Mersin’de 2 Kasım 2020’de doğan ve doğduktan 43 gün sonra SMA Tip 1 teşhisi konulan Asrın Efe bebeğin tedavi olabilmesi için ailesi tarafından yardım kampanyası başlatılmış, Asrın Efe’nin annesi Şerife Gülkan ve babası Serkan Gülkan, tedavi için gerekli miktarı tamamlayabilmek için sık sık yardım yayınları gerçekleştirmişti. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de aileyle birlikte yayına katılmış ve kampanyaya destek sağlamıştı.
2021 yılının Haziran ayında 7 aylıkken kampanyası tamamlanarak tedavi olan Asrın Efe bebek, yeniden sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
SEÇER: “UMUT EDİYORUM DİĞER ÇOCUKLARIMIZ DA BİR AN ÖNCE TEDAVİ OLUR”
Asrın Efe’nin sağlığına kavuştuğunu görmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen Başkan Seçer, SMA ile mücadele eden tüm çocukların bir an önce sağlığına kavuşması dileğinde bulundu. Şu anda Mersin’de SMA ile mücadele eden 3 çocuk olduğunu hatırlatan Seçer, “Mehmet Ali bebeğin de kampanyası tamamlandı, tedavi olacak. Onun için de bir yayın yapmıştık. Umut ediyorum diğer çocuklarımız da tedavi ücretini toplar ve bir an önce tedavi olur” dedi.
SMA’nın zor ve tedavisi oldukça maliyetli bir hastalık olduğuna dikkat çeken Seçer, “Bu konuya devletin el atması gerektiğini düşünüyorum. Ekonomisi uygun olmayanlar için çok zor bir durum. Hem tedavi süreci hem sonrasında ciddi bir süreç var” diye konuştu.
Asrın Efe’nin bundan sonraki sürecinin de iyi geçmesini umut ettiğini belirten Seçer, “Çok mücadele verdiniz. Bu mücadele bundan sonra da devam edecektir. Umut ediyorum ki Asrın Efe sağlığına tamamen kavuşur, başarılı bir birey olup ülkesine ve insanlığa yararlı bir insan olur” dedi.
BABA GÜLKAN: “ASIL SÜREÇ İLAÇTAN SONRA BAŞLIYOR”
Asrın Efe’nin babası Serkan Gülkan yaşadıkları süreci anlatarak, “Asrın Efe şu an ufak ufak kendini masanın etrafında tutarak gezmeye başladı, yemeklerini yiyor. Yaşıtlarından 1-1,5 sene geride ne yazık ki. Fizik tedavilerle o arayı kapatmaya çalışıyoruz” dedi. Hastalıkla mücadelede asıl sürecin ilaçtan sonra başladığını söyleyen baba Gülkan, “Şu anda diğer kampanyalara da destek oluyoruz. Kampanyalarda gönüllülere şunu söylüyoruz; insanların bundan sonra da maddi ihtiyaçları var. Eğer insanların maddi gücü yeterli değilse bir şeyler eksik kalıyor. Çünkü ilaçtan sonra çok farklı bir süreç başlıyor” diye konuştu.
ANNE GÜLKAN: “ASRIN EFE’NİN YAŞAM STANDARDI OLABİLDİĞİNCE ARTTI”
Asrın Efe’nin annesi Şerife Gülkan, kampanya sürecinde maddi ve manevi anlamda yanlarında olan Başkan Seçer ile Mersin halkına teşekkürlerini iletti. Anne Gülkan, “Bu da bizim Mersin’de yaşamımızdaki en büyük şansımızdı diye düşünüyoruz. Biz maalesef bu SMA hastalığında en ağır tiplerinden birini yaşıyorduk ve çocuğumuz SMA tip 1 hastasıydı. Asrın Efe şu anda evin içinde tutunarak yürüyebiliyor, istediği yemekleri yiyebiliyor, bizimle çok güzel bir iletişim kuruyor. Bunlar tabi ki de bize çok büyük mutluluk veriyor. Çünkü bizim çocuğumuz biz bu tedaviyi almadan önce bir parmağını dahi kımıldatamıyordu. Asrın Efe’nin yaşam standardı olabildiğince arttı” dedi.
SMA hastalığı ile mücadele için gereken tedavinin Türkiye’ye de gelmesini istediklerinden söz eden Anne Gülkan,”SMA hastalığıyla mücadele eden çocuklarımızla ilgili hastanelerin kurulmasını ve en başta donanımlı doktorlarımızın olmasını istiyoruz. Ayrıca bunun yanı sıra şu anda Asrın Efe’nin ve Asrın Efe gibi olan birçok çocuğumuzun eğitimi, mutluluğu ve sosyalleşmesi de bizim için çok önemli. En büyük arzumuz bu alanların iyileştirilmesi” diye konuştu.
]]>Başkent Londra’daki St Bartholomews’s CE Primary School’da eğitim gören 10 yaşındaki Amaya ile babası Weybudur Rahman, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de evlerinden edilen çocuklar için geçen kasımda başlatılan yardım kampanyasını AA muhabirine anlattı.
