Köpeğiniz için seçeceğiniz mamanın, kaliteli ve dengeli içeriklere sahip olması önemlidir. Bu nedenle siz de köpek maması 15 kg’lık ürünleri seçmeden önce içerik kontrolü yapmalısınız. Köpeğinizin sağlıklı yaş alması için beslenme seçimleri önemlidir. Köpeğinizin ihtiyaçları ve enerji gereksinimlerini karşılayacak içeriğe sahip mamayı veteriner hekiminize danışarak öğrenebilirsiniz.
Yetişkin köpek maması 15 kg
Yetişkin köpek maması 15 kg paketler, yetişkin köpeklerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik geliştirilmiştir. Köpeğinizin mevcut sağlığının korunması hedeflenmiştir. Ayrıca sağlıklı yaş almasına katkı sağlamak için ek gıda takviyelerini içeriğinde barındırmaktadır. Siz de mama seçerken köpeğinizin mevcut sağlığını göz önünde tutmalı ve uygun içerikte mamalar seçmelisiniz. Mama seçiminde köpeğinizin ihtiyaçları, size rehberlik edebilir.
Köpek maması 15 kg seçeneklerine, sizler için kısaca değinmek istiyoruz;
Obivan Köpek Maması 15 kg:
Köpeğinizin, tüm ihtiyaçlarını karşılayan kaliteli içeriğe sahip bir mamadır. Obivan köpek maması 15 kg paketler, bu olanaklarının yanı sıra uzun kullanım süresi ve ekonomik olanakları ile tercih edilmektedir. Köpeğinizin mevcut sağlığını korumaya yönelik tasarlanan bu mama, köpeğinizin cilt ve deri sağlığını destekleyen içeriklere de sahiptir. Ayrıca farklı protein çeşitleri ile lezzetlendirilmiştir. Köpeğinizin damak zevkine uygun, keyifli öğünler geçirmesi için tercih edebileceğiniz kaliteye sahiptir.
Royal Canin Köpek Maması 15 kg:
Köpeğinizin ihtiyacı olan, tam beslenme diyetini içeriğinde barındıran bir mamadır. Royal Canin köpek maması 15 kg paketler, kaliteli proteinler sayesinde köpeğinizin, kas iskelet sistemini destekler ve mevcut kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur.
Köpek maması 15 kg paketlerinin, içeriğinde bulunan antioksidanlar sayesinde köpeğinizin bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı bariyer oluşturur. Ayrıca farklı ürün alternatiflerini de sizlere sunar.
Luis Köpek Maması 15 kg:
Bilimsel veriler ışığında, uzmanlar tarafından tasarlanmıştır. Köpeğinizin ihtiyacı olan, tam beslenmeyi sizlere sunmaktadır. Luis köpek maması 15 kg paketleri, sindirim sistemini destekleyen içerikler ile hazırlanmış ve sindirim problemlerinin önüne geçmiştir. Kalite standartlarına uygun ortamlarda el değmeden üretilen, köpek maması 15 kg paketleri ile uzun kullanım olanağından faydalanabilirsiniz.
Somonlu Köpek Maması 15 kg:
Somon, mamalarda sıklıkla tercih edilen sağlıklı bir protein türüdür. Köpeğinizin damak zevkine hitap etmesinin yanı sıra deri, tüy ve beyin sağlığı açısından da önemlidir. Siz de köpeğinizin, parlak tüylere sahip olmasını istiyorsanız somonlu köpek maması 15 kg paketleri tercih edebilirsiniz.
Sindirimi kolay bir protein türü olması sebebi ile, sindirim sistemi ile alakalı sorunların minimum düzeyde tutulmasına olanak sağlar. İçerdiği sağlıklı yağ asitleri ile köpeğinizin bağışıklığını destekler ve hastalıklara karşı bariyer oluşturur.
Köpeğinizin sağlığı için, yüksek kalite ve dengeli içeriklerle hazırlanan mamaları tercih etmelisiniz. Dilerseniz Markamama.com.tr adresinden, köpek maması 15 kg fiyatlarına en avantajlı şekilde ulaşabilirsiniz. Ayrıca kaliteli, taze ve orijinal ürün seçeneklerinden yararlanabilirsiniz.
