Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun Çiçeği virüsü Afrika'nın dışına çıktı. İsveç'te ilk maymun çiçeği vakası görüldü. Avrupa sınırlarına da sıçrayan hastalık için gözler şimdi resmi makamlarda.
DSÖ, Çarşamba günü aldığı kararla Afrika'yı etkisi altına alan M çiçeği (Mpox) virüsü salgını nedeniyle "küresel acil durum" ilan etti. DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kuzey Amerika ve Avrupa'daki M çiçeği salgınları, aşılar ve antiviral tedavilerin yanı sıra yüksek risk gruplarına yönelik halk sağlığı mesajlarının yardımıyla kontrol altına alındı. Ancak geçtiğimiz aylarda çok sayıda ülkede salgınların görüldüğü Afrika escort eryaman kıtasının bazı bölgelerinde neredeyse hiç aşı bulunmuyor.
Afrika kıtasında bu gelişmeler yaşanırken virüs Avrupa'da da ilk kez İsveç'te görüldü. İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, "Öğleden sonra İsveç'te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik" dedi.
İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I'in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm'de olduğu ifade edildi.
Afrika'da en kötü etkilenen ülke, bu yıl en büyük salgında 12 binden fazla vaka ve en az 470 ölüm kaydeden Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu.
Ülke, teşhis için yapılan testlerde belli olmadığı anlaşılan tehlikeli yeni bir türün yanı sıra düzensiz hastalık gözetimi ve aşı ve tedavi eksikliğiyle mücadele ediyor.
En son 2022 yılında bir M çiçeği vakası kaydeden Güney Afrika da eryaman escort bayan bu yıl yeni bir salgın bildirdi. Enfeksiyonun en çok uzak bölgelerde görüldüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yetkililer, hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için hükümet tarafından yürütülen çabalara yardımcı olmak üzere halka destek çağrısında bulundu.
Doğu Afrika Topluluğu bölgesel bloğu da, bölgedeki beş ülkeye sınırı olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki hastalık konusunda üye ülkeleri uyaran bir bildiri yayınladı. Bu ülkelerden biri olan Burundi şimdiden üç vakayı doğruladı.
]]>Başkente yakın Lidingö Adası’nın kayalık tepeleri, kırmızı ve sarı renkte büyük ahşap villalar ve tavandan tabana pencereli beyaz minimalist konaklarla dolu.
Stockholm şehir merkezine yarım saat araba mesafesindeki bu bölge İsveç’in en zengin mahallelerinden biridir.
Burada evi olan girişimci Konrad Bergström, 3 bin şaraplık mahsenini gösterirken yüzüne parlak bir gülümseme geliyor, “Fransız Bordeaux’sunu seviyorum” diyor.
Ev sınırları içinde bir açık yüzme havuzu, ren geyiği derisi döşemeli aletlerden oluşan bir spor salonu ve ile gece kulübü olarak da hizmet verebilen bir çalışma alanı bulunuyor.
Bergström, “Çok sayıda müzisyen arkadaşım var ve dolayısıyla çok fazla müzik yapıyoruz” diye bu odayı anlatıyor.
Servetini, kulaklık ve bluetooth hoparlör üreten müzik teknolojileri şirketi üzerinden elde eden İsveçli iş insanının, İspanya ve ülkesinde benzer dört evi daha bulunuyor.
Bu başarılı bir girişimci için şaşırtıcı bir yaşam tarzı değil. Ancak İsveç’i izleyen birçokları için şaşırtıcı olan, uzun süredir sol siyasetin yönettiği bu ülkede nasıl bu kadar zengin ortaya çıktığı.
İsveç’te her ne kadar sağcı bir koalisyon şu anda iktidarda olsa da, ülke geçen yüzyılın büyük bir bölümünde Sosyal Demokrat hükümetler tarafından yönetildi.
Halka, gelir dağılımının eşit olacağı sözü verilirken, vergiler sosyal devleti finanse edecek şekilde planlandı.
Ancak İsveç son otuz yılda, süper zenginlerinin sayısında bir patlama yaşadı.
Veckans Affärer isimli eski bir ekonomi dergisinin 1996 tarihli listesinde, ülkede o yıl net serveti 100 milyon dolar civarında yalnızca 28 kişi vardı. Kron milyarderi listesindeki kişilerin çoğunun serveti aileden geliyordu.
İsveç’in en çok okunan gazetelerinden Aftonbladet gazetesinin 2021 yılına ait listesinde kron milyarderlerinin sayısı 542 olarak gösteriliyor.
Bu yeni zenginlerin servetleri, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 70’ine karşılık geliyor.
‘Avrupa’nın Silikon Vadisi’
10 milyonluk nüfusuyla İsveç aynı zamanda “kişi başına düşen dolar milyarderi” oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri.
Forbes’un 2024 zenginler listesinde 1 milyar dolar veya daha fazla serveti olan İsveçli sayısı 43 olarak gösterildi.
Bu, milyon kişi başına yaklaşık 4 dolar milyarderi demek. ABD’de dolar milyarderi sayısı ise milyon kişide iki olarak görünüyor. 342 milyon kişinin yaşadığı Amerika’da 813 dolar milyarderi var.
İsveç’in süper zenginlerinin yükselişine odaklanan Greedy (Açgözlü) isimli kitabın yazarı Andreas Cervenka, bu zenginleşmenin gözlerden uzak yaşandığını söylüyor ve “Barizleşene kadar fark edilmedi” diyor.
Aftonbladet’te çalışan gazeteci, başkent Stockholm’de zenginle yoksul arasındaki farkın görünür olduğunun altını çiziyor.
İsveç’in yeni süper zenginlerinin sayısındaki artışın bir nedeni ülkenin başarılı teknoloji girişimleri.
Ülkede son yirmi yılda 40’tan fazla ‘unicorn’ olarak tanımlanan yani değeri milyar dolar ve üzeri start-up kuruldu. Bu nedenle ülke Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak biliniyor.
Online video görüşme uygulaması Skype ile dünyanın en büyük online müzik ve podcast dinleme platformu Spotify İsveçli girişimciler tarafından kuruldu.
King ve Mojang gibi oyun devleri de burada yaratıldı. Daha yakın zamanda kurulan dikkat çekici girişimler arasında Visa’nın 2 milyar dolara satın aldığı finansal teknoloji start-up’ı Tink, elektrikli scooter şirketi Voi yer alıyor.
Deneyimli girişimci Ola Ahlvarsson, ülkenin teknoloji girişimlerindeki başarısını, 1990’larda kişisel bilgisayarların vergi indirimleriyle halka sağlanmasına bağlıyor.
Ahlvarsson, bu indirimler sayesinde teknoloji meraklılarının “diğer ülkelerden çok daha hızlı bir şekilde birbirine bağlandığını” söylüyor.
Birçok şirketin kurucu ortağı olan Ahlvarsson, bir dayanışma kültürünün varlığını da öne çıkarıyor. Başarılı girişimcilerin rol modeli olmanın yanında yeni nesil girişimcilere de yatırımcı olarak destek verdiğini anlatıyor.
Zenginler lehine neler değişti?
Ola Ahlvarsson, ülkenin çeşitli teknoloji ürünlerinin test edilebilmesi için de ideal bir büyüklüğünün olduğunu söylüyor:
“Daha büyük bir pazarda ürününüzün işe yarayıp yaramayacağını görmek istiyorsanız, sınırlı maliyetle, çok fazla risk almadan, burada bazı şeyleri deneyebilirsiniz”
Ancak gazeteci Cervenka, süper zenginlerin artışında başka nedenler olduğunu da savunuyor ve değişen para politikasını işaret ediyor.
İsveç’te 2010’lardan, birkaç yıl öncesine kadar faiz oranları çok düşük seyretti. Borçlanmayı ucuz olduğu bu düşük faiz ortamında birçok İsveçli parasını gayri menkulün yanında, çok değerlenecek teknoloji start-up’larına yatırmayı tercih etti.
Cervenka, “Milyarder sayısındaki bu büyük artışın ardındaki en büyük faktörlerden biri, varlıkların değerinde son yıllarda yaşanan büyük artış” diyor.
Ülkede en çok kazananların gelirlerinin yüzde 50’sinden fazlası vergilendirse de Cervenka’ya göre hem sağ hem de sol siyasetten hükümetler vergileri zenginlerin lehine olacak şekilde ayarlıyor.
