GAİB hizmet binasında gerçekleşen genel kurulda divan başkanlığını Hüseyin Ulutaş, İrfan Kılınç ve Abdulkadir Bozkurt yaptı. Genel Kurula Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, TİM Temsilcisi ve Bakanlık Temsilcisi ve halı ihracatçıları katıldı. Genel kurulda, 2023 yılı yönetim kurulu ve denetim çalışma raporu oy birliği ile kabul edildi. 2023 yılı bilanço, gelir-gider hesaplarının görüşülmesinin ardından Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’nun 2023 yılı iş ve işlemleri açısından ibrası gerçekleşti.
GAHİB Yönetim Kurulu’nun faaliyet raporunda, “Ülkemiz halı ihracatı 2023 yılında 2022 yılına göre sabit kalarak 2 Milyar 752 Milyon ABD doları olarak gerçekleşmiş iken Birliğimiz halı ihracatı 2023 yılında 2022 yılına göre yüzde 1,25 azalarak 1 milyar 853 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Birliğimizin 2023 yılı Türkiye geneli halı sektörü ihracatı içerisindeki payı yüzde 67,3 olmuştur. 2023 yılında Mal grupları bazında 2022 yılına kıyasla makine halısı ihracatımız yüzde 2,80 azalmış, tufte halı ihracatımız yüzde 12,25 oranında artmıştır. Ülkeler bazında 2023 yılı Halı ihracatımız incelendiğinde, yüzde 3,7’lik azalış ve 558 milyon ABD doları ihracat değeri ile yüzde 30,1 paya sahip Birleşik Devletler ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada yüzde 128,9’luk artış ve 188 milyon ABD doları ihracat değeri ile yüzde 10,2 paya sahip Suudi Arabistan, üçüncü sırada ise yüzde 6,4’lük azalış ve 140 milyon ABD doları ihracat değeri ile yüzde 7,6 paya sahip Irak bulunmaktadır” denildi.
“Astarı bezinden pahalıya geliyor”
Genel kurulun dilek ve temenniler bölümünde söz alan TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Selahattin Kaplan, halı üreticisi ve ihracatçılarına, “Gelir ve gider hesaplarınızı doğru yapın. Tedbirli olun. İşinize önem verin ve riskleri azaltmaya çalışın” uyarısında bulundu. Başkan Selahattin Kaplan, “Tüm dünyada piyasalarda daralma var. Maliyetler çok değişken. Öyle bir zaman geldik ki, astarı bezinden pahalıya geliyor. Bu nedenle harcamalarınıza dikkat edin. Maliyetlerinizi doğru hesaplayın. İşinize daha çok sahip çıkın” dedi.
“İstanbul fuarı lokomotif oldu”
Başarılı bir faaliyet dönemini geride bırakan GAHİB Yönetim Kurulu’na teşekkür eden Sektör Kurulu Başkanı Selahattin Kaplan, özellikle İstanbul’da düzenlenen halı fuarının sektöre büyük katkısı olduğuna dikkat çekti. Kaplan, “İstanbul Fuarı sektörümüz için önemli bir lokomotif oldu. Çok başarılı geçen fuarımızı bu sıkıntılı süreçte sektörümüzü 4 aydan beri sürüklemeye devam ediyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Gaziantep sanayisinin amiral gemisiyiz”
Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan da, genel kurulun sonunda üyeler teşekkür konuşması yaptı. Başkan Zeynal Abidin Kaplan,”Bereketli ve önemli bir sektörümüz var. Bugün bazı sıkıntılar yaşıyor olabiliriz ancak biz krizden en hızlı şekilde çıkacak sektörlerden biriyiz. Çok kıymetli bir sektörümüz var. En fazla istihdam sağlanan sektörüz. Halı sektörü olarak Gaziantep sanayisinin amiral sektörü olarak devam ediyoruz. Bunun için işimizin, sektörümüzün, şehrimizin, ülkemizin, bayrağımızın kıymetini iyi bilelim. Biz bilmezsek bizim yerimize kıymet bilenler gelir. Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek, daha güçlü bir Türkiye için çalışalım. Genel kurulumuzun hayırlara vesile olmasını diliyor ve katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Sincan Cezaevi’nde yargılanmasına devam edilen sanık Ayhan Bora Kaplan ve bugün dinlenen tüm sanıklar, tahliyeleri ve beraatlerini talep etti. Duruşmaya, 18 Nisan Perşembe günü devam edilecek.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmada haklarında dava açılan 28’i tutuklu 61 sanığın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılandığı davanın ikinci duruşması Sincan Cezaevi’nde görüldü.
