Kalp – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Wed, 17 Jul 2024 06:48:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kulak Memesindeki Çizgi Kalp-Damar Hastalığı Riskine İşaret Edebilir https://www.haber28.com.tr/kulak-memesindeki-cizgi-kalp-damar-hastaligi-riskine-isaret-edebilir/ https://www.haber28.com.tr/kulak-memesindeki-cizgi-kalp-damar-hastaligi-riskine-isaret-edebilir/#respond Wed, 17 Jul 2024 06:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25926 Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kevser Gülcihan Balcı, “Frank çizgisi” olarak adlandırılan kulak memesindeki çapraz çizginin, artan kalp-damar hastalığı riskine işaret edebileceğini ancak bunun tıpta asla tek başına bir gösterge sayılmadığını söyledi.

Prof. Dr. Balcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kulak memesinde, genellikle çapraz 45 derecelik bir açıda, farklı derinlik seviyeleri bulunan ve adını, bu teoriyi 1973’te geliştiren Dr. Sanders T. Frank’tan alan çizginin, kalp-damar hastalıklarının habercisi olup olmadığına ilişkin bilgileri paylaştı.

Kalp tomografisi, EKG gibi yöntemlerin yeterince gelişmediği dönemde bazı fiziksel değişimlere bakılarak kalp hastalıklarının tespit edilmeye çalışıldığına ve bunlardan birinin de “Frank çizgisi” olduğuna işaret eden Balcı, sonrasında söz konusu çizgi ile ilgili bilimsel çalışmaların da yapıldığını anlattı.

Prof. Dr. Balcı, “Frank çizgisi, kulak memesinde çapraz seyirli bir çizgidir. Günlük hayatımızda belki çok dikkatimizi çekmeyebilir ama buna ilişkin geçmişte yapılan çalışmalar mevcut. Bu çalışmalarda, Frank çizgisine sahip kişilerde, artmış kalp-damar hastalığı ve artmış inme riski olduğu bildirilmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Net bir bilimsel bağlantı kurulamamış”

Bir nedensellik söz konusu olsa da bunun tek başına bir gösterge olmadığını vurgulayan Balcı, şöyle devam etti:

“Frank çizgisi ile ilgili teori, kulak memesinin yapısal bütünlüğünü oluşturan dokuların, aort ve kalp kapaklarında da benzer bir yapıyla ilişkili olduğuna yönelik. Dolayısıyla kulak memesindeki deformasyonun aslında kalp dokularındaki deformasyonun da bir göstergesi olabileceği belirtiliyor. Ancak tam olarak, net bir bilimsel bağlantı kurulamamış.”

“Çizginin varlığı tek başına bir gösterge değil”

Hastaların tek bir fiziksel bulguya göre değil, eşlik eden başka hastalıklara ve laboratuvar değerlerine göre değerlendirildiğine işaret eden Balcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani bu çizginin varlığı, tek başına bir endişe kaynağı olamayacağı gibi olmaması da kişi de rahatlama sebebi olarak görülmemeli. Kalp-damar hastalığı riskini değerlendirirken tek bir fiziksel bulguyu değil, birçok faktörü dikkate alıyoruz. Bunların başında hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı, birinci derece yakınlarda erken yaşta ortaya çıkan kalp-damar hastalığı, kolesterol, ileri yaş, aktif bir yaşam tarzının benimsenmemesi geliyor.

Dolayısıyla sadece kulak memesindeki çizgi, bize kişide ‘kalp-damar hastalığı vardır veya yoktur’ bilgisini veremiyor. Böyle bir çizgiye sahip olanlar hemen paniğe kapılmamalı, gerçekten bireysel kardiyak risklerinin ne olduğunu bilmek istiyorlarsa uzman bir hekime başvurabilirler.”

“Şeker hastalarının riski çok daha yüksek”

Prof. Dr. Balcı, özellikle diyabetin kalp-damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, “Şeker hastalarının kalp-damar hastalıkları açısından riski, topluma göre çok daha yüksek. Bu nedenle diyabet tanısı alanların mutlaka kardiyoloji muayenesinden de geçmeleri önemli. Yapılan tetkiklerde bir anormallik olmasa bile yılda bir kez periyodik olarak kardiyoloji hekimince değerlendirilmelerini öneriyorum.” diye konuştu.

Erkeklerde 50 yaş altında, kadınlarda ise menopoz öncesi, erken yaşta, kalp krizi, “bypass” ameliyatı gibi operasyonları geçiren birinci derece aile yakını olanların da mutlaka kardiyolojik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Balcı, “Ayrıca birinci derece aile yakınında erken yaşta koroner arter hastalığı tespit edilenlerin de ‘ailesel hiperkolesterolemi’ dediğimiz kolesterol yüksekliği açısından da araştırılmalarını öneriyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kalp sağlığını korumanın anahtarı, sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme

Prof. Dr. Balcı, sağlıklı yaşam ve dengeli beslenmenin kalp sağlığını korumanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Yediğimiz her şey bizi etkiliyor. Bu nedenle öncelikle sağlıklı beslenmenin bir yaşam rutini haline getirilmesi gerekiyor. Kardiyak hastalıklardan korunma kılavuzunda da defalarca belirtildiği gibi; yeşil sebze ağırlıklı, zeytinyağlı Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi önemli. Düzenli egzersiz de bu sürecin bir parçası. Haftada en az 3-5 gün, 30-50 dakika arasında tempolu yürüyüş yapılabilir. Sigara, kesinlikle uzak durulması gereken bir faktör.

Ayrıca diyabet, hipertansiyon gibi altta yatan hastalıkların modifiye edilmesi lazım. Çünkü kontrol altına alınmamış diyabet, maalesef ‘ateroskleroz’ dediğimiz, damar duvarlarında daralmayı en çok hızlandıran faktörlerden biri. Bu hastaların şeker ve tansiyon düzeylerinin kontrol altında tutulması büyük önem taşıyor.”

Prof. Dr. Balcı, stresin de kalp-damar hastalıkları açısından risk oluşturduğunu belirterek, “Ömrümüzü uzatmak için stresten mümkün olduğunca uzak durmalıyız.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kulak-memesindeki-cizgi-kalp-damar-hastaligi-riskine-isaret-edebilir/feed/ 0
Kalp Krizi Risk Faktörlerinin Belirlenmesi Önemli https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-risk-faktorlerinin-belirlenmesi-onemli/ https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-risk-faktorlerinin-belirlenmesi-onemli/#respond Mon, 08 Jul 2024 04:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24179 Medicana International İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sebahattin Ateşal, son zamanlarda çeşitli faktörler nedeniyle kalp krizi geçirme yaşının erkene indiğini, bu nedenle risk faktörlerinin belirlenmesinin, erkenden önlem alınmasının önemli olduğunu bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ateşal, kalp sağlığını koruma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Ateşal, dünya genelinde meydana gelen ölümlerin en önemli nedeninin bulaşıcı olmayan hastalıklar olduğunu, bunlar arasında ilk sıralarda kalp ve damar hastalıklarının yer aldığını belirtti.

