İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Demos Fuarcılık tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen İzmir Sanat ve Antika Fuarı, İzmirli sanatseverlerden büyük ilgi görüyor. İstanbul ve Bodrum’dan sonra Fuar İzmir A Holü’nde kapılarını açan fuarda, resim, heykel, rölyef, cam sanatı gibi çok sayıda eser ve birbirinden değerli antika eserler sergileniyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün portresinin de yer aldığı 15 bin metrekarelik alanda kurulan fuarda; 70 galeri, bin 500 sanatçı, 5 bin sanat eseri, 20 antikacının binlerce resim ve objesi İzmirliler ile buluşuyor. Klasik, modern ve çağdaş sanat eserlerinin yer aldığı İzmir Sanat ve Antika Fuarı, 5 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
“İZMİR HALKINA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”
Bu yıl ilk kez düzenlenmesine rağmen fuarla ilgili çok güzel tepkiler aldıklarını dile getiren Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, “Satılan eserler evleri şenlendirecek. Değeri milyonları bulan eserlerin yanısıra 5 bin – 10 bin lira arasında olan eserler de var. Önümüzdeki sene fuarımız daha da büyüyecektir. Yurt dışından yabancı sanatçılar, galeriler fuarımızı gezdi. Önümüzdeki yıl fuarda yer alacaklardır. Bu ilgiden dolayı İzmir halkına teşekkür ediyoruz” dedi.
“BÖYLE BİR FUARA İHTİYAÇ VARDI”
Fuar katılımcıları arasında yer alan oyuncu, ressam Gafur Uzuner, “İzmir’de böyle bir fuarın yapılacağını söylediklerinde özellikle içinde yer almak istedim. Buna ihtiyaç olduğunu biliyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, iyi de bir fuar oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay ile eşi Öznur Tugay geldi. İlgi de gösteriyorlar. İyi sanatçılar, galeriler var. Zamanla daha da iyi olacak. İzmirlilere hayırlı olsun, bu fuarın kıymeti bilinsin” diye konuştu.
“İLGİ MUTLULUK VERİCİ”
“Gölgeler Koleksiyonu” isimli eserleri ile fuara katılan ressam Güneş Çağlarcan, “Pandemi döneminde kayıplar vardı, o dönem hissettiklerimi anlattım. Bu benim 15’inci sergim oldu. Acılar ilham oldu, sanata dönüştürdüm. Başkanımız Cemil Tugay ile fuarda çok keyifli bir sohbetimiz oldu. Başkanımıza da o duygunun geçtiğini hissettim. Fuarı çok beğendim. Sanatseverler yoğun bir ilgiyle fuarı geziyor. İlk günden bu yana ciddi bir ilgi görüyoruz, bu mutluluk verici” ifadelerini kullandı.
“İZMİR HALKINI ÇOK SEVDİK”
Galeri İdil’in sahibi İdil Yılmaz ise “Heyecanla geldik. Şahane bir fuar olmuş. Her şey şahane, gelecek seneyi iple çekiyorum. İzmirlilerin sanata karşı ilgisi beklediğimden de yoğun oldu. Misafirperverlikleri çok tatlı, sanata olan ilgileri de çok yoğun. İzmir halkını çok sevdik, umarım bizi hiçbir zaman yalnız bırakmazlar” dedi.
İzmir Sanat ve Antika Fuarı, 1 Mayıs’ta kapılarını açtı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da fuarı ziyaret etti.
]]>Bakan Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankasının Bahar Toplantıları ile çeşitli etkinliklere katılmak üzere yaptığı ABD ziyaretindeki temaslarını AA muhabirine değerlendirdi.
Toplantıların çok verimli geçtiğini ifade eden Şimşek, Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi birçok uluslararası kuruluşla görüşmek için fırsat bulduklarını söyledi.
Şimşek, IMF ve Dünya Bankası toplantıları ile G20 toplantılarına da katıldıklarını belirterek, büyük gruplarla 20’den fazla yatırımcı toplantısı yaptıklarını ve yüzlerce yatırımcıyla bir araya geldiklerini anlattı.
“Yatırımcılara Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulamasını, elde edilen kazanımları ve bundan sonraki gidişatı hakkında kapsamlı sunumlar yaptık.” diyen Şimşek, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye ilgi çok büyük. Sabah 7’den akşam 11-12’lere kadar toplantılara katıldığımız günler oldu. Cuma günü Washington’da 18 program yaptık. Dolayısıyla Türkiye’ye çok güçlü bir ilgi var. Çünkü hikayesi olan ve kredibilitesi olan nadir ülke programlarından bir tanesiyiz. Türkiye’nin hikayesi zaten güçlü, büyük, gelişen bir ekonomi. Dezenflasyonla, yapısal reformlarla, mali disiplinle makroekonomik temelleri güçlendiriyoruz ve bu çok ilgi çekiyor. Onun için yatırımcı ilgisi tek kelimeyle mükemmeldi.”
“Programa yönelik soru işaretleri ortadan kalktı”
Mehmet Şimşek, geçen yıl New York’ta düzenlenen yatırımcı konferansında, programın uygulanmasına yönelik şüpheler olduğunu anımsatarak, bu kapsamdaki soru işaretlerinin bittiğini dile getirdi.
Siyasi anlamda bu programa destek olup olmadığına yönelik soruların da bittiğini söyleyen Şimşek, “Belli ki programa olan güven de pekişti. Çok net bir şekilde mesajımız şu; maliye politikasını güçlendireceğiz, dezenflasyona destek vereceğiz, harcamaları gözden geçiriyoruz. Bu gözden geçirme bitince harcamalardan hangilerini kısacağız hangilerini donduracağız, nerelerde kesintilere gideceğiz, onlara bakacağız.” ifadesini kullandı.
Bakan Şimşek, kayıt dışılıkla mücadelenin de kendileri için en önemli konu olduğunu belirterek, o konuda da atılan önemli adımlara devam edeceklerini söyledi.
Şimşek, şöyle konuştu:
“Yani kayıt dışı faaliyetlerden, vergi ödemeyenlerden nasıl vergi toplarız yaklaşımıyla bir çerçeve çizeceğiz. Maliye politikasının ekonomi programına, dezenflasyona desteği güçlenecek. Zaten para politikasında Merkez Banka’mız çok iyi bir iş yapıyor. Cari açık öngördüğümüzden daha hızlı daralıyor. Bu bize rezerv birikimine imkan sağlayacak.”
