Xi, kente varışında yaptığı yazılı açıklamada, Çin ve Macaristan’ın karşılıklı güven ilişkisine sahip iyi dostlar ve iyi ortaklar olduğunu kaydetti.
“Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok ve Başbakan Viktor Orban’ın nazik daveti üzerine güzel ülke Macaristan’a resmi ziyaret gerçekleştirmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum” diyen Xi, Çin hükümeti ve halkı adına Macar hükümeti ve halkına en içten selamlarını ve iyi dileklerini iletti.
Macaristan’ın köklü tarihi ve derin kültürel mirasıyla bilindiğine işaret eden Xi, Macar halkının çalışkan, zeki, açık, kapsayıcı, öncü ve yaratıcı olduğunu vurguladı.
Macaristan hükümeti ve halkının son yıllarda ekonomik ve sosyal kalkınmada etkileyici bir ilerleme kaydederek kararlılıkla yoluna devam ettiğini belirten Xi, “Çin hükümeti ve halkı, iyi bir dost ve kapsamlı bir stratejik ortak olarak sizin başarılarınıza gönülden seviniyor” ifadesine yer verdi.
Macaristan, 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ve diplomatik ilişki kuran ilk ülkelerden biri oldu. İki ülke 2004 yılında dostane ve işbirliğine dayalı ortaklık kurmaya karar verdi.
Xi, 2017 yılında ikili ilişkilerin kapsamlı stratejik ortaklığa yükseltilmesiyle, karşılıklı fayda sağlayan işbirliğinin geliştirilip hızlandırıldığını ve geleneksel Çin-Macaristan dostluğuna yönelik halk desteğinin güçlendiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı, iki ülkenin son yıllarda sık sık üst düzey temaslarda bulunduğunu, karşılıklı güveni derinleştirdiğini, Kuşak ve Yol işbirliğinde verimli sonuçlar elde ettiğini, halklar arası ve kültürel etkileşimin canlandığını, uluslararası ve bölgesel meselelerde yakın koordinasyon ve işbirliği yürütüldüğünü ifade etti.
Xi, “Karşılıklı saygı, hakkaniyet, adalet ve kazan-kazan işbirliğini içeren yeni bir uluslararası ilişkiler türü inşa etme konusunda iyi bir örnek oluşturduk” dedi.
Bu yılın Çin-Macaristan diplomatik ilişkilerinin 75. yıldönümü olduğunu hatırlatan Xi, bunun ikili ilişkilerin gelişmesi için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.
Macaristan Cumhurbaşkanı Sulyok, Başbakan Orban ve diğer Macar yetkililerle görüşmek için sabırsızlandığını vurgulayan Xi, Çin-Macaristan ilişkilerinde büyük atılımlar yapmak ve ilişkileri daha yüksek bir seviyeye taşımak amacıyla işbirliği ve kalkınma için yeni bir yol haritasının ana hatlarını birlikte belirleyeceklerini kaydetti.
Xi, “Uluslararası konjonktür nasıl değişirse değişsin, Çin ve Macaristan’ın ikili ilişkileri her zaman geniş bir perspektiften ve uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirip ele alacağına inanıyorum” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı, “Güçlü ve kararlı çabalar sarf ederek, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme hedefi doğrultusunda birlikte çalışacak ve dünya barışı, istikrarı, kalkınması ve refahına gereken katkıyı sunacağız” dedi.
Xi, “İki tarafın ortak çabalarıyla, bu ziyaretin tam bir başarıya ulaşacağına ve Çin-Macaristan ilişkilerinde daha da parlak bir geleceği başlatacağına eminim” ifadesini kullandı.
Xi, Budapeşte Havalimanı’nda Başbakan Viktor Orban ve eşi tarafından karşılandı. Macaristan hava sahasına girdikten sonra Xi’nin uçağına, Macaristan Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları eşlik etti.
]]>PARİS, 5 Mayıs (Xinhua) — Fransa’nın başkenti Paris’te Cumartesi günü Çin ve Fransa arasında işbirliği ile karşılıklı öğrenmeyi artırmak amacıyla halklar arası ve kültürel etkileşimin geliştirilmesine yönelik forum düzenlendi.
Xinhua Haber Ajansı Başkanı Fu Hua açılış konuşmasında, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Fransa’ya yapacağı resmi ziyaret öncesinde düzenlenen forumun iki ülkenin medya, düşünce kuruluşları ve işletmeleri arasındaki işbirliğinin artırılması, kültürel etkileşim ve karşılıklı öğrenmenin kolaylaştırılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Fu, Xinhua’nın iki ülke arasındaki dostluğa dair haberler yapmaya ve Çin ve Fransız kültürlerini tanıtmaya özen gösterdiğini belirtti.
Xinhua Başkanı, “Medeniyetler arasında eşitlik, karşılıklı öğrenme, diyalog ve kapsayıcılık ilkelerini desteklemek ve tüm insanlığın ortak değerlerini teşvik etmek için Çin ve Fransız medyası, düşünce kuruluşları ve diğer kuruluşlarla birlikte çalışmaya hazırız” dedi.
Fu, Xinhua’nın Çin-Fransa işbirliğinden elde edilen olumlu sonuçları ortaklaşa sergilemeye, iki ülkenin geleneksel kültürlerinin cazibesi ile modern medeniyetlerinin eşsiz özelliklerini göstermeye, ayrıca halklar arası etkileşim ve kültürel işbirliği köprüsünü genişletmeye hazır olduğunu belirtti.
Fu ayrıca, Xinhua’nın Çin-Fransa Kültür ve Turizm Yılı ile Paris Olimpiyat Oyunları gibi fırsatları değerlendirerek ikili ilişkileri yeni bir seviyeye taşımak için daha fazla kültürel etkileşim etkinliği düzenlemeye hazır olduğunu ifade etti.
Çin’in Paris Büyükelçisi Lu Shaye de halklar arası ve kültürel etkileşimin Çin-Fransa ilişkilerinde önemli bir temel ve sonsuz bir itici güç olduğunu söyledi.
İki ülkenin bu yıl diplomatik ilişkilerin 60. yıldönümü ve Çin-Fransa Kültür ve Turizm Yılı dolayısıyla onlarca kültür ve turizm etkinliği düzenleyeceğini hatırlatan Lu, Paris Olimpiyat Oyunları’nın da halklar arası ve kültürel etkileşim için önemli fırsatlar sunacağını ifade etti.
Lu ayrıca ikili ilişkilerin, Xi ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un stratejik rehberliğinde gelecekte de kuvvetli ve canlı olacağına, artan kültürel etkileşim ile işbirliğinin ikili ilişkilerin sağlam ve istikrarlı gelişimi için daha sağlam bir kamuoyu temeli oluşturacağına olan inancını dile getirdi.
Fransa Parlamentosu Fransa-Çin Dostluk Grubu Başkanı Eric Alauzet forumda yaptığı konuşmada, “Kültür, medeniyetlerimiz arasındaki en güçlü bağı oluşturuyor” dedi.
Alauzet, diplomatik ilişkilerin kurulmasından sonra iki ülkenin ortak tarihinin, verimli kültürel ve halklar arası etkileşimi artırdığını ve bunun da diğer alanlarda işbirliği ve kalkınmayı teşvik ettiğini söyledi.
İkili işbirliğinin ekonomi ve ticaret alanları ile iklim değişikliğine karşı ortak çabalarda birçok sonuç alınmasına katkı sağladığını ifade eden Alauzet, iki ülkenin bu yıl ikili ilişkileri daha da ileriye taşıyacak çeşitli kültürel etkileşim etkinlikleri düzenlediğini belirtti.
Cumartesi günkü forum Xinhua Haber Ajansı, Fransa’daki Çin Büyükelçiliği ve Fransız çok uluslu reklam ve halkla ilişkiler şirketi Publicis Groupe tarafından ortaklaşa düzenlendi.
“Halklar Arası ve Kültürel Etkileşimin Güçlendirilmesi, Çin-Fransa Ruhunun Teşvik Edilmesi” temalı foruma Çin ve Fransız hükümetlerinden, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlardan, ana akım küresel medya kuruluşlarından, düşünce kuruluşlarından ve iki ülkenin kültür ve iş çevrelerinden yaklaşık 250 temsilci katıldı.
Xinhua Haber Ajansı ile Publicis Groupe, forumun açılışı öncesinde mutabakat zaptı imzaladı.
]]>Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ile Türkiye-Kazakistan Hükümetler Arası Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı İmza Töreni’ne katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Türkiye-Kazakistan 13. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısı dolayısıyla Bektenov ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.
Kardeş ülke Kazakistan ile ilişkileri, stratejik işbirliği zemininde sürdürdüklerini ifade eden Yılmaz, gerçekleştirilen iş forumu ile ikili ve heyetler arası görüşmelerin ve toplantının son derece verimli, kardeşliğe, dostluğa yakışır şekilde, başarıyla tamamlandığını dile getirdi.
Sağlam temeller üzerine kurulan ikili işbirliğinin, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi gittikçe güçlenen ve etkinleşen örgütler bünyesinde de bölgesel düzlemde devam ettiğini aktaran Yılmaz, “Mevcut durumda, ikili ticaret hacmimiz Cumhurbaşkanlarımız tarafından ortaya konmuş olan 10 milyar doları aşmış durumdadır. Bu alanda rehavete kapılmadan, daha yüksek hedefler koyup hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Yılmaz, karşılıklı yatırımların artırılması için çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Yatırımların karşılıklı olarak artırılması için gerekli adımların atılması konusunda Sayın Başbakan ile mutabık kaldık. İş insanlarımızın Kazakistan’daki yatırımları 5 milyar doları bulmuş durumda. Kazakistanlı işadamlarının Türkiye’de yaptığı yatırımlar ise 1 milyar dolar seviyesine gelmiş durumda. Bunlar çok sevindirici rakamlar ama bunu daha yukarılara taşımak istiyoruz. Ayrıca, müteahhitlik hizmetleri noktasında da Kazakistan ile ilişkilerimiz son derece ileri düzeyde. Bugün itibarıyla 29 milyar dolar değerinde 528 projeyi müteahhitlik sektörümüz üstlenmiş durumda. Dünyada çok sayıda prestijli projede imzası bulunan Türk müteahhitlik firmalarımızın, edindiği bilgi ve tecrübeleri kardeş Kazakistan’a aktarmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki süreçlerde de Kazakistan’ın kalkınmasına, gelişmesine, sosyal refahına katkıda bulunacak projelere müteahhitlik sektörümüzün katkıda bulunmasını bekliyoruz.”
“İşbirliği, Erdoğan ve Tokayev’in dostluğu sayesinde üst noktalara ulaştı”
Ortak tarih, dil, din ve kültür bağları temelinde inşa edilen yakın işbirliğinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in dostluğu sayesinde daha üst noktalara ulaştığına işaret eden Yılmaz, “Bugün, iki ülke arasındaki bölgesel ve uluslararası alandaki başarılı stratejik işbirliğimizin ardında iki liderin kararlı ve dirayetli duruşunun etkisini görüyoruz. Köklü bağlarımızı sadece geçmişle sınırlı tutmuyor, geçmişten edindiğimiz tecrübe ve tarihimize dayanarak geleceğimizi inşa ediyoruz.” diye konuştu.
İki ülke ilişkilerinin sadece ticari ve ekonomik alanda değil, enerji, savunma ve kültür alanları başta olmak üzere her alanda artarak devam ettiğini dile getiren Yılmaz, bu kapsamda, karşılıklı kurumları ve özel sektörü buluşturan Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının büyük önem taşıdığını vurguladı.
KEK toplantılarının yalnızca kamu sektörünü bir araya getiren bir mekanizmanın ötesinde olduğunun altını çizen Yılmaz, amaçlarının iş dünyaları arasındaki temasın sıkılaştırılması ve ortak projelerin artması olduğunu söyledi.
Yılmaz, bu kapsamda, bugün, iki ülke iş insanları ile kapsamlı istişareler gerçekleştirdiklerini aktararak, sonrasında, iş insanlarını bir araya getiren ve iş fırsatlarının değerlendirildiği İş Forumu’nu başarıyla tamamladıklarını kaydetti.
“Güncel işbirliği hedeflerini belirledik”
Daha sonra, Türkiye-Kazakistan Karma Ekonomik Komisyon 13. Dönem Toplantısı’nı tamamladıklarını belirten Yılmaz, KEK toplantısını gerçekleştirdikleri Bektenov ile yeni bir işbirliği sürecinin kapısını açtıklarını dile getirdi.
Yılmaz, 12. Dönem KEK Toplantısı Protokolü’nün ekinde yer alan ve 68 maddeden oluşan Eylem Planı’nın yüzde 72’sinin tamamlandığını hatırlatarak, 13. Dönem KEK toplantısı kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmeler ve heyetler arası toplantıları sonucu ise 90 maddeden oluşan yeni eylem planıyla işbirliğini ve hedefleri güncellediklerini ifade etti.
Yeni Eylem Planı’nın ticaretten finansa, sanayiden enerjiye, ulaştırmadan eğitime, tarımdan kültüre birçok alanda yeni işbirliği maddelerini içerdiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bunlardan sadece birkaçını burada örnek olarak sıralayacak olursam, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın tadiline ilişkin süreci sonuçlandırmayı hedefliyoruz. Madencilik ve elektrik alanında işbirliğimizi güçlendireceğiz. Orta Koridor başta olmak üzere lojistikte, ulaştırmada yeni adımlar atacağız. Denizcilik alanında bir anlaşma imzalamayı öngörüyoruz. Kazakistan’da Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı Türk okullarının açılmasını bu süreçte gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bölgesel kalkınma alanında işbirliğimizi artırmayı öngörüyoruz. Akıllı şehirler başta olmak üzere, bilgi ve tecrübe değişimi yapılması ve Kazakistan’ın bölgelerinde iş forumları, yatırım forumları düzenlenmesi hedeflerimiz arasında.”
