Fikir Atölyesi Projesi Sorumlu Öğretmeni İnayet Eroğlu:
“Projede temel amacımız öğrencilerimizin iletişim becerilerini geliştirmek”
KAYSERİ – Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından lise öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen ‘Fikir Atölyesi’ projesiyle, öğrenciler hem fikir üretiyor hem de iletişim becerilerini geliştiriyor.
Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen ‘Fikir Atölyesi’ projesi çerçevesinde farklı okuldan projeye katılan öğrenciler, Melikgazi Belediyesi Gesi Kamp Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor. Ürettikleri fikirler üzerinde ekip olarak çalışan öğrenciler, çalışmalarını jüri önünde sunarak, iletişim becerilerini de geçiştiriyor. Projeye katılan öğrenciler 30 saat süren ekip çalışması sonucu fikirlerini geliştiriyor.
“Sosyal sorumluluklarını geliştirmelerini hedefliyoruz”
Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE personeli ve Fikir Atölyesi Projesinin Sorumlu Öğretmeni İnayet Eroğlu, projede amaçlarının öğrencilerin ekip çalışmasını öğrenmesi ve iletişimlerini geliştirmeleri olduğunu söyledi. Öğrencilerin sosyal sorumluluklarını geliştirmelerini hedef koyduklarını dile getiren Eroğlu; “Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında fikir atölyesi projesini hayata geçirdik. Bu ikinci fikir maratonumuz. Proje, gençlerin bir araya gelerek, 30 saat gibi kısa bir sürede fikirlerini ilgilendikleri konuları değerlendirerek, bir çalışma yapmalarını sağlıyor. Bu çalışma sonucunda da bir proje ortaya sunuyorlar. Bu projeleri daha sonra jüri önünde sunuyorlar. Bu projede temel amacımız öğrencilerimizin iletişim becerilerini geliştirmek. Yanı sıra onların takım içerisinde hareket etmelerini, sosyal sorumluluklarını geliştirmelerini hedefliyoruz. Öğrenciler bir arada çalışarak, kısa sürede bir ürün ortaya koymaya çalışıyorlar. Hem de sosyalleşiyorlar. Bu açıdan öğrencilerin kişilik gelişimleri için de son derece faydalı bir proje olduğunu düşünüyorum” dedi.
“Çok yararlı bir proje”
Projenin çok yararlı olduğunu ifade eden öğrencilerden Nisanur Kılınç; “Sadece okul dışında bir etkinliğimiz yoktu. Sadece okul içerisindeki arkadaşlarımız ile konuşuyorduk. Bunun sayesinde tanımadığımız okullardaki insanlarla tanıştık. Onların nasıl bir eğitim aldığını öğrendik. Eğitimlerimizi karşılaştırdık. Hepimizde çok güzel eğitim aldığımızı düşünüyoruz. Buradan da okullarımıza çok teşekkür ediyoruz. Bu proje bana daha sabırlı olmamı öğretti. İnsanlarla nasıl iletişim kuracağımı öğretti. Böyle bir ortamda yeni kurallar içerisinde nasıl davranacağımı daha iyi öğretmiş oldu” şeklinde konuştu.
“Böyle bir şans bizim için çok önemli”
Bir diğer öğrenci İlayda Ünal ise böyle bir projeye katılma şansının kendileri için çok önemli olduğunu söyleyerek, sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Bu proje bizim için çok değerli bir proje. Böyle bir şans bizim için çok önemli. Buraya gelip, kendi fikirlerimizi üretebilmemiz, fikirlerimizi projeye dönüştürebilmemiz ve bu projelerinde devamının gelebilecek olma ihtimali bizim için çok değerli. Bu yüzden kendi takımımızla birlikte her şeyimizi ortaya dökerek, bir proje oluşturmaya çalışıyoruz. Biz arkadaşlarımızla daha önce başka projelerde yer almıştık. Takım ruhumuz vardı. Böyle bir proje ilk defa olmasına rağmen çok kolay bir şekilde organize olabildik. Bu yüzden fikirlerimizi birbirimize çok güzel aktarıp, çok kolay ne istediğimizi biliyoruz. Bu nedenle bizim için hiçte sıkıntılı bir süreç değildi. Çok basit bir şekilde hallettik.”
