Altın fiyatındaki yükseliş, düğünlerde altın takacak vatandaşların bütçelerini zorluyor. Düğün sezonun yaklaşmasıyla altın almayı planlayan vatandaşların tercihi, gösterişli ama gramajı hafif ürünler oluyor.
Kuyumcu İnanoğlu, geçen haftalarda altının gramının 2 bin 540 liraya kadar yükseldiğini ancak seçimlerden sonra tekrar bir gerileme yaşandığını belirtti. Çeyrek altının yaklaşık 4 bin 500 liralara yaklaştığını ifade eden İnanoğlu, “Şimdi 4 bin 50, 4 bin 100 bandında dolanıyor. Beklentimiz haziran ayı gibi altın onsunun biraz yukarı doğru çıkması, dolar da biraz yükseldiği takdirde haziran sonu gibi altının gramı 2 bin 815 lira civarında olacak. Bu da demek oluyor ki çeyrek altının 4 bin 600 liralara kadar çıkması bekleniyor” dedi.
Yüksek fiyattan altın alan vatandaşların ‘yüksekten aldık, altın düştü’ diye panik yapmamasını tavsiye eden İnanoğlu, “Tekrar gelip yerine oturacaktır. Altın zirveyi sever ve geldiği yeri asla unutmaz” diye konuştu.
“Altın, altın yılını yaşıyor”
Halkın elindeki paraya göre hareket ettiğini vurgulayan İnanoğlu, fiyatlardaki artıştan dolayı gram altının tercih edilmeye başlandığını kaydetti. Gayrimenkullerini satanların da altına yatırım yaptığına dikkat çeken İnanoğlu, “Çünkü altın 2023 yılında yaklaşık yüzde 146 civarında getiri sağladı. Beklenti 2024’te de aynı şekilde. Vatandaşın 2023’ün Kasım ayında 9 bin liraya aldığı bir cumhuriyet lirası bugün 16 bin lira bandında. Arada yüzde 50-60’lık bir fark var. Bu da ciddi bir kazanç getiriyor. Yani bir söz vardır; altın, altın yılını yaşıyor. Ama tabii ki bunlar işçilikli ürün veya takı değil. Gram, çeyrek, yarım, tam altın şeklindeki ziynet dediğimiz ürünlerdir” ifadelerini kullandı.
“Gramajı hafiflerken, gösterişi artıyor, fiyatı düşüyor”
İnanoğlu, altın fiyatındaki artışa bağlı olarak vatandaşların, gramajı ağır olan ürünler yerine füzyon yöntemiyle gösterişli ama gramajı hafifletilerek imal edilen takılara yöneldiğini söyledi. Gramajı ağır olan ürünlerin füzyon denilen yeni bir imalat sistemiyle içinin boşaltılarak, gösterişli hale getirildiğini anlatan İnanoğlu, şöyle devam etti: “Örneğin ürün içi dolu olduğu takdirde 100 gramlık bir bilezik olacaktır. Ama o bilezik füzyon yönteminin ardından 30 gram geliyor. Yüzde 70’lik bir iç boşaltma olayı gerçekleşiyor. Gramajı hafiflerken, gösterişi artıyor, fiyatı düşüyor. Tabii ki ürünlerin tamamı 22 ayar veyahut 14 ayardır. Onlardan yana herhangi bir sıkıntı yok. Sadece halkın kesesine uygun olabilecek, düğünlerini, derneklerini rahat yapabilecek, verdiği sözleri yerine getirebilmeleri sağlamaları açısından ürünleri hafiflettik.”
“Piyasada çok sahte altın var”
Vatandaşları altın alırken dikkatli olmaya çağıran İnanoğlu, “Piyasada çok sahte altın var. Düşük ayar, merdiven altı üretimler var. Bu nedenle bildik, tanıdık kuyumculardan alışveriş yapmalarını tavsiye ederiz ki insanlar mallarının arkasında dursunlar. Asla internetten alışveriş yapmasınlar. Çok dolandırıcılık var. 14 ayar diye satıyorlar; 8 ayar geliyor bazen. Hatta 8 ayar bile gelmiyor, metal geliyor, altın kaplama geliyor. Vatandaşlarımız görmedikleri altını almasınlar” dedi.