Kalp ve damar hastalıklarını erkenden teşhis etmenin rutin tetkiklerle mümkün olduğunu vurgulayan Ateşal, “Kalp damar hastalığına yakalanma açısından yaş önemli bir faktörüdür. Yaşlanma süreci ile atar damarlarda gelişen yağlanma, tıkanma artmakta ve kişilerin kalp krizi geçirme riski artmaktadır. Ama son zamanlarda çeşitli faktörler nedeni ile kalp krizi geçirme yaşı da erkene inmiştir. Bu nedenle risk faktörlerinin belirlenmesi, erkenden önlem alınması önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Sigara içme yaşının düştüğüne dikkati çeken Ateşal, yapılan çalışmalarda sigara tüketiminin kalp damar tıkanıklığının hem akut hem kronik sonuçlarını artırdığını gösterdiğini kaydetti.

Ateşal, sigaranın bırakılmasını sağlamanın uzun dönem kalp krizi riskini azaltmak için en etkin tedavi yöntemi olduğunun altını çizerek, sigarayla alkol ürünlerinden de uzak durulması gerektiğini anlattı.

“Toplu taşıma kullanımı hareketi getirir”

Prof. Dr. Ateşal, obezitenin gittikçe artan büyük bir sağlık sorunu olduğuna dikkati çekti.

Obezitenin düzensiz ve sağlıksız beslenmenin getirdiği bir hastalık olduğuna işaret eden Ateşal, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Obezite, hipertansiyon, kolesterol, diyabet gibi hastalıkları da beraberinde getirmektedir. Obeziteden korunmak, diğer hastalıklarla birlikte kalp sağlığını korumak için de önem taşımaktadır. Bu nedenle düzenli, sağlıklı beslenmek, fazla kilonun verilmesi ya da kilo kontrolü kalp sağlığını da korumaktadır. Akdeniz tipi beslenmek gerekir. Sebze ve meyveden zengin, sağlıklı yağlardan oluşan, işlenmiş gıdalardan uzak duran bir diyet biçimi kalp sağlığı için gereklidir. Gerekirse beslenme uzmanlarından destek alarak kilo kontrolü sağlamak kalp sağlığı için atılması gereken adımlardan biridir. Beslenmenin yanında düzenli olarak yapılan egzersizin faydası büyüktür. Sedanter yaşamdan uzaklaşmak gerekir. Her yere arabayla gitmek yerine toplu taşıma kullanımı, hareketi artıracaktır. Bunun yanında açık havada yapılacak hafif tempoda yürüyüşler kalp sağlığı için koruyucu olacaktır.”

“Kalp krizi yaşa değil, riske bağlı”

Prof. Dr. Ateşal, koroner arter hastalığının erken dönemde belirlenmesinin, medikal ve girişimsel tedavi yöntemleriyle tedavi edilmesinin de kalp krizi riskini düşürdüğünü aktardı.

Bunları dikkate alarak kalp damar hastalıklarını ve kalp krizini sadece yaşa ve yaşlılığa bağlamanın çok yanlış olduğunu vurgulayan Ateşal, şu bilgileri verdi:

“Şeker, tansiyon hastalığı, kolesterol yüksekliği, sigara tüketimi, şişmanlık, kalp hastalıkları açısından aile öyküsü olması, stres, depresyon gibi risk faktörlerine sahip olan kişilerinde belirlenmesi, kontrol altına alınması kalp damar hastalıkları riskini azaltmakta etkin yöntemlerdir. Bu yüzden kalp krizi yaşa değil, riske bağlıdır. Risk faktörlerine sahip olan kişilerin de mutlaka periyodik kalp kontrollerini yaptırmaları önem taşımaktadır.”

“Erken ölümlerin önlenmesi hedefleniyor”

Prof. Dr. Ateşal, Sağlık Bakanlığı’nın hedefinin dünyada en sık görülen, en fazla ölüme ve engelliliğe neden olan bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı erken ölümlerin 2025’e kadar yüzde 25 azaltılması olduğunu kaydetti.

Her sağlık merkezinde kalp taraması yaptırmanın mümkün olduğunu ifade eden Ateşal, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bakanlığın da destekleriyle kronik hastalığı olanların hayati bir sorun yaşamadan yaşam kalitelerini artırıp sağlıklı yaşamaları için birçok imkan sunulmaktadır. Sağlık otoritelerinin getirdiği kolaylıklara bireylerin uyması pek çok sağlık sorununun önlenmesi ve erken teşhis edilip, tedaviye geçilmesinde önem taşımaktadır. Bu nedenle her yıl düzenli kalp kontrollerinin yaptırılması kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi konusunda destek olacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-risk-faktorlerinin-belirlenmesi-onemli/feed/ 0
Kalp krizi sonrası kalp kapakçığı yırtığı tedavisiyle sağlığına kavuştu https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-sonrasi-kalp-kapakcigi-yirtigi-tedavisiyle-sagligina-kavustu/ https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-sonrasi-kalp-kapakcigi-yirtigi-tedavisiyle-sagligina-kavustu/#respond Tue, 25 Jun 2024 04:36:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22763 Malatya’da, kalp krizi sonrası nadir görülen kalp kapakçığı yırtığı nedeniyle yemek bile yiyemeyen 65 yaşındaki Mustafa Akay, kalp kapağının değiştirilmesinin ardından sağlığına kavuştu.

Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde yaşayan Akay, farkında olmadığı kalp rahatsızlığı nedeniyle yemek yemekte zorlanıyordu.

Ani terleme ve vücudunun bazı yerlerinde ağrı oluşması nedeniyle doktora gitmeye karar veren Akay, Çelikhan Devlet Hastanesine başvurdu.

Burada kalp krizi geçirdiği belirlenen Akay, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Burada yapılan anjiyografi işleminin ardından hasta, kalp krizine bağlı nadir görülen kalp kapakçığında yırtılma tespit edilerek Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından ameliyata alındı.

Kalp kapakçığı değişen ve tıkalı damarları açılan Akay, ameliyatla sağlığına kavuştu. Akay, artık güçlük çekmeden yemek yiyebilecek.

“Ender bir durum”

Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurkay Katrancıoğlu, AA muhabirine, hastanın kendilerine ani nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvurduğunu söyledi.

Kalp krizi geçirdiği belirlenen hastaya acil müdahalede bulunduklarını anlatan Katrancıoğlu, şöyle devam etti:

“Hastanın çok şiddetli bir kalp krizi geçirdiğini, kalp krizine bağlı olarak da kalp kapağında bir yırtılma olduğunu gördük. Hastamızı acil ameliyata aldık. Hem kalp kapağını değiştirdik hem de tıkalı damarlarına baypas yaptık. Hastamızın durumu gayet iyi. Birkaç gün içerisinde de hastayı şifayla evine taburcu edeceğiz. Bu tür durumlar normalde çok sık gördüğümüz vakalar değil. Hatta çok nadir olduğunu söyleyebilirim. Çok sayıda kalp krizi geçiren hastamız olmasına rağmen kalp kapakçığında yırtığın olması ender görünen bir durum. Bu hem hastamızın kendi koroner damarlarındaki doğumsal oluşum farklılıklarına bağlı hem de geçirmiş olduğu kalp krizinin şiddetine bağlı olarak meydana gelebiliyor. Herkesin kalp krizi geçirdiğinde bu komplikasyona dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Katrancıoğlu, hastanın tedavisinin son derece başarılı geçtiğini ve normal hayatına artık dönebileceğini anlatarak, şunları kaydetti:

“Vatandaşlara kalp krizine sebep olabilecek göğüs ağrısı gibi çeneye vuran, kola vuran, sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar olduğunda hiç vakit kaybetmeden en yakın hastaneye gitmelerini öneriyorum. Çünkü bu tür hastalıkların ortaya çıkmasında süre de çok önemli. Erken dönemde yapılan müdahalelerde bu tür kapakçık yırtılmaları ya da kopmalarına çok çok daha nadir görülüyor. Onun için bu tür rahatsızlıklar ortaya çıktığında, özellikle çeneye, sırta, kola vuran göğüs bölgesindeki ağrılar olduğunda hastalarımıza mutlaka bir merkezine gidip kontrolden geçmelerini öneriyorum.”

