Kurtulmuş, Meclis’te, Türkiye’de misafir edilen Gazzelilerle bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, Gazzeli Müslümanları Türkiye’nin milli iradesinin tecelligahı TBMM’nin çatısı altında ağırlamaktan, Gazzelilerle iftar sofrasında bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Kurtulmuş, “Bu sofrada sizlerle birlikte olmamızın esas amacı, bir nebze de olsa acılarınızı hafifletmek, bir nebze de olsa kardeşliğimizi, dostluğumuzu göstermek ve bu vesileyle Gazze’de şehit olan kardeşlerimize birlikte dua etmek, onların aziz hatıralarını yad etmek, Filistin davasının daha ileriye gidebilmesi için bütün gücümüzle mücadele etme azmimizi arttırmaktır. Yine bu sofrada duamız, niyazımız odur ki, bugün siz bizim soframızda misafir olduğunuz gibi, bizler de en kısa zamanda inşallah önümüzdeki ramazanda özgür Filistin’in bayrağı altında Gazze’de sizlerin sofralarınıza misafir olacağız ve sizlerle birlikte iftarlarımızı açacağız.” ifadesini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gazze meselesinin büyük acıları ve insanlık dramlarını ortaya koyduğunu ama aynı zamanda dünyada yeni gelişmelerin de kapısını araladığını belirtti.
Tarihin çok önemli dönemlerinden birinden geçildiğine işaret eden Kurtulmuş, eş zamanlı olarak üç önemli gelişmenin Gazze üzerinden yaşandığını, bunlardan birisinin Gazze’de insanlık tarihinin gördüğü en büyük katliamlardan birisinin, açık bir soykırımın işlendiğini dile getirdi.
Bu katliamların artık dünyanın birçok yerinde insanlar tarafından lanetlendiğini söyleyen Kurtulmuş, “İsrail’deki bu katliamın suçluları inşallah en yakın zamanda uluslararası mahkemelerin önüne çıkarılarak hesap verecekleri günü bekliyorlar. Öyle inanıyorum ki Netanyahu ve çetesi, en kısa zamanda savaş suçları mahkemesinin önüne çıkarılacak ve yakın dönemde benzer faşist yöneticiler gibi savaş suçları mahkemesinde yargılanarak hesap vereceklerdir.” ifadelerini kullandı.
“İnsanlık tarihinin en önemli direniş destanlarından birisidir…”
Eş zamanlı olarak bir tarafta ne kadar büyük bir katliam yaşanıyorsa öte tarafta da o kadar büyük bir direniş örneğinin ortaya konulduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“İnsanlık tarihinin en önemli direniş destanlarından birisidir… Ahed Tamimi’nin henüz 11 yaşındayken İsrail askerlerinin karşısına dikilen, o mücahide ve mübareze tavrını hiç unutmuyoruz. Aynı şekilde Muhamed Durra’nın 12 yaşındayken babasının arkasında İsrail askerleri tarafından şehit edildiği o fotoğrafı hiç unutmuyoruz. Sizler birebir yaşadınız, hala ailenizden orada kalanlar var. Filistin davasının kahramanları sürekli çoğalarak, yeni kahramanlar ortaya çıkarak, Gazze’deki şehitlerin arasından yeni kahramanlar filiz veriyor ve direniş bu şekilde güçlenerek devam ediyor. Aslında İsrail, hastaneleri bombalayarak, yardım bekleyen insanların üstüne bombalar atarak Filistinlileri, Gazzelileri çaresizlikle ve korkuyla imtihan etmek istedi. Ancak direniş öyle bir ruhla insanlara cesaret verdi ki bugün Gazze’de sıkışıp kalmış 1 milyon 250 bine yakın Gazzeli kardeşimiz dünyaya korkunun yanından geçmediklerini gösterdikleri gibi çaresizliği de hiç yansıtmadılar; adeta tahammülü, sabrı ve mücadele gücünü yansıttılar. Dolayısıyla Gazze’nin her bir ferdini gözlerinden, alınlarından öpüyoruz, büyüklerin ellerinden öpüyoruz. Yaşlıları, gençleri, çocukları hepsi büyük bir direniş destanını ortaya koydular.”
Bu direnişin arkasındaki ruhu Siyonistlerin, materyalist dünyevi insanların anlamasının mümkün olmadığını ifade eden Kurtulmuş, “Çocuğunu enkazın daha altından kaldırıp alnından öperken onu koklayan baba biliyor ki, Filistin’de kardeşlerimiz her şehidin ardından zaferi kazanacakları anı muştuyla bekliyor ve bu yürekle, bu cesaretle mücadele ediyor. Yoksa bırakın bir sığınağı, sığınacak bir duvarı dahi kalmayan Gazze’de insanların bu kadar büyük bir direniş ruhuna sahip olmaları; açlıkla, yoklukla, baskıyla imtihan edilmelerinin başka bir anlamı yoktur.” dedi.
