Bakan Kacır, Okan Üniversitesi, Bekir Okan Sanat Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Açık İnovasyon Otonom Araç Geliştirme ve Test Platformu (OPINA) Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, küresel otomotiv sektörünün büyük bir değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu söyledi.
Sektörde, araç ve yedek parça satışları, satış sonrası ve sigorta hizmetleri gibi geleneksel kar başlıklarının yerini, elektrikli ve otonom araçlara ve paylaşımlı hizmetlere dayalı iş modellerine bıraktığını dile getiren Kacır, Türk otomotiv sanayisinin 35 milyar 700 milyon dolar ihracatı olduğunu, 500 bine yakın kişiyi istihdam ettiğini belirtti.
Türk otomotiv sanayisinin güçlü AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle, nitelikli insan kaynağıyla, ana sanayi ve yan sanayisiyle bu dönüşümü göğüslediğini vurgulayan Kacır, 2022’de açıkladıkları Mobilite Araç ve Teknolojileri Stratejisi Yol Haritası ile Türkiye ve dünyadaki mevcut durumu analiz ederek, ihtiyaçlarını ortaya koyduklarını kaydetti.
Mobilitedeki dönüşüme Türkiye’nin uyumunu kolaylaştırmak amacıyla stratejik hedefleri, kritik politika ve projeleri belirlediklerini ifade eden Kacır, “Elektrikli araç ve batarya üretiminden şarj istasyonlarına, sürücüsüz araç geliştirmeden test merkezlerine birçok stratejik alanda somut hedefler tespit ettik.” dedi.
Bakan Kacır, konuşmasına şöyle devam etti:
“2030’da, elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların Türkiye’deki pazar payının yüzde 35’e, bu araçlarda yerlilik oranının yüzde 75’e çıkmasını amaçlıyoruz. Elektrikli, bağlantılı ve otonom hafif ve ağır ticari araç üretiminde Avrupa’da lider ve dünyada ilk 5’te olacağız. Batarya modül ve alt komponent yatırımlarıyla ülkemizi bölgesel Batarya Üretim Merkezleri’nden, üslerinden biri haline getireceğiz. Siber güvenlik, sürüş güvenliği ve sürücü davranışlarının modellenmesi yazılımları başta olmak üzere, bağlantılı ve otonom araç yazılımları geliştirip, bunların ihracatını yapan ilk 10 ülke arasında yer alacağız. Yeni yaklaşımımızın en önemli izlerinden biri kuruluşundan sadece 4 yıl sonra, 29 Ekim 2022’de tanıtımını gerçekleştirdiğimiz elektrikli ve akıllı aracımız Togg. Bugün 27 binden fazla Togg akıllı aracı Türkiye yollarında. Togg, mobilitede Türk mühendislerin ve teknisyenlerin neleri başarabildiğinin ispatıdır.”
Togg ile yeni mobilite ekosisteminde Türkiye olarak “Biz de varız” dediklerini, çalışmalarda vites yükselttikleri bir döneme girdiklerini vurgulayan Kacır, “Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızla Türkiye’yi elektrikli, bağlantılı, otonom araç ve teknolojilerin üretiminde küresel bir cazibe merkezi haline getirmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz.” dedi.
Bakan Kacır, “Türkiye’de yüksek teknolojili ürünlerin geliştirilmesine ve üretilmesine odaklanan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile bu sektörde akıllı şehir içi elektrikli toplu taşıma araçlarının geliştirilmesi ve seri üretimden ileri seviye sürüş destek sistemlerine, otonom araçlarda kullanılacak akıllı kamera sistemlerinin geliştirilmesinden elektrikli araçlar için şarj ekosistemi yatırımlarına, toplam büyüklüğü 32 milyar lirayı aşan 38 yatırım projesini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.
“Elektrikli araç ve mobilite alanlarında hızlandırma programı düzenliyoruz”
Kacır, Türkiye’de yeni mobilite ekosisteminin merkezi Bilişim Vadisi ve TOGG işbirliğinde, elektrikli araç ve mobilite alanlarında yenilikçi girişimler için hızlandırma programı düzenlediklerini belirtti.
Bu sektörde yenilikçi fikirlere ivme kazandırmayı hedefleyen programa bugüne kadar binden fazla girişimin başvuru yaptığını anlatan Kacır, 120’den fazla girişimin, OEM’ler, tedarikçiler ve Türkiye Mobilite Kümelenmesi’ne dahil kuruluşlarla işbirliği fırsatı yakaladığını söyledi.
Kacır, otomotiv sektöründe güçlü bir üretim altyapısının olmazsa olmazının AR-GE ve inovasyon yetkinliği olduğunu vurgulayarak, mobilite araç ve teknolojilerinde gelecek dönemde nitelikli AR-GE çalışmalarına imza atarak yeni çözümler geliştirmek için üniversitelerin akademik potansiyelini, insan kaynağı ve altyapısını girişimcilik kültürüyle buluşturmayı önemsediklerini kaydetti.
Sanayi ve üniversite işbirliğini güçlendirici adımlar attıklarını dile getiren Kacır, bugüne kadar teknoparklarda 234 teknoloji girişiminin mobilite araç teknolojileri alanındaki 284 AR-GE projesini desteklediklerini bildirdi.
Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla da son 22 yıl içinde bu sektörde 1129 proje ve 2 bin 806 akademisyeni toplamda 5 milyar 600 milyon lirayla desteklediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün açılışını yaptığımız ve Avrupa Birliği (AB) destekli Bakanlığımız Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında 5 milyon avro bütçe ile hayata geçirilen projeyle mobilite ekosistemimizin geliştirdiği ürün ve hizmetler için ihtiyaç duyulan test, entegrasyon ve sertifikasyon altyapısını sağlayan bir merkezi açmış olduk. Yazılımları sanal simülasyonlarla test eden, herkese açık bir inovasyon platformu sunan merkezimizin uluslararası akreditasyon alarak regülasyon testlerinin ülkemizde yapılması amacıyla gerekli çalışmaları da hızla gerçekleştiriyoruz.
OPINA ile önümüzdeki dönemde ülkemizdeki otonom ve bağlantılı araçların fiziki testlerine yönelik akıllı test pistini de devreye alacağız. İnanıyorum ki bu merkez ülkemizin mobilite ekosisteminin dönüşümüne ve rekabetçiliğine çok önemli katkılar sağlayacak. Ülkemizden bu alanda başarılı girişimlerin, Turcornların çıkmasına vesile olacak.”
]]>Kacır, Türkiye’nin astronotları Alper Gezeravcı ve Atasever ile Bakanlık’ta, “Türk Uzay Bilim Misyonu Yörünge Altı Araştırma Uçuşu” konulu basın toplantısı düzenledi.
“Türk Astronot ve Bilim Misyonu” ile ülkenin uzay yolculuğunda yeni bir sayfa açtıklarına işaret eden Kacır, “Geride bıraktığımız 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde en büyük yatırımı insan kaynağımıza yaparak, AR-GE ve inovasyon altyapımızı güçlendirdik. Teknolojide paradigma değişimlerine odaklanarak, araştırma, geliştirme ve üretim kabiliyetimizi yükselttik, birçok alanda asırlık kalıcı kazanımlar elde ettik. İnşa ettiğimiz teknoloji ekosistemiyle uzayın sunduğu sınırsız fırsatlardan yararlanmaya fazlasıyla hazır durumdayız.” dedi.
Kacır, Türkiye’nin artık kendi uydusunu geliştirebilen, üretebilen ve test edebilen bir ülke konumunda olduğunu bildirerek, ilk yılını tamamlayan İMECE uydusuyla, dünyanın her yerinden hiçbir kısıt olmadan görüntü alınabildiğini söyledi.
Yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT-6A’yı 8 Temmuz haftasında uzaya göndereceklerini anımsatan Kacır, “TÜRKSAT-6A ile haberleşme uydusu geliştirme ve üretme kabiliyetine sahip 11 ülkeden biri olacağız.” diye konuştu.
Kacır, uzay teknolojilerinin uydularla sınırlı olmadığına işaret ederek, ülkenin uzaydaki hak ve menfaatlerini koruyabilmek, küresel uzay yarışında önemli bir oyuncu olabilmek için Milli Uzay Programı’nı ilan ettiklerini aktardı.
Program kapsamında 10 hedef belirlediklerini belirten Kacır, “Bu hedeflerden biri de ‘Türk Astronot ve Bilim Misyonu’dur. Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında önce Alper Gezeravcı’nın uzay göreviyle ortak gururun zirveye yükseldiği zamanları yaşadık. Genetikten biyolojiye, fizyolojiden bağışıklık sistemine kadar gerçekleştirilen 13 deneyle bilim camiasına büyük katkılar sunan bu bilim misyonu, ufka bakan gençlerimize ilham kaynağı oldu.” ifadelerini kullandı.
Kacır, gerçekleştirilen uzay misyonunun bilim toplumu olma istikametindeki Türkiye için yeni bir başlangıç olduğunu bildirdi.
“Atasever 7 deney icra edecek”
Türkiye için uzay bilimi ve teknolojilerinde yeni bir dönem başladığına dikkati çeken Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sırada diğer astronotumuz Tuva Cihangir Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu bulunuyor. Nasıl ki Alper Gezeravcı’nın tarihi uzay yolculuğu ile gururlandıysak, Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu için de oldukça heyecanlıyız. Astronotumuz Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu, 8 Haziran 2024’te Virgin Galactic’in ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan Spaceport tesislerinden gerçekleşecek. Yaklaşık 1,5 saatlik bir sürede gerçekleşmesi planlanan bu uçuşta astronotumuzu taşıyacak ‘VSS Unity’ yörünge altı aracı önce bir taşıyıcı uçak aracılığıyla yaklaşık 45 bin fitlik yüksekliğe erişecek, ardından hibrit yakıtlı roket motorunu ateşleyerek yaklaşık 90 kilometre irtifaya ulaşacak. Yaklaşık 3 dakikalık serbest düşme fazında mikro yerçekimi ortamında, biyolojik moleküllerden gen analizlerine, metabolizma değişimlerinden baskılayıcı hücrelere, insülin kaleminden radyasyon analizine kadar 7 deney icra etmek de mümkün olacak.”
“Atasever ilave bir maliyet oluşturmayacak”
Kacır, Atasever’in birbirinden farklı disiplinlerde gerçekleştireceği deneylerin, bilim insanlarının yürüttükleri araştırmalara önemli kazanımlar sağlayacağını belirtti.
Her iki astronotun da Axiom Space, Space X ve NASA tarafından verilen temel astronot eğitimi ile yaşam ve güvenlik prosedürleri, modül ve deney ekipmanları kullanımı, hayatta kalma eğitimlerini aldığını anımsatan Kacır, “Alper Gezeravcı’nın görevi icra etmesine mani bir durum ortaya çıkmadı. Gezeravcı, insanlı ilk uzay bilim misyonumuzu başarıyla tamamladı. Bu da en başından proje anlaşmalarında kararlaştırdığımız üzere, ilave bir maliyet oluşturmaksızın ikinci astronotumuz Atasever’in yörünge altı araştırma uçuşu yaparak uzay deneyimi gerçekleştirmesi imkanını ortaya çıkardı. Böylelikle uzay sınırını geçen ve mikro yerçekimi ortamında bilimsel çalışmalara katkı sunan ikinci vatandaşımız Atasever olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Axiom-3 görev ekibi ülkemizde bir araya gelecek”
Kacır, hayata geçirdikleri her bir yatırım ve projenin, ülkeye ve vatandaşlara en ileri düzeyde fayda sunması için titizlikle çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Yörünge altı araştırma uçuşunun ardından Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflere yönelik çalışmaları sürdüreceklerini bildiren Kacır, “Barışın ve ortak çalışma ruhunun sembolü uzayda, önümüzdeki dönemde de uluslararası işbirliklerine devam edeceğiz. Uluslararası işbirliğinin bir yansıması olarak Axiom-3 görev ekibi haziran ayının başında ülkemizde bir araya gelecek. Uzay alanındaki tecrübelerini ve gelecek döneme ilişkin projelerini üniversitelerimizde gençlerimizle paylaşacak.” dedi.
Kacır, program kapsamında, Ankara’da uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracaklarını, uzay sanayini geliştireceklerini aktararak, 2035’te yılda 1,8 trilyon dolara erişmesi tahmin edilen küresel uzay ekonomisinden daha fazla pay alınacağını belirtti.
Uzaya bağımsız erişim programını da sürdüreceklerine işaret eden Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
“Fırlatma roketleri geliştirmeye yönelik projelerimize devam edeceğiz ve 2030’a kadar uluslararası işbirlikleriyle bir uzay limanı kuracağız. Bu süreçte Ay Programı’mızı gerçekleştireceğiz. Milli imkanlarla geliştirdiğimiz itki sistemine sahip, kendi mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın tasarladığı ve ürettiği uzay aracıyla aya erişeceğiz. Geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojileri zorlu uzay koşullarında kullanma ve sonraki zamanlarda ticarileştirme imkanı da bulacağız. Türkiye Ulusal Gözlemevleri çatısı altında, ileri seviyede uzay gözlemleri için kurmakta olduğumuz Doğu Anadolu Gözlemevi Projesi’ni tamamlayarak, bölgemizin en gelişmiş teleskopuna sahip olacağız. İnsanlı uzay araştırma programlarında yeni uluslararası işbirliklerine dahil olacak, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yenilenmesi gibi projelerde Türk sanayisinin rol alması için gayret göstereceğiz.”
Kacır, dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i düzenlemeye devam edeceklerini, roket ve uydu yarışmalarıyla, eğitim ve girişimci destek programlarıyla uzay bilimi ve teknolojilerinde insan kaynağını güçlendirerek, uzaya yönelik toplumsal ilgiyi artırmaya devam edeceklerini anlattı.
Süper Lig’de şampiyon olacak futbol takımının, bayrağını uzaya gönderme talebi olması halinde nasıl bir yol izleneceğine ilişkin soruya da yanıt veren Kacır, “Spor camiasından ittifakla talep gelirse milletimiz adına bunu karşılamak için gayret ederiz. Ancak tüm takımları en mutlu edecek şey, ay yıldızlı bayrağımızı uzayda görmek olacaktır.” dedi.
]]>Bakan Kacır, Esenyurt’taki Pelit Çikolata Müzesi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Çocukları Gençlik Buluşması” programında, 2023 LGS’de 500 tam puan alan liseli gençlerle kahvaltıda bir araya geldi.
Konuşması öncesinde İstanbul Valisi Davut Gül ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Kösen Ayan ile salondaki gençlerin masalarını tek tek ziyaret ederek sohbet eden Kacır, gençlere TEKNOFEST’i yakından takip etmeleri tavsiyesinde bulundu.
Bakan Kacır, programda, salona girdiği andan itibaren tanıştığı her bir gençte gelecek adına kendisini umutlandıran bir heyecan ve özgüven gördüğünü dile getirdi.
Türk gençliğine çok kıymet verdiklerini vurgulayan Kacır, “Ben tüm buluşmalarımızda, bir araya geldiğim tüm topluluklarla yaptığım konuşmalarda ifade ediyorum. Türkiye’nin en büyük gücü, en büyük kuvvet çarpanı genç ve çalışkan nüfusudur. Bizim nüfusumuzun ortanca yaşı 33, Avrupa ülkelerinin nüfuslarının ortanca yaşı 43, Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinin ortanca yaşı 47-48.Biz onlardan 14-15 yaş daha genciz. Bu çok kıymetli.” ifadelerini kullandı.
-“Türk gençliği, önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın ‘en iyisi’ işleri başarabiliyor”
Dünyanın hızla dönüştüğü bu çağda, bu dönüşümü ortaya çıkaran neredeyse her şeyi genç insanların ortaya koyduğuna dikkati çeken Kacır, şunları söyledi:
“Genç insanların kurduğu teknoloji girişimleri, o teknoloji girişimlerinin geliştirdiği fikirler, ürünler ve hizmetler dünyayı büyük bir hızla değiştiriyor ve dönüştürüyor. O vakit biz, gençlerimizin önündeki engelleri kaldırabilir, onların enerjisinden, birikiminden, heyecanından, aklından, fikrinden istifade edebilirsek rakiplerimizin önüne geçme imkanımız çok daha yüksek olacak diye düşünüyoruz. Bu anlayışla Cumhurbaşkanı’mızla birlikte, onun liderliğinde sürdürdüğümüz milli teknoloji hamlesi yolculuğunda her daim işin kalbinde Türk gençliğini, Cumhurbaşkanı’mızın tarifiyle Teknofest kuşağını görüyoruz. Bu anlayışla 2018’den bu yana dünyanın en büyük teknoloji festivallerini Türk gençliğiyle birlikte düzenliyoruz. Biliyoruz, görüyoruz ki Türk gençliği önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın ‘en iyisi’ işleri başarabiliyor.”
Bakan Kacır, Türkiye’nin geçmişte Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil ve Şakir Zümre gibi isimlerle havacılık ve sanayide çok başarılara ve girişimlere imza attığını ancak havacılık ve hatta sanayileşme adına ne varsa adeta akamete uğratıldığını, bütün sanayileşme tarihinin, havacılık tarihinin engellenmiş hikayeler tarihine dönüştüğünü dile getirdi.
-“???????Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesini bütün dünyaya ispatladı”
Türkiye’nin bu koşullarda 2000’li yıllara geldiğini belirtti ve “Zorluklar içinde, güçlükler içerisinde, terörle mücadele etmek zorunda olan bir ülke olarak 2000’li yıllara geldik. 2000’li geldiğimizde elimizde kendi üretebildiğimiz uçaklar yoktu. Başkalarından almaya çalıştığımız uçaklarla, insansız hava araçlarıyla kendi mücadelemizi sürdürme çabası içindeydik. Hatta o yıllarda İHA denince kimsenin aklına insansız hava aracı gelmiyordu.” yorumunu yaptı.
“Heron dendiğinde insansız hava araçlarını anlayabiliyorduk. Heron İsrail’in insansız hava aracı markasıdır…” diyen Kacır sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onlar da ne zaman lazım olsalar gereğince çalışmıyorlardı. ve Türkiye o dönemde bir sağlam iradeyle bütün bu alanlarda kendi evlatlarının alın teriyle, akıl teriyle geliştirdikleri sistemleri kendi hedefleri için kullanma kararlılığı gösterdi. ve bu milletin evlatları, sizler gibi gencecik insanlar, o yıllardan itibaren yürüttükleri gayretli çalışmalarla Türkiye’yi havacılıkta parmak ısırtacak bir seviyeye yükselttiler. Bayraktarlarla, Ankalarla, Akıncılarla, Aksungurlarla, Kızılelmalarla, Hürkuşlarla, Hürjetlerle, Ataklarla, Gökbey’lerle ve nihayetinde Kağan’la Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesini bütün dünyaya ispatlamış oldu. Demek ki bizim gençlerimizin önünü açtığımızda, önlerindeki engelleri kaldırdığımızda pekala dünyayla yarışabilir, hatta dünyanın önüne geçme imkanına sahip olabilirmişiz.”
Kacır, “İşte biz ne yapıyorsak bu prensiple, bu inançla, bu ilkeyle yapıyoruz. Biliyoruz ki sizler dünyanın hiçbir köşesindeki gençlerden daha az kabiliyetli, daha az yetenekli değilsiniz. Yeter ki biz, sizin hayallerinizin, sizin ufkunuzun önündeki sınırları kaldıralım. Sizler bu topraklarda inşallah dünyanın en başarılı işlerini ortaya koyacaksınız. Bu anlayışla Milli Uzay Programı’nı gerçekleştiriyoruz. Bu anlayışla Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu gerçekleştirdik.” dedi.
-“Ümit ediyorum ki her birinizin kalbinin baş köşesinde her daim Türkiye olacak”
Gerçekleştirilen her bir misyonun, her bir programın Türk bilim insanlarının alanlarında dünyanın en iddialı işleriyle yarışabilecek projeler gerçekleştirmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kacır, “Biz inşallah bu kararlılıkla, bu istikamet doğrultusunda sizlerle birlikte yürümek istiyoruz. Biliyorum ki her birinizin çok farklı hayalleri var. Her biriniz hayat yolculuğunuzda ya Türkiye’de ya dünyanın bir köşesinde farklı dönemlerde hem eğitim hem sonrasında belki çalışma tecrübesi edineceksiniz. Ama ümit ediyorum ki her birinizin kalbinin baş köşesinde her daim Türkiye olacak.” yorumunu yaptı.
“Her biriniz, bu güzel ülkenin, bu yarışta dünyadaki rakiplerinin önüne geçmesinin, geçebilmesinin heyecanını duyuyor olacaksınız.” diyen Kacır, şöyle konuştu:
“Aranızda dünyanın farklı ülkelerinde üniversite öğrenimi görmeyi hedefleyen var. Her birinizin hedeflerine büyük bir saygı duyuyorum. ve bu hedefleri neden tasarladığınızı sorduğumda farklı cevaplar işittim. Ama genellikle duyduğum cevap, birtakım imkanların, olanakların, fırsatların bazı yerlerde, bazı alanlarda daha iyi olduğuna dairdir. Acaba biz 60’lı yıllarda, ellilerde, kırklarda, otuzlarda, bu sizlerle paylaştığım fırsatları kaçırmamış olsaydık, bugün sizin bu söylediğiniz tablo böyle olur muydu? İşte biz yarının geçleri için bu tabloyu değiştirmek istiyoruz.”
Kacır, gençlere kendilerini çok yönlü olarak geliştirmeye devam etmelerini, sadece sayısal alanlarda yani teknik alanlarda değil mutlaka sosyal alanlarda da kendilerini geliştirmeleri, sporla, sanatla ve edebiyatla meşgul olmaktan vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulundu.
Konuşmaların ardından öğrenciler Bakan Kacır ve davetlilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Mali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Abdoulaye Diop, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda baş başa ve heyetler arası görüşmeler yaptı. Görüşmelerin ardından Kacır ve Diop’un eş başkanlıklarında Türkiye-Mali KEK 4. Dönem Toplantısı düzenlendi.
Toplantı sonrasında, 4. Dönem KEK Protokolü ve buna ilişkin eylem planları imzalandı.
Bakan Kacır, yaptığı konuşmada, protokolle yatırım ortamını iyileştiren yasal mevzuatlar, ticaret hacmini artıracak hamleler, altyapı hizmetlerinin genişletilmesi ve savunma sanayi başta olmak üzere sektörel işbirlikleri için uzlaşıya vardıklarını söyledi.
Bilim ve teknolojiden enerji ve madenciliğe, tarım ve hayvancılıktan su kaynaklarının yönetimine, sağlıktan ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede bir yol haritası oluşturduklarının altını çizen Kacır, karşılıklı ekonomik fayda esasıyla milletlerin refahını hedefleyen alanlarda işbirliklerinin daha fazla geliştirilmesi hususundaki kararlılıklarını yinelediklerini ifade etti.
Kacır, bu toplantının Türkiye ve Mali arasında siyasi, ekonomik ve ticari işbirliğini daha da geliştireceğine inandıkları vurgulayarak, ikili görüşmelerin ve imzalanacak protokolün yeni projeleri, yatırımları ve işbirliklerini teşvik etmesini diledi.
50 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi
Afrika kıtasındaki ülkelerle ilişkilere son 22 yılda kayda değer bir ivme kazandırdıklarını aktaran Kacır, yurt dışındaki misyonlar aracılığıyla Afrika’da son derece proaktif bir dış politika yürüttüklerini dile getirdi.
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine gerçekleştirdiği 50’den fazla ziyaret, kıtada faaliyet gösteren 44 büyükelçilik ve Türkiye’deki 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliklerinin bu aktif dış politikanın en önemli göstergeleri olduğunu belirtti.
Türk Hava Yollarının (THY) kıtada 62 noktaya sefer düzenlediğine işaret eden Kacır, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleriyle kurulan iş konseylerinin sayısının 47’yi geçtiğini bildirdi.
Kacır, Afrika ülkeleriyle ilişkilerin günden güne gelişmesi için çaba harcadıklarını vurgulayarak, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) kıtada 22 ofisi olduğunu kaydetti.
Afrika açılımı ve müteakiben Afrika ortaklık politikalarının kıta ülkeleriyle ilişki ve işbirliklerinin geliştirilmesi bakımından başarılı sonuçlar verdiğini ifade eden Kacır, “Afrika ülkeleriyle pozitif seyreden ilişkilerin en somut örneği ‘kazan-kazan’ ilkesi temelinde katlanarak artan ticaret verileridir. Kıtayla toplam ticaretimiz 2003’te 5,4 milyar dolar düzeyindeyken 2023’te 37 milyar dolara yükselttik. Önümüzdeki yıllarda ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika kıtasındaki ticari faaliyetlerimize ek olarak, müteahhitlik ve yatırım faaliyetlerimizin gelişmesi için işbirliklerimizi genişletiyoruz. Bu çerçevede, Afrika’daki Türk yatırımları 10 milyar dolara ulaştı. Sektörde kendini ispat etmiş ve Afrika ülkelerinde de deneyim kazanmış müteahhitlik firmalarımız, kıtada bugüne dek bin 885 projeyi başarıyla üstlendiler.” diye konuştu.
Mali ile 255 milyon dolarlık ticaret
Kacır, coğrafi konumu ve bölgede oynadığı önemli rolü göz önüne alarak, Batı Afrika’da güçlü bir potansiyel ortak olarak gördükleri Mali ile ticari ve ekonomik bağlamda sağlam temeller kurmaya ayrı bir önem atfettiklerini söyledi.
Erdoğan’ın 2018’deki Mali ziyaretini anımsatan Kacır, “Bu ziyaret sırasında ikili ticaret hacmimizin 500 milyon dolar değerine ulaşması hedefinde mutabık kalınmıştı. Türkiye-Mali arasındaki ticaret hacmi bu tarihten sonra sürekli artarak 2023’te tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak 255 milyon doları aştı. Gelecek yıllarda, hedeflediğimiz ticaret hacmine ulaşacağımızdan eminim.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, ikili ticari ilişkilerinde sürdürülebilir bir artış sağlanması için karşılıklı yatırımlara ve altyapı projelerine odaklanılması konusunda mutabık kaldıklarını aktardı.
Ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri ortak fayda ve kazan-kazan ilkeleri temelinde ilerletmenin ve diğer alanlarda da işbirliği geliştirmenin nihai amaçları olduğunun altını çizen Kacır, yatırımların bu hususta ticaretin gelişmesi için anahtar rol üstlendiğini vurguladı.
Kacır, Türk müteahhitlerinin Mali’de bu zamana kadar altyapı ve üstyapı, rehabilitasyon gibi alanlarda 450 milyon dolar değerinde 10 proje üstlendiğini dile getirdi.
Ülkeler arasındaki iktisadi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için ciddi bir potansiyel olduğuna işaret eden Kacır, şöyle devam etti:
“Bu potansiyelin değerlendirilmesi ve ticari ve ekonomik ilişkilerimizin artırılması sadece ülkelerimizin ortaklığını güçlendirmekle kalmayacak, milletlerimizin refahına da büyük katkı sağlayacak. Türk ve Malili iş insanlarının daha güvenli bir iş ortamında hareket etmeleri ve yatırım yapabilmeleri için bazı temel anlaşmaların da yürürlükte olması gereklidir. Bu bağlamda yine Cumhurbaşkanımızın 2018’deki Mali ziyaretinde imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın onay sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın müzakerelerinin bir an önce tamamlanarak imzalanmasını arzuluyoruz.”
Çok yönlü işbirliği
Kacır, bunların yanı sıra TİKA’nın, özellikle su sanitasyonu, insani yardımlar, kültürel mirasın korunması gibi alanlarda Mali’de aktif rol oynadığını belirti.
Bugünkü toplantının pek çok alana yönelik işbirliği kararlarını kapsaması nedeniyle gelecek dönem adına önemli bir yol haritası sunduğunu vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:
“Barış, istikrar, dostluk ve karşılıklı fayda ilkeleri üzerinde temellenen Türkiye-Mali ilişkilerinin sağlam ve uzun ömürlü olacağından hiçbir şüphem yok. Türkiye sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri kullanarak, Mali ile her türlü işbirliğini değerlendirmekte kararlıdır. İkili ekonomik ve ticari ilişkilerimizi geliştirebilecek her projenin takipçisi olacağımızdan ve KEK toplantılarında mutabık kalınan hususları gerçekleştirmedeki kararlılığımızdan şüpheniz olmasın. İki dost ülkenin birlikte atacağı her adım, başlayacağı her yatırım, bitireceği her proje sadece Mali’nin ve Türkiye’nin ekonomilerini değil, kardeşliklerini de güçlendirecektir. Bugün attığımız somut adımlar, gelecekte ülkelerimizin dostluğunun gelişmesine vesile olacaktır.”
Malili Bakan’dan SİHA’lara övgü
Bakan Diop ise ticaret hacmini 500 milyon dolara çıkarma hedefini çok rahatlıkla yakalayabileceklerini ifade ederek, çalışmalarının da bunu gösterdiğini söyledi. 3. KEK toplantısının ardından çok çeşitli alanlarda Türkiye ile işbirliği yaptıklarına dikkati çeken Diop, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bizler savunma ve güvenlik konusunda da ciddi bir işbirliğine sahibiz. Özellikle SİHA teknolojisinin kullanılması, gerçekten durumu değiştirerek bugün takdir edilecek neticeler elde etmemize ve topraklarımızı kontrol edebilmemize imkan sağladı. Değişen dünyada herkes barış için çözümler arıyor ama uluslararası alanda istikrar da istiyor. Bu doğrultuda Türkiye’nin de önemine değinmek isterim. Ayrıca Mali hükümeti olarak Türk firmalarının olumlu ortamlarda çalışması için her türlü çalışmayı sürdüreceğiz. Karşılıklı özel sektörlerimiz görüşmelerde bulunacak, işbirlikleri gerçekleştirecekler. Türk ve Mali devleti de iş insanlarına nasıl yardımcı olabileceği konusunda değerlendirme yapıyor. Mali ve Türkiye bölgesel olarak da önemli ülkeler.”
Diop, özellikle tarım, tekstil ve madencilik gibi alanlarda yapacakları dönüşümü de Türkiye gibi güvenilir, dost ve stratejik ortaklarla gerçekleştirmek istediklerini sözlerine ekledi.
]]>Türkiye-Mali 4. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bakanlık binasında düzenlenen toplantıya Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Mali Dışişleri ve Bölgesel İş Birliği Bakanı Abdoulaye Dop ve her iki taraftan yetkili heyetler katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Kacır, “Karma Ekonomik Komisyonu toplantımız sonrasında imzalayacağımız protokolle birlikte yatırım ortamını iyileştiren yasal mevzuatlar, ticaret hacmimizi artıracak hamleler, altyapı hizmetlerinin genişletilmesi ve savunma sanayii başta olmak üzere sektörel iş birlikleri için uzlaşıya vardık. Ayrıca bilim ve teknolojiden enerji ve madenciliğe, tarım ve hayvancılıktan su kaynaklarının yönetimine, sağlıktan ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede bir yol haritası oluşturduk” dedi.
Afrika kıtasında yer alan ülkelerle ilişkilerde son 22 yılda kayda değer bir ivme kazandıklarını belirten Kacır, yurtdışındaki misyonlar aracılığıyla Afrika’da son derece proaktif bir dış politika yürüttüklerini vurguladı.
“Afrika ülkeleri ile kurulan iş konseylerinin sayısı 47’yi geçmiş durumda”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine 50’den fazla ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Kacır, “Kıtada faaliyet gösteren 44 büyükelçiliğimiz ve ülkemizdeki 38 Afrika ülkesinin büyükelçilikleri bu aktif dış politikanın en önemli göstergeleridir. Türk Hava Yolları, kıtada 62 noktaya sefer düzenlemekte. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleri ile kurulan iş konseylerinin sayısı ise 47’yi geçmiş durumda. Kıtaya sadece ticari ve ekonomik alanlarda değil, her alanda katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Afrika ülkeleri ile ilişkilerimizin günden güne gelişmesi için çaba harcıyoruz. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) kıtada 22 ofisi bulunmaktadır” şeklinde konuştu.
“Ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”
Afrika kıtasına toplam ticaret 2003 yılında 5,4 milyar dolar düzeyinde iken, 2023 yılı itibarıyla 37 milyar dolar düzeyine yükseldiğini söyleyen Bakan Kacır, “Önümüzdeki yıllarda ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika kıtasındaki ticari faaliyetlerimize ek olarak, müteahhitlik ve yatırım faaliyetlerimizin gelişmesi için iş birliklerimizi genişletiyoruz. Bu çerçevede Afrika’daki Türk yatırımları 10 milyar dolara ulaştı. Sektörde kendini ispat etmiş ve Afrika ülkelerinde de deneyim kazanmış müteahhitlik firmalarımız, kıtada bugüne dek bin 885 projeyi başarıyla üstlendiler” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2018 yılında Mali’ye gerçekleştirdiği ziyarette ikili ticaret hacminin 500 milyon dolar değerine ulaşması hedefinde mutabık kaldıklarını hatırlatan Kacır, Türkiye-Mali arasındaki ticaret hacminin bu tarihten sonra sürekli artarak 2023 yılında tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak 255 milyon doları aştığını ifade etti. Türk müteahhitlerinin Mali’de bu zamana kadar altyapı ve üst yapı, rehabilitasyon gibi alanlarda 450 milyon dolar değerinde 10 adet proje üstlendiğinin altını çizen Kacır, “Ülkelerimiz arasındaki iktisadi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için ciddi bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Bu potansiyelin değerlendirilmesi ve ticari ve ekonomik ilişkilerimizin artırılması sadece ülkelerimizin ortaklığını güçlendirmekle kalmayacak, milletlerimizin refahına da büyük katkı sağlayacak. Türk ve Malili iş insanlarının daha güvenli bir iş ortamında hareket etmeleri ve yatırım yapabilmeleri için bazı temel anlaşmaların da yürürlükte olması gereklidir. Bu bağlamda yine Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında gerçekleşen Mali ziyaretinde imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın onay sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın müzakerelerinin bir an önce tamamlanarak imzalanmasını arzuluyoruz” diye konuştu.
TİKA’nın özellikle su sanitasyonu, insani yardımlar, kültürel mirasın korunması gibi alanlarda Mali’de aktif rol oynadığını belirten Kacır, Türk Maarif Vakfı’nın Mali’de bulunan farklı seviyelerdeki 28 okul ile 3 bin 200’den fazla Malili öğrencinin eğitimlerine katkıda bulunduğunu söyledi.
4. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu Toplantısı, Türkiye ile Mali arasında imzalanan iş birliği protokolüyle sona erdi. – ANKARA
]]>Kacır, İstanbul Üniversitesi’nde Ord. Prof. Dr. Cemil Birsel Konferans Salonu’nda düzenlenen Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin havacılık ve sanayileşme tarihinin 2000’li yıllara kadar adeta akamete uğratılmış hikayeler tarihine döndüğünü söyledi.
Sağlam bir iradenin 2000’li yılların başında “Türkiye’nin neye ihtiyacı varsa, hangi yüksek teknoloji ürününe, hangi havacılık platformuna ihtiyacı varsa biz onu kendi evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle geliştireceğiz, üreteceğiz” dediğini aktaran Kacır, “Bu ülkenin evlatları, sizin gibi gencecik insanlar, ortalama yaşı 27-28 olan teknoloji ekipleri, mühendislik takımları BAYRAKTAR, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, HÜRKUŞ, HÜRJET, ATAK, GÖKBEY, KIZILELMA ve KAAN ile gökyüzüne imzalarını attılar.” diye konuştu.
Kacır, Türk milletinin öz evlatlarının başka milletlerden geri kalır hiçbir yanının olmadığının altını çizerek, “Yeter ki önlerindeki engelleri kaldıralım, yeter ki yollarını açalım. İşte bu anlayışla savunma sanayisinde ve havacılıkta bir yandan yeni başarı hikayelerini bu serüvene eklerken bir yandan da sanayinin tüm alanlarında benzer başarı hikayelerinin ortaya çıkması için çaba gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.
En önemli ödevlerinin “Türk gençlerinin önünü açmak” olduğunu vurgulayan Kacır, “Böyle inanıyor, böyle çalışıyoruz. Uzay bilimi ve teknolojileri de Türk milleti için eşsiz fırsatlar barındıran bir alan. Aslında 1980’li yıllarda Türkiye uydu geliştirme faaliyetlerini başlatmak istemişti. Fakat maalesef 1980’li ve 1990’lı yıllar Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla heba ettiği yıllar oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Kacır, 2000’li yıllarda aynı sağlam iradenin “kendi uydularımızı kendimiz geliştireceğiz” dediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye önce BİLSAT görüntüleme uydusunda ortak üretim faaliyetine girdi. Sonra RASAT görüntüleme uydusunu yerli olarak üretti. Sonra GÖKTÜRK görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik. Nihayetinde yaklaşık 600 kilometreden metre altı çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan elektro-optik kamerası dahil İMECE uydusunu 2023’te Cumhuriyet’imizin 100. yılında uzaya göndermeyi başardık. Tüm alt sistemlerini yerli ve milli imkanlarla geliştirdik İMECE uydusunun.”
“Türkiye’nin haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen 11 ülkeden biri olacak”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye’nin 8 Temmuz haftasında ilk milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğini belirterek, böylelikle haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen 11 ülkeden biri olacaklarını söyledi.
Kacır, her bir projenin kendilerini bir sonraki daha sofistike proje için deneyimlendirdiğini ve cesaretlendirdiğini kaydederek, “İMECE dediğimizde 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz. TÜRKSAT 6A dediğimizde 36 bin kilometrede yer sabit yörüngede görev yapan yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz.” şeklinde konuştu.
Hedeflerinin milli hibrit roket motorla birlikte çalıştıracakları yerli uzay aracını 380 bin kilometre ötedeki Ay’a eriştirmek olduğunu dile getiren Kacır, “Milli Uzay Programı kapsamında bu projeyi de hep birlikte yapacağız. Hibrit roket motorlarında Türkiye dünyada ilk 4 ülkeden biri bugün. Bu projeyi gerçekleştirdiğimizde ise bu teknolojiyi uzayda gerçekleştiren, uzayda bu teknolojiye tarihçe kazandıran ilk ülke olmayı başaracağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, Türkiye’nin uzayda kendi uzay araçları ve uyduları ile yörüngeler arasında transferlerini yapabilen bir ülke olacağını belirterek, “Halihazırda yıllık 600 milyar dolara gelen, yakın zamanda 1 trilyon dolara erişmesi beklenen uzay ekonomisinden Türkiye olarak pay alacağız. Uzay teknolojilerindeki kazanımlar Türkiye için aynı zamanda çok değerli stratejik kazanımlar. Bu anlayışla Milli Uzay Programını ve bu programın tüm projelerini hayata geçiriyoruz.” diye konuştu.
“Savunma sanayisindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracağız”
Bakan Kacır, savunma sanayindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracaklarının altını çizerek, “Bugün Türk savunma sanayisi 3 bine yakın firması ve 80 bine yakın genç insan kaynağıyla muazzam bir ekosistem inşa etti. Bir benzerini uzay teknolojileri için de ortaya koyacağız. Hep birlikte inşa edeceğiz.” açıklamasını yaptı.
Nisan 2022’de astronot çağrısına çıkıldığını anımsatan Kacır, “30 binden fazla vatandaşımız Türkiye’nin ilk astronotu olmak için başvurdu. Onlar arasından pek çok test ve eleme süreci gerçekleştirilerek uzun yıllar Türk Hava Kuvvetlerine jet pilotu olarak hizmet etmiş Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızı uzaya çıkarmak üzere seçildi ve nihayetinde bu misyonu başarıyla tamamladı. Bu elbette bir turistik seyahat değil, bu bir bilim misyonu olarak tasarlandı.” ifadeleri kullandı.
Kacır, Uluslararası Uzay İstasyonunun bir uzay laboratuvarı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugüne dek 3 bine yakın bilimsel araştırmanın yapıldığı bir laboratuvardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu bilimsel misyona tüm üniversitelerimizin dahil olabilmesini arzu ettik. Nihayetinde çok sayıda bilimsel araştırma teklifi geldi. Bunları Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK değerlendirdi. İçlerinden 12’sini bilim misyonumuz için seçtiler. Malzeme biliminden tıbba, biyolojiye, fiziğe ve kimyaya kadar pek çok farklı alanda 12 bilimsel araştırma projesi bu misyon kapsamında seçildi. Bu misyonun bilimsel yönü kadar elbette toplumsal yönü de bizim için çok değerli. Dünyada uzay araştırmaları son 60 yıl boyunca bilimsel düzlemde günlük hayatta kullandığımız ve yeryüzünde pek çok değişikliğe vesile olan teknolojinin doğmasına imkan tanımış. Fakat uzay araştırmalarının esas toplumsal etkisi çocuklar ve gençler üzerinde oluşturduğu dönüştürücü etki.”
]]>Kacır, İstanbul Üniversitesinde Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da katılımıyla gerçekleşen “Gençlik Buluşması” sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bakan Kacır, İstanbul Üniversitesinde Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunu gerçekleştiren Alper Gezeravcı’yı öğrencilerle buluşturmanın gurur verici olduğunu söyledi.
Alper Gezeravcı’nın “seçim sürecinde seçim malzemesi olarak kullanıldığı” iddialara ilişkin soru üzerine Kacır, üzüntüyle karşıladığı bu iddiaları Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğundaki ve Milli Uzay Programı’ndaki kazanımlarından mutlu olmayanların dile getirdiğini söyledi.
Kacır, söz konusu eleştirilere ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Togg’u yaptık, mutlu olamadılar. TCG Anadolu’yu küçümsediler. TEKNOFEST’leri hiçbir zaman sahiplenmediler. KAAN’ın uçuşuyla iftihar etmediler. Şimdi Türkiye’nin astronotuyla gurur duymuyorlar. Bu gururu gençlerimizle paylaşmamızı da kıskanıyorlar. Dünyanın her yerinde astronotlar bu misyonları tamamladıktan sonra o ülkedeki gençlerle, öğrencilerle, çocuklarla buluşmalar gerçekleştirir. Biz de bu misyonun başlangıcında Türk gençliğine ve Türk çocuklarına bir söz vermiştik; ‘Alper Gezeravcı yeniden dünyaya döndüğünde 81 şehrimizde sizlerle buluşacak, bu deneyimi sizinle paylaşacak’ demiştik.”
“Milli projelere ve işlere sahip çıksalar rahatsız olmazlar”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, şu ana kadar Alper Gezeravcı ile 12 ilde 25’i üniversite olmak üzere 29 program yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu programlarda ben öğrenci kardeşlerimizle Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunu, havacılık ve uzay alanında bugüne kadar neleri nasıl başardığımızı ve bundan sonraki hedeflerimizi paylaşıyorum. Alper Gezeravcı Bey de Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonu kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirdiği bilimsel araştırmaları, deneyleri ve bunların bilim literatürüne ve Türkiye’ye getireceği kazanımları anlatıyor. Bundan kimsenin gocunmaması gerekir. ‘Bu milli projelere ve işlere sahip çıksalar bunlardan rahatsız olmazlar’ diye düşünüyorum. Ama bunlara vaktiyle sahip çıkmadıkları için biz bu işleri yaptığımızda da tabii rahatsızlık duyuyorlar.”
Bakan Kacır, bu işleri yapmaya, yaptıkları işleri, bilimsel çalışmaları ve Milli Teknoloji Hamlesinin kazanımlarını toplum ve gençlik ile buluşturmaya devam edeceklerini söyledi.
Gelecek aylarda bu buluşmaların süreceğini dile getiren Kacır, “Halihazırda 25 üniversitemizde bu buluşmaları gerçekleştirdik. Hedefimiz inşallah 208 üniversitemizin tamamında üniversite öğrencileriyle Alper Gezeravcı’yı, Milli Teknoloji Hamlesini ve Milli Uzay Programını buluşturmak.” diye konuştu.
“Bu buluşmalara devam edeceğiz”
Bakan Kacır, lise, ortaokul, ilkokul ve hatta okul öncesi okullarda çocuklarla benzer buluşmalar yapacaklarını, Türkiye’nin bu yolculuğunu paylaşmaya devam edeceklerini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz daha önce TEKNOFEST’leri düzenlerken ‘seçimden önce TEKNOFEST yaptılar’ dediler bize. Biz seçimden sonra iki TEKNOFEST daha yaptık. Şimdi bu yıl inşallah sonbaharda Adana’da bir TEKNOFEST daha yapacağız. TOGG’u yollara çıkardık, ‘seçimden önce TOGG çıktı’ dediler. TCG Anadolu denizlere indi, ‘seçimden önce TCG Anadolu denizlere indi’ dediler. Şimdi zannediyorum 25 bine yakın TOGG yollarda. TCG Anadolu, Silahlı Kuvvetlerimizde, KAAN gökyüzünde… Türkiye’nin bu yolculuğu Allah’ın izniyle ilelebet devam edecek.”
]]>Kacır, Afyon Kocatepe Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın katılımıyla düzenlenen Gençlik Buluşması’nda, bütün projelerinin kalbinde Türk gençliğinin yer aldığını söyledi.
Türkiye’de 20. yüzyılda da yerli ve milli havacılık anlamında çok önemli girişimlerde bulunulduğunu ancak dönemin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkları nedeniyle bir sonuca ulaşılamadığını dile getiren Kacır, “Türkiye bugün savunma sanayisinde, havacılıkta dünyaya parmak ısırtan başarı hikayelerine imza atıyorsa bu, Türk gençliği sayesindedir. Sizler gibi gencecik insanların oluşturduğu mühendislik takımları, teknoloji ekipleri, Türkiye’yi Cumhuriyetimizin ikinci asrına, Türkiye Yüzyılı’na taşıyan büyük başarılara imza attı.” ifadelerini kullandı.
“Bu ülkenin öz evlatları alın teriyle, akıl teriyle Türk’ün imzasını gökyüzüne atmıştır”
Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ile bazı ilgililerin yıllar önce ülkedeki havacılık girişimlerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Bu ülkede havacılık adına ne varsa, hatta sanayileşme adına ne varsa adeta akamete uğratılmış. Bütün sanayileşme tarihimiz, havacılık tarihimiz akamete uğratılmış, engellenmiş hikayeler tarihine dönüşmüş, 2000’li yıllara kadar. Ne zaman ki 2000’li yıllarda bir sağlam irade gelmiş ve demiş ki ‘Bu ülkenin neye ihtiyacı varsa biz kendi evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle üretilmesini, geliştirilmesini sağlayacağız. Biz devlet iradesiyle onların arkasında dimdik duracağız’. Böylelikle bu ülkenin öz evlatları alın teriyle, akıl teriyle Bayraktar’ları, Akıncı’ları, Aksungur’ları, ANKA’ları, Hürkuş’ları, Hürjet’leri, Atak’ları, Gökbey’leri, Kaan’ları, Kızıl Elma’ları üretmiş, Türk’ün imzasını gökyüzüne atmıştır.”
Türk gençliğinin, önündeki engeller kaldırıldığı takdirde her türlü yükün üstesinden geleceğine ve dünyanın en önemli projelerine imza atacağına inancının tam olduğunun altını çizen Kacır, “Bu anlayışla ümit ediyoruz ki sizlerle birlikte, TEKNOFEST kuşağıyla birlikte, daha nice büyük başarıya imza atacağız. Dünyada eşi ve benzeri olmayan teknoloji festivallerini bu anlayışla düzenliyoruz. 2018’de TEKNOFEST’e 20 bin genç katılmıştı. 14 teknoloji yarışmasına 20 bin genç başvurmuştu. 2023’te 44 teknoloji yarışmasına, 337 bin takımla 1 milyon genç başvurdu. Kırılması zor bir rekora imza attığımızı düşünüyorduk, bu seneye kadar. Bu yıl 2024 TEKNOFEST’ine 788 bin takımda 1 milyon 600 bin Türk genci başvurdu. Böyle bir toplumsal seferberlik ruhu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Teknolojinin en ilerisini yaptığı kabul edilen Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Japonya’da, dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinde, Çin’de, Hindistan’da böyle bir teknoloji etkinliği, böyle bir milli teknoloji ruhu yok. Bu ruhla, bu inançla, bu coşkuyla, heyecanla, inşallah hep birlikte bu güzel topraklara, Türkiye’ye nice başarı hikayesi kazandıracağız.” diye konuştu.
“Gözümüz daha yükseklerde”
Kacır, havacılıktan sonra özellikle uzay teknolojilerinde çok başarılı olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Maalesef 1980’ler 1990’lar Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda kayıp yıllar oldu. Dünyada bilgisayar devrimi, internet devrimi muhteşem bir hızla gelişirken, Türkiye o yılları siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla maalesef heba etti.” dedi.
2000’li yıllara gelindiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki sağlam iradeyle başlatılan mücadelenin sonuçsuz kalmadığını ve bugün uzay teknolojilerinde de önemli başarılara imza atıldığını söyleyen Kacır, “Nihayetinde 600 kilometreden, metre altı çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan, elektro optik kamerası dahil, tüm kritik alt sistemleriyle yerli ve milli görüntüleme uydumuz İmece’yi, Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023’te uzaya göndermeyi başardık ama durmuyoruz, daha yapacak çok işimiz var. 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderecek. Kendi haberleşme uydularını yapabilen 11 ülkeden biri olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRKSAT 6A’nın 36 bin kilometrede görev yapacağını anlatan Kacır, “Gözümüz daha yükseklerde. 380 bin kilometre ötedeki aya, kendi teknolojimizle erişeceğiz. Sizler gibi genç insanların, genç mühendislerin, bilim insanlarının emeğiyle bu gerçekleşecek. Türkiye hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri bugün. İnşallah önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimiz Ay Projesi ile bu teknolojiyi uzayda gerçekleştiren ilk ülke olmayı hedefliyoruz. Bunu başarırsak uyduların yörüngeler arası transferini sağlayan uzay araçlarını Türkiye’de üretme imkanına sahip olacağız.” ifadesini kullandı.
Kacır, Milli Uzay Programı’nın hedeflerini, gerçekleştirdikleri çalışmaları anlattı, uzay ve uydu teknolojilerini de yerli ve milli olarak geliştirmenin, Cumhuriyetin mayasındaki “tam bağımsızlık” iddiasını güçlendireceğini vurguladı.
Konuşmasının ardından Afyon Kocatepe Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Karakaş ile Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, Bakan Kacır’a hediye takdiminde bulundu.
Daha sonra Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, salonu dolduran üniversite öğrencilerine sunum yaptı.
Bakan Kacır da Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’nda kentin sanayicileri ve iş insanları ile bir araya geldi.
]]>Kacır, Uşak programı kapsamında Valiliği ziyaret etti, Uşak Üniversitesinde düzenlenen Gençlik Buluşması’na katıldı.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da katıldığı buluşmada bir konuşma yapan Kacır, Türkiye nüfusunun ortanca yaşının 33 olduğunu, Avrupa ülkelerine göre 10-15 yaş daha genç bir topluma sahip olduklarını, Türk gençlerinin son dönemde kendilerini ispat eden işlere imza attıklarını söyledi.
Bakan Kacır, şöyle konuştu:
“Türkiye, son 20 yılda savunmada, havacılıkta dünyaya parmak ısırtan bir başarı hikayesi ortaya çıkardı. Bu başarı hikayesi de Türk gençleri sayesinde ortaya çıktı. Türkiye’nin iftihar kaynağı projeler sizler gibi gencecik insanların oluşturduğu mühendislik takımları tarafından geliştirildi. Türk milletinin öz evlatları, Bayraktar, Anka, Akıncı, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Atak, Gökbey, Kızılelma ve Kağan’la gökyüzüne imzalarını attılar. Demek ki bu milletin evlatlarının dünyadan geri kalır bir yanı yokmuş. Önlerindeki takozlar, engeller kaldırıldığında bu milletin evlatları dünyanın en yüksek teknolojili ürünlerini üretebiliyorlarmış.”
Yeni başarı hikayelerini Türk gençliğiyle birlikte sürdürmek istediklerini vurgulayan Kacır, TEKNOFEST’in gelişim hikayesine değindi.
TEKNOFEST’in dünyada eşi benzeri olmayan bir toplumsal seferberlik, bir dip dalga olduğunu dile getiren Kacır, savunma ve havacılıktaki başarı hikayesini uzaya taşımak için yoğun çalışma yürüttüklerine dikkat çekti.
İlk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı 8 Temmuz 2024 haftası uzaya göndereceklerini, kendi haberleşme uydularını üretebilen 11 ülkeden biri olacaklarını bildiren Kacır, “Bütün bunlar sizler gibi gencecik insanların dahil olduğu, öncüsü olduğu projeler. Bütün bu geliştirme ekiplerinde bizim yaş ortalamamız 27-28’dir. Dolayısıyla bu yolculukta çok daha fazla gence ihtiyacımız var. Bugün savunma sanayisinde 3 bin firmamız 80 bin kişilik insan kaynağımız var. Bu sayede savunma sanayi ihracatımızı 250 milyon dolardan 5,5 milyar dolarlara çıkarabildik. Bu sayede kritik projeleri tamamlayabildik.” dedi.
Hibrit roket motoru teknolojisi
Uzayda da çok daha geniş bir ekosistem inşa etmek istediklerini ifade eden Kacır sözlerini şöyle tamamladı:
“Uzay teknolojilerinde paradigma değişimi yaşanıyor. 10 yıl önce uzaya yılda 100 uydu gönderiliyordu. Şimdi yılda 2 bin uydu gönderiliyor. Alçak yörünge takım uydularıyla yer kürenin etrafında haberleşme ve internet hizmetleri sağlanıyor artık. Nihayetinde bütün bu gelişmeler Türkiye gibi ülkeler için yeni fırsat pencereleri açıyor. İşte biz bu anlayışla Ay Programını başlattık. İmece 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede görev yapacak ve yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık çok daha sofistike bir uydu ama hedefimiz 380 bin kilometre ötedeki Ay’a kendi milli hibrit roket motorumuzu ateşleyerek erişecek uzay aracını da sizlerle birlikte geliştirmek. Bunu yapabilecek imkan ve kabiliyeti var bu ülkenin. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biriyiz. Kendi uzay aracımızla aya erişmeyi bu teknoloji sayesinde başarabilirsek bunu başarmış ilk ülke olacağız ve inşallah uyduların yörüngeler arası transferlerini sağlayacak uzay araçlarını rekabetçi olarak geliştirip dünyaya ihraç edebileceğiz.”
