Dün gece Los Angeles’taki California Üniversitesi’nden (UCLA) paylaşılan videolarda bir grup İsrail destekçisinin Filistin yanlısı protesto kampına sopalarla saldırdığı ve barikatları yıkmaya çalıştığı görüldü.
Üniversite kampüsünde Filistin bayrağı taşıyan bir kişinin yerde sürüklendiği ve dövüldüğü anlaşılıyor.
UCLA Rektör Yardımcısı Mary Osako, dün gece “korkunç şiddet olaylarının meydana geldiğini” ve kolluk kuvvetlerinin üniversiteye çağrıldığını söyledi.
BBC’ye konuşan bir gösterici, Filistin yanlısı grubun maruz kaldığı saldırıları “acımasız” olarak nitelendirdi ve “Bu gece olayları tamamen yeni bir seviyeye tırmandırdılar ve şiddeti kışkırtmaya başladılar” dedi.
İsminin açıklanmasını istemeyen öğrenci, Filistin yanlısı grubun “her gece Siyonist saldırganlıkla” karşı karşıya kaldığını söyledi ve akranlarının “fiziksel olarak güvende olmadığını” belirtti.
UCLA’de şu anda ortalığın sakinleştiği ancak polisin halen bölgede yoğun bir şekilde bulunduğu aktarılıyor.
Öte yandan dün gece New York polisi Columbia Üniversitesi’nde bir binaya sığınan Filistin yanlısı göstericileri gözaltına aldı ve kampüse kurulan bir protesto kampını dağıttı.
New York Belediye Başkanı Eric Adams yaklaşık 300 kişinin gözaltına alındığını söyledi ve olaylardan dışarıdan gelen kişileri sorumlu tuttu, ancak bu yönde somut bir kanıt sunmadı.
Polis, Columbia’daki müdahalenin kampüsteki Hamilton Hall binasını ele geçiren Filistin yanlısı protestocuları dağıtmak için yapıldığını söyledi.
Columbia Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisans öğrencisi olan 31 yaşındaki Meghnad Bose BBC’ye yaptığı açıklamada New York polisinin protestoculara karşı “kaba ve agresif” davrandığını paylaştı.
Öğrenci protestolarının büyük ölçüde barışçıl olduğunu söyleyen Bose, polisin davranışının gerekli olduğuna inanmadığını da sözlerine ekledi.
Columbia Üniversitesi’nde tüm dersler çevrimiçi yapılıyor ve kampüste kalmayan öğrencilerin girişine izin verilmiyor.
Öğrenciler neden Gazze’deki savaşı protesto ediyor?
Öğrenciler 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaşa karşı gösteriler, oturma eylemleri ve açlık grevleri düzenledi. Son dönemde ise üniversite kampüslerinde kamp kurmaya başladılar.
Bu öğrenciler üniversitelerin İsrail’le ilişkisi olan şirketlerle finansal bağlarını koparmasını talep ediyor.
İsrail’de ya da İsrailli kuruluşlarla iş yapan şirketlerin Gazze’de devam eden savaşta suç ortağı olduğunu söyleyen öğrenciler, bu şirketlere yatırım yapan üniversitelerin de suça dahil olduğunu savunuyor.
Üniversitelere yapılan bağışlar, araştırma laboratuvarlarından burs fonlarına kadar birçok şeyi finanse ediyor.
Ancak bu bağışlar çoğunlukla milyonlarca ve milyarlarca dolarlık yatırımlardan elde edilen getirilerden oluşuyor.
Başka nerelerde protesto ediliyor?
Columbia Üniversitesi’nde giderek büyüyen protestolar en az 22 eyalette ve başkent Washington DC’de özel ve devlet üniversitelerinde benzer gösterilere ilham kaynağı oldu.
Kuzeydoğu bölgesi: George Washington; Brown; Yale; Harvard; Emerson; NYU (New York Üniversitesi); Georgetown; American; Maryland Üniversitesi; John Hopkins; Tufts; Cornell; Pennsylvania Üniversitesi; Princeton; Temple; Northeastern; MIT; The New School; Rochester Üniversitesi; Pittsburgh Üniversitesi
Batı kıyısı: California Politeknik Eyalet Üniversitesi; Humboldt; Güney California Üniversitesi; California Üniversitesi, Los Angeles; California Üniversitesi, Berkeley; Washington Üniversitesi
Ortabatı bölgesi: Northwestern; St Louis’deki Washington Üniversitesi; Indiana Üniversitesi; Michigan Üniversitesi; Ohio Eyalet Üniversitesi; Minnesota Üniversitesi; Miami Üniversitesi; Ohio Üniversitesi; Columbia College Chicago; Chicago Üniversitesi
Güney: Emory; Vanderbilt; North Carolina Üniversitesi, Charlotte; North Carolina Üniversitesi, Chapel Hill; Kennesaw State; Florida Eyalet Üniversitesi; Virginia Tech; Georgia Üniversitesi, Athens
Güneybatı: Austin’deki Texas Üniversitesi; Rice; Arizona Eyalet Üniversitesi
ABD dışı: Filistin yanlısı protestocular geçtiğimiz hafta Avustralya, Kanada, Fransa, İtalya ve İngiltere’deki üniversite kampüslerinde de bir araya geldi.
]]>Üniversiteler mezuniyet törenlerine sayılı günler kala kampüslerdeki gösterilerle başa çıkmaya çalışırken yüzlerce öğrencinin gözaltına alındığı bildiriliyor.
Öğrenciler neden Gazze’deki savaşı protesto ediyor?
Öğrenciler 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki savaşa karşı gösteriler, oturma eylemleri ve açlık grevleri düzenledi. Son dönemde ise üniversite kampüslerinde kamp kurmaya başladılar.
Bu öğrenciler üniversitelerin İsrail’le ilişkisi olan şirketlerle finansal bağlarını koparmasını talep ediyor.
İsrail’de ya da İsrailli kuruluşlarla iş yapan şirketlerin Gazze’de devam eden savaşta suç ortağı olduğunu söyleyen öğrenciler, bu şirketlere yatırım yapan üniversitelerin de suça dahil olduğunu savunuyor.
Üniversitelere yapılan bağışlar, araştırma laboratuvarlarından burs fonlarına kadar birçok şeyi finanse ediyor. Ancak bu bağışlar çoğunlukla milyonlarca ve milyarlarca dolarlık yatırımlardan elde edilen getirilerden oluşuyor.
Colombia Üniversitesi’nde neler yaşandı?
Bu ayın başlarında Columbia Üniversitesi Rektörü Minouche Shafik’in kampüsteki antisemitizm iddiaları hakkında Kongre önünde ifade verdiği sırada yüzlerce öğrenci üniversitenin New York City kampüsünde kamp kurdu.
Gazze’de ateşkes talep eden öğrenciler üniversite liderlerine İsrail ile bağlantılarını koparma çağrısında bulundu.
Üniversite ise protestonun üniversite kurallarını ihlal ettiğini söyledi ve protestoyu dağıtmak için polisi çağırdı. 100’den fazla öğrenci kampüse izinsiz girdikleri gerekçesiyle gözaltına alındı.
Öğrenciler bu olaydan sonra yeniden bir araya geldi ve protestoların üçüncü haftasına girildi.
Columbia Üniversitesi’nde yüz yüze dersler durduruldu.
Bu süreçte protestoları düzenleyenlerle yapılan görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı ve göstericilerden bazıları üniversiteden uzaklaştırıldı.
Salı günü öğrenciler üniversiteye bağlı Hamilton Hall adlı binayı ele geçirdi.
Columbia Üniversitesi sözcüsü Ben Chang, “binayı işgal eden öğrencilerin okuldan atılmakla karşı karşıya olduklarını” söyledi.
Başka nerelerde protesto ediliyor?
Columbia Üniversitesi’nde giderek büyüyen protestolar en az 22 eyalette ve başkent Washington DC’de özel ve devlet üniversitelerinde benzer gösterilere ilham kaynağı oldu.
