ERKAN KARACA
(ÇORUM) – Çorum’un Dodurga ilçesinde bulunan Alpagut Linyit Kömür işletmelerinde çalışan işçiler, madende toprak kayması olduğu iddiasıyla işletme yönetimi tarafından 6 ay ücretsiz izne çıkarıldı. İşçiler adına konuşan Hakkı Kılıç, “Herkes buraya 7 yıldır emek veriyor. Hepimiz bu yörenin çocuğuyuz. Biz dayatmalara karşı duruyoruz abi şu an. Bunun sendikadan olduğunu sendikal haklardan dolayı olduğunu aylardır bize söylediklerini bu söylemlerin de bugün eyleme dönüştüğünü gördük. Haklı bir davanın peşindeyiz” dedi.
Çorum’un Dodurga ilçesi’ndeki Alpagut Linyit Kömür işletmelerinde toprak kayması olduğu gerekçesiyle 6 ay süreli ücretsiz izne çıkarılan yaklaşık 220 işçi maden önünde eyleme başladı. CHP Dodurga İl Genel Meclisi Üyesi ve Grup Başkanvekili Saadettin Akgül ise konuyu İl Genel Meclisinin gündemine taşıdı.
İşçiler adına açıklamada bulunan maden işçisi Hakkı Kılıç, şunları söyledi:
“Sendikalıları işten çıkaracağız. Ocağı kapatacağız. Şöyle yapacağız. Böyle yapacağız.’ dedikleri gün nihayet geldi çattı. Sabah topladılar gördünüz işte müdür bey teknik konulardan bahsetti bize ‘tasman’ dedi. Tasman denen olayı biz yeni duyduk. Doğru mudur? Hepimizin yabancı olduğu bir kelimeydi. Az önce sendika başkanıyla görüştük. Tasmanın en üstündeki çatlak olduğunu bunun yer altını kapatmakla alakalı bir şey olmadığını giderilebilecek sorunlar, nedir binada çatlak varsa binayı başka yere taşıyabilirsin gibi yer altını kapatma sebebi değildir. Mevcut işçiyle bu arızaları giderip çalışmaya devam edebilirsiniz diye uzmanların bir görüşü varmış. O yüzden tasman bir kapatma sebebi değil. Tasman olsa bile sizi çalıştırıp bu arızaları gidermek zorunda ve işçinin ücretini de ödemek zorunda.”
“DAYATMALARA KARŞI DURUYORUZ”
Bunların dediği gibi ‘biz sizi 6 ay ücretsiz izine ayırıyoruz. Beğenmeyen istifa etsin’ gibi bir şey yok. Herkes buraya 7 yıldır emek veriyor. Hepimiz bu yörenin çocuğuyuz. Biz dayatmalara karşı duruyoruz abi şu an. Bunun sendikadan olduğunu sendikal haklardan dolayı olduğunu aylardır bize söylediklerini bu söylemlerin de bugün eyleme dönüştüğünü gördük. Adamlar açık açık bize sendikalı olursanız biz burayı çalıştırmayız. Sizi de böyle işten çıkarırız. Eliniz bağrınızda sizi de mağdur ederiz. Mahsun bırakırız. Mevzu bu. O yüzden buradayız. Bir yere de gitmiyoruz. Kaymakam ise kaymakamı gelir. Karakol ise karakolu gelir. Biz haklı bir davanın peşindeyiz. Haksızlıkla bir işimiz yok. Mücadelemiz de tamamen ekmekle alakalı bu kadar kişi bir kelime ile mağdur edilecekse bu yörenin çocukları kusura bakmasın misafirlik 3 gün. 3 günden sonrası sıkıntıya düşüyor demekki. Şimdilik bu kadar arkadaşlar beklemeye devam ediyoruz.
“1942’DEN BERİ ÇALIŞAN DODURGA ALPAGUT LİNYİT KÖMÜRÜ MADEN OCAĞI KAPATILDI”
Dodurga Alpagut Linyit Kömürü maden ocağının kapatılmasını, CHP Dodurga İl Genel Meclisi Üyesi ve Grup Başkanvekili Saadettin Akgül, İl Genel Meclisinin gündemine taşıdı. Akgül, şunları ifade etti:
“Alpagut-Dodurga Linyit işletmesi var Dodurga’da. 1942’den beri üretim yapılmakta Dodurga, Osmancık, Oğuzlar, Çorum Merkez ve Laçin ilçelerimizde 6-7 neslini emekli eden bir işletme. Bu işletme de Çorum’da şeker ve çimento fabrikalarının olduğu dönemde bile her yıl kurumlar vergisi rekortmeni. Şu anda bu işletme de 220 civarında işçi çalışmakta ve bu işçiler şu an da yeni direnişe başladılar. İşletme yönetimi bir açıklama yaptı ellerinde Erciyes Üniversitesi’nden alınan raporlar var. Toprak kayması ve kabarma olduğu, ölümlü bir kazaya neden olunabileceği raporu var. Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri gelip inceleme yapmışlar o raporlar var ellerinde dolayısıyla şu an itibariyle bütün işçiye 6 ay ücretsiz izin vermişler 5-10 dakika önce oldu bu da. Bunu meclisin bilgilerine sunduk. Dün de bunun ayak sesleri geliyordu. Vali Beye iletmiştik biz. Böyle bir rahatsızlık orada diye. 1942’den beri bütün bölgenin yakacak ihtiyacını karşılayan bir işletme bu. Meclisi bilgilendirmek istedim.”