İsveç 2000’li yıllarda veraset vergisini kaldırdı. Hisse senetlerinden elde edilen gelir ve şirket hissedarlarına yapılan ödemelerden alınan vergi, maaşlara uygulanan vergilerden çok daha düşük.
Kurumlar vergisi oranı da 1990’larda yaklaşık %30’dan %20 civarına düşürüldü. Bu Avrupa ortalamasının biraz altına karşılık geliyor.
Cervenka, “Bugün bir milyarderseniz İsveç’ten taşınmanıza gerek yok. Artık yabancı milyarderler buraya taşınıyor” diyor.
Lidingö Adası’ndaki evinde konuştuğumuz Konrad Bergström, İsveç’in girişimciler için uygun bir vergi sistemi olduğunu kabul ediyor.
Ancak elde ettiği servetin, topluma olumlu bir etkisi olduğunu, bu gelirle başkalarına istihdam sağlandığını savunuyor:
“Bir dadımız var, bir bahçıvanımız ve temizlikçimiz var… İş olanakları sağlıyoruz. Dolayısıyla topluma ne kadar katkı sağladığımızı es geçmemeliyiz”
Bergström, zengin İsveçli girişimcilerin, giderek daha fazla oranda çevre odaklı start-up’lara yatırım yaptığına dikkat çekiyor.
2023’te İsveç merkezli start-up’lara yapılan yatırımların yüzde 74’ünü çevre odaklı start-up’lar aldı.
Start-up’lara ilişkin yatırım verilerini takip eden Dealroom’a göre bu, yüzde 35’lik Avrupa ortalamasının çok üzerinde.
Ödeme platformu Klarna’nın kurucularından olan Niklas Adelberth, 2017’de servetinin 130 milyon dolarını, bu tür girişimcileri desteklemek için kurulan Norrsken Vakfı’na yatırdı.
Adelberth, yatların, özel jetlerin veya benzer lüksler gibi “milyarder alışkanlıkları” olmadığını söylüyor ve “Benim mutluluk reçetem bu yatırımlar” diyor.
Ancak diğerleri, girişimcilerin servetlerini nasıl harcadıklarına ilişkin iyi-kötü ikileminin ötesinde, İsveç’in milyarderlerin servetiyle ilgili incelikli bir kamusal tartışmayı kaçırdığını savunuyor.
Örebro Üniversitesi’nin son araştırması, İsveçli milyarderlerin medyadaki imajlarının genellikle olumlu olduğunu gösterdi.
Medya araştırmacısı Axel Vikström, “Süper zenginler, sıkı çalışma, risk alma ve girişimci ruhu gibi neoliberal idealleri temsil ettiği sürece bu zenginliğin ardındaki eşitsizlik sorgulanmıyor” diyor.
Gazeteci yazar Cervenka, İsveç’te süper zenginlerden alınacak vergilere ilişkin tartışmaların, ABD ve diğer birçok batı ülkesindeki kadar belirgin olmadığını savunuyor:
“Bu bir tür paradoks. Çünkü sosyalist bir ülke olarak algılanmamıza neden olan geçmişimiz göz önüne alındığında, ilk akla gelecek şey bu olması beklenir.
“Sanırım biz daha çok, kazanan her şeyi alır toplumuna dönüşüyoruz. ‘Eğer kartlarınızı doğru oynarsanız siz de milyarder olabilirsiniz.’ Bence bu, İsveçlilerin zihniyetinde oldukça önemli bir değişime işaret ediyor.”
İsveç’in zenginler listesi, ülkenin büyük göçmen nüfusuna ve onlarca yıldır toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan politikalarına rağmen, ülkenin zenginliğinin büyük ölçüde beyaz erkeklerin elinde yoğunlaştığını da ortaya koyuyor.
Nijeryalı-İsveçli romancı ve girişimci Lola Akinmade de bu noktaya dikkat çekiyor:
“Evet, burası insanların farklı alanlarda para yapabileceği, zenginleşebileceği bir yer ama kimin fon alacağı konusunda çifte standartlar halen var.
“İsveç, birçok başlıkta dünya lideri olan inanılmaz bir ülke, ancak hâlâ sistemin dışında bırakılan birçok insan var.”
]]>CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, seçim çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği Batman’da, “Benim önceliğim önce devlet, önce vatan. Önceliğim milletimizin birliği ve beraberliği, benim önceliğim bu ülkede yaşayan 85 milyon yurttaşımızın evrensel değerler üzerinde özgürlükleri” dedi.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, seçim çalışmaları kapsamında CHP Parti Meclis Üyesi Hüseyin Yaşar ile birlikte Batman’ı ziyaret etti. Sason ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulunan Erol burada vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Ben Sason’a ilk defa geliyorum. Sason’a gelirken daha düzenli ve daha planlı bir ilçe bekliyordum. Oysa buraya gördüm ki ne bir köy ne de bir ilçe, arada kalmış bir yerleşim bölgesi gibi. Kamu hizmetlerinden yeteri kadar hizmet alamayan, şehircilik anlamında gelişmişliğini tam tamamlanmayan bir bölge ama coğrafyanız inanılmaz güzel. Benim önceliğim, önce devlet, önce vatan, önceliğim milletimizin birliği ve beraberliği, benim önceliğim bu ülkede yaşayan 85 milyon yurttaşımızın evrensel değerler üzerinde özgürlükleri. Biz Arap, Kürt, Türk, Alevi, Sünni olabiliriz bunlar hepsi bizim kültürümüz ve coğrafyamızın güzellikleri. Herkesin soyu sopu kendi onuru, namusu ve şerefidir. Biz devlete karşı yurttaşlık görevlerimizi yerine getireceğiz. Devletin de 85 milyon yurttaşa eşit ve adil davranmasını sağlayacağız. Etnik kimliklerimiz, anadilimiz farklı olabilir ama hepimizin ortak bir değeri var. Nedir o; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmak. Bu ülke de bu devlet de, bu vatan da hepimizin.”
“SEÇİMDEN SEÇİME DİNİ, MİLLİ DUYGULARI KULLANIYORLAR”
Geçtiğimiz günlerde Meclis’e çok önemli bir konu geldi. Bununla ilgili sizi bilgilendirmek İsveç’in NATO üyeliği. Bunu her yerde anlatıyorum. İsveç kim? Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim-i yakan, peygamber efendimize hakaret eden, terör örgütlerine ev sahipliği yapan bir ülke olan İsveç’in NATO üyeliği Meclis’e oylamaya geldi. CHP’li milletvekilleri oylamaya katılmadı. Dediler ki; Peygamber Efendimize hakaret eden, kutsal kitabımızı yakan, terör örgütlerine ev sahipliği yapan bir ülke olan İsveç’in NATO üyeliğine evet oyu kullanmadık. Bu ülkede milliyetçi diye geçinen, milliyetçilik denildiği zaman meydanları ve sözü kimseye bırakmayan ve yine dini temeller üzerinden siyaset yaparak muhafazakarlığı, inançları seçim döneminde sürekli kullanan AK Parti ne yaptı; İsveç’in NATO üyeliğine evet oyu kullandı. Şimdi size soruyorum; milliyetçi onlar mı biz miyiz? Şimdi size soruyorum dini değerleri önemseyen biz miyiz onlar mı? Bunlar her zaman kendi işlerine nasıl gelirse siyaseti, konjonktürü, gelişmeleri, insanlarımız duyguları ve değerleri ile oynayarak oyları alırlar ve oyları aldıktan sonra seni bu saatten sonra tanıyan olmaz. Seçimden seçime gel, seçimden seçime senin milli ve dini duygularını kullanırlar, oyları alırlar ve sonra herkes kendi hayatlarına devam ederler. Sen yine çaresizliğini yaşarsın. Çocukların yine umutsuzluğu yaşar, o saf ve temiz duygularla inanarak verdiğin oyların aslında sana bir yararı olmaz.”
