Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “sahte üniversite diploması” skandalıyla ilgili, “Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Eğitim sektörümüzü korumamız lazım. Yükseköğretim Kurulu’ndan (YÖK) destek talep ettik. YÖK’ün Yükseköğretim Planlama, Denetleme ve Akreditasyon Kurumu (YÖDAK) ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak” dedi.
KKTC’nin Güzelyurt ilçesindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde başlayan “sahte diploma” krizi gündemdeki yerini koruyor. KKTC’de üniversiteleri denetlemekle sorumlu YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı ve yolsuzluğun yaşandığı dönemdeki Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Hasgüler ile çok sayıda üst düzey bürokrat ve yetkili bu kapsamda tutuklandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Lefkoşa’da aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede; “Bu skandala ilişkin KKTC’de bunun genel bir tecrübe olduğunu kabul edemem. Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Eğitim sektörümüzü korumamız lazım. YÖK’ten destek talep ettik. YÖK’ün YÖDAK ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak. Yıpratıcı söylemler de sona erecek” ifadelerini kullandı.
ÖZERSAY: ÇÜRÜME SADECE SİYASAL BİR ÇÜRÜME DEĞİL
Ana muhalefet partilerinden Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay ise konuya ilişkin şunları kaydetti:
“Sadece bu diplomayı verenler açısından değil, yozlaşma toplumun her düzeyine sirayet etmiş durumda. Yani müdür, müsteşar, milletvekili, eski bakan, üniversitelerden sorumlu kurum başkanı, bu bir kategori. İkinci kategori öğretmen, polis, asker aldığı diplomayı da devlete verip kademe derece ilerlemesi, makam-mevki maaş artışı. Şimdi bütün bunları biz gördük şu ana kadar. Toplumdan bağımsız bir şey değil bu. Çürüme, sadece siyasal bir çürüme değil. Toplumun bazı kesimleri de buna ortak olmuş durumda. Bir şeye karar vermemiz lazım, bu sorunu nasıl çözeceğiz? YÖK heyeti geldi, YÖDAK ile birlikte çalışarak sorunu çözecek. Evet bunu konuşmamız lazım, doğrudur. Ama eğer biz mevcutların üzerini örterek ‘Yeni bir sistem yaratalım. Geçmişe bakmayalım’ dersek, bu çuval içerisinde kalan o çürümüş patatesler hepsini çürütecek ve bu koku gitmeyecek.”
SUCUOĞLU: EĞİTİMİ YARALARSANIZ BU İNANILMAZ EKONOMİK SIKINTILAR YARATACAKTIR
Bu durumun eğitime büyük zarar verdiğini kaydeden eski Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Faiz Sucuoğlu, “Çok fazla ve denetimsiz üniversite izni verildi ve bazıları tabela üniversitesi şeklinde kaldı. Bir nevi ticari açıdan olaya bakıldı” dedi. Sucuoğlu ayrıca, “Bu diplomayı kötü niyetle kullanan, terfi için kullananlar ayrı ama bir de hiç bir yerde kullanılmamış diplomalar için ayrı bir şey yapmak lazım. Çünkü iş farklı boyutlara gidecek gibi görünüyor ve bu büyük bir zarar verecektir. Kuzey Kıbrıs’ın iki önemli hususu var, biri turizm biri de eğitim. Siz eğitimi böyle yaralarsanız yarın öbür gün inanılmaz ekonomik sıkıntılar yaratacaktır” diye konuştu.
FEYZİOĞLU: 17 ÜNİVERSİTENİN YÖK AKREDİTASYONU VAR
25 Mart itibariyle KKTC talebiyle Ada’ya gelen YÖK heyetinin çalışmalarına başladığını söyleyen, Türkiye ve KKTC’den bir grup gazeteciyle bir araya gelen Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’deki 17 üniversitenin YÖK’e akredite olduğunu, 5 üniversitenin olmadığını ifade etti. Akredite olan üniversitelerin tüm bölüm ve kontenjanlarıyla YÖK tarafından denkliklerinin kabul edildiği anlamına gelmediğinin altını çizen Feyzioğlu, “Türkiye’de ÖSYM kılavuzunda hangi üniversite ve bölümleri, kaç kontenjanla yer alıyorsa o sayıda bölüm ve öğrenci diploması denk kabul ediliyor. Örneğin A üniversitesinin hukuk fakültesinden 5 kontenjan ÖSYM kılavuzunda yer alıyorsa sadece o yıl, bu şekilde giren 5 öğrencinin diploması Türkiye’de geçerli oluyor. Oysa o üniversite ve o fakülte 90 öğrenciyi sınavsız, kapıdan aldıysa onların diplomaları denk kabul edilmeyen diğer 5 üniversite ile aynı muameleyi görüyor. Yani denk kabul edilmesi için onların da başka prosedürleri yerine getirmesi gerekiyor” diye konuştu. Feyzioğlu şunları kaydetti:
“Yaşananlar üzerine KKTC Başbakanı Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımıza yazı yazdı ve YÖK’ün burada sistem kurmasını istedi. YÖK heyeti de görüşmek üzere buraya geldi. YÖK, YÖDAK’a bu sistemi kurduğunda tek bir ekrandan, her bir öğrencinin ders seçiminden derslere devam edip etmediğine; ödevden teze tüm bilgileri görülecek ve her bir diplomaya da barkod verilecek.”