]]>Altun, İstanbul’da bir otelde düzenlenen TRT İspanyolca Konuşulan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi ve TRT İspanyolcanın tanıtım programında yaptığı konuşmada, zirvenin, Uluslararası Gazetecilik Çalıştayı ile dün başladığını, bugün de alanında uzman panelistlerin katılacağı oturumlarla devam edeceğini belirtti.
Bugün, “TRT İspanyolca Dijital Haber Platformu”nun lansmanını gerçekleştirdiklerini söyleyen Altun, TRT İspanyolcanın hem Türkiye hem de İspanyolca konuşulan ülkeler nezdinde tüm insanlığa faydalı ve hayırlı olmasını umduğunu ifade etti.
TRT İspanyolcanın, inşa etmek için yoğun bir çaba sarf ettikleri Türkiye İletişim Modeli’nin pratik uzantılarından, somut çıktılarından biri olduğunu vurgulayan Altun, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başlattığı ‘iletişim seferberliği’ ile kurumsallaştırdığımız Türkiye İletişim Modeli, bir yandan küresel hak ve adalet mücadelemize katkı sunmak, diğer yandan da Türkiye’nin haklı tezlerini tüm dünyaya duyurmak hedefleri doğrultusunda şekillenmiştir. Bu model doğrultusunda İletişim Başkanlığımız, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumumuz, Anadolu Ajansımız ve Basın İlan Kurumumuz çalışmalarını sürdürmekte, ulusal ve uluslararası alanda büyük bir hak, adalet ve hakikat mücadelesi vermektedir.” diye konuştu.
Altun, 19. yüzyılda eser veren Batılı edebiyatçı Alfred de Musset’in kendi dönemini anlatırken kullandığı “Asrın bütün marazları iki sebepten ileri gelmektedir. Bir, vaktiyle ne var idiyse ortadan kalkmış. İki, gelecekteki hiçbir şey ise henüz meydana çıkmamıştır.” sözlerini anımsatarak, bu sözlerin esas itibarıyla modernliğin başlangıç döneminden bugüne modern insanın yaşadığı sıkışmışlığı, çaresizliği gözler önüne serdiğini aktardı.
Bütün modernist anlatılara rağmen bugün Batı dünyasında dahi toplumların, tarihin ve mekanın hızlanması karşısında kurumsal çözümler üretemediğinin altını çizen Altun, şunları kaydetti:
“Tarihin ve mekanın bu denli hızlandığı çağımızda toplumların önünde iki temel meydan okuma bulunmaktadır. Birincisi, istikrarlı sosyopolitik sistemler inşa edebilmek. İkincisi ise güven esasına dayalı, toplumsal ve toplumlararası ilişkiler ağı inşa etmek. Her iki meydan okumaya cevap verebilmek için toplumlar arasında sağlıklı iletişim köprüleri kurulması temel bir unsurdur.”
Bunu söylerken 19. yüzyıl sonrasında teşekkül eden, kurumsallaşan Batılı dünya sistemiyle birlikte kendisini var eden küresel sömürü düzenini görmezden gelemeyeceklerini belirten Altun, küresel hak ve adalet mücadelesi namına bir başlangıç yapacaklarsa, bunu karşılıklı ve iyi işleyen iletişim köprüsü sayesinde, toplumlararası ilişki ve etkileşimleri artırarak yapabileceklerini anlattı.
“Bizim mücadelemiz, bu sömürge düzenine son verme, küresel adaleti tesis etme mücadelesidir.”
Fahrettin Altun, “Bugün her ne kadar küresel adaletsizliği doğuran temel sebep sağlıklı bir toplumlararası iletişim sisteminin yokluğu olmasa da toplumlararası ilişkilerde karşılıklı ve iyi işleyen iletişim köprülerinin azlığı, zayıflığı küresel adaletsizliği derinleştirmektedir. Bugün, etrafımıza, küresel alanda karşı karşıya kaldığımız zulümlere bakalım. Eğer, zalimlerin kulakları sağır eden gürültüleri olmasa bu zulümler meşrulaştırılamaz. Mazlumlar daha fazla konuşabilse, seslerini daha fazla duyurabilse, insanlık mazlumları anlamak için onları dinlese bu zulüm düzeni devam etmez.” değerlendirmesinde bulundu.