Kuzeydoğu bölgesi: George Washington; Brown; Yale; Harvard; Emerson; NYU (New York Üniversitesi); Georgetown; American; Maryland Üniversitesi; John Hopkins; Tufts; Cornell; Pennsylvania Üniversitesi; Princeton; Temple; Northeastern; MIT; The New School; Rochester Üniversitesi; Pittsburgh Üniversitesi
Batı kıyısı: California Politeknik Eyalet Üniversitesi; Humboldt; Güney California Üniversitesi; California Üniversitesi, Los Angeles; California Üniversitesi, Berkeley; Washington Üniversitesi
Ortabatı bölgesi: Northwestern; St Louis’deki Washington Üniversitesi; Indiana Üniversitesi; Michigan Üniversitesi; Ohio Eyalet Üniversitesi; Minnesota Üniversitesi; Miami Üniversitesi; Ohio Üniversitesi; Columbia College Chicago; Chicago Üniversitesi
Güney: Emory; Vanderbilt; North Carolina Üniversitesi, Charlotte; North Carolina Üniversitesi, Chapel Hill; Kennesaw State; Florida Eyalet Üniversitesi; Virginia Tech; Georgia Üniversitesi, Athens
Güneybatı: Austin’deki Texas Üniversitesi; Rice; Arizona Eyalet Üniversitesi
ABD dışı: Filistin yanlısı protestocular geçtiğimiz hafta Avustralya, Kanada, Fransa, İtalya ve İngiltere’deki üniversite kampüslerinde de bir araya geldi.
Üniversiteler bu konuda ne yaptı?
Bazıları öğrencilerle müzakere ederken, diğerleri polisi çağırdı ve öğrencilere çeşitli ültimatomlar verdi.
En son Pazartesi günü Texas, Utah ve Virginia’da protesto eden bazı öğrenciler gözaltına alındı.
Boston’daki Northwestern Üniversitesi ile protestocular arasında kurulan kamp alanının büyüklüğünü sınırlayan bir anlaşmaya varıldı.
Öte yandan ABD’de siyasetçiler protestoların bazılarında antisemitizm iddialarına dikkat çekerek üniversitelere daha fazlasını yapmaları çağrısında bulundu.
Çeşitli kampüslerde BBC’ye konuşan Yahudi öğrenciler ise tanık oldukları veya deneyimledikleri bazı olayların onları rahatsız ettiğini ve korkuttuğunu söyledi.
Bu öğrenciler, Hamas’ı destekleyici sloganlar atıldığını, fiziksel kavgaların meydana geldiğini ve tehditkar davranışlar deneyimlediklerini belirtti.
Protestolar işe yaradı mı?
Üniversite kampüslerindeki Filistin yanlısı gruplar yıllardır üniversitelerini İsrail’e karşı Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar Hareketi’ni (BDS) desteklemeye çağırıyor.
ABD’deki bazı üniversiteler geçmişte İsrail ile çeşitli finansal bağlarını kesmiş olsa da, hiçbiri BDS hareketine dahil olmadı.
Üniversitelerin İsrail’le bağlarını koparmasının aslında Gazze’deki savaş üzerinde çok fazla etkisi olmaz ama protestocular bunun savaştan kazanç sağlayanları açığa çıkarmak ve sorunlara ilişkin farkındalık yaratmak açısından önemli olduğunu savunuyor.
Öğrenciler neden Vietnam savaşıyla ilgili protestolara başvuruyor?
Columbia Üniversitesi ve başka üniversitelerdeki öğrenciler, 1960’ların sonunda ABD’nin Vietnam Savaşı’na katılmasına karşı düzenlenen protestolara dikkat çekiyorlar.
Bu protestolarda binlerce kişi gözaltına alınmış ve polisle şiddetli çatışmalar yaşanmıştı.
1970 yılında Ohio’da dört öğrenci Ulusal Muhafızların ateş açması sonucu öldürülmüştü.
Onların ölümü ülke çapında bir öğrenci grevini tetiklemiş ve yüzlerce üniversite kapanmıştı.
]]>
EYLEMLER GEORGETOWN VE GEORGE WASHİNTON ÜNİVERSİTELERİNE DE SIÇRADI
ABD’de ülke genelindeki üniversite kampüslerine yayılan ” İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepki” eylemlerine başkent Washington’da bulunan Georgetown ve George Washington üniversitelerinde okuyan öğrenciler de katıldı. ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Georgetown ile George Washington üniversitelerinde bazı öğrenciler, sabah saatlerinde kampüslerinin bahçesinde toplanmaya başladı.
Georgetown Üniversitesinin ana kampüsünün ortasında yer alan büyük bahçede bir araya gelen yüzlerce öğrenci, “Özgür Filistin” ve “Gazze’de hemen ateşkes” sloganları attı. Bazı öğrenciler ise polisin sınırlı izin verdiği alanlarda çadırlar kurdu.

Ellerinde taşıdıkları pankartlarla Gazze’deki İsrail saldırılarına tepkilerini ortaya koyan öğrenciler, daha sonra toplu halde George Washington Üniversitesi (GW) kampüsüne doğru yürümeye başladı. Başkentin en büyük üniversitelerinden George Washington Üniversitesi’nin ana kampüsündeki bahçede bir araya gelen yüzlerce öğrenci de sloganlar atarak Gazze’ye desteklerini dile getirdi.
GW güvenlik görevlileri ise çevrede güvenlik önlemleri alarak öğrenci temsilcilerine sabah saat 07.00 ile akşam 19.00 arasında kampüste gösteri yapabileceklerini ve bu saatler dışında gösteri izin verilmeyeceğini bildirdi. Bahçede çadır kurmak üzere hazırlık yapan öğrencilerin sayısının artması ve diğer üniversite kampüslerinde olduğu gibi eylemlerin bir süre daha devam etmesi bekleniyor.

GÖSTERİLERİN BAŞLADIĞI COLUMBİA ÜNIVERSİTESİNDE İSTİFA ÇAĞRISI
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, ülkede üniversite eylemlerinin yayılmasına önayak olan Columbia Üniversitesini ziyaret etti.
Johnson, kampüsteki Filistin’e destek gösterilerini “nefret ve antisemitizm” şeklinde niteleyerek, protestoları sonlandıramaması durumunda Rektör Nemat Minouche Shafik’in istifa etmesi çağrısında bulundu.

Kampüsteki protestoların kontrol altına alınmaması durumunda Başkan Joe Biden’ın yetkisini kullanarak Ulusal Muhafızları devreye sokması gerektiğini savunan Johnson’ın konuşması sık sık öğrencilerin yuhalamaları ile kesintiye uğradı.
Columbia Üniversitesindeki Yahudi öğrenciler ise Johnson’ın sözlerini yalanlayarak, Filistin destekçisi protestoların antisemitik bir tehdit oluşturmadığını savundu.

TEXAS ÜNİVERSİTESİ’NDE ÖĞRENCİLERE SERT MÜDAHALE
Filistin’e destek gösterisi düzenleyen ABD’deki Texas Üniversitesi öğrencilerine güvenlik güçleri sert müdahale etti. İsrail karşıtı gösteriye katılan 200 kadar öğrenci üniversitenin Austin yerleşkesinde toplandı. Polis ilk aşamada, grubu yönlendirdiğini iddia ettiği 17 kişiyi, daha sonra toplam 34 kişiyi gözaltına alırken, atlı birliklerin de dahil olduğu güvenlik güçleri ile öğrenciler arasında arbede yaşandı.

Polisin “dağılın” uyarılarına rağmen üniversite bahçesine oturarak eylemlerine devam eden öğrenciler, güvenlik güçleri tarafından çembere alındı. Texas Valisi Greg Abbott ise sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşımda, kalabalık dağılana kadar protestocuların gözaltına alınmaya devam edileceğini kaydetti.

Abbott, “Bu protestocuların yeri hapishane. Texas’ta antisemitizme müsamaha gösterilmeyecektir, nokta. Texas’taki herhangi bir üniversitede nefret dolu, Yahudi karşıtı protestolara katılan öğrenciler okuldan atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

MARYLAND ÜNİVERSİTESİ
ABD’de başkent Washington’a yarım saatlik mesafedeki Maryland Üniversitesinden bir grup öğrenci, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki amacıyla üniversite kampüsünün bahçesinde eyleme başladı.
Yüzden fazla öğrencinin katıldığı ve aralarında farklı din ve etnik kökene mensup öğrencilerin bulunduğu grup, Gazze’de acil ateşkes için sloganlar attı.

GÜNEY CALİFORNİA ÜNİVERSİTESİ
ABD’nin önde gelen üniversitelerinden Güney California Üniversitesinde polis, öğrencilerin kampüsün belli bölgelerine çadır kurmasına izin vermedi.
Göstericilerin dağılması için uyarılarda bulunan polis, gün içinde halen gösterilerine devam eden bir grup öğrenciyi gözaltına aldı. Polis daha sonra üniversitenin ana kampüsünü halkın kullanımına kapattı.
Öğrencilere dağılmaları için 10 dakika süre tanıyan Los Angeles polisi, gösteriye devam eden 93 öğrenciyi “izinsiz gösteri düzenleme” suçuyla gözaltına aldı.

CALİFORNİA BERKELEY ÜNİVERSİTESİ
ABD’deki California Berkeley Üniversitesinde öğrenciler, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi ve üniversite yönetiminin İsrail’e destek veren şirketlerle ilişkilerini kesmesi talebi ile üniversite kampüsünde “dayanışma kampı” kurdu.