“Yaz aylarında enflasyonun kalıcı bir şekilde düşüş trendine girdiğini göreceğiz”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bankaların ve reel sektörün de küresel finans sistemine erişiminin arttığına işaret ederek, sektörün geçen yıla kıyasla daha düşük faizler ve daha uzun vadede, daha fazla kaynak bulabildiğini anlattı.
Bu gibi gelişmelerin de programa olan güvenin arttığını gösterdiğine dikkati çeken Şimşek, gelecek 12 ay için enflasyon beklentilerinin de yüzde 35’e düştüğünü anımsattı.
Şimşek, ekonomide yeniden dengelenmenin de güçlü bir şekilde devam ettiğini belirterek, “Net ihracatın katkısı büyük ihtimalle ilk çeyrekte artıya döndü. İç talepte tabii ki önümüzdeki dönemde bir miktar yumuşama olacak. Bu yeniden dengeleme beraberinde cari açıkta, enflasyonda kalıcı düşüşü getirecek. Yaz aylarında sadece baz etkisinden dolayı değil, attığımız maliye ve para politikasındaki adımlarla enflasyonun nasıl kalıcı bir şekilde düşüş trendine girdiğini hep birlikte göreceğiz.” dedi.
“Ülkenin bu program etrafında kenetlenmesine ihtiyaç var”
ABD’deki açıklaması üzerinden gündeme getirilen iddialara da yanıt veren Şimşek, “yerel yatırımcılar” anlamında bir ifade kullandıklarına dikkati çekti.
Şimşek, uluslararası bir finans platformunda programa olan ilgiden bahsettiklerini, dolayısıyla yerel kelimesinin vatandaşlara yönelik olmadığını kaydetti.
Kelimenin finans jargonunda da yoğun olarak kullanıldığına işaret eden Şimşek, “Raporlarda, konuşmalarda, bunun hiçbir şekilde sosyal medyada veya şu anda muhalefetin dile getirdiği anlamda karşılığı yok. Türkiye’de uzun süre bakanlık yaptım. Milletimiz benim duruşumu bilir. Biz vatandaşımıza ve milletimize hizmetkarız. Bizim asla başkalarının iddia ettiği gibi durumumuz söz konusu olmaz.” dedi.
Şimşek, ülkenin bu program etrafında kenetlenmesine ihtiyaç olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Program sayesinde biz Türkiye’nin ekonomik geleceğini güçlü bir şekilde yeniden inşa edeceğiz. Büyüme potansiyelini arttıracağız. Makroekonomik sorunlarımızı kökten çözeceğiz. Enflasyonu tek haneye düşüreceğiz. Bütçe disiplinini sağlayacağız. Türkiye’nin cari açıklarını kalıcı bir şekilde aşağı çekeceğiz ve bunun sayesinde Türkiye’nin dış kırılganlıkları, dış şoklara karşı dayanıklılığını artıracağız. Bütün bunlar milletimizin, vatandaşımızın refahı için, Türkiye’mizin sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlaması içindir. Uluslararası bir finans platformunda anlamı çok net olan kelimeyi kullanmamın istismar edilmesi gerçekten bizi çok şaşırttı. Belli ki kötü niyetli çevreler var. Onun için biz programımıza odaklanacağız. Programımızı uygulayacağız, başaracağız inşallah. Bunun sayesinde milletimizin refahı artacak. Türkiye daha rekabetçi, daha güçlü olacak.”
]]>Bankaların POS cihazında komisyonu arttırması nedeniyle son dönemlerde pek çok işyeri kart yerine IBAN ile ödeme kabul etmeye başladı. İnternet bankacılığının ve sanal ticaretin yaygınlaşması ile beraber vatandaşların da ilgi gösterdiği İBAN ile ödeme yolu ile ilgili uzmanlar uyarılarda bulundu.
IBAN verilerek banka hesabına yönlendirilen vatandaşların açıklama kısmına aldıkları hizmet ve borç ödemesi şeklindeki ifadeler kullanmasını gerektiğini belirten Bankacılık ve Finans Hukukunda Uzman Arabulucu Avukat Emin Saygın, “Son günlerde gündeme gelen İBAN’a para gönderme olayı var. İBAN’a para gönderme olayı ile ilgili olarak insanlar artık mobil bankacılığın gelişmesiyle beraber nakit paraya dokunmaz oldular. Nakit para yerine daha çok İBAN hesabına para gönderme gündeme geliyor. İBAN hesabına hara göndermenin kolaylıkları yanında çeşitli sıkıntılarda meydana geliyor. Bunlardan en büyüğü ise İBAN’a para gönderdiğimiz zaman açıklama yapmamız. İBAN’ın açıklama bölümüne bir açıklama yazmıyorsak ileride bir sorun olarak karşımıza çıkabilir. Normalde Borçlar Kanununun 1002. maddesine göre herhangi bir açıklama yapmadan gönderilen para karşı taraf için borç ödemesi olarak görülür. Eğer bir açıklama yapmıyorsanız bu para karşı tarafa borcunuz vardır ve siz bu borcu ödemek için göndermişsiniz olarak kabul edilir. Bunun önüne geçmek için kesinlikle açıklama yazmamız gerekiyor. Hangi ödemeyi yapacaksak bunu açıklama kısmına yazmamız gerekiyor” dedi.
