TRABZON – Trabzon’un Vakfıkebir ilçesindeki İshaklı mahallesinde 1900’lü yılların başında üretimine başlanan kara kilit imalatının günümüzde tek bir ustası kaldı. Yapımı 10 aşamadan geçen, ev ve samanlık kapılarında kullanılan ve iki tür halinde satılan kara kilit imalatının son temsilcisi Necati Sinan, teknolojiye rağmen kara kilide talebin olduğunu söylüyor.
Trabzon’un Vakfıkebir ilçesindeki İshaklı mahallesinde tarihi 1900’lü yıllara dayanan kara kilit imalatı kaybolmaya yüz tuttu. Karadeniz Bölgesi’nde geçmiş yıllarda hem üretimi ve hem de usta açısından oldukça yoğun günler yaşayan kara kilit imalatının günümüzde tek bir ustası kaldı. Körüklü kömür ocaklarında dövülen demirden yapılan bugünlerde ise makineleşen kara kilitler özellikle Trabzon, Giresun ve Samsun gibi illerde yoğun şekilde tercih ediliyor. Ev ve samanlık kapılarında kullanılan ve iki tür halinde satılan kara kilitlerin yapımı 10 aşamadan geçiyor. Küçüğü 16 santimetre, büyüğü de 18 santimetre olan büyük anahtarlı kara kilitlerin son ustası olan Necati Sinan Vakfıkebir ilçesindeki Kirazlık Sanayi Sitesi’nde oğlu Osman Sinan ile mesleğini sürdürüyor. Baba mesleği olan kara kilit imalatına ilkokul yıllarında başladığını belirten Necati Sinan, “Baba mesleği. İlkokuldan sonra bu mesleğe başladık. Devam ediyoruz. Kara kilidin tarihi 1900’lü yıllara dayanır. Bizim köyden başka hiçbir yerde yapılmaz. Köyün tamamı bunu yapardı. Sonra bu işten vazgeçildi. Bu işin yapan sadece ben kaldım. Yapımı makineler yardımıyla yapıyoruz. Geçmiş yıllarda daha farklı şekilde yapılıyordu. Körüklü ocaklarda yapılırdı. Şuanda makinelerden çıkan kalıplarla yapılıyor” dedi.
“Bu kadar teknolojiye rağmen kara kilide yine talep oluyor”
Teknolojiye rağmen kara kilide talep olduğunu kaydeden Sinan, “Bu kadar teknolojiye rağmen kara kilide yine talep oluyor. Biz artık yaptığımız kara kilitleri toptancıya veriyoruz. Onunda fiyatı 150 lira oluyor. Günde 10 tane kara kilit yapıyoruz. Çoğunlukla Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Samsun gibi illere gidiyor. Hatta Erzurum’a kadar gittiği bile oldu. Özellikle yaz mevsiminde yayla zamanları ve yayladan dönüşlerde kara kilitlerin satış zamanı oluyor. Halen daha kullanılıyor” şeklinde konuştu.
“Yağlandıktan sonra ömür boyu kullanılabilir”
Kara kilide coğrafi işaret alınması için çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Sinan, “Tek ben kaldım. Oğlumla beraber bu işi yapıyoruz. Köyde yapacak olan kimse kalmadı. Gençlere tavsiyem bir meslek öğrensinler. Herkes masa başı istiyor o da mümkün değil. Meslek lisesinden mezun olduklarında herhangi bir yere girme olanakları var. Mesleğimden ve hayatımdan memnunum. Hiç kimsenin emri altında çalışmadım. Köyde 20-30 tane dükkan vardı. Sadece bu işi yapıyorlardı. Şuanda sadece ben kaldım. Kara kilidi halen daha kullanan köyler tabi ki var. Kara kilit normal kilitlere göre daha dayanıklı oluyor. Yağlandıktan sonra ömür boyu kullanılabilir. Kara kilit için coğrafi işaret alınacaktı. Belediye başkanı bana 3 ay içerisinde almayı düşünüyoruz demişti. Kara kilide coğrafi işaret alınmasından dolayı memnun oluruz” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Edremit’teki halkla buluşmasında yaptığı konuşmada, “Yalana dolana bakmayın. Sandıklara sahip çıkalım. Sandığa gelmem, gelemem, uzaktayım diyen bütün hemşehrilerimi, memleketime, Edremit’e, Balıkesir’e davet ediyorum. Çünkü bu süreçte Balıkesir Türkiye’de tarih yazacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim çalışmaları kapsamında Balıkesir’in Edremit ilçesinde düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Özel’in konuşmasından önce CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın halka hitap etti. Akın seçime kısa bir süre kaldığını hatırlatarak, halktan seçimlerde sandıklara sahip çıkmalarını ve oylarını kullanmalarını istedi.