Mustafa Akay ise rahatsızlığını geç fark ettiğini belirterek, bir saatlik gecikmenin hayatında çok şey değiştirdiğini söyledi.

Ani terleme ve vücudunun bazı yerlerinde ağrı oluştuğunu anlatan Akay, şunları aktardı:

“Terleme oluyordu. Yemek bile yiyemiyordum, sıkıntı çekiyordum. Aniden rahatsızlandım. Hastaneye geldim. Allah doktorlarımdan razı olsun hemen müdahale ettiler. Çok şükür şimdi çok rahatım ve taburcu olacağım. Hastaneye bir gün önce gelseydim bu kadar rahatsızlığı geçirmezdim. İmkanlarımız var, hastanelerimiz iyi, Allah herkesten razı olsun.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kalp-krizi-sonrasi-kalp-kapakcigi-yirtigi-tedavisiyle-sagligina-kavustu/feed/ 0
Prof. Dr. Mustafa Karataş Eyüpsultan Belediyesi’nin Osmanlı Park Ramazan Çadırı’nda konuk oldu https://www.haber28.com.tr/prof-dr-mustafa-karatas-eyupsultan-belediyesinin-osmanli-park-ramazan-cadirinda-konuk-oldu/ https://www.haber28.com.tr/prof-dr-mustafa-karatas-eyupsultan-belediyesinin-osmanli-park-ramazan-cadirinda-konuk-oldu/#respond Fri, 31 May 2024 01:01:02 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19347 Eyüpsultan Belediyesi’nin Osmanlı Park Ramazan Çadırı’nda düzenlediği etkinliklerin konuğu Prof. Dr. Mustafa Karataş oldu. “İnsan ve Kalp” konulu söyleşide Karataş, temiz bir kalbin önemine değinerek Peygamber Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) üç önemli özelliğini anlattı.

Eyüpsultan Belediyesi Osmanlı Park Ramazan Çadırında binlerce kişilik iftar sofraları kurarken, kültür, sanat ve tarih dünyasının önemli isimlerini ağırlamaya devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerin konuğu bu kez hadis kürsüsü profesörü ve televizyon programı yapımcısı Mustafa Karataş oldu.

“İmanın yeri kalptir”

Karataş, “İnsan ve Kalp” konulu söyleşisinde ayet, hadis ve kıssadan hisselerle temiz bir kalbin ve niyetin önemine değindi. İmanın yerinin kalp olduğunu, mahşer günü Allah’ın önce kalbimize bakacağını söyleyen Mustafa Karataş, sözlerine şöyle devam etti: “Kalbin hiç ummadığınız bir anlamı vardır. Kalbin manası dönektir, her yere döner. Kalp döndürür; ortama uydurur. Fakat Allah da insan da kalbe bakıyor. Hatta namazdan, oruçtan ve hacdan önce kalbimize, niyetimize bakıyor. Ameller niyetlere göredir. Biz insanların niyetini bilemeyiz ancak Allah bilir. Onun için kimin gerçekten mümin olduğunu veya olmadığını ancak Allah bilir. Allah diyor ki ben sizin kalplerinizi biliyorum. İmanın yeri kalptir. İnsanlar zayıflamak için diyetisyenlere gidiyorlar; 16 saat aç kalıyorlar. Ramazan’ın dışında başka bir ayda 16 saat sabahtan akşama kadar zayıflayayım diye aç kaldığınız zaman oruç sevabı alıyor musunuz? Almıyorsunuz, çünkü orada oruca niyet yok. Ama şimdi 14 saat aç duruyoruz sevap alıyoruz neden oruca niyet ediyoruz. Demek ki sevap alabilmek için niyet gerekiyor. Herkes niyetinin karşılığını alıyor. Niyetin merkezi kalptir. Allah Teala kıyamet günü mal ve evlat fayda vermez ancak temiz bir kalp fayda verir diyor.”

“Her mümin peygamberine benzemek zorundadır”

Öte yandan söyleşisinde Peygamber efendimizin ahlakının üç önemli özelliğine değinen Karataş, şunları söyledi: “Her mümin peygamberine benzemek zorundadır. Peygamber efendimiz kendisi için değil, başkaları için yaşamıştır. Yetimler, garipler, ailesi, çocukları ve ümmeti için yaşamıştır. Peygamber efendimize göre insanların en hayırlısı insanlara en çok faydası dokunandır. İnsanlara yardımcı olanlar Allah dostudur. Başkasını düşündüğümüz kadar Müslümanız. İkincisi peygamber efendimiz ahiret için dünyasını, dünya için ahireti terk etmedi. Ama biz hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışıyoruz, öbür tarafı bilmem hafız değilim diyoruz. Ahireti hiç düşünmüyoruz. Hz. Muhammed Mustafa (Sallalahü aleyhi ve sellem) efendimizin üçüncü bir özelliği var. Göründüğü gibi oldu, olduğu gibi göründü. İçi başka dışı başka olmayacağız. Eşimizin, dostumuzun arkasından kuyu kazmayacağız. Mert ve dürüst olacağız.” Söyleşisini dua ile bitiren Prof. Dr. Mustafa Karataş’a Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken adına sahneye gelen Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yavuz, katılımlarından dolayı teşekkür ederek “İstiklal Harbi’nin 100. Yılında İstanbul ve Eyüpsultan” kitabını hediye etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/prof-dr-mustafa-karatas-eyupsultan-belediyesinin-osmanli-park-ramazan-cadirinda-konuk-oldu/feed/ 0
Trabzon’da 80 yaşındaki hastanın kalp kapağı, boynunun sağındaki damardan girilerek değiştirildi https://www.haber28.com.tr/trabzonda-80-yasindaki-hastanin-kalp-kapagi-boynunun-sagindaki-damardan-girilerek-degistirildi/ https://www.haber28.com.tr/trabzonda-80-yasindaki-hastanin-kalp-kapagi-boynunun-sagindaki-damardan-girilerek-degistirildi/#respond Thu, 11 Apr 2024 06:36:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13886 Trabzon’da 80 yaşındaki hastanın kalp kapağı, boynunun sağındaki damardan girilerek değiştirildi.

2 çocuk babası görme engelli Ömer Öztürk, 2 ay önce günlük yaşamını kısıtlayan nefes darlığı ve baygınlık şikayetiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.

Kardiyoloji kliniğinde yapılan tetkiklerde, kalp hastası Öztürk’ün kalp kapağının değiştirilmesine karar verildi.