Gazze’de yaşananlardan ötürü çok büyük öfke duyduğunu fakat bu duygusunu iyiliğe dönüştürmek istediğini anlatan Amaya, “Bağış kampanyamı yapmaya karar verdiğim gün, herkesten bıktığım bir gündü. Sonra oturdum ve kendi kendime ne yapabilirim diye düşündüm ve ardından okul müdürümle konuşmaya gittim.” dedi.
Kampanya sürecinde okul müdürünün desteğinin çok önemli olduğunu söyleyen Amaya, “Aslında bunu organize etmemde bana yardımcı olan okul müdürümdü ve onun yardımı olmasaydı bugün burada bile olamazdım.” ifadesini kullandı.
Amaya, başlangıçta hedefinin 6 bin sterlin toplamak olduğunu dile getirerek “(Geçen) Kasımda, en soğuk gecede, Gazze’deki çocuklar için para toplamak amacıyla okulumuzun bahçesinde uyuduk ve 8 bin sterlinin biraz üzerinde para topladık.” şeklinde konuştu.
İngiltere merkezli uluslararası sivil toplum kuruluşu “Save The Children’dan (Çocukları Kurtarın)” yetkililerin kendisiyle görüştüğünü belirten Amaya, “Topladığımız paranın Gazze’deki çocuklara güvenli alan sağlamak için yeterli olduğunu söylediler. Tüm para oraya aktarılacak.” dedi.
“Umarım Filistin’deki çocuklar da bir daha asla böyle bir savaş yaşamaz”
Gazzeli çocuklar için yardım kampanyası başlatma kararı aldığında bazı arkadaşlarının bu girişimini sorguladığını söyleyen Amaya, buna karşın birçok arkadaşının da kendisine destek verdiğini anlattı.
Amaya, “Birçoğu yanıma geldi ve ‘Kimin tarafındasın?’ diye sordu. Bazı insanlar bu konuda bana kaba davrandılar ama yapabileceğimiz en iyi şey onları görmezden gelmekti ve birçok arkadaşım da beni çok destekledi.” dedi.
Kampanyanın halihazırda devam ettiğini ve hedefinin daha fazla yardım etkinliği düzenlemek olduğunu dile getiren Amaya, “Umarım daha fazla bağış kampanyası düzenleyerek bunu okulumda yıllık etkinlik haline getiririm ve Filistin’deki çocuklar da bir daha asla böyle bir savaş yaşamaz.” ifadelerini kullandı.
Amaya’dan Gazzeli çocuklara destek olmak isteyenlere mesaj
Amaya, kendisi gibi Gazzeli çocuklara destek olmak isteyen diğer çocuklara ilham olmak istediğini belirterek, şunları söyledi:
“Sadece kalbinizin sesini dinleyin. Eğer birileri size yapmamanızı söylüyorsa ve eğer yapabileceğinizi hissediyorsanız, o zaman yapın. Biri size ‘hayır’ diyorsa, bu, yapamayacağınız anlamına gelmez. Bu, yapabileceğiniz başka bir yol olduğu anlamına gelir.”
“Neden Filistin için bir şey yapılmıyor?”
Amaya’nın babası Weybudur Rahman da kızının ısrarlı ve kararlı oluşunun okul müdürünü çok etkilediğini ve bağış kampanyasının başlatılmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.
Kızı ve arkadaşlarının ailelerinden oluşan toplam 8 ailenin geceyi sıfırın altında 2 derece soğuğa rağmen uyku tulumlarında geçirerek sabahladığını aktaran baba Rahman, Amaya’nın kampanyayı başlatmasının nedenine ilişkin şunları kaydetti:
“Bence bu sadece adaletsizlikle ilgili bir şey çünkü açıkçası Ukrayna’da bir şeyler olduğunda insanlar Ukrayna için para topluyordu ve neden insanlar şimdi Filistin hakkında konuşmuyor? Neden Filistin için bir şey yapılmıyor? Bu noktada, yerel Curries adlı mağazaya gittiğimizde, bilirsiniz, elektronik ürünler satan bir mağaza, burada Ukrayna balonları vardı ve gelirin bir kısmını Ukrayna’ya bağışlıyorlardı. O zaman bile (Amaya’ya) müdüre ‘Neden Filistin için bir şey yapmıyorsunuz? Ukrayna için yaptınız.’ diye sordu. Oradaki mağaza müdürü “Hmm evet, merkez ofise bağlıyız.” yanıtını verdi ve Amaya’yı başından savdı.”
Rahman, kızıyla ilgili en sevdiği özelliğin, yapmak istediği ve doğru şeylerin yapıldığından emin olmak için sahip olduğu enerji ve coşku olduğunu ifade etti.