Akın şunları söyledi:
“Bu pazar günü inşallah Balıkesir’de, Edremit’te, Balıkesir’in yirmi ilçesinde büyük bir tarih yazmaya hazır mısınız? Hazırız. Çok çalıştık, çok mücadele ettik. Artık çok az bir süremiz kaldı. Sizden ricam şudur. Sandıklara sahip çık sandıklara gitmek, sandıklarda kucaklaşmak ve sandığa gitmem diyen kimseyi bırakmamak. Çünkü sandığa gidip oy kullanmak bir vatan borcudur. Bir namus borcudur. Edremit olarak birlik bütünlük içinde sandığa gidiyor muyuz? Şimdi büyükşehirde biliyorsunuz makyajcı arkadaş gitti bir tane de kopyalı bir Ahmet Akın çıkardı. Bir milyon üç yüz bin Balıkesirli hemşehrilerime bu büyük bir hakarettir. Ben her yerde söylüyorum. Vatandaşımın, milletimin, yiğit Balıkesirlilerin aklıyla alay ettirmem. Pusulada Cumhuriyet Halk Partisi’nin logosu altındaki mührü basıyoruz. Bu arada bizim makyajcı arkadaşın psikoloji iyice bozuldu. Ben size şunu söyleyeyim. Buradan söylüyorum. Bütün Balıkesir’e benim dilim sevgi dilidir. Benim dilim asla tehdit şantaj dili değildir. İnşallah bir Nisan’dan itibaren Balıkesir sevgiyle kucaklaşacak. Balıkesir kazanacak ve kaybeden olmayan bir Balıkesir’i, bir Edremit’i hep birlikte inşa edeceğiz”
BUNLARIN SİYASİ ALAVERELERİNE, DALAVERELERİNE, YALANLARINA, DOLANLARINA BEŞ GÜN KALDI
Mevcut belediye yönetimini makyaj belediyeciliği yapmakla eleştiren Akın, halka, “Bu memlekette ranta değil hizmete hazır mısınız? Bu memlekette yalana değil plana hazır mısınız? Bu Körfezimizin, Türkiyemizin incisi, körfezimizin tertemiz, pırıl pırıl olduğu, emeklilerimizin huzur içinde yaşadığı, gençlerimizin iş güç sahibi olduğu, rantı eseri olmayıp, vatandaşının hizmetkarı olan size en yakın Ahmet Akın’a hazır mısın hemşehrim? O zaman, bakın, o zaman bunların siyasi alaverelerine, dalaverelerine, yalanlarına, dolanlarına beş gün kaldı. Beş gün sonra hep birlikte mücadelemizi tamamlayacağız. Ertesi günü 1 Nisan’dan itibaren ötekisi olmayan herkesin kucaklandığı, insanımızı odağımıza koyan bir anlayışla Edremitimizi, Balıkesirimizi, körfezimizi buluşturuyoruz inşallah” diye konuştu.
