Gazze’de – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Mon, 22 Jul 2024 09:00:28 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İsrail’in Gazze’deki savaş suçları AA belgeseliyle ortaya çıktı https://www.haber28.com.tr/israilin-gazzedeki-savas-suclari-aa-belgeseliyle-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/israilin-gazzedeki-savas-suclari-aa-belgeseliyle-ortaya-cikti/#respond Mon, 22 Jul 2024 09:00:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26930 Anadolu Ajansının (AA) İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarını tüm açıklığıyla ortaya koyan “Kanıt” belgeselinin lansmanı, İngiltere Parlamentosu’nun ev sahipliğinde yapıldı.

Parlamentonun Jubilee Salonu’nda gerçekleştirilen tanıtıma Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, Lordlar Kamarası Üyesi Qurban Hussain, İşçi Partisi milletvekili Khalid Mahmood ve Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktör Yardımcısı Aya Majzoub ile çok sayıda davetli katıldı.

Kanıt belgeselinin lansmanında konuşan Büyükelçi Ertaş, AA’nın Türkiye’nin en güçlü markalarından biri olarak haber alanında küresel bir güç haline geldiğini ifade etti.

AA Genel Müdürü Karagöz’e AA muhabirlerinin tüm dünyada yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür eden Ertaş, belgeselin Gazze’de yaşananları anlatan güçlü bir çalışma olduğunu söyledi.

Ertaş, “İşgal altındaki Filistin topraklarındaki acı 200 gündür devam ediyor. 7 Ekim’e verilen karşılık Gazze’de modern zamanlarda gördüğümüz en büyük insan yapımı krize yol açtı. Daha önce görülmemiş bir yıkım gözlerimizin önünde yaşanıyor. Yaşanan can kayıplarının büyük bölümünü kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bir jenerasyon yok oluyor.” diye konuştu.

Açlığın ve tedarik edilmeyen su, elektrik ve yakıtların da ölüme sebep olduğunu anlatan Ertaş, “Gazze’deki günlük ortalama ölüm sayısı 21’inci yüzyıldaki tüm diğer çatışmalardan daha fazla. Bunun yanında Batı Şeria’da da yasa dışı Yahudi yerleşimci şiddeti 7 Ekim’den bu yana artıyor.” dedi.

Ertaş, uluslararası toplumun 200 günü aşkın süredir akan kanı durduramadığına da işaret ederek acil ve kalıcı ateşkesin bu kanı durduracak ve kalıcı çözüme gidecek en önemli yol olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’nin Gazze’ye yapılan insani yardımlarda lider ülkelerden olduğunu söyleyen Ertaş, 45 bin ton yardımın bölgeye sevk edildiğini, 900’ün üzerinde kişinin de tedavi için transfer edildiğini anlattı.

Ertaş, 1967 sınırları ile Doğu Kudüs’ün Filistin başkenti olduğu iki devletli çözümün kalıcı barış için önemine de vurgu yaparak sorumluların adalet karşısına çıkarılması ve kurallara dayalı düzene inancın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Hiçbir ülke dokunulmaz değildir.” diyen Ertaş, uluslararası hukukun herkes için geçerli olduğunu belirtti.

AA’ya Kanıt belgeseli için teşekkür eden Ertaş, Gazze’de yaşananları haberleştiren tüm AA çalışanlara da teşekkürlerini iletti.

“Geçtiğimiz 6 ay içinde 140 gazeteci Gazze’de görev yaparken öldürüldü”

AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Karagöz, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana yaşananların uluslararası manşetlere taşındığını ve herkesin dikkatini çektiğini, uluslararası toplumun Filistin ve İsrail yanlısı olarak iki gruba bölündüğünü ifade etti.

“Ben bir politikacı değilim. Yargıç ya da hukuk uzmanı da değilim. Ben bir gazeteciyim.” diyen Karagöz, Londra’ya siyasi gündemle gelmediğini, hakikatin yanında olduğunu dile getirdi.

Karagöz, “Bugün buraya onurlu mesleğim olan gazeteciliğe karşı sorumluluklarımı yerine getirmek için geldim.” dedi.

Gazetecilerin toplumun ruhu olduğunu ve Gazze halkının başına gelenleri izlerken ruhunun huzursuz olduğunu söyleyen Karagöz, şunları kaydetti:

“İsrail ordusunun saldırılarının doğrudan sonucu olarak 35 binden fazla Filistinli öldürüldü. Bu ölümlerin 24 bini kadın ve çocuklardan oluşuyor. Tehlikeli koşullara rağmen cesur gazeteciler savaş sisi altında küresel izleyicilere gerçekleri aktarmak için çalışmaya devam ediyor. Geçtiğimiz 6 ay içinde 200 insani yardım çalışanı ve 140 gazeteci Gazze’de görev yaparken öldürüldü.”

Karagöz, Gazze’de öldürülen gazetecilerden birinin, AA’nın Gazze’de görev yapan kameramanı Muntasır es-Savvaf olduğunu belirterek, “Birçok insan için o sadece bir istatistik olacak. Benim için ise Muntasır bir kahraman. Gerçeği korumak ve anlatılmamış hikayeleri anlatmak için en büyük fedakarlığı yaptı.” dedi.

AA’nın, binlerce saatlik gazeteciliği, “Kanıt” adını verdiği belgeselde derlediğine işaret eden Karagöz, her suçun ardında bir kanıt bıraktığını, kovuşturma için kanıtların gerekli olduğunu ifade etti.

Karagöz, son zamanlarda uluslararası toplumdan İsrail hükümetinin Gazze’de soykırım yaptığına dair pek çok suçlama geldiğine işaret ederek soykırım kelimesinin hukuki bir terim olduğunu vurguladı.

Soykırım Sözleşmesi’nin bu terimi “ulusal, etnik, ırksal ya da dini bir grubu kısmen ya da tamamen yok etmek amacıyla işlenen fiiller” olarak tanımladığına işaret eden Karagöz şunları kaydetti:

“Peki Gazze’de bir soykırım suçu var mı? Daha önce de belirttiğim gibi, ben bir hukuk uzmanı değilim ve bu kararı verecek yetkinliğe sahip değilim. Ancak bir gazeteci olarak hukuk uzmanlarına gerçekleri sunmaya hazırım.”

AA’nın “Kanıt” kitabı UAD’de soykırım kanıtı olarak kullanıldı

Karagöz, AA olarak 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze, İsrail ve bölgenin dört bir yanından olayları yakından takip ettiklerini ve “Kanıt” isimli kitap hazırladıklarını anlattı.

Kitabın, uluslararası toplumu gerçekler hakkında bilgilendirmek ve gelecek nesillere tarihi bir kayıt bırakmak amacıyla hazırlandığını vurgulayan Karagöz, “Bu kitaptaki görüntüler, Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika tarafından İsrail’e karşı açılan davada soykırım kanıtı olarak kullanılmıştır.” dedi.

Karagöz, “Kanıt” belgeselinin de 2,5 ayda tamamlandığını ve Lübnan, İsrail, İtalya, ABD ve İngiltere’de çekildiğini belirterek, belgeselde yer alan Gazze görüntülerinin tamamının, ajansın kendi personeli tarafından çekildiğinin altını çizdi.

Belgesele dünyaca ünlü birçok uzman ve uluslararası kuruluş temsilcisinin katkıda bulunduğunu bildiren Karagöz, “İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü, Birleşmiş Milletler ve Situ Studios gibi uluslararası insan hakları örgütleri ve kurumları en önde gelen katkı sağlayıcılardır.” diye konuştu.

Karagöz, belgeselin yönetmeni Atakan Kerküklü ve Baş Yapımcı Abdulkadir Karakelle’yi bu anlamlı çalışmanın ortaya çıkmasında gösterdikleri muazzam çaba için tebrik ederek, şunları kaydetti:

“Ayrıca, bizleri parlamentoda ağırlayan milletvekili Tahir Ali’ye ve bu etkinliğin düzenlenmesine yardımcı olan Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’a teşekkür ediyorum. Anadolu Ajansı olarak gerçeği dile getirme görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. Bu gerçek bazıları için sakıncalı olsa bile. İnanıyorum ki er ya da geç herkes bu belgeseli izleyecek çünkü gerçeklere ve doğrulara dayanan bu belgesel er ya da geç uluslararası adaleti sağlayacaktır.”

AA fotoğrafları beyaz fosfor bombası kullanımını belgeledi

Majzoub da konuşmasında, AA’ya Lübnan’ın güneyinde ve Gazze’de yaptığı habercilikten dolayı teşekkür ederken, insan hakları örgütlerinin savaş suçları ve diğer ihlalleri belgelerken basından faydalandığını söyledi.

AA Foto Muhabiri Mustafa Haruf’un İsrail’in kullandığı mühimmata ilişkin fotoğraflarının beyaz fosfor gazı kullanımını ispatlamak açısından önemli olduğunu kaydeden Majzoub, “O fotoğraflar, İsrail ordusunun Gazze’deki yerleşim yerlerinde beyaz fosfor bombası kullanmasına ilişkin çalışmamızı hazırlamamızda kilit bir rol oynadı.” dedi.

Majzoub, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir Reuters çalışanının hayatını kaybettiği, altısının da yaralandığı saldırısına ilişkin raporu hazırlarken de gazetecilerin çalışmalarından faydalandıklarını anlatarak, “Bu kanıtlarla yaptığımız analiz sonucunda saldırının sivillere yönelik direkt bir saldırı olduğu ve bir savaş suçu olarak ele alınması gerektiği sonucuna vardık.” diye konuştu.

İsrail’in gazetecilere yönelik saldırılarının savaş suçlarına ilişkin kanıtları elde etmeyi de zorlaştırdığının altını çizen Majzoub, AA’nın çalışmalarının savaşın vahşetini ortaya koyan çok sayıda kanıt elde etmeyi sağladığına vurgu yaptı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/israilin-gazzedeki-savas-suclari-aa-belgeseliyle-ortaya-cikti/feed/ 0
İrlandalı Gazeteci, AB Komisyonu Başkanı von der Leyen’i İsrail’in Gazze’deki Soykırımına Destek Vermekle Suçladı https://www.haber28.com.tr/irlandali-gazeteci-ab-komisyonu-baskani-von-der-leyeni-israilin-gazzedeki-soykirimina-destek-vermekle-sucladi/ https://www.haber28.com.tr/irlandali-gazeteci-ab-komisyonu-baskani-von-der-leyeni-israilin-gazzedeki-soykirimina-destek-vermekle-sucladi/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:01:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25007 İrlandalı gazeteci-yazar David Cronin, hakkında “vatandaş tutuklaması” girişiminde bulunduğu Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in İsrail’in Gazze’deki soykırımına destek verdiğini savunarak, “Bence Ursula von der Leyen’in aslında gerçek otoriteler tarafından tutuklanması gerek.” dedi.

Cronin, von der Leyen’e yönelik girişiminin ardından AA muhabirine değerlendirme yaptı.

Avrupa’da silah endüstrisinin güçlendirilmesiyle ilgili konferansa davet edildiğini ve von der Leyen’in konuşmacı olduğunu gördüğünde tepki vererek Gazze’deki durumu dile getirmesi gerektiğini düşündüğünü anlatan Cronin, “Sabah uyandığımda aldığım ilk mesaj Gazze’nin merkezindeki El-Magazi mülteci kampında yaşayan bir gazetecidendi. Önceki gün bir grup çocuğun oyun oynarken İsrail tarafından öldürüldüğüyle ilgili bu mesajı gördüğümde bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim. Ursula von der Leyen’e Gazze’de devam eden soykırımın ilk aşamalarında İsrail’i tam olarak desteklemesi nedeniyle bir tavır göstermem gerekiyordu.” diye konuştu.

Cronin, eylemi karşısında von der Leyen’in hiçbir tepki vermediğini belirterek, “Çok profesyoneldi. Çok sakindi. Yüzünde hiçbir duygu belirmedi.” dedi.

İrlandalı gazeteci, güvenlik görevlilerinin ise kendisine nazik davrandığını söyledi.

“İsrail’e zaman kazandırdı” yorumu

Cronin, von der Leyen’in “soykırıma ortak olduğu” yönündeki fikrini şöyle gerekçelendirdi:

“Von der Leyen, (Ekim 2023’te) İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın Gazze’deki Filistinlileri ‘hayvan’ olarak tanımladığı, gıda, yakıt ve elektriği keseceğini açıkladığı sırada, bazı üst düzey İsrailli liderleri ziyaret etti. Aslında İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’la, Gazze’de masum insan olmadığını iddia etmesinden bir gün sonra görüştü.”

Gazze’de soykırımın önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı alan Uluslararası Adalet Divanının, Gallant ve Herzog’un ifadelerini soykırım niyeti delili olarak gösterdiğini belirten Cronin, “Von der Leyen bu açıklamaları onaylamadığını ifade etmedi.” dedi.

Cronin, “Bunu yaparak İsrail’e çok değerli bir zaman kazandırdı. İsrail’in gerçek bir uluslararası baskıya maruz kalmadan katliam yapması için çok değerli zamanı kazanmasına izin verdi.” değerlendirmesini yaptı.

Blair ve Lieberman’a da yapmıştı

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve eski İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’a yönelik de “vatandaş tutuklaması” girişiminde bulunduğu hatırlatılan Cronin, bunlara ilişkin anılarını şöyle anlattı:

“Irak’ın yasa dışı işgalindeki rolü nedeniyle Blair’ı 2010’da vatandaş olarak tutuklamaya çalıştım. Ertesi yıl, dönemin İsrail dışişleri bakanı olan Avigdor Lieberman’ı apartheidla suçlayarak tutuklamaya çalıştım. İlginçtir ki Lieberman, o zamanlar İsrailli politikacıların en aşırısı olarak kabul ediliyordu ama o zamandan bu yana yerine daha da aşırı sağcı politikacılar geldi.”

Cronin, bu eylem türünün uzun yıllar önce İngiltere’de ortaya çıktığını belirterek, şunları kaydetti:

“Aslında temel fikir şu, polis belirli suçlulara karşı harekete geçemiyorsa veya buna istekli değilse, o zaman vatandaşlar harekete geçme yetkisine sahip olur. Ben de öyle yaptım. Bence Ursula von der Leyen’in aslında gerçek otoriteler tarafından tutuklanması gerek. Ekim ayındaki İsrail ziyaretiyle açıkça Gazze’de soykırımı mümkün kıldı ve daha sonraki açıklamalarıyla Gazze’de soykırım yaparken İsrail’e de tam desteğini yineledi.”

Cronin’in girişimi

“Electronic Intifada” internet sitesinin editörlerinden, İsrail-Filistin meselesiyle ilgili kitaplarıyla da bilinen Cronin, Brüksel’de düzenlenen “Avrupa Savunma ve Güvenlik Zirvesi”nde von der Leyen’in konuşmak için sahneye çıktığı sırada, yerinden kalkarak yüksek sesle açıklamalar yapmıştı.

“Özgür Filistin” sloganı atan Cronin, şunları söylemişti:

“Bayan von der Leyen, bu bir vatandaş tutuklamasıdır. Gazze’deki soykırıma yardım etmekle suçlanıyorsunuz. Bu soykırımın başlangıcında İsrail’e tam desteğinizi ifade ettiniz. Ellerinizde Filistinli çocukların kanı var. Siz bir suçlusunuz, Bayan von der Leyen. Burada olmamalı, Lahey’de olmalısınız. Seçimlerde yeniden aday olmamalısınız.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/irlandali-gazeteci-ab-komisyonu-baskani-von-der-leyeni-israilin-gazzedeki-soykirimina-destek-vermekle-sucladi/feed/ 0
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı: Gazze, Suriye, Arakan ve Keşmir’de insan hakları ihlalleri var https://www.haber28.com.tr/tbmm-adalet-komisyonu-baskani-gazze-suriye-arakan-ve-kesmirde-insan-haklari-ihlalleri-var/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-adalet-komisyonu-baskani-gazze-suriye-arakan-ve-kesmirde-insan-haklari-ihlalleri-var/#respond Tue, 09 Jul 2024 05:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24390 TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, “Geçmişte Cezayir’de, Srebrenitsa’da, Hocalı’da, Kosova ve Irak’ta yaşananları henüz unutmamışken günümüzde Gazze’de, Suriye’de, Arakan’da, Keşmir’de, Doğu Türkistan’da ezilen halklara yönelik ciddi insan hakları ihlalleri olduğunu üzülerek müşahede ediyoruz.” dedi.

Yüksel, OSTİM Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen “Geçmişten Günümüze Ezilen Halklar Konferansı”nda konuştu.

Dünyanın dört bir yanında haksızlığa uğrayan, baskı altında yaşayan insanların çığlıklarının duyulduğunu vurgulayan Yüksel, Gazze’de soykırımın acımasızlığı altında ezilen milyonlarca kişinin bulunduğunu belirtti.

Cüneyt Yüksel, Yemen’de, Arakan’da açlıkla boğuşan çocukların, Afrika’nın çeşitli yerlerinde de susuzlukla mücadele eden insanların yer aldığını ifade etti.

“Bir insanın hakkı gasbedildiğinde tüm insanlık incinir.” diyen Yüksel, daha adil bir dünya inşa etmek için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğinin altını çizdi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel, “Türkiye Cumhuriyeti olarak, bir avuç güçlünün değil, tüm insanlığın haklarının korunması temel şiarımızdır. Kimi zaman çaresizlik içinde kalan, kimi zaman da umutlarını yitiren bu insanlara destek olmak bizim tarihten gelen ve gözlerimizi kapayamayacağımız görevimizdir. Irk, dil, din veya coğrafya farkı gözetmeksizin, her insanın temel haklara sahip olması gerektiğine canıgönülden inanıyoruz.” dedi.

Yüksel, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilmesinin üzerinden geçen 76 yıllık sürede başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) daimi üyeleri olmak üzere, BM teşkilatının ezilen halkların haklarını güvence altına almaya yönelik taahhütlerini ihmal ettiğini, çalışmalarda sınıfta kaldığını kaydetti.

“BMGK 6 ay sonra ilk defa karar alabildi”

Arakanlı Müslümanların zulme uğradığını, Srebrenitsa katliamının yarasının hala taze olduğunu dile getiren Yüksel, Srebrenitsa’daki toplu mezarların, uluslararası ceza mahkemelerinin dikkatini çektiğini ve bu olaylarla ilgili olarak birçok kişinin yargılandığını, suçlu bulunduğunu hatırlattı.

Cüneyt Yüksel, “Geçmişte Cezayir’de, Srebrenitsa’da, Hocalı’da, Kosova ve Irak’ta yaşananları henüz unutmamışken günümüzde Gazze’de, Suriye’de, Arakan’da, Keşmir’de, Doğu Türkistan’da ezilen halklara yönelik ciddi insan hakları ihlalleri olduğunu üzülerek müşahede ediyoruz.” diye konuştu.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarının sürdüğünü anımsatan Yüksel, İsrail yönetiminin “yok etme” kastıyla hareket ettiğine dikkati çekti.

BMGK’de, Gazze’de acilen ateşkes sağlanmasını talep eden karar tasarısının ABD’nin çekimser oyuna karşı 14 “evet” oyuyla 25 Mart’ta kabul edildiğini aktaran Yüksel, şunları kaydetti:

“İnsanlığın gözü önünde yaşanan soykırıma karşı onca tepki, kan ve gözyaşından sonra sakat bırakılmış BMGK neredeyse 6 ay sonra ilk defa karar alabildi. Buna karşın son 6 aydır süren bombardımanda yavaşlama görülmüyor, ölü ve yaralı sayısında da azalma yok. İnsan haklarının eşit şekilde herkese uygulanmasına hizmet etmeyen, ezilen halkların hakkını teslim etmeyen, uluslararası barış ve güvenliği tehlikelere karşı koruyamayan BM sisteminin bu şekilde devam edebilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu devletler uzun süredir BM sisteminde kalıcı ve adil bir reformun gerçekleştirilebilmesi için çalışmalarını gerçekleştirmektedir. Nitekim, bu yönde Sayın Cumhurbaşkanı’mız da ‘Dünya beşten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını taşıyan girişimlerde bulunmaktadır.”

İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında (UAD) açılan soykırım davasının devam ettiğini hatırlatan Yüksel, UAD’deki ve Uluslararası Ceza Mahkemesindeki tüm süreçleri yakından takip ettiklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-adalet-komisyonu-baskani-gazze-suriye-arakan-ve-kesmirde-insan-haklari-ihlalleri-var/feed/ 0
İsviçreli hukukçu: İsrail, Uluslararası Adalet Divanı kararlarına uymakla sorumludur https://www.haber28.com.tr/isvicreli-hukukcu-israil-uluslararasi-adalet-divani-kararlarina-uymakla-sorumludur/ https://www.haber28.com.tr/isvicreli-hukukcu-israil-uluslararasi-adalet-divani-kararlarina-uymakla-sorumludur/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:00:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23708 İsviçreli hukukçu Philippe Currat, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail aleyhine açılan “soykırım” davasındaki ihtiyati tedbir kararlarına uymanın, “İsrail’in sorumluluğu” olduğunu söyledi.

Uluslararası ceza hukuku alanında uzmanlaşan Currat, Cenevre’de avukat olarak görev yapıyor.

Currat, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye yönelik devam eden saldırılarının hukuki boyutuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, 29 Aralık 2023’te, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine UAD’de dava açmasının ve diğer ülkelerin de bu konuda adım atmasının önemine işaret eden Currat, bunun, meselenin uluslararası hukuk boyutunda birçok aktörü ilgilendirmesine olanak tanıyacağını belirtti.

Currat, UAD’nin aldığı kararların şu an için geçici tedbirlere dayandığını ve taraflardan “her türlü soykırımın” önlenmesini talep ettiğini vurguladı.

