Hem kişisel bakım hem de ev temizliği gibi kategorilerde sunulan indirimli ürünlerden yararlanarak maksimum fayda almak mümkün olur. Ev ekonomisi açısından değerlendirildiğinde market broşürleri tasarruf sağlar. Haftalık ve aylık hazırlanan alışveriş bütçelerinden tasarruf etmeyi mümkün kılan broşürler sayesinde aynı bütçeyle farklı ihtiyaçlara odaklanma imkanı doğar.
İndirimli ürünler ve marketlerin belirli ürünlerde uyguladığı özel fiyatlar çerçevesinde alışveriş işlemleri şekillendirildiğinde çok yönlü bir deneyim elde edilir. Temel gıda maddelerinden pratik mutfak gereçlerine kadar pek çok alanda sunulan indirim fırsatları sayesinde maksimum fayda alınır. Market broşürleri özellikle aktüel ürünlerde ön plandadır.
BİM cuma kataloğu gibi marka ve hafta özelinde gerçekleşen fırsatları takip ederek maksimum deneyim alabilirsiniz. O hafta içerisinde gerçekleşecek indirimleri ve kampanyaları görüntüleyerek ihtiyaç dahilinde ürün olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
Pratik ve konforlu alışveriş için market broşürleri
Market broşürleri hem pratiklik hem de bütçe tasarrufu sağlama açısından oldukça önemlidir. Market broşürlerini takip ederek planlama ve bütçeleme noktasında önemli avantajlar elde edilir. Market broşürlerinin ev ekonomisine katkısı aşağıdaki gibi sıralanabilir.
Kullanıcılar alışveriş yapmadan önce marketlerin broşürlerini inceleyerek seçenekler arasında değerlendirme yapabilir, bütçe planını bu doğrultuda hazırlayabilirsiniz. Planlama ve bütçeleme bakımından avantaj sağlayan market broşürleri ihtiyaçlar için gerekli olan maddi kaynağın doğru şekilde değerlendirilmesini sağlar.
İndirimli ürünleri ve ürün özelinde gerçekleşen kampanyaları inceleyerek ev ihtiyaçlarınızı belirleyebilirsiniz. Ev ihtiyaçları çerçevesinde indirimli ürünlerden oluşan alışveriş listeleri hazırlayarak kısa sürede çok yönlü bir market alışverişi gerçekleştirebilirsiniz.
Market broşürleri çeşitlilik sunma açısından da oldukça önemlidir. Farklı marketlerin indirim ve kampanyalarını görüntüleme imkanı tanıyan broşürler seçenekler arasında karşılaştırma yapmayı kolaylaştırır.
Tüketiciler ihtiyaçlarına uygun ürünü farklı market broşürleri üzerinden analiz ederek maksimum fayda sağlayabilir. A101 aktüel market broşürleri üzerinden A101 markasının sunmuş olduğu haftalık ve aylık fırsatları kontrol etmek kolaylaşır.
Farklı marketlerin fiyatlarını ve aynı üründe uygulanan indirim oranlarını karşılaştırma imkanı bulan kullanıcılar daha iyi adımlar atabilir. Daha düşük maliyetle ev ekonomisine katkı sağlamayı mümkün kılan market broşürleri pek çok noktada avantaj sağlar. Ev bütçesini doğru ve etkili bir şekilde yönetmek isteyenler market broşürlerinin sunmuş olduğu fırsatları değerlendirebilir.
Yukarıdaki seçeneklerin birçoğu bütçesini doğru şekilde yöneterek ihtiyaçlarını karşılamak isteyenler için değerlendirilebilir.
Market broşürü incelerken dikkat edilmesi gerekenler
Market broşürleri marketlerin belirli ürünlerde gerçekleştirdiği indirimleri görmenin en etkili yoludur. Broşürleri incelemeden önce ihtiyaçları belirlemek marketler arasında karşılaştırma yapmayı kolaylaştırır. Bundan dolayı broşürdeki ürünler arasında ihtiyaca göre hareket etmek gerekir.
İhtiyaçlara yönelik indirimli ürünlerden faydalanarak daha iyi bir ön araştırma deneyimi elde edilebilir. Broşürler arasında fiyat karşılaştırması yapmak gerekir. Fiyat karşılaştırmaları indirim oranları ve ürün bazında değerlendirmek daha etkili sonuçlar almayı mümkün kılar.
Bim broşür seçenekleri içerisinde Bim çatısı altında sunulan ürünler bir arada görülebilir. Bu sayede fiyat karşılaştırması yapmak daha da kolaylaşır. Marka tarafından sunulan indirimleri rahatça görebilmek mümkün olduğundan avantajlar artar.
Ürünlerde gerçekleşen gerçek indirimleri ve kampanyaları takip etmenin en önemli yolu karşılaştırma yapmaktır. Markaların sunmuş olduğu avantajları fiyat karşılaştırmalarıyla rahatça bulabilirsiniz.
]]>Şair Mehmet Emin Yurdakul Ortaokulu öğrencileri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde İstanbul Valisi Davut Gül’ü makamında ziyaret etti. Vali Gül, koltuğunu 4. sınıfı öğrencisi Derin Mina Koç’a devretti. Koltuğa oturan Koç, 23 Nisan konuşması yaptı.
“Türk milletinin fedakar evlatlarını saygı sevgi ve minnetle anıyorum”
4. sınıf öğrencisi Derin Mina Koç; Vali Davut Gül’ün makamına oturarak yaptığı konuşmada, “Sevinç, coşku ve gururla kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın tüm milletimize ve insanlığa sevgi ve barış getirmesini istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 yılında kapılarını bağımsızlığa, ulusal iradeye ve aydınlık geleceğe açtı. Ne mutlu bize ki bugün burada hür irademizle bayramımızı kutluyoruz. Öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını bize armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını ve canını seve seve veren Türk milletinin fedakar evlatlarını saygı sevgi ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
“Botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim”
Derin Mina Koç, çocukların en temel ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda ise “Öncelikle bizim en temel ihtiyaçlarımızdan olan oyun ihtiyaçlarımızın giderilebilmesi için daha fazla çocuk parklarının ve oyun alanlarının olması bu alanların içinde bulunan oyuncakların ve zeminin uygun malzemeden yapılmasını istiyorum. Doğadan uzak olan AVM’lerde vakit geçirmek istemediğim için botanik bahçeler, bisiklet yolları herkesin huzur bulduğu alanların çoğalmasını isterim. İsteklerimi planlarken sadece yaşıtlarımı değil abi ve ablalarımı da düşündüm” dedi.