Belediye başkanlığı için 2019’da yola çıktığını ancak ittifak anlaşması nedeniyle adaylıktan çekildiğini hatırlatan Akın, şöyle konuştu:
“Şimdi de, yıl oldu 2024. Kaldı beş gün. Balıkesir benim ailem, ayrımcılık yapmadım. Partizanlık yapmadım. Hiçbir Allah’ın kuluna ‘hangi partiye oy verdin’ demedim. Ne dedim? ‘Size nasıl yardımcı olabiliriz’ dedim. İşte bu anlayışı Balıkesir’de egemen kılacağız. Ayrıştırmayacağız, birleştireceğiz, ötekileştirmeyeceğiz, kucaklayacağız. Hep beraber olacağız. Bir olacağız, beraber olacağız ve güzel Balıkesirimi, Türkiye’nin incisi, körfezimi huzur içinde yöneten bir belediye başkanınız olacak. Şimdi ulaşımımız sorun, otoparkımız sorun, su sorun altyapı sorun, kanalizasyon sorun ama en büyük sorun ayın 31’inde gidiyor. Onun için körfezden en büyük oyu büyük bir tarihi rekorla Cumhuriyet Halk Partisi’nde buluşmaya hazır mıyız? Kendinizi size emanet ediyoruz. Çünkü sizler cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi, demokrat hepimiz birlikte bu memleketi şaha kaldıracağız. Zeytinliklerimiz, tarihimiz, doğamızla Türkiye’nin sadece kırk günlük, bir sezonu olan turizmiyle değil, bu sezonu bir yıla çıkartacağız. Mehmet Ertaş başkanımla birlikte kol kola verdik. Mücadelemizi başlattık. Bu mücadelede planımızı yaptık. Planımız hazır bizde yalan yok, plan var hemşehrim. Tutamayacağımız sözü vermiyoruz. Bu makyajcı arkadaş kopyacı da çıktı. Benim projeleri birebir kopyaladı. Ama sinirler de bozuk. Sağa sola efelenmeye başladı. Şunu söyleyeyim. Ben Balıkesir Gönen ilçesinde doğdum. Bu memlekette büyüdüm. Hayatım hep Balıkesir’de. Bu memlekette size en büyük vaat, huzur, en büyük vaadim adaletli bir başkanınız olacağım. Hep beraber birlik beraberlik içerisinde son kalan bu beş günü çok verimli kullanmamız lazım. Yalana dolana bakmayın. Sandıklara sahip çıkalım. Sandığa gelmem, gelemem, uzaktayım diyen bütün hemşehrilerimi, memleketime, Edremit’e, Balıkesir’e davet ediyorum. Çünkü bu süreçte Balıkesir Türkiye’de tarih yazacak. Balıkesirliler, yiğit Balıkesirliler, önce insan diyen anlayışı, kucaklayışı, ötekileştirmeyen anlayışı inşallah hep birlikte hayata geçirecek. Her zaman samimi oldum. Hep içinizde oldum ve hiçbir zaman için başınızı öne eğdirmedim. Bundan sonra da ben ekibim belediye başkanlarımız, Mehmet Ertaş başkanım hep birlikte Bu memleketin hizmetkarı olacağız. Emrinizde olacağız. Aynı zamanda şu ara yapılan tehditler, şantajlar benim büyükşehir belediyesinde çalışan emekçi kardeşlerim. Hiç bunlara aldırmasınlar. Hiç bunlara aldırmasınlar. Sadece 5 gün kaldı. Huzurlu günlere, adaletli günlere kucaklayıcı günlere çok az kaldı. İnşallah bayramda buraya gelip teşekkürümü büyükşehir belediye başkanınız olarak yapacak.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Maltepe’de katıldığı açılış mitinge dönüştü. İmamoğlu geçen genel seçim döneminde iktidarın vaat edip yerine getirmediklerini anımsattı. Mülakatın kaldırılması çağrısı yapan, “Hani gençlerin başarısı dikkate alınacaktı? 10 ay geçti, kaldırın şu mülakatı. Bari bir yerde adaletiniz olsun. Öyle değil mi sevgili gençler ama diyemiyor. Bunu hatırlatan gazeteci de kalmadı. Bunu ona soracak gazeteci de kalmadı. Bu vaat için metro gibi kredi bulmaya da gerek yok. Bu vaat için yurt dışından bir teknoloji vesaire bulup getirmeye de gerek yok. Bu vaat için alın teri harcanmasını da gerek yok. Bir talimat. ‘Mülakatı kaldırın’ dese, kalkacak. Hatırlayın; bunlar gece yarısı kararname yazmada mahir değiller mi? Bir gecede, kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediler mi?” diye sordu.
İmamoğlu, Kabataş ile Salacak’ın ardından günün üçüncü açılış törenini Maltepe’de yaptı. Maltepe Cumhuriyet Meydanı ve Maltepe Fındıklı Sosyal Yaşam Merkezi açılışı ve halk buluşması öncesinde Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ve CHP Maltepe Belediye Başkan adayı Esin Köymen ile seçim otobüsüyle ilçe turu yapan İmamoğlu, zaman zaman otobüsün önünü kesen yurttaşlara kısa konuşmalar yaptı. Daha sonra Maltepe Cumhuriyet Meydanı’nda çevresindeki binaların pencerelerini, balkonlarını, çatılarını ve cami avlusunu dolduran coşkulu vatandaşlarla buluşan İmamoğlu, alanda gösterilen dövizleri tek tek okudu.