“Düzenli olarak kira ödüyorsak hangi aya ait olduğu belirtmemiz gerekiyor”
Dekont kısmında geçerli ve açıklayıcı bir yazı yazılması gerektiğinin altını çizen Saygın, “Dekont kısmına hangi ödemeye ilişkin ne yazılacağını yazmanız gerekiyor. Bir mal alışverişi yaptınız ve ona para gönderiyorsunuz. Ona ilişkin olarak bir açıklama yazmanız gerekiyor. ya da birine borç para gönderdiniz yine açıklama kısmında borç ödemesi ve geri almak üzere borç yazmanız gerekmektedir. Bunları yapmadığınız taktirde karşı tarafın ‘Hayır senin bana borcun vardı bu o ödemeye ilişkindir’ diyebilir. Eksik bir kusur da açıklama yapıyoruz ama eksik oluyor. Kira, aidat veya dönemsel olarak ödediğimiz paralarında açıklamasını geçerli ve açıklayıcı olarak yapmamız gerekmektedir. Düzenli olarak kira ödüyorsak hangi aya ait olduğu belirtmemiz gerekiyor. Örneğin Şubat ayı kirası, Mart ayı kirası olarak belirtmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
“İBAN hesaplarına para gönderme olayları piyasada çok arttı”
Maliye Bakanlığı’nın alışverişte İBAN ile ödeme alma yolunu seçen işyerleriyle ilgili bir çalışmasının olduğunu da kaydeden Saygın, “Bunları yapmadığımız zaman cezai müeyyideden ziyade gönderilen borcun neye ilişkin olduğu belli değil. Tekrar ödemek zorunda kalabiliriz. Böyle bir müeyyidesi olabilir. Ancak son zamanlarda Maliye Bakanlığı’nın buna ilişkin olarak bir çalışması var. İBAN hesaplarına para gönderme olayları piyasada çok arttı. Bununda sebeplerinden bir tanesi de banka kredi kartlarından para çektirmek bir komisyon olduğu için firma sahipleri daha fazla komisyon ödememek adına parayı İBAN’a istemekteler. Bu da çeşitli sorunları karşımıza çıkartmaktadır. Bunlardan bir tanesi gönderdiğiniz İBAN yasadışı bir işlem yapıyor olabilir. Bunu bilemeyiz. ya da parayı gönderdikten sonra o ürün ile ilgili bir sorun ortaya çıkarsa bununla ilgili elimizde herhangi bir belge ve açıklama olmadığı için yine istediğimiz gibi delillendiremeyiz. Herhangi bir ürün veya hizmet alıyorsak bunu kesinlikle belgelendirmemiz ve makbuzlandırmamız lazım. İBAN’A gönderdiğimiz bir belgede açıklama yoksa ne için gönderdiğimiz belli değilse bununla ilgili vergi usul kanunu açısından da usulsüzlük ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Ortahisar Belediyesince Zağnos ve Tabakhane vadileri arasında yapılan 200 metre uzunluğunda ve 16 metre genişliğindeki Trabzon Akvaryum’u ziyarete açıldığı 19 Mayıs 2022’den itibaren 441 bin 364’ü yerli, 85 bin 779’u yabancı olmak üzere 527 bin 143 kişi gezdi.
Üç dalgıç, köpek balığı ve vatozun da aralarında bulunduğu 83 türde binlerce balığa yuva olan akvaryumun temizliğini her gün programlanan şekilde yapıyor.
Dalgıçlar, çeşitli ebatlardaki akvaryumların yanı sıra tünel şeklindeki 3,5 metre derinliğe sahip tankı da çeşitli boylarda fırça, dip süpürgesi ve bez kullanarak temizliyor.
Dalgıçların temizliği ve haftada üç gün balıkları beslemeleri çocuklar kadar yetişkinlerin de dikkatini çekiyor.
Trabzon Akvaryum Küratörü Hüseyin Derin, AA muhabirine, biri tünel, 61’i de tematik olmak üzere 62 akvaryumda binlerce tür bulunduğunu söyledi.
Derin, tünel içinde yapılan akvaryumun ziyaretçilerin ilgisini çektiğini belirterek, “Ana tank dediğimiz bölümde 28 metrelik tünel akvaryumumuz var. Dalgıçlarımız balıkların ve akvaryumun bakımını yapıyor.” dedi.
Aynı şekilde küçük akvaryumlarda da dalgıçların temizlik yaptığını anlatan Derin, “Dalgıçlarımızla belirlemiş olduğumuz bir çalışma programımız var. O program dahilinde her gün dalış yapıyorlar.” diye konuştu.
Derin, haftanın 3 günü de dalgıçların ziyaretçilerin yoğun olduğu saatlerde tanklara girerek besleme yaptığını ifade ederek, “Ziyaretçilerimiz de temizlik saatlerinde daha fazla geliyorlar. Balıklardan daha fazla dalgıçlar çocukların ilgisini çekiyor diyebilirim. ‘Abla suda’, ‘Ağabey suda’ diye tepki veriyorlar, onlara baksınlar diye camlara vuruyorlar. Onlar da el sallayınca mutlu oluyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
“Camın arkasında görülmeyen çok farklı bir sistem var”
Baş dalgıç Hüseyin Emre Gürsoy, çok zevkli ancak yorucu bir iş yaptıklarını söyledi.
Gürsoy, işini severek yaptığını dile getirerek, “Balıkların günlük rutin bakımları var. Akvaryumların temizliğine akriliklerin silinmesiyle başlıyoruz ve doğal olmayan hiçbir şey kullanmıyoruz. O nedenle bu bakımları dalgıçlar olarak biz yapıyoruz.” dedi.
Temizlik için 45 dakikalık periyodlarda dalış yaptıklarına dikkati çeken Gürsoy, “Temizlik ziyaretçiler açısından çok önemli ama bizi ilgilendiren kısım balıkların sağlığı. Onlar için 61 tankta dip sifon ve organik maddelerin çekimi gibi rutin temizlik çalışması yapıyoruz. Detaylı temizlik için diş fırçası, mop, sifon motorları ve filtreler kullanıyoruz. Camın arkasında görülmeyen çok farklı bir sistem var. Yoğun, karışık ama bize zor gelmiyor.” ifadesini kullandı.
Dalgıç Nas Aydın ise akvaryumların kumundan dekoruna kadar her yerini temizlediklerini ve balıkların durumunu gözlemlediklerini söyledi.
Balıklarda herhangi bir sorun gördüklerinde ilgili birime bildirdiklerini vurgulayan Aydın, “Köpek balıkları beslerken acıtabiliyorlar ama çok sıkıntı yaşamıyoruz. Ziyaretçilerden çok fazla ilgi görüyoruz. Özellikle de kadın olarak ben daha çok ilgi görüyorum. İşin bir kısmı çalışmak, bir kısmı da eğlence olarak geçiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Ziyaretçiler dalgıçların balıkları beslemesini merakla izliyor
Ziyaretçilerden Sude Danışmaz, ilk defa bu kadar yakından balık, yılan ve yengeç gördüğünü belirterek, “Bazıları korkutucu ama çok eğlenceliydi. Bir dalgıcın balıkları elleriyle yedirmesini ilk defa gördüm ve çok güzeldi.” dedi.
Arkadaşlarıyla akvaryumu gezen Olgun Fukul da canlıların ve ortamın çok güzel olduğunu dile getirerek, “Özellikle dalgıçların balıkları elleriyle beslemesine hayran kaldım.” diye konuştu.
