Nilüfer Gölü’nde koruma altındaki nilüfer çiçeğini koparanlara 387 bin 141 TL ceza kesiliyor
ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Kalafat köyündeki Nilüfer Gölü’nde koruma altındaki nilüfer çiçeklerini koparanlara, biyolojik çeşitliliği tahrip etmek ve zarar vermekten 387 bin 141 TL ceza kesiliyor.
Biga’nın Kalafat köyündeki Nilüfer Gölü, eşsiz güzelliğiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Gölü, ekoturizme kazandırmak amacıyla bölgede bir orman parkı ve mesire alanı oluşturuldu. 2 dönüm büyüklüğündeki Nilüfer Gölü, eşsiz güzelliğiyle bölge turizmine katkı sunarken, ‘Lotus çiçeği’ olarak da adlandırılan nilüfer çiçekleri gelenlerin ilgisini çekiyor. Sapı yaklaşık 1 metreyi bulan nilüfer, suyun dibindeki çamurda kökleniyor, yeşil yaprakların içinden aydınlık ile buluşuyor. Nilüfer çiçeklerinin tohumunun Amazon ormanlarından göçmen kuşlar aracılığıyla taşındığı ve bu sayede oluştuğu düşünülüyor. Geceleri kapanıp suyun altına giren nilüferler, güneşin doğuşuyla birlikte yeniden yüzeye çıkınca eşsiz bir manzara oluşturuyor. Mayıs ayı başında açmaya başlayan nilüferler, Kasım ayının son günlerine kadar güzelliğiyle ziyaretçilerini karşılamaya devam ediyor.
Biga Kaymakamlığı, Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ve Biga Belediyesi’nin katkılarıyla, 2 dönüm büyüklükteki gölün çevresinde yer alan 10 dönümlük alan, orman parkı ve mesire yeri haline getirildi. Doğa harikası Nilüfer Gölü, geçtiğimiz yıllarda susuz kaldığı için kuruma tehlikesi yaşamış, Biga Belediyesi tarafından 880 metre uzunluğunda bir hat çekilerek göle su verilmişti. Düzenli olarak su takviyesi yapılan göl, kurumaktan kurtarıldı ve eskisi gibi yeşillenen yaprakların arasından açan nilüfer çiçekleriyle ziyaretçilerin beğenisini toplamaya başladı.
Nilüferleri koparanlara 387 bin 141 TL ceza kesiliyor
Öte yandan, Mayıs ayı başında açmaya başlayan nilüfer çiçekleri, Kasım ayının son günlerine kadar ziyaretçilere görsel şölen sunmayı sürdürüyor. Yaz-kış var olan, büyük yeşil yapraklar arasında bugünlerde açan beyaz renkli nilüferler, güzelliğiyle ilgi görüyor. Gölü görmeye gelen ziyaretçiler, manzaradan etkileniyor. Çanakkale Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, koruma altındaki nilüferleri koparanlara, biyolojik çeşitliliği tahrip etmek ve zarar vermekten 387 bin 141 TL ceza kesiliyor.
Lotus adı verilen Nilüfer çiçeğinin amazon ormanlarından getirildiğinin düşünüldüğünü belirten Nilüfer Gölü’ndeki tesis işletmecisi Volkan Eren, “Kalafat köyü 1861 yılında kuruldu. Köy kurulduğundan bu yana nilüfer çiçekleri köyümüzdeydi. 130 yada 140 santim boyuna kadar suyun üstünde çıkıyor. Sonrasında çiçek tohumları toprağa bırakıyor. Çiçek yaprakları kuruduktan sonra uykuya dalıyor. Gelecek yıl aynı tarihlerde tekrar çıkıyor. Bölgeye ziyarete gelenler çiçekleri çok merak ediyor. Bataklığın içinde böyle bir çiçek görünce hayret ediyorlar. Türkiye’de ve Dünya’da nadir bir çiçek olduğu için her yıl gelip görmek istiyorlar. Bu çiçeği kopartmanın da çok büyük cezası var. Biz bu çiçeği koruyoruz. Güvenliğimiz var. Bu çiçeklere zarar gelmemesi için güvenliği sağlanıyor. Kamera sistemleri de takip ediyoruz. Buraya gelen vatandaşlar gün boyu burada zaman geçirebiliyorlar” dedi.
