Yeşilçam sinemasının unutulmazları arasına giren Kemal Sunal’ın 1985 yılında Aksaray’ın Gücünkaya köyünde çektiği “Keriz” filminin izleri aradan geçen 39 yıla rağmen halen o köyde yaşıyor. “Keriz” filminin çekimleri Aksaray’ın merkeze bağlı Gücünkaya köyünde gerçekleştirildi. 1985 yılında çekilen ve başrollerini Kemal Sunal ile Perihan Savaş’ın oynadığı, yönetmenliğini Kartal Tibet’in, yapımcılığını ise Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, Halit Akçatepe, Müge Akyamaç, Ali Şen, Aliye Rona, İhsan Yüce, Nubar Terziyan, Turgut Özatay, Nuran Aykut, Yaşar Şener, Hakkı Kıvanç, Sırrı Elitaş ile Faruk Savun gibi birçok artistin oynadığı filmde o yıllarda köy halkı da oynayarak filme büyük katkıda bulundu. Aradan geçen 39 yıla rağmen görüntüsünden çok fazla bir şey kaybetmeyen müstakil ev yıkılmaya yüz tutmuş olsa da halen ayakta duruyor. Zülfü rolüyle filmde oynayan Kemal Sunal, Zülfüye rolüyle oynayan Perihan Savaş ile evlendiği ve düğünün yapıldığı köy evinde en dikkat çeken değişiklik yıpranmış olması.
Filmin ilk ismi farklıydı
O yıllarda “Keriz” filminde oynayan onlarca köy halkı çocuk olmalarına rağmen hala o günleri gülerek yad ederken, birçok sahnede oynayan köy halkından Ömer Ok (67) o günleri anlattı. Filmin ilk isminin farklı olduğunu belirten Ömer Ok, “1985’te çekildi film ve ben de oynadım. Köylümden de birkaç kişi vardı. ‘Zülfi ile Züleyha’ diye ismi konulmuştu ama sonradan 4 kişinin kararı ile filmin ismi ‘Keriz’ olarak değiştirildi. Kartal Tibet ‘Bunu beğenmedim’ dedi ve filmin ismi değişti. Ben kahveci rolündeydim. Figüranlık yaptım. Her sahnede de görünüyorum zaten” dedi.
Kemal Sunal ile oynadığı filmde Sunal’ın herkesi güldürmesine rağmen normal hayatta çok ciddi biri olduğunu belirten Ömer Ok, “Çok iyi hatıralarımız var. Ben Kemal Sunal’ı çoktan beri tanıyordum. İstanbul’da idim ben. Filmin çekildiği o günlerde Kemal Sunal’ın yeni aldığı arabasının anahtar yuvasına çocuklar ağaç sokmuşlar. 4 kapı da bozuluyor ve anahtar girmiyor. Arabayı 15 bin liraya yeni almıştı. Gittik anahtarcı getirdik ve kapıları açtık. Filmi 15 bin liraya çektiydi o dönemde, arabayı da 15 bin liraya yeni almıştı. Kemal Sunal aslında çok ciddi bir adamdı, hiç gülmezdi. Ama güldürmesini de biliyordu. Türkiye’yi çok güldürüyordu ama kendisi ciddi birisiydi, hiç gülmezdi” diye konuştu.
“Kemal Sunal’ın oynadığı ev bize ait”
Filmde oynayan köy halkından Serpil Ok (50) ise “Ben 8 yaşındaydım, oynadık filmde. Atın dibinde çocuklarla birlikte koşturduk. Gelin geliyor işte. Kemal Sunal’ın oynadığı o ev bize ait. Annemin babasının idi biz satın aldık. Çok artistler geldi köyümüze. Kemal Sunal, Perihan Savaş, İnci Hasan, Tamer Yiğit, Hülya Koçyiğit, hepsi de geldi köyümüze. Film çevirdiler, biz 8-10 yaşları arasındaydık. Biz de atın yanında seğmen olarak gidiyorduk” şeklinde konuştu. – AKSARAY
]]>Botanik alanında bilimsel çalışmalarını sürdüren Eker, Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yeni bir bitki türü keşfetti.
