi. Bence çok kaliteli bir futbolcu. Fenerbahçe’ye uzun yıllar katkı sağlayacağını düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
MUÇİ’NİN BEŞİKTAŞ RAKAMLARI
Beşiktaş‘a geçen sezonun devre arasında Polonya’nın Legia Varşova takımından 10 milyon euroya transfer olan Ernest Muçi, siyah-beyazlı formayı bu zamana kadar 31 maçta giydi. Muçi, bu karşılaşmalarda 8 gol atarken 2 de asist yaptı. Güncel piyasa değeri 12 milyon euro olarak gösterilen 23 yaşındaki Arnavut futbolcunun Beşiktaş ile 2027 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor

Legia VarşovaCardiff CityErol BulutBeşiktaşFutbolSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye Kütahyaspor Başkanı Osman Altınkaya’ya verdiği söz doğrultusunda Kütahya’yı ziyaret eden TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Belediye Kütahyaspor – Bornova 1877 maçını tribünden izledi. Karşılaşmayı seyretmeye gelenler arasında Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, AK Parti Kütahya Milletvekiliİsmail Çağlar Bayırcı ve Belediye Kütahyaspor Başkanı Osman Altınkaya’da yer aldı. Kütahyaspor, 3-0 öne geçtiği mücadelede 48. dakikadan itibaren 10 kişi oynayan rakibine karşı üstünlüğünü koruyamadı ve karşılaşma 3-3 sona erdi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 14. haftasında Galatasaray ile İkas Eyüpspor karşı karşıya geldi. Saat 19.00’da Rams Park Stadyumu’nda başlayan karşılaşmada hakem Oğuzhan Çakır düdük çaldı.
Emre Akbaba’nın 13. dakikada attığı golle Eyüpspor, Galatasaray karşısından 1-0 öne geçti. 45 artı 5’te Barış Alper Yılmaz’ın golüyle Galatasaray durumu 1-1’e getirdi. 47. dakikada Roland Sallai’nin golüyle Galatasaray skoru 2-1 yaptı. 71. dakikada Prince Obeng Ampem’in golüyle Eyüpspor beraberliği yakaladı ve durumu 2-2 yaptı. Maçın kalan dakikalarında başka gol olmadı ve Galatasaray sahasında Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SEN ANCAK 1. LİG’DE MAÇ YÖNETİRSİN”
Okan Buruk’un sarı-kırmızılı tribünlerin de kararlarına tepki gösterdiği Oğuzhan Çakır’a maç içerisinde “Hocam, sen ancak 1. Lig’de maç yönetirsin” dediği öne sürüldü. Öte yandan Buruk’un karşılaşmanın ardından hakeme olan sitemine devam ettiği ve tribünlere işarette bulunduğu görüldü.
DAHA ÖNCE DE BENZER BİR OLAY YAŞANDI
Daha önce 3-3 biten Galatasaray – Kasımpaşa maçında düdük çalan Oğuzhan Çakır’a konuk ekip lehine çaldığı düdük sonrası Okan Buruk’un “Hocam bu penaltıyı verirsen burada maç yönetemezsin” dediği iddia edilmişti.
TFF BAŞKANI, “O HAKEM GALATASARAY MAÇINA GİDECEK” DEMİŞTİ
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, canlı yayında “Bakalım o hakem ne zaman Galatasaray maçına gidecek, bana göre en büyük ceza o, Okan Buruk’un onu çiçekle karşılaması lazım” demişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SÜPER Lig ekiplerinden Hatayspor, yarın Mersin Stadyumu’nda Beşiktaş’ı ağırlayacağı maçın hazırlıklarını tamamladı.
Bordo-beyazlılar, Macit Özcan Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla Beşiktaş maçının çalışmalarını tamamladı. Teknik direktör Rıza Çalımbay yönetiminde 1 saat 15 dakika süren antrenmanda taktik ve dar alan çalışması yapıldı. Hatayspor, kampa girerek maç saatini bekleyecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Galatasaray’ın Eyüpspor ile oynadığı maçta sakatlanan milli futbolcu Abdülkerim Bardakcı, koltuk değnekleriyle stattan ayrıldı.
Trendyol Süper Lig’in 14. haftasında Galatasaray’ın evinde Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldığı maçta sarı-kırmızılıların savunma oyuncusu Abdülkerim Bardakcı sakatlığından dolayı oyuna devam edemedi. Müsabakanın 34. dakikasında taç çizgisinde Halil Akbunar ile girdiği ikili mücadele sonrasında yerde kalan Abdülkerim bir süre kendini denedi. Maçın 36. dakikasında kendini yere bırakan 30 yaşındaki futbolcuya ilk olarak saha kenarında sağlık ekibi müdahale etti. Sol ayak bileğinden sakatlanan Abdülkerim daha sonra oyuna devam edemedi. Abdülkerim Bardakcı’nın yerine 39. dakikada Berkan Kutlu dahil oldu.
Müsabaka sonunda da milli futbolcu koltuk değnekleriyle stattan ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Florya Metin Oktay Tesisleri’nde Teknik DirektörOkan Buruk yönetiminde dinamik ısınmayla başlayan idman, iki grup halinde 8’e 2 pas çalışmasıyla devam etti. Antrenman, geniş alanda topa sahip olma ve koşu çalışmasının ardından çift kale maçla sona erdi.
Sarı-kırmızılılar, yarın saat 11.00’de yapacağı idmanla hazırlıklarını sürdürecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çekya ekibi Slavia Prag, ligin son maçında Dynamo Ceske Budejovice ile deplasmanda karşılaşırken sahadan 4-0 galip ayrıldı. Bu sonucun ardından puanını 41’e yükselten kırmızı-beyazlılar liderliğini sürdürürken, 15 maç sonunda 13 galibiyet, 2 beraberlik elde etti. Rakip filelere 37 gol gönderen Prag ekibi kalesinde sadece 5 gol gördü. Sezona Slovacko beraberliği ile başlayan Slavia, sonrasında 11 maçlık galibiyet serisi yaşadı. Son 3 maçta ise hanesine 7 puan yazdırdı.
Slavia Prag, UEFA Avrupa Ligi’nin 5. haftasında 28 Kasım Perşembe günü Fenerbahçe’yi konuk edecek. Jindrich Trpisovsky’nin teknik direktörlüğünü yaptığı ekip, Avrupa Ligi’nde ise 4 maçta 4 puan topladı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>WANDA NARA’DAN “EŞÇİNSEL İDDİASI”
Icardi’nin 3-2 galip geldikleri Tottenham maçında sakatlandıktan sonra İstanbul’u terk edip Arjantin’e giderek rapçi L-Gante ile aşk yaşayan Wanda Nara’ya boşanma davası açtığı öne sürülmüştü.
“3 YIL ÖNCE BENİ BİR ADAMLA ALDATTI”
Tüm bu olaylar devam ederken L-Gante ile dudak dudağa görüntüleri çok konuşulan Nara, Icardi hakkında şoke eden bir iddiada daha bulundu. Arjantin basınında yer alan habere göre, Wanda Nara, Icardi hakkında, “Icardi, bir eşcinsel. 3 yıl önce beni bir adamla aldattı” dedi. Nara’nın bu iddiası çok konuşuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alanyaspor Teknik Direktörü Fatih Tekke:
“Ekibimi ve kendimi ilk periyotta başarısız buluyorum”
ANTALYA – Alanyaspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Antalyaspor mağlubiyetinin ardından yaptığı açıklamada, “Son 15 dakikada taraftarımızın istifa çağrıları oldu ve açıkçası ben de onların yerinde olsam aynı tepkiyi verirdim” dedi.
Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında Corendon Alanyaspor, sahasında Antalyaspor’a 2-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendiren Alanyaspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, “Derbi maçında herkes galibiyet bekliyordu. Maç boyunca birkaç net fırsat yakaladık ve maçı bitirebileceğimiz fırsatlardı. Ancak bu fırsatları değerlendiremedik. Bu nedenle oyuncularıma teşekkür etsem de, çok üzgün olduğumu belirtmeliyim. Yayında da söyledim; özellikle son 2 haftadır içeride oynadığımız maçlarda oyunun üstün tarafı olmamıza rağmen sonuç anlamında beklediğimizi alamadık. Bu iki beklenmedik mağlubiyetin sorumluluğunu alıyorum. Oyuncularıma herhangi bir şey söyleme şansım yok. Ancak oyunun son bölümündeki dağınıklık beni çok üzdü” diye konuştu.
“Taraftarların istifa çağrıları oldu ve onlara hak veriyorum”
Bu mağlubiyetin Alanyaspor’a ve ekibe yakışmadığını dile getiren Tekke, “Son 15 dakikada taraftarımızın istifa çağrıları oldu ve açıkçası ben de onların yerinde olsam aynı tepkiyi verirdim. Bu maçı bu duyguyla oynamamalıydık, oysa bir haftadır hep aynı konu üzerinde duruyorduk. Bu yüzden belki de şu değerlendirmeyi yapmam gerekiyor, geçen sezon çok başarılı bir performans sergiledik; şimdi ise sezon başından beri üçüncü bölgede yaşadığımız sorunların devam ettiğini görüyoruz. Devre arasına kadar toparlamamız gereken puanları toplamalıyız. Aslında geçen seneki puan tablosundan çok geride değiliz, kötü durumda değiliz ama bir başarısızlık söz konusu. Oyuncularımla ilgili herhangi bir olumsuz düşüncem yok, ancak maçın son bölümündeki duygu beni rahatsız etti” ifadelerini kullandı.
“Ekibimi ve kendimi başarısız buluyorum”
Tekke, yönetim kurulunun vereceği karara saygı duyacağını ve kendi adıma olumsuz bir durum olduğunu dile getirerek, “Kulübe zarar vermek ya da bir tıkanıklık oluşturmak istemiyorum. Ekibimi ve kendimi ilk periyotta başarısız buluyorum. Özellikle son iki haftada en az dört puan almamız gerekiyordu ama sıfır puanla ayrıldık. Bu bizim için başarısızlıktır ve bununla yüzleşmemiz gerekiyor. Her maçta rakiplerden daha iyi oynuyoruz. Yediğimiz goller, değerlendiremediğimiz anlar ortada. Bu sonuçların, insanların kafasında soru işaretleri oluşturmasına gerek yok. Son 15 dakikadaki kaos dışında, performansı düşük bazı oyuncular dışında genel anlamda oyuna hakimdik. Ancak yedek kulübesinde genç oyuncularımız var ve onları bu kaosa dahil etmek istemedim. Rakibimizin bize, taç ve geçiş dışında ciddi bir pozisyonlar olduğunu düşünmüyorum. Maçın son bölümünde bazı eksiklikler yaşadık ve bu duruma “geç kaldık” diyebilirim.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karşılaşmada çok atak yaptıklarını fakat sonuçlandıramadıklarını ifade eden Amed Sportif Faaliyetler Teknik Direktörü Ersun Yanal, “Oyunun başında rakibin tek tük yaptığı ataklardan birinde yediğimiz golü çıkaramadık. Belki de ligin en çok atak yapıldığı oyununu oynadık. Bunu oynamak ve bu oyunu devam ettirmek oldukça zor. Kapalı savunmayı açmanın yolları biraz da beceriden geçiyor. Bugün takım istemesine rağmen, oynama iştahını herkese kabul ettirmesine rağmen bunu beceriyle noktalayamadılar ve aldığımız sonuç ortada” diye konuştu.
Ersun Yanal: “Bu organizasyonsuzluk bizi biraz yordu”
Organizasyonsuzluğun kendilerini yorduğunu belirten Yanal, şunları söyledi:
“Çok enteresan bir lig izliyoruz, herkes birbirini yenebiliyor. Umarım en kısa zamanda organizasyonu tamamlayacak bir takım olur ve bu yolda önemli adımlar atmış oluruz. Maalesef bu organizasyonsuzluk bizi biraz yordu. Bunun sonuçlarını umarım farklı bedellerle ödemeyiz.”
Evrim Esendemir: “Üst sıralara doğru ivme kazanmak istiyorduk”
Pendikspor Teknik Sorumlusu Evrim Esendemir ise, “Ligde üst sıralara doğru bir ivme kazanmak istiyorduk, müsabakadan önce de bununla ilgili hafta içi çok verimli bir çalışma dönemi geçirdik, bunu da sahada yansıtıp iyi bir oyunla 3 puanı kazanma düşüncemize ulaştık. Burada Amedspor’un üzerimize kalabalık bir şekilde yoğunluk oluşturacağını, özellikle son hattımızın önünde 4-5 oyuncuyla bir yoğunluk oluşturacağını biliyorduk, birinci bölgeden çapraz toplarla oyuna gireceklerini de biliyorduk. Hafta içi bütün bu senaryolara yönelik çalışmalarımız, ana planımız bugün oyunda tuttu. Bir geçiş ya da bir fırsat golüyle skoru lehimize çevirme düşüncemiz de tuttu. Ondan sonraki mücadelemiz tamamen Amedspor’un yaptığı oyuncu değişikliklerine cevap şeklinde. Skoru elimizde tutup bulabiliyorsak ikinci golü bularak oyunun tamamen lehimize dönmesi için bir mücadele vardı” şeklinde konuştu. – IĞDIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FENERBAHÇE’DE SİSTEM DEĞİŞTİ
Fenerbahçe’de teknik direktör Jose Mourinho, Bodrum FK karşısında forvette Edin Dzeko-Youssef En-Nesyri ikilisini tercih etti. Trendyol Süper Lig’in 2. haftasında Göztepe ile deplasmanda oynanan müsabakada takımı çift forvet olarak sahaya süren Mourinho, 6’sı lig, 3’ü UEFA Avrupa Ligi karşılaşması olmak üzere 9 maç aradan sonra çift forvetli sisteme döndü.

İLK 11’DE BÜYÜK DEĞİŞİM
Mourinho, son oynanan Manchester United maçının kadrosuna göre 5 değişiklik yaptı. Portekizli çalıştırıcı, Manchester United müsabakasında ilk 11’de sahaya sürdüğü isimlerden Çağlar Söyüncü, Mert Müldür, Dusan Tadic ve Sebastian Szymanski’yi Bodrum FK maçında yedek soyundururken, bu isimlerin yerine Rodrigo Becao, Filip Kostic, İrfan Can Kahveci ve Edin Dzeko’ya şans verdi. Mourinho, cezalı olan Fred’in yerine de İsmail Yüksek’i oynattı.

PERDEYİ EN-NESYRİ AÇTI
Fenerbahçe, karşılaşmanın 15. dakikasında golü buldu. İrfan Can’ın ortasında kaleci Diogo Sousa topu sektirdi. Seken topu takip eden Youssef En-Nesyri kafayla topu filelere gönderdi ve takımını 1-0 üstünlüğe taşıdı. Bu gol aynı zamanda ilk yarının skorunu da belirledi.

FASLI YILDIZIN GOLLERİNİN HEPSİ KAFAYLA
En-Nesyri, bu golüyle birlikte Fenerbahçe’de 3. kez gol sevinci yaşamış oldu. Youssef En-Nesyri’nin sarı-lacivertlilerdeki tüm golleri kafayla geldi. 27 yaşındaki futbolcu, Göztepe, Manchester United ve Bodrum FK ağlarını kafayla havalandırdı.

İRFAN CAN’DAN HARİKA VOLE
Youssef En-Neysri’nin golünde ortayı yapan isim olan İrfan Can, 19. dakikada takımının ikinci golünü atmaya çok yaklaştı. Milli futbolcu, Maximin’in sol kanattan açtığı ortaya akrobatik bir vuruş yaptı. Yıldız, ismin harika yükselerek vurduğu volenin filelere gitmesine konuk takımın kalecisi Sousa izin vermedi.

OSAYI-SAMUEL FIRSATLARI KAÇIRDI
Maçın ilk yarısında yaşanan iki ayrı pozisyonda İrfan Can’dan aldığı paslarla sağ kanattan ceza alanına giren Osayi-Samuel, bu iki pozisyonda da pas vermek yerine şuta gitti ve iki pozisyonda da kaleci Sousa başarılı oldu.

DZEKO FARKI 2’YE ÇIKARDI
İkinci yarıda etkili olan Fenerbahçe, ilk golde olduğu gibi kaleci Sousa’nın hatasında farkı 2’ye çıkardı. 26 yaşındaki eldivenin hatalı pasında topla buluşan Amrabat, Dzeko’yu topla buluşturdu. Boşnak golcü, kaleciyle karşı karşıya güzel bir vuruşla topu ağlara yolladı ve skoru 2-0 yaptı. Tecrübeli golcü, böylelikle bu sezon 10. golünü atmış oldu.

MOURINHO’DAN AYNI ANDA 4 DEĞİŞİKLİK BİRDEN
Maçın 70. dakikasında Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho aynı anda tam değişiklik yaptı. Fenerbahçe’de; Oğuz Aydın, Dusan Tadic, Cenk Tosun ve Szymanski oyuna dahil oldu. En-Nesyri, İrfan Can Kahveci, İsmail Yüksek ve Maximin kenara geldi.

FENERBAHÇE PUANINI 20 YAPTI
Kalan dakikalarda başka gol olmayınca sahadan 2-0’lık skorla galip ayrılan taraf Fenerbahçe oldu. Bu sonuçla ligdeki 6. galibiyetini alan sarı-lacivertliler, puanını 20’ye yükseltti. Üst üste ikinci mağlubiyetini alan Bodrum FK ise 10 puanda kaldı. Fenerbahçe, 11. haftada Trabzonspor’a konuk olacak. Akdeniz temsilcisi ise Alanyaspor’u ağırlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında Bodrum FK ile karşılaştı. Ülker Stadyumu’ndaki karşılaşma saat 19.00’da başladı ve mücadeleyi Mehmet Türkmen yönetti.
Fenerbahçe karşılaşmanın 15. dakikasında Youssef En Nesyri’nin attığı golle 1-0 öne geçti. Sarı lacivertliler bu golle maçın ilk yarısını 1-0 önde kapattı. Mücadelenin ikinci yarısında gol arayışlarını sürdüren Fenerbahçe Edin Dzeko ile 55. dakikada ikinci golü buldu. Karşılaşma sarı-lacivertlilerin 2-0’lık üstünlüğü ile tamamlandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu sezon ilk kez 36 takımla oynanacak turnuvada Galatasaray, Rahman Baba (kendi kalesine), Yunus Akgün ve Mauro Icardi’nin kaydettiği gollerle Yunan ekibini 3-1 mağlup etti.
48. dakikada Rahman Baba’nın kendi kalesine kaydettiği golle 1-0 öne geçen sarı kırmızılılar, 68. dakikada Konstantelias’ın golüne engel olamadı.
76. dakikada Yunus Akgün, Osimhen’in asistinde Galatasaray’ı öne geçirdi.
Sonradan oyuna dahil olan Mauro Icardi, uzatma dakikalarında üçüncü golü atarak maçın skorunu da belirledi.
Galatasaray UEFA Avrupa Ligi’nin ikinci haftasında deplasmanda Letonya’nın Rigas FS ekibiyle 3 Ekim Perşembe günü TSİ 19.45’te karşı karşıya gelecek.
Karşılaşmadan önce Galatasaraylılar ile bir grup Yunan taraftar arasında gerginlik yaşandı.
PAOK kulübünün davetlisi olarak gelen bir grup Yunan taraftar, karşılaşma öncesi Batı Alt Tribünü’nde yerlerini aldı.
PAOK’lu ve Galatasaraylı taraflarlar arasında sözlü atışma yaşandı. Bu atışmanın ardından polis ekipleri, Yunan grubun etrafında güvenlik önlemi aldı.
Yaşananların ardından stat hoparlörlerinden “İzmir Marşı” çalındı.
Fenerbahçe ve Beşiktaş da ilk maçlarına çıkacak
26 Eylül’de Fenerbahçe İstanbul’da Union Saint Gilloise ile Beşiktaş ise deplasmanda Ajax ile karşı karşıya gelecek.
Her takım dördü sahasında dördü deplasmanda toplam 8 maç oynayacak.
30 Ocak 2025’ye aynı saatte oynanacak 18 maçın ardından ligde ilk 8 takım tur atlayacak ve doğrudan son 16 turuna kalacak.
Ligi 9 ve 16. sıra arasında tamamlayan takımlar, son 16 turunda ligi 17 ve 24. sıra arasında tamamlayan takımlarla eşleşecek.
Eleme usulüyle oynanacak maçların ardından 2024-25 UEFA Avrupa Ligi finali 21 Mayıs 2025’te İspanya’nın Bilbao şehrindeki San Mamés Stadyumu’nda oynanacak.
Türk takımlarının fikstürü
Fenerbahçe’nin fikstürü
26 Eylül 2024 Fenerbahçe – Union Saint Gilloise (Belçika)
3 Ekim 2024 Twente (Hollanda) – Fenerbahçe
24 Ekim 2024 Fenerbahçe – Manchester United (İngiltere)
7 Kasım 2024 AZ Alkmaaar (Hollanda) – Fenerbahçe
28 Kasım 2024 Slavia Prag (Çekya) – Fenerbahçe
11 Aralık 2024 Fenerbahçe – Athletic Bilbao (İspanya)
23 Ocak 2025 Fenerbahçe – Lyon (Fransa)
30 Ocak 2025 Midtjylland (Danimarka) – Fenerbahçe
Galatasaray’ın fikstürü
25 Eylül 2024 Galatasaray – PAOK (Yunanistan) – OYNANDI
3 Ekim 2024 Riga Skola (Letonya) – Galatasaray
23 Ekim 2024 Galatasaray – Elfsborg (İsveç)
7 Kasım 2024 Galatasaray – Tottenham (İngiltere)
28 Kasım 2024 AZ Alkmaar (Hollanda) – Galatasaray
12 Aralık 2024 Malmö (İsveç) – Galatasaray
21 Ocak 2025 Galatasaray – Dinamo Kiev (Ukrayna)
30 Ocak 2025 Ajax (Hollanda) – Galatasaray
Beşiktaş’ın fikstürü
26 Eylül 2024 Ajax (Hollanda) – Beşiktaş
3 Ekim 2024 Beşiktaş – Eintracht Frankfurt (Almanya)
24 Ekim 2024 Lyon (Fransa) – Beşiktaş
6 Kasım 2024 Beşiktaş – Malmö (İsveç)
28 Kasım 2024 Beşiktaş – Maccabi Tel-Aviv (İsrail)
12 Aralık 2024 Bodo/Glimt (Norveç) – Beşiktaş
22 Ocak 2025 Beşiktaş – Athletic Club (İspanya)
30 Ocak 2025 Twente (Hollanda) – Beşiktaş
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki iki numaralı organizasyonu olan UEFA Avrupa Ligi’nin 2024-2025 sezonunda ilk hafta heyecanı yarın ve 26 Eylül Perşembe günü oynanacak maçlarla yaşanacak.
İlk kez lig formatında düzenlenecek
UEFA Avrupa Ligi’nde bu sezon ilk kez 36 takımlı lig formatı uygulanacak ve grup aşaması olmayacak. Avrupa Ligi’ne katılan takımlar bu sezon 4’ü içerde 4’ü de deplasmanda olmak üzere 8 farklı rakiple karşılaşacak. 8 hafta sonunda ligde ilk 8 sırada yer alan takımlar doğrudan son 16 turuna yükselecek. 9 ve 24. basamak arasında bulunan 16 ekip de bir üst tura kalmak için kendi aralarında play-off mücadelesi oynayacak. 25. sıra ve sonrasında yer alan takımlar ise turnuvaya veda edecek.
En fazla takım Türkiye ve Hollanda’dan
Avrupa Ligi’ne bu sezon ülkeler bazında en fazla katılımı 3’er takımla Türkiye ve Hollanda sağladı. Türkiye’den Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş organizasyonda yer alırken, Hollanda’dan ise Ajax, AZ Alkmaar ve Twente mücadele edecek. Bu iki ülkeyi 2’şer ekiple Belçika, Çekya, İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Portekiz ve İsveç takip etti. Azerbaycan, Bulgaristan, Danimarka, Macaristan, İsrail, Letonya, Norveç, Romanya, İskoçya ve Ukrayna’dan da 1’er temsilci organizasyonda boy gösterecek.
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş şampiyonluk mücadelesi verecek
Türkiye’den Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde şampiyonluk mücadelesi verecek. Galatasaray; PAOK, Elfsborg, Tottenham ve Dynamo Kiev ile içeride, RFS, AZ Alkmaar, Malmö ve Ajax ile de dışarıda oynayacak. Fenerbahçe; Union SG, Manchester United, Athletic Bilbao ve Lyon ile evinde, Twente, AZ Alkmaar, Slavia Prag ve Midtjylland ile de deplasmanda karşı karşıya gelecek. Beşiktaş ise Eintracht Frankfurt, Malmö, Maccabi Tel-Aviv ve Athletic Bilbao ile sahasında, Ajax, Lyon, Bodo/Glimt ve Twente ile de dış sahada mücadele edecek.
Son şampiyon Atalanta
İtalyan ekibi Atalanta, UEFA Avrupa Ligi’nde geçen sezonu şampiyonlukla noktaladı. Mavi-siyahlılar, İrlanda’nın başkenti Dublin’deki Dublin Arena’da oynanan final maçında Alman temsilcisi BayerLeverkusen’i 3-0 mağlup ederek kupaya uzandı. Atalanta, bu galibiyetle birlikte tarihinde ilk kez Avrupa Ligi kupasını müzesine götürmeyi başardı.
Kupayı en fazla kazanan Sevilla
Avrupa Ligi kupasını 7 kez kazanan Sevilla, UEFA Avrupa Ligi’nin en başarılı takımı olarak dikkat çekiyor. İspanyol ekibi, 2005-2006, 2006-2007, 2013-2014, 2014-2015, 2015-2016, 2019-2020 ve 2022-2023 sezonlarında kupada mutlu sona ulaştı. Sevilla’yı, kupayı 3 sefer kazanan Liverpool, Juventus, Inter ve Atletico Madrid takip etti. 1999-2000 sezonunda kupayı müzesine götüren Galatasaray ise Avrupa Ligi’ni kazanan tek Türk takımı oldu.
Finale İspanya ev sahipliği yapacak
UEFA Avrupa Ligi’nde 2024-2025 sezonunun finaline İspanya ev sahipliği yapacak. Dev final, 21 Mayıs 2025 Çarşamba günü Bilbao’daki San Mames Stadyumu’nda oynanacak.
UEFA Avrupa Ligi’nde ilk haftanın programı (TSİ) şu şekilde:
Yarın
19.45 AZ Alkmaar – Elfsborg
19.45 Bodo/Glimt – Porto
22.00 Dinamo Kiev – Lazio
22.00 Midtjylland – Hoffenheim
22.00 Galatasaray – PAOK
22.00 Manchester United – Twente
22.00 Nice – Real Sociedad
22.00 Ludogorets – Slavia Prag
22.00 Anderlecht – Ferencvaros
26 Eylül Perşembe
19.45 Fenerbahçe – Union SG
19.45 Malmö – Rangers
22.00 Ajax – Beşiktaş
22.00 Roma – Athletic Bilbao
22.00 Eintracht Frankfurt – Viktoria Plzen
22.00 FCSB – RFS
22.00 Lyon – Olympiacos
22.00 Braga – Maccabi Tel-Aviv
22.00 Tottenham – Karabağ – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Galatasaraylı futbolcular ve teknik ekip, Fenerbahçe galibiyetinin ardından stattan mutlu ayrıldı.
Trendyol Süper Lig’in 6. haftasında Galatasaray, konuk olduğu Fenerbahçe’yi 3-1 mağlup etti. Maçın son düdüğünün çalmasının ardından sahada büyük sevinç yaşayan sarı-kırmızılı futbolcular bunu soyunma koridorlarında da devam ettirdi. Süper Lig’de 6’da 6 yapan sarı-kırmızılılarda, yönetim, futbolcular ve teknik ekip mutlu bir şekilde Ülker Stadyumu’ndan ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLK 11’LER
Kasımpaşa: Giannotis, Winck, Opoku, Yasin, Rodrigues, Gökhan, Sadiku, Hajradinovic, Brekalo, Mortadha, Da Costa.
Fenerbahçe : Livakovic, Mert, Çağlar, Becao, Oosterwolde, İsmail, Fred, Tadic, Szymanski, Maximin, En Nesyri.
İKİ TAKIMIN DURUMU
Ligde oynadığı 4 maçta 3 galibiyet ve 1 beraberlik alan Jose Mourinho’nun ekibi, topladığı 10 puan ve maç fazlasıyla lider durumda bulunuyor. Kasımpaşa’da teknik direktör Sami Uğurlu’nun cezası devam ediyor. Tümosan Konyaspor ile ligin ilk haftasında oynanan müsabakanın ardından 7 maç ceza alan Uğurlu, Fenerbahçe maçında takımının başında olamayacak.
SÜPER LİG’DE 43. RANDEVU
İki takımın bugüne kadar karşı karşıya geldiği 42 lig maçında Fenerbahçe 34 kez sahadan galibiyetle ayrılırken, 4 karşılaşma beraberlikle sonuçlandı. Kasımpaşa ise 4 kez 3 puana uzanan taraf oldu. Sarı-lacivertli takım bu maçlarda 106 kez gol sevinci yaşarken, kalesinde ise 38 gol gördü. İki takım arasında ligde oynanan son 10 karşılaşmada Fenerbahçe 9 kez galip gelirken, 1 maçı da Kasımpaşa kazandı. Sarı-lacivertli takım bu maçlarda rakip filelere 28 gol atarken, kalesinde ise 10 gole engel olamadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KİM ALDIYSA TEŞEKKÜRLER”
Lage, “Kerem Aktürkoğlu’nun transferinde katkınız var mı?” sorusunu “Hayır, bir katkım yok. Onu kim seçtiyse ona teşekkür ederim. Böyle oyuncuları, agresif kanat oyuncularını severim. Rafa, Cervi, Pizzi gibi forvet oynayan oyuncuları seviyorum ve o da bu özelliklere sahip” dedi.

“ONUN ADINA MUTLUYUM”
Kerem Aktürkoğlu ile konuştuğunu söyleyen başarılı teknik adam, “Onunla konuştum ve oynamasını istediğim rolde kendini rahat hissetti. Moralli geldi, milli takımda 3 gol attı, bugün de eşitliği sağladı, mutluyum” ifadelerini kullandı.

PORTEKİZ’DE MANŞETLERDE: HARRY POTTER SEVİNCİNİ YAPTI
Öte yandan Portekiz basını, Kerem Aktürkoğlu ile ilgili çarpıcı manşetler attı. Atılan manşetler şöyle;
A Bola: Orkun Kökçü ile Kerem Aktürkoğlu arasındaki Türk Hava Yolları hava bağlantısı Gabriel Batista’yı ustaca atlattı.
Record: Aktürkoğlu Benfica formasıyla ilk maçında gol attı ve Harry Potter gibi kutlama yaptı.
Diario Noticias: Kerem Aktürkoğlu, Orkun Kökçü ve Di Maria’nın mükemmel performanslarıyla oynanan maçta yeni teknik direktör Bruno Lage en önemli şeyi aldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin YALÇINKAYA/ ELAZIĞ, –
STAT: Elazığ Doğukent
HAKEMLER: Onur Can Dolğun, EmrahAltındağ, Osman Korkmaz
23 ELAZIĞ FK: Eren Yılmaz – Güray Fırat, Boran Tütünci (Dk. 72 Haluk Hakan), Burak Kaan Sezgin (Dk. 72 Ahmet Yağız), Berke Gürbüz (Dk. 68 Eren Taştan), Sedat Peker (Dk. 88 Koray Ege Sağım), Muhammed Kavaklı, Fatih Onay, Batuhan Beştaş, Hüseyin AkınAydın (Dk. 88 Resul Karakoyun), Haktan Yüce
12 BİNGÖLSPOR: Oğuzhan Çelik – Muhammet Serdar Yazıcı (Dk. 63 Savaş Oday), Ali Aydın, Burak Sürmeli, Bilal Çebi, İsmail Palta (Dk. 71 Osman Ersöz), Muhammed Altunbay (Dk. 63 Serbay Yağız), Özgen Erdem, Muhammed Burak Çelik, Ruhi Yıldız (Dk. 63 İdris Ömer), Batuhan Aktaş (Dk. 77 Eray Aktaş)
GOLLER: Dk. 43 Berke Gürbüz, Dk. 57 Sedat Peker (23 Elazığ FK)
SARI KARTLAR: Koray Ege Sağım (23 Elazığ FK) – Özgen Erdem, Muhammed Burak Çelik, Ali Aydın, Eray Aktaş, Osman Ersöz (12 Bingölspor)
Ziraat Türkiye Kupası 1’inci Eleme Turu’nda 23 Elazığ FK, konuk ettiği 12 Bingölspor’u 2-0 mağlup ederek bir üst tura yükseldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Transfer tahtası açılmadığı için kadrosunu güçlendiremeyen ve dünya yıldızı futbolcularını elinde tutamayan Adana Demirspor’da sıkıntılı günler devam ediyor. Mavi-lacivertli ekip ligde 1 puanla son sırada yer alıyor.
“2. devre başlamadan transfer tahtasını açar vaziyete getireceğiz”
Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak, sosyal medyadan yaptığı açıklamada transfer tahtasını açamadıklarını belirtti. Sancak, “Bu yıl zor bir sezon geçirdik. Oyunlarla, ihanetlerle ve benim ticari sorunlarım eklenince maalesef sezona öyle başladık. Tahtayı açmak için bugüne kadar uğraştık ama geldiğimiz noktada maalesef açamıyoruz. Parayı yatırsak bile 6 ay transfer yasağımız olacaktı. Şimdi şunu, bunu yaptım diyecek durumda değilim. En azından var olanı korumak, maksimum almamız gereken puanları alıp, 2. devre başlamadan transfer tahtasını açar vaziyete getirip, transferleri yaparak yolumuza devam edeceğiz” dedi.
“Kurulan oyunları görüp başkanlığa geri döndüm”
Öte yandan Başkan Sancak, taraftarlara da çağrıda bulunarak, “Şundan herkesin emin olması lazım. Ben Murat Sancak olarak nasıl ilk gediğim günden bugüne kadar fedakarlık gösterdiysem bundan sonra da göstereceğim. Şimdi bizlere düşen görev hep beraber kenetlenip bu süreci beraber aşmaktır. Başka çaremiz yoktur. Bunun dışında kim hareket ediyorsa ADS’ye, en büyük ihaneti olacaktır. Bazılarının kurduğu oyunu görerek başkanlığa hemen geri döndüm. Ben eskisinden daha çok bu takımımız için uğraşacağım” ifadelerini kullandı.
“Yeni profesyoneller aramıza katılacak”
Gelecek sezon çok farklı bir Adana Demirspor olacağını vurgulayan Başkan Murat Sancak, “Yeniden yapılandırmaya girdik. Yeni profesyoneller aramıza katılacak. İnşallah bu yapılandırmayla birlikte 2025-2026 sezonuna yeni hedefler koyarak, eski günlerimizden daha yüksek hedefler koyarak devam edeceğiz. Sizsiz olmaz. Hep birlikte olur. Şehirdeki iş adamları loca alın, çalışanlarınıza kombine alın, bilet alın. Maç günlerinde çalışanlarınıza izin verin. Hediyeleşmelerinizde ADS ürünleri alın ve hediye edin. Allah yar ve yardımcımız olsun” diye konuştu. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇAPRAZ BAĞLARI KOPTU
İtalyan ekibi, genç futbolcunun sol ön çapraz bağında kopma olduğunu açıkladı. Emirhan, ilerleyen günlerde yapılacak olan uzman değerlendirmesinin ardından ameliyat olacak. Torino’dan yapılan açıklamada, “Emirhan İlkhan’a yapılan tıbbi muayeneler ve testler sonucunda sol ön çapraz bağda bir yaralanma olduğunu tespit edildi. Oyuncu önümüzdeki günlerde yapılacak bir uzman değerlendirmesinin ardından ameliyat olacak” ifadeleri kullanıldı.

EMİRHAN’IN RAKAMLARI
Torino ile sözleşmesi 2026 yılına kadar devam eden Emirhan İlkhan, İtalyan ekibinde sadece 4 maçta süre bulabildi. Emirhan, Beşiktaş’tan Torino’ya transferinin ardından Sampdoria ve Başakşehir’e kiralanmıştı. 20 yaşındaki orta saha, geçen sezon forma giydiği turuncu-lacivertlilerde 10’u ilk 11 olmak üzere 34 maça çıktı ve bu karşılaşmalarda 2 gol, 2 asistlik performans sergiledi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ’de, bisikletinin önünü kaldırıp giderken cipin çarpıp üstünden geçtiği Kaan Altunter (13), toprağa verildi. UzunçiftlikSpor Kulübü’nün altyapısında futbol oynayan Altunter’in tabutuna, takımının forması konuldu.
Kaza, dün öğle saatlerinde, Kartepe ilçesi Sarımeşe Mahallesi Sezenler Caddesi’nde meydana geldi. A.Ç. idaresindeki 41 AU 325 plakalı cip, önünü kaldırdığı bisikletiyle karşıdan gelen 8’inci sınıf öğrencisi Kaan Altunter ile çarpıştı. Altunter’in üzerinden geçen cipin sürücüsü, bir süre ilerledikten sonra çevredekilerin bağırmasıyla durdu. İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi yapılan Altunter, ambulansla yakındaki özel hastaneye kaldırıldı. Ancak Altunter, doktorların müdahalesine karşın kurtarılamadı. Kaza anı da kameraya yansıdı.
Kaan Altunter’in cenazesi, işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi. Sürücü A.Ç. ise polis tarafından gözaltına alındı.
Uzunçiftlik Spor Kulübü altyapısında futbol oynayan Kaan Altunter’in cenazesi, aynı ilçedeki Bahçelievler Camisi’ne getirildi. Cenazeye Altunter’in ailesi, okul ve futbol takımından arkadaşları ile öğretmenlerinin yanı sıra İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Akmanşen, Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk, siyasi partilerin temsilcileri ve sevenleri katıldı. İki kardeş olduğu öğrenilen Kaan Altunter’in tabutuna, takımının forması konuldu. Öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Altunter, toprağa verildi. Altunter’in ölümüne neden olan cipin sürücüsü A.Ç.’nin ise bugün Kocaeli Adliyesi’ne sevk edildiği öğrenildi.
HABER-KAMERA: Nazım Özgün ERBULAN-Dinçer AKBİR/KARTEPE(Kocaeli),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Konami tarafından geliştirilen ve yayınlanan ünlü oyun serisi Pro Evolution Soccer (PES), 2022 yılında eFootball adı altında piyasaya sürülmüştü.
Konami, merakla beklenen eFootball 2025 oyununa dair heyecan verici bir duyuru yaptı.
TÜRKÇE SPİKER GELİYOR
Özel bir etkinlikte oyun hakkında detaylı bilgiler paylaşan şirket, oyuncuların uzun süredir beklediği bir özelliği resmen duyurdu:Türkçe spiker.
Konami, Türkçe spiker özelliğini oyuna resmî olarak entegre edecek. Bu sayede oyuncular, daha keyifli bir oyun deneyimi yaşayacak.
eFootball için TürkiyeFutbol Federasyonu ile yapılan iş birliğinin devam ettiğini belirten Konami, oyunda yeni içerikler görmeye devam edeceğimizi söyledi..
Bu içerikler arasında Süper Lig, Türk takımları ve başka içerikler de yer alacak.

TÜRKÇE SPİKERLER KİMLER OLACAK
Oyunda yorumcu olarak Gökhan Abdik ve Müjdat Mustafa Muratoğlu yer alacak.
eFootball Türkçe spiker güncellemesi Aralık 2024’te resmi olarak kullanıma sunulacak.
Konami ayrıca TFF ile olan ortaklığın devamı ile birlikte Süper Lig ve millî takım temalı etkinlik ve kampanyalar da hayata geçirecek.
Muhammet Karal
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BETİS TALİP OLDU
İspanyol basınından El Gol Digital’in haberine göre; Everton ile sözleşmesi sona erdikten sonra bonservisini eline alan Dele Alli için Real Betis devreye girdi. Isco’nun sakatlığının nüksetmesi nedeniyle yeniden ameliyat olmak zordunda kalması, Rodri Sanchez ise Katar’ın Al Arabi takımıyla anlaşması ndeniyle orta sahasında boşluk oluşan LaLiga ekibi, İngiliz yıldızı gündemine aldı.
1+1 YILLIK SÖZLEŞME TEKLİFİ
Betis için hem forvet arkasında hem de kanatta ideal bir seçenek olarak görülen Alli’nin transferine teknik direktör Manuel Pellegrini’nin de onay verdiği belirtildi. Haberde, İspanyol takımının 28 yaşındaki oyuncuya 1+1 yıllık sözleşme teklif edeceği ifade edildi.
1.5 YILI AŞKIN SÜREDİR TOPA DEĞMEDİ
Geçen sezon Everton’da hiç maça çıkmayan Dele Alli, son karşılaşmasını 2022-2023 sezonunda kiralık geldiği Beşiktaş’ta oynadı. İngiliz orta saha, son olarak söz konusu sezonun 14. haftasında (26 Şubat 2023) oynanan Antalyaspor müsabakasının 46. dakikasında oyuna dahil olmuştu. 28 yaşındaki yıldız futbolcu, o günden beri resmi maça çıkmadı.
BEŞİKTAŞ RAKAMLARI
2022-2023 sezonunu Beşiktaş’ta kiralık olarak geçiren Dele Alli, siyah-beyazlı formayı 15 maçta giydi ve 2 kez gol sevinci yaşadı. Daha sonra bonservisinin bulunduğu İngiltere Premier Lig ekibine geri dönen Alli, 2023-2024 sezonunda ise hiç forma şansı bulamadı. 28 yaşındaki futbolcu, bu sezonla birlikte İngiliz ekibiyle olan sözleşmesinin sona ermesinin ardından bonservisini eline aldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İZLANDA KOMPAKT BİR TAKIM”
Vincenzo Montella’nın açıklamaları şu şekilde;
“Çok iyi ve kompakt bir takım. Maçlarını izleyince, hocanın prensiplerinin İtalyan hocaların prensibine uygun olduğunu gördüm. İngiltere’yi yendiler. Saygı duyduğumuz bir takım. Tarihsel olarak bakınca çok zorlu olduklarını görüyoruz. Son galibiyeti 9 sene önce aldığımız bir rakip. İzlanda ile tarihsel sonuçlara bakınca 13 maçta 2-3 kez galip geldik. Yarın güzel bir gün olması için elimizden geleni yapacağız.
ÖZEL ÖNLEM ALACAĞI BİR FUTBOLCU VAR MI?
Sadece takım gibi oynayabilen bir takım olduğunu görüyoruz. Bazı bireysel oyuncular olsa da çok fazla göze batan bireysel oyuncular yok. Takım oyununa yatkınlar. O yüzden isim vermeyeceğim. Duran toplarda ve taç atışlarında dahi tehlikeliler. Ona göre hazırlanmalıyız. Son dönemlerde her rakip bu tarz organizasyonlara çalışıyor. Biz de ona göre hazırlığımızı yapacağız.

“3 HAFTA SÜRE VERİLMESİ GEREKİYOR”
Geçen günler de çok konuştuk bunları, bilimin getirdiği bir açıklama var. 50-60 maç arasında oynayan oyuncularda, normalde 3 hafta dinlenme süresi verilmesi gerekiyor. Sezon başlamadan önce de 35-40 güne ihtiyaçları oluyor. Ama biliyorsunuz ki geçen gün de böyle bir fark hissedildi. İzlanda’nın da fiziksel olarak daha önde olacağını düşünüyorum. Bu detayı baz almamız gerekiyor. Ama bu bizim kazanmak istemediğimiz anlamına gelmiyor. Buna göre hazırlanıyoruz. Değerlendirme yaparken bunu baz alırken değerlendirme yaparsak çok daha doğru noktalara değinmiş oluruz.
BARIŞ ALPER SÖZLERİ
Barış Alper Yılmaz çok iyi bir turnuva geçirdi. Birçok hoca da beni arada büyük takımlardan, şu anda eksik, aramızda değil. Ama hazırlıklarımız aynı şekilde devam ediyor.
ARDA GÜLER’İN SAKATLIĞI
Diğer futbolcularımız da hazır. Arda darbe aldı, darbeye bağlı problem yaşıyor. Dün yürürken sorun yaşıyordu. Takımla antrenman yapmasa dahi değerlendirme süremiz var. Onu değerlendireceğiz.

“TÜRK DEĞİLİM AMA MİLLİ DUYGULARI EN İYİ ŞEKİLDE YAŞIYORUM”
Hocaların kaderi böyledir milli takımlarda. Her maç finaldir. Ama şunu söylemek lazım, hocaya eleştiri geldiğinde ben bunu kabul etmeye daha meyilliyim. Ama futbolculara geldiğinde anlamıyorum. Belki ben Türk değilim ama milli duyguları en iyi şekilde yaşıyorum. Bu aidiyet hissini yaşıyorum. Futbolcuları bölmeye çalışmamalıyız. Dışarıdan da birliktelik lazım. Birliktelikten güç doğar. Birliktelik lazım çünkü futbolcularımız bunu hak ediyor. Bunu sağlamamız gerekiyor. Sadece içerideki birliktelik değil, dışarıdan da birliktelik lazım. Birlikten her zaman güç doğar ve daha güçlü oluruz. Sadece burada olan insanlara seslenmiyorum. Dışarıdan yorum yapan insanlara da sesleniyorum. Her yerden birlikte olmamız gerekiyor.

“HEDEFİMİZ A LİGİ’NE ÇIKMAK”
Artık yeni bir maceraya başladık. Hedefimiz A Ligi’ne çıkmak, önceliğimiz bu. En iyi şekilde hazırlanacağız. Ne gerekiyorsa bütün duygularımızı, çalışmalarımızı buna göre şekillendireceğiz. İzmir’de olduğumuz için çok mutluyuz. Bilerek burayı seçtik. Yarın sadece İzmir için değil, Türkiye için çok önemli bir gün. Bu tarihi günde, güzel bir galibiyetle kutlamalara katkıda bulunmak istiyoruz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NURİ ŞAHİN SAHADAYDI
Jakub Blaszczykowski’nin takımı sahadan 5-4’lük galibiyetle ayrılırken karşılaşmada Borussia Dortmund Teknik Direktörü Nuri Şahin de forma giydi.

KLOPP YENİDEN DORTMUND’DA
Borussia Dortmund’un eski teknik direktörlerinden Jürgen Klopp, bu maç için yeniden Signal Iduna Park’a döndü. Liverpool’dan ayrıldıktan sonra uzun süre takım çalıştırmayacağını açıklayan Klopp, jübile maçta Jakub Blaszczykowski’nin takımının başında sahada yer aldı.

“SANKİ EVİME DÖNÜYORMUŞUM GİBİ”
Klopp maçın ardından yaptığı açıklamada, “Sanki eve dönüyormuşum gibi. Her zaman hayal ettiğim şey buydu. Tekrar buluşabilmemiz, iyi vakit geçirebilmemiz ve tüm hikayeleri anlatabilmemiz… Hepimiz için harika anılara sahip dolu bir Signal Iduna Park” dedi.

DORTMUND KARİYERİ
Jürgen Klopp, 2008-2015 yılları arasında Borussia Dortmund’da çalışmış ve takımının başında 319 maça çıkmıştı. Alman çalıştırıcı, Borussia Dortmund’la Bundesliga (2), Almanya Kupası ve Almanya Süper Kupası (2) şampiyonlukları yaşadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAHALARA DÖNMESİ 2 AYI BULABİLİR
1 ay sahalardan uzak kalması beklenen yıldız santrforun sakatlığını atlatması 1.5-2 ay sürebilir. Yıldız oyuncu, bu sezon Süper Lig’e çıktığı 3 maçta 1 gol ve 1 asist katkısı sunarak iyi bir başlangıç yapmıştı.
ÇİFT FORVETLİ SİSTEM BEKLEMEDE
Teknik direktör Okan Buruk’un çift forvet planı için Mauro Icardi’nin dönüşünü bekleyeceği belirtildi. Bu durumda Osimhen’in tek santrfor olarak ilk 11’de yer alması bekleniyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>JUVENTUS İLE ANLAŞMA SAĞLANDI
Sports Digitale’den Yağız Sabuncuoğlu’nun haberine göre; Fenerbahçe, Sırp futbolcunun transferi için Juventus ile anlaşma sağladı.
KOSTIC TARAFI DATAMAM
Fenerbahçe, Juventus’un ardından kişisel şartlar için Kostic tarafıyla masaya oturdu. Sarı-lacivertliler, 31 yaşındaki futbolcunun temsilcisi Alessandro Lucci ile görüşmelere başladı. Bu görüşmelerden de Fenerbahçe ve Kostic tarafı arasında anlaşma çıktı.

BU AKŞAM İSTANBUL’DA
Fenerbahçe, tüm bu gelişmelerin ardından Kostic için seyahat planlaması da yaptı. Kostic’in bu akşam (pazar) saat 21.30 sularında İstanbul’a geleceği ortaya çıktı.
GEÇEN SEZON PERFORMANSI
31 yaşındaki kanat oyuncusu Kostic, geçen sezon 33 müsabakada 2 bin 107 dakika süre aldı. Yaptığı 4 asistle takımına katkı sağladı. Güncel piyasa değeri 6.5 milyon euro olarak gösterilen Filip Kostic’in kulübü Juventus ile sözleşmesi 2026 yılına kadar devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ÖLÜ TOPRAĞI KALKTI”
Hüseyin Yücel’in açıklamaları şu şekilde;
Asıl hedefin Türkiye Kupası ve yeni sezon olduğunu biliyorduk. Ocak ayından itibaren çalışmalara başladık. Yardımcılarının gelemeyecek olması nedeniyle Giovanni van Bronckhorst’un imzası sezon başına kaldı. Ocak ayında nişan, mayıs sonunda da düğün yapıldı. Takımda inanılmaz bir kimya yarattı Giovanni… Transferleri yaptık. Hocanın da büyük katkısı oldu. Bir ölü toprağı vardı üzerimizde. O kalktı. Herkes antrenmana da maça da isteyerek çıkmaya başladı. Geçen sene oynamak istemiyorlardı.
“HEDEFİMİZ ŞAMPİYONLUK”
Bu yıl şampiyon olan Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılacak. Çok ciddi bir gelir elde edilecek. Bütün kulüplerde olduğu gibi bizde de çok ciddi finansal sıkıntılar var. Şampiyonla Ligi’ne katılmak bizim için çok önemli. Hedefimiz şampiyonluk. Rakiplerimizin (Galatasaray ve Fenerbahçe) bütçeler bizim bütçelerimize göre çok yüksek. Ama hep aynı şeyi söylüyorum; sonuçta bütçe oynamıyor, kağıt üzerinde de hiçbir şeyi kazanamıyorsunuz. Bütçe oynasaydı o arkadaşlar Şampiyonlar Ligi’ne kalırlardı.
TRANSFER POLİTİKASI
Benim kendime kurduğum üç kişilik “scout” ekibi var. Önce hocamızın onayından geçirdik. Onay verdikten sonra kulübün ‘scout’undan geçiyor. Akabinde benim dışarıdan tuttuğum ‘scout’ raporunu alıyoruz. O da yetmiyor, Asbaşkan Onur Göçmez’in ekibinden geçiyor. Rafa ve Ciro’da da bunu yaptık. Benim anlamadığım eski yönetim o oyuncuları nasıl almış; inanamıyorum.
“TESİSLERİN ARKA KAPISINDA KAÇMIŞ”
Bugüne kadar 24 oyuncu gitti. 12 oyuncu geldi. Üç kişi kaldı Amartey, Aboubakar ve Chamberlain… Amartey çok garip… Arabistan kulübü ile anlaştık, uçağa binmedi. Eyüpspor ile anlaştık, bizim tesislerin arka kapısından kaçmış. ‘Almanya’ya, İngiltere’ye gideceğim diye tutturmuş; ‘Transfer dönemi kapandı’ deyince de ‘Nasıl bitti’ diyormuş. Bunların menajerleri de aynı. Lisans çıkarmadığımız takdirde paralarını talep etme hakları var. Maliyetleri 17 milyon euro.”
DANIEL AMARTEY’İN BEŞİKTAŞ KARİYERİ
Geçen sezonun başında İngiliz ekibi Leicester City ile sözleşmesi sona erdikten sonra bedelsiz olarak Beşiktaş’a transfer olan Daniel Amartey, siyah-beyazlı formayla şu ana kadar 27 maça çıktı ve 1 gol attı. 29 yaşındaki Ganalı futbolcunun takımıyla 2026 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarı-lacivertlilerden yapılan açıklamada, “Profesyonel Futbol A Takım Futbolcularımızdan Luan Peres’in kalıcı transferi konusunda Brezilya’nın Santos Kulübü ile anlaşmaya varılmıştır. Oyuncunun bundan sonraki kariyerinde kendisine başarılar dileriz” denildi.
SADECE 1 GOL ATTI
Sarı-lacivertli forma altında toplamda 23 maçta forma giyen Peres, söz konusu karşılaşmalarda 1 gol atabildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEĞERİ 100 MİLYON EURO
Güncel piyasa değeri 100 milyon euro olarak gösterilen Osimhen’in Napoli ile mevcut sözleşmesi 2026 yılına kadar devam ediyor. Napoli’nin Nijeryalı futbolcunun sözleşmesini 2027 yılına kadar yenileme opsiyonu bulunuyor ve eğer Haziran ayına kadar satmazlarsa bu opsiyonu kullanacaklar. Sözleşme yenilenmesi halinde Osimhen’in maaşı aynı kalacak, ancak serbest kalma bedeli 150 milyon euro yerine 80 milyon euro olacak.
“SAHAYA ÇIKMAK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM”
Victor Osimhen açıklamasında, “Dries Mertens ile birlikte forma giymişti. Kendisiyle de konuştum, bana çok yardımcı oldu buraya gelmeden önce. Takımla birlikte sahada olmaya sabırsızlanıyorum. Gerçekten inanılmaz bir atmosfer var. Burada olduğum için çok mutluyum. Sahaya çıkmak için sabırsızlanıyorum” dedi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YILLAR ÖNCE ÇARPIŞMA SONUCU OLDU
Victor Osimhen’in sahadaki maskesi, 2021 yılında yaşadığı ciddi bir sakatlık olayının izlerini taşıyor. Napoli ile Inter arasında oynanan kritik Serie A karşılaşmasında, Inter’in sert savunmacısı Milan Skriniar ile kafa kafaya çarpışan Osimhen, bu çarpışma sonucunda yüzünde büyük bir yara aldı. Bu şiddetli darbe, Osimhen’in yüzünde birkaç kırığa yol açtı ve acil bir cerrahi müdahale gerektirdi. O anki durum, sadece oyunun değil, aynı zamanda futbolcunun sağlığının da ne denli kırılgan olabileceğini gözler önüne serdi.
YÜZÜNDE 18 VİDA 6 PLAKA VAR
Osimhen’in yaşadığı bu talihsiz olay, onun futbol kariyerinde büyük bir dönüm noktası oldu. Kaza sonrası yapılan cerrahi müdahalede, futbolcunun yüzüne altı plaka ve 18 vida yerleştirildi. Bu karmaşık operasyon, Osimhen’in yüzünü eski sağlığına kavuşturmak için zorunlu bir adım olarak görüldü. Ameliyatın ardından, Osimhen’in sahalardan uzak kalma süresi iki ayı buldu. Bu süre zarfında hem fiziksel hem de psikolojik olarak iyileşmesi gereken futbolcu, sahalara dönüşüyle dikkatleri yeniden üzerine çekti.
AMACI VE ÖNEMİ
Osimhen’in yüzündeki bu ciddi yaralanmanın ardından, tekrar benzer bir sakatlık yaşamamak adına doktorlar tarafından özel olarak tasarlanmış bir maske kullanması önerildi. Bu maske, hem iyileşme sürecinin devamlılığını sağlamak hem de yüzün korunmasını temin etmek amacıyla üretildi. Futbolcunun, yüzünü korumak için sahada taktığı bu maske, hem estetik hem de sağlık açısından büyük önem taşıyor. Osimhen’in bu maskeyi kullanması, sakatlık riskini en aza indirgemek ve yaşadığı talihsiz olayın izlerini silmek adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
ETKİLERİ
Victor Osimhen’in yüzünde yaşadığı bu yaralanma, onun futbol kariyerinde karşılaştığı zorlukların bir sembolü haline geldi. Maskeyi takarak sahada mücadele eden Osimhen, hem sağlık sorunlarına karşı önlem alıyor hem de performansını sürdürüyor. Galatasaray’ın transfer hedeflerinden biri olarak adı geçen Osimhen’in, bu özel maskeyle futbol kariyerine devam etmesi, onun profesyonel yaşamındaki kararlılığını ve azmini gözler önüne seriyor. Bu durum, futbol dünyasında oyuncuların yaşadığı zorluklarla nasıl başa çıktığının ve profesyonelliğin ne denli önemli olduğunun bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜÇÜK YAŞTA ANNESİNİ YİTİRMİŞ
100 milyon euroluk piyasa değeriyle dünyanın en pahalı 4. forveti olan Nijeryalı ismin yaşamı ise büyük zorluklarla geçti. 1998’de Nijerya’nın Lagos şehrinde, altı kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelen Osimhen, küçük yaşta annesini kaybetti. Çok fakir bir ailede gözlerini dünyaya açan Victor Osimhen, erken yaşta hayatın yükünü omuzlarında hissetti.
YALIN AYAK SU SATMIŞ
Lagos Eyaleti’nin Oregun/Ojota bölgesindeki Olusosun bölgesinde derme çatma evlerden birinde çocukluğunu geçiren Osimhen, geçimini sağlamak ve aile bütçesine destek olmak için su satıcılığı yaptı. Çıplak ayakla arabaların peşinden koşarak su satmaya çalışan küçük Osimhen, bir yandan da hayallerini süsleyen ve ailesini yoksulluk belasından kurtarmanın çözümü olarak gördüğü futbola gönül veriyordu. Arta kalan zamanlarında her küçük çocuk gibi futbol oynayan Osimhen, ayakkabı aramak için ise binlerce ton çöpün toplandığı, insanların kullanmak ya da satabilmek için bir şeyler aradığı Olusosun depolama alanına gidiyordu.
CHARLEROI’DE KENDİNDEN SÖZ ETTİRDİ
Her şeye rağmen kurtuluş olarak gördüğü futbol aşkından geri kalmayan, idolü olarak gördüğü Didier Drogba gibi olmak isteyen, yardımsever futbolcu Sadio Mane’den ilham alan Osimhen, Ultimate Strikers Academy’ye katıldı ve burada ülkenin o zamanki U-17 antrenörü Emmanuel Amuneke ve gözlemcilerin dikkatini çekti. Kendisine verilen kısa süreli şansı çok iyi değerlendiren Victor Osimhen, U17 Dünya Kupası’nda 10 golle krallığa ulaşarak altın ayakkabı ve gümüş top ödüllerinin sahibi oldu ve masalsı yolculuğu başladı. 2015 yılında CAF tarafından “Yılın Genç Oyuncusu” seçilen Osimhen, 2017 senesinde Bundesliga ekibi Wolfsburg’un yolunu tutarken Almanya’da işler istediği gibi gitmedi. 1 yıl sonra Belçika ekibi Charleroi’ya kiralanan Victor Osimhen, 36 maçta 20 gol atıp 4 asist yaparak kendini gösterdi.
NAPOLI’DE ZİRVEYİ GÖRDÜ
Charleroi, 2019 yılında 3.5 milyon euroya bonservisini aldığı Osimhen’i 1 ay sonra 22.4 milyon euroya Fransız ekibi Lille’e gönderdi. Fransa’da attığı goller ve oyunuyla en iyi Afrikalı oyuncuya verilen 2020 Prix Marc-Vivien Foe ödülünü kazanan Osimhen, Lille’de sezonun oyuncusu ödülüne layık görüldü. Fransa’daki 1 sezonluk Lille deneyiminde, ortaya koyduğu performansla Avrupa pazarında adından söz ettiren Victor Osimhen, Eylül 2020’de tarihine geçeceği Napoli’ye 77.50 milyon euro karşılığında transfer oldu. İtalya’daki ilk sezonunda omuz sakatlığı, cezalar ve koronavirüse yakalanması nedeniyle tüm müsabakalarda 10 gol atabildi.
2021-2022 sezonunda Serie A’da 14 ve tüm kulvarlarda toplamda 18 gol atan Osimhen’in en parlak sezonu ise şampiyonluğa ulaşacakları 2022-2023 sezonu oldu. Serie A’da çıktığı 32 maçta 26 gol atarak krallık tacını takan Osimhen, Napoli’nin 33 yıl sonra şampiyonluk hasretine son verdiği 1-1’lik Udinese maçında şampiyonluk golünü kaydetti.
Samuel Eto’o’nun rekorunu kırarak bir İtalya şampiyonası sezonunda en çok gol atan Afrikalı oyuncu ünvanını eline geçiren 1.87’lik dev golcü, toplamda 76 gole ulaştı ve 46 gollü George Weah’i geride bırakarak Serie A’da en çok gol atan Afrikalı oldu. Victor Osimhen, 2023 CAF Ödüllerinde “Yılın Afrikalı Futbolcusu” seçildi ve 1999’da Nwankwo Kanu’dan bu yana bu onura layık görülen ilk Nijeryalı oldu.
NAPOLI KRİZİNİN DETAYLARI BELLİ OLDU
Yaz transferi dönemi boyunca Paris Saint-Germain’le görüşmeler yapan ve Fransız ekibine gitmek isten Victor Osimhen, kulüplerin anlaşamaması üzerine PSG hayalini gerçekleştiremedi. Kulüplerin anlaşmasına rağmen Chelsea’nin teklifini geri çeviren, yıllık 40 milyon euro kazanacağı Al Ahli’ye 80 milyon euroya ek olarak 5 milyon euro daha talep edilmesi nedeniyle gidemeyen Oshimen, Napoli Başkanı Aurelio De Laurentiis ve Sportif Direktör Giovanni Manna ile yaşadığı gergin konuşma sonrası kadro dışı kaldı. Yaşanan olayların ardından Victor Osimhen, Antonio Conte’nin takımında kadro dışı kaldı ve 9 numaralı forması yeni transfer Romelu Lukaku’ya verildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’A GELİŞ SAATİ
Osimhen de Galatasaray’ın teklifini kabul etti. Yıldız golcü ıslak imza ve sağlık kontrolleri için bu gece00.30’da İstanbul’da olacak. Nijeryalı forvetin İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’ne inişi için uçuş planı yapıldu.
MAAŞINI GALATASARAY ÖDECEK
Napoli, Galatasaray’ın Victor Osimhen için yaptığı teklifi kabul etti. Galatasaray, Nijeryalı golcünün yıllık 11 milyon euro’luk maaşını ödeyecek.Sarı-kırmızıların Osimhen transferinde opsiyon olmayacak.
GALATASARAY, İTALYA’YA GİTTİ
Galatasaray Yöneticisi İbrahim Hatipoğlu ve Futbol Direktörü Cenk Ergün, Victor Osimhen transferinin son detayları için Napoli’ye gitti.
DÜNYANIN EN DEĞERLİ 4. FORVETİ
Galatasaray’ın yeni golcüsü Victor Osimhen, 100 milyon euroluk değeriyle dünyanın en değerli 4. santforu konumunda. 180 milyon euroluk değerleriyle Erling Haaaland ve Kylian Mbappe, dünyanın en değerli santrforları arasında ilk 2 sırada yer alıyor. Inter forması giyen Lautaro Martinez 110 milyon euroluk değeriyle 3, Osimhen ise 100 milyon euro ile 4. sırada.
NAPOLI’DEKİ OSIMHEN KRİZİ NEDİR?
Victor Osimhen, yaz transfer dönemi boyunca Paris Saint-Germain’e transfer olmak istedi ancak kulüpler anlaşamadı. Daha sonra Chelsea, Napoli ile Osimhen’in transferi konusunda anlaşma sağladı ancak bu kez Nijeryalı oyuncu Chelsea’ye gitmeyi reddetti. Transfer dönemi açık olan Suudi Arabistan’ın önemli kulüplerinden Al-Ahli ise Napoli ile ortak bir noktada buluşamadı. Tüm bu gelişmelerin ardından Napoli Teknik Direktörü Antonio Conte, daha önce Chelsea ve Inter’de birlikte çalıştığı Lukaku’yu transfer ettirdi ve Osimhen’i de kadro dışı bıraktı. Yıllık net 11 milyon euro maaşı olan Osimhen, Napoli’de bir krize neden oldu.
NAPOLI PERFORMANSI
2020 yılından bu yana Napoli forması giyen 25 yaşındaki futbolcu, İtalyan ekibinde çıktığı 133 maçta 76 gol attı ve 18 asist yaptı. Güncel piyasa değeri 100 milyon euro olarak gösterilen Osimhen’in Napoli ile mevcut sözleşmesi 2026 yılına kadar devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DROGBA’YA BENZETMİŞTİ
Jose Mourinho daha önce yaptığı bir açıklamada, Osimhen’i Didier Drogba’ya benzetmişti. O dönem adı İngiliz ekipleriyle anılan Osimhen için Mourinho, “Osimhen, Drogba’ya benziyor ama Didier kendini hiç yere atmazdı” ifadelerini kullanmıştı. Portekizli hoca ayrıca bu konuya ilişkin, ” İtalya’da buna göz yumuyorlar. İngiltere’ye giderse değişmek zorunda” demişti.

