8’inci Yapı, İnşaat Malzemeleri, Asansör, Tesisat, Isıtma, Soğutma, Havalandırma, Doğalgaz ve Teknolojileri Fuarı, Samsun Fuar Merkezinde düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilerine açtı. Birçok üretici ve ihracatçı firmanın yer aldığı fuarın açılışında konuşan Vali Tavlı, “İnşaat ve yapı malzemeleri deyince güvenli ve standardı yüksek yapı malzemelerinin ülkemizde üretilmesi ve dünya çapında marka firmalarının ülkemizde üretim yapması bu sektör açısından son derece anlamlı. Samsun başta olmak üzere güvenli şehirler oluşturan, güvenli yapı malzemeleri, konutlar, inşaat yapıları oluşturan Türk müteahhitlik firmaları da yapı malzemesi üreten firmalara öncelikle teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. İnşaat sektöründe teknoloji geliştikçe yapıların hem güvenli olması hem de standardın yüksek olması aynı zamanda estetik ve konforu da yüksek yapı malzemelerinin talep edildiğini günümüzde görmekteyiz” diye konuştu.
“Dirençli şehirler noktasında, kentsel dönüşümle ilgili yapacağımız işler var”
Açılışta konuşan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “İnşaat, diğer sektörleri de içinde barından, ekonominin gidişatı ile önemli olan bir sektördür. İnsanların evine ekmek götürmelerinin en baş aktörlerinden biri de inşaat sektörüdür. Samsun’la ilgili yapacaklarımız var. Dirençli şehirler noktasında, kentsel dönüşümle ilgili yapacağımız işler var. İnşaat firmalarımızla el ele vererek bu süreci biran evvel birlikte yapma arzusu ile hareket edeceğiz. Birlikteliğimize çok ihtiyacımız olan günleri yaşayacağız. İnşaat sektörünün hem Samsun’da önemli bir etkinlik alanın oluşması hem de kentsel dönüşümle alakalı bizlerin yapacağı işlere katkı vermesi Samsun’daki inşaat sektörünün hızlıca ayağa kalkmasını daha ileriye gitmesine de önemli bir faktör olacaktır. Önemli bir yol alacağımızı buradan ilan etmek istiyorum. İnşallah bundan sonraki yapacağımız birlikte işlerle fuar merkezi ve buna ilave olarak oluşturacağımız kongre merkezi ile Samsun’u fuar ve kongre merkezi haline getirmek, bu konuda Karadeniz Bölgesi’nin üssü haline getirmek, Karadeniz’e kıyısı olan şehirlerinde bundan istifade edeceği, diğer ülkelerinde burada katılımcı olarak yer alacağı önemli günlere inşallah birlikte ev sahipli yapma arzusundayız” şeklinde konuştu.
“İnşaat fuarını çok önemsiyoruz”
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Süleyman Hızır, “İstihdam, üretim, imalatla birlikte oluşturduğu ekonomi döngü ile bununda bir adım ilerisinde yaşam kalitesini arttırmaya ve çevresel sürdürebilirliğe yönelik faaliyetlerin hepsi bir bütündür. İnşaat meselesi betonarmeden bir bina üretmekten daha çok bir bilim dalı olması dolayısıyla inşaat sektörü insani ihtiyaçlar, çevresel dengeler ve sürdürebilirlik ekseninde değerlendirilmesi gerektiğimin bilinci ile doğal afetlerle yüzleştiğimizde idrak edebiliyoruz. Bu anlamda bilgi, deneyim, paylaşımı sektörde yenilikleri takip etme anlamında inşaat fuarını çok önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.
Açılışın ardından protokol üyeleri stantları gezdi. Fuar 5 Mayıs’ta sona erecek. – SAMSUN
]]>Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla kenttin tarihi ve turistik yerlerinde yoğunluk oluşurken, tatil yörelerine gidemeyen ve bu kalabalıktan uzak durmak isteyenler farklı bir arayışa yöneldi.
Üsküdar Çengelköy sahilinde Boğaz’da kano turu yapıldığını öğrenen vatandaşlar, bu etkinliğe katılarak keyifli ve huzurlu bir bayram günü yaşadı.
Ön eğitim verilen katılımcılar, sabahın ilk saatlerinden itibaren Boğaz’ın serin sularına indirilen ve güvenli olması için birer profesyonel sporcunun bulunduğu rengarenk kanolara bindirildi. Boğaz rotasında hareket eden kanoları, olası problemleri engellemek için küçük bir cankurtaran botu takip etti.
Boğaz’da deniz trafiğine girmeden yalıların yakınından geçen kanolardaki vatandaşlar, bir yandan kürek çekerken bir taraftan da eşsiz manzaranın tadını çıkardı. Martıların da eşlik ettiği kanolardaki keyifli anlarını fotoğraflayan vatandaşlar, turun ardından start alanına indirildi.
Kanolara 120 kilonun altında 12 yaşını doldurmuş kişiler binebiliyor
AA muhabirine bilgi veren kano eğitmeni Ferhat Yılmaz, yaklaşık 1 saat süren etkinlikte kanoların ön kısmına katılımcıların, arkalarına ise tamamen tecrübeli eğitmenlerin oturduğunu söyledi.
Kano kürek sporu yapmanın güvenli olduğunu belirten Yılmaz, “Bilmeyen biriyle yaparsanız oldukça tehlikeli olabilir ama bilen birisiyle yaptığınız ve trafik hattına girmediğimiz için tehlike arz etmiyor. Bu zamana kadar da bir sorun yaşamadık.” dedi.
Yılmaz, kanolara 120 kilonun altında, 12 yaşını doldurmuş kişilerin binebildiğini ifade ederek, “Suda ani hareketler gerçekleştirmemek gerekiyor. Zaten arkada eğitmen olduğu için olası yanlış durumlarda uyarılarda bulunuyor. Güvenliği had safhada tutmak için güvenlik botumuz her zaman kanolarımızı takip ediyor.” diye konuştu.
Bayram dolayısıyla yoğunluk yaşadıklarını kaydeden Yılmaz, “Bugün de oldukça yoğun bir gün, hava da su da çok güzel, bayağı talep var. Genelde gün batımı saatleri daha yoğun oluyor, kanolarımızın tamamı doluyor. Gün doğumunda su, gün batımında güneş çok güzel oluyor. Fotoğraf ve videolar için gün batımı saatinde gelinmesini öneririm.” ifadelerini kullandı.
Kano turu sırasında doğum günü kutlaması ve evlilik teklifi gibi sürprizlerle karşılaştıklarını aktaran Yılmaz, Çengelköy’de Boğaz’ın en güvenli noktalarından birisinde unutulmaz anlar yaşadıklarını ve köprünün altından İstanbul siluetinin çok güzel göründüğünü sözlerine ekledi.
“Unutulmaz anlar yaşıyoruz”
Etkinliğe arkadaşıyla ilk kez katılan Meltem Varol, şunları kaydetti:
“İstanbul’da ne yapabiliriz diye düşündük ve kano yapmayı tercih ettik. Gayet güzel, keyifliydi. Su soğuk olur diye düşündük ama sıcaktı, biraz da ıslandık. Kürek çekmek biraz yorucuydu, kollarım yoruldu ama çok keyifliydi, tavsiye ediyorum herkese. Çok keyifli gerçekten. Birkaç tane dizi, filmlerde kullanılan yalıların önünden geçtik, arkadaşlar hepsini anlattı tek tek.”
Turdan çok keyif aldığını anlatan Mücahit Eroğlu, “Güzeldi, beklediğimden daha az ıslandım, daha az yorucuydu. Tekne turunda ama kendi sürüş deneyimimiz gibi oldu. Arkadaşlar bize yardımcı oldu, tarihi bir gezi havasındaydı. Arkadaşlar çok tecrübeli oldukları için arka tarafta kanonun gerekli güvenlik tedbirlerini aldılar.” diye konuştu.
Boğaz’ın çevresindeki tarihi yapılar ve güzelliğinden çok etkilendiğini kaydeden Eroğlu, “Bayramda İstanbul’un boş olmasını değerlendirerek tarihi yerleri gezme fırsatı bulduk, o boşluktan yararlanarak dışarda vakit geçirdik.” dedi.
“Karadaymışım gibi hissettim”
Katılımcı Abdullah Alabaş ise kano turunu şöyle anlattı:
“Biraz ıslandık ama buna değdi. Bayram için gayet güzel bir etkinlikti. Boş vaktimizde kano yapmak bizim için gayet güzel bir spor oldu. İlk kez geldim. Dün yapmayı düşünüyordum çok trafik vardı gelemedim, bu sabah erkenden geldim. Çok zevkli, tekrar yapmayı düşünüyorum. Seanslar dolu şu an bir dahaki sefere artık. Deniz korkusu vardı biraz bende ama karadaymışım gibi hissettim kendimi. Manzarayla birleşince bütün korkumu yendim. Çok zevkli bir etkinlik, İstanbul’un güzelliğini daha yakından görmüş olduk. Fotoğraflar konusunda arkadaşlar yardımcı oldu, birazdan paylaşımlara başlayacağım.”
