SEYFİ ÇELİKKAYA
(YOZGAT)– Yozgat’ta 2014 yılında kurulan Sorgun Gençlik Derneği (SORGED) tarafından hazırlanan proje kapsamında Ürdün ve İtalya’dan 12 genç kente geldi. Gençler, Yozgatlı gençlerle birlikte ilin sosyal ve kültürel yapısı hakkında bilgi edinirken, düzenledikleri etkinliklerle farklı konularda farkındalık çalışması yapıyor.
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde 2014 yılında kurulan SORGED, yurt içerisinde eğitim faaliyetleriyle her yıl yaklaşık 2 bin gence ulaşıyor. SORGED tarafından koordine edilen ve Avrupa Komisyonu Eğitim, Görsel-İşitsel ve Kültür Yürütme Ajansı (EACEA) tarafından desteklenen Avrupa Dayanışma Programı (ESC) Yüksek Öncelikli Alanlarda Gönüllü Ekipler Programı çerçevesinde yürütülen ‘Spor ve Sağlıklı Yaşam’ başlıklı proje kapsamında Ürdün ve İtalya’dan 12 gönüllü genç Yozgat’ın Sorgun ilçesine geldi. 40 gün Sorgun’da kalacak olan Ürdün ve İtalyalı gençler, Yozgatlı gençlerle birlikte spor, sağlıklı beslenme, çevre ve kanser üzerine çeşitli faaliyetler organize ederek, farkındalık çalışması yapıyor. Yozgat’ı tanımaya ve tanıtmaya yönelik düzenlenen kültür gezisi etkinliği için Yozgat’a gelen gençler, tarihi ve turistik alanları gezip, bilgi edindi; Hayri İnal Konağı’nda yöresel oyunlar oynayıp, türküler söyledi.
Ürdün’den gelen Mohammed Alzawahreh, “Ürdün’den geldim ve burada farklı deneyimler yaşamak için buradayım” diye konuşurken; İtalya’dan gelen Marta Scavuzzo da “İtalya’dan geliyorum. Burada SORGED’te gönüllülük yapmak için bulunuyorum. Çevre hakkında, çevre ve spor hakkında insanları bilgilendirmek için buradayım” dedi.
“AVRUPA’YA 500’DEN FAZLA GENCİMİZİ GÖNDERDİK”
Yozgat’ın alternatif bir turizm merkezi olduğunu vurgulayan SORGED Yönetim Kurulu Başkanı Halil Uğuz, Yozgat ve ilçelerinin kendisine özgün güzellikleri bulunduğunu, bu güzellikleri gençlere tanıtmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Uğuz, yaptıkları etkinlikler ve dernek hakkında şu bilgileri verdi:
“Sorgun Gençlik Derneği 2014 yılında Yozgat’ın Sorgun ilçesinde kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu. Kuruluş amacımız gençlik çalışmaları ve gençlik bilgilendirmesi yapmak, yereldeki ve bölgemizdeki gençlerin sanat, kültür, eğitim gibi birçok gönüllülük, spor, sağlık gibi birçok faaliyette çalışmalar yürütmek, projeler hazırlamak. 2014 yılından bu yana birçok projeye imza attık. O projenin bir tanesi de şu andaki uyguladığımız, yürüttüğümüz bir proje. Erasmus Plus ve ESC projelerinde aktif aktif olarak projeler hazırlıyoruz. Türkiye Uluslar Ajansı’na, Gençlik Spor Bakanlığına, İçişleri Bakanlığı’na, Avrupa Komisyonu’na, kalkınma ajanslarına farklı konularda gençlerin sorunlarıyla ilgili projeler hazırlıyoruz ve aldığımız fonlarla da projelerimizi yürütüyoruz. Avrupa Komisyonu’ndan almış olduğumuz bu proje sayesinde şu an ikinci takım gönüllülüğü burada. Daha önce bir takım gönüllülüğümüz 40 gün Sorgun’a geldi, Yozgat’ta gönüllülük çalışmalarında bulundu ve döndü. Şu anda ikinci takım geldi. Ürdün’den ve İtalya’dan ve Türkiye’den olmak üzere üç ülkeden, şu anda 12 gencimiz gönüllü faaliyetlerine katılıyor. Yereldeki gençlerle, çocuklarla ve halkla birlikte yereldeki vatandaşlarımızla birlikte çeşitli spor, sanat, kültür, çevre üzerine, kanser üzerine farkındalık etkinlikleri düzenliyorlar. Erasmus Plus programı kapsamında akreditasyonumuz bulunmakta. Bu kapsamda yine kısa dönemli, uzun dönem gençlerimizi Sorgun’dan Avrupa’ya 500’den fazla gencimizi gönderdik. Aynı şekilde Avrupa’dan da Sorgun’a 400’den fazla gencimizi getirdik, getirmeye devam ediyoruz.”