“ZENGİN BRİ KULÜPTE OLSAM ALIRDIM”
Osimhen’i beğendiğini belirten Portekizli çalıştırıcı, Nijeryalı yıldızı takımında görmek isteyeceğini de söylemişti. Mourinho, golcü futbolcu için “Çok parası olan bir kulüpte olsaydım onu alırdım” şeklinde konuşmuştu.
BU GECE İSTANBUL’DA
Sarı-kırmızılıların yeni transferi Victor Osimhen, sağlık kontrollerinden geçmek ve imza atmak için bu gece saat 00.30’da İstanbul’da olacak.Nijeryalı yıldızın 11 milyon euro olan yıllık maaşını sarı-kırmızılı takım ödeyecek. Bu transferde satın alma opsiyonu olmayacak. 25 yaşındaki futbolcu, 100 milyonluk değeriyle dünyanın en değerli 4. forveti konumunda.
NAPOLI PERFORMANSI
2020 yılından bu yana Napoli forması giyen 25 yaşındaki futbolcu, İtalyan ekibinde çıktığı 133 maçta 76 gol attı ve 18 asist yaptı. Nijeryalı yıldızın güncel piyasa değeri 100 milyon euro olarak gösteriliyor. Osimhen’in Napoli ile mevcut sözleşmesi 2026 yılına kadar devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UEFA Uluslar B Ligi 4’üncü Grup’ta 6 Eylül’de deplasmanda Galler ve 9 Eylül’de İzmir’de İzlanda ile karşı karşıya gelecek A Milli Futbol Takımı, maçların hazırlıklarına TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde yaptığı antrenmana başladı. Ay-yıldızlılarda, tecrübeli kaleci Mert Günok, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
EURO 2024’te başarılı sayılabilecek bir turnuva geçirdiklerini belirten Mert Günok, “Ayrıldıktan sonra çok uzun bir süre olmadı aslında. Hemen toplanmış gibi olduk. Birbirimizi özlemiştik, uzun bir süre kamp yaptık beraber. Başarılı sayılabilecek bir turnuva geçirdik. Tabii ki gönül daha ötesini görmeyi isterdi. Ancak böyle genç bir takımla çeyrek finale ulaşmış olmamız, yarı finalin ucundan dönmemiz, ülkece yarı finale çıkamadığımız için turnuvadan dönmemiz aslında iyi yolda olduğumuzu gösteriyor. Şimdi Uluslar Ligi başlıyor. Orada da hedefimiz grubumuzu birinci sırada bitirebilmek. Bugün toplandı. Güzel bir kamp olacağını düşünüyorum. İnşallah iki maçımızı da galibiyetle kapatıp, devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘İLK MAÇIN DEPLASMANDA OLMASI HEM AVANTAJ HEM DE DEZAVANTAJ SAYILABİLİR’
İlk maçın deplasmanda olmasının hem avantajlı hem de dezavantajlı olabileceğine dikkat çeken tecrübeli file bekçisi, “Son zamanlarda sanki hep aynı takımlarla karşılaşıyormuşuz gibi oldu. Onlar da bizi biliyor. Biz de onları biliyoruz. Fizikli bir takımla oynayacağız. İlk maçın deplasmanda olması hem avantaj hem de dezavantaj sayılabilir. Biz kaldığımız yerden devam etmek istiyoruz. Hem ülke hem de milli takım olarak yakaladığımız bu güzel atmosferi bozmadan devam edebilmek için ilk maçı galibiyetle kapatmak istiyoruz. Daha sonrasında ikinci maçı düşüneceğiz. Umarım her şey yolunda gidecek” şeklinde konuştu.
‘BURAYA GELEN OYUNCULAR, HAK EDEREK GELMİŞ OYUNCULAR’
Genç bir takım olduklarını, kadroya da yeni genç isimlerin dahil edildiğine dikkat çeken Mert Günok, “Hali hazırda genç bir takımdık. Genç oyuncular da eklenmeye devam ediyor. Bizim takımdan da Emirhan ve Mustafa da takıma dahil oldu. Buraya gelen oyuncular, hak ederek gelmiş oyuncular. Yaşları ne olursa olsun fark etmiyor. Hocamız da bunu hediye olarak değil, hak ettikleri için burada olduklarını söyledi. Artık gerisi kendi yeteneklerine ve ileriyi ne kadar düşünmek istediklerine bağlı. Ben hepsinden umutluyum. İyi ve genç bir takımız. Önümüz açık” diye konuştu.
‘KONSANTRE VE OYUN ANLAMINDA BAZEN SIKINTILAR YAŞANABİLİYOR’
Sezon başı olması nedeniyle oyun anlamında bazen sıkıntılar yaşanabileceğine değinen Mert Günok, “Bu seviyede sonuçta kararları biz vermiyoruz. Bizim yapmamız gereken, elimizden geleni yapıp, önümüzdeki bütün maçları yüzde 100 konsantre ile oynamak. Sezonun başında olmamız itibarıyla, konsantre ve oyun anlamında bazen sıkıntılar yaşanabiliyor. Biz bu turnuvada hem birlik beraberliğimizi hem de takım oyunumuzla iyi bir görüntü verdiğimizi düşünüyorum. O yüzden maçların arası kısa bile olsa, yine aynı takım oyununu oynayarak, iyi bir şekilde ilerleyebileceğimizi düşünüyorum.
‘BİR HİKAYE DAHA YAZMAK İÇİN DÜNYA KUPASI’NA GİTMEYİ ÇOK İSTİYORUZ’
Yeni bir hikaye yazmak için Dünya Kupası’na katılmak istediklerini dile getiren Mert Günok, sözlerini şöyle tamamladı:
“Dünya Kupası’na uzun süredir katılamadığımız bir ortam var. En büyük hedefimiz Dünya Kupası’na katılmak. Ama öncesinde yakalanan bu iyi havayı devam ettirmek önemli. O da Uluslar Ligi’nde grubu birinci bitirmekten geçiyor. Bunlar uzun süreli düşünülecek şeyler. Maç maç bakmamız lazım. O yüzden ilk maçımızı düşünüyoruz. Ama bir hikaye daha yazmak için Dünya Kupası’na gitmeyi çok istiyoruz”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ARDA GÜLER ANTRENMANDA YOK, KEREM AKTÜRKOĞLU İZİNLİ
A Millilerde Arda Güler, uçak saatinin antrenman saatine denk gelmesi nedeniyle bugün yapılan antrenmanda yer almadı. Ayrıca izinli olan Kerem Aktürkoğlu da bugün yapılan antrenmana katılmadı.
SEMİH KILIÇSOY’DA ZORLANMA, HAKAN ÇALHANOĞLU GÜNÜ TEDAVİYLE GEÇİRDİ
Milli takımın genç golcüsü Semih Kılıçsoy da bugün yapılan antrenmanda sakatlığı nedeniyle yer almadı. Sol kasığında zorlanma tespit edilen19 yaşındaki golcü oyuncu, bugün yapılan antrenmanda yer almadı. Öte yandan kalçasında problem olan takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu da tedavi olması nedeniyle yapılan antrenmana katılmadı.
ÜMİT MİLLİ TAKIMDAN 7 İSİM ANTRENMANDA YER ALDI
Ümit Milli Takım’dan 7 futbolcu da bugün A Milli Takım ile yapılan antrenmanda yer aldı. Dün maç oynayan isimler günü rejenerasyon çalışmasıyla tamamlarken, Ümit Milli Takım’dan kaleciler Deniz Dilmen, Emre Bilgin, Jankat Yılmaz, Metehan Baltacı, Emrecan Terzi, Bartuğ Elmaz ve Yunus Emre Konak, antrenmanda A Milli Takım ile çalıştı.
BAŞKAN HACIOSMANOĞLU ANTRENMANI TAKİP ETTİ
A Milli Futbol Takımı’nın bugünkü antrenmanını TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da takip etti. Hacıosmanoğlu’na 1’inci Başkanvekili Mecnun Otyakmaz ve Milli Takımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ceyhun Kazancı da eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genellikle gergin bir havada geçen iki ezeli rakibin maçında polisin görev yapmayacak olması nedeniyle, Rotterdam Belediyesi, polis ve savcılık, “Oyuncuların ve taraftarların güvenliğinin yeterince garanti edilemeyeceği” gerekçesiyle erteleme kararı aldı.
Hollanda’daki polis sendikaları, erken emeklilik ve daha iyi sosyal haklar için bir süredir eylem yapıyor.
Polis memurları, bu eylemler nedeniyle sosyal olaylar ve stadyumlarda yer almıyor.
Hollanda polisi, tehlikeli bir görev yaptıkları gerekçesiyle kadınlarda 65, erkeklerde 67 olan emeklilik yaşının daha erkene çekilmesini istiyor.
Emeklilik yaşını yükselten düzenleme öncesinde polis ve diğer riskli mesleklerde 3 yıl erken emeklilik hakkı bulunuyordu.
Polisler, yeniden erken emeklilik talebi için Mayıs ayından bu yana, daha az para cezası kesilmesi, karakolların halka kapatılması ve sirenlerle gürültü gibi eylemler yapıyor.
Polis sendikaları, futbol maçlarını da seslerini duyurmak için bir fırsat olarak görüyor.
Bu nedenle yeni sezondaki Eredivisie maçlarında Hollanda’daki stadyumlarda polis görev almıyor.
Pazar günü Rotterdam’da oynanması planlanan karşılaşmaya deplasman takımı Ajax’ın taraftarlarının alınmayacağı açıklanmıştı.
Ancak belediye ve güvenlik makamları, deplasman taraftarları olmasa da, genellikle gergin bir havada geçen Feyenoord-Ajax maçının barışçıl bir ortamda oynanacağının garantisi olmadığını bildirdi.
Geçen yıl 24 Eylül’de Amsterdam’da oynanan Ajax-Feyenoord maçı, ev sahibi takım taraftarlarının çıkardığı olaylar nedeniyle yarıda kalmıştı.
Feyenoord’un 3-0 önde olduğu karşılaşma, sahaya atılan meşaleler ve çıkan arbede nedeniyle tatil edilmişti.
Çok sayıda taraftar ve polis memurunun yaralandığı olaylara göz yaşartıcı gazla müdahale eden polis, 15 kişiyi gözaltına almıştı.
Bu nedenle Rotterdam Belediyesi ile savcılık, Feyenoord-Ajax karşılaşmasını, “yüksek riskli maç” ilan ederek, ileri bir tarihe erteledi.
Feyenoord ve Ajax kulüpleri, erteleme kararı nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını bildirdi.
Feyenoord kulübünden yapılan açıklamada, futbolun, kendilerinin taraf olmadığı bir konuda yaptırım aracı olarak kullanılmasının üzüntü verici olduğu belirtildi.
Ajax kulübü de emeklilik tartışmasının faturasının futbola kesilmesinin üzücü olduğunu belirtti.
Hollanda Kraliyet Futbol Federasyonu (KNVB), karardan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Federasyon da futbolun, emeklilik talebine ilişkin bir araç olarak kullanılmasını eleştirdi.
Polis sendikaları ile hükümeti bir an önce anlaşmak için masaya oturmaya davet eden KNVB’ye göre, polisin eylemlerine devam etmesi, Hollanda liginin geleceğini olumsuz etkileyecek.
Federasyon, polisin eylemine devam etmesi halinde, güvenli stadyum konusunda verilen çabaların orantısız biçimde etkileneceğini vurguladı.
Sol muhalefet partileri, polis ve diğer yüksek riskli mesleklere yeniden erken emeklilik olanağı tanınmasını savunuyor.
Hükümet ise, bu konunun önemli olduğunu kabul ediyor ancak bütçeye getireceği yük nedeniyle çekimser davranıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Futbol Kulübü, dış transferde Ganalı savunma oyuncusu Philip Gameli Awuku ile 1+1 yıllık anlaşma sağladı. Manisa Futbol Kulübü ailesine katıldığı için mutluluğunu dile getiren Awuku, ” Türkiye’de çok güzel zamanlar geçirdim. Şimdi de Manisa’da olmaktan dolayı çok mutluyum. Burada mücadele edeceğim için çok heyecanlıyım. Çok çalışıp Manisa Futbol Kulübü’nün hedeflerine ulaşmasında elimden gelen katkıyı sağlamak istiyorum” dedi.
Philip Gameli Awuku kimdir?
Manisa Futbol Kulübünün yeni transferi Philip Gameli Awuku, 27 Nisan 2000 yılında Gana’da dünyaya geldi. Gana’nın Okyeman FC takımında profesyonel kariyerine adım atan 24 yaşındaki savunma oyuncusu, 2020-2021 sezonunda o dönem Süper Lig’de mücadele eden Yeni Malatyaspor’a transfer oldu. Burada iki sezon geçirdikten sonra 2022-2023 sezonunda Tuzlaspor’a transfer olan Awuku, takımının vazgeçilmez isimlerinden biri oldu. Kariyerinde 83 resmi maça çıkan Philip Gameli Awuku, 4 gole de katkı sağladı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pendikspor, 1’inci Lig’in 2’nci haftasında sahasında Kocaelispor’a 2-1 mağlup oldu.
1’inci Lig’in 2’nci haftasında Pendikspor, evinde Kocaelispor’u ağırladı. Pendik Stadyumu’nda oynanan karşılaşmayı Ömer Faruk Turtay yönetti. Ömer Faruk Turtay’ın yardımcılıklarını ise Kürşathan Akın ile Abdülhamit Söyler üstlendi. Çekişmeli geçen karşılaşmayı konuk ekip Kocaelispor 2-1 kazandı. Kocaelispor’a galibiyeti getiren golleri 37 ve 86’ncı dakikada Ryan Mendes kaydetti. Pendikspor’un tek golünü ise 66’ncı dakikada Emeka Eze attı. Bu sonucun ardından Kocaelispor, ligdeki 2’nci maçından da galip ayrılarak puanını 6’ya çıkardı. Pendikspor ise ilk yenilgisini aldı ve 3 puanda kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulüpten yapılan açıklamaya göre, transfer çalışmalarını sürdüren Sivasspor, 21 yaşındaki ön libero Jan Bieganski ile anlaştı.
Sivas’a gelen Bieganski, Sivasspor Kulübü Başkanı Bahattin Eken’in katıldığı imza töreninde kendisini 3 yıllığına kırmızı-beyazlı renklere bağlayan sözleşmeye imza attı.
Polonya’da 4 Aralık 2002’de dünyaya gelen Jan Bieganski, futbola GKS Tychy altyapısında başladı.
Bieganski, geçen sezon Lechia Gdansk forması giydi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KONYA – Trendyol Süper Lig’in 2. haftasında Konyaspor, sahasında Galatasaray’a 2-1’lik skorla mağlup oldu.
Maçtan dakikalar (İkinci yarı)
59. dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun kafayla ceza sahasına indirdiği topla buluşan Barış Alper Yılmaz’ın şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-2
76. dakikada Mertens’in pasında ceza sahasında Icardi topu ağlara gönderdi. VAR incelemesinin ardından daha öncesinde faul olduğu gerekçesiyle gol iptal edildi.
87. dakikada Uğurcan Yazğılı ceza alanından seken topla buluştu. Uğurcan’ın ceza alanı dışından vuruşunda top kaleci Muslera’da kaldı.
Hakemler: Direnç Tonusluoğlu, Caner Özaral, Gökhan Bilir
Konyaspor: Slowik, Uğurcan Yazğılı, Jevtovic, Adil Demirbağ, Guilherme, Oğulcan Ülgün (Emrehan Gedikli dk. 87), Ndao (Prip dk. 71), Aleksic (Melih İbrahimoğlu dk. 77), Pedrinho, Yusuf Erdoğan (Cikalleshi dk. 77), Umut Nayir
Yedekler: Deniz Ertaş, Yasir Subaşı, Ufuk Akyol, Boateng, Damjanovic, Adem Kabak
Teknik Direktör: Ali Çamdalı
Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Leo Dubois (Berkan Kutlu dk. 89), Torreira, Gabriel Sara (Kerem Demirbay dk. 65), Barış Alper Yılmaz (Yunus Akgün dk. 89), Mertens (Batshuayi dk. 83), Kerem Aktürkoğlu (Jelert dk. 83), Icardi
Yedekler: Günay Güvenç, Ziyech, Yusuf Demir, Efe Akman, Metehan Baltacı
Teknik Direktör: Okan Buruk
Goller: Kerem Aktürkoğlu (dk. 41), Barış Alper Yılmaz (dk. 59), (Galatasaray), Oğulcan Ülgün (dk. 44) (Konyaspor)
Sarı kartlar: Kerem Demirbay (Galatasaray), Umut Nayir (Konyaspor)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, 2-1 kazandıkları Pendikspor maçının ardından yaptığı açıklamada, “Amacımız geçen hafta aldığımız galibiyeti daha değerli hale getirebilmekti. İddiamızı net bir şekilde ortaya koymak istedik. Önemli bir test karşılaşmasıydı” dedi.
Trendyol 1. Lig’in 2. haftasında Kocaelispor, deplasmanda Pendikspor’u 2-1 mağlup etti. Yeşil-siyahlılar, ligde 2. maçında 2. galibiyetini aldı. Körfez ekibinin teknik direktörü Ertuğrul Sağlam, müsabakanın ardından basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine 17 Ağustos 1999’da hayatını kaybeden vatandaşları anarak başlayan Sağlam ardından maçla alakalı, “Pendikspor, geçen sezon Süper Lig’den şanssız bir şekilde düştü. Ligin izlerini taşıyan, birçok oyuncusunu kadroda tutup bu sezon da iddiasını ortaya koyan iyi bir takım. Amacımız geçen hafta aldığımız galibiyeti daha değerli hale getirebilmekti. İddiamızı net bir şekilde ortaya koymak istedik. Önemli bir test karşılaşmasıydı” değerlendirmesinde bulundu.
“Galibiyeti Gölcük depreminde hayatını kaybeden Kocaelispor sevdalılarına hediye ediyorum”
İyi oynadıklarını ve galibiyeti de 17 Ağustos’ta hayatını kaybeden Kocaelispor sevdalılarına adadığını belirten Ertuğrul Sağlam, “Devre arasında rakibimizin risk alacağını ve bu durumu avantaja çevirmemiz gerektiğini söyledim. İkinci yarıda baskı yedik. Oyuncu değişikliği yapacağımız sırada kalemizde golü gördük. Sonrasında oyuncu değişiklikleriyle oyuna müdahale ettik. Oyuncularımız ‘Bu maçı böyle bitirmeyeceğiz’ dediler. Bu maçın berabere bitmesi oyunun karşılığı değildi. Bize hak ettiğimiz galibiyeti getirecek golü bulduk. Baskı yediğimiz bölümde iyi takım refleksi de gösterdik. Bu galibiyeti Gölcük depreminde hayatını kaybeden Kocaelispor sevdalılarına ve taraftarına hediye ediyorum. Sezona 2’de 2 ile başlamak güzel oldu. Bu oyunun üzerine biraz daha koyarak yolumuza devam edeceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“2 TELEFONUNUZDAN BYLOCK ÇIKTI”
Büyükekşi’yi sert eleştiren Koç, “Sayın başkan beni iyi dinleyin! Söz konusu milli değerler ise bizi en son sorgulayacak kişilerden biri sizsiniz. İki telefonunuzda Bylock çıktı! Bize milli değerler hakkında konuşamazsınız.
Koç’un açıklamalarından satır başları;
DURUP DURURKEN İMZA SÜRECİ BAŞLAMADI
Durup dururken imza süreci başlamadı. Herkes memnun mesut, dünya toz pembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var gidip imza toplayalım denmedi.
OLAĞANÜSTÜ BİR KİŞİYLE MUHATAP OLUYORUZ
Olağanüstü bir kişiyle muhatap oluyoruz. Milyonların maç skorlarına, hafta sonu skorlarına bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç, garip, kindar, son derece kolay günü anı kurtarmak için yalan söyleyen bir insanın elinde olduğunu anlatmaya çalışacağım.
SİYASETE DEĞİNMEK ZORUNDAYIM
Biz artık bıktık devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize çıkardılar. Yine aynı şeyi yapıyorlar. En son sert cevabı mecburen, istemeyerek, üzülerek vermek zorundayım. Onlar siyaseti karıştırdıkları için siyasete değinmek zorundayım.
NİYE İMZA TOPLAMA İHTİYACI DUYDUK?
Niye imza toplama ihtiyacı duyduk? 18 Temmuz ortada yokken imza toplama süreci başladı. Zaman kazanmak için 18 Temmuz tarihi verildi. Bu tarih ile bazı kulüpler yanlarına çekildi. Ben aday olmayacağım, beni de rencide etmeyin, Avrupa Şampiyonası’na gideyim, aday olmayıp bırakacağım dediği için bazı kulüpler inandı. Bazı kulüpler de neyin ne olduğunu bilmelerine rağmen rekabette kendilerine avantaj sağlayabilmek için nasıl zikzak çizdiklerini anlatmaya çalışacağım.
EN GÜVENİLMEZ KURUM, EN GÜVENİLMEZ SEKTÖR
Belki de Türkiye’de en güvenilmez kurum TFF. Belki de en güvenilmez sektör de Türkiye’deki futbol sektörüdür.
KRİZLERİ YÖNETEMEDİ
Bu sezon, hiçbir sezonda olmadığı kadar kaotik bir ortam var. Pek çok kriz, skandal oldu. Riyad, hakem tokatlanma olayı, bir takım sahadan çekildi, Süper Kupa, sızan görüntüler, hakemlerin ifadeleri, beklentiyle bilmem neyle karar verenler… Bir sürü şey oldu üst üste. Kendisi hakem dışında sıkıntımız yok diyor ama krizleri yönetemedi. Kriz yönetimi olağanüstü kötü. Yalpalaya yalpalaya gereken cesareti ve iradeyi gösteremediği için kulüpler arasında sıkıntı oluştu. Bugün Türk futbolunda büyük bir güven bunalımı var. Türkiye’deki en güvenilmez kurum Türkiye Futbol Federasyonu, en güvenilmez sektör futbol.
HAKEMLİK MÜESSESESİ YERLEBİR
Hakemlik müessesi yerlebir edildi. Sayın Başkan, aslında hem başkan hem MHK başkanı olarak hareket etmeyi seçti. Niyeti olan çok sıkıntılı müesseseyi düzeltmekti, daha sıkıntılı hale getirdi. Hakemlik yapboz tahtasına döndü.
SEVİYORUM, SEVMİYORUMLA YÖNETEMEZ
21 ayda hakemlik müessesinde ne kadar çok format denenip vazgeçildi. Kişilere ve kurumlara özel düzenlemelere gidildi. TFF statüsü madde 3, tarafsız davranmak ve ayrımcılık yapmamak diyor. Bize göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var. Bunu anlamamız zaman aldı. Kindar bir başkan var. Sayın Ahmet Nur Çebi ile ilgili girdiği polemikte olayı kişiselleştirdi. Birçok kez arayı bulmaya çalıştım, olmadı. Beşiktaş’a gösterdiği muamele… Amirimiz TFF. Seviyorum sevmiyorumla futbolu yönetemez. Standart içinde muamele göstermesi lazım. Beşiktaş olayında gördük ki kindar biri.”
G.SARAY’LA ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR
Galatasaray ile arasında garip bir ilişki var. Kendilerine söylüyorum. Galatasaray Başkanı ve TFF Başkanı’na ‘Sizin kavganız kayıkçı kavgası’ diyorum.
İBANOĞLU’NA BANA DAVA AÇMASI İÇİN TELKİNDE BULUNDU
Sayın Ahmet İbanoğlu’na şahsıma dava açması için telkinde bulundu ve izin verdi.
MALUM CAMİA DA BUNU ÇOK İYİ YAPIYOR
Fenerbahçe – Karagümrük maçından sonra çarpıcı bir olay oldu. Bir pazar günüydü. Fenerbahçe lehine, Karagümrük aleyhine net bir hakem hatası oldu. Malum camia da biliyorsunuz bu işleri çok iyi kullanıyor, yaygara kopardı, benzer şeyler kendi maçlarında olmasına rağmen. 27 Kasım Pazar günü sayın başkan TFF’ye hışımla, sinirle federasyona giriyor. Girişte ‘Beni camiamla karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar’ diyorlar şiddetle. Birçok insanın önünde bir açıklama yazdırıyor Sayın Medine hanıma. Başkanın ağzından. İbanoğlu’na okeyletip açıklamayı yayınlıyorlar.
OMURGASIZ DERKEN BUNU KASTETTİM
Hangi futbol takımının şampiyonluk adayı olur, Avrupa adayı olur, düşme düşmeme yarışında olur, hangi takıma yapılan bir hakem hatasından sonra MHK başkanı açıklama yapmıştır. Soruyorum Beşiktaş, Trabzonspor, Galatasaray, başka kulüp hatırlıyor musunuz? Teşkilat üstündeki etkiyi düşünebiliyor musunuz? Bir TFF başkanı, eşit rekabet sağlaması gereken adam öfkeyle bağırıyor, ‘Camiamla karşı karşıya getireceksiniz’ diyor. Başkan diyorlar ‘3-4 maç ceza veririz’ diyorlar. MHK Başkanı’na ‘omurgasız’ derken bunu kastetmiştim, yazıyı yazdırıyor, ‘Tamam mı Ahmet’ diyor, imzasını attırıyor.
NE TAKTİKLERİ OLDUĞUNU BİLİYORSUNUZ
Kesinlikle aday olmayacağım demişti, şimdi mayısta bakacağız diyor. Bunun ne taktikleri olduğunu biliyorsunuz.
CESARET EDEMEDİ
Talihsiz olaydan önce TFF’deydik. 6-7 yönetici vardı. Devre arasında MHK’yi değiştireceğini, hakemlerin yüzde 40’ını değiştireceğini, talimat değiştireceğini anlattı. Bir yumruk olayı oldu. Bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı malumunuz. Bir sürü başkan bana şike teklif edildi dedi. Onları soruşturdu mu, soruşturmadı mı? Bahis iddiaları diz boyu. Trabzonspor – Fenerbahçe maçından sonra etki altında kaldı. Fenerbahçeli futbolculara ağır cezalar verdirmek için raporlar değişti ama yapamadı, cesaret edemedi. Bizim futbolculara 4’er 5’er maç ceza verilecekti.
KULÜPLER DİK DURURSA BÖLEMEZ
Böl parçala ve yönet yönetim anlayışıyla kulüpler arasına nifak tohumu ekti. İmza sürecinde de görüyorsunuz, Kulüpler Birliği’ni bölmeye çalışıyor. Kulüpler dik durursa bölemez ama bazı kulüpler zikzak çizdiği için başarılı oldu.
ANKARA’YA ŞİKAYET EDİLDİK
Riyad’da kendi başarısızlığını örtbas edebilmek için bizleri Ankara’ya şikayet etti. Riyad’da tuttu ya, sayın Cumhurbaşkanımıza kadar kandırdılar. O tuttuğu için bugün de aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Riyad’da kendi beceriksizliğini üstünü kapatmak için Ankara’ya bizi şikayet etmişti. Bugün de koltuğunu korumak için aynı sürece girdi.
BEŞİKTAŞ, DURSUN ÖZBEK, TRABZONSPOR
Başta Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza vereceklerini söylüyorlar. Pazartesi lafı geçiyor, pazartesi geç diyenler de var. 5 Nisan’da dört takım daha sürece dahil oluyor, bunlardan biri Fenerbahçe. Süper Kupa’yla ilgili TFF’den bize zehir zemberek bir yazı geldi. Biz de ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonrasında Beşiktaş da katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya.
Bu işin farkına varan Büyükekşi, dayanamayacağını anlayıp Şanlıurfa’da zaman kazanmak için bir açıklama yaptı. Hala yönetim kurulu kararı var mı yok mu bilmiyoruz.
Bu açıklama gelince, orada da Dursun Özbek ile istişare yapıyorlar. Derhal seçime gidelim diyen Dursun Özbek ne olacak 15-20 günden noktasına geliyor. İmza vereceğinden üçü, 18 Temmuz hedefimize ulaştık, imzaya gerek yok diyorlar. 18 Temmuz’da yeni bir TFF seçileceğini düşünerek bunu söylüyorlar.
Şimdi de öz güven tavan yapmış, 60 günden önce yapılamaz seçim diyor. 25 günü Dursun Özbek sayesinde cebe koydu ya, o zaman 18 Temmuz’da yaparız diyor. Yönetim kurulu kararıyla bunu haziran başına getirebilir.
NE İŞİN BAŞINDAYIZ, NE İŞİN LİDERİYİZ
Nasıl oluyor da bu iş Fenerbahçeli Ali Koç’un üstüne yapışıyor? İmza sürecini anlattım. Biz ne işin başındayız, ne lideriyiz. Kulüp başkanları ‘Sen olmasan çoktan yollamışlardı’ diyorlar. Biz nasıl bu işin bayraktarlığını yaptığımızı anlayamadık. Biz imzamızı verdik. Biz bunlar yüzünden Süper Kupamızı çöpe attık, sahaya çıkmadık. Türkiye Kupası’na da çıkmayacağız. Bizim imza vermememiz riyakarlık olur.
ASIL AZINLIK SİZSİNİZ
Tüm siyasi desteğe, size verilen omuza rağmen, başka adayların önünün kesilmesine rağmen delegelerden aldığınız oy belli! Asıl azınlık sizsiniz! Atanan bir başkanın, demokratik haklarını kullanan kulüplerin çabalarını anti-demokratik yöntemlerle engellemeye çalışmasını sizin takdirinize bırakıyoruz.
ARKANIZDAN SÖVÜYORLAR
Sayın başkan kaç tane kulüp var biliyor musunuz size arkanızdan sövüp, mecburen başkan olarak sizi tanıyor.
BİZE VATAN MİLLET DERSİ VEREMEZSİN
Söz konusu milli değerler ise bize laf edecek en son kişi sizsiniz! İki telefonunda da bylock çıkan adam bize vatan millet dersi veremez!
FETÖ HALA FUTBOLUN İÇERİSİNDE
Bu ülkeyi de anlamıyorum artık! Bu örgütün kenarından köşesinden geçenlerin futbolun içinde yer almaması lazım. Adam mı kalmadı bu ülkede? Bu FETÖ unsuru hala futbolun içerisinde. Daha fazla o günlere dönme adımları atılmaktadır.
CUMHURBAŞKANI’NI DA KALDIRDILAR
Riyad’daki olaylarda Sayın Cumhurbaşkanı’nı da kandırdılar. Dursun Özbek olsam ‘Riyad’da ben de vardım, neden benden bahsedilmiyor?’ derim.
BELEDİYELERE TALİMAT GİDİYOR
Belediyelere talimat gidiyor. Belediyeler, imza veren kulüplere baskı yapıyor. Para sözü, vaadi veriyor. Kendisi aradığında da ‘Size Ali Koç mu baskı yapıyor?’ diyor. Bu bir seçim değil, beni buraya kimin getirdiğini biliyor musunuz? Bana yapılan ona yapılır diyor.
ALİ KOÇ GÖNDERTTİ DENMESİN DİYE
Bazı kulüplere de şey diyorlarmış, bu Başkan gidecek bir şekilde de Ali Koç göndertti denmesin diye böyle uzuyor.
YALANSA, YALANLASINLAR
Bir de Volkan Can var, o siyaset yapmıyor. ‘İmza vermeyen takımların maçlarına atanan hakemlere daha titizlikle bakılıyor’ diye kulüplerle görüşüyor. Ne demek bu? Milli Takım için bir sponsorluk anlaşması yapılıyor, paranın bir kısmı alınıyor ve kulüplere dağıtılıyor. Yalansa, yalanlasınlar.
ŞÜKÜR Kİ DİJİTAL VAR
“TRT Spor, A Spor bizim basın toplantılarına girmemiş. Bizim basın toplantılarımızı hiç yansıtmıyorlar. Ama şükür ki dijital var.
]]>Mersin Valiliği’nin himayesinde, Yenişehir Kaymakamlığı, Yenişehir Belediyesi ve Inter Academy Türkiye Futbol Okulu işbirliğinde gerçekleştirilen proje düzenlenen programla tanıtıldı. Vali Ali Hamza Pehlivan, ‘Futbol Hayalin Gerçekleşiyor’ sloganıyla hayata geçirilen projenin tanıtım toplantısında çocuklarla bir araya geldi. Bir süre sohbet ettiği çocuklarla halı sahada futbol oynayan Pehlivan, maç sonrası çocuklarla fotoğraf çektirdi.
Başlatılan proje hakkında bilgi veren Pehlivan, güzel ve anlamlı bir proje etkinliğiyle bir araya geldiklerini söyledi. Projeyle özellikle dezavantajlı çocukların futbol vasıtasıyla sporla tanışmasının amaçlandığını belirten Pehlivan, “Bu kapsamda 218 çocuğa ulaşılmış durumda” dedi. Sporun, her insanın hayatında olmasını arzu ettikleri ve erken yaşlarda bu alışkanlığın edinilmesini istediklerini dile getiren Pehlivan, “Hele ki imkanı olmayanlara bir şekilde bulunduğu ortam itibariyle, yaşadıkları itibariyle, yaşam şartları itibariyle bu imkanın sunulması ayrı bir önem, ayrı bir değer ifade ediyor. Bu proje kapsamında başta aziz şehitlerimizin bizlere hatırası, emanet olan şehit çocuklarımız, gazilerimizin çocukları, kimsesiz çocuklarımız, yetim, öksüz çocuklarımız, sevgi evlerinde devletimize, milletimize emanet olan çocuklarımız yararlandırıldı. ve 218 çocuğumuz bu kapsamda ücretsiz bir şekilde bu kurslardan yıl boyunca yararlanmaya devam edecek” ifadelerini kullandı. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Pehlivan, “Biz de bu projede yer almaktan dolayı, çocuklarımızın bu projeden yararlanıyor olduğunu bilmekten ve buna tanıklık etmekten dolayı mutluyuz” diye konuştu.
“Hayatları boyunca spor yapmaya devam edecekler”
Vali Pehlivan, ‘kötü alışkanlıklara red, sporla sağlıklı yaşama evet’ sloganıyla il genelinde yürüttükleri çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Sloganı, il genelinde, ilçelerde, mahallerde, çeşitli spor aktiviteleri ve etkinliklerle duyurmaya çalıştıklarını belirten Pehlivan, şöyle devam etti:
“Bir yandan kulüpler vasıtasıyla, profesyonel anlamda ilimizde 60’a yakın branşta spor faaliyetleri devam ederken, diğer yandan da gerek okullarımızda ana sınıfından lise son sınıfa kadar çocuklarımızın, gençlerimizin spor yapması, hangi branşta olursa olsun, sporla tanışması, bu vesileyle atalarımızın ifadesiyle, ‘sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’ anlayışına sahip çıkmaları, fiziksel gelişimlerine, zihinsel gelişimlerine katkı sağlamaları ve bu katkıyla birlikte derslerindeki başarının da artmasına vesile olmak, bunun için çabalamak hepimizi memnun ediyor. Niyetimiz; gençlerimize iyi alışkanlıklar edindirmek, kötü alışkanlıklarla temasını kesinlikle önlemek ve bunu hayatları boyunca devam ettirmeleri adına bir başlangıç sunmak.”
Çocukların gözlerindeki heyecanı görmekten dolayı mutlu olduklarını dile getiren Pehlivan, “Ve onlar hayatları boyunca bir veya birden çok branşta spor yapmaya devam edecekler. ve bir boyutu da sporun kaynaşma, dayanışma ve kardeşlik hukukunu geliştirmesi. Burada belki de birbirini tanımayan birçok çocuğumuz bu vesileyle tanıştılar, arkadaş oldular. Sporun böyle bir olumlu yönü de var. Kardeşlik hukukunu geliştiren bir yönü var. Bunun da ileride dostlukların, kardeşliğin pekişmesi anlamında onlara katkı sağlayacağına inanıyorum” diye konuştu.
Programa Yenişehir Kaymakamı Nevzat Şenkök, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Inter Academy Türkiye Kurucu Ortağı Hüseyin Kılavuz da katıldı. – MERSİN
]]>Futbolda, kadınlar hem oyunculukta hem de hakemlikte iddiasını ortaya koydu. Sivas’ta da 35 kadın hakem, futbol maçlarında görev yaparak yeşil sahaların yeni gözdeleri oldu. Sahalarda ve tribünlerde kadın hakemler sayesinde küfür ve kavga da yerini centilmenliğe bıraktı.
Yeşil sahada erkeklerle kondisyonlarını eşit seviyeye getirebilmek için haftanın büyük bir bölümünü antrenman yaparak geçiren kadın hakemler, kendilerine de güveniyor. Hayallerinin, Süper Lig’de düdük çalmak olduğunu belirten kadın hakemler, çok çalışarak daha iyi konuma gelmek istediklerini de belirttiler.
“Kadınlarda futbola yönelmeye başladı”
İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklama yapan Süper Lig eski yardımcı hakemi ve Sivas İl Hakem Kurulu Başkanı Barış Yüksektepe, son yıllarda Sivas’ta kadın hakem sayısının arttığını ifade etti. Yüksektepe, “Ben 2018 yılında göreve geldim ve geldiğimde 2 tane kadın hakemimiz görev yapıyordu. Şu anda sayımız 35’e çıktı. 20 kadın hakemimiz aktif olarak hakemlik yapıyor. Diğer 15 tanesi de fırsat buldukça geliyorlar. Bunun artma nedeni; futbol güncelleniyor dünya genelinde. Özellikle kadınlar da futbola yönelmeye başladı. Kadın futbol takımları var. Önümüzde FIFA kadın hakemlerimiz var. Onları tabii sosyal medyadan görüyorlar, televizyon maçlarını izliyorlar. Doğal olarak da bir etkilenme oluyor. Şu anda da 20 tane kadın hakemimiz çok istekli bir şekilde hakemliğe devam ediyor. Müsabakaları olmasa dahi gelip tribünde maç izliyorlar. Sivas olarak mutluluğumuzu belirtmek isterim” diye konuştu.
“Eğitimlerimiz devam ediyor”
Yüksektepe, hakemlerin yoğun tempoda idman yaptığını söyleyerek, “Türkiye genelinde salı ve perşembe günleri hakemlere yönelik antrenmanımız var. Kadın hakemlerimiz zaten oraya zorunlu katılmak zorunda. Kadın ve erkek bütün hakemler katılıyor. Haftada 2 gün antrenman yapıyorlar. Hafta sonu ortalama 2 maçları oluyor. Toplamda haftada 4 gün spor yapıyorlar. Bizde aylık eğitim paketleri var. Türkiye Futbol Federasyonu bize eğitim paketi gönderiyor. Biz bir araya gelerek teorik olarak işliyoruz. Onun dışında antrenmanlarımızın sonunda mümkün olduğunca saha çalışmaları yapıyoruz. Hakemlerimize kart gösterme teknikleri, bayrak çalışmaları, pozisyonda yer alma çalışmaları gibi eğitimlerimiz devam ediyor. Aktif olarak yoğun bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“Küfür, hakaret ve aşağılayıcı sözler azaldı”
Kadın hakemlerin görev aldığı maçlarda küfür ve argo kelimenin azaldığını söyleyen Yüksektepe, “Amatör takımlarımız kadın hakemlerimizin yönettiği maçlarda teknik direktörlerimiz ve oyuncularımızın daha sakin olduğunu gözlemledik. Onlara karşı daha saygılı olduğunu gözlemledik. Aynı hatayı bir erkek hakem yaptığında çok farklı tepki veriyorlar. Yalnız kadın hakemimiz yaptığında ya onun bu sahaya çıkması bile iyi bir cesaretti gibi cümleler kuruluyor. Kadınlara olan saygı daha farklı. Tribünlerde, kadın hakemlerimizin görev aldığı müsabakalarda küfür, hakaret ve aşağılayıcı sözlerin azaldığını gözlemledik. Erkek hakemlerimize yapılan saygısızlığı da asla kabul etmiyoruz. Her zaman da onların arkasındayız. Ancak kadın hakemi olduğu zaman işte toplum olarak da kadına olan saygımıza, anneye olan saygımızdan dolayı daha saygılı geçiyor müsabakalarımız” sözlerini kaydetti.
Semanur Mamalı: “Bizlere daha saygılı davranıyorlar”
Kadın futbol hakemlerinden Semanur Mamalı mesleğini çok sevdiğini dile getirerek, “Sivas’ta en eski aktif olarak görev yapan kadın futbol hakemiyim. 2018’de 2 kişi görev yapıyorduk şu an 35 kadın hakem olarak devam ediyoruz. Arkadaşlar çok istekli ve azimli. 2018’den sonra ciddi yatırımlar yapıldı ve imkanlarımız arttı. Daha iyi imkanlarla daha iyi görev yapmaktayız. Kadın olduğumuz için çok abartılı tepkiler aldığımızı düşünmüyorum. Arkadaşlar bizlere erkeklere göre daha saygılı davranıyor. Çok olumsuz tepkiler almıyoruz” şeklinde konuştu.
Gülseren Kurtoğlu: “Futbol hakemliği için voleybolu bıraktım”
Hakemlerden Gülseren Kurtoğlu da futbol hakemliği için voleybolu bıraktığını ifade ederek, “Benim futbola karşı pek ilgim yoktu. Ben aslen voleybolcuyum. Futbolu içine girdikten sonra daha çok sevmeye başladım. Kendi branşım olan voleybolu bıraktım. Okulumuza futbol hakemliği ile ilgili bildirge geldi ve başvuru yaptım. Futbol hakemliğine girdikten sonra etrafımdaki bütün spor dallarını bıraktım. 3 yıl önce 4-5 tane kadın hakem vardı. Sonrasında bir anda artmaya başladı. Tüm kadın hakemlerimize başarılar diliyorum” sözlerini dile getirdi.
İlayda Özmen: “Hakemliği çok seviyorum”
Hakemliğe küçüklükten ilgisinin olduğunu söyleyen İlayda Özmen ise, “Hakemlikte ailemde de bu işle ilgilenen kişiler vardı. Benimde ilgim vardı küçüklükten beri. Birçok spor branşı ile de uğraştım. Voleybol ve basketbol ile ilgilendim ama hiçbiri hakemlik kadar bana iyi gelmedi. Şuanda da severek yapıyorum. Hedefim yüksek yerlere gelmek. Bu işte başarılı olup Sivas olarak kadın hakemleri iyi şekilde temsil etmek istiyorum” dedi. – SİVAS
]]>Profesyonel liglerde 9 takımı bulunan, tam bir futbol kenti olan İzmir’de sağlanan bu güç birliği kapsamında, İEÜ EKOKENT Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde 7 akademisyenden oluşan bir ekip kuruldu. Sosyoloji, iletişim, ekonomi ve şehir planlama gibi farklı uzmanlık alanları bulunan İEÜ’lü akademisyenler, veri analizlerine ve saha çalışmalarına başladı.
8 ayda tamamlanması hedeflenen projede, futbol kulüplerinin İzmir için oluşturduğu katma değer, bilimsel açıdan ilk kez detaylıca analiz edilecek. Ardından da futbol kulüplerinin kentin marka değerine, tanınırlığına ve ekonomisine katkısını artırmak hedefiyle projeler hayata geçirilecek.
Yusuf Hakan Abacıoğlu: “Paydaş olmaktan mutluyuz”
Aralık ayında İEÜ ile İZVAK arasında imzalanan iyi niyet protokolünün ardından resmi sözleşme de İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, İZVAK Başkanı Ali Erten ve Başkan Vekili Talat Papatya tarafından imzalandı. İEÜ Mütevelli Heyet Salonu’nda gerçekleşen imza töreninde konuşan Rektör Abacıoğlu, Süper Lig’e yükselen Göztepe’yi kutlayarak sözlerine başladı. İzmir’in, sporda Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Abacıoğlu, üniversite olarak böylesine önemli bir çalışmanın paydaşı olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.
Çalışmalar 3 aşamada gerçekleşecek
İzmir Ekonomi Üniversitesi Bölgesel Kalkınma, Kent ve Çevre Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKOKENT) Müdürü Prof. Dr. Burak Doğu ise çalışmaya ilişkin detaylar paylaşarak, “İzmir’deki futbol kulüplerinin yerel kalkınmaya olan etkilerini ekonomik, toplumsal ve mekansal açılardan analiz edeceğiz. İlk olarak, Türkiye ve dünya genelindeki spor kulüplerinin yerel kalkınmaya etkisini konu alan akademik çalışmaları inceleyip iyi uygulama örneklerini tespit edeceğiz. Ardından mevcut veri setleri ile ikincil kaynaklardan elde edeceğimiz bulgular çerçevesinde bir çalışma yürüteceğiz. Son aşamada ise sahada anket çalışmaları ve derinlemesine mülakatlar gerçekleştireceğiz. Bunları bir mekansal haritalama çalışmasında bir araya getireceğiz. Ayrıca, tarihi verilerle geçmişe dönük bir simülasyon çalışması yapacak ve farklı spor kulüplerine uyarlanabilecek bir model geliştireceğiz. Elde edeceğimiz sonuçlar bundan sonra hayata geçecek projeler için de zemin oluşturacak” diye konuştu.
Ali Erten: “Büyük bir hazineye sahibiz”
İZVAK Başkanı Ali Erten, Türkiye profesyonel futbol liglerinde, İstanbul’dan sonra en çok takımı olan şehrin İzmir olduğunu belirtti. Çalışmanın İzmir için büyük önem taşıdığını ve elde edilecek verilerin kent yöneticileriyle, kulüplerle ve sponsorlarla paylaşılacağını dile getiren Erten, “Bir kentteki futbol kulüplerinin; o şehir için ekonomik anlamda ne ifade ettiğini bilimsel açıdan göstermek istedik. Bunun için de en iyi partnerin İzmir Ekonomi Üniversitesi olabileceğini düşündük. Fikrimizi paylaştık ve üniversitemiz de oldukça olumlu karşıladı. İş birliğimizi her gün daha da geliştirerek bu noktaya taşıdığımız için çok mutluyuz. Elde edeceğimiz sonuçlar, birçok açıdan yol gösterici olacak. Futbolda ne kadar büyük bir hazineye sahip olduğumuzu bilimsel olarak tespit edeceğiz. Çalışmamız, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından da heyecanla takip ediliyor. İnanıyorum ki çalışma tamamladığında Türk futbolu için çok değerli sonuçlara ulaşacağız” ifadelerini kullandı.
Talat Papatya: “Tüm kulüplerimiz, İzmir’in değeri ve vazgeçilmezi”
İZVAK Başkan Vekili Talat Papatya da futbol kulüplerinin İzmir’in marka değerine büyük katkı sağladığını söyleyerek, “Göztepe, yeniden Süper Lig’e yükselerek şehrimize sevinç yaşattı. Göztepe’yi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini temenni ediyorum. Buna ek olarak şu anda play-off oynamaya hak kazanarak bir üst lige yükselme mücadelesini sürdüren takımlarımız da var. Göztepe’nin ardından yeni başarılar için de hazırız. Takımlarımıza yürekten başarılar diliyorum. Tüm kulüplerimiz, İzmir’imizin değeri ve vazgeçilmezidir. İzmir’de futbolun gelişmesi demek aynı zamanda kentin de gelişmesi, konaklamadan ulaşıma kadar birçok sektörün beslenmesi demektir. Futbol için yapacağımız her proje; İzmir’in geleceği için atılmış önemli bir adımdır. Biz, bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İEÜ ile birlikte başlattığımız projeyi de bu fikirden yola çıkarak hayata geçirdik. Çalışmanın sonuçlarını merakla bekliyoruz” şeklinde konuştu. – İZMİR
]]>SİVAS – Sivas bölgesi futbol hakemlerinden Ali Selim Müşteri ile aday futbol hakemi oğlu Soner Eyyüp Müşteri, Sivas Belediyespor-Çimentospor maçında aynı triyoda görev aldı.
Sivas’ta amatör küme futbol maçları devam ediyor. A takım, U18 ve U15 Ligi müsabakalarının oynandığı Sivas’ta, klasman, il ve aday futbol hakemleri de karşılaşmaları yönetiyorlar.
Sivas il futbol hakemlerinden Ali Selim Müşteri, 4 Eylül Spor Vadisi futbol sahasında oynanan U15 Ligi’ndeki Sivas Belediyespor – Çimentospor maçında aday futbol hakemi oğluyla görev yaptı. Ali Selim Müşteri ile oğlu Soner Eyyüp Müşteri, aynı mücadelede görev alarak önemli bir deneyim yaşadılar. Bu maç, baba ve oğlunun birlikte görev aldığı 5. karşılaşma oldu.
Ali Selim Müşteri: “Tarif edilemeyecek bir duygu”
Hakem Ali Selim Müşteri, oğluyla çıktığı maçta unutulmayacak anlar yaşadığını ifade ederek, oğlunun hakemliğe merakının hakem malzemelerini görerek ortaya çıktığını söyledi. Müşteri, “Bu camiaya 2010’da başladım. Türk futboluna, Türk hakemliğine değerler katmaya devam ediyoruz. Oğlumla beraber maç yönetmek çok heyecanlı bir duygu. Tarif edilemeyecek bir duygu. Bizim hakemliğimizin sonuna yaklaşmışken oğlumuza da bu hizmeti sunmak, bir emanet olarak bırakmak istiyorum. Bayrak devretmek bizim için çok değişik. Türk hakemliğine hizmet etmesi en büyük değer, en büyük gurur diyebilirim. Kendisi başka işlerle uğraşmak yerine, spora hizmet etmesi bizim için daha da gurur verici olur. ‘Hocam ben de bu işe hizmet etmek istiyorum’ dedi. Biz de tabii dedik. Yaklaşık 3 aydır bu camianın içerisinde. Türk futboluna, Türk hakemliğine uzun yıllar en üst liglerde hizmet etmesini bekliyoruz” dedi.
“Müsabakaya çıkana kadar o benim oğlum”
‘Maç esnasında anlaşamadığınız pozisyonlar oluyor mu?’ sorusuna Ali Selim Müşteri, “Müsabakaya çıkana kadar o benim oğlum. Müsabakaya çıktıktan sonra diğer hakem arkadaşlarım nasılsa, oğlum da benim için öyle. Zaten kendisinin de camiamız içerisindeki bana hitap şekli hocam. Ben de kendisine aynı şekilde hitap ediyorum. Sahaya çıktıktan sonra anlaşamadığımız durumlarda diğer hakemlerle nasıl iletişim kuruyorsam onunla da aynı şekilde iletişim kuruyorum. Kendisinin de hataları muhakkak olacak. Futbol hata oyunu. En üst düzey liglerdeki hakemlerimiz, hocalarımız nasıl hata yapıyorsa bizler de yeni yetişenler de hata yapacak muhakkak” yanıtını verdi.
Soner Eyyüp Müşteri: “Süper Lig’e kadar yükselmeyi istiyorum”
17 yaşındaki aday hakem Soner Eyyüp Müşteri ise, “Benim için çok heyecanlı bir duygu. Çünkü babamla birlikte maça çıkmak cidden tarif edilemez bir duygu ve heyecanlı bir durum. Maçları sürekli izliyordum. Babam da şehir dışına gidiyordu maçlar için. Ben de merak sardım malzemelerden. Daha sonra ben de hakem olmak istediğimi söyledim. Aday Hakem Kursu’na katıldım. Aday hakem olarak şu an Sivas’ta görev yapmaktayım. Şu an hakemlikte Süper Lig’e kadar çıkmayı düşünüyorum. Yapabileceğime inanıyorum. Babamla anlaşamadığım konular şöyle oluyor, bazen pozisyonlarda sıkıntı yaşayabiliyoruz ama daha sonra göz hareketleriyle ve saha içerisindeki iletişimimizle bunu hallediyoruz” diyerek duygularını aktardı.
]]>Sivas’ta amatör küme futbol maçları devam ediyor. A takım, U18 ve U15 Ligi müsabakalarının oynandığı Sivas’ta, klasman, il ve aday futbol hakemleri de karşılaşmaları yönetiyorlar.
Sivas il futbol hakemlerinden Ali Selim Müşteri, 4 Eylül Spor Vadisi futbol sahasında oynanan U15 Ligi’ndeki Sivas Belediyespor – Çimentospor maçında aday futbol hakemi oğluyla görev yaptı. Ali Selim Müşteri ile oğlu Soner Eyyüp Müşteri, aynı mücadelede görev alarak önemli bir deneyim yaşadılar. Bu maç, baba ve oğlunun birlikte görev aldığı 5. karşılaşma oldu.
Ali Selim Müşteri: “Tarif edilemeyecek bir duygu”
Hakem Ali Selim Müşteri, oğluyla çıktığı maçta unutulmayacak anlar yaşadığını ifade ederek, oğlunun hakemliğe merakının hakem malzemelerini görerek ortaya çıktığını söyledi. Müşteri, “Bu camiaya 2010’da başladım. Türk futboluna, Türk hakemliğine değerler katmaya devam ediyoruz. Oğlumla beraber maç yönetmek çok heyecanlı bir duygu. Tarif edilemeyecek bir duygu. Bizim hakemliğimizin sonuna yaklaşmışken oğlumuza da bu hizmeti sunmak, bir emanet olarak bırakmak istiyorum. Bayrak devretmek bizim için çok değişik. Türk hakemliğine hizmet etmesi en büyük değer, en büyük gurur diyebilirim. Kendisi başka işlerle uğraşmak yerine, spora hizmet etmesi bizim için daha da gurur verici olur. ‘Hocam ben de bu işe hizmet etmek istiyorum’ dedi. Biz de tabii dedik. Yaklaşık 3 aydır bu camianın içerisinde. Türk futboluna, Türk hakemliğine uzun yıllar en üst liglerde hizmet etmesini bekliyoruz” dedi.
“Müsabakaya çıkana kadar o benim oğlum”
‘Maç esnasında anlaşamadığınız pozisyonlar oluyor mu?’ sorusuna Ali Selim Müşteri, “Müsabakaya çıkana kadar o benim oğlum. Müsabakaya çıktıktan sonra diğer hakem arkadaşlarım nasılsa, oğlum da benim için öyle. Zaten kendisinin de camiamız içerisindeki bana hitap şekli hocam. Ben de kendisine aynı şekilde hitap ediyorum. Sahaya çıktıktan sonra anlaşamadığımız durumlarda diğer hakemlerle nasıl iletişim kuruyorsam onunla da aynı şekilde iletişim kuruyorum. Kendisinin de hataları muhakkak olacak. Futbol hata oyunu. En üst düzey liglerdeki hakemlerimiz, hocalarımız nasıl hata yapıyorsa bizler de yeni yetişenler de hata yapacak muhakkak” yanıtını verdi.
Soner Eyyüp Müşteri: “Süper Lig’e kadar yükselmeyi istiyorum”
17 yaşındaki aday hakem Soner Eyyüp Müşteri ise, “Benim için çok heyecanlı bir duygu. Çünkü babamla birlikte maça çıkmak cidden tarif edilemez bir duygu ve heyecanlı bir durum. Maçları sürekli izliyordum. Babam da şehir dışına gidiyordu maçlar için. Ben de merak sardım malzemelerden. Daha sonra ben de hakem olmak istediğimi söyledim. Aday Hakem Kursu’na katıldım. Aday hakem olarak şu an Sivas’ta görev yapmaktayım. Şu an hakemlikte Süper Lig’e kadar çıkmayı düşünüyorum. Yapabileceğime inanıyorum. Babamla anlaşamadığım konular şöyle oluyor, bazen pozisyonlarda sıkıntı yaşayabiliyoruz ama daha sonra göz hareketleriyle ve saha içerisindeki iletişimimizle bunu hallediyoruz” diyerek duygularını aktardı. – SİVAS
]]>Samsunspor Kulübü eski Başkanı İsmail Uyanık, bugün bir otelde basın toplantısı düzenledi. Kendisine yöneltilen istek ve ısrarlara daha fazla kayıtsız kalamadığını ifade eden Uyanık, bundan sonraki süreci TFF başkanlığına aday adayı olarak değerlendireceğini ifade etti. Uyanık, adaylık için gerekli imza konusunda sıkıntı yaşayacağını düşünmediğini belirterek, bu süreçte Şenez Erzik, Celal Doğan, Tanıl Bora, Ersun Yenal, Mehmet Sepil, Osman Kolsuz, Abdullah Kiğılı, Mahmut Özgener, Metin Tekin, Faruk Özhak, Tuhrul Akşar, Tolga Aytöre, Hilmi Keskin ve Alp Yalman gibi futbol adamlarının birçoğu ile görüştüğünü, görüşmedikleri ile de yakın zamanda istişare yapacağını açıkladı.
“Türk futbolunun başarılı olması için aday adayı oldum”
Türk futbolunda yaşanan sorunları gidermek adına aday adayı olduğuna değinen İsmail Uyanık, “Bu zamana kadar hiç ilgilenmediğim futbol üst yönetimi ile ilgili Samsunlu gençlerin, futbolseverlerin, teşvik ve ısrarı sonrası futbolla helalleşmek, ömrümü vakfettiğim futbol yöneticisi olmanın getirdiği futbola yönelik saygım gereği bana yapılan bu teklifi ve ısrara daha fazla duyarsız kalamamaya karar verdim. Bugün itibarıyla TFF’nin yapacağı önümüzdeki seçimlerde başkanlığa aday adaylığımı açıklıyorum. Neden aday adaylığı? Aday olmak için 140 ya da 60 adet imza toplanması gerekiyor. Bu sayı dönemine göre değişiyor. Bizim TFF başkanlığına aday olmamız bir tek ben olarak değil; Şenez Erzik’lerin, Celal Doğan’ların, Tanıl Bora’ların, Ersun Yenal’ların, Mehmet Sepil’lerin, Osman Kolsuz’ların, Abdullah Kiğılı’ların, aday olmazsa Mahmut Özgener, Metin Tekin, Faruk Özhak, Tuhrul Akşar, Tolga Aytöre, Hilmi Keskin, Alp Yalman gibi isimlerle ama kurullarda ama yönetimde ama istişare kurulunda geçmişte futbol performansını test ettiğim ve futbol bilgisi ile duruşuna çok inandığım bu duayenlerle birlikte yürümek niyeti ile temiz futbol, futbol takımlarının başarılı olması, borçlardan, teknik iflastan kurtulmasını, milli takımın tekrar başarılı olmasını, takımlarımızın Avrupa şampiyonu olabilmesi gerektiğine inanlarla birlikte bunları yapacağıma inandığım için aday adayı olmaya karar verdim. İmza toplamayız, toplayamayız bunda sıkıntı yok. Onlar son işler. Bu bir süreç. Bu süreçte futbol adına doğruları, bildiklerimi tartışmak, kamuoyuna bu mesajları daha rahat verebilmek adına bu bir fırsat. Temiz, tarafsız ve özerk futbol yönetiminde istikrarlı düşüşü, istikrarlı çıkışa dönüştürmek adına neler yapılması gerektiğini ifade edebileceğim bir fırsat olarak görüyorum” dedi.
“Yabancı hakem ile bu işler olmaz”
Yabancı hakem konusundaki görüşlerini de dile getiren Uyanık, “Hakem konusundaki sıkıntıların temeli özerk olamamaktır. Müdahale altında kalmak, kendi başına karar verememekten kaynaklı. Ne bizim hakemimiz kalitesiz ne bizim federasyon yöneticilerimizin büyük bölümü kalitesiz. Bir teklif de ben yapayım. O zaman federasyon başkanını da yurt dışından getirelim. Almanya’dan diyelim ki bizim federasyonumuza yönetici verin. ‘Federasyon başkanını verin, Türk futbolunu kurtarın’ diyelim. Biz sizin mandanız olalım mı, diyelim. O zaman neden suçlu hakemler. Yöneticiler de en az o kadar suçlu. Yabancı ile olmaz bu iş, bu ülkenin kaynaklarını doğru kullanmak adına. Bir de gırtlağımıza kadar borç içindeyiz. Hangi para ile devamlı döviz vererek yurt dışından bu lüksü yaşıyoruz? Biz Suudi Arabistan mıyız? Geçici olarak eğitim alınabilir, danışman alınabilir, destekler ile hakem kalitesi arttırılabilir. Dışarıdan hakem getirmek fuzuli konular. Adaletli, müdahalesiz iş yapan bir yönetim göreve geldiğinde kamuoyunun hakemine, yönetimine güven duygusu tekrar geri geldiği zaman bu olaylar bitecek. Hakem hata yapar ama hakemin kasıtlı hata yaptığına inanan insanlar, bu altından kalkılabilir bir konu değil. Kötü maç yöneten hakem ceza almayınca, talimatla kötülük yapıyorsa devamında mağdur olan kişi yumruk atmaya kalkıyor. Kimisi takımı sahadan çekmeye kalkıyor. Adaletli bir davranış görmediğinde kendi adaletini tesis etmeye çalışıyor. Yani TFF’yi bu kifayette görmüyor” diye konuştu.
“Futbolu yeni bırakmış eski futbolcular hakem yapılmalı”
İsmail Uyanık, futbolu yeni bırakmış, fiziksel ve bilgi olarak yeterli eski futbolcuların hakemlik camiasına kazandırılması gerektiğini aktararak, “Hakemlikle alakalı görüşüm, eski futbolcuların hakemliğe teşvik edilmesini ve hakemlik hiyerarşisinde hızla yükselmeleri için, 2 senede önemli maçları yönetebilecek seviyeye getirilmesi düşüncesindeyim. Eski futbolcuların, futbolu yeni bırakan sporcuların hakemliğe kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. Bunun artıları ve eksileri masaya yatırıldığında gözden geçirilir. Bu projeyi çok önemsiyorum. Fatih Terim ile TFF Futbol Direktörü olduğu zaman yaptığım konuşmada bu düşüncemi iletmiştim. Ufuk Özerten’e de teklif etmiştim. Bu projeyi de uygulanabilir olarak düşünüyorum” şeklinde konuştu. – SAMSUN
]]>Sivasspor, Trendyol Süper Lig’in 33. hafta maçında 22 Nisan Pazartesi günü sahasında Fenerbahçe ile oynayacağı maçın hazırlıklarına devam ediyor. Antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Teknik Direktör Bülent Uygun, hedeflerinin UEFA Avrupa Kupası’na katılmak olduğunu söyledi. Uygun, “Ligin boyutu kısaldı. Her şey daha da zorlaşıyor. Özellikle her takımın maçı birbirinden zor geçiyor. Biz Sivasspor olarak başardıklarımıza baktığımızda gerçekten şu ana kadar çok iyi bir ivme yakaladık ve çok güzel bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Hedefimiz olan UEFA Avrupa Kupası’na katılabilme fırsatını tekrar yakaladık. Kalan 6 maçtaki alacağımız puanlar bizi UEFA Avrupa Kupası’na götürecek. O yüzden de hayalimiz, isteğimiz, arzumuz kalan bütün maçları kazanarak Avrupa yolunda ilerlemek” dedi.
“Hakkaniyetli hakemler istiyoruz”
Bir basın mensubunun hakemler ile ilgili yöneltilen sorusuna Uygun, “Hakemlerin profesyonel olmasını Türkiye’de sağlayan ve onların yarı profesyonel olmasını söyleyen insanlardan bir tanesiyim. Onların gelişmesi adına bütün projeleri hep anlattık. Bütün herkes ben de dahil olmak üzere herkes gördüğünü çalan, hakkaniyetli hakemler istiyoruz. Hakem camiası kendi onurunu kendi kurtaracak. Türkiye’de en çok eleştirdiğimiz televizyonlarda yerden yere vurulmuş ama bununla beraber bizde dahil olmak üzere hakem camiasını suçluyoruz. Biz hakemler için ne yaptık? Hiçbir şey yapmadık. Diğer taraftan kurumsal anlamda da VAR’da eskiden futbol oynamış futbolcu kardeşlerim de VAR’da futbolu yorumlayabilmeli. Bunların hepsini bir entegre içerisinde harmanlayıp adaletli, dürüst, gördüğünü çalan bütün pozisyonları doğru yorumlayan ve futbolun keyfini, futbolu artıracak hakem camiasına biz dahil olmak üzere herkes bekliyor. Bu maçta da gördüğünü, dürüstçe iyi bir maç yönetmesini ve Türkiye’ye örnek olacak bütün maçlarda, bütün hakemlerin aynı performansını bekliyoruz” yanıtını verdi.
Bir gazetecinin “Yabancı VAR hakemleri hakkında neler düşünüyorsunuz?” sorusuna Uygun, sessiz kalarak yanıt vermedi.
“Takım halinde hazırız”
Tüm taraftarları Fenerbahçe maçına davet eden Uygun, “Sakatlıklarımız var. Azizbek sakat önümüzdeki Konya maçına yetişme ihtimali var. Onun dışında Hakan Aslan son haftaya ancak yetişebiliyor. Charisis’in de kart cezası var. Onun dışında da herhangi bir sakatımız şu anda bulunmuyor. Takım halinde hazırız. Taraftarımız da bugün bize sürpriz yaptı geldi. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Bununla beraber eski sporcularımız geldi, efsanelerimiz geldi. Yıllarca bize hizmet etmiş insanlarımız geldi. Taraftarlarımızı maça bekliyoruz. Taraftarımızın tribünleri doldurmasını, bizle birlikte bu coşkuyu yaşamasını, seneye de daha güzel hedeflere birlikte koşmayı ümit ediyoruz. Onlardan rica ediyoruz hepsine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Taraftarlardan moral ziyareti
Sivasspor’da taraftarlar antrenman öncesi takıma ve teknik heyete sevgi gösterisinde bulundular. 1967 Sivasspor Kadın Taraftarlar Derneği işbirliği ile kırmızı-beyazlı takımın eski futbolcuları, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri ve taraftarlar antrenman öncesi Kulüp Başkanı Mecnun Otyakmaz, Teknik Direktör Bülent Uygun ve futbolcularla bir araya geldiler. Tesislerde bir süre kalan taraftarlar, daha sonra futbolcularla fotoğraf çektirdi. Fenerbahçe maçında futbolculara başarılar dileyen taraftarlar, idman süresince takıma tezahüratlarda bulundu.
Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesisleri’nde Teknik Direktör Bülent Uygun ve yardımcıları yönetiminde yapılan antrenman 1 saat 30 dakika sürdü. Isınma hareketleriyle başlayan antrenman denge çalışmalarıyla devam etti. Ardından pas çalışmaları yapan Yiğidolar, son bölümde ise çift kale maç yaptı. Sivasspor yarın yapacağı antrenmanla Fenerbahçe maçının hazırlıklarını tamamlayarak kulüp tesislerinde kampa girecek. – SİVAS
]]>Tokat’ta uzun yıllar yeşil sahada top koşturan Ergül Ünal, Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olmasına rağmen futboldan uzaklaşmadı. 1983 yılında amatör olarak yeşil sahanın içerisinde yer almaya başlayan Ergül Ünal, 1991 yılında Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğini kazanmasına rağmen futboldan uzaklaşmadı. Ünal, beden eğitimi öğretmeni gibi, görev yaptığı okullarda futbol başta olmak üzere çeşitli branşlarda öğrencileri sporla tanıştırdı. 1999 yılında kendi ilçesi olan Reşadiye’ye atanması üzerine Ünal, futbol federasyonundan antrenörlük belgesi alarak Reşadiyespor’un teknik direktörlüğünü üstlendi. 31 Mart seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’nden aday olan Ünal, özellikle gençlerin de desteğini alarak belediye başkanı seçildi.
“Gençlerin enerjisiyle başkan seçildim”
İhlas Haber Ajansı’na konuşan Reşadiye Belediye Başkanı Ergül Ünal, futbolun hayatında her zaman önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Belediye başkanı olarak da spora ve özellikle futbola ayrı bir önem vereceğini ifade eden Başkan Ünal, “Sporcu bir aileden geliyorum. Bizim ailenin ekseriyeti, sporla uğraşıyor. Özellikle futbolla uğraşıyor. Ben de ilkokul, ortaokul ve lise yıllarında aşağı yukarı bütün spor branşlarıyla ilgilendim ama futbol ailenin özel bir branş olduğu için futbol da hem okul takımında lisansım çıktı hem de Reşadiyespor’da oynamaya başladım. 1983-1984 yıllarından itibaren amatör futbolcuyum. Uzun yıllar Reşadiyespor’da oynadım. Daha sonra üniversiteye gittiğimde üniversite takımlarında, Kredi Yurtlar Kurumu’nda yurdun takımlarında oynardım. Daha sonra öğretmen olduğum zaman 1991 bir yılında futbolculuğu bıraktık. 1991 yılında öğretmen olduktan sonra benim branşım Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğidir. Ama beden eğitimi öğretmeni gibi vazife yaptım. Görev yaptığım okullarda mutlaka hem futbol hem de diğer branşlardaki okul takımlarını çalıştırdım. Özellikle futbola ciddi manada okullara katkı verdim. Futboldan kopmadık. Sonrasında 1999 yılında Reşadiye ilçeme geldim. İlçemde 2002 yılına kadar futbolu takip ettik, ilgilendik derken 2004 yılından itibaren de çocuklara daha fazla faydamız olsun diye futbol federasyonundan antrenörlük diploması aldım. 2004 yılından itibaren Reşadiyespor’un resmi antrenörüyüm. Bu zaman sürecinde belki yüzlerce belki binlerce sporcu yetiştirdik. Bunların içerisinde üniversitelerde BESYO dediğimiz fakültelere öğrenci kazandırdık. Başka kulüplere öğrenci kazandırdık. Gençler bu sürecin sonrasında bizi daha farklı bir yerde görmek istediler. Özellikle onların motivesiyle Reşadiye Belediye Başkanlığına aday olmaya karar verdik. Bu adaylıkta gerçekten Reşadiye gençliğinin payı büyük oldu. Onların enerjisiyle de bugünlere geldik” dedi.
“Spora pozitif ayrımcılık yapılacak”
Futbolla bu zaman kadar ikiz yürüdük. Yani hayatımda futbol hiç ayrılmadı. Belediye başkanı olunca da yüzde yüz buna ayrı bir pozitif ayrımcılık yapılacak. Hem okul sporlarına yani sadece futbol anlamında değil futbola tabii fazla katkı sunacağız ama hem okul sporlarına hem de Reşadiye’deki bütün amatör kulüplere aşırı destek verilecek. İlerleyen süreçte de göreceksiniz Reşadiyespor futbolda çok farklı bir yere gelecek” dedi.
Ergün Ünal, sporla iç içe geçen yaşamından aldığı güçle Reşadiye için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor ve spora vereceği destekle ilçenin sporcu gençlerine umut olmayı hedefliyor. – TOKAT
]]>Beşiktaş Başkanı Hasan Arat:
“Futbol takımımız bu sene talihsiz bir dönem geçiriyor”
“Yapay zeka ile data okunabilirliği konusunda Arsenal ile de görüşeceğiz”
“İyi bir takımımız var aslında ama moraller bozuk, adaptasyon sorunu var”
“Türkiye’de federasyonlar içinde en iyi yönetilen federasyon, voleybol federasyonu”
İSTANBUL – Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, Türkiye Kupası süresince yeni teknik direktöre dair herhangi bir isim konuşmayacaklarını dile getirdi.
Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi, Bahçeşehir Üniversitesi Futu Kampüsü’nün ev sahipliğinde 16-17 Nisan tarihleri arasında düzenleniyor. Etkinliğin Al in SPORTS oturumu, Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat ve İkinci Başkan Hüseyin Yücel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Organizasyonla ilgili düşüncelerini aktaran Başkan Arat, “Bu kampüsü çok merak ediyordum. Kapıdan girdiğim anda gördüğüm enerji beni çok etkiledi. Türkiye’de uzun yıllardır görmediğim genç nüfusun, girişimcilerin, geleceğin müjdesi olduğunu düşünüyorum. Bu kampüsün değerini bilin. Dünyada böyle güzel yerler çok yok. Burada çok güzel şeyler üretilir” ifadelerini kullandı.
“Yapay zeka ile data okunabilirliği konusunda Arsenal ile de görüşeceğiz”
Yapay zekanın Türk futboluna nasıl bir katkı sağlayacağına yönelik Hasan arat, “Kullanıcıların spordan gelmesi gerekmez. Tarafsız olması gerekir. Bugün bir futbolcunun ismini girdiğiniz zaman muhtemel sakatlıkları, koşu dakikaları, pasları gibi analizler ortaya çıkıyor. Muazzam bir gelişme var. En önemli konu datanın okunabilirliği. Teknik direktörler arasında bunları analiz edemeyenlerin çok şansı yok. Klasik yöntemlerin dışına çıkıldı. Bunu dünyada en iyi uygulayan kulüpler Manchester City, Liverpool, Barcelona, Arsenal’dir. Arsenal, yazılım şirketini satın almış ve 20-23 yaşındaki gençler bu yazılımı yönetiyorlar. Biz de Beşiktaş’ta bunu yapmak için çalışmalara başlayacağız, Arsenal ile de görüşeceğiz” diye konuştu
“Futbol takımımız bu sene talihsiz bir dönem geçiriyor”
Beşiktaş Futbol A Takımı’nın bu sezon neyden kaynaklı olarak kötü bir sezon geçirdiğiyle alakalı sorulan soruya ise Başkan Hasan Arat, “Biz çok sürdürülebilir bir yönetim hazırlığıyla göreve geldik. Bunları değiştirmek de kolay değil. Ama her şey dönüp dolaşıp futbol takımının aldığı sonuca dönüyor. Yani o top kaleye girmiyorsa, yaptıklarınızın pek değeri kalmıyor. Futbol takımımız bu sene talihsiz bir dönem geçiriyor. Bu dönemi atlatmak için de hazırlıklarımıza başladık. Teknik direktör ve oyuncu planlamasını yapmaya çalışıyoruz. Zor bir durum olduğunu biliyoruz. Biz de bu zor durumu aşmak için göreve talip olduk. Zaten her şey yolunda gitseydi böyle bir seçim olmazdı. Spordan gelen tecrübeniz yoksa bu işlere hiç girmemek lazım. Zor günlerde ayakta kalabilmek önemlidir. Omuz omuza tüm arkadaşlarımızla bu mücadeleye devam ediyoruz. Sporda umutsuzluk olmaz. Sporda vazgeçme yoktur. O nedenle camiamız için doğrusu ne ise onu yapacağız. Burada bizi izleyen ezeli rakibimiz ve ebedi dostlarımızın taraftarlarına da başarılar diliyorum” cevabını verdi.
“Türkiye Kupası hedefi süresince teknik adam ismi konuşmayacağız”
Siyah-beyazlı kulübün başkanı, geçtiğimiz günlerde yolların ayrıldığı Teknik Direktör Fernando Santos’un ardından takımın başına geçecek teknik adam konusunda yerli ve yabancı alternatifler belirlediklerini aktararak, “Takıma uyum sağlayıp sağlayamayacağı konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bütçe dışında hareket etmek istemiyoruz. Kırılgan bir dönemdeyiz. Alacağımız karar çok kritik olacak. Bu sebeple hassas davranacağız. Türkiye Kupası hedefi süresince isim konuşmayacağız” şeklinde konuştu.
“İyi bir takımımız var aslında ama moraller bozuk, adaptasyon sorunu var”
Takım olarak bir performans sıkıntısının olduğundan bahseden Hasan Arat, “Tarihte olmadığı kadar yüksek sayıda antrenör değişikliği. Bu sıkıntıları gizlemenin kimseye bir faydası yok. Ama başarılar, sıkıntıları büyük ölçüde çözümleyebilir. Önümüzde iki aşamalı bir kupa, bu kadar yakınken morali yüksek tutmalıyız. İyi bir takımımız var aslında ama moraller bozuk, adaptasyon sorunu var. Ama kupayı kazanınca ben durumun düzeleceğini düşünüyorum. Sporda ümitsizlik olmaz” dedi.
“Türkiye’de federasyonlar içinde en iyi yönetilen, voleybol federasyonu”
Mevcut Türkiye Futbol Federasyonu yönetiminin nasıl olduğunu yapay zekaya sorup sormadığıyla ilgili Arat, “Yapay zekaya sordum şu anda. Anlamakta zorlanıyor. TFF hatırlarsanız, ‘Hakem atamalarını yapay zeka yapacak’ demişti ama buna da müdahale ettiler. Biz yapay zekayı kullanırken müdahale etmemeliyiz. Yazılımcılar altyapıyı hazırlayabilirler, yöneticiler bu yapıyı yönlendirmeye kalkarsa güvenilirlik kaybolur. Güvenin kaybolduğu yerde seçimler çözümdür. Bunu her alanda düşünebilirsiniz. Burada eğer bir sıkıntı varsa seçimlere fazla uzatmadan gitmek yerindedir. Bu işlere sporun içinden gelen insanların gelmesi lazım. ‘Ben iş adamıyım, gelip TFF’ye başkan olayım’ gibi bir durum yok. Bütün sıkıntıları bilmeniz lazım. Demokratik şekilde olmalı, çok aday olmalı. Kurullar atamayla gelmemeli. VAR’da yabancı hakem olması olumlu, bu da rekabetten geliyor. Yönetimler örnek olmak zorunda. Türkiye’de federasyonlar içinde en iyi yönetilen federasyon, voleybol federasyonu. Voleybolun içinden gelen bir federasyon. Dünyada takım sporlarında madalya şansı olarak gösterilen tek takım. Voleybol lisesini kurmuşlar, devamlı oyuncu çıkıyor. Bu da iyi yönetim ilkesinden kaynaklanıyor. Bir de futbolda harcanan paralara bakın. Buna kulüpler de dahil. Burada yönetimlerin revizyon yapması lazım, gençlerin devreye girmesi lazım. Başkan adayı için, ‘Şu kadar imza lazım’ diyorlar. Bu imza tekelini bile vermemek lazım. Çıksın gençler aday olsun. Türkiye’deki en başarılı model olan voleybol federasyonunu herkesin takip etmesi lazım” diye sözlerini sonlandırdı.
]]>Bahçeşehir Üniversitesi Future Kampüs’te düzenlenen Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi’nde asbaşkan Hüseyin Yücel’le birlikte oturuma katılan Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, yapay zekanın sporda daha fazla kullanılması gerektiğine dikkati çekti.
Teknolojinin ilerlemesine karşın insan faktörü olmadan bir yere varılamayacağının da altını çizen Arat, “VAR şu anda Türkiye’de çok önemli bir gündem konusu. Ben bugün gelirken Chat GPT’ye ‘Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapay zekayla ilgili konuşma yapacağım, bana bir konuşma hazırlar mısın?’ dedim. Hangi konularla ilgilendiğimi sordu. Sonrasında bana 2 dakika içinde bir konuşma hazırladı.” ifadelerini kullandı.
Sporda yapay zekayı kullananların spordan gelmesinin zorunlu olmadığına dikkati çeken Arat, şöyle devam etti:
“Kullanıcının tarafsız olması gerekir. Bugün bir futbolcunun ismini girdiğiniz zaman muhtemel sakatlıkları, koşu dakikaları, pasları gibi analizler ortaya çıkıyor. Muazzam bir gelişme var. En önemli konu datanın okunabilirliği. Teknik direktörler arasında bunları analiz edemeyenlerin çok şansı yok. Klasik yöntemlerin dışına çıkıldı. Bunu dünyada en iyi uygulayan kulüpler Manchester City, Liverpool, Barcelona, Arsenal’dir. Arsenal, yazılım şirketini satın almış ve 20-23 yaşındaki gençler bu yazılımı yönetiyorlar. Biz de Beşiktaş’ta bunu yapmak için çalışmalara başlayacağız, Arsenal ile de görüşeceğiz.”
Sürdürülebilir yönetim hazırlığıyla göreve geldiklerini ve birçok konuyu değiştirmenin kolay olmadığını vurgulayan Arat, “Ama her şey dönüp dolaşıp futbol takımının aldığı sonuca dönüyor. Yani o top kaleye girmiyorsa, yaptıklarınızın pek değeri kalmıyor. Futbol takımımız bu sene talihsiz bir dönem geçiriyor. Bu dönemi atlatmak için de hazırlıklarımıza başladık. Teknik direktör ve oyuncu planlamasını yapmaya çalışıyoruz. Zor bir durum olduğunu biliyoruz. Biz de bu zor durumu aşmak için göreve talip olduk. Zaten her şey yolunda gitseydi böyle bir seçim olmazdı. Spordan gelen tecrübeniz yoksa bu işlere hiç girmemek lazım. Zor günlerde ayakta kalabilmek önemlidir. Omuz omuza tüm arkadaşlarımızla bu mücadeleye devam ediyoruz. Sporda umutsuzluk olmaz. Sporda vazgeçme yoktur. O nedenle camiamız için doğrusu ne ise onu yapacağız. Burada bizi izleyen ezeli rakibimiz ve ebedi dostlarımızın taraftarlarına da başarılar diliyorum.” açıklamasında bulundu.
“Sporda ümitsizlik olmaz”
Teknik direktör Fernando Santos’la yolların ayrılmasının ardından yerli ve yabancı alternatifleri olduğunu ve gerekli çalışmayı yaptıklarını sözlerine ekleyen Arat, bütçe dışında hareket etmek istemediklerini söyledi.
Futbol takımının performans anlamında sıkıntılı bir süreç geçirdiğini de söyleyen Arat, şöyle konuştu:
“Antrenör değişikliği, tarihte olmadığı kadar yüksek sayıda. Bu sıkıntıları gizlemenin kimseye bir faydası yok. Ama başarılar, sıkıntıları büyük ölçüde çözümleyebilir. Önümüzde iki aşamalı bir kupa, bu kadar yakınken morali yüksek tutmalıyız. İyi bir takımımız var aslında ama moraller bozuk, adaptasyon sorunu var. Ama kupayı kazanınca ben durumun düzeleceğini düşünüyorum. Sporda ümitsizlik olmaz.”
Türkiye Futbol Federasyonunun görevde olduğu süreçte başarılı olup olmadığıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Arat, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bu soruyu yapay zekaya sordum şu anda, anlamakta zorlanıyor. TFF hatırlarsanız ‘Hakem atamalarını yapay zeka yapacak.’ demişti ama buna da müdahale ettiler. Biz yapay zekayı kullanırken müdahale etmemeliyiz. Yazılımcılar altyapıyı hazırlayabilirler, yöneticiler bu yapıyı yönlendirmeye kalkarsa güvenilirlik kaybolur. Güvenin kaybolduğu yerde seçimler çözümdür. Bunu her alanda düşünebilirsiniz. Burada eğer bir sıkıntı varsa seçimleri fazla uzatmadan gitmek yerindedir. Bu işlere sporun içinden gelen insanların gelmesi lazım. ‘Ben iş adamıyım, gelip TFF’ye başkan olayım.’ gibi bir durum yok. Bütün sıkıntıları bilmeniz lazım. Demokratik şekilde olmalı, çok aday olmalı. Kurullar atamayla gelmemeli. VAR’da yabancı hakem olması olumlu, bu da rekabetten geliyor. Türkiye’de federasyonlar içinde en iyi yönetilen federasyon, Türkiye Voleybol Federasyonu. Voleybolun içinden gelen bir federasyon. Dünyada takım sporlarında madalya şansı olarak gösterilen tek takım. Voleybol lisesini kurmuşlar, devamlı oyuncu çıkıyor. Bu da iyi yönetim ilkesinden kaynaklanıyor. Bir de futbolda harcanan paralara bakın. Buna kulüpler de dahil. Burada yönetimlerin revizyon yapması lazım, gençlerin devreye girmesi lazım. Başkan adayı için ‘Şu kadar imza lazım’ diyorlar. Bu imza tekelini bile vermemek lazım. Çıksın gençler aday olsun. Türkiye’deki en başarılı model olan voleybol federasyonunu herkesin takip etmesi lazım.”
]]>Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü’nün Gambiyalı futbolcusu Bubacarr Camara:
“Eliniz ya da ayağınız ampute olabilir ama zihniniz ampute değil. Hayallerinizden vazgeçmeyin”
MERSİN – Türkiye Ampute Futbol 1. Ligi’nde sezonu şampiyon olarak tamamlayan Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü’nün Gambiyalı futbolcusu Bubacarr Camara, ‘en iyi kanat oyuncusu’ ödülünü kazandı.
Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü’nün 24 yaşındaki kanat oyuncusu Bubacarr Camara, Ampute Futbol 1. Ligi’nde bu sezon gösterdiği başarılı performansla ‘en iyi kanat oyuncusu’ ödülüne layık görüldü.
Sezonu 12 gol ve 5 asist ile tamamlayan Bubacarr, önümüzdeki sezon da Mersin ekibi ile Süper Lig’de mücadele etmek istiyor. Mersin’e geldiğinden bu yana kulüp tesislerinde yaşamını sürdüren Bubacarr, kitap okuyarak, yemek yaparak ve bilgisayar başında gelişmeleri takip ederek zaman geçiriyor. Gambiyalı oyuncu, bir yandan yeni sezon hazırlıklarına da devam ediyor.
“Hayallerinizden vazgeçmeyin”
Gelecek sezon Süper Lig’de mücadele edecek olmanın kendisini daha sıkı çalışmaya yönelttiğini ifade eden Bubacarr, “Yaklaşık 2 yıldır buradayım. Önümüzdeki sezon da burada kalarak takımıma yardım etmek istiyorum. Her gün antrenman yapıyorum. Bir şey için çalışırsanız, onu kazanırsınız. İki yıldır 1. Lig’de oynuyorum ancak Süper Lig’in daha zor olduğunu biliyorum. Bu nedenle daha sıkı çalışıyorum ve bunun ödülünü alacağıma inanıyorum” dedi.
Takım arkadaşlarının kendisine karşı gösterdiği destekleyici tutumlarından duyduğu memnuniyetle başarıya ulaşacağını inandığını aktaran Bubacarr, “Her şey güzel ve iyi. Ampute’de en üst seviyeye ulaşmak ve aileme yardımcı olmak istiyorum” diye konuştu.
Gambiyalı futbolcu, ampute olan ve futbola ilgi duyanlara da tavsiyelerde bulundu. Ampute olmanın hiç kimsenin hayallerinden vazgeçmesi için gerçek bir neden olmadığını belirten Bubacarr, “Eliniz ya da ayağınız ampute olabilir ama zihniniz ampute değil. Hayallerinizden vazgeçmeyin ve çabalayın, sonuçlarını göreceksiniz” şeklinde konuştu.
“İnsanlar bana ‘Aboubakar’ dediğinde bunu kabulleniyorum”
Beşiktaş’ın, Kamerunlu golcüsü Aboubakar’ın Türkiye’de tanınan bir futbolcu olması ve isimlerinin söyleniş şeklindeki benzerlik nedeniyle kendisine sıkça ‘Aboubakar’ diye seslenildiğini söyleyen Bubacarr, “Pek çok insan ismimi Aboubakar ile karıştırıyor. Ama benim adım Bubacarr. Aslında bu benim için problem değil, çünkü Aboubacar’ı ve Beşiktaş’ı seviyorum. İnsanlar bana ‘Aboubakar’ dediğinde bunu kabulleniyorum” dedi.
Ali Yanaç: “Takımın sezonu şampiyon tamamlamasında büyük emeği var”
Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü Başkanı Ali Yanaç da Bubacarr Camara’nın takımın sezonu şampiyon tamamlamasında büyük emeği olduğunu belirtti. Gambiyalı futbolcunun 2023-2024 sezonunda iyi bir performans gösterdiğini vurgulayan Yanaç, “Sadece takımın şampiyon olmasına katkı sağlamakla kalmadı, 8 takım arasından ‘en iyi kanat oyuncusu’ seçildi. Yaklaşık 200 oyuncu arasından en iyi kanat oyuncusu seçilmesi, hem şampiyon olup hem de böyle bir ödüle layık görülmesi bizi mutlu etti” cümlelerine yer verdi.
“Bubacarr’ı, Burak yapacağız herhalde”
Bubacarr’ın tesislerde tek başına kaldığını sözlerine ekleyen Yanaç, Bubacarr’ın yakında Türk vatandaşı statüsüne de geçebileceğine dikkat çekti. Yanaç, “Takım arkadaşları yardımcı oluyor. Bubacarr, Mersin’i sevdi, Mersin de Bubacarr’ı sevdi. Sahilde kim görse, beni gördüklerinde ‘başkan senin oyuncuyu gördük, yine antrenman yapıyordu’ diyorlar. Bu gidişle Bubacarr’ı, Burak yapacağız herhalde” ifadelerini kullandı.
]]>Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü’nün 24 yaşındaki kanat oyuncusu Bubacarr Camara, Ampute Futbol 1. Ligi’nde bu sezon gösterdiği başarılı performansla ‘en iyi kanat oyuncusu’ ödülüne layık görüldü.
Sezonu 12 gol ve 5 asist ile tamamlayan Bubacarr, önümüzdeki sezon da Mersin ekibi ile Süper Lig’de mücadele etmek istiyor. Mersin’e geldiğinden bu yana kulüp tesislerinde yaşamını sürdüren Bubacarr, kitap okuyarak, yemek yaparak ve bilgisayar başında gelişmeleri takip ederek zaman geçiriyor. Gambiyalı oyuncu, bir yandan yeni sezon hazırlıklarına da devam ediyor.
“Hayallerinizden vazgeçmeyin”
Gelecek sezon Süper Lig’de mücadele edecek olmanın kendisini daha sıkı çalışmaya yönelttiğini ifade eden Bubacarr, “Yaklaşık 2 yıldır buradayım. Önümüzdeki sezon da burada kalarak takımıma yardım etmek istiyorum. Her gün antrenman yapıyorum. Bir şey için çalışırsanız, onu kazanırsınız. İki yıldır 1. Lig’de oynuyorum ancak Süper Lig’in daha zor olduğunu biliyorum. Bu nedenle daha sıkı çalışıyorum ve bunun ödülünü alacağıma inanıyorum” dedi.
Takım arkadaşlarının kendisine karşı gösterdiği destekleyici tutumlarından duyduğu memnuniyetle başarıya ulaşacağını inandığını aktaran Bubacarr, “Her şey güzel ve iyi. Ampute’de en üst seviyeye ulaşmak ve aileme yardımcı olmak istiyorum” diye konuştu.
Gambiyalı futbolcu, ampute olan ve futbola ilgi duyanlara da tavsiyelerde bulundu. Ampute olmanın hiç kimsenin hayallerinden vazgeçmesi için gerçek bir neden olmadığını belirten Bubacarr, “Eliniz ya da ayağınız ampute olabilir ama zihniniz ampute değil. Hayallerinizden vazgeçmeyin ve çabalayın, sonuçlarını göreceksiniz” şeklinde konuştu.
“İnsanlar bana ‘Aboubakar’ dediğinde bunu kabulleniyorum”
Beşiktaş’ın, Kamerunlu golcüsü Aboubakar’ın Türkiye’de tanınan bir futbolcu olması ve isimlerinin söyleniş şeklindeki benzerlik nedeniyle kendisine sıkça ‘Aboubakar’ diye seslenildiğini söyleyen Bubacarr, “Pek çok insan ismimi Aboubakar ile karıştırıyor. Ama benim adım Bubacarr. Aslında bu benim için problem değil, çünkü Aboubacar’ı ve Beşiktaş’ı seviyorum. İnsanlar bana ‘Aboubakar’ dediğinde bunu kabulleniyorum” dedi.
Ali Yanaç: “Takımın sezonu şampiyon tamamlamasında büyük emeği var”
Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü Başkanı Ali Yanaç da Bubacarr Camara’nın takımın sezonu şampiyon tamamlamasında büyük emeği olduğunu belirtti. Gambiyalı futbolcunun 2023-2024 sezonunda iyi bir performans gösterdiğini vurgulayan Yanaç, “Sadece takımın şampiyon olmasına katkı sağlamakla kalmadı, 8 takım arasından ‘en iyi kanat oyuncusu’ seçildi. Yaklaşık 200 oyuncu arasından en iyi kanat oyuncusu seçilmesi, hem şampiyon olup hem de böyle bir ödüle layık görülmesi bizi mutlu etti” cümlelerine yer verdi.
“Bubacarr’ı, Burak yapacağız herhalde”
Bubacarr’ın tesislerde tek başına kaldığını sözlerine ekleyen Yanaç, Bubacarr’ın yakında Türk vatandaşı statüsüne de geçebileceğine dikkat çekti. Yanaç, “Takım arkadaşları yardımcı oluyor. Bubacarr, Mersin’i sevdi, Mersin de Bubacarr’ı sevdi. Sahilde kim görse, beni gördüklerinde ‘başkan senin oyuncuyu gördük, yine antrenman yapıyordu’ diyorlar. Bu gidişle Bubacarr’ı, Burak yapacağız herhalde” ifadelerini kullandı. – MERSİN
]]>İYİ TEMENNİLERLE BAŞLAMIŞTI
Sezon başlamadan hemen önce Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi yayınladığı mesajda şunları söyledi, “Yeni sezonda küfürsüz, kötü tezahüratların olmadığı ve şiddet olaylarının yaşanmadığı bir futbol atmosferi yaratabilmek özel bir önem verdiğimiz konulardan biri olacak. Huzur ve coşku içinde maç izlemek isteyen tüm futbolseverlerin yanında olacağız” demişti. Ve Büyükekşi mesajında şu cümlelere de yer vermişti, “Futbolcuların, takım kaptanlarının, teknik direktörlerin, Kulüp Başkan ve yöneticilerinin de bu sezon başından itibaren rakiplerine ve hakemlere karşı saygılı ve centilmen bir tutum içinde olmalarını rica ediyorum. Toplumu kin ve nefrete yönelten söylemlerden ve hareketlerden kaçınılması hepimizin yararınadır” demişti.
SÜPER KUPA’NIN İLK ERTELENİŞİ
Ağustos’ta oynanması beklenen Süper Kupa Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Avrupa maçları sebebiyle başka bir zamana ertelenmiş ve tarih açıklanmamıştı. Ve Ağustos’ta başlayıp Nisan ayına kadar sürecek olan Süper Kupa bilmecesi böylece başlamış olurken Türkiye Süper Ligiyse 11 Ağustos 2023 tarihinde Zorba Küçük ‘ün düdük çaldığı Trabzonspor-Antalyaspor maçıyla başlamıştı.
BAŞKANDAN HAKEME YUMRUKLU SALDIRI
Trendyol Süper Ligin 15.Haftası’nda 11 Aralık 2023 tarihinde oynanan Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçını hakem Halil Umut Meler yönetiyordu. 90 dakikası taraflar için 1-1 sonuçlanan maçın sonrasında hakem Halil Umut Meler yumruklu saldırıya uğradı. Dönemin Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, maç sonrasında sahaya girerek yanındakilerle Halil Umut Meler’i yumruklamış yere düşünce kafasına tekme atmışlardı. Bu olay uluslararası basında yer bulmuş Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi büyük Türk Kulüplerinin borsada değeri düşmüştü. Olay sonrası hakem Meler hastaneye kaldırılmış, Faruk Koca ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 15 gün cezaevinde kalan Koca, futboldan menedilmişti. Hakem Halil Umut Meler ise sağlığına kavuştuktan sonra sahalara geri dönmüştü.
HAKEMİN KARARINI BEĞENMEYEN İSTANBULSPOR SAHADAN ÇEKİLDİ
Bu olaydan sadece 8 gün sonra 19 Aralık 2023 tarihinde Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında İstanbulspor, sahasında Trabzonspor ile karşı karşıya geldi. Mücadelenin ilk yarısı 1-1’lik eşitlikle sonuçlandı. 2. Yarı maç 2-1 devam ederken İstanbulspor Trabzonspor’un 2.golünden önce faul olduğunu iddia ederek itiraz etti ve maçtan çekildi. Saha kenarına gelen İstanbulspor Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu, maçın 74. Dakikasında oyuncularına soyunma odasına gidin emri verdi. Bu emirden sonra İstanbulspor’un futbolcusu Simon Deli’nin başkana yalvarışı gündeme oturdu. Maç hükmen 3-0 Trabzonspor lehine sonuçlandı.
SUUDİ ARABİSTAN’DA SÜPER KUPA KRİZİ
Cumhuriyetinde 100.yılında heyecanla beklenen Süper Kupa mücadelesi Türk futbolunun marka değerini yükseltmek adına Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde oynanması kararlaştırılmıştı. 29 Aralık 2023 günü oynanacak maç için Galatasaray ve Fenerbahçe Cumhuriyet’in 100.yılına binaen Türkiye’de oynamayı teklif etmişti. Tarihler 28 Aralık 2023 ‘ü gösterdiğinde iki takımda sahaya çıkmak için Suudi Arabistan’a yolculuk ettiler. Maçın sabahında Suudi Arabistan topraklarında Türk Bayrağı, Atatürk ve İstiklal marşı krizi baş gösterdi. Türk basınında çıkan haberlerde, takımların Türk Bayrağı ve Atatürk tişörtleriyle çıkmak istediği fakat Suud yetkililerinin izin vermediği söyleniyordu. Şartlar yerine gelene kadar iki takımın da sahaya çıkmayacağı belirtiliyordu. Türkiye Futbol Federasyonu bu haberleri yalanlayarak, “Değerli basın mensupları, Süper Kupa maçı Türk Bayrağımız huzurunda, 100. yıl kutlama etkinlikleriyle, şehitlerimiz için saygı duruşuyla ve sanatçı Norm Ender’in okuyacağı İstiklal Marşımız ile başlayacaktır. Bu konuda yapılan dezenformasyona itibar etmeyiniz” demişti. Her ne kadar TFF bir kriz olmadığını açıklasa da Galatasaray ve Fenerbahçe, maç öncesi ısınmaya Atatürk baskılı tişörtlerle çıkacağını bildirdi. Ancak Suudi yetkililerden izin çıkmadı. Öte yandan Suudi yetkiler, tribünde de Atatürk pankartına izin vermediler. Bunun üzere iki kulüpte, konakladıkları otellerden çıkmadılar. Maçın iptal edilmesi de maça saatler kala yine TFF tarafından açıklandı. Türkiye Futbol Federasyonu resmi sitesinden maçın ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu. Suudi Arabistan krizi sonrası gözler, TFF Başkanlık koltuğundaki istifa seslerine çevrilmişti. Tüm futbolseverler başkan Büyükekşi’nin istifa etmesini bekliyordu. Riyad’da kaldığı otelde fenalaşan Büyükekşi ise bu olaydan sonra istifa etmedi. Konuyla ilgili ise organizatör şirket Galatasaray ve Fenerbahçe’yi suçladı. Organizatör şirket yaptığı açıklamada, ” 2 Kulüpte anlaşmaya uymamıştır” dedi.
TRENDYOL 1.LİG’DE BAHİS VE ŞİKE İDDİALARI
Futbol’da bahis, yasa dışı para aklama, şike gibi konuları araştıran Murat Ağırel, Trendyol 1. Lig’deki şike olaylarını kanıtlarıyla beraber Halk TV’de anlattı. Ağırel, Trendyol 1’inci Lig’de mücadele eden Tuzlaspor yönetiminin Samsunspor’a, Gençlerbirliği ve Altınordu’da forma giyen bazı futbolcuların da Eyüpspor’a yaptıkları şike tekliflerini belgelerle paylaştı.
TARAFTAR FUTBOLCULARA SALDIRDI, FUTBOLCULAR TARAFTARLARI DÖVDÜ
Trendyol Süper Lig’in 30. Haftasında 17.03.2024 tarihinde Trabzonspor evinde Fenerbahçe’yi konuk etti. Fenerbahçe genel olarak üstün götürdüğü maçı 3-2 kazandı.Gergin ve sulu geçen maç sonrası Trabzonspor taraftarı sahaya girdi. Maç hakemi Halil Umut Meler gerginliğe rağmen maçı neden iptal etmediği tartışılırken, ortaya çıkan görüntüler uluslararası basına Türk Futbolunu bir kez daha rezil etti. Maç sonrası taraftarları tahrik ettiği ileri sürülen Fenerbahçeli futbolcuların yaptığı “olta işareti” sonrası Trabzonspor taraftarı sahaya girdi. Görülen görüntülerde Trabzonsporlu bir taraftarın oyunculara karşı yumruk pozisyonuna girdiği görülüyor. Bu görüntü sonrası Fenerbahçeli Futbolcu Briight-Osayi Samuel taraftarın üzerine çıkıp yumrukluyor. Birkaç futbolcunun daha kavgaya karıştığı görüntülerde, Fenerbahçe kalecisi Livakovic yüzüne yumruk yedi. Ayrıca, Fenerbahçe’nin genç oyuncusu Mert Müldür’e korner direğiyle saldırıldı. Tepki çeken görüntüler sonrası Fenerbahçe 2 Nisan Olağanüstü Kongre kararı aldı. Ligden çekileceği konuşulan Fenerbahçe, her şeyi göze alacaklarını bildirdi. 2 Nisan’daki kongrede Fenerbahçe ligden çekilmeyeceğini duyururken 7 Nisan’daki Süper Kupa maçı için şartlarını sunduklarını kabul edilmemesi halinde U-19 ile maça çıkacaklarını açıkladı.
TFF’NİN HAKEM TOPLANTISINDAN YAYINLANAN GÖRÜNTÜLER
Galatasaray-Antalyaspor mücadelesinde Galatasaray lehine verilen penaltı kararı çok konuşulmuştu. Tartışmalı penaltı kararı futbol kamuoyu tarafından çok konuşulmuş ancak bir sonuca varılamamıştı. Oynanılan maçtan 1 ay sonra TFF Merkez Hakem Kurulu toplantısı görüntüleri bir elden yayıldı.Yayınlanan Görüntülerde,Galatasaray’ın, Antalyaspor’a karşı 2-1’lik skorla kazandığı maçı yöneten hakem Abdülkadir Bitigen’in Merkez Hakem Kurulu eğitimcisi Hugh Dallas ve VAR Eğitim Danışmanı Pawel Gil ile yaptığı konuşma sosyal medyaya düştü. Hem VAR Hakemi Özgür Yankaya, hem de orta hakem Abdulkadir Bitigen’in hatalı karar verdiklerini kabul etmesi Türk futbolunda infial yaratmıştı. Bu görüntülerin çıkması Galatasaray yönetiminden tepki topladı. Türkiye Futbol Federasyonuysa Galatasaray açıklama yapmadan önce görüntülerin tamamını yayınladı. Görüntülerle ilgili TFF soruşturma başlatıldığını duyurmuştu.
GERGİNLİĞİN ALTINA KALIN PUNTOLU İMZA, FENERBAHÇE MAÇTAN ÇEKİLDİ
Haberimizin en başında gün geçmiyor ki Türk Futbolunda fiyasko bir durum ile karşı karşıya kalmayalım demiştik. 7 Nisan Süper Kupa maçı Türk Futbolunun hiç şüphesiz unutulmaz gecelerinden biri olacaktır. 2 Nisan’da Fenerbahçe Takımı 7 Nisan’daki maça Avrupa maçlarını da sebep göstererek A takımla değil U-19 ile çıkacaklarını duyurmuştu. Fenerbahçe’nin U-19 takımı oynadıkları Giresunspor maçından sonra Şanlıurfa’ya Galatasaray ile yapacakları Süper Kupa maçına geldiler. Maç büyük bilinmezliklerle başlarken maçın 50.saniyesinde Galatasaray’ın golcüsü Icardi fileleri havalandırdı. Golden hemen sonra Fenerbahçe takımı sahadan çekerek, protestosunu gösterdi. Bu protestolu maç uluslararası basında genişçe yer buldu. Türk futbolunda gerginliğin yükseldiği bu ortamda bu protesto gerginliğin altına imza oldu. Fenerbahçe’nin maçtan çekilmesinin ardından Galatasaray 3-0 hükmen galip sayıldı. Fenerbahçe’ye ise 4 milyon TL para cezası verildi.
]]>Hasan Arat, siyah-beyazlı kulübün Tüpraş Stadyumu’nda gerçekleştirilen gelenekselleşen bayramlaşma töreninde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Bayramlaşma töreniyle ilgili konuşan Arat, “Çok güzel bir bayramlaşma oldu. Özellikle sporcularımızın katılması çok kıymetliydi. Futbolcularımız yarın maçı olduğu için katılamadı. Beşiktaş büyük bir aile. Bu aileye layık olacak bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.
TFF’nin yabancı VAR kararını değerlendiren siyah-beyazlı kulübün başkanı, “Yabancı VAR’ın devreye girmesini olumlu karşılıyorum. Beşiktaş’ın maçına yabancı VAR atamamışlar ama bir sonraki maçta biz de bekliyoruz.” diye konuştu.
Hasan Arat, maç anında pozisyonların ve VAR konuşmalarının statlarda gösterilmesini istediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Maçlarda yabancı hakem denemelerine bu sezon bitmeden başlamaları lazım. Türk futbolunun şu andaki en büyük sıkıntısı hakemler ve video yardımcı hakemler. Büyük baskı altında kalıyorlar ve çok büyük hatalar yapabiliyorlar. Yapılan toplantıların medyaya sızdırılması Türk spor tarihindeki en can alıcı noktalardan biridir. Herkes şeffaf olmak zorunda. Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere gibi liglerden yabancı hakemlerin gelmesinin doğru olacağına inanıyorum. Bu bir rekabet getirir. Bu rekabet de süreklilik sağlar. Beşiktaş olarak baştan beri bu konudaki ısrarını sürdürüyoruz. Beşiktaş her zaman yabancı hakem ve VAR konusunda ısrarcıdır. Bunun çok eğitici olacağını da düşünüyoruz. UEFA’nın bu konuda belli bir rotasyon planı olduğunu düşünüyoruz. Bunun benzeri bu sezon Alman hakemlerle Hırvatistan’da denendi ve çok başarılı sonuçlar verdi. Bu tartışmaların bitmesi lazım. Halk bundan sıkıldı. Son 4 ayda Türk spor tarihinde ender rastlanan çok büyük sıkıntılar yaşandı.”
TFF seçimleri
Hasan Arat, 18 Temmuz olarak açıklanan TFF seçimlerinin öne alınmasını istediklerini dile getirdi.
Türk futbolundaki sorunlara değinen Arat, “TFF seçimlerinin 18 Temmuz’da değil çok daha erken yapılması düşüncesindeyiz. Bunun için bütün kulüpler imzalarını vermeye başladı. Biz de imzalarımızı pazartesi günü tamamlayacağız. Beşiktaş’ın bulunduğu yer aynıdır. Kişi ayrımı gözetmeksizin kurumlarla ilgili görüşlerimizi belirtmekten çekinmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Geçen günlerde UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine Hasan Arat, “Beşiktaş, her zaman en önemli iş ortağı UEFA ile iyi ilişkiler içinde olmalı. Beşiktaş’ın bundan sonraki plan ve projelerini, Türk futbolundaki sıkıntıları konuştuk. VAR’da yaptıkları uygulamaları bize anlattılar. Yaşanan olaylar, yurt dışında sıkıntılı görüntü verdi. Türkiye bu sıkıntıları aşmak, yenilenmek, TFF’de daha demokratik bir seçime gitmek zorunda. Seçim çok adaylı olmalı, kurullar atamayla değil seçimle gelmeli. Atamayla gelince bir başkanın ağzına bakıyorlar. Orada rekabetin oluşması lazım. Bu da kaliteyi getirecektir. Türkiye’de futbola çok büyük yatırımlar yapılıyor. Bunların bu şekilde heba olmasını kimse istemiyor. Bu konuda öncü olmaya, düşüncelerimizi söylemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Arat, TFF seçiminde bir adayları olup olmadığının sorulmasına, “Salı günü Kulüpler Birliği toplantısı var. Bizim düşündüğümüz isimleri gündeme getireceğiz. Beşiktaş camiası olarak bu seçimlerde çok aktif olacağız. Hem kurullarda hem de yönetimde Beşiktaş kendi değerlerini öne sürecektir.” diye konuştu.
“Futbolda performansımız düzelmek zorunda”
Siyah-beyazlı kulübün başkanı, futbolda performanslarının düzelmek zorunda olduğunu söyledi.
Arat, Süper Lig’de liderin 37 puan gerisine düşen futbol takımıyla ilgili, “Performansımız düzelmek zorunda. Beşiktaş daha iyi oynamak zorunda. Türkiye Kupası’nı kazanmalıyız. İyi bir takımız ama kötü günler geçiriyoruz. Bunu camia olarak atlatacağımızı düşünüyorum.” şeklinde görüş belirtti.
]]>Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “İlgili maç takımımızın sahadan çekilmesiyle son bulmuştur. Kazanmak için değil doğruları savunmak için sahaya çıktığımız ve Türk futbolu için tarihi bir günde, tavrımızı özetlemek adına vurgulamak istediğimiz şey şudur ki; Sadece futbolda değil yarıştığımız her branşta 117 yıllık mazisiyle Türk sporuna hizmet eden, müzesinde alın terinin, emeğin izlerini taşıyan binlerce kupası olan, 30 milyon taraftarıyla ülkesinin milli değerlerini benliğinde hisseden ‘Dünyanın En Büyük Spor Kulübü’ olarak dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı dik durmaya devam edeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.

Sarı-lacivertli kulüpten yapılan İngilizce açıklamanın Türkçesi şöyle:
“Fenerbahçe Futbol A takımı 7 Nisan 2024 tarihinde Galatasaray ile oynayacağı Türkiye Süper Kupa Final müsabakasında sahadan çekildi. Fenerbahçe Spor Kulübü, ülkesinde son 20 yıldır adaletsiz futbol düzenine karşı mücadele veriyor. Sportif ve hukuki bir çok alanda mücadelesini sürdüren Fenerbahçe camiası verilen ve verilmeyen kararlar ile Türk futbolunda adaletsiz sisteme karşı bir duruş sergiliyor.
2000’li yılların başından bu zamana geçen 20 yıllık süreç içerisinde Fenerbahçe;
– 2006 yılında oyunun yabancı maddelerin sahaya atılması sebebiyle çok kez durduğu Denizlispor müsabakası başta olmak üzere, 7 sezon içerisinde 3 kez şampiyonluğu son maçlarda kaybetmiş,
– 2010-2011 sezonunda devletin içerisinde sızmış bir terör örgütü tarafından yapılan kumpas ile şike yaptıkları iftirasına uğramış, yargılanmış,
– 2011’den 2021 yılına kadar yargı süreci devam etmiş, 10 yıllık büyük bir hukuk mücadelesi sonrasında ancak haklılığını ispat edebilmiş,
– Kulübe kurulan kumpas sebebiyle ticari olarak büyük zararlara uğramış kısa sürede şirket değeri yarı yarıya azalmış,
– Türkiye Futbol Federasyonu eliyle, yargı sonucu beklenmeden Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı 2 sezon elinden alınmış,
– Kulübe kumpas kuran illegal yapıyla “Fenerbahçe’ye Kumpas Davası” adlı yeni bir yargılama sürecine girişmiş ve halen bu dava ile hak arama mücadelesine devam eden,
– Uğradığı maddi ve manevi zararlar sebebiyle başta Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) olmak üzere, Türkiye’deki yetkili mercilere tazminat davaları açmış ve dava süreçleri halen devam eden,
– 4 Nisan 2015 tarihinde Dünya Futbol tarihinde eşi benzerine çok az rastlanabilecek şekilde otobüsü kurşunlanmış ancak aradan geçen 9 yıllık sürece rağmen olayın faillerinin halen meçhul kaldığı bir kulüptür.

Tüm bu yaşananların sonucunda son olarak;
Fenerbahçe’nin 17 Mart 2024 tarihinde deplasmanda oynadığı Trabzonspor karşılaşmasında yetersiz güvenlik önlemleri sebebiyle, maç sonunda yüzlerce kişi sahaya girerek futbolcuları linç girişimi ile karşı karşı kalmıştır.
Trabzon’da organize şekilde saldıranlara karşı sadece kendini koruma refleksi ile hareket eden futbolcularımızın “savunması”, ülke futbolunu yöneten kurum TFF tarafından cezaya layık görülmüştür. Yaşanan tüm gelişmelerden sonra Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, 18 Mart 2024 tarihinde kulüp üyelerini toplama ve istişare etme kararı almıştır. Bu doğrultuda Fenerbahçemiz, uğratıldığı tüm adaletsizliklere 2 Nisan 2024 tarihinde rekor sayıda (23 bini aşkın) kongre üyemizin katılımı ile Olağanüstü Genel Kurul düzenleyerek bir yol haritası belirlemiştir.
Bu Genel Kurul’da alınan kararlardan birisi;
Fenerbahçemiz ve ülke futbolu açısından büyük önem taşıyan UEFA Konferans Ligi Çeyrek Final maçlarımız dolayısıyla Süper Kupa finalinin ileri bir tarihe ertelenmesi ve adaletsiz futbol iklimine karşı bu maçın yabancı bir hakem tarafından yönetilmesi, aksi durumda sahaya U19 Takımı ile çıkılması ya da hiç çıkılmamasıdır.
Kulübümüzün ilgili başvurusu da Türkiye Futbol Federasyonu tarafından reddedilmiştir. Fenerbahçemiz bu kararların ardından TFF’nin son reddine ve tüm bu yaşananlara tepki olarak kupaya uzanmaya çok yakın olduğu Süper Kupa Finaline 19 Yaş Altı Futbol Takımımızla çıkmıştır. İlgili maç takımımızın sahadan çekilmesiyle son bulmuştur.
Kazanmak için değil doğruları savunmak için sahaya çıktığımız ve Türk futbolu için tarihi bir günde, tavrımızı özetlemek adına vurgulamak istediğimiz şey şudur ki; “Sadece futbolda değil yarıştığımız her branşta 117 yıllık mazisiyle Türk sporuna hizmet eden, müzesinde alın terinin, emeğin izlerini taşıyan binlerce kupası olan, 30 milyon taraftarıyla ülkesinin milli değerlerini benliğinde hisseden ‘Dünyanın En Büyük Spor Kulübü’ olarak dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı dik durmaya devam edeceğiz.”
]]>“ALEYHİNDE KONUŞTUKTAN SONRA TELEFONDA GÖRÜŞTÜ”
Beyaz Futbol programında Fenerbahçe’nin Galatasaray karşısına U19 takımıyla çıktığı ve sahadan çekildiği Süper Kupa maçının değerlendirildiği anlarda Ahmet Çakar ile Rasim Ozan Kütahyalı arasında çıkan tartışma programa damga vurdu. Kütahyalı, Ahmet Çakar’ın TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi aleyhine tweet attıktan sonra telefonla görüştüğünü, kahve içmek için davet ettiği iddia etti. Bu sözlerin üzerine ikili arasında gerilim yükselince programın sunucusu Ertem Şener, “Acil bir reklama girelim” diyerek programı erken bitirdi.
Ahmet Çakar ile Rasim Ozan Kütahyalı arasında yaşanan diyalog:
Ahmet Çakar
Beni tatmin edecek, kamuoyunun tatmin bir açıklama gelmedi.
Rasim Ozan
Hocam da diyor ki devlet haklı, devlet komplo kurdu.
Ahmet Çakar
Ertem şunu bir sustur musun?
Rasim Ozan
Kimi susturuyorsun be? Ali Koç’a haksızlık edildi dedik ama bu da saçma sapan bir yere döndü ya… Ne oluyor ya, abartma!
Ahmet Çakar
Rasim ateşle oynuyorsun!
Rasim Ozan
Hocam Suudi Arabistan’da ateşle oynadın sonra seni kurtardık. Telefonlar geldi tweetlerin değişti. Yapma, yapma… Büyükekşi ile uzlaşmadın mı sen? Büyükekşi canımsın, Büyükekşi geri alıyorum… Gel kahve içelim demedin mi?
Ertem Şener
Kameralar bana dönsün, acil reklama girebilir miyiz?

ERTEM ŞENER’DEN AÇIKLAMA
Programı erken bitiren Ertem Şener’den konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Şener, “Kamuoyuna; Bu akşam Beyaz Futbol’u erken bitirdim, evet. 29 yıllık yayıncılık tecrübem, bunu gerektirdi. Böylesine sıkıntılı futbol ikliminde, kulüplerin insanlar üzerinde yaşattığı olumsuz hava yetmezmiş gibi bir de bizim programda kavga ve gürültü yaşanmasını istemedim. Reyting için programa devam eder ve 1 saat kavga edilmesine izin vermeyi de bilirdim. Yarın da “oh reytingin kralını aldım” derdim. Ama bu sefer futbolu kaosa sürükleyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olurdum. Lakin bundan sonra da buna sebep olan kavgacıları eleştirmeye hakkım, hiç olmazdı. Ben, futbolda barış, sükunet ve huzurdan yanayım. Fırsatı reytinge çevirmek, benim programcılık anlayışımda, “özellikle böyle bir dönemde olmaz, olamaz.” dedi.
“KAVGA VE GÜRÜLTÜYE MÜSADE ETMİYORUM”
Ertem Şener, Beyaz Futbol ve Derin Futbol olarak objektif, tarafsız, ilkeli ve barışı sağlamaya yönelik yayınlara “ben olduğum sürece” devam edilecek diye vurgulayarak, “Aksi takdirde, kim olursa olsun, benim programlarımda, kavga ikliminin yaşanmasına ve yaşatılmasına asla izin vermeyeceğim. Gerekirse yine, yeniden reklama gidip ardından jenerik gireceğim. Ayrıca; Benim hiçbir programımda sansür olmaz. Kim olursa olsun buna müsaade etmem. Böyle bir durum, bugünkü yayın ve önceki programlarımda ispat edildiği an, mesleğimi anında bırakacağıma şeref sözü veriyorum! Benim tek derdim kaybolan sevgi, saygı, güven ve huzur ortamının yakalanmasına yardımcı olmak. Kavga ve gürültüyü sevmiyorum. Müsaade etmiyorum. Etmeyeceğim de. Saygılarımla…” ifadelerini kullandı.

RASİM OZAN, AHMET ÇAKAR’DA ÖZÜR DİLEDİ
Rasim Ozan Kütahyalı ise yaşananların ardından Ahmet Çakar’dan özür dilediğini açıklayarak, “İçinde bulunduğumuz futbol iklimi hepimizi aşırı gerdi. Bu akşam programda hoş olmayan görüntüler oldu, mutlu değilim. Ben Ahmet Çakar’ı severim, onu bu gece üzdüm, kırdım. Üzmek istemezdim. O bana ters davranınca şalterlerim attı. Çakar 62 yaşında, benim büyüğümdür, özür dilerim.” dedi.

