Çanakkale’de ikamet eden ve 48 yaşında sağ gözünde görme kaybı yaşayan Nihal Gültekin, görme yetisini kaybeden gözünün yeniden ışığa kavuşması için tedavi görmeye başladı. Göz içi uygulamalar sonuçsuz kalan Gültekin, hastane hastane dolaşarak derdine çare aradı.
Çevre illerdeki hastanelerde de netice alamayan ve sağ gözündeki görme oranı yüzde 1’in altına inen Gültekin, tavsiye üzerine soluğu İstanbul Biruni Üniversite Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nde aldı.
13 yıl sonra gelen ışık
Gültekin, bu hastanede Biruni Üniversite Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Mehmet Giray Ersöz’ün başarılı ameliyatıyla 13 yıl aranın ardından yeniden görmeye başladı.
AA muhabirine bilgi veren Ersöz, Gültekin’in sağ gözünde uzun yıllardır görme kaybı yaşandığını, şeker hastalığı ve retinadaki damar tıkanıklığının buna sebep olduğunu söyledi.
Damar tıkanıklığına bağlı göz arkasında kanama oluştuğunu muayenede tespit ettiklerini anlatan Ersöz, kanamanın çok uzun yıllar gözde kaldığını, hastaya ameliyat tedavisi yapılmadığını, daha önce gittiği kliniklerde göz içi iğne uygulamalarının fayda sağlamadığını ve kanın 13 yıldır retinanın önünde, retinaya yapışmış şekilde durduğunu aktardı.
Hastanın tüm işlerini yapabilmesine yetecek görme oranı: Yüzde 20
Ayrıca gelişen zarların ön yüzeyde retinayı ciddi şekilde tehdit ettiğini muayenede fark ettiklerini ve hastanın tedaviden yarar görebileceğin anladıklarını kaydeden Ersöz, ameliyat sürecini şöyle anlattı:
“Bir retina ameliyatı gerçekleştirdik. Aynı zamanda kataraktı vardı, kataraktı da aldık aynı ameliyatta. Vitrektomi ve katarakt ameliyatı yapmış olduk hastamıza. Bunun sonucunda ameliyatta hem göz içine yapışmış olan kanı temizledik, kan gözdeki jelin içerisine tamamen yapmıştı, onu temizledik. Ayrıca, zarlar vardı retinayı çeken, o zarları da mikro cerrahiyle keserek retinanın üzerinden uzaklaştırdık. Hastamız ameliyat öncesinde yüzde 1’in altında bir görmeye sahipti, ameliyat sonrasında hastamız yüzde 20 görmeye ulaştı ki bu, hastanın gündelik yaşantısındaki tüm işlerini yapabilmesine yetecek bir görme oranı.”
Söz konusu operasyonun 13 yıl önce yapılmasının daha faydalı olabileceğine dikkati çeken Ersöz, “Farklı hastanelerden görüş almışlar, üniversite hastanelerinde takip edilmiş hastamız. 13 yıl önce de biz bu ameliyatı yapabilirdik. Daha çok fayda da sağlayabilirdi. Tabii o zamanki durumunu bilip söylemek lazım bunu. O zaman bu müdahale yapılsaydı hastamız 13 yıl bu zorlukları çekmemiş olurdu. Tek gözle yaşamış gibi oldu 13 yıl boyunca.” ifadesini kullandı.
“Denge kaybım çoktu, yürümekte zorlanıyordum”
Tedavileri ve ameliyatı için Çanakkale’den İstanbul’a gelen Nihal Gültekin, görme kaybından sonra birçok hastanede tedavi aldığını, 2013 yılından beri il dışındaki hastanelere gidip geldiğini belirterek, “Sonra iğne tedavisi başladı, ‘6 ayda eriyen iğne’ diyerek bir iğne uyguladılar, 2 ayda bir vurdular. En az hatırlayabildiğim kadarıyla 15’in üzerinde…’Ameliyat olma imkanı yok mu?’ dediğim zaman, ‘Riskli, çare değil.’ dediler.” ifadelerini kullandı.
Doktoruna ve hastane çalışanlarına teşekkür eden Gültekin, şunları dile getirdi:
“Şu anda iyiyim. Önceden yolda çok düşüyordum, çünkü sağ tarafımdaki taşları falan görmüyordum takılıp düşüyordum. Denge kaybım çoktu, yürümekte zorlanıyordum. Memur olduğum için de maddi yönden bayağı bir yükümüz oldu bunlar. Ama şu anda Giray hocanın ve hastanesinin hakkını ödeyemem. Tabii ışık görüyordum ama şu anda seçebiliyorum. Siyah bir gerelti (perde) görüyordum. Ben örgü örmeyi çok seven bir bayanım. Örgü falan yaptığımda kanamam çoğalıyordu, batmalarım çoğalıyordu. Sağ tarafıma döndüğüm zaman bazen şişlerimi bile kaçırdığım oluyordu, sökülüyordu. Evde hobi olarak dışarıya örgü örüyorum ben. Şimdi çok rahat örebiliyorum, hiçbir sıkıntım yok.”