]]>Özvar, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itri Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “2024 YÖKAK Uluslararası Kalite Güvencesi ve Akreditasyon Konferansı”nda yaptığı konuşmada, Yükseköğretim sisteminin 208 üniversitesi, örgün ve açık öğretime devam eden yaklaşık 7 milyon öğrencisi ve 185 bine yaklaşan akademik personeliyle önemli bir kapasiteye ulaştığını belirtti.
Türkiye’nin bu kapasiteyle Avrupa Yükseköğrenim Alanı içinde önde gelen ülkelerden biri olduğunu dile getiren Özvar, “Ancak ulaştığımız noktayı yeterli görerek yavaşlayacak bir anlayışta olamayız. YÖK olarak bir yandan kapasitemizi iş dünyasıyla öğrencilerin eğilim ve beklentileri doğrultusunda düzenlerken diğer taraftan üzerinde hassasiyetle durduğumuz kalite güvencesi standartlarımızı yükseköğretim sistemimizin bütün alanlarına yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Erol Özvar, bu kapsamda gelecek 5 yıllık dönemde belirledikleri vizyona dair şunları söyledi:
“Üniversite yönetiminde kalite ve akademik üretkenliği esas alan, üniversite gençliği arasında içericiliği, çeşitliliği ve öğrenim hareketliliğini teşvik eden, yükseköğretim programlarının tasarımında teknolojik değişimlere duyarlı yetkinliklere odaklanan, üniversitelerimizde bilimsel ve teknolojik araştırmaları nitelikli yayınlara dönüştürmenin yanında ülkemizin kalkınma amaçlarına hizmet edecek alanlara yönlendiren, uluslararası yükseköğretimi önceleyen ve nihayet ulusal, bölgesel ve küresel sorunlara duyarlı, evrensel düzeyde geleceğe yön veren, yenilikçi ve rekabetçi bir yükseköğretim sistemi oluşturmaktır.
Kurumsal vizyonumuzu oluşturan bütün hususlar, takip etmekte olduğumuz kalite odaklı anlayışın birer yansımasıdır. Bu bakımdan Kurulumuz, üniversitelerimizde de benzer bir anlayışın hakim olması için ciddi gayret göstermektedir. Üniversitelerimiz kalite süreçlerine uyum sağlamaları açısından sürekli olarak teşvik edilmekte ve desteklenmektedir.”
Hedef 2027’ye kadar bütün üniversitelerin akreditasyon süreçlerini tamamlaması
Yükseköğretim Kalite Kurulunun (YÖKAK), Türkiye’deki kalite ve akreditasyon süreçlerini yönetmek üzere kurulduğunu hatırlatan Özvar, YÖKAK’ın kuruluşundan bugüne kadar kurumsal kapasitesini artırma, kalite süreçlerini yürütme konusunda önemli bir mesafe kaydettiğini belirtti.
Özvar, “Avrupa Yükseköğretimde Kalite Güvencesi Birliğinin üyesi olan ve Avrupa Yükseköğretim Kalite Güvencesi Tescil Kuruluşu tarafından tescil alan YÖKAK, bir yandan ulusal kalite standartlarına güvence sağlarken diğer taraftan bu standartların Avrupa Yükseköğretim Alanı Kalite Güvencesi standartları ve ülkeleriyle uyumlu hale getirilmesinde sorumluluklar üstlenmektedir.” diye konuştu.
Uluslararasılaşma ve kalite bağlamında, üniversitelerin uluslararası görünürlüklerini artırmak, uluslararası sıralamalardaki üniversite sayısını yükseltmek, akademisyenlerin yer aldığı uluslararası projelerle nitelikli ve etki değeri yüksek yayınların sayısını çoğaltmanın hedefleri arasında olduğunu aktaran Özvar, şunları kaydetti:
“Bu alanlarda sağlayacağımız başarı, bir taraftan yükseköğretimimizin kalitesini artıracak diğer taraftan çok daha fazla sayıda nitelikli uluslararası öğrencinin üniversitelerimize ilgi göstermesini sağlayacaktır. Böylece 350 bine yaklaşan uluslararası öğrenci sayısıyla dünyada ilk 10 içinde yer alan ülkemiz, ilk 5 ülkeden biri olma hedefine bir adım daha yaklaşmış olacaktır.”