“İşbirliğinin derinleşmesine katkı sağlayacak”
Ayrıca KOBİ’ler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi için Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile Kazakistan Cumhuriyeti Girişimciliği Geliştirme Fonu (DAMU) arasında eylem planının imzalandığını belirten Yılmaz, “Gerek bu eylem planı gerekse daha geniş anlamda KEK Eylem Planı Protokolümüzün hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kardeş Kazakistan’a ve aziz milletimize hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
KEK 13. Dönem toplantısının, ticari ve ekonomik işbirliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağına gönülden inandığını dile getiren Yılmaz, “Ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin en kısa zamanda kardeşlik ilişkilerimizi yansıtacak seviyelere ulaşmasını, daha da yükselmesini temenni ediyorum. Bu çalışmalarda, gerek koordinasyonda gerek teknik hazırlıklarda emek sarf eden her iki taraflara çok teşekkür ediyorum.” dedi.
Kazakistan’a sevgilerini ileten Yılmaz, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ve heyetine, Türkiye’ye gerçekleştirdikleri bu verimli ziyaret için teşekkür etti. Yılmaz, bundan sonra da işbirliği için her fırsatta bir araya gelmeye devam edeceklerini söyledi.
Törende, Cevdet Yılmaz ile Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Türkiye-Kazakistan arasında Eylem Planı Protokolü’nü imzaladı.
]]>TİKA’dan yapılan açıklamaya göre, Budapeşte’de “Geçmişten Günümüze Türk-Macar İlişkileri” konulu sempozyumu düzenlendi.
Eötvös Lorand Üniversitesinin (ELTE) ev sahipliği yaptığı sempozyuma, Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu ve TİKA Balkanlar ve Doğu Avrupa Dairesi Başkanı Muhammed Ünal ve akademisyenler katıldı.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Ünal, iki ülke arasındaki güçlü ilişkilere kültürel alanda da ivme kazandırmak amacıyla TİKA’nın, “Türk-Macar Kültür Yılı” kapsamında dört proje hayata geçireceğini belirtti.
Ünal, tarih, dil ve ortak kültürel değerler üzerine Türkiye ve Macaristan’da çalışmalar yürüten akademisyenleri bir araya getirmekten memnuniyet duyduğunu anlattı.
Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Ekşioğlu da iki devlet arasında 18 Aralık 1923’te İstanbul’da imzalanan Dostluk Antlaşması ile yeniden tesis edilen dostane ilişkilerin 100. yılında da hız kesmeden, daha da artan bir ivmeyle devam etmesinden gurur duyulduğunu aktardı.
Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Pal Fodor, Prof. Dr. David Geza, Prof. Dr. Sandor Papp gibi hocaların sunum yaptığı sempozyumda Türk ve Macar ilişkileri derinlemesine ele alındı.
Sempozyum, Türkiye’den ve Macaristan’dan katılan akademisyenlere plaketlerinin takdim edilmesiyle son buldu.
TİKA, Bosna Hersek emniyet mensuplarına eğitim verdi
TİKA ve Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğinde, Saraybosna’da, “Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi” kapsamında eğitim düzenlendi.
TİKA’dan yapılan açıklamada, proje kapsamında, Bosna Hersek emniyet yetkililerine “Yolsuzlukla Mücadele Eğitimi” verildi.
Eğitimin kapanış ve sertifika töreni, Bosna Hersek Federasyonu İçişleri Bakanı Ramo İsak, TİKA Saraybosna Koordinatörü Erdinç Işık, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği İçişleri Müşavirleri Ali Durmaz ve Mehmet Erduğan’ın katılımıyla gerçekleşti.
Eğitimin kapanış töreninde, eğitimi başarıyla tamamlayan 12 Bosna Hersekli kursiyere sertifikaları takdim edildi.
Bosna-Hersek Federasyonu İçişleri Bakanı İsak, törende yaptığı konuşmada, Türkiye ve TİKA ile uzun yıllardır devam eden işbirliğinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi.
Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi
2007’de pilot proje olarak başlatılan Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi 2010’dan bu yana Bosna Hersek Federal İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere Bosna Hersek emniyet teşkilatları işbirliğinde de gerçekleştiriliyor.
Bugüne kadar siber suçlarla mücadele, terörle mücadele, toplumsal olayların yönetimi, oto hırsızlığı ile mücadele, polis liderliği, suç istihbaratı ve uluslararası suçlarla mücadelede yaklaşık 35 eğitim düzenlendi, Bosna Hersek’ten 650 emniyet mensubunun eğitimlere katılması sağlandı.
Arnavutluk’da “Osmanlı’da Göriceli İki Önemli Şahsiyet: İmrahor İlyas Bey ve Koçi Bey Sempozyumu”
TİKA, Alsar Vakfı ve Korçe Fan S. Noli Üniversitesi işbirliğinde, Arnavutluk’un Görice kentinde, “Osmanlı’da Göriceli İki Önemli Şahsiyet: İmrahor İlyas Bey ve Koçi Bey Sempozyumu” düzenlendi.
TİKA’dan yapılan açıklamaya göre, sempozyuma, Korçe Fan S. Noli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dimitri Belo, TİKA Tiran Koordinatörü Mustafa Ata, Alsar Vakfı Başkanı Mehdi Gurra, Türkiye’nin Tiran Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Metin Bulut ve davetliler katıldı.
Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda, Türkiye’den, Kuzey Makedonya’dan ve Arnavutluk’tan davet edilen akademisyen, araştırmacı ve ülke uzmanlarından oluşan 11 kişi bildiri sundu.
Sempozyumla Arnavutluk-Türkiye arasında kökleri 14. yüzyıla dayanan sağlam tarihi, kültürel ve toplumsal bağların kuvvetlenmesine, iki ülke arasındaki köklü tarihi geçmişin aydınlatılmasına ve genç nesilde farkındalık oluşturulmasına katkı sunulması amaçlanıyor.
]]>VİYANA, 19 Nisan (Xinhua) — Birleşmiş Milletler (BM) Uzay İşleri Ofisi (UNOOSA) Direktörü Aarti Holla-Maini, Çin’in uzay keşfi alanındaki başarılarından ve tüm insanlığa fayda sağlamak üzere uzay teknolojilerinden yararlanma konusunda ofisiyle yaptığı yakın işbirliğinden övgüyle bahsetti.
Holla-Maini, bu haftanın sonunda bir dizi uzay etkinliğine katılmak üzere Çin’e doğru yola çıkmadan önce Xinhua ile özel söyleşisinde söz konusu açıklamayı yaptı.
25 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip olan Holla-Maini, “Çin her zaman benim radarımda olmuştur” derken, Çin’in Ay keşif projesi ve kendi uzay istasyonundan örnek vererek, Çin’i “fırlatma alanı ve uydu navigasyon sisteminden daha yakın zamanlı gelişmelere kadar, uzaya araç gönderen saygın bir ülke” olarak tanımladı.
Yapımı 2022 yılında tamamlanan Çin’in Tiangong uzay istasyonu, istasyondaki astronotlar tarafından yürütülen çeşitli bilimsel deneylerle uygulama ve geliştirme aşamasına girdi. Söz konusu deneyler arasında, 2019 yılında UNOOSA ve Çin İnsanlı Uzay Ajansı tarafından ortaklaşa seçilen uluslararası işbirliği projeleri de yer alıyor.
Çin Ulusal Uzay İdaresi’ne göre, ülke şu anda Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu’nun temel modelini oluşturmayı hedefleyen Ay keşif programının dördüncü aşamasını hayata geçiriyor. Dördüncü aşama kapsamında, Chang’e-6 Ay keşif aracının Ay’ın uzak tarafından örnekler toplamak üzere yılın ilk yarısında fırlatılması planlanıyor.
“Bu nedenle Çin hakkında daha fazla bilgi edinmeyi çok önemsiyorum” diyen Holla-Maini, Çin’in orta kesimindeki Wuhan kentinde 1. Çin- Latin Amerika ve Karayipler Uzay İşbirliği Forumu’nun düzenleneceği 24 Nisan’daki Çin Uzay Günü etkinliklerine katılmayı dört gözle beklediğini söyledi.
Holla-Maini, ofisinin Çin uzay topluluğu ile ortaklığını daha da geliştirmek amacıyla, Çin’e yapacağı ilk ziyarette Çinli uzay yetkilileri ve uzmanlarıyla bir araya gelmeyi beklediğini ifade etti.
BM yetkilisi, kapasite inşa etme, afet riskini azaltma, uluslararası uzay işbirliğini geliştirme ve başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin uzaya erişimine yardımcı olma konusunda UNOOSA’nın Çin ile yaptığı güçlü işbirliğinden övgüyle söz etti.
Holla-Maini, Çin’in Asya ve Pasifik’te Uzay Bilimi ve Teknolojisi Eğitimi Bölgesel Merkezi’ne ev sahipliği yaptığını da hatırlattı. UNOOSA’ya bağlı bölgesel eğitim ve araştırma kurumu bu yıl 10. yıldönümünü kutlayacak.
Çin ayrıca, özellikle gelişmekte olan ülkeler için afet yönetimi ve acil durum müdahalesinde uzay teknolojisinin kullanımını kolaylaştırmayı amaçlayan UN-SPIDER programının bir ofisine de ev sahipliği yapıyor.
Holla-Maini, ileriye dönük olarak, Çin’in uzay istasyonu ve planlanan Ay araştırma istasyonunun, uluslararası uzay keşfi ve araştırmalarına katkıda bulunacağını ve bunun “nihayetinde insanlığın yararı için herkesle paylaşılacağını” umduğunu belirtti.
Yetkili ayrıca, özellikle Küresel Güney’deki ülkeler için iklim değişikliğinin azaltılması ve sürdürülebilir kalkınma amacıyla uzay verilerine erişimin sağlanması yönünde Çin ile işbirliğini derinleştirmek istediğini ifade etti.
BM yetkilisi, Çin’in önerdiği Küresel Güvenlik İnisiyatifi ve Küresel Kalkınma İnisiyatifi’ni “memnuniyetle karşıladığını” ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasında bu iki inisiyatifi “önemli bir katkı” olarak gördüğünü vurguladı.
Holla-Maini, uzayın barışçıl kullanımı ve keşfinde uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan bir BM ajansı olan UNOOSA’nın başına Haziran 2023’te geçti.
]]>Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyar Saidov’un ev sahipliğinde yapılan toplantıya, Orta Asya ülkelerinden Türkmenistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Reşid Meredov, Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev, Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakaev; Körfez Arap ülkelerinden Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Birleşik Arap Emirlikleri Enerji ve Altyapı Bakanı Suhail Al Mazrouie, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid el-Zayani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamed el-Busaidi, Kuveyt Dışişleri Bakanı Abdullah Ali Abdullah el-Yahya ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ile onur konuğu olarak davet edilen Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov katıldı.
Toplantının basına açık kısmında konuşan Saidov, toplantının Özbekistan’da yapılmasının kendileri için büyük bir onur olduğunu belirterek, “Bu toplantı, stratejik açıdan önemli iki bölge olan Orta Asya ile Körfez ülkeleri arasındaki ortaklığı daha da güçlendirmeye yönelik dayanışma ve kararlılığımızın açık bir teyididir.” dedi.
Saidov, toplantının 2023’te Cidde’de düzenlenen Orta Asya-Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi liderler zirvesinde varılan anlaşmaları hayata geçirmek ve tarafları ilgilendiren konularda görüş alışverişinde bulunmak için iyi bir fırsat olduğunu kaydetti.
Toplantıya Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un onur konuğu olarak davet edildiğini söyleyen Saidov, Azerbaycan’ın toplantıya katılmasının bu ülkenin dünyadaki konumunu daha da güçlendirmeye ve taraflar arasındaki işbirliğini daha da genişletmeye hizmet edeceğine inandığını vurguladı.
“Orta Asya-Körfez Arap Ülkeleri Konseyi” Liderler Zirvesi 2025’te Semerkant’ta yapılacak
Toplantının ardından Özbekistan Dışişleri Bakan 1. Yardımcısı Bahrom Aloyev ve KİK Genel Sekreteri Budeyvi, toplantı sonuçlarına ilişkin brifing düzenledi.
Aloyev, burada yaptığı konuşmada, toplantının açık, yapıcı ve dostane bir ortamda gerçekleştiğini söyledi.
Toplantıda Orta Asya ve Körfez Arap devletleri arasındaki siyasi, güvenlik, ticari-ekonomik, yatırım, ulaştırma-lojistik, çevre koruma, yeşil enerji, kültürel-insani ve diğer alanlarda kapsamlı işbirliğinin güçlendirilmesiyle ilgili konuların detaylı olarak ele alındığını aktaran Aloyev, toplantıda ayrıca Orta Asya ve Körfez Arap ülkeleri liderlerinin Temmuz 2023’te Cidde’de gerçekleştirilen ilk zirvesinde varılan anlaşmaların hayata geçirilmesiyle ilgili konuların da gözden geçirildiğini anlattı.