“Dünyada Filistin davasına olan ilgi çok daha fazla arttı”
Dünyada Filistin davasına ilginin çok daha fazla arttığını vurgulayan Kurtulmuş, bu anlamda Filistin’de, Gazze’de yaşananların bütün insanlık için rehberlik yaptığını belirtti.
Dünyanın birçok yerinde hükümetlerinin baskılarına ve İsrail’i destekleyen tutumlarına rağmen milyonlarca insanın sokağa çıkarak Gazze halkının yanında durduklarını göstermesinin kolay bir iş olmadığının altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Dünyanın her yerinde hakkaniyetten, adaletten, insaftan ve vicdandan yana olan bir insanlık cephesi kurulmuştur. Bu insanlık cephesi, yeni bir dünyanın kuruluşu için yeni arayışların en güzel habercilerinden birisidir. Böylece hem yeryüzünde ortak noktada buluşabilen çok geniş kitlelerin olduğu ortaya çıkmış hem de dinleri, dilleri, kültürleri, medeniyetleri bize benzemeyen ama insanlık ortak paydasında buluştuğumuz milyonlarca insan, Müslüman dünyasının sessiz çoğunluklarından daha fazla Gazze’yi sahiplenen milyonları oluşturmuştur. İnşallah bu sabır, bu kahır, bu tahammül ve bu tevekkül sınavının sonunda büyük bir müjde vardır.
Bunu ramazan gününde, yüreğimdeki imanın tamamıyla düşünerek, tartarak söylüyorum. Başta siz Gazzeli kardeşlerimiz olmak üzere, bütün Filistinlilere ve bütün Müslümanlara gelmekte olan müjde inşallah bu insanlık cephesinin uyanmasıyla birlikte en kısa sürede başkenti Kudüs olan toprak bütünlüğü tamamıyla sağlanmış egemen, hür bir Filistin Devleti kurulacak ve bu Filistin Devleti en kısa süre içerisinde dünya milletleri tarafından tanınacaktır.”
İsrail’in bütün hesaplarının boşa gittiğini, bu katliamları, bu zulümleri yapanların artık dünyada kendilerine arka çıkacak hiçbir ülkeyi bulamayacaklarını ifade eden Kurtulmuş, yakın bir zamanda Filistin devletinin kuruluşunun gerçekleşeceğini söyledi.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları başladığı günden bu yana birçok ülkenin devlet başkanı, başkanı ve meclis başkanıyla görüşmeler yaptığını anlatan Kurtulmuş, “Artık hemen herkes iki devletli çözümden başka bir yol olmadığını görmüştür. Filistin devleti mutlaka kurulacaktır.” dedi.
Kurtulmuş, konuşmasının ardından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Gazzeli misafirlerle sohbet etti.
]]>Kurtulmuş, Meclis’te, parlamento muhabirleri ve basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle iftarda bir araya geldi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, iftarın ardından yaptığı konuşmada, ramazanın hayırlar getirmesini dileyerek, her bakımdan bir yenilik olan ramazandan en güzel şekilde istifade etmeyi, sağlık ve afiyet içerisinde Ramazan Bayramı’na ulaşmayı temenni etti.
Ramazan ayının aynı zamanda yardımlaşma, dayanışma, insani değerlerin en üst seviyede yeniden yaşandığı bir iklimi oluşturduğunu da ifade eden Kurtulmuş, “Bu anlamda hem toplumsal dayanışmanın hem yardımlaşmanın hem başkalarıyla paylaşmanın güzel örneklerini yaşadığımız unutulmaz bir ramazan ayını geçirmemizi de temenni ediyorum.” diye konuştu.
12 Mart’ın, İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabulünün 103’üncü yıl dönümü olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“İstiklal Marşımız, en zor şartlarda büyük bir kurtuluş mücadelesi veren, birbirine sıkı sıkıya sarılarak milli hedefleri ve milli istikametleri doğrultusunda yedi düvele karşı savaşarak ‘Ya Allah’ diyerek ayağa kalkan, bağımsızlığını, istiklalini ve istikbalini kazanan milletimizin ruh halinin, milli hassasiyetlerimizin, özgürlük anlayışımızın, milli egemenliğe sahip çıkma irademizin somutlaşmış, metne dökülmüş bir ifadesidir. İstiklal Marşı’mızın her bir kelimesinin, her bir mısrasının arkasında asırlardır birikmiş olan büyük bir milli birikimin olduğunu da biliyoruz. Mehmet Akif’in, ‘Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazmak nasip etmesin’ duasını tekrar ediyoruz. Mehmet Akif merhumun ruhunda, onun dizelerinde ete kemiğe bürünmüş ve milletimizin ortak milli hafızasına nakşedilmiş olan cesareti, kararlılığı, özgürlüğü, dayanışmayı, milli hassasiyetleri bünyesinde barındıran İstiklal Marşı’mızın kıyamete kadar aziz milletimize rehberlik etmesini temenni ediyorum.”
