Kanser – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Fri, 27 Dec 2024 07:16:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Şifa deposu besinalabaşfaydaları ile şaşırtıyor! İşte kanserden koruyan mucize besin alabaş… https://www.haber28.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/ https://www.haber28.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/#respond Fri, 27 Dec 2024 07:16:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/
  • ABONE OL
  • Yurt dışında oldukça tüketilen alabaş sebzesi ülkemizde yeni yeni popüler olmaya başladı. Lahana ailesine ait olan bu sebze görüntü olarak turpa benzer. İlkbahardan itibaren tezgahlardan yer almaya başlayan alabaş, lahana ve kereviz gibi tüketilir. Yeşil ve pembe gibi iki farklı renge sahip olan alabaş, vücudun günlük ihtiyacı olan lifin yüzde 52’sini karşılar. “Cennet topuzu” olarak da bilinen alabaş, A, C, B vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir gibi mineraller bakımından oldukça zengindir. Yapılan bazı araştırmalarda alabaş sebzesinin kanser hücrelerini yok etmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Yıl boyunca yetişme özelliğine sahip olan alabaş insan sağlığına birçok fayda sağlar.

    ALABAŞIN FAYDALARI NELERDİR?

    – C vitamini bakımından zengin olan alabaş, güçlü bir antioksidan görevi görür. Bu özelliği sayesinde vücutta mutasyona uğrayıp tümör olmaya meyilli hücrelerin sağlıklarını korur. Kanser oluşumunu engeller. Özellikle akciğer ve bağırsakları temizleyerek buradaki kanser ihtimalini sıfırlar.

    – Göz sağlığında en yaygın olan rahatsızlık kataraktır. Katarak oluşumuna neden olan durum ise göz içerisindeki A vitaminin azalmasıdır. A vitamini bakımından zengin olan alabaş bu durumun yaşanmasını önler.

    – Vücuttaki potasyum dengesi tansiyon rahatsızlığı için önemli bir mineraldir. Bu mineral azalınca hormon bozukluğu ve yüksek tansiyon hatta felç gibi riskli hastalıkların yaşanmasına neden olur. Ancak alabaş içerdiği yüksek potasyum sayesinde vücuttaki oranı dengeler.

    – Turp gibi alabaşta kuru öksürük ve solunum hastalıklarında olumlu etkiye sahiptir. Kaynatılıp suyu tüketildiğinde özellikle mevsim geçişlerinde yaşanan enfeksiyona bağlı gelişen göğüs ağrısı ve kuru öksürüğü keser.

    – Kilo aldırmadan demir oranını yükselten nadir besinlerdendir. Çünkü alabaş lif bakımından zengin olduğundan kilo vermede yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırır. Aynı zamanda ise demir oranını artırarak kansızlık gibi ciddi hastalıkların önüne geçer.

    – Zeka gelişiminde etkili olan selenyum minerali bakımından zengin olduğundan beyin sağlığını da olumlu etkiler. Uzmanlar gelişim çağındaki çocukların ve anne adaylarının tüketmesini tavsiye eder. Ayrıca anne sütünü artıran özelliğe sahiptir.

    – Sinir hücrelerini sakinleştirerek kişinin rahat bir uyku çekmesini sağlar. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun özellikle sıklıkla uyku problemi çeken hastalarına tavsiye ettiği besinler arasında yer alır. Kronik uykusuzluk için beyaz alabaşı öneren Saraçoğlu, uykudan yarım saat önce çiğ tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.

    – Kalsiyum minerali kas ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bu sayede ileri yaşlarda görülme ihtimali olan romatizma ve kemik erimesi gibi hastalıklar önlenmiş olur. Doğada düt kalsiyum bakımından en zengin besin olmasına rağmen, alabaşta süt kadar zengindir.

    – Bağışıklığı güçlendiren alabaş, vücutta biriken toksinleri atarak adete vücudu yeniler. Bu faydası da en çok cilde yarar. Hem dış etmenlerden hem de iç rahatsızlıklardan sıklıkla etkilenen cilt alabaş sayesinde yağ dengesini düzenleyerek akne ve sivilce oluşumunu engeller.

    ALABAŞIN OLUMSUZ ETKİSİ NEDİR?

    Vücuttaki iyotu kısa sürede tüketebilen alabaş tiroid gibi hormon sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden tüketimine dikkat edilmelidir. En azından bir uzmana başvurularak günlük ne kadar tüketilmesi öğrenilmelidir. Bazı uzmanlar haftada en fazla iki defa tüketilmesini tavsiye ediyor.

    Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

    “Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/sifa-deposu-besinalabasfaydalari-ile-sasirtiyor-iste-kanserden-koruyan-mucize-besin-alabas/feed/ 0
    Rahim Ağzı Kanserinin Belirtileri Nelerdir? Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri Nasıl Anlaşılır ve Semptomları Neler? https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/ https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/#respond Sun, 13 Oct 2024 01:20:46 +0000 https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/
  • ABONE OL
  • GENÇ YAŞLARDA DA GÖRÜLÜYOR

    Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl tüm dünyada 500.000 yeni rahim ağzı kanseri olgusu tanı alıyor ve 250.000 kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor. Rahim ağzı kanseri özellikle geri kalmış ülkelerde görülen bir sağlık sorunudur. Genellikle 30-50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önüne geçmektedir.

    HPV VE SİGARA KULLANIMI ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ

    Serviks kanserinin gelişimimdeki en önemli risk faktörü HPV’dir. 100 den fazla tipi olan bu virüsün bazı tiplerinin kanser gelişiminde rol oynadığı tespit edilmiştir. HPV cinsel yolla bulaşır. Genital siğillere yol açtığı gibi hiçbir bulgu da vermeyebilir. Ayrıca sigara kullanımı da tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanseri için önemli bir nedendir.

    RAHİM AĞZI KANSERİ BELİRTİLERİ:

    1.Cinsel ilişki sonrası kanama

    2.Adet dışı kanama

    3.Kanlı akıntı

    4.Pis ve kötü kokulu akıntı

    5.Bel ve kasık ağrısı

    PAPSMEAR TESTİ HASTALIĞIN KONTROLÜNDE ETKİLİ

    Rahim ağzı kanseri, düzenli muayene ve tarama programları ile kontrol altına alınabilen, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Günümüzde bu kanserin taramasında kullanılan en yaygın yöntem PAPsmear testidir. Aktif cinsel yaşamı olan her kadının yılda bir kez düzenli olarak yaptırması gereken smear testi ile rahim ağzında henüz kanseri dönüşmemiş ancak kanserin ön lezyonları olan anormal yapılar tespit edilerek, hasta tam olarak sağlığına kavuşturulmaktadır. Ayrıca smear testine ek olarak yapılan HPV tarama testi de kanser gelişiminin önlenmesi acısından büyük öneme sahiptir.

    Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

    “Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanserinin-belirtileri-nelerdir-rahim-agzi-kanseri-belirtileri-nasil-anlasilir-ve-semptomlari-neler/feed/ 0
    Aloe VeraFaydaları Nelerdir? Aloe Vera Çiçeği Ve Bitkisi Ne İşe Yarar, Yağı Nelerde Kullanılır? https://www.haber28.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/ https://www.haber28.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/#respond Sun, 13 Oct 2024 01:20:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/ Aloe vera, yapılan araştırmalar sonucu birçok faydası olduğu kaıtlanan, zambakgiller familyasından olan kaktüse benzer bir bitkidir. Aloe Vera bitkisinin popülerliği çok eski zamanlardan günümüze kadar hala devam etmektedir. Kozmetik ürünleri de dahil olmak üzere birçok ilaç tedavisinde kullanılan aloe vera bitkisi ülkemizin güney bölgelerinde, sıcak alanlarda daha çok yetişmektedir. Yaprakları içerisinde saydam jöleye benzer bir özsu bulunduran aloe vera bitkisi faydaları ile adeta şifa dağıtıyor. Peki aloe vera bitkisi faydaları nelerdir? Evde de yetiştirilebilen aloe vera bitkisini yetiştirmenin püf noktaları nelerdir? Aloe vera nasıl kullanılır? İşte aloe vera hakkında tüm merak edilenler…

    ALOE VERA NASIL KULLANILIR?

    Aloe Vera bitkisi iki şekilde kullanılır. Bunlardan biri ağız yolu ile diğeri ise cilde uygulanan şekildedir. Ağız yolu ile tüketilmesi vücudun sindirim, boşaltım ve sinir sistemine fayda sağlar, cilde uygulanarak tüketildiğinde ise cilt için şifa olmaktadır.

    Aloe Vera bitkisinin dibinden bir yaprağını alın ve kökten uca doğru küçük küçük kırıklarla bitkiyi ayırın. İçerisinde bulunan jeli, ağız yolu ile veya cilde temas ile tüketebilirsiniz.

    ALOE VERA BİTKİSİNİN FAYDALARI NELERDİR?

    • Aloe Vera sindirim sistemini kuvvetlendirir.
    • Mide rahatsızlıklarını en aza indirmektedir.
    • Cilt derisi üzerinde kompres bazlı tedavi unsuru haline gelen bu bitki, yıpranmış hücreleri yenilerken, onarma ve nemlendirme amaçlı da kullanılabilmektedir.
    • Aloe vera yağı veya aloe vera sabunu cilde uygulandığında özellikle kuru ciltlerde sık karşılaşılan dökülme ve kızarıklık sorunlarını iyileştirmeyi sağlar.
    • Yanıklar, deri iltihaplanmaları ve güneş ışınlarının zararlı etkileri sonucu oluşan yanıklar aloe veranın bileşenleri sayesinde tedavi edilmektedir.
    • Kolon kanseri riskini azaltır.
    • Bağırsak hastalıkları tedavisinde kullanılır.
    • Bağırsak mantarlarını giderir.
    • Böbrekleri hastalıklardan koruma etkisine sahip olan aloe veranın vücuttaki enzimleri depolama özelliğine sahip olduğu bilinmektedir.
    • Enfeksiyon oluşumunu engeller.
    • Metabolizmayı hızlandırır.
    • Kana oksijen aşılayan aloe vera bitkisinin iltihap problemlerinde de tedavi edici yapıya sahip olduğu gözlemlenmiştir.
    • Aloe vera akne tedavisinde kullanılır.
    • Güneş yanığına faydalıdır. Antioksidan özelliği sayesinde cilt yanıklarını hızlı şekilde tedavi eder.
    • Cildin yaşlanmasını önler.
    • Aloe vera bitkisi kanser tümörlerinin oluşmasını başlangıç aşamasında engelleyebilir.
    • Kolesterol seviyesini dengede tutar.
    • Kalp damar sağlığına faydalıdır.
    • Kan akışının hızlanmasını sağlayarak damar tıkanıklığını önler.
    • Aloe vera jeli ve sabunu ufak cilt alerjileni tedavi eder.
    • Aloe vera depresyon ve ruhi bozukluklara neden olan sorunları ortadan kaldırabilir.
    • Aloe vera bitkisi radyasyon etkilerini azaltabilir.
    • Aloe veranın mikrop öldürücü özelliği vardır.
    • Vücuda mineral ve vitamin depolar.
    • Diyabete iyi geldiği gözlemlenmiştir.
    • Böcek sokmalarına karşı aloe vera jeli faydalıdır.
    • Aloe vera kremi sivilceleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
    • Egzama ve sedef hastalığına iyi gelir.
    • Aloe vera bitkisi kaynatılarak içildiğinde astım hastalığının etkisini azaltır.
    • Göz iltihaplarını aloe vera suyu ile hafifletir.
    • Aloe vera jeli veya aloe vera kremi donmadan kaynaklanan doku hasarlarına faydalıdır.
    • Elma ile alındığında aloe vera suyu müshil görevi görür.

    ALOE VERA NASIL YETİŞTİRİLİR?

    Bahçe de yetiştirildiği gibi evde saksı içerisinde de kolaylıkla yetiştirebileceğiniz bir bitkidir Aloe Vera. Saksı dibinden sürekli yeni filizler verir. Bu filizleri kesip başka saksıya ekebilirsiniz. Bu çoğalmasını sağlayacaktır.

    Aloe Vera bitkisi bol güneş ve hafif esinti alan yerleri sever. Özellikle akşam rüzgarını seven bu bitkinin en sevdiği mevsim İlkbahar mevsimidir. Hava sıcaklığı 10 derecenin altına düştüğünde dışarıya çıkarılmaması gerekir. Soğuk havadan çok kolay etkilenen bir bitkidir. Yaprakları ve kök kısmında ani donmalar ve bunun sonucu çürümeler görülebilir.

    Aloe Vera çiçeğinin toprak değişimi yılda 1 kere sıcak ayların başlangıcı olan Nisan ayında yapılmalıdır. Humuslu ve mineral bakımından zengin toprakları seven aloe vera bitkisine, muhakkak gübre ve torf da ilave edilmelidir. Zengin ve besleyici toprak bitkinin kolaylıkla kendine gelmesini sağlayacaktır. Bitkinin saksısının en fazla bir numara büyük olması gerekir.

    ALOE VERA YETİŞTİRİLİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN PÜF NOKTALAR…

    • Kışın 10 günde 1 defa yazın ise hafta 1-2 defa ortam sıcaklığına bağlı sulanması kafidir. Sulama yapıldığında saksı içerisindeki toprağın her yerine aynı orantıda su verilmesine özen gösteriniz. Aloe Vera çiçeğinin toprağı çamurumsu kıvamda olmamalıdır.
    • Bitkinize kesinlikle çeşme suyu kullanmayın. Aşırı klor bitkinin kök gözeneklerini kapatarak yapraklarının sağlıksız görünmesine neden olur.
    • Bitki yaz aylarında kesinlikle direk güneş altında bırakılmamalıdır. Direk güneş yapraklarının bozulmasına neden olmaktadır.
    • Aloe vera çiçeğinin sağlıklı gelişebilmesi ve bol yaprak açması için kesinlikle kaliteli bitki toprağı kullanılmalıdır. Toprağının vitaminsiz ve kalitesiz olması aloe vera çiçeğinin gelişimine engel olabilir.
    • Aloe vera çiçeği saksısı nisan mayıs ayında senede 1 defa değiştirmeniz uygundur.
    • Direk güneş ışığı almayan yerlerde bakılmalıdır. Aksi taktir de aloe vera çiçeğinin yaprakları sarabilir ve verim almak zorlaşabilir.

    Kansersavar bu besini yemeyen bin pişman olur! İşte kanser düşmanı besinler ve diğer faydaları... Hibiskus çayı faydaları nelerdir? Hibiskus çayı nasıl demlenir? İşte hibiskus çayı faydaları Cevizi suda 1 gece bekletip içerseniz o hastalığın dermenı oluyor! İşte süper besin cevizin faydaları…

    Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

    “Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/aloe-verafaydalari-nelerdir-aloe-vera-cicegi-ve-bitkisi-ne-ise-yarar-yagi-nelerde-kullanilir/feed/ 0
    Aynısefa Bitkisinin Faydaları Bitmek Bilmiyor! https://www.haber28.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/ https://www.haber28.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/#respond Sun, 13 Oct 2024 01:20:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/ AYNISEFA BİTKİSİNİN FAYDALARI NELERDİR?
    Aynısefa bitkisinin faydalarından söz etmek gerekirse, insan sağlığı için en önemli olanları üzerinden örneklendirmeler yapılabilir.

    -Anti bakteriyel özelliği ile mikroplara karşı iyi bir doğal tedavi seçeneğidir.
    -Kulaklarda meydana gelen enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilir.
    -Derinin kollajen üretimini arttırarak daha sıkı bir cilde kavuşulmasına olanak verir.
    -Boğazlarda oluşan ağrılarda ilaç tedavisine destek olabilir.
    -Vücutta meydana gelen toksinleri atıcı özelliği ile bilinir.
    -Ağız içerisindeki iltihaplarda iltihap sökücü olarak kullanılabilir.
    -Mide kanserinde mide çeperini koruyucudur.
    -Mide ülseri ve gastrit problemlerinde ilaç tedavisini destekleyici olarak tercih edilebilir.
    -Yüksek antioksidan içeriği ile kanserli hücrelere karşı savaş açar.
    -Sindirimi kolaylaştırıcı etkileri ile bilinir.
    -Safra kesesi rahatsızlıkları için tercih edilebilir.
    -Kalp ve damar hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra doğal bir terapi seçeneği olarak kullanılabilir.
    -Menopozun etkilerini en aza indirir.
    -Deri iltihabı tedavisinde etkili bir terapi yöntemidir.
    -Mide kramplarına iyi gelir.
    -Hem bedeni hem de ruhu sakinleştirici olarak tüketilebilir.
    -Merhem şeklinde hazırlanarak ciltte meydana gelen yara, kesik ve yanıkların tedavisinde uygulanabilir.
    -Basurun iyileşmesini sağlar.
    -Meme kanseri yüzünden radyoterapi gören kişilerde olası cilt iltihaplarını engelleme özelliğine sahiptir.