]]>Gaziantep Valisi Kemal Çeber, vali yardımcıları, kaymakamlar, ilgili kurum amirlerinin katıldığı toplantıda seçim güvenliği ve alınacak tedbirler konuşuldu. Vatandaşların güvenli bir şekilde sandığa gitmesi, oyunu kullanması ve sandıkların teslimine kadar alınacak tedbirler dile getirildi.
“1 milyon 393 bin 956 seçmen oy kullanacak”
Toplantıda açıklamalarda bulunan Vali Çeber, toplamda 1 milyon 393 bin 956 seçmenin oy kullanacağını ve il genelinde toplamda 8 bin 288 güvenlik personelinin görev alacağını belirterek, “İlimiz genelinde polis ve jandarma bölgemizde toplam; 1 milyon 393 bin 956 seçmenimiz, 824 okul binamızda toplamda 4 bin 418 sandıkta oy kullanma hak ve görevlerini yerine getirecektir. Oy kullanmak isteyen ancak sağlık problemleri nedeniyle sabit sandıklara gidemeyen vatandaşlarımıza Şahinbey’de 1, Şehitkamil’de 3, Nizip, İslahiye ve Yavuzeli’nde 1’er olmak üzere toplam 7 seyyar sandıkta hizmet verecektir. Seçimlerin ilimizde güvenli bir ortamda yapılabilmesi adına 733’ü amir sınıfı personelimiz olmak üzere toplamda 8 bin 288 personelimiz görevi başında olacaktır. Üç bölümden oluşan bir güvenlik tedbiri çalışması yaptı arkadaşlarımız. Birincisi oy pusulalarının sandıklara güvenli bir şekilde ulaştırılması için kurye tedbirleri, ikincisi oy kullanılan okullarda alınan güvenlik tedbirleri ve üçüncüsü de seçim süresi bitiminde kullanılan oyların toplama merkezlerine güvenli bir şekilde ulaştırılması için alınan tedbirler uygulanacak. Bu süreçte bin 690 güvenlik personelimiz hazır kuvvet olarak, hiç istemeyiz ama acil durumlarda müdahalede bulunmak üzere, görevlerinin başında olacaklar” dedi.
“Gaziantep’te ilk kez oy kullanacak vatandaş sayımız 36 bin 507 kişi”
Seçim sürecinde yapılan güvenlik önlemlerini dile getiren Vali Çeber, Gaziantep’te ilk kez oy kullanacak vatandaş sayısının 36 bin 507 olduğunu açıkladı. Vali Çeber, “Seçim süreciyle ilgili olarak şu ana kadar toplamda 4 olay emniyet birimlerimize intikal etmiş, bu olaylarla ilgili yapılan tahkikatlarda toplamda 4 şüpheli yakalanmıştır. Bir olay ile ilgili de tahkikatlarımız devam etmektedir. Seçim takviminin başladığı 01 Ocak 2024 tarihinden 26 Mart 2024 tarihine kadar ilimiz genelinde toplam 178 bin 854 kişinin katılımıyla 337 kapalı ve açık alanda etkinlik yapılmış ve bu etkinliklerde 18 bin 473 Personel görevlendirilerek gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. 24’ü il merkezinde olmak üzere ilimiz genelinde toplam 63 seçim irtibat bürosu açılmış olup buralarda 24 saat esasına göre 192 Personel görevlendirilerek gerekli güvenlik tedbirleri alınmaktadır. Sizlere merak edilebilecek bazı verileri paylaşmak istiyorum. Gaziantep’te ilk kez oy kullanacak vatandaş sayımız 36 bin 507’dir” ifadelerini kullandı.
“22 bin civarında kamu personelimiz görev alacak”
Gaziantep’te güvenlik personelleri de dahil toplamda 22 bin kamu personelinin görev alacağını aktaran Vali Çeber, oy kullanamayacak kadar hasta olan vatandaşlara ise mobil sandık hizmeti uygulanacağını aktardı.
Vali Çeber, “Gaziantep merkeze en uzak seçim noktası 150 km ile İslahiye’nin Kazıklı köyüdür. İlimizde en çok seçmen 609 bin 600 kişi ile Şahinbey, En az seçmen ise 7 bin 334 kişi ile Karkamış ilçelerimizdir. İlimizde seçim günü güvenlik personelimiz ve sandıklarda görevli personelimiz de dahil olmak üzere toplamda 22 bin civarında kamu personelimiz görev alacaktır. Her sandıkta 7 kişilik bir heyet vardır bunların 4’ü müşahit, 3’ü de sandık görevlisidir. Toplam 484 kurye aracı ile bin 134 kurye personeli görevlendirildi ve bunların güvenliğini sağlayan ekipler de özel olarak hazırlandı. Ayrıca vatandaşlarımıza bir hatırlatma da yapmak istiyorum, Okullarda bulunan sabit sandıklarımıza gidemeyecek kadar hasta veya engeli olan vatandaşlarımız, İl Sağlık Müdürlüğümüzün 444 38 33 numaralı hattını arayıp isimlerini yazdırdıklarında mobil sandıklarımız vasıtasıyla ilgili personellerimiz tarafından oy kullanmaları sağlanacaktır. Bizler 2024 yerel seçimlerinin güvenli bir ortamda yapılması için bu süreçte olduğu gibi seçim gününde de görevimizin başında olacağız. Tüm siyasi partilerimizden ve vatandaşlarımızdan istirhamımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mümkün olduğunca hoşgörülü ve sağduyulu bir seçim ikliminin oluşmasına katkıda bulunmalarıdır. Bu anlamda şu ana kadar süreci olgunlukla ve genel olarak Gaziantep’e yakışır şekilde yürüten tüm siyasi bileşenlere teşekkür ediyor, Şehrimizde ve ülkemizde sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir seçim dönemi gerçekleşmesini diliyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kırşehir’e ziyaret gerçekleştiren Bakan Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu.
Burada konuşan Güler, başta komşu coğrafyalar olmak üzere dünya genelinde hassas gelişmelerin yaşandığını, karmaşık bir dönemden geçildiğini dile getirerek, Türkiye’nin de jeopolitik konumu itibarıyla başta savunma ve güvenlik alanı olmak üzere bu gelişmelerden etkilendiğini belirtti.
Türkiye’nin terör dahil çeşitli tehditlere maruz kaldığına dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“Ancak Türkiye savunma ve güvenliğini sağlamak, her alanda hak ve menfaatlerini korumak için gerekli siyasi, askeri, ekonomik ve diğer milli güç unsurlarına sahiptir. ve çok şükür kendisine yönelebilecek her türlü tehlikeyi de bertaraf edebilme kabiliyetini haizdir. Bu kapsamda şanlı ordumuz son bir asrın en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Son yıllarda sizlerin de yakından takip ettiği üzere kahraman Mehmetçiğimizin ve güvenlik kuvvetlerimizin ortaya koyduğu üstün fedakarlıklar ve gayretler neticesinde, terörle mücadelede büyük başarılar elde edildi.
Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen etkili operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbeler vuruldu. Terör bataklığını kurutacağız. Terörü kaynağında yok etme, nerede bir terör bataklığı varsa kurutma anlayışı ile yürüttüğümüz operasyonlar ile çok şükür artık güvenliğimiz, sınırlarımızın ötesinden sağlanmakta. Terörle mücadelemiz kararlı ve etkin adımlarla, örgütün nefes almasına izin bile vermeden amansız bir şekilde devam edecek.”
Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sadece terörle mücadeleyle kalmayıp hudut güvenliğini sağladığını, Mavi ve Gök Vatan’daki hak ve menfaatleri koruduğunu, bölgesel ve küresel barışa katkıda bulunduğunu, yerli ve milli savunma sanayisini geliştirdiğini, her alanda büyük bir gayret gösterdiklerini bildirdi.
Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinde tüm dünyada büyük etkiler uyandıran başarılar elde ettiğini vurgulayan Güler, şunları kaydetti:
“Yerli, milli ve modern teknolojiyi haiz Türk savunma sanayisi, ürettiği silah sistemleriyle ülkemizin ve kahraman ordumuzun gücüne güç katmıştır. Bu kapsamda Fırtına obüslerimiz, İHA-SİHA ve TİHA’larımız, taarruz helikopterlerimiz, TCG Anadolu gemimiz ve hava savunma sistemleri gibi birçok kritik ürün, kahraman ordumuzun istifadesine sunuldu. Son olarak, ülkemizin göz bebeği olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN da 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.”
“Türkiye Yüzyılı hedeflerimize büyük bir inanç ve azimle ilerliyoruz”
Güler, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın riyasetinde daha yeni ve gelişmiş sistemleri üretmek için var gücümüzle çalışmaktayız. Türkiye Yüzyılı hedeflerimize büyük bir inanç ve azimle ilerliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin pek çok alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerin yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan riyasetinde ortaya konulan etkin siyasi ve askeri politikalarla dünyadaki başlıca aktörlerden biri olduğunu söyleyen Güler, “Ülkemizin şu ana kadar her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir.” dedi.
