Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’ndeki konuşmasında, İstanbul’un temel sorununun imkan ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliği olduğunu söyledi.
Bununla yüzleşmek yerine kabahatlerini örtmek için bir de “engelleniyoruz” yalanına sarınıldığını dile getiren Erdoğan, “Bunların hepsi belgelidir. Engellenme diye bir şey yok, tüm belediyeler ne alıyorsa İstanbul fazlasıyla bunu almıştır. Halbuki rahmetli Barış Manço’nun dediği gibi, ‘Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker.’ Son 5 yılda 5 katına çıkartılan belediye borçlarıyla gelen kaynak, şahsi ihtiraslara hizmet edecek işlere harcanırsa elbette oradan eser çıkmaz. Yaşanan diğer rezillikler bakımından da bu şehir 30 yıl geriye gitti.” diye konuştu.
Erdoğan, bütün olanları İstanbulluların da gördüğünün altını çizerek, şöyle devam etti:
“Balya balya, bavul bavul paralar bir yerlerden geliyor, bir yerlere gidiyor. ‘Hatırlamıyorum, unuttum’ diyerek, şu ana kadar kimse bu görüntülerin makul, mantıklı, tutarlı bir izahını yapamadı. Partiye bina alınmasından vergi kaçırmaya pek çok şey söylendi. Ama hala maşeri vicdanı tatmin eden bir açıklama duyamadık. Tam tersine her konuşanla iş biraz daha karmaşık hale geliyor, çirkinleşiyor, biraz daha dal budak sarıyor. Tüm bu rezilliklerle siyaset kirlendi. Namuslarına emanet edilen oyları kirlettiler. Şehr-i İstanbul’u kirlettiler. İstanbul’u bunların eline bırakmamak, hem bu şehre hem bu şehirde yaşayanlara inanın vicdan borcumuzdur. Bakınız bugün İstanbul bir yol ayrımında bulunuyor. Bir tarafta ‘Sadece ben’ diyenler var, diğer tarafta ‘Sadece İstanbul’ diyenler var. ‘Sadece İstanbul’ diyenler olarak bu işi hafta sonunda hallediyor muyuz? ‘İstanbul’u nimet’ olarak görenlere, gereken dersi 31 Mart günü veriyor muyuz? İstanbul’a hizmet için gereken adımı haftaya bugün atıyor muyuz? Kardeşlerim, bunun için bir hafta çok çalışacağız ve gayret edeceğiz. Adımı da inşallah en güzel şekliyle atıp, 1 Nisan’dan itibaren ‘Yeniden İstanbul’ diyerek yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ana Kademe, Gençlik Kolları ve Kadın Kolları teşkilatına seslenerek, “Bu adımı atmaya var mıyız? Bir tarafta yaklaşan deprem tehlikesini umursamayanlar var, diğer tarafta İstanbul’u depreme hazırlamak için programı, projesi hazır olanlar var. Bir tarafta şehrin trafiğini rahatlatmak için kılını kımıldatmayanlar var, diğer tarafta metrosundan tüneline tüm ulaşım projelerini seferber edenler var. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta bu düğümü çözecek ve İstanbul’un ‘Türkiye Yüzyılı’ yürüyüşünü biz başlatacağız.” ifadelerini kullandı.
“Biz, eksiğini ve hatasını asla inkar etmeyen bir ekibiz”
“Türkiye Yüzyılı” için söz istediğini kaydeden Erdoğan, “Ev ev, dükkan dükkan, sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe İstanbul’u, düğüne, şölene, toya hazırlar gibi 31 Mart’a hazırlamaya söz veriyor musunuz? Erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, çalışanı ve işvereniyle, ülkemizin neresinden gelirse gelsin, geleceğini bu şehirde kuran her bir ferdiyle, İstanbul’a sahip çıkmaya söz veriyor musunuz? Seçim günü hem sandığa gitmeye hem sandığı namusumuz gibi korumaya söz veriyor musunuz?” diye sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un mert olduğunu ve sözünü tuttuğunu, bugüne kadar ne kendilerinin İstanbul’a ne de İstanbul’un kendilerine mahcup olduğunu söyledi.