]]>
(ANKARA) – Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı kayan liç yığınına ilişkin TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu’nda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan yetkililer dinlendi. ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, altın madeninde liç kaymasının Türkiye’de ilk olduğunu belirtirken, “Bu tip bir kaza ülkemizde ilk defa meydana geliyor. İlk olduğu için oradaki denetim boşluğunu biz de yeni fark ettik” itirafı geldi. Tatar, jeoradarlara ilişkin “Bakanlığımın yetki ve sorumlulukları arasında jeoradarların takibi yok” dedi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin toprak altında kaldığı liç kaymasıyla ilgili TBMM’de kurulan İliç Maden Kazası Araştırma Komisyonu Başkan Atay Uslu’nun başkanlığında toplandı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerini dinlendi. ÇED İzin Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, komisyona sunum yaptı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank da komisyon toplantısına katıldı. Komisyonun muhalefet milletvekilleri, Bakanlığın sunumu ve milletvekillerin sorulara verilen yanıtların tatmin olmadığını diel getirdiler.
“YENİ FARKETTİK”
ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, yığın liç göçünün ilk defa meydana geldiğini belirterek, “Bu tip bir kaza ülkemizde ilk defa meydana geliyor. İlk olduğu için oradaki denetim boşluğunu biz de yeni fark ettik” derken jeoradarlara ilişkin “bakanlığımın yetki ve sorumlulukları arasında jeoradarların takibi yok” dedi.
“16 MİLYON 441 BİN TL PARA CEZASI”
ÇED İzin Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, Erzincan İliç’te bulunan altın madeninde 2022 yılında katı atık havuzunda meydana gelen sızıntıdan dolayı 16 milyon 441 bin TL idari para cezası uygulandığı, 2015 yılından günümüze kadar 187 çevre denetimi yapıldığını bu denetimlerin üçünde 133 Milyon TL idari para cezası uygulandığı ve iki defa da işletmenin faaliyeti durdurulduğunun söyledi.
20 KURUM “ÇED OLUMLU GÖRÜŞÜ” BİLDİRDİ
2021 yılında ikinci kapasite artışı kapsamında ÇED’in kurum görüşleri kapsamında dört Bakanlık ve 20 kurum “olumlu görüş” bildirdi.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, komisyonda ÇED olumlu raporlarını hatırlatarak, “İlk verilen ÇED raporlarında veya alan genişletmelerde bakın, Orman Su işleri Bakanlığı olumlu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olumlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğü olumlu, Mekansal Planlama, DSİ, Erzincan mahalli, Gıda Tarım Hayvancılık; hepsi olumlu. Yani bu kadar olumsuzluğun yaşandığı bir madende ÇED sırasında hiçbir tane olumsuz görüş bildiren yok mu” diye sordu.
“LİÇ YIĞININ ALTINA SERİLEN MEMBRAN KİRLİLİĞİ ÖNLEYEBİLECEK VASIFLARA SAHİP”
Liç yığının altına serilen membranın kullanım ömrünün kaç yıl olduğu sorusuna, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Recep Akdeniz, “50 yıl ortalama. Yani dünyada uygulanan standart bu, Avrupa Birliği’nde de uygulanan bu. 50 santimetrelik kil tabakası var. Sıkıştırılmış, 10 üzeri 9 sızdırmazlık özelliğine sahip yani bu zaten tek başına bile o kirliliği önleyebilecek vasıflara da sahip bir kil tabakası” dedi.
“YERALTI SULARINDA KİRLİLİĞE RASTLANILMADI”
Sunumda, Çöpler Maden alanına bulunan yeraltı suyu izleme noktalarında bugüne kadar yapılan izleme raporları kapsamında faaliyetten kaynaklı herhangi bir kirliliğe rastlanılmadığı açıklandı.
2022 YILINDA 400 LİÇ SAHASINDA KAYMA OLDU
Recep Akdeniz, daha önce liç yığınında kayma olduğunu altını çizerek, “Yığın liçi tesisinin 2022 yılında kaymasıyla ilgili bir durum vardı. O zaman deprem olayından sonra bu denetlemeleri yaptırıyorduk ve burada da 1292 kodu ile 1346 kodları
arasında 4’üncü fazda 400 metreküplük bir kayma olayı meydana gelmiş” diyerek görevlendirilen özel firmanın “hasar gören jeomembranı tamir ettiğini kalite kontrollerinin yapıldığını” söyledi.
“YETKİMİZ YOK”
Ardından, Bakanlık yetkilileri milletvekillerin sorularını cevaplandırdı.
CHP’li Yavuzyılmaz maden sahasındaki denetimlerin özel bir şirkete devredildiğini, maden kazalarında da aynı firmaya denetim yaptırıldığını söyledi. Yavuzyılmaz, “Acil durum eylem planı var mı? Bu plan varsa Çevre Bakanlığı’nda var mı? Siz bu acil durum eylem planını inceliyor musunuz? Çevre Bakanlığı’ndan acil durum eylem planını talep ediyorum. Çevre Bakanlığı’nın denetimlerini siz mi yapıyorsunuz? Yoksa bu denetimin bütünün veya bir bölümünü özel bir şirkete devrettiniz mi? Siyanür ve siyanür atık depolama havuzlarının kapasitesi nedir” diye sordu.
ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, “Hiçbir tesisin üretimine yönelik, işletmesine yönelik herhangi bir denetimiz yok. Sadece işletme ve üretimden oluşan çevresel etkilerini denetlememiz mevcuttur” diye cevap verdi.
“KİMSE BİNDİĞİ DALI KESMEZ, İŞLETMENİN KENDİSİNİN DENETLEMESİ LAZIM”
İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, “Size göre yığın liçiyle ilgili denetleme hangi bakanlığın olmalı” diye sordu. Tatar bunun üzerine, “İşletme prosesi olduğu için işletmenin görev ve sorumluluğunda… Bana göre kimse bindiği dalı kesmez. Kurumlardan ziyade işletmenin kendi kendisini denetlemesi lazım” dedi.
MHP’Lİ KÜÇÜK: “ŞİRKET BUNU SUİSTİMAL EDER”
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz “Yabancı şirket geliyor biz onu denetleyemiyoruz. Şirket kendi kendini denetlesin mi diyoruz” diye sorarken MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük ise, “Siz bu işi tamamen işletmeye bırakırsanız işletmede ‘üç lira daha fazla kazanayım’ diye bunu suistimal eder. Mutlaka Bakanlığın denetlemesi lazım” diye konuştu.
“DENETİM BOŞLUĞUNU YENİ FARK ETTİK”
ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürü Cihan Tatar, “Bu tip bir kaza ülkemizde ilk defa meydana geliyor. İlk olduğu için oradaki denetim boşluğunu biz de yeni fark ettik” dedi. Tatar, jeoradarlara ilişkin “Bakanlığımın yetki ve sorumlulukları arasında jeoradarların takibi yok” ifadesini kullandı.
]]>Toplantının açılışında yaptığı konuşmada23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na değinen GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, bir milletin varlığının ve temellerinin sağlamlığının çocukların sağlıklı ve bilinçli yetiştirilmesiyle başlayacağını vurguladı.
Teymur, “Bakın Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Mart 1922 tarihinde Meclisin açılış konuşmasında ne demiş: ‘Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin istikbaline, kendi benliğine, milli an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzümu öğretilmelidir.’ İşte biz çocuklarımızı bu sözlerin kılavuzluğunda yetiştirmeliyiz ki onlara vatanımızın geleceğini gönül rahatlığıyla emanet edebilelim” dedi.
“Özel günlerde kepenkler açık olmalı”
Başkan Teymur’un ardından kürsüye gelen ve GTO’nun nisan ayında yürüttüğü faaliyetler hakkında Meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep’in son yıllarda turizmde ivme kazandığını fakat bayramlar gibi özel günlerde şehre gelen turistlerin açık restoran bulmakta zorluk çektiğini ifade ederek, “Gaziantep turizmini desteklemek için bayramlar gibi uzun tatillerin olduğu dönemlerde özellikle kafe ve restoranlarımızın açık olması gerekiyor. Geçtiğimiz Ramazan Bayram’ında bununla ilgili pek çok şikayete rastladık. Kalabalık heyetlerle Gaziantep’e gelen fakat yemek yiyecek, bir çay molası verecek açık işletme bulamayan misafirlerimizi gördük. Şehrimiz son yıllarda tarih, kültür ve gastronomi turizminde ivme kazandı. Bizlerin de bunu desteklemesi gerekiyor. Şehrimizde özel günlerde kepenkler açık olmalı” şeklinde konuştu.
“Fahiş fiyatın tanımı net bir şekilde yapılmalı”
Uzun süredir ülke gündemini meşgul eden ve tepkilere neden olan fiyatlandırma politikasına da dikkat çeken Başkan Yıldırım, yaşanan tüm olumsuzlukların ana kaynağının enflasyon olduğunu ve fiyat algısının bozulduğunu söyledi.
Enflasyonist ortamın beraberinde suistimalleri de getirdiğini belirten Yıldırım, “Enflasyonun çok yüksek seyrettiği dönemlerde maalesef bunu suiistimal eden işletmeler oluyor. Fiyat algısının bozulmasıyla birlikte de bu tarz işletmeler fahiş fiyatlarla her birimize büyük zararlar veriyor. Diğer taraftan da acı bir gerçek var ortada. Tüketici olarak bizlere çok yüksek gelen fiyatların maliyet hesabı İşletme giderlerini, ham madde maliyetlerini hesapladığınızda işletmelerimizin ayakta kalabilmesi, faaliyetlerini sürdürebilmesi gerçekten de çok zor. Bugün bir restoranda içtiğiniz çorbanın maliyeti yarın değişebiliyor. Maliyetlerin artışı da her zaman fiyatlara yansıtılamıyor. Fiyata yansıtmayınca işletme zor durumda kalıyor, yansıtınca vatandaş olarak bizler zor durumda kalıyoruz. Bu tabloda fahiş fiyat tanımının net bir şekilde yapılması, suiistimallerin tespit edilip devletimizin bu konuyu takip etmesi ve çözüm üretmesi gerekiyor. Fahiş fiyat tanımının hiçbir soru işareti bırakmadan ve detaylı bir şekilde yapılması oldukça önemli. Tüm kesimlerce kabul görecek fahiş fiyat tanımı yapılmadan yasal düzenlemeye de gidilmemeli. Ne tüketici zarar görsün ne de üretici Şunu da unutmamak gerekir: işletmeler açısından en iyi terazi, en iyi ölçü yine vatandaşın kendisidir. Ödediği bedel aldığı hizmeti karşılamıyorsa en iyi cezayı da vatandaşın kendisi keser” ifadelerini kullandı.