Başkan Koç, Galatasaray ile yapacakları ve 19 Yaş Altı Takımı’yla sahaya çıkacakları Turkcell Süper Kupa maçı için geldiği Şanlıurfa’da düzenlendiği basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Birçok konunun açıklığa kavuşması gerektiğine işaret eden Ali Koç, “Bugün ne yaşanacaksa, bugüne kadar ne yaşandıysa, bugün İslam Çupi’nin sözlerini hatırlamanın tam da zamanıdır. Fenerbahçe Spor Kulübü, yüzde 50 şansı olan Süper Kupa maçına A takımını getirmeyip kupa şansını zayıflatmış, bunu da inandığı ilkeler ve uğradığı haksızlıklara isyan ettiği için yapmıştır.” ifadelerini kullandı.
Haksızlıkların sadece bir kulübün başına gelmesinin doğal karşılanamayacağını belirten Koç, “Yaşadığımız haksızlıklar, terör örgütünün kurduğu kumpaslar, futbol takımına Rize deplasmanı dönüşü yapılan suikast girişimi, son deplasman maçında futbolcularımıza yapılan linç teşebbüsü, zorbalıkla çalınan şampiyonluklarımız. Suikast girişiminin hala faili meçhul kalması bizi en çok acıtan durum. Devletimizin en önemli kademelerinden teminatlar verilerek ‘Merak etmeyin, biz suçluları bulacağız’ denilerek maçlara devam edildi. Hala ilerleme yok. 3 Temmuz kumpasının ardından açılan davaların hala havada kalması… Bütün bunların bütün bu kötülüklerin, bu garip olayların, anormalliklerin, hepsinin tek bir kulübün başına gelmesi, olayların sıradanlaştırılması Fenerbahçe Kulübünü isyan noktasına getirmiştir. İstemeyerek, arzu etmeyerek ilk adımımızı Şanlıurfa’da atmak zorundayız.” diye konuştu.
“Bunu da bir yere not ettik”
Trabzon spor ile oynadıkları maçın ardından yaşanan olaylarda futbolcularına linç girişiminde bulunulduğunun altını çizen Ali Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kötülüklerin, kötülüğün tarifi hiçbir alanda, futbol alanında olduğu kadar somut, delilli ve gerçek olmamıştır. Bu gidişata son verilmediği için kötülük yapanlar arsızlaşmış, beden bulmuş ve artarak devam etmektedir. Özellikle 3 Temmuz kumpas sürecinden bu yana olan dönemi konuşuyoruz. Bu garip, şaibeli, pek çok soru işaretine mahal verecek sürecin kazananı da bellidir. Bugünkü isyanımız ve tepkimiz, Süper Kupa’daki duruşumuz maçın tarihiyle, son deplasmanda yaşadıklarımızla ilgili, alakalı değildir. Olağanüstü genel kurulda yaşadıklarımızı anlattık. İsyanımız ve isyanımız doğrultusunda ilk adımımızı atarken işi basitleştirmek, ‘Ne olacak ki bu tarihte oynasanız, başkaları da oynuyor.” demek, kabul edilebilir değildir.
Son deplasmanda yaşananların ardından FIFA Başkanı futbolcuların güvenliği ve emniyetinden bahsetti. Bunun olmazsa olmaz bir durum olduğunu söyledi. Bunu sağlamaktan kim sorumlu? Her deplasman maçında olduğu gibi ev sahibi, TFF ve devlet. Size göre Trabzonspor maçında bu güven ortamı sağlanabildi mi? Güvenli ortam sağlansaydı futbolcularımıza yapılan linç girişiminde oyuncularımız kendilerini korumak zorunda kalmazlardı. Tek bir ‘Geçmiş olsun’ mesajı paylaşılmadı. Ne devletten, ne siyasetçilerden, TFF dahil olmak üzere futbolun paydaşlarından. Bunu da bir yere not ettik.”
“Türk futbolunda hakemler üzerinden ligi dizayn eden bir şebeke var”
Trabzonspor müsabakasında yaşanan olaylara ilişkin başka kulüplerin sarı-lacivertli futbolcuların ceza alması için mücadele verdiğini aktaran Başkan Koç, şu görüşleri paylaştı:
“Bazı rakiplerimiz Fenerbahçeli futbolcuların ceza alabilmesi için alttan alta çalıştılar. Bizim futbolcularımız için ‘Bunlara hapis cezası verilmesi gerekir’ diyenler oldu. Baskıya boyun eğen TFF, 2 oyuncumuza ceza verdi. Peki futbolcuların güvenliğini sağlayamayanlara ne ceza verilecek? Hakem yüksek puan aldı, TFF yerinde duruyor, Vali ve Emniyet Müdürü’ne bir işlem yapılmadı. Bizim buradan ne mesaj çıkarmamız gerekiyor? Türk futbolunda şu döneme kadar az, şimdi daha çok dillendirilen, eksik ama bize göre net olan bir durum var. Türk futbolunda hakemler üzerinden ligi dizayn eden bir şebeke var. Biz bahis konusunu daha önce de gündeme getirmiştik. Acaba bunun bahisle bir alakası var mı, bu durumu inceleyen bir merci var mı? Sosyal medya fenomenlerinin bahis çetesi operasyonu yapıldı. Bir de bu işin baronları var. Bence bu olayın dibine kadar inilmemesi sorgulanması gereken unsurlardan birisidir.”
“Sezemediler mi, sezmediler mi?”
Trabzon Valiliği ile Emniyet Müdürlüğü’nün bordo-mavili takım ile oynadıkları müsabakada gerekli güvenlik önlemlerini almadığını savunan Koç, şunları söyledi:
“Nasıl Rize’den dönüşte kurşunlanmamız basit bir olay değilse, bu da basit bir olay değildir. Valilik ve emniyet yetkilileri gergin geçeceği belli olan bir maçta gereken önlemleri almadılar. Maçın başından itibaren olayın gerginliğini ve artarak devam etmesini hiç sezemediler mi? Tecrübeli devlet görevlisi, emniyet görevlisi, maçın nereye gidebileceğini çok rahat sezebilirdi. Sezemediler mi, sezmediler mi? Bunun cevaplanması lazım. Burada, o şehirdeki devletimizin en üst temsilcilerinin bu olaya sebebiyet vermeleri, hiçbir şekilde hafife alınacak bir olay değildir. Şu ana kadar hafife alındığını görüyoruz.”
“Türk futbolunun artık yenilenme zamanı gelmiştir”
Yaşadıkları adaletsizlikler ve haksızlıklara rağmen sabırlı davrandıklarını ancak artık isyan noktasına geldiklerini belirten Ali Koç, şu değerlendirmede bulundu:
“Biz çok şey yaşadık, sabırlı davrandık, sakin olmaya çalıştık, haksızlıkları haykırdık. Tüm kumpaslara, suikast girişimlerine, haksızlıklara, zorbalıkları rağmen spora ve sporcuya odaklandık. Milli takımlara en çok sporcu veren ilk 2 kulüpten birisi Fenerbahçe’dir. Artık bu haksızlıkları, çifte standarda, haksızlık tohumu ekenlere isyan etme noktasına geldik. Bugünkü adım, bundan sonraki atacağımız adımların ilk somut adımıdır. Türk futbolunun artık yenilenme zamanı gelmiştir. Bataklığı kurutup Türk futbolunu yeniden inşa etmeliyiz. Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Türkiye’de bunu yapacak kadrolar mevcuttur. Bu doğrultuda kulübümüzün haklı isyanları, zorunluluktan dolayı yapmaya karar verdiğimiz eylemler süreci, inşallah yapılması gerekenlerin fitilini ateşler. Temiz bir Türk futbolu, Türkiye Cumhuriyeti için olmazsa olmaz bir konuma gelmiştir. Zaman; tarafsızlık, adil rekabet ve sportif ahlakın öne çıkması gereken zamandır.”
“İsteseniz bu kadar çok olayı aynı sezona kimse sığdıramazdı”
Türkiye Futbol Federasyonunun birçok büyük camiayı karşı karşıya getirdiğini kaydeden Başkan Koç, şu ifadeleri kullandı:
“TFF, isteseniz, planlasanız, kurgulasanız bu kadar çok olayı aynı sezona kimse sığdıramazdı. Sihirbaz olsanız yapamazdınız. Aynaya bakıp yüzleşmek için daha ne olması gerekiyor? Yalpalayan, yolda giderken onlar refleksle kararlar alan, aldığı pek çok karardan dönen, bir maç planlamasını dahi yapmaktan uzak, hatta bile bile mi Türkiye’nin büyük camialarını karşı karşıya getiriyorlar? Bilmiyorum, yapılan birçok uygulama buna sebebiyet veriyor. Normal bir federasyon 15 Mart’a kadar bekler, Türkiye’yi temsil eden takımların tur atlayıp atlamayacağını görerek takvimi yapar. Onlar beklemeden tarih açıkladılar. Süper Kupa için bütün ligleri tatil ettiler. Bu maç planlama özelinde konuşmak istiyorum. Yapmak istemediğimiz ama yapmak zorunda kaldıklarımızı sadece maç tarihine bağlayanlara sesleniyorum, gerçekten kötü niyetlisiniz. Kendi beceriksizliklerini ve yarattıkları bu ortamı örtmek için Yunanistan Futbol Federasyonunu örnek gösteriyor. O zaman siz de yabancı hakem getirin, onlar getiriyor.”
“Karagümrük’e gücün yetiyor, Galatasaray’a yetmiyor”
Turkcell Süper Kupa maçı tarihiyle ilgili TFF’yi eleştiren sarı-lacivertli kulübün başkanı, sözlerine şöyle devam etti:
“Yunan rakibimizin oynayacağı maçın ağırlığı, seyahat edeceği mesafeler derken, bugün oynanacak maçın gidiş geliş mesafesini karşılaştırmak abesle iştigaldir. Bu maç herhangi bir lig maçı değildir, uzatmalara gitmesi de söz konusu. Peki Galatasaray da tur atlasaydı bu maç bugün oynanacak mıydı? İstanbul ile Şanlıurfa arasındaki mesafe, Avrupa’daki birçok deplasmanla aynı mesafe. Bu iki olayı birbiriyle eş değer tutmak aslında samimiyetsizliktir. Biz ‘Karagümrük maçını ertelemeyin, onu oynayalım’ dedik. Sezon sonu oynayalım, hadi takvime sığdıramadınız, sezon başına erteleyin. Rakibimizi mazeret üreterek ‘Onlar istemiyor’ diyorlar. Karagümrük maçı için de ‘Biz hallederiz’ diyorlar. Yani Karagümrük’e gücün yetiyor, Galatasaray’a yetmiyor.”
“Maçın tarihinin değişmesi için Galatasaraylı yöneticiler başvururdu”
“Bütün bu sıkıntılı süreçte kazananın adresi belli.” diyen Ali Koç, şunları kaydetti:
“Keşke gelselerdi, şöyle yapsalardı, depremzedeler için oluşturacağımız kaynak, zavallı çocuklar diyerek algı yapmaya devam ediyorlar. Adres belli dedik. Öncelikle kendilerini canıgönülden kutluyorum çünkü adım adım, ilmek ilmek, tuğla tuğla futbolun tüm unsurlarını kendi lehine hizmet eder hale getirmeleri olağanüstü başarı. Demin saydıklarımdan bir tanesi onların başına gelmedi. Eski rekabet ortamı olsaydı, bu maçın tarihinin değişmesi için Galatasaraylı yöneticiler başvururdu. Yıllarca tohumları ektiler, bu ortamı sağladılar. Kazanmak için ‘Her yol mübahtır’ı gösterdiler. Ellerindeki algı gücüyle TFF’den kurullara, hakemlere kadar pek çoğunu baskı altına alarak, tehditler oluşturarak sistem kurmuşlar. Ama en küçük durumda öyle bir isyan bayrağı açarlar ki, zannedersiniz ki mağdur onlar. Bu açıklamaları samimi bulmuyorum. Ama benim en beğendiğim, bütün her şeyi kendi lehlerine çevirip, bu ortamın mağduru olduklarını gösterecek stratejiyi yapmaları. Bu zihin yapısına laf atmak, ölmüş bir haftaya ilaç verip canlanmasını beklemek gibi bir şeydir. Kendi maçlarından çok bizim maçlarımızla ilgileniyorlar.”
“Biz Şanlıurfa’ya borçluyuz”
Süper Kupa maçına 19 Yaş Altı Takımı’yla çıkmaları nedeniyle Şanlıurfa’ya ve bu kentteki Fenerbahçe taraftarına borçlu olduklarını anlatan Koç, şu görüşleri paylaştı:
“Biz Şanlıurfa’ya borçluyuz. Şanlıurfa’daki Fenerbahçe taraftarlarına borçluyuz, buranın esnafına, güzel insanlarına borçluyuz. Bunu telafi edeceğimizi söyledim. Biletlerin hepsini Fenerbahçe Spor Kulübü satın almıştır, buradan kaybedilen bir kaynak yoktur. 2011 Süper Kupası başvuru olmasına rağmen oynanmadı. TFF gereken cevabı vermedi. Ben değerlendirdiklerini de sanmıyorum. TFF’nin bu konuda bu kadar temkinli davranmasını, hiç adım atmamasını son derece manidar buluyoruz. Başka yerlere çağrışım yapan bir durum olduğunu düşünüyorum. Nereye çekerseniz çekin, sadakat mi dersiniz, ne derseniz deyin. Beşiktaş Başkanı Hasan Arat’la da konuştum, bu kupa öyle ya da böyle oynayacağız, onların da kabul etmesiyle bu kupayı Şanlıurfa’da oynayacağız. Riyad’da oynanmayan kupanın burada oynanmasını öneren de Fenerbahçe Spor Kulübü’dür. Depremzedeleri unutmayalım diyerek maçın burada oynanmasını önerdik. 11 şehirden Şanlıurfa’yı seçtiler. Ama bizim birinci önceliğimiz Fenerbahçe’nin menfaatleri ve çıkarlarıdır. Şanlıurfa halkının anlayışına sığınıyoruz. Yaşadıklarımız ortada. Bizi yönetenler, bizden sorumlu olanlar bu konuya kulaklarını kapattıkları için, göz yumdukları için isyan noktasına geldik. Ama Şanlıurfa rahat olsun. Bizim sözümüz var. İnşallah TFF, önümüzdeki sezon başlamadan takvimi belirlerse burada bir Süper Kupa daha olacak.”
“18 Temmuz’da seçim yapmaktansa hiç yapmamak daha iyi”
Şanlıurfa’ya vardıklarında TFF’nin seçim kararı aldıklarını öğrendiğini aktaran Koç, şu ifadeleri kullandı:
“Gerçekten futboldan anlamadıklarının bir ispatı daha. Kendilerine göre akıllıcı bir plan. 18 Temmuz geldiği zaman bazı play-off maçları başlamış olacak. Yeni gelen yönetim planlama yapamayacak. Hakemler konusunda bazı tasarruflar alınamayacak. 18 Temmuz’da seçim yapmaktansa hiç yapmamak daha iyi. Mayıs ortası gibi seçimin olması lazım. Ama akıllıca plan. Avrupa Şampiyonası’nda iyi bir sonuç alırız, sonra bir şekilde devam ederiz düşüncesi. Bugün kulüplerin istediği, TFF’nin devam etmemesi yönünde. Ama dikkat ederseniz aday olmayacağız demiyorlar. Milli takımımız Avrupa Şampiyonası’na federasyon olmadan mı gitsin diyorlar. Şimdi düğmeye basarsak federasyon belli olur. Neden biz temiz futbolu hak etmiyoruz. 85 milyonluk bir ülkeyiz. Bahis işleri öyle bir hal almış ki, sosyal medya fenomenlerine kadar uzamış. Bahsin olduğu yerde hakem olmadan olmaz. Biz bu işin hakem tarafına yöneldik. Devletin bir bildiği vardır diyelim. Süper Kupa’ya en kuvvetli dönemimizde çıkmıyor olmamız… Daha ne yapmamız lazım. Sadece ligden çekilince mi Fenerbahçe’nin değerini anlayacaksınız.”
“Bizim korkumuz feci bir olayın olması”
Ramazan Bayramı’ndan sonra bir bildiri yayınlayacaklarını ifade eden Başkan Koç, şöyle konuştu:
“En büyük eksiklik liyakat. Liyakatin olmamasının en önemli sebeplerinden birisi de TFF seçimlerinin bağımsız olmaması. Kazanan kişilerin futbol bilgisi, futbol aşkı, futbolu bilmesi üzerinden değil, birilerine yakın olması yönünde. Futbol aşkıyla yanıp tutuşan, bu değişimi, dönüşümü yapabilecek liyakatli kişilerin tarafsız şekilde spor ahlakını oluşturacak bir değişim lazım. Bugün yeri değil ama bunları hazırladık. Arzu, irade, cesaret gerekiyor. Arzu yok, ‘Bu camiaya vurmanın bedeli yok, nasıl olsa kırılgan, başkanı da Ankara’yla iyi geçinmiyor’ diyorlar. Nereye kadar. Bu tansiyon konuşularak, diyalog kurarak, samimi yaklaşımla çözülür. Ama bizim karşımızda ne samimiyet, ne iyi niyet var. Bizim korkumuz feci bir olayın olması. Trabzon’da oluyordu neredeyse. O bayrağı oyuncuya saplasalardı ne olacaktı? Emniyet müdürü, vali görevde kalacak mıydı? Geçen sefer eski başkanımız ‘Ne şikesi, memleket elden gidiyor’ dedi, sonra ne oldu? Dikkat edin Trabzonspor’a bir şey demiyorum, iki taraf da söylemlerine dikkat ediyor. Bizi kafa kafaya getirmeye çalışan bir şey var. Nasıl polis olmaz statta? Devlet bunu bize açıklamak zorunda. Biz olağanüstü genel kurul yapıyoruz, statta daha fazla polis var.”
Kupanın yayıncı kuruluşuna eleştiri
Ziraat Türkiye Kupası maçlarını yayınlayan kuruluşa da eleştirilerde bulunan Koç, “Türkiye Kupası’nda önümüzdeki sezon dünyada hiçbir ülkede olmayan grup formatı geliyor. Bizim 4 yıldır bu kupadan aldığımız gelirler, bu kadar enflasyonun arttığı ortamda bir kuruş artmadı. Süper Kupa üzerinden Fenerbahçe’yi hedef aldınız. Bizim için sizin krediniz bitmiştir. Bundan sonrasını zaman gösterecektir.” ifadelerini kullandı.
Son olarak sarı-lacivertli camiaya birlik olma çağrısında bulunan Ali Koç, şunları aktardı:
“Olağanüstü genel kurulda da anlattığım gibi camiamız kırılgan, ayrıştırılmaya müsait, böl ve yönetmeye açık. İsyanımız ve bundan sonraki süreçte başarılı olabilmemiz için omuz omuza yek vücut olmamız lazım dedim. Ama 3 günde ne kadar ayrıştırıldığımızı üzülerek görüyorum. Zaten gücü de buradan alıyorlar. Bugün 19 yaş altı takımımızın maçı vardı. Bütün 19 yaş altı takımların maçları cumartesi oynandı, bizim maçımız bugün oynandı. Hem biz hem de Giresunspor maçın cumartesi oynanması için başvuruda bulundu ama kabul etmediniz. Kötü olduğunuz için kabul etmediniz, Fenerbahçe’ye zorluk çıkarmak istediğiniz için kabul etmediniz.”
]]>Turkcell Süper Kupa’da Galatasaray ile Fenerbahçe, Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. İki takım Süper Kupa’yı ilk olarak 29 Aralık 2023 tarihinde Suudi Arabistan’da oynayacaktı fakat organizasyondaki aksaklıklar nedeniyle kulüpler ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) ortak kararıyla maçın ileri bir tarihe ertelendiği açıklandı. TFF daha sonra 21 Şubat 2024’teki paylaşımında, kupanın Şanlıurfa’da oynanmasına karar verildiğini duyurdu.
Fenerbahçe U19 takımı ile çıktı
Fenerbahçe geçtiğimiz salı günü yaptığı olağanüstü genel kurulda, TFF Süper Kupa ile ilgili aldığı kararla U19 takımıyla çıkma kararı aldı. Dün düzenlenen basın toplantısına da katılmayan sarı-lacivertliler Şanlıurfa’ya da bugün akşam saatlerinde gelirken, kafilede A takım futbolcuları ve Teknik Direktör İsmail Kartal yer almadı. Fenerbahçe, Süper Kupa’ya aldığı karar doğrultusunda U19 takımıyla sahaya çıktı. Takımın başında Zeki Murat Göle yer aldı.
Galatasaray tam kadroda geldi
Galatasaray ise Süper Kupa karşılaşması için Şanlıurfa’ya dün tam kadro geldi. Sarı-kırmızılılar müsabakaya; Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Victor Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Derrick Köhn, Lucas Torreira, Berkan Kutlu, Barış Alper Yılmaz, Dries Mertens, Kerem Aktürkoğlu ve Mauro Icardi 11’i ile başladı.
Yedeklerde Günay Güvenç, Eyüp Aydın, Davinson Sanchez, Kerem Demirbay, Wilfried Zaha, Tete, Hakim Ziyech, Tanguy Ndombele, Serge Aurier ve Carlos Vinicius bekledi.
Galatasaraylı futbolcular, Süper Kupa maçı öncesi ısınmaya Mustafa Kemal Atatürk tişörtleriyle çıktı.
Kadroda 15 futbolcu yer aldı
Fenerbahçe de karşılaşmaya U19 takımı oyuncuları ile çıktı. Sarı-lacivertliler; Furkan Onur Akyüz, Mustafa Emir Akyıldız, Efekan Karayazı, Yusuf Akçiçek, Ümitcan Okan, Muhammet İmre, Görkem İbrahim Demirel, Kerem Kayaarası, Muhammet Zeki Dursun, Emirhan Arkutcu ve Çağrı Fedai 11’i ile sahaya çıktı.
Yedekler kulübesinde Muhammed Doğukan Demir, Mehmet Can Gülerer, Samet Seymen Sargın ve Yiğit Epözdemir yer aldı.
Sarı-lacivertliler sahadan çekildi
Karşılaşmaya Galatasaraylı futbolcular başladı. Sarı-kırmızılılar ilk bulduğu pozisyonda rakip fileleri havalandırdı. Maçın 1. dakikasında Abdülkerim Bardakcı’nın uzun pasında Barış Alper Yılmaz’ın indirdiği topu alan Mauro Icardi çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. Golden sonra sarı-lacivertli futbolcular sahadan çekildi. Maçın hakemi Volkan Bayarslan bir süre sahada Fenerbahçeli futbolcuları bekledi. Bayarslan da daha sonra maçı tatil etti ve soyunma odasına gitti. Galatasaraylı futbolcular, sarı-lacivertli futbolcuları sahadan ayrılırken alkışladı.
Türkiye Futbol Federasyonu bu müsabaka ile ilgili kararını daha sonra açıklayacak.
Sarı-kırmızılılar antrenman yaptı
Galatasaraylı futbolcular hakemin kararın ardından bir araya gelerek kutlama yaptı. Sarı-kırmızılı futbolcular daha sonra tribünlere giderek kupayı kutladı. Galatasaray kararın ardından sahada kaldı ve bir antrenman gerçekleştirdi. Futbolcular iki takıma ayrılıp, çift kale maç yaptı. Taraftarlar da stadyumundan ayrılmayıp antrenmanı takip etti.
Karşılaşmayı Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Galatasaray Dursun Özbek ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da tribünden takip etti. – İSTANBUL
]]>Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Giresunspor Teknik Direktörü Serhat Güller, çok genç oyuncularla ligde mücadele ettiklerini ifade ederek, “Biz Giresunspor olarak zaten küme düştük. Ama her şeye rağmen genç oyuncularımızla bu ligde mücadele etmeyi, pozitif futbol oynamayı, iyi futbol oynamayı öğretmeye çalışıyoruz oyuncularımıza. Bugün de bunlardan bir tanesini oynadık. Gayet de kendileri de zevk aldıkları bir karşılaşma oldu. Tabii gücümüzün yetmediği yerler de oldu. Çok genç oyuncularımızdan dolayı oyunun bazı bölümlerinde biraz sıkıntılar yaşadık. Ama genel anlamda biz taktiksel anlamda da fizik güç anlamında da rakibi elimizden geldiği kadar rakibimize mücadele etmeye çalıştık. Yine söylüyorum genç oyuncularımız 17, 19 yaşlarında. Gelecekte Türk futbolunda ve Giresunspor’da çok iyi yerlerde olacaklar inşallah. Onlara da doğru futbol oynamayı, futbolun güzelliklerinden yana olmayı, sahada iyi mücadele etmeyi, taktiksel anlamda taktiksel disipline uymayı, bunlarla ilgili de katkıları yapmaya çalışıyoruz. Bugün bizim adımıza güzel bir karşılaşma oldu diyebilirim. Öne geçtik, devreyi 1-0 önde kapattık. Genel anlamda maça başlamadan önceki düşüncelerimizi özellikle üçlü defans kurgusu içerisindeki oynayan rakibimize karşı stoper boşta bırakarak özellikle Mustafa Yumlu’yu boşta bırakarak diğer oyunculara ve alan ve adam markajını iyi yaptık. Bunda da başarılı olduk. Çok oyun şansı vermedik rakibimize. Çok pozisyon da vermedik işin doğrusu. Öne geçtik. İkinci yarıda çok önlem almamıza rağmen veya çok uyarmamıza rağmen kafa vuracak tek oyuncu Sader Mustafa olduğunu üzerine basa basa anlatmamıza rağmen maalesef bir adam paylaşım hatadan golü yedik. 1-1 oldu. Sonra da ikinci golü yedik. Tabii genç oyuncular olunca oyunu çevirmek, 2-1’den sonra oyunu çevirmek gerçekten çok zor oluyor. Ama yine söylüyorum biz oyuncuların oynadığı oyunu, ortaya koydukları performans, sonuçta bunlar yine söylüyorum, genç oyuncular ve bir şehri temsil ediyorlar. Kolay bir yük de değil yani bu onlar açısından da. Onlar da sahada ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Kalan altı haftamız var. O altı haftayı da aynı anlayışla aynı şekilde onlara bir şeyler öğreterek, yapabiliyorsak maç kazanarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Erzurumspor’u da tebrik ediyoruz. Bir galibiyet aldılar. Onlara da başarılar diliyorum” dedi.
Hakan Kutlu: “Sonuna kadar savaşacağız”
Giresunspor karşısında aldıkları galibiyetten dolayı oyuncularını tebrik eden Erzurumspor FK Teknik Direktörü Hakan Kutlu ise, “Son oynadığımız maçtan sonra hedefimizi play-off olarak koymuştuk. Ama alttan da bir an önce matematiksel olarak kurtulmamız gerekiyordu ki, dün de ondan önceki gün oynanan maçlarda alttaki rakiplerimiz puan almıştı. O yüzden bizim için bu maçın değeri bir kat daha arttı. Mutlaka kazanmamız gerekiyordu. Bu maçlar çok zor olur. Çünkü karşımızda isteyen, çok koşan, mücadele eden genç bir takım var. İlk yarı biraz dağınıktık ama ikinci yarı istenen futbolu oynar kazandık. Aslında 43 puanımız var. Silinen üç puanımızı da eklersek. Ama gerçekçi olarak baktığımız zaman 40 puanımız var. Önümüzde çok çok önemli bir maçımız var ve çok önemli altı tane maçımız var. Play-off demiştik, bugünkü maçta biraz daha pekiştirdik. İnşallah elimizden geleni yapıp oraya ulaşmaya çalışacağız. Giresunspor için de bir şeyler söylemek istiyorum. Gerçekten önemli bir camia. Benim de çok büyük zevkle daha önce çalıştığım bir camia. Ama ne yazık ki, Türk futbolu da iyi yönetilemeyen kulüplerin, işte sıkıntısını yaşayan bir kulüp. Başlarında onları sahiplenen bir hocaları var. Serhat abi benim, eski takımdan, arkadaşım, abim diyeyim. Onu da tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum. Onun şu an göstermiş olduğu duruşa bir kişiliğe. Çünkü her hoca durmaz yani. Çünkü onun da bir kariyeri var ve kariyerinde oynadığı çoğu maçta ne yazık ki mağlubiyetle ayrılmak zorunda. Ona da hem Türk futbolu adına hem kendi adıma teşekkür ediyorum. Zemin olarak da ben daha önce de bizim saha çalışanlarımıza, stat personelimize teşekkür etmiştim. Erzurum’da nihayet kışın sonu geldi. Ama sahamız o kadar çetin bir kış yaşanmasına rağmen hala Türkiye’nin en iyi zeminleri arasında. Onlar da ayrı bir teşekkür hak ediyor. Taraftarımız ayrı bir teşekkürü hak ediyor. Oyuncularımız hep zaten iki yıla yakındır söylüyorum, önemli bir duruş sergiliyorlar. Altı maçta elimizden geleni yapacağız. İnşallah ilk koyduğumuz hedefi biraz geride bıraktık. Tabii matematiksel olarak değil ama önemli bir puan farkımız var. İkinci yarı ulaşırsak ne mutlu bize. İlk altı içinde oynayan, ilk yedi içinde bulunan takımlarla çoğu maçımız. Ama tabii bunun da hem avantajı var hem de dezavantajı var. Mağlup edebilirsek bizim için çok büyük bir artı kazandırır. Onlar üç puan kaybettiğim haftada biz üç puan almış oluruz. Ama tabii ki güçlü rakipler gerçekçi de olmak gerekiyor. Dediğim gibi sonuna kadar savaşacağız” diye konuştu. – ERZURUM
]]>A Milli Kadın Futbol Takımı, 2025 Avrupa Şampiyonası Elemeleri B Ligi 1. Grup’ta yarın İsviçre ile deplasmanda, 9 Nisan Salı günü de Macaristan ile Pendik Stadyumu’nda karşılaşacak. Bu müsabakalar öncesi kırmızı-beyazlıların tecrübeli futbolcusu Emine Ecem Esen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.
“B Ligi’nde misafir değil, kalıcı olmaya geldik”
C Ligi’ni gol yemeden lider tamamladıklarını hatırlatan Esen, “C Ligi’nin başında kendimize bir hedef koymuştuk ve hedefimizde başarılı olduk. Şu an B Ligi’ndeki kuradan sonra kendimize bir hedef koyduk. Fiziksel olarak çok üstün takımlar, dünya futbolunda önemli yere sahip takımlarla mücadelede edeceğiz. Ama biz de B Ligi’nde misafir değil, kalıcı olmaya geldik. Güzel bir maç geçecek. Ne istediğimizi biliyoruz, kampta bunun doğrultusunda çalışıyoruz. Elimizden gelen her şeyi sahaya yansıtacağız” ifadelerini kullandı.
“Şampiyonluğu çok istiyoruz”
Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi’nde Galatasaray forması giyen Emine Ecem Esen, şampiyonluk yarışında da sona geldiklerini vurgulayarak, “Mental olarak yorgunluk yok desek yalan olur. Ama yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Artık son dönemeç, 4 haftamız kaldı. Aynı şekilde takımızda da ne istediğimizi biliyoruz. Şampiyonluğu çok istiyoruz. Son 4 maçımızda her şeyimizle sahada mücadele edeceğiz. İnşallah sonu şampiyonluk olur” şeklinde konuştu.
“Fenerbahçe iyi rakip, çok saygı duyuyoruz”
Ligde Fenerbahçe’nin çok saygı duydukları bir rakip olduğunu aktaran başarılı futbolcu, “Derbiye puan farkını korumak için değil, puan farkını açmak için gittik. Ama planladığımız gibi olmadı. Fakat hala 2 puanla lider bizdik. Bunun bilincinde ve farkındaydık. Elbette üzüldük ama kaybettiğimiz bir şey yoktu. Zaten sonraki hafta puan farkını tekrar açma şansını yaşadık. Mutluyuz” cümlelerine yer verdi.
“Ülkemizde her geçen gün kadın futbolu gelişiyor”
Esen, Türkiye’de kadın futbolunun her geçen gün geliştiğine de dikkat çekerek, “Şu an bulunduğumuz yer bir anda olan bir şey değil. Senelerdir adım adım işlenen bir durumdur. Bunların meyvelerini adlığımız için çok mutluyuz. Ülkemizde her geçen gün kadın futbolu gelişiyor. Bizden sonraki kardeşlerimiz bizden daha şanslılar. Daha iyi imkanlara sahip olacaklar. Bizler ablaları olarak hem ülkemiz adına kadın futbolunu daha ileri taşımak için mücadelemizi veriyoruz. Ama hiçbir şey tesadüf değil. Gerçekten bütün ekip, kadın futbolunu ileriye taşımak için çok büyük çabalar sarf ediyor” diye konuştu.
“3 büyükler artık altyapılara önem veriyorlar”
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın kadın futbolunda artık altyapılara önem verdiğinden bahseden Emine Ecem Esen, “Kadın altyapılarda bu sayının zamanla artacağını düşünüyorum. Küçük kardeşlerimizle gurur duyuyoruz. Onların maçlarını ekran başından takip ediyoruz. Bazen burada kampta birlikte denk geliyoruz. Yürüdükleri yol parlak olsun. Gerçekten hepsiyle teker teker gurur duyuyoruz” dedi.
Yarın karşı karşıya gelecekleri İsviçre müsabakası için heyecanlı olduklarını söyleyen 29 yaşındaki futbolcu, “Rakibimize çok büyük saygı duyuyoruz. Daha önce Portekiz, Almanya gibi büyük rakiplere karşı oynadık. Heyecan var. Sahada düdük çalsın yerimizi alalım diye sabırsızlanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
“Arkamızda olmalarına ihtiyacımız var”
9 Nisan Salı günü Macaristan ile oynayacakları maç için de tüm futbolseverleri Pendik Stadyumu’na beklediğini belirten ay-yıldızlı oyuncu, “Daha önce kendi evimizde oynadığımız milli maçlarda inanılmaz derecede bir taraftar desteği vardı, bizi ateşleyen, 90 dakika boyunca arkamızda olan.. Sadece şunu söylemek istiyorum; bize güç katıyorlar. Güzümüze güç katılıyorlar. Gerçekten arkamızda olmalarına ihtiyacımız var” diyerek sözlerini noktalandırdı. – İSTANBUL
]]>Özkartal, 15 yaşındayken kemik kanseri nedeniyle gördüğü tedavi sürecinde hastalığının vücuduna yayılmaması amacıyla doktorların önerisi üzerine sol bacağının kesilmesine ailesiyle karar verdi.
Çocukken severek oynadığı futbola, en iyi kullandığı sol bacağını kaybetmesi sonucu veda etmek zorunda kalan Özkartal’ın yolu, 20 yıl sonra koltuk değnekleriyle de olsa yeniden yeşil sahalarla kesişti.
Kayseri Bedensel Engelliler Spor Kulübü ve Özel İdare Ampute Futbol Kulübünün başarısı için yıllarca ter döken Özkartal, kurucusu olduğu ve futbol oynadığı Anadolu Erciyes Engelliler Spor Kulübünde 2018 yılından itibaren başkanlık yapıyor.
Özkartal, AA muhabirine, çocukluk aşkı olan futbol için halen ter döktüğünü, bundan mutluluk duyduğunu söyledi.
Koltuk değneği yardımıyla futbol oynadığını anlatan Özkartal, şunları kaydetti:
“Kemik kanseri teşhisiyle 15 yaşında bacağım kesildi ve yıllarca hayatımı bu şekilde sürdürdüm. O yaşıma kadar okul takımında ve köy takımında futbol oynadım. Sol ayağım çok iyiydi, hatta arkadaşlarım bensiz futbol oynamazdı. Sol bacağım kesilince bunlar içimde ukde olarak kaldı. Ampute futbol karşıma çıkınca içimdeki ukdeyi yaşama fırsatı doğdu. 2008 yılında ilk kez televizyonda tanıştığım ampute futbolda mücadele etmem için ertesi gün teklif geldi. Ben de böylece kendimi tekrar yeşil sahalarda buldum.”
Özkartal, Ampute 1. Lig’de mücadele veren Anadolu Erciyes Engelliler Spor Kulübü’nün başarısı için yaklaşık 10 yıldır ter döktüğünü belirterek, aynı zamanda kulüp başkanı olarak da mücadele verdiğini ifade etti.
Hem başkan hem futbolcu
Futbolun her alanında yer aldığını anlatan Özkartal, şöyle konuştu:
“Futbol oynarken aynı zamanda başkan olarak kulübün farklı işleriyle de uğraşıyorum. Sponsor bulma, gelir giderlerin hesaplanması ve federasyonla olan işleri yapıyorum. Üzerime düşen işleri hakkıyla yerine getiriyoruz. Hatta federasyondan veya çalıştığım kurumdan teşekkür geliyor. ‘Ben başkanım, antrenmana çıkmayacağım’ demiyorum. Niye, çünkü öncü olmam lazım. Yani benim arkadaşlara örnek olmam lazım. Biz istiyoruz ki gençler bulalım. Gençler gelsin, oynasın. Kadromuz kısıtlı olmasa ben yedek oynarım ama oyuncumuz olmadığı için ve futbolu sevdiğim için asıl oynuyorum. Genelde stoper mevkisindeyim. Tabii bu değişebiliyor, ileriye top dağıtıyorum. Futbolu çok seviyorum. Çok zorluklar yaşadım ama evlendim, çocuklarım oldu, işim var. Hayatımı böyle devam ettirdim.”
Özkartal, futbolun kendilerine iyi geldiğini vurgulayarak, “Sahaya çıktığımız zaman gerçekten bir rahatlama oluyor. Antrenman gelsin istiyoruz. Burada özgürüz. Bunlar bizim için beyin jimnastiği, beyin antrenmanı da oluyor. Topa vurmak, pas atmak bunlar mutlu eden, motive eden faktörler.” dedi.
Kocasinan Belediyesinin kendilerine destek olduğunun altını çizen Özkartal, bu sezonu 4. sırada bitirdikleri ligde Anadolu Erciyes Engelliler Spor Kulübü olarak gelecek sezon şampiyon olmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
]]>Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında deplasmanda karşılaştığı Konyaspor’u 3-1mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, “Milli takım arası, 17 günlük bir aradan sonra oynanan maç. Her şeyden önce bir kere oyunu özlemişiz. Oyunu konuşup, oyunun içinde kalmayı, oyunu geliştirmeyi, oyuncuyu geliştirmeyi, saha içinde kalmaya ben ve ekibim devam ediyor olacağız. Bizim hedefimiz lig üçüncülüğü. Bunun için sonuna kadar sağlıklı bir şekilde mücadele ediyoruz. Özellikle oyuncuların son iki haftalık süreçte sadece biz değil tabii, Türk futbolunu da yakından ilgilendiren süreci, net bir şekilde yaşamış bulunuyoruz. Bunun için de oyuncularımızı net bir şekilde, bunun içinden çıkartıp, onların mutlu olduğu alanın saha, sahadaki oyun ve skor alabilmek olduğunu, motivasyon amaçlı birebir görüşmelerde bunları ifade ettik. Sonra da sahada ne yapacaklarına baktık. Bugün oyuna döndüğümüzde, Konyaspor hem şehir olarak hem de futbol kültürü olarak, tarihi olarak çok önemli bir futbol şehri. Bugün belki bulunduğu durum kadro kalitesi, oyun kalitesini göstermiyor ama buradan da sağlıklı biçimde çıkacaklar diye düşünüyorum. Oyundaki üstünlüğümüz son derece sağlıklı biçimde gidiyordu. Sonrasında harika bir vuruş, oyunun aslında senaryosu böyle birden değişti. Bundan sonraki süreçte Konyaspor topa daha fazla sahip oldu. Çünkü o sorumluluğu ve geride olduğu için bu riskleri alacaktı. Düzgün ayakları var. Topa da sahip olabiliyorlar. Bizim bu bölümde belki rakibe pozisyon vermedik ama bu bölümde, rakibi ikinci bölgede de beklerken, baskılarımızı daha sert, sırtında giderek rakibi daha çok geriye püskürtmemiz gereken yerde biraz da bu baskılardan uzak kaldık. İkinci yarıda yakaladığımız penaltı, rakip artık tamamen riskleri aldığı, kenar ortadan yaptığı pozisyonda da bir formasyon değişikliği yaptık orada. Top rakipteyken iki stoperin arasına soktuk. Sonra 5-4-1’e döndük. Kenar ortası çok fazla gelmeye başladı. Sonra Taxiarchis oyuna girip, harika bir vuruş yaptı. Bugün itibarıyla üçüncülük hedefi için, kazandığımız için son derece mutluyuz. Konyaspor, iyi bir takım. Bugün kazanmayı hak ettik. Harika goller oldu. Harika bir galibiyet oldu. Oyuncularımı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
“Sorumluluk sahibi insanlar, sorumlu davranacaklar”
Abdullah Avcı, Trabzonsporlu futbolcuların golü bulduktan sonra oyunu soğutmaya çalıştığıyla ilgili soru üzerine, “Biraz evvel konuşmamın başında Abdullah hoca ve ekibi bu zamana kadar ki çok net bilmeniz lazım, oyun ve oyunun içinde kalıp, oyunu geliştirmek ve oyuncuyu geliştirmekle ilgili bir ifade kullandım. Bu süreç bundan sonra böyle devam edecek. Şöyle bir şey var. Bütün yaşanan olaylarla ilgili bunu söylüyorum ama bir hiçbir şekilde, bu bizde başlık veya manşet olmuyor. Futbolun bütün paydaşları; sizler, bizler, teknik adamlar, antrenörler, futbolcular, yöneticiler, başkanlar, dilimizi, üslubumuzu değiştirmediğimiz sürece kalbimizi, gönlümüzü de değiştiremeyeceğiz. Bu sorumluluk sahibi insanlar, sorumlu davranacaklar. Dillerimizi değiştirirlerse o zaman her şey daha güzel olacak. Bu oyunun, bu futbolun güzel ve geliştirmek ve iyileştirme yönü var. Her şartta futbol oynadık. Onun için ben bu tarafından bakıyorum. Bu bizim yaptığımız bir eylem değil. Bunu herkesin de bir şekilde destek olduğu, eylem midir denir, bir duruş mu denir ben o tarafıyla hiç ilgilenmedim. Bugün şöyle bakabilirim. Biraz evvel yayıncı kuruluşta söyledim. 17 gün sonra maç oynadık. 9 gün sonra bir maç daha oynayacağız. Bir futbol takımı için ritimler açısından, maç oynama açısından, oyundaki devamlılığı sağlamak açısından, sağlıklı bir durum değil. 26 günde iki maç. TFF, rica ediyorum, sezon başı planlamaları yaparken takvimler bunun üzerine dururlarsa bu son derece sağlıklı olur. Futbol, bizim için de, Konyaspor için de bir başkası için de doğru bir süreçtir. Şimdi 9 gün sonra bir maç daha oynarız kendi sahamızda. Dediğim gibi sorumluluk sahibi insanlar, dillerini, üsluplarını değiştirirlerse, bütün paydaşlar bu oyundan güzel faydalanabiliriz diye düşünüyorum” diye konuştu. – KONYA
]]>Ülker Stadı’nda oynanan mücadelenin ardından basın toplantısında konuşan Kartal, Adana Demirspor mücadelesine camia olarak yüksek motivasyonla çıktıklarını vurguladı.
Karşılaşmanın ilk yarım saatlik bölümünde sezonun en iyi futbolunu oynadıklarını dile getiren Kartal, “İlk yarıda 13 pozisyona girdik ama bir hatayla gol yiyip devreyi 1-1 bitirdik. Devre arasında oyunculara güçlü oyunumuzu sürdürmemiz gerektiğini söyledik. Ortaya koyduğumuz oyun gücümüzle, hak ederek galip geldik. Sonuçta bu akşam kazandığımız 3 puanla yola devam ediyoruz. Oyuncularımı tebrik ediyorum.” açıklamasını yaptı.
Süper Kupa müsabakasına 19 yaş altı takımıyla çıkılması kararı hakkında konuşan Kartal, şöyle devam etti:
“Başkanımız ve yöneticilerimiz Samandıra’ya gelip bizimle konuştu. Yaşananlar ortada. Maçın ertelenmesini istedik. Avrupa maçı oynayacağız. Tehir için zaman varken bizi sıkıştırıyorlar. Biz de başkan ve yöneticilerimizle yaptığımız toplantıda kendi düşüncelerimizi aktardık. Bundan sonraki kararları yöneticilerimiz alacak. Ne karar alırlarsa biz de onu uygulayacağız.”
İsmail Kartal, 19 yaş altı takımını bu hafta çalıştırıp çalıştırmayacağıyla ilgili olarak da “Henüz net bir durum yok.” cevabını verdi.
Fenerbahçe’de üçüncü dönemi olduğunu, göreve her geldiği dönemde çeşitli olaylarla karşılaştığını söyleyen Kartal, “Kriz yönete yönete, nasıl yöneteceğimi çok iyi öğrendim. Son 2, 3 günde önemli konular vardı, bu krizleri de yönettik. Oyuncuların hepsini bir araya toplayarak motivasyonu yükselttik. Bu akşam taraftarlarımıza, camiamıza takımın nasıl oynayabildiğini, güçlü oyundan taviz vermeden yola devam etmemiz gerektiğini anlattım. Bu akşam da çok güçlü oyunumuzu oynayarak yola devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Krunic maça damga vurdu”
???????
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından Jayden Oosterwolde ve İrfan Can Eğribayat’a ceza verilmesiyle ilgili konuşan Kartal, “Normalde biz ceza almayı beklemiyorduk. Dünya basınında çıkan haberleri takip ediyorsunuz. İlk kez bizim ülkemizde böyle bir şey oluyor ve ne hikmetse bize karşı oluyor. Biz hiçbir oyuncumuzun ceza almasını beklemiyorken 2 futbolcumuza ceza verildi. Kulübümüzün itirazları sonrasında ne olacağını göreceğiz. Oyuncular da hayatlarında ilk kez böyle bir ceza durumuyla karşılaştıklarını, şaşkın olduklarını söyledi.” diye konuştu.
Rade Krunic’in performansı hakkındaki soruyu da yanıtlayan Kartal, şunları söyledi:
“Krunic maça damga vurdu. Bu başlangıç, bundan sonrası da gelecek. Adaptasyon dönemi yaşıyordu. Milan’da farklı oynuyordu, burada futbol farklı. Burada biraz daha temas var. 2 haftadır antrenmanlarda yükselen bir performans vardı, bunu da değerlendirdik. Maça damga vurdu. Krunic’in bundan sonra da üzerine koyarak devam edeceğini düşünüyorum.”
Son olarak takımdaki sakatlıklara değinen Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Antrenmanlarda, maçlarda sakatlıklar olabiliyor. Hiçbir antrenörün istemediği, bizi zorlayan bir durum. Bugün hesapladık, milli takımlara giden oyuncularımız 56 maça çıkmış. Futbolun içinde bunlar var. Biz de elimizdeki sağlıklı oyuncularla bir oyun planı oluşturup yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Sakatların Olympiakos maçına yetişeceklerini tahmin ediyoruz. Hatta Becao, Çağlar gibi isimleri bugün kadroya aldık. Diğer oyuncuların da yetişeceğini düşünüyorum. İrfan Can Kahveci kasığında bir ağrı olduğunu söyledi. Yarın yapılacak kontrollerde belli olacak. Çok büyük bir sakatlık olduğunu sanmıyorum. En azından sağlıklı bir oyuncumuzun sakatlanmadan elimizde kalmış olmasını umuyoruz.”
]]>Karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Kocaelispor Teknik Direktörü Mustafa Gürsel, “Böyle bir galibiyete çok ihtiyacımız vardı. Tüm paydaşların bu 3 puana ihtiyacı vardı. Böyle olacağını biz de tahmin edemezdik. 2-0’dan geri dönmek de çok güzel duyguymuş. Bizi çok memnun etti. Maçın ilk yarısında sahada iyi durduk ama oyunsal anlamında istediklerimizi iyi yapamadık. Rakibe de pozisyon vermedik aslında. İkinci yarı diziliş ve oyuncu değişikliği yaptık. Pozisyon da bulduk. Oyunu ofansif tarafında oynamaya başladık ama golü bulamadık. O arada ikinci golü yedik. Bir kıvılcıma ihtiyacımız vardı. İlk golün gelmesi kıvılcımdı. Sonra tüm taraftarımızla, oyuncularımızla maçı birsek ikiyi istemeye başladık. Üçü bulduk. Oyuncularım adına da çok mutluyum. Yalnızca 3 puan kazandık bunun da bilincindeyiz. Kocaelispor olarak hedefimizi hep biliyoruz. O hedefe gitmek için başlangıç yaptık. Bir adım attık. Önemli olan sezon sonunda hedefe hep birlikte ulaşmamız. Ayaklarımızı yere sağlam basıp bundan sonraki maçları, buradaki moral ve motivasyonu geliştirerek, tempomuzu artırarak sezon sonu hedefine ulaşmak tek isteğimiz. O zaman gerçek sevinci yaşayacağız ve bu maçın da anlamı olacak. Meşaleyi yakmış olduk. Bugün taraftarımıza, oyuncularımıza, yöneticilerimize çok teşekkür ediyorum. İlk defa camianın enerjisini hissetim. Bunu büyüterek devam ettirmemiz lazım. Hedefe hep birlikte gideceğiz. Galibiyette emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
“Böyle biteceğini tahmin edemezdik”
Takımın çıkış yapma sinyali verdiğini belirten Gürsel, “Futbol bir az sonuç oyunu. İlk kıvılcımı bir türlü alamıyorduk. Futbol, özgüven, coşku ve enerji olayı. Geldiğimizden beri bunu yakalayamamıştık. Tempo artışı vardı zaten. Çocuklar çok istediler. Coşku ve keyif aldılar. Değişikliklerimiz de tuttu. Giren ve çıkan herkese teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra böyle olur” diye konuştu. Soruları da yanıtlayan Gürsel, “Uzak hedef koymayı sevmiyorum. Yola bakmak lazım. Maç maç gideceğiz. Gerçekçi hedefimiz play-off’a da kalsak bir maçta Süper Lig’e bu takımı taşımak. Benim için geldiğim günden beri amacım; finalleri oynayan, temposu ve taktiğiyle iyi bir takım olmak. Bu takımı bir üst lige çıkarmak hedefimizin hedefi. Bugün moral ve motivasyon anlamında bizim için iyi oldu. Geldiğim günden beri yanımızda olmayan şans bugün bizimleydi. Maçtan önce bu maçın böyle biteceğini hiçbirimiz tahmin edemezdik. Kazanmak güzel” sözlerini kaydetti.
Stoilov: “Duygusallaştık ve oyun aklımızı kaybettik.
Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov ise, “Bugün çok iyi oyun vardı. Özellikle bizim takım gerçekten çok iyi oynadı. İstediğimiz futbolu sahaya yansıttık. Son 5-10 dakika oyun anlamında duygusallaştık. Bu nedenle de oyun akılımızı kaybettik ve defansif organizasyonumuzu kaybetmemize yol açtı. Futbolda bunlar oluyor. Başımızı kaldırıp önümüzdeki maçlara odaklanacağız. Önümüzdeki maçı kazanıp hedefimize ulaşacağız” dedi. Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Stoilov, “Kariyerimde böyle özel bir maç hatırlamıyorum. Futbolda bazen son dakikalarda kaybedersiniz. Sadece son dakikalarda duygusallaştık. İstemediğimiz gollere sebep oldu. Öte yandan atmosfer çok iyiydi. Her zaman taraftarın stada gelmesi çok güzel. Futbol taraftar için oynanıyor. Bir sonraki maçta da umarım stat tekrar ful olur. Her maçımızda dolu stadyuma oynuyoruz. Buna alışkınız. Her zaman taraftarı sahaya çekmek için çalışıyoruz” dedi. – KOCAELİ
]]>Buruk, RAMS Park’ta yapılan maçının ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, basın toplantısına, “İstanbul’da yaşadığımız ve birçok kişiyi kaybettiğimiz bir yangın faciası vardı. Ölenlere rahmet diliyorum. Diğer başsağlığı dileğim de kameraman Samet Kulak için. O da sizler gibi aramızdan biriydi. Onu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.” diyerek başladı.
İyi performans sergileyemediklerini belirten Buruk, “Kazandık ama sahadan mutlu ayrılmadım. Bunun nedeni iç sahada ortaya koyduğumuz performansın altında kalmamızdı. Çok iyi ve kaliteli oyunculara sahibiz. Bu oyuncuların özellikle top bizdeyken daha iyi işler yapmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Maçın 12. dakikasında 1-0 öne geçtiklerini hatırlatan tecrübeli teknik adam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Erken golü attık, maça rahat başladık. Devamında rakip bize oynama şansı verdi, bizi rahat bıraktı ama hücumda istediğimiz performansa ulaşamadık. Geçişlerde ve savunma arkasına atılan toplarda da pozisyonlar verdik. Sonunda istatistiksel olarak çok öndeyiz ama kendi kalitemizin altında bir oyun ortaya koyduk. Bunun nedenlerinden biri uzun bir lig arası olabilir. Türk futbolunda gergin de bir ortam var. Psikolojik olarak oyuncuları ne kadar hazırlasanız, rakibiniz üzerinde kurduğunuz baskı ve avantajı net bir şekilde anlatsanız da zaman zaman performansta düşüşler oluyor. Bunun çok uzun sürmeyeceğini düşünüyoruz. Bir sonraki maç daha da iyi bir şekilde sahada olacağız, şampiyonluk inancımızı net bir şekilde ortaya koyacağız. Ligin bitimine 7 maç kaldı. Bunların hepsini kazanarak sezonu bitirmek istiyoruz.”
Fenerbahçe’nin Süper Kupa’ya 19 yaş altı takımıyla çıkma ihtimali
Okan Buruk, 7 Nisan Pazar günü Şanlıurfa’da Fenerbahçe ile yapacakları Turkcell Süper Kupa maçına tam kadro çıkacaklarını söyledi.
Fenerbahçe’nin maça 19 yaş altı takımıyla çıkma ihtimalinin olduğunun söylenmesi üzerine Buruk, “Bu bizim sorunumuz değil. Mesela Alanyaspor maçına rakibimiz hangi kadro ile çıkacak diye bakmıyoruz. Gidip normal kadromuzla belirlenen tarihte ve saatte maçımıza çıkacağız. Şanlıurfa halkı da merakla iki büyük takımı bekliyor. Kendi programımız üzerinden gideceğiz. Rakibimiz ister çıkar ister çıkmaz ya da farklı bir şey olur ama bununla ilgili benim söyleyeceğim bir şey yok.” değerlendirmesinde bulundu.
“Devletimizin ve TFF’nin ortamı sakinleştirecek kararlar almasını bekliyoruz”
Okan Buruk, devletten ve Türkiye Futbol Federasyonundan (TFF) futboldaki gergin ortamı sakinleştirecek kararlar almasını beklediklerini söyledi.
Saha dışındaki tartışmaların takımı nasıl etkilediğinin sorulması üzerine Buruk, şöyle konuştu:
“Saha içinde kalmak ana amacımız. Dışarıya çok fazla kulak asmak istemiyoruz. Herkes her şeyi söyleyebilir. İsteyen istediğini söylüyor ve yaptırıyor ama karşılığında bir ceza almıyor. Tehdit eden de farklı davranan da karşılığında cezasını almıyor. Böyle bir özgürlük varken bunu kullanmak isteyenler oluyor. Galatasaray Teknik Direktörü olarak ben hep sahada kalmak istediğimi söylüyorum. Çünkü Fenerbahçeli oyuncularla, teknik ekibiyle arkadaşız. Milli takım kampında Galatasaraylı, Fenerbahçeli oyuncular birbiriyle sarılıyor, birlikte tatile gidiyorlar. Futbol camiasında, gerçekten futbolun içinde olan futbolcular, teknik adamlar, gazeteciler olarak arkadaşız, dostuz. Sokakta da farklı takımı tutanlar el ele, kol kola ama bunu bozmak isteyen insanlar ortaya çıkabiliyor. Bununla ilgili zamana ihtiyaç var. Futbolun gerçek sahipleri burada kalacak, olmayanlar bu işten çekilecek.
Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer takımların teknik heyetiyle, futbolcularıyla dostluğumuzu ortaya koymamız gerek. İşin gerçeği bu. Diğerinin gerçekçi olduğuna inanmıyorum. İnsanlar provoke ediliyor. Bu ülkede Halil Umut Meler’in dövülmesi yaşanmadı mı? Herkes ayağa kalktı, ziyarete gitti ama yine benzer şeylerin ortaya çıkarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu da spor için üzücü. Devletimizin ve TFF’nin ortamı sakinleştirecek kararlar almasını bekliyoruz. İki çok başarılı takım var. Fenerbahçe ve Galatasaray arasında inanılmaz çekişme var. Son yılların en çekişmeli ligi yaşanıyor. İkisi de kazanarak devam ediyor. Bizim 7 maçımız, Fenerbahçe’nin 8 maçı var. Avrupa için mücadele eden takımlar var. Burada sahaya ve şampiyonluğa odaklanmamız bizim için daha doğru olacak.”
Buruk, Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal’ın kendisiyle ilgili açıklamalarına değinerek, “Tartışmaların dışında kalmak istiyoruz. Doğrudan beni ve çocuğumu hedef alan konuşmalar oluyor. Yakında farklı kitleler hedef alınabilir. Başkanımız, Erden Bey, futbolcular hedef alınıyor. Bunların doğru olmadığını düşünüyorum. Sonuçta biz dost ve arkadaşız. Uzun yıllar futbolun içinde bir arada olacağız. Daha çok saha içinde kalıp cevap vermeden yolumuza devam etmek istiyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>“TÜRK HAKEMLERİNE GÜVENMİYORUM”
Türkiye Ligi’nin kaderini bir hakemi ruh hali mi belirleyecek? Adam belki tatil hayali kuruyor! Ne düşünüyor bilmiyoruz. Eğer bu iki adam hakem arkadaş, eğer deseler, “Kararımızın arkasındayız” deseler sıkıntı yok. Ama ekrandan gördüğü pozisyona bir hafta sonra penaltı değil diyorsa, burada art niyet, burada bir şeyler var, bir şey dönüyor derdim. Bu dakikadan itibaren Türk hakemlerine güvenmiyorum. Asla da güvenmeyeceğim.”
Ilıcalı’nın konuşmasında satır başları;
Hepimiz için tarihi bir gün yaşıyoruz. Burada, bu kalabalığı toplayabilmek, böyle bir kalabalığın burada olması gurur verici bir tablo. Fenerbahçeli olduğum için bir kez daha gurur duyuyorum. Herkesin eline, ayağına sağlık. İyi ki varsınız. Ülkemizde biliyorsunuz, ciddi bir futbol kaosu yaşanıyor. Yurtdışında insanların futboldan eğlendiğini, ülkemizde acı çektiğini görüyoruz. Biz neden acı çekiyoruz? Şu anda yaşadığımız ortamın nedeni ne? Ben uzun süre düşündükten sonra, ortamı da izledikten sonra, tek bir kelime söyleyeceğim, o kelime bu kaosun sebebi, adalet. Nasıl bir ülkede hakimler adaleti sağlıyorsa, spor dünyasında da hakemler adaleti sağlar. Aylardır söylediğim yabancı hakem, son bir ayda tescillendi. Adaletin olmadığı, hakemlerin de bu görevi yapabilecek durumda olmadıklarını bizlere gösterdiler.

“TRABZONSPOR MAÇINDA TAKIMIMIZA SALDIRDILAR”
Trabzonspor maçında, o gün provokotörler, sahaya atlayıp takımımıza vahşi saldırıyı yaptılar. Ama bunun öncesinde orada bir hakem olsa 60. dakikada maçı tatil edip, hak ettiğimiz güvenliğe ve o ortamda bulunmama hakkımızı bize sağlayabilirdi. Oradaki herkes olay olacağını biliyordu. Sahaya meşale atıldığı anda, hakem meşaleye dönüyor ve faulü görmüyor. Dumanlar çıkıyor ve faulü görmüyor, o sırada faul var hesapta, faulü uyduruyor. Sonra gol yiyoruz. Bir hakem futbolcuların can güvenliğini bu kadar tehlikeye atabilir mi? Bir hakem, bir şekilde acaba koca bir takımı linç ettirme tehlikesi yaşatır mı?. Son çıkan bir belge var. Hakem hocası ile hakemler konuşuyorlar. Galatasaray – Antalyaspor maçında hakem hataları var. Bu olabilir, her maçta olabilir. Ama hakem hocasının izlenimlerine baktığınız zaman, hakeme soruyor, “Sahada ne gördün de vermedin diyor? VAR’da ne gördün de penaltıyı verdin diyor?” Hakem de cevap veriyor, “Ben bir şey görmedim” diyor. Adam görmemiş, hemen VAR’daki hakeme, “Sen ne gördün?” diye soruyor. Hakemin cevabı, “Hangi ruh halindeydim bilmiyorum” diyor. Yani Türk futbolunun, Türk hakemliğinin geldiği noktayı anlatıyorum.
“TÜRK HAKEMLERİNE ASLA GÜVENMİYORUM”
Ben size soruyorum, ruh halimi hatırlamıyorum derken ne demek istiyor? Hangi ruh halindeydi bu adam? Koskoca Galatasaray veya Fenerbahçe’nin bir maçtaki kaderi bir hakemin ruh haline mi bağlı olacak? Türkiye Ligi’nin kaderini bir hakemi ruh hali mi belirleyecek? Adam belki tatil hayali kuruyor! Ne düşünüyor bilmiyoruz. Eğer bu iki adam hakem arkadaş, eğer deseler, “Kararımızın arkasındayız” deseler sıkıntı yok. Ama ekrandan gördüğü pozisyona bir hafta sonra penaltı değil diyorsa, burada art niyet, burada bir şeyler var, bir şey dönüyor derdim. Bu dakikadan itibaren Türk hakemlerine güvenmiyorum. Asla da güvenmeyeceğim.