İçinde toplumların gerçek ve sağlıklı bir şekilde iletişim kurabildikleri bir dünya sistemi kurmak zorunda olduklarını vurgulayan Altun, şöyle devam etti:
“Bunun için her şeyden önce toplumlar olarak birbirimizi daha yakından tanımaya ihtiyacımız var. Şunu açık ve net olarak söylememiz lazım. En büyük düşmanımız ön yargıdır. Ön yargı, sömürünün gıdasıdır. Ön yargısız sömürü sistemi kurulamaz. Bugün dünyadaki sömürü sistemi ne yazık ki ön yargılar üzerine bina edilmektedir. Sömürü sistemlerini yıkmak ön yargıları ortadan kaldırmakla mümkündür. Bunun içinse ihtiyacımız olan temel unsur sağlıklı iletişim köprüleridir. Burada tek taraflı değil, çok taraflı bir iletişimden bahsediyoruz. Batı’nın konuştuğu, Batı dışı dünyanın sustuğu ve sadece Batı’yı dinlediği, Batı’nın söylem imal edip Batı dışı dünyanın bu söylemleri tükettiği bir dünyada adalet olabilir mi? Olamaz. Sadece ve sadece Batılı sömürge düzeni derinleşir, kökleşir, daha fazla kurumlaşır. Bizim mücadelemiz, bu sömürge düzenine son verme, küresel adaleti tesis etme mücadelesidir.”
“TRT uluslararası dijital haber kanallarının takipçi sayısı 44 milyonu geçti”
İletişim Başkanı Fahrettin Altun, uluslararası yayıncılığı da TRT’nin farklı dillerde giderek artan oranda yaptığı yayınları da bu bağlamda değerlendirdiklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TRT, son dönemde uluslararası yayıncılık alanında ciddi atılımlar gerçekleştirdi. Son iki yılda TRT Fransızcayı, 3 farklı dilde yayın yapan TRT Balkan’ı, 4 ayrı dilde yayın yapan TRT Afrika’yı kurdu, hayata geçirdi. Yeni açılan bu kanallar, görüyoruz ki çok kısa sürede milyonlarca takipçi kazandı. Arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre, TRT uluslararası dijital haber kanallarının takipçi sayısı 44 milyonu geçti. Ben inanıyorum ki bugün lansmanını gerçekleştirdiğimiz TRT İspanyolca Dijital Haber Platformumuz da aynı ilgiye mazhar olacaktır.”
Birbirinin derdine bigane kalan insanların yaşadığı bir dünyayı, insanlığın başına gelecek en büyük felaket olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Altun, şunları dile getirdi:
“Wael B. Hallaq ‘Bizi kuran karşılaşmalardır, karşılaşmalardır bizi biz yapan. Dünyayı olduğu şey yapan da onlardır. Karşılaşma olmadan, insanların, toplumların, kültürlerin karşılaşması olmadan hiçbir şey mümkün olamaz.’ derken tam da buna dikkat çekmektedir. İnsanların birbirine bigane kaldığı bir dünyanın, esas itibarıyla ne kadar zor ve zulüm üreten bir dünya olduğundan bahsetmektedir. Dışlamadan ve ötekileştirmeden bu karşılaşmaları daha anlaşılır ve görünür kılmak zorundayız. İnsani etkileşimleri, kültürlerarası karşılaşmaları daha görünür kılmak mecburiyetindeyiz.”
Altun, İspanyolca gibi milyonlarca kişinin konuştuğu bir dilde yayın yapmanın, insanlara çeşitli düşünceler ve yeni kapılar aralanması anlamına geldiğini belirtti.
“Uluslararası yayıncılık alanında tek tip yayıncılık kabul edilemez”
Uluslararası medya düzenini çeşitlendiren dijital kamu yayıncılığının aynı zamanda sistematik dezenformasyonun kontrolsüzce yayılmasını, insanlara ve toplumlara zulmetmesini de engelleyen bir unsur olduğunu söyleyen Altun, şöyle devam etti:
“Entelektüel ve derinlikli yayınlarla dezenformasyonun uluslararası kaynakları çökertilebilir ve bu konuda daha fazla farkındalık oluşması sağlanabilir. Tam da bu sebeple öyle inanıyorum ki TRT İspanyolca, Batı merkezli uluslararası yayıncılık anlayışına güçlü bir alternatif teşkil edecektir. Uluslararası yayıncılık alanına birkaç Batılı büyük medya şirketinin hükmetmesini kabul edemeyiz, etmemeliyiz. Uluslararası yayıncılık alanında tek tip yayıncılık kabul edilemez.