“Jeopolitik risklere göre kendimizi konumlandırmalıyız”
Konuşmasında Türkiye’nin bulunduğu konuma ve jeopolitik risklere de değinen Yıldırım, “Siyasi ve toplumsal olarak atılan her adım küresel ekonomiyi direkt etkiliyor. Ticaretin yönünü belirliyor, maliyetleri ve tedarik zincirini etkiliyor. Olayların bizim dışımızda cereyan ediyor olması da önemli değil. Sonuçta hepimiz birbirine bağlı bir sistemin parçasıyız. İran ve İsrail arasındaki gerginliğin ekonomi üzerindeki etkilerini düşünün Tüm dünya savaşın bölgeselleşme ve şiddetlenme endişesinde. Bölgedeki jeopolitik riskler ve belirsizliğin artışı risk primimizi ve dolayısıyla borçlanma maliyetlerimizi artıracaktır. Artık jeopolitik risklerin olmadığı bir dünya yok Yani aman şu jeopolitik riskler geçsin de bakarız diyemeyiz. Bu durumu yönetmeyi, kendimizi doğru konumlandırmayı öğrenmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Enflasyonla mücadelede bedel adil dağıtılmalı”
Enflasyonla mücadele sürecinde fiyat istikrarı ve finansal istikrarı sağlamak için öngörülebilirliğin güçlendirilmesi için mevcut ekonomi politikasının devam etmesi gerektiğini belirten GTO Başkanı Yıldırım, “Bunu yaparken de para ve maliye politikası birbirini tamamlamalı. Enflasyonla mücadelenin maliyeti şüphesiz çok ağır ama bedelin adil dağılımı çok önemli Bu bedeli sadece vatandaş, sadece iş dünyası ödememeli kamu da tasarruf yapmalı. Hükümetin ‘mevcut harcamaları daha verimli hale getirme’ vurgusu yaparak kamuda tasarrufa gidileceği açıklamasını bu anlamda olumlu buluyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Belediye işletmelerine dair faaliyet raporlarında yer alan veriler oluşturulurken çalışan personel giderlerinin ilgili müdürlüklerin hanelerinde yer aldığına dikkat çeken Filiz Başkan; “Geçmiş dönemlerde İşletme ve İştirakler Müdürlüğü’ne bağlı işletmelerde çalışan belediye emekçilerinin giderleri başka müdürlüklerde gösterildiğinden aslında işletmelere dair gerçek bir tablo ortaya çıkmıyordu. Biz 2019’dan itibaren hangi personel hangi müdürlükte çalışıyorsa bunun maliyetini ilgili müdürlüğün hanesine yazıyoruz” diyerek meclisi bilgilendirdi.
Pamucak Restoran’ın satışları yüzde 90 arttı
Pamucak Restoran’ın satışlarında bir önceki yıla göre yüzde 90,81 oranında artış olduğunu kaydeden Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel; “Satış fiyatlarımız encümen tarafından belirlenmiş olup herkesin rahat bir şekilde belediye işletmelerinden yararlanmasını esas alıyoruz. Pamucak Restoran’ı Filiz Ceritoğlu Sengel faaliyete geçirmedi. Ama Filiz Ceritoğlu Sengel ve bir önceki dönemdeki meclis üyelerinin kararlarıyla birlikte bu işletme tanınır hale geldi. Pamucak Restoran’ın satışlarında yüzde 90,81 oranında bir artış var. İşletmenin kar-zarar analizinde zarar görünme sebebi ise EYT’den yararlanan çalışma arkadaşlarımızın emeklilik tazminatlarının da bütün işletmelerimizdeki çalışma arkadaşlarımızın giderleri gibi bu tabloda yer almasıdır. Burada bir yıl içinde enflasyonun geldiği noktaya dikkatinizi çekmek isterim” diye konuştu.
Fiyatları makul seviyede tutuyoruz
Carpouza Kafe’de de diğer işletmelerde olduğu gibi sosyal belediyecilik anlayışı gereğince fiyatların makul bir seviyede tutulduğunu belirten Filiz Başkan; “Carpouza Kafe satışlarımızda bir önceki yıla göre yüzde 72,27 oranında artış var. Carpouza Kafe’de oluşan zararın sebebi mevcut işçilik giderlerinin artmış olmasına rağmen fiyatları makul seviyede tutmuş olmamızdır. Ayrıca Pamucak Büfe ve Pamucak’taki market satışlarımızda da dönemi karla kapatmış görünüyoruz” dedi.