Öte yandan, Üniversite Sözcüsü, üniversitenin yatırım politikalarını değiştirmeye yönelik bir planları olmadığını söyledi.

PİTTSBURGH VE BROWN ÜNİVERSİTELERİ
ABD’deki Pittsburgh Üniversitesinde öğrenciler, üniversite yönetimini İsrail’i finanse eden kişi ve kurumlarla mali ilişkilerini kesmeye çağırdı.
Gösteriyi düzenleyen Sam Weiner, üniversite yönetimi taleplerini karşılayana kadar gösterilere devam edeceklerini söyledi.
ABD’deki Brown Üniversitesinden yaklaşık 80 öğrenci, kampüste kamp kurarak üniversitenin İsrail bağlantılı şirketlerle işbirliğini kesmesini talep etti.

Serbest Güreş Milli Takımı’nın teknik kadrosu, Paris 2024 Yaz Olimpiyatları öncesinde kamp çalışmalarını Kastamonu’da tamamladı. Kastamonu Milli Takımlar Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen kampa katılan milli güreşçi Taha Akgül de geçirdiği sakatlığın ardından yoğun bir tedavi programı sonrası tamamen iyileşerek çalışmalara başladı.
“Rusya A Milli Takımı ile kampımız olacak”
Kastamonu Milli Takımlar Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde çalışmalarını sürdüren Taha Akgül, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, “Allah’a şükür Kastamonu’da hazırlık kampında her şey iyi gidiyor. Sakatlığım da tamamen geçti diyebilirim. Kendi adıma güzel bir hazırlık kampı geçirdik. Olimpiyat vizesi almayan 4 sıklet diğer arkadaşlarımız da kalifikasyon müsabakalarına hazırlandılar. Onlara da moral olduk. Birlikte kampa hazırlandık. Onları da en iyi şekilde hazırladığımızı düşünüyorum. İnşallah 4’te 4 yaparız. Güreş olarak biz 6 sıklette 6 kotayla gitmek istiyoruz. Şu anda 4 tane eksiğimiz var. İnşallah genç arkadaşlarımız bu eksikleri tamamlayacaklar. Genç bir kadromuz var. Bizler de bu kadronun en tecrübeli isimleriyiz. Olimpiyatlara da 3 ay gibi kısa bir zaman kaldı. Bu 3 ayı en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz. Gelecek ay Rusya A Milli Takımı ile kampımız olacak. Onlar da Dünyanın en iyi takımı. Onlarla orada ikili kamp yapmanın özellikle genç kardeşlerimiz açısından çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bana da çok faydası olacak. Ben de antrenman partneri sıkıntısı yaşıyorum. Bu açığı da iyi güreşçilerle antrenman yaparak kapatmayı planlıyoruz. Olimpiyatlarda hedefim ikinci kez altın madalya almak. Bunun için gecemi gündüzüme katıyorum” dedi.
“Kastamonu bize uğurlu geldi”
Kastamonu’nun kendilerine uğurlu geldiğini söyleyen Akgül, “Kastamonu bize uğurlu geldi. Kastamonu’nun manevi havasını iyi biliyoruz. Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerinde duamızı ettik, kurbanımızı kestik. Ben bunun bize fayda sağlayacağını düşünüyorum. Buradaki kampımız sonrasındaki Avrupa şampiyonluğu yolculuğumuz çok iyi geçmişti. Arkamızda bir güç bir dua vardı. Bunun Kastamonu’nun havasından olduğunu düşünüyorum. Biz Kastamonu’yu olimpiyatlardan önce tekrar değerlendireceğiz. En az 2 kamp daha gelmeyi düşünüyoruz. Kondisyon ve kuvvet kamplarını Kastamonu’da yapmayı planlıyoruz. Artık bizler de Kastamonu’nun birer evladı olduk” diye konuştu.
Abdullah Çakmar: “Taha ile Paris Olimpiyatlarında ikinci şampiyonluğu kazandırmak istiyoruz”
Serbest Güreş A Milli Takım Teknik Direktörü Abdullah Çakmar ise, Taha Akgül ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Taha tedavi oldu. Hem fizik tedavi hem de kök hücre tedavisi oldu. Şu an durumu çok iyi. Kastamonu’da çok iyi çalışma yaptı. Taha, Rio olimpiyatlarında altın madalya alan tek güreşçimiz. Takım kaptanımıza 2024 Paris Olimpiyatlarında ikinci şampiyonluğu kazandırmak istiyoruz. Şu an tek olan olimpiyat. 11 kez Avrupa şampiyonluğu, 3 dünya şampiyonluğu var. İnşallah bizler bunu da 2 altın madalya yapmak istiyoruz. Taha’yı anlatmaya gerek yok. 150 yıllık başarıya imza attı. Serbest güreşte Yaşar Doğu’nun 3 Avrupa şampiyonluğu varken Taha’nın 11 Avrupa şampiyonluğu var. Olimpiyatlara güzel bir şekilde çalışıyoruz. Taha burada genç arkadaşlarımıza rol model oluyor, abilik yapıyor. Güzel bir aile olduk. İnşallah olimpiyatlara güzel bir şekilde gitmek istiyoruz” ifadelerini kullandı. – KASTAMONU
]]>Katıldığı turnuva ve şampiyonalarda gösterdiği performansla dünya boksunun zirvesine yerleşen Kadın Boks Milli Takımı ile ikili kamp yapabilmek için birçok ülke sırada bekliyor.
Hindistan ve İtalya’nın ortak kamp yapma taleplerine olumlu karşılık veren Kadın Boks Milli Takımı, Kastamonu Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor.
Hint ve İtalyan boksörler, Türk Milli Takımı ile bir hafta ortak kamp yapacak.
Türkiye Kadın Boks Milli Takımı Antrenörü Nazım Yiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli takımın başarıları sonrasında dünyanın birçok ülkesinden kamp talebi geldiğini söyledi.
Hindistan ve İtalya’yı kabul ettiklerini dile getiren Yiğit, şunları kaydetti:
“Sparring günlerini (teknik geliştirmek için yapılan karşılıklı çalışma) planlamak için oturduk, konuştuk. Bize, ‘Biz buraya 3 kez de olsa Türk takımıyla eldiven giymeye geldik. Türk takımı şu anda dünyanın en iyi takımı. Biz turnuvaya bile gitmedik. Turnuvaya gitsem burada aldığımız verimi alamayacağımızı bildiğimiz için sizinle eldiven giymeye geldik’ dediler. Hindistan’dan kaç saatlik yol geldiler. 3 eldiven giyecekler, tekrar ülkelerine dönecekler. Çok şükür, biz bu takımı buralara getirdik. Şu anda dünyanın en iyi takımıyız.”
“Artık Türk kadın boksu bir marka oldu”
Paris Olimpiyatları’na 4 kota aldıklarını vurgulayan Yiğit, mayıs ayında 2 kota daha alıp Paris’e tam takım olarak gitmek istediklerini belirtti.
Diğer ülkelerle kamp yapmayı sürdüreceklerini anlatan Yiğit, “İrlanda haber bekliyor, İngiltere, Fransa gelmek istiyor. 7-8 ülke var görüştüğümüz. Bunların hepsi başarı olduğu için, takım iyi olduğu için gelmek istiyor. Artık Türk kadın boksu bir marka oldu. Kolay değil bunu yapmak. Tokyo’dan sonra gittiğimiz hiçbir maçta yenilmedik, hep şampiyon olduk. Turnuvadan ziyade bizim sporcularla eldiven giymek istiyorlar. Bu da bizim için gurur verici bir şey.” diye konuştu.
Hindistan Kadın Boks Takımı Antrenörü Torak Kharpran ise 2 Nisan’da yola çıktıklarını, uzun ve yorucu bir yolculuk geçirdiklerini söyledi.
Buna değeceğini düşündüklerine işaret eden Kharpran, “Türkiye Boks Federasyonundan onay aldığımız için memnunuz. Paris Olimpiyatları’nda Hindistan’ın altın madalya hedefi için dünyanın en iyi Hint boksörlerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle kadınlar olmak üzere Türk boksörlerin dünyadaki yerini gördük. Türkler yenilmesi zor rakipler olduğu için Türkiye’ye antrenman yapmaya geldik.” şeklinde görüş belirtti.
İtalya Kadın Boks Takımı Antrenörü Ricardo D’anrea da Kastamonu’daki kamp merkezini çok beğendiklerini vurgulayarak, “Türk Milli Takımı dünyadaki en iyi takım olduğu için onlarla çalışmaktan mutluyum. Burada yapacağımız çalışmalarda birçok şey öğreneceğimizden eminim. Hem teknik ekibe hem sporculara çok büyük saygım var. Kafilemizde 8 boksör var. Olimpiyatlar için çalışıyoruz.” diye konuştu.