Bankalardaki altın hesaplarında da alış-satış arasındaki makasın açıldığını dile getiren İnanoğlu, bunun da vatandaşın cebine olumsuz yansıdığını, bu nedenle de ‘elleriyle tutmadıkları ve gözleriyle görmedikleri’ altını almamaları tavsiyesinde bulundu. – MERSİN
]]>Kızı Zeynep İnanoğlu, babasının, kendi cenaze törenini kendisinin planladığını belirtti. Cenaze törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı.
“Bay sinema” olarak anılan, Türk sinemasındaki öncülüğü ile anılan Türker İnanoğlu, 2 Nisan’da çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybetti. İnanoğlu için İstanbul Sarıyer’de bulunan Tim Show Center’da anma töreni düzenlendi, ardından Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde cenaze namazı kılındı.
Anma törenine; eşi Gülşen Bubikoğlu, çocukları İlker İnanoğlu ve Zeynep İnanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Yeşilçam sinemasının önde gelen isimlerinden Hülya Koçyiğit, Müjdat Gezen, Nuri Alço, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, ünlü komedyen Cem Yılmaz, oyuncular Ali Sunal, Kerem Alışık, Zafer Ergin, Şevket Çoruh, Ozan Güven, Nehir Erdoğan ve pek çok ünlü isim katıldı.
Anma töreninin sunuculuğunu, İnanoğlu’nun damadı da olan gazeteci Cüneyt Özdemir yaptı. Cenaze törenine İBB başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı. İyi Parti milletvekili Lütfü Türkkan da cenazeye katılanlar arasındaydı.

Cüneyt Özdemir: İlklerin adamıydı
Zeynep İnanoğlu ile evlendikten sonra İnanoğlu’nun farklı bir yönünü gördüğünü söyleyen Cüneyt Özdemir, “Çok vefalıydı. Yeşilçam emektarlarına kimseye göstermeden yardım edip yanlarında durmayı biliyordu.
İstikrarı sayesinde bunları yaptı. İlklerin adamıydı. Yeşilçam’da pek çok denenmemiş formatı deneyen, video kaseti Türkiye’ye getiren kişiydi. Dizilerin YouTube’da yayınlanmasının önünü açan belki de ilk isimdi.
Bunu ilk Erler Film yapmıştı. Çok çalıştı, gezdi, eğlendi, hayatın tadını da çıkardı. Çok güzel yaşadı. Bu dünyadan bir Türker İnanoğlu geçti” diye konuştu.

İlker İnanoğlu: İçimden bir parça kopmuş gibi, bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum
İlker İnanoğlu ise babası hakkında, “Mükemmeliyetçi bir adamdı. Her şeyi kendi yapmak isterdi. Çok sert bir babaydı, hala çocuk gibiydim karşısında.
Vefat ettiğinde üstümdeki baskı kalkar gibi hissediyordum ama içimden bir parça kopmuş gibi. Bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum, çok zormuş. Baba seni çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“Çok duygusaldı ama göstermezdi”
Zeynep İnanoğlu da, babasının cenaze detaylarını kendisinin planladığını belirtti. İnanoğlu, “Önemli işleri kimseye bırakmazdı, bütün detaylarıyla ilgilenirdi.
Benim vefatına yetişemeyeceğimi düşünmüştü, uçağa yetişmemden, anma ve cenaze töreninin detaylarına kadar her şeyi planladı. Çok duygusaldı ama göstermezdi. İsminin ve anılarının bizlerle yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağım” diye konuştu.
Cem Yılmaz: Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi
Komedyen Cem Yılmaz da İnanoğlu ile ilgili şu anısını anlattı:
“1990’larda Meltem Cumbul bir talk showa başlamıştı, beni davet etti. Mahalleden arkadaşlarını niye çağırıyorsun, tanıdık bildik birileri yok muydu demiş beni görünce. İlk öyle tanışmıştık.