]]>
DÜNYANIN EN ESKİ TARAFSIZ ÜLKESİ
Dünyanın en eski tarafsız ülkesi kabul edilen İsveç’in, son olarak 1814 yılında Norveç’le yaptığı savaş son saldırı savaşı olarak tarihe geçti. İsveç, hem 1. Dünya Savaşı, hem de 2. Dünya Savaşı’nda resmen tarafsız olduğunu bildirdi. Ancak özellikle 2. Dünya Savaşı’ndaki tarafsızlığı birçok kez tartışıldı. Almanya’yı uzun bir süre örnek alan İsveç, bu dönemde dünyada beliren bloklara kayıtsız kalmayı tercih etti.
Stockholm2. DÜNYA SAVAŞI
İsveç hükûmeti, ülkenin 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası ile savaşmayacağını beyan ederek birtakım ayrıcalıklar elde etti. Savaş sırasında Almanya’ya çelik ve makine taşımacılığı yapan İsveç, savaş sırasında Norveç’in Nazilere karşı savunmasını da destekledi. Bu bağlamda 1943 yılında Danimarkalı Yahudilerin toplama kamplarından kurtulması için girişimde bulundu. Savaşın bitimine doğru ise birtakım barışçıl girişimlerde bulunan İsveç, birçok toplama kampında özellikle İskandinav ve Baltık Yahudilerini kurtarmak için bazı atılımlar yaptı.
İsveç askerleri (1940’lı yıllar)SOĞUK SAVAŞ YILLARI
İsveç tüm 20. yüzyıl boyunca tarafsızlığıyla bilinse de, Soğuk Savaş döneminde ülkenin ve ülkede bulunan belli başlı otoritelerin ABD ile daha ağırlıklı ilişkilerinin bulunduğu, geniş çevrelerce bilinmektedir. 1960’ların başında iki ülke, İsveç’in batı yakasında birkaç Amerikan nükleer denizaltının konuşlandırılması için anlaştı. Aynı yıllarda İsveç, ABD ile bir savunma paktı imzaladı. Bu anlaşma bir devlet sırrı olarak kaldı ve ancak 1994 yılında İsveç halkına açıklandı.
AB ÜYESİ OLDU, ANCAK KENDİ PARASINI KULLANDI
Soğuk Savaş’ın bitimini takiben, İsveç, Avusturya ve Finlandiya Avrupa Birliği’ne katıldı, ancak İsveç yine de para birimi olarak euroyu kabul etmedi. İsveç, savunma teknolojileri ve savunma sanayii alanında diğer Avrupa ülkeleri ile geniş kapsamlı iş birliğinin yanında NATO ve bazı diğer ülkelerle birlikte bazı askeri tatbikatların parçası olsa da askeri olarak müttefik olmamaya devam etti.
İSVEÇ’İN TARAFSIZLIK İLKESİ
İsveç’in tarafsızlık doktrini, 1814’te İsveç’in Norveç’e karşı yürüttüğü harekâtın sona ermesinden bu yana ülke bir savaş durumunda olmadığı için genellikle 19. yüzyıla kadar uzanır. 2. Dünya Savaşı sırasında İsveç ne müttefik ne de eksen güçlerine katıldı. Bu bazen tartışıldı çünkü İsveç, belirli durumlarda Nazi rejiminin kendi demir yolu sistemini asker ve malları, özellikle de Alman savaş makinesi için hayati önem taşıyan kuzey İsveç’teki madenlerden gelen demir cevherini taşımak için kullanmasına izin verdi.
Ancak İsveç, Kış Savaşı’nda Finlandiya’nın savunmasına dolaylı olarak da katkıda bulundu ve 1943’ten sonra İsveç’te Norveç ve Danimarka birliklerinin eğitimine izin verdi. Erken Soğuk Savaş döneminde İsveç, uluslararası ilişkilerde bağlantısızlık ve düşük profil politikasını güçlü ulusal savunmaya dayalı bir güvenlik politikasıyla birleştirdi. İsveç ordusunun işlevi saldırıyı caydırmaktı. Aynı zamanda, ülke, özellikle istihbarat alışverişi alanında, Batı bloğu ile nispeten yakın gayri resmi ilişkileri sürdürdü.
İSVEÇ-RUSYA İLİŞKİLERİ
1952’de bir İsveç DC-3’ü Baltık Denizi üzerinde bir Sovyet MiG-15 savaş uçağı tarafından düşürüldü. Daha sonra yapılan araştırmalar, uçağın aslında NATO için bilgi topladığını ortaya çıkardı. Başka bir uçak, bir Catalina arama kurtarma uçağı da birkaç gün sonra gönderilmiş ve Sovyetler tarafından da düşürülmüştür.
27 Ekim 1981’de, Sovyetler Birliği’nden bir Viski sınıfı denizaltı (U 137), ülkenin güneyindeki Karlskrona’daki deniz üssünün yakınında karaya oturdu. Araştırma, denizaltının bir seyir hatası nedeniyle mi yoksa bir düşmanın İsveç askeri potansiyeline karşı casusluk mu yaptığı konusunda hiçbir zaman net bir şekilde ortaya çıkmadı. Olay, İsveç ile Sovyetler Birliği arasında diplomatik bir krizi tetikledi. 1986 yılında Olof Palme suikastının ardından ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle İsveç daha geleneksel bir dış politika yaklaşımı benimsemiştir. Bununla birlikte, ülke barışı koruma misyonlarında aktif olmaya devam ediyor ve hatırı sayılır bir dış yardım bütçesini koruyor.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak İsveç, NATO ittifakına resmen katılmak için harekete geçti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, sadece birkaç haftalık hızlı bir üyelik sürecinden bahsetti, ancak NATO üyesi Türkiye, İsveç’in terör örgütü PKK’ya karşı harekete geçmesini ve İsveç’in bazı teröristleri iade etmesini talep ederek İsveç’in ittifaka katılmasını defalarca engelledi.
İSVEÇ’İN NATO’YA ÜYELİK SÜRECİ VE TÜRKİYE-İSVEÇ İLİŞKİLERİ
İsveç, komşusu Finlandiya ile üyelik başvurusunu 18 Mayıs 2022’de yaptı. NATO’ya yeni katılım için onay vermesi gereken 30 üye ülkeden biri olan Türkiye, İsveç ve Finlandiya’dan beklentilerini dile getirdi. Türkiye’nin endişeleri özellikle İsveç’teki PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerinin faaliyetlerinden kaynaklanıyordu.
28 Haziran 2022’deki Madrid Zirvesi’nde Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile iki ülkenin terörle mücadelede daha fazla işbirliği taahhüt ettiği Üçlü Muhtıra’ya imza attı. Bu çerçevede üç ülke tarafından Daimi Ortak Mekanizma kuruldu. Bu sayede iki ülke, üyeliğe resmen davet edildi. 5 Temmuz 2022’de NATO ülkelerinin katılım protokolünü imzalamasıyla İsveç ve Finlandiyalı yetkililer, NATO’nun toplantılarına “davetli ülke olarak” katılmaya başladı.
Bu süreçte üç ülke arasında çok sayıda görüşme yapıldı. Finlandiya, Türkiye’nin beklentilerini karşılayacağına yönelik taahhütlerinin karşılık bulması üzerine 3 Nisan 2023’te NATO’nun 31’nci üyesi oldu. İsveç için süreç ise devam etti. TBMM’nin 23 Ocak’ta, Macaristan Ulusal Meclisinin de 26 Şubat’ta verdiği onayın ardından, tüm müttefiklerin meclislerindeki onay sürecinin tamamlanmasıyla İsveç’in üyeliğiyle ilgili son aşamaya geçildi.
İsveç, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen giriş protokolü kabul töreniyle bugün NATO’nun resmen 32’nci üyesi oldu.
]]>Oylamada 6 parlamenter de hayır oyu kullandı.
NATO üyesi ülkeler arasında Macaristan’ın da “kabul” kararını aldığı bugünkü oylama, İsveç’in NATO üyeliği için başvurusunun ardından 649 ve Macar hükümetinin de İsveç’in ve Finlandiya’nın katılımını onaylama önerisini parlamentoya sunmasının ardından 592 gün geçtikten sonra gerçekleşti.
Böylece NATO üyesi ülkeler arasında son ülke olarak Macaristan’ın da onay vermesiyle, Finlandiya’nın ardından İsveç de Kuzey Atlantik İttifakı’na kabul edilmiş oldu.
Macaristan İsveç’in üyeliğini neden engelledi?
İki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılma girişimi, Türkiye ve Macaristan tarafından uzun bir süre engellenmişti.