Muhalefet gibi yanlışı, kusuru ve kabahati millette arayanlardan olmadıklarının altını çizen Erdoğan, şunları belirtti:
“Biz, eksiğini ve hatasını asla inkar etmeyen bir ekibiz. Milletimize kulak veriyoruz, sizden gelen geri dönüşlere göre kendimizi sürekli yeniliyor, ufkumuzu genişletiyoruz. Bugün de hem İstanbul’da hem tüm Türkiye sathında bizden daha dinamik, bizden daha enerjik, bizden daha vizyon sahibi bir kadro göremezsiniz. Varsın onlar karınlarında kırk tilki dolaştırıp kırkının da kuyruğunu birbirine değdirmeyecek ihtiraslar ve cinlikler peşinde koşsunlar. Biz hasbi ve harbi duruşumuzla, tevazumuzla, hüsnüniyetimizle daima milletimizin emrinde, hizmetinde, huzurunda olacağız.”
“Milletimizin bizatihi kendisi bizim referansımızdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, referansın nereden verildiğinin bir kişinin nereden beslendiğini gösterdiğini aktararak, milletin bizatihi kendisinin referansları olduğunu, millete inandığını, onların da kendisine inandığını bildiğini ifade etti.
İstanbul’la birlikte diğer 80 vilayette kazandırdıkları eserlerin kendilerinin referansı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar, bizim referansımızdır. Demokrasimizi vesayetin sultasından kurtararak güçlendirmemiz, bizim referansımızdır. Milli iradenin önündeki engelleri kaldırarak ülkemizde hakim kılmamız bizim referansımızdır. Dünyadaki tüm mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye gerçeği, bizim referansımızdır. Girdiğimiz 17 seçimin hepsinden zaferle çıkmamızı da aynı şekilde bu referanslarımıza borçluyuz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ayrımcılığın her çeşidini elimizin tersiyle ittik”
Erdoğan, her seçim öncesinde insanları korkutmak için kendileriyle ilgili ortaya bir sürü yalan ve iftira atıldığını fakat iftira atanların bir kez olsun haklı çıkmadıklarını, onların hiçbir zaman akıllanmadığını ve kendilerini düzeltmediğini dile getirdi.
“Onlar ne derse desin biz asla istismar siyaseti yapmadık. Kimlik siyaseti gütmedik. Kimsenin meşrebiyle, kökeniyle, hayat tarzıyla ilgilenmedik.” diyen Erdoğan, bu kişilerin sandıkta hangi partiye oy verdiğine bakmadıklarını, bunun çetelesini tutmadıklarını vurguladı.
Ayrımcılığın her çeşidini ellerinin tersiyle ittiklerinin altını çizen Erdoğan, “Belediyelerimizin ve kamu kurumlarının kapılarını, Türkiye’ye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese açık tuttuk. Siyasi rekabetin, siyasi husumete dönüştürülerek, insanlarımız arasında bir fitne unsuru haline getirilmesine müsaade etmedik. Hele hele kazanma değil, sadece kaybettirme şantajıyla siyaset yapma fırsatçılığına hiç dönüp bakmadık.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık ve net ifade etmek istediğini anlatarak, “Biz, 1994’te bu şehrin emanetini devralırken neredeysek, 2002’de Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenirken hangi gayeyle hareket ediyorsak, bugün de aynı prensiplere bağlıyız. Tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ediyoruz.” dedi.
(Sürecek)
]]>“BİZİM YAPTIKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önemli satır başları şöyle; “İstanbul’un giderek ağırlaşan trafik ve ulaşım sorununu hafifletmeyi görev addediyoruz. Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul. 5 yıl bitti, 5 yıl. Büyükşehir belediyesi acaba kaç metro hattı yaptı? Yalandan başka bir şey yok. Rahmetli Kadir beyin yaptıklarına sahip çıkıyor. Bizim yaptıklarımıza sahip çıkıyor. Veyahut da metronun adımı atılıyor geliyor ona dolgu yapıyor. Sen busun ya. Yaptığın bir şey yok. Dürüst ol dürüst. Fakat 31 Mart akşamı ben inanıyorum ki İstanbullu kardeşlerim bu yalana, dolana, talana prim vermeyecek, yolun açık olsun diyecek. Bu duvarlardaki tam ileri diyor ya, şimdi ona tam ileri yolun açık oldun demek lazım. Yeni metro hatlarını tek tek hayata biz geçiririz. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Bakırköy-Kirazlı metro hattı bu çabalarımızın en son örneği. Hattımız metrobüs, deniz otobüsleri ile entegre olacak. Şu anki belediye acaba kaç tane metro yaptı. Yapmaz yapamaz da. Sadece yalan. Metrobüsü İstanbul’a kazandıran AK Parti belediyeciliği. Bütün metro hatlarını yapan yine bizim belediyelerimiz. Kadir bey ile devam eden ve ondan sonra devam eden Mevlüt bey ile devam eden süreç. Bizden sonra hiçbir şey yok. Bu metro ile İstanbul’un hayatı daha da kolaylaşacak. Çam ve Sakura hastanesinin yolunu yapmadı. O yolu biz yaptık. Ya ne işe yarıyorsun, şunu da ben yaptım de.