“91 YAŞINDAKİ DÜRDANE ANNEMİZİ GÖRÜNCE İÇİM PARÇALANDI”
Yanına Kılıç ile Köymen’i davet eden İmamoğlu, “Hep birlikte daha güçlü bir 5 yılı var etmek için buradayız” diyerek özetle şunları söyledi:
“Mesela emekli büyüklerimiz var burada, değil mi? Annelerimiz var, abilerimiz var, ablalarımız var. 2024 yılını emekliler yılı ilan eden Sayın Cumhurbaşkanı, emeklilere neyi hak gördü? 10 bin lira maaşla geçinmeyi. Öyle değil mi? Millet geçinemiyor. Öyle değil mi? Hayat pahalılığı büyük. Emekliler zam isteyince ne dedi? ‘Siz bütçeye yüksünüz, size zam yapamam’ dedi. Eskiden ne diyordu? Hatırlayın; ‘millet millet’ diyen gitti, yerine milleti yük gören bir lider geldi. Haberlerde gördüm. İçim parçalandı. Tam 91 yaşındaki Dürdane annemizi izlediniz mi? 5 lira daha ucuz diye Ramazan pidesi almak için Halk Ekmek kuyruğuna girmiş, uzun süre de beklemiş. Diyor ki, ‘Eskiden de bazen kuyruk vardı ama alacağımızı çuvalla alırdık. Ben böyle pahalılık görmedim’ dedi. Haksız mı Dürdane Abla?
“ORTADA NE METRO VAR NE ÜÇ KATLI TÜNEL”
Bir başka unutkanlık daha anlatayım İstanbul’la ilgili. Bakın; 10 yıl öncesinden milyonlarca lira harcayıp filmler, reklamlar yaptılar. Havalı tanıtım programları ile sizleri aldattılar. Mega proje; Avrupa yakasından Bakırköy, İncirli’den başlayıp Söğütlüçeşme’de sözüm ona bitecek bir sistemi anlattılar. Boğaz’ı üç katlı tünelle geçeceklerdi. Hatırlıyor musunuz filmleri? Orta tünelde metro, alt ve üst tünelde arabalar…. Aradan ne kadar geçti? 10 yıl. Ortada ne metro var ne üç katlı tünel ne de İncirli’den başlayıp Söğütlüçeşme’de biten metro. Tabii ona bu soruları soran ne televizyon kaldı ne gazeteci kaldı. Hatırlatmıyorlar ki, cevabını duyalım. Ne yapıyorlar? Hatırlatmıyorlar. Niçin? Çünkü korkuyorlar.
“HANİ GENÇLERİN BAŞARISI DİKKATE ALINACAKTI?”
Hadi 10 yıl öncesini hatırlamadınız. Fazla zorlamak istemiyorum. 10 ay öncesine gidelim mi? Sadece 10 ay öncesine. Ne yazıyor burada? ‘Doğru adımlarla yola devam. Kamuya işçi alımlarında, görevin getirdiği zorunluluk dışında mülakat kaldırılacak.’ Ne zaman dediler? 10 ay bitti, 10 ay. 11’nci birinci aydan gidiyoruz. Doğru mu. Kaldırdılar mı? Hayır. Bakın; beni yolda çevirip çevirip duruyorlar. ‘Bu mülakatla alımlara bir son versinler’ diyorlar. ‘Bıktık’ diyorlar. Kim diyor, biliyor musunuz? Gençler. Hani gençlerin başarısı dikkate alınacaktı? Hani nerede? Öyle bir şey var mı? Bu vaat için metro gibi kredi bulmaya da gerek yok. Bu vaat için yurt dışından bir teknoloji vesaire bulup getirmeye de gerek yok. Bu vaat için alın teri harcanmasını da gerek yok. Bir talimat… Değil mi? Bir talimat. ‘Mülakatı kaldırın’ dese kalkacak. Hatırlayın; bunlar gece yarısı kararname yazmada mahir değiller mi? Bir gecede kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediler mi? Orman alanlarını bir gecede imara açmadılar mı? Merkez Bankası’ndan bakanlara, atamalara gece yarısı kararnamesiyle karar almadılar mı ama bu vaadi unuttular, öyle değil mi? Esas unutkanlık bunlar. Bunları milletimize hatırlatacağız.
“3600 EK GÖSTERGE ÇIKACAK VAADİ NE OLDU?”