Programa Vali Turan Ergün, AK Parti Uşak milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, AK Parti Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Bakan Kacır, daha sonra Uşak Belediye Başkanı ve AK Parti Uşak Belediye Başkan adayı Mehmet Çakın’ı makamında ziyaret etti, Uşak Deri Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nde sektör temsilcileriyle basına kapalı toplantıda bir araya geldi.
]]>Beşiktaş’ta bir otelde AK Parti Milletvekilleri Derya Ayaydın ve Nilhan Ayan’ın ev sahipliğinde Sadece İstanbul iftar programı düzenlendi.
Burada konuşan Kacır, Türkiye’nin milli teknoloji hamlesiyle bütün dünyanın gıptayla izlediği işlere imza attığını söyledi.
Bugün bu ülkenin evlatlarının Anka, Akıncı, Aksun, Hürkuş, Hürjet, Atak, Gökbey, Kaan ve Kızılelma ile gökyüzüne imzalarını attıklarını ifade eden Kacır, şöyle konuştu:
“Türkiye 256 milyar dolar ihracat yapıyor. Türkiye’nin OSB’lerinde bugün 2 milyon 650 bin kişi çalışıyor. Biz tarihte havacılığın lider ülkelerinden biri değildik ama sağlam irade olduğu zaman bu memleketin evlatlarının neler yapabildiğini herkes görmüş oldu. İnşallah önümüzdeki dönemde yerelde de bu kalkınma yolculuğuna omuz verecek, yerelde de Türkiye’nin kalkınması, geleceği için çalışacak ve bu şehirlerin meselelerini çözmek adına gayret gösterecek bir tercihi milletimiz yapacaktır diye ümit ediyoruz. Milletimiz ne diyorsa baş tacı. Biz demokrasiye, milli iradeye inanmış insanlarız. Milli iradenin en doğrusunu bulacağına inanmış insanlarız. Ümit ediyoruz ki milletimiz 31 Mart’ta da şehri için, ülkesi için en doğru tercihi yapacaktır ve milletimizin tercihi bizim için baş tacıdır.”
Yerel seçimin yaklaştığını ancak bunun bir ölüm kalım seçimi olmadığını dile getiren Kacır, şöyle devam etti:
“Hayat elbette devam edecek. Ama şu bir gerçek ki kaybolan yıllar geri gelmeyecek. Yaşadığımız şu güzel şehir, ben de bir İstanbul çocuğuyum. Ortaokul, lise yıllarım, Cağaloğlu’nda üniversite yıllarımda Rumeli Hisarı’nda geçti. Bu güzel şehir her şeyin en güzeline layık. Bu şehir gerçekten dünya markası olmaya namzet demeyeceğim. Dünya markası bir şehir tarihte taşıdığı sorumluluk itibariyle. Napolyon demiş ki dünya tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu. Böyle bir şehirde yaşıyoruz. Ekonominin, ticaretin, teknolojinin başkenti Türkiye için. Aynı zamanda sanatın, kültürün de baş şehri Türkiye için İstanbul. Tarihin, medeniyetlerin başkenti.”
“İstanbul’un yeni bir afetle yıkıma uğraması Türkiye’nin felç olması demektir”
Kacır, “İstanbul’un yeni bir afetle yıkıma uğraması Allah korusun Türkiye’nin felç olması demektir. Geçen sene 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta, Nurdağı’nda, İslahiye’de, Hatay’da, Adıyaman’da, Malatya’da yaşadığımız büyük deprem felaketinden muhakkak millet olarak bir ders almış olmamız icap eder.” ifadelerini kullandı.
Bu şehrin böyle bir afete maruz bırakılmaması gerektiğini, şehri geleceğe en çağdaş yönetim anlayışıyla taşımayı başarmak zorunda olduklarını söyleyen Kacır, “Biz Cumhurbaşkanımızdan millete efendilik değil, millete hizmetkar olmanın siyaset anlamı taşıdığını öğrendik ve bizim yol arkadaşlarımız nerede sorumluluk üstleniyor olurlarsa olsunlar, taşıdıkları sorumluluk boyunca gece gündüz, 7 gün, 24 saat 365 gün her daim milletin emrinde, milletin hizmetinde olurlar.” dedi.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben aslen Giresun’luyum. Bizim şehrimiz bir sel felaketi yaşadı. Geçtiğimiz yıllarda Giresun’un Dereli ilçesi. Taş üstünde taş kalmadı orayı o halde gören herkes dedi ki burası haritadan silinmiştir yeniden bu şehrin inşası mümkün değildir. Ama Murat Kurum o felaketin sabahından itibaren çizmeleriyle, baretiyle, orada olduğu haftalar boyunca ekibini çalıştırdı gece gündüz gayret etti ve bir yıl bile olmadan o şehir çok daha mükemmel şekilde yeniden inşa edildi. İzmir’de deprem yaşandı. Aynı gayreti orada gösterdi. Elazığ’da deprem yaşandı, aynı gayreti orada gösterdi. Kastamonu’da, Bozkurt’ta, Abana’da felaketler yaşandı aynı çabayı, aynı gayreti orada gösterdi. Geçen sene 6 Şubat’tan sonra doğru Nurdağı’na İslahiye’ye gitti. Oradan hem Gaziantep’teki deprem sonrası çalışmaları, hem de 11 ilin tamamında depremzede kardeşlerimizin yeniden huzur içerisinde yaşayacakları yuvalarına kavuşmalarına ilişkin hazırlıkları sürdürdü. Kimse ihtimal vermiyordu bir yıl içerisinde şimdi yeniden orada biz depremzede kardeşlerimize yeni yuvalarının anahtarlarını dağıtıyoruz. Bütün bunlar onun çabası sayesinde onun pratik çözüm odaklı anlayışı sayesinde ekibini çalıştırması sayesinde mümkün oldu.”
Türkiye’nin dört bir yanında muazzam bir kalkınma hamlesi olduğunu anlatan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“İnanıyorum ki ben bu tercih inşallah çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, gayretleriyle tanıdığımız Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum ve Cumhur İttifakı Beşiktaş Belediye Başkan adayı Serkan Toper’den yana olacak. İnşallah bizim adaylarımız bu şehirlere, bu kentlere önümüzdeki 5 yıl boyunca karıncalar gibi hizmet edecekler. Ağustos böcekleri gibi vakitlerini geçirmeyecekler.”
]]>Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi Mehmet Yalçın Taşmektepligil Spor Salonu’nda düzenlenen “Gençlik Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Milli Uzay Programı’yla uzay teknolojilerindeki yarışa dahil olduğunu söyledi.
Türkiye’nin son 22 yılda kendi uydularını geliştirebilen bir ülke olduğunu belirten Kacır, “Savunma sanayisinde bugün 80 bin Türk genci, Türk mühendisi, Türk teknisyeni çalışıyor. Uzay alanında da benzer ekosistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Kendi uydularımızı kendi teknolojimizle uzaya çıkartmanın yollarını arıyoruz, projelerini geliştiriyoruz. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri Türkiye.” diye konuştu.
Hem ROKETSAN hem DeltaV’de uzaya erişebilen teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirmeyi başardıklarını vurgulayan Kacır, “İnşallah uydularımızı da uzaya kendi imkanlarımızla eriştireceğiz. İMECE 600 kilometrede görev yapıyor, 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede görev yapacak 4 bin 250 kilogramlık bir uydu. İnşallah 380 bin kilometre öteye, Ay’a milli hibrit roket motorumuzu ateşleyerek kendi uzay aracımızla erişeceğiz. Bunu da sizlerle başaracağız.” ifadelerini kullandı.
Kacır, 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği hedef doğrultusunda Türkiye’den bir kişiyi uzaya göndermek için çalışmalara başlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Türkiye’den 36 bin vatandaşımız, ‘Ben astronot olmak istiyorum’ dedi. Onların arasında çok kapsamlı testler, seçmeler yapıldı ve nihayetinde Türk Hava Kuvvetlerine jet pilotu olarak hizmet etmekte olan Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızla uzay yolculuğunu yaptı. Bu, elbette bir bilim misyonu. Çünkü gidilen yer Uluslararası Uzay İstasyonu, aslında bir bilim laboratuvarı. Bugüne dek 3 bine yakın bilimsel deneyin yapıldığı bir altyapıdan bahsediyoruz. Malzeme biliminden fiziğe, kimyadan tıbba, biyolojiye pek çok alanda bugüne dek bilimsel çalışmalar yapılmış.”
Gezeravcı’nın 18 gün boyunca Türk bilim insanları ve araştırmacılar tarafından hazırlanan 13 bilimsel deneyi başarıyla icra ettiğine dikkati çeken Kacır, şunları kaydetti:
“Bu, Türk bilim dünyası açısından yeni bir sayfanın açılması demektir. Bizim bilim insanlarımızın yürüttükleri araştırmalarda, projelerde, dünyada en ileri işlerle yarışabilir hale gelmeleri demektir. Bilim insanlarımızın önünde, araştırmacılarımızın önünde hiçbir eylemin kalmamış olması demektir. Bu yönüyle bu misyonu çok değerli görüyoruz ama bu misyonun esas maksadı, esas amacı Türkiye’de sizlere, Türk gençlerine, TEKNOFEST kuşağına, 21 yaşın altındaki 27 milyon evladımıza kazandırdığı ilham ve öz güvendir.”
OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal da OMÜ’nün, 49’uncu yılını kutlayan köklü bir üniversite olduğunu dile getirerek, “Genç nesil, ‘Z kuşağı’ tanımlanmasıyla oyun dışına itilmek istenilen bir nesil. TEKNOFEST kuşağı olarak tanımlanmayı hak etti ve Türk tarihinin akışını değiştirdi. Buradan da Türkiye Yüzyılı ideali ortaya çıktı. Başından beri TEKNOFEST’lere katkı sağladınız, millet olarak sizlere minnettarız. Üniversite olarak da sorumluluğumuzu yerine getirme azim ve gayreti içerisindeyiz.” açıklamasında bulundu.
Konuşmaların ardından öğrencilerle havacılık ve uzay konularında söyleşi yapan Gezeravcı, sorularını yanıtladığı gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse ile akademisyen ve öğrenciler katıldı.
]]>Bakan Kacır, AK Parti İl Gençlik Kollarının kentteki bir restoranda düzenlediği sahur programına katıldı.
Kacır, burada yaptığı konuşmada, yurdun dört bir yanında gençlerle bir araya geldiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci asrına, üretim gücü ve Milli Teknoloji Hamlesi ile girdiğini aktaran Kacır, teknolojinin tüm alanlarında gençlerle birlikte çok büyük işler yapacaklarının altını çizdi.
Türkiye Yüzyılı’nın, gençlerin yüzyılı olacağına işaret eden Kacır, “Üretimin yüzyılı olacak. Milli teknolojinin yüzyılı olacak ve bu ülke bu zor coğrafyada tarih boyunca olduğu gibi başı dik, alnı açık, kimseye el avuç açmadan tam bağımsızlık iddiasıyla yoluna devam edecek.” ifadesini kullandı.
Kacır, 40 yıla yakındır ülkede terörle mücadele sonucunda şehitler verildiğini ve teröristlerin Karadeniz’e kadar gelmeye cüret eder hale geldiğini dile getirerek, “Biz Eren Bülbül kardeşimizi nerede şehit verdik? Trabzon Maçka’da şehit verdik ama Allah’a hamdolsun, işte milli teknolojiyle milli savunma sanayimizle terörü topraklarımızdan kazıdık, sildik artık. Şimdi kafalarını çıkarmaya bile cüretleri, cesaretleri yok Allah’ın izniyle.” diye konuştu.
Ülke sınırları ötesinde kurulmaya çalışılan “teröristan” haritalarını silip attıklarını vurgulayan Bakan Kacır, şöyle devam etti:
“Sırtlarını hangi ağababalarına yaslamış olurlarsa olsunlar Türkiye’nin sınırlarında bir teröristan kurulmasına izin vermedik, vermeyeceğiz ve 70 kilometre öteye kadar süpürüyoruz oradan teröristleri. Daha da süpüreceğiz inşallah. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin geleceği için tehdit oluşturabilecek bir terörist dahi o bölgede kalmayana kadar inşallah mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama bu mücadele Türk gençliğinin mücadelesidir. Bu mücadele sizin öncülüğünüzde başarıya ulaşacağımız, tamama erdireceğimiz bir mücadele. Hangi alanda olursak olalım, hangi cephede mücadele ediyor olursak olalım, Allah’ın izniyle bu mücadelede alın teriyle akıl teriyle el ele, omuz omuza başarıya ulaşacağız. Yeri geldiğinde cephede, yeri geldiğinde bilgisayarda kod yazarak, sizler bu mücadelenin sahibi olacaksınız.”
Samsun’un her alanda potansiyelinin yüksek olduğunu ve son 8-9 ayda yeni organize sanayi bölgesinin temellerini attıklarını anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“Organize sanayi bölgelerimizi geleceğe hazırlamaya yönelik genişleme projelerini başlattık. Lojistik yatırımları, ulaştırma yatırımlarıyla taçlanacak ve inşallah Türkiye’de Marmara Bölgesi’nde yoğun olarak gerçekleşen sanayinin Anadolu’ya yayılma sürecinde Samsun- Mersin hattı önümüzdeki dönemde giderek yükselen bir üretim hattı haline gelecek ve Samsun, liman potansiyeli ile birlikte inşallah önümüzdeki dönemde bu bölgenin yeni üretim hattı olacak.”
TEKNOFEST ile birlikte Samsun’a geleceği için çok kıymetli izler bıraktıklarının altını çizen Kacır, dünyanın hiçbir yerinde Türk gençliğinin sahip olduğu heyecan, coşku, azim ve gayretin görülmediğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türk gençliğine hamilik yapan TEKNOFEST kuşağını himaye eden bir sağlam irade var. Allah’ın izniyle Cumhuriyeti’n 100. yılında Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme kararlılığında olan bir güçlü irade var. Allah’ın izniyle her daim Türk gençliğinin önünü açan, gençlere sahip çıkan bir liderimiz var. Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan var. Birlikte gayret ettiğimiz, Türkiye’nin geleceği için birlikte çalıştığımız, Türkiye’yi geleceğe birlikte taşıdığımız, bütün mücadelede omuz omuza, el ele olduğumuz bir Cumhur İttifakı’mız var. Sizlerden Cumhur İttifakı’na ve Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’a desteğinizi en güçlü şekilde göstermenizi bekliyoruz.”
Programa Vali Orhan Tavlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş ile AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, MHP İl Başkanı Burhan Mucur, AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halit Doğan ve AK Parti Gençlik Kolları İl Başkanı Mücahit Yılmaz da katıldı.
]]>Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Kırıkkale Üniversitesi Türkiye Yüzyılı Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Gençlik Buluşması”na katıldı.
Türkiye’nin en önemli gücünün inançlı, dinamik ve çalışkan Türk gençliği olduğunu vurgulayan Kacır, “Başka ülkelerin sahip olmadığı kadar genç ve dinamik nüfusa sahibiz. Avrupa’dan 10, Almanya’dan 15 yaş daha genç nüfusa sahibiz. Bu çok değerli çünkü dünyayı değiştiren, yenilikçi teknolojilerin tümünü sizler gibi gencecik insanların kurduğu teknolojik girişimler ve takımları ortaya çıkarıyor.” diye konuştu.
Bakan Kacır, Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık iddiası adına sürdürdüğü yenilikçi teknolojileri rekabetçi olarak dünyaya ihraç edebilme iddiasıyla devam ettirdiği milli teknoloji hamlesinin sahibi ve öznesinin TEKNOFEST kuşağı Türk gençliği olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milli teknoloji hamlesi adına yapılan her çalışmanın merkezinde Türk gençliğini gördüklerini dile getiren Kacır, “Türk gençliği, imkan verildiğinde ve önündeki engeller kaldırıldığında ne kadar büyük işlere imza atacağını büyük ölçüde ispat etti. Son yıllarda savunma sanayinde elde ettiğimiz kazanımlar, havacılıkta gerçekleştirdiğimiz başarı hikayeleri, önlerindeki engellerin kaldırılması halinde bu ülkenin evlatlarının neleri başarabileceğini bütün dünyaya gösterdi.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin tüm sanayileşme tarihinin adeta akamete uğratılmış hikayeler tarihi olarak geldiğini aktaran Kacır, şöyle devam etti:
“2000’li yıllara kadar ama 2000’li yıllarda sağlam bir irade ‘bu milletin evlatlarının neye ihtiyacı varsa kendi imkanlarıyla geliştirecek, üretecek biz de onların önünü açacağız.’ dedi ve bu milletin öz evlatları, kendi alın ve akıl teriyle BAYRAKTAR, AKINCI, AKSUNGUR, ANKA, HÜRKUŞ, HÜRJET ATAK, GÖKBEY, KIZILELMA ve KAAN’ı üretti ve gökyüzüyle buluşturdu. Türk milleti adeta gökyüzüne imzasına attı. Bu milletin evlatlarının önü açıldığında ne kadar büyük başarılar elde edebileceklerinin apaçık ispatıdır.”
“Ay’a milli hibrit roket motorumuzla erişeceğiz”
Bakan Kacır, savunma sanayisi ve havacılıktaki başarılarını şimdi uzay bilimi ve teknolojilerine taşımayı hedeflediklerini vurguladı.
Bu hedef ve anlayışla 2018’in sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye Uzay Ajansını kurduğunu anımsatan Kacır, 2021’de dünyaya milli uzay programını ilan ettiklerini hatırlattı.
Uzay bilimi ve teknolojilerinde de son 20 yılda adım adım gelişme kaydettiklerini anlatan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İnşallah 8 Temmuz 2024’te ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğiz. Türkiye, kendi haberleşme uydularını geliştiren, üreten 11 ülkeden biri olacak. Daha sonra hedef daha ileride. İMECE 600 kilometrede görev yapıyor. Yaklaşık 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede sabit yörüngede görev yapacak. 4 bin 250 kilogramlık daha sofistike bir uydu. Ama hedef Türkiye’nin kendi geliştirdiği teknolojiyle Ay’a erişmesi. 380 bin kilometre yol yapacağız ve Ay’a milli hibrit roket motorumuzla erişeceğiz. Bunu başarabilecek gençlerimiz ve insan kaynağımız var.”
“Türkiye’yi uzay sanayiyle buluşturacağız”
Bakan Kacır, “Hibrit roket motoru teknolojisinde Türkiye bugün dünyada ilk dört ülkeden biri. Eğer bu teknolojiyi Ay programımız kapsamında uzayda gerçekleştirmeyi başarırsak, bunu başaran ilk ülke olacağız. İnşallah bu teknolojiyi ticarileştireceğiz ve uyduların yörüngeler arası transferlerini yapan uzay araçlarını Türkiye’de geliştireceğiz. Uzay ekonomik olarak büyüyen bir alan. Yıllık uzay ekonomisinin büyüklüğü yaklaşık 600 milyar dolara geldi ve birkaç yıl içinde 1 trilyon dolara yükselmesi öngörülüyor. Türkiye’yi uzay sanayiyle buluşturacağız. Bunları yapmak için hem iradeye hem imkana hem de kabiliyete sahibiz.” diye konuştu.
Uzay gözlemi konusunda sadece Türkiye’nin değil, bu coğrafyanın en önemli gözlem altyapılarından birini Erzurum’da kuracaklarına dikkati çeken Kacır, Doğu Anadolu Gözlemevi’nde 4 metre çapında bir teleskop kurulduğunu ve bu yıl devreye alacaklarını aktardı.
Ankara’da da Uzay Teknolojileri Geliştirme Bölgesi kuracaklarını anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“Hem uydu geliştirme faaliyetlerinden elde ettiğimiz kazanımı daha iyi bir noktaya taşıyacağız hem de inşallah başarılı olduğumuzda Türkiye’nin küresel uzay ekonomisinden pay almasını sağlayacak bir teknolojik kabiliyet geliştirmiş olacağız. Biz istiyoruz ki Türkiye’de hiçbir bilim insanı, hiçbir araştırmacı çalıştığı alanda başka milletlerin ve ülkelerin bilim insanlarının yürüttüğü çalışmalardan geri kalmasın. Yurt dışında yaşayan Türk bilim insanları bilsinler ki bu devlet ve ülke eğer Türkiye’de araştırmalarını sürdürürlerse en ileri düzeyde araştırma yapmaları için yanlarında olmaya devam edecektir. Bu misyon aslında Türk gençlerinin, çocuklarının öz güven kazanması açısından çok kıymetli.”
Bakan Kacır, “Bu ülkenin hiçbir genci ve çocuğu artık başka ülkelerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle hiçbir hayali kurmaktan asla vazgeçmeyecek. Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun amacı budur. Biz sizin heyecanınızın, umudunuzun, geleceğinizin ve istikbalinizin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
Konuşmalar sonrası Bakan Kacır ve Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı, gençlerle fotoğraf çektirdi. Gezeravcı, daha sonra gençlerle havacılık ve uzay konularında söyleşi yaptı.
Programa, Vali Mehmet Makas, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan, protokol üyeleri ve öğrenciler katıldı.
Bakan Kacır, buradaki programın ardından Vali Mehmet Makas’ı makamında ziyaret ederek, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Kacır, bir süre görüştüğü Makas’tan kentteki çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Daha sonra Kırıkkale Belediyesi Bilim Merkezi’ni gezen Kacır, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı ve yetkililerden merkez hakkında bilgi aldı, öğrencilerle sohbet etti.
Kacır, son olarak Kırıkkale Organize Sanayi Bölgesi’nde basına kapalı olarak gerçekleştirilen programda sanayicilerle istişare toplantısına katıldı.
]]>Bakan Kacır, beraberinde Alper Gezeravcı ile katıldığı Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi 15 Temmuz Milli İrade Salonu’ndaki öğrenci buluşması programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tarihiyle, kültürüyle en güzel şehirlerinden Erzurum’da, öğrencilerle beraber olmaktan ve ilk astronot Alper Gezeravcı’yı buluşturmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Nuri Demirağ’ın Türkiye’yi milli havacılıkla tanıştırmak istediğini, ürettiği uçakların üzerine isim ve soy isminin ilk harflerini yazdığını anlatan Kacır, şöyle konuştu:
“Nuri Demirağ İstanbul ve memleketi Sivas’ta gök okulları açmış, birlikte uçaklar geliştirecekleri mühendisler, teknisyenler, uçakları uçuracak pilotlar yetişsin istemiş. İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda tam TEKNOFEST’leri düzenlediğimiz meydanda gök şenlikleri düzenlemiş ve 7’den 77’ye herkes oralara gelmiş. Kitaplarda bütün bunların fotoğrafları var. Fakat dünya gözüyle Nuri Demirağ’ın ürettiği uçakları görme şansınız maalesef yok çünkü hepsi toprağa gömülmüş. Bundan 83 yıl önce Ankara Etimesgut Havalimanı’nda bir uçak fabrikası da kurulmuş, 9 yıl boyunca üretime devam etmiş ve 1949’da bu uçak fabrikasında 950 kişi çalışıyormuş. Uçak fabrikası sonra kapatılmış çünkü Türkiye’ye 1948’de Marshall yardımları gelmeye başlamış. Bu yardımları Batı ülkelerinin Türkiye gibi ülkelere verdikleri sözüm ona kalkınma yardımları.”
Kacır, Vecihi Hürkuş’un da TBMM tarafından 3 kez takdirname verilmiş bir İstiklal Savaşı kahramanı olduğunu hatırlatarak, Hürkuş’un, sözüne güvenilen bir şahsiyet olduğunu dile getirdi.
“Türk milleti adeta yitik sevdasıyla buluşurcasına milli havacılıkla yeniden buluştu”
Hürkuş’un ürettiği uçakları uçurmak istediğini ancak sertifikalarının olmadığı gerekçesiyle uçuşa izin verilmediğini anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“Adeta akamete uğratılmış havacılık tarihimizi 2 binli yıllardan sonra bir sağlam irade sayesinde yeniden ayağa kaldırdık. Türk milleti adeta yitik sevdasıyla buluşurcasına milli havacılıkla yeniden buluştu. ve Türk gençleri, bu milletin öz evlatları alın teri döktüler, akıl teri döktüler. BAYRAKTAR, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, HÜRKUŞ, HÜRJET ATAK, GÖKBEY, KIZILELMA ve KAAN ile Türk’ün imzasını gökyüzüne atıyoruz. Demek ki bu milletin evlatları önlerindeki engeller kaldırıldığında dünyanın en iyisini başarabiliyorlarmış. Şimdi iddiamız, amacımız, gayemiz bütün bu başarı hikayesini daha ileri düzeylere çıkarmak ve teknolojinin tüm alanlarına hızla yaygınlaştırmak. İşte bunu yapacak olan sizlersiniz. Bizlere düşen sizin önümüzdeki engelleri tek tek kaldırmak.”
Bakan Kacır, Türkiye’nin kendi uydularını üretebilen bir ülke olduğunu, 20 yılda adım adım bu alanda önemli mesafe aldıklarını aktardı.
Turgut Özal’ın 1984’te TÜBİTAK’ın Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nü kurduğunu ancak 1980 ve 90’larda Türkiye’nin 2000’li yıllara kadar maalesef siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla heba edildiğini söyleyen Kacır, şöyle devam etti:
“Sağlam irade 2000’li yıllarda Türkiye’nin milli uydu geliştirme projelerini başlattı. Önce bizzat görüntüleme uydusunda ortak üretim faaliyetlerine dahil olduk. Sonra RASAT görüntüleme uydusunu, sonra GÖKTÜRK’ü, sonra İMECE uydusunu ürettik ve 2023’te uzaya gönderdik. Şimdi 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye’nin ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğiz. İMECE yaklaşık 600 kilometrede 600 kilogramlık uydu. TÜRKSAT 6A 36 bin kilometrede görev yapacak yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık uydu. Sonra Ay’a erişeceğiz, 380 bin kilometre yol yapacağız ve Ay projesini de milli hibrit roket motorumuzu ateşleyerek gerçekleştireceğiz. O alanda dünyada ilk 4 ülkeden biriyiz bugün. Hedefimiz o teknolojide dünya lideri olmak ve o teknolojinin uzay ekonomisinde pay sahibi olmasını sağlamak. Uzay ekonomisi yıllık 600 milyar dolara geldi. Bu ekonomiden (uzay) Türkiye pay alabilir. Elde ettiğimiz kabiliyetler, Türkiye’ye stratejik kazanımlar getirecektir. Bütün bu projeleri gençlere başlatıyor ve sürdürüyoruz. Türkiye uzayın tüm alanlarında iddia sahibi bir ülke olacak.”
“Artık hayallerimizi, hedeflerimizi sınırlayan bir şey yoktur”
Bakan Kacır, Türkiye’nin ve coğrafyanın en gelişmiş teleskoplarından birinin Erzurum’da kurulduğunu anımsatarak, “Erzurum’a bir daha geleceğiz ve Doğu Anadolu Gözlemevi’nde ilk ışığı birlikte alacağız. Bütün bunlar Türkiye’nin teknolojide geldiği yeri gösteriyor. Türkiye, insanlı uzay bilim misyonlarını önümüzdeki yılar boyunca sürdürecek. Türkiye sürdürdüğümüz roket projeleri başarıya ulaştığında kendi uydularını kendi imkanlarıyla uzaya gönderebilen ülkelerden biri olacak. Türkiye yeni uzay istasyonları kuruluş sürecinde teknolojik paydaş olacak. Bütün bunları hep birlikte başaracağız. Artık hayallerimizi, hedeflerimizi sınırlayan bir şey yoktur, Alper bey bu misyonu gerçekleştirdi.” diye konuştu.
Konuşmalar sonrası öğrencilere havacılık ve uzay konularında söyleşi yapan Alper Gezeravcı da sorularını yanıtladığı gençlerle fotoğraf çektirdi.
Programa, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, kurum müdürleri, akademisyen ve binlerce öğrenci katıldı.
]]>Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Erzurum Teknik Üniversitesinde (ETÜ) düzenlenen öğrenci buluşmasında, kendileri için çok önemli olan öğrencilerin, milli teknoloji hamlesinin öznesi ve sahibi olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin en büyük gücü, en büyük kuvvet çarpanının, genç, dinamik ve çalışkan nüfusu olduğunu anlatan Kacır, “Bizim nüfusun ortanca yaşı 33, Avrupa’nın 43. Avrupa’dan 10, bazı Avrupa ülkelerinden ise 15 yaş daha genciz. Bu çok önemli ve değerli çünkü dünyayı yenilikçi teknolojiler değiştiriyor, dönüştürüyor ve bütün dünyada yenilikçi teknolojilere, gencecik insanların kurduğu teknoloji takımları, teknoloji ekipleri, teknolojik girişimlere imza atılıyor.” diye konuştu.
“Biz milli teknoloji hamlesi adına Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ne yapıyorsak, her daim kalbine, merkezine Türk gençliğini TEKNOFEST kuşağını koyuyoruz. Bu anlayışla Türk gençliğiyle 5 yıldır dünyanın en büyük teknolojik festivallerini düzenliyoruz.” diyen Kacır, 2018’de ilk TEKNOFEST’teki 14 yarışmaya 20 bin gencin katıldığını kaydetti.
2023’te, Cumhuriyet’in 100. yılında İstanbul, Ankara ve İzmir’de TEKNOFEST düzenlediklerini anımsatan Bakan Kacır, şöyle devam etti:
“44 teknoloji yarışmasına 1 milyon gencimiz katıldı. Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir dip dalga, bir toplumsal seferberlik ve Türk gençleri, Türk gençliği önleri açıldığında engeller kaldırıldığında ne büyük başarılara imza atacaklarını son 20 yılda bütün dünyaya gösterdi. En çok da savunma sanayinde ve havacılıkta gösterdiler. Biz 20. yüzyılın havacılık ülkelerinden biri değildik, buraya geldiğimde ETÜ Rektörü Bülent Çakmak hocam havacılık ve uzay teknolojileri bilimleri bölümünde bu yıl ilk kez öğrenci aldıklarını söyledi. Bundan büyük bir iftihar, büyük bir gurur duydum. İnanıyorum bölümdeki öğrenciler, kendilerine yakışanı yapacak ve tarihe geçecek işlere imza atacak.”
“Uydularını kendi geliştirebilen 11 ülkeden biri olacağız”
Kacır, ülkenin neye ihtiyacı varsa onu ülkenin öz evlatlarıyla, alın teriyle, geliştireceklerini söyleyerek, savunma sanayi ve havacılıkta olduğu gibi teknolojinin tüm alanlarında, uzay bilimlerinde benzer başarı hikayelerini çoğaltacaklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduğunu ve 2021 yılında dünyaya milli uzay programını ilan ettiğini anlatan Kacır, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Türkiye son 20 yılda uydu geliştirme konusunda adım adım tecrübe kazandı. 20 yıl önce BİLSAT görüntüleme uydusunda ortak üretime dahil olduk. Daha sonra RASAT görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik, sonra GÖKTÜRK’ü, ve nihayetinde yaklaşık 600 kilometreden metre altı çözünürlükte görüntü almamıza imkan tanıyan, elektro optik kamerası dahil olmak üzere tüm kritik bileşenlerini yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz, ürettiğimiz İMECE’yi Cumhuriyet’in 100. yılında 2023’te uzaya gönderdik. 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye’nin ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğiz ve böylelikle dünyada haberleşme uydularını kendi geliştirebilen 11 ülkeden biri olacağız. Biz her alanda yarışta en önde olmaya talibiz. Bizim bütün bu projeleri gerçekleştirmemizi sağlayan işçiler ortalama yaşları 25, 26, 27. Dolayısıyla bu yarışı sizinle birlikte koşmayı ümit ediyoruz.”
Konuşmalar sonrası Gezeravcı, öğrencilerin havacılık ve uzayla ilgili sorularını yanıtladı, onlarla fotoğraf çektirdi.
Programa, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, kurum müdürleri, akademisyen ve öğrenciler katıldı.
]]>Kacır, Türksat ve Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) işbirliğiyle ülkeye kazandırılan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nde (USET) Türksat 6A uydusunun son durumuna ilişkin basın açıklaması yaptı.
Türkiye’nin uzay teknolojilerinde 40 yıllık rüyasının gerçekleştiğini belirten Kacır, 1984’te dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın bir yandan Türkiye’nin uzaydaki yörünge haklarını muhafaza almaya gayret ederken, diğer yandan ODTÜ’de TÜBİTAK UZAY’ı kurduğunu hatırlattı.
Bakan Kacır, Özal’ın, Enstitüyle Türkiye’nin uydularını geliştirmesini hedeflediğini anlatarak, “2000’lerden bu yana Türkiye uydu geliştirme çalışmalarında çok önemli bir deneyim elde etti. Görüntüleme uydularında orta üretim projesi BİLSAT ve RASAT ile daha sonra GÖKTÜRK ve nihayetinde İMECE uydularıyla Türkiye, yüksek çözünürlüklü görüntüleme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen üretebilen ülkelerden biri oldu.” diye konuştu.
Haberleşme uyduları tarafında bugüne dek Türksat’ın sekiz farklı uydudan istifade ettiğini vurgulayan Kacır, halihazırda bunların beşini kullanmaya devam ettiklerini söyledi.
“396 çevresel ve fonksiyonel test tamamlandı”
Kacır, ilk milli haberleşme uydusunun Türksat 6A projesi olduğunun altını çizerek, bu projenin de tamamlandığını ve uçuş modelinin nakliye öncesi halini görebildiklerini aktardı.
Uzun süren çalışmalar boyunca uydunun bütün kritik alt sistemlerinin yerli ve milli olarak geliştirildiğini bildiren Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Uçuş bilgisayarları, güç dağıtım düzenleme birimleri yerli ve milli olarak üretildi ve yüzde 81,4 yerlilik oranıyla Türksat 6A’nın üretim süreçleri tamamlanmış oldu. Bu süreçte 24 çeşit ekipman yerlileştirildi ve halihazırda gördüğümüz uçuş modelinde 84 farklı yerli ekipman var. Geliştirme ve test süreçleri tümüyle burada TUSAŞ bünyesinde, USET yerleşkesinde gerçekleştirilmiş oldu. Bütün proje boyunca 396 çevresel ve fonksiyonel test tamamlandı. İnşallah uydumuzu 8 Temmuz haftasında uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Bu andan itibaren nakliye faaliyetleri gerçekleştirilecek. Daha sonra fırlatma öncesi fırlatma kampanyası dediğimiz yaklaşık dört haftalık periyotta, fırlatmayı gerçekleştireceğimiz SpaceX ekipleriyle bizim ekiplerimiz, birlikte çalışmaları tamamlayacak. Bu fırlatmada bir ilki daha yaşayacağız. Fırlatma sonrası yörüngeye yerleşme aşamasında ilk kez yine bizim ekiplerimiz, kendi imkanlarımızla gerçekleştirecek. Bu da Türkiye’nin, Ay Projesi için yeni bir deneyim daha kazanmasına vesile olacak. Uydumuzu kendi ekiplerimizin çalışmalarıyla görev yapacağı yörüngeye transfer etme deneyimini bu fırlatmayla beraber elde etmiş olacağız.”
“4,5 milyarlık nüfusun kullanımına erişecek”
Mehmet Fatih Kacır, Türksat 6A’nın, 4 bin tonun üzerinde ağırlığıyla, daha önce yerli olarak geliştirilen 600 kilogramlık görüntüleme uydularıyla mukayese edildiğinde çok daha büyük ve sofistike bir ürün olduğunu kaydetti.
Gelecek dönemde Türkiye’nin yerli uydu geliştirme faaliyetlerine devam edeceğini dile getiren Kacır, Türksat’ın haberleşme uydularında bugüne dek 118 ülkede 3 milyarlık bir nüfusa erişme imkanının olduğunu vurguladı.
Kacır; Endonezya, Malezya ve Hindistan’ı kapsayan haberleşme imkanını da Türksat 6A ile elde edeceklerini belirterek, “Böylelikle 3 milyarlık dünya nüfusuna 1,5 milyar daha ilave edilecek ve Türkiye’nin haberleşme uyduları dünya nüfusunun yarıdan fazlasının yani 4,5 milyarlık nüfusun kullanımına erişmiş olacak.” ifadesini kullandı.
Önümüzdeki dönemde GÖKTÜRK uydusunu yenileme, İMECE 2 ve İMECE 3 projelerinin de gerçekleştirileceğini kaydeden Kacır, ekiplerin Ay Projesi için çalışmalarını sürdürdüklerine de işaret etti.
“400’e yakın arkadaşımız ortak çalışma yürüttü”
Kacır, Türkiye’nin uzay bilim ve teknolojisi alanında, tıpkı savunma sanayisinde olduğu gibi, süreç boyunca millileşme ve yerlileşme hamlesine devam edeceğini dile getirdi.
Bütün bu projelerin kendilerini bir sonraki projeler için cesaretlendirdiğini ve yenileri için deneyim kazanmalarına vesile olduğunu vurgulayan Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu projede TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN, CTech ekipleri bir arada çalıştı. Dönem dönem 400’e yakın arkadaşımızın ortak çalışma yürüttüğü bir proje oldu bu. Bu da bizim için ayrı bir iftihar kaynağı. Bütün bu müesseselerimiz, şirketler bu alanda küresel bir deneyim kazanmış oldu. Elde ettiğimiz kabiliyet, bizi dünyada haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ülkelerden biri haline getirdi. İddiamızı yeni projelerle sürdüreceğiz. Hem beşeri sermayemizin Türkiye’nin milli stratejisine katkı vermesini sağlayacağız hem de Türkiye’yi stratejik alanlarda yeni kabiliyetlerle ve yetkinliklerle buluşturmaya devam edeceğiz. Bu projeye katkı veren bütün arkadaşlarımıza ve yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Bütün bu milli projeleri en güçlü şekilde himaye eden hem Türkiye’nin nitelikli insan kaynağına güvenen hem Türkiye’yi böylesi küresel düzeyde altyapılarla buluşturan Cumhurbaşkanımıza da şükranlarımı sunuyorum. İnşallah TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN ve CTech gibi nice firmamızla nice milli projelere.”
Toplantıya, Bakan yardımcıları Ahmet Yozgatlıgil ve Zekeriya Çoştu’nun yanı sıra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil ve Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı da katıldı.
]]>Kacır, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ile bindiği Togg’un direksiyonuna geçip, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Adana Gençlik Buluşması”na gitti.
Buradaki etkinliğe Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile katılan Kacır, konuşmasında, ÇÜ’nün öğrencileriyle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Milli teknoloji hamlesi adına ne yapıyorlarsa merkezine gençleri koyduklarını belirten Kacır, şöyle devam etti:
“Bu inançla 5 yıldır dünyanın en büyük teknoloji festivallerini bu topraklarda, Türkiye’de düzenliyoruz. 2018’te ilk TEKNOFEST’i düzenledik, 14 teknoloji yarışmasında 20 bin gencimiz projeler geliştirdi. Geçtiğimiz yıl Cumhuriyet’imizin 100. yılında üç büyük şehrimizde, İstanbul’da, başkent Ankara’da ve İzmir’de TEKNOFEST’ler düzenledik ve 337 bin takımda 1 milyon gencimiz, TEKNOFEST yarışmalarına katıldı. Sadece 5 yılda TEKNOFEST’e katılan gençlerin sayısı 50 misline erişti ve 2024 için dedik ki, TEKNOFEST’in en iyi adresi Adana’dır. Adana’da sizlerle birlikte yeni rekorlar kıracağız, büyük işler yapacağız. Biz gençlerimizin önünü açtığımızda, onların yanında olduğumuzda ne kadar büyük başarılar ortaya koyabildiklerini çok iyi biliyoruz.”
Türkiye’nin savunma sanayisinde, havacılıkta artık destan yazdığının altını çizen Kacır, ülkedeki havacılık tarihini örneklerle anlattı.
Kacır, Türkiye’nin 40 yıla yakın zamandır terör belasıyla mücadele ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Bu mücadelemizde çoğu zaman bizim yanımızda olması gerekenleri, mücadele ettiğimiz teröristlerin arkasında gördük. Bu mücadelede dönem dönem başka ülkelerin teknolojilerinden yararlanmak istedik, ya bize o teknolojiyi vermediler ya da aldığımız teknoloji çoğu zaman işimize yaramadı. 2000’li yılların başında dahi İHA denildiğinde bu ülkede akla gelen tek şey İhlas Haber Ajansıydı. Peçeteye ‘selpak’ der gibi İHA’lara ‘Heron’ diyordu Türkiye’de herkes. Heron da İsrail’in İHA markası ama o Heronlar işimize yaraması gerektiği anda çoğu zaman çalışmıyorlardı. İşte böylesi bir dönemde Türkiye’de bir irade ortaya çıktı, ‘Bu ülkenin neye ihtiyacı varsa kendi öz evlatlarımızın alın, akıl teriyle bu teknolojiyi geliştireceğiz.’ dedi. Nihayetinde Türkiye’nin öz evlatları, mühendisleri, teknisyenleri, bilim insanları, Türkiye’nin havacılıkta altın çağını bu millete yaşattılar.”
“Haberleşme uyduları geliştirebilen, üretebilen 10 ülkeden biri olacağız”
Kacır, Türkiye’nin ilk yerli ve milli gözetleme uydusu İMECE’nin Cumhuriyet’in 100. yılında uzaya gönderildiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“Önceki Türksat haberleşme uydularını yurt dışından ithal ettik. Şimdi ilk milli haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı da yerli olarak geliştirdik. İnşallah 4 ay içerisinde Türksat 6A’yı da uzaya göndereceğiz. Böylelikle haberleşme uyduları geliştirebilen, üretebilen dünyadaki 10 ülkeden biri olacağız. Bütün bunlar, nitelikli insan kaynağı, beşeri sermayenin gelişmesi demek. Bütün bunlar, şikayet ettiğimiz beyin göçünün tersine dönmesi, Türkiye’nin kendi evlatlarının kendi ülkeleri için ter dökmesi, çalışması, gayret etmesi demek. İnşallah bu yolculukta ilerlemeye devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de Türkiye Milli Uzay Programı’nı dünyaya ilan ettiğini dile getiren Kacır, bu alandaki her kazanımın Türkiye’nin tam bağımsızlığını güçlendirmesine önemli katkı sağlayacağını anlattı.
Kacır, Türkiye’nin geliştirdiği hibrit roket motoruyla Ay’a erişmeyi hedeflediğini ifade ederek, “Gencecik bir ekip kurduk. Şu anda hibrit roket alanında dünyada en iddialı 4 ülkeden biriyiz. Eğer bu teknolojiyi Ay’a erişeceğimiz uzay aracını yaparken kullanabilirsek, bu teknolojiyi gerçekleştirebilirsek bunu başaran ilk ülke olacağız. Daha sonra uyduların yörüngeler arası transferini yapacak uzay araçlarını yerli olarak geliştireceğiz.” diye konuştu.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında Gezeravcı’nın, Türk bayrağını Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşıdığını vurgulayan Kacır, “İlk olmakla birlikte son olmayan bu adım, Türk gençleri, çocukları için gerçek bir ilham kaynağı.” dedi.
Gezeravcı da bir araya geldiği öğrencilerle sohbet etti, fotoğraf çektirdi.
Etkinliğe, Vali Köşger, ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel ve Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediyesi adayı Fatih Mehmet Kocaispir de katıldı.
Sanayicilerle iftarda buluştu
Bakan Kacır, kentteki temasları kapsamında Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki iftar programına katıldı, sonrasında sanayicilerle basına kapalı toplantıda bir araya geldi.
]]>Bakan Kacır, Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) işbirliğinde Adana Sanayi Odası Model Fabrika Merkezi’nde düzenlenen “Model Fabrika ve Kalkınma Merkezi Projeleri Açılış Töreni”nde, kente bugün yeni projeler ve eserler kazandırmanın mutluluğu içinde olduklarını söyledi.
Kültürüyle, tarımıyla, üretimiyle, zengin mutfağıyla Adana’nın kendileri için ayrı bir değere sahip olduğunu belirten Kacır, kentin kendileri açısından önemini anlattı.
Kacır, son 22 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesi ve liderliğinde, tüm alanlarda asırlık projeleri hayata geçirdiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet’imizin ikinci asrında Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi belirledik, 22 yıldır içeride ve dışarıda bize istikamet belirlemeye, hudut çizmeye kalkanlara karşı her zaman dik durduk, bileğimizi büktürmedik. Milletimize sevdamız, eser ve hizmet üretme noktasındaki kararlılığımız ilk günkü kadar taze. Gönlümüzde, yüreğimizde sadece millete hizmet aşkı var. Bu aşkla, Türkiye Yüzyılı’nda gece gündüz durmadan, duraksamadan, yorulmadan, bir an bile yılmadan çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda artık askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento, demir çelik üretiminde Avrupa’da birinci olan bir Türkiye var. 22 yıl içinde organize sanayi bölgelerinin sayısını 192’den 361’e çıkaran, OSB’lerde üretimde olan sanayi alanlarının sayısını 11 binden 58 bine, istihdamı 415 binden 2,6 milyona yükselten bir Türkiye var.”
Üretimi, ekonomisi, sanayisi, teknolojik altyapısı her geçen gün gelişen, büyüyen bir Türkiye olduğunun altını çizen Kacır, 81 ili hiçbir ayrım yapmadan, baştan başa eser ve hizmet siyasetiyle buluşturduklarını, buluşturmaya da devam ettiklerini anlattı.
Adana’ya yapılan yatırımlar
Yurt sathına yaydıkları büyüme ve kalkınma hamlelerini hız kesmeden Adana’da da gerçekleştirdiklerini ifade eden Kacır, “Kadim diyar, bereketli toprakların şehri Adana’mızı, sanayisiyle, üretimiyle, nitelikli insan kaynağıyla desteklemeye devam ediyoruz. Son 22 yılda düzenlediğimiz 2 bin 470 yatırım teşvik belgesiyle şehrimizde 463 milyar liralık yatırımın ve 74 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Adana’da 35 bin KOBİ’ye 4,7 milyar lira destek sağlayarak büyüme ve kalkınma yolculuğunun başat aktörü KOBİ’lerimize can suyu olduk. Ülkemizde sanayinin öncü şehirlerinden Adana’ya 2 organize sanayi bölgesi, 3 endüstri bölgesi kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde 30 bin ilave istihdam oluşturduk.” dedi.
Bakan Kacır, bir süredir faaliyetini sürdüren ve resmi açılışını bugün gerçekleştirdikleri Adana Sanayi Odası Model Fabrika ve Yenilik Merkezi’yle işletmeleri ve iş güçlerini, yenilikçi teknolojiler ve yalın üretim yöntemleriyle buluşturduklarını kaydetti.
Yaklaşık 65 milyon lira yatırımla kurulan tesiste, çalışanlara gerçek bir üretim ortamında yeni üretim tekniklerini deneyimleme, işletmelere de operasyonlarını mükemmelleştirme imkanı sunduklarını anlatan Kacır, “İşletmelerin su ve enerji verimliliklerini artırmak üzere danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Teknolojik gelişmelere ayak uydurabilen, yenilikçi çözümler üretebilen ve dijital dönüşümü kendi lehine kullanabilen bir iş gücü ve işletme yapısı inşa ediyoruz.” diye konuştu.
Adana’da AR-GE odaklı projelere 1 milyar 700 milyon lira destek
Model fabrikalardan destek alan işletmelerin verimliliklerinde ve üretimlerinde gördükleri kayda değer artışların kendilerini memnun ettiğinin altını çizen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İnşallah model fabrikamızın örnek çalışmaları ve oluşan farkındalıkla bu altyapıdan yararlanan firmalarımızın sayısı günden güne daha da artacak. İşletmelerimiz daha rekabetçi ve daha verimli bir yapıya kavuşacak. Tabii arzumuz model fabrikamızdan daha fazla işletmemizin yararlanması ve model fabrika etrafında yeni iş fikirlerinin ve inovatif düşüncenin yeşerdiği bir ekosistemi de hep birlikte inşa etmek. Adana ve çevresinde son yıllarda Bakanlığımız destekleriyle önemli bir AR-GE ve inovasyon ekosistemi kurduk. Şehrimizdeki 1 teknopark, 12 AR-GE ve 8 tasarım merkezinde yürütülen AR-GE odaklı projelere bugüne dek 1 milyar 700 milyon lira destek sağladık. Önümüzdeki dönemde model fabrikamızın bu altyapıyla işbirliğini güçlendirecek adımların destekçisi olacağız. KOSGEB, Çukurova Kalkınma Ajansımızın model fabrikamızla daha yakın çalışmasını sağlayacağız. Model fabrikayı işletmelerimizin yalın üretim ve dijital dönüşüm yolculuğuna rehberlik edecek bir cazibe merkezi haline getireceğiz.”
Kacır, bugün aynı zamanda Çukurova Kalkınma Ajansı eliyle Adana’ya kazandırdıkları bilim ve teknolojiden AR-GE’ye, altyapı geliştirmeden kültür turizme, gastronomiden kadın istihdamına geniş yelpazede 22 önemli projenin de açılışını gerçekleştireceklerini bildirdi.
Ülkenin stratejik boru hatlarının kesişim noktasında yer alan Adana’da, Kimyasal Madde Üretim Teknolojileri Merkezi kurduklarını belirten Kacır, bu merkezde mevcutta ithal ettikleri kimya ürünlerinin ülkede üretimi için AR-GE çalışmaları yürüttüklerini kaydetti.
Kacır, gelecek dönemde Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi başta olmak üzere Adana’ya kazandıracakları yeni yatırımlarla hem ülkenin cari açığını azaltacak hem de Adana’yı Türkiye’de kimya sektörünün başkenti haline getireceklerini, kurdukları bu altyapının üniversite sanayi işbirliğini güçlendirerek yeni yatırımlar için çarpan etkisi oluşturacağını anlattı.
Bakan Kacır, Tepebağ Sokakları Hayata Dönüyor projesiyle, Adana Yöresel Ürünler ve Mutfak Sanatları Merkezi ve Yenilikçi Gıda Tedarik Uygulamalarında Kadın İstihdamının Artırılması Projesi ile ilgili de bilgiler verdi.
“Gerçek belediyeciliğe olan hasreti dindirelim”
Adana’ya gerçek belediyeciliğin, eser ve hizmetlerini kazandırmak için sabırsızlandıklarını kaydeden Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Gelin 31 Mart’ta Adana’da gerçek belediyeciliğe olan hasreti dindirelim. Adana gerçek belediyecilikle, projelerle, eserlerle buluşsun, Türkiye Yüzyılı’nda yoluna güçlü adımlarla devam etsin, Adana’nın yıldızı daha da parlasın. Biz, tarımın, bereketin, yüreklerimizi ısıtan güneşin şehri Adana’yı gönülden seviyoruz, bu şehrin yiğitliğini, cesaretini, bu kadim şehrin söz konusu millet ve memleket olunca hep en ön safta olan vatanperver insanlarını seviyoruz. İnanıyoruz ki inşallah Adana 31 Mart’ta tercihini, yüreği sadece vatana ve millete hizmet aşkıyla yananlardan yana kullanacak, emanet ehil olana teslim edilecektir.”
Vali Yavuz Selim Köşger de Adana’nın stratejik konumu, gelişmiş sanayi ve ticaret altyapısıyla üretim kapasitesinin, uluslararası pazarlarda rekabet edebilirlik açısından önemli avantajlar sağladığını anlattı.
Programda ÇKA Genel Sekreteri Ahmet Rifat Duran ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç da konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Kıvanç ve Adana Kadın Kooperatifleri Birliği Başkanı Zeynep Kırılmış’ın sunduğu hediyeyi kabul etti, beraberindekilerle açılış kurdelesini kesti.
]]>Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Mersin Üniversitesi (MEÜ) Akdeniz Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Mersin Gençlik Buluşması”na katıldı.
Burada konuşan Kacır, Mersinli gençlerle birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Gençlere çok kıymet verdiklerini belirten Kacır, gençlerin, “Milli Teknoloji Hamlesi”ni bugünden geleceğe taşıyacaklarını anlattı.
Kacır, Türkiye’nin aslında neleri başarabileceğini ispat ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Türkiye savunma sanayisinde son 22 yılda gerçekleştirdiğimiz başarı hikayeleriyle, kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve hatta rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen bir ülke oldu. Biz 20. yüzyılda bir havacılık ülkesi değildik maalesef, 20. yüzyılda iki cihan harbi yaşandı, binlerce hava aracı üretildi, binlerce, on binlerce uçak üretildi ama Türkiye bunların neredeyse hiçbirinin üreticisi değildi. Olabilir miydik? Pekala olabilirdik. Aslında Türkiye’de çok erken aşamada bu konuda bazı girişimler olmuştu fakat maalesef her biri akamete uğratılmıştı.”
TEKNOFEST’lere katılımda Mersin’in her daim ilk 5’te olduğunu ifade eden Kacır, bu yönüyle kentle iftihar ettiklerini bildirdi.