]]>“KİM HAK EDİYORSA O ŞAMPİYON OLSUN”
Takımın gidişatını değerlendiren Timur, “Şampiyonluk maçı denilen tarzda bir maçtı. Geriye düştükten, penaltı kaçırdıktan sonra böyle bir geri dönüş inanılmaz. Bu inanmışlığın göstergesi. Biz bu sene şampiyon olacağız. Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Müthiş bir birlik var. Dayanışma var. Kenetlenmiş durumdayız. Hep şunu söylüyorum. Kim hak ediyorsa o şampiyon olsun. Çok net. Son 3-4 haftada kaç defa hastaneye yatırıldım. Bu nefrete dayanamıyorsunuz. Şunun bilinmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi neticede sadece şampiyonluk için yapmıyorsun, toplumsal bir mesaj için yapıyorsun. En çok mutlu olduğum şey, şampiyon olursak en mutlu edeceğim şey topluma şunu ispatlayacağız, başkasının hakkına riayet ettiğinde, kendin kadar başkasını düşündüğünde, ahlaklı dürüst doğru çalıştığında her zaman sonucu alıyorsun. Bunu herkes görecek. Bunun altını çiziyorum” ifadelerini kullandı.
“YABANCI HAKEM OLSUN, BUYURSUN OLSUN”
Ali Koç’un yabancı hakem talebini kabul ettiğini belirten Timur, ” Fenerbahçe’nin teklifini kabul ediyoruz! Yabancı hakem olsun! Buyursun olsun. İçeride Okan Hoca’ya söyledim. Robot hakem olsun, varsın robot hakem olsun. Hiç sorun yok. Otomatik, robot, yabancı olsun. Kabul ediyoruz. Ama siz yabancı hakemlerin evine giderseniz, çocuğunu tehdit ederseniz, AVM’de fotoğrafını çekerseniz, etrafını sararsanız yine olmaz! Aylardır söylüyoruz. Madem ki yabancı hakemin, saniyedeki görüşünü, kararının adil olduğunu düşünüyoruz. 3 tane yabancı hakem seçelim, sonuç neyse başımızın üstüne! 15 aydır söylüyorum. Hiç karşılık alamadım. Tüm maçların hepsini izlesin hakemler. Yabancı hakem olunca Fenerbahçe şampiyon olacağını düşünüyor ya. Tüm 10 seneyi incelesinler. Bu seneden başlasın bu hakemler, basit hata, fazla faul, basit penaltı, seni kazandıran hata, 1-0 gerideyken hata. Her şeye baksın yabancı hakemler, 3-5 yabancı hakem seçelim, 1 saniyede incelediğini doğru buluyor ya Ali koç ve Fenerbahçe, haftalarca incelesinler, sonuç neyse başımızın üstüne. Kabul ederlerse biz de kabul ediyoruz. Teraziden kaçan hırsızdır derken bunu kastetmiştim. Sen madem ki haksızlık yapıldığını düşünüyorsun, dersin ki hakeme gidelim dersin. Deftere bakalım. Deftere bakmaktan kaçıyorsan savında haklı değilsin, toplumu manipüle ediyorsun. Toplumu manipüle etmemek için geri kalanını doğruya yönlendirmek için seçelim 5 hakem. Şimdiye kadar hep haksız kazandığını, şampiyon olamadıysa da zaten çok haksızlık yapmasına rağmen kazanamadığını kabul ediyordur. Hepsine tek tek bakılsın. Ne sonuç çıkıyorsa kabul. Bağımsız olarak kabul. Onun dışında her hakem olur, robot hakem bile olur. Robot hakem daha iyi olur. Annesine, babasına baskı yapamazsın, sosyal medyadan kumpas kuramazsın, robot hakemin evine insan yollayamazsın, robot hakem yumruk atamazsın, robot hakemi AVM’de çeviremezsin. Bunları yaşıyoruz. Bu haksızlıklar, sonuca varmayacak. Tekrar ediyorum, çağrıda bulunuyorum. Her maç yabancı hakem gelsin hiç fark etmez. Türk hakemlerinden daha iyi anlamına gelmiyor bu. Bize acayip haksızlık yapılıyor, çok büyük haksızlık yapılıyor. Yabancı hakemlerin geçmişe bakması da kabul edilmiyorsa, kimse çıtını çıkarmayacak. Gel röntgeni çekelim diyoruz. Röntgenden kaçıyorsan iddianda yanlış bir şey yapıyorsun” dedi.