]]>Almanya’da özel bir şirkette çalışan Alman çift merak ettikleri Türkiye’yi görmek için iş yerlerinden 5 ay izin alarak yola çıktı. Bir çok Avrupa ülkesini gezen Sımone Schwarz ile Martin Brosig Türkiye’de de bir çok yer gezdi. “Muhteşem gün doğumları ve gün batımları, dalgaların sesi ve sadece denizin harika manzarasıyla biz mükemmel bir anı biriktirdik” diyen Alman çift, Şubat ayı başında işten 5 ay ücretsiz izin alıp, geçmiş yılların birikimini yaparak yola çıktılarını ifade etti. Ana varış noktaları olan Türkiye hakkında çok şey okuduklarını ve gezilecek çok fazla doğal güzelliğin olduğu söyleyen Alman çift, ” İtalya’dan feribotla Yunanistan’a gittik ve orada 1 ay geçirdik. Daha sonra feribotla Sakız Adası’na doğru devam ederek 7 Mart’ta Çeşme’ye vardık. Oradan Pamukkale, Salda Gölü ve sahil boyunca Itzuzu Plajı, Kayaköy, Pataras Plajı, Kaş, Olympos, Taki Kanyonu ve şimdi de Meke Gölü’ne geldik. Daha sonra masmavi suları ile Acıgöl’ü gezdik. Burada suyun yansıması harikaydı. Soğuk olduğu için yüzemedik ve buna üzüldük. 2.5 haftadır yollardayız ve toplamda 5-6 haftayı Türkiye’de geçirmeyi planlıyoruz. Nisan ayı ortalarına kadar Türkiye’nin eşsiz güzelliklerini gezeceğiz” dedi.
“Gölün susuz olması bizi üzdü”
Pek çok Almanın yalnızca sahildeki plaj tatillerini tercih ettiğini söyleyen çift, “Ancak ülkenin sunabileceği çok daha gezilecek yerleri var, özellikle de Avrupa’da hiç görmediğimiz manzaralar ve doğa harikaları burada. Doğada olmaktan keyif alıyoruz ve kamp alanlarımızı bulduğumuzdan daha temiz bırakmak bizim için önemli; Vardığımız her yerde daima çöpleri temizleriz. Türk insanının konukseverliklerini daha önce de duymuştuk, Almanya’da da Türk arkadaşlarımız var. Bu Türkiye’deki seyahatlerimiz boyunca doğrulandı. El sallayarak veya korna çalarak karşılanıyoruz ve herkes çok açık ve bizimle ilgileniyor. Köpeğimizle seyahat ediyoruz ve birçok insanın köpeklere büyük saygı duyduğunu veya onunla birlikte bir şehirde yürürken bizi izlediğini fark ettik. Ama kendisi çok genç ve arkadaş canlısı, çoğu zaman insanlar bize geliyor ve onu da yanlarında götürmek istiyorlar. Diğer ülkelerden farklı olan şey, kampçılarla seyahat eden gezginlerin burada hala memnuniyetle karşılanmasıdır; bu nedenle, yerel olarak alışveriş yaparak, dışarıda yemek yiyerek ve arkamızda çöp bırakmayarak iyi bir izlenim bırakmak istiyoruz. Türk yemeklerini seviyoruz ve bu konuda önceden araştırma yapıp heyecanlanmıştık. Türk kreplerinden, geleneksel Türk kahvaltısındaki geniş seçeneklere, pideden lahmacuna kadar her şeyin tadını çıkarıyoruz. Meke Gölü’nün harika fotoğraflarını sosyal medyada gördük, gezi bloglarında okuduk ve burada bir gece geçirmeye karar verdik. Olağanüstü doğa olaylarını seviyoruz; sadece deniz kenarında olmak sıkıcı olurdu. Gerçi burada gece -3 dereceydi, çok soğuktu. Ama gölün susuz olması bizi üzdü” şeklinde konuştu.
Alman çift, Xavi adını verdikleri köpekleri göl kenarında gezinti yapıp daha sonra Kapadokya’ya hareket etti. – KONYA
]]>Kuruyan alanlar enduro ve off-road sevdalılarının yeni adresi oldu
Hafta içi yaşadıkları iş stresini Burdur Gölü kenarında atıyorlar
BURDUR – Kuraklık nedeniyle çekilen Burdur Gölü arazisi ekstrem sporcuları bir araya getirerek doğal parkur hazırlıyor. Burdurlu enduro, off-road ve yamaç paraşütü sevdalıları, hafta içi yaşadıkları iş stresini muhteşem manzarasıyla içlerini rahatlatan Burdur Gölü kenarında atıyorlar.
