Genellikle gergin bir havada geçen iki ezeli rakibin maçında polisin görev yapmayacak olması nedeniyle, Rotterdam Belediyesi, polis ve savcılık, “Oyuncuların ve taraftarların güvenliğinin yeterince garanti edilemeyeceği” gerekçesiyle erteleme kararı aldı.
Hollanda’daki polis sendikaları, erken emeklilik ve daha iyi sosyal haklar için bir süredir eylem yapıyor.
Polis memurları, bu eylemler nedeniyle sosyal olaylar ve stadyumlarda yer almıyor.
Hollanda polisi, tehlikeli bir görev yaptıkları gerekçesiyle kadınlarda 65, erkeklerde 67 olan emeklilik yaşının daha erkene çekilmesini istiyor.
Emeklilik yaşını yükselten düzenleme öncesinde polis ve diğer riskli mesleklerde 3 yıl erken emeklilik hakkı bulunuyordu.
Polisler, yeniden erken emeklilik talebi için Mayıs ayından bu yana, daha az para cezası kesilmesi, karakolların halka kapatılması ve sirenlerle gürültü gibi eylemler yapıyor.
Polis sendikaları, futbol maçlarını da seslerini duyurmak için bir fırsat olarak görüyor.
Bu nedenle yeni sezondaki Eredivisie maçlarında Hollanda’daki stadyumlarda polis görev almıyor.
Pazar günü Rotterdam’da oynanması planlanan karşılaşmaya deplasman takımı Ajax’ın taraftarlarının alınmayacağı açıklanmıştı.
Ancak belediye ve güvenlik makamları, deplasman taraftarları olmasa da, genellikle gergin bir havada geçen Feyenoord-Ajax maçının barışçıl bir ortamda oynanacağının garantisi olmadığını bildirdi.
Geçen yıl 24 Eylül’de Amsterdam’da oynanan Ajax-Feyenoord maçı, ev sahibi takım taraftarlarının çıkardığı olaylar nedeniyle yarıda kalmıştı.
Feyenoord’un 3-0 önde olduğu karşılaşma, sahaya atılan meşaleler ve çıkan arbede nedeniyle tatil edilmişti.
Çok sayıda taraftar ve polis memurunun yaralandığı olaylara göz yaşartıcı gazla müdahale eden polis, 15 kişiyi gözaltına almıştı.
Bu nedenle Rotterdam Belediyesi ile savcılık, Feyenoord-Ajax karşılaşmasını, “yüksek riskli maç” ilan ederek, ileri bir tarihe erteledi.
Feyenoord ve Ajax kulüpleri, erteleme kararı nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını bildirdi.
Feyenoord kulübünden yapılan açıklamada, futbolun, kendilerinin taraf olmadığı bir konuda yaptırım aracı olarak kullanılmasının üzüntü verici olduğu belirtildi.
Ajax kulübü de emeklilik tartışmasının faturasının futbola kesilmesinin üzücü olduğunu belirtti.
Hollanda Kraliyet Futbol Federasyonu (KNVB), karardan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Federasyon da futbolun, emeklilik talebine ilişkin bir araç olarak kullanılmasını eleştirdi.
Polis sendikaları ile hükümeti bir an önce anlaşmak için masaya oturmaya davet eden KNVB’ye göre, polisin eylemlerine devam etmesi, Hollanda liginin geleceğini olumsuz etkileyecek.
Federasyon, polisin eylemine devam etmesi halinde, güvenli stadyum konusunda verilen çabaların orantısız biçimde etkileneceğini vurguladı.
Sol muhalefet partileri, polis ve diğer yüksek riskli mesleklere yeniden erken emeklilik olanağı tanınmasını savunuyor.
Hükümet ise, bu konunun önemli olduğunu kabul ediyor ancak bütçeye getireceği yük nedeniyle çekimser davranıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hollanda’nın milli günü dolayısıyla Marmaris’te bir otelde Hollanda Marmaris Fahri Konsolosluğu ev sahipliğinde “Kral Günü” resepsiyonu düzenlendi. Programa Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ve eşi Carmen Van Toorenburg, ilçe protokolü, çok sayıda kamu kurum temsilcisi, turizmciler ve davetliler katıldı. İki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından bir konuşma yapan Büyükelçi Wijnands, Hollanda Kralı Willem Alexander’ın doğum gününü kutlamak için bir araya geldiklerini ve kraliyet ailesinin adının “turuncu” anlamına gelmesinden dolayı Hollanda’da bu rengin ulusal sembol olduğunu belirterek, hem Hollanda’nın hem de Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’nda karşılaşmasını ümit ettiğini, karşılaşma sırasında turuncu giyinmeyi sevdiklerini ifade etti. Wijnands, 100 yıl önce ülkesi ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşması imzalandığını hatırlatarak, “1612’den beri Türkiye ile temas halindeyiz. Diplomatik bağlarımız 400 yıldan daha eskiye dayanıyor ve yüzyıllar boyunca çok çok yakın ortaklar haline geldik. Türkler ve Hollandalılar yüzyıllardır ticaret yapıyoruz ve şu anda Hollanda 3 binden fazla şirketle temsil ediliyor. Hollanda olarak en büyük doğrudan yabancı ülke yatırımcısı olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Türkiye’nin Hollanda Başbakanının NATO Genel Sekreterliği görevine adaylığını destekleme kararının memnuniyet verici olduğunu belirten Büyükelçi Wijnands, “Bu destekten dolayı Türkiye’ye çok müteşekkiriz. Hollanda, Türkiye’yi bugünlerde tehlikede olduğumuz jeopolitik meselelerin çözümünde oynadığı büyük rol ve tabii ki NATO içindeki yakın işbirliği nedeniyle çok önemli bir ortak olarak görüyor. Hollandalılar ile Türkler arasında aile bağları var. Hollanda’da çok büyük, başarılı ve öne çıkan bir Türk topluluğumuz var. Hollanda’da yarım milyona yakın insan Türk kökenlidir. Bu, Almanya ve Fransa’dan sonra dünyanın üçüncü büyük Türk topluluğudur” diye konuştu.
Büyükelçi Wijnands, ülkesinin sembolünün turuncu rengi ve Hollanda’ya Osmanlı’dan getirilen laleler olduğunu belirterek, bu konuda müteşekkir olduğunu sözlerine ekledi. Marmaris Sanat Festivali’nde iki ülke arasındaki güçlü işbirliğinin devam edeceğini açıklayan Wijnands, Hollandalı sanatçı ve bestelerin festivalde yer alacağını ifade etti. Ülkeleri arasında çok yakın somut ve sıcak bağların olduğunu belirten Büyükelçi Wijnands, Hollanda’nın vize konusunda yardımcı olduğunu, sorunun siyasi değil salgın sonrasında yaşanan yoğunluktan kaynaklandığını da söyledi. Wijnands, “Hollanda-Türk Dostluk Ormanı’nın şekillenmesine yardımcı olan çifte vatandaşlarımıza harika çalışmaları için teşekkür ediyorum. Ormanı restore etmenin yanı sıra dostluğumuzu da geliştirmek için 10 bin ağaç bağışında bulunmuştuk. 10 bin ağaç bağışı daha yapıyoruz. 20 bin ağaç bağışı yapmaktan mutluyuz” dedi.