]]>Torun Center’da gerçekleştirilen gala öncesi AA muhabirine açıklama yapan yönetmen Cüneyt Karakuş, filmin senaryosunun 2013’te kaleme alınmaya başladığını, süreç içerisinde senaryoda ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.
Filmin 2018’de Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından ilk yapım desteği aldığını ve 2020’de çekimlere başlandıklarını belirten Karakuş, “Filmi tam pandemi öncesi çektik. Pandemiden sonra da yeniden kolları sıvadık. Filmin kurgusu, animasyonu ve diğer hususlarıyla ilgili çalışmaya başladık.” dedi.
“İzleyicilerimiz saf ve gerçek aşk duygusunu görecekler”
Yönetmenliğin yanı sıra filmin senaristliğini ve yapımcılığını da üstlenen Karakuş, Türkiye’de 2022’de başlayan festival serüveni boyunca filmin Japonya, Kırgızistan, Bangladeş ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu birçok ülkede gösterildiği bilgisini paylaştı.
Karakuş, filmi biraz da sosyal fayda gözeterek kaleme aldığını dile getirerek, “Görme engelli bireylerin hayatta ve bizimle birlikte olduklarını, fakat çoğu zaman onları görmediğimiz, belki de onların kendilerini sakladığı bir dünya olduğunu düşünüyorum. Filmde bu durumu öne çıkartmak istedim.” dedi.
Filmin hem betimlemeli hem de işitme engelliler için işaret diliyle gösterildiğini dile getiren Karakuş, “Filmimize gelecek olan izleyicilerimiz galiba burada hep aradıkları ama çoğu zaman bulamadıkları saf ve gerçek aşk duygusunu görecekler. Çünkü filmimizde görme engelli bir kadın asla tanımadığı ve sesine aşık olduğu bir adamı aslında bekliyor ve buluyor.” diye konuştu.
“Bir hayalin peşinden koşmak gibiydi”
Filmin animasyon, kurgu ve tasarımlarına imza atan Yağmur Kartal Karakuş, projede set sürecinden itibaren yer aldığını belirterek, “Film açıkçası bir hayalin peşinden koşmak gibiydi.” ifadesini kullandı.
Filmin animasyonlarında eşi yönetmen Cüneyt Karakuş’un farklı bir şeyi yakalamaya çalıştığına işaret eden Karakuş, “Yönetmen benden şunu bekledi, ‘dokunarak bir şeyi hayal etmek nasıl olur?’ ve ‘Belki bir yağlı boya etkisi gibi olabilir.’ dedi. Bir kişi resme dokunarak görmeye çalışsa bir yağlı boya tabloyu görebilir, fırça izini hissedebilir. Bunun üzerinden bir şey yapmak istedi ve teknik açıdan hep bunun peşinde koştu. Ben de naçizane onu gerçekleştirmeye çalıştım.” şeklinde konuştu.
Karakuş, filmin Japonya’daki gösterimleri sonrasında övgüler aldığını, izleyenlerin bu şekilde bir animasyon tekniğini ilk defa gördüklerini ve beğendiklerini aktardı.
“İki insanın olağanüstü aşkı var filmde”
Oyuncu Nazan Diper ise çocuğunu birçok olaydan koruyup kollayan bir anne rolünde oynadığını söyleyerek, “Güzel bir hanım olan İrem Helvacıoğlu’nu görme engelinden dolayı oğluna yakıştıramayan bir anne rolü ne yazık ki.” dedi.
Filmin görmeyen insanların hislerine ve duygularına odaklanan çok naif ve hoş bir hikayesi olduğunu vurgulayan Diper, “İki insanın olağanüstü bir aşkı var filmde. Yani bir engelli filmi olarak görmüyorum. Çünkü aşkın hiçbir engeli yoktur.” şeklinde konuştu.
Galada ayrıca, filmde metafor olarak kullanılan ve umudu temsil eden şemsiye figürü, görme engellilere atfen fosforlu ve el yapımı şemsiye rozetleri davetlilere hediye edildi.
Gala gösterimine katılan filmin ekibi daha sonra basın mensuplarına filme ilişkin değerlendirmede bulundu ve toplu fotoğraf çektirdi.