]]>Sosyal medyada Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı’nda çekildiği öne sürülen ‘para sayma’ görüntülerine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespiti için re’sen soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma çerçevesinde, CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, söz konusu binayı sattığı öne sürülen Ali Rıza Braka, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç ve CHP Meslis Üyesi Turgay Özcan’ın da arasında bulunduğu 12 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla Savcılığa ifade vermişti
“Bağış kampanyası ve paranın harcanması noktasında bütün sorumluluk CHP İstanbul İl Başkanlığına aittir”
12 şüphelinin ifade verdiği soruşturma çerçevesinde, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin de 13. şüpheli olarak Savcılığa ifade verdi. Keskin ifadesinde, “2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından ‘Bir Tuğla da Sen Koy’ bağış kampanyası başlatıldı. Kampanya kapsamında toplanacak paralarla CHP İstanbul İl Başkanlığı Binası alınması planlanıyordu. Bu husus CHP parti meclisinde ve belediye başkanlarının kendi
aralarında yapmış oldukları toplantılarda sürekli olarak konuşulan bir konuydu. Ben de CHP Parti mensubu ve aynı zamanda Belediye Başkanı olmam nedeniyle bu kampanyaya destek vermeyi uygun gördüm. Bu kapsamda kendim 50 bin lira bağış yaptım. Yine samimi olduğum arkadaşlarım destek olmak istediklerini ve bağış paralarını benim aracılığımla göndermek istediklerini söylediler. Toplamda 9 kişiden 400 bin lira civarında bağış topladık. Özel kalemim Onur Öksel’i telefonla arayarak avukat Ergün Özer’in Harbiye’de bulunan ofisine çağırdım. Ben de o sırada ofisten çıkıyordum. Girişinde karşılaştık. Burada bir el çantası içerisinde bağış paralarını Onur’a teslim ettim ve kendisine götüreceği adresi bir kağıda yazarak verdim. Paranın nereye götürüleceğini CHP İstanbul İl Başkanlığından şu anda ismini hatırlayamadığım bir kişi telefonla beni arayarak söyledi. Zaten bağış kampanyası ve paranın harcanması noktasında bütün sorumluluk CHP İstanbul İl Başkanlığına aittir” dedi.
“Bu makbuzların CHP İstanbul İl Teşkilatı tarafından bana gönderileceği söylendi”
Şüpheli Keskin ifadesinin devamında ise “Onur da kendisine verdiğim talimat doğrultusunda içerisinde bağış paralarının bulunduğu çantayı alarak adrese götürdü. Parayı teslim ettikten sonra beni arayarak parayı sorunsuz şekilde götürdüğünü, parayı belirtilen adresteki kişilere teslim ettiğini ve oradan ayrıldığını söyledi. Ben de teşekkür ettim ve konu kapandı. Onur Öksel’in kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde elinde bulunan çanta benim tarafımdan kendisine verilen ve içerisinde 400 bin lira bağış paralarının bulunduğu çantadır. Arkadaşlarımdan aldığım ve il binasının satın alınması için topladığım paralara karşılık makbuz vermeyi düşünemedim. Ben kendi yapmış olduğum bağış karşılığında da herhangi bir belge veya makbuz almadım. Bu makbuzların CHP İstanbul İl Teşkilatı tarafından bana gönderileceği söylendi. Pandemi sürecinin araya girmesiyle bu konu bir daha gündeme gelmedi. Paraların görüntülerin çekildiği ofiste kime teslim edildiği konusunda bir bilgim yoktur. Toplantılarda sürekli olarak herkesin imkanları ölçüsünde bu kampanyaya gönüllü olması isteniliyordu. Ben de gönüllü olarak kampanyaya destekte bulundum” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>AJet yurtdışı uçuşlarında 1 dolar kampanyası!
Türkiye’nin bayrak taşıyıcı havayolu şirketi Türk Hava Yolları alt kuruluşu olan AJet büyük bir kampanya haberi ile gündemde. Özellikle de yurtdışı seyahati yapmak isteyen gezginleri ilgilendiren bu kampanya ile çok uygun fiyatlara yurtdışına gitmek mümkün. Fiyatlar ise oldukça cazip! Sadece 1 dolar-euro ile uçmak mümkün.

Bir dönem Anadolu Jet olarak uçuşlarını gerçekleştiren firma geçtiğimiz aylardaki yatırım ve planlama ile AJet ismini aldı. Bununla beraber Türk Hava Yolları’nın Sabiha Gökçen Havalimanı uçuşlarının da sorumluluğunu yüklenen AJet ile yurtdışına uçmak artık çok cazip. Bugün itibariyle duyurulan AJet 1 dolar-euro kampanyası ile Sabiha Gökçen, Ankara, İzmir kalkışlı ve inişli yurtdışı uçuşları oldukça cazip.