    AYNISEFA BİTKİSİ NASIL TÜKETİLEBİLİR?
    Aynısefa bitkisinin en sık kullanım şekillerinden birisinin çay şeklinde demlenerek tüketilmesi olduğu söylenebilir. Sarı ya da turuncu renkli aynısefa çiçeklerinin kurutulması ve çay şeklinde demlenmesi ile tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi faydalarını içilmeye başlandığı ilk andan itibaren gösterebilmektedir. Aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla hazırlanacak olan çayın tavsiye edilen karışım oranı da bir bardak çay için bir çay kaşığı ölçüsünde kurutulmuş aynısefa çiçekleridir. Çayı hazırlama yöntemi olarak ise kurutulan yaprakların suya atılması ve yaklaşık olarak 15 dakika kadar kaynatıldıktan sonra ocaktan alınarak demlenmeye bırakılması olduğu söylenebilir. Demleme işleminin ardından doğrudan tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi çayı arzuya göre bal ya da limon ile tatlandırılabilir. Tüm bunların yanı sıra dileyen kişiler aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla bu bitkinin çiçeklerini salatalarında da kullanabilmektedir.

    AYNISEFA BİTKİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
    Aynısefa bitkisinin faydalarını görmek isteyen kişilere bu bitkiyi çocuklar üzerinde kullanacaklarsa muhakkak haricen kullanmaları önerilmektedir. Cilt yaralanmaları konusunda açık yaraların üzerine doktor tavsiyesi olmadan sürülmemesi gereken aynısefa bitkisi papatya ailesinden olan bitkilere karşı herhangi bir alerjisi bulunan kişiler tarafından da tercih edilmemelidir. Aynısefa bitkisinin olası yan etkileri ise cilt yüzeyinde döküntü ve kızarıklık olarak kendisini göstermektedir.

    AYNISEFA BİTKİSİNİ HAMİLELER KULLANABİLİR Mİ?
    Hamilelerde ve emziren annelerde aynısefa bitkisinin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Hamile kalma konusunda çaba gösteren kişilerde de yine aynısefa bitkisinin tüketilmesinin riskli olduğu söylenebilmektedir. Aynısefa bitkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, diğer ilaçlar ya da diğer bitkiler ile etkileşimi konusunda net bir sonuç vermemektedir. Ancak diyabet hastası olanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda bu tür hastalarda çeşitli yan etkilere neden olabileceğinden ötürü diyabet sorunu ile mücadele eden kişilerin aynısefa bitkisini kullanmaya başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilmektedir.

    Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

    “Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/aynisefa-bitkisinin-faydalari-bitmek-bilmiyor/feed/ 0
    Etlik Şehir Hastanesi’nde akıllı ilaç uygulaması ve meme rekonstrüksiyonu ile ileri evre meme kanseri atlatıldı https://www.haber28.com.tr/etlik-sehir-hastanesinde-akilli-ilac-uygulamasi-ve-meme-rekonstruksiyonu-ile-ileri-evre-meme-kanseri-atlatildi/ https://www.haber28.com.tr/etlik-sehir-hastanesinde-akilli-ilac-uygulamasi-ve-meme-rekonstruksiyonu-ile-ileri-evre-meme-kanseri-atlatildi/#respond Sat, 29 Jun 2024 03:12:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23326 Etlik Şehir Hastanesi’nde akıllı ilaç uygulaması ve ardından tek seansta meme alımı ile rekonstrüksiyonu da içine alan cerrahi operasyonla ileri evre meme kanserini atlatan 26 yaşındaki Gizem Tembel, “Zor günler geride kaldı şükür. Bundan sonraki hayalim bebek sahibi olmak.” dedi.

    Genç yaşında yakalandığı meme kanserini atlatmanın mutluluğunu yaşayan Tembel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversitede çocuk gelişimi bölümünü bitirdiğini, 4 yıl önce evlendiğini ve hastalığı nedeniyle çalışamadığını anlattı.

    Gizem Tembel, geçen yıl haziran ayında meme dokusunda eline gelen bir sertlik üzerine Etlik Şehir Hastanesi’ne başvurduğunu, herhangi bir ağrı da yaşamadığı için kanser tanısıyla şoke olduğunu belirterek, “Yapılan tetkiklerle ileri evre kanser olduğumu öğrendim. İlk başta inanamadım, kendime hep ‘neden ben’ sorusunu yönelttim.” ifadesini kullandı.

    Sonrasında durumunu kabullendiğini ve hızla tedavi sürecinin başladığını aktaran Tembel, “Çok umutsuzluğa kapıldığım, ‘her şey bitti’ dediğim zamanlar yaşadım. Eşim ve ailem en büyük destekçim oldu, iyi ki varlar, hem onlar hem kendim için bu hastalıkla savaştım. Şu an çok daha iyiyim.” diye konuştu.

    “İlk kemoterapimi evlilik yıl dönümümüzde aldım”

    Tembel, kanser tedavisi uzun ve meşakkatli bir yol olsa da hastaların umutsuzluğa kapılmaması, pes etmemesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eşimle 4 yıldır evliyiz, ilk kemoterapimi de evlilik yıl dönümümüzde aldım. Zor günler geride kaldı şükür. Bundan sonraki hayalim bebek sahibi olmak. Şayet erkek bir evladımız olursa beni tedavi eden doktorumuz Çağlar Bey’in ismini koyacağım. Onkoloji bölümünün tüm doktorlarına, hemşirelerine, hastane ekibine de ilgi ve alakalarından, gösterdikleri anlayıştan dolayı çok teşekkür ederim. İyi ki varlar…”

    Genç hastanın eşi 28 yaşındaki Harun Tembel de duygularını, “Eşimle çok mücadele ettik, şükür büyük oranda atlattı bu hastalığı. Onu çok seviyorum, bu zor süreç de bizi birbirimize daha çok bağladı, aramızdaki bağ daha da kuvvetlendi.” sözleriyle dile getirdi.

    Kanser hastalarının rekonstrüksiyon ameliyatları ücretsiz

    Genç hastanın mastektomi (meme dokusunun çıkarılması) ve meme rekonstrüksiyon (onarım) operasyonunu gerçekleştiren Etlik Şehir Hastanesi Cerrahi Onkoloji Kliniği uzmanı Doç. Dr. Kazım Çağlar Özçelik, Gizem’in, lokal ileri evre meme kanseri olduğunu belirtti.

    Gizem’e ilk olarak ameliyat öncesi hedefe yönelik, “akıllı ilaç” tedavisinin uygulandığını, ardından da ameliyata alındığını anlatan Özçelik, kanserde her zaman meme yapısını koruyucu cerrahinin öncelikleri olduğunu ama genç hastanın mevcut tümörünün özelliği nedeniyle bunun gerçekleştirilemediğini söyledi.

    Doç. Dr. Özçelik, devlet hastanelerinde mastektomi geçiren kanser hastalarına rekonstrüksiyon uygulamalarının ücretsiz yapıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Önceliğimiz her zaman kanseri tedavi etmek ama bununla birlikte rekonstrüksiyonu da yapıyoruz. Hastamızın da aynı seansta sol memesi alınırken silikon implant uygulamasıyla rekonstrüksiyonu da sağlandı. Şu anda durumu gayet iyi, kalan akıllı ilaç tedavisi ve kontrolleri devam ediyor. Rekonstrüksiyon işlemi sayesinde görüntü anlamında bir sıkıntı da yaşamadığı için mutlu hissediyor.”

    “Kendi kendine muayene ve mamografi” uyarısı

    Meme kanserinde erken tanının tedavi başarısını artırdığını, tedavi süreçlerini kolaylaştırdığını vurgulayan Özçelik, “Erken tanı sayesinde uygulanan tedaviler de kolaylaşıyor. Bu nedenle 20 yaşından itibaren her kadının kendi kendine meme muayenesini yapması, yılda bir kez klinik muayenesine gelmesi ve 40 yaşından sonra da hiçbir şikayeti olmasa dahi mutlaka mamografi ile takiplerini aksatmaması çok önemli.” dedi.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/etlik-sehir-hastanesinde-akilli-ilac-uygulamasi-ve-meme-rekonstruksiyonu-ile-ileri-evre-meme-kanseri-atlatildi/feed/ 0
    Meme Kanserine Yakalanan Kişisel Gelişim Uzmanı 5 Yılın Ardından Sağlığına Kavuştu https://www.haber28.com.tr/meme-kanserine-yakalanan-kisisel-gelisim-uzmani-5-yilin-ardindan-sagligina-kavustu/ https://www.haber28.com.tr/meme-kanserine-yakalanan-kisisel-gelisim-uzmani-5-yilin-ardindan-sagligina-kavustu/#respond Tue, 25 Jun 2024 22:00:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22844 Meme kanserine yakalanan kişisel gelişim uzmanı Tuğçe Boztepe, doktorunun kendisine uyguladığı kişiye özel tedaviyle 5 yılın ardından sağlığına kavuştu.

    Çağın en önemli hastalığı kansere karşı, kişinin ve tümörün genetik özelliklerine göre tedavi seçiminin belirlenmesi anlamına gelen kişiselleştirilmiş kanser tedavisi, hastaların umutlarını arttırdı.

    Kanserin erken teşhis ve tedavisinde son yıllarda hızlı ilerlemeler kaydedilmesiyle kişiye ve tümöre özel tedavi yöntemiyle şifa bulan hastalara sık rastlanılmaya başlandı.

    Kişisel gelişim uzmanı ve eğitmen Tuğçe Boztepe de meme kanserini kişiye özel tedaviyle yenen hastalar arasında yer alıyor.

    Bir çocuk annesi, 40 yaşındaki Boztepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kansere yakalandığını öğrendiğinde doktoru Prof. Dr. Özlem Sönmez’in uyguladığı tedaviyle rahatlayıp sakinleştiğini söyledi.

    Boztepe, o dönemde turizmci kimliğiyle gezdiğini dile getirerek, “Giyinirken elimi yan tarafıma götürdüğümde, sağ tarafımda bir çukur gözlemledim. Kanserli bir şey veya anlamlı bir çukur olduğunu düşünmedim. Uçaktan iner inmez kendimi Özlem Hoca’nın karşısında buldum.” dedi.

    Doktoru tarafından kendisine meme kanseri teşhisi konulmasının ardından bilimsel ve tıbbi sürece ilişkin bilgilendirildiğini, ilerleyen dönemde sağ tarafındaki lenflerin bir kısmının alındığını ifade eden Boztepe, hastalığı kabul etmenin kolay olmadığını anlattı.

    Boztepe, ilk önce “Neden bana bu oldu?” gibi sorguladığına dikkati çekerek, “Teşhisim ilk konulduğunda Özlem Hoca bana bir şey anlatmıştı. Bunu sadece kanser için değil hayatın her aşamasında kullanıyorum. Bir hücre çizdikten sonra yaklaşık yüzde 80’lik kısmı için ‘Sen hiç merak etme. Biz seni hayatta tutacağız. Bilimsel olarak elimden ne geliyorsa yapacağım ama bu yüzde 20’lik kısmı da sen kendi gücün, azmin ve moralinle yapacaksın.’ dedi. Hayatımda kanserin dışında aldığım en önemli öğreti ve derstir.” ifadelerini kullandı.

    Tedavisine önce kemoterapiyle başlandığını, ardından ameliyat ve meme koruma sürecinin gerçekleştiğini belirten Boztepe, tedavi sürecinin yaklaşık 1 yıl sürdüğünü kaydetti.

    Boztepe, “Tedaviden hemen sonra sıklıkla muayenelerim, kontrollerim oldu. 3 aylık, 6 aylık kontroller. Şimdi yıllık kontrollere geçtik. Şu an sağlığım çok iyi ve harikayım.” diye konuştu.

    Sağlığına kavuştuğunu, ailesiyle güzel ve mutlu zamanlar geçirdiğini anlatan Boztepe, kanserde erken teşhisin önemini vurguladı.

    Boztepe, “Biz, hep konuya böyle savaşarak girmek gerektiğini düşünüyoruz. Zırhlarımızı giyip bir cephedeymişiz gibi davranıyoruz. Aslında kanserde kaybeden olmadığını, bunun bir mücadele olduğunu kabul ederek, sürece girmemiz gerektiğini düşünüyorum.” görüşünü paylaştı.

    Kişiselleştirilmiş kanser tedavisi hastalarda yüz güldürüyor

    Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez ise kanser tedavisinde yüz güldüren ve hastanın yaşam süresini uzatan tedaviler arasında yerini alan kişiselleştirilmiş kanser tedavisi ve immünoterapiyi anlattı.

    Prof. Dr. Sönmez, bu yöntemin, kişinin ve tümörün genetik özelliklerine göre tedavi seçiminin belirlenmesi anlamına geldiğini, böylece kanserli hücrelerin uzun süreli tedavilerle kontrol altında tutulduğunu söyledi.

    Yeni tedavi yöntemi immünoterapinin de onkolojik tedavilerde son birkaç yılda ön plana çıktığının altını çizen Sönmez, “Her yıl ülkemizde 200 bin kişiye yeni kanser tanısı konuluyor. Son zamanlarda her ne kadar kanser sıklığı artsa da kanserlerden ölümler azalmış durumda. Bunu da kişiselleştirilmiş tedaviler sayesinde yapıyoruz. O hastadaki kansere sebep olan gene yönelik verdiğimiz tedavilerle kişiselleştirilmiş tedavileri uygulayabiliyoruz. Bu, ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılıyor. Kemoterapiyle yüzde 40-50’lerde yanıt oranı varken bu hedefe yönelik tedavilerle yüzde 80, 90, 95 yanıt oranları almaktayız.” değerlendirmesini yaptı.

    Prof. Dr. Sönmez, immünoterapilerin de yüksek teknoloji ürünü tedaviler olduğunu, hastanelerde medikal onkoloji uzmanları tarafından uygulanması gerektiğini aktararak, hücre tedavilerinin ve gen mühendisliği teknolojileriyle yaptıkları tedavilerin hastadan alınan dokudan hastaya özel üretilen tedaviler olduğunu kaydetti.

    Bunların kişiselleştirilmiş tedavilerin en uçuk noktası olduğunu vurgulayan Sönmez, “Tuğçe Hanım’a da meme kanseri tedavisinde önce kemoterapi verdik. Amacımız, tümörü küçültmek, koltuk altını korumak, hastayı ameliyata hazırlamaktı. Daha sonrasında ameliyat ettik ve hormona duyarlı bir tümör olduğu için hormonoterapiyle devam ettik. 4 yıldır hastamızın kontrollerini yaptık ve şimdi kontrolleri 1 yıla çıkardık.” şeklinde konuştu.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/meme-kanserine-yakalanan-kisisel-gelisim-uzmani-5-yilin-ardindan-sagligina-kavustu/feed/ 0
    Eskişehir Kadın Sağlığı Eğitim Projesi 51 bin 210 kadına ulaştı https://www.haber28.com.tr/eskisehir-kadin-sagligi-egitim-projesi-51-bin-210-kadina-ulasti/ https://www.haber28.com.tr/eskisehir-kadin-sagligi-egitim-projesi-51-bin-210-kadina-ulasti/#respond Mon, 24 Jun 2024 01:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22538 Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un eşi Hülya Aksoy’un öncülüğünde başlatılan ve 51 bin 210 kadının hayatına dokunulan Eskişehir Kadın Sağlığı Eğitim Projesi kent merkezinde ve ilçelerde tüm hızıyla devam ediyor.

    Eskişehir Kadın Sağlığı Eğitim Projesi’nin öncüsü olan Hülya Aksoy ve Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası Sempozyumu’nda projenin güncel durumuyla ilgili bilgiler paylaştı. 2023 yılının ekim ayında başlatılan proje ile toplamda 350 bin kadının bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Kadınları ilgilendiren meme kanseri, benzeri hastalıklar ve kadına şiddet gibi önemli konularda il merkezinde ve ilçelerde bilgilendirme çalışmaları devam ederken, proje çerçevesinde günümüz itibariyle 51 bin 210 kadına ulaşıldı. Aksoy, kadınların olumlu tepkiler gösterdiği projeyi tamamlanana kadar devam ettireceklerini vurgularken, Bildirici ise, proje çerçevesinde bir araya getirilen kadınlara sağlık hakkında verilen eğitimlerin devam ettiğini ve gerekli taramaların gerçekleştirildiğini belirtti.