İstiklal Marşı’nın verdiği milli hassasiyetlere her zaman sahip çıkarak yola devam edeceklerini belirten Kurtulmuş, bugünün türbülanslı uluslararası ilişkilerinin ortaya koyduğu, özellikle bölgedeki sıkıntıların giderek yoğunlaştığı dönemde, İstiklal Marşı’nın sağladığı bu ruh hali içerisinde dimdik ayakta duracaklarını, ortak hedeflere doğru, Türkiye’yi Cumhuriyeti’in ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’nda hedefleriyle buluşturacak çalışmaları gerçekleştireceklerini bildirdi.
Kurtulmuş, “103’üncü yılında olduğumuz İstiklal Marşı’mızı her gün belki defalarca duyuyoruz, dinliyoruz ama her dinlediğimizde bütün ruhumuzla hissederek ve oradaki ‘Korkma’ diye başlayan cesaret veren, ilham veren o cümleleri hayatımızda rehber etmek herhalde bizim milli hassasiyetlerimizi çoğaltmak ve sürdürmek bakımından en önemli gücümüzdür, en kuvvetli milli ortak değerimizdir.” ifadelerini kullandı.
“1971’in 12 Mart’ını da öncesi ve sonrası ortaya koyduklarıyla hiç unutmamamız gerekir”
12 Mart’ta, Türkiye’nin yakın döneminde bir başka yaşanan gelişmenin de bulunduğunu, onu da kötü hatıralarla andıklarını belirten Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Belki aramızdaki birçoğumuz o dönemi yaşamadık ama o dönemin yakın hatıralarına sahibiz. 12 Mart 1971 darbesinin, Türkiye’de milli iradeye ne kadar büyük bir darbe vurduğunu, belki dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve arkadaşlarının, dönemin cumhurbaşkanına ’32. Hükümet düşsün, istifa etsin’ talebini dile getirdiği bir muhtıraydı ama maalesef Türkiye’nin siyaset yapısına yapmış olduğu o müdahaleyle uzun yıllar boyunca Türkiye siyasetinin denkleminin yerli yerine oturmasını da engellemiş olan bir antidemokratik darbeydi.
Bu özelliğiyle 1971’in 12 Mart’ını da öncesi ve sonrası ortaya koyduklarıyla hiç unutmamamız gerektiğinin altını çizmek isterim. Nasıl İstiklal Marşı bize özgürlüğümüzü, milli hassasiyetlerimizi, milli hasletlerimizi, bir ve beraber olmamızı ifade eden manifesto mahiyetinde bir bildiri ise bu anlamda ortak milli hassasiyetlerimizi yansıtan bir milli deklarasyon ise aynı şekilde 12 Mart da demokrasiye, milli iradeye sahip çıkmamızı bize hatırlatan fevkalade değerli ortak bir uyarı mesajıdır.”
“Hiç kimsenin, halkın oyuyla gelmiş olan bir iktidara ayak oyunları oynamaya hakkı yoktur”
Türkiye’nin 75 yıllık demokrasi tarihinde, çok partili siyasi hayatında beş darbeyle karşılaştığını, bunlardan birisinin 12 Mart 1971 muhtırası olduğunu aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bunların her birisi, hakkında saatlerce konuşulabilecek kadar Türkiye’ye büyük zararları olan maalesef antidemokratik müdahalelerdir. Türkiye her bir antidemokratik müdahaleyle neredeyse onlarca yılını kaybetmiş, geriye gitmiştir. Biz 12 Mart’ı hatırlatırken ders alalım diye hatırlatmak istiyoruz; bu ülkede bir daha hiç kimsenin, milli egemenliğin üstünde milletin iradesinin üstünde bir gücü, bir niyeti ortaya koymaması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bunun için nasıl İstiklal Marşı bize özgürlüğü ve milli hassasiyetleri hatırlatıyorsa, 12 Mart muhtırası da milli egemenliğin ancak ve ancak hakimiyet bilakaydüşart milletindir ifadesinde tecelli eden tam manasıyla milli hakimiyetin sağlanmasından geçtiğini gösteriyor.
Hiç kimsenin, halkın oyuyla iktidara gelmiş olan bir iktidara elinde ne güç olursa olsun bir şekilde ‘Bu iktidarı değiştirin, bu hükümeti istifaya zorlayın’ diye talimat vermeye ya da antidemokratik oyunlar, ayak oyunları oynamaya hakkı yoktur. Türkiye demokrasisi 12 Mart tarihli bu iki önemli olay üzerinden inşallah kendi demokrasisini, kendi özgürlüklerini ve bunların üstünde yükselmiş milli hakimiyet fikrini kıyamete kadar sürdürecektir.”
“Gazze, insanlığın bittiği bir dramı yaşamaktadır”
İftar saatinde rahat ve güvende olmayan milyonlarca Müslümanın olduğunu da hatırlamak gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir kısmının zaten sofralarında iftarlarını açabilecekleri doğru dürüst yarım dilim ekmekleri, bir bardak temiz suları olmayan dünyanın birçok yerinde milyonlarca Müslüman olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde başta Gazze olmak üzere yine dünyanın birçok yerinde, bu iftar saatine yaklaşırken Allahuekber nidasını beklerken sofrasına koyacak bir lokması olmadığı gibi, yemeğini tamamlayacak bir emniyetin de olmadığı nice Müslümanlar vardır. Burada biz konuşurken biraz sonra haberlerde duyacağız; maalesef lokmalar ve sözler boğazımızda düğümleniyor, belki bu akşam iftar saatinde yine onlarca Filistinli masum, sivil, kadın, çocuk, bebek İsrail’in uçakları, bombalarıyla hayattan koparılmış olacak.