Wijnands, Türk iş adamlarının, Türk öğrencilerinin, Türk turistlerin Hollanda’ya gelmesini istedikleri gibi Hollandalı turistlerin de Türkiye’ye gelmesi için ellerinden geleni yaptıklarını sözlerine ekledi.
Hollanda’nın Marmaris Fahri Konsolosu Murat Azgun ise, yaptığı konuşmada Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra 1924 yılında imzalanan Hollanda-Türkiye Dostluk Anlaşması’nın 100. yılını kutladıklarına değinerek, “Geçen yıl deprem felaketi dolayısıyla kutlama yapmadık. Hollanda deprem bölgesinde arama kurtarma ve yardım konusunda aktif rol oynadı. 150 milyon euroluk yardım yaptı. Birçok sosyal faaliyet yürütüldü. Bu yıl da 100. yıl kutlamaları çerçevesinde konserler, sergiler ve kültürel etkinliklere destek olacağız” dedi.
Büyükelçi Wijnands, Valis Akbıyık’a 10 bin fidan dikimi için bağış çeki takdim ederek, Marmaris’in eskisinden daha yeşil olması dileklerini iletti. Vali Akbıyık, Hollanda’nın Milli Günü’nü kutlayarak, fidan desteğinden dolayı Wijnands’a teşekkür etti. – MUĞLA
]]>(ANKARA) – Hollanda’nın milli günü olan “Kral Günü” Ankara’da kutlandı. Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Rezidansı’ndaki resepsiyona katılan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Hollanda’nın Türkiye’de bir numaralı doğrudan yabancı yatırımcı olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullanırken, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands iHollanda Başbakanı Mark Rutte’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yarın yapacağı görüşmeye değinerek, “Bu temaslar, özellikle Türkiye’nin mevcut jeopolitik zorluklarla mücadelede oynadığı önemli rol ve NATO müttefikleri olarak iş birliğimizin önemi göz önüne alındığında yaşamsal önem taşıyor” diye konuştu.
Hollanda’nın milli günü olan “Kral Günü” dolayısıyla Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Rezidansı’nda resepsiyon verildi. Çok sayıda yabancı misyon temsilcisinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da resepsiyona katıldı.
Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, konukları kapıda karşıladı. Karşılamanın ardından iki ülkenin milli marşları okundu. Daha sonra konuşma yapan Büyükelçi Wijnands, “Dostluğumuz özellikle bu günlerde daha da yeşeriyor çünkü bu yıl, 1924 yılında Dostluk Anlaşması’nın imzalanmasının 100’üncü yıl dönümünü kutluyoruz” dedi.
Türkiye ile Hollanda’nın birçok alanda yakın ortak olduğunu söyleyen Büyükelçi Wijnands, şöyle devam etti:
“İki ülkenin de genlerinde ticaret var. Hollanda, burada faaliyet gösteren 3 binden fazla Hollandalı şirketle bir numaralı doğrudan yatırımcıdır. Ülkelerimiz arasındaki iş ilişkilerini güçlendirmek için iş birliğini daha da arttırmayı umuyoruz. Ayrıca kişisel ve ailevi pek çok bağ paylaşıyoruz. Bu gece burada bulunan pek çok konuk dahil Hollanda’da yarım milyondan fazla Türkiye kökenli yurttaş yaşıyor.
Geçen hafta Sayın Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Lahey’i ziyaret etti. Ben de bu resepsiyonun ardından, yarın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşecek Başbakanımıza eşlik etmek üzere İstanbul’a gideceğim. Bu temaslar, özellikle Türkiye’nin mevcut jeopolitik zorluklarla mücadelede oynadığı önemli rol ve NATO müttefikleri olarak iş birliğimizin önemi göz önüne alındığında yaşamsal önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi sarsan depremler sonrasında Kral Günü kutlamamızı iptal etmiş, onun yerine Kahramanmaraş’ta Lale Eğitim Merkezi’nin açılışını yapmıştık. Bu merkez, depremden etkilenen kadın ve çocuklara destek sağlayan bir yer.”
ŞİMŞEK: İKİ ÜLKE ARASINDA GÜÇLÜ KÖPRÜLER VAR
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“Sayın Büyükelçinin de belirttiği üzere bu yıl Türkiye ile Hollanda arasındaki Dostluk Anlaşması’nın yüzüncü yıl dönümünü kutluyoruz. Aynı zamanda İşgücü Anlaşması’nın 60’ıncı yıl dönümünü de anıyoruz. Bu anlaşma, bugün Hollanda’da yarım milyona yaklaşan ve Hollanda yaşamının her alanında, ekonomide, siyasette, bilimde önemli bir rol oynayan Türk-Hollanda toplumunun temeliydi.
İki ülke arasında çok güçlü köprüler var. Bu vesileyle, geçen yıl yaşanan deprem felaketinde gösterdikleri dayanışma için Hollanda halkına, Büyükelçi’ye teşekkür etmek istiyorum. Arama-kurtarma ve yardım çalışmalarındaki dostluğunuza minnettarız.
Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi 5,5 kat artmıştır. Bu oldukça büyük bir sıçrama ve 12,5 milyar ABD dolarına ulaştı. Hollanda’nın Türkiye’de bir numaralı doğrudan yabancı yatırımcı olduğunu biliyoruz. Hollandalı işletmeleri, Hollandalı girişimcileri, yenilikçileri memnuniyetle karşılıyoruz.
Geçen yıl 1,2 milyon Hollandalı turisti ağırladık ve bu da onları yedinci en büyük turist grubu yapıyor. Geçen yıl Türkiye, küresel turizmde dördüncü en büyük destinasyon oldu. Dolayısıyla çok daha fazla sayıda Hollandalının ülkemizi ziyaret ederek bağlarımızı ve dostluğumuzu güçlendireceğini umuyoruz.”
“GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ HER İKİ TARAFIN DA YARARINA”
Mehmet Şimşek, “Ortaklığımızı güçlendirmek, bağlarımızı derinleştirmek, ticaret ve yatırımı arttırmak istiyoruz. Hollandalı dostlarımızın biraz daha yapıcı ve liderlik rolü oynamasını umduğumuz bir alan da Türkiye- Avrupa Birliği (AB) ilişkileridir. Bazı siyasi zorlukların üstesinden gelmek için Hollandalıların akılcılığına güveniyoruz. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi her iki tarafın da yararınadır. Gümrük Birliği’nin modernize edilerek güncellenmesinin Türkiye ve AB menfaatine olduğunu söyleyen 2015 tarihli bir Avrupa Komisyonu Raporu var. Dolayısıyla ilerlememiz gerektiğini düşünüyorum ve umuyorum ki Hollandalı dostlarımız burada daha güçlü bir rol oynayacaklardır.” ifadelerini kullandı.
]]>Dava dilekçesinde, Hollanda’nın AB Dönem Başkanlığı sırasında Türkiye ile yapılan anlaşma nedeniyle, onbinlerce sığınmacının Yunan adalarındaki kamplarda korkunç koşullar altında mahsur kaldığı savunuldu.
Uluslararası örgütler, anlaşmayı imzalayan AB üyesi ülkeleri de, “mülteci korumasını Türkiye’ye yaptırarak, uluslararası hukuk kapsamındaki sorumluluklarından kurtulmaya çalışmakla” suçluyor.
Hollanda hükümeti, sivil toplum kuruluşlarının suçlamaları üzerine geçen yol Eylül ayında, Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin sorumluluk kabul etmediğini açıklamıştı.
Bunun üzerine üç insan hakları örgütü, konuyu yargıya taşımaya karar verdi.
Dava, Uluslararası Af Örgütü, Tekne Mültecileri Vakfı ve Uluslararası Çocuk Savunma Örgütü (DCI) tarafından açıldı.
Dava şu gerekçelere dayandırıldı:
Davacı kuruluşlar göre, Hollanda, AB Dönem Başkanı sıfatıyla imzaladığı anlaşma nedeniyle uluslararası yasalar ve AB mevzuatını ihlal etti.
Bu nedenle Yunan adalarında yıllardır yaşanan insanlık dışı koşullardan Hollanda devleti sorumlu tutuluyor.
Hollanda’nın, zararlı sonuçlarını bile bile binlerce insan ve çocuk için affedilemez sonuçlar doğuracak bir anlaşmayı imzaladığını belirten üç örgüte göre, bu süreç, küresel mülteci koruma sistemini baltaladı ve buna benzer daha fazla anlaşma için tehlikeli bir örnek haline geldi.
Dava dilekçesinde Türkiye’nin anlaşma kapsamında, sığınmacıların Avrupa’ya gitmesini engelleyecek tedbirleri alma sözü verdiği anımsatıldı.
Bunun karşılığında AB tarafından, Türkiye’de kalan mültecileri desteklemek amacıyla 2016’da 6 milyar euro, 2021 yılında da 3 milyar euro kaynak aktarıldığına işaret edildi.
Anlaşmanın imzalanmasından kısa bir süre sonra, Yunan adalarındaki durumun kontrolden çıktığını vurgulayan örgütlere göre, Midilli’de 2 bin 800 kişilik bir kampta 20 binden fazla kişi barındırıldı.
Sığınmacılar, yiyecek, barınak, tıbbi ve sıhhi eksiklikler bulunan, güvensiz ve pis kamplarda kalmaya zorlandı.
‘Açık göstergeler görmezden gelindi’
Anlaşmadan 8 yıl sonra, koşulların çok az değiştiğini ve kampların, gözaltı koşullarının geçerli olduğu, sıkı güvenlik önlemlerine sahip kapalı merkezlere dönüştürüldüğünü dile getiren örgütler,
İnsan ve çocuk hakları ihlallerine ilişkin raporlara rağmen Hollanda’nın anlaşmayı desteklemeye devam ettiğini vurguluyor.
Davacı kuruluşlara göre, belgeler, Hollanda hükümetinin, Yunanistan’ın sığınma ve kabul sistemindeki ciddi eksikliklerin farkında olmasına rağmen, anlaşmayı mümkün olduğu kadar çabuk hayata geçirmekte ısrar ettiğini gösteriyor.
Örgütlere göre, Hollanda hükümeti, Türkiye’nin anlaşmayı imzalarken “AB’nin güvenli üçüncü ülkelere dayattığı şartları yerine getiremeyeceğine dair açık göstergeleri” görmezden geldi.
Davacı kuruluşlar, Hollanda’nın anlaşmanın sonuçlarından doğan sorumluluğunu üstlenmesini ve insan hakları ihlallerine son verilmesi için gerekli çabayı göstermesini istiyor.
AB ile Türkiye arasında 18 Mart 2016’da imzalanananlaşma, Türkiye’den Yunanistan’a yönelen yasa dışı kitlesel göçe son vermeyi amaçlıyordu.
Anlaşma, Avrupa’ya yönelik sığınmacı akınının önlenmesi için düzensiz olarak Yunanistan’a geçen göçmenlerin Türkiye’ye geri gönderilmesini de öngörüyor.
Uluslararası Af Örgütü Hollanda Genel Müdürü Dagmar Oudshoorn, “AB ülkeleri ile Türkiye arasındaki bu felaket anlaşmanın bir sonucu olarak, on binlerce sığınmacı Yunan adalarında, kamplarda ve kapalı kabul merkezlerinde korkunç koşullar altında mahsur kaldı” dedi.
Tekne Mültecileri Vakfı Müdürü Esther Vonk da, Midilli’deki kliniklerinde her gün, insanların tarif edilemez acılarına tanıklık ettiklerini belirterek, “AB-Türkiye anlaşmasının gelecekteki göç anlaşmaları için bir plan olarak kullanılmasının önüne geçmeliyiz. Bu tür anlaşmalar bir daha asla yapılmamalı” diye konuştu.
]]>Wilders’in yanı sıra, koalisyon önerisinde bulunduğu üç 3 parti liderinin de, görüşmeleri devam eden olası sağ hükümette yer almayacakları bildirildi.
Hollanda’da 22 Ekim’de yapılan erken genel seçimler sonrası, Mark Rutte başkanlığındaki geçici hükümet hala görevine devam ederken, yeni koalisyon arayışları da sürüyor.
Seçimler sonrası başlatılan ilk tur koalisyon görüşmelerinden, merkez sağdaki Yeni Sosyal Sözleşme Partisi’nin (NSC), aşırı sağcı lider Wilders’in “hukukun üstünlüğüne aykırı söylemleri” konusundaki çekinceleri nedeniyle sonuç alınamadı.
Yeni arabulucu Kim Putters öncülüğünde geçen hafta başlayan ikinci tur görüşmelerinde, Wilders’in Başbakanlığı konusunda benzer görüşler ortaya çıktı.
