Karar – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sat, 03 Aug 2024 05:48:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kocaeli’de Bebek Bekleyen Çifte 21 Milyon TL Tazminat Ödenecek https://www.haber28.com.tr/kocaelide-bebek-bekleyen-cifte-21-milyon-tl-tazminat-odenecek/ https://www.haber28.com.tr/kocaelide-bebek-bekleyen-cifte-21-milyon-tl-tazminat-odenecek/#respond Sat, 03 Aug 2024 05:48:26 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29166 Kocaeli’de bebek bekleyen çift, hamilelik sürecinde başvurdukları özel hastanede dörtlü tarama testi talep etti. İstedikleri testlerin yaptırılmadığını iddia eden çift, doğumun ardından bebeklerinin down sendromlu olduğunu öğrendi. Hastaneye ve gebelik durumunu takip eden doktora dava açan çifte, 8 yıllık hukuk mücadelesinin ardından 21 milyon 289 bin 691 TL tazminat ödenmesine karar verildi.

İzmit’te yaşayan Faruk (44) ve Serpil Gürdal (40) çifti, 2016’da ikinci kez bebek bekledikleri dönemde hamilelik süreciyle ilgili destek almak için ilçedeki özel bir hastaneye başvurdu. Gürdal çiftinin iddiasına göre dörtlü tarama testi talepleri doktorun, “Bana güvenmiyor musunuz? Bebeğiniz gayet sağlıklı, bu işin uzmanıyım” söylemleriyle gerek görülmemesi üzerine reddedildi. Hamilelik sürecinin 7’inci ayına giren Serpil Gürdal, bebeğin karnında hareket etmemesi sebebiyle eşi Faruk Gürdal ile hastanenin yolunu tuttu. Yapılan incelemenin akabinde Serpil Gürdal, bebekte bağırsak enfeksiyonunun yaşandığı öne sürülerek ameliyata alındı. Sezaryen ile dünyaya gelen erkek bebeğin yapılan tetkiklerin ardından down sendromlu olduğu belirlendi. Bunun üzerine Gürdal çifti konuyu mahkemeye taşıyarak, doktor ve hastaneden şikayetçi oldu.

21 milyonluk tazminat

Kocaeli 1’inci Tüketici Mahkemesi’nde açılan dava 8 yılın ardından karara bağladı. Mahkeme, aileye 21 milyon 89 bin 691 TL maddi, 200 bin TL de manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

“İlk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı”

Süreci anlatan Faruk Gürdal, “İlk çocuğumuzu Allah 8 yıl sonra nasip etti, sonrasında tüp bebek yaptık. İkinci çocuğumuz doğal yollardan geldi, hamilelik sürecinde üzerinde çok durduk. Özel bir hastaneye gitmek istedik. Aslında maddi durumumuz çok da iyi değildi, işsizdim. Özel hastanede insanlar özel ilgi bekler. 15 günde bir gidersiniz ense yapısı, kalp atışına bakarlar, fakat bunların hiçbiri fark edilmedi. Hamilelik sürecinin 7’nci ayında annenin mide bulantıları, düşük tehlikesi süreçlerini yaşadık. Çocuğun hiç kıpırdamadığını öğrendik. Tahlillerin tamamını yaptırmak istedik fakat ilk taramadan sonraki tahlillerimiz yapılmadı. Biz yapılmasını istemiş olmamıza rağmen yapılmadı. Doktorumuz ‘Bana güvenmiyor musunuz? Ben size ne söylüyorsam odur. Gerek yok bebeğiniz gayet sağlıklı’ dedi. ‘Hocam bu tarz sorunlar yaşıyoruz, problem olmaz mı?’ dediğimizde ise ‘Hayır ben bu işin uzmanıyım. Bana güvenmeniz gerekiyor’ dedi” ifadelerini kullandı.

“8 yılın sonunda dava lehimize sonuçlandı”

Eşinin hamileliğinin 8’inci ayında doğuma alındığını kaydeden Gürdal, “Sebebini sorduğumuzda bağırsak enfeksiyonu yaşadığını, ölüm tehlikesi olduğu için bir an önce alınması gerektiğini söyledi. İşin ucunda ölüm olduğu için biz de kabul ettik. 1 gün sonrasında ameliyata alındı ve down sendromlu olduğunu öğrendik. Biz down sendromunun ne olduğunu bilmiyorduk. Yoğun bir psikolojik baskı yaşadık. Psikolojik ve maddi süreci nasıl atlatırız diye çok düşündük. İyi bir aile bireyi olamam, iyi bir çocuk yetiştiremem düşüncesiyle dava açmaya karar verdik. 8 yılın sonunda dava çok şükür lehimize sonuçlandı” diye konuştu.

“Emsal olmaktan mutluyum”

Emsal niteliğinde bir karar çıktığını söyleyen Faruk Gürdal, “Karar lehimize sonuçlandı. Miktarı biz belirlemedik, maddiyatta gözümüz yok. 21 milyon TL lehimize sonuçlandı. Çok heyecanlıyım, çok mutluyum. Çocuğuma güzel bir gelecek hazırlayacağım için çok mutluyum. Türkiye’deki ailelere emsal olmaktan mutluyum. Çocuğumun eğitimi için harcayacağım. 8 yaşına geldi, hala bezleniyor. Konuşamıyor, çok geç yürüdü. 3,5 yaşında yürümeye başladı. 36 günlük yoğun bakım süreci vardı. Bu süreç bizi çok etkiledi. 35 gün yavrumuza kavuşamadık. Annesi boğazından hortum salarak beslemişti. Bu süreçler bizi çok yıprattı. O benim evladım, down sendromlu olduğu için bu davayı açmadım. Çocuğumun hakkı olduğu için bu davayı açtım” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kocaelide-bebek-bekleyen-cifte-21-milyon-tl-tazminat-odenecek/feed/ 0
Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş, simit fiyatlarının belirlenmesindeki yönetmeliğin iptali için dava açtı https://www.haber28.com.tr/ankara-pideciler-simitciler-ve-corekciler-esnaf-odasi-baskani-savas-delibas-simit-fiyatlarinin-belirlenmesindeki-yonetmeligin-iptali-icin-dava-acti/ https://www.haber28.com.tr/ankara-pideciler-simitciler-ve-corekciler-esnaf-odasi-baskani-savas-delibas-simit-fiyatlarinin-belirlenmesindeki-yonetmeligin-iptali-icin-dava-acti/#respond Thu, 01 Aug 2024 22:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28910 HABER: ZEYNEP BOZUKLU/ KAMERA: BERKİN GÜLSOY

(ANKARA) – Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş, simit fiyatlarını belirlemede son sözü Ticaret Bakanlığı’na bırakan yönetmeliğin ilgili maddesinin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı.

Danıştay’a avukatıyla birlikte giden Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf Odası Başkanı Savaş Delibaş,, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen simit fiyatlarının, maliyetin altında kaldığını söyledi. Delibaş, konuya ilişkin şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz ki ocak ayında Ankara Simitçiler Odası olarak bir karar almıştık. 15 TL olması kararı. Bugün aradan 4 ay geçmesine rağmen, bizim maliyetlerimizin daha fazla artmasına rağmen zararına ürün satıyoruz 4 aydır. Ocak ayında 11,10 lira olan maliyet, şu an 13,20 lira. Şimdi 13,20 liraya mal edilen bir ürün 10 TL’ye satılabilir mi? Küçük esnaf ne kadar buna dayanabilir? Onun için bugün bu yönetmeliği durdurabilmemiz için Danıştay’a başvurduk. Bu tamamen yanlış bir karardır.

“BU KARAR, SİMİT KÜLTÜRÜNÜN YOK OLUŞUNA NEDEN OLACAK”

Bizler emekçi insanlarız. Gece saat 1’de, 2’de çalışan işçilerin emeğinin kısıtlanması demektir bu karar. Yani şimdi ustalar istediği paraları, yevmiyeleri alamadığı zaman bizim çırak yetiştirebilmemiz mümkün mü? Bu mesleği sürdürebilmemiz mümkün mü? Bu kültürün yok oluşuna neden olacak. Maliyetler tabii ki düşürülebilir ama bunun mesela ekmeklik un kullanırsınız simit unu yerine. O zaman simit olmuş olur mu? O zaman insanlar ekmek yesin. Neden simit yiyor? Biz mesela birinci kalite susam değil de üçüncü kalite susam kullanırız. KDV’lerin yüzde 10’a çıkması geçen hafta alınan karar. Şimdi bunların hepsi maliyete yansıyor. Bizim zam yapmamız söz konusu bile değil. Bu tamamen sistemin bize dayatmış olduğu bir zamdır, bu zamı sistem yapıyor. Simitin kalitesinin asla bozulmasını istemiyoruz. Bizler bu kararı da tabii ki tanımıyoruz.

“MESLEĞİMİZ ZARAR GÖRÜYOR”

Biz yarın komisyon olarak toplanacağız. Komisyonda, İl Tarım Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı’nın bir yetkilisi, Ticaret Odamızın bir yetkilisi, Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği’nin bir yetkilisi, Ankara Belediyesi Büyükşehir Belediyesi’nin bir yetkilisi. Şimdi beş kişilik komisyondan burada oy Birliği kararı ne çıkarsa çıksın tekrar Ticaret Bakanlığı’na gidiyor. Zaten bu anlaşılır bir durum değil. Yani o zaman komisyonu nerede topluyorsunuz? Bu incelenip tekrar eğer ki kabul görmezse bizim Ankara Esnaf Sanatkarlar Odalar Birliği’ne gelecek. Komisyonun yine toplanmaksızın Ticaret Bakanlığı’na tekrar başvuru yapılacak. Neden yapılıyor? Bunlar anlaşılır bir durumu değil. Bunlar zaman uzatıyor. Zaman uzattıkça da mesleğimiz zarar görüyor. Çünkü bugün 13,20 olan fiyatın yarın ne olacağı belirsiz. Biz şahsımız adına konuşmuyoruz. Yüz binlerce insan bu meslekten ekmek yiyor. Ülkenin büyük bir kültürü haline gelmiş. Bu mesleği yok etmek hiç kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Onun için biz bugün bu davaya inanarak buradayız. Yürütmeyi durduracağımıza da inanarak buradayız.”

Delibaş’ın Avukatı Osman Can Ünlü ise şunları söyledi:

“Kanuna ek çıkartılan bu yönetmelikte Ticaret Bakanlığı onayı getirildi. Bu onayın gelmesi, bizim fiyat tarifelendirilmesindeki sürecimiz zaten çok uzunken yeterince uzatıyor. Bu süreçte esnafımız yeterince zarar görüyor. Bu sürecin uzamaması adına Ticaret Bakanlığı’nın onayının alınma şartının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dair bir açıklama yapma zarureti de oldu benim için de. Bununla ilgili dilekçemizi biz Danıştay Başkanlığı’na sunduk. İvedilikle bir yürütmenin durdurulması talebimiz mevcut zaten. Dediğim gibi bunun en büyük sebebi de Anayasa’nın eşitlik ilkesine 173’üncü maddesindeki devletin esnaf ve sanatkarları koruma yükümlülüğüne aykırı olduğuna dairdir. Bizim açıklamalarımız bu yönde. Umarım iptal kararını alırız. Umarım yürütmenin durdurulması kararıyla ivedilikle verilir ve bu sürecin uzamasının önü kesilir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankara-pideciler-simitciler-ve-corekciler-esnaf-odasi-baskani-savas-delibas-simit-fiyatlarinin-belirlenmesindeki-yonetmeligin-iptali-icin-dava-acti/feed/ 0
Namık Kemal Zeybek: 28 Şubat’ta darbe söz konusu değildi https://www.haber28.com.tr/namik-kemal-zeybek-28-subatta-darbe-soz-konusu-degildi/ https://www.haber28.com.tr/namik-kemal-zeybek-28-subatta-darbe-soz-konusu-degildi/#respond Wed, 31 Jul 2024 07:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28672 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Yargıtay’ın haklarında verilen hükmü bozmasının ardından 28 Şubat davası kapsamında 16 sanığın yeniden yargılandığı davaya Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Namık Kemal Zeybek, “Yeminime sadık kalarak söylüyorum o dönemde herhangi bir şekilde darbe söz konusu değildi ne klasik bir darbe ne de postmodern darbe. Eğer MGK’da kararlaştırılan 18 maddeden söz ediliyorsa Süleyman Demirel’in bana söylediğini söylüyorum ‘8 saat boyunca başbakan hiçbir konuya itiraz etmedi hatta başını sallıyordu. MGK’da kararlaştırılan 18 maddeye aynen katılıyorum. Biz de o görüşteyiz. Devlette irtica vardır hatta 200 yıldır vardı’ dedi. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ve Tansu Çiller de içinde olmak üzere hiç kimse bu 18 maddeye itiraz etmedi.” diye konuştu.

Yargıtay’ın haklarında verilen hükmü bozmasının ardından 28 Şubat davası kapsamında 16 sanığın yeniden yargılandığı davaya Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşma, Mahkeme Başkanı tarafından 5 numaralı CD hakkındaki Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunun okunmasıyla başladı. ATK raporunda 5 numaralı CD’de yer alan dosyaların dönüştürülmeden önceki türünün tespitinin mümkün olmadığı ifade edildi.

Bunun üzerine söz alan sanık avukatlarından Aykan Akkaçmaz, “Dönemin savcısı Word belgesini tarayıp bize PDF olarak sunmuştur. Biz de savunmalarımızı buna göre hazırladık. İstanbul Adliyesi’nde belgenin orijinal hali Word şeklinde. Karargah Evleri dosyasının kumpas olduğu ortaya çıktı. Tamer Tatar’ın getirdiği Karargah Evleri dosyasından devşirildiğini düşündüğümüz 5 numaralı CD’den çıkan Genelkurmay belgelerinin üstünde 03 kodları var. Karargah Evleri’nin kumpas olduğu sabit. Burada da aynı kodlar var. CD 5’in uydurma bir delil olduğu kanaatindeyiz. Bu esas olmamalıdır.” talebinde bulundu ve “Tamer Tatar’a gönderildiği iddia edilen askeri belgeler FETÖ’cü savcılara veriliyor hatta biri firari. Ayrıca Tamer Tatar bu belgelere yama yapıyor. Tamer Tatar’ın Bank Asya hesaplarına ve yurt dışı ziyaretlerine rağmen ne hikmetse sadece 2 yıl 2 ay ceza almıştır.” diye konuştu.

“FETÖ’CÜ TUTUKLU SAVCI TARAFINDAN İDDİALAR SUNULDU”

Sanık avukatlarından Mehmet Sever de “Bu davada yargılanan kişiler 7 Nisan toplantısı ile ilgili yargılanmaktadırlar. Bu 7 Nisan toplantısına dair soruşturmanın genişletilmesi talebim var. FETÖ’cü tutuklu savcı Kemal Çetin tarafından bu iddialar sunulmuştur. FETÖ’nün kumpas ve yalan delil üretmekte olduğunun ne kadar usta olduğu tüm yargılamalarda ortaya çıkmıştır. FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan ve yardımdan ceza alan ve bu dosyaya bilgi ve belge sunan kişilerin dosyaları sunulmalıdır. Bu dosyalar bu davadaki süreci etkileyecek derecede önemlidir” talebinde bulundu.

ZEYBEK: “TANSU ÇİLLER DE İÇİNDE OLMAK ÜZERE HİÇ KİMSE 18 MADDEYE İTİRAZ ETMEDİ”

Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Devlet Bakanı-Hükümet Sözcüsü ve ATA Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, şunları söyledi:

“Refah Yol hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsüydüm. Doğru Yol Partisi adına bir hafta ben sözcülük yapardım bir hafta Refah Partisi adına Abdullah Gül. Dolayısıyla hükümetin içindeydim. 12 Eylül sonrasında MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında devleti cebir ve tehditle yıkmak suçlamasıyla tutuklandım, idamla yargılandım ve aklandım. Yeminime sadık kalarak söylüyorum o dönemde herhangi bir şekilde darbe söz konusu değildi ne klasik bir darbe ne de postmodern darbe. Eğer MGK’da kararlaştırılan 18 maddeden söz ediliyorsa Süleyman Demirel’in bana söylediğini söylüyorum ‘8 saat boyunca Başbakan hiçbir konuya itiraz etmedi hatta başını sallıyordu. MGK’da kararlaştırılan 18 maddeye aynen katılıyorum. Biz de o görüşteyiz. Devlette irtica vardır hatta 200 yıldır vardı’ dedi. Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü ve Tansu Çiller de içinde olmak üzere hiç kimse bu 18 maddeye itiraz etmedi.”

“TOPLUMUN GERİLDİĞİ BİR GERÇEK VE BU GERGİNLİK DE MGK’YA YANSIDI BU KARARLAR ÇIKARILDI”

“Refah Partisi iktidara gelince ve Necmettin Erbakan’da başa gelince sanki yeraltında bekleyen örgütler bir anda ortaya çıktı ve ‘gün bizim günümüz’ dedi. Tarikat şeyhleri olduğu iddiasıyla bir takım insanlar Başbakanlık konutuna çağrıldı ve iftar yemeği verildi” diyen Zeybek, şöyle devam etti:

“Bir örnek daha vermek istiyorum. Ben aynı zamanda Basın Yayın’dan Sorumlu Devlet Bakanıydım. Gazetelerde Refah Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Asiltürk diyor ki ikindi namazı da tatil olsun. Dedim ki sayın başbakanım siz artık başbakansınız güzel işler de yapıyorsunuz. Ama artık dini siyasete alet etme işini bırakın ne demek ikindi namazı tatil olsun. ‘Oğuzhan öyle bir şey söylemez’ dedi. Dolayısıyla toplumun gerildiği bir gerçek. Dolayısıyla bu gerginlik MGK’ya da yansıdı ve bu kararlar çıkarıldı. Darbe zorlamayla olur ancak benim kanaatimce asla bir darbe girişimi söz konusu değildir.

“GENERALLERİN HÜKÜMET ÜZERİNDEKİ BASKISI ASLA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

2 yıl sonra Tansu Çiller Başbakan olacaktı ama Türkiye gerçekten çok gerilmişti ve bu gerginliği gidermenin bir yolu olarak da Tansu hanım Başbakan olursa bu kabaran gerginlik halkımızın daha sakin olabileceği düşünüldü buna Erbakan da razı oldu ama o dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başka yönde bir karar verdi. Dolayısıyla Mesut Yılmaz’a verdi hükümeti ve buna Tansu Çiller ‘darbe’ dedi. Generallerin hükümet üzerindeki baskısı asla söz konusu değildir.

“O DÖNEMİN ŞARTLARINDA BİR DARBE DÜŞÜNCESİ OLSAYDI BU YAPILIRDI VE BUNU KİMSE ÖNLEYEMEZDİ”

Sincan’dan tankların yürüme iddiası da bana gülünç geliyor. Sonradan öğrendik normal bir geçişmiş. O gün tankların Sincan’dan yürümesi ile 4 ay sonra hükümetin düşmesinin arasında bir bağlantı olduğu iddiası oldukça gülünç. Ben sanıkları tanımam. Batı Çalışma Grubu sanki bir cuntaymış gibi anlatıldı. Ancak bir çok bakanlıkta çalışma grupları kuruldu. O dönemin şartlarında bir darbe düşüncesi olsaydı bu yapılırdı ve kimse de bunu önleyemezdi.”

BİR SONRAKİ DURUŞMA 9 EYLÜL’DE

Mahkeme sanık avukatlarının ATK raporu hakkında beyan vermesi için bir sonraki duruşmaya kadar süre tanırken savunma delili olarak dosyaya celbi istenen Deniz Ay, Gökhan Eski ve Tamer Tatar’ın dosyaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle bu taleplerin reddine karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 9 Eylül saat 10.30’a erteledi.

Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Namık Kemal Zeybek, “28 Şubat’ın darbe olduğuna yönelik tüm savlar tutarsız ve temelsizdir. Böyle bir şey olmamıştır. Şimdi yargılanan generaller, subaylar o süreçte vatana büyük hizmet etmişlerdir ve gerginleşen ortamı soğukkanlı şekilde sakinleştirerek görevlerini yapmışlardır” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/namik-kemal-zeybek-28-subatta-darbe-soz-konusu-degildi/feed/ 0
YSK, CHP’nin Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin başvurusunu reddetti https://www.haber28.com.tr/ysk-chpnin-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-iliskin-basvurusunu-reddetti/ https://www.haber28.com.tr/ysk-chpnin-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-iliskin-basvurusunu-reddetti/#respond Wed, 31 Jul 2024 02:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28584 HABER: MEHMET OFLAZ – GÜLARA SUBAŞI

(ANKARA) – Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) CHP’nin Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle yaptığı başvuruya yönelik ret kararının gerekçesi belli oldu. ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı kararda, “… Dilekçede yer alan genel ve soyut iddialardan ibaret olan itiraz konusu hususlara itibar edilmemiş ve yapılan olağanüstü itirazın reddine, karar verilmiştir” denildi.

31 Mart yerel seçimlerinde Hatay’da AKP’nin adayı Mehmet Öntürk 346 bin 212, CHP’nin adayı Lütfü Savaş ise 343 bin 477 oy almıştı. CHP’nin itirazları devam ederken; Hatay İl Seçim Kurulu mazbatayı AKP’li Mehmet Öntürk’e vermişti. CHP, itirazının İl Seçim Kurulu tarafından reddedilmesinin ardından YSK’ya başvurmuştu.

CHP, başvurusunda Hatay’da “oyların yeniden sayılması”, bu reddedilirse “geçersiz oyların sayılması”, bu da reddedilirse “seçimin yenilenmesi” talep edilmişti. Kurul, partinin itirazını reddetmişti. CHP, bunun üzerine “tam kanunsuzluk” gerekçesiyle itirazda bulunmuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, itiraz başvurusunun ardından YSK önünde yaptığı açıklamada “YSK’nın siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum” demişti. YSK, 17 Nisan’da ‘tam kanunsuzluk’ başvurusunu da reddetmişti..

YSK’nın kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendiren Özel, “Talebimiz YSK tarafından, YSK’daki temsilcimizin ifadesiyle kapağı dahi açılmadan reddedildi… Bu siyasi bir karardır, siyasi talimat ile yapılmıştır. Siyasi talimat bu sefer öyle gizli kapaklı verilmemiştir. Erdoğan tarafından daha YSK toplantısı başlamadan önce şu ifade kullanıldı, grup toplantısında, canlı yayında, ‘YSK Hatay konusunda son noktayı koydu’. Toplanmadılar ki nereden biliyorsun son noktayı koyduğunu? Bu ifade zaten açıkça talimattır, verdiğin talimatın itirafıdır” demişti.

“İDDİALAR SOYUT…”

YSK’nın ret kararının gerekçesi belli oldu. ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı kararda, özetle şöyle denildi:

“Olağan itiraz yönünden, 31 Mart 2024 tarihinde yapılan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde iddia edildiği gibi kanuna bir aykırılık görülmediğinden, il seçim kurulu kararları usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine, karar verilmiştir. Olağanüstü itiraz yönünden, 298 sayılı Kanun’un 112 ve 130’uncu maddelerinde düzenlenen genel ve soyut iddiaların dikkate alınmayacağı ve somut belgelerle delillendirilmeyen itirazların incelenmeyeceği kuralı karşısında, Cumhuriyet Halk Partisi Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Av. Ömer Koçak tarafından sunulan dilekçede yer alan genel ve soyut iddialardan ibaret olan itiraz konusu hususlara itibar edilmemiş ve yapılan olağanüstü itirazın reddine, karar verilmiştir.”

“TAM KANUNSUZLUK OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ”

YSK’nın verdiği kararın kesin olduğu ve yeniden inceleme yolunun kapalı olduğu belirtilen kararda, “2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’da yer alan seçilme yeterliğine ilişkin hükümlerin bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 76’ncı maddesindeki amir hükme dayandığından seçilenin Türk olmadığı, yaşının kanunda gösterilenden küçük olduğu, okur-yazar olmadığı ve seçilme yeterliliğini kaybettiren bir mahkumiyeti bulunduğu ile ilgili iddia ve itirazların süresine bakılmaksızın ve seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra dahi Anayasanın 79’uncu maddesinin verdiği görev ve tam kanunsuzluk hali sebebiyle, Yüksek Seçim Kurulunca her zaman ele alınıp karara bağlanabileceği Kurulumuzca kabul edilmektedir. Muterizin dilekçesinde ileri sürülen hususlar, tam kanunsuzluk olarak değerlendirilen olgu ve olaylar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden itibar edilememiştir. Bu itibarla, gerekçeleri açıklanmış bulunan Kurulumuzun 8/4/2024 tarihli ve 2024/1087 sayılı Kararının kesin olması ve tam kanunsuzluk hali bulunmaması nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir” ifadelerine yer verildi.

]]> https://www.haber28.com.tr/ysk-chpnin-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-iliskin-basvurusunu-reddetti/feed/ 0 CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 1 Mayıs Taksim yasağına tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-1-mayis-taksim-yasagina-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-1-mayis-taksim-yasagina-tepki-gosterdi/#respond Tue, 30 Jul 2024 05:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28422 (ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’in işçilere kapatılmasına tepki göstererek bu yasağın anayasaya aykırı olduğunu ifade etti. Gökçen, İstanbul Valisi Davut Gül’ün ‘Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz’ sözlerinin kanunsuz emrin itirafı niteliğinde olduğunu belirterek “Bizler, 1 Mayısları Taksim’de barış içinde kutlamak ve emek için mücadelemizi tüm kararlılığımızla sürdüreceğiz” dedi.

CHP Adalet Bakanılğı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen,  CHP’nin takip ettiği toplumsal olay ve davalara ilişkin bugün partisinin genel merkezinde basın toplantısı yaptı.

“1 MAYISLARI TAKSİM’DE BARIŞ İÇİNDE KUTLAMAK VE EMEK İÇİN MÜCADELEMİZİ TÜM KARARLILIĞIMIZLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Gökçen, Anayasa Mahkemesi kararına karşın emekçilerin 1 Mayıs’ta Taksim’e alınmamasına tepki göstererek “İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’nın somut ve gerçek bir tehlike olmaksızın Taksim Meydanı’nı tamamen yasaklamaları, Anayasa’ya aykırıdır. Bayramın hemen ertesi gününde İstanbul Valisi’nin ‘Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz’ diyerek hakkını kullanmak isteyen ve bu yüzden gözaltına alınan kişileri tehdit eder bir dil kullanması yalnızca siyasi olarak sakıncalı değil, aynı zamanda hukuken de yasaklanmış olan kanunsuz emirin itirafıdır. Bizler, 1 Mayısları Taksim’de barış içinde kutlamak ve emek için mücadelemizi tüm kararlılığımızla sürdüreceğiz” diye konuştu.

“BU KARAR DAHA DA KARARLI BİR MÜCADELENİN BAŞLANGICIDIR”

Çorlu Tren Katliamı Davası’nı takip ettiklerini anımsatan Gökçen, karar duruşmasında sanıkların aldıkları cezaların yeterli olmasa da ailelerin içine bir nebze su serptiğini dile getirdi. Gökçen, “Bu karar, bir son değil, yeni bir siyasi iklimin getirisi ve daha da kararlı bir mücadelenin başlangıcıdır. Ancak, Soma’da hiçbir yetkili tutuklanmazken, Çorlu’da bu kadar zaman davanın ilerlemesi mücadeleci ailelerin adalet taleplerini yükseltmeleri sonucunda olmuşken, bu davaların avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay’ın halen cezaevinde olduklarını da hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

“OLAYLARIN AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI HUKUK DEVLETİ BAKIMINDAN ELZEMDİR”

Gökçen, Anayasa Mahkemesi karaına rağmen Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi annelerine-insanlarına hala kapalı olduğuna işaret ederek “Adalet arayışını desteklemek isteyen yurttaşlarımızın hakkına her hafta engel olunuyor. Bu anayasaya aykırı yasağın sonlandırılması ve Cumartesi Annelerinin belirttiği gibi, olayların açıklığa kavuşturulması hukuk devleti bakımından elzemdir” dedi.

“‘İSİAS OTEL ORTAK DAVAMIZ’ DEMEYE, TÜM DAVALARI TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

İsisas Otel Davası’na ilişkin de konuşan Gökçen, “İsias davası ve depremden etkilenen diğer illerde de takip ettiğimiz diğer davalar, yalnızca bugünün sorumlularının yargı önünde hesap verebilmesini değil, aynı zamanda bugünden itibaren yapılacak olan binaların nasıl bir mantıkla inşa edileceğini de gösterecektir. İhmal sonucunda yıkılmış olan bir yapıya izin veren, imza atan, denetleyen herkesin sorumluluğu vardır. Tam da bu yüzden ‘İsias otel ortak davamız’ demeye ve bu kapsamda açılmış olan tüm davaları takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“HERKES, YARGI ÖNÜNDE HESAP VERMELİDİR”

10 Ekim Gar Katliamı davasına dair de konuşan Gökçen, davadaki eksiklikleri anımsatarak   “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihinin en kanlı terör saldırısını bütün yönleriyle 8 yılda aydınlatamayacak bir devlet değildir. Bizzat terör saldırısını gerçekleştirenler ile ihmalleriyle katliamın boyutunun büyümesine sebep olan herkes, yargı önünde hesap vermelidir” açıklamasını yaptı.

“TAHİR ELÇİ SUIKASTI BİR AN ÖNCE AYDINLATILMALI, SORUMLULAR HESAP VERMELİ”

Tahir Elçi Davası’nda savcılığın sanık polislerin beraatine karar verilmesi yönünde bir mütalaada bulunmasına tepki gösteren Gökçen, “Türkiye’de faili meçhul cinayetler döneminin geride bırakılması gerekliliği söze gelince herkesçe paylaşılsa da bu davanın gidişatı hepimizi kaygılandırırken cezasızlık politikasının da sürdürüleceğini göstermektedir. Tahir Elçi suikastının bir an önce aydınlatılması ve tüm sorumluların yargı önünde hesap vermesi çağrımızı tekrarlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANI GEÇ KALINMADAN CEZA HAFİFLETME VEYE KALDIRMA YETKİSİNİ EMEKLİ GENERALLER İÇİN KULLANSIN”

28 Şubat Davasında hükümlü olan emekli generaller, Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Temel Özkaynak ve Erol Özkasnak’ın olumsuz sağlık koşullarına rağmen cezaevinde tutulmalarını da gündemine alan Gökçen, Cumhurbaşkanı’nın anayasanın 104. maddesinde yer alan “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır” yetkisini hatırlattı. Gökçen, “Geç kalınmadan bu yetkinin emekli generaller için de kullanılmasını bizler de talep etmeye, durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz.

“HERKES İÇİN ADALET SAĞLANMASI AMACIYLA MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Bizler, hukukun gereği neyse onun yapılması, toplumun yakından takip ettiği birçok olayın her yönüyle aydınlatılması ve her kim olursa olsun, herkes için adalet sağlanması amacıyla mücadelemizi sürdüreceğiz. Adalet arayışı yükseldikçe, nerede bir zulme uğrayan varsa orada bizler çoğaldıkça, Türkiye’yi çok daha parlak bir geleceğe hep birlikte kavuşturabiliriz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-1-mayis-taksim-yasagina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Çekmeköy’de Çocuk Parkı Akaryakıt İstasyonu Olmaktan Kurtuldu https://www.haber28.com.tr/cekmekoyde-cocuk-parki-akaryakit-istasyonu-olmaktan-kurtuldu/ https://www.haber28.com.tr/cekmekoyde-cocuk-parki-akaryakit-istasyonu-olmaktan-kurtuldu/#respond Tue, 30 Jul 2024 03:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28392

(İSTANBUL) – Çekmeköy’de AKP’li belediye başkanı döneminde, çocuk parkının vatandaşların karşı çıkmasına rağmen imara açılarak akaryakıt istasyonuna dönüştürülme projesi, belediyenin CHP’ye geçmesiyle son buldu. CHP’li Çekmeköy Belediyesi’nin nisan ayı olağanüstü meclis toplantısında oy çokluğu ile alınan kararla, benzin istasyonu yapılmak istenen parkın yeşil alan ve deprem toplanma bölgesi olarak kalmasına karar verildi.

İstanbul Çekmeköy Mimar Sinan Mahallesi Fiba Life Sitesi önündeki 3.580 ve 3.581 parseller üzerinde yer alan Ord. Prof. Zeki Velidi Togan Parkı’nın dönemin AKP’li Çekmeköy Belediyesi tarafından, vatandaşların tepkilerine rağmen parkın imara açılarak akaryakıt istasyonu yapılmasına karar verilmiş, bu karar İBB Meclisi’nin 2020 Ekim ayı toplantısında da tartışmalara yol açmış ancak AKP-MHP grubunun oyları ile kabul edilmişti. Bunun üzerine hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem de Çekmeköylü vatandaşlar adına açılan davalarda ‘iptal’ kararları verilmişti. Site sakinlerinin açtığı davada da idare mahkemesi, yürütmenin durdurulması yönünde karar vermiş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesi’ne yapılan istinaf başvurusu da oy birliği ile ‘kesin karar’ olarak reddedilmişti. Tüm bu gelişmelere rağmen parkı akaryakıt istasyonu yapmak isteyen dönemin AKP’li Çekmeköy Belediyesi önceki dönem yönetimi istinafa giderek ısrarını sürdürmüştü.

BELEDİYE CHP’YE GEÇTİ, ÇOCUK PARKI AKARYAKIT İSTASYONU OLMAKTAN KURTULDU

31 Mart yerel seçimlerin ardından CHP yönetimine geçen Çekmeköy Belediyesi, parka akaryakıt istasyonu yapılmasına ‘dur’ dedi. Belediyenin ilgili mahkeme kararlarına yönelik istinafa gitmesinden feragat eden Çekmeköy Belediye Meclisi, benzin istasyonu yapılmak istenen parkın yeşil alan ve deprem toplanma bölgesi olarak kalmasına oy çokluğu ile karar verdi. AKP’li meclis üyelerinin belediyeye gelir getirici bir proje olarak arkasında durup savundukları parka benzin istasyonu planı CHP’li üyelerin oyuyla rededilerek Çekmeköy’ün gündeminden tamamen kaldırıldı. Oy çokluğu ile alınan meclis kararıyla Fiba Life Sitesi önündeki çocuk parkının ranta kurban edilmesinin önüne geçildi.

BAŞKAN ÇERKEZ: ÇOCUKLARIMIZ KAZANDI

Kararla ilgili açıklama yapan Çekmeköy Belediye Başkanı CHP’li Orhan Çerkez, “Komşularımız ve çocuklarımız kazandı. 31 Mart Seçimlerinden bir hafta önce Madenler Meydanı’nda size söz vermiştim. Çekmeköy’ün geleceğini inşa etmek, çocuklarımıza daha güzel, yeşil bir ilçe bırakmak için çalışacağım. Parkların, yeşil alanların ranta açılması utancına son vereceğim. Meclisimizde oy çokluğuyla aldığımız kararla birlikte Ord. Prof. Zeki Velidi Togan Park’ı çocuklarımızın güvenli oyun alanı olacak. Aldığımız kararla birlikte bir avuç rantçının değil Çekmeköy’lü çocuklarımızın kazandığını büyük bir mutlulukla belirtmek istiyorum” dedi.

VATANDAŞLAR KARARDAN MUTLU

Park kararıyla ilgili konuşan vatandaş Hayriye Kaya da “Yapılmaması hepimiz için daha iyi oldu. Gelip yürüyüş yapıyoruz, yeşil alanımız var. Çoluğumuz çocuğumuz eğleniyor. Yani buraya benzinlik yapılsa bizim için iyi olmaz, kötü olurdu. Mutlu oldum çok sevindim. Torunlarımızın ellerinden tutup getirip burada gezdiriyoruz, temiz hava alıyoruz. Yani sıkıldık betonun arasında dura dura. Deprem olsa sığınacak bir yerimiz yok. Hiç değilse gelir buralara sığınırız. Hiçbir yer kalmadı çevremiz doldu. Karara çok mutlu oldum” dedi.

Parkta sıkça oyun oynadığını belirten çocuklardan biri olan Rabia Nur Bozkurt ise “Parkı çok seviyoruz. Annemiz babamızla geliyoruz. Arkadaşlarımızla gelip oyun oynuyor piknik yapıyoruz. Çevremize güzel bakıyoruz. Benzinlik yapılmaması bizi çok mutlu etti” diye konuştu.

KARAR SONRASI PARKTA BAKIM ÇALIŞMASI YAPILDI

Alınan meclis kararının ardından belediye ekipleri, vatandaşların parkta keyifli vakit geçirebilmesi için oyun gruplarında bakım onarım çalışmaları yaptı. Parktaki çimleri kısaltan ekipler, genel temizlik ve oturma banklarının monte çalışmalarını da tamamladı.

YURTTAŞLAR EYLEM YAPMIŞTI

Geçtiğimiz yıllarda Çekmeköylü vatandaşlar ve çocuklar benzin istasyonuna çevrilmek istenen park önünde eylem yapmış tepkilerini ortaya koymuştu. Eyleme dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da katılarak vatandaşlara destek vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/cekmekoyde-cocuk-parki-akaryakit-istasyonu-olmaktan-kurtuldu/feed/ 0
Çekmeköy Belediyesi, Çocuk Parkı’nın Benzin İstasyonuna Dönüştürülmesini Engelledi https://www.haber28.com.tr/cekmekoy-belediyesi-cocuk-parkinin-benzin-istasyonuna-donusturulmesini-engelledi/ https://www.haber28.com.tr/cekmekoy-belediyesi-cocuk-parkinin-benzin-istasyonuna-donusturulmesini-engelledi/#respond Tue, 30 Jul 2024 00:00:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28333 31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra ikinci meclis toplantısını olağanüstü gündemle toplayan Çekmeköy Belediyesi, Başkan Orhan Çerkez önderliğinde ilçenin kanayan yaralarından biri olan Çocuk Parkı’nın Benzin İstasyonuna dönüştürülmesi olayını da çözdü.

Çekmeköy Belediyesi’nin Nisan ayı olağanüstü meclis toplantısında ilçe adına tarihi bir karar imza atıldı. Meclis ikinci Başkanvekili Soner Çiçekli yönetiminde toplanan Çekmeköy Belediye Meclisi, çocuk parkı ve deprem toplanma alanı üzerine yapılmak istenen benzin istasyonu planını vatandaşın ve mahkemelerin istediği şekilde sonuçlandırdı. Oy çokluğu ile alınan meclis kararıyla Fiba Life Sitesi önündeki çocuk parkının ranta kurban edilmesinin önüne geçildi. Geçtiğimiz yıllarda Parkın benzin istasyonu olmaması için Çekmeköylü vatandaşlar ve çocuklar benzin istasyonuna çevrilmek istenen park önünde eylem yapmış tepkilerini ortaya koymuşlardı.

Başkan söz verdi ve parkı çocuklara teslim etti

Yerel seçimler öncesinde Madenler Meydanı’nda düzenlenen mitingde, “Söz veriyorum 1 metrekare yeşil alanı imar açmayacağım. Özel imarlarla planlar yaptırmayacağım. Çocuk parklarını rant uğruna benzin istasyonlarına vermeyeceğim,” diyen Başkan Orhan Çerkez, bu sözünü hızlıca yerine getirdi. Olağanüstü meclisten yetki alan Başkan Çerkez, Çekmeköy’ün gündeminde yer alan Zeki Velidi Togan Parkı ile ilgili yetkiyi alarak parka benzin istasyonu yapılması ihtimalini tamamen ortadan kaldırdı.

Başkan Çerkez: “Çocuklarımız Kazandı”

Komşularımız ve çocuklarımız kazandı diyen Başkan Çerkez, “31 Mart Seçimlerinden bir hafta önce Madenler Meydanı’nda size söz vermiştim. Çekmeköy’ün geleceğini inşa etmek, çocuklarımıza daha güzel, yeşil bir ilçe bırakmak için çalışacağım. Parkların, yeşil alanların ranta açılması utancına son vereceğim. Meclisimizde oy çokluğuyla aldığımız kararla birlikte Ord. Prof. Zeki Velidi Togan Park’ı çocuklarımızın güvenli oyun alanı olacak. Aldığımız kararla birlikte bir avuç rantçının değil Çekmeköy’lü çocuklarımızın kazandığını büyük bir mutlulukla belirtmek istiyorum” dedi.

7’den 70’e tüm vatandaşlar karardan mutlu

Park kararıyla ilgili konuşan vatandaş Hayriye Kaya, ” Yapılmaması hepimiz için daha iyi oldu. Gelip yürüyüş yapıyoruz, yeşil alanımız var. Çoluğumuz çocuğumuz eğleniyor. Yani buraya benzinlik yapılsa bizim için iyi olmaz kötü olurdu. Mutlu oldum çok sevindim. Torunlarımızın ellerinden tutup getirip burada gezdiriyoruz, temiz hava alıyoruz. Yani sıkıldık betonun arasında dura dura. Deprem olsa sığınacak bir yerimiz yok. Hiç değilse gelir buralara sığınırız. Hiçbir yer kalmadı çevremiz doldu. Karara çok mutlu oldum” dedi. Parkta sıkça oyun oynadığını belirten çocuklardan biri olan Rabia Nur Bozkurt, “Parkı çok seviyoruz. Annemiz babamızla geliyoruz. Arkadaşlarımızla gelip oyun oynuyor piknik yapıyoruz. Çevremize güzel bakıyoruz. Benzinlik yapılmaması bizi çok mutlu etti” diye konuştu.

Karar sonrası parkta bakım çalışması yapıldı

Alınan meclis kararının ardından belediye ekipleri vatandaşların parkta keyifli vakit geçirebilmesi için, oyun gruplarında bakım onarım çalışmaları yaptı. Parktaki çimleri kısaltan ekipler, genel temizlik ve oturma banklarının monte çalışmalarını da yaptı.

Çekmeköy Mimar Sinan Mahallesi Fiba Life Sitesi önündeki 3.580 ve 3.581 parseller üzerinde yer alan Ord. Prof. Zeki Velidi Togan Parkı’nın bir kısmının akaryakıt istasyonu yapılmak istenmesine karşılık hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem de Çekmeköylü vatandaşlar adına açılan davalarda ‘iptal’ kararları verilmesinin ardından, site sakinlerinin açtığı davada da idare mahkeme, yürütmenin durdurulması yönünde karar vermiş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesi’ne yapılan istinaf başvurusu da oybirliği ile ‘kesin karar’ olarak ret edilmişti. Tüm bu gelişmelere rağmen parkı benzin istasyonu yapmak isteyen Çekmeköy Belediyesi önceki dönem yönetimi istinafa giderek ısrarlarını sürdürmüştü.

31 Mart seçimlerinde işbaşına gelen Cumhuriyet Halk Partili yeni başkan Orhan Çerkez yönetimindeki belediye meclisi, 22 Nisan Pazartesi olağanüstü toplanarak bu duruma kesin ve net bir kararla ‘dur’ dedi. Belediyenin ilgili mahkeme kararlarına yönelik istinafa gitmesinden feragat eden Çekmeköy Belediye Meclisi, benzin istasyonu yapılmak istenen parkın yeşil alan ve deprem toplanma bölgesi olarak kalmasına oyçokluğu ile karar karar kıldı. AK Partili meclis üyelerinin belediyeye gelir getirici bir proje olarak arkasında durup savundukları parka benzin istasyonu planı CHP’li üyelerin oyuyla ret edilerek Çekmeköy’ün gündeminden tamamen kaldırıldı.

Söz konusu çocuk parkının benzin istasyonu yapılmak istenmesine yönelik oluşan büyük toplumsal direnç hukukken de defalarca vatandaş lehine sonuçlanmış fakat her seferinde farklı yöntemler denenerek bu yerin akaryakıt istasyonu yapılıp ranta açılması için denemeler yapılmıştı. Sürece dahil olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bölgeyle ilgili plan yapmış, bakanlığın yaptığı planlar da vatandaşın açmış olduğu dava sonucu ret edilmişti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/cekmekoy-belediyesi-cocuk-parkinin-benzin-istasyonuna-donusturulmesini-engelledi/feed/ 0
Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini neden şimdi kesti? Sonuçları ne olabilir? https://www.haber28.com.tr/turkiye-israil-ile-ticari-iliskilerini-neden-simdi-kesti-sonuclari-ne-olabilir/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-israil-ile-ticari-iliskilerini-neden-simdi-kesti-sonuclari-ne-olabilir/#respond Mon, 29 Jul 2024 22:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28301 Türkiye’de hükümet, İsrail ile ilgili ihracat ve ithalat işlemlerinin tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulduğunu açıkladı.

Ticaret Bakanlığı’nın kararla ilgili yayımladığı yazılı açıklamada, “İsrail hükümetinin, Gazze’ye kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardım akışına izin verinceye kadar Türkiye’nin yeni tedbirleri uygulayacağı” belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Cuma namazı sonrası yaptığı açıklamada İsrail’i eleştirdikten sonra, “Aramızda 9,5 milyar dolarlık bir ticaret hacmi vardı. Bu ticaret hacmini de biz yok farz ederek bu kapıyı kapattık” diye konuştu.

Peki bu karar ne anlama geliyor? BBC Türkçe, İsrail-Türkiye ilişkilerini takip eden uzmanlara sordu.

Hükümet neden şimdi böyle bir karar aldı?

İsrail ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, 7 Ekim’deki Hamas saldırıları ile başlayan süreçte Türkiye’deki kamuoyunda önemli tartışma başlıklarından birine dönüştü.

Bu tartışmalar yerel seçim sürecinde de devam etti ve başta Yeniden Refah Partisi (YRP) olmak üzere bazı siyasi partiler, hükümeti bu konuda gerekli adımları atmamakla eleştirdi.

Hükümet, 9 Nisan’da 54 ürün grubunun İsrail’e ihracatını kısıtladığını açıkladı.

Cuma günkü son açıklamayla ise bu kısıtlamalar tüm ihracat ve ithalat ürünlerini kapsayacak şekilde genişletildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili açıklamasında, bazı partilerin seçim atmosferi sırasında bu konuyu “çok acımasızca kullandıklarını” söyledi.

Erdoğan, “Biz de acele etmeden bu süreci değerlendirelim istedik. Şu anda seçimler de bitti ve bu adımı attık” diye konuştu.

Geçen yıl ABD’de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesini hatırlatan Erdoğan, “bunu Türkiye-İsrail arasında bazı adımların atılabileceğini göstermek için yaptığını” ancak “Netanyahu’nun acımasız olduğunu” söyledi.

Erdoğan, “Ne yazık ki Filistin’in o garip gureba, fakir, yoksul insanları İsrail’in bu bombaları karşısında ölüme mahkum edildiler. Bunun karşısında artık biz daha sabredemezdik” diye konuştu.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında ticari ilişkilerinin neden şimdi tümüyle kesildiği konusunda ise 9 Nisan’da ihracatta kısıtlama kararı alındığı ancak İsrail’in tutumunda değişikliğe gitmediği belirtildi:

“İsrail hükümetinin saldırgan tutumunu sürdürdüğü, Filistin’deki insani trajedinin kötüleştiği müşahede edilmektedir. Bu itibarla, devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulmuştur.”

BBC Türkçe’ye konuşan, İsrail konusunda uzman araştırmacı Oğuzhan Çağlıyan, “iç siyasetin hükümetin bu kararları almasında ve kararların zamanlamasında önemli bir etkisinin olduğu” görüşünü savunuyor.

Çağlıyan, “hem seçimlerde YRP’nin İsrail’le ticareti kesme çağrısının bir baskı yaratmasının hem de Türkiye-İsrail ilişkilerinde Türkiye’nin taleplerinin İsrail tarafından karşılanmamasının bu kararları etkilediği” görüşünde.

“Yerel seçimler geçse de Türkiye’nin önünde bir referandum süreci olabileceğini, 31 Mart’ta yüzde 6’dan fazla oya ulaşan YRP’nin oyunun da böyle bir durumda önemli olacağını” söylüyor Çağlıyan.

BBC Türkçe’ye konuşan, İngiltere’deki London School of Economics’ten (LSE) Türkiye uzmanı Selin Nasi ise öncelikle Mavi Marmara saldırısından itibaren Türkiye-İsrail ilişkilerinde kendini tekrar eden bir ilişki modeli olduğunu ama şimdi bir tavır değişikliğine gidildiğini vurguluyor.

Nasi, “Filistin meselesindeki sorunlara bağlı olarak iki ülkenin arası açıldığında Ankara İsrail’e karşı sert bir söylem belirliyor ama ikili ilişkilere kalıcı hasar verecek adımlar atmaktan da kaçınıyordu” hatırlatmasını yapıyor ve şöyle devam ediyor:

“Liderler arasında karşılıklı sert mesaj alışverişine rağmen iki ülke arasındaki ortak çıkarlardan dolayı güvenlik alanında istihbarat iş birliği devam ediyor, ticaret de bu siyasi çatışmalardan siyasi gerginliklerden etkilenmeden sürüyordu. Önümüzde söylemle pratik arasında bir makas görünümü veren bir ilişki modeli vardı.”

Nasi, yerel seçimler sonrasında tavır değişikliğinin nedenini de şöyle açıklıyor:

“Yerel seçimler sonrası ortaya çıkan siyasi tablo, Gazze’deki savaşın yıkımının yarattığı tepkilerle birleşince, bu statükonun devamı Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından daha maliyetli bir hale geldi.”

‘İdeolojik tercih’ ve ‘hayal kırıklığı’ etkisi

Nasi, yerel seçimlerdeki İsrail karşıtı söylemin etkisini de sonuçlar açısından “yan sebep” olarak değerlendiriyor:

“Yeni yapılan Metropol araştırmasının sonuçları, hükümetin İsrail politikasının seçmenin oy davranışında çok da belirleyici olmadığını ortaya koyuyor.

“Bana kalırsa AKP’den oy kaymasının arkasındaki ana etken kesinlikle hayat pahalılığıydı. Ancak alternatif bir parti arayışı içindeki muhafazakâr, dindar seçmene muhakkak ki YRP’nin İsrail karşıtı söylemi cazip gelmiştir diye düşünüyorum. Ama bunun bir yan sebep olduğu kanaatindeyim.”

Nasi, Ankara’nın İsrail’e yönelik tavır değişikliğinde sadece iç siyasetteki gelişmelerin etkili olmadığını, aynı zamanda bir ideolojik tercih de yapıldığı kanısında.

“Bu tavır değişikliği Ankara’daki siyaset yapıcılarının bölgenin güç dinamiklerini nasıl okuduğu, nasıl yorumladığı ve Türkiye’yi nasıl konumlandırmak istedikleriyle yakından ilgili.”

“Ankara 7 Ekim saldırılarından bu yana Türkiye’yi bölgede otonom bir bölge gücü ve aracılık rolü oynamaya muktedir bir ülke olarak konumlandırmaya çalışıyor.

“Ancak arabuluculuk girişimlerinin karşılıksız kalmasının yarattığı ciddi bir hayal kırıklığı söz konusu. İsrail’e karşı daha sert bir üslup belirlenmesinde bu hayal kırıklığının payı var.”

Sonuçları ne olur?

İki ülke arasındaki ticaret hacminde ihracatın ağırlığı nedeniyle son kararın asıl olarak İsrail’e ihracatı etkilemesi bekleniyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2023’te Türkiye’nin İsrail’e ihracatı 5,2 milyar dolar, İsrail’den ithalatı ise 1,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Bu bir yıllık dönemde iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 6,8 milyar dolar oldu.

TÜİK verilerine göre, 2023’te 5,4 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin ihracat listesinde İsrail 13’üncü sırada yer aldı.

2023’te İsrail’e ihracat bir önceki yıla göre yüzde 23’e yakın düştü.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, 2024 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin İsrail’e ihracatı yüzde 21,6 oranında düşüş kaydetti.

Bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla düşüş oranı yüzde 28 civarında gerçekleşti.

Türkiye’den İsrail’e ihraç edilen mallar arasında çelik, metal, makine, plastik, çimento ürünleri, tekstil ve motorlu taşıtlar bulunuyordu.

Son karar ardından Reuters haber ajansına konuşan ihracatçı firma sahipleri, Türkiye’nin ikili ticareti durdurma kararını şaşkınlıkla karşıladıklarını, ihracatçı Türk firmalarının siparişlerini üçüncü ülkeler üzerinden İsrail’e göndermenin yollarını aradığını söyledi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın basın toplantısına katılan bir ev eşyası ihracatçısı, malların gümrükte bekletildiğini ve alternatif yollar aramak zorunda kaldıklarını belirtti.

Reuters’a konuşan bir Türk ihracatçı, “Gün boyunca gümrüklerle uğraştık ve sorunun ne olduğunu anlamadık. Sistem, yasak kararı açıklanmadan önce kapatılmıştı” dedi.

Bir çikolata ve şekerleme ihracatçısı da şirketinin İsrail pazarı için özel olarak üretilen ve ambalajları tamamen İbranice olan ürünleri olduğunu söyledi.

Kararın kendileri için büyük bir maddi kayıp olduğunu belirten ihracatçı, “İsrail’de alacaklı olduğumuz ve borçlu olduğumuz şirketler var. Ticaret durduğunda bu alacaklar ne olacak?” diye sordu.

Aynı ihracatçı İsrail’deki ticari ortaklarıyla görüştükten sonra çözüm arayacaklarını da sözlerine ekledi.

Araştırmacı Çağlıyan, İsrail kamuoyunda ise konu tartışılırken “Bu kısıtlamalar ekonomik olarak bizim için çok ciddi sıkıntı yaratmaz ama bu bize ders olmalı, başka ülkelere fazla bağımlı olmamalıyız” söylemiyle ele alındığını belirtiyor.

Çağlıyan, “İsrail’in bir korkusu da Türkiye’nin boykotunun başka ülkelere örnek olması. Özellikle Norveç ve İrlanda ile sorunlar var” yorumunu yapıyor.

Filistinlileri etkiler mi?

Reuters’a konuşan bir Türk gıda ihracatçısı da ticaretin durdurulmasının Filistin topraklarına gönderilen ve İsrail gümrüklerinden geçmek zorunda olan malların da engellenmesi anlamına geldiğini belirterek “Filistin halkı da zarar görecek” dedi ve ekledi:

“Siparişleri Mısır, Ürdün ya da Lübnan üzerinden gönderip gönderemeyeceğimize bakacağız, bu durumdan nasıl kurtulacağımızı bilmiyorum.”

Araştırmacı Çağlıyan, Türkiye ile İsrail arasındaki ticaretin bir bölümünün Filistinlilerle ilgili olduğunu, son kararının Filistinlileri nasıl etkileyeceğinin en büyük soru işaretlerinden biri olduğu kanısında:

“İthalatı askıya almak daha kolay. Ama ihracatta mesela Filistin’e, Batı Şeria’ya bir ürün gönderdiğinizde bu ürünün İsrail gümrüklerinden geçmesi lazım. Siz İsrail mallarına boykot uygularken İsrail bunları sınırdan Filistin’e geçirir mi? Bu, soru işaretlerinden bir tanesi.”

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında ise Filistinlilerin, bu kısıtlamalardan etkilenmemesi için Ticaret Bakanlığı ile Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı arasında gerekli çalışmaların koordine edileceği belirtildi.

Kısa süreli bir uygulama mı?

Türkiye’de hükümet, 9 Nisan’daki kararda İsrail Gazze’de derhal ateşkes ilan edene ve yeterli miktarda ve kesintisiz insani yardım akışına izin verinceye kadar kısıtlama tedbirlerinin yürürlükte kalacağını vurgulamıştı.

Ticaret Bakanlığı son kısıtlama açıklamasında ise “İsrail’in, Gazze’ye kesintisiz ve yeterli miktarda insani yardım akışına izin verinceye kadar Türkiye’nin yeni tedbirleri uygulayacağını” belirtti.

LSE’den Selin Nasi, ticari kısıtlamaların bir koşula bağlı olmasının özellikle altını çiziyor:

“Eğer hakikaten basına yansıyan haberler doğruysa, yani yakın zamanda bir ateşkes imzalanması söz konusu olursa veya İsrail tarafı Türkiye’ye yardımların gönderildiği yerlere sorunsuz şekilde gideceğine dair bir güvence verirse ne olur?”

Nasi, kararı bu açıdan şu sözlerle yorumluyor:

“Dolayısıyla bu karar açıkçası böyle bir beklentiye istinaden alınmış kısa süreli olabilecek bir çıkış mıdır değil midir? Bunu, açıkçası gelişmeleri izleyerek görmekte fayda var.

“Ben Türkiye’nin bu keskin tavır değişikliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değilim. Çünkü bir taraftan baktığımızda Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini düzeltme yoluna gittiği bir dönemdeyiz. Dolayısıyla İsrail ile ilişkileri de gerebileceği noktanın bir limiti olduğunu düşünüyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-israil-ile-ticari-iliskilerini-neden-simdi-kesti-sonuclari-ne-olabilir/feed/ 0
Muğla’da öğretmen eşini darp eden saldırgan tahliye edildi https://www.haber28.com.tr/muglada-ogretmen-esini-darp-eden-saldirgan-tahliye-edildi/ https://www.haber28.com.tr/muglada-ogretmen-esini-darp-eden-saldirgan-tahliye-edildi/#respond Mon, 29 Jul 2024 08:48:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28271

ESMA TURAN

(MUĞLA) – Muğla’nın Menteşe ilçesinde öğretmen eşini darp ettiği iddiasıyla tutuklanan saldırgan tahliye edildi. Mağdur kadının avukatı Alev Öztürk, tahliyeye itiraz edeceklerini ve müvekkilinin tahliye kararı sonrası tedirgin olması nedeniyle elektronik kelepçe talebinde bulunacaklarını söyledi. Darp edilen kadın ise, sanığın en ağır cezayı almasını istediğini belirterek, “Adalet yerini bulsun ve bir kadın daha eksilmesin bu dünyadan” dedi.

Menteşe’ye bağlı Yeniköy Mahallesi’nde yaşayan mağdur kadın 18 Şubat gece saatlerinde eşi tarafından darp edildi. İddiaya göre; yaklaşık 1 saat süren şiddet sonrası kadın telefonunu da yanına alıp kendini odaya kilitledi ve KADES uygulamasına bastı. Arama seslerini duyan saldırgan ise evden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan kadın, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kadının burnunda ve belinde kırıklar olduğu tespit edildi.

SANIK İLK DURUŞMADA SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

Kadının hastaneye kaldırılmasının ardından eve dönen saldırgan eş polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası şüpheli, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Yapılan savcılık soruşturması neticesinde açılan davanın 14 Mart’ta yapılan duruşmasında tutuklu sanık savunmasında suçlamaları kabul etmedi. İkinci duruşma ise 4 Nisan’da yapıldı. Duruşmada ise şiddet mağduru kadın, saldırganın en ağır cezayı almasını istedi.

SANIK TAHLİYE EDİLDİ, DURUŞMA ERTELENDİ

Davanın üçüncü duruşmasında ise sanık tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Mahkeme heyeti duruşmayı, kadının yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağı konusunda 6 ay sonrasında rapor alınması gerektiğine karar vererek 24 Eylül’e erteledi. Mağdur kadının avukatı Alev Öztürk, tahliye kararına itiraz edeceklerini ve elektronik kelepçe talep edeceklerini söyledi.

Avukat Öztürk şöyle devam etti:

“Dünkü duruşmada sanığın tahliyesine karar verildi. Savcılık da tahliye edilmemesi yönünde mütalaada bulunmuştu. Elbette biz tahliye kararına itiraz edeceğiz. Çünkü sanığın müvekkile karşı işlemiş olduğu birden fazla nitelikli suç var. Sanık, eşe karşı işlenen kasten yaralama suçunun nitelikli halleri olan, vücutta birden çok kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde ve yüz de sabit iz oluşturacak şekilde suçları işlemiştir. Ayrıca silahlı tehdit suçunu da işlemiştir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın oldukça yüksek bir hapis cezası ile karşı karşıya kalma durumu vardır.

sanığın tutuklu yargılanması gerekirdi bize göre ama mahkeme tahliyesine karar verdi. Müvekkil şu an bu tahliye kararından dolayı oldukça tedirgin. Kendisi hakkında ek tedbir koruma kararları taleplerinde bulunuyoruz. 24 Eylül’deki duruşmada savcılığın mütalaasını vereceğini ve karar çıkacağını bekliyoruz.”

“ADALET YERİNİ BULSUN”

Şiddet mağduru kadın ise tahliye kararına ilişkin şunları söyledi:

“Korkuyorum ve endişeleniyorum. Uzaklaştırma ve koruma kararı aldım fakat narsist bir kişiliğe ve şiddete meyilli olduğu için ne zaman, nerede ne şekilde karşıma çıkacağını bilmediğim için korkuyorum. Koruma kararlarının yeterli olmadığını düşündüğüm için elektronik kelepçe talep ettim. Yaptıklarının çok normal bir şeymiş gibi davranması beni korkutuyor ve tedirgin ediyor. Koruma kararlarının uygulanmasını talep ediyorum. Ülkemizde bu kararlar pek uygulanmıyor ve mağdur her zaman kadın olarak gösteriliyor. Caydırıcı cezalar yeterli olmadığı için bu tarz kişiler ellerini kollarını sallayarak geziyor ve akabinde yarım bıraktıkları işi tamamlıyorlar. İlla bir kadının daha ölmesi mi gerekiyor? Ben sürekli bu endişeyle yaşamak istemiyorum. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/muglada-ogretmen-esini-darp-eden-saldirgan-tahliye-edildi/feed/ 0
Savunmaya Özgürlük Platformu: Bu karar ile meslektaşlarımızın avukatlığı mahkum edilmeye çalışılıyor https://www.haber28.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/ https://www.haber28.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/#respond Sun, 28 Jul 2024 03:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27993 (ANKARA) – Savunmaya Özgürlük Platformu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Selçuk Kozağaçlı hakkında verdiği onama kararıyla ilgili “Bu karar ile meslektaşlarımızın halkın, yoksulların, emekçilerin avukatlığını yapmaları mahküm edilmeye çalışılmaktadır. Avukatlık yapmak suç değildir. Meslektaşlarımızın dediği gibi: bu karar hükümsüzdür” açıklamasını yaptı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ile Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) avukatlara açılan davada kararını geçen günlerde açıklamış ve ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik hakkındaki cezaların onanmasına hükmetmişti.

Savunmaya Özgürlük Platformu üyesi avukatlar, bugün Sıhhiye Adliyesi önünde biraraya gelerek onama kararıyla ilgili açıklama yaptı. Platform adına ÇHD Ankara Şube yöneticisi Irmak Özkan’ın okuduğu açıklamada, 11 yıllık yargılama sürecinde, yargılamaya konu dijitallerin sahteliğinin defalarca ispat edildiğini vurgulanarak “Birçoğu ‘sahte delil üretmekten’ yargılanmış polis, hakim ve savcılarca oluşturuldukları ispatlanmasına; duruşma salonuna getirilemeyen akıl hastası, bağımlı tanıkların yalanları ortaya çıkarılmasına rağmen meslektaşlarımızın mahkümiyet kararları onanmıştır” denildi.

“MAHKUMİYET İÇİN YARGILAMANIN HAZIRLIK AŞAMASI YETERLİ GÖRÜLMÜŞTÜR”

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Toplamda 7 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan meslektaşlarımız hakkında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nce verilen kararda gerekçeye yer verilmemiş, tüm bu hukuksuzluklara göz yumulmuştur.  Hazırlık aşamasında beyanı alınan 16 tanık duruşma salonunda dinlenmemiş olmasına rağmen, dosya dahi okunmadan verilen kararda yalnızca 3 tanığın kovuşturma aşamasında dinlenmediğinden bahsedilmiş, üstelik bu durum ‘hukuka uygun’ bulunmuştur. Mahkumiyet için yargılamanın hazırlık aşaması yeterli görülmüştür.

“AVUKATLIĞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bu karar ile uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış ‘avukatların müvekkilleri ile özdeşleştirilmemesi’ yasağı açıkça ihlal edilerek tüm yargılama sürecinde meslektaşlarımızın adil yargılanma hakları da ihlal edilmiştir.  Bu karar ile meslektaşlarımızın halkın, yoksulların, emekçilerin avukatlığını yapmaları mahküm edilmeye çalışılmaktadır. Avukatlık yapmak suç değildir. Meslektaşlarımızın dediği gibi: bu karar hükümsüzdür. Bugüne kadar hep olduğu gibi meslektaşlarımızın yanında olmaya, avukatlığı savunmaya devam edeceğiz.”

Savunmaya Özgürlük Platformu’ndan avukat Doğan Erkan, “Platformu tam da bunun için kurmuştuk. Bu ülkede artık siyasal iktidarın doğrudan uzantısı olan bir yargı iktidarı var. Artık bırakalım adil yargılanma hakkını adli bir yargılamaya, adli bir usule ihtiyaç duymuyor demiştik. Meslektaşlarımız başta siyasi dava avukatları olmak üzere çok çeşitli davalardan ve çok çeşitli sebeplerden avukatlık yaptıkları için yargılanıyorlar, tutuklanıyorlar, hüküm yiyorlar” dedi.

ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN’DAN İKTİDARA: “GÜN GELECEK ADALET SİZE DE LAZIM OLACAK”

Erkan’ın ardından DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı ve DEM Parti Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü avukat Öztürk Türkdoğan konuştu. Türkdoğan, “Siyasal iktidar sürekli yargıyı kullanarak baskı politikasını giderek derinleştiriyor. 31 Mart seçimlerinden gerekli dersi çıkarmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Yargıda kurulan bu kumpas davaları sayısı artık hatırlanmayacak kadar çok. Bu da bir kumpas davasıydı. Adil yargı, bağımsız yargı, tarafsız, yargı, adalet herkes içindir. İktidarda olanlara seslenmek istiyorum; gün gelecek size de adalet lazım olacak. Yargıyla bu kadar oynamayın” çağrısında bulundu.

DEM PARTİ MİLLETVEKİLİ TANHAN: “YARGITAY SİYASİ İKTİDAR VE ONUN ORTAĞININ TETİKÇİLİĞİNİ YAPIYOR”

Son olarak basın açıklamasına destek veren DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan da “Bugün Yargıtay’ın içtihadına baktığımızda aslında darbeler hukukunun gerisine düştüğümüzün bir filmini, röntgenini çekmiş oluyoruz. Bugün Yargıtay, özellikle de 3. Ceza Dairesi siyasi iktidar ve onun ortağının tetikçiliğini yapıyor. Hukukun askıya alındığı, yok edildiği bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/feed/ 0
İstanbul Taksim İstiklal Caddesi’nde Bombalı Saldırıya İlişkin Davada Karar Verildi https://www.haber28.com.tr/istanbul-taksim-istiklal-caddesinde-bombali-saldiriya-iliskin-davada-karar-verildi/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-taksim-istiklal-caddesinde-bombali-saldiriya-iliskin-davada-karar-verildi/#respond Tue, 23 Jul 2024 06:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27087 Haber: GAYE ŞEYMA CAN

(İSTANBUL) İstanbul Taksim İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım 2022 tarihinde 6 kişinin ölümü, 99 kişinin yaralanmasına yol açan bombalı saldırıya ilişkin davada bombalı paketi caddeye bırakan Ahlam Albashir, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürme” suçundan 6 kez ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürmeye teşebbüs’ten 99 kez 18 yıl hapis, “tehlikeli madde bulundurmak” suçundan da 12 yıl olmak üzere toplam bin 794 yıl, kendisine yardım edenlerse bin 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

13 Kasım 2022 tarihinde meydana gelen, 6 kişinin öldüğü 99 kişinin yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin 36 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya Ahlam Albashir ve 4 sanık getirildi, bazı sanıklar Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle duruşmaya bağlandı. Bazı sanıkların üzerlerine atılı suçun vasfının değişme ihtimaline karşın ek savunmaları alındı.

Sanıklardan Fatma Berkel ek savunmasında, “Bilmiyorum hiç görmedim. Ne silah gördüm ne başka bir şey. Ben onların neden bizim yanımıza geldiklerini bilmiyordum. O dönem hamileydim, psikolojik olarak iyi değildim. Ben ona sadece siz buraya neden geldiniz dedim. Buraya yaşamaya geldiklerini tutanamazlarsa gideceklerini söyledi. Dışarda küçük bir kızım var. Nerede olduğunu bilmiyorum. Beraatımı talep ediyorum” dedi.

Diğer sanık Ahmet Carkes ek savunmasında şunları söyledi:

“Bu olayla bir alakam yoktur, Esenler’den almaya gittiğimde hayatımda ilk defa görüyordum. Amacım onu bi yerden bir yere götürmekti, çünkü korsan taksicilik yapıyorum. Onunla ilgim yok. Sadece Türkiyeye yeni geldiğini Avrupa’ya gideceğini biliyordum. Diğer insanların da hiçbirini tanımıyorum. Vatandaşlık almak için 2 ayım kalmıştı. Terör örgütüyle bağlantım olsaydı vermezlerdi. Bana yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum.”