Gazze, insanlığın bittiği bir dramı yaşamaktadır. Gazze, beş ayı aşkın bir süredir bütün insanlığın seyrederek müdahale etmekte aciz kaldığı bir büyük katliama şahit olmaktadır. Ölenlerin yüzde 75’inin çocuk, kadın ve ihtiyarlar olduğunu bütün dünya biliyor. Buna rağmen bir yalanın peşine takılarak dünyada hakkı hukuku ortadan kaldıran her türlü adımı atan İsrail’in gasıp, saldırgan hükumetine karşı dünya hiçbir şey yapamıyor.”
“Sadece Netanyahu ve hükümeti değil bütün insanlık hesaba çekilmektedir
“Filistinli masumların şehadeti dünyayı arşıalayı tutuyor.” diyen Kurtulmuş, Uluslararası Adalet Divanındaki davayla birlikte Filistin davasında da yeni bir sürecin başladığını söyledi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Ben bir kere daha buradan, Ankara’dan, Türkiye’mizin başkentinden birinci apartheid rejimini yıkan Güney Afrika halkına ve Güney Afrika’nın hükümetine ikinci apartheid rejimini yıkmak üzere başlattıkları Uluslararası Adalet Divanındaki bu başlangıç, bu mahkeme için şükranlarımızı ifade ediyorum. Dünyada insafın, vicdanın ve insanlığın ölüp ölmediğinin tartışıldığı bir yerde ‘İnsanlık ölmemiştir’ çıkışı Güney Afrika hükümeti tarafından uluslararası hukuk mecrasına taşınmıştır. Ümit ediyoruz ki bunun arkasından da yeni dönemin gerekli adımları atılacak ve en sonunda bu büyük katliamların faili olan, soykırıma varan bu büyük insanlık suçlarını her gün bilerek, isteyerek, inatla ve ısrarla işlemeye devam eden Netanyahu Hükümeti, Netanyahu ve çetesi sonunda Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde hesap vereceklerdir. Bu çerçevede bu süreç içerisinde ilk günden bugüne kadar ve bundan sonra belki on yıllar boyunca sürecek bu Filistin davası içerisinde sadece Netanyahu ve hükümeti değil bütün insanlık bir hesaba çekilmektedir, bütün insanlık bir sınav vermektedir. Ne yazık ki başından itibaren İsrail’in saldırganlığına kayıtsız şartsız destek verenler hiç şüphesiz İsrail Hükümetinin işlediği bu suçların birebir ortağı, birebir bu katliamın paydaşlarıdır.”
Zalimle mazlumu ayırt etmeksizin zalimin yanında mazluma laf söylemeye kalkanların, insanlığın vicdanında mahkum olacağını söyleyen Kurtulmuş, Türkiye olarak, devlet ve milletçe ilk günden itibaren bu katliamların karşısında durmayı bir insanlık vazifesi olarak bildiklerini, her platformda bu saldırganlığın sona erdirilmesi için ellerinden gelen bütün gayreti gösterdiklerini vurguladı.
“Oscar Ödül Töreni’nde bile insanlığın vicdanı açıkça dile geldi”
Oscar Ödül Töreni’nde bile insanlığın vicdanının açıkça dile geldiğini kaydeden Kurtulmuş, törenin, siyasetten uzak bir zemin olarak görülmesine rağmen, o zeminin insanlıktan uzak olmadığının gösterildiğini vurguladı.
Yakalarına rozetlerini takanlara, ödül töreninde insanlık adına konuşup Filistin’in mazlum halkına sahip çıkanlara teşekkür eden Kurtulmuş, “Filistin’e karşı sürdürülen bu insanlık dışı katliamlar çok açık bir şekilde insanlık cephesini uyandırmıştır.” diye konuştu.
İçinde azıcık insanlıktan pay olan, insafı, vicdanı olan herkesin bu büyük katliamın karşısında olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Şimdi artık sözün bittiği yerdeyiz. Bu kadar büyük zulümlerin yaşandığı Gazze’de acilen, hemen şu an, hiç lafı eğip bükmeden kalıcı bir ateşkesin temin edilmesi insanlık adına ortak bir çabanın en temel beklentisidir.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “İnsanlık, her ateşkes çağrısı yaptığında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto hakkını kullananlar, aslında kendi insanlıklarını veto ettiler; kendi insanlıklarının aleyhine bir karar aldılar. Şimdi, bundan sonra hiç kimsenin geldiğimiz bu noktada atılacak ateşkesin sağlanması yönündeki bir adıma engel olmasının mümkün olmadığını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Bir insani yardım gemisinin yola çıktığını anlatan Kurtulmuş, dünyanın dört bir tarafından insani yardımların hızla yerine ulaştırılmaya çalışıldığını söyledi.