Bunun üzerine, sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama yapan aşırı sağcı lider, sağ hükümet oluşumunu engellememek için Başbakan olmaktan vazgeçtiğini duyurdu.
Ancak koalisyondaki tüm partilerin desteklemesi durumunda Başbakan olabileceğini vurgulayan Wilders, “Ancak durum böyle değildi. Ben sağcı bir kabine; daha az sığınma ve ve göç istiyorum. Hollandalılar öncelikli olmalı” dedi.
Aşırı sağcı lider, ülkesine ve seçmenine olan sevgisinin kendi konumumdan daha önemli olduğunu belirterek, bu nedenle Başbakanlık talebinden vazgeçtiğini dile getirdi.
Wilders’in koalisyon önerisinde bulunduğu Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi (VVD) lideri Dilan Yeşilgöz, Çiftçi Vatandaş Hareketi Partisi (BBB) lideri Caroline van der Plas ile NSC lideri Pieter Omtzigt de, yeni hükümette yer almayacak.
Halen Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı görevini sürdüren Dilan Yeşilgöz, yeni hükümetin kurulmasının ardından bakanlık koltuğuna veda edecek.
Hollanda siyasetinde uzun yıllar sonra ilk kez, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa sahip bir partinin lideri Başbakanlık koltuğuna oturtmayacak.
Hollanda medyasına göre bu, Wilders açısından başarısızlık olarak değerlendiriliyor. Çünkü aşırı sağcı lider, seçimlerden sonra, Başbakan olmak istediğini dile getirmişti.
Wilders’in PVV’si, 150 üyeli Temsilciler Meclisi’nde 37 sandalye ile en büyük parti konumunda.
Dilan Yeşilgöz’ün VVD’si 24, Omtzigt’in lideri olduğu NSC’nin 20, BBB’nin de 10 milletvekili bulunuyor.
Hükümeti kurabilmek için, salt çoğunluğun bir fazlası olan 76 milletvekilinin desteği gerekiyor.
Şu an görüşmelere devam eden dört sağ parti, meclis ve senatoda gerekli çoğunluğu rahatlıkla sağlıyor.
Hollanda’daki kamuoyu yoklamalarına göre, özellikle göç ve sığınmacı sorunu konusunda sert önlemleri savunan Wilders’e yönelik destek, artarak devam ediyor.
Bu nedenle Wilders, bu kez olmasa bile yakın gelecekte Hollanda’nın Başbakanı olacağını savunuyor.
Aşırı sağcı lider, “Ben yine de Hollanda Başbakanı olacağım hem de daha fazla Hollandalının desteğiyle. Yarın değilse bile, yarından sonraki gün. Çünkü milyonlarca Hollandalının sesi duyulacak” diyor.
Wilders ve diğer üç liderin hükümette yer almayacağını açıklamasının ardından gözler olası Başbakan adayının kim olacağına çevrildi.
Lahey’deki siyasi kaynakların Hollanda medyasına aktardığına göre, liderler, parlamento dışından deneyimli bir siyasetçi öncülüğünde bir hükümet oluşturulması seçeneğini değerlendiriyor.
Sağcı liderler arasında arabuluculuk görevini sürdüren Kim Putters, ikinci tur koalisyon pazarlıklarına ilişkin raporunu Perşembe günü sunacak.
]]>Yahudi örgütü Erev Rav, Herzog’un Filistinlilere karşı soykırımı kışkırtmaktan tutuklanması için Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
Amsterdam’da Ulusal Holokost Müzesi’nin açılışına, Herzog’un yanı sıra Hollanda Kralı Willem-Alexander, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile Almanya ve Avusturya’dan temsilciler katıldı.
Hollanda’daki Yahudi kuruluşlarının, geçen Çarşamba günü müze açılışına İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un da katılacağını açıklaması yoğun tartışmalara neden oldu.
Amsterdam’aki Portekiz Sinagog’undaki tören öncesi, kentin birçok yerinde İsrail ve Herzog karşıtı gösteriler düzenlendi.
Zaman zaman göstericiler ile Hollanda polisi arasında arbede yaşandı.
Eski Hollanda Başbakanı Dries van Agt tarafından kurulan Filistin yanlısı Haklar Forumu adlı örgüt, Kral Willem-Alexander’ın Herzog’u karşılamasını, “İsrail’in sevdiklerini öldürmesini ve topraklarını yok etmesini çaresizce izlemek zorunda kalan Filistinlilerin suratına atılan bir tokat” diye değerlendirdi.
Hollanda’daki 200 caminin bağlı olduğu çatı örgütü K7, Hollanda Kralı’ndan, Müslümanlar’ın kutsal ayı Ramazan’ın ilk günü İsrail Cumhurbaşkanı’nı karşılamama çağrısında bulundu.
Cami dernekleri, Herzog’un ziyaretini “Filistin halkının kaderiyle ilgilenen ve adalete büyük önem veren herkes için büyük bir darbe” olarak değerlendirdi.
Çeşitli Yahudi kuruluşları ile insan hakları örgütü The Rights Forum da Herzog’un Hollanda’ya gelişine karşı çıktı.
Siyonizm karşıtı Yahudi örgüt Erev Rav, Cumartesi günü Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne Herzog için tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulundu.
Bir başka Yahudi örgütü olan Zeytin Ağacı Vakfı öncülüğünde bir bildiri yayınlayan kuruluşlar da, Herzog’u “Filistin halkına karşı soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçları işlemekle” suçladı. Bildiride, Herzog’un, Holokost tarihini “kendisini ve şu anda işlenen soykırımı meşrulaştırmak için” kullandığı savunuldu.
Bu, kuruluşlar da, Herzog’un Hollanda’da tutuklanmasını talep etti.
Herzog’a karşı ilk gösteri, Uluslararası Af Örgütü tarafından Pazar sabahı Ulusal Holokost Müzesi yakınlarında gerçekleştirildi.
Örgüt, müze civarındaki üç noktada sessiz bir protesto düzenledi.
Af Örgütü’ne göre, müze açılışı, “Filistin halkının aylardır katlandığı inanılmaz acılar göz önüne alındığında” son derece hassas bir olay.
Uluslararası Af Örgütü sözcüsü Nicole Sprokel, Hollanda medyasına, “Ulusal Holokost Müzesi önemli bir müze çünkü İkinci Dünya Savaşı’ndan alınan derslerin öyküsünü anlatıyor. Ama müzenin, uluslararası hakları ihlal eden bir ülkeyi temsil eden biri tarafından açılması oldukça acı” dedi.
Öğle saatlerinde de Amsterdam’daki Waterlooplein’de Filistin bayrakları taşıyan 2000’den fazla kişi toplandı.