“BAŞKANLA BAŞBAŞA KONUŞMAK İSTİYORUM”

Ahlam Albashir ise karar öncesi son sözleri sorulduğunda, “Kendimi savunmayacağım. Bana vereceğiniz herhangi bir hükmü cezayı kabul ediyorum. Ahmet Carkes’in hiçbir şeyden haberi yoktur. Ahmet telefonu kırdığında hiçbir şeyden haberi yoktu. Amad Haj Hasan’nın evinde 3 gün kaldım. Ferhat ve Fatma’yı da sadece evde gördüm. Bu insanların hiçbirinin alakası yok. Sayın başkanla baş başa konuşmak istiyorum”

AHLAM ALBASHİR’E BİN 794 YIL HAPİS CEZASI

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ahlam Albashir hakkında, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürme” suçundan 6 kez ağırlaştırılmış müebbet, “kasten öldürmeye teşebbüs’ten 99 kez 18 yıl hapis, “tehlikeli madde bulundurmak” suçundan 12 yıl hapis ve 22 bin TL para cezası verdi.

İKİ SANIĞA BİN 35 YIL HAPİS

Mahkeme Fatma Berkel ve Ferhat Habeş hakkında, “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım”, “tasarlayarak bombalama süretiyle kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak çocuğa karşı kasten öldürmeye yardım”, “tasarlayarak bomba suretiyle kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan” ve “silah sağlama” suçlarından toplamda bin 35 yıl hapisle cezalandırılmalarına karar verdi.

“GÖÇMEN KAÇAKÇILLIĞI”NDAN CEZA

Bakar Carkes, Hadir Carkes, Hatica El Kurdi ve Salih Carkes hakkında mahkeme, “suçluyu kayırma” suçundan 4’er yıl, Hüseyin Güneş, Mahmud Elabid, Mahmut El Yusuf, Süleyman Güder, Tareq Alkhatib, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 6 yıl hapis cezası ve 30 bin TL para cezasına, Hazni Gölge hakkında “göçmen kaçakçılığı” suçundan 9 yıl ve 60 bin TL para cezası verdi.

2 SANIĞA AYRI AYRI 17 YIL HAPİS

Sanıklar Ammar Jarkas ile Ahmet Carkes, ‘göçmen kaçakçılığı’, ‘suçluyu kayırma’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlarından toplamda 17 yıl hapis ve 60 bin TL adli para cezasına çarptırıldı. Mahkeme, her iki sanığın da diğer suçlamalardan beraatına karar verdi. Mahkeme diğer 12 sanık hakkında ise beraatlarına hükmetti.

4 SANIK TAHLİYE OLDU, 10 SANIĞIN DOSYASI AYRILDI

Heyet, tutuklu bulunan sanıklardan Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Amad Haj Hasan ve Hasan Ali’nin tahliyesine, haklarında yakalama kararı bulunan sanıkalar Sabri Ok, Hülya Oran, Ferhat Abdi Şahin, Layika Gültekin, Bilal Elhacmaos, Velid Halid, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin, Saliha Bişkin ve Khalil Manja Hussein’in dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

Ağır hapse çarptırılan sanıklardan Fatme Berkel kararın açıklanmasının ardından bayıldı. Ayılmasının ardından Ahlam Albashir’i göstererek, “Bunun için mi hapis yatacağım” diye sordu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-taksim-istiklal-caddesinde-bombali-saldiriya-iliskin-davada-karar-verildi/feed/ 0
Üniversite Hastanelerinde Özel Muayene Açma Yasağına İlişkin Karar Eleştirildi https://www.haber28.com.tr/universite-hastanelerinde-ozel-muayene-acma-yasagina-iliskin-karar-elestirildi/ https://www.haber28.com.tr/universite-hastanelerinde-ozel-muayene-acma-yasagina-iliskin-karar-elestirildi/#respond Tue, 23 Jul 2024 01:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27006

MELTEM KARAKAŞ

(ESKİŞEHİR) Üniversite hastanelerinde çalışan profesör ve doçentlerin özel muayene açmasını engelleyen karara ilişkin konuşan Eskişehir Baro Başkanı Mustafa Elagöz, “Öğretim üyeleri arasında bir sınıf ayrımı yapılmış oldu” dedi.

Eskişehir Baro Başkanı Mustafa Elagöz, Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu’nun 18 Ocak 2014 tarihinden sonra profesör ve doçentlerin açtığı muayenelerin kapatılmasına ilişkin aldığı karar hakkında konuştu. Kararın Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirten Elagöz, oluşan boşluğun giderilmesi için TBMM’nin acilen bir karar alması gerektiğini ifade etti.

“KONU ANAYASA MAHKEMESİ’NE İNTİKAL ETTİ”

Mustafa Elagöz, şu ifadeleri kullandı:

“Yasal düzenleme yapıldı. Dolayısıyla o düzenleme ile üniversite hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin özelikle profesör ve doçent unvanına sahip olan öğretim üyelerinin özel muayene açma veya kliniklerde çalışma yasağı gibi bir düzenleme getirildi. Bu düzenleme sonrasında da konu Anayasa Mahkemesi’ne itikal ettirildi. Anaysa Mahkemesi bununla ilgili bir karar verdi. Gelinen aşamada Yüksek Öğretim Kanunu’nun 564. maddesine ilişkin düzenleme yapılmıştı. Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmiş olduğu düzenleme bu. Asıl kritik nokta burada toplanıyor. Şimdi getirilen düzeleme ile 18 Ocak 2014 tarihinden önce özel muayenesi olan öğretim üyelerinin bu haklarının bakir kalması ve bunların muayenelerini kapatmaları gibi durum ortadan kalktı. O tarihten sonra özel muayene açmak isteyen öğretim üyeleri ile sıkıntı oluştu. 18 Ocak 2014 tarihinden sonra gerek profesör gerekse doçent unvanına sahip olan öğretim üyelerinin özel muayenehane açma ya da özel klinikte çalışma hakları yoktur diye durum ortaya çıkınca mahkemeye intikal etti.

“DANIŞTAY 10. DAİRESİ’NİN VERDİĞİ KARAR DOĞRUYDU”

Bizde yargılama sisteminde ikili sistem vardı. İdari yargıtayda görülen bir dava süreci başladı. İdari mahkemesinin vermiş olduğu kararlarda danıştaya temyiz yolu vardı. Daha sonra istinaflar yani bölge idare mahkemeleri kuruldu. Üçlü bir sisteme geçildi. Burada sıkıntı şu; farklı farklı kararlar çıktı. O zaman diliminde Danıştay 10. Dairesinde temyiz yoluna gidildiğinde Danıştay 10. Dairesi bir karar verdi. Bu karar bana göre doğru bir karar. Orada vurgu yapılan karar anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine vurgu yaparak karar vermişti. Danıştay 10. İdare Dava Dairesi şunu söyledi; 18 Ocak 2014 öncesi muayenehanesi olan öğretim üyeleriyle aynı statüde o tarihten sona muayenehane açmak isteyen öğretim üyeleri arasında bir ayrım gözetilmemesi gerektiği, bunun eşitlik ilkesine aykırı olacağı, onların da bu hakka sahip olduğu yönünde iştiyaklar geliştirdi. Ancak kurulan bölge idari mahkemelerinin almış oldukları bu karar neticesinde ısrar kararında bulunmaları sonucu konu Danıştay İdari Davalar Kurulu’na gitti.

“ÖĞRETİM ÜYELERİ MUAYENELERİNİ KAPATMAK ZORUNDA KALDI”

Burada oy çokluğuyla aleyhe bir karar verildi ve konu içinden çıkılmaz bir hal aldı. Burada eşitlik ilkesine aykırı olan asıl konu, bazı illerde bu yargı kararlarına güvenerek özel muayenehane açan öğretim üyeleri muayeneleri devam ettirebildi, bazı illerde açılan davalarda aleyhe karar verildiği için öğretim üyeleri açamadılar. Şimdi Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu’nun bu kararından sonra olay farklı bir boyut aldı. Bu süreç içerisinde lehine karar almış o statüdeki öğretim üyeleri her ne kadar özel muayene açmış iseler de bazıları tekrar kapatmak zorunda kaldılar. Burada boşluk var. 2014 yılının öncesi ve sonrasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrasında TBMM bu konuyla ilgili tekrar bir düzenleme yapmadı. Düzenleme yapılamadığı için de konu hukuksal anlamda itilaf yaratan bir hal aldı.

“TBMM ACİLEN BİR KARAR ALMALI”

18 Ocak 2014 yılından itibaren muayene açmış öğretim üyeleri özel muayenelerinde görevlerini icra ettikleri gibi üniversite hastanelerinde de bu görevlerini sürdürebilmekte. Türkiye genelinde bu sayı yaklaşık 350 civarında olduğu belirtiliyor. Haliyle öğretim üyeleri arasında bir sınıf ayrımı yapılmış oldu. 350’ye yakın öğretim üyeleri bu haktan istifade ederken, aynı statüde bulunan diğer öğretim üyeleri maalesef bu haklarından mahrum edilmiş oldu. Burada bir karmaşa söz konusu. Meclis’in bu konuya derhal el atması lazım. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra oluşan bu boşluğu dolduracak yeni bir düzenleme yapması gerekiyor. ya herkese bu hakkın verilmesi gerekiyor ya da hepsinin kapatılması gerekiyor ki Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık ortadan kaldırılsın.”

]]> https://www.haber28.com.tr/universite-hastanelerinde-ozel-muayene-acma-yasagina-iliskin-karar-elestirildi/feed/ 0 Üniversite Öğretim Görevlisine Cinsel Saldırıdan 12 Yıl 6 Ay Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/universite-ogretim-gorevlisine-cinsel-saldiridan-12-yil-6-ay-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/universite-ogretim-gorevlisine-cinsel-saldiridan-12-yil-6-ay-hapis-cezasi/#respond Tue, 23 Jul 2024 00:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26994

ESMA TURAN

(MUĞLA) – Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Arkeoloji Bölümü öğretim görevlisi Şahin Gümüş’ün, kazı evinde birlikte konakladığı öğrencisine “cinsel saldırıda” bulunduğu iddiasıyla açılan davada karar çıktı. Mahkeme, öğretim görevlisi Gümüş’e “iyi hal” indirimi uygulayarak, 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

MSKÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Şahin Gümüş’ün öğrencisine 6 Ağustos 2022 tarihinde cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın 4. duruşmasında karar çıktı.

Mahkeme, Gümüş’e “nitelikli cinsel saldırı” suçundan önce 12 yıl daha sonra suç tekrarı nedeniyle cezayı artırarak 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Gümüş’ün “duruşmalardaki iyi halini” dikkate alarak cezasında altıda bir oranında indirim uyguladı ve cezayı 12 yıl 6 aya indirdi.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan öğrencinin avukatı Alev Öztürk, şu açıklamayı yaptı:

“Müvekkil 2022 yılı ağustos ayında Fethiye de kaldığı kazı evinde kaldıkları kazı evinin başkanlığını da yapan üniversitedeki hocası tarafından cinsel saldırıya uğramıştı. Müvekkil uğradığı bu cinsel saldırı sonucunda henüz 20 yaşında olması, öğrenci olması, kendisine inanılmayacağı endişesi ve korkuları yüzünden belli bir süre şikayet etmeye cesaret edememiş. Sonrasında kendisine cinsel saldırıda bulunan hocasıyla yaptığı konuşmalardaki ses kayıtları ile cesaretini toplayıp aradan geçen 4 ay sonunda şikayetçi olmuştu. Müvekkilin şikayeti sonucu başlatılan soruşturmada sanık ilk olarak tutuklanmış, bir buçuk ay kadar cezaevinde kalmış daha sonra tutukluluk değerlendirmesi ile serbest bırakılmış ve tutuksuz yargılanmıştı. Fethiye 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık bir senedir devam eden dava, dün dördüncü duruşmada karara bağlandı. Duruşmalarda devam eden yargılama aşamasında sanıkla müvekkil arasındaki ses kayıtlarının çözümü yapıldı. Tanıklar dinlendi. Var olan bu ses kayıtlarındaki sanığın suçunu kabul eden sözleri, dinlenen tanıklar ve var olan somut deliller neticesinde sanığa işlemiş olduğu ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan önce 12 yıl hapis cezası verildi. Sonra bunu birkaç defa tekrarladığı için cezası 1/4 oranında artırılarak 15 yıla çıkartıldı. Duruşmalardaki iyi halinden dolayı da 1/6 oranında indirim uygulanarak 12 yıl 6 ay hapis cezasına döndürüldü.

“UMUT VEREN BİR KARAR OLDU”

Yerel mahkemede çıkan bu karar ebetteki sanık vekilleri tarafından istinafa taşınacaktır. Bugünden sonraki hukuki süreci kararlılıkla takip edeceğiz. Bu dosyada bizim için önemli olan şey genel itibariyle mahkemelerin erkek yargı sisteminin ve Yargıtay’ın aradığı bir takım kriterler var. Bu cinsel saldırı olayının akabinde belli bir süre geçtikten sonra yapılan şikayetleri ne yazık ki yargı sisteminin ciddi almamak gibi bir alışkanlığı var. Geç yapılan şikayetleri sanki yokmuş gibi kabul edip genelde sanıklar lehine yorumlar yapıp beraat yönünde genelde kararlar çıkıyor. Bu konuda birçok kadın yaşadığı bu mağduriyet ve sanığın cezasız kalmasın durumunda daha fazla mağduriyet yaşıyor. Bu dava bizim için bu açıdan önemli. Müvekkilin 4 ay sonra yaptığı şikayet bu şikayet sonrası yapılan yargılamada böyle bir karar çıkması kadına şiddet ile mücadele eden avukatlar için ve erkek şiddetine, cinsel şiddete maruz kalmış olanlar için umut veren bir karar oldu.”

“ARTIK KABUSLARIM SONA ERDİ”

Adaletin tecelli ettiğini söyleyen kız öğrenci, “Her zaman umut var. Ben ilk başlarda çok umutsuzdum. İlk başta kimsenin inanmayacağını düşünmüştüm ama bu süreçte başından beri gerek avukatım Alev hanım olsun gerekse ailem yanımdaydı. Artık o korkulu süreci atlattım. O kabuslarım artık sona erdi. O günden sonra rahat bir nefes aldım, nefes aldığımı hissedebildim. Şimdi artık onun kabusları başlasın. Kimse ümitsiz bir duruma düşmesin. İnsanlar arkamdan bir sürü şey söylediler gerek öğrenciler gerekse öğretmenler. Bana bir sürü iftira atıldı. Ama bu süreçte kendi davamdan vazgeçmedim. Alev hananım da bana inandı. Adaletse gerçekten tecelli etti. Bu karara çok sevindim” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber28.com.tr/universite-ogretim-gorevlisine-cinsel-saldiridan-12-yil-6-ay-hapis-cezasi/feed/ 0 Mahkemede Banu Parlak’la yüzleşen Dilan Polat, hakimin kararını duyunca sinir krizi geçirdi https://www.haber28.com.tr/mahkemede-banu-parlakla-yuzlesen-dilan-polat-hakimin-kararini-duyunca-sinir-krizi-gecirdi/ https://www.haber28.com.tr/mahkemede-banu-parlakla-yuzlesen-dilan-polat-hakimin-kararini-duyunca-sinir-krizi-gecirdi/#respond Mon, 22 Jul 2024 21:25:01 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26942 Sosyal medya fenomeni Banu Parlak’ın güzellik merkezinin kurşunlanmasına ilişkin, Dilan ve Engin Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 8’i tutuklu 11 sanığın yargılanmasına başlandı. Mahkeme, aralarında Dilan ve Engin Polat’ın da bulunduğu 8 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Dilan Polat sinir krizi geçirdi.

Küçükçekmece 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu sanıklar Dilan Polat, eşi Engin ile kayınpederi Sezgin Polat ve müşteki Banu Parlak hazır bulundu. Diğer tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

POLAT ÇİFTİ BİRBİRLERİNİ GÖRÜNCE AĞLADI

Polat çiftinin kızı ile Engin Polat’ın kız kardeşi Kübra Uzun da duruşmaya izleyici olarak katıldı. Duruşma salonuna getirilen Dilan ve Engin Polat birbirlerini görünce ağladı, yan yana geldiklerinde ise el ele tutuştular. Dilan Polat duruşma sırasında kızına bakarak da ağladı.

“KURŞUNLANMA OLAYINI SOSYAL MEDYADAN DUYDUM”

Dilan Polat savunmasında, Banu Parlak’ın 6 yıldır arkadaşı olduğunu, kurşunlanma olayını sosyal medyadaki haberlerden duyduğunu söyledi. Parlak’ın kendilerini sorumlu tuttuğu paylaşımları gördüğünü dile getiren Polat, o ana kadar aralarında bir problem olmadığını belirtti. Dilan Polat, dosyadaki kişilerle bir bağlantısının olmadığını, “Daltonlar” olarak bilinen suç örgütünün eşini ve kendisini de daha önce tehdit ettiğini anlattı.

“BANA HERKES SALDIRI HALİNDEYDİ”

Banu Parlak ile bir husumeti olmadığını ifade eden Polat, “Neden böyle bir konuda beni ve ailemi hedef gösterdi, anlamıyorum. O dönemde bana sosyal medya üzerinden iftiralar atılmaktaydı. Bana herkes bir saldırı halindeydi, kafam çok karışıktı. Beraatımı istiyorum, iddianamede bahsedilen videonun direk bir muhatabı yoktu. Genel olarak paylaşmıştım.” şeklinde konuştu,

“BİZİM İŞ YERİMİZİ KURŞUNLAYANLAR DA BUNLARDIR”

Tutuklu sanık Engin Polat ise Banu Parlak’ı tanımadığını, sadece eşinin arkadaşı olarak bildiğini, kurşunlama olayında kendisinin bir dahili olmadığını kaydetti. Gürcistan ile hiçbir bağlantısı olmadığını ve Gürcistan’a 4,5 yıl önce gezmek için gittiklerini belirten sanık Engin Polat, “Ben Daltonlar’dan kimseyi tanımıyorum. Ben bu çetenin liderinin Can Dalton olduğunu gazeteden öğrendim. Bu kişi bizi daha önce tehdit etmişti. Banu Parlak’ın iş yerini kurşunladılar, sonra benim dükkanım 3 kez kurşunlandı. Bizim iş yerimizi kurşunlayanlar da bunlardır. Yalana ve iftiraya uğradık. Ticari ve şahsi kişiliğimiz zarar gördü. 6 aydır da boş yere tutukluyuz. Bu olaydan dolayı iftiralara uğradık, en büyük mağdur biziz, beraatimi talep ediyorum. Ben ve ailemde en ufacık bir delil bulunursa her türlü cezaya razıyım.” ifadelerini kullandı.

Engin Polat’ın babası tutuklu sanık Sezgin Polat da olayla bir ilgisinin olmadığını, kendilerine iftira atıldığını savundu.

“KURŞUNLAMA İŞİNİ SADECE PARA İÇİN YAPTIK”

Tutuklu sanık Nizamettin Bilgili savunmasında, duruşmadaki sanıkları ilk defa gördüğünü belirterek, “Olay günü evde alkol alıyordum. Yunus Emre Yıldız bana ‘İş yeri kurşunlanacak yapar mısın?’ dedi. Alkolün de etkisiyle kabul ettim ve merkeze giderek 4 el ateş ettim.” dedi.

Tutuklu sanık Yunus Emre Yıldız ise Polat ismini sadece televizyondan bildiğini ifade ederek, “Banu Parlak’ı da tanımam. Küçük yaşta babamı kaybettim. Evin yükü benim üstümdeydi. Bize hiçbir canlıya zarar gelmeyeceği söylendi. Sadece camların aşağı indirileceği söylendi. Bizim de paraya ihtiyacımız vardı. Bu işi sadece para için yaptık. Onu da elimize yüzümüze bulaştırdık.” diye konuştu.

“SUÇUN MALA ZARAR VERME OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM”

Müşteki Banu Parlak da dükkanının kurşunlandığı akşam Dilan Polat’ın kendisini aradığını belirterek, “Dilan bana, ‘Sıla’yı içeri aldılar. Engin’i ve beni de alacaklar bak yapma.’ dedi. O gece benim dükkanım kurşunlandı. Kısa video çekip dükkana gittiğimi söyledim, tekrar kurşunlandı. Ben bu suçun mala zarar verme olduğunu düşünmüyorum.” beyanında bulundu. Parlak, Engin Polat’ın kendisinin tanıdığını, birlikte görüntüleri olduğunu dile getirerek, kurşunlama olayından sonra iş yerinin kapandığını söyledi.

KARARI DUYUNCA SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ

Banu Parlak’ın ifadesine karşı bir diyeceği olup olmadığı sorulan Dilan Polat, “Ben şaşkınlık içerisinde izledim. Tamamen beni hedef gösterip karalama amaçlı böyle bir şey yaptığını düşünüyorum. 130 şube işleten göz önünde bir insanım.” diye konuştu. Savunmaların ve taleplerin ardından kararını açıklayan mahkeme, aralarında Dilan ve Engin Polat’ın da bulunduğu 8 tutuklu sanığın bu hallerinin devamına karar verdi. Tutukluluk haline devam kararını duyan Dilan Polat sinir krizi geçirdi.

DALTONLAR ÇETESİ DAVASI İLE BİRLEŞTİRİLDİ

Dosyadaki “Daltonlar Çetesi” adlı suç örgütünün elebaşısı firari sanık Barış Boyun’un İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde aynı suçtan yargılandığını anımsatan mahkeme, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunun bu iki dosyanın birleştirilmesine hükmetti.

Mahkeme, dosyaların birleştirilmesi konusunda diğer mahkemenin olumsuz görüş bildirmesi üzerine çıkan uyuşmazlığın giderilerek görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi. Duruşma sonrasında Banu Parlak ve avukatı açıklama yaptı.

İDDİANAMEDEN

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Dilan Polat’ın sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda yaptığı açıklamayla Banu Parlak’a tehdit mesajı gönderdiği belirtiliyor. İddianamede, bu mesajdan kısa bir süre sonra çiftin aldığı ortak karar doğrultusunda sanık Engin Polat’ın müştekinin iş yerine silahlı saldırı düzenlenmesi için Gürcistan’daki bağlantıları vasıtasıyla kamuoyunda “Daltonlar” çetesi olarak bilinen silahlı organize suç örgütünün firari yöneticilerinden Beratcan ve Batın Can Gökdemir’le irtibata geçtiği ifade ediliyor.

İddianamede, Polat çiftinin “birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit suçunu azmettirme” ve “mala zarar vermeye azmettirme” suçlarından 2’şer yıl 4’er aydan 8’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Barış Boyun, Beratcan ile Batin Can Gökdemir için de “silahlı suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “birden fazla kişiyle birlikte silahla tehdit”, “mala zarar verme” ve “ruhsatsız silah taşıma” suçlarından toplamda 8’er yıl 4’er aydan 23’er yıla kadar hapis cezası isteniyor. İddianamede, diğer sanıklar Batuhan İnci, İsmail Emre Arifoğlu, Nizamettin Bilgili, Onur Abiç, Yunus Emre Yıldız ve Sezgin Polat’ın farklı suçlardan 2 yıl 4 ay ila 23 yıl arasında değişen hapis cezaları talep ediliyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mahkemede-banu-parlakla-yuzlesen-dilan-polat-hakimin-kararini-duyunca-sinir-krizi-gecirdi/feed/ 0
TCMB Politika Faizini Sabit Tutarak İhtiyatlı Duruşunu Yineledi https://www.haber28.com.tr/tcmb-politika-faizini-sabit-tutarak-ihtiyatli-durusunu-yineledi/ https://www.haber28.com.tr/tcmb-politika-faizini-sabit-tutarak-ihtiyatli-durusunu-yineledi/#respond Mon, 22 Jul 2024 03:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26829

(ANKARA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), “Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir” açıklamasını yaptı.

TCMB Para Politikaları Kurulu (PPK), yüzde 50 olan politika faizini sabit tuttu. TCMB PPK toplantısının ardından karara ilişkin şu açıklama yapıldı:

“GIDA FİYATLARI ENFLASYONİST BASKILARI CANLI TUTMAKTADIR”

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir. Mart ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, devam eden zayıflamaya rağmen öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatındaki seyir cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte direncin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

“ENFLASYON ÜZERİNDEKİ YUKARI YÖNLÜ RİSKLERE KARŞI İHTİYATLI DURUŞUNU YİNELEMİŞTİR”

Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.

“PARASAL AKTARIM MEKANİZMASI DESTEKLENMEYE DEVAM EDİLECEKTİR”

Kurul; makroihtiyati politikaları, piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir. Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.”

]]> https://www.haber28.com.tr/tcmb-politika-faizini-sabit-tutarak-ihtiyatli-durusunu-yineledi/feed/ 0 Çorlu Tren Faciası Davası 20. Duruşması Başladı https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-faciasi-davasi-20-durusmasi-basladi/ https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-faciasi-davasi-20-durusmasi-basladi/#respond Sun, 21 Jul 2024 04:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26646 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

(ÇORLU) – Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 328 kişinin de yaralandığı tren faciasına ilişkin 13 sanıklı davanın 20’nci duruşması başladı. Aileler, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile birlikte dava öncesinde Çorlu Santral’dan başlayarak duruşmanın yapılacağı salona kadar yürüdü. Özel, “Ölenleri suçlu, suçluları masum gösteren bir karara kimse yeltenmesin. Bu iş burada bitmez. Bu tip kararları alanları, yani tren kazasında ölmüş 3-5 yaşındaki küçücük yavruların hakkına girenlerin peşini bırakmam namussuzum” dedi.

Çorlu ilçesinin Sarılar köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 328 kişinin de yaralandığı tren faciasına ilişkin yargılamanın 20’nci duruşması, bugün Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşma öncesinde aileler, Çorlu Santral önünde bir araya gelerek duruşmanın yapılacağı Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne kadar yürüyüş yaptı.

Aileler, yürüyüş sırasında, faciada yaşamını yitirenlerin resimlerinin yer aldığı “Adalet istiyoruz” yazılı pankartla “Hak, hukuk, adalet; kaza değil, cinayet”, “Çorlu’nun hesabı sorulacak” ve “Gün gelecek, devran dönecek. Katiller halka hesap verecek” sloganları attı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen, Gül Çiftçi, Suat Özçağdaş, Zeliha Aksaz Şahbaz, İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, Tekirdağ Milletvekilleri İlhami Özcan Aygun, Nurten Yontar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ve Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt ile çok sayıda siyasi parti, kurum ve dernek temsilcisi de yürüyüşe katıldı.

ÖZEL: BU İŞ BURADA BİTMEZ

Yürüyüş öncesinde açıklama yapan Özgür Özel, davanın bir önceki duruşmasını da takip ettiklerini vurgulayarak “Böyle olaylarda ilk günden son güne aynı dirençte olmak lazım. Ailelerin, annelerin, kardeşlerin, çocukların, direnci bütün mağdur ve mazlumlara örnek olsun. Çorlu’daki direnci dikkatle takip ediyoruz. Son sözüm şudur. Biz burada geçen sefer söylemiştik; çok daha kararlı, çok daha güçlü ve kalabalık geleceğiz diye. Bunu sağlayan halkın iradesi, bir başkası değil. 31 Mart’ta her türlü adaletsizliğe dur dediler. Bundan sonra da burada olacağız. Geçen sefer kararı yerel seçimlerden sonraya bırakanlar, bugün bir kere daha düşünsünler. O günkü gibi niyetlendikleri kötü bir karar ya da yeni oyunlar; 31 Mart’ta nasıl millet bu annelerin yanında durduysa bundan sonra da durmaya devam edecek. Ölenleri suçlu, suçluları masum gösteren bir karara kimse yeltenmesin. Bu iş burada bitmez. Bu tip kararları alanları, yani tren kazasında ölmüş 3-5 yaşındaki küçücük yavruların hakkına girenlerin peşini bırakmam namussuzum.”

MISRA ÖZ: BAŞKA CANLAR ÖLMESİN, BAŞKA BİR ŞEY İSTEMİYORUZ

Kazada eski eşi Hakan Sel ile oğlu Oğuz Arda Sel’i yitiren Mısra Öz de adalet talebini yineleyerek “Bugün gerçek sorumlular ve ihmale sebep olan kararları verenler burada değiller ama içeride sorumlu olan kişiler var. Onların ceza alıp tutuklanması için ve bu cezasızlık politikasının bitmesi için davanın peşindeyiz. Şimdi hep birlikte adliyeye doğru Çorlu için adalet diyerek yola çıkacağız. Başka canlar ölmesin. Biz başka bir şey istemiyoruz” dedi. Çorlu kazasında yakınlarını kaybeden diğer aileler ve hukukçular da “Adalet rayların altında kalmasın” dedi, adalet taleplerini yineledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-faciasi-davasi-20-durusmasi-basladi/feed/ 0
TMMOB Üyeleri Gezi Davası Kararlarına Karşı Açıklama Yaptı https://www.haber28.com.tr/tmmob-uyeleri-gezi-davasi-kararlarina-karsi-aciklama-yapti/ https://www.haber28.com.tr/tmmob-uyeleri-gezi-davasi-kararlarina-karsi-aciklama-yapti/#respond Sun, 21 Jul 2024 02:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26613 HABER: FATİH ÖZKILINÇ – KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyeleri, Gezi Davası’nda çıkan kararların ardından başlayan Adalet Nöbeti’nin ikinci yıl dönümünde İzmir’de açıklama yaptı. Açıklamada, cezaevinde bulunan Tayfun Kahraman, Can Atalay ile Osman Kavala’nın serbest bırakılarak hukuksuzluğa son verilmesi gerektiği ifade edildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve bağlı meslek odaları tarafından Gezi Davası kararlarına karşı başlatılan Adalet Nöbeti’nin ikinci yıl dönümü kapsamında bugün İzmir Mimarlık Merkezi önünde açıklama yapıldı. TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Yıldırım’ın okuduğu açıklama şöyle:

“Hukuksuzluğun ikinci yılında inatla haykırıyoruz! Gezi Davası tutukluları serbest bırakılsın! Bugün 24 Nisan 2024. Ülkemizin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi hakkında iktidar güdümündeki mahkeme tarafından verilen hukuksuz kararın üzerinden tam iki yıl geçti. Bu iki yıl boyunca büyük bir hukuk skandalına şahitlik ettik. TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mücella Yapıcı, Hakan Atalay bu süreçte serbest bırakılsa da Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şubesi’nin eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımız 2 yıldır, Osman Kavala ise 6 buçuk yıldır cezaevinde tutuluyor. Artık hepimiz biliyoruz ki bu karar, sadece arkadaşlarımıza yönelik değildir.

“BU ÜLKEYİ YÖNETENLERİN ANTİDEMOKRATİK ZİHNİYETİNİN GÖSTERGESİ”

Bu karar, 2013 Mayıs-Haziran aylarında iktidarı sarsıp korkutan milyonlara yöneliktir; milyonlarca insanın demokratik hak kullanımlarını cezalandırmaya, barışçıl ve demokratik istemleri bastırmaya ve kamu idarelerine yakışmayacak bir şekilde öç almaya, cezalandırmaya yöneliktir. Her tarafı lime lime dökülen tek adam rejimi, hukuku adaleti sağlamanın, haksızlıkları gidermenin bir aracı olarak değil, toplumsal muhalefeti cezalandırmanın bir aracı olarak kullanmaktır. Halkın taleplerini özgürce ifade etmesini, bunun için meydanlara çıkmasını bir darbe girişimi olarak gören bu dava, bu ülkeyi yönetenlerin antidemokratik zihniyetinin göstergesidir. Mesleki sorumluluklarının gereğini yerine getirerek toplumu aydınlatan ve iktidarı uyaran mühendis, mimar ve şehir plancılarını darbeci olarak suçlamak, ülkenin bilim dışı, akıl dışı kararlar ve  zihniyet tarafından yönetildiğinin göstergesidir. Ancak şunu unutmasınlar; bu ülke sahipsiz değildir.

“AKP’NİN POLİTİKALARINA İTİRAZ EDEN MİLYONLARIN SESİ”

Gezi bu ülkenin yarınlarına sahip çıkan, hakları ve geleceği için mücadele eden, AKP’nin her tarafımızı saran gerici politikalarına itiraz eden milyonların sesidir. Bu sesi ne hapsedebilirsiniz, ne durdurabilirsiniz!  Biz buradayız. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Davası’nda tutuklanan arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır. İktidarın ve yandaş medyanın pervasız saldırılarına rağmen, hiçbir iftira, hiçbir senaryo, hiçbir karar arkadaşlarımızın masumiyetine ve haklılığına leke düşürmeyi başaramamıştır.

“HUKUKSUZLUĞA SON VERİN”

Gezi Direnişi’nin arkasında dimdik durduğumuz gibi, Gezi Davası’nda yargılanan ve  cezalandırılan arkadaşlarımızın da yanında dimdik durmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki Gezi biziz. Gezi, açlığa, yoksulluğa, baskıya, zulme karşı yükselttiğimiz en örgütlü sesimizdir. Bir avuç sermayedara, bir avuç zorbaya karşı milyonların haykırışıdır Gezi. Parklarımız, ağaçlarımız, ormanlarımız, derelerimiz…Gezi bu ülkenin kendisidir. Tarihidir, mirasıdır, geleceğidir. Arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelemize devam edeceğiz. ve buradan bir kez daha inatla söylemeye devam ediyoruz; halkın haklı mücadelesini durduramazsınız. Gezi’nin karşısında duramazsınız. Hukuksuzluğun 2’inci yılında Gezi davasında tutuklu olan arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu hukuksuzluğa son verin!  Arkadaşlarımızı serbest bırakın!”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tmmob-uyeleri-gezi-davasi-kararlarina-karsi-aciklama-yapti/feed/ 0
10 Ekim Gar Katliamı Davasında Verilen Ara Karara Tepki: “Bu Katliam Göz Göre Geldi” https://www.haber28.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasinda-verilen-ara-karara-tepki-bu-katliam-goz-gore-geldi/ https://www.haber28.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasinda-verilen-ara-karara-tepki-bu-katliam-goz-gore-geldi/#respond Sat, 20 Jul 2024 08:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26506 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – 10 Ekim Ankara Garı Katliamı Davası’nda ara karar verildi. Mahkeme, sanıklara savunma yapmaları için ek süre verirken, henüz bulunamayan sanıkların yakalama durumlarının incelenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkeme, mağdur avukatlarının da tüm taleplerini reddetti. Bir sonraki duruşma 26 Haziran’a ertelendi.

Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in canlı bombalarıyla 104 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 24’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Savcılık tarafından verilen esas hakkındaki mütalaanın ardından sanıklar savunma yaptı. SEGBİS üzerinden mütalaaya karşı savunma yapan sanıklardan Resul Demir, “Bu iddianame çok eksik bir iddianame. Avukatlar yeni gelen delillerin değerlendirilmediğini söylediler. Karşı tarafta olmama rağmen onlara katılıyorum. Suçlu-suçsuz ayrımı yapılmadan insanlar getirildi. Gerçek failleri yargılamadığınız sürece her iki tarafa da zulüm etmiş oluyorsunuz. Onların katili olmayan insanları yargılayarak yalan söylüyorsunuz, bize de siz katilsiniz diyerek yalan söylüyorsunuz” iddiasında bulunarak şunları öne sürdü:

“BU İDDİANAMEYİ HAZIRLAYAN SAVCI YARGITAY’A GİTMEK İÇİN HAZIRLADI”

“En baştan bir iddianame hazırlanması gerek. Burada bir tiyatro yok sirk var. İnsanların önünde şaklabanlık yapıyorsunuz. O insanların ne kadar yaşam hakkı varsa benim de var. Ben iş adamı bir insandım beni katil yaptınız. Bu iddianameyi hazırlayan savcı Yargıtay’a gitmek için bir iddianame hazırladı. Mütalaayı okuyan savcı da onun yolundan gidiyor. Bu dosya kokuyor. Leş gibi kokuyor. Devletin bu dosyayı en baştan ele alması gerekiyor. İki tarafa da ihanet içerisindesiniz. Devlet vazgeçsin bu ihanetten. Orada oturan insanları da anlıyorum canlarını kaybettiler. Ben de annemi kaybetti. Yakınını kaybetmenin ne demek olduğunu bilirim. Ama benim de yaşam hakkım var. Benim çocuklarım bensiz büyüdü. Devlet olarak bunların hepsini elimden aldınız. Adını sanını bilmediğim insanları bana düşman ettiniz. Siz bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız? Benim bir suçum yok. İnternetten öğrendiğim bir olay üstüme kaldı. Yargıtay’daki koltuk uğruna bizim hayatlarımızı mahveden Ramazan Dinç, 9 klasörü sakladı, delilleri kararttılar, hayatı kararan biz olduk. Burada ya da diğer dünyada buradaki mazlumların ahı senden ya da çocuklarından çıkacak. Erman Ekici’nin emir aldığı belge benim beraat belgemdir. Benim bu davada beraat edilip üstüne tazminat almam gerekirdi. Allah’ın laneti tüm zalimlerin üstüne olsun.”

“BİZİ KATİLLER OLARAK LANSE ETTİNİZ, SUÇLAMALARIN HİÇBİRİNİ KABUL ETMİYORUM”

Tutuklu sanık Erman Ekici, mütalaaya karşı savunma yapmak için ek süre istedi ve Yakub Şahin’in dinlenilmesini istedi. Mütalaaya dair karşı savunma yapmak için ek süre isteyen tutuklu sanık İbrahim Halil Alçay da “Bu örgütlerin yurt dışındaki kaplarına gitmemişiz, nasıl üye oluyoruz o zaman? Türkiye’deki hücrelerine de gitmemişiz. Nasıl üye olabiliyoruz? Biz bu ülkenin vatandaşı değilmişiz gibi davrandınız. Katiller olarak lanse ettiniz bizi. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 9 yıldır siz bizi yargılayıp insanlara da ‘bakın yargıladık’ demek için bu işte devletin tüm organize ettiği kişiler bizim lehimize olan belgeleri hiç kullanmadılar. Şu giydiğiniz cübbenin, uyacağım dediğiniz yasanın sizde bir kırıntısı varsa açık bir delille suçlanılsın. Hayatımda hiç görmediğim, tanıdığım insanları sanki öldürmüşüm gibi iftira attınız. Allah’ın huzurunda tekrar görüşeceğiz” iddialarını dile getirdi.

BİR SONRAKİ DURUŞMA 26 HAZİRAN’DA

Daha sonra Mahkeme ara kararını açıkladı. Mahkeme sanıklara savunma yapılmaları için ek süre verirken, henüz bulunamayan sanıkların ise yakalama durumlarının incelenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Haziran saat 10.00’a ertelendi.

AVUKAT MEHTAP SAKİNCİ: “KATLİAM GÖZ GÖRE GÖRE GELMİŞTİR”

Duruşmanın ardından 10 Ekim Barış Derneği tarafından açıklama yapıldı. Mahkemenin verdiği ara kararı değerlendiren katliamda eşi Avukat Uygar Coşgun’u yitiren 10 Ekim Barış Derneği Genel Başkanı, Avukat Mehtap Sakinci, şöyle konuştu:

“Bugün ilk defa birşey öğrendik. Sizin de blldiğiniz üzere 10 Ekim yargılaması kapsamında ceza dosyası ile ilgili Kasım 2016’dan bu yana devam eden bir adalet mücadelemiz vardı. Bu adalet mücadelemiz kapsamında özellikle Gaziantepilindeki pek çok dosyayı, kaydı, belgeyi bu dosyaya ana dosyaya kazandırtamıyorduk. Bütün taleplerimiz reddediliyordu. Bugün iki canlı bombanın getirtilmesinde eskortluk eden dosya sanıklarından biriyle ilgili katliamdan 3 gün önce aslında teknik takibin başlatıldığı, hem de Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir teknik takip kararıyla takibe alındığını öğrenmiş olduk. Bu bilgilere getirtilmeyen Antep’teki soruşturma dosyalarının incelenmesi sonucunda ulaşıyoruz. 9 yıl sonra öğrendiklerimiz bizim kanımızı donduracak mahiyette. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük sivil katliam olarak adlandırılan ve 104 insanın canına mal olan ve Türkiye’deki emek, barış, demokrasi bileşenlerinin tamamının zarar gördüğü bu katliamda asıl fail Yakub Şahin katliamdan 3 gün önce teknik takibe alınıyor. Yani bu katliam önlenebilecekken önlenilmemiş bir katliamdır, bu katliam göz göre gelmiştir ve bu katliam kapsamında geride kalanların adalet mücadelesi bu ülkede gerçekten zoru başarıyor.”

AVUKAT İLKE IŞIK: “BU KATLİAM ENGELLENEBİLECEKKEN ENGELLENMEMİŞTİR”

Sakinci’nin ardından açıklamalarda bulunan mağdur avukatlarından İlke Işık ise şunları kaydetti:

“10 Ekim günü barış için gelenlere yapılmış bir saldırı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu ülkenin insanlığa karşı suça ilişkin tek yargılaması da halen bu dava da devam etmektedir. Mütalaa bugün bunu yok saymıştır. Bir kez daha tekrar ediyoruz. 10 Ekim Ankara Gar katliamı anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç değildir, insanlığa karşı işlenmiştir. IŞİD’in kendisi gibi olmayan herkese yönelttiği katliamlardan, saldırılardan biridir. Bunu içermeyen mütalaayı asla kabul etmiyoruz. Bu adalet değil. Bize söylenenler gerçek sorumlulara işaret etmiyor. Geldiğimiz aşamada bu katliam önlenebilecekken önlenmemiş, engellenebilecekken engellenmemiş ve pek çok kamusal sorumlunun sorumluluğu dahilinde gerçekleşmiş bir katliamdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasinda-verilen-ara-karara-tepki-bu-katliam-goz-gore-geldi/feed/ 0
Aym Kararına Rağmen Taksim’in İşçilere Kapatılmasına Tepki Gösteren Çerkezoğlu: Milyonların Gözü Kulağı Taksim 1 Mayıs Alanında Olacak https://www.haber28.com.tr/aym-kararina-ragmen-taksimin-iscilere-kapatilmasina-tepki-gosteren-cerkezoglu-milyonlarin-gozu-kulagi-taksim-1-mayis-alaninda-olacak/ https://www.haber28.com.tr/aym-kararina-ragmen-taksimin-iscilere-kapatilmasina-tepki-gosteren-cerkezoglu-milyonlarin-gozu-kulagi-taksim-1-mayis-alaninda-olacak/#respond Sat, 20 Jul 2024 08:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26497 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs İşçi Bayramı için bu yıl da yasaklanan Taksim Meydanı kararına karşı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile açıklama yaptı. Çerkezoğlu “Milyonların gözü kulağı İstanbul Taksim 1 Mayıs alanında olacak ve milyonlarca yürek Taksim Meydanı’yla atacak. Taksim, 1 Mayıs alanıdır ve bu hukuksal, tarihsel, toplumsal bir hakikattir. Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğinin 2013 yılından beri tamamen keyfi bir biçimde yok sayılmasına, inkar edilmesine 11 yıl sonra 2024 1 Mayıs’ında artık son verilmelidir.” derken Sağkan da Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararına uyulması çağrısı yaptı.

DİSK, bu yıl yapılacak 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlaması için yıllardır yasaklı olan Taksim Meydanı’na işaret etmişti. DİSK heyetinin konuya ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiği İstanbul Valisi Davut Gül ise dün yaptığı açıklamayla Taksim Meydanı’nının kitlesel kutlama yapılmasına kapalı olduğunu açıklamıştı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve Anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Taksim’deki bir otelde basın toplantısı düzenledi. Çerkezoğlu, 1 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanında sınıf kardeşleriyle birlikte demokrasiye, adalete, özgürlüğe, eşitliğe, barışa ve kardeşliğe dair umutlarını ve taleplerini ifade edeceklerini belirtti. Çerkezoğlu, şunları söyledi:

“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk 1 Mayıs’ı ülkemiz açısından da önemli bir dönemeçte kutlanacak. Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda buluşacak, ekmeğimizin her gün küçülmesine, adaletin terazisinin tamamen bozulmasına, en temel hak ve özgürlüklerimizin gasp edilmesine karşı hep bir ağızdan sesimizi yükselteceğiz. Evlerinden, işlerinden, mahallelerinden, sokaklarından yola çıkıp el ele vererek 1 Mayıs alanına yürüyecek olan işçiler, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler, çocuklar başı dik, alnı ak bir biçimde hakkını, hukukunu savunacak. Ülkemizde 1 Mayısların bir simgesi var; işçilerin, emekçilerin mücadelesinin, geleneğinin bir simgesi var ve hepsinden önemlisi emeğe saygının bir simgesi var. Taksim Meydanı, 1977’den beri yüreğimizdeki yaradır ve yeniden yasaklandığı 2013 yılından beri de en büyük hasretimizdir. 2024 1 Mayıs’ında Türkiye’nin ve dünyanın meydanlarında buluşan milyonların gözü kulağı İstanbul Taksim 1 Mayıs alanında olacak ve milyonlarca yürek Taksim Meydanı’yla atacak. Taksim, 1 Mayıs alanıdır ve bu hukuksal, tarihsel, toplumsal bir hakikattir. Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğinin 2013 yılından beri tamamen keyfi bir biçimde yok sayılmasına, inkar edilmesine 11 yıl sonra 2024 1 Mayıs’ında artık son verilmelidir. Taksim, 1 Mayıs alanıdır ve bu artık hukuksal bir hakikattir”

SAĞKAN: İŞÇİLER, SIKINTILARINI İSTEDİKLERİ MEKANDA DİLE GETİRME HAKKINA SAHİP

Erinç Sağkan da Taksim yasağına karşı geçen yıl Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararına değinerek şöyle konuştu:

“Tüm dünyada 1 Mayıs’ın coşkusu, bayram şöleni olarak yaşanacakken bizler yeni anayasa tartışmalarının içerisinde mevcut anayasanın uygulanması için hukukçular olarak da kendimizi anayasanın temel hak ve özgürlükler başlığındaki ilkeleri hatırlatmak zorunda buluyoruz. DİSK ve diğer bir başvuru neticesinde bundan yaklaşık 5 ay önce Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar üzerinden bir değerlendirme yapmak istiyorum. Çünkü eğer Türkiye bir hukuk devletiyse, anayasamız halen yürürlükte ise Anayasa Mahkemesi’nin uygulanmasını talep etmek, bu ülkenin vatandaşları olarak her birimizin de en temel hakkıdır. Tabii Anayasa Mahkemesi’nin kararına baktığımızda karar, sadece bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine ilişkin bir tespitle sınırlı kalmıyor. Tarihsel bir çerçeve de çiziyor bu karar ve özellikle 1 Mayıs’ın anlamından bahsederek 1977’de Taksim’de 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayların halen cezasız kalması nedeniyle Taksim’in 1 Mayıslar bakımından artık bir ortak hafızayı temsil ettiğini ve bu anlamda da simgesel önemi bulunduğundan bahsediyoruz. İşçiler, emekçiler yaşadıkları sıkıntılarını, dertlerini, beklentilerini istedikleri mekanda dile getirme hakkına sahipler. Aynı karar, şunun da altını çiziyor, ki bence bu kısım ayrıca çok önemlidir. İşçilerin, emekçilerin toplantı yapacağı yeri kendilerinin belirleme hakkı da vardır. Çünkü mekan belirleme özgürlüğünü de içermektedir toplantı, gösteri ve ifade özgürlüğü hakkı”

İbrahim Kaboğlu da İstanbul Valisi Davut Gül ile amirlerini hukuka uymaya davet etti, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bağlayıcı olduğunu vurguladı.

TAKSİM ANITI ÖNÜNDEKİ SLOGANLI GÖSTERİYE POLİS MÜDAHALESİ

Basın toplantısının ardından DİSK’ten bir grup, Taksim Anıtı önünde “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanındayız” diye slogan atmaya başladı. Polis, müdahale ederek grubu alandan uzaklaştırdı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/aym-kararina-ragmen-taksimin-iscilere-kapatilmasina-tepki-gosteren-cerkezoglu-milyonlarin-gozu-kulagi-taksim-1-mayis-alaninda-olacak/feed/ 0
10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davasında Esas Hakkında Mütalaa Verildi https://www.haber28.com.tr/10-ekim-ankara-gar-katliami-davasinda-esas-hakkinda-mutalaa-verildi/ https://www.haber28.com.tr/10-ekim-ankara-gar-katliami-davasinda-esas-hakkinda-mutalaa-verildi/#respond Sat, 20 Jul 2024 05:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26452 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – 10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın 24’üncü duruşmasında esas hakkında mütalaa verildi. Dava dosyasına insanlığa karşı suçtan uzman raporu da girdi. Savcılık esas hakkındaki mütalaasında sanık Erman Ekici “insanlığa karşı suç”tan ceza istemeyerek, anayasal düzenin ortadan kaldırmaktan ceza talep etti. Mağdurların avukatları tarafından ise 10 Ekim katliamında Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün ihmali olduğu ve sanık Yakup Şahin hakkında verilen teknik takip kararının mahkemeden “kaçırıldığı” iddiasında bulunularak, “Gaziantep Emniyet Müdürlüğü, 10 Ekim Ankara Katliamı’nı izlemekle yetinmiştir. Gaziantep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” denildi. Avukat İlke Işık, dönemin Gaziantep Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ve dönemin Gaziantep Valisi, şu anda İçişleri Bakanı olan Ali Yerlikaya hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in canlı bombalarıyla 104 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 24’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Duruşmayı İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Emek Partisi (EMEP), CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ile milletvekilleri Ali Gökçek, Rıfat Nalbantoğlu, Aliye Timisi Ersever, Türkan Elçi, Nurhayat Altaca ve Ayça Taşkent, DEM Parti milletvekilleri Hüseyin Olan, Ferit Cihanyaşar, EMEP Milletvekili Sevda Karaca izledi. Duruşmada 10 Ekim Gar Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin yakınlarının isimleri “katılan” olarak okunduktan sonra Mahkeme Başkanı, yakalama kararının firari sanıklar bulunamadığı için infaz edilemediğini bildirerek, avukatların taleplerine geçti.

Avukat Senem Doğanoğlu, “İnsanlığa karşı suç yönünden hukuki uzman mütalaasını sunma doğrultusunda Dr. Barış Işık’ın dinlenmesini talep ediyoruz” dedi. Mahkeme Başkanı, Dr. Barış Işık’ın mütalaasını dinlemeyi reddederek, 13 sayfalık raporun okunmasına karar verdi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı uzman raporunu okudu.

Avukat İlke Işık, dönemin Gaziantep Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ve dönemin Gaziantep Valisi şimdinin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

UZMAN RAPORU: “IŞİD ÜYELERİ KENDİNDEN OLMAYAN İNSANLARI KATLEDEREK İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLEMİŞLERDİR”

Söz konusu uzman raporunda, “Sivil nüfus saldırılarda asli hedeftir. Dava konusunda mağdurların savaşan statüsünde olmadığı açıktır. Sanıklar öldürme hedefini amaçlamış ve bunu gerçekleştirmiştir. Olayda sistematiklik unsurunun gerçekleştiği kanaatindeyiz. Sivas Katliamı davasında da insanlığa karşı suç işlendiği gibi burada ayrıca farklı olarak burada sistematiklik unsuru da gerçekleşmiştir. IŞİD bu saldırıyı belirli bir düşünceye sahip olan insanlara karşı gerçekleştirmiştir. Kendinden olmayan insanları katlederek insanlığa karşı suç işlemişlerdir” tespiti yer aldı.

Duruşmada esas hakkındaki mütaalasını veren Cumhuriyet Savcısı, 11 kişi hakkında “öldürmeye teşebbüs” nedeniyle beraat istenildi. Erman Ekici hakkında ise 101 kez “kasten öldürmeden” mahkumiyet, 397 kez “öldürmeye teşebbüsten ve anayasal düzeni” ihlalden mahkumiyet istedi.

“BU DAVA BU İDDİANAME İŞE YÜRÜTÜLEMEZ”

“Mütalaadan önce bize gelen bilgiler hakkında söz verilmesini bekliyorduk” diyen avukat Erkan Ünüvar “Hala deliller toplanmadı. Yargılanmanın bu aşamasında esas hakkında mütalaa verilmesi uygun değil. Biz elimize yeni ulaşan belgeleri sunacağız. Savcılık ısrarda eski mütalaayı esas almış. 8 yıldır söylüyoruz, bu dava bu iddianame ile yürütülemez. Dosyaya yeni gelen bütün delilleri yok saymaktır bu. Siz de hüküm kuramazsınız bu doğrultuda. Kovuşturulmanın genişletilmesine yönelik talebimiz de var” dedi ve şunları söyledi:

“GAZİANTEP EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NE YÖNELİK İDDİLARA ARAŞTIRILMADI”

“Geçen celse sanıklardan Yakup Şahin hakkında bomba malzemesi temin etmesi hakkında Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün görevini yapmamasına ilişkin bilgi sorulmasını istemiştik. Bunu reddetmiştiniz. 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan önce Yakup Şahin bomba malzemesi aldı, Nizip Emniyeti bunu bildirdi Gaziantep Emniyeti’ne. 8 yıldır biz Yakup Şahin’in olaydan önce 2017’de duruşmaların başında Yakup Şahin ifadesinde ‘amonyum nitrat satın almak istediğimi ve satıcının şüphelenerek vermediğini’ ifade etti. Satıcının ihbarının bulunup bulunmadığının sorulmasını istedik o dönemde dikkate alınmadı bu talebimiz. Daha sonrasında 2018 yılında tutuklu sanıklar bakımından karar verildi, dosya istinaf aşamasına geçti. İstinaf aşamasındayken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terörle Suçlar Masası’na 9 klasörlük dosya bırakılmış ve bu dosya Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderiliyor. 30 Eylül tarihinde Yakup Şahin ve Hüseyin Tunç hakkında bir ihbar var. Nizip Emniyeti bu kişileri hemen buluyor ve Gaziantep Emniyeti’ne ‘bu kişinin örgüt bağlantılarını araştırın’ diye bir yazı yazıyor. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü ise sonrasında 2 Ekim’de 5.10.2015 tarihinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden iletişime müdahale tedbir kararı talep ediyor, katliamdan 3 gün öncede Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi ise telefon dinleme kararı veriliyor. Gaziantep Emniyeti bunun dışında hiçbir şey yapmıyor.

“BU KATLİAMIN POLİS GÖZETİMİ ALTINDA YAPILDIĞI ANLAMINA GELİR”

Ama biz bu Yakup Şahin hakkındaki iletişime müdahale tedbir kararını bile bugüne kadar öğrenememiştik çünkü Gaziantep Emniyet Müdürlüğü bugüne kadar hiç bilgi vermemişti. Bunun anlamı şudur Yakup Şahin katliama giderken polisin teknik takibine alınmıştır. Bugüne kadar bu gerçek Emniyet tarafından, savcılık tarafından, siyasiler tarafından gizlenmiştir. Bu katliamın aslında polis gözetimi altında yapıldığı anlamına gelir. Bu gerçek o zaman ortaya konulsaydı devletin sorumluluğu da tartışılacaktı. Kamu görevlileri kendi görevlerini yapmadıkları halde üstüne delilleri karartarak ayrıca suç işlemişlerdir, görevlerini yapmadıklarının kamuoyunda tartışılmaması için görevinizi yapmadığınız için bir nevi bu katliam gerçekleşmiş oluyor. Burada yargılanan IŞİD’lilerin tek başına bu katliamı gerçekleştirmesi söz konusu değildir. Kamu görevlilerinin bilgisi dahilinde gerçekleşmiştir bu katliam. Katliam gerçekten adım adım izleniyor. Oysa Emniyet’in ya da devletin görevi katliamı önlemektir. Katliamı izleyip bu katliamı IŞİD’liler gerçekleştirdi demek değildir.

“GAZİANTEP EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ BU KATLİMI İZLEMEKLE YETİNMİŞTİR”

Bizim yeni delillere ulaşmamız sürekli engelleniyor çünkü bu gerçeklerin ortaya çıkması istenilmiyor. Şu aşamada ortaya çıkan gerçek çok açık. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü, 10 Ekim Ankara Katliamı’nı izlemekle yetinmiştir. Emniyet Müdürlüğü bu katliamı izlemiştir. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ndeki personeller hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum. Dolayısıyla yeni bir delil ortaya çıkmış ve bunu değerlendirilmesi gerekir.

“ARTIK BİZİM TALEPLERİMİZİ REDDETMEYİN”

Başbakan başta olmak üzere dönemin yetkilileri art arda açıklama yaptılar kamu görevlilerinin sorumluluğu olmadığına dair. O dönem istihbarat zaafiyeti de tartışılıyordu. O dönem Ahmet Davutoğlu bazı açıklamalar yapmıştı. ‘Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin listesi var….’ Biz canlı bombaları biliyoruz ama müdahale etmiyoruz demek istiyordu. İşte bunun delilini bugün ortaya koyuyoruz. O dönemki tartışmalar göz önüne alındığında kastedilenin bu olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla delilleri gizleme, karartma pratiği hala devam ediyor. Artık bizim taleplerimizi lütfen reddetmeyin. Her bir dayanağımızın dayanağı var.

“BELKİ DE BU DAVADA HİÇ İSMİ GEÇMEYEN VE KATLİAMDAN SORUMLU İNSANLAR VAR”

Katliamdan hemen sonra ön inceleme raporu düzenlenmişti. O müfettiş raporunda Yakup Şahin’in telefonlarının emniyet tarafından dinlendiğine dair yazışmalar var. İletişime Müdahale Tedbir kararlarını getirtmek istemiştik ancak mahkemeniz reddetmişti. Şimdi ortaya çıkmış oldu. Haziran 2022’de Gaziantep Emniyet Müdürlüğü, ‘Yakup Şahin hakkında herhangi bir iletişime müdahale tedbir kararı yoktur’ diyor. Yine Gaziantep Emniyet Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı talep edince ‘evet vardır’ diyor. Mahkemenize verilmeyen bir evrak Emniyetin müfettişi isteyince veriliyor. Yani aynı kurum Gaziantep Emniyeti, mahkemenize yalan söylüyor ve mahkemenizi yanıltmaya çalışıyor. Gaziantep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz. Katliamdan önce veya sonra polisin teknik takibe aldığı 3 kişinin isimlerini bilmiyoruz, 8 yıl geçti. Gaziantep İhbar Dosyası da geldiğine göre bu 3 kişinin isimlerini öğrenmek istiyoruz. Belki de bu davada hiç ismi geçmeyen ve katliamdan sorumlu olan insanlar vardır. Artık bu delilleri tartışmamız lazım. O yüzden Müfettiş Ön İnceleme Raporu’nda yer alan 3 kişinin isimlerinin bildirilmesi için Emniyet’e yazı yazılmasını istiyoruz.

“BURADAKİ AİLELERE 8 YIL SONRA BİR ADALET BORCUNUZ VAR”

İstihbarat raporlarının neler olduğu, o raporlarda neler yazdığı çok önemli. O dönem gerekli ihtiyaçlar doğrultusunda kamu görevlilerini işin içine sokulmadan esas alınan bir mütalaa bu dosyada esas alınamaz. Gerçeklere ulaşma yönünde bir yargılama yapmanızı bekliyorum. Buradaki ailelere 8 yıl sonra bir adalet borcunuz var. IŞİD’lileri ağır cezalara vererek bu dosyayı kapatırız diyemezsiniz. Tüm sanıklar hakkında düzenlenmiş tüm istihbarat raporlarının bu dosyaya gelmesi lazım. Devleti ve kamu görevlileri yargılamayalım diye bir şey söz konusu olamaz. Suçluysa onlar da yargılanmalı. Bu yüzden bu dosyaların dosyaya girmesini talep ediyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/10-ekim-ankara-gar-katliami-davasinda-esas-hakkinda-mutalaa-verildi/feed/ 0
Taksim Meydanı 1 Mayıs kutlamalarına yine kapatıldı https://www.haber28.com.tr/taksim-meydani-1-mayis-kutlamalarina-yine-kapatildi/ https://www.haber28.com.tr/taksim-meydani-1-mayis-kutlamalarina-yine-kapatildi/#respond Fri, 19 Jul 2024 04:36:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26258 (İSTANBUL) Anayasa Mahkemesi’nin 5 ay önce verdiği hak ihlali kararına rağmen Taksim Meydanı yine 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı. AYM, Taksim’de kutlama yapılmasının engellenmesinin “Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi” olduğuna karar vermişti. Bu kararı da anımsatan DİSK ve KESK, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için valiliğe başvurmuştu. İstanbul Valisi Davut Gül, konuyla ilgili açıklamayı 23 Nisan kutlamalarının ardından yaptı. Gül, “1 Mayıs 2012 yılında itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Dolaysıyla Taksim bu anlamda bu tür etkinliklerin tamamına kapalı. Biz başta DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar olmak üzere talep eden herkesle konuştuk. Taksim’de bu sene olmayacağını kendilerine izah ettik” dedi.

ÇERKEZOĞLU “TAKSİM’DE KARANFİLLERLE YÜRÜYECEĞİZ” DEMİŞTİ

2 Nisan’da bir açıklama yapan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kitlesel olarak Taksim Meydanı’nda kutlayacaklarını açıklamıştı. Çerkezoğlu, “1 Mayıs’ta demokrasi şimdi, Taksim şimdi diyoruz. Kararımız kesindir. 1 Mayıs sabahında bir elimizde karanfil, bir elimizde çocuklarımızla Taksim Meydanı’na yürüyeceğiz” demiş, ardından da diğer işçi  örgütlerle birlikte resmi başvuruyu İstanbul Valiliği’ne yapmıştı.

Çerkezoğlu, ulusal ve uluslararası mahkemelerce de kabul edilen bu hakkın kullanımı 2013 yılından beri keyfi bir biçimde engellendiğini belirterek, “Son olarak geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesi, tarihsel bir karar verdi. Kararları herkes için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve bu karar kesindir. Anayasa Mahkemesi kararı, açıkça ‘1 Mayıs’ta Taksim’de olmak, her işçinin, emekçinin hakkıdır’ diyor. Bu hakkı engellemek açıkça hukuk dışıdır” demişti.

İSTANBUL VALİSİ GÜL: TAKSİM BU TÜR ETKİNLİKLERİN TAMAMINA KAPALI

Taksim başvurusuna yanıt 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinleri sonrasında İstanbul Valisi Davut Gül’den geldi. Gül, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen Taksim’in 1 Mayıs’a, işçilere kapalı olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Önümüzde 1 mayıs etkinlikleri var. Biliyorsunuz 1 Mayıs 2012 yılında itibaren Taksim’de kutlanmıyor. Dolaysıyla Taksim bu anlamda bu tür etkinliklerin tamamına kapalı. Biz başta DİSK, KESK ve benzeri kuruluşlar olmak üzere talep eden herkes ile konuştuk. Taksim’de bu sene olmayacağını kendilerine izah ettik. İstanbul’un her hangi bir yerinde uygun gördükleri bir yerde karar verirlerse bunun çoşku içerisinde, günün anlamına uygun bir şekilde kutlanması için üzerimize düşeni yapacağımızı söyledik, kendi aralarında istişare ediyorlar. İnşallah her sene olduğu gibi kutlanır. Bu sene de 1 Mayıs Birlik ve Dayanışma Günü olarak emekçilerimizin bayramı olarak İstanbul’da, İstanbul’umuza yakışır bir şekilde coşku içerisinde kutlanır. Olayın taraflarıyla biz iki kez görüştük, muhtemelen bu hafta içerisinde netleşir. Kutlanacak yer itibariyle netleşir. Biliyorsunuz 2012 yılından itibaren öyle. Taksim’in dışındaki her hangi bir alanda kutlanacak. O alanın neresi olacağına karar verip talep edecekler biz de güvenlik tedbirleri başta olmak üzere ne gerekiyorsa üzerimize yapacağız”

AYM “HAK İHLALİ VAR” DEMİŞTİ

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi 5 ay önce Taksim’de kutlama yapılmasının engellenmesinin “Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi” olduğuna karar vermişti. Oy çokluğu ile alınan kararda, 1977 yılındaki katliama atıfla Taksim’in işçi ve emekçilerin ‘ortak hafızası’ ve ‘sembolik değeri’ olduğuna vurgu yaparak, meydanın önemine ilişkin şu değerlendirmeye yer vermişti:

“İçi ve sendika kültürünün yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı yalnızca 1 Mayıs günü orada olanların dayanışmasının değil, aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Bu durumda kendisini o kültürün bir parçası olarak gören her kişinin 1 Mayıs günlerinde Taksim Meydanı’nın ifade ettiği anlamı doğrudan tecrübe etmek ve edindiği tecrübeyi kuşaklar boyunca aktarmak için burada bulunma hakkı vardır. 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı ile özdeşleşmesi nedeniyle anılan mekanın sınırlanması aktarılmak istenen düşüncenin de sınırlanmasına neden olmaktadır”

]]>
https://www.haber28.com.tr/taksim-meydani-1-mayis-kutlamalarina-yine-kapatildi/feed/ 0
Çorlu tren kazası davası 25 Nisan’da karar duruşmasıyla sonuçlanacak https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/ https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:12:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25974 GAYE ŞEYMA CAN, (İSTANBUL) Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davanın karar duruşması 25 Nisan’da görülecek. Kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, “Biz artık karar bekliyoruz, bu duruşma burada bitmeyecek. Gerçek sorumlular yargılanana kadar yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren faciasına ilişkin yargılamanın 19’uncu duruşmasında da karar çıkmamıştı. Duruşmanın ertelenmesine aileler ve avukatları tepki göstermişti.

25 Nisan’a ertelenen karar duruşması öncesinde kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Mısra Öz konuşmasında “Ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı” diyerek şunları söyledi:

“YANLI BİLİRKİŞİLERİN RAPORUYLA BAŞLADI HUKUKSUZLUK SÜRECİ”

“8 Temmuz 2018 yılında Çorlu’da yedisi çocuk, 25 canımızı göz göre göre gelen bir ihmal cinayetinde kaybettik. Biz aileler olarak tam 6 yıldır bir  hak mücadelesi veriyoruz. Olay gecesi cenazelerimiz kaldırılmadan olay yerine getirilen yanlı bilirkişilerin hazırlamış olduğu bir bilirkişi raporuyla başladı bu hukuksuzluk süreci. Yanlı bilirkişiler diyoruz çünkü bu kişilerin, yani bu bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin Ulaştırma Bakanlığı’yla ve Devlet Demiryolları’yla ticari ilişkileri vardı, onlara hizmet veriyorlardı. Onların hazırladığı bu rapora istinaden de hazırlanan iddianamede ne yazık ki 4 alt düzey memurun yargılanma kararı çıktı. ve biz aileler olarak 4 yıl boyunca bu 4 alt düzey memurun yargılanma sürecini izledik. Bizi yargı karşısında yıllarca oyalayan bir savcıyla karşı karşıya kaldık. Hakkında suç duyurusunda bulunduk, henüz bir işlem yapılmadı ama dava dosyasından el çektirildi. Yerine yeni bir savcı atandı. Yerine atanan savcının tüm yeni bilimsel raporlara rağmen dosyayı Adli Tıp Kurumu’na yolladığını gördük ve katliama yeniden afet dedirtmek istediğini anladık. Vazgeçmedik ve yeni atanan bilirkişilerle birlikte dosyayla 9 yeni sanık daha eklendi. Fakat bu sanıklar da yine Devlet Demiryolları’nın belirli bir kademesinde kaldı. Ne yazık ki Devlet Demiryolları’nın üst yönetimine, bu davayı ulaştıramadık. Sanıkların vermiş olduğu bütün ifadelerde ve verilen tüm bilimsel raporlarda Devlet Demiryolları yönetiminin Genel Müdürü İsa Apaydın, Genel Müdür Yardımcısı Ali İhsan Uygun ve aynı zamanda Ulaştırma Bakanlığı’na kadar giden sorumluluklar zincirinin ne kadar ciddi bir şekilde bu olaya etki ettiğini fark ettik. Fakat bu kişilerden bir kez olsun ifadeleri dahi alınmadı, ne yazık ki hiçbir şekilde bu davaya dahil edilmediler. Tanık olarak bile. Mevcutta yargılanan 13 sanık var. İçlerinde sorumluluğu olan kişiler var, hiç sorumluluğu olmayan kişiler de var. Biz sorumluluğu olan kişilerin bu süre zarfında 6 yıllık süre zarfında ne yazık ki görevlerinden alınmadığını gördük. İstedikleri gibi delillere ulaşabildiklerini, delillere ulaşarak mevcut yönetimle birlikte hukuk toplantısı başlığı altında  davayı seyrini değiştirecek ifadeler verdiklerine hepsinin bir ağızdan konuşarak üst yönetimi korumaya çalıştıklarına şahit olduk. Ne yazık ki dediğim gibi görevden alınmadılar. Herhangi bir tutuklu yargılama süreci olmadı.

“TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI”

24 Ocak’tan beri biz bir karar duruşmasını sonuçlanmasıyla bu davanın daha üst mahkemelere taşınma sürecine geçmeyi bekliyoruz. Fakat ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı. Bu dava burada bitmeyecek. Biz Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar bu olayı taşıyacağız. Evlatlarımızın ölümüne sebep olan üst düzey yöneticilerin sorumlulukları dahilinde ceza almaları için elimizden geleni yapacağız”

“BİZLER ÇOK YORULDUK, BU SON OLSUN”

Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ise “Bu son olsun” diyerek karar beklediklerini belirttti ve şunları söyledi:

“6. yılında, 21. kez, 25 Nisan Perşembe günü yeniden adalet karşısında olacağız. Bu davada 6 yıldır tüm eksiklikleri, ihmalleri her şeyi anlattık. Tek bir şey var artık bu saatten sonra, bu dava aslında emsal teşkil eden bir davadır. Olası kastla sonuçlanması gereken bir davadır. Bilinçli taksirli sonlanıyor. Karar günü beklentim, adil bir yargılama. 3. kez karar duruşmasına şahit olacağız. İki kez açıklanamayan, bitmeyen bir  davadan çıktık ve üçüncü kez karar duruşmasına şahit olacağız. İstediğimiz tek bir şey vardı, adil yargılama, gerçek sorumluların cezalandırılması, kimsenin korunmaması, üst düzey yöneticilerin karşımıza sanık olarak çıkmasıydı. Biz bunların hiçbirini göremedik.

Tutuklama çıksın, önümüzden alınsınlar. Şu içimize bir nebze su serpilsin. Bizler çok yorulduk, son olsun istiyorum. Güzel bir yargılama olsun istiyorum. Bizim gibi adalet arayan herkesin hızlı bir şekilde adaleti bulmasını temenni ediyorum. Bizim canlarımız yandı, kimsenin canı bir daha yansımasın”

]]> https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/feed/ 0 Emekli Aylıklarını Etkileyen Enflasyon Davası Anayasa Mahkemesi’ne Taşındı https://www.haber28.com.tr/emekli-ayliklarini-etkileyen-enflasyon-davasi-anayasa-mahkemesine-tasindi/ https://www.haber28.com.tr/emekli-ayliklarini-etkileyen-enflasyon-davasi-anayasa-mahkemesine-tasindi/#respond Tue, 16 Jul 2024 06:36:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25717 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Eski Tetkik Hakimi Önder Tekin, “TÜİK’in 2023 yılının ilk altı aylık enflasyon verilerinin emekli aylığını doğrudan ilgilendirdiği ve gerçek dışı tüketici fiyat endeksi açıklamaları ile halkı yoksullaştırdığı” gerekçesiyle açtığı davanın reddedilmesinin ardından, bu defa bireysel başvuru yoluyla konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

Eski Tetkik Hakim Önder Tekin, Tüketici Fiyat Endeksi’nin altı aylık periyotlar dönemindeki artış oranlarının doğrudan emekli aylığının artışında etken olduğunu gerekçe göstererek 2023 yılı ilk altı aylık enflasyon artış oranına ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

Ankara 4. İdare Mahkemesi, davayı görev yönünden reddederek, dava dosyasını Danıştay 10. Dairesi’ ne gönderdi. Danıştay 10. Dairesi de davayı görevden reddederek, yeniden Ankara 4. İdare Mahkemesi’ ne gönderdi. Ankara 4. İdare Mahkemesi ise idari davaya konu edilebilecek bir işlem bulunmadığına yönelik karar verdi.

Bu kararın ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Hakim Önder Tekin, mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasında bulundu ve “Geçen yıl da TÜİK’in 2021 yılı ikinci altı aylık enflasyon oranının iptali istemiyle açtığım davanın reddi kararının kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştum. Her iki başvurum bireysel başvuru olsa da Anayasa Mahkemesi’nce hak ihlali kararı verilmesi durumunda milyonlarca kamu görevlisi ile emeklinin bu karardan olumlu etkilenecek olması nedeniyle bu bireysel başvuruların biran önce sonuçlandırılmasında kamu yararı vardır. Anayasa Mahkemesi’nin kamu yararı olan bireysel başvuruları biran önce ele alarak karar vermesini bekliyorum” dedi.

“TÜİK’E KARŞI AÇILAN BU DAVADA HAKLIYIZ”

“Emeklilerin açlık ve yoksulluk sınırında aylığa mahkum edilmelerinin nedeni TÜİK’in enflasyonu düşük açıklamasıdır” diyen Tekin, şunları söyledi:

“Hak ihlali kararı verilmesi durumunda yeniden davayı ele alacak olan İdare Mahkemesi’nin alanında uzman kişilerden oluşturacağı bilirkişilerin yapacağı inceleme sonucunda davada haklılığım anlaşılacaktır. Sabahattin Ali’nin yıllar öncesinde söylediği gibi ‘Anayasa Mahkemesi ve mahkemelerden beklediğim adalet, vermekle yükümlü oldukları da adalettir.’ TÜİK, enflasyonun artış oranının emeklilerin aylıklarının artışında doğrudan etkisini bulunmadığı kanaati ile davayı reddeden yargıçların aylıklarının alım güçlerinin yüksek enflasyon nedeniyle erimesini kısmen de olsa TÜİK enflasyon artış oranı ile giderilmiştir. Aynı yargıçların geçimini sağladığı, aylığının alım gücünü koruyabilmek için TÜİK enflasyon oranı doğrultusunda artış yapılmasına itirazı olmaz, aylığına yapılan artışı harcarken aynı enflasyon oranının iptali istemiyle açılan davada TÜİK enflasyonunun emekli aylığına doğrudan bir etkisinin olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmesi tam bir çelişkidir. TÜİK enflasyonu yargıç aylık alırken ‘in’, yargıç karar verirken ‘out.’ Enflasyonu TÜİK ezmektedir. TÜİK’in ezdiği enflasyonun gerçeği de emekliyi, memuru ezmektedir. Yıllardır bilinçli bir şekilde TÜİK eliyle yoksullaştırılan kamu görevlileri ve emeklilerinin adalet talepleri insanca yaşama isteklerinin mahkemelerce dikkate alınmasını istiyoruz. TÜİK’e karşı açılan du davada haklıyız, hakkımızın ihlal edilmemesini istiyoruz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/emekli-ayliklarini-etkileyen-enflasyon-davasi-anayasa-mahkemesine-tasindi/feed/ 0 AYM Başkanı Zühtü Arslan: Hak eksenli yaklaşım Anayasa Mahkemesi’nde hakim paradigmadır https://www.haber28.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-hak-eksenli-yaklasim-anayasa-mahkemesinde-hakim-paradigmadir/ https://www.haber28.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-hak-eksenli-yaklasim-anayasa-mahkemesinde-hakim-paradigmadir/#respond Sun, 14 Jul 2024 22:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25403 Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, anayasa mahkemelerinin temel görevinin hak ve özgürlükleri korumak olduğunu belirterek, “Hak eksenli yorum ve yaklaşım bugün Anayasa Mahkemesinde hakim paradigmadır. Bu değişimi, dönüşümü biz hep birlikte gerçekleştirdik.” dedi.

AYM Yüce Divan Salonu’nda düzenlenen veda törenine Arslan’ın yanı sıra Yüksek Mahkemenin yeni Başkanı Kadir Özkaya, AYM üyeleri ve personeli katıldı.

Arslan’ın görev sürecine ilişkin kesitlerin yer aldığı video gösterimiyle başlayan törende konuşan Zühtü Arslan, veda konuşmalarının zor olduğunu, 12 yıl görev aldığı bir yerden ayrılırken konuşmanın daha da zor olduğunu söyledi.

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde 40 metrekarelik bir evde doğduğunu anlatan Arslan, küçük yaşta babasını kaybetmesi nedeniyle erken yaşta “büyüdüğünü”, bu sorumluluk duygusu içinde eğitim hayatıyla birlikte, geçimini de sağlamayı sürdürdüğünü ifade etti.

Akademik hayatla pratiğin birbirinden farklı olduğunu belirten Arslan, AYM’de görev almadan önce Yüksek Mahkemenin kararlarını en fazla eleştiren akademisyenlerden biri olduğunu, 2001’deki bir makalesinde de bu yöndeki eleştirilerinin yer aldığını dile getirdi.

Anayasa yargısı alanında iki temel paradigmanın bulunduğunu belirten Arslan, bunlardan birinin hak eksenli bireylerin haklarını önceleyen, diğerinin ise ideoloji eksenli daha devletçi yaklaşım olduğunu, iki yaklaşımın birbiri ile çatıştığını bildirdi.

“Kişi kınadığını yaşamadan ölmez” ifadelerini kullanan Arslan, 2012’de AYM’de görevine başladığını belirterek, şöyle devam etti:

“2001 yılında o makalede savunduğum hak eksenli paradigma, hak eksenli yorum ve yaklaşım bugün Anayasa Mahkemesinde hakim paradigmadır. Bu değişimi, dönüşümü biz hep birlikte gerçekleştirdik. Bundan dolayı çok mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Anayasa Mahkemesi 2012’de getirilen bireysel başvuru hakkından sonra hak eksenli kararlar vermektedir. Vermeye de devam edecektir, benim inancım o yöndedir.”

“Anayasa mahkemelerinin temel görevi temel hak ve özgürlükleri korumaktır”

AYM başkanı Arslan, hak eksenli yaklaşımın Türk toplumuna ithal bir yaklaşım olmadığını, bu yaklaşımın Mevlana’nın yüzyıllar önce verdiği mesajın ete kemiğe bürünmüş hali olduğunu vurguladı.

Hak eksenli yaklaşımın bir zorunluluk olduğunu bildiren Arslan, “Anayasa mahkemelerinin temel görevi, temel hak ve özgürlükleri korumaktır. Bireyin hak ve özgürlüklerini korumaktır. Bu bir zorunluluktur. Bunu yapmak elbette kolay değildir.” diye konuştu.

Görevi boyunca hak eksenli yaklaşımın temel alınması ve sürdürülmesi için tüm gayretini gösterdiğini dile getiren Arslan, şöyle devam etti:

“Bir insan için en zor işlerden birisi karar vermektir. Hele verdiğiniz karar her bir insanın, ülkenin kaderini etkiliyorsa o zaman gerçekten de karar vermek dünyanın en zor işidir. Karar sürecini doğum sürecine benzetiyorum. Karar verdiğinde herkesi memnun edemiyorsunuz, beklentiler farklı olabiliyor. Zaman zaman eleştirinin çok ötesine geçen saldırılarla da karşılaşabilirsiniz. O ağır saldırılar karşısında yutkunursunuz, öfkenizi içinize akıtırsınız. Haksızlık olduğunu bilirsiniz. İçinizde o haksızlığa karşı duyduğunuz isyan çığ gibi büyür. Ağzınızı açmak istersiniz, açamazsınız. Bu da fedakarlığın önemli bir boyutudur. Anayasa yargıcı olmak bedeli ağır olan bir görevdir. Bu görevi önemli olan layıkıyla yapabilmek ve vadesi geldiğinde ayrılabilmektir.”

Zühtü Arslan, görev süreci boyunca birlikte çalıştığı başkan, üye ve personele teşekkürlerini iletti, Yüksek Mahkemenin yeni başkanı Kadir Özkaya’ya başarı dileğinde bulundu.

Özkaya’dan Arslan’a teşekkür konuşması

Yüksek Mahkemenin Başkanlığına seçilen Kadir Özkaya, Arslan’ın görev süresi boyunca disiplinle ve akla dayalı şekilde görev icra ettiğini, AYM’nin kurumsallaşması anlamında önemli işlere imza attığını söyledi.

Arslan’dan devraldığı bayrağı daha ileri götürmenin gayreti içinde olacağını dile getiren Özkaya, “Sayın Başkanımız hak eksenli yargılama anlayışıyla Anayasa Mahkemesi tarihinde, Türk hukuk tarihinde kendisine bir yer edindi. Bu ayrıca bir kez daha takdir edilmesi gereken özelliği. Kendilerini çok özleyeceğiz. Mahkememize yaptıkları tüm katkılarından dolayı müteşekkiriz.” ifadelerini kulandı.

Konuşmaların ardından Aslan’a onur belgesi takdim edildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-hak-eksenli-yaklasim-anayasa-mahkemesinde-hakim-paradigmadir/feed/ 0
İTO Başkanı Avdagiç: Yapılacak yapısal reformlar ekonomimize taze güç verecektir https://www.haber28.com.tr/ito-baskani-avdagic-yapilacak-yapisal-reformlar-ekonomimize-taze-guc-verecektir/ https://www.haber28.com.tr/ito-baskani-avdagic-yapilacak-yapisal-reformlar-ekonomimize-taze-guc-verecektir/#respond Sun, 14 Jul 2024 02:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25271 İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “İnanıyorum ki ekonomik programın başarısı ve kalıcı tek haneli düşük enflasyon için yapısal reformları da yakında gerçekleştireceğiz. Özellikle ‘vergileme, sanayinin rekabetçi dönüşümü, üretken finansman sistemi ve yatırım ortamının güçlendirilmesi’ başta olmak üzere yapılacak yapısal reformlar ekonomimize taze güç verecektir” dedi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Oda’nın Nisan ayı Meclis toplantısında iş dünyasının gündemindeki konuları değerlendirdi. 31 Mart mahalli seçimleri sonrası gerek ekonomi yönetiminin gerekse de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamaları önemli bulduklarını belirten Avdagiç, “Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgusu, hem iç hem de dış piyasalar açısından hedefli mesajlardı ve bu mesajlar amacına ulaştı. Orta Vadeli Program’ın hedeflerine bağlılık ve yapısal reformlara vurgu da piyasaların güvenini pekiştirmesi açısından önemli bir işlev gördü” yorumunda bulundu.

31 Mart seçimlerinin ardından siyasetin önünü gördüğünü belirten Avdagiç, “Özel sektör de bundan sonraki dönem için en az siyaset kadar önünü görmek istiyor. Çünkü önünü göremeyen adımını atamaz. Aynı şekilde pusulası olmayan da açık denize yelken açamaz” ifadelerini kullandı.

Türkiye ekonomisinde özel sektör için de yeni bir süreç başladığını kaydeden Avdagiç, şöyle devam etti: “Belediye seçimlerini geride bıraktık ve seçim sonrası, dış dünyada yakından takip ettiğimiz gelişmeler dışında, tüm eforumuzu ve dikkatimizi ekonomiye vermiş durumdayız. En azından biz iş dünyası olarak bunu arzuluyoruz. Üçüncü çeyrekle birlikte enflasyondaki yavaşlamanın belirginleşmeye başlayacağını tahmin ediyoruz. Dış ticaret açığındaki daralma Mart ayında da devam etti.”

“Hükümetin Ekonomik Programı kararlılıkla uygulamasını istiyoruz”

Osmanlı dönemi devlet adamı ve tarihçi Ahmet Cevdet Paşa’nın bir sözüne atıfta bulunan Avdagiç, “Ahmet Cevdet Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun sanayileşmede niçin başarılı olamadığını analiz ederken, der ki, ‘bir ıslahat düşüncesinin, bir sanayileşme hamlesinin başarılı olabilmesi için üç unsur gereklidir: ‘İlim, irade ve kudret’ Yani ne yapılacağını bilmek, onu yapma kararlılığını göstermek ve onu yapabilme gücüne sahip olmak… Bu üç unsur bir iktidarda ya da bir yöneticide toplandığında, o kişi ıslahatı başarıyla yapar; eğer biri eksik kalırsa o iş aksar, diyor Cevdet Paşa. Türkiye o devirden bu devire, bu üç unsuru bir araya getirmekte hep güçlük çekti. Şimdi bu üç unsura sahibiz, o yüzden Türkiye ekonomisi için güzel bir başlangıç daha olacağına inanıyoruz. Çünkü gerek kamu, gerek özel sektör ve gerekse millet olarak ne yapacağımızı biliyoruz. Bunu yapmayı istiyoruz ve bunu yapacak güce sahibiz. Ekonomik Programı bu bilinç ve kararlılıkla hükümetin uygulamasını istiyoruz.”

“Tüm toplumdan fedakarlık isterken, kamu birimlerinin bunun dışında kalması düşünülemez”

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, kamunun harcama tasarrufuna dikkati çekerek, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bütçe disiplininden taviz verilmeyeceği, kamunun tasarruf yapacağı ve ek bütçe kullandırılmayacağı açıklamasını önemsiyoruz. Tüm toplumdan fedakarlık isterken, kamu birimlerinin bunun dışında kalması düşünülemez. Eminim ki, kısa zaman içinde Türkiye, bu fedakarlıklarının karşılığını alacak, refahı tüm ülkeye yayacaktır” dedi.

Avdagiç, Meclis konuşmasında İsrail’in Gazze katliamıyla başlattığı sorunun giderek büyüdüğünü kaydetti. Şekib Avdagiç, “Maalesef ki, İsrail’in vahşeti, insanlığın vicdanını artık kanatmıyor, deyim yerindeyse yok ediyor” dedi.

Türkiye’nin bu aşamada çok ciddi bir karar alarak bazı malların İsrail’e satışına kısıtlama getirdiğini hatırlatan Şekib Avdagiç, “İTO olarak 6 aydır İsrail’in Gazze’deki insanlık dışı katliamını ve Filistinli masum insanlar ile çocukları açlığa mahküm etmesini sonlandırma çabalarının karşılıksız kalması üzerine Türkiye’nin İsrail’e karşı yürürlüğe koyduğu ihracat kısıtlamasını önemli bir adım olarak görüyor ve destekliyoruz. Biz insanlığın öldüğü yerde ticaretin yaşamasının mümkün olamayacağına inanıyoruz. Türkiye’nin bu tavrının kalıcı ateşkes ve kesintisiz insani yardım için tüm ülkelerin ortak hareketine vesile olmasını diliyoruz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/ito-baskani-avdagic-yapilacak-yapisal-reformlar-ekonomimize-taze-guc-verecektir/feed/ 0
İşten çıkartılan kadın işe iade davasını kazandı https://www.haber28.com.tr/isten-cikartilan-kadin-ise-iade-davasini-kazandi/ https://www.haber28.com.tr/isten-cikartilan-kadin-ise-iade-davasini-kazandi/#respond Sat, 13 Jul 2024 02:48:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25087 İzmir’de argo ve küfürlü ifadeler kullanmasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle uyardığı erkek mesai arkadaşına argo söylemlerinin devam etmesi üzerine küfrettiği gerekçesiyle işten çıkartılan kadın, işe iade davasını kazandı.

Bir gıda pazarlama şirketinde müşteri yöneticisi olarak çalışan E.G, “küfürlü ifadeler ve cinsel içerikli şakalar yaptıkları” gerekçesiyle erkek çalışma arkadaşlarını “rahatsızlık duyduğunu” belirterek uyardı.

İddiaya göre, mesai arkadaşlarından “alışırsın, duymazdan gel” şeklinde cevap alan E.G, küfür ve şakaların artması üzerine çalışma arkadaşıyla tartıştı. Tartışma sırasında arkadaşına ve eşine küfreden E.G’nin savunması istendi.

Küfrettiğini kabul eden E.G’nin iş akdi, “İş arkadaşınıza karşı saygı ve nezaket sınırlarını aşan küfürlü söylemlerde bulunduğunuz, bu davranışlarınızın ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, güven ilişkisini derinden sarstığı, iş yerindeki çalışma barışını bozduğu, savunmanızda gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunuz kanaatine varılmıştır. Bu nedenle iş akdinizin devamı imkansız hale gelmiş olup iş sözleşmeniz İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca ihbar tazminatınız ödenerek feshedilmiştir.” gerekçeleriyle sonlandırıldı.

E.G, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talebi ile mahkemeye başvurdu.

“Eşitlik ilkesine aykırıdır”

Dosyayı inceleyen İzmir 19. İş Mahkemesi, “E.G’nin mesai arkadaşlarının küfürlü konuşmalara ilişkin şikayetlerine dair iş yeri yetkililerince adım atılmadığına” kanaat getirdi.

E.G’yi haklı bulan ve işe iade talebinin kabulüne karar veren mahkeme, kararında şu ifadelere yer verdi:

“Normal şartlarda davacının kullandığını kabul ettiği küfürlü ifade, saygı ve nezaket sınırlarını aşan cinste ifade olup, geçerli fesih nedeni olabilecek ağırlıkta ise de davacının sürekli küfürlü ve argo konuşmalara maruz kalması, uyarı ve şikayetlerin de sonuçsuz kalması ve E.G’nin sarf ettiği ifade öncesinde de benzer şekilde ağır küfürlü ifadelerin kullanıldığı dikkate alınmalıdır. Davacının yaşanan olaylara tepki amacıyla küfürlü konuştuğu, erkek çalışanların söylemleri karşısında ifadelerinin tolere edilebilir düzeyde olduğu, bu nedenle fesih işleminin ölçülü olmadığı ve feshin son çare olması ilkelerine de aykırı davranıldığının kabulü gerekmiştir. Ayrıca çalışanlar arasında yaşanan bu olaylar üzerinde yapılan disiplin soruşturması neticesinde, sadece davacının iş akdinin feshedilmiş olması eşitlik ilkesine de aykırıdır.”

İtiraz üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi de “Davacının feshe gerekçe yapılan eylemi ile iş yerinde çalışma barışının, iş yeri düzeninin bozulduğunun ispat edilememiş olması ve feshin ölçüsüz bulunması” nedenleri ile istinaf başvurusunu esastan reddetti.

“İşe başlatmayacaksa tazminat ödemesi gerekiyor”

E.G’nin avukatı Ömer Çağdaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müvekkilinin 9-10 ay kadar sürekli küfürlü söylemlerin bulunduğu ortamda çalıştığını ve bundan çok rahatsızlık duyduğunu söyledi.

Çağdaş, müvekkilinin verdiği tepkinin mahkemece “tolere edilebilir” bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Müvekkilimiz, erkek egemen sektörde kadın olarak çalışmanın zorluklarından bahsetti. Son olarak 3-4 erkek çalışanın bir toplantı esnasında çok fazla küfürlü sözler nedeniyle rahatsız olduğunu söylüyor, tepki veriyor ve tartışma çıkıyor. Müvekkilimizden tartışma esnasında küfürlü cümle çıkıyor. Diğer işçiler davada bunu müvekkilimizin aleyhine kullandı, ‘o da küfretti’ şeklinde. Müvekkilim 9-10 ay boyunca maruz kaldığı söylemler sonunda bu durumu kanıksamıştı. İş yerinde herkes bu şekilde konuşuyormuş, müvekkilin ağzından bir anda refleks olarak çıkmış.”

Çağdaş, müvekkilinin işe iade kararından duyduğu mutluluğu ifade ederek, “İstinaf mahkemesinin kararı kesin olarak verildi. Bu kararı aldıktan sonra 10 gün içerisinde işverene işe başlamak yönünde ihtar gönderiyoruz. Bu ihtardan sonra işverenin 30 gün süresi var. 30 günde müvekkili işe davet edebilir. İşe başlatmayacaksa işe başlatmama ve boşta geçen süre tazminatlarını müvekkile ödemesi gerekiyor.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isten-cikartilan-kadin-ise-iade-davasini-kazandi/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin aileleri Adalet Bakanı ile görüştü https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-meydana-gelen-depremde-hayatini-kaybedenlerin-aileleri-adalet-bakani-ile-gorustu/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-meydana-gelen-depremde-hayatini-kaybedenlerin-aileleri-adalet-bakani-ile-gorustu/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24862 HABER: MEHMET OFLAZ – KAMERA: ÜNAL AYDIN

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin ardından 72 kişiye mezar olan Adıyaman Grand İsias Otel’de evlatlarını kaybeden Ruşen Karakaya ve Pervin İpekçioğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Ruşen Yücesoylu Karakaya, “İsias, Türkiye’de emsal bir dava olacak. Bir emsal karar çıkacak ve çocuklarımızı kaybetmemizin bedelini katiller ödeyecek. Adalet bakanımıza da yanımızda olduğu için, destek olduğu için, davamızı takip ettiği için sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz” dedi. Pervin İpekçioğlu ise “Biz evlatlarımızı kaybettik ama dimdik ayaktayız. Çünkü bu kişilerden hesap soracağız. Bunun bir bedeli var, bunu ödeyecekler” diye konuştu.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde KKTC’li sporcuların ve tur rehberlerinin de aralarında bulunduğu 72 kişiye mezar olan Adıyaman’daki Grand İsias Otel davasının ikinci duruşması 26 Nisan’da Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Duruşma öncesi kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya ile kızı Serin’i kaybeden Pervin İpekçioğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. Aileler görüşme sonrası ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

“DAVADA SON GELİŞMELERLE İLGİLİ BİLGİ VERDİK”

Ruşen Yücesoylu Karakaya, şöyle konuştu:

“Biz bugün burada Adalet bakanımızla görüşmek için geldik. Biz Kıbrıslı aileler olarak, Adıyaman’da Grand İsias Otel’de 35 canımızı kaybettik. Çocuklarımızı, canlarımızı, en değerlilerimizi kaybettik. 14 aydır adalet mücadelesi veriyoruz. Kıbrıs’ta Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği’ni kurduk. Bir çatı altında tüm aileler adalet mücadelemizi çok güçlü bir avukat ekibimizle devam ettiriyoruz.

Ona davada yaşanılanları, davada son gelişmelerle ilgili bilgi verdik. Zaten kendisi davaya çok hakimdir, davamızı takiptedir. Yılmaz Bey’in kendisi de Kıbrıs’a gelip çocuklarımızı, kayıplarımızı ziyaret edip bize taziyelerini bildirmişti. Bugün bizi kabul etmesi bizim için, Kıbrıslılar için önemli bir değerdir. Adalet mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. İsias, Türkiye’de, Adıyaman’da emsal bir dava olacak. Bir emsal karar çıkacak ve çocuklarımızı kaybetmemizin bedelini katiller ödeyecek. Adalet bakanımıza da yanımızda olduğu için, destek olduğu için, davamızı takip ettiği için sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Aileler olarak bu davanın peşini bırakmayacağız. Her sorumlunun, bu otelin yapımında yanlış yapan, usulsüzlükle hareket eden herkesin en ağır cezayı alması için mücadelemize devam edeceğiz.”

“BAKANA ADALET İSTEĞİMİZİ TEKRARLADIK”

Pervin İpekçioğlu ise şunları kaydetti:

“Bugün, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Bey’le görüşmek üzere Ankara’dayız. Bakan beyle görüştük, davada geldiğimiz noktayı, gelişmeleri aktardık. Tabii ki hep bir ağızdan, omuz omuza Kıbrıs-Türkiye halkı olarak adalet isteğimizi tekrarladık. Kıbrıs’ta adalet isteğimiz çığ gibi büyüyor. ve bunu 26 Nisan’da hep birlikte güçlü bir şekilde orada olarak dile getireceğiz. Adalet isteğimizi hep tekrarlıyoruz ama bu adalet kavramının içini doldurmak gerekir. Adil bir karar çıkması gerekir. Çünkü İsias’ta Kıbrıs geleceğini kaybetti. 11-16 yaş arasındaki çocuklarımızı kaybettik. Bu çocuklar Kıbrıs Türk toplamına şekil verecek, yön verecek kapasiteye sahip zeki çocuklardı.”

EFE BOZKURT VE HALİL BAĞCI’NIN TAHLİYE EDİLMESİNE TEPKİ

Mahkemeye, Gazi Üniversitesi’nden bilirkişi raporu geldiğini hatırlatan İpekçioğlu, “Mahkeme heyeti, bu rapora dayanarak Efe Bozkurt’u ve Halil Bağcı’yı tahliye etti. Tabii her ikisi de aslında tahliye kararı verilmeyecek olan kişiler. Çünkü Efe Bozkurt, İsias şirket ortaklarından biri, Halil Bağcı ise 3 sayfalık raporla apartmandan otele çevrilen ve eksik evrakı tamamlayan imza sahibi olan fenni mesul. Bu kişinin kusursuz olması zaten mümkün değil. Çünkü Halil Bağcı’nın 3 sayfalık raporu olmasaydı apartmandan otele çevrilecek olan belge tamamlanmamış olacaktı ve yapı ruhsatı alınamayacaktı. Göz göre göre Gazi Üniversitesi, Halil Bağcı’yı nasıl kusursuz addetti bunu gerçekten hukuki anlamda yorumlamak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

“BU KİŞİLERDEN HESAP SORACAĞIZ”

İpekçioğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye’de 6 Şubat’ta binlerce insan öldü, binlerce masum can aslında arsız insanlar yüzünden hayatını kaybetti. Biz İsias’ın emsal bir dava olması için uğraşıyoruz. Çünkü bizim canlarımız gitti, gidenler gitti geri gelmeyecek ama bundan sonra böyle bir felaket yaşanmaması için uğraşıyoruz. Bakan Yılmaz Tunç da bizimle birlikte olduğunu, yanımızda olduklarını söylediler. Tabii ki bu bize güç verir. Gücümüze güç katar. Zaten güçlüyüz. Biz evlatlarımızı kaybettik ama dimdik ayaktayız. Çünkü bu kişilerden hesap soracağız. Bunun bir bedeli var, bunu ödeyecekler.”

“ADALETE IŞIK TUT” YÜRÜYÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRECEKLER

19 Nisan tarihinde Kıbrıs’ta “Adalete Işık Tut” yürüyüşü gerçekleştireceklerini hatırlatan Ruşen Yücesoylu Karakaya, “Bütün Kıbrıs halkı tek yürek bir şekilde bu davayı her gün bizimle birlikte takip ediyorlar. Her gün bizim çocuklarımızla yatıp, bizim çocuklarımızla kalkıyorlar. Biz yine ‘Adalet Işık Tut’ diyerek meşalelerimizle bir adalet yürüyüşü gerçekleştireceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine güvendiğimizi, Türkiye Cumhuriyeti’nden adalet istediğimizi çığlıklarımızla onlara duyuracağız. Bu davanın peşinde olduğumuzu tekrar bu mesajı vereceğiz.” diye konuştu.

“YARGI DOĞRU ŞEKİLDE İŞLERSE EMSAL KARARLAR ÇIKACAKTIR”

“Adıyaman halkı sonuna kadar yanımızda” diyen Karakaya, şöyle devam etti:

“Adıyaman halkı bizimle birlikte mahkemeye geliyor, bizimle birlikte saatlerce mahkemeyi dinliyor, bizimle birlikte ağlıyorlar, Adıyaman halkına bize destek oldukları için buradan çok teşekkür ediyorum. Sadece Adıyaman halkı da değil, Türkiye’nin her bir yerinden Ankara’dan, İzmir’den, İstanbul’dan, Manisa’dan, Antalya’dan her yerden bize büyük bir destek var. Çünkü biliyorlar ki Şampiyon Melekler aslında tüm Türkiye’de olan kayıpları simgeliyorlar. Bu dava emsal bir dava olduğunda adalet yerini bulacak. Türkiye’de bazı şeyler değişecek. Mısra Öz her zaman yanımızdaydı, biz de her zaman Mısra hanımın yanındaydık. O artık ailemizin bir parçası. O da bizimle birlikte ağlıyor, bizimle birlikte mücadele ediyor. Biz de onun davasında sonuna kadar yanındayız. Tüm deprem davaları neredeyse aynı davalar, herkesin sorunu ve derdi aynı. Raporlar, bilirkişi raporları, mahkemenin aldığı kararlar… Biz sadece yargının doğru bir şekilde uygulanmasını istiyoruz. Biz bir ayrıcalık istemiyoruz. Yargı doğru şekilde işlerse, mahkemeler doğru karar verirse zaten emsal kararlar çıkacaktır.”

NE OLMUŞTU?

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adıyaman’da bulunan Grand İsias Otel’de KKTC’den voleybol turnuvası için gelen aralarında sporcu, öğretmen, antrenör ve Türkiye Turist Rehberler Birliği üyelerinin de bulunduğu 72 kişi hayatını kaybetmişti.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamede şüphelilerin “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar cezalandırılmalarını talep etmişti.

3 Nisan’da görülen duruşmada mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt, Efe Bozkurt, statik proje müellifi Halil Bağcı ve fenni mesul ve statik proje müellifi Erdem Yıldız’ın tutukluluklarının devamına; tutuksuz yargılanan Bilge Açık, Seda Bozkurt Zeren, Şule Bozkurt Özbek, Ulviye Bozkurt, Hasan Aslan, Mehmet Göncüoğlu’nun ise adli kontrol tedbiriyle tutuksuz yargılanmalarının devamına karar vermişti.

Mahkeme, yapılan tutukluluk incelemesinde otelin sahibi Ahmet Bozkurt’un oğlu Efe Bozkurt ve Halil Bağcı’nın, yurt dışı yasağı ile adli kontrol şartlarıyla tahliyesine karar vermişti.

Davanın ikinci duruşması 26 Nisan 2024 Cuma günü yapılacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-meydana-gelen-depremde-hayatini-kaybedenlerin-aileleri-adalet-bakani-ile-gorustu/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, YSK’ya Hatay ve İskenderun seçimlerine itiraz başvurusu yaptı https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-yskya-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-itiraz-basvurusu-yapti/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-yskya-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-itiraz-basvurusu-yapti/#respond Mon, 08 Jul 2024 23:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24288

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin ‘tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle itiraz başvurusu yaptı. Özel, “2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğine, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Başkan Yardımcıları ve milletvekillerinden oluşan heyetle birlikte Hatay ve İskenderun seçimlerine ilişkin ‘Tam kanunsuzluk’ gerekçesiyle YSK’ya itiraz başvurusu yaptı. Özel, daha sonra YSK’nın önünde açıklama yaparak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“EĞER 31 MART 2019 SEÇİMLERİ İPTAL EDİLDİYSE HATAY SEÇİMLERİ 8 KEZ İPTAL EDİLEBİLİR”

31 Mart 2019’daki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilendiğini hatırlan Özel, itiraz başvurularına ilişkin şu detayları verdi:

“Biraz önce YSK’ya Hatay Büyükşehir ve Hatay İskenderun ilçesi için ayrı ayrı ‘tam kanunsuzluk’ iddiasıyla başvurmuş durumdayız. Bu başvuruyu bizzat yapacağımı ve takip edeceğimi söylemiştim. Tam kanunsuzluk başvurumuz herhalde YSK’ya tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı tam kanunsuzluk başvurusudur. Birazdan sadece 8 başlığına değineceğim meselenin herhangi bir tanesi tarafsız ve siyasi baskılardan arındırılmış, sadece hukuk normlarına göre düşünülen vicdan sahibi insanlarda seçimin yenilenmesi yönünde bir karar verme durumunu yaratacaktır. Her birisinde YSK’nın geçmişte talebimize uygun kararlar mevcuttur. Eğer 31 Mart 2019 seçimleri iptal edildiyse Hatay seçimleri 8 kez iptal edilebilir.

Kanuna aykırı olarak emniyet görevlilerin ve zabıtaların seçim kurullarında göreve yaptıkları, sandık kurulu başkanı oldukları ve memur üye olarak görevlendirildikleri ortadadır, sabittir. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Hakkında kısıtlılık kararı bulunan 108 seçmeni biraz önce YSK’ya verdiğimiz dilekçenin ekinde sunduk. Ayrıca 3 bin 389 ölü seçmen seçimlerde oy kullanmıştır ve bununla ilgili kanıtlar çuvalların içinde YSK’nın adalet terazisine konmak üzere beklemektedirler. CHP lehine sayım kararı alındığında, ‘Aradaki farktan çok geçersiz oy var, bakmalıyız’ demişlerdi. Aradaki farkın 15 katı geçersiz oy var ve kanuna göre geçersiz oyların niçin geçersiz olduğu mutlaka yazılmalıdır. Durum, tam kanunsuzluk halidir. Ayrıca Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde belediye meclis üyesi olan ve İlçe Seçim Kurulu üyesi olan kişiler kurul üyeliklerinden istifa etmedikleri halde seçimlerde aday olmuşlar. Seçimlere partilerin yaptığı itirazlarda bulunmuşlar. İtirazlara karar vermişler, oy kullanmışlar ve hatta bir tanesi kendi mazbatasını kendi imzalamıştır. Hal, tam kununsuzluğun daniskasıdır.”

“HATAY’DA HİÇBİR OY YENİDEN SAYILMADI. ŞİMDİ İŞ, YSK’NIN ÖNÜNDE”

Kütahya ve Gaziosmanpaşa’daki oyların AKP itirazları üzerine yeniden sayıldığını hatırlatan Özel, Hatay’da oyların yeniden sayılmamasına tepki gösterdi. Özel, şöyle konuştu:

“Yurt dışında tespit ettiğimiz seçmenler oy kullanmışlardır. Biz, 300’e yakın seçmenin yurt dışında bulunduklarını o gün ispatlıyoruz. Oy kullanmadıklarının ispatı için çizelgeler açılmalıdır. Eğer gerçeği açıklayacaksak, bu kurul hakikatin peşinde koşacaksa ve adalet dağıtacaksa yurt dışında olduğunu ispatladığımız seçmenlerin yerlerine oy kullanılmadığına imza föyleriyle bakmak durumundalar.

Kırıkhan’da seçim sürerken çıkan arbedede sandıklar dağılmış, pusulalar saçılmış, bir saat sonra; ‘Sıfırdan başlıyoruz’ denmiş. O ana kadar oy kullanan seçmenler, kullandıkları oyların sandıkta olduğunu sanıp evlerine gitmişler ama o oylar kullanılamamıştır. Seçim öğlenin 11’inde yeniden başlatılmıştır. Hal, tam kanunsuzluk halidir. Sıfır oy aldığımız sandıklardan maddi hataları düzelttirerek fark 3 bin 900’den 2 bin 569’a inmişken tüm sandıkların bu denetime tabii tutulmasından daha doğal bir talep olamaz. İstanbul Gaziosmanpaşa’da bütün oylar yeniden sayıldı, YSK; ‘Sayıma devam edin’ kararı verdi. Kütahya, geçersiz oylar tek tek sayıldı. Bu kararlar bu kadar açık ortadayken Hatay’da hiçbir oy yeniden sayılmadı. Hatay’da hiçbir sandık ne ilçe düzeyinde, ne İl Seçim Kurulu’nda sayılmıştır. Şimdi iş, YSK’nın önündedir.”

“SEÇİLMİŞ KURULA SİYASİ SEBEPLERLE BASKI YAPMAK BÜYÜK BİR SUÇTUR”

YSK üzerinde siyasi bir baskı olduğunu ileri süren Özel, itirazlarının yeniden reddedilmesi halinde kararın siyasi olacağına dikkat çekti. Özel’in açıklamalarının devamı şöyle:

“Geçen sefer itiraz ettiğimizde saymama kararı hukuki değil, siyasiydi çünkü AKP isteyince sayıyorsun ama bugün onlara 3 bin 389 ölü seçmenin listesini vermişken, yurt dışındakilerin listesini vermişken, tüm kanıtlarımızla tam kanunsuzluk hallerini sıralamışken, kendisi aday olan kişi seçim kurulunda görev yapıyorken artık bu vakitten sonra bu tam kanunsuzluğa, ‘Ben tam kanunsuzluk demedim, görmedim’ diye imza atacak birisi çocuklarına çok doğru bir miras bırakmayacaktır. Bu karar bugün böyle alınırsa siyasi bir karar olacaktır. 2019 seçiminin siyasi bir kararla iptal edildiğini seçmenin vicdanı 2 ay sonra cevaplamadı mı? Seçmen o kararı verenlere mi katıldı, itiraz edenleri mi katıldı? Seçmen mağdurun yanında yer aldı ve o gün 806 bin fark, bugün 1 milyon fark olduysa hep o yapılanlar yüzündendir.

Buraya talimat verenlere söylüyorum. Aklınızı başınıza alın, bunlar seçmenin vicdanından dönüyor. Size bu aklı verenler size de iyilik yapmıyor, ülkeye hiç iyilik yapmıyor, Hatay’a hiç iyilik yapmıyor. Bir seçilmiş kurula siyasi sebeplerle baskı yapmak büyük bir suçtur ama o baskıya boyun eğmek hiçbir hakimden beklediğimiz bir tutum değildir. YSK’nın asla ve asla böyle bir karar vermeyeceğini, bu siyasi baskılara boyun eğmeyeceğine yürekten inanıyorum.”

Bir basın mensubunun “Açıklamada dile getirdiğiniz siyasi baskı iddialarını YSK Başkanı’nın yüzüne söyleyebildiniz mi” sorusuna Özel, “Kendisine dilekçemiz hakkında bilgi verdik. Kendisi kararıyla konuşacak bir mercide olduğu için kendisinden bu konuda somut bir cevap da beklemedik. Zaten ‘Ne kendisinin ne kurulun herhangi bir üyesinin bir baskıya boyun eğmeyeceğine olan inancım tamdır’ derken kendilerine bir saygısızlık yoktur, bu kurula baskı yapanları söylerim. Ben yüzüne söyleyemeyeceğim hiçbir şeyi kameraların önünde ya da arkasından söylemem” diye konuştu.

]]> https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-yskya-hatay-ve-iskenderun-secimlerine-itiraz-basvurusu-yapti/feed/ 0 CHP Heyeti, Kepez Belediye Başkanı’nın Tutuklanmasını Kınadı https://www.haber28.com.tr/chp-heyeti-kepez-belediye-baskaninin-tutuklanmasini-kinadi/ https://www.haber28.com.tr/chp-heyeti-kepez-belediye-baskaninin-tutuklanmasini-kinadi/#respond Mon, 08 Jul 2024 06:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24203

CHP heyeti, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün telefelik kazası sonrası tutuklanmasıyla ilgili Antalya Adliye’si önünde açıklama yaptı. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Mesut Kocagöz’ün derhal tahliyesine karar verilmesi gerektiğini belirterek, “Bilgi edinmek için çağırılan belediye başkanımız haksız, hukuksuz, dehşet verici bir şekilde tutuklu. Aynı olayı Çorlu’da yaşamadık mı? Çorlu’da bakan suçluydu. Burada suçsuz bir belediye başkanı var. Çorlu’da 11 duruşma bu kararı vermeyen mahkeme bugün burada suçu günahı sorumlu olmayan bir belediye başkanını ne hakla tutukluyor? Türkiye’de hepimizin hem gülüp hem ağlayacağı bir karar var” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ve CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan’dan oluşan CHP heyeti, Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği teleferik kazası soruşturması kapsamında geçmişte teleferiğin bağlı olduğu ANET’in Genel Müdürlüğü görevini yürüten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklanması nedeniyle Antalya Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

“BU HUKUK GARABETİNİ KINIYORUZ”

CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Mesut Kocagöz’ün 28 Kasım 2023’te aday olmak için istifa ettiğine dikkat çekerek, “O yüzden son dört aylık bakımları içerisinde kendisi yoktu. Onu bu konularda sorumlu tutarak gözaltı alıp arkasına tutuklamak bir hukuk garabetidir. Bu hukuk garebetini kınıyoruz” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da adliye önünden yargıçlara seslenerek “Kendisinin hiçbir hukuki sorumluluğu yoktur. Gelin vicdanınızın sesini dinleyin. Derhal Mesut Kocagöz’ün tahliyesine karar verin diyoruz” dedi.

Kocagöz’ün emniyete bilgi alınmak için çağrıldığında kapısına polis otosu gönderilmesine tepki gösteren Başarır, şöyle konuştu:

“BİLGİ EDİNMEK İÇİN ÇAĞIRILAN BELEİDYE BAŞKANIMIZ HAKSIZ, HUKUKSUZ, DEHŞET VERİCİ ŞEKİLDE TUTUKLU”

“Çok acı bir olay yaşandı. Haberi aldıktan sonra teleferik kazasıyla ilgili il başkanımız, belediye başkanımız, milletvekillerimiz, büyükşehir belediye başkanlarımız yaklaşık 26 saat kurtarma çalışmalarına anbean katıldık. Tek isteğimiz oradaki yurttaşlarımızın kazasız bir şekilde kurtarılmasıydı. Bunu hep beraber yaptık. Ancak daha milletvekillerimiz, arkadaşlarımız dinlenmeden savcılık Kerpez Belediye Başkanımızı sadece bilgi almak için adliyeye davet ediyor. Ben buradan kıymetli yargıçlara sesleniyorum; hangi şekilde bizi adliyeye davet ederseniz edin zaten biz geliriz. Bilgi edinmek için çağırılan belediye başkanımız haksız, hukuksuz, dehşet verici bir şekilde tutuklu.

“YÜKSEK SEÇİM KURULU’NUN İSTİFA OLARAK VERDİĞİ TARİHİ KABUL ETMEYEN BİR MAHKEME VAR”

Aynı olayı Çorlu’da yaşamadık mı? Çorlu’da bakan suçluydu. Burada suçsuz bir belediye başkanı var. Çorlu’da 11 duruşma bu kararı vermeyen mahkeme bugün burada suçu günahı sorumlu olmayan bir belediye başkanını ne hakla tutukluyor? Türkiye’de hepimizin hem gülüp hem ağlayacağı bir karar var. 28 Kasım’da aday olmak için istifa ediyor. Bu belediye başkanı aday oluyor. Bu belediye başkanı seçiliyor. Sonra tutuklayan mahkeme diyor ki hayır diyor ‘Sen Aralık 18’de istifa ettin’ diyor. Bakın 1 Aralık’ta istifa etmeyen bir devlet memuru, kamu görevlisi aday olabilir mi? Niye bunu söylüyor çünkü o tarihten sonra bu tesisin bakımları yapılmış. Yani sorumluluğu ortadan kalkmış. Yüksek Seçim Kurulu’nun istifa olarak verdiği tarihi kabul etmeyen bir mahkeme var. Bugün belediye başkanıysa demek ki bu belediye başkanı 1 Aralık’tan önce istifa etmiş. Böyle bir şey olabilir mi?

“İKTİDAR TARAFINDAN HAZIMSIZLIK VARDIR”

Buradaki sorun şudur; 30 yıl sonra yüzde 50 ile kazandığımız bir belediye başkanımızın seçimin iktidar tarafından hazımsızlığı vardır. Biz belediye başkanımızın arkasındayız. Biz artık halkın iradesine mahkeme kararlarının bir darbe gibi gölge düşürmesinden rahatsız oluyoruz. Artık seçilen belediye başkanlarımıza mahkemeler birilerinin baskısı, telefonuyla karar vermesin. Türkiye’nin hiçbir yerinde böyle bir suçlama, iddiaa durumuyla belediye başkanı tutuklanmamıştır. Üzülüyorum. O yüzden buradan değerli yargıçlara sesleniyorum; bu hukuksuzluğa son verin. Kepez halkının iradesine gölge düşürmeyin. Belediye başkanımız seçilmiştir, görevindedir. Onun yeri Kepez Belediyesi’dir, cezaevi değildir. Bu şekilde bizleri, partimizi, belediyemizi kimse yıldıramaz.

“DERHAL MESUT KOCAGÖZ’ÜN TAHLİYESİNE KARAR VERİN”

CHP olarak, genel başkanımız, milletvekilimiz, belediye başkanlarımız il başkanımız ve örgütümüz, üyelerimiz ve Kepez Antalya halkı gerekirse belediye önünde adliye önünde günlerce nöbet tutarız. Alnımızın akıyla kazanmış olduğumuz halkın iradesiyle kazanmış olduğumuz belediyeyi mazbatayı hukuksuz bir kararla kimselere teslim etmeyiz. Değerli yargıçlara son olarak şunu söylüyorum; dosyayı okuyun, delillere bakın. Eğer ki benim belediye başkanımın sorumluluğu varsa biz zaten burada olmayız ama belediye başkanım istifa ettikten sonra o tesiste üç kez bakım yapılmış. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uzmanları ‘olur’ vermiş. Kendisinin hiçbir hukuki sorumluluğu yoktur. Gelin vicdanınızın sesini dinleyin. Derhal Mesut Kocagöz’ün tahliyesine karar verin diyoruz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/chp-heyeti-kepez-belediye-baskaninin-tutuklanmasini-kinadi/feed/ 0 Antalya’da Teleferik Kazası: Belediye Başkanı Tutuklandı, Partililer Nöbet Tuttu https://www.haber28.com.tr/antalyada-teleferik-kazasi-belediye-baskani-tutuklandi-partililer-nobet-tuttu/ https://www.haber28.com.tr/antalyada-teleferik-kazasi-belediye-baskani-tutuklandi-partililer-nobet-tuttu/#respond Mon, 08 Jul 2024 01:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24122 ANTALYA’da 1 kişinin ölümü, 7 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan teleferik kazasıyla ilgili ANET’in eski genel müdürü mevcut Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklanması üzerine partililer, cezaevi önüne çadır kurup nöbet tutmaya başladı. Tutuklama kararına CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve milletvekilleri de tepki gösterdi.

Antalya’da 12 Nisan’da ünü yaşanan teleferik kazası ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, teleferik hattını işleten ANET’in önceki genel müdürü ve son seçimlerde CHP’den Kepez Belediye Başkanı seçilen Mesut Kocagöz ile mevcut ANET Genel Müdür Vekili Ahmet Buğra Samsunlu, dün akşam saatlerinde ifadelerinin alınması için adliyeye gitti. Kocagöz ve Samsunlu, gözaltındaki 12 şüpheliyle birlikte nöbetçi hakimliğe sevk edildi. Mesut Kocagöz, Ahmet Buğra Samsunlu, mekanik mühendisi Okan Erol, Megatower bakım şirketi sahibi Serdar Tezcan, bakım şirketinin bakım ve otomasyon amiri Serkan Yellice ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan tutuklandı. Diğer 9 şüpheli serbest bırakıldı. Serbest bırakılan şüphelilerden 8’i hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

CEZAEVİ ÖNÜNDE ÇADIRLI NÖBET

Mesut Kocagöz ve diğer şüpheliler, Döşemealtı L Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklama kararı sonrasında bazı partililer cezaevi önüne geldi. Dün gece saatlerinde partililer tarafından cezaevi önüne 3 çadır kuruldu. Yaklaşık 100 civarında partili cezaevi önünde sabaha kadar nöbet tuttu. Cezaevi önündeki çadır ve nöbet için gelen partili sayısı sabah saatlerinden itibaren arttı.

ÖZGÜR ÖZEL: BU KARAR HUKUKİ DEĞİL SİYASİDİR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklama kararı üzerine sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Özel, “Antalya’daki teleferik kazası soruşturmasında Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında verilen tutuklama kararını ve hukuki süreci yakından takip ediyoruz. Ancak Soma’dan İliç’e hiçbirinde kamu görevlilerinin soruşturulmadığı gerçeği ortadayken bu karar hukuki değil siyasidir. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözyaşına bakılmamalıdır. Bu kırmızı çizgimizdir. Bu hassasiyetle teleferik kazasındaki adli soruşturmayı yakından takip etmeyi sürdüreceğiz ama sırf partilimiz diye başkanımızı günah keçisi ilan edemezsiniz” dedi.

MUHİTTİN BÖCEK: TÜM TOPLUM ADINA ÜZÜNTÜ VERİCİ

Karara tepki gösteren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ise “Yaşanan olayın acısı üzerimizdeyken Mesut Kocagöz Başkanımız hakkında alınan karar, tüm toplum adına üzüntü vericidir. Hukukun ve yasaların üstünlüğüne her zaman inanan bireyler olarak mahkemenin adil bir tutum sergileyeceğinden hiç şüphemiz yok. Mesut Başkanımıza uygulanan hukuki yaklaşımın ve hızın ülkede bugüne kadar yaşanan tüm benzer konularda uygulanmamış olması da ayrıca düşündürücüdür. Hukuka karşı saygımız ve sorumluluğumuz nedeni ile konuyu en ince ayrıntısına kadar takip edeceğimizin bilinmesini isterim” diye paylaşımda bulundu.

MİLLETVEKİLLERİ DE TEPKİ GÖSTERDİ

Tutuklama kararına CHP’li çok sayıda milletvekili de tepki gösterdi. Kocagöz hakkında verilen tutuklama kararını yakından takip ettiklerini belirten CHP Antalya Milletvekili Sururi Çorabatır, “Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’ün tutuklanması hukuki değil, siyasi bir karardır. Hukukun siyasi bir sopa olarak kullanılması kimseye fayda sağlamayacaktır. Hukukun üstünlüğünü her zaman savunan insanlar olarak mahkemenin konuya siyasi değil, hukuki açıdan yaklaşarak en doğru kararları vereceğine inanıyorum. Bağımsız yargı hepimize lazım” dedi.

Kocagöz’ün tutuklanmasının siyasi bir karar olduğunu açıklayan CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar ise “Bugün hukuk bir kez daha yok sayılmıştır” dedi. CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı da “Yargı eliyle hukuk katledildi. 30 yılın üzerine kazanılan Kepez Belediyesi’nin kaybedilmesini hazmedemediler” diye paylaşımda bulundu

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyada-teleferik-kazasi-belediye-baskani-tutuklandi-partililer-nobet-tuttu/feed/ 0
Onur Göçmez: ‘Bugün itibarıyla Santos ile yollarımızı ayırdık’ https://www.haber28.com.tr/onur-gocmez-bugun-itibariyla-santos-ile-yollarimizi-ayirdik/ https://www.haber28.com.tr/onur-gocmez-bugun-itibariyla-santos-ile-yollarimizi-ayirdik/#respond Sun, 07 Jul 2024 02:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23966 Onur Göçmez: “Bugün itibarıyla Santos ile yollarımızı ayırdık”

Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez:

“Herkes o formanın hakkını verecektir”

“Beşiktaş her maçı kazanmak için mücadele edecek”

İSTANBUL – Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez, Samsunspor maçı sonrası yaptığı açıklamada, “Bir Beşiktaş taraftarı ne kadar ne kadar üzülüyorsa biz de aynı üzüntüleri çekiyoruz. Bugün itibarıyla Santos ile yollarımızı ayırdık. Sezon sonuna kadar Serdar hocamızla yola devam edeceğiz. Beşiktaş’ta kupa hedefi vardır, kupayı da alacaktır” dedi.

Trendyol Süper Lig’in 32. haftasında Beşiktaş, sahasında Samsunspor ile 1-1 berabere kaldı. Mücadelenin ardından Beşiktaş Yönetim Kurulu yaptığı toplantı sonrası Teknik Direktör Fernando Santos ile yollarını ayırma kararı aldı. Beşiktaş Asbaşkanı Onur Göçmez, konuyla ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Tüpraş Stadyumu’nda müsabakayı izlemek için gelen siyah-beyazlı taraftarlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Göçmez, “Yaklaşık yarım saat önce hocamız Fernando Santos ile toplantı gerçekleştirdik. 4 ay önce içerisinde çok aşamalar kaydettik. Planlamadığımız çok şey ile karşılaştık. Futbol takımını ayağa kaldırmak öncelikli hedeflerimizden biriydi. Devre arasında önemli hamlelerde bulunduk. Hedefimiz 3.’lük ve kupayı almaktı. Bugün geldiğimiz noktada skorlardan bağımsız söylüyorum; Beşiktaş ne içeride ne dışarıda böyle top oynayamaz. Futbolda 97. dakikada gol yiyebilirsiniz ama Beşiktaş her zaman üstün oynar. Başkanımız geçen hafta futbolcular ve teknik heyetle toplantı yaptı. Aslında net olarak ifade etti. Bugün çok net belirtmek isteriz çok güzel oynayan bir Beşiktaş beklerdik. Geçen haftaki mücadelenin tepkisini beklerdik futbolcularımızdan ama geldiğimiz noktada yönetim kurulumuz Fernando Santos gelmeden önce nasıl gelmesine karar verdiyse bugün de yine herkesin ortak fikriyle ayrılma kararı alındı. Bizler heyet olarak görüştük ve karşılıklı yolları ayırdık. Biz toplantı yapmadan sosyal medyada çok şey yazıldı – çizildi. Verdiğimiz mesajları doğru anlamak lazım. Beşiktaş’ın çıkarlarını korumaya çalışıyoruz. Biz Beşiktaşlıyız. Bir Beşiktaş taraftarı ne kadar ne kadar üzülüyorsa biz de aynı üzüntüleri çekiyoruz. Bugün itibarıyla Santos ile yollarımızı ayırdık. Sezon sonuna kadar Serdar hocamızla yola devam edeceğiz. Beşiktaş’ta kupa hedefi vardır. Bundan sonra birlik beraberlik içerisinde hedefimize hep beraber ilerleyelim. Biz daha sezon planlaması içerisinde bulunamadık. Mevcut takımla mücadele etmeye devam edeceğiz. Beşiktaş kupayı da alacaktır. Lütfen bizlerin ağzından çıkmayan sosyal medya yazılan ve Beşiktaş’ı bölücü, ayrıştırıcı mesajları desteklemeyin.

5 taksitle 500 bin euro ödenecek

Portekizli teknik adamın tazminatıyla ilgili bilgiler veren Göçmez, “Santos’la yapılan kontrat Beşiktaş’ın son yıllarda yaptığı çok iyi kontratlardan biridir. Beşiktaş’ı en üst seviyeye taşımakta kararlıyız. Yapılan anlaşma gereği 500 bin Euro 5 taksitle tüm hukuksal boyutta süreci noktaladık. Beşiktaş taraftarından beklentimiz birlik ve beraberlik içerisinde takımı desteklemeleridir. Beşiktaş çok büyük takımdır. Beşiktaş gündem oluşturur. Lütfen bize güvenmeye devam etsinler. En kısa zamanda Beşiktaş’ı en iyi noktaya taşımak için başkanımız ve yönetim kurulu olarak tüm mücadeleyi vereceğiz. Sezon sonunda hedefimiz olan kupayı, takımımız müzemize getirecektir.

“Herkes o formanın hakkını verecektir”

Bugün alınan karar doğrultusunda takımda kadro dışı kalan oyuncular olacak mı? Sorusuna da yanıt veren Göçmez, “Samet hocamız ve Feyyaz hocamız kararlaştıracaktır. Beşiktaş taraftarı olarak belirtmek isteriz. Beşiktaş forması giyen herkes Beşiktaş taraftarı önüne o şekil çıkacaktır. Herkes o formanın hakkını verecektir. Hangi mesafede duracağımızı çok iyi biliyoruz. Yarın itibarıyla herkesin Beşiktaş formasını giydiğini fark etmelidir. Yönetimimiz sürekli Beşiktaş’a başarı getirir. Seneye başarılı olmak, 5 sene boyunca başarılı olmak istiyoruz. Kupaların hepsini almak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Beşiktaş her maçı kazanmak için mücadele edecek”

Onur Göçmez, Samet Aybaba ve Serdar Topraktepe’ye güvenlerinin tam olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bugün için finansal ve operasyonel dediğimiz sürdürebilir bir başarı hedefliyoruz. Hocanın gitmesi ile bazı şeyleri görmüyor değiliz. Beşiktaş karar almak zorundadır. Beşiktaş bazı şeylere göz yumamaz. Gerekli gözlemlemeleri yaptık. Yarın itibarıyla o kupayı almak için her türlü mücadeleyi vereceğiz. Samet hocaya da Serdar hocaya da güvenimiz tamdır. Hayat ya siyahtır, ya beyazdır. Aldığımız kararın arkasındayız. Bu sezonu en iyi şekilde bitirmeye odaklanıyoruz. Beşiktaş her maçı kazanmak için mücadele edecek.”

Göçmez, açıklamasının sonunda Samet Aybaba’nın sahaya inmeyeceğini söyledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/onur-gocmez-bugun-itibariyla-santos-ile-yollarimizi-ayirdik/feed/ 0
Yargıtay, Emeklilerin Kredi Borçlarını Ödemelerini İsteyemez Kararı Verdi https://www.haber28.com.tr/yargitay-emeklilerin-kredi-borclarini-odemelerini-isteyemez-karari-verdi/ https://www.haber28.com.tr/yargitay-emeklilerin-kredi-borclarini-odemelerini-isteyemez-karari-verdi/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:12:46 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23882 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kredi borcunu emekli maaşı ile ödemeyi taahhüt eden emeklileri ilgilendiren emsal bir karara imza attı. Kurul, “emekli maaşından belli bir süre kredi ödemesi yapılmasından sonra bu kesintiye itiraz eden müşteri, kesintiyi durduran bankadan önceki tahsilatları isteyemez” dedi.

BANKA MAAŞ HESABINA BLOKE KOYDU

İçtihat Bülteni’nden edinilen bilgiye göre, davacılar vekili; emekli maaş hesabının bulunduğu davalı bankadan kredi kullandığını, bankanın maaş hesabına bloke koyarak para tahsil ettiğini, promosyon vb. haklarından istifade ettirmediğini, kesintiler nedeniyle geçinemez hale geldiğini ileri sürerek hesap üzerindeki blokenin kaldırılmasını, kesintilerin durdurulmasını ve ayrıca dava tarihine kadar hesaptan kesilen tutarların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı vekili; davanın reddini savundu.

İLK DERECE MAHKEMESİ DAVAYI REDDETTİ

İlk Derece Mahkemesi, davacının kullandığı kredinin teminatı olarak emekli maaşından kesinti yapılmasına muvafakat ettiği ve bu yönde virman talimatı verdiği, sözleşmedeki bu hükmün haksız şart teşkil etmeyeceği, taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazi kayıtsız kabul edip sonrasında iadesini talep etmenin dürüstlük kuralı ile uyuşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulundu.

MAAŞTAKİ BLOKENİN KALDIRILMASI KARARI

Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, maaş hesabı üzerindeki blokenin kaldırılmasına karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulundu.

3. HUKUK DAİRESİ KARARI BOZDU

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını bozarak bozma ilamında şu ifadelere yer verdi:

“İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen karar usul ve yasaya, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına uygun olup, bir isabetsizlik bulunmadığından, bölge adliye mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir”

Bölge Adliye Mahkemesi, önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verdi. Bunun üzerine direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulundu. Böylelikle dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine taşındı.

“KESİNTİYE İTİRAZ EDEN EMEKLİ BANKADAN ÖNCEKİ TAHSİLATLARI İSTEYEMEZ”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, temyiz incelemesi neticesinde bölge adliye mahkemesinin kararını bozdu. Bozma ilamında ise şu ifadeler yer verdi:

“Emekli maaşından başka bir gelirinin olmadığı yönündeki genel kabulden dolayı zayıf tarafı daha da zayıf hale getirmeme saiki ile korunan tüketicinin, kendi iradesi ile imzaladığı kredi sözleşmesi çerçevesinde kavuştuğu ve sosyo-ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda harcadığı meblağı yine emekli maaşı ile ödemek zorunda olduğunu bilebilecek durumdayken, çekeceği kredinin ödeneceği ihtimalini banka gözünde kuvvetlendirir şekilde emekli maaşını mal varlığının bir parçası olarak gösterdiği, bu inançla hareket eden bankanın davacıya birden çok kez kredi tahsis ettiği, davacının başka bir yolla taksit ödemesinde bulunmadığı, en başından beri ödeme yöntemi olarak tercih ettiği virman usulüyle kredi taksitlerinin her ay düzenli tahsil edilmesine itiraz etmediği ve dava açmakla davacının bu yöndeki iradesinin ortadan kalktığını gören banka tarafından bu usulle yapılan tahsilata son verildiği gözetildiğinde söz konusu kesintilerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptalinin ve bu talebin kabulüyle bağlantılı olarak da kesilen bedellerin iadesinin istenmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil eder ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2’nci maddesi gereğince iyi niyetle uyuşmadığından hukuk düzeni tarafından korunmamalıdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/yargitay-emeklilerin-kredi-borclarini-odemelerini-isteyemez-karari-verdi/feed/ 0
İstanbul’da üst düzey yöneticilik yapan kadın, köye yerleşip arıcılıkla uğraşıyor https://www.haber28.com.tr/istanbulda-ust-duzey-yoneticilik-yapan-kadin-koye-yerlesip-aricilikla-ugrasiyor/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-ust-duzey-yoneticilik-yapan-kadin-koye-yerlesip-aricilikla-ugrasiyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:12:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23741 İstanbul’da 12 yıl kurumsal firmalarda yaptığı üst düzey yöneticiliği bırakıp eşiyle Düzce’de köye yerleşen Nurcan Tekneci, metropolde iş hayatında gösterdiği eforu her geçen gün sayısını artırdığı arılarıyla bal ve ürünleri üretmeye harcıyor.

Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu Tekneci, İnsan Kaynakları Uzmanlığı üzerine yüksek lisansını tamamladıktan sonra dünya çapında faaliyet gösteren firmanın Türkiye distribütörlüğünde 12 yıl üst düzey yöneticilik yaptı.

Salgın döneminde şehir hayatından sıkılmasıyla girdiği arayışta eşi Lokman Tekneci’nin Gölyaka ilçesine bağlı yazlık köyüne yerleşmeye karar veren 35 yaşındaki Tekneci, yaptığı araştırmalar sonucu iş dünyasında sarf ettiği çabayı arıcılık alanında üretim yaparak devam ettirmeye karar verdi.

Eğitimlerinin ardından Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünden hibeyle aldığı arılı 5 kovanla Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü arazisinde üretim serüvenine başlayan Tekneci, KOSGEB faizsiz kadın girişimci kredisi ve Bal Ormanı Projesi Yetiştirme Sahası destekleriyle kovan sayısını 65’e çıkardı.

Arılarını, bal üretimini çoğaltan ve bal mumu üretimine başlayan Tekneci, daha kapsamlı şekilde devlet desteklerinden yararlanmak ve mesleğine mektepli olarak devam etmek için 2022’de girdiği Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü Arıcılık Programında eğitim görüyor.

“Köye yerleşmek çok çılgınca bir fikirdi”

Tekneci, AA muhabirine, köye yerleşmeye karar verdikten sonra üretime katkıda bulunmak için neler yapabileceklerini düşünürken arıcılık fikrinin kendilerine uygun geldiğini anlattı.

Karar vermenin kendileri açısından zor olduğunu belirten Tekneci, “Sabit maaşları, işleri, kariyeri bırakıp köye yerleşmek çok çılgınca bir fikirdi. Araştırmalar yaptık, büyükbaş, küçükbaş derken bize en yakın işin arıcılık olduğuna karar verdik. Köye yerleştik, kovanlarımızı aldık ve arıcılığa başladık.” dedi.

Tekneci, arıcılığı profesyonel yapmak istediği için 2022’de sınava girip arıcılık programını kazandığını aktararak, Düzce Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezinin de aktif öğrencisi olduğunu, bu sene son dönemini bitirdikten sonra arıcı olarak yoluna devam edeceğini söyledi.

Üretim yapmalarından dolayı çok mutlu olduklarını dile getiren Tekneci, şöyle devam etti:

“Gıda üretiyoruz, bal üretiyoruz, yenilebilir arı ürünleri üretiyoruz. Tabii dedelerimizden gelen yöntemleri de kullanarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama asıl hedefim arıcılık programını okuyup, yeni nesil arıcılık nasıl yapılır, onun kaygısındayım. Daha bilimsel, doğru yöntemlerle daha iyi, daha temiz, daha sağlık bal, propolis, polen, perga(arı ekmeği) gibi aklınıza gelebilecek arı ürünleri nasıl üretilir öğrenmiş olduk.”

Tekneci, balın yanı sıra kurduğu atölyede balmumu ürettiğine de dikkati çekerek, “Bizim gibi hobi arıcılık yapmıyor ve evinizi geçindiriyorsanız, sadece bala kalmak artık yeterli gelmiyor. Bu sebeple 2022’de bal mumu üretimine de başladık. Mayıs-eylül arası bal sezonu, eylül ile mart arası da bal mumu sezonu.” diye konuştu.

Tekneci, Tarım ve Orman Bakanlığının “Uzman Eller” projesinden faydalanmak için meslek dalında mezuniyet gerektiğini, böylece eğitimini tamamlamasının ardından daha geniş devlet desteği alabileceğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-ust-duzey-yoneticilik-yapan-kadin-koye-yerlesip-aricilikla-ugrasiyor/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir: İsrail’e yönelik tedbirler önemlidir https://www.haber28.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-israile-yonelik-tedbirler-onemlidir/ https://www.haber28.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-israile-yonelik-tedbirler-onemlidir/#respond Fri, 05 Jul 2024 10:00:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23627 MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, “Ülkemizin geride bıraktığımız günlerde İsrail’e yönelik almış olduğu ekonomik tedbirler son derece önemlidir. Kimse bunu sulandırmaya çalışmasın.” dedi.

