Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde vargel sisteminin bulunduğu ve 55 kişilik çift kabinli teleferik istasyonundaki tatbikatta senaryo gereği arıza durumunda teleferikte mahsur kalan vatandaşları kurtarmaya yönelik tahliye işlemi gerçekleştirildi. Tatbikatta itfaiye ekipleri de yer alırken, güvenlik önlemleri eşliğinde kabinde yer alan tahliye kapağının açılmasıyla yolcular halat yardımıyla futbol sahasına indirildi.
Başarılı geçen tatbikatla ilgili açıklamalarda bulunan istasyon görevlisi Ömer Faruk Abak, her yıl en az 3 kere tatbikat gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Abak “Buradaki teleferik sistemleri zaten dünyanın en güvenli sistemlerinden bir tanesi. Vargel Sistemi. Bu sistemde kurtarma malzemeleri teleferik kabininin içinde oluyor. Bizim olası bir durumda teleferiğimiz duruş yaşadığı zaman dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan kurtarma yapabiliyoruz. Kurtarma malzemeleri kabinin içinde olduğu için de biz anında kabin içerisindeki operatör arkadaşımız hemen kabin içindeki misafirlerimizi tahliye edebiliyor. Yani en az beş dakikada operasyona başlamış oluyoruz” dedi.
“İki kabinde de aynı anda kurtarma operasyonuna başlayabiliyoruz”
Teleferik istasyonunda bulunan iki kabinde aynı anda kurtarma operasyonu başlatabildiklerini kaydeden Abak, “Kurtarmayla alakalı personellerimiz her yıl iş güvenlik uzmanlarımızdan yüksekte çalışma eğitimi alıyorlar, bunlarla alakalı eğitiliyorlar, her an denetleniyorlar. Mesela elektrik gitti, burada jeneratörümüz var. Jeneratör bozulduğu zaman dizel tahliye edebilecek ekipmanlarımız var. Şu anki tatbikatta da kabin gidecek. Kabin içinde operatör arkadaşlarınız olacak. Kabine 5 ya da 6 misafir alacağız. Bir kurtarma senaryosu yapacağız. Yüz metre ileride bir futbol sahası var. Oranın içine indireceğiz yolcularımızı. Aşağıdan tahliyesini yapacağız. Bununla beraber jandarma ve itfaiye ekiplerimiz de burada bize destek olacak. İki kabinin aynı anda arıza verirse sistem birbirine bağlı, kabinlerin biri giderken öteki de aşağıya geliyor. Vargel sisteminde bu süreç böyle. İki kabinde de bu kurtarma sistemleri mevcut. İki kabinde de kurtaracak arkadaşlarımız mevcut. Yani iki kabinde de aynı anda kurtarma operasyonuna başlayabiliyoruz” şeklinde konuştu.
“Bir yolcuyu ortalama 5 dakikada tahliye ediyoruz”
“Vargel Sisteminde bu kabinlerde ortalama 55 kişi taşıyoruz” diyen Abak, “Bu sistemin dışındaki sistemlerde kurtarma ekipmanları dışarıdan geliyor. Kurtarıcı önce direğe çıkıyor, sonra kabine inip yolcuyu kurtarıyor. Fakat bizim ekipmanlarımız kabinin içerisinde olduğu için anında müdahale edebiliyoruz. Bir yolcuyu ortalama 5 dakikada tahliye ediyoruz. Tabi bu süre bulunulan yüksekliğe göre de değişiyor. Kabinlerimizin düşme ihtimali diğerlerine sıfır çünkü burası Sanayi Bakanlığı tarafından denetlenen bir kurum. Ayrıca Türkiye Makine Mühendisleri Odası’ndan da bizi denetliyorlar. İnanılmaz kontroller yapılıyor. Ayrıca bu şirketin yani firmasının kendi denetimleri, denetmenleri tarafından da gelip denetleniyor” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait, 2017 yılında hizmete giren Sarısu teleferik hattını tutan demir direklerden biri, 12 Nisan’da saat 17.28’de kırılarak kabinlerden birine çarptı. İçerisinde 8 kişinin bulunduğu kabinin tabanı, çarpmanın etkisiyle kırıldı. Kabinde bulunan 8 kişi, metrelerce yükseklikten yere düştü. Olay yerine ulaşan ekipler, Memiş Enes Gümüş’ün (54) yaşamını yitirdiğini belirledi. Yaralanan 7 kişi de helikopterlerle bulundukları yerden alınarak, hastanelere götürüldü. Kazanın ardından durdurulan teleferik hattı üzerindeki kabinlerde mahsur kalanların kurtarılması için çalışma başlatıldı. Helikopterlerin ve 2 bin 202 kişilik ekibin aralıksız çabası sonrasında 22,5 saatin sonunda 174 kişi tahliye edildi. Serik Devlet Hastanesi’nde hemşire olan Rabia Küçük, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde okuyan kızı Nur Çeken ve yeğeni Eda Dağlaraşar (20) da 5,5 saatin sonunda kurtarılabildi. Teleferik kazasının yaşandığı anları cep telefonuyla kaydeden Nur Çeken ile annesi Rabia Küçük, yaşadıkları korku dolu anları anlattı.