UAD’nin kararlarını dayatma gibi bir rolünün olmadığını ve kararını uygulamanın tüm taraf ülkelerin sorumluluğunda olduğunu hatırlatan Currat, “UAD’nin kararına uymak İsrail’in sorumluluğundadır çünkü BM Şartı’nın bir parçası olan UAD tüzüğünü onaylayarak mahkemenin tüm kararlarını uygulamayı kabul ettiler.” dedi.

Currat, 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre, soykırımı önleminin tüm ülkelerin sorumluluğunda bulunduğunu, bunun uluslararası teamül hukukunun da bir parçası olduğunu kaydetti.

Soykırımın, “belirli bir grubun ulusu, etnik kökeni, ırkı ya da dini dolayısıyla bir bölümünün veya tamamının yok edilmesi niyeti” olarak tanımlandığını dile getiren Currat, “Uluslararası suç olarak kaydedilen soykırım fiillerinden biri de grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmektir. O zaman bu eylemlerin doğrudan faili olabilirsiniz ya da failin eylemleri gerçekleştirmesine yardımcı olduğunuzda suç ortağı olabilirsiniz.” diye konuştu.

“İsrail’in saldırılarını yürütme biçimi, bir grubun hayat şartlarını kasıtlı olarak kötüleştirme yönteminin parçası”

Currat, soykırımın faillerini finanse ederek, onlara silah, mühimmat veya suçun işlenmesinde kullanılabilecek diğer olanakları sağlayarak yardımcı olunabileceğini söyledi.

Mevcut durumda Gazze’de bir “soykırım” işlenip işlenmediğine ve bundan “kimin” sorumlu olup olmadığına dair kararı verme yetkisinin mahkemelerde olduğunu belirten Currat, “Ancak soykırımın biçimlerinden biri, grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarının kasten değiştirilmesi hesaplanarak uygulanmasıdır. İsrail’in saldırılarını yürütme biçimi, grubun (Filistinliler) fiziksel yıkımına yol açması hesaplanan hayat şartlarını kasıtlı olarak kötüleştirme yönteminin bir parçasıdır. Bu, insani yardım, gıda, su, ve her türlü tıbbi tedaviye erişimin kısıtlanmasıdır. Bu aynı zamanda Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin veya diğer tesislerin yok edilmesidir.” ifadesini kullandı.

“Uluslararası toplum Gazze’de yeterince çaba göstermedi”

Currat, 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in saldırılarının başlamasından bu yana “Gazze’de soykırım yapılmış olabileceğine” ilişkin işaretler olduğunu ve Gazze’de yaşananların savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.

Gazze’deki savaşın durdurulması için uluslararası toplumun gerekli adımları atmadığını belirten Currat, “Uluslararası toplum, Gazze’de yeterince çaba göstermedi. Evet, bugün olduğundan çok daha güçlü ve erken bir şeyler yapmış olmalıydık.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isvicreli-hukukcu-israil-uluslararasi-adalet-divani-kararlarina-uymakla-sorumludur/feed/ 0
Gazze’deki gazetecileri desteklemek için Londra’da duvarlara portreler çizildi https://www.haber28.com.tr/gazzedeki-gazetecileri-desteklemek-icin-londrada-duvarlara-portreler-cizildi/ https://www.haber28.com.tr/gazzedeki-gazetecileri-desteklemek-icin-londrada-duvarlara-portreler-cizildi/#respond Fri, 28 Jun 2024 04:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23186 İsrail’in saldırılarını dünyaya duyurmak için Gazze’de canı pahasına çalışan gazetecilerin portelerini Londra’nın dört bir yanındaki duvarlara çizen Creative Debuts’un kurucusu Calum Hall, “Eylem ve aciliyet eksikliğinden dolayı çok üzüldüm ve şaşkına döndüm. Bu, bizi bir şeyler yapmaya zorladı.” dedi.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarını başlattığı 7 Ekim’den bu yana Gazze’de 138 gazeteci öldürüldü.

Londra’da “dışlanmış topluluklardan sanatçılara odaklanan bir platform” olan Creative Debuts, Gazze’de olup biteni dünyaya göstermek için hayatlarını tehlikeye atan cesur gazetecileri desteklemek amacıyla yakın zamanda “Filistin Kahramanları” projesini başlattı.

Platform, Londra’da grafiti yapılmasına izin verilen alanlarda canı pahasına Gazze’de çalışan 6 Filistinli gazeteciyi (Motaz Azaiza, Bisan Owda, Hind Khoudary, Doaa Albaz, Vail ed-Dahduh and Plestia Alaqad) ve Filistinli doktorları onurlandırmak için portrelerini duvarlara çizdi.

İlk kez ocak ayında yapılan duvar resmiyle Londra sokakları, Filistin halkıyla dayanışmayı vurgulayan çeşitli sanat eserlerinin sergilendiği canlı bir tuvale dönüştü.

Platformun kurucusu Hall, kampanyanın çıkış noktasına ve amaçlarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Creative Debuts’un “dışlanmış topluluklardan sanatçılara odaklanan bir platform” olduğunu kaydeden Hall, “Toplumları bir araya getirecek diyalogları başlatmak için sanatı araç olarak” kullandıkları söyledi.

Hall, platformun “Filistin Kahramanları” (Heroes of Palestine) kampanyasını anlattı.

Gazze’de akıl almaz zorluklarla mücadele eden cesur kahramanları, yurttaş gazetecileri ve tıp uzmanlarını herkesin tanıması gerektiğini vurgulayan Hall, Gazze’de olup bitenleri telefonlardan gerçek zamanlı olarak gördüklerini dile getirdi.

Hall, portreleri çoğunlukla Londra’daki yasal grafiti alanlarında yaptıklarını belirterek, ayrıca Birmingham’ın dışındaki bir kasabada da bir portrenin bulunduğunu ifade etti.

Kamuoyunda en çok yankı uyandıran kişileri resmettiklerini kaydeden Hall, bunların Gazze’de başka insanların hayatlarını kurtarmak ve İsrail ordusunun saldırılarının dehşetini belgelemek için kendi hayatlarını tehlikeye atan doktorlar, gazeteciler ve gönüllüler olduğunu dile getirdi.

Bütün bunların arkasında uluslararası medyanın Gazze’de bulunmamasının olduğuna dikkati çeken Hall, orada bulunmalarına izin verilmemesinin çok şey anlattığını söyledi.

Hall, “Bu, insanlara görüldüklerini, sevildiklerini bilmelerini ve onların yanında olduğumuzu ve Birleşik Krallık’ta dayanışma göstermek ve farkındalık yaratmak için elimizden gelen her şeyi yaptığımızı bilmelerini sağlama girişimimizdir.” diye konuştu.

“Eylem eksikliği bizi bir şeyler yapmaya zorladı”

Hall, ” Britanya’daki insanların büyük çoğunluğu gibi ben de yalnızca hükümetimizin suç ortaklığından değil, aynı zamanda eylem ve aciliyet eksikliğinden dolayı çok üzüldüm ve şaşkına döndüm. Bu, bizi bir şeyler yapmaya zorladı.” ifadelerini kullandı.

Bu kampanyanın mükemmel bir araç olduğunu vurgulayan Hall, sokaktaki birçok insanın Gazze’de olup bitenlerin her geçen gün çok daha fazla kötüye gittiğine inanmakta zorlandığına işaret etti.

“Bu bizim bir nevi dayanışma gösterimizdi. Her şey farkındalığı arttırmak içindi.” diye konuşan Hall, insanların duvar resimlerine tepkilerinin “inanılmaz derecede olumlu” olduğunu söyledi.

Kampanyanın “insanlığa, pozitifliğe ve dayanışmaya” odaklandığını kaydeden Hall, “İnternette de bu duvar resimlerinden bazılarının hedef alındığını ve tahrip edildiğini görmüş olabilirsiniz. Bu başlı başına Gazze’de olup bitenlerin çok küçük bir örneğidir.” ifadelerini kullandı.

Hall, “Filistin Kahramanları” kampanyasının sosyal medyada en çok etkileşim alan kampanyalarından olduğunu belirtti.

Öte yandan duvar resimlerinin finansmanına yardımcı olmak için bir fonlama platformu aracılığıyla para da toplandığını kaydeden Hall, “Birçok insanın onları gerçekten desteklediğini ve nasıl destekleyebileceklerini öğrenmek istediklerini gördük. Asıl odak noktası, insanların doğrudan Gazze’ye, oradaki insanlara yardım etmek için bağışta bulunmasıdır. Ancak bu Londra’da ve Birleşik Krallık çevresinde farkındalık yaratma konusunda inanılmaz derecede etkili oldu.” diye konuştu.

Hall, Filistinli doktorların resmini duvarlara çizdiğinde bazı insanların mesajın ne olduğunu karıştırdığını belirterek, “Bu, insanların önyargılarına ışık tutuyor, ırkçılığa ışık tutuyor, Batı’nın suç ortaklığına ışık tutuyor, sömürgeci mirasa ışık tutuyor, tüm bu farklı bileşenlere ışık tutuyor. Birleşik Krallık’taki beyaz bir adam olarak ayrıcalığımı ve platformumu farkındalık yaratmak için kullanmam gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“İsrail’e silah tedarikini durdurmamız gerekiyor”

İsrail’in saldırılarını durdurması için İngiliz hükümetine çağrıda bulunan Hall, “İngiltere’ye gelince, İsrail’e silah tedarikini durdurmamız gerekiyor. Yaptırımları tartışmamız gerekiyor. Ukrayna’daki korkunç duruma ve Gazze’deki korkunç duruma baktığınızda, Rusya’ya uygulanan yaptırımların (İsrail’e) neden uygulanmadığı çok tuhaf. Eurovision’da İsrail’in olması çok tuhaf.” diye konuştu.

“Akıl dışı şiddete” maruz kalındığını, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) soykırıma ilişkin bir dava olduğunu, yardım kuruluşlarının finansmanının kesildiğini hatırlatan Hall, şöyle devam etti:

“Yardım çalışanlarının kasıtlı olarak hedef alınmasıyla karşı karşıyayız, gazetecilerin kasıtlı olarak hedef alınmasıyla karşı karşıyayız, hastanelerin, eğitim merkezlerinin, toplulukların, konutların, altyapının, her şeyin kasıtlı olarak yok edilmesiyle karşı karşıyayız. Filistin halkına yönelik kasıtlı terör eylemleri yapılıyor.”

“Dünya bunu öylece izliyor olamaz”

“Dünya bunu öylece izliyor olamaz. Bu, uluslararası hukuku gözümüzün önünde yeniden yazmaktır. Bu, savaş kurallarını da yeniden yazmaktır.” diye konuşan Hall, kendilerini inanılmaz derecede çaresiz hissettiklerini aktardı.

Hall, “İşte bu nedenle, birisinin duvar resmini yapmak, suç ortağı hükümetimizin fikirlerini değiştirmeyecek olsa da bunun yaptığı şey, Filistin’deki insanlara onların yanında olduğumuzu, onları sevdiğimizi, onları duyduğumuzu, onları gördüğümüzü göstermektir.” dedi.

İngiltere’de İsrail’in saldırıların durdurulması için düzenlenen protestolara başından beri katıldığını kaydeden Hall, “Tarih hepimizi yargılıyor ve gelecekteki benliklerimiz bize ve şu anda yaptığımız eylemlere bakıyor.” şeklinde konuştu.

Hall, söz konusu protestolara toplumun her kesiminden insanların katıldığına işaret ederek, “Politikacılarımızın ve örnek aldığımız kişilerin tarihin akışını değiştirmesinin zamanı geldi.” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gazzedeki-gazetecileri-desteklemek-icin-londrada-duvarlara-portreler-cizildi/feed/ 0
SETA, İstanbul’da “Gazze Sempozyumu” düzenledi https://www.haber28.com.tr/seta-istanbulda-gazze-sempozyumu-duzenledi/ https://www.haber28.com.tr/seta-istanbulda-gazze-sempozyumu-duzenledi/#respond Tue, 04 Jun 2024 04:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19755 Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfınca (SETA), İstanbul’da “Gazze Sempozyumu-Medya ve Toplum” başlıklı sempozyum düzenlendi.

SETA Toplum ve Medya Direktörü Faruk Taşcı moderatörlüğünde “İnsan Hakları Söylemleri: Filistin’de Çocuk Olmak” başlıklı ilk oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Abdülhakim Beki, yurt içi ve dışında sosyal hizmetle ilgili kurum ve kuruluşların, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına ve insan hakları ihlallerine sessiz kalmasını eleştirdi.

Beki, “Gazze’de çocuk olmak, tüm evrensel çocuk haklarının çiğnendiği bir yerde olmak demektir. Gazze’de çocuk olmak, güçlünün egemenliği karşısında tüm dünyanın, söylemlerden öteye geçmediğine şahit olmak demektir.” ifadelerini kullandı.

Yeryüzü Çocukları Derneği Başkanı Sümeyye Altun da “Filistinli Çocuk Olmak” başlıklı sunumunda, 1948’de başlayan işgal nedeniyle tek bir Filistin hikayesinden bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi.

Altun, 7 Ekim 2023’ten sonra Gazze’de 2 milyon kişinin zorla yerinden edildiğini, 14 bin çocuğun öldürüldüğünü, 27 çocuğun açlıktan öldüğünü, 432 okulun bombalandığını ve 31 hastanenin hizmet dışı bırakıldığını belirtti.

Filistin’de işgal altında çocuk olmanın zorluklarına değinen Altun, çocukların bitmek bilmeyen travmalarının bulunduğunu vurguladı.

Yetim Vakfı Başkanı Murat Yılmaz, Gazze’de yaklaşık 1 milyon 200 bin çocuğun sıkıştırılmış durumda, psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu aktardı.

Gazze’de 70 bin konutun yıkıldığını, kullanılmaz hale geldiğini ya da kısmi hasar gördüğünü kaydeden Yılmaz, bu nedenle oradaki çocuklara ulaşmanın da zaman alacağını ifade etti.

Yılmaz, Gazze’de çocukların “sürekli şiddet sarmalında” yaşadığını, şiddet ortamının son bulmasının ardından psikososyal destek faaliyetleri yürüteceklerini dile getirdi.

Murat Yılmaz, İsrail’in “insan haklarıyla ilgili Batı medeniyetinin oluşturduğu tüm metinlerin üzerinde postallarla gezdiğini ve bunları çöpe attığını” belirtti.

“Filistin’de Kadın Direnişi ve Dayanışma”

Moderatörlüğünü SETA Araştırmacısı Nursem Keskin Aksay’ın yaptığı “Filistin’de Kadın Direnişi ve Dayanışma” başlıklı ikinci oturumda konuşan akademisyen Nihad Abunnaser, “Siyonizm dedi ki, babalar ölür, çocuklar unutur. Babalar ve anneler yaşadıklarını her gün anlattı ve çocuklar unutmadı. Serüven Filistin’de bu şekilde devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Filistinli annelerin, çocuklarını, her gün “Korkma biz burada kalıcıyız, onlar ise gidici, o yüzden böyle yapıyorlar.” diyerek büyüttüğünü aktaran Abunnaser, “100 yıldan fazladır bu mücadeleyi veriyoruz.” diye konuştu.

Abunnaser, çocuklara uygulanan ev hapsine değinerek, evlerin asla boş bırakılamadığını söyledi.

İnsan Film Ekibi Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneğinden Tülay Gökçimen, Kudüs’te çektikleri “Biz Burada Kalacağız” belgeselinde kadınların direnişinden ilham aldığını anlatarak, “İmanlarından aldıkları güçle davalarına o kadar inanıyorlar ve o kadar iman dolular ki o imanın verdiği duruş onları çok güçlü kılıyor. Benim belgeselime isim veren de o kadınların güçlü duruşu olmuştur.” dedi.

Gökçimen, 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki kadınların direniş ve dayanışmasından anekdotlar paylaşarak, “Gazze’de şu ana kadar hiç kitlesel isyan olmadı. Bir bölgede kitlesel bir isyan yoksa o bölgede dayanışma ve direniş ruhu vardır diyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Orta Doğu araştırmacısı Kadriye Sınmaz, Filistin’deki siyasi kırılma noktalarının kadın aktivizmini dönüştürdüğünü ve kendine has yol izlemesini sağladığını söyledi.

Kadınların tarihsel süreçte “Filistin direnişine katkı sağladığını” kaydeden Sınmaz, kadınların, direnişin dünyaya duyurulmasına çeşitli şekillerde yardımcı olduğunu aktardı.

Sınmaz, öte yandan, eğitimin, direniş ruhunu gelecek nesillere aktarmada en temel unsur olduğuna dikkati çekerek, “Filistinli kadınlar hayatının her alanında direnişin bir parçası haline geldi.” dedi.

“Medyanın Söylem Gücü ve Gazze”

Moderatörlüğünü SETA’dan Osman Zeki Gökçe’nin yaptığı “Medyanın Söylem Gücü ve Gazze” başlıklı son oturumda konuşan TRT Haber Editörü gazeteci Sümeyye Ertekin Yıldız, Gazze konusunda her meslek grubunun kendi özelinde yapabileceği bir şey bulunduğunu, gazetecilerin ise hakikati arayıp en yalın haliyle vermekle mükellef olduğunu belirtti.

Yıldız, İsrail’in medyaya ciddi abluka uyguladığını ve Batı medyasının da buna çanak tuttuğunu aktardı.

Medyanın, yaşananları insanlara duyurmanın yanı sıra hukuki boyutta etkili olabildiğini söyleyen Yıldız, “Anadolu Ajansının yaptığı ‘Kanıt’ kitabını bilirsiniz. Direkt oradaki foto muhabirleri ve gazetecilerin çektiği fotoğrafları bu kitapta toplayarak Uluslararası Adalet Divanına verdi ve bu çok kıymetli bir şey.” ifadelerini kullandı.

Yıldız, “İsrail, her savaşta medyayı hedef alıp susturmaya çalışıyor, böylece katliamları daha rahat yapabileceğini düşünüyor.” dedi.

SETA araştırmacısı Mahmut Alrantisi, medya savaşının 7 Ekim sabahından itibaren İsrail’in yalanlarıyla birlikte başladığını, ilk hafta İsrail’in propagandada başarılı olduğunu ancak daha sonra insanların gerçeği görmeye başladığını dile getirdi.

Birkaç gün önce, iftara bir dakika kala yapılan İsrail saldırısı sebebiyle kuzeninin şehit edildiğini aktaran Alrantisi, medyaya yansıyan görüntülerin gerçekte yaşanan vahşetin sadece yüzde 10’u olabileceğini belirtti.

Alrantisi, ülkelerin politikalarına göre medyalarının da tavır aldığını kaydetti.

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu da meselenin adının doğru konulması gerektiğini söyledi.

“Meselenin özü bugün itibarıyla aslında bir medeniyetler hesaplaşması ama görünür gelecekte bir medeniyetler çatışmasına doğru gidecek. Bu büyük bir çatışmanın habercisi olabilir, Gazze sadece bir örnek.” diyen Müderrisoğlu, Gazze’nin sezonluk bir dosya olarak ele alınmaması gerektiğini kaydetti.

İsrail’in medyaya uyguladığı kısıtlamalara rağmen yaptıklarını gizleyemediğine dikkati çeken Müderrisoğlu, gerçekleri paylaşmayan tüm medya kuruluşlarının da en az İsrail hükümeti kadar suçlu olduğunu ifade etti.

Müderrisoğlu, “Hepimizin ileriye dönük olarak nasıl bir dünya düzeni kurulduğunu, argümanları kimlerin ürettiğini ve hangi kanallar üzerinden pazarladığını düşünmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/seta-istanbulda-gazze-sempozyumu-duzenledi/feed/ 0
UNDP Başkanı: Gazze’de insanların açlıktan öldüğüne tanık oluyoruz https://www.haber28.com.tr/undp-baskani-gazzede-insanlarin-acliktan-oldugune-tanik-oluyoruz/ https://www.haber28.com.tr/undp-baskani-gazzede-insanlarin-acliktan-oldugune-tanik-oluyoruz/#respond Fri, 17 May 2024 02:36:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18391 Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Achim Steiner, Gazze’de artık çocukların ve insanların açlıktan öldüğünü belirterek “Ek tedarik ve işleyen bir altyapının olmaması nedeniyle, kelimenin tam anlamıyla insanların hayatta kalabileceği koşulların çöküşüne tanık oluyoruz.” dedi.

Temaslarda bulunmak üzere İstanbul’a gelen Steiner, İnsani Gelişme Raporu, Gazze ve Ukrayna’ya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

UNDP’nin İstanbul’da Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki çalışmalarını destekleyen “büyük bir bölgesel merkez” kurduğunu kaydeden Steiner, buradaki varlıklarının önemli olduğunu vurguladı.

Steiner, Türkiye’deki temaslarında, atılacak adımları ve bölgede yaşanan gelişmeleri değerlendireceklerine işaret ederek zor bir dönemden geçildiğini, kalkınmanın sekteye uğradığını, daha fazla çatışma ve baskının mevcut olduğunu kaydetti.

UNDP’nin İnsani Gelişme Raporuna değinen Steiner, UNDP’nin İnsani Gelişme Endeksi’nin Kovid-19 salgınından sonra toparlandığını belirtti.

Steiner, öte yandan düşük gelirli, en az gelişmiş ülkelerin aslında toparlanamadığını söyleyerek “(Bu ülkeler) Sıkışmış durumdalar. Ekonomik anlamda toparlanamıyorlar. İnsanlar halen gelirlerinin 2019’daki seviyelerin altında olduğu bir durumda.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu ülkelerin çoğunun ağır borçlu olduğunu kaydeden Steiner, salgının ardından oluşan yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranları nedeniyle borçlarını ödeyebilme konusunda zorluk çektiklerini dile getirdi.

Steiner, bu ülkelerin yenilenebilir enerji ve dijital kamu altyapısına yatırım yapamadıklarını belirterek “Bu nedenle çok endişeliyiz. Çünkü daha fakir ve daha zengin ülkeler arasında onlarca yıldır süren yakınlaşmanın ardından, şu anda potansiyel olarak yön değiştiren durumla karşı karşıyayız.” değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye’nin çok güçlü bir ortağı olduk”

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından UNDP’nin çalışmalarına ilişkin de Steiner, depremde yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledi.