Gösteriye katılan Yahudi örgütü Erev Rav’ın kurucusu Yuval Gal, yerel kanal AT5’e, “Tarihten ders almalıyız. ‘Bir daha asla’ dediğimizde, gerçekten bunu kastediyoruz. Ama bu şimdi Gazze’de yaşanıyor” açıklamasını yaptı.
Auschwitz’den sağ kurtulan bir büyükannenin torunu olan Hollandalı Yahudi Ayala Levinger de, Het Parool gazetesine, “Medya tüm Yahudilerin İsrail’i desteklediğini düşünüyor ancak durum hiç de öyle değil” dedi.
Ayala, halen barış içinde bir arada yaşamanın mümkün olduğuna inandığını söyledi.
Sol muhalefet partileri de Herzog’un Hollanda’ya gelmesini tepkiyle karşıladı.
Herzog’a neden bu kadar tepki gösteriliyor?
Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, İsrail Devlet Başkanı Herzog’a yönelik tepkilerin bu kadar fazla olmasının nedeni, Gazze konusundaki tartışmalı açıklamaları.
Herzog’un, Gazze’deki sivillerle Hamas militanları arasında hiçbir ayrım yapmadığını söylemesi, uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriyle karşılanmıştı.
NOS’a göre Herzog, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırılardan bütün Filistin halkını sorumlu tuttu. Bu açıklama, Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’e karşı açtığı soykırım davası dilekçesinde de yer aldı.
Aralık ayında İsrail birliklerini ziyaret eden Herzog’un, Gazze’ye atılan bir bombanın üzerine, “Sana güveniyorum” yazması da tepkilerin bir diğer nedeni.
Yahudi kuruluşları tepkileri nasıl karşıladı?
Ulusal Holokost Müzesi’nin yapımında yer alan Yahudi örgütleri ise protestolar nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını söylüyor.
Müzenin bağlı olduğu Yahudi Kültür Merkezi Müdürü Emile Schrijver, Hollanda medyasına yaptığı açıklamada, eleştirileri anladıklarını belirterek, “Ama aynı zamanda bu müzenin ilgili olduğu insanları da dışlamak istemiyorum. Bu müze Hollandalı Yahudilerin öldürülmesiyle ilgili” diye konuştu.
Schrijver’a göre, Herzog, Cumhurbaşkanı sıfatıyla artık Hollanda’da bir gelecek göremedikleri için savaştan sonra İsrail’e gitmeye karar veren binlerce Hollandalı Yahudiyi simgeliyor.
Amsterdam’da öğle saatlerinde başlayan açılış töreni nedeniyle Holokost Müzesi ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.
Bazı toplu taşıma durakları kapatıldı. Protesto afişleri asan bazı kişiler polis tarafından gözaltına alındı.
Herzog: Müze Yahudi düşmanlığından kaynaklanan dehşeti anlatıyor
Hollanda Kralı Willem-Alexander, protestolar eşliğinde geldiği törende, “Müze, kurbanlara bir yüz ve ses veriyor. Antisemitizmin nasıl yıkıcı sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor” dedi.
Hollanda Kralı, “Antisemitizmin her şeyi yok eden bir kasırgaya dönüşmesini önlemenin” herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi.
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog da, nefret ve Yahudi düşmanlığının dünya çapında yükseldiğini savunarak, Holokost Müzesinin “Yahudi karşıtlığından kaynaklanan dehşeti” hatırlatan bir yer olduğunu dile getirdi.
Herzog, 7 Ekim’den bu yana Hamas tarafından rehin tutulan İsraillilerin serbest bırakılması çağrısında da bulundu.
Hollanda ve Almanya hükümetlerinin de katkıda bulunduğu müzenin kurulması için 32 milyon euro bağış toplandı.
Müze Amsterdam’ın Yahudi mahallesi olan Plantage Middenlaan’da, 2. Dünya Savaşı sırasında çok sayıda Yahudi’nin Nazi toplama kamplarına gönderildiği eski bir okulda açıldı.
Müzede 2 bin 500 parça eşyanın yanı sıra fotoğraflar, filmler, ses kayıtları, belgeler yer alıyor.
Naziler tarafından gerçekleştirilen soykırımda 102 bin Hollandalı Yahudi hayatını kaybetti.
]]>CSO Kovan Kafe’de konser öncesi düzenlenen resepsiyonda, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu ile Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands programa ilişkin açıklama yaptı.
Bakan Yardımcısı Mumcu, Türkiye ile Hollanda’nın diplomatik ilişkilerinin tarihinin 17. yüzyıla kadar uzandığını söyledi.
Cumhuriyet’in ilanından sonra Hollanda ile akdedilen ilk anlaşmanın bugün 100. yılını kutladıkları, bunun 1924 yılında imzalanan Dostluk Anlaşması olduğunu belirten Mumcu, “Türkiye-Hollanda Dostluk Anlaşması’nın 100. yılını onurlandırmak ve bu tarihi kilometre taşını kutlamak amacıyla her iki ülkede konserler, sergiler, film gösterimi gibi çeşitli etkinlikler planlandı ve hayata geçiyor.” dedi.
100 yıl önce imzalanan dostluk anlaşmasının gururla kutlanacağı bu yıl, bu önemli anlaşmayı onurlandırmak için yapacakları etkinlikleri, bu akşamki Sinfonia Rotterdam Orkestrası ile soprano Aylin Sezer ve piyanist Emir İlgen’in yer alacağı ortak açılış konseri ile başlattıklarını belirten Mumcu, şunları kaydetti:
“Bütün etkinlikler, Türkiye ve Hollanda arasındaki uzun süreli dostluğu ve işbirliğini vurgulamanın yanı sıra geleceğe yönelik yeni ortaklıkların ve projelerin temelini oluşturmayı hedeflemektedir. Kültürel etkinlikler, sanat sergileri ve daha birçok etkinlik, bu özel yıl boyunca her iki ülkenin halklarını bir araya getirecek ve dostluğu daha da pekiştirecektir. Bu anlamlı dönemde, Türkiye ve Hollanda’nın dostluğunun ve işbirliğinin daha da güçlenmesini diliyoruz. Türkiye-Hollanda ilişkilerinin gelecek yüzyıllarda da aynı sıcaklıkla devam etmesini umuyoruz.”
Köklü bir ortak geçmişe sahip ve kendi bölgelerinde söz sahibi olan iki dost ve kardeş ülkenin, yeni projelerle karşılıklı işbirliğinin daha da güçleneceğini vurgulayan Mumcu, anlaşmanın 100. yıl kutlamaları kapsamındaki etkinliklerin başarılı olmasını diledi.