Tuğba Nur Tepe ise “Müthiş, harika ötesi bir yer. Sadece balıklar değil, akvaryumların içindeki mercanlar, süslemeler ve görseller harika bir şölen diyebilirim. Birazdan akvaryumun içine dalgıçlar girecek ve biz ilk kez göreceğiz, heyecanla bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
Çocuklarıyla akvaryumu gezmek için Bayburt’tan gelen Musa Yazıcıoğlu da şunları kaydetti:
“Çok güzel bir atmosferi var buranın, güzel dizayn edilmiş. Çocuklar da ilgi gösteriyor akvaryuma, memnun oldular. Onlar da biz de böyle bir mekanın kazandırılmasından dolayı mutluyuz. Dalgıçların köpek balıklarını elleriyle beslemelerini bekliyoruz, güzel bir deneyim olacak.”
]]>DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, DTO’nun 8, 13, 14, 21 ve 23’üncü meslek komitelerinin üyeleriyle bir araya geldi. Komitelerin yoğun ilgi gösterdiği sektörel değerlendirme toplantısında DTO’nun demir, metal, filmaşin, bakır, enerji kabloları, makine üretimi ile montajı ve ticareti, atık toplama, depolama ve bertaraf etme faaliyetleri ile konut ve iş yeri yapı kooperatifleri, tuğla, kiremit, demir, tel, çivi, boya, vernik, sıhhi tesisat malzemeleri vb. her türlü inşaat malzemeleri üretimi ve satışı, cam, ayna ve benzeri imalatı ile satışı, hazır beton üretimi ve satışı, madencilik, mermercilik ve taş ocakçılığı faaliyetleri, mobilya, kereste ve orman ürünleri imalatı ile satışı ve dekorasyon işleriyle iştigal eden üyelerinin yer aldığı sektörlerin son durumu, Denizli Ticaret Odası’nın projeleri, faaliyetleri ve hizmetleri ile ticari hayattaki güncel gelişmeler ele alındı.
“Ramazan ayından önce, tüm meslek komitelerimizle bir araya geleceğiz”
Başkan Erdoğan, toplantının başında bir hoş geldiniz konuşması yaparak üyelerine seslendi. Erdoğan, toplantıya katılanlara yoğun ilgilerinden dolayı teşekkür ederek başladığı konuşmasında, “Öncelikle her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum… Sabah günün ilk işi olarak işinizi gücünüzü bırakarak toplantımıza geldiniz. Özellikle ramazan ayının öncesinde komitelerimizin tamamıyla bir araya gelerek sektörlerimizi istişare edelim istedik. Komite ve sektörlerimizin önerileri, fikirleri ve varsa eleştirilerini masaya yatıralım ve ayrıntılı konuşalım aynı zamanda da benzer komiteler arasında hem kaynaşmayı sağlayalım hem de istişarede bulunalım diye düşündük. Bundan büyük toplantılarla organizasyonlarda, herkesle birebir iletişime geçmek ve kaynaşmak ne yazık ki pek mümkün olmuyor. Ramazan ayının ilk günü de her yıl olduğu gibi bu yıl da Ulu Cami’nin yanındaki iftar çadırında Denizli Ticaret Odası olarak iftar yemeğimizi vereceğiz. Ardından Meclisimiz, Yönetim Kurulumuz, Meslek Komitelerimiz, Yüksek İstişare Kurulumuz, Kadın Girişimciler ve Genç Girişimcilerimizle de iftar yapmayı planlıyoruz” dedi.
Komitelere, projelerinin ayrıntılarını anlattı
Üyelerinin daha fazla fuara katılmaları ve fuarların sayısını artırmayı, ayrıca farklı sektörlerde yeni sanayi siteleri kurma çalışmalarıyla yeni hizmet binalarını bir an önce yapmayı öncelikli gündemleri olarak belirlediklerini de söyleyen Başkan Erdoğan, “Bugün sizlere odamız ve üyelerimiz için neler yaptığımızı da kısaca anlatmak isterim. Öncelik verdiğimiz ve en önemli gördüğümüz konuların başında, üyelerimizin yurt içi ve yurt dışındaki fuarlara daha fazla katılmasını sağlamak geliyor. Biz bu sene fuar sayısını ve sektörlerini yüzde 100 artırdık. Bu yıl için 25 farklı fuar organizasyonu yaptık. Bunların ayrıntılarını internetteki sayfamızda görebilirsiniz. Bu sayı, belki ilerleyen süreçte talepler doğrultusunda artabilir. Bazı mesleklerle ilgili bir fuar yoksa eğer üyelerimizi mevcut fuarlardan katılmak istediklerine götürüyoruz. Bu arada, Denizli Ticaret Odamızın binası ile ilgili proje çalışmalarımızı da sonlandırdık. Birkaç ay içinde, yeni binamızın temelini atmak istiyoruz. En kısa zamanda, bir buçuk yıllık bir süreçte de yeni binaya taşınmayı planlıyoruz. Hep söylediğimiz bir şey vardı. Özellikle bazı sektörlerimizin ihtisas organize sanayi siteleri gibi yoğun bir talebi vardı. Bunlardan iki tanesini şu an için planlamaya aldık. Biri gıda sanayi sitesi, bir diğeri de geri dönüşümcüler ile ilgili sanayi sitesi. Bin iki yüz dönümlük bir yerin tahsisi için müracaatımızı yaptık ve onayını aldık. Onu da en kısa sürede üyelerimizin hizmetine sunacağız. Pandemi döneminden bugüne kadar iki bin altı yüz esnafımızı ziyaret ettik. Her ay da üyelerimizle anketler yapıyoruz. Bize göre doğru olup ama onlara göre eksik kalan, yanlış olan konuları görüp daha iyisini ve doğrusunu yapmanın gayreti ile çabası içerisindeyiz. Üyelerimize yönelik ücretsiz mesleki ve kişisel gelişim eğitimlerimiz de devam ediyor. Avrupa Birliği ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın destekleri ile, bugüne kadar on milyon euroya yakın bir finansmanı Denizli’mize getirdik. Bir iki büyük odanın dışında şehirlerine böyle bir kaynak aktaran ikinci veya üçüncü bir oda yok. Bizim yapmış olduğumuz bir yatırım dahi altı milyon euro civarında, Denizli Teknik Tekstil Merkezimizi bu sayede kurduk. Odamızda her gün yüze yakın insanımıza farklı eğitimler veriyoruz; bunların arasında üniversite mezunu olup da iş bulamayanlar da var. Aynı zamanda işi olup da teknik destek almak isteyen gençlerimiz, kardeşlerimiz de var. Bunun yanında iş Almancası ve İngilizcesi eğitimlerimiz var ve yoğun katılım oluyor. Odamıza günlük beş yüz kişi giriş çıkış yapıyor” diye konuştu.