    “Kadınımızın olduğu her noktaya ulaşmaya çalışıyoruz”

    Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un eşi Hülya Aksoy, projenin amacından ve güncel durumundan bahsederek, “Projemizin amacı, kadınlarımızı özellikle başta kanser olmak üzere kendi sağlıkları ile ilgili bilgilendirme ve farkındalık oluşturmak. Bununla birlikte kadınları ve insanları ilgilendiren birçok konuda bilgilendirme çalışması yürütüyoruz. Eskişehir ilinde de bu çalışmaları ekim ayında başlattık. Proje bütün ilçeleri dolaştı. Şimdi de il merkezimizde devam ediyor. Toplamda 350 bin kadın hedefimiz. Şu anda 51 bin kadına ulaşmış durumdayız. Tamamlanana kadar projemiz devam edecek. Kadınımızın olduğu her noktaya ulaşmaya çalışıyoruz. Kadınlarımızı bilinçlendirmek, farkındalık oluşturmak adına böyle bir hedefle yola çıktık. Özellikle her ilçeye birer kere gitmeyi hedefledim ve birçoğuna katıldım. Katılamadıklarım oldu ama oralarda da proje yine devam ediyor. Proje sürdüğü sürece devamlı katılmak için çaba sarf ediyorum. Başta kırsaldaki kesim olmak üzere tüm kadınlar, bu projenin kendileri için yapıldığının farkındalar ve çok memnun olduklarını ifade ediyorlar” dedi.

    “Sayın valimizin eşinin yürüttüğü proje kanser haftasını da anlamlandırıyor”

    Projeyle ilgili konuşan Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici ise, şu şekilde konuştu:

    “Sayın valimizin değerli eşi hanımefendinin koordinasyonunda bir kadın sağlığı eğitimi projesini ilimizde cari hale getirmiş durumdayız. Aslında bu proje, şu an içinde bulunduğumuz haftaya da anlam katan bir proje. Biliyorsunuz 1-7 Nisan Kanser Haftası içerisindeyiz. Dolayısıyla aslında sayın valimizin eşinin yürüttüğü proje kanser haftasını da anlamlandırıyor. Biz bu projeyle yaklaşık ilimizde 15 ile 69 yaş arasında 350 bin civarında kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Şu anda da yaklaşık 50 bin civarında bir kadına ulaşmış durumdayız. Eğiticilerimizin marifetiyle, merkez ilçeler ve periferik ilçeler dahil kadınları belli periyotlarla topluyoruz ve bunlara kadın sağlığı ile ilgili eğitim veriyoruz. Tabii bunları tahmin edebileceğiniz gibi kanser erken tanı merkezlerimize yönlendiriyoruz ve bunlarda meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanser taramaları için teşvik ediyoruz. Dolayısıyla bu çerçevede on binlerce kişiye ulaşılmış, taramaları yapılmış durumda.” – ESKİŞEHİR

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/eskisehir-kadin-sagligi-egitim-projesi-51-bin-210-kadina-ulasti/feed/ 0
    87 Yaşındaki Kadın, Kalın Bağırsak Kanserinden Kurtuldu https://www.haber28.com.tr/87-yasindaki-kadin-kalin-bagirsak-kanserinden-kurtuldu/ https://www.haber28.com.tr/87-yasindaki-kadin-kalin-bagirsak-kanserinden-kurtuldu/#respond Fri, 21 Jun 2024 04:12:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22041 Ağrı’da kanser nedeniyle 33 kiloya düşen ve yatalak hale gelen 87 yaşındaki kadın, Erzurum Şehir Hastanesinde çoklu organ tutulumlu ileri evre kalın bağırsak kanserinden kurtuldu.

    Doğubayazıt ilçesi Suluçam köyünde yaşayan 87 yaşındaki Zübeyde Kaya, 3 ay önce aşırı kilo kaybı ve dışkı yapamama gibi şikayetlerle başvurduğu çeşitli hastanelerin ardından yatalak halde Erzurum Şehir Hastanesinden cerrahi onkolog Hamdi Sakarya’ya getirildi.

    Tetkiklerde, karın bölgesindeki tümörün ince bağırsak, yumurtalık ve karın içi zarlarına yayıldığını, aynı zamanda sağ bacağa giden ana sinirlerin de tamamını sardığı tespit edilen Kaya, Sakarya ve ekibince ameliyata alındı.

    Ameliyatta safra kesesiyle bağırsaklarının bir kısmı alınan, tümörün yayıldığı dokular karın bölgesinden temizlenen Kaya, başarılı ameliyatın ardından yoğun bakıma alındı.

    “Bir deri bir kemik” geldiği hastanede, 33’ten 39 kiloya çıkan ve bir ay sonra normal serviste takibe alınan Kaya’nın, yeme ve içmesi düzeldi, çoklu organ tutulumlu kalın bağırsak kanserinden kurtuldu.

    “Tümör, karın duvarındaki kasları ve bacağına giden femoral sinirleri sarmıştı”

    Cerrahi Onkoloji Kliniği Şefi Sakarya, AA muhabirine, hastayı incelemelerinde, ileri evre kanserin, ince bağırsak ve yumurtalıklara sıçradığını, karın ön ve arka duvarındaki kaslara yayılıp aynı zamanda bacak hareketini sağlayan siniri de sardığını söyledi.

    Tetkiklerde, kan kalsiyum düzeyi yüksek çıkan Kaya’nın boyun bölgesindeki paratiroid bezinde kansere benzer tümör tespit ettiklerini ifade eden Sakarya, şöyle konuştu:

    “Safra kesesinde sıkıntıları da olan hastayı ameliyata aldık. Öncelikle yüksek kalsiyum düzeyleri için boyun bölgesinde ameliyat gerçekleştirdik. Ardından karın bölgesine yayılan kanser ameliyatına geçtik. Kalın bağırsağın yarısını, ince bağırsağın üçte birini, yumurtalık ve tüpleri, safra kesesini aldık. Ayrıca tümör karın ön ve arka duvarındaki kaslara yayılmıştı, aynı zamanda bacağına giden femoral sinirlerini sarmıştı. Ameliyatla sinirleri tamamen tümörlü dokulardan ayırdık.”

    Sakarya, 5 saat süren ameliyatın ardından 1 ay yoğun bakımda kalan hastayı şifayla taburcu ettiklerini anlattı.

    Hastanın ileri yaşta ve tümör nedeniyle aşırı kilo kaybıyla yatalak halde geldiğine işaret eden Sakarya, “Yemek yiyemiyor, büyük abdestini yapamıyordu. Ön hazırlık döneminde damardan besledik. Hastamız geldiğinde 33 kiloydu, 2,5 ay içinde 39 kiloya ulaştı, sağlıklı şekilde hayatına devam ediyor. Yakınları hastanın ameliyatı kaldıramayacağını düşünüyordu ama biz ileri yaş, aşırı kilo kaybı ve çoklu organ tutulumunun, kanser cerrahlarınca yapabileceğinin bir örneğini gerçekleştirdik.” diye konuştu.

    ” ’80-90 yaşında ve aşırı kilo kaybediyor’ diye kimse hastasından vazgeçmesin”

    Hasta yakını muhtar Zafer Kaya da halasını Van, Ağrı, Iğdır ve Erzurum’daki üniversite hastanesine götürdüklerini, son olarak tavsiye ve duyum üzerine Erzurum Şehir Hastanesinden Sakarya’ya getirdiklerini belirtti.

    Halasının son aylarda hiç yemek yiyemediğini söyleyen Kaya, “Adeta hayatı durmuştu. Allah razı olsun, Hamdi hocamız hastamızı başarılı ameliyatla kanserden kurtardı.” dedi.

    Kaya, doktor yeğeninin halasının tedavi ve ameliyat sonrası sağlığına kavuşmasına çok şaşırdığını dile getirerek, “Buraya ilk getirdiğimizde 33 kiloydu, bugün tarttığımızda 39 kiloya çıktı. Önceden sıvıyla beslenirdi şimdi yemeğini yiyor. Hocamın başarılarının devamını diliyor, teşekkür ederiz. ’80-90 yaşında ve aşırı kilo kaybediyor’ diye kimse hastasından vazgeçmesin. Doktora güvensin.” ifadelerini kullandı.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/87-yasindaki-kadin-kalin-bagirsak-kanserinden-kurtuldu/feed/ 0
    Türkiye’de 2023’te 6 Bin Kök Hücre Nakli İşlemi Gerçekleşti https://www.haber28.com.tr/turkiyede-2023te-6-bin-kok-hucre-nakli-islemi-gerceklesti/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-2023te-6-bin-kok-hucre-nakli-islemi-gerceklesti/#respond Thu, 20 Jun 2024 08:48:25 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21906 Dünya Aferez Birliği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kanser tedavisinde Türkiye’de geçen yıl 100’ün üzerinde merkezde yaklaşık 6 bin kök hücre nakil işleminin yapıldığını bildirdi.

    Dünya Aferez Birliği tarafından, 1-7 Nisan “Ulusal Kanser Haftası” dolayısıyla basın toplantısı düzenlendi.

    Birlik Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, vücutta her gün oluşan DNA hasarının onarılamaması, bağışıklık sisteminin fonksiyonelliğini yitirmesiyle birlikte kontrolsüz çoğalan hücrelerin kansere neden olduğu bilgisini verdi.

    Altuntaş, “Son yıllarda kansere yönelik çok etkin sonuçlar veren ilaçların keşfiyle kanser artık kronik bir hastalığa evrilmektedir.” dedi.

    Altuntaş, yakın gelecekte ilerleyen teknoloji ve yapay zekanın sağlık alanında uygulanmasıyla birçok kanser türünde erken teşhisin daha az iş gücüyle ve daha doğru sonuçlarla yapılacağı değerlendirmesinde bulundu.

    Yeme içme alışkanlıklarına dikkat edilmesi, sigara ve alkol tüketilmemesi ve düzenli spor yapılmasının kanserin önlenmesine önemli katkı sunduğunu vurgulayan Altuntaş, belli kanser türlerinde yapılan taramaların da erken teşhis için büyük önem taşıdığını söyledi.

    Altuntaş, “Kanser gelişimini önlemek için sigara kullanmamak ve alkol içmemek, kilomuzu kontrol altına almak, düzenli spor yapmak, aşırı güneş ışığından sakınmak, stresi iyi yönetmek, meyve ve sebze ağırlıklı doğal beslenmek önemlidir. Bu şekilde kanserler üçte bir oranında azaltılabilir.” uyarısında bulundu.

    Tarama programlarına ilişkin bilgi veren Altuntaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizde kolon kanseri ya da kansere dönüşecek öncül poliplerin tespiti ve çıkarılması için 50 yaş ve üzeri vatandaşlar kolonoskopi tarama programında yer almaktadır. Bir diğer kanser taraması ise 40 yaş üzeri kadınlarda mamografi ile meme kanserinin erken tespit edilmesidir. Yine kadınlarda rahim ağzı kanseri için HPV ve smear testleri son derece önemlidir. Tüm bu saydığımız kanser tarama tetkikleri ülkemizde Sağlık Bakanlığına bağlı KETEM kuruluşlarında ücretsiz bir şekilde yapılmaktadır. Bu nedenle kanserden korkmayalım geç kalmaktan korkalım diyor ve tüm vatandaşlara Sağlık Bakanlığının belirlemiş olduğu kanser tarama programına katılmalarını öneriyoruz.”

    “2023’te yaklaşık 6 bin nakil işlemi gerçekleşti”

    Altuntaş, Türkiye’nin kanser, hematolojik kanserler ve kök hücre nakli uygulamaları bakımından dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle yarıştığını ifade ederek, “Örneğin, kök hücre nakli bakımından sayısal ve niteliksel olarak Avrupa Birliği ülkelerinin ortalamasının üzerindedir. Klinik araştırma düzeyindeki ilaçlar dahil kanıta dayalı uygulamalar ışığında her türlü kanser ilacına ulaşmak mümkündür.” dedi.

    Hematolojik kanserlerin tedavisinde önemli tedavi seçeneklerinden birinin kök hücre nakilleri olduğuna dikkati çeken Altuntaş, kök hücre naklinin uygun hastaya uygun zamanda yapıldığında etkin sonuçlar alındığını bildirdi.

    Altuntaş, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de dünya standartlarında kök hücre nakli merkezleri açıldı. Türkiye verilerine göre, ülkemizde 2023’te 100’ün üzerinde merkezde yaklaşık 6 bin nakil işlemi gerçekleşmiştir. Ülkemize, kök hücre nakli için önemli oranda hasta da yurt dışından gelmektedir. Eskiden ülkemizden kök hücre nakli için yurt dışına gidilirken, bugün yurt dışından hasta ülkemize gelmektedir. Türkiye, bu alanda sağlık turizmi açısından dünyanın amiral gemisi olmuştur. Bu açıdan, Türkiye kök hücre nakillerinde örnek bir ülkedir.”

    Kan kanserinde kök hücre naklinin de etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunun altını çizen Altuntaş, “Günümüzde lösemi tedavi edilebilir ve tamamen yenilebilir bir hastalıktır. Ülkemizde her yıl 1500-2 bin yeni lösemi vakası görülmektedir. Her ne kadar lösemi görülme sıklığı artmış olsa da güncel tedaviler ile uzun süreli yaşam yüzde 60’lara kadar çıkmıştır. Bazı çocukluk çağı lösemilerinde bu oran yüzde 90’lara kadar ulaşmaktadır.” ifadelerini kullandı.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/turkiyede-2023te-6-bin-kok-hucre-nakli-islemi-gerceklesti/feed/ 0
    Çankırı İl Sağlık Müdürü: Kanserle Mücadelede Bilinçlenme ve Erken Teşhis Önemli https://www.haber28.com.tr/cankiri-il-saglik-muduru-kanserle-mucadelede-bilinclenme-ve-erken-teshis-onemli/ https://www.haber28.com.tr/cankiri-il-saglik-muduru-kanserle-mucadelede-bilinclenme-ve-erken-teshis-onemli/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:00:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21568 Çankırı İl Sağlık Müdürü Hüseyin Sarıkaya, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla mesaj yayımladı.

    Sarıkaya, mesajında, kanserin dünyada ve Türkiye’de sebebi bilinen ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.

    Bilgi eksikliği, korku, ihmal gibi nedenlerle tanı geciktiğinde tedavinin de güçlendiğini aktaran Sarıkaya, “Bu önemli sağlık sorununa halkın dikkatinin çekilmesi, toplumun kansere yönelik bilincinin artırılması ve farkındalık oluşturulması amacıyla 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası olarak belirlenmiş olup her yıl düzenlenen etkinlikler kanser mücadelesinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde kanser yıllardır en sık izlenen ikinci ölüm sebebidir. Yaklaşık her 6 ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşmektedir. 2019 yılında Türkiye’de toplam 223 bin 87 kişiye yeni kanser teşhisi konulmuştur. Erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanseri en sık izlenen kanser olma özelliğini sürdürmektedir. Kolorektal kanserler de önceki yıllarda olduğu gibi üçüncü sıklıkta izlenmeye devam etmektedir.”

    Kanser gelişiminde yüzde 90 çevresel, yüzde 10 oranında ise genetik faktörlerin etkili olduğuna vurgu yapan Sarıkaya, şu ifadeleri kullandı:

    “Çevresel faktörler arasında yer alan tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu olma ve enfeksiyonlara maruziyet gibi risklerin engellenmesi yolu ile gelişmekte olan kanserlerin günümüzde yüzde 30, yüzde 50 oranında önlenebileceği bilinmektedir. Özellikle tarama programları ve kanser belirtilerinin erken fark edilmesi, teşhis ve tedavi hizmetlerine erken dönemde erişilmesi yolu ile uygulanan tedavinin yaşam kalitesine çok şey katabildiği kanser türleri göz önüne alınırsa, korunmanın önemi daha da artmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

    Birçok kanserin bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren erken belirti ve semptomlar gösterdiğini aktaran Sarıkaya, şunları kaydetti:

    “Bunlara meme, rahim ağzı, kolorektal, deri, ağız ve bazı çocukluk çağı kanserleri dahildir. Bunu bilmek önemlidir, çünkü kanseri erken teşhis etmek neredeyse her zaman tedaviyi ve hatta iyileştirmeyi kolaylaştırır, bu da kanser teşhisi konan kişilerin hayatta kalma şansının ve yaşam kalitesinin artması anlamına gelir. Kanserin erken uyarı işaretlerini tanımak uygun maliyetlidir ve çoğu durumda herhangi bir özel teknoloji gerektirmez. Ülkemizde, Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği 3 kanser türünde, 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri taraması, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kalınbağırsak kanseri taramaları yapılmaktadır. Tarama sonrası sonucu pozitif ya da şüpheli çıkan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirilmekte ve ileri tetkikleri yapılmaktadır. Tarama yaş grubundaki tüm vatandaşlarımızı ücretsiz olarak kanser taramalarını yaptırmak üzere, hastanelere, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM), Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) davet ediyoruz.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/cankiri-il-saglik-muduru-kanserle-mucadelede-bilinclenme-ve-erken-teshis-onemli/feed/ 0
    Türkiye’de yılda 240 bin kişi kansere yakalanıyor https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yilda-240-bin-kisi-kansere-yakalaniyor/ https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yilda-240-bin-kisi-kansere-yakalaniyor/#respond Tue, 18 Jun 2024 07:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21540 Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, her yıl dünyada 20 milyon, Türkiye’de ise 240 bin kişinin kansere yakalandığını bildirdi.

