Başkente yakın Lidingö Adası’nın kayalık tepeleri, kırmızı ve sarı renkte büyük ahşap villalar ve tavandan tabana pencereli beyaz minimalist konaklarla dolu.
Stockholm şehir merkezine yarım saat araba mesafesindeki bu bölge İsveç’in en zengin mahallelerinden biridir.
Burada evi olan girişimci Konrad Bergström, 3 bin şaraplık mahsenini gösterirken yüzüne parlak bir gülümseme geliyor, “Fransız Bordeaux’sunu seviyorum” diyor.
Ev sınırları içinde bir açık yüzme havuzu, ren geyiği derisi döşemeli aletlerden oluşan bir spor salonu ve ile gece kulübü olarak da hizmet verebilen bir çalışma alanı bulunuyor.
Bergström, “Çok sayıda müzisyen arkadaşım var ve dolayısıyla çok fazla müzik yapıyoruz” diye bu odayı anlatıyor.
Servetini, kulaklık ve bluetooth hoparlör üreten müzik teknolojileri şirketi üzerinden elde eden İsveçli iş insanının, İspanya ve ülkesinde benzer dört evi daha bulunuyor.
Bu başarılı bir girişimci için şaşırtıcı bir yaşam tarzı değil. Ancak İsveç’i izleyen birçokları için şaşırtıcı olan, uzun süredir sol siyasetin yönettiği bu ülkede nasıl bu kadar zengin ortaya çıktığı.
İsveç’te her ne kadar sağcı bir koalisyon şu anda iktidarda olsa da, ülke geçen yüzyılın büyük bir bölümünde Sosyal Demokrat hükümetler tarafından yönetildi.
Halka, gelir dağılımının eşit olacağı sözü verilirken, vergiler sosyal devleti finanse edecek şekilde planlandı.
Ancak İsveç son otuz yılda, süper zenginlerinin sayısında bir patlama yaşadı.
Veckans Affärer isimli eski bir ekonomi dergisinin 1996 tarihli listesinde, ülkede o yıl net serveti 100 milyon dolar civarında yalnızca 28 kişi vardı. Kron milyarderi listesindeki kişilerin çoğunun serveti aileden geliyordu.
İsveç’in en çok okunan gazetelerinden Aftonbladet gazetesinin 2021 yılına ait listesinde kron milyarderlerinin sayısı 542 olarak gösteriliyor.
Bu yeni zenginlerin servetleri, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 70’ine karşılık geliyor.
‘Avrupa’nın Silikon Vadisi’
10 milyonluk nüfusuyla İsveç aynı zamanda “kişi başına düşen dolar milyarderi” oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri.
Forbes’un 2024 zenginler listesinde 1 milyar dolar veya daha fazla serveti olan İsveçli sayısı 43 olarak gösterildi.
Bu, milyon kişi başına yaklaşık 4 dolar milyarderi demek. ABD’de dolar milyarderi sayısı ise milyon kişide iki olarak görünüyor. 342 milyon kişinin yaşadığı Amerika’da 813 dolar milyarderi var.
İsveç’in süper zenginlerinin yükselişine odaklanan Greedy (Açgözlü) isimli kitabın yazarı Andreas Cervenka, bu zenginleşmenin gözlerden uzak yaşandığını söylüyor ve “Barizleşene kadar fark edilmedi” diyor.
Aftonbladet’te çalışan gazeteci, başkent Stockholm’de zenginle yoksul arasındaki farkın görünür olduğunun altını çiziyor.
İsveç’in yeni süper zenginlerinin sayısındaki artışın bir nedeni ülkenin başarılı teknoloji girişimleri.
Ülkede son yirmi yılda 40’tan fazla ‘unicorn’ olarak tanımlanan yani değeri milyar dolar ve üzeri start-up kuruldu. Bu nedenle ülke Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak biliniyor.
Online video görüşme uygulaması Skype ile dünyanın en büyük online müzik ve podcast dinleme platformu Spotify İsveçli girişimciler tarafından kuruldu.
King ve Mojang gibi oyun devleri de burada yaratıldı. Daha yakın zamanda kurulan dikkat çekici girişimler arasında Visa’nın 2 milyar dolara satın aldığı finansal teknoloji start-up’ı Tink, elektrikli scooter şirketi Voi yer alıyor.
Deneyimli girişimci Ola Ahlvarsson, ülkenin teknoloji girişimlerindeki başarısını, 1990’larda kişisel bilgisayarların vergi indirimleriyle halka sağlanmasına bağlıyor.
Ahlvarsson, bu indirimler sayesinde teknoloji meraklılarının “diğer ülkelerden çok daha hızlı bir şekilde birbirine bağlandığını” söylüyor.
Birçok şirketin kurucu ortağı olan Ahlvarsson, bir dayanışma kültürünün varlığını da öne çıkarıyor. Başarılı girişimcilerin rol modeli olmanın yanında yeni nesil girişimcilere de yatırımcı olarak destek verdiğini anlatıyor.
Zenginler lehine neler değişti?
Ola Ahlvarsson, ülkenin çeşitli teknoloji ürünlerinin test edilebilmesi için de ideal bir büyüklüğünün olduğunu söylüyor:
“Daha büyük bir pazarda ürününüzün işe yarayıp yaramayacağını görmek istiyorsanız, sınırlı maliyetle, çok fazla risk almadan, burada bazı şeyleri deneyebilirsiniz”
Ancak gazeteci Cervenka, süper zenginlerin artışında başka nedenler olduğunu da savunuyor ve değişen para politikasını işaret ediyor.
İsveç’te 2010’lardan, birkaç yıl öncesine kadar faiz oranları çok düşük seyretti. Borçlanmayı ucuz olduğu bu düşük faiz ortamında birçok İsveçli parasını gayri menkulün yanında, çok değerlenecek teknoloji start-up’larına yatırmayı tercih etti.
Cervenka, “Milyarder sayısındaki bu büyük artışın ardındaki en büyük faktörlerden biri, varlıkların değerinde son yıllarda yaşanan büyük artış” diyor.
Ülkede en çok kazananların gelirlerinin yüzde 50’sinden fazlası vergilendirse de Cervenka’ya göre hem sağ hem de sol siyasetten hükümetler vergileri zenginlerin lehine olacak şekilde ayarlıyor.
İsveç 2000’li yıllarda veraset vergisini kaldırdı. Hisse senetlerinden elde edilen gelir ve şirket hissedarlarına yapılan ödemelerden alınan vergi, maaşlara uygulanan vergilerden çok daha düşük.
Kurumlar vergisi oranı da 1990’larda yaklaşık %30’dan %20 civarına düşürüldü. Bu Avrupa ortalamasının biraz altına karşılık geliyor.
Cervenka, “Bugün bir milyarderseniz İsveç’ten taşınmanıza gerek yok. Artık yabancı milyarderler buraya taşınıyor” diyor.
Lidingö Adası’ndaki evinde konuştuğumuz Konrad Bergström, İsveç’in girişimciler için uygun bir vergi sistemi olduğunu kabul ediyor.
Ancak elde ettiği servetin, topluma olumlu bir etkisi olduğunu, bu gelirle başkalarına istihdam sağlandığını savunuyor:
“Bir dadımız var, bir bahçıvanımız ve temizlikçimiz var… İş olanakları sağlıyoruz. Dolayısıyla topluma ne kadar katkı sağladığımızı es geçmemeliyiz”
Bergström, zengin İsveçli girişimcilerin, giderek daha fazla oranda çevre odaklı start-up’lara yatırım yaptığına dikkat çekiyor.
2023’te İsveç merkezli start-up’lara yapılan yatırımların yüzde 74’ünü çevre odaklı start-up’lar aldı.
Start-up’lara ilişkin yatırım verilerini takip eden Dealroom’a göre bu, yüzde 35’lik Avrupa ortalamasının çok üzerinde.
Ödeme platformu Klarna’nın kurucularından olan Niklas Adelberth, 2017’de servetinin 130 milyon dolarını, bu tür girişimcileri desteklemek için kurulan Norrsken Vakfı’na yatırdı.
Adelberth, yatların, özel jetlerin veya benzer lüksler gibi “milyarder alışkanlıkları” olmadığını söylüyor ve “Benim mutluluk reçetem bu yatırımlar” diyor.
Ancak diğerleri, girişimcilerin servetlerini nasıl harcadıklarına ilişkin iyi-kötü ikileminin ötesinde, İsveç’in milyarderlerin servetiyle ilgili incelikli bir kamusal tartışmayı kaçırdığını savunuyor.
Örebro Üniversitesi’nin son araştırması, İsveçli milyarderlerin medyadaki imajlarının genellikle olumlu olduğunu gösterdi.