Güney Kore’nin MMU KAAN rakibi: KF-21
Kampanya detaylarına değinirsek AJet bünyesinden 22-24 Mart tarihleri arasında alacağınız ve 31 Mart-31 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek Sabiha Gökçen, Ankara, İzmir kalkışlı-inişli yurtdışı uçak biletlerini 1 dolar-euro karşılığında satın alabilirsiniz. İşte kampanyaya dahil uçuşların listesi:
Yurtiçinden yurtdışı biletler
İstanbul Sabiha Gökçen – Amsterdam – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Bakü – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Basel – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Belgrad – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Brüksel – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Budapeşte – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Dubai – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Kopenhag – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Lyon – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Milano – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Paris – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Priştine – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Roma – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Saraybosna – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Tiflis – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Viyana – 1 dolar
İstanbul Sabiha Gökçen – Zürih – 1 dolar
Ankara – Bakü – 1 dolar
Ankara -Belgrad – 1 dolar
Ankara – Beyrut – 1 dolar
Ankara – Bişkek – 1 dolar
Ankara – Dubai – 1 dolar
Ankara – Paris – 1 dolar
Ankara – Viyana – 1 dolar
Ankara – Beyrut – 1 dolar
İzmir – Belgrad – 1 dolar
Yurtdışından yurtiçi biletler
Amsterdam – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Bakü – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Basel – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Belgrad – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Brüksel – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Budapeşte – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Dubai – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Kopenhag – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Lyon – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Milano – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Paris – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Priştine – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Roma – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Saraybosna – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Tiflis – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Viyana – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Zürih – İstanbul Sabiha Gökçen – 1 Euro
Bakü – Ankara – 1 Euro
Belgrad – Ankara – 1 Euro
Beyrut – Ankara – 1 Euro
Bişkek – Ankara – 1 Euro
Dubai – Ankara – 1 Euro
Paris – Ankara – 1 Euro
Viyana – Ankara – 1 Euro
Beyrut – Adana – 1 Euro
Bakü – İzmir – 1 Euro
]]>Uzun yıllardır ‘Geri dönüşümü anında nakde çevir’ sloganıyla poşetini getirene ekmeği ucuza satan fırıncı esnafı Oğuzkan Akbal, ekonomik değişimlere rağmen kampanyasını sürdürerek vatandaşların takdirini topluyor. Evlerde bulunan poşetlerin değerlendirilerek çevre kirliliğinin azaltılmasının amaçlandığı kampanya ile ekmek başına 1 TL indirim yapılmasıyla vatandaş şu anda 8 TL’ye satılan ekmeği 7 TL’ye alıyor. Her gün bu kampanyadan faydalanan müşteriler ekonomik anlamda da tasarruf sağlarken, fırıncı esnafı vatandaşın talebi nedeniyle maliyetine satış yapmaya devam ediyor. Yıllarca çözünmeyerek doğayı kirletmesi nedeniyle poşet kullanımının azaltılmasının çok önemli bir konu olduğuna dikkat çeken 3 fırın şubesinin işletmecisi Akbal, 2 şubesinde normalde 15 liraya satılan pideyi de 10 liradan vererek kampanyalarını arttırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.
“Kendi poşetiyle gelen vatandaşlarımıza ekmek başına 1 TL indirim yapıyoruz”
Eskişehir’de fırıncılık yapan Oğuzkan Akbal, ‘Poşetini getirene ekmek 7 TL’ kampanyasıyla ilgili detayları anlattı. Kampanyalarının çevre için önemli katkı sağladığını söyleyen Akbal, “Normalde bildiğiniz üzere ekmek 8 lira ama biz kendi poşetiyle gelen müşterilerimize indirim yapıyoruz. Bu arada kendi poşetiyle gelen derken yandan, manavdan veya marketten alınan sıfır kullanılmamış poşetten bahsetmiyoruz. Eski usul evinde bulunan veya eskilerin kullandığı fileler vardır, o tip kendi poşetiyle gelen vatandaşlarımıza ekmek başına 1 TL indirim yapıyoruz. Yani ekmeği 7 liraya almış oluyorlar. Bugün siz 8 liradan 5 tane ekmek alacak olsanız 40 lira ödeyeceğinize bize poşetinizle geldiğinizde 35 liraya almış oluyorsunuz. Tabii bunu aya vurduğunuz zaman da her gün 5 ekmek yiyen bir aileyi düşündüğümüzde 150 lira tasarrufu oluyor. Aynı zamanda da doğaya nereden baksanız 60-70 tane poşet daha az bırakmış oluyorlar. Bu da çevre için çok önemli bir katkı” dedi.
“Poşet kullanımını 3-5 tane demeden ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar kar”
Bahsi geçen kampanyayı uzun yıllardır sürdürdüklerini ifade eden Akbal, “Hem halkımızı yeşile teşvik etmek hem poşet tüketimini azaltmak hem de bir nebze olsun ucuza ekmek sağlayabilmek için yıllardır böyle bir kampanyamız var. Halktan çok olumlu tepkiler geliyor. Bu çabamızı ve özverimizi gördükleri için bizi takdir ediyorlar. Ayrıca ceplerinde bir miktar tasarruf sağladıkları için gayet memnun oluyorlar. Aslında poşet kullanımını düşürmek her vatandaşın doğaya ve kendi vatanına karşı bir borcu. Çünkü bu çöplerimiz maalesef 2-3 günde yok olmuyor, yıllarca çevremizi kirletmeye devam ediyor. Poşet kullanımını 3-5 tane demeden ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar kar dediğimiz bir yaklaşım sergiliyoruz” şeklinde konuştu.