]]>Lösemi, lenfoma, kemik iliği yetmezliği gibi hastalıkları nedeniyle kök hücre nakli bekleyen hastalara en uygun bağışçının bulunabilmesi için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılay tarafından 2014’te hayata geçirilen TÜRKÖK, bugüne kadar binlerce hastanın şifa bulmasına olanak sağladı.
O hastalardan biri de Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeynep Öztürk oldu. Kök hücre nakli için uygun bağışçı aranan genç hastaya, beklediği güzel haber TÜRKÖK’ten geldi.
Bilgileri kayıtlı gönüllü bağışçıyla dokuları tam uyan ve başarılı şekilde kök hücre nakli gerçekleştirilen Zeynep, hastalığı nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı üniversite eğitimini tamamlayacağı günü iple çekiyor.
“TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu”
Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Zeynep, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığıyla birlikte kök hücre bağışının önemini de çok iyi anladığını vurguladı.
Hastalığını öğrendiğinde önce korku ve umutsuzluğa kapıldığını, sonrasında ise doktorlarının verdiği güvenle durumunu kabullendiğini dile getiren Zeynep, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben bu hastalıkla birlikte kök hücre naklinin ne kadar önemli olduğunu da gördüm. TÜRKÖK üzerinden uygun bir gönüllü kök hücre bağışçısının bulunması sayesinde eylül ayında nakil oldum. Şu an kendimi hastalığımın ilk günlerine göre çok daha iyi hissediyorum.
TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu. Bu kadar kısa sürede uygun bir donör bulunabileceğini beklemiyordum, umutsuzluğa düştüğüm bir süreçteydim. Hastanedeki doktorlarım bana güzel haberi verdiğinde çok mutlu oldum. Sağlığı el veren herkes, hastalar için gönüllü bağışçı olmalı.”
“İlk yapmak istediğim diplomamı almak”
Konya Selçuk Üniversitesi, Gıda Teknikerliği Bölümü son sınıf öğrencisi Zeynep, “Aslında diplomamı almak üzereydim fakat hastalığım nedeniyle eğitimimi tamamlayamadım. İlk yapmak istediğim de diplomamı alıp, geleceğime yön verebilmek. Son 1,5 yılım hastanede geçti, burada bütün doktorlar, hemşireler bizlerle çok yakından ilgilendi. Hepsine çok teşekkür ederim, bütün hastalara da kalıcı şifa dilerim.” diye konuştu.
“Kök hücre bağışı, hayati önem taşıyor”
Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, Hematoloji Kliniği ve Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fevzi Altuntaş da Zeynep’in de mücadele ettiği ALL’de önce kemoterapilerin uygulandığını ve ilaç tedavisinin ardından hastalığın risk grubunun tanımlandığını anlattı.
Tekrarlama, komplikasyon gelişme riski yüksek olan ALL hastalarında bunu önlemek için kök hücre naklinin değerlendirildiğini belirten Altuntaş, nakil için öncelikle hastanın aile bireylerinde uygun vericinin araştırıldığını, bu bulunamadığında da TÜRKÖK üzerinden gönüllü bağışçıların tarandığını söyledi.
Prof. Dr. Altuntaş, “TÜRKÖK’te 1 milyonunun üzerinde gönüllü bağışçı bulunuyor. Hastamıza doku grubu uyan bir gönüllü bulunduğunda, TÜRKÖK’le irtibata geçerek nakil için gereken planlamalar başlatılıyor. Gönüllü kök hücre bağışı, nakil bekleyen hastalar açısından hayati önem taşıyor. 18-50 yaş arasındaki sağlıklı her birey, Türk Kızılaya başvurarak, verecekleri üç tüp kanla kök hücre bağışçısı olabilir.” bilgisini paylaştı.
Kök hücre naklinin ALL, lenfoma, kemik iliği kanseri, immün yetmezlik, Akdeniz anemisi gibi rahatsızlıklarda kullanıldığını aktaran Altuntaş, naklin yüksek risk gruplu hastaların tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ama “her derde deva” gibi de algılanmaması gerektiğini vurguladı.
Altuntaş, nakil olan hastalara da sonrasındaki tedavi ve kontrollerini asla aksatmamaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları uyarısında bulundu.
]]>Ortaköy’deki Kethüda Hamamı Beşiktaş Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan sergi, Hatay Kuzeytepe’de kurulan Örnek Evler Yaşam Köyü’ne katkıda bulunmak için bağışlanan eserlerin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu.
İyilik İçin Sanat Derneği Başkanı Selin Bozkurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dernek olarak depremin ilk gününden itibaren bölgede çeşitli çalışmalar yürüttüklerini anlattı.
Bu projede de iç mimarlar Zülal Çakıcı ve Hamide Göksan ile Örnek Evler Projesi’ne destek sağlamak için bir sergi oluşturduklarını belirten Bozkurt, serginin Tarık Hotamışlıgil’in katkılarıyla Galeri Nev İstanbul’un kurucusu Haldun Dostoğlu’nun küratörlüğünde düzenlendiğini kaydetti.