Aloyev, toplantıda Afganistan meselesi, Orta Doğu’daki durum, Filistin-İsrail çatışması ve diğer önemli konuların ele alındığını, tarafların ayrıca ortak değerlere ve karşılıklı menfaatlere dayalı işbirliğini güçlendirme konusunda kararlı ve birlik içinde olduklarını teyit ettiklerini belirtti.
Orta Asya-Körfez Arap Ülkeleri Konseyi 2. Liderler Zirvesi’nin 2025’te Semerkant’ta yapılmasının planlandığını ve dışişleri bakanları toplantısının söz konusu zirveye hazırlık için bir altyapı oluşturacağını anlatan Aloyev, toplantıda ayrıca dışişleri bakanlarının 3. toplantısının 2026’da Kuveyt’te yapılmasının kararlaştırıldığı bilgisini verdi.
“Ana hedefimiz Orta Asya’daki dostlarımızla ilişkilerimizi geliştirmek”
Budeyvi de dünyada yaşanmakta olan olayların iki bölge ülkeleri için de tehlike yarattığını, Körfez Arap ülkelerinin Orta Asya ile hukuk normlarına dayalı stratejik ilişkiler kurmaktan yana olduğunu vurguladı.
Bölge ülkeleri ile enerji, ekonomi, dijital ekonomi, sağlık, ticaret, eğitim ve kültürel alanlarda işbirliğini geliştirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydeden Budeyvi, “Ana hedefimiz Orta Asya’daki dostlarımız ile ilişkilerimizi geliştirmek. Kullanılmayan çok fazla işbirliği imkanları mevcut. Liderler düzeyinde bir, dışişleri bakanları düzeyinde ise iki defa yapılan toplantılar, iki bölge ülkelerinin işbirliğini artırma konusunda istekli olduklarını gösteriyor.” dedi.
]]>Bakan Bolat, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’in ev sahipliğinde ülkenin Milli Günü nedeniyle düzenlenen iftar programına katıldı.
Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin bin yılı aşkın tarihi köklere dayandığını vurgulayan Bolat, iki ülkenin de dünyanın önde gelen, büyük ve güçlü imparatorluklarının mirasına sahip olduğunu söyledi.
Bolat, iki ülke arasındaki eşsiz ve kalıcı kardeşlik bağının diplomasinin ötesi uzandığını dile getirerek, “Bu bağ ortak değerlere, ortak hedeflere, birbirlerinin tarihine ve kültürüne dair derin bir anlayışa dayanır. Bu anlayışla da dostluğumuz, ilişkilerimiz ve ittifakımız her geçen gün güçlenerek devam ediyor. Pakistanlı kardeşlerimizin Kurtuluş Savaşı’mız sırasında ülkemize sağladığı desteklerini de her zaman hatırlayacağız.” ifadelerini kullandı.
Siyasi ilişkilerin yanı sıra Türkiye ile Pakistan arasındaki ekonomik işbirliğinin mevcut durumundan da büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Bolat, ticari ilişkilerin yıllar içerisinde geliştiğine dikkati çekti.
Bolat, son üç yıl içerisinde iki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacminin 1 milyar doları aştığına işaret ederek şunları kaydetti:
“İnanıyoruz ki, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren Mal Ticareti Anlaşmamız, ikili ticaretimize ciddi bir ivme kazandıracaktır. Bu ivme sayesinde, liderlerimizin belirlediği 5 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine orta vadede ulaşmayı hedefliyoruz. Ayrıca, 1 milyar doları aşan doğrudan yabancı yatırımla Türkiye, Pakistan’daki en büyük yabancı yatırımcılardan biri konumundadır. Çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda Türk şirketinin Pakistan’da yatırımları var. Bunların hem ihracat hem de istihdam açısından Pakistan ekonomisine katkılarını görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.”
“Müteahhitlerimiz 3,4 milyar dolar değerinde 72 proje üstlendi”
Müteahhitlik hizmetlerinin de önde gelen işbirliği alanlarından birisi olduğunu anlatan Bolat, “Çok sayıda Türk firması Pakistan’da başarılı projeler gerçekleştiriyor. Müteahhitlerimiz, bugüne kadar bölgede 3,4 milyar dolar değerinde 72 proje üstlenmiş ve başarıyla tamamlamıştır.” diye konuştu.
Bolat, Pakistan’ın yeni hükümeti ile beraber istikrarlı ekonomik büyüme sürecinde Türk yatırımcıların müteahhitlik sektöründe yeni katkılar yapacağına inandığını belirterek, yakın gelecekte Türk iş insanlarından oluşan büyük bir heyetle Pakistan’ı ziyaret edeceklerini bildirdi.
Söz konusu ziyaret kapsamında, Ortak Görev Gücü platformunun ikinci toplantısını gerçekleştireceklerini duyuran Bolat, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in teklifi olan platformun, ekonomik işbirliği kapsamındaki mevcut ve potansiyel alanların koordinasyonunda hayati bir rol oynayacağına vurgu yaptı.
Bolat, bir diğer önemli işbirliği alanının da savunma sanayii olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu alanda her iki ülke olarak birlikte çalışıyoruz. Türkiye ve Pakistan, bölgelerinde barış ve istikrarın sembolü olan iki güçlü ülke olarak terörle mücadele, bölgesel güvenlik, insani yardım ve ekonomik dayanışma alanlarında işbirliğine her zaman devam edeceklerdir. Pakistan Milli Günü’nü yürekten kutlarken, iki ülke arasındaki köprü dostluğa olan bağlılığımızı burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. İki ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Muhammed Ali Cinnah’ı rahmetle yad ediyorum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in liderliğinde iki ülkenin daha ileri düzeyde işbirliğine ve dayanışmaya çalışacağını ifade etmek istiyorum.”
]]>Kurtulmuş, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Namibya Ulusal Meclisi Başkanı Katjavivi ile bir araya geldi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Katjavivi ile gerçekleştirdiği baş başa görüşmede yaptığı konuşmada, birçok bölgesel ve uluslararası alandaki konularda müşterek görüşlere sahip olunan Namibya’nın Meclis Başkanı’nı Türkiye’de ve İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını söyledi.
Kurtulmuş, “Bugün Türkiye-Namibya ilişkileri bakımından tarihi bir güne tanıklık ediyoruz. Bu ziyaret, Namibya tarafından Türkiye’ye yapılan en üst düzey ziyaret olması bakımından tarihi bir önem arz ediyor. Sayın Başkan’a hoş geldiniz diyorum.” ifadesini kullandı.
Namibya’nın bağımsızlık mücadelesinin başladığı 1960’lardan itibaren Türkiye olarak Namibya halkının yanında yer aldıklarını ve bağımsızlık mücadelesine destek verdiklerini belirten Kurtulmuş, Namibya Ulusal Meclisi Başkanı Katjavivi’nin de Namibya’nın kurtuluş mücadelesinin önemli figürlerinden biri olduğunu, kendisini bu özelliği bakımından da Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
Namibya’nın, Güney Afrika apartheid rejiminin yıkılmasında çok önemli katkıları olduğunu aktaran Kurtulmuş, bugün de Namibya hükümetinin özellikle Filistin davasına verdiği destekleri fevkalade önemli bulduklarını vurguladı.
Kurtulmuş, “Gazze’de İsrail’in altı aya yaklaşan bir süredir devam ettirdiği insanlık suçlarına, artık soykırım boyutlarına varmış olan bu katliamlarına karşı Namibya’nın uluslararası alanda göstermiş olduğu tavrı, Türk milleti olarak büyük bir takdirle karşıladığımızı ifade etmek isterim. Ümit ediyoruz ki nasıl birinci apartheid rejimi Güney Afrika’da yıkıldıysa, şu anda insanlığa karşı büyük suçlar işleyen İsrail’deki Netanyahu hükümeti ve onun çetesi de ikinci apartheid rejimi olarak yıkılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye olarak son 20 yıllık sürede fevkalade ciddi bir Afrika açılımı gerçekleştirdiklerini bildiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Afrika’ya karşı yeni bir yaklaşım içerisindeyiz. Bu çerçevede Türkiye’nin şu anda Afrika’nın hemen hemen her bölgesiyle çok yakın ilişkileri giderek daha da gelişmektedir. 38 büyükelçiliğimizin Afrika kıtasında artık çok aktif bir şekilde çalıştığını görüyoruz. Kısa süre içerisinde bu büyükelçilik sayısını da 50’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika’daki temel prensibimiz, Afrika halklarıyla işbirliği esasında, kazan-kazan prensibi çerçevesinde her alanda işbirliğini geliştirmektir. Bu anlamda ticari, kültürel, eğitim, kalkınma alanındaki ilişkilerimizin çok güçlü hale getirilmesini temin etmek için gayret sarf ediyoruz. Afrika’ya karşı yaklaşımımız asla ve asla bazı kolonyalist devletlerin yaptığı gibi üstenci bir yaklaşımla Afrika halklarına buyurgan bir edayla yaklaşmak değil. Tam tersine dostça, kardeşçe elimizi uzatarak, ‘Buyurun hep beraber elimizi tutun, hep birlikte dünyada gelişen, kalkınan, birlikte büyüyen ülkeler olalım.’ teziyle hareket ediyoruz. Bunda da inşallah başarılı olacağız.”
Türkiye-Namibya arasındaki ilişkileri istenen düzeye çıkarmak için mücadele edeceklerini belirten Kurtulmuş, özellikle parlamenter diplomasi alanındaki imkanları sonuna kadar kullanmak gerektiğini vurguladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu amaçla bugün Namibya Ulusal Meclisi Başkanı Katjavivi ile iki ülke parlamentosu arasında işbirliği mutabakatını imzalayacaklarını ifade ederek, “Bu mutabakatla iki ülke parlamentosunun parlamenter diplomasi alanındaki faaliyetlerinin daha yakın bir ilişki içerisinde sürdürülebilmesini temin edeceğiz. Bu düzeyde ilkini gerçekleştirdiğimiz bu toplantıların verimli olmasını ve güzel sonuçlar çıkarmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.
“Dünyada yeni bir küresel sistem nasıl kurulabilir, bunun üzerine çalışmamız lazım”
Bugün dünyada yaşanılan gelişmelere işaret eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Gazze’de yaşanan insanlık suçları, ağır insani kayıplar, Birleşmiş Milletler’in kararına rağmen İsrail’in durdurulamayan saldırganlığı ve bir soykırım dünyanın gözü önünde işleniyor ve bütün dünya buna seyirci kalıyor, hiçbir şekilde bunu önleyemiyor. Aynı şekilde Rusya-Ukrayna arasında devam eden savaş iki yılı aşmış olmasına rağmen bu savaşı durdurmak için Birleşmiş Milletler’in en ufak bir etkisinin olmadığı görülüyor. Dünyadaki kitlesel göç meselesi, açlık meselesi, sağlık sorunları… Hangi sorunu alırsanız alın, uluslararası sistemin tamamıyla fonksiyonsuz olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bizim hep beraber ‘Dünyada yeni, adil, barışı esas alan insancıl bir küresel sistem nasıl kurulabilir?’, bunun üzerine çalışmamız lazım. Her uluslararası platformda söylediğimiz ‘Dünya beşten büyüktür’ sözü de buna işaret etmektedir.”
“Türkiye bizim için son derece önemli”
Namibya Ulusal Meclisi Başkanı Katjavivi de Türkiye’de ve İstanbul’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki ülke parlamentosunun birlikte daha fazla çalışması, ilişkileri daha fazla derinleştirmesi arzusunda olduklarını söyledi.
Namibya ve Türkiye ilişkilerini ve işbirliğini her anlamda derinleştirmeyi arzuladıklarını ifade eden Katjavivi, Türkiye’nin kendileri için son derece önemli ve kıymetli bir partner olduğunu, bu anlamda kendilerinin sürdürdüğü çok önemli çabalarda Türkiye’nin desteğini her zaman gördüklerini belirtti.
Katjavivi, iki ülkenin parlamentosu arasındaki işbirliği ve dayanışmayı daha da artıracak çalışmaları somutlaştıracaklarını, bunun da geleceğe yönelik atılacak önemli bir adım olacağını bildirdi.
Namibya’nın daha önce Türkiye’ye atadığı ilk büyükelçinin de kendisi olduğunu hatırlatan Katjavivi, bu görevin de iki ülke işbirliğinin tesis edilmesi konusunda önemli bir rol oynadığını düşündüğünü kaydetti.
Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığıyla da önemli temaslarının olduğunu aktaran Katjavivi, şimdi Namibya Ulusal Meclisi Başkanı olarak iki ülke dostluğunu daha da ileri götürecek adımları atmanın büyük bir gurur olduğunu belirtti.
Kurtulmuş ve Katjavivi, daha sonra heyetler arası toplantıya başkanlık etti.
İki ülke parlamentosu arasında işbirliği protokolü imzalandı
Heyetler arası toplantının sonunda TBMM ve Namibya Ulusal Meclisi arasında işbirliği protokolü imzalandı.
Buna göre, iki ülke ve halkları arasındaki ilişkileri daha da geliştirmek için çeşitli alanlarda parlamenter işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunulacak.
Denetim ve parlamentonun diğer faaliyetlerine ilişkin tecrübe ve bilgi paylaşımını güçlendirmek amacıyla ihtisas komisyonları, parlamenter dostluk grupları ve idari teşkilatlar arasında düzenli temaslar, karşılıklı ziyaretler ve ortak toplantılar yapılması teşvik edilecek.