“HAKKIMIZIN YENİLMESİNİ KABUL ETMİYORUM”
Ben yabancı hakem uygulamasının acil bir şekilde başlamasını sonuna kadar desteklememiz gerektiğini düşünüyorum. Adil ortam, adalet istiyorum. Hakkımızın yenilmesini kabul etmiyorum. Milyonlarca insanı, bir hakemin ruh hali mutsuz edemez. Bir belki bugün 30 bin kişiyiz ama 30 milyonu temsil ediyoruz. Bu kadar insanı, bir hakem saçma kararlarıyla mutsuz edemez. Kabul etmiyorum.
“FUTBOLDA ADALET ŞU ANDA TÜRKİYE’DE YOK”
Adaletin olmadığı yerde kaos olur. Buradan herkese sesleniyorum. Futbolda adalet şu anda Türkiye’de yok. İsyanımız bu yüzden. Bugün burada olmamızın tek nedeni var, adaletin yok olması. Biz bu gücümüzle, futboldaki adaleti getireceğimize inanıyorum.
]]>Ülker Stadı’nda düzenlenen toplantıda açılış konuşmasının ardından sahneye gelen Koç, Fenerbahçe’nin Türkiye’nin en büyük ailesi olduğunu belirtti.
Kongrenin olağanüstü yoğunlukta gerçekleştiğini vurgulayan Koç, “Böylesine bir günde hafta içi ramazan ayı olmasına rağmen, çok kısa sürede çağrı yapmış olmamıza rağmen bu şekilde tribünleri doldurmanız olağanüstü. Bu sayıyı yakalamamızı istemeyen, dua eden düşmanlarımızın yanında dost bildiklerimiz de vardı. Dosta güven, düşmana korku salan bir tepki verdiniz, sizlere helal olsun.” ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe’nin çok uzun yıllar spor dışında birçok alanda mücadele etmek zorunda bırakıldığını aktaran Koç, şöyle devam etti:
“Trabzonspor ile dünyanın normal hiçbir ülkesinde tamamlanmasına izin verilmeyecek bir müsabakayı bir kez daha oynamak zorunda bırakıldık. Birçok kez yaşadığımız gibi bir kez daha planlı ve organize zorbalıkla şampiyonluğumuz elimizden alınmaya teşebbüs edilmiştir. Korkarım ki bu teşebbüsler sezon sonuna kadar da devam edecektir. Bu yaşananlar, birazcık vicdanı olan herkesi rahatsız edecek boyuttadır. Toplanmamızın asıl sebebi sadece o maç değil, çok ama çok daha fazlasıdır. Son maçta kaybettiğimiz şampiyonluk, sözde şike kumpası, otobüsümüzün kurşunlanması, ittifaklarla şampiyonluklarımızın çalınması, standart dışı hakem yönetimleri, TFF ve kurullarının çifte standart yaptırımları, başarı için her yol mübahtır anlayışıyla kin ve nefret kusan bazı rakipler ve bunlara müsemma gösterenler ve sayamayacağımız çok daha fazlası bizlere gerçek anlamda yeter dedirtti hem de gerçek anlamda yeter, bildiğiniz yeterlerden değil. Biz camia olarak akıl almaz bir sabır gösterdik. Sağduyu ile yıllarca bize yapılan haksızlıkları haykırdık. Ülkemizi planlı bir şekilde daha evvel de yaptıkları gibi bugün de futbol üzerinden kaosa sürüklemeye çalışanlar var dedik ama ne sesimizi duyan var ne utanan ne de sıkılan…”
Sarı-lacivertli camianın 20 yıldır büyük haksızlıklara maruz kaldığını anlatan Koç, “Bu duruma isyan etmemek insan doğasına, fıtratına, hayatın olağan akışına aykırıdır. Şu Trabzonspor maçında yaşadıklarımıza değinmek istiyorum çünkü bizler için bardağı taşıran son damla oldu. Çünkü bu maçta, maç sonrasında yaşananlar organize ve planlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu herhangi bir futbol maçında yaşanan olaylardan ibaret değildir. Açık ve net söylüyorum, kim üstüne alınırsa alınsın, bu duruma göz yumulmuş, müsaade edilmiştir.” diye konuştu.
Ali Koç, Trabzonspor maçında gergin geçeceği bilindiği halde tedbir alınmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Trabzon’da yaşanan güvenlik zafiyeti hafife alınacak bir konu değildir. Tribünlerin en görünür yerinde oturan maskeli taraftarlar nasıl oluyorsa göz ardı edilmiştir. Karadeniz insanına pek çok sıfat addedebilirsiniz, bunlardan biri de ‘Mert’tir. Mert olan insanlar tribünde maskeyle durmazlar. Yüzlerce kişi futbolcularımıza saldırmak için sahaya girmiştir. Sadece 12 kişi tutuklanmış ve sadece 5 kişi gözaltındadır. Buna rağmen 3 oyuncumuz ve 2 çalışanımız disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Trabzonspor maçları gergin geçer ama bu maçta su, patlayıcı ve yanıcı maddeler sahaya atılmıştır. Maçta her dakika gerginlik artmıştır. Gerekli güvenliği sağlaması gereken kişiler, maçı iptal etmesi gereken hakem, federasyon, hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ederken, bazı rakiplerimizin de yaratmaya çalıştığı kamuoyu baskısı sayesinde kendilerini linçten kurtarmaya çalışan futbolcularımız, TFF tarafından PFDK’ye sevk edilmiştir. İşte böyle bir Türkiye’de rekabet etmeye çalışıyoruz.”
Fenerbahçe Kulübü Başkanı, futbolcularına ceza verdirmeye çalışan rakipleri olduğunun da altını çizerek, şunları aktardı:
“Tek önceliği futbolcularımıza ceza verdirtmeye çalışan bazı rakiplerimizi de not ettik. Ancak bir tanesi var, lugattaki kelimelerin insan versiyonları olsa, bu, yalanın insan versiyonu olurdu. Yanında bir de suç makinesi, terbiyesiz utanmadan televizyona çıkıyor. Trabzon’da yaşanan olaylar için sadece ‘Olmamalıydı’ deyip, 15 dakika bizim futbolcularımıza nasıl ceza verilmesi gerektiğini, o yarım aklıyla satır arası mesajlarla vermeye çalışıyor. Koskoca camiana yaptığın kontratlarla, verdiğin bilgilerle zaten yalanı dibine kadar soktun, bakalım nereye kadar. Ama Fenerbahçe seni de not etti. Sen 3-5 gün camianda söylediklerinden dolayı popüler olabilirsin ama her gece yatarken bizi düşün. Özellikle de benim başkanlığım bitince.”
Yaşananların ardından geçmiş olsun mesajı alamadıklarını da belirten Koç, “Şampiyonluk hedefimize ilk taş koymayı Pendikspor maçında denediler. Orada hedefe ulaşamadılar. Batshuayi’nin son dakika golüyle Trabzonspor maçında da şampiyonluk yolculuğumuza engel koyamadılar. Ama sanmayın ki teşebbüs etmeye devam etmeyecekler. Yöneticiler arasında bir sıkıntı yok, maç 2-0 gidiyor, şöyle bir gerginlik söz konusu. Ama başka bir İstanbul takımına 5-1 yenilince böyle bir görüntü yok.” değerlendirmesinde bulundu.
(Devam edecek)
]]>Fenerbahçe Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı, Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde yapılıyor. 30 bine yakın kongre üyesinin katılım sağladığı toplantıda konuşma yapan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, sözlerine kendisi için açılan pankarta teşekkür ederek başladı. Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşmasının bitiş düdüğüyle birlikte yaşanan olaylara değinen Başkan Koç, “Son maçımızda Trabzonspor ile dünyanın hiçbir normal ülkesinde tamamlanmasına izin verilmeyecek karşılaşmayı oynamak zorunda bırakıldı. Bir kez daha planlı ve organize zorbalıkla şampiyonluklarımız elimizden alınmaya, emeklerimiz çalınmaya teşebbüs edilmiştir. Korkarım ki bu teşebbüsler sezon sonuna kadar devam edecektir. Bu yapılanlar sadece bu camiaya değil birazcık vicdanı olan herkesi rahatsız edecek boyuttadır. Bugün burada olağanüstü toplanmamızın sebebi, çok daha fazlasıdır. 7 sezonda kaybettiğimiz 3 şampiyonluk, sözde şike kumpasları, otobüsümüzün kurşunlanması, kirli ittifaklarla şampiyonluklarımızın çalınması, saha içinde hakemlerin eliyle standart dışı hakem yönetimi, TFF’nin çifte standart yaptırımları, başarı için her yol mubahtır anlayışla, kin ve nefret kusan rakipler, daha da önemlisi bunlara müsamaha gösterenler, pek çok olay, içinde bulunduğumuz kısır döngü bizlere ‘yeter’ dedirtti. Biz camia olarak sağduyu ile yıllarca bize yapılanları haykırdık, duyarlar dikkat ederler diye. Planlı şekilde bugün de futbol üzerinden kaosa sürüklemeye çalışanlar var dedik ve diyoruz. Ancak ne sesimizi duyan ve ne utanan ne de sıkılan var. Maç sonrasında yaşananlar organize bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu herhangi bir futbol maçında yaşanan olaylardan değildir” diye konuştu.
“Soruşturma yapılacak mı, takipçisi olacağız”
Yaşananlara göz yumulduğunu belirten Koç, “Bu duruma müsaade edilmiştir. Böyle düşünüyoruz çünkü gergin geçeceği bir maçta valilik ve emniyet müdürlüğü gereken güvenliği sağlayamamıştır. Genel kurul toplantısındayız, İstanbul Emniyet Müdürlüğü çok daha iyi güvenlik önlemi almıştır, olması gerektiği gibi. Trabzon’da yaşanan güvenlik zafiyeti hafife alınacak konu değildir. İçişleri Bakanlığımız gerekli soruşturmaları yapıp, yapmayacak mı takipçisi olacağız. Yüzlerce kişi futbolcularımıza saldırmak için sahaya girmiş, 17 kişi gözaltına alınmış sadece 5 kişi tutuklanmıştır. Meşru müdafaa yapan 3 futbolcumuz ve 2 çalışanımız disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Maç her dakika gerginlik artmıştır. Biz bunu İstanbul’dan görüp, hocamıza ‘güvenliğimiz tehlikeye giriyor takımı sahadan çekebilirsin’ derken Trabzon emniyeti burnunun dibindeki stattaki maça müdahale edememiştir. Avrupa’da olsa bu hakemin lisansı iptal edilir diyenler, TFF’nin yurt dışından getirdiği gözlemci neredeyse de tam puan vermiştir. Futbolcularımızı ceza verdirmeye çalışan bazı rakiplerimizi de not ettik. Ancak bir tanesi var, lügattaki kelimelerin insan versiyonları olsa bu yalanın insan versiyonu olurdu. Terbiyesiz televizyonlara çıkıyor Trabzon’da yaşanan olaylar için olmamalıydı deyip, bizim futbolcularımıza nasıl ceza verilmesi gerektiğini o yarım aklıyla satır arasında mesaj vermeye çalışıyor. Verdiğin bilgilerle yalanı dibine kadar soktun, bakalım nereye kadar ama Fenerbahçe seni de not etti. Her gece yatarken bizi düşün. Onların anlayışına göre, oyuncularımız kaçmalıymış. Tüm bunlar da yaşanmazmış, futbolcularımızın uslu uslu dayak yemelerini bekliyorlardı. Kahramanca armamızı temsil ettiler orada. Fenerbahçe’nin duruşu kurulduğu günden beri apaçık ortadayken, siyasi partilerden, devlet erkanından, TFF’den, kamuoyundan bir geçmiş olsun mesajı gelmemesi son derece manidar, bir o kadar da derin anlam taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Daha sonra 2005-2006 sezonunun son haftasında oynanan Denizlispor – Fenerbahçe maçında yaşananlar, FETÖ tarafından yapılan sözde şike kumpası, 4 Nisan 2015’teki otobüs kurşunlanması gibi birçok olay hatırlatılarak dev ekrandan katılımcılara aktarıldı. – İSTANBUL
]]>Marmara Üniversitesi Anadoluhisarı Yerleşkesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen etkinlikte konuşmacı olarak; A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası, yardımcıları Hilal Başkol, Begüm Üresin, futbolcular Arzu Karabulut ve Ece Türkoğlu ile Ülker Kurumsal İletişim Direktörü Mehmet Uçan yer aldı.
Açılış konuşmasını yapan Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Yorulmazlar, kadın futboluna uzun yıllar hizmet verdiğini belirterek, “Milli takımın İsviçre’ye gitmeden önce okulumuzu ziyaret etmesi bize mutluluk veriyor. Turnuva öncesi başarılar diliyorum. İyi ki varsınız, yolunuz açık olsun.” dedi.
Kıragası: “Bizlerin en büyük isteği, kadın futbolunun tanıtımı”
Teknik direktör Necla Güngör Kıragası, kadın futbolunu öğrencilere aktarabilme şansı buldukları için mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Son 4 senedir Türkiye’de kadın futbolunun biraz daha gündemde olduğuna dikkati çeken Kıragası, “Bizlerin en büyük isteği, kadın futbolunun tanıtımı. Çünkü futbolu sadece futbol olarak görmüyoruz. Kadın futbolu denildiği zaman, işin içine fırsat eşitliğinin girdiğini, kadınların sesinin futbol aracılığıyla kitlelere ulaştırabileceğini görüyoruz. O yüzden aldığımız her başarı, attığımız her adım, olumlu anlamda yaptığımız tüm iletişim, bizler için son derece önemli.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde 10 senedir görev aldığını dile getiren yardımcı antrenör Begüm Üresin, “Bizlerin buradaki amacı, özellikle alt yapıdan, Ülker firması gibi bize değer veren sponsorlarla, oyuncuları keşfetmek ve futbolcuların A takıma kadar yükselmesini sağlamak.” derken, yardımcı antrenör Hilal Başkol ise 3 senedir milli takımlarda görev aldığını, kadın futbolu hakkında konuşmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Futbol hayatına Almanya’da başlayan orta saha oyuncusu Arzu Karabulut, “En büyük şansım, Almanya’da doğup büyümek. 16 yaşıma kadar erkeklerle oynadım, ondan sonra kadın-erkek ayrımı oluyor. Bu çok büyük bir avantaj çünkü kas gelişimi o yaş grubunda oluyor. Keşke Türkiye’de de böyle bir şey olsa. Ancak 15 yıl öncesiyle kıyaslarsam, çok büyük bir fark var. Türkiye’nin her ilinde genç kızlarımız keşfediliyor. Umarım böyle devam eder ve ilerleyen zamanlarda bizim gibi başarılı olurlar.” değerlendirmesinde bulundu.
24 yaşındaki futbolcu Ece Türkoğlu, “2010’dan beri kadın futbolunun içerisindeyim. Bu yola Ülker Futbol Köyleri’nden Necla Hoca ile birlikte çıktım. Bugün burada kadın futbolunu konuşmaktan çok mutluyum.” şeklinde görüş belirtti.
Ülker Kurumsal İletişim Direktörü Mehmet Uçan da paneldeki konuşmasında, “2020 yılından beri Ülker grubunda çalışıyorum. O seneden beri TFF ile altyapı çalışmalarında birlikte projeler üretiyor, hayata geçiriyoruz. Son dönemde de Geleceğin Yıldız Kızları projesini hayata geçirdik. Genç yetenekleri bulmak, milli takımın havuzunu geliştirmek ve kızlarımıza fırsat eşitliği sunmak amacıyla hareket ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Geleceğin Yıldız Kızları projesinin tanıtım videosunun da izletildiği panel, soru-cevap etkinliğiyle tamamlandı.
]]>Beşiktaş Kulübü Asbaşkanı Mete Vardar tarafından Civarda Kuruçeşme’de başkan Hasan Arat ile yönetim kurulu üyelerine iftar yemeği verildi.
Başkan Arat, iftar yemeğinin ardından basın mensuplarının gündeme dair sorularını yanıtladı.
Türk futbolunun sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Arat, “Türkiye Futbol Federasyonunun her zaman çok adaylı bir seçime gitmesi gerektiği görüşündeyiz. Kurulların da seçimle gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kurullar seçimle geldiği takdirde daha farklı davranacaklardır. Kurullar bağımsız olmadığı müddetçe Türk sporu bu sıkıntıları yaşamaya devam eder. Kavgacı bir tutum içinde değiliz. Yol gösteriyoruz. Göreve geldiğimizden bu yana 4 ay boyunca Türk spor tarihindeki en enteresan olayları yaşadık. Hakem tokatlandı, takım sahadan çekildi, taraftarlar sahaya indi, VAR kayıtları dramatik bir şekilde açıklandı. Bunlara tepkisiz kalamazsınız. Beşiktaş, kendi asil duruşu çerçevesinde hakkını aramaya ve doğruları söylemeye devam edecek. Kapalı kapılar ardında konuşmayacağız. Türk futbolunda inanılmaz olaylar yaşanıyor. Çok dikkat etmek lazım. Kulüp yöneticilerinin sadece bir galibiyet uğruna birbirlerini kırmaktan vazgeçmesi lazım. Sahada adaleti gösteremiyorsanız ve bunun bariz sonuçları kamerayla sızan VAR görüntüleriyle ve tartışmalarıyla ortaya çıkıyorsa çok vahim bir durum vardır.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin son 2 ayda dünyadaki görüntüsü endişe vericidir”
Türkiye’de futbolu yöneten kurumların denetlenebilir ve hesap verebilir noktaya gelmesi gerektiğinin altını çizen Hasan Arat, “Beşiktaş, hakemlerin emekli olduktan sonra özür dileyecekleri bir kulüp değildir. Teknolojiyi bile kendi yöntemlerimizle halletmeye çalıştık. Bu dramatik şeyleri düzeltmeleri lazım. Yönetimler, denetlenebilir ve hesap verebilir noktaya geldiğinde Türk futbolu kurtulabilir. Bu yıl, son 20 senede yaşananların toplamından daha fazla olay yaşadık. Çok dramatik. Bu sezon kim şampiyon olursa olsun sıkıntılı olacak. TFF tüzüğünün ve spor yasasının gözden geçirilmesi lazım. Türkiye’nin son 2 ayda dünyadaki görüntüsü endişe vericidir. Bu görüntüler Türkiye’yi rencide etmektedir. Bu işi yönetenler sorumlu davranmalıdır.” şeklinde konuştu.
“Semih meselesi Beşiktaş’ın kırmızı çizgisidir”
Başkan Arat, Beşiktaş’ın 18 yaşındaki futbolcusu Semih Kılıçsoy’un A Milli Takım’a davet edilmesine rağmen Ümit Milli Takım’a gönderilmesini eleştirerek, şu görüşleri paylaştı:
“Semih meselesi Beşiktaş’ın kırmızı çizgisidir. Türk evladı olarak herkesin ona sahip çıkması lazım. Sürekli böyle oyuncu çıkaran bir ülke değiliz. Israrımız sadece oyuncu (Semih Kılıçsoy) takıma girsin şeklinde değil. Yetişen bir Türk evladının haklarının korunmasıdır. 17 yaşında İspanya ve Brezilya’da çocuklar gol atıyor, maç sonuçlarını değiştiriyor. Baştan 2 maçta Ümit Milli Takım’da oynayacaksın dersen problem yok. Feyyaz Uçar ‘Bu çocuk 10 yaşından beri gol atıyor.’ dedi. Hakkımızı aramak, bağırmak demek değildir. Gelir gelmez Semih’in 2028’e kadar kontratını uzattık. Altyapıdaki Beşiktaş değerini daha fazla hissetmeye başlayacaksınız. Semih’i Türkiye olarak korumak zorundayız.”
“En kritik safha kupaya (Türkiye Kupası) ulaşmak”
Göreve geldikten sonraki ilk 2 ayın çok zor geçtiğini kaydeden Hasan Arat, “İlk 2-3 ayımız çok sıkıntılı geçti. Çok üzüldük. Bunu kamuoyuyla çok paylaşamadık. Çok şükür, etkili bir yönetim kurulumuz var. Çalışmaları beni bile mahcup ediyor. Öğrenmeye de başladık. Eksiklerimizi biliyoruz ve tamamlamaya çalışıyoruz. Bundan sonra en kritik safha kupaya ulaşmak ve doğru transferi yapmak. Gelecek sezon UEFA’da büyük bir değişim olacak. Transfer komitemiz kuruldu. Samet Aybaba ile çalışıyorlar. İyi bir şeyler yapacağız. Moralimiz daha iyi. Hedefimizi yakalamalıyız. Çok zor bir 2 ay geçirdik. Çok iyi olmak zorundayız. Hedefimizi lig üçüncülüğü ve kupa üzerine kurduk. Bu hedeflere ulaşmak önceliğimiz.” diye görüş belirtti.
“Kulüpler Birliği Vakfında tüzük değişikliğine ihtiyaç var”
Arat, Kulüpler Birliği Vakfının şu an hiçbir yaptırım gücü olmadığını anlatarak, “Kulüpler Birliği Vakfı, 2000 yılında Anadolu kulüpleri öncülüğünde kuruldu. Tüzük olarak hiçbir yaptırım gücü yok. Kendisini tüzük olarak tamamen yenilemesi gerek. Türk futbolunda böyle yön değişimine neden olamaz. Hukuki anlamda Kulüpler Birliği Vakfının etkin olması gerekir. Mutlak bir tüzük değişikliğine ihtiyaç vardır. Belki anonim şirkete gitmelidir. Türkiye bu açıdan komple bir kabuk değişimine gitmelidir. Başka çaresi yok.” değerlendirmesinde bulundu.
“Beşiktaş’ı üzmemeleri için mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz”
Siyah-beyazlı kulübün haklarını korumak için ilkelerinden asla taviz vermeyeceklerini vurgulayan Hasan Arat, şunları kaydetti:
“Beşiktaş, hakemlerin emekli olduktan sonra özür dileyecekleri bir kulüp değildir. Beşiktaş’ın hakları yıllardır yenmiştir. Cevabımızı çok iyi vermeliyiz. Hala teknolojiye inanıyorum. Hakemlerin VAR’a gittiği anda ekranda görüneceği inancındayım. Yayıncı kuruluşun da anında o görüntüleri vermesi lazım. Hakkımız olmayan hiçbir şeyi istemeyeceğiz. Beşiktaş halkın takımıdır. İlkelerimizden taviz vermeyeceğiz. Beşiktaş’ı üzmemeleri için mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. İyi işler yapacağımıza inanıyorum. Sportif olarak başarıyı sağlamak zorundayız çünkü tüm bilançonun sonu sportif başarıya dayanıyor. İnşallah mahcup olmayız. VAR kayıtlarının sızmasından sonra yeni bir dönem başlayacağını düşünüyorum. VAR yönetimi ile ilgili saklanacak bir şey yok. Türkiye, bu değişimi yapmak zorunda. Eğer yapmazsa finansal ve sosyolojik olarak devam edemez. Medyanın da şeffaf olması lazım.”
Hasan Arat’ın ardından söz alan ikinci başkan Hüseyin Yücel ise gelecek sezonun transfer çalışmalarına başladıklarını belirterek, “Stoper ve sağ bek için önemli haberlerimizi duyacaksınız. Bitmek üzere olan iki transfer var.” ifadelerini kullandı.
]]>***
Öncelikle futbolu diğer spor dallarından ayırmak lazım geldiğini düşünenlerdenim. Hiçbir bireysel veya takım sporunda bulunmayan bir gücü var futbolun. Yoğun bir “biz” duygusu inşası veya inşa olmuş “biz” in bağlığını güçlendirmesi. Dolayısıyla en az oynayanlar kadar taraftar için de “biz”e dahil olmanın, aidiyetin güçlü olduğu bir sosyal olgudan söz ediyoruz. Takımların kendi sahasında oynadığı maçlar için kullanılan “evimizde oynayacağız” ifadesi bile bu aidiyetin ölçüsünü göstermek bakımından anlamlı. Keza takım oynamaz, takım gol atmaz, takım gol yemez; “biz” iyi veya kötü oynarız, gol atarız, gol yeriz. Takım yenmez, yenilmez; “biz” yeneriz, yeniliriz, kazanırız, kaybederiz.
Dolayısıyla tribünde maç izleyen de evinde televizyondan, radyodan, internetten takip eden de bir şekilde oyuna dahil olduğunu düşünür. Ülkenin milli güreşçisi de elbette önemli olsa da olimpiyat finalinde kimse kendisine uğur denemesi pek yapmaz, günler öncesinden dua etmez veya sosyal medya üzerinden salavat grupları oluşturmaz. Ama ilçe takımının maçı varsa taraftar elinden geleni yapmak ister ve elinden geldiğine de inanır. Meşhur bir söylem vardır ya; ‘düşen uçakta ateist olmaz’ diye, siz onu asıl takımı aleyhine penaltı verilmiş taraftarda görün. O penaltı anındaki çaresizlik yeryüzünün her yerindeki taraftarı inandığı her ne ise, kutsal bildiği her ne ise ondan medet ummaya iter. Üstelik bu gerçek, eğitim seviyesini ve sosyoekonomik farkları da aşar.
Hal böyle olunca şunu kabul edelim ki çok güçlü bir sosyal olgudan bahsediyoruz. İnsanları var olmayan bir sosyolojinin gerçek olduğuna inandıran bir olgu. Belki de Benedict Anderson’un “hayali cemaat” tanımını futbol için kullanmak doğru olacak.
“Biz”e karşı “öteki”
Başlangıcının hemen sonrasından itibaren futbol bir işçi sınıfı sporu oldu. Şehre taşınmış ve bir aidiyet boşluğu yaşayan yığınlar için futbol, hem elde edilen boş zamanı doldurma hem de bir şehre ve camiaya ait olma işlevi gördü. Dolayısıyla da tribünlerin hiçbir zaman nezih mekanlar olduğunu söyleyemeyiz. Bir “biz” ve doğal olarak “biz”e karşı bir “öteki” sporu olan futbolun içinde hem sahada hem tribünde her zaman bir gerilim vardı. Bizde de Avrupa’da da Güney Amerika’da da bu durum böyledir, ancak bunun şiddet boyutuna ulaşmasının bir hastalık hali olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan bence bu var olan hastalık, yani toplumun bir kesiminin şiddette meyli futbolun kabahati değildir. Kuvvetle muhtemel futbol olmasa da bu meyil ortaya çıkaracak başka bir alan da bulurdu. Bu ikisini birbirinden ayırmak lazım diye düşünüyorum. Futbol için sadece bir ayna veya büyüteç diyebiliriz.
Öte yandan yakın geçmişte yaşadığımız Kovid-19 salgını sonrası hem bizde hem Avrupa’da tribün ve futbol üzerinden şiddet ve ırkçılık gösterilerinin arttığını gözlemliyoruz. Tüm dünyanın yaşadığı bu ağır travmanın sonuçları üzerine belki ilerleyen yıllarda daha sağlıklı değerlendirmeler yapmak mümkün olacaktır. Peki bu şiddetle nasıl başa çıkılır? Benim cevabım çok kısa ve net; polisiye tedbirlerle. Tekrar etmiş olayım her toplumda şiddet eğilimi olan bir kitle vardır. Futbol sadece bu arızanın ortaya çıktığı bir kanal veya mecradır.
Tribün duyguya teslimdir
Aslında futbol 20. yüzyıl başlarından itibaren topluluklar için bir kendini ifade enstrümanı olageldi. Kimi zaman totaliter rejim ve liderlerin, kimi zaman bağımsızlık uğruna mücadele eden Afrika insanının veya azınlıkların. 21. yüzyılda ise futbol, özellikle Avrupa’da kendini meşru zeminlerde ifade edemeyen bilhassa ırkçı hareketlerin dışa vurum alanı oldu. Keza Doğu Avrupa ülkelerinde de benzer bir durumu görüyoruz. Öte yandan Fransa Marsilya, büyük ölçüde Kuzey Afrikalı göçmenlerin yaşadığı bir yer ve orada da sıklıkla Fransız hükümetine yönelik birikmiş ve sonraki kuşaklara devredilmiş öfke nedeniyle tribün olayları meydana geliyor. Hatta Marsilya’daki olaylar maruz kalınan ırkçılık ve ayrımcılığa bir tepki olmasına rağmen kendisi de şiddet içeriyor. Neden? Normal mecralarda dikkate alınmadığını düşünen kitleler birikmiş öfkelerini futbol üzerinden ifade edebiliyor.
Bununla birlikte şunu tekrar hatırlatmak gerekir ki futbol tek başına ne sorun çıkarabilir ne de sorun çözebilir; olanı büyütür, topluma ayna tutar. Hatta futbola aynadan çok bir büyüteç diyelim. Bu büyüteç tutma hali belki de tribünün abartma kültüründen kaynaklanıyor. Örneğin geçen sene yaşadığımız deprem sonrasında sivil anlamda ilk inisiyatif alanlar tribün grupları olmuştu. Üstelik tribün grupları kriz anında birbirleri ile olan husumeti bir kenara bırakıp ortaklaşa işe giriştiler. Hatırlayın, o dönemde Trabzon’da tribünlerde Fenerbahçe bayrağı dalgalandı. Tribün duyguya teslimdir ve o duyguyu abartır; olumluyu da olumsuzu da. İşte bu noktada yöneticilik dediğimiz kavram ortaya çıkıyor. Tribünün duygusunu yönetmek kulüp ve federasyon yöneticilerinin görevi. Bizdeki sorun nedir diye soracak olursanız, bizde tribün gibi yöneticiler de duyguya teslim oluyor. Oysa taraftar duygusu ile yönetici ise aklı ile ön plana çıkar. Deprem zamanı Trabzon’da dalgalanan Fenerbahçe bayrağı ile aradan bir yıl geçtiğinde gördüklerimizin arasındaki fark nedir diye sorarsanız, ikisi de “duygu” derim.
Taraftarlık irrasyonel bir haldir. Bir aşk hali ve kendinden geçme hatta aklın baştan gitmesi halidir. Taraftar edilgen ve manipülasyona açıktır. Kanaat önderleri, yorumcular, yöneticiler bu aşk duyguların yoğun ve abartılı yaşandığı dünyayı akılla yönlendirebildiklerinde 6 Şubat sonrası manzaralar, onlar da duyguların esiri olup yangına körükle gittiklerinde de son olarak Trabzon’daki görüntüler ortaya çıkar. 1 asırlık futbol tarihimizde olduğu gibi.
[Erdal Hoş, Sakarya Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve TRT spor yorumcusudur.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Başakşehir’in orta saha oyuncusu Onur Ergün, Süper Lig’de takım ve kişisel hedefleri, İstanbulspor ve Hatayspor dönemi ile A Milli Futbol Takımı hakkında ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Başakşehir’in öncelikli hedefinin Avrupa kupalarında ülkeyi temsil etmek olduğunu söyleyen Onur Ergün, “Kulübümüzün alışmış olduğu ve sürekli şampiyonluğa oynama, Avrupa’ya gitme alışkanlığı var. Başakşehir’in öncelikli hedefi Avrupa’ya gitmek. Bu doğrultuda elimizden geldiği yapmaya çalışıyoruz. Sezona çok iyi başlayamadık belki ama daha sonra kadro kalitemizin farkındaydık ve ilerleyen haftalarda hak ettiğimiz noktaya geleceğimizi biliyorduk. Kalan haftalarda en iyi şekilde oynayıp, Başakşehir formasıyla sahada mücadelede edip, Avrupa’ya gitmek istiyoruz. Hedefimiz ligi ilk 4’ün içerisinde bitirmek. Bireysel hedefim, buraya bu sene geldim, kariyerimde Avrupa maçım yok. Kulübümüzle inşallah bu sene Avrupa’ya gidip, seneye de Avrupa’da Başakşehir formasıyla ilk Avrupa maçlarımı oynamak istiyorum” diye konuştu.
“Kısa vadede planlarımda Başakşehir ile birkaç başarı hayalim var”
Uzun vadede planlar yapmayı bıraktığını, kısa vadede ise Başakşehir ile birkaç hayali olduğundan bahseden Ergün, “Çok fazla uzun hedefler koymuyorum kendime daha küçük hayallerle ilerlemeye çalışıyorum. Özellikle geçen sene yaşadığımız kötü olaydan sonra. Başakşehir’de çok güzel bir ortam yakaladım. Buraya geç bir yaşta geldim ama çok güzel bir ortam yakaladım. Hedefim aslında Başakşehir’de olabildikçe uzun kalmak, burada şampiyonluğa oynayan bir ekip var. Geçmişinde şampiyonluğu olan bir takım var. Burada şampiyonluk yaşamak, Avrupa maçlarında ülkemi temsil etmek gibi kısa vadedeki hedeflerim bunlar. Daha sonrasında yaş ilerledikçe antrenörlük olabilir. Farklı futbolun alanlarında görev almak olabilir. Uzun vadede planlar yapmamaya özen gösteriyorum. O yüzden kısa vadede planlarım Başakşehir ile birkaç başarı hayalim var. İnşallah onlara ulaşırım” şeklinde konuştu.
“City Futbol Grup ile yapılan anlaşmanın gençlere çok büyük faydası olacağını düşünüyorum”
City Futbol Grup ile Başakşehir arasında yapılan futbol odaklı iş birliği anlaşmasının en çok altyapıdaki gençler için faydalı olacağı söyleyen 31 yaşındaki futbolcu, “Yapılan anlaşmada City grubun kalitesi, büyüklüğü, sahip oldukları kulüpler, çok ciddi kulüplere sahipler. Türkiye’den de biz bu kulüplerin arasına girersek çok güzel bir şey olur. Öncelikle gençlere çok büyük faydası olacağını düşünüyorum. City Futbol bünyesindeki kulüpler çok güçlü ve Avrupa’da çok ciddi işler yapmış kulüpler. Dolasıyla genç oyuncularımız direkt takip edilebilecek. Transferleri belki çok daha kolay gerçekleşecek. Burada en büyük faydasının gençlere olabileceğini düşünüyorum. Bu konuyla alakalı daha sonrada başkanımızla sohbet etme fırsatımız oldu. Tesisleşme, futbola bakış açısı ve genel program her konuda mutlaka katkısı olacak. Ama dediğim gibi genel resme baktığın zaman en fazla faydasının gençlere olabileceğini düşünüyorum. Çünkü biz çok iyi genç oyunculara sahibiz. Altyapımızdan çıkan çok değerli oyuncular var. Bu oyuncular bu anlaşma sayesinde çok daha rahat Avrupa’ya çıkabilecekler. City Grup’un sahip olduğu kulüplere baktığımız zaman İspanya’da, İngiltere’de, Almanya’da var. Ben en büyük faydasının gençlere olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Hatayspor çok değerli, yeri her zaman ayrı kalacak”
Süper Lig’de ilk kez Hatayspor formasıyla mücadelede etmesiyle ilgili de konuşan Onur Ergün, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketini yaşamış birisi olarak hiçbir zaman unutmayacağını ifade ederek, depremde yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet ve ailelerine baş sağlığı diledi. Ergün, “Hatayspor’dan tabii ki bahsetmek isterim ama o olayı geçmişte bırakmaya çalışıyoruz. O günü yaşayan her insan gibi. Hatayspor benim Süper Lig’de ilk formasını giydiğim kulüp. Çok değerli, yeri her zaman ayrı kalacak. Çok güzel anılar geçirdiğim. Çok güzel arkadaşlıklar edindiğim ve çok iyi hocalarla çalıştığımız bir kulüp. Benim için hep değerli kalacak. Bu olayla ilgili ise çok acı çektik. Tüm Türkiye gibi çok üzüldük. Tekrardan ölenlere rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyorum. Hiçbir zaman unutmayacağız. Ben kendi adıma unutamıyorum zaten. Çok ağır bir olaydı. Tekrardan detaylandırıp, tekrardan o kötü anıları canlandırmak istemiyorum. Hatayspor’un her zaman yeri benim için özel ve ayrı kalacak. Orada çok güzel dostluklar edindim. Yerel halktan olsun, takım içinde olsun. O yüzden benim için hep kıymetli bir yerde kalacak” dedi.
“İstanbulspor, beni ben yapan kulüp”
İstanbulspor ile Türkiye’nin birçok alt liginde forma giymiş olmasının hatırlatılması üzerine konuşan Onur Ergün, “İstanbulspor benim için en özel kulüp. Çünkü beni ben yapan, Onur Ergün’ün, Onur Ergün olmasını en büyük vesile olmuş kulüptür. Ben orada 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig’de de oynadım. Depremden sonra kısa bir süre, aslında oynamayı düşünmüyordum ama Ecmel Başkan ve Fatih hocamın çağrısına kayıtsız kalamadım. Çok şükür, çorbada tuzum olduysa. Ligde kaldık. Ama bu sene İstanbulspor’a bakınca tabii üzülüyorum. Çünkü o takımı Süper Lig’de görmek için çok emek verdik. Bazen daha büyük sıçramalar yapmak için bir adım geri atmak lazım. İstanbulspor bu sene ligde kalmaya çalışsaydı ve büyük paralar harcasaydı ve kalamasaydı, belki çok daha sert bir düşüş yaşayacaktı. Biraz daha o kulübün yapısını ve başkanını tanıdığım kadarıyla bence ayağını yorganına göre uzatmaya çalıştılar. Bana göre hala ligde iyi futbol oynamaya çalışan ekiplerden bir tanesi. Hak etmediği skorlar alıyorlar. Dediğim gibi bazen daha iyi sıçramalar yapmak için bir adım geriye gitmek gerekiyor. İstanbulspor yetiştirmeye çalışan aynı zamanda yarışmaya çalışan kulüp. Hangi ligde olursa olsun, benim için çok özel kulüp olarak kalacak. O yüzden onlara başarılar diliyorum. Nerede olurlarsa olsun, bir taraftarı olarak onları destekleyeceğim” ifadelerini kullandı.
“Bence bu yaşanan olaylardan herkes kendine bir pay çıkarmalı”
Süper Lig’de son haftalarda yaşanan olayların, bir futbolcu olarak kendisini nasıl etkidiğinin sorulması üzerine 31 yaşındaki futbolcu, “Etkilemiyor desem yalan olur. Bende buradan konuşup gündemi tekrar bu konularla meşgul etmek istemiyorum. Ben sadece sahanın içerisinde kalmaya çalışan bir oyuncuyum. Yaşanan olaylar bizi üzüyor ve düşündürüyor. Her insanda olması gerektiği gibi bizi sorular sormaya yöneltiyor. Bence her insanda bunu yapmalı. Bence bu yaşanan olaylardan herkes kendine bir pay çıkarmalı. Bazı şeyleri bu şekilde daha çok düzeltebiliriz. Dediğim gibi konuşup gündemi tekrar bu konularla meşgul etmek istemiyorum. Saha içerisinde kalmaya çalışıyorum. Kalan haftalarda dediğim gibi bizim hedeflerimiz var. Biz o hedefler doğrultusunda çalışacağız. Sahanın içerisinde kalmaya çalışacağız” diye cevap verdi.
“Milli takımındaki jenerasyona çok inanıyorum”
EURO 2024 öncesi Macaristan ve Avusturya ile hazırlık maçları yapan A Milli Futbol Takımı’nın performansını ve turnuvadaki beklentilerinden bahseden Onur Ergün, “Geçtiğimiz iki maç hazırlık maçıydı. Aslında galibiyet ve mağlubiyet çok önemli değil. Avrupa Şampiyonası’na hazırlanıyoruz. Hoca da bir şeyler oturtmaya çalışıyor. Jenerasyonumuzun çok iyi olduğunu düşünüyorum. Çok iyi bir ekibe sahip olduğumuzu düşünüyorum. İçeride birçok arkadaşımda var, konuşuyoruz. Milli takım ortamı çok iyi. Ben başarılı olacağımıza inanıyorum. Milli duygularımı bir kenara bıraktığımızda, sadece bir futbolcu olarak baktığımda çok kaliteli bir kadromuz var. İnşallah en iyi şekilde, en iyi noktada Avrupa Şampiyonası’nı tamamlarız. Tekrardan gururlu günlere döneriz diye düşünüyorum. Ben bu jenerasyona çok inanıyorum. O yüzden başarılı olacağımızı düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“Çağdaş Atan gibi antrenörlerle çalışmaktan büyük keyif alıyorum”
Teknik Direktör Çağdaş Atan ile çalışmaktan keyif aldığının ve sürekli takıma yeni şeyler öğretmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Ergün, “Ben de Çağdaş hoca da, sezon başında takıma katıldık. Kendisiyle ilk defa burada çalışma fırsatım oldu. Hem ikili iletişim olsun, hem sahadaki teknik, taktik açıdan bize çok şey öğretti. Çok şey kattı. Zaten yakaladığımız başarı, geldiğimiz sıralama ve sezon sonundaki hedefimiz Çağdaş hoca ve ekibinin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Ben bireysel olarak hocayla çalışmaktan çok keyif alıyorum. Çünkü futbol sadece futbol olarak görmüyor. Kendini çok geliştiriyor ve Avrupa’yı takip ediyor. Bizlere sürekli antrenmanlarda yeni bir şey öğretmeye çalışıyor. Ben bu tarz antrenörlerle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Kendisini ve ekibi çok başarılı buluyorum. Her zaman yolları açık olsun. Burada kendileriyle çalıştığım için çok keyif alıyorum” açıklamasında bulundu.
“Hedefimiz Beşiktaş’ı iç sahada yenmek”
Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında oynayacakları sahasında oynayacakları Beşiktaş maçı için ise turuncu-lacivertli futbolcu, “Beşiktaş ilk 4 için hedef olarak direkt rakibimiz gözüküyor. Zorlu bir maç olacak. Beşiktaş’ın kalitesinin farkındayız. Bu milli arada ve öncesinde hedefimizi koymuştuk. Milli arada bu hedef doğrultusunda çok iyi çalışıyoruz. Hedefimiz iç sahada Beşiktaş’ı yenip, kalan 7 haftada kazanmak istiyoruz. Maç maç gidiyoruz. Beşiktaş yada farklı bir takım olarak bakmıyoruz. Her maça final gözüyle bakıyoruz. Çünkü sezon sonunda koyduğumuz bir hedef var. O doğrultuda o hafta neyi gerekiyorsa onu çalışıp, en iyi şekilde maçımızı kazanıp, ilerlemek istiyoruz” diye sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Kalamış’ta bulunan Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde Yüksek Divan Kurulu üyeleriyle istişare toplantısında bir araya gelen Ali Koç, uzun süredir organize kötülüğe uğradıklarını, Trabzonspor maçında yaşanan olayların ise bardağı taşıran son damla olduğunu belirtti.
2 Nisan’da Ülker Stadı’nda gerçekleştirilecek olağanüstü genel kurul toplantısında çoğunluğu sağlayıp aklı selim kararlar almak istediklerinin altını çizen Koç, “Tüm Türkiye’ye ‘Artık yeter’ deme zamanı geldiğini gösterelim. Bıçak kemiğe dayandı ve kesiyor, bacağı da koparmak üzere. İki tane ekstrem var. Birisi hiçbir eylemde bulunmamak ki bana sorarsanız en kötü durum budur. Ligden çekilmeden de ekstrem bir durum var, o da futbol faaliyetlerini durdurmak. Fenerbahçe artık isyan ettiği için camia olarak belli konularda karar almak adına salı günü toplanıyor. Sponsorlarımızla görüştük. Ne karar verirsek verelim sponsorluklarını devam ettireceklerini yazılı şekilde ilettiler. Yarın Samandıra’da teknik kadromuz ve futbolcularımızla buluşacağız. Sanmayın ki duygusal bir karar aldık. Hep beraber en doğru kararı vereceğiz. Ne yapacağımız tam belli değil ama kesinlikle hiçbir şey yapmadığımız bir durum olmayacak. İnşallah 2 Nisan, sadece Fenerbahçe için değil, Türk futbolu için de bir milat olur.” açıklamasını yaptı.
“Karadeniz insanı merttir, ben maskeyle maça girdiklerini hatırlamıyorum”
???????
Trabzon’da yaşanan olayların organize ve belli bir amaç doğrultusunda yapıldığına dikkati çeken Ali Koç, şöyle devam etti:
“Bizi bir kez daha zorbalıkla şampiyonluktan etmeyi amaçladılar. Bu Trabzonspor’un amacıdır demiyorum. Organize kötülüğün tavan yaptığı durumdur. Bir kere güvenlik zafiyeti var ve kimse bunu bize açıklayamaz. Karadeniz insanı merttir, ben maskeyle maça girdiklerini hatırlamıyorum. Bir kez daha Fenerbahçe’nin şampiyonluk hedefleri zorbalıkla elinden alınacaktı. Batshuayi golü atmasaydı ne olacaktı, teknik, taktik mi konuşulacaktı? Trabzon’da daha önce çok olaylar yaşandı, 2 kez maç yarıda kaldı ama hiç bu kadar yabancı madde ve su atılmamıştı. Trabzon Emniyeti, maça tahsis ettiği polisleri stat dışında tutuyorsa, ev sahibi takım ne yapsın. Emniyet müdürünün hala görevde olması da bize bir mesajdır.”
Trabzonspor mücadelesinin 60. dakikasında teknik direktör İsmail Kartal’a mesaj gönderdiğini vurgulayan Ali Koç, şunları kaydetti:
“İstanbul’da maçı seyrederken durumun nereye gideceği belliydi. Maç 2-0’ken, Fenerbahçe tarihinin en yüksek puanını aldığı dönemde, bir kulübün başkanı hocasına ‘Sahadan çekilebilirsiniz, yetki sizdedir.’ deme ihtiyacı duyuyorsa, bu durum Türk futbolunun kepazeliğin ispatıdır. Futbolcularımızın can güvenliği için hocamıza bu mesajı verdim. Peki Trabzon emniyeti, siz görmüyor musunuz? Belliydi zaten bu duruma geleceği. Esas kavgalar tünelde oluyor, biz görüntülere ulaşamıyoruz. Her kulübün, stadın, federasyona bağlı kameraları var. Sevkler yapılmadı. Ne bekleniyor? Bizim futbolcularımıza ceza verilecek diye duyum alıyoruz. Fenerbahçeli futbolcular kaçsaymış, ekstra güç kullanmak zorunda kalmazlarmış ve sevkler olmazmış. Senin hakemin düzgün maç yönetse zaten maç iptal olurdu. Sizi kim sevk edecek, sizden kim hesap soracak? Bu maçın bu noktaya gelmesinin bir numaralı sorumlusu sahadaki yönetimdir. Hakem yurt dışında böyle bir maç yönetse zaten FIFA kokartı elinden alınırdı. İnşallah futbolcularımıza ceza vermezler yoksa Türk futbolu uluslararası alanda çok sıkıntıya girer. Fenerbahçeli futbolcuların linç mi edilmesi gerekiyordu? O bayrak direği, Mert Müldür’ün bir tarafına girince mi işin ciddiyetini anlamamız gerekiyordu? Trabzonspor maçında yaşananlar bardağı taşıran damla oldu. İki kulüp de gerginlik olmasın diye dikkatli davranıyor.”
“Başka ülkelerde 50 sezonda olmayacak şeyleri biz 4-5 ayda yaşadık”
Fenerbahçe’nin son dönemde birçok kez aşağı çekilmek istendiğini dile getiren Ali Koç, şunları söyledi:
“3 Temmuz’u yaşadık, kimse yanımızda değilken dimdik ayakta durduk. Hisselerimizin değeri 1 milyar dolarken bunu bize yaptılar. Ama devlete kast eden bu terör örgütü, Fenerbahçe duvarına tosladı. Devletin 3 Temmuz’dan sonra Fenerbahçe Spor Kulübüne borcu vardır. Kim Şampiyonlar Ligi’ne 2 kez gönderilmedi, biz. Sadece buradan kayıp 70 milyon avro. Otobüsümüz kurşunlandı, yabancı oyuncularımız ülkeden gitmek istedi, şampiyonluk gitti. Herkes istendiği zaman bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyaya rezil edecek suikast girişimi Allah’tan muvaffak olmadı. Ama hala faili meçhul. Riyad’da kriz çıkıyor, o da bize mal oluyor. 2 takım var, federasyon var, Gençlik ve Spor Bakanlığı var ama iş dönüyor Fenerbahçe’ye geliyor. Son 13 senede 1 şampiyonluk yaşadık. Evet yeri geldi yanlış yatırımlar oldu, yanlış kadrolar yapıldı ama yeri geldiğinde bangır bangır aşağıya çekildik. Bana göre Türk futbol tarihi, bundan daha aşağılık bir sezon yaşamamıştır. Başka ülkelerde 50 sezonda olmayacak şeyleri biz 4-5 ayda yaşadık.”
Hakemlerin toplantısının görüntülerinin ortaya çıkmasıyla ilgili de konuşan Koç, “Eğitim toplantısında yeni görüntüler sızdı. Bir hakeme fiziki saldırıda bulunursanız, kamu görevlisine saldırı olur. VAR’daki hakem ‘Ruh halimi hatırlamıyorum, beklenti oldu.’ diyor. O zaman bu adam kamu görevlisiyse, görevi ihmalden yargılanmayacak mı? Nasıl bir sistem kurmuşlar tam anlamış değilim ama tescilli hakemler hep bunların maçlarına veriliyor. Bizi aşağıya çekemedikleri zaman bunları ittiriyorlar. Zamanında Aziz Yıldırım’ın dediği gibi, bunlar her şeyi yaparlar ama hiçbir şey yapmamış gibi dururlar, adaletin bekçisi gibi davranırlar. Her şeyiniz yalan. Özellikle bir tanesi var, hayatı yalan. Deprem konutları yaparken bile, deprem için yardım kampanyası yaparken bile biz 115 milyon lira topladık, 1000 konteynerlik katkı sağladık. Omuz omuza kampanyasında konut için yarışalım dediler. Bir konut 2.2 milyon lira, 250 konut 500 milyon liranın üzerinde. Ben de ‘Biz bunu yapamayız, biz yapacağımızı söylediğimizi yaparız.’ diyoruz. Hayatı yalan olan kişi ‘Ya nolacak, 50-100 tane yaparsın’ diyor. Yemin ediyorum bunu makineye bağlayın, makineyi bozar. Böyle bir camiayla baş etmeye çalışıyoruz ve bu camia ne yazık ki hem siyaseten hem de federasyon tarafından tam destek alan bir camia.” ifadelerini kullandı.
2 Nisan’daki olağanüstü genel kurula dikkati çeken Ali Koç, sözlerini şöyle noktaladı:
“2 Nisan’da canımızdan çok sevdiğimiz Fenerbahçe için bir karar alacağız. Ligden çekilirsin, çekilmezsin. Ama alınacak o kadar karar var ki, bunu beraber yapmalıyız. Biz bunların ekonomik ve hukuki boyutlarını sizlere anlatacağız. 2 Nisan’da yönetim kurulu olarak kesinlikle süre kısıtlaması istemiyoruz, gerekirse sahura kadar orada olacağız.”
]]>Yeşilin Başkenti sloganıyla çalışmalarını sürdüren Ankara Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı nesiller hedefiyle kente yeni spor alanları kazandırmaya devam ediyor.
Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı; kente kazandırılması planlanan iki Spor Köyü’nden biri olan Etimesgut ilçesi Eryaman Mahallesi Spor Köyü’nde çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
65 BİN METREKARELİK 1. ETAPTA ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Toplamda 110 bin 577 metrekarelik alana kurulacak Eryaman Spor Köyü’nün 65 bin metrekarelik kısmını kapsayan 1. etabında çalışmalar sürüyor. Dev spor parkının 1’inci etabında profesyonel alanda kariyer yapmak isteyen ve antrenman yapacak tesis bulmakta zorlanan Başkentliler gönüllerince spor yapabilecek.
Ayrıca; FIFA Star-1 standartlarında iki adet futbol sahası, profesyonel spor standartlarına uygun 3 bloktan oluşan 1738 metrekarelik spor tesisi binasının yanı sıra 480 kişilik 2’şer adet halk ve 88 kişilik 2’şer adet protokol tribününün yanı sıra 115 araçlık da otopark alanı da yer alacak. Spor tesisi binasında; sosyal alanlar, soyunma odaları, ilk yardım odası, doktor ve gözlemci odası, toplantı ve basın odası bulunacak.
2024 yılının yaz aylarında açılması planlanan Spor Köyü’nün ilk etabının 79 milyon 634 bin 25 TL maliyetle tamamlanması hedeflenirken, spor tesisinin 12 amatör spor kulübünün kullanımına tahsis edilmesi planlanıyor.
GENÇ FUTBOLCULAR, KIYASIYA BİR MÜCADELE SERGİLEDİ
Eryaman Mahallesi Spor Köyü’nün 1. Etabı Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı ile Ankara Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen gösteri maçına ev sahipliği yaptı.
Ankara’da faaliyetlerini sürdüren ve 15-18 yaş aralığındaki genç futbolcuların oluşturduğu toplam 12 futbol takımı yeni açılan futbol sahasında kıyasıya bir mücadele gösterdi.
MANSUR YAVAŞ’A TEŞEKKÜR
Spora ve sporcuya verdiği desteklerden dolayı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a teşekkür eden Ankara Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Murat Kandazoğlu, yeni hizmete açılan futbol sahası ile düşüncülerini şu sözlerle dile getirdi:
“Mansur Başkan’ımız göreve ilk seçildiğinde kendisini ziyaret ettik. Amatör sporun özellikle amatör futbolun sıkıntılarını dile getirdik. Amatör futbol kulüplerinin maç yapabileceği sahalarının olmadığını dile getirdik ve gerekli daire başkanları ile iletişim kurarak saha yapılmasını istedi, hızlı bir şekilde ihaleler yapıldı, çalışmalar tamamlandı ve yeni sahamızda başlama vuruşunu gerçekleştireceğiz. Bu tesisi bizler için hazırlayan ve hizmete açan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum.”
Futbol sahasında kıyasıya bir mücadele ortaya koyan amatör spor kulüpleri idarecileri ve genç futbolcular ise şu ifadeleri kullandı:
-Emrah Deyimli (Anadolu Spor Kulübü Başkanı): “Bugün Eryaman Spor Köyü içerisinde yer alan halı sahanın açılışındayız. Mansur Başkan’ımız amatör spor kulüpler için bir sahayı daha hizmete açtı. Amatör Spor Kulüplerine verdiği desteklerden dolayı Mansur Yavaş’a teşekkür ediyorum.”
– İsmail Köse (Atakent Spor Kulübü Sorumlusu): “Çocuklarımızın böyle bir sahaya ve tesise ihtiyacı vardı emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
-Buğra Erdoğan (Eryaman Spor Kulübü Antrenörü): “Ankara’da antrenman yapacak tesis bulmakta zorlanıyorduk, buranın açılması bizler için çok önemli, burada gelişim gösterecek öğrencilerimiz var emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
-Ömer Fatih İmamoğlu (Eryaman Spor Kulübü U15 Takımı Kalecisi): “Yeni sahanın açılışı için çok mutluyum emeği geçen herkese teşekkür ederim.”
-Furkan Taha Dinç (Gazi Eğitim Spor Kulübü futbolcu): “Amatör Spor Kulüplerinin böyle bir sahaya ihtiyacı vardı, antrenman ve maç yapmak için sahanın açılması çok güzel oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
]]>Tecrübeli teknik adam, milli maçlar nedeniyle Süper Lig’e verilen arada Antalya’da gerçekleştirilen kampta basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Düzenlenen sohbet toplantısında açıklamalarda bulunan Buruk, Süper Lig’de Fenerbahçe ile girdikleri şampiyonluk yarışı, takımın ve futbolcularının durumu, kiralık giden oyuncuların performansı ve A Milli Futbol Takımı’nın hazırlık maçları hakkında değerlendirmeler yaptı.
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, futbolda son dönemde yaşanan gerginliklerden kendisi ve takımını uzak tutmak istediğini belirterek, “Kendi işimize odaklanıyoruz. Şu anda milli takım arasındayız. İzin yaptık. Milli takıma giden futbolcularımız var. Dışarıyı bir kenara bıraktık. Orayla bir işimiz yok. Yönetimimiz gündemle ilgili konuşuyor. Benim işim ve oyuncularımın işi saha. Geçen sezon da bunu yapmıştık. Sahada kalan takımın daha başarılı olacağına ve oraya odaklanmamız gerektiğine inanıyorum. Tabii ki gündemi takip ediyoruz. Bazen gülüyoruz bazen kızıyoruz. Enteresan şeyler de oluyor. Antalya kampı da bizim için faydalı oldu. Buraya geldiğimiz için oyuncular da çok mutlu. Bir hava değişimi oldu. Çalışmalar ve kamp ortamı olumlu geçiyor. Bunu etkileyecek hiçbir şeye izin vermek istemiyorum. İlk olarak Hatayspor maçına odaklanıyoruz. Sonrasında Süper Kupa var. 8+1 maçımız var ve hepsi bizim için final. Sadece futbola odaklandık. Dışarısı bizi meşgul ederse bize zarar verir. Gerekli açıklamaları yönetimimiz yapıyor.” diye konuştu.
Şampiyonluk yarışındaki iki takımın da başarılı olduğunu aktaran Buruk, “Genel olarak bakıldığında iki takım da çok başarılı gidiyor. İstatistik olarak iki takım da en iyi sezonlarını yaşıyor ama sadece biri şampiyon olacak. Çok iyi bir puan ortalaması yakalanmasına rağmen şampiyonluk durumuna göre iki takımdan biri başarılı, diğeri başarısız kabul edilecek. Bunun adil olup olmadığını tartışabiliriz. Biz Şampiyonlar Ligi’nde ve Avrupa Ligi’nde oynadık. Fenerbahçe ise UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde devam ediyor. İki takımın da başarılı olduğunu söyleyebilirim ama bir takım şampiyon olacak. Süper Kupa maçını iki takım da kazanmak isteyecek. Bence iki takımın teknik direktörleri ve oyuncuları başarılı. Burada finali kimin yapacağı önemli olacak.” şeklinde görüş belirtti.
Okan Buruk, bitime 8 maç kala Fenerbahçe’nin 2 puan önünde lider olduklarını hatırlatarak, “Yarış güçlü bir şekilde devam ediyor. İki takım da kazanarak ilerliyor. Ancak nereye kadar süreceğini bilemem. Fikstürde kendi sahamızda oynayacağımız son maç Fenerbahçe derbisi. Geçen seneye yakın bir fikstür. İki puan öndeyiz. Bu avantajı devam ettirmeye çalışacağız. Bence iki takım da güçlü bir şekilde devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Tansiyonun yükselmesi Türk futbolunun zararına”
Okan Buruk, yaşanan gerginliklerin Türk futbolunun zararına olduğunu dile getirdi.
Futbolcular, teknik adamların ve farklı takımları destekleyen futbolseverlerin normal hayatta arkadaş olduğuna değinen Buruk, “Son günlerin en güzel fotoğrafı milli takım kampında Galatasaray ve Fenerbahçeli futbolcuların birbirine sarılması, gülüp eğlenmesi. Aslında işin gerçeği bu. Dışarıda taraftarları işin içine çekmek için uğraş veriliyor ama gerçek ve doğal olanı milli takım kampında futbolcuların birbirine sarılması. İşin gerçek resmi bu. Buna odaklanıp, destek olmamız lazım. Yakında Süper Kupa maçı var. Orada da dostluğumuzu insanlara göstermemiz gerekiyor ki Türk futbolundaki tansiyon düşsün. Böyle giderse çok daha kötü şeyler olacak. Yıllardır olmayan şeyleri yaşıyoruz. Bu tansiyonun yükselmesi Türk futbolunun zararına. Teknik direktör olarak kendi adıma bu işi sakinleştirmek için saha içinde kalmam gerek.” ifadelerini kullandı.
Buruk, ülke futbolu için ateşin düşmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Süper Kupa öncesi de iki takımın birlikte basın toplantısına çıkması, dostluk mesajı vermemiz önemli. Ülkemiz her şeyi yüksek yaşıyor. Gerginliği yükseltmememiz gerekiyor. Rekabet, birbirini kızdırmak güzel. Bu işin doğası bu. Ancak bu doğalın dışına çıkılması, kavga, kaos ve olayların artmasına neden olur. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Diğer tarafın ne yapmak istediğini veya planladığını bilemem. Sakin kalan, insanları dostluğa yönlendirmesi gereken taraf olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun için elimizden geleni yapacağız. Bu işi germeye gerek yok. Hepimiz birçok şeyi konuşabiliriz ama bunun bir faydası yok. Her şey daha kötüye gidiyor. Ülke futbolu için ateşin düşmesi lazım.”
Riyad’da ertelenen maçtan önce ortak basın toplantısı düzenlenmediğinin hatırlatılması üzerine 50 yaşındaki teknik adam, “Ortak basın toplantısını tabii ki isteriz. Öyle de olması gerekiyor. İki takımın hocası ve kaptanlarının bir araya gelmesi gerek. Ülke futbolunu geliştirmeye çalışıyorsak önce teknik adam ve futbolcuların birbirine sarılması gerekiyor.” dedi.
Hakem kararları
Okan Buruk, Süper Lig’deki hakem kararları ve yabancı hakem tartışmalarına değindi.
İki takımın yarışının devam ettiğini dile getiren Buruk, şöyle konuştu:
“Ligde bütün takımların lehine ve aleyhine hatalar yapılıyor. Fenerbahçe’nin oynadığı son 3 iç saha maçında kritik kararlar verildi. Özellikle maçın sonucunu etkileyecek son dakikalarda verilen kararlar kamuoyunda gündeme geldi. İki takım da bunları sayabilir. Herkes kendi penceresinden bakıyor, haklı olduğunu düşünüyor. Şu anda objektif bir değerlendirme beklemiyoruz. Bununla ilgili Erden Bey’in bir çağrısı olmuştu. Bu konuyla ilgili, ‘2-3 yabancı hakem maçları incelesin. Kimin lehine kimin aleyhine çıktığını görelim.’ demişti. Ben oraya takılmak istemiyorum. Bazen oyuncularımız da bazı maçlardan sonra, ‘Bu nasıl olabiliyor?’ diyorlar. İki takım da lige odaklanıp giderse hem hakemler hem federasyon için iyi olur. Yabancı hakem olursa saygı duyacağız. Kim yönetirse yönetsin. Federasyon kimi görevlendirirse görevlendirsin saygı duyacağız. Avusturya ile yapılan milli maçtaki kararları da gördük. O da Avrupalı bir hakem ama verilen kararların ne kadar doğru olup olmadığını gördük. Her yerde herkes hata yapabilir. Bizim için kimin yönettiğinin önemi yok. Çıkıp futbolumuzu oynayacağız. Hakemli de hakemsiz de olsa oynayacağız. Tribünden biri yönetse de oynayacağız. Bunların çok üstünde durmamak gerek. Bence Türk hakemler devam edecekse onlara öz güven vermemiz gerekiyor. Başta federasyonun onlara destek olması gerek. Zaten 3-4 senedir Türk futbolundaki kaos devam ediyor. Çok önemli ve değerli hakemler vardı. Görevi bıraktılar. Yerine yenilerin gelmesi zaman alacaktır. Ancak üzerlerindeki baskılar da onların hata yapmasına yol açıyor. Bence önemli olan Türkiye Futbol Federasyonunun hakemlere destek vermesi.”
“Geçen sezonun daha zorlu olduğunu düşünüyorum”
Okan Buruk, Galatasaray’ın başında şampiyon oldukları geçen sezonun bu sezona göre zorlu olduğunu söyledi.
İki sezon arasındaki farklılıkları dile getiren Buruk, “Bence bu sezonki ana zorluk çok daha yoğun maç fikstürü. Sezonu çok erken açtık, Şampiyonlar Ligi oynadık. Son yıllarda Şampiyonlar Ligi oynayan takımlar Süper Lig’de zorlanmıştı. Ben de Başakşehir’de bunu yaşamıştım. Trabzonspor, Beşiktaş ve Başakşehir zor sezonlar geçirmişti. Bu sezon ondan dolayı zor oldu. Ancak geçen sezonun daha zorlu olduğunu düşünüyorum. Bir sezon önce 13. olan bir takıma yeni bir kadro kuruldu. Yeni hoca, yönetim ve oyuncular vardı. Her şey yeniyken şampiyon olmak daha zordu.” değerlendirmesinde bulundu.
“Transferlerin en büyük sorumlusu benim”
Galatasaray Teknik Direktörü, yapılan transferlerde en büyük sorumluluğun kendisinde olduğunu vurguladı.
Bazı transferlerden istenen katkının alınmadığı şeklindeki yorumlar olduğunun söylenmesi üzerine Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sezonki tüm transferleri hep birlikte yaptık. Bunun en büyük sorumlusu benim. Bazen son dakika, bazen elimizdeki bütçeye göre transfer yaptık. Bütçemiz sonradan açıldı. Şampiyonlar Ligi’ne çok geç girdik ve son haftaya kaldık. İki transfer döneminde de son haftaya kaldık. Ara transferde Sacha Boey’in satılması planladığımız bir şey değildi. İki dönemin de zorlukları oldu. Ancak benim işim de bu zorluklara adapte olmak. Her şartta elimizdekilerle en iyisini çıkartmak zorundayız. Bazen sakatlıklarla boğuştuk. Bu sene daha çok çözümler bulduğumuz bir sezondu. Geçen sezon hep tek maç oynadık. Haftada tek maç oynamak hep daha kolaydır. Tek zor yanı oyunculara daha fazla oyuncuya süre veremiyorsunuz. Bu sezon herkes uzun süreler aldı. Bu sezon daha farklı bir senaryo yaşadık. Sakatlık, ceza, formsuzluklar yaşadık. Yeni gelen oyuncuların adaptasyonu zor ve geç oldu. Daha nisan başında 47 maç oynadık. Sezon sonunda 56 maça ulaşacağız. Benim işim daha zor oldu ama denemelerimiz başarılı olduğu için benim açımdan olumlu gözüktü. Barış, Kaan, Berkan, Kerem Demirbay farklı mevkilerde oynadı. Ancak hiç yerlerini yadırgamadı. Bu oyuncu grubu ile çalıştığım için şanslıyım. Çünkü her rolü kabul eden bir oyuncu grubu var.”
Buruk, Benfica’nın sözleşmesi sezon sonunda bitecek Portekizli 10 numarası Rafa Silva ile ilgilenip ilgilenmediklerinin sorulması üzerine, “Transferle ilgili oyuncu izleme departmanı çalışma yapıyor. Hazırlıklarımız var, oyuncuları izliyoruz. Serbest oyuncular olabilir. Şu anda net bir isim üzerinde çalışma yok. Rafa Silva çok değerli ve başarılı bir oyuncu. Birçok ülkeden birçok takım isteyecektir. Serbest statüde birçok oyuncu çıkacaktır. Şu anda ben lige odaklandım ama oyuncu izleme departmanımızın hazırlıkları sürüyor. Bu sezonki performanslara göre mevkiler de birkaç hafta içinde netleşecektir.” ifadelerini kullandı.
Sakatlığı bulunan futbolcular
Okan Buruk, son dönemde sakatlığı bulunan futbolcuların durumuyla ilgili bilgi verdi.
Davinson Sanchez ve Serge Aurier’in cumartesi günü takımla çalışacağını dile getiren Buruk, “Hayatspor maçına kadar dört günümüz daha var. Davinson ve Serge, cumartesi günü takımla çalışmalara başlarlar. Hatayspor maçı için karar vereceğiz.” dedi.
Sakatlıktan çıkan Abdülkerim Bardakcı’nın A Milli Takım’a gittiğini aktaran tecrübeli teknik direktör, “Tam hazır olmadığı için Abdülkerim’i Kasımpaşa maçında da riske etmemiştik. Tekrar sakatlanıp 3-4 haftasının daha gitmesini istemedik. A Milli Takım’a da çağrılmamıştı ama sonradan davet edilme durumu oldu. Sakat olduğunu, göndermek istemediğimizi söyledik. Montella’ya çok saygı duyuyorum. Kendisi, dikkatli olacaklarını, ihtiyaç halinde görev vereceklerini söyledi.” diye konuştu.
Okan Buruk, Kaan Ayhan ve Mauro Icardi’nin durumlarıyla ilgili, “Kaan Ayhan, yaza kadar bu şekilde devam edecek. Yazın da Avrupa Şampiyonası var. Kendisi ufak tefek ağrılarıyla oynamayı öğrendi. Biraz da ağrıları azaldı. Elimizdeki oyunculara göre onu da idareli ve dikkatli kullanmaya çalışacağız. Icardi’nin sakatlığı devam ediyor. Bir hafta dinlendi. Şimdi antrenmanlara başladı. Daha iyi olacağını düşünüyorum. Arka adalesinde bir sorun var. Kendini idare ederek oynayabiliyor.” değerlendirmesini yaptı.
Köhn transferi ve UEFA Avrupa Ligi’nden elenmeleri
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sol bek Derrick Köhn’ü daha erken transfer etmeleri durumunda Avrupa’da daha ileri gidebileceklerini söyledi.
UEFA Avrupa Ligi son 16 play-off turunda Çekya temsilcisi Sparta Prag’a elendiklerini hatırlatan Buruk, “Keşke Köhn’ün transferini yetiştirebilseydik. Berkan’ı bölgesi olmayan sol bekte oynatmak zorunda kaldık. Berkan, elinden gelenin fazlasını yaptı. Sparta Prag’la yaptığımız ikinci maçta takım olarak iyi değildik. Köhn olsaydı bizim için farklı bir senaryo olabilirdi. Hamle şansımız olabilirdi. 10 kişi kaldıktan sonra kulübeden oyuna sokacak savunma oyuncumuz yoktu. Keşke yetiştirebilseydik.” ifadelerini kullandı.
“Bir hoca olarak Mertens ile devam etmek isterim”
Okan Buruk, sezon sonunda futbolu bırakma kararını gözden geçirecek Dries Mertens ile devam etmek istediğini söyledi.
Mertens’in çok önemli bir profesyonel ve iyi bir insan olduğuna vurgu yapan Buruk, Belçikalı 10 numara ile ilgili, “Son dönemde takımın en formda ismi Mertens. Baktığınızda kaç yaşında olduğunu anlamazsınız. Bence oynayabilecek seviyede. Bu kadar iyi performans insana futbolu bıraktırmaz. Mertens bizim için önemli. Kendisi devam etmek isterse bir hoca olarak Mertens ile olmak isterim.” dedi.
Takımdaki oyuncuların genelinden memnun olduğunu aktaran Buruk, şunları kaydetti:
“Çok isim var. Muslera çok eski. Kaptan olarak önemli bir rol alıyor. Profesyonel, çalışkan ve soyunma odasında çok etkili. Birçok ismi sayabilirim. Türk oyuncular da bizim için çok değerli. Takım içi dengeleri tutan Türk oyuncular var. Eskiden, ‘Türk oyuncular daha az profesyonel, gelen yabancı daha profesyonel.’ derlerdi. Bunun değiştiğini düşünüyorum. Türk oyuncularımız da çok profesyonel. Takım için ellerinden geleni yapıyorlar. Maddi anlamda da daha az para kazanıyorlar ama manevi anlamda daha fazla işin içine katılıyor. Bazen hak etmedikleri halde çok eleştiri alıyor. En kısa yoldan hep Türk oyuncuların üzerine gidiliyor. Türk oyuncularımızın çok değerli ve özel olduklarına inanıyorum.”
Kiralık giden oyuncuların durumu
Okan Buruk, sezon başında kiralık giden futbolcularla ilgili değerlendirmede bulundu.
Aston Villa’da forma giyen Nicolo Zaniolo’nun durumunun sorulması üzerine Buruk, “Zaniolo çok önemli ve değerli bir oyuncu. Premier Lig’de de goller attı, milli takımda ilk 11’de oynadı. Çok önemli bir değer. Gelip bizimle olmak isterse ben kadromda olmasını isterim. Ancak hem kulübün hem de Zaniolo’nun ne düşündüğü çok önemli.” diye konuştu.
Leicester City forması giyen Yunus Akgün’ün önemli bir futbolcu olduğuna değinen Buruk, “Yunus Akgün bence iyi gidiyor. Premier Lig yolunda önemli bir yarıştalar. İyi bir takımda oynuyor. Satın alması gerçekleşecek mi bilmiyorum. Ancak geri dönerse bizim için çok önemli bir oyuncu olacak. Aslında kendisini bırakmak istemedik. Kendisi Avrupa’da oynamak için gitti. Emin Bayram çok iyi gidiyor. Takip ediyoruz. Emin ile Galatasaray’ın ilerleyen yıllarda iyi bir stopere sahip olacağını biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Belçika’nın Basel takımına kiralanan Yusuf Demir ile ilgili Buruk, “Yusuf istediğimiz gibi süre alamıyor. O da yazın dönüp bizimle olacak. Ancak çok genç bir oyuncu. Daha gelişimini tamamlamamış, gelişebilecek ve yetenekli bir futbolcu. Bizde kalırsa mental olarak iyi hazırlayıp öz güvenle süre vermemiz gerek. Potansiyelli bir oyuncu. Yaşı çok genç. Bence gelişecek. Bu sezon Basel performansı iyi olmadı ama bence bir yerde iyi performans verecek.” açıklamasında bulundu.
“Tribünlere çağrılmak beni çok motive ediyor”
Okan Buruk, iç saha maçlarından sonra taraftarın kendisini tribüne çağırmasıyla motive olduğunu söyledi.
Galatasaray altyapısından yetiştiğini hatırlatan Buruk, “Tribünlere çağrılmak beni çok motive ediyor. Çok büyük bir sorumluluğum var. Bunun yükü çok ağır. Dışarıdan gelen biri değilim. O tribünlerle büyüdüm, geliştim, çok önemli başarılar yaşadım. Takımın maç kazanması, başarılı olması, şampiyonluk yaşaması normal bir teknik direktör için bir ise benim için üç. O sorumluluktan sonra taraftarımızla buluşmak, onlarla bir arada olmak, size değer verdiklerini görmek benim için çok büyük bir gurur ve mutluluk oluyor. İç sahada taraftarımızla ne kadar iyi olduğumuzu gösteriyor. Maç sonu buluşma da birbirimize olan sevginin yeniden ortaya çıkması oluyor.” şeklinde görüş belirtti.
Yurt dışı hedefi
Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, önceliğinin Galatasaray’da yaşayacağı başarılar olduğunu vurguladı
Avrupa’da takım çalıştırma hedefi olup olmadığı sorulan Buruk, “Türk futbolcular ve teknik direktörler, ne kadar dünyaya açılır, Avrupa’da takım çalıştırırsa ülke imajı için önemli adım olur. Orada doğru zaman ve takım önemli. Ancak şu an benim için ana hedef Galatasaray’ın başarısı. İnşallah yeniden şampiyon olmak, yeniden Şampiyonlar Ligi’nde oynamak birinci hedefim. Avrupa’da olmak, takım çalıştırma tecrübesini yaşamak istersiniz ama ana hedef Galatasaray’ın başarısı. Burada güzel bir birliktelik ve müthiş bir uyumumuz var. İlk isteğim bunun devam etmesi. İleride bir gün şartlara göre olabilir.” diye konuştu.
“İyi bir kadromuz ve teknik direktörümüz var”
Okan Buruk, A Milli Takım’ın iyi oyuncular ve iyi bir teknik direktöre sahip olduğunu söyledi.
Macaristan ve Avusturya ile yapılan hazırlık maçlarının sonuçlarının önemli olmadığını belirten Buruk, Vincenzo Montella’ya güvendiğini dile getirdi.
İtalyan teknik adamın bazı denemeler yaptığını aktaran Buruk, sözlerini şöyle tamamladı:
“Teknik adam, oynamayan futbolculara görev veriyor, farklı kadrolar çıkarttı, bütün oyunculara şans vermeye çalıştı, forvette denemeler yaptı. Sonuç kötü olunca olumsuz hava oluşuyor ama bence bu maçların Avrupa Şampiyonası ile alakası yok. İyi bir kadromuz ve teknik direktörümüz var. Grup maçlarında yakaladıkları uyumu gördük. Bu çizginin devam edeceğini düşünüyorum. Hazırlık maçlarında olmayabilir. Bazen teknik adamlar bir şeyler deniyor. Tabii 6-1’lik skor ağır olduğu için hepimizi üzüyor. Ancak en çok Montella üzülmüştür. Bence şampiyona öncesi oynayacağımız iki hazırlık maçı daha ölçü olacak. Bence asıl değerlendirmemiz gereken maçlar olacak. Turnuva da daha farklı olur. Son iki milli maçı dikkate almamak gerekir. Bence hoca bunlardan dersler çıkarır. Bence olumsuz düşünecek bir durum yok. İyi bir milli takıma sahibiz. Çok başarılı olacağımıza inanıyorum.”
]]>Kuzey Makedonya Milli Takımı’nın hazırlık maçları için geldiği Antalya’da AA muhabirinin sorularını cevaplandıran 24 yaşındaki futbolcu, Türkiye ile gönül bağının hiçbir zaman kopmadığını dile getirdi.
Süper Lig’deki şampiyonluk yarışını yakından takip ettiğini belirten RB Leipzig oyuncusu, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin dişe diş bir mücadele ortaya koyduğunu belirterek, “İki takım da çok iyi gidiyor. İkisinin de birer mağlubiyeti var. Zorlu bir yarış. Bence bu mücadele sonuna kadar devam eder. İnşallah Fenerbahçe şampiyon olur.” dedi.
Türkiye’de tüm derbilerin zor geçtiğini vurgulayan Elmas, Trabzonspor forması giyen Enis Bardhi ile milli takım kampında olaylı Trabzonspor-Fenerbahçe maçının kritiğini yaptığını anlattı.
Fenerbahçe’ye transfer olduğu dönem ligdeki ilk maçında Trabzonspor’a karşı forma giydiğini hatırlatan Eljif Elmas, şunları söyledi:
“Oradaki ateşli atmosferi gördüm. Bardhi de şimdi bana, ‘Hayatımda böyle bir maç görmedim. Bu nasıl olur Elif?’ dedi. Tabii Türkiye’de ben de böyle olaylı bir maçın içinde yer almıştım. 2018’deki Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde Jailson önümde Belhanda’ya tokat atmıştı. Bir anda saha karıştı, herkes birbirine girdi. Ben de o zamanlar Bardhi gibi çok şaşırmıştım. Tabii böyle olayların futbolda yaşanmaması lazım.”
“İtalyan futbolu Türk futboluna göre daha kaliteli”
Ocak 2024’te Bundesliga ekiplerinden RB Leipzig ile 4,5 yıllık sözleşme imzalayan Elmas, Fenerbahçe’den Napoli’ye transfer olduğunda kendisinin üst seviyeye geldiğini sandığını ancak İtalya’da farklı bir durum yaşadığını kaydetti.
Transferini o dönem Napoli’yi çalıştıran Carlo Ancelotti’nin istediğine dikkati çeken Elmas, “Ancelotti ile bayağı bir çalıştım, eksik yönlerimi gördüm. İtalyan futbolu Türk futboluna göre daha çok taktiksel. Türkiye’de daha çok açık futbol oynanıyor. Sertlik olarak iki ülke futbolu da aynı. Ancak İtalyan futbolu Türk futboluna göre daha kaliteli. Çünkü daha büyük takımlar mücadele ediyor. Serie A’nın kalite üstünlüğü var ve taktiksel anlamda daha iyi.” değerlendirmesinde bulundu.
İtalya’daki tribünlerin ise Türkiye ile mukayese edilemeyeceğini belirten Kuzey Makedonyalı futbolcu “Türkiye’deki kadar ateşli bir taraftar görmedim. Şampiyonlar Ligi’nde, büyük maçlarda da oynadım ama Türkiye’deki futbol coşkusuna başka bir yerde şahit olmadım. Türkiye taraftar konusunda başka bir seviyede.” diye konuştu.
“Ailem Kütahya taraflarından gelmiş”
Türk gurbetçilerin Avrupa’da kendisine destek olduğunu aktaran Elmas, “Almanya’daki Türk taraftarlar her zaman yanımda. Bana büyük ilgi gösteriyorlar. Zaten ben Türküm. Kuzey Makedonya’da yaşıyorum, doğduğum ülke bana çok şey verdi ama ben Türk asıllıyım.” ifadelerini kullandı.
Kuzey Makedonya’da bilinen Türk ailelerden olduklarını kaydeden Elmas, “Ben Üsküp’te doğdum, babam Tetovalı (Kakandelen). Ailem Osmanlı zamanında Kütahya taraflarından gelmiş. Bursa ve İzmir’de akrabalarımız var.” bilgisini verdi.
“Fatih Terim beni milli takıma istedi ama olmadı”
Fatih Terim’in teknik direktör olduğu dönemde kendisine Türk Milli Takımı için teklif ulaştığını açıklayan Elmas, şöyle devam etti:
“Üsküp’te 5 Haziran 2017’de Türkiye’nin Kuzey Makedonya ile 0-0 biten bir maçı vardı. Öncesinde Fatih Terim beni milli takıma istedi ama olmadı. Ben de o zaman Kuzey Makedonya Milli Takımı kadrosuna çağrıldım. Daha sonra 21 Yaş Altı Takımı’na gönderildim. 11 Haziran’da ise ilk kez Kuzey Makedonya A Milli Takımı formasını giydim. Bu süreçte eğer Kuzey Makedonya’nın teklifini kabul etmeseydim, iki sene yurt dışında oynayamama gibi bir ceza söz konusuydu. Zaten böyle bir karar vermek gerçekten zordu. Doğduğum ülke Kuzey Makedonya’yı tercih ettim.”
“Arda Güler’in kendisini fiziksel olarak geliştirmesi lazım”
Arda Güler’i Fenerbahçe’de oynarken takip ettiğini dile getiren genç yıldız, Real Madridli futbolcu için, “İyi topçu. İyi tekniği ve futbol vizyonu var. Bence biraz kendisini fiziksel olarak geliştirmesi lazım. Onu da Real Madrid’de yapacağını düşünüyorum. Ona tek tavsiyem, üst seviyelerde olan futbolculardan bir şeyler öğrenmesi. Panik yapmasın. Kendisi daha çok genç. Adım adım gitmesi lazım. Eğer bunları yaparsa, kesinlikle Arda Güler en iyi Türk futbolcusu olabilir.” şeklinde görüş belirtti.
Antalya’daki hazırlık maçlarının Ramazan ayına denk gelmesine değinen Eljif Elmas, çocukluğundan itibaren oruç tuttuğunu ve bunun futbolculuk hayatını etkilemediğini anlatırken, “Hiçbir zaman oruçla futbolculuğu karıştırmadım. Çünkü oruç benim için bambaşka bir ibadet. Müslümanım ve her zaman, her şartta orucumu tutarım. Benim için ilk başta ailem ve dini değerlerim, sonra ise futbol gelir.” açıklamasını yaptı.
“Napoli’de başarılıydım”
Serie A ekiplerinden Napoli’de geçirdiği dört seneyi değerlendiren Elmas, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Napoli’de bazen yedek de olsam başarılı bir dönem geçirdim. Osimhen ve Khvicha’nın ardından en çok asist yapan ve gol atan üçüncü oyuncuydum. Bu anlamda başarılıydım. Napoli’de 33 yıl aradan sonra şampiyonluk sevincine ortak oldum. Bu Juventus’un ve Inter’in kazandığı şampiyonluklara benzemez, daha değerliydi. Napoli her sene şampiyon olmuyor çünkü. İyi bir dönem geçirdim. İtalya Kupası’nı da aldık. Yaklaşık 200 maçta forma giymişim. 19 yaşımda gittim İtalya’ya ve 24 yaşına kadar oradaydım. Artık değişmenin vakti geldi diye düşündüm. Sürekli 11’de forma giyebileceğim bir takım olsun istedim. O yüzden Leipzig’i seçtim. Leipzig genç oyunculara şans tanıyan bir ekip. Şimdi Alman futboluna adapte oluyorum. Seneye tam formunda bir Eljif Elmas izleyebilirsiniz.” diye konuştu.
“Kuzey Makedonya ile Dünya Kupası’nda oynama hayalim var”
Antalya’daki kampın milli takıma iyi geleceğini ifade eden Elmas, takımdaki genç oyuncularla yeni bir hava yakalamayı hedeflediklerini söyledi.
Moldova önünde 1-1 biten hazırlık maçında iyi mücadele ettiklerini vurgulayan Elmas, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu sezonun sonunda iki hazırlık maçımız daha olacak. Haziran ayında Hırvatistan ve Çekya ile karşılaşacağız. Kuzey Makedonya Milli Takımı olarak önümüzdeki senelerde güzel işler başaracağımızı düşünüyorum. Kuzey Makedonya, Türkiye gibi 80 milyonluk bir ülke değil. Sadece 1,5 milyon nüfusumuz var. Bu yüzden milli takıma oyuncu bulmak bile zor oluyor. 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılarak adımızı duyurduk. Bunu devam ettirmek istiyoruz. Milli takımdaki hedeflerim, bir kez daha Avrupa Şampiyonası’na gidebilmek. Kuzey Makedonya ile Dünya Kupası’nda oynama hayalim var.”
]]>Pendikspor Teknik Direktörü İbrahim Üzülmez, takımının Süper Lig’deki durumunu, Türk futbolunda son dönemde yaşanan sorunları, sosyal medyanın futbola olan etkisini, eski kulübü Beşiktaş ile ilgili düşüncelerini ve gündeme dair görüşlerini Demirören Haber Ajansı (DHA) muhabirine anlattı.
Süper Lig’in 31’inci haftasında deplasmanda oynayacakları Samsunspor maçının hazırlıklarına iyi çalıştıklarını belirten İbrahim Üzülmez, “Oyuncularımız geldiğimiz günden bu yana bizlere inanmaya başladılar. Hem saha içinde hem saha dışında güzel bir sinerji yakaladık. Fenerbahçe maçını kaybetsek de oyun olarak çıkışa geçen bir Pendikspor var. Amacımız tabii ki milli maç arasını en iyi şekilde değerlendirmek. Takımımızın mental anlamda sorunları vardı. Göreve geldiğimizde oyuncularla bire bir konuşmalarımızda bu mücadelenin içinde, önümüzdeki süreçte Pendikspor’u en iyi yere getirmek için bire bir görüşmelerde çok güzel geri dönüşler aldık. Oyuncularıma inanıyorum, güveniyorum. Çok karakterli bir oyuncu grubuna sahibim” ifadelerini kullandı.
“BU SİNERJİYİ SAMSUNSPOR MAÇIYLA DEVAM ETTİRMEK İSTİYORUZ”
Kazanma alışkanlığını edinmeleri gerektiğini anlatan 50 yaşındaki teknik adam, “Belki Konyaspor maçıyla iyi bir başlangıç yapamadık ama hem Fenerbahçe maçında hem sonraki haftada İstanbulspor karşılaşmasında saha içinde doğruları yapan bir Pendikspor takımı var. Fenerbahçe deplasmanında Fenerbahçe’ye 60’ıncı dakikaya kadar pozisyon vermeyen, herkesin olumlu görüşler belirttiği bir mücadele oldu. İstanbulspor maçını oynadık. Rakibimiz geçiş oyununu en iyi oynayan takımlardan biri. Hem Ankaragücü hem de Antalyaspor deplasmanlarında rakiplerinden puan alan ve 13-15 tane pozisyona giren bir takım vardı. Biz İstanbulspor’u ilk yarıda ceza sahamıza sokmadık, ikinci yarıda ise 2 pozisyon vererek maçı tamamladık. Demek ki biz doğru işler yapıyoruz. Rakibi doğru analiz ediyoruz. Ortaya doğru şeyler çıkarmaya başladık. Bu sinerjiyi Samsunspor maçıyla devam ettirmek istiyoruz” diye konuştu.
“FİNAL BASKISINI YAŞAMAMAMIZ GEREKİYOR”
Ligde kalma mücadelesi verdiklerini aktaran Üzülmez, “Sonuç olarak düşmemeye oynayan bir takımız. Oyuncularımı her maça final havasında hazırlamamız gerekiyor. Her maçın ne kadar değerli olduğunu onlara anlatmaya çalışıyoruz. İstanbulspor maçı nasıl çok önemliyse şimdi oynayacağımız Samsunspor maçı da çok önemli. Final baskısını da yaşamamamız gerekiyor. Bu takım son dönemlere bakınca ligin en çok gol yiyen takımlarından birisi. Öncelikli olarak bu zaafımızı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Ön alan baskısını doğru yapmamız lazım. Ön alanda güçlü oyunculara sahibiz. Umut Nayir, Mame Thiam, Abdoulay Diaby, Halil Akbunar ve Erencan Yardımcı gibi çok önemli oyunculara sahibiz. Tabii takım savunmasını da bunun yanında ikinci plana atmamaya çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
“BİZİM YAPIMIZDA PES ETMEK YOK”
Ligde son haftaya kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini vurgulayan İbrahim Üzülmez, şunları kaydetti:
“İstanbulspor karşısında galibiyetin anlam kazanması Samsunspor maçının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bu sıralamada olduğunuzda kaybetme olasılığınızın daha az olması lazım. Oyuncularımız bu baskıyı zaman zaman yaşıyor. Toplantılar yaparak onları bu baskıda kurtarmaya çalışıyoruz. Pendikspor’un oyunsal anlamda da yavaş yavaş ne kadar güçlü geldiğinin de görülmesini istiyoruz. Oyuncularımın da kazanmaya başladıkça öz güveninin daha da artacağını düşünüyorum. Biz inanıyoruz. Bir kıvılcım yaktık. Bazı kesimler Pendikspor’un çok fazla şansının kalmadığını söylüyor. Bizim yapımızda pes etmek yok. Kaybedebiliriz ama mücadele ederek kaybetmemiz lazım. Oyuncularımın da böyle bir anlayış içinde olmadığını göstermeye başladık yavaş yavaş. Bunu bir tık daha yukarı taşımamız lazım. Bunu yukarıya taşıdığımızda olumlu anlamda konuşacakları bir Pendikspor’un olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bunu devam ettireceğiz. Sonuna kadar bu yarışın içinde olacağız.”
“KRİZ DÖNEMLERİNİN HOCASIYIZ”
Göreve gelmeden önce zihinsel olarak düşüşte olan bir oyuncu grubuyla karşılaştığını belirten Üzülmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz zaten kriz dönemlerinin hocasıyız. Kriz dönemlerinde bu teklifler geldiğinde tabii ki burası Süper Lig. Başkanımızla oturup istişare ettiğimizde başkanımız bize çok güvendi, çok inandı. Benim bu takımın içinde olmam gerektiğini söyledi. Bu anlamda kendisine çok teşekkür ediyorum. Takımı analiz ettiğimizde yetenekli oyuncu sayısının olduğunu düşündük. Biz gelmeden önce düşüşte olan bir oyuncu grubu vardı. Bunu yukarıya çekmeye ve inandırmaya çalıştık. Onlar da inanmaya başladı. Bu teklif geldiğinde heyecanlandık. Süper Lig’deki rekabetin içinde olmamız gerektiğini ekibimizle konuşuyorduk. Alt liglerde şampiyonluklarımız ve başarılarımız var, orada da güzel işler yaptık. Bizim için burasının bir fırsat olduğunu düşünüyorduk. Her oyuncu oynamak istiyor. Bu birliktelik umarım devam eder.”
“KİMSE İĞNENİN KENDİSİNE BATMASINI İSTEMİYOR”
Türk futbolunda son dönemde yaşanan sorunlarla ilgili de konuşan deneyimli teknik adam, “Sevinci de üzüntüyü de abartan yapıda bir ülkeyiz. Futbolun paydaşları olarak böyle bir yapımız var. Kimse iğnenin kendisine batmasını istemiyor. Kimse öz eleştiri de yapmıyor. Herkes şapkasını önüne koyup nerede hata yaptığıyla ilgili o öz eleştiriyi yapmalı. Ben de yapacağım, başkanlar da yapacak, yöneticiler de yapacak, futbolcular da yapacak, taraftarlar da yapacak. Öyle bir kamuoyu oluşuyor ki, keşke olmasaydı. İnşallah son olur. Her tarafta var. Başka sahalarda da oldu. Ben de bir açıklama yaptım. Kendi öz eleştirimi de yapıyorum. O dürüstlüğü de gösteriyorum. Benim misafir olarak yer aldığım karşılaşmada bana yapılan eylemin de doğru olmadığını birilerinin bilmesi gerekiyor. Sen o doğruyu söylemiyorsun ama bu taraftan hep bizi eleştiriyorsun. Beni eleştir, ben de kendimi eleştireyim ama o taraftaki eylemi eleştirmezsen doğruyu bulamayız. Camiaların da öz eleştiri yapması lazım. Bir taraf çıkıyor şöyle bir olay oldu buraya ceza verilmesi gerekiyor diyor. O cezaya bakıyorsunuz doğru ceza verilmesi gereken o taraftar veya camiasına baktığınız zaman o da bir iki sene önce aynı hatayı yapmış. Kendisine geldiği zaman ben ceza almayayım diyor. Ama orası ceza alsın diyor. Bu mantıkla nasıl değiştireceğiz? Bu mantıkla futbolu nasıl yukarıya taşıyacağız? Futbolun bütün paydaşları iyi niyetle, art niyet düşünmeden elini taşın altına sokmalı” görüşlerinde bulundu.
“BİZ KENDİ İÇİMİZDE FUTBOLU DİBE ÇEKİYORUZ”
Türk futbolunun paydaşlarından biri olarak kendisini her konuda eleştirdiğini vurgulayan İbrahim Üzülmez, “Sosyal medyada da inanılmaz programlar var. Herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği sürece düzelmeyiz. Ben şampiyon olayım, her şey mubahtır anlayışıyla yola çıkarsak o olaylar yine devam eder. Dürüstçe, hak yemeden, birisinin sırtına basmadan şampiyon olabiliyor muyuz? Olabiliyorsak taraflı tarafsız o şampiyonu herkesin alkışlaması lazım. Biz o anlayışta değiliz. Önemli oyuncular geldi. 5 milyon Euro’nun üzerinde kontratlı oyuncular var. Biz kendi içimizde futbolu dibe çekiyoruz. Bizim maçta Fenerbahçe, zaten favoriydi. Fenerbahçe Pendikspor’u yenebilir. Orada bize de saygı duyulması gerekmiyor mu? Hep biz mi suçluyuz? Evet açıklamalarım keşke olmasaydı. Ben kendimi eleştiriyorum zaten. Karşı taraf da o öz eleştiriyi yapmalı. Futbolun bütün paydaşları ortak bir karar alıp, ortak cezalar alıp o cezaların da uygulanması gerekiyor. Cezalar da ağır olsun. Ben mi yaptım? Alayım cezayı. Başkası mı yaptı? Alsın cezayı. O cezaların ağır yaptırım içinde olması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
“ADAMIN SAÇINI BEĞENMİYORSUN KÜFREDİYORSUN”
“Cezaların takım, taraftar, teknik adam gözetmeksizin uygulanması gerektiğini düşünüyorum” diyen Üzülmez, şöyle devam etti:
“Futbol geriye gidiyorsa burada o suçlu, ben suçsuzum deme şansınız yok. Herkes hatalı, herkes hatalar yapıyor. Tek doğruyu hepimizin bulması gerekiyor. Herkesin kendi üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor. Bir arınma olmalı. Adamın saçını beğenmiyorsun küfrediyorsun. Adamın sakalını beğenmiyorsun tepki gösteriyorsun. Adamın tavrını beğenmiyorsun hakaretler ediyorsun. Bunlar yaşandığında bir sonraki maça intikam duygularıyla çıkılıyor.”
“FUTBOLCULARIN SOSYAL MEDYANIN BÜYÜSÜNE KAPILDIĞINI GÖRÜYORUM”
Futbolculuk döneminde sosyal medyanın bu denli yaygın olmadığını belirten Üzülmez, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu. Benim işim gücüm futboldu. Çalışıyorduk, antrenmanımızı yapıyorduk. Evimize gidiyorduk ve dinleniyorduk. Sosyal medya çıktıktan sonra bazı şeylerin çok değiştiğini düşünüyorum. Futbolcuların sosyal medyanın büyüsüne kapıldığını görüyorum. Camialarına karşı ön plana farklı bir şekilde çıkarak farklı bir düşüncede çıkmak istediklerini de düşünüyorum. Ben 11 sene oynadım. Ben böyle şeyler yaşamadım. Bunlar olunca olay farklı yerlere gidiyor. Sosyal medya çok etkin olmaya başladı. Yeni yeni programlar var. Orada bazı yorumlara saygı duyuyorum. Bazıları da hakaret ediyor. Onlar da cezanın içinde olmalı. Bizim zamanımızda aidiyet duygusunu yaşayan futbolcular vardı. Artık işler profesyonelliğe doğru döndü. Oyuncu biraz daha bilimsel çalışmaya başladı. Biz ruhumuzla, yüreğimizle oynuyorduk. Camialarımıza karşı görevlerimizi en iyi şekilde yerine getiriyorduk. Aidiyet duygularımızı, sorumluluklarımızı taşıyorduk. Saha içinde biraz daha disiplin olarak geride kalmış ancak yetenek olarak biraz daha ön plana çıktığı bir futbol iklimi var. Saha dışına baktığınızda çok fazla yaygara, çok fazla kutuplaşıldığı bir dönem. Buna bir önlem alınmalı.”
“REKABETİN OLMADIĞI YERDE SEYİR KEYFİ OLMAZ”
Türk futbolunda yakın dönemde maddi olarak daralmalar olacağını düşündüğünün altını çizen İbrahim Üzülmez, “Fenerbahçe ve Galatasaray bu sezonki kadrolarına bakınca muazzam bütçelerle muazzam oyuncularla iyi kadrolar kurdular. Sıralamaya bakınca da iki takım da bir şekilde bunun sonuçlarını aldı. Başa baş bir şekilde gidiyorlar. Üçüncü olan takımla 20-30 puanlık fark var. Son yıllarda bu kadar farkın olduğu bir dönem hatırlamıyorum. Bu devam ederse bundan sonraki süreçte bu sürer. Bu makasın daralması için yetkililerin daha fazla kafa yorması gerekiyor. Rekabetin olmadığı yerde seyir keyfi olmaz. Rekabetin olmadığı yerde reyting de olmaz. Bu iki takımın yanına Beşiktaş, Trabzonspor ve herhangi Anadolu takımı geldiği zaman maddi ve manevi anlamda getiriler olacaktır. Hak edenin şampiyon olduğu bir lig olmasını diliyorum. Kendi aralarında maç da oynanacak. İnşallah o maç da Fair-Play çerçevesinde geçsin. Hak eden takım kazansın. Bu iki takımın kalan maçlarını kazanacağını… Tabii ki sürprizler de olacaktır. Kadrolarını en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorlar. Bundan sonraki maçlarda sağduyulu bir şekilde hareket edilmeli. Herkes öz eleştirisini yapmalı. Kendi takımın menfaatini, rakibinin kötü olmasını istiyorsun. Kendi takımına hata olduğunda söyleyebiliyor musun? O zaman büyüksün zaten. Bu olaylar birikiyor ve sonrasında patlıyor. Sonrasında hepimiz yaralanıyoruz” diye konuştu.
“FENERBAHÇE’NİN ÇEKİLMESİ TÜRK FUTBOLUNA KATKI SAĞLAMAZ”
Fenerbahçe Kulübü’nün almış olduğu olağanüstü genel kurul kararına ilişkin de görüşlerini bildiren Üzülmez, “Bu tabii ki Fenerbahçe’nin iç işleridir. Sayın başkan kongreyi toplayacağını söyledi. Fenerbahçe’nin bu ligde olması gerekiyor. Köklü bir camia, büyük bir camia. Milyonlarca taraftarı olan bir camia. Ciddi bir karar. Böyle bir adım çok önemli. Kongre üyelerinin ne karar alacağını bilmiyorum ama öyle bir kararın alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu lig Fenerbahçe’siyle, Galatasaray’ıyla, Beşiktaş’ıyla güzel diyorsak bunlardan ziyade kafa yapımızı değiştirmemiz gerekiyor. Fanatizmden çıkmalıyız. Fenerbahçe’nin ligden çekilmesi Türk futboluna katkı sağlamaz. Sayın başkanın sağlıklı bir karar alacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“BEŞİKTAŞ’TA BAZI OYUNCULARIN AİDİYETTEN UZAKLAŞTIĞINI GÖRÜYORUM”
Şu anki Beşiktaş’ın beklentileri karşılayan bir Beşiktaş olmadığını vurgulayan İbrahim Üzülmez, “Büyük camialarda ön alan baskısını yapmanız lazım. Beşiktaş’ın daha fazla üretken olması lazım. Taraftar bunu ister, taraftar bunu bekler. Maçları kazanırken öndeki baskıları ister. Büyük takımın özelliği budur. Beşiktaş çok gol yiyen bir takımdı. Santos gelince savunmayı geliştirmeyi başardı. Siz az gol yerken de ön tarafta üretkenlik sağlayamazsanız taraftar o oyunu eleştirir. Beşiktaş’ta bazı oyuncuların aidiyetten uzaklaştığını görüyorum. Bir camiaya karşı aidiyetiniz olmalı. Yarışın içinde olmasanız da Beşiktaş sahaya çıktığında o formanın büyüklüğünü, o formanın kutsallığını o oyuncuların bilmesi gerekiyor. Bunu göremiyorum. İzlediğim maçlarda temaslı oyunlarda olmayan bir Beşiktaş takımı var. Saha içinde duruş göstermesi gereken oyuncu sayısının da az olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“BİZLERE DE GÜVENİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
İlerleyen zamanda Beşiktaş Teknik Direktörlüğü için beklentisinin ve isteğinin varlığından söz eden Üzülmez, “Beşiktaş büyük camia. Beklentimiz, isteğimiz var. Bunu açık açık söylüyorum. Gerçekleşir mi onu Allah bilir. Bizlere de güvenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Futbolun içinden gelmişiz. Bu oyunculara nasıl bir ruh haliyle yaklaşmamız gerektiğini de biliyoruz. Bu oyuncuları nasıl motive edeceğimizi de biliyoruz. O şans ve bazen o şansı yakalamak kolay olmuyor. Buralarda bir şeyler yapmamız lazım. Oralara gidebilmek için şimdi camiam olan Pendikspor’da güzel sonuçlar almam gerekiyor. Buralarda o sonuçları alınca tabii ki isteriz” dedi.
“BEŞİKTAŞ BÜYÜKLÜĞÜNDEN HİÇBİR ŞEY KAYBETMEZ”
Üzülmez, konuşmasına şöyle devam etti:
“Beşiktaş yarışta olmasa da Beşiktaş büyüklüğünden hiçbir şey kaybetmez. Bu sene olmaz seneye yine yarışın içinde olur. Oyunculara eski futbolcusu ve eski kaptanları olarak şöyle bir serzenişte bulunuyorum: Sahaya çıktığınız zaman Beşiktaş’ın formasıyla daha fazla karakter göstererek mücadele etmeleri gerekiyor. Şampiyonluk yarışından kopabilirsiniz ancak Beşiktaş’ın forması çıktığı zaman kazanmaya odaklı olmalı. Bazı maçlarda bu düşüncemden uzak olduğunu düşünüyorum.”
“NECİP BEŞİKTAŞ’TIR”
Necip Uysal’ın Beşiktaş formasıyla en çok forma giyen oyuncu rekorunu kırarak kendisini geride bıraktığını aktaran Üzülmez, “Necip Beşiktaş’tır. Karakterli bir kardeşimiz. Forma şansı verildiğinde sonuna kadar her şeyini ortaya koymaya çalışan oyunculardan. Beşiktaş taraftarının da sevdiği ve benimsediği bir oyuncu. Mücadele ediyor. Kendisine iyi bakar. Antrenmanını iyi yapar. Beslenmesini iyi yapar. Fiziğini saha içinde iyi bir şekilde kullanmaya çalışır. Yetenekleri ölçüsünde sonuna kadar her şeyini vermeye çalışır. Necip başarılı mı? Başarılı. Beşiktaş’ta zaman zaman Necip oynamadığında eksikliği hissediliyor. Burada Necip’in kendisine ne kadar iyi baktığını, Beşiktaş’ı ne kadar sevdiğini ve saha içerisinde sonuna kadar mücadele ettiğini görüyoruz. Benim rekorumu kırmasaydı iyiydi. İlk sırada ben vardım. Ama canı sağ olsun. Başarılar diliyorum. Beşiktaş’la bütünleşmiş bir oyuncu. Kendine baktığı sürece de 1-2 sene daha futbol oynayacağını düşünüyorum. Çok güzel bir şey var: Necip’e bu yaşta milli takıma seçilsin deniyor. Yaşın çok önemli bir şey olmadığı örnek olarak göstermiş. Siz kendinize iyi baktığınızda sizi eleştirmelerinden ziyade milli takıma seçilmeniz gerektiği söyleniyor. Bu da Necip için bir gurur” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>VİYANA – A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Avusturya’ya karşı alınan 6-1’lik yenilginin ardından; ‘İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?’ şeklinde gelen soruya tepki gösterdi. Montella, sorunun provokasyon amacı taşıdığını söyleyerek cevap vermedi.
A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası hazırlıkları kapsamında Ernst Happel Stadyumu’nda karşı karşıya geldiği Avusturya’ya 6-1 mağlup oldu. A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
“Bu sonuç için üzgünüm”
“Öncelikle buraya gelen ve evden bizi izleyen taraftarlarımız için üzgün olduğumuzu söylemeliyim” diyerek sözlerine başlayan Montella, “Ama baktığınızda ilk yarıdaki futbolla ikinci yarıdaki futbol çok farklı iki maç oldu. İlk yarıda iyi futbol oynadığımızı söyleyebilirim, sadece bazı pozisyonlarda hatalıydık ve bu onlara golleri verdi. Geliştirmemiz gereken kesin bir şey var, o da gol atmak. İlk yarıda çok sayıda pozisyona girdik ama sadece bir gol attık. İkinci yarıda beni üzen konu ise onların golünden sonra birlikteliğimizi bozduk ve mesafeleri açmaya başladık ve sonrasında olanlar oldu. Bu sonuç için üzgünüm, bazı test etmemiz gereken bölgeler vardı, açıkçası istediğimiz cevapları aldım. Bugünden itibaren bütün maçları seyretmeye devam edeceğiz ve en iyi grubu en iyi şekilde getirmeye çalışacağız” cümlelerine yer verdi.
“Denge getirmemiz gerekiyor”
İtalyan çalıştırıcı, milli takımın bazı şeyleri daha fazla geliştirmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Denge getirmemiz gerekiyor. İyi gittiğimiz dönemde havaya giriyor gibi olsak da pozitif anları daha iyi sindirmemiz gerekiyor, bugün de negatif anları daha iyi sindirmemiz gerekiyor. Gelişebilmemiz için bunlar yapıcı olmalı. Geçmişte baktığınızda Fransa’yı yenip İzlanda’ya kaybediyorduk ya da Hollanda’yı yeniyorduk daha düşük bir takıma yeniliyorduk, baktığınızda şu anda olması en doğru zaman çünkü bu bizi geliştirecektir” ifadelerini kullandı.
“İlk yarıda sahaya sürdüğümüz oyuncular sürekli beraber oynamadı”
“Geriden oyun kurarak risk aldığınızı düşünüyor musunuz?” şeklinde gelen bir soruya Montella, “Aslında risk aldığımız bir nokta yoktu, o bölgede rakamsal üstünlüğümüz de vardı, 7’ye 5 oyun kuruyorduk. O dönemde bazı iyi çıkışlarımız da oldu bazen de çıkamayınca öne oynamamız gerekiyordu. O konuda bir risk aldığımızı düşünmüyorum. Golleri biz ikinci yarıda yedik, ilk yarıya nazaran. Bu mağlubiyetin analizini çok iyi yapmamız gerekiyor. İlk yarıda oynadığımız futbol çok fena değildi, tüm detayları unutmamak gerek. İlk yarıda sahaya sürdüğümüz oyuncular sürekli beraber oynamadı, kulüplerinde de az oynayan futbolcular vardı, belki bu ritme alışık olmayan oyuncular da vardı. Bunu da hesaba katmak gerek. İlk yarıda neden memnundum, çünkü hem cesaret vardı hem de arzululardı, pozisyonlara da girdik. Bu ağır mağlubiyetten sonraki dengelerin benim tarafımdan gelmesi gerekiyor. Almanya galibiyetinden sonra da dengeli kalmamız gereken anlar vardı, bunu bu maçta yaşamamız bizim için çok daha verimli olacak. Çünkü çok fazla da pozisyona girdik. Oynadığımız ilk yarı itibarıyla çalışmaya devam edeceğim, çünkü ikinci yarıda belki ağır tokatlar yemiş olabiliriz ama böyle bir ağır mağlubiyetten sonra kendi içsel sorunlarımızı da çözmemiz gerekiyor” cevabını verdi.
“30 yılda hep bu sorunların oluşturulduğunu görüyorum”
Tecrübeli teknik adam, Süper Lig’de son haftalarda yaşanan olayların kendisini etkilemediğine de vurgu yaparak, “O pozisyonda rakamsal üstünlüğün varsa oyunu kurmak zorundasın. Son 30 metrede 7 kişi varsa senden, rakipten 5 kişi varsa oyun kurmak zorundasın. Bu oyunu kuramıyorsan, üstünlüğü sağlayamıyorsan başka bir spor yapmamız gerek. Rakipler adam adama oynarlarsa tabii ki bu riski almayacağız. Bu tarz oyun kurmalar ve oyun kurguları oturduğunda sana maç esnasında cesaret veriyor. İkinci yarıyı tekrar seyretmedim ama ikinci yarıda arkadan daha az oyun kurduk ve daha fazla gol yedik. Zorlandığımız bir andı ve cesaret eksikliği yaşandı. Bu sadece benim için değil futbolcularım için de geçerli. 30 yıldır bu işin içindeyim, 30 yılda hep bu sorunların oluşturulduğunu görüyorum, zihinsel gücüm olmasaydı bu işi yapmamam gerekiyordu” değerlendirmesinde bulundu.
‘İstifa’ sorusuna tepki
Vincenzo Montella, bir basın mensubunun ‘İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?’ sorusuna ise tepki gösterdi. Montella, “Sorunuza cevap vermeyeceğim çünkü provokasyon olduğunu düşünüyorum. Siz soru sorarken hata yaptığınızda işi bırakıyor musunuz? Gereksiz bir provokasyon olduğunu düşünüyorum ve cevap vermeyeceğim” dedi.
]]>Trabzonspor’un ara transfer döneminde Bundesliga ekiplerinden Borussia Dortmund’dan kadrosunu kattığı Belçikalı sağ bek oyuncusu bordo-mavili kulübün dergisine röportaj verdi. Ocak ayında birkaç transfer teklifi aldığını belirten Meunier, “Ben de bunları kulübüme sundum. Maalesef kulüp tüm teklifleri reddetti. Benim için de ilginç bir durumdu çünkü o an Dortmund’da 4 sağ bek vardı. Ama günün sonunda ayrılmamı istemediler. Ancak 10 gün sonra bu kez kulüpten ayrılabileceğimi söylediler. Transfer döneminin kapanmasına birkaç gün kalmıştı. Açıkçası kulübün yaptığı çok adil bir durum değildi. Ama ben hep saygılı olup hiçbir şey söylemedim. ve bir kulüp bulmak zorundaydım. Çünkü planım mümkün olan en fazla sürede sahada olmak ve Belçika Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonası’na katılma hayalini canlı tutmaktı. Plan; her maçta oynamak, sağlıklı kalabilmek, kazanmak, ritim tutturmak, çünkü bu da sürecin bir parçası. ve yine etrafımda pozitif bir atmosfer ve enerji bulunmasını sağlamak da hedeflerim arasındaydı. Trabzonspor da doğru zamanda geldi ve o anda benim için hem en iyi fırsat ve en iyi çözümdü. Doğrusunu söylemek gerekirse de hiç pişmanlık duymadım. Harika bir oyuncu grubumuz var. Doğru mantalite doğru disiplin. Takımla daha ileriye doğru yol alabilmek için sabırsızlanıyorum” dedi.
“Eski tarzda ama modern yeteneklere sahibim”
Meunier, sahada eski usul tarzda ama modern yeteneklere sahip bir oyuncu olduğunu vurgulayarak, “Asla pes etmem. Her maçta 12-13 kilometre civarında koşarım. Hep takımı düşünürüm. Kendimden çok fedakarlık yaparım çünkü bazen biraz daha fazlasını yapmaya, kişisel bir bakış açısıyla maçı değerlendirmeye çalışırım. Ama önceliğim hep takım arkadaşlarımın, pozisyonlarının dışına çıkmış olanların açıklarını kapatmaktır. Gerçek bir takım oyuncusuyum” ifadelerini kullandı.
Trabzonspor ile 18 aylık sözleşmesi bulunduğunu belirten Belçikalı oyuncu, “En az Haziran 2025’e kadar Trabzon’da olacağım. Bu benim için artık uzun dönem demek çünkü 22 yaşında değilim. Eylül ayında 33 olacağım. Sona başlangıçtan daha yakınım. Bu tarz bir tecrübenin de tadını çıkarmalıyım. Açık görüşlü birisiyim, Belçika’da, Fransa’da, Almanya’da oynadım. Yeni mücadeleler tanıyabilmek benim isteklerimden biriydi. Sonrasında da Türkiye’ye gelme imkanım oluştu. Bu, İspanya, İtalya, Rusya ya da herhangi bir yer de olabilirdi. Ama burada, Trabzon’da doğru kararı aldığımı düşünüyorum. Çünkü tesisleri gördüğümde, teknik ekibi gördüğümde, kulübün etrafındaki ve kulübün içindeki insanları gördüğümde çoğu şeyin mükemmele yakın olduğunu görüyorum” şeklinde konuştu.
“Futbolu bir sanat gibi görüyorum”
İstikrardan yana bir oyuncu olduğunu belirten Meunier, “Oynadığım her kulüpte kontratımın sonuna kadar devam ettim. Ben hep uzun dönemde düşünülen, kullanılan bir kişi oldum. Planım da bu. Eğer burada 2-3-4 yıl kalacaksam her şey istediğim gibi olmalı. Şu an içinde olduğum ortam da tam böyle bir ortam” açıklamasını yaptı.
Muhasebe eğitimi aldığını ancak daha sonra sanat üzerine okumayı tercih ettiğini belirten Thomas Meunier, “Sahada yeteneklerimin olduğumu biliyordum çünkü topla oynamak, hareketler, Ronaldinho ve o tarzdaki, onlarla büyüdüğüm Brezilyalı oyuncular gibi yetenekler sergilemek benim için bir zevk. Sınıfta da kendimi çizim yaparken, resim yaparken bulmuştum. Yetenek ve orijinallikle ilgili bir konuydu. Bir özgürlük gibiydi, biraz da sahadaki özgürlük gibi. Fikrini kullanıp onu kağıda dökebilmek ya da bir tuvale. 3 yıllık bir sanat okuma imkanım vardı ve hala da çok ilgiliyim” dedi.
Meunier, futbola ilk başladığında bir dönem çalışmak zorunda kaldığını ve bir fabrikaya da girdiğini belirterek, “Benim için en iyisi futbol çünkü ben futbolu bir sanat gibi görüyorum. Yapabildiğim en iyi sanat tabii ki futbol. 25 yıldır bu sanatı icra ediyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse çizim yapmayı, grafitiler çizmeyi seviyorum. Bazen de masanın başına çocuklarımla geçiyorum ve ben çizmeye başlayınca onlar da aynısını yapıyorlar. Sanat aynı zamanda başkalarına aktarabileceğiniz de bir şey” diye konuştu
“Yerde bilerek yatan oyuncuya çok sinirlenirim”
Sahada bilerek kendini yere atan oyunculara çok sinirlendiğini belirten 32 yaşındaki futbolcu, “Bunu kabul edemiyorum. Çünkü sanki biri ayağınızı kırmışçasına ağlayıp, sonra hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkıp devam edemezsiniz. Bu hile yapmaya girer. Bu hakemlerle, rakiple, takım arkadaşlarınızla oynamaya, aldatmaya girer. Bu tarz davranışları sevmiyorum. Bazen o oyuncuyu tutup ayağa kaldırmak istiyorum. Ama bu durumda kart göreceğim için kendimi tutuyorum. Ben adil oyunu seviyorum. İyi bir agresiflik, iyi bir müdahale, bu tarz durumlarda her şey mümkün. Futbol bir temas sporu. Bazen fiziki, agresif olmak zorunda, ama bu terim olumlu açısından değerlendirilmeli. Hilecileri sevmiyorum. Her zaman da böyle oldu” ifadelerini kullandı.
Belçikalı oyuncunun ilk on biri
Belçikalı oyuncu, ‘Antrenör olman halinde birlikte oynadığın en iyi oyunculardan nasıl bir 11 kurardın?’ sorusuna ise “Öncelikle asla bir antrenör olmayacağım. Eğer en iyi ilk 11’imi vermem gerekirse, zor bir soru. Çok fazla oyuncuyla birlikte oynadım çünkü. Şöyle bir 11 olabilir yine de, Courtois, Meunier, Thiago Silva, Vermaelen, Eren Elmalı, Motta, Bellingham, Neymar, Hazard, Mbappe, Haaland” – TRABZON
]]>Vincenzo Montella, karşılaşmanın oynanacağı Ernst Happel Stadı’nda düzenlenen basın toplantısına milli futbolcu Merih Demiral ile katıldı.
Avusturya’da yaşayan Türk vatandaşlarına sevgilerini ileterek sözlerine başlayan İtalyan teknik adam, “Macaristan maçına nazaran tabii ki farklı değişikliler görebilirsiniz. Geçen maçta başlamayan oyuncularla başlamak istiyorum. Ama yine de cesaretli, maçı sonuna kadar kovalayan, yüreğini ortaya koyan takımımızı tekrar görmek istiyorum. Her hocanın isteği son 20 metrede biraz daha isabetli olan tarafta bizim olmamızı istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Macaristan ve Avusturya’nın farklı tarzda takımlar olduğunu aktaran Vincenzo Montella, “İki farklı takım kurguları farklı ama baskı yemediklerinde yine çok benzer şekilde 3+1 formasyonuyla oyun kurmaya yatkınlar. Bu maç bizim için çok önemli bir test. Son 4 maçta yenilmeyen ve gol yemeyen bir takımdan bahsediyoruz.” şeklinde konuştu.
Montella, “Özellikle genç oyuncular Arda, Kenan ve Can’ın durumları ayrıca merak ediliyor. Bu üç oyuncunun mental ve fiziksel durumları nasıl?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bazen unutuyoruz ama Avrupa Şampiyonası’nda en genç milli takımlardan biri olacağız. Hoca olarak her zaman deneyim kazanmalarını tercih ediyorum. Hem bizimle vakit geçirmelerini hem de mümkün olduğunda onlara dakika kazandırmak istiyoruz. Biliyorsunuz temel bir detay var kendi kulüplerinde de alan ve zaman bulmaları gerekiyor ki gelişebilsinler. Dengelerini kaybetmezlerse geleceği çok sağlam olan üç futbolcudan bahsediyoruz. Benim tarafımdan şöyle bir düşünce var, sadece şimdiki zaman için değil gelecekte de bizler için çok önemli oyuncular olacaklar. Antrenmanlarına iyi şekilde devam ediyorlar ve geçen gün de hepsi oynadı.”
“Tabiri caizse kendisine (Hakan) şampiyon diyorum”
Montella, İtalyan bir gazetecinin Hakan Çalhanoğlu’nun milli takımdaki durumu hakkındaki bir sorusunu şöyle yanıtladı:
“Türk basını da gördü ki son maçta milli takım kariyerindeki en iyi performansını gösterdiğini söyleyebiliriz. Nasıl bir muazzam futbolcuyla sahip olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Böyle şampiyon futbolcular her zaman eleştiriye açık oluyorlar. Bazı insanlar onların performans vermediğini düşündüğünde her zaman eleştiri olur, bunun da normal olduğunu düşünüyorum. Tabiri caizse kendisine (Hakan) şampiyon diyorum. Çünkü çok büyük bir futbolcu. Dünya standardında bir orta saha oyuncusu olduğunu söyleyebilirim.”
İtalyan teknik adam, EURO 2024 için ideal 11’ini belirlemeye ne kadar yakın olduğu yönündeki bir soruya, “Dürüst olmak gerekirse tahminde bulunmak çok zor. Çok büyük bir futbolcu grubuna sahibiz. Sezon sonu yaklaştığında bazı futbolular neredeyse 60 maç oynamış olacak, o yüzden kendi kafanızda ideal bir 11 modern futbolda yoktur. Çünkü oynanan maçların seviyesi çok farklı. Sadece 11 futbolcu oynamıyor. Hem zihinsel hem fiziksel olarak umarım kimsede sorun olmaz ve ona göre en doğru şekilde kararlarımızı vermeye çalışacağız.” şeklinde yanıt verdi.
Milli futbolcu Merih Demiral: “Mili formaya döndüğüm için çok mutluyum”
Ay-yıldızlı ekibin savunma oyuncularından Merih Demiral, yarın oynayacakları Avusturya karşılaşmasının ciddi bir test olduğunu söyledi.
Hazırlıklarının iyi gittiğini belirten Merih, “Macaristan’a yenildik ama oyun olarak iyi bir oyun ortaya koyduk. Antrenmanlarımız da gayet iyi gidiyor, hazırlık dönemi kısa bir süre olsa da hocamız gerekli toplantılarla ve antrenmanlarla gerekeni yapıyor. Yarın çok önemli bir maçımız var. Avusturya çok güçlü bir rakip, inşallah elimizden geldiğince kampı en iyi şekilde bitiririz.” ifadelerini kullandı.
Merih, performansı hakkında gelen soruyu, “Sakatlık dönemim oldu, milli takımdan uzak kaldım. Her futbolcu milli takımın içinde bulunmak ister. O dönem benim için biraz zordu ama şimdi milli formaya döndüğüm için çok mutluyum. Sakatlığım geçti oynamaya başladım, her şey yolunda. İnşallah yarınki maç da bizim için iyi geçer ve kampı güzel bitiririz.” şeklinde yanıtladı.
Milli futbolcu, “Zirve dönemindeki Merih’i yeniden görecek miyiz?” sorusuna, “Herkesin zirve dönemi oluyor. Şu an gayet formda olduğumu düşünüyorum. Sakatlık geçirdim, Atalanta döneminde son 3 ayda oynamamıştım. Transfer oldum hemen üstüne sakatlık geçirdim, sahalardan uzak kaldım. Farklı bir ülkedeydim, oraya alışmam gerekiyordu. O dönemler benim için çok zordu. Ama son 1 ayda tüm maçlarda oynadım kendimi gayet iyi hissediyorum, formda olduğumu düşünüyorum çok daha tecrübeliyim. Bu zorluklar bana çok şey kattı. Çok daha iyi olacağıma inanıyorum. İyi çalışıyorum, çok profesyonel yaşıyorum. Çok daha iyi olacağıma inanıyorum.” yanıtını verdi.
Merih, bıyık bırakması hakkında ise “Yeni imajımla ilgili çok soru geliyor. Şu an böyle rahat ediyorum, beğenenler ve beğenmeyenler oluyor ama şu an böyle iyi gözüktüğümü düşünüyorum. İnşallah siz de öyle düşünüyorsunuzdur.” sözlerini kullandı.
]]>EURO 2024 hazırlıkları kapsamında yarın Avusturya ile karşılaşacak ay-yıldızlı ekibin Macaristan kampında açıklamalarda bulunan Mert, Almanya’daki turnuvada başarılı olacaklarına inandığını belirtti.
Milli takımın son iki şampiyonada gruptan çıkamadığını hatırlatan ancak bu kez işlerin farklı olacağına inandığını söyleyen Mert, şöyle konuştu:
“Avrupa Şampiyonası’nda ilk hedefimiz kesinlikle gruptan çıkmak. Zaten hepimiz takımın gücünü, oyuncularımızın kalitesini biliyoruz. Avrupa Şampiyonası’nda istediğimiz kadar ilerlemek istiyorsak gelen her rakibi elememiz gerek. Bu İngiltere, Fransa, Portekiz veya İtalya olabilir. Gelen her rakibi eleyebilecek güçteyiz. Ana hedefimiz gruptan çıkmak ondan sonra da gelen her rakibi eleyip finale çıkmayı hepimiz istiyoruz. Bu kaliteye sahip olduğumuzu da herkes biliyor. Çok iddialı konuşmayı sevmem ama kalitemiz belli. İnşallah çok ileriye gidebileceğiz.”
EURO 2024’te Türkiye’nin F Grubu’ndaki rakiplerini de değerlendiren Mert, “Diğer gruplara bakarsak iyi bir kura çektik. Bu, grubun kolay olduğu anlamına gelmiyor. Kesinlikle gruptan çıkmak istiyoruz. Portekiz’in gücü ve kalitesini konuşmaya gerek yok. Üst düzey oyunculara sahip bir ülke. Taraftar desteği açısından da bizim adımıza özel bir turnuva olacak. Neredeyse her maç evimizde oynayacağız gibi hissediyorum. Statlarda çok Türk taraftar olacak. Bu bizim için ayrı bir avantaj. Turnuvayı dört gözle bekliyoruz. Genç oyuncularımız çok evet ama tecrübeli daha önce 2-3 turnuva görmüş oyuncular da takımımızda var. Kombinasyon olarak çok iyi bir gruba sahibiz. Bunu da herkese göstereceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Milli futbolcu, Macaristan’a 1-0 mağlup oldukları karşılaşma hakkında ise “Çok iyi bir maç oynadığımızı düşünüyorum. Skor bizden yana olmasa da hocamızın dediklerini uyguladık. Taktiksel olarak çok iyi oynadık, rakibe pozisyon vermedik, çok pozisyona girdik. Gol atabilirdik olmadı ama kesinlikle çok iyi bir maç oynadığımızı düşünüyorum. Maçın analizini de yaptık. Gerçekten çok iyi şeyler yapmışız. Penaltıdan bir gol yedik, onun dışında rakibe pozisyon vermedik.” şeklinde konuştu.