Eker, Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Mehmet Sağıroğlu ile bitkiyle ilgili yaptığı laboratuvar çalışmaları, literatür taramaları ve karşılaştırmalar sonucu benzeri bulunmayan bitki türünü literatüre kazandırdı.
Bitkiye keşfedildiği Adana’nın mitolojik ismi verildi. Bilim literatürüne “Gladiolus adanus Eker & Sağıroğlu” olarak giren bitkinin Türkçe ismi ise “Adana kılıçotu” olarak belirlendi.
“Kadim bir şehrin mitolojik ismi bir bitkiye verildi”
Prof. Dr. Eker, AA muhabirine, 2016 yılında Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yaptığı bir arazi çalışması sırasında küçük meyve kapsülleri olan ince yapılı bir kılıçotu (Gladiolus) türüyle karşılaştığını söyledi.
Eker, bitkinin diğer türlerden farklı göründüğünü, teşhis için bitkiyi çiçekteyken de incelemek için 2018 yılında yeniden bölgeye gittiğini ve bitkiden örnekler aldığını anlattı.
Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Mehmet Sağıroğlu ile bitkiyle ilgili çalışma yaptıklarını aktaran Eker, “2023 yılında bitkinin bulunduğu alana giderek tekrar gözlemler yaptık. Yaptığımız literatür taramaları ve var olan türlerle karşılaştırmalar neticesinde bitkimizin bilim dünyası için henüz adı konulmamış yeni bir tür olduğu sonucuna vardık. Bitki diğer türlerden çiçeklerinin rengi ve çiçek parçalarının ölçüleri ile tohum ve meyve özellikleri bakımından farklılıklar gösteriyordu.” diye konuştu.
Eker, daha önce keşfettiği bitki türlerine şehir, ilçe, dağ, bilim insanı, aile bireyi, bitkinin morfolojik veya yaşam ortamının özelliğiyle ilgili isimler verdiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
“Bu defa bu bitkiye şehrin mitolojik ismini verdik. Bitkiye Adana’nın şu anki ismini de verebilirdik. Bu durumda bitkinin adı ‘Gladiolus adanensis’ olacaktı. Latince dil kuralları gereği ismi böyle olacaktı. Ancak Adana’nın mitolojik ismi olan ‘Adanus’ kelime yapısı itibarıyla herhangi bir ek almaya ihtiyaç duymuyordu. Bu hem fonetik bakımdan kulağa ve dile hoş geliyordu hem de böyle kadim bir şehrin mitolojik ismi bir bitkiye verilmiş olacaktı.”
Adana isminin kökeniyle ilgili birkaç görüşün olduğuna değinen Eker, “Bu görüşler arasında mitolojik bir efsaneye göre, gök tanrısı Uranus’un Adanus ve Sarus adında iki oğlu Tarsus halkıyla yaptıkları savaşlar sonucu bugünkü Adana civarına yerleşmişler. Adanus adını kendi kurdukları şehre verirken Sarus da ismini Seyhan Nehri’ne vermiştir. Bu bağlamda Adana, kurulduğu günden itibaren aynı adı koruyan, M.Ö. 6000’li yıllara kadar geri giden en eski yerleşim yerlerinden biridir. Adanus ismi de genellikle yerel halk tarafından bilinmekte.” ifadelerini kullandı.
Eker, bir bitkinin yeni tür olarak kabul edilmesi için ulusal veya uluslararası hakemli bilimsel dergide yayınlanması gerektiğini belirterek, “Makaleyi hazırladıktan sonra ‘Phytotaxa’ isimli Yeni Zelanda menşeli uluslararası dergiye savlarımızla sunduk. Alanında uzman hakemler makalemizi kritik ettiler ve sunduğumuz yeni türü onayladılar. Makalemiz, derginin mart sayısında yayınlandı.” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Eker, yeni keşfettiği bitkiyle bugüne kadar literatüre kazandırdığı tür sayısının 22 olduğunu sözlerine ekledi.
]]>