Eserlerin bir kısmının sanatçılardan bağış yoluyla alındığını dile getiren Bozkurt, “Kimisi de sağ olsunlar katkılarını sundular, sergide 60’ı aşkın sanatçının 82 eseri yer alıyor. Bu serginin bir başka özelliği de deprem bölgesindeki 6 sanatçımızın işlerine yer ayrılması oldu. Onlar da Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya’da depreme maruz kalmış sanatçılar. Onların da işlerinin görünür olması bizler için önemli.” ifadelerini kullandı.
Serginin tüm gelirinin Hatay’daki Örnek Evler Projesi’ne aktarılacağını belirten Bozkurt, bu nedenle serginin olabildiğince çok kişinin duymasını, ziyaret etmesini, paylaşmasını ve mümkünse eserlerin hepsinin satılmasını amaçladıklarını söyledi.
Bozkurt, serginin ilk gününde Abidin Dino, Hanefi Yeter, Adnan Çoker, Komet, Ergin İnan ve Seyhun Topuz’un işlerinden satılanların olduğu, eserlerin dijital katalog üzerinden de incelenip satın alınabildiği bilgisini paylaştı.
“Projeye 4 bine yakın gönüllü destek verdi”
Projenin destekçilerinden Tarık Hotamışlıgil, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye gidip gördüklerini ve yapılması gerekenlerle ilgili fikir edindiklerini, mimar Zülal Çakıcı ve Hamide Göksan’ın 100 küçük evlik (tiny house) bir plan yaptıklarını anlattı.
Projeye 4 bine yakın gönüllünün destek verdiğini, sergiyle aynı adı taşıyan “Kelebek Etkisi” adlı tabloda da gönüllülerin parmak izlerinin bulunduğunu aktaran Hotamışlıgil, şunları kaydetti:
“Hem gönüllüler hem de gönüllü firmalar destek verdi. Yani çelikçi çelik verdi, tahtacı tahta verdi, taş yünü olan taş yünü verdi. Çok yakın zamana kadar hiç nakdi bağış almadık. Tamamı gönüllülük esasıyla. Adam geldi mesela 100 klima verdi, diğeri geldi 100 fırın verdi. Böyle böyle bu evler yapıldı, yerlerine götürdük monte ettik. İnsanlara kurayla verildi. İhtiyaç sahibi olanlara öncelik verdik. Geri kalanları da kurayla seçtik.”
Depremin dördüncü gününde bölgeye gittiğini dile getiren Hotamışlıgil, “Ben o insanların yaşadıklarını görünce bu işin dört, beş senede veya daha fazla sürede en zengin devlet bile olsa altından kalkılamayacağını gördüm. Müthiş bir yıkım vardı.” değerlendirmesinde bulundu.
Hotamışlıgil, bölgedeki insanlara en az 5 yıl yaşayacakları bir yer temin etmek amacıyla yola çıktıklarını ifade ederek, evlerde lavabo, banyo, mutfak, yatak, yorgan, nevresim, çarşaf ile bütün elektrik, su ve kanalizasyon altyapısının bulunduğunu, başkalarının da örnek alabileceği bu evlerde yaşayanların ve özellikle de çocukların mutlu olmasını, rahatça oyun oynamasını ve eğitim görmesini amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Projeye katkıda bulunan iç mimar Zülal Çakıcı, Örnek Evler Yaşam Köyü’nün sürdürülebilir bir yaşam köyü olarak kurulduğunu belirterek, projenin sürdürülebilmesi için halen desteğe ihtiyacı olduğunu ve serginin de bu amaçla düzenlendiğini belirtti.
“Kelebek Etkisi” adlı eserin ressamı, iç mimar Hamide Göksan da projede çok büyük bir emek bulunduğunu, projeyle sanatın birleşmesinden ve eseriyle buna katkı sağlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Sergiyi, İstanbullu sanatseverlerin yanı sıra Örnek Evler Yaşam Köyü’nde kalan Hataylılar da ziyaret etti.
Sergi, İyilik İçin Sanat Derneğinin desteğiyle Galeri Nev İstanbul’un kurucusu Haldun Dostoğlu ile Zülal Çakıcı, Hamide Göksan ve Tarık Hotamışlıgil’in katkılarıyla düzenleniyor.
Örnek Evler Yaşam Köyü’ne destek arayışını sanat dünyasına taşıyan sergi, 25 Mart’a kadar Kethüda Hamamı Beşiktaş Kültür Merkezi’nde görülebilecek.