MHP Kayseri İl Başkanlığınca düzenlenen bayramlaşma programına katılan Özdemir, burada yaptığı konuşmada, içerisinde bulundukları dönemde dünyanın iyiye gitmediğini söyledi.

Sorunların günden güne arttığını, anlaşmazlıkların da giderek çoğaldığını ifade eden Özdemir, barış ikliminin yerine daha çok çatışma, kargaşa, kaos ve savaş şartlarının hakim olduğunu belirtti.

Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini koruması, aynı zamanda milli güvenliğine yönelen tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesi konusunda zamanında ve kaynağında bu tehdit ve tehlikelerin ortadan kaldırılmasının büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Özdemir, bu anlamda hükümetin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kararlı, doğru adımlar attığını kaydetti.

Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terör belasıyla uğraştığına dikkati çeken Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yine bu bayram günü inşallah temennimiz odur ki hükümetimizin aldığı tedbirlerle beraber bu beladan bu sene inşallah Irak kaynaklı nerede bir tehlike varsa, bir terör bataklığı varsa onlar da kurutulur temennisini taşıyoruz. Artık Suriye kaynaklı ülkemize yönelen terör tehdidinin de nihayete ereceği bir dönemi umutla beklediğimizi ifade etmek istiyoruz. Çok şükür içeride zaten bu anlamdaki terör faaliyetlerinin giderek sonlandırıldığı ve hatta tükenmeye başladığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu, Cumhur İttifakı’nın aziz milletimize olan bir vaadiydi. Rabb’imiz mahcup etmedi. Sergilenen, bilhassa Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve diğer güvenlik kuvvetlerimizin, kolluk kuvvetlerimizin de üstün gayretleriyle bu beladan Türkiye artık yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır.”

“Aynı kararlılıkla küresel liderlik ve süper güç hedefimize de ulaşacağız”

Türkiye’nin artık milli ve büyük ülkülerine ulaşma yolunda kararlı adımlar atacağını vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti:

“Sadece çatışma ortamlarının hakim olduğu değil, küresel rekabette de şartların kızıştığı bir dönemi gözlemliyoruz. 2023 yılına dair hedeflerimize baktığımızda Türkiye, siyasi ve askeri anlamda bu hedeflere büyük ölçüde ulaşmıştır. İnşallah aziz milletimizin ekonomik şartlarının da daha fazla iyileştirilmesiyle Türkiye, bölgesinde lider olduğu gerçeğini tescillemiş olacak. Bundan sonra da adım adım yine aynı kararlılıkla küresel liderlik ve süper güç hedefimize de ulaşmış olacağız. Bu şartlarda da sayın genel başkanımızın da ifade buyurduğu üzere ‘Lider ülke ve süper güç Türkiye’ hedefimizi inşallah bu yüzyılda hep beraber gerçekleştirecek ve yükselen Türk nesline çok daha güçlü, çok daha büyük, dünyaya nizam verebilen, dünyada adaleti tesis edebilen, i’la-yi kelimetullah yolunda varlığını, gayesini yerine getiren bir ülkeyi bırakma sorumluluğunu hep beraber taşıyacağız.”

“Mazlumun hakkının alınabileceği bir iklimi hep beraber göreceğiz”

Gazze’de akan gözyaşlarının dinmesi için Türkiye’nin üstün gayret sergilediğini belirten Özdemir, şunları söyledi:

“İsrail’e yönelik Uluslararası Ceza Mahkemesinin aldığı kararların ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin de bir an evvel Gazze’de kalıcı ateşkesin tesis edilmesine yönelik almış olduğu karar ne yazık ki uluslararası çevreler tarafından bu zamana kadar uygulanmadı. Bu uygulanmamışken İsrail, fütursuzca zulmüne, mezalim politikalarına terör devleti edasıyla devam ediyor. İşte bu devam ederken ülkemizin geride bıraktığımız günlerde İsrail’e yönelik almış olduğu ekonomik tedbirler son derece önemlidir. Kimse bunu sulandırmaya çalışmasın. Bunun inşallah dalga dalga yayılması ve Türkiye’nin bu anlamdaki politikalarının yine Türk dünyasıyla beraber İslam aleminde de karşılık bulması halinde emin olun zalimin sesinin giderek kısılacağı, mazlumun sesinin yükseleceği ve hakkının alınabileceği bir iklimi bizler hep beraber görmüş olacağız. Benzer bir şekilde Doğu Türkistan’da da kardeşlerimizin yaşadığı zulüm karşısında da sesimizi bundan sonra daha fazla yükselteceğiz. Çünkü bu milletin bir sorumluluğu var.”

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da ülkenin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutladı.

Öte yandan Kayseri Ülkü Ocakları’nda da bayramlaşma programı düzenlendi. Programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen, Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-israile-yonelik-tedbirler-onemlidir/feed/ 0
AKP Heyeti CHP’yi Ziyaret Etti: İsrail ile Ticaret Konusu Gündeme Geldi https://www.haber28.com.tr/akp-heyeti-chpyi-ziyaret-etti-israil-ile-ticaret-konusu-gundeme-geldi/ https://www.haber28.com.tr/akp-heyeti-chpyi-ziyaret-etti-israil-ile-ticaret-konusu-gundeme-geldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 03:48:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23532 HABER: ESRA TOKAT KAMERA: DURSUN ALKAYA

AKP heyetinin Ramazan Bayramı dolayısıyla CHP’yi ziyaretinde İsrail ile ticaret konusu gündeme geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka İsrail ile ticaret kısıtlaması kararını değerlendirirken, “Gazze’yi bombalayan uçakların yakıtının bir kısmı Türkiye’den sağlandı. Ama geç olmak üzere yine de yerinde bir karar oldu. Ters kelepçe ile gözaltına alınan kız kardeşlerimizin de ne kadar doğru bir eylem sergiledikleri doğrulanmış oldu” ifadelerini kullandı. AKP MKYK Üyesi Hasan Sert ise “Filistin ile yaptığımız ticaret İsrail ile yapılmış gibi görünüyor çünkü tüm izinler İsrail üzerinden oluyor. Dolayısıyla bunu ayıralım” dedi.

Ramazan Bayramı dolayısıyla siyasi partilerde bayramlaşma ziyaretleri yapılıyor. CHP’yi ilk olarak AKP heyeti ziyaret etti. AKP MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Hasan Sert başkanlığında, Kadın Kolları MKYK Üyesi Sena Aktürk ve Gençlik Kolları MKYK Üyesi Derya Çıraklı’nın bulunduğu heyeti; CHP Genel Başkan Yardımcısı, Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Ankara Milletvekili ve CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Aliye Timisi Ersever, CHP PM Üyesi Mehmet Alkım Denizaslanı ile CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Onur Topkül’ün olduğu heyet karşıladı.

Sözlerine Ramazan Bayramı’nı kutlayarak başlayan Nazlıaka, “Küslerin barıştığı, uzaktakilerin birleştiği günlerdir bayram günleri. Dolayısıyla bugün tüm dünyaya başta Filistin olmak üzere adalet, barış ve kardeşlik duygusunun yükseldiği günler diliyoruz” dedi.

Bayramın gerçek anlamda keyfini çıkaramayan yurttaşlar bulunduğunu ifade eden Nazlıaka, “Parti ayırt etmeksizin yurttaşların sorunlarını çözmek için uğraşacağız. Geleceksizlik kaygısı yaşayan gençlerin, şiddet sarmalındaki kadınların, kepenk indiren esnafımızın, çocuğuna bayramlık alamayan ailelerin ve tüm yurttaşlarımızın bir sonraki bayramı rahat yaşaması için çabalayacağız.” diye konuştu.

“AMERİKA’DA DA EVSİZLER VAR AMA…”

AKP MKYK Üyesi Hasan Sert de  “Yeni bir seçim döneminden geçtik. Demokratik kurallar içerisinde geçen seçimin sonuçlarının hayırlı olmasını diliyoruz” dedi. Tüm dünyanın ve Türkiye’nin pandemiden başlayarak zor günlerden geçtiğini ifade eden Sert, “Halkımızı daha rahat, daha kaliteli yaşam standartlarına götürmek zorundayız. İyi örnekleri görmemiz lazım. Amerika’da da evsizler var ama bu, Amerika batıyor anlamı taşımaz” şeklinde konuştu.

“BİZ HER ZAMAN ‘İSRAİL İLE TİCARET FİLİSTİN’E İHANETTİR’ DEDİK”

Belediyelerin yaptığı çalışmalara değinen Nazlıaka, “Halkı eşitlemeye çalıştık. Ücretsiz SMA testinden tutun da HPV testlerinin bedava olmasına kadar iyi uygulamaları çoğaltmaya çalışacağız” dedi.

Nazlıaka, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 54 ürün grubunda İsrail ile ticaret kısıtlamasına gitmesi kararına değindi. Nazlıaka, “Bu karar geç de olsa olumlu bir karar olmuştur. Gazze’yi bombalayan uçakların yakıtının bir kısmı Türkiye’den sağlandı ama geç olmak üzere yine de yerinde bir karar oldu. Ters kelepçe ile gözaltına alınan kız kardeşlerimizin de ne kadar doğru bir eylem sergiledikleri doğrulanmış oldu. Biz her zaman ‘İsrail ile ticaret Filistin’e ihanettir’ dedik. Bu yüzden kısıtlı olan bu kararı takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Hasan Sert, Nazlıaka’nın bu sözlerine karşılık “Filistin ile yaptığımız ticaret İsrail ile yapılmış gibi görünüyor. Çünkü tüm izinler İsrail üzerinden oluyor. Dolayısıyla bunu ayıralım” dedi.

“GENÇLERİMİZİN GİTMEK ZORUNDA OLMADIĞI BİR ÜLKE İSTİYORUZ”

CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Aliye Timisi Ersever de “Gençlerimizin gitmek zorunda olmadığı bir ülke istiyoruz. Yoksulluğun ve yoksunluğun olmadığı bir ülke istiyoruz. Sorunlarımız çok büyük ve gönül ister ki bu sorunları birlikte çözmek isteriz.” şeklinde konuştu.

Aylin Nazlıaka ziyaretin sonunda “Kırmızılar içinde bir bayram olsun. Türkiye’ye kırmızı çok yakıştı” ifadelerini kullandı.

CHP ve AKP heyetleri birlikte fotoğraf çektirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/akp-heyeti-chpyi-ziyaret-etti-israil-ile-ticaret-konusu-gundeme-geldi/feed/ 0
Beşiktaş Kulübü Yöneticileri, TFF’nin Olağanüstü Seçimli Genel Kurula Gitmesini İstiyor https://www.haber28.com.tr/besiktas-kulubu-yoneticileri-tffnin-olaganustu-secimli-genel-kurula-gitmesini-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/besiktas-kulubu-yoneticileri-tffnin-olaganustu-secimli-genel-kurula-gitmesini-istiyor/#respond Thu, 27 Jun 2024 04:24:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23013 Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hüseyin Yücel ile Asbaşkanlar Mete Vardar ve Onur Göçmez, Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) bir an önce olağanüstü seçimli genel kurula gitmesi gerektiğini söylediler. Siyah-beyazlı yöneticiler, bu konuda pazartesi günü noter huzurunda kulüp olarak 7 delegeyle birlikte imza vereceklerini de belirttiler.

Süper Lig kulüpleri, Kulüpler Birliği Vakfı’nın Maslak’ta bulunan ofisinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Olağanüstü Seçimli Genel Kurul’a gitmesi için noter huzurunda imza toplamaya başladı.

Kulüplerin İstanbul’da bulunan temsilcilerinin Kulüpler Birliği’nde, bazı kulüp temsilcilerinin ise bulundukları şehirlerde noter onaylı imzalarını vereceği aktarıldı.

Bu bağlamda Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hüseyin Yücel ile Asbaşkanlar Mete Vardar ve Onur Göçmez de destek amacıyla Kulüpler Birliği Vakfı’na geldi. Siyah-beyazlı yöneticiler, daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Mete Vardar: “18 Temmuz kararını çok geç buluyoruz”

Çok önemli bir gündemle toplandıklarını dile getirerek sözlerine başlayan Mete Vardar, “Özellikle son zamanlarda olan olayları hepimiz izliyoruz, görüyoruz. Bugün burada olma sebebimiz Kulüpler Birliği’nde çok değerli kulüp başkanları ve yöneticileri ile beraber bir sürece girdik. Bununla ilgili de özellikle 18 Temmuz olarak ifade edilen ama resmi bir karar olmadığını gözlemlediğimiz kararla ilgili, çok daha önceden federasyon ve tüm kurulları ile beraber seçime gitmesi gerekiyor. 18 Temmuz kararını başkanımız ve tüm yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımızla beraber çok geç buluyoruz. Beşiktaş kulübü de pazartesi günü tüm delegeleri ile beraber 7 kişi olarak imzasını atmış olacak. Bugün bu konuştuğumuz konuda Beşiktaş belki imzayı pazartesi günü atacak ama aylardır zihinlerde bu imzayı attık. Bu konunun değişmesi gerektiğini ve çok daha önceden bu kararın verilmesi gerektiği ile ilgili Beşiktaş Kulübü olarak çok net olarak ifade ettik. Bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki tüm olumsuzlukların yaşandığı, hiç yaşanmadığı kadar sıkıntılarla karşılaştığımız bir sezon yaşıyoruz. Bu seçimin özellikle Avrupa Şampiyonası’ndan önce yapılmasının aynı zamanda milli takımımıza da Avrupa Şampiyonası’nda daha fazla katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Onur Göçmez: “Türk futbolunun bir sezon daha kaybedecek durumu söz konusu değildir”

Onur Göçmez ise Türk futbolunun geleceği için bir araya geldiklerini belirterek, “Burada güzel bir şey var. Kıymetli ve değerli başkanlarımız Türk futbolu için burada. Beşiktaş da Türk futbolunun geleceği için burada. Türk futbolunun bir sezon daha kaybedecek durumu söz konusu değildir. Çok hızlı ve derhal bir değişime girmesi lazım. Sadece yönetim olarak değil, tüm kurulları olarak bu değişimin yapılması lazım. Tüm futbol şubesi başkanlarımız ve Beşiktaş, Türk futbolunun geleceği için buradadır” cümlelerine yer verdi.

TFF’nin olağanüstü seçime gitmesi konusunda herhangi bir tarih konuşulup konuşulmadığıyla alakalı da Göçmez, “En kısa zamanda. Belli bir tüzük var, belli bir toplanması gereken imza var. En kısa zamanda Türk futbolunun bir değişime ihtiyacı var. Bunun için tarih belirlemek bizim görevimiz değil. Bizim burada değerli federasyon yöneticilerimize verdiğimiz mesaj budur. Hızlı bir şekilde Türk futbolunun geleceğini kurtarmaları adına düzgün bir karar almalarını bekliyoruz. Tarih onların vereceği bir karar” değerlendirmesini yaptı.

Hüseyin Yücel: “Beşiktaş olarak ilk günkü duruşumuzu aynı şekilde sergilemeye devam ediyoruz”

İkinci Başkan Hüseyin Yücel de Beşiktaş olarak bu konudaki ilk günkü duruşlarını sergilediklerini aktardı. Yücel, “Burada Kulüpler Birliği’ne destek amacıyla toplandık. Bizler Beşiktaş Kulübü olarak, ilk gün hangi noktadaysak bugün de yine aynı noktadayız. Benim burada kulüplerimize bir çağrım olabilir, özellikle bazı kulüplerimize. Sabah başka uyanıp farklı söylemlerde bulunup, akşam yatarken farklı söylemlerde bulunan kulüplerimizi biraz daha tutarlı olmaya davet ediyorum. Biz Beşiktaş olarak ilk günkü duruşumuzu aynı şekilde sergilemeye devam ediyoruz. İnşallah hayırlısı olur” şeklinde konuştu.

TFF Genel Kurulu’nda oy kullanma hakkı bulunan delegelerin 40’ının noterden imzasının federasyona ulaşması halinde TFF Yönetim Kurulu’nun, statüye göre 1 ay içinde olağanüstü seçimli genel kurula gitmesi gerekiyor. Federasyonun seçime gitmemesi durumunda oy kullanan delegelerin konuyu FIFA’ya taşıma hakkı bulunuyor. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktas-kulubu-yoneticileri-tffnin-olaganustu-secimli-genel-kurula-gitmesini-istiyor/feed/ 0
Yeşilyurt Belediye Meclisi İlk Toplantısını Gerçekleştirdi https://www.haber28.com.tr/yesilyurt-belediye-meclisi-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/ https://www.haber28.com.tr/yesilyurt-belediye-meclisi-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/#respond Thu, 27 Jun 2024 01:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22968 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde sonrası Yeşilyurt Belediye Meclisi Başkan Prof. Dr. İlhan Geçit başkanlığında ilk kez toplantı. Yoğun bir gündemin yer aldığı mecliste konuşan Başkan Geçit, “Yeşilyurt’umuzda deprem yaralarını sarmak ve iki yıl içerisinde ilçemizi yeniden ayağa kaldırmak için Meclisimize büyük görevler düşmektedir” dedi.

Yeşilyurt Belediye Başkanı olarak seçilen Prof. Dr. İlhan Geçit ile Yeşilyurt Belediye Meclis Üyeleri, Nisan Ayı Toplantısında ilk kez bir araya geldiler. Yeni dönemin hayırlı olmasını temenni eden Yeşilyurt Belediye Başkanı Geçit, Meclis Üyelerinin destekleriyle birlikte Yeşilyurt’u Türkiye Yüzyılına uygun bir ilçe hüviyetine kavuşturacaklarını ve vatandaşların beklentilerine maksimum düzeyde karşılık vereceklerini söyledi.

Yeşilyurt Belediye Meclisi, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinden sonra ilk toplantısını yaptı. Yeşilyurt Belediyesi Yeni Hizmet Binası Meclis Salonunda Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit Başkanlığında gerçekleşen ilk Meclis Toplantısı saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Açılış ve yoklamanın ardından 07 Mart 2024 Tarihli Mart Ayı Toplantısının karar özeti kabul edildi.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde Yeşilyurt Belediye Meclis Üyeliğine seçilenleri tebrik ettikten sonra Meclisin açılış konuşmasını yapan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Yeşilyurt Belediye Meclisinde planlı, uyumlu ve koordineli çalışmanın ön planda tutulacağını, Meclis Üyelerinin fikir ve tespitlerinin Yeşilyurt’ta hayata geçecek yeni hizmetlere ışık tutacağını söyledi.

“Bu dönemde önemli ve kritik kararlar alacağız”

Meclis çatısı altında farklı fikir, öneri ve tespitlerin olmasını düşünce zenginliği olarak gördüklerini belirten Başkan Geçit, bu yaklaşımların doğru ve kalıcı hizmetlere ulaşmada kendilerine büyük katkı sağlayacağını dile getirdi. Belediye meclislerinin ülkelerin, şehirlerin ve ilçelerin geleceğini belirleyecek kararlar aldığını ifade eden Geçit, “Bugünden geleceğe giden hizmet yolculuğunun ilk adımı meclislerde alınan kararlarlardır. Yeşilyurt Belediye Meclisi olarak şehrimizin ve ilçemizin yeniden imarı, inşası ve ihyası noktasında bu dönemde önemli ve kritik kararlar alacağız. 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük deprem felaketlerinden ciddi seviyede etkilenen Yeşilyurt’umuzda deprem yaralarını sarmak ve iki yıl içerisinde ilçemizi yeniden ayağa kaldırmak için Meclisimize büyük görevler düşmektedir. Bizler ilk göreve geldiğimiz zaman ifade ettiğimiz gibi; ortak akıl, istişare ve fikir alış verişleriyle ilçemizin hem bugününü hem de yarınlarını ilgilendiren kararlar alacağız. Tüm kararlarımızı Meclisimizin kıymetli üyelerinin düşünce ve önerilerinden yola çıkarak alacağız. ” şeklinde konuştu.

“İletişim kanallarımızı sürekli açık ve diri tutacağız”

Yeşilyurt Belediye Meclisinde planlı ve koordineli çalışma olacağını sözlerine ekleyen Başkan Geçit konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Belediye Meclisi olarak şehrimizin ve ilçemizin menfaatine uygun tüm kararları alırken, planlı ve koordineli olacağız, hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz, herkesin düşüncesine ve tespitine açık olacağız. Vatandaşlarımızın sesi olan Meclis Üyelerimizin talepleri ve eleştirileri bizim için çok kıymetlidir ve milletimize hizmet ederken bu taleplerin yolumuzu aydınlatacağını biliyoruz. Meclisimizde siyasi görüşü ne olursa olsun tüm Meclis Üyelerimizi dikkatlice dinleyeceğiz, notlarımızı alacağız, ben yaptım oldu asla demeyeceğiz, iletişim kanallarımızı sürekli açık ve diri tutacağız. Omuzlarımızdaki yükün ağırlığını bilerek her işimizi dikkatli ve özenli yapacağız. Şehrimizin yararına olabilecek her türlü görüş ve önerilerini dikkate almaktan mutluluk duyacağımı da belirtmek istiyorum. Önümüzde 5 yıl gibi uzun bir süre var. Bu süre içerisinde çok çalışarak bütün zorlukların üstesinden geleceğimize inanıyorum. Yeşilyurt Belediye Başkanı olarak, böylesine müstesna değerlere, geçmişe ve tarihe sahip Yeşilyurt’a Belediye Başkanı olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Bu görevi, layık olduğu şekilde dürüstçe, sevgiyle, yılmadan yorulmadan çalışarak yerine getireceğimden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Seçim öncesinde yaptığımız çalışmalarımızda bizleri yalnız bırakmayan, desteklerini esirgemeyen, yüreklerini ve coşkularını ortaya koyan, bizlere oy veren ya da vermeyen tüm hemşehrilerimizi canı gönülden kucaklıyorum. Hep beraber el ele vererek Yeşilyurt’umuzu hak ettiği yere inşallah getireceğiz. 2024 ile 2029 Yılları arasında yapacağımız tüm toplantılarda alacağımız kararların hayırlı olmasını temenni ediyorum, Cenab-ı Allah yar ve yardımcımız olsun.”

Komisyon üyeleri belirlendi

Malatyalıların ve Meclis Üyelerinin Ramazan Bayramını tebrik ederek kutlayan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof.Dr. İlhan Geçit’in konuşmasından sonra 1. ve 2. Meclis Başkan Vekili Seçimi, 2 asıl 2 yedek Katip Üyeleri, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri seçimi yapıldı.

Meclis Başkanvekilleri, iki asıl, iki yedek Meclis Katip üyesinin seçimi 5393 sayılı Belediye Kanununun 19.maddesi uyarınca gizli oylama ile yapılırken, ihtisas komisyonlarının üye seçimleri ise 5393 sayılı Belediye Kanununun 24.maddesi uyarınca açık oylama ile belirlendi.

2024 yılı içerisinde Yeşilyurt Belediyesi tarafından yürütülecek olan projeler ve yatırımlar başta olmak üzere TOKİ, Maliye Bakanlığı ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü gibi kamu, kurum ve kuruluşlarla yapılacak iş ve işlemler için Yeşilyurt Belediye Başkanı Geçit’e yetki verilmesine yönelik gündem maddesi onaylanırken, Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcılıklarına Sabri Akın, Hasan Atay ve Erkan Özgür’ün getirildiğine yönelik Meclis Üyelerine bilgi verildi.

Toplantıda ayrıca Yeşilyurt Belediyesi iştiraklerinden İŞGEM LTD. ŞTİ, Yeşil Gıda Seracılık LTD. ŞTİ. ile Personel A.Ş.’ye Genel Kurullarda imza yetkilisi olarak Meclis Üyesi ve Belediye Başkan Yardımcısı Sabri Akın’ın atanmasına karar verildi.

Yoğun bir gündemle Nisan Ayı Toplantısını tamamlayan Yeşilyurt Belediye Meclisi, 1 Mayıs 2024 Çarşamba günü yeniden toplanarak Mayıs Ayı Toplantısını gerçekleştirecek. – MALATYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/yesilyurt-belediye-meclisi-ilk-toplantisini-gerceklestirdi/feed/ 0
Turkcell Süper Kupa Maçı Tatil Edildi https://www.haber28.com.tr/turkcell-super-kupa-maci-tatil-edildi/ https://www.haber28.com.tr/turkcell-super-kupa-maci-tatil-edildi/#respond Wed, 26 Jun 2024 21:36:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22904 Turkcell Süper Kupa’da Galatasaray ile Fenerbahçe, Şanlıurfa’da karşılaştı. Sarı-kırmızılıların 1. dakikada 1-0 öne geçtiği müsabakada sarı-lacivertliler 3. dakikada sahadan çekildi ve maç tatil edildi.

Turkcell Süper Kupa’da Galatasaray ile Fenerbahçe, Şanlıurfa 11 Nisan Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. İki takım Süper Kupa’yı ilk olarak 29 Aralık 2023 tarihinde Suudi Arabistan’da oynayacaktı fakat organizasyondaki aksaklıklar nedeniyle kulüpler ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) ortak kararıyla maçın ileri bir tarihe ertelendiği açıklandı. TFF daha sonra 21 Şubat 2024’teki paylaşımında, kupanın Şanlıurfa’da oynanmasına karar verildiğini duyurdu.

Fenerbahçe U19 takımı ile çıktı

Fenerbahçe geçtiğimiz salı günü yaptığı olağanüstü genel kurulda, TFF Süper Kupa ile ilgili aldığı kararla U19 takımıyla çıkma kararı aldı. Dün düzenlenen basın toplantısına da katılmayan sarı-lacivertliler Şanlıurfa’ya da bugün akşam saatlerinde gelirken, kafilede A takım futbolcuları ve Teknik Direktör İsmail Kartal yer almadı. Fenerbahçe, Süper Kupa’ya aldığı karar doğrultusunda U19 takımıyla sahaya çıktı. Takımın başında Zeki Murat Göle yer aldı.

Galatasaray tam kadroda geldi

Galatasaray ise Süper Kupa karşılaşması için Şanlıurfa’ya dün tam kadro geldi. Sarı-kırmızılılar müsabakaya; Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Victor Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Derrick Köhn, Lucas Torreira, Berkan Kutlu, Barış Alper Yılmaz, Dries Mertens, Kerem Aktürkoğlu ve Mauro Icardi 11’i ile başladı.

Yedeklerde Günay Güvenç, Eyüp Aydın, Davinson Sanchez, Kerem Demirbay, Wilfried Zaha, Tete, Hakim Ziyech, Tanguy Ndombele, Serge Aurier ve Carlos Vinicius bekledi.

Galatasaraylı futbolcular, Süper Kupa maçı öncesi ısınmaya Mustafa Kemal Atatürk tişörtleriyle çıktı.

Kadroda 15 futbolcu yer aldı

Fenerbahçe de karşılaşmaya U19 takımı oyuncuları ile çıktı. Sarı-lacivertliler; Furkan Onur Akyüz, Mustafa Emir Akyıldız, Efekan Karayazı, Yusuf Akçiçek, Ümitcan Okan, Muhammet İmre, Görkem İbrahim Demirel, Kerem Kayaarası, Muhammet Zeki Dursun, Emirhan Arkutcu ve Çağrı Fedai 11’i ile sahaya çıktı.

Yedekler kulübesinde Muhammed Doğukan Demir, Mehmet Can Gülerer, Samet Seymen Sargın ve Yiğit Epözdemir yer aldı.

Sarı-lacivertliler sahadan çekildi

Karşılaşmaya Galatasaraylı futbolcular başladı. Sarı-kırmızılılar ilk bulduğu pozisyonda rakip fileleri havalandırdı. Maçın 1. dakikasında Abdülkerim Bardakcı’nın uzun pasında Barış Alper Yılmaz’ın indirdiği topu alan Mauro Icardi çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. Golden sonra sarı-lacivertli futbolcular sahadan çekildi. Maçın hakemi Volkan Bayarslan bir süre sahada Fenerbahçeli futbolcuları bekledi. Bayarslan da daha sonra maçı tatil etti ve soyunma odasına gitti. Galatasaraylı futbolcular, sarı-lacivertli futbolcuları sahadan ayrılırken alkışladı.

Türkiye Futbol Federasyonu bu müsabaka ile ilgili kararını daha sonra açıklayacak.

Sarı-kırmızılılar antrenman yaptı

Galatasaraylı futbolcular hakemin kararın ardından bir araya gelerek kutlama yaptı. Sarı-kırmızılı futbolcular daha sonra tribünlere giderek kupayı kutladı. Galatasaray kararın ardından sahada kaldı ve bir antrenman gerçekleştirdi. Futbolcular iki takıma ayrılıp, çift kale maç yaptı. Taraftarlar da stadyumundan ayrılmayıp antrenmanı takip etti.

Karşılaşmayı Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Galatasaray Dursun Özbek ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da tribünden takip etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkcell-super-kupa-maci-tatil-edildi/feed/ 0
Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, TFF’nin istifasıyla ilgili açıklama yaptı https://www.haber28.com.tr/antalyaspor-baskani-sinan-boztepe-tffnin-istifasiyla-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.haber28.com.tr/antalyaspor-baskani-sinan-boztepe-tffnin-istifasiyla-ilgili-aciklama-yapti/#respond Tue, 25 Jun 2024 02:00:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22725 Antalyaspor Kulübü Başkanı Sinan Boztepe, Süper Lig’de yaşanan olaylar sonrası kulüplerin TFF’nin istifası yönündeki değerlendirmesiyle ilgili olarak, “Kulüpler Birliği’nden bir karar çıktı. Kulüplerimizin de hemen hemen 20 kulübün 16’sı federasyonun görevine devam etmemesi konusunda hemfikir. Allah’a çok şükür konuştuğumuzu yutan tükürdüğünü yalayan bir insan değilim, bu konuda maalesef başarısız bulduğumuz durumlarda dik duruşumuzu bozmayız” dedi.

Antalyaspor Kulübü’nce düzenlenen iftar organizasyonunda dernek, vakıf, antrenör, altyapı kadroları ve aileler yer aldı. Hasan Subaşı Tesisleri’nden düzenlenen programda gazetecilere açıklamada bulunan Antalyaspor Kulübü Başkanı Sinan Boztepe, geçen hafta oynadıkları ve 1-1 beraberlikle sonuçlanan Ankaragücü maçının beklentilerin altında kaldığını belirtti. Oyunun kendilerini memnun etmediğinin altını çizen Boztepe, “Ankaragücü çok istekliydi, inanılmaz baskılı oynadı. Oynadığı oyunda da puan 3 puanı almak üzereydi ama biz de iyi bir savunma yaptık. Bizim zaten bazı handikaplarımız var. Golü bulduktan sonra ister istemez istemsizce skoru koruma amaçlı sanırım ofansif duruma geçiyoruz. O da bizim asıl avantajımıza değil dezavantajımız oluyor. Kontralardan yediğimiz herhangi bir gol, puan kaybına sebep oluyor. Ankaragücü’nde de böyle bir yine talihsizlik yaşadık ama Ankaragücü gibi istekli ve alt sıralarda bulunup puana ihtiyacı olan bir kulüpten yine de bir puanla ayrılmış olduk. Tabii ki üç puan daha çok istiyorduk. Ben ikinci yarı oyunundan ben de memnun değildim. Kendimizi eleştirmeye başladık. Bunların da detaylarına bakıyoruz” diye konuştu.

“Rize’den 3 puanla döneceğiz”

Süper Lig’in 32. haftasında da deplasmanda oynayacakları Çaykur Rizespor maçından 3 puanla ayrılacaklarını belirten Boztepe, “Rize maçı için önümüzde bir 10 günümüz var. Bayramdan hemen sonra Rize’ye geçeceğiz. Allah nasip ederse inşallah Rize’den de puanlarımızı alıp döneceğiz. Puanlarımızı diyorum, üç puanı alacağız” dedi.

“Dik duruşumuzu bozmayız”

Süper Lig’de yaşanan olaylar sonrası kulüplerin TFF’nin istifası yönündeki değerlendirmesi sorulan Boztepe, “Şimdi imza verecek miyiz? Bununla alakalı Kulüpler Birliği’nden bir karar çıktı. Kulüplerimizin de hemen hemen 20 kulübün 16’sı federasyonun zaten görevine devam etmemesi konusunda hemfikir. Bununla alakalı da yakın bir zamanda Kulüpler Birliği’nden bir karar çıkacak. Karar çıktığı zamanda tüm camiaya, tüm kamuoyuna hep beraber paylaşmış olacağız. Bizim Galatasaray maçından sonra açıklamalarımız vardı. Hatta sonrasında yine bir konuşmam vardı. Şimdi Allah’a çok şükür konuştuğumuzu yutan tükürdüğünü yalayan bir insan değilim. Bu konuda maalesef başarısız bulduğumuz durumlarda dik duruşumuzu bozmayız” cevabını verdi.

“Nasıl bir lobiyse puanı alıp verebiliyorlar”

Maçların yabancı hakemlerle yönetilmesi talepleri hakkında görüşlerini aktaran Boztepe, “Konuyla alakalı en başından beri olduğu gibi söylüyoruz. Türk futbolunun düzelmesi için artık daha temiz, daha düzenli bir lig olması için yabancı hakem gerekliliği varsa yabancı hakemler konusunda bu konuda da hem fikiriz. Birçok kulüp değil hemen hemen 18-19 kulüp de hemfikir yani. O günkü toplantıya katılan herkes bu konuyla alakalı Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ali Koç’un da değerli bir görüşmeleri oldu ve yabancı hakemlerin de Premier Lig ayarındaki kaliteli hakemler olacağı konusunda bir zaten bir tebliği var. Ligimizin düzelmesi için eğer ki yabancı hakemse bizim ihtiyacımız olan yabancı hakemlere ihtiyacımız var demektir. Çünkü son 2 maç, sadece bizim maçlarımızda değil. Birçok izlediğim maçlarda yaşanan olaylara baktığınız zaman artık hakem hatalarını göz ardı edebiliriz. Hakem hatalarını, gri pozisyonları tartışabiliriz. Kişilere göre veya üstatlara göre yorum farklılıklar olabilir ama bazı maçlarda ve bazı müsabakalarda göz göre göre artık gerçekten de nasıl bir lobiyse, nasıl güçlü bir lobiyse bu kadar cesur adamlar, bu kadar aleni göstere göstere puanı alıp oradan oraya verebiliyorlar. Yani bunun içinde ne gerekiyorsa yapılması gerekiyor” dedi.

“Önceliğimiz Antalyaspor”

2 Nisan’da yapılan Fenerbahçe Genel Kurulu’nda alınan kararları de değerlendiren Boztepe, “Fenerbahçe’nin kongresi tamamen camialarını ilgilendiren bir durum. Sadece 2 Nisan’daki kongrelerinden sonra alacakları kararlarla alakalı önümüzdeki fikstürün nasıl olacağıyla alakalı bir fikir beyan etmek amacıyla takip ediyorduk. Yoksa Fenerbahçe’nin kendi kararları. Neticede alacakları kararlara sadece saygı duymak düşüyor ve ilgilendirmiyor diyelim bu konuda. Bizim kendi derdimiz, yani bütün amacımız çalışmamız Antalyaspor” ifadelerine yer verdi.

“İki taraf da daha ağır cezalar alabilirdi”

Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra yaşanan olaylar ve ardından PFDK sevkleri ve cezalarla ilgili düşüncesi sorulan Boztepe, “Cezaların yeterliliğinden ziyade şuna bakmak lazım. Durup durup da maç günü Adana Demirspor’la maçı var ve saat 15.00’te cezalar açıklanıyorsa burada bir şey var demektir, yanlışlık var demektir. Yani bütün herkes programını yaptı, planını yaptı. ya hemen haftasında ve zamanında açıklamasını yaparsınız. ya da o müsabakayı geçtikten sonra yaparsınız. Neden saat 15.00’te yapıyorsunuz. Yani maçtan 4 saat önce bir açıklama yapıyorsunuz. Çok doğru bir şey değil yani. Bütün taraftar gruplarının sağduyulu olması gerekiyor. Orada yapılacak münferitten bir eylemin daha sonra kulüplerine çok ağır yaptırımları ve cezaları oluyor. Bu konuda zaten ilk önce herkes bir kere dikkatli olmalı. Herkes taraftar grubuna da bunu açıklasın. Yapılan tek bir kişilik eylem bile kulübe çok ciddi zarar verebiliyor. Şimdi oradaki yaptırımların çokluğundan ziyade bu yaptırımlar neden yaptırıldı, neden yaptırılmad. Zamanında, gününde ve öncesinde onlara bakmak lazım. Bana göre iki taraf da daha ağır cezalar alabilirdi, alması da gerekirdi. Eğer ki bu bir sonuç veya da şey getirecekse daha sonrasındaki müsabakalar için bir nasıl söyleyeyim? Örnek teşkil edecekse ama maalesef biz ne yaparsak yapalım Türk milleti olarak zaten bir şeyimiz vardır, cezalar bizi yıldırmaz. Biz öyle cezalarla yılacak bir millet değiliz” açıklamasını yaptı.

“Sergen Yalçın ile görüşeceğiz”

Teknik direktör Sergen Yalçın ile gelecek sezonla ilgili yeni bir anlaşma yapılıp yapılmayacağı sorusuna Boztepe şunları söyledi:

“Bu konuyla alakalı herhangi olumsuz bir açıklamamız yok. Olumsuz bir görüşümüz de yok. Bu konuyu Rizespor maçından sonraki en önemli gündemlerimizden bir tanesi. Hocamızla da zaten görüşeceğiz. Hocamızın kardeşinin sağlık durumuyla alakalı bir sıkıntısı vardı. Ondan dolayı izin zamanında İstanbul’a gitti. Gelir gelmez konuşacağız.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyaspor-baskani-sinan-boztepe-tffnin-istifasiyla-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
AK Parti Van Belediye Başkanı Adayı Arvas: ‘Mazbata Aldığım Hiçbir Suretle Doğru Değildir’ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-van-belediye-baskani-adayi-arvas-mazbata-aldigim-hicbir-suretle-dogru-degildir/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-van-belediye-baskani-adayi-arvas-mazbata-aldigim-hicbir-suretle-dogru-degildir/#respond Mon, 24 Jun 2024 04:36:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22581 AK Parti Van Belediye Başkanı Adayı Abdulahat Arvas, “”Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir. Parti tarafından uydurulan bu yalan, vatandaşları sokağa dökmek için bilinçli bir şekilde kurgulanmış ve yayılmıştır” dedi.

Van’da 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde ikinci olan ve DEM Parti’nin adayı Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının alınmasıyla ismi gündeme gelen AK Parti adayı Abdulahat Arvas süreç hakkında açıklamalarda bulundu.

31 Mart tarihinde yapılan Van Belediye Başkanlığı seçimlerin ardından en çok oyu alan DEM Partili Abdullah Zeydan’ın seçme seçilme hakkının alınmasının ardından mazbatanın ikinci olan AK Parti adayı Abdulahat Arvas’a verileceği açıklanmıştı. Fakat, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan itirazların ardından mazbatanın yeniden Zeydan’a verilmesine karar verilmişti. Arvas, konu ile ilgili yazılı bir açıklama yaparak süreç boyunca DEM Parti tarafından yapılan iddialara cevap verdi.

“Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir”

Yüksek Seçim Kurulu’nun kararıyla, mazbatanın DEM Parti adayına verilmesini saygı ile karşıladığını ifade eden Arvas, “Seçimlerden sonra mazbata aldığım hiçbir suretle doğru değildir. Parti tarafından uydurulan bu yalan, vatandaşları sokağa dökmek için bilinçli bir şekilde kurgulanmış ve yayılmıştır. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından terör propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanan ve aynı mahkeme tarafından 5352 sayılı Adli Sicil Yasasına aykırı olarak, memnu haklarının iadesi yapılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Partisi) Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliliği bulunmadığı, memnu haklarının iadesinin usule uygun olmadığı gerekçesiyle hukuki çerçeve dahilinde belirlenen süre zarfında itirazda bulunulmuştur” ifadelerine yer verdi.

“Van İl Seçim Kurulu ikinci sıradaki partiye mazbatanın verilmesine karar vermiştir”

“Adalet Bakanlığı tarafından itirazların değerlendirilip Abdullah Zeydan’ın memnu hakların iadesinin kaldırılmasına karar verildiğini hatırlatan Arvas, “Kesinleşmiş mahkümiyet açısından 3 yıllık süre dolmadığı gerekçesiyle verilen kararın yasaya uygun olmadığı ve adayın seçilme şartlarını taşımadığını karara bağlamıştır. YSK Başkanlığı Van İl Seçim Kurulu, ilgili mahkemenin vermiş olduğu bu karar doğrultusunda, DEM Partisi Van Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Abdullah Zeydan’ın seçilme yeterliğinin olmadığını değerlendirerek mazbata verilemeyeceğini, sonraki en çok oy alan ve seçilme yeterliliğine sahip ikinci sıradaki partiye mazbatanın verilmesine karar vermiştir” açıklamasında bulundu.

“Kayyum olmak gibi bir düşüncemin olmadığını açıkça beyan ettim”

AK Parti olarak kanuni hakları çerçevesinde tespit edilen usulsüzlüğün düzeltilmesi amacıyla müracaatta bulunduklarını söyleyen Arvas, “Seçim çalışmalarımız kapsamında da ifade ettiğim gibi, tek amacımızın kazanmak olduğunu, kayyum olmak gibi bir düşüncemin olmadığını açıkça beyan etmiştim. O gün duruşumuz, tavrımız ve çizgimiz neyse bugün de odur” dedi.

“Van’da hayatın akışını durduracak şekilde şiddeti teşvik eden siyasi anlayışı kınıyorum”

Arvas, tiraz sürecinde hukuki sürecin bitmesini beklemeden, bir hak arama yöntemi olarak insanları sokağa dökenlerin yaşananların sorumlusu olduğunu ifade ederek, “Üç gün boyunca Van’da hayatın akışını durduracak şekilde şiddeti teşvik eden, cadde ve sokakları terörize eden, vatandaşın canına ve malına kast ederek, kamu zararına sebep olan siyasi anlayışı kınıyorum. Bu vandallık başta esnaf, memur, çalışan ve öğrenciler olmak üzere tüm Van’ımızı mağdur etmiş, hemşerilerimizi üzmüş ve geçmiş günleri tekrar hatırlatmıştır” şeklinde konuştu.

Arvas, şu şekilde devam etti:

“Demokrasiyle terör ve şiddet asla bir arada olmaz. On yıllardır kaos ve şiddetten beslenen bu zihniyet her fırsatta şehrimize bu kabusu yaşatmaktadır. Bugüne kadar siyaseti hiçbir zaman menfaatlerim için yapmadım. Siyasetteki yegane gayem hemşerilerime, şehrime ve ülkeme hizmet etmek olmuştur. Kişisel hırslarını ve menfaatlerini memleketimizden büyük görenlere, terör ve şiddet ile şehrimizin huzuruna bozanlara karşı, yılmadan daha kararlı bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğim.”

Süreç içerisinde kendisinin ve ailesinin tehdit edildiğini de sözlerine ekleyen Arvas, “Şahsım, ailem ve AK Parti mensuplarımıza günlerdir yapılan hakaret ve tehditler kabul edilebilir değildir” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-van-belediye-baskani-adayi-arvas-mazbata-aldigim-hicbir-suretle-dogru-degildir/feed/ 0
Başkan Vidinlioğlu: “Borcumuz kabataslak bütçenin yüzde 20-25’ine tekabül eder” https://www.haber28.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/ https://www.haber28.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/#respond Sat, 22 Jun 2024 04:00:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22228 Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, belediyeyi bütçenin yaklaşık yüzde 20-25’ine tekabül eden bir borç ile devredeceklerini belirterek,

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyen Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, kesin olmayan sonuçlara göre seçimleri kazanan CHP Kastamonu Belediye Başkan Adayı Hasan Baltacı’ya Kastamonu Belediyesi’ni devretmeden önce basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 5 yıl boyunca yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren Başkan Vidinlioğlu, bütçe ile ilgili konuşarak, “Yaklaşık bütçenin 4’te 3’üne tekabül eden bir borç ile belediyeyi devralmıştım. Şimdi, bütçemiz 1 milyar 800 milyon TL. Şu anda emanet hesabında görünen borcumuz 220 milyon TL civarı. Uzun vade borçlar ve çektiğimiz son kredi ile birlikte yaklaşık bütün bıraktığımız borç yükü 450 milyon TL civarındadır. Yani bu da kabataslak bütçenin yüzde 20-25’ine tekabül eder. Tabi özellikle bu rakam, şu son 3 aylık dilimde biraz daha düşerdi, benim tahminimin biraz üzerinde çıktı. Malum bizim gelirlerimiz İl Bank üzerinden gelen paylar, o payların istediğimiz seviyede olmaması nedeniyle 2 aydır esnafımıza kısa vadede ödenmesi gereken borçların bir kısmını ödeyemedik. O borçlar ödenseydi 220 milyon TL civarındaki rakam 180-190’lara düşerdi. Bunun yanında belediyeye bıraktığımız hazır bir kredimiz var. 22 milyon avro bütçeli bir projemiz var ve belediyeye bıraktığım 150 milyon TL değerinde bir ruhsatta var” dedi.

“Uğurlu Hastanesi konusunda hakkımı kimseye helal etmiyorum, bu konuda benimle helalleşin”

Seçim sürecinde Uğurlu Hastanesinin ruhsatının belediye tarafından satıldığı yönündeki söylemlere cevap veren Başkan Vidinlioğlu, Uğurlu Hastanesi konusunda şehrin tüm dinamikleri tarafından yalnız bırakıldığını belirterek, “Halkın yüzde 50’sinin oy verdiği bir belediye başkanını 3-5 kötü zihniyetin dedikodu ile engel olmaya çalışması hoş şeyler değil. Bu şehir böyle yol almaz. Bu memlekette bir Uğurlu Hastanesi problemi vardı. 4 defa ihaleye çıktı. Bir defa bile talip olan olmadı. Seçimler kazanıldı, seçimler kaybedildi. Sözler verildi, yerine getirilemedi. Benim çözme iradesi göstereceğim bir şey dedim. 2,5 yıl her günüm sanki bin yıllık çile gibiydi. Bir günden bir güne bu 2,5 yıllık süre zarfında ne siyasi partilerden, ne şehrin dinamiklerinden, ne sivil toplum kuruluşlarından ne basın mensuplarından bununla ilgili bir defa bile ‘ne oluyor, ne gidiyor, hangi aşamadasınız’ diye ne soru geldi, ne de bir bilgi alma ihtiyacı hissedildi. Lafa gelince konuşanlar, kapalı kapılar arkasında hesap kitap yapanlar bilsinler açıklıyorum. Ben Uğurlu Hastanesini alacağım dedim. O zamanın parasına 95 milyona katma değer dahil bitiyordu. 4 defa ihale olmuş kimse girmemiş, biz ihaleye girince başkaları ihaleye girdi. Herkesin hür iradesi ama ortada bir problem oluştu. Bina farklı bir grupta, ruhsat belediye bünyesinde kaldı. Bu konudan dönemin vekilleri Hakkı Köylü ve Metin Çelik’in ve il başkanlarımızın da bilgisi vardı. Aslında birbirini tamamlayan unsurların birlikte ihaleye çıkması gerekiyordu. Bina ve ruhsat aslında birlikte ihale edilmesi gerekiyordu ama takdir ikisinin ayrı ayrı çıkması oldu. Sonuçta bina Atlas Grupta, ruhsat belediye de kaldı” diye konuştu.

“Ben 1 yıldır kapı kapı dolaşıp FETÖ ekibi ile mücadele ederken yanımda kimse yoktu”

Seçim sürecinde Uğurlu Hastanesi’nin seçim malzemesi edildiğine dikkat çeken Başkan Vidinlioğlu, “Doğru insana soracağınız sorular sizi doğru cevaba getirir. Şimdi bir seçim sürecinden geçtik. İddialı olan belediye başkan adaylarımıza konuyla ilgili sorular soruldu ve onlar açıklamalar yaptılar. Tahsin Bey açıklamasında ‘ruhsat belediyenin uhdesinde değerlendireceğiz’ dedi. Yeni başkanımız Hasan Bey ‘ruhsat belediyede değerlendireceğiz’ dedi. Sayın Yüksel Aydın benzer ifadeler kullandı. Onların o sözleri söylediği tarihte ruhsat belediyenin uhdesinde değildi. Ben, 1 yıldır bakanlık kapılarında, istinaf mahkemelerinde, Yargıtay kapılarında FETÖ ve ekibi ile mücadele ederken bir gün bile yanımda olmayanlar sadece konuştular. Buna herkes dahil. Hiç kimse kendisini ayırmasın. Bu sözüm ayrıca şehrin dinamiklerine, sivil toplum kuruluşlarına, bu şehrin akillerine beni mücadelemde yalnız bırakanlar, 10 gün önce ruhsat belediyenin uhdesine geçince beni olmadık şeylerle itham edenler iki elim yakanızda. Bu anlamda benle helalleşin, hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum. Ben ruhsatı satıyormuşum. ya bakkaldan ekmek mi alıyorsunuz, neyi satıyorsunuz? Burası kurum. Siz dalga mı geçiyorsunuz? Hiç mi kanun nizam bilmiyorsunuz? Hiç mi utanmanız yok? Satış yetkim var ama ben nasıl satabilirim? Satabilmem için ihaleye çıkmam lazım. Bunun bir süreci var. Öyle kafanıza göre neyi alıp neyi satıyorsunuz? Ha ruhsatla ilgili anlaşmayı da elbette ki yapabilirdim. Bir anlaşma da yaptım imzalamadım. Ben nezaketsiz bir insan değilim. Yeni belediye başkanımızı da bu konuda bilgilendirdim. Bu sözleşmenin altına düşen bir sözleşmede, belediyenin hakkını hukukunu bu sözleşmeden daha az koruyan bir sözleşmede hem yeni yönetime hem de herkese ben de hesap sorarım” şeklinde konuştu.

“Her şeyi seçim sürecine göre ayarlamışlar”

Uğurlu Hastanesi’nin ruhsatını aldıkları gün mahkeme sürecinin başladığını söyleyen Başkan Vidinlioğlu, “1 yıldan fazla süredir mahkemelerde uğraşıyorum. Mahkeme kararını veriyor herhangi bir sıkıntı yok diyor. İtiraz ediliyor. Mahkeme kesin kararını veriyor. Karar İstinaf’a gidiyor. İstinaf kararını veriyor bu da 1 yılı buluyor. Ben 4 defa İstinaf’a gittim. 3 defa da Yargıtay’a gittim. Bana laf söyleyenler neredeydiniz? İstinaftan karar kesindir dendi. O karara tekrar itiraz edildi. Tekrar İstinaf’a gitti. Oradan geldi bu sefer yargı süreci. İtiraz için 14 gün süre var. Süreyi sonuna kullanıp süreyi uzatmak adına süreçleri bile bile buralara taşıdılar. 14. gün akşam saat 21: 00’da UYAP üzerinden itiraz geliyor. Mesai saatinde bile değil. Sonra Yargıtay’a. Yargıtay’dan karar çıktı. O kararı kesinleştirdim. Bir dava daha açıldı. Kimin haberi var. Kimse bir şey sormadı bana. Adliye kapılarında ben koşturdum. Aynı kişiler tarafından aynı cümlelerle yine Yargıtay’ın kesin kararının üzerine dava açtılar. En son benzer bir konuda aynı mahiyette bir davayla ilgili kararı sununca bu defa ruhsatın verilmemesi için dava açtılar. Orayı bitirdik. Ruhsatı eskiden Sağlık Bakanlığı verirdi. Şimdi Sağlık Bakanlığı yetki veriyor, sağlık müdürlüğü düzenliyor, vali bey imzalıyor ruhsatı. Ruhsatın adı değişecek. Bu ruhsat Kastamonu Belediyesi iştirakleri adına düzenlenecek. O malum ekip adliyede, sağlık bakanlığında ve sağlık müdürlüğünde üst kurdular. 4 defa da sağlık bakanlığına gittim. Sağlık Bakanlığı sadece “sağlık müdürlüğünü yetkilendirdim” diyecek. 1,5 ay yetki verilmedi. Ben bu mücadeleleri verirken herkes neredeydi? Bu konuda çok doluyum. Ruhsatı biz aldık. Bütün hesaplarını seçim atlatmak üzerine kurmuşlar ki süreç buralara kadar geldi. Yeni başkan mazbata alana kadar hala yetkim var ama ben halkın iradesine saygısızlık edecek bir insan değilim. Ben yeni belediye başkanımızı bilgilendirdim. Ben anlaşmanın altına imzamı atmadım. Ben hastane açıyormuşum. Akçeli işlerin içine girmişim derler diye imzayı atmadım. Bu ruhsatın bedeli bugün 150 milyon TL. Ben 18 milyona aldım. Belediyenin kazancı ne kadar 132 milyon TL. Ben bilmiyor muydum. O kadar doktor arkadaşım var. Biz 3-5 kişi girerdik, 15 milyona ruhsatı alırdık. 100 milyona da elini öpene ver. Biz Kastamonu kazansın diye bu kadar mücadele ederken işe hiç rahmani tarafından bakmayan hep şeytani tarafından bakanlar dedikodular çıkartıyorlar. Böyle bir durum evliyalar şehri açısından ayıp. Artık susun. Ruhsatı aldıktan sonra bir sözleşme yaptık. Yeni başkanımız da bu sözleşmeyi dikkate alarak gerekeni yapacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Görev sürecinde öz kaynaktan 800 milyon TL, toplamda 1,5 milyar TL’nin üzerinde yatırımın hayata geçirildiğini söyleyen Başkan Vidinlioğlu, şehrin altyapısının yenilenmesi için 25 milyon euroluk kaynak ile tarihin en büyük altyapı yatırımına başlanılacağını kaydetti. Başkan Vidinlioğlu, “60 bin nüfusa göre yapılan şehrin alt yapısı günümüzde ihtiyaçları istenilen seviyede karşılayamadı. TEFER çerçevesinde yapılacak dev proje ile 168 kilometre içme suyu, 68 kilometre atık su hattı yenilenecek” ifadelerini kullandı.

Başkan Vidinlioğlu, 15 kilowatt üretim kapasiteli GES projesi için de geri sayımın başladığını söyledi. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber28.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/feed/ 0
Gaziosmanpaşa’da Oy Sayımı Sırasında Kavga Çıktı https://www.haber28.com.tr/gaziosmanpasada-oy-sayimi-sirasinda-kavga-cikti/ https://www.haber28.com.tr/gaziosmanpasada-oy-sayimi-sirasinda-kavga-cikti/#respond Fri, 21 Jun 2024 07:48:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22093 Gaziosmanpaşa’da AK Parti’nin itirazının kabul edilmesinin ardından yeniden gerçekleştirilen oy sayım sırasında dışarıda bulunanlar arasında kavga çıktı. Kavga polis ekipleri tarafından büyümeden son bulurken, partililer arasındaki tansiyonun zaman zaman yükseldiği öğrenildi.

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerin ardından sandık kurulu tutanakları ve kararlarına karşı belirlenen itiraz süresi dün saat 15.00 itibarıyla sona ermişti.

Yerel seçim sonuçlarına göre, CHP Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe yüzde 40.45 oranında; AK Parti Belediye Başkan adayı Hasan Tahsin Usta ise yüzde 40.12 oy almıştı. CHP ile AK Parti arasında 879 oy farkı olduğu belirtilirken; AK Parti, Gaziosmanpaşa’da oyların yeniden sayılması yönünde itirazda bulundu. AK Parti’nin itirazı kabul edilerek oyların yeniden sayılmasına karar verildi.

Partililer arsında kavga çıktı

İtirazın kabul edilmesinin ardından partililer sayıma katılmak için Gaziosmanpaşa Belediyesi Yüzme Havuzu ve Spor Kompleksi’nin önünde toplandı. Saat 10.00’da başlaması planlanan yeniden oy sayımı saat 11.00’de gerçekleştirilirken, dışarıda bekleyenler arasında önce tartışma ardından kavga çıktı. Kavgayı araya giren polis ekipleri büyümeden engelledi. Çevik Kuvvet ekipleri kavganın ardından dışarıda güvenlik önlemlerini artırdı. Öte yandan kurulun önünde zaman zaman tansiyonun yükseldiği öğrenildi.

“İtiraz hakkımızı kullandık”

AK Parti İstanbul Milletvekili Av. Adem Yıldırım ise basın mensuplarına yaptığı açıklama itiraz hakkını kullandıklarını belirterek, “AK Parti olarak hem birinci, hem ikinci hem de üçüncü seçim kuruluna itirazlarımızı yaptık. İtirazlarımız kabul oldu. Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız bu kararlara karşı il seçim kuruluna itiraz ettiler. İl seçim kurulu da Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu itirazını reddetti. Bu karar uygulanmak zorundadır. 2019’da tartışmalı bir seçim gerçekleştirilmişti. YSK o zaman Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapmış olduğu itiraz üzerine şöyle bir karar verdi. YSK’ya yapılan itiraz beklenmeksizin İl Seçim Kurulu kararları uygulanır diye bir karar verdi. Aslında CHP’li arkadaşlarımız YSK’nın kendileri için o dönemde verdiği kararı şimdi uygulanmasını istemiyorlar. Saat 13.30 oldu. 1. ve 2. seçim kurulu hala oy sayımına başlamadı. Saat 10.00’da başlaması gerekiyor. Bu itiraz bir haktır. Bizim için ve CHP için bir haktır. Burada az bir oy farkıyla bir seçim neticelenmiştir. Vatandaşımızın milletimizin iradesi buraya yansımıştır. Tüm oyların hepsi buradır. 8 binin üzerinde geçersiz oy vardır. 800 civarında da oy farkı vardır. Seçmenin yaklaşık yüzde 10’na yakın geçersiz oy olunca bu itiraz değerlendirilir. Zaten oylar burada. Her partiden yetkili arkadaşlarımız burada. Birbirimize saygılı olacağız. Türkiye çok güzel bir seçim gerçekleştirmiştir. Seçimi AK Parti kazandığı dönemde Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız ya trafoya kedi sokuyordu ya lamba patlıyordu. Bir takım bahanelerle insanların iradesini kabul etmeme adına bir yaklaşım sergiliyordu. Çok olgun bir seçim gerçekleştirildi. Milletimiz iradesini belirtti. CHP’li arkadaşlarımız bir çok bölgede belediye başkanlıklarını aldı. Biz milletimizin iradesini büyük bir olgunlukla karşıladık. Burada itiraz hakkımızı kullandık. Bu milletin iradesini kabul etmediğimiz anlamına gelmez. Biz oylar yeniden sayılsın istiyoruz” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/gaziosmanpasada-oy-sayimi-sirasinda-kavga-cikti/feed/ 0
Herkesin merak ettiği soru yanıtını buldu! Fenerbahçe ligden çekilme fikrini rafa kaldırdı https://www.haber28.com.tr/herkesin-merak-ettigi-soru-yanitini-buldu-fenerbahce-ligden-cekilme-fikrini-rafa-kaldirdi/ https://www.haber28.com.tr/herkesin-merak-ettigi-soru-yanitini-buldu-fenerbahce-ligden-cekilme-fikrini-rafa-kaldirdi/#respond Thu, 20 Jun 2024 21:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21923 Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, ligden çekilme kararını 3 ay sonraki genel kurula kadar rafa kaldırdıklarını açıkladı.

Koç’un açıklamalarından satır başları;

“2 alternatifimiz var aslında. Herkes bir alternatif üzerinde odaklandı. İki tane uç alternatifimiz var. Biri hiçbir şey yapmamak, biri de futbol faaliyetlerini askıya almak. Biz artık hiçbir şey yapmamaktansa bundan sonraki süreçte itiraz bayraklarını kaldırarak, kendi göbek bağımızı kesip, her gün ölmektense bir gün ölmeyi düşünerek sizlerin huzuruna çıktık. Ben ve arkadaşlarım, hem dik dururuz hem eğilmeyiz ama önemli olan bizlere bunları yapanlar en büyük gücü, son yıllarda Fenerbahçe camiasının eskisi kadar kenetlememesinden, son yıllarda çok fazla çatlak ses olmasından! Artık bizler de fabrika ayarlarına dönmeliyiz. Bugün ne sonuç çıkarsa çıksın, biz yönetim olarak elimizden gelen tüm çabayı sarf edeceğiz”

“ŞAMPİYON OLACAĞIZ”

“Bu genel kurul kararını almak zorundaydık! Bir gece önce gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve bundan sonra bize yaşatacaklarını tahmin ettiğimiz için. En kısa zamanda genel kurulu toplayıp Fenerbahçe’nin bir ve yekvücut olduğunu gösterip gerekli adımları atmak için, en iyi kararın genel kurula gitmek olduğuna karar verdik. Pazar akşamı Samandıra’ya gittik ve futbolcularımız, İsmail Kartal hocamız, teknik kadro, hepsiyle bir odaya girdik. Kaptanlar söz aldı, hocamız söz aldı. Onlar doğal olarak, Trabzon’dan olağanüstü bir kenetlenme ile gelmiş ve, “Sonuna kadar emeğimizle, terimizle, kanımızla, mücadele etmek istiyoruz. Şampiyon olacağız” dediler. Tek tek opsiyonlara girmeden özet görüşleri paylaşacağım. Hiçbir şey yapmamak, yapılabilecek en kötü tercihtir, muhakkak bir şey yapmalıyız dendi. Ne yapılacaksa, kademeli, ölçülü ve zamanlaması doğru olmalı dendi. Kamuoyuna ve yetkililere en güçlü mesajı verirken, bize de en az zarar veren formülleri seçmeliyiz dendi. En uç opsiyonlardan biri olan ligden çekilme, hepinizi anlıyorum. Bu tiyatronun figüranı olmayalım diyorsunuz. Ama figüran olmamakla, meydanı boş bırakmamak arasındaki dengeyi de iyi düşünmemiz gerekiyor.”

“LİGDEN ÇEKİLME EN SON ADIM OLMALI”

“Şampiyonluk şansımız devam ederken, yılmadan sonuna kadar mücadele edip, meydanı boş bırakmayalım, ligde kalan maçlara genç takım ile çıkalım. Ligden çekilmeyi sezon sonunda bir kez daha değerlendirelim. Ligden çekilme, bu sezonun tüm emeklerini çöpe atmak olur. En kararlı adımları atalım, ligden çekilelim. Buna mukabil yine bir görüş, en kararlı adımları atalım, ligden çekilme dahil olacaksa da en son adım olmalı.”

“FUTBOL FAALİYETLERİNİ ASKIYA ALMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ”

“Bu görüş çok ağır bastı, ligden çekileceğimizi faaliyetleri donduralım. Benzer sorunları yaşamaya devam edeceğiz diyenler oldu. Lige genç takımla devam edelim, Süper Kupa ve Avrupa’ya A takımla çıkalım görüşü oldu. Şimdi bizim görüşümüz, bu konuyla ilgili, futbol faaliyetlerini askıya almayı şu anda hiç değerlendirmiyoruz.”

“ASKIYA ALMAK DEMEK, AMATÖR KÜME DEMEK”

“Bunun için hazırlıklı olmamız gerek. Faaliyetlerimizi başka bir alanda devam ettireceğimiz alanda hazırlık olmamız gerek. Buradaki haksızlık devam ederse, bir bacağımız yurt dışında olsun görüşü var. Ancak askıya almak demek, amatör kümeden başlamak demek tekrar hazır olduğumuzda. Bunu da aşarız bir nebze. Süper Lig’de bir kulüple birleşiriz. Ama bunların en ince ayrıntısına kadar düşünülmesi gerek. Doğru düzgün bir yurt dışı yapılanmamız, bu konuyu gündemimize getirmiyoruz.”

“UEFA’DAN GAYRIRESMİ GÖRÜŞ ALDIK”

“Ligden çekilmenin ikinci yöntemi, üst üste iki maça çıkmamak. Hukuken ne demek, öncelikle UEFA ile konuştuk. Gayriresmi görüş aldık. “Biz bu sene ligden çekildik. Ama seneye ikinci ligdeyiz, Avrupa’da oynayabilir miyiz?” Bu tamamen yerel federasyonun kararı dediler. Bu alternatifte Avrupa’nın ne olacağı belli değil. Yöneticilerimize 3 ay ile 1 yıl arası hak mahrumiyeti verilmesi söz konusu. Biliyorsunuz, 7405 sayılı spor yasası gereğince, beş senede toplam iki yıl, bir seferde bir yıl hak mahrumiyeti alanların yöneticilik sıfatı düşmektedir. Mücadele ettiklerimizle ellerine büyük bir koz veriyor oluruz. Onlara keyfi bir şekilde yöneticiliği düşürme hakkı vereceğiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/herkesin-merak-ettigi-soru-yanitini-buldu-fenerbahce-ligden-cekilme-fikrini-rafa-kaldirdi/feed/ 0
Eskişehir’de 6 yaşındaki çocuğun eziyet sonucu ölümü davasında babaanne ve hala hapis cezası aldı https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-6-yasindaki-cocugun-eziyet-sonucu-olumu-davasinda-babaanne-ve-hala-hapis-cezasi-aldi/ https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-6-yasindaki-cocugun-eziyet-sonucu-olumu-davasinda-babaanne-ve-hala-hapis-cezasi-aldi/#respond Thu, 20 Jun 2024 06:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21868 Eskişehir’de 6 yaşındaki Nur Elif Tiftik’in eziyet görmesi ve aç bırakılması sonucu hayatını kaybetmesi, 2 kardeşinin ise eziyet görmesiyle ilgili görülen davada, babaanne Cihangül Kurumlu 29 yıl 2 ay, hala Deniz Tiftik 26 yıl 8 ay hapis cezası aldı.

2022 yılı Aralık ayında meydana gelen olayda, cezaevinde bulunan Sibel ile Gökhan Tiftik çiftinin çocukları Nur Elif (6), Y. (10) ve M. (13), hala Deniz Tiftik, amca Sezer Tiftik ile babaanne Cihangir Kurumlu’ya ait Tepebaşı ilçesi Fevziçakmak Mahallesi’ndeki evde yaşamaya başladı. 14 Aralık’ta solunum yetmezliği ve kusma şikayetleriyle rahatsızlanan 6 yaşındaki Nur Elif, ambulansla Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Nur Elif Tiftik’in eziyet gördüğü ve aç bırakıldığı tespit edildi. Olayla ilgili başlatılan incelemenin ardından çocukların yaşadığı evin sahibi olan hala Deniz Tiftik ile amca Sezer Tiftik, polis ekiplerince gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen hala ile amca tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Nur Elif Tiftik’in babaannesi Cihangül Kurumlu ise olaydan 4 gün sonra yakalandı ve tutuklandı.

“Deniz ve Cihangül’ü de Allah’a havale ediyorum”

Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar celsesinde, tutuklu sanıklar mahkeme salonunda hazır bulundu. Nur Elif’in annesi Sibel Tiftik, babası Gökhan Tiftik ve taraf avukatlarının da katıldığı karar duruşmasında tutuklu sanıklara son sözleri soruldu. Karar öncesi söz alan Nur Elif Tiftik’in babası Gökhan Tiftik, Sezer Tiftik’ten şikayetçi olmadığını ifade ederek, “Sezer’den şikayetim yok. Deniz ve Cihangül’ü de Allah’a havale ediyorum, şikayetçiyim. Cezalandırılmalarını istiyorum” diye konuştu.

Sezer Tiftik, suçlamaları kabul etmeyerek, “Bu olayla uzaktan yakından alakam yok. Beraatimi talep ediyorum, ben suçsuzum. Bana iftira atıyorlar” dedi.

Cihangül Kurumlu da suçlamayı kabul etmeyerek, “Sibel, Gökhan ve eski eşim bana iftira atıyor. Çocukların kaldığı evde ben kalmıyordum. Bana iftira atıyorlar, çünkü ben bakmadım. Olayla bir alakam yoktur. Gökhan artık benim oğlum değildir. Eski eşimin de yargılanmasını istiyorum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” dedi.

Deniz Tiftik de çocuklara eziyet iddiasını kabul etmeyip, “Ben bu suçlamaları hak etmedim. Çocuklara çok iyi baktım, abim de biliyor. Abimin bana bunu yapması haksızlık. Suçlamayı kabul etmiyorum, hakkındaki suçlamalar yalandır. Beraatimi istiyorum” diye konuştu.