‘HEMEN ÖNÜMÜZDE PARÇALANAN KABİN VARDI’
Rabia Küçük, “Eğlenmek ve güzel vakit geçirmek için teleferiğe binmeye karar verdik. Saat 13.00 civarında bindik. Başlarda biraz korkmuştum. Bir süre sonra teleferik 1 dakika kadar durdu. Daha sonra tekrar çalıştı ve durdu. O sırada sallanmaya başladık. Hemen önümüzde parçalanan kabin vardı. Onu görünce hemen 112’yi aradık, bilgi verdik. Direğin devrildiğini, kabinin parçalandığını ve bir facia yaşandığını söyledik. Sonra herkes müdahale için gelmeye başladı. Beklemeye başladık. ‘Umarız kopmaz’ diye endişeliydik. 5,5 saat kadar havada kaldık. Sonrasında itfaiye eri, bize yukarıdan halatlar üzerinden gelerek ulaştı. Aşağıda da AFAD ve kurtarma ekipleri vardı. Makara sistemini hazırlayıp, bizi tek tek güvenli şekilde halatlarla aşağı indirdi. Kayalık yamaca indik. Ekiplerce direğin devrildiği alana çıkarıldık. Bir süre sonra ambulansların yanına indirildik. Çok korkulu bir süreç yaşadık. Ölümle burun burunaydık. Herkes aynı şeyi yaşadı; bundan eminiz. Ölüm korkusu yaşadık. İlk sarsıntı anında zaten düştüğümüzü zannetmiştik. Allah bir daha kimseye yaşatmasın” dedi.
‘BİLDİĞİMİZ BÜTÜN DUALARI OKUDUK’
Bütün ekiplere teşekkür eden, herkesin elinden geleni yaptığını söyleyen Küçük, “Yapılabilecek en güzel çalışmaydı. Süreç uzundu ama platform zordu. Hayatımda ilk defa binmiştim. Çocuklar üniversite okuyor, ertesi gün döneceklerdi. Bu faciayı yaşadık. O anda çocuklarımı, yeğenimi ve kızımı düşündüm. ‘Allah herkesi korusun’ diye dua ettim. Bildiğimiz bütün duaları okuduk. Sağlıkçıyım ama panik halinde sağlıkçı kimliğim arkada kaldı. Bir anne gibi, vatandaş gibi düşünebildim. Kabinin camı kırılmıştı. Üşümeye başlamıştık. İlk kurtarılanlar arasındaydık. Bizi itfaiye halatlardan gelerek kurtardı. Daha helikopterler bölgeye gelmemişti. Herkes elinden gelen en güzel organizasyonla bizi kurtardı. Herkese çok teşekkür ederim. Bir daha ayağımı yerden kesen hiçbir şeye binmem. Ölümle burun buruna 5,5 saat” diye konuştu.
‘İLK BAŞTA ANLAYAMADIK’
Hatıra olması için video çeken ve bu sırada kaza anını kaydeden Nur Çeken de şunları anlattı: “Çok korktuk, kötü bir süreçti. Anı olsun diye video çekmeye başlamıştım, annemler korktuğu için gülelim diye. Sarsılmaya başladık. 112’yi aradım. İlk başta anlayamadık. Sallanınca ‘Artık düşüyoruz’ diye düşündüm. Bütün ekipler toplandı. Kriz masası bir yol çizip, hemen kurtarmaya başladı. Sahil güvenlik ekipleri, ilk başta düşen kabindeki yaralıları alıp, götürdü. Onları izliyorduk sonra ilk biz kurtarıldık. O anda ‘Ölüyoruz’ diye düşündüm. İlk anda annem ve kuzenime baktım; bir şeyleri var mı diye. Sonra kendimi kontrol ettim
]]>Serik ilçesinde yaşayan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğrencisi Nur Çeken, bayram tatili için ailesinin yanına geldiğini, aktivite olsun diye teleferiğe gitmeye karar verdiklerini kaydetti.