]]>MUHAMMET FATİH BAŞCI
Burdur merkeze bağlı Düğer köyünde tartıştığı eşini av tüfeğiyle vurarak öldüren Ayşe Işık, 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir, “10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı bıçaklanmış, zorla tecavüz edilmiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde adaletin olmadığını bütün Türkiye görsün” diyerek karara tepki gösterdi.
Burdur merkeze bağlı Düğer köyünde 28 Mayıs 2023 tarihinde eşi İsmail Işık’ı av tüfeğiyle öldüren Ayşe Işık’a (29) karşı kasten öldürme suçundan açılan davada karar duruşması yapıldı. Sanık Ayşe Işık’ın cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmaya taraf avukatları katıldı.
“ADALETİNİZE SIĞINIYORUM”
Mahkemede son sözü sorulan sanık Ayşe Işık, “Benim 1 yaşında epilepsi hastası çocuğum var. Adaletinize sığınıyorum” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından Ayşe Işık’ı önce eşe karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Haksız tahrik indirimini uygulayan mahkeme heyeti, cezayı önce 19 yıla daha sonra da 15 yıl 10 aya indirerek tutukluluk halinin devamına karar verdi.
“10 YILDIR EZİYET GÖREN KADIN, 15 YIL HAPİS CEZASI ALDI”
Kararın açıklanmasından sonra Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir, adliye koridorunda, “10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı bıçaklanmış, zorla tecavüz edilmiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde adaletin olmadığını bütün Türkiye görsün” diye tepki gösterdi.
Adliye dışında gazetecilere açıklama yapan baba Demir, “Bu adalet sarayında adaletin olmadığını bugün hep beraber gördük. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz. Bu kadının epilepsi hastası çocuğu var. Akdeniz Üniversitesi’nden raporlu. Bu çocukları bırakıp da bu işi yapmıştır. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
“BU KARARI KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Avukat Ahmet Onaran ise şunları söyledi:
“Bugün insan olarak, hukukçu olarak hepimizin içini yaralayan bir karara şahit olduk. Kısacası ve özeti fasit bir sürecin basit bir sonucudur bu karar. Evliliği şiddet ve tecavüzle başlayan sistematik şiddetin ortasında sürekli 10 yıl boyunca kendisine, en yakınlarına, geçenlerde 9 yaşındaki oğlu dinlendi, testisi patlayıncaya kadar maktul tarafından şiddete uğramıştır. Bu kararı kabul etmek mümkün değildir. Savcılık ve yargılama makamı olan Burdur Ağır Ceza Mahkemesi maalesef sığ bir şekilde bu dosyaya yönelmiş. Bizim dinletilmesini istediğimiz birçok tanığın dinletilmesi talebimiz reddedilmiştir. Ayşe Işık hakkında alınmasını istediğimiz sağlık raporları alınmamış, cezaevi psikoloğundan alınması gereken raporlara ilişkin beyanı olmasına rağmen savcılık aşamasında bizim de bunu talep etmemize rağmen kabul edilmemiştir. Üstünkörü bir soruşturma ve kovuşturma ile bu hak edilmeyen ceza verilmiştir. İstinaf, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu’nda halen bizim hukuka olan inancımızı yitirmeyeceğimiz kararlar mevcuttur. Bu hukuksuzluktan, içimizi yaralayan adaletsiz karardan istinafta, Yargıtay’da veya Ceza Genel Kurulu kararı ile dönüleceğinden umut ediyoruz. Bugün bu karara rağmen tahliye edilebilirdi. Mahkeme sığ bir şekilde düşündü. Bu kararla sadece Ayşe değil 3 çocuğu cezalandırılmıştır. Sürecin takipçisi olacağız, Ayşe’nin mücadelesinde yanında olacağız, yalnız bırakmayacağız.”
]]>Kayseri Büyükşehir Belediyesi 2024 Yılı Mart Ayı Meclis Toplantısı Birinci Birleşimi Birinci Oturumu, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç başkanlığında, Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.
Başkan Büyükkılıç, meclis öncesi Kayseri başta olmak üzere tüm İslam aleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik etti.