“Gazze’deki katliamın bir an evvel durdurulabilmesini ümit ediyorum”
Kurtulmuş, Netanyahu ve hükümetinin sadece insanların öldürülmesini değil, aynı zamanda insanların, çocukların açlıktan ölmesi için zemin hazırlamaya gayret ettiğini söyledi.
Kurtulmuş, her sene ramazan ayı geldiğinde Filistin’de acının diz boyu haline geldiğini, her yıl ramazanda yeni birtakım baskıların ortaya konulduğunu hatırlatarak, “Biz, Gazze ile meşgul olurken şu anda Filistin topraklarının tamamında Filistin halkına karşı büyük bir zulüm işlenmeye devam ediyor. İslam’ın üç büyük kutsal mekanından birisi olan Mescid-i Aksa’ya bu ramazan ayında da insanların rahatça girmesi engelleniyor. Bütün bunların ortadan kaldırılabilmesi için kararlı ve şuurlu bir şekilde hareket etmemiz lazım.” şeklinde konuştu.
İsrail ve Netanyahu hükümetinin giderek uluslararası alanda daha yalnız hale geleceğini aktaran Kurtulmuş, buna karşı başta İslam ülkeleri olmak üzere bölge ülkelerinin şuurlu bir şekilde, bunu önleyecek adımlarını atmak mecburiyetinde olduğunu kaydetti.
Kurtulmuş, dünyanın dört bir yanındaki insanların da zulmün durdurulması için seslerini daha fazla çıkarması gerektiğine işaret etti.
Türkiye’nin gelecek dönemde, Gazze başta olmak üzere birçok meselede üzerine birçok sorumluluk düştüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da büyük bir etkinlikle bu meselenin adalet temelinde çözülebilmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Ama her şeyden önemlisi içeride birliğimizi ve beraberliğimizi koruyarak, dirlik ve birlik içerisinde ortak milli hassasiyetlerimizi özenle koruyarak hep birlikte daha ileriye doğru gideceğiz.” ifadesine yer verdi.
Türkiye’nin gücü arttıkça dünyadaki mazlum milletlerin Türkiye’den beklentisinin de arttığına dikkati çeken Kurtulmuş, son aylarda katıldığı bütün uluslararası programlarda bu manzarayı gördüğünü söyledi.
Kurtulmuş, “Dünyada birçok ülke, birçok mazlum millet Türkiye’nin gözünün içine bakmaktadır. Onun bizim güven ve istikrar içerisinde, birlik ve beraberlik içerisinde yolumuzu en güzel şekilde devam ettirmemiz lazım.” dedi.
]]>Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Mardin Sivil Toplum Kuruluşları Platformu ve Sanat Hayattır Derneği tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Gazze’ye yönelik saldırıların durması çağrısı yapılan program, TRT Müzik kanalında canlı yayımlandı.
Gazeteci Fulya Öztürk’ün sunduğu programda Yavuz Bingöl, Ömer Karaoğlu, Sinan Akçıl, Alim Qasımov eserlerini Gazze için seslendirdi.
Mardin Diller ve Dinler Korosu da gecede Türkçe, Arapça, Kürtçe ve Süryanice şarkılar söyledi.
“İnsanlık suçu işleniyor”
Programda konuşan Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, Filistin topraklarında bir insanlık dramı yaşandığını belirtti.
Kudüs’te Müslümanlara cuma namazını reva görmeyenlerin yıllardır farklı dinlere, farklı etnik yapılara sahip vatandaşların bir arada, huzur içerisinde yaşadıkları Mardin’e bakması gerektiğini ifade eden Akkoyun, “Özgürlük, barış, kardeşlik laf ile olmuyor. Bunun icra edildiği, gerçek manada görüldüğü, yaşandığı yer Mardin. Birlikte yaşamanın en güzel örneği olan huzur şehri Mardin’imizden Filistinli kardeşlerimizin yaşamış oldukları zulme karşı sesimizi duyurmak, haykırmak için bu programı düzenliyoruz.” dedi.
Filistin topraklarında, Gazze’de büyük bir dram ve katliamın yaşandığına dikkati çeken Akkoyun, bölgeye insani yardımların da ulaştırılamadığını aktardı.
Akkoyun, “Bir insanlık suçu işleniyor. Salgın hastalıkların ve açlığın bir silah olarak kullanıldığı zalim bir zihniyeti görüyoruz. Gönül coğrafyamız başta olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun bir acı, bir insanlık suçu olduğu zaman ilk ses bu topraklardan çıkıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Davos Zirvesi’ndeki ‘one minute’ çıkışı, haykırışından itibaren dünyada birçok şey değişiyor. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu yaşanan insanlık suçuna güçlü bir ses çıkıyor bu topraklardan ve vatandaşlarımız da bu iradeli ve onurlu sese destek oluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Yavuz Bingöl de ilk konseri İstanbul’da düzenlediklerini anımsatarak, buradan sağlanan geliri yardım kolileri olarak Gazze’ye ulaştırdıklarını aktardı.