“İyi bir takım, çalışkan bir ekibiz”
Başkan Erdoğan son olarak toplantıya katılan meslek komiteleri ile üyelerine, kendilerine gösterdikleri ilgi ve verdikleri destekten dolayı teşekkür etti. Erdoğan, “Toplantılarımıza büyük bir ilgiyle katılmanızdan dolayı şahsım ve ekibim adına bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum. Sizlerle bir arada olmak güzel; Denizli’mize, sektörlerimize ve Ticaret Odası ailesine güç verdiğinizin farkındayız. Bu anlamda da sizlerle gurur duyuyoruz. Birlikte olursak güçlü oluruz. Takım halinde olmadığınız zaman güçlü olma şansınız da olmaz. Biz, şükürler olsun ki iyi bir takım, çalışkan bir ekibiz. İyi ki varsınız” dedi.
Başkan Erdoğan, katılımcıların da görüşlerini aldı
Başkan Erdoğan, konuşmasının ardından aynı masa etrafında topladığı DTO meslek komitelerinin üyelerinin de tek tek görüşlerini alarak toplantıyı sonlandırdı. – DENİZLİ
]]>Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen fuarda roman, deneme, hikaye, polisiye, araştırma, sanat, tasarım, tarih, sinema, gezi, şiir, hobi, eğitim, biyografi ve yemek gibi pek çok alanda kitaplar, yayınevlerinin stantlarında okuyucunun beğenisine sunuldu.
Yazarlar imza etkinliklerinde okurla buluşurken, fuarın ilk günlerinde düzenlenen söyleşi ve etkinliklere kitapseverler yoğun ilgi gösterdi.
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Ali Tökel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fuarda Diyanet Yayınlarından çıkan “Sizin Ömrünüz Kaç Saniye”, “Ramazan Biraz da Annedir” ve “Ta-ha 121” kitaplarını imzaladığını söyledi.
Fuara muazzam bir ilgi olduğunu dile getiren Tökel, “Türkiye okumuyor diyorlar ya, bunu diyen gelsin burayı görsün. Sadece kuru bir kalabalık değil satış da var. Dinliyorlar da soruyorlar da. Müthiş bir ilgi var yani. Bu ilgi okumaya ve düşünmeye de dönüşüyorsa süper harika bir şey.” şeklinde konuştu.
Tökel, kitabın en iyi ikram olduğunu, kitabın insanın yenilenmesi, tazelenmesi anlamına geldiğini dile getirdi.
Mevlana’nın “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” ifadesine işaret eden Tökel, şunları kaydetti:
“Yeni bir şey söyleyemiyorsan, bir şeyleri yeniden söyle. Kitap okumayan yeni bir şey söyleyemez, yeniden de bir şey söyleyemez. Yeni bir şey, yeniden bir şey söylemek istiyorsan, çoluğunu çocuğunu iyi yetiştirmek istiyorsan, kitabın kaynağından korkmaman lazım, kopan kaybolur gider.”
Edebiyatın yanı sıra sanat kitapları da ilgi görüyor
Çocuk kitapları kaleme alan yazar Cansu Demirbağ, “Dedem Kodlama Öğreniyor” adlı üçüncü kitabında sürekli bilgisayar başında olan ve bir şeyler yapmaya çalışan bir çocuğu konu aldığını belirterek, “Mete, kendisini ailesine kanıtlamaya çalışırken bir anda kendisini dedesine kodlama öğretirken buluyor. Bu yolculuk aslında dedesine kodlamayı öğrettiği ama bir yandan da tüm çocuklara teknoloji üretebilmenin ilhamını verdiği bir kitap.” dedi.
Fuarda çok yoğun bir kalabalık gözlemlediğini ve bundan dolayı mutlu olduğunu aktaran Demirbağ, “Bu bizim ülkemiz için çok umut verici bir görüntü. Kitaba değer veren bir ülkenin çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
İnkılab Yayınları standında sanatseverleri ağırlayan yazar Hacer Sönmez, “Yeni Başlayanlar İçin Tezhip” serisini, tezhip sanatına başlayanlar için kaleme aldıklarını söyledi.
Sönmez, yayınevinin özverisiyle 2015’te başladıkları çalışmalar sonucu serinin ilk kitabını sanatseverlerin beğenisine sunduklarını vurgulayarak, “Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 1’i yazdığımızda çok ilgi gördü ve Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 2’yi yazdık. Şimdi Allah izin verirse üçüncüsünü yazacağız. Tezhip sanatına ve geleneksel sanatlara sadece İstanbul’dan değil, Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından da ulaşabilsinler istedik.” şeklinde konuştu.
Tezhip sanatı konusunda hiçbir şey bilmeyenlerin de bu kitabı alarak bir başlangıç yapabileceğini belirten Sönmez, fuarın kalabalık olmasından ve ziyaretçilerin sanata duyduğu ilgi ve samimiyetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
25 Şubat’ta sona erecek
Ömer Faruk Dere ise uygulamalı sanat serisi çalışmaları kapsamında hazırlanan “Yeni Başlayanlar İçin Hat Sanatı” ve “Yeni Başlayanlar İçin Kaligrafi” serilerinin fuarda gördüğü ilgiye değindi.
Editörlüğünü üstlendiği serinin “Yeni Başlayanlar İçin Çini Sanatı” ile devam edeceğini söyleyen Dere, “Sanatla yeni tanışanlar, sanata ilgi duyanlar ve özellikle büyük şehirlerde olmadığı için hocaya ulaşamayan sanat sevdalıları için küçük bir rehber olarak hazırlamıştık fakat şu an amacının çok daha üstünde hizmet ettiğini görüyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor.” dedi.
Ünlü yazarlar Dursun Gürlek, Saliha Erdim, Tarık Tufan, Nurullah Genç, Güray Süngü, Hatice Kübra Tongar, Ömür Akkor, Kemal Sayar, İbrahim Tenekeci, Saadettin Acar, Kaan Murat Yanık, Beşir Ayvazoğlu, İskender Pala, Ahmet Taşağıl, Şermin Yaşar, Ali Ural, Selahattin Yusuf, Erol Göka, Dilek Cesur ve Bahadır Yenişehirlioğlu fuarın konukları arasında yer alıyor.