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi de olan, Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Kutluk, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya geneli kanser istatistiklerine ilişkin bilgileri paylaştı.

    Dünyada kanser istatistikleriyle ilgili en güncel bilgi olan, 2022 yılı verilerinin yeni yayımlandığını belirten Kutluk, “Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kansere yakalandığı bildiriliyor. Maalesef bu hastalardan 10 milyonu kaybediliyor ancak 10 milyon kişi de kurtarılıyor. Geçmiş yıllara bakıldığında kanserden kurtarılan kişi sayısı her yıl artıyor.” ifadesini kullandı.

    Halihazırda dünyada kanseri atlatan ve kanser tanısı alan toplam 53 milyon kişinin bulunduğunu aktaran Kutluk, “Türkiye’de ise 2020’de her yıl yaklaşık 230 bin kişi kansere yakalanırken, 2022 itibarıyla yılda 240 bin kişinin kanser olduğu biliniyor. Maalesef bu hastaların da yaklaşık 130 bini kaybediliyor.” diye konuştu.

    Prof. Dr. Kutluk, Türkiye’de son 5 yıl içinde kanser tanısı almış ve kanserle yaşayan 700 bine yakın kişinin bulunduğunu bildirdi.

    2045’te 32 milyon kişinin kansere yakalanacağı öngörülüyor

    Kanserle ilgili Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gelecek projeksiyonlarına da işaret eden Kutluk, “DSÖ, 2045 yılında dünyada 32 milyon kişinin kansere yakalanacağını ve şu an yılda 10 milyon olan kanser kaynaklı ölümlerin 17 milyona çıkacağını öngörüyor. Türkiye’de ise kanser vakalarının 2045’te 420 bine, kanserden ölümlerin ise 256 bine ulaşacağını biliyoruz.” açıklamasında bulundu.

    Prof. Dr. Kutluk, kanserden kayıplar devam etse de her geçen yıl tedavi başarısının arttığını ve dolayısıyla daha fazla insanın bu hastalıktan kurtarıldığını vurguladı.

    En sık akciğer kanseri görülüyor

    Yetişkinlerde en sık akciğer, meme ve kalın bağırsak kanserinin görüldüğünü anlatan Kutluk, “Dünyada her sene 1,5 milyon civarında insan akciğer kanserine yakalanıyor. Türkiye’de ise tütün kullanımının da etkisiyle rakamlar bir miktar ürkütücü. Her sene 40 bin kişi akciğer kanseri oluyor. Bunu 25 bin vakayla meme kanseri ve 21 bin vakayla kalın bağırsak kanseri izliyor.” dedi.

    Kutluk, çocuklarda en sık görülen kanser türleri içerisinde sırasıyla lösemiler, beyin tümörleri ve lenfomaların yer aldığını söyledi.

    Dünya genelinde yaklaşık 200 bin çocuğun kanser tanısı aldığını, 200 bin çocuğun da hastalığına rağmen tanı alamadığının öngörüldüğünü belirten Kutluk, “Türkiye’de 0-14 yaş grubunda kansere yakalanan 3 bin 500 civarında çocuğumuz bulunuyor.” ifadesini kullandı.

    Akciğer kanserinin baş sorumlusu “tütün”

    Prof. Dr. Tezer Kutluk, kanserde en önemli risk faktörünün tütün ve tütün ürünleri kullanımı olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Gerek ülkemiz gerekse dünyada görülen akciğer kanserlerinin yüzde 90’ı tütün kullanımı kaynaklı. Tütünün bir şekilde dünyadan elimine edilmesi, yok edilmesi gerekiyor. Bunun dışında kilo fazlalığı da kanser açısından önemli bir risk faktörü. Dünya genelinde her yıl görülen kanserlerden 500 bininin kilo fazlalığı, şişmanlıkla ilişkili olduğu biliniyor. Ayrıca UV ışınlarının yol açtığı, güneş ışığına aşırı maruziyet nedeniyle dünyada 170 bin kişinin kansere yakalandığı bildiriliyor. Bunların yanında dünyada her yıl görülen kanserlerin 750 bini alkol kullanımı ilişkili.”

    Kutluk, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, tütün kullanımından uzak durulması ile kanserden korunmanın mümkün olduğunu belirtti.

    “Erişkin kanserlerinin tedavisinde gelinebilecek en iyi nokta yakalandı”

    Kanserde erken tanı ve tedavinin önemine dikkati çeken Kutluk, Türkiye’de meme ve kalın bağırsak kanseri konusunda belirlenen yaş gruplarında ücretsiz taramaların yapıldığını anımsattı.

    Kutluk, bireylerin mutlaka zamanı geldiğinde kanser taramalarını yaptırması gerektiğinin altını çizdi.

    Son yıllarda kanser tedavisinde yeni gelişmelerin yaşandığına da değinen Kutluk, radyoterapi ve kemoterapinin yanında özellikle 2000’li yıllardan itibaren hedef odaklı, bireyselleştirilmiş tedavilerin ön plana çıktığını dile getirdi.

    Prof. Dr. Kutluk, şunları kaydetti:

    “Halk arasında ‘akıllı ilaç’ olarak da anılan, hedefe yönelik, bireyselleştirilmiş yöntemler kanser tedavisinde çığır açtı. Şu an tüm kanser türleri için geçerli olmasa da bu ilaçlar, tedavi başarısında önemli bir kapı araladı. Uzun yıllardan beri erişkin kanserlerinin tedavisinde gelinebilecek en iyi nokta yakalandı. Hedefe yönelik ilaçlarla 5 yıllık yaşam şansı yüzde 70 gibi bir orana ulaştı. Çocuk kanserlerinde ise tedavi başarısı yüzde 85’lere çıktı.”

    1947’de kurulan Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği’nin 19 yıldır Kanserli Hastalar Kongresi’ni düzenlediğini aktaran Kutluk, kanserle mücadelenin hastalar ve yakınlarıyla birlikte sürdürülmesi gerektiğini, kongrenin de bu amaçla yapıldığını söyledi.

    Kutluk, bu yılki kongrenin de 1 Nisan’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’nde gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/turkiyede-yilda-240-bin-kisi-kansere-yakalaniyor/feed/ 0
    Kadınlarda akciğer kanseri vakalarında artış yaşanıyor https://www.haber28.com.tr/kadinlarda-akciger-kanseri-vakalarinda-artis-yasaniyor/ https://www.haber28.com.tr/kadinlarda-akciger-kanseri-vakalarinda-artis-yasaniyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 03:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16240 Kadınlarda akciğer kanseri vakalarında artış yaşanıyor

    KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş:

    “Sigara alışkanlığının artmasıyla beraber kadınlarda da artık daha fazla kanser vakaları görüyoruz”

    TRABZON – Kadınlarda son dönemde akciğer kanseri vakalarında ciddi artış yaşandığı ve bunun da en büyük nedeninin kadınlarda artan sigara alışkanlığı olduğu belirtildi.

    Kadınlarda sigara kullanma alışkanlığının arttığına dikkat çeken Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Celal Tekinbaş, her bölgede olduğu gibi Karadeniz Bölgesinde de akciğer kanseri vakaları daha çok görüldüğünü söyledi. Tekinbaş, “Dünyada kanserden ölümlerin en büyük nedeni, akciğer kanserlerinden kaynaklanıyor. Belli bölgelerde akciğer kanseri daha fazla görülüyor. Bizim bölge de bu bölgelerden bir tanesi. Kanserin en önemli nedeni sigara. Sigara alışkanlığının artmasıyla beraber kadınlarda da artık daha fazla kanser vakalarını görüyoruz. Kanser sayısı oranlarının artmasından çok artık kanserler daha erken teşhis ediliyor. Daha önceden kanser olduğunu bilmediği halde ölen insanlar vardı ama şimdi artık hastalığının ne olduğunu hastanelerin yaygınlaşması tomografi gibi pet gibi biyopsi işlemleri gibi bir çok gelişmeyle insanlar hastalıklarının ne olduğunu biliyorlar. Akciğer kanseri de tanısı artık konulan bir hastalık grubu içerisinde önemli bir yer tutuyor. Daha fazla ameliyat edebildiğimiz hastayla karşılaşıyoruz çünkü daha erken tanı konulabiliyor” dedi.

    “Elektronik sigara içmek bizi kanserden korumuyor”

    Elektronik sigaranın daha az kanser oluşturduğu söylemlerine katılmadığını kaydeden Tekinbaş, “Akciğer sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durulmalı. Bunun başında sigara geliyor. Elektronik sigara alışkanlığı birçok insanda daha az kanser oluşturduğu söylentisi çok fazla kullanılmaya başlandı, ama onun da tespit edildiği şekliyle akciğer kanserine neden olan en büyük faktörlerden biri. Elektronik sigara içmek bizi kanserden korumuyor. Akciğer sağlığını korumak için, olabilecek kirliliklerden korunmak radyoaktif maddelerden uzak durmak gerekir. Eğer herhangi bir şekilde çalışma alanımızda akciğer sağlığımızı olumsuz etkileyecek tozlara maruz kalıyorsak uygun maske takarak çalışmalıyız. Akciğerimizin, kalbimizin kapasitesini artırmak için her türlü sporu yapmalıyız. Özellikle yürüyüşler çok önemli. Her yaş grubu içerisinde yapılabilmesi açısından da önemli. Bu da akciğer sağlığımızın korunması için önemli faktörlerden biri” diye konuştu.

    “Tek akciğerle yaşamını sürdürebilir”

    Kanser ya da faklı hastalıktan dolayı ameliyatla alınan bir akciğerle, hasta yaşantısını tek akciğerle sürdürebileceğini de belirten Tekinbaş, “Bir akciğeri çok rahatlıkla alabiliyoruz, yeter ki diğer akciğer sağlıklı olsun. Sol akciğerin tümünü sağ akciğerin de bir parçasını önceden testlerini yapmak kaydıyla alabiliyoruz. Kalan akciğerin kendisine ne kadar yeteceğini tespit etmek için yapıyoruz. Elle tutulur gözle görülür kanıt düzeyinde elimizdeki verilerle bunu yapıyoruz. Çok rahatlıkla bir akciğeri alabiliyoruz. KTÜ Farabi Hastanesi bu konuda akciğer kanseri ve akciğer ameliyatları konusunda Türkiye’de önemli bir yere sahip. Zaman zaman haftada birkaç hastanın bir akciğerini ameliyat ederek alıyoruz. Solunum fonksiyonları açısından iki akciğer sahibi ile tek akciğer sahibi arasında fark oluyor ama normal yaşantısını idame ettirecek şekilde olanları zaten ameliyat ediyoruz. Bu hastalarda normal yaşamlarını idame ettirmede, yaşamlarını sürdürmede herhangi bir sorun yaşamıyor” diye konuştu.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/kadinlarda-akciger-kanseri-vakalarinda-artis-yasaniyor/feed/ 0
    Oppenheimer Filmi, Atom Bombası Denemesinin Etkilerini Tam Olarak Anlatmıyor https://www.haber28.com.tr/oppenheimer-filmi-atom-bombasi-denemesinin-etkilerini-tam-olarak-anlatmiyor/ https://www.haber28.com.tr/oppenheimer-filmi-atom-bombasi-denemesinin-etkilerini-tam-olarak-anlatmiyor/#respond Mon, 15 Apr 2024 03:24:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14374 Oppenheimer filminin ünü, her ne kadar New Mexico eyaletindeki başarılı deneme sayesinde ilk nükleer bombayı yaratan ABD’li bilim adamı J. Robert Oppenheimer’ın başarısına dikkati çekse de, 80 yıl sonra halen hikayenin tam olarak anlatılmadığını düşünenler var.

    New Mexico eyaletinde yaşayan Tina Cordova, aile albümünün sayfalarını hüzünle çevirirken, “İki dedem de kanser oldu, iki ninem de kanserdi, babam üç farklı çeşit kansere yakalandı, kız kardeşimde de kanser var” diyor.

    “Sayısız amca, teyze, dayı, hala, kuzen kaybettim kanser yüzünden. Ve benim ailem de tek değil” diyen Cordova, atom bombasının deneme testi olan Trinity’nin gerçekleştiği alandan iki saat uzaklıktaki bir mesafede bulunan Albuquerque şehrinde yaşıyor.

    BBC muhabirleri Emma Vardy ve Sam Granville’in haberine göre Trinity testinin yarattığı radyasyondan etkilendiği düşünülen topluluklara “rüzgarın estiği yönde bulunanlar” anlamına gelen “Downwinders” ismi veriliyor.

    Trinity, dünyanın ilk atom bombası denemesiydi.

    Bu deneme, yönetmen Christopher Nolan’ın başyapıtı Oppenheimer filminin de merkezinde yer alıyor. Oppenheimer adlı bilim adamı ile diğer bilim insanları ve mühendislerin II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinde rol oynayan atom bombasını nasıl geliştirdiğini anlatıyor.

    Cordova ise 13 dalda Oscar adaylığı olan filmin, atom bombası denemesinin kuşaklardır ailesi üzerinde yarattığı asıl etkiye değinmediğini düşünüyor.

    Filmde, bilim insanları rüzgarlı bir gecede gerçekleştirilen test sırasında karanlık camlı gözlükler takarak deneyi izliyor.

    23 yaşındaki yeğeni gibi tiroid kanseri teşhisi konulan 39 yaşındaki Cordova, bu rüzgar yüzünden beklenmeyen etkilerin ortaya çıktığını anlatıyor:

    “Trinity bombası ve daha sonra Nevada’da patlatılan bombalar sırasında radyasyona fazlasıyla maruz kaldığımıza inanıyoruz.”

    ABD’de kanser ikinci en fazla rastlanan ölüm nedeni. Radyasyon ve kanser arasındaki bağlantı kesin olarak ispatlanamamış olsa da, Cordova, kuşaklardır ailesindeki yüzlerce kişinin hastalıklarına dair belgeleri olduğunu söylüyor.

    ABD hükümeti testlerin yapıldığı alanlarda yaşayanlara yıllar sonra maddi yardım sağlanması için bir fon kurdu, ancak New Mexico bu fona dahil edilmedi.

    Haziran ayında New Mexico’nun da dahil edilmesini öngören yasa tasarısının tarihi geçecek; ancak Senato’da bu hafta onaylanan yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde de onaylanırsa bu durum tersine dönecek.

    Ülkede kişi başına düşen doktora sayısı bakımından ilk sırada

    Cordova, filmde atom bombası yüzünden Japonya’da yaşayan insanların nasıl acı çektiğine değinilirken New Mexico’nun konu dışında bırakıldığını vurguluyor.

    Bilim insanlarının denemeyi gerçekleştirirken yaşadığı Los Alamos kasabasındakiler ise filmin ekonomilerine sağladığı katkı yüzünden memnun.

    Annesi ve babası bilim insanı olan Todd Nickols, “Babam nükleer fizikçi annem ise genetikçiydi; bizim için burası büyümek için çok güzel bir yerdi. Bilim ve teknolojiden ötürü gurur duyuyoruz” diyor.

    Oppenheimer’ın bir heykelinin bulunduğu kasabada isminin yollara verildiği ve hediyeliklerinin satıldığı görülüyor.

    Nickols, “Kesinlikle atom bombasının yol açtığı ölümleri görkemli bir şekilde anmıyoruz; çok çok korkunç bir durumdu. Ancak II. Dünya Savaşı da korkunçtu” diyor.

    Los Alamos, ülkede kişi başına düşen doktora sayısı bakımından ilk sırada yer alıyor.

    Bugün Los Alamos’taki bilim insanları nükleer savaş başlıklarının üretilmesinde halen önemli bir rol oynuyor.