Kacır, Cumhuriyet’in 100. yılında 3 büyükşehirde TEKNOFEST düzenlediklerini hatırlatarak, tarihte Türkiye’de havacılık alanında yapılmaya çalışılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Savunma sanayisindeki başarılar
Kacır, 2000’li yıllarda Türkiye’nin tüm kritik teknoloji alanlarında kendi sistemlerini, teknolojisini geliştirme iddiası kazandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nihayetinde Türk gençliği, sizin gibi gencecik insanların kurduğu teknoloji ekipleri, teknoloji takımları, girişimler, mühendislik kadroları, Türkiye’ye havacılıkta ve savunma sanayisinde muazzam başarılar getirdi. Bayraktar’la, ANKA’yla, AKINCI’yla, AKSUNGUR’la, HÜRKUŞ’la, HÜRJET’le, ATAK’la, KIZILELMA’yla, KAAN’la Türk milleti gökyüzüne imza attı. Bu, önü açıldığında, önündeki engeller kaldırıldığında bu milletin çocuklarının, Türk milletinin evlatlarının neleri başarabildiğinin açık ispatı. Biz bu anlayışla, kendi vazifemizi en özet haliyle Türk gençliğinin önündeki engelleri kaldırmak olarak tarif ediyoruz. Biz biliyor ve inanıyoruz ki gençlerimizin yanında olursak, onların önünü, yolunu açarsak, onlar dünyanın en yüksek teknolojik ürünlerini geliştirebilecek ve üretebilecek kabiliyete, yetkinliğe sahipler.”
Bakan Kacır, savunma sanayisinde elde edilen başarıyı uzay alanında da gerçekleştirmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.
Uzay çalışmalarının, teknolojinin gelişimindeki önemine değinen Kacır, “Biz, halihazırda son 20 yıldır adım adım kabiliyet kazandığımız, tecrübe biriktirdiğimiz bir alan olan uzay bilimi ve teknolojilerinde çıtayı Türkiye Yüzyılı’nda daha öteye taşımak istiyoruz.” dedi.
Kacır, Türkiye’nin artık kendi uydularını geliştirebilen bir ülke olduğunu belirterek, “Önümüzdeki 4 ay içinde, inşallah Türksat 6A’yı da yerli ve milli olarak geliştirme sürecini tamamlayıp, uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Bunu başardığımızda Türkiye, dünyada haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen 10 ülkeden biri olacak.” ifadesini kullandı.
“Uzaya erişimde paradigma değişti”
Türkiye’nin hibrit roket motorları geliştirdiğini vurgulayan Bakan Kacır, “Bu teknoloji ve ROKETSAN’ın geliştirdiği roketlerle halihazırda 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişmeyi başardık. Bir yandan uzaya bağımsız erişim programını sürdürüyoruz. Kendi uydularımızı kendi roket teknolojimizle uzaya eriştirmeye dönük çalışmalarımıza devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kacır, büyüyen uzay ekonomisinden pay alabilecek işler yapmayı istediklerini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Uzaya erişimde paradigma değişti. Bundan 10 yıl kadar önce uzaya yılda 100 uydu fırlatılıyordu. Şimdi yılda 2 bin uydu uzaya gönderiliyor. Uzaya uydu taşıyan roketlerin yeniden kullanılabilir hale gelmesi uzaya erişimi neredeyse 10’da 1 maliyete getirdi. Bugün artık uzayda 10 bine yakın uydudan bahsediyoruz, 8 bini aştı uzaydaki uyduların sayısı. Dolayısıyla bu paradigma değişimi yeni ihtiyaçlar yaratıyor. Biz, bu ihtiyaçlardan payımızı alabilecek teknolojiler geliştirmeyi arzu ediyoruz.”
Uzayın, stratejik açıdan da önemli olduğuna işaret eden Kacır, “Bütün bu teknolojilerdeki gelişmeler, Türkiye’nin 100 yıl önce tam bağımsızlık payesiyle kurulmuş bir Cumhuriyet olarak tam bağımsızlık iddiasını sürdürmesine vesile olacaktır. Biliyoruz ki ‘tam bağımsızlık’ dediğimizde ekonomik, teknolojik bağımsızlıktan bahsetmek zorundayız. Dolayısıyla bütün bu projelerde hedefimiz, nihayetinde Türkiye’nin tüm kritik teknoloji alanlarında tam bağımsız olmasını sağlamak.” şeklinde konuştu.
“İlk uzay bilim misyonunun esas kıymeti, yarattığı heyecandır”
Kacır, Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunun Mersinli astronot Alper Gezeravcı ile gerçekleştirdiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
“Bu elbette Türk bilim dünyası için küresel düzeyde rekabette en ileri çalışmaları yapma imkanı getirmesi açısından çok kıymetli bir misyondu ama bizim için Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun esas kıymeti işte burada, bu salonda yarattığı heyecandır, coşkudur. Biz, bu misyonla birlikte ümit ediyor ve inanıyoruz ki artık Türk milletinin evlatları, çocukları için başka milletlere ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayal kalmamıştır.”
Konuşması sırasında Kacır, TEKNOFEST’e katıldıkları projeleriyle derece elde eden öğrencileri sahnede ağırladı, onlarla bir süre sohbet etti.
MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da ülkenin bilim ve sanayi alanında ilerlemesine katkı için topyekun çalıştıklarını kaydetti.
]]>Kacır, Mersin Üniversitesi Gençlik Bilim Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde düzenlenen Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) projeleri açılış törenine katıldı.
Burada konuşan Kacır, eşsiz tarihi, göz kamaştıran doğal güzellikleriyle Akdeniz’in incisi, ülkenin önemli liman kenti Mersin’e yeni projeler kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Mersin’in sanayisi, ticaret, kültür ve turizmiyle kendileri için ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade eden Kacır, bugün kente değer katacak 19 projeyi Çukurova Kalkınma Ajansı eliyle hayata geçirdiklerini bildirdi.
Kacır, Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı ve güçlü liderliğiyle ülkeyi demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla buluşturmaya devam ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Bütün dünya krizlerin pençesinde kıvranırken, küresel siyasi ve ekonomik dengeler her geçen gün değişirken, ülkemizde hayalden gerçeğe dönüşen sayısız projeye, sayısız esere hep birlikte imza attık. Sanayiden enerjiye, ulaştırmadan eğitime, sağlıktan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda 81 şehrimizi yatırımlarla ilmek ilmek dokuduk. Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefimiz doğrultusunda eser ve hizmet siyasetinden ödün vermedik. 22 yıldır, durmadan, yorulmadan tüm kadrolarımızla önümüze vizyoner yeni hedefler, projeler ve programlar koymaya devam ettik. Kazanımlarımızı Cumhuriyetimizin ikinci asrında Türkiye Yüzyılı ile daha ileriye taşıyoruz. Tüm illerimizin mevcut kapasitesini, potansiyelini, o şehrin kendi kimliğiyle birlikte değerlendiriyor, harekete geçiriyoruz.”
Kacır, Bakanlık olarak Mersin’i sanayisiyle, üretimiyle, istihdamıyla, sağladıkları yatırım teşvikleriyle desteklemeye devam ettiklerini dile getirdi.
Son 22 yılda Mersin’de 28 bin işletmeye 3,7 milyar lira ile KOSGEB katkısı
Ülke ekonomisinin lokomotif şehirlerinden Mersin’i yatırım teşvikleriyle geliştirmeye devam etiklerini anlatan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son 22 yılda şehrimizde yeni ya da ilave yatırımlar için 2 bin 483 yatırım teşvik belgesi düzenledik. 371 milyar lira tutarında sabit yatırımın ve 51 bin 300 nitelikli istihdamın önünü açtık. Şehrimizde sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesi adına 5 yeni organize sanayi bölgesi ve 2 endüstri bölgesi kurduk. 24 bin 500 ilave istihdam oluşturduk. Şehirlerimizin kalkınmasının, sürdürülebilir büyümesinin teminatı olarak gördüğümüz KOBİ’lerin yanında olmaya devam ettik. Mersin’imizde 2002’ye kadar parmakla sayılabilecek kadar az sayıda KOBİ’miz KOSGEB desteklerinden yararlanmışken son 22 yılda Mersin’de 28 bin işletmeye 3,7 milyar lira ile KOSGEB katkısı verdik.”
Kacır, katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını güçlendirmek adına Mersin’e 2 teknopark, 11 AR-GE merkezi ve 1 tasarım merkezi kazandırdıklarını, firmaların AR-GE ve teknoloji odaklı projelerine 2,8 milyar lira destek sağladıklarını dile getirdi.
Bilimsel araştırma ve AR-GE kapasitesini güçlendirmek üzere TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında 444 projeye ve 823 bilim insanına 1,3 milyar lira kaynak sağladıklarını belirten Kacır, “Türkiye’nin teknoloji üssü olma yolundaki yürüyüşünde Mersinli gençlerimizin de yer alması adına Mersin’de 2 Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduk. Gençlerimize, robotik kodlamadan, tasarım ve programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine pek çok yenilikçi teknoloji alanında 3 yıllık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz. Mersin’in yerel değerlerini, lezzetlerini coğrafi işaretle tescilledik, 22 yöresel ürünümüzü koruma altına aldık.” diye konuştu.
Bakan Kacır, kalkınma ajansları programları vasıtasıyla, kamu kurumlarının, üniversitelerin, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının toplam 532 yerel kalkınma projesine 2,1 milyar lira destek sağlandığı bilgisini verdi.
“Mersin’i plan ve projelerimizle geliştirmeye devam edeceğiz”
Projelerin bazılarıyla ilgili bilgi veren Bakan Kacır, şunları kaydetti:
“Gilindire ve Silifke Astım mağaralarının doğal ve arkeolojik değerlerini koruyarak yeniden düzenliyoruz. Bu doğa harikası mağaralarımızı şehrimizin önemli turizm bölgeleri haline getiriyoruz. Mut Organize Sanayi Bölgesinin altyapısını gerçekleştirerek ilçemizde daha çok yatırım ve daha fazla istihdamın önünü açıyoruz. Erdemli’de ‘Ekolojik Kamping’ modelini hayata geçirerek, bölgede ekstrem sporlar ve macera turizminin geliştirilmesine katkı sağlayan bir turizm altyapısı kurmuş olduk. ‘Üretimde Birlikteyiz Kadın Girişimi’ projesiyle Anamur’da yöreye özgü tarımsal ürünlerin işlendiği, kurutulduğu, paketlendiği ve aromatik yağların çıkarıldığı bir tesis kurduk. Kadınlarımızın iş gücüne daha yoğun katılmasını mümkün kıldık. Akdeniz’in göz bebeği Mersin’imiz her şeyin en iyisini hak ediyor. Daha güzel, daha müreffeh, daha yaşanılır bir Mersin hedefi doğrultusunda, Mersin’i plan ve projelerimizle geliştirmeye devam edeceğiz.
Mersin’de Türkiye Yüzyılı bayrağını en yukarılara hep birlikte çıkaracaklarının altını çizen Kacır, sözlerini, “İnanıyoruz ki 31 Mart’ta da Mersinli kardeşlerimiz mührü büyük ve güçlü Türkiye’ye vuracak. Mersin kazanacak, Türkiye kazanacak.” diye tamamladı.
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan da kalkınma ajanlarının bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak, illerdeki potansiyelleri ön plana çıkarmak ve o potansiyeller doğrultusunda projeler üretmek, geliştirmek ve uygulamak üzere kurulduğunu anlattı.
Kentin dahil olduğu Çukurova Kalkınma Ajansı bünyesinde Adana’nın da yer aldığını anımsatan Pehlivan, kaynakları iki il arasında etkin ve verimli bir şekilde paylaşma ve bu doğrultuda da projeler geliştirme üzere yola çıkan ajansın kentte 19 projeyi tamamladığını aktardı.
Pehlivan, projelerin Mersin’e hayırlı olmasını diledi.
]]>Bakan Kacır, Tarsus ilçesindeki Mersin Tarım ve Gıda İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (Mersin Agropark) açılış töreninde, kentin bugün teknoloji ekosisteminde önemli bir adım attığını söyledi.
Projenin hayırlı ve uğurlu olmasını dileyen Kacır, “Ülkemizin tarım ve gıda sektöründe ihtisaslaşmış ilk ve tek teknoparkı Mersin Agropark ile tarım ve gıda sektörümüzü bilim, teknoloji ve inovasyon dünyasıyla buluşturuyoruz. Tarım teknolojilerinde Mersin’i bir cazibe merkezine dönüştürüyoruz.” diye konuştu.
Kacır, ülkelerin katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetinin, sürdürülebilir büyümenin ve uluslararası rekabet gücünün anahtarını oluşturduğunu belirterek, gelişmiş teknolojilerin benimsenmesinin toplumların refah seviyesini artırdığını vurguladı.
Türkiye’de son 22 yılda birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini dile getiren Kacır, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde dev bir AR-GE, inovasyon ve yenilikçilik ekosistemi oluşturduk. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu, planlı ve entegre sanayi altyapılarını hayata geçirdik. Özel sektörün yatırım iştahını ortaya çıkaracak, cazip teşvik sistemleri uyguladık, Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik. Bölgesinde güç, dünyada söz sahibi bir Türkiye inşa ettik.”
“Milli Teknoloji Hamlesi” vizyonu doğrultusunda güçlü girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerine sahip olmanın önemli olduğunu, teknoloji ve inovasyon ekosistemine güç katacak adımlar attıklarını aktaran Kacır, şöyle devam etti:
“Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimizi gerçekleştirirken, girişimcilik kültürünü tabana yayıyoruz. Bu sürecin her aşamasını hızlandıracak altyapıları ve girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu destekleri sağlayarak onların işini kolaylaştırıyoruz. Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını temin ediyoruz. TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci Programı ile gençlerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini katma değerli girişimlere dönüştürmelerini destekliyoruz.”
“2030’da bu topraklardan 100 bin teknogirişimin filizlenmesini hedefliyoruz”
Kacır, TEKNOFEST bünyesinde düzenlenen girişim yarışmalarıyla gençlerin hayallerini ve projelerini ticarileştirmelerini sağladıklarına işaret etti.
Yenilikçi ve teşvik edici bir anlayışla startup ekosistemini büyütmeye devam ettiklerini belirten Kacır, şöyle devam etti:
“Sağladığımız bu desteklerle değeri 1 milyar doların üzerinde olan teknogirişim sayımızı yani ‘Turcorn’larımızın sayısını 7’ye çıkardık. Önümüzdeki dönemde kendimize iddialı ama bir o kadar da gerçekçi hedefler koyduk. Ulusal Girişimcilik Stratejimiz doğrultusunda, 2030’da bu topraklardan 100 bin teknogirişimin filizlenmesini hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz ‘Turcorn 100 Programı’ ile küresel hedefleri olan ‘Turcorn’ adaylarımızı destekliyor ve 2030’a kadar yeni Türkiye’den en az 100 ‘Turcorn’un çıkmasını amaçlıyoruz.”
Türkiye’de 2002’de 2 olan teknopark sayısını gerçekleştirdikleri atılımlarla 101’e çıkardıklarını dile getiren Kacır, teknoparkları 92 binin üzerinde AR-GE personelinin çalıştığı ve 10 bini aşkın teknoloji girişimine ev sahipliği yapan bir ölçeğe yükselttiklerini söyledi.
Bünyesinde yaklaşık 730 dönümlük AR-GE alanı bulunduruyor
Gıda güvenliğini tesis edecek altyapının inşa edilmesini, en az yerli ve milli savunma sanayi kadar elzem gördüklerini ve bu yaklaşımla hareket ettiklerini vurgulayan Kacır, “Teknoparklarımız bünyesinde tarım teknolojilerinde yeni girişimlerin filizlenmesinin destekçisi oluyoruz. Teknoparklarımızda tarım teknolojileri alanında çalışan 257 teknoloji girişimimize bugüne kadar sağladığımız AR-GE teşviki 2 milyar 400 milyon lirayı aştı.” ifadesini kullandı.
Agroparkların, tarım ve teknoloji alandaki yeniliklerin birleştirilmesinde önemli rol oynadığını dile getiren Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye’nin ilk tarım ihtisas teknoparkı Mersin Agropark ile tarım ve gıda teknolojileri alanında yenilikçi girişimlerin gelişmesi ve büyümesinde öncü olacak bir altyapıyı Mersin’e kazandırıyoruz. Bakanlığımızın 81 milyon liralık desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu merkez, teknoloji girişimlerine ev sahipliği yapacak. Bünyesinde yer alan yaklaşık 730 dönümlük AR-GE alanı, teknopark bünyesinde geliştirilen teknolojilerin bizzat sahada uygulanmasına ve test edilmesine imkan sağlayacak. Mersin Agropark’ın, katma değerli tarımsal üretimin öncü şehirlerinden Mersin’de tarım ve gıda teknolojilerinde önemli işlere imza atacağından şüphem yok. Akdeniz’in parlayan yıldızı, yurdumuzun dünyaya açılan kapılarından Mersin’imize ne yapsak az. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, ülkemizin dört bir yanında, her alanda olduğu gibi tarım ve gıda sektörlerinde de dijitalleşmeyi yaygınlaştırmak ve desteklemek adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
Diğer konuşmacılar
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen de tarımsal anlamda ülkenin önde gelen illerinden Mersin’in böylesi bir merkeze ev sahipliği yapmasının kendileri için son derece kıymetli olduğunu anlattı.
Kamu, üniversite, özel sektörün birlikte faaliyet göstererek tarım ve gıda konularında AR-GE çalışması yapacağı Mersin Agropark’ın, hem bölge hem de ülkenin kısa sürede büyük bir teknoloji ve üretim merkezi haline geleceğine inandıklarını belirten Gümen, şöyle devam etti:
“Tarım AR-GE merkezi olan Mersin Agropark’ta gıda işleme, muhafaza ve ambalaj teknolojileri, sürdürülebilir akıllı tarım, bitki ıslahı, gıda ve tarım teknolojileri konularının merkezinde ülkemize değer katacak ve sahada uygulamaya koyabileceğimiz birbirinden değerli projelerin yürütüleceğinden eminiz. Firmalar ve girişimciler, robotik gıda teknolojilerinden nano teknolojiye, melezleme ıslağından akıllı ambalaj malzeme geliştirilmesine, topraksız tarımdan hayvancılık teknolojileri gibi birçok sektörde sadece gelişmiş laboratuvarlarıyla değil, aynı zamanda 700 dekarlık arazide AR-GE yapabilme fırsatına sahip olacaklar.”
Gümen, küresel düzeyde her zamankinden daha stratejik bir konumda olan gıda ve tarımı sürdürülebilir hale getirecek uygulamaları ortaya koymanın büyük önem arz ettiğini söyledi.
“Yeni normal” olarak adlandırdıkları düzende, tarımda verimliliği arttırmak, doğal kaynakları korumak ve girdileri sürdürülebilir bir şekilde kullanmak için bilginin ve verinin gücünden faydalanmanın önemine dikkati çeken Gümen, “Burada tarım ve gıda ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde yapılacak olan AR-GE çalışmalarının da bu hedefler doğrultusunda şekilleneceğini düşünüyoruz.” dedi.
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, Mersin’in ülkenin en dinamik şehirlerinden biri olduğunu belirterek Mersin Agropark’ın oluşumunda emeği geçenlere teşekkür etti.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır da Mersin Agropark’ın 13 ortaklı yapısıyla üniversite, özel sektör işbirliğinin en güzel örneği olarak kurulduğunu anlattı.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Çakır’ın kendisine takdim ettiği vazoyu kabul etti, ardından merkezi gezip çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Programa, AK Parti Mersin Milletvekilleri Ali Kıratlı, Havva Sibel Söylemez, MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal, Cumhur İttifakı’nın Mersin Büyükşehir Belediyesi adayı Serdar Soydan, AK Parti İl Başkanı Adem Aldemir, sektör temsilcileri ve kamu yöneticileri de katıldı.
]]>Kacır, İzmir İktisat Kongresi Binasında düzenlenen İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Projeleri Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, İzmir’e 11 eser ve projenin açılışını yapmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.
Son 22 yılda İzmir’e 751 milyar lira tutarında sabit yatırım için 6 bin 365 yatırım teşvik belgesi düzenlediklerini ve 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtıklarını kaydeden Bakan Kacır, “Üretimin, sanayinin, ticaretin şehri İzmir’imize 4 yeni organize bölgesi, 3 endüstri bölgesi kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde ilave 95 bin istihdam oluşturduk. Şehrimizde katma değerli üretim ve teknoloji girişimciliğini daha ileriye taşıma adına 4 teknopark, 100 AR-GE merkezi ve 24 tasarım merkezi kurduk. Girişimcilerimizin, sanayicilerimizin yenilik odaklı projelerine 22,8 milyar lira AR-GE teşviki verdik.” diye konuştu.
Kacır, İzmir’de bilim ve teknolojiyi yaygınlaştırmaya yönelik çalışmaların yanı sıra tulum peynirinden gevreğe, zeytinyağından üzüme kadar İzmir’in 41 yöresel lezzetini coğrafi işaretle tescillediklerini söyledi.
Kentte kamu kurumları, mahalli idareler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının toplam 671 projesine bugüne dek 4 milyar 700 milyon lira destek sağladıklarını ifade eden Kacır, programda da İzmir’de yerli ve yenilenebilir enerjiden, kadın ve genç istihdamına, teknolojik altyapı ve donanımı yenileme çalışmalarından yeşil ve mavi dönüşüme, kuluçka merkezinden tarımsal kalkınmaya 11 eser ve hizmetin açılışını gerçekleştirdiklerini anlattı.
Kacır, Türkiye’de rüzgar enerjisi sektöründe üretim üssü haline gelen İzmir’de Rüzgar Enerjisi Meteorolojisi ve Çevresel Test ve Analiz Merkezi’ni kurduklarını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kurduğumuz bu altyapılarla önümüzdeki dönemde rüzgar santrallerinde yerlilik oranımızı yüzde 60’ların çok daha üzerine hep birlikte taşıyacağız. Biz bu alanda Avrupa’da en iddialı 5 ülkeden biriyiz ama gelişme hızımız gösteriyor ki Türkiye rüzgar enerjisinde önümüzdeki 10 yıl içerisinde Avrupa’nın lider ülkesi olacak ve İzmir de bu liderlik sürecinin Türkiye’de öncü şehri olacak. Avrupa’da önümüzdeki 20 yılda oluşacak yaklaşık 300 gigawatt rüzgar türbini talebinden pay almayı ve ülkemizde yeşil dönüşümün ana unsuru olan yenilenebilir enerji yatırımlarında 2035 yılına kadar gerçekleşecek 15 gigawatt rüzgar türbini yatırımlarında yerli türbinlerimizin kullanılmasını sağlamayı amaçlıyoruz.”
İzmir’in yerel düzeyde bekleyen potansiyelini uzun yıllardır harekete geçiremediğini kaydeden Kacır, yerel yönetimde ihmal edilen İzmir ve İzmirlilerin mevcut yönetimle eser ve hizmet siyasetine hasret olduğunu belirtti.
Bakan Kacır, İzmir’in layık olduğu hizmetlere kavuşma zamanının geldiğini söyleyerek, “Şehrimizde yıllar yılı adeta kangren haline gelmiş sorunları çözmek, İzmir’i daha da güzelleştirmek, hak ettiği seviyeye ulaştırmak için vizyonumuzla, hedeflerimizle, programlarımızla ve adaylarımızla biz hazırız. İnanıyoruz ki inşallah İzmir, 31 Mart’ta tercihini yatırım, eser ve hizmet siyasetinden yana kullanacak, şehrimizi geliştirecek, büyütecek ve Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı yapacak belediye başkanları ile yola devam edecektir. Emanet, ehil olana teslim edilecek, İzmir için kayıp yıllar en kısa sürede telafi olacaktır.” diye konuştu.
İzmir Valisi Süleyman Elban AK Parti İzmir Milletvekili ve Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, İZKA Genel Sekreteri Mehmet Yavuz’un da birer konuşma yaptığı etkinliğe AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysi Şahin, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli de katıldı.
Bakan Kacır, açılış töreninden önce İzmir Valiliğini ziyaret ederek, Vali Elban’la bir araya geldi.
]]>Balıkesir Öğretmenevi’nde şehit aileleri ve gazilerle iftar yapan Kacır, 18 Mart 1915’te bu milletin evlatlarının tarih sahnesinde yerlerini aldığını ve tarihe Türk’ün unutulmaz mühürlerinden birini vurduğunu söyledi.
Kacır, milletin evlatlarının “Çanakkale geçilmez” diyerek bu toprakların Türk milletinin olduğunu ve ilelebet böyle kalacağını dost düşman bütün dünyaya bir kez daha ispat ettiğini dile getirerek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm silah arkadaşlarını ve aziz şehitleri rahmetle andığını belirtti.
Bugün de yine aynı ruhla bu milletin evlatlarının tam bağımsız Türkiye ülküsünü, iddiasını ve idealini sürdürdüğünü anlatan Kacır, şöyle konuştu:
“Bugün tam bağımsız Türkiye için Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştiriyoruz. ‘Evlatlarımız şehit düşmesinler, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin evlatları, huzur içinde yaşasınlar, güven içerisinde yaşasınlar’ diye silahlı kuvvetlerimizin, emniyet güçlerimizin neye ihtiyacı varsa onu yerli ve milli olarak geliştirmek ve üretmek için gayret gösteriyoruz. Bugün Türk mühendisler, Türk bilim insanları, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirirken, gökyüzünde Bayraktarları, ANKA’ları, Akıncıları, Aksungurları, Atakları, Gökbeyleri, Hürkuşları, Hürjetleri, Kızıl Elmaları ve KAAN’ları uçururken yine Çanakkale ruhunu taşıyor, yine tam bağımsız Türkiye iddiasıyla gayret ediyorlar.”
Kacır, artık ele güne muhtaç olmayan, kendi imkanlarını kendi evlatlarının alın teriyle, akıl teriyle karşılayabilen bir Türkiye’nin var olduğunun altını çizerek, “Allah’a hamdolsun havada, karada, denizde, uzayda artık kendi teknolojisini geliştirebilen bir Türkiye var. İnşallah bu yolculukta büyük bir azimle, gayretle ve kararlılıkla sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürümeye devam edeceğiz. İnşallah bu ülkenin evlatları, önleri açıldığında, bizler devlette sorumluluk taşıyanlar olarak onların yanlarında durduğumuzda neler başarabileceklerini savunma sanayisinde ispat ettiler.” ifadelerini kullandı.
” Türkiye Cumhuriyeti’ni bu anlayışla yaşatmaya devam edeceğiz”
Savunma sanayisindeki ürünlerin yüzde 80’ini yerli sistemlerle karşıladıklarını vurgulayan Kacır, “Piyade tüfeğini dahi yurt dışından almak durumunda olan bir ülkeyken Allah’a hamdolsun şimdi en kritik savunma sanayi sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirebilen ve üretebilen bir ülke olduk. İnşallah bu anlayışla yolumuza devam ederken Türkiye’nin 81 şehrinde huzuru, güveni hakim kılmaya gayret edeceğiz.” diye konuştu.
Kacır, yaklaşık 40 yıldır ülkenin canını yakan terör belasının kazınıp atıldığını dile getirerek şöyle devam etti:
“Her alanda olduğu gibi bu alanda da sadece bugünü değil, bundan 50-100 yıl sonrasını düşünmek, ona göre hareket etmek zorundayız. Bu anlayışta sadece topraklarımızdaki terör belasından kurtulmakla yetinmiyoruz. Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan ‘teröristan’ haritalarını da arkalarında kim olursa olsun, sırtlarını kime yaslıyor olurlarsa olsunlar, hangi ağa babalarına güveniyor olurlarsa olsunlar, yırtıp atıyoruz, ta 70 kilometre öteye kadar sınırlarımızı terörden temizliyoruz. Asla izin vermeyeceğiz. Bu ülkeyi bugün de yarın da tehdit etmelerine asla rıza göstermeyeceğiz. Biz, bol yıldızlı bayrakların değil, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde cumhuriyeti kurduk ve Türkiye Yüzyılı’nda Türkiye Cumhuriyeti’ni bu anlayışla yaşatmaya devam edeceğiz. Sizlere minnettarız. Sizler, bizim en kıymetlilerimizsiniz.”
İftar programına, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, AK Parti Balıkesir milletvekilleri İsmail Ok, Mustafa Canbey, Ali Taylan Öztaylan, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı ile şehit aileleri ve gaziler katıldı.
]]>Kacır, Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehit ve gazileri şükranla andığını söyledi.
Balıkesir’in teknoloji üretme ve geliştirme altyapısına yeni bir ivme kazandıracak Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin hayırlı olmasını dileyen Kacır, 21. yüzyılın başından itibaren dünyanın dijitalleşmenin getirdiği yenilikçi teknolojilerle büyük bir dönüşüm yaşadığını kaydetti.
Kacır, yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim gibi yenilikçi teknolojilerin sosyal hayattan iş süreçlerine, üretim modellerinden, tüketici davranışlarına tüm alanlara nüfuz ederek devrim niteliğinde değişikliklere neden olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Kapılarını araladığımız bu yeni dijital çağ ile üretimde ve rekabette tüm ezberler bozulmakta. Artık ucuz iş gücünün rekabetçilik unsuru olmaktan çıktığı, daha verimli çalışan, daha nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyan bir endüstri dünyasından bahsediyoruz. Türkiye olarak stratejik bu değişimi insanı odağına alan bir kalkınma yaklaşımıyla, vatandaşlarımızın refahını artırmak ve ülkemizi daha ileriye taşımak için bir fırsat olarak görüyor ve göğüslüyoruz. Son 22 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ülkemizin küresel rekabet gücünü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığını tahkim edecek, kritik teknolojilerde atılım sağlayacak dev bir AR-GE ve inovasyon ekosistemini adeta sıfırdan inşa ettik. Yenilikçi fikirlerin ürün ve hizmetlere dönüştüğü teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, AR-GE ve inovasyon yapan girişimlerimizin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Teknoparkları, yapay zekadan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere kadar birçok alanda Milli Teknoloji Hamlesi’nin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekanlara dönüştürdük.”
“Birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz”
Bakan Kacır, 1600’ü aşkın AR-GE ve tasarım merkezleriyle, firmaların AR-GE ve yenilikçilik kültürünü benimseyip, daha yüksek katma değerli ürün ve hizmetler sunmalarına imkan tanıdıklarını dile getirerek, “Özel sektörümüzün AR-GE kültürünü benimseyerek teknoloji ve inovasyon altyapımızda öncü rol üstlenmesini sağladık. 22 yılda AR-GE harcamalarımızı 10 katına çıkarak 12 milyar dolara, tam zaman eşdeğer AR-GE personeli sayımızı ise 9 katına çıkarak 272 bine yükselttik.” ifadesini kullandı.
Oluşturdukları AR-GE ve inovasyon altyapısının meyvelerini her geçen gün aldıklarını vurgulayan Kacır, şunları anlattı:
“Dünya savaşlar, küresel salgınlar, afetler, ekonomik krizlerle boğuşurken Türkiye, son 14 çeyrektir teknoloji ve üretim odaklı büyümesine hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız deprem felaketine rağmen 255,8 milyar dolar ihracatla tarihi bir rekora imza attık. Savunma sanayimizin başarı hikayelerine her gün yenilerini ekleyerek yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 80’lere çıkardık. Türkiye’yi askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada liderliğe taşıdık. Beşinci nesil savaş uçağımız KAAN’ı göklerle buluşturduk. Savunma sanayiinde bizi başarıya ulaştıran yaklaşımı sivil alanlara taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık.”
Kacır, astronot Alper Gezeravcı ile Türk milletinin hayallerini gökyüzünün ötesine, uzaya taşıdıklarını belirterek, “Şimdi Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’ne yeni başarı hikayeleri ekleyerek büyümesinin tam vakti. Önümüzdeki dönemde yeni lider milli teknoloji girişimleri çıkaracağız. 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.
“2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk”
AR-GE teşvikleriyle, teknoparklarla TÜBİTAK ve KOSGEB desteklerinin yanı sıra birçok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için gayret gösterdiklerini anlatan Kacır, Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve TechInvest-Tr Programı gibi girişimcilerin inovatif projelerini hayata geçirmelerini hızlandıracak yeni finansman mekanizmaları oluşturduklarını belirtti.
Kacır, TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci (BİGG) Programı ile girişimcilerin yenilik odaklı iş fikirlerini, teknoloji düzeyi yüksek ürün ve hizmetlere dönüştürmelerine imkan tanıdıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizin girişimcilik alanındaki politika ve projelerine rehberlik eden Ulusal Teknoloji Girişimciliği stratejimizle 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk. Yani 100 tane milyar dolar değeri aşan Turcorn çıkması hedefini koyduk. Yapay zekadan dijital hizmet teknolojilerine, yeşil dönüşümden finansal teknolojilere kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve Turcorn 100 Programı’na seçilen ilk 15 teknoloji girişimimizi geçen hafta kamuoyu ile paylaştık. Teknoparklarımızı yurdun dört bir yanında yeni fikirlerin ve yeni projelerin yeşerdiği, girişimcilerimizin hayallerini sağlam temeller üzerine inşa ederek katma değerli ürünlere dönüştürdüğü merkezler olarak konumlandırıyoruz. Bu anlayışla teknoparklarımızın fiziksel altyapı ve üstyapılarını Bakanlık olarak destekliyoruz. Teknoparklar içerisinde faaliyet gösteren girişimcilerin ve şirketlerin ihtiyaç duyduğu mentörlük, danışmanlık ve eğitim hizmetlerine imkan sağlıyoruz.”
“Balıkesir’imizin girişimcilik ekosistemine yeni bir merkez kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz”
Önümüzdeki dönemde teknoparkları desteklemeye, kuluçka merkezleri gibi yapıları Türkiye’nin teknoloji girişimciliği ekosistemine kazandırmaya devam edeceklerini dile getiren Kacır, şunları kaydetti:
“Bugün oyun geliştirmeden yapay zekaya, finansal teknolojiden kimya ve tarım teknolojilerine kadar geniş yelpazede girişimleri bünyesinde barındıran Balıkesir Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’mizle Balıkesir’imizin girişimcilik ekosistemine yeni bir merkez kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Balıkesir’in katma değer ve teknoloji odaklı kalkınmasına yeni bir ivme katıyoruz. İnanıyorum ki açılışını gerçekleştirdiğimiz bu kuluçka merkezi şehrimizin inovasyon kapasitesini geliştirecek, şehrimizden ulusal ve uluslararası ölçekte başarılı girişimlerin çıkmasına imkan tanıyacak. Bugüne kadar Balıkesir Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren teknoloji girişimlerimiz ve şehrimizdeki 14 AR-GE merkezinde yürütülen AR-GE projeleri için 1,6 milyar lira AR-GE teşviki sağladık. Balıkesir Teknokent’i bugünlere getirmek için 233 milyon lira hibe sunduk. Bizler Balıkesirli sanayicilerimizin, girişimcilerimizin her daim yanında olmayı sürdüreceğiz.”
Bakan Kacır, Çamlık Uydu Kuluçka Merkezi’nin hizmete sunulmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Törende, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu da katılımcılara hitap etti.
Programa, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, Balıkesir Teknokent Müdürü Burcu Aydemir, Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, Balıkesir Sanayi Odası Başkanı Nazmi Yarış ile çok sayıda girişimci katıldı.
]]>Mehmet Fatih Kacır, “Tuzla Bilim Merkezi Açılış Töreni”nde yaptığı konuşmada, günün öneminin büyük, anlamının derin olduğunu belirterek, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini dünyaya bir kez daha ilan ettiği büyük ve tarihi bir kahramanlık destanı olduğunu ifade etti.
Çanakkale ruhunu canlı ve diri tutmaktan asla vazgeçmediklerini dile getiren Kacır, “Devletimiz ve milletimiz için ceddimizin Çanakkale’de ortaya koyduğu ruh ve iradeyle çalışıyor, her türlü zorluğu birlik ve beraberlikle aşabileceğimize olan inançla mücadelemizi sürdürüyoruz. İşte bu anlayışla, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, son 22 yılda Türkiye’yi her alanda dönüştürdük ve geliştirdik. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, her alanda hayata geçirdiğimiz reformlarla milli şahlanışımızın altyapısını güçlendirdik.” diye konuştu.
Kacır, büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası arenada artan etkinliğiyle ve elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeğinin olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyuyoruz. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her bir reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret ve dirayet vardır. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla kutlu yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Cumhuriyet’imizin 100. yıl dönümüyle birlikte ortaya koyduğumuz “Türkiye Yüzyılı” vizyonumuzla geleceğimize yeni bir ufuk açıyoruz. Aziz milletimizin gücü ve desteği, gençlerimizin enerjisi ve motivasyonuyla yolumuza devam ediyoruz. Özellikle yarınlara umutla bakmamızı sağlayan gençlerimizin vizyoner bakış açıları ve potansiyelleri bizleri fazlasıyla heyecanlandırıyor.”
Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, yarışmalara katılan gençleri geleceğin dünyasına hazırladıklarını kaydeden Kacır, “Bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz. TEKNOFEST kuşağımızın sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Bu düşünceyle 81 şehrimizde kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyelerimizle gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“81 şehrimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize öğrenci başvurularımız devam ediyor”
Bakan Kacır, robotik kodlamadan, tasarım ve programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine kadar birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını belirtti.
Merak eden, araştıran, keşfeden, çözüm üreten bir gençliğin ardında, tüm imkanları seferber etmekten asla geri durmadıklarını aktaran Kacır, “Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında 81 şehrimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize öğrenci başvurularımız devam ediyor. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4’üncü, 5’inci, 8’inci, 9’uncu sınıflar ile lise hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerimizin başvurularını bekliyoruz.” diye konuştu.
Kacır, bilimsel okuryazarlığa sahip bir toplum oluşturmak ve bilim kültürünü geliştirmek amacıyla yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarına işaret ederek, bilim merkezleri vasıtasıyla, TEKNOFEST kuşağını denemeye ve keşfetmeye teşvik ederken, bilim ve teknolojiyi anlaşılır ve ulaşılır kıldıklarını ifade etti.
Bugüne kadar büyük ölçekli 12 bilim merkezini, bilim ve teknoloji ateşini yakmak için gençlerin, çocukların hizmetine sunduklarını aktaran Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“4 ilimizde daha büyük ölçekli bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bununla birlikte ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerimiz de faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar ilçe ölçeğinde 17 bilim merkezimizdeki eğitim atölyelerinde 865 bin gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk. Bugün de 18’incisini Tuzla’da hizmete sunuyor olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Sergi alanları ve eğitim atölyeleriyle gençlerimize edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme imkanı sunuyoruz. Gözlemevinde yer alan güneş saatinin yanı sıra kutup bilim evi ve planetaryumla, gençlerimizin keşif yolculuğuna çıkmasını sağlıyoruz. Bizler gençlerimize inanıyor ve güveniyoruz. İmkan verildiğinde, gerekli ortam sağlandığında onların neler başarabileceklerini biliyoruz.”
“İstanbul ritmini, coşkusunu, liderlik rolünü yeniden kazanacak”
Fatih Kacır, yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde gençlerin bilim ve teknoloji dünyasına yönelik heyecanına ve motivasyonuna ortak olmaya devam edeceklerini belirtti.
Bugün açılışını gerçekleştirdikleri bilim merkezinin, yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının somut çıktılarından biri olduğuna dikkati çeken Kacır, “Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi İstanbullu, Tuzlalı vatandaşlarımız da gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu, kimin gerçekleştireceğini çok iyi bilir.” dedi.
Kacır, İstanbul’un kendileri için her zaman ayrı bir yerinin olduğunu belirterek, “Küresel finans ve ticaret merkezi konumundaki şehrimize değer katacak projeleri bir bir hayata geçirmeye devam ediyoruz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getirecek Terminal İstanbul projemizi iki gün önce kamuoyu ile paylaştık. Teknopark, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, bilim merkezleri, yazılım okulları ve çocuk üniversitesine ev sahipliği yapacak bu merkez İstanbul’da yeni bir yaşam alanı olarak, bilim ve toplumun buluşma adresi olacak.” şeklinde konuştu.
İstanbul’da dünya çapında projelere imza atacak bir belediyecilik anlayışının olmasının büyük önem arz ettiğine işaret eden Kacır, “Bugün maalesef belediye hizmetleri sürekli aksayan bir İstanbul var. İstanbul’un bu kayıp beş yıl sonrası acilen toparlanmaya ihtiyacı var. Bu tabloyu 31 Mart akşamı hep birlikte değiştireceğiz. İstanbul’un dört bir yanını yeni eser ve hizmetlerle buluşturacağız. İstanbul ritmini, coşkusunu, liderlik rolünü yeniden kazanacak.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da kendisinin de bir Tuzla sakini olduğunu belirterek, dolayısıyla bu açılış töreninin kendisi için çok anlamlı olduğunu söyledi.
Bilim ve teknolojiye olan ihtiyacın her dönemden çok daha fazla olduğunu belirten Mandal, “Dünyadaki birçok sorun için geçmişte bilim ve teknoloji bir tercih noktasıydı ama şu an bir zorunluluk noktası.” dedi.
]]>Bilişim Vadisinde düzenlenen “Türkiye Sektörel Düşük Karbonlu Yol Haritaları Tanıtım Programı”na katılan Kacır, çalışmaların, işletmelerin karbon ayak izlerini azaltacağını ve yeşil dönüşümlerinde önemli kilometre taşı olacağını belirtti.
Bakan Kacır, iklim değişikliğinin, çevresel ve sosyoekonomik sonuçlara yol açan çok yönlü ve küresel mesele olduğuna değinerek, dünyada iklim değişikliğiyle mücadele politikaları hız kazanırken, sanayi ve teknoloji politikalarıyla bağlantısının da kuşkusuz giderek güçlendiğini anlattı.
Kacır, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında büyüme politikası çerçevesinde sanayiyi sürdürülebilir ve çevreci üretim yöntemlerine yönlendirmeyi, bu anlayışla tercihten öte zorunluluk olarak gördüklerini dile getirdi.
Sanayiciler ve yatırımcılar için destek mekanizmaları oluşturduklarını aktaran Kacır, Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB), Yeşil OSB’lere dönüşümünü hızlandırmak amacıyla Dünya Bankası destekli “Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi”ni hayata geçirdiklerini kaydetti.
Kacır, OSB’lerde yeşil ve teknolojik çözümler içeren altyapı, ileri atık su arıtma tesisi, su geri kazanımı, güneş enerjisi santralleri, sıfır atık, biyogaz tesisleri gibi projeler için çalışmaları başlattıklarına işaret ederek, Dünya Bankası işbirliğinde yeşil dönüşüm alanında şimdiye kadar gerçekleştirdikleri en kapsamlı ve en yüksek bütçeli program olan “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi”ni geçen aylarda uygulamaya aldıklarını söyledi.
“Sera gazı salımının azaltılması için harekete geçtik”
Bu iki önemli proje için yaklaşık 750 milyon dolar finansman sağladıklarını bildiren Kacır, tüm bu adımların yanında yeşil dönüşüm alanında uluslararası gelişmeleri yakından takip ederek, uluslararası düzenlemelerle uyumlu şekilde sanayinin rekabetçiliğini güçlendirecek adımları tespit ettiklerinden bahsetti.
Bakan Kacır, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı Avrupa Birliğinin (AB), “Yeşil Mutabakat”la sera gazı emisyonlarını 2030 yılına dek en az yüzde 55 azaltma taahhüdünde bulunarak “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması”nı hayata geçirdiğini anımsatarak, “Düzenleme kapsamında 2026’dan itibaren karbon emisyonunda öne çıkan demir-çelik, alüminyum, gübre, çimento, hidrojen ve elektrik üretim sektörlerinde ithalatçı firmalara sınırda karbon mekanizması adım adım uygulanacak. Bu nedenle özellikle üretim zincirlerinin ilk aşamalarında lokomotif sektörlere temel girdi sağlayan ve Avrupa Birliği ile ihracatımızın yaklaşık yüzde 13’üne karşılık gelen alüminyum, çelik, gübre ve çimento sektörlerinin sera gazı salımının azaltılması için harekete geçtik.” diye konuştu.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının destekleri ve ilgili paydaşlarla bu 4 sektör için “Düşük Karbonlu Yol Haritaları” hazırladıklarını ve bu kapsamda sektöre özgü öngörülen emisyon azaltımlarını tespit ettiklerini aktaran Kacır, 2053 emisyon hedefleri doğrultusunda, alüminyum sektöründe yüzde 75, çelik sektöründe yüzde 99, çimento sektöründe yüzde 93 oranında emisyon azaltımı, gübre sektöründe ise sıfır emisyon hedeflediklerini, ayrıca bu hedeflere uygun üretim teknolojileri, yatırım ihtiyaçları ve politikalarını değerlendirdiklerini ifade etti.
“Uluslararası yatırımlardan alacağımız payı arttıracağız”
Kacır, gelecek dönemde yol haritaları kapsamındaki eylemlerin uygulanmasını hızlandırmaya yardımcı olacak yatırım planını hayata geçirecekleri bilgisini paylaşarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Böylece bu 4 öncelikli sektörde ülkemizin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu daha da güçlendireceğiz. Uluslararası yatırımlardan alacağımız payı arttıracağız. Tabii sanayimizin yeşil dönüşümünü gerçekleştirirken, ‘teknoloji üreten, güçlü Türkiye’ yaklaşımımız doğrultusunda ihtiyaç duyduğumuz yeşil teknolojileri yerli ve milli imkanlarla geliştirecek ve ihraç edecek altyapıyı da birlikte inşa edeceğiz. Bu kapsamda, yeşil dönüşüm alanında teknoloji geliştirme altyapımızı güçlendirmek üzere 24 AR-GE merkezimizin ve teknoparklarımızdaki 13 teknoloji girişiminin projelerine 4 milyar lira AR-GE teşviki verdik. TÜBİTAK’la bugüne kadar yeşil dönüşüm ve iklim değişikliği alanında 2 bin 918 proje ve 2 bin 754 kişiye 14,9 milyar lira destek sağladık. TÜBİTAK ile Yeşil Mutabakata uyum kapsamındaki AR-GE ve yenilik konuları ile doğrudan ilişkili projeleri öncelikli olarak desteklemeyi sürdürüyoruz.”
Kacır, iklim değişikliğine adaptasyon ve uyuma hizmet eden AR-GE çalışmalarını planlamak ve koordine etmek üzere TÜBİTAK Temiz Enerji, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsünü kurduklarını hatırlatarak, BiGG Yeşil Büyüme Çağrıları kapsamında yeşil büyümeye hizmet eden öncelikli AR-GE ve yenilik konularında 237 girişimin kurulmasını desteklediklerini kaydetti.
TÜBİTAK tarafından hazırlanan sektörel yeşil büyüme teknoloji yol haritalarıyla da ekonomi için kritik önemi haiz, demir, çelik, alüminyum, çimento, gübre, plastik ve kimya sektörlerinde sanayi kuruluşlarının teknolojik ihtiyaçlarını tespit ettiklerine değinen Kacır, çığır açıcı araştırma ve yenilik temelli çözümler için tüm paydaşlarla 2026, 2030 ve 2035 yıllarına ilişkin hedefleri belirlediklerini, ülkenin AR-GE ve yenilik kapasitesini geliştirmesine imkan verecek politika ve eylemleri ortaya koyduklarını anlattı.
“Sanayicilerin, KOBİ’lerin yeşil dönüşüm odaklı projelerine desteğe devam edeceğiz”
Bakan Kacır, şunları söyledi:
“Düşük karbonlu yol haritalarımız ve yeşil büyüme teknoloji yol haritaları, 6 sektörün yeşil dönüşümünde temel oluşturacak, önümüzdeki dönemde sanayimizin 2053 Net Sıfır Emisyon hedeflerimiz doğrultusunda bizler için rehber niteliği taşıyacak. Destek programlarımızı, politikalarımızı ve projelerimizi bu çalışmaların çıktılarıyla uyumlu şekilde kurgulayarak, yeşil ekonomiye geçişimizi hızlandırmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde inşa ettiğimiz güçlü AR-GE ve üretim altyapısı ile Türkiye, pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı, hammadde ve enerji krizi gibi küresel ekonominin karşı karşıya olduğu sınamaları başarıyla atlattı. Küresel tedarik zincirlerinde konumunu günden güne güçlendirerek, ihracatta yeni rekorlar kırmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde birlikte yeni başarı hikayeleri yazarak, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine hep birlikte taşıyacağız. 2053 net sıfır emisyon hedeflerimize, sanayicilerimizle, girişimcilerimizle, ihracatçılarımızla ve elbette akademisyenlerimizle birlikte ulaşacağız. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, başta sanayi sektörü olmak üzere her alanda hem zorlukları hem de fırsatlar sunuyor.”
Yeşil dönüşüm yol haritasından azami şekilde faydalanılmasını arzu ettiğini dile getiren Kacır, hayata geçirecekleri yeni finansman mekanizmalarıyla da sanayicilerin, KOBİ’lerin yeşil dönüşüm odaklı projelerine destek olmaya devam edeceklerini yineledi.
Sektörel düşük karbonlu yol haritalarının ve yeşil büyüme teknoloji yol haritalarının, sanayiciler başta olmak üzere ülke için hayırlı olmasını temenni eden Kacır, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası yetkililerine Türkiye’nin yeşil dönüşümüne verdikleri desteklerden dolayı teşekkür etti.
Kacır, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 109. yıl dönümü vesilesiyle Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve aziz şehitleri rahmetle, şükranla yad ettiğini de sözlerine ekledi.
Programa, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İlker Murat Ar, Vali Yardımcısı Mustafa Ayhan ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Direktörü Hande Işlak katıldı.
]]>Bakan Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilecek Terminal İstanbul Teknoloji ve Girişimcilik Merkezi Tanıtım Töreni’nde, uzun yıllar İstanbul’un ve Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olan Atatürk Havalimanı’nda tarihi bir ana hep birlikte şahitlik ettiklerini kaydetti.
Atatürk Havalimanı’nın şimdi de İstanbul’u dünya çapında girişimcilik ve inovasyon merkezi haline getirecek mükemmel bir projeye ev sahipliği yapacağını dile getiren Kacır, “Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik alanındaki en iddialı projesi Terminal İstanbul’un girişimcilerimiz, yatırımcılarımız, gençlerimiz, üniversitelerimiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.
Teknolojideki hızlı gelişimin ve dijital dönüşümün baş döndürücü etkisiyle girişimcilik ekosisteminin dünyada değişime öncülük ettiğine dikkati çeken Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda teknoloji girişimciliğinin ekonomide hep birlikte yazılacak yeni başarı hikayesinde ana aktör olduğuna inandıklarını söyledi.
“İşte Türkiye’ye özgü ‘garaj modeli’ budur”
Son 22 yılda hep birlikte sıfırdan inşa edilen teknoloji girişimciliği ekosisteminin, gelecek adına umut kaynağı olduğunu vurgulayan Kacır, şöyle devam etti:
“Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda AR-GE ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Daha önce uygulaması olmayan AR-GE ve tasarım merkezlerimizin sayısı bin 600’ü aştı. TÜBİTAK Bigg programıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık. 60’tan fazla hızlandırıcı ve 80’den fazla kuluçka merkezi ile tohum aşamasındaki girişimlerin serpilmesi için uygun bir iklim oluşturduk. 2018’den bu yana paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerle milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandırdık, binlerce teknoloji girişimin doğmasına şahitlik ettik.
İşte Türkiye’ye özgü ‘garaj modeli’ budur. Sadece ağzında altın kaşıkla doğanların değil, toplumun tüm kesimlerinin teknoloji geliştirme ve dünyayı değiştirme iddiası taşıyabilmesi, girişimciler için doğuştan sahip olunan varlık ve imkanlardan daha çok; alın teriyle, akıl teriyle elde edilen kazanımların hızlandırıcı olabilmesi Türkiye’nin teknoparklarıyla, AR-GE merkezleriyle, TEKNOFEST’lerle dünyaya sunduğu girişimcilik modelinin özüdür.”
“Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi bir çekim merkezine dönüşüyor”
Kurdukları ekosistem ve altyapı sayesinde salgından bu yana teknoloji girişimciliğinin Türkiye’de altın çağını yaşadığını dile getiren Kacır, 2019’a kadar henüz unicornu olmayan bir ülke iken, bugün Türkiye’nin 6’sına bakanlık olarak destek verdikleri “milyar dolar değeri” aşan 7 unicorn, yani 7 Turcorn’a sahip olduğunu anımsattı.
Geçen yıl tüm dünyada girişimlere yatırımların son beş yılın en düşük düzeyinde seyrederken Türkiye’de halen salgın öncesindekinin birkaç katı büyüklükte yatırım gerçekleştiğini anlatan Kacır, “Önceki 10 yılda 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimleri, son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım aldı. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi, bölgesel ve küresel düzeyde bir çekim merkezine dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.
“Şimdi, İstanbul için dünyaya söylenecek yeni sözler, dünyayla paylaşılacak yeni ve parlak fikirler var”
Bakan Kacır, İstanbul’un bir dünya şehri ve markası olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“7 Turcorn’umuzun da İstanbul’da doğmuş olması elbette bir tesadüf değil. Şimdi, İstanbul için yeni çağda yeni bir hedef, yeni bir ufuk var. Şimdi, İstanbul için dünyaya söylenecek yeni sözler, dünyayla paylaşılacak yeni ve parlak fikirler var. Hedefimiz 2030 yılına dek İstanbul’u girişimcilikte dünyanın ilk 20 merkezinden biri haline getirmek. Hedefimiz 2030’a dek 100 Turcorn’un, 100 bin teknoloji girişiminin bu ülkeden doğması, bu ülkede büyümesi, dünyaya açılması. Bunu başarabilecek potansiyelimiz olduğunu biliyoruz. Bu hedefler doğrultusunda Terminal İstanbul Teknoloji ve Girişimcilik Merkezini hayata geçiriyoruz.”
Buranın Türkiye’nin teknoloji geliştirme iddiasının bir üst lige taşındığı bir merkez olacağını belirten Kacır, “Nuri Demirağ’ın gök şenliklerinin hatıralarını, ‘tam bağımsız Türkiye’nin festivali TEKNOFEST’lerin izlerini taşıyan bu adresi; girişimcilere ev sahipliği yapan bir teknoloji üssüne dönüştürüyoruz. Yeni girişimcilerin yetişeceği bir girişimci fabrikası inşa edeceğiz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getireceğiz.” dedi.