Fuar 25 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.
]]>KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık:
“Öğrencilerimizden, gençlerimizden büyük bir ilgiyle karşılaştık. Lise, ortaokul ve üniversite kategorisinden toplam 3 bin 783 başvuru oldu”
-“Amacımız Türkiye yüzyılı vizyonunda etkinliği artıracak yaklaşımı ortaya koymaktır”
KARABÜK – Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde “Türkiye Yüzyılı için harekete geç, SOSYALFEST ile gelişime öncülük et” sloganıyla Türkiye’nin milli sosyal bilimler hamlesinin oluşumuna katkı sunmak amacıyla 2-3 Mart’ta düzenlenecek Sosyal Bilimler Festivali yarışmalarına yoğun ilgi gösterildi.
KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, İhlas Haber Ajansı Karabük Bölge Müdürü Yasin Erdem’i ziyaret etti. Rektör Kırışık, Sosyalfest projesi çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada, teknolojik mühendislik sahasında çeşitli çalışmalar ve yarışmalar yapıldığını belirtti. Bunların da son derece kaliteli ve güzel olduğunu ifade eden Kırışık, “Türkiye’ye büyük katkılar sunan çalışmalar. Sosyal bilimler alanında da bu tür yenilikçi, sosyal modeller üretici, toplumsal sorunların çözüm yönelik sosyal modeller, projeler üretici ve Türkiye yüzyılı vizyonuna uygun yeni yaklaşımlar, projeler geliştirici bir mantık ve esas içerisinde sosyal bilimler sahasını hareketlendirmek ve yeni yaklaşımlar geliştirilmesini, yenilikçi projeler üretilmesini teşvik etmek amacıyla böyle bir yarışma düzenledik. Biz bu yarışmanın hazırlıklarına önce bir komisyonla başladık. Sonra bu komisyon sayımız giderek arttı. Onun üzerinde komisyonumuzla aktif bir şekilde bu konuda çalıştık. Çalışmalarımızı, hazırlıklarımızı bitirdikten sonra Türkiye çapında bunu duyurduk.Üniversitelerimizden, kamu kurum ve kuruluşlarımızdan, bakanlıklarımızdan, özel sektörden, sivil toplum kuruluşlarından çok büyük bir ilgiyle karşılaştık. Bu ilgi sonucunda onlara da protokoller yaparak Sosyal Bilimler Festivalini, SOSYALFEST’i geliştirdik. Yarışma ve festival olarak iki aşaması var. Yarışma aşamasında ortaokul, lise ve üniversite kategorisinde 14 yarışma başlığında Türkiye çapında duyuruya çıktık.Öğrencilerimizden, gençlerimizden büyük bir ilgiyle karşılaştık. Lise, ortaokul ve üniversite kategorisinden toplam 3 bin 783 başvuru oldu. Gerçekten çok güzel bir başvuru. Çok güzel sosyal modeller geldi, projeler geldi. Bu anlamda gençlerimizin, Türkiye’nin sorunlarını çözmek, Türkiye yüzyılı vizyonuna katkı sağlamak amacıyla gerçekten çok büyük heyecan taşıdıklarını, bu vizyona destek olduklarını, Türkiye yüzyılı için canla başla çalıştıklarını, emek verdiklerini görmek bizim için son derece sevindirici oldu” dedi.
– “Alanda 100’e yakın çalışma olacak”
2-3 Mart tarihinde finale kalan projelerin sosyal model sahibi öğrencilerin geleceğini aktaran Rektör Kırışık, “Stantlarda sosyal modellerini halkımıza, vatandaşlarımıza tanıtacaklar, anlatacaklar. Bununla birlikte alan etkinlikleri dediğimiz çok sayıda faaliyetler olacak. Bir yandan sportif etkinlikler, bir yandan müzik etkinlikleri, bir yandan kültür sanat etkinlikleri olacak. Alanda 100’e yakın çalışma olacak. Bunun dışında çeşitli işte gastronomi, kültür giyim, kıyafet gibi yerel değerler gibi pek çok değeri tanıtacağımız etkinlikler olacak. Çeşitli kurum ve kuruluşlarının da katılımıyla onlar da kendi üretmiş oldukları sosyal modelleri vatandaşlarımıza tanıtacaklar. Böyle dopdolu canlı bir festival olacak. Eğlenceli, neşeli bir festivalimiz olacak” diye konuştu.
Sosyal bilimler sahasının çok önemli bir saha olduğunu anlatan Rektör Kırışık, şunları kaydetti:
“Bu sahalara çok büyük önem veriliyor. İşte sosyal bilimler sahasında Türkiye’de ilgiyi arttırmak, sosyal sahada, toplumsal sorunların çözümüne yönelik yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesini, üretilmesini teşvik etme gençlerimizin toplumsal sorunlara yönelik veya yeni yönelik farkındalıklarını ortaya çıkarmak ve çözüm üretme kültürünü yaygınlaştırmak. Bunu hedefliyoruz. Türkiye yüzyılı vizyonu gerçekten önemli bir vizyon.Bunun tabii mühendislik tarafı da var. Ama en önemli, en büyük tarafı sosyal bilimler tarafı. Çünkü Türkiye yüzyılı dediğimizde dünyaya örnek olacak bir sosyal modeller zincirini, bir medeniyeti aslında ön plana çıkarıyoruz. Tarihte atalarımızın, büyüklerimizin kurmuş olduğu medeniyetin bir benzerini Türkiye yüzyılı vizyonuyla inşallah biz de kurmak istiyoruz.”
“Bu yüzyıl vizyonundaki medeniyet yaklaşımını sosyal modellerle ortaya koyabilir, geliştirebiliriz” diyen Kırışık, şu ifadelere yer verdi:
“Bu da bütün toplumun katkısı ve katılımıyla gençlerimizin sürece aktif destekleriyle ürettikleri sosyal modellerle, projelerle gerçekleşecektir. Bizim en önemli ve nihai amacımız bu kültürün, sosyal model üretme kültürünü Türk medeniyetini, Türkiye yüzyılı vizyonunu etkinliğini arttıracak bir yaklaşımı ortaya koymaktır.