En çok seni seviyorum derdi kulise gelip. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum, diğer meslektaşlarımdan duyduğuma göre birçok kişiyi seviyormuş.
Burada sahneye çıkacak sanatçının yanına gelip ihtiyacınız var mı diye sorardı, bu beni etkilemişti. Keşke şimdi sorulsa, keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi.”

Ali Sunal: Tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum
Babası Kemal Sunal ile İnanoğlu’nun yakın olduğunu dile getiren Ali Sunal da şunları söyledi.
“Babamla çok güzel dostlukları vardı. gülüyorlar, iş konuşuyorlar, olmuyor ama sonra bakıyorum arkadaşlıkları bozulmuyor. Bu beni çocukken çok etkilerdi, sonra benimle arkadaşlık kurdu. aramızdaki yaş farkında rağmen beni en ilgili, güzel dinleyen insanlardan biriydi.
Bu koca adam bende ne buluyor diye düşünüyordum. Beni evlerinde yatılı misafir ettiler ama gece uyuyamıyordum. Benim gördüğüm yanı, tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum. Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım olabilir.”
]]>Törene aile üyelerinin yanı sıra Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, oyuncular Sumru Yavrucuk, Zafer Ergin, Kerem Alışık, Şevket Çoruh, Müjdat Gezen, iş adamı Ali Koç ve sinemanın emektar isimleri katıldı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, törende yaptığı konuşmada, Atlas 1948 Sineması ve İstanbul Sinema Müzesi’nin restorasyonu ve yeniden ihya çalışmaları kapsamında İnanoğlu’yla yakından tanıştığını belirterek, “O sıralarda Türker Abi, Atlas Sineması’nda Bakanlığımızın kiracısı ve işletmecisiydi. Sözleşmesi de devam ediyordu. Kendisini ziyaret edip, proje konusunda bilgilendirdim. Görüşlerini, önerilerini rica ettim. Kendisine, ‘Abi sizin sözleşmeniz devam ediyor ama bizim böyle bir projemiz var. İzniniz olursa biz bu projeyi hayata geçirmek istiyoruz.’ dedim. Hiç tereddüt etmeden, ‘Bir an önce başlayın. Ben de elimden ne geliyorsa her türlü desteği vereceğim.’ dedi. O gün anladım ki söz konusu beyazperde, kültür sanat olduğunda Türker Abi’de ‘Hayır’ yoktu. ‘Nasıl yapabilirim, nasıl destek olabilirim?’ vardı. Her zaman takdir ettiğim bir insan.” dedi.
Yaklaşık 3 ay önce de Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM), İnanoğlu ile bir araya geldiklerini dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
“Zaman zaman sağlığı izin verdiği anlarda bir araya gelip, kültür ve sanat, projeler konusunda görüşlerini alıp, fikir sunmasını istiyordum. Çok değerli, çok faydalı bir insandı. Yeşilçam yapıtları, sinema salonları, video, televizyon, meslek birlikleri, eğitim, müze, Türker İnanoğlu Vakfı (TÜRVAK) gibi birçok önemli projeyi 88 yıllık yaşamına sığdırmayı başarmıştı. Tam bir beyazperde sevdalısıydı. Ben Türker İnanoğlu’nun önce iyi anlaşılması, sonra örnek alınması gerektiğine inanıyorum. Sinema emekçisi olarak çıktığı bu yolda çok büyük sıkıntılar çekmişti ve bu sıkıntıları hiçbir zaman unutmayıp, kendisinden sonra gelen emekçilere destek olabilmek adına her fırsatta taşın altına elini koymayı bilmişti.”