“Kendi paramı kendi emeğimle kazanmak istiyorum”
Büyüyünce çocuk doktoru olmak istediğini belirten Koç, “Hedefim çocukları iyileştirip kendi paramı kendi emeğimle kazanmak istiyorum. AVM’lerde gezmek istemediğimi, botanik bahçeleri, yürüyüş alanlarının çoğalmasını istiyorum. Devamsızlık ilgili öğrenci hasta ise veya bir durumu varsa önemlidir. Ama okula gitmemek için devamsızlık yaptıysa bu yanlıştır” şeklinde konuştu.
“Talimatlarınızı aldık. İnanıyorum ki bundan birinci derecede sorumlu olan belediyelerimiz de bu talimatlarınızı almıştır”
Program çerçevesinde kendisini ziyaret eden çocuklarla tek tek ilgilenen Vali Gül, “Öncelikle Sayın Valimizi tebrik ediyoruz. Gerçekten kendini çok güzel yetiştirmiş. Seni yetiştiren anneyi, öğretmenlerimizi tebrik ediyorum. Hem diksiyonu çok güzel, hem de verdiğim mesajlar çok çok iyi. İnşallah yarının gençleri olarak mutlu olduğunu, yapmak istediğin işleri yaparsınız. Arkadaşlarınızı tebrik ediyorum bir ekip olarak geldiniz. İstanbul’da da, Türkiye’de de eğitimdeki kalitemiz tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi her geçen gün bir öncekinden daha iyiye gidiyor. Bugün ihtiyaç olarak görülen meselelerin önemli bir kısmını 5 sene önce, 10 sene önce, 30 sene önce hayal bile edemezdik. Ama daha iyisi her zaman mümkün. Özellikle eksikliğini hissettiğiniz yürüme mesafesindeki kütüphaneler, yürüme mesafesindeki okullar, yeşil alanların artırılması, düzenli bir şehirleşmenin yapılması sadece çocuklar için değil, hepimiz için çok çok önemli bir ihtiyaç. Talimatlarınızı aldık. İnanıyorum ki bundan birinci derecede sorumlu olan belediyelerimiz de bu talimatlarınızı almıştır” ifadelerini kullandı. Vali Gül, daha sonra kendisini ziyaret eden çocuklara ve öğretmenlerine çeşitli hediyeler verdi. – İSTANBUL
]]>Prof. Dr. Alaeddinoğlu: “Havzadaki suyu yönetmek zorundayız”
VAN – Van’da şubat ve mart aylarında yoğun kar yağışının, nisan ayında ise yağmurun etkili olması dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nün su seviyesinde iyileşmeye neden oldu.
Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, 2019-2023 yılları arasında küresel iklim değişikliğinin etkisiyle büyük ölçüde su kaybı yaşadı. Bu yılın ilk 4 ayında yağışların yoğun miktarda düşmesi ise Van Gölü’nün seviye kaybı için umut oldu. Son 30 yılın en bereketli yılını yaşayan havza, ihtiyaç duyduğu suya kavuşmuş oldu. Nisan ayıyla birlikte dağlardaki karın eriyerek akarsularla buluşması ve yağışların yağmur şeklinde düşmeye devam etmesi Van Gölü’nün su seviyesinin yükselmeye başlamasını sağladı.
“İhtiyaç duyduğu yağışın önemli bir kısmını kazanmış oldu”
İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van Gölü ‘nün 90’lı yıllarda düşen yağışlarla ciddi bir iyileşmeye gittiğini, 2000’li yıllarda da seviyenin yavaş yavaş düştüğünü ve son 5 yılda da önemli ölçüde alan kaybettiğini hatırlattı. Ancak 2024 yılı ile birlikte şubat ve nisan aylarında yağışların zirve yapmasının havzaya pozitif bir katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Alaeddinoğlu, “Düşen yağışların önemli bir kısmı özellikle mart ayında kar şeklinde gerçekleşti. Nisanda ise bu yağışlar yağmur şeklinde gerçekleşti. Dolayısıyla havza 2024 yılı için ihtiyaç duyduğu yağışın önemli bir kısmını kazanmış oldu. Bu bize şunu gösteriyor; düşen yağışlar özellikle Van Gölü’nde bir iyileşmeye neden olacak. Bu iyileşme de Haziran ve Temmuz aylarına kadar da devam edecek” dedi.
“Havzada bir su yönetimine ihtiyaç var”
Bu yıl yağış miktarı açısından iyi olduğunu ancak bir sonraki yılların kurak geçme ihtimaline karşı havza için bir su yönetimine ihtiyaç olduğunun altını çizen Alaeddinoğlu, “Yani bu yağışlar bundan sonraki süreçte de devam edecek anlamına gelmiyor. Evet, bu yağışlar pozitif anlamda bir katkı sunabilir. Ancak geleceğe ilişkin iklim değişikliğinde herhangi bir değişiklik yok. Dünya her geçen yıl ve her geçen ay daha fazla ısınıyor. Havza bundan nasibini alacak. 2024-2025 yılı için öngörülerimiz pozitif anlamda havzanın lehine gerçekleşebilir. Ancak 2026-2028 yılları belki yaz ayları boyunca yaşanacak bir sıcaklıktaki artış ve şiddetli buharlaşma bu düşen yağışların belli ölçüde kaybolmasına neden olabilir. Dolayısıyla biz Van Gölü Havzası’ndaki bütün taraflar olarak havzanın suyunu yönetmek zorundayız” diye konuştu.
“Devam edecek yağışlar sel ve taşkınlara neden olabilir”
İleri dönemlerde yaşanması muhtemel sel ve taşkın konusunda da uyarıda bulunan Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Havzaya düşen yağışlar hakikaten son yıllarda kaydedilmiş son 30 yılın en yüksek değerleridir. Tabii diğer taraftan yüksek dağlık kesimlere düşen yağışların erimesiyle birlikte önümüzdeki günlerde muhtemel sağanak yağışların aslında başka türlü sonuçlar doğurması mümkün olabilir. Özellikle bu geçiş mevsiminde havaların ısınmasıyla birlikte atmosferin daha fazla su tutma kapasitesine sahip olduğunu düşünürsek, sellerin ve taşkınların ortaya çıkacağı bir tablo da ortaya koyabilir. Dolayısıyla sadece havzaya düşen yağışın içme, kullanma ve sulama suyu açısından düşünmemek lazım. Muhtemel yüksek düzeyde gerçekleşecek olan yağışların da bir şekilde yönetilmesi, yani o yağışların muhtemelen etkileyeceği alanların doğru tespit edilmesi ve önceden o alanların bilgilendirilmesi ya da gerekiyorsa birtakım adımların atılması gerekiyor.”