Prof. Dr. Turhan Turan, AA muhabirine, Ömer Öztürk’ün ek sağlık problemleri olduğunu belirterek, “Aort damarında doğuştan bir darlık vardı (aort koarktasyonu). Literatürde 60 yaşın üstünde böyle bir hasta yok. Onun için kasıklardan girilip aort damardan ilerlenerek yapılamayacaktı. Böyle durumlarda bu işlem boyun damarından girilerek yapılabiliyor. Daha önce de çok defa yapıldı. Ancak boyun damarlarında da açı olarak sol taraf bizim için daha uygun.” dedi.

Prof. Dr. Turan, hastanın sol tarafında da problemler olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hastanın sol tarafta daha önce takılan kalp pili vardı ve damar çapı yeterli genişlikte değildi. Soldaki beyne giden bir diğer damarda plak vardı. Bu nedenlerle soldan girişim mümkün olmadığı için işlemi, açısı cihaza uygun olmayan sağ taraftan yapmak durumunda kaldık. Bunun da yapıldığı hastalar var literatürde ama bu hastanın aort kapakçığı üç yaprakçıklı olması gerekirken doğuştan ikiliydi ve ciddi düzeyde kireçlenmişti, buna biz biküspit aort diyoruz ki bu cihazın sağdan yerleştirilmesini ekstradan zorlaştıran bir durumdu. Ayrıca mitral kapak darlığı vardı, sol ventrikülü (karıncık) ciddi hipertrofikti (kalp kası kalınlaşması). Ek problemleri nedeniyle hasta sıra dışıydı. Riskliydi ama başarılı oldu, hastamız da iyi.”

Operasyon öncesi ekibiyle ciddi şekilde çalıştıklarına dikkati çeken Turan, “Birçok durumun bir arada olduğu ve literatürde az rastlanır bir hasta. Çalıştık, çözüm yollarını kendi aramızda tartıştık. Türkiye’de başka merkezlerde de bu işi yapan daha tecrübeli hocalarımız var. Onlarla da konuştuk, fikir alışverişinde bulunduk. Sonuçta ciddi hazırlık gerektiriyordu, operasyon öncesi yaklaşık bir ay hazırlığımız oldu. İşlemi yaptık, bir problemimiz olmadı Allah’a şükür.” diye konuştu.

“Birkaç güne hastayı taburcu edeceğiz”

Turan, operasyonu 5’i hekim 10 kişilik ekiple gerçekleştirdiklerini kaydederek, “Ameliyat biraz stresli geçti, alışık olduğumuz ya da her zaman yaptığımız bir vaka değil. Hatta literatürde tam bir örneğini bulamadık. Yaklaşık 1,5 saat sürdü. İşlemden çıktığımızda gördüğümüz önemli bir problemimiz yoktu. Birkaç güne hastayı taburcu edeceğiz.” dedi.

Hastanın ek problemleri ve yaşı nedeniyle az görüldüğü için operasyonu literatüre yazmaya hazırlandıklarını aktaran Turan, şunları söyledi:

“Hastaya hazırlanırken literatüre baktık. Bu tip hastalıkların olduğu ayrı ayrı hastalar var ama bütün bu problemlerin bir arada bulunduğu bir hasta yok bildiğimiz kadarıyla. Ayrı ayrı o hastalara ne yapmışlar, nasıl yapmışlar, onlardan da yararlandık. Biz de bunu literatürde yayınlayacağız ki bir başka meslektaşımız da böyle bir vakayla karşılaşırsa bu tecrübemizden yararlansın.”

Öztürk’ün oğlu Ahmet Öztürk ise bir aydır hastanede olduklarını dile getirerek, “Hocalardan Allah razı olsun, çok yardımcı oldular. Şu anda durumu iyi, memnununuz.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/trabzonda-80-yasindaki-hastanin-kalp-kapagi-boynunun-sagindaki-damardan-girilerek-degistirildi/feed/ 0
Soğuk hava kalp krizi riskini arttırıyor https://www.haber28.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/ https://www.haber28.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/#respond Wed, 24 Jan 2024 23:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3504 Soğuk hava kalp krizi riskini arttırıyor

YOZGAT – Soğuk havanın kalp krizi riskini arttırdığını söyleyen Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji A.D. Başkanı Prof. Dr. Özgür Çiftçi, hastaların soğuk havalarda beslenme ve yaşam tarzlarına dikkat etmelerini söyleyerek uyarılarda bulundu.

Soğuk havanın insan vücudunu olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Özgür Çiftçi, özellikle kalp hastalarının göğüs bölgelerini iyi şekilde koruyarak dışarı çıkmaları gerektiğini söyleyerek kış aylarında beslenmelerine dikkat etmeleri tavsiyesinde bulundu. Prof. Dr. Çiftçi Kalp damar ve diyabet hastalığı olanların kış mevsiminde gribal enfeksiyonlara karşı korunmaları ve kalp krizi riskini en aza indirmeleri için de grip aşısı ve zatürre aşılarını yaptırmaları konusunda uyarılarda bulundu.

“Soğuk havada kalp hastalıkları daha fazla görülür”

Soğuk havaların kalp krizini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Çiftçi, “Soğuk havada kalp hastalıkları daha fazla görülür, kalp krizini de tetikler. Çünkü kanın akışkanlığı azalır. Damarda pıhtılaşmaya yol açan çeşitli faktörler artar ve tansiyon daha fazla yükselme eğilimindedir. Bu durumlarda daha fazla kalp yetmezliği atağını görebilirsiniz. ve aritmeye bağlı olarak ani kalp durmaları da daha fazla olur. Çok soğuk ülkelerde mesela Sibirya gibi ülkelerde soğuk havanın etkisi daha azken, mesela ülkemiz gibi ılıman kuşaktaki ülkelerde soğuk havanın hastalığa karşı etkisi daha fazla oluyor. Bir de ani soğuğa maruz kalma ekstra olarak kalp hastalığını daha fazla etkiliyor. Özellikle koroner arter hastalığı dediğimiz kalp krizini de içinde bulunduğu hastalık grubunu daha fazla etkiler. O yüzden soğuktan korunmamız lazım. Özellikle şeker hastaları, kalp hastaları bunlar daha fazla dikkat edecekler kendilerine. Sıkıca giyinip o şekilde dışarı çıkmaları lazım” dedi.

“Kış aylarında hastaların beslenmelerine dikkat etmesi gerekiyor”

Kalp hastalarının kış aylarında beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Çiftçi, “Kalp hastalarının kış aylarında düzenli beslenmeleri gerekiyor. Hastaların soğuk havalarda kan şekeri seviyelerinin daha yüksek olduğunu görürüz, bu dönemlerde tansiyon yükselmeleri ortaya çıkacaktır. ve kanın akışkanlığı da daha azaldığı için bu sorunlar daha fazla gözükecektir. Onun için kışın sıkı giyineceğiz, yediğimize içtiğimize dikkat edeceğiz. Karbonhidrattan daha zayıf, lipitlerden daha sık beslenmeli, daha hafif yağlı yiyecekler tüketmemiz lazım ki hastanın şekeri artmasın, eğer şeker kontrolü zorlaşırsa koroner artar hastalığı da artacaktır. Bir de dışarı çıktığımızda eğer rüzgara karşı yürüyorsak ve bu da soğuk bir rüzgarsa kesinlikle kalp damarlarında spazma yol açabilir, ani kalp ölümlerini arttırabilir ve daha kısa sürede göğüs ağrısı olabilir” şeklinde konuştu.

