Kaza, 4 Kasım 2023 tarihinde akşam saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yeni İstanbul Caddesi Sancak Tramvay Durağı önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, inşaatta işçi olarak çalışan Sefa S. (19) idaresindeki 42 DU 949 plakalı otomobil, Yeni İstanbul Caddesi üzerinde sol şeritte seyir halindeyken yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarptı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde, Fadime Aslan (52), kızı Sultan Aslan (33), torunları Fadime Aslan (7), Elif Aslan (14) ve Fadime Azra Atalay’ın (9) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan Emine Atalay (32), çocukları Hasan A. (11), Ali Cemal A. (8), Fadime A. ve araçta yolcu olarak bulunan C.N.Ö. (6) olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazada yaralanan ve durumu ağır olan Emine Atalay, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Gözaltına alınan 19 yaşındaki sürücüye yapılan kan testinde alkol ve uyuşturucu tespit edilmedi. Emniyetteki ilk ifadesinde Sefa S.’nin “Cadde üzerinde seyir halindeyken bir anda kalabalık bir yaya grup karşıma çıktı. Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene de bastım kurtarmaya çalıştım ancak duramadım ve çarptım. Alkol testi yaptılar testim olumsuz çıktı. Olay günü 1 buçuk litre protein tozu içtim, bir önceki gece de 1 litrelik enerji içeceği içmiştim. Daha önce hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Kaç kilometre hızla gittiğimi de hatırlamıyorum o an” diye kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.
Kazaya dair iddianame hazırlandı
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazayla ilgili tahkikat tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede bulunan raporda, sürücü Sefa S.’nin caddenin 82 kilometre olan hız limitinin üstünde seyrettiği tespit edildiği belirtilerek, “Kazanın meydana geldiği anda gece olması sebebiyle seyreden araçların farlarını yakarak seyretmeleri gerektiğinden ve farların etkisiyle görüş açısının yeterli olması açısından araç sürücülerinin gün durumunu da göz önüne alarak gerektiğinde seyretmiş oldukları yol için belirlenen hızın daha da altında seyrederek gün ve trafik durumuna uygun hızla seyretmesi gerekirken, dosyada bulunan tanık ifadelerinde ve kolluk görevlileri tarafından yapılan fren ölçümünde araç sürücüsünün seyretmiş olduğu yol için belirlenen hız limitinin üzerinde seyrederek kazanın oluşumuna engel olamamış ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir” denildi. Raporda hem yayaların hem de sürücü Sefa S.’nin kusurlu olduğu belirtildi.
Sürücü Sefa S. hakkında ‘Taksirle yaralanmaya ve öldürmeye neden olma’ suçlamasıyla, 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Sürücü Sefa S., Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Sefa S. savunmasında, “Akşam saat 18.00 sıralarıydı. Evden çıktım arkadaşımı evine bırakmak için şehir merkezi istikametinde seyir halinde olduğum sırada yol karanlıktı, sokak lambaları yanmıyordu. Bir grup bir anda karşıma çıktı. Kurtarmaya çalıştım ancak kurtaramadım, kaza meydana geldi. Pişmanım” dedi.
Kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ise kazaya karışan sürücüden şikayetçi olduklarını söyledi.
Kaza sırasında sürücünün aracında bulunan arkadaşı ve mahkemede tanık olarak dinlenen Ceylin Naz Ö. de, “Sefa ile beni evime bırakmak için beraber araçla yola çıktık. Yol çok karanlıktı orta şeritteydik, bir anda kaza oldu. Aracın o anlık hızını bilmiyorum” şeklinde konuştu.
