BİRTEK-SEN’in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önündeki protestosuna CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, KESK ve bağlı sendika yöneticileri ile Agrobay işçileri de destek verdi.
Basın açıklaması yapan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen “Özak İşçileri, 80 gün boyunca sendika seçme hakları için direndi. İş yerindeki baskıya, mobbinge, işten atmalara, kadın işçilere yönelik tacize, fabrika içinde kurulan ikna sorgu odalarına karşı, kendi seçtikleri sendikada örgütlenmek için mücadele etti.” dedi.
“SÖZ KONUSU PATRON OLDUĞU ZAMAN BÜROKRASİ HIZLI İŞLİYOR”
Türkmen sendikaya kesilen para cezasına ilişkin şunları söyledi:
“Özak patronu direnişin üçüncü günü Bakanlıktan teftiş istiyor, üç gün sonra teftiş yapılıyor, bir ay sonra rapor hazırlanıyor ve sendikamıza ceza veriliyor. Söz konusu patron olduğu zaman bürokrasi öyle hızlı işliyor ki teftiş geliyor, valilik yasak kararı getiriyor, bir talimatla kalkanlar, coplar hazırlanıyor. Bu devletin bürokrasisi patronların hayal edemeyeceği hızda hizmet veriyor. Ama işçilerin, sendikaların şikayeti, haklarının gasbedilmesiyle ilgili şikayetlerde aylarca tık yok. O bürokrasi bize işliyor. Bakanlıktan bizim yanımızda olmalarını beklemek için gelmedik, bu utanca son vermeleri için bunu düzeltmelerini söyledik. Bu cezanın Türkiye tarihinde örneği görülmemiştir. Skandal bir cezadır.”
“BU SADECE BİZİM MESELEMİZ DEĞİL”
Bunun, insanca çalışma koşulları isteyen, sarı sendika düzenine karşı işçilerin iradesiyle örgütlenen bütün sendikalara yönelik bir tehdit olduğunu ifade eden Türkmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer bunu gerçek bir itirazla püskürtemezsek, bugün BİRTEK-SEN’in başına gelen, yarın iktidar yanlısı olmayan her sendikanın başına gelir, mali olarak çökertilir ve fiilen sendikacılık yapamaz hale gelir. Bütün emek örgütleri ve siyasi partilere sesleniyoruz; bu sadece bizim meselemiz değil. Buradaki işçi düşmanlığına, sendikal örgütlenme hakkını ortadan kaldıran bu hukuksuzluğa karşı mücadele eden işçilerin yanında durmazsanız haktan hukuktan bahsetmenizin hiçbir inandırıcılığı olamaz.”
CHP’Lİ GAMZE TAŞÇIER: “BÜTÜN EMEKÇİLER İÇİN DE TEHDİT NİTELİĞİNDE”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer de şunları söyledi:
“Biz bugün sadece BİRTEK-SEN’in, Özak İşçilerinin hak arayışı için burada değiliz. Agrobay İşçilerinin hak arayışı için burada değiliz. Çalışma Bakanlığı’nın idari cezayla Anayasal hak olan sendikal örgütlenme hakkının önüne geçecek olan bu karar, sadece sizi değil, emekten yana sömürünün, köleliğin karşısında olan, sarı sendikalaşmanın önüne geçen hak arayışı olan bütün emekçiler için de tehdit niteliğindedir. Bu saatten sonra aslında amaç sarı sendikanın olduğu yerlere başka sendikaların giremeyeceği, örgütlenmenin önüne geçerek adeta köle düzenini oluşturmaya çalışan bir anlayışı hayata geçirme çabasıdır. Biz CHP olarak her zaman emekten, emekçiden yana olduk. Bu skandal karar geri alınana kadar Meclis’te, sokakta, alanda bu mücadeleyi omuz omuza büyüteceğiz.”
]]>Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği, Belediye Mimar ve Mühendisleri Derneği, Taşeron Belediye İşçileri Birliği (TABİB), Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği, Belediye İşten Çıkarılanlar Platformu, Kamu Taşeron İşçileri Sendikası, Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası, Enerjisen, Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası,bugün İzmir Cumhuriyet Meydan’ında bir araya gelerek kadro taleplerini yinelediler.
Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği adına konuşan Cenan Ünal yaptığı kunuşmada şunları söyledi:
“5393 Sayılı Belediyeler Kanunu 49. Maddesi yeniden düzenlenmeli, norm kadro sayıları revize edilerek arttırılmalı, tüm belediye işçilerin istihdamı bu maddeye göre yapılmalıdır. Sendikalar tarafından her ay açıklanan “Yoksulluk Sınırı tüm belediye işçilerinin net taban ücreti olmalıdır.6772 sayılı kanun’a göre 52 günlük ilave tediye ayrım gözetmeksizin belediyelerdeki her işçiye verilmeli, geriye dönük hakkedişlerimiz de ödenmelidir.”Brüt” yerine, “net ücret” olarak belirtilmeli, gelir vergisi yükü kaldırılmalıdır. Kadın erkek eşitsizliği, kadın istihdamının arttırılması ile çözülecek kadar basit değildir. Belediyelerdeki cinsiyetçi iş bölümü ve ücretlendirme son bulmalı, kadınların güvenceli ve güvenli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Belediye işçilerinin çocukları için kreş hakkı, günün koşullarına uygun ve gerçekçi biçimde karşılanmalıdır. Doğum iznine ayrılan kadın işçiler, işlerini kaybetme endişesi içerisinde olmamalıdır.