Deppo Efes ve otoparklarda kar edildi
İşletme ve İştirakler Müdürlüğü’ne bağlı faaliyet gösteren Deppo Efes’te artan elektrik maliyetlerine karşın dönemin karla kapatıldığına dikkat çeken Filiz Ceritoğlu Sengel; “Deppo Efes’te elektrik fiyatlarının çok artmış olmasına rağmen randımanlı olarak çalıştırılması sebebiyle geçen sene itibariyle de satışlar yüzde 75,15 arttı ve karla dönemi kapattık. Otoparklarda hepsinin bir önceki yıla göre yüzde 119,50 artış var. Bu gerçekten önemli çünkü geçen sene turizm sezonu gerçekten verimli geçti” dedi.
Vadesi gelmiş borcumuz yok
Selçuk Belediyesinin mali disiplinin sağlanması açısından tarihinin en iyi dönemini yaşadığını belirten Filiz Başkan, belediyenin borcuyla ilgili tartışmalara da son noktayı koydu. Belediyenin ilgili kamu kurumları tarafından gerçekçi bir şekilde denetlendiğine dikkat çeken Başkan Filiz Ceritoğlu Sengel; “180 milyon borcumuz var. Borcumuzun yüzde 85’i çok uzun yıllardır ödenmeyen sigorta borcu ki bir kısmını yapılandırdık. Vergi borcumuzun hepsini 2019 yılında yapılandırmıştık. O yüzden Efes Selçuk Belediyesi’nin gururla söyleyebilirim ki, vergisel anlamda belediye bünyesinde yapılandırılmamış, vadesi gelmiş herhangi bir borcu yoktur. Bir de piyasa borcumuz noktasında geçmiş dönemlerde mal vermek istemeyen esnaf ile sorunsuz çalışıyor, ödemelerini düzenli yapıyoruz. Bu güçlü mali tablo sadece Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’in değil bu mali disipline ayak uydurabilme noktasında benimle birlikte yol alan çalışma arkadaşlarımındır. Her birine çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Selçuk Belediyesinin borcunun geçen yıllara oranla azaldığını dolar kuru üzerinden anlatan Filiz Başkan; “30 Mart 2014 tarihi itibariyle Selçuk Belediyesi’nin borcu dolar bazlı olarak 7.321.311,78 dolar, 31 Mart 2019 tarihi itibariyle 11.897.613,53 dolar borcu varmış. Efes Selçuk Belediyesi’nin 31 Mart 2024 itibariyle 5.574.609,84 dolar borcumuz var. Benimle birlikte aynı ekonomik öngörüye sahip olan Mali İşler Müdürlüğü’ne, İşletme ve İştirakler Müdürlüğü’ne ve bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi. – İZMİR
]]>Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nin de bulunduğu Beylikdüzü Balıkçı Kenan Tesisleri sahibi balıkçı Kenan Balcı İmamoğlu aleyhinde yapmış olduğu açıklamalar sonrasında işletmesi zabıtalar tarafından ablukaya alındı ve mühürlenmek istendi. Evraklarının tam ve eksiksiz olduğunu belirten tesis sahibi Balıkçı Kenan Balcı, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla işletme adeta abluka altına alındı. 150 bin lira olan arazimize 1500 lira verip almaya çalışıyorlar” dedi.
Zabıta ekiplerine direnen Kenan Balcı, “Ben 15 yıldır Anadolu Caddesi üzerinde, 50 yıldır da esnaflık yapıyorum. Böyle bir şey ilk defa gördüm. Zabıta ekipleri talimatla işletmemizi mühürlemeye geliyorlar. Bizlere de ‘bu mühür sembolik’ diye ifadelerde bulunuyorlar. Gündüz ayrı ekip, gece ayrı ekip geliyor. zabıta ekipleri işlerini bırakmışlar, Balıkçı Kenan Tesisleri’ni ablukaya almışlar. Gündüz zabıta ekip araçlarla geliyorlar. Gecede vinçlerle. Bizim arazimizi, işletmemizi elimizden almak için her yolu deniyorlar” ifadelerini kullandı.
“Ben bir esnaf olarak kazanımlarımı korumak amaçlı çıktığım bu yolda her geçen gün yeni bir zulümle karşı karşıya kalıyorum” ifadelerini kullanan Balcı, “50 yıldır balıkçıyım. Esnaflık yapıyorum. İmamoğlu tarafından yaklaşık 5 yıl önce kendi tapulu arazimden bir kısmını hediye etmem istendi. Ben bu isteği reddettim. Ondan sonra isteklerini yerine getirmediğim için kapsamlı olarak yıpratma ve yıldırma kampanyası başlattılar. Kendi tapulu arazime el koydular. Metrekaresi 150 bin lira olan arazimin metrekaresini bin 500 liraya almaya çalıştılar. Biz sesimizi yükselttikçe, itiraz ettikçe onlar daha çok üstümüze gelmeye başladılar” dedi.