Hint boksör Nikhat Zareen ise Türkiye’ye Paris Olimpiyatları’na hazırlanmak amacıyla geldiklerini kaydederek, “Türk kadın boksörler çok iyi. Ayrıca ülkenin hem iklimini hem de ortamını çok seviyorum. Hedefim ülkemi onurlandırmak için olimpiyatlarda altın madalya kazanmak.” ifadesini kullandı.
]]>Karadan ziyaretlerde uzun süreli çöl yolculuğu ile varılan, uçak yolculuğunda ise kumulların arasında yer alan ve etrafında köstebek yuvalarını andıran yüzlerce yüzey şekli ile dikkatleri çeken Yezd, kültür turizminin yanı sıra çöl safarisi ile misafirlerine hizmet veriyor.
Tarihi kent merkezinin labirenti andıran sokaklarını, mimari eserleri ve yüzyıllardır çöl iklimindeki evleri soğutmak için kullanılan doğal klima görevi gören yüksek bacaları ziyaret eden turistler, daha sonra hem off road araçları ile safari yapmak hem de geceleri yıldızları gözlemlemek için çöldeki kamplara yöneliyor.
Şehrin etrafını saran çöl kumullarının ortasına kurulan irili ufaklı onlarca kamp alanı ise gelen misafirleri ağırlamak ve onlara farklı bir deneyim yaşatmak için her türlü hizmeti sunuyor.
Şehir merkezinden aldıkları misafirleri kamp alanına taşıyan ev sahipleri kısa bir süre stabilize yolları kullanmanın ardından araçları kum tepelerine sürerek çöle hoş geldiniz karşılaması ile misafirlerini kampa ulaştırıyor.
Kısa bir dinlenme ve çay faslından sonra ise ziyaretçilere, deve ya da off road araçları ile çölde safari yapmak ve ya ipeğimsi kumların arasında yürümekten yana tercihte bulunmak kalıyor.
Çöl turu, sıcak havalar nedeniyle ikindi vaktinden sonra başlıyor, safari ve gezme faslının tamamlanmasının ardından kamp alanında çay, yemek ve eğlence zamanı ile devam ediyor.
Geceleri kalınabilecek şekilde tasarlanan kamp alanlarında şehrin tarihi yapısına uygun olarak balçıkla sıvanmış kulübeler bulunuyor.
Gezi sonrası, ziyaretçilerden bazıları şehirdeki otellerine dönerken kimi ziyaretçiler bu kulübeleri kiralayarak gece boyunca gökyüzünü ve yıldızları izleyip kendileri ile baş başa kalmayı tercih ediyor.
Kulübelerin yanına kurulan yüksek sedirler bir yandan yeme, içme ve dinlenme vakitleri için mekan olurken diğer yandan geceleri böcek ve sürüngen hayvanlardan korunaklı bir şekilde gökyüzünü izleme imkanı sunuyor.
Kulübelerde değil de çadırda gecelemek isteyen ziyaretçiler içinse ayrı bir çadır kampı alanı da bulunuyor.
Türkiye’den de turist ağırlıyoruz
AA muhabirine açıklamada bulunan çöl kamplarından birinin Müdürü Vahid Dehkani, kamplarını 8 yıl önce kurduklarını belirterek buraya gelen turistlerin sağlıklı ve güzel bir şekilde vakit geçirmeleri için bu işe başladığını ifade etti.
Dehkani, çölü görmeye gelenlerin iki-üç gün mutlu bir şekilde vakit geçirmelerini arzuladıklarını dile getirerek, “Bütün dünyadan buraya ziyaretçiler geliyor. Türkiye’den de çok iyi ziyaretçilerimiz var.” dedi.
Misafirlerine çöl ortamında her türlü hizmeti sunmaya çalıştıklarını aktaran Dehkani, “Burada misafirlerimize kalma yeri, restoran ve gece ateşi hizmetinin yanı sıra kahve, çay, aperatif yiyecekler, yerel yemekler ile yine burada kestiğimiz hayvanların etinden yaptığımız kebapları sunuyoruz.” ifadelerinde bulundu.
Dehkani, arabası olmayan ziyaretçiler içinde kendi araçları ile hizmet verdiklerini belirterek, “İki çeşit off-road aracımız var. İlk defa yapıp korkanlar için daha yavaş hareket eden araçlarla çöl safarisi yapıyoruz. Heyecan arayanlar için ise daha güçlü ve seri olan araçlarımızla safariye çıkıyoruz.” diye konuştu.
Çölde araç kullanmak istemeyen ziyaretçileri için deve ile gezi turu düzenlediklerini aktaran Dehkani, “İnsanlar buraya gezmek, huzur bulmak, kalabalıktan kaçmak ve dinlenmek için geliyor. Misafirlerin çoğu geceyi burada geçiriyor. Geceleri yıldızlar çok güzel görünüyor. Yezd’in gökyüzü eşsizdir.” şeklinde konuştu.
Kamp alanları güvenlik açısından oldukça iyi
Ziyaretçilerden Mehrdad Zamani ise aslen Yezdli olmasına rağmen ülkenin güney doğusunda bulunan Sistan-Beluçistan eyaletinde yaşadığını ifade etti.
Zamani, sık sık Yezd’e geldiğini belirterek, “Birkaç ayda bir Yezd’e geliyorum ve her gelişimde kesinlikle çöle çıkıyorum çünkü çöl bana huzur veriyor. Çoğu zaman geceleri buradaki kulübelerde kalıyorum.” diye konuştu.
Doğayı sevdiğini dile getiren Zamani, “Çölü, doğayı ve ormanı çok seviyorum. Fakat çöl benim için çok farklıdır. Çölün gecesi çok güzel oluyor. Sabahı ayrı güzel oluyor buranın.” ifadelerinde bulundu.
Zamani, kamplarda yeme içme işlerinin düzenli ve temiz olduğuna değinerek, bayram zamanları çöldeki kampların çok kalabalık olduğunu söyledi.
Çöldeki kampa kalabalıktan uzaklaşmak ve huzur bulmak için geldiğini belirten Fatma Rızapur da buraya geldiğinde kendini dinlenmiş hissettiğini ifade etti.
Rızapur, aslen Yezdli olmadığını aktararak işi sebebiyle geldiğini ve ailesiyle bu şehirde yaşadığını söyledi.
Bugün eşi ve arkadaşları ile çöle gelmek istediğini kaydeden Rızapur, “Çöle sık sık geliyorum. Çöl güzel bir duygu veriyor. Kamp alanları hem güvenlik hem de güzellik açısından iyi. Buraya gelip güzelce vakit geçiriyoruz. Ailecek geliyoruz ama bu defa çocukları getirmedim.” diye konuştu.
]]>Bulut, Antalya’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve özel sporcuların olimpiyatları niteliğindeki 2. Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’nda (Trisome Oyunları) çıkacakları ilk karşılaşma öncesinde Antalya Spor Salonu’nda AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Tecrübeli teknik adam, Eylül 2023’te İtalya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nın ardından Antalya 2024 Trisome Oyunları’na çok yoğun bir şekilde hazırlandıklarını belirterek, “Özellikle aralık ayından itibaren her ay bir kamp yaparak çok çalıştık. İlk kampımızı Ankara Üniversitesinin spor salonlarında yaptık. İkinci kampımızı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi bünyesinde, üçüncü kampımızı da Trabzon Sürmene’de hem belediyenin hem hayırseverlerin hem de Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün destekleriyle yaptık. Biraz yorucu ama güzel bir kamp süreci oldu.” diye konuştu.
Kamp çalışmalarında yeni oyuncuları da denediklerini dile getiren Bulut, “Düzenli olarak oyuncu takiplerimiz devam ediyor. Takipler neticesinde birisi Diyarbakır’dan birisi de Osmaniye’den olmak üzere iki yeni oyuncu başlattık. Bir oyuncu da Rize’den katacaktık ama maalesef lisanslanma süreci yetişmedi. Onu da önümüzdeki turnuvalarda değerlendirmeyi düşünüyoruz. Antalya’daki dünya oyunlarında maçlarımız yarın başlayacak.” ifadelerini kullandı.