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ta özel günlerde davul, zurna, keman, saz, cümbüş, darbuka çalarak, düğünlerde köçeklik yaparak ve çocukları sünnet ederek geçimlerini sağlayan Abdallar, geleneklerini yaşatamamanın sıkıntısını yaşıyor. Abdal geleneğinin son temsilcilerinden Veli Metin, artık eskisi gibi çocuklara müzik aleti öğretmediklerini, okuyup bir devlet kapısında iş bulmaları için mücadele ettiklerini söyledi.
Yozgat’ta, çaldığı enstrümanı çocuk yaşta eline alarak büyüyen abdallar, yeni mesleklere yöneldi. Abdal geleneğinin son temsilcilerinden Veli Metin, eskiden mesleği öğrenmeyenlerin, günümüzde ise eğitimini tamamlamayanların geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek geleneğe sahip çıkılmasını istedi. Metin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından diğer illerde olduğu gibi kendilerine verilen kadro sözünün tutulmadığından yakındı.
“SEÇİMLERDE BÜYÜK ROL OYNAYAN BİR MAHALLE, NEREYE VERİRSE ORA BELEDİYE BAŞKANI OLURDU”
Veli Metin, Yerköy ilçesinde ikamet ettiği Bağlarbaşı Mahallesi ile Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Köseli beldesi arasındaki alanda daha önceleri yüzlerce çocuğun ve Abdalın davul, zurna, cümbüş, darbuka, saz çalıp eğitim aldıklarını, şimdi ise 10-15 çocuğun seksek oynayıp, evlerinde ders çalışarak zaman geçirdiklerini anlattı. Metin, şöyle konuştu:
“Yerköy Abdallar Kültür Dernek Başkanlığı yaptım, derneği ilgisizlikten dolayı kapatmak zorunda kaldım, 10 yıldır kapalı. Bu gördüğünüz 250-270 hane Abdal mahallesiydi, seçimlerde büyük rol oynayan bir mahalle, nereye verirse ora belediye başkanı olurdu. Şöyle bir bakın, ören oldu, viran oldu. Derler ya işte 40 yıllık ağaç kurumuş kuş kalkmış baykuşlar tünemiş. Baykuşlar tünedi, Abdal aşiretinin mekanına. 270 haneydi, şu anda 12 hane kaldı.”
“DÜĞÜN ÇALMAZSAK BAŞKA BİR GELİRİMİZ YOK”
Veli Metin, Atilla Koç’ün Kültür Bakanlığı döneminde Yozgat’ın kültürünü temsil etmeleri için iki kez kadro sözü verildiğini belirterek, şunları söyledi:
“Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın sesimizi duyulmasını istiyorum. Birkaç sefer sosyal medyada duyurmaya çalıştım, ilgi görmedi. Şu hale bir bakın, bu Abdal kültürü yok oldu. Sanat ilimdir, sanat Abdal’dır, bu kültür Abdal’ındır. Şu çoluğumuz çocuğumuz eline bir meslek alıp da mesleğimizi icra edemiyor. Ufacık bir tarihi eser buluyor vatandaşın birisi, bu kaçakçılık yapıyor diye velvele koparıyorlar. Halbuki Abdal bütünü bütüne bir kültür, tarihi eser. Kendi tarihimize sahip çıkmamız lazım. Sayın Kültür Bakanımızın bize vermiş olduğu kadroyu özellikle Cumhurbaşkanımızın sesimizi duyup, duyuramadım bu zamana kadar inşallah bu sefer duyururum, bize de kulak verir, bizimle de irtibat kurar, kadromuzu Cumhurbaşkanımızdan istiyoruz. Emekliliğimiz yok, bir şeyimiz yok, perişanız. Sayın Cumhurbaşkanım, duyarsan, ilgilerini ilgilenmemi özellikle bekliyoruz.”
“ZURNA ÇALAN İLGİSİZLİKTEN, BİLGİSİZLİKTEN DOLAYI HEMEN HEMEN HİÇ KALMADI”
Mahallede yetişen çocukların davuldan başka enstrüman çalmadıklarını aktaran Veli Metin, “Zurna çalan ilgisizlikten, bilgisizlikten dolayı hemen hemen hiç kalmadı. Ben 62 yaşındayım, benden sonra bu meslekte bitmek üzere. Belki efendim Pakistan’da vardır, ithal zurnacı getirtebilirler, getirebilirlerse. Bu neden oldu? İşte bize verilen kadronun geri elimizden alınmasından kaynaklandı. Bir bakan kadro verir de müdür geri kadroyu bozabilir mi? İnşallah tekrarlıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımız sesimizi duyar, kadromuzu verir de biz de geri mesleğimizi devam ettiririz” diye konuştu.
]]>Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 1952 yılında dünyaya gelen evli ve 2 çocuk babası Zafer Mat’ın çocuk yaşlarda mandolin çalmayla başlayan müzik ilgisi, 17 yıl önce arkadaşlarının hediye ettiği piyanoyla sürdü. Uzun yıllar Çorlu’da bir alışveriş merkezi içerisinde bulunan piyanoyu çalan Mat, 3 yıl önce yerleştiği Muğla’nın Bodrum ilçesinde başta Kent Meydanı olmak üzere yarımadanın birçok noktasına bisikletli piyanosu ile ulaşarak yerli ve yabancı turistlere piyano dinletisi sunuyor.
‘DOĞAL SEZGİLERİMLE HAREKET ETTİM’
Piyanoyu duygularıyla ve gitardaki teorik bilgileriyle çalmaya başladığını söyleyen Zafer Mat, “Piyano benim küçük yaşlarda ilgimi çeken bir enstrümandı. Parasal imkanlarım yeterli değildi. 55 yaşında piyano sahibi olabildim. Çorlu’da 3 arkadaşımın para toplayarak, bana piyano hediye etti. Herhangi bir rehberim, öğretmenim yoktu. 30 yıl kadar gitar çalmıştım; oradaki teorik bilgilerimi piyanoya aktarmaya çalıştım. Yoğun çalışma içerisine girdim. Doğal sezgilerimle ve duygularımla hareket ettim ve piyano çalmayı buraya kadar getirdim. Daha da yukarı çıkarmak adına gün boyu çalışıyorum” dedi.