En dolu zamanlarını yaşadığı 1957 yılından itibaren yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle günden güne çekilen, neredeyse yarısından fazlasını kaybeden Burdur Gölü’nde suların çekildiği alan Burdurlu ekstrem sporculara ev sahipliği yapıyor. Suların çekildiği yumuşak arazide yamaç paraşütü, enduro ve off-road sevdalıları, hafta sonları gönüllerince eğleniyor.
Farklı meslek gruplarından oluşan ve ekstrem sporlarla uğraşan sporcular, Burdur Gölü’nün daha fazla yok olmaması için bir an önce harekete geçirilmesini istiyorlar. Hafta sonunu aileleriyle birlikte Burdur Gölü Halk Plajı’nda geçiren Burdurlu vatandaşlar da göl kenarında yapılan ekstrem sporları keyifle takip ediyorlar.
Burdur’da avukatlık yapan ve hafta içi adliye koridorlarında yaşadığı iş stresini Burdur Gölü kenarında off-road yaparak attığını dile getiren Ahmet Can, “Off-road sporuna pandemi döneminde başladım. Uzun süredir uğraşıyorum ve arkadaşlarla birlikte her hafta yapmaya çalışıyoruz. Biz grup olarak alışığız bu parkura ama bugün diğer gruplar ile birleşmemiz daha iyi oldu bizim için. Hem tanışmış olduk hem de farklı sporların birleşmesi bizim de diğer sporlara yönelmemize sebep olacaktır. Bu spor bize hafta içi yaşanan her şeyi unutturuyor, biraz işten kendi hayatımızdan kopuyoruz. Burada bambaşka bir dünya içerisine giriyoruz. Bahar geldikçe, yaz geldikçe bizim için daha keyifli oluyor. Çamurda daha iyi yapılıyor bu spor ama yazı özlüyoruz. Burdur Gölü her dönem, her mevsim bambaşka. Daha önce Göle Yas etkinliğinde aktif olarak görev almıştım. Göl için bir çare bulunması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yok olup gidecek. Biz gölün etrafını turluyoruz orada da görüyoruz. Hem bu taraftan hem de öbür taraftan çok fazla çekilme var. Mutlaka bir çare bulunmalı diye düşünüyorum” dedi.
“Bu gölü kaybetmeyelim”
Burdur Enduro Kulübü’nden Kamil Kılıçaslan ise Burdur Gölü’nün ekstrem sporcular için mükemmel bir ortam sağladığını dile getirerek, “9-10 yıldır bu kulübün içerisindeyim. Burdur’da bu sporu ilk başlatanlardanım. Şu anda 25-30 kişi bu sporla uğraşıyoruz. Bu manzarada bu sporu yapmaktan çok keyif alıyoruz. Harika bir spor, herkese tavsiye ederim. Burdur Gölü bizim gibi yamaç paraşütçüler için, off-roadçılar için bulunmaz bir ortam. Hem göl, hem plaj, hem yamaçları ekstrem sporlar için harika bir ortam. Göl ile ilgili söylenen çok şey var besleniyor beslenmiyor şeklinde. Canımız acıyor. Çok fazla çekilme oldu. Biz dağlardan bunu daha fazla gördüğümüz için farkındayız, yarısını geçti neredeyse. Bir şey yapılabilir mi bilmiyorum ama yapılsa iyi olur. Şu güzellik kaybolmasa çok güzel olur. Bu gölü kaybetmeyelim” diye konuştu.