“Terminal İstanbul’dan sonra burayı görmeyen yatırımcı kalmayacak”
Terminal İstanbul hakkında bilgi veren Bakan Kacır, şöyle devam etti:
“Merkez bünyesinde, yaklaşık 210 bin metrekare alanda binlerce teknoloji firması ve girişimine hizmet edecek, her yıl onlarca etkinlik düzenleyecek kapasiteye sahip Türkiye’nin en büyük teknoparkını kuruyoruz. Bu yeni nesil teknoparkta; yenilikçi projelerin gerçekleşmesini sağlayacak; modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, hızlandırıcı programları, ortak çalışma alanları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile AR-GE laboratuvarları gibi yapılar bulunacak. Burası, küresel teknoloji şirketleri ve yatırım fonları ile girişimlerin buluşma noktası olacak.
Mobiliteden uzay teknolojilerine, savunma sanayiinden finans teknolojilerine, eş zamanlı 34 hızlandırma programında Terminal İstanbul paydaş kurumları girişimcilerimizle birlikte olacak.”
Burayı ziyaret eden bir küresel yatırımcının, ilgi duyduğu yatırım başlıklarında yüzlerce girişimle buluşma şansına sahip olacağını anlatan Kacır, “Teknoparklarımız burada iş birlikleriyle ortak hızlandırma programları başlatacak, girişimcilerimiz aynı kulvarda oldukları yüzlerce girişimle deneyimlerini paylaşacak. Nasıl ki tarih boyunca İstanbul’a adım atmayan bir seyyah, bir yolcu pek kalmamışsa, Terminal İstanbul’dan sonra burayı görmeyen, burayı ziyaret etmeyen bir yatırımcı da kalmayacak.” diye konuştu.
Yılda 1 milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapacak Terminal İstanbul’da girişimciliğin sadece iş dünyasıyla değil aynı zamanda toplumla bağını güçlendirecek çalışmalar da yürüteceklerini kaydeden Kacır, özellikle gençlerin gelişimine katkı sağlayacak Deneyap teknoloji atölyeleri, bilim merkezleri, yazılım okulları ve çocuk üniversitesinin bu merkezde yer alacağını söyledi.
TEKNOFEST takımlarının da burada kuracak atölyelerden, geliştirme altyapılarından ve terminal içinde ve apronda bulunacak test alanlarından yıl boyunca yararlanacağını aktaran Kacır, hemen yakınında yer alan Millet Bahçesi’yle bu merkezin, İstanbul’da yeni bir yaşam alanı olarak, bilim ve toplumun buluşma adresi olacağını ifade etti.
“Umuyorum ki İstanbul bu yeni vizyona sahip çıkacaktır”
Bugün atılan bu ilk adımda, bu heyecana ortak olan çok sayıda paydaş olduğuna dikkati çeken Bakan Kacır, şunları söyledi:
“Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin temsilcileri, rektörlerimiz, teknopark yöneticilerimiz, iş insanlarımız, gençlerimiz, her birisinin isimlerini tek tek sayamadığım muhteşem başarılara imza atan girişimcilerimiz, yatırımcılarımız. Muazzam bir takımla yola çıkıyoruz. Burası adeta şampiyonlar ligi. Ortak bir hayali gerçeğe dönüştürme iradesini bizimle paylaşan, bu yolculukta bizimle birlikte olan, Türkiye’nin ve İstanbul’un geleceğine inanan tüm paydaşlarımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.”
“Umuyorum ki İstanbul bu yeni vizyona sahip çıkacaktır.” diyen Kacır, şöyle konuştu:
“Kıymetli Murat Kurum ve Abdulkadir Uraloğlu bakanlarımızın paylaştığı İstanbul’u geleceğe taşıyacak projeleri, İstanbul’un her ilçesine, her mahallesine taşınacak dev bir ekosistemin ve dijital İstanbul vizyonunun müjdelerini dinledik. Terminal İstanbul bu projeleri taçlandıran bir merkez olacaktır. Terminal İstanbul, bu şehrin liderlik ruhunu yeniden canlandıracaktır. İstanbul, medeniyetimizin soluğunu, rüzgarını yeniden dünyayla buluşturacaktır. Hep birlikte el ele vereceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, Kimseyi ayırmadan, İstanbul için, Türkiye için alın teri döken, akıl teri döken herkesle birlikte olacağız. Ortak akılla hareket edecek, bu projeyi birlikte gerçekleştireceğiz. Bir kez daha tüm paydaşlarımıza, bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”
]]>Kacır, “Keşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Temel Atma Töreni”nde yaptığı konuşmada, ülkenin güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını ekonomik ve siyasi bağımsızlığın sigortası, kalkınmanın teminatı olarak gördüklerini söyledi.
Siyasi istikrarsızlık, terör ve yanlış sanayi politikaları neticesinde akamete uğrayan sanayileşme tarihini son 22 yılda değiştirdiklerini belirten Kacır, “Ülkemizi araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla küresel bir üretim üssü haline getirdik.” diye konuştu.
Kacır, yapılan çalışmalarla krizlere dayanıklı, üreterek büyüyen bir ekonomi inşa ettiklerini vurguladı.
Son yıllarda bölgesel savaşlar, pandemi, afetler ve iklim krizi, gıda ve enerji tedariğinde yaşanan zorluklara rağmen Türkiye’nin 14 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü dile getiren Kacır, şöyle devam etti:
“Gayrisafi yurt içi hasılamız Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1 trilyon dolar barajını aştı. İhracatımız, kalkınmamızın lokomotifi imalat sanayinden aldığı güçle 255 milyar doları aştı. 32 milyon iş gücüyle istihdamda da tarihimizin en yüksek seviyesini yakaladık. Yüzde 9,1 ile işsizlikte son 10 yılın en düşük seviyesine ulaştık. Açıklanan her veri, ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor. Ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları uzun vadeli ve kalıcı refah artışına dönüştürmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Milli teknoloji hamlesi
Bakan Kacır, milli teknoloji hamlesi doğrultusunda teknoloji geliştirme kabiliyetlerini üst düzeye çıkararak Türkiye’yi dünya sahnesinde hak ettiği noktaya taşıdıklarını dile getirdi.
Türkiye’nin kritik teknolojileri milli olarak geliştirebilmesini, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunarak değer zincirlerinde pay sahibi olabilmesini tercihten öte mecburiyet olarak gördüklerini anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“Tüm dünya koronavirüs salgınıyla mücadele ederken küreselleşmeyi vaaz edenlerin ne düzeyde bencil tutum takındıklarına hep birlikte şahit olduk. Bazı gelişmiş ülkelerde yoğun bakım altyapısının yetersiz kalması neticesinde hekimlerin kimin ölüme terk edilmesi gerektiğine karar vermek zorunda bırakıldığı bir dönemi gördük. Hamdolsun, güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısı ile pandeminin olumsuz etkilerini dünyanın birçok gelişmiş ülkesine göre daha az hasarla atlattık.
Dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanının büyük teknoloji girişimlerine çağrıda bulunmak zorunda kaldığı bir dönemde biz teknoparklarımızdan birinde geliştirilen yoğun bakım solunum cihazlarını seri üretime derhal soktuk ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızın koordinasyonuyla sadece 14 günlük bir zamanda seri üretime geçmeyi başardık. Yalnızca ülkemizin solunum cihazı ihtiyacını karşılamadık, ihraç ettiğimiz hibe ettiğimiz cihazlarla tüm dünyaya nefes olduk. Mazlumların umudu bir ülke olmanın sorumluluğunu yerine getirdik. Milli Teknoloji Hamlesi budur.”
Kacır, dünyanın iklim değişiklikleri, küresel göç, artan nüfus ve bölgesel savaşlar neticesinde gıda arz güvenliğinin ülkeler için beka meselesi haline geldiği bir dönemi yaşadığına dikkati çekti.
Bakanlık olarak güçlü gıda sanayini ülkenin geleceğinin teminatı olarak gördüklerini ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gıda sektöründe yenilikçi ve rekabetçi bir anlayışla katma değerli üretimi desteklemek üzere bu alanda proje yürüten 58 AR-GE merkezine ve 419 teknopark firmasına toplamda 8,7 milyar lira AR-GE teşviki verdik. TÜBİTAK akademik, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 26 projeye ve bu alanda araştırma gerçekleştiren 1548 bilim insanı ve gencimize 11 milyar liradan fazla destek sağladık.
Gıda İnovasyon Merkezi’mizi, gıda ve içecek sektörünün çözüm ortağı olarak faaliyete geçirdik. Gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 5 bin 427 yatırıma teşvik belgesi düzenledik. Sektörümüzde 152 binden fazla nitelikli istihdam oluşturacak 408 milyar lira sabit yatırımın önünü açtık. Gıda sanayimizin ihtiyaç duyduğu altyapısı güçlü ve çevre dostu planlı sanayi alanları sunmak üzere yurdumuzun dört bir yanında bir gıda ihtisas organize sanayi bölgesi kurduk.”
Keşan OSB
Bakan Kacır, sahip olduğu coğrafi işaretli ürünlerle tarım ve hayvancılıkta önemli bir marka olan Keşan’a kazandırılacak OSB’nin, güçlü AR-GE ve insan kaynağı vizyonuyla gıda sektöründe nitelikli yatırımların adresi olacağını vurguladı.
Keşan OSB’nin 141 hektarlık alanda 96 sanayi parseline sahip olduğunu dile getiren Kacır, “Organize sanayi bölgemizin inşallah 2024 sonuna kadar altyapı ve üstyapı çalışmalarını tamamlıyoruz. Sanayicilerimizin yatırımlarına en kısa sürede başlamalarını sağlıyoruz. Bizler Türkiye için çalışan, Türkiye için hayal kuran, Türk ekonomisinin büyümesi, gelişmesi, küresel ölçekte hak ettiği seviyelere ulaşması için taş üstüne taş koyan herkesin destekçisiyiz, yanındayız. Temelini attığımız organize sanayi bölgemizin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu projede emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Edirne Valisi Yunus Sezer ise sanayi bölgelerinin istihdamın artmasına katkı sağladığını ifade etti.
Kentte tarıma dayalı, yenilikçi yeşil bir sanayi anlayışını hayata geçireceklerini belirten Sezer, “Nüfusumuzun başka şehirlere göç etmesinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Bir hedefimiz daha var. Tarımdaki nüfusumuzun yaş ortalaması 60’a ulaşmış durumda. Bu arazilerin boş kalmaması için insanların burada yaşaması lazım.” dedi.
AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal da temeli atılan sanayi bölgesinin tüm bölgeye hitap edeceğini dile getirdi.
Edirne ve Trakya’nın tarım ve sanayide büyük bir potansiyelinin olduğunu aktaran Aksal, Keşan OSB’nin Edirne ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da sanayi yatırımlarının istihdam açısından önemli olduğunu belirtti.
Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu ise OSB’nin ilçenin ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayacağını ifade etti.
Dua edilmesinin ardından Keşan OSB’nin temeli atıldı.
Programa kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve iş insanları katıldı.
]]>Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Edirne Gençlik Buluşması programına katıldı.
Kacır, buradaki konuşmasında, Türkiye’nin 2000’li yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesiyle milli teknoloji hamlesi yolculuğuna çıktığını ve peşi sıra gökyüzüne imzasını atan projeleri gerçekleştirdiğini belirtti.
Havacılıkta Türkiye’nin önemli başarılara imza attığının altını çizen Kacır, “Biz havacılıkta neredeyse hiçbir ülkenin yapamayacağı ölçüde hızlı araştırma ve geliştirme projeleri gerçekleştiriyor ve neredeyse her yıl gökyüzüne Türk’ün yeni bir imzasını atıyoruz. Bayraktar TB2 ve TB3, ANKA, AKSUNGUR, AKINCI, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, HÜRKUŞ, HÜRJET, ATAK, ATAK 2, GÖKBEY ve KAAN. Bunların hepsi sizler gibi gencecik Türk bilim insanlarının gökyüzüne attığı imzalardır.” dedi.
Kacır, Türkiye’nin 20. yüzyılda bir havacılık ülkesi olma yönündeki çalışmalarının çeşitli nedenlerle engellendiğini anlattı.
-“İlk milli haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı uzaya göndereceğiz”
Türkiye’nin 2000’li yıllarda ortaya koyduğu iradeyle dünyaya parmak ısırtacak başarı hikayelerinin ortaya çıktığını vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:
“Uzay alanında da havacılığa benzer bir başarı hikayesi ortaya çıkarmak. Bunu başarabilecek imkan ve kabiliyete sahibiz. Bunu başarabilmek başarabilecek bir birikimimiz ve tecrübemiz var. Uydularını üretebilen bir ülkeyiz. Görüntüleme uydularımızı son yirmi yılda adım adım yerli ve milli olarak üretmeyi başardık. Önce bir ortak üretim projesiyle BİLSAT ile başladık. Sonra RASAT’ı yerli olarak ürettik. Sonra GÖKTÜRK uydusunu ürettik.
Nihayetinde yüksek çözünürlüklü İMECE görüntüleme uydusunu kendi mühendislerimizin eseri olarak geliştirdik, ürettik. Hala İMECE’den istifade ediyoruz. Şimdi önümüzdeki aylarda ilk milli haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı uzaya göndereceğiz. Böylelikle ülkemiz haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen on ülkeden biri olacak Türkiye. Bütün bunlar uzay alanında muazzam tecrübeler, kazanımlar getirdi Türkiye’ye. Her seferinde hedefi daha öteye koyuyoruz. İMECE yaklaşık 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık bir görüntüleme uydusu. Türksat 6A ise 36 bin kilometrede görev yapan 4.5 tonluk bir haberleşme uydusu. “
“380 bin kilometre ötedeki aya erişmeyi hedefliyoruz”
Bakan Kacır, Türkiye’nin Milli Uzay Programı’yla aya erişmeyi hedeflediklerini, bunu başaracak güçte olduğunu belirtti.
Türkiye’nin roket teknolojilerinde de iddiasını yükseltmek istediklerini ifade eden Kacır, “Hibrit roket teknolojisinde Türkiye dünyada en ileri düzeyde çalışmalar yapan 4 ülkeden biri. Kendi roket teknolojimizle inşallah bu sefer 380 bin kilometre ötedeki aya erişmeyi hedefliyoruz. Bütün bunlar adım, adım emek vererek oluyor. Ama en çokta sağlam bir irade sayesinde mümkün oluyor.” dedi.
Türkiye’nin insanlı uzay araştırmalarına başlayacağını açıklamasının ardından ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’yı Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderdiklerini hatırlatan Kacır, Gezeravcı’nın orada Türk bilim insanları tarafından hazırlanan 13 bilimsel deneyi tamamlayarak büyük bir başarıyla ülkesine döndüğünü söyledi.
Gençlere tavsiyelerde bulunan Bakan Kacır, “Sevgili kardeşlerim biz istiyoruz ki nasıl Gezeravcı’nın yolculuğu gökyüzünün sınırlarını aştı, sizlerin hayallerinizin hedeflerinizin sınırları da ufkun ötesine geçsin.” dedi.
Programda Edirne Valisi Yunus Sezer ve Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu da birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır ve Gezeravcı gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Kacır, Edirne programı kapsamında Vali Yunus Sezer’i makamında ziyaret etti.
Ziyaretin ardından Kacır, “Trakya Kalkınma Ajansı Edirne Projeleri” açılış töreninin yapılacağı Edirne Ticaret ve Sanayi Odasına geçti.
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, her yanı tarih kokan, serhat şehri Edirne’nin, geçmişte olduğu gibi bugün de özel bir yere sahip olduğunu söyledi.
Anadolu’yu Avrupa’ya bağlayan, pek çok medeniyete ev sahipliği yapan, Osmanlı’ya başkentlik yapmış Edirne’ye yeni eserler kazandırmanın mutluluğu içinde olduklarını ifade eden Kacır, şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, onun tasavvur ettiği büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etme yolunda emin adımlarla ilerledik. Büyüme ve kalkınma yolundaki mücadelemizde önümüze çıkartılan nice engellere, kurulan nice tuzaklara, oynanan nice oyunlara rağmen ülkemize asırlık demokratik haklar ve kalkınma atılımları kazandırdık. 81 vilayetimizin, 85 milyon vatandaşımızın hiçbirini diğerinden ayırmadan, ötekileştirmeden, dışlamadan şehirlerimize eserler kazandırdık ve hizmetler ürettik. Ülkemizi, muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıyacak yatırımlara imza attık. Ancak elbette ‘yetmez’ diyoruz.”
Bakan Mehmet Fatih Kacır, Cumhuriyet’in ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’nda daha gelişmiş, refah seviyesi artan marka şehirler için durmadan, duraksamadan çalışmaya devam ettiklerini vurguladı.
Bu vizyon doğrultusunda Edirne’nin de sanayisini, üretimini, istihdamını, kalkınmasını desteklemeye devam ettiklerini dile getiren Kacır, şöyle devam etti:
“Edirne’de gerçekleşecek toplam yatırım tutarı 24 milyar liraya yaklaşan 346 yeni ya da ilave yatırımlar için teşvik belgesi düzenledik. 8 bin 700’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. 22 yıl önce Edirne’de sadece 1 organize sanayi bölgesi (OSB) varken, 237 milyon lira bakanlık desteğiyle bu sayıyı 4’e çıkardık. Organize sanayi bölgelerimizde 1400’den fazla vatandaşımızın istihdamını sağladık. Çevre duyarlılığını önceliklendirdiğimiz organize sanayi bölgelerimizdeki tüm parsellerin üretime geçmesiyle bu rakamı 9 bine çıkararak Edirne’mize sanayi kenti kimliği de kazandıracağız.”
Edirne’deki yatırımlar
Kacır, şehirlerde kalkınmanın baş aktörü, ekonominin sac ayağı saydıkları KOBİ’lere destek vermeye devam ettiklerine işaret etti.
Edirne’de son 22 yılda 6 bin 400’den fazla KOBİ’ye 644 milyon liranın üzerinde KOSGEB destek ödemesi gerçekleştirildiğini vurgulayan Kacır, şunları anlattı:
“Teknoloji girişimciliğini desteklemek üzere Edirne’de teknopark kurduk. Teknoparkta faaliyet gösteren firmalara 1,1 milyar liradan fazla AR-GE teşviki sağladık. TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında 142 projeye ve 280 bilim insanına 323 milyon lira destek verdik. Bilime ve teknolojiye meraklı gençlerimizi, çocuklarımızı keşfetmek, onların potansiyellerini ortaya çıkarmak, şehrimize kazandırmak için Edirne’ye Deneyap Teknoloji Atölyesi’ni kurduk. Ortaokul ve lise öğrencilerimize, tasarımdan robotik kodlama, yapay zekadan havacılık ve uzay teknolojilerine 11 farklı yenilikçi teknoloji başlığında 36 ay ücretsiz eğitim imkanı sunduk ve sunmaya da devam ediyoruz.”
Deneyap Teknoloji Atölyelerine başvurular devam ediyor
Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında 81 ilde bulunan Deneyap Teknoloji Atölyelerine başvuruların devam ettiğini ifade eden Kacır, 25 Mart’a kadar tüm kentlerdeki 4, 5, 8 ve 9. sınıflar ile lise hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerin başvurularını beklediklerini kaydetti.
Kacır, Edirne’deki 11 meşhur yöresel lezzeti coğrafi işaretle tescilleyerek, kültürün koruma altına alındığına vurgu yaptı.
Trakya Kalkınma Ajansı aracılığıyla kamu kurumları, mahalli idareler, üniversite, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının 341 kalkınma projesine 533 milyon lira destek verildiğini söyleyen Kacır, şöyle devam etti:
“Bugün Trakya Kalkınma Ajansı eliyle Edirne’mizde, gençlerimize, kadınlarımıza, çocuklarımıza, çiftçilerimize, sanayicimize ve dezavantajlı vatandaşlarımıza yönelik projelerin açılışını gerçekleştiriyoruz. Tarımdan turizme, sanayiden sosyal içermeye kadar yerel kalkınmayı destekleyecek, şehrimizin ekonomisine katkı sağlayacak 17 eseri Edirne’mize kazandırıyoruz. Bu projelerin bazılarından kısaca bahsetmek isterim. ‘Kadının Emeği Evinin Ekmeği’ Projesi’yle kadınlarımızın ürettiği el emeği göz nuru ürünlerin markalaşması, pazarlanması ve satışını destekliyoruz. Bu projemizle kadın istihdamını da artırıyoruz.
Keşan Belediye’mizle gerçekleştirdiğimiz ‘Yıl Boyu Üretim ve İstihdam ile Okula Giden Mutlu Çocuklar’ projesiyle sezonluk tarım işçisi ailelerimize 12 ay iş olanağı sunuyoruz. ‘Gastro-Akademi ile Gelecek Mutfakta’ projesiyle hizmet sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman ihtiyacını karşılamak için istihdam garantili eğitimler veriyoruz. Engelsiz Yaşam Merkezi Projemizle engelli bireylerin atölyeler ve eğitimler aracılığı ile sosyal hayata ve üretime katılmalarını destekliyoruz.”
Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda Edirne’yi gerçekleştirilen projelerle ihya etmeye devam edeceklerini belirtti.
“Edirne maalesef gerçek belediyeciliğe, gönül belediyeciliğine hasret”
Edirne’nin belediyecilik hizmetlerinden yeterince yararlanamayan bir kent olduğunu ifade ederek, Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı Belgin İba’ya destek isteyen Kacır, şöyle sürdürdü:
“Edirne maalesef gerçek belediyeciliğe, gönül belediyeciliğine hasret. Gelin 31 Mart’ta Edirne’de bu hasrete son verelim. Edirne gerçek belediyecilikle tanışsın, Türkiye Yüzyılı’nda yoluna güçlü devam etsin. Biz, bu kadim şehir Edirne’yi bir başka seviyoruz.
Biz bu şehrin yiğitliğini, cesaretini seviyoruz. Biz bu kadim şehrin söz konusu millet ve memleket olunca hep en ön safta olan vatanperver insanlarını seviyoruz. İnanıyoruz ki inşallah Edirne, 31 Mart’ta tercihini sadece vatan ve millete hizmet aşkıyla çalışanlardan yana kullanacaktır. Ecdadın iftihar şehri Edirne’de inşallah emanet, ehil olana teslim edilecektir. Tarih boyunca şanlı akıncılar çıkaran, bileği bükülmez pehlivanlar yetiştiren Edirne için biz de var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
Edirne Valisi Yunus Sezer de tarihi ve kültürel değerleriyle ön plana çıkan Edirne’nin stratejik konumuyla dikkati çektiğini belirtti.
Edirne’nin Balkanlar’ın başkenti olduğunu, orada yaşayan insanların da Edirne’ye bu şekilde baktığını ifade eden Sezer, “Umudumuz burada serbest ticaret bölgesi ve teknolojiye dayalı endüstri bölgelerinin oluşturulması. Kentin Balkanların cazibe merkezi olması noktasında yoğun bir şekilde çalışıyoruz.” dedi.
Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin de bölgeyi kalkındıracak projelere desteklerinden dolayı Bakan Kacır’a teşekkür etti.
Konuşmaların ardından projelerin açılış kurdelesi kesildi, ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Irmak ve üretici kadınlar Bakan Kacır’a hediye takdim etti.
Kacır, daha sonra “Gastro Akademi ile Gelecek Mutfakta” Projesi kapsamında ETSO’da açılan mutfağı ziyaret etti, kursiyerlerle ramazan pidesi hazırladı.
Programa AK Parti Milletvekili Fatma Aksal, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, AK Parti İl Başkan Vekili Aydoğan Akıncı, Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan Adayı Belgin İba ve kurum müdürleri katıldı.
Bakan Kacır, daha sonra Trakya Teknopark’ı gezerek bilgi aldı.
Cuma namazını Eski Cami’de kılan Kacır, ardından esnaf ziyaretinde bulundu, Saraçlar Caddesi’nde AK Parti ve CHP stantlarını ziyaret etti.
Saraçlar Caddesi’nde bir kuyumcu esnafının, “Görüyorsunuz şehrimiz virane” demesi üzerine Bakan Kacır, “Çok güzel olacak bu şehir. İnşallah 31 Mart’ta iyi bir netice bekliyoruz.” dedi.
]]>Çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Sakarya’da bir fabrikada gerçekleştirilen Ferizli Organize Sanayi Bölgesi (OSB) toplu açılış törenine katılan Kacır, ülkenin dört bir yanında sanayi ve teknoloji ekosistemine yeni tesisler ile altyapılar kazandırmanın gururunu ve heyecanını yaşadıklarını söyledi.
Dünyanın, küresel boyutta birçok krizin ardı ardına yaşandığı zorlu dönemden geçtiğine işaret eden Kacır, “Korumacı politikalarla tedarik zincirleri baştan sona değişirken ticaretin vazedilmiş kuralları adeta yeniden yazılıyor. Bu tabloda Türkiye; son 22 yılda Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde inşa ettiğimiz siyasi istikrar iklimi, rekabetçi ve sürdürülebilir sanayi ve üretim altyapısı, güçlü AR-GE ve inovasyon ekosistemimizle küresel ekonominin parlayan yıldızı olarak öne çıkıyor. Son dönemde üretimde, istihdamda, ihracatta gördüğümüz tablo, bu gerçeğin yansımasıdır.” diye konuştu.
“Üretim altyapılarını yeşil ve dijital dönüşüme uygun hale getirecek projelere imza attık”
Kacır, gayrisafi yurt içi hasılanın 14 çeyrektir kesintisiz büyüyerek Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1 trilyon doların üzerine yükseldiğini aktararak şunları kaydetti:
“İhracatımız, kalkınmamızın lokomotifi imalat sanayinden aldığı güçle 255 milyar doları aştı. 32 milyon kişiyle istihdamda da tarihimizin en yüksek seviyesini yakaladık. Ekonomiye ilişkin güven göstergeleri yukarı yönlü seyretmeye devam ediyor. Bu başarı; sanayicilerin, yatırımcıların ülkemize güveninin ve yatırım iştahının ne denli yüksek olduğunun, geleceğe ne denli büyük umutla ve heyecanla baktığının en önemli işareti.”
Vatan için alın teri döken, taş üstüne taş koyan her ferdin yanında olmaya devam ettiklerini, katma değerli üretimle kalkınan Türkiye’yi birlikte inşa ettiklerini vurgulayan Kacır, sanayicilere altyapısı güçlü ve çevre dostu planlı sanayi alanları sunduklarını ifade etti.
Kacır, son 22 yılda 70 ilde 159 organize sanayi bölgesi projesi (OSB) için 58 milyar lira, 61 ilde 139 modern sanayi sitesi projesi için yaklaşık 25 milyar lira kaynak kullandırdıklarını belirterek bu kaynaklarla müteşebbisler için alt ve üstyapısı tamamlanmış, ulaşım imkanları gelişmiş sanayi alanları oluşturduklarını, emekçilerin hayatlarını kolaylaştıracak tesisleri şehirlere kazandırdıklarını anlattı.
Nitelikli insan kaynağını güçlendirecek, üretim altyapılarını yeşil ve dijital dönüşüme uygun hale getirecek projelere imza attıklarını aktaran Kacır, yıllar içinde gerçekleştirdikleri tüm bu projeler ve mevzuat düzenlemeleriyle OSB’lerin ülkenin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat ekseninde büyümesinin anahtarı haline geldiğini belirtti.
Bakan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşacağımız Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile lojistik bağlantıları dikkate alarak kümelenme anlayışına uygun sürdürülebilir, yeni yeşil sanayi alanları oluşturmaya devam edeceğiz. Türkiye’de halihazırda sanayi alanlarının yüzölçümümüzdeki payı yüzde 0,36 düzeyinde. Bunu rakiplerimizle bazı Avrupa ülkeleriyle mukayese ettiğimizde yükseltmek zorunda olduğumuzu görüyoruz. Sanayi alanlarını artırmak için elbette şimdiye kadar olduğu gibi organize sanayi bölgeleri ve endüstri bölgeleri yatırımlarını sürdüreceğiz.”
Bugün yürüttükleri planlı sanayileşme hamlesiyle Anadolu’nun dört bir yanında yeni üretim üsleri kurduklarından bahseden Kacır, Sakarya’nın da bunlardan biri olduğunu kaydetti.
Sakarya’da 2002’de 3 organize sanayi bölgesi varken 1 milyar liranın üzerinde altyapı yatırımıyla kente 6 yeni OSB ve 2 endüstri bölgesi kazandırdıklarını belirten Kacır, “Böylece Sakarya ‘sanayi şehri’ kimliğine kavuştu ve mevcut istihdamı yaklaşık 10 misline çıkardık; 26 binden fazla nitelikli istihdamı organize sanayi bölgelerinde oluşturduk. Sakarya’yı katma değerli ve teknoloji odaklı üretimin merkezi haline getirdik. Sakarya, Türkiye’nin üretimine yaptığı katkıyla yüz akı illerimizden biri. Sakarya’ya her geldiğimizde organize sanayi bölgelerimizde gördüğümüz yeni yatırımlar bizleri gururlandırıyor.” dedi.
Kacır, bugün de toplam 1,2 milyar lirayı aşan yatırımla hayata geçirilen 5 fabrika ve OSB itfaiye merkezinin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek ağaçtan metale, otomotivden zirai ürünlere geniş yelpazede faaliyet yürüten ve yatırım teşvikleriyle hayata geçen bu üretim tesislerinin tam kapasite üretime geçtiklerinde 400 kişiye daha istihdam sağlayacaklarını dile getirdi.
“AR-GE teşviklerimizle yanınızda olmaya devam edeceğiz”
Sanayicilere çağrıda bulunan Bakan Kacır, şöyle devam etti:
“Günümüz ekonomisinin rekabetçi yapısında var olmanın yolu, sadece maliyet avantajı sağlamanın ötesinde güçlü üretim kabiliyetlerinizi yüksek teknoloji odaklı AR-GE ve yenilikçilik yaklaşımlarıyla buluşturmaktan geçiyor. Bu anlayışla yaptığınız yatırımları güçlü AR-GE ve inovasyon altyapısıyla kuvvetlendirmenizi bekliyoruz. Katma değerli üretim yolculuğunuzda her zaman yanındayız. Bunun için Sakarya’mıza 24 AR-GE ve 5 tasarım merkezi kurduk. Sanayicilerimizin katma değerli AR-GE ve yenilik odaklı projelerine 8,7 milyar lira destek olduk. Gerçekleştirdiğiniz bu yatırımlarda, teşviklerimizle nasıl yanınızda olduysak ülkemizin AR-GE ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek her adımınızda AR-GE teşviklerimizle yanınızda olmaya devam edeceğiz.”
Savunma sanayisinde paradigma değişimlerini doğru zamanda yakalayarak Türkiye’yi dünyada insansız hava aracı üretiminde liderliğe taşıdıklarında işaret eden Kacır, bu başarı hikayesinin benzerlerini birçok alanda gerçekleştirmelerinin mümkün olduğunu kaydetti.
Bunun için gerekli siyasi iradenin, AR-GE ve üretim kabiliyetinin, nitelikli insan kaynağının bulunduğunu aktaran Kacır, Togg’un bu yaklaşımın sivil alandaki ilk örneği olduğunu söyledi.
Kacır, Türkiye’nin otomotivde kendi milli markasını hem de yeni nesil teknolojilerle yollara çıkarmayı başardığını, küresel rekabet sahnesinde yerlerini aldıklarını, 60 yıl aradan sonra “Devrim” otomobili rüyasını devrin otomobiliyle gerçeğe dönüştürdüklerini anlatarak “Şunun fakındayız, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanında sıçrama yapabilmesi için bir tek Togg yetmez. Önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz etkin sanayi politikalarıyla 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar pek çok alanda büyük bir atılım dönemine adım atmayı hedefliyoruz.”
Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz de son dönemde yatırım akını yaşanan kentin bugün her yönüyle bölgenin parlayan yıldızı haline geldiğini belirterek emeği geçen iş insanlarına ve işçilere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından İl Müftüsü Mehmet Aşık’ın dualarıyla kurdele kesilerek toplu açılış gerçekleştirildi.
Törene AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Sakarya milletvekilleri Lütfi Bayraktar, Murat Kaya, Ertuğrul Kocacık, Ferizli Kaymakamı Hasan Balcı, AK Parti İl Başkanı Yunus Tever, Serdivan Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yusuf Alemdar, Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu, sanayiciler ve çalışanlar katıldı.
]]>Düzce Bilim Merkezi açılış töreninde sahneye astronot kıyafeti ve pilot üniforması giyen iki öğrenciyle çıkan Kacır, kentin bilim yolculuğuna yeni ses olacak, yeni soluk kazandıracak merkezin, bütün gençlere ve bilim sevdalılarına hayırlı olmasını diledi.
Bakan Kacır, tarih boyunca olduğu gibi bugün de jeopolitik rekabetin kıran kırana geçtiği coğrafyada yaşadıklarını belirterek, içeride güçlü olmadan dışarıda güçlü olunamayacağını, sahada varlık göstermeden masada kazanım elde edilemeyeceğini çok iyi bildiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi, büyük ve güçlü Türkiye yolunda ilerleyişlerine devam ettiklerini anlatan Kacır, “Son 22 yılda ekonomiden ticarete, üretimden ihracata, savunmadan uzay çalışmalarına her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik. Gelişmiş ülkelerin 50 yılda, 100 yılda tamamladıkları altyapıyı, Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimiz doğrultusunda büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak, onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesini sağladık.” diye konuştu.
Kacır, “Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla şimdi daha büyük hedeflere yöneldiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların önünde, en ön sırada yer almaktır. Bu doğrultuda en büyük avantajımız nitelikli insan kaynağımız, en değerli varlığımız gençlerimizdir. Tüm dünyaya haykırış niteliğindeki ‘Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle inşa ediyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye davasına gençlerimizle sahip çıkıyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, yarışmalara katılan gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda gençlerimizin yanında yer alıyoruz.”
Cumhuriyet’in 100. yılında İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenlenen TEKNOFEST’lerde 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi coşkusunu yaşadıklarına değinen Kacır, biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine 44 yarışmada 1 milyon gencin projeleriyle gurur duyduklarını dile getirdi.
“11 büyük ölçekli bilim merkezimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık”
Araştıran, soruşturan, keşfeden, çözüm üreten gençliğin yolunda tüm imkanları seferber ettiklerini belirten Kacır, 81 ilin tamamında kurdukları Deneyap Teknoloji Atölyeleri ile gençleri bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırdıklarını söyledi.
Bakan Kacır, robotik kodlamadan tasarım ve programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine birçok yenilikçi teknoloji alanında 3 yıllık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını belirterek, “Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında 81 ilimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize başvurular devam ediyor. Buradan hem öğrencilerimize hem kıymetli anne babalarımıza sesleniyorum. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4, 5, 8, 9. ve lise hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerimizin başvurularını bekliyoruz.” dedi.
Bilime yönelik gerçekleştirdikleri fuar, şenlik ve söyleşiler hakkında bilgi veren Kacır, şunları kaydetti:
“Son 3 yılda 3 bin 800 bilim söyleşisiyle 400 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirdik. Öğrencilerimizde bilime ilgiyi ve bilim okur yazarlığını pekiştirdik. 5 bin 200’den fazla bilim fuarıyla 510 bin öğrencimiz ve 5 milyondan fazla ziyaretçimizde bilimsel farkındalığı yeşerttik. Destek verdiğimiz 102 bilim şenliğiyle 500 binden fazla vatandaşımızı bilimle buluşturduk. Onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı tanıdık.
7’den 77’ye her yaştan vatandaşımız için bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak adına, yurdumuzun dört bir yanında bilim merkezleri kuruyoruz. Ziyarete açık 11 büyük ölçekli bilim merkezimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık. Bugün 12. büyük ölçekli bilim merkezimizi Düzce’de açıyor olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz.”
Kacır, Düzce Bilim Merkezinin gençlerin bilim ve teknolojiye yönelik motivasyonunu artırırken, geleceğin bilim insanlarını da keşfetmelerini sağlayacağını vurgulayarak, gençlere edindikleri teorik bilgileri uygulama ve kendi projelerini geliştirme imkanı sunacağını kaydetti.
“İmkan verildiğinde gençlerin neler başarabileceklerini biliyoruz”
Temel bilimler ile uzay ve havacılık temalı sergilerin yer aldığı bilim merkezinin gençlerin ufuklarını genişletirken, onlara çok yönlü bakış açısı kazandıracağını anlatan Kacır, herkesi Düzce Bilim Merkezi’ne davet etti.
Bakan Kacır, gençlere güvendiklerini, TEKNOFEST kuşağının, “Asım’ın Nesli”nin en güzel örneklerini ortaya koyacağından emin olduklarını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İmkan verildiğinde, gerekli ortam sağlandığında onların neler başarabileceklerini biliyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK olarak yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasına daha hızlı şekilde hazırlayacak, heyecan ve motivasyonlarına ortak olmaya devam edeceğiz. Yurdumuzun dört bir yanındaki projeler gibi bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezimiz de yerel yönetimle, belediyeyle, merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının somut çıktılarından biridir. 22 yıldır eser ve hizmet siyasetinin en büyük şahidi, aziz milletimizdir. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Düzceli hemşehrilerimiz de gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu çok iyi biliyor. İnşallah 31 Mart sonrasında da ‘Türkiye Yüzyılı’ belediyeciliğiyle çok daha fazla eser ve hizmeti, Faruk Özlü Bakanımızla Düzce’mize kazandırmaya devam edeceğiz.”
Düzce Valisi Selçuk Aslan, AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Belediye Başkanı Faruk Özlü, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da konuşmalarında bilim merkezinin hayırlı olmasını temenni ettiler.
Konuşmaların ardından Kacır, protokol üyeleri, ilk Türk astronot Alper Gezeravcı ve öğrencilerle açılış kurdelesini kesti, merkezi gezdi.
Bakan Kacır Gençlik Buluşması’na katıldı
Açılışın ardından Düzce Üniversitesi Cumhuriyet Konferans Salonu’nda düzenlenen Gençlik Buluşması’na katılan Kacır, Türk gençliğinin, Milli Teknoloji Hamlesi’nde elde edilen kazanımları çok daha ileri düzeylere çıkarabilecek kabiliyete sahip olduğunu vurguladı.
Bakan Kacır, kabiliyetli, çalışkan, alın teri döken insan kaynağının önü açıldığında havacılık alanında yaşanan gelişmelerde gördüklerine işaret ederek, bu alanda Türkiye’de erken dönemlerde fabrikaların açıldığını, üretimlerin yapıldığını ve projeler geliştirildiğini ancak birtakım engellemelerle bu çalışmaların akamete uğradığını anlattı.
Ancak 2000’li yıllara gelindiğinde ortaya irade koyduklarını aktaran Kacır, “Dedik ki, bu ülkenin neye ihtiyacı varsa biz kendi insanımızın, öz evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle bu ihtiyacımızı karşılayacağız. “Bayraktar’ı, ANKA’yı, AKSUNGUR’u, AKINCI’yı, KIZILELMA’ı, HÜRKUŞ’u, HÜRJET’i, ATAK’ı, GÖKBEY’ı ve KAAN’ı yerli ve milli olarak üreteceğiz. Böyle bir başarı hikayesini dünyada ikinci bir örneğini bulmak zordur. Bu, bu milletin evlatlarının imkan verildiğinde neleri başarabileceğinin en açık ispatıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, havacılıkta olduğu gibi başarıyı uzay bilim ve teknolojilerinde de başarı hikayesi yazmayı ve bu alandaki bağımsızlığı tahkim etmeyi istediklerini ifade ederek, “Teknolojide tam bağımsız olmadan ekonomide bağımsız olamayacağımızı biliyoruz. Ekonomide bağımsız olmadan siyasi bağımsızlığın mümkün olmadığını biliyoruz. O vakit mutlaka teknolojinin tüm alanlarında tam bağımsızlığımızı tahkim edecek adımları atmaya devam edeceğiz.” dedi.
Milli Uzay Programı kapsamında Ay’a erişecek teknolojiyi de geliştirmek istediklerini anlatan Kacır, Türkiye’nin hibrit roket çalışmaları yürüten dünyadaki 4 ülkeden biri olduğunu ve bunu Ay programıyla taçlandırmak istediklerini sözlerine ekledi.
Programa, Vali Aslan, AK Parti Milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile üniversite öğrencileri katıldı.
]]>Bolu’daki programları kapsamında Valiliği ziyaret eden Kacır’ı, Vali Erkan Kılıç, AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek, AK Parti İl Başkanı Suat Güner, AK Parti Bolu Belediye Başkan adayı Muhammed Emin Demirkol ve protokol üyeleri karşıladı. Valilik şeref defterini imzalayan Kacır, Kılıç’tan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kongre Merkezi’ndeki Gençlik Buluşması’na da katılan Kacır, öğrencilerin açtığı teknoloji stantlarını gezdi, fotoğraf çektirdi. Kacır’a, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı da eşlik etti.
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, 86 milyon nüfusun 43 milyonunun 33 yaşından genç olduğunu, 21 yaşın altında 27 milyon öğrenci, genç ve çocuğun bulunduğunu aktararak, Avrupa’nın ortanca yaşının ise 43 olduğunu belirtti.
Milli Teknoloji Hamlesi adına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen bütün çalışmaların öznesinin Türk gençliği olduğunu vurgulayan Kacır, “Tam bağımsızlık mayasıyla kurulmuş cumhuriyetin ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapmamızı sağlayacak işlere sizler öncülük edecek, sizler imza atacaksınız. Biliyoruz ve inanıyoruz ki, Türk gençliğinin önünü açtığımızda, onların yanında olduğumuzda, önlerindeki engelleri kaldırdığımızda gençlerimizin başaramayacağı hiçbir şey yok. Bunu Türkiye’nin gençleri, savunma sanayinde, milli havacılıkla ispat ettiler.” dedi.
Kacır, 2000’li yıllarda Türkiye’nin, teknolojinin hangi istikamete evrildiğini erken aşamada tespit edip değişime hızla hazırlanarak insansız hava araçlarında muazzam başarı ortaya koyduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Bayraktar TB2 ve TB3, ANKA, AKSUNGUR, AKINCI, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, HÜRKUŞ, HÜRJET, ATAK, ATAK 2, GÖKBEY ve KAAN. Bunu sizler gibi gencecik, pırıl pırıl bu ülkenin öz evlatları başardı. Demek ki, güçlü irade olduğu zaman Türk milletinin evlatları, Türkiye’nin mühendisleri, teknisyenleri dünyanın en iyi işlerini başarabilecek kabiliyetteler. İnanıyoruz ki, bu bayrağı çok daha ileriye taşıyacaksınız ve bize düşen, çalışmalarınızın, hayallerinizin, araştırma ve geliştirme projelerinizin önünü açmak. Önünüzdeki tüm engelleri bertaraf etmek ve yanınızda, arkanızda her daim durmak.”
Gençlerin ufkunu uzayın sınırlarına, gökyüzünün sınırlarının ötesine erişmesini arzu ettiklerini dile getiren Kacır, Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunu bu hedefle gerçekleştirdiklerini, Alper Gezeravcı’nın uluslararası uzay istasyonuna giderek ay yıldızlı bayrağı en yükseğe çıkarmasının ve Türk bilim insanları tarafından hazırlanan 13 farklı deneyi orada icra etmesinin gençlerin geleceği için yapıldığını vurguladı.
Kacır, Türk gençliğinin, bütün bu hedeflerin ne anlama geldiğini çok iyi bildiğine işaret ederek, “İnşallah önümüzdeki dönemde, havacılıkta, savunma sanayinde nasıl başarı hikayeleri yazmışsak uzay bilim ve teknolojilerinde de benzer başarı hikayesini yazacağız. Bugün savunma sanayisinde 80 binden fazla Türk mühendisi, Türk teknisyeni milli projelere omuz veriyor. Türk bilim insanları milli projelere istikamet veriyor. İnşallah önümüzdeki dönemde sizlerin arasından Türkiye’nin kritik uzay teknolojileri projelerinde rol üstlenecek ve Türkiye’nin bu alanda attığı adımları çok daha ileri düzeylere taşıyacak nice bilim insanları, mühendisler, girişimciler yetişecek.” şeklinde konuştu.
“Milli hibrit roket motorlarıyla aya erişme hedefini önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğiz”
Kacır, büyümeye devam eden uzay alanında küresel düzeyde yıllık 600 milyar dolarlık ekonomiden bahsedildiğini, bu pastadan yüzde 10 pay almanın 60 milyar dolar anlamına geldiğine değinerek, son 20 yılda milli görüntüleme uydularını geliştiren ve üretebilen Türkiye’nin bunu da başarabileceğinin altını çizdi.
Ortak üretimden RASAT ve GÖKTÜRK yerli uydularının yapımına ulaştıklarına dikkati çeken Kacır, geçen yıl yüksek çözünürlüklü İMECE uydusunu kritik alt sistemleriyle ürettiklerini ve halihazırda kullanımda olduğunu anımsattı.
Kacır, İMECE’nin 600 kilograma yakın ve yaklaşık 600 kilometrede görev yaptığını, birkaç ay içerisinde uzaya gönderilecek ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın ise 36 bin kilometrede görev yapan 4,5 tonluk daha sofistike teknoloji olduğunu, Türkiye’nin bu başarıyla dünyada bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri haline geleceğini söyledi.
Türkiye’nin kendi mühendislerinin geliştirdiği milli hibrit roket motorlarıyla aya erişme hedefini gelecek yıllarda adım adım gerçekleştireceklerini belirten Kacır, gençlerden, bu alanda öz güvenlerini kırmak isteyenlere asla prim vermemelerini istirham etti.
Bakan Kacır, “Biz bu ülkenin hiçbir çocuğunun, başka milletlere ait olduğu gerekçesiyle herhangi bir hayali kurmaktan vazgeçmesini asla istemiyoruz. İnşallah bu ülkenin gençleri, mühendisleri, bilim insanları, girişimcileri bilecekler ki, alanlarında gayret ettiklerinde onların yanlarında duran sağlam bir irade var. Devletleri her zaman onların arkalarında ve bu ülkede dünya çapında işler başarılmaya devam edilecek.” ifadesini kullandı.
Programı kapsamında Bolu Ticaret ve Sanayi Odası ziyaretinde sanayiciler ve iş insanlarıyla basına kapalı görüşen Kacır, daha sonra AK Parti İl Başkanlığında partililerle bir araya geldi.
]]>Sincan Bilim Merkezi; Bakan Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır’ın katılımıyla açıldı.
Kacır, burada yaptığı konuşmada, Ankara’ya, Bilim ve Teknoloji Haftası’nda, aynı günde, Sincan ve Mamak bilim merkezlerini kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.
Şehirlere bu önemli projeleri merkezi ve yerel yönetimlerin el ele, büyük bir uyum ve ahenk içinde kazandırdıklarının altını çizen Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“AK Parti belediyeciliği, şehirleri altyapısıyla üst yapısıyla, hizmetlerle birlikte çok yönlü sosyal belediyecilik anlayışıyla donatıyor. Bizim gerçek ve gönül belediyeciliği anlayışımızda, Türkiye’nin kalkınıp gelişmesinde, doğrudan milletin hayatına dokunan hizmetlerin ifasında, yerel yönetimin rolü çok önemlidir. Bugün de yine milletimize, gençlerimize bilim ve teknoloji alanında yeni ufukları birlikte açıyoruz. Belediyelerimizle yakın ve yoğun işbirliği içinde çalışarak, bilim merkezlerimizi inşallah ülke sathına daha da yayacak, bilim ve teknoloji meraklılarıyla buluşturmaya devam edeceğiz.”
Kacır, son 22 yıldır elde ettiği kazanımlarla Türkiye’nin prangalarından kurtularak, ikinci asra “büyük ve güçlü bir Türkiye” olarak adım attığına işaret etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, büyük ve güçlü Türkiye çağının doğuşu için verdikleri amansız mücadelenin, “Türkiye Yüzyılı”nda her alanda meyvelerini verdiğini belirten Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye artık fiziki ve zihni sınırlara teslim olmuyor. İçerde ve dışarda kendisine lütfedilen hadler içinde değil, kendi çizdiği yolda ilerleyişini kararlılıkla sürdürüyor. İşte bu başarıları, kazanımları kalıcı kılmak adına, Türkiye Yüzyılı’nda ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ni başlattık. Beşeri sermayemizin güçlendirilmesi için kritik adımlar atmaya devam ediyoruz.”
“Sincanlı gençleri Deneyap Teknoloji Atölyesi ile buluşturacağız”
Bilim fuarları, şenlikleri ve söyleşileriyle bilimi toplumla buluşturmaya devam ettiklerini dile getiren Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“Son üç yılda 3 bin 800 bilim söyleşisiyle 400 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirerek, öğrencilerimizde bilime yönelik ilgiyi ve bilim okuryazarlığını pekiştirdik. Gerçekleştirilen 5 bin 200’den fazla bilim fuarı ile 510 bin öğrencimiz ve 5,2 milyon ziyaretçimizde bilimsel farkındalığı yeşerttik. Destek verdiğimiz 102 bilim şenliğiyle 500 binin üzerinde vatandaşımızı bilimle buluştururken, onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı tanıdık. Sektör Kampüste Programı ile 10 binden fazla üniversite öğrencimizi blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm ve kuantum gibi alanlarda sektör profesyonelleriyle buluşturuyoruz. Bilim merkezlerimiz vasıtasıyla, TEKNOFEST kuşağını bilimle buluşturuyoruz.”
Kacır, toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak adına yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarına işaret ederek, gençlerin bilime olan ilgi, merak ve farkındalığını artırdıklarını dile getirdi.
Sincan Bilim Merkezi’nin gençlerin bilim ve teknolojiye ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını da keşfetmelerini sağlayacağını anlatan Kacır, “Merkezimiz; astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, matematik, tasarım ve teknoloji alanlarında 5 atölyeyle, gençlerimize, edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme ve kendi projelerini geliştirme imkanı sunacak. Ayrıca bilim merkezimiz bünyesinde önümüzdeki eğitim-öğretim yılında faaliyete geçecek Deneyap Teknoloji Atölyesi ile de Sincanlı gençlerimizi erken yaşta geleceğin teknolojileriyle buluşturacağız.” diye konuştu.
Kacır, gençlerin potansiyelini keşfedip onların önünü açacak tüm adımları atmaya devam edeceklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Gençlerimiz, milletimiz, ülkesine, şehrine, halkına hizmet etmek, eser kazandırmak yerine kısır hesaplarının peşinde koşanların kimler olduğunu çok iyi biliyor. İnanıyoruz ki Ankara, 31 Mart’ta mührünü güçlü bir şekilde gerçek belediyeciliğe, eser ve hizmet belediyeciliğine vuracak. Ankara’mız, Ankaralılar aksayan projeleri ‘yavaşlayan’ hizmetleri inanıyorum ki 31 Mart’ta telafi edecek. Kazanan Ankara, kazanan Türkiye olacak. Cumhur İttifakı olarak el ele vereceğiz ve Ankara’nın tüm ilçelerine önümüzdeki dönemde hep birlikte hizmet edeceğiz.”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da bilim ve teknoloji kimin elindeyse gücün onun elinde olduğunu belirterek, “Bilim ve teknolojiye olan ihtiyaç çok daha fazla. Olmazsa olmaz en önemli unsur insan kaynağı. Bunlar da bizim gençlerimiz çocuklarımız. Gençler; gelecek için, insanlık için gerekli teknolojileri geliştirecek ve bilgiyi üretecekler.” ifadelerini kullandı.
“Uzay alanında yeni ufuklar açacak eğitim içerikleri hazırlayacağız”
Elvan Kuzucu Hıdır da bugün üç farklı ülkede toplamda 18 bilim merkezinin faaliyetlerini yürüttüğüne dikkati çekerek, sadece geçen yıl tüm bilim merkezleri ve atölyelerine toplam 1 milyonu aşkın genç öğrencinin katıldığını söyledi.
Burada 7 farklı alanda 6-14 yaş seviyesindeki öğrencilerin etkileşimli ve özgün eğitimlere katıldığını anlatan Kuzucu Hıdır; astronomi, havacılık ve uzay atölyelerinde öğrencilere roketler, uydular, hava araçları, güneş sistemleri, galaksiler, uzay, evren gibi konularda temel prensip ve kuvvetler alanında deneysel eğitimler verdiklerini dile getirdi.
Kuzucu Hıdır, Türkiye Uzay Ajansı olarak bilim merkezlerinde, Türkiye’nin Milli Uzay Programı çerçevesinde, çocuklara bu misyonu anlatacak, atölyelerde uzay alanında onlara yeni ufuklar açacak eğitim içerikleri hazırlayacaklarını bildirdi.
Bilim merkezlerinin bilim ve teknoloji alanında toplumsal bir paradigma kırılımı oluşturduğunun altını çizen Kuzucu Hıdır, şunları kaydetti:
“Gelecek nesillerimizin ‘sadece tüketen değil aynı zamanda üreten ve keşfetme arzusuyla sürekli öğrenen’ bir ruha sahip olmalarını hedefliyoruz. Geleceğin Özdemir Bayraktar’ları ve Aziz Sancar’ları ülkemizin dört bir yanındaki bilim merkezlerinde yetişecek, burada yetişen gençlerimiz önce ülkemiz için sonra da tüm insanlığın faydası için teknolojiler geliştireceklerdir. Bilim Pursaklar’dan sonra Ankara’da yer alan 2. Bilim Merkezi Bilim Sincan’ın bu bölgedeki öğrencilerimiz ve velilerimiz için çok önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum. Bu merkezlerde yetişen çocuklarımız, medeniyetimizin kadim değerlerinden güç alarak, adalet, merhamet ve iyiliği tüm dünyaya ve özellikle Filistin gibi mazlum coğrafyalara hakim kılma mücadelesini sürdüreceklerdir. Hakk’ı üstün tutmayı yaşam gayesi edinen, durumdan vazife çıkartan bir nesil yetiştirmesine öncülük edecektir.”