Teleferiğe ilk defa bineceği için heyecanlı olduğunu belirten Çeken, ilk anlarda her şeyin güzel gittiğini ve eğlendiklerini kaydetti.
Kazadan kısa süre önce teleferiğin kitlendiğini, annesi ve kuzeninin korktuğunu aktaran Çeken, “Ben de onları ‘rahatlasınlar, gülelim, anı olarak kalsın’ diye çekiyordum. Video çekerken bir anda sallanmaya başladık. Kabinin içerisinde yere düştüm. Teleferik aşağı doğru çökmeye başladı ve bir anda sağa sola gittik. Halata çarptık. Karşımda oturan iki kişi de benimle beraber yere düştü.” dedi.
Uzun bir süre teleferik kabininde sallandıklarını dile getiren Çeken, “Koptuk ve düşeceğiz sandım. Altımız da yamaçtı. ‘Öleceğiz’ diye düşünmeye başladım. Hemen 112’yi arayarak yardım istedim. Olayın büyüklüğünü ilk başta anlamadık. Teleferik hata tespit ettiğinde kendini kilitliyormuş. Biz de öyle bir şey sandık. Bu sırada annemi ve kuzenimi sakinleştirmeye de çalıştım. O anda bir halata çarptığımız için kabin camımız patladı. Çok korktuk ve hala o korkuyu atlatamadık.” diye konuştu.
Mahsur kaldıktan 5 saat sonra kurtarıldıklarını söyleyen Nur Çeken, kurtarma ekiplerinin hayatlarını hiçe sayarak zorlu bir görev yaptıklarını ifade etti. Çeken, AFAD ve iftaiye ekipleri başta olmak üzere bütün kurtarma ekiplerine minnettar olduklarını kaydetti.
“Parçalanan teleferik kabini ve devrilen direk hemen karşımızdaydı”
Anne Rabia Küçük de teleferiğe bindikten sonra yükseklik korkusu yaşadığına dikkati çekti. Kazanın ardından çok sallandıklarını ve kızı ve yeğeninin üzerine kapandığını anlatan Küçük, “Sadece onlara bir şey olmasın istiyordum. Panik haliyle çığlık atmaya başladık. Kayalıklara düşeceğimizi düşündüm. Bir süre sonra sarsıntı durdu. Parçalanan teleferik kabini ve devrilen direk hemen karşımızdaydı. Onları görüyorduk. Kabindeki kişilerin olmadığını ve düştüğünü 112’ye bildirdik.” ifadelerini kullandı.
Küçük, mahsur kaldıkları kabinden kurtarılıncaya kadar sallanmamak için sabit bir şekilde durduklarını vurguladı.
Kendilerini kurtaran itfaiye eri ile bir araya gelmeyi çok istediğini söyleyen Küçük, şöyle konuştu:
“Kurtaran itfaiye eri, canını hiçe sayarak ekip arkadaşlarıyla çalıştı. Hatta biz ona ‘Dikkat et. Bizim yüzümüzden sana bir şey olmasın diye’ seslendik. O hep bizi teselli etmeye çalıştı. ‘Canınızı sıkmayın. Sakin olun. Sizi kurtaracağım.’ diye bizi sakinleştirmeye çalıştı. Onu bir daha görürsem candan sarılmak istiyorum. Hakkı ödenmez. Kabinde bizimle mahsur kalan diğer 3 kişiyle de sürekli görüşüyoruz. Onlar bizim ikinci yaşam arkadaşımız oldu.”
Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla yoğunluğun yaşandığı teleferik tesisinde 12 Nisan’da meydana gelen kazada parçalanan kabinden düşen avukat Memiş Gümüş (54) yaşamını yitirmiş, Özlem Şahin, Kaan Akgün, Fatih Gümüş, Keziban Çapar Gümüş, Lütfullah Kerim Gümüş, Herdem Eyüpoğlu ve Kırgızistan uyruklu Akmaral Abdyldaeva yaralanmıştı.