Babaanneye ve halaya ceza yağdı

Son sözlerin ardından mahkeme heyeti tutuklu sanıklar hakkındaki kararını açıkladı. Babaanne Cihangül Kurumlu hakkında Nur Elif Tikfik’e karşı ‘Kasten öldürme’ suçundan verilen 23 yıl hapis cezası iyi hal indirimiyle 19 yıl 2 aya düşürüldü. Nur Elif’in kardeşlerine eziyet suçundan da iyi hal indirimiyle 10 yıl hapis cezası alan Cihangül Kurumlu, toplamda 29 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hala Deniz Tiftik hakkında Nur Elif Tiftik’e karşı ‘Kasten öldürme’ suçundan verilen 22yıl hapis cezası iyi hal indirimiyle 18 yıl 4 aya düşürüldü. Nur Elif’in kardeşlerine eziyet suçundan da 8 yıl 4 ay hapis cezası alan Deniz Tifik, toplamda 26 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Amca Sezer Tiftik’e beraat

Tutuklu sanık amca Sezer Tiftik hakkında, Nur Elif Tiftik’in ölümü ve kardeşlerine eziyet suçlarından beraat kararı verildi. Mahkeme heyeti Sezer Tiftik hakkında, Nur Elif Tiftik’in ölümünün ardından çıkan tartışmalarda akrabalarını tehdit ettiği gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis kararı verdi.

Kararların açıklanmasının ardından tutuklu sanıklar Cihangül Kurumlu, Deniz Tiftik ve Sezer Tiftik birbirine sarılarak gözyaşı döktü. Babaanne Cihangül Kurumlu, duruşma salonundan çıkarılırken “Ben suçsuzum” diye bağırdı. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-6-yasindaki-cocugun-eziyet-sonucu-olumu-davasinda-babaanne-ve-hala-hapis-cezasi-aldi/feed/ 0
Borusan Otomotiv, Arızalı Mini Cooper’ın Masraflarını Karşılamak Zorunda Kaldı https://www.haber28.com.tr/borusan-otomotiv-arizali-mini-cooperin-masraflarini-karsilamak-zorunda-kaldi/ https://www.haber28.com.tr/borusan-otomotiv-arizali-mini-cooperin-masraflarini-karsilamak-zorunda-kaldi/#respond Thu, 20 Jun 2024 03:12:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21827 Beylikdüzü’nde yaşayan Erkan Küçük, 2011 yılında sıfır aldığı Mini Cooper marka aracı sürekli arızalanınca, bakımların yapıldığı yetkili servis Borusan Otomotiv ile davalık oldu. 7 yıl süren davada mahkeme, tüketiciyi haklı bularak aracın masraflarının karşılanmasına karar verdi.

Erkan Küçük isimli vatandaş, 2011 yılında Borusan Otomotiv’den Mini Cooper marka araç satın aldı. Aracın bakımları konusunda titiz davranan Küçük, yıllar boyu yetkili servis olan Borusan Otomotiv’i tercih etti.

Erkan Küçük, 30 Mart 2017 tarihinde motor arızası vermesi üzerine arabasını yetkili servise götürdü Servis, aracın bakımlarını yaptıktan sonra 2 bin 553 liralık bir fatura çıkardı. Arabasını teslim alan Küçük, 9 kilometre yol yaptıktan sonra tekrar aynı motor arızası verdiğini gördü. Tekrar geri götürülen araç için yetkili servis bu kez 6 bin 193 liralık bir fatura çıkardı. Yeniden aracını yaptırarak teslim alan Küçük, 22 Nisan 2017 tarihinde Beylikdüzü istikametinde ilerlerken sorun yaşadı. Araçtan beyaz duman gelmesi üzerine tekrar servisin yolunu tutan Küçük, bu kez büyük bir şok yaşadı. Serviste yapılan incelemenin sonunda aracın motorunun değişmesi gerektiği ve yaklaşık 75 bin lira masrafın olacağı söylendi.

Borusan’ın Mini Cooper marka aracının motoru için sıfır kilometre fiyatından fazla fiyat çıkması üzerine şaşkına dönen Küçük, konuyu mahkemeye taşıdı. 7 yıl süren mahkeme geçtiğimiz hafta 30 Mart 2024 tarihinde sonuçlandı. Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesi, yetkili servisin aracın tamirinin yaparak sahibine teslim etmesine karar verdi. Davalı tarafın itiraz, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi tarafından reddedildi ve karar kesinleşti.

“22 gün içerisinde 3 kez aynı motor arızasını verdi”

Yaşanan süreci ve hukuk mücadelesini anlatan Erkan Küçük, araç sahiplerine de tavsiyelerde bulundu.

Tüm bakımları Borusan yetkili servisinde yapılan aracın 22 gün içerisinde 3 kez aynı motor arızası verdiğini ifade eden Küçük, “2011’de aldığımız aracımız 30 mart 2017 tarihinde arıza ışığının yanması üzerine servise götürdük. Servis aracımızı aldı bakımını yaptı. 2 bin 553 TL fatura ile aracımızı bize teslim etti. Biz arabayı aldıktan 9 km sonra aynı ışık yeniden yandı. Biz arabamızı 14 Hisan 2017 tarihinde tekrar servise götürdük. Servis bu sefer bize 6 bin 193 liralık bir fatura ile yeniden aracımızı teslim etti. 22 Nisan 2017 tarihinde Beylikdüzü istikametine gelirken bu sefer aracımızdan beyaz duman gelmesi üzerine yeniden servisi aradık. 22 gün içerisinde aynı arızayı verdi aracımız. 22 Nisan tarihinde aracımızı yeniden servise teslim ettik. Servis aracın incelemelerini yaptı ve ‘sizin aracınızın motoru bitmiş’ dedi. Aracın alındığı günden arıza yaptığı güne kadar tüm bakımları servis tarafından yapıldı. Arabanın o günkü bedeli 65 bin liraydı. Bize çıkarılan fatura 75 bin lira. Şaka yapıyorlar zannettik. Sonra baktık ki ciddiler. Ondan sonraki süreçte işi mahkeme yoluna götürmeye karar verdim. Dava süreci 7 yıl sürdü. Avukatlarımız sağ olsun. Ben de inat ettim ve bu konuda emsal karar olsun diye sürdürdüm. Geçtiğimiz hafta mart ayında tam 7 yıl olmuş karar 24 Mart 2024 çıktı. Sonuç olarak mahkeme aracın yapılarak teslim edilmesine karar verdi” ifadelerini kullandı.

“Arabanın garantisi bitti, ben ilgilenmiyorum deme hakkı yok hiçbir servisin”

Geçen süredeki aracın değer kaybıyla alakalı olarak yeniden mahkeme sürecine taşınacağını ifade eden Küçük, “O da yeni bir dava süreci olacak büyük ihtimalle. Beklerim, sorun değil artık. Bekleyeceğim başka yapacak bir şey yok. Sıfır araç alacaklar araçlarını yetkili servis dışında hiçbir yere elletmesinler. Garantisi bitse dahi. Haklarını sonuna kadar arasınlar. Mahkemenin verdiği karar emsal niteliğinde. Şunu söylüyor, arabanın garantisi bitse dahi, arabaya verdiğin hizmetten sen mesulsün. Arabanın garantisi bitti ben ilgilenmiyorum deme hakkı yok hiçbir servisin. Ancak bu şekilde hakkımızı arayarak bir noktaya geleceğimize inanıyorum” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/borusan-otomotiv-arizali-mini-cooperin-masraflarini-karsilamak-zorunda-kaldi/feed/ 0
Murat Kurum, İstanbulluları birlikte yol yürümeye davet etti https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbullulari-birlikte-yol-yurumeye-davet-etti/ https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbullulari-birlikte-yol-yurumeye-davet-etti/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:36:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21056 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Tüm İstanbulluları, hangi partiye gönül verirlerse versinler benimle birlikte yol yürümeye davet ediyorum.” dedi.

Katıldığı TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurum, seçime hazırlık sürecini anlatarak, kampanyaları boyunca İstanbul vizyonlarını kent sakinleriyle paylaştıklarını söyledi.

Kurum, kararsız seçmenin ikna olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Bizim projelerimizi gören, bilen vatandaşlarımız ki kararsız seçmenimiz geleceği adına şu kararı verecek 31 Mart’ta, ‘Deprem endişesi yaşamalı mıyım, yaşamamalı mıyım? 31 Mart’tan sonra depremle ilgili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gerçekten İstanbul için çalışıp deprem riskini ortadan kaldıracak mı, kaldırmayacak mı?’ Bunu bir kere etüt edecek, bakacak.” diye konuştu.

Öncelikli projelerinin sorulması üzerine de Kurum, ilk 6 ay ile 1 yıllık acil eylem planını açıkladığı “İstanbul İçin Hızlı ve Sağlam Adımlar” toplantısına işaret ederek, çalışmanın detaylarını anlattı.

Kurum, ilçelerdeki kampanya süreçlerini değerlendirerek, “Bizim 25 belediyemiz var, 25’ini koruyacağız, yeni ilçelerimizi de hizmet kervanına dahil edeceğiz. Esenyurt bunlardan bir tanesi, Küçükçekmece geçecek, Büyükçekmece geçecek, Sarıyer başa baş gidiyor, Hüseyin başkanımla alacağız, Avcılar’da çok iyi gidiyoruz. Sonuçta insanlarımız şuna bakacak, 5 yıldır yapılan belli, o zaman geldiler, vaatler verdiler, mahalleye verdiler, semte verdiler, ilçeye verdiler, şu an vaatleri bile hatırlamıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Ulaşımın afetlere hazırlanmasına ilişkin de Kurum, “Bizim üst geçitlerimiz, köprülerimiz, deprem güvenliğiyle ilgili ilk önce güçlendirmemiz gereken yerler. Çünkü İstanbul’da olası afetlerde yolun ayakta kalması lazım. Yol ayakta kalmazsa insanlara nasıl yardım götüreceğiz? İnsanları nasıl tahliye edeceğiz? Metrobüs durağındaki köprünün dışında asıl köprüleri yapmamız lazım, yolların köprülerini yapmamız lazım. Buna ilişkin hızlı bir şekilde adımlar atacağız.” diye konuştu.

Kurum, 31 Mart’ta kazanacaklarını belirterek, “Onlar hangi manipülasyonu yaparsa yapsın, hangi algı oyunlarını yaparsa yapsın, hangi siyasi tezgahları kurarsa kursun, 31 Mart’ta biz kazanacağız. Biz de yaptırıyoruz, biz de sahadayız. Onlar bir gün, bir saat sahada, ben 4-5 saat uyuyorum, biz böyle çalıştık. Sahanın durumunu da yaptığımız anketlerin durumunu da görüyoruz. 1,7 puan anket firmaları bizi önde gösteriyor. Her ne hikmetse yine bunların anketçileri, yandaşları ‘Öndeyiz, kazanıyoruz, şöyle fark var, böyle fark var.’ Bizimkisi nasıl anket o zaman? Saha nasıl?” ifadelerini kullandı.

Yalan, yanlış anketlerin piyasaya sürüldüğünü dile getiren Kurum, 31 Mart’ta gerçek belediyeciliğin İstanbul’a geleceğini söyledi.

Kurum, kente dair sosyal destek projelerini anlatmasının ardından şu anki sosyal yardımların hepsine devam edeceklerini bildirdi.

“Hep birlikte İstanbul’un geleceği adına bir karar vereceğiz”

Baykar’a gerçekleştirdiği ziyarete değinen Kurum, şöyle konuştu:

“1500’e yakın mühendisimizle sohbet ettik, hepsine uğradım, yaptıkları işleri görünce gerçekten ülkemizin nereye geldiğini orada hissediyorsunuz. Allah razı olsun orada emek veren herkesten. Biz büyüyeceksek, gerçekten güçlü bir Türkiye olacak ve dünyaya bu konuda ihracat yapan bir ülke konumunda olacaksak ki 30 küsur ülkeye ihracat yapılıyor… ve ben gurur duydum. İşte bu işletmelerimizin, bu bakış açısının İstanbul’un her yerine yayılması lazım. Biz kalkınacaksak, büyüyeceksek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine çıkacaksak ancak böyle çıkarız.”

Kurum, deprem endişesinin giderildiği, trafik çilesinin bittiği, insanların geleceğe umutla baktığı, kentteki güzelliklerden herkesin istifade ettiği bir İstanbul hayal ettiklerini dile getirerek, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu hayalleri gerçekleştirmek için 31 Mart’ta sandığa gideceğiz. Hep birlikte İstanbul’un geleceği adına bir karar vereceğiz. Bu kararda bir tarafta çalışan, üreten, hayalleri olan, diğer tarafta İstanbul’u bir basamak olarak görenler olacak. Hep birlikte İstanbul’u güzel yarınlara hazırlamak istiyoruz. Hem başkanları hem kardeşleri hem evlatları olacağım. Sürekli sokakta olacağım, sürekli çalışıp üreten bir başkan olacağım, İstanbullulara söz veriyorum. Tüm İstanbulluları, hangi partiye gönül verirlerse versinler benimle birlikte yol yürümeye davet ediyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/murat-kurum-istanbullulari-birlikte-yol-yurumeye-davet-etti/feed/ 0
Kedi Eros’u tekmeleyerek öldüren sanık hakkındaki karara başsavcılık itiraz etti https://www.haber28.com.tr/kedi-erosu-tekmeleyerek-olduren-sanik-hakkindaki-karara-bassavcilik-itiraz-etti/ https://www.haber28.com.tr/kedi-erosu-tekmeleyerek-olduren-sanik-hakkindaki-karara-bassavcilik-itiraz-etti/#respond Sat, 15 Jun 2024 01:12:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20937 Kedi Eros’u tekmeleyerek öldüren sanık hakkındaki karara başsavcılık itiraz etti

Başsavcılık kararın bozulmasını ve sanığın tutuklanmasını talep etti

İSTANBUL – Başakşehir’de bir sitede Eros isimli kediyi dakikalarca tekmeleyerek öldüren İbrahim Keloğlan hakkında verilen karara Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. İtirazda, sanık hakkında verilen kararın bozulması ve sanığın tutuklanmasına yönelik karar verilmesi talep edildi.

Başakşehir’de bir sitede 1 Ocak’ta meydana gelen olayda, İbrahim Keloğlan, Eros isimli kediyi dakikalarca döverek ölmesine neden olmuştu. Sanık Keloğlan hakkında Küçükçekmece 16. Asliye Mahkemesi tarafından 1 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Verilen ceza iyi hal indirimi uygulanarak 1 yıl 3 aya düşürülüp hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Karara itirazlar üzerine yeniden yapılan yargılamada İbrahim Keloğlan hakkında ‘evcil hayvanı kasten öldürme’ suçundan 2 yıl 6 hapis cezasına hükmedilmişti. Verilen karara Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edildi.

“Öldürmeye yönelik davranışına devam etti”

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, sanık İbrahim Keloğlan’ın site sakinleri tarafından beslenip bakımı yapılan kediye asansör içerisinde tekme vurduğu ve kedinin can havliyle koridora kaçtığı kaydedildi. Dilekçede, sanığın kedinin kaçmasını engelleyecek şekilde, koridor kapılarını kapattığı ve kendisinden kaçmaya çalışan kediyi tekmelemekten vazgeçmeyerek öldürmeye yönelik davranışına devam ettiği belirtildi. Dilekçede sanık hakkında üst hadden hapis cezası verilmesi gerekirken ceza adaletine ve kamusal vicdana uygun olmayacak şekilde temel ceza tayinine gidildiği kaydedildi.

Dilekçede “Canavarca hisle, hunharca, eziyet çektirerek, yoğun kast altında işlenen eyleme yönelik üst hadden ceza verilmemesi durumunda hangi daha vahim eylem ve hadisede bu miktar ceza verileceği de anlaşılamamıştır” ifadeleri kullanıldı.

“Olayın son derece ağır ve vahim olduğuna dair bir kuşku yok”

Sanığın olayda yoğun kast altında canavarca hisle acı çektirerek eylemi gerçekleştirme biçiminde olayın son derece ağır ve vahim olduğuna dair bir kuşku olmadığı da dilekçede aktarıldı. Dilekçede, temel cezanın belirlenmesinde şikayetçi olup olunmaması ile zararın karşılanıp karşılanmamasına bakılmadığına, sanığın olay sonrasında gösterdiği kişilik özelliklerinin ölçüt olarak sayılmadığına işaret edilerek temel cezanın belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü aktarıldı.

Kararın bozulması ve sanığın tutuklanması talep edildi

Sanık hakkında takdiri indirim yapıldığı belirtilen dilekçede, canavarca hisle ve eziyet çektirerek eylemini gerçekleştirmesi, suçun işleniş biçimi, güttüğü amaç ve kastının yoğunluğu da dikkate alındığında cezada yetersiz gerekçe ile indirim uygulanmasının usul ve yasalara aykırı olduğu belirtildi. Toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibariyle tehlikeli ve vahşi, kötülük eylemini sergileyen, psikolojik bir güdüyle hareket eden sanığın merhametsiz ve acımasız bir şekilde, canavarca hisle ve eziyet çektirerek kediyi öldürdüğü de dilekçede kaydedildi. Dilekçede sanık hakkında verilen kararın bozulması ve bozma kararı ile birlikte sanığın tutuklanmasına yönelik karar verilmesi talep edildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kedi-erosu-tekmeleyerek-olduren-sanik-hakkindaki-karara-bassavcilik-itiraz-etti/feed/ 0
Rize’de Mahkeme, Deterjana Dayanaklı Olmayan Mutfak Tezgahı İçin Ayıplı Mal Kararı Vermedi https://www.haber28.com.tr/rizede-mahkeme-deterjana-dayanakli-olmayan-mutfak-tezgahi-icin-ayipli-mal-karari-vermedi/ https://www.haber28.com.tr/rizede-mahkeme-deterjana-dayanakli-olmayan-mutfak-tezgahi-icin-ayipli-mal-karari-vermedi/#respond Fri, 14 Jun 2024 04:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20807 Rize’de yaşayan bir vatandaşın deterjana dayanaklı olmayan mutfak tezgahı nedeniyle açtığı davada mahkeme, mutfak tezgahı için “Ayıplı mal değil” kararı verdi.

Rize’de yaşayan Alaattin G., satın aldığı mutfak tezgahının yemeğe ve bulaşık deterjanına maruz kaldığında aşınma yaptığını ve kendisine ayıplı mal satıldığını öne sürerek tezgahı yaptırdığı kişiye dava açtı. Mahkeme, tezgahta kullanılan mermerin sıradan deterjanlarda dahi yüzeyinin bozulabilecek taşlardan olduğunu ancak kullanım hatasından kaynaklı bu duruma geldiği tespiti gerekçesiyle davanın reddine hükmetti. Alaattin G.’nin avukatı ise “Suya ve deterjana dayanıklı olmayan mutfak tezgahının ayıplı olmadığına karar verildi. Mahkeme, fıkra gibi bir karar vermiştir” dedi.

Rize’de yaşayan Alaattin G., 2022 yılında mutfağı için Halil İbrahim O.’ya tezgah yaptırdı. İddiaya göre, Alaattin G.’nin yaptırdığı yeni tezgahında en ufak bir yemek dökülme sonucu iz kaldı ve kısa bir süre içinde tezgahta aşınma meydana geldi. Bunun üzerine Alaattin G., avukatı Emrullah Gözcü aracılığıyla Pazar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tezgahı satın aldığı Halil İbrahim O.’ya dava açtı.

“Tezgahın ayıplı olduğu üzerine yoğurt döküldüğünde dahi leke tutmasından anlaşılır niteliktedir”

Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, “Mutfak için olağan kullanıma uygun, her evde kullanılan temizlik ürünleri dışında herhangi bir kimyasal madde kullanmıyorum. Tezgahımı alanında uzman bir ustaya gösterdim. Aldığım yazıda, kullanılan mermerin mutfak tezgahı olma niteliğinde ve materyalinde olmadığı ifade edildi. Tüketici olarak bu ürünü satın alırken herhangi bir leke tutmayacağı, aşınma yaşanmayacağı tarafımıza söylenmiş, kısa bir süre sonra da fotoğraflardan görüleceği üzere tezgahta aşınmalar meydana gelmiştir. Tezgahın ayıplı olduğu üzerine yoğurt döküldüğünde dahi leke tutmasından anlaşılır niteliktedir. Mahkemece uzman mühendis bilirkişi olarak görevlendirilerek tezgahın ayıplı olup olmadığının tespitini istiyorum” ifadelerine yer verildi.

Bilirkişi tezgahta kullanılan mermerin suya ve güneşe dayanıklı olmadığını ancak kişisel kullanıma bağlı bozulmalar olduğuna karar verdi

Tezgahın ayıplı olup olmadığının tespiti için dava dosyası bilirkişiye gönderildi. Hazırlanan bilirkişi raporunda, “Yapılan incelemede mutfak tezgahında kullanılan mermerin ‘verde guatemala’ adıyla bilinen Hindistan menşeli yeşil renkli bir mermer olduğu ve bu malzemenin yüzeyinin çok hassas olduğu, suya ve güneşe karşı dayanıklı olmadığı görülmüştür. Tezgahın kimyasal birleşimli malzeme değil sıradan kullanımı olan deterjanlarda dahi yüzeyinin bozulabilecek taşlardan olduğu, keşif sırasında da mermerin kenarında ve yüzeyinde matlaşma ve bozulma olduğu, bu kısımlarında kimyasal birleşimli bir maddeye maruz kaldığı gözlemlenmiştir. Mutfak tezgah mermerinin üretimden kaynaklı bir hatasının olmadığı, kişisel kullanıma bağlı olarak temizlik ürünlerinden ve malzemenin yapısından kaynaklı yüzeyinde bozulmalar meydana gelmiştir” denildi.

Dava reddedildi: “Kullanım hatasından dolayı bu duruma geldiği tespit edilmiştir”

Kararını açıklayan Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, ürünün ayıplı mal olmadığı gerekçesiyle Alaattin G.’nin davasını reddetti. Mahkeme gerekçeli kararında, “Bilirkişi, tezgah için kullanılan mermerin suya ve güneşe karşı dayanıklı olmadığı, sıradan deterjanlarda dahi yüzeyinin bozulabilecek taşlardan olduğu ancak bazı kısımların kimyasal birleşimli bir maddeye maruz kaldığı ve üretimden kaynaklı bir hata olmadığı yönünde görüş vermiştir. Mutfak, tezgah mermerinin kişisel kullanıma bağlı temizlik ürünlerinden ve malzemenin yapısından kaynaklı yüzeyinde bozulmalar meydana gelmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda ürünün ayıplı mal niteliğinde olmadığı, cinsi gereği kullanım hatasından dolayı bu duruma geldiği tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir” ifadelerine yer verdi.

“Fıkra gibi bir karar”

Karara itiraz eden Alaattin G.’nin avukatı Emrullah Gözcü, “Suya ve deterjana dayanıklı olmayan mutfak tezgahının ayıplı olmadığına karar verildi. Devletimiz reform üstüne reform yapsın, kanunu uygulayanlar düzelmedikçe sonuç adaletsizlik. Mahkeme, fıkra gibi bir karar vermiştir” dedi. – RİZE

]]>
https://www.haber28.com.tr/rizede-mahkeme-deterjana-dayanakli-olmayan-mutfak-tezgahi-icin-ayipli-mal-karari-vermedi/feed/ 0
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı: İsrail’in soykırım davasında alınan tedbirler uygulanmalı https://www.haber28.com.tr/tbmm-adalet-komisyonu-baskani-israilin-soykirim-davasinda-alinan-tedbirler-uygulanmali/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-adalet-komisyonu-baskani-israilin-soykirim-davasinda-alinan-tedbirler-uygulanmali/#respond Fri, 14 Jun 2024 03:36:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20795 TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, İsrail aleyhine açılan soykırım davasında alınan ihtiyati tedbir kararlarının uygulanması gerektiğini ve Uluslararası Adalet Divanından (UAD) yargılama sürecini hızlandırmasını beklediklerini bildirdi.

Yüksel, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin açtığı soykırım davası kapsamında UAD’nin verdiği yeni tedbir kararlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

UAD’nin daha önceki ihtiyati tedbir kararlarının açıklamasından itibaren İsrail’in bu kararların gereğini yapmadığını belirten Yüksel, Gazze’deki insani durumun daha da kötüleştiğini vurguladı.

Cüneyt Yüksel, Güney Afrika’nın, 6 Mart’ta UAD’den daha fazla ihtiyati tedbir kararına hükmetmesini ya da 26 Ocak’ta alınan tedbir kararlarının değiştirilmesini talep ettiğini aktardı.

Uluslararası Adalet Divanının, İsrail’in Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine uygun olarak, Gazze’deki Filistinlilerin karşı karşıya olduğu kötüleşen yaşam koşulları, yaygınlaşan kıtlık ve açlık dikkate alınarak dün ilave ihtiyati tedbir kararlarına hükmettiğini anımsatan Yüksel, 14 e karşı 2 oyla, 26 Ocak’ta tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararlarının yinelendiğini ve bu kararların hala geçerli olduğunun teyit edildiğini belirtti.

Cüneyt Yüksel, oy birliğiyle de İsrail’in, Gazze’deki Filistinlilerin acilen ihtiyaç duyduğu temel hizmetlerin, tıbbi malzeme ve tıbbi bakım ve insani yardımın engelsiz bir şekilde sağlanmasını temin etmek için gerekli ve etkili tüm önlemleri gecikmeksizin almasının kararlaştırıldığını bildirdi.

Ayrıca İsrail ordusunun, Gazze’deki Filistinlilerin haklarının hiçbirini ihlal eden eylemlerde bulunmamasına da hükmedildiğini belirten Yüksel, ilave tedbirlerin uygulanmasının takibi için İsrail’in bir ay içerisinde rapor sunmasının da kararlaştırıldığını aktardı.

“İsrail askerinin yardımları engellemek suretiyle faaliyet göstermesi yasaklanmıştır”

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel, “Mahkeme, 26 Ocak 2024’ten bu yana İsrail’in askeri operasyonunun Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler arasında 6 bin 600’den fazla ilave ölüme ve yaklaşık 11 bin yaralanmaya yol açtığını kararında belirtmiştir. İsrail’in soykırım eylemleri artık izahtan varestedir. Mahkeme, 26 Ocak 2024 tarihinden bu yana yaşanan gelişmelerin ve davanın koşullarının, 26 Ocak 2024 tarihli kararda belirtilen geçici tedbirlere ilaveler yapılmasının gerektiği sonucuna varmıştır.” bilgisini paylaştı.

Yeni tedbir kararları ile UAD’nin, Gazze Şeridi’ndeki feci durumun, Refah da dahil olmak üzere Gazze Şeridi genelinde geçerli olan 26 Ocak 2024 tarihli ihtiyati tedbir kararlarında belirtilen önlemlerin derhal ve etkili bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizdiğine işaret eden Yüksel, şunları kaydetti:

“İsrail askerinin yardımları engellemek suretiyle faaliyet göstermesi yasaklanmış ve bu yöndeki bir faaliyetin Soykırım Sözleşmesi kapsamında suç teşkil edeceği ortaya konulmuştur. Özellikle karar metninde de geçtiği üzere İsrail’in Birleşmiş Milletler Yardım ve Çalışma Ajansı’nın (UNRWA) feshedilmesini sağlamak için 26 Ocak 2024’ten bu yana yürüttüğü faaliyetler dikkate alındığında Mahkemenin İsrail’i Birleşmiş Milletler ile iş birliğine zorunlu kılması oldukça önem arz etmektedir. Yaşanan gelişmeler ışığında Mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararlarının etkili bir biçimde uygulanması önem arz etmektedir. Bizim UAD’den beklediğimiz, İsrail’in işlemiş olduğu soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının derhal Mahkemenin vereceği esasa ilişkin nihai karar ile ortaya konması ve kamuoyuna ilan edilmesi, bu yönde olağanüstü durumlar da dikkate alınmak suretiyle yargılama sürecini hızlandırmasıdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-adalet-komisyonu-baskani-israilin-soykirim-davasinda-alinan-tedbirler-uygulanmali/feed/ 0
UAD’nin İsrail’e yönelik ihtiyati tedbir kararları ve önemi https://www.haber28.com.tr/uadnin-israile-yonelik-ihtiyati-tedbir-kararlari-ve-onemi/ https://www.haber28.com.tr/uadnin-israile-yonelik-ihtiyati-tedbir-kararlari-ve-onemi/#respond Thu, 13 Jun 2024 09:00:48 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20704 İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Abdullah Musab Şahin, UAD’nin 28 Mart 2024’te açıkladığı yeni ihtiyati tedbir kararlarını ve önemini AA Analiz için kaleme aldı.

***

7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ediyor.

Bu süreçte çözüm arayışları noktasında sırasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) öne çıkarıldı.

Bu uluslararası organlar, gelen taleplere veya yoğun kamuoyu baskısına bağlı olarak sıklıkla gündeme geliyor. İsrailli siyasetçilerin bireysel sorumluluğu açısından UCM, silahlı çatışma halinin sona erdirilmesi içinse BMGK yetkili. Geçtiğimiz aylarda Barolar gibi çeşitli kuruluşların ve bireylerin UCM savcısı Karim Khan’ı harekete geçirmek maksadıyla UCM’ye belge sunduğu görüldü. Yani, UCM’ye yönelik baskılar devam ediyor. Öte yandan süreç boyunca BMGK ivedi ateşkes karar tasarılarını sıklıkla müzakere etti. Bu müzakereler genellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) vetosu sebebiyle kesildi. Geçtiğimiz dönemdeki tasarılardan farklı olarak bu hafta BMGK tarafından Ramazan ayı süresince ateşkesi öngören bir tasarı kabul edildi. ABD ise tasarının müzakereleri aşamasında veto hakkını kullanmak yerine çekimser kalmayı tercih etti.

UCM ve BMGK’ya yönelen teşebbüslerin yanında uluslararası kamuoyunun Güney Afrika’nın geçtiğimiz senenin son günlerinde Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne dayanarak açtığı davaya ilgi gösterdiği görülüyor.

Güney Afrika’nın başvurusu üzerine ihtiyati tedbirlere ilişkin duruşmalar 11 ve 12 Ocak 2024’te yapıldı. UAD kısa süre içinde büyük oranda Güney Afrika’nın talebine uygun olarak ihtiyati tedbirleri kapsayan bir karar verdi. İsrail’in mahkemenin ihtiyati tedbir kararlarına uymaması ve Refah’a yönelik saldırıların başlayacağına ilişkin kullanılan beyanlar sebebiyle Güney Afrika tarafından 6 Mart 2024’te ihtiyati tedbirlerin kapsamının genişletilmesi ve mahkeme tarafından ek ihtiyati tedbirlerin kararlaştırılması talep edildi. İsrail tarafından bu talebin reddedilmesi gerektiğine yönelik beyan sunulduysa da UAD 28 Mart 2024’te yeni ihtiyati tedbirlere karar verdi.

Neden ek ihtiyati tedbir kararı verildi?

Mahkemenin bu ek kararı, İsrail’in devam eden saldırgan tutumlarının bir neticesi. İlk olarak hatırlamak gerekir ki, 26 Ocak 2024’te mahkeme tarafından kararlaştırılan ihtiyati tedbir kararlarının uygulanıp uygulanmadığını görmek için bir denetim mekanizması kurulmuştu. Denetimin yapılabilmesi için İsrail’in mahkemeye kararları uygulayıp uygulamadığı yönünde rapor sunması kararlaştırılmıştı. İsrail’in bu raporu kendisine verilen sürenin son günlerinde mahkemeye sunduğu İsrailli siyasetçilerin beyanlarından anlaşılıyor. Bununla birlikte, ilgili rapor UAD tarafından kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu sebeple, raporun içeriği bilinmese de mahkemenin ek ihtiyati tedbir kararı vermesi aslında İsrail’in sunduğu raporun mahkeme nezdinde tatmin edici bulunmadığı şeklinde değerlendirilebilir.

İlave olarak, kararın gerekçesini anlamak için 28 Mart 2024’te açıklanan ek ihtiyati tedbir kararı metnini de incelemek gerekiyor. İlgili metin kapsamında önceki ihtiyati tedbir kararlarının verildiği 26 Ocak 2024’ten bu yana Gazze şeridinde gıda ve diğer temel ihtiyaçlardan mahrumiyet durumuna bağlı olarak yaşam koşullarının gittikçe kötüleştiği vurgusu yapılıyor. Öte yandan, önceki tedbir kararlarının verildiği dönemin aksine Gazze Şeridi’nde artık “kıtlık” riskinin olmadığı, “tam manasıyla kıtlığın” başladığı ifadesi de ilgi çekici.

Kararlaştırılan ihtiyati tedbirler neler?

Karar metni kapsamında ilk olarak 26 Ocak 2024 tarihli ihtiyati tedbirlerin teyit edildiği görülüyor. Bu tarihte alınan karar kapsamında İsrail’in soykırım teşkil eden fiillerinin sona erdirilmesi, bu amaca yönelik gerekli tedbirlerin alınması, insani yardıma ilişkin ivedi tedbirlerin alınması ve delillerin yok edilmesinin engellenmesi gibi hususlar düzenlenmişti. Bunlara ilave olarak, yeni tedbirler de Soykırım Sözleşmesi’nin hükümlerine bağlı olarak, ayrıca kıtlık ve açlığın başlaması da dikkate alınarak kararlaştırıldı.

İlave tedbirlere yönelik karar metninin yukarıda bahsedilen gerekçelere uygun bir şekilde insani yardımın sağlanmasına yönelik olduğu anlaşılıyor. Ayrıca UAD oy birliğiyle, BM ile tam işbirliği içinde Gazze halkına gıda, su, elektrik, hijyen ve tıbbi bakım da dahil olmak üzere tüm ihtiyaçların sağlanması için kara geçiş noktalarının kapasitesinin artırılmasına ve geçiş noktalarının gerektiği sürece açık tutulmasına karar verdi.

Bunun dışında, İsrail ordusunun insani yardımın ulaşımını engellememesi ve Soykırım Sözleşmesi hükümlerinden doğan yükümlülüklerine uygun davranmasına karar verildi. Önceki ihtiyati tedbir kararına benzer şekilde İsrail’in kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde mahkemeye rapor sunması suretiyle bir denetim mekanizmasının tesis edildiği de görülüyor.

Karar nasıl değerlendirilir?

Ek ihtiyati tedbirlere yönelik karar, İsrail’in hukuka aykırı eylemlerinin devam ettiğinin ve daha önceki karara uygun olarak İsrail’in gerekli tedbirleri almadığının UAD tarafından tescili şeklinde anlaşılabilir. Kararın bir diğer gerekçesi, değişen şartlar sonucu başlayan kıtlık ve buna bağlı olarak artan salgın hastalık riskidir. Bu endişenin İsrail’in askeri operasyonlarının bir sonucu olarak kabul edildiği anlaşılıyor. Bu kapsamda, UAD nezdinde ilerleyen dönemde soykırım yargılamaları yapılacağından, İsrail’in eylemleri mahkeme tarafından soykırım kastını gösteren eylemler olarak kabul edilebilir. Özetle, soykırım yargılaması başlamadan önce mahkeme soykırım suçunun unsurlarına ilişkin gerekçelerini somutlaştırıyor. Divan üyelerinin çoğunluğu tarafından kıtlık ve insani erişimin engellenmesiyle soykırım suçu arasında doğrudan bağ kurulması oldukça önemli.

UAD’nin kararının ateşkes çağrısı içermemesi garipsenmemeli. Silahlı çatışma hali İsrail ve Hamas arasında sürüyor. Hamas ise UAD’nin yetki alanı dışında bir aktör olduğundan, Divan’ın vereceği bir ateşkes kararı yalnızca İsrail’i kısıtlayabilirdi. Bu sebeple ihtiyati tedbirlere ilişkin önceki kararlarda olduğu gibi mahkemenin yetki alanı dışına çıkmama eğilimini sürdürdüğü görülüyor. Ateşkese yönelik çağrılar noktasında UAD yerine BMGK rol üstleniyor. Zaten UAD’nin kararı kapsamında da BMGK’nın 25 Mart 2024’te aldığı ateşkes çağrısına atıf yapıldığını görüyoruz.

[İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Abdullah Musab Şahin]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uadnin-israile-yonelik-ihtiyati-tedbir-kararlari-ve-onemi/feed/ 0
Başakşehir’de Kedi Öldüren Sanığın Cezasına İtiraz Edildi https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-olduren-sanigin-cezasina-itiraz-edildi/ https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-olduren-sanigin-cezasina-itiraz-edildi/#respond Thu, 13 Jun 2024 08:36:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20700 Başakşehir’de sitenin asansöründe “Eros” isimli kediyi öldürdüğü için yeniden yargılanan sanık İbrahim Keloğlan’ın “evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 2 yıl 6 hapse çarptırılmasına ilişkin mahkeme kararına savcılıkça, cezanın az olduğu gerekçesiyle itiraz edildi.

Savcılıkça İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan itiraz dilekçesinde, sanık İbrahim Keloğlan’ın olay tarihinde, site sakinleri ve müşteki tarafından beslenip bakımı yapılan kediye asansör içerisinde tekme vurduğu ve kedinin can havliyle koridora kaçtığı belirtildi.

Dilekçede, sanığın kedinin kaçmasını engelleyecek şekilde, koridor kapılarını kapattığı ve defalarca kendisinden kaçmaya çalışmışsa da kediyi tekmelemekten ısrarla vazgeçmediği ve sürekli olarak öldürmeye yönelik eylemine devam ettiği anlatıldı.

Dilekçede, Hayvanları Koruma Kanunu’nun birinci maddesinde belirtilen kanunun amacı da dikkate alınarak, sanık hakkında takdiren ve tehdiden, üst hadden hapis cezası verilmesi gerekirken ceza adaletine ve kamusal vicdana uygun olmayacak şekilde temel ceza tayinine gidildiği kaydedildi.

Savcılık dilekçesinde, “canavarca hisle”, “hunharca eziyet çektirerek”, “yoğun kast altında işlenen” eyleme yönelik üst hadden ceza verilmemesi durumunda hangi daha vahim eylem ve hadiseye bu miktar ceza verileceğinin de anlaşılamadığına dikkati çekildi.

Sanığın, eylemi gerçekleştirme biçiminde olayın son derece ağır ve vahim olduğuyla ilgili bir kuşku olmadığı vurgulanan dilekçede mahkemenin kararında, kastın yoğunluğu, canavarca his, eziyet çektirerek evcil hayvanın öldürülmesinin kamusal ve toplumsal vicdanları yaralamasına karşın maddenin öngördüğü ölçülere göre temel cezanın belirlenmediği belirtildi.

Temel ceza belirlenmesinde yanılgıya düşüldü

Dilekçede, temel cezanın belirlenmesinde şikayetçi olup olunmaması ile zararın karşılanıp karşılanmamasına bakılmadığına, sanığın olay sonrasında gösterdiği kişilik özelliklerinin (pişmanlığını) ölçüt olarak sayılmadığına işaret edilerek, tüm bu açıklamalar ışığında temel cezanın belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü ifade edildi.

Her ne kadar Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 62. maddesi uyarınca cezada takdiren indirim yapılmışsa da sanığın duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik tutum ve davranışlarının takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmayacağının altı çizilen dilekçede, sanığın canavarca hisle ve eziyet çektirerek eylemini gerçekleştirmesi, suçun işleniş biçimi, güttüğü amaç ve kastının yoğunluğu da dikkate alındığında, TCK’nın 62. maddesinin yetersiz gerekçeyle uygulanmasının usul ve yasalara aykırı olduğuna dikkati çekildi.

Savcılık istinaf dilekçesinde, mahkemece üst hadden ceza verilmemesi, sanık hakkında TCK 62. maddesinin uygulanması, mahkumiyet hükmüyle birlikte sanığın tutuklanmaması sebepleriyle, usul ve esas yönünden kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün bozulması, bununla birlikte sanığın tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede sanık İbrahim Keloğlan’ın “bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 6 aydan 4 yıla kadar hapsi istenmişti.

İddianameyi kabul eden mahkeme, yargılama sonunda sanığa 1 yıl 3 ay hapis cezası vererek, hükmün açıklanmasını geri bırakmıştı.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti.

İtiraz üzerine dosyaya bakan ağır ceza mahkemesi, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının kaldırılmasına ve dosyanın Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne iade edilip sanığın yeniden yargılanmasına karar vermişti.

Küçükcekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi yeniden yargılamasında, sanığın “evcil hayvanı kasten öldürme” suçunu işlediği sabit olduğu gerekçesiyle 3 yıl hapse çarptırmıştı.

Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini takdiri indirim sebebi kabul eden mahkeme, cezayı 2 yıl 6 aya indirmişti.

Mahkeme, her ne kadar kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunsa da sanığın aldığı ceza, delillerin toplanmış olması, karartılacak herhangi bir delil bulunmayışı, bu aşamada tutuklanmasının orantılılık ilkesine aykırılık teşkil edeceği gerekçeleriyle sanık Keloğlan hakkında karar kesinleşinceye kadar yurt dışına çıkışının yasaklanması suretiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-olduren-sanigin-cezasina-itiraz-edildi/feed/ 0
Uluslararası Adalet Divanı, Gazze’de kıtlık başladığını belirtti https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-gazzede-kitlik-basladigini-belirtti/ https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-gazzede-kitlik-basladigini-belirtti/#respond Thu, 13 Jun 2024 03:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20643 Uluslararası Adalet Divanı, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin gıda ve diğer temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılması nedeniyle artık bölgede kıtlık başladığını belirterek, İsrail’in engelsiz insani yardım konusunda gerekli ve etkin önlemleri bir an önce alması gerektiğine karar verdi.

Lahey’deki uluslararası mahkeme, Güney Afrika’nın İsrail hakkında açtığı soykırım davası kapsamında, 6 Mart’ta yaptığı Gazze için ek tedbir talebini kabul etti.

Uluslararası Adalet Divanı’nın Perşembe günü açıklanan ara kararında, “Gazze’deki feci yaşam koşullarının” 26 Ocak’ta verilen ara karardan bu yana daha da kötüleştiği vurgulandı.

İsrail’in operasyonları nedeniyle Filistinlilerin gıda ve diğer temel ihtiyaçlardan yaygın biçimde mahrum bırakıldığını vurgulayan mahkemenin kararında, “Gazze’deki Filistinliler artık kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya değil, bu kıtlık başlıyor” dendi.

Birleşmiş Milletler’in en üst yargı organı olan Uluslarası Adalet Divanı’na göre 26 Ocak’ta alınan geçici önlemler, artık bugünkü koşullar için yeterli değil.

Mahkeme, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin açtığı dava kapsamında, 26 Ocak’ta aldığı ara kararda İsrail’in Gazze’deki soykırımı önlemek için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini bildirmişti.

Uluslararası Adalet Divanı ayrıca İsrail hükümetinin herhangi bir suça ilişkin kanıtları korumak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğine de hükmetmişti.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Gazze’de durumun giderek kötüleştiği gerekçesiyle 6 Mart’ta uluslararası mahkemeye başvurarak ek önlem talebinde bulundu.

İsrail, 15 Mart’ta Uluslararası Adalet Divanı’ndaki bu başvuruya ilişkin yanıtında, Güney Afrika’nın iddialarını “maddi ve hukuki açıdan tamamen temelsiz” diye değerlendirdi.

İsrail’in yanıtında, Güney Afrika’nın hem BM Soykırım Sözleşmesi’ni hem de mahkemeyi kötüye kullandığı öne sürüldü.

Ancak Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın Gazze’deki son duruma ilişkin kaygılarını yerinde buldu.

Uluslararası mahkeme, 2’ye karşı 14 oyla, içinde bulunan durumun Gazze için yeni önlemlerin alınmasını meşrulaştırdığına karar verdi.

Uluslararası Adalet Divanı’nın “bağlayıcı etkiye sahip” kararında, İsrail’in BM ile koordineli bir biçimde Gazze’ye insani yardım konusunda gerekli ve etkili önlemleri bir an önce alması gerektiği vurgulandı.

İsrail’e, Lahey’e bilgi vermesi için bir ay süre verildi

Mahkeme, İsrail’in BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne ilişkin yükümlülüklerinin yanı sıra, Gazze’deki Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı kıtlık ve açlığa karşı da önem alması gerektiğine hükmetti.

Uluslarası Adalet Divanı kararında, BM ile işbirliği halinde engelsiz bir şekilde gıda, su da dahil olmak üzere acil ihtiyaç duyulan elektrik, yakıt, barınma, giyim, hijyen gibi temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanması istendi.

Mahkeme, Gazze’deki Filistinlilere tıbbi malzeme ve tıbbi bakımı da kapsayacak bu kapıların kapasitesinin arttırılması ve açık tutulması gerektiğine de karar verdi.

Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in en geç bir ay içinde alınan önlemler konusunda Lahey’e bilgi vermesini de kararlaştırdı.

BM’ye göre, İsrail’in yalnızca sınırlı miktarda yardım gönderilmesine izin vermesi Gazze’nin kuzeyinde felaket koşullarına yol açıyor.

Filistinli yetkililere göre, bu durum da özellikle çocuklar başta olmak üzere sivil ölümlerini arttırıyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti, taraf olduğu BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülükleri kapsamında, “soykırım” suçlamasıyla İsrail aleyhine dava açmıştı.

Uluslararası mahkeme, Ocak ayında başvuruyu esastan görüşmeyi kabul etti. Ancak soykırımın belirlenmesi karmaşık bir süreç gerektirdiği için, davanın uzun yıllar sürebileceği belirtiliyor.

Gazze

]]>
https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-gazzede-kitlik-basladigini-belirtti/feed/ 0
Fatih’te Rastgele Açılan Ateş Sonucu Ölen Gencin Davasında Karar Çıktı https://www.haber28.com.tr/fatihte-rastgele-acilan-ates-sonucu-olen-gencin-davasinda-karar-cikti/ https://www.haber28.com.tr/fatihte-rastgele-acilan-ates-sonucu-olen-gencin-davasinda-karar-cikti/#respond Sun, 09 Jun 2024 01:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20108 Fatih’te rastgele açılan ateş sonucu başına kurşun isabet eden 16 yaşındaki Kendal Yıldız’ın ölümüne ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme, 1 sanığı müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Fatih’te 19 Kasım 2022’de motosikletli 2 kişiden birinin rastgele açtığı ateş sonucu başına kurşun isabet eden 16 yaşındaki Kendal Yıldız’ın ölümüne ilişkin dava karara bağlandı. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Yunus Emre Aydın, tutuklu sanık Barış Gündüz ve tarafların avukatları hazır bulundu.

Esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan sanık Yunus Emre Aydın, “Mütalaaya katılıyorum. Bir diyeceğim yoktur. Beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Kimseyi öldürmek veya yaralamak gibi bir niyetim yoktu”

Duruşmada pişman olduğunu belirterek savunma yapan sanık Barış Gündüz ise, “Daha önceki savunmalarımı tekrar ederim. Kimseyi öldürmek veya yaralamak gibi bir niyetim yoktu. Sadece korkutmak için ateş ettim. Beraatımı talep ediyorum” şeklinde konuştu.

Sanık avukatı da mütalaaya katılmadıklarını belirterek, “Bir kastın olup olmadığı mütalaada belirtilmemiş. Adli Tıp Kurumu raporuna baktığımızda sonuç kısmına ateşli silahla yaralama olduğu, uzak mesafeden atış yapıldığı yazılmış. Bu durum müvekkilimin kastının ne olduğunu belirtmektedir. Müvekkilim maktul Kendal Yıldız’ı tanımıyor ve aralarında bir husumet yok. Bu davada bir kan davası söz konusu değil. Müvekkilim hakkında ceza indirimi ve tahliyesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşmada son sözü sorulan sanık Aydın, “Arkadaşım isteyerek ateş etmedi. Havaya ateş ettiğini ben gördüm. Kazara yaşanmış bir olaydır” derken, sanık Gündüz ise son sözünde takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtti.

Müebbet hapis cezasına çarptırıldı

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Barış Gündüz’ü ‘çocuğu kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırarak, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanığın üzerine atılı 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüs etmek’ suçundan, suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmeden heyet, ‘hakaret’ suçundan müştekilerin şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle bu suç yönünden davanın düşmesine karar verdi. Ayrıca sanık hakkında ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 10 ay hapis cezası verilirken, bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

1 sanığa beraat

Mahkeme ayrıca sanık Yunus Emre Aydın’ı ‘çocuğu kasten öldürmeye yardım etmek’ ve 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüse yardım etmek’ suçlarından ise bu suçları işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatına karar verdi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Barış Gündüz’ün arkadaşının kullandığı motosikletle olay günü kaldırımda duran müştekiler Recep Deniz ve Musa Yıldız’a ‘ne bakıyorsun’ diyerek laf attığı, laf atılan müştekilerin ‘sana bakmadım, ağabeyimle konuşuyorum’ cevabı üzerine şüpheli Gündüz’ün, yine ‘ne bakıyorsun’ diye yanıt verdiği, bu kez müşteki Mehmet Yıldız’ın araya girerek ‘senlik bir şey yok, kendi aramızda konuşuyoruz’ diye cevap verdiği, aldığı bu cevaba ‘bekleyin siz, geliyorum’ diyen şüpheli Gündüz’ün küfürler ederek oradan ayrıldığı kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, şüpheli Gündüz’ün bir süre sonra bu kez şüpheli Yunus Emre Aydın’ın kullandığı motosikletle olay yerine geri döndüğü, aynı cadde üzerinde motosikletle geçtikleri sırada şüpheli Gündüz’ün yanında getirdiği ruhsatsız silahıyla müştekilerin bir arada bulunduğu yere doğru bir el ateş ettiği, olay yerinden motosikletle kaçtıkları, Gündüz’ün sıktığı kurşunun ise kendisiyle herhangi bir tartışması olmayan ve olay yerine sonradan gelmiş olduğu anlaşılan 16 yaşındaki Kendal Yıldız’ın başına isabet ederek ölümüne neden olduğu belirtildi.

İddianamede şüpheli Barış Gündüz’ün ‘çocuğu kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘hakaret’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurmak’ suçlarından da toplam 28 yıl 4 aydan 52 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüpheli Gündüz’e yardım ettiği öne sürülen şüpheli Yunus Emre Aydın’ın ise ‘çocuğu kasten öldürmeye yardım etmek’ ve 3 kişiye karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüse yardım etmek’ suçundan toplam 28 yıl 6 aydan 42 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/fatihte-rastgele-acilan-ates-sonucu-olen-gencin-davasinda-karar-cikti/feed/ 0
Hrant Dink davası Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görüldü https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yargitayin-bozma-karari-sonrasi-yeniden-goruldu/ https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yargitayin-bozma-karari-sonrasi-yeniden-goruldu/#respond Sat, 08 Jun 2024 05:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20026 Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 78 sanığın yargılandığı davanın, Yargıtay’ın 15 sanık hakkında verdiği bozma kararının ardından yeniden görülmesine devam edildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Okan Şimşek, Gazi Günay, Veysal Şahin ile tarafların avukatları katıldı. 4’ü tutuklu 11 sanık ise bulundukları şehirlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, dosyanın kapsamlı olması nedeniyle mütalaasını hazırlamak üzere süre isteyerek tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli olan sanık Veysal Şahin, o dönem uzman çavuşluk yaptığını, görevinin duyduğu bilgileri amirine iletmek olduğunu söyledi.

Cinayetten 6 ay önce Yasin Hayal’in akrabası olarak bildiği Coşkun İğci’den, cinayet bilgisini başçavuş Okan Şimşek ile öğrendiklerini anlatan Şahin, bunu aktardıkları dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız’ın “Bunu aşırı sağ masasına iletin, ben de talimat vereceğim.” dediğini söyledi.

“2006 Temmuz’da sadece istihbari bilgi aldım, o bilgiyi de saklamadım”

Bunun üzerine yapılan toplantıya kendisinin girmediğini, sanıklardan Okan Şimşek’in toplantıda durumu anlattığını kaydeden sanık Şahin, “Komutan Ali Öz’e de iletilmiş. Sonrasında bana bu konuda hiçbir talimat verilmedi. Namusum ve şerefim üzerine yemin ederim ki bilgim bu. Toz zerresi kadar dahilim yok. Bu cinayetin hiçbir safhasında bulunmadım. 2006 Temmuz’da sadece istihbari bilgi aldım, o bilgiyi de saklamadım. Cinayeti planlayanları, adı geçenleri tanımıyorum, irtibatım yok. Hayatımızı karartılar. Burada maddi ve manevi kayıplarla 5 yılımızı ziyan ettiler. Haberi aldığımız anda bildirdik, bir can sonuçta, hemen söyledik.” ifadelerini kullandı.

Şahin, tutuksuz yargılanmak istediğini belirterek, tahliyesini istedi.

Söz verilen diğer tutuklu sanıklar da tahliye talebinde bulundu.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Gazi Günay, Hasan Durmuşoğlu, Muharrem Demirkale, Okan Şimşek, Osman Gülbel, Veysal Şahin ve Yavuz Karakaya’nın üzerlerine atılı suçların niteliği, tutukluluk sürelerinin azami sınırı geçmemesi ve mevcut delilleri dikkate alarak bu hallerinin devamına karar verdi.

Dava dosyasının mütalaa hazırlanmak üzere ikinci kes Cumhuriyet savcılığına gönderilmesini karara bağlayan heyet, sanık Faruk Sarı hakkındaki yakalama kararının beklenmesine hükmetti.

Duruşma 31 Mayıs’a ertelendi.

Davanın geçmişi

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Mart 2021’de Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu, 13’ü firari 78 sanığın yargılandığı davayı karara bağlamıştı.

Mahkeme, aralarında dönemin kamu görevlileri tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 26 sanığı 3 yıl 4 ay ila ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezalarına çarptırırken, aralarında eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da bulunduğu 39 sanık hakkında düşme ve beraat ile ret kararı vermişti.

Mahkeme heyeti ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Ekrem Dumanlı ve Zekeriya Öz’ün de aralarında bulunduğu 13 firari sanığın dosyasını ayırmıştı.

Haklarında ceza verilen sanıklar ile cezaların yetersiz olduğunu öne süren Dink ailesi avukatları karara itiraz etmiş, dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince ele alınmıştı.

Daire, 5 Mayıs 2022’de, sanıklar, avukatları ve müdahillerin yaptığı istinaf başvurularını incelemiş, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bulmuştu.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 62 sanık yönünden temyiz incelemesi yaptığı dosyaya ilişkin kararını 21 Haziran’da açıklamıştı.

Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’e “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapisleri onayan Daire, diğer sanıklar hakkındaki “tasarlayarak kasten öldürme”, “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım”, “silahlı terör örgütüne üye olma”, “silahlı terör örgütüne yardım” suçlarından verilen mahkumiyetlerin bazılarını onarken, bazı sanıklar hakkında verilen cezaları ise az bularak bozmuştu.

Daire, bu kapsamda bozma hükmü kurduğu sanıklar eski subay Muharrem Demirkale, eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Osman Gülbel, Yavuz Karakaya, Bekir Yokuş, Hasan Durmuşoğlu, Faruk Sarı, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, Okan Şimşek, Gazi Günay, Veysal Şahin, Volkan Şahin, Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılınç yönünden dosyayı yerel mahkemeye göndermişti.

Öte yandan, Dink’in öldürülmesine ilişkin dönemin Trabzon İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli eski polis memurlarının aralarında bulunduğu sanıklar Hasan Durmuşoğlu, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya ve Osman Gülbel’in yargılanmasına ilişkin açılan yeni dava bu dosya ile birleştirilmişti.

Bu iddianamede sanıkların, ihmali hareketleri nedeniyle Dink’in ölümüne neden oldukları, “kasten öldürme” suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları ve aldıkları cezanın Yargıtay kararıyla da kesinleştiği ifade edilerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal düzenini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yargitayin-bozma-karari-sonrasi-yeniden-goruldu/feed/ 0
Hrant Dink Davası Yeniden Görüldü, Mütalaa İçin Savcılığa Gönderildi https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yeniden-goruldu-mutalaa-icin-savciliga-gonderildi/ https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yeniden-goruldu-mutalaa-icin-savciliga-gonderildi/#respond Sat, 08 Jun 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20014 Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı ve Yargıtay’ın 15 sanık yönünden verdiği bozma kararının ardından yeniden görülen davada mahkeme, dosyanın mütalaasının hazırlanması için Savcılığa gönderilmesine hükmetti.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı ve Yargıtay’ın 15 sanık yönünden kısmen bozduğu davanın yeniden görülmesine devam edildi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 4’ü tutuklu 7’si tutuksuz 11 sanık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada 3 tutuklu sanık, sanık avukatları ile Dink ailesinin avukatları da hazır bulundu.

“Başımdaki adamların hepsi cinayetten 1 gün sonra öğrendik dediler 6 ay önce öğrendikleri bilgiyi, ben nasıl aynını söylemeyeyim”

Duruşmada savunma yapan sanık Veysal Şahin, “Bu elim cinayetten 6 ay önce Yasin Hayal’in akrabası Coşkun İğci’nin ilettiği istihbari bilgiyi üslerimize aktardık. Okan Şimşek, İğci’nin verdiği bilgileri Metin Yıldız’a aktardı. Yıldız, Hayal’in 2004 yılında yaptığı eylemi hatırlatarak aşırı sağ masasına iletmemizi istedi. Biz kaçakçılık suçlarına bakıyorduk. Sabah göreve başladığımızda Okan Şimşek aşırı sağ masasından Hüseyin Yılmaz’ı odamıza çağırdı. Bu bilgileri aktardıktan sonra toplantıya geçildi. İstihbarat değerlendirme merkezinde günlük yapılan toplantıya ben katılamıyordum. Metin Yıldız bu bilgileri toplantıda Ali Öz’e aktarmış. Bundan sonra bana bu olayı araştırmam için hiçbir talimat verilmedi. Benim görevim sağda, solda duyduğum, elde ettiğim bilgileri amirim Okan Şimşek’e iletmektir. Bir toz zerresi kadar bu cinayetle ilgim yoktur. Cinayetten sonra bu Coşkun İğci gözaltına alınınca ‘Coşkun her şeyi anlatmış inkar edin, 1 gün sonra söyledi gibi söyleyin’ dediler. Bir Uzman çavuş olarak Albayın, Yüzbaşının karşısında durmak mümkün değildir. Ben de ekmek parasında olan biriyim. Başımdaki adamların hepsi cinayetten 1 gün sonra öğrendik dediler 6 ay önce öğrendikleri bilgiyi, ben nasıl aynını söylemeyeyim? Bunu o anda üzerimdeki baskıdan dolayı söyleyemedim” dedi.

“Bu cinayetin hiçbir safhasında bulunmadım”

Sanık Şahin savunmasının devamında, “Ben ne Ogün Samast’ı ne Yasin Hayal’i ne Erhan Tuncel’i ne de dosyada adı geçen sanıkların adını bile duymadım. Ben bu şahıslarla irtibatlı gösteriliyorum, keşif yapmışım gibi gösteriliyorum. Bu cinayetin hiçbir safhasında bulunmadım. İstihbari bilgiyi saklamadım, bilgiyi aldığımız anda aktardık. Hayatımızı kararttılar ilgimiz alakamız olmayan bir şeyden dolayı. Ben burada maddi, manevi kayıplar verdim 5 yılımı ziyan ettiler. Haberi aldığımızda hemen bildirdim, sonuçta bir insan hayatı, bir cinayet. Bu haberi hemen söyledim. Allah rızası için adaletinize de güveniyorum, tahliyemi talep ediyorum” şeklinde konuştu.

“Benim yedi sülalemi araştırsanız FETÖ’yle bağımız yoktur”

Sanık Okan Şimşek ise savunmasında, “Bilgileri öğrendikten sonra akşam saatlerinde Veysal Şahin’le birlikte Metin Yıldız’a bilgileri aktardık. Bilgileri aşırı sağ unsur komutanı Hüseyin Yılmaz’a vermemiz gerektiğini söyledi. Ben de değerlendirme toplantı öncesinde Hüseyin Yılmaz’a bilgileri verdim. Toplantıdan sonra şube müdürü Metin Yıldız odasına çağırıp bu bilgileri not aldı. Hüseyin Yılmaz’ı odama çağırıp aynı bilgileri ona da verdim. Bana verilen diğer cinayet olayıyla ilgili göreve devam ettim. Benim yedi sülalemi araştırsanız FETÖ’yle bağımız yoktur. Doğru, karşıdan bir hayat gitmiş, üzgünüz ama biz de istemezdik öyle bir canın gitmesini, kim olursa olsun. Bu olayların buraya bağlanması bizi derinden yaralamıştır. Kimseye derdimizi anlatamıyoruz” ifadelerini kullandı.

7 sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Gazi Günay, Hasan Durmuşoğlu, Muharrem Demirkale, Okan Şimşek, Osman Gülbel, Veysal Şahin ve Yavuz Karakaya’nın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Mütalaa hazırlanacak

Dava dosyasının mütalaasını hazırlamak üzere Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmesine de hükmeden heyet, ayrıca firari sanık Faruk Sarı hakkındaki yakalama kararının da devamına karar vererek duruşmayı erteledi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yeniden-goruldu-mutalaa-icin-savciliga-gonderildi/feed/ 0
Suat Pamukçu: Bu seçim bir beka seçimidir, oylarını ona göre kullansınlar https://www.haber28.com.tr/suat-pamukcu-bu-secim-bir-beka-secimidir-oylarini-ona-gore-kullansinlar/ https://www.haber28.com.tr/suat-pamukcu-bu-secim-bir-beka-secimidir-oylarini-ona-gore-kullansinlar/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:01:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19925 Büyük İstanbul Mitingi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rozet taktığı, Yeniden Refah Partisi’nden istifa ederek AK Parti’ye geçen Milletvekili Suat Pamukçu, Pendik’te iftar programı katıldı. İftar programına katılan Pamukçu kendisine yönelik eleştirilere karşı, “Önümüzde bir seçim yok, önümüzde 2028’in provası var. Yeniden Refah Partili kardeşlerime de çağrıda bulunuyorum. Bu seçimi bir beka seçimi olarak düşünsünler ve oylarını ona göre kullansınlar” dedi.

Ramazan ayı boyunca vatandaşlarla iftar yapan Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, Marmara Bölgesi Bayburt Kültür ve Dayanışma Derneği iş birliği ile Pendik Esenler Mahallesi’nde vatandaşlarla iftar yemeğinde bir araya geldi. İftar programına Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin’in yanı sıra, AK Parti İstanbul Milletvekili Suat Pamukçu, Marmara Bölgesi Bayburt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Kemal Birgül, dernek üyeleri, Cumhur İttifakının Meclis Üyeleri ve tüm Pendikli vatandaşlar katıldı. Dualarla ile başlayan iftar programı, hep birlikte oruçların açılmasının ardından iftara katılan konuşmacıların açıklamasıyla devam etti.

“Bu seçim bir beka seçimidir, oylarını ona göre kullansınlar”

Yeniden Refah Partisi’nden istifa ederek AK Parti’ye geçen Milletvekili Suat Pamukçu, iftar programında yaptığı konuşmada, “Önümüzde bir seçim yok, önümüzde 2028’in provası var. Yani bu aslında bir beka meselesidir. Seçimden öteye bir şeydir. Özellikle İstanbul için söylüyorum. Dolayısıyla eski Refah Partili kardeşlerime de, Yeniden Refah Partili kardeşlerime de çağrıda bulundum. Bir kere daha şimdi sizin yanınızda da tekrar aynı çağrı yapayım. Bu seçimi bir beka seçimi olarak düşünsünler ve oyunu ona göre kullansınlar. Yazık, Cumhuriyet Halk Partisi’nin zulmüne bir kapı aralamak bir vebaldir. Bu vebalin inşallah şuurunda olurlar ve ona göre oylarını kullanırlar diye düşünüyorum” dedi.

“Siyonist İsrail iki buçuk milyar Müslüman’ın dağınıklığından cesaret alıyor”

Pamukçu, “Geçtiğimiz gün Sayın Cumhurbaşkanımızın lütfuyla bir rozet takıldı. Ama ben bir hesap yaptım, bir ders aldım. Ne ders aldım biliyor musunuz? Bu dersi Gazze’den aldım. İnanın ki 7 Aralık’ta bir ameliyat geçirdim. Kalp ameliyatı geçirdim.3 ay istirahatliydim o dönemde. Ama o 3 ay içerisinde o vahşeti yaşadığım kadar çektiğim bir acı olmadı. Ama ne ders aldım biliyor musunuz? Bilesiniz ki değerli hemşerilerim. Bu İsrail, siyonist İsrail bu zulmü neye dayanarak yapıyor hiç düşündünüz mü? Zannetmeyin ki bu zulmü kendisinin sahip olduğu silah gücüne dayanarak yapmıyor. Arkasında Amerika var diye de yapmıyor. Arkasında Batı dünyası var diye de yapmıyor. ya niye yapıyor? İki buçuk milyar Müslüman’ın dağınıklığından cesaret alarak yapıyor. Aldığım ders budur. Bu ders beni getirdi, o kürsüye çıkardı. Şimdi sizlerden, beni dinleyen bütün kardeşlerimden rica ediyorum. Eğer biz burada bu birlik, beraberliği tesis edemezsek, İslam dünyasındaki birlik ve beraberliği nasıl tesis edeceğiz? Allah razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımız 7 Ekim’den bu yana durmadı, çalmadığı kapı kalmadı, ortaya koymadığı düşünce kalmadı, fikir kalmadı. Allah ondan razı olsun” ifadelerini kullandı.

“31 Mart akşamı yeniden dirilişi hep beraber sağlamak istiyoruz”

Programda konuşan Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ise, “Bir seçim dönemindeyiz. ve önümüzdeki pazar günü bir karar vereceksiniz. Bu kararı verirken geçmiş dönemde 5 yıllık süre zarfında kimin ne yaptığına, bundan sonra ne yapabileceğine, kimin kiminle olduğunu da bakarak bir karar vereceksiniz. Bu kararımızın öncelikle Türkiye’mize, sonra İstanbul’umuza ve Pendik’imize hayırlar getirmesini diliyorum. İnsani olarak siyasi görüşlerimiz, partilerimiz farklı olabilir. İnsan olma vasfımız bizim her şeyin üzerinde gelir. Evet, bir siyasi görüş gibi düşünce değişiklikleri olabilir veya değişik kararlar verilebilir. Ama bu kararları verirken saygı duyması gerektiğini insani olarak bir görevimiz olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Özellikle son verilen Suat abimin karar verme aşamasında bazı arkadaşlarımızın insani olmayan eleştiriler içinde bulunmasını kayda değer bir dipnot olarak özellikle geçmek isterim. Bayburtlu kardeşlerimizin bu noktada gerekli hassasiyetini göstereceklerini ve gerekli tepkilerini buradan göstereceklerine inancım tamdır. İnşallah 31 Mart akşamı yeni bir zafer kazanmak umuduyla İstanbul’dan Murat Kurum Başkanımızı Büyükşehir Belediye Başkanı yapıp yeniden şahlanışa geçip yeniden dirilişi hep beraber sağlamak istiyoruz” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/suat-pamukcu-bu-secim-bir-beka-secimidir-oylarini-ona-gore-kullansinlar/feed/ 0
Uzmanlar, BMGK’nin Gazze ateşkes kararının uygulanabilirliğini değerlendirdi https://www.haber28.com.tr/uzmanlar-bmgknin-gazze-ateskes-kararinin-uygulanabilirligini-degerlendirdi/ https://www.haber28.com.tr/uzmanlar-bmgknin-gazze-ateskes-kararinin-uygulanabilirligini-degerlendirdi/#respond Mon, 03 Jun 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19665 BÜŞRANUR KOCA/SÜMEYYE DİLARA DİNÇER – Uzmanlar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Gazze’de kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazanda acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısının kabul edilmesi hakkında, BMGK’nin ateşkes kararının teorik olarak bağlayıcı olmakla birlikte, sahada somut sonuçlar doğurup doğurmayacağının belirsiz olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Hüseyin Mercan ve Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Numan Telci, BMGK’de kabul edilen, Gazze’de ramazanda acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısını AA muhabirine değerlendirdi.

Doç. Dr. Aslan, Gazze’de kalıcı ve sürdürülebilir ateşkese dönüşecek şekilde ramazanda acilen ateşkes sağlanması talep edilen karar tasarısının kabul edilmesine ilişkin, BMGK’de BM Antlaşması’nın 6. maddesi referans gösterilerek alınan kararların bağlayıcı olmadığını ancak alınan kararların 7. maddeye referans vermesi halinde bağlayıcı olduğunu belirtti.

BMGK’nin Gazze’de ateşkese ilişkin karar tasarısının herhangi bir maddeye referans vermediğini ancak metin içerisinde “demand (talep etmek)” kelimesinin geçtiğini dile getiren Aslan, söz konusu kelimenin zorunluluk anlamı taşıdığına ve buna istinaden karar tasarısının bağlayıcı olduğuna işaret etti.