Bakan Ersoy, İnanoğlu’nun gençlere de çok değer verdiğine işaret ederek, “Gençlerin hayal kurabilmesi için her daim arkasında duruyordu. Burslar veriyordu. Sinema adına meslek birlikleri, dernekler, yapıtlar, stüdyolar olsun birçok yeniliğe önayak olmuştu. Biz, camianın onu hiçbir zaman unutmayacağını biliyoruz. Bu sabah Bakanlık’ta da konuştuk; haziran ayı itibarıyla çok büyük emeğinin olduğu, İstanbul Sinema Müzesi’nde Türker İnanoğlu sergisini açmaya karar verdik.” diye konuştu.
Bir insanın en büyük eserinin yetiştirdiği insanlar olduğunun altını çizen Ersoy, “Türker Abi, bu ince sanatın en büyük ustasıydı. Mekanın cennet olsun usta.” ifadelerini kullandı.
“Çok sert bir babaydı”
Türker İnanoğlu’nun oğlu İlker İnanoğlu, babasının her şeyi detayına kadar inceleyen çok mükemmeliyetçi bir adam olduğunu kaydederek, sağlık sebeplerinden dolayı ABD’ye doktora götürdüğünü söyledi.
Tedavi gördüğü sırada bindiği asansördeki düğmeye, babasının basmaya çalıştığını vurgulayan İnanoğlu, “O kadar her şeyi kendi yapmak isteyen bir insandı. Çok sert bir babaydı. Çocuk gibiydim karşısında. Herhalde vefat ettiği zaman bir baskı kalkar zannediyordum üzerimden ama çok zormuş. İçimden bir parça kopmuş gibi hissediyorum şu anda. Bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum. Baba seni çok seviyorum. Mekanın cennet olsun.” dedi.
“Duygularını göstermemekle beraber aşırı duygusaldı”
Kızı Zeynep İnanoğlu Özdemir, babasının işine verdiği öneme dikkati çekerek, “Babam önemsediği konuları kimseye emanet etmezdi. Bugünü de çok önemsediği için çok büyük bir titizlikle son vedasını planladı. Vefat durumunda benim yurt dışında olacağımı düşünmüştü. O yüzden oradan uçağa yetişmemden tutun da, burada cenaze detaylarına kadar her şeyin üstünden birkaç kere geçmiştik. Bütün bu hazırlıklar, yaşanan acıyı bir nebze bile azaltmıyor. Her zaman detaylara hakimdi. Çalışkandı, disiplinliydi ve çok gururluydu. Duygularını göstermemekle beraber aşırı duygusaldı. İşine, mesleğine, çalışma arkadaşlarına inanılmaz bağlıydı.” değerlendirmesinde bulundu.
Sanatçı Hülya Koçyiğit, Türker İnanoğlu’nun Türk sinemasına çok değerli katkılar sunduğunu ve oyuncuların çalışma düzeninin de raya oturması adına çok emek verdiğini söyledi.
İnanoğlu’nun bir sinema aşığı olduğunu altını çizen Koçyiğit, “Sinema için yapmadığı yok. Hepimizin hamisi ve onun emeklerine çok büyük saygı duyuyorum. İyi ki vardın Türker. Galiba onunla bir devir kapandı. Onu hep saygıyla, sevgiyle yad edeceğiz. Ardında öyle güzel eserler bıraktı ki…” diye konuştu.
Cem Yılmaz, Türker İnanoğlu ile ilk olarak 1990’lı yılların ortalarında tanıştığını, 2003’ten itibaren binden fazla kez sahneye çıktığını ve İnanoğlu’nun izlemeye geldiği her şovda kulise gelerek “Sizlerin arasında en çok seni seviyorum.” dediğini aktardı.
İnanoğlu’nun bu sözüne inandığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Ben de en çok beni seviyor zannediyordum. Sonra diğer meslektaşlarımdan, büyüklerimden duyduğuma göre birçok kişiyi seviyormuş. Birçok kişi de onu derinden seviyormuş. Kuliste kendisinin kariyerinde, pozisyonunda olan hiç kimseden beklenmeyecek şekilde sahneye çıkacak sanatçının yanına gelerek ‘Bir ihtiyacınız var mı?’ diye şahsen sorması çok çarpıcıydı. Bana da her sahneye çıkmadan evvel ‘Bir ihtiyacın var mı?’ derdi. Şimdi sorulsa bu soru, ‘Evet bir ihtiyacımız var, keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi.’ derdim. Kendisine her şey için teşekkür ediyorum.”