Görüşmede, Türkiye-Namibya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ömer Oruç Bilal Debgici, AK Parti İstanbul Milletvekili Oğuz Üçüncü, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun ve TBMM Dış İlişkiler ve Protokol Başkanı Ali Murat Nas da yer aldı.
]]>İran’ın Ankara Büyükelçiliğince, ramazan ayı dolayısıyla basın temsilcileri için iftar programı düzenlendi.
Büyükelçi Habibullahzade, bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Habibullahzade, Moskova’da Crocus Hall City konser salonuna düzenlenen terör saldırısına ilişkin, buna benzer bir saldırının İran’ın Kirman eyaletinde 3 Ocak’ta Kasım Süleymani’nin mezarının bulunduğu kabristanın yakınında gerçekleştiğini söyledi.
ABD’nin bu hadiselerden haberdar olduğunu ve uyarıda bulunduğunu söyleyen Habibullahzade, Moskova’daki saldırı için de aynı durumun geçerli olduğunu ve Kirman ile Moskova’daki saldırıları yapanların milliyetlerinin de birbirine yakın olduğunu öne sürdü.
İsrail’in Gazze’deki “cinayetleri” durdurmayı kabul etmediğini belirten Habibullahzade, “Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasını önlemek cinayetten ve soykırımdan başka bir şey değildir.” dedi.
“Filistin halkı üstü açık bir hapishanede yaşamaktadır”
Habibullahzade, Gazze Şeridi’nin abluka altına alınmasının, Filistin halkının yerinden edilmesinin ve topraklarının elinden alınmasının 70 yıldır devam ettiğini kaydederek “Filistin halkı üstü açık bir hapishanede yaşıyor.” ifadesini kullandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Gazze’de kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazan ayında acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısının kabul edilmesine ilişkin Habibullahzade, savaşın bir gün bile durdurulmasının hayat kurtaracağını ve bunu destekleyeceklerini söyledi.
Habibullahzade, ramazanın ilk yarısının geçtiğini ve kararın şimdi alınabilmesinin üzücü olduğunu ifade etti.
Uluslararası düzenin tamamıyla işlevsiz halde olduğunu savunan Habibullahzade, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bile Refah sınır kapısından girerek insani durumu göremediğini anımsattı.
Habibullahzade, 1948’den bu yana BM içerisinde alınan Filistin’e ilişkin kararlar alınsa da İsrail’in adım adım Filistin topraklarını “ele geçirmeye çalıştığını” belirtti.
“ABD’nin Suriye’den çıkmasını memnuniyetle karşılarız”
ABD’nin Suriye’deki durumuna ilişkin Habibullahzade, “Biz, ABD’nin Suriye’den çıkmasını memnuniyetle karşılarız. Onlar Suriye devletinin davetiyle gelmediler. Bölgedeki karışıklığın sebebi de zaten ABD.” dedi.
Habibullahzade, bölgedeki ülkelerin kendilerinin güvenliğini sağlayabileceklerine inandıklarını vurguladı.
İran ve Türkiye’nin çeşitli düzeylerde ve konularda devamlı görüşme halinde olduklarını aktaran Habibullahzade, iki ülkenin 550 kilometrelik sınıra sahip olduğunu ve 500 yıldır bu sınırın değişmediğini söyledi.
Habibullahzade, iki ülkenin 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedeflediğini kaydederek, iki ülkenin 3 sınır kapısı sayısının 5’e çıkarılmasını hedeflediklerini ve turizmin de geliştiğini ifade etti.
“Bölgesel işbirliğinden yanayız”
Türkiye ile Irak arasındaki görüşmelere dair bu diyalogdan memnuniyet duyduklarını aktaran Habibullahzade, bölgenin güvenliğinin bölge ülkeleri ve onların arasındaki diyalog sayesinde tesis edilmesi gerektiğine inandıklarını dile getirdi.
Türkiye ile Irak işbirliğindeki Kalkınma Yolu Projesi’ne ilişkin Habibullahzade, ülkesinin “bölgesel işbirliğinin peşinde” olduğunu belirterek “İran, Türkiye, Irak ve Suriye işbirliği çok doğal ve gerçekçi bir işbirliğidir.” dedi.
Habibullahzade, bölgede kalkınmayı, refahı ve işbirliğini sağlayacak ticaret ve bağlantı yollarına ilişkin projelere destek vereceklerini aktararak, bölgedeki güvenliği artıracak ve istikrarı sağlayacak çalışmaları da destekleyeceklerini ifade etti.
Türkiye ile de devamlı güvenliği sağlamak için bölgede diyaloğun devam ettiğini söyleyen Habibullahzade, Azerbaycan ile Ermenistan konusunda da iki ülkenin de toprak bütünlüğünü desteklediklerini dile getirdi.
Habibullahzade, ülkesinin bağlantı yollarının kurulmasından yana olduğunu kaydederek, “İran’ın karşı olduğu şey bölgenin jeopolitiğinin değişmesidir. Ekonomik refah kalkınması bölgenin jeopolitiğinin değişmesiyle elde edilmemesi gerekir ama bağlantı yollarının artırılmasından yanayız.” diye konuştu.
Bağlantı yollarının kurulması ve transit yolların sağlanmasının bölgenin refahına ve kalkınmasına yararlı olduğunu belirten Habibullahzade, bağlantı yolları kurulacaksa bir ülkenin topraklarının diğer ülkelerle bağlantısının kesilmemesi gerektiğini söyledi.
Habibullahzade, Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin geleceğine dair iyimser olduğunu aktararak, farklı ya da ortak bakış açıları olabileceğini diyalog ve görüşmelerin devam edeceğini dile getirdi.
]]>Destici, partisinin Sarıçam Belediyesi Başkan adayı Uğur Aşık’ın seçim bürosu ziyaretinde, yerel seçimin ülkeye, millete, devlete, terörle arasına mesafe koyan siyasi partilere ve adaylara hayırlı olmasını diledi.
Bunun bir genel seçim olmadığını belirten Destici, “Yerel seçime gidiyoruz, bu bir genel seçim değil. Lakin bunu bir genel seçim havasına sokmaya çalışanlar, sokanlar var. Burada seçimi kazanarak daha sonra genel seçimleri erkene aldırıp böyle bir hazırlık içinde olanları görüyoruz.” diye konuştu.
Destici, Cumhur İttifakı’nın bir parçası olduklarını, bugüne kadar birlikte hareket ettikleri ittifakla yerel seçimlerde işbirliği yaptıkları yerler bulunduğu söyledi.
Büyükşehirlerin belediye başkan adaylıklarında tam bir işbirliği ve mutabakat içerisinde olduklarını ifade eden Destici, şöyle devam etti:
“Bu İstanbul’da da, Ankara’da da, Adana’da da böyle, diğer büyükşehirlerde de böyle. Bu büyükşehirlerin içinde birlikte girdiğimiz yerler var, ayrı ayrı girdiğimiz yerler var. Diğer 51’inde çoğunluğunda her parti kendi adaylarıyla seçime katıldı. Biz de kendi adaylarımızla seçime katılıyoruz. Ben öncelikle bu seçimlerden Büyük Birlik Partisi olarak başarıyla çıkacağımıza yürekten inanıyorum.”
Destici, Sarıçam’da çok iddialı, tecrübeli, ehliyetli ve liyakatli bir adayla seçime katıldıklarını ve destekle burada seçimi kazanacaklarını dile getirdi.
“CHP, PKK’nın siyasi şubesiyle işbirliği yapıyor”
Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan sızma ve saldırı girişiminde şehit olan Teğmen Hulusi Elçi’ye Allah’tan rahmet, yaralı askerlere şifa dileyen Destici, şöyle konuştu:
“Şu anda hem ülke sınırları içerisinde hem ülke sınırları dışında teröristlerle, bölücülerle, vatan, millet, din ve devlet düşmanlarıyla kahramanca mücadele eden askerlerimizin, polislerimizin, güvenlik korucularımızın Rabbim yar ve yardımcısı olsun. Maalesef İstanbul’da, Mersin’de ve Adana’da, kent uzlaşısı adı altında ana muhalefet partisi CHP, PKK’nın siyasi şubesiyle işbirliği yapıyor. Bunu açıktan ve aleni bir şekilde yapıyor. Biz diyoruz ki elbette her parti bir başka partiyle işbirliği yapabilir ama sınırımız nedir, kırmızı çizgimiz neresidir? Terör ve şiddettir. Teröre ve şiddete hiçbirimiz müsamaha göstermemeliyiz. Terörü ve şiddeti öven, terör örgütlerinin uzantısı olan sözde siyasi parti veya başka oluşumlarla hiç kimse, hiçbir parti, hiçbir aday işbirliği yapmamalıdır, yapamamalıdır çünkü bu vatana ihanettir. İşte askerlerimiz şehit oluyor ama siz burada sırf birkaç belediye daha fazla kazanmak için işbirliği yapıyorsunuz ve terör örgütünün uzantılarını meşru bir hale getiriyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz, biz bunu reddediyoruz. Bunun için diyorum; bu sadece bir yerel seçim değil. Kazandıklarında burada, Mersin’de, İstanbul’da, başka yerde ne yapacaklar? Belediye kadrolarına terörist sempatizanlarını ya da onların uzantılarını dolduracaklar. Onlara idari görevler verecekler ve ondan sonra onlar terör örgütüne lojistik bir destek sağlayacaklar. Bunun için diyoruz ki gelin bundan vazgeçin. Her partiyle işbirliği yapabilirsiniz ama terör örgütünün partisi ve terör örgütünün uzantıları hariç. Bunu her parti için söylüyorum. Herkesin aklını başına alması lazım.”
Yeniden Refah Partisine çağrı
Destici, Yeniden Refah Partisine çağrıda bulunarak, şunları kaydetti:
“Bir dost, kardeş çağrısı; ülkenin, milletin menfaati açısından başta İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya gibi böyle kritik olan büyükşehirlerdeki adaylarını çekip Cumhur İttifakı’nı desteklemeleri hem ülkemiz hem milletimiz için daha hayırlı olacaktır. Belki bir yerel seçime gidiyoruz ama karşımızdaki blok bunu sadece bir yerel seçim olarak görmüyor. Bu yerel seçimleri terör örgütünün uzantılarıyla birlikte kazanıp onlara bir alan açacak. Maalesef düşünün ki İstanbul’da Esenyurt’un belediyesinin PKK uzantılarının eline geçtiğini düşünün ya da Mersin’de Akdeniz Belediyesinin… Başka belediyeler de var. O zaman ne olacak buralarda, tıpkı Hakkari’de daha önce yaptıkları gibi Diyarbakır’da işte Cizre’de ve Sur’da yaptıkları gibi öz yönetimler oluşturup buralarda iç karışıklık meydana getirerek Türkiye’yi bir iç savaşa doğru sürükleyecekler. Onun için bizim buna fırsat vermememiz lazım. Ülke, millet menfaatini her şeyin önünde tutarak buna göre karar vermemiz lazım. Yine, Yeniden Refah Partisine çağrımız; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da PKK’nın siyasi partisinin elinde olan belediyeler ve kritik olan belediyelerle Ağrı, Bitlis, Bingöl, Şırnak, Hakkari, Kars, Iğdır gibi yine buralarda da aday çıkarmayarak Cumhur İttifakı adaylarını desteklemelerini ben şahsen bekliyorum. Doğrusu budur. Bunu yaparlarsa hem ülkeye ve millete büyük hizmette bulunmuş olacaklar hem de geçmişte içinde bulundukları Cumhur İttifakı’nın ruhuna da uygun hareket edeceklerdir diye düşünüyorum.”
Daha sonra Kozan ilçesine geçen Destici, seçim otobüsüyle ilçede tur atarak vatandaşları selamladı. Kozan’da esnaf ziyaretinde de bulunan Destici, kendisini karşılayan mehter takımının marşına eşlik etti.
Esnaf gezisi sırasında CHP Seçim Koordinasyon Merkezi görevlileriyle de selamlaşan Destici, daha sonra ikinci çocuklarına kavuşan Cansu ve Baki Düzgün çiftini evlerinde ziyaret etti. Destici, çiftin Tunahan Samet ismini verdiği bebeğine altın taktı.
]]>NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Kafkasya turu kapsamında geldiği Ermenistan’da temaslarına devam ediyor. Stoltenberg, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan tarafından kabul edildi. Görüşmede, Haçaturyan ve Stoltenberg, Ermenistan-NATO işbirliğine ilişkin konuları, bölgesel gelişmeleri ve Ermenistan ve Azerbaycan arasında devam eden barış müzakerelerini ele alındı.
Haçaturyan, bölgedeki istikrarlı ve kalıcı barışın sağlanması konusunda Ermenistan’ın ilkeli tutumunu bir kez daha teyit ederek, Ermenistan’ın ve tüm Güney Kafkasya bölgesinin kalkınmasının ancak barış ve demokratik ilkelerin tesis edilmesi yoluyla olacağını vurguladı. Ermenistan ve Azerbaycan arasında barışın sağlanmasını bölgedeki diğer ülkelerin çıkarlarını da göz önünde bulundurarak olumlu bir şekilde tamamlanmasının önemine vurgu yapılan görüşmede Haçaturyan, “Ermenistan’ın samimi isteği, tüm komşularıyla komşuluk ve ortaklık ilkelerine dayalı ilişkiler kurmaktır” ifadelerini kullandı. Görüşmenin ardından Haçaturyan ve Stoltenberg, ortak basın toplantısı düzenledi.
