Günün anlam ve önemine binaen “Kıymetli basın mensupları, toplantıya geçmeden önce demokrasimizin sarsılmaz kalesi ve bağımsızlığımızın simgesi olan Gazi Meclisimizin kuruluş yıl dönümü olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. Halkımızla birlikte demokrasiyle taçlanmış nice bağımsız ve özgür yarınlar diliyorum.” sözleriyle konuşmasına başlayan Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizde doğru tarımsal verimliliğin en önemli araçlarından biri iş gücü planlamasıdır. Tarımsal işgücü önemli ölçüde mevsimsel işçi hareketleri ile karşılanmaktadır. Her yıl bu günlerde başlayan işçi göçü yıl sonuna kadar sürmekte ve işçilerimiz il il gezerek hasat şenliklerine katılmaktadır. Önceki gün Manisa’nın Salihli ilçesine çalışmaya giden tarım işçilerinin bulunduğu Mustafa A. yönetimindeki 34 FF 6095 plakalı minibüs, Karaisalı ilçesi Gildirli Mahallesi’nde uçuruma yuvarlandıktan sonra alev aldı. Kaza neticesinde 4 vatandaşımız vefat etti, 17 kişi ise yaralandı. Öncelikle yaralılara acil şifalar diler, vefat eden vatandaşlarımıza ise Allah’tan rahmet kederli ailelerine baş sağlığı dilerim.”

Ekmen, acıların her yıl yaşandığına ve tekrarlandığına dikkat çekerek, “Her sene binlerce çoluk çocuk, kadın ve aile hayatını idame etmek için kendi memleketlerinden göç edip zor koşullarda çalışmak için başka memlekete gidiyor. Bu geçici iç göç ise beraberinde birçok olumsuz durumlara yol açıyor. Mevsimlik tarım işçilerinin çalışmak için göç ettiği yeni bir döneme girmek üzereyken yetkili mercilere bazı hatırlatma ve uyarılarda bulunmak istiyorum. Geçen sene temmuz ayında TBMM’de bu konuda bir basın açıklaması yapmış ve devamında da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda muhatap olan bakanlara sorunları dile getirmek için ayrı ayrı sorular yöneltmiştim.” dedi.

İLGİLİ BAKANLARA ÇAĞRI
Mehmet Emin Ekmen, “Gelinen nokta itibariyle bir değişiklik olmadığını üzülerek görüyor ve mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını tekrar hatırlatarak İçişleri Bakanı Sn. Ali YERLİKAYA, Tarım ve Orman Bakanı Sn. İbrahim YUMAKLI, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Vedat IŞIKHAN, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sn. Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ ve Milli Eğitim Bakanı Sn. Yusuf TEKİN’e sorunları çözmek adına çağrıda bulunmak istiyorum. Son olarak yaşanan sorunların üstesinden gelmek için hazırlanan METİP 2 projesinin yetkili kurumlarca hayata geçirilmesini talep ediyorum. Mevsimlik tarım işçileri göçü başladı lütfen tedbirlerinizi alın!” sözleriyle çağrıda bulundu.

Ekmen, Mevsimlik Tarım İşçilerinin sorunlarını tek tek sıraladı
AKP’de seçim sonrası ilk MKYK toplantısı yapıldı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği toplantının ardından Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklama yaptı. Çelik şunları kaydetti:
“Netanyahu ve ekibinin bir katliam siyaseti takip etmesiyle bölgedeki tansiyonun daha da yükseleceğini, hatta Netenyahu ve ekibinin bölgedeki tansiyonu yükseltmek üzere kasti hesaplı ve sistematik bir politika izlediğini ifade etmiştik. Daha da ötesi bir şekilde Netanyahu ve ekibi bir bölgesel savaş çıksın ve adeta bu savaşa da Amerika Birleşik Devletleri dahil olsun diye maalesef son derece riskli bir senaryonun peşinde koşmaktadır. Tabii bu konuda Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere herkesin sağduyulu olması gerekir.