Türkiye’nin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında en büyük payın şehit ve gazilere ait olduğunu ifade eden Güler, “Vatan sevdasının ölümsüz temsilcileri olan şehit ve gazilerimizin ortaya koyduğu yüksek fedakarlık ve yiğitlik, ülkemizin birlik ve beraberliğinin teminatı, asil Türk milletinin özgürlüğünün simgesidir.” diye konuştu.
Bakan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerinin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz.
Bu anlayışla daima yanınızda olacak ve sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle yad edeceğiz. Sonuç olarak sizlerin de desteğiyle, bir ve beraber olarak geleceğe emin adımlarla yürüyecek ve ülkemizin gücüne güç katacağız.”
]]>Kepez Belediye Başkan adayı Av. Rıza Sümer, Ramazan ayının 13. gününde Erenköy Mahallesi ve çevresinde bulunan mahallelerin sakinleriyle bir araya geldi. MHP Kepez İlçe Başkanı Servet Ersoy’un eşlik ettiği programda Rıza Sümer, konuşmasına, Ramazan ayının birlik ve beraberliği pekiştirmesini dileyerek başladı. Havanın sertliğine rağmen alanın tamamını dolduran kalabalıktan memnuniyetini dile getiren Sümer, “Ekmeğimizi paylaştığımız gönül soframıza hoş geldiniz. Davetimize katılıp, bu güzel günde bizlerle birlikte olduğunuz için her birinize teşekkür ediyorum. Rabbim birlik ve dayanışmamızı daim eylesin, tuttuğumuz oruçlarımızı, yaptığımız ibadetlerimizi kabul etsin. Ramazan’ı Şerif-imiz mübarek olsun” diye konuştu.
Kepez’deki okullara spor salonu yapılacak
Kepez’e sunacağı hizmetleri “İnsan, Şehir, Çevre” ögeleri üzerine kuran ve “Ailelerimiz, Kadınlarımız, Çocuklarımız, Gençlerimiz, Yaşlılarımız, Sosyal Belediyecilik, Akıllı Şehircilik, Yüzde Yüz Erişilebilir Kepez, Yeşil Kepez, Sıfır Atık Politikası, Kültür ve Turizm, Tarım” başlıkları altında toplayan Rıza Sümer, iftar alanında çocukların sevgi seliyle karşılaşması üzerine çocuklar için hayata geçirecekleri projeleri açıkladı. Sümer, “Çocuklarımızın kaliteli ve doğru spor yapabilmesi maksadıyla bölgelerimizin hemen hemen hepsinde okullarımıza spor salonları yapacağız. Bu projeyi, Milli Eğitim Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ve federasyonların iş birliğinde hayata geçireceğiz. Haftanın 3 günü çocuklarımızın kahvaltısı bizden. Hem besin değeri yüksek çörekleri, hem içeceklerini ücretsiz bir şekilde biz ikram edeceğiz. Okullarımızın güvenli birer liman olduğu “Güvenli Okul Bölgeleri” projemizle, çocuklarımızın eğitim gördüğü alanları daha huzurlu ve korunaklı hale getireceğiz. Bu konuda, 20 senedir Kepez Belediyemizin ve emniyetimizin ciddi çalışmaları var. Her gün artan nüfus ve muhtemel tehlikelerin farkında olacağız. Okulların etrafında hem trafik yoğunluğu bakımından hem de güvenlik açısından olağanüstü güvenlik tedbirleri alacağız. Cadde üzerindeki ve yoğun ilkokullarda zabıtalarımızı görevlendirerek, öğrencilerimizin güvenliğini sağlamak için özellikle okul giriş-çıkış saatlerinde teyakkuzda olacağız” ifadelerine yer verdi.
Turizm projeleriyle, kalkınmaya destek hedeflenecek
Kültür ve Turizm başlığı altında topladıkları projeleri de mahalle sakinleriyle paylaşan Rıza Sümer, Kepez’de hayata geçirmeyi planladıkları kültürel tasarılar ve etkinlikler hakkında bilgi verdi. Sümer, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Kepez ilçesinde; kültürel mirası, doğal güzellikleri ve aktif yaşam imkanlarını bir araya getiren kapsamlı bir turizm projesi başlatıyoruz. Proje, tarihi Lyrboton Kome Antik Kenti’ni öne çıkaracak, yürüyüş, bisiklet ve iz sürme için yeni fırsatlar sunacağız. .Yeni Drag Pisti, Off Road Pisti ve Enduro Motor Sporları Pisti yapacağız. Bu tesisler, gençlerimizin ve spor tutkunlarının heyecan ve adrenalini doyasıya yaşayabilecekleri modern ve güvenli alanlar olacak. Ayrıca, bu tesislerin inşasıyla birlikte spor turizmini de şehrimize çekerek ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacağız. Bu projelerle şehrimizi motor sporları dünyasında önde gelen bir merkez haline getirerek, gençlerimizin ve sporseverlerin hayallerini gerçeğe dönüştüreceğiz. İlçemizin hasretle beklediği yağlı güreş şenliğini ilçemize yeniden kazandıracağız. İlçemizin en önemli iş kollarından biri de zeytincilik. Bu değerli mirasa sahip çıkmak ve ilçenin zeytin üretimini desteklemek için Lyrboton Kome Antik Kenti’nde “Zeytincilik Festivali” düzenleyeceğiz. “Kepez Çiçek Festivali”ni yeniden düzenlemeyi planlıyoruz. Kesme çiçek ihracatçılarımızla, şehrimizin tamamında çiçek açtıracağız. Hayırlı uğurlu olsun”
Rıza Sümer, Erenköy Mahallesi’nde yapılan iftar buluşmasının ardından, programına ev toplantıları ve dernek ziyaretleriyle devam etti. – ANTALYA
]]>MUĞLA – Tüm Yat İşletmecileri Yatırımcıları Broker ve Acenteleri Derneği Muğla’nın Marmaris İlçesinde sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Ege sularında faaliyet gösteren ticari yat firmaları ve Yunanistan’dan gelen iki yat firması yetkilileri, en büyük problem olarak görülen kaçak tekne ile charter yapanların önüne geçilebilmek ve Yunanistan’daki seyir izinleri, vergi ve ücretler hakkında sektörün ihtiyacı olan her şeyi belirleyip çözüm üretilmesi konularında görüş alışverişinde bulunuldu.
İçmeler Mahallesinde bir otelin toplantı salonunda gerçekleşen konferansta Marmaris’ten birçok yat firması da katılım sağladı. Özellikle Koronavirüs Pandemisinden sonra izole tatil anlayışı ile popülerleşen mavi yolculuk ve tekne turlarının sorunları ve sektör hakkında bilgi verildi.
Konferansta konuşan Güneş Aysın, yat sektörünün gelişmeleri hakkında bilgi verdikten sonra Yunanistan’dan gelen iki firma yetkilisini tanıttı. Yunanlı Firma yetkilileri ülkelerindeki yat charter prosedür ve işleyişleri ile ilgili bilgilendirme yaparken, vergi sistemi tekne bağlama hizmetleri ile ilgili paylaşımda bulundular.
TYBA yönetim kurulu başkanı Güneş Aysun, “Derneğimizin merkezi Bodrum’da. Ancak Muğla’nın dışında pek çok yerden kurumsal firmaların sahipleri yöneticileri Derneğimizde bulunmaktadır. Muğla, Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul’dan toplamda 98 üyemiz var. Bunların hepsi kurumsal üyeler ve Türkiye’deki ticari yatçılık şirketi ve belli başlı firmalardır. Bugün de burada, Marmaris’te güzel ilçemizde birlikte bir toplantı yapıyoruz. Sektörle ilgili çeşitli isimleri seçtik, kendi aramızda bilgi alışverişi yapmak için. Ayrıca Yunanistan’dan bazı yönetici misafirlerimiz de bugün burada bizimle toplantıya katıldılar. Oradaki Türk teknelerinin giriş çıkışlarıyla ilgili formaliteler ve vergiler konusunda bilgilendirerek görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bizim Türkiye’deki ticari yatçılık sezonu yani kabaca işte Nisan ortasında ufak ufak başlıyor. Mayıs ayının esasında tam başlıyor ve Ekim sonuna kadar, Kasım başına kadar sürüyor” dedi.