]]>Türkiye’deki yardım dernekleri açlık, yoksulluk, savaş gibi nedenlerle gıdaya erişimin zor olduğu coğrafyalardaki ihtiyaç sahiplerine yardımlarını sürdürüyor. İnsani yardım kuruluşu Yeryüzü Doktorları, bu yıl Ramazan ayında kumanya dağıtımlarını 30 ülkede gerçekleştirdi. Kliniklerinin olduğu ülkelerde sağlık hizmetlerini aralıksız sürdüren dernek, “Hayat Kurtarılmaya Aç” kampanyası ile Ramazan ayında gıda yardımı sağlayarak kriz bölgelerine destek oldu.
Ramazan ayı boyunca gıda desteği sağlayan kuruluş Afganistan, Bangladeş, Benin, Çad, Etiyopya, Hindistan, Kazakistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Pakistan, Kamboçya, Somali, Suriye, Yemen, Sri Lanka, Uganda, Peru, Kamerun, Honduras, Kosova, Tanzanya, Türkiye, Togo, Lübnan, Gazze, Mısır ve Sudan’ın yer aldığı ülkelerde toplam 7 bin 625 kumanya dağıtarak 47 binden fazla ihtiyaç sahibine ulaştı. Bununla birlikte iftar programı gerçekleştiren dernek, Ramazan ayında 13 bin kişinin iftar sevincine ortak oldu.
Savaş ortamında ve saldırılar altında Ramazan ayını geçirmek zorunda kalan Gazze’de çalışmalarını aralıksız olarak sürdüren dernek çalışanları on binlerce kişiye iftar sofrası kurarak Gazzelilerin yanında yer aldı. Mobil sağlık ekipleri de bölgenin ihtiyaçlarını tespit ederek açlık krizinin yaşandığı bölgeye Mısır’dan tedarik ettiği yardım kolilerinin teslimatını sağladı.
Her yıl Ramazan ayında gerçekleştirdiği kumanya dağıtımlarıyla on binlerce kişiye ulaşan insani yardım kuruluşu, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Güney Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında çalışmalarını gerçekleştirdi. Kuruluş, her bölgenin kültürel alışkanlıkları gözetilerek hazırlanan, dağıtılan kumanya kolileri ve iftar programı ile 60 binden fazla insanın sofrasına ulaştı.
Beslenme sağlığı tedavi programları uygulanıyor
İnsani yardım derneği, açlığın önemli bir sorun teşkil ettiği Afganistan, Çad, Somali, Yemen’de açtığı beslenme sağlığı merkezlerinde yetersiz beslenmenin küçük yaşlarda meydana getirdiği malnutrisyon hastalığına karşı tıbbi beslenme tedavisine de destek oluyor. Dört ülkede 21 beslenme sağlığı merkezi ve 11 mobil sağlık ekibiyle özel olarak hazırlanmış destekleyici ve terapötik gıdalar hastaları tedavi etmek için kullanılıyor.
“Sürdürülebilir çözümlerle faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz”
Ramazan ayının sonunda tüm gıda yardım kolilerinin ihtiyaç sahipleriyle buluşturulduğunu söyleyen Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Yahyahan Güney, “Her yıl olduğu gibi bu Ramazan ayında da bağışçılarımız sayesinde birlik ve beraberlik içinde yardımlaşmanın mutluluğunu, paylaşmanın sonucunda binlerce ihtiyaç sahibi insanın hayatına dokunmanın huzurunu yaşadık. Sağlanan destekler ile kısa vadeli çözümler yerine sürdürülebilir çözümlere odaklanarak faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz. Gazze’deki ekiplerimizle hem sahada hem hastanede destek vermeye devam ediyoruz. Gazze’nin kuzeyinde mobil ekiplerimizle ve güneyde 3 hastanede yer alan doktorlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz, bağışlarla da aralıksız olarak Mısır’dan yardımlarımızı ulaştırıyoruz. Bu doğrultuda günlük sıcak yemek ve gıda kolilerimizin dağıtımlarına devam ediyoruz. Bugün 30 ülkede gerçekleştirdiğimiz kumanya dağıtımlarımızı başarıyla tamamladığımızı, 4 ülkede yer alan beslenme sağlığı merkezimizde tedavi uygulamalarının devam ettiğini gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Somali’den Gazze’ye, Bangladeş’ten Honduras’a kadar sağlık ve insani yardım alanında ihtiyaç sahiplerinin yanında olacağız” dedi. – DAKKA
]]>Zekât dinimizin beş temel ibadetlerindendir. Zekât, belirli malların (altın, gümüş, ticaret malı, nakit paranın belirli bir miktarı) belli oranlarını içerir. Örneğin, altın ve gümüş için oranlar %2,5, ticaret malları için %2,5’dir. Zekâtın doğru hesaplanması için mal sahibi, sahip olduğu mülk ve varlıkların değerini bilmelidir. Zekât vermek malımızın artmasına, korunmasına, bereketlenmesine vesile olur. Bu ibadet madden yapılan ibadetler arasına girmektedir. Bu ibadet, bizler için önemli bir sosyal sorumluluk ve dayanışma aracıdır. Zekat bağışlarınız, yurt içinde ve yurt dışında birçok farklı bölgedeki ihtiyaç sahiplerine umut olabilir.
Gazze, Kudüs, Suriye, Afganistan, Yemen, Bangladeş ve Afrika gibi bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için çalışıyoruz. Zekat malı arındırır, bu bölgelerdeki insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaya ve onların yaşam koşullarını iyileştirmeye gayret ediyoruz Zekât verme konusunu, Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamberimiz hadislerinde sıkça vurgulanmış ve yerine getirilmesi emredilmiştir. ‘Zekâtın temel amacı, toplumda ekonomik adaleti sağlamak ve fakirler ile ihtiyaç sahiplerinin desteklenmesidir.’ Olarak genel bir tanım yapılabilir.
Zenginlerin kazançlarının bir bölümünü ihtiyaç sahibi kimselerle paylaşması toplumsal refahı arttırır, dengeyi sağlar fakirlikle imtihan olan kimselerin de ferahlama sağlar. Fakirlere, yetimlere, dul kadınlara, hasta ve ihtiyaç sahibi kimselere verilebilir. Zekâtın en önemli noktalarından birisi toplumsal dayanışmanın yanı sıra veren kişinin de hem maddi hem de manevi refahını sağlaması noktasıdır. Mallarını Allah yolunda harcayanlar Allah’a yaklaşır. Kalpleri yumuşatan Rabbimize yaklaşmak bizlerin vicdan ve merhamet seviyesini de arttırır.