    Hoppenheimer isimdeki barda çalışan Gerald Burns ise, “Dedem laboratuvarda çalıştı; annem laboratuvarda çalıştı, sanırım üç kuşaktır laboratuvarda çalışmayan tek aile üyesi benim” diyor.

    Film sayesinde kasabaya turistik bir akın yaşandığı aktarılıyor.

    Albuquerque’deki savaş karşıtı kampanyacılar ise “Nükleere hayır de” pankartlarıyla bölgede atom bombası karşıtı bir duruş yaratmaya çalışıyor.

    Cordova ise filmin başarısının New Mexico’daki ölümlere dikkat çekmesini umuyor.

    New Mexico’da yaşayanlar olmadan araştırmanın da filmin de olamayacağını aktaran Cordova, “Utanmaları gerek, gerçekten iyi bir şey gerçekleştirmek için fırsatları vardı” diyor.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/oppenheimer-filmi-atom-bombasi-denemesinin-etkilerini-tam-olarak-anlatmiyor/feed/ 0
    Kanser ve verem hastalıklarını aşan KOAH hastası hayata tutundu https://www.haber28.com.tr/kanser-ve-verem-hastaliklarini-asan-koah-hastasi-hayata-tutundu/ https://www.haber28.com.tr/kanser-ve-verem-hastaliklarini-asan-koah-hastasi-hayata-tutundu/#respond Fri, 05 Apr 2024 04:36:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13077 Kanser tedavisi görürken verem hastalığı tespit edilen ve 3 ay ömür biçilen 72 yaşındaki Karslı KOAH hastası Burhanettin Tatar, Erzurum Şehir Hastanesinde yapılan ameliyat ve 1 aylık yoğun bakım tedavisiyle hayata tutundu.

    Kars’ın Selim ilçesinde yaşayan 72 yaşındaki Kronik Obstrüktif Akciğer Hastası (KOAH) hastası Tatar’a, yaklaşık 5 ay önce iştahsızlık ve kilo kaybı nedeniyle başvurduğu hastanelerde ileri evre mide kanseri teşhisi konularak çok fazla ömrünün kalmadığı ve tedavi şansının olmadığı belirtildi.

    Daha sonra Erzurum Şehir Hastanesinden cerrahi onkolog Hamdi Sakarya’ya getirilen Tatar’a yapılan tetkiklerde, kanserin kalın bağırsak ve karın boşluğuna yayıldığı, önceden geçirdiği Kovid-19 nedeniyle akciğerinde ciddi sorunlar olduğu tespit edildi.

    Bir süre kemoterapi ve ardından akciğeri destekleyici tedaviler gören Tatar, 1 ay önce Sakarya ve ekibince ameliyata alındı.

    Kanser tedavisi görürken verem hastası olduğu belirlendi

    Ameliyatta kanserli dokuları temizlenip yoğun bakımda 3 hafta boyunca ölüm ile yaşam arasında mücadele veren Tatar’ın patoloji sonucunda verem hastalığı da ortaya çıktı.

    Bunun üzerine 3 hafta verem tedavisi gören ve destekle yürüyebilen Tatar, yaklaşık bir ay süren yoğun bakım tedavisi ve kanser ameliyatıyla “amansız” hastalıklarından kurtuldu.

    Dr. Sakarya, AA muhabirine, Kovid-19’a bağlı akciğerlerinde sıkıntılar tespit ettikleri hastanın ileri evre kanser olması nedeniyle multidisipliner yaklaşımla ameliyat öncesi kemoterapi uyguladıklarını söyledi.

    Kemoterapiden sonra iştahsızlık ve kilo kaybını toparlamak için hastayı akciğeri destekleyici tedavilerle ameliyata hazırladıklarını anlatan Sakarya, “Bütün destek tedavilerine rağmen hastada düşkünlük hali düzeleceğine giderek arttı, bu da bizde bazı tereddütler oluşturdu ve yeniden incelemelerini yaptığımızda kandaki iltihabi hücrelerinin yükseldiğini tespit ettik.” dedi.

    Sakarya, yaklaşık 1 ay önce oral yoldan yeme ve içmesi tamamen durma noktasına gelen hastayı ameliyata alıp kanserli dokuları temizlediklerini anlattı.

    Ameliyattan sonra yoğun bakımda toparlanmasını bekledikleri Tatar’ın kötüye gittiğini, ölümle yaşam arasında çok aktif şekilde tedavisini sürdürdüklerini belirten Sakarya, “Hastayı yoğun bakımda hayatta tutmayı başardık, 3 haftalık yoğun bakım döneminde hastamız zaman zaman ölümle burun buruna geldi, iki kişi koltuğunun altına girip ancak hareket ettirebiliyordu. 3. haftanın sonunda ise normal servise aldığımız hasta zaman zaman yine düşkünleşti. O sırada çıkan patoloji raporunda karın içi verem tespit ettik.” diye konuştu.

    Sakarya, Tatar’ın kanser ve kronik akciğer hastalıklarının yanı sıra veremle de mücadele ettiğini, bu süreçte uygulanan tedavilerin verem hastalığının alevlenmesine sebep olduğunu belirterek, böyle bir hastanın yoğun bakımda hayatta kalmasının mucize olduğunu dile getirdi.

    “Ameliyat etmeseydik veremi teşhis edemeyecektik ve hastayı kaybedecektik”

    Hastayı yoğun bakım tedavisiyle hayatta tutabilmenin büyük başarı örneği olduğunu vurgulayan Sakarya, şunları kaydetti:

    “Ameliyatın ardından yoğun bakım sürecinden sonra 3 haftalık verem tedavisine başladık, sonucunda iki kişinin kolundan tutup yürütebildiği hasta koşar adım yürümeye başladı, günlük 2 kilometreye yakın kendi başına yürüdü, 4 kilo aldı ve sağlığına kavuştu. Kanserin ve Kovid-19’un getirdiği akciğerdeki sıkıntıların yanı sıra hem KOAH’ın getirdiği zorlukları hem kemoterapinin verdiği düşkünlüğü hem o ağır ameliyat sürecini hem de verem hastalığını atlatmayı başardık. Bu bizim için olağanüstü bir mutluluk. Ameliyat hazırlığı yapmasaydık verem teşhisi koyamayacak ve hastayı kaybedecektik. Bu hastanemizin modern yoğun bakım ünitesindeki arkadaşlarımızla multidisipliner olarak verdiğimiz çok başarılı çalışmanın mükafatı oldu.”

    Sakarya, literatürde bu tarz vakaların nadir görüldüğünü, hastayı cerrahi şans vererek ve önceden bilinmeyen verem hastalığıyla mücadele ederek kurtardıkları için mutlu olduklarını ifade ederek, “Aktif tedavi protokolü uygulanmasaydı hasta 3 aya kalmaz vefat edecekti.” dedi.

    Hasta Tatar da Sakarya ve ekibine teşekkür ederek, “Kanser ve hastalıklardan kurtuldum çok mutluyum, iyiyim, rahatça yürüyebiliyorum.” diye konuştu.

    Hastanın oğlu Ali Tatar ise babasını tedavi için götürdükleri hastanelerden sonuç alamadıklarını ve şehir hastanesindeki tedavilerle babasının hayata tutunduğunu anlatarak, şunları anlattı:

    “Babama, iç organlarına kadar yayılan mide kanserinin tedavisinin olmadığını, 3 ay kadar ömrünün kaldığını, eve götürmemizi söylediler. ‘Başka yere götürseniz de sonuç değişmez’ denildi. Uzun araştırmalar sonucu Dr. Sakarya’yı buldum ve babamı Erzurum’a getirdik. Hamdi hocam babamı ameliyat etti, ameliyat sonrası verem hastalığı da çıktı. Yoğun bakım süreci çok yıprattı ve sonunda babam hastalıklarından kurtuldu, taburcu edildi. Babamın durumu gayet iyi, Hamdi hocam ve ekibine, Sağlık Bakanlığına, hastane çalışanlarına müteşekkiriz.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/kanser-ve-verem-hastaliklarini-asan-koah-hastasi-hayata-tutundu/feed/ 0
    Erzurum’da Mobil Tırlarla Kanser Taraması Yapılıyor https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mobil-tirlarla-kanser-taramasi-yapiliyor/ https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mobil-tirlarla-kanser-taramasi-yapiliyor/#respond Mon, 04 Mar 2024 05:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8202 Erzurum’da kırsal bölgeler ve nüfusu kalabalık aile sağlığı merkezlerine mobil tırla giden sağlıkçılar, kanser taraması yapıp, erken teşhis ve tedavi için vatandaşları bilgilendiriyor.

    İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir koordinesinde “Erken teşhis hayat kurtarır” sloganıyla çalışan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ekipleri, yıl başından bu yana kanserde erken teşhisle hayat kurtarmak için mahalle mahalle dolaşıyor.

    Sağlıkçılar, ilçe ve kırsal bölgelerin yanı sıra kent merkezinde nüfusun kalabalık olduğu aile sağlığı merkezleri önüne konuşlandırılan mobil tırda, vatandaşlara ücretsiz meme kanseri, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları yapıyor.

    Tarama sonucu riskli görülen vatandaşları sağlık kuruluşlarına yönlendirip takiplerini de yapan ekipler, gittikleri yerlerde yaptıkları salon toplantılarında vatandaşlara kanserde erken tanı ve tedavi için bilgilendirici faaliyette de bulunuyor.

    “Hastanelerin yükünü azaltmak ve halkı bilinçlendirmek için sahaya indik”

    Yakutiye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Cüneyt Aygün, AA muhabirine, yoğun ve kabalık nüfusa sahip aile sağlığı merkezlerinde kanser taraması yapmaya başladıklarını söyledi.

    İlçe merkezinde 1 haftada 300’den fazla kişiye kanser taraması gerçekleştirdiklerini ifade eden Aygün, şöyle konuştu:

    “Kanser tedavisi zor olan hastalık, erken tanı da hayat kurtaran bir durum olduğu için erken dönemde hem 3. basamak hastanelerin yükünü azaltmak hem de halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için sahaya indik. Taramalar sonucu kansere erken dönemde tanı koyulması ve tedavi mümkün. Aynı zamanda kanser tedavileri maliyetli hizmet, erken dönemde tanı ve tedavi ile yakaladığımızda hayat kurtarıyoruz, önemli hizmet veriyoruz.

    Aygün, şüpheli durumlarda vatandaşları onkoloji ve genel cerrahi gibi birimlere yönlendirdiklerini ve kırsal mahallelerin yanı sıra bölgedeki Kur’an kursları, okullar ve diğer kamu kurumlarındaki vatandaşları da servis araçlarıyla mobil tırın bulunduğu alanlara getirip tarama yaptıklarını dile getirerek, “Ocak ve şubat itibarıyla 2 binin üzerinde vatandaşımıza ulaştık. İlçe sınırlarımızda yaklaşık 191 bin kişinin yaşamı söz konusu, ekiplerimizle sürekli sahada olacağız.” diye konuştu.

    “Kanserden değil geç kalmaktan korkmalıyız”

    İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir de dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan ve önemli halk sağlığı sorunu olan kansere karşı kent genelinde kapsamlı tarama gerçekleştirdiklerini ifade etti.

    Kentte 2022 yılından itibaren günümüze kadar 53 bin 758 kişiye kanser taraması yapıldığını söyleyen Bedir, “17 bin 882 meme kanseri, 13 bin 414 rahim ağzı kanseri ile 22 bin 462 kalın bağırsak kanseri taraması yapıldı. Sonucu pozitif veya şüpheli olan 2 bin 458 kişi uzman hekimlere randevu alınarak yönlendirildi. Toplamda 37 kanser tanısı alan hasta oldu. Kanserden değil geç kalmaktan korkmalıyız, taramaların amacı hastalığın önüne geçmek ve hastalığın meydana gelmesini engellemek.” ifadelerini kullandı.

    Bedir, kanser riskini ortadan kaldırmak ve vatandaşları bu konuda bilgilendirmek için sağlık çalışanlarının büyük gayret gösterdiğini vurguladı.

    Kansere bağlı ölümleri azaltmak istediklerini aktaran Bedir, “Kanser nedenli ölümlerin üçte birini sigara ve alkol kullanımı ile sağlıksız yaşam ve hareketsizlik oluşturuyor. KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri taraması, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri taraması 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kalın bağırsak kanseri taramaları ücretsiz yapılıyor. Tüm vatandaşlarımızın taramalara katılmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.

    Kanser taraması yaptıran 50 yaşındaki Ayşe Taşması ise hizmetlerden memnun olduğunu anlatarak, “Devletimiz her zaman yanımızda. Eşim de kanserdi, Allah razı olsun devletimizden, her şey özel gibi oldu. Herkese kanser taramalarını yaptırmasını tavsiye ederim.” dedi.

    Mobil tırda eşi ile tarama yaptıran Selçuk Akkaya, devletin vatandaşlara sağlık alanında çok önemli destek ve imkan sağladığını belirterek, “Sağlık ekipleri çok ilgili. Hizmetlerden memnunuz, devlet ayağımıza kadar her şeyi getiriyor ve her türlü imkanı sağlıyorlar. Bundan daha iyi bir şey olamaz.” ifadesini kullandı.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/erzurumda-mobil-tirlarla-kanser-taramasi-yapiliyor/feed/ 0
    Yeni araştırma: Kolon ve makat kanser riskini yüzde 35 düşürüyor https://www.haber28.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/ https://www.haber28.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:36:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7353 Yeni araştırma: Kolon ve makat kanser riskini yüzde 35 düşürüyor

    Türk mutfağının vazgeçilmezi kanser riskini düşürüyor

    İSTANBUL – Yurtdışında yapılan son araştırma sonuçlarına göre haftada 1 bakliyat tüketildiğinde kalın bağırsak (kolon) ve makat kanseri olma riski yüzde 26 azalıyor. Haftada 2 kez tüketildiğinde ise bu oran yüzde 35’e çıkıyor.

    Günümüzde mide kanseri olanların oranı azalırken kolon kanser oranları artıyor. Artma nedenleri arasında ise stresin yanında; aşırı fast food, asitli içecek ve hazır paketli gıdalar tüketmek yer alıyor. European Journal of Clinical Nutritio’da yayınlanan araştırma makalesi ise kolon kanseri için önemli bir sonuç paylaştı. Bakliyat tüketiminin kalın bağırsak ve makat kanseri riskini düşürdüğüne dair sonuçlarını değerlendiren Medipol Mega Üniversite Hastanesinde Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, Türk mutfağında sofraların ana yemeği olan baklagillerden son zamanlarda uzaklaşıldığını bu durumun da bağırsak sağlığını bozduğunu söyledi.

    “İçerisindeki flavenoit anti-kanserojen etki yapıyor”

    Araştırma hakkında konuşan Prof. Dr. Göral, “Haftada 1 bakliyat yediğinizde yüzde 26, haftada 2 kez yediğinizde ise yüzde 35 civarında kalın bağırsak ve makat kanseri olma riskiniz azalıyor. Azalmasının nedeni ise bakliyatta flavenoit adı verilen birtakım maddeler var. Bunlar anti-kanserojen, etki yapıyor. Yani kanserden koruyucu maddeler. Dolayısıyla bu maddeleri çok tüketmek hem kanser hücrelerinin büyümesini hem de kanserin oluşması ve gelişmesini engelliyor” açıklamasını yaptı.

    “Haftada 2 değil, 3 kez de tüketebilirsiniz”

    Bakliyatın haftada 3 kez de tüketilebileceğine değinen Prof. Dr. Göral, “Bakliyatın faydasının bir diğer sebebi de içeriğindeki liflerdir. Çok fazla lif içerdikleri için kalın bağırsak kanserini önlemede avantaj sağlıyor. Çünkü lifli gıdaları az tüketirsek bağırsaktaki kanserojenlere daha fazla etkili oluyor. Çok fazla lif tükettiğimizde bağırsakta çok fazla lif olduğu için bağırsaklarımızı kanserojen maddelerden koruyoruz” dedi.

    “Normalde nasıl yapıyorsanız öyle pişirin”

    Her türlü bakliyatın kanser önleyici etkisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Göral, “Kuru fasulye aslında halkımızın çok sevdiği bir besin. Kuru fasulye, buğdaydan yapılan ürünler, nohut ve diğer bakliyat çeşitleri bu konuda çok başarılıdır. Bir porsiyon 100 gram olabilir. Pişirme yöntemi de normalde bakliyat yemeklerini nasıl yapıyorsak öyle yapalım. Kuru bakliyattaki vitaminler zaten sıvıya karıştığı için pişirme yöntemi herhangi olumsuzluk oluşturmaz” açıklaması yaptı.