10 ay önce vaatlerinden biri de neydi? 3600 ek gösterge çıkacak vaadiydi. Doğru mu? Nerede? Yok. O da hala yapılmadı. Seçimi kazanırsa onu da asla yapmaz. Zaten kazanamayacak da. Siz ona gereken dersi vereceksiniz. Beni de memleketimin her köşesini de koruyan kahraman polislerimiz var. Polislere de benim sevgim, saygım çok büyük. Bu insanlar, gece-gündüz bu milletin güvenliği için çalışıyorlar. Ayaklarına taş değmesin. Burunları kanamasın. Allah onları korusun. Değil 8 saat, 16-18 saat çalışıyorlar. Peki, 18 saat çalışan polisimize neden tek kuruş dahi fazla mesai vermiyorsunuz? Hafta sonu tatillerinde, iftarda, sahurda, bayramda, seyranda 7/24 koşturuyorlar mı? Diğer bütün devlet memurlarına verdiğiniz fazla mesai ücretini, polisimize neden vermiyorsunuz? Polisler evine, ailesine, eşine, çocuğuna hasret yaşamıyor mu? Bazen bunalıma girip, canına kıyan polislerimiz oluyor. Allah korusun. Fazla mesai ücretini neden polislerimize layık görmüyorsunuz?
“ANKARA’DAN ABİM DEĞİL, BAKANLAR GELDİ”
Ben, buradan sesleniyorum. Hani biliyorsunuz; Ankara’dan toplanıp İstanbul’a geldiler. Değil mi? ‘Ankara’dan abim geldi’ değil; Ankara’dan bakanlar geldi, konuşuyorlar. İstanbul’da mahalle mahalle geziyorlar. Buradan seçim propagandası yapan bakanlara görevlerini hatırlatıyorum, özellikle İçişleri Bakanımıza. Siyaset yapmak yerine neden polislerimizin sosyal haklarıyla ilgili gidip Ankara’da çalışıp, mücadele edip onların haklarını vermiyorsun? Şunu söyleyeyim. Sayın Cumhurbaşkanı abilerimize, ablalarımıza, büyüklerimiz için, emekliler için ne dedi? ‘Bütçemize yük’ dedi, değil mi? Acaba polislerimize verecek olduğu mesai ücretini de ‘Ülkemize yük’ der, eliyle iter mi bunlar? Yapar mı, yapar ama bir şey söyleyeyim mi? Bunlar seçimde dersini alsınlar, bu söylediklerimin hepsini tıpış tıpış yapacaklar; göreceksiniz. Allah bunlara akıl versin ama söyleyeyim. Biz onlar gibi değiliz. Biz, adalet ve kardeşlik için koşuyoruz. Koşmaya devam edeceğiz.
“BUNLARIN İŞ YAPACAK GÜCÜ KALMADI”
Açık söyleyeyim. Bunlar çok yoruldular. Bunların iş yapacak gücü kalmadı. Bakın söyleyeyim; belki yorgundur, erken yatıyordur. İki talimat ver, gece yarısı bir kararname yazsınlar. Ne yapsınlar? Mülakatı kaldırsınlar. Öyle değil mi? 10 ay geçti, kaldırın şu mülakatı. Bari bir yerde adaletiniz olsun. Öyle değil mi sevgili gençler ama diyemiyor. Bunu hatırlatan gazeteci de kalmadı. Bunu ona soracak gazeteci de kalmadı. İki talimatı, iki kelimelik talimatı veremediği için atanamayan öğretmenler her meydanda önümü kesiyor gözyaşlarıyla. Genç hanımefendi öğretmenler, delikanlı öğretmenler acı çekiyorlar. Sizin iki kelimelik talimatınız yüzünden bu ülkede herkesin adalet duygusu yerle bir oluyor. Bu seçim onun için önemli. Bu seçim, vatandaşın yöneticilere had bildirme seçimi. Size bir şey söyleyeyim mi? Allah muhafaza bu seçimden başarılı çıkarsa var ya, bir daha dönüp geriye bile bakmaz. Ne yapacaksınız? 31 Mart’ta gücünüzü sonuna kadar kullanacaksınız. Ne yapacaksınız? Onlara hadlerini bildireceksiniz. Bakın; sonra 4 yıl seçim yok. Bu seçimde haddini bildireceksiniz ki, o verip de unuttukları sözleri tek tek yerine getirsinler.”