Allah’ın rızasını kazanmak inancımızın temelini oluşturur. Malımızın temizlenmesi, bereketlenmesi ve artması için de zekât vermek bireysel kazançlarımız arasında yer almaktadır. Toplumu iyileştirmek ve güçlendirmek de en faziletli davranıştır. Hayırsever vatandaşlarımızın yardımlarını, ihtiyaç sahibi kimselerle buluşturabilmek için oldukça titiz ve dikkatli şekilde çalışmalar yürütmekteyiz.
Sizler de derneğimize bağışta olmak isterseniz, Banka yoluyla, Online sistem üzerinden, 7/24 açık çağrı merkezimizden, PTT ile bağış yaparak, E-kart ve SMS yoluyla da bağışlarınızı derneğimize iletebilirsiniz. Yurt dışı bağışlarınız için de USD VE EURO birimleri üzerinden bizlere bağışlarınızı iletebilirsiniz. Ziraat bankası üzerinden EFT ve Havale yöntemlerini kullanarak USD ve EURO birimleri ile de yurt dışından bağışlarınızı gönderebilirsiniz. Zekât vermek malı arındırır anlayışı ile başlattığımız bu bağış faaliyetleri sayesinde gönül coğrafyamızın ulaştığı birçok yere, aileye ve insana yardım ulaştırdık.

Zekâtlarınız birleşerek sizler sayesinde manevi olarak büyük bir servete dönüştü. Zekatlarınızı kullanarak, sürdürülebilir kalkınma projelerine destek vererek insanların hayatlarına dokunabilirsiniz. Yedi Başak İnsani Yardım Derneği olarak, Afrika’da başlattığımız tarım projemize siz de katkıda bulunarak destek olabilirsiniz. Zekatlarınızı sürdürülebilir kalkınma projelerine yönlendirerek, insanlara balık tutmayı öğretebilir ve onların kendi yaşamlarını sürdürebilmelerine katkıda bulunabilirsiniz.
Bir fidanın sahibi olun, bir yetim ailesinin umudu olun ve Afrika’nın yeşil alanlarını artırarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakın. Ayrıca, zekatlarınızla yetim ailelere yönelik çeşitli projeleri destekleyebilirsiniz. Dikiş makinası, balıkçı teknesi, bakkal, manav ve arıcılık gibi projelerle, bu ailelere uzun vadeli birer geçim kaynağı sağlayarak hayatlarını değiştirebilirsiniz. Gazze’deki insanların yaşadığı zorluklara destek olmak ve hayatlarını iyileştirmek için zekatlarınızı kullanabilirsiniz.
Zekatlarınızı Gazze’ye yönlendirerek, ihtiyaç sahiplerinin temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir ve onların yaşamlarında pozitif bir değişim yaratabilirsiniz. Yedi Başak İnsani Yardım Derneği olarak başlattığımız “Gazze’ye Zekat Bağışı” kampanyası ile bu ailelere umut olabilirsiniz. Her bağış, bu soğuk günlerde korunmasız kalmış ailelere bir çatı sağlamak için adım atılmasına yardımcı olacaktır. Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine umut olmak için zekatlarınızı Gazze’ye yönlendirin. Bağışlarınız için hemen harekete geçin ve Gazze’deki ailelere destek olun!

Fitre ne kadar?
Ramazan ayının da yaklaşmasıyla birlikte Fitre 2024 ne kadar? Sorusu sıklıkla gündeme gelmiştir. Fitre 2024 ne kadar sorusu her sene değişiklik gösterdiği gibi bu sene de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından güncellenerek 130 TL (Yüz Otuz Türk Lirası) olarak belirlenmiştir. Fitre, Ramazan ayının sonunda, Ramazan Bayramı öncesinde ihtiyaç sahiplerine verilir ve genellikle bir kişinin bir aylık gıda harcaması üzerinden hesaplanır. Verilen miktarın Kişinin ve ailesinin gıda ihtiyaçlarına göre belirlenir ve zekât gibi belirli bir oranı yoktur. Her sene Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sadece minimum tutar açıklanmaktadır. Fitre, Ramazan ayında oruç tutan her Müslümanın vermesi gereken farz bir ibadettir. Oruç tutan kişinin manevi temizliğini pekiştirir ve ihtiyaç sahiplerine destek olur.
Fıtır Sadakası ise halk dilinde Fıtır olarak bilinen asıl adı itibariyle fitre sadakasının aynısıdır. Yine Ramazan Bayramı’nın öncesinde, bayram namazından önce ihtiyaç sahiplerine verilir ve genellikle aile bireylerine yetecek kadar gıda veya para olarak ödenir. Miktar olarak da yine fitre ile aynı olarak Fıtır sadakası, bir kişinin ve ailesinin bir günlük gıda ihtiyacına eşdeğer miktarda belirlenir. Ramazan ayının manevi bir tamamlayıcısı ve toplumsal dayanışmayı arttırmak için bir farz olarak verilir. Bu yardımlar, İslam’ın dayanışma, adalet ve sosyal yardımlaşma ilkelerini hayata geçirmek için önemlidir.
Sizler de fitre/Fıtır sadakalarınızı vermek için banka yoluyla, Online sistem üzerinden, 7/24 açık çağrı merkezimizden, PTT ile bağış yaparak, E-kart ve SMS yoluyla da bağışlarınızı derneğimize iletebilirsiniz. Yurt dışı bağışlarınız için de USD VE EURO birimleri üzerinden bizlere bağışlarınızı iletebilirsiniz. Diğer bağış ve yardım alanlarımıza göz atmak için web sayfamız üzerinden faaliyetler kısmını inceleyerek diğer projelerimizden de haberdar olabilirsiniz. Ramazan ayı boyunca gıda kolisi yardımlarımız dışında İftar yemeği, sahur ve sebze paketleri, bayramlık kıyafet, bayram harçlığı, Kur’an-ı Kerim dağıtımı, Fidye, Fitre, Fıtır sadakaları, zekât ve sadaka faaliyetlerimiz de devam etmektedir.