GİZLİ TANIK İFADELERİ SORULDU
Öğle arasının ardından duruşmada tanık ifadeleri sanık Ayhan Bora Kaplan’a soruldu. Mahkeme Başkanı’nın “Bu insanlar(valeler) neden telsiz ve silah taşıyor ve telefonda konuşmak istemiyorlar? Bu gayretin nedeni nedir?” sorusuyla başlayan duruşmada sanık Kaplan, “Yüksek ihtimalle mekanlara yaranmak için polislerin sigara denetimini haber vermek içindir. Ben bu işleri yaptığım dönemde yoktu bunlar. Bunlar ben devrettikten sonra oldu” diyerek kendini savundu ve şu mahkeme başkanı ile arasında diyaloglar gerçekleşti:
Mahkeme Başkanı: “Senin isminin ne özelliği var da ‘hava atmak için’ senin ismini kullanıyorlar?”
Ayhan Bora Kaplan: “Mekanlar popüler olunca siz de popüler oluyorsunuz. Ben de Ankara’da sevilen bir insanım. Sanatçı, sporcu, iş insanları tanıdıklarım var ve fotoğraf koyuyoruz”
Mahkeme Başkanı: “Bu kadar sevilen bir insan olduğun için mi bu kadar müşteki seni suçluyor?”
Ayhan Bora Kaplan: “Emniyetin algısı nedeniyle böyle oldu. Emniyet hep bunu yaptı.”
Gizli tanıkların ifadesinin usule uygun alınmadığını öne süren sanık Kaplan, “Ben emniyette nasıl ‘bana 7-8 sayfa verilip al bunları imzala’ dendiyse aynı şekilde onlara da bu yapıldı. Kulaktan doyma ne varsa koyuyorlar, savcının bilgisayarına flaşh bellekle de çıktısı alınıyor. Savcı gizli tanıkların ifadesini alınmadı” iddiasında bulundu. Mahkeme Başkanı ise Kaplan’a “Savcı resmen suç işledi diyorsun yani?” sorusunu yöneltti. Kaplan da “Araştırılsın efendim” dedi.
4 GÜN İÇİNDE 6 DEFA DEVREDİLEN “ABK” PLAKALI ARAÇ
Mahkeme Başkanı’nın 4 gün içinde 6 defa devredilen ve sanık Ayhan Bora Kaplan’a hediye edildiği iddia edilen 025 ABK kodlu araçtan Glock marka silah çıkmasını sorması üzerine sanık Ayhan Bora Kaplan, “Bu araba Ozancan Yıldız ve Doğan Kaan Yıldız’ındı. Ben sonradan aldım. O araç o dönem bana ait değildi. Ben çevirme uygulamasına takıldım. Şimdi tesadüf mü ‘ABK’ ve 25 Erzurum diyorsunuz ama gerçekten tesadüf. Bir araç günde 22 defa de el değiştirebilir bunun hukuksal olarak bir engeli yok. Arkadaşlarım para koyarak aldı üstünü de ben ödedim” iddiasında bulundu.
AYHAN BORA KAPLAN TAHLİYESİNİ VE BERAATİNİ İSTEDİ
Yakalandığı gün Esenboğa Havaalanı girişinde aracının durdurulması sonucu bulunan telefonları soran Mahkeme Heyeti’ne, Kaplan “Benim telefon şifrem 135790” dedi. Mahkeme Başkanı “O zaman bu şifreyi Emniyet’e bildirelim, açsınlar telefonu” dedi. Savunmasını “Vicdanınıza bırakıyorum” sözleriyle sonlandıran sanık Ayhan Bora Kaplan, tahliyesini ve beraatini istedi.