Türkiye’nin gerekçeleri, katılım için başvuran iki ülkenin, ama özellikle de İsveç’in, Türkiye ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen PKK ve bağlantılı bazı kurumların faaliyetine ülkede göz yumması iddiasına dayanıyordu.
Macaristan ise, bu ülkelerin Macaristan’a yönelik olarak, hukuk devleti eksikliklerini gerekçe göstererek gündeme getirdikleri eleştirileriyle Macaristan’ın içişlerine müdahale ettiklerini öne sürüyor, itirazlarında bunu öne çıkarıyordu. Ancak bu müdahalelerin ne olduğuna dair tatmin edici yanıtlar verilemiyordu.
Daha sonraki süreç içinde Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın “İsveç Türkiye’yi ikna etsin, biz bu süreçte onay veren son ülke olmayacağız” demecinden de anlaşıldığı gibi, Macaristan’ın üyelikleri engelleme faaliyetinde aslında göz önünde bulundurduğu husus Türkiye ile olan sıkı ilişkileriydi.
Son yıllarda Budapeşte ve Ankara arasında son derece sıkı ve üst düzey bir ilişkiler ağı yaratılmıştı ve Macaristan, Türkiye ile olan bu işbirliğine sadık kalma niyetinde görünüyordu.
Ancak Ocak 2023’de, Washington’la F-16 pazarlıklarının aniden olumlu bir şekilde sonuçlanmasının ardından Ankara İsveç’in üyeliğine sürpriz bir hızla onay verince Macaristan da kendini hiç arzu etmediği bir pozisyonda buldu: İsveç’in üyeliğini son onaylayan ülke olacaktı.
Finlandiya’nın üyeliği her iki ülke tarafından da daha önce onaylanmıştı.
Türkiye’nin onayı Macaristan’ı neden zor duruma düşürdü?
Aynı zamanda bir Avrupa Birliği üyesi olan Macaristan Batı ittifakının ana merkezleri olan Washington ve Brüksel ile ilişkilerinde sorunlar yaşıyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş ile ilgili gelişmelerde aldığı tavır, Batı ve Rusya arasında izlemeye çalıştığı orta yolcu çizgi, Rusya’ya karşı Batılı ülkeler tarafından gündeme getirilen ambargoları hafifletmeye yönelik çabaları, hatta AB içinde bu tür yaptırım kararlarını zaman zaman veto ile etkisizleştirmesi nedeniyle Macaristan Batılı müttefikleri tarafından ciddi bir şekilde eleştiriliyor.
Batılı müttefikleri Macaristan’ı Rusya’yı kayırmak istemekle, bir yandan Batı ittifaklarının üyesi olurken, diğer yandan da Rusya ile olan ilişkilerini, Batının uyarılarına karşı gündemde tutmak istemekle itham ediyorlar.
Macaristan ise bütün bu eleştirileri Macaristan’ın egemenlik haklarına müdahale olarak değerlendirip karşı çıkıyor. Budapeşte yönetimi Macaristan’ın Batının kopmaz bir parçası olarak kalacağını, eleştirilerinin Batının temel değerlerine değil, Batılı ülkelerin uyguladıkları uluslararası politikaya karşı olduğunu vurguluyor.
İşte bu hassas dengeler içinde Macaristan Batı ile olan ilişkilerini koparmadan, ama kendi politikasından taviz de vermeden gidebileceği son noktaya kadar gitmek isterken, İsveç’in NATO üyeliğinin kabulüne evet diyen son ülke konumunda kaldığı için tedirginlik yaşadı.
Macaristan prestij kaybetmeden nasıl ‘evet’ dedi?
Türkiye’nin onayından sonra Macaristan’ın da İsveç’in üyeliğini onaylayacağı artık belliydi. Ancak bunun için Budapeşte bu adımı haklı gösterecek gerekçeler de bulmalıydı.
Ankara’dan kabul haberinin gelmesinin ardından Macaristan da hemen üyeliğe yeşil ışık yaktı, ama ilk açıklamada, NATO üyeliği konusunun görüşülmesi için İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un Budapeşte’ye davet edildiği de yer alıyordu.
İsveç hükümetinin “bu konuda görüşülecek yeni bir husus yok” gerekçesiyle daveti nazik bir şekilde reddetmesinin ve İsveç başbakanının “elbette Budapeşte’yi ziyaret etmekten memnunluk duyarım, ama önce üyeliğimiz kabul edilsin” mealindeki açıklamasının ardından Budapeşte B planını devreye soktu.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, bir haftalık suskunluğun ardından Parlamento dışişleri komisyonundan geçen İsveç’in NATO üyeliğinin Parlamentoya onay için sevk edildiğini, bu arada İsveç başbakanı ile defalarca görüştüklerini, iki ülkenin savunma sanayisi ile ilgili önemli bir sözleşme imzalama hazırlıkları yapıldığını ve önümüzdeki günlerde Kristersson’un Budapeşte’ye geleceğini duyurdu.
Gerçekten de geçtiğimiz haftanın ortalarında Kristersson Budapeşte’ye geldi, henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen, ama İsveç tarafından üretilen üç Grippen savaş uçağının Macaristan’a satılmasını da içeren bir savunma sanayi anlaşması imzalandı.
İşte bu ziyaret, Macaristan’ın onaylamak için 592 gündür sürüncemede bıraktığı İsveç’in üyeliği sürecine nokta konulmasına olanak sağladı.
Şimdi bu karar Macaristan Devlet Başkanı tarafından imzalanacak ve yürürlüğe girecek.
Ancak Macaristan’ın yeni devlet başkanı da İsveç’in NATO üyeliğinin onaylandığı Parlamentonun bugünkü oturumunda seçilecek. Eski devlet başkanı Katalin Novak, pedofil bir suçluya yardım etmekle suçlanan bir mahkûm için çıkardığı af nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı.
İktidar partisi FIDESZ Macaristan Anayasa Mahkemesi başkanı Tamas Sulyok’u cumhurbaşkanlığına aday gösterdi.
İsveç’in NATO üyeliği oylanırken parlamento yeni cumhurbaşkanını henüz seçmemişti.
]]>Ankara’da temaslarda bulunan Szijjarto, AA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayıp değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu (ETOK/JETCO) toplantısına ilişkin konuşan Szijjarto, bu toplantının amacının iki ülkenin ekonomik ve ticari işbirliğini bir sonraki boyuta nasıl taşıyabilecekleri konusunda anlaşmaya varmak olduğunu belirtti. Peter Szijjarto, “Türk yatırımcıların ülke ekonomimizde giderek daha büyük bir rol oynadığını düşünürsek geldiğimiz noktadan memnunuz.” diye konuştu.
“Ticaret hacmimiz geçen yıl rekor kırarak 4,3 milyar doları aştı.” diyen Szijjarto, iki ülke arasındaki ilişkiyi nasıl daha da geliştirebileceklerini görmeleri gerektiğini vurguladı.
Szijjarto, “Her şeyden önce önümüzdeki 6 aylık Avrupa Birliği dönem başkanlığımız sırasında, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliğinin modernizasyonu ve genişletilmesine büyük önem vereceğiz zira Gümrük Birliğinin genişletilmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini, ekonomiyi ve ekonomik işbirliğini daha da artırmamızı kolaylaştıracaktır.” değerlendirmesini yaptı.
TOBB ile Macaristan Büyükelçiliği vize konusunda işbirliği anlaşması imzalayacak
Macaristan ve Türkiye arasındaki vize kolaylığına ilişkin de Szijjarto, “Schengen kriterlerine uygun olarak iki ülke arasında vize kolaylığının nasıl sağlanabileceğinin yollarını arayacağız. Dolayısıyla Türkiye’deki odaların çatı kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Büyükelçiliğimiz, vize işlemlerinin nasıl hızlandırılacağı ve kolaylaştırılacağı konusunda bir işbirliği anlaşması imzalayacak.” ifadelerini kullandı.
Szijjarto, Türkiye ve Macaristan’ın Türk Hava Yolları, Anadolu Jet ve talep üzerine özel hava yolları şirketlerinin Macaristan ile Türkiye arasındaki uçuş sıklığını artırmasına olanak sağlayacak “yeni veya değiştirilmiş bir sivil havacılık anlaşmasının imzalanması konusunda da” mutabakata vardıklarını bildirdi.