“Karşı taraf bana hakkını helal etsin pişmanım”
Kaza sırasında yolda aracıyla seyir halinde olan ve tanık olarak dinlenen Ayhan A. ise “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada kazaya karışan araç benim sağımdan beni geçti ve o sırada bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesi ile kaza meydana geldi. Eğer Sefa S. kaza yapmasaydı büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Yayaları görmedim, kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının ‘son sözün var mı’ sorusuna sürücü Sefa S., “Karşı taraf bana hakkını helal etsin, pişmanım” şeklinde cevap verdi. Mahkeme heyeti daha sonra tarafların savunmalarının ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. – KONYA
]]>Türk tüketicisi için özel olarak geliştirilen “Advance” donanım seviyesi, mevcut Progressive (standart ve uzun) versiyonlara en optimum özellikliyle eşlik edecek. Hyundai Assan, bu yeni donanım seviyesiyle beraber Türk tüketicisinin elektrikli otomobillerden en üst seviyede faydalanmalarını ve aynı zamanda geleceğin teknolojilerini en uygun fiyatla deneyimlemelerini hedefliyor.

Hyundai IONIQ 5 Advance, segmentinde fark yaratacak!
C-SUV segmentinde yer alan IONIQ 5 Advance’ın öne çıkan özellikleri, günlük kullanımdaki tüm beklentileri karşılıyor. EV modellerin en önemli özelliklerinden biri olan ve bilhassa zorlu kış koşullarında da sürüş menzilini arttıran ısı pompası, diğer tüm Hyundai modellerinde olduğu gibi IONIQ 5’in Advance versiyonunda da standart olarak sunuluyor.

IONIQ 5 Advance’in donanım listesi ise bir hayli fazla. Piksel tasarımlı LED ön farlarla dikkat çeken otomobil, aktif güvenlik özellikleriyle de hem yaya hem de yolcu korumada öne çıkıyor. Euro NCAP’ten 5 yıldız ve aynı zamanda satışa sunulduğu günden bu yana 200’ün üzerinde ödül alan IONIQ 5, dur kalk özellikli akıllı hız sabitleme kontrolü ve çarpışma önleme asistanı gibi donanımlara sahip.
Yeni Hyundai KONA Elektrik Türkiye’de! İşte fiyatı ve özellikleri
Bununla beraber; ön tarafta soğutma özelliğine sahip deri koltukların ısıtması da var. Müzik keyfini zirveye taşıyan BOSE Premium ses sistemi, 12,3 inç çift entegre bilgi ve multimedya ekranları, sanal gösterge paneli (Head-Up Display), kayar tip orta konsol ve gizli otomatik kapı kolları, otomobili günlük kullanımda oldukça konforlu bir yol arkadaşı haline getiriyor.
IONIQ 5 Advance, 58 kWh batarya, 125 kW (170 PS) gücündeki arkaya konumlu tek elektrik motoru ve arkadan itiş sistemi ile geliyor. Otomobildeki 58 kWh bataryanın %100 dolu olduğumda durumda menzili, birleşik kullanımda 384 km (WLTP). Buna karşılık araç, şehir içi kullanımda da 587 km menzile kadar rahatlıkla ulaşabiliyor.

IONIQ 5’in 0-100 km/s hızlanması ise Advance donanım seviyesinde 8,5 saniye. Aracın ulaşabildiği maksimum hız ise 185 km/s ile sınırlandırılmış. Buna ek olarak; üstün 800 voltluk batarya sistemine sahip olması sayesinde 350 kW ultra hızlı DC şarj cihazına bağlandığında yalnızca 18 dakikada yüzde 10’dan yüzde 80 düzeyine şarj edilebiliyor.
Yine WLTP normlarına göre, IONIQ 5 kullanıcılarının 100 km menzil kazanmak için aracı ultra hızlı şarj istasyonlarında yalnızca 5 dakika şarj etmeleri yeterli. Hyundai, IONIQ 5 Advance modelini 7 farklı dış ve iki farklı iç renk seçeneği ile sunuyor.
Türkiye’deki model atağına çeşitli modeller ve yeni versiyonlarla devam edecek olan Hyundai Assan, yüzde 10 ÖTV diliminde yer alan IONIQ 5 Advance’ın fiyatını da 1.785.000 TL olarak açıkladı.
Detaylı bilgi için buraya tıklayarak Hyundai IONIQ 5 resmi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
]]>İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Muratcan Türkyılmaz ile avukatı katıldı. Duruşmada, Fatma Sevim Baltacı’nın eşi müşteki Muharrem Baltacı’nın avukatı ile AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığının avukatları da hazır bulundu.