“DENİZ PARKI EYLEMLERİNE TÜRKİYE’NİN MÜSAADE ETMEYECEĞİNİ BİR KERE DAHA İFADE EDİYORUZ”
Son zamanlarda Yunanistan ile aramızda bir normalleşme süreci yaşanıyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın Yunanistan’ı ziyaretinden sonra bu gayet iyi bir ivmeyle gidiyordu.
16-17 Nisan’da Yunanistan bir Okyanuslar Konferansı düzenliyor ve çevre faaliyeti adı altında Ege Denizi’nde ve İyon Denizi’nde iki bölgeyi Deniz Parkı olarak ilan etmeye dönük bir yaklaşım sergiliyor. Bunun kuşkusuz bütün bu süreci hem bu normalleşme sürecini sabote eden hem de bu çevre hassasiyetini tek taraflı bir irade ile Deniz Parkı ilan etme yoluyla aslında istismar eden bir durum olduğunu değerlendiriyoruz. Yunanistan’a bir kere daha diplomasi yolundan ayrılmaması gerektiğini, normalleşmeye zarar verecek herhangi bir adım atılmaması gerektiğini ve bu çerçevede de Deniz Parkı eylemlerine Türkiye’nin hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğini bir kere daha ifade ediyoruz.
Ekonomi programıyla ilgili, ekonomi programımızı yürüten Bakanımız Mehmet Bey ile ilgili olarak birtakım spekülasyonlar sık sık sosyal medyada dolaşıma sokuluyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi programıyla ilgili desteği tamdır. Bu konuda ekonomi yönetimimize güveniyoruz.”
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Çelik, kabinede değişiklik iddialarına ilişkin şunları kaydetti:
“Herhangi bir takvim konuşmadık. Tabii ki değişim sadece şu noktada değişim olacak, bu noktada değişim olacak gibisinden bir şey değil. Hem yaptığımız çalışmalarda şu aşamada aslında bir bakıma seçimin sayısal sonuçlarını, çeşitli illerdeki durumunu değerlendiriyoruz. Fakat siyasal sonuçlarını değerlendirme aşamasına da geldik. Yeterince data, yeterince çalışma yapıldı yetkili kurullarımızda. Bunlarla ilgili olarak hangi siyasetimizi, hangi tavrımızı, hangi siyasi söylemimizi ve hangi siyasi pratiğimizi vatandaşımız beğendiyse onu daha da güçlendireceğiz. Beğenilmeyen bir durum varsa onun değişimi için de çalışmaları sürdüreceğiz. Ama hepiniz ‘MYK, Bakanlar Kurulu ya da başka mekanizmalarda değişiklik olacak mı?’ diye soruyorsunuz. Kuşkusuz bu Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın takdirindedir. Kendisi bunu uygun görüyorsa, uygun gördüğü bir vakitte bu tasarrufu gerçekleştirecektir.”
“JET YAKITI İDDİALARI SPEKÜLATİFTİR”
Çelik, İsrail’e jet yakıtı ihraç edildiği iddialarına ilişkin ise “Kamuda herhangi bir şekilde İsrail’e destek olma anlamına gelebilecek ya da savaş desteği anlamına gelecek herhangi bir tasarrufta bulunulmamıştır. Özel sektörün yaptığı birtakım konular gündeme gelmişti, o konular da Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı 54 maddede ortaya koyulan kısıtlamalarla birlikte tamamen kontrol altına alınmıştır. Dolayısıyla, ‘İsrail savaş uçaklarına jet yakıtı buradan gidiyor’ ya da buna benzeri şeylerin hepsi spekülatiftir” ifadelerini kullandı.