Steiner, UNDP’nin deprem sürecinde Türkiye’nin yanında olduğunu belirterek, “Depremden bu yana ülkeleri desteklemek, aileleri, küçük işletmeleri desteklemek için hayata geçirilen programlarla Türkiye’nin çok güçlü bir ortağı olduk.” dedi.

Öte yandan kültürel mirasın sadece deprem sırasında hasar gören bir şey olmadığını, aslında korunması gereken bir şey olduğunu da fark ettiklerini aktaran Steiner, “Kültürel mirasa olan bu sevgiyi ve tutkuyu harekete geçirerek gerektiğinde korunmasına ve rehabilitasyonuna da destek olabileceğimizi göstermenin bir yolu olduğunu kanıtlamak istiyoruz.” diye konuştu.

“(Gazze’de) Çocuklar, insanlar artık açlıktan ölüyor”

UNDP’nin Gazze’deki yardımlarına da değinen Steiner, BM’nin ve BM kurumlarının neredeyse her gün ateşkes ve Gazze’ye insani yardım ulaştırılması yönünde çağrılarda bulunduğunu dile getirdi.

Steiner, Gazze’deki mevcut duruma ilişkin şunları kaydetti:

“Bugün karşılaştığımız durum giderek daha umutsuz hale geliyor. Bu hafta da kıtlık koşullarıyla ilgili son derece endişe verici istatistiklere tanık olduk. Çocuklar, insanlar artık açlıktan ölüyor. Açıkça görülüyor ki, bu, Genel Sekreter’in de belirttiği gibi, insan yapımı bir felakettir. Yani çözüm de aynı şekilde insan yapımı, yani yeterli insani yardım malzemesinin Gazze’deki insanlara ulaşması anlamına geliyor.”

Gazze’de altyapının yüzde 70’inin tahrip edildiğini ve çoğu insanın yerinden edildiğini kaydeden Steiner, bu insanların bombardıman ve çatışmalardan kaçmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Steiner, Gazze’de öte yandan kanalizasyon arıtma tesisleri, elektrik ve su kaynaklarının gelecekte yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Siyasi müzakere ve siyasi çözüm tartışılırken erken toparlanma açısından çok şey yapabiliriz” diyen Steiner, bunların enkazları kaldırmak, küçük işletmelerin yeniden başlatılmasına yardımcı olmak, 100 bin kişiye temiz içme suyu sağlayan güneş enerjili kanalizasyon arıtma tesisleri kurmak gibi şeyler olduğunu ifade etti.

“Gerçekten gidecek hiçbir yer kalmadı”

UNDP’nin Gazze’deki yerleşkesinde de, 30 yılı aşkın süredir UNDP’de çalışan bir meslektaşlarını kaybettiklerini aktaran Steiner, aynı saldırıda çoğu akraba olan 50 ila 70 kişinin öldürüldüğünü söyledi.

Steiner, savaşın “büyük bir sefalete yol açtığına” işaret ederek “Trajik bir şekilde, çoğu zaman kadınları, çocukları, olaya seyirci kalan insanları öldürüyorlar. Onlar masum kurbanlar, siviller.” dedi.

BM olarak şu anda “Gazze’de yerlerinden edilen ve neredeyse her gün çatışmalardan kaçmak zorunda kalan insanlara nasıl yardım edebilecekleri” konusuna odaklandıklarını ifade eden Steiner, “Burada açıkça büyük bir gerilim var çünkü gerçekten gidecek hiçbir yer kalmadı. Ek tedarik ve işleyen bir altyapının olmaması nedeniyle, kelimenin tam anlamıyla insanların hayatta kalabileceği koşulların çöküşüne tanık oluyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Steiner, kasım ayında Gazze’deki UNDP yerleşkesinin bombalanmasına ilişkin de “Yerleşkemize dönemedik. (Yerleşkenin) Ağır hasar gördüğüne dair ikinci el raporlara sahibiz.” ifadesini kullandı.

“Ukrayna’nın olağanüstü sayıda mayınlı alanı var”

UNDP’nin Ukrayna’daki çalışmalarının sorulması üzerine Steiner, UNDP’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan önce Ukrayna’da oldukça aktif olduğunu, bu nedenle Ukraynalı yetkililerle ulusal ve yerel düzeyde hükümetin işlevselliğini sürdürmesine yardımcı olmak için kapasitesini ve altyapısını hemen harekete geçirebildiğini belirtti.

Steiner, Ukrayna’da savaş alanları dışında, hem ulusal hükümetin hem de belediye yönetiminin hizmetlerinin sürdürülmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

Ukraynalılarla birlikte mayın temizleme konusunda yaptıkları çalışmalara da değinen Steiner, “Ukrayna’nın olağanüstü sayıda mayınlı alanı var. Bunlar, bildiğimiz gibi, erken müdahale edilmezse savaşın sona ermesinden yıllar sonra bile insanları öldürmeye devam edebilen trajik savaş silahlarıdır. Bu nedenle, aynı zamanda ülkenin önemli kısımlarını kara mayınlarından temizleme kapasitesini artırmak amacıyla Birleşmiş Milletlerdeki lider kuruluş olarak Ukrayna ulusal mayın temizleme servisiyle birlikte çalışmak üzere yatırım yapıyoruz ve çalışıyoruz.” diye konuştu.

“Afrika’da yenilenebilir enerji için yatırımı ve sermayeyi nasıl harekete geçireceğimize odaklanmalıyız”

İklim değişikliğinin savaşlar nedeniyle arka planda kalıp kalmadığına ilişkin soruya da Steiner, 2023’te dünya genelinde yenilenebilir enerji altyapısına 1,8 milyar dolar yatırım yapıldığını kaydederek “Bu, petrol, gaz, kömür ve nükleerin birleşiminden oluşan yeni altyapıdan daha fazlasıdır. Temiz enerji devrimi ilerlemeye devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Steiner, ancak bunun yoksul ülkeler ve dünyanın belirli bölgeleri için endişe verici bir alan olduğuna işaret ederek bu yatırımın onlara ulaşmadığını, çünkü bunların çoğunun özel sektör yatırımı olduğunu dile getirdi.

Afrika’nın, dünya çapında yenilenebilir enerji altyapısına yapılan 1,8 milyar dolar yatırımın yalnızca yüzde 2-3’üne sahip olduğunu söyleyen Steiner, “Dolayısıyla artık Afrika gibi yenilenebilir enerjiye yönelik muazzam bir talebin ve potansiyelin olduğu bir kıta için yatırımı ve sermayeyi nasıl harekete geçireceğimize odaklanmalıyız.” diye konuştu.

Steiner, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik eylem finansmanının hala ülkelerin taahhüt ettiği seviyenin altında olmasından endişe duyduklarını dile getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/undp-baskani-gazzede-insanlarin-acliktan-oldugune-tanik-oluyoruz/feed/ 0
Türkiye’de öğrenim gören Filistinli öğrenciler: Gazze’ye yeterli yardım ulaşmıyor https://www.haber28.com.tr/turkiyede-ogrenim-goren-filistinli-ogrenciler-gazzeye-yeterli-yardim-ulasmiyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-ogrenim-goren-filistinli-ogrenciler-gazzeye-yeterli-yardim-ulasmiyor/#respond Mon, 29 Apr 2024 22:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16192 Türkiye’de öğrenim gören Filistinli öğrenciler, Gazze’deki halkın 24 saat oruç tuttuğunu belirterek, Gazze’ye yeterli yardımın ulaşmadığını söyledi.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Gazze’den Türkiye’ye tedavi amaçlı gelen Filistinliler ile Türkiye’de eğitim gören Filistinli öğrenciler için Ankara’da iftar programı düzenledi.

Programa katılan Filistinli öğrenciler, Gazze’deki insani kriz hakkında AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Başkent Üniversitesinde Film Tasarımı Bölümünde öğrenim gören Abdurrahman Essam, Gazze’de durumun çok kötü olduğunu belirterek, denizden, havadan ve karadan abluka olduğunu, tüm kapıların da kapandığını söyledi.

Essam, Gazze’ye ulaşan insani yardımların da hala ihtiyacın çok altında olduğuna dikkati çekerek, Gazze’deki duruma dair hislerine ilişkin, “Dürüst olmak gerekirse utanç duyuyorum. Ben burada yiyebiliyorum, sağlığım iyi. Bir yerlere gidip gelebiliyorum ama orada kahvaltı bile edemiyorlar. Ramazanda tek bir öğün var, o öğünde bile zorluklarla karşı karşıya kalıyorlar. Gıda ve su eksikliğinden dolayı ölen çocuklar var. Temiz su yok. Burada marketten bir şişe su satın alabilirsiniz ama orada insanlar için durum çok kötü.” ifadelerini kullandı.

Durumun daha iyi olmasını umduğunu dile getiren Essam, ramazanın kutsal bir ay olduğunu ve herkesten Gazze’deki halkı için dua etmesini istedi.

“Gazze’de ramazan 5 ay önce başladı”

Ankara Üniversitesinde gazetecilik bölümünde öğrenim gören Mustafa Alnatsheh de 3 yıldır Türkiye’de yaşıyor.

Alnatsheh, ramazanın Gazze’de nasıl geçtiğini düşünmenin bile üzücü olduğunu ve bunun tüm Müslüman alemi için utanç verici olduğunu söyledi.

Ramazanda Gazze’nin durumuna ilişkin Alnatsheh, “Gazze’de ramazan 5 ay önce başladı. Ne iftar ne sahur var şimdi. 5 aydır ne yemek vardı ne de su vardı. Aynı durumda, onların sevabının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.” dedi.

Alnatsheh, Gazze’deki halkın mücadelesinin Filistinliler ve İslam alemi için gurur verici olduğuna işaret ederek, ramazanın Gazze için zafer ayı olmasını umduğunu dile getirdi.

“Gazze’de 24 saat oruç tutuyorlar”

Ramazanda Gazze’deki halkı düşündüğündeki hislerine dair Alnatsheh, “Açıkçası ramazanın özellikle ilk gününde yemek yerken iftarda arkadaşlarla birbirimize baktık. Biz iftar yapıyoruz, orucumuzu açtık ama Gazze’deki insanlar, bizim halkımız orada iftarını yaptı mı, orucunu açtı mı? Aslında zaten 24 saat oruç tutuyorlar. Bu sebeple üzücü, bizim halkımız orada savaşırken biz de burada yemeklerimizi yiyip su da içip normal hayatımıza devam ederken, gerçekten diyebileceğim hiçbir söz bulamıyorum.” diye konuştu.

Alnatsheh, dünyanın iki yüzlü olduğunu gördüklerini kaydederek, 5 aydır Gazze’ye hiçbir yardımın ulaşmadığını ve dünyanın Filistin davasına ne kadar karşı olduğunu anladıklarını söyledi.

Bütün ülkelerin propaganda yaptığını da gördüklerini aktaran Alnatsheh, “Filistin halkı adına, Türkiye’ye Filistin halkına destek verdiği için teşekkür etmek istiyorum. İnşallah tez vakitte Filistin ve Gazze’deki insanlar huzurlu şekilde hayatını yaşar.” dedi.

Başkent Üniversitensinde Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören Asil Almabhouh da 3 yıldır Türkiye’de yaşıyor.

Almabhouh, bu ramazanın Gazzeliler için en zoru olduğunu belirterek, gıdanın çok zor bulunduğunu ve az yardım geldiğini dile getirdi.

İnsanların çoğu zaman yiyecek bulamadığını aktaran lmabhouh, buldukları yemeklerin de aşırı pahalı olduğunu söyledi.

Ramazan ayındaki hissiyatına dair Almabhouh, “Ben genelde ramazanda çok heyecanlı oluyorum, çok güzel bir ay bizim için. Ama bu ramazan çok farklı. Hislerimiz, dualarımız hepsi Gazze için. Aslında bazen onların yerinde olmak istiyorum. Orada olmak çok kıymetli bir şey, şehit oluyorsun. O Allah’tan bir hediye gibi. Allah yardımcımız olsun.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyede-ogrenim-goren-filistinli-ogrenciler-gazzeye-yeterli-yardim-ulasmiyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’nda konuşma yaptı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-vakfi-genel-kurulunda-konusma-yapti/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-vakfi-genel-kurulunda-konusma-yapti/#respond Sun, 14 Apr 2024 05:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14259 Haliç Üniversitesinin konferans salonunda düzenlenen İlim Yayma Vakfı 53. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedefinde İsrail vardı.

“BUGÜN DE AYNI YERDE DİMDİK DURMAKTAYIM”

İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliama kayıtsız kalamayacaklarını ifade eden Erdoğan, “Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin başında biz varız.Her kim hiçbir şey yapmıyorlar diyorsa, kul hakkına giriyorlardır. Aziz milletimize yönelik bir hakarettir. Tayyip Erdoğan 15 yıl önce katillerin yüzüne ‘one minute’ diyerek duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik durmaktadır. Bize haksızlık edenleri kendilerini sorgulamaya davet ediyorum” dedi.

AYAKTA ALKIŞLANDI

15 yıl sonra bir kez daha İsrail’i ‘one minute’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri salondakiler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;

“Ülkemizin en eski, en köklü gönüllü teşekküllerinin başında İlim Yayma Vakfımız geliyor. Kökü derinlere inen çınar misali ilim ve hikmeti kuşatmaya devam ediyor. 1973 yılından beri kuruluşundaki ifadesiyle ilmin yayılmasını teşvik için koşturan tüm vakıf mensuplarına şükranlarımı sunuyorum.

“VAKFIMIZ EKEMTARLARININ AMEL DEFTERİ KAPANMAYACAK”

Bundan 4 yıl önce kaybettiğimiz kıymetli yol ve dava arkadaşımız, merhum Yücel Çelikbilek’i şükranla anmak istiyorum. Bu ocak tütmeye devam ettikçe vakfımız emektarlarının amel defteri kapanmayacak. Vakfımızın 53’üncü Olağan Genel Kurulu’nun daha hızlı yol almamıza katkı sunacağına inanıyorum.

Tüm insanlığa faydalı nesiller yetiştirmek için çalışan vakfımızın her bir mensubuna muvaffakiyetler diliyorum. Allah ömür, milletimiz yetki verdikçe bizler de yanınızda olmayı sürdüreceğiz. Uğruna ömrümüzü adamaktan şeref duyduğumuz medeniyetimizi ihya etme davamızın sahibi yüce Allah’tır. Biz samimiyetimizi koruduğumuz müddetçe önümüzü kimse kesemez. Rabbim bizleri sıratı müstakimden ayırmasın diyorum. İslam dünyası olarak bir Ramazanı şerefi karşılamaya hazırlanıyoruz. İlk sahurumuza kalkacak, ilk orucumuzu tutacağız. Ramazan ayının şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu mübarek ayı hep birlikte en güzel şekilde idrak etmeye çalışacağız.

“GAZZE’DE YAŞANANLAR TAHAMMÜL SINIRINI AŞTI”

Ramazan ayını başta Gazze olmak üzere gönül coğrafyamızın pek çok bölgesinde insani dramların yaşandığı bir dönemde karşılıyoruz. Gazze’de yaşananlar tahammül sınırını aşmıştır. Terör devleti İsrail, Filistinli kardeşlerimize yönelik bir soykırım politikası uygulamaktadır. İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu. 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı.

Öyle manzara şahit olduk ki uluslararası hukuka asgari düzeyde saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değil. İsrail yönetimi adını, günümüzün Nazileri olarak Hitlerin, Mussolini’nin modern dönemin canilerinin yanına eklemişlerdir. Bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.

BM VE İSLAM ÜLKELERİNE TEPKİ

7 Ekim’den bu yana 155 günde yüreklerimizi dağlayan, yüzümüzü kızartan pek çok hadiseyle karşılaştık. Uluslararası kurumların, insan hakları örgütlerin ve basın kuruluşlarının nasıl hiçbir şeye yaramadıklarını gördük. Mesele Filistinli çocukların, kadınların, masum sivillerin yaşam hakkı olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kağıt parçasına dönüştüğüne şahitlik ettik.

Yaklaşık 2 milyar nüfuslu İslam alemi, Filistin halkına kardeşlik görevini yerine getirememiştir. Gazze’deki masum çocukların ya açlıktan ölmesine ya da kurşunlarla katledilmesine mani olunamadı. Böyle bir durumun pek çok sebebi bulunuyor. BMGK’nın İslam dünyasını dışlayan yapısı sebeplerden birisidir. Mevcut nizamda Müslümanlar üvey evlat olarak görülmektedir.

Ülke ve millet olarak İsrail’in Gazze’ye saldırılarının ilk gününden itibaren Filistin halkı için tüm imkanları seferber ettik. Tüm görüşmelerde Filistin meselesini gündeme getirdik. Ülkemizdeki İsrail muhipleri dahil herkesin Hamas’a terör örgütü yaftası vurmak için yarıştığı dönemde biz buna itiraz ettik. Filistinli mücahitlere böyle bir kara çalınamayacağını ilan ettik.

FİLİSTİN’E YAPILAN YARDIMLAR

Şimdiye kadar 19 uçak, 7 sivil yardım gemisiyle insani yardımların toplamı 40 bin tonu buldu. Yardımların içerisinde gıda, su, hijyen, barınma malzemelerinin yanı sıra ambulans, jeneratör, sahra hastanesi ve çadır da bulunuyor. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralı kardeşlerimizin tedavileri devam ediyor.

“ONE MINUTE” HATIRLATMASI

Türkiye’nin Filistin davası için verdiği mücadelenin şahidi Filistinli kardeşlerimizdir. Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin başında biz varız. Filistin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke Türkiye’dir. Her kim ‘Hiçbir şey yapmadılar’ diye eleştiriyorsa kul hakkına giriyor demektir. Tayyip Erdoğan 15 sene evvel ‘One minute’ dediyse bugün de aynı yerde durmaktadır. Genel Başkan olarak ABD’ye yaptığım ziyarette onlara ‘Hamas bir direniş örgütü’ dedim. Kimse bize Hamas için ‘terör örgütü’ ifadesini kullandıramaz. Hamas’ın liderleriyle her şeyi konuşup, onların arkasında dimdik duran bir ülke, Türkiye.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-vakfi-genel-kurulunda-konusma-yapti/feed/ 0
Filistin Dışişleri Bakanı: Gazze’de tek yetkili ve meşru yönetim Filistin yönetimidir https://www.haber28.com.tr/filistin-disisleri-bakani-gazzede-tek-yetkili-ve-mesru-yonetim-filistin-yonetimidir/ https://www.haber28.com.tr/filistin-disisleri-bakani-gazzede-tek-yetkili-ve-mesru-yonetim-filistin-yonetimidir/#respond Wed, 27 Mar 2024 05:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11807 Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, “Gazze’de bundan sonra da çalışacak tek yetkili ve meşru yönetim Filistin yönetimidir. Batı Şeria’da olduğu gibi Gazze’de de Filistin yönetimi olacaktır.” dedi.

Maliki, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024 kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Bakan Maliki, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Filistin’de iki devletli çözüme tamamen karşı olduğuna işaret ederek, İrlanda ve diğer Avrupa ülkelerinin, Netanyahu’nun ileriye doğru bir karar alıp iki devletli çözümü uygulamasını beklemesinin “boşuna” olacağını söyledi.

İrlanda ve benzer fikirdeki diğer Avrupa ülkelerinin farklı düşünmesi ve Netanyahu’ya iki devletli çözüm için baskı yapması gerektiğini ifade eden Maliki, “Bu ülkeler (Avrupa ülkeleri) inisiyatif almalı, bu inisiyatif Filistin devletini tanımakla başlayabilir.” dedi.

İrlanda’nın ve İrlanda halkının her zaman iki devletli çözümü desteklediğini belirten Maliki, İrlanda’nın Filistin devletini tanıması gerektiğini kaydetti.

İsrail’in ramazanda ibadethanelere yönelik kısıtlamaları

İsrail’in ramazanda uyguladığı kısıtlamalarla ilgili soruyu yanıtlayan Maliki, Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine “Temple Mount” adlı bir yapı kurmak ve yeni bir gerçeklik oluşturmak istediğini dile getirdi.

Maliki, Mescid-i Aksa’nın Müslümanlara münhasır bir yer olmadığına, aynı zamanda Yahudiler için de kutsal olduğuna dikkati çekerek, “Müslüman ülkeler ve uluslararası camia net bir duruş göstermeli, İsrail’in yüzyıllardır devam eden mevcut durumu değiştirme çabalarını boşa çıkarmalıyız.” ifadesini kullandı.

İsrail’in, ramazanda bölgenin genelinde rahatsızlık yaratmak ve şiddete sebebiyet vermek için konuyu daha fazla kurcaladığının altını çizen Maliki, İsrail’in tuzağına düşmeyeceklerini, barışı ve huzuru tesis edeceklerini vurguladı.

Mahmud Abbas salı günü Türkiye’de

Maliki, Türkiye’nin Filistin ve Filistin halkıyla çok yakından çalıştığını, yıllardır dayanışma ve destek gösterdiğini ifade etti.

Tarihi bağlar sayesinde Türkiye’nin Filistin’e, Filistin’in Türkiye’ye yakın olduğuna işaret eden Maliki, Türkiye’nin siyasi, dini ve kültürel bağları nedeniyle Filistin’de olanların sorumluluğunu da hissettiğini belirtti.

Maliki, Türkiye’nin her platformda Filistin’e bütün desteğini verdiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın her zaman irtibatta olduğunu söyledi.

İki lider arasındaki görüşmelere dair Maliki, Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın salı günü Ankara’da olacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı.

