
Trendyol Süper Lig’in 6. haftasında Galatasaray’ın deplasmanda Fenerbahçe’yi 3-1 yendiği derbi maçı dünya basınında da geniş yer buldu. Başrolde Jose Mourinho ve Osimhen yer aldı. İşte detaylar…

Süper Lig’in 6. haftasındaki derbide Fenerbahçe’yi 3-1 yenen Galatasaray, ligde 6’da 6 yaptı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Sarı-Kırmızılılar, Fenerbahçe’nin 32 maçlık yenilmezlik serisini de sona erdirdi.

Galatasaray’ın galibiyeti dünya basınında da geniş yer buldu. Dev maçla ilgili haberlerin manşetlerinde Jose Mourinho ve Victor Osimhen vardı.

CORRIERE DELLO SPORT: Mourinho’ya Dzeko yetmedi: Osimhen ve Mertens kazandı.
Okan Buruk’un takımı birinciliğini pekiştirerek puan farkını 5’e yükseltti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meclis binası önünde toplanan kalabalık, “özgürlük” sloganları atarak, “Venezuela’da 28 Temmuz’da düzenlenen seçimde hile yapıldığını, muhalefetin adayı Gonzalez’in devlet başkanı olduğunu” savunan konuşmalar gerçekleştirdi.
Eylem, İspanya’da ana muhalefette yer alan sağ görüşlü Halk Partisinin (PP), İspanya hükümetinin Gonzalez’i Venezuela devlet başkanı olarak tanımasına yönelik sunduğu önergenin tartışıldığı sırada yapıldı.
PP’nin inisiyatifine destek veren muhalefetteki aşırı sağcı Vox partisinin lideri Santiago Abascal da eyleme katıldı.
Abascal, basına yaptığı açıklamada, “İspanya’da sol azınlık hükümetinin Edmundo Gonzalez’i ülkesinden çıkartarak hata ettiğini, muhalif liderin Venezuela seçimlerinin meşru kazananı olduğunu ve hükümet tarafından devlet başkanı olarak tanınması gerektiğini” iddia etti.
İspanya hükümetini, Başbakan Pedro Sanchez’i, Venezuela ile müzakereleri yürüten eski Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’i eleştiren aşısı sağcı lider, “İspanya ve AB’nin Venezuela’da utanç verici politika yürüttüğünü” savundu.
İspanya Meclisinin azınlık hükümetinden Gonzalez’i Venezuela devlet başkanı olarak tanımasını isteyen, PP’nin sunduğu önergenin yarın yapılacak oylamada kabul edilmesi bekleniyor.
İspanya’daki azınlık hükümeti, Gonzalez’i Venezuela devlet başkanı olarak tanımayacağını, AB ile ortak hareket etmeye devam edeceğini, muhalefetin sadece hükümete zarar vermek için bu girişimde bulunduğunu öne sürüyor.
Hükümetin bir girişimde bulunması beklenmediğinden Meclisten çıkacak karar da sadece sembolik değer taşıyacak.
Edmundo Gonzalez’in Madrid’e getirilişi
İspanya hükümeti, Venezuela’da hakkında tutuklama emri çıkartılan muhalefet adayı Edmundo Gonzalez’i, eşi ile 8 Eylül’de İspanya Hava Kuvvetlerine ait uçakla Caracas’tan Madrid’e getirmişti.
İspanya’dan siyasi sığınma talebinde bulunacağını belirtilen Gonzalez, Venezuela’da 28 Temmuz’daki devlet başkanı seçiminde muhalefet koalisyonunun adayı olmuş, Ulusal Seçim Konseyince (CNE) Nicolas Maduro’nun devlet başkanı seçildiğinin duyurulmasının ardından da seçimde hile yapıldığını savunup, sonuçların geçersiz kabul edilmesini istemişti.
Venezuela’da savcılık da komplo kurmak, belgede sahtecilik ve yetki gasbı gibi çeşitli suçlardan Gonzalez hakkında cezai soruşturma başlatmıştı.
“Yasalara itaatsizlik” suçlamasıyla üç kez Cumhuriyet Savcılığına ifadeye çağırılan ancak “can güvenliği bulunmadığı” gerekçesiyle ifade vermeye gitmeyen Gonzalez hakkında “kaçma şüphesiyle” yakalama kararı çıkarılmıştı.
Maduro üçüncü kez kazanmıştı
CNE’nin 29 Temmuz’da duyurduğu sonuçlara göre, Maduro, yüzde 51,20 oyla Venezuela’daki devlet başkanı seçimini üçüncü kez kazanmıştı.
Muhalefet koalisyonu adayı Gonzalez ve muhalif lider Maria Corina Machado, seçim sonuçlarını reddetmişti.
İspanya hükümeti de Venezeula’daki seçimlerin kayıtlarının “kapsamlı ve doğrulanabilir” şekilde yayımlanıncaya kadar açıklanan seçim sonuçlarını tanımayacağı açıklamış ve AB’de Venezeula yönetimine karşı alınacak ortak kararlara da önderlik edeceğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Albares ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi
ANKARA – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB üyeliğinin Türkiye için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini ve Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğun belirterek, “İnancımız, Avrupa Birliği kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle, daha ileriye taşınması” dedi.
Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara’da İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares Bueno ile bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
İspanya ile Türkiye’nin yakın iş birliğine sahip olduğunu belirten Fidan, “Halklarımızın arasındaki yakın dostluk bağları giderek güçlenmekte. Siyasi ilişkilerimiz de gittikçe en üst düzeye çıkmakta. 2019 yılında başlattığımız Türkiye-İspanya Hükümetler Arası Zirve’sinin 7’ncisini 2021 yılında düzenlemiştik. 8’nci Zirveyi, haziran ayında Cumhurbaşkanımız ve İspanya Hükümet Başkanı Başkanlıklarında İspanya’da düzenleyeceğiz. Bugünkü görüşmemizde zirve hazırlıklarını ele alma fırsatımız oldu. İspanya aynı zamanda Avrupa Birliği içerisinde en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelmekte. İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmaktı, geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda” ifadelerini kullandı.
“Güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz”
Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz’in iki önemli ülkesi olduğunu ve terör, düzensiz göç, çatışmalar, terörizm ve iklim değişikliği gibi sınamalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Güvenlik alanında atabileceğimiz adımları da etraflıca ele aldık. Ayrıca NATO bünyesindeki güçlü iş birliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot Bataryasını konuşlandırmakta, müttefiklik ruhuna uygun bir davranış, memnuniyet vericidir. Ayrıca iki müttefik olarak savunma sanayi iş birliğimizi de somut projelerle daha ileriye taşımak istiyoruz” diye konuştu.
İspanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine samimi bir şekilde destek veren ülkeler arasında yer aldığını aktaran Bakan Fidan, “AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini bugün meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledim. AB içerisinde Gazze konusunda ilk günden beri ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerinin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatı niteliğindedir” dedi.
Filistin-İsrail çatışmaları çerçevesinde acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde ulaştırılması hususunda Bakan Albares ile fikir birliğinde olduklarını belirten Fidan, ayrıca görüşmelerde Rusya-Ukrayna savaşının da konuşulduğunu ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteğin yinelendiğini söyledi.
“Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay”
Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Türkiye’nin AB üyeliği sürecindeki bir sonraki adımın ne olacağına dair yöneltilen soruyu, “Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz. AB ile kurumsal başka bir ilişkimiz var. Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay ama AB ile geliştireceğimiz zaman orada konsensus olarak alınması gereken kararlar var bu da lehimize işlemeyebiliyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını ifade ettiğini hatırlatan Fidan, bu hususta irade beyanı beklenilen yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğunu söyledi. AB’nin 2004-2005 yıllarında siyasi irade ortaya koyduğunu ancak sonrasında bu iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortada kalktığını ifade eden Fidan, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestesi, ticari imtiyazlar, göçle mücadele gibi konularda yoğun bir şekilde çalışılması gerektiğini ifade etti.
Bu yaz Avrupa Parlamentosu’nda seçimler olacağını hatırlatan Fidan, “Bizim inancımız parlamento seçimlerinin sonucundan bağımsız AB kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması” dedi. Fidan ayrıca NATO, AB ve Türkiye ilişkilerinin ise bölgesel ve küresel güvenlik alanınla neler yapılabileceği kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.
Bakan Fidan, İsrail-Filistin çatışmaları kapsamında ise, Türkiye’nin üyesi olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı yapılması için alınması gereken tüm tedbirlerin alınması için baskı yaptığını ve bunun sadece oradaki trajediyi önlemek için değil bölgesel savaşlar ve küresel krizlerle de bağlı olduğunu görmemek için ‘çok dar görüşlü’ olmak gerektiğini söyledi.
“Amacımız bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve kalıcı olarak çözülmesi”
Fidan, iki devletli çözüm konusunda İspanya ile hemfikir olduklarını belirterek, “Bu sorunun kalıcı bir şekilde adil bir şekilde çözülmesi için ne türden adım atılması gerekiyorsa; yaptırımsa yaptırım baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak, bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi amacımız bu” diye konuştu.
“Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık”
Türkiye’nin AB adaylığı sürecinde desteklediklerini belirten İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Bueno ise, İspanya için Türkiye’nin önemini vurgulayarak, “Türkiye, zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisi. Ankara’da biz bunları kutladık. Artık İspanya’da sıra. İspanya’da misafir edeceğiz bir sonraki zirveyi. 2024 yılı aynı zamanda İspanya için, Türkiye için çok önemli bir tarih. Bizim birlikte Medeniyetler Birliğini başlattığımızın önemli bir işaretidir. Tekrar bu forumu bir araya getirmek istiyorum. Bizim için düşünme, bir araya gelme ve her toplumlarımızın karşılaştığı zorluklarla mücadele etmek için konuşmamız gereken bir platform. Aynı zamanda yine Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık. Bunun üzerinde yine konuştuk” dedi.
Gazze’de sürekli olarak ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini Bakan Fidan’la görüşmelerinde dile getirdiklerini aktaran Bueno, şartsız koşulsuz olarak insani yardımın Gazze’ye ulaşması gerektiğini kaydetti. NATO kapsamında iki ülkenin stratejik ortaklığına değinen Bueno, güneyden gelen tehditlere karşı Bakan Fidan ile fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin önemini vurgulayan Bueno, İspanyalı 700’den fazla şirketin Türkiye’de varlığına dikkat çekerek iki ülke arasında 19 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını kaydetti.
“Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin”
Bakan Bueno Türkiye’nin AB adaylığına yönelik ise, “Türkiye’nin net bir şekilde adaylık duruşu vardır. Bütün Avrupa ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız ve bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için bizim yol haritalarımız var. Bunu da güçlendirerek ilerliyoruz. Bununla ilgili olarak o kadar çok konu var ki Türkiye’yle bu konular üzerinde konuşmaktayız. Türkiye bizim burada gümrük birliğimizin üyesi. Bu konularda biz ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin. Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin” ifadelerini kullandı. Gazze’deki daimi ateşkesin sağlanması için İspanya’nın bir barış konferansı düzenlemeyi planladığını belirten Bueno, konferansta Filistin Devleti’nin tanınması konusunda adımlar atılabileceğini ve İsrail’in güvenlik garantisinin alınabileceğini aktardı.