Ramazan ayı dışında da faaliyetlerimiz başlığı altında bulunan Acil yardım butonunun altında yer alan Gazze ve Filistin yardımları, kış yardımı, ramazan, genel bağış, sağlık, kurban, yetim ve su kuyusu gibi projelerimize de göz atabilirsiniz. Fitre, ihtiyaç sahiplerinin Ramazan boyunca sofra kurmalarına ve bayram sevinciyle girmelerine katkı sağlar. Bağışınızla, deprem bölgeleri, savaş alanları ve kriz bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine umut olabilirsiniz.
Yedi Başak İnsani Yardım Derneği olarak, fitre ve diğer bağışlarınızı Türkiye genelinde ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için çalışıyoruz. Gazze, Kudüs, Suriye, Afganistan, Yemen, Bangladeş ve Afrika gibi bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için çalışıyoruz. Bağışlarınızla, savaşın ve doğal afetlerin yıkıcı etkileriyle mücadele eden insanlara yardım eli uzatıyoruz. Yedi Başak İnsani Yardım Derneği olarak, fitre, Zekat, Sadakalarınızı ve diğer bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için çalışıyoruz. Değerli bağışçılarımız bu yardım faaliyetlerine katkı sağlamak ve ihtiyaç sahiplerine umut olmak için bağışlarınızı yapabilirsiniz. Bağışlarınız için bize ulaşın ve Gelecek İyilik ile Gelecektir!

Kumanya Bedeli (Gıda Kolisi)
Yedi Başak İnsani Yardım Derneği olarak 2024 yılı Ramazan ayı için iftar Gıda Kolisi, kumanya bedeli 1000 TL (Bin Türk Lirası) olarak asgari düzeyde belirlenmiştir. Özellikle Ramazan ayı, bu zorlu şartlarda yaşayan insanlar için daha da anlamlıdır çünkü bu ay, paylaşmanın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın en yoğun yaşandığı zamanlardan biridir. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte, Savaş ve yoksulluğun içerisin de olan, Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine ulaşmak ve onların bu mübarek ayı daha rahat geçirmelerini sağlamak amacıyla Yedi Başak İnsani Yardım Derneği olarak kumanya ve iftar bağışları, bağışlarınız kapsamında, Gazze’deki ihtiyaç sahiplerine kumanya paketleri ve iftar yemekleri sağlayarak onların Ramazan ayını daha bereketli hale getirmeyi hedefliyoruz.
Sebze ve Sahur paketimiz ise Gıda Kolisi, kumanya bedeli olarak 500 TL (Beş Yüz Türk Lirası) olarak belirlenmiştir. Bu ücretlendirme belirlenirken derneğimiz özellikle en asgari düzeyde ücret standartları geliştirmektedir. Dönemin gıda alım gücü ve maliyetleri hesaplanarak en şeffaf şekilde ücretler belirlenmektedir. Bizler için hesap verebilirlik ve şeffaflık oldukça önemli noktalardır. Kumanya dağıtımı yapabilmek için özenli ve titiz şekilde çalışmalar yapmaya hem fiyatlandırma hem de içerik olarak fazlasıyla özen gösteriyoruz. Bu özenin temelde sebebi insanların sıcak yemeğe olan ihtiyaçlarının farkına varmamız ve hayırsever vatandaşlarımızın da emeklerine saygı göstererek bu işi baştan sona takip etmemizden kaynaklanmaktadır.
Ramazan ayı bizler için yardımlaşmanın ve toplumsal dayanışmanın zirveye çıktığı bir aydır. Bu denli iyilik ve güzelliğin olduğu bu ayı diğer aylardan ayıran bir ismi bile vardır ki o da on bir ayın sultanı ramazandır. Ramazan ayı boyunca insanlar hem nefsi hem de dini bazı sınanmalar yaşamaktadır. Ramazan’da kumanya dağıtımı da bu dini sınavın pratiğe dönüşmüş bir yardımlaşma halidir. Özellikle ekonomik olarak zor durumda ve kendi ihtiyaçlarını karşılama becerisinden yoksun kimselere iftar ve sahurlarda sıcak yemek, kumanya dağıtımı hayati bir önem taşımaktadır. Sadece yoksul kimselere değil hem yoksul hem de kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan azade kişileri seçerek toplumsal ve vicdani dayanışmaya katkıda bulunuyoruz.
Ramazan ayı, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma gibi değerleri ön plana çıkardığı için kumanya dağıtımı da bu değerlerin yaşama geçirilmesine yardımcı olur. Bu yardımlaşma ve dayanışma, toplumun birlik ve beraberliğini pekiştirir ve insanların birbirlerine destek olmalarını sağlar. Ramazan ayı, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma gibi değerleri ön plana çıkardığı için Gıda Kolisi, kumanya bedeli ödeyerek gerçekleştirdiğiniz dağıtımı da bu değerlerin yaşama geçirilmesine yardımcı olur. Sizler de derneğimizin bağışçısı olmak isterseniz, Banka yoluyla, Online sistem üzerinden, 7/24 açık çağrı merkezimizden, PTT ile bağış yaparak, E-kart ve SMS yoluyla da bağışlarınızı derneğimize iletebilirsiniz. Yurt dışı bağışlarınız için de USD VE EURO birimleri üzerinden bizlere bağışlarınızı iletebilirsiniz.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa’da açılan ‘İstanbul Vakfı İyilik İstasyonu’nu, eşi Dr. Dilek İmamoğlu ile birlikte kamuoyuna tanıttı. İyilik İstasyonu’nun, Askıda Fatura gibi bir iyilik hareketi olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Kentimiz adına, bu ve buna benzer saygın işlerin, huzurlu işlerin, birbirini iyi hissettiren işlerin devamını diliyorum. İstanbul’un bütün kurum, kuruluşlarını, hemşehrilerimizi İyilik İstasyonu’na davet ediyorum” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu ile seçim otobüsüyle ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, kendilerini selamlayan İmamoğlu ve Mutlu’ya yol boyu sevgi gösterilerinde bulundu. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu’nun eşlik ettiği İmamoğlu’nun Bayrampaşa’daki son adresi, İsmetpaşa Mahallesi’ndeki “İstanbul Vakfı İyilik İstasyonu” açılışı oldu. Açılışta, İyilik İstasyonu’nu kamuoyuna tanıtan İmamoğlu, şunları söyledi:
“EKONOMİK AÇIDAN BÜYÜK ZORLUKLAR ÇEKTİĞİMİZ BİR GERÇEK”
“Ekonomik açıdan büyük zorluklar çektiğimiz bir gerçek. Ne yazık ki yeni değil bu. Uzun zamandır, 7-8 yıldır, ülkemizin aşama aşama kötü bir ekonomik sürece doğru yürüdüğünü yaşadık. Dünyanın farklı konularla ilgili sıkıntılar çektiği bir 7-8 yıl içerisinde, iddiayla ifade ediyorum, Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntının en az yüzde 80-85’i kötü ekonomi yönetiminden kaynaklı. Doğru kuralları uygulamak yerine uydurma, ne yazık ki siyasi olarak kendini tatmin etmek isteyen bir kişinin ya da bir grubun insanlarımızı zor duruma düşüren bu hale sokmasıdır. Cebimizdeki paranın pul olmasıdır. Enflasyonun üç haneli olmasıdır. ve bu, en çok bu şehrin başta çocuklarını, annelerini ve başta özellikle emeklilerini çok zor bir durumda bırakıyor.