]]>Gökhan Günaydın, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi. Günayın’ın soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:
“OECD’ye bağlı mali suçlarla mücadele etmek için ülkeleri gruplayan bir kurum olan Mali Eylem Görev Gücü (FATF)’nün 23 Şubat 2024’te gerçekleşen Genel Kurul toplantısında alınan kararı değerlendirdiğiniz konuşmanızda, ‘FATF ülkemizin, kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele sisteminin daha da güçlendirilmesi için oluşturulan Eylem Planı’nın tüm maddelerini tamamladığı kararına varmıştır. Böylece ülkemizin gri listeden çıkışı sürecinde son aşamaya gelinmiştir. Prosedür uyarınca FATF ekibi tarafından Türkiye’ye yapılacak ziyaret akabinde hazırlanacak değerlendirme raporu Haziran ayındaki Genel Kurul toplantısında ele alınacak ve bu toplantıda ülkemize yönelik gri liste kararının kaldırılması bekleniyor’ açıklamasını yaptınız. Bu açıklamayla Türkiye’nin ‘gri listeden çıkacağı’ müjdesini verirken bu listeye ne zaman ve hangi gerekçelerle girdiğimiz konusunda kamuoyunu bilgilendirmediniz.
“FAFT KARARLARININ BAĞLAYICILIĞININ EN ÖNEMLİ UNSURU ÜLKENİN İTİBARIDIR”
FATF kararlarının bağlayıcılığının en önemli unsuru ülkenin itibarıdır. FATF, 2019 yılında Türkiye’ye dair yaptığı değerlendirmede ‘terörizmle ve kitle imha silahlarının yaygınlaşmasıyla ilişkili varlıkların dondurulması’ tarafında iyileşmelerin yapılması gerektiğini vurgulamıştı. Türkiye’nin kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla ilgili kanunlarını ve düzenlemelerini güçlendirdiği; ancak kara para aklama soruşturmalarının sayısının çoğaltılması gerektiği belirtilmişti. Terörizmin finansmanı açısından ise Türkiye’deki yetkililerin sadece terör zanlılarının elindeki varlıkların tespit edilmesinde rol oynadığı aktarılmış, ne var ki bu varlıkların toplanması, mali hareketin önüne geçilmesi, fonların kullanılmasının engellenmesi açısından da önlem alınması gerektiği vurgulanmıştı.
Bakanlık, FATF tarafından hazırlanan raporun dikkate alınarak, 27 Aralık 2020 tarihinde ‘Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’u çıkardığını aktarmış; ‘bundan sonraki süreçte FATF ve ilgili tüm kurumlarla işbirliği içerisinde gerekli adımlar atılmaya devam edilecek ve ülkemizin hak etmediği bu listeden en kısa sürede çıkması sağlanacaktır’ ifadesini kullanmıştı.
Türkiye’de 2006’da kamuoyunda Karapara Kanunu olarak da bilinen 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çıktı. Ardından kanun kapsamı yönetmelikler ile 2008, 2011, 2012 yıllarında genişletildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2021 Temmuz ayında yayımladığı genelgede FATF tavsiyelerinin dikkate alınarak, ‘Türkiye’de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadelede ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi (2021-2025)’nin hazırlandığını duyurmuştu.
“IMF’YE GÖRE GRİ LİSTEYE ALINAN ÜLKELER YABANCI YATIRIM ÇEKMEKTE ZORLUK YAŞIYOR”
Bugün 3 yıldan daha fazla zaman geçmesine rağmen ülkemiz kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele konusunda hala FATF’ın izleme listesinde. IMF’in yaptığı 2021 yılı araştırmasına göre gri listeye alınan ülkeler, yabancı yatırım çekmekte zoruk yaşıyor. Araştırmanın yazarlarına göre gri liste, sıcak para olarak tabir edilen bir ülkeye giren portföy akışının azalmasına neden oluyor. Araştırmaya göre sıcak paradaki bu azalma bir ülkenin GSYH’sının yüzde 3’ü oranında gerçekleşiyor, benzer bir azalma doğrudan yabancı yatırım oranında da gerçekleşiyor.”