“2019’DAN SONRA İSTANBUL’U KADERİNE TERK ETMEDİK”
CHP’nin güdümündeki ideolojik çevrelerin her türlü engelleme çabalarına rağmen bu yatırımları şehrimize kazandırdık. İstanbul’a karşı mesuliyetimizin bilinciyle 2019’dan sonra da İstanbul’u kaderine terk etmedik. Ulaştırma Bakanlığımız vasıtasıyla metro hatları başta olmak üzere raylı sistem projelerin devamını sağladık.
“31 MART İSTANBUL İÇİN KADER SEÇİMİ”
CHP’nin takoz siyasetine boyun eğip Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yapmasaydık bugün durum çok daha kötü olurdu. Bunlar ne diyorlardı gerek yok… E peki Niye kullanıyorsun? Kullanma. Fakat biz isteseler de istemeseler de insanoğluna hizmet için varız. Kardeşlerim İstanbul’u fetret devrinden kurtarmak için önümüzde tarihi bir fırsat var. 31 Mart seçimlerinin İstanbul için bir kader ve karar seçimi olduğu anlaşılıyor
“İSTANBUL’UN SORUMLULUK SAHİBİ YÖNETİCİLERE İHTİYACI VAR”
İstanbul’un kendine nimet olarak bakanlardan ziyade emanet olarak bakan sorumluluk sahibi yöneticilere ihtiyacı var. Bu şehirde yaşayan İstanbullular olarak İstanbul’un acil meseleleri konusunda hepimizin aynı düşündüğüne inanıyorum. Nedir bunlar? Geçtiğimiz günlerde Çanakkale’de meydana gelen sarsıntı bize deprem gerçeğini tekrar hatırlattı. İstanbul’un bir an önce depreme hazırlanması gerekiyor. Kısa süre önce devreye aldığımız Yarısı Bizden kampanyası İstanbul’un depreme hazırlanmasına verdiğimiz önemin göstergesiydi. Şehrimizi depreme karşı daha dirençli hale getireceğiz. Bir diğer hemfikir olduğumuz konu trafiktir. Trafik meselesinin İstanbul’da nasıl çile haline geldiğini az önce ifade ettim. İstanbullu kardeşlerim her saat bu sorunla yüzleşiyor. Murat kardeşim şehrin ulaşım sorununun çözümüyle ilgili projeleri paylaştı.
Deniz ulaşım payını artıracağız. İstanbul’un iki yakasında iki büyük tünel yaparak ulaşımı rahatlatacağız. Trafiği bir sorun olmaktan önemli ölçüde çıkaracağız. Ramazan’ı Şerifi’nizi şimdiden tebrik ediyorum. Birliğimizi beraberliğimizi daim eylesin”
]]>Sultangazi’deki Halk Buluşması’nda konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İliç’teki maden felaketini hatırlatarak, “Murat Kurum diyor ki, ‘ÇED raporuyla bunun bir ilgisi var mı?’ Olmaz olur mu? Sen o dağın yapılmasına imzayı attın, felaketten sorumlusun. İliç’teki felaketten sorumlu olan Murat Kurum’un İstanbul’un felaketi olmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.
CHP lideri Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, seçim çalışmaları kapsamında Sultangazi’de düzenlediği Halk Buluşması’nda konuştu.