Sistemin durması nedeniyle havada asılı kalan 24 kabindeki 174 kişi yaklaşık 22,5 saat süren çalışmaların sonunda kurtarılmıştı.
]]>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ), öğrencilerine teorik ve uygulamalı düzenlenen eğitimlerin yanında bölümlerle ilgili sektörlerle ve sektörlerdeki uzman isimlerle öğrencilerini buluşturmaya devam ediyor. Antalya’nın batı bölgesinin tek havalimanının bulunduğu Gazipaşa’daki ALKÜ Gazipaşa Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi de öğrencilerinin en iyi şekilde yetişmesi için çeşitli etkinliklere imza atıyor. Bu kapsamda fakülte öğrencileri, “Geleceğin Havacıları Gazipaşa’dan” isimli konferansta Tüm Sivil Havacılar Derneği (TÜSHAD) iş birliği ile konuk olan Türk Hava Yollarında (THY) görevli Kaptan Pilot Mehmet Tolga Günel, Kıdemli Kabin Amiri Yasemin Duran, Kabin Amiri Merve Güler, Kargo Vardiya Şefi Adem Soner Sarı, Kabin Memuru TÜSHAD Genel Sekreteri Çağrı Kaya’dan tecrübelerini dinledi.
“Çırak olmadan usta olamazsınız”
Programda konuşma yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, öğrenmenin birçok farklı yöntemlerinden birinin de sektör ve tecrübeli isimlerle öğrencilerin buluşması olduğunun altını çizdi. Teorik eğitimlerin yanında uygulamalı eğitimlerin ve tecrübe paylaşımlarının da çok önemli bir iz bıraktığını belirten Kılıç, “Üniversitelerde teorik eğitimin yanında uygulamalı eğitim de öne çıkarılıyor. Bunun çeşitli yöntemlerinden biri de sektörün önemli ve tecrübeli isimleriyle bir araya gelmek. Burada temel amacımız, bir mesleği öğrenecekseniz o mesleğin çırağı olmalısınız. Dolayısıyla ustalarla çırakların buluştuğu bu etkinlik özellikle öğrencilerimiz için çok önemli bir dokunuş oldu. Burada öğrenilen bilgiler, öğrencilerimizin hayatlarında önemli bir yer tutacak. Burada farkında olmadan öğrenilen bilgilerin değerli öğrencilerimizi çok farklı yerlere getireceğine inanıyorum. Üniversite ve iş hayatında tüm öğrencilerimize yürekten başarılar diliyorum” dedi.
“Ustalar çıraklara tecrübelerini aktardı”
Programın moderatörlüğünü yapan Doç. Dr. Meltem Akça, ALKÜ ailesi olarak sektör temsilcileriyle öğrencileri sık sık bir araya getirmeye çalıştıklarını dile getirdi. Öğrencilerin havacılık sektörünü yakından takip etmesi için sürekli çalıştıklarını dile getiren Akça, konuklara tek tek teşekkür etti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yaklaşması sebebiyle konferans, kadın katılımcıların anlatımıyla başladı. Kabin Amiri Güler, THY ailesinde 12 yılı bitirdiğini söyleyerek geniş ve dar bölgede kabin amirliği yaptığını dile getirdi. Havacılık sektöründe yaklaşık 20 yıl deneyimi olduğunu söyleyen Kıdemli Kabin Amiri Duran ise sektöre yeni başlayan kabin görevlilerine alıştırma ve uçuş eğitimleri verdiğini söyledi. Kaptan Pilot Günel, uçuş ile ilgili merak edilen birçok konuyu anlatırken aynı zamanda kaptan pilotların sorumlulukları ve yetkileri hakkında da detaylı bilgi verdi. TÜSHAD Genel Sekreteri Kaya ise tecrübelerini daha önce hazırladığı videolarla öğrencilere aktardı. 1998 yılında sektöre başladığını söyleyen Kargo Vardiya Şefi Sarı, kargo ve sevkiyat ile ilgili yaşadıklarından bahsetti. Öğrencilerin ilgiyle dinlediği konferansın sonunda öğrenciler, tüm merak ettiklerini tecrübeli isimlere yönelttiler. Program, katılımcılara hediye ve çiçek takdimimin ardından son buldu. Katılımcılar daha sonra öğrencilerle gökyüzüne bakarak aile fotoğrafı çektirdiler.