“Ermenistan’ın NATO ile 30 yıldan fazla bir işbirliği geçmişi var”
Stoltenberg’i ve heyetini karşılamaktan mutluluk duyduğunu belirten Haçaturyan, “Ziyaretiniz, Ermenistan-NATO işbirliğinin sürekliliğini ve önemini bir kez daha belgelenmesi açısından önemlidir. Ermenistan’ın NATO ile 30 yıldan fazla bir işbirliği geçmişi var. 1994’ten bu yana, NATO ile Ermenistan arasında, esas olarak. Ermenistan’ın dayanıklılığını ve yeteneklerini artırmaya ek olarak, demokratik kurumların kurulmasına katkıda bulunmayı hedefleyen kurumsal işbirliği zaten başlamıştı. Bütün bunlar bugün Ermenistan için çok daha anlamlıdır. Bölgede gerçek barışın tesisi için her şeyi yapmaya çalışan bir ülkeyiz. Demokratik ilke ve fikirlerin rehberliğinde olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim” dedi.
Görüşmede, NATO’nun kuruluş yıldönümüne değinen Haçaturyan, “Bu yıl NATO’nun 75. yıldönümü. NATO kurulduğunda iki ana fikir etrafında toplanmıştı. Birincisi, NATO üyesi ülkelerin güvenliğini ve bu ülkelerin savunduğu değerleri korumaktır. Bu değerler özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüdür. Şimdi bu ilkeler bize rehberlik ediyor ve mevcut zorluklarla yüzleşmek, bağımsızlığımızı ve demokrasimizi güçlendirmek için her şeyi yapıyoruz” dedi.
“Ermenistan, NATO’nun uzun vadeli bir ortağı”
Ermenistan’ı ziyaret etmekten ve Haçaturyan’la tanışmaktan mutluluk duyduğunu belirten Stoltenberg, “Bahsettiğiniz gibi, Ermenistan, NATO’nun uzun vadeli bir ortağı, 30 yıllık bir ortaklığımız var. Bu süre zarfında, yakın ortaklar olarak çalıştık, birbirimize destek olduk ve yardımcı olduk” dedi
Stoltenberg, “Ermenistan’ın, Kosova’daki NATO misyonlarını ve faaliyetlerini desteklemek için yaptıklarından dolayı çok minnettarız, bu arada Ermeni askerlerinin kişisel olarak Kosova’da bulunmaları da dahil. Daha önce birkaç kez Ermeni askerleriyle tanıştım ve her zaman onların profesyonelliklerinden, özverilerinden ve bağlılıklarından etkilenmişimdir” dedi.
Stoltenberg, ayrıca Ermenistan’ın son zamanlarda Kosova’daki varlığını güçlendirmeye yönelik yaptığı açıklama için de teşekkürlerini ileterek, bunun Balkanlar’daki istikrar için çok önemli olduğunu vurguladı. – ERİVAN
]]>Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile yaptığı işbirliği sonucu yaklaşık 11 bin metre kare alanda düzenlediği “Sürdürülebilirlik Parkı”nı hizmete açtı. Kampüs alanı içerisinde yapılan parkın açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, CHP PM üyesi ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Arzu Çahantimur, Nilüfer Belediyesi Meclis Üyeleri ve Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcıları katıldı.
Bursa Uludağ Üniversitesi’ne her zaman gereken önemi verdiklerini belirten Başkan Turgay Erdem, “Uludağ Üniversitesi bizim gözbebeğimiz. Bir öğrenci kenti olan Nilüfer’de misafirimiz olarak gördüğümüz gençlere destek olmak için çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Kente yönelik çalışmalarımızda bilimin desteğini çok önemsiyoruz ve pek çok alanda Uludağ Üniversitesi ile işbirliği yapıyoruz. Bugün belediyemiz ve Uludağ Üniversitesi Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü işbirliği ile düzenlenen “Sürdürülebilirlik Parkı”nı açıyoruz. Bu dönem Nilüfer’e kazandırdığımız 57 parktan biri olan “Sürdürülebilirlik Parkı” yaklaşık 11 bin metrekare alana sahip. Oturma alanları, 350 metre uzunluğunda koşu yolu, satranç alanı, açık alan spor aletleri bulunan parkımız, Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü’nün önerisiyle yapıldığı için bu ismi verdik. Geçtiğimiz yıl kampüs içinde Nilespit istasyonu kurarak ve bisiklet yolu ağımıza dahil ederek, buradaki gençlerimizin ulaşımı için sağlıklı ve çevreci bir alternatif oluşturmuştuk. Bu parkımızın da hem öğrenci, hem de akademisyenlerimiz için güzel bir sosyal ortam olacağını düşünüyorum. Yaklaşık 400 parkımız ve yeşil alanlarımızla halkın rahat nefes alması için çaba sarfediyoruz” dedi.
Nilüfer Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi’nin yaptığı işbirliğinin çok değerli olduğuna dikkat çeken CHP PM üyesi ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Üniversite belediye işbirliği çok önemli. Bizler üniversitedeki bilgiyi, aklı özel sektörle buluşturamıyoruz. Üniversiteler ve öğrenciler halkın içinde olmalı. Nilüfer Belediyesi ve üniversitemiz yıllardır güzel işbirliği çalışmaları yaptılar. Umarım bundan sonra da bu tür ortak projeler devam eder” diye konuştu.
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi de Nilüfer Belediyesi’nin hayata geçirdiği projenin kendilerine çok büyük katkı sunduğunu ifade ederek, “Çağımız sürdürülebilirlik çağı. Eski dönemlerde insanoğlunun sürdürülebilirlik dediğinde anlamış olduğu şey hayatta kalabilmek ve konfor alanı oluşturabilmekti. Ama bugünlerde bu kavram çok değişti. Gelecekten çalmadan geleceği yok etmeden günü sürdürebilmektir ve bunu yapmak için zor bir dönem. Nilüfer Belediyesi’nin üniversitemize sağladığı katkıyı şehirde görüyoruz ve bu tür etkinlikleri önemsiyoruz. Aynı şekilde 23 Nisan Mahallesi’nde de sürdürülebilirlik parkı yapıldı. Başkan Turgay Erdem ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Çahantimur da belediye, üniversite arasında yapılan işbirliğinin çok güzel mekan ortaya çıkardığını belirterek yeni ortak projelere imza atabilme dileklerinde bulundu.
Konuşmaların ardından Başkan Erdem ve beraberindekiler parkın açılışını gerçekleştirdi. – BURSA
]]>2 ÜLKE ARASINDAKİ BAĞLARIN GÜÇLENDİRİLMESİ ELE ALINDI
İki ülke arasında terörle mücadele ve savunma işbirliği dahil olmak üzere ilişkilerin çeşitli alanlarda güçlendirilmesi ele alındığı belirtilen ortak açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken Türkiye-ABD Stratejik Mekanizmasının 7-8 Mart 2024 tarihlerinde Vaşington’da düzenlenen yedinci toplantısına başkanlık etmişlerdir. Stratejik Mekanizma kapsamında 7 Mart’ta, Türk ve ABD Dışişleri Bakanlıklarından üst düzey yetkililerin katılımıyla açık, işbirliğine dayalı, stratejik görüşmeler gerçekleştirilmiş, ardından 8 Mart’ta Bakan Fidan ve Bakan Blinken bir araya gelmişlerdir. Bakan Fidan ve Bakan Blinken, ortak hedeflerin ilerletilmesi ve ortaya çıkan küresel sınamaların ele alınmasına imkan veren, sonuç odaklı, ileriye dönük, ikili pozitif gündeme bağlılıklarını yinelemişlerdir. İki Bakan Türkiye-ABD ilişkilerinin bölgesel öncelikler, terörle mücadele, savunma işbirliği, ekonomik büyüme, ticaret, enerji güvenliği ve iklim değişikliği ile insanlar arası bağlar dahil olmak üzere çeşitli alanlarda güçlendirilmesini ele almıştır” ifadelerine yer verildi.
“İSRAİL VE GAZZE ARASINDA 2 DEVLETLİ KALICI ÇÖZÜM”
Açıklamada, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken Gazze’de devam eden krizi ele almış ve diplomatik faaliyetlerini değerlendirmişlerdir. Taraflar, çatışmanın sona erdirilmesine yönelik bir yol bulunması ve insani krizin derhal üstesinden gelinmesinin önemini vurgulamış, ayrıca iki devletli kalıcı bir çözüme olan bağlılıklarını bir kez daha teyit etmiştir” ifadeleri kullanıldı.
“TÜRKİYE VE ABD ARASINDA TERÖRLE MÜCADELE İSTİŞARESİ YENİDEN BAŞLADI”
Türkiye ve ABD’nin terörle mücadele istişarelerinin yeniden başladığı vurgulanan açıklamada, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken terörizmin her türü ve tezahürüyle mücadele edilmesi gerektiğini yinelemişlerdir. Türkiye ve ABD, Stratejik Mekanizma kapsamında, ulusal güvenliklerine tehdit teşkil eden terörizme karşı işbirliğini artırmak, organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığına karışan şebekeleri ele almak amacıyla Türkiye-ABD Terörle Mücadele İstişarelerini yeniden başlatmıştır. Bakan Blinken, ABD’nin Türkiye’yi ve Türk çıkarlarını hedef alan terör örgütü PKK, DHKP-C ve DEAŞ’ı kınadığını yinelemiştir. Türkiye ve ABD, DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta kalıcı olarak yenilgiye uğratılması yönündeki ortak kararlılıklarını yinelemiş ve Afrika ve Orta Asya’da bulunan DAEŞ ve El Kaide bağlantılı örgütlerin oluşturdukları tehdide karşı işbirliğini ele almışlardır.
Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Suriye krizini tüm yönleriyle ele almışlar ve Türkiye ile ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriyelilerin önderliğinde, Suriyelilerin sahiplendiği bir siyasi sürece olan bağlılıklarını tekrarlamışlardır. Türkiye ve ABD, DEAŞ bağlantılı tutukluların ve Suriye’nin kuzeydoğusunda yerlerinden edilmiş kişilerin, rehabilite edilebilecekleri ve kendi toplumlarına yeniden entegre edilebilecekleri, gerektiği şekilde adalete teslim edilebilecekleri menşe ülkelerine geri gönderilmelerinin önemini yinelemiştir” ifadelerine yer verildi.
UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK
Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ilişkin Türkiye’nin ve ABD’nin desteği yinelenen açıklamada, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Rusya’nın kabul edilemez savaşı karşısında Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne ilişkin Türkiye ve ABD’nin desteğini yinelemişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, kısa süre önce duyurulan Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu ile tahıl sevkiyatı ve diğer uluslararası ticaret için hayati önem taşıyan güvenli rotaların kolaylaştırılması da dahil olmak üzere Türkiye’nin Karadeniz’deki çabalarını memnuniyetle karşılamaktadır” denildi.
TOPLANTIDA BÖLGESEL İSTİKRAR KONULARI ELE ALINDI
Yapılan açıklamada, “İki taraf ayrıca, artan ekonomik ve güvenlik işbirliği yoluyla bölgesel istikrar ve bağlantılar kurulması ihtiyacı da dahil olmak üzere Orta Doğu ve Afrika’ya ilişkin daha geniş kapsamlı konuları ele almıştır. Bakan Fidan ve Bakan Blinken Doğu Akdeniz’deki durumu ele almış ve istikrarın ve iletişim kanallarının korunmasının önemini vurgulamıştır. Bakan Blinken, 2023 Aralık ayında Atina’da düzenlenen Beşinci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi ve Türkiye-Yunanistan Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Bildirgesi’nin imzalanması da dahil olmak üzere Türkiye ve Yunanistan arasında süregelen temasları memnuniyetle karşılamıştır. Güney Kafkasya konusunda Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Azerbaycan ve Ermenistan arasında dengeli ve kalıcı bir barış anlaşmasının teşvik edilmesi için birlikte çalışma taahhüdünde bulunarak, böyle bir anlaşmanın bölgesel istikrar, işbirliği ve refahı teşvik edeceği konusunda mutabık kalmışlardır” ifadeleri kullanıldı.
İSVREÇ’İN NATO’YA KATILIMI MEMNUNİYETLE KARŞILANDI
Toplantı sonrası yapılan açıklamada İsveç’in NATO müttefiki olmasının memnuniyetle karşılandığı ifade edilerek, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken, Vaşington’da yapılacak 75’inci NATO Zirvesi öncesinde, mevcut tehditler ve zorluklar karşısında NATO içindeki koordinasyon ve dayanışmayı güçlendirmenin yollarını ele almışlardır. İki Bakan, Müttefikler olarak kolektif savunmaya ve NATO’nun Açık Kapı Politikasına olan köklü bağlılıklarını bir kez daha teyit etmiştir. NATO’nun en büyük iki silahlı kuvveti olarak her iki taraf da taahhütlerin yanı sıra kabiliyetleri geliştirmek, birlikte çalışabilirliği sağlamak ve kolektif güvenliğin gücünü arttırmak için yeniden tesis edilen iki yönlü savunma ticareti ilişkisinin önemini yinelemiştir. İki Bakan, İsveç’in 32’nci NATO müttefiki olarak teşkilata katılımını ve bu katılımın İttifakı ve Avrupa-Atlantik güvenliğini güçlendirecek olmasını memnuniyetle karşılamıştır” denildi.