“Bütün ailem Viyana’da yaşıyor, hepsi maça gelecek”
Avusturya doğumlu olan Mert, ay-yıldızlı ekibin yarın Avusturya ile oynayacağı karşılaşmayla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:
“Avusturya Milli Takımı çok iyi takım. Çoğu oyuncusu Almanya’da oynuyor, birçoğunu da tanıyorum. Gerçekten çok kaliteli bir takım. Elimizden geleni yapacağız, tabii ki hedefimiz kazanmak. Avusturya karşılaşması benim için de ayrı bir maç olacak. Bütün ailem Viyana’da yaşıyor, arkadaşlarım da orada. Hepsi maça gelecek. Benim için de Avusturya maçının ayrı bir özelliği var. Kesinlikle o maçı kazanıp, bir dahaki kampa motive şekilde gelmek istiyoruz.
“Son birkaç ay içinde taktiksel olarak çok geliştik”
Mert Müldür, ” Stefan Kuntz’un ardından Montella’nın gelişiyle takımda önemli bir fark olduğu görülüyor? Sana göre Montella’nın gelişiyle takımdaki en büyük fark ne oldu?” sorusunu, “Bence her iki hoca da Avrupa Şampiyonası’na katılmamıza çok büyük katkı sağladı. Kuntz hoca da çok şey kattı. Montella hoca da kısa bir süre içinde çok şey kattı. Her iki hocanın çok etkili olduğunu düşünüyorum. Benim açımdan son birkaç ay içinde taktiksel olarak çok geliştik. En büyük etkinin bu olduğunu düşünüyorum.” şeklinde yanıtladı.
Mert, oynadığı mevkide en beğendiği oyuncuyu ise “Benim mevkiimde İngiltere’de ve İtalya’da oynayan üst düzey isimler var. Bunlardan birini seçmek gerekirse Liverpool’dan Alexander-Arnold’u çok beğeniyorum. Bunun dışında da sağ bekte çok büyük isimler var.” sözleriyle açıkladı.
“Beni en çok zorlayan isimler Ronaldo ve Leao oldu”
Milli futbolcu, “Bugüne kadar karşılıklı oynadığın ve seni en çok zorlayan futbolcular kimler oldu?” sorusuna, “İtalya’da çok üst düzey futbolcularla karşı karşıya oynama şansı buldum. Aralarında çok iyi futbolcular vardı. Beni en çok zorlayan isimler Ronaldo ve Leao oldu. Perisic’i de söyleyebilirim. Bu üçüne karşı oynamak ayrı bir keyifti. Ronaldo’nun büyüklüğünü konuşmaya gerek yok. Çok büyük bir futbolcu. Ona karşı oynamak her zaman büyük bir zevk. Şimdiye kadar 6-7 maç karşı karşıya oynadık. Her turnuvada görmek istediğimiz bir isim.” yanıtını verdi.
Mert Müldür, “Ronaldo ile daha önce çok kez karşılıklı oynaman turnuvada Portekiz ile oynayacağımı maçta senin için bir avantaj sağlayabilir mi?” sorusunu, “Olabilir tabii ama İtalya’da karşı karşıya oynadık. Portekiz’de oynayan Ronaldo ile İtalya’da oynayan Ronaldo arasında mevki olarak fark olabilir. Onu turnuvada göreceğiz.” şeklinde yanıtladı.
“En beğendiğim stat İtalya’da açık ara San Siro’ydu.” sözlerini kullanan Mert, “Atmosfer çok başarılı, stat yapısı, tarihi bir stat olması… Daha önce Şampiyonlar Ligi’ne ev sahipliği yaptı. Her açıdan muazzam bir stat.” dedi.
“De Zerbi çok büyük bir hoca”
Mert Müldür, Sassuolo’da teknik direktörlüğünü yapan ve son dönemde futbol dünyasında adından söz edilen teknik adamlarda biri olan Roberto de Zerbi hakkında ise şunları söyledi:
“De Zerbi çok büyük bir hoca. Brighton’da çok iyi işler yapıyor aynı şekilde bunu Sassuolo’da da birlikte yaptık. Ligi 2-3 sene peş peşe 8. sırada bitirdik. Çok büyük bir hoca, taktiksel olarak çok iyi bir hoca. Bana da çok şey kattı. Buradan da ona tekrar teşekkür ederim. Oyuncularla ilişkisi çok iyiydi. Sahada ne kadar sert olsa da oyuncularına bazen kızsa da saha dışında çok farklı bir isim. Çok iyi ve karakterli bir hoca. Sassuolo’da çok iyi işler yaptı, her oyuncuyu geliştirdi, her oyuncuya bir şeyler kattı. Sassuolo da birlikte oynadığım her oyuncuda kısa sürede gelişim gördüm. Bu da tabi de Zerbi sayesindeydi.”
Mert, Sassuolo’nun de Zerbi sonrasında yaşadığı düşüşle ilgili, “Hoca değişiminde bazen böyle şeyler olabiliyor. Bazen bir hoca gelip farklı sistem oynatır. Sassuolo’nun, de Zerbi ile oynadığı futbolla şu an oynadığı futbol arasında büyük fark var. Bunun da kesinlikle hoca etkisi olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Hedefler Avrupa Şampiyonası ve Fenerbahçe ile şampiyonluk
Mert, bu yılki hedefleriyle ilgili olarak, “Avrupa Şampiyonası’nda milli takımla çok büyük işler yapmak istiyorum. Onun öncesinde de Fenerbahçe’de şampiyonluk yaşamak istiyorum. Bunlar hedeflerim.” şeklinde konuştu.
Milli futbolcu, oyun tarzını beğendiği liglerin başında İtalya’nın geldiğini belirterek, “İtalya Ligi’nin taktiksel seviyesini çok beğeniyorum. Tempoya bakarsak Premier Lig çok önde. Premier Ligi izlemesini çok seviyorum, çok keyif alıyorum. Daha sonra İspanya var, İspanya’yı da çok beğeniyorum, çok sevdiğim bir lig.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Toroslar Suni Çim Sahada Adana Ampute Spor Kulübü ile evinde karşılaşan Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü, rakibini 9-4 mağlup etti. Bu skorla birlikte bitime 1 maç kala Süper Lig’e çıkmayı garantileyen Olimpik Yetenekler Spor Kulübü 28 puan ile ligdeki liderliğini sürdürdü.
Maçın ardında temsili kupa töreni gerçekleştirilirken, Mersin Olimpik Yetenekler Spor Kulübü futbolcu, yönetim ve teknik heyeti Süper Lig’e yükselme kupası ve madalyalarını Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu (TBESF) Başkanı Alpaslan Erkoç’tan aldı.
Alpaslan Erkoç: “A Milli Futbol Takımımız Almanya’da, biz de Fransa’da Avrupa Şampiyonu olacağız”
Mersin’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirten Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Alpaslan Erkoç, Olimpik Yetenekler Spor Kulübü’nün bir üst lige yükselmesi ve Mersin ilini önümüzdeki sezon Süper Lig’de temsil edecek olması nedeniyle tebrik ederek, başarılar diledi.
Ligin gelecek hafta tamamlanacağını hatırlatan Erkoç, “Önümüzdeki pazar günü ligi bitirmiş oluyoruz. Sonra doludizgin bir biçimde biliyorsunuz malum son dünya şampiyonu olan Ampute Futbol Milli Takımımızın Fransa’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası için kamplara gideceğiz. En büyük hedefimiz iki aylık kamp sürecini en güzel şekilde sürdürerek Türkiye Futbol Milli Takımımız Almanya’da, biz de Fransa’da Avrupa Şampiyonu olacağız” dedi.
Ali Yanaç: “2018’den bu yana bu günü bekliyorduk”
Olimpik Yetenekler Spor Kulübü Başkanı Ali Yanaç da, “İnandık, çalıştık, başardık ve kazandık. 2018’den bu yana bugünü bekliyorduk. Önce 2. Lig’de sonra 1. Lig’de mücadele ettik. En sonunda şampiyonlar ligi olan Süper Lig’e yükselmenin gururunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Bundan sonraki hedeflerinin Türkiye Kupası olduğunu belirten Başkan Yanaç, “İlk hedefimiz Türkiye Kupası olacak çünkü Süper Lig’e çıkan iki takım ile Süper Lig’den takımlarla birlikte toplam 8 takımla Türkiye Kupası oynanıyor. Amacımız Türkiye Kupası’nı almak. İyi transferler yaparak öncelikle Türkiye Kupası’nı almak, sonraki hedefimiz de Süper Lig’de şampiyon olmak” ifadelerini kullandı.
Ali Yanaç ayrıca yabancı oyuncuları da bünyelerinde bulundurmanın takıma güç kattığının altını çizdi. Takımda Mısır’dan iki, Gambiya’dan da 1 oyuncu bulundurduklarına dikkat çeken Yanaç, “Gambiya’lı oyuncumuz Boubacar bu sene aynı zamanda en iyi kanat oyuncusu ödülünü de aldı. Sadece Süper Lig’e çıkmanın değil, sporcumuzun ligdeki başarısının da mutluluğunu yaşıyoruz” açıklamasında bulundu.
Futbolcular, Süper Lig’e ilk kez yükselmenin mutluluğunu yaşadı
Maçı kazanmanın kendilerini mutlu ettiğini belirten Olimpik Yetenekler Spor Kulübü Kaptanı Salih Selvi, “9-4’lük bir skorla Adana Ampute Spor Kulübü’nü devirmiş olduk. Takımıma teşekkür ediyorum. Bizi destekleyen tüm taraftara, yöneticilerimize ve federasyon başkanımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Süper Lig düşünsün diyorum bundan sonra” değerlendirmesinde bulundu.
Futbolculardan Kenan Salman ise, “4 yıldır ampute futbol oynuyorum. Güzel bir başarı oldu. Bütün emeği geçen arkadaşlarıma, yönetim kurulumuza teşekkür ederim. Bize desteklerinden ve buraya geldiklerinden dolayı herkese teşekkür ederim” dedi. – MERSİN
]]>Psikolog Derya Kaya’nın 2022 yılında TFF’de aday hakemken ilk önce birkaç kız arkadaşıyla gerçekleştirdiği halı saha maçı organizasyonları, zamanla çevrelerine yayıldı ve sosyal medya aracılığıyla daha da geniş kitlelere ulaştı.
Kaya, bu organizasyonların beğenilmesi üzerine futbolun kadınların bir araya gelip sosyalleşmesini sağlayabilecek bir araç olabileceği düşüncesiyle Arkadaşını Al Gel Platformu’nu kurdu. Dünya genelinde erkek sporu olarak bilinen ancak son yıllarda profesyonel liglerin kurulmasıyla kadınlar arasında da yaygınlık gösteren futbolu değerlendiren platform, bu sayede 2 yıla yakın sürede her yaştan ve meslekten kadını bir araya getirmeyi başardı.
Kadınlar ister tek başlarına ister arkadaşlarıyla takım halinde katıldıkları futbol maçları, İstanbul’un yanı sıra Ankara, Malatya, Sakarya, İzmir, Diyarbakır ve Gaziantep’te de düzenleniyor. Bu illerdeki maçlara da katılım yoğun oluyor.
Skor yok, kaleciler erkek
Rekabetin yerini eğlenceye bırakmak için skor tutulmayan 1 saatlik maçlarda, sakatlanmaların önüne geçmek için kaleciler erkeklerden seçiliyor. Katılımcıların aileleri ve arkadaşlarının da izleyici olarak eşlik ettiği maçlarda, 6 veya 7’şer oyuncudan oluşan takım oyuncuları, güzel anılar biriktiriyor.
AA ekibi etkinliğe katıldı
AA ekibi, organizasyon kapsamında Avcılar’da gerçekleşen art arda 2 maçı takip etti. Birinci seansta ilk defa futbol oynayan kadınlar, ikinci seansta ise artık kramponlarıyla gelen katılımcılar yer aldı. Halı sahada kendi sıralarını bekleyen erkekler de bu maçları saha kenarından izledi.
Arkadaşını Al Gel Platformu kurucusu Derya Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halı saha maçı yapmak istendiğinde 12 kadını bir araya getirmenin zor olabileceğini anlattı.
Kadınların maç sonrası çıkışta birbirleriyle arkadaş olduklarına ve böylece sosyal bir ekip daha kurulduğuna dikkati çeken Kaya, “Biz Ankara, İzmir, Malatya, Sakarya, İstanbul gibi birçok yerde bulunmasak da artık oralarda halı saha maçı düzenlenmesi için bir aracı olmaya başladık. Güzel de gidiyor, çok da mutluyuz, ekibimiz çok tatlı.” diye konuştu.
“Kadınlar neden halı saha maçı yapmıyor?” sorusuyla başladı
Platformun kuruluş sürecini aktaran Kaya, şunları söyledi:
“Geçen sene Türkiye Futbol Federasyonu’nda aday hakem olarak başlamıştım. Orada futbol oynarken aklımda, ‘Kadınlar neden halı saha maçı yapmıyor?’ gibi bir soru belirdi aklımda. Kendi arkadaşlarımı toplarken dedim ki, ‘Bunu dışarıya da yayalım.’ Sosyal medya aracılığıyla birçok kişiye yaydık ve onlar da bizimle iletişime geçti. Halı sahada buluşup maç yaptık. Böyle başladı aslında. Yani planlanmış değil, tamamen spontane, insanların bize ulaşmasıyla oldu.”
Birçok meslek grubundan kadının bir araya geldiği maçlara çocuklarıyla, eşiyle veya arkadaşlarıyla gelenler olduğunu belirten Kaya, “Bütün kadınlara açık olduğumuzu buradan duyurmak istiyoruz. Gelsinler, oynasınlar… Biz her türlü desteği vermeye hazırız, biz onları bekliyoruz.” dedi.
Hırsın olmadığı, kuralsız maçlar
Maçları kuralsız yaptıkları bilgisini de paylaşan Kaya, “Örneğin bir arkadaşınızla geldiniz, siz farklı takıma arkadaşınız da farklı takıma giriyor ki hırs da olmasın. Burada hırsı engelleyici birçok faktör var; maçı yöneten kişi de hırsı durmadan engellemeye ve eğlenmeye gelindiğini hatırlatmaya yönelik davranıyor. O yüzden tamamen eğlencesine, yenen-yenilen değil, güzel ve birlikte vakit geçirmeli maçlar. Temel odağımız burası.” değerlendirmesinde bulundu.
Kadınların eğlencenin tadını çıkarıp oyunu bırakmak istemediklerini gördükçe bu etkinlikte ısrarcı davrandıklarına işaret eden Kaya, birkaç maça gelen ve spor bilgisine, iletişim becerilerine inandıkları insanlarla daha sonra işbirliği yaptıklarını söyledi. Kaya bu kadınlardan bazı maçları yönetmesini talep ettiklerini ve böylece sirkülasyon sağladıklarını da anlattı.
Derya Kaya, biraz da önyargıları yıkmayı hedeflediklerini vurgulayarak, “Yani, ‘Kızlar futbol oynayamaz, erkekler voleybol oynayamaz.’ deniliyor. Sokakta erkek çocuklarının rahatlıkla futbol oynayabileceği bir alan varken kadın ve kız çocuklarının bu alanın birazcık daha gerisinde kaldığını fark ettik. O yüzden diyoruz ki herkes oynayabilir, sporun cinsiyeti yok, kadını yok, erkeği yok. Herkes istediği spor dalını yapabilir.” ifadelerini kullandı.
“Benim akşam halı saha maçım var” resti çekip gelen kadınlar var
Eşlerine, “Benim akşam halı saha maçım var.’ diyerek rest çeken ve o maça gece saat 23.00’te de olsa gelen kadınlarla tanıştıklarını kaydeden Kaya, “Buradan çıktıktan sonra bize geri dönüşler çok iyi. Sosyal medya aracılığıyla, ‘Çok güzeldi, eğlenceliydi.’ dedikleri zaman biz de motive oluyoruz, ‘İyi bir şeyler yapıyoruz’ diyoruz. Biz bu işe çok gönül verdik ve yaptığımız işe inanıyoruz da, güveniyoruz da.” dedi.
Kaya, maçı izlemeye gelen ailelerin saha kenarında video çektikleri, tezahüratta bulunduklarını ve organizasyonun aile içi ilişkilere olumlu anlamda etki ettiğini de şu sözlerle anlattı:
“Annenin rolü değişiyor burada. Çünkü anne de her şeyi yapabilen konumuna geliyor çocuğunun gözünden. Anne de futbol oynayabilir, evet baba da temizlik yapabilir. Bunun bir ayrım olmadığını çocuğa aslında burada kanıtlamış oluyoruz.”
]]>1905 GSYİAD Başkanı İbrahim Hatipoğlu ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde bir otelde düzenlenen iftara, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, sarı-kırmızılı kulübün yönetim kurulu üyeleri, Futbol Direktörü Yardımcısı Ayhan Akman, Galatasaraylı futbolcu Kerem Demirbay ve eski Galatasaraylı futbolcu Arda Turan katıldı.
Dursun Özbek: “Türk futbolunda bir miladın peşindeyiz”
Dursun Özbek, çok güzel bir akşamda beraber olduklarını belirterek şunları söyledi:
“Bugün oluşan bu topluluk sevginin göstergesidir. Biz Galatasaraylılar olarak çok güzel bir sevgi iklimini yaşıyoruz. Türk futbolunda bir miladın peşindeyiz. Türk futbolunda istenmeyen ve kimsenin görmek istemediği sataşmalarla karşı karşıyayız. Büyük camiaları temsil ettiğimizden, söylediklerimizde dikkatli olmalıyız. Çok büyük kitleleri temsil ediyoruz. Söylediklerimiz kitleleri harekete geçirebilir. Türk futboluna sesleniyorum. Provokasyona gelmemeyi tavsiye ediyorum. Birbirimizi sevmeliyiz ve birbirimize söylediğimiz şeylere dikkat etmeliyiz. Burada en önemli husus, ülkemizin bütünlüğü ve beraberliğidir. Temsil ettiğimiz camialar, ülkenin bütünlüğünü gösteriyor. Galatasaray’ın misyonlarından bir tanesi de Türk sporuna sevgi iklimini getirmektir. Bunun için elimizden geleni yapacağız.”
Antrenman tesislerinin Kemerburgaz’a taşınacağını belirten Özbek, “İnşaatın kaba işleri bitti. İnce işlerine girdik. GSYİAD sayesinde iki sahamız yapılıyor. GSYİAD, kulübümüze büyük bir destek veriyor. Yeni yerleşkemiz, Florya’daki tesislere göre 3-4 kat daha büyük bir yer. Tesisin tamamen tamamlanması biraz zaman alacaktır. Hepimizin iftihar edeceği, getirdiğimiz yıldız oyuncuların performansını yükseğe çıkartacak bir tesis yapacağız. Burada birçok kişinin ve derneğin çok büyük desteği oldu. Bu desteklerden dolayı onlara teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Ekonomik olarak kulübü daha iyi hale getirmek istediğini dile getiren Özbek, “Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Zaferler, ekonomik sonuçlarla taçlandırılmazsa kalıcı olmuyor’. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Bunun kalıcı olması için bazı şartlarımız olacak. Galatasaray’ın geleceği için elde edilecek fonların dikkatli kullanılmasını istiyoruz.” diye konuştu.
Galatasaray’ın futboldan ibaret olmadığını vurgulayan Özbek, “Amatör sporlarda da başarılı bir çizgimiz var. Önümüzdeki dönem bu sporları başka bir yere taşıyacağız. Amatör şubelerimiz, önümüzdeki dönemde daha iyi finansal koşullarla sahalarda mücadele edecek.” dedi.
Özbek, geçen yıl Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremde, afet bölgesine giden ilk kulüp olduklarını hatırlatarak, şunları söyledi:
“Buradaki faaliyetlerimiz herkese örnek olacak şekilde gerçekleşmiştir. 29 Mart’ta da yine deprem bölgesinde olacağız. Orada bir iftar düzenleyeceğiz. Oradaki insanların ve acıların unutulduğu hissiyatı var. Oradaki acılar daha bitmedi. Ramazan gününde oradaki depremzede kardeşlerimizle beraber olmak büyük mutluluk. Onlara sarılmanın ve onlarla birlikte olmanın hazzını hiçbir şey vermiyor. Orada sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağım.”
Hatipoğlu: “Cumhuriyetimizin 2. yüzyılının ilk şampiyonu olmak istiyoruz”
Hatipoğlu ise her geçen gün derneğin güçlendiğini belirterek, “GSYİAD olarak 1000’e yakın aktif üyemiz var. Geçtiğimizi dönemde Dursun Özbek’in verdiği görevi yerine getirmenin mutluluğu yaşıyoruz. Galatasaray’ın antrenman tesisleri yakın bir zamanda Kemerburgaz’a taşınıyor. Başkan da bize bu tesislerde yapılacak 2 sahanın inşaat görevini verdi. Biz de GSYİAD olarak bu göreve soyunduk.” ifadelerini kullandı.
Futboldaki kaos ortamının her geçen gün artığını belirten Hatipoğlu, şunları kaydetti:
“Başkanımıza ve yönetim kurulumuza, bu ortamda bizi temsil ettikleri için teşekkür etmek istiyorum. Başkanımız, göreve geldiği ilk günden beri sevgi iklimi oluşturmak istiyordu. Kulübümüz içinde bu ilkim gerçekleştirildi. Cumhuriyetimizin 100. yılında bu sevgi iklimiyle şampiyon olduk. Önümüzde 8 tane maç var. Cumhuriyetimizin 2. yüzyılının ilk şampiyonu olmak istiyoruz. Bunu engellemeye çalışanların nafile çabalarına rağmen stadımızda 19 Mayıs’ta geçen sezonki gibi eze eze yenerek kupayı kaldıracağız.”
Galatasaray’ın ekonomik bağımsızlığını kazanması gerektiğini vurgulayan Hatipoğlu, “Sayın başkanımız ve ekibi, kulübü borçsuz bir hale getirecek ve bizi Bankalar Birliği’nin anlaşmasından çıkaracak. 24. şampiyonluğa giderken hocamız Okan Buruk’un rekorlarına da şahitlik ediyoruz. Geçen sezonki şampiyonlukta 14 kez üst üste kazanmıştık. Bu yıl da çok büyük rekorların eşiğindeyiz. Önümüzdeki Hatayspor maçını kazandığımız takdirde yine Galatasaray’a ait olan 18 maçlık evinde peş peşe kazanma rekorunu kıracağız. Takımımız, kalan 8 maçı kazandığında, 100 puan barajını aşarak şampiyon olmuş ilk Türk takımı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmalardan sonra 25 Mart’ta doğum günü olan Dursun Özbek’in yeni yaşı kutlandı ve pasta kesildi. Özbek’in doğum gününün kutlanmasının ardından 1905 GSYİAD’ın yeni üyeleri için berat töreni düzenlendi.
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrasında yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Bu konuda söylediği bazı sözlerinden anlamından koparıldığını kaydeden Babacan, “Trabzon – Fenerbahçe maçında yaşananları gördük, gerçekten çok üzüldük. Yine istemediğimiz görüntüler” dedi.
BU OLAYLARI İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ TOPLUMSAL TRAVMATİK OLAYLARIN SONUCU OLARAK GÖRÜYORUM
Babacan, açıklamasında şunları ifade etti:
“Türkiye’deki toplumsal ayrıştırma kutuplaştırma siyasetteki bu öfte dilinin ürettiği enfeksiyon maalesef yeşil sahalarımıza da sirayet ediyor. Trabzon – Fenerbahçe maçında yaşananları gördük, gerçekten çok üzüldük. Yine istemediğimiz görüntüler. Taraftar sahaya giriyor, bir diğeri futbolcu ona saldırıyor, tekme atıyor, yumruk atıyor. Şiddet her yeri öyle sarmış ki, bir başkası da gidip bu şiddet olaylarını övebiliyor, şiddet uygulayan futbolcunun fotoğraflarını duvarlara asıyorlar, afiş yaptırıyorlar. Ben bu olayları içinde bulunduğumuz toplumsal travmatik olayların sonucu olarak görüyorum. Sporun sporluktan çıkarılıp aynı zamanda bir politik kariyer haline getirilmesinin de sonucu olarak görüyorum.
ŞİDDETİN FUTBOL İÇİNDE YERİ YOK, OLAMAZ
Yöneticiler kutuplaştırmayı çözüm olarak sunuyorlar. Ülkeyi yönetenler, öfkeyi ayrıştırmayı çözüm olarak sunuyorlar. Bu böyle olmaz, olamaz. Şiddetin futbol içinde yeri yok, olamaz. Ben geçtiğimiz günlerde iki ayrı televizyon programında bunlardan bahsettim ancak ifade ettiğim kimi cümleler özünden saptırılmış, kesilmiş biçilmiş. Bu olay benim söylediklerimle ilgili ilk kurgu-montaj çalışması değil, alıştık artık. Mesele bizim derdimizi iyi anlatmamız, derdimizin de iyi anlaşılması.
TRABSONSPOR DA FENERBAHÇE DE AVRUPA’DA OYNADIKLARI FUTBOLLA ANILSIN
Ben istiyorum ki yeşil sahalar, dostça rekabetle anılsın. Ben istiyorum ki Trabsonspor da Fenerbahçe de Avrupa’da oynadıkları futbolla anılsın. Trabzonspor’un şampiyonluk kutlamalarını bir hatırlayın. Tüm dünyaya örnek olarak gösterildi zamanında. Trabzonspor öyle anılmaya devam edilmeli. Ben istiyorum ki çocuklarımız Liverpol’u, Arsenal’i değil Trabzonspor’u desteklesinler. Fakat kaybediyoruz, çocukların futbola ilgisini kaybediyoruz. Yarınları kaybediyoruz. Bu sebeple Türkiye’de spor camiasının ve özellikle futbol kulübü yöneticilerimiz, konuşurken görevlerinin onlara yüklediği sorumluluğun bilinciyle konuşmak durumdalar. Yöneticiler, kulüpleri ve taraftarlarını birbirine düşürecek söylemlerden mutlaka kaçınmalılar.
TRABZON ŞEHRİMİZİ BU YAŞANAN ÇİRKİN HADİSELERLE ANMAK BERABER DEĞERLENDİRMEK BÜYÜK BİR YANLIŞTIR
Sporda Şiddet Yasası önemli bir yasadır, tavizsiz uygulanmalı. Kanun yazıyor ama uygulama yok. Özellikle vurgulamak isterim ki Trabzonspor camiasını, Trabzon şehrimizi bu yaşanan çirkin hadiselerle anmak beraber değerlendirmek büyük bir yanlıştır. Herşeyden önce ülkemizin güzide takımlarından biri olan ve Türk futboluna büyük katkılar sunmuş olan Trabzonspor’a haksızlık yapmamalıyız. Trabzon şehrimizin hemen hemen her sokağından evinden sokağından ülkemizin futboluna katkı veren çok önemli futbolcular çıkmıştır. Trabzon şehri adeta bir futbol fabrikasıdır, bunun öyle kalmasını sağlamak için çok çalışmamız gerekiyor. Gerekirse eleştireceğiz, eleştiriden de geri durmayacağız. Bazen kantarın topuzu kaçıyor olabilir, sorun yok. Hepsi ileride daha fazla Şenol, daha fazla Hami, daha fazla Gökdeniz çıksın diye. Hepsi Trabzon dünya gündemine güzel kutlamalarla gelsin diye. “
]]>İstanbul Arel Üniversitesi’nde 1. Spor Zirvesi Kongresi düzenlendi. Moderatörlüğünü Maç Analisti Emre Kahvecioğlu’nun yaptığı kongrede Spor Yorumcusu Emre Özcan, Spor Psikoloğu Arda Coşkun, Spor Yorumcusu Kaan Kural ile Spor Yorumcusu ve Yazarı İnan Özdemir, spora dair her şeyi İstanbul Arel Üniversitesi’nde konuştu. Özellikle Trabzonspor – Fenerbahçe maçı ile ilgili gelen soruları yanıtlayan yorumcular, şiddet olaylarının kulüplerin kötü yönetiminden ve yaptırımların düşük olmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
Kongrede özellikle Avrupa futbolu ile ilgili açıklamalarda bulunan Spor Yorumcusu Emre Özcan, Türkiye’ye yabancı sermayenin girmesini desteklediğini ifade etti. Kötü yönetilen kulüplerin futbola zarar verdiğini sözlerine ekleyen Özcan, Trabzonspor – Fenerbahçe maçında yaşanan gerilimde kötü yönetimin önemli etkisi olduğunu ileri sürdü. Spor Yorumcusu Emre Özcan, “Bütün kulüplerimiz yıllardır çok kötü yönetiliyor. Hepsi istikrarlı bir şekilde yıllardır berbat yönetilirken bu işi yabancı sermayenin gelip öğretmesi gerekiyor o zaman. Şimdi Başakşehir Futbol Kulübü, City Football Group’a geçti. Büyük transferlerini yaptılar. Zaten rekabetçiler. 5 yıl içerisinde düzenli bir şampiyonluk adayı haline gelecekler. Göztepe’nin 7 – 8 ay içerisinde zirveye oynayacak bir takım olacağına eminim. Çünkü berbat yönetiliyor diğer kulüpler. Galatasaray, Fenerbahçe gibi büyük kulüpler o kadar kötü harcamalar, o kadar kötü yatırımlar yapıyorlar ki, çok daha az parayla, çok daha mantıklı çok daha başarılı yapılar kurmak mümkün. Bunun futbolda sayısız örneği var. Birilerinin doğruları yaparak, işin nasıl yapılacağını öğretmesine ihtiyacımız var. Yıllardır istikrarlı bir şekilde her şeyin standartın çok altında olduğu bir ülkede futbolda standartın altın olacak. Hakemler de öyle olacak, oyuncular da öyle olacak, yapılar da öyle olacak. O yüzden yönetemiyorlar. O yüzden ben diyorum ki yabancı sermaye gelsin yönetmeyi öğretsin” diye konuştu.
“Türk Futbolunda şiddete başvuran kahraman ilan ediliyor”
Kongre de kariyer yolculuğu ile ilgili bilgiler veren Spor Psikoloğu Arda Coşkun ise taraftar psikolojisi hakkında önemli açıklamalarda bulunarak şiddet suçlarında yaptırımların artırılması gerektiğinin altını çizdi. Ankaragücü maçının ardından hakem Halil Umut Meler’e yumruk atan MKE Ankaragücü Kulübü eski Başkanı Faruk Koca’nın bazı kesimler tarafından adeta kahraman ilan edildiğini ifade eden Coşkun, ülkemizde şiddetin tolere edilemez bir kavram olması gerektiğini vurguladı. Trabzonspor – Fenerbahçe maçının ardından yaşanan olaylarda güvenlik zafiyetinin olduğuna da değinen Coşkun, “Aslında ülkenin bakış açısından çok farklı değil. Ülkemizde şiddete bakış açısı ne kadar tolere edilebildiğini ya da onaylanabildiğini bildiğimiz için hayatın farklı alanlarında olduğu gibi futbolda da aynı durumu yaşıyoruz. Benzer şekilde cezaların olmadığı veya çok böyle sembolik olarak bir şeylerin yaşandığı bir dünya yaşıyoruz. Son olaylardan benim çok umudum yok açıkçası. Herkes çok sert açıklamalar yaptı ama bir hafta sonra tekrardan aynı döngünün içine gireceğiz. Çünkü daha önce de birçok şey yaşadık biliyorsunuz. Taraftarlıkta aidiyet çok önemli bir kavram. Aslında taraftarlar takımlarının haksızlığa uğradığını hissettiklerinde veya maruz kaldıklarında, hem medya, hem kulüp yöneticileri hem sporcuların yaptığı açıklamalar, son dönemde özellikle herkesin haksız olduğu ve herkesin adalet aradığı ama bir taraftan da herkesin bir şekilde içini götürdüğü garip bir sistemin içindeyiz. Galatasaray sürekli mağdur, Fenerbahçe sürekli mağdur ama hep de zirvedeler. Çokta güçlüler. Böyle bir tezat var. Bu durum diğer kulüpler için de geçerli. O yüzden dışardan pompalandığı için taraftarlarda bir noktadan sonra bu mağduriyeti kişiselleştirmeye başlıyorlar. Son olaylarda özellikle güvenlik önlemleri konusunda da büyük zafiyetler olduğu için ve daha önceki örnekler cezasız kaldığı için, hatta ve hatta kahramanlaştığı için bu insanlar, futbolun futbol dışında, sadece yapılan açıklamaların daha ilgi çekici olduğu enteresan bir dünyası var” şeklinde konuştu.
“Bizim sporcularımız doğru hedef belirleyemiyor”
Moderatör Emre Kahvecioğlu’nun geçtiğimiz yıllarda Galatasaraylı Kerem Aktürkoğlu’nun takım arkadaşı Marcao ile saha içerisinde yaşadığı kavgayı hatırlatması üzerine konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Spor Psikoloğu Arda Coşkun, daha sonraki süreçte Kerem Aktürkoğlu’nun psikolojik destek aldığını belirtti. Konuşmasının devamında spor psikologlarının çalışma alanları hakkında bilgiler veren Arda Coşkun, ülkemizdeki birçok sporcunun hedeflerini belirmede zorluk yaşadığını belirtti.
Sporcuların yaşam tarzı ile ilgili bilgiler veren Spor Psikoloğu Arda Coşkun, “Kolay bir hayat. Çok para kazanıyorlar. Özellikle göz önündeki branşlarda. Sosyal hayatları muhteşem. Bütün her şey önlerinde gibi duruyor ama aslında birçok sporcunun sancılı dönemlerden geçtiğini biliyorum. Bu bazen görünür oluyor. Bazen hiç görünüyor olmuyor. Buralarda baskıyı avantaj haline getirebilmek, doğru bir hedef koyabilmek, bence en büyük sıkıntılardan biri o, bizim sporcularımızda. Doğru hedef koyma, hem vizyonları olamayabiliyor veya kısa süreli ve sadece sonuçla ilgili maddi bir hedef koyuyorlar kendilerine. Çok sınırlı bir hedef koyabiliyorlar ve onun üstüne çıkmakta çok zorlanıyorlar. Buralarda destek oluyoruz. Duygular nasıl kontrol edilir, duygular nasıl tanınır, onları nasıl kullanmaya başlarsınız gibi genel olarak kendilerini tanımaya yönelik çalışmalar yapıyoruz. Sporcular artık bu süreçleri kendileri atlatması gerektiği ön yargısını kırdılar. Doğru yerde, doğru ekipten destek olmakta aslında sporun temel unsurlarından biridir” dedi.
Üç oturumda gerçekleşen kongrenin son oturumunda ise Spor Yorumcusu Kaan Kural ile Spor Yorumcusu ve Yazar İnan Özdemir, kariyer yolculukları ile ilgili bilgiler verdi. Basketbol tarihinin efsanelerinin konuşulduğu oturumda özellikle NBA ve Türkiye basketbolu masaya yatırıldı.
Türk ve dünya sporuna dair önemli bilgilerin yer aldığı kongre plaket takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi. – İSTANBUL
]]>Budapeşte’de 1 Nisan 1927’de doğan Puskas, 17 Kasım 2006’da 79 yaşında doğduğu şehirde yaşamını yitirdi.
Türkiye’nin Macaristan ile karşılaşacağı ve Macar takımının iç saha maçlarına da ev sahipliği yapan modern stadyumun adı da Pukas Arena. Ferenc Puskas Stadı’nın yerine inşa edilen 67 bin kişi kapasiteli Puskas Arena’nın açılışı 2019 yılında yapıldı.
Budapeşte’de Macaristan’ın milli gururu Puskas’ın heykelini, hediyelik eşya satan dükkanlarda da fotoğraf ve figürlerinin yer aldığı hediyelik eşyaları görmek mümkün.
Real Madrid’de zirveye çıktı
Macaristan Milli Takımı’yla 85 maçta 84 gol atan efsane 10 numara, 31 yaşında transfer olduğu Real Madrid’de kariyerinin zirvesine çıktı. 32 maç kaybetmeyerek rekor kıran Macaristan Milli Takımı’nın yıldızı Puskas, 1956’da ülkesindeki komünizm rejiminden kaçarak İspanya’ya iltica etti. 25 yıl ülkesine dönemeyen efsane futbolcu, “Altın Takım” olarak adlandırılan Macaristan Milli Takımı’nın yanı sıra 4 kez de İspanya Milli Takımı’nın formasını giydi.
Puskas, 1954 Dünya Kupası’nda Macaristan ve 1962 Dünya Kupası’nda İspanya formalarıyla mücadele etti.
1958’de Real Madrid’e transfer olduğunda yaşlı ve kilolu eleştirileri alan efsane oyuncu, ortaya koyduğu futbolla eleştirilere kısa sürede son verdi. İspanyol kulübünde geçirdiği 9 sezonda 5 lig, 3 Avrupa Kupası (bugünkü adı Şampiyonlar Ligi), 1 Kıtalararası Kupa ve 1 İspanya Kupası zaferlerini yaşadı. Real Madrid efsanesi Alfredo Di Stefano ile mükemmel bir ikili olan Puskas, 4 kez de İspanya gol kralı oldu. 8 yıl forma giydiği İspanyol ekibiyle çıktığı 262 maçta 242 gole imza attı.
Puskas’ın başarılarla dolu hayatı 2009 yılında ünlü Macar yönetmen Tamas Almasi tarafından uzun metrajlı belgesele dönüştü ve sinemalarda vizyona girdi.
Türkiye, Puskaslı Macaristan’ı mağlup etti
Türkiye, Puskas’ın formasını giydiği Macaristan ile tarihinde bir kez karşı karşıya geldi.
Ay-yıldızlı ekip, dünya futbolunun en güçlü takımları arasında yer alan Macaristan’ı, 19 Şubat 1956’da İnönü Stadı’nda oynanan özel maçta 3-1 mağlup etti.
Dünya Kupası’nın 1954’teki finalisti Macaristan’ı yenen milli takımın golleri Lefter (2) ve Metin Oktay’dan gelirken, Macarların tek golünü Puskas attı.
Puskas’ın cenazesi katedralde
Dünya futbolunun efsane sol ayaklı futbolcularından Puskas, 2006 yılında yaşamını yitirdi. Kendi adını taşıyan stadyumda gerçekleştirilen cenaze törenine yaklaşık 20 bin futbolseverin yanı sıra dönemin FIFA Başkanı Sepp Blater, Real Madrid Kulübü Başkanı Ramon Calderon, Michel Platini, Franz Beckenbauer, Michel Platini, Sir Bobby Charlton, Türk Milli Takımı ve Fenerbahçe’nin eski teknik direktörü Kalman Meszöly ile dünyanın çeşitli ülkelerinden eski ünlü futbolcular katıldı.
Puskas’ın cenazesi, Kahramanlar Meydanı’nda düzenlenen askeri törenin ardından Aziz Stefan Katedrali’ne gömüldü.
Hırsızlar Puskas’ın mezarını talan etti
Ferenc Puskas’ın Aziz Stefan Katedrali’ndeki mezarı, 16 Aralık 2008’de hırsızlar tarafından soyuldu.
Katedralin güvenlik görevlisi, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, kardinallerin, papazların ve Puskas’ın gömülü bulunduğu bölüme giren hırsızların bazı gümüş şamdan ve gümüş tasların yanı sıra antika olan sandalye ve masaları çaldığını, Puskas’ın mezar taşının da kırıldığını belirtmişti.
Dünyada yılın golünün adı: Puskas
Sol ayağıyla attığı şık gollerle adını dünya futbol tarihine yazdıran Ferenc Puskas’ı FIFA, 2010 yılından bu yana adına verdiği ödülle her yıl onurlandırıyor.
Puskas adını taşıyan yılın en güzel golünü 2010 yılında Hamit Altıntop, Kazakistan’a attığı golle kazanmıştı.
]]>KULÜP AÇIKLAMA YAPTI
Sarı lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hakkımızda haddini aşan ifadelerle beyanatlar veren Ahmet Metin Genç hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuştur.” ifadeleri kullanıldı.
Fenerbahçe’den yapılan açıklamada; “Trabzonspor’un düzenlediği basın toplantısında Ortahisar Belediye Başkanı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç açıklamaları ile infial yaratmıştır. Futbol üzerinden oy devşirmeye çalışarak siyasi rekabette kendisine avantaj sağlamaya çalışan Ahmet Metin Genç, Türkiye’nin en köklü camialarından ikisini hedef alarak, kazanmak için her yolun mübah olduğu bir anlayışla hareket etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinin verdikleri kararları hiçe sayan bu anlayışı ile tehlikeli bir oyunun parçası olmakta ve açık bir şekilde FETÖ kumpası olan 3 Temmuz davamızla ilgili terör örgütünün argümanlarını kullanmaktadır. Halkı kutuplaştıran ifadelerin sahibi siyasetçiye hatırlatmak isteriz ki; Argümanlarını kullandığı terör örgütü, milli değerlerimizi hedef alan sayısız kumpası ülkemize yaşatmış, 17-25 Aralık operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimleri ile öncelikle devletimizin varlığına ve birliğine kast etmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve ailesini hedef almıştır. Bahsi geçen siyasetçinin açıklamaları hem 6222 sayılı Kanun hem de Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından suç teşkil etmektedir. Açıklamalar, aynı zamanda FIFA tarafından düzenlenen etik kurallara da aykırılık teşkil etmektedir. Bu aykırılıklar çerçevesinde, konunun FIFA’nın gündemine gelmesi durumunda Türkiye Futbol Federasyonu’nun daha önceki emsal kararlarda göz önüne alındığında, ağır cezalarla karşı karşıya kalma riski yüksektir. Tüm bunların ötesinde, gerçekleşen bu basın toplantısı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bugüne kadar dile getirdiğimiz siyaset-futbol ilişkisindeki çarpıklığın en net göstergesi olmuştur. Spor camiasının her zaman siyaset üstü bir noktada olması gerektiğini defalarca ifade etmeye çalıştık. Bu konudaki duruşumuzdan asla taviz vermemekle beraber, aynı hassasiyeti siyasetçilerin de göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak hakkımızda haddini aşan ifadelerle beyanatlar veren Ahmet Metin Genç hakkında gerekli suç duyurularında bulunulmuştur” ifadeleri yer aldı.
AHMET METİN GENÇ NE DEMİŞTİ?
“Trabzonlular için futbol bir duruştur” diyerek sözlerine başlayan Genç, “Bir karakter ortaya koymaktır. Trabzon şehri ve Trabzonspor güce karşı bir duruşu ortaya koymuştur. Neyle mücadele ettiğimizi bilelim. Biz aynı zamanda güce karşı mücadele ediyoruz. Haklı olduğumuz için her platformda hakkımızı savunuyoruz. Birlikte mücadele edemiyoruz. Trabzonlular birlikte mücadele ettiği zaman başaramayacağı bir şey yoktur. Yarıştığımız takımla bizim bir sorunumuz var. Hakkımızı çaldılar. Ben izliyorum. Rakip takım teknik direktörüne geçmiş olsun dileklerimi ifade edeyim. Maç içerisinde ciddi şekilde provokasyon olduğu kanaatindeyim. 2-0’da mı yoksa 2-2’de mi daha çok provokasyon yapıldı. Bunları görmemiz lazım. Bütün bunlara rağmen sahaya çıkan futbolcu, onların yöneticisi hocaları onları asla kabul etmiyorum. Bunu bir fanatik Trabzonsporlu, bir hukukçu ve bir siyasetçi olarak söylüyorum. O şiddeti asla kabul etmiyorum. ben İsmail Kartal’dan şehrimde yaşandığı için bu olay özür diliyorum.” dedi.
Ahmet Metin Genç, “Aynı İsmail Kartal hocanın sahaya giren o taraftara henüz bir müdahale olmadığı halde Fenerbahçe’nin futbolcusu tarafından darp edilmesi, Fenerbahçe’nin hakem tehdit eden futbolcusunun tribüne karşı yaptığı kışkırtıcı hareketlerden dolayı benim camiamdan özür dilemesini bekliyoruz. İşi her yönüyle beraber takip ediyoruz. 12-13 kişiden tutuklama yapılmış. Devletin adli yargısı değerlendirme yapıyor. Tutuklama olmaması lazım. Her şey milletin gözünde canlı cereyan ediyor. Eğer saha içerisinde bu eylem yapılıyorsa savcı bunu reesen soruşturmalıdır. Taraftara yapılan soruşturma futbolculaya da yapılmalı” açıklamasını yaptı.
Genç, “Rakip takımın başkanı bu işi farklı bir mecraya çekiyor. Bu işi başka bir yere taşımak istiyorlar. Hem olağanüstü genel kurul kararı alıyor hem de benim başkanım ve yönetimimle ilgili güzel sözler söylüyor. Demek istiyorki benim futbolcularımı şampiyonluk yolunda gidiyorum sakın şikayet etme. Olağanüstü bir genel kurulla işin provakosyonunu daha ileri boyuta götürüyor. Sen bu kararı alacaksan ben Trabzonspor’un 3 Temmuz’da çaldığını kupayı orada gündeme almanı isterim. Ses kaydın bizde. Fenerbahçe’yi 1. Lig’e düşürmeye gidiyorum diyen de sendin. Yapamazsın. Şov yapıyorsunuz. Hak yediğinizi göreceksiniz orada. Fenerbahçe ile Beşiktaş Süper Kupa oynamaya kalkıyorsunuz hala. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz. Bu gerekçelerle beraber olağanüstü genel kurul yapın sonra da ligden çekilin. Trabzonspor’u menfaatsiz sevenlerle bu mücadeleyi yapmak lazım. Trabzonspor Başkanı ne adım atacaksa onun yanında ikinci adam olmaya hazırım.” ifadelerini kullandı.
]]>Pendikspor Teknik Direktörü İbrahim Üzülmez, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine takımın son durumu, Fenerbahçe maçında yaşananlar ve Türk futboluyla ilgili açıklamalarda bulundu. Takımın başına geldikten bugüne kadarki olan süreci değerlendiren Üzülmez, “3 maçlık süreç içerisinde Konyaspor ilk maçımızdı ve beklentilerimizin uzağında performans gösterdik. Konyaspor maçında oyun içerisinde istediğimiz şeyi ortaya koyamadık. Oyuncularımız da bunu kabul ediyorlar. Sezon başından beri belki de en kötü maç olarak dillendiriyorlar. Ondan sonra oyuncularımızla daha fazla zaman geçirdik, daha fazla çalışma imkanımız oldu ve Fenerbahçe ile İstanbulspor maçlarında saha içerisinde olağanüstü işler yaptık. Hem taktiksel anlamda hem mental anlamda hem de rakibi analiz etme anlamında oyuncularımla beraber çok güzel şeyler sergiliyoruz. Fenerbahçe deplasmanına herhalde 55-60. dakikaya kadar rakibe şut imkanı vermeyen Pendikspor vardı. Fenerbahçe’yi çok iyi analiz ettik ve puan ya da puanlarla çıkabileceğimiz bir deplasmandı ama olmadı. Bazen istediğiniz gibi ortam oluşmuyor, bazen hakemlerin etkisi oluyor. Geçen hafta İstanbulspor maçı vardı. Geçiş oyununu çok iyi oynayan bir İstanbulspor’un en az pozisyona girdiği maç olarak değerlendiriyorum. Demek ki rakibi iyi analiz ediyoruz. Çok güzel dokunuşlar yaptık. Mental anlamda biraz sıkıntı yaşamış bir takımı ayağa kaldırdık. Oyuncularımız bizi yavaş yavaş benimsediler. Takımdaşlık kimliğini ön plana çıkarmaya çalıştık. Şu anda milli takım arasını en iyi şekilde değerlendiriyoruz. Bu çıkışı Samsunspor deplasmanında da devam ettirmek istiyoruz. Biz inanıyoruz, İstanbulspor maçıyla beraber bir kıvılcım yaktık. Bu kıvılcımı devam ettirmek istiyoruz. Futbolseverlerin sempatisini kazanan bir Pendikspor ortaya çıkartmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“Puan barajının 44-45’i bulabileceğini düşünüyorum”
Ligdeki durumları hakkında konuşan 50 yaşındaki teknik direktör, “Bir-iki hafta önce 41’leri dillendiriyordum ama şimdi rakiplerin de puan kazandığını düşünürsek 44-45 puan olabilir. Düşme hattındaki takımların birbirleriyle oynayacağı müsabakalar var. 44-45’i bulabileceğini düşünüyorum. Bizim açımızdan bakıldığında 4 ya da 5 galibiyet bizi belki de ligde tutacaktır. Kolay mı? Tabii ki de kolay değil. Samsunspor maçı, Başakşehir maçı arkasından Galatasaray deplasmanı, bu maçlar kolay değil ama zaten bu zorlukları kolaya çevirmek için geldik. Ben inanıyorum. Konyaspor maçı haricinde Fenerbahçe ve İstanbulspor maçıyla beraber yavaş yavaş dikkatleri çeken bir Pendikspor var. Beklentimiz şu andaki bulunduğumuz konumdan bir an önce çıkmak. Yukarıya çıkmak için de maçlar kazanmak gerekiyor. O kıvılcımı da yaktık. Puan barajının 43-44-45’i bulabileceğini ve bu anlamda da kazanacağımız gereken 4-5 maçın da bizi ligde bırakacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Süper Lig’in havası çok farklı”
Pendikspor’dan teklif geldikten sonra neler hissettiğinin sorulması üzerine İbrahim Üzülmez, “Süper Lig’den teklif geldiği zaman çok fazla şartlar aramıyorsunuz. Alt ligde çok başarılı maçlarım var, şampiyonluklarım var, doğru yaptığımız işler var. Tabii üst ligle, alt ligi karşılaştırdığınız zaman çok seviye farkı da olduğunu düşünüyorum. Bize başkanımızdan böyle bir teklif geldiğinde, takımı analiz ettiğimizde, takımda kaliteli oyuncular olduğunu, özellikle ofansif anlamda üretken olduğunu ve bu oyuncularla beraber bir sinerji yakalayacağımızı düşündüm. Bu takımı ligde bırakmak için üstümüze düşen görev ve sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirirsek, ‘Bu takımla tarih yazarız’ dedim. Ben o inançla geldim. Oyuncularıma da bu inancı aşılamaya çalışıyoruz. Onlar da bizim isteğimizi, karakterimizi anlamaya başladılar. Biz bu anlamda Süper Lig, Pendikspor, kadro kalitesine baktık ve burada başarabileceğimiz şeylerin olduğuna inandık ve bu teklifi kabul etti. Heyecanlandık, en son 2-3 sene önce Süper Lig’de çalıştık. Süper Lig’in havası çok farklı olabiliyor. Buradaki rekabetin içerisinde olmamız gerektiğini her fırsatta söylüyorum. İnşallah bu rekabetten de güçlü bir şekilde, çok çalışarak çıkacağız” şeklinde konuştu.
“Misafir gelmiş bir kulübenin önünde o kadar hareketler yapılır mı?”
Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında deplasmanda oynadıkları Fenerbahçe maçındaki olaylarla ilgili ise Üzülmez, “Üzgünüm onu söyleyeyim. Öz eleştiri yapmamız lazım. Futbolun bütün paydaşlarının öz eleştiri yapması lazım. Herkes kendi takımı üzerinden yorumlar yapmaya çalışıyor. Böyle bir açıklama yaptığım için üzüntülüyüm. Ben de öz eleştirimi yapıyorum. Şapkamı önüme alıyorum, yakıştı mı yakışmadı mı? Bazen kendime de yakıştırmadım ama bize yapılanları da rakibe yakıştırmadım. Onu da konuşmak lazım. Doğru herkese göre tektir. Herkesin bunda suçu var. Medyasında, oyuncusunda, hocasında, taraftarında suç var. Peki nasıl bunu toparlayacağız? Ağır cezalar gelmesi lazım. Ağır cezaları da uygulamak lazım. Takım üzerinden fanatiklik yaparsak x bir takım hata yapıyor, öbür takım şu hatayı yaptı, şu kadar ceza verilmesi gerektiğini söylüyor ama o hatayı bir, iki sene önce kendisi de yapmış. O videolar da ortaya çıkıyor. Kendi takımına ceza verilmesini istemiyor ama rakibine ceza verilsin diyor. O zaman burada o doğruyu bulamazsınız. Kendine ayrı yorumlarsan rakibi düşman olarak görüp ona ayrı yorumlarsan bu olaylar devam eder. Önce hakkaniyetli olacağız. Kendi öz eleştirimi yapıyorum, ‘Ne gerek var İbo’ diyorum ama misafir gelmiş bir kulübenin önünde de o kadar hareketler yapılır mı? Orada bize hak versinler. Fenerbahçe büyük camia. Fenerbahçe, Pendikspor’u yener tabii ki, Fenerbahçe zaten favoridir. Ama benim de verdiğim bir emek var. Emeğin heba edilmesini istemiyorum. Oyuncularım gayret gösteriyor. 1 hafta boyunca burada bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Orada bize de saygı duyulması gerekmiyor mu? Bazı medyadaki insanlar, bizi de ön plana atmaya çalışıyor. Arkadaşlar herkes kendine baksın. Ben öz eleştiri yapıyorsam siz de yapın. Bize yapılanları görerek doğru bir analiz yapılması gerektiğini düşünüyorum. Üzüntülüyüm, böyle bir olay olmasın. Bundan sonra olmasın. Bunun olmaması için herkes şapkasını oraya koyarsa, cezalar gelirse, cezalar ağır olursa, cezalar yaptırım içeriyorsa ve o cezalar uygulanıyorsa bu olaylar çok daha minimuma iner. Cezalar x bir takıma farklı, b bir takıma farklı olursa nasıl toparlayacağız. Benim Fenerbahçe camiasıyla ilgili bir şeyim yok ki. Ben gelmişim, Pendikspor’da kendimizi göstermeye çalışıyoruz. İnsanların çalıştığımızı görmesini istiyoruz. Fenerbahçe, Pendikspor maçında her zaman favori zaten ama biz orada aslanlar gibi mücadele ettik. Bu görülmedi, onu dediler, bunu dediler. Misafir gelmiş teknik adam, yedek kulübesine de o hareketler olmasaydı. Onu da konuşalım, onu da eleştirelim. Orada da yanlışa rağmen savunursan o zaman doğruyu nasıl bulacağız. Avrupa’da futbol ileriye gidiyor, biz geriye gidiyoruz, niye? Hepimiz sorumluluk alalım, konuşalım, istişareler edelim. Bir şekilde sünger çekmek lazım. Olaylar devam ederse daha bu futbolu nasıl yukarıya taşıyacağız. Eleştiri olacaktır. Ben kendi içimde yapıyorum. Çünkü bazen olmaması gereken şeyler. Oradaki üzüntüm benim verdiğim emek, takımımın ortaya koyduğu direnç, karakter görülmedi. Görülmemesine istinaden böyle fevri bir açıklama yaptım. Bu olaylar her statta oluyor. Ankara’da, Trabzon’da oluyor yarın başka bir yerde olacak. Bu olayların olmaması için ağır cezalar çıkması gerekiyor. O cezaların da uygulanması gerekiyor” açıklamasında bulundu.
“Bana cezayı veriyorsa kim olursa olsun cezayı ver o zaman”
Cezaların verilmesi ve aynı zamanda uygulanması gerektiğini vurgulayan İbrahim Üzülmez, “Ortada bir ceza varsa, federasyonun cezayı sümen altına itmemesi gerekiyor. Cezayı İbrahim Üzülmez yaptıysa, İbrahim Üzülmez ceza alacak. Ben mesela hakeme itiraz ederken çizgiyi geçmişim, adrenalinin yüksek olduğu ortamda haberim yok. Bana kırmızı kart verdi. Ben geçen hafta İstanbulspor maçına çıkamadım. Bana cezayı veriyorsa kim olursa olsun cezayı ver o zaman. Orada kulüp, forma, isim ayırt etmeksizin o cezayı alması lazım. İnsanlar o da cezayı bilerek o adımı atmaması lazım. Federasyonun olayın üzerine gidip, cezaları yerine getirmesi gerekiyor” dedi.
“Şampiyon olmak için kafada farklı senaryolar oluşursa futbol o zaman düzelmez”
Sosyal medyanın etkisiyle söylemlerin sertleştiği bir dönem olduğunu ifade eden Üzülmez, “Teknik adamlar, oyuncular çok fazla bir şey yapamıyor. Onun herkesin söylemlerine de dikkat etmesi lazım. Ben bundan sonraki süreçte olması gereken şey futbolu ayağa kaldıracaksan herkesin iğneyi kendisine batırması lazım. Benim takımım şampiyon olmak için her yol mübahtır anlayışı içerisinde bunu yaparsan o yılan yarın gelir seni sokar. Eğer samimi olursak, öz eleştiri yaparsak, hatalarımızdan dersler çıkartırsak, burada futbolu ön plana çıkartmak için, futbolun güzelliğini anlatmaya çalışıyorsak, burada o zaman futbolla ilgili art niyetimiz olmayacak. Şampiyon olmak için şuradan şunu yapalım, buradan bunu yapalım diye kafada farklı senaryolar oluşursa futbol o zaman düzelmez. Düzelmesi için de hepimizin taşın altına elimizi sokmamız lazım. Bu anlamda herkese düşen görevler var. Başta federasyon, kulüp başkanları, bizler, oyuncular, tribünler bu anlamda taşın altına elini sokup, futbolun boğulmaya başlandığı bir ortamda o sudan çıkarıp, futbolu kurtarmamız lazım. Futbol artık reytingi olan bir sektör. Bu reytingimizi Avrupa’da rekabet ederek yaşayalım. Avrupa’daki başarılarımızı konuşalım. Buraya gelen yabancı oyuncuyu da kendimize benzetiyoruz. Dürüst adam, temiz adam 6 ay, 1 sene sonra bizden daha şey oluyor. Onun için burada o Avrupa rekabeti içerisinde takımlarımızı konuşalım. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor Avrupa’da oynadığı zaman ay-yıldız formayı temsil ediyorsa hepimiz ona destek verelim. Biz o konularda da birlik olamıyoruz. Orada bile takımlarımızın kaybetmesini, kötü olmasını istiyoruz. Biz bu rekabeti Fair-Play duyguları içerisinde yaşayalım ama bu rekabeti yurt dışında başarılara da taşıyalım. Bugün Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın kadro maliyetlerine baktığınız zaman muazzam paralar var. Ben bu oyuncuya bu parayı verdikten sonra benim Şampiyonlar Ligi’nde rekabet etmem lazım” değerlendirmesinde bulundu.
“Montella ile çok güzel bir jenerasyon var”
A Milli Futbol Takımı için de konuşan kırmızı-beyazlıların teknik direktörü, “Montella ile çok güzel bir jenerasyon var. Hoca karakteri ortaya çıkmaya başladı. Baskılı orta oyun ortaya koydular, bireysel anlamda çok yetenekli oyuncularımız geldi. Almanya’da da zaten taraftarımız da çok olacak. Güzel bir sinerji olduğunu düşünüyorum. Milli takımımız ile ilgili taraflı, tarafsız herkesin şu anda destek verdiğini de görüyoruz. Önceki dönemlerde bu kadar değildi. Kimse milli maç izlemiyorum diyordu. Şimdi herkesin keyif aldığı, başarıya giden yolda herkes üstüne düşen desteği vermeye çalışıyor. Belki de Şenol hocanın Kore’de yakaladığı jenerasyon, bu jenerasyon onun kadar olur mu Almanya’daki maçlara bakacağız. Yetenekli ve kaliteli oyuncular var” şeklinde konuştu.
“Thiam, oruç tutuyor hiçbir antrenmanı da aksatmıyor”
Senegalli futbolcu Mame Thiam’ın çok karakterli bir futbolcu olduğunu ifade eden İbrahim Üzülmez, “Çok karakterli bir kardeşimiz. Takımdaki oyuncularımız güzel karakterli oyuncular. Zaman zaman mental anlamda sıkıntılar yaşasa da özellikle takıma geldiğimizde bireysel dokunuşlarımla, onlarla konuşmalarımızda, onlara yardım etmemizin ne kadar önemli olduğunu kendileri idrak ediyor ve bizlere dönüşleri iyi. Thiam da bu anlamda bizim önemli bir oyuncu. Kaliteli bir oyuncu. Bazen oruç tutuyor hiçbir antrenmanı da aksatmıyor. Antrenmanlarda da sonuna kadar veriyor. Ben kendisinden memnunum. Tabii onun da, Umut’un da gol atmasını istiyorum. Ofansif anlamda bu oyuncuların en önemli görevlerinden birisi takım savunmasına destek verirken, skor üretmede de önemli oyuncular. Onların saha içerisindeki mücadelesinden memnunum. Takıma konuşarak verdiği coşkulardan memnunum. Planlarımıza bağlı kalmalarından da memnunum. Sadece skor üretmede şu anda yapamadılar, Samsunspor maçıyla beraber inşallah başlayacaklar. Şu süreç içerisinde ortaya koydukları performanslarından dolayı da çok teşekkür etmek istiyorum. Bizleri de sahiplendiler, destek veriyorlar” ifadelerini kullandı.
“Fenerbahçe maçında yanlış anlaşıldığım için üzüntülüyüm”
Son olarak bazen anlaşılamamaktan dolayı üzüntüsünü dile getiren Üzülmez, “Bizim işimizle ön plana çıkmamız gerekiyor. Biz işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Futbolculuk dönemimizde hep çalışkan bir oyuncu imajı vardı, insanlar bizi o imajla bizi benimsediler. Teknik adam olarak da onu yapmaya çalışıyorum. Fenerbahçe maçında da o anlamda yanlış anlaşıldığım için üzüntülü olduğumu belirtmek istiyorum. İnşallah futbolu yukarıya taşımak için ben de İbrahim Üzülmez olarak elimden gelen gayreti göstereceğimden kimsenin şüphesi olmasın” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>“FİKİR ÖZBEK’TEN ÇIKTI”
Görüşme fikrinin Dursun Özbek’ten çıktığını söyleyen Aydın, “Kamuoyunun da bildiği üzere Sayın Ali Koç ile Sayın Dursun Özbek’in yan yana gelip Türk Futbolundaki sorunları konuşma fikri tarafımca ortaya çıkartılmamıştır. Bu öneri Sayın Dursun Özbek’in kendisi tarafından bana İletilerek ortaya çıkmış bir fikirdir ve Sayın Ali Koç tarafından anlatılan içeriktedir. Sayın Dursun Özbek tarafından iletilen bu görüşme fikrinin, ülkemizdeki gergin futbol ortamına fayda sağlayabileceğini düşündüğüm için (ki kesinlikle böyleydi) Sayın Ali Koç ile de paylaştım” dedi.
“ALİ KOÇ REDDETTİ”
“Bu isteği Sayın Ali Koç’a ulaştırdığımda, ilk etapta çok olumlu karşılanmadı. Kendisine, “toplum çok gergin, zaten birçok konuda toplum kutuplaşıyor, bu konuda devlete yardımcı olup, halktaki gerginliği de bir nebze düşürebilirsek, çok güzel olur. Bu gerginlik ve kutuplaşmalar ile sonrasında çok pişman olsak da geri dönüşü olmayan olaylara sebep olabilir (tıpkı bu hafta sonu yaşanan olaylar gibi)” diye belirttim. Sayın Ali Koç da “Tamam bu görüşmeyi yapalım, doğru söylüyorsun” diyerek kabul etti. Ancak maalesef planlanan görüşmeye bir gün kala Ali Bey’in de belirttiği gibi yapılan açıklamadan dolayı görüşme gerçekleşmedi.”
“KEŞKE GÖRÜŞME GERÇEKLEŞEYDİ”
“Keşke bu görüşme olsaydı, keşke bu olaylar yaşanmasaydı, keşke Dursun Başkan’ın da dediği gibi bu ortam “seviyesiz insanlara” kalmasaydı. Çünkü öyle olaylar yaşanıyor ki, insanın futbolumuz ve ülkemiz için üzülmemesi mümkün olmuyor. Bir eğlence sporunun, keyif alarak izliyor olmamız gereken futbolun gelmiş olduğu nokta her futbol adamını üzdüğü ve üzmesi gerektiği gibi beni de çok üzmektedir. Toplumumuzun her ferdinin gelinen aşamada çok dikkatli olması gerekmektedir, yaşadığımız olayların ulaştığı seviye tüm milletimizin malumudur. Günümüzde sosyal medya ile toplumu etkilemek son derece kolaydır, bu mecralarda topluma yön veren kişilerin büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket edip, hem Sayın Ali Koç’a hem de sayın Dursun Özbek’e söylediğim gibi amasız fakatsız konuşmalar ile yan yana gelmeliyiz ve üstümüze düşeni yapmamız gerekir. Bazı art niyetli kimseler kötülük yapmayı bir alışkanlık haline getirmiş, kötülüğün kötülük doğurduğunu fark edememişlerdir.”
“BEN ARACI OLDUM”
“Ben önce bir insan sonra da futbolun içerisinde yer alan bir kişi olarak gelinen noktada ülkemizin ve toplumumuzun böyle bir toplantıya ihtiyacı olduğunu düşünerek aracı oldum, her sağ duyulu insanın da bu şekilde hareket edeceğine eminim. Adımın Olgun, soyadımın herhangi bir şey olması veya bu konunun herhangi bir şekilde tarafı olmayan üçüncü kişilerin dahil edilerek böylesine iyi niyetli bir girişimin değersizleştirilmesi kimseye bir şey kazandırmaz. Özellikle üzerine basarak söylemek isterim ki herkes sorunların ve sorumluluklarının farkında olmalıdır. Bu toplantının gerçekleşmemesi son derece talihsizdir, keşke bütün kulüp başkanları bir araya gelerek Türk futbolunun sorunlarını ortak bir pencereden bakarak Türk futbolunun çıkarları adına istişare edebilseler.
Böyle bir ortamda kimse futboldan ve başarılardan zevk alamayacaktır, kazanılan başarılar değersizleşecektir. Bu noktada tekrar altını çizmek isterim ki hiçbir kupa, şampiyonluk veya herhangi bir sportif başarı, bir insanın hayatından daha değerli değildir.”
ALİ KOÇ NE DEMİŞTİ?
Ali Koç, geçtiğimiz gün düzenlediği basın toplantısında birkaç ay önce bir ziyaretçisi olduğunu belirterek, “Ziyaretçim ofisimdeyken telefonu çaldı. Arayan Dursun Özbek’ti. Benim yanımda olduğunu bilmiyordu. Arayan kişi ortak dostumuza acil görüşmek istediğini söyledi. Gayret Tepe’de bulunan otelinde randevulaştılar. Apar topar yanımdan ayrılıp gitti. Sonrasında ortak dostumuzun anlattığına göre Dursun Özbek kendisine ‘Ortam çok gerildi, insanlar çok gergin. Bu nedenle seviyesiz insanlar ortaya çıkıyor’ demiş. ‘Benim normalde Kulüpler Birliği’nde tek dostluk yapabileceğim, aynı masaya oturabileceğim kişi Ali Bey’dir. Maalesef ortam çok gerildi, istenmeyen olaylar yaşanabilir. Ben Ali Bey’le yan yana gelip kimsenin bilmediği ortamda konuşup beraber yol planı çizelim isterim eğer Ali Bey kabul ederse.’ demiş.” ifadelerini kullanmıştı.
DURSUN ÖZBEK NE DEMİŞTİ?
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ise “Ortak dost konusu 4-5 ay önce olmuş bir konu. Ortak dost, beni ziyaret etti ve kendisinin Türk futbolundaki bu gergin ortamı bitirmek için bir çağrıda bulundu. Ali Bey ile bir görüşme düzenleyebileceğini söyledi. Bu görüşmeyi kabul ettim. Ali Bey de kabul etti sonra Ali Bey bir açıklamaya istinaden bu buluşmayı iptal etti. Keşke o gün görüşebilseydik de bugünlere gelmeseydik.” ifadeleriyle yanıt vermişti.
]]>Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi:
“2032 yılının ana omurgasını oluşturuyoruz”
“Bu milli takım inşallah 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da güzel işler yapacak”
İSTANBUL – Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, 7 Nisan’da Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak TFF Süper Kupa finalinin tarihinin değişmediğini fakat sarı-lacivertlilerden gelen erteleme talebini değerlendirmeye aldıklarını söyledi.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, A Milli Futbol Takımı’nın yarın Macaristan ile deplasmanda oynayacakları maç için bu ülkeye gitti. Hareket etmeden önce İstanbul Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başkan Büyükekşi, “Avrupa Futbol Şampiyonası’nın, Almanya’da olacak olması bize ayrı bir heyecan veriyor. Evimizde oynayacak şekilde hazırlanıyoruz. Türk Milli Takımı, Avrupa’nın en genç milli takımıydı. Aramıza yeni katılan 4 yeni futbolcumuz var. Bunların da hepsi genç. Bu konuda çok büyük bir avantaj sağlayacağımızı düşünüyoruz. Aslında bir yandan da 2032 yılının ana omurgasını oluşturuyoruz. Çünkü 18 yaşındaki gençler, 8 sene sonra 26 yaşında olacak. Deneyimli bir kadro olmuş olacak. O yüzden yapacağımız bu hazırlık maçları da son derece önemli. Çünkü öbür takımlar da Avrupa şampiyonalarında mücadele edecek takımlar. Hepsi de güçlerini ispat etmiş takımlar. Futbolcularımız, iyi bir hazırlık safhası geçirdi. Çok güzel bir dostluk, kardeşlik havası var. Özellikle Macaristan takımı bizimle maç yapmayı çok istedi. Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, Macaristan’ı ziyaret etti. Çok önemli dostluk mesajları verildi. Biz de bu mesajları pekiştirmek için Macaristan ile dostluk maçı yapacağız. Milli futbolcularımız orada kampa devam edecekler. Pazartesi günü Avusturya’ya hareket edeceğiz. Salı günü de Avusturya ile hazırlık maçı yapıp, maçtan sonra Türkiye’ye döneceğiz. Haziran ayının ilk günlerinde İtalya ve Polonya ile de iki hazırlık maçımız olacak. Milli takımımız güzel bir dönem geçiriyor. Hocamız Montella hemen hemen bütün takımlarımızın maçlarını izleyerek futbolcularımızı yakın takibe aldı. O yüzden de yeni oyuncular geldi. Özellikle de Can Uzun’un katılması bizim için önemli bir kazanç. Biliyorsunuz Alman milli takımını seçmesi de söz konusuydu ama o konuda da büyük bir avantaj elde ettik. Semih Kılıçsoy ve Oğuz Aydın da aynı şekilde aramıza katıldı. Bu takım inşallah 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da güzel işler yapacak. Türk milletine güzel başarıları yaşatıp, onları sevindirecek. Milletimizin duaları bizimle olsun” şeklinde konuştu.
“Fenerbahçe’den talep geldi, değerlendiriyoruz”
Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynanacak TFF Süper Kupa’nın, 6 Nisan tarihine alındığıyla ilgili çıkan haberlerin sorulması üzerine Büyükekşi, “Böyle bir şey yok. Şu anda gündem milli takımımız. Fenerbahçe’den böyle bir talep geldi, değerlendiriyoruz” diye cevap verdi.
TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, Trabzonspor – Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarla ilgili sorulan soruya ise, “Şu an onlarla ilgili bir şey söylemeyeceğim. Bugün milli maç günü. Gündemi kaotik hale getirmeyelim” dedi.
]]>Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen söyleşi programına konuk oldu. Cumhuriyet Üniversitesi Kültür Merkezi Kadıburhanettin Salonu’nda düzenlenen ‘Bülent Uygun’la Spora Dair’ adlı söyleşide Uygun, öğrencilerin merak ettiği soruları yanıtladı.
Programa Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hilmi Ataseven, Sivasspor’un Teknik Direktörü Bülent Uygun, Sivasspor yardımcı antrenörleri, Sivassporlu futbolcular Uğur Çiftçi, Kerem Atakan Kesgin ve Burak Kapacak, Spor Bilimleri Fakültesi akademisyenleri ve öğrenciler katıldı.
“İnşallah Allah nasip eder”
Tecrübeli teknik direktörün spor hayatıyla ilgili izletilen kısa filmin ardından konuşan Bülent Uygun, “10 yıl içerisinde başta Kocaelispor olmak üzere Sakaryaspor, Bursaspor, Eskişehirspor, Samsunspor, Konyaspor, Ankaragücü, Zonguldakspor gibi takımların şampiyon olma potansiyeli çok fazlasıyla var. İnanıyorum ki bunlardan bir tanesi de Sivas olur. İnşallah Allah nasip eder de Sivasspor’u şampiyon yaparız. Şampiyon yapmak adına o hayalleri gerçekleştirmek için buraya geldim. İkinci hayalim de Sivas’ın çocuklarına altyapılarda, akademilerde iyi eğitim alacak şekilde eğitmek” dedi.
“Türkiye Futbol Federasyonu’nu, MHK’den ayırmamız gerekiyor”
Bir öğrenci tarafından, ‘Türkiye’deki VAR hakemlerin performansını nasıl buluyorsunuz?’ şeklinde sorduğu soruya Uygun, “VAR sistemiyle ilgili, VAR biraz futbolda duygumuzu öldürdü. Bizim zamanlarımızda topu bile bilmeyen adamları hakem yaptık. Sonra hakem hocası yaptık. En önemli meslek hakemliktir. VAR hakemlerinin içinde mutlaka bilgisayar spor işlemleri için uzman çocuklarımız olmalı. Dolayısıyla futbolun içinden gelen bir arkadaşımızın orada olması doğru kararlar vermesini sağlayacaktır. 800 temsilci var, şu anda bilmiyorum kaç tane hakem var. Bir tane sporun içinden gelmiş insan yok içlerinde? Biz bizi yönetemez durumdayız. Artık birbirimize sevgimiz, saygımızla kalmadı. Futbolcu kardeşlerimiz de suçlu. Biz antrenörler de suçluyuz. Bir tekme yiyoruz. Yalandan 8 takla atıyoruz, gerçekten tekme yiyip ayağa kırılanda kırmızı kart görmeden pozisyona geçiyorlar. Hakem camiasının adil hakkaniyetli ve gördüğünü çalabilen bir hakem camiası olma yolunda ilerleme ihtiyacı var. Kulüpler Birliği diye bir grup kuruldu. Kulüpler Birliği ne yapıyor? Her hafta toplanıyorlar, VAR’ın konuşmalarını dinliyorlar. Bizim size dinlememize ihtiyacımız yok. Bu arada da MHK dediğimiz hakemler, Kulüpler Birliğine bağlı olmamız gerekiyor. Bu Futbol Federasyonu’nu MHK’den ayırmamız gerekiyor. Türkiye Futbol Federasyonu’nun yapacağı tek şey bizim geleceğimiz olan genç milli takımdaki çocukları, antrenörleri, ondan sonra kulüplerin ekonomik krizlerini bu tarz işlerle uğraşması gerekirken o günkü maçtaki hakem hatalarını konuşmaktan, geleceğimizle ilgili hiçbir şekilde proje yapamıyorlar. Hakemlerimizi Kulüpler Birliğine bağlayarak onların orada Türk futboluna hizmet etmesi gerektiğinin düşüncesindeyim” diye cevap verdi – SİVAS
]]>Ilıcalı, sahibi olduğu takımın Antalya kampında Regnum Carya Otel’de basın mensupları ve taraftarla bir araya geldi.
İki yıl önce ekibiyle Hull City’i yeniden Premier Lig’e çıkarmak güzel bir yolculuğa çıktığını ifade eden Ilıcalı, başarılı bir sezon geçirdiklerini düşündüğünü söyledi.
Ilıcalı, Hull City’i satın alırken “olabiliriz” dedikleri nokta olan play-off oynama şanslarının bulunduğuna dikkati çekerek, ikinci kez kamp için Antalya’da buluşmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Hull City ile sadece Premier Lig’i hedeflemediklerini, Avrupa kupalarında İngiltere’yi temsil etmeyi de arzuladıklarını vurgulayan Ilıcalı, 13-14 yaşından bu yana tribünlerde olduğunu, taraftara her baktığında kendini gördüğünü, bunun da terapi gibi geldiğini anlattı.
Ilıcalı, İngiltere’de de Türkiye’de olduğu gibi futbolun fanatik ve agresif tarafını yaşayan gruplar olduğuna dikkati çekti.
Türkiye’de son zamanlarda futbol alanındaki gerginliğin İngiltere’de yaşanmadığını dile getiren Ilıcalı, “Türkiye’de gerilimin, futboldaki kaosun bence tek bir nedeni var. Sebebi de belli, çözümü de belli. Bütün kulüp açıklamalarına bakın, tansiyonun yükselmesinin tek bir sebebi var, maalesef üzülerek söylüyorum hakemlerimiz. Önce sebebi bulursak, bu kaostan çok çabuk çıkarız. Nasıl yabancı teknik direktör, futbolcu gelebiliyorsa, herhalde sporun belli bir kesimine de yabancı birilerinin gelmesi ayıp olmamalı.” diye konuştu.
“Tek bir sebebi var, hakem”
Ilıcalı, İngiltere’de hakem hata yaptığında art niyet aranmadığı için problem yaşanmadığını, Türkiye’de ise hakemlere güven kalmadığını, art niyet arandığını, bunun da kaosa neden olduğunu dile getirdi.
Trabzonspor-Fenerbahçe maçı sonrasındaki olayları “korkunç” olarak nitelendiren Ilıcalı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son aylardaki bütün kulüp açıklamalarına bakın, yaşananlara bakın tek bir sebebi var, hakem. O olayların hiçbiri yaşanmazdı. O gün Trabzonspor seyircisi bir şekilde çok dolmuştu tamam. Agresif miydi? Agresifti evet ama benim sahalarda gördüğüm tek agresif seyirci onlar değildi. Bunun bir çözümü var. Hakemsin, sahaya çıktın, seyirci agresif, o gün kötü bir gününde seyirci, yapacağın tek bir şey var. Maçı tatil et, git odana. Herkes binsin arabalarına dağılsın, tansiyon düşsün. O maç eğer 60. dakikada tatil olsaydı, bugün konuşulan konular olacak mıydı? Olay çıkacak mıydı? Problem olacak mıydı? Hakem kendi arkadaşını savunamıyor ki zaten. Kendi arkadaşının üzerine dünya yağıyor, yanında patlayıcı madde patlıyor, ses çıkaran bir şey atılmış, yan hakem olduğu yerden sıçrıyor, hakem ‘devam’ diyor. Hakem tansiyonun gerilimin yükseldiği bir ortamda ‘devam, devam, devam’ derse, zaten devamında gerilim artar, sonra da bardak taşar.”
“İsveçli hakem hata yapsa ne diyeceğiz?”
Ilıcalı, yabancı hakem uygulamasının şart olduğunu öne sürerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Yarın yabancı hakem uygulaması kararı alınsın. Bunu yapan ülkeler var. Yunanistan’da tansiyon çok yüksekken alın yabancı hakem getirmişler. Buradaki tansiyon düşmüş. Yarın getirin maçları yabancı hakemler yönetsin. O zaman kim ne diyecek? O zaman tansiyon yükselecek mi? Yüzde 80’ini yok ederiz, ülke huzura kavuşur, şu anda içinde bulunduğumuz çıkmaz bambaşka boyuta geçer. İsveçli hakem hata yapsa ne diyeceğiz? ‘Bu adam niye hata yaptı mı?’ diyeceğiz. Futbol çok zor durumda, Türk futbolu gelmiş, geçmiş en zor günlerini yaşıyor olabilir. Anında karar alınsın. Federasyon başkanımız bu konularda duyarlı bir insan. Kendisine de bu konuda güveniyorum. Başka bir çözüm göremiyorum. Bunun ‘B’ planı yok. Hakemleri hemen değiştirin.”
“Slovenya favori olacak şekilde başka bir kulüp alacağız”
Futbola geniş açıdan baktıklarını anlatan Ilıcalı, “Hull City çevresinde futbol dünyası yaratmak istiyoruz. Yunanistan’da, Slovenya’da takımlarla görüştük. İrlanda’da istediğimizi yakalayamadık. Büyük ihtimalle bir takım daha alıp, futbol dünyasındaki alanımızı genişletmek istiyoruz. Slovenya favori olacak şekilde başka bir kulüp alacağız. Taraftar olarak Türkiye’de yeterince sinirim bozuluyor, yeterince cefa çekiyorum. Türkiye’de takım almayı düşünmüyorum.” diye konuştu.
Ilıcalı, İngiltere’de tişört, terlik giyme tarzını ayakkabı, pantolona çevirdiğini ve hiçbir zaman takım elbise giymeyi düşünmediğini sözlerine ekledi.
Hull City Teknik Direktörü Liam Rosenior de Antalya’da kamp yapmaktan memnuniyet duyduklarını, takımdaki birlik beraberliğin başarıyı getirdiğini söyledi.
Takımdaki Türk futbolculardan Ozan Tufan da A Milli Takımı özlediğini, bugüne kadar 65 milli maça çıktığını, Avrupa Şampiyonası’nda da ay-yıldızlı formayı giymek istediğini ifade etti.
Hull City takımı kaptanı Lewie Coyle de Abdülkadir Ömür’ün de takıma çabuk uyum sağladığını ve takıma katkısının önemli olduğunu kaydetti.
]]>Başkan Özbek, sarı-kırmızılı kulübün Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’taki Özhan Canaydın Konferans Salonu’nda düzenlenen divan kurulu toplantısında açıklamada bulundu.
Kulübün mali bağımsızlığı için Türkiye Bankalar Birliği (TBB) anlaşmasından çıkmak istediklerini belirten Özbek, şunları kaydetti:
“Göreve geldiğimizde size bir söz vermiştik. Kulübümüz üzerinde büyük bir yük olan TBB anlaşmasından çıkacağımızı söylemiştik. Florya’daki arazimizin değerlendirilmesi için Kemerburgaz Tesisleri’nin geçici tamamlanması gerekiyordu. Çalışmalara hızlı bir şekilde devam ediyoruz. Önümüzdeki sezona futbol takımımız Kemerburgaz Tesisleri’nde başlayacak. Buna bağlı olarak Florya arazimizin değerlendirilmesi için süreci başlatacağız. Florya arazimizin değerlendirilmesi kulübümüz için hayati öneme sahip. Florya’nın değerlendirilmesi kulübümüzün önündeki 20 yılını, belki daha fazlasını etkileyecek. Şu aşamada herhangi bir rakam telaffuz etmek istemiyorum ama bu projeyle kulübümüzün geleceğinin çok daha parlak olacağını görüyorum.
Florya’dan gelecek gelir, Galatasaray’ımızın geleceğidir. Hiçbir şekilde günlük harcamalar için çarçur edilmemeli, ortak akılla yönetilmelidir. Florya projemizdeki gelirimizle önce TBB anlaşmasından çıkmayı, kalan tutarın bir lirasına dahi tutulmadan bir hesapta bloke edilmesini öngörüyoruz. Biz ve bizden sonraki yönetim kurulları ana paraya dokunma hakkına sahip olmayacak. Bunun için genel kurul kararı almak zorunda kalacaklar. Gelirle oluşturulacak fonun nasıl kullanılacağını belirleyeceğiz. Ana fon, genel kurulun uhdesinde olacak. Sadece bunun nemasının kullanılmasıyla hem sportif hem de yönetim olarak kulübümüzü çok daha farklı bir yere taşıyacağız.”
“Futbol takımımız şampiyonluğa doğru yürüyor”
Başkan Özbek, en yakın rakibi Fenerbahçe’nin 2 puan önünde liderliğini sürdüren futbol takımıyla ilgili, “Futbol takımımız şampiyonluğa doğru yürüyor.” dedi.
Fenerbahçe ile 7 Nisan’da Turkcell Süper Kupa maçı da yapacaklarını vurgulayan Özbek, “İlk günden beri inanıyoruz, bu şampiyonluğu hak ettiğimizi biliyoruz ve yolumuza, zafer yolculuğumuza devam ediyoruz. Ayrıca 7 Nisan’da Şanlıurfa’da TFF Süper Kupa finali oynayacağız. Bölge insanı büyük bir heyecanla bizleri bekliyor. Biz de benzer heyecanı yaşıyoruz. 7 Nisan’da tüm sporseverlere keyifli bir final yaşatacağız.” diye konuştu.
Spor camiasına itidal çağrısı yaptı
Dursun Özbek, futbol camiasını ve taraftarları yaşanabilecek olaylara karşı uyardı.
Şampiyonluğun çok önemli ve değerli olduğunu dile getiren sarı-kırmızılı kulübün başkanı, “Ancak şampiyon olmak adına her şeyi mübah görüp kardeşi kardeşe düşman etmek için ekilen nefret tohumlarını da izliyoruz, görüyoruz. Bugün bir kez daha tüm futbol camiasını ve rengi ne olursa olsun tüm taraftarları itidale davet ediyorum. Lütfen sakin kalalım. Bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara izin vermeyelim.” ifadelerini kullandı.
Başkan Özbek, bu konuşmasının ardından üyeler tarafından coşkuyla alkışlandı. Yönetim kurulu üyelerinin ayakta alkışladığı Özbek’e divan kurulu üyeleri arasından, “Bravo” sesleri yükseldi.
İtidal çağrısının ardından Divan Kurulu Başkanı Aykutalp Derkan, Dursun Özbek’e teşekkür etti. Derkan, üyelerden bir kez daha alkış istedi.
]]>Ancak söz konusu futbol olduğunda Lüksemburg, ülke sıralamalarında üst seviyelerde yer alan bir ülke değildi.
Lüksemburglu bir milli futbolcunun hayatı tarihsel olarak, çoğunlukla bir ağır yenilgiden diğerine yalpalayarak sonlanıyordu.
Ülke, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası elemelerine katılan ülkeler arasında en fazla elenen ülke olma rekorunu elinde tutuyor.
Ülkenin ulusal takımı, 2008 yılına kadar oynadığı 104 Dünya Kupası eleme maçında sadece 8 puan alabilmişti.
Ancak Lüksemburg, bu yaz oynanacak Avrupa Şampiyonası’na katılımdan yalnızca iki galibiyet uzakta bulunuyor ve bu da ülkede bir şeylerin değiştiğinin göstergesi.
Lüksemburg, yarın EURO 2024’e kalma yolundaki ilk play-off maçında Gürcistan’la karşılaşacak. Bu maçın galibi Kazakistan – Yunanistan eleme maçının kazananı ile karşılaşacak.
Lüksemburg Futbol Federasyonu Başkanı Paul Philipp, ulaştıkları noktadan duyduğu mutluluğu aktarırken alçak gönüllü konuşuyor:
“Çok küçük bir ülke olduğumuzu ve asla Avrupa şampiyonu olamayacağımızı biliyoruz. Bu kadar yüksek bir seviyede oynayacak olmamız bile sıra dışı”
Philipp, play-off maçlarının favorisi olmadıklarını söylese de, “Ancak futbolda her şey mümkün” ifadesi ile umutlu oldukları mesajını veriyor.
73 yaşındaki başkan, ülke milli takımında 1968-1983 yılları arasında 15 yıl forma giydi ve 54 kez maça çıktı.
Futbolu bıraktıktan sonra da 1985-2001 yılları arasında ülke takımını çalıştırdı. Philipp, hem futbolculuk hem de çalıştırıcılık döneminin zor olduğunu kabul ediyor.
Değişim nasıl başladı?
Philipp, takımda profesyonel futbolcu bulunmayan dönemler geçirdiklerini anlatıyor ve “Bu büyük bir dezavantajdı” diyor.
Ülke 2001 yılında ulusal futbol akademisini kurdu. Philipp bunun “bir başlangıç” olduğunu kaydediyor.
Philipp ve antrenör Luc Holtz’un oluşturduğu kadrodaki bazı oyuncular, bugün, Almanya, Hollanda ve İtalya’daki üst düzey kulüplerde yer alıyor.
Başkan Philipp, başarılarının anahtarı olarak, futbol akademisindeki “uluslararası hazırlık maçı” stratejisini gösteriyor. Akademiye seçilen 12-19 yaş arası genç oyuncular hafta içi başka ülke takımları ile hazırlık maçı yaparken, haftasonları da kendi lig takımları ile oynuyor.
Paul Philipp, bu akademinin kurulmasından 20 yıl sonra, yurtdışında oynayan yaklaşık 20 profesyonel oyuncu sayısına ulaşabildiklerini söylüyor.
Takımın çalıştırıcısı Luc Holtz, 2010 yılından sonra ülke milli takımının başına geçti. Bugün mevcut çalıştırıcılar arasında en uzun süredir milli takım çalıştıran isim konumunda yer alıyor.
Holtz, “Takımı devraldığımda pek çok şeyi değiştirmek zorunda kaldık, özellikle de oyuncuların zihniyetini” diyerek ilk zamanlardaki zorlukları özetliyor:
“Artık kaygılı değiliz, cesaretle oynuyoruz. Geçmişte her şey savunmaya dayalıydı ancak bugün artık daha çok topa sahip olmaya ve yüksek pres yapmaya odaklanıyoruz.”
Lüksemburg, EURO 2024 elemelerinde Bosna-Hersek karşısında iki galibiyet elde ederek dikkat çekti.
İzlanda maçlarında bir galibiyet ve bir beraberlik, Slovakya karşısında da bir beraberlik alarak J grubunu 3. sırada bitirdi.
İzlanda, son yıllarda hem Avrupa Şampiyonası’na hem de Dünya Kupası’na katılmayı başararak Avrupa’nın küçük ülkeleri için de örnek olmuştu.
Holtz, Lüksemburg’un yarısı kadar nüfusu olan İzlanda’nın başarısından cesaret aldıklarını anlatıyor:
“İki ülkeyi karşılaştırmak zor ama İzlanda, küçük bir ülkenin futbolda ya da hentbolda neleri başarabileceğini gösterdi.
“Farkı yaratanın ülkenin büyüklüğü değil, zihniyeti olduğu noktası bizim için örnek alınacak bir nokta oldu”
‘Gürcistan üzerindeki baskı daha büyük’
Holtz’un takımın başında olduğu süreçte Fransa ve İtalya karşısında alınan beraberlikler, gelişime işaret ediyordu.
Ülke akademisi, Portekiz kökenli vatandaşlarının yeteneklerinden de yararlandı.
Defans oyuncusu Miguel Goncalves, orta saha oyuncusu Leandro Barriero ve tüm zamanların en skorer ismi Gerson Rodgrigues, Portekiz kökenli Lüksemburglular olarak takıma katkı veriyor.
Holtz, “Lüksemburg yoğun göç alan bir ülke, nüfusumuzun % 49’u yabancı” diyerek farklı kökenlerden gelen oyuncularına dikkat çekiyor.
Ülke yarın Tiflis’te tarihe geçecek bir sonuç için sahaya çıkacak. Bu gelişme Holtz’un görevi devraldığı 2010 döneminden çok farklı bir manzarayı ortaya çıkarıyor.
Holtz, “O zamanlar bu şampiyonaya katılmanın mümkün olduğunu düşünmüyordum” itirafını yapıyor ve devam ediyor:
“Amacımız gelişmek ve ilerlemekti. Öncelikli olan bu ikisiydi.
“Bence Gürcistan üzerindeki baskı daha büyük. Çünkü kendi evlerindeler ve favoriler. Gerçekten şampiyonaya kalmanın ne hissettireceğini düşünemiyorum bile”
Tiflis’teki sonuç ne olursa olsun, Lüksemburg taraftarları Aralık ayında iki yıl daha takımı çalıştırmakı için imza atan Holtz’tan ilerlemeyi devam ettirmesini bekleyecek:
“Sahip olduğumuz takım çok genç ve daha uzun yıllar birlikte oynayabilir. Henüz maksimum potansiyelimize ulaşmadığımıza inanıyorum.”
]]>Hafta sonu oynanan ve gündemden düşmeyen Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrasında çıkan olayları değerlendiren Avukat Mustafa Erkulu, maçın skorundan çok yaşanan saha olaylarının damga vurduğunu aktardı. Erkulu, “17 Mart tarihinde oynanan Trabzon’daki bu maçta maçın skorundan öte yaşanan saha olayları, daha doğrusu maçın bitimiyle beraber gerçekleşen olaylar damga vurdu diyebiliriz. Spor medyasına da özellikle bu durum yansımış durumda. Şunu belirtelim; temel bir kanunumuz mevcut, 6222 sayılı sporda şiddetin önlenmesine yönelik bir kanunumuz var. Tabii ki Türkiye Futbol Federasyonu’nun talimatları mevcut. İşin bu kanun ve talimat uyarınca incelenmesi gerekmekte. Yalnız şu açıdan bakmamız gerekiyor; bizim temel bir ceza kanunumuz var. Bu ceza kanunumuzda da özellikle ‘meşru müdafaa’ ve zorunluluk halinden bahsediliyor. Maç sonunda özellikle medyaya yansıyan Fenerbahçeli futbolcu Osayi Samuel’in bıçaklı bir taraftarla yumruklaşması. Bu konuda futbolcuların meşru müdafaada, yani zorunluluk halinde bulunup bulunmadığına ayrıca gözetilmesi gerekmekte” dedi.
“Futbolcuların daha çok kendilerini savunma amacıyla hareket ettikleri, bu noktada da hukuki olarak haklarını kullandıkları gözüküyor”
Özellikle Osayi Samuel’in bıçaklı saldırganla yumruklaşmasının medyada yer aldığının altını çizen Erkulu, Osayi’nin kendisini savunma amacıyla haklarını kullandığı görüldüğünü söyledi. Taraftarların sahaya girmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasında Trabzonspor Kulübü’nün sorumlu olacağını da ifade eden Erkulu, “Trabzonspor Kulübü’nün taraftarlarının sahaya girmemesine yönelik gerekli tedbirleri almakla sorumlu olduğunu belirtelim. Her ne kadar Fenerbahçeli futbolcuların sevinmeleri tahrik olarak algılanıp algılanmayacağı takdiri kendilerindedir ama ne olursa olsun taraftarların sahaya girmemelerine yönelik tedbirleri almakla Trabzonspor Kulübü sorumludur. Bu noktada gerekli tedbirlerin alınmadığı, taraftarların rahat bir şekilde sahaya girdiği görülmekte. Öncelikle kulübün burada bir sorumluluğu mevcut. Sonrasında futbolculara yönelik bir saldırının olduğu net bir şekilde gözükmekte. Yani futbolcuların direk taraftarlara saldırmadığı, Fenerbahçeli futbolculara yönelik bir saldırı sonrası futbolcuların bir savunmada olduğu gözetilmekte. Bu noktada savunmanın saldırıyla orantılı olup olmadığı tartışılması gerekmekte. Özellikle Osayi Samuel’e yönelik olan ve elinde bıçak olan bir taraftar karesi medyada gözükmekte. Burada net bir şekilde bıçaklı bir saldırgan olduğu görülüyor. Futbolcuların savunmasının orantılı olduğunun kabulü gerekmekte. Tabi saha içerisinde o kadar çok olay oldu ki hepsinin analizi çok mümkün değil. Batshuayi’nin taraftara yönelik müdahalesi var, bu müdahalelerden bazılarının taraftara zarar vermeye yönelik olduğu kameralarda gözüküyor. Onu ayrıca belirtmemiz lazım. Dediğim gibi Fenerbahçeli futbolcuların daha çok kendilerini savunma amacıyla hareket ettikleri, bu noktada da hukuki olarak haklarını kullandıkları gözüküyor. Yalnız 6222 sayılı kanun temel esas alınacağı, Türk Ceza Kanunu’ndan daha özel bir kanun olduğu için futbolculara ceza verilip verilmeyeceği noktasında disiplin kuruluna sevkler olacaktır. Yalnız bu müdahalelerin hukuki olduğu görüşündeyim” diye konuştu.
“Korner direği silah niteliğinde sayılır”
Öte yandan sahaya inen bir taraftarın elindeki korner direğinin de silah niteliğinde sayılacağını da belirten Av. Mustafa Erkulu, “Korner direği ve bıçak arasında bir fark bulunmuyor. Kanunumuzda zaten geniş bir şekilde yer aldığı için yaralayıcı, bereleyici, delici tüm eşyalar silah niteliğinde sayılabilir. Korner direği de yaralayıcı bir cisim olduğu bariz. dolayısıyla korner direği de silah niteliğinde sayılır. Bu futbol seyircilerine 1 yıla kadar seyirden men cezası verilebiliyor. Büyük olaylar yaşanmıştır, futbolculara yönelik saldırılar çok ağır niteliktedir. Bu nedenle soruşturma çerçevesinde en ağır seyirden men cezaları verileceği söylenebilir” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Kocaeli Bölgesel Amatör Lig 2. Grup’ta bulunan ve 22 karşılaşmada 19 puan toplayarak 11. sırada yer alan Yuvacıkspor zor günler geçiriyor. Kulübün 16 yıllık teknik direktörü ve başkanı Fatih Kurtoğlu, ekonomik yetersizlikler sebebiyle sezon başında takımın lige katılım hakkını satma kararı aldı. Kocaelispor yönetiminden gelen pilot takım teklifiyle Başkan Kurtoğlu bu kararından vazgeçti. Pilot takım olduktan sonra verilen sözlerin tutulmaması sebebiyle daha da zor günler yaşadıklarını söyleyen Başkan Kurtoğlu, eşinin ve kız kardeşinin 350 bin TL değerindeki bileziklerini satarak, futbolcuların maaşlarını ödedi. Başkan Kurtoğlu şimdilerde ‘Tek mal varlığım’ dediği motosikletini de satışa çıkardı.
Amatörden, Süper Lig’e yükselen kariyer
Futbol geçmişi ve teknik direktörlük sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlatan Yuvacıkspor Başkanı Fatih Kurtoğlu, “Futbola Yuvacıkspor’da başladım. Birkaç sene oynadıktan sonra çok genç yaşta Kocaelispor’a transfer edildim ve 1 yıl sonra profesyonel oldum. Sırayla 3. Lig’de Petkimspor kiralık, 1. Lig’de Edirnespor, Kocaelispor, Samsunspor’da oynadım. Süper Lig’e transfer oldum. 24 yaşında Kasımpaşa’da oynadım, ardından futbolu bıraktım. Sakatlık sebebiyle değil, içerdeki insani yapıdan hoşnut olmadığım için bıraktım. O dönem herkes beni çok eleştirdi. Parlak kariyerim ve şahane geleceğim olabilirdi ama hiç pişman olmadım. Beklemediğim bir anda anda Yuvacıkspor’un teknik direktörü oldum. 16 yıldır aralıksız Yuvacıkspor’u çalıştırdım” dedi.
“30’a yakın gencin ahı senin üzerinedir”
Ekonomik açıdan zor günler geçirdiklerini söyleyen Fatih Kurtoğlu, “Bu sene lige kimsenin destek olmaması sebebiyle katılmıyorduk. Yönetimimiz ligi bu şekilde sürdürmemizin imkanı olmadığını belirtti. Lige katılım hakkını da satmaya karar verdi. Bende başka takımlarla görüşmeye başladım. Kocaelispor Yöneticisi Rafet Kırgız aradı ‘Yuvacıkspor lige katılmayacakmış. bunun olmasını istemiyoruz. Sizi pilot takımı yapmak istiyoruz’ dedi. Ben de ‘Lige katılmama kararı aldık. 4 milyona da lige katılım hakkını satmak üzereyiz’ dedim. ‘Oyuncu ve maddi destek vereceğiz, sen bu kulübü 3. Lig’e çıkarıyordun. Senden başkasını da başında düşünmüyoruz’ dedi. Ondan sonra bütün sıkıntılar başladı. Sanki biz ‘Pilot takım yapın’ teklifi yapmışız gibi hareket edildi. 8-10 milyonlar konuşulurken rahmetli Kocaelispor Yöneticisi Ekrem Can’ın da şahit olduğu ortamda Kocaelispor Başkanı Engin Engin Koyun, 4 milyon vereceğini, kulübün çıkması için elinden geleni yapacağını söyledi. Ne oyuncu verildi, ne destek verildi. Bu sözlerin hiçbiri tutulmadı. En üzüldüğümüz nokta sanki bunlar hiç konuşulmamış gibi söylediler. 3-4 hafta sonra da Ekrem kardeşimiz vefat etti. Bu süreçte biz öyle bir yalnız bırakıldık ki… Bunu ajite etmek için söylemiyorum. Engin Koyun’a, ‘Buradaki 30’a yakın gencin ahı senin üzerinedir’ dedim. Bana inanmadı. Şimdi düştüğü durumu görüyoruz. Asla sevindiğimden söylemiyorum. Buradan sesleniyorum, o sözler tutulmadığı sürece insanları bir şekilde gelip bulacaktır” diye konuştu.
“İki kez eşimin bileziklerini bozup kulübe verdim”
Türkiye’de futbolu iş insanlarının değil, profesyonellerin yönetmesi gerektiğinin altını çizen Başkanı Kurtoğlu, sözlerine şöyle noktaladı:
“Burada 30 çocuğa her gün bir şeyler anlatmak zorunda kaldım. Maddi ve manevi neyim varsa bu kulübe verdim. İki kez eşimin bileziklerini bozup kulübe verdim. Bunu eşimden izin alarak yaptım. Eşim de sağ olsun hiç ikiletmedi. Eşim bize birçok insandan daha fazla sahip çıktı. Altınları geri vermeseydim de sorun olmazdı fakat bir şekilde yerine koydum. Bu sene de kız kardeşimden 1-2 aylığına bileziklerini borç aldım. Zaman geçtiği için de epey farkıyla geri ödemek zorunda kaldım. Herkesin canı sağ olsun. Yuvacıkspor büyük bir çınar ve bu çınarın altında da herkese yer var. Motosikletimi de en yüksek fiyatı verene satacağım. Geliri kulübün direkt hesabına yatırılacak. Bu kulübü ayakta tutmamız için destek vermek isteyenlere motosikletimizi satışa sunduk.”
Berat Aydın: “Çocuğunun rızkını kulübe getiriyor”
Başkanlarının her zaman yanında olduklarını söyleyen Yuvacıkspor Takım Kaptanı Berat Aydın ise, “Hocamız maddi ve manevi olarak bize ve kulübümüze çok destek veriyor. Ailesinin, eşinin ve çocuğunun rızkını kulübe getiriyor. Birçok futbolcunun maaşını kendi cebinden ödedi. Çok sıkıntılı süreç geçiriyoruz ama hocamız da bizi bırakmadı, elinden geleni yapıyor. Kulüp çekilme noktasına bile gelmişti. Biz ne olursa olsun yanında olduk. Her sıkıntıda yanındaydık. Bu sezonu öyle böyle bitireceğiz, sonra hakkımızda hayırlısı olsun” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
]]>Marmara Üniversitesi Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Yaşar, Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçının ardından yaşanan olaylar ve verilebilecek muhtemel cezalarla ilgili İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu.
Karşılaşmanın hakemi Halil Umut Meler’in maçı tatil etmemesinin doğru bir karar olduğunu aktaran Yusuf Yaşar, “17 Mart 2024 tarihinde oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı heyecanı oldukça yüksek maçlardan biriydi. İzlerken keyif aldık. Ancak taraftarın taşkınlığı maçın bir ara devamını neredeyse imkansız hale getirmişti. Orada durdurulması gerekirken maça devam edilmesinin yerinde olmadığı kanaatindeyim. Orada amaç durdurulsaydı belki maç sonrası olaylara fırsat verilmeyecekti. Ancak onun da şöyle bir riskinden bahsedelim. Maçın yarıda bırakılması o kadar ki gergin hale getirilmiş bir taraftarın olduğu statta başka daha vahim olaylara da neden olabilirdi. Burada hakem bakımından ince bir çizgi olduğunu düşünüyorum. Maçı tadil edip, daha büyük olayları sebebiyet vermektense maça devam edip, maçın sonlandırılması hakemin tercih olarak ortaya çıktı. Ancak maç esnasındaki bir kısım taraftarların sportmenliğine yakışmayan davranışlar maçın sonucu hakkında meydana gelecek olaylar hakkında önemliydi, dikkate alınması gerekirdi. Bu konuda bir güvenlik zafiyetinin varlığından bahsedebiliriz. Gerekli güvenlik önlemleri en azından maçın oynandığı ortaya çıkan olaylar dikkate alınarak artırılabilirdi. Ancak bu olaylarda Trabzonspor kulübünün herhangi bir dahili olduğunu düşünmüyorum. Tabii burada bir hususu daha vurgulamak gerekir; iyi ki o maçta Fenerbahçe taraftarı seyirci olarak alınmamıştı. Eğer Fenerbahçe seyircisi de statta olsaydı meydana gelecek bu olayların büyüklüğünü tahmin etmek çok zor değildi” diye konuştu.
“Trabzonspor’un sahasının asgari 4 maç kapatılabileceği söz konusu olabilir”
Trabzonspor’un alabileceği muhtemel cezalar hakkında da çıkarımlarda bulunan Prof. Dr. Yaşar, “Trabzonspor ev sahibi takım. Taraftarın tamamı Trabzonspor taraftarı. Dolayısıyla ev sahibi takım maçın güvenli oynanmasından, stadyumun her türlü güvenliğinden sorumlu olduğu tartışmasız. Trabzonspor, kulüp olarak bu olayların azmettireni olmamasına rağmen ya da bu olaylardan en fazla zarar görenlerden biri olmasına rağmen maalesef Trabzonspor, kulüp olarak bir kısım Profesyonel Futbol Disiplin Talimatı’nda yer alan yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştır. Futbol Disiplin Talimatı’nın 49. maddesindeki usulsüz seyirci alma ve merdiven boşluklarının boş bırakılmaması maddesinde 240 bin TL’den 480 bin TL’ye kadar bir para cezası söz konusudur. Bunun yanında bir de 53. maddedeki çirkin ve kötü tezahürat söz konusu. Bu madde kapsamında çirkin ve kötü tezahüratlar sebebiyle ilgili seyircilerin Passolig’den takibi yapılacaktır. O bölümlerde oturan kimseler maçlardan bir süre men edilecektir, statlara girişleri engellenecektir. 49. madde kapsamında usulsüz seyirci alma ve merdiven boşluklarının boş bırakılmaması ile 53. maddedeki çirkin ve kötü tezahürattan dolayı Trabzonspor Kulübü’nün karşılaşacağı yaptırımlar Futbol Disiplin Talimatı’nda belirtilmiş. Trabzonspor bakımından daha önemlisi 52. maddede yer alan saha olaylarıdır. Saha olayları çok vahim bir şekilde tezahür etmiştir. Oldukça trajik sonuçlar ortaya çıkarmaya müsait olaylarıdır. Saha olayları önce elinde bıçak olan bir taraftarın stadyuma girmesi ve başarıyı kutlayan Fenerbahçe futbolcularına yönelik yürümesi ile başlayan bir süreç. Bu süreçte koruma refleksi ile futbolcuların kendilerini koruyucu davranışlara girdiği tartışmasızdır. Saha olaylarını başlatan bireylerin bıçak taşımaları, maske bulundurmaları sanki eylemin belli bir grup ya da gruplar tarafından önceden planlanmış olabileceği izlenimini vermektedir. Bıçakların stadyuma sokulması gözardı edilmeyecek bir güvenlik ihmalidir. Bu ihmal olayların bu aşamaya gelmesine sebebiyet vermiş olabilir. Bu saldırganlara taraftarlar demek de Trabzonspor taraftarlarına saygısızlık olabilir. Bu sebeple Trabzonspor’a kulüp olarak saha olaylarından dolayı saha kapatılması, olaylara karışan seyircilerin geldikleri bloklar dikkate alınarak daha uzun süre stadyumlara girişlerinin engellenmesi yaptırımları uygulanacaktır. Bu ağır olaylardan dolayı Trabzonspor’un sahasının asgari 4 maç kapatılabileceği söz konusu olabilir. Bunun yanında 4 maç dahil birkaç maçta seyircisiz oynama, ilgili seyircileri stada alınmadan maçların oynanması şeklinde bir yaptırım da gelebilir” ifadelerini kullandı.
Osayi-Samuel, Osterwolde ve Batshuayi’nin durumları
Fenerbahçeli futbolcular Bright Osayi-Samuel, Jayden Osterwolde ve Michy Batshuayi’nin durumları hakkında da konuşan Yaşar, “Elinde bıçak olan bir taraftarın stadyuma girip kutlama yapan, kendilerince kazandıkları galibiyetin keyfini çıkaran futbolculara yönelik bir saldırının başladığını hisseden Fenerbahçeli futbolculardan Osayi-Samuel, saldırgana doğru hamle yapmış ve saldırgan etkisiz hale getirmiştir. Esasen Futbol Disiplin Talimatı’nda meşru savunma diye bir kurama yer verilmemiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesinin 1. fıkrasında meşru savunma kapsamına giren fiillerin hukuku uygun olacağı bu durumda ilgili kimseye ceza verilmeyeceği belirtilmiştir. Ceza kanunundaki meşru savunmada haksız bir saldırıya karşı bireyin içgüdüsel olarak kendini koruma kaygısı ile yapmış olduğu hareketler herhangi bir suça vücut vermeyeceği için dolayısı ile ilgili kişi hakkında da ceza verilmeyeceği düzenlenmiştir. Maalesef Futbol Disiplin Talimatı’nda meşru savunma başlıklı bir düzenlemeye yer verilmemiş. Osayi-Samuel’in kendine ya da takım arkadaşlarına yönelik saldırıyı başlatan saldırgana yönelik yapmış olduğu hareket, yaptırımı gerektirecek bir davranış olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durumda ilk akla gelen madde sportmenliği aykırı davranıştır. Sportmenliğe aykırı davranış 1 ile 3 maç müsabakadan men cezasını gerektiren fiildir. Bu durumda ilgili futbolcu bakımından, kendini savunan, koruyan futbolcu bakımından müsabakadan men cezası yerine para cezası gündeme gelebilir. Sevk 36. maddenin birinci fıkrasından gelmezse o zaman ikinci ihtimal 45. maddedeki kavgadan gelme olasılığı söz konusudur. 45. madde uyarınca bir kavgaya karışan ve fiilleri daha ağır ceza gerektirmeyen futbolculara 3 ila 5 maç müsabakadan men cezası gündeme gelecektir. Bu oldukça ağır bir yaptırım olacaktır. Burada futbolcuların kendiliğinden başlatmış oldukları, neden oldukları ve nedensiz olarak sürdürdükleri bir davranıştan söz edemeyiz. Dolayısıyla bu sevk maddesinin 45. madde kapsamında kavga olarak gelmesi oldukça ağır bir karar olarak ortaya çıkacağı kanaatindeyim. 24 numaralı formayı giyen Oosterwolde’nin de yerde yatan taraftara tekme atma eylemi söz konusudur. Bu eylem Osayi-Samuel’in hareketinden biraz daha farklıdır. Yerde yatan kimse artık saldırısı etkisiz hale getirilmiş kimsedir. Dolayısıyla Oosterwolde’nin bu hareketi Futbol Disiplin Talimatı’nın 45. maddesinin birinci fıkrasındaki kavga olarak değerlendirilir. Kuvvetle muhtemel sevk de bu kapsamda gelecektir. Tahrik altında işlenen fiil olması sebebiyle 3 maç ceza 2’ye ya da 1’e düşürülebilir. Bir taraftar Fenerbahçeli Livakovic’e yumruk atmıştır. Futbol Disiplin Talimatı kapsamında bu yumruk atan saldırgana yönelik Fenerbahçeli Batshuayi’nin saldırganı etkisiz hale getirmek ya da tekrar saldırısı önlemek için attığı bir tekme söz konusu. Bu tekme 36. maddenin birinci fıkrasındaki sportmenliğe aykırı davranış olarak değerlendirilmelidir. Batshuayi ile Osayi’nin eylemlerinin hukuka uygunluğu tartışmasız olmakla beraber, Futbol Disiplin Talimatında bir düzenlemeye yer verilmediğinden sportmenliğe aykırı hareket olarak bunlar değerlendirilecektir” açıklamasını yaptı.
“Yapmış oldukları saldırı kasten yaralama kapsamında fiillerdir”
Prof. Dr. Yaşar, olaylara karışan taraftarların saldırılarının kasten yaralama kapsamında değerlendirilebileceğini söyleyerek, “Adli soruşturma başladığını ifade ediyor. Zaten başlaması gerekirdi. Burada olaylara karışanlar arasında bir iletişim var mı, yok mu? Stadyuma olay çıkarmak amacıyla, yani suç işlemek amacıyla girmişlerse o zaman 220. maddedeki koşulları varsa suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan bahsedeceğiz. O anki oluşan olaylar sebebiyle kendilerini sahaya atıp bireysel olarak eylemlerde bulunmuşlarsa o zaman bireysel işlenen suçtan bahsedeceğiz, iştirak halinde bahsedemeyeceğiz. Her keskendi eyleminden sorumlu olacaktır. Yapmış oldukları saldırı kasten yaralama kapsamında fiillerdir” dedi.
“Bıçaklı taraftarın stadyuma girişi engellenebilirdi”
Stadyumlardaki güvenlik önlemlerinin artırılarak yaşanan kötü olayların önüne geçilebileceğinin de altını çizen Yaşar, “Yaptırımların ağırlaştırılmasıyla suçların önlenmediği bu kapsamda Futbol Disiplin Talimatı’na çok ağır yaptırımlar konularak bu tür davranışların önlenmediği defalarca ispatlanmıştır. Sıfatların güvendiği ihmal edilmiştir. Önceden bıçakların stadyuma girişi engellenebilirdi ya da bıçaklı taraftarın üzerinde bıçak mevcutken stadyuma girişi engellenebilirdi. Çünkü stadyumlara girişte birden çok kontrol noktası var. O kontrol noktalarını aşılmış olması açık bir güvenlik ihmalini ortaya koymaktadır. Güvenlik ihmali olmamış olsaydı, o kimselerin ellerinde bıçaklarla stadyuma girişi en baştan engellemiş olurdu. Bu engellendiği taktirde kimsenin sahaya fırlaması da mümkün olmayacaktı. Kasten yanıcı patlayıcı maddelerin ve bıçakların stadyuma sokulmasında katkısı olanların ayrıca ceza soruşturmasını muhatap olacakları açıktır. Bu durum ülkede futbola gönül kimsenin hoşuna gitmemiştir. Hangi takımın taraftarı olursa olsun meydana gelen bu olaylardan dolayı herkes üzülmüş rahatsız olmuştur. Umarım bu olaylar bir daha tekrar etmez” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, RAMS Park’ta yapılan sponsorluk anlaşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özbek, takımda sözleşme yenileyecekleri futbolcular hakkında bilgiler vererek, “Muslera’nın, Kerem’in, Barış’ın ve Torreira’nın sözleşmeleri yenileniyor. Bunla ilgili görüşmelerimiz sonuçlandı. Muslera ile bizzat ben görüştüm. Onlar da Galatasaray’a hizmet etmekten dolayı memnunlar. Galatasaray da onların başarılı performansını değerlendirmek durumundadır. Söz konusu futbolcularla ilgili sözleşmelerin yenilenmesi yapılıyor. Herhangi bir problem yok. Muslera ile 1+1 yıllık sözleşme yapacağız” diye konuştu.
“Federasyondan, Galatasaray’a ulaşmış herhangi bir talep mevcut değildir”
Fenerbahçe ile 7 Nisan Pazar günü Şanlıurfa’da oynayacakları TFF Süper Kupa’nın ertelenmesiyle alakalı Türkiye Futbol Federasyonu’ndan herhangi bir talep gelmediğini söyleyen Başkan Özbek, “Türkiye Futbol Federasyonu bir tarih açıkladı, 7 Nisan’da Urfa’da oynanacak diye. Bütün hazırlıklar buna göre yapıldı. Urfalı kardeşlerimiz de bizleri arıyorlar. Onlar da iki büyük kulübün mücadelesini izlemek için hazırlıklarını yapıyorlar. Son derece heyecanlı olduklarını da görüyoruz. Bundan sonraki gelişmeler tamamen TFF’nin inisiyatifinde olan gelişmelerdir. Konuyla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu’ndan bana ve kulübüme iletilmiş herhangi bir çağrı yoktur. Bize iletilmiş olan, 7 Nisan’da bu karşılaşmanın Urfa’da oynanacağı şeklindedir. Bunun üzerinde yorum yapmak, o gündemimize geldiği zaman cevaplamamız gereken bir husustur. Federasyondan, Galatasaray’a ulaşmış herhangi bir talep mevcut değildir. Olduğu zaman değerlendirebileceğimiz bir konu. Geldiği zaman yönetimle değerlendirilecek. Böyle bir soru Galatasaray’a sorulmamışken fikir beyan etmek yanlıştır” şeklinde konuştu.
“Türk futbolunun geleceği önemliyse PFDK’nın alacağı kararlar da o derece önemli”
Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçının ardından yaşanan olayların detaylı incelenmesi gerektiğini belirten Dursun Özbek, “Bu olaylara sebebiyet veren yönetici, taraftar, futbolcu kim varsa adil bir şekilde değerlendirilip, Türkiye Futbol Federasyonu’nun gerekli cezalar vereceğinden eminim. Böyle yapması gerekiyor. Trabzon’daki olaylar bir milat olması lazım. Olayların bugüne nasıl geldiğinin dikkate alınması lazım. Olayların sahada oluşmuş günlük bir olay olarak değerlendirmiyoruz. Bunun sezon boyunca bir akışı var. Sezon boyunca bizim söylemlerimiz var. Bu olayların bu seviyeye gelmesine neler sebep olmuştur, incelenmesi lazım. Artık TFF’nin buna sebep olanlara, bu olaya karışanlara her kimse adil bir yargılanma sonucunda gereken cezaları almaları lazım. Çünkü geçmişte çok iyi olmayan olaylar var. Tekrar aynı hataya düşmemek lazım. Türk futbolunun geleceği önemli ise Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun (PFDK) alacağı kararlar da o derece önemli. Burada Türkiye Futbol Federasyonu’na büyük iş düşüyor. Artık Türk futbolunu bu kaostan çıkarması lazım” açıklamasında bulundu.
“Bu yangının üzerine benzin dökmeye gerek yok”
Yabancı hakem tartışmalarına da değinen Özbek, “Olayları bence yabancı hakem seviyesine getirmek son derece yanlış. Biz birbirimizi boğazlama seviyesine nasıl geldik? Bence bunu yabancı hakemle açıklayamazsınız. Yabancı hakem gereklidir, değildir, bu ayrı bir tartışma. Herkes söylediğinin sorumluluğunu almak zorundadır. Artık öz eleştiri yapmanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Hata nerede yaptık, bunu tespit edelim. Bütün futbol camiası için söylüyorum. Artık sözün bittiği yere geldik. Herkes haddini bilerek konuşsun. Bu yangının üzerine benzin dökmeye gerek yok. İş kontrolden çıkma noktasına gelmiştir. Bunu söndürmemiz lazım. Herkesin üzerine büyük görev düşüyor. Önemli olan Türk futboluysa herkes sorumluluğu almak zorundadır” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrası yaşanan olaylarla ilgili Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe ve Trabzonspor’un arasında bir problem olmadığını vurgulayan Koç, “Bu 2 kulübü kafa kafaya getirmeye, şiddet ve nefret tohumu ekmeye 13-14 yıldır çok emek verenler var. Dün gecenin mağduru Fenerbahçe’dir. Linçten, fiziki saldırıdan kendini koruyan da Fenerbahçe futbolcularıdır. Fiziki saldırıdan kendilerini koruyan Fenerbahçeli futbolculardır. Ne olduğunu sorgulayan, endişe eden taraftarlarımızdır” diye konuştu.
“Dünkü olaylar tamamen organizeydi”
İşlerin çığırından çıktığını ve bir karar almak zorunda bulunduklarını anlatan Koç, “Fenerbahçe’nin gördüğü muamele, daha fazla tahammül edebileceğimiz bir muamele değildir. 3 Temmuz’u biliyorsunuz. 13-14 senelik süreçte nereye geldiğimiz herkesin malumudur. Sportif anlamda yaşananlar herkesin malumudur. Dün gece ya bir futbolcu linç edilseydi ne olacaktı? Bu son olsun mu diyecektik? Hep diyoruz ama olmuyor, özellikle Fenerbahçe söz konusuyken. Dünkü olaylar tamamen organizeydi” ifadelerini kullandı.
“Maçın iptal edilmemesinde en büyük sorumlu federasyondur”
Türkiye Futbol Federasyonunun yaşananlarda ana sorumlu olduğunu aktaran Ali Koç, “Maç başladı, aşama aşama olaylar büyüdü. Hakemin hiçbir şey yapmaması, yaptırım uygulamaması tribünleri cesaretlendirdi. Tribünler de netice almaya başladı. Bu maçın devam etmesi olacak iş değil. UEFA’da yapsa lisansı iptal ettirilir. Denizli’deki maçta da iptal edilmeliydi. Su savaşları dediğimiz Sami Yen’deki maçta da edilmeliydi. Dünkü maçta da edilmeliydi. Ülkemizin içinde bulunduğu futbol ortamında değil Halil Umut Meler, kim olursa olsun iptal edemezdi maçı. Rakibimizin gücünü biliyorsunuz, siyasi ve bürokrasi gücünü. Çekinmiş olabilirler ama bu maçın iptal edilmemesinde en büyük sorumlu federasyondur” şeklinde konuştu.
“Kendi geleceğimizi kendimiz çizeceğiz”
2 Nisan’da yapacakları olağanüstü genel kurul toplantısıyla kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceğini aktaran Koç şunları söyledi:
“Biz 2 Nisan günü genel kurula gidiyoruz, olağanüstü. Yapmamız gerekeni yapmamız lazım. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım. Futbol AŞ’nin aynı zamanda genel kurulunu koyuyoruz. Ben biraz evvel Kulüpler Birliği Vakfından istifa ettim. Fenerbahçe olarak kendi kaderimizi, kendi geleceğimizi kendimiz çizmek zorundayız. O yüzden bu kararları aldık. Camiamızın aklıselim davranmasını özellikle rica ediyorum. Biz kendi ülkemizde bu muameleyi görmeyi kabul etmeyeceğiz. Gerekiyorsa da bir alt lige ineceğiz. Bu kararı alınca bir alt lige düşme söz konusu. Her gün ölmektense, bir gün öleceğiz ama geleceğimizi kurtarmak zorundayız. Bir sene oynar çıkarız biz ama herkes aklını başına alır artık. Biz gerçek anlamda yeter diyoruz o yeterlerden değil. Kendi geleceğimizi kendimiz belli etmek zorundayız.”
“Gelin kulübün yanında durun”
Fenerbahçe tarihi için çok önemli bir virajdan geçtiklerini ifade eden Başkan Koç, kongre üyelerine de çağrıda bulunarak, “Şimdi tutturmuşlar ‘ceza verilsin’, verin ne istiyorsanız yapın. Herkes aklını başına alsın. Linç tehlikesine rağmen oyunu oynatanlar aynaya baksınlar. Futbolun bu noktaya gelmesine müsaade eden federasyona müsaade edenler de bir aynaya baksın. 2 Nisan ilk toplantı, bu toplantıda gereken sayıyı yakalamamız lazım. 2 Nisan’da 15-16 bin kişiyi sağlamamız lazım. 3 Nisan’da maçımız var. Bu karar alınacaksa 2 Nisan’dan önce almak zorundayız. Bu ligde Fenerbahçe’ye yer yok. Rica ediyorum Fenerbahçe tarihi için çok önemli bir virajdan geçiyoruz. Kongre üyelerime rica ediyorum, 30 bin kişi aidatı ödedi, ödemeyenler ödesin gelin kulübün yanında durun. Hep beraber karar verelim. Çünkü bu gidişat gidişat değildir. İstenen Fenerbahçe’nin kazanmaması, başarılı olmaması, hatta sahalarda yer almaması. 3 ay sonra bırakıyorsun diye düşünenler olacak. Biz bu kararı alırsak ben bırakmıyorum. Bir alt ligde kulübün başkanı olarak tekrar Süper Lig’e çıkarır o zaman bırakırız” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Ali Koç’un açıklamalarından satır başları;
“Uzun tutmayacağım, sadece bilgi vermek istiyorum. Türk futbolu için utançtır. Bu iki kulübü birbirine vurdurmaya, iki kulüp arasında şiddet ve nefret tohumu ekmeye son 13-14 yıldır ön ayak olanlar var. 1996 şampiyonluğundan sonra aslında tansiyon yükseldi ama hiçbir zaman böyle nefret tohumu ekilmemiştir. Bu terör örgütü iki kulüp arasındaki istediği seviyeyi getirmeyi başarmıştır. Bu camiaların aklıselim insanlarını, uzun vadeli, sabırlı ve akil düşünüp bu sorunları ortadan kaldırmamız lazım. Trabzonspor ülke futbolunun en önemli değerlerinden birisidir.