Organizasyondaki rakiplerine ilişkin Bulut, “Finlandiya, Macaristan ve İtalya ile oynayacağız. İtalya çok uzun süredir bu camiada yer alan köklü bir ülke, dolayısıyla sistemi çok daha oturmuş bir ülke ama biz de onlardan hiç geri değiliz. Finaller hep biz ve İtalya arasında oynanıyor. Macaristan ve Finlandiya yeni kurulmuş bir takım. Ama burada olmak çok keyifli çünkü down sendromluların dünyasında nefrete, öfkeye, yalana, kine hiç yer yok, sevgi dolular.” şeklinde görüş belirtti.
“Gittiğimiz 5 şampiyonanın 4’ünden madalyayla döndük”
Olimpiyat niteliğindeki bir yarışmaya ev sahipliği yapmaktan dolayı çok mutlu olduklarını aktaran Bulut, şunları kaydetti:
“Biz şu ana kadar gittiğimiz 5 şampiyonanın 4’ünden madalyayla döndük. Burada üstüne bir de ev sahipliği avantajı eklenince en tarihi derecelerimizden birisini alabilecek potansiyeldeyiz. Tabii ki spor bu, her şey var ama hazırlıklarımızın tamamı daha iyisi olması yönünde. Çocuklarımıza çok inanıyoruz, ellerinden gelen bütün çabayı göstereceklerdir, umarım onun karşılığını da alırlar.”
Final tahminiyle ilgili Bulut, “Finale bizi koyalım, yanımıza da İtalya gelir diye tahmin ediyorum. Tabii yeni takımların da şöyle bir avantajı var, daha genç, daha enerjik, fiziksel olarak daha üstün olabiliyorlar. Sürpriz de çıkabilir, biz karşımızda finalde sürpriz bir takım da görebiliriz ama bizim finale çıkacağımız kesin. Tek eksiğimiz birincilik, bu sefer onu alalım inşallah.” şeklinde konuştu.
Ay-yıldızlı ekibi 2018’de kuruluşundan itibaren çalıştırdığını hatırlatan Bulut, şöyle devam etti:
“Başlarda çocuklar biraz tecrübe edinsin şeklinde kurduk ve hiçbir beklentimiz yoktu. Ama şimdi görüyorsunuz benim dışımda 4 antrenör arkadaşım, 9 sporcuyla beraber çok ciddi bir çalışma yapıyor. Bütün kamplarımız da böyle geçiyor. Profesyonel bir takım gibi günde iki idman yapıyoruz, profesyonel takım gibi besleniyoruz, onlar gibi uyku düzenine geçiyoruz. Bunu hep söylüyorum, sporun özellikle özel çocuklar üzerindeki etkisi çok daha büyük.”
“Özel çocukların toplum hayatının içinde yer alması sağlandı”
Organizasyonun açılış seremonisine Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın birlikte katılmalarının özel sporculara devletin verdiği desteğin de bir göstergesi olduğunu ifade eden Bulut, şunları kaydetti:
“Özel sporcular için son 20 yılda çok ciddi atılımlar yapıldı. Ben aynı zamanda bir özel eğitim öğretmeniyim, 20 yıldır bu mesleği yapıyorum. Başladığım günden bu tarafa çok ciddi bir gelişme var. Federasyon başkanımız Birol Aydın da bunu her zaman dile getiriyor; bu çocuklar kapılar arkasındaydı, hiç kimse dışarı çıkarmak istemiyordu. Ama son 20 yılda yapılan ciddi gelişmelerle özel çocukların toplum hayatının içinde yer alması sağlandı. İşte arkamda görüyorsunuz ailelerinden uzakta bizimle beraber yaşayan 18 ile 34 yaş arasında down sendromlu bireyler var. Bu işin geldiği nokta devletimizin bu konuda yaptığı pozitif atılımları net olarak gösteriyor.”
Herkesi özel sporcuların maçına davet eden Bulut, “Antalya Spor Salonu’na herkesi bu masum çocukları desteklemeye bekliyoruz. Dışarıda yapılabilecek iyi aktivitelerden birisi de bu çocukları desteklemek olacaktır. Özellikle 23 Mart Cumartesi günü ve 24 Mart Pazar günü saat 15.00’te oynanacak yarı final ve final müsabakamıza herkesi bekliyoruz.” diye konuştu.
]]>Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Serbest Stil Güreş Milli Takımı, büyük bir başarıya imza atarak 1993’ten bu yana ilk kez Avrupa şampiyonluğuna ulaşmış ve 31 yıl aradan sonra takım sıralamasının zirvesinde yer almıştı. Avrupa Güreş Şampiyonasına hazırlandıkları için Kastamonu Milli Takımlar Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde tekrar kampa giren Serbest Stil Güreş Milli Takımı, 7-9 Mart tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan Uluslararası Yaşar Doğu Güreş Turnuvası’nın da hazırlıklarını burada tamamladı
Çalışmalara kolunda yırtık olduğu öğrenilen ve ışın tedavisi gören son 125 kiloda Avrupa şampiyonu Taha Akgül katılamadı. Taha Akgül’ün 3 haftalık fizik tedavisinin ardından takımla çalışmalara başlayacağı belirtildi.
Abdullah Çakmar: ” Türkiye’nin yeni yüzyılında Avrupa şampiyonu olduk”
31 yıl aradan sonra serbest güreş dalında tarihi bir başarıya imza attıklarını söyleyen Serbest Güreş Milli Takım Teknik Direktörü Abdullah Çakmar, “Serbest Güreş Takımı Türkiye’nin yeni yüzyılında Avrupa şampiyonu oldu. 10 sıkletin 8 sıkletinde madalya maçı yaptık. Serbest takım olarak bu da tarihi bir rekordur. Burada 57’den 125’e kadar bütün sıkletlerde mücadele eden, kanının son damlasına kadar mücadele eden sporcularımı kutluyorum. Türkiye’nin yeni yüzyılında böyle bir başarıya sporcularımla, teknik ekibimizle, federasyonumuzla ve bakanlığımızla imza atmak bizim için çok önemliydi. Bu tarihi başarı en son 1993 yılında başarılmıştı. Bu başarıyı biz Romanya’da yeniden yakaladık. Biz kafilemize genç yetenekleri de dahil ettik. İlk defa takıma giren sporcularımız oldu. Romanya’ya genç ağırlıklı olarak gittik. Müsabakalarda Rus sporcuların olmadığı söylendi ama Rus sporcular da vardı. Biz takım olarak hepsini eze eze yendik. Bu da bize nasip oldu. Şimdi önümüzde Yaşar Doğu Turnuvası var. Yine genç ağırlıklı sporcularımız ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Takımı ikiye ayırıyoruz. Yaşar Doğu Turnuvası sonrasında kalifikasyon turnuvamız var. Kalifikasyon turnuvasına gidecek güreşçilerimizi ayrı tuttuk. 7-8-9 Mart’ta düzenlenecek olan Yaşar Doğu Turnuvası’nda sporcularımız ile güzel mücadele vereceğiz” dedi.
“Milli gururumuz minderlerden 3 hafta uzak kalacak”
Avrupa şampiyonu Taha Akgül’ün sakat olduğunu ve 3 hafta minderden uzak kalacağını belirten Çakmar, “Takım kaptanımız olan milli gururumuz olan Taha Akgül’ün sakat olarak çıktığı karşılaşmada hem 11. şampiyonluğuna ulaşması hem de bizi Avrupa şampiyonu yapması bizim için çok önemliydi. Final müsabakası öncesi 92 kiloda Feyzullah Aktürk Avrupa şampiyonu olduktan sonra artık takım şampiyonluğumuz Taha Akgül’e kalmıştı. Taha Akgül ısınırken kolunda bir sakatlık olmuştu. Son yapılan kontrollerinde kolunda 4 santim yırtık tespit edildi. 3 hafta tedavisi devam edecek. Yani milli gururumuz minderlerden 3 hafta uzak kalacak. Tedavilerinin tamamlanmasının ardından yanımıza tekrar gelecek. Kaptanımız takımının yanında olacak. 2024 Paris Olimpiyatlarına inşallah emin adımlarla gideceğiz. Bizim asıl hedefimiz sporcularımız ile birlikte altın madalya ve madalyalar almaktır. Yeni bir destan yazmak istiyoruz” diye konuştu.