]]>Sandık güvenliği konusunda faaliyet gösteren ve 31 Mart yerel seçimlerinde 49 ilde 50 bin gönüllüsüyle sahada olacak Oy ve Ötesi Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bilgiç, “İstanbul, Ankara ve İzmir için konuşursak öncelikle büyükşehir belediye başkanına ait pusulanın katlanıp mühürlendikten sonra ilçe belediye başkanı, daha sonra belediye genel meclis üyeleri gibi seçim çevrelerine ait pusulaların katlanarak mühürlenmesi ve sonra zarfa koyacaklar. Muhtarlıkla ilgili pusulayı da koyacaklar. Toplam dört pusulayı bir zarfa koyduktan sonra sandık içine atıp imzayı atacaklar. Burada imza aşaması da önemli. Vatandaşlara burada çok büyük bir sorumluluk düşüyor” dedi. Bilgiç ayrıca, “Herkesi bir vatandaşlık görevi olarak oylarına sahip çıkmaya davet ediyorum” çağrısında bulundu.
Kurulduğu 2014 yılından bu yana 11 seçimde görev yapan Oy ve Ötesi Derneği, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde gönüllüleriyle sahada olacak. Seçim günü 49 ilde 50 bin gönüllü ile sahada olacak olan Oy ve Ötesi Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bilgiç, ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.
Gönüllüleriyle 53 milyon 525 kişinin oylarına sahip çıkacaklarını belirten Bilgiç, seçim gününde müşahitlerin; sandık kurullarının oluşturulması, zarf ve pusulaların mühürlenmesi, oy verme sürecinin gözlemlenmesi ve buradaki usulsüzlük ve aksaklıkların giderilmesi, saat 17.00’den sonra oyların sayım ve tasnif işlemlerinde yer alacağını belirtti.
“USULSÜZLÜK DURUNUNDA SÖZLÜ VE YAZILI İTİRAZDA BULUNULACAK”
Bilgiç, seçim gününde herhangi bir usulsüzlük ile karşılaşılması durumunda yapılacaklara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Seçim kanunu ve 31 Mart seçimlerinde kullanılacak 138 sayılı genelge var. Genelgede ilgili maddeleri bularak sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu üyelerine sunacaklar. Sözlü olarak itirazda bulunacaklar ilk etapta. Sözlü olarak itirazları kabul olunup değiştirilirse zaten yasaya uygun prosedür uygulanacak. Ama bu işlem yapılmazsa yazılı olarak itirazda bulunma hakları da var. Yazılı olarak itirazları da kabul görmezse avukat gönüllülerimiz olacak. Avukat gönüllülerimiz kendilerine yardımcı olacaklar.”
Seçimlerde gönüllülerin siyasi partiler bünyesinde ya da bağımsız müşahit olarak görev aldıklarını kaydeden Bilgiç, seçim gününde okula alınmama gibi sorunlarla karşılaştıklarını söyledi. Bilgiç devamında, “İlgili güvenlik güçlerine ilgili maddeyi gösterdiğimiz kendileri de bize yardımcı oluyorlar” dedi.
“VATANDAŞLAR SAAT 17.00’DEN SONRA SANDIKLARDA GÖZLEMDE BULUNMA HAKKI VAR”
Bilgiç, oy kullanma işleminde dikkat edilmesi gereken hususlara yönelik şunları söyledi:
“Öncelikle oy kullanacağınız sandığa gittiğiniz zaman seçmen listesinde isminizin olup olmadığını kontrol edin ve isminize karşılık gelen kısmın boş olduğundan emin olun, imza kısmında. Daha sonra size bir zarf ve üç tane pusula verilecek. Bu zarfın ve pusulaların mühürlenmiş olduğu ve üzerinde herhangi bir işaretin olmadığına dikkat etsinler. Bundan emin olduktan sonra kabine girip oylarını kullansınlar. Bu noktada söyleyebileceğim ikinci şey, pusulalar bazen büyük olabilecek. Oy vermek istedikleri siyasi parti ya da bağımsız adayın ismi üste gelecek bir şekilde katladıktan sonra mührü basıp, biraz kurumalarına müsaade etmeleri; İstanbul, Ankara ve İzmir için konuşursak öncelikle büyükşehir belediye başkanına ait pusulanın katlanıp mühürlendikten sonra ilçe belediye başkanı, daha sonra belediye genel meclis üyeleri gibi seçim çevrelerine ait pusulaların katlanarak mühürlenmesi ve sonra zarfa koyacaklar. Muhtarlıkla ilgili pusulayı da koyacaklar. Toplam dört pusulayı bir zarfa koyduktan sonra sandık içine atıp imzayı atacaklar. Burada imza aşaması da önemli. Vatandaşlara burada çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Saat 17.00’den sonra vatandaşlar oy verdikleri sandıkta ya da başka bir sandıkta gözlemde bulunma yetkileri var.”