]]>TÜBİTAK ve Mamak Belediyesinin işbirliğinde hayata geçirilen “Mamak Bilim Merkezi”nin açılışına, Bakan Kacır, AK Parti Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok da katıldı.
Kacır, burada yaptığı konuşmada, Türk milletinin 22 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduğunu ifade ederek, bu süreçte yürüttükleri her mücadeleyi, verdikleri her kavgayı, Türkiye’nin hanesine yazdırdıkları her kazanımı, bu toprakların varlığı ve birliği adına Türk milletiyle gerçekleştirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin, son 22 yılını, demokrasi ve kalkınma eksiklerini tamamlamakla geçirdiğine dikkati çeken Kacır, “Altyapımızla, üstyapımızla, güvenliğimizle, tüm imkanlarımızla küresel gelişmiş ülkeler ligi doğrultusunda başarılı bir ivme yakaladık. Hastanesinden otoyoluna, köprüsünden barajına, toplu konutlarından eğitim imkanlarına kadar sosyal devlet anlayışıyla tüm Türkiye’yi uçtan uca donatmışız.” diye konuştu.
Yerli ve milli bir bakış açısıyla hareket ederek “Milli Teknoloji Hamlesi” hedeflerini birer birer gerçekleştirdiklerini bildiren Kacır, Togg’dan TCG Anadolu’ya, savaş paradigmalarını değiştiren İHA’lardan SİHA’lara, Akıncı’dan Kızılelma’ya ve Milli Muharip Uçak Kaan’a kadar çeşitli projeleri örnek gösterdi.
“Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle beraber inşa ediyoruz”
Kacır, “Türkiye Yüzyılı”na yakışır plan ve programları kararlılıkla uyguladıklarını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde kabineleriyle, belediyeleriyle milletin hizmetkarı olarak yola devam ettiklerini dile getirdi.
Mamak’ta milletle, yarınlara umutla bakmalarını sağlayan gençlerle buluşmanın heyecanını ve coşkusunu yaşadıklarını ifade eden Kacır, “Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimiz doğrultusunda başarılı sonuçlar alabiliyorsak, bu, elbette ki gençlerimizin hayal dünyaları, kendilerine çizdikleri ufukları sayesindedir. Gençlerimizin vizyoner kimliklerinin, enerjilerinin, potansiyellerinin farkındayız. ‘Türkiye Yüzyılı’nı gençlerimizle beraber inşa ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, gençleri bilim ve teknoloji iklimiyle tanıştırdıklarına ve bu alanda yeni çalışmalar yapmalarını sağlayacak atılımları birer birer gerçekleştirdiklerine işaret ederek, TEKNOFEST’te yarışmalara katılan gençleri geleceğin dünyasına hazırladıklarını söyledi.
Cumhuriyetin 100. yılında, İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç TEKNOFEST düzenleyerek, 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla “Milli Teknoloji Hamlesi”nin coşkusunu yaşadıklarını anlatan Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“TEKNOFEST’lerde biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar 44 teknoloji yarışmasında, 1 milyon gencimizin rekabetine şahit olduk. İnanıyorum ki TEKNOFEST kuşağımız, ülke tarihimizde nice engellemelere maruz kalmış bilim ve teknoloji yolculuğumuzun gelecekteki yol gösterici fenerleri olacaktır. Onların potansiyelini açığa çıkarmayı boynumuzun borcu görüyoruz. 81 şehrimizde kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyeleri’miz ile gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıyoruz. Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında başvurular devam ediyor. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4., 5., 8., 9. sınıflar ile lise hazırlıkta okuyan öğrencilerin başvurularını bekliyoruz.”
“Bilim merkezlerinde 11 milyon vatandaşı ağırladık”
Toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak adına, yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarını dile getiren Kacır, bugüne kadar büyük ölçekli 11 bilim merkezini vatandaşların hizmetine sunduklarını söyledi.
Kacır, beş ilde daha büyük ölçekli bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirerek, şunları kaydetti:
“Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık. İlçe ölçeğindeki bilim merkezlerimiz de faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar ilçe ölçeğindeki 15 bilim merkezimizdeki eğitim atölyelerinde 865 binin üzerinde gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk, 16’ıncısını Mamak’ta hizmete sunuyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bilim Merkezi’miz, gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını da keşfetmemizi sağlayacak. Astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, matematik, tasarım, teknoloji ve keşif temalarında toplam 12 atölye ile gençlerimize edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme ve kendi projelerini geliştirme imkanı sunacak.”
“Artık toparlanma ve hızlanma zamanı”
“Bilim ve Teknoloji Haftası” kapsamında TÜBİTAK merkez ve enstitüleri ile tüm bilim merkezlerinde bilim atölyeleri ve söyleşileri ile özel etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Kacır, imkan verildiğinde ve gerekli ortam sağlandığında gençlerin neler başarabileceklerini bildiklerini söyledi.
Bakanlık ve TÜBİTAK olarak, yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde, gençlerin bilim ve teknoloji dünyasına yönelik heyecanına ve motivasyonuna ortak olmaya devam edeceklerini belirten Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
” Yurdumuzun dört bir yanında olduğu gibi bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezimiz de yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının başarılı sonuçlarından biridir. 22 yıldır eser ve hizmet siyasetinin en büyük şahidi aziz milletimizin ta kendisidir. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Başkent Ankara’mızın kıymetli sakinleri, mukimleri de gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu, kimin gerçekleştireceğini çok iyi bilir. Ankara’nın dünya başkentleri arasında yıldızının parladığı bir döneme girmek için artık toparlanma ve hızlanma zamanı.”
Toplam 12 atölye olacak
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da ülkenin en önemli ihtiyacının bilgi ve bunu öğretecek insan kaynağının yetiştirilmesi olduğuna dikkati çekerek, “İşte bugün açılışını gerçekleştiriyoruz. Mamak Bilim Merkezi tam bu amaca yönelik. İçerisinde matematik, doğa bilimleri, astronomi, astrofizik, uzay, teknoloji, tasarım ve okul öncesi çocuklarımız için keşif atölyesi olmak üzere 6 atölyemiz yer alacak. Buranın diğer bilim merkezlerinden farkı, atölyelerin hepsinden ikişer tane olması.” dedi.
]]>Kacır, Çardak Organize Sanayi Bölgesi’nde yapımı tamamlanan 11 fabrikanın açılış törenine katıldı.
Açılışı yapılan fabrikaların yatırım tutarının 5,3 milyar liraya ulaştığını anlatan Kacır, bu yatırımları hayata geçiren sanayicileri canı gönülden kutladığını söyledi.
Kacır, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında kalkınma yolculuğuna güçlü şekilde devam ettiklerini ifade ederek, “Dayatmalara boyun eğmeden, günlük siyasetin geçici tartışmalarına aldırmadan, ülkemizi siyasi ve ekonomik prangalardan kurtararak tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Pandemiye, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalara ve bölgemizdeki savaşlara rağmen dayanıklılığını ispatlayan Türkiye ekonomisi 14 çeyreklik sürede kesintisiz büyüme sergiledi. Sanayimizin güçlü üretim performansıyla 2023 yılında ihracatımızı 255,8 milyar dolara taşıdık.” diye konuştu.
Ülkenin dört bir yanında kurdukları organize sanayi bölgeleriyle üretim ve refahın yurt sathına yayılmasını sağladıklarını belirten Kacır, dün Yalova’da, geçen hafta Giresun ve Batman’da fabrikalar açtıklarını ve yeni üretim tesislerinin temellerini attıklarını hatırlattı.
Kacır, 2002 yılında iktidara geldiklerinde Türkiye’de organize sanayi bölgesi sayısının 192 iken bu rakamı 361’e çıkararak organize sanayi bölgesi olmayan il bırakmadıklarını dile getirdi. Kacır, şöyle devam etti:
” OSB’lerimizde çalışan sayısını 415 binden 2,6 milyona çıkardık. Kurduğumuz yeni organize sanayi bölgelerimizle altyapısı ve üstyapısı tamamlanmış, ulaşım imkanları gelişmiş sanayi alanlarını yatırımcılarımızın hizmetine sunuyoruz. Sanayicilerimizi bir araya getirerek yüksek yatırım maliyetlerine girmeden verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir üretim gerçekleştirmelerine imkan tanıyoruz. Planlı sanayileşme hamlemizin meyvelerini de küresel değer zincirlerindeki rolümüzü her geçen gün güçlendirerek alıyoruz. Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya dünyanın dört bir yanına ihracat gerçekleştiren Denizli’nin, elde ettiğimiz bu başarıda rolü ve payı çok büyük. Bizler de şehrimizde üretim altyapısını güçlendirecek, sanayimizi katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek adımları bir bir atmaya devam ediyoruz.”
Denizli’de 2002 yılındaki 3 olan organize sanayi bölgesi sayısını 5’e çıkardıklarını anlatan Kacır, bu bölgelerin altyapı ve üstyapı projelerine son 22 yılda 594 milyon lira kaynak aktardıklarına dikkati çekti.
OSB’lerde 7 bin 500 ilave istihdam oluşturduklarını vurgulayan Kacır, “Şu anda Denizli OSB, Çardak OSB ve Deri İhtisas ve Karma Bölgelerimizde tüm parseller tahsis edilmiş durumda. İnanıyorum ki sanayicilerimiz altyapı çalışmaları devam eden Makine İhtisas OSB ve Çivril OSB’yi de kısa sürede dolduracak. Denizlili sanayicilerimizin girişimcilerimizin yatırım iştahı bizleri umutlandırıyor, gururlandırıyor. Teknik tekstilden tıbbi aromatik bitkilere, otomotivden prefabrik yapı elemanlarına kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet yürüten ve yatırım teşviklerimizle hayata geçen bu üretim tesisleri şimdiden 1500 vatandaşımıza ekmek kapısı oldular.” şeklinde konuştu.
Kacır, Denizli’yi gelecek dönemde yeni yatırımlarla buluşturmaya devam edeceklerini ifade ederek, “Küresel rekabetin her geçen gün hızlandığı bir dönemde fark yaratmanın yolu AR-GE’den ve inovasyondan geçiyor. Bizler katma değerli üretim yolculuğunuzda her zaman sizlerin yanındayız. Nitekim bu amaçla Denizli’de 15 AR-GE Merkezi, 12 de tasarım merkezi kurduk. Sanayimizin verimliliğin artırılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması adına Denizli Model Fabrika’yı da şehrimize kazandırıyoruz. Model Fabrikamız bünyesinde dijital dönüşüm, sürekli iyileştirme, yalın üretim gibi konularda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunacağız.” dedi.
Bugüne kadar yurdun dört bir yanında kurdukları 8 model fabrikanın sağladığı imkanlardan yararlanan işletmelerden çok olumlu geri dönüşler aldıklarını aktaran Kacır, işletmelerde önemli düzeyde performans artışlarına şahit olduklarını dile getirdi.
Kacır, gerek Bakanlık olarak gerek TUBİTAK ve KOSGEB aracılığıyla, günden güne destekleri ve teşvik mekanizlarını çeşitlendirerek ve zenginleştirerek sanayici ve KOBİ’lerin hizmetine sunmaya devam edeceklerini anlatarak, “Sizler yeter ki çalışmaya ve üretmeye devam edin. Her daim yanınızda olmak, bizler için bir görevdir. Eser ve hizmet siyasetiyle Denizli için ve Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz. Uluslararası piyasalarda rekabet edebilen, teknolojik gelişmelere ayak uyduran, pazarları yakından takip eden ve girişimci ruha sahip iş insanlarımız, alışkan, azimli ve dinamik gençlerimiz, teknoloji ve AR-GE peşinde koşan araştırmacılarımızla birlikte Denizli’yi Türkiye Yüzyılı’na yaraşır bir şehir haline getireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Açılışa Vali Ömer Faruk Coşkun, AK Parti Denizli milletvekilleri Şahin Tin, Nilgün Ök ve Cahit Özkan, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, iş adamları ve davetliler katıldı.
Bakan Kacır ve beraberindekiler konuşmaların ardından araç filtresi yapan bir fabrika incelemelerde bulundu
]]>Kacır, Güney Ege Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirilen Denizli Projeleri’nin Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen açılış törenine katıldı.
Konuşmasında Güney Ege Kalkınma Ajansı desteğiyle kentin nitelikli ve çok yönlü kalkınmasını sağlayacak 32 projenin hayata geçirileceğini aktaran Kacır, projelerin hayırlı olmasını temenni etti.
Son 22 yılda gerçekleştirdiği kalkınma hamleleriyle, üretimiyle, istihdamıyla, eser ve hizmetleriyle adeta tarih yazan bir Türkiye olduğunu aktaran Kacır, milli geliri 238 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara, istihdamı 19 milyondan 32 milyona, ihracatı 36 milyar dolardan 255 milyar dolara taşıdıklarını belirtti.
Bakan Kacır, şöyle konuştu:
“Piyade tüfeğini dahi üretemeyen, savunma envanteri neredeyse tümüyle dışa bağımlı bir Türkiye’yi askeri insansız hava aracı üretiminde lider, ihtiyaç duyduğu tüm kritik platformları yerli ve milli olarak geliştirebilen bir ülke haline getirdik. Savunma sanayiinde yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığımızı yüzde 20’lere indirdik. 60 yıl öncesinin Devrim Otomobili hayalini, devrin otomobili TOGG üreterek gerçeğe dönüştürdük. Siyasetin eksenini emek ve eser üzerinde yeniden kuran bir Türkiye var. Şimdi son 22 yılda gerçekleştirdiğimiz kazanımları Türkiye Yüzyılı ile taçlandırıyoruz.”
Son 22 yılda Denizli’deki yatırımlar için 2 bin 226 yatırım teşvik belgesi düzenlediklerini, 134,1 milyar lira sabit yatırımın ve 40 bin 600’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtıklarını söyleyen Kacır, 594 milyon lira yatırımla 2 yeni organize sanayi bölgesi kurduklarını hatırlattı.
Kurdukları 15 AR-GE, 12 tasarım merkezi ve 1 teknoparkla Denizlili sanayicilerin, girişimcilerin katma değerli üretim yolculuğunda yanında yer aldıklarını vurgulayan Kacır, Denizli’nin 2. teknoparkını da Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçireceklerini bildirdi.
TÜBİTAK’ın burs ve destek programları kapsamında 412 projeye ve 573 bilim insanına 1,2 milyar lira kaynak sağladıklarını ifade eden Kacır, Denizli’ye Deneyap Teknoloji Atölyesi kazandırdıklarını aktardı.
Kacır, Denizli’nin yerel 14 lezzetini coğrafi işaretle tescilleyerek hem üreticileri hem tüketicileri hem de kültürü koruduklarını, kalkınma ajansının mali ve teknik destek programları kapsamında 493 kalkınma projesine 866 milyon lira destek verdiğini dile getirdi.
Açılışa Vali Ömer Faruk Coşkun, AK Parti Denizli Milletvekilleri Şahin Tin, Nilgün Ök ve Cahit Özkan, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, öğrenciler ve davetliler katıldı.
Bakan Kacır ve beraberindekiler, konuşmaların ardından Denizli Projeleri arasında yer alan Denizli Mesleki Eğitim ve Test Merkezi’ni gezerek incelemelerde bulundu.
Güney Ege Kalkınma Ajansının 84 milyon 258 bin lira desteğiyle kentte toplam 110 milyon 385 bin lira yatırımla farklı sektörlerdeki 32 projenin hayata geçirildiği belirtildi.
]]>Bakan Kacır, Denizli programı kapsamında Valilik ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret ederek Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen Denizli Bilim Merkezi açılış törenine katıldı.
Burada bir konuşma yapan Kacır, kürsüye uzay ve havacılık atölyesi kıyafetleri giyen 10 yaşındaki Ayşe Meva Sadırlı ve Kemal Cabbar ile birlikte çıktı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geride kalan 22 yılda sağlıktan ulaşıma, turizmden teknolojiye her alanda büyük değişimlere imza attıklarını kaydeden Kacır, “Ülkemizi küresel bir aktör haline getirdik. Küresel rekabetin bilim, teknoloji ve katma değerli üretim üzerinden şekillendiği 21. yüzyılda teknoloji üreten güçlü Türkiye’yi inşa ettik. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirerek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma yolculuğunda en önemli yol arkadaşımız gençlerimizle birlikte yürüdük.” diye konuştu.
Kacır, TEKNOFEST kuşağının milli teknoloji hamlesini omuzladığını belirterek, “TEKNOFEST kuşağının sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz.” dedi.
Bugüne kadar büyük ölçekli 10 bilim merkezini hayata geçirdiklerini, 5 ilde daha bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde 7’den 77’ye 11 milyon vatandaşımızı ağırladık. Bilim merkezlerimizdeki eğitim atölyelerinde ise 865 binin üzerinde gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk. Bugün de 11. bilim merkezimizi Denizli’de hizmete sunuyor olmanın heyecanını yaşıyoruz. Denizli Bilim Merkezi ile Denizli’mizin ve Ege Bölgesi’nin bilim yolculuğunda yeni bir sayfa açıyoruz. 25 milyon lira bütçeyle desteklediğimiz, sergi ve atölye alanları ile toplam 4 bin 400 metrekare alana sahip bilim merkezimiz, gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisini artırırken geleceğin bilim insanlarını da keşfetmemizi sağlayacak.
Sevgili gençler, bizim hayalimiz arzumuz, amacımız, gayemiz; nasıl Alper Gezeravcı gökyüzünün sınırlarını aştı, ay yıldızlı bayrağımızı, uzayın derinliklerine taşıdıysa sizin hayallerinizin de sınırları ufkun ötesine geçecek inşallah. Türkiye’de hiçbir gencimiz başka milletlere ait olduğu gerekçesiyle herhangi bir hayali kurmaktan vazgeçmeyecek.”
Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyumu
Açılışı yapılan bilim merkezinin yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının bir ürünü olduğunu da belirten Kacır, sözlerini, “22 yıldır eser ve hizmet siyasetinin en büyük tanığı olarak aziz milletimiz gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu iyi bilir. Nitekim Denizli de gerçek belediyeciliği yakından tanır. İnanıyorum ki Pamukkale misali pir-ü pak, alnı ak, gönlü ak bir belediyecilik anlayışıyla Denizli’miz önümüzdeki dönemde de yeni eserlerle buluşmaya devam edecek.” diye tamamladı.
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da açılacak merkezde matematik, temel bilimler, tasarım ve üretim, robotik kodlama, havacılık uzay ve okul öncesi çocuklar için keşif atölyelerinin hizmet vereceğini söyledi.
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Zolan ve AK Parti Denizli milletvekili Cahit Özkan’ın da kısa bir konuşma yaptığı törene AK Parti Denizli milletvekilleri Şahin Tin ve Nilgün Ök, Vali Ömer Faruk Coşkun, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, MHP İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ve PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan da katıldı.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır:
“Yalova’nın sanayide ve teknolojide başarı grafiğini daha yukarıya taşıyacak yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz”
YALOVA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yalova Makine OSB’de toplam 6 milyar 847 milyon lira yatırım bedelindeki toplu temel atma ve açılış törenine katıldı.
Bakan Kacır, Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde bulunan Yalova Makine OSB’de düzenlenen törene katıldı. Burada konuşma yapan Bakan Kacır, üretim ekosisteminin yükselen yıldızı Yalova’nın yeni nesil organize sanayi bölgesinde açılışlara katılmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirdi. Yalova’nın sanayiciler için bir cazibe merkezi haline geldiğini anlatan Kacır, makine sektörünün 22 yılda ihracatını 12 kat artırarak 25 milyar dolara çıkardığını söyledi.
Tüm dünyada sanayileşmenin ve inovasyonun itici unsuru olan makine sektörünün kritik teknolojilerin milli olarak geliştirebilmesi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmasını bir tercihten öte zorunluluk olarak gördüklerini anlatan Kacır, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar makine ve makine aksam imalatı için yatırımları için 9 bin 400’den fazla yatırım teşvik belgesi düzenledik. 491 milyar lira sabit yatırımı teşvik ederek 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Sektörümüzün Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişimi için teknoparklarımızda halihazırda faaliyet gösteren 486 teknoloji girişimimize, 170 Ar-Ge ve 36 tasarım merkezimize bugüne kadar 20,5 milyar lira destek sağladık. Katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri, Ar-Ge aşamasından yatırıma kadar desteklediğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı çerçevesinde makine sektöründe 18 projeyi destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde girişimcilerimizle el ele Ar-Ge kapasitemizi güçlendirmeye, ikiz dönüşümü başarıyla uygulayarak sektörümüzün küresel rekabetçiliğini daha üst seviyelere çıkarmaya devam edeceğiz. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde iç pazarda artan makine ve teçhizat yatırımlarıyla, güçlü ve ihracat performansıyla makine sektörümüz, ülkemizin üretim odaklı kalkınmasında yeni başarı hikayeleri oluşturmaya devam edecek.”
Son 22 yılda büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini söyleyen Kacır, planlı sanayileşme hamlesiyle OSB’lerin sayısının 192’den 361’e çıkardıklarını ve OSB’si olmayan bir il bırakmadıklarını kaydetti. Büyük sanayi kentlerine komşu olmasına rağmen OSB’si olmayan Yalova’ya 4 OSB kurulmasını sağladıklarını ifade eden Kacır, buralarda 5 bine yakın kişinin çalıştığını söyledi.
“Yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz”
Yalova’nın kalkınmasında önemli rol üstlenen Makine İhtisas OSB’nin 5Y olarak adlandırdığı yenilikçi, yeşil, yüksek teknoloji, yalın ve yerli yaklaşımıyla tüm Türkiye’de örnek teşkil edecek bir model oluşturmayı başardığını ifade eden Kacır, “Bugün de Yalova Makine İhtisas OSB bünyesinde toplam 847 milyon lira yatırımla hayata geçirilen 5 üretim tesisinin ve 3 sosyal donatı projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Toplam yatırım tutarı 6 milyar lirayı aşan 20 fabrikanın ve 3 OSB sosyal donatı projesinin temelini atıyoruz. Önümüzdeki dönemde Yalova’nın sanayide ve teknolojide başarı grafiğini daha yukarıya taşıyacak yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Vali Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Direnç Özdemir ve il protokolüyle ilk olarak 20 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin temelini attı. Protokol ardından ise 5 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin açılış kurdelesini kesti.
]]>Bakan Kacır, Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde bulunan Yalova Makine OSB’de düzenlenen törene katıldı. Burada konuşma yapan Bakan Kacır, üretim ekosisteminin yükselen yıldızı Yalova’nın yeni nesil organize sanayi bölgesinde açılışlara katılmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirdi. Yalova’nın sanayiciler için bir cazibe merkezi haline geldiğini anlatan Kacır, makine sektörünün 22 yılda ihracatını 12 kat artırarak 25 milyar dolara çıkardığını söyledi.
Tüm dünyada sanayileşmenin ve inovasyonun itici unsuru olan makine sektörünün kritik teknolojilerin milli olarak geliştirebilmesi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmasını bir tercihten öte zorunluluk olarak gördüklerini anlatan Kacır, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar makine ve makine aksam imalatı için yatırımları için 9 bin 400’den fazla yatırım teşvik belgesi düzenledik. 491 milyar lira sabit yatırımı teşvik ederek 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Sektörümüzün Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişimi için teknoparklarımızda halihazırda faaliyet gösteren 486 teknoloji girişimimize, 170 Ar-Ge ve 36 tasarım merkezimize bugüne kadar 20,5 milyar lira destek sağladık. Katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri, Ar-Ge aşamasından yatırıma kadar desteklediğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı çerçevesinde makine sektöründe 18 projeyi destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde girişimcilerimizle el ele Ar-Ge kapasitemizi güçlendirmeye, ikiz dönüşümü başarıyla uygulayarak sektörümüzün küresel rekabetçiliğini daha üst seviyelere çıkarmaya devam edeceğiz. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde iç pazarda artan makine ve teçhizat yatırımlarıyla, güçlü ve ihracat performansıyla makine sektörümüz, ülkemizin üretim odaklı kalkınmasında yeni başarı hikayeleri oluşturmaya devam edecek.”
Son 22 yılda büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini söyleyen Kacır, planlı sanayileşme hamlesiyle OSB’lerin sayısının 192’den 361’e çıkardıklarını ve OSB’si olmayan bir il bırakmadıklarını kaydetti. Büyük sanayi kentlerine komşu olmasına rağmen OSB’si olmayan Yalova’ya 4 OSB kurulmasını sağladıklarını ifade eden Kacır, buralarda 5 bine yakın kişinin çalıştığını söyledi.
“Yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz”
Yalova’nın kalkınmasında önemli rol üstlenen Makine İhtisas OSB’nin 5Y olarak adlandırdığı yenilikçi, yeşil, yüksek teknoloji, yalın ve yerli yaklaşımıyla tüm Türkiye’de örnek teşkil edecek bir model oluşturmayı başardığını ifade eden Kacır, “Bugün de Yalova Makine İhtisas OSB bünyesinde toplam 847 milyon lira yatırımla hayata geçirilen 5 üretim tesisinin ve 3 sosyal donatı projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Toplam yatırım tutarı 6 milyar lirayı aşan 20 fabrikanın ve 3 OSB sosyal donatı projesinin temelini atıyoruz. Önümüzdeki dönemde Yalova’nın sanayide ve teknolojide başarı grafiğini daha yukarıya taşıyacak yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Vali Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Direnç Özdemir ve il protokolüyle ilk olarak 20 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin temelini attı. Protokol ardından ise 5 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin açılış kurdelesini kesti. – YALOVA
]]>Yalova’ya bir dizi programa katılmak için gelen Bakan Kacır, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde Yalova Meyve Suyu Üretim Tesisi’nin açılış törenine katıldı. Kacır, Yalova’nın ilk coğrafi işaretli tarım ürünü Yalova aronyasının üretim hacmini artıracak, aynı zamanda şehrin tarım potansiyelini açığa çıkaracak bu projenin hayırlı olmasını diledi.
Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’yi inşa ederken yatırım teşvikleriyle sanayiye katkı sağladıklarını anlatan Kacır, “KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlarla ve bölgesel kalkınma projelerimizle son 22 yılda Yalova’mızı da ihya ettik. Yalova’ya yaptığımız yatırımlarla, eser ve hizmetlerimizle şehrimizin çehresini değiştirdik. Düzenliğimiz 628 yatırım teşvik belgesiyle şehrimizde 133,3 milyar lira yatırımın ve 48 bin 500’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Yalova’mızın kalkınmasının başat aktörü olarak gördüğümüz KOBİ’lerimize can suyu olmaya devam ediyoruz” dedi.
22 yıl öncesine kadar parmakla sayılabilecek kadar az KOBİ’nin KOSGEB desteklerinden faydalanırken bu sayıyı 452 milyon liranın üzerinde destekle 5 bin 100’ün üzerine çıkardıklarını anlatan Kacır, şöyle konuştu:
“22 yıl önce Yalova’mızda organize sanayi bölgesi yoktu. Biz şehrimize 4 OSB kazandırdık. Organize sanayi bölgelerimizde 5 bin yeni istihdam oluşturduk. Şehrimizi bilimde ve teknolojide daha ileriye taşımak için, TÜBİTAK akademik, bilim insanı ve özel sektör Ar-Ge destek programları kapsamında 73 projeye ve 133 bilim insanına 342 milyon lira destekte bulunduk. Türkiye’nin teknoloji üssü olma yolundaki yürüyüşünde Yalovalı gençlerimizin de yer alması adına Yalova’da Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduk. Yalova’mızın yerel tatlarını, lezzetlerini koruyor, dünyaya tanıtıyoruz.”
Yalova aronyası, Çınarcık işi ve Yalova kivisinin coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlatan Kacır, “Kalkınma Ajansı mali ve teknik destek programları ve merkezi programlar vasıtasıyla kadın ve genç istihdamını destekliyoruz. Şehrimizin tarımda, katma değerli üretim potansiyelini harekete geçiriyoruz. Yalova’yı her alanda kalkındırmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar kamu kurumlarımızın, mahalli idarelerimizin, üniversitelerimizin, özel sektörümüzün ve sivil toplum kuruluşlarımızın 171 kalkınma projesine 291,3 milyon lira destek verdik. Bugün de yine başta kadınlarımız ve gençlerimizin iş hayatına aktif katılımlarını sağlayacak, şehrimizin tarımsal kalkınmasını destekleyecek ‘Üzümsü Meyvelerle Yalova’da Kır Kent Elele’ projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz” dedi.
Bakan Kacır, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın 4,4 milyon lira destek verdiği proje ile Yalova aronyası, kivisi başta olmak üzere üretilen meyvelerin işlenmesi için bir meyve suyu üretim tesisi kurduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Yerel meyve üretiminin sürdürülebilirliğini destekleyecek, bölgesel kalkınmayı hızlandıracak bu tesisi, meyve üreticilerimizin, kooperatiflerimizin hizmetine sunduk. Aynı zamanda şehrimizin meyve üretiminde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği artırmak için 20 vatandaşımıza eğitim verdik. Biz Yalova’nın üretim, istihdam, büyüme yolculuğunda her daim yanında, yakınında olmaya devam edeceğiz. Şehrimizi son 22 yılda olduğu gibi kalkındırmaya, potansiyelini harekete geçirmeye devam edeceğiz. Yalova, 1999 depreminde en fazla yara alan illerimizden birisidir. Allah, aynı acıları bir daha yaşatmasın inşallah ancak, şehrimiz küllerinden yeniden doğdu, güçlendi, yenilendi. Yalova son 22 yılda, hızla toparlanarak ülkemizin en cazip, en gözde şehirlerinden biri haline geldi. Afetlere dayanıklı, güvenli, güçlendirilmiş şehirler ancak gerçek belediyecilik anlayışı ile kurulur, imar edilir. Biz şimdiye kadar gerçek belediyecilik yaptık, gönül belediyeciliği yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.”
Kacır, Yalova’nın kalkınma hareketini yerelden genele yaymaya devam edeceklerini vurguladı.
Bakan Kacır, daha sonra Vali Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş, Meliha Akyol, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk ve il protokolü ile tesisin açılış kurdelesini kesip tesisi gezdi. – YALOVA
]]>Kacır, TÜBİTAK BİGG Spor Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, teknolojik ilerlemelerin hayatın her alanını yeniden şekillendirdiği bir dönemde spor endüstrisinin de bu dönüşümden etkin bir biçimde payını aldığını söyledi.
Yapay zeka, büyük veri ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin öncülüğünde, spor endüstrisinde yaşanan devrim niteliğindeki gelişmelerin spor ekosisteminin tüm paydaşları için eşi benzeri görülmemiş düzeyde erişim, kişiselleştirme ve verimlilik imkanı sunduğunu dile getiren Kacır, “Yenilikçi teknolojiler veri odaklı karar alma süreçlerinin önünü açarak sporcu performansı ve güvenliğini üst düzeye çıkarıyor.” dedi.
Kacır, “Giyilebilir cihazlardan artırılmış ve sanal gerçeklik sistemlerine, taraftar etkileşim platformlarından gerçek zamanlı analitiklere kadar teknolojinin sporda yenilikçi uygulamaları ise spor endüstrisinde yeni standartları belirliyor.” ifadelerini kullandı.
Spor teknolojileri pazarının büyüklüğünün geçen yıl yaklaşık 20 milyar dolarken, 10 yıl içinde bu düzeyin 53 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü aktaran Kacır, “Büyüyen ve gelişen spor teknolojileri, aynı zamanda inovasyon odaklı yeni nesil girişimlere fırsat penceresi oluşturuyor.” diye konuştu.
Kacır, Türkiye’nin spor teknolojilerinde dünya çapında başarı hikayeleri çıkarmak için gerekli tüm unsurlara sahip olduğunu belirterek, “Hedefimiz ülkemizi spor teknolojilerinde dünya çapında bir teknoloji geliştirme üssü haline getirmek. Bu anlayışla, spor alanında proje yürüten teknoparklarımızdaki 450 teknoloji girişimimize ve 1 Ar-Ge merkezimize vergisel destekler sunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
TÜBİTAK destek ve burs programları kapsamında spor alanında toplam 237 proje ve 871 bilim insanı ile gence 1,2 milyar TL destek sağladıklarını aktaran Kacır, “Gençlik ve Spor Bakanlığı’mızın destek ve iş birlikleriyle bugüne kadar ülkemizin insan kaynağını güçlendirecek pek çok vizyon projeyi hayata geçirdik.” ifadelerini kullandı.
“Girişimcilerin ‘spor teknolojilerine’ yönelik yenilikçi fikirlerinin ticarileşmesini sağlıyoruz”
Bakan Kacır, 81 ilde hayata geçirdikleri Deneyap teknoloji atölyeleri ile bugüne kadar 17 binden fazla özel yetenekli öğrenciyi yenilikçi teknolojilerle buluşturduklarını anımsatarak, Çalışan ve Üreten Gençler Programı kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında yürüttükleri 109 projeyle 53 binden fazla gencin istihdamının önünü açtıklarını dile getirdi.
Spor bilimlerinde nitelikli bilimsel araştırma ve geliştirme kapasitemizi güçlendirmek üzere açtıkları TÜBİTAK Spor Araştırmaları Çağrısıyla sporun insan fizyolojisindeki etkilerinden yapay zeka tabanlı destek sistemlerine kadar toplam bütçesi 62 milyon lira olan 30 projeye eş finansman sağladıklarını bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Yine Gençlik ve Spor Bakanlığı’mız ile beraber gerçekleştirdiğimiz artık başlı başına bir marka haline gelmiş BİGG SPOR Ödülleri Yarışması ile de teknoloji ve sporu bir araya getiriyoruz. Girişimcilerin “spor teknolojilerine” yönelik yenilikçi fikirlerinin ticarileşmesini sağlıyoruz. Programın ilk çağrısına Ekim 2021’de çıktık. Yoğun ilgi gören bu ilk çağrıdan sonra ödüle hak kazanan 5 girişimcimize 1 milyona yakın ödül takdim ettik.
İkinci çağrıya ise sizlerin de bildiği üzere geçtiğimiz yılın ekim ayında çıkmıştık. İthal spor malzemelerinin yerlileştirilmesinden spor teknolojilerinde artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamalarına, büyük veri analizi uygulamalarından sporda sensör teknolojisine kadar 7 farklı kategoride 67 girişimimiz çağrıya başvurdu. Yapılan değerlendirmeler sonrasında ilk 5 sırada yer alan girişimcilerimize 4,5 milyon lira destek sağlıyoruz. Ödül almaya hak kazansın kazanmasın tüm girişimcilerimizi en içten duygularımla tebrik ediyorum.”
“100 Turcornumuz arasında spor girişimleri de yer alacak”
Kacır, hayata geçirdikleri Turcorn 100 Programı’yla erken aşamayı başarıyla geçmiş, hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin, daha hızlı ölçeklenmesine ve küresel pazarlara açılmasına rehberlik ettiklerini altını çizdi.
Hedeflerinin 2030 yılına kadar 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimine ulaşmak olduğuna işaret eden Kacır, “Nitelikli insan kaynağımız, hedef odaklı destek programlarımız, inovasyon dostu mevzuat düzenlemelerimizle bu hedefe ulaşacağız.” dedi.
Kacır, erken aşamayı başarıyla geçmiş, hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin daha hızlı ölçeklenmesine ve küresel pazarlara açılmasına rehberlik edecekleri ve terzi usulü destekler sunacakları Turcorn 100 Programını başlattıklarını hatırlatarak, “Geçtiğimiz hafta da yapay zekadan dijital hizmet teknolojilerine, yeşil dönüşümden finansal teknolojilere kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve Turcorn 100 Programı’na seçilen ilk 15 teknoloji girişimimizi kamuoyu ile paylaştık.
Önümüzdeki dönemde Turcorn 100 programı kapsamında spor girişimlerinin de destekçisi olmaya, girişimcilerimizle beraber başarı hikayeleri oluşturmaya hazırız. Gençlerimizin, girişimcilerimizin enerjisi ve yenilikçi iş fikirleri gösteriyor ki 100 Turcornumuz arasında spor girişimleri de yer alacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bilimsel çalışmaları, Türk sporunun gelişimine entegre etmeyi hedefliyoruz”
Türkiye Yüzyılında ülkeye değer katacak girişimcilerle, gençlerle güçlü ve büyük Türkiye hedefine doğru emin adımlarla ilerlediklerini aktaran Kacır, odağında gençlerin yer aldığı birçok farklı proje ve programı paydaşlarla aktif şekilde yürüttüklerini dile getirdi.
Bugün Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte spor araştırmaları programı kapsamında yeni bir çağrıya çıktıklarını belirten Kacır, “Bu çağrı ile sportif faaliyetlerde karşı karşıya kalınan zorlukları ve güncel yönelimleri ele alan bilimsel araştırma projelerini destekliyoruz.” dedi.
Kacır, bilimsel çalışmaları, Türk sporunun gelişimine entegre etmeyi hedeflediklerini ifade ederek, “Aynı zamanda yakın zamanda ilk kez çıkacağımız Gençlik Araştırmaları Çağrısı kapsamında yine Gençlik ve Spor Bakanlığımızla beraber, gençlerimizi 21. Yüzyılın yetkinlikleriyle buluşturarak genç istihdamını güçlendireceğiz.” açıklamasını yaptı.
Gençlerin iyi oluşlarını ve toplumsal hayata katılımını hedefleyen araştırma projelerini destekleyeceklerine dikkati çeken Kacır, “Gençlerimizde iklim ve çevreye duyarlılıklarını, bilinçlerini artıracak politika ve uygulama modellerini geliştireceğiz. Bu iki programı geleneksel hale getirerek de Türkiye Yüzyılının mimarı gençlerimizin gücüyle Milli Teknoloji Hamlesi hedeflerimize daha hızlı ulaşacağız.” şeklinde konuştu.
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da 15 tane finale gelen girişimcileri yürekten kutladığını belirterek, hepsinin bu aşamaya gelene kadar birçok zorlayıcı koşuldan geçtiğini ifade etti.
Mandal, salonun diğer tarafında bulunan fuaye alanında 30 tane projenin sergilendiğine dikkati çekerek, “Gelecekteki hayalimiz, hedefimiz oradan çıkan fikirler, bilimsel çalışmaların gelecek yıllarda ticarileşme tarafındaki girişimlere dönmesi.” dedi.
]]>Kacır, Giresun Ticaret Borsası yerleşkesindeki Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin (GATAM) açılışında, Avrupa Birliği ile ortak finanse ettikleri GATAM’ı, “Rekabetçi Sektörler Programı” kapsamında desteklediklerini söyledi.
Şehre yakışır modern merkezin ülkeye ve millete hayırlar getirmesini dileyen Kacır, tesisin hayata geçirilmesine katkı sunanlara teşekkür etti.
Bakan Kacır, stratejik önemi her geçen gün artan gıda sanayisinin 26,5 milyar dolar ile Türkiye’nin ihracatında en önemli başlıklardan biri olduğunu vurguladı.
Gıda sektörünün teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümüne öncülük eden 57 AR-GE merkezi ve Türkiye’nin dört bir yanına kurdukları teknoparklar bünyesinde 612 teknoloji girişimini desteklediklerini ifade eden Kacır, “TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 26 projeye ve bu alanda araştırmalarını sürdüren 1548 bilim insanı ve gencimize 11 milyar liradan fazla destek sunduk.” diye konuştu.
Kacır, fındığın Türkiye’nin tarım alanındaki en önemli üretim ve ihracat kalemlerinden olduğunun altını çizerek, dünya fındık üretiminde lider konumda olan Türkiye’nin geçen yıl fındık ihracatının 2 milyar dolara yakın düzeyde gerçekleştiğini anımsattı.
Fındığın üretiminde Türkiye’nin rekabet gücünü korumak ve daha fazla katma değer oluşturmak için yeni altyapılar kurduklarını anlatan Kacır, “2 milyon 700 bin avro bütçe ile hayata geçirdiğimiz Giresun GATAM’da kurulan altyapı sayesinde, aflatoksin gibi ileri seviye tetkikler ve mikrobiyolojik analizlerin yanı sıra bölgede daha önce yapılamayan ağır metal ve pestisit testlerini işletmelerimizin hizmetine sunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, kurulum çalışmaları devam eden fındık kurutmaya yönelik pilot ölçekli mobil fındık kurutma sistemi ile de hasat sezonundaki yağışlardan dolayı fındık üreticilerin ürünlerinin en az düzeyde zarar görmesini sağlayacaklarını kaydetti.
Konuşmaların ardından Kacır ve protokol üyeleri, açılışı yapılan merkezde incelemelerde bulundu.
Yeni tesislerle birlikte Giresun 2. OSB’de istihdam 3 bin 500’e yaklaştı
Bakan Kacır, daha sonra Bulancak ilçesindeki Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) Giresun Teknopark ile 6 fabrikanın açılış, 4 fabrikanın da temel atma törenine katıldı.
Teknopark sayısını 22 yılda 2’den 101’e yükselttiklerini belirten Kacır, yine destekledikleri 1298 AR-GE ve 327 tasarım merkezi ile ülkede yüksek teknolojili üretim kapasitesi inşa ettiklerini vurguladı.
Kacır, kurdukları bu altyapının neticelerini gördüklerini, meyvelerini aldıklarını ifade ederek, “Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat rotasında büyümemizi kesintisiz sürdürerek kişi başına düşen milli gelirimizi 13 bin 110 dolara, ülkemizin toplam milli gelirini ilk kez 1 trilyon doların üzerine, 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardık.” dedi.
Girişimcilik ekosisteminin milyar dolar değerlemeyi aşan 7 Türk teknoloji girişimi çıkardığını vurgulayan Kacır, bunların 6’sının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın AR-GE teşvikleriyle başarıya ulaştığına işaret etti.
Giresun 2. OSB bünyesinde orman ürünlerinden savunma, mobilyadan gıda sanayisine farklı sektörlerde faaliyet gösteren 6 üretim tesisinin açılışını gerçekleştirdiklerini, 4 üretim tesisinin de temelini attıklarını belirten Kacır, bu tesislerle birlikte Giresun 2. OSB’de istihdamın 3 bin 500’e yaklaşacağını dile getirdi.
Kacır, 1275 metrekare kiralanabilir alana sahip Giresun Teknopark’ta şehrin katma değerli ve teknoloji odaklı kalkınmasına yeni bir ivme kazandıracaklarını vurgulayarak, Bakanlık olarak şimdilik 46 milyon liraya yakın destekle altyapıyı güçlendirdiklerini ve ortaya çıkardıklarını sözlerine ekledi.
Törene, Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, AK Parti Giresun Milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür, Giresun Belediye Başkanı Aytekin Şenlikoğlu, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ve diğer ilgililer katıldı.
]]>Kacır, Şebinkarahisar Meydanı’nda düzenlenen mitingde, 22 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tüm Türkiye’yi hizmetlerle donattıklarını ifade etti.
Türkiye’nin çehresinin değiştiğini, bir üretim üssüne dönüştüğünü belirten Kacır, Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) sayısını 192’den 361’e çıkardıklarını aktardı.
Kacır, OSB’lerde çalışanların sayısını 415 binden 2 milyon 600 bine çıkardıklarının altını çizerek, “OSB demek üretim, istihdam, kalkınma demektir. Allah’ın izniyle Cumhurbaşkanımız müjdesini verdi, OSB’miz Şebinkarahisar’a şimdiden hayırlı uğurlu olsun.” dedi.
Eğribel Tüneli’nin geçmişte bir hayal proje olarak görüldüğüne dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
“Ama yurdun dört bir yanında, 81 şehrimizde olduğu gibi burada da Recep Tayyip Erdoğan hayalleri gerçek kıldı. Şimdi artık Giresun yanı başımıza geldi, inşallah yol bağlantılarını tamamlayacağız. Hem Şebinkarahisar-Dereli yolunu hem Şebinkarahisar’ın İstanbul istikametindeki yolunu hızla tamamlayacağız ve burayı ana ulaşım hattının merkezi haline, Karadeniz’in İç Anadolu ile bağlantı noktası haline getireceğiz. Böylelikle inşallah buradaki üretim faaliyetleri daha bereketli, daha katma değerli, daha rekabet gücü yüksek olacak.”
Kacır, Türkiye’nin insansız hava araçlarında dünyada bir numara olduğunu vurgulayarak, “Sadece Türkiye’nin semalarını değil, 30’dan fazla ülkenin semalarını Türkiye’nin SİHA’ları, insansız hava araçları koruyor şimdi. Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, ANKA, Aksungur, Akıncı, Kızılelma, Hürkuş, Hürjet, Atak, Gökbey ve nihayetinde KAAN göklerde.” diye konuştu.
Şebinkarahisar’daki tarihi Taşhan’ın restore edildiğini, Arasta Çarşısı’ndaki çalışmaların ise devam ettiğini belirten Kacır, restorasyon sırasının Şebinkarahisar Kalesi’nde olduğunu aktardı.
Gençlik Merkezi projesinin hayata geçirileceğini, cezaevinin ikmal ihalesinin de gelecek ay yapılacağını ifade eden Kacır, AK Parti Şebinkarahisar Belediye Başkan adayı Ömer Şentürk’e destek istedi.
32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihin en yüksek seviyesine ulaşıldı
Bakan Kacır, daha sonra DOKAP Bölge Kalkınma İdaresince Şebinkarahisar’da bu yıl uygulanacak projelerin protokol imza törenine katıldı.
Kacır, Şebinkarahisar Halk Eğitimi Merkezi’ndeki törende, ata ocağı Şebinkarahisar’ı gerçekleştirecekleri yeni projelerle daha da büyüteceklerini, ilçenin kalkınmasını ve refahını sürdüreceklerini söyledi.
Kacır, askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, demir-çelik ve çimento üretiminde Avrupa’da lider Türkiye’yi inşa ettiklerini belirtti.
Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasından taviz vermeyen ekonomi modeli ile son 14 çeyrektir büyümenin hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Kacır, küresel tedarik zincirinde ve enerji arzında yaşanan kırılmalara, büyük deprem felaketlerine rağmen ihracatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdıklarını kaydetti.
Bakan Kacır, 32,1 milyon kişiyle istihdamda tarihin en yüksek seviyesine ulaştıklarını aktardı.
Ülkenin ekonomik, bilimsel ve teknolojik kazanımlarının kalıcı olmasını sağlayacak ve Cumhuriyetin ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapmayı mümkün kılacak çok önemli bir atılıma daha imza attıklarını vurgulayan Kacır, bunun da Milli Teknoloji Hamlesi olduğunu söyledi.
Bakan Kacır, DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi ile Şebinkarahisar’da gerçekleşecek 7 projeye 20 milyon lira destek sağladıklarını ifade etti.
Köylerde gerçekleşecek rehabilitasyon projeleri ile yeni sulama alanları oluşturacaklarına dikkati çeken Kacır, kapama meyve bahçelerinin yaygınlaştırılması ve kabuklu meyve yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projeleriyle su tasarrufu sağlamanın yanında tarımsal verimliliği ve çeşitliliği artıracaklarını kaydetti.
Giresun’da yetişen endemik bitkilerin potansiyelinin belirlenmesi, sektöre kazandırılması ve burley tütünü yetiştiriciliğinin geliştirilmesi projesi ile yeni ve modern seralar kuracaklarını ifade eden Kacır, Göçer Yetiştiricilerin Yaşam Standartlarının Yükseltilmesi ve Hayvan Refah Düzeyinin Artırılması Projesi ile hayvancılıkla uğraşanlara römorktan konteynere gerekli ekipman ve malzeme desteği sağlanacağını anlattı.
AK Parti İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılını yaptıktan sonra esnafı, Kadınlar Dokuyor Kadın Kooperatifi’ni, AK Parti İlçe Başkanlığı’nı, MHP’nin seçim koordinasyon ve iletişim merkezini ziyaret eden Kacır, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da kadınlara çiçek verdi.
Bakan Kacır, programı kapsamında Şebinkarahisar Meslek Yüksekokulu’nda bir araya geldiği gençlerle sohbet etti.
]]>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan “Kalkınma Ajansı Zonguldak Projeleri Açılış Töreni”nde, projeleri tanıtan kısa film gösterildi.
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, Batı Karadeniz’in kara elmas misali parlayan şehri Zonguldak’ın her zaman çalışmanın, alın terinin, emeğin diyarı olduğunu, madenlerde ve demir çelik fabrikalarında çalışan işçilerin başlarındaki baret, ellerindeki karanın bu şehrin üretim gücünün sembolü olduğunu ifade etti.
Bölgesinin üretim ve lojistik üssü haline dönüşen Zonguldak’ı, eser ve hizmetlerle donatarak büyük ve güçlü Türkiye’nin yıldızı haline getirmeye devam ettiklerini anlatan Kacır, “Kamil odur ki, koya dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser. Son 22 yılda yerli ve milli anlayışın temellerini atarken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, milletimizin emrinde gece gündüz hep birlikte gayret ediyoruz.” diye konuştu.
Kacır, yerel kalkınma dinamiklerini harekete geçirirken devlet desteklerini sanayi sektörüne, KOBİ’lere, akademisyen ve girişimcilere sunduklarını belirterek, Türkiye’nin, 101 teknoparkında 10 binin üzerinde girişimle teknoloji geliştirme yolculuğunu sürdürdüğünü vurguladı.
“Türk sanayiinin küresel üretim üssüne dönüşümünü gururla takip ediyoruz.” diyen Kacır, 2002’de 36 milyar dolar seviyelerindeki ihracatta bugün 255,8 milyar dolarlık rekordan söz ettiklerini, bunun yaklaşık 241 milyar dolarını imalat sanayi ürünlerinin oluşturduğunu dile getirdi.
Zonguldak’ta KOSGEB desteği alan KOBİ sayısı 30’dan 11 bin 250’nin üzerine çıktı
Zonguldak’ın ekonomik ve sosyal kalkınmasını hızlandırmak için gayretlerini sürdüreceklerine değinen Kacır, “Halka hizmet Hakk’a hizmettir’ anlayışıyla yatırım teşvikleri, sanayi alanları, KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlar ve bölgesel kalkınma projelerimizle Zonguldak’ımızı ‘Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirlerinden biri haline getireceğiz. Son 22 yılda şehrimizde 87 milyar lira sabit yatırım için 541 yatırım teşvik belgesi düzenledik, 19 bin 300’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Zonguldak’a 1 organize sanayi bölgesi, 2 sanayi sitesi ve 3 endüstri bölgesi kazandırdık.” şeklinde konuştu.
Kacır, KOSGEB destek programlarıyla KOBİ’lere can suyu olduklarını, 22 yıl önce Zonguldak’ta KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ’lerin sayısının sadece 30 olduğunu, AK Parti hükümetleri döneminde bunu 1,3 milyar lira destekle 11 bin 250’nin üzerine çıkardıklarını bildirdi.
Katma değer ve teknoloji odaklı kalkınmayı hızlandırmak adına Zonguldak’a 1 teknopark, 2 AR-GE ve 1 tasarım merkezi kazandırdıklarını aktaran Kacır, TÜBİTAK programlarıyla 158 proje ve 476 bilim insanına 323 milyon lira destek sağladıklarını aktardı.
Bakan Kacır, bölgenin dinamiklerini harekete geçirmek amacıyla Batı Karadeniz Kalkınma Ajansının (BAKKA) şehirde 334 projeye 968 milyon lira kaynak sağladığını, BAKKA’nın 135 milyon lira desteğiyle Zonguldak’ta hayata geçirdikleri 12 projenin açılışı için bir araya geldiklerini kaydetti.
“Kadınlarımızın iş gücü piyasasında daha aktif rol almasını sağlıyoruz”
Bu projelerle siber güvenlik, yazılım, robotik sistemler, nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi yenilikçi teknolojilerle ülkenin ihtiyaç duyduğu beşeri sermayeyi oluşturduklarını anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“AR-GE ve inovasyon çalışmalarını destekliyoruz. Oluşturduğumuz laboratuvar ve atölye altyapısıyla insansız hava araçlarının üretimi ve geliştirilmesinde yetkin, geleceğin mühendis ve teknisyenlerini yetiştireceğiz. Alaplı Organize Sanayi Bölgesi ve Ereğli Organize Sanayi Bölgesi’nde kurduğumuz tesislerle şehrimizdeki planlı sanayi alanlarında çevreci, verimli ve sürdürülebilir üretim altyapısını güçlendiriyor olacağız. Üzülmez Kültür Vadisi projemizle şehrimizin turizm potansiyelini ortaya çıkarıyoruz. Arıcılığı ve artizan ekmek üretimini destekleyen projelerle kadınlarımızın iş gücü piyasasında daha aktif rol almasını sağlıyoruz.”
Bakan Kacır, BAKKA ve Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansının öncülüğünde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik, TCDD ve Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğinde geliştirdikleri önemli projenin de müjdesini paylaşmayı istediğini dile getirerek, “Bu proje, Karaelmas Ekspresi yarın yani 8 Mart Ankara’dan kalkacak. Çankırı, Karabük ve Zonguldak illerimize ve ilçelerimize uğrayacak olan trenimiz, Batı Karadeniz’imizin doğal güzelliklerini temaşa ettirmek ve şehirlerimizin önemli unsurlarını vatandaşlarımıza tanıtmak adına önemli rol üstlenecek.” ifadesini kullandı.
Zonguldak BEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in, Bakan Kacır’a hayat ağacı tablosu hediye takdim etmesinin ardından projelerin açılış kurdelesi kesildi.
Törene, Vali Osman Hacıbektaşoğlu, AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı, Zonguldak Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan adayı Ömer Selim Alan, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, BAKKA Genel Sekreteri Dr. Lutfi Altunsu, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürü Muharrem Kiraz, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cezmi Yalınkılıç, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Tören sonrası “Siber Vatan Yetkinlik Merkezi”nin de açılışını yapan Kacır, burada öğrencilerle görüşmesinin ardından kentteki bir otelde sanayici ve iş insanlarıyla bir araya geldi.