Gazipaşa Kültür Merkezi’nde yapılan konferansa Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Gazipaşa Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atılgan Atılgan, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Meltem Akça, akademik personel, fakülte öğrencileri ve Gazipaşa Fen Lisesi öğrencileri katıldı. – ANTALYA
]]>Türkiye asansör istatistiği
Dr. Serdar Ay, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2022 yılında yayımlanan Asansör Sektör Raporuna göre, ülkemizde toplamda yaklaşık olarak 800.000 asansör hizmet verdiğini, bu rakamın günümüzde 1 milyona yaklaştığını ifade etti. Bu rakamın 2012 verilerine göre 101.254 olduğu düşünüldüğünde artan asansör hacmi dikkat çekici. Kamuoyuna yansıyan ölümlü ve yaralanmalı kaza haberleri de aslında periyodik bakımların hayati önemini hatırlatıyor. Asansörlerin ilgili standartlara göre imal edilerek, montajlarının yapılması gerektiği, talimatlar çerçevesinde işletilerek, periyodik bakım ve kontrollerinin zamanında ve aksaksız yapılması gerektiğini kaydetti.
Asansör kazalarının yüzde 26’sı ise işçi kazası niteliğinde
Altınbaş Üniversitesinden Dr. Serdar Ay, asansör kazalarının “Kullanıcı Kazası” ve “İşçi Kazası” olarak ikiye ayrıldığına dikkat çekerek, bu konuda herkesin belirli bir bilgiye sahip olması gerektiğini söyledi. Zira Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği “AYSAD” tarafından hazırlanan “Türkiye’de 2010-2020 Yılları Arasında Meydana Gelen Asansör Kazaları Raporu” verilerine göre kazaların yüzde 74’ü kullanıcı, yüzde 26’sı ise işçi kazası sınıfında değerlendiriliyor.
İş kazaları kapsamında gerçekleşen kazaları inceleyen Dr. Serdar Ay; ağırlıklı olarak asansör boşluğuna düşme, sıkışma ve ezilme, asansör düşmesi, kabin ile birlikte düşme, elektrik ile ilgili kazalar, cisim düşmesi ve makine/ekipman kaynaklı kazalar olduğuna işaret etti.
Yaygın olarak karşılaşılan kullanıcı kazalarına da değinen Dr. Serdar kullanıcıların dikkat etmesi gerekenleri 5 madde de sıraladı.
Kabin katta yokken kat kapısının açılması sonucunda kuyuya/asansör boşluğuna düşme kazalarının önlenebilmesi için öncelikle asansöre binerken acele edilmemeli, asansöre kontrollü binilmelidir.
Kabin kapısı olmayan asansörlerde, kabin hareket halinde iken kabin ile kuyu duvarı arasında sıkışmalar sonucu oluşan kazaların önlenebilmesi için özellikle iş yeri olarak değil de yerleşim amaçlı kullanılan binalarda kabin kapısı olan asansörler tercih edilmelidir.
Asansör kapılarının arasında sıkışma sonucu oluşan kazaların önlenebilmesi için asansörden inerken acele edilmemeli, kapılar kontrol edilerek inilmelidir.
Asansörlerin aşırı ağırlık taşıması sonucunda oluşan kazaların önlenebilmesi için müsaade edilen ağırlık ve/veya kişi miktarına göre asansörler kullanılmalıdır.
Asansörlerde şakalaşmamalı, sigara içilmemeli ve eşyalar emniyete alınarak taşınmalıdır.
Dr. Serdar Ay son olarak, deprem kuşağında olan bir coğrafyada yaşadığımız gerçeğini hatırlatarak vatandaşları, deprem ve yangın durumlarında asansör kullanmamaları konusunda uyardı. Ayrıca doğrudan asansör kazaları ile ilgili olmasa da bulaşıcı hastalık tehlikesine karşı önlem olarak, asansörlerde sosyal mesafeye dikkat edilmesi gerektiği belirtti.