    “Az da olsa her şey yenilmelidir”

    Son zamanlarda sıfır gluten diyetlerin oldukça popüler olduğunu belirten Prof. Dr. Vedat Göral ayrıca şu uyarılarda bulundu:

    “Bu zararlı bir yöntemdir. Çok da yanlış. Glutensiz diyeti iki durumda kullanıyoruz. Biri çölyak hastalığıdır. Gluten hastalığında bir de buğday hassasiyeti var. Çünkü buğdayda da birçok proteinler, vitaminler var. Dolayısıyla bazen glutensiz beslenmeyle ileride birtakım olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor. Her şeyden düzenli, az az da olsa yemek gerekiyor.”

    “Rastgele antibiyotik ve ağrı kesici kullanmayın”

    Son olarak kanserden korunmak için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Göral,” Her gün düzenli yürüyüş yapmak bile yüzde 8-10 kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Yani kalın bağırsak kanseri aslında önlenebilen bir hastalıktır. Stresi yönetmek ve her şeyi yemek lazım. Rastgele antibiyotik kullanmamalısınız. Çünkü bağırsak mikrobiyotasını bozuyoruz. İyi bakterileri öldürüyoruz, kötü bakteriler kalıyor. Bunlar da olumsuz etkiler meydana getirebiliyor. Rastgele ağrı kesici içmemek lazım. Yemekleri, yavaş yavaş ve iyice çiğnemeliyiz. Yemeğe zaman ayırmalıyız, keyif almalıyız” şeklinde konuştu.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/feed/ 0
    Çocukluk Çağı Kanserlerinde Erken Teşhis Önemli https://www.haber28.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-onemli/ https://www.haber28.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-onemli/#respond Fri, 16 Feb 2024 22:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5661 Dünyada her yıl 300 bin, Türkiye’de ise yaklaşık 3 bin 500-4 bin çocuğa kanser tanısı konulduğu, hastalığın görülme sıklığı açısından löseminin birinci, beyin tümörlerinin ikinci, lenfomanın ise üçüncü sırada yer aldığı belirtildi.

    Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Şule Yeşil, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü dolayısıyla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hücrelerin anormal şekilde kontrolsüz çoğalmasının kanser olarak isimlendirildiğini söyledi.

    Kanserlerin, erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda görüldüğünü belirten Yeşil, dünyada her yıl 300 bin, Türkiye’de ise yaklaşık 3 bin 500 ila 4 bin çocuğa kanser tanısı konulduğunu bildirdi.

    Yeşil, “Dünyada ve Türkiye’de çocuklarda en sık görülen kanserler arasında birinci sırada lösemi görülürken, beyin tümörleri ikinci ve lenfoma üçüncü sıradadır. Lösemi, çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor.” bilgisini verdi.

    Son yıllarda tanı ve tedavide kaydedilen gelişmeler sayesinde çocuklarda kanserin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Yeşil, özellikle gelişmiş ülkelerde tedavide başarı oranının yüzde 80’in üzerinde gerçekleştiğini söyledi.

    Türkiye’de ise tedavi başarı oranının yüzde 70’leri bulduğunu aktaran Yeşil, “Tedavide başarıyı etkileyen en önemli etkenlerden biri erken teşhistir. Erken teşhis edilerek tedavisi başlanan hastalarda tedavi başarı oranları daha da artmaktadır.” diye konuştu.

    Kolay morarma, karın şişliği, kansızlık gibi belirtilere dikkat

    Doç. Dr. Şule Yeşil, erken teşhis için bazı belirtiler açısından ebeveynlerin dikkatli olmaları ve doktora başvurmaları gerektiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çocukluk çağı kanserlerinde bu belirtiler, açıklanamayan kilo kaybı, kemik ağrısı, yürümeye başlamış olan çocuğun yürümeyi reddetmesi, halsizlik, yorgunluk, kansızlık, son dönemde sık enfeksiyon ve iyileşmeyen enfeksiyonun görülmesi, kolay morarma, karın şişliği, vücudun herhangi bir yerinde ele gelen şişlik şeklinde olabilir. Bu belirtilere karşı duyarlı olunmalıdır.

    Bunun yanı sıra boyunda, koltuk altında, kasık bölgesinde ele gelen bezeler, özellikle sabahları olan şiddetli baş ağrısı ve eşlik eden fışkırır tarzda kusma, son dönemde olan kişilik değişiklikleri ve okul başarısında düşme, yürüme bozukluğu, denge problemleri, göz bebeğinde parlaklık, gözde kayma ve çift görme de çocukluk çağı kanserlerinin belirtileri arasındadır.”

    Bilimsel çalışmaların, çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığının erkeklerde kızlara oranla bir miktar daha fazla olduğunu ortaya koyduğunu anlatan Yeşil, farklı yaş gruplarında ise farklı kanser türlerinin görüldüğünü dile getirdi.

    Yeşil, “İlk 5 yaşta embriyonel tümörlerle (karın içi ve beyin tümörleri sık karşılaşılıyor. Özellikle ilk bir yaşta karında şişlik halinde dikkatli olunmalı ve hastaneye başvurulmalı. Bunun dışında 1-4 yaş arasında lösemiler öne çıkıyor. Bu durumda çocuklarda aşırı yorgunluk, kemik ve bacaklarda ağrı olduğunda hekime başvurulmalı. Yine 0-20 yaş arasında lösemiler ve lenfoma görülme sıklığı artıyor. Bu yaş grubunda lenfoma bulguları açısından lenf bezindeki büyümeler de hekim tarafından takip edilmeli.” dedi.

    Bu hastalıkların tedavilerinde ise kemoterapi, radyoterapi, cerrahi, kök hücre nakilleri veya bunların kombinasyonunun kullanıldığını belirten Yeşil, son yıllarda birçok kanser tedavisinde kullanılmaya başlanan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi esasına dayanan immünoterapinin de tedavi seçenekleri arasında yer aldığını kaydetti.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinde-erken-teshis-onemli/feed/ 0
    Akciğer Kanserinde Tedavi Koşulları Yaşam Süresini Uzatıyor https://www.haber28.com.tr/akciger-kanserinde-tedavi-kosullari-yasam-suresini-uzatiyor/ https://www.haber28.com.tr/akciger-kanserinde-tedavi-kosullari-yasam-suresini-uzatiyor/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:00:21 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4667

    Akciğer kanserinde tedavi koşullarının kişiye özel olmasının yaşam süresini uzattığına dikkat çeken Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, “Kanser ilişkili ölümlerde özellikle akciğer kanseri ve meme kanserinde ölüm sıklığı her geçen gün azalmaya devam etmektedir. Bu azalmanın temel nedeni olarak tarama testlerinin getirdiği erken tanı ve buna bağlı olarak daha iyi bir sağkalım süresi olması yanı sıra, immünoterapi ve hedefleyici tedavilerle yani akıllı ilaçlarla elde edilen yüksek başarı oranlarıdır” dedi.

    Liv Hospital Ankara Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, kanserin görülme oranı, kanser teşhisi ve kanser tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu. Kanserin görülme sıklığı ve ölüm oranlarının gün geçtikçe arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Kılıçkap “Kanser tüm hastalıklar içerisinde hala en sık görülen ikinci ve en çok ölüme neden olan ikinci hastalık olarak yer almaktadır. Kalp-damar hastalıkları sıklığında azalma izlenirken, tüm çabalara rağmen kanser sıklığı halen artmaya devam etmektedir. Yakın zamanda dünya kanser verileri yayınlandı. Kanser tüm hastalıklar içerisinde hala en sık görülen ikinci ve en sık ölüme neden olan ikinci hastalık olarak yer almaktadır. Kalp-damar hastalıkları sıklığında azalma izlenirken, tüm çabalara rağmen kanser sıklığı halen artmaya devam etmektedir” diye konuştu.

    ‘TARAMA TESTLERİ VE YENİ İLAÇLAR BAŞARIYI ARTIRDI’

    Prof. Dr. Kılıçkap, sözlerini şöyle sürdürdü; “Kanser ilişkili ölümlerde özellikle akciğer kanseri ve meme kanserinde ölüm sıklığı her geçen gün azalmaya devam etmektedir. Bu azalmanın temel nedeni olarak tarama testlerinin getirdiği erken tanı ve buna bağlı olarak daha iyi bir sağkalım süresi olması yanı sıra, immünoterapi ve hedefleyici tedavilerle yani akıllı ilaçlarla elde edilen yüksek başarı oranlarıdır. Günümüzde birçok kanser türünde kullanılan immunoterapiler veya akıllı ilaçlar (tümör hedefli ilaçlar) gibi yeni ilaçlar sayesinde standart kemoterapi ilaçlarına göre daha az yan etki ile uzun süreli yaşam süreleri elde etmek mümkündür. Örneğin metastatik akciğer kanserli hastalar, standart bir tedavi yaklaşımından ziyade kişiye özel tedavi ajanları ile tedavi edilmektedir. ALK mutasyonu olan hastalarda bu mutasyona özel geliştirilmiş ilaçlar sayesinde 9-10 yıla yaklaşan uzun süreli yaşam süreleri elde edilebilmektedir. PDL1 düzeyi ile ilişkili olarak tek başına veya kemoterapi ile birlikte verilen immunoterapi ilaçları sayesinde ise her 3 hastadan biri 5 yıldan daha uzun süreli yaşayabilmektedir.”

    ‘KANSER TEDAVİSİNDE YENİ GELİŞMELER ÜMİT VERİYOR’

    Prof. Dr. Kılıçkap, kanser tedavisi ile ilgili, “Meme kanseri, böbrek kanseri, karaciğer kanseri, yemek borusu-mide kanserleri ve melanom adlı cilt kanseri gibi birçok kanser türünde de akıllı ilaçlar veya immunoterapiler yüksek tedavi yararı sağlamaktadır. Teknolojinin de yardımıyla günümüzde artık hedefli tedavilerle kombine edilen kemoterapi ilaçları artık ‘antikor-ilaç konjugatı’ olarak adlandırılan ve tek bir ilaç olarak uygulanan ilaçlar birçok kanser tedavisinde oldukça ümit verici sonuçlar elde edilmesine neden olmaktadır. Bununla birlikte, halen klinik çalışmaları devam eden gen tedavileri ve kanser aşıları ile elde edilen ilk veriler heyecan yaratmaktadır” dedi.

    ‘TARAMA TESTLERİ İLE ERKEN TANI KOYMAK MÜMKÜN’

    Erken teşhisin önemini vurgulayan Prof. Dr. Kılıçkap, “Kanserde önemli prensiplerden biri de erken tanıdır. Bugün itibariyle en sık görülen kanserler olmasına karşın, uygun tarama testleri ile erken tanı koyabilmek ve kür sağlamak mümkündür. Başta meme kanseri, bağırsak kanseri ve rahim ağzı kanseri gibi kanser türlerinde tarama testleri ile erken tanı koymak mümkündür. Ayrıca prostat kanseri, akciğer kanseri ve cilt kanseri gibi kanser türleri için de erken tanı ve tarama testleri önerilmektedir. Erken tanı ve tarama testleri için sağlıklı bireylerin özellikle ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin bu konuda hekim desteği alması oldukça önemlidir. Ayrıca artık günümüzde ailesel kanser riskini ortaya koyan genetik testleri ile risk altındaki bireyler belirlenip birçok kansere karşı önlem almak mümkündür” diye konuştu.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/akciger-kanserinde-tedavi-kosullari-yasam-suresini-uzatiyor/feed/ 0
    Akdeniz Üniversitesi Türkiye’de İlk Meme Kanseri Merkezini Kurdu https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-turkiyede-ilk-meme-kanseri-merkezini-kurdu/ https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-turkiyede-ilk-meme-kanseri-merkezini-kurdu/#respond Tue, 06 Feb 2024 02:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4317 AKDENİZ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye’de ilk defa meme kanserlerine ilişkin bir merkez kurduklarını açıkladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Meme merkezimiz Türkiye’de ilk olacak. Meme kanserinin erken tanısını ve tedavisini hep beraber planlayacağız. Hem estetik hem de medikal olarak hayat kurtarmak için çok kıymetli. Akdeniz Üniversitesi transplantasyonda olduğu gibi onkolojide de iddialı” dedi.

    Akdeniz Üniversitesi’nde 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında basın toplantısı düzenlendi. Rektörlük Senato Salonu’ndaki toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gülbin Arıcı, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları Prof. Dr. Banu Nur, Doç. Dr. Muhittin Yaprak, Doç. Dr. Murat Uçar, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gökhan Ertosun, Onkoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, Onkoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sema Sezgin Göksu, Doç. Dr. Mustafa Karaca, Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aylin Fidan Korcum Şahin, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, Radyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ebru Özan Sanhal, Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Özden Altıok Clark, Üroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Kutlu, Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selen Doğan, Beyin Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çakın katıldı.

    ‘TÜRKİYE’DE İLK OLACAK’

    Toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, insan ömrünün uzamasının, hayat tarzının değişmesinin hem kanser riskini arttığını hem de kanser vakalarının daha küçük yaşlara kadar düştüğünü anlattı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kanser tedavisine ilişkin gerekli bütün cihazların bulunduğunu ve tecrübeli bir ekibe sahip olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye’de ilk defa meme kanserlerine ilişkin ‘Meme Sağlığı Ünitesi’ adıyla bir merkez kurduklarını açıkladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan, “En kısa zamanda meme merkezimizi açacağız. Meme merkezimiz Türkiye’de ilk olacak. Meme kanserinin erken tanısını ve tedavisini hep beraber planlayacağız. Böyle bir merkez planladık. İnşallah gelecek hafta içerisinde açacağız. Meme kanseri kadınların büyük baş ağrısı. Burada erken tanılar koyacağız. Hem estetik hem de medikal olarak hayat kurtarmak için çok kıymetli. Akdeniz Üniversitesi transplantasyonda olduğu gibi onkolojide de iddialı. Kanser için iki şey kıymetli. İlk olarak insan kaynağımız diğeri de alt yapımız. Bizim sahip olduğumuz cihazlarımız tedavi ve tanı için çok önemli” dedi.

    GEN TEDAVİSİ ERKEN TANI VE TEDAVİ YÖNTEMİNİ BELİRLİYOR

    Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tanı ve tedavilerinin erken evrede öğrenilebilmesi, tedavilerin daha sağlıklı yapılabilmesi için Gen Merkezi kurulduğunu da belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu Gen Merkezi’yle akıllı ilaçları kim kullanabilir, kimler dirençli, onlara bakıyoruz. Gen Merkezi’miz de Akdeniz Bölgesi’nde tek. Bazı ilaçları bazı hastalar alamaz. Bu kararı hızlı vermemiz gerekir. Bu Gen Merkezi bu yönden çok kıymetli. Tedaviyi şekillendirmek bu anlamda da çok kıymetli. Alt yapımız çok iyi. Çok güzel aletlerimiz var. Akdeniz Üniversitesi’ndeki bu aletler başka yerde yok. Doğru tedaviyi bulmak ve komplikasyonları azaltmak için çok önemli. Hastaların onkoloji açısından başka hastaneleri aramasına gerek olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

    ‘AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ EN FAZLA SAĞLIK TURİZMİ CİROSU YAPAN HASTANE’

    Kanser tedavilerinin sağlık turizmi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkan, şöyle dedi:

    “Türkiye’de sağlık turizminin gelişmesinde yüz, kol ve rahim naklinin büyük faydaları oldu. Üniversitemizde yaptığımız işlemler saç ekimi gibi kısa süreli değil. Yurt dışından onkoloji servisimize gelen hastalar o kadar uzun süre kentte kalıyor ki bütün esnafa faydası oluyor. Antalya halkının sağlık turizmine sahip çıkması gerekiyor. Akdeniz Üniversitesi en fazla sağlık turizmi cirosu yapan hastane.”

    SAĞLIK TURİZMİNDE 41 MİLYON LİRA CİRO ELDE EDİLDİ

    Akdeniz Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, sağlık turizminde ilk sırayı onkoloji ve transplantasyon hastalarının aldığını aktardı. Son 3 yılda hasta sayıları ve sağlık turizmi cirolarının 20 kattan fazla arttığı açıklayan Prof. Dr. Çete, “Sağlık turizminden geçen yıl 41 milyon lira ciro elde ettik” dedi.