Maliki, iki ülke arasındaki süregelen istişareler ve görüşmelerin devamının ele alınacağını aktararak, bunun da zaten iki ülke arasındaki mükemmel ilişkilerin en güzel örneklerinden biri olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’ye, verdiği finansal ya da farklı yönlerden destek konusunda müteşekkir olduklarını söyleyen Maliki, Gazze’deki durumun başlangıcından bu yana Türkiye’nin sürekli Gazze’ye insani yardım gönderdiğini ifade etti.

Maliki, Türkiye’nin İsrail’in gerçekleştirdiği soykırımı, bölgedeki bütün suçları ve saldırıları kınadığını kaydederek, “Bu da Türkiye’nin göstermiş olduğu bağlılık, destek ve dayanışmanın da çok güzel bir örneğidir. Türkiye’nin yönetimi de sonuna kadar Filistin davasını desteklemektedir. Biz her zaman Türkiye’nin desteğine güvenebileceğimizi yüreğimizde hissediyoruz. Söz konusu etrafımızdaki dostlarımıza güvenmek olduğunda, her zaman Türkiye bizim yanımızda oldu, her türlü desteği vermiştir.” diye konuştu.

“Gazze’de meşru yönetim Filistin yönetimidir”

Gazze’de 30 bin Filistinli görevlileri olduğunu anımsatan Maliki, ateşkes sağlandığı anda geçici ofislerde de olsa hizmet vermeyi sürdüreceklerini söyledi.

Maliki, yeni bir durumdan bahsetmediğini ve son 17 senedir Gazze’de var olanın devam ettirileceğini belirtti.

Herhangi birisinin Filistin iradesine bir alternatif getirmeye çalışmasını kabul etmeyeceklerine dikkati çeken Maliki, Filistin yönetiminin Gazze’de meşruiyeti bulunduğunu ve Gazze’de görev yapacak tek meşru yönetimin onlar olduğunu söyledi.

Maliki, Netanyahu’nun Filistin yönetiminin Gazze’de olmaması gerektiğini söylediğini anımsatarak, onun Gazze vatandaşı ya da seçilmiş bir lider olmadığını ve karar verme yetkisinin de bulunmadığını vurguladı.

Gazze’yi kimin yöneteceğini Netanyahu’nun bilemeyeceğini dile getiren Maliki, “Netanyahu, işgal gücünün başındadır ve askeri olarak bir işgal vardır Gazze Şeridi’nde. Bir işgalci olarak bunu söylüyor. Hiçbir meşruiyeti, güvenilirliği, otoritesi veya yetkisi var mıdır? Yoktur, istediğini söyler.” dedi.

Maliki, bu nedenle Netanyahu’nun söylediklerinin siyaseten hiçbir önemi ve değeri olmadığını vurgulayarak, “Gazze’de bundan sonra da çalışacak tek yetkili ve meşru yönetim Filistin yönetimidir. Batı Şeria’da olduğu gibi Gazze’de de Filistin yönetimi olacaktır.” dedi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber28.com.tr/filistin-disisleri-bakani-gazzede-tek-yetkili-ve-mesru-yonetim-filistin-yonetimidir/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda İsrail’in Gazze’ye saldırıları ele alındı https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-israilin-gazzeye-saldirilari-ele-alindi/ https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-israilin-gazzeye-saldirilari-ele-alindi/#respond Tue, 26 Mar 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11616 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Umut mu Aldatmaca mı? Orta Doğu’da Yeni Bir Zemin Tahayyülü” başlıklı panelde İsrail’in Gazze’ye saldırılarının Orta Doğu’ya etkisi ve bölgedeki gerginlikler ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın üstlendiği panele US Middle East Project Başkanı Daniel Levy, Middle East Eye Genel Yayın Yönetmeni David Hearst, İletişim Danışmanı Mahomed Faizal Dawjee ve Al Sharq Forumu Başkanı Wadah Khanfar katıldı.

ABD’nin küresel ilişkilerini yürütürken “ikiyüzlü” yaklaşım gösterdiğini savunan Levy, “Hayal kırıklığını dile getiren hatta İsrail Başbakanı’na konuşmalarında kaba isimler taktığına dair duyumlar aldığımız bir lideriniz var. Üzgünüm ama bu ciddi değil. Bu, bir koz değil. Bu, ateşkes sağlamaya çalışmak da değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Levy, ABD’nin Gazze’de yaşananları durdurmak için attığı adımların Batı Şeria’daki bir grup Yahudi yerleşimciye yönelik yaptırım kararı almanın ötesine geçmediğini belirterek, “Gazze’de bir katliam yaşanıyor ve atılan bu adımlar sadece bir avuç aşırılık yanlısına yönelik oluyor.” ifadesini kullandı.

Gazze’de Filistinli sivillere karşı uluslararası hukuk ihlallerinin sürdüğünü ve bunun durdurulabilmesi için ABD’nin İsrail’e yönelik desteğini sonlandırması gerektiğini kaydeden Levy, “ABD, sadece ateşkes için çabalamamakla kalmıyor, aynı zamanda İsrail’in Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine dair Uluslararası Adalet Divanında (UAD) bir dava varken bile bu ülkeye aktif bir şekilde silah sağlıyor.” dedi.

Levy, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsanlar, artık bunlara kanmıyor, siyasi liderlerin söylemlerindeki gerçek anlamları görebiliyor. Yaşadıkları toplumdaki ve uluslararası düzendeki adaletsizliğin Filistin meselesinde bu kadar keskin bir şekilde ortaya çıktığına şahit oluyorlar.”

“İsrail, Gazze’yi yaşanmaz hale getirmekte kararlı”

Hearst da şu anda Orta Doğu’da yaşananların bölgenin 10 ila 20 yıl sonra nasıl bir hal alacağında belirleyici bir unsur olacağını ifade ederek, “Eğer öylece durup hiçbir şey yapmadan olanları izlersek sonuçlarına hepimiz katlanmak zorunda kalacağız.” dedi.

Gazze’de yaşananların küresel bir dava haline geldiğini söyleyen Hearst, İsrail’in neredeyse her gün İngiltere’nin başkenti Londra sokaklarında protesto edildiğini dile getirdi.

Hearst, kamuoyunun Filistin devletinin adım adım parçalandığına şahit olduğuna işaret ederek, “İsrailli askerlerin, Filistinli anneleri yeni doğmuş bebeklerini dondurucu soğukta terk etmeye zorladığına şahit oluyoruz. İsrail’in Gazze’yi yaşanmaz hale getirmekte kararlı olduğunu görüyoruz. Peki biz ne yapıyoruz? Bunu normalleştiriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Filistinlilerin özgürlüğü için duyulan istek, Güney Afrika halkının DNA’sına işledi”

Güney Afrika’nın apartheid deneyimi nedeniyle Filistin halkının mücadelesine empatiyle yaklaştığını belirten Dawjee de “Güney Afrika, reklam olsun diye UAD’ye başvurmadı. Başvuruyu, özgürlüğe karşı hissettiği derin arzu ile baskı ve ırk ayrımcılığına karşı sessiz kalmamak için yaptı.” ifadesini kullandı.

Dawjee, Filistinlilerin özgürlüğü için duyulan isteğin Güney Afrika halkının DNA’sına işlediğini, Güney Afrika Ulusal Meclisinde son 30 yılda Filistinlilerin haklarına ilişkin yaklaşık 60 konuşma yapıldığını ve Filistin meselesinin Güney Afrika gündeminin hep en üst sıralarında olduğunu kaydederek, “Her hafta UAD’nin kapısını çalıyor ve bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyoruz. Neden diğer ülkeler bunu yapamıyor?” diye sordu.

Güney Afrika’da apartheid ile mücadele kahramanı ve Nobel Barış Ödüllü insan hakları aktivisti Başpisikopos Desmond Tutu’nun sözlerine atıfta bulunan Dawjee, “Merhum Başpiskopos Tutu, Filistin’i ziyaret ettikten sonra ‘Filistin’de gördüklerim, Güney Afrika’da yaşadıklarımızdan 10 kat daha kötü.’ demişti. Bunu aklınızda tutun ve size anlattığım apartheid deneyimlerimi 10 ile çarpın. İşte o zaman Gazze’de neler yapmamız gerektiği konusunda bir fikir edinebilirsiniz.” dedi.

“ABD, Gazze’deki mevcut kriz ve soykırıma suç ortağı”

Khanfar, Gazze’de yaşananlar sonrası, insanlığa liberal değerler, temel insan hakları, hukukun üstünlüğü, eşitlik, adalet ve demokrasi vadeden Batı merkezli dünya düzeninin çökeceğini söyledi.

Batılı hükümetlerin çoğunun ve Amerikan yönetiminin Gazze’deki “mevcut kriz ve soykırıma suç ortağı” olduğunu belirten Khanfar, “Batı’nın dünyaya barış getiremeyeceği gerçeğini en son anlayan Orta Doğu oldu. Belki de Latin Amerika, Asya ve Afrika, bunu bizden önce keşfetti. Gazze sayesinde artık siyah ve beyazı görebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Khanfar, bundan sonra olacakları, Batı merkezli modern yönetim modelinin, siyasetin, dünya düzeninin çöküşü ve nihayetinde bölgesel düzenin yükselişi olarak sıraladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-israilin-gazzeye-saldirilari-ele-alindi/feed/ 0
Almanya ve Brezilya İsrail’in Gazze saldırısına tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/almanya-ve-brezilya-israilin-gazze-saldirisina-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/almanya-ve-brezilya-israilin-gazze-saldirisina-tepki-gosterdi/#respond Mon, 25 Mar 2024 14:48:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11488 Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, İsrail askerlerinin Gazze’de yardım bekleyen sivillere ateş açmasına ilişkin, “İsrail ordusu, silahlı saldırının nasıl meydana geldiğini tam olarak açıklamalıdır” dedi. Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne da bağımsız soruşturma yapılması çağrısında bulundu. Brezilya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise, “Netanyahu hükümeti, Gazze’deki askeri faaliyetlerinin hiçbir sınırının olmadığını eylem ve açıklamalarıyla bir kez daha gösterdi” ifadeleri kullanıldı.

İsrail ordusunun dün Gazze şehrinde gıda yardımı bekleyen kalabalığa ateş açıp 112 sivili katlettiği saldırıya tepkiler sürüyor. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Aileleri için yardım malzemesi arayan insanlar kendilerini ölü buldu. Gazze’den gelen haberler beni şok ediyor. İsrail ordusu, kitlesel paniğin ve silahlı saldırının nasıl meydana geldiğini tam olarak açıklamalıdır. Gazze’de insanlar yaşamaktan çok ölmeye daha yakın. Daha fazla insani yardımın gelmesi gerekiyor. Derhal” ifadelerini kullandı. Bakan Baerbock, Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’de daha fazla insanın ölmemesi için artık ateşkese ihtiyaç olduğunu belirtti.

“Netanyahu hükümeti, Gazze’deki askeri faaliyetlerinin hiçbir sınırının olmadığını eylem ve açıklamalarıyla bir kez daha gösteriyor”

Brezilya’dan da İsrail’in katliamına tepki geldi. Brezilya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “İnsani yardım taşıyan tırların etrafındaki kalabalıklar, Gazze Şeridi’ndeki halkın içinde bulunduğu çaresiz durumu ve bölgedeki gıda temininin zorluğunu gösteriyor. Bu, dünkü ölüm ve yaralanmaların sorumluluğunun belirlenmesinin çok ötesine geçen, kabul edilemez bir durumdur. Birleşmiş Milletler yetkilileri ile farklı kurum ve kuruluşlardan uzmanlar, aylardır Gazze sınırlarında kamyonların sistematik bir şekilde bekletilmesini ve halk arasında artan açlık, susuzluk ve çaresizlik durumunu kınamaktadır. Yine de uluslararası toplumun bu insani trajedi karşısında eylemsizliği, Netanyahu hükümetinin masum sivilleri hedef almaya ve uluslararası insancıl hukukun temel kurallarını göz ardı etmeye devam etmesi için üstü kapalı bir teşvik işlevi görmeye devam ediyor. Netanyahu hükümetinden üst düzey bir yetkilinin saatler sonra saldırının mağdurlarına yönelik yaptığı alaycı ve saldırgan açıklamalar, insan hayatının değerine gerçekten inanan herkes için bardağı taşıran son damla olmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “Netanyahu hükümeti, Gazze’deki askeri faaliyetlerinin hiçbir etik ve hukuki sınırının olmadığını eylem ve açıklamalarıyla bir kez daha gösterdi. Zulümlere son vermek ve zulümleri önlemek uluslararası topluma düşüyor. İnsanlık Gazze’deki sivilleri yüzüstü bırakıyor. Yeni katliamlardan kaçınmanın zamanı geldi. Brezilya, Filistin halkıyla, özellikle de saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleriyle dayanışmasını ifade ederek sivil hedeflere, özellikle de insani ve tıbbi yardım sağlanmasıyla bağlantılı olanlara karşı her türlü askeri eylemi kesinlikle reddettiğini bir kez daha teyit ediyor. Brezilya, ateşkesin aciliyetini, Gazze’ye yeterli miktarda insani yardımın etkin bir şekilde girmesini ve tüm rehinelerin serbest bırakılması yönündeki çağrısını bir kez daha tekrarlıyor” ifadelerine yer verildi.

Bağımsız soruşturma çağrısı

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, Fransız medyasına yaptığı açıklamada, insani yardım almak için toplanan Filistinlilerin ölümüne yönelik bağımsız bir soruşturma yapılması çağrısında bulundu. Sejourne, “Açıklama isteyeceğiz. Be olduğunu anlamak için bağımsız bir soruşturma yapılması gerekecek” dedi.

Sejourne, ülkesinin “çifte standart” uygulamayacağını söyledi ve soruşturmanın İsrail’in saldırısının “bir savaş suçu olduğu” sonucuna varması durumunda bunun açıkça yargının meselesi haline geleceğini vurguladı.

İsrail ordusunun dün Gazze şehrinin Reşid Caddesi’nde gıda yardımının yapılacağı kamyonları bekleyen kalabalığa ateş açması sonucu 112 kişi hayatını kaybetmiş, 760 kişi yaralanmıştı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, yardım için bekleyenlerin çoğunun izdiham sonucu yaşamını yitirdiği iddia edilmişti. Ancak Ordu Sözcüsü Peter Lerner, İsrail askerlerinin kontrol noktasına yaklaştığı öne sürülen bir gruba ateş açtığını belirtmişti. – BERLİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/almanya-ve-brezilya-israilin-gazze-saldirisina-tepki-gosterdi/feed/ 0
CodePink Kurucusu: İsrail’in Gazze’deki Yıkımı ‘Soykırım’ https://www.haber28.com.tr/codepink-kurucusu-israilin-gazzedeki-yikimi-soykirim/ https://www.haber28.com.tr/codepink-kurucusu-israilin-gazzedeki-yikimi-soykirim/#respond Thu, 21 Mar 2024 03:12:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10820 Amerikalı Yahudi aktivist ve savaş karşıtı sivil toplum örgütü CodePink’in kurucusu Medea Benjamin, İsrail’in Gazze’deki yıkımının “soykırım” olduğunu belirterek, “Biden yönetimine sesleniyorum, (Gazze’de) yaptıklarınızdan dolayı yazıklar olsun. Bu yönetimin ve Kongre üyelerinin elinde (Gazze’nin) kan var.” dedi.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarına ABD içinden tepkiler devam ederken, başkent Washington DC’de çok sayıda Filistin destekçisi eyleme imza atan savaş karşıtı CodePink örgütünün kurucusu Benjamin, duygu ve düşüncelerini AA muhabirine anlattı.

Vietnam savaşından bu yana ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da ve başka yerlerde pek çok savaşa karıştığını anlatan Benjamin, “ABD güçlü bir ülke ve bugüne kadar hiç hesap vermedi; Irak’ta, Afganistan’da ve Ebu Gureyb Hapishanesi’nde yaptıklarından dolayı sorumlu tutulmadı. Bir Amerikan vatandaşı olarak kendi hükümetimin bu yaptıklarından sorumlu tutulmasını istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Gazze’de yaşananlar soykırım”

Gazze’de yaşanan insani krizi ve İsrail’in saldırılarını “korkunç” olarak tanımlayan Benjamin, “Gazze’de yaşananlar soykırım, etnik temizlik, katliam, hatta Holokost. Orada olanlar korkunç. Çoğunluğu kadın ve çocuk 30 binden fazla masum insan öldürüldü.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Kongresinin halen İsrail’e yeni yardım göndermeye çalıştığını anımsatan Benjamin, Amerikan medyasının da Gazze’de olanlarla ilgili dürüst yayıncılık yapmadığını vurguladı.

Benjamin, “Ben bir Yahudi’yim ve bu konuda bir söz söyleme hakkım olduğunu düşünüyorum. Bu durum Yahudi halkına da İsrail’e de yardım etmez, ABD’nin Müslüman dünya ile ilişkilerine ve genel anlamda dünya istikrarına da yardım etmez.” görüşünü paylaştı.

“Biden yönetimine yazıklar olsun”

İsrail’e koşulsuz desteğini sürdüren ABD yönetimine de seslenen Benjamin, artık bu ülkeye gönderilen silahlara ve yardımlara “dur” demenin zamanının geldiğini belirtti.

Medea Benjamin, şöyle devam etti:

“Biden yönetimine şunu söylüyorum, (Gazze’de) şu ana dek yaptıklarınızdan dolayı yazıklar olsun. Ellerimi bu şekilde her gün (kan kırmızı) renge boyuyorum çünkü bu yönetimin ve Kongre üyelerinin elinde (Gazze’nin) kan var. Biz tabii ki ateşkes çağrısında bulunuyoruz ve diyoruz ki artık İsrail’e yardım göndermeyin. Şu ana dek zaten çok fazla zarar verildi. Dünyanın ABD’yi (Gazze’de) yaptığı şeyden dolayı affetmemesi gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde bu konuda gözü açık olan Amerikan halkı da Biden yönetimini affetmemeli.”

Gazze’deki insanların açlıktan öldüğünü hatırlatan ve bunun yürek burkan bir durum olduğunu kaydeden Amerikalı aktivist, şunları kaydetti:

“Kongre Gazze halkına yardım etmek istemiyor ve bu açlığın olmasına izin veriyor. Biden yönetimi ‘Biz Gazze’deki insanları önemsiyoruz ve İsrail’e lütfen bu kadar çok insan öldürmeyin diyoruz.’ der ancak yaptıkları bunun tam tersi. Şimdi de İsrail’e daha fazla insan öldürmesi için bomba alması için 14 milyar dolar daha göndermeye çalışıyorlar.”

“Bu adamı (Netanyahu’yu) hapse atın ve Lahey’e çıkarın”

Sözlerinin sonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya da seslenen Amerikalı Yahudi aktivist, “Netanyahu hükümetine ‘istifa et’ demekten başka ne diyebilirsiniz. Bu adamı (Netanyahu’yu) hapse atın ve Lahey’e (Uluslararası Adalet Divanı’na) çıkarın. Onların hepsi savaş suçlusu, ancak açıkçası bizim de ABD’de kendi savaş suçlularımız var.” değerlendirmesini yaptı.

Benjamin, uluslararası kamuoyunu Refah’a ve Gazze’nin diğer bölgelerine acilen insani yardımların ulaştırılması için sınır ve limanların açılması noktasında acilen birlik olmaya çağırdı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/codepink-kurucusu-israilin-gazzedeki-yikimi-soykirim/feed/ 0
İsrail’in ev yıkımları etnik temizlik politikasının ana aracı https://www.haber28.com.tr/israilin-ev-yikimlari-etnik-temizlik-politikasinin-ana-araci/ https://www.haber28.com.tr/israilin-ev-yikimlari-etnik-temizlik-politikasinin-ana-araci/#respond Thu, 21 Mar 2024 02:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10807 İsrail merkezli insan hakları örgütlerinden “Ev Yıkımlarına Karşı İsrail Komitesi” Başkanı Jeff Halper, Gazze’de saldırılarına devam eden İsrail’in ev yıkımlarının “etnik temizlik politikasının ana aracı” olduğunu söyledi.

İbn Haldun Üniversitesince “Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği” temasıyla düzenlenen konferansa katılmak için İstanbul’a gelen İsrailli antropolog Halper, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Siyonizmi “yerleşimci sömürgeciliğin bir biçimi” şeklinde tanımlayan Halper, şunları kaydetti:

“Amaç bir Arap ülkesini bir Yahudi ülkesine dönüştürmek, Filistin’i İsrail’e dönüştürmekti. Bunu yapmanın tek yolu da Filistin halkını yerinden etmek, topraklarından koparmak, sonra da topraklarını alıp yerlerine Yahudi yerleşimcileri yerleştirmekti. Böylece ev yıkımları etnik temizlik politikasının ana aracı haline geldi.”

İsrail’in yasa dışı yerleşimci politikası hakkında bilgiler veren İsrailli antropolog, 1948’deki Nekbe’de köy, kasaba ve kentsel alanlardan oluşan 530 yerleşim yerinde Filistinlilere ait 60 bin evin ve 1967 işgalinden bugüne kadar Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’de Filistinlilere ait 60 bin evin daha yıkıldığını bildirdi.

Halper, “Ve şimdi, ekim ayından bu yana geçen dört ayda, Gazze’de 300 bin Filistinlinin evi yıkıldı. Bu rakam Gazze’deki evlerin yüzde 75’i. Yani 1948’den bugüne kadar yıkılan yüz binlerce evi düşünürseniz, Filistinlilerin evlerinin yıkılmasının, İsrail’in Filistinlileri topraklarından sürüp ülkeyi bir Yahudi ülkesine dönüştürmek için kullandığı ana araç olduğunu görürsünüz.” görüşünü paylaştı.

İsrail’in 1948’de ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ine tekabül eden 750 bin Filistinliyi Filistin’den sürdüğünü hatırlatan Halper, Gazze’de yaklaşık 2,5 milyon Filistinlinin yaşadığını ve İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki her şeyi yok ederek Filistinlileri dışarı çıkmaya zorladığını aktardı.