]]>Sinema binasının açılışına katılan Kacır’ı, Vali Osman Hacıbektaşoğlu ve Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan karşıladı. Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Devlet Konservatuvarı Çok Sesli Korosu, 100. Yıl Marşı Yarışması’nda eseriyle birinciliğe layık görülen Doç. Dr. İlker Kömürcü’nün eserini seslendirdi, BEÜ Devlet Konservatuvarı Akademik Orkestrası dinleti sundu.
Kacır, açılışta yaptığı konuşmada, belediye tarafından örnek restorasyon çalışmasıyla kazandırılan mekanın Zonguldaklılara hayırlı olmasını diledi, kentin kültür sanat iklimine önemli canlılık getireceğini belirtti.
Konferans, sinema ve tiyatro salonları gibi çok amaçlı hizmet vermeye başlayacak merkezin, AK Parti’nin belediyecilikte öncü ve örnek projelerinden olduğunu anlatan Kacır, sadece altyapı hizmetleriyle yetinmediklerini, sosyal alanlarda marka işlere imza atmaya devam ettiklerini söyledi.
Bakan Kacır, tekrar açılışı yapılan tarihi sinemanın 62 yıl boyunca şehrin kültür-sanat alanına önemli katkılar sağladığını dile getirerek, “Fakat 11 yıl önce dönemin belediyesi tarafından maalesef kapısına kilit vurulmuştu. Şehirler hafızalarıyla yaşarlar, şehirlerin hafızalarını diri tutan da işte böylesi mekanlardır. Ne mutlu bu mekanları yeniden şehirlere, şehirlerin sakinlerine kazandıranlara.” dedi.
Tüm dünyanın küresel daralmalardan, krizlerden geçtiği bugünlerde yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında kalkınma yolculuğuna emin adımlarla devam ettiklerini bildiren Kacır, 2023’te ihracatın deprem felaketine rağmen Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını, ekonominin 14 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünü anımsattı.
Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Zonguldak’ta eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, enerjiden ulaştırmaya, spora kadar toplamda 189 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptıklarını, 31 Mart’tan sonra bu hizmetlere yenilerini de ekleyerek eser ve proje siyaseti yolculuklarına devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Konuşmaların ardından ?Bakan Kacır, İlker Kömürcü’ye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olduğu fotoğrafı verdi. Hacıbektaşoğlu ve Alan da Kacır’a, Zonguldak’ı simgeleyen heykel takdim etti.
Bakan Kacır, gençlere Türkiye’nin havacılık serüvenini anlattı
Daha sonra kent merkezinde Engelsiz Yaşam Merkezi’ne gelen Kacır, lise öğrencilerinin yaptığı elektrikli ve otonom araçlarının yanı sıra dron, insansız hava ve kara ile sualtı araçlarını inceledi, öğrencilerden çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Engelli öğrencilerle sohbet eden ve fotoğraf çektiren Kacır, yüksek teknoloji projelerini gerçekleştiren takımların mühendislik ve teknolojik çalışmalarına genç insanların imza attığına işaret ederek, Türk gençlerinin de desteklenmeleri halinde dünyadaki rakiplerine nazaran daha başarılı olduklarını ispatladığını dile getirdi.
Bakan Kacır, Türkiye’nin, savunma sanayinde bütün kritik sistemlerini yerli ve milli geliştirebilen ülke konumuna geldiğine dikkati çekerek, “İnsansız hava araçlarında Türkiye bugün dünyada bir numara. Sadece Türkiye’nin değil, 30’dan fazla ülkenin semalarını Türk SİHA’ları muhafaza ediyor. Bu muazzam kazanım ama aynı zamanda şaşırtıcı bir başarı. Çünkü biz 20. yüzyılın havacılık ülkesi değilken, 21. yüzyılın insansız hava araçlarında lider ülkesi olmayı başardık.” diye konuştu.
TEKNOFEST’in İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda düzenlendiğini hatırlatan Kacır, 60 yıl önce Nuri Demirağ’ın “Gökyüzü Şenlikleri” adıyla burada festival düzenlediğini, bunu Türk gençleri havacılığı sevsin, geliştirdiği uçakları uçuracak pilotlar yetişsin, yeni modelleri geliştirecek mühendisler yetişsin diye organize ettiğini belirtti.
Kacır, Ankara Etimesgut Havalimanı’nda 1941’de kurulan ve 1949’a kadar 950 çalışanıyla faaliyetlerini sürdüren uçak fabrikasının “Marshall yardımları” kapsamında kapatıldığını, 1926’da ise Kayseri’de kurulan TOMTAŞ uçak fabrikasının aynı akıbeti yaşadığını kaydetti.
Havacılık sevdalısı ve uçaklar yapan Vecihi Hürkuş’un çalışmalarının da çeşitli engellemelerle akamete uğratıldığından bahseden Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İşte böyle bir akamete uğratılmışlıklar tarihinden bugünlere geldik. Şu son 10 senede Türk mühendisleri, bilim insanları neredeyse her yıl yeni bir havacılık platformunu gökyüzüne taşıyorlar. Bayraktar TB2, ANKA, AKSUNGUR, AKINCI, Bayraktar TB3, KIZILELMA, HÜRKUŞ, HÜRJET, ATAK, ATAK 2, GÖKBEY, ANKA 2, ANKA 3 ve nihayet iki hafta önce 5. nesil milli muharip uçak KAAN uçtu. Bunları 4 ülke yapabiliyor. Amerika, Rusya, Çin ve şimdi Türkiye. Ne oldu? Bir zihniyet devrimi yaşandı. Öğrenilmiş çaresizlikler, belki de öğretilmiş çaresizlikler artık geride kaldı.”
“Bu yolu Türkiye’nin öz evlatlarının akıl teriyle, alın teriyle yürümek istiyoruz”
Bakan Kacır, şimdi milyonlarca Türk gencinin TEKNOFEST’lerde bu alanda çalıştıklarını ve Anadolu’da gittikleri her yerde gençlerin neler yaptığına gururla şahit olduklarını dile getirerek, “Bu devrimin önünde hiç kimse duramaz. Bu gençliği biz inanıyoruz ki kimse tutamaz. Biz genç kardeşlerimizin hayallerinin, gökyüzünün sınırlarını da aşmasını istiyoruz. Türkiye biliyorsunuz, insanlı ilk uzay misyonunu da Alper Gezeravcı’yla geçen ay gerçekleştirmiş oldu. İlk Türk astronot Uluslararası Uzay İstasyonu’na gitti.” dedi.
Bu projenin, gençlerin hayallerini hangi istikamete götürmek istediklerinin de göstergesi olduğunu vurgulayan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz istiyoruz ki Türkiye’de araştıran, geliştiren, hayal kuran, bilimle, teknolojiyle, inovasyonla meşgul olan herkes, gençlerimiz, bilim insanlarımız, araştırmacılarımız, bu ülkede hayallerini sınırlandıracak hiçbir şey olmadığının farkına varsınlar. Başka milletlere ait olduğu gerekçesiyle hiçbir hayali kurmaktan vazgeçmesinler. Bizim insanımız her şeyin en iyisine layık. Cumhurbaşkanımız ilk günden itibaren bu iddiayı taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Bakan Kacır, adım adım hayata geçirilen projelerin bir günde gerçekleşmediğini, dev bir ekosistem kurulduğunun altını çizerek, “Biz istiyoruz ki tüm alanlarda Türkiye bu zihniyet devriminin neticelerini adım adım elde etsin. Türkiye’nin otomobili bunun bir örneğidir. 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini, hamdolsun devrin otomobilini yollara çıkararak gerçekleştirmiş olduk. Tabii ki gidecek çok yolumuz var. Togg’un küresel marka olması için gidecek çok yolumuz var ama biz bütün bu yolu sizlerle gitmek istiyoruz. Türkiye’nin kendi mühendisleriyle, öz evlatlarının akıl teriyle, alın teriyle yürümek istiyoruz.” şeklinde konuştu.
]]>Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde Creavit AR-GE Merkezi açılış töreninde konuşan Kacır, emeğin ve alın terinin şehrine kazandırılan bu altyapının Çanakcılar Şirketler Grubu’na ve millete hayırlı olmasını temenni etti.
Bakan Kacır, 2008 küresel finans krizi ve pandemi sonrasında liberal ekonomiyle ilgili kabul edilmiş, hatta ezberlenmiş söylemlerin bizzat onları koyanlar tarafından terk edildiğini vurgulayarak, barış, huzur ve refah getirmesi beklenen mevcut dünya düzeninin, tam aksine bölgesel çatışmaları tetiklediğini anlattı.
“Türkiye, böyle bir tabloda insanlık için adalet ve merhamet parolasıyla hareket ediyor. Kurulmak istenen tekelci düzene itiraz ederek güçlü sanayi ve teknolojisi, istikrarlı siyasi yapısı, insana ve insanlığa verdiği kıymetle bölgesinde ve dünyada umut ışığı oluyor.” diyen Kacır, bugünlere kolay gelinmediğini dile getirdi.
Türkiye’nin birinci ve ikinci sanayi devrimini ıskaladığını, 70’lerde ağır sanayi altyapısını kurma fırsatını kaçırdığını, 80’lerde ise serbest piyasalarda güçlü endüstriye sahip olamadığı için küresel düzeyde rekabet gücü elde edemediğine değinerek, 90’lı yıllarda da enerjisini ve gücünü siyasi istikrarsızlık ve terörle tükettiğini ifade etti.
Kacır, son 22 yılda bu tabloyu değiştirerek sanayiden enerjiye, ulaştırmadan eğitime, sağlıktan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda Türkiye’yi yatırımlarla ilmek ilmek dokuduklarını belirterek, “Bugün Türkiye, askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento, demir çelik ve seramik sağlık gereçleri üretiminde Avrupa’da birinci olabilen Türkiye’yi inşa ettik. Savunma sanayiinde ülkemizi liderliğe taşıyan yeni nesil endüstri politikasını sivil alana taşıyarak akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık.” şeklinde konuştu.
“Karadeniz gazının kullanım sürecini 3 yılın altına çekmeyi başardık”
Şimdi “Türkiye Yüzyılı”nda, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirerek ekonomik ve siyasi bağımsızlığı tahkim etmek üzere her alanda yeni atılımlar gerçekleştirdiklerine işaret eden Kacır, planlı sanayi alanlarıyla, yatırım teşvikleriyle tüm şehirlerde olduğu gibi Zonguldak’ı da yeni yatırımlarla buluşturduklarını kaydetti.
Kacır, son 22 yılda 2,6 milyar lira yatırımla kente yeni organize sanayi bölgesi, 2 sanayi sitesi ve 3 endüstri bölgesi kazandırdıklarını, organize sanayi bölgelerinde istihdamı 9 katına çıkararak 6 binden fazla ilave istihdam oluşturduklarını bildirdi.
Güçlü sanayi altyapısının olmazsa olmazının, enerji arz güvenliğinin sağlanması olduğunun altını çizen Kacır, şöyle devam etti:
“Karadeniz’de yürüttüğümüz yoğun sondaj ve keşif faaliyetleri sonucunda ülkemizin enerji bağımsızlığı yolunda tarihi bir adım olan Karadeniz gazını da devreye aldık. Dünyada keşfedilen gazın işlenip kullanıma sunulması genellikle 6-7 yıl gibi bir zaman alırken, biz bu süreci hızlandırarak 3 yılın altına çekmeyi başardık. İnşallah yeni kuyularla tam kapasiteye ulaştığımızda, ülkemizin yıllık doğalgaz ihtiyacının önemli kısmını Karadeniz’deki doğalgaz sahalarımızdan karşılıyor olacağız.
Projeyle enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmanın yanında Zonguldak ve çevresini önemli lojistik ve üretim merkezine dönüştürüyoruz. Özellikle, güçlü lojistik bağlantılarıyla ulusal ve uluslararası yatırımcılara entegre sanayi altyapısı sunacak Filyos Endüstri Bölgesi’nin tamamlanmasıyla Zonguldak’ımız orta-yüksek ve yüksek teknoloji odaklı yatırımlara ev sahipliği yapacak. Ülkemizin enerji üssü olmanın yanında katma değerli üretimin ve nitelikli istihdamın adresi olacak.”
Bakan Kacır, ülkenin üretim odaklı kalkınma yolculuğunda seramik sektörünün, yüzde 80’in üzerinde yerli girdi oranıyla cari açığı azaltmada stratejik öneme sahip olduğunu anlatarak, “Sağladığımız siyasi istikrar, yatırım teşviklerimiz ve insan kaynağımızla sektörümüz bugün dünyada söz sahibi konuma erişti. Başarı hikayesinde elbette Çanakcılar Şirketler Grubu’nun da katkısı büyük ve kıymetli. 1960 yıllarda bir atölyede başlayan üretim serüveni bugün 129 bin metrekare kapalı alanda 1200’den fazla çalışanıyla estetik, sağlıklı, kaliteli ve doğa dostu ürünler tasarlayan, seramik ve banyo sektöründe birçok ilke imza atan, ülkemizin gurur kaynağı, dünya markası dev bir topluluğa dönüştü.” ifadesini kullandı.
“Ülkemiz kendisine güvenenlere kazandırmaya devam edecek”
Seramik sektörünün uluslararası arenada rekabetçiliğini koruması için AR-GE yatırımları, kalite ve estetik odaklı üretimin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Kacır, bugün açılışını yaptıkları 1000 metrekare alana kurulu merkezin, sektörün katma değer odaklı üretim yolculuğuna yeni soluk katacağını dile getirdi.
Kacır, yeni nesil seramiklerin geliştirilmesi ve seramik atıkların geri dönüşümüne yönelik çalışmalarıyla merkezin, Creavit’in inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı büyümesine öncülük edeceğini belirterek, “Tabii biz bunlarla yetinmiyoruz. Çıtayı yüksek tutmak lazım. Gelecekte kendilerinden birçok patent, faydalı model, endüstriyel tasarım ve uluslararası ödül beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Geçmişteki tecrübelerini göz önüne aldığımızda başarılı olacaklarından şüphe duymuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Türkiye’nin, insan kaynağı kapasitesiyle büyük potansiyele sahip olduğuna işaret eden Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“Asya’dan Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya kıtalararası köprü vazifesi gören Türkiye, bölgesinin parlayan yıldızı olarak küresel üretim ve AR-GE üssüne dönüştü. Sadece son 22 yılda Türkiye’de teknoparkların sayısını 2’den 101’e, teknoparklarda faaliyet gösteren, AR-GE ve inovasyon yapan firmalarımızın sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. Türkiye’de AK Parti iktidara geldiğinde hiçbir özel sektör firmamızda AR-GE merkezi bulunmuyorken, bugün Türkiye’nin 1600’den fazla AR-GE ve tasarım merkezi var. 2002’de 29 bin olan AR-GE personeli sayımız 272 bine ulaşmış, Türkiye’miz adeta dev bir AR-GE ordusu kurmuş durumdadır. Bir kez daha yatırımcılarımıza seslenmek istiyorum. Türkiye’nin kapısı dünyanın bütün yatırımcılarına açıktır. Yatırım teşviklerimizle, planlı sanayi uygulamalarımızla, girişimci ve yenilikçi yaklaşımla yatırımcıların yanında olmaya devam edeceğiz. Ülkemiz, kendisine inananlara, güvenenlere hep kazandırdı ve kazandırmaya da devam edecek.”
]]>Bakan Kacır ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Batman’daki temasları kapsamında, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen, “Kalkınma Ajansları 2023 Proje Açılışı ve GAP 2024 Projeleri İmza Töreni”ne katıldı.
Törende konuşan Bakan Kacır, bugün Batman’a yeni projeler kazandırmanın sevincini ve gururunu yaşadıklarını söyledi.
Son 22 yılda ülkede tarihin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerini gerçekleştirdiklerini ifade eden Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, ‘Türkiye Yüzyılı’nın harcını inşallah beraber karmaya devam edeceğiz. Evlatlarımıza, üzerinde özgürce yaşayabilecekleri, yarının büyük ve güçlü Türkiye’sini beraber emanet edeceğiz. Ülkemizde, huzur ve güven ortamını yine beraber güçlendireceğiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ilmek ilmek dokuduğumuz güven ve istikrar ikliminde durmadan, yorulmadan millete hizmet aşkıyla çalışmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Kacır, Bakanlık olarak, “Türkiye Yüzyılı”nda sayısız projeyi Batman’a, Batmanlılara kazandırmayı sürdürdüklerini belirtti.
“Son 22 yılda, 26,4 milyar lira tutarında sabit yatırım için 1570 yatırım teşvik belgesi düzenledik. Böylece şehrimizde 113 bin 500’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Bakanlık olarak sağladığımız 1 milyar liradan fazla finansmanla bugüne gelen organize sanayi bölgemizde 12 bin 500’ün üzerinde yeni istihdam oluşturduk. Geçtiğimiz yıl Batman OSB’nin 200 hektarlık genişleme alanının altyapı inşaatını tamamlayarak sanayicimizin hizmetine sunduk. Bu yıl da 430 hektarlık 5’inci ilave alanın altyapı çalışmalarını yatırım programına aldık.” diyen Kacır, kalkınmanın sac ayaklarından biri olan KOBİ’lere KOSGEB destek programları ile can suyu olduklarını bildirdi.
KOBİ’lerin sayısındaki artış
22 yıl önce Batman’da KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ’lerin sayısının bir elin parmağını geçmediğine işaret eden Kacır, AK Parti döneminde bu 1,4 milyar lira destekle bunu 6 bin 680 KOBİ’ye çıkardıklarını aktardı.
Katma değer ve teknoloji odaklı kalkınmayı hızlandırmak için şehre AR-GE merkezi kazandırdıklarını anlatan Kacır, Batmanlı gençleri bilim ve teknoloji dünyasında bir adım öteye taşımak adına faaliyetleri sürdürdüklerini söyledi.
Kacır, 22 yılda, TÜBİTAK destek programlarıyla 15 proje ve 67 bilim insanına 40 milyon lira destek sağladıklarını ifade ederek, Türkiye’nin teknoloji üssü olma yürüyüşünde Batmanlı gençlerin de yer alması adına Batman’da Deneyap Teknoloji Atölyesi’ni kurduklarını belirtti.
Dicle Kalkınma Ajansı ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından desteklenen projelerle Batman’ın bir taraftan güçlü sanayi altyapısını desteklerken diğer taraftan şehrin tarihi ve doğal güzelliklerini koruyarak zengin kültürel ve tarihi mirası ekonomik değere dönüştürdüklerini dile getiren Kacır, kadınların ve gençlerin yanında olmaya devam ettiklerini belirtti.
Dicle Kalkınma Ajansı ile kentte bugüne kadar kamudan özel sektöre 200 projeye 612,2 milyon lira destek sağladıklarını anlatan Kacır, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı lise ve dengi okullar düzeyinde ülkenin tek mobil oyun ve animasyon merkezini kente kazandırdıklarını söyledi.
Şehrin önemli inanç ve kültür merkezlerinden Mor Kiryakus Manastırının restorasyonuna ilk desteği Kalkınma Ajansının verdiğini ve eserin gün yüzüne çıkmasını sağladığını anlatan Kacır, bu projeye katkılarını esirgemeyen Gençlik ve Spor Bakanına da teşekkür etti.
“900 kişilik istihdama imkan verecek 5 tekstil atölyesi kuruyoruz”
Bakan Kacır, Hasankeyf’te gerçekleştirdikleri çalışmalarla kültürel mirası koruyarak doğa turizmi altyapısını güçlendirdiklerini ifade ederek, ajans destekleriyle hayata geçirdikleri projelerle toplam 4 bin 500 metrekare kapalı alana sahip ve 450 vatandaşa istihdam sağlayacak tekstil atölyelerini şehre kazandırdıklarını ifade etti.
Hasankeyf ve Kozluk Tekstil atölyelerini firmalara teslim ettiklerini, Gercüş Tekstil Atölyesinin de inşasını tamamladıklarını belirten Kacır, “Batman-OSB Tekstilkent Projesiyle de organize sanayi bölgesi bünyesinde her biri 1750 metrekare kapalı alana sahip 900 kişilik istihdama imkan verecek 5 tekstil atölyesi kuruyoruz. Bu atölyeleri de uygun özel sektör işletmelerine tahsis edeceğiz. GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Batman’daki kamu kurumlarımızın, mahalli idarelerimizin, üniversitelerimizin 84 projesine verdiğimiz destek 428,3 milyon liraya ulaştı. Batman’ın kadim tarihini koruyarak, turizm ve nitelikli insan kaynağı potansiyelini harekete geçirecek projelere imzamızı attık.” diye konuştu.
“Bölgemize hakiki baharı biz getirdik”
Bugün de GAP Bölge Kalkınma İdaresi ile 24,7 milyon lira destek sağladıkları ve Batman’ın kalkınma yolculuğuna güç katacak 7 projenin imza törenini gerçekleştirdiklerini ifade eden Kacır, hayata geçirdikleri projelerle nice medeniyetlere ev sahipliği yapan Batman’da Ezidi ziyaretgahların çevre düzenlemesini gerçekleştirirken, soyut kültürel miras unsurlarını da gelecek kuşaklara aktardıklarını söyledi.
Hasankeyf Müze Bahçesi’nin çevre düzenlemelerini gerçekleştirerek, müzenin turizme entegre olmasını sağladıklarını anlatan Kacır, dikey tarım uygulamalarında yenilenebilir enerji kullanımını desteklediklerini aktardı.
Kacır, kışlık sebze yetiştiriciliğini ve ikinci ürün yetiştirmeyi teşvik ettiklerini dile getirerek, üreticilere sağladıkları tohum ve ekipman desteğiyle hem çiftçinin gelirinin hem de istihdamın artırılmasına katkı sağladıklarını bildirdi.
Kadın girişimciliğini güçlendirerek onların ekonomiye katılımını sağladıklarını ifade eden Kacır, şunları kaydetti:
“Yıllardır terörle, yokluk ve yoksullukla anılan bölgemize hakiki baharı biz getirdik. İnanıyorum ki artık bu kazanımlardan geriye bir dönüş olmayacaktır. Bölgemizde sükunet ve huzur hakim oldukça, milletimiz de bu güven ortamına yetki ve destek verdikçe şehrimiz daha da büyüyecek ve kalkınacaktır. Batman’ımız bölgemizin parmakla gösterilen, yıldızı parlayan şehri olacaktır. Projelerin Batman’ımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.”
Programda, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Hasan Maral, Dicle Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Aykut Aniç, Kültür Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu da birer konuşma yaptı.
Törene, Batman Valisi Ekrem Canalp, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. İdris Demir, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Törenin ardından kente kazandırılan Teknokent’in açılışını gerçekleştiren Bakanlar Şimşek ve Kacır, TPAO Kristal Park Sosyal Tesislerinde sanayicilerle bir araya geldi.
İstişare toplantısı basına kapalı gerçekleştirildi.
]]>Çeşitli temaslarda bulunmak için kente gelen Bakan Kacır, Batman Havalimanı’ndan Togg ile Valiliğe geçti. Vali Ekrem Canalp’i ziyaret eden Kacır, kentteki çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Daha sonra Bakan Kacır, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Necat Nasıroğlu Külliyesi’nde Leyla Nasıroğlu Gençlik Merkezi ve Kütüphanesi’nin açılışını gerçekleştirdi, Hatice Nasıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen “Batman’ı TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturma Projesi İmza Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, törende yaptığı konuşmada, projenin tanıtım töreninde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, TÜBİTAK, Batman Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde bilimi toplumla buluşturan projede, Batman’da anaokulundan liseye kadar 492 okulda 160 binin üzerinde popüler bilim kitabı ve binlerce dergiyi armağan etmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Projenin İstanbul ile başladığını, geçen hafta da Eskişehir’de sürdüğünü anımsatan Kacır, Batman merkezdeki tüm okullara 75 bin kitap armağan ettiklerini, ama bugün sadece Batman merkezde değil, Hasankeyf’ten Gercüş’e, Beşiri ve Kozluk’tan Sason’a kadar tüm ilçelerde TÜBİTAK kitaplıklarını kurduklarını, çocuk ve gençlerin bilime ilgisini arttırdıklarını belirtti.
Cumhuriyetin ikinci asrında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tam bağımsızlık anlayışıyla kutlu yürüyüşlerini sürdürdüklerini aktaran Kacır, ülke için insan kaynağına gereken yatırımı yaptıklarını, bilim ve teknolojide güçlenen, kendinden emin, ayakları yere sağlam basan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa ettiklerini bildirdi.
Türkiye Yüzyılı’nda, yediden yetmişe, adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla hareket ettiklerini ifade eden Kacır, bu inşa ve ihya yolculuğunda en değerli yol arkadaşlarının yarınların umudu gençler olduğunu, imkan tanındığında, gerekli ortam sağlandığında gençlerin neleri başarabileceğini çok iyi bildiklerini, bu anlayışla gençleri bilim ve teknoloji kültürü ile buluşturacak ve onların bu alanda yeni çalışmalar yapmasını sağlayacak hamleleri gerçekleştirdiklerini anlattı.
“Tüm imkanlarımızı, gençlerimiz için seferber etmekten asla geri durmuyoruz”
Bu hamlelerin başında TEKNOFEST’in yer aldığını dile getiren Kacır, şöyle konuştu:
“Dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, aziz milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyonun üzerinde ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Gençlerimizin geleceğe dair ufkunu şekillendirdiğimiz TEKNOFEST’lerde biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar 44 teknoloji yarışmasında 1 milyon gencimizin rekabetine şahit olduk. TEKNOFEST kuşağımızın akamete uğramış bilim ve teknoloji yolculuğumuzu yeniden dirilten, geleceğin Türkiye’sine giden yolun köşe taşlarını döşeyen, yarınlarımız adına ümidimizi yeşerten nesil olacağından hiç şüphem yok. TEKNOFEST’lerin yanı sıra beşeri sermayemizin, nitelikli insan kaynağımızın güçlendirilmesi için önemli adımlar atmayı sürdürüyoruz. Merak eden, sorgulayan, araştıran, keşfeden, çözüm üreten bir gençliğin peşinde, tüm imkanlarımızı, gençlerimiz için seferber etmekten asla geri durmuyoruz.”
Araştırma ve proje yarışmalarının yanı sıra bilim olimpiyatları ile de bilim kültürünü güçlendirdiklerine dikkati çeken Kacır, 81 ilin tamamında kurdukları Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde 16 bin ortaokul ve lise öğrencisine robotik kodlamadan, tasarımdan programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını bildirdi.
Son 2 yılda gerçekleştirdikleri 2 bin 500 bilim söyleşisiyle 300 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirerek, toplumda bilime yönelik ilgiyi ve bilimsel okuryazarlığını pekiştirdiklerini belirten Kacır, destekledikleri 3 bin 500’e yakın bilim fuarı ile 250 bin öğrencide ve 3 milyon ziyaretçide bilimsel farkındalığı yeşerttiklerini kaydetti.
Son 3 yılda destek verdikleri 89 bilim şenliği ile 400 binin üzerinde genci bilimle buluştururken, onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı sunduklarını anlatan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bilim merkezlerimiz vasıtasıyla, genç nesillerimizi bilimle buluşturuyor, onları denemeye ve keşfetmeye teşvik ediyoruz.
Hizmet vermekte olan 10 büyük ölçekli bilim merkezimizde bugüne kadar 11 milyon ziyaretçi ağırladık. Ayrıca ziyarete açık ilçe ölçeğindeki 15 bilim merkezimizde 850 bin gencimizi bilimin atölyeleriyle buluşturduk. Yakın zamanda da Necat Nasıroğlu Vakfının önderliğinde Batman’ı da bir bilim merkezine kavuşturacağız. TÜBİTAK eliyle desteklenecek ve inşallah Batman’ı, bilim insanlarının, mühendislerin, araştırmacıların yetişeceği yeni bir eğitim merkezine kavuşturacağız. Bilimin temelinde merak ve keşfetme arzusu yatar. İnsanoğlu merak ettikçe okur, okudukça merakı artar. Bizler de bu sebeple, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okura sesleniyor, bilime yönelik ilgiyi ve merakı artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız 1167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Geride bıraktığımız yılda, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Bu yılın ilk 2 ayında popüler bilim dergilerine abone sayımızı yüzde 162 artırarak 568 bine çıkardık. Sadece 2 aylık bir sürede 700 bini aşkın popüler bilim kitabını bilim meraklılarıyla buluşturduk. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Bu sayı her ay katlanarak artmaya devam ediyor.”
Tüm arzu ve gayelerinin bilimi gençlerle, gençleri bilimle buluşturabilmek olduğuna işaret eden Kacır, gençlerin yarınların mimarı, geleceğin teminatı olduğunu ifade etti.
Geleceğin güçlü Türkiye’sini inşa ederken, gençlerle beraber yürüdüklerini aktaran Kacır, “Bu sebeple, gençlerimize küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı kazandırmayı ve her bir gencimizin birer bilim okuryazarı olmasını istiyoruz. Gençlerimize yönelik desteklerimizi büyük bir motivasyonla gerçekleştiriyoruz. Bugün Milli Teknoloji Hamlesi’nin tüm gurur tablolarında gençlerimizin izi var. Biliyorum ki, biz gençlerimize yatırım yaptıkça, onların yanında durdukça, onlara güvendiğimizi hissettirdikçe, Türkiye Yüzyılı’nda da yeni başarı hikayelerinde gençlerimizin imzasının bulunacağına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Törende, Vali Ekrem Canalp, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu ve İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Kurtaran da birer konuşma yaptı.
Programa, Batman Üniversitesi Rektöre Prof. İdris Demir, siyasi parti ve sivil toplum kuruluş temsilcileri ile öğrenciler katıldı.
]]>Uluslararası Yatırımcılar Derneğinin (YASED) düzenlediği 43. Olağan Genel Kurulu Toplantısı’nda konuşan Kacır, küresel şirketlerin Asya merkezli tedarik zincirlerine alternatif arayışı içerisinde olduğu, nearshoring ve friendshoring kavramlarının yükselişte olduğu bir dönemde ihracatta elde ettikleri 255,8 milyar dolarlık tarihi rekorda, Türkiye’nin coğrafi konumu, nitelikli insan kaynağı, güçlü üretim lojistik altyapısı ile yatırımcıların ihtiyaçlarına başarılı cevap verdiğinin tescili niteliğinde olduğunu söyledi.
Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda imalat sanayisini daha rekabetçi ve yenilikçi yapıya kavuşturarak Türkiye’yi küresel düzeyde ileri teknoloji üretim merkezi haline getireceklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Küresel değer zincirindeki rolümüzü perçinleyeceğiz. Sizlerin de yakından bildiği üzere Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte AR-GE, yatırım ve üretim teşvikleri Bakanlığımız çatısı altında toplandı. Destek mekanizmalarımızı AR-GE’den seri üretime bütüncül bakış açısıyla kurgulama imkanına kavuştuk. İşte bu yaklaşımla katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri desteklemek üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nı sürdürüyoruz. Makine, mobilite, üretimde yapısal dönüşüm, sağlık ve kimya ile dijital dönüşüm alanlarında desteklediğimiz, orta yüksek ve yüksek teknoloji odaklı 103 milyar lira yatırım tutarında 182 proje ile cari açığın kapanmasına yılda 7 milyar dolar katkı sunacağız.
Önümüzdeki dönem yatırım teşvik sistemimizi revize ederek, büyük ölçekli yatırımlarla arz güvenliğini sağlayacağız. İlk kez Togg’da hayata geçirdiğimiz yeni nesil sanayi politikamızı yaygınlaştırarak, 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerinden, güneş panellerine biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.”
Kacır, küresel tedarik zinciri krizi ve Kovid-19 salgınının neden olduğu kırılmaların henüz atlatılamadığını dile getirerek, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere Türkiye’nin yakın coğrafyasında baş gösteren krizlerin tüm dünyada enerji ve ham madde arzında yeni arayışları beraberinde getirdiğini belirtti.
Küresel krizlerden kaynaklanan bu sınamalar ve geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanılan iki büyük deprem felaketi karşısında Türkiye ekonomisinin 2023 yılında başarılı bir sınav verdiğini ifade eden Kacır, “14 çeyreklik kesintisiz büyümesini devam ettirdi. OECD üye ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ikinci, G20 üye ülkeleri arasında ise üçüncü ekonomi olduk. Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız ilk defa 1 triyon dolar barajını aştı, rekor kırdı.” dedi.
“Yüksek teknolojiye yönelik yatırımları artıracağız”
Bakan Kacır, yüksek teknolojiye yönelik yatırımları artırarak, cari açığın azaltılması ve fiyat istikrarının sağlanması hedefine hep birlikte daha fazla katkı vereceklerini kaydetti.
Yatırım teşviklerinde yeni yaklaşımın ilk örneği olarak da teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programını TCMB ile hayata geçirdiklerini anımsatan Kacır, “Yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini kolaylaştıran bu programla Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırıyor, milli ekonomimizin yükselişini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyulan 12. Kalkınma Planı’nın 5 ana ekseninden biri olan yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim Milli Teknoloji Hamlesi hedefi doğrultusunda Türkiye’yi yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin adresi haline getirirken, toplumsal seferberlik ruhuyla yeşil ve dijital dönüşüm altyapısını güçlendirdiklerini anlattı.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi uygulamalarının etkilerini en aza indirmek üzere milli teşvik ve finansman mekanizmalarını hayata geçirdikleri gibi uluslararası finans kuruluşlarıyla da iş birliklerini artırdıklarını kaydeden Kacır, “Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının katkılarıyla çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörleri için karbonsuzlaşma yol haritaları hazırladık. Bu sektörlerde alternatif teknolojilerin uygulanabilirliğini, beklenen emisyon düşüşlerini, gerekli yatırımların boyutlarını ve uygulanacak politikaları tespit ettik.” diye konuştu.
“Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ni geçen aylarda devreye aldık”
Kacır, sektörel yol haritalarını geliştirerek, geleceğe yönelik perspektif koydukları ve yeni organize sanayi bölgelerinin, yeşil organize sanayi bölgelerine dönüşümünü hızlandırmak amacıyla Dünya Bankası destekli Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’ni hayata geçirdiklerinin altını çizdi.
Yine Dünya Bankası iş birliğinde hayata geçirdikleri ve yeşil dönüşüm alanında şimdiye kadar gerçekleştirdikleri en kapsamlı ve en yüksek bütçeli programı olan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ni geçen aylarda devreye aldıklarını belirten Kacır, dijital dönüşümü hızlandırdıklarını, dijital ekonomiyi büyüttüklerini açıkladı.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayılarını 14’e çıkaracağımız model fabrikalarımızla firmalarımızın rekabet gücünü yükseltiyoruz. Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere firmalarımızın dijital dönüşümüne yönelik desteklerimizi güçlendirmek amacıyla, 8 milyar avro üzerinde bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldık. KOBİ’lerimiz program kapsamında Avrupa çapında kurulacak altyapılara erişebilecekleri gibi, programın bir bileşeni olarak ülkemizde kurulumu tamamlanacağımız Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerinden, yatırım öncesi test, yatırımcı bulma desteği gibi hizmetlerden faydalanabiliyor olacaklar.
Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Dijital Dönüşüm ve Yeşil Dönüşüm destek programlarıyla da yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını öncelikli olarak destekleyeceğiz. Son 22 yılda inşa edilen siyasi istikrar, genç, yetenekli ve rekabetçi iş gücü, modern teşvik sistemi ve iş yapma kolaylığı sağlayan mevzuat altyapısı ile Türkiye uluslararası yatırımcıların sağlam ve dayanıklı yatırım ortağı olmaya devam ediyor. Oluşturduğumuz yatırım iklimiyle Türkiye son 22 yılda doğrudan yabancı yatırım performansını iyileştirmenin yanında dünyadaki rakiplerinden pozitif olarak ayrıştı.”
“İş ortamını iyileştiren yapısal reformları en üst düzey kararlılıkla gerçekleştiriyoruz”
Doğrudan yabancı yatırımların ülkenin rekabet gücü kazanmasında, istihdamı artırmasında ve AR-GE ekosisteminin beslenmesinde kritik rol üstlendiği bilinciyle yatırımcılarla iş birliği içerisinde hareket etmeyi sürdürdüklerini dile getiren Kacır, “Bürokrasiyi azaltan ve iş ortamını iyileştiren yapısal reformları en üst düzey kararlılıkla gerçekleştiriyoruz. Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesine yürüttüğümüz çalışmalarla da şeffaf ve daha öngörülebilir bir yatırım ortamı sunuyoruz. Türkiye’nin güvenli liman olduğunu tüm dünyaya her adımımızda kanıtlıyoruz.” diye konuştu.
Bakan Kacır, geçen günlerde yayımladıkları 57 maddelik YOİKK Eylem Planı ile özellikle yatırımcıların karşılaştıkları sorunları çözmeye ve iş yapma ortamını daha da iyileştirmeye yönelik adımlar atmaya odaklandıklarını ifade ederek, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile uyumlaştırılmasına yönelik kanun değişikliği taslağı yüce meclisimiz tarafından onaylandı. Veri transferine ilişkin mevzuat hükümlerimizi AB normlarıyla uyumlu hale getirerek ülkemizde dijital ekonominin ivme kazanmasında önemli bir eşiği de aşmış olduk. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz düzenlemelerle, uluslararası veri aktarımına ilişkin ulusal politikaları ülkemiz menfaatleri doğrultusunda ticareti destekleyici çerçeveye oturtacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, hedef odaklı ve seçici yatırım finansmanı sağlanması, girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi, 5G ve fiber iletişim altyapısının yaygınlaştırılması, lojistik bağlantıların geliştirilmesi, emisyon ticaret sistemi ve karbon düzenlemesi başlıklarında atacakları adımlarla Türkiye’yi dünyanın sayılı tedarik ve inovasyon merkezlerinden biri haline getireceklerini de sözlerine ekledi.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlediği Turcorn adayları tanıtım toplantısında konuşan Kacır, bakanlık olarak, teknoloji girişimciliğinin Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte ekonomide yazacakları yeni başarı hikayesinin ana aktörü olduğuna inandıklarını söyledi.
Kacır, teknolojiyi kim geliştiriyorsa, kuralları da onun koyacağını kaydederek, eğer dünya yapay zeka, kuantum, biyoteknoloji gibi derin teknoloji alanlarında birkaç dev teknoloji tekeline mahkum olursa ortaya çıkacak yeni düzenin insanlığın yararına ve herkesin iyiliğine olmasının, fazlasıyla iyimser bir beklenti hatta hayal, olacağını belirtti.
Kacır, ulus devletlerin ya da uluslararası yapıların kural ve düzenlemelerle sınırlandırmakta giderek zorlandığı teknoloji tekellerinin, bağlayıcı bir ahlaki değerler bütününden yoksun olabilecekleri de düşünüldüğünde ortaya çıkacak sonuçların ne kadar ürkütücü olabileceğinin de tahayyül edilebildiğini, ahlaki bir zeminde yükselmeyen teknolojinin ne büyük kötülüklere neden olabileceğini tarih boyunca sıklıkla gördüklerini açıkladı.
AR-GE teşviklerinden teknopark uygulamalarına, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) desteklerinden Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB) programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalıştıklarını belirten Kacır, “Teknolojik dönüşüm rüzgarının tarihte hiç olmadığı kadar kuvvetli estiği bir dönemdeyiz. Bireysel yaşamımız, üretim ve hizmet sektörleri, kamu yönetimi ve toplumsal düzen teknolojik devrimle hızla dönüşüyor.” şeklinde konuştu.
KOSGEB eliyle yürütecekleri küresel rekabetçilik programıyla TURCORN adaylarına 50 milyon lira finansman desteği sunacaklarını açıklayan Kacır, “Bugün Turcorn 100 Programı’nın ilk üyeleri olacak girişimlerimizin başarılarını inancın ve azmin bir zaferi olarak gördüğümü özellikle belirtmek isterim. Tabii ki bu sadece bir başlangıç. Yeni Turcorn adayları için başvuru almaya devam edeceğiz.” dedi.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradan ekosistemimizin teknoloji tabanlı girişimlerine açık çağrıda bulunuyorum. Bakanlık ve paydaşlarımızla birlikte sizlere katkı sunmayı, imkanlarımızı sizler için, sizin başarınız için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Sizler Türkiye için, Türkiye Yüzyılı için çalıştıkça hiç endişeniz olmasın, biz de size ve sizin gibi işletmelere sahip çıkacağız. Sizlerin gayreti, birikimi, kabiliyeti ve ortaya koyacağınız rekabetçi ürün ve hizmetlerle inşallah hedeflerimize daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Geleceğin Turcornlarının şimdiden ülkemize ve küresel girişimcilik ekosistemine hayırlı olmasını temenni ediyorum.”
Kacır, pek çok sınamayı ve meydan okumayı beraberinde getiren teknolojik devrimin ortaya çıkardığı değişimin salt müşterisi ve pazarı olarak bu değişime maruz kalmanın Türkiye için bir seçenek olmadığının altını çizerek, 85 milyon genç ve dinamik nüfus ile birlikte otomotivden kimyaya, beyaz eşyadan yenilenebilir enerjiye, metal sanayisinden makine sanayisine, tarımdan gıdaya küresel üretim zincirinde sahip oldukları rolün Türkiye için teknoloji girişimciliğinin açacağı fırsat pencerelerinin işaretleri olduğunu belirtti.
Türk ekonomisinde yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracak olan 208 üniversite ve araştırma altyapılarında yüzbinlerce araştırmacının geliştirdiği bilgiyi ekonomik değere dönüştürecek olanın teknoloji girişimciliği olduğunu kaydeden Kacır, “22 yılda adeta sıfırdan bir girişimcilik ekosistemi kurduk. Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda AR-GE ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. TÜBİTAK Bigg programıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık.” dedi.
Kacır, 2018’den bu yana düzenledikleri TEKNOFEST’lerle milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandırdıklarını, adeta girişim fabrikasına dönüşen TEKNOFEST’lerden artık her yıl binlerce girişim doğduğunu hatırlattı.
Türkiye’ye özgü garaj modelinin bu olduğunu belirten Kacır, “Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. Toplumun tüm kesimlerinden yetenekleri keşfettiğimiz, onlara girişimcilik yolculuğuna başlama fırsatı sunduğumuz bu model; başarılı oldukça dünyaya örnek olacaktır.” açıklamasında bulundu.
“Ulusal Girişimcilik Stratejimizde 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk”
Kacır, Filistin topraklarında İsrail’in sürdürdüğü ahlaksız ve insanlık dışı saldırıların müşahede edildiğini belirterek, “O halde, sadece Türkiye’nin kalkınması için değil, bu yeni çağda insanlığın geleceği için de başarmak zorundayız.” diye konuştu.
Daha fazla teknoloji girişimi çıkarmak, binlerce genç girişimcinin hayallerini projelere ve girişimlere dönüştürülymesini sağlamanın öncelikli amaçlarından biri olduğunun altını çizen Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu istikamette, Ulusal Girişimcilik Stratejimizde 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk. Her yıl binlerce yeni teknoloji girişiminin Türkiye’den doğmasını sağlayacak ve 100 bin teknogirişim ile dev bir girişimcilik ekosistemi inşa edeceğiz. Hemen bu hedefin bir tamamlayıcı unsuru da Türkiye’den milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri çıkarmaktır. Girişimcilik literatüründe unicorn olarak adlandırılan milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri, bir girişim ekosisteminin rekabet gücünün göstergesi olarak da kabul ediliyor. Henüz milyar dolar değeri aşan bir teknoloji girişimimiz yok iken 2019’da yayımladığımız 2023 Sanayi ve Teknoloji Girişimciliği stratejimizde, Türkiye’den unicornlar çıkaracağımızı, yani ülkemizi Turcornlarla tanıştıracağımızı ifade etmiştik.
Bugüne dek aldıkları yatırımlarda milyar doları aşan 7 Turcornumuz oldu. Oyun, yazılım, e-ticaret ve fintek girişimleri. 7 Turcornumuzun 6’sının bugünlere gelmesinde bakanlık destek ve uygulamalarımızın katkısı bulunuyor olması, doğru yolda olduğumuzun göstergesi. Hedefimiz 2030’a dek 100 Turcorn’un Türkiye’den doğması, bu ülkede büyümesi, dünyaya açılması. Bunu başarabilecek bir potansiyelimiz olduğunu biliyoruz. Bu hedef şüphesiz, sadece göstergelerde ülkemizi daha ileri düzeylere çıkarmak gayesiyle ortaya koyduğumuz bir hedef değil. Turcornlar bir yandan oluşturdukları ölçek ekonomisi ile küresel ölçekte rekabet gücüne sahip olacak, öte yandan da kazandıkları deneyimden yararlanarak kurulan onlarca yeni teknoloji girişiminin doğuşuna vesile olacaklar. Tıpkı ilk Turcornumuz Peak Games’ten 70’e yakın teknoloji girişiminin doğması gibi.”
“Dijital dönüşümün hızlanmasıyla küresel düzeyde girişim sermayesi yatırımları büyüdü”
Pandemi döneminde dijital dönüşümün hızlanmasıyla küresel düzeyde girişim sermayesi yatırımlarının büyüdüğünü belirten Kacır, “Kurduğumuz ekosistem ve altyapı sayesinde pandemiden bu yana teknoloji girişimciliği Türkiye’de altın çağını yaşıyor. Önceki 10 yılda yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimlerine, sadece son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım yapılması yakaladığımız ivmeyi gösteriyor.” dedi.
Kacır, 2023’te küresel düzeyde yüksek faiz ve sıkılaştırılmış para politikası girişim sermayesi fonlarının düşüşünü beraberinde getirdiğini ve tüm dünyada girişimlere yatırımların son 5 yılın en düşük düzeyinde gerçekleştiğini belirtti.
Girişimcilik ekosisteminin geçen yıl yatırım sayısı bakımından Avrupa’da beşinciliği, Orta Doğu ve Doğu Avrupa bölgesinde birinciliği elde ettiğini belirten Kacır, İstanbul’un ise girişimcilik otoriteleri tarafından en güçlü erken aşama ekosistem olarak kabul edildiğini, bu ivmeyi kaybetmeyeceklerini, daha da yükseleceklerini açıkladı.
“Girişimlerin bankacılık ve borçlanma yoluyla değil, girişim sermayesi, yatırımlar ve halka arz yoluyla daha hızlı ve sağlıklı büyüyeceğini biliyoruz. Bu düşünceyle, önemli adımlar attık. Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech- InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.” diyen Kacır, “Gerçekleştirdiğimiz mevzuat düzenlemeleriyle AR-GE teşviklerimizden üst düzeyde yararlanan AR-GE merkezleri ve teknopark firmalarının yararlandıkları teşvikleri girişim yatırımlarına yönlenmesini sağladık. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Girişim Yarışmalarıyla TEKNOFEST takımlarının ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmesini destekledik.” ifadelerini kullandı.
Kacır sözlerini şöyle sürdürdü:
“BTeknoloji Girişimciliği Konseyini kurduk ve inovasyon dostu regülasyon yaklaşımıyla, kamu politikalarının ve mevzuat düzenlemelerinin girişimlerimizi destekleyici bir perspektifle hazırlanmasına yönelik adımlar attık. TÜBİTAK Bigg Programını bir yatırım programına dönüştürdük. Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejimizin ana uygulamalarından biri olan Turcorn 100 Programımızla da; erken aşamayı başarıyla geçmiş, hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin, daha hızlı ölçeklenmesine ve küresel pazarlara açılmasına rehberlik ediyoruz. Program ile küresel hedefleri olan ölçeklenme aşamasındaki Turcorn adaylarının ihtiyaçlarına nitelikli cevap veren destekler sağlayarak teknoloji girişimciliği ekosistemimize yeni Turcornlar kazandırmayı amaçlıyoruz. Programın sağladığı terzi usulü destekler kadar önemli bir bileşeni de ülkemiz girişim ekosisteminden yeni başarı hikayeleri çıkması adına, Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen 17 program paydaşının katkıları. Girişimlerimiz, program paydaşlarımızın sunduğu güçlü destek ağının yanında bilgi birikimi, deneyim erişim imkanı elde ederek küresel pazarlarda daha güçlü var olacaklar. Başarı basamaklarını daha hızlı tırmanacaklar. Bu vesileyle teknoloji girişimciliği ekosistemimizi devler ligine taşırken bizlerle beraber yol yürüyen, girişimcilerimizin yanında duran paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. 21 Aralık 2022’de kamuoyuna duyurduğumuz ilk program sonrasında bugüne kadar 72 teknoloji girişimimiz imkanlardan yararlanmak üzere başvurdu.”
Girişimcilik ekosisteminin paydaşlarının katılımıyla oluşturdukları jüri marifetiyle gelen başvuruları gelir büyüklüğü, yenilik, teknolojik derinlik gibi kriterleri dikkate alarak incelediklerini belirten Kacır, “Firmalarımızın beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate aldık. Bugün itibarıyla da Turcorn 100 Programı’na seçilen ilk 15 teknoloji girişimimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.” diye konuştu.
Kacır, yapay zekadan dijital hizmet teknolojilerine, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine, yeşil dönüşümden finansal teknolojilere kadar farklı sektörlerde 15 Turcorn adayını özel desteklerle daha da ileriye taşıyacaklarını Teknopazar Destek Programı ile Turcorn adayı işletmelerimizin uluslararası arenada müşteri ve yatırımcılarla yeni işbirlikleri geliştirmelerini destekleyerek uluslararası platformlarda daha güçlü var olmalarını sağlayacaklarının altını çizdi.
]]>Bahçelievler Şule Yüksel Şenler Bilim Merkezi ve Kütüphanesi açılış törenine katılan Kacır, “7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızın bilim ve teknolojiye merakını artıracak bu merkezin Bahçelievler’e, İstanbul’a hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.
Konuşmasında 28 Şubat Darbesi’ne atıf yapan Kacır, “Hafızalarımız taze, hafızalarımız diri. Hafızalarımızı diri tutmamıza vesile olan bayrak isimlerden biri de bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezi ve kütüphanemizin de adını taşıyacak olan Şule Yüksel Şenler’dir.” ifadelerini kullandı.
Kacır, Şenler’in yaşantısıyla, şahsiyetiyle, asaletiyle topluma rehberlik ettiğini vurgulayarak, “Cezaevi günlerinde sergilediği duruşla, güçlü kalemi ve güçlü kelamıyla verdiği mücadeleyle gerçek bir yol göstericiydi. Ne mutlu ki bugün onun mirasını yaşatanlar bilimden sanata, siyasetten bürokrasiye toplumsal hayatın her yerinde özgürce ve hiçbir ayrıma tabi tutulmadan kendilerine yer buluyor. ” diye konuştu.
“Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdik”
Türkiye’nin sanayileşmede, bilimde ve teknolojide akamete uğratılmış hikayelerle dolu tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdıklarını söyleyen Kacır, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdiklerini vurguladı.
Kacır, Cumhuriyet’in ikinci asrına bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atmış ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye olarak adım attıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ve şimdi Milli Teknoloji Hamlesiyle ülkemizde son 22 yılda elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşıyoruz. Ekonomik ve siyasi bağımsızlığın teknolojik bağımsızlıktan geçtiği düsturuyla kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemize, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamıza imkan tanıyacak program ve projeleri hayata geçiriyoruz.
Bayraktar TB-2, Akıncı, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, TCG Anadolu, Togg, Kızılelma ve Kaan… Milli Teknoloji Hamlemizin bu vizyon eserlerinin hepsinde ömür sermayesini bu ülkenin kalkınması ve güçlenmesi için adayan bir gençliğin alın teri var, akıl teri var.”
TEKNOFEST gençliğinin gümbür gümbür geldiğini anlatan Kacır, gençlerin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmaya devam ettiklerinin altını çizdi.
Kacır, Türkiye genelinde teknolojiye yönelik farkındalığı artırmak için 81 ilde Deneyap teknoloji atölyeleri kurduklarının vurgulayarak, “Ortaokul ve lise öğrencimize geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz. ‘Stajyer Araştırmacı Burs Programı’ kapsamında, 7 binden fazla öğrencimizin üniversite lisans eğitimleri esnasında AR-GE projelerinde yer almasını destekliyoruz. İstanbul ve Kocaeli’de açtığımız yeni nesil yazılım okullarımızda öğrencilerimize ücretsiz yazılım eğitimi veriyoruz. Bugüne kadar büyük ölçekli 10 bilim merkezimizi bilim gönüllülerimizin hizmetine sunduk. 6 ilimizde daha bilim merkezi kurulması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne kadar 10,5 milyon vatandaşımızı ağırladık.” değerlendirmesinde bulundu.
Bugüne kadar 13 ilçedeki bilim merkezlerinde gerçekleştirilen eğitim atölyelerine 775 binin üzerinde gencin katıldığına işaret eden Kacır, “Dün ilçe ölçeğinde 14. bilim merkezimizi, Çekmeköy’e kazandırmıştık. Bugün de 15.sinin açılışını gerçekleştirmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Kacır, hükmettiği her coğrafyada asırlara meydana okuyan kütüphaneler inşa eden bir ecdadın torunları olarak kitapların mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşları olduğunun da bilincini taşıdıklarını söyleyerek, “İşte bu anlayışla ülkemizin dört bir yanında birçok modern kütüphaneyi hizmete aldık. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni, Rami Kütüphanesi’ni gençlerimiz başta olmak üzere, yediden yetmişe farklı yaş gruplarından vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Geçtiğimiz hafta Gaziantep’teydim. Şahinbey’de bir ilçe belediyemizin hizmete almaya hazırlandığı muhteşem bir kütüphane gördüm. Bizim ilçe belediyelerimizin ürettiği hizmetlere, başkalarının tatil yaparak yönettikleri büyükşehir belediyeleri yetişemiyor.” diye konuştu.