]]>Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile Dışişleri Bakanlığındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Türkiye-İspanya 7. Hükümetlerarası Zirvesi’ni 2021’de düzenlendiğini hatırlatan Fidan, 8. zirvenin haziranda düzenleneceğini söyledi.
Fidan, İspanyol mevkidaşıyla görüşmelerinde güvenlik alanında atılabilecek adımları da etraflıca ele aldıklarını, NATO bünyesindeki güçlü bir işbirliğini de tekrar gözden geçirdiklerini belirterek “Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot bataryası konuşlandırmakta. Müttefiklik ruhuna uygun bu davranış memnuniyet vericidir. Ayrıca biz iki müttefik olarak savunma sanayi işbirliğimizi somut projelerle daha ileri taşımak istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İspanya’nın AB içerisinde en büyük ticaret ortaklarının başında geldiğini, İspanya ile ticaret hacminde hedefin 20 milyar dolar olduğunu aktaran Fidan, “Geçen yıl itibarıyla bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda.” bilgisini verdi.
Fidan, Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz Havzası’nın iki önemli ülkesi olduğunu, Akdeniz Havzası ve çevresinin çatışmalar, terörizm, iklim değişikliği ve düzensiz göç gibi sınamalarla karşı karşıya kaldığını kaydederek “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik işbirliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz.” ifadelerini kullandı.
İspanyol mevkidaşıyla Gazze’deki insani felaketin bölgesel ve uluslararası güvenliğe etkilerini de etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını, “Acil ateşkes ilan edilmesi” gerektiğini vurguladıklarını belirten Fidan, insani yardımların derhal ve kesintisiz ulaştırılması gerektiğini, bölgede kalıcı barışın ancak iki devletli çözüm temelinde sağlanabileceğine inancını yinelediklerini söyledi.
Fidan, tüm dünya kamuoyunun İsrail’e savaşın durması gerektiğini söylediğini ancak İsrail hükümetinin, masum Filistinlileri öldürmeyi sürdürdüğünü ve iki milyondan fazla kişiyi açlığa mahkum ettiğini vurguladı.
“Bizim emin olduğumuz bir husus var. İsrail hükümetinin üyeleri işledikleri suçların hesabını adalet karşısında er veya geç vereceklerdir.” diyen Fidan, uluslararası hukuku ve insanlık vicdanını yaralayan bu ırkçı zihniyetin tüm dünyanın ayakları altında ezileceğini ifade etti.
Fidan, mevkidaşıyla, üçüncü yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı’nı da ele alma imkanı bulduklarını belirterek şunları kaydetti:
“Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan kuvvetli desteğimizi yineledik. En kısa sürede adil ve kalıcı bir barışa ulaşılması gerektiği beklentimizi de vurguladık. İspanya ile küresel meselelerde fark yaratacak ortak girişimler geliştirme vizyonuyla çalışmayı sürdüreceğiz. Anadolu ve İber Yarımadası kültürel mirasından güç alarak 2005 yılında ortak girişimimizle medeniyetler ittifakını hayata geçirmiştik. Diyalog ve karşılıklı anlayışın teşvik edilmesindeki öncü rolümüzü daha da geliştirmek konusunda ısrarlıyız.”
Türkiye’nin AB üyelik süreci
İspanya’nın, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine desteğinin her zaman tam olduğunu belirten Fidan, AB ile ilişkilerde birkaç boyutun bulunduğunu ifade etti.
Fidan, “Avrupa Birliği, Avrupa ülkelerinin bir üst siyasi entitesi olarak ayrı bir hükmü kişiliğe sahiptir. Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz, Avrupa Birliği’yle kurumsal olarak başka bir ilişkimiz var.” diye konuştu.
Birçok Avrupa ülkesiyle geliştirilen ilişkilerin daha kolay olabildiğini kaydeden Fidan, AB ile ilişki geliştirildiğinde AB içerisinde oy birliğiyle alınması gereken kararlar olduğunu dile getirdi.
Fidan, bu durumun çoğu zaman Türkiye’nin aleyhine işleyebildiğine dikkati çekerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023’te tekrar seçilmesiyle AB üyeliği konusunda Türkiye’nin perspektifinin değişmediğini, stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını yinelediğini hatırlattı.
Bu konuda Türkiye’nin irade beyanı beklediği yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğuna işaret eden Fidan, bu ülkelerin irade beyanında bulunması gerektiğini kaydetti.
Fidan, AB’ye giriş sürecinin olduğunu anımsatarak, bundan evvel siyasi iradenin ortaya konması gerektiğini vurguladı.
2004-2005’te böyle bir siyasi irade ortaya konduğunu hatırlatan Fidan, “Daha sonra bu siyasi iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortadan kalktığını, bambaşka bir siyasal zihnin ve iklimin Avrupa Birliği’ne Türkiye ile alakalı hakim olduğunu gördük.” ifadesini kullandı.
Fidan, AB ile ilişkilerde her iki taraf lehine de ilerletilmesi gereken alanlar arasında gümrük birliğinin güncellenmesi, vize, daha farklı ticari imtiyazlar, ve göçle mücadele meselesi gibi konuların yer aldığını dile getirdi.
Bunların AB ile yoğun bir şekilde çalışılması gereken konular olduğunu vurgulayan Fidan, bu konularda bile ciddi bir çalışmanın halihazırda zaman zaman istedikleri şekilde olmadığını söyledi.