“İnsanlar kasıtlı olarak mülteci haline getirildi”

İsrailli antropolog, “Su yok, yiyecek yok, ekonomi yok, altyapı yok. İsrail buna güveniyor. İsrail gönüllü transferden bahsediyor, bu da etnik temizlik için başka bir kelime. Gazze’den on binlerce, yüz binlerce insanı mülteci olarak almaları için özellikle Avrupa devletlerine, ABD’ye, Kanada’ya ve benzerlerine güveniyor. Başka bir deyişle İsrail ‘insani yardım’ kisvesi altında 1 milyon ya da daha fazla Filistinliyi Gazze’den mülteci gibi nakletmeye çalışıyor, bu insanlar kasıtlı olarak mülteci haline getirildi.” diye konuştu.

ABD ve İngiltere’nin 50 bin, Fransa’nın 30 bin Filistinliyi alacağını belirten Halper, İsrail’in bu ülkelerin gerçekte mülteci olmayan Filistinlileri sözde mülteci olarak kabul etmelerini sağlamak yoluyla 1948’de ve sonrasında yaptığının aynısını yaparak Gazze’yi Filistinli nüfusundan arındırıp Yahudi yerleşimcileri yerleştireceğini ve bunun “Filistin’in Yahudileştirilmesi” politikasının bir parçası olduğunu söyledi.

Halper, “Her şeyden önce Gazze’de soykırım var. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) soykırım olduğuna hükmetmedi ama İsrail’in yaptıklarının Soykırım Sözleşmesi’ne aykırı olduğuna hükmetti.” değerlendirmesinde bulundu.

Halihazırda toplam 14 milyon Filistinliden Gazze’de 2,5 milyonunun yok edilmeye çalışılmasının soykırımın bir göstergesi olduğuna dikkati çeken İsrailli antropolog, Filistin’de 1948’den beri uluslararası hukukun “yavaş soykırım” olarak adlandırdığı bir sürecin işletildiğini vurguladı.

Halper, 1948’de Filistinlilerin yerinden edilmesi, 1967’deki işgal, kültürün yok edilmesi, ekonominin tahrip edilmesi ve insanların öldürülmesi birlikte düşünüldüğünde, Filistin halkının İsrail tarafından kasıtlı ve sistematik olarak yok edildiğinin görülebileceğini kaydetti.

İsrail’in Gazze’ye insani yardımların girmesine izin vermediğini vurgulayan Halper, İsrail’in insanlara bombardımanların yanı sıra açlık ve hastalıklarla bedel ödettiğini, bunun “sadece soykırım eylemi değil, soykırım niyeti” de barındırdığını belirtti.

Halper, “1948’den bugüne kadar Filistin halkını yok etme ve ortadan kaldırma niyetini görebilirsiniz, ancak Gazze muhtemelen bunun en dramatik dışavurumudur.” ifadesini kullandı.

Gösteriler ve boykotların önemine işaret eden Halper, Filistinlilere halkların verdiği desteği artırmak gerektiğini, çünkü Filistinlilerin Avrupa devletlerinin desteğine sahip olmadığını ve İsrail’in soykırımına devam etmesine izin verenin de aslında bu olduğunu aktardı.

İsrail’e yönelik eleştiriler veya protestolar olduğunda İsrail’in antisemitizm silahını kullandığını kaydeden Halper, “Bu durum Yahudiler için de kötü çünkü özellikle ABD’de İsrail’in soykırım politikalarına karşı olan çok sayıda Yahudi, özellikle de genç nesil var.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/israilin-ev-yikimlari-etnik-temizlik-politikasinin-ana-araci/feed/ 0
Mustafa Demirci’den Gazze’deki dramı anlatan yeni eser: Suçum Neydi Benim https://www.haber28.com.tr/mustafa-demirciden-gazzedeki-drami-anlatan-yeni-eser-sucum-neydi-benim/ https://www.haber28.com.tr/mustafa-demirciden-gazzedeki-drami-anlatan-yeni-eser-sucum-neydi-benim/#respond Mon, 18 Mar 2024 01:00:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10333 İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi, sanatçı Mustafa Demirci, Gazze’deki dramı anlattığı yeni eseri “Suçum Neydi Benim”i yayınladı.

Usta sanatçı, bir çocuğun dilinden Gazze’de yaşanan acıyı ele aldığı esere ilişkin görüşlerini ve eserin ortaya çıkış hikayesini AA muhabirine anlattı.

Böyle bir eseri yapmayı istemediğini dile getiren Demirci, “Keşke orada insanlar, çocuklar, bebekler katledilmeseydi de böyle bir eseri yapmak zorunda kalmasaydım. Yaşadığımız yüzyılda çok büyük felaketler oldu ve olmaya da devam ediyor. Bana göre Gazze’de yaşananlar yaşadığımız yüzyılın en büyük felaketlerinden bir tanesi. Çünkü masumiyetin katledilmesi söz konusu.” dedi.

Mustafa Demirci, çocuk ve bebeklerin, saflığı ve ilahi duyguları temsil ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Çocukların bütün dünyanın gözü önünde açıkça katledilmesi katlanılır bir durum değil. Bu dışarıdan izleyen açısından bir başka utanç vesilesi ama içeride bizzat yaşayan Filistinli kardeşlerimiz için tarif edilemez bir acı. Beni en çok yaralayan görüntülerden bir tanesi, bir babanın yavrusunun parçalanmış bedenini torbalara doldurarak elinde tutmasıydı. Bunu bir insan nasıl kabullenebilir? Ben bu acıyı hissettiğim için böyle bir şiir yazmak istedim. İnsani duyarlılık her şeyin ötesindedir. Sanatçı olmasam da bir insan olarak bunu kabullenmem mümkün değil. Maalesef bu hikaye çok geçmişte başladı ve gitgide kötüleşerek devam ediyor.”

“Düşmanın niyeti, amelinden daha kötüdür”

Usta sanatçı, masumiyete karşı, aleni ve pervasızca işlenen bu suikastı kabullenmenin mümkün olmadığının altını çizerek, Gazze’de öldürülen masum çocukların da “Suçum neydi benim?” diye soracağını ifade etti.

Gazze’de son 5 ayda, 13 bine yakın çocuğun öldürüldüğüne vurgu yapan Demirci, “Bu bir soykırımdır. Bu gerçekten tarihte eşi benzeri görülmemiş planlı bir çocuk katliamıdır. Benim bunları söylerken içim titriyor. O kafa nasıl çalışıyor acaba? Dünyada böyle bir katliamın Batıda yapıldığını düşünsek acaba ne olurdu? Bu çocukların suçu Müslüman bir ailenin çocuğu olmaları mı? Her canlının yaşama hakkı var. Kaldı ki bir insandan bahsediyoruz.” diye konuştu.

Mustafa Demirci, sanatın yaşanmışların yansıması olduğunun altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sanatçının eseri, tasavvuru, hayali ve estetik birtakım düşünceleri etrafında şekillenir. Hissetlerini sahip olduğu yetenekler çerçevesinde ortaya koyar. Ben hem kendi vicdanım ve duygularım çerçevesinde hem de toplumun hassasiyet gösterdiği konularda her zaman çalışmalarımı devam ettirmek istiyorum. Çalıştığım Türk dini musikisi alanında da güncel kaygı ve yaklaşımlardan uzak kalmadım. Filistin gibi kanayan bir yaramıza da uzak kalmam söz konusu olmamalıydı. Bu eseri de sadece bunun için yaptım. Çocuklardı tek düşüncem.”

“12 bin 600 bebek ve çocuk, dünyanın gözü önünde bombalarla yok edildi”

Eserin adını ilk önce “Ben Gazzeli Bir Bebeğim” olarak planladığını fakat müzik platformlarında “Gazze” kelimesinin geçmesinin eserin yayılmasına engel olacağını düşünerek vazgeçtiğini aktaran Demirci, “Filistin’de bir alışılmışlık oluşturdular. Lokma lokma Filistin’i yedikleri için, son lokma Gazze kalmıştı. Burayı da yemek istiyorlardı. Olayın oluş şekli önemli değil. Demek ki 12 bin 600 bebek ve çocuk, dünyanın gözü önünde bombalarla yok edilebiliyormuş. Bunu bir sene önce söyleselerdi inanmazdık. Bunu bile kanıksattılar insanlığa.” değerlendirmesinde bulundu.

Usta sanatçı, Gazze’de yaşanan hadiselerin herkesin başına gelebileceğine dikkati çekerek, “Herkes bu tehdidin altındadır. O yüzden duyarlı olmak zorundayız. Düşmanın niyeti, amelinden daha kötüdür. Yaşananlara baktığımızda eğer amelleri buysa niyetlerini tahayyül etmek bile istemiyorum. Allah bu acıları bir daha yaşatmasın.” dedi.

Mustafa Demirci’nin “Suçum Neydi Benim” adlı eserinin sözleri şöyle:

“Ben Gazzeli bir bebeğim,

Ben Gazze’de bir meleğim,

Ben Gazzeli bir bebeğim,

Suçum neydi, neydi benim?

Evim, yurdum bombalanmış,

Paramparçadır bedenim.

Büyüyemem, yürüyemem,

‘Anne acıktım’ diyemem,

Hislerimi söylemem,

Hayat hakkım yoktur benim.

Ben gülemem, oynayamam,

Ninnilerle uyuyamam,

Uykularım bombalanmış,

Bir masalım yoktur benim.

Ben Gazzeli bir çocuğum,

Yaşanmadı çocukluğum,

Ne varlığım ne yokluğum,

Kimse bilmez adım benim.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mustafa-demirciden-gazzedeki-drami-anlatan-yeni-eser-sucum-neydi-benim/feed/ 0
Norveçli Profesör Mads Gilbert: İsrail’in Gazze’deki zulmü hayatımda gördüğüm en büyük zulüm https://www.haber28.com.tr/norvecli-profesor-mads-gilbert-israilin-gazzedeki-zulmu-hayatimda-gordugum-en-buyuk-zulum/ https://www.haber28.com.tr/norvecli-profesor-mads-gilbert-israilin-gazzedeki-zulmu-hayatimda-gordugum-en-buyuk-zulum/#respond Fri, 15 Mar 2024 05:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9939 Norveçli profesör Mads Gilbert, İsrail’in, “Filistin halkını aç ve susuz bıraktığı, dondurduğu, bombaladığı ve sakat bıraktığı” Gazze’de yaşananlara ilişkin “Hayatımda gördüğüm tüm zulümlerin ötesinde.” dedi.

İbn Haldun Üniversitesince “Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği” temasıyla düzenlenen konferansa katılmak için İstanbul’a gelen Norveçli profesör Gilbert, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Gilbert, İsrail’in Gazze’de Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanında (UAD) yargılanmasına ve bu konuda ellerinde birçok argüman olduğuna değinerek şunları kaydetti:

“Benim için ise İsrail işgal ordusunun Gazze’deki Filistin halkını nasıl aç ve susuz bıraktığını, dondurduğunu, bombaladığını ve sakat bıraktığını görmek yeterli. Benim için bu bir savaş suçudur ve hayatımda gördüğüm tüm zulümlerin ötesindedir. Bu, sadece bir askeri harekat olmaktan çok daha fazlası. Bu, tüm halkın cezalandırılmasıdır ki toplu cezalandırma yasa dışıdır. Bu, sivil halka, kadınlara, çocuklara, yaşlılara, silah taşımayan herkese yönelik bir saldırıdır ve uluslararası hukuka aykırı olan Filistin sağlık sistemine karşı topyekun bir savaştır.”

Aç bırakmanın bir kitle imha silahı olduğunu vurgulayan Gilbert, “Ne tür bir insan, tam bir niyet ve planla bir milyondan fazla çocuğun açlıktan ölmesine ve temiz suya ulaşamamasına neden olur? Hangi yıldayız? 1600’de miyiz, 1400 mü yoksa 2024’te miyiz?” diye sordu.

Gilbert, insanları açlığa ve susuzluğa sevk etmenin, önceden planlanmış bir kötülük ve Filistin halkının direniş iradesine saldırmasının en üzücü yolu olduğunu söyledi.

İsrail’in Filistin halkına yönelik sömürgeci bir saldırı politikası izlediğinin altını çizen Gilbert, İsrail’in halkı aç bırakarak Gazze’den çıkmaya zorladığını kaydetti.

Gilbert, “Filistin-İsrail meselesi zor bir çatışma değil, bu zor bir işgaldir.” ifadesini kullandı.

Profesör Gilbert, uluslararası hukuka göre, işgal altındaki nüfusun sağlık hizmetlerinden, eğitiminden ve güvenliğinden sorumlu olan İsrail’in, bu sorumlulukları hiç karşılamadığını, faturayı daima uluslararası topluma kestiğini ve şimdi de 1948’den beri Filistinlilere destek olan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) saldırdığını belirtti.

“Tüm bu değerler işgal altındaki Filistin’de ve özellikle Gazze’de İsrail devletinin saldırısına uğruyor”

Gilbert, “Batılı hükümetlerin, Ukrayna’nın işgali nedeniyle Rusya’ya karşı yaptıkları gibi İsrail’i, yaptırımlar, boykot ve barışçıl siyasi araçlarla durdurmamaları beni dehşete düşürdü, şok etti ve çok kızdırdı. Bu çifte standartlar, kendilerine insan ırkının dostları, insanlığın dostları ve uluslararası hukukun savunucusu diyen herkes için çok utanç vericidir.” dedi.

Artık yeni bir dilin kullanılmaya başladığını söyleyen Gilbert, “sömürgeleştirme”, “apartheid” ve “ırkçılık” gibi kavramların daha sık kullanılması gerektiğini çünkü ABD ve İsrail’in politikasını bu kavramların açıkladığını belirtti.

Gilbert, “Bence yeni bir neo-kolonyalizm çağındayız, ki bu çok tehlikeli, doğrunun değil gücün doğruyu tanımladığı bir çağ. En güçlü olanın hiçbir sınırlama olmaksızın, uluslararası hukuka ve temel insani değerlere saygı duymaksızın istediğini yapabildiği orman kanununa geri dönüyoruz.” diye konuştu.

İnsanların birbirine saygı duyduğunu, susuzluk çekene su, açlık çekene yiyecek bulmanın insani bir değer olduğunu ve bu değerleri herkesin çocuklarında görmek isteyeceğini ifade eden Gilbert, “Tüm bu değerler işgal altındaki Filistin’de ve özellikle Gazze’de İsrail devletinin saldırısına uğruyor.” dedi.

“Daha fazla gösteri, daha fazla faaliyet, daha fazla bilgi”

Gilbert, İsrail saldırılarına karşı dünyanın her yerinde insanların Filistin’le dayanışma içinde olmak için ayağa kalktığını, özellikle de gençlerin “bizim istediğimiz dünya bu değil” diyerek sokaklara dökülüp gösteriler yaptığını aktardı.

Tüm dünyada gerçekleşen gösterilerin umut verici olduğunu kaydeden Gilbert, özellikle de ülkesi Norveç’te genç kadınların Gazze’de olup bitenlere karşı gösterilere öncülük ettiğini belirtti.

Gilbert, iyi insanların ve genç Yahudilerin yaşananlara karşı çıkmasının ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Pentagon için sorun teşkil ettiğinin, hatta bunun büyük güçler için büyük bir sorun olduğunun altını çizdi.

Avrupa hükümetlerinin tavrındaki değişimin sebebinin de sokakların zorlaması olduğuna işaret eden Gilbert, devletler ile halklar arasındaki uçurumun giderek derinleştiğini, iktidarlar için büyük bir sorun haline geldiğini, dolayısıyla Filistin’e destek veren gösterilerin artarak devam etmesi gerektiğini kaydetti.

Gilbert, Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’ya karşı boykot, tecrit ve yaptırım politikası uygulayan Avrupa, ABD ve NATO’nun, Filistinliler İsrail’i boykot ettiğinde buna karşı çıktıklarını hatırlattı.

Profesör Mads Gilbert, sözlerini şöyle noktaladı:

“Faaliyetlerimizi sürdürmeliyiz, daha fazla gösteri, daha fazla faaliyet, daha fazla bilgi ve neler olup bittiğini anlamak için çalışmalıyız. Politika, politikacılara bırakılamayacak kadar önemli bir konudur.”

AA Global Haberler Direktörü Faruk Tokat, Gilbert’e “Kanıt” kitabını takdim etti

İbn Haldun Üniversitesince “Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği” temasıyla düzenlenen konferansa katılan AA Global Haberler Direktörü Faruk Tokat, AA’nın “Kanıt” kitabını Gilbert’e takdim etti.

Tokat, Gilbert’e AA tarafından hazırlanan kitabın İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiğini ve kitaptaki bazı görsellerin uluslararası mahkemelerde kanıt olarak kullanılacağını söyledi.

Gilbert, bu hediyeden dolayı memnuniyetini ifade etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/norvecli-profesor-mads-gilbert-israilin-gazzedeki-zulmu-hayatimda-gordugum-en-buyuk-zulum/feed/ 0
ABD, Hamas’ın rehineleri serbest bırakması ve Gazze’deki çatışmalara ara verilmesi için anlaşma görüşmelerinde ilerleme kaydedildi https://www.haber28.com.tr/abd-hamasin-rehineleri-serbest-birakmasi-ve-gazzedeki-catismalara-ara-verilmesi-icin-anlasma-gorusmelerinde-ilerleme-kaydedildi/ https://www.haber28.com.tr/abd-hamasin-rehineleri-serbest-birakmasi-ve-gazzedeki-catismalara-ara-verilmesi-icin-anlasma-gorusmelerinde-ilerleme-kaydedildi/#respond Tue, 12 Mar 2024 07:24:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9537 Amerika Birleşik Devletleri, Hamas’ın rehineleri serbest bırakması ve Gazze’deki çatışmalara ara verilmesini öngören olası bir anlaşma için Paris’te yapılan uluslararası görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini açıkladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan CNN’e yaptığı açıklamada, İsrail, ABD, Mısır ve Katar temsilcilerinin anlaşmanın “ana hatları” konusunda bir mutabakata vardıklarını söyledi.

Anlaşmanın halen müzakere aşamasında olduğunu belirten Sullivan, Katar ve Mısır’ın Hamas ile dolaylı görüşmeler yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise CBS’e yaptığı açıklamada, görüşmelerden bir rehine anlaşması çıkıp çıkmayacağının henüz belli olmadığını belirterek, ayrıntılara girmekten kaçındı, ancak Hamas’ın daha makul taleplerde bulunması gerektiğini söyledi.

Öte yandan, Cumartesi günü Paris’te yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedildiği haberlerinin ardından İsrail savaş kabinesi de Gazze’de ateşkes anlaşması görüşmeleri hakkında bilgilendirildi.

Paris görüşmeleri, Gazze’de ateşkesi ve rehinelerin iadesini sağlamayı amaçlayan müzakerelerin bir parçası olarak İsrail ile Mısır, Katar ve ABD’den arabulucular arasında yürütüldü.

Varılacak bir anlaşma aynı zamanda İsrail’de tutulan Filistinli mahkumların da serbest bırakılmasını öngörüyor.

Netanyahu sosyal medya platformu X’te paylaştığı mesajda, “Rehinelerimizin serbest bırakılması için başka bir taslak elde etmeye çalışıyoruz. Bu nedenle Paris’e bir heyet gönderdim ve bu akşam müzakerelerde atılacak bir sonraki adımları görüşeceğiz” diye yazdı.

Daha sonra İsrail’in bu hafta Katar’a yeni görüşmeler için bir heyet göndereceği bildirildi.

Göstericilere polisten sert müdahale

Tel Aviv’de Başbakan Binyamin Netanyahu’nun istifasını isteyen gösteriler polis tarafından dağıtıldı.

Demokrasi Meydanı’na gitmeye çalışan göstericilere atlı çevik kuvvet polisleri saldırdı.

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırılardan önce de İsrail’de hükümet karşıtı gösteriler nispeten sık görülüyordu.

Ancak Cumartesi günkü gösterilerde Ekim ayından bu yana polis ilk kez daha sert önlemlere başvurdu.

Göstericiler, Gazze’deki savaşta hükümeti rehineleri kurtarmak yerine Hamas’ı yenme güdüsüyle hareket etmekle eleştiriyor.

Ana muhalefet lideri Yair Lapid, İsrail ordu karargahı önünde toplanan göstericilere yönelik saldırgan tutumundan dolayı polisi eleştirdi.

Gösteride en az 21 kişinin tutuklandığı ve onlarca kişinin yaralandığı bildirildi.

Hükümet karşıtı protestoların yanı sıra İsrailli rehinelerin aileleri de savaşa diplomatik bir çözüm bulunması ve rehinelerin geri dönüşüne odaklanılması çağrısında bulunmak üzere şehirde toplandı.

‘Savaşın sonu demek değil’

Cumartesi günü erken saatlerde İsrail medyası Paris’teki görüşmelerde bir rehine ve ateşkes anlaşması konusunda ilerleme kaydedildiğini duyurdu.

İsrail’in istihbarat şefi David Barnea, Cumartesi günü Fransa’nın başkenti Paris’te Mısır, Katar ve ABD’den arabulucularla bir araya geldi.

Görüşmelerde daha sonraki müzakerelerin temelini oluşturacak bir anlaşmanın ana hatları üzerinde mutabık kalındığı ve bu anlaşmanın Cumartesi gecesi İsrail savaş kabinesine sunulduğu bildirildi.

İsrail medyası savaş kabinesinin Katar’a bir heyet göndermeyi kabul ettiğini ve heyetin bir hafta sürecek bir ateşkes ve İsrail’de tutulan yüzlerce Filistinli mahkum karşılığında rehinelerin serbest bırakılmasını öngören bir anlaşma üzerinde müzakerelere devam edeceğini bildiriyor.

Ancak İsrail ulusal güvenlik danışmanı Tzachi Hanegbi Cumartesi akşamı televizyonda yayınlanan bir röportajda “Böyle bir anlaşma savaşın sona erdiği anlamına gelmez” dedi.