Görme engelli bir kadın ile sesine aşık olduğu adamın hikayesini konu alan filmin oyuncu kadrosunda Melisa Akman, Yıldız Kültür, Erman Okay, Haydar Köyel, Nagihan Gürkan ve Semiha Bezek gibi isimler de rol alıyor.
]]>Altınokta Körler Derneği’nden seçilen 18 özel eğitim ve rehabilitasyon öğrencisi, doktor kontrollerinin ardından Türkiye’nin en gözde kış turizm merkezlerinin başında gelen Uludağ’da bir otele yerleştirildi. Kayak eğitmenleri ile birlikte eğitim alan görme engelli gençler ısınma egzersizlerinin ardından telesiyejler ile zirveye çıktı. Zirveden aşağıya eğitmenleri ile birlikte kayak yapan gençler unutulmaz anlar yaşadı.
“Kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğinin farkına vardım”
Kayak sayesinde özgüven kazandığını ve günlük yaşamına yansıyacağını söyleyen özel eğitim ve rehabilitasyon öğrencisi görme engelli Sibel Sancar, “Kayak yapmak çok güzel bir duygu. Sadece görenlerin değil, görmeyenlerin de yapabileceği bir şeymiş. İlk başta çok korkuyordum ama şimdi o korkularımı yendim. Bunu yapabildiysem sokakta özgür bir şekilde gezebileceğimiz düşünüyorum. Kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğimin farkına vardım” şeklinde konuştu.
“Onlara göz olmak çok güzel bir duygu”
Görme engeli bireylere kayak eğitimi vermekten mutluluk duyduğunu belirten Kayak Eğitmeni Aslan Dursun, “Bu güzel gençlere göz olmak çok güzel bir duygu. Gerçekten çok duygulandım ve güzel bir iş çıkardık. Bir şeyler öğretebildiğim için çok mutluyum” dedi.
“Özgür bir şekilde yukarıdan kayarak aşağıya inmelerini görmek çok güzel”
Öğrencilerinin kayak sayesinde daha özgür hissettiğini söyleyen Eğitim Görevlisi Yıldız Gözlemci, “Öğrencilerimiz için çok güzel bir aktivite. Burada çok eğlendik. Daha fazla aktivitelerimiz var, at binmeye de gidiyoruz, tiyatroya da gidiyoruz ama burada bambaşka bir deneyim yaşıyorlar. Özgür bir şekilde yukarıdan kayarak aşağıya inmelerini görmek çok güzel bir duygu. Öğrencilerimiz buradan gittiğimizde bir sonraki yıl tekrar burada tatil yapmak istediklerini söylüyor” diye konuştu.
Gecekonduda büyüdü, Uludağ’da kayak yaptı
Çevresinin Uludağ’a kayak yapmaya gideceğini öğrenince şaşırdıklarını söyleyen görme engelli Ali Bilen, “Biz Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nden geliyoruz. Bize böyle bir imkan sundular. Böyle bir imkan sundukları için çok mutluyuz. Ben doğuştan görme engelliyim. Gecekonduda büyüdüm. Gecekondu görmemişsinizdir belki ama bir yerde okumuşsunuzdur, zor bir yaşamı vardır. Ben o şartlarda bağlama çalmaya çalıştım. Kimi zaman soğuktan titredim ama vazgeçmedim. Bir yerlere gelmeye çalıştım. Sen yapamazsın diyenlere karşı bir cevap vermek istedim. Uludağ’a kayak yapmaya gideceğimi söylediğimde insanlar çok şaşırdılar. Geçmişte kayak yapan arkadaşların görüntülerini gösterdim. Çevrem buraya geldiğim için çok mutlu oldu. Umarım bu tarz etkinlikler daha da artar” dedi.
Kayak sayesinde kazandıkları özgüven günlük yaşantılarına yansıyacak
Uludağ’da kazandıkları özgüven sayesinde günlük yaşantılarında birçok problemin üstesinden gelebileceklerini kaydeden Organizatör Aydın Çetin, “Projenin amacı görme engellileri kar ve kızakla tanışmalarını sağlamak, özgüvenlerini arttırmak ve burada bir sosyal aktivite içerisinde olmalarını sağlamak. Görme engelli gençleri Altınokta Körler Derneği’nden seçiyoruz. İlk etapta temel ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini öğrenmiş oluyorlar. Bazı eğitimlerden geçmiş oluyorlar. Doktor kontrolünden geçirilip buraya geldiler. Her yıl 15 ila 20 öğrenciyi buraya getiriyoruz. Evet çok iyi kaymıyorlar ama en azından başlangıç olarak kızakla nasıl kayılabileceğini öğreniyorlar. Çok mutlu olarak buradan dönüyorlar. Bu yıl 18’incisini yaptık” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>