Filistin’de sadece bomba ve kurşunların öldürmediğini ayrıca çok ciddi bir açlık sorunun bulunduğunu dile getiren Bingöl, Mardin’de verdikleri ikinci konserde de yardım topladıklarını ve bu yardımları Gazze’ye ulaştıracaklarını kaydetti.
Gazze’yi unutturmamaya ve hep gündemde tutmaya çalıştıklarına işaret eden Bingöl, şunları söyledi:
“İstanbul’dan sonra Avrupa’da 3 yerde konser yapmaya çalıştık. Ama maalesef bize salon vermediler. Lafa gelince demokrat, insan hakları diye mangalda kül bırakmazlar. Ama ne yazık ki madalyonun diğer yüzü öyle değil.”
Ömer Karaoğlu, Gazze’de katliam ve vahşet yaşandığını belirtti.
Karaoğlu, “Belki şu dakika üzerlerine yağan bombalardan kurtulup açlık sebebi ile ölüyor çocuklar. Masumlar, siviller, İsrail rejiminin saldırısı altında neredeyse bir asırdır bu zulmü yaşıyorlar.” dedi.
Sinan Akçıl da herkesin Gazze içi duyarlı olması gerektiğini belirtti.
Programda, SMS gelirinin Türk Kızılay aracılığıyla Gazze’ye bağışlanacağı belirtildi.
Programa, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Orhan Miroğlu, AK Parti Mardin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdullah Erin, Mardin- Diyarbakır Metropoliti Saliba Özmen, Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriyel Akyüz, kurumların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Kurtulmuş, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de “Asya’da Sürdürülebilir Kalkınma için Bölgesel İşbirliğinin Teşvik Edilmesi” temasıyla Azerbaycan Milli Meclisinin ev sahipliğinde düzenlenen Asya Parlamenter Asamblesi (APA) 14’üncü Genel Kurulu’nda konuştu.
Sözlerine, toplantıda ortaya konulacak fikirlerin, yapılacak müzakerelerin Asya ülkeleri arasında dayanışma ve işbirliğini sağlayacak önemli sonuçlar doğurması temennisini dile getirerek başlayan Kurtulmuş, dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, bu çerçevede tarihsel olarak Asya’da da önemli tarihi fırsat penceresinin açıldığını söyledi.
Asya’nın yeniden yükselişe geçtiği bir dönemi yaşadığını dile getiren Kurtulmuş, “APA’nın, yükselişe geçen Asya’da yeni fırsatların yakalanması, güven ve istikrar içerisinde işbirliklerinin ve ortak çalışma zemininin temin edilmesi bakımından fevkalade değerli bir platform olduğunun altını çizmek isterim. Bu anlamda APA, aslında Asya’nın yükselişine katkı sağlayacak, Asya’da ortaya çıkabilecek işbirliği ve barış imkanları üzerinden, küresel barışı sağlamaya katkı sunacak fevkalade önemli, çok taraflı bir parlamenter asambledir. Bu çerçevede parlamenter diplomasinin bütün imkanlarından istifade ederek, bu hedefe ulaşmak APA’nın ortak amaçlarından birisi olmalıdır.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 2019’dan bu yana “yeniden Asya” yaklaşımını sürdürdüğünü belirten Kurtulmuş, gelişen, büyük fırsatları ve riskleri aynı zamanda bünyesinde taşıyan Asya ile ilişkilere önem verdiklerini vurguladı.
Kurtulmuş, APA’nın 14’üncü Genel Kurulunda, APA dönem başkanlığını Azerbaycan’ın devralacağını anımsatarak, “Büyük bir vukufiyetle bu görevi yürütecek olan Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı değerli dostum Sahibe Gafarova Hanımefendi’nin aldığı bayrağı çok daha yukarıya taşıyarak, ülkelerimiz arasında, parlamentolarımız arasında ve parlamenterlerimiz arasında işbirliğini de artıracak çalışmaları gerçekleştireceğine eminim. Hep birlikte kendisine destek olarak, bu faaliyetlerin daha ileriye götürülmesi için yardımcı olacağız ve önümüzdeki dönemde Asya ülkelerinin işbirliği ve dayanışmasını en yüksek noktalara kadar çıkaracağız.” diye konuştu.
Asya’nın birçok bölgesindeki çatışma alanları üzerinden küresel rekabetlerin ve düşmanlıkların fitilinin ateşlenmesinin müsait olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, “Bu çerçevede bizim üzerimize düşen şey, güven ve istikrar gibi iki kilit sözcük üzerinden dış politikamızı, uluslararası ilişkilerimizi inşa edebilmektir.” dedi.