“İKİ BAŞKAN ARASINDA HİÇBİR SORUN YOK”
Dün bizi belki bizim onları ağırladığımızdan daha iyi ağırladılar. İki başkan arasında hiçbir sorun yok. Fenerbahçe olarak hem kendimize hem de Trabzonspor camiasına geçmiş olsun demek istiyoruz. Üzülerek öğrendim ki Trabzon tarafında belirli çalışmalar olduğunu duyuyoruz. Bu gerginlikleri Fenerbahçe’ye bağlayacaklarına dair duyumlar alıyoruz. Umarım bunu yapmazlar, hiçbir başkan ve yönetim kurulu dün yaşananların yaşanmasını istemez.
“ŞİDDETİ ARTIK MEŞRULAŞTIRMAYA BAŞLAYAN HALE GELDİK”
Trabzon’da turuncu yelek giyen özel güvenlik görevlilerine teşekkür etmek istiyorum. Bu olayların en büyük mağduru Fenerbahçe’dir ve taraftarıdır. Yönetim Kurulu ile oturduk, konuştuk. Artık bu iş çığırından çıktı. 3 Temmuz’da yaşananları biliyorsunuz. Fenerbahçe’yle ilgili ne devletimiz ne futbolu yönetenler hiçbir aksiyon olmadı. Saldırı hala faili meçhul, ya başına bir şey gelseydi ne olacaktı. Ya bir futbolcu linç edilseydi ne olacaktı. Bu son olsun diyecektik. Hep son olsun diyoruz. Şiddeti artık meşrulaştırmaya başlayan hale geldik. Kendinize gelin. Dün yaşananlara futbol açısından bakmayın. Futbol üzerinden organizasyon mu yapılıyor bilmiyorum ama dün yaşananlar organizeydi.