60 günlük sendikal ikramiye, haftalık 35 Saat çalışma, sosyal haklara her ay Enflasyon oranında zam, meslek pirimi, yeterli miktarda yemek ve ulaşım ücreti, refah payı ve tayin hakkı verilmelidir. Tüm belediyelerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun çalışma ortamı oluşturulmalı, meslek hastalıklarına karşı önlemler alınmalı, iş yükü hakkaniyetli biçimde bölüştürülmelidir. İş kanunu, işçilerin lehine göre yeniden düzenlemeli, sendika ve toplu iş sözleşmesi kanununda değişiklik ile sendikal örgütlülüğün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sendika aidatı tutarları derhal düşürülmelidir. Anayasa 128 maddesi gereğince belediyelerde, güvenlik, mimarlık, mühendislik, zabıta gibi alanlarda memur işi yapan tüm işçiler ayrım yapılmaksızın memur kadrosunda geçirilmelidir.Haksız işten çıkarmalarda, işçilerin iş akdini sona erdiren kamu görevlileri, işçiye ödenecek kötü niyet tazminatından kişisel olarak sorumlu tutulmalı, işten keyfi çıkarmaların önüne geçilmelidir. Bu haklı taleplerimiz için birkaç yıldır olağanüstü bir mücadele içerisindeyiz. İşyerlerinde örgütlenmekten, kent meydanlarında basın açıklaması yapmaya kadar, sosyal medyada sesimizi yükseltmekten, Meclis’te vekillere soru önergesi ve kanun teklifi verdirmeye kadar pek çok alanda haklarımız için mücadele ediyoruz. Mücadelemiz gün geçtikçe daha fazla ses getiriyor. Bu çalışmaları sayıca fazla işçi grupları ile birlikte yapmalıyız. Bunun için her işçi arkadaşımızı bizimle birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz, Katılın, birlikte değiştirelim.”
“YÜKÜ OMUZLAYAN AİLE SAĞLIK MERKEZİ ELEMANLARI KADROSUZ”
Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği adına konuşan Özlem Şahin, “Bizler ne devlet büyüklerimize nede asmlere yük değiliz aksine yükü omuzlayan tarafız asmlerde kurum içinde sizlerle ilgilenen tıbbı sekreter att ebe hemşire ve temizlik personelleri kadrosuz. Asgari ve daha altında maaşlarla iki dudak arasında çalışıyor.18 bin kişi ile başladığımız bu yolda işten çıkarmalar yüzünden 13 bin civarı bir sayımız kaldı ve her geçen günde azalmaktayız.2022 kasım ayında yan odamızda 4a’lı çalışan kamu dışı aile sağlığı elemanları nasıl KPSS şartı aranmadan kadro ile müjdelendirildiyse o kadro bizimde hakkımızdır.Aynı iş aynı diploma fazla iş yükü ama farklı muamele gördük. aynı kurum içinde ayrıştırıldık. bu haksızlık daha fazla göz ardı edilmemelidir.Buradan değerli devlet büyüklerimize soruyoruz emekli olup çalışan personellerde dahil olmak üzere 13 bin kişi sayımız varken bu kadar kişi sizler gerçekten yük mü” dedi.
“SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası adına konuşan İsmail Otmar ise
“2010 yılında Yol İş Sendikası’nın açtığı davalar Yargıtay’da da onanınca 2012’den sonra KGM hizmet alımı ihalesini iptal edip anahtar teslimi ihalesine geçildi. Dün bizle birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız 2015 ve 2016 yılında kadro alırken bizler hala kadro alamadık. Bu da yetmiyormuş gibi Türkiye’de 1 milyon kişi kadro alırken 4 Aralık 2017’de anahtar teslim ibaresi yüzünden ve yüzde 70 maliyeti diye bir kriter yüzünden bizler tekrar kadro dışı bırakıldık. 2023 yılı içerisinde karayollarında mevcut çalışan taşeron işçi varken 3 bin kişi İŞKUR üzerinden kadrolu işçi alımı yapıldı dolayısıyla Şimdi de 100 bin kişinin kadroya alınacağına dair sözler verildi ama Öğrendiğimiz bilgilere göre tekrar bizlerin kapsam dışı kaldığımızdır. Bizler karayollarında asıl işi yapıyoruz Bu konuda yardımlarınıza ihtiyacımız var bizleri lütfen destekleyin sorunumuzunçözülmesini istiyoruz.”
]]>