İki ülkenin enerji işbirliğini yoğunlaştırma konusunda da mutabık olduklarını kaydeden Szijjarto, Türkiye ziyaretinde kendisine eşlik eden 11 firmanın, Türkiye pazarındaki varlıklarını nasıl genişleteceklerine dair planlarını dile getirdiklerini aktardı.
“İsveç Başbakanı’nın yakında Macaristan’ı ziyaret etmesini umuyoruz”
Macar hükümetinin İsveç’in NATO’ya katılması konusunda olumlu ve destekleyici bir tutum sergilediğini belirten Szijjarto, ancak “İsveçli politikacıların Macaristan’a karşı eleştirileri ve Macar siyasi sisteminin demokratik doğasını sorgulamaları” nedeniyle parlamentonun bu konuyu gündemine almadığını söyledi.
Szijjarto, iktidardaki Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) milletvekillerinin halkın oylarıyla seçildiklerine ve parlamentoda yer aldıklarına dikkati çekerek İsveçli politikacıların bu tür suçlamalarının “onlara hakaret” olduğunu, bu nedenle İsveç’in NATO üyeliğini onaylama konusunda hızlı hareket edeceklerinden emin olmadığını belirtti.
İsveçli politikacıların Macar milletvekillerinden kendi çıkarları doğrultusunda karar vermelerini istediğini kaydeden Szijjarto, bunun üstesinden gelmenin yolunun “güven inşa etmekten” geçtiğini vurguladı.
Szijjarto, “Bu nedenle İsveç Başbakanı’nın (Ulf Kristersson) yakın zamanda Macaristan’ı ziyaret etmesini umuyoruz. Çünkü onun ziyaretinin onay sürecinin hızlanmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Özellikle de kendisinin ve dışişleri bakanının onay süreci boyunca Türkiye’yi ziyaret ettiği dikkate alındığında, (Kristersson) eğer (Macaristan’a) gelmezse bu, hiç dostça olmaz ve uygunsuz olur.” dedi.
“(İsveç’ten) Macar halkının kararına saygı duymalarını istiyoruz”
Macar Bakan, Kristersson’un Macaristan’ı ziyaretinin, Macar milletvekillerinin bu konuyu gündeme getirip İsveç’in NATO’ya katılımı yönünde oy vermelerini teşvik etmeye yardımcı olabileceğini dile getirdi.
Macaristan’ın İsveç’ten taleplerinin ne olacağı, İsveç’le bir anlaşma imzalayıp imzalamayacaklarının sorulması üzerine Szijjarto, şunları kaydetti:
“Bir şeye imza atmak, herhangi bir yol haritası, bir plan üzerinde anlaşmak gibi planımız yok. Sadece bize saygı duymalarını istiyoruz. Siyasi sistemimizin demokratik niteliğini sorgulamamalarını istiyoruz. Sadece adil olmalarını istiyoruz. Biz sadece onlardan, Macaristan’a ve Macar halkına hakarete devam etmemelerini, Macar halkının kararına saygı duymalarını istiyoruz.”
Szijjarto, Macar hükümetinin ülkeyi yönetmesine karar verenlerin, Macar halkı olduğunu hatırlatarak “Buna saygı duymalılar. Çünkü İsveçlilerin bizim hakkımızda ne düşündüğü önemli değil. Önemli olan Macar halkının ülkenin geleceği hakkında, bizim hakkımızda ne düşündüğüdür. Dolayısıyla saygı ve güven yeniden tesis edilmeli.” ifadelerini kullandı.
Macaristan’ın İsveç kararı nedeniyle olası yaptırımlardan çekinip çekinmediği sorusuna yanıtında da NATO’nun “tamamen güvene dayalı bir organizasyon” olduğunu kaydeden Szijjarto, “NATO’daki tartışmaları yönetme biçiminin birbirine yaptırımla sonuçlanmasının gerçekten kötü bir gelişme olacağını düşünüyorum.” diye konuştu.
Bu nedenle demokrasinin ciddiye alınması ve farklı görüşlere saygı duymaları gerektiğinin altını çizen Szijjarto, “Bu sorunun aşılacağını umuyoruz ancak herhangi birinin diğerlerinden farklı bir görüş nedeniyle yaptırıma uğraması veya yaptırımla tehdit edilmesinin gerçekten NATO’nun gücüne zarar vereceğini düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.
İsveç Başbakanı, Orban’ın Budapeşte’ye davetine açık
Szijjarto, Macaristan ve İsveç Başbakanları arasındaki mektup alışverişine ilişkin ise “Başbakan’ım (Viktor Orban), İsveç Başbakanı’nı, karşılıklı endişe duyulan önemli konuları görüşmek üzere Budapeşte’ye davet etti. Bu mektupta somut ayrıntılar yer almasa da evet, Başbakan, temelde buna açık olduğunu söyledi.” ifadelerini kullandı.
AA muhabirinin “İsveç olmadan NATO savunması zaafa uğrar mı?” sorusunu Szijjarto, “İsveç olmadan NATO’nun zayıf olacağını düşünmüyorum. NATO güçlü bir örgüttür. Dünyanın en güçlü savunma ittifakıdır.” şeklinde yanıtladı.
Szijjarto, NATO’ya katılacak bir üyenin tüm üyelere saygı duyması gerektiğini belirterek “NATO’yu çok güçlü görüyoruz. İsveç olmadan da çok güçlü, İsveç ile de çok güçlü.” dedi.
“Bizi yaptırımlarla tehdit etmek son derece antidemokratiktir”
AB’nin Ukrayna’ya yönelik yardım paketini Macaristan’ın onaylamaması durumunda AB Konseyindeki oy hakkının elinden alınmasının gündeme getirilmesine ilişkin ise Szijjarto, “Bu, skandaldır. Bunun gündeme getirilmesi skandaldır.” diye konuştu.
Szijjarto, bazı konularda oy birliğiyle karar alınmasının gerekliliğine işaret ederek “Oy birliği herkesin aynı fikirde olması gerektiği anlamına gelir. Oy birliği yoksa o zaman tartışmaya ihtiyacımız var.” değerlendirmesini yaptı.
AB’nin bu tutumunu eleştiren Szijjarto, şöyle devam etti:
“Avrupa Birliği, özellikle Avrupa Komisyonu ve Brüksel’deki bürokratlar, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün öneminden gururla ve çok yüksek bir özgüvenle bahsediyorlar, bizim gibi birçok kişiye ders veriyorlar ama sonuçta demokratik bir tartışmayı kesinlikle yürütemiyorlar. Çünkü Avrupa Birliği içinde ister Ukrayna olsun, ister başka bir konu olsun kendi düşüncemizi ifade etmek demokratik hakkımızdır. Bizi yaptırımlarla veya oy haklarımızı geri almakla veya buna benzer şeylerle tehdit etmek son derece antidemokratiktir ve gerçekten utanç vericidir.”
Liberal ana akımın görüşler üzerinde hegemonya kurmak için baskı yaptığını belirten Szijjarto, “Görüşlerin hegemonyası bir demokrasi değildir. Dolayısıyla Avrupa Birliği kendisini demokratik bir örgüt olarak görüyorsa farklı görüşlerin masaya yatırılmasına da izin vermesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Macar ve Türk savunma sanayisi firmalarının ortak girişimi “ilk adım”
Türkiye ve Macaristan’ın savunma sanayisi alanındaki işbirliğine de değinen Szijjarto, “Macar ve Türk savunma sanayisi firmaları arasında ortak girişim oluşturulması, bizi gerçekten memnun etti. Bu ortak girişimin milli savunma güçlerimize 400 zırhlı araç teslim edecek olmasından da büyük mutluluk duyuyoruz. Ancak biz bunu sadece ilk adım olarak görüyoruz. Çünkü amacımız, üçüncü ülkelerin istek ve taleplerine de hizmet edebileceğimiz bir işbirliği inşa etmek.” diye konuştu.
Szijjarto, bu işbirliği sayesinde Macaristan’ın savunma sanayisi ürünleri ihracatının artmasını beklediklerini dile getirerek savunma sanayisi işbirliğinin ikili ilişkilere yeni bir ivme ve boyut kazandıracağını umduğunu söyledi.