“5 YIL ÖNCEKİ SULTANGAZİ İLE BUGÜN ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK VAR”
5 yıl önce Sultangazi’de çok çalıştıklarını kaydeden Özel, “Özellikle o Türkiye demokrasisinin en büyük hazımsızlığından sonra, Ekrem başkanın kazandığı seçimi hile ile iptal ettirip bir daha seçim dediklerinde tüm İstanbul’da çalışırken ben Sultangazi’ye çok geldim. Bugün Ekrem başkanımızla birlikte, Ferhat başkanımızla birlikte otobüsün ön camında şöyle bir Sultangazi turu yaptık. Başkanlarıma söylediğim şudur; ben 5 yıl önce Sultangazi’de idim. O gün gördüğüm Sultangazi ile bugün arasında dağlar kadar fark var. Elinize, emeğinize sağlık.” dedi.
“650 BİN ANNENİN ÇANTASINDA, MANTOSUNUN CEBİNDE ARTIK ANNE KART VAR”
Mitinge gelirken, yolda karşılaştığı bir durumu anlatan Özel, “Yolda gidiyoruz. Bir ablamız, otobüsün önüne atlıyor, durduruyor. Cebinden, çantasından, mantosunun cebinden bir anne kart çıkartıyor. Ekrem başkana gösteriyor ve ‘teşekkür ederim’ diyor. Bundan büyük mutluluk var mı? 650 bin annenin çantasında, mantosunun cebinde artık anne kart var. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu şu demek; evet Sultangazi Cumhuriyet Halk Partisi’nin 5 yıl boyunca çok yol aldığı bir ilçe ama en önemli mesafe annelerin gönlünde alınmış. Ekrem başkanın İstanbul’daki varlığı, İstanbul’a huzur, mutluluk, güven, sevgi, İstanbul sokaklarına adalet getirdi ve İstanbul Ekrem başkanı çok sevdi, Ekrem başkana desteğini arttırarak sürdürüyor ” diye konuştu.
“İSTANBUL VE KENTE HİZMET İÇİN SABIRSIZLANAN MUHTEŞEM BİR TAKIMIMIZ VAR”
Özel, “Sultangazi’de ne gördün? Sultangazi 5 yıl önce İstanbul’un verdiği karardan çok memnun. 5 yıl önce İstanbul’un verdiği kararı bu sefer 31 Mart’ta hem İstanbul için hem de Sultangazi için verecek. Ferhat Başkanımı Sultangazi’ye hizmetle görevlendirecek. İstanbul’un çok güçlü bir takımı var. Takımın kaptanı bütün Türkiye’nin sevgilisi ancak öyle bir takım var ki takımda gençler var, kadınlar var, dinamizm var, inanç var, yarınlara güven var. Size layık bir kadro var bu takımda. Ferhat Başkan, arkanda bu gençler varsa sırtın yere gelmez. Ferhat Başkan ile bizim bir ortak özelliğimiz var, ikimiz de aynı sene aynı ayda doğmuşuz. Tam ikimiz aynı yaştayız, yaşıtız, akranız. İkimiz de 49 yaşındayız, bizim İstanbul’da 39 adayımız var, onların da yaş ortalaması aynı bizim gibi 49. Ama 31 yaşındaki Eren Ali Bingöl’den tutun Tuzla’daki bütün İstanbul’da hem genç, hem dinamik, hem tecrübeli, yaptığı işi bilen, İstanbul ve kente hizmet için sabırsızlanan muhteşem bir takımımız var. Bu takıma sahip çıkalım hep beraber” dedi.
“EKREM BAŞKANIN 5 YILDIR YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEDİĞİ KİMSE KALMADI”
Miting alanının üzerinde uçan helikopteri gösteren Özel, “31 Mart’ta ne olabilir biliyor musunuz? Allah muhafaza bu helikopterler gelebilir. Bu helikopterde 5 yıl öncesine kadar ne vardı? Tayyip Erdoğan oturuyordu, yanında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Pata pata pata geziyorlar. ‘Bu arsa nerenin?’ ‘Efendim bizim.’ Dönüyordu bu tarafa, özel kalem müdürü Hasan Beye. ‘Hasan, bunu Katarlılara verelim. Bu arsa kimin?’ ‘Efendim bu da İBB’nin.’ ‘Tamam bunu da ben geçenlerde Birleşik Arap Emirliklerine söz verdim, yaz oraya verelim.’ İstanbul’daki kupon arsaları İstanbul’un üstünde uçup teker teker Araplara, Katarlılara, şeyhlere, emirlere yazıyordu. 5 senedir helikopter yok. 5 senedir İstanbul’un üzerinde kabus helikopterleri uçmuyor. O arsaları ne yapıyor Ekrem Başkan? Katarlılara değil İstanbullulara veriyor. Park yapıyor, hizmet yapıyor. Ekrem Başkanın 5 yıldır yüzünü güldürmediği kimse kalmadı. Küçük çocuğu olan anneleri güldürdü, yaşlıları güldürdü, emeklileri güldürdü, emekçileri güldürdü, gençleri güldürdü. Bak teyzem diyor, ‘Beni güldürdü.’ Ekrem Başkanın yüzünü güldürmediği birileri var, o da çıkar ve rant çevreleri. Onların değil halkın başkanlığını yapıyor Ekrem Başkan. Şimdi, istiyorlar ki helikoptere binsinler, yanına Murat Kurum’u alsın, İstanbul’un tepesinde yine dolaşsın. Öyle yağma yok. Ekrem Başkan’dan memnun muyuz? Ona bu sefer, ona geçen sefer ikinci seçimde verdiğimizden daha büyük bir desteğe hazır mıyız? Emin olun 31 Mart’ta Ekrem Başkan kazanacak, İstanbul kazanacak. 31 Mart’ta Ferhat Başkan kazanacak, Sultangazi kazanacak.” şeklinde konuştu.