Fidan, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin bu yaz yapılacağına işaret ederek, şu anda AB’de bu konuda büyük bir bekleyiş olduğunu ve ortaya çıkacak siyasi tabloya göre olayların tekrar şekilleneceğine ilişkin bir algı bulunduğunu ifade etti.
Türkiye’nin seçim sürecini takip ettiğini kaydeden Fidan, “Bizim inancımız, parlamento seçimlerinin sonuçlarından bağımsız Avrupa Birliği kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması.” dedi.
Fidan, son yıllarda özellikle bölgede gündeme gelen olayların Türkiye, AB ve NATO ilişkilerinin güvenlik perspektifini daha da ön plana çıkardığına dikkati çekerek, Türkiye ile AB arasında gerek ikili düzeyde gerek NATO içerisinde güvenlikle alakalı tartışılması gereken çok ciddi konular olduğunu kaydetti.
Özellikle bölgesel ve küresel güvenlik konusunda iki tarafın neler yapabileceğinin tam tartışılmadığı değerlendirmesinde bulunan Fidan, bu tartışmanın başlatılması gerektiğini söyledi.
Fidan, bu tartışmanın sağlıklı yapılamaması nedeniyle bundan gelecek ciddi menfaati iki tarafın göremediğini, bunun ortaya çıkardığı boşluk ve risklerin çok fazla farkında olamadıklarını dile getirdi.
Bakan Fidan, iki tarafın da çok nitelikli, jeostratejik bir güvenlik işbirliği tartışmasını hem NATO içerisinde hem NATO dışında iki taraflı başlatması gerektiğine inandığını belirtti.
Filistin konusunda tek ve çok taraflı çabalar sürdürülüyor
Fidan, Türkiye’nin, üye olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı oluşturması için alınabilecek tüm tedbirler için her türlü baskıyı tek ve çok taraflı devam ettirdiğini söyledi.
Bunun Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), üye olunan bölgesel, ekonomik ve siyasi işbirliği teşkilatları nezdinde sürdürüldüğünü aktaran Fidan, “Bu sadece orada var olan trajedinin önlenmesi ile alakalı değil, daha büyük küresel krizlerin ve savaşların, bölgesel savaşların çıkmasıyla alakalı bir konu. Bu konuyu görmemek için gerçekten çok dar görüşlü olmak lazım. Gazze krizinin, oradaki insanlık trajedisinin ne türden felaketlerin habercisi olduğunu bütün insanlığın, ilgili kamuoyunun gerçekten görmesi lazım.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye’nin bu konudaki ortak çabaları devam ettirdiğini, İspanya’nın gerek devlet gerek AB içerisinde attığı adımlar ve teklif ettiği konular açısından tamamıyla arkasında olduklarını belirtti.
Bakan Fidan, barış konferansı düzenlenmesi, Filistin devletinin tanınması ve güvenlik garantilerinin ortaya çıkmasının gerçekten çözüm yolunda gündeme gelen çok önemli alternatif teklifler olduğunu kaydetti.
Fidan, buna benzer tekliflerin başka yerlerden de geldiğini ve Türkiye’nin de hazırladığı tekliflerin olduğunu aktararak, “Amacımız bu sorunun kalıcı bir şekilde, adil bir şekilde çözülmesi. Bunun için ne türden adım atılması gerekiyorsa yaptırımsa yaptırım, baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak. Bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi, amacımız bu.” diye konuştu.
Bakan Fidan, bu konuda göstermiş olduğu dayanışma için de İspanya hükümetine ve Albares’e teşekkür etti.
(Bitti)
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile Bakanlık’ta bir araya geldi. İkili görüşmenin ardından iki Bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Türkiye’nin İspanya ile köklü ilişkilere sahip olduğunu ve siyasi ilişkilerin giderek üst düzeye çıktığını belirten Fidan şöyle konuştu:
“İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmakta. Geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda.
Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik işbirliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde güvenlik alanında atabileceğimiz adımları ele aldık. NATO bünyesindeki güçlü işbirliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2019’dan bu yana Adana’da patriot bataryası konuşlandırmakta. Müttefiklik ruhuna uygun bu davranış memnuniyet vericidir. İki müttefik olarak savunma sanayi işbirliğimizi de somut projelerle daha ileri taşımak istiyoruz.
İspanya başından itibaren AB üyelik sürecimize samimi olarak destek olan ülkeler arasında yer almakta. AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini sayın meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı ülkelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledik.
“İSPANYA, AB İÇİNDE GAZZE KONUSUNDA İLKELİ TUTUM İZLEYEN ÜLKELERDEN BİRİ”
AB içinde Gazze konusunda ilk günden itibaren ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatıdır.
Acil ateşkes ilan edilmesi gerektiğini vurguladık, insani yardımların derhal ve kesintisiz ulaştırılması gerektiğini kaydettik. Bölgede kalıcı barışın ancak iki devletli çözüm temelinde sağlanabileceğine inancımızı yineledik.”
ALBARES: TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ SÜRECİNİN ONAYLANMASINI İSTİYORUZ
İspanya Dışişleri Bakanı Albares ise şunları kaydetti:
“Türkiye ile AB arasındaki diyaloğu sürekli olarak destekliyoruz, üyeliği sürecinin onaylanmasını istiyoruz. Türkiye bizim için, İspanya için çok önemli bir ortak. Bizim için zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisidir.