Biz bu bağlamda TRT İspanyolca ile uluslararası yayıncılık alanında çeşitliliğe ve çok kültürlü yayıncılık anlayışına katkıda bulunacak, Türkiye’nin barış ve adaletten yana dış politikasını, haklı tezlerini daha fazla insana anlatma imkanına sahip olacak, ülkemizin ekonomik, kültürel ve beşeri potansiyelini daha görünür kılacak ve birçok Latin Amerika ülkesiyle kurduğumuz dostluk köprülerini daha da pekiştireceğiz.”
Altun, bazı Batılı dostlarının, meslektaşlarının bu girişimlerinden, küresel medya tekelini yıkmaya, uluslararası yayıncılık alanında adaleti tesis etmeye dönük girişimlerinden rahatsızlık duyduğunu ifade ederek, “Nitekim dün de bazı Batılı medya kuruluşlarında TRT İspanyolcanın kuruluşuna şüpheyle bakan, Türkiye’nin Batı medyasını ‘ayrımcı, ötekileştirici ve standardize edici’ bulduğu için bu türden girişimler içine girdiğini ifade eden çeşitli yayınlarla karşı karşıya kaldık. Rahatsızlıklarını elbette anlıyoruz, ancak bu rahatsızlıkları bizi haklı davamızdan vazgeçiremez.” değerlendirmesinde bulundu.
” Biz, dünyanın karamsarlığa mahkum edilmesini kabul etmiyoruz”
Altun, bugün küresel toplumun, bilgi kaynaklarının çeşitlenmesine, ülkeler arasında dostane ilişkilerin geliştirilmesine, adil ve hakkaniyetli alternatif bakış açılarına hiç olmadığı kadar muhtaç olduğunu vurguladı.
Uruguaylı yazar ve gazeteci Eduardo Galeano’nun “Barış ve adalet haykırışıyla doğan 20’nci yüzyıl, kanın içinde boğulmuş olarak öldü ve bulduğundan çok daha adaletsiz bir dünya bıraktı geride. Yine barış ve adalet haykırışıyla doğan 21’inci yüzyılın durumu da öncekinden farklı değildir.” sözlerini anımsatan Altun, “Biz Türkiye olarak dünyanın, Galeano’nun tasvir ettiği bu karamsarlığına itiraz ediyoruz ve dünyanın karamsarlığa mahkum edilmesini kabul etmiyoruz. Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür.’ ve ‘Daha adil bir dünya mümkündür.’ diyerek veciz bir şekilde ifade ettikleri küresel adalet çağrısı, bunun en açık göstergesidir. Bu küresel adaletsizliğe karşı çıkışımız esas itibarıyla insanlığın geleceğine dair bir umudun muştulanması anlamına da gelmektedir.” diye konuştu.
“Biz hakikat nöbeti tutuyoruz”
Bu doğrultuda, son örneğini Gazze’deki soykırımda gördükleri zalimin mazluma zulmettiği bir düzene karşı çıktıklarını söyleyen Altun, “Beklenileceği üzere küresel düzenin bu adaletsizliğine karşı durmamız, haksızlıklar karşısında hakikati haykırmamız, adaletten yana tavır takınmamız İsrail gibi kötücül amaçlara sahip mahfilleri rahatsız ediyor. Bu kötücül mahfiller, terörle soykırımla sistematik yalan ve dezenformasyon kampanyalarıyla hakikati çarpıtmaya, zulümlerini artırmaya çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Altun, bugün burada yeni bir medya kanalı kurduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Medya kanalını kurduğumuz bugün de İsrail’in gazetecileri katletmesini lanetlemeliyiz. İsrail’in gazetecileri katlederek haberi, gerçeği tüm dünyaya duyurmak isteyen gazetecileri katlederek, hakikati katlettiğini burada sesli bir şekilde haykırmalıyız ve İsrail’i tedip etmeliyiz. Biz buradan Gazze’de şehit düşen 140’ı aşkın kahraman gazeteci kardeşimizi selamlıyoruz. Allah onlara rahmet etsin diyoruz. Onlar gerçek medya kahramanlarıdır.”
İsrail’in zulümleri dolayısıyla yargılanacağını ve cezalandırılacağını ifade eden Altun, “Ne yaparlarsa yapsınlar Filistin davası mevzubahis olduğunda yerimiz bellidir. Yerimiz, hakikatin yanıdır. Yerimiz katledilen o masum gazetecilerin yeridir. Türkiye, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen, bağımsız ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin devletinin her zaman en büyük destekçisi olmuştur ve bu devletin kurulmasıyla bölgeye barış gelebileceğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır, bunu vurgulamaya da devam edecektir. Zira, biz hakikat nöbeti tutuyoruz. Hakikat için savaşıyoruz ve buradaki gayretlerimiz de bununla ilgidir.” diye konuştu.