“Herkesi bir vatandaşlık görevi olarak oylarına sahip çıkmaya davet ediyorum” diyen Bilgiç, Türkiye’nin her yerinde gönüllülere ihtiyaçları olduklarını belirterek, “oyveotesi.org ya da gonulluyonetimi.org websitesi üzerinden herkesi Oy ve Ötesi’nde müşahit olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Gönüllü hayırsever vatandaşların bağışlarıyla faaliyet gösteren İlmek İlmek Bin Minik Yürek yardımlaşma grubu, Ramazan ayında engelli vatandaşları yalnız bırakmıyor. Son birkaç yıl içerisinde geleneksel hale getirilen iftarlık yemek ikramı, her akşam, alışveriş çeki veya bir Ramazan kolisi götürülse bile kalkıp yemek yapamayacak durumdaki yaşlılarla buluşturuluyor. Engelli vatandaşların ibadetlerini daha rahat yerine getirmelerini amaçlayan hayırseverler, ailelerin yüzlerindeki mutluluğu görmek için onlarca kapıyı tek tek dolaşıp yemek götürmenin kendileri için hiç zor gelmediğini söylerken, iftarlık yemek ikramından faydalanan vatandaşlar, kendileri adına gerçekleştirilen tüm yardımlaşma faaliyetleri adına hayırseverlere teşekkürlerini iletti. Bu tarz çalışmaları sıkılaştırmak isteyen hayırseverler, daha çok aileye yetişebilmek amacıyla vatandaşlardan destek beklediklerini belirtti.
“İftarlık yemek dağıtımımızı Ramazan ayı boyunca her gün yapıyoruz”
Eskişehir’de faaliyet gösteren İlmek İlmek Bin Minik Yürek Yardımlaşma grubunun yöneticisi Ayşegül Bozbaş, iftarlık yemek ikramının Ramazan aylarında geleneksel bir hal aldığını aktardı. Bu yardımları gönüllü hayırseverlerin desteği ile yaptıklarını dile getiren Bozbaş, “Bizler sosyal medyada faaliyet gösteren gönüllü bir yardım grubuyuz. Bizim her Ramazan geleneksel hale getirmiş olduğumuz iftarlık yemek ikramımız var. Uzuvları olmayan, gözleri görmeyen, yatalak halde olan, alışveriş çeki veya bir Ramazan kolisi de götürsek kalkıp yemek yapamayacak durumdaki ama oruç tutan yaşlılarımıza ay boyunca gönüllü olarak iftar yemeklerini götürüyor, ibadetlerini rahatça yerine getirmelerini sağlıyoruz. Bunu Ramazan boyunca her gün yapıyoruz ama gönüllü olduğumuz için hiç zor olmuyor. Onları mutlu görmek, oruçlarını rahat tutmalarını sağlamak bizi daha çok mutlu ediyor. O yüzden zorluk çekmiyoruz. Gönüllü hayırseverlerin desteği ile bu işi yapıyoruz. Gün geçtikçe çoğalıyorlar, yapmış olduğumuz işi gördüklerinde kendileri de yanımıza katılıyorlar. Onlar da bizimle beraber aileleri ziyaret ediyorlar. Mesela bugün de yemek veren bir hayırseverimiz yanımızda. Paylaşımlardan görenler de bize dahil oluyorlar. Bu tarz çalışmaların devamı gelsin istiyoruz. Herkes bize katılsın, daha kalabalık olalım ve daha çok aileye yetişelim istiyoruz” dedi.
“Kızımız 2-3 Ramazandır bizi hiç yalnız bırakmadı”
Eşi çocukken felç geçirmesi nedeniyle tek elini kullanabilirken, kendisinin de sol tarafı felçli olan Cevat Gündüz ise İlmek İlmek Bin Minik Yürek yardımlaşma grubundaki hayırseverlere teşekkürlerini ileterek şunları söyledi:
“Allah razı olsun. Her zaman geliyorlar, halimizi hatırımızı soruyorlar. Şimdiye kadar beni hiç yalnız bırakmadılar. Hamdolsun, bugünümüze şükürler olsun. Benim sol tarafım felçli. Eylül ayında felç geçirdim. Ayşegül kızım yardım etti. Kızımız 2-3 Ramazandır bizi hiç yalnız bırakmadı, hep yemek getirdi. Bu aylarda hiç yanımızdan eksik olmadı. Eşimle ortaklaşa bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama böyle hazır yemek gelmesi bizim için çok daha iyi. Benim eşim de 6 yaşındayken çocuk felci geçirdiği için tek eli çalışıyor, bir elini kullanamıyor zaten. Patatesi ve soğanı o soyamıyor, ben soyuyorum. Kendi kendimize bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama olduğu kadar.” – ESKİŞEHİR
]]>Trabzon’da AKUT bünyesinde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak için gönüllü 125 kişinin 38’i kadınlardan oluşuyor.
Farklı meslek gruplarından kadınlar, Trabzon’un yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan sel, deprem, çığ gibi afetlerde görev almak üzere diğer gönüllülerle teorik ve uygulamalı eğitimler alıyor.
Birçok alanda arama kurtarma sertifikası olan, beton delme makinesi gibi iş makinelerini de kullanmayı öğrenen kadınlar, 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde de hayat kurtarabilmek için canla başla çalıştı.