İspanya’nın dileklerini dile getirdim: Ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini dile getirdim. İnsani yardımın şartsız ve koşulsuz olarak Gazze’ye ulaşması gerektiğini söyledim. İspanya’da insani yardım savaşın başından bu yana üçe katlamış bulunuyor. Bütün rehinelerin serbest bırakılmasını arzu ediyoruz. İspanya bütün dünya ile ortakları ile dostları ile birlikte bir barış politikası gütmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin özel bir yere sahip olduğunu vurgulamak isterim. Bölgedeki barışın geleceğini düşündüğümüzde Filistin devleti ile birlikte oluşması gerekmektedir. Filistin devletinin kalıcı bir şekilde oluşması gerekmektedir. Güvenliğin, barışın ve istikrarın hem Filistinliler hem İsrailliler hem bütün ülkeler için Orta Doğu’ya gelmesinin koşulu budur.
“UKRAYNA’NIN DAHA ÖZGÜR OLMASI İÇİN GAYRETLERİMİZİ SERGİLEDİK”
Rusya-Ukrayna krizi çerçevesinde Türkiye başarılı bir duruş sergiledi. Karadeniz çerçevesinde bir gıda güvensizliğini engellemiş oldu. Bu vesileyle teşekkür etmek istiyorum. Hepimizin bu konuda belli vaatleri var, Ukrayna’nın daha özgür olması, egemen olması için hepimiz gayretlerimizi sergiledik.
Bütün müttefiklerimizin NATO’daki önemine değindik. Çünkü önümüzde güneyden gelen belli tehditler var. İki ülke arasında belli alışverişler var. İspanya’nın şirketlerinin Türkiye’deki varlığına dikkat çekmek isterim. Türkiye ile 19 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaştık.”
FİDAN: SİYASİ İRADE EROZYONA UĞRADI
İki Bakan ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir gelişme olup olmadığına ilişkin soru üzerine Fidan şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim aslında irade beyanı beklediğimiz yer AB’nin kilit ülkeleridir. Bunların irade beyanında bulunması lazım. AB’de pek çok süreç var. Bundan evvel siyasi iradenin ortaya konması gerekiyordu. 2004-2005 yılında böyle bir siyasi irade ortaya konulmuştu. Ama daha sonra bu siyasi iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortadan kalktığını ve bambaşka bir siyasal zihnin ve iklimin AB’ye Türkiye ile alakalı hakim olduğunu gördük.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi meselesi, farklı ticari imtiyazlar meselesi, göçle mücadele meselesi bunların hepsi esas itibariyle AB ile yoğun bir şekilde çalışmamız gereken konular. Fakat buralarda bile maalesef bir ciddi çalışmamız halihazırda istediğimiz şekilde olamıyor. Avrupa parlamentosu seçimleri olacak bu yaz. Şu anda AB’de bunun bekleyişi var, buradan çıkacak siyasi tabloya göre olayların tekrar şekilleneceğine ilişkin bir algı var. Biz de açıkçası onu takip ediyoruz ama bizim inancımız Parlamento seçimlerinin sonuçlarından bağımsız AB kurumları ile Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması.”
ALBARES: TÜRKİYE’NİN NET BİR ADAYLIK DURUŞU VAR
Albares ise soruyu şöyle yanıtladı:
“İspanya’nın duruşu her zaman Türkiye ile diyaloğumuzu geliştirmek üzerine yükselmektedir. Türkiye’nin net bir adaylık duruşu var. Tüm AB ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız. Bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için yol haritalarımız var.
Türkiye Gümrük Birliği’nin üyesi. Bu konuda gayretlerimizi ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki, Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin ve Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin.”
“FİLİSTİNLİLER AÇLIKTAN ÖLÜYOR”
Albares, Gazze’ye barışın gelmesi için bahsedilen ortak gayretlerin neler olduğu ve İspanya’nın İsrail’e uyguladığı yaptırımlara ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
“İspanya’nın önerisi bir barış konferansının düzenlenmesi. Bu konferansta hepimiz bir araya gelip Filistin devletini tanıyabiliriz ve İsrail de burada bize güvenlik garantisi verebilir. Bunu istiyoruz. Bu artık son kez olsun istiyoruz, son kez bu seviyede bir şiddete tanıklık edelim istiyoruz.
Sadece bombalardan söz etmiyoruz. Açlıktan da söz ediyoruz. Filistinliler açlıktan ölüyor. O yüzden bütün dünyadan insani yardımın ulaşabilmesi için hemen tedbirler istiyoruz. Kasım’dan itibaren İspanya finansmanını üç katına katladı ve bu bizim buradaki mülteci kamplarını ziyaret etti İspanya. Bütün rehinelerin şartsız şekilde özgür bırakılmasını savunuyoruz. Katliamlardan, felaketlerden çıkarılacak olan sonuç Filistinliler ve İsrailliler olarak hepimiz elimizi taşın altına koyacağız ve tekrar şiddete başvurulmaması için neler yapabileceğimizi konuşacağız.
“EMPERYALİZMİN KARŞISINDAYIZ, İSRAİL’İN ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI DAVRANIŞLARININ KARŞISINDAYIZ”
İspanya yaptırımları ilk uygulayan ülkelerden oldu. Biz burada emperyalizmin karşısındayız. İsrail’in buradaki uluslararası hukuka aykırı davranışlarının karşısındayız. Oy birliğiyle yaptırımlara karar verdik. İhracat lisanslarını artık durdurduk. İsrail’e daha fazla silah tedarik etmiyoruz. Biz artık barış istiyoruz.”