Medya araştırmacısı Axel Vikström, “Süper zenginler, sıkı çalışma, risk alma ve girişimci ruhu gibi neoliberal idealleri temsil ettiği sürece bu zenginliğin ardındaki eşitsizlik sorgulanmıyor” diyor.
Gazeteci yazar Cervenka, İsveç’te süper zenginlerden alınacak vergilere ilişkin tartışmaların, ABD ve diğer birçok batı ülkesindeki kadar belirgin olmadığını savunuyor:
“Bu bir tür paradoks. Çünkü sosyalist bir ülke olarak algılanmamıza neden olan geçmişimiz göz önüne alındığında, ilk akla gelecek şey bu olması beklenir.
“Sanırım biz daha çok, kazanan her şeyi alır toplumuna dönüşüyoruz. ‘Eğer kartlarınızı doğru oynarsanız siz de milyarder olabilirsiniz.’ Bence bu, İsveçlilerin zihniyetinde oldukça önemli bir değişime işaret ediyor.”
İsveç’in zenginler listesi, ülkenin büyük göçmen nüfusuna ve onlarca yıldır toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan politikalarına rağmen, ülkenin zenginliğinin büyük ölçüde beyaz erkeklerin elinde yoğunlaştığını da ortaya koyuyor.
Nijeryalı-İsveçli romancı ve girişimci Lola Akinmade de bu noktaya dikkat çekiyor:
“Evet, burası insanların farklı alanlarda para yapabileceği, zenginleşebileceği bir yer ama kimin fon alacağı konusunda çifte standartlar halen var.
“İsveç, birçok başlıkta dünya lideri olan inanılmaz bir ülke, ancak hâlâ sistemin dışında bırakılan birçok insan var.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY tarafından küresel çapta 55’ten fazla ülkede gerçekleştirilen ve 1000’den fazla başarılı kadın girişimciyi ağında barındıran EY Girişimci Kadın Liderler Programı (EY Entrepreneurial Winning Women Program), işini büyütme hedefi, tutkusu ve potansiyeli olan girişimci kadınları bir araya getirerek uluslararası pazarlara açılma, rekabet avantajı sağlama ve uzun vadeli değer yaratma gibi konularda destek olmayı amaçlıyor.
Programa katılanlara eğitim, mentörlük, koçluk ve danışmanlık hizmeti verilmesinin yanı sıra küresel bir girişimcilik ağına katılmalarına imkan sağlanıyor. Türkiye’de 7 yıldır yürütülen programa, bugüne kadar 70 başarılı Türk kadın girişimci dahil oldu.
Program kapsamında her yıl farklı bir ülkede düzenlenen konferansa bu yıl ilk kez İstanbul ev sahipliği yaptı.
Programa, Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Arya Kadın Yatırım Platformu Kurucusu Ahu Serter, Turkven Direktörü Selin Dilmener, Reeder Kurucu Ortağı Sezen Sungur Saral, Burpol Polimer Genel Müdürü İlkay Yıldırım, Mako Kids Kurucu Ortağı Irmak Atabek ve Sosyal Gastronomi Şefi Ebru Baybara Demir konuk konuşmacılar arasında yer aldı.
Konuşmacıların yanı sıra EY EMEIA Private Lideri Suwin Lee, EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları, EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar ve EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin, iş dünyasına yönelik değerlendirmelerini paylaştı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Müge Tan Belviso, dünyanın birçok ülkesinden gelen girişimci kadınları İstanbul’da ağırlamaktan, Türkiye’deki girişimci kadınlarla bir araya getirmekten ve yatırım fırsatlarıyla tanıştırmaktan çok mutlu ve gururlu olduklarını belirtti.
Girişimci kadınların dünyanın her yerinde çeşitli zorluklarla karşılaşabildiğine ve potansiyellerini ortaya çıkarmak için yeterli desteği bulmakta güçlük yaşayabildiğine değinen Belviso, “Bu noktada, kadınların doğru kişilere ve kaynaklara ulaşması, ağını genişletmesi ve geleceğe yönelik değer yaratan bir yol haritası çizmesi çok önemli.
EY Girişimci Kadın Liderler Programımız ile kadın girişimcilerin liderlik becerilerini ve vizyonlarını geliştirmelerine destek oluyor, işlerini büyütürken yanlarında oluyoruz. Önümüzdeki aylarda Türkiye’de programın 8’inci dönemini başlatmak için de sabırsızlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
EY EMEIA Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Natasa Nikolic de kadınların, önce aileden başlayarak toplumu ve iş dünyasını şekillendirdiğini, dolayısıyla eşitliğin sağlanması ve daha iyi bir dünya oluşmasında kilit bir rol üstlendiğini kaydetti.
Nikolic, “Biz de EY Girişimci Kadın Liderler Programımızla eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık anlayışımız doğrultusunda, kadın girişimcileri iş dünyasında daha da cesaretlendirerek toplumların sosyo-ekonomik olarak kalkınmasına destek oluyoruz. Bunun yanı sıra, kadınların hayatın her alanındaki temsilinin çok önemli olduğuna inanıyor, işlerini büyütmelerini destekleyerek milyonlarca iş fırsatı yaratılmasını ve istihdamın artırılmasını hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
EY EMEIA Strateji ve Kurumsal Finansman Lideri Julie Hood da kadınların doğaları gereği güçlü bir bağlayıcı olduğunu, içinde bulunduğu ekosistemlerde iş başarısı için kritik öneme sahip destek ve danışmanlık ağlarını oluşturmada uzmanlığı bulunduğundan bahsetti.
EY Girişimci Kadın Liderler Programı kapsamında Türkiye’de yeni dönem başvuruları ve detaylı bilgiler EY web sitesinde yayınlandı.
]]>Programa kabul edilen girişimcileri yılda 4.500’ü aşkın mentorluk görüşmesi, 250 saati aşan eğitim, 300’den fazla yatırımcı buluşması, 100’den fazla seminer, workshop, networking buluşmaları ile 90’dan fazla girişimcilik eğitimi bekliyor. Bu keyifli ve öğrenim dolu yolculuk için son başvuru tarihi ise 27 Mayıs.

Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon üssü İTÜ ARI Teknokent’in liderliğiyle 2011 yılından bu yana, hayalleri sınırları aşmış girişimcilerin başarı hikayelerine ortak olan dünyanın en iyi üniversite kuluçka merkezi İTÜ Çekirdek, bugüne kadar toplam 4 bin 700’ü aşkın girişim, 11 bin 500’den fazla girişimci ve 76 ülkeden 77 binden fazla başvuruya ulaştı.
“Etki Yaratan Kuluçka Merkezi” olmanın sorumluluğuyla ‘bir’den ‘bin’lere ulaşarak girişimcilik ekosistemini dönüştüren İTÜ Çekirdek, 27 Mayıs’a kadar devam edecek olan 3. dönem başvurularıyla teknolojik ve inovatif çözümünün ticarileşebilir olduğuna inanan tüm girişimcilere kapılarını açıyor.
Girişimcilik ekosisteminin kalbi İTÜ Çekirdek’te atıyor
Girişimcileri 360 derece destekle büyüten; ürün ve hizmetleri için küresel pazar kanallarını açan, hızlı bir şekilde gelişmeleri için tüm hizmetleri tasarlayan ve sunan İTÜ Çekirdek’e bir yılda 7 binden fazla başvuru yapılırken bunlardan 500’ü aşkın olanı programa kabul ediliyor.
Girişimcilerin her yıl aktif 500’den fazla mentor havuzuna erişebildiği İTÜ Çekirdek’te yılda 4500’ü aşkın mentorluk eğitimi verilirken bunu 250 saati geçen gelişim programı, 100’den fazla seminer, workshop, networking buluşmaları ile 90’dan fazla girişimcilik eğitimi takip ediyor.
Her yıl 300’ün üzerinde yatırımcı buluşması ve onlarca Demo Day düzenleyen İTÜ Çekirdek, bu sayede girişimcilere 1.000’den fazla kurumsal paydaşın karşısında sunum yapma ve kendini tanıtma imkanı sağlıyor.
Bunun yanında 30’un üzerinde partner kuluçka merkezi ile girişimciler çok geniş bir network ağına ulaşırken kendilerine indirimli ve öncelikli hizmet sağlayan 50’yi aşkın kurumun özel imkanlarından faydalanıyor. Başarının sürdürülebilir olduğu İTÜ Çekirdek, her yıl 90’dan fazla girişime yatırım alma imkanı sunuyor.