“İyi günde de kötü günde de halkımızın yanında olmak zorundayız”
Fırıncılar olarak her şartta ekmek çıkartmak zorunda olduklarını ve bu nedenle vatandaşa destek sağlamanın kendileri için bir sorumluluk haline geldiğini vurgulayan esnaf Oğuzkan Akbal, konuşmasına şöyle devam etti:
“Az ama çok paraya satalım değil de çok çalışalım, emek sarf edelim, daha çok yorulalım ama ucuza satalım felsefesiyle iş yapıyoruz her zaman. Biz bir fırınız. Tabii ki fırınlar restoranlar, kafeler ve diğer yerler gibi lüks tüketim ürünleri satmıyor. Herkesin ekmek yemesi gerekiyor. Dolayısıyla bu da bizim sorumluluğumuz. İyi günde de, kötü günde de halkımızın yanında olmak zorundayız. Biz darbe olsa da, korona olsa da ekmek çıkartmak zorundayız. Bu ekmeği de en ucuz, en maliyetsiz şekilde nasıl vatandaşlarımıza ulaştırabiliriz diye çalışıyoruz.”
“Biz pideyi de ucuz fiyatla halkımızla buluşturmaya çalışıyoruz”
Ramazan ayının gelmesiyle pide için de bir kampanya gerçekleştirdiklerinden bahseden Akbal, “Biz 3 şubeli bir fırınız. İki şubemizde belediyeyle aynı fiyata satmaya çalışıyoruz. Şu anda 250 gram pideyi 10 liradan veriyoruz. Normalde bu pidenin fiyatı 15 lira. Yani kilosu 60 liradan tarife uygulandı. Biz pideyi de ucuz fiyatla halkımızla buluşturmaya çalışıyoruz. Aslında bu şubelerimiz halka çalışıyor denilebilir. Böylelikle bu sene de maliyetine satış yapmış olduk. Belediyenin pidesi gramaj olarak bizden biraz daha büyük ama onlara yakın bir oranda halkımıza pide vermeye çabalıyoruz. Sonuçta Ramazan paylaşım ayı. Hep ’11 Ayın Sultanı’ derler. Biz de üzerimizde böyle bir sorumluluk hissettik” ifadelerine yer verdi. – ESKİŞEHİR
]]>Türkiye’nin giyim ve aksesuar markaları arasında öne çıkan DeFacto, 2023’te Yandex Reklam Ağı’ya olan iş birliğini Türkiye ve Mısır’daki Ecomm+ kampanyalarını da kapsayacak şekilde genişletti ve esnek e-ticaret büyüme stratejisiyle geçen yıl büyük bir sıçrama gerçekleştirdi.
İstanbul’da 2005 yılında kurulan DeFacto, 500’den fazla mağazanın yanı sıra Almanya, Sırbıstan, Fas, Mısır ve Gürcistan’ı kapsayan 100’den fazla ülkedeki çevrimiçi varlığıyla Türkiye’nin en büyük moda şirketlerinden biri haline geldi.
DeFacto BEBEK, DeFacto FIT, DeFacto MODEST, DeFacto PLUS gibi koleksiyon seçenekleri sunan DeFacto, uluslararası e-ticaret stratejisinin bir parçası olarak 2021 yılında Yandex Reklam Ağı’yla çalışmaya başladı. Bu iş birliği, başlangıçta Türkiye, Rusya, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Mısır gibi ana pazarlarda Marka Arama kampanyalarına odaklandı.
Amaç, hedefe yönelik pazarlama stratejileriyle hedef kitleyi genişleterek satışları artırmaktı. 2023’te ise DeFacto’nun Yandex Reklam Ağı’ya olan iş birliği Türkiye ve Mısır’daki Ecomm+ kampanyalarını da kapsayacak şekilde genişledi ve dikkate değer verimli sonuçlar alındı.
Makine Öğrenimi ile fark yarattı
Yandex Reklam Ağı’nın güçlü Ecomm+ dinamik banner reklam çözümü, potansiyel müşterilere ulaşmak için makine öğrenimini kullanıyor. Bu, hem ürünle ilgilenen ancak henüz satın alma yapmamış olanları hem de geçmiş çevrimiçi etkinliklerine dayanarak ilgilenebilecekleri kişileri hedefliyor.
Hedef ülkelerde etkileyici kitle alanı, özel trafik kaynakları, e-ticaret verilerine dayalı makine öğrenimi algoritmaları, şeffaf sonuçlar ve sonuç başına ödeme gibi avantajlarıyla Yandex Reklam Ağı, sektörde yükselen bir büyüme garanti eden nadir çözümlerden birisi.
Kampanya gelirlerinde artış
DeFacto, 2023’te Yandex Reklam Ağı’nın hem Arama Markası hem de Ecomm+ kampanyalarını kapsayan 13.92’lik ortalama reklam harcama getirisi (ROAS) sağladı. Kara Cuma ve kış tatili satışlarının öne çıktığı yılın son 3 ayında Defacto, özellikle Yandex Reklam Ağı Ecomm+ kampanyalarıyla dikkat çekici sonuçlar elde etti; gelirde yüzde 116 artış, eylem başına maliyette yüzde 49 düşüş ve dönemsel olarak ROAS’da yüzde 626 artış sağladı.
