Hastalar – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Fri, 05 Jul 2024 22:24:21 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kök hücre nakliyle lösemi hastası Zeynep Öztürk yeniden sağlığına kavuştu https://www.haber28.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/ https://www.haber28.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/#respond Fri, 05 Jul 2024 22:24:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23714 Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören akut lenfoblastik lösemi (ALL) hastası 21 yaşındaki Zeynep Öztürk, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezine (TÜRKÖK) kayıtlı gönüllü bir bağışçıdan nakledilen kök hücreyle yeniden yaşama tutundu.

Lösemi, lenfoma, kemik iliği yetmezliği gibi hastalıkları nedeniyle kök hücre nakli bekleyen hastalara en uygun bağışçının bulunabilmesi için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılay tarafından 2014’te hayata geçirilen TÜRKÖK, bugüne kadar binlerce hastanın şifa bulmasına olanak sağladı.

O hastalardan biri de Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeynep Öztürk oldu. Kök hücre nakli için uygun bağışçı aranan genç hastaya, beklediği güzel haber TÜRKÖK’ten geldi.

Bilgileri kayıtlı gönüllü bağışçıyla dokuları tam uyan ve başarılı şekilde kök hücre nakli gerçekleştirilen Zeynep, hastalığı nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı üniversite eğitimini tamamlayacağı günü iple çekiyor.

“TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu”

Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Zeynep, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığıyla birlikte kök hücre bağışının önemini de çok iyi anladığını vurguladı.

Hastalığını öğrendiğinde önce korku ve umutsuzluğa kapıldığını, sonrasında ise doktorlarının verdiği güvenle durumunu kabullendiğini dile getiren Zeynep, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben bu hastalıkla birlikte kök hücre naklinin ne kadar önemli olduğunu da gördüm. TÜRKÖK üzerinden uygun bir gönüllü kök hücre bağışçısının bulunması sayesinde eylül ayında nakil oldum. Şu an kendimi hastalığımın ilk günlerine göre çok daha iyi hissediyorum.

TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu. Bu kadar kısa sürede uygun bir donör bulunabileceğini beklemiyordum, umutsuzluğa düştüğüm bir süreçteydim. Hastanedeki doktorlarım bana güzel haberi verdiğinde çok mutlu oldum. Sağlığı el veren herkes, hastalar için gönüllü bağışçı olmalı.”

“İlk yapmak istediğim diplomamı almak”

Konya Selçuk Üniversitesi, Gıda Teknikerliği Bölümü son sınıf öğrencisi Zeynep, “Aslında diplomamı almak üzereydim fakat hastalığım nedeniyle eğitimimi tamamlayamadım. İlk yapmak istediğim de diplomamı alıp, geleceğime yön verebilmek. Son 1,5 yılım hastanede geçti, burada bütün doktorlar, hemşireler bizlerle çok yakından ilgilendi. Hepsine çok teşekkür ederim, bütün hastalara da kalıcı şifa dilerim.” diye konuştu.

“Kök hücre bağışı, hayati önem taşıyor”

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, Hematoloji Kliniği ve Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fevzi Altuntaş da Zeynep’in de mücadele ettiği ALL’de önce kemoterapilerin uygulandığını ve ilaç tedavisinin ardından hastalığın risk grubunun tanımlandığını anlattı.

Tekrarlama, komplikasyon gelişme riski yüksek olan ALL hastalarında bunu önlemek için kök hücre naklinin değerlendirildiğini belirten Altuntaş, nakil için öncelikle hastanın aile bireylerinde uygun vericinin araştırıldığını, bu bulunamadığında da TÜRKÖK üzerinden gönüllü bağışçıların tarandığını söyledi.