“2024 Paris Olimpiyatları’nda tüm sporcularımız ile birlikte destan yazmak istiyoruz”
Kastamonu’daki kampın kendilerine uğurlu ve çok faydalı geldiğini ifade eden Abdullah Çakmar, “Kastamonu bize çok uğurlu geldi. Romanya’ya burada hazırlanarak gitmiştik. İnşallah Paris Olimpiyatları’na da burada hazırlanmak istiyoruz. Burası çok güzel bir tesis. Bir bütün olarak burada olacağız. 2024 Paris Olimpiyatlarında tüm sporcularımız ile birlikte destan yazmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
Feyzullah Aktürk: “Sakatlıkların bizim için önemi yok”
92 kiloda Avrupa şampiyonu olan Feyzullah Aktürk ise, “Son 3 yılın Avrupa şampiyonuyum. Burada Avrupa Şampiyonası’ndan sonra ilk kampımızı gerçekleştirdik. Önümüzde kalifikasyonlar var. Arkadaşlarımız kalifikasyonlara hazırlanıyor. Kota alınamayan sıkletlerimiz var. O sıkletlerimizde mücadele verilecek. Daha sonra da olimpiyatlar olacak. Bir dünya şampiyonluğu müsabakası olacak. İnşallah biz de olimpiyatlarda yarışmak istiyoruz. Milletimiz bize dua ettikçe biz zirvede olmaya devam edeceğiz. 31 yıl sonra biz çok iyi bir jenerasyona denk geldik. 10 stilin 8’inde madalya mücadelesi verdik. Takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. Kaptanımız Taha Akgül şu anda sakatlık yaşıyor. Tedavisi devam ediyor. Benim de küçük bir sakatlığım var. Tedavim devam ediyor. Biz dünyanın en ağır sporunu yapıyoruz. Ama bizim için bu sakatlıkların bizim için önemi yok. Kastamonu kampı bize çok iyi geldi. Buradaki tesis çok mükemmel” açıklamasında bulundu.
Abdullah Toprak: “Avrupa şampiyonu, dünya şampiyonu olmak istiyorum”
Kampın en genç sporcusu Abdullah Toprak da hedefleriyle ilgili olarak, “18 yaşında genç bir sporcu olarak büyüklerimin yanında yer alıyorum. Bu sene Avrupa Şampiyonasına katıldım ama madalya almak bana nasip olmadı. İnşallah madalya almak nasip olur. Olimpiyatlara için kalifikasyon düzenlenecek. Kalifikasyon 1 veya 2. olan vize alacak. Şu anda oraya hazırlanıyorum. Genç bir sporcu olarak abilerimin yanında kamp yapmak benim için büyük onur ve gurur veriyor. Müsabakalarda ağabeylerim gibi Avrupa şampiyonu, dünya şampiyonu olmak istiyorum” değerlendirmesinde bulundu. – KASTAMONU
]]>Cenin Mülteci Kampında Filistinli direniş gruplarının varlık gösterdiği biliniyor. İsrail ordusu, 7 Ekim saldırılarının ardından Cenin Mülteci Kampına düzenlediği baskınların şiddetini artırdı. Günlerce süren baskınlarda İsrail ordusuna ait iş makineleri kamptaki yolları kazarak yaklaşık 20 bin Filistinlinin yaşadığı kampın altyapısını sistematik bir biçimde tahrip ediyor.
İsrail ordusunun neredeyse gün aşırı baskın düzenlediği Cenin Mülteci Kampının yanı sıra Cenin kenti de İsrail askeri iş makinelerinin hedefi haline geldi. İş makineleriyle Cenin kentinin en işlek noktalarını birbirine bağlayan döner kavşak ve caddelerdeki asfaltı kazıyan İsrail güçleri, temiz ve atık su şebekesi borularını patlattı.
Cenin Belediye Başkanı Nidal Ebu Salih, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun son iki yıldır Cenin’e düzenlediği baskın ve saldırıların şiddetini 7 Ekim’den sonra artırdığını söyledi.
İsrail’in 50 bin nüfusu olan Cenin’in alt yapısını kasıtlı olarak hedef aldığını belirten Ebu Salih, 20 Şubat gecesi düzenlenen baskında kentteki yolların, su şebekesi ve altyapının tahrip edildiğini aktardı.
Ebu Salih, “İsrail ordusu Cenin Mülteci Kampındaki altyapının önemli bir kısmını yok etti. Bunun yanı sıra Doğu Mahallesi’nde de büyük zarara yol açtı. İsrail ordusu şimdi çarşı ve şehrin ticari bölümünü hedef almaya başladı.” diye konuştu.
İsrail güçlerinin askeri iş makineleriyle kentin en işlek noktalarının kesiştiği caddeleri kazıdığını ve altyapıya hasar verdiğini aktaran Ebu Salih, “İsrail işgali şehrin kuzeyi ile güneyi ve doğusu ile batısını birbirine bağlayan noktaları hedef almaya başladı. İsrail işgalinin işleyiş mantığı ve yöntemi, Cenin kenti ve mülteci kampında Filistin halkının iradesini kırmayı amaçlıyor” şeklinde konuştu.
Cenin Belediye Başkanı, İsrail ordusunun kentteki temiz ve atık su şebekesini tahrip etmesi sonucu yaklaşık 30 bin kent sakininin haftalarca su kesintisi yaşadığını dile getirdi.
Cenin’in adeta “küçük Gazze”ye dönüştüğünü ifade eden Ebu Salih, kentte son iki yılda İsrail askerleri tarafından öldürülenleri defnetmek için 5 yeni mezarlığın açıldığını, insanların hayatının giderek zorlaştığını belirtti.
Cenin Mülteci Kampındaki tahribat her geçen gün artıyor
Cenin Mülteci Kampı, 20 bin nüfusun yanında silahlı direniş gruplarının yoğunluğuyla biliniyor. İsrail ordusunun, 7 Ekim’den bugüne Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği baskınlarda yolları kazması nedeniyle kamptaki sokaklar toprak yola dönüşmüş durumda.
Kampta yaşanan şiddetli çatışmaların izleri yanmış siyah duvarlarda, terkedilmiş evlerde, binalardaki kurşun izlerinde açıkça görülüyor.
Kampın duvarlarına asılmış veya resmedilmiş, İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinli direnişçilere ait resimlerin tahrip edildiği dikkati çekti.
İsrail özel kuvvetlerinin, kampa düzenlediği baskında kuşattığı ve patlayıcılarla saldırdığı bir evin giriş katındaki dükkan yanık izleriyle kaplanmış durumda. Roket atılan evin sakinleri daireyi temizlemeye çalışıyor. Kadın ve çocuk ev halkı, molozu ve kullanılamaz hale gelmiş eşyaları süpürerek dışarı atıyor. Evin duvarlarındaki şarapnel izleri açıkça görülüyor. Ev sakinlerinden bir kadın, İsrail askerlerinin çocuklarıyla kendisini evinden çıkardıktan sonra yoğun patlayıcılarla binanın giriş katını patlattığını ve büyük dehşet yaşadıklarını anlattı.
İsrail askerleri ile kamptaki direnişçiler arasında çıkan çatışmalarda 3 Filistinli öldürüldü
AA muhabirine konuşan kamp sakinlerinden Fadi Isam Dbayye, İsrail askerleri tarafından gözaltına alındığı sırada bileklerinde oluşan derin kelepçe izlerini gösterdi.
Sivil kıyafetli İsrail askerlerinin kampta yaşayan komşusunu aradığını aktaran Dbayye, askerlerin gözlerini bağladıktan sonra kendisini bir askeri üsse götürdüklerini, burada sorgulandığını ve birkaç saat sonra serbest bırakıldığını söyledi.
İsrail askerleri ile kamptaki direnişçiler arasında çıkan çatışmalarda 3 Filistinli öldürüldüğünü belirten Dbayye, gün aşırı Cenin Mülteci Kampına saldıran İsrail ordusunun kamp sakinlerini yıldırmaya çalıştığını dile getirdi.
Cenin Mülteci Kampı, İsrail ordusunun hedefinde
Cenin Mülteci Kampı son yıllarda sık sık İsrail ordusu tarafından hedef alınıyor.
İsrail askerlerinin üst üste düzenlediği baskınlar nedeniyle kayıplar yaşayan kamp sakinleri yaralarını saramıyor.
Kampa iş makineleriyle giren İsrail ordusu, yolları kazıyor, sembol yapıları yerle bir ediyor ve evlere hasar veriyor. Kampta meydana gelen yıkım her geçen gün artıyor.
İsrail basınında sıkça, “eşek arısı kovanı”, “terörist kuluçkası” şeklinde tanımlanan Cenin ve özellikle buradaki mülteci kampı, Filistin direniş örgütlerinin silahlı kanatlarının yoğun şekilde bulunmasıyla öne çıkıyor.
Filistin siyasi arenasında rekabet içindeki Fetih, Hamas, İslami Cihad Hareketi gibi fraksiyonların askeri kanatlarının Cenin’de tek çatı altında birlikte hareket ettiği biliniyor.
]]>Topaloğlu, AA muhabirine, 2024 Paris Olimpiyatları’na yönelik hazırlık süreci ve Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’na ilişkin açıklamalarda bulundu.