FİDAN: GEREK İSPANYA OLARAK GEREK AB’DE ATTIĞIM ADIMLARIN TAMAMIYLA ARKASINDAYIZ
Fidan ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Üyesi olduğumuz bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı oluşturulması için alınabilecek bütün tedbirlerin alınması için her türlü baskıyı, tek taraflı, çok taraflı devam ettiriyoruz. Birleşmiş Milletler nezdinde, İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde, üyesi olduğumuz bölgesel, ekonomik ve siyasi işbirliği teşkilatlarının hepsinde; çünkü burada şöyle bir şey var: Bu sadece var olan trajedinin önlenmesiyle ilgili değil, daha büyük küresel krizlerin ve bölgesel savaşların çıkmasıyla alakalı. Bu konuyu görmemek için çok dar görüşlü olmak lazım.
İki devletli çözüm konusunda sayın mevkidaşıma teşekkür ediyoruz. Gerek İspanya olarak gerek AB içerisinde attığı adımlar, teklif ettiği konularda tamamıyla arkasındayız. Barış konferansının düzenlenmesi, Filistin devletinin tanınması ve çeşitli güvenlik garantilerinin ortaya çıkması, bunlar gerçekten çözüm yolunda gündeme gelen önemli alternatif teklifler.”
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara’da İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares Bueno ile bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. İspanya ile Türkiye’nin yakın iş birliğine sahip olduğunu belirten Fidan, “Halklarımızın arasındaki yakın dostluk bağları giderek güçlenmekte. Siyasi ilişkilerimiz de gittikçe en üst düzeye çıkmakta. 2019 yılında başlattığımız Türkiye-İspanya Hükümetler Arası Zirve’sinin 7’ncisini 2021 yılında düzenlemiştik. 8’inci Zirveyi, haziran ayında Cumhurbaşkanımız ve İspanya Hükümet Başkanı Başkanlıklarında İspanya’da düzenleyeceğiz. Bugünkü görüşmemizde zirve hazırlıklarını ele alma fırsatımız oldu. İspanya aynı zamanda Avrupa Birliği içerisinde en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelmekte. İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmaktı, geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda” ifadelerini kullandı.
“Güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz”
Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz’in iki önemli ülkesi olduğunu ve terör, düzensiz göç, çatışmalar, terörizm ve iklim değişikliği gibi sınamalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Güvenlik alanında atabileceğimiz adımları da etraflıca ele aldık. Ayrıca NATO bünyesindeki güçlü iş birliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot Bataryasını konuşlandırmakta, müttefiklik ruhuna uygun bir davranış, memnuniyet vericidir. Ayrıca iki müttefik olarak savunma sanayi iş birliğimizi de somut projelerle daha ileriye taşımak istiyoruz” diye konuştu.
İspanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine samimi bir şekilde destek veren ülkeler arasında yer aldığını aktaran Bakan Fidan, “AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini bugün meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledim. AB içerisinde Gazze konusunda ilk günden beri ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerinin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatı niteliğindedir” dedi.
Filistin-İsrail çatışmaları çerçevesinde acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde ulaştırılması hususunda Bakan Albares ile fikir birliğinde olduklarını belirten Fidan, ayrıca görüşmelerde Rusya-Ukrayna savaşının da konuşulduğunu ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteğin yinelendiğini söyledi.
“Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay”
Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Türkiye’nin AB üyeliği sürecindeki bir sonraki adımın ne olacağı sorusu üzerine, “Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz. AB ile kurumsal başka bir ilişkimiz var. Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay ama AB ile geliştireceğimiz zaman orada konsensüs olarak alınması gereken kararlar var bu da lehimize işlemeyebiliyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını ifade ettiğini hatırlatan Fidan, bu hususta irade beyanı beklenilen yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğunu söyledi. AB’nin 2004-2005 yıllarında siyasi irade ortaya koyduğunu ancak sonrasında bu iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortada kalktığını ifade eden Fidan, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi, ticari imtiyazlar, göçle mücadele gibi konularda yoğun bir şekilde çalışılması gerektiğini ifade etti.
Bu yaz Avrupa Parlamentosu’nda seçimler olacağını hatırlatan Bakan Fidan, “Bizim inancımız parlamento seçimlerinin sonucundan bağımsız AB kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması” dedi.
Fidan ayrıca NATO, AB ve Türkiye ilişkilerinin ise bölgesel ve küresel güvenlik alanınla neler yapılabileceği kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.
Bakan Fidan, İsrail-Filistin çatışmaları kapsamında ise, Türkiye’nin üyesi olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı yapılması için alınması gereken tüm tedbirlerin alınması için baskı yaptığını ve bunun sadece oradaki trajediyi önlemek için değil bölgesel savaşlar ve küresel krizlerle de bağlı olduğunu görmemek için ‘çok dar görüşlü’ olmak gerektiğini söyledi.
“Amacımız bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve kalıcı olarak çözülmesi”
Bakan Fidan, iki devletli çözüm konusunda İspanya ile hemfikir olduklarını belirterek, “Bu sorunun kalıcı bir şekilde adil bir şekilde çözülmesi için ne türden adım atılması gerekiyorsa; yaptırımsa yaptırım baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak, bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi amacımız bu” diye konuştu.
“Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık”
Türkiye’nin AB adaylığı sürecinde desteklediklerini belirten İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Bueno ise, İspanya için Türkiye’nin önemini vurgulayarak, “Türkiye, zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisi. Ankara’da biz bunları kutladık. Artık İspanya’da sıra. İspanya’da misafir edeceğiz bir sonraki zirveyi. 2024 yılı aynı zamanda İspanya için, Türkiye için çok önemli bir tarih. Bizim birlikte Medeniyetler Birliğini başlattığımızın önemli bir işaretidir. Tekrar bu forumu bir araya getirmek istiyorum. Bizim için düşünme, bir araya gelme ve her toplumlarımızın karşılaştığı zorluklarla mücadele etmek için konuşmamız gereken bir platform. Aynı zamanda yine Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık. Bunun üzerinde yine konuştuk” dedi.