Mevcut istatistiklere göre Türkiye’deki üniversitelerin 73’ünün kurumsal akreditasyona sahip olduğunu bildiren Özvar, 2027’ye kadar üniversitelerin tamamına yakınının akreditasyon sürecini tamamlamasını beklediklerini söyledi.
Erol Özvar, “Hayata geçireceğimiz yeni düzenlemelerle ülkemizde yükseköğretimin bileşenlerinin ekonomik kalkınmamızda daha etkin rol oynamalarını ve üniversitelerimizin eğitim-öğretim, bilimsel araştırmayla kültür ve sosyal sorumluluk alanlarında küresel ölçekte standartlar belirleyen kurumlar arasına girmelerini hedeflemekteyiz.” ifadelerini kullandı.
]]>Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıya, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, ilgili paydaşlar ve davetliler katıldı. Başkan Şahin, “Dünyada ilk kez Enstitümüz tarafından geliştirilmiş Hijyen ve Sanitasyon Yönetim Sistemi Belgelendirmesi ile dünyada kış sporunun merkezlerinden biri haline gelen Erzurum’un, özellikle gün geçtikçe büyüyen turizm sektörüne, önemli bir katma değer sağlayacağına inanıyorum” dedi.
Erzurum 1. Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Urkuç da toplantı öncesi bir konuşma yaptı.
“Hizmet çeşitliliğini artırıyoruz”
Toplum tarafından “güven müessesesi” olarak bilinen ve ülkemizin belgelendirme hizmeti veren kamu kuruluşu olan TSE’nin, sahip olduğu bu haklı sıfatı bugün olduğu gibi yarın da sürdüreceğini belirten TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, “Küreselleşen dünyada tüm işletmelerin tek pazarda rekabet ettiği muhakkaktır. Bu maksatla ülkemizin rekabet gücünü artırmak, standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanında dünyada önde gelen kuruluşlardan biri olmak için var gücüyle çalışan Türk Standartları Enstitüsü, kaliteli üretim ve hizmeti teşvik etmek ve yaygınlaştırmak için çeşitli yol haritaları çizmekte ve bilimsel, teknik konuları takip ederek hizmet çeşitliliğini arttırmaktadır” dedi.
“Bir medeniyetin mirasını devraldık”
Yüzlerce yıl öncesinden Osmanlı Devleti’nde çıraklık ve esnaf loncalarının yetiştirdiği iyi bir eğitici ve aynı zamanda bir nevi muayene elemanı vazifesi üstlenmiş ustalar sayesinde, yaptığı işlerde belirli kaliteyi yakalamış, eğittikleri çırakları da bu kalite düsturlarına göre yetiştirmiş bir medeniyetin mirasını devraldıklarını vurgulayan Şahin, “Standardizasyonda ağırlık, ölçü ile ilgili belirlediği kalite standardı ile tespitler yapan atalarımızın uygulamalarını bir örnekle anlatmak isterim. Malumlarınız olduğu üzere, o yıllarda ayakkabıcı esnafının yaptığı ayakkabılar istenen kalitede olmazsa, bu konuda gelen şikayetlere Ahi teşkilatı el koyardı. Ahi lideri bu esnafın o kötü pabucunu dama atar ya da dükkanına astırırdı. Böylece yaptığı kötü ayakkabısı teşhir edilen kişi aynı şeye devam ederse orada iş yapamaz hale gelirdi. Günümüzde de sıklıkla kullandığımız, gözden düşmek manasına gelen bir deyim var: pabucu dama atılmak. Bu deyimin hikayesi de bize kalite ve standartlara uyma hususunda medeniyetimizde asırlardan beri üreticiyi ve tüketiciyi koruyucu faaliyetler sürdürülmekte olduğunu ispatlamaktadır. İmalat ve tüketim faaliyetleri açısından üreticinin ve tüketicinin faydalarının korunması ve ülke genelinde uygun değerde faydanın elde edilmesinde, standardizasyonun ve kalitenin önemi büyüktür. Rekabette rakiplerine göre, kalite, maliyet ve hız üstünlüğü sağlayan kuruluşlar diğerlerine göre önde olmayı başarmaktadır. Bu anlamda kalite doğru bir şekilde geliştirildiğinde; hataları önler, düzeltici faaliyetleri azaltır, üretim verimliliğini arttırır, gecikmeleri ortadan kaldırır ve maliyetleri düşürdüğü gibi hız avantajı da sağlar.” diye konuştu.