Asansörlerin periyodik bakım ve kontrollerinin A tipi muayene kuruluşunca yapılması gerektiğini vurgulayan Altınbaş Üniversitesinden Dr. Serdar Ay, yapılan değerlendirmeye göre asansöre, kusur durumunu gösteren bilgi etiketlerinin kabin içerisindeki kullanıcıların rahatlıkla görebileceği şekilde kumanda panelinin etrafında en uygun yere ve ana durakta yer alan dış çağrı kumanda panelinin yanına veya durak kapısı kasasının üzerine iliştirilmesi gerektiğini dile getirdi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt: Kurşun geçirmez kabinler konusunda yetkililerle görüşmelerimiz başladı
Emine DERYA-Hazal Mihrace GÖKSUN-Yunus Emre YALÇIN- Emre Can URAN/ Taksici Oğuz Erge’nin soğukta üşümesin diye aracına aldığı Delil Aysal tarafından öldürülmesinin ardından taksi şoförleri, araçlara kurşun geçirmez kabin zorunluluğu getirilmesini istiyor. Kabin üreticisi Ahmet Arslanoğlu, ” Son zamanlarda yaşanan gasplar nedeniyle çok talep alıyoruz” dedi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Kurşun geçirmez kabinler konusunda yetkililerle görüşmelerimiz başladı” dedi. Bazı taksi şoförleri taksilerine kabin yaptırmaya başlarken, taksici Gülden Bilge, “Şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim” diye konuştu.
Taksicilere yönelik şiddet olaylarının artması ve son olarak İzmir’de taksici Oğuz Erge’nin aracına aldığı Delil Aysal tarafından öldürülmesinin ardından taksi şoförlerinin güvenliği yeniden gündeme geldi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Kurşun geçirmez şekilde kabinler konusunda gerekli yetkililerle görüşmelerimiz başladı.” dedi. Kabinli taksilere de talep artışı yaşandığını belirten işletme sahibi Ahmet Arslanoğlu ise, “Şu anda gasp olayları, yaralanma olayları hatta öldürme olayları ön plana çıktığı için kabinlere talep oluştu. Aracın herhangi bir görüntüsünü de bozmuyor. Arkadan bir müşteri bindiğinde önü de rahatlıkla görebiliyor çünkü şeffaf bir malzeme. Aslında şoförden de ön taraftan arka tarafı koruyor. Son zamanlardaki gasp nedeniyle çok talep alıyoruz.” dedi. 2020 yılında aracına kabin taktırdığını söyleyen taksici Gülden Bilge ise, “Şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim.” şeklinde konuştu.
“KURŞUN GEÇİRMEZ KABİN ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”
İşletme sahibi Ahmet Arslanoğlu son dönemde kabinli taksilerde son dönemde talep artışı olduğunu söyledi. Arslanoğlu, “İlk önce koronavirüsü önlemek için yaptık. Daha sonra malzemeyi daha da güçlendirdik. Daha önce ince ve kırılgandı. Bu talep üzerine, kırılganlığı azalsın, esnek olsun, bunları göz önünde bulundurarak değişik bir ürün kullandık. Pandeminin başından beri yaklaşık bin taksiye takmışızdır. Artı olarak servis araçlarına ve özel araçlara da taktık. İlgi görüyor. Şu anda koronovirüs bittiği için bu ürünleri kaldırdılar. Şu anda gasp olayları, yaralanma olayları hatta öldürme olayları ön plana çıktığı için bunlar talep haline geldi. Şu anda yaklaşık 30-40 araç için şehir dışından sipariş alıyoruz” dedi.
KORUMA AMAÇLI YAPTIĞIMIZ BİR ÜRÜN
Talep üzerine kurşun geçirmez kabin üretimi için de çalıştıklarını belirten Arslanoğlu, “Gasplarla ilgili insanlar canının güvenliği için ürünün de darbeye dayanıklı olduğunu bildikleri için kullanan insanlar geri dönüş yapıyor. Kullanan insanlar çıkarttıkları ürünü geri taktırıyorlar. Yeri geliyor yeni yaptırıyorlar. Şu anda yine ihtiyaç sahipleri aramaya başladılar. Darbelere karşı dayanıklı, çekiç veya ağır bir materyale, bıçağa dayanıklılığı var. Yalnız kurşungeçirmez özelliği yok onun üzerinde de çalışıyoruz. Aracın herhangi bir görüntüsünü de bozmuyor. Arkadan bir müşteri bindiğinde önü de rahatlıkla görebiliyor çünkü şeffaf bir malzeme. Aslında şoförden de ön taraftan arka tarafı koruyor. Koruma amaçlı yaptığımız bir ürün. Son zamanlarda gasp için çok talep alıyoruz. Şu an üretimler yeni talep oluştuğu için yaklaşık 10 gündür haberlerde çıkan gasp olaylarından dolayı talep arttı. Yaklaşık 30-40 araçlık bir talebimiz var. Kurşungeçirmezi çok soruyorlar. Şu anda gasptaki ölümler, yaralanmalar hep silahlı tehdit olduğu için insanların tercihi kurşungeçirmez. Onlarla alakalı da çalışma yapıyoruz.” diye konuştu.