“Enduro sporu sayesinde gölü daha net görüyoruz”
Endro sporcusu Hakan Yoleri de, “Burdur Gölü bizim için çok önemli, Burdur için önemli. Daha çok göller bölgesinde güzel bir gölümüzdü ama gün geçtikçe kaybediyoruz. Çekilme her gün sürüyor. Bir besleme yok, yanlış sulama ve sondajlarla birlikte İnsuyu Mağarası gibi gölü de kaybetmekteyiz. Ben kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapılmasını diliyorum ki uğraşanlar da var bildiğim kadarıyla. Umarım bir an önce yapılması gerekenler yapılır. Enduro sporunu da herkese tavsiye ediyorum. Çünkü doğa ile iç içe olmak çok güzel. Çoğu arabanızla gidemediğiniz yerlere gidip görmek, bu gölü dahi üstten görmek çok güzel bir duygu. Onu daha iyi anlıyorsunuz kaybettikçe” ifadelerini kullandı.
Gölün çekilişini havadan en rahat onlar görüyor
2010 yılından beri yamaç paraşütü sporuyla uğraşan Türk Hava Sporları Federasyonu Burdur Temsilcisi ve Yamaç Paraşütü Burdur Spor Kulübü’nden Fatih Kılıçarslan, “Bugün çok farklı bir etkinlik oldu hem gölü tanıtmak hem de gölü kurtarmak için farkındalık oluşturmak amacıyla. Enduro olsun off-road olsun yamaç paraşütü olsun çok güzel de bir organizasyon oldu. Biz Burdur’da yamaç paraşütü yapıyoruz. Tepemiz hakikaten çok güzel, Fethiye’nin minyatürü diyebilirim. Ulaşımı çok yakın dört buçuk kilometre bir yol mesafesi var. On dakikada tepeye ulaşıp hazırlanıp buraya inebiliyoruz. Öyle bir tepemiz var. Manzara olarak da gölümüzün ayrı bir güzelliği var. Tabi son zamanlarda çekildi çok fazla. Bu da bizim için üzücü oldu. Ama buna da yapacak bir şey yok. Doğa bu şekilde uygun gördü herhalde. Burdur’da 100’ün üzerinde yamaç paraşütü eğitimi alan var. Bunların yaklaşık 45-50 tanesi aktif uçan kişiler. Tabii ilgi alaka da çok fazla çünkü herkesin hayali, uçmak istiyor, bu sporu yapmak istiyor. Bu yüzden bu spora talep ve ilgi çok fazla. Türkiye’de de yaygınlaştığı için artık ulaşılamayacak bir spor değil. 10-15 günlük eğitimlerle herkes bu sporu yapabilir” dedi.
]]>En dolu zamanlarını yaşadığı 1957 yılından itibaren yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle günden güne çekilen, neredeyse yarısından fazlasını kaybeden Burdur Gölü’nde suların çekildiği alan Burdurlu ekstrem sporculara ev sahipliği yapıyor. Suların çekildiği yumuşak arazide yamaç paraşütü, enduro ve off-road sevdalıları, hafta sonları gönüllerince eğleniyor.
Farklı meslek gruplarından oluşan ve ekstrem sporlarla uğraşan sporcular, Burdur Gölü’nün daha fazla yok olmaması için bir an önce harekete geçirilmesini istiyorlar. Hafta sonunu aileleriyle birlikte Burdur Gölü Halk Plajı’nda geçiren Burdurlu vatandaşlar da göl kenarında yapılan ekstrem sporları keyifle takip ediyorlar.
Burdur’da avukatlık yapan ve hafta içi adliye koridorlarında yaşadığı iş stresini Burdur Gölü kenarında off-road yaparak attığını dile getiren Ahmet Can, “Off-road sporuna pandemi döneminde başladım. Uzun süredir uğraşıyorum ve arkadaşlarla birlikte her hafta yapmaya çalışıyoruz. Biz grup olarak alışığız bu parkura ama bugün diğer gruplar ile birleşmemiz daha iyi oldu bizim için. Hem tanışmış olduk hem de farklı sporların birleşmesi bizim de diğer sporlara yönelmemize sebep olacaktır. Bu spor bize hafta içi yaşanan her şeyi unutturuyor, biraz işten kendi hayatımızdan kopuyoruz. Burada bambaşka bir dünya içerisine giriyoruz. Bahar geldikçe, yaz geldikçe bizim için daha keyifli oluyor. Çamurda daha iyi yapılıyor bu spor ama yazı özlüyoruz. Burdur Gölü her dönem, her mevsim bambaşka. Daha önce Göle Yas etkinliğinde aktif olarak görev almıştım. Göl için bir çare bulunması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yok olup gidecek. Biz gölün etrafını turluyoruz orada da görüyoruz. Hem bu taraftan hem de öbür taraftan çok fazla çekilme var. Mutlaka bir çare bulunmalı diye düşünüyorum” dedi.