Görüşmeleri yakından takip eden üst düzey bir Filistinli yetkili daha önce BBC’ye yaptığı açıklamada Paris’te gerçek bir ilerleme kaydedilmediğini söylemiş ve müzakerecileri Hamas üzerindeki baskıyı arttırmak için yanlış bilgi sızdırmakla suçlamıştı.

Hamas, bir anlaşmaya varılması konusunda ilerleme kaydedildiğine dair son haberler hakkında yorum yapmadı.

‘Biden Refah konusunda bilgilendirilmedi’

Bu arada Gazze’de çatışmalar ve hava saldırıları can almaya devam ediyor.

Netanyahu, X’teki paylaşımında, 1,5 milyona yakın insanın sıkışıp kaldığı Gazze’nin güneyinde, Mısır sınırındaki Refah’a yönelik operasyon planlarını onaylamak için bu hafta kabinesini toplayacağını söyledi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan Pazar günü NBC’ye verdiği mülakatta, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’in Refah’taki askeri operasyon planları hakkında bilgilendirilmediğini ancak sivil yaşamın korunması gerektiğine inandığını söyledi.

Sullivan, “Bu sivilleri korumak, onları güvenli bir yere götürmek, beslemek, giydirmek ve barındırmak için açık ve uygulanabilir bir plan olmadığı sürece Refah’ta bir operasyonun, büyük bir askeri operasyonun devam etmesi gerektiğine inanmıyoruz” dedi.

İsrail savaş kabinesi üyesi Benny Gantz, Hamas’ın 10 Mart’a kadar Gazze’de tuttuğu tüm rehineleri serbest bırakmaması halinde .

İsrail’in artan hava saldırıları yardım operasyonlarını engelliyor.

Yardım kuruluşları ve birçok Batılı hükümet Refah’a yapılacak bir saldırının sonuçlarının korkunç olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA, halk çaresizlikten konvoyları yağmalaması nedeniyle Gazze’nin kuzeyine yardım sevkiyatını durdurduğunu açıkladı. UNRWA’nın kamyonlarından biri de 5 Şubat’ta İsrail ateşiyle vuruldu.

Hamas tarafından yönetilen sağlık bakanlığı, İsrail saldırılarında en az 29.600 Filistinlinin öldüğünü ve Gazze’de enkaz altında binlerce cesedin daha olduğunu açıkladı.

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırılarda yaklaşık 1200 İsrailli öldü ve yaklaşık 250 kişi rehin alınmış, rehinelerin bir kısmı serbest bırakılmıştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/abd-hamasin-rehineleri-serbest-birakmasi-ve-gazzedeki-catismalara-ara-verilmesi-icin-anlasma-gorusmelerinde-ilerleme-kaydedildi/feed/ 0
Gazze’de doktorlar sınırlı malzemeyle yaralıları ameliyat ediyor https://www.haber28.com.tr/gazzede-doktorlar-sinirli-malzemeyle-yaralilari-ameliyat-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/gazzede-doktorlar-sinirli-malzemeyle-yaralilari-ameliyat-ediyor/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7509 Gazze’de doktorlar yaralıları anestezisiz ameliyat ettiklerini, kronik rahatsızlıkları olan hastaları geri çevirmek zorunda kaldıklarını ve sınırlı tıbbi malzemeyle çürüyen yaraları tedavi ettiklerini anlatıyor.

BBC’ye konuşan bir doktor, “Ağrı kesici eksikliği nedeniyle bazen hastaların saatlerce çığlık atmasına göz yummak zorunda kalıyoruz” diyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’de sağlık hizmetlerindeki son durumu “kelimelerin ötesinde” diye niteliyor.

DSÖ, Pazar gününden bu yana Gazze’de 23 hastanenin çalışmalarını durdurmak zorunda kaldığını, 12 hastanenin kısmen, bir hastanenin ise minimum düzeyde çalıştığını paylaştı.

DSÖ, hava saldırıları ve tıbbi malzeme eksikliğinin “halihazırda yetersiz kaynaklara sahip bir sistemi tükettiğini” söyledi.

İsrail ordusu Hamas’ın “hastaneleri ve sağlık merkezlerini terör aktivitelerinin merkezi olarak kullandığını” söylüyor.

BBC’ye açıklama yapan ordu yetkilileri, “ordunun hastanelere saldırmadığını, bunun yerine Hamas altyapısını etkisiz hale getirmek ve Hamas teröristlerini yakalamak için dikkatli bir şekilde hareket ederek belirli bölgelere girdiğini” söyledi.

Ordu yetkilileri Gazze’ye insani yardım ve tıbbi malzeme girişine izin verildiğini belirtti.

Uyarı: Bu haber bazı okuyucuları rahatsız edebilecek detaylar içeriyor.

Hastaneler kapasitelerinin çok üstünde çalışıyor

Sağlık çalışanları, Gazze’deki hastanelerin çoğunun sınırlı malzemeye sahip olduğunu, bazılarının yatak kapasitelerinin yüzde 300’ün üzerinde çalıştığını söylüyor.

Her geçen gün çalışmalarını durdurmak zorunda kalan hastane ve sağlık merkezinin sayısı artıyor.

DSÖ, Gazze’nin güneyindeki Nasır Hastanesi’nin Pazar günü İsrail güçleri tarafından düzenlenen bir baskının ardından hizmet dışı kaldığını söyledi.

Yakınındaki hastanelerde çalışanlar, Nasır’daki durumun kendi operasyonlarını zorlaştırdığını paylaşıyor.

Gazze’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde bulunan Gazze Avrupa Hastanesi’nin müdürü Yusuf el-Akkad, durumu “savaşın başından bu yana karşılaştığımız en kötü durum” diye niteliyor.

El-Akkad, “Durum bunun öncesinde de ciddiydi. Yerinden edilen ve şu anda (hastane) koridorlarında kalan binlerce kişinin gelmesiyle şimdi nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?” diyor.

Hastanede tedaviye ihtiyacı olan hastalar için yeterli yatak bulunmadığını söyleyen El-Akkad, bu nedenle personelin metal çerçeveler ve ahşap üzerine çarşaf serdiğini, “birçok hastayı ise hiçbir şey olmadan yere yatırdığını” söylüyor.

Gazze Şeridi’nin dört bir yanından gelen diğer doktorlar da benzer şartlarda çalıştıklarını anlatıyor.

Refah’taki Şehit Muhammed Yusuf el-Neccar Hastanesi’nin müdürü olan Dr. Mervan el-Hams, “Kalbi durmuş ya da kalp sorunu olan biri olsa bile onu yere yatırıp tedavisine başlıyoruz” diyor.

Ameliyatlar anestezisiz yapılıyor

Doktorlar sınırlı tıbbi malzemeyle çalışmakta zorlandıklarını söylüyor.

BBC’ye konuşan bir doktor, “Bir damla oksijen bulamıyoruz” diyor.

Dr. Yusuf el-Akkad, “Anestezi, yoğun bakım ünitesi için gerekli malzeme, antibiyotik ve ağrı kesici eksikliği yaşıyoruz. Ciddi yanıklarla gelen çok sayıda insan var. Onlar için uygun ağrı kesicimiz yok” diye anlatıyor.

Bir doktor ameliyatların anestezi yapılmadan gerçekleştirildiğini doğruladı.

Gazze’nin kuzeyindeki El-Avda Hastanesi’nin yardımcı müdürü olan Dr. Muhammed Salha, insanların tedavi için eşek ve atlarla taşındığını söylüyor.

Doktorların elektrik kesintileri nedeniyle ameliyatları fenerlerle yaptığını söyleyen Salha, “Felaket, yaralar iki ya da üç haftadan uzun süre açık kaldığı için çürümesiyle yaşanıyor” diyor.

İnsanlar akla gelen her tür yarayla hastanelere başvuruyor

DSÖ, Gazze’de yaklaşık 20 bin sağlık çalışanı olduğunu, ancak büyük çoğunluğunun “hayatta kalmakta zorlandıkları ve ailelerine baktıkları için” çalışamadığını söylüyor.

Doktorlar bazı hastanelerde gönüllülerin yardım ettiğini ancak gelen kişi sayısı ve yaralanma türleri göz önünde bulundurulduğunda bunun yeterli olmadığını belirtiyor.

Dr. Yusuf el-Akkad, bombalı saldırılardan sonra insanların hastaneye “köfteye benzer” şekilde geldiğini söylüyor.

El Akkad, “Tek bir kişi beyin hasarlarıyla, kırık kaburgayla, bazen gözünü kaybetmiş şekilde, aklınıza gelebilecek her tür yarayla gelebiliyor” diyor.

Gazze’de çalışan doktorlardan bazıları ailelerinden ayrı düştüklerini anlatıyor.

Dr. Muhammed Salha, “Ailem üç aydan uzun süredir benden uzakta ve onlarla kucaklaşmayı özlüyorum. Tek tesellim, burada çocuklara, kadınlara ve yaşlılara sağlık hizmeti veriyor ve hayatlarını kurtarıyor olmam” diyor.

Kronik hastalıkları olanlara yer bulunamıyor

BBC’ye konuşan doktorlar Gazze’de kronik rahatsızlıkları olan hastaların “büyük bir bedel ödediğini” söylüyor.

Dr. Yusuf el-Akkad, “Açıkçası onlar için yatağımız ya da onları takip edecek imkanımız yok. Haftada dört kez diyaliz tedavisi alan biri şimdi haftada bir kez alabiliyor” diyor.

Bazı kadınlar hiçbir tıbbi destek almadan çadırlarda doğum yaparken, ebelik hizmeti veren hastaneler kapasitelerinin sınırlı olduğunu söylüyor.

Dr. Muhammed Salha, “Bir bölümde bir insan ölüyor ve diğer bölümde bir bebek doğuyor. Çocuklar doğuyor ve onlar için süt yok. Hastane her çocuk için bir kutu süt sağlayabiliyor” diyor.

İnsanlar hastanelere aşırı kalabalık ve hijyenik olmayan koşullarda yayılan hastalıklarla da başvuruyor.

Gazze’nin güneyindeki Refah’a göç eden 54 yaşındaki Ebu Halil, “Hastalıklar var ve hiçbir tedavi bulamıyoruz” diyor ve devam ediyor:

“Sabah erkenden dışarı çıkıp kuyruklara girmemiz gerekiyor ve belki önümüzde 100 kişi daha oluyor. Elimiz boş dönüyoruz.”

Bu habere Muath El Hatib de katkı verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gazzede-doktorlar-sinirli-malzemeyle-yaralilari-ameliyat-ediyor/feed/ 0
Gazze’de İsrail’in işlediği savaş suçlarına ilişkin yeni kanıtlar ortaya çıktı https://www.haber28.com.tr/gazzede-israilin-isledigi-savas-suclarina-iliskin-yeni-kanitlar-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/gazzede-israilin-isledigi-savas-suclarina-iliskin-yeni-kanitlar-ortaya-cikti/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:36:23 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7506 Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, İsrail’in Gazze’de işlediği savaş suçlarına ilişkin delil niteliğindeki yeni fotoğrafların, Kanıt kitabına dahil edilmesiyle tarihe düşülen bu notun, daha stratejik ve kalıcı olması için herkesin büyük bir sorumluluk içerisinde çalışması gerektiğini bildirdi.

AA tarafından AAtölye’de, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile çok sayıda davetlinin katılımıyla “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneli düzenlendi.

AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, panelin açılışında yaptığı konuşmada, İsrail yönetiminin, Gazze’de yaşayan Filistinlilere yönelik yoğun saldırılar gerçekleştirdiğini söyledi.

Gazze’de 7 Ekim 2023 yılından bu yana görülen tablonun, vicdan, izan ve akıl sahibi herkesin yüreğini sızlattığını kaydeden Karagöz, akla hayale gelmeyecek, ancak film senaryolarında olabilecek ve gözle inanılamayacak boyutta bir vahşet yaşandığını ifade etti.

Karagöz, AA olarak bu vahşeti dünyaya servis ettiklerini belirterek, her saniye Gazze’de yeni bir insanlık suçuna şahit olduklarını söyledi.

Bu durumu tüm gerçekliğiyle dünyaya aktarmanın gazeteciler olarak görev ve sorumlulukları olduğunu vurgulayan Karagöz, “Anadolu Ajansı olarak, ekim ayından bu yana İsrail’in, İsrail yönetiminin Gazze’ye saldırılarını anbean hem ülkemize hem de dünyaya geçtik. 26 arkadaşımız, Gazze’nin bizzat içinde görev yapıyor. Maalesef arkadaşlarımızdan biri, İsrail’in kasıtlı saldırıları sonucu şehit oldu, hayata veda etti. Muntasır es-Savvaf ismini, Anadolu Ajansı ailesi olarak sonuna kadar yaşatacağız. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Karagöz, pek çok gazetecinin bu saldırıların muhatabı olduğunu vurgulayarak, şu ana kadar 130’a yakın gazetecinin şehit olduğunu söyledi.

Gazze’de yaralanan, ailelerini kaybeden pek çok gazeteci bulunduğunu anımsatan Karagöz, “26 arkadaşımızın hemen hemen hepsinin evinde bir cenaze var, bir şehit var. Oradaki arkadaşlarımız hem hayatta kalmaya çalışıyorlar hem de bu durumu dünyaya duyurmaya çalışıyorlar. İkisini de ellerinden geldiğince en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar. Bugün uluslararası medyada gördüğümüz pek çok fotoğraf, Gazze içinden Anadolu Ajansının bu kahraman gazetecileri, foto muhabirleri tarafından kayda alınmış görsellerdir.” diye konuştu.

“Bir triloji tasarladık. Kanıt, Tanık ve Sanık”

Karagöz, AA olarak geçen yılın ekim ayından itibaren şahit oldukları savaş suçlarını dünya kamuoyuna göstermeye gayret ettiklerini, bu çerçevede bugün Lahey’de görüşülmekte olan soykırım davasında delil olarak teşkil edilen Kanıt kitabını yayına hazırladıklarını anımsattı.

Kitapta Roma Sözleşmesi’ne göre, uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu kabul edilen delillerin görsellerinin yer aldığına dikkati çeken Karagöz, şöyle devam etti:

“Biz bir triloji tasarladık. Önce Kanıt. Kanıt’ı Gazze’de görev yapan arkadaşlarımız Roma Statüsü çerçevesinde ele aldılar. Bugün Lahey’de görülen davada Kanıt kitabından pek çok delil davaya müdahil olmuş durumda. Daha sonra Tanık kitabını hazırladık. Tanık kitabı, şu an taslak halinde, henüz basılmadı. Tanık kitabında da biz aynı şekilde Gazze’de görev yapan ve bu soykırıma, bu vahşete tanık olmuş, aramızda tanıklar da var. Görüyorum Akif Bey var, Serkan Bey yine bölgedeydi, tanıkları dinledik, tanıkların tecrübelerini kitaplaştırdık. Trilojimizin üçüncü kitabı ise Sanık, yani suçlular. İsrail’de bu vahşete, bu soykırıma sebep olan failler.

Üçüncü kitabımız Sanık da yine çok yakında basılacak, yayına hazırlanıyor. Dolayısıyla biz Kanıt, Tanık ve Sanık kitaplarıyla tarihe bir not düşmek istedik. Bu bizim en büyük sorumluluğumuz. Belki de bu hayata katacağımız en ciddi katkı olacak. Çünkü 7 Ekim’den bu yana yaşadıklarımız, dünyanın son anına kadar, kıyamete kadar unutulmayacak bir vahşeti gösteriyor. Bunu en uygun, en stratejik, en kalıcı şekilde kaydetmek Anadolu Ajansı olarak bizlerin sorumluluğu.”

Genel Müdür Karagöz, bu üç kitabın üç ayrı belgeselinin de yapılacağını ifade ederek, program öncesinde Kanıt kitabının belgeselinin fragmanının gösterildiğini dile getirdi.

Bu belgeselin yakında galasını yapacaklarını anlatan Karagöz, lansmanın ise İstanbul ve Londra’da gerçekleştirileceğini söyledi.

Daha sonra Tanık belgeselinin hem Türkiye’de hem yurt dışında lansmanının yapılacağı bilgisini veren Karagöz, “Sanık belgeseli için biraz bekleyeceğiz. Çünkü Sanık belgeseline konu olacak kişilerin listesi her geçen gün kabarıyor. Sadece bizzat emri verenler değil onu destekleyenler, göz yumanlar, alkış tutanlar da yine Sanık belgeselinin ve Sanık kitabımızın konusu olacaklar.” dedi.

Gazze’deki savaş suçlarını gösteren yeni fotoğraflar Kanıt kitabında

Anadolu Ajansı olarak, bugün kamuoyuyla Gazze’deki soykırıma ilişkin bazı yeni kanıtları paylaşmak istediklerini dile getiren Serdar Karagöz, AA muhabiri ve foto muhabirlerinin Gazze’de çektiği fotoğrafları ekrana yansıttı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nde, “soykırım”, “insanlığa karşı suçlar” ve “savaş suçları”nın kapsamının belirlendiğini hatırlatan Karagöz, fotoğraflarla kayıt altına alınan suçların, Roma Statüsü’nün hangi maddelerini içerdiğini söyledi.

Karagöz, pek çok kanıt fotoğrafında imzası olan Ali Jadallah ile ilgili, “Hemen hemen ailesinin tamamını kaybetti. Hatta bizim Yılın Kareleri fotoğraf yarışmamızda kendisinin bir fotoğrafı var. Fakat fotoğrafı çeken olarak değil fotoğrafın öznesi olarak Ali Jadallah orada gözüküyor. Enkaz altında kalmış kardeşinin elini öpüyor. Yine o fotoğrafı da dünya kamuoyu yakından biliyor.” ifadelerini kullandı.

Roma Statüsü’ne göre, ambulansa saldırının da savaş suçu sayıldığını belirten Serdar Karagöz, şöyle devam etti:

“Dünya kamuoyunda çok büyük ilgi uyandıran Hind Receb isimli küçük bir çocuk biliyorsunuz. Amerikalı medya kurum ve kuruluşlarının yakın takip ettiği, aynı şekilde sürekli basın toplantılarında akıbeti sorulan bir çocuk. Küçük Hind Receb’in cansız bedenine 12 gün sonra ulaşılıyor. Fakat orada bir hikaye var. Hind Receb, ilk saldırıda canlı, yardım istiyor Filistin Kızılay’ından. Filistin Kızılay’ı ambulans gönderiyor ve o ambulans vuruluyor. Bu fotoğrafın da yine Lahey’de en büyük delillerden biri olacağına inanıyoruz.”

“Savaş suçu ve Gazze’nin geçmişini hatırlatan her şeyden arındırma stratejisi”

Ali Jadallah’ın 4 Şubat’ta çektiği ve İsrail saldırıları nedeniyle büyük hasar alan Eş-Şuheda Camisi’ni gösteren fotoğrafına ilişkin Karagöz, “İsrail yönetimi din, eğitim, sanat, bilim veya yardım amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi eserlere, hastanelere, hasta ve yaralıların toplandığı yerlere kasten saldırı düzenliyor. Bu bir yönüyle savaş suçu bir yönüyle de tamamen Gazze’deki tarihi yapıları yok ederek, Gazze’yi sadece insandan arındırmak değil, tarihinden, kültüründen ve Gazze’nin geçmişini hatırlatan her şeyden arındırma stratejisi görüyor. Bu da yine büyük bir savaş suçu.” şeklinde konuştu.

Karagöz, bu fotoğrafların, Kanıt kitabını bastıktan sonra ortaya çıkan yeni deliller olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Mahkeme devam ediyor. Her gün Anadolu Ajansı, mahkeme süreçlerini simültane çeviriyle veriyor. Yeni delilleri de mahkemeye sunmaya devam edeceğiz. Bugün burada Kanıt kitabımıza yeni fotoğrafları dahil ederken tarihe düştüğümüz bu notun, daha stratejik, daha kalıcı olması için hep beraber büyük bir sorumluluk içerisinde çalışmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Umarım en kısa sürede Sanık kitabının sonuçlarını ele alan bir panelle, bir toplantıyla bir araya geliriz ve faillerin cezalandığını, ceza aldığını bizler bu dünyadan göçmeden önce dünya gözüyle görmüş oluruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/gazzede-israilin-isledigi-savas-suclarina-iliskin-yeni-kanitlar-ortaya-cikti/feed/ 0
İletişim Başkanı Altun, AA’nın “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” panelinde konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 27 Feb 2024 04:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7444 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrail’in normalleştirmeye çalıştığı soykırım, barbarlık girişimleri gibi dezenformasyon kampanyalarına da duyarsız kalınmaması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer duyarsızlaşırsak, hakikatin ve doğruların yerini yalanlar ve kurgu haberler alır. Eğer duyarsızlaşırsak, İsrail’in suçlarını normalleştirmiş, cezalandırılmasının da önüne geçmiş oluruz.” dedi.

Altun, Anadolu Ajansı (AA) tarafından AAtölye’de düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneline katıldı.

Buradaki konuşmasında, İsrail’in Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden katliamlarının ele alınacağı, bu katliamı belgeleyen yeni kanıtların sunulacağı panelde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Altun, tarihçi Ilan Pappe’nin “Filistin’de Etnik Temizlik” adlı kitabını “İsrail’in Filistin’e yönelik sürdürdüğü etnik temizliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak hafızalarda yer bulması, bilinçlerde kökleşmesini temin etmek için” yazdığını belirttiğine dikkati çekti.

Paneli de benzer bir inancın ve iradenin yansıması olarak gördüğünü vurgulayan Altun, “İnanıyorum ki bu toplantı, İsrail’in Gazze’de işlediği cürümlerin hukuk, tarih ve insanlığın vicdanı önünde kayda alınacağı başlıca etkinliklerden biri olacaktır. Bizler bu tür etkinliklerle sahada gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla elde ettiğimiz görüntülerle İsrail’in katliamlarını ‘iddia edilen’ değil, ‘somut delilleri olan, ispatlanmış savaş suçları’ olarak kayda geçireceğiz. Çabamız bu yönde.” ifadesini kullandı.

Bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkürlerini ileten Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açık ve net bir şekilde şunu ifade etmek zorundayız, bugün Gazze’de apaçık bir soykırım yaşanıyor, İsrail, Gazze’de büyük bir soykırım suçu işliyor. İsrail, ‘soykırım’ başta olmak üzere Roma Statüsü’nün suç olarak tanımladığı birçok ağır cürüm işledi, işlemeye devam ediyor. Soykırım suçu, yalnızca bir toplu öldürme faaliyeti değildir. Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekun bir saldırıdır.

İsrail sadece Gazze’de yaşayan insanları toplu şekilde katletmiyor, bölgenin manevi varlığını da yok etmek için kültürel bir soykırıma da imza atıyor. Saldırıların başlamasından bugüne kadar, Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı, 266 cami, 3 kilise ve 295 okul ise ağır hasar aldı. İsrail, kültürü, gelenek, görenekleri ve bütün hafızasıyla bir halkın varlığını külliyen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Son günlerde İsrail’in sözüm ona ‘güvenli bölge’ diyerek insanları sürdüğü Refah bölgesine yönelik saldırıları, yürüttüğü soykırım politikasının apaçık bir örneğidir.”

“İsrail, Gazze’de insancıl hukuku tam anlamıyla yok sayıyor”

İnsancıl hukukun devletlerin silahlı çatışma anında nasıl kuvvet kullanacağını düzenlediğini ancak İsrail söz konusu olduğunda hukuktan değil, hukuksuzluktan, zulümden, adaletsizlikten bahsedilebileceğini vurgulayan Altun, Gazze’de insancıl hukukun İsrail tarafından tam anlamıyla yok sayıldığının, ayaklar altına alındığının altını çizdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İsrail’in, ısrarlı ve sistematik şekilde sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alması insancıl hukukun açık bir ihlalidir. Yine çeşitli sözleşmelerle yasaklanan fosfor bombası gibi silahların da Gazze’de bilhassa sivil nüfus üzerinde yoğun şekilde kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin de apaçık delili konumundadır.

‘Kanıt’ kitabında da bugün konuştuğumuz yeni kanıtlar dışında, gerçekten İsrail’in zulümlerine, işlediği soykırım suçuna ilişkin mebzul miktarda görsel ve delil bulmak mümkündür. Bu yüzden de İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılamasında ‘Kanıt’ kitabındaki delillerin kullanılmasını çok önemsedik, bunun için yoğun çaba sarf ettik. Bugün bizleri hakikat namına gururlandıran bir gelişmeyle, Uluslararası Adalet Divanı’nda Kanıt kitabındaki deliller ve ortaya çıkan yeni delillerin kullanıldığını görüyoruz.”

“İsrail’in dezenformasyon kampanyalarına karşı da duyarsız olmamalıyız”

İsrail’in yaptığı katliamları gizlemek için büyük çaba sarf ettiğini, Gazze’ye, Filistinlilere yönelik vahşetini, barbarlığını normalleştirmek için bizzat devlet eliyle yürütülen kapsamlı bir dezenformasyon politikası sürdürdüğünü aktaran Altun, İsrail’in, katliamlara başladığı ilk günden itibaren dezenformasyonlara da başladığına şahit olunduğunu söyledi.

İsrail’in yaptığı katliamları dezenformatif içeriklerle görünmez kılma gayretinde olduğunu belirten Altun, şöyle devam etti:

“Nasıl ki İsrail’in normalleştirmeye çalıştığı vahşiliklerine, barbarlıklarına ve soykırım girişimlerine karşı duyarsız kalmamamız gerekiyorsa, aynı şekilde İsrail’in dezenformasyon kampanyalarına karşı da duyarsız olmamamız gerekiyor. Eğer duyarsızlaşırsak, hakikatin ve doğruların yerini yalanlar ve kurgu haberler alır. Eğer duyarsızlaşırsak, İsrail’in suçlarını normalleştirmiş, cezalandırılmasının da önüne geçmiş oluruz.

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı olarak, duyarsızlığa, unutkanlığa ve dezenformasyona karşı ilk günden itibaren teyakkuz halinde olmayı görev bildik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını esas alarak, hakikat bayrağını dalgalandırmayı en önemli misyonumuz olarak bildik, bilmeye de devam ediyoruz.”

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz İsrail’in 200’e yakın dezenformasyonu deşifre etti”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin İsrail’in dezenformasyonlarını, yalanlarını tek tek tespit ettiğini, uluslararası kamuoyuyla doğruları paylaştığını anlatan Altun, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7 Ekim’den bugüne kadar İsrail’in 200’e yakın dezenformasyonu deşifre etti.” ifadesini kullandı.

Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi bombalandığında İsrailli yetkililer, İsrailli medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarının “Saldırıyı İsrail değil Hamas yaptı” yalanını ortaya attığını ama Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin iddiayla beraber paylaşılan görüntülerin 2022 yılına ait olduğunu saptadığını anımsatan Altun, “Merkezimiz ayrıca İsrail Başbakanının eski dijital medya sorumlusu olan şahsın, İsrail ordusunun Gazze’de hastane bombaladığına ilişkin önce adeta zafer paylaşımı yaptığını, bir süre sonra bu paylaşımını silerek saldırının Hamas tarafından yapıldığına ilişkin ikinci bir paylaşım yaptığını ortaya çıkardı.” diye konuştu.

İfşa edilen dezenformasyonların İsrail vahşetinin yanı sıra zihniyetini de göstermesi bakımından ibretlik olduğunu dile getiren Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İsrail, Gazze’de canlı insanların Hamas tarafından kefenlenerek ölü taklidi yaptırıldığını öne sürdü, bunu uluslararası medyada işledi. Gazze’de bugün ne yazık ki ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda ve bunlar içinde masum çocuklar, kadınlar, masum insanlar var. ve hal böyleyken İsrailli yetkililer utanmadan böyle bir iddiayı ortaya attı.

Peki doğrusu neydi? Doğrusunu ifşa ettik. İddiaya konu görüntülerin, geçtiğimiz yıl 19 Ağustos’ta sosyal medya platformlarında paylaşıldığı belirlendi. Görseller Malezya’da bir camide verilen cenaze işlemleri eğitimine aitti. Bu görsellerin, ‘Gazze’de canlı insanlar kefenlenerek ölü taklidi yaptırılıyor’ iddiasıyla paylaşılması esasında İsrail’in hakikati çarpıtmakta sınır tanımadığını ve hakikat karşısında elinin ne kadar da zayıf olduğunu gösterdi.”

“2023’te öldürülen gazetecilerin yüzde 75’i Gazze’de can verdi”

Altun, İsrail’in bölgede hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıp katlettiğini anımsatarak, “2023’te öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can vermiş olması tesadüf olamaz. Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında, orada olanı biteni, hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi. Anadolu Ajansı kameramanı Muntasır es-Savvaf da onlar arasındaydı. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.” dedi.

İsrail’in hakikati perdelemeye, gerçeği tahrif etmeye yönelik faaliyetlerinin başarısızlığa uğraması için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Altun, “Bugün ne yazık ki Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun bir çaba gösteriyor. Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor, Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Zalim, görünmez kılınmaya çalışılıyor”

Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için bu medya organlarının farklı strateji ve taktikler uyguladığını, her şeyden önce ayrıştırıcı bir dil kullandığını belirten Altun, şunları kaydetti:

“Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta ‘yabancı’, ‘öteki’ ve ‘geri kalmış’ bir topluluk olarak lanse edilirken, İsrailliler ‘ilerici’, ‘modern’ ve ‘Batılı’ bir toplum olarak tasvir edilmektedir. İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde ‘cinayete kurban gitti’ şeklinde yer bulurken, Gazze’de katledilen yerel halk için sadece ‘öldü’ ibaresi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmaktadır. Ne yazık ki Filistinliler bu şekilde haberlerde, Batılı medya organlarında ‘insani vasfı olmayan varlıklar’ gibi tanıtılmaktadır. Böylelikle bu haberleri okuyanların mazlumla özdeşlik kurması engellenmeye çalışılmakta, zalim görünmez kılınmaya çalışılmaktadır. Böylece Filistinli kardeşlerimiz daha fazla zulme tabi tutulmaya ve yalnızlaştırılmaya çalışılmaktadır.”

İsrail’e destek veren medyanın “tek taraflı habercilik” gibi tehlikeli bir taktiği de kullandığına değinen Altun, Batılı muhabirlerin İsrail vatandaşlarıyla yaptıkları görüşmelere haber saatlerinde herkesin denk geldiğini, söyleşi yapılan kişilerin izleyicilere “kurbanlar” olarak yansıtıldığını vurguladı.

Altun, bu anlatılarda Filistinlilerin 75 yıldır çektiği zulümlerden asla bahsedilmediğine vurgu yaparak, “Aksine, ne zaman İsrail devleti insanların evlerini, hastaneleri ve okulları bombalasa, bu vahşet İsrail’in sözüm ona ‘kendini savunma hakkı’ olarak lanse edilir. Ama özgürlüğü uğruna, bu istilacılara karşı direnen Filistinlilerin yaptığı herhangi bir eylem anında ‘terörizm’ damgası ile kitlelere servis edilir. Bunlar rastgele yapılan haberler değil, ideolojik saiklerle kurgulanmış stratejilerin uzantısı olarak karşımıza çıkan söylem ve anlatılardır.” şeklinde konuştu.

“Haber kurumlarımızın hakikat mücadelesi son derece önemli”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“İsrail’in pervasızca giriştiği soykırım faaliyetleri ve bu faaliyetler karşısında Batı medyasının büyük bir kısmının içinde olduğu işbirlikçi tavır, Anadolu Ajansı başta olmak üzere haber kurumlarımızın hakikat mücadelesi yolundaki faaliyetlerini daha önemli, stratejik hale getirmektedir.

Hem yaşanan trajediyi belgeleyen hem de uluslararası medyaya insani ve mesleki anlamda örnek teşkil bu faaliyetler, büyük bir takdiri hak etmektedir. ‘Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar’ paneli bu bağlamda bir çabaya hizmet etmektedir. Kanıt kitabı, kitaba eklenen yeni kanıtlar, devamında gelecek olan Tanık ve Sanık kitapları da bu kıymetli çabaya hizmet etmektedir ve hak, hakikat mücadelemizin apaçık bir örneğidir. Büyük emeklerle karşımıza çıkan bu değerli çalışmalar ve bu önemli panel için emeği geçen bütün arkadaşlarımı canıgönülden tebrik ediyor, yürekten kutluyorum. Serdar Karagöz başta olmak üzere Anadolu Ajansının bütün çalışanlarını tebrik ediyorum. Hakkın, hakikatin kazanacağı, zulme galebe çalacağı daha adil bir dünya için çalışmaya, çabalamaya el birliğiyle devam edeceğiz.”

Moderatörlüğünü AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Yurdakul’un yaptığı panel, uzmanların konuşmalarıyla devam etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı: Gazze’de 130 Gazeteci İsrail Tarafından Katledildi https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/#respond Tue, 27 Feb 2024 03:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7429 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 2023 yılında öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can verdiğine dikkat çekerek, “Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında gerçeği ve hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Ankara’da düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneline katıldı. Panelde, İsrail’in Gazze’ye yönelik düzenlediği saldırılar ile soykırım suçları fotoğraf ve görüntülerle kanıtlandı.

“Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekün bir saldırıdır”

İletişim Başkanı Altun, yaptığı konuşmada, Gazze’de apaçık bir soykırım işlendiğini söyledi. İsrail’in Gazze’de Roma Statüsü’nün suç olarak tanımladığı birçok ağır cürmü işlediğini belirten Altun, “Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekün bir saldırıdır. İsrail sadece Gazze’de yaşayan insanları toplu bir şekilde katletmiyor; bölgenin manevi varlığını da yok etmek için kültürel bir soykırıma imza atıyor” diye konuştu.

“Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı”

İsrail’in Gazze’deki saldırıların tahribatına dikkat çeken Altun, şöyle konuştu:

“Saldırıların başlamasından bugüne kadar, Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı; 266 cami, 3 kilise ve 295 okul ise ağır hasar aldı. İsrail, kültürü, gelenek, görenekleri ve bütün hafızasıyla bir halkın varlığını külliyen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Son günlerde İsrail’in sözüm ona güvenli bölge diyerek insanları sürdüğü Refah bölgesine yönelik saldırıları yürüttüğü soykırım politikasının apaçık bir örneğidir.”

“Fosfor bombalarının kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin delili”

Gazze’de İsrail’in hukuku yok saydığını dile getiren Altun, “İsrail’in, ısrarlı ve sistematik bir şekilde sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alması insancıl hukukun apaçık bir ihlalidir. Yine çeşitli sözleşmelerle yasaklanan fosfor bombası gibi silahların da Gazze’de bilhassa sivil nüfus üzerinde yoğun bir şekilde kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin delili konumundadır” ifadelerini kullandı.

Bölgede gerçekleştirilen katliamların gizlemeye çalışıldığını vurgulayan Altun, Filistinlilere yönelik vahşetin ve barbarlığın İsrail tarafından yürütülen kapsamlı bir dezenformasyon politikası ile yürütüldüğünü anlattı.

İsrail’in dezenformatif içerik ve yalan haberlerle görünmez olmayı amaçladığını aktaran Altun, bölgedeki vahşiliklere, barbarlıklara ve soykırım girişimlerine karşı duyarsız kalınmaması gerektiğini dile getirdi.

İletişim Başkanlığının duyarsızlığa, unutkanlığa ve dezenformasyona karşı ilk günden itibaren teyakkuz halinde olduğunu ve çalıştığını belirten Altun, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını esas alarak, hakikat bayrağını dalgalandırmayı en önemli misyonumuz olarak bildik ve bilmeye devam ediyoruz” kaydetti.

“Merkezimiz, 7 Ekim’den bugüne kadar, 200’ye yakın dezenformasyonu deşifre etti”

İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin İsrail’in yalanlarını tek tek tespit ve ifşa ettiğine işaret eden Altun, şunları kaydetti:

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, 7 Ekim’den bugüne kadar, 200’ye yakın dezenformasyonu deşifre etti. Birincisi Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalanmasıyla ilgiliydi. İsrailli yetkililer, İsrailli medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcıları, ‘Saldırıyı İsrail değil Hamas yaptı’ yalanını orta attılar. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, yaptığı çalışmada, söz konusu iddiayla beraber paylaşılan görüntülerin 2022 yılına ait olduğunu tespit etti. Yine merkezimiz ayrıca İsrail başbakanının eski dijital medya sorumlusu olan şahsın, İsrail ordusunun Gazze’de hastane bombaladığına ilişkin adeta zafer paylaşımı yaptığını, bir süre sonra bu paylaşımını silerek saldırının Hamas tarafından yapıldığına ilişkin ikinci bir paylaşım yaptığını ortaya çıkardı. Söz konusu İsrailli görevlinin tavrı İsrail’in dezenformasyonu nasıl sistemli şekilde kullandığını ortaya koyan örneklerden biridir.”

“Gazze’de bugün ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda”

İsrail’in ifşalarından söz eden Altun, “İsrail, Gazze’de canlı insanların Hamas tarafından kefenlenerek ölü taklidi yaptırıldığını öne sürdü ve bunu uluslararası medya da işledi. Gazze’de bugün ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda ve bunlar içinde de binlerce masum çocuk, kadın ve insanlar var ve hal böyleyken İsrailli yetkililer utanmadan böyle bir iddiayı ortaya attı. Peki doğrusu neydi? İddiaya konu görüntüler, geçtiğimiz yılın 19 Ağustos’ta sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerdi. Görseller Malezya’da bir camide verilen cenaze işlemleri eğitimine aitti” açıklamalarında bulundu.

“Hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıyor”

İsrail’in ‘Gazze’de canlı insanlar kefenlenerek ölü taklidi yaptırılıyor’ iddiasını değerlendiren Altun, şunları kaydetti:

“Birincisi, İsrail’in hakikati çarpıtmakta sınır tanımaz olduğunu. İkincisi İsrail’in hakikat karşısında elinin ne kadar zayıf olduğunu gösterdi. İsrail, dezenformasyonu sistemli şekilde kullanarak hakikati katlettiği gibi bölgede, hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıyor onları da katlediyor.”

“130 gazeteci görevleri başında İsrail tarafından katledildi”

2023 yılında öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can verdiğine dikkat çeken Altun, “Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında gerçeği ve hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi. Bugün ne yazık ki Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun çaba gösteriyor. Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor. Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor” ifadelerine yer verdi.

“Gazze’de katledilen yerel halk için ‘öldü’ ifadesi kullanılmakta”

Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için söz konusu medya organlarının farklı strateji ve taktikler uyguladığına vurgu yapan Altun, “Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta ‘yabancı, ‘öteki’ ve ‘geri kalmış’ bir topluluk olarak lanse edilirken İsrailliler ise ‘ilerici’, ‘modern’ ve ‘Batılı’ bir toplum olarak tasvir edilmektedir. İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde ‘cinayete kurban gitti’ şeklinde yer bulurken Gazze’de katledilen yerel halk için ‘öldü’ ifadesi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmakta” ifadesini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/feed/ 0
Fransa’da Filistin Yanlıları Carrefour’u Protesto Etti https://www.haber28.com.tr/fransada-filistin-yanlilari-carrefouru-protesto-etti/ https://www.haber28.com.tr/fransada-filistin-yanlilari-carrefouru-protesto-etti/#respond Fri, 23 Feb 2024 22:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6878 Fransa’da Filistin yanlıları, İsrail’e desteği nedeniyle uluslararası süpermarket zinciri Carrefour’u protesto etti.

Filistin yanlıları başkent Paris ve Lyon başta olmak üzere ülke genelinde Carrefour protestoları düzenledi.

Başkent Paris’in kuzeyindeki Garges-les-Gonesse şehrinde ise Filistin destekçileri uluslararası fast food zinciri McDonald’s şubesinin önünde toplandı.

Ellerinde Filistin bayrakları ve meşaleler olan göstericiler, Stains kentindeki Carrefour şubesine kadar yürüdü.

“Filistin için özgürlük”, “Bombardımanlara son verin” ve ” Gazze’deki soykırımı durdurun” sloganları atan göstericiler, Tel Aviv yönetimini desteklediği gerekçesiyle Carrefour ve MacDonald’s markalarını boykot çağrısı yaptı.

Göstericiler arasında Boyun Eğmeyen Fransa Partisinden (LFI) milletvekilleri Carlos Martens Bilongo ve Jerome Legavre, Stains Belediye Başkanı Azzedine Taibi ve siyonizm karşıtı Yahudiler de yer aldı.

Gösteride konuşan Bilongo, uluslararası toplumu İsrail’e koşulsuz destek vermekle suçlayarak, Tel Aviv hükümetinin “intikam arzusunun” Gazze’de gözünü kör ettiğini belirtti.

Bilongo, İsrailli bakanların Gazze’de “etnik temizlik” yapmayı haftalar öncesinden planladığı değerlendirmesinde bulunarak, ” Batı Şeria’da Hamas yok, ancak (İsrail’in) aynı katliamı, cinayetleri burada tekrarlanıyor. Bu öldürücü mantık sona ermeli.” dedi.

Boykot çağrısı yapan toplulukları desteklediğini ifade eden Bilongo, sözlerine şöyle devam etti:

“Fransız şirketleri (İsrail ile) işbirlikleri yapıyor, maddi yardım sağlıyor, hatta Fransız ve İsrailli çifte vatandaşlara İsrail ordusuyla savaşmaları için yıllık izin veriyor.”

Bilongo, uluslararası toplumun, Gazze’de bir soykırıma tanık olduğunu ifade ederek, “İsrail ordusunun sözcülerinin gelip oturup yalan söylediği, Gazze’nin küçük çocuklarını hayvan yerine koyduğu açık propaganda aracına dönüşen haber kanalları var.” açıklamasını yaptı.

Legavre ise Gazze’de şu an “soykırım” yaşandığını söyleyerek, İsrail’in önce Gazze’nin kuzeyinden şimdi de güneyinden hıncını aldığı değerlendirmesinde bulundu.

Refah’ta sıkışıp kalan Gazzelilerin, İsrail’in “ölümcül bir tuzağının içine düştüğüne” işaret eden Legavre, “Artık yiyecekleri, içme suları, ilaçları yok.” dedi.

Legavre, Gazze’den aktarılan videolarda, Filistinlilerin hayvan yemiyle ekmek yaptığını gördüğünü anlatarak “(Gazze’de) Şu anda gece gündüz bombalar yağıyor. Soykırım şu anda gerçekleşiyor.” diye konuştu.

İsrail’in bölgedeki saldırılarıyla “tüm Gazze halkını yok etmeyi amaçladığını ifade eden Legavre, İsrail hükümetinin Gazzelileri korkutarak ait oldukları topraklardan gitmeye zorladığını belirtti.

Stains Belediye Başkanı Taibi, AA muhabirine, Gazze’de “soykırım” yaşandığını söyleyerek derhal ve kalıcı bir ateşkes çağrısı yaptı.

Taibi, “Bu felaket durumunu artık kabul edemeyiz.” diyerek, uluslararası toplumun Gazze’deki durum karşısında sessiz kalmasının endişe verici olduğunu söyledi.

Belediye Başkanı Taibi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistinlilerden, Gazze’nin kuzeyinden güneyine gitmelerini isteyerek onlara tuzak kurdunu belirtti.

Taibi, “Savaş suçlusu Netanyahu’nun mantığı Filistin halkının kökünü kazımak. Bu konuda bir şüphe yok artık.” diyerek bu durumun endişe verici olduğunu ifade etti.

Lyon kentinde Carrefour protestosu

Lyon kentinde bir alışveriş merkezinde Carrefour şubesi önünde toplanan göstericiler büyük bir Filistin bayrağı açarken, İsrail’e desteği ve İsrailli askerlere gıda paketi dağıttığı gerekçesiyle Fransızları marketi boykot etmeye çağırdı.