Üniversiteden gelen ve kamu yönetimi okuyan öğrencilerin de misafir edildiği mecliste, Başkan Büyükkılıç, gençlere meclis ile ilgili bilgiler de verdi.
Mecliste 45 asıl, 45 ek olmak üzere toplam 90 gündem maddesi meclis üyelerince müzakere edilerek, karara bağlandı.
Büyükşehir Meclisinden Erbakan Hocaya vefa
Meclis üyeleri, Kayseri Havalimanı güneyinde bulunan Kocasinan İlçesi, Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’ndan başlayarak Kuzey Çevreyolu bağlantı yoluna kadar devam eden isimsiz yola Prof. Dr. Necmettin Erbakan Caddesi ismi verilmesi talebini görüşerek, oy birliği ile kabul etti.
Başkan Büyükkılıç, oy birliği ile alınan karara teşekkür ederek, şunları söyledi:
“Yeni açtığımız bir yol, şehrimize hayırlı, uğurlu olsun. Havaalanı Yeni Terminal Binamız şehrimize yakıştı. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma Bakanlarımıza, Milli Savunma Bakanımıza teşekkür ederken, hemen yanı başından şehrin havaalanından şehrin doğusunu havaalanına ulaştıracağı önemli bir ana artere, devlet adamı, bilim adamı, siyasi ufkuyla herkese örnek olan bir liderin, Kıbrıs Barış Harekatı’nda da en büyük katkıyı sağlayan büyüğümüz Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ismini veriyoruz. Meclisimize de bu yakışırdı.”
Yakut Mahallesi’ne kütüphane yolda
Yine mülkiyeti şahsa ait, Yakut Mahallesi, Elisevenler Caddesi’nde bulunan dükkanın kütüphane olarak kullanılmak üzere 5 yıllığına Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından kiralanması talebi de mecliste görüşüldü. Başkan Büyükkılıç, yeni kütüphane ile ilgili yaptığı açıklamada, “Yakut Mahallemizde kiralama yapıyoruz, içerisini düzenledik, hazır inşallah. Yakut Mahallesi’ndeki gençlerimizin daha donanımlı, daha eğitimli, günün şartlarına uygun kitaplar ve dijital ortamın yanı sıra çayı, çorbası, interneti de bedava olmak üzere hizmet almasını sağlayacak önemli bir çalışma. Amaç, insan odaklı hizmet üretmektir” diye konuştu.
Meclis üyeleri, talebi oy birliği ile kabul etti.
‘Büyüktuzhisar’ımıza doğal gaz hayırlı olsun’
Meclis üyeleri tarafından, Bünyan İlçesi, Büyüktuzhisar Mahallesi’nin Kayserigaz lisans alanı içerisine dahil edilmesi için yapılması gereken işlemlerin EPDK nezdinde taahhüt edilmesi amacıyla her türlü sözleşme, anlaşma, protokolleri imzalamak ve yürütmek üzere Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç veya Genel Sekreter Av. Hüseyin Beyhan’a yetki verilmesi talebi de görüşüldü. Başkan Büyükkılıç, “Büyüktuzhisar bölgesine doğalgaz çalışması ile ilgili yapılacak, orada kaldırımlar ve yollarla, geçtiği yerlerdeki iyileştirme gibi hizmetleri tamamlama anlamında talep gelmiş oluyor. Kabulünü oylarınıza sunuyorum. Büyüktuzhisar’ımıza doğalgaz şimdiden hayırlı, uğurlu olsun” ifadelerini kullandı. Talep, oy birliği ile kabul edildi.
Akıllı Şehircilik Daire Başkanlığı kuruluyor
Akıllı Şehircilik Daire Başkanlığı için yapılacak düzenleme de oy birliği ile kabul edilirken, Büyükkılıç, “Gençler sizlere dönük, kurum ve kuruluşlarla şehrimizi geleceğe hazırlama anlamında ilgili bir daire oluşturuyoruz. Oraları aşındırın, gelip gidin, hizmetlerin daha fazla gelmesini de sağlamış olun” dedi.
Gündem maddeleri ile ilgili meclis üyelerinin görüşlerinin alındığı meclis toplantısının ardından, Başkan Büyükkılıç, mecliste alınan kararların hayırlı olması temennisinde bulundu. – KAYSERİ
]]>MELTEM KARAKAŞ
Eskişehir Ulus Anıtı önünde bir araya gelen TOKİ mağdurları, kendilerine verilen 240 ay sabit ödeme ve yüzde 1 KDV sözünün tutulmasını talep etti. Mağdurlar adına açıklama yapan Serhan Alağaç, “Başlıca insan hakkı olan barınma hakkımız elimizden alınamaz. Çözüm yoksa oy yok” dedi.