Mahkeme hakimi, dosyaya ulaşan bilirkişi raporunda, meydana gelen kazada Fatma Sevim Baltacı ile sanık Türkyılmaz’ın eşit derecede kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirtti.
Savunmasını yapan sanık Türkyılmaz, özel bir sağlık kuruluşuna ait ambulansta sağlık personeli olarak çalıştığını, olay günü de nöbetten çıkarak evine döndüğünü anlattı.
Kağıthane’den Beyoğlu’na doğru yaklaşık 55-60 kilometre hızla gittiğini kaydeden Türkyılmaz, virajı döndükten sonra karşısına beyaz bir şey çıktığını, frene bastığını ve direksiyonu sağa kırdığını söyledi.
Türkyılmaz, bunun üzerine aracının kaldırıma çıktığını, arka lastiğinin yarıldığını ve ön camın yüzüne patladığını aktardı.
Neye çarptığını anlamak için olay yerine koştuğunda yerde yaralı Fatma Sevim Baltacı’yı gördüğünü kaydeden Türkyılmaz, kendisinin kanamalarına tampon uyguladığını, bilincini ve nabzını kontrol ettiğini, olay yerinde bulunan kişilere de 112’yi aramalarını söylediğini anlattı.
Olayın ardından karakolda verdiği ifadesinde, polis memurlarının kendisine her iki tarafında kusuru olduğunu söylediğini kaydeden Türkyılmaz, “Kusurumun ne olduğunu sorduğumda hız limitini aştığım söylendi. Tekrar sorduğumda 60 ila 70 kilometre hızım olduğunu ölçtüklerini söylediler. Hatta 70’e yakın olduğunu sonradan eklediler. O şekilde söyledikleri için ben de ifademde öyle söyledim. Normalde hızım daha düşüktü.” diye konuştu.
AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı avukatları, davaya katılma talebinde bulundu.
Müşteki Muharrem Baltacı’nın avukatı Taha Sarıcaoğlu, sanığın aracıyla seyir halindeyken aşırı süratli olduğunu ve Baltacı’yı yaklaşık 10 metre havaya fırlattığını söyledi.
Sanığın söz konusu bölgeyi iyi bildiğini, bölgenin trafik ve yayalar açısından yoğun olduğunu öngörmesi gerektiğini dile getiren avukat Sarıcaoğlu, sürücünün mevcut hızıyla söz konusu viraja girmemesi gerektiğini belirtti.
Sarıcaoğlu, kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılmasını isteyerek, davaya katılma talebinde bulundu.
Kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılacak
Ara kararını açıklayan mahkeme, sabıkasız oluşu ve tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak, sanığın adli kontrol hükümleri kapsamında tahliyesine hükmetti.
Mahkeme, sanığa “yurt dışına çıkış yasağı” şartını içeren adli kontrol tedbiri uygulanmasını karar verdi.
Müşteki Muharrem Baltacı’nın davaya katılma talebini kabul eden mahkeme, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığının katılma talebini ise suçtan zarar görmediği gerekçesiyle reddetti.
Mahkeme, kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Fatma Sevim Baltacı’nın, 10 Şubat’ta Beyoğlu’nda yolun karşısına geçtiği sırada, sanık Muratcan Türkyılmaz’ın kullandığı aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiği belirtiliyor.
Olaya ilişkin kamera görüntülerine göre, maktul Baltacı’nın bulunduğu refüj kısmından yolun karşı tarafına gittiği anlatılan iddianamede, görüntünün devamında Baltacı’ya Türkyılmaz’ın aracıyla çarptığının görüldüğü kaydediliyor.
İddianamede, sanığın savunmasında, olay günü saat 22.00 sıralarında kullandığı araçla 60-70 kilometre hızla kendi şeridinde ilerlediği sırada bir anda karşısına çıkan Baltacı’ya çarptığını beyan ettiği ancak olayın ardından sanığın ifadesinin aksine daha hızlı olduğunun tespit edildiği aktarılıyor.