İmamoğlu, konuşmasının ardından, protokolle birlikte alanda bulunan küçük çocukları da yanına davet etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ve Maltepe Belediye Başkan adayı Esin Köymen ile birlikte Maltepe Cumhuriyet Meydanı’nı resmi olarak yurttaşların kullanımına açtı.
]]>– 5 aylık kira parasını ödeyen Fatma Sürer, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor
HATAY – Hatay’da pazarda sebze satarak biriktirdiği kira parası çalınan kadın, 3 aylık kirayı ödeyemeyince ev sahibi tarafından icraya verildi. Deprem korkusu nedeniyle kapalı alanda yaşamakta güçlük çeken yaşlı kadın, konteyneri olmasına rağmen yaşamını yaklaşık 1 yıl boyunca minibüste sürdürdü.
Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan ve pazarda sebze satarak geçimini sağlayan 54 yaşındaki Fatma Sürer, asrın felaketi sonrası korkuyla Antalya’da yaşayan kızının yanına yerleşti. Sürer, 3 ay sonra evine geldiğinde biriktirdiği paranın çalındığını fark etti. Yaşadığı ev depremde zarar görmeyen kadın, parası çalınınca 3 aylık kirasını ödeyemedi ve ev sahibi tarafından mahkemeye verildi. Yaşlı kadın, maddi sıkıntıları nedeniyle kirayı ödeyemeyince icra süreci başladı. Pazarda satış yaparak ve yakınlarının destekleriyle 5 aylık kira parasını güçlükle toplayarak ödeyen yaşlı kadın, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor.
Asrın felaketi sonrası tedirginlik içerisinde uzun bir süre kapalı alana giremeyen Fatma Sürer, kendisine konteyner verilmesine rağmen yaşamını minibüste sürdürdü. Sosyal medyada pazarda satış yaptığı görüntüler üzerine hayırseverlerin destekleriyle ev kiralanan kadın, şimdi ise eve girmiyor ve yaşamını konteyneri ile minibüsünde sürdürmeye devam ediyor.
“Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı”
Kirayı ödeyememesi üzerine ev sahibinin kendisini icraya verdiğini anlatan Sürer, “Ev sahibim depremden sonra bana çık dedi. Ev yok diye ben de uzun süre çıkamadım. Sonradan evinden çıktım. Kızımın yanına gitmiştim, ondan dolayı 3 aylık ücretini ödeyememiştim. Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı. Ben ev sahibimi aradım, ‘Ben geldim, evi boşaltacağım ama bir süre sana ev kirasını veremeyeceğim’ dedim. Ses yapmadı. Sonra ben evi taşıdım, aradım açmadı telefonu. Ev kirasını toparlayınca yanına gittim. Eve gittim, evin kapısına tebligat yapıştırılmış, beni icraya vermiş. Ev sahibim 3 ay kira param, 2 ay da boş kaldı diye 5 aylık kira parasını kendisine verdim. Beni icraya vermiş. Komşulardan, pazardan topladım 15 bin icra parasını verdim kendisine, hala icrayı kaldırmamış. Onun avukatını arayabilirler, ben avukatın eline verdim. İcrayı üstümden kaldırsınlar” dedi.
Deprem korkusu nedeniyle kapalı alana girmekte güçlük çektiğini ve 1 yıla yakın süre minibüste yaşamını sürdürdüğünü belirten Sürer, “Ben uzun bir süre kendi arabam var orada kaldım, tezgahımı oraya kurdum. Akşam orada yatıyorum, sabah kalkıp satışımı yapıyorum. Geçimimi öyle sağlıyorum. Şu an konteynerde kalıyorum. Araçta 1 yıl kaldım. 1 yıldan sonra konteyner verdiler, orada kalıyorum. Yasin Bey’e binlerce kez teşekkür ediyorum. Beni çok memnun etti. Geldi evimi tuttu. Ben o eve geçmedim. Gidemiyorum korkuyorum. 3 katlı bina, deprem görmüş bir ev. Tek başıma yaşadığım için korkuyorum. Çokta güzel bir ev ama ben kalamıyorum. Bana gerçekten yardım etmek istiyorlarsa kalacağım ev sağlam mı, ev mi alacak, eşya mı alacak bir kibrit çöpü olsun benim olsun. Benim malda mülkte gözüm yok. Binlerce kişi arıyor bir şey çıkmıyor, ben ona üzülüyorum. O adam kalktı buraya kadar benim elimi tuttu. Bana çocuğumdan başka birisi anne dedi, bana sahip çıktı. Allah razı olsun. Ev sahibimden de Allah razı olmasın, beni kış günü sokağa attı. Kendisi, eşi ve oğlu bana hakaret etti. Sadece ‘Sen çık, ben başkasına kiraya vereceğim’ dedi. Ben devletimden bir şişe su almış değilim belki başkasının ihtiyacı var diye. Yine ben ayaktayım, satış yapıyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan ve pazarda sebze satarak geçimini sağlayan 54 yaşındaki Fatma Sürer, asrın felaketi sonrası korkuyla Antalya’da yaşayan kızının yanına yerleşti. Sürer, 3 ay sonra evine geldiğinde biriktirdiği paranın çalındığını fark etti. Yaşadığı ev depremde zarar görmeyen kadın, parası çalınınca 3 aylık kirasını ödeyemedi ve ev sahibi tarafından mahkemeye verildi. Yaşlı kadın, maddi sıkıntıları nedeniyle kirayı ödeyemeyince icra süreci başladı. Pazarda satış yaparak ve yakınlarının destekleriyle 5 aylık kira parasını güçlükle toplayarak ödeyen yaşlı kadın, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor.