“Grip ve zatürre aşıları mutlaka olunmalı”

Kalp ve diyabet hastalarının kış aylarında enfeksiyondan korunmaları için grip ve zatürre aşılarını yaptırmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çiftçi, “Kış aylarında kalp krizi riskinden korunmada dikkat edeceğimiz bir başka konu ise malumunuz kış mevsiminde enfeksiyonlar daha fazla gözüküyor. O konuda da hastaların kendilerini koruması lazım. Özellikle kalp hastaları grip aşısı aşılarını ve zatürre aşılarını yani pnömokok aşılarını yaptırmaları gerekiyor. Buna diyabetik hastalar da dahil. Bunlara dikkat edersek ve soğuktan korunmak mümkün olacaktır ve kalp krizi etkisi oldukça sınırlı olacaktır” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/soguk-hava-kalp-krizi-riskini-arttiriyor/feed/ 0
5 Yaşındaki Çocuk, Kendi Kalbiyle Nakil Olarak Yeniden Doğdu https://www.haber28.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu-2/ https://www.haber28.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu-2/#respond Sun, 21 Jan 2024 08:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3201

HENÜZ anne karnındayken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar, “İleride kalp naklinden başka çaresi olmayacak” dedi. O büyürken, tümör de büyüdü ve kalbiyle aynı boyuta ulaştı. Ekin Ada Işık, 5 yaşına geldiğinde mucizevi bir ameliyatla yeniden doğdu. Adı, “Yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ile Opr. Dr. Yılmaz Zorman, ameliyat sırasında Ekin’in ‘kalbini yerinden söktü’, ameliyathane masasında iğneyle kuyu kazar gibi kalpteki tümörü temizledi ve 8 saat boyunca göğüs boşluğunda kalbi olmadan yaşatılan Ekin’e, kendi kalbi tekrar nakledildi. Doktorları, dünyada “bu kadar küçük yaşta” kardiyak oto-transplantasyon (kendinden kalp nakli) ile hayata dönen başka vakaya rastlamadıklarını söyledi.

Balıkesir’de yaşayan Mustafa ve Fahriye Işık çiftinin tek çocuğu Ekin Ada’nın, anne karnında 32 haftalıkken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar bebeği alalım dese de anne Fahriye Karaca Işık, onu doğurmak istedi. Daha doğmadan başvurdukları her doktor “Tek çare kalp nakli olur” dedi. 5 yaşına kadar, tümörü kalbiyle birlikte büyüdü, 8 santimlik minik kalbi, kendi büyüklüğünde bir tümörü de taşımak zorunda kaldı. Ekin Ada, geçtiğimiz Ekim ayında Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan ve dünya tıp literatürüne girecek bir ameliyatla yeniden doğdu. 8 saat süren ameliyat sırasında Ekin Ada’nın kalbini “yerinden söküp” tümörü ameliyat masasında temizledikten sonra tekrar nakleden, “yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ve Opr. Dr. Yılmaz Zorman, bu eşi benzeri olmayan operasyonu, “O kadar riskli bir ameliyattı ki nefesimizi tutarak yaptık. Kadavradan kalp nakli olsa, elinizde sağlam başka bir organ var. Oto-transplantasyon, yani hastanın kendinden nakilde ise en ufak bir hatada tekrar yerine takabileceğiniz başka bir organ yok” şeklinde anlattı.

“İKİNCİ DOĞUMUNA ŞAHİT OLDUM”

“Bu çocuğun ben ikinci doğumuna tanık oldum” diyen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatrik ve Konjenital Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekin Ada kızımızla 32 haftada anne karnındayken ilk olarak tanıştım. Fetal EKO’sunda bir kalp tümörü tespit edilmişti. Kızımız doğdu, ondan sonra 3 ila 6 aylık aralarla izlemeye başladık. Kalp içindeki tümör yaşı büyüdükçe, kalple beraber büyüyordu. Bu tümörlerin bir kötü tarafı da ritim düzensizlikleri yaratmaları. Ani ölüm riskinin çok yüksek olduğu vakalar bunlar. Tümörün büyüklüğü neredeyse kalp kadar olmuştu. 7 santimlik bir tümör, Ekin Ada’nın kalbi 8 santim uzunluğundaydı zaten. Sol karıncıktaki tümörün bir büyük tehlikesi daha vardı. Önemli bir koroner arter damar, tümörün içinden geçiyordu.”

“SOĞAN KABUĞU SOYAR GİBİ TÜMÖRÜ KALPTEN AYIRDIK”

Tümörün içinden hayati bir damarın geçmesi nedeniyle kalp yerindeyken ameliyat etmenin imkansız olduğunu anlatan Prof. Dr. Kalangos, çok büyük bir riske girerek kalbi yerinden çıkarıp ameliyat etme yolunu seçtiklerini vurguladı. Prof. Dr. Kalangos, “Çok dikkatli çalışmamız gerekiyordu o nedenle kalbi yerinden söktük, damarlarından ayırdık ve masanın üzerine yatırarak (kalp vücuttan ayrıyken) ameliyata devam ettik. Göğüs boşluğu tamamıyla boş kaldı, ‘kalpsiz’ bir durumda makineye bağlı takip edildi. Kalbi masanın üzerinde sol karıncığa hasar vermeden, hem kasları hem arterleri koruyarak açtık. Dr. Yılmaz Zorman ile beraber nefesimizi tuttuk, ince ince, soğan kabuğu soyar gibi kalp kasından tümörü ayırdık. Tümörün içinden geçen o ince, bir milimetrelik koroner damarı bulduk ve onu da titiz bir şekilde tümörden ayırarak kalbi tamamen temizledik. Onarılmış kalbi tekrar yerine taktık” dedi.

KALBİ TAKTIKTAN SONRA GÖZÜ EKRANDA, İLK ATIŞINI BEKLEDİ

Kalbi Ekin Ada’ya geri naklettikten sonra ilk yaptığı şeyin monitöre bakmak olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Kalangos, sözlerini şöyle noktaladı: “O anda ilk yaptığınız şey tabii ki monitöre gözünüz takılıyor. Kalp tekrar çalışmaya başladı ve büyük bir rahatlama yaşadık.  Ben özellikle yurt dışında Cenevre’deyken çocuklarda kalp akciğer transplantasyonunu rutin olarak yapan bir cerrahtım. Kalp naklinde oldukça tecrübesi olan bir cerrah olmama rağmen oto-transplantasyon yani hastanın kalbini yerinden çıkarıp tekrar takma tecrübesini ilk defa yaşadım. Dolayısıyla benim için de özel bir andı bu. Ekin Ada’nın başka alternatifi yoktu. Düşünün ölüme mahkum olan bir insanın, mucizevi bir şekilde tekrar hayata dönmesi, bu ikinci doğuş değil de nedir?”