Trafik ekiplerince kazanın ardından yapılan incelemede sanığın, Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurma” kuralını ihlal ettiğinin belirlendiği anlatılan iddianamede, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendiriliyor.
İddianamede, sanık Muratcan Türkyılmaz’ın, “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
]]>İSTANBUL Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın liderliğinde bir araya gelen Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serkan Irmak, İTÜ’den Arş. Gör. Ceyhun Erman ve Çinli bilim insanlarından oluşan ekip, Kahramanmaraş merkezli 2 depremin fay hatlarında ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğunu ve normalde etkilenmesi gereken alandan 35 bin 100 kilometrekare daha fazla bir alanı etkilediğini ortaya çıkardı. Doç. Dr. Irmak, “Normal koşullarda depremlerdeki yırtılma hızı saniyede 3,2 kilometre ile temsil edilirken; bu depremlerde yırtılma hızının yer yer saniyede 5 kilometre civarına çıktığını görmekteyiz” dedi.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelip, ‘asrın felaketi’ olarak adlandırılan depremlere ilişkin çalışma yapan İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın liderliğindeki Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Serkan Irmak, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Arş. Gör. Ceyhun Erman ve Çinli bilim insanlarından oluşan ekip, meydana gelen 2 depremin fay hatlarında ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğunu ve normalde etkilenmesi gereken alandan 35 bin 100 kilometrekare daha fazla bir alanı etkilediğini ortaya çıkardı.
3 İLİN TOPLAM BÜYÜKLÜĞÜ İLE EŞDEĞER ALAN
Ekibin yaptığı simülasyonlarda; her 2 depremin de fay hatlarındaki kırılma hızının saniyede 5 kilometrenin üzerine çıkan ‘süper hızlı yırtılma’ya neden olduğu ve etkilenen alanın yüzde 23 oranında büyüdüğü belirlendi. Tespit edilen 35 bin 100 kilometrelik alanın büyüklüğü, yaklaşık olarak Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman illerinin toplam büyüklüğü ile eşdeğer bir mesafeye denk geldiği görüldü. Ayrıca ekibin çalışmalarında, 1893 yılında 7.1 büyüklüğünde deprem oluşturduğu bilinen ve Kahramanmaraş merkezli depremlerde kırılarak büyük hasara neden olan Erkenek fayının da kayıtlardaki 1893 depremini gerçekleştirmemiş olabileceği ortaya çıktı.
‘SON 125 YIL İÇERİSİNDEKİ KITASAL ÖLÇEKTEKİ EN BÜYÜK 2 DEPREM’
Çalışmalarla depremin yırtılma özelliklerinin simülasyonlarını çıkardıklarını belirten Doç. Dr. Serkan Irmak, “Kahramanmaraş depremlerinin oluşundan bugüne neredeyse 1 yıllık bir süre geçti. Acılarımız halen taze. Ancak bu 1 yıllık süre içerisinde bilim insanları olarak birçok dersler çıkarttık. Yaptığımız çalışmalarda birçok farklı ve ilginç sonuçlara ulaştık. Dolayısıyla bu çıkartmış olduğumuz sonuçlardan mutlaka dersler almamız lazım. Bu 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ile ilgili yapmış olduğumuz son çalışma, dünyanın en saygın dergilerinden birisi olan Science dergisinde yayınlandı. Bu çalışmadaki ilginç özelliklerden bahsetmek gerekirse, bu son 125 yıl içerisinde meydana gelen kıtasal ölçekteki en büyük 2 depremden bahsediyoruz. Depremin yırtılma özellikleri çok ilginç. Normal koşullarda depremlerdeki yırtılma hızı saniyede 3,2 kilometre ile temsil edilirken; bu depremlerde yırtılma hızının yer yer saniyede 5 kilometre civarına çıktığını görmekteyiz. Tabii bu hız değişimi oluşan kuvvetli yer hareketi parametrelerini ve etki alanını da arttırmakta. Örneğin, bu yırtılma hızının değişimi olması gerekenden 35 bin 100 kilometrekarelik bir alanın daha fazla etkilenmesine yol açtı” dedi.