“BİR TANE TRABZONLU İSTANBUL’DA 10 TANE METRO YAPTI”
Özgür Özel, Trabzonlu bir vatandaşla yaşadığı diyalogu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Ekrem Başkanın İstanbul’a yaptıklarını bir Trabzonlu hemşerisi ile konuşuyoruz. Allah için dedi, Ekrem Başkan İstanbul’da çalıştı. Hemşerisi birazcık gönlü öbür tarafta, inkar da edemiyor Ekrem Başkanın yaptıklarını. Dedim ki yahu Allah aşkına, gel bir hesap yapalım seninle. İstanbul’da Ekrem Başkan görevdeyken, Trabzon’da kaç milletvekili var AK Parti’nin? Dedi, 4. Kaç tane bakanı vardı? Dedi o da 4. Etti, 8. Ortahisar, yani Trabzon Belediyesi kimde? Dedi AK Parti’de, 9. Büyükşehir kimde? Dedi AK Parti’de 10. Dedim ki 10 tane Trabzonlu Trabzon’a bir tane metro yapamadı, bir tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı yahu. Daha ne yapsın. Ekrem Başkan geldiğinde o 10 metronun 10’u da durmuştu. Geçtiğimiz yıl görevi bırakana kadar Ulaştırma Bakanlığı yapan genel sekreter yardımcısı ‘Para yok’ deyip metroları durdurmuştu. Ekrem Başkan Japonya’dan işin ehlini, çok başarılı bir Türk kadınını getirdi, işin başına koydu, ulaşımdan sorumlu genel sekreter yardımcısı yaptı, bütün dünyadan İstanbul’a metro için yatırım aktı, para aktı. Helal olsun onlara. Sonra ne diyor, efendim diyor. Hatay’da utanmadan, sıkılmadan diyor ki ‘Eğer iktidardan olmazsa Hatay Beleyesi, hizmet gelmez, geldi mi, Hatay mahzun kaldı.” Yani Hataylıların geçen seçimde verdikleri oy ile depremzedeleri cezalandırdığını söylüyor, gelecek seçimde vereceği oy için de şimdiden tehdit ediyor. Vallahi İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde sen yoktun, Ekrem Başkan vardı ama senin yaptıklarının çok üstünde, 4-5 katı hizmet yapıldı. Gölge etme, başka bir şey istemiyoruz.”
“MURAT KURUM’UN İSTANBUL’UN FELAKETİ OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Özel, konuşmasında İliç’teki maden felaketine de değinerek AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u sert sözlerle eleştirdi.
Özel şöyle konuştu: “Şimdi beyefendi Murat Kurum’u getirmiş, Murat Kurum İstanbul’da bir göreve talipmiş. Murat Kurum’un önceki görevinde attığı imza ortada, biz ‘aman ha! İliç’te siyanür var, çevre katliamı var. İnsanlığın sağlığına, bebeklerin sağlığına büyük zarar verir, annelerin düşük yapmasına ya da engelli çocuk doğurmasına sebebiyet verir’ dedik. Dinlemediler. ‘Atma’ dedik, attı imzayı. Daha sonra 4-5 katına çıktı orası. Bir yandan şirket paraları istiflerken, bir yandan çıkan toprak bir yere istiflendi, işçiler dedi ki, ‘bu dağ bir gün hepimizi götürecek’ o dağ geldi, 9 canımızı götürdü. Şimdi Murat Kurum diyor ki, ‘ÇED raporuyla bunun bir ilgisi var mı?’ Olmaz olur mu? Sen o dağın yapılmasına imzayı attın, felaketten sorumlusun. İliç’teki felaketten sorumlu olan Murat Kurum’un İstanbul’un felaketi olmasına izin vermeyeceğiz.