AKUT gönüllüsü Feyza Özcelep, AA muhabirine, 5 yıldır AKUT gönüllüsü olduğunu, deprem, sel, çığ gibi birçok afette insanlara yardımcı olmaya çalıştığını söyledi.
Kadınların her işte olduğu gibi arama kurtarmada da çok başarılı olduğuna işaret eden Özcelep, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çağrı geldiğinde araca bindikten sonraki kısımda biz cinsiyet kavramını tamamen bırakıyoruz. Yani dışarıdan bakıldığında ‘Kadının gücü yetecek mi bu enkazda çalışmaya?’ gibi sorular geliyor. Kadının başaramayacağı hiçbir şey yok çünkü biz eğitimlerimizi çok düzenli ve disiplinli şekilde yapıyoruz. Evet, erkekler fiziksel olarak bizden daha güçlü fakat biz de çok fazla çalışarak aynı güce sahip oluyoruz. O yüzden kadınlar olarak biz her yerdeyiz, her şeyi başarıyoruz.”
Özcelep, aylık, yıllık ve haftalık çalışma programları olduğunu belirterek, “Hepimizin farklı işleri var, işimizi ve ailemizi ona göre ayarlıyoruz. Yani fedakarlık yapmak zorundayız, ailemiz de fedakarlık yapıyor biz de. Bence zorluğu yok, kolaylığı herkesin bizi desteklemesi, tebrik etmesi. El üstünde duruyoruz, bizim için güzel olan kısmı bu.” dedi.
“Hepimiz birlikte aynı eğitimlerden geçiyoruz”
Duygu Yıldırım da kadının başaramayacağı bir şey olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Hepimiz birlikte aynı eğitimlerden geçiyoruz, aynı yollardan yürüyoruz, aynı tırmanışları yapıyoruz, aynı enkaza giriyoruz. Yani orada bir cinsiyetimiz yok, kadın olarak da herhangi bir ayrımımız yok. Bu anlamda zorluğumuz var mı? Evet, iş makinelerinin bazıları 24 kilogram falan olunca onu kaldırıp indirmek sıkıntı olabiliyor. Zorluk olabiliyor ama onun dışında çalışarak, tecrübe ederek devam ettirebiliyoruz.”
Kübra Taşkan ise arama kurtarmada kullandıkları malzeme ve araç gereçlerin düzenli olarak bakımını yaptıklarını ifade ederek, “Herhangi bir afetin ne zaman gerçekleşeceği belli olmuyor, kimse kestiremiyor. Rutin olarak bakım yapıyoruz, eğitim faaliyeti yapıyoruz. Her şey gibi bunlar da unutulabiliyor ve pratik isteyen şeyler. Ne kadar çok pratik yaparsanız, ne kadar çok malzemeyi tanırsanız o kadar faydalı olabiliyorsunuz.” diye konuştu.
Sınavlar, pratikler ve belirli testler sonucu gönüllü olabildiklerini aktaran Taşkan, “Evet, kadın olarak başlarda ‘Sizin burada ne işiniz var?’ ya da ‘Siz bunu yapabilecek misiniz?’ gibi tavırlarla söylemlerle karşılaşabiliyoruz. Ama biz işimizi iyi yaptığımızı düşünüyoruz, kendimize güveniyoruz. Sahada da elimizden geldiğince çalışarak bunu dışarıya gösteriyoruz. Görev bittikten sonra kimsenin aklında herhangi bir soru işareti kalmadığını düşünüyorum.” dedi.
]]>Aralarında profesör, doktor, eczacı, mühendis gibi farklı meslek grupları ile emekliler ve ev hanımlarının da yer aldığı gönüllü 40 kadın, çini kursundan ve “İyilik Standı”ndan elde ettikleri gelirle onlarca öğrencinin eğitim hayatına dokunuyor.
Gönüllü kadınların çeşitli etkinliklerle elde ettikleri paraları bağışladıkları Tohumluk Vakfı, 2023 yılında “Haydi Kızlar Spora” ve “Haydi Çocuklar Spora” projeleriyle Yahyalı ilçesindeki iki ortaokulda eğitim gören 115 kız çocuğuna 355 bin liralık burs ile spor malzemeleri desteği sağladı.
Öte yandan gönüllü kadınların çini atölyesinde düzenlediği kursa katılan kursiyerlerden elde edilen gelirle kırsaldaki çocukların ihtiyaçları karşılandı.
Talas Maharetli Eller Kadın Üretici Pazarı’nda “Tohumluk İyilik Standı” da açan kadınlar, evlerde kullanılmayan eşyaları satarak öğrencilerin eğitimine destek oluyor.
Tohumluk Vakfı Kayseri İl Temsilcisi Nilüfer Bıçakçıoğlu, AA muhabirine, vakfın sosyal yardımlaşma, eğitim, kültür ve sanat alanlarında aktif olduğunu söyledi.