“Tatile çıkmak isteyenler kurumsal şekilde çalışan firmalardan rezervasyonlarını yapmalarını tavsiye ediyorum”
Özellikle Mavi Tura yurt dışından ve yurt içinden gelecek olan tatilcilere önerileri, neyi tercih etmeliler ve Mavi turu tercih ederken öncelikleri ne olmalı sorusuna, “Türkiye’deki Mavi Yolculuk geleneği hakkında ve ticari yatların kiralanmasıyla ilgili bilgi veriyorsunuz. Mavi Yolculuk, Türkiye’nin turistik ve doğal güzelliklerini deniz yoluyla keşfetmek için yapılan bir tür deniz turizmi olarak biliniyor. Bu geleneğin bir parçası olarak, özel ve ticari yatlarla seyahat edilir. Ticari yatlar, özel yatlardan farklıdır. Çünkü ticari faaliyetler için özel lisanslara sahiptirler ve belirli teknik ve güvenlik standartlarına uymak zorundadırlar. Ticari yatların kiralama işlemleri de bu standartlara uygun şekilde gerçekleşir ve kiralama süreci özel yatlara göre daha farklı olabilir. Bu ticari yatlar genellikle Mavi Yolculuk turizmi için kiralanır ve genellikle turizm firmaları veya özel kiralama şirketleri tarafından yönetilir. Bu yatlar yeterli donanıma sahip olmalıdır ve personeli de belirli standartlara göre işe alınır ve denetlenir. Mavi Yolculuk deneyimi, Türkiye’nin sahil şeridinde seyahat etmek isteyenler için benzersiz bir deniz macerası sunar ve bu geleneğin bir parçası olarak ticari yatların kiralanması bu deneyimi daha erişilebilir kılar. Mavi Yolculuk deneyimini yaşamak isteyenler için güvenliğin önemli olduğunu belirtiyorsunuz. Bu tür deneyimleri organize etmek için Deniz Ticaret Odası üyesi olan, TÜRSAB üyesi olan veya acentelik mesleğini resmi olarak yapan kişi ve kuruluşları tercih etmenin önemini vurguluyorsunuz. Bu kuruluşlar genellikle belirli standartlara uyar ve turistlerin güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alırlar. Özellikle ticari yatların kiralama işlemlerinde bu tür kuruluşların tercih edilmesi, turistlerin ihtimal risklerden korunmasına yardımcı olabilir. Ticari yatlar genellikle belirli standartlara ve güvenlik protokollerine uygun olarak işletilir ve bu da turistlerin güvenliğini sağlar. Özel teknelerde bu tür güvenlik standartlarının olmayabileceğini ve potansiyel risklerin bulunduğunu belirtiyorsunuz. Bu nedenle, Mavi Yolculuk deneyimi için rezervasyon yaparken lisanslı ve güvenilir kuruluşları tercih etmenin önemli olduğunu vurguluyorsunuz. Bu şekilde, turistler beklenmedik kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimali azaltabilir ve güvenli bir deneyim yaşayabilirler” dedi.
“İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor”
TYBA Kurucu üye Şeref Sevi yeni sezondaki haraketlilik hakkında, “Rezervasyonlar bu mevsim başında iyi başladı ama şu anda bir durgunluk yaşıyoruz. Ülkeler derseniz, önemli müşterilerimizden biri İsrail’di ama bilinen nedenlerden dolayı İsraillilerin bize gelmesi uzun bir süre pek mümkün görünmüyor. Dünyanın değişik yerlerinden Avustralya’dan, Arjantin’den, Güney Afrika’dan her zaman müşterilerimiz var. Avrupa’dan da var. İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor. 1 Mayıs’ta başlayan sezon yaklaşık 180 gün sürecek, Ekim sonunda sonlanır” dedi.
]]>İçmeler Mahallesinde bir otelin toplantı salonunda gerçekleşen konferansta Marmaris’ten birçok yat firması da katılım sağladı. Özellikle Koronavirüs Pandemisinden sonra izole tatil anlayışı ile popülerleşen mavi yolculuk ve tekne turlarının sorunları ve sektör hakkında bilgi verildi.
Konferansta konuşan Güneş Aysın, yat sektörünün gelişmeleri hakkında bilgi verdikten sonra Yunanistan’dan gelen iki firma yetkilisini tanıttı. Yunanlı Firma yetkilileri ülkelerindeki yat charter prosedür ve işleyişleri ile ilgili bilgilendirme yaparken, vergi sistemi tekne bağlama hizmetleri ile ilgili paylaşımda bulundular.
TYBA yönetim kurulu başkanı Güneş Aysun, “Derneğimizin merkezi Bodrum’da. Ancak Muğla’nın dışında pek çok yerden kurumsal firmaların sahipleri yöneticileri Derneğimizde bulunmaktadır. Muğla, Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul’dan toplamda 98 üyemiz var. Bunların hepsi kurumsal üyeler ve Türkiye’deki ticari yatçılık şirketi ve belli başlı firmalardır. Bugün de burada, Marmaris’te güzel ilçemizde birlikte bir toplantı yapıyoruz. Sektörle ilgili çeşitli isimleri seçtik, kendi aramızda bilgi alışverişi yapmak için. Ayrıca Yunanistan’dan bazı yönetici misafirlerimiz de bugün burada bizimle toplantıya katıldılar. Oradaki Türk teknelerinin giriş çıkışlarıyla ilgili formaliteler ve vergiler konusunda bilgilendirerek görüş alışverişinde bulunuyoruz. Bizim Türkiye’deki ticari yatçılık sezonu yani kabaca işte Nisan ortasında ufak ufak başlıyor. Mayıs ayının esasında tam başlıyor ve Ekim sonuna kadar, Kasım başına kadar sürüyor” dedi.
“Tatile çıkmak isteyenler kurumsal şekilde çalışan firmalardan rezervasyonlarını yapmalarını tavsiye ediyorum”
Özellikle Mavi Tura yurt dışından ve yurt içinden gelecek olan tatilcilere önerileri, neyi tercih etmeliler ve Mavi turu tercih ederken öncelikleri ne olmalı sorusuna, “Türkiye’deki Mavi Yolculuk geleneği hakkında ve ticari yatların kiralanmasıyla ilgili bilgi veriyorsunuz. Mavi Yolculuk, Türkiye’nin turistik ve doğal güzelliklerini deniz yoluyla keşfetmek için yapılan bir tür deniz turizmi olarak biliniyor. Bu geleneğin bir parçası olarak, özel ve ticari yatlarla seyahat edilir. Ticari yatlar, özel yatlardan farklıdır. Çünkü ticari faaliyetler için özel lisanslara sahiptirler ve belirli teknik ve güvenlik standartlarına uymak zorundadırlar. Ticari yatların kiralama işlemleri de bu standartlara uygun şekilde gerçekleşir ve kiralama süreci özel yatlara göre daha farklı olabilir. Bu ticari yatlar genellikle Mavi Yolculuk turizmi için kiralanır ve genellikle turizm firmaları veya özel kiralama şirketleri tarafından yönetilir. Bu yatlar yeterli donanıma sahip olmalıdır ve personeli de belirli standartlara göre işe alınır ve denetlenir. Mavi Yolculuk deneyimi, Türkiye’nin sahil şeridinde seyahat etmek isteyenler için benzersiz bir deniz macerası sunar ve bu geleneğin bir parçası olarak ticari yatların kiralanması bu deneyimi daha erişilebilir kılar. Mavi Yolculuk deneyimini yaşamak isteyenler için güvenliğin önemli olduğunu belirtiyorsunuz. Bu tür deneyimleri organize etmek için Deniz Ticaret Odası üyesi olan, TÜRSAB üyesi olan veya acentelik mesleğini resmi olarak yapan kişi ve kuruluşları tercih etmenin önemini vurguluyorsunuz. Bu kuruluşlar genellikle belirli standartlara uyar ve turistlerin güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alırlar. Özellikle ticari yatların kiralama işlemlerinde bu tür kuruluşların tercih edilmesi, turistlerin ihtimal risklerden korunmasına yardımcı olabilir. Ticari yatlar genellikle belirli standartlara ve güvenlik protokollerine uygun olarak işletilir ve bu da turistlerin güvenliğini sağlar. Özel teknelerde bu tür güvenlik standartlarının olmayabileceğini ve potansiyel risklerin bulunduğunu belirtiyorsunuz. Bu nedenle, Mavi Yolculuk deneyimi için rezervasyon yaparken lisanslı ve güvenilir kuruluşları tercih etmenin önemli olduğunu vurguluyorsunuz. Bu şekilde, turistler beklenmedik kötü sürprizlerle karşılaşma ihtimali azaltabilir ve güvenli bir deneyim yaşayabilirler” dedi.
“İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor”
TYBA Kurucu üye Şeref Sevi yeni sezondaki haraketlilik hakkında, “Rezervasyonlar bu mevsim başında iyi başladı ama şu anda bir durgunluk yaşıyoruz. Ülkeler derseniz, önemli müşterilerimizden biri İsrail’di ama bilinen nedenlerden dolayı İsraillilerin bize gelmesi uzun bir süre pek mümkün görünmüyor. Dünyanın değişik yerlerinden Avustralya’dan, Arjantin’den, Güney Afrika’dan her zaman müşterilerimiz var. Avrupa’dan da var. İngilizler ve Almanlar yeniden ağırlıklı müşterilerimiz olarak yer alıyor. 1 Mayıs’ta başlayan sezon yaklaşık 180 gün sürecek, Ekim sonunda sonlanır” dedi. – MUĞLA
]]>Sivas Valiliği, ‘Emin Şehir Sivas’ Güvenlik ve Bilgilendirme Toplantısı düzenledi. Sivas Valiliği Ek Binada düzenlenen toplantıya Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Muhammet Sevinç ve İl Emniyet Müdürü Burhan Akçay katıldı. Toplantıda asayiş rakamlarına ilişkin bilgi veren Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Sivas’ın asayiş bakımından Türkiye’deki en güvenli şehirleri arasında yer aldığını söyledi.