Eskişehir’de her hafta olduğu gibi bu pazar da Ulus Anıtı önünde bir araya gelen TOKİ mağdurları, hükümete seslendi. Topluluk adına açıklama yapan Serhan Alağaç, şunları söyledi:
“YETKİLİLER SÖZÜNDEN CAYDI”
“0.49 vade farkıyla ve 240 ay sabit ödemeyle ev sahibi olacağımız ve evlerin bize teslimi sırasında yüzde 1 KDV ödeneceği şeklindeydi. Ama şu anda yetkililer bu sözlerden caymış durumda ve 180 ay memur maaş artışında ödeme, yüzde 10 KDV ödemesi talep etmektedir. Geçtiğimiz hafta içinde yüzde 10 KDV’li ilk ev teslimleri Gaziantep’te yapılmaya başlandı. Gaziantepli vatandaşlarımız doğal olarak bu paraları ödeyemediği için TOKİ tarafından KDV’leri 180 aylık taksitlerine bölündü. Bu insanların algısıyla oynamaktan başka bir şey değildir.”
“ALGI OYUNLARIYLA YÜZDE 1 KDV’NİN İPTAL EDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”
Algı oyunlarıyla yüzde 1 KDV haklarının iptal edilmesini kabul etmediklerini belirten Alağaç, “Sabit ödeme olmadığı sürece taksitlere eklenecek her maliyet 6 ayda bir zam görecektir. Ayrıca sorunumuz teslimatta ödenecek KDV değil her 6 ayda bir evimizin değerine gelecek zamda peşin ödenmesi gereken KDV’dir. Peki 6 ayda bir ödenmesi gereken KDV’leri nerelere bölmeyi düşünüyorlar. Onlar da kalan taksitlere bölünürse zaten hali hazırda ödenmesi çok zor olan taksitler ödenmesi imkansız hale gelecektir. KDV’nin taksitlere bölünmesi bazı hak sahiplerine çok büyük bir lütuf gibi gelse de bizler böyle algı oyunlarıyla hakkımız olan yüzde 1 KDV’nin iptal edilmesini kabul etmiyoruz” diye konuştu.
“REZERV ALANINDA OLAN EVLERİMİZİN ELİMİZDEN ALINMAYACAĞININ GARANTİSİNİ KİM VEREBİLİR?”
Yüzde 1 KDV olmasının formülünün proje alanının rezerv alanı olarak gösterilmesi olduğuna dikkat çeken Alağaç, söz konusu uygulamaya da tepki gösterdi. Alağaç, ” İstanbul’da yüzde 25 indirim ve sadece İstanbul’a özel yüzde 1 KDV sözü verildiğini söylemiştik. Öğrendik ki İstanbul’daki KDV’nin yüzde 1 olmasının formülü proje alanının rezerv alanı olarak gösterilmesinde saklıymış. Bunu hak sahipleriyle paylaştığımızda bizlerin projesinde öyle gösterip vermesinler diye tepki aldık. Çünkü rezerv alanı şu demek: Rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma hizmetleri durdurulabilir. Taşınmazların satışını, devrini ve kiralanmasını yasaklayabilir. Yapıların elektik, su ve doğal gazlarını kesebilir. Rezerv yapı alanında bulunan sağlam binalarda proje bütünlüğü gerekçe gösterilerek yıkılabilir. İleride rezerv alanında olan evlerimizin elimizden alınmayacağının garantisini bize kim verebilir” şeklinde konuştu.
“BARINMA HAKKIMIZ BU ŞEKİLDE ELİMİZDEN ALINAMAZ”
Alağaç, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Biz böyle bir çözümle yapılacak KDV indirimini kabul etmiyoruz. Ayrıca KDV oranı proje bazında değil tüm sosyal konutlar için indirilmediği sürece de kabul etmiyoruz. Hükümet yetkilileri buradan niye vergi kazancı elde etmeye çalışıyorlar anlamıyoruz. İstanbul’daki arkadaşların yaptığı gibi sadece indirim ve yüzde 1 KDV kabul edilecek bir durum değildir. Bizler en başta bize verilen 0.49 vade farkıyla 240 ay sabit ödeme hakkından feragat etmeyeceğimizi, haklarımızı görüşmeler yoluyla alamazsak kurduğumuz dernek ile sonuna kadar arayacağımızı bildirmek isteriz. Başlıca insan hakkı olan barınma hakkımız bu şekilde elimizden alınamaz. Çözüm yoksa oy yok.”
]]>