İletişim Başkanı Altun, TRT İspanyolca Dijital Haber Platformu’nun da bu çabayla ilgili olduğunu, hakikat nöbetini farklı kıtalarda, farklı ülke ve toplumlar nezdinde en güçlü şekilde sürdüreceğini vurguladı.
TRT İspanyolca yayın hayatına başladı
Programa, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdürrahim Dusak ile ulusal ve uluslararası medyadan basın mensupları katıldı.
TRT İspanyolcayla ilgili tanıtım filmi izletilen programda, İletişim Başkanı Altun ve TRT Genel Müdürü Sobacı ile İspanyolca konuşulan 18 ülkenin medya kurumlarının üst düzey yöneticileri, TRT İspanyolca Dijital Platformu’nun açılışını gerçekleştirdi ve platformun ilk haberlerini paylaştı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, programda, bu kapsamda işbirliği yaptıkları kişilere plaket takdim etti.
TRT İspanyolcanın tanıtım programı, Altun ve beraberindekilerin aile fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
TRT İspanyolca Konuşulan Ülkeler 1. Yayıncılık Zirvesi ise oturumlarla devam ediyor.
]]>Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı İletişim-İş Sendikası, özel çağrı merkezi çalışanlarına mobbing ve baskı uygulandığı iddialarıyla ilgili açıklama yaptı. DİSK Ege Bölge Temsilci Memiş Sarı, “İletişim Sendikası bir kaç yüz üyeyle yetkiyi almak üzereyken tam da araya böyle bir provokasyonun sokulması, üyelerimizin istifa ettirilmesi ve baskı altında kalması, AKP iktidarının çatısı altında bulunan işverenlerin sendikalı ve toplu sözleşmeli bir pozisyondan, örgütten korkmasının gerekçesidir. Biz de karşımıza çıkan bu sahte sendikalara karşı mücadelemizi en büyük boyutta sürdürmek, AKP’nin korkulu rüyası olan örgütlü toplumu yaratmak için mücadeleyi her alanda yapacağımızın sözünü buradan veriyoruz ki patronlar DİSK’ten korktuğunu bir kez daha ifade etmiştir” dedi.
DİSK’e bağlı İletişim-İş Sendikası, özel çağrı merkezi çalışanlarına baskı uygulandığı iddialarıyla ilgili DİSK Ege Bölge Temsilciliği’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya DİSK Ege Bölge Temsilci Memiş Sarı ve İletişim-İş Genel Başkanı Gürkan Emreoğlu katıldı.
İletişim İş Sendikası olarak uzun yıllardır Türkiye’nin birçok bölgesinde ve farklı işletmelerde örgütlenme faaliyetlerini yürüttüklerini söyleyen Gürkan Emreoğlu, “Yürütmekte olduğumuz bu çalışmalar sırasında, TELUS İnternational’ da örgütlenme çalışmalarımız Çağrı İş Sendikası tarafından sabote edilmeye çalışılmaktadır. Gerek antidemokratik sendikal yasalar ve gerekse birçok keyfi baskı uygulamalarının söz konusu olduğu koşullarda ve işkolumuzda örgütsüz on binlerce işçi dururken bu sendikanın, DİSK ve İletişim İş Sendikamız hakkında asılsız ve yalana dayalı propaganda yürüttüğünü öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şahsiyetlerin konfederasyonumuz DİSK ve yöneticileri hakkında yürütmekte olduğu ahlaksızca ve yalana dayalı bu propaganda DİSK tarafından karşılıksız bırakılmayacaktır. TELUS işçilerinin kafasını karıştırmaya çalışarak örgütlenme ve toplu sözleşmeli sendikal hak mücadelesini engellemeye çalışan bu tutum sendikalı çalışma hakkı karşısına kişisel ve grupsal çıkar hesaplarının geçirilmesidir” dedi.