“MURAT KURUM, İMAMOĞLU’NA 100 ÜZERİNDEN 87 NOT VERMİŞ TEBRİK EDİYORUZ MURAT BEYİ”
Ben bir konuda hakkını teslim edeyim. Murat Bey çok zor bir işi başardı. İstanbul gibi bir belediyenin böyle bir metropolün, büyükşehir belediyesinin performansını belirlemek kolay iş değil. Biz araştırmaları, çalışmaları yaptırdık, bütçe tasarruflu kullanıldı, iki kat iş yapıldı falan, uzun uzun sayfalarca rapor var. Ama Murat Bey muhteşem bir tespit yapmış. Demiş ki, ‘5 yıllık Ekrem İmamoğlu’na karne vermiş, 100 üzerinden 87 not vermiş. Tebrik ediyoruz Murat Beyi. Ben Ekrem başkana 100 üzerinden 90 mı 95 mi vereyim diyordum ama rakibi 87 verdiyse bu en değerlisi. Tebrik ediyoruz başkanı.”
“MAĞDURUN HAKKINI SAVUNAN BİR SİYASETÇİ”
Özel, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Sultangazi’nin güzel insanları, Ferhat Bey benim takip ettiğim çok aktif bir siyasetçi, insan hakları meselesinde duyarlı, hak yemeyen, mağdurun hakkını savunan, son derece etkili bir siyasetçi. TEMA Vakfında uzun yıllar çalışmış, çevreci, yeşili seven ve koruyan. Kent suçlarına karşı mücadele eden, Sultangazi ve insanları seven bir siyasetçi. Eğer ona görevi ve yetkiyi verirseniz, Ekrem Başkan ile kol kola, Sultangazi’nin çehresini değiştirecek. Biz Ferhat Başkana kefiliz, Sultangazi’den Ferhat Başkana destek bekliyoruz. Onu seviyor, güveniyoruz. Bu kente emeği olan bu çalışkan, dürüst, namuslu, erdemli insana verin Sultangazi’nin anahtarını, Sultangazi’yi 5 yılda bambaşka bir noktaya getirelim. Oy kullanmaya gidin, sandığa gitmeyecek birinden haberdar olursanız, onu mutlaka ikna edin. Mutlaka hastayı, engelliyi, yaşlıyı koluna girin sandığa götürün. Ekrem Başkana sahip çıkın, Ferhat Başkana sahip çıkın. Sultangazi’ye, İstanbul’a sahip çıkın. Ben Ferhat Başkanımı, Ferhat Epözdemir’i ve Ekrem Başkanımı sizlere emanet ediyorum. Sizi de Allah’a emanet ediyorum.”
]]>Sanatseverleri İstanbul’un ruhunu, renklerin ve siyah-beyazın kontrastı aracılığıyla keşfetmeye davet eden sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Odabaşı, eserlerinde İstanbul’un zıtlıklarının nasıl bir arada dengede kaldığını anlatmaya çalıştığını dile getirdi.
Bir kısmı siyah beyaz, bir kısmı renkli olan fotoğraf karelerinde renklerin canlılığını ve siyah beyazın derinliğini ifade etmeye çalıştığını belirten Odabaşı, görsel bir deneyim sunmanın yanı sıra, izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve farklı bir perspektiften görmeye teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.