Gazze’deki insani dramın, artık uluslararası toplum tarafından tolere edilebilecek düzeyi çoktan geçtiğine dikkati çeken Aslan, şu değerlendirmede bulundu:

“Gerek insan zayiatı gerek açlık, susuzluk, sağlık ihtiyaçları, insani yaşam, genel olarak insan onuru gibi farklı referanslara baktığınızda artık toleransların toptan üzerine çıkmıştı bu ve bu resmen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında bir tescil sürecine tabii tutuldu. Bu önemli. Neden? Bundan sonraki süreçte ola ki durum tekrar rayından çıkarsa, artık referans alınacak yeni bir BMGK kararı var.”

Metinde “ramazan ayı sonuna kadar” ifadesinin kullanılmasına yönelik “Böyle kararlar emsal teşkil eder.” diye konuşan Aslan, ramazan bittikten sonra da bu kararın tespit edici yönünün önemli olduğunu vurguladı.

Aslan, karar tasarısının BM Antlaşması çerçevesinde değerlendirebilecek bir olay olduğunu belirterek, uluslararası kamuoyunun baskısının tespitine yönelik bir değerlendirme niteliği taşıdığını kaydetti.

Son iki haftadır basına da yansıyan İsrail ve ABD arasındaki “soğukluğun”, ABD’nin Güvenlik Konseyi’nde çekimser kalmasıyla somut hale geldiğine dikkati çeken Aslan, “Amerikalılar şu andan itibaren bu konu bir sonraki Güvenlik Konseyinin gündemine alındığında, artık çekimser kalmış olmanın verdiği hissiyatla devam edecek. Tabii bu siyaset. Tekrar eski pozisyonlarına dönebilirler ama nihayetinde böyle bir gerçekliği sessiz kalarak dahi olsa orada kabul etmiş oldular.” dedi.

Aslan, söz konusu karar tasarısına ve geçmişte reddedilen karar tasarılarına yönelik şunları kaydetti:

“Bu kararları teklif eden devletlere baktığınızda ki son karar Cezayir tarafından gündeme getirildi, artık İsrail destekçiliği üzerinden Amerikan sempatisini kazanmaya çalışan devletlerin geri adım atma, en azından insani değerlere tekrar dönme gibi bir eğilimi ortaya çıkacak gibi görünüyor çünkü bu süreçte, bu uzun süreçte Amerikan tutumu yıprandı. İsrail prestij kaybetti. BMGK’nin yanında Genel Kurul’da büyük bir çoğunlukla alınan karar da dikkate alınırsa, artık devletlerin bu tip meselelerde daha bir dayanışma içerisine girdiği görülüyor. Bence bu önemli.”

“Kararın uygulanıp, uygulanmayacağı önümüzdeki günlerde, önümüzdeki haftalarda belli olacak”

Doç. Dr. Mercan da bölgede ateşkes kararının uzun zamandır beklendiğine işaret etti.

Mevcut ateşkes çerçevesinde öncelikle ateşkesin çok hızlı şekilde sağlanmasının, İsrail saldırganlığının sona ermesinin ve Hamas’ın elinde bulunan rehinelerin de serbest bırakılmasının öngörüldüğünü belirten Mercan, “Tabii ki bu bir karar ve bu kararın uygulanıp, uygulanmayacağı önümüzdeki günlerde, önümüzdeki haftalarda belli olacak bir durum. Ama en azından şunu ifade edebiliriz ki Hamas’ın hemen akabinde yaptığı açıklamayla beraber ateşkesten memnuniyet duyduğunu ifade etmiş olması en azından çıkarılan kararın Gazze’de veya Filistin’de hoş karşılandığına dair sinyaller vermekte.” şeklinde konuştu.

Mercan, ABD’nin çekimser oy kullanmasının da ateşkesin uygulanabilirliğinin mümkün olduğuna dair bir mesaj verdiğine dikkati çekti.

Bu mesajın gerekçesinin, ABD’nin bir süredir kendi kamuoyu içerisine sıkışması olduğuna işaret eden Mercan, şu değerlendirmede bulundu:

“Özellikle yaklaşan seçimleri dikkate aldığımızda (ABD Başkanı Joe) Biden yönetiminin demokratların desteğini kaybediyor oluşu özellikle Müslüman seçmenin ya da Filistin konusunda duyarlı demokrat seçmenin seçime gitme noktasında daha kararsız olduğu, gönülsüz olduğu ya da protesto edeceği yönündeki haberlerin çoğalmış olması son dönemlerde ABD yönetiminin Filistin’e dair çeşit eylemler veya çeşitli aksiyonlar almasını beraberinde getirmişti.”

BMGK kararlarının bağlayıcı olmasının beklendiğini söyleyen Mercan, “Lakin karşımızda uluslararası hukuk açısından istisnai bir pozisyona sahip olan ve bugüne kadar hiçe saydığı bir sürü BM kararı, Genel Kurul kararı ya da Güvenlik Konseyi kararı olan ya da uluslararası hukuk ve insancıl hukuka dair birçok konuda defalarca ihlal yapmış olan bir devlet olduğu için açıkçası bu kararın uygulanabileceğine dair elimizde yeteri kadar delil yok.” dedi.

Mercan, BMGK kararlarının uygulanmaması halinde BM tarafından bir müeyyide uygulanması, yeri geldiğinde askeri müdahaleye kadar uzanması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Söz konusu İsrail olduğunda bunun bir askeri müdahaleye dönüp dönmeyeceği meselesi de ayrıca bir tartışma konusu. BMGK’nin almış olduğu karar umutları yeşertici bir karar ama muhatabımız işgalci bir devlet olduğu için ve bugüne kadar uluslararası hukukta zaten uyması gereken birçok karara uymayan İsrail olduğu için bu kararın uygulanabilirliğine ya da uygulamadığı takdirde ona bir müeyyidenin uygulanıp uygulanmayacağına dair ciddi soru işaretleri söz konusu.”

“ABD’nin oylamada çekimser kalması, Filistinlilerin sığınak bulduğu Refah’a herhangi bir saldırının önlenmesi amacıyla uyarı olarak kabul ediliyor”

Doç. Dr. Telci, BMGK’nin ramazanın geri kalan günlerinde Gazze’de ateşkes ilan edilmesini öneren tasarıyı, ABD’nin oylamada çekimser kalması sayesinde 14’e karşı sıfır oyla geçirdiğini hatırlattı.

ABD’nin bu pozisyonunun, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Gazze’nin Refah bölgesinde öngörülen askeri müdahalesi hakkında ABD’de yapılacak görüşmeler için planlanan İsrail ziyaretini iptal etmesine neden olduğunu söyleyen Telci, iki ülke arasında bu gelişmelerin derinleşen bir kopukluk göstergesi olarak değerlendirildiğini kaydetti.

Telci, “ABD’nin oylamada çekimser kalması, bir milyonun üzerinde Filistinlinin sığınak bulduğu Refah’a yapılacak herhangi bir saldırının önlenmesi amacıyla bir uyarı olarak kabul ediliyor. Netanyahu’nun karşı tepkisi ve İsrail heyetinin Amerika ziyaretinin iptali, Amerika’nın Gazze’deki harekatla ilgili endişelerini ve Refah operasyonu üzerine alternatif bir planın tartışılacağı yüksek seviyeli toplantıların önemini ortaya koyuyor. BMGK’nin ateşkes çağrısı, Hamas tarafından 7 Ekim saldırısında alınan tüm esirlerin derhal ve şartsız serbest bırakılmasını istiyor.” diye konuştu.

Telci, BMGK’nin ateşkes kararının teorik olarak bağlayıcı olmakla birlikte, kararın sahada somut sonuçlar doğurup doğurmayacağını, ilgili devletlerin ve aktörlerin karara uyup uymama kararlarına bağlı olduğunu aktararak, bu tür kararların uygulanabilirliğinin genellikle karmaşık siyasi dinamikler ve bölgesel güvenlik meseleleri nedeniyle zorluklar içerdiğini belirtti.

BMGK kararlarının, BM Sözleşmesi’nin 25. maddesine göre, tüm üye devletler için bağlayıcı olduğunu hatırlatan Telci, şunları kaydetti:

“Üye devletler, BMGK’nin aldığı kararlara uymayı kabul etmişlerdir. Bu, BMGK’nin uluslararası barış ve güvenliğin korunması amacıyla alınan kararlarının, üye devletler tarafından uygulanması gerektiği anlamına gelir. BMGK kararlarına uymayan devletlere yönelik alınabilecek eylemler, genellikle kararın niteliğine ve ihlalin ciddiyetine bağlı olarak değişiklik gösterir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/uzmanlar-bmgknin-gazze-ateskes-kararinin-uygulanabilirligini-degerlendirdi/feed/ 0
ABD-İsrail İlişkileri Geriliyor: Gazze Saldırısı Sonrası Çatlağın Derinleşmesi https://www.haber28.com.tr/abd-israil-iliskileri-geriliyor-gazze-saldirisi-sonrasi-catlagin-derinlesmesi/ https://www.haber28.com.tr/abd-israil-iliskileri-geriliyor-gazze-saldirisi-sonrasi-catlagin-derinlesmesi/#respond Sat, 01 Jun 2024 04:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19522 ABD Başkanı Joe Biden ve Washington’daki üst düzey yetkililer, uzun süredir İsrail’in Gazze’yi hedef alma şekline karşı sabırlarını korumaya çalışıyordu.

Giderek daha da sertleşen bir dille Gazze’de yaşananlardan duydukları rahatsızlığı hem İsrail’e hem de dünyanın kalanına aktardılar.

BM Güvenlik Konseyi’nden ilk kez geçen ateşkes kararı, Başkan Biden’ın sözlerin yeterli olmadığına karar verdiğini gösteriyor.

İsrail Gazze’yi hedef alma biçimine karşı diplomatik korumanın kaldırılması önemli bir adım.

Bu, Beyaz Saray ile İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki çatlağın da derinleştiğini gösteriyor.

Başbakan Netanyahu, karar sonrası ülkesinin en önemli müttefikine sözlü tepki ile karşılık verdi. ABD’nin veto hakkını kullanmama kararını kınadı ve bunun sürdürdükleri savaşa ve rehineleri serbest bırakma çalışmalarına zarar verdiğini iddia etti.

Joe Biden ve yardımcıları bu kınamayı aşırı nankör olarak değerlendirebilir.

Biden 7 Ekim’den bu yana İsrail ihtiyaç duyduğu tüm askeri ve diplomatik yardımı sağladı.

Rehinelerin özgür bırakılması ve Hamas’ın yok edilmesi hedefini paylaşsa da Biden, bunun “doğru şekilde” yapılmasını istiyor.

Savaşın yıkıcı ilk haftalarında Başkan Biden, İsrail’i, İkiz Kule saldırıları sonrası ABD’nin içine düştüğü gibi “öfkeden kör olmaması” uyarısını yaptı.

Biden İsrail’e gitti, 7 Ekim’den önce de çok sıcak bir ilişki içinde olmadığı Netanyahu’yu kucakladı.

Başbakan Netanyahu ise ABD’nin temkinli hareket etme çağrıları gölgesinde İsraillilere “tam bir intikam” sözü veriyordu.

O tarihten bu yana çoğu sivil olmak üzere 30.000’den fazla Filistinli, çoğunluğu ABD tarafından sağlanan silahlarla öldürüldü.

Bugün Gazze harabeye dönmüş durumda. Filistinli siviller açlık tehdidi ile karşı karşıya.

Başkan Biden ise İsrail, güneydeki Refah’a saldırı hazırlığında olduğunu tekrarlarken ve çok daha fazla ölüm ihtimali olasıyken, çağrılarının göz ardı edilmesinden bıkmış görünüyor.

İsrail, savaş hukukuna uyduğunu iddia etmeyi sürdürüyor ve Gazze halkına insani yardım yapılmasını engellediğini de reddediyor.

Ancak İsraillilerin doğruyu söylemediğine dair kanıtlar birikiyor. İsrail ve Mısır’daki yiyecek depolarından birkaç kilometre uzakta çocuklar açlıktan ölüyor.

Amerikalılar ve dünyanın kalanı, BM ve diğer yardım kuruluşlarının Gazze’deki kıtlığa dair sunduğu kanıtların farkında.

ABD ordusu hava ve deniz yoluyla Gazze’ye yardım sokmaya çalışırken, İsrail ise Gazze’nin kuzeyine arabayla yarım saat uzaklıktaki Aşdod Limanı’ndan yalnızca küçük miktarların geçişine izin veriyor.

Amerikalılar, Ramazan ateşkesi kararını veto etmeyerek, aynı zamanda İsrail’e sağladığı imkanlar üzerinden gelen suçlamaları da püskürtmeyi amaçladı.

Beyaz Saray, Tel Aviv’e, uluslararası baskı dokunulmazlığının sınırı olduğunu göstermeye çalışıyor.

Güvenlik Konseyi kararları uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendiriliyor. İsrail şimdi, hem Hamas’ın hem de BM’deki Filistin temsilcisinin memnuniyetle karşıladığı karara uyup uymayacağına karar verecek.

Netanyahu, koalisyon hükümetindeki aşırı milliyetçilerin desteğine güveniyor.

Bu koalisyon ona, kararı görmezden gelme çağrısı yapacak. Ancak karar görmezden gelinirse ABD’nin buna yanıt vermesi gerekecek.

Başkan Biden’ın baskı anlamında elindeki en büyük koz, İsrail’e askeri nakliye uçakları ile sağlanan silahlar.

ABD İsrail ittifakının derin kökleri bulunuyor.

ABD Başkanı Harry Truman, 1948’de İsrail bağımsızlığını ilan ettikten 11 dakika sonra ülkeyi tanıdıklarını duyurmuştu.

Ancak iki ülke ilişkileri çıkarlar söz konusu olduğunda zaman zaman gerildi.

Bu, Binyamin Netanyahu’nun Beyaz Saray’ı ilk kez çileden çıkarışı değil.

1996’da İsrail’in başbakanı olduğundan beri bunu düzenli olarak yapıyor.

Ancak Netanyahu’nın meydan okuyuşu hiçbir zaman bu kadar uzun süreli ya da sert olmamıştı. ABD-İsrail ittifakındaki hiçbir kriz, Gazze savaşının neredeyse altı ayında gelişen kriz kadar ciddi olmamıştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/abd-israil-iliskileri-geriliyor-gazze-saldirisi-sonrasi-catlagin-derinlesmesi/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.haber28.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-8/ https://www.haber28.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-8/#respond Sat, 25 May 2024 23:24:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19074 Kurtuluş Savaşı’nda 31 Mart 1921’de karşı taarruz başlatan Türk ordusu, 1 Nisan 1921’de Yunanlıları püskürterek II. İnönü Savaşı’nı kazandı.

İstanbul ve Ankara hükümetleri temsilcilerinin de katıldığı ve 21 Şubat 1921’de başlayan Londra Konferansı’nda bir sonuç çıkmayacağı anlaşılınca İngilizlerin desteğini alan Yunan ordusu, 23 Mart’ta Uşak ve Bursa üzerinden Afyon ve Eskişehir’e doğru iki koldan taarruza geçti. İngiltere Başbakanı Lloyd George, Londra’da Yunan delegelerine, “Türklere karşı taarruza geçmekte serbest olduklarını” bildirmişti.

Adapazarı’nı 26 Mart’ta, Afyon’u 27 Mart’ta işgal eden Yunanların aynı tarihte İnönü mevzilerine taarruz etmeleriyle II. İnönü Savaşı başladı. Silah ve sayıca üstün durumda olan Yunan ordusu, Türk kuvvetlerinin şiddetli savunması karşısında yıprandı.

31 Mart’ta Metristepe’deki 10. Yunan Tümeni’nin geri çekilmesinin ardından karşı taarruza geçen Türk birlikleri, II. İnönü Savaşı’nı kazandı.

Bu zafer, Milli Mücadele sürecinin dönüm noktalarından biri oldu ve Fransa, Ankara ile anlaşmanın yollarını aramaya başladı.

Yazıcıoğlu, 1993’te BBP’yi kurdu

Sivas’ta 1954’te doğan Muhsin Yazıcıoğlu, 1980 askeri darbesi öncesi dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı olarak siyaset sahnesinde dikkati çeken bir isim oldu.

1980 askeri darbesi, birçok kişi gibi Yazıcıoğlu için de dönüm noktası oldu. Yazıcıoğlu, “MHP ve ülkücü kuruluşlar davası” sanığı olarak yargılanırken 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı. Dava sonunda Yazıcıoğlu, herhangi bir ceza almadı.

Darbe döneminde tüm yaşadıklarına rağmen Avrupa Birliği insan hakları gözlemcilerinin “İşkence yapılıp yapılmadığını” sorması üzerine “Türk devletini size şikayet edecek birisi değilim” diyen Yazıcıoğlu, yaşadıklarını sineye çeken ve devletine küsmeyen bir lider olarak 1987’de siyasete kaldığı yerden devam etti.

Yazıcıoğlu, Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi. 1991 yılındaki genel seçimlerde tercihli sistemle Sivas’tan milletvekili seçildi.

Bir grup arkadaşıyla 1992’de Milliyetçi Çalışma Partisi’nden ayrılan Yazıcıoğlu, 1993’te Kurucu Genel Başkanı olduğu Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) kurdu.

Muhsin Yazıcıoğlu, 24 Aralık 1995 erken genel seçimlerinde ANAP’la yaptıkları ittifakla yeniden Meclis’e girdi. Yazıcıoğlu, 1996’da ANAP’tan istifa ederek BBP’ye döndü.

BBP’nin seçimi protesto etmesi nedeniyle partiden istifa eden Yazıcıoğlu, 22 Temmuz 2007’de yapılan seçimlerde Sivas’tan bağımsız milletvekili seçildi ve TBMM’ye girerek seçimden önce bıraktığı genel başkanlık görevini yeniden devraldı.

Muhsin Yazıcıoğlu, 2009’da yerel seçimler için zor şartlarda ilk kez helikopter kiralayarak bir mitinge katıldı.

“Hazineden yardım almadan siyaset yapan tek partiyiz. İlk defa helikopter kiralayarak miting yapıyoruz. Seçimlerde iddialıyız.” diyen Yazıcıoğlu’nun da bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş’tan Yozgat’a giderken, 25 Mart 2009’da Göksun ilçesi kırsalında düştü.

Bölgedeki arama çalışmaları sonrasında Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin cansız bedeni, Keş Dağı Kurudere Kanlıçukur mevkisinde bulundu.

Yazıcıoğlu’nun cenazesi, 31 Mart 2009’da Kocatepe Camisi’nde düzenlenen törenin ardından vasiyeti üzerine Ankara’daki Taceddin Dergahı’na defnedildi.

Ölümünün ardından Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismi Sivas ve Anadolu’nun birçok şehri ile Pakistan gibi dost ve kardeş ülkelerde cami, cadde, park, okul ve vakıflara verilerek yaşatıldı.

Belli başlı öteki olaylar

25 Mart

1611- Evliya Çelebi doğdu.

1807- İngiltere parlamentosu köle ticaretini yasakladı.

1912- Türk Ocakları kuruldu.

1957- Roma’da bir araya gelen Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Avrupa Ekonomik Topluluğu (EEC-Avrupa Ortak Pazarı) ve Avrupa Atom Enerjisi Komisyonunun (EURATOM) kurulmasına ilişkin Roma Antlaşması’nı imzaladı.

1960- Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde tüm siyahi politik örgütler feshedildi.

1976- İktisatçı ve tarihçi Şevket Süreyya Aydemir, 79 yaşında Ankara’da yaşamını yitirdi. Türk tarihinde önemli rol oynayan kişilikleri inceleyen eserleri ile ünlenen Aydemir, “Tek Adam”, “İkinci Adam” yapıtlarına imza atmıştı.

1999- Sırbistan, NATO’ya savaş ilan edip BM’ye bildirince, NATO üyesi Türkiye de bu ülkeyle resmen savaşa girmiş oldu. Türkiye, uzun yıllar sonra ilk kez bir savaşta resmi taraf durumuna geldi.

2009- BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve yanındaki beş kişi, bulundukları helikopterin Kahramanmaraş yakınında düşmesi sonucunda yaşamını yitirdi.

2010- Akdamar Kilisesi’nde yılda bir gün ayin yapılmasına karar verildi. İlk ayin 19 Eylül’de gerçekleştirildi.

2015- Alman Lufthansa’ya ait Germanwings hava yolu şirketinin Barselona’dan Düsseldorf’a giden Airbus A320 tipi uçağının Fransa’nın güneyinde düşmesi sonucu 6 uçuş görevlisi ve 144 yolcu hayatını kaybetti. 27 yaşındaki yardımcı pilot Andreas Lubitz’in uçağı “bilinçli olarak düşürdüğü” açıklandı.

2016- Irak’ın başkenti Bağdat’ın güneyindeki Babil kentinde terör örgütü DEAŞ tarafından bir stadyuma düzenlenen intihar saldırısında 32 kişi hayatını kaybetti, 70 kişi yaralandı.

2019- ABD Başkanı Donald Trump, “Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini ABD’nin resmen tanıdığını” ilan eden başkanlık kararına imza attı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın bu kararını şiddetle kınadı.

2020- Kovid-19 Bilim Kurulunun önerisiyle salgınla mücadele kapsamında 23 Mart’ta başlayan uzaktan eğitim sisteminin 30 Nisan’a kadar uzatılmasına karar verildi.

2023- Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye’nin deplasmanda Ermenistan ile oynadığı UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) Eleme Grubu maçını izlemek için Ermenistan’a gitti. Bakan Kasapoğlu, 15 yıl sonra bakan düzeyinde iki ülke arasındaki ilk ziyareti gerçekleştirmiş oldu.

26 Mart

1827- Besteci Ludwig Van Beethoven 56 yaşında Viyana’da yaşamını yitirdi.

1931- Ölçüler Kanunu’nun kabul edilmesiyle “okka, endaze” gibi eski ölçülerin yerine, “kilo, gram, metre, litre” gibi yeni ölçülerin kullanımına geçildi.

1942- Naziler, Yahudileri Polonya’daki Auschwitz kampına götürmeye başladı.

1966- ABD Başkanı Lyndon Johnson’un özel uçağıyla 2 Şubat’ta tedavi için götürüldüğü Washington’da komadan çıkamayan Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Ankara’ya getirildi.

1971- Doğu Pakistan, Bangladeş adını alarak bağımsızlığını ilan etti, ülkede iç savaş çıktı.

1971- Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 12 Mart Muhtırası üzerine istifa eden Süleyman Demirel’in yerine başbakanlığa atanan Nihat Erim’in kabinesini onayladı. Sağlık Bakanlığına atanan Prof. Dr. Türkan Akyol, Türkiye’de ilk kez parlamento dışından kabinede yer alan kadın oldu.

1971- İstanbul’da iki kıta birleşti. Boğaz Köprüsü’nün 57. ünitesinin de yerine konulmasıyla kentin Asya ve Avrupa yakaları birbirine bağlandı.

1979- Mısır ile İsrail arasında savaş durumunu sona erdiren anlaşma, Washington’da, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin tarafından imzalandı. ABD Başkanı Jimmy Carter da tanık olarak anlaşmaya imza attı.

2002- İsrail’de “Uluslararası Geçici Mevcudiyet”e ait araca düzenlenen saldırıda Türk Binbaşı Cengiz Toytunç şehit oldu, Yüzbaşı Hüseyin Özarslan yaralandı.

2012- Türkiye, Şam Büyükelçiliğinin bütün faaliyetlerini askıya aldı.

2015- Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap ülkeleri koalisyonu, Yemen’de ilerleyişini sürdüren Husilere karşı “Kararlılık Fırtınası” askeri operasyonunu başlattı.

2015- İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin yeni turu, ay sonunda çerçeve anlaşmaya varılması hedefiyle ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif arasında İsviçre’nin Lozan kentinde başladı.

2016- İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Independent son kez basıldı. Son kağıt baskısıyla okuyucularına veda eden gazete, sadece internet üzerinden yayım yapma kararı aldı.

2017- Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulunca yapılan olağanüstü toplantıda, FETÖ ile ilişkileri nedeniyle disipline sevk edilen Hakan Şükür ve Arif Erdem’in kulüp üyeliğine son verildi.

27 Mart

425- İmparator II. Theodosius zamanında İstanbul’da, “Auditorium” adıyla ilk yüksekokul açıldı. Okuldaki 31 eğitimci, Latince ve Grekçe hitabet ve gramer, hukuk ve felsefe dersleri vermeye başladı.

1923- Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, Ankara’da Topal Osman’ın adamları tarafından öldürüldü.

1945- “Aşk-ı Memnu” eserinin yazarı edebiyatçı Halit Ziya Uşaklıgil İstanbul’da vefat etti.

1962- Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Tiyatro Enstitüsünün (ITI) girişimiyle 27 Mart, Dünya Tiyatro Günü olarak kutlanmaya başlandı.

1976- Türkiye-ABD Savunma İşbirliği Anlaşması, iki ülkenin dışişleri bakanları İhsan Sabri Çağlayangil ve Henry Kissinger arasında Washington’da imzalandı. Anlaşmaya göre, Türkiye üslere izin çıkaracak, ABD de Türkiye’ye yardımda bulunacak.

1977- Kanarya Adaları’nın Tenerife Havaalanı’nda uçuşa geçen Hollanda Hava Yollarına ait yolcu uçağı, yine havalanmak üzere olan Pan Am uçağı ile pistte çarpıştı. Kazada, 575 kişi hayatını kaybetti.

1987- “Hora” (Sismik-1) gemisinin petrol aramak amacıyla Ege Denizi’ne açılmasının ardından Yunanistan yönetimi iki ülke arasında gerilime yol açacak adımlar attı. Kriz, 28 Mart’ta NATO ve ABD’nin devreye girmesiyle sona erdi.

1996- ABD Başkanı Bill Clinton, eşi Hillary Clinton ve kızı Chelsea Clinton ile Türkiye’ye geldi.

2000- Vladimir Putin, Rusya Devlet Başkanlığına seçildi.

2015- Somali’nin başkenti Mogadişu’da Eş-Şebab militanları tarafından bir otele düzenlenen saldırıda 14 kişi hayatını kaybetti.

2015- ABD’li astronot Scott Kelly ve Rus kozmonot Mikhail Kornienko, Soyuz uzay aracıyla bir yıl kalacakları Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderildi.

2015- İngiltere’de bir Türk hastaya ilk kez durmuş ancak yeniden çalışır hale getirilen kalp nakledildi.

2016- Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da bir lunaparkta düzenlenen saldırıda 70 kişi hayatını kaybetti, 25’i ağır 100’den fazla kişi yaralandı. Saldırıyı Pakistan Talibanı’na bağlı Cemaat-ul Ahrar Grubu üstlendi.

2017- Bilim insanları DNA onarımını engelleyen kritik bir moleküler bağlantı keşfetti.

2019- ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) tek taraflı Golan Tepeleri kararıyla yalnız kalırken, Konseyin diğer 14 üyesi işgal altındaki bölgenin İsrail toprağı olmadığı konusunda birleşti.

2020- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kovid-19 salgını nedeniyle hac işlemlerini ikinci bir duyuruya kadar erteledi.

2021- 20. Balkan Yürüyüş Şampiyonası’nda olimpiyat kotası alan Ayşe Tekdal, ilk Türk kadın Balkan şampiyonu unvanını kazandı.

2022- Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrılıp bağımsızlığını ilan ettikten sonraki ilk cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov 84 yaşında vefat etti.

2023- 6 Şubat’taki depremlerden en çok etkilenen Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay’daki bazı ilçelerde ders zili yeniden çaldı.

28 Mart

1910- İstanbul’daki ilk trafik kazasında bir kişi yaralandı.

1920- Kilis’ten 26 Mart sabahı hareket eden Fransız kuvvetleri, Kilis-Antep yolunu kapatan Teğmen Şahin komutasındaki milli kuvvetlerle çarpıştı. Şahin Bey şehit düştü, Fransız kuvvetleri Antep’e girdi.

1939- İspanya İç Savaşı, Franco’nun Madrid’i almasıyla sona erdi.

1944- Adapazarı ve civarında meydana gelen depremde 2 bin 831 kişi öldü.

1961- Anayasa’nın halkoyuna sunulması hakkındaki kanun kabul edildi.

1962- Üniversitelerden atılan 147 öğretim üyesinin görevlerine dönmelerini sağlayan kanun benimsendi.

1965- ABD’de Martin Luther King’in önderliğinde 25 bin kişi, Alabama’da hakları için yürüdü.

1966- Doktorların, rahatsızlığı nedeniyle görevine devam edemeyeceğine karar verdiği Cemal Gürsel’in yerine Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı seçildi.

1969- Manisa ve çevresindeki 6,6 büyüklüğündeki depremde 53 kişi yaşamını yitirdi.

1970- Gediz’de 7,2 büyüklüğündeki depremde bin 86 kişi hayatını kaybetti.

1973- “Baba” (1972) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar ödülüne layık görülen Marlon Brando, sinema sektörünün Kızılderililere karşı tutumunu protesto ederek ödülü reddetti.

1982- Türk Parasının Kıymetini Koruma Kararı yürürlüğe girdi.

1988- Türkiye’de kendisine yapay kalp takılan ilk kişi Halit Şahin hayatını kaybetti.

2004- Yerel seçimler yapıldı. Seçimlere ilk kez katılan AK Parti yüzde 41, CHP yüzde 18 oy aldı.

2010- Galatasaray Kulübü’nün eski başkanlarından Özhan Canaydın 67 yaşında vefat etti.

2015- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya’da yakalanan ve iade edilmelerine karar verilen eski emniyet müdürü Sedat Zavar ve eski polis memuru İlker Usta İstanbul’a getirildi.

2017- New York Güney Bölge Savcılığı, Halkbank Genel Müdür Yardımcılarından Mehmet Hakan Atilla’nın iş adamı Rıza Sarraf davası kapsamında New York’ta tutuklandığını duyurdu.

2018- Google, Android işletim sisteminde Java programlama dilini kullandığı Oracle’a tazminat ödemeye mahkum edildi.

2022- ABD’de düzenlenen 94. Oscar Ödül töreninde “En İyi Film” ödülü “CODA”‘ya verildi. Bu filmindeki performansıyla “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülüne Troy Kotsur layık görülürken, Kotsur Oscar kazanan ilk işitme engelli olarak tarihe geçti.

2023- Ay yüzeyinden alınan toprak örneklerinde çok küçük cam küreler içine hapsolmuş çok miktarda su bulunduğu tespit edildi.

29 Mart

1903- Marconi’nin telsiz sistemi aracılığıyla Londra ve New York arasında düzenli haber akışı başladı.

1919- Batı Afrika ve Brezilya’da güneş tutulmasını izleyen Londra Kraliyet Bilim Derneğinden bilim adamları, Albert Einstein’ın “genel rölativite teorisi”ni doğruladı.

1956- İlk Türk sinemacılardan Fuat Uzkınay İstanbul’da vefat etti.

1957- Kıbrıs’ta gerginliğin tırmanması üzerine adada sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

1966- Leonid Brejnev, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Birinci Sekreterliğine getirildi. Brejnev, ABD’nin Vietnam politikasını kınadı.

1968- Türkiye’de ilk böbrek nakli, İstanbul’da Doktor Atıf Taykurt ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.

1979- Uganda’da İdi Amin rejimi askeri darbeyle devrildi, İdi Amin kaçtı.

1982- “Carmina Burana”nın Alman bestecisi Carl Orff, 87 yaşında Münih’te yaşamını yitirdi.

1989- DYP Siirt Milletvekili Abdurrezak Ceylan, TBMM’de bir tartışma sırasında vurularak öldürüldü. ANAP Siirt Milletvekili İdris Arıkan olayın zanlısı olarak tutuklandı.

1989- Londra’da dünyanın ilk “tüp beşizler”i doğdu.

2004- Romanya, Bulgaristan, Slovenya, Slovakya, Litvanya, Estonya ve Letonya NATO’nun yeni üyeleri oldu, NATO’ya üye ülke sayısı 26’ya yükseldi.

2007- Van’da, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilen Akdamar Adası’ndaki tarihi Ermeni kilisesi, “Akdamar Anıt Müzesi” olarak açıldı.

2010- Moskova metrosunda iki kadın intihar eylemcisi tarafından düzenlenen iki saldırıda, 37 kişi hayatını kaybetti.

2016- Mısır Havayolları’na ait bir yolcu uçağı, kaçırıldıktan sonra Güney Kıbrıs Rum yönetimindeki Larnaka Havaalanı’na indi. 81 yolcu ve 7 kişilik mürettebatın bulunduğu uçağı kaçıran Mısır vatandaşı Seyfettin Mustafa yakalandı.

2017- Türk Silahlı Kuvvetlerinin, koalisyon güçleri ile koordineli 24 Ağustos 2016’da Suriye’nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı sona erdi.

2020- İçişleri Bakanlığı, Kovid-19 Salgını sebebiyle yayımladığı genelgeyle havayolu yolcuları için Seyahat İzin Belgesi şartı getirdi. Türk Hava Yolları başta olmak üzere, tüm hava yolu firmalarının seyahat izin belgesi olmayan vatandaşlara bilet satışı yapmaması ve uçak ile seyahat etmelerine izin vermemesi kararlaştırıldı.

2021- Katar’ın başkenti Doha’da 26-28 Mart’ta düzenlenen Grand Prix’de 8. olarak Türk eskrim tarihinin en iyi derecesini elde eden Milli eskrimci İrem Karamete, Tokyo Olimpiyat Oyunları’na direkt kota alan ilk eskrimci oldu.

2023- ABD Senatosu, ABD Başkanı’na 1991 ve 2002’de Irak’a yönelik askeri güç kullanma imkanı veren “Irak’ta Askeri Güç Kullanımı için Yetki (AUMF)” isimli yetkinin resmi olarak iptal eden yasa tasarısını kabul etti.

30 Mart

1432- Fatih Sultan Mehmet, Edirne’de dünyaya geldi.

1856- Osmanlı Devleti, Fransa, İngiltere ve Sardinya-Piemonte; Rus Çarlığı ile Kırım Savaşı sonunda Paris Anlaşması’nı imzaladı.

1924- Ankara Müftüsü Mehmet Rifat (Börekçi) Efendi, Diyanet İşleri Başkanlığına atandı.

1938- Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk’ün hastalığına ilişkin ilk resmi bildiriyi yayımladı.

1951- ABD’de, Ethel ve Julius Rosenberg çifti, Sovyetler Birliği hesabına çalıştıkları ve ABD’nin nükleer sırlarını bu ülkeye sattıkları iddiasıyla idama mahkum edildi.

1971- Ezanın Türkçe okunması için Senato’ya yasa önerisi verildi.

1972- Ordu’nun Ünye ilçesindeki NATO Hava Üssü’nde görevli üç İngiliz teknisyenini 27 Mart’ta kaçıran Mahir Çayan ile dokuz arkadaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde saklandıkları evde ölü ele geçirildi. Üç İngiliz de aynı evde ölü bulundu. Çayan ile hareket eden Ertuğrul Kürkçü, sağ olarak yakalandı.

1981- ABD Başkanı Ronald Reagan, Washington’da bir suikast girişiminde vurularak yaralandı.

1998 – AB, Rum kesimi ile üyelik görüşmelerine başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “AB, 34 yıllık haksızlığa son damgayı vurdu.” dedi.

2012- Zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda yasalaştı.

2015- Myanmar’da 16 etnik isyancı örgüt, iki yıl süren görüşmelerin ardından ateşkes için taslak metin üzerinde anlaşmaya vardı.

2018 – Iğdır’da kaçak göçmenleri taşıyan bir minibüsün aydınlatma direğine çarparak alev alması sonucu 17 kişi hayatını kaybetti, 36 kişi yaralandı.

2020- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı “Millete Sesleniş” konuşmasında, “Milli Dayanışma Kampanyası” başlatıldığını açıkladı. Erdoğan, 7 aylık maaşını kampanya için bağışladı.

2022- Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda milli sporcu Feyzullah Aktürk, erkekler serbest stil 92 kiloda altın madalya kazandı.

2022- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda milli sporcu Taha Akgül, erkekler serbest stil 125 kiloda altın madalya kazandı. Taha, Gürcü Geno Petriashvili ile finalde karşılaştı. Petriashvili’yi 5-2 mağlup ederek kariyerindeki 9. Avrupa şampiyonluğunu elde etti.

2023 – Eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, 30 Aralık 2022’den bu yana bulunduğu ABD’den ülkesine döndü.

31 Mart

1848- Margaret ve Kate Fox adlı iki kız kardeş, ruhlar dünyasıyla ilişki kurduklarını iddia ederek “ilk profesyonel medyumlar” oldu.

1889- Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Expo 1889 Paris fuarının giriş kapısı olarak Gustav Eiffel tarafından inşa edilen Eyfel Kulesi açıldı.

1901- Fransa’nın Avusturya Macaristan Başkonsolosu Emile Jelinek’in Daimler’e ısmarladığı dört silindirli araca kızı “Mercedes”in adını vermesiyle Mercedes markası doğdu.

1920- İstanbul’un işgali üzerine Anadolu’ya geçen aydınlar arasında bulunan Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile Halide Edip (Adıvar), yolda buluştuklarında, Ankara’ya ulaşır ulaşmaz, “Anadolu Ajansı” adıyla bir haber ajansı kurulmasını, Mustafa Kemal Paşa’ya önermeyi kararlaştırdı.

1921- II. İnönü Savaşı’nda, Türk ordusunun karşı taarruzu başladı.

1923- Londra’da toplanan İtilaf Devletleri temsilcileri, Türkiye’nin 8 Mart’taki notasına cevap vererek, Lozan’da kesintiye uğrayan görüşmeleri sürdürmeye çağırdı. Türkiye çağrıyı 7 Nisan’da kabul etti.

1925- Şeyh Sait Ayaklanması’nın olduğu bölgede, Divanı Harb’in verdiği idam cezalarının onay gerektirmeden yerine getirilmesi hakkındaki kanun kabul edildi.

1928- Torbalı’da 7,0 büyüklüğündeki depremde 50 kişi hayatını kaybetti.

1930- Afet (İnan) Hanım, bir siyasi partiye üyeliği yapılan ilk kadın oldu.

1965- Amerika, Vietnam’a 3 bin 500 deniz piyadesi göndererek sıcak savaşın içine girdi.

1975- Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti (39. Hükümet), Süleyman Demirel başkanlığında kuruldu.

2015- Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz, DHKP-C’li teröristler tarafından adliyedeki odasında rehin alındı. Teröristler Savcı Kiraz’ı şehit etti.

2015- ABD Başkanı Barack Obama, Mısır’a, Raiba’tul Adeviyye Meydanı’nda binden fazla göstericinin öldürülmesinin ardından F-16 uçakları, Harpoon füzeleri ve M1A1 tank teçhizatı gönderilmesini durduran başkanlık emrini kaldırarak, askeri yardımların önünü açtı.

2017- Sinema ve tiyatro sanatçısı Halit Akçatepe, 79 yaşında yaşamını yitirdi.

2017- Peru’da bilim insanları, Mars ikliminin oluşturulduğu patates laboratuvarından ilk ürünü aldı.

2021- ABD’de bir döneme damgasını vuran Watergate Skandalı’nın beyni olarak bilinen G. Gordon Liddy, 90 yaşında yaşamını yitirdi.

2021- İngiltere’de müzayede evi Sotheby’s’in yaptığı açık artırmada, 16. yüzyıla ait, Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın portresi, 350 bin sterline satıldı.

2022- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 50 kiloda Türkiye’yi temsil eden Evin Demirhan Yavuz ile kadınlar 76 kiloda mücadele eden Yasemin Adar Yiğit altın madalya kazandı.

2022- Rusya Dışişleri Bakanlığı, mütekabiliyet gereği Avrupa Birliği’nin üst düzey yöneticilerine yaptırım kararı aldıklarını duyurdu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-8/feed/ 0
Samsun’da Tüketici Hakem Heyetlerine Yapılan Şikayetlerde İlk Sıra Ayıplı Mal ve Hizmetlerde https://www.haber28.com.tr/samsunda-tuketici-hakem-heyetlerine-yapilan-sikayetlerde-ilk-sira-ayipli-mal-ve-hizmetlerde/ https://www.haber28.com.tr/samsunda-tuketici-hakem-heyetlerine-yapilan-sikayetlerde-ilk-sira-ayipli-mal-ve-hizmetlerde/#respond Mon, 20 May 2024 21:12:50 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18786 Samsun’da 2023 ve 2024 yıllarında tüketici hakem heyetlerine yapılan şikayetlerde ilk sırayı “ayıplı mal ve hizmetler” aldı.

“Tüketiciyi Koruma Haftası” dolayısıyla açıklamalarda bulunan Samsun Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, 2023 yılında tüketici hakem heyetlerine 13 bin 44 başvuru yapıldığını, 1 Ocak-18 Mart 2024 tarihleri arasında da 2 bin 658 başvuru aldıklarını söyledi. Şikayetlerde ilk sırada “ayıplı mal ve hizmetlerin” yer aldığına dikkat çeken Turpçu, vatandaşların 104 bin TL’ye kadar olan uyuşmazlıkların çözümü konusunda tüketici hakem heyetlerine başvurabildiğini ifade etti.

Turpçu, “2023 yılında tüketici hakem heyetlerimize 13 bin 44 adet başvuru oldu. Bu başvurulardan 12 bin 641 adedi karara bağlanarak sonuçlandırıldı. Sonuçlandırılan kararların 6 bin 364 adedi tüketici lehine, 5 bin 826 adedi tüketici aleyhine, 451 adedi ile ilgili olarak da görevsizlik kararı verildi. 2023 yılında tüketici hakem heyetlerimize yapılan başvurular incelendiğinde 13 bin 44 adet başvurunun, 8 bin 341 adedini ‘ayıplı mal ve hizmetler’ oluşturdu. 1 Ocak- 18 Mart 2024 tarihleri arasında tüketici hakem heyetlerimize 2 bin 658 adet başvuru oldu. Bu başvurulardan, geçen yıldan devreden 393 başvuru ile birlikte toplam 3 bin 51 şikayet karara bağlandı. Sonuçlandırılan kararların bin 546 adedi tüketici lehine, bin 416 adedi tüketici aleyhine, 89 adetle ilgili olarak da görevsizlik kararı verildi. 1 Ocak-18 Mart tarihleri arasında tüketici hakem heyetlerimize yapılan başvurular incelendiğinde de 2 bin 658 adet başvurunun, bin 659 adedini yine ‘ayıplı mal ve hizmetler’ oluşturdu. Bakanlığımızın tüketici hakem heyetlerinde başvurularının ortalama karara bağlanma hedef süresi 90 gün. Tüketici hakem heyetlerimizde başvurularının ortalama karara bağlanma süresini, bakanlığımızın hedef süresi olan 90 günün altına indirdik” dedi.

“Vatandaşlarımız 104 bin TL’ye kadar olan uyuşmazlıkların çözümü konusunda heyete başvurabiliyor”

Vatandaşların 104 bin TL’ye kadar olan uyuşmazlıkların çözümü konusunda tüketici hakem heyetlerine başvurabildiğini belirten Müdür Turpçu, “2023 yılında 66 bin TL’ye kadar olan uyuşmazlıklar hakem heyetlerinin görev alanı kapsamında iken, bu sınır 2024 yılında ise yeniden değerleme oranın da yapılan artışla 104 bin TL olmuştur. Vatandaşlarımız 104 bin TL’ye kadar olan uyuşmazlıkların çözümü konusunda tüketici mahkemelerine gitmeksizin hakem heyetlerimize başvuruda bulunabilirler” diye konuştu.

“Tüketiciyi Koruma Haftası” etkinliklerinden bahseden Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, “Bu yıl ‘Tüketiciyi Koruma Haftası’ etkinliklerimiz kapsamında İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze bağlı okullarımızda eğitimlerimiz devam ediyor. Nisan ayı içeresinde de Ondokuz Mayıs Üniversitemize ait AKM’de öğrencilerimize yönelik bir panel düzenleyeceğiz. Ayrıca üniversitelerimize ait yurtlarda da bilgilendirme sunumları planladık. İlimizde 1’i il müdürlüğümüzde, 3’ü ilçe kaymakamlıklarında olmak üzere 4 tüketici hakem heyeti bulunuyor. 1 Ağustos 2018 tarihinden itibaren Atakum, Canik ve İlkadım İlçe Tüketici Hakem Heyetleri karar mercii olarak yetkilendirildi. Diğer 14 ilçede ise irtibat personelimiz tarafından başvurular alınarak yetkili tüketici hakem heyetlerine iletiliyor” şeklinde konuştu. – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/samsunda-tuketici-hakem-heyetlerine-yapilan-sikayetlerde-ilk-sira-ayipli-mal-ve-hizmetlerde/feed/ 0
Küresel piyasalar merkez bankaları haftasını rekorla kapattı https://www.haber28.com.tr/kuresel-piyasalar-merkez-bankalari-haftasini-rekorla-kapatti/ https://www.haber28.com.tr/kuresel-piyasalar-merkez-bankalari-haftasini-rekorla-kapatti/#respond Mon, 20 May 2024 07:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18769 Küresel pay piyasaları, merkez bankaları haftasını rekorlarla tamamlarken, gelecek hafta ABD’de büyüme verileri başta olmak üzere yoğun veri gündemi yatırımcıların odağında olacak.

Hafta boyunca dünya genelinde önemli merkez bankalarının faiz kararları gündemin odağında oldu. Bazı merkez bankaları politika faizini beklentiler doğrultusunda sabit bırakırken, bazıları ise “sürpriz” kararlar aldı.

ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini beklentiler dahilinde değiştirmeyerek 23 yılın en yüksek seviyesi yüzde 5,25-5,50 aralığında bırakırken, bankanın projeksiyonunda senenin geri kalanında 3 faiz indirimi yapabileceğine yönelik tahminini koruması, pay piyasalarında risk iştahını destekleyen ana etken oldu.

Fed Başkanı Jerome Powell da faiz kararı sonrası düzenlediği basın toplantısında, mevcut sıkılaştırma döngüsünde Fed’in politika faizinin muhtemelen zirvede olduğuna işaret ederek, ekonominin genel olarak beklendiği gibi seyretmesi halinde bu yılın bir noktasında faiz indirimine başlamanın muhtemelen uygun olacağını öngördüklerini yineledi.

Bu gelişmelerle artan risk iştahı, New York borsasında haftalık bazda rekor kapanışa neden olurken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi de yaklaşık 8 baz puan gerileyerek haftayı yüzde 4,20’den tamamladı.

Öte yandan, Fed’in faizi sabit bırakmasının ardından sert düşen dolar endeksi, İsviçre Merkez Bankasının (SNB) “sürpriz” faiz indirimine gitmesinin ardından, Fed’in diğer büyük merkez bankalarından daha geç faiz indirimlerine başlayabileceği endişesiyle yükselişe geçti. Böylece dolar endeksi haftayı yüzde 0,9 artışla 104,4 seviyesinden kapattı.

Fed’in yıl sonuna kadar 3 faiz indirimi yapabileceğine dair tahminini koruması, altının ons fiyatının 2 bin 222,8 dolarla zirve tazelemesine yol açarken, SNB’nin faiz indiriminin ardından güçlenen dolar talebi altın fiyatını aşağı yönlü baskıladı. Altının ons fiyatı, haftayı yüzde 0,2 artışla 2 bin 160 dolardan tamamladı.

Para piyasalarında, Fed’in ilk faiz indirimine gitme ihtimali mayıs toplantısında yüzde 13 ve haziran toplantısında yüzde 75 ile fiyatlanıyor.

Analistler, gelecek hafta ABD’de açıklanacak büyüme verilerinin bu fiyatlamalar üzerinde değişikliğe sebep olabileceğini belirterek, ülkede Gayri Safi Yurt içi Hasılanın (GSYH) 4. çeyrekte yüzde 3,2 artmasının beklendiğini ifade etti.

Öte yandan, jeopolitik riskler petrol fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ederken, hafta başında Ukrayna’nın Rusya’nın petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılar, Brent petrolün varil fiyatının 87,1 dolara kadar çıkmasına yol açtı.

Böylece Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini test eden Brent petrolün varil fiyatı, hafta içinde arz endişelerinin hafiflemesi ve doların yeniden değer kazanmasının da etkisiyle haftayı yüzde 0,2 artışla 85 dolardan tamamladı.

New York borsası rekor tazeledi

New York borsasında öne çıkan endeksler, en güçlü haftalık kapanışlarını gerçekleştirirken, aynı zamanda zirve seviyelerini de yeniledi.

ABD ekonomisinin “yumuşak iniş” yapabileceği ve beklentilerden güçlü gelen ülke enflasyonuna karşın Fed’in yıl sonuna kadar 3 faiz indirimi yapabileceği tahminini korumasıyla artan risk iştahı, ABD pay piyasalarında etkili oldu.

Geçen hafta ABD’de açıklanan veriler, ülkede ekonomik aktivitenin güçlü kaldığına işaret etmeyi sürdürüyor.

ABD’de yapımına başlanan yeni konut sayısı, şubatta yüzde 10,7 artışla 1 milyon 521 bine çıkarak piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Ülkede verilen inşaat izni sayısı da şubatta aylık bazda yüzde 1,9 artarak 1 milyon 518 bine yükseldi.

İmalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), martta aylık 0,3 puan artarak 52,5 ile 21 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşen endeks, imalat sektöründeki genişlemeye işaret etti. ABD’de hizmet sektörü PMI ise martta geçen aya göre 0,6 puan azalışla 51,7 değerine indi.

Ülkede Philadelphia Fed İmalat Endeksi, martta 3,2’ye gerilemesine rağmen art arda ikinci ayda pozitif değer alarak sektörde genişlemenin sürdüğünü gösterdi. ABD’de cari işlemler açığı ise geçen yıl yüzde 15,7 azalışla 818,8 milyar dolara geriledi.

ABD’de ikinci el konut satışları, şubatta yüzde 9,5 artışla beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, son bir yılın en yüksek artışı kaydedildi.

Öte yandan, yapay zeka ve teknoloji alanındaki gelişmeler de piyasaların yönü üzerinde etkili olmayı sürdürürken, ABD’li çip üreticisi Nvidia, geçen hafta “Blackwell” adlı yeni nesil çip mimarisiyle yeni yapay zeka çipini tanıttı.

Şirketin GPU Teknoloji Konferansı’nda (GTC) Nvidia Üst Yöneticisi (CEO) Jensen Huang ile Mali İşler Direktörü (CFO) Colette Kress, yatırımcıların sorularını yanıtladı. Kress, şirketin yeni yapay zeka çipinin yıl sonunda piyasaya çıkacağını düşündüğünü dile getirdi. Huang da yaklaşık 250 milyar dolarlık veri merkezi pazarının peşinde olduklarını ifade etti.

Şirketin hisse fiyatı, haftayı yaklaşık yüzde 7,3 artışla 942,9 dolardan tamamlayarak tüm zamanların en yüksek haftalık kapanışını gerçekleştirdi.

Bu gelişmelerle New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 2,9 artışla 16.429 puandan, S&P 500 endeksi yüzde 2,3 yükselişle 5.234 puandan ve Dow Jones endeksi yüzde 2 değer kazancıyla 39.476 puandan haftayı tamamladı. Endeksler böylece tüm zamanların en yüksek haftalık kapanışlarını gerçekleştirirken, aynı zamanda da yeni zirvelerini test etmiş oldu.

25 Mart ile başlayan haftada, pazartesi yeni konut satışları, salı dayanıklı mal siparişleri ve CB tüketici güven endeksi, perşembe büyüme ve Michigan Tüketici Güven Endeksi, cuma kişisel gelir ve harcamalar takip edilecek.

Almanya’da DAX 40 endeksinden tarihi kapanış

Avrupa pay piyasalarında, geçen hafta Almanya’da DAX 40 endeksi tarihinin en yüksek haftalık kapanışını gerçekleştirirken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi son bir yılın ve İtalya’da MIB 30 endeksi de Mayıs 2008’den bu yana en iyi haftalık kapanış seviyesini kaydetti.

Geçen hafta, bölge merkez bankalarının faiz kararları yatırımcıların odağında bulunurken, İngiltere Merkez Bankası (BoE), politika faizini beklentilere paralel şekilde yüzde 5,25’te sabit tuttu.

Bankadan yapılan açıklamada, Para Politikası Kurulunun geçen sonbahardan beri, enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde yerleşik hale gelme riski ortadan kalkana kadar, para politikasının uzun süre boyunca kısıtlayıcı olması gerektiği kanısına vardığı aktarıldı.

BoE Başkanı Andrew Bailey, karara ilişkin değerlendirmesinde, “Henüz faizi indirebilecek bir noktada değiliz ama işler doğru yönde ilerliyor.” ifadesini kullandı.

SNB’nin ise beklenmeyen şekilde politika faizini 25 baz puan düşürerek yüzde 1,50’ye indirmesi piyasalarda oynaklığın artmasına neden oldu. Beklentiler bankanın politika faizini yüzde 1,75 seviyesinde sabit tutacağı yönündeydi. Böylece sürpriz faiz indirimi, SNB’nin 9 yılda yaptığı ilk faiz indirimi oldu.

SNB, Kovid-19 salgını sonrası enflasyonist baskıya karşı koymak için parasal sıkılaştırmalara giden gelişmiş ülkelerde faizleri düşüren ilk merkez bankası olurken, bankadan yapılan açıklamada, iş gücü piyasasındaki zayıflamanın gelecek dönemde daha da hızlanabileceği vurgulandı.

Bu kararın ardından yüzde 1,6 artışla haftayı 0,8974 seviyesinden tamamlayan dolar/İsviçre frangı paritesi, böylece Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı.

Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, ECB’nin muhtemelen Haziran 2024’te ilk faiz indirimine karar vermek için yeterli güvenceye sahip olacağını aktararak, “İlk faiz indiriminden sonra faizlerin izleyeceği yolu önceden taahhüt edemiyoruz.” dedi.

Analistler, haftaya takip edilecek yoğun veri gündeminin pay piyasalarında oynaklığı artırabileceğini belirterek, merkez bankaları yetkililerinin sözle yönlendirmelerinin de yatırımcıların odağında bulunduğunu söyledi.

Ukrayna-Rusya Savaşı’na ilişkin gelişmeler yakından takip edilirken, Rusya Devlet Başkanlığı seçimini, sandık çıkış anketine göre oyların yüzde 87,8’ini alan Vladimir Putin kazandı.

Bu gelişmelerle Almanya’da geçen haftayı DAX 40 endeksi yüzde 1,5 artışla 18.206 puandan tamamlayarak, tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi de yüzde 2,6 değer kazancıyla 7.931 puanla yaklaşık son 1 yılın en güçlü haftalık kapanışını gerçekleştirirken, İtalya’da MIB 30 endeksi, yüzde 1,2 primle 34.344 puandan haftayı tamamlayıp Mayıs 2008’den bu yana en yüksek kapanışını yaptı. Fransa’da CAC 40 endeksi ise yüzde 0,2 azalış kaydetti.

Gelecek hafta, çarşamba günü Avro Bölgesi’nde tüketici ve ekonomik güven endeksi, perşembe İngiltere’de büyüme ve Almanya’da işsizlik oranı verileri yatırımcıların odağına yerleşti.

BoJ, 17 yıl sonra negatif faiz politikasını sonlandırdı

Asya pay piyasalarında geçen hafta karışık seyir hakim olurken, Japonya’da Nikkei 225 endeksi Japonya Merkez Bankasının (BoJ) negatif faiz politikasına son verdiği haftayı rekorla kapattı.

BoJ, geçen hafta büyük şirketlerdeki önemli ücret artışlarının ardından 17 yıl sonra ilk kez faiz artırarak, 2016’da başladığı negatif faiz politikasına son verdi. Böylece BoJ, dünyanın önde gelen merkez bankaları arasında negatif faiz politikasını terk eden son banka oldu.

Banka, kısa vadeli faiz oranlarının yüzde eksi 0,1’den yüzde 0 ila yüzde 0,1 aralığına yükseltirken, 10 yıllık Japon devlet tahvillerine ilişkin getiri eğrisi kontrolünü de sona erdirdi. BoJ, tahvil alımlarını sürdüreceğini, şirket tahvili ve benzeri varlıklarda alımların ise 1 yıl içinde sona ereceğini duyurdu.

Japonya’da 33 yılın en yüksek seviyesindeki ücret artışları, BoJ’a negatif faiz politikasını sonlandırmak için hareket alanı sağlayacağına yönelik beklentileri artırmıştı. Ülkede enflasyonun ocakta yıllık yüzde 2,2’ye çıkması da bankanın ultra gevşek para politikasına son verebileceğine ilişkin görüşlerin artmasına neden olmuştu.

Öte yandan, Japonya’da geçen hafta açıklanan verilere göre, ocakta sanayi üretimi yüzde 7,5 ve kapasite kullanımı yüzde 0,1 geriledi. Ülkede dış ticaret açığı 379,4 milyar yen olurken, imalat sanayi PMI 48,2’ye, hizmet sektörü PMI 54,9’a çıktı.

Çin tarafında ise Çin Merkez Bankası (PBoC) hafta içinde kısa dönemli kredi faizlerini yüzde 3,45’te sabit bıraktı.

Öte yandan, dolar/yen paritesinin haftayı yüzde 1,6 artışla 151,4 seviyesinden tamamlayarak zirvesine yakın seyretmesi dikkati çekti.

Analistler, gelecek hafta özellikle Japonya’da açıklanacak makroekonomik verilerin pay piyasalarında oynaklığı artırabileceğini ifade etti.

Bu gelişmelerin ardından Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 5,6 artışla 40.888 puandan haftayı tamamlayarak tüm zamanların en yüksek haftalık kapanışını gerçekleştirdi. Güney Kore’de Kospi endeksi de yüzde 3,1 değer kazancıyla 2.749 puana çıkarak, Ocak 2022’den bu yana en yüksek haftalık kapanışını yaptı.

Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,3 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 azalış kaydetti.

25 Mart ile başlayan haftada salı günü Çin’de sanayi karları, cuma günü Japonya’da Tokyo TÜFE, işsizlik oranı, perakende satışlar ve sanayi üretimi verileri takip edilecek.

TCMB’den sürpriz faiz artırım kararı

Yurt içinde Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 3,20 değer kazancıyla 9.111,50 puandan tamamlarken, bu yükselişte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 500 baz puanlık faiz artırımının ardından bankacılık sektörlerindeki alışlar etkili oldu.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 500 baz puan artırarak yüzde 45’ten 50’ye çıkardı.

PPK karar metninde, “Kurul, ayrıca operasyonel çerçevede değişikliğe giderek Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranlarının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 300 baz puanlık bir marj ile belirlenmesine karar vermiştir.” ifadesi kullanılmıştı. Dünkü faiz kararı öncesi gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranları, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 150 baz puanlık bir marjla belirleniyordu.

Uzmanlar ve yabancı yatırım kuruluşları, TCMB’nin aldığı “sürpriz” faiz kararı ve PPK metninin, bankanın enflasyonla mücadelede ne kadar ciddi ve kararlı olduğunu gösterdiğini vurguladı.

ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye’ye ilişkin raporunda, “TCMB’nin söz konusu faiz kararının, bankanın fiyat istikrarını sağlamaya dair kararlılığı ve geleneksel politikalara bütünüyle geçişe yönelik güvenilirliğini artırabileceğini düşünüyoruz. Faiz artırımının yerel seçimlere iki haftadan az bir süre kala yapılması sinyal etkisini daha da güçlendirdi.” değerlendirmesinde bulundu.

TCMB’nin anketinde yıl sonu enflasyon beklentisinde görülen artışın büyük ölçüde geriye dönük bakışı yansıttığı belirtilen raporda, “Enflasyon beklentilerinin yükselmediğini düşünüyoruz. Söz konusu kararın yeni bir sıkılaşma döngüsünün başlangıcı olduğunu düşünmüyoruz. Bu adım, TL’de değer kaybı beklentilerinin önüne geçebilmek ve enflasyon beklentilerini düşürmek amacıyla atıldı.” ifadeleri kullanıldı.

Merkezi İngiltere’de bulunan çok uluslu yatırım bankası HSBC de müşterilerine gönderdiği raporda, TCMB’nin beklenmeyen faiz artırım kararıyla ilgili, “Yaklaşan seçimlere rağmen para politikasının kararlılıkla sıkılaştırılması cesaret verici ve olumlu.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Alman bankası Deutsche Bank da Türkiye ile ilgili yayımladığı raporda, yaklaşık 10 gün önce uzun TL carry trade pozisyonlarını karla kapattıklarını anımsatarak, TCMB’nin dünkü faiz kararının ardından yeniden TL’de uzun pozisyon almaya ilişkin güvenli hissettiklerini aktardı.

Yapılan son faiz artışının rezervler üzerindeki baskıları gevşeteceği öngörülen raporda, Türkiye’nin dezenflasyon hedeflerinin gitgide daha gerçekçi göründüğünün altı çizildi.

Bu gelişmelerin ardından dolar/TL, haftayı bir önceki kapanışın yüzde 0,3 altında 32,0219’dan tamamladı. Böylece dolar kuru, Ağustos 2023’ten bu yana ilk kez haftalık bazda negatif kapanış gerçekleştirmiş oldu.

Gelecek hafta, perşembe PPK toplantı özeti, ekonomik güven endeksi ile haftalık para ve banka istatistikleri, cuma günü de dış ticaret dengesi verileri takip edilecek.

Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.300 ve 9.450 seviyelerinin direnç konumda olduğunu, 9.000 ve 8.900 puanın ise destek olarak öne çıktığını kaydetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kuresel-piyasalar-merkez-bankalari-haftasini-rekorla-kapatti/feed/ 0
Mahkeme Kararına Rağmen Vatandaşlar Yol Kenarı Otoparklarına Para Ödüyor https://www.haber28.com.tr/mahkeme-kararina-ragmen-vatandaslar-yol-kenari-otoparklarina-para-oduyor/ https://www.haber28.com.tr/mahkeme-kararina-ragmen-vatandaslar-yol-kenari-otoparklarina-para-oduyor/#respond Sat, 18 May 2024 23:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18584 Mahkeme kararına rağmen vatandaş yıllardır zoraki ödüyor

Yol kenarı otoparklarından para alınması kararını mahkeme yıllar önce iptal etti ama Eskişehir’de vatandaşlar ödemeye devam ediyor

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen otopark davasında zaman aşımından beraat etti

Avukat Pınar Turhanoğlu Gücüyener: “Karara bir gün dahi uymadılar”

ESKİŞEHİR – Eskişehir’de mahkeme kararına uymayarak yol kenarı otoparklarından para alınması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan hakkında dava açılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in davası zaman aşımından düştü.

Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ekrem Birsen, 2012 yılında evinin bulunduğu Sakarya Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararının iptali talebi ile idare mahkemesine dava açtı. Açılan davada mahkeme “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. UKOME’nin mevzuata göre mahkeme kararını uygulaması gerekiyordu.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen başkanlığındaki UKOME kararı ile Sakarya 1 Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararı iptal edildi. Ancak bir gün sonra tekrar toplanan UKOME, yeniden caddenin otopark olmasını kararlaştırdı. Ekrem Birsen, yapılanın yargı kararını uygulamamak anlamına geleceği gerekçesiyle duyurusunda bulundu. Bunun üzerine açılan davada Büyükerşen, Yakup Çolak, Mahmut Korhan Koyuncu, Selattin Arpacı, Ümit Güney, Soner Özkan, Nedret Coşkun, Ali Bircan Süzen, Erkan Kırcı, Remziye Eser, Niyazi Solak, Mithat Arslan, Ahmet Kahraman beraat etti. Beraat kararını Ekrem Birsen’in avukatı Pınar Turhanoğlu Gücüyener, “Yargı Kararını Fiilen İşlevsiz Kılmak Suretiyle” suçun işlendiği gerekçesiyle üst mahkemeye taşıdı. Yargıtay’a giden dosya hakkında, “yürütmenin durdurulmasına konu kararı iptal ettikten sonra aynı konuda karar almak suretiyle anılan yargı kararını fiilen işlevsiz kılmak suretiyle atılı suçu işledikleri” gerekçesi ile beraat kararının bozulmasına oy birliği ile karar verildi. Dosya, yeniden görülmesi için 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme heyeti, görülen son duruşmada ise dosyanın zaman aşımına uğraması nedeniyle dosyanın düşmesine karar verdi.

“Biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz”

Dava hakkında konuşan Avukat Pınar Turhanoğlu Gücüyener, yaşanan süreç ve gelişmeler hakkında şunları söyledi:

“Bugün bu davanın son duruşması yapıldı. ve sanıklar beraat etti. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları, 12 yıllık bir yargılamadan sonra zaman aşımı nedeniyle beraat ettiler. Bildiğiniz gibi yol kenarı otoparkının iptali ve vatandaşların bu yönde artık ödeme yapmamasıyla ilgili bir karar vermişti İdare Mahkemesi. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları bir gün saat 11.30’da toplanıp bu kararı uygulama yönünde karar aldılar. Ertesi günü saat 11.30’da toplanıp kararın uygulanmasına fiilen olanaksız hale getirerek caddeyi tekrar otopark olarak ilan ettiler. 2012 yılında şikayet ettik, 2024 yılı içindeyiz. Geldiğimiz yılda artık yargılama hala devam ettiği için Yargıtay’ın ‘görevi kötüye kullanma nedeniyle suçlular. Buna karşın beraat kararı verilemez’ demesine rağmen bu kimseler hakkındaki dava düştü. Uzun yargılama nedeniyle davanın düşmüş olması ve vatandaşların geçtiğimiz bu yıllarda otopark nedeniyle para ödüyor olmuş olmasını biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz.”

“Karar bir gün dahi uygulanmadı”

Bölge İdare Mahkemesinin cadde otoparkını iptal etme kararına bir gün dahi uyulmadığına dikkat çeken Gücüyener, “Eskişehir’de Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen’in açtığı davayla biz bugünkü duruma gelmiştik. Yol kenarı otoparkı iptal edilmişti. Ama karar bir gün dahi uygulanmadı. Kararı uygulamayanlar bunun karşılığında bir ceza da görmediler. İçinde bulunduğumuz durum bu. Vatandaşlar hala ödeme yapmaya devam ediyorlar. ve haktan, hukuktan, adaletten bahseden insanlar zaman aşımı nedeniyle cezasız kalırken, bununla ilgili topluma herhangi bir hesap verme zorunluluğu da hissetmiyorlar.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mahkeme-kararina-ragmen-vatandaslar-yol-kenari-otoparklarina-para-oduyor/feed/ 0
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın davası zaman aşımından düştü https://www.haber28.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskaninin-davasi-zaman-asimindan-dustu/ https://www.haber28.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskaninin-davasi-zaman-asimindan-dustu/#respond Sat, 18 May 2024 04:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18544 Eskişehir’de mahkeme kararına uymayarak yol kenarı otoparklarından para alınması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan hakkında dava açılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in davası zaman aşımından düştü.

Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ekrem Birsen, 2012 yılında evinin bulunduğu Sakarya Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararının iptali talebi ile idare mahkemesine dava açtı. Açılan davada mahkeme “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. UKOME’nin mevzuata göre mahkeme kararını uygulaması gerekiyordu.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen başkanlığındaki UKOME kararı ile Sakarya 1 Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararı iptal edildi. Ancak bir gün sonra tekrar toplanan UKOME, yeniden caddenin otopark olmasını kararlaştırdı. Ekrem Birsen, yapılanın yargı kararını uygulamamak anlamına geleceği gerekçesiyle duyurusunda bulundu. Bunun üzerine açılan davada Büyükerşen, Yakup Çolak, Mahmut Korhan Koyuncu, Selattin Arpacı, Ümit Güney, Soner Özkan, Nedret Coşkun, Ali Bircan Süzen, Erkan Kırcı, Remziye Eser, Niyazi Solak, Mithat Arslan, Ahmet Kahraman beraat etti. Beraat kararını Ekrem Birsen’in avukatı Pınar Turhanoğlu Gücüyener, “Yargı Kararını Fiilen İşlevsiz Kılmak Suretiyle” suçun işlendiği gerekçesiyle üst mahkemeye taşıdı. Yargıtay’a giden dosya hakkında, “yürütmenin durdurulmasına konu kararı iptal ettikten sonra aynı konuda karar almak suretiyle anılan yargı kararını fiilen işlevsiz kılmak suretiyle atılı suçu işledikleri” gerekçesi ile beraat kararının bozulmasına oy birliği ile karar verildi. Dosya, yeniden görülmesi için 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme heyeti, görülen son duruşmada ise dosyanın zaman aşımına uğraması nedeniyle dosyanın düşmesine karar verdi.

“Biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz”

Dava hakkında konuşan Avukat Pınar Turhanoğlu Gücüyener, yaşanan süreç ve gelişmeler hakkında şunları söyledi:

“Bugün bu davanın son duruşması yapıldı. ve sanıklar beraat etti. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları, 12 yıllık bir yargılamadan sonra zaman aşımı nedeniyle beraat ettiler. Bildiğiniz gibi yol kenarı otoparkının iptali ve vatandaşların bu yönde artık ödeme yapmamasıyla ilgili bir karar vermişti İdare Mahkemesi. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları bir gün saat 11.30’da toplanıp bu kararı uygulama yönünde karar aldılar. Ertesi günü saat 11.30’da toplanıp kararın uygulanmasına fiilen imkansız hale getirerek caddeyi tekrar otopark olarak ilan ettiler. 2012 yılında şikayet ettik, 2024 yılı içindeyiz. Geldiğimiz yılda artık yargılama hala devam ettiği için Yargıtay’ın ‘görevi kötüye kullanma nedeniyle suçlular. Buna karşın beraat kararı verilemez’ demesine rağmen bu kimseler hakkındaki dava düştü. Uzun yargılama nedeniyle davanın düşmüş olması ve vatandaşların geçtiğimiz bu yıllarda otopark nedeniyle para ödüyor olmuş olmasını biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz.”

“Karar bir gün dahi uygulanmadı”

Bölge İdare Mahkemesinin cadde otoparkını iptal etme kararına bir gün dahi uyulmadığına dikkat çeken Gücüyener, “Eskişehir’de Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen’in açtığı davayla biz bugünkü duruma gelmiştik. Yol kenarı otoparkı iptal edilmişti. Ama karar bir gün dahi uygulanmadı. Kararı uygulamayanlar bunun karşılığında bir ceza da görmediler. İçinde bulunduğumuz durum bu. Vatandaşlar hala ödeme yapmaya devam ediyorlar. ve haktan, hukuktan, adaletten bahseden insanlar zaman aşımı nedeniyle cezasız kalırken, bununla ilgili topluma herhangi bir hesap verme zorunluluğu da hissetmiyorlar.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskaninin-davasi-zaman-asimindan-dustu/feed/ 0
Rekabet Kurulu, Bazı Devralma ve Ortak Kontrol Başvurularını Karara Bağladı https://www.haber28.com.tr/rekabet-kurulu-bazi-devralma-ve-ortak-kontrol-basvurularini-karara-bagladi/ https://www.haber28.com.tr/rekabet-kurulu-bazi-devralma-ve-ortak-kontrol-basvurularini-karara-bagladi/#respond Sat, 18 May 2024 01:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18520 Rekabet Kurulu, bazı devralma ve ortak kontrol kurulması başvurularını karara bağladı.

Rekabet Kurumunun internet sitesinde yer alan duyuruya göre Kurul, Ford Motor Company ve Volkswagen AG arasındaki One Ton Van Geliştirme ve Tedarik anlaşmaları ile Ford Motor Company ve Ford Otomotiv Sanayi AŞ arasındaki One Ton Cargo Van Fason Üretim ve Tedarik anlaşmalarına Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili maddesindeki şartların karşılanması nedeniyle bireysel muafiyet tanıdı.

Bpifrance Investissement kontrolündeki Fonds Avenir Automobile 2, Meridiam SAS kontrolündeki Meridiam Green Impact Growth Fund, EXOES ve E-MERSIV’in (EXOES Grup) kurucu hissedarları Arnaud Desrentes ve Remi Daccord tarafından birlikte kurulacak yeni holding şirketi (HOLD-CO) aracılığıyla EXOES ve E-MERSIV (EXOES Grup) üzerinde ortak kontrol tesis etmesi işlemine izin verildi.

Axonics Inc’in tek kontrolünün Boston Scientific Corporation tarafından devralınması işlemine izin verilmesi uygun bulundu.

Metafor Yenilenebilir Enerji ve Elektrik Üretim AŞ’nin ve Knot Enerji Elektrik Üretim AŞ’nin tüm hisselerinin ve kontrollerinin İş Enerji Yatırımları AŞ tarafından devralınması işlemi uygun görüldü.

Fresenius Medikal Hizmetleri AŞ kontrolündeki IDC Uluslararası Diyaliz Merkezleri Ltd. Şti., Fresenius Sağlık Hizmetleri AŞ ve Fresenius Nefroloji Hizmetleri AŞ’nin hisselerinin tamamının Daviva Renal Yönetim Hizmetleri AŞ tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.

Belimed AG ve Belimed Life Science AG’nin tek kontrolünün, Imanto AG aracılığıyla Miele Beteiligungs-GmbH tarafından devralınması işlemi onaylandı.

Barentz Holding B.V.’nin tek kontrolünün Barley Bidco B.V. aracılığıyla Cinven Limited tarafından devralınması işlemi uygun bulundu.

Mitsui & Co., Ltd., Osaka Gas Co. Ltd. ve RWE Offshore Wind GmbH tarafından tam işlevsel bir ortak girişim kurulması işlemine izin verildi.

Halihazırda OCI Fertilizers B.V. ile ADNOC Fertilizers-Sole Proprietorship L.L.C’nin ortak kontrolündeki Fertiglobe plc hisselerinin belli bir kısmının ve tek kontrolünün ADNOC Fertilizers-Sole Proprietorship tarafından devralınması işlemine izin verilmesi kararlaştırıldı.

Aksa Enerji Üretim AŞ’nin dolaylı iştiraki ve grup şirketi olan Aksa Enerji Talimarjan FE LCC tarafından, Gülsan Sentetik Dokuma San. ve Tic. AŞ’nin Gaziantep’te kurulu doğal gaz basit çevrim santrali tesisindeki taşınır varlıklarının mülkiyetinin ve tam kontrolünün devralınması işlemi onaylandı.

VRLab Academy Yazılım AŞ’nin (VRLAB) B ve D grubu pay sahiplerine yönetim kurulu tarafından alınacak bazı kararlar bakımından veto yetkisi verilerek, anılan teşebbüs üzerinde ortak kontrol tesis edilmesi işlemi uygun bulundu.

MIM Software Inc’in tek kontrolünün GE Healthcare Technologies Inc. tarafından devralınması işlemine izin verildi.

Valeo Thermal Commercial Vehicles Germany GMBH’nin tek kontrolünün, H.I.G. Europe Middle Market Holdings L.P. aracılığıyla H.I.G. Capital, LLC tarafından dolaylı devralınması işleminin onaylanması kararlaştırıldı.

Öncü Çimento Yatırım AŞ’nin hisselerinin tamamının ve tek kontrolünün AC Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ aracılığıyla CABA Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından devralınması işleminin onaylanmasına karar verildi.

Anatolia Hospital markası altında Antalya’da özel hastane işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren Kemer Medical Center Özel Sağlık Hizmetleri Turizm ve Ticaret AŞ’nin belli hissesinin ve tek kontrolünün Koç Holding AŞ tarafından devralınması işlemine izin verilmesi uygun bulundu.

Duffle Travel Retail Platform GmbH üzerinde GHARAGE Ventures GmbH, Dufry International AG ve Takeaway.com Central Core B.V tarafından ortak kontrol kurulması işlemi onaylandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/rekabet-kurulu-bazi-devralma-ve-ortak-kontrol-basvurularini-karara-bagladi/feed/ 0
ATSO Başkanı Ali Bahar: Merkez Bankası’nın aldığı karar yerinde https://www.haber28.com.tr/atso-baskani-ali-bahar-merkez-bankasinin-aldigi-karar-yerinde/ https://www.haber28.com.tr/atso-baskani-ali-bahar-merkez-bankasinin-aldigi-karar-yerinde/#respond Fri, 17 May 2024 21:00:48 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18472 Merkez Bankası’nın para politikasını Şubat ayında sabit tutmasının ardından, Mart ayı ile birlikte 500 baz puan artırmasını piyasa beklentilerinin aksi yönünde bir adım olduğunu belirten ATSO Başkanı Ali Bahar, “Merkez Bankası’nın almış olduğu kararın çok yerinde olduğunu düşünüyorum” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulunun, Mart ayı toplantısında yüzde 45 olan politika faizini 500 baz puan artırarak yüzde 50 düzeyine yükseltmesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Geçen yıl haziran ayında başlayan faiz artışları ile birlikte yüzde 8,5 olan politika faizinin on ayda dokuzuncu kez artırılarak yüzde 50 düzeyine yükseltilmesinin olumlu sonuçlarına değinen Başkan Ali Bahar, “Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi Mayıs-Haziran aylarına kadar enflasyonun yüksek seyredeceğini ön görebiliyorduk. Bu nedenle Merkez Bankası’nın duruşunu bozmadan, politikalarına kararlı bir şekilde devam etmesi gerektiğinin altını çizdik. Yerel seçim öncesi alınan karar cesur bir adım. Merkez Bankası’nın bağımsız duruşu önümüzdeki süreçte, Türk Lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğiliminin düşmesi yönünde atılmış çok önemli bir adım” diye konuştu. Kurların oldukça hareketli olduğu dönemde para politikasının yüzde 50 düzeyine yükseltmesinin yerinde olduğunu sözlerine ekleyen Bahar, “Politika faizi ile birlikte faiz koridorunun da eksi-artı 300 baz puan marjında belirlenmesi, gerektiğinde haftalık repo ihale faizinin yüzde 50’nin de üzerinde bir gecelik borç faiz oranını geçilebileceği yönünde önemli mesajdır” dedi.

TCMB’nin en büyük silahı: Kararlı duruş

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, para politikasında yurt içi talepte dengelenme, TL’de reel değerlenme ve enflasyon beklentileri ile enflasyonun ana eğiliminin düşeceği açıklamasını değerlendiren Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle para politikasındaki kararlı duruş ifadesinin altını çizmek gerekiyor. Öyle ki ekonomilerin en kırılgan olduğu konuların başında izlenilen politikaların kararlı ve istikrarlı olmaması yatmaktadır. Bu kapsamda Merkez Bankası yönetimini kutluyor, seçim öncesi yapılamaz denileni yaptığı için kararlı duruşu nedeniyle de iş dünyamız adına memnuniyetimizi ifade ediyorum.”

“Kazanmakla kaybetmek arasındaki ince çizgi”

Haziran ayından itibaren MB politika faiz artışlarının etkisi ile ekonominin belirli bir oranda yavaşlamaya girdiğini kaydeden Başkan Bahar, “Yavaşlama dezenflasyon politikası için elbette ödenmesi gereken bir diyetti. Bizler de iş dünyası temsilcileri olarak bu bilinçte ve her zaman sıkı politikaların destekçisi olduk. Fakat içinde bulunduğumuz dönemde ekonomide yavaşlama yaşanmasına rağmen enflasyonda istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Bu nedenle faiz artışı kararı, kazanmakla kaybetmek arasındaki çok ince bir çizgiydi. Merkez Bankası ya bugüne kadar alınan faiz artışlarının, ekonomideki yavaşlamanın boşa gittiği bir karar alacaktı ya da beklentilerin aksi yönünde bir adım atarak taviz vermeyecekti. İkinci yolu tercih ettiği için 10 aydır verilen mücadele heba edilmemiş oldu” dedi.

“En kötünün son çeyreğindeyiz”

Nakdi sıkılaşmanın makroekonomi için olumlu bir karar olduğunu ancak KOBİ’lerin finansmana erişiminde de negatif olarak yorumlanabileceğini dile getiren Başkan Bahar, “MB faiz kararı öncesinde almış olduğu likidite sıkılaştırmasına yönelik adımları nedeniyle piyasa faizleri 10 puan civarında yükseliş kaydetmişti. Yani faiz artış kararı alınmadan önce zaten piyasa faizleri ile politika faizi arasında bir fark oluşmuştu. Dolayısı ile MB politika faizini sabit tutması, piyasa ihtiyaçlarına aykırı bir karar olacaktı. Çünkü piyasanın kendine özgü kuralları var ve bu kurallar her zaman işlemektedir. Bu yüzden bu yorumlara çok katılamıyoruz” diye konuştu. Yılın ikinci yarısından itibaren dezenflasyon sürecinin başlayacağına yönelik en ufak bir kuşkularının kalmadığını belirten Başkan Bahar, “Reel faiz dengesizliği ile birlikte piyasa-politika arasındaki dengesizliği giderme yönünde önemli bir karar olmuştur. Her ne kadar kredi maliyetleri yükselmiş olsa da finansmana erişimin nispeten daha kolay olacağı, istikrarın belirgin bir biçimde kendini göstereceği bir döneme yaklaşıyoruz. Yani en kötüyü geride bırakmak için önümüzde sadece bir çeyrek dönem kaldı” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/atso-baskani-ali-bahar-merkez-bankasinin-aldigi-karar-yerinde/feed/ 0
Özel’den Para Sayma Görüntülerine İlişkin Açıklama: “Tayyip Bey Bu Soruşturma Seçime Kadar Bitmesin İstiyor” https://www.haber28.com.tr/ozelden-para-sayma-goruntulerine-iliskin-aciklama-tayyip-bey-bu-sorusturma-secime-kadar-bitmesin-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/ozelden-para-sayma-goruntulerine-iliskin-aciklama-tayyip-bey-bu-sorusturma-secime-kadar-bitmesin-istiyor/#respond Thu, 16 May 2024 05:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18313

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, para sayma görüntülerine ilişkin konuştu, “O kişinin o gün Ekrem Bey’in danışmanı değil, o gün ilin saymanı, il yöneticisi olduğu ortaya çıkıyor. Orasının AKP’li bir avukatın ofisi olduğu çıkıyor. Biz o AKP’li avukat hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Biz bu soruşturmanın en hızlı şekilde sonuçlanmasını istiyoruz. Tayyip Bey de bu soruşturma seçime kadar bitmesin istiyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, SZC TV’de ‘Liderler Özel’ programına konuk oldu. Özel, gazeteciler Saygı Öztürk, Alişer Delek, Deniz Zeyrek ve Senem Toluay Ilgaz’ın sorularını cevapladı.

Özel, “Seçime katılma oranında özelde CHP ama genel olarak muhalefet seçmenini sandığa çekme konusunda bir risk görüyor musunuz 10 gün kala” sorusunu şöyle yanıtladı:

“ANKET SONUÇLARINDA GEÇEN YEREL SEÇİME GÖRE DAHA YÜKSEK BİR KATILIM BEKLİYORUZ”

“Anketlere göre kalmadı öyle bir risk. Hatta çok çekişmeli giden bazı yerlerde, mesela geçen seçimde geçersiz, boş ve kullanılmayan oyların toplamı diyelim 14, ankette 11 çıkıyor bu sefer. Hani oy kullanmayacağım falan diyen. Tabi orada istem dışı kullanamamalar falan da eklenecek diyor arkadaşlar. Şu andaki anket sonuçlarında geçen yerel seçime göre daha yüksek bir katılım bekliyoruz. Çünkü birazcık bu seçimin önemi hem bizim tarafımızdan hem de belediyelerimizdeki muhalif partiler tarafından farklı bir şekilde algılandı, algılatıldı. Seçime olumsuz yansıyacak bir kırgınlığın kalmadığını partiyle ilgili yani sandıklara sahip çıkma, görev yapma falan biliyorum.”

Özel, “İstanbul’da sandık güvenliğinden başlayıp, seçim güvenliğine ilişkin endişe var mı” sorusuna şu cevabı verdi:

“İSTANBUL’DA SANDIK GÜVENLİĞİ SORUNUMUZ YOK. TÜRKİYE’NİN GENELİNDE YOK”

“İstanbul’da sandık güvenliği sorunumuz yok. Türkiye’nin genelinde yok. Açık söyleyelim. Zaten yerel seçimler sandık güvenliği açısından genel seçimlere göre partimiz açısından daha kolay. Çünkü iddialı olduğunuz yerde örgütünüz güçlü. Örgütün dışında aday ve belediye meclis üyesi adaylarının kendileri de sahada, sandıkta, kendi organizasyonları da var. Zaten belediyeyi kazanacak kadar iddia koyduğunuz bir yerde oy çaldırmıyorsunuz. İstanbul örgütü zaten kendi rüştünü geçmişte defalarca bu konuda ispatlamış bir örgüttür. Bütün hazırlıklarımız tamam. İki tane yaptığımız dijital tatbikatta da tam not aldı İstanbul örgütü. Eksik olduğumuz yerlere de müdahale ediyoruz, bakıyoruz.

Her şeyi yapabilirler. Bu bir hani artık tenezzül meselesini de aştı. Yani bunlar bir kere böyle şeylere tenezzül ediyorlar. Bugün gördüğünüz sen insanların doğalgaz parasını 4 ay yatırma, beklet, seçime 1 hafta kala Cumhurbaşkanının selamı ile yatır. Olacak şey değil. Her şeye tenezzül edebilirler. Ama seçim tekrarı için biliyorsunuz, çok yakın seçim sonucu, bütün sandıklara itiraz, orada bilmem ne filan. Sonrasında yaptıkları bir takım biliyorsunuz artık rezalete varan, utanmazlıklar vardı. Bu seçimde bizdeki anketler İstanbul seçiminin öyle geçen seçim gibi yüzde 0,1’lik farklarla değil böyle açık ve rahat, tartışmasız bir farkla. Binali Yıldırım’ın kabul edip de saat 7’de seçim sonuçlarını kabul ettiği bir farkla seçimin sonuçlanacağını düşünüyorum.”

Özel, para sayma görüntülerine ilişkin şunları söyledi:

“TAYYİP BEY BU SORUŞTURMA SEÇİME KADAR BİTMESİN İSTİYOR”

“Bizim kampanyamızda bu süreçte bu tip riskleri de öngörerek, nasıl bir kampanya yapmamız gerektiğini uzun uzun konuştuk. Gelelim sizin söylediğiniz kısmına işin. Bugün ölçülüyor, siz diyorsunuz ya. Soruluyor bazı kanallarda. En güvendiği araştırma şirketini bağlamış soruyor. Diyor ki kim önde? Ekrem İmamoğlu önde. Peki öbürü aradan katılıyor. Yahu para sayma görüntülerinin hiç mi zararı olmadı? Çok inandıkları, güvendikleri, geçmiş seçimi tam tahmin ettiği için refere ettikleri diyor ki olmadı. Çünkü bu yalanlandı ve eski görüntü olduğu ortaya çıktı. Kimse buna inanmıyor diyor. Biz sahada ölçtürüyoruz. Ben sürekli her gün sabahleyin, ölçme ve değerlendirme birimimize. Bu para sayma veya bir takım olumsuz başka şeylerle ilgili negatif bir tansiyon alıyor musunuz diye soruyorum. Bana söyledikleri şu, milletin derdi geçim. Odaklandığı yer de seçim sonuçları. O para sayma meselelerinde, zaten şimdi esas hesap şuydu. Tek başına bir kişiyi koydular ekrana. Para sayma görüntülerini yayınladılar, orada ne dediler. CHP’nin il binasında çekilen görüntüdür. Kurultay süreciyle ilgilidir. Bakın şu anda Recep Tayyip Erdoğan’ın önceden hazırlanan ve sonradan boşa düşen, tekrarlamasam mı dediği söylemlerine. Bunlar deste deste paralar, vay Ekrem filan. O görüntüyü genişletince ve gerçeğine ulaşınca görüntünün il binası satın alma için olduğu ortaya çıkıyor. Para sayan kişinin o gün Ekrem Beyin danışmanı değil o gün ilin saymanı olduğu, il yöneticisi olduğu ortaya çıkıyor. Etrafındaki herkes gayet meşru bir iş yapmanın bilinciyle, orası AKP’li bir avukatın ofisi olduğu çıkıyor. Biz o AKP’Li avukat hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Biz bu yapılan soruşturmanın en hızlı şekilde sonuçlanmasını istiyoruz. Tayyip Bey de bu soruşturma seçime kadar bitmesin istiyor. Biz ifadeleri o yüzden hemen veriyoruz. Bu arada Canan Hanımın da bir açıklamasını okudum. Yarın da ifade verecek. Hukuk devletlerinde bu işler böyle yürür. Buradaki esas mesele şu, sorudaki birkaç kelimeyi altını çizerek cevaplayacak olursam şunu söylemek isterim. Psikolojik üstünlükle ilgili bir dert yok.”

Özel, TİP’in Gökhan Zan’ı Hatay’da adaylıktan çekmesi ve Hatay’daki duruma ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“TİP’İN ADAYLAŞTIRDIĞI ARKADAŞ ‘ÇOK İYİ GEÇİNİRİM BEN LÜTFÜ ABİYLE’ DEYİP SONRADAN 6 ŞUBAT’IN YIL DÖNÜMÜNDE PROTESTOLARI ORGANİZE ETTİ”

“Hatay 6 Şubat’ta çok büyük bir yıkım yaşadı. Resmi rakamlarla Türkiye’de 52 bin kayıp var, bunun yarısı Hatay’da. Yıkılan evlerin yüzde 45’i Hatay’da. Hatta tekil konut olarak bakıldığında yüzde 50’den fazlası yine Hatay’da. Öyle olunca da bu kadar travmanın ağır olması normal. Devamında adaylaşma sürecinde biz hani şöyle bir kolaycılığa gitmedik. Hatay’da mevcut belediye başkanını atıyoruz ya da değiştiriyoruz desek. Biz ölçerek, araştırarak, başka alternatifler olabilir mi diye çabalayarak baktık işe. Ama süreç şu anda benim yaşadıklarımın hepsi böyle bir film sahnesi, şeridi gibi gözlerimizin önünden geçecek olursa 4 araştırmanın sonucunda, Sayın Başkanın bu konuda en iyi sonucu alabileceğini araştırmalar gösterdi. Son gün kendisiyle iki kez görüştük. İlçe başkanları ve ilçe adayları hep bir ağızdan başkan ile birlikte olduğunda bu seçimin alınacağını söylediler. O süreçte TİP’in adaylaştırdığı arkadaş önce İYİ Partiliydi, bize geldi büyükşehir olmazsa önce Defne, sonra Arsuz talebinde bulundu. Lütfü Beyi aday gösterirsek siz Arsuz’da. Çok iyi geçinirim ben Lütfü Abiyle deyip sonradan 6 Şubat’ın yıl dönümünde protestoları organize etti, filan. Ben gözümle gördüm. Böyle bir grubu almış orada acayip bir hal içindeydi. Sonradan sonradan anladım ne olduğunu. Dedim ki bir insan bu hale niye gelsin. Canın çok yanar, üzülürsün, tepki gösterirsin. Hepsi anlaşılır. Ama birinci yıl dönümü. AKP’li bakan protesto ediliyor. Onu bile ayıpsadım ben yani. Çok haklı şekilde insanlar isyan ediyorlar ama sonuçta Sağlık Bakanı kısa bir konuşma yapmak istiyor. O protestoya oh oh iyi oldu diyemezsin. Orada yüzde 99’un yöneldiği bir şey var. Durun durun Lütfü Savaş’ı yıpratalım, şu lafı edelim, bu lafı edelim. Ekrem Beyin etrafına 30-40 kişi yollayan, bizim peşimize takan filan. Sonradan zaten böyle hep bir şey vardı. Hep bir şey söyleniyordu. ya bildiğiniz gibi değil. Öyle sanıldığı gibi değil. Siz onu Hataylılara sorun diyorlardı. Sonunda ortaya çıktı, bu vakitten sonra taktir bütün Hataylıların.

En kötü karar kararsızlıktır. Birini seçer uygularsınız. Hatay’ın durumu öyle bir durum değildi. 3 tane Hatay var. Bir tanesi gerçek Hatay var. Bir tanesi Twitter’da konuşulan Hatay var. Bir tanesi İstanbul gibi büyükşehirlere yansıması olan bir kent olarak önemsenmesi gereken bir Hatay var. İstanbul’daki Hatay’ın duygu durumu Twitter’dan çok etkileniyor ama esas mesele o Hatay’a gittiğinizde başka bir şey görüyorsunuz, başka bir şey konuşuluyor. Yani böyle ne siyah ne beyaz arada bir ton var ve orada doğruyu yakalamak lazım. Partiye de genel başkanı seçerken o piti piti karamela sepeti tak deyip ben bunu yapıyorum deyip birini seçmiyorsunuz ki. Düşünecek, taşınacak, doğrusunu yapacak ve bir karar verecek. O karardan doğrusu ve yanlışı ile mesul olacak birisi. O yüzden kolay olmadı tabi. Bir sürü alternatif aradık, ölçtük ve biçtik. En sonunda doğru bir noktaya geldik.

“BİZ ADAY BELİRLERKEN ORTAKLAŞAMAMIŞ OLABİLİRİZ ANCAK YÖNETİRKEN VE HATAY’I AYAĞA KALDIRIRKEN ORTAKLAŞACAĞIZ”

Bütün araştırmalarda Lütfü Savaş’ın önce gerideyken farkı kapattı ve şimdi öne geçti. Bu mevzudan sonra da yani Hatay’da, Hatay AKP tarafından yönetilmesin isteyen, başka bir alternatife yönelen, TİP’in çok değerli seçmenleri kararını, TİP doğru bir aday olsa ve adayının arkasında duruyor olsaydı belki TİP’e oy verecek seçmenler açısından artık bu işin iktidarın Hataylıları tehdit ettiği ve şantajda bulunduğu bu süreçte biz şunu söylüyoruz. Biz aday belirlerken ortaklaşamamış olabiliriz ancak Lütfü Bey adına ve partinin Genel Başkanı adına ifade ediyorum ki yönetirken ve Hatay’ı ayağa kaldırırken ortaklaşacağız. Hep birlikte Hatay’ı yöneteceğiz ve hep birlikte Hatay’ı ayağa kaldırmak için birilerinin tehdidine teslim olmadığımızı göstereceğiz”

Özel, Cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“GENEL BAŞKAN TEKNİK DİREKTÖRDÜR. PENALTIYI KİMİN ATACAĞINA KARAR VERİR”

“Çok net bir tutumum var. Bu dönem, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Atatürk’ün partisini yeniden iktidar yapma dönemi. Benim misyonum bu. Bunu yapmak için oyunu kurallarına göre oynayıp 50+1 almamız gerekiyor. Parlamenter sistemin gereği partinin genel başkanı doğal başbakan adayıdır. Partinin genel başkanı 50+1’i almıyorsa o zaman 50+1 alacak adayı bulacak. O adayı öncelikle kendi partisinde arayacak. Genel başkan bu stratejide teknik direktördür. Penaltıyı kimin atacağına karar verir. Bence bir futbol maçının en heyecan verici kısmı da penaltıyı atmak değil penaltıyı kimin atacağına karar vermektir. Bu kararı verecek mekanizmaları doğru çalıştırmaktır. En doğru oyuncu ben olsam gider penaltıyı ben atarım. En doğru oyuncuya penaltıyı sen at dersin, maçı kazanırsın. Kendime dair en ufak bir hırsım, kompleksim yok. Ama maçı kazanma konusunda çok inançlı ve kararlıyım.”

Özel, mal varlığı tartışmalarına ilişkin şöyle konuştu:

“CHP OLARAK SİYASETİN FİNANSMANI VE ŞEFFAFLIĞI İLE İLGİLİ KANUN TASARISINI TEKRAR GÜNDEME GETİRECEĞİZ”

“İşin sorunlu kısmı gizleme ve izah edememe. Bir şey gözden kaçmasın. CHP olarak mal varlıklarının hem yerel yöneticilerde hem de milletvekillerinde, bakanlarda kamuoyuna açık bir şekilde ilan edilmesinin ve düzenli olarak kamuoyunu bilgilendirmesiyle ilgili siyasetin finansmanı ve şeffaflığı ile ilgili kanun tasarısını tekrar gündeme getireceğiz. Açıklamamaktaki tereddüdün ne demek olduğu ortaya çıktı. Türkiye’de bütün belediye başkanlarının bu mal varlıklarını şeffaf olarak ve birinci derece akrabalar dahil ilan edilmesi lazım. Biz CHP olarak seçilen bütün belediye başkanlarımıza bunu yaptıracağız.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozelden-para-sayma-goruntulerine-iliskin-aciklama-tayyip-bey-bu-sorusturma-secime-kadar-bitmesin-istiyor/feed/ 0
Aziz Yıldırım: Şike suçlamaları spekülatif bir yalandır https://www.haber28.com.tr/aziz-yildirim-sike-suclamalari-spekulatif-bir-yalandir/ https://www.haber28.com.tr/aziz-yildirim-sike-suclamalari-spekulatif-bir-yalandir/#respond Wed, 15 May 2024 05:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18156 Fenerbahçe eski Başkanı Aziz Yıldırım, şike suçlamaları ile ilgili söylemlerin spekülatif bir yalan olduğunu belirterek, “Fenerbahçe’ye parmak sallayanların büyük bölümü FETÖ mensuplarının tutulduğu cezaevi koğuşlarında bugün hayatlarını sürdürmektedirler” dedi.

Fenerbahçe eski başkanı Aziz Yıldırım, dün düzenlenen Trabzonspor Divan Kurulu toplantısının ardından yazılı bir açıklama yaptı. 2010-2011 sezonu şampiyonluğu ile ilgili konuşan Yıldırım, “Trabzonlu siyasetçiler temsil ettikleri partinin ismi ne olursa olsun kendilerini destekleyen kitleleri yanıltıyor, toplumsal kutuplaşmaya sebep olup, çatışma ortamı oluşturuyor. Söz konusu siyasetçilerin; ‘2010-2011 Şampiyonluk kupası kimde biliyoruz’ şeklindeki hedefi açık söylemleri de ‘Bir gün hukuk tecelli ettiğinde kupa müzemize gelecek’ söylemleri de açıkça geniş kitlelere söylenen büyük bir yalandır. 2010-2011 şampiyonluk kupasının Trabzonspor’a verilmesine yönelik TFF Yönetim Kurulu’na yapılan başvuru önce TFF Yönetim Kurulu, ardından da TFF Tahkim Kurulu tarafından reddedilmiştir. Bu karara karşı AİHM’e yapılan başvuru da reddedilmiştir. Aynı konuda UEFA’ya yapılan başvuru UEFA, ardından CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. FIFA’ya yapılan başvuru FIFA, ardından CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu şekilde 2010-2011 şampiyonunun Fenerbahçe Spor Kulübü olduğu futbolu düzenleyen ulusal ve uluslararası kuruluşların kararları ve bu kararlara karşı yapılan hukuki başvuruları reddeden CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi Kararları ile de kesinleşmiştir. 2010-2011 şampiyonluk kupasını bir yerlerde aramak da hukuki başvuru yolları ile geri alınabileceğini beklemek de boşa vakit kaybıdır. İster oy elde etmek için, ister başka bir amaçla bu yalanlar ile kitleleri oylamak da kandırmak da ahlaksızlıktır. 2010-2011 şampiyonluk kupası sonsuza dek müzemizde olacaktır ve ziyarete açıktır” ifadelerini kullandı.

“Fenerbahçe bağlılarından hiç kimse UEFA’dan bir disiplin cezası almamıştır”

Aziz Yıldırım, şike suçlamaları ile ilgili söylemlerin spekülatif bir yalan olduğunu belirterek, “UEFA’nın Disipline ilişkin vermiş olduğu, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından onanan kararlara karşı olağan bir yargı yolu bulunmadığından, sonrasında ise ulusal mahkemelerce verilen beraat kararları 11 yıl sonra kesinleştiğinden bir müracaatta bulunulamamıştır. Bu konuyu ağzına pelesenk edenler de bu imkansızlığı çok iyi bilmektedir. Ancak kamuoyundan ısrarla saklanan gerçek ise Fenerbahçe Spor Kulübü’nün hakkında UEFA tarafından verilen disiplin kararlarının TFF’nin yönetsel kararlarına dayandırıldığıdır. Bu husus UEFA’nın yargı süreçlerinde sunduğu yazılı deliller ile sabittir. Bunun içindir ki Fenerbahçe Spor Kulübü, UEFA tarafından verilen disiplin kararlarının mali sonuçlarının tazmini talebi ile TFF aleyhine dava açmıştır. Açılan bu davada verilecek karar ile UEFA tarafından TFF yönetsel kararlarına dayandırılan disiplin uygulamalarının haksızlığı yargı kararı ile ortaya çıkacaktır. Döneminin TFF yönetiminin FETÖ’cü unsurları tarafından Fenerbahçe’nin UEFA’dan disiplin cezası alması sağlanmış olup, Türk Yargısı bunun kurumsal sorumluluğu hakkında bir karar verecektir. Bu itibarla ‘Fenerbahçe, UEFA’dan ceza aldı, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi bu kararı onayladı. Fenerbahçe bu karara karşı bir şey yapamadı’ şeklindeki söylemler, halen sürmekte olan davalar karşısında içi boş, tamamen spekülatif bir yalandır. Fenerbahçe, bağlılarından hiçbiri sözde şike suçlamaları ile ilgili olarak UEFA’dan bir disiplin cezası almamıştır. TFF tarafından verilen disiplin cezaları ise AİHM’nin Ekşioğlu&Mosturoğlu kararı ile kaldırılmıştır. Netice olarak, söz konusu sürece ilişkin Fenerbahçe bağlılarından hiç kimse disiplin cezası almamıştır” diye konuştu.

“Kulübümüzü savunan bizler asla bu konuda susmayacağız”

Aziz Yıldırım açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Sözde şike süreci sonunda Fenerbahçe bağlılarının tamamı toplamda iki kez beraat etmiş ve beraat kararları Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Fenerbahçe bağlılarının beraat kararları ile süreç içerisinde yargılanan Trabzonspor bağlılarının beraat kararları CMK’nın aynı maddesine dayanmaktadır ve aralarında fark bulunmamaktadır. Aradaki tek fark Trabzonspor bağlılarının FETÖ terör örgütünün hakim olduğu mahkemeden ‘himmet’ karşılığı (bu hususu mahkeme kararı ile sabittir) beraat etmiş olduğudur. 3 Temmuz şike sürecinin FETÖ kumpası olduğu, FETÖ Çatı Davası Gerekçeli Kararı, Ergenekon Davası Gerekçeli Kararı, kumpasın faili emniyet mensupları hakkında verilen Gerekçeli Mahkeme Kararı ve Kumpas faili yargı mensupları hakkında hazırlanan iddianame ile sabittir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı başta Anayasa olmak üzere ilgili yasa düzenlemelerinin gereğidir. Bu açıklamalar ışığında FETÖ Kumpası olduğu yargı kararı ile sabit, sözde şike davasında verilen mahkeme kararından hala medet umanlar, cumhuriyetin mahkemelerinin Fenerbahçe ve bağlılarıyla ilgili vermiş olduğu kararları görmezden gelenler FETÖ Terör Örgütü mensuplarını ve eylemlerini yani suçu ve suçluyu övdüklerini bilmelidir. Bunların gittiği yol kendilerinden önce gidenlerin gittikleri gibi doğru bir yol değildir. Yalan söyledikleri kitle de söz konusu siyasetçilerin çobanlık yaptığı bir sürü değildir. Bilinmelidir ki yabancı istihbarat örgütlerinin kullanışlı aparatı olan, FETÖ’nün amacı; ülkemizde, Anayasal Düzeni Değiştirmek ve kendi düşüncesini ülke yönetiminde hakim kılmaktır. FETÖ’nün baş yapıtı olan 3 Temmuz Kumpası’nın amacı da toplumun büyük kesimlerini karşı karşıya getirmek, çatıştırmak, bu yolla onarılmaz fay hatları oluşturmaktadır. Bugün de bu örgütün kalan artıklarının ve renklendirilmiş kriptolarının amacı benzerdir. Sportif rekabet uğrunda bu konuda söylenen bilinçsiz açıklamalar sadece FETÖ’nün değirmenine su taşımaktadır. FETÖ’den maddi manevi büyük zararlar görmüş, FETÖ’ye karşı mücadeleye bayraktarlık ve öncülük yapmış camiamızı FETÖ üzerinden karalamak ahmaklıktır. FETÖ’den yarar gören, sportif rekabette avantaj elde edenler edebi ile susmalı, bizi zorla konuşturmamalıdır. Bugün Trabzon’da yaşanan olaylar üzerinden Fenerbahçe ve Trabzonspor camialarını çatıştırmak için benzer şekilde provokatif eylem ve söylemlerde bulunan, parmak sallayıp, büyük camiaları tehdit edenlerin de amacı ve nihai hedefi de aynıdır. FETÖ Kumpası üzerinden bugüne kadar camiamıza yapılan saldırılara hukuk yolu ile mahkemelerde cevabımızı verdik. FETÖ artıklarına ve kripto mensuplarına ihtarımızdır: Sessizliğimiz ve suskunluğumuz toplumsal barışın korunması, 3 Temmuz Kumpasının toplum üzerinde oluşturduğu tahribatın etkilerini gidermeye yöneliktir. Ortaya atılan her iddiaya, söylenen her söze bir cevabımız vardır ve gerekli gördüğümüz her durumda gerekli cevabı da vereceğiz. Bizi tasfiye ettiğini, bu şekilde sesimizi kısabileceğini hayal edenler bilmelidir ki Silivri zindanında haykıran, hayatları pahasına haklılıklarını ve kulübümüzü savunan bizler asla bu konuda susmayacağız.”

“Gerçekler reddedilmez bir şekilde ortadadır”

Gerçeklerin reddedilmez bir şekilde ortada olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Ortaya çıkmayan gerçeklerin de bir gün ortaya çıkma huyu vardır. Fenerbahçe’ye FETÖ’nün baş yapıtı olan şike kumpası üzerinden parmak sallayanlar bilmelidir ki kendilerinden önce Fenerbahçe’ye parmak sallayanların büyük bölümü FETÖ mensuplarının tutulduğu cezaevi koğuşlarında bugün hayatlarını sürdürmektedirler. Bir bölümü ise vatansız olarak firardadır. Fenerbahçe’ye parmak sallayan, FETÖ Kumpasından medet uman, şike kumpasına sarılan siyasiler bilmelidir ki 15 Temmuz’da milletin kananına giren, kendisine millet adına emanet edilen silahları milletine ve onun temsilcisi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanına çevirenlerle aynı yola girmişlerdir. Özellikle Ahmet Metin Genç’e söylemek isteriz ki, yok sayıp görmezden geldiği Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararları kendisi için yeterli gelmiyorsa, Ankara Beştepe’de, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde Sayın Cumhurbaşkanı’nın çalışma masası üzerinde duran, ’15 Temmuz’a Giden Yol’ başlıklı raporu, T.C. İç İşleri Bakanlığı’nda Sayın Bakanın çalışma masası üzerinde duran raporları okuyarak bir fikir sahibi olabilir” açıklamasında bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/aziz-yildirim-sike-suclamalari-spekulatif-bir-yalandir/feed/ 0
Aziz Yıldırım’dan, Fenerbahçe’ye “Şikeci” diyen AK Parti’nin Trabzon adayına sert yanıt https://www.haber28.com.tr/aziz-yildirimdan-fenerbahceye-sikeci-diyen-ak-partinin-trabzon-adayina-sert-yanit/ https://www.haber28.com.tr/aziz-yildirimdan-fenerbahceye-sikeci-diyen-ak-partinin-trabzon-adayina-sert-yanit/#respond Wed, 15 May 2024 03:25:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18138 Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, sarı-lacivertli camia için “şikeci” yorumu yapan AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç’e çok sert tepki gösterdi. Yıldırım “Fenerbahçe’ye parmak sallayan, FETÖ Kumpasından medet uman, şike kumpasına sarılan siyasiler bilmelidir ki 15 Temmuz’da milletin kananına giren, kendisine millet adına emanet edilen silahları milletine ve onun temsilcisi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanına çevirenlerle aynı yola girmişlerdir” ifadelerini kullandı.

AÇIKLAMALARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR

Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan karşılaşmanın ardından yaşanan olaylarla ilgili açıklamaların ardı arkası kesilmiyor. Trabzonspor Kulübü’nün düzenlediği basın toplantısına katılan AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç’in Beşiktaş ve Fenerbahçe için “UEFA’nın sitesinde güncel olarak hâlâ Beşiktaş ve Fenerbahçe şikeci kulüp olarak duruyorken utanmadan bu iki kulüp 2011’in Süper Kupası’nı oynamaya kalkıyor. Aklımızla dalga mı geçiyorsunuz?” ifadelerini kullanması tartışmaları daha da alevlendirmişti.

“2010-11 ŞAMPİYONLUK KUPASI MÜZEMİZDE”

Fenerbahçe’nin eski başkanlarından Aziz Yıldırım, Genç’in bu sözlerine yaptığı açıklamayla sert bir yanıt verdi. Aziz Yıldırım ve dava arkadaşları adına yazılı olarak yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Trabzonlu siyasetçiler temsil ettikleri partinin ismi ne olursa olsun kendilerini destekleyen kitleleri yanıltıyor, toplumsal kutuplaşmaya sebep olup, çatışma ortamı yaratıyor. Söz konusu siyasetçilerin; “2010-2011 Şampiyonluk Kupası kimde biliyoruz” şeklindeki hedefi açık söylemleri de”Bir gün hukuk tecelli ettiğinde kupa müzemize gelecek” söylemleri de açıkça geniş kitlelere söylenen büyük bir yalandır.2010-2011 şampiyonluk kupasının Trabzonspor’a verilmesine yönelik TFF Yönetim Kurulu’na yapılan başvuru önce TFF Yönetim Kurulu, ardından da TFF Tahkim Kurulu tarafından reddedilmiştir. Bu karara karşı AİHM’e yapılan başvuru da reddedilmiştir. Aynı konuda UEFA’ya yapılan başvuru UEFA, ardından CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. FİFA’ya yapılan başvuru FİFA, ardından CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu şekilde 2010-2011 şampiyonunun Fenerbahçe Spor Kulübü olduğu futbolu düzenleyen ulusal ve uluslararası kuruluşların kararları ve bu kararlara karşı yapılan hukuki başvuruları reddeden CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi Kararları ile de kesinleşmiştir. 2010-2011 şampiyonluk kupasını bir yerlerde aramak da hukuki başvuru yolları ile geri alınabileceğini beklemek de boşa vakit kaybıdır. İster oy elde etmek için, ister başka bir amaçla bu yalanlar ile kitleleri oylamak da kandırmak da ahlaksızlıktır. 2010-2011 şampiyonluk kupası sonsuza dek müzemizde olacaktır ve ziyarete açıktır.

AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç.

“TAMAMEN SPEKÜLATİF YALANLAR”

UEFA’nın Disipline ilişkin vermiş olduğu, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi tarafından onanan kararlara karşı olağan bir yargı yolu bulunmadığından, sonrasında ise ulusal mahkemelerce verilen beraat kararları 11 yıl sonra kesinleştiğinden bir müracaatta bulunulamamıştır. Bu konuyu ağzına pelesenk edenler de bu imkansızlığı çok iyi bilmektedir. Ancak kamuoyundan ısrarla saklanan gerçek ise Fenerbahçe Spor Kulübü’nün hakkında UEFA tarafından verilen disiplin kararlarının TFF’nin yönetsel kararlarına dayandırıldığıdır. Bu husus UEFA’nın yargı süreçlerinde sunduğu yazılı deliller ile sabittir. Bunun içindir ki Fenerbahçe Spor Kulübü, UEFA tarafından verilen disiplin kararlarının mali sonuçlarının tazmini talebi ile TFF aleyhine dava açmıştır. Açılan bu davada verilecek karar ile UEFA tarafından TFF yönetsel kararlarına dayandırılan disiplin uygulamalarının haksızlığı yargı kararı ile ortaya çıkacaktır. Döneminin TFF yönetiminin FETÖ’cu unsurları tarafından Fenerbahçe’nin UEFA’dan disiplin cezası alması sağlanmış olup, Türk Yargısı bunun kurumsal sorumluluğu hakkında bir karar verecektir. Bu itibarla “Fenerbahçe, UEFA’dan ceza aldı, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi bu kararı onayladı. Fenerbahçe bu karara karşı bir şey yapamadı” şeklindeki söylemler, halen sürmekte olan davalar karşısında içi boş, tamamen spekülatif bir yalandır.

“TRABZONSPOR HİMMET İLE BERAAT ETMİŞTİR”

Fenerbahçe bağlılarından hiçbiri sözde şike suçlamaları ile ilgili olarak UEFA’dan bir disiplin cezası almamıştır. TFF tarafından verilen disiplin cezaları ise AİHM’nin Ekşioğlu&Mosturoğlu kararı ile kaldırılmıştır. Netice olarak, söz konusu sürece ilişkin Fenerbahçe bağlılarından hiç kimse disiplin cezası almamıştır.

“BERAAT KARARLARI ONANARAK KESİNLEŞMİŞTİR”

Sözde şike süreci sonunda Fenerbahçe bağlılarının tamamı toplamda iki kez beraat etmiş ve beraat kararları Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Fenerbahçe bağlılarının beraat kararları ile süreç içerisinde yargılanan Trabzonspor bağlılarının beraat kararları CMK’nın aynı maddesine dayanmaktadır ve aralarında fark bulunmamaktadır. Aradaki tek fark Trabzonspor bağlılarının FETÖ terör örgütünün hakim olduğu mahkemeden “himmet” karşılığı (bu hususu mahkeme kararı ile sabittir) beraat etmiş olduğudur. 3 Temmuz şike sürecinin FETÖ Kumpası olduğu, FETÖ Çatı Davası Gerekçeli Kararı, Ergenekon Davası Gerekçeli Kararı, Kumpasın faili emniyet mensupları hakkında verilen Gerekçeli Mahkeme Kararı ve Kumpas faili yargı mensupları hakkında hazırlanan iddianame ile sabittir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığı başta Anayasa olmak üzere ilgili yasa düzenlemelerinin gereğidir.

“FETÖ’YÜ VE SUÇLUYU ÖVÜYORLAR”

FETÖ Kumpası olduğu yargı kararı ile sabit, sözde şike davasında verilen mahkeme kararından hala medet umanlar, cumhuriyetin mahkemelerinin Fenerbahçe ve bağlılarıyla ilgili vermiş olduğu kararları görmezden gelenler FETÖ Terör Örgütü mensuplarını ve eylemlerini yani suçu ve suçluyu övdüklerini bilmelidir. Bunların gittiği yol kendilerinden önce gidenlerin gittikleri gibi doğru bir yol değildir. Yalan söyledikleri kitle de söz konusu siyasetçilerin çobanlık yaptığı bir sürü değildir.

Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım.

“FENERBAHÇE’Yİ FETÖ ÜZERİNDEN KARALAMAK AHMAKLIKTIR”

Bilinmelidir ki yabancı istihbarat örgütlerinin kullanışlı aparatı olan, FETÖ’nün amacı; ülkemizde, Anayasal Düzeni Değiştirmek ve kendi düşüncesini ülke yönetiminde hakim kılmaktır. FETÖ’nün baş yapıtı olan 3 Temmuz Kumpasının amacı da toplumun büyük kesimlerini karşı karşıya getirmek, çatıştırmak, bu yolla onarılmaz fay hatları yaratmaktır. Bugün de bu örgütün kalan artıklarının ve renklendirilmiş kriptolarının amacı benzerdir. Sportif rekabet uğrunda bu konuda söylenen bilinçsiz açıklamalar sadece FETÖ’nün değirmenine su taşımaktadır. FETÖ’den maddi manevi büyük zararlar görmüş, FETÖ’ye karşı mücadeleye bayraktarlık ve öncülük yapmış camiamızı FETÖ üzerinden karalamak ahmaklıktır. FETÖ’den yarar gören, sportif rekabette avantaj elde edenler edebi ile susmalı, bizi zorla konuşturmamalıdır. Bugün Trabzon’da yaşanan olaylar üzerinden Fenerbahçe ve Trabzonspor camialarını çatıştırmak için benzer şekilde provokatif eylem ve söylemlerde bulunan, parmak sallayıp, büyük camiaları tehdit edenlerin de amacı ve nihai hedefi de aynıdır. FETÖ Kumpası üzerinden bugüne kadar camiamıza yapılan saldırılara hukuk yolu ile mahkemelerde cevabımızı verdik. FETÖ artıklarına ve kripto mensuplarına ihtarımızdır: Sessizliğimiz ve suskunluğumuz toplumsal barışın korunması, 3 Temmuz Kumpasının toplum üzerinde yarattığı tahribatın etkilerini gidermeye yöneliktir. Ortaya atılan her iddiaya, söylenen her söze bir cevabımız vardır ve gerekli gördüğümüz her durumda gerekli cevabı da vereceğiz. Bizi tasfiye ettiğini, bu şekilde sesimizi kısabileceğini hayal edenler bilmelidir ki Silivri Zindanı’nda haykıran, hayatları pahasına haklılıklarını ve kulübümüzü savunan bizler asla bu konuda susmayacağız.

“RAPORU OKUYARAK FİKİR SAHİBİ OLABİLİR”

Gerçekler reddedilmez bir şekilde ortadadır. Ortaya çıkmayan gerçeklerin de bir gün ortaya çıkma huyu vardır. Fenerbahçe’ye FETÖ’nün baş yapıtı olan şike kumpası üzerinden parmak sallayanlar bilmelidir ki kendilerinden önce Fenerbahçe’ye parmak sallayanların büyük bölümü FETÖ mensuplarının tutulduğu cezaevi koğuşlarında bugün hayatlarını sürdürmektedirler. Bir bölümü ise vatansız olarak firardadır. Fenerbahçe’ye parmak sallayan, FETÖ Kumpasından medet uman, şike kumpasına sarılan siyasiler bilmelidir ki 15 Temmuz’da milletin kananına giren, kendisine millet adına emanet edilen silahları milletine ve onun temsilcisi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanına çevirenlerle aynı yola girmişlerdir. Özellikle Ahmet Metin Genç’e söylemek isteriz ki, yok sayıp görmezden geldiği Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararları kendisi için yeterli gelmiyorsa, Ankara Beştepe’de, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde Sayın Cumhurbaşkanı’nın çalışma masası üzerinde duran, “15 Temmuz’a Giden Yol” başlıklı raporu, T.C. İç İşleri Bakanlığında Sayın Bakanın çalışma masası üzerinde duran raporları okuyarak bir fikir sahibi olabilir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/aziz-yildirimdan-fenerbahceye-sikeci-diyen-ak-partinin-trabzon-adayina-sert-yanit/feed/ 0
İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi Sonuç Bildirgesi Açıklandı https://www.haber28.com.tr/ikinci-yuzyilin-iktisat-kongresi-sonuc-bildirgesi-aciklandi/ https://www.haber28.com.tr/ikinci-yuzyilin-iktisat-kongresi-sonuc-bildirgesi-aciklandi/#respond Wed, 15 May 2024 00:24:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18104 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in öncülüğünde geçen yıl 15-21 Mart arasında düzenlenen ve tüm Türkiye’yi geleceği inşa etmeye çağıran İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, bir yılı geride bıraktı.  Yüzlerce uzman ve binlerce yurttaşın katılım gösterdiği kongrede paydaş oylaması ile son halini alan sonuç bildirgesi, tam bir yıl önce bugün İzmir’den dünyaya duyuruldu.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bir ortak akıl ve vicdan hareketi olan İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin sivil, şeffaf ve tümüyle katılımcı bir girişim olarak kurgulandığını belirterek, “Yerkürenin giderek derinleşen ekolojik, ekonomik ve sosyal krizlerle sınandığı bir süreçte düzenlediğimiz İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, İzmir’den tüm Türkiye ve dünyaya yapılan bir davettir. Kongremiz insanlığa yapılan topyekün bir yenilenme çağrısıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Planlama Ajansı, kongrede alınan her bir kararın takipçisi olmaya devam edecek ve kararların ne düzeyde hayata geçirildiğini düzenli olarak değerlendirecek. İzmir’den atılmış evrensel bir adım olarak tarihe geçen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin bir parçası olan herkese bir kere daha teşekkür ederiz” dedi.

8 AYLIK HAZIRLIK SÜRECİ

Kongrenin ana paydaşlarını oluşturan işçi, çiftçi ve sanayici, tüccar, esnaf grupları; sektörlerindeki sorunları ve bunların çözüm önerilerini tartışmak, Türkiye’nin ikinci yüzyılına katkı sağlamak için bir araya geldi. Üç paydaş grubu üçer toplantı yaparak toplamda dokuz paydaş buluşması gerçekleştirdi. Paydaş toplantılarının ardından her grup oluşturduğu deklarasyonu kamuoyuyla paylaştı.

Paydaş toplantılarının ardından ‘Birbirimizden Razıyız’, ‘Doğamıza Dönüyoruz’, ‘Geçmişimizi Anlıyoruz’ ve ‘Geleceği Görüyoruz’ başlıklı dört uzman toplantısına katılan 150’den fazla uzman ve akademisyen paydaş gruplarının deklarasyonlarına katkı sundu.

TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN İSİMLERİ KATILDI

Türkiye’nin önde gelen bilim insanları, siyasetçileri ile iş dünyası ve sivil toplumun temsilcilerinden oluşan kongre yüksek istişare kurulu üç toplantı gerçekleştirdi. Yüksek istişare kurulu üyeleri, paydaş ve uzman toplantılarında sürdürülen tartışmaları değerlendirdi. Kongre hazırlıkları kapsamında ayrıca tematik forum ve çalıştaylar düzenlendi. Gençlik Forumu ve Kadın Forumu’nun yanı sıra Çocuk, Sokak İktisadı ve Eğitim çalıştaylarının çıktıları kongre sonuç bildirgesinde yer aldı.

DÜNYACA ÜNLÜ İSİMLER İZMİR’DEYDİ

15-21 Mart 2023 tarihleri arasında düzenlenen kongre; akademisyen, iktisatçı, bilim insanı, siyasetçi, tarihçi, yazar, sanatçı, sendika ve kooperatif başkanı gibi birçok farklı gruptan konuşmacıyı bir araya getirdi. Yedi günlük kongrenin her gününde farklı bir konu ele alındı. Sırasıyla Yenilik, Vicdan, Yürüyüş,  Doğa, Değişim, Sadakat ve son olarak Çokluğa ve Birliğe Davet temalarıyla kurgulanan ana kongrede toplam 80 konuşmacı sunumlarını yaptı. Kongreye Prof. Dr. Andrew McAfee, Sir Bob Geldof, Prof. Dr. Francis Fukuyama, mimar Hiroyuki Unemori, Prof. Dr. Ian Goldin, Joschka Fischer, Prof. Dr. Michio Kaku ve Prof. Dr. Vandana Shiva gibi dünyaca ünlü birçok isim konuşmacı olarak katıldı.

KARAR TAKİP SİSTEMİ YAYINDA

Sekiz aylık yoğun bir hazırlık sürecinin ardından yapılan tüm çalışmaların çıktılarını içeren sonuç bildirgesi, 21 Mart 2023’te delegelerin oylarına sunuldu. İşçi deklarasyonunda 16 ilke ve 51 karar, çiftçi deklarasyonunda 18 ilke ve 62 karar ve sanayici, tüccar, esnaf bildirgesinde ise 27 ilke ve 98 karar bulunuyor. Giriş kısmı ve üç deklarasyondan oluşan sonuç bildirgesinde toplam 61 ilke ve 303 madde karar altına alındı. 27 madde haricindeki maddeler ise oybirliğiyle kabul edildi. İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından kongrenin hazırlık süreci de dahil tüm yolculuğunu anlatan kitap yayımlandı.

Kitaba, iktisatkongresi.org adresinden ulaşılabiliyor. Kongre sürecinde alınan tüm kararlara dair gelişmelerin takip edilebileceği İktisat Kongresi Karar Takip Sistemi de İzmir Planlama Ajansı (İZPA) tarafından kullanıma açıldı. İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin sonuç bildirgesine ise iktisatkongresi.org/sayfa/sonuc-bildirgesi sayfasından erişilebiliyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ikinci-yuzyilin-iktisat-kongresi-sonuc-bildirgesi-aciklandi/feed/ 0
Merkez Bankası faizi yüzde 50’ye yükseltti https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasi-faizi-yuzde-50ye-yukseltti/ https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasi-faizi-yuzde-50ye-yukseltti/#respond Tue, 14 May 2024 22:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18081 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 500 baz puan artırarak yüzde 50’ye çıkardı. Ekonomistler politika faizinin yüzde 45’te sabit bırakılması tahmin ediyordu.

“ENFLASYONDA BOZULMA GÖRÜLÜRSE SIKILAŞTIRMAYA GİDİLECEK”

Merkez Bankası, enflasyonun öngörülenden yüksek geldiğine dikkat çekerken, yurt içi talepte dirençli seyrin sürdüğüne işaret etti. Bankadan yapılan açıklamada, “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” ifadesi kullanıldı. Kurul, önceki toplantısında faiz oranını yüzde 45 düzeyinde sabit bırakmıştı.

MERKEZ BANKASI’NDAN YAZILI AÇIKLAMA

TCMB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı; “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 45’ten yüzde 50 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, operasyonel çerçevede değişikliğe giderek, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranlarının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 300 baz puanlık bir marj ile belirlenmesine karar vermiştir.

“TALEPTE DİRENÇLİ SEYİR SÜRÜYOR”

Şubat ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet enflasyonu öncülüğünde, öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatı yavaşlayarak cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte dirençli seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyon baskılarını canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu ve ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkilerini yakından takip etmektedir.

FAİZ ARTIŞINA AÇIK KAPI BIRAKILDI

Kurul, enflasyon görünümündeki bozulmayı dikkate alarak politika faizinin artırılmasına karar vermiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.

TÜM ARAÇLARI KULLANMA VURGUSU

Kurul, makroihtiyati politikaları piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, ay içinde yapılan düzenlemelerle finansal koşullar sıkılaştırılmış, para politikası aktarımı desteklenmiştir. Kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.

“FİYAT İSTİKRARI DOĞRULTUSUNDA TÜM ARAÇLAR KULLANILACAK”

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/merkez-bankasi-faizi-yuzde-50ye-yukseltti/feed/ 0
AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı’nın Ölümüyle Sonuçlanan Kaza Davasında Sanık Hakim Karşısına Çıktı https://www.haber28.com.tr/ak-parti-istanbul-il-kadin-kollari-baskan-yardimcisinin-olumuyle-sonuclanan-kaza-davasinda-sanik-hakim-karsisina-cikti/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-istanbul-il-kadin-kollari-baskan-yardimcisinin-olumuyle-sonuclanan-kaza-davasinda-sanik-hakim-karsisina-cikti/#respond Sun, 12 May 2024 08:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17785 Beyoğlu’nda 10 Şubat 2024’de karşıdan karşıya geçmekte olan AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya kullandığı araçla çarparak hayatını kaybetmesine neden olan sanık hakim karşısına çıktı. Savunmasında sanık, “Tam virajı bitirmişken birden karşıma beyaz bir şey çıktı. Neye çarptığımı anlamak için olay yerine koştum, yaralı bir kadın olduğunu görünce ilk yardım müdahalesini yapmaya başladım. Olayda kusurum yoktur” dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Muratcan Türkyılmaz’ın tahliyesine karar verdi.

Beyoğlu’nda 10 Şubat 2024’de karşıdan karşıya geçmekte olan AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya kullandığı araçla çarparak hayatını kaybetmesine neden olan sanık Muratcan Türkyılmaz’ın yargılanmasına başlandı.

Duruşma öncesi sanığın babası, hayatını kaybeden Fatma Sevim Baltacı’nın ailesinin avukatına aileye ulaşmaya çalıştıklarını ancak ulaşamadıklarını söyleyerek, avukattan olaydan dolayı üzgün olduklarını ve baş sağlığında bulunduklarını aileye iletmesini istedi.

İstanbul 41.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Muratcan Türkyılmaz ve taraf avukatları hazır bulundu. Ak Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı avukatları da duruşmaya katıldı.

“Yaralı bir kadın olduğunu görünce ilk yardım müdahalesini yapmaya başladım”

Duruşmada savunma yapan sanık Türkyılmaz, “Ben sağlık personeli olarak çalışıyorum, ambulans şefiyim. Olay günü nöbetim bitmişti ve eve dönüyordum. Beyoğlu istikametine doğru seyir halindeydim, hızım yaklaşık 55-60 civarıydı. Tam virajı bitirmişken birden karşıma beyaz bir şey çıktı. Frene abandım, direksiyonu sağa kırdım ve araç kaldırıma çıktı. Ön cam yüzüme patladı, aracı durdurup neye çarptığımı anlamak için olay yerine koştum. Yaralı bir kadın olduğunu görünce ilk yardım müdahalesini yapmaya başladım. Etraftakilere de 112’yi aramasını söyledim. Hastanın bilincini, solunumunu ve nabzını kontrol ettim. Kanamalarına tampon yaptım, baş-boyun-çene uygulaması yaptım. Hala yaşıyordu, sonra 112 geldi ve ambulansta kalbi durdu. Masaj yapıp tekrar hayata döndürmüşler. Ben de farklı hastaneye alkol kontrolü ve tedavi için götürüldüm. Alkollü değildim, olay anlattığım şekilde meydana geldi. Olayda kusurum yoktur” dedi.

“Rahmetli arkadaşımız 15 yıllık gönüllü olarak emek verdiği davada mesai bitiminde ayrılırken kazaya karışmıştır”

Davaya katılma taleplerinin olduğunu söyleyen AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı avukatları, “Rahmetli arkadaşımız 15 yıllık gönüllü olarak emek verdiği davada mesai bitiminde ayrılırken kazaya karışmıştır. Davayı hassasiyetle takip ediyoruz, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

Müşteki avukatı duruşmadaki beyanında, sanığın asli kusurlu olduğunu düşündüklerini, hayatını kaybeden Baltacı’nın 10 metre sürüklenmesi dikkate alındığında hızın söylenenden daha yüksek olduğunu düşündüklerini ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ettiğini söyledi. Ayrıca, olay yerinde keşif yapılması da talep edildi.

Tahliyesine hükmedildi

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Muratcan Türkyılmaz’ın tutuklu kaldığı süre, sabıkasız oluşu ve delillerin karartılma ihtimalinin bulunmaması sebebiyle tahliyesine karar verdi. Sanık hakkında ‘yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına da hükmeden mahkeme, ayrıca AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı’nın suçtan doğrudan zarar gören olmaması gerekçesiyle katılma talebinin reddine ve suç unsurlarının tespiti için olay yerinde keşif yapılmasına hükmederek duruşmayı erteledi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Muratcan Türkyılmaz’ın ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-istanbul-il-kadin-kollari-baskan-yardimcisinin-olumuyle-sonuclanan-kaza-davasinda-sanik-hakim-karsisina-cikti/feed/ 0
İzmir’de taksi şoförünü öldüren sanığa gerekçeli karar https://www.haber28.com.tr/izmirde-taksi-soforunu-olduren-saniga-gerekceli-karar/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-taksi-soforunu-olduren-saniga-gerekceli-karar/#respond Sat, 11 May 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17664 İzmir’in Gaziemir ilçesinde, aracına bindiği taksi şoförü Oğuz Erge’yi silahla öldüren ve “nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Delil Aysal’a verilen cezanın gerekçeli kararında, olayda kullanılan silahın sanığın evindeki banyoda tavan arasında, boş kovanların da mutfakta çöp kovasında bulunduğu belirtildi.

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Aysal’a “nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli yağma”dan 14 yıl 10 ay ile “ruhsatsız silah taşıma”dan 2 yıl 10 ay hapis cezası verilen hükmün gerekçeli kararı açıklandı.

Cinayete ilişkin detaylı bilgiler anlatılan 16 sayfalık gerekçeli kararda; olayda kullanılan silahın sanığın evindeki banyoda tavan arasında, Delil Aysal’ın taksi içerisinden aldığı boş kovanların da mutfakta çöp kovasında bulunduğu aktarıldı.

İddianame, savcının mütalaası, sanığın ifadesi, sanık ile maktul arasında geçen konuşmalar, tanık ifadeleri ve otopsi raporu gibi tüm ayrıntılar da gerekçeli karara eklendi.

Mahkeme heyeti kararında, sanığın baştan itibaren yüzünü maskeyle gizlemek, başını kapüşon ile kapatmak suretiyle üzerinde taşıdığı ruhsatsız tabancanın şarjörüne 3 mermi koymak ve maktulün sırt kısmına gelecek şekilde yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak için “öldürmek” kastıyla ateş ettiğine vurgu yaptı.

Olayda kullanılan silahın sanığın evindeki banyoda tavan arasında, Delil Aysal’ın taksi içerisinden aldığı boş kovanların da mutfakta çöp kovasında bulunduğu gerekçeli kararda belirtildi.

Ateş etmenin asıl amacının maktulün araç içerisinde bulunan cep telefonu ve kulaklığı almak olduğu kaydedilen gerekçeli kararda şu değerlendirmelere yer verildi:

“Bu olaydan sonra ortaya çıkan görüntü ve ses kayıtları sanığın olayın başlangıcından itibaren yağma suçunu işlemek amacıyla hareket ettiğinin kabulünü gerektirmektedir ayrıca sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Yargılamada amacın mutlak gerçeklik değil mutlak gerçekliğe olabildiğince yaklaşmak umuduyla maddi gerçeklik olduğu bilinerek, başkaca araştırma yapılmasının davanın esasına etki etmeyeceği gibi usul ekonomisine de uygun düşmeyeceği anlaşılmış ve başkaca araştırma yapılmamıştır. ‘Suçlular beraat ederse adalet hüküm giyer’ cümlesinden yola çıkarak dosyadaki delillerle hüküm kurulmuştur.”

Mahkemenin kararında, sanığın eylemi sonrası herhangi bir nedametinin (pişmanlık) görülmemesi nedeniyle indirim uygulanmadığına da dikkat çekildi.

Olay

Taksi şoförü Oğuz Erge, 31 Ocak’ta saat 03.30 sıralarında Buca Gediz Mahallesi’nden kapüşon ve cerrahi maske takan, Gaziemir’e gideceğini söyleyen Delil Aysal’ı (19) aracına almıştı. Taksi, Gaziemir Belediyesi yakınlarında, Aysal’ın arka koltuktan tabancayla üç el ateş ettiği Erge ağır yaralanmış, kaldırıldığı İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti.

Erge’nin üzerindeki ve aracındaki para ile eşyayı alarak kaçan şüpheli, polisin olay yeri ve çevresindeki 70 güvenlik kamerasının kaydettiği yaklaşık 110 saatlik görüntüyü incelemesiyle Buca’da saklandığı adrese düzenlenen operasyonla yakalanarak, tutuklanmıştı.

Olay öncesi, sırası ve sonrasında yaşananları ise araç içi kamerasının kaydettiği ortaya çıkmıştı. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince hazırlanan raporda Delil Aysal’ın cezai ehliyetinin tam olduğu belirlenmişti.

8 Mart’ta yapılan yargılamada, mahkeme heyeti, sanığın “nitelikli kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli yağma”dan 14 yıl 10 ay ile “ruhsatsız silah taşıma”dan da 2 yıl 10 ay hapse çarptırılmasına karar vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-taksi-soforunu-olduren-saniga-gerekceli-karar/feed/ 0
Anayasa Mahkemesi, Kamulaştırma Bedelinin Mahkemeye Depo Edilmesi Zorunluluğunu İptal Etti https://www.haber28.com.tr/anayasa-mahkemesi-kamulastirma-bedelinin-mahkemeye-depo-edilmesi-zorunlulugunu-iptal-etti/ https://www.haber28.com.tr/anayasa-mahkemesi-kamulastirma-bedelinin-mahkemeye-depo-edilmesi-zorunlulugunu-iptal-etti/#respond Thu, 09 May 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17318 Anayasa Mahkemesi, CHP’nin başvurusu üzerine, sit ve koruma alanlarında hukuka aykırı kamulaştırma nedeniyle açılacak davalarda vatandaşların kamulaştırma bedeli ve yasal faizini mahkemeye depo etmek zorunda kalmasına ilişkin yasa hükmünü Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti.

CHP, 18.06.2020 tarihli ve 7247 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesiyle 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a eklenen Geçici 1. Madde’nin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmıştı. AYM, söz konusu düzenlemenin mülkiyet hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verdi. AYM’nin gerekçeli kararı bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a eklenen Geçici 1. Madde ile özellikle büyükşehir belediyeleri sınırları içinde kalan belirli sit alanlarının, koruma alanlarının restore edilmesiyle ilgili kamulaştırma ve maliklerin kamulaştırma işleminin iptaline ilişkin hükümleri düzenliyordu.

Söz konusu düzenlemeyle; 26.6.2020 tarihinden önce alınan kamulaştırma kararları için Asliye Hukuk Mahkemesi kamulaştırma bedelini tespit edip taşınmazın idare adına tescil edilmesine karar verebilmesi hükmü getiriliyordu. Taşınmaz maliki tarafından kamulaştırma işleminin iptali için idare aleyhine idari yargıda dava açılacak ve kamulaştırma işleminin de idare mahkemesi tarafından iptal edilmesi hükme bağlanıyordu. Malike, idarece ihlal edilen mülkiyet hakkını yeniden tesis etmek ve mevcut hak kayıplarını gidermek amacıyla idare aleyhine dava açabilme hakkı tanınıyordu. Ancak malik, söz konusu kamulaştırma bedelini yasal faiziyle birlikte mahkeme veznesine (dava açarken veya dava açarken depo etmemişse mahkemece verilecek iki haftalık kesin süre içinde) depo etmekle yükümlü kılınıyor, aksi takdirde dava açılmamış sayılacağı hükmü yer alıyordu.