Günaydın, önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi:
“FATF tarafından Türkiye’nin ‘gri liste’ye alınmasından bugüne geçen süreçte kararın sermaye akımlarına etkisi ne olmuştur? Sıcak para akışını ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını azaltmış ya da engellemiş midir?
FATF, 23 Şubat 2024 Genel Kurul toplantısında ülkemizi ‘gri listeden’ çıkarma kararını almadığına göre hangi şartlar yerine getirilmemiştir ve aradan 3 yıldan daha fazla zaman geçmesine rağmen neden yerine getirilmemiştir? ya da yerine getirilen şartlar hangileridir?
FATF 23 Şubat 2024 toplantısı sonrasında Haziran 2024’te yapılacak Genel Kurul toplantısında Türkiye’nin gri listeden çıkarılacağına ilişkin beklentinizin dayanakları nelerdir?
Gri listeye alınmamızdan bu yana bakanlığınız ilgili diğer bakanlıklarla (İçişleri ve Adalet bakanlıkları) birlikte hangi önlemler için hangi somut çalışmaları yapmıştır?
Gelen fonların Türkiye üzerinden çıkışı ve vergi mevzuatı ile vergilendirme politikaları FATF’ın kriterlerine uygun ve etkin hale getirilmiş midir? Gelen fonların etkin denetimi yapılmakta mıdır?
Son dönemde Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle sıklıkla yapılan mali anlaşmalar ile Türkiye’nin FATF’nin gri listesinde olması ve sermaye akımları açısından ‘itibar kaybetmesi’ ile ilişkisi var mıdır? Bu ülkelerden gelen fonlar (para) ne ölçüde ve hangi amaçlarla kullanılmaktadır?
Son yıllarda yaşanan mülteci akını yasa dışı finansman risklerini artırmakta mıdır? Bu konuda etkili bir denetim yapılmakta mıdır?”
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Antalya’da düzenlenen mitinginde konuştu. Mitinge katılanlara “Şurada artık 30 günümüz var. Kadın Kolları, gençler, Cumhur İttifakı, 31 Mart’a hazır mıyız? Yeniden Antalya diyor muyuz?” diye seslenen Erdoğan, Antalya’nın turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle ve insanıyla ülkeye değer kattığını söyledi. Antalya’nın artık sadece turizmin ve tarımın değil, diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüştüğünü kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
“Hükümeti ya da belediyeleri yönetmek için sandıktan yetki alan siyasetçiler, seçim meydanlarında yaptıklarının muhasebesini yapar. Milletimiz bu süreçte gördüklerini, duyduklarını kendi iç dünyasında değerlendirir, verdiği kararı da sandıkta ilan eder. Antalya geçtiğimiz beş yılda büyükşehir ve ilçeleriyle belediyelerini yönetenlere notlarını veriyor. Önümüzde beş yıl için de aday olanları ölçüp, tartıyor. Antalya’ya hizmete talibiz.”
“OY ORANLARI ANTALYA İLE ARAMIZDAKİ MUHABBETİ YANSITMAKTAN UZAK”
Antalya halkının, geçen mayıs ayındaki seçimlerde kendilerine Cumhurbaşkanlığında yüzde 43, milletvekilliğinde yüzde 41 oy verdiğini kaydeden Erdoğan, “Tabii bu oy oranları Antalya ile aramızdaki muhabbeti yansıtmaktan uzaktır. Hep birlikte 31 Mart’ta sandıkları Cumhur İttifakı oylarıyla patlatarak bunu telafi edeceğimize inanıyorum. Sizlerden bunun sözünü almak istiyorum. Yerel yönetimi de bize teslim ettiğinizde ülkeyi uçurmaya devam edecek miyiz? Bu ülkeyi çöpten, çamurdan, çukurdan çıkarmayanlara bir daha teslim edemeyiz. Antalya’nın dünya şehri vasfını her alanda güçlendirme sözümüzü yerine getireceğiz.” dedi.