Şehrin asayişinin sağlanması noktasında polis ve jandarma ekipleri ile gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Vali Yılmaz Şimşek, “İlimiz, asayiş bakımından ülkemizin en güvenli şehirleri arasında yer almaktadır. Bu tablo tabi ki polisimizin, jandarmamızın, kaymakamlarımızın gayretli ve özverili çalışmalarının sonucudur. Bizler, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunu şiar edinerek sizlerin huzuru için jandarma ve emniyet teşkilatımızın tüm personelleri ile mesai mefhumu gözetmeksizin görev yapmaktayız. Sivas 16 ilçesi, bin 234 köyü, 28 bin 164 km’lik yüzölçümü ile Türkiye’nin en büyük illerinden biri. Ayrıca kuzey-güney, doğu batı geçiş güzergahında bulunuyor. Şüphesiz bu coğrafya, emniyet, asayiş yönünden dikkat gerektiren noktaları da beraberinde getiriyor. Bu yönüyle hem emniyet bölgesi hem de jandarma bölgesi açısından oldukça geniş bir sorumluluk alanına sahibiz. Sivas, memnuniyetle ifade etmek isterim ki genel olarak baktığımızda her yönüyle ülkemizin huzurlu ve asayişi düzgün illerinden birisi” dedi.
2 Ayda 51 kaçak göçmen yakalandı
1 Ocak ve 29 Şubat tarihleri arasında yapılan çalışmaları kamuoyu ile paylaşan Vali Yılmaz Şimşek, “Son iki ay içerisinde ilimizde 256 evden hırsızlık olayının 173’ünü, 174 dolandırıcılık olayının ise 103’ünü aydınlatmış durumdayız. 2024 yılının ilk 2 ayında Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerimiz 12 olaya müdahale ederek, 17 şüpheliyi gözaltına almıştır. Bu anlamda şehir eşkıyalarına göz açtırmıyoruz. Göçmen kaçakçılığında da geçen yılın ilk 2 ayına göre yüzde 63 azalma olmuştur. 2023 yılında 174 göçmen yakalanmış, 2024’ün ilk 2 ayında ise 51 göçmen yakalanmıştır. Yine son yıllarda kaçak/sahte alkol üretimi, dağıtımı, satışına yönelik denetimlerimiz de sürmektedir. Geçen yılın son günlerindeki operasyonlarla 37,5 litre etil alkol, 120 adet alkol aroma kiti, 71 litre kaçak alkol, 80 şişe sahte alkole el konulmuştur. Bu yıl gerçekleşen bir vakamız bulunmamaktadır” ifadelerine yer verdi.
Sivas’ta uyuşturucuya geçit yok
Sivas’ın uyuşturucu ile mücadele noktasında çok iyi bir yerde olduğuna değinen Vali Şimşek, şu ifadelere yer verdi:
“Bir diğer önemli konu ise uyuşturucu ile mücadele. Bu konuyu çok kapsamlı olarak değerlendiriyoruz. Geleceğimiz olan gençlerimizi bu illetlerden korumak malumunuz hepimizin ortak görevidir. Bizlerin bu konuda sorumlulukları bulunmaktadır. Sürece güvenlik boyutunda baktığımızda son iki ay içerisinde yaptığımız operasyonlar ve uygulamalarla; 926 gr uyuşturucu madde, 7 bin 475 adet sentetik uyuşturucu hapın ele geçirildiğini ifade etmek isterim. Bu süreçte 119 şahsa işlem yapılarak bunlardan 12’si tutuklanmıştır. Güvenlik bakışımızın ana maddelerinden biri de yakalama ve yargıya teslim etme. Bu konuda son iki ay içerinde 695’i hapis cezası, 854’ü ifade için olmak üzere toplam bin 549 şahsı güvenlik güçlerimiz adalete teslim etmiştir.” – SİVAS
]]>Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı bünyesinde Ege Bölgesi’ndeki illerde görev yapan 53 pilot arasında yer alan 7 kadın helikopter pilotu, günlük düzenli uçuşlarıyla komutanlığın kara ve deniz unsurlarına destek veriyor.
Görev öncesi “meyvest” adı verilen ve üzerinde işaret tabancası, köpek balığı kovucu boya, çakar lambası, oksijen tüpü ve telsiz gibi malzemelerin bulunduğu yeleği giyen kadın pilotlar, kasklarını yanlarına alarak helikoptere geçiyor.
Son kontrollerin ardından görev bölgelerine hareket eden pilotlar, “iki mavi” olarak adlandırdıkları gökyüzü ve deniz arasında güvenliği sağlıyor, afet ve acil durumlar için her an göreve hazır bekliyor.
Deniz kazalarının yanı sıra Kahramanmaraş merkezli depremlerden Karadeniz’deki sel felaketlerine kadar çok sayıda afette can kurtaran pilotlar, göklerde cumhuriyet kadınlarını temsil etmenin gururunu da yaşıyor.
“Çevremize örnek oluyoruz”
Kadın pilotlardan Teğmen Yüksel Gamze Koçak, pilot olmanın çok gurur verici bir duygu olduğunu söyledi.
Üstlendikleri görevlerin icrasında herhangi bir cinsiyet ayrımı olmadığını vurgulayan Koçak, “Tüm pilotlar gibi bize verilen görevleri canla başla üstleniyoruz. Cinsiyetimizin bizi kısıtlamadığını biliyoruz ve bu konuda sürekli çevremize örnek oluyoruz. Denizlerimiz ve ihtiyaç duyulduğunda doğal afetlerde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak ve bu faaliyetlerde insan hayatını kurtarmak oldukça mutluluk verici.” diye konuştu.
Üsteğmen Sinem Derya Gökçe, afet görevleri sırasında unutamayacakları pek çok olayla karşılaştıklarına dikkat çekti.
6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay’da görev yaptığını, pek çok canın kurtarılmasına yardımcı olduğunu anlatan Gökçe, şöyle konuştu:
“Başımızdan birçok olay geçti ama en çok aklımda kalanı, hamile bir kadının Hatay’dan Adana’ya tıbbi tahliyesini gerçekleştirmemiz oldu. Uçuşta doğumu başlamıştı. Tıbbi tahliyeden sonra hastanede 5 dakika içerisinde doğumu gerçekleşmişti ve bir erkek bebek dünyaya gelmişti. Anne ve bebeğin iyi olduğunu öğrendikten sonra kendimi çok iyi hissettim. Gurur duydum ve ‘iyi ki bu meslekteyim’ dedim. Umarım bir daha böyle bir felaket başımıza gelmez.”
Üsteğmen Bircan Erkan ise 2021 yılında Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketinde görev yaptığını ve bunun meslek hayatındaki ilk görevi olduğunu söyledi.
Bugüne kadarki en zor ve etkileyici görevi bu afet bölgesinde yaptığını dile getiren Erkan, “Afet bölgesine ilk intikal eden ekipler olarak orada birçok görev icra etik. Afetin yaşandığı ilk gün helikopterle evlerin çatılarında mahsur kalan 64 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesini gerçekleştirdik. Kayıp vatandaşlarımız için aylar süren arama faaliyetleri yaptık. Bölgede gördüğüm üzücü manzaralar beni çok etkiledi ve icra ettiğimiz mesleğin önemini kavradım. Böyle kötü sonuçlanan doğal afetlerin tekrarının umarım bir kez daha yaşamayız.” ifadelerini kullandı.
Komutanlıkta ikinci pilot olarak görev yapan Teğmen Beyza Birol Serin ise birçok pilot gibi havacılığa olan tutkusunun çocukluk hayallerine dayandığını söyledi.
Pilot olma hayaliyle Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapmak üzere başvuru yaptığını anlatan Serin, pilot olmanın yanı sıra “iki mavide” uçacak olmanın mutluluğunu yaşadığını, hayallerinin arkasından yılmadan bugünlere geldiğini bildirdi.
Serin, “Kadınlarımız nasıl tarih boyunca birçok fedakarlıkta bulunup kahraman olmuşlarsa biz de cumhuriyet kadınları olarak bu yolda yürümeye, sayımızı artırarak devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>İsrail, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri sözde “güvenli olduğu” iddiasıyla göçe zorladığı güneydeki Refah kentini de hedef almaya başladı.
Refah’a sığınan yüz binlerce Filistinli, uluslararası hukuku ve kararları hiçe sayan İsrail’in saldırılarının yol açtığı felaketin gölgesinde güvenli bir alan bulmaya çalışıyor.
Refah’taki çadır kamplarında yaşayan Filistinliler, bir taraftan her an üzerlerine bir bomba düşecek korkusuyla yaşarken, diğer taraftan da şiddetli soğuk ve kasvetli karanlık içinde acı çekiyor.
İsrail ordusunun daha önce “güvenli” olduğunu iddia ettiği ve yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı güneydeki Refah kenti, Gazze Şeridi’ndeki en yoğun nüfuslu bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.
Yerinden edilen Gazzeliler, kış ve zorlu hava koşullarıyla başa çıkmak için ihtiyaç duydukları battaniye, kışlık kıyafet ve ısınma araçlarından yoksun. Halk, bitkin ve yorgun bedenlerini ısıtmak için umutsuz bir çabayla boş alanlarda yakılan ateşlerin etrafında toplanarak ısınmaya çalışıyor.