İTÜ Çekirdek, 12 yıldır “bir” Kuluçka Merkezi’nden daha fazlası
İTÜ Çekirdek bugüne kadar 76 ülkeden 77 binden fazla başvuru alırken 4 bin 700’ü aşkın girişimi, 11 bin 500’ün üzerinde girişimciyi kabul etti. 12 yılda İTÜ Çekirdek ekosisteminde girişimcilere destek veren 900’den fazla mentor 44 binin üzerinde mentorluk görüşmesi gerçekleştirirken endüstriyel tasarım, atölye, Ar-Ge fonu desteği ve patent gibi imkanlarla bu zamana kadar 650’den fazla girişime ilk ürünlerini geliştirmeleri, iyileştirmeleri ve fikri mülkiyetlerini korumaları için destek verildi.
Girişimciler İTÜ Çekirdek aracılığı ve ayrıcalığı ile 18,5 milyon doların üzerinde nakit ödül & hibeye ulaşma imkanına sahip olurken toplam 350 girişimci, 616 farklı turda 520’yi aşkın yatırımcıdan 273 milyon dolar yatırım alma başarısı gösterdi. İTÜ Çekirdek girişimleri sadece Türkiye’den değil globalden de yatırımcıların ilgisini çekerek 64 girişimci 35 farklı ülkeden yatırım aldı.
Yurt dışı yatırımlarında ise başı Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İngiltere çekti. Girişimcilerin ulaştığı değerlemenin 3 milyar doları aştığı İTÜ Çekirdek’te toplam ciro 220 milyon doları geçerken toplam ihracat ciroları ise 120 milyon doların üzerine çıktı. İTÜ Çekirdek 230 girişim global pazarda aktif faaliyet gösterirken aynı zamanda 11 binin üzerinde kişiye de istihdam oluşturuyor.
İTÜ Çekirdek, teknolojik ve inovatif çözümünün ticarileşebilir olduğuna inanan tüm girişimcileri 27 Mayıs’a kadar itucekirdek.com adresinde devam eden 3. dönem başvurularıyla, destek ve yatırım almaya davet ediyor.
]]>Türk dünyasından 400’ü aşkın kadın girişimci ile Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kadın Girişimciler Komitesi’ne üye 8 ülkenin temsilcilerinin bir araya geldiği “İş Forumu ve B2B Networking Etkinliği” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’in katılımıyla gerçekleştirildi.
İTO’da düzenlenen etkinlikte Hisarcıklıoğlu, Türk Devletleri Teşkilatını oluşturan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye ile gözlemci üyeler KKTC, Macaristan ve Türkmenistan’ın yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe, 1 trilyon dolarlık dış ticaret hacmine ve 185 milyonluk büyük bir nüfusa sahip olduğuna dikkati çekti.
Hisarcıklıoğlu, “Sadece bu rakamlar bile, bir araya geldiğimizde nasıl büyük bir küresel güce dönüşebileceğimizi göstermektedir.” dedi.
Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkeleri arasındaki iktisadi entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Zira bakın, Türk devletleri olarak aramızdaki ticaret hacmi sadece 42 milyar dolar. Toplam dış ticaretimiz içinde yüzde 10’u bile değil. Oysa Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki ticaretin payı yüzde 70’lerde. Yani birlikte ticaret yapıyor, birlikte büyüyor, birlikte zenginleşiyorlar.” diye konuştu.
Ülkeler arasındaki iktisadi bağları güçlendirdiklerini belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Bu kapsamda kadın girişimciliğinin gelişmesine ayrı bir önem veriyoruz. Çünkü çağımızda ülkelerin zenginleşmesinin yolu, daha çok girişimciye sahip olmaktan geçiyor. Bugünün zengin ve güçlü ülkelerine bakın. Bunu girişimcileri sayesinde başardılar. Zira doğal kaynaklar milletleri zengin etmiyor, refahı toplumun geneline yayamıyor. Bunu sadece girişimciler başarıyor. Hem kendileri kazanıyor hem de milletlerine kazandırıyorlar.
Son 15 senede, tüm girişimciler içinde kadınların oranı 2 katına çıktı ve yüzde 6’dan yüzde 12’ye yükseldi. Şimdi bu oranı daha da yukarılara taşımayı hedefledik. Bizler, kadın girişimciliğinin geliştirilmesinde ve iş hayatında başarıya ulaşmada, networkün önemli bir faktör olduğuna inanıyoruz. Daha iyi bir gelecek umudumuzu hiç azaltmadan, omuz omuza çalışacağımız güzel günlerde yeniden buluşabilmeyi diliyorum.”
“Türk asrı hedefine, ancak ve ancak girişimci Türk kadınıyla birlikte ulaşacağız”
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç de İTO olarak, Asya ile Avrupa’nın kesiştiği İstanbul’da, Türk dünyasının güçlü temsilcilerini buluşturmanın büyük gururunu yaşadıklarını belirterek, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kadın Girişimciler Komitesi’nin iş forumunu gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Avdagiç, “Orta Asya bozkırlarını, Maveraünnehir’i, Türkistan’ı, Horasan’ı ve Anadolu’yu Türklere il, yani devlet eden, Türk kadını ile erkeğinin savaşta, barışta, üretimde, işte, avda, özetle hayatın her safhasında bir ve beraber olmasıdır. Birlikte savaşması, birlikte üretmesi, birlikte ağlaması, birlikte gülmesidir.” diye konuştu.
Türk töresinin günümüzde de yaşatılmasının elzem olduğunu kaydeden Avdagiç, “Yenilikçilikte, üretimde, ileri teknolojiler geliştirmede, yeni buluşların mucidi olmada Türk kadını ve erkeği bir ve beraber olmalıdır. Bu birlik ve beraberliği, yeni bir ruhla ticari ve ekonomik alanda da hayata geçirmeliyiz.” görüşünü dile getirdi.
Avdagiç, Türkiye iş dünyası olarak, 21. Yüzyılın Türk asrı olması ülküsüyle çalıştıklarını dile getirerek, “Çok iyi biliyoruz ki Türk asrı hedefine ancak ve ancak girişimci Türk kadını ile birlikte ulaşacağız. Olmaz denen her şeyi, kadınlarımızla birlikte olur kılacağız. Bu yüzden Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği himayesinde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Macaristan ve KKTC’nin iştirakiyle faaliyet gösteren ‘Kadın Girişimciler Komitesi’ne’ büyük görev düşüyor.” değerlendirmesini yaptı.
Türk kadınının geleneksel sektörlerin dışındaki üretimin ve ticaret alanlarında da öncü ve başarılı olmasına ihtiyaç olduğuna işaret eden Avdagiç, şunları aktardı:
“Türk devletlerinin, hem kendi aralarında ticari ve ekonomik işbirliklerini artırmak için hem de ulusal ekonomilerini geliştirmek için, kadının Türk toplumundaki eski gücüne kavuşmasına ihtiyacı var. İstanbul Ticaret Odası olarak, tıpkı Türk kadın girişimcilerine verdiğimiz destek gibi, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kadın Girişimciler Komitesi’ne de her türlü desteği vermeye hazırız. Biliniz ki bugün olduğu gibi her zaman girişimci Türk kadınlarının yanında olacağız. Bu düşüncelerle, 740 bin firmayı temsil eden İTO çatısı altında yer alan 110 bin 522 kadın girişimcinin de başkanı olarak, Türk dünyasının kadın girişimcilerine başarılar diliyorum.”
“Zengin kültürel miras kadınların sahip olduğu girişimcilik ruhu için güçlü bir temel oluşturuyor”
Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Merey Mukazhan da Türk devletlerindeki kadın girişimcilerin ulusların geleceğini şekillendiren ve kültürel mirası zenginleştiren çok önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Mukazhan, zengin kültürel mirasın kadınların sahip olduğu girişimcilik ruhu için güçlü bir temel oluşturduğuna dikkati çekerek, “Bu toplantı kadın girişimcileri harekete geçiren işbirliği, yenilikçilik, yatırım ve kardeşlik ruhunun güçlü bir kanıtıdır. Bu etkinliğin deneyimlerimizi paylaşmak, birbirimizden öğrenmek ve sınırların ötesindeki bağlarımızı güçlendirmek için harika bir fırsat diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Deniz de kadın girişimcilerle birlikte olmak, düşünmek ve hareket etmenin kendilerinin en büyük güç kaynağı olduğunu belirtti.
Kadınların iş hayatında etkinlik kazanmasının sosyal projeler üreterek, projelerin yürütülmesini üstlenmelerinin kendilerini geleceğe taşıyacak en büyük potansiyel güç olduğunun altını çizen Deniz, “Kadınlarımızın siyasi hayattaki etkinliklerinin artması bu gidişatı güçlendirecek ve taçlandıracaktır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak kadınlarımızın yolunun açık olmasını diliyor. Bunun için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.” dedi.
Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev de kadın girişimcilerin ekonomilerin daha güçlü ve iyi hale gelmesinde büyük rol oynadığını dile getirerek, ülkelerin, uzun vadede büyümeye devam edilmesi için kadınların ekonomide aktif olarak yer almasının önemine işaret etti.
]]>Birlik ve bağlı kadın girişimciler kurulunun işbirliğiyle TOBB İkiz Kuleler’de düzenlenen etkinliğe oda ve borsaların kadın yönetim kurulu, meclis başkan ve üyeleri ile kadın genel sekreterleri katıldı.
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk, buradaki konuşmasında, ekonomide ve sosyal yaşamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının nüfusun yarısını oluşturan kadınların, yaşamın tüm alanlarına aktif katılımlarıyla mümkün olduğunu söyledi.
“Ekonomik krizler kadınların iş hayatına katılmalarıyla düzelecek”
Öztürk, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 100 kadından 60’nın çalıştığını, Türkiye’de ise 100 kadından 31’inin iş gücüne katıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“İş yaşamına katılsa da ‘görünmez emek’ denen ücretsiz işler yapıyorlar. Kadının iş gücüne katılımı ekonomik ve sosyal yaşamının sürdürülebilirliği açısından kesinlikle gerekliliktir. Dünya genelinde var olan ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir. Eğer kadınlar ekonomiye erkeklerle eşit oranda katkı sağlarsa gayri safi milli hasıla büyüyecek, yoksulluk azalacak, karar alma süreçleri kısalacak, toplumsal hayat iyileşecek ve dünya barışı da güçlenecektir.”
“Kadın istihdamı desteklenmelidir”
Kadınların iş ve sosyal hayatta güçlendirilmesine ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına da değinen Öztürk, bu konudaki önerilerini şöyle sıraladı:
“Her şeyden önce milli politikalar, devlet ve kurumlardaki mevzuatlar gözden geçirilmelidir. Kadın siyasetçi, kadın istihdamı, kadın kota uygulamalarında ciddi hedefler koyulup desteklenmelidir. Eşit işe eşit ücret almamız sağlanmalıdır. Kısa çalışma saatleri ve esnek çalışma saatleri ile kadına pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Miras hukukunda kızlara adil davranılması son derece önemlidir. Kreş sayısı artırılmalı ve yaygınlaştırılmalı kadınlarımızın her yaş çocuklarını güvenip bırakabilecekleri eğitim kurumları açılmalıdır. İş kurmak isteyen kadına maddi destek sağlama, daha önce kredi verilen ama nefesi kesilen kadın şirketlerine ‘ikinci şans’ uygulaması getirilmelidir. Vergi afları veya benzer aflar çıkarırken pozitif ayrımcılık konularında ciddi adımlar atılmalıdır. Kadınlar eşit hak ve eğitim fırsatlarından yararlanmalı, sanayi, ekonomi, teşvik politikalarının dağılımında eşitlik, ücret ve fırsat eşitliği sağlanmalıdır.”
Kadınların üzerindeki sosyal baskıların kaldırılması gerektiğine işaret eden Öztürk, üst düzey yönetici kadınların, rol model olarak desteklenmesinin önemini vurguladı.
Öztürk, her meslekte kadınlara öncelik tanınması gerektiğine inandıklarını dile getirerek, “Misyon ve stratejiler belirlenirken kadın ve erkek dengeli görevlendirilmelidir. Hak ve sorumluluklarda eşitlik sağlanmalıdır. Eşitlik sağlanıncaya kadar kadınlara her alanda öncelik sağlanması son derece önemlidir.” diye konuştu.
“Kadın girişimciler teşvik edilmeli”
TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmede, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” sözünü hatırlatarak, İstiklal Harbi’nde üstün başarılar gösteren bütün kadınları rahmet ve minnetle andı.
Cinsiyet ayrımcılığının ortadan kalktığı bir dünya temennisinde bulunan Yavuz, Türkiye’de gelişme sağlanan alanlardan olan kadın girişimciliği ve istihdamında TOBB’un, kadın ve genç girişimci kurullarının büyük rolü olduğunu ifade etti.
Yavuz, TOBB Kadın Girişimciler Kurulunun, kadınların ekonomide daha fazla söz sahibi olmasını sağlayacak çalışmalara imza attığını belirtti.
Son 15 yılda Türkiye’deki tüm işverenler içinde kadınların oranının iki katına çıktığını ve yüzde 12’ye ulaştığını anlatan Yavuz, “Şimdi hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır. Buna destek vermek üzere, kamu ihalelerinde kadın imalatçının ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz.” dedi.
Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk’e, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına, plaket takdim edildi.
]]>TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun (KGK) üst kurul üyeleri ve il başkanları, Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Ankara’da bir araya geldi. TOBB Kadın Girişimciler Kurulunun yeni seçilen üst kurul üyelerinin tanıtıldığı programa, oda ve borsaların kadın yönetim kurulu başkan ve üyeleri, kadın meclis başkan ve üyeleri ile kadın genel sekreterleri katıldı. TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz, yaptığı konuşmada oda-borsa camiasının kökeninin Ahilik teşkilatına dayandığını belirterek, “Ahiliğin kadınlar teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum neyse, şimdi de Kadın Girişimciler Kurulumuz odur” diye konuştu.
Yavuz, Türkiye’de girişimcilik, kadın girişimciliği ve kadın istihdamı konuşulmaya başlandıysa ve gelişme sağlandıysa bunda en büyük rolü TOBB’un, Kadın ve Genç Girişimci Kurullarının üstlendiğini ifade etti.
“Girişimci adaylarının önlerindeki en önemli örnek rol model sizlersiniz”
Yavuz, Türkiye’de girişimcilik, kadın girişimciliği ve kadın istihdamında yaşanan gelişmelerde TOBB’un, Kadın ve Genç Girişimci Kurullarının büyük emek sahibi olduğunu belirterek, “Kurullarımızın sadece ülkemizin değil, Avrupa’nın da en büyük girişimci ağı haline geldiğini büyük bir gururla her fırsatta ifade ediyoruz. TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuz, girişimciliğin özendirilmesi ve geliştirilmesi yönünde her zaman rol model ve yol gösterici olmuştur. Girişimci adaylarının önlerindeki en önemli örnek, rol model sizlersiniz. Türkiye’de yeni girişimciler ortaya çıksın diye, sizlerin vizyonuna ve yol göstermesine ihtiyacımız var. Network’ün iş hayatında başarının anahtarlarından birisi olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda birliğimizin 13 yıldır aralıksız gerçekleştirdiği g3 Geleceğin Gücü Girişimciler Forumu’na aktif olarak katılıyorsunuz. Burada Türkiye’nin en başarılı girişimcileriyle binlerce kadın girişimci ve girişimci adayının tanışmasını sağladık” dedi.
“Hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır”
TOBB Kadın ve Genç Girişimci Kurullarının kadınların ekonomik hayata katılımları için becerilerini geliştirmek üzere birçok başarılı faaliyete imza attıklarını vurgulayan Yavuz, “Şimdi hedefimiz, kadın girişimci oranını daha da yukarılara taşımaktır. Buna destek vermek üzere kamu ihalelerinde kadın imalatçının
ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz” diye konuştu.
Yavuz, nüfusun yarısını oluşturan kadınların ekonomide erkeklerle eşit düzeye çıkması için daha çok çalışmaları gerektiğini vurgulayarak, “Sizlerin gayretleriyle kadınların toplumsal hayattaki konumu daha da güçlenecek, kadın girişimciler çok daha fazla kaynağa erişecek, kadın girişimciliğini geliştirmek için çok daha etkin kamu politikaları hayata geçirilecek. Bugün kurulumuza üye 7 bine yakın girişimci kadın, oda ve borsalarımızın koordinasyonunda sahada aktif olarak bu amaç için çalışıyor. Cumhuriyetimizin 2’inci yüzyılında dünyadaki yeri, tarihteki yerine yaraşan bir Türkiye için çalışmayı ve üretmeyi bir hedef haline getirmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Kadının işgücüne katılımı ekonomik açıdan bir gerekliliktir”
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk ise, ekonomide ve sosyal yaşamda sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasının nüfusun yarısını oluşturan kadınların yaşamın tüm alanlarına aktif katılımları ile mümkün olduğunu belirterek, “Dünyadaki toplam çalışma saatinin 3’te 2’si kadınlara ait iken, dünya gelirinin sadece yüzde 10’u kadınlara ait. Avrupa Birliği ülkelerinde 100 kadından 60’ı çalışırken, bizde 100 kadından 31’i üretime ve işgücüne katılmaktadır. Katılsa da görünmez emek denen ücretsiz işler yapmaktadırlar. Kadının işgücüne katılımı ekonomik ve sosyal yaşamının sürdürülebilirliği açısından bir gerekliliktir” dedi.
“Ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir”
Öztürk, ekonomide kadınların önemine vurgu yaparak, “Dünya genelinde var olan ekonomik krizler ve adaletsiz büyüme kadınların iş hayatına katılmaları ile düzelecektir. Eğer kadınlar ekonomiye erkeklerle eşit oranda katkı sağlarsa gayrisafi milli hasıla büyüyecek, yoksulluk azalacak, karar alma süreçleri kısalacak, toplumsal hayat iyileşecek ve dünya barışı da güçlenecektir” dedi.
Konuşmaların ardından TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu (KGK) Başkanı Nurten Öztürk ve KGK üst kurul üyeleri ve il başkanları toplu olarak fotoğraf çekildi. – ANKARA
]]>Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen “Girişimci Buluşmaları” toplantısında konuşan Sırakaya, 2002 yılında AK Parti’nin seçimleri kazanmasıyla milletin iradesinin iktidara geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milletin iradesinin üzerinde güç tanımadım” diyerek darbe girişimleri ve engellemelere karşı dik bir duruş sergilediğini ifade eden Sırakaya, AK Parti ve Erdoğan’ın millete rağmen değil milletle birlikte siyaset yaptığını belirtti.
AK Parti döneminde, devletin yüceltilerek her şeyin üzerinde görülen bir anlayıştan milletin yüceltilip öncelendiği bir anlayışın hakim olduğunu dile getiren Sırakaya, bu dönemde bir diğer önemli hususun ise milletin öz güven kazanması olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin yatırım ve ticaretine ilişkin rakamlar paylaşan Sırakaya, “Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmiş olan doğrudan yatırım 15 milyar dolarken, bu miktar 100 milyar dolarların üzerine çıkarıldı. Türkiye’nin ticaret hacmi 87 milyar dolarken bu 617 milyar dolara çıkarıldı. Türkiye’deki ihracat rakamları 35 milyar dolar seviyesindeyken bugün artık 255 milyar dolar seviyelerinde.” ifadelerini kullandı.
Üretim ve ihracatın önemine dikkati çeken Sırakaya, bugün 57 İslam ülkesinin toplam ihracatının 1 trilyon 700 milyar dolarken, Almanya’nın ise tek başına ihracatının 1 trilyon 600 milyar dolar olduğunu belirtti.
Petrol ve doğal gaz ihracatı düşüldüğünde İslam ülkelerinin toplam ihracatının 550 milyar dolar civarında olduğunu aktaran Sırakaya, bunun 255 milyar dolarının ise Türkiye’ye ait olduğunu kaydetti.
Bugün dünyada adaletsizliğin çok net görüldüğünü vurgulayan Sırakaya, Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısını eleştirerek, şöyle konuştu:
“Dünyada zulüm ortamını sonlandıracak uluslararası bir yapıdan bahsedemiyoruz. BM’nin kendisi adaletsizlik içerisinde boğuşurken dünyaya adalet dağıtabilme imkanı asla söz konusu değildir. BM’nin 5 tane daimi üyesi var. 198 ülkenin bir araya geldiği BM Genel Kurulu var ama hiçbir hükmü yok. Uluslararası Adalet Divanı’nın aldığı kararı uygulayabilmek 5 daimi üyenin iki dudağı arasında. Dünya 5 ülkeye mahkum. Bu 5 ülkenin içerisinde 1,2 milyarlık Afrika yokken 500 milyonluk Avrupa’dan iki temsilci var. Kültürler arası ilişkiye baktığımız zaman 4 Hristiyan ülkesi var ama 1,5 milyarlık İslam aleminden bir ülke yok. Ne demografik, ne kültürel, ne dini, ne coğrafi olarak bir adalet yok. Yanlıştan doğru üretme imkanı yoktur.”
Girişimci ruhun önemine dikkati çeken Sırakaya, adaletin sağlanması için bunun önemli olduğunu ifade etti.
Yurt dışında Türkiye’nin uzun yıllarca “Turkish delight”, “Turkish kebap”, “Turkish hamam” ile bilindiğini belirten Sırakaya, bugün 130 ülkeye ve 346 noktaya uçan THY’nin bulunduğunu dile getirdi.
Bunun sadece uçuş ağı olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Sırakaya, “THY dışında 161 olan dış temsilcilik sayımızın 261’e ulaştığını görüyoruz. Dünyada en fazla temsilciliği olan üçüncü ülkeyiz. 2002 yılında Afrika’daki büyükelçilik sayımız toplam 12 idi. Bugün bu rakam 42. Bu temsilcilik sayıları aynı zamanda sizin gibi girişimci insanların oraya gittikleri zaman muhataplarının olması ve ticaretimizi şekillendirebilecek bir altyapının, ağın oluşmasını sağlamaktadır.” diye konuştu.
GİV Genel Başkanı Mehmet Koç, vakıf olarak girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için çalıştıklarını ifade ederek, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu her alanda ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.
Türkiye’de girişimciler için sağlanan imkanların ABD dahil dünyanın hiçbir yerinde olmadığını belirten Koç, Türkiye’nin üretim ve pazar olarak değerli bir ülke olduğunu söyledi.
Program sonunda Koç, Sırakaya’ya İstanbul’un fethine ilişkin tablo hediye etti.
]]>Derneğin, İçişleri Bakanlığı ve çeşitli sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle başlattığı “Girişimcilik Yolu Dönüşüm: Kadın Girişimcilerle Yeniden Başla Projesi”nin tanıtım toplantısı, bir otelde yapıldı.
Toplantının açılışında konuşan ANGİKAD Başkanı Gözde Diker, derneğin, 2007 yılından beri iş dünyasında kadınların ekonomik, hukuksal ve sosyal haklarını güçlendirme, geliştirme, eşit fırsatlar yaratma yolunda önemli bir misyon üstlendiğini söyledi.
Söz konusu projeyle önceliklerinin, kadın girişimciliği, istihdamı ve eğitimini sağlamak olduğunu anlatan Diker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu projede, deprem bölgesindeki girişimci kadınlarımızın yeni bir başlangıç yapmaları ve yeniden güçlenmeleri amacıyla yola çıktık. Bu yıl Hatay, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de kadın girişimcilere yönelik bir destek programı yürüteceğiz. Temel amacımız, kadınların sürdürülebilir işletmeler kurmasını teşvik etmek, bu bölgelerde kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi ve kadın istihdamının artırılması. Bu doğrultuda kadınlarımıza iş kurma süreçlerine yönelik eğitim ve mentörlük hizmetleri vereceğiz, ayrıca iş ağlarını geliştirecek destekler sağlayacağız.”
Diker, projeyle yaratılan her yeni iş fırsatının, daha hızlı iyileşmeye katkı sağlayacağına inandığını aktararak, kadınları sosyal, ekonomik, kültürel ve politik alanlarda desteklemenin önemli olduğunu söyledi.
“Bölgedeki kadın gücü artacak”
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç da söz konusu projenin, deprem bölgesindeki kadınların hayata yeniden ve çok daha güçlü başlaması bakımından kıymetli olduğunu belirtti.
Deprem bölgesinde çok sayıda insanın işlerini ve iş yerlerini kaybettiğine işaret eden Ardıç, şu ifadeleri kullandı:
“Bölgedeki hayatın normale dönmesi için buradaki sanayi tesislerimizin hızla faaliyete geçmesi, üretim, ihracat yapmaya ve istihdam sağlamaya devam etmesi gerekiyor. Hatay, Osmaniye, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’taki yatırımcılarımız, depremden önce hem bölge kalkınmasına hem de ülke kalkınmasına çok değerli katkıda bulundular. Bu katkıların devam etmesi için ise bu tür projelere ihtiyacımız var. Oda olarak destek olmaktan mutluluk duyduğumuz ‘Yeniden Başla Projesi’ ile bölgedeki kadın direnci ve gücü çok daha artacak. Kadınlarımız, yeni iş fikirleriyle hayata tutunacak, ekonomik bağımsızlıklarını kazanarak geleceğe daha emin adımlarla yürümek için güç toplayacak.”
“2018 yılından beri 1 milyona yakın kadınımıza ulaştık”
Ankara Valisi Vasip Şahin de 6 Şubat’ta yaşanan acıların dindirilmesi ve bölgede hayatın yeniden devam ettirilmesi için ciddi çalışmaların yürütüldüğünü bildirdi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün de Bakanlık olarak kadınların ürettiği orijinal projeleri hayata geçirmek için gayret sarf ettiklerine işaret ederek, “Ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ve büyüme süreçlerinde kadının büyük bir rol aldığının farkındayız. Güçlü bir Türkiye için kadınlarımızın çok yönlü bakış açısına ihtiyacımız var.” dedi.