“Teknolojik gelişmeleri yönlendirmede önemli rol”
Bilimsel esaslara göre ülkenin ihtiyaçlarını tespit eden TSE’nin bu ihtiyaçlara cevap verecek imalat faaliyetlerini ve teknolojik gelişmeleri yönlendirmede önemli rol oynayan, milli standardizasyon ve uygunluk değerlendirme Türk Standartları Enstitüsü’nün, ülkemizin ekonomide gelişmesini sağlamak için güvenli üretim ve tüketimin kontrolünü sağladığını ifade eden Şahin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün gururla bahsettiğimiz birçok proje; lisanslama, eğitim, gözetim, muayene, laboratuvar hizmetleri ve helal uygunluk gibi pek çok alanda TSE tarafından belgelendirme sürecine tabi tutulmaktadır. Ulusal, bölgesel ve uluslararası alanda tercih edilen, yönlendirici ve öncü bir kuruluş olan TSE’nin iş birliğiyle Doğu Anadolu Bölgemizdeki iş dünyamızın farklı sektörlerinden temsilcilerin bir araya geldiği bu buluşmanın, sektöre hayırlar getirmesini temenni ediyor, güçlü Türkiye için çalışan herkese hayırlı çalışmalarında başarılar diliyorum.”
“TSE’nin hedefi Türkiye’nin helal pazarında lider ülkelerden biri olmasıdır”
Erzurum’da gıda sektörüne yönelik başta ürün belgelendirme olmak üzere, gıda laboratuvarlarındaki test hizmetleri ve birçok alanda verilen eğitim ve hizmet çeşitliliğine de dikkate çeken Şahin, “Bu hizmetlerimizden biri de helal belgelendirme. Helal alanında ülkemizde en güçlü test, belgelendirme ve akreditasyon altyapısına sahip olan TSE’nin öncelikli hedefi, İslam dünyasının lider ülkelerinden biri olan Türkiye’nin, bugün küresel çapta trilyon dolarlarla ifade edilen helal pazarında da lider ülkelerden biri olmasıdır. İnşallah bu hedefe, sizlerle beraber çalışarak, hep birlikte üreterek kısa sürede ulaşacağız” dedi.
“Standartlara uygun yapılan binalarda şüpheye yer yoktur”
Ülkemizin deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Şahin, yeni yapılacak binalarda özellikle TSE belgeli ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “TSE belgesinin varlığının doğrulanması önemlidir, çünkü standartlara uygun yapılan binaların güvenlik ve sağlamlığı konusunda şüpheye yer yoktur. Enstitümüzle, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) arasında geçtiğimiz yıl imzalanan iş birliği protokolü kapsamında, deprem bölgesi başta olmak üzere TOKİ tarafından imalatı yapılan inşaat faaliyetlerinde kullanılacak yapı malzemelerinin deney ve uygunluk değerlendirmelerine ilişkin planlamanın yapılması Enstitümüzce yapılıyor” şeklinde konuştu.
“TSE toplumda güven müessesi”
Vali Mustafa Çiftçi, TSE’nin sahada birebir temaslarının olmasının ve problemlere yönelik çözüm üretmesinin değerli olduğunu söyledi. Vali Çiftçi, “Toplumumuzda güven müessesi olarak bildiğimiz ve ülkemizin belgelendirme hizmeti veren kamu kurulu olan TSE, sahip olduğu haklı sıfatı bugün olduğu gibi yarın da sürdürecektir. Bu maksatla ülkemizin rekabet gücünü artırmak, standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanında dünyada önde gelen kuruluşlardan biri olmak için var gücüyle çalışan TSE, kaliteli üretim ve hizmeti teşvik etmek ve yaygınlaştırmak için çeşitli yol haritaları çizmekte, bilimsel ve teknik konuları takip ederek hizmet çeşitliliğini artırmaktadır” dedi.