Elleri kırmızıya boyalı eylemciler, “Katil Carrefour. Ellerinde Kan Var.” yazılı afiş taşıdı.

Eylemciler, “Carrefour’un Gazze’deki soykırıma ve Filistin topraklarındaki sömürgeciliğe suç ortaklığı yaptığını” savundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/fransada-filistin-yanlilari-carrefouru-protesto-etti/feed/ 0
Filistin Büyükelçisi: İsrail Ateşkesi İstemiyor, Netanyahu’nun Siyasi Hayatı Bitmesi Demektir https://www.haber28.com.tr/filistin-buyukelcisi-israil-ateskesi-istemiyor-netanyahunun-siyasi-hayati-bitmesi-demektir/ https://www.haber28.com.tr/filistin-buyukelcisi-israil-ateskesi-istemiyor-netanyahunun-siyasi-hayati-bitmesi-demektir/#respond Tue, 13 Feb 2024 22:12:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5240

FİLİSTİN’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’ın 3 aşamalı ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin, “Ne İsrail ne de İsrail hükumeti bu ateşkesi istemiyor. Bu savaşın devam etmesi Netanyahu’nun özel, şahsi bir konusu oldu. Bu savaşın sonucu onun siyasi hayatının bitmesi demektir” dedi.

Filistin’in Ankara Büyükelçisi Mustafa, Filistin’de çatışmaların başlamasının üzerinden 130 gün geçtiğini ve İsrail’in Gazze’ye saldırıların devam ettiğini belirtti. Mustafa, “Gazze’de açık bir şekilde soykırım yapılıyor. Bugüne kadar 29 bin şehit verdik. 70 bine yakın yaralı ve 10 binden fazla kayıp kişi var. Yıkımın yüzde 65-70’inde altyapıyı hedef aldılar. Sağlık kurumlarını, okulları, camileri hedef aldılar. Suyu, elektriği kestiler. Oradaki insanları insani yardımlardan ve ilaçlardan mahrum bırakıyorlar. Çok büyük bir tehlikenin karşısındayız; çünkü bunlar devam etmektedir. Ağır bir şekilde Gazze’ye saldırarak insanları kuzeyden güneye sürmeye çalışıyorlar. Gazze’nin ortasını hedef alarak oradaki insanların güneye hareket edip, Refah’a göçmesini mecbur ederek, 1 milyon 800 bin kişiyi göçmek zorunda bıraktılar” dedi.

‘ULUSLARARASI TOPLUMUN İSRAİL’E BASKI YAPMASI LAZIM’

Mustafa, İsrail’in güvenli bölge olduğunu iddia ederek insanları sürdüğü Refah Kenti’ne yapılan saldırılarda en az 100 kişinin öldüğünü söyledi. Mustafa, bölgede çok fazla insan olduğunu ve bu saldırıların devam ederse çok daha büyük bir trajediye yol açacağını ifade ederek, “Batı Şeria’da da durum Gazze’den farklı değildir, her yeri işgal etmeye çalışıyorlar. Batı Şeria’da insanlar sadece İsrail ordusu tarafından değil oradaki yerleşimciler tarafından da hedef alınıyor. Kudüs’e insanların gitmesini engelliyorlar. Hiçbir şekilde duracakları yok, bu katliama devam ediyorlar. Refah’a hem karadan hem havadan hem de denizden saldırdılar. Yüzlerce insan hedef alındı ve bu daha verilerin sadece başlangıcıdır. Refah’ta 2 milyon Filistinli yaşıyor, herhangi bir askeri harekat büyük bir katliama yol açar. Uluslararası toplumun İsrail’e böyle bir trajediye yol açmaması için baskı yapması lazım. Faşist İsrail hükumeti, Amerika’nın desteğiyle bunları göz ardı ediyor” diye konuştu.

‘BU TÜM DÜNYAYA BİR ADALET SINAVIDIR’

Güney Afrika’nın Gazze’de sivillere yönelik saldırılara son verilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler’in (BM) en yüksek mahkemesi olan Uluslararası Adalet Divanı’na dava açarak, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım yaptığı beyanında bulunmasını, ‘çok cesur’ bir hareket olarak niteleyen Mustafa, “İsrail’in 75 sene boyunca işlediği tüm suçlar göz ardı edilmemeli. 1948’den bu yana, bu suçların 75 senelik tarihi var. İsrail eğer ceza almış olsaydı tekrar bu suça kalkışmazdı. İsrail ilk defa Uluslararası Adalet Divanı’nda durup işlediği suçlara karşı ceza alacaktı. Her zamanki gibi İsrail kararlara saygı duymadı, sivilleri hedef aldı ve insani yardımların girmesine engel oldu. Dava devam etmektedir” dedi.

Dava kararında İsrail’in kendisine bağlı güçlerin Gazze’de soykırım yapmayacağını garanti etmesi gerekliliği bulunduğunu ve İsrail’in uluslararası yasal yükümlülükleri kapsamında, geçici karara uymak için alacağı önlemleri 1 ay içinde Lahey’e bildirmesinin istendiğini anımsatan Mustafa, “İsrail’in yaptıklarını Divan’a bildirmesi lazım. Adalet Mahkemesi 1 ay süre verdi. 1 ay sonra İsrail’e ceza verilmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda sadece Adalet Divanı’nda değil tüm dünyaya bir adalet sınavıdır” ifadelerini kullandı.

‘İSRAİL ATEŞKES İSTEMİYOR’

Öte yandan Refah’a gelen insani yardımların ihtiyacın sadece yüzde 8’ini karşıladığını bildiren Mustafa, savaş öncesinde Gazze’ye günde 500-600 TIR geldiğini şimdi ise İsrail’in günde 50-60 arasında TIR girmesine izin verdiğini söyledi. Mustafa, hastaneler hedef alındığı için ilaç ihtiyacı olduğunu vurguladı. Ateşkes için çabaların devam ettiğini belirten Mustafa, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ‘Gazze’de tam zaferin aylar içerisinde mümkün olduğunu’ söyleyerek Hamas’ın üç aşamalı ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin, “Ne İsrail ne de İsrail hükumeti bu ateşkesi istiyor. Çünkü özellikle bu savaş durduktan sonra, iç soruşturmalar ve cezalar başlayacak. Bu savaşın devam etmesi Netanyahu’nun özel, şahsi bir konusu oldu. Bu savaşın sonucu onun siyasi hayatının bitmesi demektir. Onun için bu savaşın devam etmesini istiyor. Kendisi ve etrafındaki hükumet hepsi aynı düşüncede” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/filistin-buyukelcisi-israil-ateskesi-istemiyor-netanyahunun-siyasi-hayati-bitmesi-demektir/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Şehitlerimiz İçin Sözümüz Var” programında konuştu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-sehitlerimiz-icin-sozumuz-var-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-sehitlerimiz-icin-sozumuz-var-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 27 Jan 2024 22:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3746 Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İsrail’in haksız şiddetine karşı her platformda tepkilerini ortaya koymayı, barış ve esenlik çağrılarını seslendirmeyi her zaman vazife bildiklerini belirterek, “Bizler dün olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin ise karşısında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

İstanbul Kongre Merkezi’nde, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) ve Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğinde, şehitleri anmak ve Filistin halkına destek olmak amacıyla “Şehitlerimiz İçin Sözümüz Var” programı gerçekleştirildi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi İmam Hatibi Bünyamin Topçuoğlu Kur’an-ı Kerim tilaveti sundu.

Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sözlerine, vatanın her sathında ve sınır ötesinde mücadele eden Mehmetçiği selamlayarak başladı.

Erbaş, vatan, ezan, bayrak ve tüm değerleri uğruna canını feda eden bütün şehitler ve işgalci İsrail’in Gazze’de uyguladığı vahşete maruz kalan Filistinlilerle dayanışma amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.

Müslümanların idaresi altında asırlarca barış yurdu olan Kudüs ve çevresinin bugünlerde hiçbir uluslararası kurala ve hukuka uymayan siyonist zalimlerin elinde bir katliama sahne olduğunu belirten Erbaş, “Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te ve Filistin’in diğer bütün şehirlerinde kadın, bebek, çocuk demeden bir millet topyekun yok edilmeye çalışılmaktadır.” dedi.

Gazze’de, dünyanın gözü önünde hastaneler, okullar, ibadethanelerin yerle bir edildiğini anlatan Erbaş, çoğunluğu çocuk ve kadın olan binlerce Filistinlinin saldırılarda hayatını kaybettiğini, geride kalanların ise evsiz, yurtsuz bir şekilde açlık, susuzluk, salgın hastalık gibi sorunların pençesinde hayatta kalma mücadelesi verdiğini ifade etti.

Her fırsatta insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden dem vuran Batılı devletlerin, saldırılar karşısında sessiz kalarak bütün inandırıcılığını kaybettiğini vurgulayan Erbaş, “Zira bugün Gazze’de insanlar en güvenli mekanları olan evlerinde öldürülüyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar hunharca katlediliyor. Namaz için mabede giren, tedavi için hastanede bulunan, mülteci kamplarına sığınan hatta evini barkını terk ederken emniyeti için beyaz bayrak açarak yürüyen insanların üzerine bombalar yağdırılıyor.” diye konuştu.

Erbaş, aslında Gazze’de ölenlerin sadece çocuklar, kadınlar, masum siviller değil, bütün bir insanlık olduğunu söyledi.

Sadece Filistin’in ve Mescid-i Aksa’nın değil tüm insanlığın özgürleşmesi için her platformda tepkilerini ortaya koymaya devam edeceklerini belirten Erbaş, “Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin konusunda çok sayıda uluslararası organizasyon ve etkinlik gerçekleştirdik. İsrail’in haksız şiddetine karşı her platformda tepkimizi ortaya koymayı, barış ve esenlik çağrılarını seslendirmeyi her zaman vazifemiz bildik. Bizler dün olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin ise karşısında olmaya devam edeceğiz. Zulmün karşısındaki kararlı duruşumuz ve çabalarımız Allah’ın izni ve inayetiyle Filistin özgür oluncaya kadar devam edecektir.” ifadelerini kulandı.

Erbaş, bu toprakların şehitlerin kanlarıyla yoğrulduğunu ve ecdat tarafından emanet bırakıldığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız ötesinde mücadele eden şanlı Mehmetçiğimizin her zaman yanındayız ve dualarımız her zaman onlarla birliktedir. Gerek son Pençe Kilit Harekatında şehit olan şehitlerimize, gerekse ondan önceki ve tarihten bu yana bu topraklar için şehit olan bütün kardeşlerimize buradan dualar gönderiyoruz. Ruhlarına hatimler indiriyoruz. Hatimlerimizin dualarını her zaman 90 bin camide yapmaya devam ediyoruz. Gazilerimize şifalar, kolaylıklar diliyoruz. ve diyorum ki Allah şanlı ordumuzu havada, karada, denizde, her yerde ve her zaman muzaffer eylesin.”

Program, sanatçılar Murat Kekilli, Eşref Ziya, Aykut Kuşkaya, Mustafa Cihat, Grup Genç, Resul Aydemir, Fatih Koca, Necip Karakaya ve Hasan Özer’in sahne almasının ardından sona erdi.

Programa, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ve çok sayıda davetli katıldı. Salondakiler, Türk ve Filistin bayrakları sallayarak, “Katil İsrail” sloganları attı.

Ayrıca, TDV gönüllülerinin el emeğiyle hazırladıkları ve tüm geliri Gazze’ye gönderilecek ürünler, kongre merkezinde kurulan hayır çarşısında satışa sunuldu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-sehitlerimiz-icin-sozumuz-var-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Tel Aviv’de Rehinelerin Aileleri Protesto Gösterisi Başlattı, Gazze’de Can Kaybı 24 Bine Yaklaştı https://www.haber28.com.tr/tel-avivde-rehinelerin-aileleri-protesto-gosterisi-baslatti-gazzede-can-kaybi-24-bine-yaklasti/ https://www.haber28.com.tr/tel-avivde-rehinelerin-aileleri-protesto-gosterisi-baslatti-gazzede-can-kaybi-24-bine-yaklasti/#respond Sun, 14 Jan 2024 14:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2570 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırı ile başlayan ve İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanı ile devam eden savaş 100. gününe girerken, Tel Aviv’de rehinelerin öfkeli aileleri 24 saatlik protesto gösterisi başlattı, Gazze’de ise can kaybı 24 bine yaklaştı.

İsrail ile Hamas arasındaki savaş, Pazar günü 100. gününe girdi. Çatışmanın bölgeye yayılabileceğine dair korkular artarken, Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı Gazze’de can kaybının 23 bin 968’e, yaralı sayısının 60 bin 582’ye çıktığını açıkladı.

Hamas’ın Gazze Şeridi’nden İsrail’e düzenlediği saldırıda ise çoğunluğu sivil yaklaşık 1200 kişi ölmüştü. ABD ve Avrupa Birliği tarafından “terörist” olarak sınıflandırılan Hamas yaklaşık 250 kişiyi rehin almıştı. İsrail 132 rehinenin halen Gazze’de olduğunu söylüyor; en az 25’inin öldürüldüğüne inanılıyor.

Cumartesi günü rehinelerin öfkeli aileleri de dahil olmak üzere binlerce İsrailli, Tel Aviv’de 24 saatlik gösteri başlatarak, hükümete rehineleri kurtarmaları çağrısında bulundu.

Organizatörler, İsrail Savunma Bakanlığı yakınındaki “Rehineler Meydanı” ismi verilen meydandaki mitinge 120 bin kişinin katıldığını söyledi. Protestocular hükümeti, kaçırılan kişilerin sorumluluğunu üstlenmeye çağırdı.

47 yaşındaki Edan Begerano, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Herkes serbest bırakılıncaya kadar buraya her hafta gelmeye devam edeceğiz” dedi.

Başka yerlerdeki daha küçük mitinglerde ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun görevden alınması çağrısında bulunuldu.

Netanyahu ‘soykırım’ davasının saldırıları durdurmayacağını söyledi

Lahey merkezli Uluslararası Adalet Divanı’nın bu hafta İsrail’i Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesini ihlâl etmekle suçlayan davayı görmeye başlamasının ardından Netanyahu, hiçbir mahkemenin veya düşmanın İsrail’in Hamas’ı yok etme amacına ulaşmasını engelleyemeyeceğini söyledi.

Netanyahu Cumartesi günü televizyondan yayınlanan bir basın toplantısında, İran ve müttefikleri Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’i kastederek, “Kimse bizi durduramayacak; ne Lahey, ne Şer Ekseni, ne de başka biri” dedi.

Gazze’deki Hamas pozisyonlarının çoğunun “ortadan kaldırıldığını” söyleyerek, “Zafere kadar devam etmemiz gerekiyor ve bunu yapacağız” diye konuştu.

Gazze’de bir nesil çocuk ‘travma geçiriyor’

Netanyahu, İsrail içerisinde rehineleri geri getirmesi için giderek artan bir baskı altındayken, işgal altındaki Filistin topraklarının çoğunu enkaz haline getiren savaş, Gazze’de bir insani krizi tetikledi.

İsrail kuşatması, sağlık sisteminin çökmekte olduğu Gazze’de ciddi gıda, su, ilaç ve yakıt kıtlığına yol açtı.

BM’nin Filistinli mültecilere yardım kuruluşunun başkanı Philippe Lazzarini, Cumartesi günü Gazze Şeridi’ne yaptığı ziyarette “son 100 günde yaşanan kitlesel ölüm, yıkım, yerinden edilme, açlık, kayıp ve acının ortak insanlığımızı lekelediğini” söyledi.

Gazze’de bir nesil çocuğun “travma geçirdiğini”, hastalıkların yayıldığını ve kıtlığa giderek yaklaşılmakta olduğunu kaydetti.

Kışın getirdiği yağmurlar, BM’nin tahminlerine göre 1,9 milyon kişinin (nüfusun yaklaşık yüzde 85’i) yerinden edildiği Gazze’deki insani durumu daha da kötüleştirdi.

Birçoğu Refah’a ve güneydeki diğer bölgelere sığındı, ancak Sağlık Bakanlığı herkesi barındıracak altyapının bulunmadığını söylüyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı sözcüsü İsrail’i “hastaneleri hizmet dışı bırakmak için kasten hedef almakla” suçladı ve bunların “yıkıcı sonuçları” konusunda uyardı.

Uluslararası insancıl hukuk kapsamında koruma altında olan hastaneler, savaşın başından bu yana İsrail saldırılarında defalarca vuruldu.

İsrail ordusu Hamas’ı komuta merkezlerini hastanelerin altındaki tünellere konuşlandırmakla suçluyor, Hamas bu suçlamayı reddediyor.

Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’deki hastanelerin yarısından azının çalıştığını, onların da kapasitesinin sınırlı olduğunu söylüyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tel-avivde-rehinelerin-aileleri-protesto-gosterisi-baslatti-gazzede-can-kaybi-24-bine-yaklasti/feed/ 0
İngiliz Doktorlar, İsrail Saldırılarında Hayatını Kaybedenler İçin Anma Törenine Katıldı https://www.haber28.com.tr/ingiliz-doktorlar-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybedenler-icin-anma-torenine-katildi/ https://www.haber28.com.tr/ingiliz-doktorlar-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybedenler-icin-anma-torenine-katildi/#respond Fri, 12 Jan 2024 23:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2487 Gazze’de görev yapan İngiliz doktorlar, başta meslektaşları olmak üzere İsrail saldırılarında hayatını kaybedenler için Londra’da düzenlenen anma törenine katıldı.

“Filistin İçin Sağlık Çalışanları” çağrısıyla İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara’nın bulunduğu Downing Sokağı’nda gerçekleştirilen anma etkinliğinde Prof. Dr. Nick Maynard, James Smith, Deborah Harrington ve Khalid Dawas, son 2 haftadır görev yaptıkları Gazze’de yaşadıklarını anlattı.

Maynard burada yaptığı konuşmada, 2010’dan bu yana doktor olarak gittiği Gazze’nin kalbinde önemli bir yere sahip olduğunu ve orada görev yapan her sağlık çalışanının Gazze’ye dönmek istediğini söyledi.

Gazze’deki çoğu hastanede görev yaptığını anlatan Maynard, “Göreceklerim karşısında kendimi hazırladığımı düşünüyordum. Birçok insanla ve meslektaşımla konuştum ve korkunç manzaralarla karşılaşacağımı biliyordum ama hazır değilmişim. Beklediğimden çok daha kötüydü.” dedi.

“Göreceğimi hiç tahmin etmediğim şeyler gördüm” diyen Maynard, Aksa Şehitleri Hastanesindeki görevinin sona ermesinden bir gün önce İsrail güçlerinin yoğun bakım bölümünü vurduğunu anlattı.

Maynard, hastanenin kullanılmaz hale geldiğini belirterek, “Aksa Şehitleri Hastanesi, Gazze’nin orta bölgesinde işleyen tek hastane. İşler hastaneler artık güneydeki Han Yunus ve Refah’ta. Onlar da Gazze nüfusu için yetersiz.” değerlendirmesini yaptı.

Gazze sağlık sisteminin sistematik olarak yok edildiğine vurgu yapan Maynard, “Tam bir ateşkes sağlanana kadar bu durmayacak. O yüzden politikacılara ateşkes çağrısı yapmaları, bu toplu katliamı durdurmaları için baskı yapmaya devam etmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“Gazze’de sabah büyük bir patlama sesiyle uyanıyorduk”

Acil servis doktoru James Smith da konuşmasında, Gazze’den ayrıldıktan bir gün sonra birlikte görev yaptıkları Filistin Kızılayı çalışanı ambulans şoförü ve acil tıp uzmanlarının İsrail saldırılarında öldürüldüğünü kaydetti.

İngiliz siyasetçilerinin, “İnsani yardım girişi” açıklamalarını değerlendiren Smith, “Bu İsrail şiddetinin üzerini örten bir örtüdür. Tek çözüm acil ateşkestir.” dedi.

Kadın doğum uzmanı Harrington da konuşmasında, hastanelerin sistematik olarak devre dışı bırakılmaya çalışıldığını anlatarak, “Çok kısa bir süre Gazze’de kaldık ve Gazzelilerin çektiği acılara şahit olduk. Ayrıca sağlık çalışanlarının yaşadıklarına da şahit olduk. Ailelerinin yaşadığı korkunç duruma rağmen işlerine bağlılıklarını görmezden gelemeyiz. Biz okyanusta bir damlaydık ama onlar bombardımana ve aile trajedilerine rağmen her gün görevlerine geldiler.” diye konuştu.

Harrington, 2 hafta görev yapıp ayrıldığı Aksa Şehitleri Hastanesi yeni doğan bölümünde kalan 20 bebek için endişe ettiğini söyledi.

Cerrah Dawas ise Gazze’den döndüğü için kendisini suçlu hissettiğini belirterek, “Burada telefonum sabah alarmla beni uyandırıyor. Gazze’de genelde sabah 05.00’te büyük bir patlama sesiyle uyanıyorduk. Burada işime toplu taşımayla gidiyorum ve yolcular gülümsüyor. Gazze’de ise işe eşeklerin çektiği arabalarla gidiyorduk. İçinde yataklar, mutfak eşyaları ve güneye göçen insanlar oluyordu. Bazısı 6-7 kere yerinden edilmişti.” değerlendirmesinde bulundu.

Dawas, Gazze’de hastaneye gelenlerin insanlar tarafından taşınarak ya da sürüklenerek hastaneye getirildiğini ve hastane zeminine bırakıldıklarını söyleyerek, “Gazze’de mola veremiyorsunuz çünkü yiyecek yok, kimsenin elinde içecek su yok ve bu Gazze’nin normali oldu. Görevimiz bunun normalleşmemesi ve ateşkesin gerçekleşmesi.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ingiliz-doktorlar-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybedenler-icin-anma-torenine-katildi/feed/ 0