Yakılan ateşlerin etrafında ısınmaya çalışan aileler, bir yandan da birbirlerine manevi ve psikolojik destek sağlamaya çalışıyor.
Gazze’de “olmayan” güvenli ve sıcak bir yuva arayışı içinde olan siviller, gecelerini üzerlerinde uçan İsrail savaş uçaklarından ya da çevrede bekleyen tanklardan her an gelebilecek bir bomba korkusuyla geçiriyor.
İsrail’in tehditlerinin artmasıyla birlikte Refah’a kara saldırısı düzenleme olasılığına ilişkin endişeler artıyor.
“Havalar çok soğuk, kendimizi ve çocuklarımızı ısıtabilmek için ateş yakıyoruz”
AA muhabirine konuşan yerinden edilmiş Filistinli Nasır el-Hatib, Gazze’nin doğusundaki Şucaiye Mahallesinden 8 kişilik ailesiyle birlikte Refah’a geldiklerini belirterek, yanlarında ne kendilerini ne de küçük çocuklarını sıcak tutabilmek için kıyafet getiremediklerini söyledi.
“Koşullar zor ve trajik olduğu için evden hiçbir şey alamadık. Havalar çok soğuk, kendimizi ve çocuklarımızı ısıtabilmek için ateş yakıyoruz.” diyen Hatib, Gazze Şeridi’ndeki yüz binlerce yerinden edilmiş insan gibi kendilerinin de para ve yiyeceklerinin olmadığını ve yaşam mücadelesi verdiklerini belirtti.
Hatib, “Güvenli ve sıcak bir yuva arıyoruz. Ancak maalesef bu şartlarda bu mümkün görünmüyor. Gazze Şeridi’nde güvenli hiçbir yer kalmadı.” dedi.
“Umarız savaş biter ve evlerimize sağ salim döneriz”
Gazzeli Fayiz Hasaneyn de 6 kişilik ailesiyle Refah’a sığındığını belirterek, geldikleri yerde soğuktan korunmak için battaniye ya da kıyafetlerinin olmadığını dile getirdi.
Derme çatma bir çadırda kaldıklarını ve ısınabilmek için odun, karton ve benzeri şeyler yaktıklarını söyleyen Hasaneyn, “Umarız savaş biter ve evlerimize sağ salim döneriz. Savaş günleri bizi yordu ve henüz akıbetimizi bilmiyoruz.” dedi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 534 Filistinli öldürüldü, 71 bin 920 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Güvenlik yetkilileri Rubymar isimli geminin vurulduğu sırada Aden Körfezi’nde seyrettiğini ve Babülmendep Boğazı’na yaklaşmakta olduğunu söyledi.
“Çok tehlikeli” olarak sınıflandırılan gübre taşıyan gemi su almaya başladı.
İngiltere saldırıyı kınadı ve “müttefik donanma gemilerinin olay yerinde olduğunu” açıkladı.
İngiltere ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, Husilerin Kızıldeniz’deki tehditlerini sonlandırmak için bir süredir askeri operasyonlar düzenliyor. Ancak söz konusu saldırıyla beraber bu çabaların sonuçsuz kaldığı görüldü. Saldırı, İran destekli Husiler tarafından şimdiye kadar gerçekleştirilen en zarar verici saldırılardan birisi olarak da kayıtlara geçti.
Husiler, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de devam eden savaşta Filistinlilere destek vermek amacıyla Kasım ayının ortalarından bu yana Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki ticari gemilere ve Batılı savaş gemilerine yönelik saldırılar düzenliyor.
Saldırılarla birlikte büyük taşıma şirketleri, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan bu kritik su yolunu kullanmaktan vazgeçti.
ABD ve İngiliz kuvvetleri buna karşılık olarak geçen ay Husilerin kontrolündeki Yemen’in batısındaki askeri hedeflere hava saldırıları düzenlemeye başladı.
‘Askeri yetkililer olay yerinde’
Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları Dairesi (UKMTO) Pazar gecesi, Yemen’in Kızıldeniz limanı Mocha’nın yaklaşık 65 km güneyinde adı açıklanmayan bir gemiden bir olay raporu aldığını söyledi.
Kaptanın yerel saatle 23.00 civarında “gemiye yakın bir yerde hasarla sonuçlanan bir patlama” bildirdiği belirtildi.
UKMTO, Pazartesi günü askeri yetkililerin mürettebatın bir saldırının ardından gemiyi terk ettiğini bildirdiğini aktardı.
Açıklamada, geminin demir attığı ve tüm mürettebatın da güvende olduğu belirtildi:
“Askeri yetkililer yardım sağlamak üzere olay yerinde bulunuyor.”
İngiliz deniz güvenlik firması Ambrey de Belize bandıralı bir kargo gemisinin Pazar günü kuzeye doğru seyrederken Bab al-Mandab Boğazı’nda saldırıya uğradığını açıkladı.
Rubymar’ın güvenlik firması LSS Sapu ve veri sağlayıcısı Lloyd’s List Intelligence da daha sonra yaptıkları açıklamada geminin iki füzeyle vurulduğunu ve hasar gördüğünü doğruladı.
LSS-Sapu sözcüsü Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada “geminin su aldığını ancak gemide kimsenin olmadığını” söyledi.
Sözcü, sahipleri ve yöneticilerinin geminin çekilmesi için seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.
24 mürettebat güvenli bir yere götürüldü
İngiliz hükümeti Rubymar’ın su aldığını ve terk edildiğini, mürettebatının da güvenli bir yere götürüldüğünü teyit etti.
En son Pazar günü takip sinyali alan MarineTraffic verilerine göre Rubymar, Suudi Arabistan’dan Bulgaristan’a doğru seyahat etmekteydi.
Husi askeri sözcüsü Yahya Sarea Pazartesi sabahı yaptığı açıklamada, deniz kuvvetlerinin Aden Körfezi’nde Rubymar olarak tanımladığı “bir İngiliz gemisine” füzeler ateşlediğini duyurdu.
Sarea, “Gemi feci şekilde hasar gördü” dedi ancak herhangi bir kanıt sunmadı.
Operasyon sırasında mürettebatın gemiyi güvenli bir şekilde tahliye etmelerini sağladıklarını belirten Sarea, “Gemi, uğradığı büyük hasarın bir sonucu olarak, şu anda Aden Körfezinde potansiyel batma riski altında”dedi.
Cibuti Liman Dairesi, gemide 11 Suriyeli, altı Mısırlı, dört Filipinli ve üç Hintli olmak üzere 24 mürettebatın olduğunu açıkladı. Yetkililer mürettabata ilk olarak yoldan geçen başka bir gemi tarafından yardım edildiğini, şimdi ise güvenli bir şekilde evlerine dönmeleri için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Yetkililer, taşıdığı “çok tehlikeli” olarak sınıflandırılan gübre bakımından da uyarıda bulundu.
172 metre uzunluğundaki Belize bandıralı Rubymar’ın operatörleri Lübnanlı. Geminin kayıtlı sahibi Golden Adventure Shipping’in de adresi İngiltere’nin Southampton limanında bulunuyor.
]]>İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt: Kurşun geçirmez kabinler konusunda yetkililerle görüşmelerimiz başladı
Emine DERYA-Hazal Mihrace GÖKSUN-Yunus Emre YALÇIN- Emre Can URAN/ Taksici Oğuz Erge’nin soğukta üşümesin diye aracına aldığı Delil Aysal tarafından öldürülmesinin ardından taksi şoförleri, araçlara kurşun geçirmez kabin zorunluluğu getirilmesini istiyor. Kabin üreticisi Ahmet Arslanoğlu, ” Son zamanlarda yaşanan gasplar nedeniyle çok talep alıyoruz” dedi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Kurşun geçirmez kabinler konusunda yetkililerle görüşmelerimiz başladı” dedi. Bazı taksi şoförleri taksilerine kabin yaptırmaya başlarken, taksici Gülden Bilge, “Şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim” diye konuştu.
Taksicilere yönelik şiddet olaylarının artması ve son olarak İzmir’de taksici Oğuz Erge’nin aracına aldığı Delil Aysal tarafından öldürülmesinin ardından taksi şoförlerinin güvenliği yeniden gündeme geldi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Kurşun geçirmez şekilde kabinler konusunda gerekli yetkililerle görüşmelerimiz başladı.” dedi. Kabinli taksilere de talep artışı yaşandığını belirten işletme sahibi Ahmet Arslanoğlu ise, “Şu anda gasp olayları, yaralanma olayları hatta öldürme olayları ön plana çıktığı için kabinlere talep oluştu. Aracın herhangi bir görüntüsünü de bozmuyor. Arkadan bir müşteri bindiğinde önü de rahatlıkla görebiliyor çünkü şeffaf bir malzeme. Aslında şoförden de ön taraftan arka tarafı koruyor. Son zamanlardaki gasp nedeniyle çok talep alıyoruz.” dedi. 2020 yılında aracına kabin taktırdığını söyleyen taksici Gülden Bilge ise, “Şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim.” şeklinde konuştu.