“EN UFAK BİR HATADA BAŞKA ALTERNATİFİMİZ YOKTU”

Prof. Dr. Kalangos ile birlikte ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Yılmaz Zorman ise 8 saat süren ameliyat sırasında defalarca nefeslerini tuttuklarını söyleyerek şunları anlattı: “Çok uzun süren bir ameliyattı. Hocayla kaç kere göz göze geldik, kaç kere nefesimizi tuttuk gerçekten hatırlamıyorum. Ekin Ada, her şeyiyle çok özel bir çocuk. Ben bu tür bir ameliyatla meslek hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Literatür taraması da yaptık hocamızla birlikte. Böyle bir tanıyla, başarılı bir şekilde ameliyat olmuş bu yaşta bir hasta literatürde bulamadık. Bazı denemeler olmuş ama bu yaştaki bir çocukta başarılı bir ameliyat ve oto-transplantasyon, bence bu ameliyatı nadir kılan unsurlar.”

Ritim bozuklukları nedeniyle ani ölüm riski yaşamaya başlayan Ekin Ada’nın kendi yaşı, boyu ve kilosuna uygun kalp bulunana kadar nakil bekleyecek durumda olmadığını da anlatan Dr. Zorman, “Diyelim ki kalp nakli ameliyatı yapıldı, elinizde bir alternatifiniz olurdu o anda. Çünkü orada sağlam bir kalp dokusu var ve yerine taktığınızda çalışacak. Ama bizim ikinci bir alternatifimiz yoktu. Hatta biz Ekin’i ameliyata almadan önce neden yapıyorsunuz sorusuyla da çok muhatap olduk. Çünkü annesinin kucağından alıp ameliyathaneye götürüyorsunuz ama işler yolunda gitmezse onlara kötü bir haber vermek zorunda kalabilirsiniz.  Bu, çok yıkıcı olurdu hepimiz için. Şimdi bizi ziyarete geliyor, bu mutluluğun tarifi inanın yok” diyerek sözlerini noktaladı.

“BİRİLERİ RİSK ALMALI DEDİ VE ONU KURTARDI”

Hamileliğinin son haftalarında aldığı korkunç teşhisle yüzleşmenin çok zor olduğunu anlatan anne Fahriye Işık Karaca ise duygularını şu şekilde ifade etti: “Her şey 32 haftaya kadar çok güzel giderken bir anda bizi alt üst eden bir haberle sarsıldık. Gezdiğimiz hastanelerde, kızımız için hiçbir şey yapılamayacağı söylendi. Doğumdan sonra 10 gün yoğun bakımda kaldı, ancak 10 gün sonra kucağıma alabildim. Herkes çocuğunu alıp çıkıyor ama siz hastaneden boş çıkıyorsunuz. Çaresizliğin ne demek olduğunu ben kızımda yaşadım. Allah’a şükürler olsun ki Kalangos hocamızla tanıştık. O bize hiçbir çocuğun kaderine terk edilemeyeceğini, birilerinin risk alması gerektiğini söyledi. Denenecek başka bir yöntem de yoktu. Onun için gözünüzü karartıp kabul ediyorsunuz. İlk gittiğimiz hastanede anne karnında çocuğun hayatını sonlandırıp bana doğum yaptırmaktan bahsedilirken, öyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki çocuğunuzu sizin elinize sağlığına kavuşturup veriyor, onunla bir ömür geçirebileceğinizi size gösteriyor. Dünyalar benim oldu desem az kalır yanında.”

“KAHRAMAN GİBİ HİSSEDİYORUM”

Baba Mustafa Işık ise kızının doğumundan önce başvurdukları her hastanede kalp naklinden başka şansının olmadığını söylediklerini kaydederek, “Ameliyat tamamlandığında hocamız bizi ameliyathanenin kapısını çağırdı. Ellerini açtığı anda ameliyatın iyi geçtiğini anladık ve bütün dünyalar bizim oldu. Hocama sarılıp ağladım” diye konuştu. Minicik bedeniyle böylesine zor bir hastalığa direnen ve geçirdiği mucizevi ameliyatla sağlığına kavuşan minik ekin Ada ise kendini kahraman gibi hissettiğini söyleyerek, “Ameliyata girmeden önce ne olacağını çok merak etmiştim. Kahraman gibi bekliyordum. Daha önce iki kez yoğun bakımda yatmıştım. Günler çok uzun geçmişti o zaman. Artık korkmuyorum çünkü büyüdüm. İleride veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum. Onları iyileştirmek istiyorum” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu-2/feed/ 0
5 Yaşındaki Çocuk, Kendi Kalbiyle Nakil Olarak Yeniden Doğdu https://www.haber28.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu/ https://www.haber28.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu/#respond Sun, 21 Jan 2024 08:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3198

HENÜZ anne karnındayken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar, “İleride kalp naklinden başka çaresi olmayacak” dedi. O büyürken, tümör de büyüdü ve kalbiyle aynı boyuta ulaştı. Ekin Ada Işık, 5 yaşına geldiğinde mucizevi bir ameliyatla yeniden doğdu. Adı, “Yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ile Opr. Dr. Yılmaz Zorman, ameliyat sırasında Ekin’in ‘kalbini yerinden söktü’, ameliyathane masasında iğneyle kuyu kazar gibi kalpteki tümörü temizledi ve 8 saat boyunca göğüs boşluğunda kalbi olmadan yaşatılan Ekin’e, kendi kalbi tekrar nakledildi. Doktorları, dünyada “bu kadar küçük yaşta” kardiyak oto-transplantasyon (kendinden kalp nakli) ile hayata dönen başka vakaya rastlamadıklarını söyledi.

Balıkesir’de yaşayan Mustafa ve Fahriye Işık çiftinin tek çocuğu Ekin Ada’nın, anne karnında 32 haftalıkken kalbinde tümör olduğu tespit edildi. Doktorlar bebeği alalım dese de anne Fahriye Karaca Işık, onu doğurmak istedi. Daha doğmadan başvurdukları her doktor “Tek çare kalp nakli olur” dedi. 5 yaşına kadar, tümörü kalbiyle birlikte büyüdü, 8 santimlik minik kalbi, kendi büyüklüğünde bir tümörü de taşımak zorunda kaldı. Ekin Ada, geçtiğimiz Ekim ayında Koç Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan ve dünya tıp literatürüne girecek bir ameliyatla yeniden doğdu. 8 saat süren ameliyat sırasında Ekin Ada’nın kalbini “yerinden söküp” tümörü ameliyat masasında temizledikten sonra tekrar nakleden, “yüzyılın kalp cerrahları” arasında anılan Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos ve Opr. Dr. Yılmaz Zorman, bu eşi benzeri olmayan operasyonu, “O kadar riskli bir ameliyattı ki nefesimizi tutarak yaptık. Kadavradan kalp nakli olsa, elinizde sağlam başka bir organ var. Oto-transplantasyon, yani hastanın kendinden nakilde ise en ufak bir hatada tekrar yerine takabileceğiniz başka bir organ yok” şeklinde anlattı.