Çalışanlara çağrıda bulunan Emreoğlu, “Birliğimizi bozmaya çalışan bu tutumlara karşı uyanık olmalı ve ne koşulda olursa olsun birliğimizi korumalıyız. Ağır koşullarda kuralsızca ve uzun sürelerle çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Neredeyse günlük olarak vardiyalarımızın değiştirilmesi sorunu, keyfi izin uygulamaları, keyfi işten çıkarmalar ve mobbing gibi onlarca sorunla karşı karşıyayız. Bunun karşısında, insanca yaşayabileceğimiz ekonomik ve sosyal haklara sahip olmak üzere yürütmekte olduğumuz sendikal örgütlenme çalışmalarımızı ısrarla sürdürmekten geri durmamalıyız” ifadelerini kullandı.
Toplumda artık örgütlü ve sendikalı olma yolunda çok büyük taleplerin olduğunu söyleyen Memiş Sarı ise “DİSK’in örgütlülüğüne karşı çıkan patronlar kendilerinin kurmuş olduğu bağımsız sendikalar aracılığıyla tırnak içerisinde mücadeleyi bölmek, işçileri örgütsüz hale dönüştürmenin koşulları içerisinde. Konfederasyona bağlı olmayan sendikaların Türkiye genelinde ülke barajını aşıp yetki alamayacağını bildikleri için aradan çıkartmış oldukları bağımsız sendikalarla ya da kendi elleriyle kurdukları sendikalarla var olacak, büyüyecek örgütlülüğün önüne geçmek istemektedirler. Tam da bu noktada biz İzmir’de de bunu yaşamaktayız. Oysa İletişim Sendikası bir kaç yüz üyeyle yetkiyi almak üzereyken tam da araya böyle bir provokasyonun sokulması, üyelerimizin istifa ettirilmesi ve baskı altında kalması, AKP iktidarının çatısı altında bulunan işverenlerin sendikalı ve toplu sözleşmeli bir pozisyondan, örgütten korkmasının gerekçesidir. Biz de karşımıza çıkan bu sahte sendikalara karşı mücadelemizi en büyük boyutta sürdürmek, AKP’nin korkulu rüyası olan örgütlü toplumu yaratmak için mücadeleyi her alanda yapacağımızın sözünü buradan veriyoruz ki patronlar DİSK’ten korktuğunu bir kez daha ifade etmiştir” diye konuştu.
]]>
İSTANBUL, -Sosyal medya kullanımının hem olumlu hem olumsuz sonuçlara yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, “Sosyal medya öğrenmeyi kolaylaştırıyor, dünyayı tanımamızı, çevremizden haberdar olmamızı sağlıyor, zaman zaman yaratıcı fikirlerin de ortaya çıkmasını tetikliyor. Diğer yandan doğru kullanılmadığında özellikle de çocuklarımız açısından önemli zararlarını gözlemliyoruz. Aşırı kullanımını anksiyete ve depresyona dahi neden olabiliyor” dedi.
Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, sosyal medyanın çocukların hayatlarına olumlu katkı yapmasının nasıl sağlanabileceğini anlattı.
İLETİŞİMİ SAĞLIYOR, EĞLENDİRİYOR, BİLGİLENDİRİYOR
Sosyal medyanın her yerde olduğu bir dönemde, çocuklarımızın neredeyse hepsinin bizim gibi bu platformlarda aktif olduğunu anımsatan Prof. Dr. Cumaoğlu, “Zamanlarının önemli bir bölümü popüler çevrimiçi ortamlarda geçiyor. Bu süreci yönetmeye kalktığımızda, ya büyük kaygılarla tamamen yasaklamaya ya da uygulayamadığımız kurallarla tükenmişlik yaşayıp ipin ucunu bırakmaya kalkıyoruz. Sosyal medyanın cazibesi hepimizin de tanık olduğu gibi iletişim kurma, eğlendirme ve bilgilendirme özeliğinde yatıyor. Bu durum eğitici içeriklere kolayca erişmeyi, öğrenmeyi ve merakın uyanmasını, farklı bakış açılarını tanımayı ve kültürel farklılıklarla küresel farkındalığın artmasını sağlar. Ayrıca, yaratıcı fikirler edinmeyi ve kendini ifade etme fırsatlarını da göz ardı etmemek gerekir” diye konuştu.