“Paradan kuleler yapan İmamoğlu ve ekibi istediklerine ulaşamayınca zulmün dozunu artırmaya başladı” diyen Balcı, “30 yıldır bu bölgede balıkçılık yapıyorum. Ruhsatımı kendisi verdi. Ama şimdi beni ruhsatsız balık satmakla suçluyor. Ruhsatsız olduğu gerekçesiyle işyerimi kapatmak istiyor. Bu dükkanım tam 15 yıldır aynı yerde faaliyet göstermekte. 15 yıldır sorunsuz bir şekilde çalışan işyerimi istediklerini yapmadığım için ruhsatsızdır diye ilan edip kapatmak istiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar burada balık satmaya devam edeceğiz. Arazimi, işyerimi İmamoğlu’na yem etmeyeceğim. Bu arazimin tapularını pankart yapıp suratlarına çarpıyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım isteyen Balıkçı Kenan Balcı, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Erdoğan sevdalısı esnaf olarak başımıza bu işleri açan, bize çökmeye çalışan, paradan yeni kuleler yapmak isteyen, İmamoğlu ve ekibine karşı bizi koruyun. Adaletin sağlanmasına vesile olun. Hz Ömer adaletinin temsilcisi sayın Cumhurbaşkanımızdan bunu talep ediyorum. Lütfen zulme karşı yanımızda olun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kültür Turizm Bakanlığı tarafından çıkartılan Turizm İşletme Belgesi yönetmeliği sonrasında Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde kapatılması beklenen 63 pansiyon işletmecisi Kültür Turizm İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Pankartlar ile Kültür Turizm İl Müdürlüğü önüne gelen işletmeciler, çıkartılan yönetmelikle mağdur olduklarını, belgeyi alamadıklarını ve mağduriyetlerinin giderilmesini talep etti.
Konuyla ilgili açıklama yapan İşletme sahibi Gökhan Taşkıran, “Bizler Tekirdağ’da konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletme sahipleriyiz. Bizler bu işletmeler bizim ailelerimize ait apartmanlarda ya da kiraladığımız yerlerde konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletmeleriz. Bu alan da çalışırken bizler, belediyeden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarını almış bulunmaktayız, bağlı bulunduğumuz vergi dairelerinden vergi levhamızı almış durumundayız, aynı zamanda çalıştırdığımız arkadaşlarımızın SGK gibi yükümlülüklerini yapmış bulunuyoruz. Aynı zamanda konaklama faaliyetli işletmelere getirilen Konaklama vergilerini ödüyoruz. Turizm katkı payı vergisini ödüyoruz. Fakat bakanlığımızın son dönemlerde çıkartmış olduğu Turizm İşletme Belgesini maalesef ki alamıyoruz. Bunun için de ilçe belediyesi, il turizm müdürlüğü arasında maalesef git gel yapılmak suretiyle oyalanıyoruz. Bizler vergisel anlamda tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen maalesef ki bu turizm işletmesi belgesini alamıyoruz ve yıllardır çalıştırdığımız, alın teri döktüğümüz işletmelerimizin kapanması gibi bir durumla karşı karşıyayız. Biz buradan mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” dedi.
Taşkıran, “Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un televizyonlara çıkıp bizleri durumda bırakacak bu yönetmeliği anlatırken kullandığı kelimeleri size söylemek istiyorum. Diyor ki ‘Siz bir konutta yaşıyorsunuz, düşünsenize yan dairenize hiç tanımadığınız kişiler girip çıkıyor. Bunların kayıt altına alınması gerekiyor’ deniliyor. Burada ki işletme sahiplerinin hepsi kayıt altında, kolluk denetimi altında biz bu faaliyetleri yürütüyoruz. Sonrasında konuşmasında şunu söylüyor, “Giren çıkan kişinin kimlik bildirimi yapılmıyor’ deniliyor. Ama bizim işletmelerimizin hepsinde Online kimlik bildirim sistemine sahibiz. İşletmelerimizde konaklayan tüm misafirlerin kimlik bildirimleri anlık yapılıyor. Kayıt dışılıktan ve vergi kaybından bahsediyor bakanımız haklıdır ama yine burada ki işletmelerin tamamı vergi mükellefidir. Dolayısıyla Sayın Bakanımız bunu aslında 100 daireli, 200 daireli büyük rezidanslarda günlük kiralama yapılan yerleri kayıt altına alınması maksadıyla yapılırken bu yönetmelik, bizim gibi ufak konaklama faaliyetli işletmeleri de kapsayarak mağdur etmektedir. Biz sayın bakanımızın niyetini derdini çok iyi anlayabiliyoruz ama bizim gibi ufak yerlerin de bu yönetmeliğe sokulmasıyla bizleri mağdur ediyor. Biz bu mağduriyetimizin giderilmesi hususunda gereğini rica ediyoruz” diye konuştu.
Pansiyon İşletmecisi Cüneyt Demir ise, “Bizim ruhsatlarımızda günü birlik konaklama evi yazıyor. Hal bu ki diğer ilçelerde olduğu gibi pansiyon ruhsatı verilmiş olsaydı zamanında. Burada ki insanların hiç birisinin bir mağduriyeti olmayacaktı. O zaman biz basit konaklama belgelerimizi alacaktık, basit bir şekilde çözecektik. Ama bugün ne Süleymanpaşa Belediyesi bu konuda adım atıyor, ne de bakanlık bu konuda çözüm üretiyor. Biz de ortada kurbanlık koyun gibi bekliyoruz. Ne zaman gelip işletmelerimizi kapatacaklar, mühürleyecekler diye. Şöyle bir durum var, yaz geliyor, bir dünya insan geliyor bunların konaklaması var bu anlamda da sıkıntı var. Bizi mağdur ediyorlar ama her hangi bir alt yapı hazırlıkta yok. Nerede konaklayacak insanlar” ifadelerini kullandı.