“İKİNCİ DOĞUMUNA ŞAHİT OLDUM”

“Bu çocuğun ben ikinci doğumuna tanık oldum” diyen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatrik ve Konjenital Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekin Ada kızımızla 32 haftada anne karnındayken ilk olarak tanıştım. Fetal EKO’sunda bir kalp tümörü tespit edilmişti. Kızımız doğdu, ondan sonra 3 ila 6 aylık aralarla izlemeye başladık. Kalp içindeki tümör yaşı büyüdükçe, kalple beraber büyüyordu. Bu tümörlerin bir kötü tarafı da ritim düzensizlikleri yaratmaları. Ani ölüm riskinin çok yüksek olduğu vakalar bunlar. Tümörün büyüklüğü neredeyse kalp kadar olmuştu. 7 santimlik bir tümör, Ekin Ada’nın kalbi 8 santim uzunluğundaydı zaten. Sol karıncıktaki tümörün bir büyük tehlikesi daha vardı. Önemli bir koroner arter damar, tümörün içinden geçiyordu.”

“SOĞAN KABUĞU SOYAR GİBİ TÜMÖRÜ KALPTEN AYIRDIK”

Tümörün içinden hayati bir damarın geçmesi nedeniyle kalp yerindeyken ameliyat etmenin imkansız olduğunu anlatan Prof. Dr. Kalangos, çok büyük bir riske girerek kalbi yerinden çıkarıp ameliyat etme yolunu seçtiklerini vurguladı. Prof. Dr. Kalangos, “Çok dikkatli çalışmamız gerekiyordu o nedenle kalbi yerinden söktük, damarlarından ayırdık ve masanın üzerine yatırarak (kalp vücuttan ayrıyken) ameliyata devam ettik. Göğüs boşluğu tamamıyla boş kaldı, ‘kalpsiz’ bir durumda makineye bağlı takip edildi. Kalbi masanın üzerinde sol karıncığa hasar vermeden, hem kasları hem arterleri koruyarak açtık. Dr. Yılmaz Zorman ile beraber nefesimizi tuttuk, ince ince, soğan kabuğu soyar gibi kalp kasından tümörü ayırdık. Tümörün içinden geçen o ince, bir milimetrelik koroner damarı bulduk ve onu da titiz bir şekilde tümörden ayırarak kalbi tamamen temizledik. Onarılmış kalbi tekrar yerine taktık” dedi.

KALBİ TAKTIKTAN SONRA GÖZÜ EKRANDA, İLK ATIŞINI BEKLEDİ

Kalbi Ekin Ada’ya geri naklettikten sonra ilk yaptığı şeyin monitöre bakmak olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Kalangos, sözlerini şöyle noktaladı: “O anda ilk yaptığınız şey tabii ki monitöre gözünüz takılıyor. Kalp tekrar çalışmaya başladı ve büyük bir rahatlama yaşadık.  Ben özellikle yurt dışında Cenevre’deyken çocuklarda kalp akciğer transplantasyonunu rutin olarak yapan bir cerrahtım. Kalp naklinde oldukça tecrübesi olan bir cerrah olmama rağmen oto-transplantasyon yani hastanın kalbini yerinden çıkarıp tekrar takma tecrübesini ilk defa yaşadım. Dolayısıyla benim için de özel bir andı bu. Ekin Ada’nın başka alternatifi yoktu. Düşünün ölüme mahkum olan bir insanın, mucizevi bir şekilde tekrar hayata dönmesi, bu ikinci doğuş değil de nedir?”

“EN UFAK BİR HATADA BAŞKA ALTERNATİFİMİZ YOKTU”

Prof. Dr. Kalangos ile birlikte ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Yılmaz Zorman ise 8 saat süren ameliyat sırasında defalarca nefeslerini tuttuklarını söyleyerek şunları anlattı: “Çok uzun süren bir ameliyattı. Hocayla kaç kere göz göze geldik, kaç kere nefesimizi tuttuk gerçekten hatırlamıyorum. Ekin Ada, her şeyiyle çok özel bir çocuk. Ben bu tür bir ameliyatla meslek hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Literatür taraması da yaptık hocamızla birlikte. Böyle bir tanıyla, başarılı bir şekilde ameliyat olmuş bu yaşta bir hasta literatürde bulamadık. Bazı denemeler olmuş ama bu yaştaki bir çocukta başarılı bir ameliyat ve oto-transplantasyon, bence bu ameliyatı nadir kılan unsurlar.”

Ritim bozuklukları nedeniyle ani ölüm riski yaşamaya başlayan Ekin Ada’nın kendi yaşı, boyu ve kilosuna uygun kalp bulunana kadar nakil bekleyecek durumda olmadığını da anlatan Dr. Zorman, “Diyelim ki kalp nakli ameliyatı yapıldı, elinizde bir alternatifiniz olurdu o anda. Çünkü orada sağlam bir kalp dokusu var ve yerine taktığınızda çalışacak. Ama bizim ikinci bir alternatifimiz yoktu. Hatta biz Ekin’i ameliyata almadan önce neden yapıyorsunuz sorusuyla da çok muhatap olduk. Çünkü annesinin kucağından alıp ameliyathaneye götürüyorsunuz ama işler yolunda gitmezse onlara kötü bir haber vermek zorunda kalabilirsiniz.  Bu, çok yıkıcı olurdu hepimiz için. Şimdi bizi ziyarete geliyor, bu mutluluğun tarifi inanın yok” diyerek sözlerini noktaladı.

“BİRİLERİ RİSK ALMALI DEDİ VE ONU KURTARDI”

Hamileliğinin son haftalarında aldığı korkunç teşhisle yüzleşmenin çok zor olduğunu anlatan anne Fahriye Işık Karaca ise duygularını şu şekilde ifade etti: “Her şey 32 haftaya kadar çok güzel giderken bir anda bizi alt üst eden bir haberle sarsıldık. Gezdiğimiz hastanelerde, kızımız için hiçbir şey yapılamayacağı söylendi. Doğumdan sonra 10 gün yoğun bakımda kaldı, ancak 10 gün sonra kucağıma alabildim. Herkes çocuğunu alıp çıkıyor ama siz hastaneden boş çıkıyorsunuz. Çaresizliğin ne demek olduğunu ben kızımda yaşadım. Allah’a şükürler olsun ki Kalangos hocamızla tanıştık. O bize hiçbir çocuğun kaderine terk edilemeyeceğini, birilerinin risk alması gerektiğini söyledi. Denenecek başka bir yöntem de yoktu. Onun için gözünüzü karartıp kabul ediyorsunuz. İlk gittiğimiz hastanede anne karnında çocuğun hayatını sonlandırıp bana doğum yaptırmaktan bahsedilirken, öyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki çocuğunuzu sizin elinize sağlığına kavuşturup veriyor, onunla bir ömür geçirebileceğinizi size gösteriyor. Dünyalar benim oldu desem az kalır yanında.”