Gazze’de sürekli olarak ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini Bakan Fidan’la görüşmelerinde dile getirdiklerini aktaran Bueno, şartsız koşulsuz olarak insani yardımın Gazze’ye ulaşması gerektiğini kaydetti. NATO kapsamında iki ülkenin stratejik ortaklığına değinen Bueno, güneyden gelen tehditlere karşı Bakan Fidan ile fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin önemini vurgulayan Bueno, İspanyalı 700’den fazla şirketin Türkiye’de varlığına dikkat çekerek iki ülke arasında 19 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını kaydetti.
“Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin”
Bakan Bueno Türkiye’nin AB adaylığına yönelik ise, “Türkiye’nin net bir şekilde adaylık duruşu vardır. Bütün Avrupa ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız ve bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için bizim yol haritalarımız var. Bunu da güçlendirerek ilerliyoruz. Bununla ilgili olarak o kadar çok konu var ki Türkiye’yle bu konular üzerinde konuşmaktayız. Türkiye bizim burada gümrük birliğimizin üyesi. Bu konularda biz ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin. Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki daimi ateşkesin sağlanması için İspanya’nın bir barış konferansı düzenlemeyi planladığını belirten Bueno, konferansta Filistin Devleti’nin tanınması konusunda adımlar atılabileceğini ve İsrail’in güvenlik garantisinin alınabileceğini aktardı. – ANKARA
]]>“Filistin’e özgürlük. Cezasızlığa hayır. Katliama son verin” başlığıyla kent merkezinde organize edilen yürüyüşe katılan binlerce kişi, uluslararası topluma “Artık yeter. Sözü bırakın harekete geçin” çağrısı yaptı.
“Bu bir savaş değil soykırım”, “Filistin’e özgürlük”, “Hemen ateşkes” sloganları atan ve bu ifadelerin olduğu pankartlar taşıyan İspanyollar, İsrail’in Gazze’yi işgalinin ve bombalamasının, ayrıca Refah bölgesine saldırı planının durdurulmasını istedi.
Gösteriye, azınlık sol koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakından 5, koalisyonunun büyük ortağı Sosyalist İşçi Partisi’nden (PSOE) 1 bakan ile hükümete dışarıdan destek veren ancak İsrail’e karşı gerekli yaptırımları uygulamadığı için eleştiren Podemos partisinin yöneticileri de katıldı.
İspanya hükümeti İsrail’e karşı politikasında vaat ve icraat konusunda ikilem yaşıyor
Filistin’e destek ve İsrail’e karşı baskı yapılması için bu zamana kadar birçok çağrı yapan İspanya’daki sol koalisyon hükümeti, her şeye rağmen bu politikasında vaat ve icraat konusunda tutarsızlığını sürdürdü.
İktidara gelirken “ilk icraatımız Filistin devletini tanımak olacak” diyen PSOE ve Sumar, geride kalan 3,5 ayda Filistin devletini tanıma hususunda somut bir adım atmazken, hükümet görevlileri bununla ilgili yöneltilen soruları cevapsız bırakmaya devam etti.
Gösteriye katılan Sumar lideri, Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Yolanda Diaz, Ukrayna’yı işgal eden Rusya örneğini vererek, İsrail’e de Filistin’de insan haklarını çiğnemesinden dolayı yaptırım uygulanmasını istedi.
“İnsan haklarında görecelik yoktur ve aynı standartlar aynı durumlarda geçerli olmalıdır.” diyen Diaz, kendileri iktidarda olmalarına rağmen İsrail’e karşı karar almakta zorlandıklarını gizlemedi. Diaz, “Uluslararası toplumun daha fazlasını yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca İspanya hükümetinin de daha fazla taahhütte bulunmasını istiyoruz, çünkü bu barbarlığa artık son vermek çok önemli.” diye konuştu.
PSOE’den Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise Başbakan Pedro Sanchez’in “Filistin devletinin tanınması temelinde iki devletli çözüm ve uluslararası barış konferansı düzenlenmesi” sözlerini tekrarlayarak, “Gazze’de hemen ateşkes ilan edilmesi” çağrısında bulundu.
Puente, İspanya’nın İsrail’e silah sattığı iddialarını yalansa da hükümete dışarıdan destek veren Podemos partisi, PSOE’yi hedef alarak bu yöndeki eleştirilerini sürdürdü.
Hükümetin İsrail’e karşı politikasının “sadece makyaj operasyonu” olduğunu savunan Podemos partisi lideri Ione Belarra “Suç devleti İsrail’in yaptığı bir soykırımdır ve İspanyol hükümeti hemen silah alım satımını durdurmalıdır, bunu yapmadıkça bu soykırımın bir parçası olacaktır.” şeklinde konuştu.
Gösteriye katılan İspanyollar, Avrupalı hükümetlerden İsrail’e karşı boş sözler değil eylem bekliyor
Bu arada, gösteriye katılan İspanyollardan Paz Ruiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Sadece İspanya değil tüm hükümetler, güç, para ve korkudan dolayı İsrail’e karşı seslerini çıkaramıyor. Hükümetler konuşmaya gelince çok şey söylüyorlar ama iş eyleme geçtiğinde verdikleri sözler uçup gidiyor. Biz artık boş sözler değil eylem bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Antonio Gonzalez de “İsrail her geçen gün daha fazla insan öldürüyor ve sivil halka daha fazla zarar veriyor. Avrupa’da Almanya gibi ülkeler ise hiçbir şey yapmıyor. Maalesef bizim yapabildiğimiz tek şey gösteri yapıp, baskı kurmaya çalışmak ama AB adım atmadan hiçbir şey olmaz.” dedi.