    ONKO GENETİK MERKEZİ SAYESİNDE TEDAVİYE HIZLI BAŞLANIYOR

    Onko Genetik Merkezi’ndeki çalışmaların detaylarını anlatan Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gökhan Ertosun, merkezin açılmasından sonra hasta sayısında ciddi artış yaşandığını aktardı. Ertosun, “Bazı hastaların tedaviye başlaması için 2 ay içinde sonucu vermemiz gerekiyor. Buradaki cihazlar sayesinde tedavi aksamadan sağlanıyor. Bölgemizde yapılamayan, bir direnç mutasyonunun tarama testleri artık yapılabiliyor. Türkiye’de en hızlı sonuç veren merkezlerden biri olduk. 2 gün içerisinde onkoloji doktorumuza telefonda sonucu bilgi veriyoruz. Hastamıza da bilgi veriyoruz. Tedavi planlaması yapıyoruz. Tedavide herhangi bir direnç olup olmadığını birlikte hızlı bir şekilde planlıyoruz” diye konuştu.

    ‘SON 30 YILDA MEME KANSERİ 2 KAT ARTTI’

    Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, son 30 yılda meme kanseri teşhisi oranının yaklaşık 2 kat arttığını anlattı. Her 7- 8 kadından birinin meme kanserine yakalandığına dikkati çeken Prof. Dr. Arıcı, yaş ortalamasının da düştüğünü ve bu nedenle meme ünitesi kurduklarını söyledi. Meme Sağlığı Ünitesi’nde teşhis koyma, radyolojik görüntülenme, tedavi ve estetik operasyonlar yapılacağını aktaran Prof. Dr. Cumhur Arıcı, “Tek merkezde hasta geldiğinde muayenesini olacak. Radyolojik görüntülemesi yapılacak. Yan tarafında büyük bir konsey odası olacak. Hastanın tedavisi tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte değerlendirilecek. Yapılacak ameliyat belirlenecek. Burada ayrıca daha komplike ameliyatlar için kapsamlı ameliyatların da planlanması yapılacak. Organ nakli ünitesinden sonra ilk merkez olacak. Bu hastalar için büyük konfor sağlayacak” dedi.

    EN ÇOK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ AKCİĞER VE MEME

    Onkoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Mustafa Karaca, Türkiye’de en çok görülen kanser türlerini anlattı. Erkeklerde en çok akciğer, prostat ve kolon kanserlerinin görüldüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Karaca, kadınlarda da en çok meme, tiroid ve kolon kanserlerinin görüldüğünü, erken tanı ve tedavilerin önemli olduğunu vurguladı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selen Doğan, erken evrede fark edilen jinekolojik kanserlerde hastaya doğurganlık şansı sağlandığını anlattı. Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Muhittin Yaprak, kolon kanserinin erkeklerde en çok görülen üçüncü kanser türü olduğunu, bu hastalarda cerrahi işlemleri artık robotik cerrahi ile yaptıklarını ve hastayı 1 gün içerisinde taburcu etme şansı yakaladıklarını açıkladı. Beyin Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çakın, beyin tümörlerinde beyindeki tüm dokuların kanlanmasının önemli olduğunu anlattı. Beyinde feda edilebilecek doku olmadığı aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çakın, “Beyin tümörleri beyin damarlarına baskı yapabiliyor. Damarın çalışmasını ortadan kaldırabiliyor. Bu durumda damar içerisinde belli bir tümör dokusu bırakmak, sonrasında radyolojiye göndermek seçenektir. Beynin kanlanmasını sağlayamayacak damarlara dışarıdan bypass yaparak damarların kanlanmasını sağlayabiliyoruz. Bu yıl 2 hastada bu yöntemi kullandık ve başarılı olduk” dedi. Üroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Kutlu da prostat kanserlerinin 50 yaş üstü erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğu söyledi. Prostat kanserlerinin robotik cerrahi ile tedavi edildiğini aktaran Prof. Dr. Kutlu, sinir koruyucu prostat ameliyatları sayesinde idrar kaçırma gibi problemlerin de önüne geçtiklerini anlattı. (DHA)

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-turkiyede-ilk-meme-kanseri-merkezini-kurdu/feed/ 0
    Kanser Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Hakkında Uzmanlar Uyarıyor https://www.haber28.com.tr/kanser-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-hakkinda-uzmanlar-uyariyor/ https://www.haber28.com.tr/kanser-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-hakkinda-uzmanlar-uyariyor/#respond Sun, 04 Feb 2024 08:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4175 Kanser belirtilerinin kanserin türüne ve yerine göre değişeceğini söyleyen Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Emin Gökhan Kandemir, ‘Bazen belirli bir aşamaya gelinceye kadar ortaya çıkmaz. Tümörün yerleşimi çok daha önemlidir. Halsizlik, iştahsızlık gibi kanserin sinsi belirtileri olabilir. Ateş bile tek başına kanser belirtisi olabilir. Bu yüzden insanlar her şeyin farkında olmalıdır’ diye konuştu.

    4 Şubat Dünya Kanser Gününe yönelik konuşan Emsey Hospital Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Emin Gökhan Kandemir, ‘2000 yılında Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak belirlenmiştir. İnsanlara kanser hakkında bilgi vermek, bilinçlendirmek, kanserde farkındalık yaratmak amacıyla belirlenmiş bir gündür. Belirlendiği günden beri kanserle ilgili etkinlikler yapılmaktadır’ dedi.

    ‘KANSER BAZEN BELİRLİ BİR AŞAMAYA GELİNCEYE KADAR ORTAYA ÇIKMAZ’

    Kanser belirtilerinde tümörün yerleşiminin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kandemir, ‘Örneğin sık görülen kanserlerden biri olan akciğer kanseri; öksürük, nefes darlığı ile karşımıza çıkabileceği gibi öte yandan vücudun herhangi bir yerindeki şişlik ve ağrıyla da karşımıza çıkabilir. Köken aldığı organa ait belirtiler ya da metastaz yaptığı yerlere ait belirtilerle de karşımıza çıkabilir. Bazen ise belirli bir aşamaya gelinceye kadar ortaya çıkmaz. Mesela pankreas kanseri geç ortaya çıkabilir. Halsizlik, iştahsızlık gibi kanserin sinsi belirtileri de olabilir. Ateş bile tek başına kanser belirtisi olabilir. Bu yüzden insanlar her şeyin farkında olmalıdır. Dünya Kanser Günü’nde kanser hakkında bilgiler verilerek insanlar aydınlatılmalıdır. Hastalar neler yapması gerektiğini öğrenmeli ve Dünya Kanser Günü etkinliği olarak bilgilendirilmelidir’ ifadelerini kullandı.

    ‘DÜNYADA BİRİNCİ SIRADA AKCİĞER KANSERİ GELMEKTEDİR’

    Kanserin yaklaşık yüzde 5 ile 10 oranında kalıtsal bir özelliğe sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kandemir, ‘Onun dışında çevresel faktörlere bağlıdır. Bazı kimyasal maddeler ve fiziksel faktörler kansere yol açabilmektedir ve hastalıkta beslenme çok önemlidir. Özellikle sigara, birtakım değişikliklere yol açmaktadır. Görülen birçok kanserde sigara risk faktörüdür. Sigara ve alkol bir arada olduğu zaman kanser daha fazla gelişebilmektedir. Dünyada birinci sırada akciğer kanseri gelmektedir. Ülkemizde ise birinci sırada erkeklerde akciğer kanseri, kadınlarda meme kanseri gelmektedir. Kalın bağırsak kanseri her iki cinste de sık görülen kanser türleri arasındadır. Yine aynı şekilde erkeklerde prostat kanseri sık görülmektedir. Ülkemizde kadınlarda rahim kanseri de sık görülür’ şeklinde konuştu.

    ‘SON YILLARDA KLASİK KEMOTERAPİ İLAÇLARINA İLAVETEN HEDEFE YÖNELİK TEDAVİLER VE İMMÜNOTERAPİ DEVREYE GİRMİŞTİR’

    Tedavi sürecinde yaşın önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kandemir, ‘Bazı kanser türleri daha erken yaşlarda karşımıza çıkmaktadır. Bazıları ise biraz daha geç yaşta karşımıza çıkmaktadır. Yaşlandıkça insanların tedaviye oluşan dirençleri oluşabilmektedir ve bu yüzden bir risk faktörü oluşmaktadır. Kanserin birçok tedavi yöntemi vardır. Klasik olarak baktığımızda cerrahi tedavi, kemoterapi ve radyoterapi olmak üzere üç modeldir. Günümüzde ki gelişmelerle ve son yıllarda yapılan çalışmalarla klasik kemoterapi ilaçlarına ilaveten hedefe yönelik tedaviler immünoterapi de devreye girmiştir. Bu tedavileri hastalığın evresine ve durumuna göre uygulamaktayız’ diye konuştu.

    “YENİ NESİL DİZİLEME YÖNTEMİYLE BİRÇOK GENDEKİ VARYANTLARI GÖREBİLMEKTEYİZ”

    Günümüzde teknolojik alanda birçok gelişme olduğunu ve bu gelişmeler sonucunda tedavi yöntemleri de her geçen gün geliştiğini söyleyen Prof. Dr. Kandemir, ‘Dolayısıyla kanser tedavisinde son zamanlarda kullandığımız hedefe yönelik tedavileri ve immünoterapileri daha fazla uygulamaktayız. Bunları sağlayan birtakım testler vardır. Genetik testler ve NGS (Next Generation Sequencing) gibi yeni yöntemlerle karşımıza çıkan testler. Yeni nesil dizileme yöntemiyle birçok gendeki varyantları görebilmekteyiz ve bunlara yönelik tedaviler belirleyebilmekteyiz. Bunlar tedavileri az olan kanser türlerinde bile birçok tedavi seçeneği sunmuştur. Bu da güzel bir gelişmedir. Bu ilaçlara erişimimiz Türkiye olarak her geçen gün daha fazla olmaktadır. ve böylece hastalarımıza daha iyi bir tedavi sunabilmekteyiz’ dedi.

    ‘TÜRKİYE’DE YENİ KANSER VAKASI YILLIK YAKLAŞIK 250 BİN CİVARINDA’

    Prof. Dr. Kandemir, son istatistiklere göre dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası teşhis edildiğini ve kansere bağlı yaşam kaybının ise yaklaşık 10 milyon olduğunu söyledi. Türkiye’de ise yıllık yeni kanser vakası yaklaşık 250 bin civarında, kanser nedeniyle yaşam kaybının ise yaklaşık 126 bin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kandemir, ‘Her şeyden önce kanserden korunmak önemlidir. İnsanlar kendi veya ailesinde olan risk faktörlerini bilmelidir. Kanserde erken teşhis çok önemlidir. Bunun için kanser ne kadar erken teşhis edilirse tedavi şansı o kadar fazladır. Dolayısıyla belirli yaşlarda kontrol lazım. Örneğin meme kanseri olan birinin kırk yaşından sonra tarama programlarına girerek kontrollerini yaptırması lazım. Yine aynı şekilde prostat kanseri, kalın bağırsak kanseri için ve diğer kanser türleri için de tarama programları vardır. Önemli olan kanseri bilmek ve erken teşhis için gerekli eylemleri yapmaktır’ şeklinde konuştu.

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/kanser-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-hakkinda-uzmanlar-uyariyor/feed/ 0
    Kanserli Çocuklar İçin İnternet Sitesi Tasarlandı https://www.haber28.com.tr/kanserli-cocuklar-icin-internet-sitesi-tasarlandi/ https://www.haber28.com.tr/kanserli-cocuklar-icin-internet-sitesi-tasarlandi/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:00:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4035

    İZMİR’de yaşayan 17 yaşındaki Atatürk Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Yiğit Kaan Kızlıer, uzun süre hastanede yatarak tedavi gören kanser hastası çocuklar için bir internet sitesi tasarladı. Kızlıer, internet sitesiyle kanserli çocukların birbirleriyle etkileşimde bulunmalarına aracılık yaptığını belirterek, “Hangi alanda destek verebileceğini görenler ihtiyaç sahiplerinin kişisel bilgilerinden iletişime geçiyor. Eğitim ağırlıklı ihtiyaçlar var. Ama bazı kişiler ilaç, kırtasiye malzemesi talebinde de bulunuyor” dedi.

    Görme engelli kişilerde kanserin az görüldüğü bilgilerinden yola çıkarak ‘Melatonin Beyin Kanserini Öldürür mü?’ projesiyle uluslararası yarışmalarda birçok ülkede madalya kazanan Atatürk Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Yiğit Kaan Kızlıer, kanserle mücadele eden çocuklar için internet sitesi hazırladı. Kanserli çocukların eğitim, sağlık, kırtasiye ve ilaç desteği ile sosyal çevrelerini genişletmelerine ve birbirleriyle etkileşimde bulunmalarına yardımcı olmak amacıyla tasarlanan ‘https://aydinlikgelecek.org.tr/’ adlı site, ders almak isteyen öğrencileri, ders vermek isteyen öğretmenleri, ilaç, kırtasiye, tedavi yardımı ve sosyal destek arayan çocukları gönüllülerle buluşturuyor.

    İzmir Biyotıp ve Genom-Ege Üniversitesi ve Koç Üniversitesi’nde kanser üzerine staj ve proje çalışmaları yapan Yiğit Kaan Kızlıer, “Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir kanser hastasına gönüllü olarak ders veriyordum. Ama sadece bir kişiye destek oluyordum. Bu site sayesinde daha fazla kişiye ulaşabilirim, diye düşündüm ve böyle bir platform hazırladım. Siteye girince gönüllü olmak istiyorum, kısmına başvuru yapılıyor. Siteye üye olduktan sonra gönüllüler, istedikleri yaş gruplarında kimlerin yardım talep ettiğini görebiliyor. Siteden bu bilgileri alıp birbirleriyle iletişime geçerek zoom üzerinden ders yapabiliyorlar” dedi. Platformun geçen ekim ayında aktif hale geldiğini ifade eden Yiğit Kaan Kızlıer, kullanıcı sayısının her geçen gün arttığını belirtip, “Geçenlerde Tepecik Hastanesi’ndeki bir hastanın kan ihtiyacı için bu siteden duyuru paylaştım. Birkaç saat içinde aranan kan bulundu” diye konuştu.

    ‘PARA ALIŞVERİŞİ YOK’

    Her hafta YouTube kanalında kanser konusunda uzman bir kişiyle röportaj yaparak görüntüyü siteye yüklediğini de kaydeden Kızlıer, ağırlıklı ihtiyacın eğitim üzerine olduğunu dile getirip şöyle devam etti:

    “Gönüllüler sitedeki yardım taleplerini ana sayfadan görüyor. Hangi alanda destek verebileceğini görenler ihtiyaç sahiplerinin kişisel bilgilerinden iletişime geçiyor. Eğitim ağırlıklı ihtiyaçlar var. Ama bazı kişiler ilaç, kırtasiye talebinde bulunuyor. Herhangi bir para alışverişi yok. Tepecik Hastanesi’ndeki hastalar site nedeniyle bana çok teşekkür etti. Geri dönüşler gayet olumlu. Çünkü daha önce herkesi bir araya getirebilecek bir sistem yoktu. Eğitim de çok önemli. Ama hastanede tedavi görenler kendi yaş gruplarından çok uzakta kalabiliyordu. Eğitimin yanı sıra sosyal ihtiyaçlarını giderebilmeleri için onlara destek olmak istedim. Bazı ilaçlar ailelerin ödeyebileceği rakamların üzerinde oluyor. Hastane sahipleri kardeşlerimize ilaç desteği sağlayabilirse çok sevinirim. Chicago Üniversitesi’nden, Johns Hopkins’den, İstinye Üniversitesi’nden ve Teksas’tan bilim insanları bu çocuklara destek olmak için yayın yaptılar. Bu şekilde YouTube kanalına misafir olup bu çocuklara destek olmak isteyen hocalara da kapım her zaman açık.”

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/kanserli-cocuklar-icin-internet-sitesi-tasarlandi/feed/ 0
    Erzurum’da Kadınlarda Triod, Erkeklerde Akciğer Kanseri Daha Sık Görülüyor https://www.haber28.com.tr/erzurumda-kadinlarda-triod-erkeklerde-akciger-kanseri-daha-sik-goruluyor/ https://www.haber28.com.tr/erzurumda-kadinlarda-triod-erkeklerde-akciger-kanseri-daha-sik-goruluyor/#respond Mon, 22 Jan 2024 08:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3269 Ülkemizde kanser istatistiklerinde en son verileri yayınlandı. Verilere göre son yıllarda Erzurum’da kadınlarda triod, erkeklerde akciğer kanserinin daha sık görüldüğü tespit edildi.