“KURŞUN GEÇİRMEZ KABİN ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”
İşletme sahibi Ahmet Arslanoğlu son dönemde kabinli taksilerde son dönemde talep artışı olduğunu söyledi. Arslanoğlu, “İlk önce koronavirüsü önlemek için yaptık. Daha sonra malzemeyi daha da güçlendirdik. Daha önce ince ve kırılgandı. Bu talep üzerine, kırılganlığı azalsın, esnek olsun, bunları göz önünde bulundurarak değişik bir ürün kullandık. Pandeminin başından beri yaklaşık bin taksiye takmışızdır. Artı olarak servis araçlarına ve özel araçlara da taktık. İlgi görüyor. Şu anda koronovirüs bittiği için bu ürünleri kaldırdılar. Şu anda gasp olayları, yaralanma olayları hatta öldürme olayları ön plana çıktığı için bunlar talep haline geldi. Şu anda yaklaşık 30-40 araç için şehir dışından sipariş alıyoruz” dedi.
KORUMA AMAÇLI YAPTIĞIMIZ BİR ÜRÜN
Talep üzerine kurşun geçirmez kabin üretimi için de çalıştıklarını belirten Arslanoğlu, “Gasplarla ilgili insanlar canının güvenliği için ürünün de darbeye dayanıklı olduğunu bildikleri için kullanan insanlar geri dönüş yapıyor. Kullanan insanlar çıkarttıkları ürünü geri taktırıyorlar. Yeri geliyor yeni yaptırıyorlar. Şu anda yine ihtiyaç sahipleri aramaya başladılar. Darbelere karşı dayanıklı, çekiç veya ağır bir materyale, bıçağa dayanıklılığı var. Yalnız kurşungeçirmez özelliği yok onun üzerinde de çalışıyoruz. Aracın herhangi bir görüntüsünü de bozmuyor. Arkadan bir müşteri bindiğinde önü de rahatlıkla görebiliyor çünkü şeffaf bir malzeme. Aslında şoförden de ön taraftan arka tarafı koruyor. Koruma amaçlı yaptığımız bir ürün. Son zamanlarda gasp için çok talep alıyoruz. Şu an üretimler yeni talep oluştuğu için yaklaşık 10 gündür haberlerde çıkan gasp olaylarından dolayı talep arttı. Yaklaşık 30-40 araçlık bir talebimiz var. Kurşungeçirmezi çok soruyorlar. Şu anda gasptaki ölümler, yaralanmalar hep silahlı tehdit olduğu için insanların tercihi kurşungeçirmez. Onlarla alakalı da çalışma yapıyoruz.” diye konuştu.
“KABİNLİ ARAÇ MECBURİYETİ GETİRİLİRSE CAN GÜVENLİĞİ OLUR”
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Şu anda yaşadığımız şoför ölümleri gerçekten esnafımızı çok üzdü. Can güvenliği konusunda büyük sıkıntı yaşıyoruz. İstanbul büyük bir metropol. İstanbul’da da yaklaşık 20 bin taksi ve çalışan 55 bin şoför arkadaşımız var, meslekte hiçbirinin can güvenliği yok. Araçlarımızda kullandığımız kamera sistemleri ve acil butonlar var. Bu butonlarla da yardım isteyebiliyoruz; ama son zamanlarda yaşadığımız bir taksici cinayetinde arkadan bir insan silahla ateş ettiği zaman korumasız oluyor. Bu durumların önüne geçmek için İçişleri Bakanlığımız tarafından belki bir genelgeyle kabinli araç mecburiyeti getirilirse çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği olmuş olur. Zaten zor bir meslek icra ediyor İstanbul’da esnafımız. Bu konuda Büyükşehir Belediyesinin alacağı kararlar da etkili olacaktır. ” dedi. Başkanvekili Yurt, “Biz bir pandemi yaşadık ülke olarak, dünya olarak. O dönemlerde bir kabin çalışması yapıldı. Bu kabinler o dönemde müşteriyle taksici arasındaki iletişimi kesmek içindi; ama maalesef kurşun geçirmez bir özellik yoktu. Onlar sadece nefes sirkülasyonunu kesmek için yapılmıştı. Yine bu şekilde düşünerek kurşun geçirmez şekilde kabinler konusunda gerekli yetkililerle görüşmelerimiz başladı. 8+1 taksiler olarak da İstanbul’da hizmet veriyoruz. Geniş hacimli araçlar. Bu araçlarla İstanbul halkına hizmet verdiğimizde şoförle müşteri arasındaki koruma kabinini daha kolaylıkla yapabileceğimizi düşünüyoruz. 4+1’lerde biraz daha sıkıntılı olabiliyor ama 8+1’ler de bu daha rahat olacaktır” diye konuştu.
“TEMEL AMAÇ KİŞİNİN GÜVENLİĞİ”
Taksilerdeki kabin uygulamasını hukuki ve güvenlik açısından değerlendiren Avukat Iyaz Çimen ise, “Yolcunun kullanmış olduğu o ön koltuk veya arka koltuk kısımlarının onun özel alanıyla ilgili yapılabilecek geliştirmeler, hakkının kısıtlanmasından ziyade konfor alanını artırmayı amaçlayan, nitekim güvenlik açısından da hem şoför için hem yolcu için olumlu diyebileceğimiz değişiklikler. Dolayısıyla burada kişilik haklarına saldırıdan ziyade hakkın aslında korunmasının geliştiğini söyleyebiliriz.
KAPI KİLİTLEME YOLCU RIZASI DAHİLİNDE GERÇEKLEŞMELİ
Yolcu güvenliği ile ilgili de konuşan Avukat Çimen “Güvenlik amaçlı gerçekleştirilen kapıların kilitlenmesi sürecinde, bu tabii ki arka taraftaki yolcunun veya ön taraftaki yolcunun eğer ki dışarı çıkmasını engelleyecek bir biçimde gerçekleşiyorsa, bunun onun rızası dahilinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Burada temel amaç kişinin güvenliği” dedi.
“DAHA İYİ KOŞULLARDA ÇALIŞMAK İÇİN GEREKLİ”
2019’dan bu yana taksicilik yapan ve aracında 4 yıldır kabin olduğunu belirten Gülden Bilge ise, “Pandemi döneminde yanlış hatırlamıyorsam 2020 senesinde kabin taktırdım ve bu benim aracımda kullandığım dördüncü kabinim. Deforme oldu, kırıldı, yıprandı yine de tekrardan aynısını yaptırdım. Biz bunu pandemi döneminde kullanmaya başladığımızda ilk önce sağlığımız için kullanmaya başladık. Hem kendi sağlığımız hem de hizmet verdiğimiz yolcularımız için. Fakat sağlığımızdan ziyade güvenliğimiz çok daha önemli, ruh sağlığımız içinde öyle, rahat yolculuk yapabilmek için güvenli yolculuk yapabilmek için. Daha iyi koşullarda çalışabilmek için daha gerekli olduğunu düşünüyorum. Hepimizin güvenliği için ilk önce olması gerektiğinin düşünüyorum. Şimdi en başta şöyle söyleyeyim, vurma, kırma gibi olaylarda tabi ki caydırıcılığı olur; ama silahlı bir gaspa uğrarsak eğer bunun caydırıcılığı olmaz. Hayati tehlikemiz de devam eder. O yüzden şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim. Arka kapıları yolcuyu aldıktan sonra kilitlemiyorum. Yolcu ile eğer İstanbul’un güvensiz bir bölgesinde çalışıyorsam kilitliyorum. ya da kendim tek başımayken arabamda yolcu yokken İstanbul’da o tekinsiz sokaklardan geçme durumunda kaldığımızda kapılarımı kilitleyip yolculuğuma öyle devam ediyorum. Birçok arkadaş araçlarından söküp attı kullanmak istemediler ama gördüğünüz gibi şu anda bir talep söz konusu kendilerinden de. Bir an önce bunun yasallaşması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“KABİNLİ ARAÇLARIN PİYASAYA SÜRÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Taksici Ömer Kaçmaz, “Son dönemlerde gerçekten taksici camiasına karşı yapılan haksız eylemler var. Bu konuda senelerdir uğraşılan bir kabin mevzusu var. Maalesef ne hükümetimiz tarafından, ne belediye tarafından ele alınıp bir türlü bu konuda ön adım atılmadı. Bir an önce bir adım atılıp güvenliğimiz açısından bu kabinli araçların piyasaya sürülmesini istiyoruz. Bu bizim can güvenliğimiz açısından çok önemli. Şu anda o takılan kabinlerin ne kadar güvenli olduğu belli değil. Çünkü pandemi zamanında bakalit olarak yapıldı. Bir darbeye bir silaha karşı koruyacak şekilde değil. Bunun artık yapılmasını istiyoruz. Şu anda kullandığımız araçlara kabin koyduğumuz zaman ben 1.85 boyundayım bu arabayı kullanma şansım kalmıyor araçlarımız küçük. Büyük arabalarda, 8+1 sarı siyah araçlarda bu kabinleri rahat bir şekilde uygulayabiliyorlar. Ona uygun şekilde kabin yapılmasını istiyoruz. Bütün arkadaşlarımız istiyor; b ir an önce onaylanırsa çok seviniriz” ifadelerini kullandı.