Türkiye’deki 100 okula 100’er lale soğanı gönderildi
Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Wijnands, “Bu dostluk yılı boyunca amacımız, uluslarımız arasındaki ekonomik işbirliğimizden, NATO müttefikleri olarak işbirliğimize ve kültürel bağımıza kadar birçok alana yayılan kapsamlı ve kalıcı dostluğu sergilemek.” dedi.
İki ülkenin dostluğunun en güçlü simgesinin “lale” olduğunu belirten Wijnands, “Bu güzel Türk çiçeği, yüzyıllar önce Osmanlı İmparatorluğu’ndan Hollanda’ya gelmiş ve günümüzde önemli bir Hollanda ulusal simgesine dönüşmüştür.” diye konuştu.
Wijnands, iki ülkenin dostluğunun 100. yıl dönümü vesilesiyle Türkiye’deki 100 okula 100’er lale soğanı gönderdiklerini söyleyerek, “Bu soğanlar, ilkbaharda ülkelerimiz arasındaki dostluğun bir göstergesi ve gelecek kuşaklara bir söz olarak çiçek açacak. Türkiye ve Hollanda’daki pek çok genç gibi bu laleleri alan çocuklar da gelecek yüzyıla kadar sürecek dostluğumuzun temelini oluşturuyor.” dedi.
Konsere birçok gencin katılacağını bilmekten büyük mutluluk duyduğunu Wijnands, “Köklü dostluğumuz sonsuza dek sürsün.” dedi.
Wijnands, konser verecek Sinfonia Rotterdam Orkestrası’na ilişkin şunları kaydetti:
“Rotterdam şehri Hollanda için büyük önem taşıyor. Ulusal gelirimizin üçte birini uluslararası ticaret ve yurt dışı yatırımlardan elde ediyoruz, dünyanın her yerinden malların ülkemize girdiği yer ise Rotterdam Limanı. Sinfonia Rotterdam, geldiği şehir kadar kozmopolitan bir yapıya sahip ve dünyanın her yerindeki konser salonlarında konser icra ediyorlar. Rotterdamlıları bugün Ankara’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu gecenin müziği, Türkiye ile Hollanda arasında derinden hissedilen dostluğun melodik bir anlatımını sunacak. Umarım hepiniz keyif alırsınız.”
Hollanda Kültür İşleri Büyükelçisi Dewi van de Weerd de kısa bir konuşma yaptı.
Konserde, Şef Conrad van Alphen yönetimindeki konser, piyanist Emir İlgen ve soprano Aylin Sezer Rotterdam Senfoni Orkestrası’na eşlik etti.
Konserin ilk yarısında Mozart Divermento ve Chopin’in piyano için konçerto eserleri ile ikinci yarıda Mozart’ın “Aria Porgi”, Mesud Cemil’in “Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş”, Mozart’ın “29. Senfonisi” seslendirildi.
]]>Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Wijnands ve Ünal, iki ülkenin işbirliklerini, geçen yılki depremleri, Hollanda’daki Türk toplumunu ve kişisel ilişkilerdeki samimiyeti görüştü.
Ünal, mevkidaşı Wijnands ile Lahey Büyükelçiliği görevinin belli olmasından çok önce tanıştıklarını belirterek, hem telefon hem de mesaj üzerinden sürekli iletişim halinde olduklarını ifade etti.
Büyükelçi Ünal, “Çalışma ilişkimiz sadece canlı değil, aynı zamanda inanılmaz derecede yararlı. Bu da dostluğumuza başka bir katman ekliyor. Birbirimizin hızlı arama listesinde bile varız.” dedi.
Hollanda lalesi mi Türk lalesi mi?
Bu yıl dostluklarının 100. yılını kutlayan Hollanda ve Türkiye’nin, resmi dostluğu 1924 yılında imzalanan bir anlaşmaya dayanıyor. Ancak Büyükelçi Wijnands, iki ülkenin ilişkilerinin 1924’te imzalanan anlaşmadan daha eskilere dayandığını belirterek, “1612 yılında Osmanlı İmparatorluğu Hükümdarı Hollandalılara ticaret hakkı vererek, 400 yılı aşan kalıcı bir dostluğu başlattı.” ifadesini kullandı.
İki ülke arasındaki dostluğun 1924’te resmiyete döküldüğünü teyit eden Ünal da tüccarlar aracılığıyla oluşan daha önceki bağları gündeme getirerek kayıtlı ilk temasın 1561’de gerçekleştiğini belirtti.
Wijnands, lalenin kökenine ilişkin, “Lale şu anda Hollanda’nın ulusal sembolü, ancak bunu Türkiye’ye borçluyuz, çünkü tüccarlar laleleri oradan Hollanda’ya getirdiler. Bu bizim ortak mirasımızı temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Hollanda-Türkiye ortaklığı
100. yıl münasebetiyle Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği Türkiye çapında çeşitli dostluk konserleri, Delft Teknik Üniversitesi öğrencileriyle birlikte depreme dayanıklı mimariye odaklanan bir sempozyum, Türkiye’deki 100 okula 100 lale soğanı ve Hollanda çocuk edebiyatından yapıtlar içeren hediye kutuları gönderme gibi birçok etkinlik düzenliyor.
Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği de Amsterdam’da bir Türk klasik müzik kuarteti performansıyla Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki etkinlikler dahil olmak üzere bir dizi etkinliğe ev sahipliği yapacak.
Ünal, “Ayrıca ilişkilerin tarihi üzerine akademik faaliyetler ve Hollanda-Türk toplumunun öncülüğünde ekonomi odaklı etkinlikler de planlıyoruz.” dedi.
Hollanda’nın Türkiye’deki en büyük yatırımcı olduğunu belirten Ünal, şunları ifade etti:
“Her iki ülke de aslında tüccar uluslardan oluşuyor. Son iki yılda da Hollanda, Türkiye’nin en büyük doğrudan yabancı yatırım ortağı haline geldi. Daha fazla yatırımcının Hollanda veya Avrupa’da üs olarak faaliyet göstermek üzere merkez ya da şubelerini buraya taşıdığını görüyoruz. Bu artan eğilim ekonomik ortaklığımızı önemli ölçüde güçlendiriyor.”
Büyükelçi Wijnands da iki ülke arasındaki ticari ilişkilere yönelik, “Türkiye’de 3 bin Hollandalı şirket çalışıyor. Ancak rakamlardan öte Türk ve Hollandalılar arasında ortak bir ticaret ruhu var. Dışa dönük ve uluslararası iş yapma geçmişimiz birbirimizi güçlü bir şekilde anlamamızı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hollanda’nın yardım çalışmaları
6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hollandalı dostlarından, meslektaşlarından ve Hollanda’daki Türk toplumundan taziye ve yardım dileklerini ileten telefonlar aldığını belirten Ünal, depremlerin ardından yaptığı ilk toplantıda “Bugün zor bir gün. Arkadaşlarımızı ve sevdiklerimizi kaybetmiş olabiliriz ancak şimdi ağlama zamanı değil. En azından bugün değil. Harekete geçmeli ve Hollandalı dostlarımızla eş güdüm içinde ülkemize yardım etmeliyiz.” dediğini aktardı.