‘DEMİRCİ BİR ARKADAŞTAN DESTEK ALDIM’
Piyanonun özel bir enstrüman olduğunu ve çalabilmenin yoğun emek gerektirdiğini belirten Mat, “Uzun yıllar Çorlu’da bulunan bir alışveriş merkezinde piyano dinletisi yaptım. Ziyaretçiler tarafından çok sevildi. Piyanonun farkındalığını arttırmak için çocuklarla beraber çalmaya başladım. Çocuklara tek parmaklarıyla minik şarkılar çaldırdım. Çok hoşlarına gitti ve giderek daha büyük ilgi görmeye başladı. Uzun süre Çorlu’da kaldıktan sonra bunu başka şehirlerde yapma gibi bir düşünce oluştu. Piyanonu dış basında bisiklete bindirilerek çalındığını gördüm. Çok hoşuma gitti ve Çorlu’da demirci bir arkadaştan bunu konuda destek aldım. Taşıyıcı oluşturdum, bu ilgiyi daha da arttırdı. Bodrum’da meydanda ve kentin çeşitli noktalarında bisiklet üzerine seyyar kurduğum sistem ile çalmaya başladım. Bu yerli ve yabancı turistlerin çok ilgisini çekti” diye konuştu.
‘O AN BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİYDİ’
Bodrum’da beklediğinin ötesinde yoğun bir ilgi gördüğünü aktaran Mat, yaşadığı bir anısını da şöyle anlattı:
“Bodrum meydanda piyona çaldığım sırada İrlanda doğumlu bir Türk kızı yanıma gelip, ‘Size sarılmak istiyorum’ dedi. ‘Neden’ diye sordum. Bana, ‘Türkiye’nin aydınlık yüzünü temsil ediyor olmanız, beni çok gururlandırdı ve bu nedenle mutlu etti’ diye cevap verdi ve sarıldı. O an benim için çok değerliydi.”
6 Şubat 2023’te yaşanan deprem felaketi sonrası Bodrum’a gelen depremzedelere piyano çalarak moral verdiğini anlatan Mat, “Onlarla şarkılar, türküler söyledik, birlikte ağladık. Kendilerine, çok iyi geldiğimi söylediler. Amaçlarımdan biri de bu sanatı çocuklara ve gençlere aşılamak, güzel bir rol model olabilmekti. Toplumu ve bireyleri, daha yukarı çıkaran iki dal var; bunlar, bilim ve sanattır. Bu konuda o sorumluluğu hisseden herkesin hayata bu katkıyı vermeyi gerekir. Yaşama dair doğru duruşları edinmek ve edindirmenin en önemli yolu, sanattır.”
]]>İzmir’de yaşayan ve özel sektörde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Arif Uçar, çocukluk hayali olan ahşap oymacılığı kursuna gitti. Çiğli Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici Tahsin Güler’den yaklaşık 2 yıl kadar eğitim aldı. Usta öğretici Güler’in vefatından sonra Uçar’ın eğitim hayatı, merhum Tahsin Güler’in kardeşi ahşap ustası Aşır Güler ile devam etti. Aşır Güler’in evinin altında bulunan ve hobi olarak eğitim aldığı 35 metrekarelik atölyede bir süre sonra küçük işler üretmeye başlayan Uçar, zamanla kendini geliştirerek harika eserler ortaya çıkarmaya başladı. Yaklaşık 5 yıldır ahşap oyma işiyle ilgilendiğini belirten Uçar, “Ahşap oymacılıkta rölyef, heykel, yarı heykel gibi birçok alanlar var. Ben daha çok üç boyutlu heykel ya da yarı heykel alanını tercih ediyorum. Bunun dışında bir Egeli olarak, bir deniz aşığı olarak, Ege’nin balıklarını, bir taraftan da mitolojiye olan ilgimden dolayı Helenistik ve Roma Dönemi miğferlerini oymaya çalışıyorum” dedi.
“Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi”
Hobi olarak başladığı ahşap oymacılık işinin zamanla ticari zemin kazandığını belirten Uçar, “Yaptığım eserlerin ilgi çekmesi üzerine ben de bunları ticari faaliyete dönüştürdüm. Hatta bu ilgi yurt dışına da taştı. Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi. Ahşap oymada miğfer yapıldığını hiç görmedim. Hatta sadece Helenistik miğferler değil, Viking miğferleri, Selçuklu miğferleri gibi taleplere kadar döndü” ifadelerini kullandı.
“En az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli”
Özellikle Avrupa ülkelerinden yoğun ilgi gören miğferlerin yapılış hikayesini anlatan Uçar, “İlk önce burada kullandığım ağaçtan bahsetmek istiyorum. Heykel çalışması yapacaksanız ilk önce ağacınızın kurumuş olması gerekiyor. Çünkü eseriniz bittikten sonra çatlamalar veyahut da yamulmalar olabilir. O yüzden en az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli. Yine oyma açısından daha rahat olan ıhlamur ağacını tercih ediyorum. Ihlamur ağacımızı aldıktan sonra elle yapmak istediğimiz objeyi kerestenin üzerine çiziyoruz. Kestikten sonra bütün aşamaları oymacılıkta kullandığımız iskarpelalarla, tokmakla, elle oyarak başlıyoruz. İçini oyduktan sonra dışını da şekillendirip en son aşamalarda da ince motiflere geçiliyor. Motiflerini de tamamladıktan sonra iyi bir zımpara yapıyor ve akabinde kök boyaları ya da kumaş boyaları kullanarak, hatta burada bazen kurumuş kan efektlerini de vererek boyama işlemini yapıyoruz. Tekrar bir zımparalamadan sonra gomalak (Lac böceğinin salgıladığı doğal bir reçine) dediğimiz organik cilayı yaklaşık 15-20 kat, bazen hatta 30 kata kadar sabırla inceltilerek üstüne sürüyoruz. En son da keten tohumu yağıyla yavaş yavaş parmakla masaj yapar gibi yaklaşık bir gün kadar da bu işlem yapılıyor. Sonra keçeyle güzelce silindikten sonra yaklaşık bir ay sonunda böyle bir eser ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz”
Günümüzde ahşap oyma sanatına ilginin azaldığının altını çizen Uçar, “Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Ahşap oyma bu toprakların çok geleneksel bir sanatı, zanaatı. Maalesef gelişen teknolojilerle birlikte bu tür sanatlar kaybolmaya başlıyor. Bu bizim için çok büyük bir üzüntü. Ama bizler bunu tekrar canlandırarak yeni nesillere örnek olması amacıyla sergiler de açıyoruz, ilgi çekmeye çalışıyoruz bu alana. Gençlerin de buna ilgi duymasını istiyoruz. Çok güzel eserlerin çıktığı bir ülkedeyiz. Mutlaka buradaki gençlerimizin de buna ilgi duymasını istiyorum. Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>