“DÜNKÜ MAÇ İPTAL EDİLMELİYDİ”
Maç başladı ve aşama aşama olaylar büyüdü. Hakem uyguladıklarında geç kaldı ve tribünler cesaretlendi. Goller gelince tribünler daha da cesaretlendi. İşi az bilen biri olayların nereye gittiğini görürdü. Denizli’de kaybettiğimiz maç, su savaşı denilen Galatasaray maçı da iptal edilmeliydi. Dünkü maç da iptal edilmeliydi. Ülkenin içinde bulunduğu futbol ortamı nedeniyle hangi hakem olursa olsun, o maçı iptal edemezdi. Rakibimizin gücünü biliyorsunuz. Siyasi ve bürokrasi gücünü biliyorsunuz. Sahaya meşale geliyor. Hakem görüyor meşaleyi ve oyunu devam ettiriyor ve 2-2 oluyor. Ya biz 3-2 yenilseydik veya 2-2 berabere kalsaydık ne olacaktı? Zorbalıkla bir şampiyonluğumuzu daha mı alacaktınız?
Hangi derbi olursa olsun bizim maçlarımızda bütün polisler gelir, saha kenarını doldurur. Dün polis yoktu stadyumda. İnsanların üstleri ne kadar arandı? Ramazan’da geçen sene buraya geldiler. İnsanların pet şişelerini almadılar. Belki polis haklıydı. Trabzon’a da geçmiş olsun. Ertuğrul başkana dün oğlumu teslim ettim. Bizi çok güzel ağırladılar.
“KULÜPLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI’NDAN İSTİFA ETTİM”
Dün Cumhurbaşkanımızın da müdahil olmasıyla, bakanlarımıza da teşekkür ediyoruz fakat onların müdahil olmasına gerek kalmayacak ortam sağlanmalıydı. Dünkü yaşananlar herhangi bir Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanacak olaylar değildi. Dolayısıyla biz 2 Nisan’da toplanacağız. Ben biraz evvel Kulüpler Birliği Başkanlığı’ndan istifa ettim. Biz bu muameleyi kabul etmeyeceğiz.”
NE OLDU?
Fenerbahçe’nin dün 3-2 kazandığı maç sonrasında Trabzonsporlu taraftarlar, sahaya girerek sevinen Fenerbahçeli futbolculara saldırdı. Fenerbahçeli futbolcular, saldıran taraftarların arasından soyunma odasına gitmeye çalıştı.
FUTBOLCULAR İÇERİ ZOR GİRDİ
Fenerbahçeli futbolculara saldıran Trabzonsporlu taraftarları güvenlik güçleri engellemeye çalıştı. Bazı futbolcular, kargaşanın arasında kalırken bazıları soyunma odasına zor girdi.
]]>Bakan Yerlikaya, X (Eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı açıklamada “Spor, her şeyden önce centilmenliktir. Futbol sahalarında şiddet olaylarının yaşanması asla kabul edilemez. Gelişmelerden kamuoyu bilgilendirilecektir” dedi.
TFF: Sorumlular ile ilgili gerekli cezai müeyyide uygulanacağından kimsenin şüphesi olmasın
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) maç sırasında ve maçtan sonra meydana gelen olaylarla ilgili olarak temsilcileriyle ve devlet yetkilileri ile iletişim halinde olduğunu açıkladı.
TFF’nin açıklamasında, “Dostluk, barış ve kardeşlik oyunu olan futbolda yaşananlar asla kabul edilemez. Bu olayların tekrarlanmaması için soruşturmalar tamamlandıktan sonra olayların sorumluları ile ilgili gerekli cezai müeyyide uygulanacağından kimsenin şüphesi olmasın” denildi.
Trabzon’da neler yaşandı?
Süper Lig’in 30. haftasında Trabzonspor, Fenerbahçe’yi konuk etti. 5 golün atıldığı maçı Fenerbahçe 3-2 kazandı.
Trabzonspor 2-0 geriye düştüğü maçta 2-2’yi bulsa da, Fenerbahçe karşiılaşmadan galip ayrıldı.
Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 13 ve 45+4’te Fred, 87. dakikada Batshuayi kaydetti. Trabzonspor’un golleri ise 63’te Enis Bardhi, 78’de Trezeguet’den (pen.) geldi.
Fenerbahçe bu galibiyetle puanını 79’da çıkardı. Trabzonspor ise 49 puanda kaldı.
Ancak maça, karşılaşma sırasında ve sonrasında yaşanan olaylar damga vurdu.
Fenerbahçe’nin ilk golünden sonra tribünden atılan cisimlerden biri Sarı Lacivertlilerin teknik direktörü İsmail Kartal’a isabet etti.Kartal’a buz torbası ile müdahale edildi. Fenerbahçe Teknik Direktörü yedek kulübesine oturtuldu.
Trabzonsporlu taraftarların sahaya attığı patlayıcı madde ve su bardakları nedeniyle zaman zaman maç durdu. Karşılaşmanın orta hakemi Halil Umut Meler, sahaya atılan maddeler nedeniyle yardımcı hakemleri de orta sahaya çağırarak taraftarların sakinleşmesini bekledi.
Maçın bitiş düdüğü sonrası Fenerbahçeli oyuncular ve teknik ekip, saha ortasında toplanarak galibiyeti kutlamak istedi.
Kutlama sırasında bazı Trabzonspor taraftarları, güvenlik güçlerinin engellemek istemesine rağmen sahaya indi.
Fenerbahçeli futbolcular ile Trabzoınspor taraftarları arasında arbede çıktı.
Bazı taraftarlar ve Fenerbahçeli futbolcular karşılıklı olarak birbirlerine tekme ve yumruk attı.
Güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası Fenerbahçeli oyuncular, tünelden geçerek soyunma odasına gitti.
Trabzonsporlu futbolcu Enis Bardhi karşılaşma sonrası yayıncı kuruluşa yaptığı açıklamada, “Bu, daha önce hiç yaşamadığım bir manzara. Maçın sonunda kutlama yaparken insanları provoke etmeye çalıştılar” dedi.
Eski Trabzonsporlu futbolcu ve futbol yorumcusu Tolga Zengin ise olaylara karışan Trabzonspor taraftarlarını, “Yanlış yapıyorsunuz, o çocukların kılına zarar gelse, ödeyemezsiniz. Kaleci yerde sakatlanmış, yüzüne madde atıyorsunuz. Böyle hak mı aranır?” diyerek eleştirdi.
Zengin, “Ben doğruları söylemek zorundayım. Bir hafta sonra Trabzon’a gideceğim. İsteyen gelip bana sorabilir” yorumunu yaptı.
Teknik direktörler maç sonrası ne dedi?
Karşılaşma sonrası Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, “Maçın iptal edilmesi gerekirdi. Buna rağmen hakemler maçı bitirmedi. Keşke maç sonrası böyle şeyler yaşanmasaydı” dedi.
“Biz Kadıköy’de Trabzonspor’a 3-2 mağlup olduk. Maçtan sonra futbolcular kendi oyuncularını havaya atıp seviniyordu. En doğal hakları” diye konuşan Kartal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim tribünlerimizden tepki almadılar. Rahat rahat stattan ayrıldılar. Neden biz burada galip gelince bunlar burada yaşanıyor. Neden biz bu kadar şeyle karşı karşıya kalıyoruz bunu da anlamış değilim.”
Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı ise “Maçın sonunda yaşadıklarımız üzüntü verici. Bu durumdan ne çıkacak merak ediyorum. MHK’si, PFDK’sinden toplam ne çıkacak bilmiyorum” dedi ve ekledi:
“Saha içinde kalacağım. Oyuna dönüş iyi. Lig üçüncüsüyüz, kupada yarı finaldeyiz. Oyuncularımız vazgeçmedi, geri döndü, kaybetmeyi hak etmedik.”
]]>Bursa’nın spor şehri özelliğinin güçlenmesi ve her gencin en az bir spor dalıyla ilgilenmesi amacıyla birçok projeyi hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerine olan desteğini yeni tesislerle sürdürüyor. Gençlere sporu sevdirmek, daha sağlıklı ortamlarda spor yapmalarına imkan sağlamak amacıyla Osmangazi ilçesi Panayır Mahallesi’nde kazandırılan Güneş Spor Futbol Sahası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Tesis içinde 2 takım için ayrı ayrı giyinme-soyunma odaları, duşlar, idari birimler, hakem odası, malzeme deposu, bay-bayan-engelli tuvaletleri ve mekanik-elektrik teknik odalar yer alıyor. Ayrıca bütün çevre aydınlatmaları, çevre ve yeşil alan düzenlemesi, otopark asfalt imalatı da Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldı. Açılış törenine, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın yanı sıra Bursa Milletvekilleri Refik Özen ve Ahmet Kılıç, AK Parti İl Başkanvekili Ufuk Ay, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, AK Parti İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Program öncesinde Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Doman Orkestrası sanatçıları tarafından konser verildi. Başkan Aktaş da sahneye çıkarak vatandaşlarla birlikte ‘Duyanlara duymayanlara’ şarkısını söyledi.
“Gençleri merkeze alan projeler yapıyoruz”
Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, mahalleye kazandırılan futbol sahasının hayırlı olmasını diledi. Vatandaşlar tarafından istenen ana kucağı ve diğer taleplerin de önümüzdeki dönemde mahalleye kazandırılacağını söyleyen Başkan Aktaş, Bursa’nın Anadolu’nun farklı şehirlerinden göç almış bereketli bir şehir olduğunu belirtti. Bu çeşitliliğin bir kaynaşma vesilesi olduğunu ifade eden Başkan Aktaş, Bursa’nın spor yönüyle de öne çıktığını dile getirdi. Büyükşehir Belediyesi olarak ‘sporcu dostu ve genç dostu’ olma noktasında önemli hamleler yaptıklarını anlatan Başkan Aktaş, “Gençleri merkeze alan projeler yapıyoruz. Genç nesillerin, spora olan ilgisini artırmak adına elimizden geleni gayreti ortaya koyuyoruz. Gençlerimizin küçük yaşta sporla tanışmaları için yeni sahalar ve tesisler yapıyoruz. Büyükşehir Belediyespor’un 26 farklı branşında 69 bin 250 lisanslı sporcu, 2 bin 250 aktif spor yaptırılan sporcu ve 124 milli sporcu bulunuyor. Çocuklarımızın en bir spor dalı ve en az bir sanat dalıyla ilgilenmesini istiyoruz. Geçen sene 520 spor kulübüne toplamda 4 milyon 500 bin TL destek sağladık. Bu sene ise 533 amatör spor kulübüne toplam 8 milyon TL nakdi yardımda bulunduk” dedi.
Futbol tutkunları için yeni spor tesisi
Sporların düzenli, güvenli ve nitelikli bir şekilde yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan tesisleri de şehre kazandırdıklarını anlatan Başkan Aktaş, “Bu çerçevede Panayır Güneş Spor Futbol Sahası’nı da hizmete alıyoruz. 25 metre x 45 metre ebatlarında sentetik çim futbol halı sahası ile yarınların futbolcuları ve futbol tutkunları için yeni bir spor tesisini daha şehrimize kazandırmış olduk. İlçemize kazandırdığımız bu sahayla bölgede faaliyet gösteren spor kulüplerine, mahalle sakinlerine, okullara ve sivil toplum kuruluşlarına faydalanabilecekleri bir halı saha sunmuş olduk. Bu tesis için KDV hariç 3 milyon 725 bin TL harcamışız, bunun da 1 milyon 750 bin TL’sini Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’ndan aldık. Panayır Mahallesi’nin sıkıntılarını da biliyoruz. Bunları da en kısa sürede çözmek istiyoruz. Tesisimiz hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
Bursa Milletvekili Refik Özen, Osmangazi Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi eliyle Panayır Mahallesi’ne hizmetlerin getirildiğini söyledi. Gerçek belediyecilik diyerek yaptıkları hizmetleri anlattıklarını söyleyen Özen, futbol sahasının mahalleli gençlere hayırlı olmasını diledi.
Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, tesisin Panayır Mahallesi’ne hayırlı olmasını dilerken, daha güzel hizmetlerin Osmangazi Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacağını dile getirdi.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Panayır bölgesinin planlı yapılaşmasının başladığını, sosyal donatı alanlarının da ortaya çıktığını belirtti. Alanı elde ettikten sonra lokal binasını yaptıklarını, sürecin sonunda da Büyükşehir Belediyesi tarafından futbol sahasının hizmete alındığını anlatan Dündar, tesisin Panayır gençliğine hayırlı olmasını diledi.
Panayır Mahalle Muhtarı Binali Taş, güzel hizmetin sevincini yaşadıklarını belirterek, tesisi mahalleye kazandıran Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
Panayır Güneş Spor Kulübü Başkanı Şafak Yıldırım, halı saha tesisini mahalleye kazandıran Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a, kendilerine her zaman destek veren Milletvekilleri Refik Özen ve Ahmet Kılıç’a, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a teşekkür etti.
Konuşmaların ardından Kulüp Başkanı Şafak Yıldırım tarafından Başkan Alinur Aktaş’a günün anısına forma hediye etti. Açılış kurdelesini gençlerle birlikte kesen Başkan Aktaş ve protokol üyeleri, daha sonra halı sahada topun başına geçerek penaltı atışı yaptı. – BURSA
]]>Asrın felaketinden etkilenen Osmaniye’de yaralar sarılmaya devam ediyor. Afetzede çocuklara depremi unutturmak isteyen 27 yaşındaki antrenör Yusuf Çakır, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ve mahalle esnafının da desteğiyle Yunus Emre Mahallesi’nde yaşayan ve sayıları 70’i bulan çocuğa futbol eğitimi vermeye başladı. Mahallede bulunan toprak sahada açtığı spor kursuyla çocukları eğitime ve spora yönlendiren Çakır, çocuklara bir nebzede keyifli anlar yaşatmaya çalışıyor. Toprak sahada tozu dumana katan afetzede çocuklar, futbola olan aşklarıyla takdir topluyor.
Mahallede yaşayan çocuklara destek olmak amacıyla böyle bir çalışmaya başladığını söyleyen antrenör Yusuf Çakır, “Bizim de amacımız gençlerimizi spora yönlendirmek. Halk eğitim merkezi üzerinden spor kursu açtık. Bu kursu daha başka okul ve kulüpler üzerinden açabiliriz. Gençleri ve çocukları korumak onları spora, eğitime, sanata yönlendirmek için kendi mahallemizde bu kursu açmayı tercih ettik. Mahallemiz esnaflarından İbrahim Işıklı ile birlikte böyle bir spor kursu açmayı düşündük. Velilerimizle birlikte ortak noktada buluşup, eğitim konusunda çocuklarımızı yönlendiriyoruz. Eğitim noktasında kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışıyoruz sanata yönlendiriyoruz. Gençlik merkezlerinde yapılan “Deneyap Atölyeleri” var robotik kodlama kursları var onlardan haberdar olup çocuklarımızı gençlik merkezlerine yönlendiriyoruz. Resim kursları açılıyor resme yeteneği olan öğrencilerimizi varsa resime de yönlendiriyoruz. Yaş grupları olarak ilkokul ve ortaokul olmak üzere toplamda 70 öğrencimiz var, onlarla okula gittikten sonra saat 2’de çıkıyorlar burada ben onların gelmesini bekliyorum en azından kötü alışkanlıkları edinebilecekleri yerlere takılmasınlar diye sahada onları bekliyorum” dedi.
Esnaf İbrahim Işıklı ise, “Osmaniye Yunus Emre Mahallesinde esnaflık yapıyoruz yıllardır burada oturuyoruz, çocukluğumuz bu mahallede geçti. Hocalarımız başka okullar ve kulüplerde de görev alabiliyordu. Biz burada bir araya geldik; karar verdik ve mahallemizin gençlerine, çocuklarına bir destek olalım diye. Sadece spor anlamında değil eğitim anlamında da onlara destek olmak istedik. Bizim zamanımızda bizlere verilmeyen desteğin gençlerimize verilmesini istedik” ifadelerini kullandı.
“Futbol oynamayı seviyorum, okul biter bitmez sahaya geliyorum”
Okuldan sonra spor sahasına geldiğini söyleyen 8’inci sınıf öğrencisi Salih Kaya, “Futbol oynamayı seviyorum, okul biter bitmez sahaya geliyorum. Futbolun yanı sıra elektroniğe merakım vardı hocalarım durumu fark edip beni ‘Deneyap Atölyelerine’ yönlendirdi 17 Mart’ta orada sınava gireceğim ve inşallah başarılı olacağım. Hocalarıma teşekkür ederim” dedi.
“En sevdiğim futbolcu Ronaldo bende büyüyünce onun gibi olmak isterim”
Futbolcu olmak istediğini söyleyen Mehmet Enes Car, ‘Okuldan sonra mahallemizin sahasında antrenmanlara geliyoruz. Futbolu öğreniyorum sadece futbol değil bizlere sevgiyi saygıyı öğretiyorlar. Derslerimizi soruyorlar ders çalışmamızı istiyorlar bizim geleceğimiz için bize sahip çıkıyorlar. En sevdiğim futbolcu Ronaldo bende büyüyünce onun gibi olmak isterim” dedi. – OSMANİYE
]]>Türk futbolunda birçok oyuncu ve antrenör yetiştiren Beşiktaş Futbol Akademisi Gençlik Gelişim Teknik Sorumlusu Mehmet Ekşi, TFF medya ekibine açıklamalarda bulundu. Futbolcu yetiştirme, altyapıda tesisleşme ve antrenörlük gibi birçok konuda fikirlerini anlatan Ekşi, A Milli Takım’ın, EURO 2024’te başarılı olacağını söyledi.
“Tecrübelerimi Beşiktaşlı gençlere vereyim diye döndüm”
Beşiktaş’ın genç futbolcu yetiştirme felsefesiyle alakalı Mehmet Ekşi, “Ben daha önce de bir 10 yıl Beşiktaş Akademi’de bulundum. Daha önce de Serpil Hamdi Tüzün’ün yardımcılığını yaptım. Ayrıca Serpil Hoca ile A Takımda da birlikteydik Beşiktaş’ın. Dolayısıyla buradan Beşiktaş’ın akademiyle ilgili kodlarına ben de dahil oldum. Bir 10 yıl Beşiktaş’ta yine aynı görevde bulundum; Akademi Direktörlüğü. Sonra ara verdim, bir 10 yıl Türkiye Futbol Federasyonu’nda antrenör eğitmenliği yaptım. Akademilerle ilgili akademi sorumluluğu yaptım. Baktım sona yaklaşıyorum, bu tecrübelerimi Beşiktaşlı gençlere vereyim diye tekrar Beşiktaş’a döndüm. Şimdi de burada uzun yıllar edindiğim tecrübelerimi Türk gençlerine vermeye başladım. Bundan sonra da inşallah daha iyi günler göreceğiz akademilerle ilgili” diye konuştu.
“Önce insan olmayı öğretiyoruz”
Beşiktaş Futbol Akademisi Gençlik Gelişim Teknik Sorumlusu Mehmet Ekşi, Türkiye’de her ligde görev aldığına değinerek, “Şimdi tabii biz 40 yıldır futbolun içindeyiz. En üst kademelerde oynadık, en alt kademelerde bulunduk. Ben, Türkiye’nin her liginde teknik direktörlük yaptım. Avrupa’nın birçok kentinde akademilerle ilgili incelemelerde bulundum. Futbol Federasyonu’na girdikten sonra da Futbol Federasyonu’nun, UEFA ile birlikte düzenlemiş olduğu çalışma programlarına katıldım, en az 20 ülkede. Doğrusu gençlerle ilgili büyük tecrübelere, deneyimlere sahibim. Dolayısıyla biz Beşiktaş olarak zaten söylüyoruz; Serpil Hamdi Tüzün hocamızdan itibaren öz kaynak düzeninden geliyoruz. Sonra akademiyi kullanmaya başladık. Dolayısıyla bu felsefeyi, bizim felsefemiz belli zaten, Serpil hocadan gelen felsefemiz var; iyi insan, iyi öğrenci, iyi futbolcu Biz buna Futbol Federasyonu’nda iyi vatandaşı da kattık. Bu felsefeden, ‘Şerefi’nle oyna, Hakkı’nla kazanı’ öğretiyoruz biz Türk çocuklarına, buradaki çocuklarımıza. Önce onu öğretiyoruz. Önce insan olmayı öğretiyoruz. Daha sonra olabiliyorsa futbolcu oluyor. Burada tabii futbolcu üretiyoruz ama önce insan üretiyoruz. Daha sonra biz futbolcu üretiyoruz, sonraki kriterlerimiz bunlar. Tabii biz Beşiktaş olarak dünya devleriyle savaşıyoruz. Beşiktaş’a kaliteli, komple futbolcu üretmek zorundayız. Ama çağdaş koşullara sahip olmadan artık bugünün futbolunu oyunculara öğretmek çok kolay değil” şeklinde konuştu.
“Double Pass çok vazgeçilmez bir şey, bunu mutlaka sürdürmek lazım”
Double Pass eğitimlerinin öneminden de bahseden Mehmet Ekşi, “Tabii eskiden bilgiye çok fazla ulaşamıyorduk. Daha önceleri internet falan da yoktu. Şimdi artık herkes bilgiye ulaşabiliyor. Mesela bizim JIRA ile ilgili büyük övgülerimiz oldu. Bilgiye çok az ulaşıyorken daha sonra yavaş yavaş geliştik ama JIRA geldikten sonra Türkiye’deki eğitmenlerin bir kişilik kazandığını gördük. Herkese bir özgüven geldi. JIRA’yı biliyorsunuz 54 ülkenin eğitim aldığı bir proje, program. O tarihlerde kim vardı hatırlamıyorum ama onlara da teşekkür etmek lazım. Dolayısıyla ben JIRA programlarının da eğitmenliğini yaptığım için orada ne kadar değerli olduklarını gördüm. Tabii o büyük futbol içinde, antrenörler için yapılmış bir şeydi. Şimdi o deneyimlerden çıkarak bu Double Pass grubunun gençler için, Türkiye’deki akademiler için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördüm. Tabii ben çok tecrübeli bir hocayım, antrenörüm, eğitmenim, bütün dünyayı neredeyse gezdim fakat her bölümün kendine ait çok değerli gelişimleri var. İşte JIRA’nın ayrı bir gelişimi vardı, çok değerliydi. Şimdi ben Double Pass eğitimlerine katıldım, 1 yıldır. Akademi direktörlerine bir eğitim verildi. Bu arada bizim diğer genç hocalarımız da başka bir eğitim aldılar. Yani bu neredeyse vazgeçilmez bir program diye bakıyorum ben. Bu konuda da yetkililere teşekkür etmeliyim; hem Belçika’daki şirket yetkililerine hem de Türkiye Futbol Federasyonu’na. Gerçekten gençler adına teşekkür ediyorum. Çünkü çok değerli bir program. İnşallah ileride ben yönetim kurulumuza da söyleyeceğim; Double Pass ile bir iş birliği yapma adına. Orada neler yapıyorlar? Kendi şahsımla ilgili söylemeyeyim ama Türkiye’de de artık gerçekten çok değerli antrenörler var. Ama şimdi futbol inanılmaz bir hızla değişiyor. Bizim buralardan oralara yetişmemiz mümkün değil. Dünyanın her tarafında futbol dehaları var. Futbolla ilgili gelişmiş ülkeler var. Bizim oraları, dünyayı gezmemiz mümkün değil. Her tarafı kontrol etmemiz mümkün değil. Ama bizim adımıza Double Pass yapıyor, gidiyor dünyadaki bütün gelişimleri alıyor ve geliyor burada bizimle, kendi ülkemizdeki gelişimlerle ilgili hep birlikte tartışıyoruz, ortaya bir ürün çıkarıyoruz. Bu bence çok değerli bir şey. Çok vazgeçilmez bir şey. Bunu mutlaka sürdürmek lazım” ifadelerini kullandı.
“Bir insan değerli bir fikir ortaya attığı zaman ona destek vermek lazım”
TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin genç sporculara yönelik yatırımlarını desteklediğini söyleyen deneyimli antrenör, “Otorite çok değerli. Otoritenin olmadığı bir yerde, bir yerlere gitmek mümkün değil. Otoriteyi uygulamak da ayrı bir problem tabii ki. Bu nedenle bir işe başlamış olmak, bir yere adım atmak çok önemli, çok değerli. Bu nedenle akademilerle ilgili bir girişimi, ben bu kadar değerli bir girişimi ilk defa görüyorum. Tabii bunu daha yukarılara çekmek lazım. El birliğiyle. Şöyle bir şey söylemeliyim; bir insan değerli bir fikir ortaya attığı zaman ona destek vermek lazım. Aşağıdan çektiğin zaman hiçbir şey olmaz. Biz maalesef bunu biraz az yapıyoruz. Değerleri yukarı taşımayı daha az yapıyoruz. İnşallah daha iyi yapacağız bundan sonra” açıklamalarında bulundu.
Futbol gelişim projelerinin devamlı olması gerektiğini dile getiren Mehmet Ekşi, “Şu anda İstanbul’da yaşıyoruz. İstanbul’un ücra köşelerinden oyuncular geliyor bize. Gelmesi, gitmesi bir yana ama çocuk ne doğru dürüst antrenmanlara katılabiliyor, ne doğru dürüst okula gidebiliyor. Bu gerçekten çok büyük bir problem. Öncelikle böyle bir işe el attıkları için büyüklerimize, Futbol Federasyonuna, Spor Bakanlığımıza gerçekten saygı duyuyorum. Birisi Milli Eğitim, milli değerimiz, diğeri de milli futbolumuz, o da milli değerimiz. Bu ikisini birlikte yürütebilmek, tabii büyüklerimiz bunu daha iyi biliyorlar ama biz işin pratik tarafına baktığımız zaman aklıma şöyle bir şey geliyor mesela; Beşiktaş’ta şu anda bizim genç oyuncularımız var. Her yaşta genç oyuncularımız var. Beşiktaş semtinde şuralarda bir yerlerde bir spor okulu yapabiliriz. Spor sınıfları yapabiliriz. Bu bence problem olmamalı” cümlelerine yer verdi.
“Biz sadece iyi bir profil yetiştirmek istiyoruz”
Milli takımda çok değerli antrenörlerin bulunduğunu söyleyen Antrenör Ekşi, “Türkiye Futbol Federasyonu ile genç milli takımları çalıştıran antrenörlerin neredeyse hepsinin hocasıyım. Diplomalarını ben verdim. Hepsi de çok değerli kişiler gerçekten. Tebrik ediyorum yöneticileri; çok değerli kişiler seçtiler. Şimdi biz tabii ne diyoruz; Beşiktaş’ta biz sonuçları kaldırdık. Sonuç istemiyoruz. Biz sadece iyi bir profil yetiştirmek istiyoruz. Sonuçları işin içine kattığın zaman her şey karışıyor birbirine. Genç milli takımlarımızda da buna çok dikkat etmeliyiz. Sonuçlardan çok oyuncu yetiştirmeyle ilgili yani işte bir tane oyuncu var, çok yetenekli ama yetersiz Diğer tarafta daha güçlü, kuvvetli, sonuç için daha iyi oyuncu var. Ama o olmayacak, bu olacak. Belki öyle bir tercihlerde de biraz daha öne çeksek daha iyi olur diye düşünüyorum. Ama şu anda milli takımlarla ilgili hocalarla ilgili çok değerli diyaloglarımız var. Hepsini çok seviyoruz. Hepsi hem kendi dalında bilgi, kültür, yeteneğe sahip çocuklar. Beşiktaş olarak da onlarla çok değerli ilişkilerimiz var” değerlendirmesinde bulundu.
“EURO 2024’te final oynayacağımızı içimden geçiriyorum”
Mehmet Ekşi, A Milli Takım’ın EURO 2024’te başarılı olacağına inandığını sözlerine ekleyerek, “Şu son dönemde gördüğüm A Milli Takım’ın final oynayacağını içimden geçiriyorum. Niye olmasın? Zaman zaman bunu başarabiliyoruz. Sürdürülebilir yapamıyoruz. Neden? Akademilerle ilgili sorunlarımızı bir an önce çözersek, bence Türkiye’nin Almanya’dan hiçbir eksiği kalmaz” şeklinde konuştu.
“Zorunluluk getirmediğin zaman hiçbir şey yapmıyoruz”
Alt liglerdeki genç oyuncu oynatma kriterlerinin değerli olduğunu dile getiren Ekşi, “Tesisin olmadığı bir ortamda bugünün futbolcusunu üretmek hiç kolay değil. Futbol artık müthiş bir şekilde ilerliyor. Şimdi işte 10 bin saat falan mottosu vardı, şimdi herhalde 12 bine çıktı. Sahada şu an oynanan oyuna bakıyoruz; ne alan var, ne zaman var. Hepsi şey gibi dönüyor, dolaşıyor, bir şeyler yapıyorlar yani. Bu oyuncuları üretmek kolay değil artık. Bu konuda zaten Türkiye Futbol Federasyonu’nun da yazıları geldi, gördük, çok memnun oldum. Buradan da teşekkür etmek istiyoruz. Ben 50 yıldır şunu gördüm; zorunluluk getirmediğin zaman hiçbir şey yapmıyoruz. Mutlaka kriterler olmalı. Zorunluluk getirilmeli. Tesis olmazsa olmaz diyorum zaten. Milli Eğitim ile ilgili kısmını da biraz önce anlattım. Sağ olsun zaten onlar da başlamışlar, onlara da teşekkür ettik. O nedenle kriterler çok önemli. Alt liglerdeki genç oyuncu oynatma kriterleri çok çok değerli bizim için. Maç kadro zorunluluklarını da ben sayın Başkanla da görüştüm, birçok antrenörle de tartışım, bize Double Pass eğitimi veren Belçikalılar, ben Belçika’dan aldım bu kriteri. Belçikalı ne yapıyor? Son 10 yılda dünyada en gençlerle ilgili en fazla atak yapan ülke Belçika. Bir kriter koymuş; yabancıyı serbest bırakmış, son 2 yıl, 7 tane akademi oyuncusunu 21 kişilik kadroda zorunlu hale getirmiş. Biz Beşiktaş olarak şu anda bunu yapıyoruz. Bizim şu anda 7 oyuncumuz var A takımda. Bu oyuncuların 3’ü olsun, yeter. Diğerleri başka yere gitsin, 3’ü de Beşiktaş’ta oynasın, yeter. Bu çok değerli, ben buna çok inanıyorum” dedi.
Sokak futbolu projesi hakkında da konuşan Ekşi, “Şuraya bir bakın; binlerce çocuk var. Nerede oynuyorlar? Hiçbir yerde Yok. Bizim şurada üstte o binaların içinde 3’e 3 oynanacak bir alan var. Orayı çevirdik, başına da bir kişi koyduk. Oradaki hanım çocuğunu gönderiyor oraya. Oradan da bakıyor bizim zaten sorumlu kişimiz var. Eğer bu sistemi Türkiye’nin her tarafına yayarsak, ben bunu birkaç belediye başkanı ile de gittim, görüştüm. Futbol; 1’e 1, 2’ye 2, 3’e 3 öğretiliyor bütün dünyada şu anda. Bütün özellikleri 3’e 3, 3 kişiden fazla yok. Bu 3’e 3 oynanan alanlar da Türkiye’de milyonlarca var. 1’e 1, 2’ye 2, 3’e 3 futbolun hem hücumda hem savunmada temel karakteri. Bunu da işte dediğim gibi orada böyle 5’e 5, 5’e 10, 5’e 20 falan binlerce yer var mahalle aralarında. Bunlar Futbol Federasyonu, Spor Bakanlığı, futbolun paydaşlarında, otorite paydaşlarında bir araya geldiği zaman, eğer bunu yaparsak, şimdi binlerce antrenör de boş geziyor. Burada mesela şu anda evlere bir haber sal, bin tane antrenör çıkar. Onlardan bir ikisini de bu işin içine kat. Büyük bir istihdam olur antrenörler için de. Bu benim aklıma çok yatıyor” açıklamalarını yaptı.
“Milyonlarca çocuk sahaya girmeden ipadle, telefonla bitiyor, lütfen çocuklarımızı sahaya alalım”
Mehmet Ekşi, sporcu eğitimlerinde sürekli müfredatlar olması gerekliliğinden bahsederek, “Burada yazmışım; güncellemek, itici güç, koşul, zorunluluk, denetleme, pedagojik eğitim, müfredatlar Artık sürekli çok değişiyor, sürekli bu müfredatlarla ilgili de yeniden yapılanma içerisine girmek lazım. X bir yerde bir eğitmen çocuklara; onu yapma, bunu yapma O kim acaba? Bunu söylerken yani bu çok problem. Öğrenme çağındaki çocuklarımızı değerli, bu işin gerçekten piri insanlarla buluşturmak lazım. Yoksa orada da büyük bir kayıp oluyor. İşte bu çok değerli ve de verdiğim diğer örnek çok değerli. Burada milyonlarca çocuk var, sahaya girmeden ipadle, telefonla bitiyorlar. Belki oradaki çocuk dünya yıldızı olacak ama biz onu sahaya alamıyoruz henüz. Lütfen çocuklarımızı sahaya alalım” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Ankara Sultanisi’nde (Atatürk Lisesi) 14 Mart 1923’te öğrencilerin girişimleriyle kurulan Gençlerbirliği, renklerini bir rivayete göre “Ankara gelinciği”nden, bir başka rivayete göre ise o sırada Karaoğlanoğlu Hanı’ndaki dükkanlarda sadece kırmızı ve siyah kumaş olmasından alıyor.
Kurulduktan sonra Ankara Futbol Ligi’ne katılan Gençlerbirliği, otuz dört sezon boyunca burada mücadele etti. Bu ligde 10 şampiyonlukla en başarılı takım olan kırmızı-siyahlılar, 1941 yılında İstanbul Futbol Ligi şampiyonu Beşiktaş’ı finalde 4-1 yenerek Türkiye şampiyonu oldu.
Gençlerbirliği, 5 yıl sonra da Türkiye futbol birincisi olmayı başardı.
Milli Lig’e katıldı
Gençlerbirliği, 1959 yılında Milli Lig’e Ankara’dan katılan dört takım arasında yer aldı.
Milli Lig’de 1965-1966 sezonunu üçüncü sırada tamamlayan kırmızı-siyahlılar; Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray dışında bu ligde ilk üçe girebilen ilk takım ünvanının sahibi oldu.
Başkent temsilcisi 1960’lar boyunca özellikle Ankara’daki maçlarda İstanbul takımlarına karşı aldığı başarılı sonuçlarla adından söz ettirirken; Köylü Selçuk, Büyük Tevfik, Paçoz Oktay, Rüzgarın Oğlu Zeynel lakapları takılan simge isimler kulüp tarihine geçti.
İlhan Cavcav’ın dönüşü takımın kaderini değiştirdi
1970 yılında küme düşen Gençlerbirliği, 2. ligde geçirdiği vasat sezonların sonunda işlerin daha da kötüye gitmesiyle 1979’da 3. lige kadar geriledi.
Hasan Şengel, 1981 yılında kulüp tarihi için hayati hamleyi yaparak, 1978’deki kısa süreli başkanlığının ardından İlhan Cavcav’ın ikinci kez ve hayatını kaybedene kadar kesintisiz kulüp başkanlığına gelmesini sağladı.
Cavcav, Türkiye Futbol Federasyonunda dönemin yöneticilerine 2. ve 3. liglerin birleştirilmesi projesini kabul ettirdi. Amatör kümenin eşiğinden dönen kulübü iki senede toparlayan İlhan Cavcav başkanlığındaki yönetim, başkent ekibini 13 yıl sonra 1983’te 1. lige (Süper Lig) taşıdı.
Türkiye Kupası müzede
Gençlerbirliği, 1987 yılında finalde Eskişehirspor’u yenerek ilk kez Türkiye Kupası’nı müzesine götürdü.
Bu başarısının ardından istikrarı yakalayamayan başkent ekibi, 1988 yılında yeniden küme düşme üzüntüsü yaşadı.
Afrika açılımı
Bir sezon sonra en yakın rakibinin 16 puan önünde 1. lige dönmeyi başaran kırmızı-siyahlılarda başkan İlhan Cavcav, altyapı ve tesisleşmeyle ligde kalıcı olmanın temellerini atarken, “Afrika açılımı” da yaptı.
Cavcav ayrıca yetenekli futbolcuları keşfetmek için amatör maçlara bile gitti. Afrika kıtasındaki ülkelerde de maçlar izleyen Cavcav’ın transfer ettiği Moshoeu, Kushe ve Kona’nın başarılı performansları, çok sayıda Afrika kökenli futbolcunun da Türkiye’ye gelmesini sağladı.
Gençlerbirliği, 1995 yılında Moshoeu, Kushe ve Kona’lı kadrosu ve heyecan verici futboluyla ligi 5. bitirdi.
Kamerunlu Nijitap Geremi’yi Real Madrid’e 5 milyon dolar bonservis bedeli karşılığında satan Cavcav, bu geliri kırmızı-siyahlı kulübün tesisleşmesinde kullandı.
Gençlerbirliği son dönemde Türk futboluna kazandırdığı İrfan Can Kahveci, Yıldırım Mert Çetin, Berat Ayberk Özdemir ve özellikle İspanyol ekibi Real Madrid’e transfer olan Arda Güler ile altyapısının gücünü yeniden gösterdi.
İkinci Türkiye Kupası şampiyonluğu ve Avrupa macerası
Gençlerbirliği, 2001 yılında Türkiye Kupası’nı ikinci kez kazanma başarısı gösterdi. Final maçında Fenerbahçe’ye penaltılarda üstünlük kuran kırmızı-siyahlı ekip, müzesindeki Türkiye Kupası sayısını ikiye çıkardı.
Ligi 2002-2003 sezonunda Beşiktaş ve Galatasaray’ın ardından üçüncü sırada bitiren başkent temsilcisi, sonraki sezon UEFA Avrupa Ligi’nde Türkiye’yi temsil etti.
Kupada 2003-2004 sezonunda Blackburn Rovers, Sporting Lizbon ve Parma takımlarını eleyen Gençlerbirliği, 4. turda Valencia ile eşleşti.
Ankara’da İspanya temsilcisini 1-0 yenen Gençlerbirliği, deplasmanda rakibine uzatma sonunda 2-0 mağlup olarak organizasyona veda etti. Tek mağlubiyetini Gençlerbirliği’nden alan Valencia, sezon sonunda kupayı kazandı.
“Oğul Cavcav” dönemi
Başkent ekibinin efsane başkanı İlhan Cavcav’ın 22 Ocak 2017’de hayatını kaybetmesinin ardından Gençlerbirliği Kulübünde başkanlığa oğlu Murat Cavcav getirildi.
Gençlerbirliği, Murat Cavcav yönetiminde, İlhan Cavcav’ın isminin verildiği 2017-2018 sezonunda, 29 yıl kesintisiz yer aldığı Süper Lig’den düştü.
Kırmızı-siyahlılar, bir sezon aranın ardından Süper Lig’e dönmeyi başarsa da 2020-2021 sezonunda yeniden küme düşme üzüntüsü yaşadı.
101. yılını Sungur başkanlığında kutluyor
Süper Lig’e veda eden Gençlerbirliği’nde başkan Murat Cavcav, 10 Haziran 2021’de yapılan olağanüstü seçimli genel kurulda aday olmadı ve başkanlığa Niyazi Akdaş seçildi.
Daha sonra sık sık genel kurul haberleriyle gündeme gelen kırmızı-siyahlı kulüpte, “Cavcavlar dönemi” sonrası bir kez Talip Çankırı, 5 kez de Niyazi Akdaş dönemi yaşandı.
Şirketleşme yetkisi alınamaması nedeniyle başkan Niyazi Akdaş’ın istifa etmesi üzerine başkent ekibinde son olarak 3 Mart Pazar günü olağanüstü kongreye gidildi. Üç adayın yarıştığı seçimi bir oy farkla kazanan Osman Sungur, Gençlerbirliği’nin yeni başkanı oldu.
Gençlerbirliği, teknik direktör Sinan Kaloğlu yönetiminde Trendyol 1. Lig’de play-off’a kalma mücadelesi veriyor.
]]>Bölgesel Amatör Lig 5. Grup lideri Muğlaspor ‘un geçtiğimiz Pazar günü en yakın takipçisi Manavgat Belediyespor’u 2-1 mağlup ettiği karşılaşmada tribünlerin son yılların en büyük taraftar kitlesine sahne olması sonrasında Muğlaspor Kulüp Başkanı Menaf Kıyanç teşekkür mesajı yayınladı.
Muğlaspor taraftarlarına seslenen Başkan Kıyanç, “Muğla halkına, taraftarlarımıza, ilimiz protokolüne, belediye başkan adaylarımıza teşekkür ve saygılarımızı iletmek istiyorum. 10 Mart Pazar günü Muğlaspor ile Manavgat Belediyespor arasında oynanan karşılaşmada Muğla bütünleşerek Muğla Atatürk Stadyumu tribünlerini doldurdu. Tribünleri doldurarak takımını yalnız bırakmayan Muğla halkının şampiyonluğu ne kadar çok istediğini görmüş olduk. Şehrimizin şampiyonluk heyecanı tüm ülkede yankılandı. Yönetim olarak “beraber başaracağız” sloganıyla sezona başladık. Yönetim olarak şampiyonluğa olan inancımız tam, şehrimizle birlikte hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Bizleri yalnız bırakmayan değerli basın mensuplarımıza ve Manavgat Belediyespor maçında maç anonsunu yaparak bizleri motive eden Cüneyt Erdan’a da teşekkür ediyorum. Pazar günü tribünler gerçekten de muhteşem bir atmosfer oluşturdu. 7 bine yakın düzeyde rekor bir taraftarımız stadyum tribünlerinde yerlerini aldı. Takımımız için ateşleyici bir güç oldular. Tribünleri hınca hınç dolduran tüm halkımıza bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Birlikte başaracağız” dedi.
“Transfer çalışmaları devam ediyor”
Muğlaspor Kulübü Basın Sözcüsü Barış Yayman ise yeşil-beyazlılardaki sakatlık durumu ve transfer çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. 20 Şubat 2024 tarihinde teknik heyet değişikliğine gittiklerini ve deneyimli teknik direktör Hakan Şapcı’ya takımı emanet ettiklerini hatırlatan Basın Sözcüsü Yayman, transfer çalışmalarının da sürdüğünü ifade etti. Ligin ikinci yarısı öncesi Utkan Konyalı, Sezer Orhonsayın ve Onur Garip transferlerini yapan yeşil-beyazlılar, son olarak genç sol bek Umut Akmeşe’yi kadrosuna dahil etmişti. Utkan’ın fibula kemiğinde oluşan kırık nedeniyle tedavisinin sürdüğünü dile getiren ve sezonun geri kalanında forma giymesinin zor olduğuna değinen Yayman, tecrübeli forvet Onur Garip’in ise antrenmanda yaşadığı sakatlık sonrasında üç hafta forma giyemeyeceğini belirtti. Yaşanan sakatlıklar sonrasında genç bir forvet arayışı içine girdiklerini söyleyen Barış Yayman, “Geçtiğimiz hafta içinde Futbol Şube, Futbolcu Direktörümüz ve teknik heyetimiz çalışmaları neticesinde sağ ve sol bek oynayabilen Umut Akmeşe’yi kadromuza dahil ettik. Transfer süresinin bir hayli kısalması nedeniyle futbol şubemiz ve futbol direktörlüğümüz dışında bu yıl ilk kez menajerler aracılığıyla transfer görüşmeleri gerçekleştirdik. Ön anlaşmaya vardığımız bir forvetle, menajerle yapılan görüşme neticesinde ne yazık ki son anlarda transfer gerçekleşmedi. Lige hazır, mümkünse kontenjan statüsüne uygun bir futbolcu için transfer çalışmalarımız devam etmektedir. Muğlaspor’umuz ihtiyaç duyduğu müddetçe transfer çalışmalarımız transferin son gününe kadar devam edecektir” dedi. – MUĞLA
]]>Sarı-kırmızılı kulübün internet sitesinde yer alan, “Türk futbol kamuoyuna hesap verin veya bırakın” başlıklı açıklamada, hakem Kadir Sağlam’ın kararları, TFF ve kurullarının nasıl bir yol izleyeceği, yayıncı kuruluş ve maçı anlatan spikerin davranışı gibi konularda sorular yer aldı.
Fenerbahçe-Pendikspor maçındaki hakem yönetimi üzerine yapılan açıklamada, “Türk futbolunda en bariz şekilde skandal bir maç yönetimi olarak nitelendirilen, neredeyse tüm hakem yorumcularını ve kamu vicdanını rahatsız etmiş müsabakayla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile kasıtlı operasyona alet olan kurul ve kuruluşlara aşağıdaki soruları sormak zaruri hale gelmiştir.” denildi.
Açıklamanın sonunda, “Türk futbolunda kulağının üzerine yatılacak dönemin sonuna çoktan gelinmiştir! Türk futbolunu rahatlatmak, gerçekleri ve adil kararları, tüm futbolseverlerle ve taraflı-tarafsız tüm kesimlerle paylaşmak, Türkiye Futbol Federasyonunun kaçamayacağı görevidir. Bu görevleri bugüne kadar yapamayan federasyon ya bu zorunluluğunu yerine getirmelidir ya da 24 Şubat’taki açıklamamızda belirttiğimiz gibi TFF ve kurulları olarak gerekli kararı almalıdır.” ifadeleri kullanıldı.
TFF ve kurullarına sorular
Açıklamada, TFF, TFF kurulları, yayıncı kuruluşa şu sorular yöneltildi:
“Fenerbahçe Pendikspor maçında Fenerbahçe futbolcusu Mert Hakan Yandaş’ın müsabaka hakemi Kadir Sağlam’a yönelik ‘Dikkatli ol buradan çıkamazsın.’ tehdit ifadelerinin yer aldığı ve tüm kamuoyunda büyük infial yaratan bu eylem, doğrudan Türk futbolunun en üst merci olan Türkiye Futbol Federasyonunu, kamu iradesini ve otoritesini hedef almaktadır. TFF, nasıl bir tavır içinde olacaktır ve bu futbolcuya nasıl bir ceza verilecektir?”
“Saha içerisinde başlayan, koridorlarda devam eden tehditler maçın hakemlerinde nasıl bir etki ve baskı yaratmıştır ki hakem ikinci yarıda, ilk devredeki kötü yönetiminin çok daha ötesinde bilinçli bir şekilde maçı bir taraftan alıp diğer tarafa vermiştir. Müsabakanın devre arasında stadyum koridorlarında yaşanan olayların kamera görüntüleri tüm kamuoyuyla paylaşılacak mıdır? Saha içerisinde başlayan ve milyonların gözü önünde seyreden tehditlerin yansımaları, maçın hakemlerine yapılan baskıyla ilgili TFF’nin temsilcilerinin raporlarının yanı sıra kamera görüntüleri de yayınlanacak mıdır ve yetkili merciler gereken hukuki adımları atacak mıdır? Yaratılan bu korku ortamının sorumluları cezalandırılacak mıdır?”
“Devre arasında müsabaka hakemini tehdidi nedeniyle kırmızı kart görmesi gereken bu oyuncu, sahada yer alamaya devam etmiş ve takımının beraberlik golüne imza atmıştı. Bahsi geçen aynı oyuncunun attığı golün ardından Pendikspor yedek kulübesine doğru, metrelerce uzaklıktan başlayarak, saniyelerce süren gayri ahlaki, tahrik edici ve saygısız tutumu karşısında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu nasıl bir karar alacaktır?”
“Maç içinde hakem Kadir Sağlam, Fenerbahçe’ye 3 tane kırmızı kart çıkarması gerekirken Pendikspor’u, biri teknik direktörü olmak üzere 3 kırmızı kartla cezalandıran, birçok oyuncunun defalarca kendisine parmak sallamasına, kendi vücuduna dokunmasına, kendisini ittirmesine, sahadaki otoritesini yerle bir etmesine seyirci kalan, skandal kararlarla maçı bir taraftan alarak diğer tarafa veren bu hakem, ligde şampiyonluk yarışının yanı sıra düşme hattındaki rekabete de ağır darbe vurmuştur. Mücadelenin 71. dakikasında Pendiksporlu Welinton’a gösterilen iki sarı kart da tüm kamuoyunun, hakem otoritelerinin ve futbolu izleyen herkesin, hatta Fenerbahçeli taraftarların dahi kabullenemediği şekilde kırmızı kartla cezalandırılması, oyunun skoruna doğrudan etki etmiştir ve bir takımı eksik bırakmakla da yetinmemiştir. Hakem Kadir Sağlam’ın ceza alanı dışında Pendiksporlu Badou Ndiaye’nin uzaklaştırdığı açık bir biçimde belli olan pozisyonda yapılan faulü tam tersi bir şekilde Fenerbahçe lehine faul kararı vermesi skandaldır. Tüm maç boyunca kendisini ezen, ittiren-kaktıran, kendisini tehdit eden futbolculara karşı hiçbir otorite uygulayamayan Kadir Sağlam’ın bu performansı, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından nasıl değerlendirilecektir? Hakemlik onurunu bu denli ayaklar altına alan bu hakem maç almaya devam edebilecek midir?”
“Bunun ardından gelişen operasyonel faaliyetler ise Türkiye Futbol Federasyonunun ivedi olarak açıklığa kavuşturması gereken konulardır. VAR hakemi Alper Çetin elinde hiçbir kanıt olmamasına, en ufak bir yetki alanı bulunmamasına rağmen futbol oyun kurallarını hiçe sayarak VAR sisteminin asla müdahil olamayacağı bir uygulamaya imza atarak penaltıya hükmetmiştir. MHK, VAR’da görevli hakemler konusunda nasıl bir adım atacaktır? Her salı akşamı açıklanan VAR kayıtlarına ek olarak bu denli kasıt içeren pozisyon kamuoyuna sunulacak mıdır?”
“Tüm pozisyonlarda Fenerbahçe lehine karar veren, birçok sarı ve kırmızı kartı es geçen, bu kadar hatayı sadece bir takım lehine yapan saha hakemleri ve VAR ekibinin kasıtlı olmaması, hem insan aklına hem de istatistik bilimine aykırıdır. Bu hakemlerle ilgili nasıl bir soruşturma gerçekleştirilecektir? Bu operasyon kimler tarafından gerçekleştirilmiştir? Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu bu konuyla ilgili hangi yaptırımları uygulayacaktır?”
“Yayıncı kuruluş beIN SPORTS daha önceki haftalarda yaptığı gibi maç içerisinde yayınlamadığı açıları (oyunun duraksama bölümlerinde gerekli yayın zamanlarına sahip olmasına rağmen) göstermeyerek, milyonların bunu görmesine engel olarak kamuoyu oluşmasının önüne geçmek adına medya-yayıncılık ilkelerine aykırı davranmak için mi bunu yapmıştır? Badou Ndiaye’nin topu uzaklaştırdığı pozisyonun farklı açıları maç esnasında ekrana getirilmemiş, gece yayınlanan TRIO programında gösterilmiştir. Bu pozisyonları ekrana getirmemekteki amaç nedir? Bu ekran karartmadaki tavır, bu operasyonun bir tarafı olmak mıdır? Burada futbolcunun topu uzaklaştırdığı bariz bir şekilde görülmesi, bunu kendi programında yayınlarken maç içerisinde yayınlamamak kasıttan başka bir şeyle açıklanamaz. Bu profesyonellikte ve tecrübedeki yönetmen ve ekibin bunu göstermemesinin kasıttan başka bir açıklaması yoktur. Bu kişilerle ilgili beIN MEDIA hangi kararı verecektir? Maçı anlatan spikerin kendi taraflılığını tüm profesyonelliğine rağmen gizleyemeyerek golden sonraki kullandığı ifade de yayıncılık ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Bu kişiyle ilgili nasıl bir karar alınacaktır?”
“Fenerbahçe Spor Kulübü için sene başından beri ambargo konulan VAR hakemleri bulunmaktadır. Kim, hangi gerekçelerle bu kararların altına imza atmıştır? Süper Lig’de hakem atama iradesi Fenerbahçe’ye mi devredilmiştir? Fenerbahçe’nin son maçlarında sürekli hata yapan hakemler özellikle mi seçilmiştir? Bu hakemler hakkında nasıl bir yaptırım uygulanacaktır? TFF ve MHK bu konuyu detaylarıyla açıklığa kavuşturmak zorundadır ve şeffaf biçimde toplumla paylaşmak zorundadır.”
“Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, Gaziantep FK-Fenerbahçe, Fenerbahçe-Alanyaspor, Fenerbahçe-Kasımpaşa ve son olarak Fenerbahçe-Pendikspor maçları… Kararlarıyla maçı bir taraftan alıp diğerine veren, özellikle son dakikalarda yaptığı operasyonlarla rakiplerin kazanmasını imkansız hale getiren Arda Kardeşler, Mustafa İlker Coşkun, Tugay Kaan Numanoğlu, Alper Çetin, Çağdaş Altay, Erkan Engin, Cihan Aydın ve Kadir Sağlam isimli hakemlere ne gibi yaptırımlarda bulunulacaktır?”
]]>Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türk futbolunda en bariz şekilde skandal bir maç yönetimi olarak nitelendirilen, neredeyse tüm hakem yorumcularını ve kamu vicdanını rahatsız etmiş müsabakayla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile kasıtlı operasyona alet olan kurul ve kuruluşlara aşağıdaki soruları sormak zaruri hale gelmiştir:
Fenerbahçe – Pendikspor maçında; Fenerbahçe futbolcusu Mert Hakan Yandaş’ın müsabaka hakemi Kadir Sağlam’a yönelik, “Dikkatli ol buradan çıkamazsın!” tehdit ifadelerinin yer aldığı ve tüm kamuoyunda büyük infial oluşturan bu eylem, doğrudan Türk futbolunun en üst merci olan Türkiye Futbol Federasyonu’nu, kamu iradesini ve otoritesini hedef almaktadır. TFF nasıl bir tavır içerisinde olacaktır ve bu futbolcuya nasıl bir ceza verilecektir?
Saha içerisinde başlayan, koridorlarda devam eden tehditler maçın hakemlerinde nasıl bir etki ve baskı oluşturmuştur ki hakem ikinci yarıda, ilk devredeki kötü yönetiminin çok daha ötesinde, bilinçli bir şekilde maçı bir taraftan alıp diğer tarafa vermiştir. Müsabakanın devre arasında stadyum koridorlarında yaşanan olayların kamera görüntüleri tüm kamuoyuyla paylaşılacak mıdır? Saha içerisinde başlayan ve milyonların gözü önünde seyreden tehditlerin yansımaları, maçın hakemlerine yapılan baskıyla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu’nun temsilcilerinin raporlarının yanı sıra kamera görüntüleri de yayınlanacak mıdır ve yetkili merciler gereken hukuki adımları atacak mıdır? Bu korku ortamının sorumluları cezalandırılacak mıdır?
Devre arasında müsabaka hakemini tehdidi nedeniyle kırmızı kart görmesi gereken bu oyuncu, sahada yer almaya devam etmiş ve takımının beraberlik golüne imza atmıştır. Bahsi geçen aynı oyuncunun attığı golün ardından Pendikspor yedek kulübesine doğru, metrelerce uzaklıktan başlayarak, saniyelerce süren gayri ahlaki, tahrik edici ve saygısız tutumu karşısında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu nasıl bir karar alacaktır?
Maç içinde hakem Kadir Sağlam, Fenerbahçe’ye 3 tane kırmızı kart çıkarması gerekirken Pendikspor’u, biri teknik direktörü olmak üzere 3 kırmızı kartla cezalandıran, birçok oyuncunun defalarca kendisine parmak sallamasına, kendi vücuduna dokunmasına, kendisini ittirmesine, sahadaki otoritesini yerle bir etmesine seyirci kalan, skandal kararlarla maçı bir taraftan alarak diğer tarafa veren bu hakem, ligde şampiyonluk yarışının yanı sıra düşme hattındaki rekabete de ağır darbe vurmuştur. Mücadelenin 71. dakikasında Pendiksporlu Welinton’a gösterilen iki sarı kart da tüm kamuoyunun, hakem otoritelerinin ve futbolu izleyen herkesin, hatta Fenerbahçeli taraftarların dahi kabullenemediği şekilde kırmızı kartla cezalandırılması, oyunun skoruna doğrudan etki etmiştir ve bir takımı eksik bırakmakla da yetinmemiştir. Hakem Kadir Sağlam’ın ceza alanı dışında Pendiksporlu Badou Ndiaye’nin uzaklaştırdığı açık bir biçimde belli olan pozisyonda yapılan faulü tam tersi bir şekilde Fenerbahçe lehine faul kararı vermesi skandaldır. Tüm maç boyunca kendisini ezen, ittiren-kaktıran, kendisini tehdit eden futbolculara karşı hiçbir otorite uygulayamayan Kadir Sağlam’ın bu performansı, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından nasıl değerlendirilecektir? Hakemlik onurunu bu denli ayaklar altına alan bu hakem maç almaya devam edebilecek midir?
Bunun ardından gelişen operasyonel faaliyetler ise Türkiye Futbol Federasyonu’nun ivedi olarak açıklığa kavuşturması gereken konulardır. VAR hakemi Alper Çetin elinde hiçbir kanıt olmamasına, en ufak bir yetki alanı bulunmamasına rağmen futbol oyun kurallarını hiçe sayarak VAR sisteminin asla müdahil olamayacağı bir uygulamaya imza atarak penaltıya hükmetmiştir. MHK, VAR’da görevli hakemler konusunda nasıl bir adım atacaktır? Her salı akşamı açıklanan VAR kayıtlarına ek olarak bu denli kasıt içeren pozisyon kamuoyuna sunulacak mıdır?
Tüm pozisyonlarda Fenerbahçe lehine karar veren, birçok sarı ve kırmızı kartı es geçen, bu kadar hatayı sadece bir takım lehine yapan saha hakemleri ve VAR ekibinin kasıtlı olmaması, hem insan aklına hem de istatistik bilimine aykırıdır. Bu hakemlerle ilgili nasıl bir soruşturma gerçekleştirilecektir? Bu operasyon kimler tarafından gerçekleştirilmiştir? Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu bu konuyla ilgili hangi yaptırımları uygulayacaktır?
Yayıncı kuruluş beIN SPORTS daha önceki haftalarda yaptığı gibi maç içerisinde yayınlamadığı açıları (oyunun duraksama bölümlerinde gerekli yayın zamanlarına sahip olmasına rağmen) göstermeyerek, milyonların bunu görmesine engel olarak kamuoyu oluşmasının önüne geçmek adına medya-yayıncılık ilkelerine aykırı davranmak için mi bunu yapmıştır? Badou Ndiaye’nin topu uzaklaştırdığı pozisyonun farklı açıları maç esnasında ekrana getirilmemiş, gece yayınlanan TRIO programında gösterilmiştir. Bu pozisyonları ekrana getirmemekteki amaç nedir? Bu ekran karartmadaki tavır, bu operasyonun bir tarafı olmak mıdır? Burada futbolcunun topu uzaklaştırdığı bariz bir şekilde görülmesi, bunu kendi programında yayınlarken maç içerisinde yayınlamamak kasıttan başka bir şeyle açıklanamaz. Bu profesyonellikte ve tecrübedeki yönetmen ve ekibin bunu göstermemesinin kasıttan başka bir açıklaması yoktur. Bu kişilerle ilgili beIN MEDIA hangi kararı verecektir? Maçı anlatan spikerin kendi taraflılığını tüm profesyonelliğine rağmen gizleyemeyerek golden sonraki kullandığı ifade de yayıncılık ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Bu kişiyle ilgili nasıl bir karar alınacaktır?
Fenerbahçe Spor Kulübü için sene başından beri ambargo konulan VAR hakemleri bulunmaktadır. Kim, hangi gerekçelerle bu kararların altına imza atmıştır? Süper Lig’de hakem atama iradesi Fenerbahçe’ye mi devredilmiştir? Fenerbahçe’nin son maçlarında sürekli hata yapan hakemler özellikle mi seçilmiştir? Bu hakemler hakkında nasıl bir yaptırım uygulanacaktır? TFF ve MHK bu konuyu detaylarıyla açıklığa kavuşturmak zorundadır ve şeffaf biçimde toplumla paylaşmak zorundadır.
Fenerbahçe – Galatasaray derbisi, Gaziantep FK – Fenerbahçe, Fenerbahçe – Alanyaspor, Fenerbahçe -Kasımpaşa ve son olarak Fenerbahçe – Pendikspor maçları Kararlarıyla maçı bir taraftan alıp diğerine veren, özellikle son dakikalarda yaptığı operasyonlarla rakiplerin kazanmasını imkansız hale getiren Arda Kardeşler, Mustafa İlker Coşkun, Tugay Kaan Numanoğlu, Alper Çetin, Çağdaş Altay, Erkan Engin, Cihan Aydın ve Kadir Sağlam isimli hakemlere ne gibi yaptırımlarda bulunulacaktır?
Türk futbolunda kulağının üzerine yatılacak dönemin sonuna çoktan gelinmiştir! Türk futbolunu rahatlatmak, gerçekleri ve adil kararları, tüm futbolseverlerle ve taraflı-tarafsız tüm kesimlerle paylaşmak, Türkiye Futbol Federasyonu’nun kaçamayacağı görevidir. Bu görevleri bugüne kadar yapamayan federasyon ya bu zorunluluğunu yerine getirmelidir ya da 24 Şubat’taki açıklamamızda belirttiğimiz gibi TFF ve kurulları olarak gerekli kararı almalıdır.” – İSTANBUL
]]>Van’da gençleri ve çocukları sporla buluşturmak ve kendilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla faaliyet yürüten Van Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü, okullarda ve spor tesislerinde keşfettiği yetenekli gençleri bünyesine aldı.
Belediye; malzeme, ulaşım gibi tüm ihtiyaçlarını karşıladığı sporcuların futbol, basketbol, voleybol, tekvando, judo, dağcılık, atletizm ve hentbol branşlarında deneyimli antrenörlerden eğitim almalarını sağladı.
Şu ana kadar 650’nin üzerinde lisanslı sporcunun yetiştiği kulüpte, birçok sporcu milli takıma kadar yükseldi, ulusal başarılara imza attı.
Kadın futbolunun gelişmesi konusunda da kente öncülük ederek birçok genç kızın hayatına dokunan belediye, Yaz Spor Okulları kapsamında da binlerce çocuğun sporla tanışmasına katkı sağladı.
“İlimizde başarılı sporcuların yetişmesini sağladık”
Van Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Ruşen Alpaslan, AA muhabirine, amaçlarının gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırmak, sportif ve kültürel faaliyetlere kanalize etmek olduğunu söyledi.
Kulüp bünyesinde 8 branştaki takımlarda ve altyapılarında 650’yi aşkın lisanslı sporcunun bulunduğunu ifade eden Alpaslan, şunları kaydetti:
“Büyükşehir Belediyesi olarak gençlerimizin ve çocuklarımızın hem sportif faaliyetlerine hem de eğitimlerine önemli katkıda bulunuyoruz. Formaları, servisleri gibi tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Tüm branşlarımızın yanında 3 yıldır ücretsiz başlattığımız Yaz Spor Okullarımız ile binlerce çocuğumuzu sporla buluşturduk. Sezon aralarında yine ücretsiz açtığımız Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) ve POMEM hazırlık kurslarımızla gençlerimizin yanında olmaya çalışıyoruz.”
Kulüp bünyesindeki sporcuların önemli başarılar elde ettiğini anlatan Alpaslan, “Hem bireysel hem de takım sporlarında ilimizi ulusal ve uluslararası birçok arenada başarıyla temsil ettik. Yakın zamanda 16 Yaş Altı Futbol Takımımız, Türkiye dördüncüsü oldu. Aynı zamanda 9 futbolcumuzu milli takım seçmelerine gönderdik. Üç çocuğumuz şu an milli takımda. Bu da hem bizi hem de diğer çocuklarımızı daha çok motive ediyor. Umarım bütün çocuklarımız milli takıma yükselir. Bize desteğini esirgemeyen Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ozan Balcı’ya teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Sporun dışında sosyal aktiviteler de yapıyoruz”
Kadın futbol takımının oyuncularından Nazlı Güleken ise Van Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü bünyesinde 2 yıldır mücadele ettiğini belirtti.
Kulüpte bulunmaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Nazlı Güleken, “Hocalarımız bize çok emek veriyor. Hepsine teşekkür ediyorum. Futbolda iyi yerlere geleceğime inanıyorum. Bize destek veren herkese teşekkür ederiz. Kulübümüz her zaman yanımızda yer alıyor.” diye konuştu.
Sporculardan Ceylan Tatar da kulüpte çok güzel bir ortamlarının olduğunu aktararak, “İmkanlar çok güzel. Sadece spor değil sosyal aktivitelere de katılıyoruz. Antrenmanların dışında arkadaşlarımızla görüşüyoruz. Üç yıldır kadın futbol takımında yer alıyorum. Geçen yıl play-off son turunda elendik. Amacımız inşallah bu yıl şampiyon olarak bir üst lige çıkmak. Çalışmalarımız devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi tarafından FIFA ve UEFA’ya bildirilecek Kadın Futbol Stratejik Planı açıklandı. TFF binasında düzenlenen tanıtım toplantısına TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin yanı sıra, Kadın Futbolu ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Müderrisgil, A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası ve A Milli Kadın Futbol Takımı futbolcuları katıldı.
“Toplumsal fırsat eşitliğini futbolda da sağlamamız gerektiğinin bilincindeyiz”
Toplantıda konuşan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Toplumsal olarak gelişmemizi sürdürmek için toplumda her kesimin eşit haklardan faydalanması ve fırsat eşitliği olması gerekir. Ülkemizde günümüzde bakım hizmetlerinin güçlenmesi, esnek çalışma biçimlerinin geliştirilmesi, teşvik mekanizmasının oluşturulması, kayıt dışılığa yönelik çalışmalar ile istihdama katılan kadın sayısı 10 milyonu aştı. Bu sayıyı arttırmak için hepimize sorumluluk düşmektedir. Devletimizin ve sivil toplum kuruluşlarının, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalığı arttıran çalışmaları sayesinde, eğitim imkanları artan kadınlar uzmanlıklarını da geliştirerek iş hayatında başarıyla yer almaya başladılar. Futbolda da kadınların futbolcu, antrenör, teknik direktör, hakem, profesyonel futbol yöneticisi ve çalışanı olarak istihdama katılımlarını önemsiyor ve destekliyoruz. Toplumsal fırsat eşitliğini futbolda da sağlamamız gerektiğinin bilincindeyiz. Tribünde de sahada da kadınların futbolun ana aktörleri olması için çalışmalar yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
“‘Kız gibi topa vuruyor’ ezberini bozacağız”
Türk futbolunda da yanlış bir ezberler olduğuna dikkat çeken Başkan Büyükekşi, “Nedir bu ezber; ‘Kız gibi topa vuruyorsun’. Biz buna karşı çıkıyoruz. Erken yaşta futbol topu ile tanışan ve topa vurma alışkanlığı kazanan kız çocuklarının futbola da ilgi duyarlarsa nasıl topa vurdukları ortadadır. Bu kapsamda TFF tarihinde ilk kez kadın futbol komitesi ve kadın futbolu direktörlüğünü kuran yönetim olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Yine TFF tarihinde ilk kez kadın yönetim kurulu üyelerimiz, başkanlığını yaptığım yönetim kurullarımızda görev aldılar ve görev almaya devam ediyorlar. Yeri gelmişken; öz verili çalışmaları nedeniyle ilk kadın yönetim kurulu üyelerimiz Nükhet Hanım’a, İdil Hanım’a ve Şafak Hanım’a teşekkür ederim. Ayrıca U-23 Kadın Futbol Milli Takımı, Futsal Kadın A Milli Takımı kurulması kararı aldık. A Milli Takımımızın ilk kadın teknik direktörü Necla hocamızı göreve getirdik. A Milli Kadın Futbol Takımımızla ilk defa düzenlenen Milletler Ligi’nde hiç gol yemeden, namağlup ve grup lideri olarak C Ligi’nden, B Ligi’ne yükseldik. Geçtiğimiz ay A Milli Takımımızın orta saha oyuncularından Birgül Sadıkoğlu, Ankara Fomget Kulübü’nden, İspanya’nın en üst liginde mücadele eden UD Tenerife’ye transfer oldu. Birgül’ü de tebrik ediyor, Türkiye’yi İspanya’da başarıyla temsil edeceğine inanıyorum. Yurt dışında futbol oynayan kadın futbolcu sayımızın da artacağına yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu.
“Dersimiz Futbol isimli projemizi 19 Mart’ta tanıtacağız”
“Kız çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişiminde, özgüven kazanmalarında futbolun ne kadar önemli bir rol oynadığının farkında olan Türkiye Futbol Federasyonu olarak Milli Eğitim Bakanlığımız ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile protokol imzaladık” diyen Mehmet Büyükekşi, şöyle devam etti:
“Bu protokol ile futbol gelişim projemiz kapsamında 6-14 yaş grubu çocuklarımıza yönelik 16 pilot ilde başlattığımız Dersimiz Futbol isimli projemiz, kız ve erkek 500 bin çocuğumuza ulaştı. Dersimiz Futbol isimli projemiz ile 6-14 yaş grubunda kız ve erkek çocuklarımızı futbol oyunu ile tanıştırıyor ve onlara futbol sevgisi aşılıyoruz. Dersimiz Futbol projemiz kapsamında 19 Mart tarihinde büyük bir organizasyon daha yapmaya hazırlanıyoruz.”
“Kulüplerimizin kadın futboluna ilgisi artıyor”
TFF Başkanı, Türkiye çapında yıllardır kadın futboluna yatırım yapan kulüpler olduğunu dile getirerek, “Bugün 4 büyük kulübümüzün de kadın futbol takımlarının olması kadın futboluna olan ilgiyi arttırıyor. Altyapı akademilerinde ve A takımlarda kadın futboluna yatırım yapan tüm kulüplerimize özellikle teşekkür ederim. Unutmayalım ki sahada kadın futbolcuların, tribünde kadın taraftarların artması ülkemizde futbolun toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını sağlayacak ve futbolun iyileştirici gücünü arttıracak” cümlelerine yer verdi.
“Kadın futbolu stratejik planımız hazır”
Kadın Futbol Stratejik Planı’nın ülkedeki kadın futbolunun gelişimine katkı sunacağına inandığını da aktaran Büyükekşi, “Bugün burada, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde FIFA ve UEFA ile paylaşacağımız kadın futbolu strateji planımızı kamuoyu ile paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kadın futbolu strateji planımızın hazırlanmasında emeği olan başta yönetim kurulu üyemiz Şafak Hanım olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Strateji planımızın ülkemizde kadın futbolunun gelişimine çok büyük katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Sözlerime son vermeden önce büyük Türk Ozanı Neşet Ertaş’ın; ‘Kadınlar insandır, biz insanoğlu’ sözünü hatırlatıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tekrar kutluyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>TFF Riva Hasan Doğan Kamp ve Eğitim Tesisleri Orhan Saka Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen organizasyona TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, TFF Hukuk, Kadın Futbolu ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Müderrisgil, A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası, TFF Yönetim Kurulu üyeleri ve A Milli Kadın Futbol Takımı oyuncuları ile davetliler katıldı.
Toplantıda konuşan TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Toplumsal olarak gelişmemizi sürdürmek için toplumda her kesimin eşit haklardan faydalanması ve fırsat eşitliği olması gerekir. Ülkemizde istihdama katılan kadın sayısı 10 milyonu aştı. Bu sayıyı arttırmak için hepimize sorumluluk düşmektedir. Devletimizin ve sivil toplum kuruluşlarının, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalığı arttıran çalışmaları sayesinde eğitim imkanları artan kadınlar, uzmanlıklarını da geliştirerek iş hayatında başarıyla yer almaya başladı. Futbolda da kadınların futbolcu, antrenör, teknik direktör, hakem, profesyonel futbol yöneticisi ve çalışanı olarak istihdama katılımlarını önemsiyor ve destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Futbol sadece erkek oyunu değildir.” diyen Büyükekşi, “Toplumsal fırsat eşitliğini futbolda da sağlamamız gerektiğinin bilincindeyiz. Tribünde de sahada da kadınların futbolun ana aktörleri olması için çalışmalar yapıyoruz. ‘Kız gibi topa vuruyor’ ezberini de bozacağız. Biz buna karşı çıkıyoruz. Erken yaşta futbol topu ile tanışan ve topa vurma alışkanlığı kazanan kız çocuklarının futbola da ilgi duyarlarsa nasıl topa vurdukları ortadadır.” şeklinde konuştu.
TFF tarihinde ilk kez kadın futbol komitesi ve kadın futbolu direktörlüğünü kuran yönetim olmanın gururunu yaşadıklarının altını çizen başkan Büyükekşi, şunları kaydetti:
“TFF tarihinde ilk kez kadın yönetim kurulu üyelerimiz, başkanlığını yaptığım yönetim kurullarımızda görev aldı ve görev almaya devam ediyor. Yeri gelmişken özverili çalışmalarından dolayı ilk kadın yönetim kurulu üyelerimiz Nükhet Hanım’a, İdil Hanım’a ve Şafak Hanım’a teşekkür ederim. 23 Yaş Altı Kadın Milli Futbol Takımı, Futsal Kadın A Milli Takımı kurulması kararı aldık. A Milli Kadın Futbol Takımı’mızın ilk kadın teknik direktörü Necla hocamızı göreve getirdik. A Milli Kadın Futbol Takımı’mızla ilk defa düzenlenen Milletler Ligi’nde hiç gol yemeden, namağlup ve grup lideri olarak C Ligi’nden B Ligi’ne yükseldik. Geçtiğimiz ay A Milli Kadın Futbol Takımı’mızın orta saha oyuncularından Birgül Sadıkoğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET’ten İspanya’nın en üst liginde mücadele eden UD Tenerife Kulübüne transfer oldu. Birgül’ü de tebrik ediyor, yurt dışında futbol oynayan kadın futbolcu sayımızın da artacağına yürekten inanıyorum.”
TFF olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile protokol imzaladıklarını hatırlatan Mehmet Büyükekşi, “Bu protokol ile futbol gelişim projemiz kapsamında 6-14 yaş grubu çocuklarımıza yönelik 16 pilot ilde başlattığımız ‘Dersimiz Futbol’ isimli projemiz, kız ve erkek 500 bin çocuğumuza ulaştı. Dersimiz Futbol isimli projemiz ile 6-14 yaş grubunda kız ve erkek çocuklarımızı futbol oyunu ile tanıştırıyor ve onlara futbol sevgisi aşılıyoruz. Dersimiz Futbol projemiz kapsamında 19 Mart tarihinde büyük bir organizasyon daha yapmaya hazırlanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
Kulüplerin de kadın futboluna ilgisinin arttığını aktaran Büyükekşi, şöyle konuştu:
“Bugün 4 büyük kulübümüzün de kadın futbol takımlarının olması kadın futboluna olan ilgiyi arttırıyor. Altyapı akademilerinde ve A takımlarda kadın futboluna yatırım yapan tüm kulüplerimize özellikle teşekkür ederim. Unutmayalım ki sahada kadın futbolcuların, tribünde kadın taraftarların artması ülkemizde futbolun toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını sağlayacak ve futbolun iyileştirici gücünü arttıracak. Bugün burada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde FIFA ve UEFA ile paylaşacağımız kadın futbolu strateji planımızı kamuoyu ile paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Kadın futbolu strateji planımızın hazırlanmasında emeği olan başta yönetim kurulu üyemiz Şafak Hanım olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”
Şafak Müderrisgil: “Düşünceden eyleme geçiyoruz”
Türk futbol tarihinde bir ilk olan Kadın Futbolu Strateji Belgesi’ni açıklamanın mutluluğunu yaşadığını belirten TFF Kadın Futbolu ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Müderrisgil, şu ifadeleri kullandı:
“TFF olarak, Türkiye kadın futbol tarihi için bir kilometre taşı niteliğinde olan kadın futbolu strateji belgemizi Dünya Kadınlar Günü’nde açıklamamızın da ayrı bir anlamı var. Kadın futbolunun Türkiye’de daha da sağlam bir zemine oturması ve etkisinin izlenmesi için stratejik önceliklerimizi ve eylem planımızı paylaşıyoruz. Türkiye’de kadın futbolunu geliştirme yolunda taahhütlerimizin ve birlikte neler yapacağımızın ilk işaretlerini veriyoruz. Kısacası düşünceden eyleme geçiyoruz. Dönüp kadın futbol tarihimize baktığımızda Türkiye’de, ilk kadın futbol maçı 25 Mayıs 1954 yılında İzmir’de oynandı. Bu ilk başlangıç düdüğünün çalınmasından sonra geçen yetmiş yıl içinde, Türkiye’de kadın futbolu önemli bir noktaya ulaştı. Liglerinden milli takımlarına kadar farklı yaş grupları ve kategorilerinde, Türkiye’de kadın futbolunun giderek yükseldiğini görüyoruz. Bu sebeple bugün kadın futbol stratejimizi kamuoyuna sunarken Türkiye’de ‘Kadın Futbolu İçin Tam Zamanı’ sloganını kullanmayı tercih ettik.”
Türkiye’de kadın futbolunun gelişimi için birçok ismin önemli payının olduğunu aktaran Şafak Müderrisgil, kadın milli takımlarının da son dönemde yükselen grafiğinden gurur duyduklarını dile getirdi.
TFF olarak 23 Yaş Altı Kadın Milli Futbol Takımı ve Futsal Kadın A Milli Takımı’nın kurulması yönünde karar aldıklarını duyuran Müderrisgil, “TFF’de, kadın futbolunun gelişiminde önemli bir rol oynamaya kararlıyız. Bu bağlamda, Türkiye’de isteyen tüm kız çocukları ve kadınların futbola katılma fırsatını sağlamak istiyoruz. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilecek olan Kadın Futbolu Strateji Belgesi ile sosyal etkiye odaklı, iddialı ve gerçekçi hedefler belirledik. Bu hedefler içinde 5 tane stratejik önceliğimiz var, yarı-profesyonelleşme, katılım, görünürlük ve imaj, nitelikli eğitim ve sportif başarı. Bu yıl, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün teması ‘Kadınlara Yatırım Yap: İlerlemeyi Hızlandır’ başlığını taşıyor. Bu tam olarak şu anlama geliyor; kadınların gelişimine yapılan her yatırım, aslında topluma yapılan bir yatırım anlamına geliyor. Kadın futbolu yoluyla bir ülkede sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal gelişme hızlanıyor.” ifadelerini kullandı.
“Strateji belgemiz, kadın futbolunu TFF bünyesinde temel bir alan olarak gördüğümüzü ve uzun vadeli planlama ve projeksiyon yaptığımızı açıkça gösteriyor.” diyen Şafak Müderrisgil, şöyle konuştu:
“Bu strateji, ulusal ve uluslararası sportif başarıyı hedeflemekle birlikte aynı zamanda kadın futbolunu toplumsal fayda sağlayacak bir sosyal yatırım olarak da konumlandırmakta. Kadın futbolunun toplumun gelişmesi ve kalkınması için pozitif sosyal etki yarattığı, araştırma ve verilerle ortaya konulmuş durumda. Biz de TFF olarak kadın futbolu ile toplumumuzda gerçekleşecek bu sosyal etkiyi yaygınlaştırmak istiyoruz. Kadın futbolu için bugünden itibaren aktif olarak yer almak ve kadınların spora katılımında değişimin öncüsü olmak istiyoruz. Kadın futbolunun gücüne ve potansiyeline inanıyoruz; kız çocuklarını ve kadınları, oynamak istedikleri rol ne olursa olsun, futbol dünyasına fırsatlara eşit olarak erişebilen katılımcılar olarak entegre etmeyi istiyoruz. Bu strateji belgesinin hayata geçmesinde ve kadın futbolunun gelişimi sürecinde hep birlikte sorumluluk almalıyız ki bu alanda olumlu yönde değişimi ve dönüşümü mümkün kılabilelim. TFF, bu hedef doğrultusunda ilk adımı atmış bulunmaktadır. ‘Kadın Futbolu İçin Tam Zamanı’ sloganıyla duyurduğumuz Kadın Futbolu Strateji Belgesi, elbette ki tüm paydaşlarımızın katılımı ile hayata geçecektir.???????”
]]>Türkiye’nin 100 yıllık kulüplerinden Gençlerbirliği’nin olağanüstü genel kurulunda başkanlığa seçilen Sungur, ilk röportajını Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri’nde Anadolu Ajansına verdi.
Başkanlık makam odasına giren ve koltuğuna ilk kez oturan Sungur, “Gençlerbirlikli” oluşu, şirketleşme tartışmaları, başkent kulübünün borç yükü ve stat sorunu gibi konularda açıklamalarda bulundu.
Kırmızı siyahlı kulüple gönül bağının çocukluk yıllarına dayandığını ve Cebeci Stadı’nda başladığını belirten Sungur, “Taraftarlıktan gelen bir başkanım.” dedi.
Talip Çankırı’nın kısa süreli Gençlerbirliği başkanlığı döneminde ilk kez yönetici olduğunu dile getiren Sungur, “Niyazi Akdaş dönemimde yöneticiliğim devam etti. Yönetimde olmadığım zamanlarda da maddi ve manevi her türlü katkıyı sürekli verdim. Şirketlerim üzerinden kadın futbol takımımızın sponsorluğunu yaptım, halen de yapıyorum. Altyapımızın sponsoru oldum. Spor okulumuza destekte bulundum. Yönetimde olmadığım dönemde takımımızın forma sponsorluğunu aldım. Şimdi de Gençlerbirliği’ne sevdamızla görevimizi sürdüreceğiz.” diye konuştu.
“Bu makama oturuyorsanız bütçe ayırmanız gerekir”
Osman Sungur, kulüpte yaşanan ekonomik sorunlara işaret ederek, “Öncelikle iyi bir yönetim kurduk. Yönetimimizde katkıda bulunabilecek arkadaşlarımız var. Şöyle düşünüyorum; bu başkanlık makamları borç verilip, bu paraların geri alınabileceği makamlar değildir. Bu makama oturuyorsanız, kendiniz de bir bütçe ayırmanız gerekir. Kendim şahıs olarak bir bütçe ayırdım. Yönetim kurulu arkadaşlarımızın destekleri de olacaktır. Sponsorluklar bize her zaman lazım. Bununla ilgili birkaç projemiz var. Bu senenin birçok sponsorluk ödemesi geçmişte alınmış. Onun için yeni döneme kadar herhangi bir sponsorluk gelirimiz maalesef olamayacak. Ancak bizi kırmayan, ricamızı görev sayan arkadaşlarımız var. Onlardan yine sponsorluklarla ilgili destekler alabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Başkanlık görevine 3 Mart’ta seçilen Sungur, kırmızı-siyahlı kulüpteki ilk icraatlarına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Borçları incelediğinizde ‘Buraya nerden geldim?’ diyebilirsiniz. Fakat biz çok çabuk aksiyon aldık. 1-2 aydan bahsetmiyorum, bu kulüp kasım ayından beri neredeyse borç ödeyemeyecek durumda. Biz şu anda kasım ayından bu güne gelenlere bakıyoruz. İlk icraatımız öncelikle personel arkadaşlarımızın, teknik heyetimizin, sağlık ekibimizin, A’dan Z’ye tüm personelin geçmişten gelen alacaklarını ilk gün ödemek oldu. Çünkü personel parasını gününde almak zorundadır. Yedi şirketin yönetim kurulu başkanıyım. Benim bütün şirketlerimde personel maaşını ayın 1’inde değil, 31’inde alır. Umarım bu alışkanlığı Gençlerbirliği’ne de getiririz. Futbolcularımızın alacaklarından vermek zorunda olduğumuz kısım ödendi. Zaten şu anda hepsini vermek zorunda değiliz. Bunun dışında geçmişten gelen senetler vardı, artık icralık olmak üzereydi. Bunlar eski futbolcularımızın borçlarına istinaden verilmiş senetler. Bu senetleri ödedik. Tedarikçilere yönelik borçların da ödenmesi gereken kısmının neredeyse tamamını kapattık. Şu anda kulübümüz nefes aldı.”
Futbolcularla bir araya geldiğini anlatan Sungur, “Tüm borçları sıfırlamak kolay değil ama zamanında ödenmesi gereken borçlar kapatıldı. Futbolcu arkadaşlarımıza geçmişe dönük borçlar vardı. Bugün futbolcularla bir toplantı yaptım, onlara hitap ettim. Futbolcu; kulübü, sporu sever, kendisi ve spor için oynar ama bizim kadromuzda yurt dışından gelmiş sporcu kardeşlerimiz var. Bu kardeşlerimiz neden buraya geliyor? Maddiyat için geliyor. Bunların paralarını zamanında ödemezseniz, sahaya çıktığında hiçbir zaman o motivasyonu bulamaz. Başarı, motivasyon istiyorsanız, sporcunun parasını zamanında vermeniz gerekiyor. Bu kardeşlerimizin geçmiş dönem primleri vardı, bu primler de ödendi. Şu anda takım motive durumda.” değerlendirmesini yaptı.
“Çıkışa geçeceğimize inanıyorum”
Sungur, Gençlerbirliği’nin bu sezon Trendyol 1. Lig’de play-off hedefini sonuna kadar kovalayacağını söyledi.
Kırmızı siyahlı takımın 10 Mart Pazar günü ligde oynayacağı Altay karşılaşmasıyla çıkışa geçeceğine inandığını dile getiren Sungur, şöyle devam etti:
“Play-off hattından kopmayacağımızı söyleyeyim. Hepimiz umutluyuz, umudumuzu hiç kaybetmedik. Özellikle önümüzdeki iki maç çok önemli. Bu maçları alacağımızı düşünüyorum. Artık 1. Lig’de neredeyse Süper Lig kadar primler veriliyor. Prim konusunda da iyileştirme yapıp sporcu arkadaşlarımızı, teknik heyetimizi daha fazla motive edeceğiz. Matematiksel olarak şansınız varsa, ümit bitmemiştir. Direkt çıkma ihtimalimiz bitti ama play-off hattına çok yakın yerdeyiz. Fikstür de lehimize diye düşünüyorum. Hocamızla toplantı yaptık. Konuştuğumuz puanları alma ihtimalimiz yüksek. Play-off hattına girdikten sonra bu takım orada çok başarılı olur. Sakatlığı bulunan, yeni aldığımız bir süre oynamamış oyuncularımız var. Play-off etabına geçtiğimizde ve mevcut 3-4 oyuncumuzu da bu kadroya dahil edebildiğimizde, başarıyla çıkıp, en azından final oynamayı hedefliyoruz.”
Gençlerbirliği’nin unutulmaz futbolcularından Harun Erol’u futbol şubesinin başına getirdiklerine dikkati çeken Sungur, “Harun Erol kaptanımız, gururumuz, Gençlerbirliği’mizin hafızası. Futbol bilgisine sonsuz güvenimiz var. Kendisinin aynı zamanda motivasyon kaynağı olacak pozitif bir yapısı var. Bu yapının çok kısa sürede sporcu arkadaşlarımıza, teknik heyete geçeceğine inanıyorum. Hem kulübümüzün hem de yönetim kurulumuzun çok önemli bir değeri. Başarılı olacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.
Genel kurul zamanında yapılacak
Kulüpte “Cavcavlar dönemi”nden sonra ortalama 4 ayda bir genel kurula gidildiğinin hatırlatılması üzerine Sungur, 15 ay sonraki olağan genel kurula kadar olağanüstü bir durum olmadığı sürece kongre yapılmayacağını vurguladı.
Sungur, iyi bir yönetim oluşturduklarını ve uyum içinde çalışacaklarını belirterek, “Maddi anlamda da sorun olmayacağını düşünüyorum. Zaten altıncı aya kadar borçlarımızı neredeyse kapatıyoruz. Yeni transferimiz de yok. Yeni bütçemizi zaten önümüzdeki yıl için yapıyoruz. Bunun için finans kaynağı amaçlı görüşmelerimiz sürüyor. Finans kaynaklarımız da oluşacak. Biz zaten kendimize güvenmesek gelip elimizi taşın altına koymazdık. Bugün hemen ödemem gereken para, futbolcuların alacağı 70-80 milyon lira. Hiç kimse 3 ay sonra genel kurula gitmek için bu paraları vermez.” şeklinde görüş belirtti.
“Eski yöneticilere hisse mi dağıtacaksınız?”
Kulüpteki şirketleşme tartışmasıyla ilgili görüşünü de paylaşan Osman Sungur, şunları kaydetti:
“Şirketleşme konusuna çok pozitif bakmıyorum. Şirketleşmenin birtakım kuralları vardır. Benim de şirketlerim var. Öyle bakarsanız, bir şirketin önce değerini yaratmanız gerekir. Bugün Gençlerbirliği markası paha biçilemezdir. Yöneticilik dönemlerimden de biliyorum ama özellikle başkan olduktan sonra bu markanın ne kadar büyük olduğunu daha iyi anladım. Şirketin değerini çıkarırsınız, aktifleri, pasifleri olur. Bugün baktığınız zaman Gençlerbirliği’nin bilançosu pasiftir. Siz şirketleşseniz ne yapacaksınız o şirketi? Eski yöneticilere hisse mi dağıtacaksınız ya da hisse mi satacaksınız? Hiç kimse bu şirketin hissesini gelip şu anda satın almaz. Zaten satılık bir şeyimiz de yok. Parayı başka kaynaklardan da bulabilirsiniz. Onun için en azından yönetimim döneminde şirketleşmeyle ilgili aksiyon almayı düşünmüyorum.”
“Aktepe Stadı’nda oynamak istemiyoruz”
Sungur, Trendyol 1. Lig’de son iki iç saha maçını pazartesi günü gündüz saatlerinde Aktepe Stadı’nda oynayan Gençlerbirliği’nin, karşılaşmalarını yeniden Eryaman Stadı’nda yapması için gerekli girişimlere başladıklarının altını çizdi.
Türkiye Futbol Federasyonu ile temasa geçtiklerini aktaran Sungur, sözlerini şöyle tamamladı:
“İlk yaptığımız işlerden biri bu konuyla ilgilenmek oldu. Bu da bizim yaramızdır. Aktepe Stadı’nda oynamak istemiyoruz. Mali yükümlülüklerimiz var. Eryaman Stadı’ndaki locaları sattık. Locaları alan arkadaşlarımız bize serzenişte bulunmaya başladı. ‘Bu kadar para verdim, misafirim var.’ diyorlar. Aktepe Stadı’nda böyle bir imkanımız yok. Kombine alan taraftar sürekli acı çekiyor. Aktepe Stadı, Gençlerbirliği markasına uygun değil. Bu konudaki mağduriyetimizin çok acil giderilmesi için Türkiye Futbol Federasyonuna yazı hazırladık. Sayın federasyon başkanını da aradım, yurt dışındaymış, telefonu kapalıydı. Ülkeye döndüğünde bu konudaki mağduriyetimizi kendisine bildirip, çözümü kendisinden isteyeceğiz. Siz belirsizlik içindeyseniz, bir başkanınız yoksa, her ne kadar başkan vekillerimiz bu süreci yönetmiş olsa da biraz ikinci derecede kalma ihtimaliniz olur. Futbolda her zaman güçlü, başarılı olmak durumundasınız. Gençlerbirliği zaten markasıyla güçlü.”
Röportajın ardından kulüpte kupaların ve eski fotoğrafların bulunduğu alanı gezen Sungur, daha sonra kırmızı siyahlı takımın antrenmanını takip etti.
]]>Geçtiğimiz hafta sonu Çatalcaspor’a mağlup olan Muşspor’da teknik direktör Kadir Kar’ın istifasının ardından hızlı bir değişim süreci yaşandı. Kar’ın istifasının ardından hiç zaman kaybetmeden yeni hoca arayışına geçen Muşspor yönetimi bu kapsamda ilk olarak takıma Futbol Şube Sorumlusu olarak Muş’un futboldaki efsanelerinden Kürşat Duymuş’u getirdi. Duymuş’un futbolun başına geçmesiyle birlikte UEFA Pro Lisans’a sahip olan Teknik Direktör Ercüment Coşkundere ile anlaşma sağlandı. Muşspor Futbol Şube Sorumlusu Kürşat Duymuş ve Teknik Direktör Ercüment Coşkundere, basın toplantısı düzenleyerek kalan 7 haftada ellerinden gelenin en iyisini yaparak Muşspor’u 2. Lig’e çıkartmak istediklerini söylediler.
Yeni teknik heyetin liderliğinde takımın başarılı bir performans sergileyeceğine olan inancını dile getiren Futbol Şube Sorumlusu Kürşat Duymuş, taraftarları takımlarına destek olmalarına davet ederek, “Son maçtan sonra bazı gelişmeler yaşandı. Başkanımızın teklifi üzerine burada futboldan sorumlu tam yetkili başkan yardımcısı olarak göreve başladım. Başkanımız Nevzat Kaya bizi bu göreve layık gördü. Burası tabi benim şehrim, memleketim olmasından dolayı da ayrı bir anlam ifade ediyor. Biz de Nevzat Başkanımızla istişarelerde bulunduktan sonra çok zaman kaybetmeden maça yaklaşan zaman içerisinde bir karar vermemiz gerekiyordu. Bu işle alakalı da üst liglerde çalışmış, bilgisi, becerisi, deneyimine çok güvendiğimiz bir kişi ve çok takdir ettiğimiz Muşsporumuzu da ayağa kaldırabilecek potansiyeli fazlasıyla onda gördüğümüz için Ercüment hocamızla görüşüp anlaştık. Ercüment hocamız bugün Muş’a geldi. İnşallah bundan sonra teknik anlamda hocam her şeyi gerekli şekilde yapacaktır. Gerek başkanımız, gerekse ben, hocama çok güzel bir çalışma alanı bırakarak hep birlikte ele ele vereceğiz. Bu sadece bir iki kişinin yapacağı iş değil. Birlik olduğumuz zaman her şey daha güzel olacak. İnşallah hocamızla beraber çok güzel günler yaşayacağımızı ümit ediyorum. Her iki taraf için de inşallah hayırlı olur” dedi.
“Buraya geldiğimiz için mutluyuz”
Basın toplantısında soruları cevaplayan Teknik Direktör Ercüment Coşkundere ise, “Buraya geldik ve inşallah Muşspor’un bir üst lige çıkması için katkılarımız olacak. Buraya geldiğimiz için de mutluyuz. Kürşat’ın buraya futboldan sorumlu başkan yardımcısı olması, Nevzat Başkanın da konuyla ilgili kendisine yetkiyi vermesi ve görüşmeler sonucunda Muşspor’la anlaştık. Kadroyu biliyoruz, ligi biliyoruz, bulunduğu yeri de biliyoruz, fikstürü biliyoruz, kalan süreyi biliyoruz. Bütün bunların doğrultusunda öncelikli hedefimiz var. 7 maç çok uzun bir maraton değil ama hayat farklı, neler olacağı belli olmaz. Öncelikli hedefimiz 2. Lig. Play-off için doğru bir periyodumuz var. 2 maç oynayacağız sonra 15 günlük bir ara var. Bu arada hem takıma fiziksel hem taktiksel anlamda bütünlüğü için bir mini kamp gibi düşüneceğiz ve sonunda inşallah öyle ya da böyle Muşspor’u 2. Lig’e çıkartmak için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.
“Önümüzde 7 maç ve biz 21 puana talibiz”
Kalan 21 puanın tamamını almak istediklerini ifade eden Coşkundere, “Biz ön bölge baskılı oynamayı seviyoruz. Her gittiğim takımda ön bölge baskısı yaparak oynuyorduk ama elimizdeki oyuncu grubu, oynayacağımız rakibe göre sistemimiz değişir. Elimizdeki potansiyelden iş çıkartmak için buradayız. Şu anda elimizde bir oyuncu grubu var ve bu oyuncu grubu üzerinden biz bir şey yapacağız. Dokunuşlarımız olacak. Önümüzde sıkıntılı 2 maçımız var. Düşmeye oynayan takımlarla oynayacağız. Bu 2 maçı geçip 15 günlük süreçte en doğru iş çıkacak. Ama birinci öncelik bu maçları geçmek. Yani kaybedilmiş bir maç var, demorolize bir durum var. Moralleri yükseltmek için de yukarı çıkartmak gerekiyor. Önümüzde 7 maç ve biz 21 puana talibiz. Bizim her zaman hedefimiz bu. Eğer istediğimiz sonuçları alırsak 2. Lig için şansımız daha da yüksek olur” şeklinde konuştu. – MUŞ
]]>Bursa’nın spor şehri özelliğinin güçlenmesi ve her gencin en az bir spor dalıyla ilgilenmesi amacıyla birçok projeyi hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerini desteklemeye devam ediyor. 2018 yılında 177 amatör futbol kulübüne toplam 1 milyon 100 bin TL, 2018-2019 ve 2019-2020 futbol sezonları için 240 amatör spor kulübünün liglere katılım ücreti olarak 298 bin TL, 2021-2022 futbol sezonları için 2,5 milyon TL, 2023 yılında ise 520 spor kulübüne toplam 4,5 milyon TL’lik nakdi destek sağlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, şimdi de 533 amatör spor kulübüne toplam 8 milyon TL nakdi yardım yaptı. Kulüpler bu desteği, spor sahası kazandırılması, malzeme desteği sağlanması ve spora teşvik amacıyla kullanabilecek. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki amatör spor kulüplerine destek töreni, ‘Futbolun Yıldızları Bursa’da söyleşisiyle başladı. Moderatörlüğünü Spor Yazarı Emre Bol’un yaptığı söyleşiye, eski milli futbolcular Oktay Derelioğlu ve Evren Turhan ile eski futbolcu İbrahim Yattara katıldı. Futbol kariyerleri boyunca yaşadıkları güzel anları gençlerle paylaşan futbolcular, sporla ilgilenen gençlere tavsiyelerde de bulundu.
“Bursaspor’u ayağa kaldırmak boynumuzun borcu”
AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Bursa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Osman Kılıç, Bursa İl Gençlik ve Spor Müdürü Rahmi Aksoy, spor kulüplerinin başkanları, yöneticileri, antrenörleri ve sporcularının da katıldığı programda konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, gençlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Bursa’da sadece futbolda değil farklı branşlarda da çalışmalar yapan kulüp ve sporcuların olduğunu hatırlatan Başkan Alinur Aktaş, çocukların sporla büyümesini arzuladıklarını, Büyükşehir Belediyespor bünyesinde de 26 branşta hizmet verildiğini anlattı. Hatice Kübra İlgün’ün olimpiyatlarda derece yaparak Bursa’ya bir ilki yaşattığını hatırlatan Başkan Aktaş, “Spor anlamında belki tek gönül yaramız Bursaspor. Ben de Bursaspor’un bu halde olmasını arzu etmiyorum. Ama aslan düştüğü yerden kalkar. Allah’ın izniyle Bursaspor’u en kısa zamanda şehir olarak ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur. Bir Bursa evladı, siyasetçi ve Büyükşehir Belediye Başkanı olarak gönülden Bursasporluyum. Bursaspor’a şuan forma reklamlarını Büyükşehir Belediyesi şirketleri veriyor. Hiç kimse hamasi nutuklarla Bursaspor’la alakalı siyaset yapmayacak. Herkes taşın altına elini koyacak. Ben Bursasporluluk sıfatımla üzerime düşen ne görev varsa sonuna kadar yapacağım. Ama birileri de seçim zamanları çıkıp ‘Ya Bursaspor’a şöyle sahip çıkılmalı’ demeyecekler. Herkes ne yaptığı ortaya koyacak. Geçen hafta Bursaspor Kulübünü ziyaret ettik. Bağışlarımızı yaptık, yine yapacağımızı söyledik. Bunlar kısa vadeli işler. Bizim orta ve uzun vadeli planlar yapmalıyız” diye konuştu.
533 kulübe 8 milyon lira destek
Nüfusu 3,5 milyon olan, yüzlerce amatör spor kulübü olan Bursa’ya birçok spor sahaları ve tesisler kazandırdıklarını, Balkanlardan Kafkaslara kadar her yöreden gençlerin yaşadığını hatırlatan Başkan Aktaş, “Bursaspor burada yaşayamayacaksa nerede yaşayacak. Amatör sporların bu manada Bursaspor’u tetikleyici bir görevi olacaktır. Geçen sene 520 spor kulübüne toplam 4,5 milyon TL nakdi destek sağladık. Bu sene 533 kulübümüze toplam 8 milyon TL dağıtacağız. Tüm kulüp başkanlarımıza, yöneticilerimize katıldıkları için teşekkür ediyorum” dedi.
Bursa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Osman Kılıç, Büyükşehir Belediyesi tarafından spora yapılan yatırımlardan büyük gurur duyduğunu söyledi. Bu çalışmaların hız kesmeden süreceğine inandığını belirten Kılıç, “Bursa bir spor şehridir. 700’e yakın amatör kulüp bulunuyor. Bunların 250 tanesi futbolla ilgileniyor. Futbolda yaklaşık 3 bin tane yönetici, 22 bin tane lisanlı sporcu, 1100 tane antrenör, 400’e yakın hakem, gözlemci ve saha komiseri var. Hep birlikte çok değerli bir sivil toplum örgütüyüz. Spora verilen desteklerden ötürü devletimize ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Başkan Aktaş ve protokol üyeleri tarafından amatör spor kulüplerine temsili destek çekleri teslim edildi. – BURSA
]]>Almanya 2. Bundesliga ekiplerinden Nürnberg forması giyen Can Uzun, milli takım tercihini Türkiye’den yana kullandı. 18 yaşındaki futbolcu, milli takım tercihi sonrası soruları yanıtladı. Milli takım tercihini Türkiye’den yana kullanması ve karar sürecinden bahseden Can Uzun, “Kalbimin sesini dinledim. Böyle bir karar kulüp değiştirmek gibi bir kariyer kararı değil, kalpten verilen bir karar. Milli takımı hissetmeniz gerekir. Kalbim ve içgüdülerim bana Türkiye’nin benim için doğru seçim olduğunu söyledi. Düşünmek için biraz daha zaman istedim sadece. Son birkaç ay boyunca ailemle, kuzenlerimle, danışmanımla ve en yakın arkadaşlarımla bu konu hakkında çok konuştum ve onların fikirlerini de dinledim, ancak sonunda kalpten gelen, çok kişisel bir karar verdim. Benim için çok iyi ve kesinlikle doğru hissettiren kendi kararım bu” ifadelerini kullandı.
“Kendi memleketinizde bir futbol efsanesi olmaktan daha büyük bir şey yok”
Genç futbolcu, milli takım tercihinde sportif kaygıların ne ölçüde rol oynadığının sorulması üzerine, “Dediğim gibi, bu kalbimden gelen bir karardı ve hangi milli takımın bana şampiyonluklar kazanma veya daha iyi reklam anlaşmaları yapma şansı verebileceğine dair herhangi bir taktiksel değerlendirme yapmadım. Milli takımda yüreğinizle oynarsınız ve bu şan, şerefle ilgilidir. Kendi memleketinizde bir futbol efsanesi olmaktan daha büyük bir şey yok. Elimden gelen her şeyi yapacağım ve Türkiye için gururla oynayacağım. 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası, Türkiye’de gerçekleşecek ve biz olağanüstü yeteneklere sahip güçlü bir jenerasyonu. Avrupa Futbol Şampiyonası 2032’ye kadar her turnuva benim için bir onur ve mükemmel bir hazırlık” cevabını verdi.
“Kenan benim çocukluğumdan beri en yakın arkadaşım”
Kendisi gibi Regensburg doğumlu olan Kenan Yıldız’la ilgili düşüncelerini aktaran Can, “Bu da bir bonus tabii ki. Kenan benim çocukluğumdan beri en yakın arkadaşım. Regensburg’da futbol sahasında o kadar çok gün geçirdik ama hiç kulüpte birlikte oynamadık. Şimdi nihayet Türk Milli Takımı’yla bunu telafi edebileceğiz. Saha içinde ve dışında birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve elbette büyük planlarımız var” cümlelerine yer verdi.
“Rudi Völler’in de bana tavsiye ettiği gibi kalbimin sesini dinledim”
Alman futbolunun efsanelerinden biri olarak görülen Rudi Völler ile yaptığı görüşmeyle ilgili bilgi de veren Uzun, “Rudi Völler sadece Almanya’da bir futbol efsanesi değil. Ailem ve ben, Rudi Völler’in bizimle bu kişisel sohbeti gerçekleştirmesini ve özellikle bunun için Nürnberg’e gelmesini büyük bir onur olarak görüyoruz. Babam da çok duygulandı ve gurur duydu. Rudi Völler son derece nazik ve saygılıydı ve ayrıca bana kalbimin sesini dinlemem gerektiğini ve kararımı Almanya’nın lehine vermezsem de kimsenin kırılmayacağını söyledi. Bunu duymak iyi geldi. Hiçbir baskı yoktu, dürüst, açık ve çok saygılıydı. Andreas Rettig ve Antonio Di Salvo da çok sempatikti. Sonuç olarak Rudi Völler’in de bana tavsiye ettiği gibi kalbimin sesini dinledim. Ancak kararımı vermeden önce her iki milli takımla da konuşmak benim için önemliydi, bu aynı zamanda bir saygı meselesi. Türkiye’nin yanı sıra Almanya da hayatımda her zaman çok önemli bir rol oynayacak. Regensburg’da doğdum, Regensburg, Ingolstadt ve Nürnberg’de futbol oynamayı öğrendim, Regensburg’da okula gittim, burada birçok arkadaşım var ve Nürnberg’de profesyonel futbolcu oldum. Bu nedenle Alman milli takımına ev sahipliği yapacakları Avrupa Şampiyonası ve gelecek için en iyi dileklerimi sunuyorum. Herkese Almanya’ya çok minnettar olduğumu söyleyebilirim. Türkiye ve Almanya benim memleketlerim” şeklinde konuştu.
“Kuntz, kulüpte iyi bir performans sergilersem EURO 2024’e katılma şansım olduğunun sinyalini verdi”
Can Uzun, Türkiye A Milli Takımı’nı tercih etmesi öncesinde karşılıklı görüşmeleri değerlendirerek, “U17’lerden beri Türk Milli Takımı için oynuyorum. Türkiye ile bir U17 Avrupa Şampiyonası’nda oynadım ve bana her zaman inandılar. Antrenörlerimin çoğu beni sık sık aradı ve benimle ve ailemle iletişimde kaldı. Stefan Kuntz da geçtiğimiz sonbaharda görevden alınmadan önce bana, kulüpte iyi bir performans sergilersem Almanya’daki 2024 Avrupa Şampiyonası’na katılma şansım olduğunun sinyalini verdi. Hamit Altıntop ve Vincenzo Montella da kişisel bir görüşmede bunu bana teyit ettiler. Hamit Altıntop ile de geçen yazdan beri diyalog halindeyiz. Kendisi büyük çaba sarf etti ve benim için önemli bir faktör oldu” açıklamasını yaptı.
“Hamit Altıntop ile kısa bir süre önce Münih’te şahsen tanıştım”
Türkiye Futbol Federasyonu Milli Takımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Altıntop’un da kendisiyle Rudi Völler gibi şahsen buluştuğunu söyleyen Can, şunları dile getirdi:
“Hamit Altıntop ile kısa bir süre önce Münih’te şahsen tanıştım. Ailem ve ben, Hamit Altıntop’un İstanbul’dan Münih’e özellikle benim için uçup bana, aileme ve danışmanıma Türk milli takımının planlarını kişisel bir toplantıda anlatmasını büyük bir onur olarak karşıladık. Neredeyse iki saat boyunca futbol, Türkiye ve Türk futbolunun hedefleri hakkında konuştuk. Ayrıca Türk milli takımındaki gelecek rolüm hakkında da konuştuk. Daha sonra bir de kendisinden çok şey öğreneceğimden emin olduğum Vincenzo Montella ile telefonda uzun uzun konuştum. Onun beni futbolcu olarak görme şeklini ve futbol oynatma tarzını seviyorum. İtalya Serie A’da Roma’nın en iyi forvetlerindendi. Hamit Altıntop da bana çok yardımcı olacak, dünyanın en iyi kulüplerinde oynadı, çok fazla tecrübeye sahip ve çok açık sözlü. Bu konuda da içim rahattı. Hamit’in Rudi Völler ve Alman futbolu hakkında o denli pozitif konuşmasını da gerçekten etkileyici buldum, çok saygılıydı.”
“EURO 2024 kadrosunda yer almak için ligdeki her maçta elimden geleni yapacağım”
Almanya’da düzenlenecek EURO 2024 ile ilgili düşüncelerini paylaşan Uzun, “Benim için kesinlikle çok özel bir Avrupa Şampiyonası olacak. Yaz aylarındaki Avrupa Şampiyonası benim şu anki en büyük hedefim. Hamit Altıntop ve Vincenzo Montella da bana 1.FC Nürnberg’de iyi performans sergilemeye devam edersem dahil olacağımı açıkça söyledi. Çocukken bile bir Avrupa Şampiyonası’nda ve tabii ki bir Dünya Kupası’nda oynamayı hayal ederdim. Bir futbolcu için bundan daha büyük bir şey olamaz. Olabildiğince çok turnuvada oynamak ve mümkün olduğunca ileri gitmek için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. Elbette orada olmak istiyorum, bu yüzden kadroda yer almak için ligdeki her maçta elimden geleni yapacağım. Sonra neler olabileceğini göreceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
]]>Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba ve Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar, Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’nde basın mensuplarıyla sohbet toplantısında bir araya geldi.
Samet Aybaba: “İşimiz çok, yolun başındayız”
Göreve geldikten sonra yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler vererek sözlerine başlayan Aybaba, “İşimiz çok, yolun başındayız ama halledeceğiz. Birlikte olduktan ve biraz da tecrübe olduktan sonra bu işler olur. İstişare ediyoruz, geleceği planlıyoruz, çalışıyoruz. Kadroyu güçlendirmek birinci hedefimizdi. Altyapıya önem vermek öncelikli hedefimizdi. Çok kafa yorduk, ortaya bir şeyler çıkmaya başladı. Sadece sahaya odaklandığımız zaman dışında da çok şeyler çıkıyor. Hepsini halletmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sistem, Türkiye’de çok yanlış işliyor”
Samet Aybaba, devre arası transfer döneminde hem yetenekli hem de lider özellikli oyuncuları kadrolarına kattıklarını dile getirdi. Siyah-beyazlı futbol adamı, “Hedefimiz Muçi, Al-Musrati gibi oyuncular almak. Sistem, Türkiye’de çok yanlış işliyor. 8-10 yabancı alacağımıza, 2-3 kaliteli oyuncu alacağız. Bizim çok genç oyuncumuz var, onları geliştirecek oyuncular lazım. Transfer sezonu bitikten sonra da çalışmalara hemen başladık. Ben transfer bitikten sonra Avrupa’da maçlar izlemeye gittim. Hocayla da otuyoruz bu oyuncularla ilgili görüş alıyoruz” cümlelerine yer verdi.
Siyah-beyazlıların futbol takımları genel koordinatörü, Cenk Tosun ve Salih Uçan’la da önümüzdeki hafta sözleşme uzatmak için görüşmeye başlayacaklarını belirtti.
“Türk futbolunu bu rakamlarla yönetemeyiz”
Kadrodaki yabancı sayısını azaltmaları gerektiğine de dikkat çeken Aybaba, “Elimizde 17 yabancı var. Kaç kişi gidecek, kaç kişi kalacak bunlarla ilgili kafa yoruyoruz. Türk futbolunu bu rakamlarla yönetemeyiz. 12 yabancıya düştü, 17 yabancı var elimizde, ne yapacağız” diye konuştu.
Tesisleşme ile ilgili büyük çalışmalar yaptıklarının da altını çizen Samet Aybaba, tüm tesisleri yenileyeceklerini söyledi.
“İmkanlar daha iyi olsa alt yapıdaki oyuncular kendini daha yukarı çıkarır”
Samet Aybaba, Türkiye’de gerek stadyum gerekse de tesis sahalarının büyük çoğunluğunun iyileştirilmesi gerektiğini aktardı. Futbol Takımları Genel Koordinatörü Aybaba, “Sahalarla ilgili federasyon cezai işlem uygulayacak ya da bütün sahaları yaptıracak, parayı kulüplerden kesecek. İsteyince yaptırıyorlar. İmkanlar daha iyi olsa alt yapıdaki oyuncular da kendini daha yukarı çıkarır. Semih Kılıçsoy çim sahadan değil, halı sahadan çıktı. Arkasından 6-7 oyuncu daha geliyor. Ama Beşiktaş alt yapısı şu an Fulya’da sentetik çimde çalışıyor. Bu imkanları düzelteceğiz” dedi.
“Semih Kılıçsoy’u koruyalım”
A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’ni ziyareti esnasında 18 yaşındaki futbolcu Semih Kılıçsoy hakkında konuştuklarından da bahseden Aybaba, “Semih’i takip ettiğini söyledi. 18 yaşına gelip, bu kadar gol atan oyuncu yok. Ama korumamız lazım onu. Eleştirirken doğru eleştirelim, çok şımartmayalım. Onu biz donatıyoruz. İngilizce dersleri alıyor, styling bulduk, diksiyon dersi alıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Samet Aybaba, ayrıca hakemlerin Semih Kılıçsoy gibi temaslı oyunu seven futbolcuların ikili mücadelelerine daha dikkat etmeleri gerektiğini savunarak, “Bizimki çok güçlü, yakalasın ezer geçer. Sadece biraz gelişecek” şeklinde konuştu.
“Kiralık oyuncuların kulüpleriyle görüşüyoruz”
Valentin Rosier, Jean Onana gibi kiralık giden futbolcuların kulüpleriyle sürekli temas halinde olduklarını da açıklayan Aybaba, “Rosier sakatlandı, 4 hafta olamayacak gibi. Onana fena değil. Gidenler iyi oynasın, konuşup anlaşalım istiyoruz” diye devam etti.
“Rebic’in performansı çok düşük”
Ante Rebic’in forma şansı bulamamasına yönelik gelen bir soruyu Samet Aybaba, şöyle cevaplandırdı:
“Rebic’in performansı çok düşük. Performansı etkileyen mental şeyler de vardır. Böyle bir oyuncunun performansının bu kadar düşük olmasında bir şeyler vardır ama bu hocanın işi.”
Beşiktaş Futbol Takımları Genel Koordinatörü Samet Aybaba, son olarak da Beykoz’da bulunan arazinin geri alındığını ve artık kulübün malı olduğunu söyledi.
Feyyaz Uçar: “Biz Türk’üz ama dünya takımı olacağız”
Semih Kılıçsoy’un kuvvetli bir futbolcu olduğundan söz eden Feyyaz Uçar ise, “Son ana kadar ayakta duruyor ama onun karşısında kendini yere atan oyuncular var. İstanbulspor maçında ona sarı kart aldırtmak için yere atanlar oldu kendini. Semihle ilgili tek eksik sol ayak çalışmaları yapmalı” dedi.
“Semih’i mümkün olduğu kadar elimizde tutmak istiyoruz”
Siyah-beyazlı yönetici, altyapından yeni Semihler çıkarma hedefinde olduklarını dile getirerek, “Semih’i mümkün olduğu kadar elimizde tutmak istiyoruz. Biz Türk’üz ama dünya takımı olacağız. Alt yapıdan birkaç Semih yetiştirip, oyuncu satarak alttan gelenlerin önünü açmak istiyoruz. Semih bizim rol modelimiz. Her sene bir Semih çıkmaz ama başka mevkilerde bulabiliriz. Alt yapıdaki bütün oyunculara ayrı bir eğitim başlattık. Hepsi özel dersler alacaklar. Her zaman başaramayabilirsiniz ama artık tek taraflı işlemeyecek. Sadece al al değil, satacağız da” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Eskişehir’de Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi koordinasyonunda Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde, Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde organize edilen İç Anadolu Kariyer Fuarı’ndaki (İKAF’24) söyleşiye katılan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, öğrencilerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide, kendi akademik kariyeri ve iş hayatı hakkında konuşan Erdoğan, gençlere tavsiyelerde bulundu.
“Toplumun, teyakkuzda, bilinçli olması gerekir”
Söyleşide darbeler konusunda toplumun bilinçli olması gerektiğini söyleyen Necmeddin Bilal Erdoğan, “27 Mayıs, 28 Şubat, 15 Temmuz’lar büyük mağduriyetleri doğuruyor. Halkın belli kesimlerini, belli kesimlerinden daha mağdur ediyor. Farklı darbelerde farklı profiller görüyoruz. Böyle şeylerin olmaması için de bunların nasıl olduğunun, nelere mal olduğunun bilinmesi gerekiyor. Türkiye’nin darbeler tarihini, yakın tarihini hatta Osmanlı’nın Yeniçeri isyanlarına varıncaya kadarını bilmek lazım. Hani Türkiye’de biri çıksa, ‘deprem olmayacak’ dese bu ne kadar bence yanlış ise Türkiye’de asla darbe olmaz demek de yanlış. Bunun olmaması için toplumun, teyakkuzda, bilinçli olması gerekir. Bir deprem olursa ne yapacağımız veya bundan daha az etkilenmek için nasıl hazırlanmamız gerektiği konusunda bilinçli olmamız gerektiği gibi. 28 Şubat 1997 post modern darbe dedikleri süreçten sonraki dönemde Türkiye’de daha çok dindar kesim hedef alındı. Kur’an kurslarına 15 yaşından küçüklerinin alınması yasaklandı. Bunun dışında dün Milli Eğitim Bakanımız da konuşmasında örneklerini de verdi. Mesela bir imam hatip lisesinde bir öğretmen, yurtta öğrencileri sabah namazına kaldırdığı için meslekten ihraç edildi. Aynı zamanda imam hatip mezunlarının üniversitelere girişinin önünü çok zorlaştıran, kapatan bir kat sayı sistemi getirildi. Burada aslında tek gaye imam hatip mezununun sadece ilahiyata girebilmesiydi. Diğer bölümlere girerken 30-40 puan geride kalmak zorunda kalıyor” dedi.
“22 yaşında evlendiğim için çok mutluyum”
Erken evlilik tavsiyesinde bulunan Bilal Erdoğan, şöyle devam etti:
“Masterımın birinci yılının yazında Allah nasip etti, yuva kurdum, evlendim. 22 yaşındaydım. 22 yaşında evlendiğim için çok mutluyum bu arada. Sizlere de gecikmeden evlenmenizi öneriyorum. Ben bu konuları daha küçük gruplarda öğrenci arkadaşlarımızla, genç arkadaşlarla konuştuğumuz zaman şu tür reaksiyonlarla karşılaşıyorum, ‘Hocam, Bilal abi, Başkanım. Haklısınız, biz de istiyoruz ama ailelerimiz izin vermiyor ki veya nasıl geçineceğiz ki.’ İşte bizimkiler diyor ki, ‘Üniversiteyi bitir, askerliğini yap, bir işe gir, ondan sonra olur.’ İşte bizimkiler diyor ki, ‘Evleneceğin kişi üniversiteyi bitirmiş, askerliğini yapmış, bir işe girmiş birisi mi, bakalım kim?’ Böyle engellerle yuva kurmayı zorlaştıran bir kültür oluştu maalesef ebeveynlerde. Bizim normalde Türk geleneğinde var. Bizim inancımıza göre böyle bir şey var. Orta Asya’da kıl çadırlarda yaşadığımız dönemde nasıl yaşadığımızı araştıracak olursanız yuva kurmanın zorlaştırılmadığını görürsünüz. Bizim inancımıza göre Peygamber efendimizin bize öğrettiğine baktığınız zaman da zorlaştırılmadığını görürsünüz. Nasıl geçineceğiz diyenlere de diyorum ki sen şimdi öğrenci halinle zorlanmıyor musun? Zorlanıyorsun. Bir kişi yerine iki kişi zorlanarak evlilik hayatını kuracaklar. Yani sonuçta işte sanıyor musunuz ki iş sahibi olunca, askerliği bitirince ondan sonra her şey çok kolay oluyor. Hayır, bu evlilik zaten bir sorumluluk gerektiren, insanı aynı zamanda olgunlaştırmaya zorlayan ama insanı da geliştiren, terbiye eden önemli bir kurum. Ama bir yandan da muhabbeti hayatınızda kurumsallaştırıyorsunuz, kalıcı kılmaya çalışıyorsunuz.”
“Ne olacak bu futbolun hali”
Türkiye’deki futbolun gidişatını da yorumlayan Necmeddin Bilal Erdoğan ilginç bir öneride bulunarak, “Fenerbahçeliyim, Cumhurbaşkanımız da Fenerbahçeli. Çocuklarımız da sağ olsunlar Fenerbahçeli. Biliyorsunuz futbolcu çocuğuyuz. 15 sene amatör futbol oynamış. Seyretmeyi seviyorum. Ama bu düzende bu nereye gider bilmiyorum. Ne olacak bu futbolun hali; kötü, çok kötü. Benim çözüm önerim şöyle: 3 sene futbolu kapatalım. 3 sene kapattık, ondan sonra 3 sene sonra açtığımız zaman önceden futbolda bir şekilde görev alan kimseye bir daha görev vermeyelim. Tamamen futbolu kapatıp 3 sene sonra yeniden açarsak belki yani belki. Ama insanlar yani ego tatmini için, işte şöhret olmak için futbolda yöneticilik yapıyorlar. Spor medyası diye bir şey var ki futbola faydadan çok zararı var zaten başlı başına. Spor yorumcusunun masum bir şekilde yorumlama şansı yok. Spekülatif olman lazım, hakaret etmen lazım istisna yapman lazım yani dolayısıyla böyle bir ortamda. Ama sadece Türkiye’de böyle değil. Türkiye belki bugün uç örneklerinden bir tanesi. Ama gerçekten hani futbolun ana ülkesi olan İngiltere’de de mesela böyle şeyler, İtalya’da da var. İnşallah daha iyi günlerinde görürüz. Yani bununla da ne sportif başarı geliyor, ne de keyif veren bir futbol geliyor. Onun için geleneksel sporlarda aslında bir kültür ihyası çalışması yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Programa, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekilli Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal ve öğrenciler katıldı.
Söyleşi bitişinde Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan’a teşekkür ederek hediye takdiminde bulundu. – ESKİŞEHİR
]]>Samsun ekibi, 11 yıl aradan sonra çıktığı Süper Lig’de teknik direktör Hüseyin Eroğlu ile ilk 7 haftada sadece 1 puan topladı.
Eroğlu’nun istifasının ardından takımın başına geçen Alman teknik direktör Markus Gisdol yönetimindeki kırmızı-beyazlı ekip, 20 maçta 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 6 mağlubiyet alarak ligin dibinden 11. sıraya kadar yükseldi.
“Risk almayı seven bir insan olduğum için Samsunspor’dan gelen teklifi kabul ettim”
Takımın başarısında büyük rol oynayan Gisdol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, büyük mücadeleleri sevdiğini söyledi.
Gisdol, daha önce görev yaptığı takımlarda Samsunspor’a benzer durumlarla karşılaştığını belirterek, şunları söyledi:
“Buna benzer tecrübelerim olmuştu. Ben büyük mücadelelerden kaçan bir insan değilim. Futbol direktörümüz Fuat Çapa ve başkanımız Yüksel Yıldırım ile konuştuktan sonra takımın başına geçme konusunda çok çabuk ikna oldum. Samsunpor’a gelmeden önce birçok maçını izledim. İzledikten sonra takımda neler yapabileceğimi düşündüm ve buraya geldim. Gelmeden önce birçok arkadaşım, ‘sen çıldırdın mı, böyle bir risk alınır mı?’ diye söylemişlerdi ama ben büyük mücadeleleri sevdiğim için, risk almayı seven bir insan olduğum için Samsunspor’dan gelen teklifi kabul ettim.”
Göreve geldikten sonra takımda ilk yaptığı hamleler hakkında bilgi veren Gisdol, “Gerçek anlamda bir takım oluşturduk. Tabii ki bu olmazsa olmaz temel şeylerden bir tanesi. Başarılı olmak istiyorsanız ilk yapmanız gereken, gerek futbolcular olsun gerek çalışanlar olsun herkesin aynı inanç doğrultusunda odaklanmış olması. Biz bunu yaptık. Tam olarak bir aile ortamı oluşturduk. Tabii biz bunu yaparken sadece futbolcularla olmayacağını biliyorduk, futbolcuların etrafında ne kadar çalışan varsa hep birlikte kenetlendik. Bu da bizim başarımızın olmazsa olmasıydı, ilk yaptığım iş buydu.” şeklinde konuştu.
“Ben bu başarının sadece bir parçasıyım”
Ligde maç başına topladığı 1,68 puan ortalaması ile birçok teknik direktörü geride bırakan Alman çalıştırıcı Gisdol, şöyle devam etti:
“Ben bu başarının sadece bir parçasıyım. Benim katkım gerek futbolcuların, gerek çalışanların vermiş olduğu katkıdan daha fazla değil. Ben de herkes gibi bu takımın parçasıyım. Her futbolcu çok çalışıyor, hatta futbolcular ‘çok çalıştırıyor’ diye şikayet de edebilir. Çünkü onlar için zor oluyor, çok sıkı antrenman yapıyoruz. Ama onlar da şunu çok iyi biliyor, biz bu şekilde kenetlenmeye devam eder, çalışmalarımızı aynı moral, motivasyon ve tempoda devam edersek kesinlikle başarılı olacağız. Başkanımıza özellikle teşekkür ediyorum çünkü bana özgürlük verdi. Başkanımızın sadece A takıma değil, akademiye yaptığı yatırımları görünce mutlu oluyorum. Transfer döneminde de gördüm. Başkanımızla ‘Bu takıma en iyi oyuncuyu nasıl getirebilirim.’, diye düşünüp saatlerce konuştuğumuz günler oldu. Fuat hocamızın da çok desteği oldu. Bu sebepten dolayı her ikisine teşekkür ediyorum. Ben bu takımın lideriyim ama başkanımız bu takımın sahibi ve verdiği destekten dolayı çok mutluyum.”
“Şu an yapmak isteğim ligde kalmayı garantilemek”
Taraftarların Samsunspor’un Avrupa kupalarına gitme gibi bir hayalinin olduğunu aktaran Gisdol, “Tabii ki taraftarlarımız hayal etsin. Onlarsız biz bugünlere gelemezdik, onların desteği bizim için vazgeçilmezdir, itici gücümüz oldular. Ama ben gerçekçi bir insanım. Şu an yapmak isteğim ligde kalmayı garantilemek. Bu saatten sonra da odaklanmamızı kaybedemeyiz. Ligde kalırsak çok büyük bir tarih yazmış olacağız. Çok güzel bir hikayemiz olacak.” ifadelerini kullandı.
]]>Galatasaray Spor Kulübü, Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez hakkında “hakaret” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Göçmez, bugün bu nedenle savcılığa gelerek ifade verdi. Adliye önünde açıklama yapan Göçmez, “Beşiktaş yönetimi artık buradadır. Beşiktaş yönetimi bunu çok ciddi şekilde takip edecektir. Biz hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Sadece futbolda adalet istiyoruz. İki camiayı karşı karşıya getirmeyelim. Yöneticiler gider, camialar kalır” dedi.
Ziraat Türkiye Kupası Son 16 Turu maçında, 6 Şubat’ta karşı karşıya gelen Galatasaray ile Bandırmaspor karşılaşması, sarı-kırmızılıların 4-2’lik üstünlüğüyle sonuçlanmış, maçın ardından o dönem Bandırmaspor Başkanı olan Onur Göçmez, TFF ve VAR sistemini eleştiren açıklamalarda bulunmuştu.
CEZALANDIRILMASI TALEP EDİLDİ
Galatasaray Kulübü, Bandırmaspor başkanlığı görevinden 20 Şubat’ta ayrılan ve şu anda kulübün onursal başkanı olan Beşiktaş Asbaşkanı Göçmez hakkında yaptığı açıklamalar gerekçesiyle ‘hakaret’ iddiasıyla savcılığa şikayet etti. Galatasaray Spor Kulübü’nün avukatları, savcılığa sundukları şikayet dilekçelerinde Onur Göçmez’in Türk futboluna, Merkez Hakem Kurulu’na, hakemlere ve müvekkillerine hakaret ettğini belirterek, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’unun 22. maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediler.
Onur Göçmez, bugün sabah saatlerinde avukatı Altın Mimir ve kulüp yöneticileriyle birlikte savcılığa gelerek hakkındaki soruşturma kapsamında ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi. Galatasaray yönetiminin, yaptığı suç duyurusunun acemice olduğunu öne süren Göçmez adliye önündeki açıklamasında şunları söyledi:
BU ŞİKAYET BEŞİKTAŞ KULÜBÜNE GELDİ
“6 Şubat’ta bir Türkiye Kupası maçı oynandı ve bu maç Galatasaray ve Bandırmaspor arasındaydı. Galatasaray- Bandırmaspor maçıyla alakalı olarak da ben Bandırmaspor’un seçilmiş başkanı olarak ki şikayette Onursal Başkanı denilerek yetkimin olmadığının altı çizilmiş ve sürekli Beşiktaş As Başkanı olarak öne çıkartılmıştı. ve şüpheli olarak da Bandırmaspor Başkanı olarak değil Beşiktaş As Başkanı olarak devletimizin kurumuna getirilmişim. Yani bazı arkadaşlarımız, kamuoyu şunu söylüyor, ‘Bu konu Bandırma’yla alakalı Beşiktaş’la alakalı değil.’ Evet, o maç Bandırma’yla alakalı da ama bu şikayet Beşiktaş’la alakalı ve tebligat Beşiktaş Kulübü’ne geldi.
“BEŞİKTAŞ FABRİKA AYARLARINA DÖNMÜŞTÜR”
Şimdi Bandırmaspor’un yaşadığı bir problemden dolayı, maç sonrası doğal olarak hukuksal hakkımı kullandım ve bir açıklama yaptım. Doğrudur, yanlıştır. Bunun otoritesi kimdir? Türkiye Futbol Federasyonu’dur ve MHK’dir. ve yapmış olduğum açıklamanın başından sonuna kadar Galatasaray camiasına öncelikle başarılar dilediğimi ifade ettim ve böyle bir hakem performansına Galatasaray’a ihtiyacı olmadığını söyledim. Beşiktaş’la Galatasaray’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar. Biz o günden bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadık. Sosyal medyada yaratılan algı, yanlış yönlendirmeler, hakaretler içerikli yapıştırmaları hiçbir zaman dikkate almadım ve çıkıp da bir kelime söylemedim. Ama ne zamana kadar, Beşiktaş As Başkanı’nı siz şüpheli olarak savcılığa verdiğiniz ana kadar. Bakın bizler bu saatten sonra bu yönetim artık Beşiktaş’ı fabrika ayarlarına geri döndürmüştür. Beşiktaş itibarlı bir takımdır. Derbi öncesi siz benim TFF’yle ve MHK’yle yapmış olduğum, tamamen VAR sistemiyle ilgili yapmış olduğum açıklamayla, siz TFF gömleği giyerek MHK gömleği giyerek savcılığa başvurup beni şikayet edemezsiniz. İki gün önce de, ‘TFF istifa’ diyemezsiniz. TFF istifa dediğiniz zaman da derler ki, hayırdır.’ ve biz de diyoruz ki hayırdır?
“FUTBOL’DA ADALET İSTİYORUZ”
Beşiktaş 3 Mart’ta Galatasaray’la mücadele edecek. Şerefiyle oynayacak, hakkıyla kazanacaktır. Galatasaray bunu hak ediyorsa Galatasaray alacaktır. Futbol sadece futbol değildir. Futbol mesajdır, futbol. sosyal bir olgudur. Beşiktaş’la bu kadar uğraşılmaması gerekir. Beşiktaş büyük camiadır. Biz 80 kişiysek 79 kişi dönmeyiz. Arkamızda da kimseyi bırakmayız. Önümüzde kupa maçımız var. İlk önceliğimiz kupa maçımız. Ondan sonra Federasyon Kupası’ndan sonra 3 Mart’ta da Galatasaray maçımız var. Sakın ola ki bu algılara kapılmasınlar. Beşiktaş yönetimi artık buradadır. Beşiktaş yönetimi bunu çok ciddi şekilde takip edecektir. Biz hiçbir ayrıcalık istemiyoruz. Sadece futbolda adalet istiyoruz.
“İKİ CAMİAYI KARŞI KARŞIYA GETİRMEYELİM”
İki camiayı karşı karşıya getirmeyelim. Yöneticiler gider, camialar kalır. Buradan çok ciddi şekilde Galatasaray yönetiminin ya da bu konuya sebebiyet veren arkadaşları uyarmak isteriz. 3 Mart güzel bir maç olacaktır. Ama federasyonun da altını çizerek uyarmak istiyorum. Bir de bir eğer dilekçe veriyorsanız bizim hakkımızda bir şikayette bulunuyorsanız, büyük camialar büyük hukuk sistemiyle çalışması lazım ben o zaman Bandırmaspor Başkanıydım, Onursal Başkan değildim. Bunları araştırın ve o maçın Türkiye Kupası maçı olduğunu bilmek lazım. Süper Lig’le alakalı olmadığını da bilmek gerekiyor. Hani bu biraz acemice bir şikayet dosyası olmuş.
“BEŞİKTAŞ BU HARAKETLERE NE CEZA KESTİĞİNİ GÖSTERMİŞTİR”
Bu algı yönetimiyle İcardi ‘nin yapmış olduğu hareketi montaj işte, sosyal medyada şöyle böyle diyip üstünü örtemeyiz. Federasyonun yapmış olduğu tedbirsiz bir şekilde onu sevk etmesi bizleri ciddi düşündürmüştür. ve sonucu da takip edeceğiz. Biliyorsunuz Beşiktaş tarihinde bu hareketlere ne cezayı kestiğini göstermiştir ve Beşiktaş bu yüzden büyük camiadır. Büyük camia olmak da bunu gerektirir, futbolcular da gider. yöneticiler de gider, ama camialar hep kalır.”
]]>Adana Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı, 5 yılda 16 branşta, 58 bin 500 çocuğa yaz spor okullarında eğitim verdi. Adana Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü (ABBSK) bünyesinde ise milli takıma yükselen oyuncuların yanı sıra Adana Demir Spor ve Adanaspor kulüplerinin altyapılarına oyuncu veriliyor. Bu kapsamda 5 yılda yaşama geçirilen hizmetler, destekler ve projeler, şöyle:
16 branşta bin 125 lisanslı sporcuya eğitim verildi. 23 farklı noktada 20 bin çocuğa portatif yüzme havuzlarında yüzme eğitimi verildi. Milli bayramlar ve özel günlerde 8 satranç turnuvasında, 3 bin 550 lisanslı sporcuya ve federasyon turnuvalarında 4 organizasyonda yer alan 600 lisanslı sporcuya ev sahipliği yapıldı. Bin 800 okula 7 bin 200 adet futbol topu, 7 bin 200 adet voleybol topu, 7 bin 200 adet basketbol topu, 7 bin 200 adet atlama ipi 3 bin 600 adet badminton seti, 3 bin 600 adet satranç takımı, 18 bin adet antrenman yeleği olmak üzere toplamda 54 bin adet malzeme desteği sağlandı. 4 yılda Kurtuluş Yarı Maratonu, Halk Koşusu ve 10 km Koşusu’nda toplam 10 bin 265 sporcu ağırlandı. Portakal Çiçeği Karnavalı Koşusu’nda 2 bin sporcu ağırlandı. İlk defa yapılan Varda Ultra Trail Koşusuna katılan 701 sporcu ağırlandı.
Her yıl düzenlenen güreş müsabakalarına 4 bin sporcu katıldı. Kros Yarışları her yıl düzenlendi ve toplamda 2 bin sporcu katıldı. Büyükşehir Belediyesi birimler arası ve iştirakleri arası futbol turnuvasına 960 sporcu katıldı. İlk defa düzenlenen Veteranlar (Raftaki Kramponlar) Futbol Turnuvasına 120 sporcu katıldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile dostluğu geliştirme adına ilk defa düzenlenen futbol turnuvasına 72 sporcu katılım gösterdi. Muhtarlıklar arası futbol turnuvalarına 540 sporcu katıldı. 12 tenis turnuvasına bin 500 sporcunun katılımına destek olundu. Spor kulüplerine 10 milyon lira nakdi destek sağlandı. 150 amatör spor kulübüne 22’şer adet eşofman takımı, maç forması, maç şortu, tozluk, şort ve T-Shirt desteği yapıldı. 3 bin 300’er adet, toplamda 19 bin 800 adet verildi. Aynı zamanda 150 amatör spor kulübüne toplam 150 top çantası, 1800 adet antrenman hunisi, 3 bin adet antrenman çanağı, 150 adet antrenman merdiveni, 150’şer adet 1 takım: 12’li antrenman çemberi ve antrenman slalom çubuğu ve bin 500 adet futbol maç topu ile toplamda 26 bin 550 adet malzeme desteği yapıldı.
Amatör spor kulüplerine, okullara ve taraftarlar gruplarına olmak üzere ulaşım desteği sağlandı. 10 farklı noktada her gün sabah sporu ve yoga eğitimi verildi. 55 adet futbol müsabaka sahasının kumlama, gübreleme, çizim ve çim biçimi vb. gibi konularda bakım desteği sağlandı. 100 okula basketbol potası, voleybol direği ve kale direği temin edildi. Spor Park’ta; pilates, step ve aerobik eğitimlerinden bin kadın yararlandı. Seyhan Camuzcu Mahallesi, Saimbeyli Avcıpınar Mahallesi, Tufanbeyli Kayarcık ve Kirazlıyurt mahalleleri, Yüreğir PTT Evleri, Eski Misis ve Geçitli mahalleleri, Seyhan Emek Mahallesi, Kozan Hacıbeyli Mahallesi olmak üzere toplam 9 mahalleye futbol sahaları inşa edildi. Ceyhan’da, Kozan’da ve Karaisalı’da toplam 300 kişiye sürekli güreş eğitimi veriliyor.
ABBSK bünyesinde faaliyet gösteren basketbol takımından 6 oyuncu altyapı gruplarında milli takıma dek yükseldi. Altyapı liglerine katılan futbol takımı; Adana Demirspor ve Adanaspor gibi kentin profesyonel futbol kulüplerinin altyapılarına kazandırılıyor. Atletizm branşında da önemli başarılara imza atılıyor. ABBSK sporcusu Berat Uçuk, Türkiye Salon Atletizm Şampiyonası U18 kategorisi sırıkla atlama branşında Türkiye şampiyonu oldu. Uçuk, Bursa’da yapılan şampiyonada U16 kategorisinde de Türkiye şampiyonu oldu.
]]>2021-2022 sezonunda İstanbulspor’u 1. Lig’den Süper Lig’e çıkaran Korkmaz, sarı-siyahlı takımdaki ikinci döneminde kaliteli bir futbol üretmek istediklerini belirtti.
İstanbulspor Tesisleri’nde AA muhabirinin sorularını yanıtlayan 41 yaşındaki teknik adam, İstanbulspor için sezonun istenildiği gibi başlamadığına dikkati çekerek, “Geçen sezon olduğu gibi bu sezon da ligde kalmak öncelikli hedefti, ancak işler pek istenildiği gibi gitmedi. Göreve geldikten sonra başkanımla kısa ve uzun vadeli hedefler belirledik. Uzun vadeli hedefimiz takımı bir sonraki sezon hangi platformda olursa olsun tekrar yarışır hale getirmemiz gerekiyor. Kısa vadeli hedefimiz ise sahaya bir strateji üzerine çıkıp, oyuncuların kendi motivasyonlarını yukarı çıkaracak stratejileri uygulamak.” dedi.
Ligdeki puan durumunda son sırada yer almalarının kendileri için öncelik olmadığını belirten Korkmaz, “Şu an puan sıralamasında içinde bulunduğumuz durum belki can sıkıcı olabilir ancak biz buna bakmıyoruz. Puantajdaki yerimize değil ortaya çıkardığımız ürüne bakıyoruz. Şu ana kadar göreve geldiğimizden bu yana, ortaya çıkardığımız ürünün puantajda üzerimizde olan pek çok takımdan daha kaliteli olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“Türk futboluna kalite katacak bir futbol üretmeye çalışıyoruz”
Saha içerisinde mazeretsiz bir oyun izletmek istediklerini aktaran Korkmaz, “Biz İstanbulspor olarak içinde bulunduğumuz durum, puan durumu ya da ekonomik olarak durumumuz ne olursa olsun şikayet etmeyelim, saha içinde mazeretsiz olarak futbol üretelim düşüncesindeyiz. Kayserispor ve Antalyaspor maçlarında oyun oynamaya devam ettik. Biz Türk futboluna bir katma değer üretmek için hangi ligde olursak olalım o lige kalite katacak bir futbol üretmeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.
Türk futbolunun marka değerini yukarıya taşımak için değer üretmek gerektiğine dikkati çeken Korkmaz, “Belki de futbolun bütün paydaşları olarak en çok üzerine düşünüp konuşmamız ve proje üretmemiz gereken konu bu aslında. Ülkemizde futbolun marka değerini yükseltmek istiyorsak en basitinden marka değeri yüksek olan liglerin bir benzerini taklit ederek olduğumuz yerden biraz daha iyi bir noktaya gelebiliriz.” diye konuştu.
Süper Lig’de topun oyunda kalma süresinin yeterli olmadığını vurgulayan Korkmaz, şunları kaydetti:
“Oyun süreleri konusunda herkesin bir isyanı var. Zaman zaman istatistikler karşılaştırılır ve majör ligler ile aramızdaki farklar ortaya konur. En büyük anlamlı farklılık ise oyunun süresinde, bunun en büyük sebebi ise faul çalınma sayısı. Çok fazla oyun duruyor ve oyun durduktan sonra da oyunun sonuna ilave edilen sürede bence daha esnek davranılmalı. Taktiksel olarak oyununun süresini hızlı bir şekilde tüketmek isteyen oyuncuların belki de kendilerini tekrar çek etmelerini sağlayacaktır. Oyuncu yere yatıp belli bir süre yedikten sonra maçtan, siz yine aynı süreyi verirseniz manası kalmıyor. Burada çok caydırıcı bir şekilde oyunun süresi uzatılabilir.”
“Galatasaray ve Fenerbahçe’nin kadro değeri diğer takımlar için mücadele etmede bir mazeret olmamalı”
Süper Lig’de bu sezon Galatasaray ve Fenerbahçe ile mücadelede kadro değerinin mazeret olmaması gerektiğini vurgulayan Korkmaz, “Bu sezon takımlar sürekli Galatasaray ve Fenerbahçe’nin kadro kalitesi açıdan daha farklı olduğundan bahsediyor. Ancak bu durum diğer takımlar için sahaya çıkıldığı zaman başa baş mücadele etmede bir mazeret olmamalı. Real Madrid, Barcelona, Manchester City ve Bayern Münih gibi takımların da ekonomileri diğer takımların çok çok üzerinde, ancak sahaya çıkıldığı zaman ortaya çıkan üründe bizdeki kadar devasa farklılıklar olmuyor. Burada kulüpler ve futbolu idare edenler kendilerini eleştirmeliler ve bunun üzerine düşünmeliler.” şeklinde görüş belirtti.
“Her maç özelinde öncelikler belirleyip uygulamaya çalışıyoruz”
Ligde pazar günü Beşiktaş’ı konuk edecekleri maça ilişkin olumlu ve pozitif bir oyun izletmeyi amaçladıklarını belirten Korkmaz, “Her maç özelinde öncelikler belirleyip uygulamaya çalışıyoruz. Biz şu an hala Süper Lig’deyiz, ligde 12 maçımız daha var, bundan keyif almamız ve burada olduğumuz için mutlu olmamız gerekiyor. Futbolcularımız büyük bir motivasyon ve keyifle bu maçı bekliyorlar, önceliğimiz olumlu ve pozitif bir futbol üretmek olacak. Beşiktaş ülkemizdeki büyük takımlardan bir tanesi içinde bulunduğu durum ne olursa olsun her maça rakibinden daha baskın oynamaya çıkar. Bu da bizim gibi sahaya olumlu futbol üretmeye çıkan takımlar için güzel bir fırsat. Seyir zevki yüksek, çok keyifli bir maç olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Perşembe akşamı gruplarını ikinci sırada bitiren takımlarla, UEFA Avrupa Ligi’ni üçüncü sırada bitirerek Konferans Ligi’ne düşen takımlar arasında play-off turu rövanş maçları oynandı.
Bu maçlar sonucunda sekiz takım Konferans Ligi’nde son 16 turuna katılmaya hak kazandı.
Fenerbahçe’nin muhtemel rakipleri şöyle:
Fenerbahçe ile birlikte son 16 turuna doğrudan yükselen takımlarsa şöyle:
Son 16 turu eşleşmelerini belirleyecek kura çekimi Cuma günü saat 15.00’te İsviçre’nin Nyon kentinde yapılacak.
Son 16 turunda İsrail, Yunanistan ve Belçika’dan ikişer takım var. Aynı ülkeden iki takım kural gereği birbirleriyle eşleşemeyecek.
İki ayaklı son 16 turunda ilk maçlar 7 Mart’ta, ikinci maçlarsa 14 Mart’ta oynanacak.
Sekiz takım turnuvada çeyrek finale yükselecek. Çeyrek final kuraları ise 15 Mart’ta çekilecek.
Muhtemel rakipler kimler?
Hollanda futbolunun en önemli takımlarından biri olan Ajax, bu sezon ligde ve Avrupa’da beklenen performansı sergileyemiyor.
Ancak buna rağmen son 16 turunda Fenerbahçe’nin muhtemel rakipleri arasında en dişlisi olabilir.
Başkent Amsterdam temsilcisi 22’nci haftası tamamlanan Hollanda Ligi Eredevisie’de topladığı 36 puanla, lider PSV’nin 26 puan gerisinde beşinci sırada.
Brighton, Marsilya ve AEK’nın bulunduğu UEFA Avrupa Ligi B Grubu’nu üçüncü sırada tamamladılar. Grupta yalnızca bir galibiyet ve iki beraberlik alabilen Ajax, play-off turunda ise Beşiktaş’ın bulunduğu Konferans Ligi D Grubu’nu ikinci sırada bitiren Bodø/Glimt’i eledi.
22 yaşındaki Hollandalı futbolcusu Brian Brobbey, tüm kulvarlarda kaydettiği 19 golle takımda öne çıkan futbolcu.
Başkent Zagreb temsilcisi Hırvatistan liginde kazandığı 24 şampiyonlukla ülke futbolunun en başarılı takımı konumunda.
2005-06 sezonundan bu yana şampiyonluğu bir kez kaptırmış olsa da bu sezon lider Rijeka ve ikinci Hajduk Split’in gerisinde üçüncü sırada. Zirveyle arasında altı puan fark var.
Sezon başında milli takımın da kalesini koruyan Hırvat kaleci Dominik Livakovic’i Fenerbahçe’ye sattılar. Bruno Petkovic attığı 14 golle takımının en skorer oyuncusu.
Konferans Ligi C Grubu’nun Viktoria Plzen’in arkasında ikinci tamamladılar. Play-off turunda ise İspanya La Liga’dan Real Betis’i elediler.
Maccabi Haifa, aynı turnuvada İsrail’i temsil eden diğer bir takım olan Maccabi Tel-Aviv ile bu sezon 22 haftası geride kalan ulusal ligde 49 puanla zirveyi paylaşıyor.
Maccabi Haifa’nın İsrail liginde 15 şampiyonluğu bulunuyor. Bu sezon 17 gol atan Frantzdy Pierrot ve 16 gol atan Dean David takımın skor yükünü taşıyor.
Villareal, Rennes ve Panathinaikos ile birlikte mücadele ettikleri UEFA Avrupa Ligi F Grubu’nu üçüncü sırada tamamladılar. Konferans Ligi play-off turunda ise Belçika’nın Gent takımını elediler.
Norveç ulusal ligi Eliteserien’in 2023 sezonunu beşinci sırada tamamlayan Molde, bu sezon Şampiyonlar Ligi play-off turunda Galatasaray’a kaybetti ve UEFA Avrupa Ligi’nin yolunu tuttu.
Burada ise Leverkusen ve Karabağ’ın ardından H Grubu’nu üçüncü sırada tamamladı.
Konferans Ligi play off turunda ise Legia Varşova’yı yenerek son 16 turuna kalmaya hak kazandı.
Molde son altı Avrupa maçının dördünde galip geldi.
Yunanistan Süper Lig’ini 47 kez kazanarak ülkenin en başarılı takımı olan Olympiakos, bu sezon ise lider AEK’nın beş puan gerisinde dördüncü sırada.
UEFA Avrupa Ligi A Grubu’nu West Ham ve Freiburg’un arkasında üçüncü sırada tamamlayan Pire takımı, Konferans Ligi play off turunda son Macar ligi şampiyonu Ferencváros’u eledi.
Faslı forvet oyuncusu Ayoub El Kaabi, kaydettiği 17 golle takımın en golcü futbolcusu. Yunan futbolcu Konstantinos Fortounis de 9 gol ve 14 asistle öne çıkan bir performans sergiliyor.
İsviçre’nin 17 şampiyonluk ile en fazla şampiyon olan üçüncü futbol kulübü olan Servette, bu sezon Slavia Prag, Roma ve Sheriff ile yarıştığı UEFA Avrupa Ligi G Grubu’nu üçüncü sırada tamamladı.
Servette, Konferans Ligi play-off turunda ise turnuvada Fenerbahçe ile yarıştığı H Grubu’nu ikinci sırada bitiren Bulgar temsilcisi Ludogorets’i eledi.
0-0’ın rövanşında Bulgaristan’da Ludogorets’i 1-0 yenen Servette, deplasmanda oynadığı yedi Avrupa maçını kazanamama serisine son vermiş oldu.
Servette, İsviçre Süper Ligi’nde lider Young Boys’un yedi puan gerisinde ikinci sırada bulunuyor. Fildişili forveti Chris Bedia 16 golle takımın en golcüsü.
Avusturya Bundesliga’da 19. haftanın sonunda RB Salzburg’un iki puan gerisinde ikinci sırada olan Sturm Graz, ülke futbolunun köklü kulüplerinden birisi.
Bu sezon UEFA Avrupa Ligi D Grubu’nun Atalanta ve Sporting Lizbon’un arkasında üçüncü sırada tamamladı.
Konferans Ligi play-off turunda Slovan Bratislava’yı da toplamda 5-1’lik skorla rahat geçti.
Sturm Graz, 2000/01 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci grup aşamasından bu yana ilk kez bir Avrupa turnuvasında bahar aylarını görüyor.
Union Saint- Gilloise, Belçika Pro Lig’in kazandığı 11 zaferle en çok şampiyon olan üçüncü takımı.
Saint-Gilles bölgesi takımı için bu sezon da işler yolunda gidiyor. Takım, sekiz puan farkla Anderlecht’in önünde lider durumda. 1934-35 sezonundan beri ligde ipi göğüsleyemeyen takım bu sezon şampiyonluk hasretini dindirmeye çok yakın.
UEFA Avrupa Ligi’nde E Grubu’nu Liverpool ve Toulouse’un ardında üçüncü bitiren Union SG, Konferans Ligi play-off turunda Alman temsilcisi Frankfurt’u eleyerek turnuvanın sürprizlerinden birine imza attı.
Cezayirli forveti Mohamed Amoura, attığı 20 golle takımın en önemli hücum kozu.
Union SG tüm turnuvalarda oynadığı son 20 maçtan sadece birini kaybetti ve 13’ünde galip geldi.
Kaynak: UEFA ve Transfermarkt
]]>ICARDİ’NİN ANKARAGÜCÜ MAÇINDA YAPTIĞI HAREKET TARAFTARI AYAĞA KALDIRDI
Trendyol Süper Lig’in 26. haftasında Galatasaray deplasmanda Ankaragücü ile karşılaştı. Sarı kırmızılıların 3-0 kazandığı maçta Arjantinli yıldız golcü Mauro Icardi’ye Ankaragücü tribünlerinden yabancı madde atıldı. Bunun üzerine maçın ardından Icardi rakip takım tribünlerine el hareketi yaptı. Görüntülerin ortaya çıkmasının ardından sosyal medyada Ankaragücülü taraftarlar ayaklandı.
ANKARAGÜCÜ TFF’YE BAŞVURU YAPACAK
MKE Ankaragücü yaptığı açıklamada Icardi’nin tribünlere yaptığı hareket nedeniyle TFF’ye gerekli kurullara başvuru yapacaklarını açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamada, “18.02.2024 tarihinde oynanan MKE Ankaragücü -Galatasaray A.Ş. müsabakasında, Galatasaray profesyonel futbolcusu Mauro Icardi’nin tribünlerimize doğru yapmış olduğu sportmenlik dışı hareket ile ilgili olarak, gerekli disiplin soruşturmasının başlatılması için TFF ilgili kurullarına başvuru yapılacaktır” denildi.
FENERBAHÇE’DEN SERT TEPKİ
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Burak Kızılhan, Mauro Icardi’ye tepki göstererek PFDK’ya sevk edilmesini istedi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sosyal medyada dolaşan rakip tribünlere yapılan hareketin görüntüsü seviyesizlik ve tribünleri sahaya indirme çabasıdır! Tribün çekimi ile her şeyin gözler önünde olduğu bu hareket TFF tarafından görülecek mi? Bu yanlış PFDK’ya sevk edilecek mi? merakla bekliyoruz…” dedi.