TÜRKİYE- ABD SAVUNMA TİCARETİ DİYALOĞU YAPILACAK
Yapılan yazılı açıklamaya göre; toplantıda iki bakan ileriye dönük olarak Türkiye-ABD güvenlik ilişkisini, stratejik zorluklar ve fırsatlarla başa çıkmak için iki ülkenin teknolojik yeniliklerini geliştirecek şekilde dönüştürme fırsatlarını ele aldı. Bu kapsamda iki Bakan 2024 yılında Türkiye-ABD Savunma Ticareti Diyaloğunun yapılacağını ve iki ülkenin savunma sanayi işbirliğini ilerletme fırsatlarını değerlendireceğini duyurdu. İki Bakan, Türkiye-ABD ikili ticaretinin devamlı büyüme göstererek 30 milyar doların üzerinde olmasından memnuniyet duyduklarını dile getirdi ve ekonomik işbirliğini genişletmek ve derinleştirmek üzere, 4 Mart’ta Türkiye’de düzenlenen Dijital Diyalog gibi, mevcut ikili forumları geliştirmenin önemini bir kez daha teyit etti.
İki taraf, gelişmekte olan ülkelerdeki altyapı için yüksek standartlar oluşturmak üzere Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı kapsamındaki finansman fırsatlarından yararlanılmasını ele aldı. Taraflar, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve ABD Enerji Bakanlığı’nın eşbaşkanlığında, Türkiye ve ABD Dışişleri Bakanlıklarının katılımıyla başlatılacak Enerji ve İklim Diyaloğu’nu desteklediklerini beyan etti. Açıklamada, Enerji ve İklim Diyaloğu, her iki ülkede enerji güvenliği ve enerji dönüşümü ile iklim değişikliği alanında işbirliğini geliştireceği ifade edildi. Taraflar, özellikle net sıfır hedefleri ışığında, en yüksek emniyet, güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme standartlarına uygun olarak geliştirilen konvansiyonel ve Küçük Modüler Reaktörler gibi sivil nükleer enerjinin artan önemini kabul etti ve Türk ve ABD kamu ve özel sektörlerini bu alanda işbirliği fırsatlarını araştırmaya ve somut öneriler geliştirmeye teşvik etti.
BAKANLAR, TEMASTAN DUYDUKLARI MEMNUNİYETİ DİLE GETİRDİ
Toplantı sonrası yapılan açıklamada, Türkiye ve ABD ikili temasların artmasından duyulan memnuniyet dile getirilerek, “Bakan Fidan ve Bakan Blinken, ayrıca insanlar arası ilişkileri ikili ilişkilerin temel direklerinden biri olarak kabul etmişlerdir. Bu yıl, 75’nci yıldönümü olan ABD-Türkiye Fulbright programı bu bağın bir göstergesidir. Taraflar, 2020 Kültür Varlıkları Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden bu yana 72 Türk kültürel ve tarihi eserinin Türkiye’ye iade edilmiş olmasını, ortaklığımızın gücü açısından bir referans noktası olarak kabul etmişlerdir. Bakan Fidan ve Bakan Blinken ortak hedefleri ilerletmek üzere olumlu, ileriye dönük, stratejik bir vizyon oluşturmak için Stratejik Mekanizmayı kullanma fırsatını memnuniyetle karşılamışlardır. Taraflar Türkiye-ABD stratejik ilişkilerinin ilerlemeye devam etmesini dilemekte ve ikili temasların artmasından memnuniyet duymaktadırlar” denildi.
]]>Kurtulmuş, İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’na katılmak ve resmi ziyarette bulunmak üzere bulunduğu Fildişi Sahili’nin Abdijan şehrinde, Fildişi Sahili Senato Başkanı Kandia Kamissoko Camara ile bir araya geldi.
Camara, Fildişi Sahili Senatosu Konutu’nda Kurtulmuş’u resmi törenle karşıladı. İki ülke milli marşlarının okunmasının ardından askerleri selamlayan Kurtulmuş, daha sonra Camara ile baş başa görüşme gerçekleştirdi.
Kurtulmuş ve Camara heyetler arası toplantıya da başkanlık yaparak işbirliği konularını ele aldı.
Kurtulmuş, heyetler arası görüşmede yaptığı konuşmada, ev sahipliği ve gösterilen yakın ilgiden dolayı teşekkür etti.
İSİPAB üyesi parlamento başkanları ve heyetlerini ağırlamalarından dolayı da Camara’ya teşekkürlerini ileten Kurtulmuş, Afrika Uluslar Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan Fildişi Sahili’ni tebrik etti.
Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin ilk kadın Senato Başkanı olması dolayısıyla Camara’ya da başarılar diledi.
Türkiye’nin son yıllardaki Afrika açılımının, dış politikanın önemli ayaklarından birini oluşturduğunu belirten Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Türk yöneticilerin Afrika ülkelerine ziyaretler gerçekleştirdiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 51 kez Afrika ziyareti yaptığını anlatan Kurtulmuş, bu ziyaretlerin Türkiye-Afrika yakınlaşması gayretinin göstergesi olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin çeşitli kurumlar vasıtasıyla Afrikalı kardeşlerinin yanında olmaya gayret gösterdiğini bildiren Kurtulmuş, Türk sivil toplum kuruluşlarının da Afrika’daki birçok ülkede destek amacıyla işbirliğini sürdürdüğünü söyledi.
Afrika Kıtası’nda acı hatıralar, zihinlerden kaybolmayan sömürü dönemi yaşandığını anımsatarak Afrikalıların yaşadıklarından dolayı “Beyaz adam geldi. Acaba neyimizi alıp götürecek, neyimizi çalacak?” diye düşündüğünü ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye olarak biz elimizi uzatıyoruz. ‘El sıkışalım ve buyurun hep beraber kurtulalım, hep beraber güçlenelim, hep beraber kazanalım’ diyoruz. Bunun için de özellikle kazan-kazan prensibi içerisinde Afrikalı dostlarımızla, kardeşlerimizle yakın işbirliğini önemsiyoruz.” diye konuştu.
Türkiye ve Fildişi Sahili arasında yeni bir dönemin başladığını belirten Kurtulmuş, ticaret, kültür, eğitim alanında, modern dünyanın gerektirdiği bütün alanlarda işbirliği yapmaya Türkiye’nin hazır olduğunu söyledi. Kurtulmuş, her iki ülkenin potansiyelinin de iyi olduğunu vurgulayarak “Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği değil, iki tarafın da kazandığı hatta çok taraflı olarak kazandığımız bir anlayış içerisinde sonuç almamız mümkündür.” diye konuştu.
Kurtulmuş, işbirliği içinde, katma değeri yüksek ürünler üreterek ve Türk iş adamlarına yatırım imkanları da sağlanarak çok daha güçlü bir Fildişi Sahili’nin mümkün olacağına inandığını kaydetti.
Türkiye’nin önem verdiği hususlardan birinin Afrika Kıtası’nda güven ve istikrarın sağlanması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Afrika’yı her türlü istikrarsızlıktan korumak ve Afrika halkları arasında karşılıklı güveni tesis edecek çabalarının içerisinde olmak herhalde hep beraber vazifemizdir diye düşünüyorum.” dedi.
Kurtulmuş ve Camara, görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Numan Kurtulmuş, gösterilen ev sahipliğinden dolayı teşekkür etti ve Fildişi Sahili’ni ziyaret eden ilk TBMM Başkanı olarak, ziyaretin bundan sonraki ilişkilere pozitif katkısı olmasını temenni ettiğini belirtti.
TBMM ve Fildişi Sahili’nin her alanda işbirliğini artırabileceğine işaret eden Kurtulmuş, bundan sonrasının parlamentoların üyelerinin vazifesi olduğunu dile getirdi.
Görüşmede, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun ve Türkiye’nin Abidjan Büyükelçisi Deniz Erdoğan Barım da yer aldı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Avrupa Komşuluk Konseyi Direktörü Samuel Doveri Vesterbye’nin üstlendiği panele Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin, Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Genel Sekreteri Kayrat Sarybay, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Khusrav Noziri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Özel Görevler Temsilcisi Elçin Emirbeyov konuşmacı olarak yer aldı.
Muhriddin, “ortak evimiz” diye nitelendirdiği Avrasya’da büyük ölçekli ve karşılıklı fayda sağlayacak projeler geliştirildiğini belirterek, Orta Asya’daki liderlerin bu alandaki siyasi iradelerinin önemini vurguladı.
Bölgede büyük altyapı ve ulaşımı destekleyecek projeler tasarlandığını söyleyen Muhriddin, bu alandaki çalışmaların Avrasya’yı “transit bölgesine dönüştürmeyi” amaçladığını ve bu doğrultuda uluslararası ticaretin kesiştiği rotalar hedeflendiğini anlattı.
Muhriddin, “transit ülke potansiyeline sahip” Tacikistan’ın yüzde 93’ünün dağlarla çevrili olduğunu, ulaşımın Tacikistan için çok önemli olduğunu dile getirdi.
Hidroelektrik santrallerinin faydasına da değinen Muhriddin, “Su, devletler arası işbirliğinde önemli rol oynuyor. Yeşil enerjide benim ülkem dünya şampiyonu” diyerek, elektriğin yüzde 90’ından fazlasının üretimini hidroelektrik santrallerle gerçekleştirdiklerini kaydetti.
“Bazı konuları masada tartışmak, cephede tartışmaktan daha kolay”
CICA Genel Sekreteri Sarybay, CICA’nın kurulduğu dönemde, Asya’da “aynı örtünün altında uyuyan ancak farklı rüyalar gören ülkeler” için güven oluşturma hedefi gözettiğini bildirdi.
İlerleyen süreçte, paydaşların diyaloğa girebilmesi ve sorunların üstesinden gelebilmesi için CICA’nın bazı araçlar geliştirdiğini kaydeden Sarybay, “Bazı konuları masada tartışmak, cephede tartışmaktan daha kolay.” diye konuştu.
Üye ülkelerin CICA oluşumunu sürdürmek istediğini, ana rollerinin ise üye ülkeler arasında güvenlik alanında bir platform oluşturmak olduğunu söyleyen Sarybay, “Bazı yerlerde ‘Asya baskısını’ oluşturabiliyoruz, bazı anlaşmazlıkların olduğu yerde sağduyuya başvuruyoruz. Burada oy birliğine ulaşmak önemli. CICA’da uygulama süreci gönüllülük esasına dayanıyor.” ifadelerini kullandı.
Asya’nın farklı bölgelerinde kolluk kuvvetlerinin kullanabileceği metotları, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç konusunda yapabileceklerini ele aldıklarını aktaran Sarybay, CICA üyesi ülkelerin 2021’de “güvenlik oluşturma kataloğunu” basabildiğini anımsattı.
“Bölgeler arası ticaret bizi memnun eden noktada değil”
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Khusrav Noziri ise “bölgenin en eskisi” şeklinde nitelediği teşkilatın, “kendi işbirliği ve ortaklık dokusunu yayarak” tüm Orta Asya ülkelerine kapılarını açtığını belirtti.
Noziri, halihazırda 10 üyeli teşkilatın, 8 milyon metrekarelik alanda, yarım milyarlık nüfusu etkilediğini ve dünya ticaretine katkısının 1 trilyon doları aştığını söyleyerek, üye ülkeler arası ekonomik işbirliği, karşılıklı menfaatlerin korunması ve ekonomik entegrasyonun teşvikini hedeflediğini ifade etti.
Bölgeler arası ticaretin kendilerini memnun eden noktada olmadığını vurgulayan Noziri, bunun artırılması ve giderek ayrışan dünya koşullarında, teşkilatın önceliklerini adapte ederek bölgesel refah ve kalkınmayı artırmak için çalıştıklarını bildirdi.
“Karadeniz Denizaltı Elektrik Kablosu” projesi
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Özel Görevler Temsilcisi Emirbeyov, bölgesel işbirliği girişimlerinin Avrasya’da etkileşimi artırmayı hedeflediğini ve yerelden bölgesele, bölgeselden küresele doğru ilerlemeye çalıştığını anlattı.
Ülkesi Azerbaycan’ın Avrasya açısından önemli bir noktada yer aldığına dikkati çeken Emirbeyov, enerji ve ulaştırma projelerinin, Avrupa ve bölgedeki ülkelerin hassasiyetleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirildiğini belirtti.
Emirbeyov, çabaları ileri götürecek ortak hedefleri ve gündemleri olmasının önemini vurgulayarak, “Avrasya bağlamında ulaşım, bağlanabilirlik, ticaretin kolaylaştırılması, iklim değişikliği, terörizm ve siber güvenlik gibi asimetrik tehditlere karşı bir arada durmalıyız.” dedi.
Etnik kökenden bağımsız olarak esnek hareket edilmesi ve yeni jeopolitik gerçekliklere hızlı ayak uydurabilmesi ihtiyacının altını çizen Emirbeyov, Güney Kafkaslar’ın, Doğu ile Batı arasındaki ticaretin açılımında daha makul ve canlı bir seçenek olduğunun yadsınamayacağını savundu.
Emirbeyov, bu konuda örnek olarak gösterdiği “Karadeniz Denizaltı Elektrik Kablosu” projesinde Romanya, Macaristan, Gürcistan, Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikte çalışacağını ve bu projeyle Güneydoğu Avrupa ile Güney Kafkaslar’ın birbirine bağlanacağını belirtti.