“DAHA ÖNCE DE BİR İYİLİK HAREKETİNİ BU ŞEHRE YAŞATMIŞTIK: ASKIDA FATURA”
Biz, ekonominin bu zor döneminde, daha önce de bir iyilik hareketini bu şehre yaşatmıştık: Askıda Fatura. ve dünya ölçeğinde önemli bir yere evrilmişti. Orada yüz binlerce, artık neredeyse milyona doğru giden insana dokunan, faturasını ödeyen, veren elin alan eli görmediği bir modelle, var olan bir teknoloji kullanımıyla, insanların birbirine gönül bağıyla bağlanmasını sağlayan, şehir içindeki dayanışma duygusunu maksimum seviyeye taşıyan olağanüstü bir iş. ve modası hiç geçmeyecek. Zor anlarımızda hep o yanımızda olacak ve insanlarımızı birbirine bağlamaya devam edecek. Hemşehri olmanın, bir olmanın, birlikte olmanın, vatandaş olmanın da böyle altyapısına, belki teknoloji eliyle olağanüstü bir kavram yükleyecek.
“YENİ EVLENECEK ÇİFTLERE GELİNLİK-DAMATLIK KİRALAMA HİZMETİ VERİLECEK”
İstanbul Vakfı İyilik İstasyonu, 2022 yılında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, günübirlik olarak Levent Metro İstasyonu’ndaki alanda, Metro A.Ş. ile iş birliği yapılarak açılmıştı. O zaman da çok büyük ilgi gördüğünü, fotoğraflardan da görmüştüm, ziyaret edememiştim. Satışa sunulan, kullanıma uygun ikinci el eşyaların gün içinde tamamen tükendiğini arkadaşlarım bana bildirdi. Böyle olunca, Bayrampaşa AVM’de, sürekli satış yapacak bir iyilik istasyonu açılışı planlandı. Burada ikinci el ve dönüştürülmüş her çeşit ürün, uygun fiyatlarla satışa sunulacak. Ayrıca yeni evlenecek çiftlere gelinlik-damatlık kiralama gibi hizmetlerin de verilmesi öngörülüyor. Yine İstanbul Vakfı bünyesinde başlatılan projeler sonucu üretilen ürünler de burada yer alacak. Vakıf gönüllülerimiz, özellikle bu işin içinde.
“GÖRÜNMEYEN BİR İHTİYACI KARŞILADIĞI GİBİ, GÖRÜNMEYEN BİR EKSİĞİ DE GİDERECEK”
İstanbul Vakfı’nın bursiyerlerinin hizmet vereceği İyilik İstasyonu’nda; çocuk oyun alanı, dinlenme alanı ve kahve molası alanı da bulunmakta. Yani burada alışveriş yapan hemşerilerimiz, uygun fiyatlı ürünlere erişebildiği gibi, keyifli bir vakit de geçirebilecekler. İçinde bulunduğumuz ekonomik durum, hızlı artan tüketim sonucunda, çok sayıda ihtiyaç fazlası ürünün ortaya çıkması, mağazaların stok fazlaları ve özellikle bağışçıların bu zorlu koşullarda ihtiyaç sahiplerine destek olabilecekleri yapılara duyulan ihtiyaç, İstanbul Vakfı İyilik İstasyonu gibi projelerin önem kazanmasına da neden oluyor. Belki de burası görünmeyen bir ihtiyacı karşıladığı gibi, görünmeyen bir eksiği de giderecek. ‘Ben bunu ne yapsam’ diye düşünen bazı kurum, kuruluşlar için olağanüstü bir geçiş noktası haline dönüşeceğini şimdiden görebiliyorum.
“ÜNİVERSİTELİLER, DOĞUM GÜNLERİNDE KENDİLERİ İÇİN BİR ARMAĞANI, BEDELSİZ ALABİLECEK”
Buradan elde edilen gelir, İstanbul Vakfı projelerinde kullanılarak, yine topluma fayda üretmeye, dayanışmayı arttırma yönünde bir alanda toparlanacak ve oradan yine bu yönde harcanacak. Tabii ürünlerin cüzi de olsa bir ücret karşılığında satılıyor olmasını da ben çok anlamlı buluyorum. İnsanların, çocuğuna ya da eşine, ailesine ya da bir çocuğun ‘Annem-babam bana hediye aldı’ duygusunu yaşatması noktasında da kıymetli olacak. Sosyal incelemesi yapılmış ve yoksulluk sınırının altındaki hemşerilerimize, zaruri durumlarda, sınırlı sayıda ürünün, yine bedelsiz olarak da buradan verilmesi öngörülmekte. Ayrıca genç üniversiteliler, doğum günlerinde kendileri için bir armağanı, bedelsiz olarak İyilik İstasyonu’ndan alabilecekler.
“İHTİYAÇ FAZLASI ÜRÜNLER İÇİN KURUMLAR, STK İLE İRTİBATA GEÇİLDİ”
İhtiyaç fazlası ürünler için kurumlar, kişiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla irtibata geçildi. Ama ben buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Kullanılabilir durumdaki her türlü eşyanın, İyilik İstasyonu tarafından teslim alındığını, ihtiyaç fazlası eşyaları satış dışında bir faydaya dönüştürme arzularında, İyilik İstasyonu’nun muazzam bir gönül buluşma noktası olacağına da inanıyorum. Tüm emekçilerimize, bu önemli projeye katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Ama bunun, özellikle İyilik İstasyonu gibi bu tür hareketlerin, aynen Askıda Fatura’da olduğu gibi sahiplenilmesiyle mümkün olduğunu, bu noktada, ‘Evet, ben de bu İyilik İstasyonu’na şu şekilde katkı sunabilirim, tanıtabilirim, anlatabilirim, hatta ben de gidip oraya bağışta bulunabilirim, katkı sunabilirim’ diyen herkesi buraya göreve davet ediyoruz. Özellikle İstanbul Vakfı bünyesinde, bütün yöneticilerin ve sevgili. Eşim Dilek’in bu tür konulara çok büyük katkı sunmasını keyifle izliyorum. Kentimiz adına, bu ve buna benzer saygın işlerin, huzurlu işlerin birbirini iyi hissettiren işlerin devamını diliyorum. ve kız çocuklarımızın eğitiminden burslarına varıncaya kadar, farklı alanlardaki ihtiyaçlarından, Türkiye’nin her noktasına uzanabilen bir el olmaya varıncaya kadar faydalı işlerde, daha güzel işlerde kentimiz adına İstanbul Vakfı’nda buluşmak dileğiyle, İstanbul’un bütün kurum, kuruluşlarını, hemşehrilerimizi İyilik İstasyonu’na davet ediyorum.”