Yenilikçi reklam format uygulaması
Küresel bir IT şirketi olan Yandex’e bağlı olan Yandex Reklam Ağı, oyun, gayrimenkul gibi birçok farklı alana özel çözümleri bulunuyor. Yandex Reklam Ağı, etkili pazarlama, ürün tanıtımı ve performans analizi için bir dizi araç sunuyor. Yapay zeka destekli hedefleme konusundaki uzmanlığıysa, DeFacto’nun reklam başarısında kritik bir rol oynadı.
E-ticaret reklamcılığında yeni teknolojilerin önemine dikkat çeken DeFacto’dan Sorumlu Yandex Reklamları Hesap Yöneticisi Elvira Bagautdinova, “Ekibimiz, Defacto ile birlikte iddialı hedefler belirledi ve bunları gerçekleştirdiğimizi söylemekten gurur duyuyorum. Yenilikçi reklam formatlarının uygulanması sayesinde başarıya ulaştık. Bunlar, hedef kitlenin ilgisini ve kampanyamızın etkisini artırdı. Standart çözümlerle sınırlı kalmadık, her zaman Yandex’in sunduğu en son teknolojilere dayanarak bir adım öne çıktık” dedi.
DeFacto ile ortaklıklarının herhangi bir iş birliğinden öteye geçtiğini dile getiren Bagautdinova, sözlerini şöyle sürdürdü: “Müşterimizle aramızdaki açık, üretken ve keyifli iletişim onların ihtiyaçlarını da anlamamızı ve pazar değişikliklerine hızlıca tepki vermemizi sağladı. Geçen yıl, zorluklarla ve başarılarla dolu bir yıldı ve DeFacto ile başarılı iş birliğimizin iyi tanımlanmış hedefler, yenilikçi çözümler ve güçlü bir ekip çalışmasıyla nasıl etkileyici sonuçlara ulaşılabileceğine dair parlak bir örnek oluşturduğuna inanıyorum.”
Yandex Hakkında
Yandex, makine öğrenimi ile desteklenen akıllı ürünler ve hizmetler geliştiren bir teknoloji şirketidir. Şirket, tüketicilere ve işletmelere çevrimiçi ve çevrimdışı dünyada daha iyi yol almalarında yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
1997 yılından bu yana, dünya standartlarında yerelde ilgili aramalar ve navigasyon ürünleri sunmanın yanı sıra, mobilite, e-ticaret, çevrimiçi eğlence, bulut bilişim ve diğer pazarlara da yayılmıştır ve dünya genelinde milyonlarca tüketiciye hizmet etmektedir.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın!
]]>BURSA’da SMA Tip-1 hastası Havvanur Koca (3) için 2,5 yıl önce başlatılan valilik onaylı kampanyada gerekli paranın yüzde 63’lük bölümü toplandı. Kızının ilacı kullanabilmesi için kilo almaması gerektiğini belirten Nurcan Koca (28), “İçimi en çok acıtan şey; şu an evladımı aç bırakıyorum. Havvanur, şu an 12,5 kilogram. Bu ilacın kilo sınırı da 13,5 kilogram. Eğer Havvanur 13,5 kilogram olursa ilacı alamayacak ve ilaç alma hakkını kaybedecek. Hiçbir şekilde evladımın sesini duyuramıyorum” dedi.
Bursa’da yaşayan Nurcan Koca ile Aslan Koca (34), 2018 yılında evlendi. 3 çocuğu olan Koca ailesi, Mart 2021’de dünyaya gelen en küçük kızları Havvanur’un hareketsiz olmasından şüphelenince hastaneye götürdü. Kontrol ve tetkikler sonucunda 2 aylık Havvanur’a Spinal Musküler Atrofi (SMA) Tip-1 teşhisi konuldu. 9 aylık olduğunda yoğun bakıma alınıp, taburcu edildikten sonraki 2 aylık süreçte fenalaşıp, 5 kez hastaneye kaldırılan Havvanur için Bursa Valiliği’nden alınan izinle yardım kampanyası başlatıldı.
KAMPANYA YÜZDE 63’E ULAŞTI
Koca ailesi, valilik izinlerinin ardından Havvanur’un tedavisi için gerekli olan 1 milyon 880 bin doları biriktirebilmek için çeşitli kampanyalar yürüttü. Okullara zarf bırakıp, kermes düzenleyen, sosyal medyada paylaşım yapıp, kurdukları stantlarla kızları için bağış toplayan aile, gerekli olan miktarın yüzde 63’üne ulaştı.
“Kızımın hastalığını öğrenince dünyam yıkıldı” diyen Nurcan Koca, yaşadıklarını anlattı:
“2 aylıkken SMA hastası olduğunu öğrendik. Havvanur’un hareketsizliği vardı. Sadece göz temasları vardı. Benim evladım hiçbir şekilde hareket edemiyordu. Hastaneye getirdik, götürdük. Araştırana kadar 2 aylıkken tanısı konuldu. İlaç maalesef dolar bazında alınıyor. Fiyatı çok yüksek. Tek başımıza bir aile olarak asla başaramayız. Herkesten destek bekliyoruz. Evladımı kaybedeceğim diye çok korkuyorum. Onun bir dakikası, bir dakikasını tutmuyor. Bir bakıyorsunuz çok iyi, bir bakıyorsunuz çok kötü.”