“Her bir kare İstanbul’un zıtlıklarının ve güzelliklerinin de yansıması”
Odabaşı, “Renkli Renksiz” sergisinin çıkış noktasının, İstanbul’un zengin dokusuna, bu şehrin bireyler üzerindeki etkisine ve şehrin kendine has ikilemlerine olan derin ilgisiyle oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Bu sergi, şehrin ve onun sakinlerinin yaşadığı zıtlıkları, renklerin ve renksiz anların iç içe geçtiği, gözle görülenin ötesindeki derinlikleri keşfetme arzusunun bir ürünüdür. İstanbul, hem tarihi hem de modern, hem kaotik hem de huzurlu yüzleriyle, bu sergi için bitmez tükenmez bir ilham kaynağı oldu. Karşıt duyguların bir aradalığı ve İstanbul’un bunu mükemmel bir şekilde dengede tutuyor olması, aslında sosyolojik bir realiteyi temsil ediyor. Sergi, bu realitenin keşfedilmesini, şehrin bu eşsiz dengesinin ve zıtlıkların bir arada nasıl uyum içinde var olabildiğinin anlaşılmasını arzuluyor. İstanbul, tarihi boyunca pek çok farklı kültürü, inancı ve yaşam tarzını bünyesinde barındırmış; bu çeşitlilik, şehrin sosyal dokusunu şekillendirmiş ve zengin bir kültürel miras oluşturmuştur. “Renkli, Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un bu sosyolojik çeşitliliğini, onun sunduğu zıtlıkları ve bu zıtlıkların bir aradalığını göstermeyi amaçlıyor.”
İstanbul’un her sokağında farklı bir duygu, farklı bir hikaye olduğuna dikkati çeken sanatçı, sergide fotoğraf karelerini “Sessiz Sokaklar” “Yorgun”, “Masumiyet”, “Bekleyiş”, “Şehirler Şehri”, “Doku”, “İkilem-İzler”, “Yansımalar”, “Dinginlik” ve “Portreler” isimlerinde 10 farklı bölüme ayırdığını ve 97 eserinin yer aldığını aktardı.
Odabaşı, projenin bir sene önce başladığı bilgisini vererek, şunları kaydetti:
“İstanbul sokaklarını, caddelerini, eski yapılarını, gizli kalmış köşelerini gezmeyi çok seviyorum. Üslubum, gerçeklikle hayalin, ışıkla gölgenin, renkle renksizliğin sınırlarında dolaşıyor. Fotoğraflarım, genellikle anın dramatik ve duygusal yönlerini vurgulayan görsel hikayeler anlatma çabasında. Gölgeler ve yansımalar kullanarak, görünenin ötesine geçmeye, izleyicilerin bakış açılarını değiştirmeye ve onları, gördüklerinin daha derinlerindeki anlamları düşünmeye teşvik etmeye çalışıyorum.”
“Yağlı boya çalışmalarımı biraz daha ön plana çıkarmak istiyorum”
Ayşegül Ekin Odabaşı, 2017’de siyah beyaz sanatsal fotoğraflarının, heykellerinin ve kolajlarının yer aldığı “Çağdaş Eserlerle Göç” adında göç temalı bir sergi düzenlediğini aktararak, “Göç konusundaki hassasiyet o dönemde çok yoğun bir gündem oluşturuyordu. Duyarlılık açısından bu konunun insan hikayeleri boyutunun ön plana çıkmasını dilemiştim.” dedi.
Yeni projeler üzerine çalışmaya devam ettiğini söyleyen Odabaşı, “Bir sonraki sergimde, yağlı boya eserler, kolajlar ve çağdaş sanat tekniklerini harmanlayarak, İstanbul’un detaylarına yeni bir bakış açısı getirmeyi planlıyorum. İstanbul’un Karaköy, Tomtom, Tarlabaşı, Balat, Galata, Çukurcuma gibi benim için özel anlam taşıyan bölgeleri, bu yeni projemde önemli bir yer tutacak. Bu bölgelerin kendine has atmosferi, sokakları ve insanlarının, yağlı boya tablolarımda ve diğer sanatsal çalışmalarımda hayat bulmasını arzuluyorum. Filistin’deki insanlık dramı ile ilgili de duyarlılığı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen yağlı boya eserler üretmek istiyorum. Çalışmalara çok yönlü olarak devam edeceğim.” ifadelerini sözlerine ekledi.
“Renkli Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un çok katmanlı yapısını, bir fotoğraf sergisi aracılığıyla yeniden deneyimleme ve şehrin göze çarpmayan güzelliklerini, hüzünlerini keşfetme imkanı sunmayı amaçlıyor.
Tarihi yarımada, Beyoğlu, Balat ve Sarıyer’den fotoğraf karelerinin yer aldığı “Renkli Renksiz” fotoğraf sergisi, 4 Mart’a kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.
]]>