“Bu gölü kaybetmeyelim”
Burdur Enduro Kulübü’nden Kamil Kılıçaslan ise Burdur Gölü’nün ekstrem sporcular için mükemmel bir ortam sağladığını dile getirerek, “9-10 yıldır bu kulübün içerisindeyim. Burdur’da bu sporu ilk başlatanlardanım. Şu anda 25-30 kişi bu sporla uğraşıyoruz. Bu manzarada bu sporu yapmaktan çok keyif alıyoruz. Harika bir spor, herkese tavsiye ederim. Burdur Gölü bizim gibi yamaç paraşütçüler için, off-roadçılar için bulunmaz bir ortam. Hem göl, hem plaj, hem yamaçları ekstrem sporlar için harika bir ortam. Göl ile ilgili söylenen çok şey var besleniyor beslenmiyor şeklinde. Canımız acıyor. Çok fazla çekilme oldu. Biz dağlardan bunu daha fazla gördüğümüz için farkındayız, yarısını geçti neredeyse. Bir şey yapılabilir mi bilmiyorum ama yapılsa iyi olur. Şu güzellik kaybolmasa çok güzel olur. Bu gölü kaybetmeyelim” diye konuştu.
“Enduro sporu sayesinde gölü daha net görüyoruz”
Endro sporcusu Hakan Yoleri de, “Burdur Gölü bizim için çok önemli, Burdur için önemli. Daha çok göller bölgesinde güzel bir gölümüzdü ama gün geçtikçe kaybediyoruz. Çekilme her gün sürüyor. Bir besleme yok, yanlış sulama ve sondajlarla birlikte İnsuyu Mağarası gibi gölü de kaybetmekteyiz. Ben kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapılmasını diliyorum ki uğraşanlar da var bildiğim kadarıyla. Umarım bir an önce yapılması gerekenler yapılır. Enduro sporunu da herkese tavsiye ediyorum. Çünkü doğa ile iç içe olmak çok güzel. Çoğu arabanızla gidemediğiniz yerlere gidip görmek, bu gölü dahi üstten görmek çok güzel bir duygu. Onu daha iyi anlıyorsunuz kaybettikçe” ifadelerini kullandı.
Gölün çekilişini havadan en rahat onlar görüyor
2010 yılından beri yamaç paraşütü sporuyla uğraşan Türk Hava Sporları Federasyonu Burdur Temsilcisi ve Yamaç Paraşütü Burdur Spor Kulübü’nden Fatih Kılıçarslan, “Bugün çok farklı bir etkinlik oldu hem gölü tanıtmak hem de gölü kurtarmak için farkındalık oluşturmak amacıyla. Enduro olsun off-road olsun yamaç paraşütü olsun çok güzel de bir organizasyon oldu. Biz Burdur’da yamaç paraşütü yapıyoruz. Tepemiz hakikaten çok güzel, Fethiye’nin minyatürü diyebilirim. Ulaşımı çok yakın dört buçuk kilometre bir yol mesafesi var. On dakikada tepeye ulaşıp hazırlanıp buraya inebiliyoruz. Öyle bir tepemiz var. Manzara olarak da gölümüzün ayrı bir güzelliği var. Tabi son zamanlarda çekildi çok fazla. Bu da bizim için üzücü oldu. Ama buna da yapacak bir şey yok. Doğa bu şekilde uygun gördü herhalde. Burdur’da 100’ün üzerinde yamaç paraşütü eğitimi alan var. Bunların yaklaşık 45-50 tanesi aktif uçan kişiler. Tabii ilgi alaka da çok fazla çünkü herkesin hayali, uçmak istiyor, bu sporu yapmak istiyor. Bu yüzden bu spora talep ve ilgi çok fazla. Türkiye’de de yaygınlaştığı için artık ulaşılamayacak bir spor değil. 10-15 günlük eğitimlerle herkes bu sporu yapabilir” dedi. – BURDUR
]]>MANİSA’nın ‘Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan’ tescilli, ‘kuş cenneti’ olarak bilinen ve kuraklık ve su kaybı nedeniyle kuruyan Marmara Gölü için kurtarma çalışmaları sürerken, son yağışlar umut oldu. Bölge halkı, projenin bir an önce tamamlanarak su tutmaya başlayan gölün yeniden eski günlerine kavuşması istedi.