GALATASARAY PFDK’YA SEVK EDİLDİ
TFF, Galatasaray’ın “çirkin ve kötü tezahürat”, “saha olayları” ve “merdiven boşluklarının boş bırakılmaması” nedeniyle PFDK’ye sevk edildiğini duyurdu. TFF’den yapılan açıklamada, “GALATASARAY A.Ş. Kulübü’nün 18.02.2024 tarihinde oynanan MKE ANKARAGÜCÜ-GALATASARAY A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve “merdiven boşluklarının boş bırakılmaması” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 49. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
TFF’NİN ICARDİ’YE YER VERİLMEDİ
Ancak TFF’den yapılan açıklamada Mauro Icardi’ye dair bir açıklama yer almadı.
BENZER ÖRNEKLER:
Daha önce ülke futbolunda buna benzer olaylar yaşanmıştı. İşte en bilinen örneklerden bazıları:
SADIK ÇİFTPINAR
Süper Lig’de 2021-2022 sezonunun 30. haftasında Yeni Malatyaspor- Kasımpaşa mücadelesinde Yeni Malatyaspor kaptanı Sadık Çiftpınar 4 resmi müsabakadan men ve 26 bin TL para ceza almıştı.
CANER ERKİN
Süper Lig’de 2017-2018 sezonunda Beşiktaş ile Başakşehir arasında oynanan maçta, siyah-beyazlı takımın futbolcusu Caner Erkin’in hareketi gündem olmuştu. Caner hakem Mete Kalkavan’a yaptığı hareket sonrası “sportmenliğe aykırı hareketleri” ve “hakeme yönelik hakareti” nedeniyle toplamda 6 resmi müsabakadan men ve 43 bin 500 lira para cezası almıştı.
RAUL MEIRELES
2012-2013 sezonunda Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde sarı-lacivertli takımın Raul Meireles hareketi nedeniyle 4 maçtan men ve 20 bin TL para cezası almıştı.
PASCAL NOUMA
Bir dönem Beşiktaş forması giyen ve Fenerbahçe’ye attığı golden sonra elini şortuna sokan Pascal Nouma, skandal hareketi yüzünden ağır bir ceza almıştı. Fransız futbolcu, çirkin hareketi sonrası yedi ay men cezası almış ve Beşiktaş ile ilişiği kesilmişti.
]]>Beşiktaş Asbaşkanı Mete Vardar:
” Türkiye Kupası’nı kazanabilmek ve Süper Ligi üçüncü sırada tamamlamayı hedefliyoruz”
“Türkiye’de futbolda güven eksikliği var”
İSTANBUL – Beşiktaş Asbaşkanı Mete Vardar, Konyaspor galibiyeti sonrası yaptığı açıklamada şampiyonluk hedefinden uzaklaştıklarını fakat Türkiye Kupası’nı kazanmayı ve Süper Ligi üçüncü olarak tamamlamayı hedeflediklerini dile getirdi. Konyaspor karşısında maçın ikinci yarısında oyuna hakim olan tarafın kendileri olduğunu vurgulayan Vardar, “Beşiktaş her geçen gün daha iyi olacak” dedi.
Trendyol Süper Lig’in 26. haftasında Beşiktaş, sahasında karşılaştığı Konyaspor’u 2-0 mağlup etti. Siyah-beyazlılarda Asbaşkan Mete Vardar, maçın ardından basın mesuplarına açıklamalarda bulundu. Bugün önemli bir ameliyat geçiren Beşiktaş Kulübü Futboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Feyyaz Uçar’ın annesi Nadide hanım’a acil şifalar dileyerek sözlerine başlayan Vardar, “Bugün önemli bir maçtı. İlk yarıda çok tempolu oynamadık ama ikinci yarıda sahanın hakimi Beşiktaş’tı. Hakem hatalarının çok konuşulmayacağı bir maçtı. İlk yarıda Gedson’a (Fernandes) yapılan müdahale sarı kart olabilirdi. Beşiktaş her geçen gün daha iyi olacak. Yeni transferlerimiz çok değerli isimler. Beşiktaş’a hem oyun gücü hem kalite olarak çok şey katacaktır, Türk futboluna da katkı sağlayacaktır. Her geçen gün futbol kalitesinin yukarıya çıkacağını düşünüyorum. Güzel bir maç oldu. 2 hedefimiz var. Şampiyonluk hedefinden uzak kaldık. Türkiye Kupası’nı kazanabilmek ve Süper Lig’i üçüncü sırada tamamlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Taraftarların futbolculara destek vermesini rica eden Mete Vardar, “Taraftarlara küçük bir ricam olacak. Biz de taraftarız onlar gibi. Beşiktaş forması giyen oyunculara bu anlamda tepki vermek yerine desteği sağlamaları, lig sonuna kadar bunu sürdürmeleri en büyük arzumuz. Beşiktaş taraftarı doğru zamanda doğru reaksiyonu gösterir” şeklinde konuştu.
Cenk Tosun ve Salih Uçan’ın takımdaki geleceği hakkında konuşan Vardar, “Futbol yapımızı profesyonelce yönetiyoruz. Futbol bilgisi tartışılmayacak iki kişi olan Feyyaz Uçar ve Samet Aybaba, oyuncularla görüşmelerini yapıyor. Salih Uçan da Cenk Tosun da çok değerli. Karşılıklı konuşuluyor. En doğru karar hem futbolcular hem de kulüp için verilecektir” ifadelerini kullandı.
Süper Lig’de en çok hakem hatalarının yaşandığı senenin yaşandığını dile getiren Asbaşkan Vardar, “Beşiktaş’ın hakları ya da diğer kulüplerin hakları değil, Türkiye’de futbolda güven eksikliği var. Bu durum her kulüp tarafından ifade ediliyor. Türkiye’de üç büyük gibi bir algı var. İki büyük kulübün şampiyonluğa oynadığı senede, bu algı yıkılsın diye Beşiktaş biraz daha geride diye, en kolay hakem hatalarının yaşandığı sene gibi hissediyoruz. Sahadaki görüntü böyle. Bu sene hakem hatalarına Beşiktaş maçlarında çok sık karşılaştık” açıklamalarında bulundu.
Tayyip Talha Sanuç’un yedek kalması hakkında sorulan soruyu da cevaplayan Mete Vardar, “Bu teknik bir konu. Teknik konuyla ilgili futbolu yöneten isimler ve hocamız var. Buna bir cevap verirsem Necip’e saygısızlık yapmış olmaz mıyım? Necip üç haftadır kötü mü oynuyor, bence çok iyi oynuyor. Bence bunu konuşmak daha iyi olur” diye cevapladı.
“Başkanımız Hasan Arat, Beşiktaş’ın menfaati için her şeyi görüşüyor”
Yayın ihalesi ile ilgili de konuşan Asbaşkan Mete Vardar, “Bu konuyla ilgili görüşmeler devam ediyor. Başkanımız Hasan Arat, Beşiktaş’ın menfaati için her şeyi görüşüyor, en doğru kararı alacağımızı düşünüyorum. Yayın ihalesinde 5 sene öncesine göre büyük bir değer kaybı var. Türk futbolunun bu değeri hem maddi hem manevi olarak alması için çalışıyoruz” diye konuştu.
Mete Vardar, gün içerisinde karşılıklı olarak sözleşmesi feshedilen Emirhan Delibaş hakkında sorulan soruya ise, “Semih Kılıçsoy çok değerli bir isim ve maçın ardından “Dünyanın en önemli kulübünde oynuyorum, hiçbir yere gitmeyi düşünmüyorum.” dedi. Bu konuyla ilgili sadece bunu söyleyeceğim” diyerek sözleri tamamladı.
]]>Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, “Bugün maç öncesinde şunu söylemiştim; rakibimizin (Göztepe) puan kaybetmesinden sonra oyuncularımızın moralini olumlu etkilemişti. Bugün taraftarın coşkusuna baktığımızda da onların da üst düzey motivasyonla buraya geldiğini gördüm. Rakibe 1-0 yenildikten sonra burada oyunu değerlendirmek, şunu yaptık. Bunu yaptık, bu kadar pozisyona girdik demek bana doğru gelmiyor. İyi başladığımız bir oyunda direkten dışarı çıkan, Davit’in, Beridze’nin pozisyonu. İyi oynayamadığımız, iyi organize olamadığımız oyunda 6 tane su götürmez net pozisyon var. Ama olmadı. Bu kadar net pozisyona girip de bir tanesinin olmamasına üzüldüm Beceriksizlik de var ama bir o kadar da şanssızlık var. Sonuçta kaybettik. 3 puan daha artıyla devam edebilirdik ama bu şekilde kaybetmek bize üzüntü verdi” dedi.
“Eleştiri de gayet doğaldır”
Tribünlerin ‘istifa’ sloganlarıyla tepki göstermesiyle ilgili olarak da deneyimli teknik adam Sağlam, “Futbolda iyi gittiğinizde nasıl övgü varsa kötü gittiğinizde eleştiri de gayet doğaldır. 3 hafta önce çok güzel Eyüpspor maçı oynadık. Futbol kalitesi, üretkenliği, mücadele açısından herkesi mutlu etti. Memnun olmayanlar da olmuş olabilir. O noktadan buraya gelmek hakikaten bence futbol şanssızlığıdır. Futbolun doğrularıyla, gerçekleriyle açıklayamayız. Maalesef bu takım bu süreci yaşıyoruz. Adaptasyon süreci yaşıyor bu takım. Taraftar kendi duygularını içten bir şekilde dile getirebilir. Onların düşüncesi ve beklentisidir. ‘Niye öyle dediler?’ diyecek, kimseye bir şey diyecek durumumuz yok” açıklamasında bulundu.
Cihat Arslan: “Kocaelispor’u böyle gördüğüm için mutluyum”
Şanlıurfaspor Teknik Direktörü Cihat Arslan ise karşılaşmanın ardından şu sözleri kaydetti:
“Avrupa’da çalıştım, UEFA Kupası’nda tur atladık. Makedonya tarihine geçtim. Buradan biraz ayrılmıştım. Geriye dönüşte bazı şeyleri tekrar oluşturmamız lazımdı. Urfa bizi geçmişteki başarılarımızdan dolayı seviyor. Çok destek görüyorum. Onlarla bütünleşmekten mutluyum. Ama ben başarmadım bunu. Allah insana isteme duygusu veriyor. Siz isterseniz karşılığını da veriyor. Maçı istemek demek; koşmak demek, kademeye girmek demek, pozisyona girmek demek. Futbolda böyle bir şey; istemezseniz bir şeyler değişmez. Çocuklar, kendileri değişim istiyor. Bana da enerjiyi veriyor. Çok eksiklerimiz var ama beraber bir takım oluşturmaya çalışıyoruz. Kazandık diye haklı taraf olarak kendimi hissetmiyorum. Galibiyetlerden sonra daha mütevazi olmak lazım. Ben Kocaelispor’un bugününü gördüğüm için çok mutluyum. 10 gün elektriğinin kesik olduğu günleri de gördüm. En zor zamanlarda futbolculuk, teknik direktörlük yaptım. Çok zordu. Ağladığımız maçları biliyorum. Bu muhteşem stadı yapandan, taraftarıyla birlikte kimin emeği geçtiyse Allah razı olsun. Bazen de rakip olabiliyorsunuz. Kazandıkça ligde kalırsınız. Kazanamazsan puan falan hepsi hikaye. Zorlu bir maçtı. Kocaelispor geçiş hücumlarında etkili takım. Savunmaya geçişlerde sıkıntı yaşayabilen bir takım. Hafta boyunca bunu irdelemeye, geçiş hücumlarında doğruları yapmaya çalıştık. Kazandığımız için doğruları yapmış olduk. Kaybetseydik bunları yapamamış olacaktık. Bugün yüzde yüz bu maçı hak ettik de değiş. Ortada maçtı. Onlarda stres vardı. O stres onlarda daha baskındı. Biz stresi üzerimizden attık. Maçı hatasıyla sevabıyla görmek lazım.” – KOCAELİ
]]>TFF’den yapılan açıklamaya göre maçın hakeminin VAR monitörüne çağrıldığı her pozisyonun kayıtları sesli ve görüntülü olarak kamuoyuyla paylaşılacak.
Kayıtlar, haftanın tüm maçlarının tamamlanmasından bir gün sonra TFF’nin Youtube kanalı ve Facebook hesaplarına yüklenecek.
Türkiye’de hakem kararlarının sahada oynanan futbolun ve sonuçların önüne geçtiği yönünde eleştiriler sıklıkla dile getiriliyordu. VAR konusu da keyfi kararlar, tutarsız VAR incelemeleri, çifte standart gibi başlıklarla tartışılıyordu.
Geçen sezon TFF, VAR uygulamasının başlamasından beri ilk kez Sivasspor – Galatasaray ve Gaziantep FK – Beşiktaş maçlarının VAR kayıtlarını açıklamıştı.
Bu tarihten itibaren birçok futbol kulübü maçların VAR kayıtlarının açıklaması yönünde taleplerde bulunmuştu.
Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, bu sezon takımının Rizespor ile oynadığı Süper Lig maçında hakem Halil Umut Meler’e saldırmıştı.
İstanbulspor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu da yine bu sezon Trabzonspor maçındaki hakem kararlarına tepki olarak karşılaşmanın ikinci yarısında takımını sahadan çekmişti.
BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Hürriyet gazetesi futbol yazarı ve S Sport kanalı yorumcusu Murat Fevzi Tanırlı, TFF’nin VAR kayıtlarının açıklanmasıyla ilgili sıcak bakmadığını söyledi.
Tanırlı’ya göre bu karar, futbol sistemindeki “diğer kötü uygulamaların” üstünü örtmek için atılan bir adım:
“Bu, TFF’nin ‘Ben aslında her şeyi çok iyi yönetiyorum. Siz VAR’ı merak ediyordunuz. Alın şimdi onu da sizinle paylaşıyorum’ demesi. Toplumsal paranoyaya çözüm ürettiklerini sanıyorlar. Ama hakem dünyasının içini deşifre edip iyice yanlış bir yere götürüyorlar.”
Eski bir hakem olan ve Süper Lig’in yayıncısı olan beIN Sports’ta “Trio” isimli programından Deniz Çoban, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada uygulamaın kamuoyunun beklentilerini karşılamayacağını düşündüğünü söyledi.
Çoban bu değerlendirmesini şöyle açıkladı:
“Kamuoyu, maçın hakeminin VAR’a çağrıldığı pozisyonlarda, hakemlerin aralarında ne konuştuklarını çok fazla merak etmiyor. Kamuoyu, maçın hakeminin VAR’a çağrılmadığı pozisyonlarda, hakemlerin aralarında ne konuştuğunu daha çok merak ediyor.”
Çoban’la benzer bir noktayı işaret eden Tanırlı, tüm futbol izleyicilerinin VAR’ın hakemleri çağırma nedenlerini zaten bildiğini, esas merak edilenin ise hakemin VAR incelemesine davet edilmediği pozisyonlarda olduğunu dile getirdi.
Tanırlı, Süper Lig’de görev yapan hakemlerden aldığı bilgiye göre orta hakemlerle VAR hakemleri arasındaki diyaloğun standart bir hale gelmesi için Türk Hava Yolları’ndan eğitmen bir ekibin görevlendirildiğini öne sürdü. Tanırlı’nın aktardığına göre bu eğitmen ekip, diyalogların resmi hale gelmesi için hakemlere eğitim verecek.
Sports Digitale isimli YouTube kanalından futbol yorumcusu Oğulcan Akçe de kayıtların haftanın bitiminden bir gün sonra açıklanacak olmasınının ucu açık bir konu olduğunu savundu.
Tanırlı’ya göre söz konusu karar güvensizlik problemini çözemeyecek:
“Yabancı VAR hakemi dediler. Yabancı hakem dediler. Sonra yabancı gözlemci getirme kararı aldılar. Şimdi de VAR kayıtlarının açıklanacağını duyurdular. Alın size yeni bir eğlence. Böylelikle Türk futbolunun marka değerinin, yayın ihalesinin neden bu kadar düştüğünü konuşmayacağız.”
Yabancı gözlemciler görev alacak
Öte yandan TFF, Süper Lig’de 26. haftadan itibaren bazı yabancı gözlemcilerin görev almaya başlayacağını .
O isimler şöyle:
]]>Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na yapılan sevkler açıklandı. Süper Lig’in 23’üncü haftasında oynanan Sivasspor – Beşiktaş karşılaşmasının ardından “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” sebebiyle Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu Feyyaz Uçar ile aynı müsabakada “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun kurula sevk edildi.
Öte yandan Adana Demirspor – Hatayspor maçında “hakem soyunma odası koridorlarındaki sportmenliğe aykırı hareketi ve hakareti” sebebiyle de Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak’ın kurula sevk edildiği açıklandı. Kurul ayrıca Samsunspor Kulübü Başkanı Yüksel Yıldırım’ı da “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle sevkine karar verdi.
Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Müşavirliği’nce 30.01.2024 tarihinde Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na yapılan sevkler belli oldu.
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na yapılan sevkler şu şekilde:
“1- YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş. Kulübü’nün 27.01.2024 tarihinde oynanan YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş.-ATAKAŞ HATAYSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
YUKATEL ADANA DEMİRSPOR A.Ş. Kulübü Başkanı MURAT SANCAK’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile Akreditasyon Talimatı’nın 7/1 maddesi uyarınca ve “hakem soyunma odası koridorlarındaki sportmenliğe aykırı hareketi ve hakareti” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 39. maddesi uyarınca 30.01.2024 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
2- TÜMOSAN KONYASPOR Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan TÜMOSAN KONYASPOR-RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
3- EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca ve “6 futbolcusunun sarı kart görmesi nedeniyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 40. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
EMS YAPI SİVASSPOR Kulübü teknik sorumlusu BÜLENT UYGUN’un aynı müsabakadaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca 29.01.2024 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
4- BEŞİKTAŞ A.Ş. Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan EMS YAPI SİVASSPOR-BEŞİKTAŞ A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve Kulüp Yöneticisi Feyyaz Uçar’ın müsabaka sonrası basın mensuplarına yaptığı ve Kulüp resmi sosyal medya hesabından (youtube) yayınlanan beyanlarında yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
FEYYAZ UÇAR’ın (Beşiktaş A.Ş. Kulübü İdarecisi) müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabında (youtube) yayınlanan beyanlarında yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
5- MKE ANKARAGÜCÜ Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-MKE ANKARAGÜCÜ Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
6- YILPORT SAMSUNSPOR Kulübü’nün 29.01.2024 tarihinde oynanan İSTANBULSPOR A.Ş.-YILPORT SAMSUNSPOR Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve 30.01.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımda yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
YÜKSEL YILDIRIM’ın (Yılport Samsunspor Kulübü Başkanı) 30.01.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımda yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
7- MONDİHOME KAYSERİSPOR Kulübü görevlisi MUAMMER KAYA’nın 29.01.2024 tarihinde oynanan MONDİHOME KAYSERİSPOR-BITEXEN ANTALYASPOR Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca 30.01.2024 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
8- TRABZONSPOR A.Ş. Kulübü’nün 29.01.2024 tarihinde oynanan TRABZONSPOR A.Ş.-KASIMPAŞA A.Ş. Trendyol Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
TRABZONSPOR A.Ş. Kulübü antrenörü EGEMEN KORKMAZ’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Akreditasyon Talimatı’nın 7/1-e maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine,
TRABZONSPOR A.Ş. Kulübü antrenörü MUSTAFA SARP’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Akreditasyon Talimatı’nın 7/1-e maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine,
TRABZONSPOR A.Ş. Kulübü kaleci antrenörü HALUK GÜNGÖR’ün aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Akreditasyon Talimatı’nın 7/1-e maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.”
]]>TFF, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edilen takımları açıkladı. Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Adana Demirspor Kulübü’nün 27.01.2024 tarihinde oynanan Adana Demirspor – Hatayspor Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
Adana Demirspor Kulübü Başkanı Murat Sancak’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile Akreditasyon Talimatı’nın 7/1 maddesi uyarınca ve “hakem soyunma odası koridorlarındaki sportmenliğe aykırı hareketi ve hakareti” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 39. maddesi uyarınca 30.01.2024 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
Konyaspor Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan Konyaspor – Başakşehir Futbol Kulübü Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
Sivasspor Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan Sivasspor – Beşiktaş Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca ve “6 futbolcusunun sarı kart görmesi nedeniyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 40. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
Sivasspor Kulübü teknik sorumlusu Bülent Uygun’un aynı müsabakadaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca 29.01.2024 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
Beşiktaş Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan Sivasspor – Beşiktaş Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve Kulüp Yöneticisi Feyyaz Uçar’ın müsabaka sonrası basın mensuplarına yaptığı ve Kulüp resmi sosyal medya hesabından (youtube) yayınlanan beyanlarında yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
Beşiktaş Kulübü İdarecisi Feyyaz Uçar’ın müsabaka sonrası kulüp resmi sosyal medya hesabında (youtube) yayınlanan beyanlarında yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
MKE Ankaragücü Kulübü’nün 28.01.2024 tarihinde oynanan Fenerbahçe – MKE Ankaragücü Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
Samsunspor Kulübü’nün 29.01.2024 tarihinde oynanan İstanbulspor – Samsunspor Süper Lig müsabakasındaki “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca ve 30.01.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımda yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
Samsunspor Kulübü Başkanı Yüksel Yıldırım’ın 30.01.2024 tarihinde kulüp resmi sosyal medya hesabından (X) yapılan paylaşımda yer alan “hakem ve diğer müsabaka görevlileri hakkında açıklamalar” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
Kayserispor Kulübü görevlisi Muammer Kaya’nın 29.01.2024 tarihinde oynanan Kayserispor – Antalyaspor Süper Lig müsabakasındaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca 30.01.2024 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.
Trabzonspor Kulübü’nün 29.01.2024 tarihinde oynanan Trabzonspor – Kasımpaşa Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,
Trabzonspor Kulübü antrenörü Egemen Korkmaz’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Akreditasyon Talimatı’nın 7/1-e maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine,
Trabzonspor Kulübü antrenörü Mustafa Sarp’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Akreditasyon Talimatı’nın 7/1-e maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine,
Trabzonspor Kulübü kaleci antrenörü Haluk Güngör’ün aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ve Akreditasyon Talimatı’nın 7/1-e maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.” – İSTANBUL
]]>Babasının izinden gitmeyi uman ve kendisi de bir futbolcu olan 17 yaşındaki James Owen’a 8 yaşındayken dejeneratif bir göz rahatsızlığı olan Stargardt hastalığı teşhisi kondu.
BBC’ye konuşan Michael, “Eğer ona gözlerimi verebilseydim verirdim. James’in tekrar görebilmesi için sahip olduğum her kuruşu verirdim” dedi.
James üst düzey futbolculardan oluşan bir aileden geliyor. Babası Michael, Liverpool ve Real Madrid gibi kulüplerde hücum oyuncusu olarak oynadı ve daha sonra biraz tartışmalı bir şekilde Liverpool’un rakibi Manchester United forması giydi.
Michael’ın babası Terry Owen ise futbol kariyerine 1966 yılında Everton’da başladı.
Futbol James’in kanına işlemişti ancak Owen ailesi küçük oğullarında alışılmadık bir şeyler olduğunu yavaş yavaş fark etti.
Top ayağındayken James iyi bir oyuncuydu, ama sık sık pasları takip edemiyor ya da sahanın ilerisindeki oyuncuların hareketlerini anlayamıyordu.
James, daha büyük sahalarda oynamakta zorlandığında ve her şey çok hızlı gelmeye başladığında bu durumun endişe verici olduğunu anladığını söylüyor.
Öte yandan Michael, evde ya da tatilde aile fotoğrafları çekmeye çalışırken oğlunun fotoğraf makinesine bakmak yerine hep yana baktığı için bir süre zorluk yaşadığını anlatıyor.
Michael göz uzmanının teşhisini ise bir “darbe” diye niteliyor.
James, Stargardt hastalığı nedeniyle “merkezi görüşü bulanık”.
“İyi bir çevresel görüşe” sahip olmasına rağmen “farklı renkleri ve ışıkları görmekte zorlanıyor”.
Kraliyet Ulusal Görme Engelliler Enstitüsü’ne göre Stutgardt hastalığı, retinanın merkezi kısmı olan makulayı etkileyen ve görmenin azalmasına neden olan kalıtsal bir göz hastalığı.
Michael, “Bir ebeveyn olarak her şeyin mükemmel olmasını istersiniz ama tabii ki üzücü bir dönemdi” diyor ve şöyle devam ediyor:
“Geleceği düşünüyorsunuz. Araba kullanabilecek mi? Çalışabilecek mi? Tüm bunlar aklınızdan geçiyor.”
James, diğer görme engelli insanların da uyguladığı bazı taktiklerle hastalığıyla mücadele etmeyi öğrendiğini söylüyor.
James, “Babamın kazağının ne renk olduğunu fark ediyorum. Böylece eğer dışarı çıkarsam onu yüzünden değil renginden tanıyabilirim çünkü ayrıntıları çıkarmakta zorlanıyorum” diyor.
Baba ve oğul, James’in görme kaybını ve futsalı (salon futbolunu) inceleyen ilk belgeselleri, Futbol Herkes İçin’i yayımlamaya hazırlanıyor.
İkili, Birmingham’da düzenlenen 2023 Görme Engelliler Dünya Kupası’nda oynayan görme engelli İngiltere futsal takımını takip ediyor.
Futsal daha küçük, kapalı bir sahada, çok fazla sekmeyen daha ağır bir topla oynanıyor.
Oyuncular görme engellerine göre sınıflandırılıyor ve oyuncu sayısı sınırlanıyor. Kaleciler görme engelli değil, ancak kaleyle sınırlılar.
Futbolu bir kenara bırakmış olsa da James “bir sürü hayalim var” diyor.
İşletme okuyan James, bunu çok severek yaptığını ve gelecekte kendi işinin sahibi olmayı umduğunu, ancak bunun ne olabileceği konusunda seçeneklerini açık tuttuğunu söylüyor.
Michael ise gülerek, “30 yıl sonra ben emekli olduğumda, muhtemelen ‘aile imparatorluğunu’ o devralacak,” diyor.
]]>Süper Lig’in 22’nci haftasında Çaykur Rizespor, konuk ettiği Trabzonspor’u 1-0 mağlup etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut ile Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı açıklamalarda bulundu.
Çok yoğun bir fikstürde bulunduklarını aktaran Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut, “Üst üste çok fazla maç oynuyoruz ve bu da oyuncularda mental bozukluğa neden oluyor. Yine zor bir maçtı. Maçın içine girdiğimizde ilk 10’ar dakika sonra yavaş yavaş oyuna ısınan bir Rizespor vardı. Trabzonspor eksikti ama yine skora etki edebilecek oyunculara sahiplerdi. İyi bir savunma yapmamız, çok kompakt oynamamız, rakibi mümkün olduğunca önde karşılamamız gerekiyordu. Savunma kısmında başarılıydık. Rakibimize pozisyon vermedik. Top bizde iken hedefimiz coşkulu oyun oynamaktı. Birçok defa kendi 3’üncü bölgemize girdik. Sonuç olarak Varesanovic’in golüyle maçı kazandık. Maçın geneline baktığımız zaman ben Rizespor’un bir adım daha iyi futbol oynayıp pozisyona girdiğini gözlemledim. Bunun karşılığı olarak güzel bir galibiyet aldık oyuncularımı kutluyorum. Trabzonspor’a başarılar diliyorum” diye konuştu.
“HERKES İÇİN BİR STANDART ARIYORUZ”
Karşılaşmada hakem kararlarını değerlendiren Palut, “Biz de bir seminerlere gidip, hangi pozisyonun ne olduğunu biz de bilelim. Hangisi el, hangisi penaltı, hangisi ofsayt oyuncusu, hangisi aktif değil biz de bilelim. Yıllarımızı futbolla geçirmiş insanlar olarak, acaba ofsayt mı, faul mü, değil mi, bizde kararsız kaldık. Herkes için bir standart arıyoruz. Türk futbolunda hakemler doğru kararlar vermeyebilir, bunları tartışmıyorum. Sahada oyunu oynatma, sahada zaman çalmaya çalışan oyuncuyu tespit etme ve buna izin vermemesi gerekir. Biz de zaman zaman süreye oynuyoruz bunlara izin verilmemeli. Bu oyunu oynatmamız lazım. Biz de sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Kararlar doğru yanlış olabilir bilmiyorum. Ama hep beraber şu oyunu hakemler oynatsın biz de oynayalım. Kim kazanırsa kazansın” ifadelerini kullandı.
ABDULLAH AVCI: BÜTÜN TAKIMLARIN YAŞADIĞI BİR SÜRECİ YAŞIYORUZ
Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Rizespor’un bu sene ligin çıkış yapan takımı olduğunu belirterek “Oyunun birçok parçasını oynayabilen bir takım. Aynı zamanda da çözüm notları ile ilgili birçok çözüm noktaları var. Bugün oyununun bütününe girmeden değerlendirecek olursak her iki tarafın da 3’er 4’er pozisyona girdiği dengede, ortada giden bir oyunun atanın belki kazanacağı, belki beraberliğin daha ortada olabileceği bir sonuçta rakibimizin Rizespor attığı golle kazandı Skor olarak değerlendirecek olursak onları tebrik ediyoruz. Bu sene iyi bir çıkış yaptılar, devam ediyorlar. Zaman içinde süreç bakalım nasıl gidecek. Trabzonspor adına baktığımızda son iki haftadır kaybediyoruz, biri içeride Galatasaray, bugün Rizespor. Trabzonspor tarihi lig kupalarıyla, şampiyonluk kupalarıyla, Süper Kupa’larla Türkiye Kupa’larıyla doludur. Onun için Trabzonspor tarihindeki bu kupalara erişmek kolay değildir. Onun için inişler çıkışlar futbolda her takımın olduğu gibi Trabzonspor için de olacaktır. Bugün 2 tane oyuncu değişikliği yapabildim. Bunların bir tanesi sakatlıktan kaynaklandı. Hüseyin’e geçmiş olsun diyoruz. Futbolda mücbir sakatlıklardan birisini yaşadı. Aşil tendomunun koptuğu bilgisi var. Şunu da bilin, taraftar, biz kulübeler, sağlık ekipleri içerdeki oyuncular sakatlandığı zaman buna inanın. Yani 20’nci dakika oyuncu sakat numarası da yapmaz, onun için çok üzüntülüyüm” diye konuştu.
“TARAFTARLARIMIZIN DESTEĞİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Geçiş dönemlerinin sancılı olduğunu kaydeden Avcı, şöyle konuştu:
“Maç kazanılır kaybedilir, kupalar da kazanılır kaybedilir ama sporcu sağlığı bu anlamda son derece önemlidir. Bu konuyla ilgili son derece üzgünüz. Onun dışında biz genel olarak bütün takımların zaman zaman yaşadığı bir süreci yaşıyoruz şu an itibariyle. Geçiş dönemi sancılı olur, biz bu geçiş dönemini biraz bu anlamda sancılı yaşıyoruz. Ona rağmen ben sahadaki oyuncuların bugün oyunun içinde olduklarını sonuna kadar kazanmak için uğraştıklarını ama ufak bir detay futbol anlar oyunudur. Bu detayla da kaybettiğimizi görüyoruz. Rakibi tebrik ediyoruz. Biz bir an evvel yarından itibaren en iyi şekilde pazartesi gününe hazırlanmaya çalışacağız. Taraftarlarımızın bize vereceği desteğe son derece ihtiyacımız var.”
]]>Kentte spora kazandırılan kızlardan oluşturulan Vangücü Kadın Futbol Takımı, ilk kez mücadele ettiği TFF Kadınlar 2. Lig D Grubu’nda ligin ilk yarısında oynadığı 7 maçta 5 galibiyet alarak 15 puan topladı.
Grup liderinin 3 puan gerisinde üçüncü sırada yer alan ve rakip fileleri 19 kez havalandırıp kalesinde 9 gol gören Van ekibi, 27 Ocak’ta başlayacak olan ikinci devre müsabakaları için İpekyolu 75. Yıl Stadı’nda hazırlıklarını sürdürüyor.
Cumartesi günü grup lideri olan Yüksekova Belediyespor ile evinde karşılaşacak olan Vanlı kızlar, bu maçtan galip ayrılarak zirve yarışını sürdürmek istiyor.
Sezon sonunda hedeflerine ulaşmak için çalışan futbolcular, performanslarıyla milli takım forması giymenin hayalini kuruyor.
“Takımımızın tamamı Vanlı kızlardan oluşuyor”
Vangücü Spor Kulübü Başkanı ve Teknik Direktörü Mecit Tekin, AA muhabirine, ligin ilk yarısını liderin 3 puan gerisinde tamamladıklarını söyledi.
Sporcuların performansından memnun olduğunu belirten Tekin, “İkinci devrede rakiplerimize ev sahipliği yapacağız ve en avantajlı takımlardan biriyiz. Aynı zamanda şampiyonluğun favori takımıyız. Yapılacak birkaç transferle 1. Lig hedefimize daha kolay gerçekleştirebiliriz. Transferlerin olabilmesi için desteğe ihtiyacımız var. Kıt imkanlarla ligde mücadele ediyoruz. Takımımızın tamamı Vanlı kızlardan oluşuyor. Başka illerden 3 futbolcumuz vardı ama maddi imkansızlıklardan dolayı başka takımlara gittiler.” diye konuştu.
Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ozan Balcı’nın takıma büyük destek verdiğini anlatan Tekin, “Valimizin spora ve gençlere olan ilgisi bizi mutlu ediyor. Sadece Van Valiliğinin ya da belediyenin destek vermesi yetmiyor. Kentteki yöneticilerin ve iş insanlarının da takımı sahiplenmesini istiyoruz. Bu devreden sonra kente şampiyonluk getirip Van’ın ismini duyurmayı hedefliyoruz.” dedi.
En büyük desteği ailelerden aldıklarını vurgulayan Tekin, şöyle devam etti:
“Aileler, kızlarını maçlarda yalnız bırakmıyor. Bu durum bizi mutlu ediyor. Futbolcular da motive oluyor. Futbolcularımız hem yetenekli hem de azimliler. Bu imkansızlıklara rağmen şampiyonluğun en büyük adaylarından biriyiz. Şu an milli takımda oynayan oyuncumuz yok ama davet bekleyen 2 oyuncumuz bulunuyor. En kısa sürede bu kızlarımıza milli takım formasını giydireceğiz.”
“Hedeflerimize ulaşmak istiyoruz”
Takımda 3 yıldır futbol oynayan Meryem Sevent ise ikinci yarıya sıkı hazırlandıklarını ve başarılı olacaklarına inandığını ifade etti.
Geçen sene çok çalışarak şampiyon olduklarını aktaran Sevent, “Şimdi de aynı azimle çalışmalarımızı sürdürüp 1. Lig’e çıkacağımıza inanıyoruz. Günde 3 saat antrenman yapıyoruz. Hocamız antrenman günlerimizi de artırdı. Hedeflerimize ulaşmak istiyoruz.” diye konuştu.
Ligin en iddialı takımlarından biri olduklarını belirten Sevent, başarılarını sürdürerek milli takım forması da giymeyi hedeflediğini vurguladı.
Takımdaki sporculardan Sedef Altun da “Takımda 1 yıldır futbol oynuyorum. Şampiyonluk yolunda ilerliyoruz, çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Hafta sonu ikinci devre başlayacak. İlk maçımızda şu an olan takımla karşılaşacağız. İyi hazırlandık ve kazanacağımıza inanıyoruz. Şampiyon olmak ve hedeflerimize ulaşmak istiyoruz.” dedi.
]]>Kosova’nın başkenti Priştine’den 1910’da Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olan Cavcav, 4 Ekim 1935’te Ankara Hamamönü’nde doğdu.
Çocukluğunda babasının değirmeninde çalışan, iş hayatına da un sektöründe atılan İlhan Cavcav, fabrikatörlüğe kadar ulaşan başarısını futbol sahalarına da taşıdı.
Gençlerbirliği Kulübünün altyapısından yetişen ya da uygun maliyetle transfer ettiği futbolcuları Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’a yüksek bonservis bedelleriyle satan Cavcav, “un tüccarlığının” yanına “futbol tüccarı” ünvanını da ekledi.
Başkent ekibinin onursal başkanı Cavcav, transfer hikayeleri, teknik direktör değişiklikleri ve kendine has üslubuyla Türk futbolunun “nevi şahsına münhasır” simalarından oldu.
Kulüp başkanlarıyla yaptığı tartışmalar ve gündeme dair çıkışlarıyla futbol kamuoyunda her zaman kendisinden bahsettirmeyi başaran Cavcav, 37 yıl Gençlerbirliği’nin başkanlığını yaptı.
Hacettepe’den Gençlerbirliği’ne uzanan başkanlık serüveni
Hayatında bir süre futbol da oynayan İlhan Cavcav, ilk başkanlık tecrübesini Hacettepe’de yaşadı.
İş insanı olarak Ankara’nın büyük sanayicileri arasına girmeyi başaran Cavcav, başkanlık kariyerine başladığı Hacettepe ile yeniden futbola döndü.
Doğduğu Hamamönü Mahallesi’nin mor-beyazlı takımının başına 1975’te geçen Cavcav, aynı yıl kulübün küme düşmesini engelleyemeyince istifa etti.
Yahya Demirel’in 1977 yılında başkanlık yaptığı Gençlerbirliği Kulübünün yönetim kuruluna giren Cavcav, kırmızı-siyahlılarda 1978 yılında başkanlığa getirildi ancak dönemin yöneticileriyle anlaşmazlığa düşünce görevinden ayrıldı.
Gençlerbirliği’ne 1981 yılında yeniden başkan seçilen İlhan Cavcav, 3. Lig’e düşme tehlikesi yaşayan kırmızı-siyahlı ekibi, kümede tutmak için gayret etti. Türkiye Futbol Federasyonunda dönemin yöneticilerine 2. ve 3. liglerin birleştirilmesi projesini kabul ettiren Cavcav, takımını 2. Lig’de tuttu.
Başkent ekibi, bir sezon sonra Birinci Lig’e (Süper Lig) yükselerek uzun yıllar mücadele etti ve Türkiye Kupası’nı da 2 kez müzesine götürme başarısı gösterdi.
Genç ve yetenekli oyuncuları yüksek bonservis bedelleriyle satarak adından söz ettiren duayen başkan, kazandırdığı modern tesis ve borçsuz kulüp yönetimi anlayışıyla da futbolda örnek oldu.
Cavcav’dan “teknik müdahale”
İlhan Cavcav, başkanlığı döneminde teknik direktör değiştirmesiyle sık sık gündeme geldi.
Teknik direktör değişikliğini “taktik” gibi kullanan Cavcav, görev süresinde 42 farklı teknik adamla çalıştı.
Başkanlık koltuğunda oturduğu 37 yılda 56 teknik direktör değişikliğine giden İlhan Cavcav, kırmızı siyahlı takımı bu süreçte en çok Mesut Bakkal’a emanet etti.
Afrika açılımı
Yetenekli futbolcuları keşfetmek için amatör maçlara bile giden İlhan Cavcav’ın yöneticiliği süresince yaptığı ucuz maliyetli transferler ses getirdi. İlhan Cavcav Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’a toplam 34 futbolcu sattı.
Kulüpte yetişen Tarık Daşgün’ü Fenerbahçe’ye “astronomik” bir rakama veren Cavcav, Türk kulüplerinin Afrika kıtasına açılmasına da ön ayak oldu.
Afrika kıtasındaki ülkelere giderek maçlar izleyen Cavcav’ın transfer ettiği Moshoeu, Kushe ve Kona’nın başarılı performansları çok sayıda Afrika kökenli futbolcunun Türkiye’ye gelmesinin yolunu açtı.
Real Madrid’e oyuncu sattı
Kamerunlu Njitap Geremi’yi İspanya’ya giderek Real Madrid’e 5 milyon dolar bonservis bedeli karşılığında satan Cavcav, bu macerasını her fırsatta anlattı.
İngilizce ya da İspanyolca bilmediği için garsondan istediği peçeteye “5 milyon dolar” yazarak masadan kalkıp odasında uyumaya gittiğini ve pazarlığa son verdiğini anlatan Cavcav, transferlerden elde edilen gelirin önemli kısmını kırmızı-siyahlı kulübün tesisleşmesinde kullandı.
Türk futboluna yön verdi
Cavcav, Kulüpler Birliği Vakfının kurulmasına da öncülük etti.
Birliğe 2000-2002, 2004-2005 ve 2013-2014 yıllarında başkanlık yapan Cavcav’a, Kulüpler Birliği Vakfı Onursal Başkanı ünvanı da verildi.
Türk futboluna yön veren isimlerden Cavcav, yayın gelirlerinin kulüplere dağıtımında uygulanan “havuz modeli”nin oluşturulmasında da önemli rol oynadı.
81 yaşında vefat etti
İlhan Cavcav, yaşamının son günlerinde sağlık problemleri yaşamasına rağmen futboldan uzak kalmadı.
Doktorların uyarılarına rağmen statta battaniyeye sarılı halde maçlar izlemeye devam eden, yaşlılığa bağlı hastalıkları da bulunan Cavcav, 22 Ocak 2017’de Ankara’da yaşamını yitirdi.
Futbol kamuoyunun yoğun katılım gösterdiği cenaze töreninin ardından İlhan Cavcav’ın naaşı, Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.
Gençlerbirliği efsane başkanını arıyor
İlhan Cavcav’ın hayata veda etmesinin ardından Gençlerbirliği Kulübünde başkanlığa oğlu Murat Cavcav getirildi.
Gençlerbirliği, efsane başkanı İlhan Cavcav’ın isminin verildiği 2017-2018 sezonunda, 29 yıl kesintisiz yer aldığı Süper Lig’den düştü.
Kırmızı-siyahlılar, bir sezon aranın ardından Süper Lig’e dönmeyi başarsa da 2020-2021 sezonunda yeniden küme düşme üzüntüsü yaşadı.
Süper Lig’e veda eden Gençlerbirliği’nde başkan Murat Cavcav, 10 Haziran 2021’de yapılan olağanüstü seçimli genel kurulda aday olmazken, başkanlığa Niyazi Akdaş seçildi.
Son üç sezondur Spor Toto 1. Lig’de yer alan Gençlerbirliği, efsane başkanının vefatı sonrası hem ekonomik hem de sportif açıdan İlhan Cavcavlı günlerinden uzak bir görüntü sergiliyor.
]]>Trabzon’da yaşayan ve ilkokul 4. sınıftan beri futbol oynayan 17 yaşındaki Yılmaz’a, geçen yıl haziran ayında yolun karşısına geçerken araba çarptı.
Hastaneye kaldırılan genç futbolcunun tetkiklerinde çok fazla sayıda ve anormal yapıdaki damarın yumak şeklinde bir araya toplanması sonucu oluşan, kısaca “AVM” olarak adlandırılan beyin damar yumağı bulunduğu saptandı.
Doğuştan gelen ve ölümcül sonuçlara yol açabilecek rahatsızlığı sebebiyle Trabzon’dan Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Yılmaz, burada yapılan mikrocerrahi operasyonla sağlığına kavuştu.
Tekrar yeşil sahaların tozunu attırmaya hazırlanan Yılmaz, tedavi sürecinde ara verdiği futbola dönmek için gün sayıyor.
“Tam bir sporcu bünyesine sahip”
Genç futbolcuya yapılan operasyona ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği İdari Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Erhan Türkoğlu, Selin’le yaklaşık 6 ay önce yollarının kesiştiğini anlattı.
Selin’in trafik kazası geçirmese belki de bu hastalığın beyin kanaması meydana gelene kadar tespit edilemeyeceğine dikkati çeken Türkoğlu, şu bilgileri paylaştı:
“Kaza sonrası yapılan tetkiklerde beyninin kritik bölgesinde damar yumağı saptandı. Bunun üzerine hastanemize yönlendirilen Selin’in beyin damar yumağını mikrocerrahi yöntemlerle çıkartarak tekrar sağlığına kavuşturduk. Selin, çok güçlü, tam bir sporcu bünyesine sahip. Ameliyattan sonra vücudunun bir tarafında kuvvet kaybı gelişti ama fizik tedavilerle bu süreci de atlattı. Şu anda gayet iyi, hatta okul futbol takımına geri döndü. Kontrolleri belli aralıklarla devam edecek.”
“Epilepsi krizine yol açtığında saptanıyor”
Beyin damar yumağının genellikle anne karnında başlayan, genetik bir hastalık olduğunu anlatan Türkoğlu, şunları kaydetti:
“Beyin damar yumağını genelde maalesef ancak kanadığında veya hastada epilepsi krizine yol açtığında saptayabiliyoruz. Nadir de olsa Selin’de olduğu gibi geçirilmiş bir kaza sonrası ya da bazı rahatsızlıklar nedeniyle yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit ediliyor. Bu durumda hastalığın tedavisi kanama olan, kriz geçiren kişilere göre daha kolay oluyor.”
Türkoğlu, genellikle sinsi ilerleyen hastalığın bazen yoğun baş ağrısı, kusma gibi belirtilere de sebep olabildiğini söyledi.
Beyin damar yumağının 20-50 yaş aralığında sık görüldüğünü ancak kız çocuklarında 20 yaştan önce de ortaya çıkabildiğini belirten Türkoğlu, “Hastalık sebebiyle beyin kanaması yaşayanların büyük bölümü 50 yaştan genç. Bu nedenle bir şekilde erken teşhis ve erken tedavi çok önemli.” ifadesini kullandı.
“Tam tedavi genellikle mikrocerrahi ile sağlanıyor”
Prof. Dr. Türkoğlu, beyin damar yumaklarının güncel üç tedavisinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Beyin damar yumağının esasında tam tedavisini sağlayan yöntem, mikrocerrahi yani ameliyatla çıkarılmasıdır. İkincisi kapalı yöntemle, kasık damarından girerek beyindeki damar yumağının besleyicisini bulup, embolizan ajanlarla AVM kapatılır. Üçüncüsü de ‘Gamma Knife’ teknolojisiyle herhangi bir girişim yapmadan kafatasına dışardan yoğun ışın vererek AVM’nin tedavisinin yapılmasıdır. Bu yöntemlerden hangisinin hastaya uygulanacağına multidisipliner bir ekibin karar vermesi gerekiyor. Her tedavi her hasta için uygun değildir.”
“Futbol şehrinde doğdum, büyüdüm ve bu spora sevdalandım”
Sağlığına kavuşup yeniden futbola dönmenin mutluluğunu yaşayan Selin de arife günü oruç tuttuğu esnada, dalgın bir şekilde karşıdan karşıya geçerken kendisine araba çarptığını anlattı.
Hastalığının ciddi kanama yaşanmadan saptanıp tedavi edilmesinin büyük bir şans olduğunu vurgulayan Selin, duygularını şu sözlerle aktardı:
“Kendimi şu an çok iyi ve dinç hissediyorum, düzenli kontrollere geliyorum. Lise son sınıf öğrencisiyim, bir yandan da üniversite sınavına hazırlanıyorum. Hayalim başarılı bir futbolcu olabilmek. Ben futbol şehrinde doğdum, büyüdüm ve bu spora sevdalandım. 4’üncü sınıftan beri futbol oynuyorum, güzel başarılar da elde ettim. Trabzonspor’a aşığım. Kazadan önce de kulübün altyapısında oynuyordum, tedavim sebebiyle ara verdim ama şu anda süreç toparlanıyor.
Ailemde herkes sporcu, babam kaleci, kardeşlerim oyuncu ve kaleci, annem hentbolcu. Onların spor sevgisi bana da geçti. Buradaki hocalarıma, ekibine çok teşekkür ederim, onlar sayesinde sağlığıma kavuştum ve yeniden futbola geri dönebildim.”
]]>TÜRKİYE Futbol Federasyonu (TFF) Kadınlar 2’nci Lig D Grubu’nda mücadele eden Vangücü Kadın Futbol Takımı’nın başkanlığını ve teknik direktörlüğünü Mecit Tekin (48), asbaşkanlığını ise eşi Canan Tekin (42) yürütüyor. Tekin çiftinin 4 yıl önce ailelerini ikna edip, futbola kazandırdığı 15-20 yaş arası genç kızların yer aldığı takım için destek beklediklerini belirten Mecit Tekin, “Takımımızın içinde bulunduğu maddi imkansızlar nedeniyle birçok yetenekli futbolcumuz ayrıldı. Takımımız tamamıyla yerli kızlardan oluşuyor. Eğer ciddi bir destek alıp, ara transferler yaparsak, takımı önümüzdeki yıl 1’inci Lig’e çıkarabiliriz” dedi.
TFF Kadınlar 2’nci Lig D Grubu’nda mücadele eden Vangücü Kadın Futbol Takımı’nın başkanlığını ve teknik direktörlüğünü Mecit Tekin, asbaşkanlığını eşi Canan Tekin yapıyor. Tekin çiftinin, 4 yıl önce aileleri ikna ederek futbola kazandırdığı 60 genç kızın yer aldığı Vangücü Kadın Futbol Takımı, bu sezon oynadığı 6 maçta 4 galibiyet, 2 mağlubiyet aldı. 8 takımın yer aldığı grubunda 12 puanla 4’üncü sırada bulunan takım, pazar günü Silopi Belediye Sportif Faaliyetleri Spor Kulübü ile maça çıkacak.
‘KIZLARIMIZ AZİMLE MÜCADELE EDİYOR’
Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’nın dışında desteklerinin olmadığını belirten Mecit Tekin, “Bu hafta konuk edeceğimiz takımı yenersek, bu sezonu ilk iki sırada bitireceğiz. Takımımızın içinde bulunduğu maddi imkansızlar nedeniyle birçok yetenekli futbolcumuz ayrıldı. Takımımız tamamıyla yerli kızlardan oluşuyor. Eğer ciddi bir destek alıp, ara transferler yaparsak, takımı önümüzdeki yıl 1’inci Lig’e çıkarabiliriz. Bunu yakalayabilmemiz için de ciddi sponsorlara ihtiyacımız var. Asıl hedefimiz, takımımızı Süper Lig’e taşımak. Bunun için devre arası iyi transfer yapmamız gerekiyor. Kızlarımız gerçekten azimle mücadele ediyor. Şu an grubumuzda 12 puanla dördüncü sıradayız” dedi.
‘EŞİMİN DE BÜYÜK EMEĞİ VAR’
Eşinin sürekli takımın antrenmanlarını izlemeye geldiğini Tekin, “Eşimle aynı takımda görev yaptığımız için çok mutluyum. O futbolcuları, futbolcular da onu çok sevdi. Sonra takımda yöneticisi oldu. Şu an takımımızın asbaşkanı. Ben de hem başkan hem teknik direktörlük görevi yapıyorum. Zaten federasyon, takımda kadın yöneticilerin olmasını zorunlu kılıyor. Ona ‘Yönetici olur musun’ dedim. Sağ olsun kabul etti. Eşimin benimle olması, arkamda durması, gücüme güç katıyor. Gittiğimiz bütün maçlara, deplasmana geliyor. Kızlar için de iyi oluyor. Bir güven duygusu oluşuyor. Takımımızın buralara gelmesinde, eşimin de büyük emeği var. Kızlara hem annelik hem ablalık yapıyor” diye konuştu.
‘VANLI İŞ ADAMLARIMIZDAN DESTEK İSTİYORUZ’
Canan Tekin ise futbolcu kızların azmi ve isteklerini görünce etkilendiğini ve görevi de bu nedenle kabul ettiğini söyledi. Tekin, “Sürekli antrenmanları izlemeye geliyordum. Onları gördüm ve çok sevdim. Bu sırada eşim, bana ‘Takımın asbaşkanı olur musun’ dedi. Ben de kabul ettim. Onunla beraber bu işi yürütmeye çalışıyoruz, sürekli yanındayım. Çok güzel bir ekip kurmuşuz. Gerçekten takımımızda çok yetenekli kızlarımız var. Takımdaki kızlarımıza hem annelik hem ablalık yapıyorum. Onlar beni çok seviyor. Ben de aynı şekilde onları seviyorum. Sayın Valimiz bize çok büyük destek veriyor. Ancak bunlar yeterli olmuyor. Vanlı iş adamlarının da takıma destek olmasını istiyoruz” dedi.
Takımın antrenörlüğü yapan Şükriye Oğuz da “Gönüllü olarak bu işi yapıyorum. Bu takımı bu seviyelere getiren Tekin çiftine yardımcı oluyorum. Bu takıma destek olunursa, çok iyi yerlere gelecektir” diye konuştu.
]]>Edremit ilçesindeki Mustafa Cengiz Ortaokulu bünyesinde kurulan Mor Menekşeler Kız Futbol Takımı’nda oynayan kız öğrencilerin hayatı, beden eğitimi öğretmeni Ali İhsan Özmen (42) sayesinde değişti. Özmen, aileler ile görüşüp, kızları okula kazandırdıktan sonra yakınlarını ikna edip, sporcu olmalarını da sağladı. Okula kazandırılan kızlardan oluşan Mor Menekşeler Kız Futbol Takımı’nın hikayesi de 2014’te erkek futbol takımının şampiyon olması ve kız öğrencilerin de kutlamaya katılmak istemesi ile başladı. Erkek öğrencilerin, kızlara yönelik, ‘Futbol, erkek işi’, ‘Kızlar, futboldan ne anlar’ gibi söylemlerine şahit olan Ali İhsan Özmen, aynı yıl ‘Mor Menekşeler Kız Futbol Takımı’nı kurdu.
FUTBOLDAN SONRA KRİKETTE DE BAŞARI
Mor Menekşeler Kız Futbol Takımı, zamanla spor kulübüne dönüşerek futboldaki başarısını kriket sporuna da taşıdı. 2018’de okullar arası müsabakalarda futbolda Türkiye ikinciliği elde eden ve Mor Menekşe Spor Kulübü, geçen yıl kurduğu kriket takımıyla da Afyonkarahisar’da düzenlenen kriket şampiyonasına katıldı. Kriket takımı, Yıldız kızlarda 2’nci, küçük kızlarda Türkiye 3’üncüsü oldu. Kocaeli’nde geçen yıl okullar arası futbol müsabakalarında Türkiye 3’üncüsü olan Mor Menekşeler hem okullarına hem de ailelerine büyük mutluluk yaşattı. Ailelerin büyük destek verdiği Mor Menekşeler, şimdi de mayıs ayında düzenlenecek kriket şampiyonasına hazırlanıyor.
‘TAKIMIMIZA DAHA ÇOK DESTEK BEKLİYORUZ’
Okulun beden eğitim öğretmeni Ali İhsan Özmen, şu an farklı branşlarda 207 lisanslı sporcu olduğunu belirterek, “Kulübümüz 2014 yılında kuruldu. Ondan önce erkek futbol takımını çalıştırıyordum. Başarılı bir maçın ardından okul bahçesine geldik. Kız çocuklarımız, bu sevince ortak olmak istedi. Erkeklerin anlamsız tepkileriyle karşılaşınca, ben de tabii kulak misafiri olunca çok üzüldüm. Bunun üzerine kız futbol takımı kurduk. Futbola kazandırdığımız çocuklarımızın ailelerini de ikna ettik. Çünkü ilk başta aileler de karşı çıkıyordu. Ancak futbolda başarılar elde edince bu kez destek oldular. Futboldan sonra ne yapabiliriz diye sosyal medyada bir araştırma yaptık. Bu kez bu bölgede olmayan kriket sporuna başladık. Bu sporda da Türkiye ikinciliği ve üçüncülüğünü elde ettik. Bilindiği üzere kriket, Uzak Doğu’da Çin, Bangladeş, İngiltere’de popüler bir spor dalı. Bu konuda bize bugüne kadar desteklerini esirgemeyen Van Valisi ve Belediye Başkan Vekili sayın Ozal Balcı başta olmak üzere iş adamlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki mayıs ayında bir şampiyona daha var. Ona hazırlanıyoruz. İş adamlarımızdan takımımıza daha çok destek bekliyoruz” dedi.
‘ERKEKLER BİZİMLE DALGA GEÇİYORLARDI’
?Hem futbol hem de kriket takımının kaptanlığını yapan Canan Işık, kendileriyle dalga geçen erkeklere inat kurulan futbol takımından sonra krikette de büyük başarılar elde ettiklerini söyledi. Işık, “Erkek arkadaşlarımız bizi küçümsüyorlardı. Onlara inat kurduğumuz futbol takımımız, zaman içerisinde büyük başarılar elde etti. Futboldan sonra kriket takımı kurduk. Bu sporda da Türkiye ikinciliği ve üçüncülüğünü kazandık. İlk başta futbol oynamamıza karşı olan ailelerimizi Ali İhsan hocamız ikna etti. Şu anda bize büyük destek veriyorlar. Başarılarımızla gurur duyuyorlar. Hedefimiz, önümüzdeki mayıs ayında düzenlenecek olan kriket şampiyonasında iyi bir derece almak. Bunun için çalışıyoruz” diye konuştu.
]]>İlkokulda futbolla tanışan 20 yaşındaki tek yumurta ikizleri Buse ve Sude Dağdelen hayallerini birlikte gerçekleştiriyor. Sokaklarda erkek arkadaşlarıyla top oynayarak futbola ilk adımı atan ikizler, şimdilerde Kocaelispor Kadın Futbol Takımı’nın formasını terletiyor. Sol bek ve stoper mevkilerinde oynayan ikizler birbirlerine o kadar benziyor ki teknik direktörleri, hakemler ve taraftarlar tarafından sürekli karıştırılıyor. Öyle ki zaman zaman attığı goller veya gördükleri kartları bile karıştırılıyor. Takımlarında 24 ve 25 numaralı formaları giyen ikizler saha içinde karışıklığa sebep olmamak için farklı renkte krampon giymeye özen gösteriyor. 2014 yılında A Milli Takım formasını da giyen ikizler bir an olsun birbirinden ayrılmıyor. İlkokul, ortaokul ve liseyi birlikte okuyan ikizler, aynı üniversiteyi de kazandı. İkizler futboldaki yeteneklerinin yanı sıra, müzik alanındaki becerileriyle de dikkat çekiyor.
“Futbola çok küçük yaşlarda başladık”
Kocaelispor Kadın Futbol Takımı’nın formasını terleten Buse Dağdelen, “Futbola çok küçük yaşlarda başladık. Hayatımızda her şey birlikte oldu, ilkokul, ortaokul, lisede ve şuanda üniversitede bile beraberiz. Küçükken erkek takımlarında oynamaya başladık, mahallemizde de erkeklerle oynadık. İlkokulda teneffüslerde sürekli futbol oynuyorduk. Her şey bir arkadaşımızın antrenmanını izlemeye gittiğimizde başladı. Babası, orada ki hocaya bizim futbol oynadığımızdan bahsetmiş, hiç haberimiz yoktu. Kendimizi birden antrenmanda bulduk. Orada erkeklerle oynamaya başladık. İlk başta zor oldu bizi aralarında almakta zorlandılar sonrasında alıştılar. 3-4 sene oynadıktan sonra kadın takımı olduğunu söylediler. Bizde Hasan hocayla tanıştık ve kadın futbolundaki yolculuğumuz başladı” dedi.
“Babamın futbolla ve müzikle alakası yok”
Anne ve ablasının müzisyen olduğunu belirten Sude Dağdelen, “Ablam müzik öğretmeni annem de Türk Halk Müziği korosuna gidiyor. Babamın futbolla ve müzikle alakası yok fakat bizi hep destekledi, her zaman arkamızda durdu. Babam bizi sürekli antrenmanlara götürdü getirdi, sonuna kadar bekledi. Her gün sıkılmadan götürdü, bize inandı. Bu süreçte onun desteği bizim buralara gelmemizi sağladı. O olmasaydı ailemiz olmasaydı biz buralara gelemezdik” diye konuştu.
“Sol bek oynuyorum”
Sahada iyi anlaştıklarını söyleyen Buse Dağdelen, “Kardeş olduğumuz için aramızdaki uyum ister istemez iyi oluyor. Sahada anlaşabiliyoruz, topu nereye atacağımızı kardeşimi ne yapacağını daha iyi biliyorum. Bu konuda iyi anlaştığımızı düşünüyorum, bende sol bek oynuyorum” ifadelerini kullandı.
Aralarında iyi bir uyum olduğunu belirten Sude Dağdelen ise, “Antrenmanlarda da birbirimizi olumlu etkiliyoruz. Anlaşıyoruz pası nereye atacağımızı iyi biliyoruz. İletişimimiz iyi oluyor” şeklinde konuştu.
“2014’te ilk kez milli takıma çağırıldık”
Milli takım hayallerini de ikiziyle gerçekleştirdiklerini söyleyen Sude Dağdelen “Bu kulüpte ilk turnuvamıza çıktığımızda bizde milli takıma gitmeyi beklemiyorduk. Emeklerimizin karşılığını aldığımızı duyunca çok mutlu olduk. 2014’te ilk kez milli takıma çağırıldık. İlk kampımızdı 1 sene sonra tekrardan çağırıldık” dedi.
“Hakem karıştırdığı için golü bile bazen yanlış yazabiliyor”
İnsanların ikiziyle kendisini ayırt etmekte zorlandığını söyleyen Buse Dağdelen, “Benzediğimiz için de hakemlerde de oyuncularda da kafa karışıklığı oluyor. Değişik tepkiler alıyoruz genelde olumlu tepkiler alıyoruz. İnsanlar bizi görünce mutlu oluyor. Hakem karıştırdığı için golü bile bazen yanlış yazabiliyor” dedi. Bu duruma alıştıklarını söyleyen Sude Dağdelen ise “Benim attığım golü ona yazıyorlar veya onun attığı ona yazıyorlar genelde olduğundan alıştık” şeklinde konuştu.
“Bir yerden sonra ayrılırız diye düşünüyorduk”
İkiziyle vakit geçirmekten hiçbir zaman sıkılmadığını söyleyen Sude Dağdelen, “Bu bizi daha çok motive etti futbola daha çok bağladı. Okulumuzun aynı yerde olacağını tahmin edemiyorduk. Biz inanmıyorduk ailemiz bizden daha çok inanıyordu, beraber olmamızı istiyorlardı. Bir yerden sonra ayrılırız diye düşünüyorduk. Orada da devam ettik futbolda da devam ediyoruz ileride ne gösterir bilmiyoruz” ifadelerini kullanırken, rakip olarak ikiziyle mücadele etmenin keyif vereceğini kaydetti.
“Elimizde büyüdüler”
Kadın futboluna 20 yıl önce başladığını söyleyen Kocaelispor Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Hasan Alemdar, “İkizler bizim için çok değerli elimizde büyüdüler. Yaklaşık 13 yıl önce aramıza katıldılar. İkizlerimiz çok yetenekli U-17, U-19 kamplarına gittiler, başarılı dönemler geçirdiler. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesi Fenerbahçe Üniversitesi’nde okuyorlar. Onlar bizim göz bebeklerimiz, çok seviyoruz. Ailede çok destek veriyor gerçi babaları Seçkin abi pek futboldan anlamıyor. Hatta bazen espri yapıyor ‘futbolu bilmiyorum ama kızlarım futbol oynuyor’ diyor. Kızlarımız hem müzisyen hem futbolcu, bizim için çok değerliler” şeklinde konuştu.
“Biz çok karıştırıyoruz hatta babaları da karıştırıyor”
İkizleri ayırmakta zorlandığını söyleyen Hasan Alemdar, “Biz çok karıştırıyoruz hatta babaları da karıştırıyor. Ben kesinlikle ayıramıyorum fakat arkadaşları ayırıyor nasıl ayırdıklarını da bilmiyorum. Biz onlara ‘ikizler’ diye hitap ediyoruz. İkisi de bize bakıyor fakat ayırt edemiyorum. Fiziksel yapı olarak ya stoper yada santrafor oynayacaklardı. Stoper oynamaya elverişlilerdi, milli takımda da stoper oynadılar” ifadelerini kullandı.
“Biri 24 diğeri 25 numara giyiyor”
İkizlerin takım arkadaşı Kübra Deniz, “İkizlerle yaklaşık 5-6 yıldır beraber oynuyorum. Beraber okudum çoğu vaktimiz birlikte geçti. Saha içinde de anlaşıyorum. Biri 24 diğeri 25 numara giyiyor. Onun için biz alıştık, ayırt edebiliyorum” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
]]>Başakşehir’de forma giyen Berkay Özcan, kendisi ve takımı adına ilk yarı performansı ile ligin ikinci bölümündeki hedeflerinin yanı sıra 14 Haziran – 14 Temmuz 2024 tarihleri arasında Almanya’da gerçekleştirilecek EURO 2024’e dair beklentileri hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu.
“Takım olarak daha iyi gidiyoruz”
Sezonun ilk yarısının kendileri adına beklediklerinin çok altında geçtiğini dile getirerek sözlerine başlayan Berkay, “Bizim hedeflerimiz daha yukarılarda. Sıkıntılı dönemler yaşadık ilk başlarda. Sonlara doğru takım olarak daha iyi gidiyoruz. Son 4 maçın 3’ünü kazandık. Daha iyi bir hava yakaladık. Umarım ikinci yarı bu havayla beraber, bu pozitiflikle istediğimiz yere kadar gideriz” şeklinde konuştu.
“Tabii sezon sonunda hedefimiz Avrupa kupalarına katılabilmek”
Sezon sonunda ligi kaçıncı sırada bitirmeyi hedefledikleriyle ilgili de Özcan, “Tabii sezon sonunda hedefimiz Avrupa kupalarına katılabilmek. Ligi ilk 5’te bitirmek istiyoruz. Geçen sene zaten Konferans Ligi’nde oynadık” cümlelerine yer verdi.
25 yaşındaki futbolcu, Trendyol Süper Lig’in 19. haftasında konuk edecekleri Adana Demirspor ve 16. hafta erteleme maçında deplasmanda oynayacakları Kasımpaşa mücadelelerini değerlendirdi. Berkay, “Adana Demirspor’da şu anda 4. sırada ve onlar da Avrupa’yı hedefliyor. Kasımpaşa ise bu sezonun ilk yarısını çok iyi oynadılar. 2 tane zorlu mücadele, tabii biz de kazanmak istiyoruz. Bu maçları kazanıp, devam etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Benim pozisyonumda dünyanın en iyi oyuncusu Kevin de Bruyne”
Başakşehir’e transfer olduğu ilk senede takımda çok fazla yıldız futbolcunun olduğunu hatırlatan Berkay Özcan, “Buraya ilk geldiğimde, soyunma odasında kimler var burada diye baktım ve çok iyi kariyerleri olan oyuncularda vardı. Daha 21 yaşındaydım ama geliştim. Başakşehir’de Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi, 3 Avrupa arenasında oynayabildim. Bu benim için çok iyiydi. Çok tecrübe kazandım. Kendimi iyi geliştirebildim. Takım arkadaşlarım olsun, oyuncular olsun. Oynadığım oyuncularla Lucas Biglia, Demba Ba, Gael Clichy, Arda ağabey (Turan), Martin Skrtel, Mehmet ağabey (Topal), Gökhan İnler, Robinho, Elia, Mesut Özil gibi ismini hatırlayamadığım çok özel oyuncular vardı oynadığım. Büyük yerlerde oynamış, çok iyi oyuncular vardı. İnsanlık olarak da herkes çok iyiydi, herkesle çok iyi anlaşıyordum. Benim için çok güzel bir deneyimdi, onlarla oynamak gurur verici bir durum. Şu an Avrupa’da izlediğim kendime benzettiğim oyuncular yok ama çok beğendiğim oyuncular tabii ki var. Benim mevkiime baktığın zaman şimdi, bu sene biraz daha 6 numara oynuyorum ama pozisyon olarak 8 numaraya baktığınız zaman Kevin de Bruyne var. Çok beğendiğim bir oyuncu. Onu söyleyebilirim ama direkt olarak kendime benzettiğim bir oyuncu yok. Baktığınız zaman ben pozisyonumda dünyanın en iyi oyuncusu Kevin de Bruyne bana göre. Dünyadaki en iyi oyuncu Messi ama benim pozisyonuma göre de Bruyne diyorum. Onu beğeniyorum diye onun gibi çalışmak değil de eksiklerim varsa onları geliştirmek daha çok istiyorum. Bu sene biraz daha 6 numara oynamak zorunda kaldım. Orada oynayabiliyorum zaten. 6 numara pozisyonunda daha önce de oynadım. Bakalım ikinci yarı nasıl olacak” diye konuştu.
“Hücuma dönük oynamayı daha çok seviyorum”
Bu sezon daha çok geriden oyun kurma rolünde görev yapan Özcan, pozisyon olarak önde oynamanın daha keyifli hissettirdiğini vurguladı. Başarılı futbolcu, “Hücuma dönük oynadığımda daha çok keyif alıyorum. Önde oynadığında gol atabiliyorsun. Topla oynama, dripling yapmak.. Şu an oynadığım daha çok geriden oyun kurma, top ayağındayken sen hızlandırıyorsun oyunu. O da bir farklı keyifli tabii ki ama ben hücumda oynamayı, biraz daha hücuma dönük oynamayı daha çok seviyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“Hoca değişti diye sözleşme uzatmadım, biz zaten her şeyde final aşamasına gelmiştik”
Berkay, sezon başında turuncu-lacivertlilerle 2027 yılına kadar sözleşme uzatmasıyla alakalı ise, “Başkan, ben ve menajerim arasında bir görüşme oldu. O zamanlar zaten görüşüyorduk biz. Ondan önce biz sözleşme görüşmelerinin sonuna gelmiştik. Sonra bir hoca değişikliği oldu. O zamana denk geldi. Biz zaten her şeyde final aşamasına gelmiştik imzalayacağız diye. ‘Hoca değişti, uzatıyorum’ diye bir durum yoktu o zaman. Hoca değişikliği o zamana denk geldi” cümlelerine yer verdi.
“Çağdaş hocanın çalıştırdığı takıma karşı oynarken zorlanıyorduk”
Teknik Direktör Çağdaş Atan’ın göreve geldiğinde düzenlenen basın toplantısında kendisinden övgüyle bahsettiği hatırlatılması üzerine Berkay Özcan, “Ben daha önce Çağdaş hocayı tanımıyordum. Onun çalıştırdığı takıma karşı oynarken, onların futboluna karşı zorlanıyorduk. İyi futbol oynuyorlardı çünkü. Şimdi bize de getirdi o futbol oyununu. Biraz zaman aldı, biraz sürdü. Çünkü kolay değil. Bizden ofansif bir futbol istiyor. Beklentileri var, bunun olması da iyi bir şey bence. Topun bizde olması, gol atmamız. Hücum ediyor olmamız. Önemli şeyler. Bize son maçlarda daha iyi etki etti. İnşallah bunu devam ettirebiliriz” açıklamasını yaptı.
“Burada oynadığım sürece büyük takımlardan teklif almadım”
Sezon öncesi transfer döneminde adının Galatasaray’la anılmasının sorulması üzerine 25 yaşındaki orta saha oyuncusu, “Daha önce 3 büyüklerden teklif atmadım. Başakşehir’e gelmeden önce vardı teklifler ama burada oynadığım sürece büyük takımlardan teklif almadım. Buradayken herhangi bir kulüpten resmi bir teklif almadım” cevabını verdi.
“Türkiye’de bireysel futbolcuların yetenekleri daha ön plana çıkıyor”
Almanya Bundesliga’da top koşturan Özcan, Süper Lig ile Bundesliga karşılaştırmasında şunları söyledi:
“Almanya liginde oynadığım zamanlar 18-19 yaşlarındaydım. Burada bireysel oyuncular daha çok ön plana çıkıyor. Almanya’da daha çok takım oyunu oynanıyor. Almanya liginde daha tempolu bir oyun oynanıyor. Ama futbolcu olarak da Bayern Münih, Dormund’u çıkarırsak bu sene Leverkusen de iyi. Türkiye’de bireysel futbolcuların yetenekleri daha ön plana çıkıyor. Ama orada daha çok takım halinde hareket ediliyor. Daha tempolu oynanıyor.”
“Bir Türk olarak, 19 yaşında Bundesliga’da oynamak çok özel”
Almanya’da Stuttgart altyapısında yetişen Berkay, eski takımıyla ilgili de, “Almanya’nın en iyi altyapısı olduğu için Stuttgart’a transfer olmuştum. Çünkü oranın altyapısı çok iyidir. Zaten 2. Lig’e düştüğü zaman ben transfer oldum, o zamanlarda 18 yaşındaydım. Bana iyi geldi. Çünkü o dönemde gençlere biraz daha önem verildi. İlk senemde 2. Lig’de şampiyon olduk ve 1. Lig’e çıktık. 19 yaşımda Bundesliga’da oynadım, benim için güzel bir deneyimdi. Bir Türk olarak 19 yaşında Bundesliga’da oynamak çok özel. O zaman zaten 20 yaşında milli takıma seçildim. O zaman beni Lucescu izlemeye gelmişti. Stuttgart’ı izlediğinizde şu an çok genç oyuncularla üçüncü sıradalar. Benim zamanımda biraz daha yaş ortalaması yüksekti. Mario Gomez, Andreas Beck gibi oyuncular vardı. Kariyeri daha yüksek oyuncular vardı. Şimdi biraz daha değiştiler. Takım biraz daha gençleşti. Yeni hocalarıyla birlikte daha iyi oldu” ifadelerini kullandı.
“Şampiyonluk sonrası ben de üstüne koyarak devam ettim”
Berkay Özcan, turuncu-lacivertlilerde ilk dönemini geçirdiği 2019-2020 sezonunda yaşadığı şampiyonluğa da değinerek, “Başakşehir’e ilk geldiğim zaman zordu benim için. Çünkü Türkiye’ye geliyorum. Tatile falan geliyordum ama futbol oynamak için ilk defa geliyordum. O zamanlar Okan Buruk vardı. O da bana çok yardımcı, destek oldu. O zaman çok büyük, kariyerli oyuncular vardı. Başakşehir o zamanlar zaten hep şampiyonluğa oynuyordu. O sene de bize nasip oldu. Daha tam olarak ilk 11 oyuncusu değildim o zamanlar. Dediğim gibi daha iyi oyuncular vardı ve takım da oturmuştu. Ama Okan hoca beni hep oynatıyordu. Şampiyonlar Ligi olsun, ligde olsun, sonradan olsun, direkt ilk 11’de olsun. Tecrübe olarak benim için çok iyiydi. Ondan sonra zaten ben de üstüne koyarak devam ettim” şeklinde düşüncelerini aktardı.
“Avrupa şampiyonasının Almanya’da olması bizim için çok güzel bir şey”
2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın doğduğu ülke olan Almanya’da düzenlenmesiyle alakalı hislerini de açıklayan Berkay Özcan, “Orada olması bizim için tabii ki ayrı bir duygu. Arkadaşlarımız, ailemiz var. Almanya’da olması bizim için çok güzel bir şey. Bir de şampiyonaya gidiyor olmamız da çok güzel ve gurur verici. İnşallah orada da güzel sonuçlar alıp, gittiğimiz yere kadar gidebiliriz” dedi.
“İnşallah takımımla iyi sonuçlar alıp, milli takıma seçilirim”
A Milli Futbol Takımı formasını Avrupa şampiyonasında yeniden giymeği çok istediğini aktaran 25 yaşındaki futbolcu, “Türk futbolcuların hepsi milli takımla orada olmak ister. Ben de tabii öyle olsun isterim. Benim için oradaki duygu, arkadaşlarım ve ailem olduğu için, doğup büyüme orası olduğu için, orada olmam önemli. İnşallah ben de ligin geri kalanında üstüne koyarak, takımla beraber iyi sonuçlar alıp, tekrar milli takıma seçilip oraya gidebilirim” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Türkiye Futbol Federasyonu’nun tamamen kulüplerin hegemonyası altına girdiğini anlatan 71 yaşındaki Vural, “TFF kendi delegasyonunu yeniden gözden geçirmelidir. 55 UEFA ülkesi var. Bizim kulüplerin federasyondaki gücü yüzde 90 düzeyinde. Dolayısıyla kulüp Türkiye Futbol Federasyonu’nun aldığı bir kararı beğenmediği zaman 4 senede seçtiği başkanı 1 senede getirdiği yerden gönderebilir. Bu şartlarda federasyon ülke futbolunu yönetemez. Baştan bu değişmeli. Biz Avrupa’da İtalya, İngiltere, İspanya Fransa ve Almanya ile yarışıyoruz. Buradaki kulüpler ne yapıyorsa biz de onu yapmalıyız. Avrupa’nın en dinamik yapısına sahibiz. Nüfus olarak dünyada 17’nci sıradayız. 7 ile 17 yaş arasında 17 milyon insanımız var. Bu çocukları spor konusunda eğitemiyoruz” diye konuştu.
“TFF YENİDEN ÖZERK HALE GELMELİ”
Türkiye’de birçok kulübün kapandığını ve kapanma noktasına geldiğini belirten Yılmaz Vural, “Futbol Federasyonu buna müsaade edemez. Kulüplerin hiçbir sorunuyla ilgilenmiyor. Bunları değişmesi gerekir. Devletimizin bu durumlara el koyması gerekiyor. Futbol Federasyonu yeniden özerk hale gelmeli. Kendini yönetmeli. Federasyon yeniden güçlenmeli ve kişiler kendi kararlarını almalı. Futbolu yönetenler suistimale açık hale geldiler. Ceza ve ödül de adamına göre veriliyor. Bizim gençlerimizi eğitmemiz gerekir. Okul sistemimiz spor açısından gençleri eğitmemizi engelliyor. Bunun da değişmesi lazım. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hem eğitimlerine hem de spor hayatlarına aynı anda devam etmesi gereken bir sistem getirilmeli” ifadelerini kullandı.
“SÜPER LİG’İN HEYECANI KALMADI”
Süper Lig yarışını değerlendiren Yılmaz Vural, “Fenerbahçe ve Galatasaray işi erkenden kopardı. Fenerbahçe yıllardır şampiyon olamıyor. Şampiyonluğu çok istiyor. Galatasaray da aynı şekilde çok güçlü bir takım. Çok para harcadılar. Özellikle iki takım Avrupa’da çok bilinen oyuncuları transfer etti. Galatasaray UEFA Avrupa Ligi’nde yoluna devam ediyor. Fenerbahçe ise Konferans Ligi’nde yürüyor. Demek ki iki takım da Avrupa’da yoluna devam edecek düzeyde kadro kurmuş. Diğer takımlar bu düzeye ulaşamadı. Beşiktaş’ın durum ortada, 4’üncü hoca getirecekler. Büyük kulübe yakışmıyor. Bu sene maalesef ligde çekişme olmayacak, heyecan kalmadı. Şampiyonluk yarışından çok, küme düşmeme mücadelesi daha zevkli geçecek” dedi.
“MENEMEN FK’YA UZUN SOLUKLU GELDİM”
Kariyerinde ilk kez 2’nci Lig’de görev yapıp Menemen FK’ya yeni bir hikaye yazmaya geldiğini belirten deneyimli teknik adam, “Bu kulüp şirketleşmiş. Çok profesyonel bir yapıya geldik. Tesisleşme konusunda da belediyenin desteğini alıyoruz. Buraya geldiğimde 12 puanla 12’nci sıradaydık. İlk yarıyı 31 puanla Play-Off potasında tamamladık. Doğru yapılanma ile yolumuza bakıyoruz. İkinci yarının başında oynayacağımız Karaman FK maçına her şeyi çözmüş bir takım olarak çıkacağız. Transferlerimiz de olacak. Takımı güçlendireceğiz. Şu an liderle 12, 2’nci sıradaki takımla aramızda 5 puan fark var. Liderle puan farkı biraz yüksek. Ligde müthiş bir çekişme var. Amacımız direkt üst lige çıkabilmek. Play-Off’lar bu liglerde çok zorlu. Direkt bir üst lige çıkmak için tüm gücümüzle çabalayacağız. Buraya ben uzun süreli geldim. Ortada bir proje var bunun için de sabrımız var” şeklinde konuştu.
]]>Sporda 2023 yılı işte böyle geçti:
Galatasaray 23. şampiyonluğuna ulaştı
2022-2023 sezonunda Teknik Direktör Okan Buruk yönetiminde başlayan ve yaptığı transferlerle dikkat çeken bir kadro oluşturan Galatasaray, sezon başında inişli çıkışlı grafik sergiledi. Ligde 12. haftada Fatih Karagümrük maçıyla birlikte galibiyet serisi yakalayan Galatasaray, bu süreçte ezeli rakipleri Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi de mağlup ederek 14 maç üst üste kazandı. Sarı-kırmızılılar, bu performansla ligde üst üste en fazla maç kazanma rekorunun yeni sahibi oldu. 30 Mayıs’ta MKE Ankaragücü’nü deplasmanda 4-1 mağlup ederek ligin bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray, 4 yıl sonra sezonu zirvede tamamladı. Aslan 88 puan toplarken, ikinci Fenerbahçe 80, Beşiktaş da 78 puanla sezonu üçüncü sırada bitirdi.
Fenerbahçe, 10 yıl sonra Türkiye Kupası’nı kazandı
Ziraat Türkiye Kupası finali, yarı finallerde Sivasspor’u eleyen Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü’nü eleyen Başakşehir arasında oynandı. İzmir Gürsel Aksel Stadyumu’nda yapılan finalde sarı-lacivertliler, Michy Batshuayi’nin ilk yarıda attığı 2 golle rakibini 2-0 mağlup etti. Bu sonuçla Fenerbahçe, 2012-2013 sezonunun ardından 10 yıl sonra bu organizasyonda şampiyonluk sevinci yaşadı.
Süper Kupa oynanmadı
2022-2023 sezonu Süper Lig şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası’nın sahibi Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa Finali’nde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da karşılaşacaktı. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Atatürk tişörtleri ve pankartlarla ısınmaya çıkmasına Suudili yetkililerin izin vermemesinden dolayı iki kulüp mücadeleyi oynamama kararı aldı. Galatasaray ve Fenerbahçe kafilesi daha sonra Türkiye’ye döndü.
A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Şampiyonası bileti aldı
Almanya’da düzenlenecek 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi A Milli Futbol Takımı, elemelerde D Grubu’nda; Ermenistan, Hırvatistan, Letonya ve Galler ile mücadele etti. Grupta tek yenilgisini Hırvatistan karşısında alan ay-yıldızlılar, grubu 5 galibiyet ve 2 beraberlikle 17 puanla lider olarak tamamladı. Dünya üçüncüsü Hırvatistan ile 12 Ekim’de oynanan maçta sahadan galibiyetle ayrılan milliler, 3 gün sonra da evinde Letonya’yı mağlup etti ve finallere gitmeye hak kazandı. Son karşılaşmada Galler deplasmanında alınan beraberlik, tarihte ilk kez eleme grubunu lider bitirmeyi sağladı.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanya’nın Hamburg kentindeki Elbphilharmonie Konser Salonu’nda 2 Aralık’ta grup kuraları için tören düzenlendi. Kura çekimine 2. torbadan katılan A Milli Futbol Takımı, F Grubu’nda Portekiz, Çekya ve play-off’tan gelecek takımla eşleşti.
A Milli Futbol Takımı’nda Montella dönemi
A Milliler, Avrupa Şampiyonası Elemeleri’ne Alman Teknik Direktör Stefan Kuntz ile başlarken, grubun 5. maçında Ermenistan ile alınan beraberlik ve 4 gün sonra Japonya ile oynanan hazırlık maçındaki mağlubiyet, teknik adam değişikliğine neden oldu. Kuntz ile 20 Eylül’de yolların ayrıldığı açıklandı. Federasyon, kısa süre sonra takımın başına İtalyan Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın getirildiğini duyurdu. Ay-yıldızlılar, Montella döneminde 3 maçta 7 puan toplarken, özel maçta Almanya’yı deplasmanda 3-2 mağlup etmeyi başardı.
Deprem sonrası spor organizasyonları ertelendi
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremler, ülke genelinde birçok sektörü etkilerken, spor organizasyonları da askıya alındı. Süper Lig’in 2022-2023 sezonu 23. haftası da deprem haftasına denk gelince, ertelenen 3 maç 20 gün sonra oynandı. Depremin yaşandığı gün dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, tüm ulusal spor organizasyonlarının ikinci bir açıklamaya kadar durdurulduğunu açıkladı. 3 büyük kulüp başta olmak üzere spor kulüpleri depremden etkilenen şehirlere yardım seferberliği düzenledi. Taraftarlarına çağrıda bulunan kulüpler, stadyumlarda toplanan yardım malzemelerini bölgeye gönderdi. Bakanlık ve federasyonun aldığı kararla tekrar başlatılan spor organizasyonlarında müsabakalar öncesi seremonide depremde hayatını kaybedenler anılırken, tribünlerde de pankartlarla birlik – beraberlik mesajları verildi. Başta Türkiye’de olmak üzere yurt dışında da geliri deprem bölgesine bağışlanan özel karşılaşmalar düzenlendi.
Hatayspor ve Gaziantep FK ligden çekildi
Depremden etkilenen şehirlerin takımları Hatayspor, Gaziantep FK, Adanaspor ve Yeni Malatyaspor ligden çekildi. Süper Lig’de Hatayspor, Gaziantep FK ile 1. Lig’de Adanaspor ve Yeni Malatyaspor’un hakları saklı kalarak oynanan müsabakalar 3-0 aleyhine sonuçlandı. TFF’nin aldığı karar sonrası bir sonraki sezon ise takımlar bulundukları ligde mücadele etmeye devam etti. Hatayspor ve Gaziantep FK’da birçok futbolcu, devre arasında diğer takımlara kiralık olarak transfer oldu. Bu takımlardan transfer edilen futbolcular için de TFF kararıyla yerli statüsünde oynama izni verildi.
Faruk Koca, Halil Umut Meler’e saldırdı
2023 yılının son günlerinde Türk futbolunda sahalarda istenmeyen bir olay yaşandı. Süper Lig’in 15. haftasında oynanan MKE Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçının ardından söz konusu dönemin Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, müsabakanın hakemi Halil Umut Meler’e yumruk attı. Yaşanan bu olayın ardından dünyanın her yerinden Meler’e destek mesajları gelirken, Faruk Koca da tutuklandı. Koca, ayrıca başkanlıktan da istifa etti. Yaşanan olayın ardından hakemler maça çıkmazken, liglere 1 hafta ara verildi. Faruk Koca ise 27 Aralık’ta tahliye edildi.
İstanbulspor sahadan çekildi
Süper Lig’in 17. haftasında İstanbulspor, sahasında Trabzonspor ile karşılaşırken, müsabaka tamamlanamadı. Bordo-mavililerin 2. golü öncesinde faul olduğu gerekçesiyle itirazlarını sürdüren ev sahibinde Başkan Ecmel Faik Sarıalioğlu, saha kenarına gelerek oyuncuların soyunma odasına gitmesini söyledi. Yapılan görüşmeler sonrası takımlar soyunma odasına giderken, hakem Ali Şansalan da müsabakayı tatil etti. TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, sahadan çekilen İstanbulspor’a 3-0 hükmen mağlubiyet ve 3 puan silme cezası verdi.
Futbolda ülke puanı yükselişte
Türk takımları, UEFA organizasyonlarında aldıkları başarılı sonuçlarla ülke puanına da önemli katkı verdi. Ülke puanı klasmanında uzun süre 10 ile 12. basamaklarda yer alan Türkiye, 2021-2022 sezonunda 20. sıraya kadar gerilemişti. 2023 yılında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Adana Demirspor ve Başakşehir’in elde ettiği başarılı sonuçlar, Türkiye’yi yeniden üst sıralara taşıdı. Türkiye, sıralamada 9. sırada bulunuyor.
Mehmet Büyükekşi, 4 yıl daha TFF Başkanı
Mevcut Başkan Mehmet Büyükekşi, 191 delegenin oy kullandığı, tek aday olarak girdiği seçimde 169 oy alarak yeniden TFF Başkanı seçildi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi ve yönetim kurulu üyeleri, tüm faaliyetlerinden dolayı da oy çokluğuyla ibra edildi.
Beşiktaş’ın yeni başkanı Hasan Arat
Beşiktaş Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu sonunda siyah-beyazlıların 35. başkanı Hasan Arat oldu. 21 sandığın tümünde rakibi Serdal Adalı’dan daha fazla oy alan Arat, toplam 7 bin 271 oy ile Beşiktaş’ın 35. başkanı oldu. Serdal Adalı ise 4 bin 557 oyda kaldı.
Arda Güler, Real Madrid’e transfer oldu
Fenerbahçe forması altında performansıyla dikkatleri üzerine çeken genç futbolcu Arda Güler’i transfer etmek için dünya devleri sıraya girdi. 18 yaşındaki futbolcu, 7 Temmuz’da 20 milyon Euro + 10 milyon Euro bonus ve bir sonraki satıştan yüzde 20 pay karşılığında İspanyol ekibi Real Madrid’e transfer oldu.
Fatih Terim, Panathinaikos’un teknik direktörü oldu
Yılın son günlerinde Teknik Direktör Fatih Terim’in yeni takımı da belli oldu. Terim, Yunan ekibi Panathinaikos’un başına geçti. Panathinaikos, deneyimli teknik adamla 1.5 yıllık sözleşme imzaladı.
Kadın futbolunda şampiyon FOMGET
2022-2023 sezonu Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi play-off finalinde normal süresi 1-1 eşitlikle biten karşılaşmanın uzatma bölümünde Fenerbahçe Petrol Ofisi’ni 4-2 yenen Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET, ligde ilk şampiyonluğuna ulaştı.
Erkeklerde şampiyon Efes oldu
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi play-off final serisinde, P. Karşıyaka’yı 82-78, 85-68 ve 83-74’lük skorlarla mağlup eden A. Efes, 3-0’lık üstün tamamladığı serinin ardından şampiyon oldu. Lacivert-beyazlılar, 16. kez kupayı müzesine götürdü.
Fenerbahçe, kadın basketbolunda kupaları topladı
Fenerbahçe, kadın basketbolunda başarılı bir sezon geçirdi. Sarı-lacivertliler, Kadınlar Basketbol Süper Ligi, Kadınlar Euroleague ve Kadınlar Süper Kupa’da şampiyonluğa ulaştı. Fenerbahçe, ligde final serisinde ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni 3-0’la geçerken, 17. kez şampiyonluğunu ilan etti. Kanarya, Euroleague finalinde yine ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni yenerek ilk kez kupa kaldırdı.. Sarı-lacivertliler, Kadınlar FIBA Süper Kupa’da da ASVEL’i yenerek şampiyonluk kazandı.
Filenin Sultanları 3 kupa kazandı, voleybolun zirvesine çıktı
Türk voleybolu, bu yıl tarihi günlerini yaşadı. Milli takım düzeyinde hem kadınlar hem de erkeklerde birçok başarı kazanıldı.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, ilk olarak FIVB Milletler Ligi’nde finalde Çin’i 3-1 yenerek şampiyon oldu ve ilk kez bu kupayı kazandı. Milliler, daha sonra 2023 CEV Avrupa Şampiyonası’nın finalinde de Sırbistan’ı 3-2 mağlup etti ve tarihinde yine ilk kez bu kupaya uzandı. 2024 Paris Olimpiyatları Elemeleri’nde oynadığı 7 maçı da kazanan A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2023 Dünya Kupası’nın da sahibi oldu. Filenin Sultanları bu başarılarıyla dünya sıralamasında ilk kez birinci sıraya yükseldi.
Filenin Efeleri, Avrupa Altın Ligi ve Challenger Kupası’nı kazandı
A Milli Erkek Voleybol Takımı da FIVB Challenger Kupası’nda final maçında Katar’ı 3-2 mağlup etti ve şampiyon oldu. Filenin Efeleri, bu sonuçla tarihinde ilk kez Voleybol Milletler Ligi’ne katılma hakkı kazandı. Ay-yıldızlılar, Hırvatistan’da yapılan 2023 CEV Avrupa Altın Ligi Dörtlü Final organizasyonunun finalinde Ukrayna’yı 3-2 yenerek şampiyonluk kazandı.
Dünyanın en büyüğü Eczacıbaşı Dynavit
Çin’in ev sahipliğinde düzenlenen 2023 FIVB Kadınlar Kulüpler Dünya Şampiyonası finalinde Eczacıbaşı Dynavit ile V. Bank ile mücadele etti. Son sete giden müsabakayı Eczacıbaşı 3-2 kazandı. Turuncu-beyazlılar, tarihinde 3. kez kupanın sahibi oldu.
CEV Şampiyonlar Ligi finalinde ise V. Bank, Eczacıbaşı’nı 3-1 mağlup etti.
Ligde kadınlar voleybolda şampiyon Fenerbahçe
Sultanlar Ligi final etabında Fenerbahçe ile Eczacıbaşı Dynavit karşı karşıya geldi. Sarı-lacivertliler seriyi 3-0 ile geçerek sezonu şampiyon tamamladı. Fenerbahçe bu sonuçla, ligde 6. kez şampiyonluk kazandı.
Erkeklerde kazanan Ziraat Bankkart
Efeler Ligi final serisinde ise Ziraat Bankkart ile Halkbank karşılaştı. Ziraat Bankkart rakibini 3-0 yenerek şampiyonluk ipini göğüslerken, tarihindeki 2. şampiyonluğu elde etti.
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda zafer Alexey Lutsenko’nun
58. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 11 ili etkileyen asrın felaketi depremler nedeniyle 18 Mart’ta ertelendi. 8-15 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bisiklet turunu, Kazak sporcu Alexey Lutsenko kazandı.
Kırkpınar’da şampiyon Yusuf Can Zeybek
Edirne’de düzenlenen 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Sarayiçi Er Meydanı’nda yoğun katılımla gerçekleşti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne bu yıl 14 boyda 53’ü başpehlivan olmak üzere 2 bin 141 pehlivan kayıt yaptırdı. Başpehlivanlık müsabakaları finalinde İsmail Balaban ile Yusuf Can Zeybek karşılaştı. 40 dakikalık normal sürede yenişemeyen pehlivanlar için ‘altın puan’ bölümüne geçilirken, İsmail Balaban’ı yenen Yusuf Can Zeybek ilk kez başpehlivan oldu.
97. Gazi Koşusu’nu Urfa Aslanı kazandı
Türk yarışçılık tarihinin en büyüğü olan ve Mustafa Kemal Atatürk adına koşulan 97. Gazi Koşusu, İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda yapıldı. Yaklaşık 40 bin yarışseverin izlediği, 2 bin 400 metre çim pistte koşulan yarışta 22 safkan mücadele etti. Gazi Koşusu’nu Mehmet Kaya’nın jokeyliğini yaptığı Urfa Aslanı isimli safkan, 2.30.35’lik derecesiyle ilk sırada bitirdi. Mehmet Kaya, kariyerinde ilk kez Gazi Koşusu’nu kazandı.
45. İstanbul Maratonu’nda 45 bin kişi koştu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen ve World Athletics (Dünya Atletizm Birliği) tarafından Elite Label kategoride gösterilen İş Bankası İstanbul Maratonu’nda heyecan 45. kez yaşandı. Erkekler kategorisinde 2: 10.35 derecesiyle Kenyalı atlet Panuel Mkungo kazanırken, kadınlarda ise Kenyalı atlet Beatrice Cheptoo, 2.27.09’luk derecesiyle birinci oldu.
Milli güreşçilerden Dünya Şampiyonası’nda 7 madalya
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda Türk güreşçiler 2’si altın toplam 7 madalya elde ederken, 6 milli güreşçi, Paris 2024 Olimpiyat kotası aldı. 68 kiloda Buse Tosun Çavuşoğlu, 87 kiloda Ali Cengiz altın madalya; 92 kiloda Feyzullah Aktürk, 125 kiloda Taha Akgül, 72 kiloda Selçuk Can ve 63 kiloda Enes Başar bronz madalya kazandı.
Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda dünya ikincisi olarak gümüş madalya elde etti.
Milli güreşçilerden Taha Akgül, İbrahim Çiftçi, Buse Tosun Çavuşoğlu, Evin Demirhan Yavuz, Ali Cengiz ve Rıza Kayaalp, olimpiyat kotası almaya hak kazandı.
Grekoromen Milli Takımı, Avrupa şampiyonu oldu
Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de organize edilen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Grekoromen Mili Takımı, takım halinde şampiyon, kadınlarda ikinci, serbest stilde ise üçüncü oldu. Grekoromen Güreş Milli Takımı, 3 altın, 1 gümüş ve 2 bronz madalya kazanarak topladığı 155 puanla takım halinde Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Büyükler Avrupa Güreş Şampiyonası’nda ay-yıldızlılar, grekoromen stil, serbest stil ve kadınlarda topladığı 6 altın, 3 gümüş ve 8 bronz olmak üzere 17 madalya ile turnuvaya damgasını vurdu. Hırvatistan’da 9 milli güreşçi finalde mücadele ederken; Taha Akgül, Feyzullah Aktürk, Yasemin Adar Yiğit, Rıza Kayaalp, Adem Burak Uzun ve Burhan Akbudak, altın madalya kazandı. Rıza Kayaalp 12, Taha Akgül 10, Yasemin Yiğit Adar 6. kez Avrupa şampiyonluğuna imza attı.
Milli cimnastikçilerden, Avrupa Şampiyonası’nda 2 altın, 2 gümüş madalya
Antalya’da düzenlenen Artistik Cimnastik Avrupa Şampiyonası’nda milli sporcular 2 altın, 2 gümüş madalya kazandı. Ferhat Arıcan, Adem Asil, Ahmet Önder, Mehmet Ayberk Koşak, Kerem Sener ve Hasan Bulut’tan oluşan Erkek Milli Takımı bireysel alet elemeleri sonucunda takım sıralamasında ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Halka aleti finalinde Adem Asil 14.933 puanla altın madalya ve genel tasnif finalinde 84.965 puanla altın madalya, paralel bar aleti finalinde Ferhat Arıcan 14.933 puan alarak gümüş madalya elde etti.
3. Avrupa Oyunları’nda 38 madalya ile rekor
Polonya’nın ev sahipliğinde yapılan 3. Avrupa Oyunları’nda milli sporcular, 9’u altın toplamda 38 madalya kazandı. Oyunlarda 103’ü kadın, 90’ı erkek olmak üzere 193 sporcuyla rekor sayıda katılım sağlayan ay-yıldızlılar, 19 branşta mücadele ederken, 9’u altın, 9’u gümüş, 20’si bronz olmak üzere 38 madalya elde etti. Boksta 6, atıcılıkta 1 sporcu olmak üzere toplamda 7 sporcu 2024 Paris Olimpiyatları’na kota aldı.
Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu’ndan altın madalya
3. Avrupa Oyunları’nda milli boksörler Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu başarıları burada da sürdürdü. 66 kiloda ringe çıkan Busenaz Sürmeneli, finalde Belçikalı rakibini yenerek altın madalya kazandı. 50 kiloda mücadele eden Buse Naz Çakıroğlu da finalde Fransız rakibini mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.
Mete Gazoz dünya şampiyonu
Dünya Okçuluk Şampiyonası, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlendi. Turnuvada Türkiye’yi temsil eden Mete Gazoz, erkekler klasik yay kategorisi finalinde Kanadalı Eric Peters ile karşı karşıya geldi. Rakibini 6-4 mağlup eden Gazoz, altın madalyayı boynuna taktı. Dünya 1 numarası olan 24 yaşındaki milli okçu, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları kotası da elde etti. Gazoz bu başarılarıyla Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından klasik yay kategorisinde 2023 yılının en iyi okçusu seçildi.
Merve Dinçel dünya şampiyonu
26. Dünya Tekvando Şampiyonası, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. Milli tekvandocu Merve Dinçel, altın madalya kazanarak dünya şampiyonu oldu.
Kadınlar 49 kiloda mücadele eden Dinçel, finalde Tayland’dan Panipak Wongpattanakit’i 2-1 yenerek şampiyon oldu.
Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Crystall Holl’de düzenlenen 26. Dünya Tekvando Şampiyonası’nda, milli tekvandocu Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı. Turnuvada erkekler 63 kiloda mücadele eden Hakan Reçber, finalde Tayland’dan Banlung Tubtimdang’i 2-1 yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Kadınlar 63 kiloda mücadele eden Nafia Kuş da finalde Özbekistan’dan Svetlana Osipova’yı da 2-1’le geçerek altın madalya aldı.
Şahika Ercümen’den rekor
Milli sporcu Şahika Ercümen Hatay Yayladağı ilçesinde paletsiz değişken ağırlık kategorisinde dünya rekoru kırdı. Ercümen, paletsiz değişken ağırlık kategorisinde Lena Balta’nın elinde bulundurduğu 105 metre dünya rekorunu 106 metrelik performansıyla geliştirdi.
Şampiyonlar Ligi’ni İstanbul’da Manchester City kazandı
İstanbul’da düzenlenen UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nde Inter ile Manchester City karşı karşıya geldi. Manchester, müsabakadan 1-0 galip ayrıldı ve kupayı kazandı. Tarihinde ikinci kez final oynama başarısı gösteren İngiliz ekibi, bu organizasyonda ilk şampiyonluğunu elde etti. 2005 yılında Liverpool’un, Milan’ı eleyerek ulaştığı şampiyonluğun ardından Atatürk Olimpiyat Stadyumu da ikinci kez bu organizasyona ev sahipliği yaptı.
Manchester City, 2023’ü 5 kupayla kapattı
Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen FIFA Kulüpler Dünya Kupası finalinde UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonu Manchester City ile Copa Libertadores şampiyonu Fluminense karşı karşıya geldi. Rakibini 4-0 mağlup eden İngilizler, 2023 yılında 5. kupasını kazandı. Maviler, yıl içerisinde İngiltere Premier Lig, FA Cup, UEFA Şampiyonlar Ligi kupası ve UEFA Süper Kupa’yı müzesine götürmeyi başardı.
Sevilla, 7. kez Avrupa Ligi’nde şampiyon
UEFA Avrupa Ligi finalinde İspanyol ekibi Sevilla ile İtalyan temsilcisi Roma, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Normal süresi 1-1 eşitlikle biten müsabakada Sevilla, seri penaltı atışları sonunda rakibine üstünlük sağlayarak kupayı 7. kez müzesine götürdü. UEFA Avrupa Ligi’nde 7 kez final oynayan İspanyol ekibi, hepsinde de kupa sevinci yaşamayı başardı.
UEFA Avrupa Konferans Ligi şampiyonu West Ham
UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’nde İtalya ekibi Fiorentina ile İngiliz temsilcisi West Ham United, Çekya’nın Başkent’ti Prag’daki Eden Arena’da mücadele etti. İlk yarısında gol sesinin çıkmadığı müsabakayı West Ham United, 90. dakikada Jarrod Bowen’ın kaydettiği golle 2-1 kazandı ve bu yıl ikincisi düzenlenen kupayı müzesine götüren takım oldu.
Ballon d’or ödülü Messi’nin
2023 Ballon d’Or (Altın Top) ödülünün sahibi Arjantinli yıldız Lionel Messi oldu. 36 yaşındaki futbolcu, 2022 Dünya Kupası’nda elde ettiği şampiyonluğun ardından, bu ödüle kariyerinde 8. kez ulaştı. Arjantinli futbolcu, daha önce 2009, 2010, 2011, 2012, 2015, 2019 ve 2021 yıllarında da bu ödülü kazanmayı başarmıştı.
Kadınlar Dünya Kupası’nda şampiyon İspanya
Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ev sahipliğinde 20 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında yapılan 2023 FIFA Kadınlar Dünya Kupası’nın finali İspanya ile İngiltere arasında oynandı. Avustralya Stadyumu’ndaki finali 1-0’lık sonuçla kazanan İspanya şampiyon oldu. Dünya Kupası’nı kazanan İspanyollar, tarihinde ilk kez bu sevinci yaşadı.
Real Madrid Euroleague’i kazandı
THY Euroleague Final-Four finalinde Yunanistan ekibi Olympiakos ile İspanya temsilcisi Real Madrid karşı karşıya geldi. Maçın bitimine 3.1 saniye kala Sergio Llull’un basketi ile öne geçen Madrid, maçı 79-78 kazanarak şampiyonluğa ulaştı. Real Madrid, bu galibiyetle Euroleague’deki 11. şampiyonluğunu kazandı.
NBA’de Denver Nuggets şampiyon oldu
NBA finalinde Denver Nuggets ile Miami Heat karşı karşıya geldi. Final serisini 4-1 yapan Denver, 2022-2023 sezonunu şampiyon olarak tamamladı. NBA’de 47. sezonunu geçiren Denver, ilk kez şampiyonluğa ulaştı. Denver’in yıldız oyuncusu Nikola Jokic de finallerin en değerli oyuncusu ödülünün (MVP) sahibi oldu.
Basketbolda dünya şampiyonu Almanya
Filipinler, Japonya ve Endonezya’nın ortaklaşa düzenlediği 2023 FIBA Dünya Kupası’nda final karşılaşması Almanya ile Sırbistan arasında Mall of Asia Arena’da oynandı. Almanya, parkeden 83-77’lik skorla galip ayrıldı ve bu sonuçla tarihinde ilk kez Dünya Kupası’nı kazandı.
Kadınlarda kazanan Belçika
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki Arena Stozice’de yapılan 2023 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası finalinde Belçika ile İspanya karşılaştı. Belçika müsabakayı 64-58 kazanarak tarihindeki ilk Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. Belçika’da Emma Meesseman, turnuvanın En Değerli Oyuncusu (MVP) seçildi.
Formula 1’de şampiyon Max Verstappen
Formula 1’de Red Bull’un Hollandalı pilotu Max Verstappen üst üste 3. kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Şampiyonayı açık ara önde götüren Hollandalı sürücü, 2021 ve 2022 yıllarından sonra üst üste 3. kez şampiyon oldu.
Fransa Açık’ta şampiyon Novak Djokovic
Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen sezonun ikinci grand slam tenis turnuvası Roland Garros’da (Fransa Açık) şampiyon Sırp raket Novak Djokovic oldu. Djokovic, finalde Norveçli Casper Ruud’u 3-0 ile geçti. Sırp raket, 23. şampiyonluğuna ulaşarak grand slam turnuvasını en fazla kazanan tenisçi rekorunu kırdı.
Wimbledon erkeklerde Carlos Alcaraz, Kadınlarda Marketa Vondrousova
sezonun 3. grand slam tenis turnuvası Wimbledon’ın tek erkekler finalinde Sırp Novak Djokovic ile İspanyol Carlos Alcaraz karşı karşıya geldi. Alcaraz, Sırp tenisçiyi 3-2 yendi ve ilk şampiyonluğunu ilan etti. Turnuvanın tek kadınlar finalinde ise Tunuslu raket Ons Jabeur’ü 2-0 ile geçen Çek raket Marketa Vondrousova şampiyon oldu. 24 yaşındaki sporcu, rakibini 6-4, 6-4’lük setler sonunda 2-0’la yenerek kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğunu elde etti.
2023 yılında spor camiasının acı kayıpları
2023 yılı, spor camiasından birçok önemli ismi hayatını kaybetti. Futboldan, basketbola, güreşten boksa kadar birçok alanda adını tarihe kazıyan ünlü sporcular hayata gözlerini yumdu.
Depremde birçok sporcu hayatını kaybetti
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da enkaz altında kalan Hatayspor’un Ganalı futbolcusu Christian Atsu vefat etti. Atsu’nun cenazesi 12 gün sonra enkazdan çıkartıldı.
Hatayspor Sportif Direktörü Taner Savut, Yeni Malatyaspor kalecisi Ahmet Eyüp Türkaslan’ın da enkazda cansız bedenlerine ulaşıldı.
Turnuvaya katılmak için Adıyaman’da bulunan Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin kız ve erkek voleybol takımından 12-14 yaşlarında 25 öğrenci, 9’u veli, 2’si antrenör, 3 öğretmenden oluşan 39 kişilik kafilenin tamamı hayatını kaybetti.
Depremde hayatını kaybeden diğer sporcular şöyle:
Cemal Kütahya (Hentbol A Milli Takımı kaptanı), Nilay Aydoğan (Çankaya Üniversitesi), Uğur Kurt, Taner Kahriman, Hakan Doğan, Saruhan Bolat ve Burhanettin Sever (Kahramanmaraş İstiklalspor), Mehmet Can Ağırbaş (Malatya Büyükşehir Belediyesi) Milli voleybolcular Emincan Kocabaş ve Murat Çiloğulları, Gizem Harmankaya (Turgutlu Belediyesi Espor), Halil İbrahim Ölmez (İskenderunspor atletik performans antrenörü), Gözde Öztürk, Dilek Mucuk, Ahsen Baş (Hatay Voleybol Takımı), Merinos voleybolcusu Betül Çoban Çakır ve eşi Bedrettin Çakır, Onur Akdeniz (Hatayspor malzemecisi), Mustafa Abak (Şanlıurfa Gençlikspor’un antrenörü, TÜFAD Şanlıurfa 2. Başkanı), Yağız Uçurum ve Yağmur Uçurum (Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü), Burak Duraltı (İskenderunspor U18), Bedir Terlik, Hasan Ekşi (Üzumdalı Gençlik ve Spor Kulübü) Semanur Baysal (Türkiye Binicilik Federasyonu lisanslı sporcusu), Eray Şimşek, Mehmet Emin Eskisarılı, Ali Gürsoy, Ahmet Taş ve Aslan Ekiz (Kahramanmaraş BB Güreş Takımı), Verda Demetgül (Hatayspor Kadın Futbol Takımı), Elif Berra Uzun (5 Ocak Demirspor), Buse Coşkun (Beykentspor), Eda Püsküllü, Nurgül Özdemir (Hatayspor altyapı futbolcusu), İranlı Mehdi Saedavi, Hamed Matroudi, Muhammed Rıza Mir Ahmadi ile Kamerunlu Elvis Nkam Teneng (Malatya Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı), Mehmet Akan (Adıyaman Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Arif Özdemir (Hatay Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Adem Şahan (B Klasman Yardımcı Hakemi, TFFHGD Kahramanmaraş Şube Başkanı) Furkan Kürşad Demir (Kahramanmaraş il hakemi), Cevdet Karakurt (İl gözlemcisi), Cevher Çakmak ve Ceren Çakmak (Hatay aday hakemi), Hasan Bihan (Hatay il hakemi) Eyyub Saydam (Bölgesel yardımcı hakem), Nuri Gülen (Hatay il gözlemcisi), Yakup Yel (Kahramanmaraş eski il hakemi), Cemil Can (Hatay eski il hakemi), Kemal Torun ve Soner Koyuncuoğlu (Hatay ili eski gözlemcileri), Uğur Fırat Karaca (Hatay eski il temsilcisi), Mehmet Öztürk (Hatay ASKF Başkanı ve TFF Amatör Kurul Üyesi)
Julia Ituma otelde ölü bulundu
CEV Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçında Eczacıbaşı Dynavit ile Burhan Felek Spor Salonu’nda karşılaşan İtalyan ekibi Igor Gorgonzola Novara’yı, Julia Ituma’nın ölümü sarstı. Takımın 18 yaşındaki oyuncusu Julia Ituma, maçın ardından konakladıkları otelin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski milli futbolcularından Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski futbolcularından ve sarı-lacivertlilerin Süper Lig’de ilk golünü kaydeden ‘Puşkaş Ergun’ lakaplı Ergun Öztuna, 85 yaşında hayatını kaybetti.
Türk futbolunun efsanevi isimlerinden olan ve ‘Dünya Kupası’nda hat-trick yapan ilk Türk futbolcu’ unvanını elinde bulunduran Burhan Sargın, 94 yaşında hayatını kaybetti.
Eski futbolcu ve teknik direktör Sakıp Özberk, 78 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Atletizm Milli Takım Antrenörü Çağrı Oflaz, geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu Başkanı Mustafa Artuç hayatını kaybetti.
A Milli Futbol Takımı’nın eski futbolcularından Galip Haktanır, 102 yaşında hayatını kaybetti.
Trabzonspor’un eski teknik direktörlerinden Ahmet Suat Özyazıcı 87 yaşında hayatını kaybetti.
Beşiktaş Futbol Özkaynak Düzeni İdari Menajeri ve eski futbolcu Suat Taştan hayatını kaybetti.
Bir dönem MHK ve TFF Yönetim Kurulu üyesi olan efsane hakem Özcan Gürkaynak hayatını kaybetti.
Fenerbahçe ve Samsunspor formaları giyen eski futbolcu Ümit Birol, geçirdiği kalp krizi sonucu 60 yaşında yaşamını yitirdi.
Eski olimpik atlet ve milli voleybolcu Yıldırım Pağda, 85 yaşında hayatını kaybetti.
2023 yılında spor dünyasında hayatını kaybeden isimler şu şekilde:
İngiliz futbolu ve Manchester United’ın efsane isimlerinden Sir Bobby Charlton, 86 yaşında yaşama gözlerini yumdu.
İtalyan efsane futbolcu ve Teknik Direktör Gianluca Vialli, 5 yıldır mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle 58 yaşında hayatını kaybetti.
İsveç’teki 1958 FIFA Dünya Kupası’nda 13 gol atan Fransız efsane futbolcu Just Fontaine, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Barcelona ve İngiltere Milli Takımı eski teknik direktörü Terry Venables, 80 yaşında hayata gözlerini yumdu.
İngiliz ekibi Tottenham’ın altyapısından yetişen ve son olarak ABD’de Charlotte FC forması giyen 25 yaşındaki İngiliz futbolcu Anton Walkes, geçirdiği tekne kazasında hayatını kaybetti.
Fransız futbolunun ve Nantes kulübünün efsanesi Robert Budzynski 83 yaşında hayatını kaybetti.
Bir dönem Barcelona forması giyen ve Brezilya lig tarihinin en çok gol atan oyuncusu unvanına sahip olan efsane futbolcu Roberto Dinamite, 68 yaşında vefat etti.
İskoçya’nın köklü ekiplerinden Glasgow Rangers’ın efsanevi isimlerinden olan Jim Forrest 79 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Formula 1’de iki zaferi bulunan Fransız sporcu Jean-Pierre Jabouille hayatını kaybetti.
İhlas Haber Ajansı (İHA) Spor Servisi’nin belirlediği yılın enleri şöyle:
Türkiye’de yılın sporcuları ve yılın takımı
Yılın Erkek Futbolcusu: Mauro Icardi
Yılın Çıkış Yapan Futbolcusu: Arda Güler
Yılın Erkek Takım: Galatasaray
Yılın Kadın Takımları: A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Fenerbahçe Kadın Basketbol Takım
Yılın Kadın Sporcuları: Buse Tosun Çavuşoğlu ve Nafia Kuş
Yılın Federasyon Başkanı: Mehmet Akif Üstündağ
Yılın Antrenörü: Daniele Santarelli
Yılın Engelli Sporcusu: Kübra Korkut
Yılın Özel Takımı: Down Sendromlu Futsal Milli Takımı ve Golbol Kadın Milli Takımı
————————————————————————————-
Dünyada yılın sporcuları ve yılın takımı:
Yılın Erkek Sporcusu: Erling Haaland
Yılın Kadın Sporcusu: Aitana Bonmatí Conca
Yılın Takımı: Manchester City
Yılın Antrenörü: Pep Guardiola
Yılın Çıkış Yapan Sporcusu: Alperen Şengün – İSTANBUL
]]>Türkiye’de ve dünyada ‘Ampute Messi’ olarak tanınan Dünya ve Avrupa şampiyonu Ampute Futbol Milli Takımı’nın başarılı sporcusu Barış Telli, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.
Ampute Milli Takımı olarak 2024 yılında Fransa’da düzenlenecek olan Avrupa şampiyonasının hazırlıklarına önümüzdeki ay başlayacaklarını aktaran Barış Telli, “Ampute Futbol Süper Ligi şu an devam ediyor. 2024 yılının mayıs ayında Avrupa şampiyonası Fransa’da düzenlenecek. 12-20 Ocak arasında milli takım kampımızda hazırlıklarımız başlıyor ve daha sonrasında mayıs ayında şampiyonaya katılacağız” diye konuştu.
“Ampute Futbol Milli Takımı olarak, dünyada söz sahibiyiz”
Genç ampute futbolcuların pes etmeden çalışmaya devam ederlerse başarılı olacaklarına inandığını belirten Telli, “Biz, Ampute Futbol Milli Takımı olarak dünyada söz sahibiyiz. Ampute futbolunda gençlerimiz alttan geliyor, liglerimizde oynuyor. Onlar hiçbir zaman pes etmeden, ağabeylerini örnek alıp, her gün ekstra antrenman yaparlarsa, milli takımımızı temsilen şampiyonalarda yer alacaklarına inanıyorum ve destekliyorum” ifadelerini kullandı.
“Bedenim izin verirse 50 yaşıma kadar spor yaparım”
Barış Telli, ‘2023 yılı senin açından nasıl geçti?’ sorusuna ise, “Ben 2023’ü ıssız adada geçirdim. Aslında adadaki amacım, ‘Ben pes etmeden bu mücadelemi veriyorsam, siz de pes etmeyin’ mesajını vermekti. Bunları yansıttığım için ne mutlu bana. Daha sonra geldim hemen liglerimiz başladı. Şu an ODTÜ Takımı’nda oynuyorum. Maçlarımız devam ediyor. Şampiyonluk hedefimizi de devam ettiriyoruz. Hafta sonu tekrar maçımız var. Benim açımdan yeter ki spor olsun, futbol, cimnastik, atletizm fark etmiyor. Çünkü atletizmde de Avrupa ikinciliğine kadar uzanmış bir sporcu olarak spor yapmaktan çok mutluyum. Bedenim izin verirse 50 yaşıma kadar spor yaparım, hiç gocunmam” yanıtını verdi.
“A Milli Takım’ın, Avrupa şampiyonasında başarılı olacağına inanıyorum”
Vincenzo Montella yönetiminde EURO 2024’e katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımı hakkında da konuşan Telli, “Şu anki jenerasyon müthiş gidiyor. Birlik ve beraberlik olduğu sürece bu başarının da devam edeceğine inanıyorum. Avrupa şampiyonasında bizi en iyi şekilde temsil edip, sonunda da kupa neden olmasın? Avrupa şampiyonluğunu biz A Milli Takım’la neden yaşamayalım? Bunu yaşayacağımızı umut ediyorum. Bizler başardık, sıra onlarda. İnşallah onların da elinden gelen her şeyi yapıp, başaracaklarına inanıyorum. O mutluğu birlikte yaşayacağımızı umut ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“Hayat hikayem insanlara umut olabiliyorsa ne mutlu”
Barış Telli, 23 Şubat 2024’te vizyona girecek hayat hikayesinin anlatıldığı ‘Hayatla Barış’ filmiyle ilgili de, “Gelecek kaygısı olan bütün öğrencilerimize, kardeşlerimize ilham olsun diye böyle bir filmi sinemaya aktarmış olduk. ‘Hayatla Barış’ adında. İsmi de çok güzel. Filmde tamamen benim hayat hikayem baz alındı. Benim için çok gurur verici. Biz bu filmi sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya izletmek istiyoruz. Başta Cristiano Ronaldo, Lionel Messi gibi yıldız futbolculara kadar ulaştıracağız. Zaten benim lakabım da Messi. Benim hayat hikayem insanlara umut olabiliyorsa ne mutlu. İnsanlar, hayat kaygılarından vazgeçip, pes etmeden mücadele ederse istedikleri başarıyı elde edeceklerinden şüphem yok. Bize ilham sağlamayı devam ettirmek kalıyor” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>





