“(Ukrayna’daki Macar azınlıklara ilişkin ihtilaf) Henüz bu sorunu çözdüğümüzü söyleyebileceğimiz noktaya gelmedik”
Ukrayna’daki Macar azınlıklarla ilgili Ukrayna’dan beklentilerinin olup olmadığı sorusuna yanıt veren Szijjarto, bunun Ukrayna ile Macaristan arasında 9 yıldır devam eden bir anlaşmazlık olduğunu, 2015’te dönemin Ukrayna hükümeti ve parlamentosunun Macarların eğitimde, kamu yönetiminde, kültürde ve medyada ana dile erişim haklarının ihlal edilmesiyle sonuçlanan yasalar çıkarmaya başladığını dile getirdi.
Ukraynalılarla bunun kesinlikle kabul edilemez olduğunu açıkça ortaya koyan birçok görüşme yaptıklarını aktaran Szijjarto, “Ulusal azınlıkların halihazırda var olan haklarının elinden alınması kesinlikle kabul edilemez. Hangi sebeple alınıyor? Bu Avrupa düzenlemelerini ihlal ediyor, Avrupa Birliği ilkelerini ihlal ediyor, ikili anlaşmaları ihlal ediyor.” değerlendirmesini yaptı.
Szijjarto, bu konuda yakın zamanda Ukraynalı yetkililerle uzun bir toplantı yaptıklarını belirterek “Herhangi bir ek hak talep etmiyoruz. Biz sadece onlardan, 2015’te sahip oldukları hakları Macarlara geri vermelerini istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Henüz bu sorunu çözdüğümüzü söyleyebileceğimiz noktaya gelmedik.” diyen Szijjarto, Ukraynalı yetkililerin bu hakları Macarlara nasıl geri vermek istediğine dair gerçek ve kapsamlı yanıtları almayı sabırsızlıkla beklediklerini vurguladı.
“(AB liderlerinin) Aliyev’le bir el sıkışma fotoğrafı fırsatı yakalamak için ellerinden geleni yaptığını görüyoruz”
Türk Devletleri Teşkilatına (TDT) Gözlemci Üye olan Macaristan için bu teşkilatın önemine de işaret eden Szijjarto, Türk dünyası ile dostluk ve işbirliklerinin tarihe, ortak değerlere ve ortak çıkarlara dayalı olduğuna dikkati çekti.
Szijjarto, “Yani buradan gaz alabileceğimiz belli olduktan sonra bu bölgenin dostu olmadık.” dedi.
TDT’ye Gözlemci Üye olmalarının ardından AB tarafından eleştirilere maruz kaldıklarına işaret eden Szijjarto, Azerbaycan’la dostluk kurdukları için eleştirildiklerini belirtti.
Bakan Szijjarto, şöyle devam etti:
“Otoriter bir rejimle, totaliter bir rejimle, diktatörlükle ve bunun gibi şeylerle dostluk kurduğumuz için Avrupa Birliği’nde eleştirildik. Şimdi de Avrupa Birliği ve Brüksel’den liderlerin, kendisinden gaz alabileceklerini anladıkları için (Azerbaycan) Cumhurbaşkanı (İlham) Aliyev’le yalnızca bir el sıkışma fotoğrafı fırsatı yakalamak için ellerinden geleni yaptığını görüyoruz. Yani dostluğumuz diğerlerine göre çok daha sağlam ve prensiplere dayalı.”
Küresel siyasette ve küresel ekonomide yaşanan son değişimlerden sonra gerek tedarik yolları gerekse enerji kaynakları ve transit yolları açısından bu bölgenin öneminin artacağına işaret eden Szijjarto, “TDT’ye üye ülkelerle ticareti büyük ölçüde artırdık. Bu yıl Azerbaycan ve Türkiye’den de gaz almaya başlayacağız.” diye konuştu.
Szijjarto, TDT’nin Avrupa merkezini Budapeşte’de kurduklarını belirterek Macaristan’da TDT ülkelerinden yüzlerce burslu öğrencinin olduğunu söyledi.
Macaristan, Türkiye üzerinden Azerbaycan’dan doğal gazını nisanda almaya başlıyor
Macaristan’ın Türkiye üzerinden Azerbaycan’dan doğal gaz tedarikine ilişkin de Macar Bakan, “275 milyon metreküp doğal gazın teslimine ilişkin anlaşma imzaladık. Teslimatlar nisan ayının ilk gününden itibaren başlayacak. Yani Türkiye ilk kez doğrudan komşusu olmayan bir ülkeye gaz ihraç edecek. Bunların ilki olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Szijjarto, Türkiye’nin Rus gazının Macaristan’a aktarılması açısından önemli olduğunu belirterek “Bu bağlamda Türk Akımı boru hattı Rusya’dan Macaristan’a bir numaralı dağıtım rotası olarak hizmet veriyor.” dedi.
]]>İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolün uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada 287 kabul, 55 red, 4 de çekimser oy kullanıldı. Görüşmeler sırasında söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’in NATO üyeliği ve AKP’nin dış politika hamleleri ile ilgili şunları söyledi:
“Yarın değerli gazeteci ve hukukçu Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü. Atatürkçü ve sosyal demokrat düşüncenin cesur kalemi Uğur Mumcu’nun hayalinde Türkiye’nin aydınlığa kavuşması vardı. Onun hayali, laikliği savunurken de çetelerle mücadele ederken de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yolunu aydınlatıyor, aydınlatmaya devam edecek. Cinayete dair bildiklerini konuşmayanlara, çürümüş bir duvarı korumak uğruna bir tuğla adaletten kaçanlara yazıklar olsun diyor, Uğur Mumcu’yu sevgiyle ve rahmetle anıyorum.
“BUGÜN AYNI ZAMANDA NATO’NUN GENİŞLEME STRATEJİSİNİ OYLAYACAĞIZ”
Biz bugün aslında sadece İsveç’in NATO’ya katılımını oylamayacağız. Biz bugün aynı zamanda NATO’nun genişleme stratejisini oylayacağız. Bu bugün yanıtlayacağımız temel soru şudur: Dünya bir kırılma yaşarken, Gazze’deki savaş yayılma emareleri gösterirken Ukrayna’da savaş sürerken, Çin-Tayvan gerginliği tırmanırken, dünya ticaretinin yüzde 12’si Kızıldeniz’de durmuşken ve bu kırılmanın uzun vadeye yayılacağı aşikarken bizim yerimiz demokrasilerin yanı mıdır, yoksa tek adam rejimlerinin yanında mıdır? NATO’nun askeri açıdan güçlü kalması, siyasi olarak güçlenmesi ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsemesi ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? NATO’nun kolektif caydırıcılığının güçlenmesi ve Rusya’nın saldırgan politikaları karşısında direncini artırması ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? Temel sorular bunlardır.
“NATO’NUN YENİ ÜYELERİN KATILIMIYLA GENİŞLEME POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”
Siyasi iş birlikleri kurarken uzun vadede yönümüzü doğru belirlemek gerekir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bulunduğu bir ittifakın kara, deniz, hava, siber ve uzay alanlarında katedeceği yolun gerisinde kalmanın maliyetini hesap etmemiz gerekir. Siyasi yönden bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğüne ve her türlü gücü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silah yoluyla değil diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada Cumhuriyet Halk Partisi olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.
“HÜKÜMETİMİZ İSVEÇ’İN NATO ADAYLIĞI GÜNDEME GELİR GELMEZ YAPTIĞI FEVRİ ÇIKIŞLARLA MANEVRA KABİLİYETİMİZİ DÜŞÜRDÜ”
Gazze bombalanırken Cumhurbaşkanımız niçin Avrupa Birliği ülkelerine ‘İsveç’i takip edin, siz de İsveç gibi Filistin’i tanıyın’ diyemedi? Çünkü Hükümetimiz İsveç’in NATO adaylığı gündeme gelir gelmez yaptığı fevri çıkışlarla manevra kabiliyetimizi düşürdü, enstrümanlarımızı azalttı. Elde megafonla propaganda yapar gibi dış politika yürütmenizin bir boyutu da bu oldu. O fevri çıkışlar nedeniyle Filistin için sesimizi daha fazla duyurma imkanına sahip olamadık. Çünkü İsveç’in NATO’ya üyeliği gündeme geldiğinde müzakere süreçlerinde görülmemiş bir üslupla güya kapıyı baştan kapattınız. Erdoğan ‘Ben olduğum sürece ‘evet’ demeyiz’ dedi. Bu mesele her krizde olduğu gibi bir kişinin kişisel kapasitesi ve ideolojik tahayyül dünyasıyla sınırlandırıldı çünkü son yıllarda dış politikamız ne yazık ki şöyle ilerliyor: Önce Erdoğan çıkıyor, iç politika için şov yapıyor, bağırıyor çağırıyor, perde gerisinde bir diploması yürüyor, o diplomasi bir sonuca ulaşıyor, Erdoğan da ses tellerinin kısıklığıyla ve milleti boşuna gerdiğiyle kalıyor.