]]>ABD öncülüğündeki NATO güçlerinin Ağustos 2021’de Afganistan’dan ayrılmasıyla ülkeye yapılan yardımlar büyük oranda kesildi ve uygulanan yaptırımlar ekonomiyi derinden etkiledi.
Bu kapsamda insani krizin giderilmesine destek amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda Türkiye’deki çeşitli STK’lerin desteğiyle organize edilen “İyilik Trenleri” Afganistan’da önemli bir boşluğu doldurdu.
Afganistan’a ulaşan 19 “İyilik Treni” taşıdığı 8 bin 200 ton insani yardım ile Afgan halkına umut oldu. Öte yandan, AFAD, Türk Kızılay, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ekipleri de yardım faaliyetlerini sürdürdü.
Türk kurumlarının nezaretinde ülkenin 34 vilayetinde en az dörder kez dağıtılan yardımlar, afetzede, yetim, dul ve engellilerin olduğu yüz binlerce Afgan’a ulaştırıldı.
İhtiyaç sahiplerine ağırlıklı çadır, kışlık giyim, battaniye, gıda malzemesi gibi temel ihtiyaçları içeren yardımlar dağıtıldı.
Bunun yanında, yetimhaneler, okullar, ibadethaneler, hastaneler ve çeşitli dezavantajlı gruplar için de kırtasiye malzemesi, halı, tekerlekli sandalye, ilaç ve sağlık malzemesi gibi onlarca kalemde binlerce malzeme yardımı yapıldı.
Türkiye, deprem için harekete geçen ilk ülkelerden oldu
Son olarak Türkiye, ekimde Afganistan’ın Herat vilayetinde meydana gelen yıkıcı depremde mağdur olan insanların ve Pakistan’dan Afganistan’a zorla gönderilen düzensiz Afgan göçmenlerin yardımına koştu.
Başta Birleşmiş Milletler (BM) kurumları olmak üzere birçok ülke Herat ve Pakistan sınırındaki mağdurlara yardımlarını ulaştırdı. Türkiye, kurumları ve STK’ler aracılığıyla buraya insani yardım ulaştıran ilk ülkelerden oldu.
Bu kapsamda Afganistan’a ulaşan “İyilik Treni”nin taşıdığı yardımlar bu bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Buna paralel olarak, Türk kurumları ve STK’leri da buralardaki yardım faaliyetlerini artırdı.
Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ve Misyon Şefi Ünal, Türkiye’nin Afganistan’a yönelik yardımları konusunda AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
“Türkiye’nin mevcut itibarı güçlendirildi”
Ünal, deprem ve düzensiz göçmenlere yönelik yardım faaliyetleriyle ilgili şunları kaydetti:
“Bu büyüklükteki krizlere anında müdahale etmek mümkün değil. Hiçbir ülkenin böyle bir kapasitesi yok. Yetkililerimiz çok hızlı ve etkin bir şekilde düzenleme yaparak Afgan kardeşlerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştılar. Pakistan’dan dönen düzensiz Afganlar için de benzer şeyler söyleyebilirim. Orada da insani ihtiyacın ortaya çıktığı durumlar oldu ve bizim trenle gelen malzemelerin bir kısmı oraya gönderilerek insani ihtiyaçların karşılanmasına çalışıldı. Ayrıca Afganistan’da faaliyet gösteren Türk STK’leri de var. Onlar da depremin ilk gününden itibaren hem Herat’ta hem de Afganistan-Pakistan sınırında faaliyette bulundular. Çadır dağıttılar, sıcak yemek dağıttılar, çocuk ve kadınların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalarda bulundular. Bunlar Afganistan’da Türkiye’nin mevcut itibarını güçlendiren olumlu gelişmelerdir.”
Ünal, son “İyilik Treni” ile gelen yardımların Herat depremi ile Pakistan sınırında yoğunlaşan Afganlara tahsis edilmesi hakkında “Tren, ihtiyacı karşılamak üzere gerçekten çok iyi planlanmıştı. Sadece çadırlar değil, onun yanında battaniyeler, ısıtıcılar, gıda malzemeleri, çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak malzemeler getirildi. Bu malzemelerin de ihtiyaç sahiplerine ulaştığını onların yüzündeki mutluluktan gördük. Bu da bizi ayrıca çok mutlu etti. İyilik trenleriyle ilettiğimiz desteğimiz özellikle Herat’ta yaşanan krizin hafifletilmesinde hızlı ve etkin fayda sağlamıştır.” dedi.
Türkiye’nin yardımları devam edecek
Maslahatgüzar Ünal, Türkiye’nin Afgan halkının yanında olduğunu ve yardımlarını sürdüreceğini kaydetti.
Taliban yönetiminin Afganistan’a hakim olmasının ardından birçok ülkenin Afganistan’ı terk ettiğini kaydeden Ünal, Türkiye nazarında Afganistan’ın önemini şu şekilde anlattı:
“Türkiye Kabil’deki diplomatik temsilciğini kapatmayan az sayıda ülkeden birisidir. Sadece Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluklarımız değil, buradaki diğer kurumlarımız da Afganistan’da kalarak görevlerine devam ettiler. Çünkü biz Afganistan ile dostluğumuzu dönemsel olarak değerlendirmiyoruz. Bu ortak tarihe, ortak kültüre, ortak değerlere dayanan çok ciddi bir geçmişimiz var. Türkiye’nin yardımları, 100 yılı aşan Türkiye-Afganistan dostluğunun bir göstergesidir. Ülkedeki insani krizle baş edebilmek ve Afgan halkının yanında olabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Afganistan’ın son 40 yılını savaş ve istikrarsızlık içerisinde geçirdiğini ve bu nedenle ülkenin birçok alanda gelişim gösteremediğini kaydeden Ünal, Türkiye’nin Afgan halkının ihtiyaçlarını dikkate alarak yardım faaliyetlerinin Afganistan’ın barış, istikrar ve refahına katkı sağlayacak şekilde planlandığını belirtti.