“Türkiye hayati bir rol oynamıştır”
Rusya-Ukrayna savaşı ile İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarına yönelik saldırılarına değinen Kurtulmuş, Rusya-Ukrayna savaşının, sadece iki ülke arasında değil, Rusya ile topyekun Batı arasında bir savaş niteliği taşıdığını belirtti. Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Eğer Rusya ve Ukrayna krizi çözüme kavuşturulamazsa bunun bir küresel çatışmanın da fitilini ateşleyeceği aşikardır. Türkiye olarak başından itibaren Rusya-Ukrayna krizinde hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sonuna kadar savunduk hem de bir an evvel her iki tarafın kabul edebileceği adil ve kalıcı bir barışın temin edilmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirdik, yerine getirmeye devam ediyoruz. Esir takasının gerçekleştirilmesi ve Karadeniz’de tahıl koridoruyla dünya gıda piyasalarında olağanüstü fiyat artışlarının önlenmesinde Türkiye hayati bir rol oynamıştır. Bu çerçevede Rusya-Ukrayna savaşının en kısa sürede kalıcı ve adil bir barış yoluyla çözülmesi insanlığın hayrınadır.”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları
TBMM Başkanı Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ise söylenildiği gibi 7 Ekim’de başlamadığını, 1948’den, 1967’den itibaren bu meselenin içten içe yandığı, büyütüldüğü bir sürecin yaşandığını vurguladı.
Köylerinden, kentlerinden uzaklaştırılan Filistinlilerin yerlerine işgalci Yahudilerin yerleştirildiğini, bir kısmının hayattan koparıldığını dile getiren Kurtulmuş, en son Gazze’de devam eden bu büyük insanlık suçunun maalesef insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından biri olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, “APA başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşların bu insanlık dramına sessiz kalmamasını temenni ediyoruz.” dedi.
Lahey’de Güney Afrika tarafından İsrail aleyhine açılan davaya da işaret eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Lahey Uluslararası Adalet Divanında başlayan mahkeme safahatıyla yeni bir dönem başlamıştır. Aslında açık söyleyeyim; dünya siyaseti için de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemle birlikte dünyada hak, adalet, insaf ve vicdan arayışı içerisinde olan insanların artık yeni bir yol arayışı içerisinde olduğu aşikardır. Hükümetlerin bir kısmı Gazze’de işlenen soykırıma varan büyük katliama sessiz kalsa da dünya halkları sessiz kalmamış Washington’dan Londra’ya, Paris’ten Brüksel’e kadar birçok başkentte milyonlarca insan sokağa dökülmüştür. Artık insanlık, bu canavarın durdurulmasını, insanlık suçlarını bilerek, isteyerek işleyen bu mekanizmanın durdurulmasını talep etmektedir. Bunun için her türlü fırsatı ortaya koymak ve Gazze’de yaşanan bu büyük insanlık suçunu önlemek mecburiyetindeyiz.”
İsrail’in Refah’a saldırı planı
Birleşmiş Milletler ve mültecilere yardım kuruluşlarının “Netanyahu çetesini destekleyen ülkeler ve güçler” tarafından engellendiğini dile getiren Kurtulmuş, sürecin çok daha tehlikeli bir noktaya geldiğini belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“İsrail’in başbakanı şu anda Refah Kapısı’na sıkıştırılmış olan yaklaşık 1,5 milyona yakın Filistinlinin üzerine bombalar atıyor ve dünyaya meydan okuyarak diyor ki; ‘Bunları oradan da silip atacağız.’ Böylece yeni bir insanlık suçunu işlemeye devam edeceğini, dünyanın gözünün içine baka baka ifade ediyor. Buna karşın insanlığın ortak vicdanı harekete geçmiştir ama sonuç almak için çok daha güçlü mücadele etmemiz lazımdır. Uluslararası Adalet Divanındaki ara kararla birlikte ortaya çıkan durum, yeni bir fırsattır. Ümit ederiz ki arkasından uluslararası savaş suçları mahkemesindeki yargılamanın başlamasıyla insanlık bu ayıptan hiç olmazsa bir miktar kurtulabilecektir.”
Yeni bir küresel barış mekanizması çağrısı
Yeni bir uluslararası yapının kurulması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Önümüzdeki dönemde hep beraber çalışarak inşa etmemiz gereken yeni bir alan ise yeryüzünde adaleti, barışı, insanlığı, ülkelerin eşit egemenliğini, halkların arasında hiçbir ayrımcılık gözetmeksizin bütün insanlığı eşit gören yeni bir anlayışı inşa etmek zorundayız. Açıkçası, yeni bir BM’ye, yeni bir küresel barış mekanizmasına ve dünyayı yeniden insanların eşitliği prensibi içerisinde, barış çerçevesinde bir araya getirebilecek uluslararası bir anlayışa ihtiyacımız var.” diye konuştu.
APA dönem başkanlığı devri
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Türkiye’nin 2017’den bu yana üstlendiği APA dönem başkanlığını Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’ya devretti.
Programda, katılımcı ülkelerin meclis ve heyet başkanları, Asya Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdulkadir Emin Önen, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, AK Parti Aydın Milletvekili Ömer Özmen, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Osman Cengiz Çandar ve Saadet Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici ile Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı da yer aldı.