“İSVEÇ’İN TERÖRLE MÜCADELEDE BİZE YETERİNCE DESTEK VERMEMESİ BİZİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR”
Bizim, İsveç’ten meşru taleplerimiz var, bu talepler meşru mudur? Yüzde 100 meşrudur, özellikle terörle mücadele bağlamında meşruiyet açıktır. Bunların diplomatik adaba ve üyesi olduğumuz NATO’nun yerleşik kurallarına göre müzakere edilmesi gayet doğaldır. Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.
“MANEVİYATIMIZ DEĞİŞMEDİĞİNE GÖRE NE DEĞİŞTİ?”
İki tane terör örgütünün ismi çok sık anıldı bu süreçte; bir tanesi PKK, bir diğeri FETÖ. Şimdi, İsveç PKK’yı bir terör örgütü olarak tanıyor fakat FETÖ İsveç yasalarına göre bir terör örgütü değil. Ben bunu Dışişleri Komisyonunda da sordum fakat makul, mantıklı bir cevap alma imkanına sahip olamadık. FETÖ bize göre bir terör örgütü, İsveç’e göre değil. İsveç’ten terör örgütü olarak kabul etmediği bir örgütün mensuplarını iade etmesini istiyoruz; bunun da ne uluslararası ilişkilerle ne diplomasiyle ne de mütekabiliyetle uyan bir tarafı yok. Hukuken mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz ama sizin tek derdiniz iç kamuoyunu manipüle etmek. Terör örgütü olarak tanındığı halde PKK mensuplarının iadesinde de benzer bir açmaz var. Tam kırk dört yıl süresince İsveç’ten toplam 69 kişiyi talep etmişiz; bunların 32’si terörden, 37’si adli suçlardan. Peki, toplam kaç kişi iade edilmiş? Toplam 1 kişi iade edilmiş; geçtiğimiz ay durum böyleydi. 16 Kasım’da Dışişleri Komisyonunda toplandık; o gün İsveç terörle mücadele konusunda yasal değişiklikleri yapmıştı, bitirmişti. O Komisyonda tartışmalar yeterli olgunluğa ulaşmadığı için bir sonuca varılamadı. Sonra, 26 Aralıkta İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Genel Kurul’a indirilmesine karar verilen toplantıyı yaptık. Arada ne değişti? Ne 2’nci bir suçlu iade edildi ne de başka bir değişiklik oldu. Ama ‘Ne değişti’ sorusunun bir muhatabı daha var, o da Milliyetçi Hareket Partisi. Altı ay önce ‘Kandil Dağı neyse Stockholm odur’ dediniz, geçen ay ‘İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakıldı, dinimize hakaretler edildi, maneviyatımıza en ağır saldırılar yapıldı, İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz’ dediniz, şimdi bugün İsveç’in NATO’ya girişini kabul edeceksiniz. Maneviyatımız değişmediğine göre ne değişti, yoksa Stockholm’un haritadaki yeri mi değişti?”
]]>KUZEY Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, ‘Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Teklif görüşmeleri dahilinde İYİ Parti Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Koray Aydın, iktidarın, siyasi parti gruplarını ve Türk milletini İsveç hakkında doğru bilgilendirmeden ve ikna etmeden bu protokolü Genel Kurul’a getirmesinin doğru olmadığını kaydederek, “Bugün yapılması gereken, bu teklifin geri çekilmesi, Genel Kurul’a Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan davet edilerek bizleri bilgilendirmesi ve taleplerimizin yerine gelip gelmediğini anlatmasıdır. Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak biz, İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız” diye konuştu.
‘PROTOKOLÜN ONAYLANMASINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ’
MHP grubu adına söz alan Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, İsveç’in NATO üyeliği konusunda yürütülen görüşmelerde, Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerini ilettiğini belirtti. Türkiye’nin beklentileri ve taleplerinin karşılık bulduğunu ve bulmaya da devam ettiğini ifade eden Aydın, “Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir. Savunma sanayisi ürün taleplerimize yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve dahası, savunma sanayisi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması da etkinleştirilmiştir. Öte yandan, yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak karşılıklı ziyaretlerin yapılıp hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve iş birliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak komisyondaki tavrımızın süreceğini belirtir, ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağımızı ifade eder, yüce heyetinizi en kalbi duygularımla, saygıyla selamlarım” dedi.
‘SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’
Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ise NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını desteklediklerini ve bu nedenle partisinin İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin teklife ‘evet’ diyeceğini aktardı. Salıcı, Türkiye’nin İsveç’ten meşru talepleri olduğunu belirterek, “İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemek de Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç, NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir” ifadesini kullandı.
‘İSVEÇ’İN ÖZEL GÖREVLİ SAVCI ATADIĞINI TESPİT ETTİK’
AK Parti adına söz alan Ankara Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise İsveç’in NATO’ya katılımı konusunun Meclis komisyonunda görüşüldüğünü ve İsveç’in üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi konusunda çalışmaların yapıldığını söyledi. İsveç’in süreç içerisinde olumlu adımlar attığını dile getiren Oktay, şunları söyledi:
“Bu çerçevede İsveç’in anayasasında terör örgütlerine destek sağlanmasında yaptırımlar getiren bir değişiklik yaptığını, terörizmle mücadele yasasında yapılan değişiklikle terör örgütüne katılımın ilk kez İsveç’te suç haline getirildiğini, PKK’nın İsveç’teki ana finansman kaynaklarından sözde ‘Kürt Kızılayı’nın banka hesabının kapatıldığını ve söz konusu oluşumun İsveç’teki faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, bir PKK terör örgütü mensubunun terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarından hapse mahkum edildiğini, bunun İsveç bakımından bir ilki teşkil ettiğini, ülkemizde silahlı terör örgütüne üyelikten cezasının infazı amacıyla hakkında arama kaydı olan PKK’lı bir şahsın ülkemize iade edildiğini, İsveç’in PKK’yla iltisaklı olduğu anlaşılan kişilerin ülkeye girişlerini engellediğini, bazı kişilerin de İsveç’i terk etmelerinin sağlandığını, PKK iltisaklı çevrelerin artık İsveç’te eskiden olduğu şekilde rahat bir hareket alanı ve temas imkanı bulamadıklarını, savunma sanayisi alanında ülkemize yönelik kısıtlamaların tamamının kaldırıldığını, İsveç’in ülkemizin AB üyelik sürecine açık destek verdiğini, kutsal değerlerimize yönelik saldırıların engellenmesini sağlamak üzere İsveç yasalarında gerekli değişikliklerin hızla yapılması için bir çalışma başlatıldığını, İsveç Hükumeti ve İsveç halkının çoğunluğunun da bu saldırıları tasvip etmediğini, İsveç’in bizim makamlarımızla, Türkiye’nin makamlarıyla yakın iş birliği sağlamak için özel görevli bir savcı atadığını tespit ettik.”
‘OLUMLU OY KULLANACAĞIMIZI BELİRTİYORUZ’
İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımları sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını kaydeden Oktay, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg tarafından NATO Terörizmle Mücadele Özel Koordinatörü atandığının açıklanmasının da bu çerçevede olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti. Tüm NATO müttefiklerine de terörle mücadelede işbirliği konusunda çağrıda bulunan Oktay, “Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla iş birliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz. Biz AK Parti Grubu olarak söz konusu kanun teklifi çerçevesinde olumlu oy kullanacağımızı belirtiyoruz” dedi.
KANUN TEKLİFİ ONAYLANDI
Yapılan konuşmaların ardından kanun teklifine ilişkin elektronik oylamaya geçildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada, 287 kabul oyu, 55 ret oyu ve 4 çekimser oy kullanıldı. Oylama sonucunda Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
]]>TBMM Başkanı ve İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş’un Kuzey Atlantik Antlaşmasına İsveç Krallığının Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.