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz”
AK Partili belediye başkanlarının Türkiye’nin dört bir yanında eser siyaseti ile gayretlerini sürdürdüğüne işaret eden Kacır, şunları söyledi:
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz. Başkaları ağustos böcekleri gibi günlerini tatilde geçirdiler. Milletimiz ne diyorsa bizim için baş tacı. Yeter ki milletimiz, şu yaşadığımız şehirleri güzelleştirmek, bu şehirleri geleceğe taşımak adına önümüzdeki 5 yıl gecesini gündüzüne katacak adaylarımıza destek veriyor olsun. Biz inanıyoruz ki bizim adaylarımız Allah’ın izniyle önümüzdeki 5 yılda bu şehirlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla çalışacaklar. Neredeyse Bahçelievler’in tüm okullarında spor salonları var. Sordum arkadaşlarıma ‘Rahmetli Kadir Başkan Bahçelievler’de kaç spor salonu yapmış?’ Dediler ki 10 spor salonunu rahmetli Kadir Topbaş, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Bahçelievler’e kazandırmış”
‘Son 5 yılda okullarımızda yapılan ilave bir spor salonu var mı?’ diye sordum. ‘Büyükşehir belediyesi tarafından yok’ dediler. Karar Bahçelievler’in, karar milletin. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Murat Kurum, Bahçelievler’de Hakan Bahadır. Allah’ın izniyle bu üçlü hem Türkiye’yi hem İstanbul’u hem Bahçelievler’i geleceğe taşıyacak.”
]]>TÜBİTAK ve Çekmeköy Belediyesince yapılan Çekmeköy Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi’nin açılış töreninde konuşan Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı, yenilikçiliği teşvik edecek AR-GE ekosistemiyle, Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkma yolculuğunda mihenk taşı konumunda nice projelere imza attıklarını söyledi.
Bakan Kacır, savaşla, terörle, siyasi çekişmelerle yıllar kaybeden Türkiye’ye yeni bir istikamet tayin ederek asırlık kazanımlar elde ettiklerini belirterek, “Türkiye Yüzyılı”nın tuğlalarını döşediklerini ve Milli Teknoloji Hamlesi istikametinde Türkiye’yi yeni teknolojilerin pazarı yerine üretim üssü yapmak için gece gündüz gayret ettiklerini vurguladı.
Kacır, “Özgüveni yüksek, fikir ve dava sahibi Türk gençliği; Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın, Şakir Zümre’nin, Nuri Killigil’in yaşadığı hayal kırıklarını yaşamasın diye hayallerinin peşinden gitme yolculuğundaki engelleri bir bir kaldırıyoruz. Tüm imkanlarımızı gençlerimiz için seferber ediyoruz. Çünkü, gençlerimiz bizim en değerli varlığımız. Gençlerimiz yarınlara giden yolda mimarlarımız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda gençlerimizin yıldızı parlayacak. Gençlerimiz, inandıkları yolda dosdoğru yürürken, desteğimiz her zaman onlarla olacak.” diye konuştu.
“Gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz”
TEKNOFEST ile Türk gençliğine teknoloji geliştirme yolculuğunun kapılarını araladıklarını kaydeden Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi adımlarını büyük bir gururla sergilerken, büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahit olduklarına dikkati çekti.
Kacır, “Atak, Anka, Gökbey, Bayraktar TB-2, Kızılelma gibi projelerimize dokunan gençlerimizde ‘Bu asır Türk’ün asrı olacak’ inancı pekişiyor. Benzer şekilde, geçtiğimiz hafta ilk uçuşunu başarıyla tamamlayarak göğsümüzü kabartan milli muharip uçağımız Kaan, yarının mühendislerinin, bilim insanlarının, teknisyenlerinin geleceğe umutla bakmasını sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Geçen ay tarihte bir ilki gerçekleştirdiklerini ve ilk astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gittiğini hatırlatan Kacır, Gezeravcı’nın ilk bilim misyonu kapsamında gerçekleştirdiği 13 bilimsel deneyden birinin de Muş Bilim ve Sanat Merkezi’ndeki ortaokul ve lise öğrencilerinin hazırladığı bilimsel deney olduğunu dile getirdi.
Kacır, “Muş’tan uzaya uzanan bir bilimsel çalışma. 81 şehrimizin 922 ilçemizin birini diğerinden ayırmadan gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz.” dedi.
“Yarışmada derece alan lise öğrencilerini Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ediyoruz”
Kacır, TEKNOFEST kuşağının inşası için Bilim Olimpiyatları ve Araştırma Projeleri Yarışmaları düzenlediklerini anlatarak, öğrencilerin ekip ruhunu güçlendirirken aynı zamanda bilim ve teknolojiye ilgilerini artırmak adına gayret ettiklerinin altını çizdi.
Lise öğrencileri için küresel ısınma konusunda farkındalık kazandıracak Kutup Araştırmaları ve İklim Değişikliği konulu proje yarışmaları tertip ettiklerini aktaran Kacır, bu yarışmada derece alan lise öğrencileri Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ettikleri bilgisini paylaştı.
İstanbul ve Kocaeli’de açtıkları yeni nesil yazılım okullarında gençlere yazılımcılık eğitimleri verdiklerine değinen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sektör Kampüste Programı ile binlerce üniversite öğrencimizi; blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm, kuantum gibi alanlarda sektör profesyonelleri ile buluşturuyoruz. 81 şehrimizde Deneyap Teknoloji Atölyeleri kurduk. Buralarda bilim ve teknoloji dünyasıyla gençlerimizi 11 yaşından itibaren buluşturuyoruz. Türkiye’nin tüm şehirlerinde, ilçelerinde, kasabalarında, köylerinde özel yetenekli öğrencilerimizi tek tek tespit ediyor, onları geleceğin teknoloji yıldızı programıyla geleceğe hazırlıyoruz.
17 bini aşan geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotuna bu Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde yenilikçi ve vizyoner bir eğitim sunuyoruz. Toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak için, yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduk. Ülkemizde bilimsel farkındalığı oluşturmak amacıyla bu bilim merkezlerimiz çok önemli bir işlev görüyor. Bugüne kadar büyük ölçekli bilim merkezlerimizi 10 şehrimizde bilim gönüllülerinin hizmetine sunduk. 6 şehrimizde daha bilim merkezleri kurmaya dönük çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne dek 11 milyona yakın vatandaşımızı ağırladık.”
“Gençler bilim ve teknolojiyle erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacak”
Bakan Kacır, ilçe ölçeğinde de bilim merkezleriyle bilim ve teknolojiyi gençlerle, öğrencilerle buluşturmaya devam ettiklerini ifade ederek, ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerinden en öncelikli kurduklarından merkezlerinden birisinin de Çekmeköy’deki Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi olduğunu ifade etti.
Kacır, “Niçin ilklerden biri Çekmeköy’de; Çünkü Çekmeköy’de, gece gündüz, 7/24 şehrinin, ilçesinin gençleri için, çocukları için seferber olan bir belediye başkanımız var. Bu eser öncelikle Çekmeköy Belediyemizindir, Çekmeköy Belediye Başkanımız Ahmet Poyraz’ındır. Biz ona sadece destek olduk ve Türkiye’de ilklerden birini daha burada gerçekleştirmiş olduk. Bugüne kadar ilçelerimizde kurduğumuz bilim merkezlerinde 775 binden fazla öğrencimizi bilim atölyelerinde ağırladık. 14’üncüsünü İstanbul’da Çekmeköy’e kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji gibi alanlarda hazırladıkları atölyelerde gençlerin bilim ve teknoloji ile erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacaklarını kaydeden Bakan Kacır, şu açıklamalarda bulundu:
“Gençlerimizin bilim ve teknolojiye ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını bu merkezlerde keşfedeceğiz. Farklı yaş gruplarından, farklı birikime sahip bireylere bilim ve teknolojiyi daha anlaşılır ve ulaşılır kılacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Çekmeköy’de böyle bir bilim merkezinin kurulmasından büyük heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Tüm bu gayretlerimiz, gözlem yapan, merak eden, merakının peşinden koşan ve karşılaşacağı problemlere bilimsel çözümler üretebilen bireyler yetiştirmek için.
Bilim ve teknoloji yolculuğunda, gençlerimizin yanında olmaya, onlarla yol yürümeye devam ediyor olacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nın kapılarını; gençlerimizin bilim, teknoloji ve girişimcilik dünyasına yönelik heyecanı ve motivasyonuyla aralıyoruz. Çünkü bizler; gençlerimizi, fikirleriyle, cesaretleriyle ve kararlılıklarıyla ülkemizi geleceğe taşıyacak vizyoner bireyler olarak görüyoruz. Güçlü ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ için, Milli Teknoloji Hamlemizin başarıyla gerçekleştirilmesinde, elimizdeki en büyük güç, kuvvet gençlerimizdir.”
“Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, “Türkiye Yüzyılı”nın gençlerle ulaşacakları hedeflerle ve geleceğin Türkiye’sini inşa edecekleri projelerle mümkün olacağını vurgulayarak, Bakanlık olarak TUBİTAK destekleriyle belediyelerle işbirliği içinde gençlerin bilim, teknoloji ve girişimcilik alanındaki heyecanına ortak olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
Kacır, “Yurdun dört bir yanında bilim ve teknoloji yolculuğumuzu gençlerimizle birlikte devam ettireceğiz. Tabi eser ve hizmet siyasetimizin ürünü olarak bu bilim merkezimizin faaliyete geçmesi sürecinde istişare, planlama ve uygulama çok önemli. Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli. Elindeki kaynakları israf etmek yerine bu ülkenin geleceği için kullanarak istikbali şekillendirmenin derdinde olan, büyük Türkiye hedefi için durmaksızın koşan, gayret eden bir belediyecilik anlayışı olması çok kıymetli.” diye konuştu.
Kacır, vatandaşlardan yerel seçim için destek istedi, esnafı ziyaret etti
Yaklaşan yerel seçimlere de değinen Kacır, Çekmeköy Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi için vatandaşlardan destek istedi.
Kacır, “Buradan verdiğimiz ses, Allah’ın izniyle Murat Kurum başkanımıza yine bir kuvvet olacak, güç verecek ve inşallah 1 Nisan sabahında 7/24 çalışacak bir ekip hem Çekmeköy’de hem İstanbul’da iş başına gelecek. Bizler de onlara destek vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşallah Cumhuriyetimizin ikinci asrını ‘Türkiye Yüzyılı’ yapacak eserlerle, projelerle milletimizi buluşturacağız.” dedi.
Bakan Kacır, açılışın ardından bilim merkezini gezip öğrencilerle sohbet ederek, hediye dağıttı.
Bilim merkezi açılışının ardından Kacır, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ile ilçedeki esnafı ziyaret etti.
Kacır, daha sonra Crea Center’ı ziyaret edip öğrenciler ve girişimcilerle sohbet etti.
Ardından Beykoz’a geçen Kacır, Vizyon 360 Sertifika Programı’na katıldıktan sonra AK Parti Beykoz İlçe Teşkilatı Vefa Yemeği Buluşması’na iştirak etti.
]]>NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı.
Kacır, buradaki konuşmasında, tesisin, yenilenebilir enerji ve dijital altyapısı, döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sektörün yeni nesil sanayi tesislerinden olduğuna dikkati çekti.
Son 22 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülke tarihine istikrar kazandırıldığını dile getiren Kacır, dünyanın kriz üstüne kriz yaşadığı bir dönemde, yarım asır sonrasına ışık tutan vizyon projelerin hayata geçirildiğini söyledi.
Bakan Kacır, ulaştırmadan eğitime, sağlıktan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda bu vatanın her karış toprağı yatırımlarla ilmek ilmek dokunarak Türkiye’ye çağ atlatıldığını ifade etti.
Siyasi istikrarla tahkim edilen ekonomik istikrar iklimiyle sanayide ve teknolojide muazzam bir atılım gerçekleştirdiklerinin altını çizen Kacır, şöyle devam etti:
“Zat-ı alinizin güçlü liderliğinde son 22 yılda askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento üretiminde Avrupa’da birinci Türkiye’yi inşa ettik. Savunma sanayisinde ülkemizi liderliğe taşıyan yeni nesil endüstri politikasını sivil alana taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. Şimdi Türkiye Yüzyılı’nda, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirerek ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızı tahkim etmek üzere sanayide ve teknolojide yeni atılımlar gerçekleştiriyoruz. 81 şehrimizi de yeni eserlerle, hizmetlerle buluşturuyoruz.”
“Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı”
Kacır, “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” şiarıyla yatırım teşvikleri, sanayi alanları, KOBİ’lere sağladıkları imkanlar ve bölgesel kalkınma projeleriyle Kütahya’yı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı haline getirdiklerini söyledi.
Kütahya sanayisinin gelişiminde şehrin ihracatının yüzde 60’ını, imalat sanayi istihdamının yüzde 40’ını gerçekleştiren seramik sektörünün öneminin büyük olduğunu belirten Kacır, şunları ifade etti:
“Son 22 yılda 91 milyar lira tutarında sabit yatırım için 856 yatırım teşvik belgesi düzenledik. 31 bin 300’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. KOSGEB destek programlarımızla KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl önce Kütahya’da KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ’lerin sayısı iki elin parmağını geçmiyorken AK Parti döneminde bu sayıyı 895 milyon lira destekle 8 bin 500’e çıkardık. Zafer Kalkınma Ajansı’mız ile şehrimizde 398 projeye 841 milyon lira destek verdik. Şehrimize, katma değer ve teknoloji odaklı kalkınmayı hızlandırmak için 1 teknopark, 9 AR-GE ve 2 tasarım merkezi kazandırdık. Kütahya’mıza son 22 yılda 3 yeni OSB kazandırdık. OSB’lerimizdeki istihdamı 1200’den 25 binin üzerine taşıdık.”
“Türkiye, seramik karo ihracatında Avrupa’da üçüncü”
Kacır, sektörün yerli girdi oranı en yüksek sektörlerinden biri olması ve net ihracatçı konumunda bulunması sebebiyle aynı zamanda Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.
Yalıtım malzemeleri, havacılık ve uzay gibi birçok yüksek teknoloji sahasında seramiğin yenilikçi kullanımının geleceğin teknolojilerine kapı araladığını vurgulayan Kacır, şöyle dedi:
“Toplam yatırım tutarı 85,6 milyar lirayı aşan 493 yatırımı desteklediğimiz seramik sektörümüz dünyada söz sahibi bir konuma erişti. Bugün Türkiye, seramik karo ihracatında Avrupa’nın üçüncü, dünyanın beşinci ülkesidir, seramik sağlık gereçleri ihracatında Avrupa’nın birincisidir. Sektörümüz giderek artan üretim kapasitesi, modern teknoloji ve çevre yatırımları, tasarım ve kalite odaklı yaklaşımıyla önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda kendine yer bulacak. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni fabrikamız da inşallah sektörümüzün, Kütahya’mızın yatırım ve istihdam odaklı büyüme yolculuğuna katkı sağlayacak.”
28 Şubat mesajı
Bakan Kacır, bu günün, bu ülkenin evlatlarının eğitim ve ilim öğrenme haklarından, devletlerine hizmet etme imkanından mahrum bırakıldığı, yatırımlarla ülkelerini büyütmek için çabalayan iş insanlarının önlerinin kesildiği, sermayenin renklerle tarif edilerek ayrıştırıldığı ve 1000 yıl sürecek zannedilen “postmodern darbenin” yıl dönümü olduğuna işaret etti.
“Ev sahibinin üzerine kapıyı kapadığını zanneden kendisi dışarda kalırmış” diyen Kacır, şunları kaydetti:
“Hamdolsun liderliğinizde (Cumhurbaşkanı Erdoğan) o günler geride kaldı. Bugün bu ülkede herkes birinci sınıf vatandaş. Bizler gösterdiğiniz hedef doğrultusunda hiçbir ayrım yapmadan taş üstüne taş koyan herkesin yanında olmaya, yatırımcıların önünü açmaya devam ediyoruz. Türkiye’mizin kalkınması için alın ve akıl terini esirgemeyen herkesin destekçisi olacağız.”
]]>Bilimler tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in “Arap-İslam Bilimler Tarihi” isimli 17 ciltlik eserinin Almancadan Türkçeye çevirisi, İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı tarafından yapıldı.
Bakan Kacır, eserin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tanıtım etkinliğinde, 94 yıllık ömrünü medeniyetin ilmi birikimini gün yüzüne çıkarmaya vakfeden Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, aynı zamanda yüreği Türkiye için çarpan, Türkiye’nin istikbali için fikir çilesi çeken, emek veren, mücadele gösteren gerçek bir vatansever olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, paha biçilemez eserleri ömrüne nasıl sığdırdığını soranlara, “Eğer arkanızda inancınız varsa, o sizi yapıcı olmaya itiyorsa çok şeyler başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur.” derken, nasıl bir hayat yaşanması gerektiğini ifade ettiğini belirten Kacır, şöyle konuştu:
“İlim yolunda gayretten vazgeçmeyen, inançlı ve dosdoğru bir hayat. Fuat Sezgin hoca gibi bir ilim denizinin, ülkemizin ilerleyişine engel olan askeri yönetimler sebebiyle yurdunu terk etmek zorunda kalması, bu topraklar açısından büyük kayıp teşkil etmişti. Hocamızın değerini ancak geç zamanlarda idrak edebildik. Ülkemizin vesayetle, darbelerle boğuştuğu bir dönemde ülkesinden uzak yaşamak zorunda bırakılan hocamız, İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerini, çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani Almanca olarak yayınlamak zorunda kalmıştı.”
“İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz”
Bakan Kacır, bu günün 28 Şubat olduğuna işaret ederek, “Bu milletin evlatlarını eğitim hakkından, ilim çabasından, devletine hizmet etme gayretinden mahrum bırakmak isteyenlerin gerçekleştirdiği ve 1000 yıl sürecek zannettikleri postmodern darbenin yıl dönümündeyiz. Hocamızı andığımız bu günde burada buluşuyor olmak enteresan bir tevafuk oldu. Allah’a hamdolsun 28 Şubat 1000 yıl sürmedi çünkü o haklarından mahrum etmek istedikleri insanlar, bu ülkenin öz evlatları, bu toprakların ev sahipleriydi. Ev sahibinin üstüne kapıyı kapattığını zanneden kendisi dışarıda kalırmış.” dedi.
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, “Bunları geleceği değiştirmek, kıpırdatmak için yapıyorum. Ben bunu bütün insanlık için yapıyorum ama benim gizli ve esas hedefim memleketim, milletimdir.” diyerek, gurbette geçen yıllara rağmen kalbinin her daim vatan sevgisiyle çarptığını, vatanına duyduğu bağlılığı her fırsatta dile getirdiğini anlatan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaptığı her çalışmanın, her araştırmanın altında yatan asıl motivasyonun bu topraklar ve bu toprakların insanları için daha iyi bir gelecek inşa etme arzusu olduğunu gözler önüne seriyordu. Almanya’daki kütüphanesini Türkiye’ye getirmek, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmek kıymetli hocamızın en önemli hedeflerinden biriydi. Bu anlayışla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref Üyesi hocamızın Batı dünyasını merkeze alan bilim tarihine eleştirel bir çözümlemeyle yaklaşan İslam’da Bilim ve Teknik eserini, TÜBA tarafından yapılan çevirisiyle Türkçe olarak yayınladık.
Ülkemizin bilim yolculuğunu en üst düzeyde himaye eden Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat takip ettiği çalışmayla; eserlerini, kitaplarını, birikimini ülkemize kazandırarak İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduk. Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile de İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz. Müslüman ilim insanlarının oluşturduğu bilgi birikiminin, insanlığın yolunu nasıl aydınlattığını hep birlikte keşfediyoruz. Önceki dönem yönetim kurulu üyesi olarak hizmet etmekten şeref duyduğum Vakfımız tarafından yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.”
“Köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz”
Bakan Kacır, bilimin birçok sahasında İslam ilim adamlarının katkılarına ışık tutan 17 ciltlik bu şaheserin Türkçeye tercümesini başarıyla gerçekleştiren İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfına ve bu projeye emek veren herkese teşekkür etti.
Tarih boyunca Müslüman toplumlar için bilimin, sadece bilgi edinme aracı olmanın ötesinde derin bir medeniyet ve kültürün temel taşı olageldiğini vurgulayan Kacır, “Bizim medeniyetimiz, ilk ifadesi ‘oku’ olan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılıp, onun çizdiği çerçevede ilim talep edenlerin medeniyeti. Bizim medeniyetimiz, ‘İlim Çin’de de olsa gidiniz alınız’ diyen Peygamber Efendimizin ümmeti olma bilinciyle hareket edenlerin medeniyeti. Farabi, İbn-i Sina, Fergan, Biruni gibi tarihin yönünü değiştiren bilimin abide isimleri hep bizim gönül coğrafyamızdan çıktı. El Cezeri, Ali Kuşçu, Hezarfen Ahmet Çelebi gibi kıymetli isimler, hizmetlerini ve icatlarını hep bizim medeniyet sancağımız altında ortaya koydu.” dedi.
Kacır, kendilerinden sonra gelen bilim insanlarına adeta birer kutup yıldızı olarak yol gösteren bu müstesna şahsiyetlerin kazandırdıkları birikimin, bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürdüğünü ifade etti.
3 kıtada boy göstermiş, hüküm sürmüş ecdadın bıraktığı tarihi ve kültürel mirasın da medeniyette yer etmiş bilim anlayışının tezahürü olduğuna işaret eden Kacır, şunları söyledi:
“Döneminin çok ötesinde mimariye ve tekniğe sahip camilerimiz, medreseler, rasathaneler, hanlar, kervansaraylar ve köprülerimiz, medeniyetimizin bilime ve tekniğe bakışı konusunda bize ışık tutmaya devam ediyor. Medeniyetler tarihini İslam medeniyetini görmezden gelerek yazmak asla mümkün değildir. Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye inşa ederken köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz.
Son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yaptığımız atılımlarla, uyguladığımız politikalarla, bilimsel çalışmaların ve teknolojideki gelişmelerin her daim destekçisi olduk, olmaya devam ediyoruz. Bilimsel çalışma kapasitemizi güçlendirerek, sadece elitlere açık olsun istenen bilim hazinelerinin kapılarını milletimizin tüm evlatlarına açıyoruz. Mazimizde olduğu gibi bu coğrafyayı, tekrar bilimin ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine adım adım dönüştürüyoruz.”
“Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür”
Bakan Kacır, 2002’de 40 şehirde sadece 76 üniversite olduğunu belirterek, “Bilimsel araştırmalar için kısıtlı imkanlara sahiptik. Bugün ise 81 şehrinde 208 üniversitesiyle milyonlarca genci yüksek öğrenimle buluşturan bir Türkiye’den söz ediyoruz. Bu adımları atarken hep karşı çıkanlar, üniversite sayısındaki artışın bilimde yükseliş anlamı taşımadığını söyleyenler oldu. Oysa aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısını 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükselttik. Dünyada en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22. sıradan 16. sıraya çıktık.” ifadesini kullandı.
Teknolojide taşıdıkları bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da teminatı olduğu inancıyla bilimsel çalışmaların raflara hapsolmasını engellediklerini belirten Kacır, şunları kaydetti:
“Sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle bilimin kalkınma yolculuğumuza hız vermesini sağladık. Bilimin ve teknolojinin ülkemizin dört bir yanında 7’den 70’e adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla benimsenmesi amacıyla Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuzu milletimizle paylaştık. Bugün 101 teknoparkı, 1600’ü aşan AR-GE ve Tasarım Merkezi, ülkemiz için stratejik projelere ev sahipliği yapan TÜBİTAK ve tüm üniversitelerdeki enstitülerimiz, 272 bin AR-GE personelimizle Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür.
Bayraktar TB2, Gökdoğan, Bozdoğan, Akıncı, Anka, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Togg, İmece, Kaan ve insanlı ilk uzay bilim misyonumuz işte bu altyapının eseridir. Tüm bu eserleri milletimize kazandırırken, ışığın bu topraklardan yükselmesini bekleyen, Türkiye’nin düşmemesi için yeryüzünün dört bir köşesinde dua eden masumların mesuliyetini taşıdığımız şuuruyla hareket ediyoruz. İnsanlık tarihinde yeni ve keskin bir dönemeçten geçmekte olduğumuz bir hakikat.
Yüz milyonlarca insanın harplerde öldürüldüğü 20. yüzyılın ardından insanlık ailesinin daha olgun bir düzeye erişeceği, çatışmaların sönümleneceği, liberal kapitalist düzenin herkesçe kabullenileceği ve her yere yeterince refah dağıtacağı gibi kabuller hızla geçerliliğini yitirdi. Müesses nizamın kural koyucuları hızla kendi vazettikleri prensipleri terk ediyorlar. Serbest ticaret artık eskisi kadar popüler değil, yerine korumacılık daha revaçta. Çatışmasızlık şöyle dursun, sorunsuz coğrafya kalmadı dünyada.”
“Bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi inşa etmeye devam edeceğiz”
Kacır, toplam refah artışının yaşanıyor gibi olduğunu ancak yeryüzündeki adaletsiz paylaşımın can yakıcı bir gerçek olduğunu belirterek, “Sahra Altı Afrika ülkelerinde halen beklenen yaşam süresi 50 yılın dahi altında. Elektrik, su, ilaç gibi en temel ihtiyaçlara erişimi kısıtlı yüz milyonlar var.” diye konuştu.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan neredeyse hiçbir müessesenin fonksiyon icra edemediğinin gün yüzü gibi ortaya çıktığını söyleyen Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunun da ötesinde güçlünün hukuku korunurken gerçek hak sahibinin ezildiği, doğada en vahşi kabul edilen canlılarınkinde dahi görülmeyecek çarpıklıkta hukuksuz bir dünyada yaşayakaldık. Bu hukuksuz dünyanın ömrünün uzun olmayacağını tahmin etmek zor değil, ancak bu hukuksuz dünyanın insanlığın canını daha ne kadar yakacağını tahmin etmek de pek kolay değil. Bütün bu hukuksuzlukların ivmesi, bilim ve teknolojide ilerlemeyle yükseliyor.
Yıkıcı teknolojilerde dönüşüm rüzgarı hiç olmadığı kadar hızlı esiyor. Yapay zekanın, biyoteknolojinin ve kuantumun bir arada ortaya çıkaracağı etkinin boyutunu kestirmek çok zor. İnsani değerlerden yoksun güçlerin elinde olduklarında, insanlığın sonunu getirme potansiyeli taşıdıkları da yine bir gerçek. Belki iç karartıcı bu tabloda yeryüzünde bir umut ışığı parıldıyorsa eğer inanın bu Türkiye’mizin ışığıdır.
Yüzyıllar sonra yeniden bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atabilmiş ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye, tarihten bu yana taşıdığı medeniyet misyonuyla insanlık umudunun adeta kalesi gibi. Bu anlayışla bugün buradaki birlikteliğimizi çok kıymetli görüyorum. Bu umudu yükseltebilmek adına Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte daha çok çalışacağız ve bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde inşa etmeye devam edeceğiz.”
]]>Eskişehir’e gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir fabrika açılışına katıldıktan sonra ‘Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi’nin imza töreni için Milli İrade İlkokulunda düzenlenen programa katıldı. Kısa bir tanıtım filminin izletilmesiyle başlayan programda konuşmaların ardından imza törenine geçildi. Program, toplu fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.
Programda konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Kacır, “Bilimi toplumla buluşturan proje çerçevesinde, Eskişehir’de anaokulundan liseye kadar geniş bir yelpazede 395 okulumuza on binlerce popüler bilim kitabı ve dergisi hediye etmenin heyecanını yaşıyoruz. İstanbul’da başladığımız ve Eskişehir ile devam ettiğimiz bu projenin başta TEKNOFEST kuşağı gençlerimiz olmak üzere tüm Eskişehirli öğrencilerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhuriyetimizin ikinci asrında ‘tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’ hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yaparak ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir yön tayin ediyoruz. Bilimde ve teknolojide akamete uğramış serüvenimizin yeniden doğuşunu gururla izliyoruz. Artık özgüven ve iddia sahibi, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin yükselişine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Biliyoruz ki eğer gençlerimizi doğru yetkinliklerle buluşturursak, onlara hayallerinin peşinden gitme fırsatı sunarsak Türkiye Yüzyılı’nın mimarı gençlerimiz başarı hikayelerimize yeni sayfalar ekleyecek” dedi.
“Geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı”
Havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’i gerçekleştirerek, gençlere ‘ben de yapabilirim’ özgüvenini kazandırdıklarını belirten Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de 3 TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı. Hepimizin gurur duyması gereken bu tablo, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin parlak geleceğini şekillendirecek TEKNOFEST kuşağının ve Türk gençliğinin muhteşem yükselişinin ispatıdır. TEKNOFEST kuşağı, yapamazsınız diyenlere inat imkansız denileni gerçeğe dönüştüren, hayallerine giden yolda alın ve akıl terini esirgemeyen, hiçbir engel tanımayan güçlü iradenin bayrak taşıyıcısıdır. Beşeri sermayemizin güçlendirilmesi için kritik adımlar atmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda 81 şehrimizin tümünde kurduğumuz 125 Deneyap Teknoloji Atölyesinde 16 bin ortaokul ve lise öğrencimize, geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık”
Bilimin derin bir meraktan ve öğrenme arzusundan beslendiğine vurgu yapan Bakın Kacır, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Okumak ise bu sonsuz yolculuğun en güçlü yelkenlerinden biridir. İşte bu nedenle, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okuru kucaklıyor, bilime olan ilgiyi ve sevgiyi her geçen gün biraz daha artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Sadece geçtiğimiz yıl, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Yarım asırdan fazla bir süredir yayımladığımız Bilim ve Teknik’ten Bilim Çocuk ve Meraklı Minik’e TÜBİTAK Popüler Bilim Dergilerimizle de her ay 300 bin vatandaşımıza ulaşarak merakın keşfin ateşini yakıyoruz. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Eskişehir’de TÜBİTAK akademik Ar-Ge destekleri çerçevesinde son 22 yılda, 575 projeye 1,5 milyar liranın üzerinde kaynak sağladık. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle 2 bin 201 bilim insanımıza 585,5 milyar lira destek verdik. 10 Özel sektörün 399 Ar-Ge projesine 2 milyar lira kaynak aktardık. Biz Eskişehir’i başta bilim ve teknoloji olmak üzere her alanda desteklemeye devam edeceğiz. Bugün de on binlerce popüler bilim kitabını ve dergiyi Eskişehir’deki 395 okulumuza sunarak, bilim ve teknoloji kültürünün tohumlarını ekiyoruz. Ayrıca, Eskişehir’deki tüm ilçelerimizde, TÜBİTAK kitaplıkları kurarak, gençlerimizin bilgiye erişimini kolaylaştırıyor, onların ufkunu genişletiyoruz.”
“Bizler bu yolculukta gençlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz”
Konuşmasında gençlere de seslenen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Medeniyetimiz ‘Oku. Yaradan Rabbinin adıyla oku’ emri üzerine bina edilmiştir. Elbette, bu ilahi mesajın, özünde kainatın anlamlandırılması manası taşıdığına inanıyoruz. Fakat bununla birlikte, kitapların bu mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşlarımız olduğunun da bilincindeyiz. Kitaplarla kurduğumuz bağ güçlendikçe ve düşünceye olan bağlılığımızı sürdürdükçe, ülkemizin ve insanlığın yararına olacak pek çok bilimsel ve teknolojik gelişmeyi hayata geçireceğimize inancım tamdır. Düşünce kalıplarına hapsolmadan, Allah’ın en şerefli varlığı olarak, özgür düşüncenin ve insan olmanın bilinciyle kitaplar aracılığıyla hayatınıza mana katacaksınız. Bizler bu yolculukta sizlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Siz yeter ki okumaktan düşünmekten, hayal etmekten vazgeçmeyin. Sözlerime son verirken, Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınları ile Buluşturuyoruz Projesi’nin şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyor sunduğu katkı için TEİ’ye teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini bitirdi.
Programa Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, TEİ Genel Müdürü Mahmut Akşit, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, il protokolü, eğitimciler ve öğrenciler katılım gösterdi. – ESKİŞEHİR
]]>Kacır, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren beyaz eşya firması Haier’in pişirici ürünleri fabrikasının açılış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in ikinci asrında ihracatta önemli paya sahip olan beyaz eşya sektörünün hız kesmeden yüksek teknolojili ve inovatif yatırımlarına devam ettiğini anlattı.
Haier Europa’un vizyoner projeleri ve yeni yatırımlarıyla Türkiye’nin küresel pazarlarda beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri endüstrisinde söz sahibi olmasında önemli yere sahip olduğunu belirten Kacır, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımları 200 milyon avroyu bulan ve üretiminin yüzde 95’ini ihraç eden firmanın bugün de bu güzel topraklara duyduğu güvenle yatırımlarına bir yenisini daha eklediğini kaydetti.
Kacır, Haier Europe’un sanayileşme kültürü, kaliteli sanayi altyapısı, ulaşım ağlarının ortasında yer alan konumu ve nitelikli iş gücü ile yatırımlar için biçilmiş kaftan olan Eskişehir’e pişirici ürünler fabrikası kazandırdığını dile getirerek, “23 Ekim 2021’de Sayın Cumhurbaşkanı’mız tarafından açılışı gerçekleştirilen yatırımlarına yenisini ekleyen Haier’in bu tesisi aslında Türkiye’ye yatırımcılarımızın duyduğu inancının da göstergesidir. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken ülkemizin potansiyeline ve parlak geleceğine inanan Haier’in 70 milyon dolarlık bu yatırımının ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
“Avrupa’da lider, dünyada ikinci büyük üretici konumuna yükseldik”
Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yılda oluşturulan siyasi istikrar iklimi, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi katma değerli ve nitelikli üretimin küresel merkezi haline getirdiklerini vurguladı.
Organize sanayi bölgesi sayısını 22 yıl içinde 192’den 361’e çıkardıklarını aktaran Kacır, şöyle devam etti:
“Çelik ihracatını 4 kat artırarak 15 milyar dolara yükselttik. Makine ihracatını 12 kat artırarak 25,2 milyar dolara, kimya ihracatını 10 kat artırarak 30 milyar dolara, otomotiv ihracatını 15 kat artırarak 35,7 milyar dolara, Türkiye’nin toplam ihracatını, 36 milyar dolarlık ihracatını 255,8 milyar dolarlık rekor seviyeye hep birlikte yükselttik. Dünya ile rekabet edebilir konuma taşıdığımız Türk sanayisi bugün yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında ülkemizin büyümesine öncülük ediyor. Katma değer ve üretim odaklı kalkınma yolculuğumuzda beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri sektörü de öncü sektörlerimiz arasında. Temelleri 1950’lerin sonlarında atılan ve uzun bir süre montaj sanayi olarak serüvenine devam eden Türk beyaz eşya sanayisi, son 22 yılda ihtisas edilen yatırım iklimini, AR-GE teşviklerimizi, nitelikli insan kaynağımızı ve güçlü lojistik bağlantılarımızı fırsata dönüştürdü. Rekabetçiliği günbegün yükselterek Avrupa’da lider, dünyada ikinci büyük üretici konumuna yükseldik. Sektörümüz, bugün ülkemizde en fazla yerli patent geliştiren sektörler arasında başı çekiyor.”
Kacır, 5,5 milyar dolar ihracatla net ihracatçı konumunda olan beyaz eşya sektörünün doğrudan 60 bin, dolaylı 600 bin istihdamla ekonomiye güç kattığına işaret ederek, “Türkiye’de üretilen beyaz eşya ürünleri, ülkemiz sanayisinin yenilikçi ruhunu, AR-GE ve kalite odaklı üretim yaklaşımını dünyanın dört bir yanındaki evlere taşıyor. Türkiye’nin adını tüm dünyada gururla temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Güçlü sanayi, güçlü Türkiye” anlayışıyla sektördeki yeni yatırımları desteklediklerini vurgulayan Kacır, “Beyaz eşya sanayimizin sürdürülebilirliğini ve rekabetçiliğini odağımıza alıyoruz. Bu düşünceden hareketle beyaz eşya sanayimizi, katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programlarını hayata geçirdik. Bugüne kadar sektörde 464 yatırım teşvik belgesi düzenledik ve 76 milyar liralık sabit yatırımı teşvik ederek 16 bin 200 nitelikli istihdamın önünü açtık.” dedi.
Akıllı ev aletlerinde siber güvenlik standartları belirlenecek
Kacır, ev aletleri ve ev gereçlerinde AR-GE ve yenilik kapasitesinin gelişiminde kilit rol üstlenen 41 teknopark firmasına ve biri de Haier Europe’a ait olmak üzere 20 AR-GE merkezine 15 milyar liralık vergi avantajı sağladıklarını belirtti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörün geleceğine yön veren iki önemli gündem maddesine, ikiz dönüşüm ve nesnelerin internetine odaklandıklarını ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ev aletlerimizin veri toplama, analiz etme kabiliyetleri ve bu veriler ışığında kararlar alması, artık ev aletlerimizin gündelik hayatımızdaki rolünün yeniden tanımlanmasına neden oluyor. Bugün evlerimizde kullandığımız beyaz eşyaları sadece günlük işlerimizi kolaylaştıran araçlar olmanın ötesinde akıllı cihazlar olarak ifade etmemiz mümkün. Önümüzdeki dönemde, sektörümüzle işbirliği içerisinde akıllı ev aletlerinde siber güvenlik standartlarının belirlenmesi ve uygulanması için birlikte çalışacağız. Diğer yandan yeşil dönüşüm odaklı çalışmalarımızla sektörümüzün karbon ayak izini azaltıyor, beyaz eşya sanayimizin Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesinden en az düzeyde etkilenmesini sağlıyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının da desteğiyle hazırladığımız karbonsuzlaşma yol haritalarıyla, sektörümüzün önemli girdileri arasında yer alan çelik ve alüminyum sektörlerinde net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda ihtiyaç duyulan alternatif teknolojileri, gerçekleşecek emisyon azaltımlarını, gerekli yatırım ihtiyaçlarını belirledik.”
“Türkiye, Çinli yatırımcıların adresi olmaya devam edecek”
Bakan Kacır, “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile Türk sanayisini yeşil dönüşümde örnek ve öncü hale getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.
Avrupa’nın sınırda karbon düzenlemesiyle uyumlu ulusal emisyon ticaret sistemi kurmak üzere paydaş bakanlıklarla çalışmalarının sürdüğüne değinen Kacır, “Önümüzdeki dönemde de beyaz eşya sektörümüzün gücüne güç katacak politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Türkiye, rekabetçi iş ortamı, cazip teşvik paketleri, istikrarlı finansal altyapısı ve makroekonomik dengesi ile yatırımcılar için karlı ve güvenilir bir adresidir. Yatırım yaparak Türkiye’nin parlak geleceğine inanan her girişimci, her işletme bu kararının meyvelerini toplamaya devam edecektir. Bizler her zaman bu ülkeye yatırım yapanın, bu ülkenin potansiyeline, insan kaynağına güvenenin yanında olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
Çin’in Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin’e Türkiye’deki yatırım fırsatlarını dile getirdiği için teşekkür eden Kacır, “Önümüzdeki dönemde ülkemiz nitelikli ve genç insan kaynağı, üretim ve AR-GE ekosistemi, Gümrük Birliği ve 30’a yakın ülkeyle imzaladığımız serbest ticaret anlaşmalarıyla 1 milyardan fazla nüfusa doğrudan erişim fırsatlarıyla Çinli yatırımcıların adresi olmaya devam edecek. Biz de dünyanın tüm ülkelerinden gelen ve Türkiye’ye değer katan yatırımcıların yanında olmaya, onları desteklemeye, teşvik etmeye devam ediyor olacağız.” diye konuştu.
Kacır, Eskişehir’in potansiyelinin daha fazla olduğuna dikkati çekerek, “Eskişehir’i Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü yapabiliriz. Eskişehir buna hazır. Şimdi Eskişehir’i yönetmeye talip olan, Büyükşehir Belediye Başkan adayımız ki kendisi de bir sanayici, sanayinin, yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve bütün bu süreçlerin Eskişehir’e ne kadar değer katacağını en iyi bilen insanlardan biri. İnşallah biz kendisiyle el ele vermek, omuz omuza Eskişehir’e hep birlikte hizmet etmek istiyoruz.” dedi.
Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy da fabrikayı Eskişehir’e kazandıran yatırımcılara teşekkür ederek, tekstilden gıdaya, otomotivden havacılık sektörüne kadar birçok alandaki ürünlerin Eskişehir’den dünyaya ihraç edildiğini anlattı.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, sanayide yenilenebilir enerji kaynaklarının önemine işaret ederek, “Eskişehir’de yaklaşık 1000 fabrika ile yaklaşık 100 bin çalışanımız var. Bu tür yatırımların Eskişehir’e gelmesinde lojistik imkanların gelişmiş olması, enerjiye erişim ve insan kaynağı önemli rol oynuyor.” ifadelerini kullandı.
Programda, Büyükelçi Liu, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli ve Haier Europe Üst Yöneticisi Yannick Fierling de katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, kurdeleyi işçilerle kestikten sonra pişirici ürünleri fabrikasını gezdi.
Açılışa, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ile diğer davetliler katıldı.
]]>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk-Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Dijitalpark Teknokent) Ataşehir Yerleşkesi Açılış Töreni’nde konuşan Kacır, bu açılışla İstanbul’un küresel finans teknolojileri sahnesinde parlayan bir merkez olma yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına imza attıklarını söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi işbirliğinde teknoloji ve inovasyon ekosistemlerine değer katan altyapıyı İstanbul’a ve Türkiye’ye kazandırdıklarına dikkati çeken Bakan Kacır, fikirlerin girişimciliğin toprağa ekilen tohumları gibi olduğunu, bu tohumların doğru teknoloji ve inovasyon ikliminde elverişli girişimcilik ekosistemiyle buluştuğunda, can suyu yatırımlarla sulandığında, ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın bereketli bahçesine dönüştüğünü anlattı.
Kacır, “İşte bu anlayışla daha güçlü, daha büyük, daha müreffeh ve tam bağımsız bir Türkiye’yi inşa ederken kurduğumuz teknoparklar, kuluçka merkezleri, TEKMER gibi yapılarla yenilikçi iş fikirlerinin ticarileşmesini mümkün kılacak teknoloji ve inovasyon altyapımızı büyütüyor ve güçlendiriyoruz.” diye konuştu.
“22 yılda teknoparkların sayısını 2’den 101’e çıkardık”
Kacır, girişimcileri, üniversiteleri ve yatırımcıları buluşturarak işbirliği imkanları oluşturduklarını vurgulayarak, kurdukları altyapıların bünyesinde teknoloji geliştirme yolculuğuna devam eden firmalara sundukları desteklerle, hızlandırma programlarıyla, girişimcilerin ölçeklenmesinde öncü rol üstlendiklerine işaret etti.
22 yılda gerçekleştirdikleri yatırımlarla girişimciler için girişimcilik ekosisteminin can damarı teknoparkların sayısını 2’den 101’e çıkardıklarını anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Teknoparklarımızı 90 binin üzerinde AR-GE personelinin çalıştığı ve 10 binden fazla teknoloji girişimine ev sahipliği yapan, yapay zekadan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere pek çok alanda ‘Milli Teknoloji Hamlesi’nin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekanlara dönüştürdük. Sayıları 1600’ü aşan AR-GE ve tasarım merkezleriyle de firmalarımızın AR-GE ve inovasyonu içselleştirerek katma değer odaklı ürün ve hizmetler sunmalarını destekliyoruz. Bu altyapılar kadar girişimcilik ekosisteminin önemli gündem maddelerinden biri de girişimlerin can suyu finansmana erişimi.
Hayata geçirdiğimiz Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR Programı gibi fonlar ve fonların fonu mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının teknoloji girişimciliği için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz. Bu fonların yanı sıra TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci (BİGG) Programı aracılığıyla, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, yüksek katma değer ve nitelikli istihdam potansiyeline sahip girişimlere dönüştürme sürecinin destekçisi oluyoruz.”
“Milyar dolar değerlemeyi aşan 7 Turcorn’a ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz”
Bakan Kacır, geçen yıl ilkini düzenledikleri TEKNOFEST Girişim yarışmalarıyla da dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivalinde takımların ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmelerini gururla ve heyecanla izlediklerini dile getirdi.
Kacır, tüm bu çalışmalarla 2002’de yalnızca 29 bin olan AR-GE personeli sayısını 272 binin üzerine çıkardıklarının altını çizerek, “Aynı dönemde AR-GE harcamalarımız, özel sektörün öncülüğünde 1,2 milyar dolardan yıllık 12 milyar dolara ulaştı yani 10 katına çıktı. 22 yıl önce ülkemizde bir yılda yapılan patent başvuru sayısı ancak 404 iken, bu koca memlekette günde ancak bir patent başvurusu yapılıyorken, bu sayı 8 bin 663’e yükseldi.” şeklinde konuştu.
Teknoloji girişimciliğinde başarı hikayeleri oluşturmanın uzun soluklu çaba sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri altyapının, oluşturdukları yatırım ikliminin ve girişimcilere sundukları finansman kaynaklarının meyvelerini almaya son dönemde başladıklarını ifade etti.
Kacır, “Milyar dolar değerlemeyi aşan 7 teknoloji girişimine, bizim tarifimizle Turcorn’a ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 7 Turcorn’umuzun 6’sının Bakanlığımız destekleriyle bu başarıyı yakalamış olması, oluşturduğumuz hedef odaklı destek mekanizmalarının başarısını, girişimcilik politikalarımızın istikametinin doğru yönde olduğunu teyit ediyor.” diye konuştu.
“Hedef 100 Turcorn, 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda yükselmesi”
Kacır, başarılı girişimcilik politikasının bir ayağını da girişimci dostu mevzuat düzenlemelerinin oluşturduğuna dikkati çekerek, ekosistemle işbirliği ve iletişim içinde, girişimcilerin ihtiyaçlarını göz önüne alarak hayata geçirdikleri mevzuat düzenlemeleriyle girişimcilerin, çalışanların yanında olmaya devam ettiklerini vurguladı.
Kovid-19’un ilk günlerinde teknoparklarda uzaktan çalışmaya imkan tanıyarak salgının girişimcilere etkisini en aza indirdiklerini dile getiren Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“Çalışanlarımıza önemli bir esneklik sağladık. Salgın sonrasında teknoloji dünyasının yerleşik pratiği haline gelen zaman ve mekan kısıtı olmadan nitelikli insan kaynağıyla buluşmasına imkan tanıyan esnek ve uzaktan çalışma modelini mevzuatımıza kalıcı olarak yerleştirdik. Uydu kuluçka merkezleriyle girişimcilerimizin pazara, mentörlük ve yatırım ağlarına erişimini kolaylaştırdık. Terzi usulü desteklerle Turcorn adayı firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlamak üzere hayata geçirdiğimiz Turcorn100 Programı’yla, yeni altyapılarla, finansman mekanizmalarıyla, girişim dostu mevzuat düzenlemeleriyle hedef, 2030 yılında Türkiye’den 100 teknoloji girişiminin milyar dolar değeri aşması yani 100 Turcorn, 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda yükselmesi.”
“İnanıyorum ki bu merkez, Turcorn yolculuklarında yeni bir sıçrama tahtası olacak”
Bakan Kacır, bugüne kadar Bakanlık tarafından 216 milyon lira destek sağlanan İstanbul-Çekmeköy Yerleşkesi Projesi’nin kısa sürede sunduğu altyapı ve hizmetlerle girişimciler için çekim merkezine dönüştüğünü söyledi.
Kacır, “24 bin metrekare kiralanabilir alana sahip bu merkezimizle de girişimlerimize finans sektörüyle yakın işbirliği içerisinde inovatif ürün ve çözümler geliştirme olanağı sağlıyor olacağız. İnanıyorum ki bu merkez, girişimlerimizin doğru ürünü doğru pazarla buluşturma arayışlarına ivme katacak, Turcorn yolculuklarında yeni bir sıçrama tahtası olacak. 2030 yılında 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimi hedefimize daha güçlü, daha kararlı yürüyeceğiz.” şeklinde konuştu.
“Üniversitelerin yaptığı her katkı bu şehre değer katıyor”
İstanbul Valisi Davut Gül, bu merkezle Rize ile İstanbul’daki üniversiteler arasındaki mesafenin avantaja çevrildiğini dile getirerek, üniversitelerin yaptığı her katkının bu şehre değer kattığını vurguladı.
Dijitalpark Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Bayraktar da süreçte emeği geçen herkese teşekkür ederek, ilk kez Türkiye’de İstanbul’da bulunan bir üniversiteyle Anadolu’daki bir üniversitenin işbirliğiyle Dijitalpark Teknokent kurulduğuna dikkati çekti.
Bayraktar, “Anadolu’da bir üniversitenin kendi bölgesi dışında faaliyet sürdürmesinin zor olduğunu biliyoruz ama bizim, lokomotif sektörlerin eğitim camiası, siyaset camiası, iş dünyası İstanbul’da olduğuna göre, İstanbul’da bir mutlaka bir bağ kurmanız gerekiyordu.” diye konuştu.
Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin de 100’ü geçen teknoparkların Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkış vizesi olduğunu belirterek, “3 yıl önce İstanbul Çekmeköy’de ve Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi kampüs alanında faaliyete geçirdiğimiz Dijitalpark Teknokent, an itibarıyla yazılım ve bilişim başta olmak üzere toplam 166 teknoloji tabanlı yerli ve yabancı girişime ev sahipliği yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Törene Bakan Kacır’ın yanı sıra eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve milletvekilleri de katıldı.
]]>Kacır, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, öğrencilerin Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı merakla beklediğini ifade etti.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu ilan ettiklerinde, Gezeravcı’nın dönüşünde 81 ili ziyaret edeceğinin sözünü verdiklerini dile getiren Kacır, bu programlarla astronotu, başta üniversiteliler olmak üzere öğrenciler ve gençlerle buluşturmayı amaçladıklarını vurguladı.
Kacır, Gezeravcı’nın ilk programının Konya’da yapıldığına dikkati çekerek, gösterilen ilgiden çok memnun olduğunu belirtti.
“Türkiye’nin ilk milli muharip uçağı KAAN kanatlandı”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Milli Teknoloji Hamlesi’nin başlatıldığını anımsatan Kacır, şöyle konuştu:
“Dün, bu yolculuğun çok önemli kilometre taşlarından birine gururla, iftiharla şahitlik ettik. Gün, hafta geçmiyor ki milletimizin evlatları, bilim insanları, mühendisleri, teknisyenleri göğsümüzü kabartacak yeni bir projeyi hayata geçirmesin. Dün, Türkiye’nin ilk milli muharip uçağı KAAN kanatlandı. Türk’ün çelik kanatları, gökyüzüyle buluştu. Allah’ın izniyle bir yandan insansız hava araçlarımızla, Bayraktar’la, Anka’yla, Aksungur’la, Akıncı’yla, Kızılelma’yla Anka 2, Anka 3 ile Bayraktar TB3 ile çıktığımız, bir yandan Hürkuş’la, Hürjet’le sürdürdüğümüz, Atak, Atak 2 ile Gökbey’le devam ettirdiğimiz ve KAAN’la taçlandırdığımız milli havacılık yolculuğumuz yoluna devam edecek. Türkiye, gökyüzüne mührünü vurdukça inşallah hep birlikte şahit olacağız ki dünyaya adalet ve merhamet yeniden gelecek.”
Kacır, bir yandan savunma sanayi projelerini ilerletirken diğer yandan da milli teknoloji hamlesini hızlandırma çabası içinde olduklarını anlattı.
Savunma sanayisindeki başarının bir benzerini uzay alanında gerçekleştirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Kacır, “2018’de Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye Uzay Ajansını kurdu. Bu ajansla birlikte bizlere bir görev verdi. ‘Milli Uzay Programı’nı hazırlayacaksınız. Türkiye’yi uzay yarışında en önde olan ülkeler arasına dahil edebilecek işler ortaya koyacaksınız. Bu işleri on yıl içerisinde adım adım gerçekleştireceğiz ve ben de bütün irademle bu işleri himaye edeceğim’ dedi. Bizler de tüm ekibimizle ve tüm paydaşlarımızla birlikte o gün bugün Milli Uzay Programı’nı gerçekleştirmek için çalışıyoruz.” diye konuştu.
“İddiamızı haberleşme uydularında da ortaya koyma çabası içindeyiz”
Kacır, Türkiye’nin uzay sistemlerinde önemli tecrübeye sahip olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğumuz boyunca uydu sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirme konusunda çok önemli kazanımlar elde ettik. Bugün Türkiye görüntüleme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen, sadece uyduları değil bunların kritik alt sistemlerini, elektro-optik kameralarını yerli ve milli olarak geliştirebilen ve üretebilen bir ülkedir. Bu şüphesiz bir günde olmadı. Yirmi yıl önce ortak üretim projesiydi Türksat uydusu. O projeyle Türkiye’de yerlileşme adımları hızlandı. Sonra RASAT uydusunu yerli olarak üretmeyi nasıl başardık? Göktürk uydusunu yerli ve milli olarak geliştirdik, ürettik. Nihayetinde yüksek çözünürlüklü, metre altı çözünürlüklü görüntüleme uydumuz İMECE’yi yerli ve milli olarak Türk bilim insanlarının, mühendislerinin alın ve akıl teriyle geliştirdik, ürettik ve geçtiğimiz yıl uzaya gönderdik. Sadece görüntülemede değil, iddiamızı haberleşme uydularında da ortaya koyma çabası içindeyiz.”