‘BAZEN MAMA BİLE VEREMİYORUM’
Tedavi için kilo sınırı olduğunu, bu nedenle kızını aç bıraktığını ifade eden Koca, “İçimi en çok acıtan şey; şu an evladımı aç bırakıyorum. Havvanur, şu an 12,5 kilogram. Bu ilacın kilo sınırı da 13,5 kilogram. Eğer Havvanur 13,5 kilogram olursa ilacı alamayacak ve ilaç alma hakkını kaybedecek. O yüzden Havvanur’u aç bırakıyoruz. Mamadan daha çok su veriyoruz. Zaten şu an 3 saatte bir besliyorum. Bazen mama bile veremiyorum. Çünkü evladım o kiloyu alırsa ilacını alamayacak. Kampanyamız 2,5 senedir devam ediyor. Kampanyamız tamamen valilik onaylı. 2,5 senedir sadece yüzde 63’e varabildik. Hiçbir şekilde evladımın sesini duyuramıyorum. Evladıma bir şey olacak diye çok korkuyorum ve her gün o korku ile uyanıp, kalkıyorum” dedi.
‘KIZIMI PARKA GÖTÜRMEK İSTİYORUM’
En büyük hayalinin 3 kızı ile dışarı çıkıp, gezmek olduğunu söyleyen Nurcan Koca, “Şu an dört duvar arasındayız. Şu an kapıya çıkıp, bir çöp bile atamıyorum. Bir şey olacak diye evladımın yanından ayrılamıyorum. 10 ton makineye bağlı. Artık o makinelerden kurtulmak istiyoruz, her yere gitmek istiyoruz. Kızımı parklara götürmek istiyorum. Kızıma ayakkabı ve oyuncak almak istiyorum” diye konuştu.
]]>“TEK ODAĞIMIZ İSTANBUL OLACAK”
İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Buğra Kavuncu seçim çalışmalarına Fatih’te başladı. Fatih Camii’nde sabah namazını kılan Kavuncu, ardından Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ni ziyaret etti. Ziyaretleri sonrasında Fatih esnafıyla bir araya gelen Kavuncu, esnaf ziyaretinin ardından basın mensuplarına ikramda bulundu. Seçim çalışmalarının ilk gününde açıklamalarda bulunan Buğra Kavuncu, “Siyasette rekabet millete fayda getirir. Siyasette rekabet o kente, o ülkeye bereket getirir, fayda getirir. Biz de bu anlayışla yola çıktık. Fatih’ten yola çıktık. Fatih’in şehri İstanbul, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen Mustafa Kemal’in şehri, asıl İstanbul burası. Onun için biz de seçim çalışmalarımıza burada sabah namazı kılarak başladık. Bugün sahaya çıkacağız, milletimizi dinleyeceğiz. Seçim kampanyamıza başlamış olduk. İstanbul’umuza, vatana, millete hayırlı olsun. Projelerimizi çalışıyoruz. Ben 5 yıl İstanbul İl Başkanlığı yaptım. Ekip arkadaşlarımızla birlikte hep sahadaydık. Son 5 yılda benim kadar İstanbul’un sokak ve mahallelerinde dolaşan başka biri yoktur. Anlat İstanbul projemiz vardı, onu bitirdik. İki Yaka İstanbul projesine başladık. 100 binin üzerinde insana temas ettik. Bu projelerden topladığımız çok ciddi veriler var. İstanbul’un trafik probleminden tutun, otopark sıkıntısına kadar, sadece yerelde değil genel siyaseti de ilgilendiren kontrolsüz göç ve geçici koruma kapsamında ülkemizde bulunan sığınmacıların düzensiz bir şekilde dolaşmasına kadar birçok konuya vakıfız. Bizim tek odağımız İstanbul, tek odağımız İstanbul olacak. İstanbul dışında hiçbir odağımız olmayacak” dedi.
“MİLLETİMİZİN GÖNLÜNE GİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”
Milleti öne alan bir seçim kampanyası hedeflediklerini vurgulayan Kavuncu, “Benim geçirdiğim 6 aylık teşkilat başkanlığı döneminde yoğun olarak Türkiye’nin diğer kentlerinden biz Yerel Yönetimler Başkanlığı’mıza veri olması açısından bir takım bilgiler toplamıştık. Çok enteresan sonuçlar çıktı. Bugün Türkiye’nin yaşadığı ekonomik problemlerin de su yüzüne çıkartan birçok sıkıntıyla karşılaştık. İçme suyuna erişim konusunda çok ciddi sıkıntılar ve talep var. Bunu sadece İstanbul değil Türkiye’nin dört bir yanından elde ettiğimiz verilere dayanarak söylüyorum. Doktor problemi var. Birçok şehirde, birçok kentte şehir hastaneleri var ama ciddi şekilde doktor sıkıntısı çekiliyor. Bu problemler genel problemler. Bizim de tek odağımız var; İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız, İstanbul’u konuşacağız. Her gün sabah yollara çıkacağız. İlçelerdeki adaylarımızla dolaşacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah yolumuzu açık etsin. Kampanya dönemi huzur içinde geçsin. İki kutup arasına sıkıştırılmış Türkiye’de beyefendice, nezaketle, belden aşağı vurmadan ve sadece halkı, milleti öncelik alan bir kampanya nasıl yapılır biz bunu göstereceğiz. Kimseyi sokmadan, kimseye dil uzatmadan, kimseyi hırpalamadan, kimsenin özel hayatına dil uzatmadan tek önceliğimizin İstanbul ve İstanbul halkı olan bir seçim kampanyası göstereceğiz. Milletimizin gönlüne girmeye çalışacağız. Bu bir mücadeledir, bu bir niyettir. Niyet iyi olduktan sonra sonuçta elbette iyi gelecektir. Sonucun elbette siyasette büyüklüğü önemlidir. Biz insanımızın mutluluğu için yola çıktık. Bunun da sonucu eminim iyi, güzel ve etkili olacak” diye konuştu.