“Son nefesine kadar işini severek yaptı”
İnanoğlu’nun damadı Cüneyt Özdemir de İnanoğlu’nun titizliğine vurgu yaparak, “Bir sanat insanıydı ve de mükemmeliyetçi bir insandı. Bütün hayatı boyunca kameraları kimi zaman Türkiye’nin geneline, kimi zaman şov dünyasına, kimi zaman sanat dünyasına, kimi zaman da adını verdiği TİM Show Center gibi pek çok gösterinin sahnelendiği yerlere çevirdi. Bütün ışıkları o kontrol ederdi.” diye konuştu.
İnanoğlu’nun ölmeden önce kendi cenaze törenini organize ettiğini aktaran Özdemir, vefat ilanları ile kendisi hakkında bir belgesel hazırladığınım altını çizdi.
Özdemir, İnanoğlu’nun işine de tutkuyla bağlı olduğunu sözlerine ekleyerek, şu bilgileri verdi:
“Son bir, iki yıldır yürüyemiyordu ama her hafta 3-4 defa ofise gidiyordu. Son nefesine kadar işini severek yaptı. Belgeselde anlatmadığı hikayeler var. Cüneyt Arkın’la İran’a gitmeleri ya da İtalya’da western filmleri çevirmeleri. Sadece film izlemek için Beyrut’a ya da video getirmek için Almanya’ya gitmesi gibi anlatmadığı birçok hikaye var.”
Cüneyt Özdemir, İnanır’ın aynı zamanda ilklerin adamı olduğuna dikkati çekerek,”Yeşilçam’da pek çok denenmemiş formatı deneyen, video kaseti Türkiye’ye getiren, ‘İcraatın İçinden’ gibi bir programı yapan, YouTube’da dizilerin yayınlanabileceğine dair de (Erler Film olarak) belki de yolu ilk açan isimdi. Ailesine de tutkuyla bağlıydı. Güzel bir hayat yaşadı. Çalıştığı kadar da gezdi. Hoş anılar bırakıp, aramızdan ayrıldı.” dedi.
“Safranbolu’yu hiçbir zaman unutmadı”
İnanoğlu’nun Safranbolu’dan çocukluk arkadaşı Yılmaz Kavuşturucu da şunları söyledi:
“İnanoğlu, Safranbolu’ya o kadar düşkündü ki bunu anlatmam mümkün değil. Sevgili kardeşim sanat dünyasını ne kadar büyük bir üzüntüye boğduysa, Safranbolu halkı da bugün büyük bir üzüntü içinde. Safranbolu’yu çok severdi. Beni her ay mutlaka arardı. Safranbolu’yu hiçbir zaman unutmadı. Son olarak adına, kendine yakışır iletişim fakültesi kurdu ve eğitime hizmetlerde bulundu.”
Oyuncu Ali Sunal, henüz küçük bir çocukken Türker İnanoğlu ile tanıştığını ve çok güzel hatıraları olduğunu belirterek, “Babamla çok şeker arkadaşlıkları vardı. Dostlukları şahane… Bir iş konuşuyorlar o iş olmuyor ama sonra bakıyorum o tatlı sohbetleri yine devam ediyor. Dostlukları hiç bozulmuyordu.” şeklinde konuştu.
Türker İnanoğlu’nun vefatından önce kendisi hakkında hazırladığı belgeselin de gösterildiği törende, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, Karabük Üniversitesi Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Dekanı Fatih Bayram ve gazeteci Zafer Mutlu da konuşma yaptı.
İnanoğlu bugün öğle namazını müteakip Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Kanlıca’da aile mezarlığına defnedilecek.
]]>