Yönetmeliğin çıkması sonrası mağdur olan işletme sahipleri, basın açıklamasının ardından sessiz bir şekilde dağıldılar. – TEKİRDAĞ
]]>Kırşehir’de MALYA Tarım İşletmesi Müdürlüğünü ziyaret ederek, kuzu katımı programına iştirak eden Bakan Yumaklı, gazetecilere açıklamada bulundu.
Kırşehir’deki ziyaretleri kapsamında kendileri için çok önemli olan bu işletmeyi de ziyaret ettiklerini belirten Yumaklı, “Kuzu katımı yaptık. Gerçekten ifade edilmesi zor görüntüler, sadece hissedilebilir. Ben de kendimi şanslı addediyorum bu noktada.” ifadesini kullandı.
Bu yerin 219 bin dönümlük hari bir işletme olduğunu dile getiren Yumaklı, işletmede 12 bine yakın Akkaraman ve Malya cinsi koyun bulunduğunu anlattı.
Pazartesi günü açıkladıkları hayvancılık yol haritasında söyledikleri hususların aslında burada tezahürünü gördüklerini vurgulayan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne demiştik orada biz, büyükbaş hayvancılıkla alakalı verimi arttıracağız. Küçükbaş hayvancılıkta da hem verimi hem kaliteyi arttıracağız. Özellikle hayvan hastalıklarıyla alakalı çok ciddi mücadele planımız ve programımız var. Burada küçükbaş hayvanlar için yapılacak olan hem çiçek aşısı hem de koyun, oğlak vebası ile alakalı aşıları bakanlık olarak bizler karşılayacağız. Yine aile işletmelerimizi destekleyeceğiz. Onlara ilk defa verilecek birçok destek programı belirledik. Çok kısa bir süre içerisinde de detaylarını arkadaşlarımız açıklayacaklar. Özellikle gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin tarımsal üretimin içerisinde hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yönüyle olmalarını istiyoruz. Onlara da yine bu üretimi yapmaları ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaları sebebiyle desteklerimiz olacak. Bir konu daha söylemiştik. O da Türkiye’nin hem büyükbaş hayvancılık hem de küçükbaş hayvancılıkta damızlık ihtiyacını Et ve Süt Kurumu ile TİGEM işbirliğiyle çok daha üst kademeye taşımak ve üreticilerimizin, besicilerimizin o damızlık ihtiyacını, üstün nitelikli damızlık ihtiyacını karşılayacak bir yapıya kavuşturmak. Bunlar zaten yapılıyor idi. Ancak biz bunu bir üst seviyeye taşıyarak, üreticilerimizin ellerindeki halihazırda yapmış oldukları hem besi açısından hem de süt açısından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların daha iyileriyle değiştirilerek, onların sürülerinin kabiliyetini, kapasitesini ve verimliliğini arttırmak istiyoruz.”
Bakan Yumaklı, işletmedeki kuzuların her birinin besicilerin, üreticilerin çiftliklerine gideceğini ve ülke üretimine katkıda bulunacağını söyledi.
Geçen yıl burada yüzde 46 olan ikiz kuzulamanın, bu yıl yüzde 51’e çıktığına dikkati çeken Yumaklı, verimlilikle alakalı çıtayı çok daha yukarılara taşıyacak uygulamaları devam ettirdiklerini aktardı.
“Bunun adı fırsatçılıktır”
Son dönemde özellikle et üzerinden devam eden bir tartışma olduğunu kaydeden Yumaklı, şunları söyledi:
“Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut. Peki bu tartışma neden çıkıyor, bu tartışmayı, Rekabet Kurulu bugün açıkladı, sektör paydaşları açıkladı. Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır. Açıkçası bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz, Ticaret Bakanlığımızla birlikte bu fırsatçılara göz açtırmayacağız. Şöyle bir algı var, sanki Türkiye’de tüketilen etin hepsi yurt dışından geliyor, değil. Yani bizim hayvan sayılarımıza baktığımız zaman şu anda piyasa regülasyonu için yapılan ithalatın çok küçük bir oran olduğunu görürüz. Maalesef bu biraz da ‘kuşa bak’ diye bakışların yönünü o tarafa çevirip, fırsatçıların bu taraftan hakikaten tüketicilerin, bu ülke halkının cebinden tabiri caizse hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz. Bugün bu içinde bulunduğumuz işletme gibi işletmeler bizim üreticilerimizin sürülerinin ya da bizim üreticilerimizin üretim yaptıkları alanların verimli üretim kapasitesini arttırmaya devam edecek. Buna da birebir sizler de şahit oldunuz. Ben şimdiden bütün besicilerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Gerçekten bu üstün nitelikte hem büyükbaşta hem küçükbaşta ırkların, bizim hayvansal üretim kapasitemizi çok daha yukarılara taşıyacağını tekraren ifade etmek istiyorum.”
Yumaklı, hayvancılık yol haritaları açıklandığı andan itibaren sektörden çok güzel dönüşler aldıklarını belirtti.