“Gazze’deki katliam derhal sona ermeli”
Gösteri sonunda okunan manifestoda, “Gazze’deki katliam derhal sona ermeli ve Filistin sorununa adil bir çözüm bulmayı garanti edecek tüm eylemler teşvik edilmeli.” denilerek, “Filistin halkının korunmasını ve kendi geleceğine özgürce karar vermesine olanak tanınmasını sağlayacak, uygulanabilir ve tam egemen bir Filistin Devleti’nin etkili bir şekilde tanınması garanti edilmelidir.” çağrısı yapıldı.
İsrail’in Gazze’de sağlık ve su altyapılarına yönelik saldırılarını da sert dille eleştiren İspanya’daki sol siyasi partiler ve örgütler, sağlık personelinin ve gazetecilerin öldürülmesini, binaların yarısından fazlasının yıkılmasını ve 1 milyon 700 bin Filistinlinin yerinden edilmesini kınadı.
]]>Cervantes Enstitüsünün Ankara’da açacağı şube vesilesiyle Türkiye’ye gelen Montero, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Daha önce İspanyol El Pais gazetesinde kaleme aldığı yazılarda da Gazze’de yaşananlara değinen Montero, Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçlamasıyla yargılanan İsrail’in Gazze’de yaptıklarına tepki gösterdi.
Jean-Paul Sartre’ın “Aydın çağından mesuldür.” sözüne atıfta bulunan Montero, “Bu noktadan yola çıkan bir şahıs olarak dünyaya bakıyorum, insanlık onurunu ve insan haklarını son derece önemsiyorum. Gazze’de olup bitenlerin insan haklarının ihlali olduğunu düşünüyorum. Hiçbir terör eylemini desteklemiyorum ama binlerce Filistinlinin, çocuğun, yaşlının ve terörle hiçbir ilgisi olmayan insanın öldürülmesine yol açan saldırıyı kınıyorum.” ifadelerini kullandı.
Montero, İspanya’nın Gazze konusundaki tutumuna ilişkin, “İspanya’nın üstlendiği rol nedeniyle kendimi çok onurlu hissediyorum. İspanya bir barış ülkesi olarak BM ile birlikte Gazze’de acil ateşkesi, insan haklarına uyulması gerekliliğini ve barışı garantileyecek bir bağımsız Filistin devletinin kurulmasını savunuyor.” dedi.
“İspanya’da her geçen gün Türkiye ve kültürünün önemi artıyor”
Montero, Cervantes Enstitüsünün İspanyol dili ve kültürünün öğretilmesi için kurulduğunu belirterek, İspanyolca öğrettiklerini, kültürlerini yaymaya çalıştıklarını, akademik faaliyetler yürüttüklerini ve edebiyat, müzik, sinema, düşünce, gazetecilik ve kültür kelimesinin kapsadığı her alanda aktiviteler düzenlediklerini söyledi.
Dünyada geçerliliği bulunan İspanyolca bilgisi sertifikası verme yetkisinin de Cervantes Enstitüsüne ait olduğuna dikkati çeken Montero, İspanyolca öğrenmek isteyen herkesin tıp, hukuk, gezi gibi arzu ettiği her alanda enstitüde özel kurslar alabileceğini kaydetti.
Montero, “İspanyolca merak uyandıran bir dil çünkü Çinceden sonra ana dil olarak en çok konuşulan 2’nci, İngilizceden sonra da uluslararası alanda en yaygın 2’nci dil.” diye konuştu.
Türkiye’de de İspanyolcaya büyük talep olduğu için Ankara’da yeni şube açtıklarını aktaran Montero, hem bu sebeple hem de İstanbul’daki merkezi ziyaret etmek için Türkiye’ye geldiğini söyledi.
“İspanya’da her geçen gün Türkiye ve kültürünün önemi artıyor.” ifadesini kullanan Montero, İspanya’da Türk edebiyatına ilgi konusunda Orhan Pamuk ve Mario Levi gibi yazarların İspanyolcaya çevrilen eserlerini örnek gösterdi.
İslam kültürünün İspanya üzerine etkisi
Endülüs döneminde Müslüman Arap varlığının en yoğun olduğu şehirlerden birindeki Granada Üniversitesinde edebiyat profesörü olan Montero, İslam ile İspanya kültürlerinin etkileşimi konusuna da değindi.
Montero, “Müslüman Araplar 8. yüzyılda İber Yarımadası’na geldi. 1492 yılında Hıristiyanlarla savaştıktan sonra Granada’dan ayrıldılar. Yani yüzyıllar boyunca Endülüs’te, benim şehrimde yaşadılar ve oldukça derin bir iz bıraktılar.” dedi.
Arapçadan İspanyolcaya geçen çok sayıda kelime ve ifade olduğuna dikkati çeken Montero, Granada Üniversitesinde Arap kültürü çalışmalarının geleneksel ve önemli olduğunu, hatta üniversite bünyesinde bir Arap çalışmaları enstitüsü bulunduğunu aktardı.
Montero, Granada’daki Elhamra Sarayı’nın dünyanın en çok ziyaret edilen anıtlarından biri olduğunu hatırlattı.
Araplar ile Hıristiyanların uzun yıllar bir arada yaşadığına işaret eden Montero, “Elhamra’nın duvarları Arapça şiirlerle, dualarla dolu.” diye konuştu.
]]>