‘Ulusal öneme sahip sulak alan’ tescilli, ‘kuş cenneti’ olarak bilinen Marmara Gölü, son yıllarda yaşanan su kaybı nedeniyle 2021 yılının Ağustos ayında tamamen kurudu. Tepeli pelikan ve karabatak gibi neslinin tükenme tehlikesi olan 101 farklı türden 20 bin su kuşuna ev sahipliği yapan göl, kuşlar tarafından da terk edildi. 7 mahallede 2 bin kişinin geçimini sağladığı gölde balıkçılık bitti, kuruyan zemininde dev yarıklar oluştu.
PROJE ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI
Ayrıca çiftçilerce işgal edilip tarıma açılan göl, Türkiye’nin ilk iklim davasına konu oldu. Su tutana kadar Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) tahsis edilen gölü kurtaracak proje, Devlet Su İşleri (DSİ) 2’nci Bölge Müdürlüğü’nce hazırlanarak tamamlandı. Bozdağ’dan akan 25 milyon metreküp su, 15 milyon TL bedelle Ahmetli, Sart, Tabak Çayı, Kurşunlu, Gümüş regülatörlerinden Kendirlik Besleme Kanalı üzerinden göle taşınarak, gölün kurtarılması hedefleniyor.
3 YIL SONRA SU TUTMAYA BAŞLADI
Proje devam ederken, kuruyan göl son yağışlarla birlikte 3 yıl sonra yeniden sus tutmaya başladı. Kuruyan gölün zemininde oluşan derin yarıklar kapanması ve sus tutması çevresindeki bölge halkını da umutlandırdı. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, “Geçtiğimiz hafta 3 gün yağışımız oldu, bu göl onda bile su tutmaya başladı. Gölün etrafındaki meyve ve sebzelerin iyi olması için, balıkçıların tekrar dönerek ailelerini geçindirmesi için bu gölün canlanması gerekir. Bu göl 45-50 günde dolacak bir yapıya sahip. Hep sesleniyoruz, önemsesinler, göle değer versinler” diye konuştu.
‘GÖL OLMAYINCA ZEYTİNLİKLERİMİZİ DON VURMAYA BAŞLADI’
Göle kıyısı olan Tekelioğlu Mahallesi’nin muhtarı Selim Selvioğlu, “Son yağışlardan sonra gölümüz su tutmaya başladı. Bozdağ’dan yapılan yeni projeyle gölümüz en kısa zamanda eski güzelliğine kavuşacak. Yöre halkı olarak gölün su tutmasını ve geçimini sağlayan insanların bir an önce işlerine dönmelerini, balıkçılığımızın devam etmesini istiyoruz. Göl olmayınca zeytinliklerimizi don vurmaya başladı. Eskiden böyle bir şey olmazdı. Göl dolduktan sonra inşallah bu don olayı da olmayacak. İnşallah eski günlerimize kavuşacağız” dedi.
‘BOŞA GİDEN SU İLE BU GÖLÜ CANLANDIRAMIYORUZ’
Gölmarmara Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Rafet Kerse de “Mücadeleyi bırakmıyoruz, Gölmarmara’da ‘Kurumayacağım’ diye direniyor. Bu son yağışlardan sonra Gölmarmara Gölü’nde belirli bir seviyede su var. Yani olmayacak bir şey değil sadece bu yağışlarla su tutmaya başladı. Yani buna en ufak bir destek çıkılsa, göl canlanacak. Bir türlü derdimizi anlatamıyoruz. Bu gölü yok etmekle ne geçecek ellerine? Onu da bilmiyoruz. Yani şuraya milyonlarca dolarlık belki masraf yapılıyor. Şu an yeşil olduğu için su gözükmüyor gibi ama bayağı bir su var. Yetkililere seslenip, ‘Gölmarmara gölünü kurutmayın’ diyorum. Bozdağ’dan boşa akan suyu bu göle akıtsalar bir haftada dolar. Kuraklık var, önümüzdeki yıllar daha da kuraklık olacak diyoruz fakat boşa giden su ile bu gölü canlandıramıyoruz. Bu gölün yeniden eski günlerine kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>