Ünal, daha sonra Hollanda’daki Türk camileri ve ulaştırma şirketlerinin yanı sıra Türk Hava Yolları, KLM ve Corendon’a ulaşarak insani yardım toplama ve gönderme konusunda hazırlık yapmalarını rica ettiğini belirterek, “Hollanda hükümetine, Hollanda Acil Durum Fonu GIRO 555’e, verdikleri cömert destek için Hollanda halkına şükranlarımızı sunuyoruz. O uykusuz günlerde bize gösterdikleri yardım için gerçekten minnettarız.” ifadesini kullandı.
Wijnands da depremlerin ardından bölgeyi birkaç kez ziyaret etti ve Hollandalı-Türk şarkıcı Karsu ile beraber Hatay’da bir müzik okulu açmak üzere bölgeye yeniden gitti.
Büyükelçi Wijnands, “Hollanda hükümeti ve halkı aktif şekilde yardım ediyordu ve Büyükelçilik olarak biz de yardım etmek istedik. Büyükelçilik ekibi olarak kıyafet topladık, Ankara’daki Kral Günü kutlamamızı iptal ettik ve bunun yerine Kahramanmaraş’ta düzenlenen bir yardım toplama etkinliğinde depremzedelerle birlikte yemek yedik. Hollandalı işletmelerin desteğiyle Kahramanmaraş’ta Lale (Tulip) Eğitim ve Dinlenme Merkezi’ni açarak depremden etkilenen çocuk ve kadınlara destek sağladık.” bilgisini verdi.
Depremzedeler için para toplamak amacıyla Büyükelçi Wijnands ve bir meslektaşı, İstanbul’da düzenlenen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’na da katıldı.
Ayrıca Hollanda hükümeti, depremden etkilenen bölgelerdeki yeniden yapılanma çabalarını desteklerken, Hollandalı şirketlerin özellikle döngüsel inşaat, su ve sanitasyon ile modüler binalar alanında rol oynayabileceğini değerlendiriyor.
Hollanda’daki Türk toplumu ülke ekonomisinde önemli rol oynuyor
Büyükelçi Wijnands, Ankara’da her gün Hollanda ile bağlantısı olan insanlarla bir araya geldiğine dikkati çekerek, “Bu birbirimizi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor, bu da dostluğumuzu geliştirmek için harika bir yol.” ifadesini kullandı.
Wijnands, Hollanda’daki Türk toplumunun ülkeye etkilerine ilişkin, “İster arkadaşlık ister aile olsun, her ilişkide inişler ve çıkışlar normaldir. Önemli olan bunlarla nasıl başa çıktığınızdır. İletişim çok önemli ve anlayışı artırmak için çeşitli kanallar kullanıyoruz. Hollanda’daki Türk toplumu burada bir rol oynuyor. Hükümetler arasındaki temaslar, iş dünyası arasındaki temaslar hepsi bir araya geliyor.” dedi.
Büyükelçi Ünal da Hollanda’daki Türk toplumunun Hollanda ekonomisinde önemli bir rol oynadığına inandığını belirterek, “Geldiklerinden bu yana Türk toplumunun mensupları ticaret, siyaset, sanat ve akademi gibi Hollanda yaşamının çeşitli yönlerine dahil oldular.” ifadesini kullandı.
Ünal, “İnişler ve çıkışlar her ilişkinin bir parçasıdır. Her konuda tam bir mutabakat beklemek gerçekçi olmaz. Önemli olan diyalog halinde olmak ve farklılıkları açıkça ele almaktır. Dürüst paylaşımlar sayesinde her zaman ortak bir zemin bulabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Poffertjes mi künefe mi?
Büyükelçiler, söyleşinin ardından akşam yemeğine geçmeden önce en sevdikleri yerel yemeklere ilişkin konuştu.
Büyükelçi Wijnands Türk mutfağı ve tatlılarını çok sevdiğinin altını çizerek şunları kaydetti:
“Künefeden kadayıfa, sütlaçtan irmik helvasına kadar hepsini çok seviyorum. Fındık, fıstık ve zeytin de favorilerim arasında. Eşimle birlikte Ankara’da bir kedi sahiplendik ve ona Zeytin adını verdik.”
Büyükelçi Ünal da Hollanda’ya özgü favori yemeklerinin “kibbeling” ve “poffertjesi” olduğunu belirtti.
Wijnands, sıcak misafirperverliği için meslektaşına teşekkür ederek, “Usta’nın bu akşam Türk mutfağından yemekler sunacağını umuyorum.” ifadesini kullandı.
]]>Asrın felaketinde ağır hasar alan Hatay’da yaraların sarılması için çalışmalar aralıksız sürüyor. Depremin ilk gününden itibaren afetzede vatandaşların yanında olan Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin Hollanda’da yürüttüğü çalışmalar sonucunu verdi. Hatay’da afete dayanıklı 450 konut ve 84 iş yerinden oluşan modüler mahalle inşa etmek üzere çalışmalar yürüten HBB ve Hollanda Konsorsiyum heyeti Hatay’da bir araya geldi. Hatay Planlama Merkezinde yapılan toplantıda HBB heyetine Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Nihat Tazearslan başkanlık etti. İki gün süren toplantılara Hollanda’nın Türkiye Büyükelçiliği Ticari Ataşeliği, Hollanda İşverenler Birliği (NL WORKS), Amsterdam Belediyesi Yetkilileri ve alanında uzman inşaat şirketlerinin temsilcileri katıldı.
Konutlarla ilgili master plan, projenin teknik, işlevsel, hukuki yönleri ve finans ve tasarım konuları üzerinde yoğun şekilde çalışmalar yapılan toplantılar sonrası heyet, HBB Başkanı Lütfü Savaş’ı ziyaret ederek alınan kararlarla ilgili bilgiler verdi. Başkan Savaş, projenin Hataylılar için büyük önem taşıdığını belirterek, aylardır çalışmalar yürüten Hollandalı yetkililere ve Hatay Büyükşehir Belediyesi ekiplerine teşekkür etti.