ŞAHİN: GELECEK PARTİSİ OLARAK NATO ÜYELİĞİNE KARŞI DEĞİLİZ
İsveç’e NATO üyeliği yolunu açan protokolle ilgili kanun teklifinin görüşmelerinde Saadet- Gelecek Grubu Başkanvekili İsa Mesih Şahin Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum” dedi.
KAYA: “KAPALI KAPILAR ARDINDA VERİLEN SÖZLER…”
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya ise, “Kapalı kapılar ardında verilen sözlere… Komisyonda oturan arkadaşlarımızın samimiyetinden şüphe etmiyorum ancak şunu net olarak söyleyeyim, bu komisyona verilen sözlerin hiçbir anlamı yoktur, burada irade bu millettedir, milletin vekillerindedir; ‘hayır’ diyerek gücümüzü gösterelim. İsveç’in NATO üyeliğine karşı durarak aslında ne tür oyunların kurulduğu gerçeğini ortaya çıkaralım diyorum. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını buradan ifade ederim” diye konuştu.
ZORLU: “GELECEĞE YÖNELİK TEMENNİLER MANZUMESİNDEN İBARETTİR”
İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu da “Türkiye, NATO ve İsveç arasında hazırlanmış olan mutabakat metni de geleceğe yönelik bir temenniler manzumesinden ibarettir” diyerek ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını söyledi.
SALICI: “NATO’NUN CAYDIRICI GÜCÜNÜ ÖNEMSİYORUZ”
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı oylama öncesi Genel Kurul’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Biz güvenliği sadece askeri değil aynı zamanda siyasi bir mesele olarak görüyoruz. Siyasi yönden bakıldığında CHP’nin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğünü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silahlı yoluyla değil, diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerinin katılımıyla genişlemesini destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada CHP olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.”
ENGİNYURT: “CUMHURBAŞKANIMIZI DESTEKLİYORUM, ‘HAYIR’ DİYORUM”
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt, ise “İsveç PKK sevicidir, İsveç Kandilcidir. İsveç FETÖ’cüleri destekler, PKK’lılara parasal yardım yapar. Bunu Cumhurbaşkanımız söyledi. Ben de onu destekliyor ve ‘hayır’ diyorum” dedi.
BAŞ: “BİZ NATO’NUN KENDİSİNE KARŞIYIZ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz, NATO’nun kendisine karşıyız, Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı, NATO’nun genişlemesine de karşıyız ” dedi.
EMEP Partisi Genel Başkanı İskender Bayhan da “Türkiye’deki bütün NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye NATO’dan çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan açık oylamaya 346 milletvekili katıldı. 287 milletvekili kabul, 55 milletvekili red, 4 milletvekili de çekimser oy kullandı. Oylamaya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. DEM Parti milletvekilleri kanun teklifini protesto etti. “NATO’ya, işgale, savaşa hayır” dövizleri gösterdi. CHP ve Gelecek Partisi kanun teklifine ‘evet derken Saadet Partisi, İYİ Parti ve TİP ‘hayır’ oyu verdi.
]]>İsveç Sivil Savunma Bakanı Carl-Oskar Bohlin, Pazar günü katıldığı bir konferansta “İsveç’te savaş olabilir” ifadesini kullanmıştı.
Ardından Genelkurmay Başkanı Micael Byden de tüm İsveçlileri zihinsel olarak savaşa hazır olmaya çağırdı.
Üst düzey yetkililerden art arda yapılan bu açıklamaların tonuysa, İsveç muhalefetinin tepkisini çekti.
Eski başbakan Magdalena Andersson İsveç televizyonuna yaptığı açıklamada, güvenlik durumunun ciddi olduğunu kabul etse de, “savaş hemen yanıbaşımızda da değil” dedi.
Çocuk hakları derneği Bris de normalde çağrı merkezlerine savaş ihtimaliyle ilgili çok az arama aldıklarını, ancak bu haftaki haberlerden ve TikTok’ta yapılan paylaşımlardan sonra birçok “endişeli” gencin kendilerini aradığını belirtti.
Bris sözcüsü Maja Dahl “Belli ki bu iyi planlanmış bir uyarıydı, ağızdan kaçırılmış gibi değildi” diyerek, yetişkinler için bu tarz açıklamalar yapılırken çocuklara durumun nasıl anlatılacağının da düşünülmüş olması gerektiğine dikkat çekti.
Sivil Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın açıklamaları çok net olsa da, bu sözler ülkede “uyarı” düzeyinde algılanıyor.
200 yıldır savaş görmeyen ülke
Yaklaşık ikiyüz yıldır savaş görmeyen İsveç, NATO üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekliyor.
İsveç’in NATO hamlesine neden olan Rusya- Ukrayna savaşı, 24 Şubat’ta ikinci yılını dolduracak.
Genelkurmay Başkanı Byden açıklamalarında “yeni bir şey olmadığını” söylüyor.
Byden bir ay önce Ukrayna’nın doğu cephesini ziyaret etmişti. Ayrıca İsveç, Ukraynalı pilotları eğiten ülkeler arasında. Stockholm Ukrayna’ya gelişmiş Gripen savaş uçakları göndermeyi de düşünüyor.
Aftonbladet gazetesine konuşan Byden, “Amacım insanları endişelendirmek değil, sadece daha çok kişinin içinde bulundukları durumu ve sorumluluklarını düşünmelerini sağlamak” dedi.
Sivil Savunma Bakanı Bohlin de insanların uykusunu kaçırmak istemediğini ancak olabileceklere dair farkındalıklarını artırmayı hedeflediğini belirtti. Bakan ayrıca yerel idareler ve acil durum ekiplerine hazırlık yapmaları çağrısında da bulundu.
Bohlin “Geceleri uykumu kaçıran bir şey varsa o da hazırlıkların çok yavaş ilerlemesi” dedi.
Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından Finlandiya da NATO’ya katıldı ve Rus yetkililer NATO ile tansiyonun yükselmesi halinde “bunun ceremesini çekecek ilk ülkenin” Finlandiya olacağı tehditlerinde bulundu.
Türkiye’nin şartlarını yerine getirene kadar İsveç’in NATO üyeliğine onay vermeyeceğini duyuran Ankara, geçen yıl Temmuz ayındaki NATO zirvesi öncesi İsveç’in üyeliğine yeşil ışık yakmıştı.
İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin katılım protokolü, Aralık ayında TBMM Dış İlişkiler Komisyonu’nda kabul edildi. Protokolün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülüp oylanması bekleniyor, ne zaman görüşüleceğiyse henüz bilinmiyor.
Askeri harcamaları artıyor
İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, 2024 yılında NATO’nun üyeleri için koyduğu askeri harcama hedefi olan gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2’si oranında harcamaya ulaşacaklarını açıkladı. Bu İsveç’in 2020’deki askeri harcamalarının iki katına denk geliyor.
İsveç Savunma Üniversitesi’nden savunma uzmanı Oscar Jonsson ise üst düzey yetkililerin açıklamalarının tonunun “bir bardak suda fırtına koparmaya” benzediğini, söylenenlerin yüzde 90’ının sivil ve askeri savunma alanındaki hazırlıkların yavaş olmasının yarattığı rahatsızlıktan kaynaklandığını düşünüyor.
“Zaman kısıtlı ve açıklamalarla yetkililer, sorumlu departmanlar ve bireyler ‘uyandırılmak’ istendi” diyen Jonsson; “İsveç ordusu çok muktedir ama ölçeği çok küçük. En son savunma yasa tasarısında 3,5 tugay kurmamız gerektiği belirtiliyor. Savaş başlandığında Ukrayna’nınsa 25 tugayı vardı”.
Jonsson savaş ihtimali olsa da, bunun için birkaç faktörün bir araya gelmesi gerektiğini ekliyor: Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının sona ermesi, ordusunun yeniden yapılanma ve silahlanma için zamanının olması, ve Avrupa’nın da ABD’nin askeri desteğini kaybetmesi.
Ancak Jonsson’a göre bu üç durumun bir araya gelmesi “ihtimal dahilinde”.
]]>