Ulaşım etkileşimi ve bağlanabilirliğin “barışı sağlama ve güven oluşturma rolü oynayabileceğini” kaydeden Emirbeyov, “Aynı zamanda bölgeleri ekonomik izolasyondan da kurtarır. Rusya, Türkiye ve İran gibi başka ülkelere açılımı da sağlar, Avrupa’ya gidiş de kolaylaşır. Azerbaycan özelinde son 30 yıldır gerçekleştirmeye çalıştığımız birtakım çalışmaların parçası.” şeklinde konuştu.
]]>Katsumata, Türkiye-Japonya diplomatik ilişkilerinin 100. yılı vesilesiyle AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye-Japonya ilişkilerinin bir asırdan daha uzun süren, karşılıklı güvene dayanan, dünya savaşı ve iki ülkedeki doğal afetler gibi birçok zorluğun üstesinden gelen çok uzun bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerinin 1924 yılına dayandığını söyledi.
Katsumata, Japonya’nın 1925’te Orta Doğu’daki ilk büyükelçiliğini Türkiye’de açtığını anımsatarak, “Bu, Japonya hükümetinin ilişkilerimize çok önem verdiği anlamına geliyor.” dedi.
Türk hükümetinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japonya’nın Birleşmiş Milletlere (BM) üye olmasını desteklemek için girişimde bulunduğunu hatırlatarak Katsumata, bunun için teşekkür etti.
İki ülke ilişkilerinin güvene dayalı olduğunu ve birçok doğal afet ve depremle de güçlendiğini kaydeden Katsumata, “Bu zor zamanları aşmamızla gerçek dostu bulabildik. Türkçe atasözünde olduğu gibi, ‘Dost kara günde belli olur.'” ifadesini kullandı.
Katsumata, Japon ve Türk halklarının gelecek nesillerinin birbirine bağlanmasında köprü görevi görmeyi sürdürmek için çabaladığını belirtti.
“Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız”
Bu yılın “çok önemli” olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke diplomatik ilişkilerinin 100. yılını tüm sene boyunca kutlamak istediklerine işaret etti.
İki ülke arasındaki ortak etkinliklere değinen Katsumata, bu konuda Türkiye’deki çalışmaları ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak “kardeş şehirler” olarak yürüttüklerini söyledi.
Katsumata, “Sadece Ankara veya İstanbul gibi büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp, etkinliklerimizi bölgesel olarak da genişletmeye çalışıyoruz.” dedi.
Bu bağlamda 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki depremzedeleri desteklemek istediklerini vurgulayan Katsumata, ilk etkinlik olarak Büyük Doğu Japonya depreminin arka planını içeren animasyon filmini gösterdiklerini anlattı.
Katsumata, depremzede çocukları destekleyeceklerinin altını çizerek, “Türkiye genelinde çok sayıda judo topluluğu bulunuyor. Judo yapan öğrencileri, çocukları teşvik ediyoruz. Önümüzdeki ay Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız.” diye konuştu.
Türk Japon Vakfı aracılığıyla Japonya’nın deprem mağduru Hyogo vilayeti ile işbirliğinde depremle ilgili birçok etkinlik düzenleneceğini kaydeden Büyükelçi, depremden etkilenen bölgelerde yaşayanları destekleyen etkinliklere de ev sahipliği yapacaklarını belirtti.
Katsumata, “Böylece dostluğumuzu pekiştirmek, sürdürmek ve güçlendirmek için böyle güzel bir fırsat yaratmak istiyoruz.” dedi.
“Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum”
İki ülke arasında gelecekteki işbirliği alanlarına da değinen Katsumata, daha fazla potansiyelin ve çalışma alanının olduğunu vurguladı.
Katsumata, “Öncelikle, Japonya ve Türkiye, deprem ülkeleri olduğundan gelecek nesillerin afet zararlarından daha az etkilenmesi için çaba harcamamız gerekiyor.” dedi. Bu konuda Japonya’nın çok deneyimli olduğuna dikkati çeken Katsumata, bu deneyim sayesinde teknolojiyi ve depreme dayanıklı koruma mimarisini geliştirebildiklerini söyledi.
Katsumata, “Dolayısıyla ülkenize ve deprem bölgesindeki insanlara acil yardım veya tıbbi destek gibi ilk desteklerimizin yanı sıra şimdi geleceğe yönelik işbirliği için daha fazla enerji üretmenin zamanı geldi.” ifadesini kullandı.
Bölgede özel sektörle de işbirliği yaparak birçok projeye başladıklarını aktaran Katsumata, “Geleceğe yönelik ilişkilerimizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum.” dedi.
Katsumata, Türkiye’nin ilk astronotunun başarıyla görevini tamamladığını belirterek, Japonya’nın da Ay’a iniş konusunda çok fazla deneyime sahip olduğunu dile getirdi.
Büyükelçi Katsumata, “Bilimsel teknoloji, birlikte çalışmak için çok büyük bir alandır, gelecekteki işbirliği alanımızdır.” dedi.
İstanbul’da “Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin açılması için” birlikte çalışıldığını anlatan Katsumata, bilimsel teknolojide işbirliğinin önemini vurguladı.
Katsumata, Türkiye ile işbirliği alanlarının sağlık hizmetleri, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi alanlara da genişlediğini belirterek, bu alanlardaki aktörlerin genç nesiller olacağını söyledi.
“Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır”
İki ülke arasındaki mevcut ekonomik ilişkiler ve geleceğe yönelik hedeflerle ilgili Büyükelçi, “Ekonomik açıdan bakıldığında, Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır. Türkiye, artık G20 ülkeleri gibi, dünyanın 20 ülkesi arasında yer alıyor ama bölgesinde de çok büyük bir ekonomiye sahip.” değerlendirmesini yaptı.
Katsumata, Japonya’nın da Asya Pasifik’teki ekonominin ve para sisteminin merkezinde yer aldığını belirterek, iki ülke arasındaki 10 bin kilometrelik mesafeye rağmen iyi dostluk ve iddialı ekonomik yaklaşımla ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin jeopolitik önemine dikkati çeken Katsumata, Türkiye’nin birçok ülkeye ulaşılabilir olduğunu dile getirdi.
Katsumata, Türkiye’nin nüfus yapısı gibi birçok avantajının da bulunduğunu, genç nüfusa ve yetenekli insan kaynağına sahip olduğunu söyledi.
Büyükelçi Katsumata, “Türkiye’nin bu avantajını, Japonya’nın da böyle bir teknoloji avantajını kullanarak ekonomi iş ağlarımızı küresel çapta yayarak artık daha iyi ortaklıklar kurmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
“Hükümetlerimiz Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor”
İki ülke arasındaki Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerine değinen Katsumata, şu ifadeleri kullandı:
“Ortaya çıkan bu işbirliklerini desteklemek amacıyla hükümetlerimiz şu anda Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor. Bu ticaretimizi, yatırımımızı, iş kurallarımızı ve adil rekabeti kapsamlı şekilde içeriyor. Gelecekte işbirliğimizi, ekonomiyi ve yatırımları artıracak en önemli itici gücün bu olabileceğini düşünüyorum.”
Söz konusu Ekonomik Ortaklık Anlaşması için çok çalıştıklarını belirten Katsumata, “Bu, üçüncü ülkelerdeki yeni ikili ticaret ve yatırım ilişkimiz için çok güçlü bir motor olabilir.” dedi.
Katsumata, Japon firmalarının “Türkiye’deki kaliteli insan kaynağını kullanarak burada iyi ürünler yapmak ve Türkiye’den AB gibi diğer ülkelere ihracat yapma konusunda” oldukça istekli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bunun, ülkelerimiz arasında ‘kazan-kazan’ ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Bu, şu anda yaptığımız önemli şeylerden biri. Sadece ikili ekonomik ilişkilerde kalmak değil, artık üçüncü ülkelerle daha geniş kapsamlı işbirliği yapmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.”
Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin Orta Asya’da ve bazı Afrika ülkelerinde ortak projeler yürüttüğünü aktardı.
“Aynı zamanda Ukrayna’nın yeniden inşası için de işbirliği yapmamız gerekiyor.” diyen Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin çok fazla deneyime, beceriye ve erişilebilirliğe sahip olduğunu vurguladı.
]]>Resepsiyona Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kosova’nın Ankara Büyükelçisi Agon Vrenezi, birçok üst düzey yetkili ve çok sayıda davetli katıldı.
Etkinliğin açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, milli günleri vesilesiyle Kosova halkını selamladığını belirterek, dost ve kardeş Kosova’nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olarak duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Işıkhan, iki ülkenin uzun ve ortak tarihe dayanan sağlam bağları olduğuna işaret ederek, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Kosova halkının sergilediği dayanışma için Türk milleti ve kendisi adına teşekkür etti.
Kosova’nın Türkiye’nin acısını paylaşarak bir günlük milli yas ilan ettiğini anımsatan Işıkhan, iki ülkenin halkları arasındaki insani bağların da bu yakınlığın en güçlü yönlerinden birini oluşturduğunu söyledi.
Işıkhan, Kosova’nın asli unsurlarından Türk toplumu ve Kosova kökenli vatandaşların ülkeler arasındaki en sarsılmaz köprüyü oluşturduğuna işaret ederek, Kosovalı Türklerin ülkenin siyasi ve ekonomik kalkınması için verdikleri çabayla iftihar ettiklerini kaydetti.
Kosova’yla siyasi, ekonomik, ticari, askeri ve kültürel pek çok alandaki kapsamlı ve geniş işbirliğinden memnuniyet duyduklarını aktaran Işıkhan, bu ilişkileri tüm yönleriyle geliştirmek için birlikte gayret gösterdiklerini ifade etti.
Işıkhan, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz’ı martta Antalya Diplomasi Forumu kapsamında ağırlayacaklarını kaydetti.
İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştiğini ve ticaret hacmini 1 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Işıkhan, 400 milyon avroyu aşan yatırımla Kosova’daki yabancı yatırımcılar arasında ilk sıralarda yer aldıklarına dikkati çekti.
Işıkhan, yakın zamanda eş başkanı olduğu Karma Ekonomik Komisyon toplantısıyla bu alanda işbirliğinin daha da ivme kazanacağını ifade etti.
“Kosova’nın bağımsızlığı geri döndürülemez bir adım”
Bakan Işıkhan, “Kosova’nın bağımsızlığı geri döndürülemez bir adımdır ve Kosova’nın dostları olarak bizim odaklanacağımız nokta ülkenin uluslararası ve bölgesel platformlarda hak ettiği yeri almasıdır. Kosova’da barış ve istikrarın teminini Balkanlar’ın ve Avrupa’nın barış ve istikrarı için kilit önemde görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Işıkhan, bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Belgrad-Priştine diyalog süreci başta bu istikrarın sürdürülebilmesi için tüm çabalara da aktif destek verdiklerini anlattı.
Türkiye’nin 10 Ekim 2023’te 1 yıllığına üstlendiği NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) komutanlığının da bölgede barış ve istikrarın tesisine şimdiden olumlu katkı yaptığını vurgulayan Işıkhan, “Kosova’nın ve bölgenin güvenliğine ve istikrarına katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Dost ve kardeş Kosova’nın güvenliğini tıpkı kendi güvenliğimiz gibi görüyoruz.” dedi.
Işıkhan, terörle mücadele konusunda da iki ülkenin işbirliğine işaret ederek, “Yaşasın Türkiye Kosova kardeşliği.” diyerek sözlerini tamamladı.
Türkiye’ye duyulan minnettarlık
Kosova’nın Ankara Büyükelçisi Vrenezi de ülkesinin bağımsızlığının 16. yıl dönümünde halkına ve Türkiye’ye destekleri için minnettarlıklarını dile getirerek, katkılarının paha biçilemez olduğunu söyledi.
Vrenezi, tüm dostlara sürekli verdikleri destekleri için her zaman minnettar kalacaklarına işaret ederek, “Özgürlük ve bağımsızlık arayışında Kosova’nın özgürlüğüne kavuşmasının ilk gününden bu yana, Kosova devletinin kurulmasını destekleyerek halkının yanında durdular.” dedi.
Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin Güneydoğu Avrupa’da barışı, istikrarı ve güvenliği artırmada önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Vrenezi, 16 yıl boyunca ülkesinin siyasi ve ekonomik kalkınma noktasında büyük yol katettiğini anlattı.
Vrenezi, Kosova’nın bağımsızlığının Balkanlar’daki barış, güvenlik ve istikrara katkı sağladığını vurgulayarak, ülkesinin birçok komşuyla ve ülkeyle yakın ilişkiler ve dostluk kurduğunu ifade etti.
Bu yılın başında Avrupa Birliği ile vize serbestisi konusunda büyük bir başarı elde ettiklerini kaydeden Vrenezi, bu yıl içerisinde de Avrupa Konseyi üyesi olabilmek için arzularını dile getirdi.
Kosova ile Türkiye arasındaki tarihi ve köklü dostluk
Vrenezi, Kosova ile Türkiye’nin, sıradan işbirliğinin ötesinde çeşitli alanlarda güçlü işbirliğini teşvik eden iki ülke arasındaki bağları güçlendiren tarihi ve köklü bir dostluğu paylaştığını vurguladı.
Kosova’nın kurtuluşu sırasında diğer NATO ülkelerinin yanında yer alan Türkiye’nin sağladığı katkıları gururla andıklarını kaydeden Vrenezi, “Türkiye, Kosova’nın uluslararası alanda tanınmasında ve küresel kuruluşlarla entegrasyonunda aktif rol oynadı. Ekonomik alanda Türkiye, önemli bir doğrudan yatırım kaynağı olarak hizmet veriyor. Savunma alanındaki işbirliği ülkemizin güvenliği açısından giderek daha önemli hale geliyor.” ifadelerini kullandı.