]]>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Bosna-Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Marinko Çavara ile bir araya geldi. TBMM’nin Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Ofisinde gerçekleşen görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Balkanlar üzerinde farklı ülkelerin, farklı büyük güçlerin çeşitli oyunlar oynadığını ve Balkan ülkelerinin bu tuzaklara düşmemesi gerektiğini söyleyen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanmasının bir numaralı siyasi perspektifleri olduğunu belirtti. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları hakkında da konuşan Kurtulmuş, bunun açıkça bir insanlık suçu olduğunu ve İsrail ile birlikte tüm destekçilerinin de bu suça ortak olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davanın ara kararının İsrail’i telaşlandırdığını ve Türkiye olarak savaş suçlarıyla ilgili delilleri mahkemeye sunmak için harekete geçtiklerini dile getirdi.
“Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanması bir numaralı siyasi perspektifimizdir”
Konuşmasına Bosna-Hersek ile Türkiye arasında tarihi, kültürel, coğrafi ilişkilerin fevkalade önemli olduğunu belirterek başlayan Numan Kurtulmuş, “Tabii iki ülke arasında her alanda işbirliği artıyor. Daha fazla artırmamız gerekir. Bu anlamda en temel meselemiz; bu kadar büyük bölgesel ve küresel konuların yaşandığı bu coğrafyada güven istikrar sağlamaktır. Türkiye olarak özellikle Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanması bir numaralı siyasi perspektifimizdir. Balkanlar üzerinde farklı ülkelerin, farklı büyük güçlerin nasıl oyunlar oynadığını biliyoruz. Burada Balkan halklarına ve devletlerine düşen bu oyunların tuzağına düşmeden işbirliğini ve birlikte dayanışmayı artırmaktır. Ayrıca Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın da bölgeyi, özellikle Balkanlar’ı ve Karadeniz’i istikrarsızlaştırma potansiyeline sahip olduğunu görüyoruz ve bunun için başından itibaren Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın barışçıl bir şekilde, iki tarafın da kabul edeceği adil bir çözüme kavuşturulması kanaatindeyiz” dedi.
“Bu saldırı insanlık tarihinin modern zamanlarda görmediği kadar ağır bir insanlık suçu içermektedir”
Kurtulmuş, İsrail’in Filistin’deki saldırıları konusunda ise, “Bir başka önemli bölgesel sorun da, büyük bir küresel çatışmanın fitilini ateşleme potansiyeli olan İsrail’in Gazze halkına, Filistin halkına gerçekleştirdiği acımasız, bütün uluslararası değerleri hiçe sayan ve bütün insani değerlerden soyutlanmış olan bu katliamdır. Bu saldırı insanlık tarihinin modern zamanlarda görmediği kadar ağır bir insanlık suçu içermektedir. Bunun adı savaş falan değildir. Bunun adı sadece saldırı şeklinde de tanımlanacak bir şey değildir; soykırım boyutlarına varan açık bir katliamdır. Bu özellikleriyle aynen Srebrenitsa’ya benzemektedir. Buna insanlığın karşı çıkması ve bunu durdurması insanlık vazifesidir. İşlenen suçların dosyası son derece kabarıktır. Bunun altında sadece Netanyahu ve çetesi değil, buna ses çıkarmayan bütün uluslararası camia da bu suçun altında yıkılacaktır” diye konuştu.
“Savaş suçlarıyla ilgili delilleri mahkemeye sunmak için harekete geçiyoruz”
Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davanın yeni bir dönemin başlangıcını işaret ettiğini vurgulayan Kurtulmuş konuşmasında, “İsrail’i destekleyen ülkeler ve onların hükümetleri sessiz kalsa da çok şükür bütün dünyada insanlık vicdanı harekete geçmiştir. Milyonlarca insan sokaklara çıkarak İsrail’in işlediği bu sistematik insanlık suçlarını lanetlemektedir. Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen mahkemenin ara kararı bu anlamda Filistin davasında yeni dönemin başlangıcını işaret ediyor. Bir kere daha insanlık adına, Güney Afrika Cumhuriyeti’ni, bütün yöneticilerini tebrik ediyor, teşekkür ediyoruz. Böyle önemli bir mahkemeye başlangıç adımının atılmasını temin ettiler. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üç milletvekili arkadaşımızı mahkemelerin bütün safahatını takip etmesi üzerine görevlendirdik. Savaş suçlarıyla ilgili delilleri de mahkemeye sunmak için harekete geçiyoruz. Mahkemede iddia makamının yani Güney Afrika’nın ortaya sunmuş olduğu açık deliller İsrail hükümetini telaşlandırmıştır. Mahkemedeki bu safahatın ve uluslararası camiadaki bu uyanışın ortaya koyduğu bu tavır, İsrail’deki siyonist yöneticileri, Netanyahu ve ekibini telaşlandırmıştır. Bütün dünya kamuoyuna ve uluslararası camiaya düşen sorumluluk İsrail hükümetinin bu sonu olmayan yola girmesini önlemektir” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>