Amaçlarının insanlığa katkı sağlamak olduğunu anlatan Bıçakçıoğlu, “Bir büyüğümüz şöyle diyor, ‘Bazen bir ülkeyi sevmek yetmez. Çılgınca sevmek gerekir.’ Biz o insanlardan olduğumuzu düşünüyoruz. İçimizde öğretim görevlileri, profesörler, öğretmenler, eczacılar, doktorlar, ziraat mühendisleri halkın her kesiminden insan var.” dedi.
Bıçakçıoğlu, Kayseri’de Haydi Kızlar Spora Projesi’yle kız çocuklarına ayakkabıdan kıyafete bütün spor malzemelerini sağladıklarını, bir yatılı bölge okulunda eğitim gören öğrencilere de okçuluk konusunda malzeme desteği verdiklerini dile getirdi.
Kadınlar etkinliklere gönüllü olarak katılıyor
Gönüllü kadınlarla yola çıktıklarını vurgulayan Bıçakçıoğlu, köylerdeki okullarda tütün ve tütünün zararları eğitimlerinin yanında müze ve bilim merkezinde etkinlikler yaptıklarını da kaydetti.
Çocuklara burs verebilmek için kaynak geliştirici faaliyetler yaptıklarını belirten Bıçakçıoğlu, bu kapsamda çini atölyesinde kurs açtıklarını, dolaplardaki kullanılmayan eşyaların satılması için de stant açarak binlerce lira topladıklarını ifade etti.
Bıçakçıoğlu, “Bütün bunlar çocuklara daha fazla fayda sağlayabilmek için yaptığımız işler. Çin atölyelerimizi 8’er kişilik 3 grup halinde yaptık. Arkadaşlar da sağ olsunlar geldiler ve çalışmalarını yaptılar. Şu anda 24 kişiye ulaştık.” diye konuştu.
Gönüllü çini eğitmeni Füsun Bayer ise “Yaklaşık on beş senedir çini yapıyorum. 5-6 yıldır da arkadaşlarımla birlikte Firuze Çin Tasarım Atölyesi’ni kurdum. Amacımız geleneksel sanatları yaşatmak, güzel vakit geçirmek ve bu vakit geçirirken de birtakım faydalı işlerde bulunmak. Hem sanat eserleri oluşturuyoruz hem öğrencilerimize yardımda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Etkinliklere ilk kez gelenler var
“Tohumluk İyilik Standı”na evindeki eşyaları getiren Serap Tokat ise “Kullanmadığım eşyalarımı getirdim çocuklar için. Maalesef bizim kültürümüzde ikinci el çok yerleşmiş durumda değil ama özellikle Avrupa ülkelerinde insanlar ikinci ele çok rağbet ederler. Biz de biraz ayıp gibi algılansa da aslında öyle değil. Biraz bunu da kırmak istedik bağışlarımızla ve bu etkinlikle. Eğitime, yapılan yatırım, geleceğe ve ülkemize yapılan yatırımdır.” dedi.
Naz Değermenci de ailesiyle geldiği etkinlikte öğrencilere destek olmak için kitap satın aldığını ve bu tür etkinliklerin toplumun yararına olduğunu söyledi.
Atölyede düzenlenen çini kursuna katılan Betül Şapçı da hayatında ilk defa çini yaptığını, kurs ücretlerinin öğrencilere yardım olarak gitmesinin gurur verici olduğunu vurguladı.
Bir diğer kursiyer Arzu Erbil ise öğrencilere katkıda bulunduğu için çok mutlu olduğunu belirtti.
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığının Sarıkamış Şehitleri’ni anmak için organize ettiği tarihi Doğu Ekspresi yolculuğunda gönüllüler, çeşitli atölye çalışmaları yaptı. Bu çalışmalardan birisi de amigurumi tekniğiyle yapılan, halk arasında “örgü bebek” de denilen bir el sanatı.
İsrail’in Filistin’e saldırıları sonucu hayatını kaybeden binlerce masum çocuk için Türk gençleri de manevi olarak ellerini taşın altına koymaya devam ediyor.
Doğu Ekspresi’nde bulunan gönüllüler, kompartımanlardan birini zeyrek atölyesi olarak kullandı. Bu kompartıman, Türk ve Filistin bayrağıyla süslendi. Üzerlerinde şehitlerin isimleri yazılı olan kağıtlar, zeyreklerin kulaklarına iliştirildi ve kompartımanda sergilendi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı personeli ve atölye gönüllüsü, aynı zamanda Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde de yüksek lisans yapan Aynur Aydın, tamamen gönüllü bir çalışma yaptıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Amigurumi tekniğiyle bir el sanatı yapıyoruz ve buna ‘Zeyrek’ ismini verdik. Zeyrek; Farsça’da zeki, çevik, akıl açan anlamlarına geliyor. Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Reis Bey piyesinde bize dünyayı saran merhamet yangınından bahseder. Bizler de bir zeyrek yangını çıksın ve dünyayı sarsın istiyoruz. Tamamen gönüllü bir çalışma. Gençlerimizle yaptığımız bu çalışmada şehitlerimizin ismini yaşatmaya çalışıyoruz. İdlib ve Cerablus’taki yetimhanelere bu zeyrekleri, oradaki şehitlerimizin isimlerini yazarak gönderiyoruz. Bir çocuğumuzun yüzü gülsün, şehidimizin adıyla büyüsün istiyoruz.”