“NE YAPSALAR BOŞ, NE YAPSALAR BEYHUDE”
CHP Genel Başkanının parti teşkilatının yöneticilerine seçim dönemine özel öğütler verdiğini ifade eden Erdoğan, “Teşkilatlarına ‘dürüst davranın’ demiyor da ‘seçime kadar maskelerinizi takın ve sakın çıkarmayın’ diyor. Tabii ne yapsalar boş, ne yapsalar beyhude.” şeklinde konuştu.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Hangi maskeyi takarlarsa taksınlar milletimiz bunların ne olduğunu artık gayet iyi biliyor ama niyetlerini ve taktiklerini kendi ağızlarıyla ikrar etmelerinden açıkçası biz memnuniyet duyduk. Görüldüğü gibi sandıkta hesaba çekilecekleri günler yaklaştıkça bunların ayakları titremeye başladı. Hangi kılığa gireceklerini, hangi yalana sarılacaklarını, hangi istikamete koşacaklarını şaşırdılar. CHP’nin Genel Başkanı önce İstanbul’da, Mersin’de ve kimi başka yerlerde DEM ile DEM’lendi, ittifak yaptı. Bu iki parti kendi aralarında yaptıkları gizli kapaklı anlaşmalarla belediye başkan adaylıklarını, meclis üyeliklerini, belediye yönetimlerini paylaştılar. Sonra da CHP Genel Başkanı çıkıp utanmadan ‘Bizim DEM ile ittifakımız yok’ diye demeç veriyor. Yalan bunların ağzına yuva yapmış. Riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş. Herkesi kör, alemi sersem sanıyorlar. Milletin feraset şamarı yüzlerine defalarca indiği halde bu aymazlıklarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar nafile. Milletimiz sadece maskelerin arkasına sakladıkları gerçek yüzlerini değil onların ciğerlerini biliyor. Bukalemun gibi renkten renge girseler de bu millet onları gördüğü her yerde tanır ve layık olduğu cevabı verir.”
Millete hizmete devam ettiklerini, Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma eksiklerini telafi ettikleri gibi bugünkü sıkıntılarını da yine kendilerinin çözeceğini belirten Erdoğan, “Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, sanayisiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle dünyanın en üst sıralarına nasıl taşıdıysak Türkiye Yüzyılı ile zirveye de öyle çıkaracağız.” şeklinde konuştu.
“ZORLUKLARI GÖRMEZDEN GELMİYORUZ”
“Gerisinde 10 yıllık zorlu bir mücadelenin, bölgesel ve küresel krizin olduğu ekonomik sıkıntılarımızın çözümünde önemli mesafeler katettik.” diyen Erdoğan açıklanan büyüme rakamlarına değindi. Erdoğan, “Tesis ettiğimiz kesintisiz büyüme iklimi sayesinde istihdamda, üretimde, ihracatta, turizmde her yıl yeni rekorlar kırarak yolumuza devam ediyoruz. Tüm bunları söylerken çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere vatandaşlarımızın yaşadıkları zorlukları asla görmezden gelmiyoruz. Tam tersine bu sıkıntıların çözümünün üretiminin, büyümenin, yatırımdan, çalışmaktan, kazanmaktan geçtiğini biz söylüyoruz.” dedi.
“MİLLİ İRADE BAYRAMINI BERABER İLAN EDECEĞİZ”
Ramazan ayının yaklaştığına işaret eden Erdoğan, meydandakilere “Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramını beraberce ilan edeceğimize ben inanıyorum. Siz inanıyor musunuz? Cumhuriyetimizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlesinin yeni bir safhasını inşallah sizlerle birlikte ‘Yeniden Antalya’ diyerek başlatacağız. Gayretiniz ve desteğiniz için Rabb’im şimdiden sizlerden razı olsun.” diye konuştu.