Ülkenin gıda arz güvenliği açısından herhangi bir problemi olmadığını da vurgulayan Bakan Yumaklı, “Biz üretimimize devam edeceğiz. Hem kendi vatandaşlarımızın hem ülkemize gelen turistlerin ihtiyacını karşılayacağız. 2023 yılı ihracat rakamımız 31 milyar dolardı, bunu 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkaracak gerekli üretim artışını yapacağız inşallah, üreticilerimizle birlikte. Bu konuda hem onlar kararlı hem de biz kararlıyız.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, açıklamasının ardından, yaralı halde bulunan ve tedavisi tamamlanan puhuyu doğaya saldı.
]]>Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (ADSYB), Türkiye’nin önemli sorunlarından biri olan kaliteli damızlık sığır ihtiyacının çözüme kavuşturulması için harekete geçti. ADSYB’nin projesi ile Aydın, damızlık sığır yetiştiriciliğinde önemli bir dönemece tanıklık edecek. Ülke genelinde damızlık sığır ihtiyacının karşılanması zorlu bir süreç olarak bilinirken, Aydın’da bu sorunu çözmek adına önemli bir adım atıldı. ADSYB’nin önderliğinde, Bozdoğan ilçesinde başlatılan projenin başarısı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ek bütçe desteğiyle daha da genişleyerek 6 ilçede aktif olarak sürdürülüyor. Proje kapsamında, damızlık sığır yetiştiriciliğinde kaliteli dişi buzağı elde etmek için dişi spermanın kullanımı ön plana çıkarken, ilk etapta 34 işletmenin dahil olduğu proje, 86 işletmeye genişleyerek büyük bir ivme kazanmış durumda.
Saf ırkların devamlılığının sağlanması hedefiyle yürütülen projenin, uygulanmasında titizlikle hareket edilirken, ADSYB yetkilileri tarafından yapılan sperma uygulamaları ve ultrason muayeneleri, işletmelerin verimliliğini artırmak adına büyük önem taşıyor. Ayrıca, Kızgınlık Takip Sistemi’nin kullanımıyla da işletmelerdeki verimlilik sürekli olarak takip ediliyor ve iyileştirme adımları atılıyor.
Projenin başarısının, sadece damızlık sığır yetiştiriciliği açısından değil, aynı zamanda hayvancılık politikalarının şekillenmesinde de önemli bir rol oynaması hedeflenirken, elde edilen veriler, gelecekteki projelerin tasarımında da rehberlik ederek sektörün daha da gelişmesine katkı sağlayacak. Ayrıca Aydın’ın öncülüğünde hayata geçirilen önemli projenin, ülke genelinde bir model oluşturarak hayvancılığın gelişimine büyük katkı sağlayacağı da öngörülüyor.
“Proje, gelecek projelere ışık tutacak”
Proje ile ilgili Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nden yapılan açıklamada “Ülkemiz hayvancılık işletmelerinin en büyük sorunu, kaliteli damızlık sığır ihtiyacıdır. Bu sorunun temel sebebi ise damızlık sığır üretim problemidir. Yetiştiriciler olarak gerek Aydın’da gerekse ülke genelinde pek çok birlik tarafından yıllardır yapılan özverili çalışmalar sonucu elde edilen saf ırkların kaybolma tehlikesi karşısında Birliğimiz, bu hususta proje geliştirmiştir. Aydın’ın hayvancılık bakımından da oldukça avantajlı bir il ve Birlik olarak bu avantajın verimli kullanılması için çalışılmaktadır. Bu hedef doğrultusunda, Birliğimiz tarafından ilk olarak üye işletmelerimizde deneme çalışmaları başlatılmıştır. 2022 yılı Nisan ayında ilk olarak Birliğimiz üyesi 22 işletmeye 64 dişi sperma verilmiştir. Bu spermalar şimdiye kadar kızgınlık gösteren 28 sığırda uygulanmıştır. Bu spermaların uygulandığı hayvanlardan 25 tanesi gebedir ve 9 adet buzağı doğmuştur. Birliğimiz tarafından başlatılan bu deneme çalışmasının olumlu sonuçları sonrasında, Bozdoğan Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ile projenin daha kapsamlı olarak devam edebilmesi için görüşmeler yapılmıştır. 2022 yılı Ağustos ayında Bozdoğan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yürütücülüğünde, Aydın Valiliği YİKOB desteği ile Bozdoğan Kaymakamlığı, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ortaklığında ‘Dişi Sperma Kullanımı ile Damızlık Sığır İşletmelerinin Sürdürülebilirliklerinin Sağlanması’ projesi uygulanmaya başlanmıştır. Projeye ilk etapta, Bozdoğan ilçesi sınırlarındaki 21’i Hastalıktan Ari İşletme ile olmak üzere toplam 34 adet işletme dahil edilmiştir. Projenin bu başarısı neticesinde, Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından ek bir bütçe sağlanmıştır ve 2022 yılının Aralık ayında projeye Çine, Efeler, Koçarlı, Yenipazar ve Nazilli ilçeleri eklenmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da desteği ile proje şu anda 6 ilçede aktif olarak uygulanmaya devam etmektedir ve proje kapsamındaki işletme sayısı 86’ya çıkmıştır. Önemli bir model oluşturup, ülke geneline yayarak hayvancılığın gelişimine katkı sağlaması beklentiler arasındadır. Proje sonucunda, elde edecek verilerin gelecek projelere ışık tutarak yeni hayvancılık politikalarının şekillenmesine katkı sağlayacaktır” ifadeleri yer aldı. – AYDIN
]]>