Klasik yay kategorisindeki sporcuların Paris 2024 hazırlıklarını yoğun bir şekilde sürdürdüğünü belirten Topaloğlu, “Artık Paris Olimpiyatları için son düzlükteyiz. Hem sporcularımız hem de federasyon olarak bizler Paris için çalışıyoruz. Özellikle güney bölgelerimizde havanın çok müsait olması açık hava çalışmalarını sürdürmemizi sağlayabiliyor. Tüm çalışmalar Paris 2024 için.” değerlendirmesini yaptı.
Abdullah Topaloğlu, olimpiyat kota sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Almanya’da düzenlenen 2023 Dünya Şampiyonası’nda erkeklerde takım halinde kota almıştık. Kadınlar kategorisinde de takım halinde kota hedefliyoruz. Bu olmadığı takdirde bir ferdi kota da bizim için önemli. Çünkü ‘mix takım’ madalyasına talibiz. Dolayısıyla bir kadın sporcumuzun da kota alması bizim için yeterli olacak ama amacımız kadınlarda da takım halinde olimpiyatlara gitmek. Almanya’da mayıs ayında yapılacak Avrupa elemelerinde olmazsa haziranda Antalya’da düzenlenecek son kota yarışmasında yine kadın takımımızın olimpiyat vizesi alması için mücadele edeceğiz.”
Mete Gazoz’un Tokyo Olimpiyatları’nda Türk okçuluğu adına tarihi bir şampiyonluk yaşadığına dikkati çeken Topaloğlu, “Sorumluluğumuzun ve beklentilerin farkındayız. Sporcularımızı da bu yönde kanalize etmeye çalışıyoruz. Onlar da sorumluluklarının farkında. Geçtiğimiz olimpiyattan daha başarılı bir olimpiyat geçireceğimizi umuyorum. Madalya sayısıyla ilgili bir şey söylemek için erken ama sporcularımız gayet başarılı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. ‘Hem mix, hem erkek takım hem de bireyselde madalya veya madalyalar gelecektir’ şeklinde beklentimiz var.” diye konuştu.
Kamplarda sporcular için her detayın düşünüldüğünün altını çizen Topaloğlu, şunları kaydetti:
“Olimpiyat kamplarımızda Paris 2024 için psikoloğumuz, beslenme uzmanımız, fizyoterapistimiz ve diğer destek personellerimizle birlikte toplu bir şekilde çalışma yapılıyor. Sabah 06.30’dan gece 22.00’ye kadar süren çeşitli kategorilerde çalışmalarımız var. Hem ok atışı hem de diğer fizik-kondisyon çalışmaları devam ediyor. Olimpik kamplarımız birer hafta arayla devam ediyor. Bu arada Dünya Kupası yarışmalarımız var. Takımlarımız bu yarışmalara katılacak ve olimpiyat öncesi diğer ülkelerle yarışma imkanı bulacak. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde çok uluslu kamp gerçekleştirdik. Kampa 6 ülke katıldı, bunlar olimpiyatlarda madalya şansı olan ülkelerdi. Karşılıklı birbirimizi denedik, birbirimizin çalışmalarını takip ettik. Onlar da dikkatle Türkiye’yi izliyor. Türkiye nasıl çalışıyor, nasıl bir programla hazırlanıyor? Tabii ki sporcularımızın kendi kamplarında daha farklı çalışma şekilleri de uygulanıyor.”
Makaralı yay sporcuları, Avrupa Salon Şampiyonası’na katılacak
Türkiye Okçuluk Federasyonu Başkanı Abdullah Topaloğlu, 19-24 Şubat tarihlerinde Hırvatistan’ın Varazdin kentinde yapılacak Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’na ilişkin “Şampiyonaya 7 makaralı yay sporcusuyla gideceğiz. Genç sporcularımızla katılacağız. Bu yarışmada da madalyalar kazanacağımızı düşünüyoruz.” dedi.
Topaloğlu, 19 yaşındaki Hazal Burun’un makaralı yay kategorisinde 598 puanla gençler ve büyükler dünya rekoru kırdığını hatırlatarak, “Avrupa’nın en önemli sporcuları arasında. Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından da bu rekor tescil edildi. Hazal’dan burada da altın madalya bekliyoruz. Diğer sporcularımız da salon şampiyonalarında çok başarılı. Bu arkadaşlarımızdan da hem takım hem de bireyselde madalyalar bekliyoruz. Şampiyonanın Türkiye adına başarılı geçeğine düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
]]>Köyceğiz Su Sporları Merkezi’nde Kano ve Kürek Milli Takımı’nın yanı sıra Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kürek takımları ile yurt dışından gelen ekipler kamp yapıyor.
Merkezin yanı sıra ilçedeki otellerde de yoğunluğa neden olan takımlar, kamp süresince Türkiye’nin 16’ncı sakin şehir (“Cittaslow) ünvanlı Köyceğiz’in doğal ve tarihi güzelliklerini de yakından görme fırsatı yakalıyor.
Sporcular sabahın ilk saatlerinden itibaren Köyceğiz Gölü’nde çalışma yürütürken, günün ilerleyen saatlerinde ise bölgenin tarihi alanlarını, antik kentleri, İztuzu Plajı, Dalyan Kanalı, Sultaniye Kaplıcaları’nı gezerek dinlenme imkanı buluyor.
Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Kazım Açıkbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Muğla’nın elverişli doğası, tarihi ve kültürel dokusuyla her türlü sportif etkinliğe ev sahipliği yaptığını, özellikle sonbahar ve kış dönemlerinde deniz ve göllerde bu çalışmaların daha yoğunlaştığını söyledi.
Yurt içi ve yurt dışından kulüp ve federasyonlar için Muğla ve ilçelerinin, uygun iklimi ve tesisleriyle bulunmaz bir yer olduğunu anlatan Açıkbaş, su sporlarında Köyceğiz’in de önemine dikkati çekti.
-“Milli sporcular Köyceğiz’de yetişecek”
Su sporlarını ön plana çıkaracak birçok aktive ve yatırım yaptıklarını vurgulayan Açıkbaş, şöyle konuştu:
“Köyceğiz Gölü son yıllarda Avrupa’nın en iyi kano ve kürek merkezi haline dönüşmüş durumda. Bunun en büyük göstergesi ise Avrupa’nın en ünlü kano ve kürek milli takımları periyodik aralıklarla Köyceğiz’e gelerek uzun bir süre kamp yapıyor. Bizde su sporlarında Muğla’nın bu potansiyelini ön plana çıkarmak için 2 yıldır yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bunun karşılığını da almaya başladık. Kano başta olmak üzere birçok branşta dereceler elde etmeye başladık. Çalışmalar kapsamında Köyceğiz’de bulunan kamp eğitim merkezimizi Bakanlığımıza yapmış olduğumuz müracaatla kanoda sporcu eğitim merkezine dönüştürdük.”
Bu kapsamda merkezin bundan sonraki süreçte sınavla öğrenci alacağını anlatan Açıkbaş, aldıkları öğrencilerin ise Türkiye’yi uluslararası arenada temsil edecek milli sporcular olacağını dile getirdi.
Köyceğiz’de turizm işletmeciliği yapan Mustafa Ilık ise Köyceğiz’in son yıllarda gerçekleştirilen organizasyon ve kamplarla su sporları merkezi haline geldiğini söyledi.
Önceki yıllarda özellikle kampların çoğunun Antalya ve Sakarya’da yapıldığına işaret eden Ilık, şunları kaydetti:
“Artık kürekte de kanoda da biz iddialıyız. Türkiye ve yurt dışından birçok takım kış döneminde kamp için artık Köyceğiz’e geliyor. Şu anda bizim otelimizde ve bizim bağlantımız olan otellerde Litvanya, Özbekistan milli takımı ile Özbekistan’ın paralimpikleri var. Danimarka’nın kano kulübü var. Türk genç millilerimiz, kano milli takımımız var. Civarda da yine münferit olarak gelen kulüpler var.”
Sporcuların gölde ve kaldıkları otellerde sabah ve akşam antrenman yaptıklarına dikkati çeken Ilık, gölün doğal olarak güzel bir parkur olduğunu ifade etti.
Köyceğiz Gölü’nün özellikle kış aylarında sabah ve akşam çok durgun olduğunu, bu nedenle kano ve kürek sporcuların rahat antrenman yapma imkanı bulduğunu anlatan Ilık, sporcuların spor yaptığı kano ve küreklerini sıralayabileceği bir alan yapılmasının bölge için önem arz ettiğini dile getirdi.
]]>Nepalli yetkililer, Everest Dağı’na tırmananların artık kendi dışkılarını temizlemek ve bertaraf edilmek üzere ana kampa geri getirmek zorunda kalacaklarını söyledi.