]]>“TEK ODAĞIMIZ İSTANBUL OLACAK”
İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Buğra Kavuncu seçim çalışmalarına Fatih’te başladı. Fatih Camii’nde sabah namazını kılan Kavuncu, ardından Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ni ziyaret etti. Ziyaretleri sonrasında Fatih esnafıyla bir araya gelen Kavuncu, esnaf ziyaretinin ardından basın mensuplarına ikramda bulundu. Seçim çalışmalarının ilk gününde açıklamalarda bulunan Buğra Kavuncu, “Siyasette rekabet millete fayda getirir. Siyasette rekabet o kente, o ülkeye bereket getirir, fayda getirir. Biz de bu anlayışla yola çıktık. Fatih’ten yola çıktık. Fatih’in şehri İstanbul, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen Mustafa Kemal’in şehri, asıl İstanbul burası. Onun için biz de seçim çalışmalarımıza burada sabah namazı kılarak başladık. Bugün sahaya çıkacağız, milletimizi dinleyeceğiz. Seçim kampanyamıza başlamış olduk. İstanbul’umuza, vatana, millete hayırlı olsun. Projelerimizi çalışıyoruz. Ben 5 yıl İstanbul İl Başkanlığı yaptım. Ekip arkadaşlarımızla birlikte hep sahadaydık. Son 5 yılda benim kadar İstanbul’un sokak ve mahallelerinde dolaşan başka biri yoktur. Anlat İstanbul projemiz vardı, onu bitirdik. İki Yaka İstanbul projesine başladık. 100 binin üzerinde insana temas ettik. Bu projelerden topladığımız çok ciddi veriler var. İstanbul’un trafik probleminden tutun, otopark sıkıntısına kadar, sadece yerelde değil genel siyaseti de ilgilendiren kontrolsüz göç ve geçici koruma kapsamında ülkemizde bulunan sığınmacıların düzensiz bir şekilde dolaşmasına kadar birçok konuya vakıfız. Bizim tek odağımız İstanbul, tek odağımız İstanbul olacak. İstanbul dışında hiçbir odağımız olmayacak” dedi.
“MİLLETİMİZİN GÖNLÜNE GİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”
Milleti öne alan bir seçim kampanyası hedeflediklerini vurgulayan Kavuncu, “Benim geçirdiğim 6 aylık teşkilat başkanlığı döneminde yoğun olarak Türkiye’nin diğer kentlerinden biz Yerel Yönetimler Başkanlığı’mıza veri olması açısından bir takım bilgiler toplamıştık. Çok enteresan sonuçlar çıktı. Bugün Türkiye’nin yaşadığı ekonomik problemlerin de su yüzüne çıkartan birçok sıkıntıyla karşılaştık. İçme suyuna erişim konusunda çok ciddi sıkıntılar ve talep var. Bunu sadece İstanbul değil Türkiye’nin dört bir yanından elde ettiğimiz verilere dayanarak söylüyorum. Doktor problemi var. Birçok şehirde, birçok kentte şehir hastaneleri var ama ciddi şekilde doktor sıkıntısı çekiliyor. Bu problemler genel problemler. Bizim de tek odağımız var; İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız, İstanbul’u konuşacağız. Her gün sabah yollara çıkacağız. İlçelerdeki adaylarımızla dolaşacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah yolumuzu açık etsin. Kampanya dönemi huzur içinde geçsin. İki kutup arasına sıkıştırılmış Türkiye’de beyefendice, nezaketle, belden aşağı vurmadan ve sadece halkı, milleti öncelik alan bir kampanya nasıl yapılır biz bunu göstereceğiz. Kimseyi sokmadan, kimseye dil uzatmadan, kimseyi hırpalamadan, kimsenin özel hayatına dil uzatmadan tek önceliğimizin İstanbul ve İstanbul halkı olan bir seçim kampanyası göstereceğiz. Milletimizin gönlüne girmeye çalışacağız. Bu bir mücadeledir, bu bir niyettir. Niyet iyi olduktan sonra sonuçta elbette iyi gelecektir. Sonucun elbette siyasette büyüklüğü önemlidir. Biz insanımızın mutluluğu için yola çıktık. Bunun da sonucu eminim iyi, güzel ve etkili olacak” diye konuştu.
]]>