“KABİNLİ ARAÇ MECBURİYETİ GETİRİLİRSE CAN GÜVENLİĞİ OLUR”
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Şu anda yaşadığımız şoför ölümleri gerçekten esnafımızı çok üzdü. Can güvenliği konusunda büyük sıkıntı yaşıyoruz. İstanbul büyük bir metropol. İstanbul’da da yaklaşık 20 bin taksi ve çalışan 55 bin şoför arkadaşımız var, meslekte hiçbirinin can güvenliği yok. Araçlarımızda kullandığımız kamera sistemleri ve acil butonlar var. Bu butonlarla da yardım isteyebiliyoruz; ama son zamanlarda yaşadığımız bir taksici cinayetinde arkadan bir insan silahla ateş ettiği zaman korumasız oluyor. Bu durumların önüne geçmek için İçişleri Bakanlığımız tarafından belki bir genelgeyle kabinli araç mecburiyeti getirilirse çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği olmuş olur. Zaten zor bir meslek icra ediyor İstanbul’da esnafımız. Bu konuda Büyükşehir Belediyesinin alacağı kararlar da etkili olacaktır. ” dedi. Başkanvekili Yurt, “Biz bir pandemi yaşadık ülke olarak, dünya olarak. O dönemlerde bir kabin çalışması yapıldı. Bu kabinler o dönemde müşteriyle taksici arasındaki iletişimi kesmek içindi; ama maalesef kurşun geçirmez bir özellik yoktu. Onlar sadece nefes sirkülasyonunu kesmek için yapılmıştı. Yine bu şekilde düşünerek kurşun geçirmez şekilde kabinler konusunda gerekli yetkililerle görüşmelerimiz başladı. 8+1 taksiler olarak da İstanbul’da hizmet veriyoruz. Geniş hacimli araçlar. Bu araçlarla İstanbul halkına hizmet verdiğimizde şoförle müşteri arasındaki koruma kabinini daha kolaylıkla yapabileceğimizi düşünüyoruz. 4+1’lerde biraz daha sıkıntılı olabiliyor ama 8+1’ler de bu daha rahat olacaktır” diye konuştu.
“TEMEL AMAÇ KİŞİNİN GÜVENLİĞİ”
Taksilerdeki kabin uygulamasını hukuki ve güvenlik açısından değerlendiren Avukat Iyaz Çimen ise, “Yolcunun kullanmış olduğu o ön koltuk veya arka koltuk kısımlarının onun özel alanıyla ilgili yapılabilecek geliştirmeler, hakkının kısıtlanmasından ziyade konfor alanını artırmayı amaçlayan, nitekim güvenlik açısından da hem şoför için hem yolcu için olumlu diyebileceğimiz değişiklikler. Dolayısıyla burada kişilik haklarına saldırıdan ziyade hakkın aslında korunmasının geliştiğini söyleyebiliriz.
KAPI KİLİTLEME YOLCU RIZASI DAHİLİNDE GERÇEKLEŞMELİ
Yolcu güvenliği ile ilgili de konuşan Avukat Çimen “Güvenlik amaçlı gerçekleştirilen kapıların kilitlenmesi sürecinde, bu tabii ki arka taraftaki yolcunun veya ön taraftaki yolcunun eğer ki dışarı çıkmasını engelleyecek bir biçimde gerçekleşiyorsa, bunun onun rızası dahilinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Burada temel amaç kişinin güvenliği” dedi.