“KAHRAMAN GİBİ HİSSEDİYORUM”

Baba Mustafa Işık ise kızının doğumundan önce başvurdukları her hastanede kalp naklinden başka şansının olmadığını söylediklerini kaydederek, “Ameliyat tamamlandığında hocamız bizi ameliyathanenin kapısını çağırdı. Ellerini açtığı anda ameliyatın iyi geçtiğini anladık ve bütün dünyalar bizim oldu. Hocama sarılıp ağladım” diye konuştu. Minicik bedeniyle böylesine zor bir hastalığa direnen ve geçirdiği mucizevi ameliyatla sağlığına kavuşan minik ekin Ada ise kendini kahraman gibi hissettiğini söyleyerek, “Ameliyata girmeden önce ne olacağını çok merak etmiştim. Kahraman gibi bekliyordum. Daha önce iki kez yoğun bakımda yatmıştım. Günler çok uzun geçmişti o zaman. Artık korkmuyorum çünkü büyüdüm. İleride veteriner olmak istiyorum çünkü hayvanları çok seviyorum. Onları iyileştirmek istiyorum” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/5-yasindaki-cocuk-kendi-kalbiyle-nakil-olarak-yeniden-dogdu/feed/ 0
Azerbaycanlı öğrenciye Türk boksörün kalbi nakledildi https://www.haber28.com.tr/azerbaycanli-ogrenciye-turk-boksorun-kalbi-nakledildi/ https://www.haber28.com.tr/azerbaycanli-ogrenciye-turk-boksorun-kalbi-nakledildi/#respond Mon, 01 Jan 2024 08:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1643

TÜRKİYE’ye okumaya gelen Azerbaycanlı Ferit Azimli’ye (25), geçirdiği kalp krizi sonrası Akdeniz Üniversitesi’nde yapay kalp takıldı. Kalbini çantasında taşıyan Ferit Azimli’ye, 6 yıl sonra beyin ölümü gerçekleşen milli boksör Görkem Kaynar’ın (24) kalbi nakledildi. Azimli, “Cihazın sesi olmadan kalbin atışını dinleyebilmek benim için mucize” dedi.

Azerbaycan’ın Bakü kentinde yaşayan Ferit Azimli’ye doğuştan kalp yetmezliği teşhisi koyuldu. İlk, orta ve lise eğitimini Azerbaycan’da tamamlayan Azimli, 2016 yılında İstanbul’da bir üniversitede Radyo Sinema ve Televizyon Bölümü’nü kazandı. 2018 yılında İstanbul’da kalp krizi geçiren Ferit Azimli’ye kalp pili takıldı. Doktorlarının tavsiyesi üzerine Antalya’ya yönlendirilen Ferit Azimli, Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü’nde organ nakli sırasına kaydoldu.

Bir süre sonra Ferit Azimli’ye AÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından yapay kalp takıldı. Eğitimini yarıda bırakıp Antalya’ya taşınan Ferit Azimli, Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazandı. Azimli, 2020 yılında ise Türk vatandaşı oldu.

MİLLİ BOKSÖRÜN KALBİ NAKLEDİLDİ

Ferit Azimli, 24 Kasım akşamı nakil için beklediği kalbin bulunduğuna yönelik telefonla büyük mutluluk yaşadı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne gelen Azimli’nin doku uyumunun sağlanması üzerine nakle karar verildi. Azimli’ye, Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından, Isparta’da geçirdiği trafik kazası nedeniyle beyin ölümü gerçekleşen milli boksör Görkem Kaynar’ın kalbi nakledildi.

AÜ Hastanesi Kalp Damar ve Cerrahi Bölümü Servisi’nde tedavisi devam eden Ferit Azimli, uzun yıllardır bu anı beklediğini, şimdi ise çok mutlu olduğunu söyledi. Doğuştan kalp yetmezliği teşhisi koyulduğunu aktaran Ferit Azimli, kalbin genel yapısında sorun olduğu için sürekli kalp yetmezliği şikayetini yaşadığını belirtti. Azimli, “2018 yılında kalp krizi geçirdim. O dönem İstanbul’daydım. Acil müdahale edildi ve Antalya’ya gönderildim. Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından yapay kalp takıldı. O cihazla 6 sene yaşadım. O dönemde cihaz benim hayatımı kurtardı” dedi.

NAKİL HABERİNİ ALDIĞINDA DUYDUKLARINA İNANAMADI

6 sene sonra gelen telefonla hayatının değiştiğini belirten Ferit Azimli, “Yemek yapıyordum, tam yemeğimi yiyecektim o esnada kalp nakil koordinatörümüz aradı. ‘Nakil çıktı, hastaneye gelmen gerekiyor’ dedi. Çok heyecanlandım. Gerçekten böyle bir şey olabilir mi, gerçek mi diye çok heyecan yaşadım. Artık zamanı dedim ve kalkıp geldim. Kalp nakli için çağrılan 3 kişiydik. Testler yapıldı. Bana uyumlu çıktı. Hemen ameliyata alındım” diye konuştu.

‘SADECE KENDİ VÜCUDUMLA AYAKTA OLMAK MUCİZE’

Kalp nakli sonrası kendini daha iyi hissettiğini belirten Ferit Azimli, “Yapay kalp de benim hayatımı kurtardı ama bir çantaydı, sürekli yanımdaydı. Minimum şeyler bile onunla çok zordu. Yeni bir kalp çok başka bir şey, gerçekten bir mucize. Yeniden sadece kendi vücudumla ayakta olmak, bir şeye bağlı olmadan ayakta olmak mucize. Yapay kalpteyken sudan korkuyordum, çünkü suya yakın olmamalıydınız. Duş almak çok kısıtlıydı. Denize giremiyordum. Cihaz olduğu için onun da bir tehlikesi vardı. En büyük tehlikesi, içinde pıhtı birikmesiydi. Sürekli evde şeker ölçümü yapar gibi iğnelerle kanınızdaki pıhtılığa bakıyorsunuz. Sürekli tetikteydim ama bu mecburi yoldu. 2- 2,5 kilo ağırlığı vardı. Kabloları dışarıdan görülüyordu. İnsanlar garip yaklaşıyordu. ‘Bu nedir’ diye düşünüyorlardı. Yapay kalp sizin hayatınızı kurtarıyor ama kalp nakli çok başka bir şey” dedi.

‘CİHAZIN SESİ OLMADAN KALBİNİN ATIŞINI DİNLEMEK MUCİZE’

Ferit Azimli, “Şu esnada hayalim serbestçe yürüyebilmek. Kendi vücudumla 2,5 kiloluk ağırlık olmadan, kablolar olmadan yürüyebilmek. Makine olduğu için sesi oluyordu. Cihazın sesi olmadan kalbin atışını dinleyebilmek benim için bir mucize. Kalbin atma sesi çok farklı. 6 senedir kalbimin attığını duymuyordum, çünkü cihazın sesi bastırıyordu. Onu duymak bir mucize” diye konuştu.

‘ORGANLAR BAŞKA VÜCUTTA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR’

Görkem Kaynar’ın ailesine organ bağışında bulunduğu için teşekkür eden Ferit Azimli, “Organ bağışı benim gibi kaç insanın hayatını kurtarıyor. Bir insanı hayata geri döndürüyor. İkinci kere doğuyor. Organlarını bağışlayanlara çok teşekkür ediyorum. Talihsiz durumlarda ailelerin bu inisiyatifi alması kutsal bir şey. Lütfen organ bağışı konusunda duyarlı olalım. Organlarımızın yeni hayat olmasına izin verelim. Bu çünkü göçen kişinin de bir parça yaşaması anlamına geliyor. Onun da organlarının başka bir vücutta hala yaşamaya devam etmesi bence özel bir şey” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/azerbaycanli-ogrenciye-turk-boksorun-kalbi-nakledildi/feed/ 0