Asrın felaketi sonrası tedirginlik içerisinde uzun bir süre kapalı alana giremeyen Fatma Sürer, kendisine konteyner verilmesine rağmen yaşamını minibüste sürdürdü. Sosyal medyada pazarda satış yaptığı görüntüler üzerine hayırseverlerin destekleriyle ev kiralanan kadın, şimdi ise eve girmiyor ve yaşamını konteyneri ile minibüsünde sürdürmeye devam ediyor.
“Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı”
Kirayı ödeyememesi üzerine ev sahibinin kendisini icraya verdiğini anlatan Sürer, “Ev sahibim depremden sonra bana çık dedi. Ev yok diye ben de uzun süre çıkamadım. Sonradan evinden çıktım. Kızımın yanına gitmiştim, ondan dolayı 3 aylık ücretini ödeyememiştim. Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı. Ben ev sahibimi aradım, ‘Ben geldim, evi boşaltacağım ama bir süre sana ev kirasını veremeyeceğim’ dedim. Ses yapmadı. Sonra ben evi taşıdım, aradım açmadı telefonu. Ev kirasını toparlayınca yanına gittim. Eve gittim, evin kapısına tebligat yapıştırılmış, beni icraya vermiş. Ev sahibim 3 ay kira param, 2 ay da boş kaldı diye 5 aylık kira parasını kendisine verdim. Beni icraya vermiş. Komşulardan, pazardan topladım 15 bin icra parasını verdim kendisine, hala icrayı kaldırmamış. Onun avukatını arayabilirler, ben avukatın eline verdim. İcrayı üstümden kaldırsınlar” dedi.
Deprem korkusu nedeniyle kapalı alana girmekte güçlük çektiğini ve 1 yıla yakın süre minibüste yaşamını sürdürdüğünü belirten Sürer, “Ben uzun bir süre kendi arabam var orada kaldım, tezgahımı oraya kurdum. Akşam orada yatıyorum, sabah kalkıp satışımı yapıyorum. Geçimimi öyle sağlıyorum. Şu an konteynerde kalıyorum. Araçta 1 yıl kaldım. 1 yıldan sonra konteyner verdiler, orada kalıyorum. Yasin Bey’e binlerce kez teşekkür ediyorum. Beni çok memnun etti. Geldi evimi tuttu. Ben o eve geçmedim. Gidemiyorum korkuyorum. 3 katlı bina, deprem görmüş bir ev. Tek başıma yaşadığım için korkuyorum. Çokta güzel bir ev ama ben kalamıyorum. Bana gerçekten yardım etmek istiyorlarsa kalacağım ev sağlam mı, ev mi alacak, eşya mı alacak bir kibrit çöpü olsun benim olsun. Benim malda mülkte gözüm yok. Binlerce kişi arıyor bir şey çıkmıyor, ben ona üzülüyorum. O adam kalktı buraya kadar benim elimi tuttu. Bana çocuğumdan başka birisi anne dedi, bana sahip çıktı. Allah razı olsun. Ev sahibimden de Allah razı olmasın, beni kış günü sokağa attı. Kendisi, eşi ve oğlu bana hakaret etti. Sadece ‘Sen çık, ben başkasına kiraya vereceğim’ dedi. Ben devletimden bir şişe su almış değilim belki başkasının ihtiyacı var diye. Yine ben ayaktayım, satış yapıyorum” ifadelerini kullandı. – HATAY
]]>Viyana’da yaşayan 31 yaşındaki Engelhorn, 50 Avusturyalıdan oluşacak ekibin, bu paranın nasıl dağıtılacağını kararlaştırmasını istiyor.