Sanık Kaplan’ın ardından “silahlı suç örgütü üyeliğinden” yargılanan sanıklardan Fatih Güler, Furkan Anıl Bahar, Gökhan Gülümser, Hasan Aslantaş, Hasan Can Saraçoğlu, Kanber Keskin savunmalarını yaptı.
“EN BÜYÜK ABİ KİMSEYİ YATIRMAZ”
Sanık Furkan Anıl Bahar’a tape kayıtlarında geçen “En büyük abi kimseyi yatırmaz, herkesi içerden alır” ifadesindeki “abi kim” diye soruldu. Sanık Bahar, “Dil sürçmesidir efendim, üstünden de yıllar geçmiş hatırlamıyorum” dedi.
“BORA KAPLAN ALEYHİNDE KONUŞUN’ DEDİLER”
Sanık Kanber Keskin “Bora Kaplan aleyhinde konuşun, seni suç ortağı yapacağız’ dediler. Ben teslim olduğumda beni orada dövdüler, elektro şok verdiler. Biz terörist değiliz. Ben bir suça karışmadım. Hayatım boyunca çocuklarım, ailem biraz daha rahat yaşasın diye çalıştım. Günde 3 farklı işte çalıştım, nöbet aralarında uyuklayarak geçti sandalyelerin üstünde hayatım. Valelik yapmadım sadece güvenlik görevlisi olarak çalıştım. Benim şirketim yok, arabam bile yok. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum” diye konuştu.
“ARKADAŞ”TAN KAST EDİLEN “TELSİZ” SAVUNMASI
Öte yandan, tapelerde sanıkların birbirleriyle aralarında geçen konuşmalarda kullandıkları “arkadaş” ifadesi ile kast edilenin “telsiz” olduğu iddia edildi ve polisler tarafından telsiz kullanılmasının bilinmemesi için “arkadaş” kelimesini kullandıkları iddia edildi.
MAHKEME BAŞKANI’NDAN SANIK KAPLAN’A: “DUA ET VURAL SAVAŞ HAYATTA DEĞİL”
Öte yandan, Mahkeme Başkanı ile sanık Ayhan Bora Kaplan arasında duruşma sırasında dikkati çeken bir diyalog da yaşandı. Mahkeme Başkanı, geçen yıl hayatını kaybeden Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ı hatırlatarak, “Dua et o hayatta değil. Biz en azından dosyada delil var mı diye arıyoruz” dedi.
Duruşmaya, 18 Nisan Perşembe günü devam edilecek.
]]>“DEVLET GÖREVLİLERİNİ SUÇLAMAMI BEKLİYORLAR”
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile TRT Binası önündeki ağır silahlı fotoğraflarının sorulmasına Kaplan, “Devlet görevlilerini suçlamamı bekliyorlar. Ben bu sorunun cevabını burada veremem. Özel size söyleyebilirim. Çünkü hemen internete düşüyor burada söylediklerim. Bunun için de önlem almanız gerek” yanıtını verdi.
61 SANIĞIN YARGILANMASI DEVAM EDİYOR
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmada haklarında dava açılan 28’i tutuklu 61 sanığın yargılanmasına Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi’nde devam ediliyor. Davanın dünkü duruşmasında sanıklardan Ali Dönmez, Barış Kurt, Ali Şallı, Arif Buğra Meşen, Cemil Kumaşcıoğlu Emir Akyol, Ersoy Yahya ve Ferit Çelik de suç örgütüne üye olmadıklarını ve suçsuz olduklarını savunarak, beraat talebinde bulunmuştu.