    Ülkemizde ilk sırada görülen kanserlerin dünya sıralaması ile benzerlik gösterdiğini belirten Erzurum Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Uzman Doktoru Ayşe Ceylan Demirel, Erzurum’un ise ilk beş kanserin sıralamasında ve kanser sıklığında dünyadan ve ülkemiz genelinden bazı farklılıklar bulunduğunu belirterek, “Kadınlarda, özellikle tiroid kanseri Türkiye’de yüz bin kadının 22,1’inde görülüyor iken ilimizde bu sayı 42,6’dır. Mide kanseri ise Türkiye’de yüz bin kadının 6,5’inde görülüyorken ilimizde bu sayı 19,5’tir. Erkeklerde ise özellikle mide kanseri sıklığı Türkiye’de yüz bin kişide 14,1 iken ilimizde 39’dur. Tiroid kanseri ülkemizde kadınlarda en sık görülen ikinci kanser iken erkeklerde sekizinci sıradadır.” dedi.

    “Mide kanseri sıkça görünüyor”

    Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Bülteni’nde kaleme alınan yazıda 2018 yılı Türkiye Kanser İstatistikleri Raporunda belirtildiği üzere dünyada da kadınlarda tiroid kanseri sık görüldüğünü ifade eden, Uzm. Dr. Ayşe Ceylan Demirel, “Rapora göre tiroid kanseri risk faktörleri kadın cinsiyet, obezite, çocukluk çağı radyasyon maruziyeti, radyo aktif iyot alımı (I131), iyot eksikliği olarak belirtilmiştir. Bununla birlikte diğer ülkelerdeki artışlarla da ilgili olarak yapılan araştırmalarda kanser risk faktörlerinde artış gözlenmediği, fakat kanser tanısında gelişen teşhis işlemleri, teknikler ve kanser kayıtlarının iyi yapılmasıyla kanser sayılarındaki artışın gözlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Mide kanseri, ilimizde hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen 3. kanserdir. İlimizdeki bu yüksek oran için öncelikle Erzurum’da mide kanserinin neden bu kadar sık olduğunun araştırılması ve mide kanseri gelişiminin önlenmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir.” şeklinde konuştu.

    “Akciğer kanserinde sigara önemli bir etken”

    Doktor Demirel, mide kanserinde bilinen risk faktörleri; beslenmede tütsülenmiş ürünler, salamura yiyecekler, işlenmiş et ve tuzlu gıda tüketimi, helicobacter pylori enfeksiyonu, bazı kalıtsal hastalıklar (lynch sendromu, li-fraumeni sendromu gibi), alkol kullanımı ve sebze, meyve tüketiminin az olması şeklinde açıklandığını hatırlatarak, “Mide kanserinden korunmak için risk faktörlerine dikkat etmek gerekmektedir. Akciğer kanseri hem yeni tanı alan kişi sayısı hem de kanser nedenli ölüm sıralamasında ilk sırada olmasının yanında tanı aldığı anda yüzde 52,7’sinde uzak organlara yayılım (metastaz) yapmıştır. Akciğer kanserinde en önemli risk faktörleri tütün ve tütün ürünleri kullanımı ve maruziyeti, asbest ve radon gazıdır. Akciğer kanserinden korunmanın en önemli yolu tütün ürünlerinin kullanılmamasıdır. İlimizde de tütün ürünleri sık olarak kullanılmaktadır. Prostat kanseri erkeklerde ikinci sıklıkta görülmektedir. Risk faktörleri 50 yaş üzerinde olmak, ailede birinci derece akrabalarda prostat kanseri tanısı olması, hayvansal gıdalardan yoğun beslenme ve bazı kimyasallara maruziyettir. Prostat kanserinden korunmak için öncelikle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının edinilmesi ve genellikle 50 yaşından itibaren ve birinci derece akrabasında prostat kanseri görülenlerin 40 yaşından itibaren üroloji uzman hekimine düzenli olarak muayene olması önerilmektedir.” diye konuştu. – ERZURUM

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/erzurumda-kadinlarda-triod-erkeklerde-akciger-kanseri-daha-sik-goruluyor/feed/ 0
    Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’nda kritik uyarı: Erkek çocukların aşılanması şart https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-farkindalik-ayinda-kritik-uyari-erkek-cocuklarin-asilanmasi-sart/ https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-farkindalik-ayinda-kritik-uyari-erkek-cocuklarin-asilanmasi-sart/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2651 Rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu ve HPV aşısının devlet politikası haline getirilerek aşılama programına girmesi gerektiğini söyleyen Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, HPV aşısının hem erkek hem de kız çocuklarına erken yaşta yapılmasının önemine işaret etti. Prof. Dr. Ünal, ‘Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır’ dedi.

    Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Orhan Ünal, Türkiye’de HPV virüsüyle karşılaşma oranının kadınlarda yaklaşık yüzde 85, erkeklerde ise bu oranının yüzde 91’lere çıktığını söyledi. HPV ve buna bağlı kanserlere karşı farkındalık oluşturulmasının önemine de değinen Prof. Dr. Orhan Ünal, ‘Farkındalık, bilinçlendirmek suretiyle olmalıdır. Aşılamanın ve rahim ağzı kanserinin önemini televizyonlarda kamu spotları aracılığıyla vurgulamak gerekiyor. Aşı karşıtları kanser oranının çok düşük olduğunu söylüyor ve abartıldığını düşünüyor. Ama ben kanser üzerine çalışan ve kadın doğum hekimi olarak şunu söylüyorum; bu kanser karşımıza önlenebilir bir dönemde çıkmadığında ve yayıldığında oldukça ıstıraplı bir yol izliyor. Kanserin kemiğe ve diğer organlara sıçraması durumunda tedavisi mümkün olmuyor. Bir insanın organlarını kaybetmesini, ağrı çekmesini ve ıstırabını görmek gerekiyor. Dolayısıyla bu farkındalığı yaratmak lazım. İnsanları bilgilendirerek cinselliği tabu olmaktan çıkarmak lazım’ ifadelerini kullandı.

    ‘AŞILAMA DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMELİ’

    Türkiye’de HPV aşısına ulaşma noktasında bir sıkıntı yaşanmadığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Ünal, ‘Eczanelerden aşıya ulaşılabiliyor. Eskiden ikili aşı dediğimiz ve HPV’nin en çok kanser yapan tipi 16 ve 18’e etkili aşı vardı. Sonrasında erken yaşlarda sıklıkla karşılaşılan, HPV 6 ve 11 tipleriyle bulaş sonucu oluşan siğillerden de korunmak adına dörtlü aşı dediğimiz kombinasyon kullanıldı. Son olarak da HPV’nin 9 tipine karşı etkili dokuzlu aşı Türkiye’ye de yakın zamanda geldi ve kullanılmaya başlandı. Korunma için 9-15 yaş arasında 6 ay arayla iki doz yeterli olmaktadır. 15 yaşını doldurduktan sonra ise 26 yaşına kadar 3 doz aşı öneriliyor. Avustralya’da, İngiltere’de, Amerika’da olduğu gibi bu aşılama devlet politikası haline gelirse daha çok kişi aşıya ulaşabilecektir’ diye konuştu.

    ‘CİNSEL YAŞAM NE KADAR AKTİF OLURSA RİSK O KADAR ARTIYOR’

    Türkiye’de rahim ağzı kanserine yakalanma oranının yüz binde 4 buçuk olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünal, ‘Türkiye’de yılda bin 500 kişi bu nedenle hayatını kaybediyor. Gelişmiş ülkelerle aramızda büyük bir fark yok. Bu anlamda bizim bulunduğumuz nokta olumlu bir yerdedir. Bunun sebeplerinden biri ülkemizde cinsel yaşamın Amerika ve Avrupa’ya göre daha geç yaşlarda başlamasıdır. Cinsel ilişki ne kadar erken yaşta olursa ve partner sayısı ne kadar fazla olursa HPV’ye yakalanma oranı da o kadar yüksek oluyor’ dedi.

    ‘TÜRKİYE’NİN AŞILAMA PROGRAMINA DAHİL OLMASI GEREKİYOR’

    Rahim ağzı kanserinin en önemli etkeninin ‘human papilloma’ virüsü olarak adlandırılan HPV etkeniyle olduğunu sözlerine ekleyen Ünal, şöyle devam etti:

    ‘Türkiye’de HPV virüsüyle karşılaşma oranı kadınlarda yaklaşık yüzde 85’ken erkeklerde ise bu oran yüzde 91’lere çıkıyor. Ortalamaya baktığımızda Türkiye’de yüzde 85 oranında HPV enfeksiyonuyla karşılaşma olasılığı var. Dolayısıyla bu kadar yüksek bir oran söz konusu olduğu için bu konuda bir önlem almamız gerekiyor. Cinsel yaşam ne kadar aktif olursa bu olasılık o kadar artıyor. Bu nedenle önlem olarak da Türkiye’nin aşılama programına dahil olması gerekiyor.’

    ‘HPV AŞISI FELÇ YAPIYOR’ İDDİASINA YANIT: VARSAYIMLAR ÜZERİNDEN TOPLUM SAĞLIĞIYLA OYNANMAMALI

    HPV aşısı ‘felç yapıyor’ iddialarına da cevap veren Prof. Dr. Orhan Ünal, birtakım varsayımlar üzerinden toplum sağlığıyla oynanmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:

    ‘Her aşıda olduğu gibi HPV koruma aşısında da birtakım yan etkiler olabilir. Lokal ağrılar ve kızarıklıklar olabilir. Düşük tansiyonla karşılaşılabilir. Sinir sistemiyle alakalı otoimmun bir hastalık olan Guillain-Barre dediğimiz bir rahatsızlık iddia ediliyor ama bu konuda yapılan araştırmalar bunu tam olarak doğrulamadı. Aşının yan etkilerinin bildirildiği, toplandığı ve incelendiği bir organizasyon var. Bu incelemeler sonucunda Dünya Sağlık Örgütü ve aşı güvenliği organizasyonları ‘aşının şu yan etkisi var’ diyebileceği bir veri ortaya koymadı. 20 senelik bir aşının şu an böyle bir yan etkisinden söz edemiyoruz, ilerleyen süreçte daha fazla vakanın verilerini görmek ve değerlendirmek gerekiyor. Felç olma veya birtakım ağır komplikasyonlar olmadığını görüyoruz. Amerika’da, İngiltere’de, Avustralya’da milyonlarca insan HPV aşısı oldu. Bu insanlar felç olduğunu hiç mi bildirmiyor? Böyle bir durumda buralardan bildirimler çıkması gerekirdi.

    İnsan sağlığı çok önemli. Birtakım varsayımlarla ve kötü olayları örnek göstererek bir toplumun sağlığıyla oynanmaması gerektiği kanaatindeyim. Onların bu yönde bildireceği vakalar varsa ortaya koysunlar ve öyle tartışalım. Aşılama, insan sağlığı için çok önemli bir konu. Onun için birtakım varsayımlarla hareket edilmemeli. Kadınların bu kanserle karşılaştığında başlarına gelen o kadar kötü şeyler var ki; bunlar dururken, bu olayı yaşamamış insanların ‘bu şöyle tehlikelidir, böyle felç yapıyor’ diye konuşmaları, insanları şüpheye düşürür ve aşı olmaktan vazgeçmelerine neden olur. O nedenle konuşmalarına dikkat etmeleri kanaatindeyim.?

    ‘HPV AŞISININ ÖMÜR BOYU KORUYUCULUĞU VAR’

    Havuz, tuvalet ve hamamlar gibi ortak kullanım alanlarından HPV bulaş riskinin oldukça düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, ‘Bu alanlardan bulaş riski yüzde 0,1’den daha az. Yani neredeyse buralardan enfeksiyon bulaşmaz, yok denecek kadar azdır. Yüzde 99 oranında seksüel yolla bulaşıyor. HPV virüsü 37 derece sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için cinsel temas tek bulaşma yolu diyebiliriz. Prezervatifin virüsten koruma oranı ise yüzde 60’tır. Onun için korunma bakımından en etkili yol aşıdır. Bu noktada Dünya Sağlık Örgütü de aşılamanın son derece etkili olduğunu belirlemiştir ve önermektedir. HPV aşısının yıllar içinde antikor seviyesi azalsa (10-15 yılda) da ömür boyu koruyuculuğu vardır. Aşı sonrası HPV ile karşılaşan bireylerde koruma belleği aktive olduğu için antikor miktarı da tekrar yükseliyor ve koruma sağlanıyor. Tekrarlama durumu söz konusu değildir’ ifadelerini kullandı.

    ‘ERKEK ÇOCUKLARININ DA AŞILANMASI ŞART’

    HPV aşısının erken yaşlarda önerilmesinin sebepleri hakkında da bilgi veren Ünal, ‘Çünkü 9-11 yaşlarında daha yüksek bir antikor cevabı alıyoruz. Bu yaşlarda cinsel yaşam da başlamadığı için antikor seviyesi daha güçlü oluyor. Ama tabi 45 yaşına kadar aşı yapılabilir diyoruz. Bu, erken yaşlardaki aşı kadar antikor seviyesini yükseltmiyor. O bakımdan hem erkek hem de kız çocuklarına erken yaşta aşı yapılmasını öneriyoruz. Esasında erkeklerin aşılanması gerekiyor. Bu virüsü erkekler taşıyor ve bulaştırıyor. Dolayısıyla 9 ila 15 yaş arasındaki erkek çocuklarının aşılanması şarttır. Olaya hep rahim ağzı kanseri olarak bakıyoruz. Aslında baş-boyun kanserleri, anal kanserler HPV nedeniyle oluyor. Dolayısıyla erkek çocuklarının aşılanmasını öneriyoruz’ dedi.

    KORUNMANIN 3 YOLU: AŞI, PAP SMEAR TESTİ VE FARKINDALIK

    HPV enfeksiyonuna çok yönlü bakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ünal, gençlerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını söyledi ve şöyle devam etti:

    ‘Bu durum sadece kanserden de ibaret değil. Bazı genital akıntılar, enfeksiyonlar ve cinsel yolla bulaşan diğer birçok hastalıkların da tedavi edilmesi gerekiyor. Bu hastalıklar yardımcı faktör olarak etki ediyor ve rahim ağzı kanserinin ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden oluyor. Sigara kullanımı da bağışıklık sistemini doğrudan etkilediği için HPV enfeksiyonunun kansere ulaşmasına sebebiyet veriyor. Yüzden fazla tipi olan HPV tiplerinin yüzde 90’ı kanser yapmıyor ancak kansere yol açan orta ve yüksek tipleri 30 civarında ve hepsi de yüksek risk taşımıyor. Ayrıca yüksek riskteki tip de olsalar, yıllar içinde kansere yol açıyor bu yüzden de erken teşhisle önlenebiliyor. Yani vajinal smear taraması ile kanser öncesi lezyonlar erken teşhisle önlenebiliyor. Erken tedaviyle; sadece rahim ağzının kazınmasıyla yine gebe kalınabiliyor ve kadınlar hayatına devam edebiliyor. Birinci koruma; aşı, ikinci koruma smear testiyle takip, üçüncüsü ise halkın bilinçlendirilmesiyle farkındalık oluşturulması.’

    ‘AŞI YAPTIRMAK HER ŞEYİ BİTİRMİYOR’AŞIDAN SONRA TARAMA DEVAM ETMELİ’

    Erken teşhisin ve düzenli taramanın hayat kurtardığını ifade eden Prof. Dr. Orhan Ünal, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

    ‘Bir kadının kanser olabilmesi için kadın doğum uzmanına hayatında hiç gitmemiş olması gerekiyor. Çünkü HPV virüsü alındıktan sonra hemen kanser yapmıyor. 5 yıl, 10 yıl hatta bazen 20 yıllık bir süreç de olabiliyor. Bu, bağışıklık sistemine göre değişkenlik gösterebiliyor. Dolayısıyla bir kez olsun bile bir uzmana gitmek ve pap smear testi yaptırmak erken teşhis açısından önem arz ediyor. Dünya Sağlık Örgütü 21 yaşından 30 yaşına kadar üç yılda bir smear aldırmayı öneriyor. 30 yaşından sonra HPV baktırmaya başlıyoruz. Bu yaştan sonra hem smear hem de HPV’ye bakılıyor ve yüksek riskli bir durum yoksa zaman aralığı 5 yılda 1’e çıkıyor. 30 yaşına kadar, virüs yüzde 90 oranında temizlenebiliyor. HPV aşısını yaptırmak bu enfeksiyonla tekrar karşılaşılmayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü 100’den fazla tipi var. Bizim en çok kanser yapan 9 tipine karşı aşımız var. Bu nedenle aşı yapmak her şeyi bitirmek anlamına gelmiyor. Aşıdan sonra tarama devam etmelidir. 65 yaşına kadar bu taramayı yapıyoruz.?

    ]]>
    https://www.haber28.com.tr/rahim-agzi-kanseri-farkindalik-ayinda-kritik-uyari-erkek-cocuklarin-asilanmasi-sart/feed/ 0