“Bana çok büyük bir servet, yani güç miras kaldı ve bunun için hiçbir şey yapmam gerekmedi” diyen Engelhorn ekliyor: “Üstüne üstlük devlet bundan vergi de istemiyor”.
2008 yılında miras vergisini kaldıran Avusturya, mirastan ve ölüm işlemlerinden vergi almayan az sayıda Avrupa ülkesinden biri.
Engelhorn’sa bunun adil olmadığını savunuyor.
Marlene Engelforn, Alman kimya ve ilaç şirketi BASF’ın kurucusu Friedrich Engelhorn’un soyundan geliyor ve büyükannesi Eylül 2022’de öldüğünde ailesinin serveti Marlene’e kaldı.
Amerikan Forbes dergisi, büyükanne Traudl Engelhorn-Vechiatto’nun servetinin yaklaşık 3,8 milyar euro olduğunu hesaplamıştı.
Marlene Engelforn’sa henüz mirası devralmadan önce, kendisine kalacak paranın yüzde 90’ını bağışlamayı planladığını açıklamıştı. Engelhorn’a ne kadar miras kaldığı ve 25 milyon euronun mirasın yüzde kaçına denk geldiğiyse bilinmiyor.
Kendisini “doğuştan piyango kazanmış” biri olarak tanımlayan Engelforn açıklamasında “Siyasiler işlerini yapmıyor ve zenginliği yeniden dağıtmıyorsa, ben de kendi servetimi kendim dağıtmak zorunda kalırım” dedi:
“Birçok insan tam zamanlı işlerde çalışmalarına rağmen ay sonunu zor getiriyor, çalışarak kazandıkları her bir euro için vergi ödüyorlar. Bu durumu siyasetin bir başarısızlığı olarak görüyorum. Eğer siyasiler başarısızsa, o zaman vatandaşlar kendileri çözüm bulmalı”.
“Yeniden dağıtım” ekibi nasıl seçilecek?
Miras dağıtım ekibine katılmak üzere gönderilen davet mektupları, Çarşamba günü Avusturya genelinde rastgele seçilmiş 10 bin adrese ulaşacak.
Ekibe katılmak isteyenler internet ya da telefon yoluyla kayıt yaptırabilecek.
Bu kişiler arasından 50 kişi ve 15 yedek seçilecek. Bu 50 kişi içinde 16 yaş üstü olması koşuluyla her yaş grubundan, sosyal statüden ve farklı geçmişlerden gelen insanlar olacak.
Ekip üyelerinden “toplumun geneline faydalı olabilecek çözümlere katkıda bulunmaları” istenecek.
Ekip Mart’tan Haziran’a kadar Salzburg’da akademisyenler ve sivil toplum örgütleriyle bir dizi görüşme yapacak. Ekip üyelerinin seyahat masrafları karşılanacak ve toplantılara katıldıkları her hafta sonu için kendilerine 1200’er euro ödeme de yapılacak.
Marlene Engelhorn yapılacak bu toplantıların “demokrasi için bir hizmet” olduğunu ve bu nedenle katılımcıların bu hizmetleri karşılığında ödeme alması gerektiğini savunuyor; “Veto yetkim olmayacak. Varlığımı bu 50 kişinin hizmetine sunacağım ve onlara güveneceğim”.
Peki ekipten geniş çapta desteklenen bir karar çıkmazsa ne olacak? O zaman para Engelhorn’a geri dönecek.
Avusturya’nın miras vergisini kaldırmasının üzerinden 16 yıl geçmiş olsa da bu hala tartışmalı konu.
Sosyal Demokratlar verginin geri getirilmesini istiyor, hatta bunu bu yıl yapılacak seçimler sonrası kurulacak olası bir koalisyon hükümetine katılım şartı olarak sunuyor.
Şu an iktidar koalisyonunda bulunan Muhafazakar Parti ve Yeşil Parti’yse, miras vergisinin geri getirilmesine karşı çıkıyor.
]]>