Vrenezi, özellikle son 12 ayda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 6,1 oranında artış göstererek 919 milyon avroya ulaştığını belirterek, bu büyümenin Kosova ile Türkiye arasında derinleşen ekonomik bağların altını çizdiğini dile getirdi.
Büyükelçi Vrenezi, Maarif Okullarının, Yunus Emre Enstitüsünün ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) projelerinin Kosova’daki varlığının iki ülke arasındaki kalıcı tarihi bağları daha da güçlendirdiğini sözlerine ekledi.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanı Tekin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye’de bulunan Libya Milli Birlik Hükümeti Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanı El Sifav ile bir araya geldi.
Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede, El Sifav’ı Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Tekin, Türkiye’nin Libya ile köklü, tarihi ve kültürel bağları bulunduğunu belirtti. İki ülke halkının zor zamanlarda her daim birbirlerinin yanında durduğuna işaret eden Tekin, Libya’nın egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin Türkiye için son derece önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye olarak Libya’nın ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için her zaman hazır olduklarını dile getiren Tekin, özellikle eğitim ve kültür alanlarında işbirliğini geliştirmek istediklerini söyledi. Tekin, “Ulusal düzeyde ekonomik büyüme ve sürdürülebilir bir kalkınma için en güçlü enstrüman eğitimdir.” dedi.
Türkiye’de son yıllarda mesleki ve teknik eğitim alanında büyük atılımlar gerçekleştiğini ve gerçekleşmeye devam ettiğini belirten Tekin, “Birçok ülke tarafından başarımızın takip edilmesi bizi memnun ediyor. Güçlü bir mesleki eğitim, nitelikli iş gücünün yetiştirilebilmesi, mesleki becerilerin geliştirilmesi ve ekonomik iş piyasası ihtiyaçlarına cevap verebilmek için çok önemlidir.” diye konuştu.
Birlikte gayret edip somut projeler geliştirmek istediklerini dile getiren Tekin, şunları söyledi:
“Bugün burada imzalayacağımız mutabakat zaptı, güçlü işbirliğimizin, dostane ilişkilerimizin bir nişanesi olacaktır. Bu metin sadece diplomatik bir metin olmayacak aynı zamanda geleceğimizin inşasında yer alacak çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önemli katkılar sunacaktır. Kardeşlik ve karşılıklı güven üzerine dayanan ilişkilerimizin daha da derinleşeceğine inanıyorum.”
Bakan Tekin, başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere öğretmen yetiştirme süreci, program geliştirme ve eğitimde teknolojinin kullanılması gibi konularda Türkiye’nin güçlü bir müktesebatı bulunduğunu vurguladı. Tekin, Libya ile işbirliğini geliştirerek Türkiye’nin bu alandaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını da kaydetti.
“Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istiyoruz”
Konuk Bakan El Sifav ise Türkiye’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, yüzyıllardır Türkiye ile dostluk ve kardeşlik ilişkisi içinde olduklarını söyledi.
Müfredatı güncelleyerek daha modernleştirmek istediklerini kaydeden El Sifav, mesleki eğitim alanında eğitimde teknolojinin kullanılması ve Libya’nın ihtiyaçlarını karşılayacak kursların açılması konusunda Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istediklerini belirtti.
Konuşmaların ardından Tekin ile El Sifav, iki ülke arasında eğitim alanında işbirliğinin geliştirilmesi kapsamında “Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.
İmzalanan mutabakat zaptı ile mesleki ve teknik eğitime ilişkin okul yönetimi, önceki öğrenmelerin tanınması, öğrenme kazanımlarının ölçülmesi, belgelendirme gibi konularda bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması hedefleniyor.
Mutabakat zaptı ile ayrıca uzman, eğitmen ve araştırmacı değişimi, mesleki eğitim alanında uygulanan yeni öğretim teknikleri ve teknolojileri konusunda bilgi ve tecrübe paylaşımı, mesleki eğitim alanında öğretim programı ve eğitim öğretim materyallerinin hazırlanması ve güncellenmesi süreçleri ile ilgili bilgi paylaşımı, mesleki eğitim veren kurumlar arasında kardeş okul ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi, karşılıklı diploma denklik işlemleri için kolaylıklar sağlanması amaçlanıyor.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki “Türkiye-Arnavutluk Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı” ve iki ülke arasındaki anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Burada konuşan Erdoğan, Rama ve heyetini, Türkiye-Arnavutluk Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısı dolayısıyla Ankara’da misafir etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Geçen yıl Türkiye ve Arnavutluk arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü yılının idrak edildiğini hatırlatan Erdoğan, çok yönlü işbirliğinin, 2021 yılında Rama ile Ankara’da ilan ettikleri stratejik ortaklık temelinde gelişmeye devam ettiğini kaydetti.
Bugün icra edilen konseyin ilk toplantısıyla münasebetleri daha ileri seviyelere taşıma kararlılığının bir kez daha teyit edildiğini belirten Erdoğan, görüşmelerde, Türkiye’nin Arnavutluk’un kalkınmasına verdiği önemi, Arnavutluk halkının refahının artırılmasına yönelik desteğini bir kez daha vurguladığını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, imzalanan anlaşmalarla işbirliğinin ahdi zemininin daha da güçlendiğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Ticaret hacmimizi 1 milyar dolar seviyesine çıkardık, yeni hedefimizi 2 milyar dolar olarak belirledik. Özel sektörümüzün gayretleriyle bu rakama kısa sürede ulaşacağımıza inanıyorum. Türkiye, 3,5 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla Arnavutluk’taki en büyük 5 yabancı yatırımcı arasında yer alıyor. 600’ü aşkın Türk firması 15 binden fazla Arnavutluk vatandaşına istihdam sağlayarak, ülke ekonomisine destek sağlıyor. Karşılıklı yatırımlarımızı artırmak ve iş çevrelerimiz arasındaki bağları daha da geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz. TİKA vasıtasıyla Arnavutluk’un kalkınmasına yönelik projelere desteğimiz sürecek.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA’nın Tiran Koordinasyon Ofisi’nin statüsüne ilişkin imzalanan anlaşmanın bu alandaki işbirliğine güç katacağının altını çizdi.
“Bu gerçeğin farkında olduklarını görüyoruz”
Başbakan Rama ile Ocak 2021’de Ankara’da düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin Arnavutluk’ta 3 ay içerisinde bir hastane inşa edeceğinin müjdesini ve sözünü verdiklerini anımsatan Erdoğan, “Hatta bu konuda Sayın Rama ile iddiaya da girmiştik. Hamdolsun sözümüzü tuttuk ve 3 ay gibi rekor bir sürede Fier Dostluk Hastanemizi inşa ettik. Arnavutluk’un her bölgesinden gelen hastaların şifa bulduğu bu hastaneyi birlikte işletmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da iyi veya kötü günlerinde Arnavutluk halkının yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Sayın Başbakan’ın FETÖ ile mücadele konusundaki hassasiyetini biliyor, bunu takdirle karşılıyoruz. İlişkilerimizi zehirlemek için her yol ve yöntemi deneyen bu şer şebekesinin amacına ulaşmasına fırsat vermeyeceğiz. Arnavutluk makamlarının da bu gerçeğin farkında olduklarını görüyoruz. Karşılıklı anlayış çerçevesinde örgütle mücadelemizi sürdüreceğiz. Halihazırda 2 bin öğrenciye eğitim hizmeti veren Türkiye Maarif Vakfının faaliyetlerine sağladığı katkılar için Sayın Başbakan’a müteşekkiriz. Önümüzdeki dönemde bu desteğin artarak devam edeceğine inanıyoruz.”
“Balkanlar’a ilişkin diyaloğumuzu devam ettireceğiz”
Başbakan Rama ile bölgede ve dünyada yaşanan gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Erdoğan, “Türkiye ve Arnavutluk, Balkanlar’ın barış ve istikrarının korunmasına katkı sağlayan iki NATO müttefikidir. Arnavutluk’la Balkanlar’a ilişkin diyaloğumuzu yoğunlaştırarak devam ettireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Arnavutluk ile savunma sanayisi ve askeri alandaki yakın işbirliğini derinleştirme arzusunda olduklarını dile getirerek, imzalanan Askeri Çerçeve Anlaşması’nın bu iradenin en somut tezahürü olduğunu söyledi.
Arnavutluk’u, başarıyla tamamladığı 2022-2023 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği’nden dolayı tebrik eden Erdoğan, “Arnavutluk, dönem başkanlığını Türkiye’den devraldığı Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının faaliyetlerine önemli katkılar yapacaktır.” dedi.
“İsrail zulmünü de ele aldık”
Arnavutluk’un temmuz ayında üstleneceği Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Dönem Başkanlığı’nı da başarıyla yürüteceğine inandığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“Görüşmelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarındaki İsrail zulmünü de ele aldık. İsrail’in 4 ayı aşkın süredir devam eden mezaliminin durdurulması ve Filistinli kardeşlerimizin güvenli ve müreffeh geleceklerinin teminat altına alınması noktasında uluslararası camianın sorumlulukları ortadadır. Gerek Uluslararası Adalet Divanı’nda gerek Birleşmiş Milletler’de izlenen süreçler bu konudaki haklı tutumumuzu net şekilde ortaya koymuştur. Arnavutluk, aralık ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan oylamadaki tutumuyla tarihin doğru tarafında yer almıştır. Arnavutluk’un bilhassa bu dönemde mazlum Filistin halkıyla sergilediği dayanışma çok önemlidir, kıymetlidir. Dostum Rama ile önümüzdeki süreçte yapılacak girişimler kapsamında temasımızı sürdüreceğiz.”
Konsey toplantısında alınan kararların ve imzalanan anlaşmaların hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Türkiye-Arnavutluk ilişkilerinin bugünkü mükemmel seviyesine ulaşmasına yaptığı eşsiz katkılar dolayısıyla Başbakan Rama’ya teşekkür etti.
İki ülke arasındaki birlik ve beraberliğin daim olmasını temenni eden Erdoğan, Rama ve heyetine ziyaretleri dolayısıyla teşekkür etti.
]]>AK Parti’nin Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit ve Battalgazi Belediye Başkan Adayı Av. Bayram Taşkın, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’ı makamında ziyaret etti.
Ziyarette ilk olarak konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Kızılay, deprem sonrası bu sürecin çok önemli olduğunu belirterek, belediye başkan adaylarının bu noktada büyük bir yükü omuzladıklarını söyledi. Bu süreçte adaylara başarılar dileyen Kızılay, “Ben kıymetli Belediye Başkanı adaylarımızın ipi göğüsleyeceklerine gönülden inanıyorum. Ama asıl olan bundan sonra şehrin yeniden imarı ve diğer konularda bütün faaliyetlerde elimizden gelen desteği vermek istiyoruz. Şimdiye kadar da mevcut belediye başkanlarımız ve önceki başkanlarımızla da iyi bir işbirliği ve iletişim içerisinde olduk. Bundan sonra da daha da çok işbirliği yaparak faaliyetler yapacağımıza inanıyorum” dedi.
AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er ise, Malatya’yı Malatyalılar ile birlikte yöneteceklerini her platformda dile getirdiklerine dikkat çekerek, “Malatya’mızın 2 tane önemli Üniversitesi var. İnönü Üniversitesi ve Turgut Özal Üniversitesi. Üniversitelerimizle yöneteceğiz, Ticaret ve Sanayi odamızla, esnaf odamızla, STK’larımızla, organize sanayimiz ile ve hatta önemli iş adamlarımızla birlikte yöneteceğiz. Malatya halkımızla birlikte yöneteceğiz şehrimizi” ifadelerine yer verdi.
Üniversitelere Malatya’nın inşa sürecinde çok büyük bir görev düştüğünü ifade eden Er, “Hem üniversite sanayi işbirliği hem belediye ve üniversite işbirliğini sürekli ve daim olması gerektiğini düşünüyorum. Malatya’nın yaralarının sarılması, bir an önce küllerinden yeniden doğması için üniversitemize çok ciddi işbirliği yapması gerektiğini düşünüyorum. Malatya’mızın birikmiş bir takım imar hareketleriyle ilgili sorunları var. Üniversitemizin bu konuya da hakim olduğunu gördüm. Gerek yerinde dönüşümle ilgili planlarla ilgili yapılacak olan çalışmalar, gerekse orta hasarlı binaların güçlendirme projeleriyle ilgili bulunan aksaklıklar ve daha birçok konuyla ilgili. Depremin sadece imar hareketleriyle de ilgili değil toplumsal bir takım sıkıntıları da var. Bunlarında giderilmesi hususunda da üniversitemizle işbirliği yapacağız. Her alanda üniversitemizle istişareli çalışacağız. Bu amaçla da bir ön ziyaret akabinde de çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu.
Malatya’nın yeniden inşası masaya yatırıldı
Rektörlük ziyaretinin ardından gerçekleşen toplantıda ise Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması adına yapılacak projeler üzerine geniş çaplı istişarelerde bulunuldu. Toplantıya Malatya Büyükşehir Başkan Adayı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Alanları Daire Başkanı Mehmet Bedestenci, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Malatya İl Müdürü Cengiz Başer, AK Parti Yeşilyurt İlçe Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, AK Parti Battalgazi İlçe Belediye Başkan Adayı Av. Bayram Taşkın katıldı. – MALATYA
]]>