Prof. Dr. Altuntaş, “TÜRKÖK’te 1 milyonunun üzerinde gönüllü bağışçı bulunuyor. Hastamıza doku grubu uyan bir gönüllü bulunduğunda, TÜRKÖK’le irtibata geçerek nakil için gereken planlamalar başlatılıyor. Gönüllü kök hücre bağışı, nakil bekleyen hastalar açısından hayati önem taşıyor. 18-50 yaş arasındaki sağlıklı her birey, Türk Kızılaya başvurarak, verecekleri üç tüp kanla kök hücre bağışçısı olabilir.” bilgisini paylaştı.

Kök hücre naklinin ALL, lenfoma, kemik iliği kanseri, immün yetmezlik, Akdeniz anemisi gibi rahatsızlıklarda kullanıldığını aktaran Altuntaş, naklin yüksek risk gruplu hastaların tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ama “her derde deva” gibi de algılanmaması gerektiğini vurguladı.

Altuntaş, nakil olan hastalara da sonrasındaki tedavi ve kontrollerini asla aksatmamaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları uyarısında bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nden Engellilere ve Sporculara Özel Hidroterapi Hizmeti https://www.haber28.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-esrefpasa-hastanesinden-engellilere-ve-sporculara-ozel-hidroterapi-hizmeti/ https://www.haber28.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-esrefpasa-hastanesinden-engellilere-ve-sporculara-ozel-hidroterapi-hizmeti/#respond Fri, 17 May 2024 22:12:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18484 İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Buca Semt Polikliniği içerisinde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi kentteki önemli bir eksiği giderdi. Engelliler, yaşlılar ve sporcular için su altı tedavilerinin de yapıldığı iki hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu, masaj üniteleri ile hizmet veren Eşrefpaşa Hastanesi, hastalara tam taçhizatlı tedavi imkanı sağlıyor.

Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’nde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi ile önemli bir eksikliği gideren İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, şimdiden hastaların ilk tercihi oldu. Merkez; engelli, yaşlı ve sporcular için su altı tedavilerinin de yapıldığı iki adet hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu, masaj üniteleri ile tam teçhizatlı tedavi imkanı sunuyor.

Toplam 2 bin 500 metrekarelik alanda, 3 katlı binada hizmet veren poliklinikte fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetinin yanı sıra nöroloji, üroloji, enfeksiyon hastalıkları, göz hastalıkları, iç hastalıkları, röntgen, laboratuvar ve diş polikliniği hizmetleri de veriliyor.

ÜCRETSİZ SERVİSLER VAR

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon-Hidroterapi Birimi sorumlusu Dr. Ayşegül Özçoban, poliklinikte tedavi görmek isteyen hastalar için Eşrefpaşa Hastanesi ana merkez binasından ücretsiz özel servislerin olduğunu belirtti. Dr. Ayşegül Özçoban, yeni açılan klinikte daha fazla hasta kabul ettiklerini söyleyerek “Bağlı bulunduğumuz bu klinik, Buca Sosyal Yaşam Kampüsü içinde daha geniş, daha rahat ve daha kullanışlı olan bir alana taşındı. Burada klasik bel fıtığı, diz ağrısı, boyun fıtığı yanında ayakta tedavi görebilecek hastaların hidroterapi uygulamalarını da yapıyoruz. Fizik tedavi teknikerlerimiz fizyoterapistlerimiz ile birlikte hem Eşrefpaşa Hastanesi merkez binamızda hem de burada hizmet veriyor. İzmir’de özelde bile bu imkanlara sahip hastane sayısı az. Bizim hidroterapi birimimiz ücretsiz olarak halkımıza hizmet verecek şekilde düzenlendi. Bazı hastaları, uygun olan, yarar göreceğini düşündüğümüz ve sağlık açısından da havuza girmesinde bir sakınca görmediğimiz hastaları yararlanması için yönlendiriyoruz. Birçok insan Eşrefpaşa Hastanesi ile ailevi bir bağ kurdu. Hizmetlerimizin katlanarak artmasından gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.