‘SÜPER HIZLI YIRTILMA OLMASAYDI; YÜZDE 23 DAHA AZ ALAN ETKİLENECEKTİ’
Kahramanmaraş depremlerinde 2 farklı yırtılma hızı tespit ettiklerini belirten Doç. Dr. Irmak, “Depremin yırtılma özelliklerinde 2 farklı yırtılma hızından bahsettik. Bunlardan birisi normal, geleneksel depremlerin çoğunda görmüş olduğumuz, ‘normal hızlı yırtılma’ dediğimiz saniyede ortalama 3 kilometre ve bunun altındaki yırtılma hızlarıdır. Bir de büyük hızlar var. ‘Süper hızlı yırtılma’ adını verdiğimiz, yırtılma hızının saniyede 4 kilometreden daha büyük veya saniyede 5 kilometre civarında ölçüldüğü hızlar var. Her 2 yırtılma hızının oluşan kuvvetleri ile hareket simülasyonunu yaptık. Elimizde bu depremlerden elde ettiğimiz gerçek kuvvetli yer hareketi kayıtları var. Bu kayıtlar ile ‘normal hızda yırtılma olsaydı?’ veya ‘süper hızlı yırtılma olmasaydı; nasıl bir kuvvetli yer hareketi parametreleri elde edecektik?’ sorularının cevabını aradık. Bunların modellemesini yaptığımızda şu sonuca vardık; süper hızlı yırtılma olan bölge veya depremin süper hızlı yırtılmaya sebep olması, etkilenen alanın her 2 deprem için hem birinci deprem hem ikinci deprem için toplamda etkilenen alanın yüzde 23 daha fazla olduğunu bize gösteriyor. Bu da yaklaşık 35 bin 100 kilometrekarelik bir alana karşılık geliyor. Eğer bu depremde bir ‘süper hızlı yırtılma’ görmeseydik 35 bin 100 kilometrekarelik bir alan toplam alandan düşülecekti, daha az etkilenecekti” diye konuştu.
‘ERKENEK FAYI 1893’TE KIRILMAMIŞ OLABİLİR’
“Bunun yanı sıra 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde, birinci depremde özellikle kırılan 2 tane fay segmenti var” diyen Doç. Dr. Irmak, şöyle devam etti:
“Bunlardan bir tanesi, Malatya’ya doğru olan Erkenek fay segmenti. Bu segmentin 1893 yılında 7.1 büyüklüğündeki bir depremle kırıldığı kayıtlarda bulunmakta. Fakat yapmış olduğumuz gerilme modellemelerinde, bu denli bir kırılmanın olabilmesi için Erkenek fayının kırılmamış olabileceği sonucuna vardık. Bu da tabii önemli. Çünkü sismik tehlike çalışmalarında faylardaki kırılmalar, depremlerin oluş zamanları, depremlerin tekrarlama periyotları gibi parametreler de kullanılmakta. Bu açıdan bu bulunan sonuçlar oldukça değerli. Bundan sonraki süreçte yapılması gereken, bu üst düzey dergilerde yayınlanan makalelerdeki sonuçların il afet risk azaltma planlarına ve sismik tehlike çalışmalarına mutlaka entegre edilmesi. Bunların belki de yeni baştan düzenlenmesi ve yeniden sismik tehlike çalışmalarına başlanması olarak söylenebilir. Erkenek fayının 1893 yılında 7.1 büyüklüğünde bir depremle kırıldığı kayıtlarda var ama gerilme modellemesine baktığımız zaman; bu kadar büyük bir kırılmanın olabilmesi için o depremin olmamış olabileceği görünüyor. Dolayısıyla 1893’te Erkenek fayının, Erkenek segmentinin kırılmadığı veya kırılmamış olabileceği sonucu önemli. Sizin aslında kırılmış olduğunu düşündüğümüz bir segment kırılmadıysa; orada hala birikmiş bir enerji vardır. O segmentin büyüklüğü ve uzunluğu da önemli. Fakat o segment potansiyel bir deprem tehlikesi içermektedir. Siz aslında tehlikenin çok az olduğunu düşündüğünüz bir yerde aslında tehlike sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazla olabilir.”
]]>