Ünal, Türkiye’nin Afganistan’da en yoğun şekilde faaliyette bulunan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekerek TİKA, Türk Kızılay, AFAD, Türkiye Maarif Vakfının Afganistan’da takdirle izlenen çalışmalarından gurur duyduğunu belirtti.
]]>ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, AA muhabirine, şirketin 1981 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’ndan alınan dersler neticesinde ordunun enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulduğunu söyledi.
1984 yılında ilk defa şarj edilebilir nikel kadmiyum pil üretimi, 1985’te telsiz bataryası, 1993’te havacılık aküleri yaptıklarını anlatan Özdemir, 2015 yılında pil tasarımı ve üretimi için AR-GE faaliyetlerine başladıklarını, 2022 yılında da yeni fabrikalarını devreye alıp pil seri üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Özdemir, böylece Türkiye’nin geçmişte şarj edilebilir pil üretiminde ASPİLSAN ile sahip olduğu ve kaybettiği yetenekleri yeni teknolojilerle tekrar kazandığını vurguladı.
Ham maddeden pil üretip, bunu elektronik kart ve yazılımlarla birleştirip, termal yönetimleriyle birlikte bir kasanın içerisine koyup batarya haline getiren sayılı şirketten biri olduklarına işaret eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yetenek her yerde yok. Türkiye için çok özel olduğu gibi dünyada da yapmış olduğumuz işi yapan çok sayılı firma var. Pili üretip buradan bataryaya dönüştüren bir şirketiz. Bu önemli bir kabiliyet. Tesisimiz daha önce Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde hem batarya tasarımı yapıyordu hem de raylı sistemler, deniz ve havacılık akülerini nikel kadmiyum kimyasında üreten bir imalat ekibimiz vardı. Bu fabrikamız orada devam ediyor. Pil imalatı, havacılık aküsü imalatı orada sürüyor. Ama zamanla Türkiye’ye dağıldık. İstanbul’da hidrojen ve yakıt pili çalışan bir AR-GE ekibimiz, Ankara’da havacılık bataryaları çalışan başka bir AR-GE ekibimiz, yine Ankara’da elektrikli araç bataryaları çalışan bir ekibimiz, Kayseri’de telsiz ve taşınabilir enerji sistemleri için nispeten daha düşük voltaj, akım ve gerilimlerde çalışan bataryaları tasarlayan başka bir AR-GE ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında iki tane fabrikamız Kayseri’de faaliyet gösteriyor.”
Yeni doğan meslekler
Pil ve batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve kurulan tesislerle Türkiye’de istihdam alanında bir dizi ilke imza attıklarına değinen Özdemir, şöyle konuştu:
“Firmamızda Türkiye’nin ilk elektrot teknikeri, teknisyeni, ham maddeyi alıp karıştırdığımız mikser kısmının ilk operatörleri, montaj kısmında elektrotu sarıp pil hücresini kasa içerisine yerleştiren işleri yapan teknisyenleri çalışıyor. Formasyon hattındaki teknisyenlerimiz, formasyon mühendislerimiz bu alanlarda çalışan, Türkiye’nin bu meslekleri yapan ilk kişileri oldu.
Ekosistem içinde arkadaşlarımızı yetiştirmiş, meslek tanımlarını yapmış, bu yönde ilk istihdamları ülkemize sağlamış olduk. Dolayısıyla istihdama katkısı hem yeni mesleklerin Türkiye’de hayata geçmesi açısından bir önem arz ediyor hem de 2021 öncesinde 180 kişiyken bu fabrika ve diğer lokasyonlarda görev yapan 150 yeni arkadaşla bugün 330 nitelikli istihdamla sektörde hizmet vermeye devam ediyoruz. Bunların rakamların ötesinde nitelik açısından, onlara tanımladığımız işler ve ülkemize kazandırdığımız yeni meslekler anlamında önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”
Dünyada taşınabilir enerjiye ihtiyaç arttıkça ki trendin bunu gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu meslek gruplarına sektörün ilgisinin artarak devam edeceğini belirtti. Özdemir, “Batarya tasarımları yapan, yazılımları yapan, gerek mekanik, gerek elektronik, gerekse yazılım anlamında teknik insanlara ihtiyaç duyulduğu gibi savunma ve enerji alanlarında sözleşme yönetimi, proje yönetimi, hukuk danışmanlığı yapan kişiler de mesleklerinde aslında ilk ve daha çok ihtiyaç duyulacak. Gün geçtikçe bu kişilerin istihdamıyla ilgili daha çok potansiyel oluşacak. Bu anlamda enerji ve bunlarla birlikte çalışan meslek gruplarına gelecekte daha çok ihtiyaç duyulacağı, piyasada bu mesleklerin daha çok ilgi göreceği aşikar bir gerçektir.” dedi.
İnsan kaynağı yetiştirmede üniversite-sanayi iş birliği
Ahmet Turan Özdemir, savunma sanayisinde özel alanlarda, mühimmat üretiminde, havacılık ve uzay konularında üniversite veya Milli Eğitim müfredatlarının her zaman ihtiyaç duyulan meslek gruplarını yetiştirecek ölçüde olmayabildiğine işaret ederek, sektörün bazı zamanlarda kendi personelini yetiştirme yoluna gittiğini söyledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu noktada sektörün farklı ihtiyaçlarını görerek “Sektör Kampüste” isimli bir program başlattığını ifade eden Özdemir, bu programın 11 üniversite ve 11 sanayi kuruluşu olmak üzere 22 paydaşı bulunduğunu, ASPİLSAN’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.
Bu programa, üniversitelerde yeni müfredatların oluşturulması, yeni derslerin tanımlanması ve sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda mühendislik eğitimine katkı için kendi mühendisleriyle destek verdiklerini vurgulayan Özdemir, “Savunma Sanayii Başkanlığımız da KÖK programıyla, farklı programlarla ihtiyaç duyan insan kaynağını karşılamak üzere değişik yapılarla bu süreçleri destekliyor. Bu anlamda biz münferiden yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda, onlarla birlikte bu tür programları destekliyoruz. Bir şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu elemanı sektörün desteğiyle birlikte ülkemiz geliştiriyor. Biz de bu anlamda elimizden gelen yardımı esirgemeden sağlıyoruz.” diye konuştu.
]]>