Konuşmalardan sonra TSE uzmanları ile katılımcıların karşılıklı bilgi alışverişi yaptıkları bölüme geçildi. – ERZURUM
]]>Türkiye, üretim ve ihracat ile dünya zeytincilik sektöründe üst sıralarda yer alıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Efes Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Tolga Akcan da, Türkiye’nin yerel ve karakteristik özelliklere sahip zeytinyağı ile küresel rekabette avantaj sağlayabileceğine dikkat çekti. Akcan, İzmir’in Selçuk ilçesindeki zeytinyağının gerek saflık, gerekse kalite değerleri açısından coğrafi işaret almaya aday olabileceğini söyledi.
“Selçuk zeytinyağının potansiyeli var”
Bilimsel projeleri kapsamında yaklaşık bir yıldır ilçenin farklı noktalarından elde ettikleri zeytinyağı örneklerini titizlikle incelediklerini açıklayan Akcan, yaptıkları analizler neticesinde bölgede dikkate değer bir potansiyel bulunduğunu kaydetti. Bilimsel tespitler doğrultusunda yapılacak çalışmaların Selçuk için coğrafi işaret alma yolunu açabileceğini aktaran Akcan, Türkiye açısından ise markalaşma yolunda sektöre güçlü bir motivasyon kaynağı oluşturacağını ifade etti.
Sektörün ihracat gücü açısından ortada ciddi bir fırsatın bulunduğunun da altını çizen Akcan, “Elbette bunu görmek ve değerlendirmek, öncelikle sektör temsilcilerinin girişimleriyle mümkün olacaktır. Eğer dünya liginde oynuyorsak; dökme zeytinyağı anlayışından kurtulmamız, markalaşmamız, kaliteli ve paketlenmiş zeytinyağına odaklanmamız gerekiyor. Selçuk’un da bu noktada iyi bir başlangıç yapabileceğini düşünüyoruz” dedi.
Selçuk’taki bilimsel çalışmalarla kalite ve saflık profili hazırlandı
Selçuk zeytinyağının kalite ve saflık profilini hazırladıklarının altını çizen Akcan, “Program Başkanımız Öğretim Görevlisi Dr. Şelale Öncü Glaue ile birlikte ilçenin beş farklı noktasından elde ettiğimiz çalışmalarla, coğrafi farklılıkları da göz önüne alarak değerlendirdik. Burada önemli olan bir noktada da gelecekte referans alınabilecek veri setlerini oluşturmaktı. Bunu da çalışmamız ile gerçekleştirmiş olduk” diye konuştu.
“İspanya, İtalya ve Tunus gibi güçlü rakiplerle rekabet etmek bilimle mümkün”
Araştırma sonuçlarını ilçedeki sektör temsilcilerinin dikkatine sunduklarını hatırlatan Akcan, “Bilim dünyamıza ve literatüre kazandırdığımız yayının sonuçlarını, Selçuk Ticaret Odası ve sektör temsilcileri ile paylaştık. Son derece verimli geçen görüşmelerimizde, ilçenin mevcut potansiyeline dikkat çektik. Aldığımız geri dönüşler ise son derece olumlu ve umut vericiydi. Yayınla ilgili önemli olan diğer bir çıktı da, katma değeri son derece yüksek olan zeytinyağının ilçe ekonomisi açısından gelecek vadettiğini göstermekti. Bunu da ortaya koyduk. Tüketici tercihleri açısından son derece önemli olan coğrafi işaretin alınmasını ise ilçenin kazanımı olarak gördük. İspanya, İtalya ve Tunus gibi güçlü rakiplerle rekabet edebilmek kolay değil. Bunu noktada markalaşmayı bilmemiz gerekiyor. Bunun da bilim ile mümkün olabileceğini öngörüyoruz; çünkü referans alacağımız noktaların sağlam ve güçlü olması gerekiyor. Selçuk zeytinyağının bu noktada örnek olacağına ve mevzuata uygun şekilde coğrafi işareti alacağına inanıyoruz” şeklinde aktardı.
Akcan, zeytinyağında İzmir’in kuzey ve güney bölgesi ile Ödemiş’in sahip olduğu coğrafi işarete bir yenisini eklemenin tanınırlık anlamında yararlı olacağını da belirtti. – İZMİR
]]>