ÖZ SAYGIYI OLUMSUZ ETKİLİYOR
Prof. Dr. Gonca Kızılkaya Cumaoğlu, “Zararlarına gelecek olursak; en başta siber zorbalık, çocukların ruh sağlığını ve öz saygısını etkileyen yaygın bir sorun maalesef. Gizlilik ve kişisel verilerin sıklıkla bilinçsizce paylaşılması ise başka bir kritik konu. Ayrıca, aşırı sosyal medya kullanımı gençler arasında anksiyete ve depresyona da neden olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Cumaoğlu, sosyal medyayı iyi yönetmek için şu önerilerde bulundu:
“Bunu 3 temel boyutta ele alabiliriz: İletişim kurmak, eğitim vermek ve etkili izlemek. En pratik önerileri kısaca sıralayacak olursak; net sınırlar belirleyin: Kuralları tanımlayın, net kurallar ve yönergeler oluşturun. Örneğin, ekran süresi koyulabilecek ilk sınırdır. Evde, aile yemekleri sırasında veya yatmadan önce telefon kullanımına izin vermediğiniz belirli alanlar belirleyin. Yaşlarına uygun olmayan platformlara izin vermeyin. Birçok platformun yaş sınırlaması olmasının bir nedeni vardır.
Bilginin doğruluğunu sorgulamayı öğretin: Yaşadıkları deneyimler hakkında konuşmak, güven ve farkındalığı teşvik eder. Açık ve güvene dayanan bir iletişim yakalanmalıdır. Böylelikle çevrimiçi deneyimlerini sizinle tartışırken kendilerini rahat hissedeceklerdir. Sosyal medyanın potansiyel risklerini ve faydalarını tartışın. Onlara çevrimiçi güvenlik, sorumlu davranış ve gizliliğin önemi hakkında bilgiler verin. Eleştirel olmayı öğretin. Örneğin karşılaştığı bilginin doğruluğu hakkında sorgulama yapabilsin.
İzleyin ve rehberlik edin: Ebeveyn kontrol araçlarını kullanmak ve çocukları sağlıklı çevrim içi uygulamalara yönlendirmek kritiktir. Sosyal medya platformlarındaki ebeveyn kontrolü özelliklerinden yararlanın. Bu kontroller içeriği, ekran süresini yönetmenize ve çocuğunuzun çevrimiçi etkinliklerini izlemenize yardımcı olabilir. Sosyal medya trendleri, uygulamaları hakkında bilgi sahibi olun. Bu bilgi, potansiyel riskleri anlamanıza ve etkili rehberlik etmenize yardımcı olur. Endişe verici bir davranış veya içerik fark ederseniz, bunu derhal ele alın. Bunun neden uygunsuz olduğunu tartışın, oluşmuş veya oluşacak durumlarla ilgili mutlaka empati yapmasını sağlayın, daha iyi seçimler yapması konusunda rehberlik edin.
Rol model siz olun: Çocuklar genellikle ebeveynlerini taklit ederler, bu nedenle sağlıklı dijital alışkanlıklar gösterin, sınırlı kullanımı siz de hayatınıza alın. Sosyal medyada yaşadığınız olumlu ve olumsuz deneyimleri paylaşın. Bu, onlara içgörü ve rehberlik sağlayacaktır.
Gizliliğin önemini öğretin: Çocuğunuzun gizliliğin önemini anlamasına yardımcı olun. Gizli bilgilerinin ihlali durumunda gerçekleşebilecek olumsuzlukları iyi açıklayın. Gönderilerini ve kişisel bilgilerini kimlerin görebileceğini kontrol etmek için sosyal medya platformlarında gizlilik ayarlarını nasıl yapılandıracaklarını gösterin.
Çevrim dışı aktiviteleri teşvik edin: Çevrimiçi ve çevrimdışı etkinlikler arasında sağlıklı bir denge kurulmasını teşvik edin. Hobileri, sporu ve ekran tabanlı olmayan diğer ilgi alanlarını teşvik edin.
Siber zorbalığı tartışın: Siber zorbalığın ne olduğunu ve bununla nasıl başa çıkılacağı konusunu mutlaka konuşun. İster mağdur ister seyirci olsun, her türlü zorbalık vakasını sizinle paylaşmaları için onları teşvik edin. Siber zorbalığın hukuki sonuçları hakkında tartışın.
Sonuç olarak; dijital ortamı anlamak, çocukların bu ortamda güvenli bir şekilde gezinmesine yardımcı olmanın anahtarıdır. Makul sınırlar koyarak, açık iletişimi sürdürerek ve aktif bir şekilde rehberlik ederek, sosyal medyanın hayatlarına olumlu katkı yapması sağlanabilir.”
]]>