“DAHA İYİ KOŞULLARDA ÇALIŞMAK İÇİN GEREKLİ”
2019’dan bu yana taksicilik yapan ve aracında 4 yıldır kabin olduğunu belirten Gülden Bilge ise, “Pandemi döneminde yanlış hatırlamıyorsam 2020 senesinde kabin taktırdım ve bu benim aracımda kullandığım dördüncü kabinim. Deforme oldu, kırıldı, yıprandı yine de tekrardan aynısını yaptırdım. Biz bunu pandemi döneminde kullanmaya başladığımızda ilk önce sağlığımız için kullanmaya başladık. Hem kendi sağlığımız hem de hizmet verdiğimiz yolcularımız için. Fakat sağlığımızdan ziyade güvenliğimiz çok daha önemli, ruh sağlığımız içinde öyle, rahat yolculuk yapabilmek için güvenli yolculuk yapabilmek için. Daha iyi koşullarda çalışabilmek için daha gerekli olduğunu düşünüyorum. Hepimizin güvenliği için ilk önce olması gerektiğinin düşünüyorum. Şimdi en başta şöyle söyleyeyim, vurma, kırma gibi olaylarda tabi ki caydırıcılığı olur; ama silahlı bir gaspa uğrarsak eğer bunun caydırıcılığı olmaz. Hayati tehlikemiz de devam eder. O yüzden şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim. Arka kapıları yolcuyu aldıktan sonra kilitlemiyorum. Yolcu ile eğer İstanbul’un güvensiz bir bölgesinde çalışıyorsam kilitliyorum. ya da kendim tek başımayken arabamda yolcu yokken İstanbul’da o tekinsiz sokaklardan geçme durumunda kaldığımızda kapılarımı kilitleyip yolculuğuma öyle devam ediyorum. Birçok arkadaş araçlarından söküp attı kullanmak istemediler ama gördüğünüz gibi şu anda bir talep söz konusu kendilerinden de. Bir an önce bunun yasallaşması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“KABİNLİ ARAÇLARIN PİYASAYA SÜRÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Taksici Ömer Kaçmaz, “Son dönemlerde gerçekten taksici camiasına karşı yapılan haksız eylemler var. Bu konuda senelerdir uğraşılan bir kabin mevzusu var. Maalesef ne hükümetimiz tarafından, ne belediye tarafından ele alınıp bir türlü bu konuda ön adım atılmadı. Bir an önce bir adım atılıp güvenliğimiz açısından bu kabinli araçların piyasaya sürülmesini istiyoruz. Bu bizim can güvenliğimiz açısından çok önemli. Şu anda o takılan kabinlerin ne kadar güvenli olduğu belli değil. Çünkü pandemi zamanında bakalit olarak yapıldı. Bir darbeye bir silaha karşı koruyacak şekilde değil. Bunun artık yapılmasını istiyoruz. Şu anda kullandığımız araçlara kabin koyduğumuz zaman ben 1.85 boyundayım bu arabayı kullanma şansım kalmıyor araçlarımız küçük. Büyük arabalarda, 8+1 sarı siyah araçlarda bu kabinleri rahat bir şekilde uygulayabiliyorlar. Ona uygun şekilde kabin yapılmasını istiyoruz. Bütün arkadaşlarımız istiyor; b ir an önce onaylanırsa çok seviniriz” ifadelerini kullandı.
“MÜŞTERİ ALIRKEN KORKMAYA BAŞLADIK”
Taksici Cemal Sağlam, “Bu yapılan kötü bir olay. Televizyonlardan izledik. Biz ekmeğimizin peşindeyiz. Kimseye zararımız yok, kınıyorum. Can güvenliğimiz yok. Kimlerle karşılaşacağımız bilmiyoruz. Kabin olsun diyoruz, yapılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu. Taksici Tayfun Ulaman ise, “Yaşanan en son olay bizi derinden üzdü. Ben de 25 yıllık taksiciyim. Biz taksiciler olarak artık müşteri alırken korkmaya başladık. Hatta arkaya sağımıza binen arkadaşlardan çekiniyoruz. Bakanlığımız gerekeni yapacaktır. Kabin yapılmasını bekliyoruz. Geç de kalındığını düşünüyorum. Daha önce gündeme gelmişti. En son olaylar da tuzu biberi oldu. Yapılsa daha iyi olur. Biz de krokisini çizdik. Nasıl olur diye kendi aramızda konuştuk. Çelik kabin olarak daha güvenli olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
]]>