Filistinli çocuklara zeyrek ulaştırmak için destek bekliyorlar
Türkiye’de geçen yıl yaşanan ve asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerden önce Filistin’e bir söz verdiklerini belirten Aydın, “6 Şubat depremleri yaşanınca, elimizdeki zeyrekleri o bölgedeki çocuklara götürdük. Orada mezarlıklara gittiğinizde zeyreklerin mezar taşlarına da bağlandığını görürsünüz. Sarıkamış Harekatı şehitlerimizi anmak için gittiğimiz Sarıkamış’taki çocuklarımıza da birçok şehidimizin ismini yaşatmak için zeyreklerimizi hazırlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in saldırılarıyla zulüm gören Filistinli çocuklara da bu zeyrekleri göndermek istediklerini vurgulayan Aydın, “Filistin’imize dair heyecanımız 7 Ekim öncesinde de vardı. Ancak 7 Ekim’den sonra daha da arttı. Dünyanın gözünün önünde insanlık katliamının yapılmasıyla bizler de bir şeyler yapmak istedik. Zeyrekler yaparak Filistin’imizde bunları bekleyen çocuklara göndermek istiyoruz. Bu ulaştırma noktasında kıymetli büyüklerimizin de desteğini bekliyoruz. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Gençlik ve Spor Bakanımızın desteğini rica ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara’daki Büyük Gazze Yürüyüşü ve Mitingi’nde çocuklara zeyrekler dağıttıklarını aktaran Aydın, şunları kaydetti:
“Şehidimiz Rim’in ismini zeyreklerin üstüne işledik. Zeyreklerin kulaklarına da şehitlerimizin ismini yazdık. O yürüyüşte yavrularımızın hepsine bu zeyrekleri dağıttık. Vatanı vatan yapanlara, bayrağı bayrak yapanlara bir borcumuz var. Onlar cephede mücadele ederken biz de kendi alanımızda mücadele etmek istiyoruz. Bizim alanımız çocuklar. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın, zeyreklerimizin insani yardım destekleri kapsamında Filistinli çocuklara gönderilmesinde desteklerini istiyoruz, bekliyoruz.”
Aynur Aydın, büyük emekler vererek hazırladıkları zeyreklerle ilgili hiçbir maddi beklentilerinin olmadığını ve asla da kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, “Biz kendimize bile almıyoruz bu zeyrekleri. Çünkü alacağımız bir zeyrek, bir çocuğa eksik gitmesi demek. Zeyreğe gönül veren kişinin, ne zamanki bir zeyreği olursa hikayesi bitmiş oluyor. Zeyrek yapan kimse zeyrek istemiyor, çocuklara gitmesini istiyoruz. Mazlum coğrafyaya çıktığımızda Türk’ün beklenen olduğunu görüyoruz. Selçuk Bayraktar ağabeyimiz bu görevi İHA’larla yapabiliyor, devlet büyüklerimiz uluslararası diplomasiyle yapıyor, bizler de Nene Hatun’umuzun kültürünü yansıtarak bir şeyler yapma gayretindeyiz. Zeyrekle güzel bir hikayemiz olabilir diye düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
Zeynep Salbaş: “Zeyreğin hikayesi hem şehitlerimiz hem de çocuklarımız için başladı”
Kırıkkale Üniversitesinde din psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan gönüllülerden Zeynep Salbaş da Gençlik ve Spor Bakanlığının kendilerine verdiği imkanlardan dolayı çok mutlu olduğunu dile getirdi.
Bu sağlanan imkanları çocuklar için faydalı işler yaparak kullandıklarını aktaran Salbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Filistinli çocuklar için de zeyreklerimizi yaptık. Zeyreğin hikayesi hem şehitlerimiz hem de çocuklarımız için başladı. Sadece zeyrek yapmıyoruz, Filistin’i ifade eden bazı şeyler de yapıyoruz. Karpuz, Filistin’in simgesi. Karpuzun renkleri, bayrağın renklerini temsil ettiği için karpuzlu bileklikler de yapıyoruz. Kolumuzda mutlaka karpuzlu bileklik oluyor, çocuklara hediye diyoruz. Filistin’i yüreğimizde taşıdığımızı gösteriyoruz. Zeyrek ve karpuzlu bileklik de bunlardan birkaçı. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın etkinliğine seve seve katıldık. Bu yolculuk şehitlerimizi anmak için çok önemli. Büyük bir imkan. Normalde Doğu Ekspresi’ne bilet bulmak bile çok zor. Bakanlığımıza bu imkanı sağladığı için çok teşekkür ediyoruz.”
]]>