AMACIMIZ HASTALARIMIZIN MENTAL ANLAMDA DA YAŞAM KALİTELERİNİ ARTTIRMAK

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi içerisinde bulunan havuzda hastalara uygulamalı olarak tedavi yapan fizyoterapist Mehmet Mertkayış, “Buradaki uygulamamız suyun kaldırma kuvvetiyle birlikte eklemlere binen yükü azaltıp kas kuvvetini arttırmak. Aynı zamanda suyun ısı ve hidromasaj etkisi ile birlikte ağrıları azaltmak ve kasları doğrudan gevşetmek. Amacımız hastalarımızın sadece fiziki anlamda değil mental anlamda da yaşam kalitelerini arttırmak. Hastalarımızla yeri geldiğinde grup olarak yeri geldiğinde birebir çalışıyoruz” dedi.

DOKTORLARIMIZDAN ÇOK MEMNUNUM

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi alan Ömer Bircan ise hayata geçirilen bu uygulamanın kendisine çok iyi geldiğini belirterek, “Belimden ve boynumdan rahatsızdım. Sağ olsun fizik tedavi doktorumuz burayı tavsiye etti. Şu an faydasını görmeye başladım diyebilirim. Kaslarımın genişlediğini hissediyorum. Doktorlardan da çok memnunum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-esrefpasa-hastanesinden-engellilere-ve-sporculara-ozel-hidroterapi-hizmeti/feed/ 0
Diyarbakır’da hastalar Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-hastalar-kolin-pet-goruntuleme-yontemiyle-sifa-buluyor/ https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-hastalar-kolin-pet-goruntuleme-yontemiyle-sifa-buluyor/#respond Sun, 21 Apr 2024 07:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15182 Diyarbakır’da hastalar Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor

DİYARBAKIR – Hastalığının yeri tespit edilmeyip Diyarbakır ve bölge şehirlerinden Ankara ve İstanbul’a giden hastalar, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Doç. Dr. Mehmet Güven ile Doç. Dr. Halil Kömek’in geliştirdiği Kolin PET görüntüleme yöntemiyle şifa buluyor.

Hormon bozuklukları içerisinde sık görülen primer hiperparatiroidinin yeri artık Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kolin PET görüntüleme yöntemiyle tespit edilip tedavi ediliyor.

Hastalık hakkında bilgi veren Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güven, primer hiperparatiroidinin hormon bozuklukları içinde sık görüldüğü bir hastalık olduğunu söyledi.

Burada parathormon düzeyi yüksek çıktığını, buna bağlı olarak da kandaki kalsiyum düzeyinin yüksek çıktığını belirten Doç. Dr. Güven, “Kandaki kalsiyum düzeyi yüksek olduğu zaman böbrek taşı oluşabilir, böbrek fonksiyonları bozulabilir, kemiklerde erime olabilir. Yani vücutta birçok yerde hasara neden oluşabilir. Hatta kalsiyum yüksekliği kalpte ritim bozukluğuna kadar varan rahatsızlıklar da yapabilir. Biz bu hastalarımızı tahlillerle tespit ettikten sonra primer hiperparatiroidinin yerini tespit etmeye çalışıyoruz. Bunlar genelde boyun bölgesindeki tiroid bezinin altında ve üstünde sağlı sollu olmak üzere 4 adet bezden oluşmaktadır. Bu hastalıkta bu bezler aşırı çalıştığından dolayı adenom ya da hiperplazi dediğimiz hastalık durumuna gelmektedir” dedi.