Pasang Lhamu bölgesi belediye başkanı Mingma Sherpa BBC’ye yaptığı açıklamada “Dağlarımız kokmaya başladı” dedi.
Everest bölgesinin büyük bölümünü kapsayan belediye, uygulanmakta olan daha geniş önlemlerin bir parçası olarak bu yeni kuralı uygulamaya koydu.
Aşırı soğuklar nedeniyle Everest’e bırakılan dışkı tam olarak bozulmuyor.
Mingma, “Kayaların üzerinde insan dışkısı görüldüğü ve bazı dağcıların hastalandığı yönünde şikayetler alıyoruz. Bu kabul edilemez ve imajımızı zedeliyor” dedi.
Dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest Dağı’na ve yakındaki Lhotse Dağı’na tırmanacak dağcıların, ana kampta “dönüşlerinde kontrol edilecek” dışkı torbaları satın almaları gerekecek.
Tırmanış sezonu boyunca dağcılar zamanlarının çoğunu ana kampta yüksekliğe alışmaya çalışarak geçiriyor. Bu sırada tuvalet ihtiyacı için dışkıyı toplayacak varillerin bulunduğu ayrı çadırlar kuruluyor.
Ancak tırmanmak üzere tehlikeli yolculuklarına başladıklarında işler daha da zorlaşıyor.
Çoğu dağcı ve destek personeli tuvaletini kazdığı çukura yapıyor, ama daha az kar olan yerlerde tuvalet açıkta yapılabiliyor.
Everest Dağı’nın zirvesine tırmanırken çok az insan dışkılarını biyolojik olarak parçalanabilen torbalarda geri getiriyor.
Everest’te ve bölgedeki diğer dağlarda çöp büyük bir sorun olmaya devam etse de Nepal ordusu öncülüğünde her yıl düzenlenen temizlik kampanyalarının sayısı da giderek artıyor.
‘Açık tuvalet’
Sivil toplum kuruluşu Sagarmatha Kirlilik Kontrol Komitesi (SPCC) başkanı Chhiring Sherpa, “Atıklar, özellikle de ulaşamadığınız yüksek kamplarda büyük bir sorun olmaya devam ediyor” diyor.
Resmi bir rakam olmamakla birlikte, kuruluşu Everest’in dibindeki birinci kamp ile zirveye doğru dördüncü kamp arasında yaklaşık üç ton insan dışkısı olduğunu tahmin ediyor.
Chhiring, “Bunun yarısının dördüncü kamp olarak da bilinen South Col’da olduğuna inanılıyor” diyor.
Everest’e seferler düzenleyen dağ rehberi Stephan Keck, South Col’un “açık tuvalet” olarak ün kazandığını belirtiyor.
7.906 metre yükseklikteki South Col, Everest ve Lhotse zirvelerine ulaşmaya çalışan dağcılar için bir üs işlevi görüyor. Burada arazi oldukça rüzgârlı.
Keck, “Neredeyse hiç buz ve kar yok, bu yüzden her yerde insan dışkıları görüyorsunuz” diyor.
SPCC, Mart ayında başlayacak tırmanış sezonu için tahminen 400 yabancı dağcı ve 800 destek personeli için ABD’den yaklaşık 8.000 dışkı torbası tedarik etti.
Bu torbalar, insan dışkısını katılaştıran ve kokusuz hale getiren kimyasallar ve tozlar içeriyor.
Ortalama olarak bir dağcının günde 250 gram dışkı ürettiği düşünülüyor. Zirve denemesi için genellikle yüksek kamplarda yaklaşık iki hafta geçiriyorlar.
Uygulamanın Everest’te bir pilot proje olarak başlatılıp daha sonra diğer dağlarda uygulanmasını önerenler de var.
Sekiz bin metrenin üzerindeki 14 dağın tamamına tırmanan ilk Nepalli olan Mingma Sherpa, insan atıklarını yönetmek için bu tür torbaların kullanımının diğer dağlarda denendiğini ve test edildiğini söyledi.
Aynı zamanda Nepal Dağcılık Derneği’nin danışmanı olan Mingma, “Dağcılar bu tür çantaları Denali Dağı’nda ( Kuzey Amerika’nın en yüksek zirvesi) ve Antarktika’da da kullanıyorlar, bu yüzden biz de bunu savunuyoruz” dedi.
Nepal’in merkezi hükümetinin geçmişte birçok dağcılık kuralı gündeme getirip bunların birçoğunu gerektiği gibi uygulamadığı yönünde eleştiriler var.
Pasang Lhamu belediye başkanı Mingma, “Devlet ana kamplarda her zaman eksikti ve bu da dağlarımıza izinsiz tırmanan insanlar da dahil olmak üzere her türlü usulsüzlüğe yol açtı” diyor ve ekliyor:
“Artık her şey değişecek. Bir irtibat ofisi kuracağız ve dağcıların dışkılarını geri getirmelerini sağlamak da dahil olmak üzere yeni önlemlerimizin uygulanmasını sağlayacağız.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında İzcilik Federasyonu Antalya İl Temsilciliği işbirliğiyle Antalya Kış Mahalli Kampı düzenlendi. Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde 5 gün süren kamp etkinliği Büyükşehir İzcileri ve Antalya’da izcilik yapan dört izcilik kulübü, 30 lider ve 150 izcinin katılımıyla gerçekleşti.
Öğretici ve eğlenceli kamp
Büyükşehir Belediyesi Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen kampta izciler, İzcilik İl Temsilcisi Adem Aydın, ABB İzcilik Kulüp önderi Ersoy Ünal eşliğinde izci liderleri gözetiminde bayrak töreni yaptı, çadır kurdu, kamp ateşi yaktı ve istasyon etkinlikleri düzenlendi. İzciler, geleneksel ve profesyonel okçuluk, akıl ve zeka oyunları, halat çekme, el işi atölyesi, izci düğümleri, dalış tanıtım istasyonu ve doğadan sanat gibi aktivitelere katıldı.
Sanal gerçeklik oyunu ve eğitici seminer
Kamp kapsamında izcilere yönelik ‘Akran Zorbalığı’ ve ‘Çocuk Hakları’ konularında eğitim verildi. Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği’nde (UCİM) görevli Avukat, Sosyolog ve Psikolog Danışmanlar izcileri bilgilendirdi. Antalya Kış Mahalli Kampının en çok ilgi gören etkinliği ise sanal gerçeklik oyunu oldu. Sanal gerçeklik gözlüklerini takan izciler, Falezlerde su altı, Patara’da deniz kaplumbağaları, Termessos’ta kuşlar alemini keşfederek, orman yürüyüşü ve doğada kamp gibi eğitici oyunlarla keyifli anlar yaşadı.
Telefonsuz sosyal ve eğlenceli günler
Kampa katılan izcilerden 15 yaşındaki Zeynep Polat, 3 yıldır izcilik faaliyetlerine katıldığını söyleyerek, “Burada farklı izci kulüpleriyle beraber çadır kurup kamp yaptık. Fular bağlamayı, ateş yakmayı, düğüm atmayı, çadır kurmayı öğrendim. Vaktimiz çok verimli geçiyor, hem öğretici hem de eğlenceli aktivitelere katıldım” diye konuştu.
Büyükşehir Belediyesi izcilerinden Nehir Evgen de, “Yanımızda cep telefonu ya da tablet olmadığı için daha sosyal ve eğlenceli bir ortam oldu. İzci töresi ve izci andına katıldım, çadır kurmayı ve kamp yapmayı öğrendim, eğitici oyunlar oynadım. İyi ki Antalya Büyükşehir Belediyesi izcisiyim” dedi.
Doğa, sanat ve spor
Antalya Büyükşehir Belediyesi izcisi Emircan Teker ise “Ormanın içinde çok güzel bir ortamda kamp yapıyoruz. İstasyon ve oyun etkinliklerine katılıyoruz. Ok atıyoruz, denizaltını keşfediyoruz, halat çekme sporu yapıyoruz, gece kamp ateşi yakıyoruz, tiyatro sahneliyoruz, marşlar öğreniyoruz. Cep telefonlarımız yanımızda olmadan doğanın içinde gayet keyifli günler geçirdik” ifadelerini kullandı.
Harika bir ortam
İzcilik İl Temsilcisi Adem Aydın, 7 -15 yaş arası 150 izcinin katıldığı kampın verimli geçtiğini söyleyerek, “Öğrenciler dolu dolu ve eğlenceli bir yarı yıl tatili geçiriyor. Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nin bu harika ortamında faaliyet yapmak çok güzeldi. Muhittin Böcek Başkanımıza ve Büyükşehir Belediyesi’ne bu etkinliği düzenleyip ev sahipliği yaptığı için teşekkür ederiz” diye konuştu. – ANTALYA
]]>