“MÜŞTERİ ALIRKEN KORKMAYA BAŞLADIK”
Taksici Cemal Sağlam, “Bu yapılan kötü bir olay. Televizyonlardan izledik. Biz ekmeğimizin peşindeyiz. Kimseye zararımız yok, kınıyorum. Can güvenliğimiz yok. Kimlerle karşılaşacağımız bilmiyoruz. Kabin olsun diyoruz, yapılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu. Taksici Tayfun Ulaman ise, “Yaşanan en son olay bizi derinden üzdü. Ben de 25 yıllık taksiciyim. Biz taksiciler olarak artık müşteri alırken korkmaya başladık. Hatta arkaya sağımıza binen arkadaşlardan çekiniyoruz. Bakanlığımız gerekeni yapacaktır. Kabin yapılmasını bekliyoruz. Geç de kalındığını düşünüyorum. Daha önce gündeme gelmişti. En son olaylar da tuzu biberi oldu. Yapılsa daha iyi olur. Biz de krokisini çizdik. Nasıl olur diye kendi aramızda konuştuk. Çelik kabin olarak daha güvenli olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
]]>Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı paylaşımda TBMM’de onaylanan kararın İsveç’i NATO’ya bir adım daha yaklaştırdığını belirterek, “İsveç’in katılımı Avrupa’nın güvenliğini güçlendirecek ve AB-NATO işbirliğini artıracaktır. Bundan sonraki adımları sabırsızlıkla bekliyorum.” ifadelerine yer verdi.
Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib ise X paylaşımında, ülkesinin TBMM’nin kararını memnuniyetle karşıladığını bildirerek, İsveç’in İttifak’a katılımı yolunda önemli bir adım atıldığını vurguladı.
Avrupa’nın güvenliğinin kolektif bir çaba olduğunu kaydeden Lahbib, “İsveç’in NATO’ya katılmasıyla Avrupa daha güvenli ve ittifakımız daha güçlü hale gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lökke Rasmussen de X’teki paylaşımında TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasından “büyük memnuniyet” duyduğunu belirterek, “İsveç’in NATO’da yer alması ittifakı ve İskandinav bölgesinin güvenliğini güçlendirecektir. Süreç henüz tamamlanmadı ancak İsveç’in üyeliğini çok yakında kutlamayı bekliyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Estonya Başbakanı Kaja Kallas ise sosyal medya paylaşımında, söz konusu kararın İsveç’in 32. NATO müttefiki olması açısından önemli olduğunun altını çizerken, Cumhurbaşkanı Alar Karis de “ABD/Transatlantik güvenliğini artırmaya ve Baltık Denizi’ni bir NATO denizi haline getirmeye önemli ölçüde yaklaştık. Şimdi tüm gözler Macaristan’da ve herkes İsveç’in bir an önce katılmasını bekliyor.” yorumunu yaptı.
Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, paylaşımında “Vilnius’taki NATO zirvesinde varılan anlaşmaların aşamalı olarak uygulamaya konulduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. İsveç’in NATO üyeliği daha güvenli bir Baltık Denizi bölgesi ve daha güçlü bir ittifak için önemli bir adım olacaktır.” sözlerine yer verdi.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ise sosyal medya hesabından TBMM kararından mutluluk duyduğunu paylaşarak, “İsveç’in üyeliği Baltık Denizi bölgesinde güvenliği artıracak ve tüm ittifakı daha güçlü hale getirecektir. İsveç’in üyeliğiyle Finlandiya’nın üyeliği de tamamlanmış olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Eski Finlandiya Başbakanı ve Cumhurbaşkanı adayı Alexander Stubb ise ” Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onayladığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Macaristan’ın onayının ardından ittifakımız her zamankinden daha güçlü olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics de X hesabından “TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasıyla Ankara’dan uzun zamandır beklenen harika bir haber geldi. Bu, tüm ittifakı ve bölgesel güvenliği güçlendirecektir. Umarım Macaristan da yakında aynı şeyi yapar ve nihayet NATO’nun 32. üyesine sahip oluruz.” paylaşımı yaptı.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise X paylaşımında İsveç’in katılımıyla NATO’da oluşacak İskandinav bölgesinin ortak güvenliği güçlendireceğine vurgu yaptı.
NATO’dan Macaristan’a çağrı
NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Michal Szczerba, X mesajında, destekleri dolayısıyla NATO Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonuna teşekkürlerini ileterek, “Macaristan Ulusal Meclisindeki meslektaşlarıma katılım sürecinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasına yardımcı olmaları çağrımı yineliyorum.” ifadelerine yer verdi.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise yazılı açıklamasında TBMM’nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, onay sürecini en kısa sürede tamamlayacağı konusunda Macaristan’a güvendiğini ifade etti.
Stoltenberg, “Tüm NATO müttefikleri Vilnius’ta yapılan zirvede İsveç’i ittifakımıza katılmaya davet etme konusunda mutabık kaldı ve İsveç taahhütlerini yerine getirdi. İsveç’in üyeliği NATO’yu daha güçlü ve hepimizi daha güvenli kılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>İran: “Pakistan’ın saldırısında 3 kadın, 4 çocuk hayatını kaybetti”
TAHRAN – Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Sistan-Belucistan bölgesindeki “terör hedeflerine” saldırı gerçekleştirildiği duyurdu. İran tarafı ise saldırıda 3 kadın, 4 çocuk olmak üzere 7 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
İran-Pakistan arasındaki gerilim tırmanıyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan ordusunun sabah saatlerinde İran’ın Sistan Belucistan eyaletindeki “teröristlerin saklandıkları noktalara” hassas saldırı gerçekleştirildiği duyuruldu. Saldırıda çok sayıda “teröristin” öldürüldüğü belirtildi. Pakistan’ın son birkaç yıldır İran’la görüşmelerinde Pakistan kökenli teröristlerin İran’daki kontrolsüz alanlarda sahip oldukları güvenli sığınaklar ve barınaklarla hakkındaki ciddi endişelerini sürekli olarak paylaştığı vurgulandı. Pakistan’ın ayrıca söz konusu teröristlerin varlığına ve faaliyetlerine dair somut kanıtlar içeren çok sayıda dosyayı da İran’da paylaştığı ifade edildi. Ancak ciddi endişelere rağmen harekete geçilmemesi nedeniyle söz konusu teröristlerin masum Pakistanlıların kanını dökmeye devam ettiği belirtilen açıklamada, “Bu sabahki operasyon, geniş çaplı terör faaliyetlerinin yaklaştığı yönünde alınan güvenilir istihbarat doğrultusunda gerçekleştirildi” ifadeleri kullanıldı. İran’daki hedeflere yönelik operasyonun Pakistan’ın ulusal güvenliğini tüm tehditlere karşı koruma ve savunma konusundaki kararlılığının bir tezahürü olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Oldukça karmaşık olan bu operasyonun başarıyla yürütülmesi aynı zamanda Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin profesyonelliğinin de bir kanıtıdır. Pakistan, halkının kutsal ve dokunulmaz olan emniyet ve güvenliğini korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edecektir. Pakistan, İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tamamen saygı duymaktadır. Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır” denildi.
“İran kardeş bir ülkedir”
Uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak Pakistan’ın üye devletlerin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilke ve amaçlarını desteklediği belirtilerek, “Bu ilkelerin rehberliğinde ve uluslararası hukuk kapsamındaki meşru haklarını kullanarak Pakistan, hiçbir bahane veya şartlarda egemenliğine ve toprak bütünlüğüne meydan okunmasına asla izin vermeyecektir. İran kardeş bir ülkedir ve Pakistan halkının İran halkına büyük saygısı ve sevgisi vardır. Terör tehlikesi de dahil olmak üzere ortak zorluklarla mücadelede her zaman diyalog ve iş birliğini vurguladık ve ortak çözümler bulmak için çaba göstermeye devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.
İran: “Saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti”
İran Sistan ve Belucistan Eyalet Valiliğinin Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Ali Rıza Marhamati ise yaptığı açıklamada, Pakistan ordusunun İran sınırları içerisinde yer alan noktaları hedef aldığını, saldırının yerel saatle 04.30’da gerçekleştiğini duyurdu. Marhamati, Pakistan ordusunun Saravan bölgesinde bulunan bazı noktalara saldırı düzenlediğini belirterek 3’ü kadın, 4’ü çocuk toplam 7 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.
İran, Pakistan’ı vurmuştu
İran, 16 Ocak’ta sınır bölgesinde güvenlik güçlerini hedef alan “Ceyşu’l Adl” isimli örgütün Pakistan’ın Belucistan eyaletine bağlı Panjgur bölgesindeki 2 üssüne füze ve İHA saldırısı düzenlemişti. Pakistan Dışişleri Bakanlığı, hava saldırısında 2 çocuğun hayatını kaybettiğini, 3 çocuğun da yaralandığını açıklamış, saldırının “egemenlik ihlali” olarak görüldüğünü vurgulayarak BM Güvenlik Konseyi’ne şikayette bulunulacağını duyurmuştu. Pakistan Dışişleri Bakanlığı daha sonra Tahran Büyükelçisi Muhammad Mudassir Tipu’yu geri çağırma kararı aldığını açıklamıştı.
]]>