]]>CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye, “Bakanlığınız tarafından ülkemizde hangi su havzalarında ‘Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılmıştır? Eğer yapıldıysa Ekolojik Risk Değerlendirme raporları nerede yayınlanmıştır? Erzincan İliç’teki altın madeni faciası sonrasında yer üstü ve yer altı suları ile toprak ve çökeltilerdeki kirliliği izlemek için bölgede hangi tarihlerde, hangi noktalardan hangi analizler yapılmıştır? Analiz hangi laboratuvarlarda yapılmış, analiz raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınızın siyanürle altın çıkartılan madencilik faaliyetlerinin çalışan sağlığına, halk sağlığına, çevreye ve ekolojik sisteme etkilerini izlemek için yürürlüğe koymaya karar vermiş olduğu herhangi bir eylem planı var mıdır” diye sordu.
CHP Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Profesörü Dr. Kayıhan Pala, Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan toprak kaymasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’a soru önergesi verdi. Kaya, akarsu sistemlerindeki kimyasalların ekolojik risk değerlendirmesinin çevrenin korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu belirttiği önergesinde Bakan Özhaseki’ye şu soruları yöneltti:
“BAKANLIĞINIZ TARAFINDAN ÜLKEMİZDE HANGİ SU HAVZALARINDA ‘EKOLOJİK RİSK DEĞERLENDİRMESİ’ YAPILMIŞTIR”
“Bakanlığınız tarafından ülkemizde hangi su havzalarında ‘Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılmıştır? Eğer yapıldıysa Ekolojik Risk Değerlendirme raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınız tarafından ‘Olasılıksal Ekolojik Risk Değerlendirmesi’ yapılan herhangi bir su havzası ve/veya akarsu sistemi var mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Maruziyet Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Etki Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır? Ülkemizdeki su havzaları için herhangi bir ‘Risk Değerlendirmesi’ yapılmış mıdır’Bakanlığınız tarafından su havzaları ve akarsulara ilişkin, kirlenme olasılığı bulunan su sistemi üzerinde yaşayan türlerin potansiyel olarak etkilenen kısım açısından riskini değerlendirmek amacıyla hem maruz kalma hem de etki bilgilerini analiz etmek ve entegre etmek için kullanılan herhangi bir karar destek sistemi var mıdır?
“ÜLKEMİZDEKİ SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARTILAN 20 MADENİN ETKİLEDİĞİ SU KAYNAKLARINDA ÇEVRESEL SİYANÜR KONSANTRASYONLARI ÖLÇÜLMEKTE MİDİR”
Ülkemizdeki mevcut siyanürle altın çıkartılan 20 madenin etkilediği su kaynaklarında çevresel siyanür konsantrasyonları ölçülmekte midir? Eğer ölçülüyorsa, söz konusu madenlerin faaliyete geçtiği tarihten itibaren siyanür konsantrasyonları ölçüm sonuçları aylara ve yıllara göre nedir? Söz konusu 20 altın madeninin çevresindeki yer üstü ve yer altı sularının, toprağın veya çökeltilerin kirliliğini izlemek amacıyla ve arzu edilen çevresel kalite hedeflerine ulaşmak için kullanılan herhangi bir ekotoksikolojik izleme/değerlendirme prosedürü var mıdır? Erzincan İliç’teki altın madeni faciası sonrasında yer üstü ve yer altı suları ile toprak ve çökeltilerdeki kirliliği izlemek için bölgede hangi tarihlerde, hangi noktalardan hangi analizler yapılmıştır? Analiz hangi laboratuvarlarda yapılmış, analiz raporları nerede yayınlanmıştır? Bakanlığınızın siyanürle altın çıkartılan madencilik faaliyetlerinin çalışan sağlığına, halk sağlığına, çevreye ve ekolojik sisteme etkilerini izlemek için yürürlüğe koymaya karar vermiş olduğu herhangi bir eylem planı var mıdır?”
]]>