“En gelişmiş teleskoplardan birini Doğu Anadolu Gözlemevi’nde inşa ediyoruz”
Milli Uzay Programı ile hedefleri gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Kacır, şunları kaydetti:
“Bölgemizin en gelişmiş teleskoplarından birini Doğu Anadolu Gözlemevi’nde Erzurum’da inşa ediyoruz. Dört metre çapında bir teleskop kuruyoruz. İnşallah yakında Doğu Anadolu Gözlemevi’mizi de devreye alacağız ve uzay araştırmaları için Türkiye’ye çok önemli bir kazanım daha getirmiş olacağız. Milli Uzay Programı’nın bütün hedefleri Türkiye’nin istiklali ve istikbali için dikkatle hazırlanmış projelerden oluşmaktadır. Kim ne derse desin bu hedefleri milletimiz adına gerçekleştirmek için canla başla devam edeceğiz.”
]]>Kacır, Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Prototipleme Merkezi’nin (AKİTEK) açılışında, sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesiyle, kritik teknolojileri milli olarak geliştiren, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunan politikaları hayata geçirdiklerini söyledi.
Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobil Togg’la 60 yıl öncesinin devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdüklerini vurgulayan Kacır, “Önümüzdeki dönemde kamu öncülüğünde yürüteceğimiz etkin sanayi politikalarıyla ülkemiz için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.
Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz.” diye konuştu.
Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makinelerinin artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağladığını aktaran Kacır, böylece su ve enerji tüketiminin en aza indirildiğini dile getirdi.
“Destek programları uygulamaya devam ediyoruz”
Kacır, son 22 yılda üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün, birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardığını belirterek, şöyle konuştu:
“Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi, 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik.”
Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladıklarını aktaran Kacır, “TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesiyle 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık.” ifadesini kullandı.
Konyalı tarım makineleri üreticilerinin Türkiye genelinde hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri imalatında birinci, traktör, pulluk ve su pompası üretiminde ise ikinci konumda olduğuna değinen Kacır, traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahip olduklarına dikkati çekti.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Kacır, Konya’da kurulan AKİTEK ile KOBİ’lere kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapı sunulduğunu dile getirdi.
Üniversite-sanayi işbirliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunun gerçekleştirileceğini anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. Bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin, başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız.”
AKİTEK’i gezen Kacır ve beraberindekiler, daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi Kapsül Teknoloji Platformu’nu ziyaret etti, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
]]>Kacır, birtakım programlara katılmak için geldiği kentte önce Konya Valiliğini ziyaret etti.
Burada Valilik şeref defterini imzalayan Kacır, ardından Vali Vahdettin Özkan ve il protokolüyle toplantı yaptı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı da ziyaret eden Kacır, Konya Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı Mali Destekleri Protokol İmza Töreni’ne katıldı.
“Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine emin adımlarla ilerliyoruz”
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, Konya’da 2024’te, toplam bütçesi 128 milyon lira olan 22 projeyi hayata geçireceklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 22 yıldır büyük ve güçlü Türkiye’ye doğru emin adımlarla yürürken, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla ülkeyi küresel üretim ve inovasyon üssü haline getirdiklerini ifade eden Kacır, “Hayalden gerçeğe dönüşen sayısız projeye, sayısız esere hep birlikte imza attık ve şimdi Türkiye Yüzyılı’nı milli teknoloji hamlesiyle taçlandırarak, tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine emin adımlarla ilerliyoruz.” dedi.
Kacır, yatırım, istihdam, üretim, ihracat yoluyla büyüme üzerine kurulu ekonomi yaklaşımından taviz vermeden milletin refahını yükseltme ve devleti güçlendirme mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Organize sanayi bölgelerinde çalışan sayımızı 415 binden 2 milyon 600 bine, ihracatımızı 36 milyar dolardan 255,8 milyar dolara, Ar-Ge harcamalarımızı 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara, Ar-Ge personeli sayımızı 29 binden 272 bine çıkardık. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, demir-çelik, çimento üretiminde Avrupa’da lider Türkiye’yi inşa ettik. Silahlı kuvvetlerinin kullandığı piyade tüfeğini dahi üretemeyen, savunma envanteri neredeyse tümüyle dışa bağımlı Türkiye’yi, 22 yılda kendi insansız hava araçlarını, artık evet dünkü uçuştan sonra gururla söylüyoruz ki; savaş uçağını, uçak gemisini, uydularını yerli ve milli imkanlarla üretebilen ve geliştirebilen bir ülke konumuna taşıdık. 60 yıllık hayalimiz, yerli ve milli otomobilimiz Togg’u ürettik ve aziz milletimizin hizmetine sunduk. İnsanlı ilk uzay bilim misyonumuzu gerçekleştirdik.”
“81 ilimize çağ atlatmaya devam ediyoruz”
5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirme hedefiyle yollarına devam ettiklerini aktaran Kacır, “272 bin kişilik Ar-Ge ordumuzla, milyonlarca gencimizin akın ettiği Teknofest’lerde doğan, teknoparklarda büyüyen binlerce teknoloji girişimiyle, rekabet gücü yüksek sanayimizle ‘Vakit Türkiye vaktidir’ diyoruz. 81 ilimize çağ atlatmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Bakan Kacır, büyüme ve kalkınma yolculuğunda Konya’nın kendileri için müstesna bir yere sahip olduğuna değinerek, kente değer katan yatırımları anlattı.
Son 22 yılda 263 milyar lira tutarında 5 bin 28 yatırım için teşvik belgesi düzenlediklerini, 83 bin 469 nitelikli istihdamın önünü açtıklarını vurgulayan Kacır, kalkınmanın sac ayaklarından biri sayılan KOBİ’lere can suyu olmaya devam ettiklerini dile getirdi.
Kacır, 22 yıl önce 200’den az KOBİ KOSGEB desteklerinden faydalanırken, bu sayıyı 4,9 milyar liranın üzerinde bir destekle 38 bin 500’e çıkardıklarını belirtti.
Konya’da yürütülen projeler
Planlı sanayileşme hamlesiyle Konya’yı sanayide öncü bir şehir haline getirdiklerini aktaran Kacır, TÜBİTAK özel sektör, Ar-Ge ve bilim insanı destek programlarıyla 1279 proje ve 2007 bilim insanına 3,8 milyar lira destek sağladıklarını söyledi.
Kacır, Mevlana Kalkınma Ajansı ve Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi tarafından desteklenen projelerle Konya’nın tarihi ve doğal güzelliklerini korumanın yanında zengin kültürel mirasını ekonomik değere dönüştürdüklerini ifade etti.
Konya’nın toprağının daha verimli kullanılmasına yönelik projeler geliştirdiklerini belirten Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün imza atacağımız 22 proje kapsamında kuracağımız modern sulama sistemleri ve seralar, sağlayacağımız makine ve ekipman destekleri, eğitim ve yayım faaliyetleriyle şehrimizde tarım ve hayvancılıkta kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı vereceğiz. Çiftçinin ambarı artık sabanın ucunda değil. Medeniyet harcını erenlerin kardığı, hoşgörü diyarı, Anadolu’nun kadim hafızası Konya’ya eser kazandırmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz. İnşallah Konya, Anadolu’daki varlığımızın, birliğimizin, dirliğimizin sembolü olduğu gibi Türkiye Yüzyılı’nın da teminatı olacaktır.”
Vali Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Altay ve KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Murat Karakoyunlu da konuşma yaparak, protokolün bölge ve ülke için hayırlı olmasını diledi.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kacır ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sektör çalışanları ve üniversite öğrencilerini bir araya getirmeyi hedefleyen “Sektör Kampüste Programı” kapsamında işbirliği protokolünü imzaladı.
Protokolle, Bakanlık ve YÖK Başkanlığı öncülüğünde, gelişen teknolojilere yönelik ihtiyaç duyulan yetkinlikleri uygulamalı çalışmalarla geliştirmek için iş dünyası ile iç içe bir eğitim modelinin geliştirilmesi, iş dünyasının üniversiteye dahil edilmesi, firma ve üniversitelerin karşılıklı olarak gelişimlerine katkıda bulunulması hedefleniyor.
Bakan Kacır, imza töreninde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı”nı inşa ederken, kritik teknolojilerde “tam bağımsızlık” amacına emin adımlarla yüründüğünü, Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek için insan kaynağını harekete geçirdiklerini ifade etti.
Gençlerin önlerindeki engelleri kaldırarak, onlara yönelik araştırma desteklerinden bilim merkezlerine, burslardan festivallere kadar bilimi ve teknolojiyi daha yakından tanımalarını yönlendirecek adımlar attıklarını bildiren Kacır, TEKNOFEST ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri’yle gençlerin bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıldığını kaydetti.
Kacır, bilim merkezlerine yönelik desteklerle bilim kültürünü yaygınlaştırıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek, gençlerimize gelişen teknoloji yetkinliklerini hızla kazandırmak amacıyla araştırma, geliştirme ve inovasyona liderlik eden firmalarımızla üniversitelerimiz arasında köprüler kurduğumuz ‘Sektör Kampüste Programı’nı hayata geçiriyoruz. Gençler; blokzincir, yapay zeka, bulut bilişim, dijital dönüşüm, ileri imalat gibi konularda kendi alanlarının öncü teknoloji firmaları ve sektör profesyonelleriyle buluşacak.”
Yenilikçi öğrenme imkanı
Gençlere, sektör liderlerinden aldıkları derslerle, ileri teknolojilerdeki son eğilimleri, iyi uygulama örneklerini ve yenilikçi projeleri öğrenme imkanı sunduklarına işaret eden Kacır, öğrencilerin staj olanakları ve işbirliği projeleriyle edindiği teorik bilgileri, pratik deneyimlerle harmanlamalarına destek olduklarını belirtti.
Kacır, teknoloji üreten ve teknolojiyi en iyi kullanan firmalara da birikimlerini üniversiteler ve gençlerle paylaşma imkanı sunduklarını ve böylece ülkenin nitelikli insan kaynağını ve beşeri sermayesini güçlendirdiklerini ifade etti.
Üniversitelerin de bu işbirliğinde, öğrencilere sundukları eğitim olanaklarını yenilikçi bir modelle zenginleştirmek üzere çok önemli bir inisiyatifi üstlendiklerini bildiren Kacır, ilk uygulamasını 2022-2023 döneminde devreye aldıkları programda 36 farklı ders içeriğini 1500’ü aşkın öğrenciyle buluşturduklarını ifade etti.
Kacır, gelinen noktada ASELSAN, Arçelik, Baykar, Cezeri, TUSAŞ, Turkcell, TÜBİTAK, Türksat gibi alanlarında öncü onlarca firma ve kurumun, 84 üniversiteden on binlerce öğrencinin faydalandığı devasa bir üniversite-sanayi işbirliği platformunun temellerini atabilme noktasına geldiklerine dikkati çekti.
En büyük yatırımı insan kaynağına yapmaya devam edeceklerini belirten Kacır, “İnanıyorum ki gençlerimiz de Milli Teknoloji Hamlesi’ni en üst düzeyde sahiplenmeye devam edecekler. Onların katkılarıyla büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahitlik edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde, Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nu gerçekleştiren ülkenin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da bir seminer programıyla öğrencilerle buluşacağı bilgisini verdi.
Böylece gerçekleştirdikleri uzay misyonu ve insanlı uzay araştırmalarının gençlerin yakından bilgi sahibi oldukları alanlar olacağına işaret eden Kacır, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dönemde nice insanlı uzay misyonunu hazırlayacak insan kaynağının yetişmesine TUA’nın koordinasyonuyla, İTÜ’nün ev sahipliğiyle gerçekleşecek bu seminer programı da önemli katkılar sunacak. Türkiye’nin araştırma, geliştirme, inovasyon ekosistemini üniversiteler ve gençlerin emrine amade hale getirmeye dönük adımlar atmayı çok önemsiyoruz. Her bir gerçekleşen milli projenin kazanımının Türkiye’nin beşeri sermayesine sunduğu katkı olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz ortak çalışmalar da bu süreci bugünkünden de çok daha ileri bir noktaya taşıyacak.”
“Sektörler nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilecek”
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar da protokolle, iş dünyası ve sektörlerin talepleri doğrultusunda, üniversitelerde seçmeli derslerin açılabileceğini ve bu derslerin verilmesinde Bakanlığa bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarda görev yapanlar veya sektör kuruluşlarından alanında uzman kişilerin görev alabileceğini bildirdi.
Bu şekilde, üniversite-sektör işbirliği açısından bir başka somut adımı atacaklarını belirten Özvar, şu ifadeleri kullandı:
“Üniversite-sektör iş birliği sayesinde üniversite öğrencileri, daha eğitim sürecinde, sektörel gelişmelere ve dinamiklere vakıf olabilecektir. Bu şekilde, hem mezunlarımızın istihdam piyasasına daha hazır bir şekilde girebilmesi hem de sektörlerin ihtiyaç duydukları nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilmeleri mümkün olacaktır.”
]]>Kacır, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflere ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.
Son yıllarda uzay alanında önemli kazanımların elde edildiğini belirten Kacır, 2018’de Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulması ve 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Milli Uzay Programı’nın ilan edilmesiyle uzay çalışmalarının ön plana çıktığını vurguladı.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın 19 Ocak’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilerek, ilk kez insanlı uzay operasyonlarında yer alındığını ve bu alanda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını aktardı.
Türkiye’nin uzay çalışmalarında çok sayıda uydu ve roket projesinin bulunduğunun altını çizen Kacır, uydu üretiminde birçok yerli firmayla çalışıldığını ifade etti.
“Yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır”
Mehmet Fatih Kacır, TÜRKSAT’ın haberleşme uyduları ile GÖKTÜRK uzaktan algılama uydularının sabit yörüngede hizmet verdiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“Kendi ürettiğimiz TÜRKSAT 6A uydusunun 2024 yılı içinde fırlatılıp yörüngesine yerleştirilmesi planlanmaktadır. 2017 yılında başlanan metre altı çözünürlüğe sahip yerli ve milli ilk gözlem uydusu İMECE Projesi vasıtasıyla ise sıfırdan yer gözlem uydusu ve yer istasyonu alt sistemlerini tasarlayıp üretebilecek kabiliyete sahip ülke konumuna gelinmiştir. Ayrıca gelecekteki gözlem ve haberleşme uydularının yurt içinde üretilmesine yönelik kritik bir altyapı olan Uydu Montaj, Entegrasyon ve Test Merkezi kurulmuştur. Önümüzdeki dönemlerde küp uydu geliştirme faaliyetlerine devam edilmesi de planlanmakta, uydu itki sistemleri ve diğer alt sistemler üzerine yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır.”
Yerli uyduları uzaya çıkaracak bağımsız ve yerli fırlatma sistemlerinin tasarlanmasına yönelik yurt içi ve yurt dışı ortaklıklar üzerinden çalışmaların sürdüğünü aktaran Bakan Kacır, Milli Uzay Programı kapsamındaki “Ay Projesi” için gerekli yerli ve milli Hibrit İtki Sistemleri, uçuş bilgisayarı ve çeşitli yerli uydu ekipmanlarının tasarımına, geliştirilmesine devam edildiğini bildirdi. Mehmet Fatih Kacır, gözlem ve haberleşme uydu projelerinde elde edilen bilgi ile tecrübenin “Ay Projesi”ne taşınacağını kaydetti.
Uzay Havası Uygulama Merkezi’nin bu yıl içerisinde kurulmasının öngörüldüğünü ifade eden Kacır, yerli ve milli kaynakların verimli, etkin kullanılması amacıyla TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’nin entegre edilerek tek bir ulusal araştırma alt yapısı haline getirildiğini belirtti.
Uzay Kanunu vurgusu
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, uzay farkındalığını artırmak, insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla TEKNOFEST, bilim şenlikleri, kariyer fuarları gibi proje ve etkinliklerde çalışmalar yapıldığını, çeşitli illerde gökyüzü gözlemlerini kolaylaştırmak için “Karanlık Gökyüzü Parkları”nın inşasına başlandığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığının programı kapsamında Türkiye Uzay Ajansı tarafından uzay konusunda ihtiyaç görülen alanlarda eğitim almaları için yurt dışına öğrenci gönderildiğini bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Öncelikli hedeflerimiz, uzaya uydu sistemleri götürebilecek roket sistemleri vasıtasıyla uzaya bağımsız erişim sağlamak ve uzay limanı kurma projesidir. Önümüzdeki dönemde insanlı uzay araştırmaları, uzay keşifleri, uzay istasyonları gibi bütün değer zincirinde daha fazla rol üstlenebilmek amacıyla Türk sanayi ve teknoloji ekosisteminin güçlü şekilde desteklenip yönlendirilmesine devam edilecektir. Bu bağlamda; Türkiye’de uzay alanında uluslararası bir çalıştay düzenlenmesi, TUA’nın uzun vadeli programlar başlatmasına imkan tanıyacak düzenlemeleri kapsayacak bir uzay kanununun TBMM’ye sunulması ve Ankara’da bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulması da planlanmaktadır. Ülkemizin, Milli Uzay Programı kapsamında 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediği önemli projeleri bulunmaktadır. Uzay teknolojisi alanındaki çalışmalara yoğun bir şekilde devam edilerek, önümüzdeki 10 yıl içerisinde bölgede ve dünyada uzay ekosisteminin önemli oyuncularından biri olunması hedefine doğru kararlı adımlarla ilerlenmektedir.”
]]>Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapabilmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gayret gösterdiklerini söyledi.
Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna büyük bir coşkuyla devam edildiğini dile getiren Kacır, “Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını, yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknoloji sistemlerini dünyaya rekabetçi şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur.” şeklinde konuştu.
İnsansız hava araçlarında Türkiye’nin bugün dünyada bir numara olduğunu vurgulayan Kacır, bu ülkenin, milletin, devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarının alın, akıl teriyle, emeği, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştirildiğini ve güvenlik güçlerine teslim edildiğini belirtti.
Kacır, Türkiye’nin, savuma sanayisinde tarih, destan yazdığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Şimdi Türkiye’nin başarılarını bütün dünya konuşuyor. Bütün dünya yakından takip ediyor. Dostlarımız güven duyuyor, itimat duyuyor, huzur hissediyor. Hasımlarımız kıskanıyor, endişeye kapılıyor ama daha gidecek çok yolumuz var. Allah’ın izniyle hem savunma sanayisi hem sanayinin diğer alanlarında önümüzdeki dönemde daha büyük işlere hep birlikte imza atacağız. İşte bugün geldiğimiz nokta itibarıyla kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık, sildik attık.”
Kacır, sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorunda olduklarını, mücadelenin sınır ötesine taşındığını ve sınırların ötesinde kurulmaya çalışılan terörist haritalarını yırtıp attıklarını söyledi.
“İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli ve önemli”
Mehmet Fatih Kacır, teknolojik bağımsızlık olmadan ekonomik bağımsızlığın mümkün olmadığını belirterek, “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık mümkün değil. Yüz yıl önce tam bağımsızlık iddiasıyla kurduğumuz Cumhuriyet’imizi ancak teknolojik bağımsızlıkla geleceğe taşıyabiliriz. Bunu sadece savunma sanayisinde başarmamız yetmez, teknolojinin bütün alanlarında tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun tamamlandığını hatırlatan Kacır, bu milletin çocuklarının, başka milletlerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalin kalmadığını dile getirdi.
Türkiye’nin bugün sadece insansız hava araçlarında bir numara olmadığını, güneş paneli, ticari araç ve beyaz eşya üretiminde Avrupa’da çok önemli konumda olduğunu anlatan Kacır, bugün 255 milyar doları aşan ihracatıyla ülkenin dünyanın önemli bir üretim üssü olmayı başardığını vurguladı.
Bakan Kacır, hiçbir başarının tesadüf olmadığına, tüm bunların 22 yıla varan gayretin, emeğin, çabanın bir sonucu olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’yi bir üretim ülkesi haline getirdiklerini, Şebinkarahisar’ın da bu üretim kervanında daha güçlü şekilde rolünü alması gerektiğini söyledi.
Giresun’da yaptıkları yatırımları aktaran Kacır, Şebinkarahisar’ın da eğitim ve üretim hamlesini gerçekleştirmek için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.
Kacır, algı siyaseti yapanların değil, hizmet siyaseti, eser yapanların yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Taş üstüne taş koyanlara inanıyorum ki Şebinkarahisarlılar destek vermeye devam edecektir. Sadece Şebinkarahisar’da değil, tabii burada, yaşadığımız bu güzel şehirde, İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli, çok önemli. İstanbul’un kaybedecek bir dakikası daha kalmamıştır. İstanbul çok hızlı şekilde depreme hazırlanmak durumundadır. Bu hazırlıkları en iyi şekilde gerçekleştirmek, yüz binlerce yeni, güvenilir, sağlam konutu inşa etmek durumundayız. Bu şehrin trafik sorununu çözmek için yeni metrolar yapmalıyız. Bütün bunlar, açılış törenleri yapacağımız projelere imza atmakla olur, değil mi? Açılışını iptal etmek üzere bir araya geldiğimiz törenlerle olmaz. İnşallah, önümüzdeki dönemde nice projeleri, nice eserleri, bu şehre kazandıracak belediye başkanlarımızı, hem ilçelerimizde hem İstanbul’umuzda seçeceğiz.”
]]>Mehmet Fatih Kacır, Acıbadem Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu Projesi Tanıtım Toplantısı ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) Açılış Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, etkinlikte yaptığı konuşmada, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin yeni bir çağın başlangıcının kapısını araladığını belirterek, 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan bu sürecin insanlığın gelişimi ve refahını desteklemenin yanı sıra, yeni zorlukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte “Milli Teknoloji Hamlesi” ile kendi özgün yol haritasını hayata geçirdiğini aktaran Kacır, “Kritik teknolojilerde ‘Tam Bağımsız Türkiye’ anlayışıyla teknolojide öncü bir ülke olma iradesini gösteriyoruz. Bilimin, teknolojinin ve refahın sadece birkaç ülke veya şirketin elinde asimetrik şekilde toplanmasının karşısında duruyoruz.” dedi.
Kacır, insanlık yararına bilim ve teknoloji yaklaşımıyla, milli ve özgün teknolojik ürünler geliştirmeyi sadece milletin değil tüm insanlığın huzur ve refahı adına önemli bir araç olarak gördüklerini ifade ederek, “İnsan genom projesinin tamamlanması sonrasında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemleri ile yapay zeka, artırılmış gerçeklik, büyük veri ve analitik, robotik gibi bilgi teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımının yaygınlaşması; vatandaşlarımızın maliyet etkin ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişim imkanı sunuyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlıktaki dönüşümü göğüslerken AR-GE, inovasyon kabiliyeti, nitelikli insan kaynağı ve güçlü sağlık altyapısı gibi önemli avantajlara sahip olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güçlü sağlık altyapımızı, AR-GE ve inovasyon yetkinliklerimizle buluşturarak küresel ölçekte ürün, teknoloji ve hizmet geliştirmenin önünü açacak kritik politika ve proje önerileri belirledik. Klinik ve bilişim teknolojilerindeki patent sayılarını, AR-GE harcamalarını ve sağlık alanındaki girişimlerin sayılarını artırmayı kendimize hedef olarak koyduk. İlaç, tıbbi cihaz ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerlileştirme hamlemize hız verdik.
Sadece 2023 yılında sağlık sektöründe 315 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek 55 milyar liranın üzerinde yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 9 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyarı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz. TÜBİTAK destek programlarımızda AR-GE ve yenilik konu başlıkları altında sağlık sektöründe pek çok alanda çalışmalara öncelik veriyoruz.”
“27 teknoloji merkezimizin 15’i yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor”
Bakan Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında son 22 yılda sağlık alanında 9 binden fazla projeye ve 15 binden fazla kişiye toplam 40 milyar lira destek sağladıklarını dile getirdi.
KOSGEB destekleriyle hayata geçen teknoloji merkezlerinin sağlık alanında teknoloji geliştirme kabiliyetlerine son dönemde önemli bir ivme kattığını belirten Kacır, “27 teknoloji merkezimizin 15’i sağlık girişimlerine ev sahipliği yaparak yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor.” dedi.
Kacır, Acıbadem Üniversitesinin sahip olduğu bilgi birikimi ve enerjisini sağlık teknolojilerinde faaliyet gösteren girişimci ve işletmelere aktarmasını sağlayacak bir projenin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Girişimcilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak tasarlanan altyapı, şimdiden 25 teknoloji girişimimize ev sahipliği yapıyor.
TEKMER bünyesinde yer alan girişimlere sağladığımız vergisel avantajlarla girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz. İnanıyorum ki burada kurduğumuz altyapı önümüzdeki yıllarda sağlık alanında Turcorn’larımızın adresi olacak. Yenilikçi ürün ve hizmetlerin ticarileştirmeleri için uygun platform sunarken 85 milyonumuzu daha nitelikli sağlık hizmetiyle buluşturmamızı sağlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturuyoruz”
Bakan Kacır, önleyici sağlık hizmet kapasitesini güçlendirerek evlilik öncesi ve yeni doğan tarama programlarının kapsamını Sağlık Bakanlığı öncülüğünde genişlettiklerini aktardı.
Risk grubundaki bireylere genetik danışmanlık hizmetleri sunarak onların bilgi ve bilinç düzeyini yükselttiklerini kaydeden Kacır, “SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınan tüp bebek tedavisiyle; hasta veya taşıyıcı çiftlerimizin sağlıklı bebeklerini kucaklarına almalarına imkan sağlıyoruz.” dedi.
Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirdiğimiz ‘İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA’ projesi bünyesinde hayata geçirdiğimiz çalışmalarla da bireylerin nadir ve tanısız hastalıklardan kaynaklanan sosyal ve fiziksel dezavantajlı durumlarının etkilerinin azaltıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturduklarını aktaran Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansımızla bugüne kadar 28,5 milyon lira destek sağladığımız İSTisNA projesi nadir hastalıklar alanında kabiliyetlerimizi güçlendirmenin yanında İstanbul’u, Orta Doğu ülkeleri, Türk Devletleri ve Balkan ülkeleri gibi yakın coğrafya için nadir hastalıklar alanında danışmanlık alınabilecek bir referans ve çekim merkezi haline getirecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın teşrifiyle 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü dolayısıyla gerçekleştirilen “Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği ve Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi Açılış Programı”na katıldı.
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, geçen hafta vefat eden mütefekkir ve yazar Alev Alatlı’yı andı.
Alatlı’nın haktan yana durduğunu, hakikatten yana olduğunu vurgulayan Kacır, “Son nefesine kadar fikirlerini sonraki kuşaklara aktarmak adına çalışan, bizlere ardında güçlü kültürel bellek ve önemli bir fikri miras bırakan kıymetli yazarımızın adıyla yaşayacak bilim merkezi projesinin gelecek nesiller adına anlamlı olacağına inanıyorum.” diye konuştu.
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunun temelinin bilimsel çalışmalar olduğuna işaret ederek, son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attıklarını söyledi.
İnsanlığı yeniden adaletle ve merhametle buluşturabilmek için güçlü Türkiye’yi, zengin düşünce ikliminde, bilimde, araştırmada, teknolojide çığır açan bilim insanlarının katkılarıyla yükselttiklerini vurgulayan Kacır, şu değerlendirmede bulundu:
“Bazılarınca sadece elitlere açık olsun istenen bilim yolculuğunun kapılarını milletimizin her bir ferdine açıyoruz. 2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yüksek öğretimle buluşturuyoruz.”
Kacır, aynı dönemde ülkedeki bilimsel yayın sayısının da yükseldiğine dikkati çekerek, bilimsel üretim konusunda nicelik olarak değil, nitelik olarak da belirgin gelişmeler kaydettiklerini dile getirdi.
“AR-GE harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırdık”
Araştırmacıların uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer aldığını belirten Kacır, şunları kaydetti:
“AR-GE harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken patent başvuru sayımızı 414’ten 8 bin 663’e çıkardık. TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanına ve öğrenciye destek verdi. Bu rakamlar tesadüf değil. Bu muazzam gelişmenin ardında ülkesinin 10 yıllar boyunca vasata mahkum edilmesine itiraz eden, bu toprakların evlatlarının önlerini açarak dünyanın en iyi bilim ve teknoloji projelerine imza atmasını sağlayan sağlam irade var. Dünyanın gıptayla izlediği bu ilerlemenin arkasında, milletinin evlatlarının birini diğerinden ayırmayan, kadınıyla erkeğiyle, doğulusuyla batılısıyla taş üstüne taş koyan, alın terini akıl terine katan herkesin elinden tutan güçlü liderlik var.”
Kacır, kimseyi geride bırakmadan, milletin her bir ferdinin bilim ve teknoloji yolculuğuna katılmasını teşvik etmeye devam ettiklerini anlattı.
Bilimde kadının rolünün kalkınma yolculuğunun anahtarı olacağını vurgulayan Kacır, şunları söyledi:
“Tarih boyunca çok sayıda kadın bilim insanı, önlerine çıkan türlü engellemelere rağmen bilimsel çalışmaları ve buluşlarıyla insanlığa katkılar sundu. Hayat kurtaran ilaçlardan, keşfedilen yeni elementlere çok sayıda gelişmeyi kadın bilim insanlarına borçluyuz. Türkiye olarak, kadın bilim insanlarımızın değerini biliyor, bilim ve teknoloji yolculuğumuzda onlarla yürüyoruz. Kadınlarımız, bilimde ve teknolojide pek çok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edilmekte ve başarılara imza atmakta.”
TÜBİTAK aracılığıyla kadın araştırmacılara destek
Kacır, kadınların çalışkanlıklarıyla Türkiye’nin insansız hava araçlarında dünya lideri olmasında, yerli ve milli otomobilini milletin hizmetine sunmasında, Antarktika’da Türk bayrağının dalgalandırılmasında büyük pay sahibi olduklarını dile getirdi.
Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınların yetenek ve üretkenliklerinin önünü açtıklarını vurgulayan Kacır, “Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik.” dedi.
Kacır, TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yerinin, gelecek adına kendilerini umutlandırdığını belirterek, TEKNOFEST’i düzenledikleri ilk yıl olan 2018’de sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranının, 2023’te yüzde 40’a ulaştığını bildirdi.
“Bilim merkezlerimizdeki 10 milyondan fazla çocuğumuzdan umutluyuz”
Yarını beklemeden, bugün ve hemen şimdi Türkiye’nin kızlarının bilimde ve teknolojide engel tanımayan çabalarının, sınırları aşan hayallerinin yanında olmaya devam edeceklerini belirten Kacır, ülkenin küresel bir üretim üssüne dönüşürken Milli Teknoloji Hamlesi’nde gençlerle yol arkadaşı olmayı sürdürdüklerini ifade etti.
Kacır, uzaya yönelik çalışmalara da değinerek, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği ‘Uzay Bilim Misyonu’muzun bilimsel çabalara sunacağı katkıların ötesinde, en değerli etkisi ay yıldızlı bayrağımızı Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki Türk astronotun üzerinde gören gençlerimize ve çocuklarımıza kazandırdığı öz güvendir. Artık Türk çocuklarının ‘Bunları ancak başka milletler yapabilir.’ diyerek kurmaktan vazgeçecekleri hiçbir hayal yoktur. Bilimle tanışmak, keşif yolculuğuna çıkmak üzere bilim merkezlerimizde ağırladığımız 10 milyondan fazla çocuğumuzdan umutluyuz. Bilim olimpiyatlarında aldıkları madalyalarla, uluslararası proje yarışmalarında elde ettikleri derecelerle göğsümüzü kabartan gençlerimizden beklentimiz büyük. Merkez, Ankara’mızın çocuklarının bilimle tanıştıkları bir merkez olacak. Kurduğumuz merkezimiz, Alatlı’nın ‘Unutmayın ki düz akılla anlaşılmaz, pergele cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin. Batmaz, batarsa okyanuslar taşar.’ sözlerinin sırrını anlayan, anlamlandıran nice Alev’in yolculuğunda bilimle buluşma adresi olacak. Uzay, havacılık ve astronomi, teknoloji, matematik, tasarım, doğa bilimleri ve TEKNOFEST atölyelerimizle öğrencilerimiz bilim dünyasının kapılarını aralayacak.”
Kacır, Türkiye Yüzyılı hedefine gençlerle ulaşacaklarını, geleceğin Türkiye’sini TEKNOFEST kuşağıyla inşa edeceklerini sözlerine ekledi.
Bilim merkezi 5 atölyeden oluşacak
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin Kurumun 39 bilim merkezinden biri olduğunu bildirdi.
Bilim merkezinin 5 atölyeden oluştuğu bilgisini veren Mandal, “Bu atölyeler, astronomi, uzay, havacılık, matematik, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji olacak. Merkezimizin, başkentimiz Ankara’mızda, Millet Bahçemizde açılıyor olması çok kıymetli.” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Emine Erdoğan’a hediye takdim etti.
]]>Kacır, X sosyal medya hesabından, Gezeravcı’nın uzaya fırlatılması öncesinde Kennedy Uzay Merkezi’nde yapılan bilgilendirme toplantısına ilişkin paylaşımda bulundu.
Florida Türk Uzay Bilim Misyonu için gerçekleştirilen bu yolculuğun ilk adım olduğunu belirten Kacır, “Bu yolculuk, tüm dünya için barış ve esenlik mesajlarımızı, ‘daha adil bir dünya mümkün’ iddiamızı güçlendiriyor. Alper Gezeravcı, bayrağımız ile Türk çocuklarının ve gençlerinin hayallerini uzaya götürüyor. Yolumuz açık olsun.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlıktan alınan bilgiye göre, toplantıda, milyonlarca gözün bu tarihi ana şahitlik ederek ekranlara kilitlendiğini vurgulayan Bakan Kacır, “Bugün, Cumhuriyet’imizin 100. yılını kutlarken Türkiye için tarihi bir mihenk taşını da hep birlikte idrak ediyoruz. İlk kez bir Türk vatandaşı uzaya yolculuk edecek ve büyük öneme sahip bilimsel bir misyona katkıda bulunacak.” ifadesini kullandı.
Kacır, içinde bulunulan anın sadece bilinmeyene doğru gerçekleştirilen bir sıçrama değil, aynı zamanda bir mirasın sürdürülme anı olduğunu belirtti.
Ülke tarihinin Fergani, Ali Kuşçu, El Cezeri ve Uluğ Bey gibi alanında öncü, temsil ettikleri medeniyetin kültür ve değerleriyle yoğrulan isimlerle dolu olduğuna dikkati çeken Kacır, şunları ifade etti:
“Onların sahip olduğu sorgulama ve keşif ruhu, bugün bizlerin de taşıdığı bir meşaledir. Uzay bilimine olan iddialı girişimiz Alper Gezeravcı ile başlıyor. O sadece bir astronot değil aynı zamanda milli gururumuzdur. Cesareti, azmi ve vatanseverliği, Türk Hava Kuvvetlerinde jet pilotu olarak görev yaptığı süre boyunca açıkça görülmüştür. Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’na doğru yükselir ve bayrağımızı taşırken, her Türk çocuğunun ve gencinin hayallerini ve hedeflerini de taşıyor. Gençlerimizin gökyüzü kadar yüksek ve derin olan hedefleri, onun yolculuğuyla yeni kanatlar bulacak.”
“Hep birlikte yıldızlara bakalım”
Kacır, Gezeravcı’nın görevinin, aynı zamanda eğitim ve yeniliklere olan ulusal bağlılığın da göstergesi olduğunu vurguladı.
Bakan Kacır, Anadolu’nun küçük bir şehri olan Muş’taki öğretmenden, dünyanın en büyük havacılık ve teknoloji festivali TEKNOFEST’te başarı gösteren genç zihinlere kadar Türkiye’nin bilim insanları ve yenilikçi bireylerden oluşan bir nesil yetiştirdiğine işaret etti.
Kacır, NASA, SpaceX ve Axiom Space gibi uluslararası ortakların işbirliği ve desteğine duydukları minnettarlığı da ifade etti. Onların rehberlikleri ve deneyimlerinin bu misyona hazırlanırken kendilerine yol gösterdiğini belirten Kacır, İtalya, İsveç ve Avrupa Uzay Ajansını da (ESA) bu tarihi misyona katılımlarından dolayı kutladı.
Kacır, bu yolculuğun, Türkiye için sadece bir başlangıç olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliği altında Türkiye’nin, ulusal uzay programında büyük adımlar attığını ifade etti.
Amaçlarının “sadece yeni sınırları keşfetmek değil, uzay bilimi ve teknolojisinde öncü bir ulus olmak” olduğunu belirten Kacır, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuya dair öngörüsü ve bağlılığı, Türkiye’yi uzay keşfinde yenilik ve ilerleme ile eş anlamlı bir geleceğe doğru ilerletiyor. Bu yeni döneme adım atarken, koyduğumuz hedefler sadece ulusumuza değil, tüm insanlığa hizmet edecektir. Uzayda gerçekleştirilen keşifler, farklılıklarımızı aştığımız ve birlikte çalıştığımız takdirde başarabileceklerimizin bir kanıtıdır. Alper Gezeravcı, uzay yolculuğunu gerçekleştirirken, dünya barışı ve refahına dair mesajımızı da beraberinde taşımaktadır. Bu görev, umudun bir işareti olsun. Gerçekleştireceğimiz işbirliği, kurduğumuz ortak hayaller ve bilgi arayışındaki kararlılığımız sayesinde başarıya ulaşabileceğimizi bizlere hatırlatsın. Hep birlikte yıldızlara bakalım ve daha adil bir dünyanın mümkün olduğu bir gelecek için birlikte çalışalım.”
]]>Bakan Kacır, Gezeravcı’nın uzay yolculuğunun başlamasının ardından, ABD’nin Florida eyaletinde Anadolu Ajansı (AA) ve TRT ortak canlı yayınında soruları cevapladı.
Gezeravcı’nın, farklı milletlerden astronotlarla birlikte uzay misyonunu gerçekleştireceğini anlatan Kacır, Türkiye’nin ilk insanlı uzay yolculuğu olması dolayısıyla çok heyecan verici olduğunu söyledi. Çıplak gözle fırlatmayı izlemenin de bu heyecanı biraz daha katladığını belirten Kacır, 85 milyonun da 7’den 77’ye bu heyecana ekranlardan ve sokaktan ortak olduğunu kaydetti.
Kacır, misyon boyunca ara ara bağlantılar gerçekleştirilebileceğine işaret ederek, Uluslararası Uzay İstasyonu’yla kenetlenmenin,
20 Ocak Cumartesi günü Türkiye saatiyle 13.15’te gerçekleşeceğini söyledi. Kacır, “Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonu’na adım atacak.” diye konuştu.
Gezeravcı’nın Türk bilim tarihi açısından muazzam bir işe imza atacağını aktaran Kacır, “Çocuklarıyla ekranları başında toplanmış herkesi yürekten selamlıyorum. Her birine sevgilerimi, muhabbetlerimi sunuyorum. Eminim çocuklarımızın, gençlerimizin zihninden, hafızalarından bu büyük mutluluk, coşku, heyecan ve gurur anı asla çıkmayacak. Türkiye nice astronotlar, nice bilim insanları ve nice mühendisler yetiştirecek. Türkiye muazzam işlere Allah’ın izniyle Teknofest kuşağıyla, bu büyük projelerin ışığında yetişen gençlerimizle imza atacak.” ifadesini kullandı.
“Bunları dünya yapıyorsa biz de elbette yapabiliriz”
Kacır, Türkiye’de muazzam bir toplumsal seferberlik ve dip dalga olduğuna işaret etti. Bunun o dip dalganın üzerinde yükselen projelerden sadece biri olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İnşallah buna benzer fırlatmaları, milli roketlerimizle yaptığımız günler de gelecek. İnşallah Türkiye’nin sahip olduğu bir uzay limanını da yine millet olarak hep birlikte inşa edeceğiz. İnşallah birkaç sene içinde Ay’a erişen uzay aracını da yerli ve mili olarak geliştirmiş ve üretmiş olacağız. Bunları dünya yapıyorsa biz de elbette yapabiliriz. Bizim dünyadan eksik hiçbir yanımız yok. Muazzam bilim insanlarımız var. Az önce bana sunum esnasında paydaşlarımız SpaceX ve Axiom yetkilileri, Türk bilim insanlarının hazırladığı bilimsel deneylerin ne kadar kritik olduklarını ve aslında bu misyonun en ilginç, sonuçları en yakından takip edilecek deneylerin, bizim bilim insanlarımızın hazırladığı deneyler olduklarını ifade ettiler. Muş Bilim ve Sanat Merkezi’nden çocuklarımızın hazırladığı bir deney propolisin antibakteriyel özelliklerinin mikro yer çekimi ortamında tespit edilmesine yönelik bir deney, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Alper Gezeravcı tarafından gerçekleştirilecek…”
Bir Türk vatandaşının ilk astronot olarak uzay yolculuğuna çıktığını belirten Kacır, aslında herkesin de bu heyecanın parçası olduğunu dile getirdi. Türk milletinin, gelecek yıllarda dünyanın gıptayla izleyeceği bilimsel ve teknolojik işlere imza atacağına inandığını ifade eden Kacır, Cumhuriyetin ikinci asrında da bilimde, teknolojide AR-GE ve inovasyonda çığır açıcı işler yapılmaya devam edileceğini kaydetti.
“Türkiye’nin uzay araştırmalarında var olması, insanlığın istikbalini daha aydınlık kılacak”
Kacır, 2018 yılında Teknofest’in adını “Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali” olarak belirlediklerini hatırlatarak, etkinlikte roket ve uydu yarışmalarına kadar çok değerli projelerin ortaya çıktığını anımsattı. Gelecek dönemde hem göklerde hem de göklerin ötesinde Türk istikbalini aydınlık kılmaya yönelik nice işlere Türk gençliğiyle birlikte imza atılacağını vurgulayan Kacır, Türk çocuklarıyla birlikte bu yolda heyecanla yürüyeceklerini söyledi. Çocukların gözündeki parıltının her şeye değdiğini kaydeden Kacır, “Biz pırıl pırıl, dünyaya iyilik, adalet ve merhamet götüren bir milletiz. Bizim güçlü olmamız, bilimde ve teknolojide ilerlememiz, sadece Türkiye’nin değil insanlığın yararınadır. Daha adil bir dünya için Türkiye daha kuvvetli olmalı, daha kuvvetli olmak için de bilimde ve teknolojide Milli Teknoloji Hamlesi ile yoluna devam etmeli.” diye konuştu.
Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’nın, uzay yolculuğunun ertelendiği dün gece sadece 2 saat uyuyabildiğini belirten Kacır, hem heyecan hem stresi bir arada yaşadığını dile getirdi. Ertelemenin biraz burukluk oluşturduğunu ifade eden Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bizim için asıl olan hayırlısıyla güvenli şekilde icra edilmesiydi. Sabırla bekledik, Allah da yardım etti. Hava koşulları da misyonun gerçekleşmesi için uygun oldu. Nihayetinde çok uzun yıllardır beklediğimiz, son anda 24 saat daha beklediğimiz misyon, gözlerimizin önünde 2 dakika içinde gerçekleşmiş oldu. Çok etkileyici, insanoğlunun tahayyül sınırlarını zorlayan bilimsel ve teknolojik çalışmalar bunlar. Asıl olan bütün bu çalışmaların insanlık yararına sonuçlar doğurması. Türkiye’nin bu çalışmalara sunacağı en kıymetli katkı da aslında bu olacak. Biz insanlık yararına geliştirdiğimiz bilimsel çalışmaları ve teknolojileri, kullanmaya, kullandırmaya ve sunmaya gayret ediyoruz. Türkiye’nin bu alanda yarışa dahil olması, uzay biliminde, araştırmalarında ülkemizin var olması, gelecek on yıllarda, yüzyıllarda insanlığın istikbalini daha aydınlık kılacak.”
“Sanatçıların çalışmalarına da destek olmaya hazırız”
Kacır, bu alanda çizgi filmler yapıldığına değinerek, bu konuda sanatçıların çalışmalarına da destek olmaya hazır olduklarını vurguladı.
Türkiye’nin ilk astronotu belgeselini hazırladıklarını ve kısa süre sonra halkın beğenisine sunmayı hedeflediklerini de aktaran Kacır, bu alanda sinema filmleri çekilmesini de temenni etti. Türk’ün uzayla macerasının, daha önce arzu edilen şekilde işlenmediğini vurgulayan Kacır, “Geç oldu, güç olmasın. İnşallah buradan geri dönmeyelim.” dedi.
Türkiye’nin, Milli Teknoloji Hamlesi ve Milli Uzay Programı’ndan vazgeçmemesi gerektiğine vurgu yapan Kacır, “Türkiye bu alanlarda iddiayla ve inançla yoluna devam etsin. Sanatçılarımız da bu meseleleri filmlerine, hikayelerine konu etsinler. Ama en önemlisi inanıyorum ki çocuklarımızın yazacakları senaryolar, hikayeler. Çünkü onların hayalleri aslında hepimizden çok daha öteye, sonsuzluğa uzanıyor ve inşallah bu hayaller adım adım gerçek olmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Projeye bugüne kadar katkı sunan herkese teşekkür eden Kacır, Gezeravcı’nın ailesine de şükranlarını sunduğunu dile getirdi.
]]>Bakanlıktan, Bakan Kacır’ın, Türkiye’nin ilk insanlı uzay yolculuğu öncesinde Gezeravcı’nın ailesiyle gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin açıklama yapıldı.
Buna göre, ABD’nin Florida eyaletinde gerçekleştirilen görüşmede, Alper Gezeravcı’nın annesi Sıddıka Gezeravcı, babası Ali Gezeravcı, kardeşi Murat Gezeravcı, yengesi Hilal Gezeravcı ve yeğeni Karan Gezeravcı yer aldı.
Görüşmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nda Gezeravcı ile video konferans görüşmesi yaptığını anımsatan Kacır, “Bütün Türkiye nefesini tutacak, artık son 24 saatin içindeyiz. Hayırlısıyla, sağlıkla ve başarıyla bu görevi de tamamlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türk gençleri için yeni bir döneme geçiyoruz”
Gerçekleştirilecek uzay yolculuğuyla yeni bir perde açtıklarına işaret eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türk gençleri, Türk çocukları için yeni bir evreye, Türkiye’ye de yakışır yeni bir döneme geçiyoruz. Türkiye, güçlü, kuvvetli ve iddia sahibi bir ülke. Böyle bir ülkenin evlatlarının bütün dünyada, bilimde ve teknolojide iddialı olması lazım. Onun için de inşallah bu misyon yeni bir kapı aralayacak, yeni bir dönem başlatacak. Alper Gezeravcı gibi vatansever, cesur, irade sahibi ve kararlı birinin bu misyonu icra etmesi bizim için ayrıca iftihar vesilesi. Duruşuyla ve karakteriyle en doğru isim olduğunu her seferinde bize gösteriyor. Rabb’im, hayırlısıyla gidip döndükten sonra da artık bir evlilik de nasip etsin.”
Kacır, yolculuğun 36 saat 4 dakika sürmesinin öngörüldüğünü anlatarak, “Türkiye’nin böyle büyük adımlar atması, Türk gençlerinin ülkelerine olan inancını perçinliyor. Kendi devletlerinin dünyayla yarışan işler yapması, bizim gençlerimize özgüven kazandırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor”
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilecek 13 bilimsel deney hakkında Gezeravcı’nın kendisine bilgi verdiğini anlatan Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımız, bilim ve teknolojide ne zaman bir proje arz etsek hep himaye ediyor, arkasında duruyor, cesaret veriyor. Bu sayede de güçlükleri atlatıyoruz.” ifadesini kullandı.
Kacır, Türkiye’nin roket teknolojilerinde çok mesafe kat ettiğini belirterek, “Şimdi artık menziller çok uzadı. Türkiye’nin kabiliyetleri giderek artıyor. Hem savunma sanayi hem de sivil uzay çalışmaları anlamında bu çalışmalar çok kıymetli olacak. Önümüzdeki dönemde çok daha öteye uzanacak.” bilgisini paylaştı.
“Çalışmaları takip edilecek”
Gezeravcı’nın 14 gün boyunca yapacağı çalışmaların yakından takip edileceğini bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Bugün bütün okullarda videoları izletildi, Milli Eğitim Bakanlığımız bu haftayı ‘etkinlik haftası’ ilan etmiş. Milli Eğitim Bakanımız ile bu konuda konuştum. Türkiye’nin bütün okullarına videoları gönderildi. Milyonlarca öğrenci, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı’yı tanımış oldu, Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonuyla ilgili bilgi sahibi oldu. Oradayken okullara bağlantılar yapacak, öğrenciler sorular soracak, Gezeravcı’dan bilgi alacaklar.”
“Bizleri her zaman gururlandırıyordu”
Kacır’ın, Gezeravcı’nın çocukluğunda böyle bir hayali olup olmadığını sorması üzerine anne Sıddıka Gezeravcı, “Uçak gördüğünde anneannesine ‘ben bu uçağın şoförü olacağım’ demiş. Hep, ‘ben büyüyünce pilot olacağım’ diyordu.” ifadelerini kullandı.
Babası Ali Gezeravcı da oğlunun astronot olmasının kendileri için de sürpriz olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TEKNOFEST’teki açıklamasıyla bu sürprize tanıklık ettiklerini aktardı.
Kardeşi Murat Gezeravcı da “Onun başarıları bizleri her zaman gururlandırıyordu. Bizler her zaman kendisiyle gurur duyduk, onun yanında bulunmaya çalıştık. Bütün çocuklarımıza ve gençlerimize de örnek olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Bakan Kacır, 2023’ü Bağcılar’da öğrencilerle uğurladı, yeni yılı taksicilerle ve Belediye çalışanları ile birlikte karşıladı.
Bağcılar Belediyesi Ateştuğla Etüt Merkezi’nin açılışına katılan, öğrencilerle yakından ilgilenip aileleri ile sohbet eden Kacır, burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda konuştu. Kacır, Erdoğan’a öğrencilerin ve ailelerinin selamlarını iletti. Erdoğan da Kacır aracılığıyla selam yolladı.
Ateştuğla Etüt Merkezi’ndeki öğrencilerle sohbetinde, 2024’ün hayırlı olması temennisinde bulunan Kacır, 2023’te yaşanan deprem felaketini anımsatarak, orada yaşanan ortak acıya, o günlerde yaşanan dayanışmaya işaret etti.
Konuşmasında depremde hayatını kaybedenleri ve şehitleri anan Kacır, şunları kaydetti:
“2023 Cumhuriyetimizin 100. yılıydı, coşkuyla kutladık. 100 yılın muhasebesini yapacak olursak da başladığımız andan bugüne muazzam işler başardık. Türk milleti bağımsızlığından ödün vermedi ve Cumhuriyeti kurdu. 100 yaşına adım attığında o Cumhuriyet, şimdi bölgesinin en istikrarlı, en kuvvetli ve sadece kendi milletine değil, tüm dost ve kardeş coğrafyalara uzanabilecek kadar da kudretli bir devlete dönüştü. Türk milleti çok çalışkan, azimli, gayretli, imanlı ve nihayetinde Cumhuriyetin ikinci asrına şimdi Türkiye Yüzyılı damgasını vuracak kadar da iddialı.”
Savunma sanayisinde, milli teknolojide atılan adımlar hakkında bilgi veren Kacır, bu alanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde muazzam bir başarı hikayesi yazıldığını söyledi.
Kacır, gençlerle birlikte Cumhuriyetin ikinci asrında daha büyük işlere hep beraber imza atılacağına dikkati çekerek, “Birliğimizden, dirliğimizden taviz vermeyeceğiz, teröre, teröriste aman vermeyeceğiz. Bu mücadeleden bir adım, bir milim bile geri adım atmayacağız. Bu topraklarda tam bağımsızlık ruhunu asla zedeletmeyeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi ‘Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet’ olmaya devam edeceğiz. Yılın son günlerinde şehitlerimiz oldu, içimiz yandı. Bu topraklar gerçek manada şehit kanlarıyla sulanmış topraklar ama biz o kadar kuvvetli olacağız ki her bir gencimizin bu topraklarda dünyanın en başarılı işlerine imza atması için, buraları huzur ülkesi yapmak adına gayret ortaya koyacağız.” ifadelerini kullandı.
“İnsanlık tarihinin utanç sayfaları İsrail tarafından yazıldı”
2023’ün dünya ölçeğinde de güçlükler senesi olduğunu anlatan Kacır, Gazze’de yaşananları anımsattı. Kacır, insanlık tarihinin utanç sayfalarının İsrail tarafından yazıldığını, insanlığın bunun mesuliyetini, sorumluluğunu ve utancını tarih boyunca yaşayacağını ve hatırlayacağını dile getirdi.
Kacır, “Maalesef bu adaletsizliğe, bu zulme, bu soykırıma insanlığın dur deme noktasında olduğunu ifade edecek durumda değiliz. Bu meseleyi de çözecek olan Türk milletidir. Türk milletinin azmi, kararlılığı, inancı, dünyaya merhameti, adaleti yeniden getirecek. Gördük ki adalet, merhamet, insanlık değerleri yoksa, bilim de teknoloji de boşuna.” diye konuştu.
Gençlere milli ve manevi değerlerle yükselen bir bilim ve teknoloji inşa etmeleri tavsiyesinde bulunan Kacır, Türk gençliğinin bunu başaracağını ve yapacağını, kendilerinin de bu anlamda ellerinden gelen tüm desteği verdiklerini ve vereceklerini söyledi.
Kacır, Bağcılardaki tüm kütüphanelere TÜBİTAK’ın tüm yayınlarını hediye edeceklerinin müjdesini vererek, konuşmasının ardından gençlerle fotoğraf çektirdi.
Kacır, taksiciler ve Belediye çalışanları ile buluştu
Gençlerle buluşmasının ardından Bağcılardaki Mega Taksi durağını ziyaret eden, yeni yılı burada taksicilerle karşılayan Kacır, taksi durağında gelen telefonu da yanıtladı.
Burada taksicilerle sohbet eden Kacır, iyi dileklerini paylaşarak, çalışanlarla fotoğraf çektirdi.
Taksi durağının ardından Bağcılar Belediyesi, Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçeler Müdürlüğü çalışanları ile buluşan Kacır, işçilerle sohbet etti.
Bakan Kacır, burada da işçilerle aile fotoğrafı çektirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a ???????Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de eşlik etti.
]]>