CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, AKP iktidarının 22 yılda doğayı enerji yatırımları yapmak adına tahrip ettiğini belirtti, görüşülen kanun teklifini reddedeceklerini belirtti.
Kış’ın kanun teklifi ile ilgili yaptığı konuşma şöyle:
“TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANI TALAN EDİLİYOR”
“Tam 22 yıldır ülkemizin neredeyse her yerinde, doğamız, enerji yatırımları yapmak adına tahrip edilmiş ve buna da hızla devam edilmektedir. İşte önümüzdeki bu kanun teklifi de, tam da bu amaca hizmet etmek için getirilmiştir. Madencilik faaliyetlerini zorlaştıran bazı uygulamaları daha ortadan kaldırma hedefindedir. Oysaki; orman alanları, tarım alanları, zeytinlikler, turizm alanları zaten yoğun bir tahribat altındadır. Bunun en acı itirafı da kısa süre önce Çevre Bakanı Sayın Özhaseki’den gelmiştir. Bakan, ‘Her tarafı yemyeşil, zümrüt gibi olan Anadolu coğrafyasını adeta talan ettik. Ağaçlarımızı yok ettik, ormanlarımızı da kel hale getirdik’ dedi. Kaz dağlarının, Akbelen’in hali ortada. Sayın Bakan 22 yıllık AKP hükümetinin özetini yapmıştır. Yani Türkiye’nin dört bir yanı talan ediliyor.
“TÜRKİYE GİBİ ÜLKELER İÇİN ÜRETİMDEN TÜKETİME SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ENERJİ PLANLAMASI GEREKMEKTE”
Kanun teklifinin bütününe baktığımızda şunu görüyoruz: Apar topar hazırlanmış, sadece belli bir amaç doğrultusunda Meclis’e getirilmiştir. Birilerine verilmiş sözlerin yerine getirilmesini hedeflemektedir. Ne enerji sektörü temsilcilerine, ne de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin fikirlerine, başvurulmadığı çok açık şekilde görülmektedir. Ancak Türkiye gibi ülkeler için üretimden tüketime düzgün ve sürdürülebilir bir enerji planlaması gerekmektedir. Çünkü; enerjide dışa bağımlılığımızın yüzde 75’i geçtiği bir süreci yaşıyoruz. Önümüzdeki kanun teklifine bakıyoruz, kamu yararını gözetmeyen, dışa bağımlılığı arttıracak, akıldan, bilimden, gerçekçi enerji politikalarından uzaktır.
“İMAR PLANI YAPILMAKSIZIN DOĞAL ALANLAR ÜZERİNE ENERJİ TESİSİ KURULMASININ ÖNÜ AÇILMAKTA”
Bu teklif ile Dışişleri Komisyonu’nda görüşülmesi beklenen Birleşik Arap Emirlikleri ile enerji anlaşmasının ön hazırlığının yapılmak istendiği açıktır. AKP’nin ekonomik kriz nedeniyle, acil olarak dışarıdan sıcak paraya ihtiyacı olduğunu da hesaba kattığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere yabancılara, topraklarımızda rant alanları açıldığı görülmektedir. Yine teklife baktığımızda, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten santral sahiplerine, dövizle alım garantisi verilmektedir. Bu durumun ise, elektrik fiyatlarında ciddi artışları beraberinde getirecek ve vatandaşların faturalarına yansıyacaktır. Düzenleme ile imar planı yapılmaksızın doğal alanlar üzerine enerji tesisi kurulmasının önü açılmaktadır. Kamu kurumları ve ilgili belediyelerin yetkisi altında olması gereken imar planı yetkileri, ortadan kaldırılıyor. Kamuya ait kaynakların verimsiz kullanılması ve denetimin yapılmamasının önü açılıyor.
“TÜRKİYE, ENERJİDE KONTROLÜ ELİNE ALMADIĞI SÜRECE DIŞA BAĞIMLILIĞA MAHKUMDUR”
Nükleer maddelerin taşınması işine dair sigortalama ve teminat yükümlülüğünün, taşımayı yapacak üçüncü tarafa yükletilmesi istenmektedir. Bilindiği üzere, nükleer maddelerin taşınması süreci ciddi riskler barındırmaktadır. Seçim bölgem Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin, atıklarının yönetimi konusu bile hala belirlenmemiştir. Akkuyu Nükleer Santral AŞ’nin ve Rosatom’un bu konudaki yükümlülükleri belirsizken, nükleer madde taşıma işinin üçüncü kişilere devri kabul edilemez. İşleten, hukuki sorumluluktan kaçmaktadır. Nükleer madde taşınması sırasında doğacak zararlarla ilgili Türkiye, işletenden bir hak talep edemeyecektir. İşte bu nedenle 14. Madde kanun teklifi metninden çıkarılmalıdır. Ulusal çıkarlarımıza uygun, dışa bağımlılığı en aza indirgeyen, yerli, kararlı ve gerçekçi bir enerji politikasına acilen ihtiyacımız vardır. Türkiye, enerjide kontrolü eline almadığı sürece dışa bağımlılığa mahkumdur.
]]>İzmir’de sağlık çalışanları, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, teklifin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini söyledi.
İzmir Sağlık Platformu üyeleri, bugün İzmir Tabip Odası’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi.
İzmir Sağlık Platformu adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, söz konusu kanun teklifinin Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlandığını ve kanun teklifinin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini öne sürdü. Ayhan, şunları söyledi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gasbının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek; bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.”
“KANUN TEKLİFİ ANAYASAYA AYKIRI”
Kanun teklifi ile oluşturulması önerilen “Hastane Koordinasyon Kurulu” tarafından ikaz edilen öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenlemenin de Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Ayhan, “Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır” diye konuştu.
“TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Ayhan, açıklamalarının devamında ise şunları kaydetti:
“Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti. Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere, belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin/sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>