“GÖZALTINDA İŞKENCE” İDDİASI
Kaplan, bugünkü duruşmada, “Hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum” diyerek savunmasına başladı. Sanık Kaplan, “Kaçarken yakalandığım söylendi. Kaçacak insan iki gün önce tarifeli uçak bileti alır mı, geri zekalı mı? Kaçacak adam kendi pasaportu, kendi arabasıyla gider mi?” dedi. Gözaltına alındığı sırada yere yatırılmasının da tamamen şov amaçlı olduğunu ileri süren Kaplan, gözaltı sürecinde polislerin kendisine işkence yaptığını öne sürdü ve “Gelen giden polis ‘Lan sen misin Bora Kaplan?’ diye tekme attı” iddiasında bulundu.
“DEVLET GÖREVLİLERİNİ SUÇLAMAMI BEKLİYORLAR”
Mahkeme Başkanı’nın, “TRT’ye gittiğinizde nereden buldunuz uzun namlulu silahları?” sorusuna Kaplan, “Devlet görevlilerini suçlamamı bekliyorlar. Ben bu sorunun cevabını burada veremem. Özel size söyleyebilirim. Çünkü hemen internete düşüyor burada söylediklerim. Bunun için de önlem almanız gerek” yanıtını verdi.
“AĞZINDA HASTALIK VAR” İDDİASI
Erkan Doğan’ı alıkoyarak iki gün boyunca şiddet uygulamadığını öne süren Kaplan, “Bu adamı günlerce eziyet etme gibi bir durum olamaz. Doktor dahi çekse dişlerini kan kaybından ölür adam. O kadar işkence gördüyse nasıl iple sarkıtarak aşağı inip kaçıyor? Adamda zaten hastalık varmış. Bir tokat vurulduğunda dişleri dökülecek bir hastalığı varmış. Biz fazla ceza alalım diye o kadar abartmış ki ifadesini inandırıcılığını yitirmiş. Bu suçlamaları asla kabul etmiyorum” dedi.
“MAHFUZ TATAR’I TANIMAM ETMEM”
Ardından Mahfuz Tatar cinayetine dair savunma yapan Kaplan, “Ben tanımam etmem, şaşkınlık içerisindeyim. Onca emek verdiğim, masraf verdiğim eğlence mekanı Tren’in açılışının ikinci gününde 29 Eylül’de yaşanmıştır bu olay. Açılıştan bir gün sonra yorulduğum için gelmeyeceğim dedim. Konserin olduğu gün evime gittim, yattım dinlendim. Mahfuz Tatar’ın geldiğinden haberim yoktur. Ben kapıda karşılama değilim ki her geleni göreyim. İçerisi de loştur benim dışarıyı görme imkanım yoktur. 2-3 mekan gezdikten sonra gelmişler Mahfuz Tatarlar zaten geldiklerinde alkollülermiş” diye konuştu.
“TELEFONUMU UMUT ÇABUK’A BIRAKIRIM GENELDE”
Telefonunu genelde Umut Çabuk isimli kişiye bıraktığını ifade eden Kaplan, “Önemli günlerde telefonumu. Cinayet öncesinde de Umut Çabuk ile birlikte telefonumun baz verdiğimi göreceksiniz. İnsanlar da millete hava atmak için sürekli beni arıyor ‘dur o mekanın sahibi benim tanıdığım’ diyerek. Öte yandan ben konserin önemli yerlerinde eşime dostuma yer arıyorum bazen de çatışma çıkıyordu bu yüzden. Ben de telefonumu bu yüzden Umut Çabuk’a bırakıyordum” dedi.
“MAHFUZ’UN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GECE BEN ORDA DEĞİLDİM”
“Mahfuz öldürüldüğü gece ben orada değildim” diyen Kaplan, “Ama orada gördüğünü söyleyen tanık var?” sorusunu soran Mahkeme Başkanı’na “Onunla ilgili de konuşacağım” dedi. “Daha önce neden telefonunun Umut Çabuk’ta olduğunu hiç söylemedin?” diye soran Mahkeme heyeti başkanına “Neden söyleyeyim ki efendim ben desem Umut Çabuk hakkında da pek çok şey söylenecekti. Küfürleşmeden kaynaklı meydana gelen olayı benim üstüme yıkmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.
]]>

























