“Bizim amacımız dezavantajlı vatandaşlara ulaşmak ve onları ev sahibi yapmak”
Başkan Savaş, Hatay merkezde yapacakları konutların öncelikle dezavantajlı birey ve ailelere tahsis edileceğini söyledi. Savaş, “Anayasamıza göre devletin evi olan insanlarımıza bir ev verme mecburiyeti var. Hükümet, devletin imkanlarıyla zaten hak sahiplerine ev yapmak zorunda. Ama kiracılar için böyle bir mecburiyeti yok. Şu anda en fazla, kiracılar ve yeni evlenecek gençler konut sıkıntısı yaşıyor. Bizim amacımız onlara ulaşmak ve dezavantajlı grupları ev sahibi yapmak. Uygun taksit ve ödeme koşullarıyla uzun vadede insanlarımızı ev sahibi yapacağız. Proje kapsamında önümüzdeki ay içinde de temel atmak istiyoruz” dedi.
Depreme dayanıklı, sürdürülebilir bir kompleks mahalle ile Hataylıların yaralarını sarmaya katkı sağlamayı hedeflediklerini anlatan Savaş, Hollanda ile uzun zamandır projeye çalıştıklarını kısa zamanda mahallenin temelini atacaklarını bildirdi.
Heyet adına konuşan proje ortaklarından Frank Eyssen, “Çok donanımlı bir çalışma ekibi kurduk. Projenin zor noktalarının çözümü için çalışmalara devam ediyoruz. Projenin sağlıklı ilerlemesi için birlikte olmamız çok iyi. Bizim için en önemlisi bu projeyi komple bitirmek. Bu projenin tamamlanmasını ve Hatay’a yararlı olmasını diliyoruz, bunun için de çok fazla zaman harcıyoruz. Projeyi yürütenler olarak çok açık ve net bir şekilde sorumlulukları yerine getiriyor ve projeyi şeffaf şekilde yürütüyoruz” dedi.
Türkiye’de ilk defa bir belediyede tarafından hayata geçirilecek olan bu büyük projenin 11 Mart 2024 tarihinde master planın tanıtımı yapılacak. Deprem Yönetmeliği’ne uygun bir şekilde yapılacak olan konutların inşasında akıllı malzemelerin yanı sıra doğa ve teknolojiden de üst düzeyde faydalanılacak. Birinci etapta 450 konut, 84 ticari alan ve 250 araçlık otoparkı bulunan mahallenin tasarım ve inşası dünyaca ünlü alanında uzman şirketler tarafından üstleniliyor. – HATAY
]]>Taş ve sopalarla birbirine saldıran gruplar, polisle de çatıştı. Çatışma sırasında civardaki çok sayıda otomobil ile polis araçları da ateşe verildi.
Kentte acil durum ilan edildi. Lahey polisi, Eritreli gruplara göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla karşılık verdi.
Olaylar sonucu çok sayıda polis ve göstericinin yaralandığı bildirildi.
Hollanda medyasına göre olaylar, Eritreli hükümet yanlısı bir grubun Lahey’deki bir konferans salonunda yaptığı toplantıya, muhalif grupların müdahale etmesiyle başladı.
“Nhamedu Tugayı” adlı muhalif örgütün sosyal medya aracılığıyla yaptığı çağrı üzerine toplanan muhalifler, beyzbol sopası ve demir çubuklarla konferans merkezine saldırdı.
Bu arada başka bir etkinlik için Opera Konferans Merkezi’nde bulunan 200 kişilik grup içeride mahsur kaldı.
İki grup arasındaki gerginliğin büyümesi üzerine çatışma çıktı. Olaylar sokağa taştı. Konferans merkezi önündeki araçlar ile çok sayıda polis arabası ateşe verildi.
Ardından Eritreli grupların çatışması başka sokaklara yayıldı. Akşam saat 17:30’da başlayan çatışmalar, gece yarısına doğru kontrol altına alınabildi.
Hollanda, Eritre’deki baskı ortamı nedeniyle, bu ülke vatandaşlarının sığınma başvurusunu hızla işleme alıyor.
Bu nedenle Hollanda’da 25 binden fazla Eritreli sığınmacı bulunuyor. Hollanda’daki sığınmacılar arasında en fazla ücretli işe sahip olanlar da yine Eritreliler.
Doğu Afrika’da Sudan, Cibuti ve Etiyopya’ya komşu olan yaklaşık 6 milyon nüfuslu ülkede, 1993 yılından bu yana tek parti rejimi hüküm sürüyor.
Ülkenin ilk başkanı olan Adalet ve Demokrasi İçin Halk Cephesi (PFDJ) lideri Isaias Afewerki, 1993 yılından bu yana iktidarda.
Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, Afewerki rejimi, hiçbir muhalif görüşe karşı hoşgörülü değil. Örgütlenme özgürlüğü yok. İktidara karşı çıkanlar ağır baskı görüyor, hatta kimileri canlarından oluyor.
Kişi başına ulusal gelirin 150 dolar civarında olduğu ülkede, hem iktidar hem de muhalefet yanlıları, Eritre’den Sudan’a, Mısır’a, Libya’ya ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya kaçıyor.
Çok sayıda Eritreli, Batı ülkelerine sığınma başvurusu yapıyor.
Ancak haberlere göre, Isaias Afewerki yönetimi, yurt dışında da vatandaşlarının peşini bırakmıyor.
Medyaya göre, Hollanda’daki Afewerki taraftarlarının toplantıları, Eritreliler üzerinde baskı kurmak için kullanılıyor.
Örneğin Eritre rejiminin yurt dışındaki eski vatandaşlarını “diaspora vergisi” ödemeye zorlaması nedeniyle zaman zaman gerginlik yaşanıyor.
Hollanda’da Eritre’den kaçan kişileri diaspora vergisi ödemeye zorladığı gerekçesiyle, 2018 yılında bu ülkenin en üst düzeydeki diplomatı istenmeyen kişi ilan edilmişti.
Lahey’deki Eritre ofisinin başında bulunan Tekeste Ghebremedhin, ülkesinden kaçan sığınmacıları “diaspora vergisi” ödemeye ve “Eritre’den kaçtığı için pişman olduğunu söylemeye” zorladığının ortaya çıkmasının ardından sınır dışı edilmişti.
İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesine göre, Eritre vatandaşları arasında İsveç ve Kanada’da yaşanan şiddet olayları sonrasında, yurtdışında yaşayan Eritreli bazı muhalifler, “Nhamedu Tugayı” adı altında birleşti.
Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen’e göre, kentte dün gece yaşanan çatışmalara Nhamedu Tugayı üyeleri de karıştı.
Geçen yıl da Lahey’e bağlı Rijswijk ilçesinde Eritreli rejim yanlıları ile muhalifler arasında büyük bir çatışma yaşanmıştı.
Başta Güvenlik ve Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz olmak üzere, Hollandalı yetkililer Lahey’de yaşanan olayları ve polise yönelik saldırıları “korkunç ve kabul edilemez” diye değerlendirdi.
]]>