“Diyarbakır’da ilk defa hastanemizde bu görüntüleme yöntemiyle hastalığını tespit ettiğimiz 3 hastamız oldu”

Artık hastaların Ankara ve İstanbul’a kadar gitmeyip adenomların yeri tespit edilerek gerekli tedavilerin yapıldığını ifade eden Güven, “Genelde hiperplazi gibi bu tür hastalıkların ultrasonla yeri saptanabilmektedir. Bazen ultrasonla birlikte paratiroid sintigrafisi dediğimiz görüntüleme yöntemleriyle yerini tespit edebilmekteyiz. Ama bazen de çaresiz kalıp hastalığın yerini bir türlü bulamıyoruz. Dünyada ve ülkemizde Kolin PET/CT dediğimiz yeni bir görüntüleme yöntemi çıktı. Bu görüntüleme yöntemi başta İstanbul ve Ankara’da çekilmektedir. Biz de Diyarbakır’da ilk defa hastanemizde bu görüntüleme yöntemiyle hastalığını tespit ettiğimiz 3 hastamız oldu. Şehrimiz ve hastanemiz için bu büyük bir gelişme. Artık hastalarımız Ankara ve İstanbul’a gitmesine gerek kalmadan hastanemizde hastalığı olanların adenomların yeri tespit edilip gerekli tedavileri yapmamız mümkün olmaya başladı. Bu bizim için de sevindirici bir gelişme oldu” diye konuştu.

Hastanede Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Halil Kömek ise, Kolin PET’in özellikle primer hiperparatiroidinde lokalizasyonunu saptayamadıkları vakalarda kullanılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Kömek, “İlk olarak prostat kanserlerinde kullanılan bir görüntüleme yöntemi olan Kolin PET, tesadüfi eseri boyunda tutulmasıyla ve o bölgede paratiroid çıkmasıyla kullanılmaya başlandı. Sensitif ve spesifik değerleri oldukça yüksek, özellikle diğer yöntemlerle bulunamayan lezyonlarda yüksek saptama oranlarına sahip. Bu yöntemle enjeksiyondan 5 dakikadan itibaren görüntü alınabiliyor. Kolin PET, PET BT görüntülemelerinde kullanılan bir yöntem. 5’inci dakika ile 60’ıncı dakikadan sonra görüntüler alınarak daha önceden lokalizasyonunu saptayamadığımız paratiroid adenomlarının lokalizasyon saptamışında kullanılan bir yöntem” ifadelerine yer verdi.

Kolin PET’in Türkiye’de çok nadir merkezlerde yapılan bir görüntüleme yöntemi olduğunu dile getiren Kömek, “Hastanemizde geçen hafta itibariyle 3 hastamızın görüntülemesini yaptık. Üçü de saptama aşamasında başarılı bir şekilde gerçekleşti. Bundan sonraki süreçte hastalarımız oldukça rutin uygulamamıza devam edeceğiz. Bölgemizde bu görüntülemenin olduğu başka merkez olmamakla beraber hastalarımızı en yakın Ankara’ya göndermek zorunda kalacaktık. Bu da onlar için zaman kaybı ve maliyetli olacaktı” ifadelerinde bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-hastalar-kolin-pet-goruntuleme-yontemiyle-sifa-buluyor/feed/ 0
Sakarya’da Evde Hemodiyaliz Hizmeti Başladı https://www.haber28.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/ https://www.haber28.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/#respond Mon, 04 Mar 2024 22:36:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8279 Sakarya’da evde hemodiyaliz hizmeti başladı

Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”

“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”

SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.

“Bu bizim için velinimet”

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.

“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”

‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.

“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”

Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/feed/ 0
Opr. Dr. Koparan: Her yürüme bozukluğu demans veya normal basınçlı hidrosefali değildir https://www.haber28.com.tr/opr-dr-koparan-her-yurume-bozuklugu-demans-veya-normal-basincli-hidrosefali-degildir/ https://www.haber28.com.tr/opr-dr-koparan-her-yurume-bozuklugu-demans-veya-normal-basincli-hidrosefali-degildir/#respond Sun, 11 Feb 2024 06:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4915 Opr. Dr. Koparan: “Her yürüme bozukluğu demans veya normal basınçlı hidrosefali değildir”

ELAZIĞ – Her yürüme bozukluğu ve idrar kaçırma olayının demans veya normal basınçlı hidrosefali (beyinde sıvı birikmesi) olmadığını belirten Op. Dr. Mehmet Koparan, “Bunların hepsinin içerisinde ayrıcı tanılarının çok net olarak yapılması gerekiyor. Tedavinin de ona göre planlanması gerekiyor” dedi.