Kadınların iş gücüne katılım oranının 2028 yılı sonuna kadar yüzde 40’a ulaşmasını hedeflediklerini aktaran Yenigün, “Uyguladığımız teşviklerle kadın istihdamı ve kadınların iş gücüne katılımı konusunda olumlu gelişmeler yaşandı. Biz de Bakanlık olarak çeşitli projelerle desteklerimizi sürdürüyoruz. 2018 yılından beri finansal okuryazarlık ve kadınların ekonomik güçlenmesi seminerleri ile 1 milyona yakın kadınımıza ulaştık.” değerlendirmesinde bulundu.
AHBAP Derneği Başkanı Haluk Levent de toplantıya çevrim içi katılım sağladı. Deprem bölgesindeki kadınların iş hayatına kazandırılmasının önemli olduğunu belirten Levent, ANGİKAD’ın yapacağı projelere destek vermeye hazır olduğunu söyledi.
Yıl içinde 30 kadın girişimciye ulaşılacak
Öte yandan, projeyle, Hatay, Osmaniye, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta yeni iş fikirlerini hayata geçirmek isteyen kadın girişimciler ile kadın istihdam oranı en az yüzde 50 olan erkek girişimcilerin işletmelerinin desteklenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, yıl içinde 30 kadın girişimciye sürdürülebilir bir işletme kurabilmesi için iş modeli, finans ve pazarlama gibi alanlarda eğitimler verilecek. Bunun yanı sıra mentörlük, işbirliği ve tanıtım desteği sağlanacak.
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Samsun Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Samsun Buluşması TSO Toplantı Salonu’nda girişimci kadınların katılımı ile gerçekleştirildi. Açılış konuşmaları ile başlayan etkinlikte kadınlara girişimciliğin püf noktaları uzmanlar tarafından aktarıldı.
Etkinliğin açılışında konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol Beytekin, “Bizim medeniyetimiz kadın ve erkeğin birlikte mücadele edebilmesiyle inşa edilmiştir. Şüphesiz medeniyetin, insanlığın, gelişimin, kalkınmanın daha refah bir geleceğin vazgeçilmez iki eş aktörüdür; kadın ve erkek. Bu nedenle Türkiye’nin kalkınma hedeflerine, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakma hedefine ancak ve ancak omuz omuza ulaşabiliriz. Halbuki pek çok araştırma bir girişimcide olması gereken özellikleri şöyle sıralıyor; başarısızlığa rağmen vazgeçmemek, güven, kararlılık, risk yönetimi, değişimi fırsat olarak görmek, belirsizliğe karşı toleranslı olmak, detaylara önem verme ve mükemmeliyetçilik. Biz Türk kadınının ne kadar güçlü, ne kadar azimli ve kararlı olduğunu biliyoruz. Biz bu gücü Nene Hatun’da da gördük, Sabiha Gökçen’de de ve şükranla andığımız daha nicelerinde. Bugün de bu güce inanmış ve fark oluşturan kadınların başarı hikayelerini dinleyeceğiz” dedi.
Samsun Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanı Mihriban Akyüz ise “Girişimcilik çok yönlü, geleceği şekillendirmeye muktedir anahtar bir kavram. Bugün burada bir araya gelerek birikimimizi, gelecek kurgularımızı paylaşmak için önemli bir fırsat bulduk. Girişimcilik sadece bir iş kurma süreci değil, aynı zamanda bir tutku, bir vizyon ve kararlılık gerektiren bir yolculuktur. Kadınların bu yolculukta toplumsal rolünün yüklediği tüm güvensizlikten sıyrılması, iş hayatındaki ataerkil düşüncenin bahşettiği ürkeklikten uzaklaşması ve kendi sezgilerine güvenmesi gerekmektedir. Kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşması, birbirine destek olması ve birlikte büyümesi, kadın girişimcilik ekosisteminin daha güçlü hale gelmesine yardımcı olur. Birbirimize ilham vermek, bilgi ve deneyim paylaşımı yapmak, zorluklarla başa çıkmak için birlikte çalışmak, hepimizin daha güçlü kılar. Kadınlar bir birlerine tutunarak yol alırlarsa, iş dünyasında sadece yer edinmekle kalmazlar, aynı zamanda oyunun kurallarını değiştirirler. Birlikte hareket ederek, daha güçlü ve etkili bir girişimcilik ekosistemi oluşturabiliriz. Kadınların iş dünyasındaki varlığı ve oluşturacakları yeni ekosistem yalnızca kendi başarıları için değil, aynı zamanda gelecek nesillere ilham kaynağı olacağı için kritik öneme haizdir. Gelin, el ele verelim, inanalım, birbirimize destek olalım. Geleceğe örnek olacak kadın girişimcilik ekosistemi bölgemizde oluşturalım. Mutlulukla ve sevgiyle kazanalım ve ülkemize kazandıralım” diye konuştu.
Program, açılış konuşmalarının ardından başarılı girişimciler Duygu Yıldırım, Ferzan Çakar, Melike Yüksel Sevindik ve Banu Koç Çakan’ın sunumları ile sona erdi. Etkinliğe ayrıca Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, KOSGEB İl Müdürü Nebahat Livaoğlu, SAMSİAD Başkanı Süleyman Ferşat Eldemir, SAMİKAD Başkanı Şehnaz Dereli, Batı Karadeniz TOBB Kadın Girişimciler İcra Kurulu Başkanları katıldı. – SAMSUN
]]>Murat Kurum: “Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum Pendik’te bulunan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi’ni ziyaret edip girişimcilerle bir araya geldi. Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşan Kurum, “Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul. Bu üretimleri destekleyen tarafta olacağız. Bu girişimleri destekleyecek alt yapıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kuracağız. Maddi, manevi, teknik olarak her türlü desteği veren tarafta olacağız” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Pendik’te bulunan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi’ni ziyaret edip girişimcilerle bir araya geldi. Kurum’u, İstanbul Teknopark Genel Müdürü Muhammed Fatih Ersoy, Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü ve beraberindeki heyet karşıladı. Ziyareti sırasında kuluçka merkezinde girişimci olan Murat Bil, Jidoka Dog isimli robot köpeğini Kurum’a tanıttı. Projesi 9 aydır devam eden yapay zeka destekli otonom ve termal Robot köpek, sensörleri sayesinde arama kurtarmadan, savunma sanayisine kadar bir çok alanda kullanılabiliyor. Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü Ahmet Kerim Nalbant, Kurum’a girişimcilerin projelerini slayt eşliğinde sundu. Girişimciler ise gerçekleştirdiği projelerini tek tek anlatarak tanıtımını yaptı. Kurum daha sonra Teknopark alanında çeşitli ziyaretler yaparak Langırt ve Bilardo gibi oyunlar oynadı. Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni de ziyaret eden Kurum, siber güvenlik bölümünde okuyan Ömer Yemiş ve Ensar Bera Tuncer isimli öğrencilere projelerini gerçekleştirmesi için sponsor oldu. Öte yandan Murat Kurum okuldaki tüm öğrencilere de muhallebi ısmarladı. Yaptığı ziyaretleri sırasında ilgiyle karşılanan Kurum, gençlerle sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşma yapan Kurum, ‘Diji İstanbul’ projesiyle bütün sistemin dijital olarak işletileceğini, İstanbul’un tüm sorunlarının dijital olarak takip edileceğini ifade etti. Gençlerin mutlu olduğu bir İstanbul için çalışacaklarını ifade eden Kurum bütçe ile ilgili eleştirilere de cevap verdi.
“Bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz”
‘Diji İstanbul’ projesiyle İstanbul’u tamamen dijital hale getireceklerini dile getiren Kurum, “Eskiden Beyaz Masa kurulurdu. Vatandaşlar şikayetlerini oraya gönderirdi, oradan ilgili birimler alırdı. Şimdi dijitalleşerek her yerde gezen beyaz masalar oluşturacağız. Bir şikayetleri varsa telefonlarından, tabletlerinden girecekler. Şikayet sistemden ilgili birime yönlendirilecek ve ilgili birim gidip onu yerine getirecek. Yapılıp yapılmadığını günlük olarak bu uygulamada göreceğiz. Dolayısıyla her yerde bir belediye başkanı olacak. Biz bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz. Mesela taksiyle alakalı sorun var. Neredeyse her durağın kendi uygulaması var. Bunları tek bir çatı altında toplamak istiyoruz. Otobüse, metroya ne zaman bineceğiz ne zaman varacağız, trafik nerede sıkışık nereden gitmemiz lazım bu uygulamada göreceğiz” diye konuştu.
“Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var”
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşan Kurum, “Birçok yeni projeyi burada görmüş olduk. Bazen bu ihtiyaçları sahada iş yaparken hissediyorsunuz. Örneğin Kartal’da bir bina göçme tehlikesi yaşıyordu. Yunus apartmanının öbür enkazı yıkılmış binanın üstüne devrilme riski vardı. Oradaki arama kurtarma ekipleri tehlike altındaydı. Biz elimizde bulunan imkanlarla o binaların herhangi bir sarsıntı var mı diye takiplerini yaptık. Sonra bunun bir ihtiyaç olduğunu görüp o araçları bakanlığımıza yaptırdım. Dijital lazer noktaları anlık olarak atıyor ve o bizim İzmir depreminde işimize yaradı. Sahaya gittiğinizde iş yapma kabiliyetinizi kolaylaştıracak hızlandıracak ihtiyaçları da görüyorsunuz. Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var. Buralarda eğitim alıp teknolojiyi de bize getirebilecek gençliğe ve üretime ihtiyacımız var. Burada yapmış olduğunuz bir robot, yüz tanıma sistemi veya otonom araçlarla ilgili bir çok teknoloji, bizi ileride Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak adımlardır” dedi.
“Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip”
39 ilçede Teknoparklarla bağlantılı olan kuluçka merkezleri kuracağını ifade eden Kurum, “Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip. Bir iş yapmak istiyorsunuz ama arka tarafta da o işin testini yapabilecek laboratuvar var. Sizin üretimimizle alakalı kuluçka merkezleri var. Bunun gibi kampüsler ülkemizi geleceğe taşıyacak işlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 yerinde Teknoparklarla bağlantılı olan paylaşımlı ofisler ve kuluçka merkezlerimizi gençlerimiz için hızlı bir şekilde kuracağız. Gençlerimiz laboratuvar ortamında bir deney yapması gerektiğinde bu süreci Teknopark İstanbul’la birlikte yöneteceğiz. İş kurmak isteyen 100 bin gencimize 100 bin TL sermaye desteği vereceğiz. Tüm bunları yapabileceğiniz altyapıyı gerek bina noktasında, gerekse o binaların içindeki eğitim alanlarına ilişkin bu destekleri vereceğiz. İnşaat mühendisliği okumuş ama kimya üzerinde fizik üzerinde eğitim almak isteyen gençlerimize bu eğitimleri vermek istiyoruz. İSMEK’lerde her türlü eğitim verebileceğimiz alanları İstanbul’a kazandıracağız. Bilgi teknolojisiyle alakalı kendini yetiştirmiş gencimiz başka bir gencimize destek verecek. Elektrik elektronikle alakalı bir eğitim almış gencimiz öbür gencimizi yetiştirmek için saatlik olarak o alanlarımızda çalışacak. Öğretmenlerimizin aldığı ek ders ücreti gibi gençlerimize de hem maddi destek sağlayacağız” şeklinde konuştu.
“Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul”
Robot köpek icat eden girişimciyi tebrik eden Murat Kurum, “Hem sesi hem de ısıyı alabilen, gerek enkazda gerek araba kurtarma faaliyetlerinde işimize yarayacak bir robot icat eden arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bunu yapabilmek, düşünmek, hayal etmek, tasarlamak kolay değil. Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul. Bu üretimleri destekleyen tarafta olacağız. Bu girişimleri destekleyecek alt yapıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kuracağız. Maddi, manevi, teknik olarak her türlü desteği veren tarafta olacağız. Yapacağımız tüm harcamaların İstanbul’a geri dönüşü olacaktır. İstanbul’un, ülkemizin büyümesi adına her türlü desteği vereceğiz. Yeni mekanlar konusunda önümüzdeki süreçte çok güzel bir müjdemiz olacak. Teknopark İstanbul gibi birçok teknoparklarımızı İstanbul’a kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz”
Projeleri konusunda bütçe ile ilgili eleştirilere cevap veren Kurum, “Parayı nereden bulacaksınız diyorlar. Az önce girişimcilerimizi dinledik. Buraya bugüne kadar 5 milyara yakın bir girişimci desteği olduğunu arkadaşımız ifade etti. 5 milyar TL girişim desteği alan bir yer kendi masrafını da, birçok masrafı da kendisi çıkarır. Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz. Gençlerimizle birlikte geleceği inşa etmek için kararlı bir şekilde bu süreci yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Pendik’te bulunan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi’ni ziyaret edip girişimcilerle bir araya geldi. Kurum’u, İstanbul Teknopark Genel Müdürü Muhammed Fatih Ersoy, Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü ve beraberindeki heyet karşıladı. Ziyareti sırasında kuluçka merkezinde girişimci olan Murat Bil, Jidoka Dog isimli robot köpeğini Kurum’a tanıttı. Projesi 9 aydır devam eden yapay zeka destekli otonom ve termal Robot köpek, sensörleri sayesinde arama kurtarmadan, savunma sanayisine kadar bir çok alanda kullanılabiliyor. Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü Ahmet Kerim Nalbant, Kurum’a girişimcilerin projelerini slayt eşliğinde sundu. Girişimciler ise gerçekleştirdiği projelerini tek tek anlatarak tanıtımını yaptı. Kurum daha sonra Teknopark alanında çeşitli ziyaretler yaparak Langırt ve Bilardo gibi oyunlar oynadı. Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni de ziyaret eden Kurum, siber güvenlik bölümünde okuyan Ömer Yemiş (15) ve Ensar Bera Tuncer (17) isimli öğrencilere projelerini gerçekleştirmesi için sponsor oldu. Öte yandan Murat Kurum okuldaki tüm öğrencilere de muhallebi ısmarladı. Yaptığı ziyaretleri sırasında ilgiyle karşılanan Kurum, gençlerle sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşma yapan Kurum, ‘Diji İstanbul’ projesiyle bütün sistemin dijital olarak işletileceğini, İstanbul’un tüm sorunlarının dijital olarak takip edileceğini ifade etti. Gençlerin mutlu olduğu bir İstanbul için çalışacaklarını ifade eden Kurum bütçe ile ilgili eleştirilere de cevap verdi.
“Bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz”
‘Diji İstanbul’ projesiyle İstanbul’u tamamen dijital hale getireceklerini dile getiren Kurum, “Eskiden Beyaz Masa kurulurdu. Vatandaşlar şikayetlerini oraya gönderirdi, oradan ilgili birimler alırdı. Şimdi dijitalleşerek her yerde gezen beyaz masalar oluşturacağız. Bir şikayetleri varsa telefonlarından, tabletlerinden girecekler. Şikayet sistemden ilgili birime yönlendirilecek ve ilgili birim gidip onu yerine getirecek. Yapılıp yapılmadığını günlük olarak bu uygulamada göreceğiz. Dolayısıyla her yerde bir belediye başkanı olacak. Biz bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz. Mesela taksiyle alakalı sorun var. Neredeyse her durağın kendi uygulaması var. Bunları tek bir çatı altında toplamak istiyoruz. Otobüse, metroya ne zaman bineceğiz ne zaman varacağız, trafik nerede sıkışık nereden gitmemiz lazım bu uygulamada göreceğiz” diye konuştu.
“Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var”
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşan Kurum, “Birçok yeni projeyi burada görmüş olduk. Bazen bu ihtiyaçları sahada iş yaparken hissediyorsunuz. Örneğin Kartal’da bir bina göçme tehlikesi yaşıyordu. Yunus apartmanının öbür enkazı yıkılmış binanın üstüne devrilme riski vardı. Oradaki arama kurtarma ekipleri tehlike altındaydı. Biz elimizde bulunan imkanlarla o binaların herhangi bir sarsıntı var mı diye takiplerini yaptık. Sonra bunun bir ihtiyaç olduğunu görüp o araçları bakanlığımıza yaptırdım. Dijital lazer noktaları anlık olarak atıyor ve o bizim İzmir depreminde işimize yaradı. Sahaya gittiğinizde iş yapma kabiliyetinizi kolaylaştıracak hızlandıracak ihtiyaçları da görüyorsunuz. Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var. Buralarda eğitim alıp teknolojiyi de bize getirebilecek gençliğe ve üretime ihtiyacımız var. Burada yapmış olduğunuz bir robot, yüz tanıma sistemi veya otonom araçlarla ilgili bir çok teknoloji, bizi ileride Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak adımlardır” dedi.
“Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip”
39 ilçede Teknoparklarla bağlantılı olan kuluçka merkezleri kuracağını ifade eden Kurum, “Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip. Bir iş yapmak istiyorsunuz ama arka tarafta da o işin testini yapabilecek laboratuvar var. Sizin üretimimizle alakalı kuluçka merkezleri var. Bunun gibi kampüsler ülkemizi geleceğe taşıyacak işlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 yerinde Teknoparklarla bağlantılı olan paylaşımlı ofisler ve kuluçka merkezlerimizi gençlerimiz için hızlı bir şekilde kuracağız. Gençlerimiz laboratuvar ortamında bir deney yapması gerektiğinde bu süreci Teknopark İstanbul’la birlikte yöneteceğiz. İş kurmak isteyen 100 bin gencimize 100 bin TL sermaye desteği vereceğiz. Tüm bunları yapabileceğiniz altyapıyı gerek bina noktasında, gerekse o binaların içindeki eğitim alanlarına ilişkin bu destekleri vereceğiz. İnşaat mühendisliği okumuş ama kimya üzerinde fizik üzerinde eğitim almak isteyen gençlerimize bu eğitimleri vermek istiyoruz. İSMEK’lerde her türlü eğitim verebileceğimiz alanları İstanbul’a kazandıracağız. Bilgi teknolojisiyle alakalı kendini yetiştirmiş gencimiz başka bir gencimize destek verecek. Elektrik elektronikle alakalı bir eğitim almış gencimiz öbür gencimizi yetiştirmek için saatlik olarak o alanlarımızda çalışacak. Öğretmenlerimizin aldığı ek ders ücreti gibi gençlerimize de hem maddi destek sağlayacağız” şeklinde konuştu.
“Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul”
Robot köpek icat eden girişimciyi tebrik eden Murat Kurum, “Hem sesi hem de ısıyı alabilen, gerek enkazda gerek araba kurtarma faaliyetlerinde işimize yarayacak bir robot icat eden arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bunu yapabilmek, düşünmek, hayal etmek, tasarlamak kolay değil. Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul. Bu üretimleri destekleyen tarafta olacağız. Bu girişimleri destekleyecek alt yapıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kuracağız. Maddi, manevi, teknik olarak her türlü desteği veren tarafta olacağız. Yapacağımız tüm harcamaların İstanbul’a geri dönüşü olacaktır. İstanbul’un, ülkemizin büyümesi adına her türlü desteği vereceğiz. Yeni mekanlar konusunda önümüzdeki süreçte çok güzel bir müjdemiz olacak. Teknopark İstanbul gibi birçok teknoparklarımızı İstanbul’a kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz”
Projeleri konusunda bütçe ile ilgili eleştirilere cevap veren Kurum, “Parayı nereden bulacaksınız diyorlar. Az önce girişimcilerimizi dinledik. Buraya bugüne kadar 5 milyara yakın bir girişimci desteği olduğunu arkadaşımız ifade etti. 5 milyar TL girişim desteği alan bir yer kendi masrafını da, birçok masrafı da kendisi çıkarır. Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz. Gençlerimizle birlikte geleceği inşa etmek için kararlı bir şekilde bu süreci yürüteceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Bursa Ticaret Borsası bünyesinde çalışmalarını yürüten Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa İl Kadın Girişimciler Kurulu, ilk toplantısını Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde düzenledi. Toplantıya Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur, il-ilçe Kadın Girişimci Kurullarının temsilcileri, sıra sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve kadın girişimciler katıldı.
“Kadın girişimcilerimizin ekonomiye katkısı göz kamaştırıcı”
Toplantının açılışında konuşan TOBB Bursa İl Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Sabriye Şen, Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 30 ile ortalamanın altında olduğunu, Bursa’nın bu konuda yüzde 33,5 ile ülke ortalamasının üzerinde olsa da yeterli olmadığını belirtti. Girişimcilik ile ekonomik kalkınmanın önemine vurgu yapan Şen, “Girişimcilik, ekonomik kalkınmanın ve toplumsal ilerlemenin anahtarıdır. Türkiye ve dünya genelindeki verilere göre, kadın ve genç girişimcilerin ekonomiye katkıları göz kamaştırıcıdır. Bizler de TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak, Bursa’nın ve Türkiye’nin kalkınmasının yanında adil ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
“Eğitim ve inovasyonla yeni nesil girişimciler yetiştireceğiz”
Yeni dönemde hayata geçirilecek projeler ile kadınların ve gençlerin girişimcilik alanında daha fazla temsil edilmesini sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Sabriye Şen, “Eğitim ve mentorluk programları, özellikle üniversitelerimiz olmak üzere ortaya koyacağımız yeni iş birlikleri ve yenilikçi projelerle, bu potansiyeli hep birlikte harekete geçireceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, Türk kadınının gücüne, becerisine, zekasına yakışır bir şekilde çalışmak, üretmek ve ülkemizin kalkınma hamlesine destek olmak adına, Bursa Kadın Girişimciler Kurulu olarak daha fazla üretecek ve ülkemize genç ve dinamik kadın girişimciler kazandıracağız” diye konuştu.
“Kadınlarımızın güçlenmesi ekonomik hedeflerimizin anahtarı”
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri ile bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye’nin hedeflerine ulaşabilmesinin yolunun kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesinden geçtiğini ifade eden Başkan Burkay, “Güçlü, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı kalkınma için; kadının çalışma hayatında hak ettiği yeri alması, işgücüne aktif bir biçimde katılması ve üretimde söz sahibi olması anahtar bir role sahip” dedi.
“Kadın girişimcilerimizin her zaman yanındayız”
Türkiye’nin kadın erkek tüm bireylerin enerjisine, üretkenliğine ve deneyimine ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Başkan Burkay, şu değerlendirmede bulundu:
“Ancak bugün yüzde 14 kadın girişimci oranı, yüzde 30 işgücüne katılım oranı, mevcut eğitim ve verimlilik düzeyi ile hedeflerimize ulaşmamız mümkün değil. 85 milyonluk bir ülkede 20 milyondan fazla kadınımızı evde oturtarak bir başarı hikayesi yazamayız. Refah seviyemizi yükseltmek ve güçlü bir geleceğe ulaşmak istiyorsak, girişimci ruhu yüksek ve cesur kadınlarımızın ekonomiye katkısını artırmak zorundayız. BTSO olarak kadınların ekonomideki yerlerinin güçlendirilmesi ve kadın girişimcilerimizin teşvik edilmesi öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Yeni dönemde Bursa Ticaret Borsası koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdürecek TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulumuzun tüm projelerine destek vermeyi sürdüreceğiz. Kurulumuza çalışmalarında başarılar diliyorum.”
Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur da iş kadınlarının Bursa’nın ekonomik başarılarındaki kritik rolüne vurgu yaptı. Onur, “Bursa Ticaret Borsası olarak, Türkiye ekonomisinin göz bebeği Bursa’nın, bugüne kadarki başarılarında hiç şüphesiz ki iş kadınlarımızın payı büyüktür. Borsa olarak bizler de bugüne kadar yürüttüğümüz çalışmalarda girişimciliği ve kadınlarımızı odağına alan çok sayıda projeyi, başarılı bir şekilde hayata geçirdik. İnanıyorum ki, Kadın Girişimciler Kurulu olarak yeni dönemde Bursa’ya yeni kadın girişimciler kazandırmak adına yoğun çaba sarf edeceksiniz” diye konuştu.
“Bursa TB olarak kadınlarımıza desteğimiz sürecek”
Girişimciliğin ruhunda yenilik ve üretimin yattığını ifade eden Gökhan Onur, iş dünyasında hızlı değişimlere ayak uydurmanın, sürekli öğrenmenin gelişmenin önemine dikkat çekti. Girişimciliğin sadece ekonomik bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi, tutku ve keşif yolculuğu olduğunu dile getiren Bursa TB Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Onur, “Bursa Ticaret Borsası olarak, iş kadınlarımızın her yanlarında olduğumuzu ve gerçekleştireceğiniz projelerde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek sağlamaktan memnuniyet duyacağız. Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Sabriye Şen nezdinde, iş hayatında en büyük farkını; pes etmeden, sabırla, istikrarla, titizlikle yürüttüğü tüm çalışmalara yansıtan siz değerli iş kadınlarımıza yeni dönemde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Yeni dönem yol haritası belirlendi
Açılış konuşmalarının ardından TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu üyeleri yeni dönem projelerine ilişkin fikir alışverişinde bulunarak, izleyecekleri yol haritasını belirledi. Kadın ve sürdürülebilirlik odaklı projelere ilişkin yapılan detaylı sunumların ardından çalışma grupları belirlenirken, ortak akıl toplantılarının devam edilmesine karar verildi. – BURSA
]]>