Elazığ Medilines Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanı Op. Dr. Mehmet Koparan, demans, hidrosefali, alzheimer ve parkinson hakkında önemli bilgiler verdi.

Demansın nörolojiyi ilgilendiren bir olay olduğunu aktaran Op. Dr. Koparan, “Beyin cerrahisini ilgilendiren kısmı ise demans yapan nedenlerden bir tanesinin yüzde 20 bir oranda normal basınçlı hidrosefali tablosu ortaya çıkıyor. Vakanın serüvenine bakıldığı zaman yüzde 21.9’luk bir oran söz konusu. Beyne genel olarak bakıldığı zaman total vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 2’si, kan akımının yüzde 15’ini ve oksijenin ise yaklaşık olarak yüzde 20’sini kullanıyor. Kuru ağırlığı 1400 gram. Fakat beyin günde 3 kez olmak üzere her seansta 150 cc ve toplam yarım litre kadar su üretimi söz konusudur. Bu sular ventrikül dediğimiz yapıların içerisinde toplanıyor. 3 tane ventriküler yapıdan geçiyor. Beyin içerisinde dolaşan bu su sayesinde 1400 gram olan ağırlık yaklaşık 50 gramlara kadar düşüyor. Eğer bu suyun yapımında artma veya emiliminde bir azalma gibi durum olursa beyinde su toplanma başlanıyor. Bu tablo özellikle çocuklarda çok daha belirgin oluyor. Fakat yaşlanmaya birlikte beyinde küçülmelerle ventiküler yapılarda genişlemeler ortaya çıkıyor” dedi.

Çocuklarda su toplamasının yüksek basınca neden olurken erişkinlerde böyle bir durum gözükmediğini dile getiren Koparan, “Çünkü beyin yapı olarak daha küçülmüş olduğu için çok belirgin fark edilmiyor. Bu hastalara alzheimer, demans veya Parkinson tanısı konuluyor. Bu hastalar demans tedavisi altına alınıyor. Halbuki bu hastanın normal basınçlı hidrosefali olduğu anlaşılsa uygulanacak bir şant ile su, karın içerisine verilebilecek. Böylece hastalar normal yaşantılarına dönebilirler. Normal basınçlı hidrosefali hastalarında genellikle ilk bulgu yürüme bozukluğu ile ortaya çıkıyor. Daha sonra demans tablosu ortaya çıkıyor. Diğer alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklardan en önemli ayırıcı tanısı budur. Nörolojik olarak demansın önce çıkıp yürüme bozukluğu sonra çıkıyorsa biz bunlarda alzheimer ve Parkinson gurubu hastalıkları düşünürüz. Hastalığın ileri safhalarında idrar tutamama gibi şikayetler orta çıkıyor. Bunlar yaşlı hastalar olduğu için erkeklerde prostatla ve kadınlarda rahim sarkması gibi nedenlerle bağdaştırılıp ona yönelik işlemler yapılıyor. Halbuki bu hastalar normal basınçlı hidrosefalidir. Tedavi yaklaşımları da normal basınçlı hidrosefaliye göre yapılırsa tedaviden fayda görürler. Her yürüme bozukluğu, idrar kaçırma ve demans, normal basınçlı hidrosefali veya demans gurubu değildir. Bunların hepsinin içerisinde ayrıcı tanılarının çok net olarak yapılması gerekiyor. Tedavinin de ona göre planlanması gerekiyor” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/opr-dr-koparan-her-yurume-bozuklugu-demans-veya-normal-basincli-hidrosefali-degildir/feed/ 0