CHP’nin yaptığı iptal başvurusunu inceleyen Anayasa Mahkemesi, söz konusu yasanın Geçici 1. Maddesi ile getirilen hükmü Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35 ve 40. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verdi.

“MÜLKİYET VE ETKİLİ BAŞVURU HAKLARI İHLAL EDİLMİŞTİR”

AYM’nin gerekçeli kararında şu ifadelere yer verildi:

“… Kanun hükümleri uyarınca geçici 1. maddenin yürürlük tarihinden önce tesis edilmiş kamulaştırma işlemlerinin iptal edilmesi nedeniyle idare aleyhine açılacak davaların kamulaştırma bedelinin mahkeme veznesine depo edilmeden görülmesine imkan tanımayan kurallar anılan bedelin idarece tahsil edilmesini sağlamaya yöneliktir. Bu bağlamda kuralların idari yargı mercileri tarafından iptal edilen kamulaştırma işlemine konu taşınmaz için ilgililere ödenen kamulaştırma bedelinin idarece tahsil edilebilmesini güvence altına almak suretiyle idarenin bütçesini ve genel anlamda Hazineyi korumak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bununla birlikte idarenin gerçekleştirmesi gereken tahsilatın temelinde esas itibarıyla idari yargı tarafından verilen iptal kararından önce taşınmazın idare adına tescil edilmiş olması yatmaktadır…

Bu itibarla kamulaştırma bedelinin yasal faiziyle mahkeme veznesine depo edilmeden davanın görülmesine imkan tanımayan kurallar anılan yapısal sorunun bir görünümü niteliğindedir. Başka bir deyişle idareye tahsilat kolaylığı sağlamak amacıyla kurallarla malike yüklenen külfetin temelinde kamulaştırma bağlamında mülkiyet hakkını etkili şekilde güvence altına bir yöntemin mevcut olmaması yatmaktadır. Bu bağlamda idari yargıda görülen ve iptal kararıyla sonuçlanan davanın neticelenmesinden önce taşınmazın idare adına tescil edilmiş olmasında ilke olarak malike atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı açıktır.

İdari yargı mercilerince verilen iptal kararlarının geriye yürümesi nedeniyle iptal edilen idari işlemin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması idare açısından bir yükümlülüktür. Bu kapsamda Kanun hükümleri uyarınca geçici 1. maddenin yürürlük tarihinden önce tesis edilen kamulaştırma işleminin iptal edilmesinin ardından taşınmazın önceki malikine iade edilmesi ve kamulaştırma bedelinin tahsil edilmesi gerekecektir.

Anılan iptal kararı sonrasında kamulaştırma bedelinin tahsil edilebilmesi için yapılacak iş ve işlemlerin idareye belirli bir külfet getireceği açık olmakla birlikte anılan bedelin tamamının yasal faiziyle mahkeme veznesine depo edilmeden davanın görülememesi ilgililerin taşınmazı geri alabilmelerini önemli oranda güçleştirecektir. Başka bir ifadeyle kurallar bedelin tamamını yasal faiziyle peşin olarak mahkeme veznesine depo etme imkanından yoksun kişilerin taşınmazı geri alamamalarına ya da uzun bir süre sonunda geri almalarına neden olabilecek niteliktedir.

Bu itibarla hukuka aykırı kamulaştırma işleminin tesis edilmesinde ve bu işlemin iptali talebiyle açılan dava neticelenmeden taşınmazın idare adına tescil edilmesinde ilke olarak herhangi bir kusuru bulunmayan malikin kamulaştırma bedelinin tamamını yasal faiziyle mahkeme veznesine depo etmeden dava açmasına imkan tanınmamasının mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmek suretiyle yargı yoluna başvurabilmesini önemli ölçüde güçleştirdiği gözetildiğinde kuralların mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenle kurallar, Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.”

]]> https://www.haber28.com.tr/anayasa-mahkemesi-kamulastirma-bedelinin-mahkemeye-depo-edilmesi-zorunlulugunu-iptal-etti/feed/ 0 MUÇEV Turizm Ticaret Anonim Şirketi, plaj alanlarını kiralamak için yapılacak ihaleleri iptal etti https://www.haber28.com.tr/mucev-turizm-ticaret-anonim-sirketi-plaj-alanlarini-kiralamak-icin-yapilacak-ihaleleri-iptal-etti/ https://www.haber28.com.tr/mucev-turizm-ticaret-anonim-sirketi-plaj-alanlarini-kiralamak-icin-yapilacak-ihaleleri-iptal-etti/#respond Wed, 08 May 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17214

ESMA TURAN

Muğla Çevre Vakfı’nın (MUÇEV) Turizm Ticaret Anonim Şirketi, 13 Mart’ta Bodrum, Dalyan ve Marmaris’teki plaj alanlarını 5 yıl süreyle kiralamak için ihaleye çıkardı. Şirket, 22 Mart’ta yapılacak ihaleleri iptal ettiğini açıkladı. Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Marmaris Meclisi adına açıklama yapan Halime Şaman, “Blli ki bu kentteki doğaya, yaşam alanlarının korunması için bir duyarlılık var ve bu duyarlılığın da seçimde oy kaybettirme riski var. Bu nedenle kararlar şimdilik geri alındı. Seçimin sonunda bizim önümüze bu kararları getirirseniz hayata geçirilmemesi için de aynı kararlılıkla direnç göstereceğiz” dedi.

MUÇEV Turizm Ticaret Anonim Şirketi; 3. derece doğal sit, nitelikli doğal koruma alanları ve özel çevre koruma bölgesindeki alanları 5 yıl süreyle kiralanmak üzere 13 Mart’ta ihaleye çıkardı. Şirket, 22 Mart’ta ‘yarışmalı teklif usulü’ ile yapılacak ihaleyi iptal ettiğini açıkladı. MUÇEV’in resmi internet sitesinde bugün yer alan duyuruda, “İşletme hakkının kiralanması işi görülen lüzum üzerine iptal edilmiştir” denildi.

“SEÇİMDE OY KABETTİRME RİSKİ VAR”

Konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na MUÇEP Marmaris Meclisi adına açıklama yapan Halime Şaman, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz günlerde samimiyet aradığımıza dair bir basın açıklaması yaptık. Siyasilerden bir talep de bulunduk. Ne kadar doğru bir talepte bulunduğumuzu bugün anlıyoruz. Şimdi size 3 karardan bahsedeceğim; ilki Beldibi’nde bir mermer ocağı için başlayan ÇED süreci, ikincisi Akbelen’i çevreleyen İkizköy’ün topraklarının istimlak edilmesi kararı ve sonuncusu da 3 bölgede yani Bodrum Bitez Hacıahmetler’de, Marmaris Hisarönü Kızkumu’nda ve Dalyan İztuzu plajının MUÇEV tarafından kiralanacağına dair ihale kararları. Bu 3 kararın da iptal edildiğini gördük. Nasıl iptal edildi? Bulundukları yerlerdeki AKP’nin belediye başkan adaylarının bir telefonu ile yani 1 kişi tarafından alınan kararlar yine diğer aday kişiler tarafından telefon edilerek iptal edildi. Biz bu kentte yaşayanlar ve doğal yaşam alanı mücadelesi verenler bunu şöyle yorumluyoruz, belli ki bu kentteki doğaya, yaşam alanlarının korunması için bir duyarlılık var ve bu duyarlılığında seçimde oy kaybettirme riski var. Bu nedenle kararlar şimdilik geri alındı.

“HAYATA GEÇİRİLMEMESİ İÇİN KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”

İkincisi ise belki de hiç bunlar değildi bu duyarlılığı kararlardan vazgeçilmesi sevimliliğini oya dönüştürmek. İşte başlangıçta söylediğimiz o samimiyet arayışı. Samimiyet şöyle olur, eğer bir kentin yaşam alanları, yeni projelere açılacaksa bir, helikopterle gezerek değil bilimsel verilere, orayı koruyan uluslararası sözleşmelerin ne dediğine bakılarak karar alınır. İkincisi ise orada yaşayanların yani yaşamları etkileneceklerin rızası alınır. Şimdi bunları toplayıp şunu söylemek mümkün, bugün ister bir senaryo ister görülen duyarlılık riskinden, oy kaybettirme riski nedeniyle size geri adım attıran bu kentin dirençleri, Muğla ve ilçelerindeki doğayı ve yaşam alanlarını korumaya yönelik direnç şimdi size bu kararı aldırıyorsa unutmayın ki seçimin sonunda bizim önümüze bu kararları getirirseniz, ki getirmenizin çok yüksek bir ihtimal olduğunu biliyoruz, hayata geçirilmemesi için de aynı kararlılıkla direnç göstereceğiz. Sizleri samimiyete, bilime ve katılımcı demokrasiye davet ediyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mucev-turizm-ticaret-anonim-sirketi-plaj-alanlarini-kiralamak-icin-yapilacak-ihaleleri-iptal-etti/feed/ 0
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Olağanüstü Genel Kurula Gideceklerini Açıkladı https://www.haber28.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurula-gideceklerini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurula-gideceklerini-acikladi/#respond Tue, 07 May 2024 00:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17058 Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, nisan ayında olağanüstü genel kurula gideceklerini belirterek, “Gerekiyorsa da bir alt lige ineceğiz. Her gün ölmektense, bir gün öleceğiz ama geleceğimizi kurtarmak zorundayız. Bir sene oynar çıkarız biz ama herkes aklını başına alır artık” dedi. Koç, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığından istifa ettiğini duyurdu.

Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe maçı sonrası yaşanan olaylarla ilgili Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe ve Trabzonspor’un arasında bir problem olmadığını vurgulayan Koç, “Bu 2 kulübü kafa kafaya getirmeye, şiddet ve nefret tohumu ekmeye 13-14 yıldır çok emek verenler var. Dün gecenin mağduru Fenerbahçe’dir. Linçten, fiziki saldırıdan kendini koruyan da Fenerbahçe futbolcularıdır. Fiziki saldırıdan kendilerini koruyan Fenerbahçeli futbolculardır. Ne olduğunu sorgulayan, endişe eden taraftarlarımızdır” diye konuştu.

“Dünkü olaylar tamamen organizeydi”

İşlerin çığırından çıktığını ve bir karar almak zorunda bulunduklarını anlatan Koç, “Fenerbahçe’nin gördüğü muamele, daha fazla tahammül edebileceğimiz bir muamele değildir. 3 Temmuz’u biliyorsunuz. 13-14 senelik süreçte nereye geldiğimiz herkesin malumudur. Sportif anlamda yaşananlar herkesin malumudur. Dün gece ya bir futbolcu linç edilseydi ne olacaktı? Bu son olsun mu diyecektik? Hep diyoruz ama olmuyor, özellikle Fenerbahçe söz konusuyken. Dünkü olaylar tamamen organizeydi” ifadelerini kullandı.

“Maçın iptal edilmemesinde en büyük sorumlu federasyondur”

Türkiye Futbol Federasyonunun yaşananlarda ana sorumlu olduğunu aktaran Ali Koç, “Maç başladı, aşama aşama olaylar büyüdü. Hakemin hiçbir şey yapmaması, yaptırım uygulamaması tribünleri cesaretlendirdi. Tribünler de netice almaya başladı. Bu maçın devam etmesi olacak iş değil. UEFA’da yapsa lisansı iptal ettirilir. Denizli’deki maçta da iptal edilmeliydi. Su savaşları dediğimiz Sami Yen’deki maçta da edilmeliydi. Dünkü maçta da edilmeliydi. Ülkemizin içinde bulunduğu futbol ortamında değil Halil Umut Meler, kim olursa olsun iptal edemezdi maçı. Rakibimizin gücünü biliyorsunuz, siyasi ve bürokrasi gücünü. Çekinmiş olabilirler ama bu maçın iptal edilmemesinde en büyük sorumlu federasyondur” şeklinde konuştu.

“Kendi geleceğimizi kendimiz çizeceğiz”

2 Nisan’da yapacakları olağanüstü genel kurul toplantısıyla kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceğini aktaran Koç şunları söyledi:

“Biz 2 Nisan günü genel kurula gidiyoruz, olağanüstü. Yapmamız gerekeni yapmamız lazım. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım. Futbol AŞ’nin aynı zamanda genel kurulunu koyuyoruz. Ben biraz evvel Kulüpler Birliği Vakfından istifa ettim. Fenerbahçe olarak kendi kaderimizi, kendi geleceğimizi kendimiz çizmek zorundayız. O yüzden bu kararları aldık. Camiamızın aklıselim davranmasını özellikle rica ediyorum. Biz kendi ülkemizde bu muameleyi görmeyi kabul etmeyeceğiz. Gerekiyorsa da bir alt lige ineceğiz. Bu kararı alınca bir alt lige düşme söz konusu. Her gün ölmektense, bir gün öleceğiz ama geleceğimizi kurtarmak zorundayız. Bir sene oynar çıkarız biz ama herkes aklını başına alır artık. Biz gerçek anlamda yeter diyoruz o yeterlerden değil. Kendi geleceğimizi kendimiz belli etmek zorundayız.”

“Gelin kulübün yanında durun”

Fenerbahçe tarihi için çok önemli bir virajdan geçtiklerini ifade eden Başkan Koç, kongre üyelerine de çağrıda bulunarak, “Şimdi tutturmuşlar ‘ceza verilsin’, verin ne istiyorsanız yapın. Herkes aklını başına alsın. Linç tehlikesine rağmen oyunu oynatanlar aynaya baksınlar. Futbolun bu noktaya gelmesine müsaade eden federasyona müsaade edenler de bir aynaya baksın. 2 Nisan ilk toplantı, bu toplantıda gereken sayıyı yakalamamız lazım. 2 Nisan’da 15-16 bin kişiyi sağlamamız lazım. 3 Nisan’da maçımız var. Bu karar alınacaksa 2 Nisan’dan önce almak zorundayız. Bu ligde Fenerbahçe’ye yer yok. Rica ediyorum Fenerbahçe tarihi için çok önemli bir virajdan geçiyoruz. Kongre üyelerime rica ediyorum, 30 bin kişi aidatı ödedi, ödemeyenler ödesin gelin kulübün yanında durun. Hep beraber karar verelim. Çünkü bu gidişat gidişat değildir. İstenen Fenerbahçe’nin kazanmaması, başarılı olmaması, hatta sahalarda yer almaması. 3 ay sonra bırakıyorsun diye düşünenler olacak. Biz bu kararı alırsak ben bırakmıyorum. Bir alt ligde kulübün başkanı olarak tekrar Süper Lig’e çıkarır o zaman bırakırız” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurula-gideceklerini-acikladi/feed/ 0
AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı İlhan Geçit, Malatya’nın iyileşme reçetesini açıkladı https://www.haber28.com.tr/ak-parti-yesilyurt-belediye-baskan-adayi-ilhan-gecit-malatyanin-iyilesme-recetesini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-yesilyurt-belediye-baskan-adayi-ilhan-gecit-malatyanin-iyilesme-recetesini-acikladi/#respond Mon, 06 May 2024 02:12:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16945 AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, 6 Şubat’ta yaşanan Asrın felaketinde büyük yıkımın yaşandığı Malatya’nın “İyileşme Reçetesi”ni hazırladıklarını ve bu reçetenin hayata geçirilmesinde merkezi hükümetin desteğinin önemine vurgu yaparak, vatandaşların 31 Mart seçimlerinde oy verirken bu hususu özellikle göz önünde bulundurmaları tavsiyesinde bulundu.

AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, beraberinde AK Parti Milletvekili Bülent Tüfenkci, Yeşilyurt İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı ve teşkilat üyeleriyle birlikte Yaka Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Yoğun katılımın sağlandığı buluşmada vatandaşların sevgi seli ile karşılaşan Prof. Dr. İlhan Geçit, önemli açıklamalarda bulundu. 6 Şubat depremlerinde büyük yara alan Malatya’yı ayağa kaldıracak ekibin AK Parti adayları olduğunun altını çizen Prof. Dr. İlhan Geçit, Malatya’nın iyileşme reçetesinin hazır olduğunu belirtti.

Milletvekili Tüfenkci: “Bu seçim bir zihniyet seçimi”

AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, bu seçimlerin sadece yerel seçim olmadığını aynı zamanda bir zihniyet seçimi olduğunu söyledi. “Terörle iş birliği içinde olanları mı yoksa milletle iş birliği yapanları mı yerelde iktidar yapacaksınız?” diye soran Tüfenkci, isim vermeden CHP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Veli Ağbaba’yı sert sözlerle eleştirdi.

Tüfenkci, “Bu bir yerel seçim. Bu bir zihniyet seçimi. Esasında biz kimi iktidara getireceğiz. Hangi zihniyeti iktidar yapacağız. Terörle işbirliği yapanlarımı iktidar yapacağız, yoksa milletle işbirliği yapanlarımı belediye başkanları yapacağız. İşte 31 Mart’ta buna karar vereceksiniz. Yalanlarla dolanlarla siyaset yapanlarımı iş başına getireceğiz. Yoksa eserleriyle ve hizmetleriyle duruş sergileyenleri mi belediye başkanı yapacağız. İşte buna karar vereceğiz. Ben inanıyorum ki Yaka Mahallesi sakinleri, vatanına, milletine ve devletine bağlı insanlar. Asla bölücülerle iş birliği yapanları iş başına getirmez. Kendi içinde çıkan evlatlarını iş başına getirecekler. Bakmayın algı oluşturanlara? Lafa bakmayın icraata bakın. Yapacağız demiyoruz, yaptık diyoruz. Bugüne kadar yaptıklarımız, Allah’ın izniyle yapacaklarımızın teminatı. Biz Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’da şunu gördük. Yapamayacağınız bir şeyin sözünü de vermeyeceksiniz, söz verdiniz mi? O zaman yapacaksınız” şeklinde konuştu.

Geçit: “Bu şehri ayağa kaldıracak ekip biziz”

Merkezi hükümet ile yerel yönetimin iş birliğinin kenti ayağa kaldırmada büyük önem taşıdığına vurgu yapan AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, “Bu bir yerel seçim. Yerel seçimde genel seçimden farklı olarak adayları farklı mukayese etmemiz gerekiyor. Ölçüp biçip tartıp, yetkinliklerine, birikimlerine bakmak gerekiyor. Bugün vereceğiniz karar sadece bizim beş yılımızı etkilemeyecek, belki biz burada inşallah 50 yıllık 100 yıllık bir şehri planlayacağız. Dolayısıyla bu karar gelecek 100 yıllı da etkileyecek. Malatya’nın iyileşme reçetesinin hazır. 100 yılın afetinde bu şehri ayağa kaldıracak ekip bu ekip. Duygusal değil akli karar vermek gerekiyor. Sizler de göreceksiniz ki merkezi hükümetin desteği olmadan belediyelerin bütçeleri ile bu işlerin altından kalkmak mümkün değil. Oy verirken, sadece bizim 5 yılımızı değil bu şehrin gelecek 50 veya belki 100 yılını belirleyeceksiniz. Yol altı ile yol üstü arasındaki gelişmişlik farkını hızla gidereceğiz. 6 Şubat depremleri bize bazı fırsatlar sunuyor. Rezerv alanları, kentsel dönüşüm gibi fırsatlar sunuyor. 5 yıllık sürecin sonunda bu farkların ortadan kalkmış olacağını göreceksiniz” diye konuştu.

Toplantıda kendisine sloganlarla destek veren gençleri de unutmayan Geçit, kenti yönetirken gençlerin fikirlerinden de yararlanacaklarını, onları karar alma sürecine dahil edeceklerini söyledi. Geçit, “Nasıl ki Büyükşehir Meclisinde komisyonlar var, gençlerden de meclis oluşturacağız. Ama dost pazarda görsün diye değil. Her ay onlarla bir araya gelip, fikirlerinden yararlanacağız” İfadelerini kullandı. – MALATYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-yesilyurt-belediye-baskan-adayi-ilhan-gecit-malatyanin-iyilesme-recetesini-acikladi/feed/ 0
FETÖ’nün dinleme davasında Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz: ‘Mağdur sıfatıyla dahil edildiğimiz bu tarihi davanın peşini asla bırakmayacağız’ https://www.haber28.com.tr/fetonun-dinleme-davasinda-adalet-partisi-genel-baskani-vecdet-oz-magdur-sifatiyla-dahil-edildigimiz-bu-tarihi-davanin-pesini-asla-birakmayacagiz/ https://www.haber28.com.tr/fetonun-dinleme-davasinda-adalet-partisi-genel-baskani-vecdet-oz-magdur-sifatiyla-dahil-edildigimiz-bu-tarihi-davanin-pesini-asla-birakmayacagiz/#respond Mon, 06 May 2024 02:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16943 Fethullahçı Terör Örgütü’nün çok sayıda kişiyi yasalara aykırı şekilde dinlediğinin tespit edilmesi üzerine açılan davanın mağdurlarından Adalet Partisi Genel Başkanı Dr. Vecdet Öz, “Mağdur sıfatıyla dahil edildiğimiz bu tarihi davanın peşini asla bırakmayacağız” dedi.

Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, Fethullahçı Terör Örgütü tarafından yasa dışı olarak yapılan dinlemeler nedeniyle açılan davada mağdur olarak yer aldığını belirterek, yargılama aşamasında sona gelinen davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Dava neticelendiğinde, FETÖ’nün siyasi ayağı dahil karanlıkta kalan bir çok konu aydınlığa kavuşmuş olacaktır” diyen Öz, “Bir zamanlar gidişatı iyi görmeyip duruma müdahil olan yurtsever vatandaşları kendileri için tehlikeli görerek takibe alan, fişleyen ve AKP iktidarı döneminde ele geçirdikleri devlet gücüyle kumpasa maruz bırakanların bir kısmı şimdilerde yaptıklarının hesabını vermeye başlamışlardır. Umarım basın konuya müdahil olur ve davanın içeriği konusunda kamuoyunu aydınlatır” ifadelerini kullandı.

FETÖ İÇİN YARGILAMA SÜRECİ BAŞLATILMIŞTI

Fethullahçı Terör Örgütü’nün siyasetçilerden iş insanlarına, devlet görevlilerinden sanatçılara kadar birçok kişinin yasa dışı bir şekilde ortaya çıkmış ve bunun sonucunda dava açılmış ve kamuoyunda ‘VİP dinleme davası’ olarak nitelendirilmişti. Dava, aradan yıllar geçmesine rağmen sürüyor, 2019’da 210 sanığı bulunan davada kimi beraat ve cezalandırma kararları da çıksa da henüz tamamlanmadı.

‘VIP dinleme’ soruşturmasında, 19 Eylül 20216’ya gelindiğinde, birçok kişinin iki davada da sanık olması nedeniyle birleştirme yapılmasıyla birlikte sanık sayısı 145’e ulaştı. FETÖ’nün “VIP dinleme” davası, 210 sanıklı olarak 14 Ekim 2019’da Ankara’da görüşmeye başlandı. 2021’e gelindiğinde ise, 167 sanığın bulunduğu davada karar çıktı ve kararda, ‘Silahlı terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği’, ‘Askeri ve siyasal casusluk’, ‘Usulsüz dinleme’, ‘Belgeleri hukuka aykırı yok etme’, ‘Resmi belgede sahtecilik’ ve ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından 130 sanığın mahkumiyet ile 37 sanığın ise beraat kararı onandı. Sanıklardan 37’sinin beraatına hükmeden mahkeme, aralarında firarilerin de bulunduğu 43 sanığın ise dosyasını ayırdı. Şimdi dava dosyaları üst mahkemede temyiz bekliyor.

DOSYA YARGITAY’DA BEKLİYOR

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği’, ‘askeri ve siyasal casusluk’, ‘usulsüz dinleme’, ‘belgeleri hukuka aykırı yok etme’, ‘resmi belgede sahtecilik’ ile ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından 130 sanığın mahkumiyetine, 37 sanığın ise beraatına karar verildiği dosyanın kanun yolu incelemesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince tamamlanmıştı. Kararda, yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet ve beraat hükümlerinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılığın bulunmadığı, yargılama aşamasında eksiklik olmadığı ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu vurgulanmıştı. Delillerin hukuken geçerli ve elverişli olduğu, sanıklara yönelik ceza artırımı ve indiriminin yasal gerekçeye dayandığı belirtilen kararda, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün yerinde olduğu kaydedilmişti. Bu kapsamda sanık ve avukatlarının istinaf başvurusunu esastan reddeden ceza dairesi, tutuklu sanıkların bu halinin devamını kararlaştırmıştı. Dosya, temyiz incelemesi için Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmişti.

DAVADAKİ SANIKLAR

Ceza alanların arasında 17/25 Aralık kumpas soruşturmalarını yürüten emniyet müdürlerinin yanı sıra kamuoyunun bildiği bazı isimler de yer alıyor. Bunlardan eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, ‘silahlı terör örgütü yöneticiliğinden’ 18 yıl, ‘usulsüz dinlemeden’ 7 yıl 10 ay 15 gün, ‘resmi belgede sahtecilikten’ 13 yıl 1 ay 15 gün, “belgeleri hukuka aykırı yok etmek” suçundan ise 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Eski İstihbarat Dairesi Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe, söz konusu suçlardan 27 yıl 4 ay 15 gün, eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı 22 yıl 6 ay, istihbarattan sorumlu eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Hami Güney 28 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Daha önce İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 25 yıla mahkum edilen eski emniyet müdürü Yurt Atayün ile aynı mahkemede 16 yıl 6 ay hapis cezası alan Ali Fuat Yılmazer de “resmi belgede sahtecilik” suçundan 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı.

“Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan mahkum edilen sanıklardan Hasan Ali Okan, İlyas Tekin, Özgür Öztürk, Seyit Gölcük, Fatih Doğan ve Ertan Aslan’a ayrıca “siyasi ve askeri casusluk” suçlarından 16’şar yıl hapis verildi.

MAĞDURLAR ARASINDA SİYASETÇİLER DE VAR

Sanıkların usulsüz dinledikleri mağdur ve müştekiler arasında Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz de bulunuyor. Vecdet Öz’ün mağdur sıfatıyla yer aldığı dava dosyasında Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu, eski Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, eski bakanlar Koray Aydın, Abdullatif Şener ve Namık Kemal Zeybek, emekli Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un eşi Sevgi Kurtulmuş, bazı bakanlar, gazeteciler, iş insanları, bürokratlar ve emniyet mensupları bulunuyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/fetonun-dinleme-davasinda-adalet-partisi-genel-baskani-vecdet-oz-magdur-sifatiyla-dahil-edildigimiz-bu-tarihi-davanin-pesini-asla-birakmayacagiz/feed/ 0
Kadıköy’de diş hekimi cinayeti davasında katil zanlısı müebbet hapse çarptırıldı https://www.haber28.com.tr/kadikoyde-dis-hekimi-cinayeti-davasinda-katil-zanlisi-muebbet-hapse-carptirildi/ https://www.haber28.com.tr/kadikoyde-dis-hekimi-cinayeti-davasinda-katil-zanlisi-muebbet-hapse-carptirildi/#respond Sun, 05 May 2024 07:49:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16868 Kadıköy’de, 21 Mayıs 2022’de 64 yaşındaki diş hekimi Şeyma Biran’ın muayenehanesinde bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 2 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ziya Ersoy ve tutuksuz sanık Abdullah Artut ile müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme, sanık Ziya Ersoy’a müebbet hapis cezası verirken, diğer sanık Abdullah Artut’un beraatine karar verdi.

KATİL ZANLISINA 3 AYRI SUÇTAN CEZA İSTENDİ

Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Ersoy’un olay yerine gitmeden önce bıçak satın aldığını ve diş hekimini muayenehanesinde birçok yerinden bıçaklayarak öldürdüğünü, sonrasında ise maktulün çantasını da alarak olay yerinden ayrıldığını belirtti. Mütalaada, sanık Ersoy’un “bir suçu gizlemek, delillerini ortandan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla tasarlayarak kasten öldürme” ve “iş yerinde silahlı yağma” suçlarından cezalandırılması, diğer sanık Artut’un ise öldürme eyleminden haberdar olduğuna ve suç delillerini gizlemek kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulamadığı için beraatine karar verilmesi talep edildi.

“DURDUK YERE KATİLLİĞİM TUTMUŞ OLAMAZ”

Mütalaaya ilişkin savunma yapan tutuklu sanık Ersoy, “Şeyma Biran, ‘Senin çok güçlü bir ruhun var, cosmosdan çok fazla enerji çekmen lazım ama çekemiyorsun, çakraların kapalı, yan odada taşlarım var ben oradan 5 dakika güç alıp geleceğim, diğer doktorumuz reankarnasyon uzmanı sana da ücretsiz yaptırabiliriz’ dedi. Sonra yanıma gelerek ‘Sen daha önce köpek olarak gelmişsin erkek değil, kadın olarak gelmişsin, Arif Bey gelince detaylı olarak bakar ama benim gördüklerim bunlar’ dedi.

Ellerinden tropikal bir koku geliyordu, bu esnada terimi silmek için havluyu alırken havlunun altındaki bıçak gözüme ilişti. Bir anda gözlerim karardı, kendimden geçtim. Kendime geldiğimde Şeyma Biran’ın yerde ölmüş olduğunu fark ettim. Maddi değeri 1 TL olan bir şeyi bile almadım. Durduk yere, 51 yaşında hırsızlık ve katilliğim tutmuş olamaz. Her şey için üzgünüm. Ben bu süreçte annemi kaybettim. Ben de mağdurum” ifadelerini kullanarak beraatini istedi

TUTUKSUZ SANIK, OLAY SONRASINDA YAŞANANLARI ANLATTI

Tutuksuz sanık Abdullah Artut ise, “Ziya Ersoy bana, ‘Feribottan inerken doğulu iki gençle tartıştım. Birinin dişine vurdum, elim kesildi’ dedi. Yanında bulunan çantasından bir şeyler çıkarıp bana verdi. ‘Bunları çöpe atabilir misin, kavgadan dolayı bunlar kan oldu annem görmesin’ dedi.

Çantayı alarak içindekilerle birlikte dükkanın kapısının önünde bulunan çöpe attım. İçeri döndüğümde masanın üzerinde bir bıçak gördüm. Ziya, ‘Bu bıçağı yeni aldım sana hediye etmek isterdim ama eve götüreceğim, bir kaç gün sende kalsın sonra alırım’ diyerek bir çorabın içerisine koyarak bana verdi. Bıçağı masanın altına bıraktım. Bıçağı neden çorabın içerisinde verdiğini sorgulamadım ve merak etmedim” dedi.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPSE ÇARPTIRILDI

Davayı karara bağlayan mahkeme, sanık Ziya Ersoy’un “bir suçu gizlemek, delillerini ortandan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Cezada takdiri indirim uygulamayan mahkeme, ayrıca “iş yerinde silahlı yağma” suçundan da 11 yıl hapis cezası verdiği Ersoy’un tutukluluk halinin devamına hükmetti. Diğer sanık Abdullah Artut’un da üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verildi.

İDDİANAMEDEN AYRINTILAR

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Ziya Ersoy hakkında “bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “nitelikli yağma” suçundan da 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Diğer sanık Abdullah Artut hakkında da “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kadikoyde-dis-hekimi-cinayeti-davasinda-katil-zanlisi-muebbet-hapse-carptirildi/feed/ 0
CHP Parti Meclis Üyesi Bozoğlu “Akbelen’deki Kamulaştırma Kararı ve Ardından Vazgeçilmesi Akbelenlilerin Yıllardır Verdiği Mücadelenin Sonucu” https://www.haber28.com.tr/chp-parti-meclis-uyesi-bozoglu-akbelendeki-kamulastirma-karari-ve-ardindan-vazgecilmesi-akbelenlilerin-yillardir-verdigi-mucadelenin-sonucu/ https://www.haber28.com.tr/chp-parti-meclis-uyesi-bozoglu-akbelendeki-kamulastirma-karari-ve-ardindan-vazgecilmesi-akbelenlilerin-yillardir-verdigi-mucadelenin-sonucu/#respond Sat, 04 May 2024 23:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16782 HABER: YAĞMUR BERİL VAROL – KAMERA: KERİM UĞUR

Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı’nı korumak için 5 yıldır mücadele eden İkizköylüler ve yaşam savunucularının ağaçların kesilmesine ve her gün gerçekleştirilen dinamit patlatmalarına karşı düzenlediği “Akbelen’de Büyük Buluşma”ya katılan CHP Parti Meclisi (PM) üyesi Baran Bozoğlu, “Akbelen’deki bu kamulaştırma kararı ve ardından vazgeçilmesi Akbelenlilerin yıllardır verdiği mücadelenin sonucu” dedi.

Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy’deki Akbelen Ormanı’nda, Limak Holding ve IC Holding’in iştiraki YK Enerji tarafından işletilen Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’nin kömür sahasını genişletmek için Temmuz 2023’te ağaç kesimine karşı başlatılan direniş devam ediyor. 740 dönüm ağaç kesilen Akbelen Ormanı’nda İkizköylüler ve yaşam savunucuları, ağaçların katledilmesine ve her gün gerçekleştirilen dinamit patlatmalarına karşı dün Akbelen’de gerçekleştirilen Büyük Buluşma’da tekrar bir araya geldi. İkizköylüler ve yaşam savunucuları buluşma sonrasında, maden alanı olan ilk nöbet alanına giderek incelemede bulundu.

“TÜRKİYE’DE HİÇBİR VATANDAŞ AK PARTİ’NİN ÇEVRE UYGULAMALARINA GÜVENMİYOR”

Büyük Buluşma’ya katılan CHP Parti Meclisi üyesi Baran Bozoğlu, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Akbelen’de verilen mücadelenin Türkiye’deki çevre problemlerine karşı verilen mücadelenin bir toplamı olarak gördüklerini ifade eden Bozoğlu, “Türkiye’de özellikle AK Parti döneminde yirmi iki yıldır büyük bir çevre talanı yaşandığını biliyoruz. Dolayısıyla aslında Akdelen’deki mücadele Türkiye’de yıllardır  AK Parti’nin uyguladığı çevre politikalarına karşı verilen bir somut tepkidir. Artık Türkiye’de hiçbir vatandaş AK Parti’nin çevre konusundaki uygulamalarına, madencilik konusundaki uygulamalarına güvenmemektedir. Erzincan İliç’te yaşanan olay da aslında bunun bir somut göstergesidir. AK Parti şu anda  Türkiye’nin çevresini, havasını, toprağını savunmayan ve bu kapsamda uyguladığımız mevzu, kanunları, yönetmelikleri de hiçe sayan bir bakış açısıyla ciddi şekilde problemler oluşturmuştur” dedi.

“YAPMAMIZ GEREKEN BÜTÜN DOĞAL ALANLARIMIZA DAHA FAZLA SAHİP ÇIKMAK”

Dünyanın en büyük probleminin iklim krizi olduğunu vurgulayan Bozoğlu, Türkiye’nin Akdeniz havzasında iklim krizinden en fazla etkilenecek ülkelerin başında geldiğini söyledi. Bozoğlu, şöyle konuştu:

“Özellikle Ege Bölgesi’nin Muğla başta olmak üzere yapılan araştırmalarda iklim krizi kaynaklı sel felaketleri, deniz suyu yükselmesi gibi meselelerde en çok etkilenecek kentlerin başında geliyor. Dolayısıyla burada yapılacak olan bütün çalışmaları, bütün politikaları, bir iklim krizine karşı mücadele ve toplumumuzun, ülkemizin, insanların, doğanın zarar görmeyeceği çalışmalara odaklamamız gerekiyor. Bunun temel yolu doğaya sahip çıkmaktır, doğanın korunmasıdır. Dolayısıyla bugün Muğla başta olmak üzere farklı bölgelerde ormanlık alanların yok edilmesine yönelik yapılan her tür proje bizim geleceğimizi, bugünümüzü riske atmaktadır. Çocuklarımızın geleceğini riske atmaktadır. Öte yandan yapılan çalışmalar, verilen kararlar ben yaptım oldu hukuku, toplumu, yereldeki insanlığın ihtiyaçlarını göz ardı ederek uygulanmaktadır. Zaten ay sonu yapılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bunu somut bir şekilde gördük. Vatandaşların buradaki tepkileri göz ardı edilerek, toplum kuruluşlarının, bilim insanlarının verdiği bilgi ve bilgi birikimi göz ardı edilerek yirmi birinci yüzyıl dünyasına uygun olmayan bir yaklaşımla acele kamulaşma kararı ortaya konuluyor. ve savaş dönemlerinde alınması gereken acil durumlarda alınması gereken bu karar mevzuata göre ne yazık ki bütün enerji yatırımlarına, madencilik yatırımlarına uygulanmaya başladı. Bu toplumu yok sayan bir bakış açısıdır. Bu doğayı yok sayan bir bakış açısıdır. Bizim şu anda yapmamız gereken şey bütün doğal alanlarımızda çok daha fazla sahip çıkmak vatandaşlarımızın yanında yer almak ve tarımın geliştirilmesi ve bunun yanında da yerel kalkınmanın gelişmesine odaklanmamız gerekiyor.”

“MEVZUAT KARALAMA DEFTERİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

Kamulaştırma kararının iptal edilmesinin Akbelen’de verilen mücadelenin sonucu olduğunu ifade eden Bozoğlu, şöyle devam etti:

“Bugün Muğla’da açık konuşmak gerekirse doğaya toplu saldırının olduğunu görüyoruz. Belediye başkan adaylarımızla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi olarak dik bir duruş, kararlı bir duruş sergiliyoruz. Doğanın, insanın yanında olduğumuzu bir kez daha buradan Akbelenlilerle beraber yer alıyoruz. Biz Akbelen’in yanında değil, biz Akbelenli’nin içindeyiz. Ne yazık ki ülkemizin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin  mevzuatı bir karalama defteri dönüştürülmüş durumda. Bir gün karar veriliyor. İki gün sonra bu karardan vazgeçiliyor. Plansızlık, programsızlık, insanların geleceğini düşünmeyen bir bakış açısına sahip olmadığını bir kere net bir şekilde göremiyoruz. Devletin liyakatli kadroları ne yazık ki kalmamış durumda. Kamu kurumlarının liyakatli kadroları savrulmuş durumda ve siyasallaştırılmış durumda. Akbelen’deki bu kamulaştırma kararı ve ardından vazgeçilmesi aslında bunun somut bir göstergesidir. Öte yandan Akbelenlerin yıllardır verdiği bir mücadelenin sonucu olduğunu unutmamak gerekir. Bir rica üzerine bu işlerin olması mümkün değil, işte buradan siyasi rant elde edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Ancak biz bunun samimiyetsiz olduğunun çok iyi farkındayız. 1 Nisan’dan sonra, seçimden sonra Cumhuriyet Halk Partisi kadroları, belediye başkanlarıyla birlikte bu meseleyi takip etmeye devam edecek. Cumhuriyet Halk Partisi her zaman buradaydı. Burada olmaya devam edecek.”

“MÜCADELE YAPMAK GEREKİYORSA LİDERLİK YAPMAYA HAZIRIM”

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olması durumunda Akbelen ve Muğla ormanlarının korunmasına karşı yol haritasını ANKA Haber Ajansı’na açıklayan Bodrum Belediye Başkanı ve CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, Muğla’da yapılacak yatırımlar hakkında ilgili inisiyatiflerle, mimarlar odasıyla, TMMOB’la, kent konseyleriyle, köylülerle konuşacaklarını söyledi. Aras, “Muğla’nın aslında yüzde 68’i ormandı. Bu son 2021 yangınlarında yüzde 8’i yandı maalesef. O yüzden  şu anda ormanlarla ilgili yapılan bütün müdahalelere karşı hukuki her türlü  yolu deneyeceğiz. Yargı yolunu, gerektiğinde de işte bu şekilde hep beraber olup birlikte olup bu işe karşı çıkacağız. Turizm tahsisleri oluyor ormanlarda veya maden tahsisleri oluyor. Maden de çıkarılabilir, turizm de tahsis edilebilir ama bu yöntemler doğru yöntemler değil. Yani bunların yapılacak yöntemleri de var. Doğaya, çevreye zarar vermeden yapılacak yatırımlar da tabii ki olacak. Ama bu şekilde değil. Ormanları yok ederek, tarım arazilerini yok ederek, zeytinlikleri yok ederek bunlar yapılmamalı. Bizim itirazımız buna. O yüzden maden çalışmalarıyla ilgili oturacağız. İlgili inisiyatiflerle, mimarlar odasıyla, TMMOB’la, kent konseylerimizle, köylülerimizle, oturup bunları konuşacağız ve nerede, ne mücadele yapmak gerekiyorsa buna ben liderlik yapmaya her zaman hazırım” dedi.

“YÜZ YILLIK BİRİKİMLERİMİZİ SATA SATA BİTİREMEDİLER”

Muğla’da yaşam hakkını savunacağını ve koruyacağını ifade eden Aras, şöyle konuştu:

“Doğru yerde, doğru noktada her zaman olacağım. ve bu tür müdahalelere karşı da akademik çevrelerle, üniversitelerle çalışıp bu bölgenin doğal yapısını, binlerce yıllık kültürünü, endemik türlerini, tarım potansiyelini sonra doğal hayatını, biyoçeşitliliğini, eko sistemini bilimsel raporlarla ortaya koyacağız. İlk önce altlık oluşturacağız. Sonra da yine hukuki mücadeleyle buralara yapılan, yapılmaya çalışılan bu müdahaleyi engelleyeceğiz. Ama emekçinin de hakkını koruyacağız. Ülkenin menfaatlerini de düşüneceğiz. Buradaki halkın yaşam hakkını da savunacağız. Yani bunların hepsi korunarak hepsine belli hassasiyetlerle yaklaşarak da bu tür işler yapılabilir. Ama öyle bir şey var ki bu kamulaştırmalar daha doğrusu özelleştirmelerden sonra yani biliyorsunuz Cumhuriyet’in kazanımlarını yüz yıllık birikimlerimizi sata sata bitiremediler. Şimdi işte normalde enerjinin, eğitimin, sağlığın özellikle, kamusal hizmetlerin devlet eliyle yapılması gerekiyor. Ama bunların hepsini özelleştiriyorlar. Sağlığı özelleştiriyorlar, eğitimi özelleştiriyorlar, Enerjiyi özelleştiriyorlar. Şimdi tabii özelleşince karlılık ön plana çıktığı için böylece bu şirketler ister istemez korumacı davranmıyorlar veya onların tek amacı kar etmek, para kazanmak oluyor. Yani herhangi bir hassasiyet gözetilmiyor. O yüzden tekrar bu termik santrallerin öncelikle kamulaştırılmasını, sonra da Paris İklim Antlaşması’nın imzacısı bir ülke olarak fosil yakıtlardan çıkılmasını biz aslına bakarsanız burada teklif ediyoruz, öneriyoruz ve savunuyoruz. Bizim niyetimiz bu. Tamamen bu. Bunun dışında ne emekçinin işiyle, ne enerji ihtiyacının varlığıyla hiç kimseyle bir problemimiz yok bizim.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-parti-meclis-uyesi-bozoglu-akbelendeki-kamulastirma-karari-ve-ardindan-vazgecilmesi-akbelenlilerin-yillardir-verdigi-mucadelenin-sonucu/feed/ 0
İYİ Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Partilileri, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Tanıtım Tabelalarına Zarar Verdi https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-ve-partilileri-bursa-buyuksehir-belediyesinin-tanitim-tabelalarina-zarar-verdi/ https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-ve-partilileri-bursa-buyuksehir-belediyesinin-tanitim-tabelalarina-zarar-verdi/#respond Fri, 03 May 2024 08:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16645 Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut proje ve çalışmalarını içeren Gaziakdemir-Sıcaksu Kentsel Dönüşüm parapetlerinde bulunan tanıtım tabelalarına İYİ Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Selçuk Türkoğlu ve beraberindeki partililer tarafından sprey boya ile zarar verildi. Konuyla ilgili Bursa Büyükşehir Belediyesi yazılı bir açıklama yayımladı.

Yerel seçim sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeniden aday gösterilen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın 6 yıllık süreçte Bursa’da hayata geçirdiği hizmetleri ve projelerini içeren tanıtım tabelalarına İYİ Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Selçuk Türkoğlu ve beraberindeki partililer tarafından 17 Mart 2024 Pazar günü sprey boya ile karalayarak provake edici sözler yazıldı. Gaziakdemir-Sıcaksu Kentsel Dönüşüm alanında bulunan, siyasi parti adı ve logosu bulunmayan, adaylıkla ilgili ifadelerin de yer almadığı tanıtım tabelalarının önünde basın açıklaması gerçekleştiren İYİ Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Selçuk Türkoğlu ve beraberindeki partililer, tanıtım tabelalarının afişlerini yırtarken üzerlerine de “Kanunsuz, yasak ve kanma” gibi sözler yazdı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada “Şikayete konu afiş ve ilanlar, Belediye Başkanımızın mevcut faaliyet ve hizmet duyurularına ilişkin olup bunlarda hiçbir şekilde siyasi parti adı, logosu ve ‘belediye başkan adayı’ ifadesi yer almamaktadır. Bu ilanlar belediye başkanının halka hesap verme sorumluluğunun bir gereği olarak bizatihi mevzuat gereği yapılan kamusal tanıtımlardır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Hemşehri Hukuku” başlıklı 13. maddesine göre: “Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır.” Konu olan tanıtım tabelaları, mevcut hizmet ve projeleri içeren, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin halka hesap verme sorumluluğunun bir gereği olarak yapılan kamusal tanıtımlardır ve her dönemde yapılagelmektedir. Yerel seçimlere kısa bir zaman kala gerek ilimizde gerekse ülkemiz genelinde benzer şekilde belediye faaliyetleri kamusal alanlarda halka duyurulmaktadır. Söz konusu reklam tabelalarına ilişkin şikayet ile ilgili Osmangazi İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından alınan 12.03.2024 tarih ve 2024/33 sayılı karar ile “298 sayılı Kanun’da belirtilen yerler dışında siyasi ilan, tanıtım ve reklam içeren afiş, poster vb. asılmasının, yapıştırılmasının yasak olduğu” gerekçesi ile Sıcaksu Bölgesinde ve Akpınar Mahallesinde devam eden kentsel dönüşüm alanındaki belediyemize ait tanıtım ilanlarının kaldırılmasına karar verilmişti. Ancak söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvurulmuş olup, hukuki süreç devam etmektedir. Henüz ortada kesinleşmiş bir karar yoktur. Bizzat şikayetçi İYİ Parti adaylarına ve diğer parti ve adaylara ait pek çok afiş, ilan ve pankartın 298 sayılı Kanun’da belirtilen yerlerin dışında pek çok noktada bulunduğu malumdur. Bu durumda yapılan şikayet açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır. Hukukun evrensel ilkelerinden olan bu kural Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesinde: “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk düzeninin, kendi yaptığını şikayet ederek dürüst davranmayanın bu hakkını korumaması gerektiğine inanıyoruz. Halkın hizmet ve faaliyetlerden bilgi edinmesini engelleyici provakatif eylemlerde bulunan İYİ Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Selçuk Türkoğlu ve beraberindekileri kınıyor, mevcut sürecin yakın takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz” ifadelerine yer verildi. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-ve-partilileri-bursa-buyuksehir-belediyesinin-tanitim-tabelalarina-zarar-verdi/feed/ 0
Türkiye’den kaçırılan kişilerin iadesi mümkün mü? https://www.haber28.com.tr/turkiyeden-kacirilan-kisilerin-iadesi-mumkun-mu/ https://www.haber28.com.tr/turkiyeden-kacirilan-kisilerin-iadesi-mumkun-mu/#respond Sat, 27 Apr 2024 05:12:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15915 Yazar Elif Tok’un ölümle sonuçlanan trafik kazasına sebebiyet veren 16 yaşındaki oğlunu Türkiye’den kaçırması ile ilgili konuşan Ceza Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Hasan Sınar, herkesin aklındaki sorunun ‘suçluların iade edilip edilemeyeceği’ olduğunu söyledi. Bu olaydaki hukuki sürecin karmaşıklığına dikkat çeken Sınar, “ABD ile Türkiye arasında suçluların iadesine ilişkin ikili bir antlaşma var. Suçlu, bu durumda ABD vatandaşı olsa bile iade edilebilir” dedi.

Bu olayda söz konusu ülkenin ABD olduğuna işaret eden Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Hasan Sınar, iade kararı verilen kişilerin, karara itiraz hakkı bulunduğunun altını çizdi. Kural olarak iade sürecinin mahkümiyet kararına bağlı olduğunu belirten Sınar, “Ancak bu somut olaydaki gibi bir tutuklama kararı varsa ona ilişkin olarak da talepte bulunulabilir. Bunun için öncelikle ilgili yargı makamları tarafından Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili ülkeye iade talebini iletmeleri gerekir” dedi.

“Avrupa kıtasındaki Avrupa Konseyi Suçları İadesi Sözleşmesi’ne de tarafız”

Sınar, iade kararı verilen kişilerin karara itiraz hakkı bulunduğunun altını çizdi. Uluslararası Ceza Hukukundaki temel prensibe göre ülke vatandaşları iade edilmez. Ancak bu kuralın istisnaları da olduğunu kaydeden Hasan Sınar, “Bizim anayasamıza göre bir Türk vatandaşı, yabancı bir ülke talep ettiği zaman iade edilmez. Ancak Uluslararası Ceza Divanına taraf olmaktan doğan yükümlülüklerimiz saklıdır. Aynı şekilde Amerika’da da kural olarak kendi vatandaşını iade etmez. Ancak talep eden ülke ile mütekabiliyet esasına yani karşılıklılık esasına bağlı bir ikili antlaşma var ise o zaman işler değişebilir. Nitekim Türkiye ile Amerika arasında böyle bir antlaşma var. Aynı zamanda Avrupa kıtasındaki Avrupa Konseyi Suçları İadesi Sözleşmesi’ne de tarafız. Dolayısıyla biz bu iade müessesini işletebiliriz. Oraya kaçan kişi Amerikan vatandaşı olsa dahi aradaki mütekabiliyet karşılıklılık prensibi uyarınca Türkiye’ye iadesi mümkün olabilir” açıklamasını yaptı.

“Adalet Bakanlığı’nın bu kadar hızlı aksiyon aldığı başka vaka bilmiyorum”

Adalet Bakanlığı’nın bu kadar hızlı aksiyon aldığı başka vaka bilmediğini söyleyen Hasan Sınar’a göre bunda kamuoyu ve sosyal medya baskısı etkili oldu. Bununla prosesin kendisinin uzun ve yorucu bir süreç olması nedeniyle her an için bu insanların Amerika’dan kaçma ihtimaline de dikkati çekti.

“Türkiye’nin eli kuvvetli diplomatik imkanlar seferber edilmeli”

Bu davanın ABD tarafında nasıl bir yankı bulacağının izlenmesi gerektiğini ifade eden Hasan Sınar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aslında Türkiye’nin eli kuvvetli. İsnat edilen suç, Amerikan hukukunda bizden daha ağır cezalandıran bir suç. Türkiye’de bir insana bu şekilde çarpıp kaçtığınız zaman hapiste yatma süreniz çok azdır. Belki infaz sistemi nedeniyle cezaevinde kalmazsınız bile. Ama Amerika’da çok ağır cezalar alırsınız bu fiil nedeniyle. Yani suçun niteliğine göre sürecin hızlanması, diplomatik imkanların seferber edilmesine bağlı. Eğer Amerika üzerinde bir baskı grubu oluşturulursa ve derhal bu konuda bir karar alınması için çaba sarf edilirse iade mümkün olabilir.”

Amerika’da da yargısal bir sürecin işleyeceğini anlatan Sınar, “Netice itibariyle bu kişiler şu an özgürce sokakta dolaşıyor. Bu kişinin yakalanması için bir yakalama emri çıkacak. Aynı zamanda yurt dışına çıkış yasağının da mutlaka çıkması lazım” değerlendirmesini yaptı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiyeden-kacirilan-kisilerin-iadesi-mumkun-mu/feed/ 0
Köpeğin doktora havlaması sahibine 700 bin TL’ye patladı https://www.haber28.com.tr/kopegin-doktora-havlamasi-sahibine-700-bin-tlye-patladi/ https://www.haber28.com.tr/kopegin-doktora-havlamasi-sahibine-700-bin-tlye-patladi/#respond Sat, 27 Apr 2024 05:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15913 Köpeğin doktora havlaması sahibine 700 bin TL’ye patladı

Köpekten korkup düşen doktor ayağını kırdı, mahkeme köpeğin sahibine 700 bin TL’ye yakın ceza verdi

SAMSUN – Samsun’da bir doktor, kendisine havlayan golden cinsi köpekten korkup düşerek ayağını kırdı. Doktorun şikayeti üzerine mahkeme, köpeğin sahibini 700 bin TL’ye yakın maddi ve manevi para cezasına çarptırdı.

Samsunlu 61 yaşındaki esnaf Bülent Petek, 10 yıl önce dükkanının önünde pitbull saldırısına uğrayan golden cinsi yavru köpeği tedavi ettirip sahiplendi. Dükkanında ve evinde yanından ayırmadığı ‘Kont’ ismini verdiği köpek, yıllar sonra başına iş açtı. İddiaya göre köpek, 29 Ağustos 2017 tarihinde yazlık evlerinde komşularına misafirliğe gelen Dr. Ferda Turutoğlu’na havladı. Korkup kaçmaya çalışırken düşen doktor, ayağını kırdı. Kadın doktor, köpeğin sahipleri Bülent ve eşi Nuran Petek’ten şikayetçi oldu.

Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Dr. Ferda Turutoğlu’nun açtığı maddi ve manevi tazminat davasında lehine karar verdi. Mahkeme davacıyı haklı bularak Petek çiftini 285 bin 441 TL maddi tazminat, 30 bin TL manevi tazminat, 21 bin TL karar-ilam harcı gideri, bin 668 TL harç yargılama gideri, 6 bin 515 TL yargılama gideri, 44 bin 816 TL vekalet ücreti ve 17 bin 900 TL vekalet ücretinin yasal faizleri ile birlikte toplam 465 bin 976 TL para cezasına çarptırdı.

Petek çifti kararı istinafa taşıdı. Petek ailesinin talebi Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından da bozulmadı. İstinaf kararında davalı tarafın istinaf başvurusunun ‘esastan reddine’ hükmedildi. Bölge Adliye Mahkemesi’nin 29 Şubat 2024 tarihinde verdiği kararında “Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 362/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi” denildi. Kararın kesinleşmesinin ardından davacı tarafından, davalıya toplam 549 bin 310 TL’lik haciz gönderildi. Yasal faizleri ile birlikte yaklaşık 700 bin TL cezaya mahkum edildiğini belirten davalı Bülent Petek, yaptığı basın açıklamasında mahkemenin verdiği kararları eleştirdi.

“Benimle alakası olmayan bir köpek davasından başıma gelmeyen kalmadı”

Söz konusu olayda kendisinin bir suçu ve ihmalinin olmadığını, tekrar yargılanmak için yetkililerden yardım istediğini ifade eden Bülent Petek, “Komşuya gelen bir misafir, köpeğimden korkup kendini duvardan atıp ayağını kırmış. Biz bir ses duyunca el feneri ile mahallede gezdik. Ağacın dibinde ayağı kırılmış bir şekilde yatan Ferda Turutoğlu’nu gördük. Olay anında benim köpeğim bahçede bağlı şekilde duruyordu. Misafirim de şahidim de var. Olayın ardından 1 yıl geçmesinden sonra 2018 yılında davacı olundu. Karşı taraf, ‘köpek ısırdı’ diye dava açtı. Bu köpeğin kimseyi ısırması ve kovalaması mümkün değil. Hakimler dava sonucunda bize 700 bin TL civarında bir ceza kesti. Benim bu cezayı ödeme şansım yok. Tüm hesaplarıma haciz geldi. Her alandan kilitlendim. Bundan sonraki süreçte Allah bize yardım etsin. Davacı tarafla bugüne kadar bir görüşmem olmadı. Çünkü olayın benimle bir alakası yok. Yazlık yer, herkesin kapısında köpek var. Kış akşamı saat 21.00’de bu hayvanın olduğunu nasıl gördü? Golden cinsi köpeklerin hepsi birbirine benzer. Bir iftiraya uğradığımı düşünüyorum. Bizim ne suçumuz var? Benimle alakası olmayan bir köpek davasından başıma gelmeyen kalmadı. Ağır kalp hastasıyım. Hala daha köpeğime bakıyorum, bakmakla da sorumluyum. Çok hayvanseverim. Sokak hayvanlarını dahi veterinerlere götürürüm. Bu cezayı ödeme şansım yok. Adaletin yerine gelmesini ve tekrar dava açılmasını istiyorum” dedi.

“Köpeğin ısırdığına ya da saldırdığına dair bir rapor yok”

İstinaf mahkemesinin verdiği kararın emsal teşkil edebileceğini, sokak köpeğinden kaçarken ayağını kıran bir başka vatandaşın belediyeleri mahkemeye vererek tazminat talep edebileceğini ifade eden Bülent Petek’in kardeşi Cemil Petek ise, “Bu golden cinsi köpek dünyada engellilere yardım eden ‘rehber köpek’ olarak kullanılıyor. Davacı taraf, ‘beni ısırdı, saldırdı’ diyor. Böyle bir ısırma ya da saldırdığına dair rapor yok. Bizi dava eden kişi aile hekimi olduğundan 6 kez iş göremez raporu almış. Bundan dolayı bize 30 bin TL maddi, 285 bin TL de manevi tazminat cezası verildi. Bu rakam şu anda faiziyle 677 bin TL oldu” diye konuştu.

“Bu hayvanın saldırganlaşabileceğini hiç sanmıyorum”

Arastada esnaf olan Mithat Ulcay ise, “Kont adındaki golden cinsi köpek bir esnaf ağabeyimizin köpeği. Yıllardır bu arastada bizimle birlikte yaşıyor. 5-6 yıldır Kont’u tanıyorum. Ne bir insana saldırdığını ne de bir kediyi kovaladığını gördüm. Büyük ihtimal bir yanlış anlaşılmadan dolayı böyle tatsız bir olay gerçekleşti. Ben de bir köpek sahibiyim. Bu hayvanın saldırganlaşabileceğini hiç sanmıyorum” şeklinde konuştu.

Davacı avukatı Kılıçoğlu: “Müvekkilimde olay sonrası yüzde 3,4 oranında maluliyet oluştu”

Söz konusu dosyanın kalıcı olarak kendileri lehine sonuçlandığını açıklayan davacı Ferda Turutoğlu’nun avukatı Barış Kılıçoğlu, “İstinaf lehimize sonuçlandı. Müvekkilim köpeğin saldırması sonucu duvardan düşüyor. Düşme sonucunda da dizinden ameliyat oluyor. Bacağında platinler var. Bununla ilgili tazminat davası görüldü, lehimize sonuçlandı. Karar, istinaftan da geçerek kesinleşti. Konuyla ilgili yargılama aşaması tamamlandı. Köpek, davalı tarafın köpeği. Bununla alakalı bir inkarları da olmadı. Dava da bu haliyle kesinleşti. Bundan sonra karar kesin olduğu için bir daha dava görülmeyecek. Dosya da icra aşamasında. Doktor Ferda Turutoğlu’nun olayın ardında yüzde 3,4 oranında maluliyeti var. Ayrıca dava karara çıktıktan kısa bir süre sonra davalı taraf üzerine kayıtlı taşınmazı yakın bir tanıdığına devretti. Bununla ilgili de dava açtık. Taşınmaza tedbir uygulandı. Tasarrufun iptali davası da ayrıca devam etmektedir. O davanın da yargılama aşamasının başındayız. Bu olayda ‘hayvan idare edenin tazminat sorumluluğu’ var. Dava özü itibarıyla hayvan idare edenin tazminat sorumluluğudur. Konunun başka alanlara çekilmesinin manası yok. Başıboş köpeklerle alakalı konularda idarenin sorumluluğu var. Orada kamu hizmeti işlememiş ya da kötü işlemiştir. Orada belediyenin sorumluluğu vardır. Bizim konumuzda ise hayvan sahibinin yasadan doğan sorumluluğu vardır. Bunların birbirine emsal teşkil etmesi konusunda birinde idarenin sorumluğu, diğerinde hayvan sahibinin sorumluluğu var. Özü itibarıyla aynı şeyler olsa da sorumluluk makamları farklıdır” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kopegin-doktora-havlamasi-sahibine-700-bin-tlye-patladi/feed/ 0
İzmir’de Şila adlı Pitbull cinsi köpeğin kulübesini ateşe vererek öldüren sanığın cezası artırıldı https://www.haber28.com.tr/izmirde-sila-adli-pitbull-cinsi-kopegin-kulubesini-atese-vererek-olduren-sanigin-cezasi-artirildi/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-sila-adli-pitbull-cinsi-kopegin-kulubesini-atese-vererek-olduren-sanigin-cezasi-artirildi/#respond Fri, 26 Apr 2024 02:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15768 İzmir’de Şila adlı Pitbull cinsi köpeğin kulübesini ateşe vererek öldüren sanığın cezası artırıldı. ‘İyi hal’ indirimi ile 1 yıl 8 ay hapis cezası alıp tutuklu kaldığı 72 günün ardından tahliye edilen Ömer Faruk Baki’nin cezası, istinaf mahkemesinde 4 yıla çıkarıldı, sanığın tutuklanmasına karar verildi.

İzmir’in Seferihisar ilçesinde, ‘Şila’ isimli 2,5 yaşındaki pitbull cinsi köpeğin kulübesini ateşe vererek öldürdüğü suçlamasıyla yargılandığı davada ‘iyi hal’ indirimi ile 1 yıl 8 ay hapis cezası alıp tutuklu kaldığı 72 günün ardından tahliye edilen Ömer Faruk Baki (57), kararın istinafa taşınmasının ardından yeniden yargılandı. Baki, bu kez 4 yıl hapse çarptırıldı.

11 Ekim 2022’de, Turabiye Mahallesi Necat Hepkon Caddesi’nde meydana geldi. Furkan Pınar’ın sahibi olduğu 2,5 yaşındaki Pitbull cinsi ‘Şila’ isimli köpek, eve 10 metre mesafedeki demir kafes içindeki ahşap kulübesinde, yanıcı madde dökülerek yakıldı. İhbar üzerine gelen itfaiye ekipleri, alevleri söndürdü. Kafesin kapısı kapalı olduğu için dışarı çıkamayan köpek yanarak öldü. Kulübe alev alev yanarken, o anlar bazı kişiler tarafından görüntülendi. Polisin yaptığı çalışmada, yangını çıkaranın Ömer Faruk Baki (57) olduğu tespit edildi. 13 Ekim’de gözaltına alınan ve ifadesinde suçlamaları reddeden Baki, sevk edildiği adliyede tutuklandı.

Seferihisar 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde 19 Ocak 2023’te görülen davada; Baki’ye, 2 yıl hapis cezası verildi. Ardından mahkeme, sanığın duruşmadaki iyi halini gözeterek cezayı 1 yıl 8 ay hapse indirdi. 72 gün cezaevinde kalan tutuklu sanık tahliye edildi.

İtiraz edildi

Cumhuriyet savcısı ve Şila’nın sahibi, davaya müdahil olan Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, Bursa, Antalya ve İzmir baroları ve Hayvanlara Adalet Derneği ile sanık avukatları ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinafa başvurdu.

Savcının istinaf gerekçesinde sanığın, sokakta yaşayan arkadaşı M.E.’ye ait eşyaları yakması sebebi ile ‘mala zarar verme’ suçunu işlediği, kulübede yangın oluşabileceğini öngörmesine rağmen yangını çıkardığı, Şila’nın ölümünde muhtemel kastının bulunduğu ve bu sebeple üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği belirtildi. İstinaf başvurusunu karara bağlayan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi de sanık hakkında, M.E.’ye yönelik ‘yakarak mala zarar verme’ eylemi nedeniyle kamu davası açılması gerektiği ve bu davaların birleştirilerek yargılama yapılması gerektiğine dikkat çekti. Bu hususun eksik bırakılarak hüküm kurulduğunu belirten mahkeme, sanık hakkında ‘eksik ceza tayini’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın hükmü veren ilk ceza mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi.

4 yıl hapis cezası ve tutuklama kararı

Seferihisar 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ne iade edilen dosyada, dava tekrar görülmeye başlandı. Bugünkü duruşmaya tutuksuz sanık Ömer Faruk Baki katılmazken; Şila’nın sahibi Furkan Pınar, avukatı, müdahil derneklerin temsilcileri ve avukatları salonda hazır bulundu. Görülen davada sanığa Şila’nın ölümü için 2 yıl, Furkan Pınar’a ait yanan kulübe nedeniyle ‘mala zarar vermekten’ 1 yıl 6 ay, M.E.’ye ait eşyaları yakması nedeniyle de yine ‘mala zarar vermek’ suçundan 6 ay olmak üzere toplam 4 yıl hapis cezası ve tutuklama kararı verildi. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-sila-adli-pitbull-cinsi-kopegin-kulubesini-atese-vererek-olduren-sanigin-cezasi-artirildi/feed/ 0
Muğla’da Akbelen Ormanı kamulaştırma kararı iptal edildi https://www.haber28.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-iptal-edildi/ https://www.haber28.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-iptal-edildi/#respond Fri, 26 Apr 2024 02:36:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15766

ESMA TURAN

CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin linyit madeni sahası için kamulaştırılması kararını iptal etmesiyle ilgili “Biz Akbelen için 2 yıldır mücadele ediyoruz. Ancak o mücadele esnasında orada olmayanlar şu anda sanki bir zafer kazanılmış edasıyla ‘Biz bu kararı kaldırttık’ naraları atıyorlar. Bu doğru bir şey değil. Aslından seçimden sonra samimiyet testini göreceğiz” dedi. AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taleplerini yerinde görerek kararı kaldırdığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 11 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan 8247 sayılı acele kamulaştırma kararıyla Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı’nın çevresindeki 190 parsellik tarım arazisi, linyit madeni sahası olarak kullanılmak üzere Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmıştı. Karar, gelen tepkilerin ardından bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla iptal edildi.

“MADEN RUHSATI İPTAL EDİLİRSE SAMİMİYETLERİNE İNANIRIM”

Konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan CHP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, şunları söyledi:

“Akbelen ile ilgili bir karar alınmıştı. Bu kararda acele kamulaştırma öngörülüyordu ancak bu karardan geri dönüldü ve karar yürürlükten kaldırıldı. Aslına bakarsanız bir hukuk devletinde kararlar bir gecede alınıp bir gecede vazgeçilmez. Ancak biz bunlara alışkınız. Biz özellikle Akbelen için 2 yıldır mücadele ediyoruz. Akbelen’deki aktivistler, Karacahisar, İkizköy halkı, Milas halkı, Muğla halkı burada mücadele veriyor. Ancak o mücadele esnasında orada olmayanlar şu an da sanki bir zafer kazanılmış edasıyla ‘biz bu kararı kaldırttık’ naraları atıyorlar. Bu doğru bir şey değil. Aslından seçimden sonra samimiyet testini göreceğiz. Seçimden sonra bakalım gerçekten de bu karar bu şekilde devam edecek mi yoksa yeniden bir gece Resmi Gazete’de yayınlanan kararnamelerle yeniden acele kamulaştırma kararı mı alınacak, bunu seçimden sonra hepimiz göreceğiz. Aslında orada arama ruhsatı da devam ediyor. Yani maden ruhsatı devam ediyor. Asıl oradaki sorunun kalıcı bir şekilde çözülmesi için, ormanların kurtulması için yapılması gereken oradaki maden ruhsatını iptal edilmesidir. Eğer maden ruhsatı iptal edilirse biz o zaman bu kararı samimi bir karar olduğuna kanaat getireceğiz. Ben zararın neresinden dönülürse kardır diye düşünüyorum ve Muğla’mızı için Akbelen için bu mücadelenin kısmen de olsa durdurulması bile bir başarıdır.”

“KAMULAŞTIRMA KARARINI CUMHURBAŞKANIMIZLA GÖRÜŞTÜK”

İptal kararının ardından AKP Muğla İl Başkanlığı’nda partililer ile birlikte açıklama yapan AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın da şöyle konuştu:

“Kamulaştırma kararının ardından Sayın Cumhurbaşkanımızı telefonla aradım. Aynı günün akşamı iki kez görüştük. Cumhurbaşkanımıza olayı bütün yönleri ile anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız, olayı olduğu gibi anlattığımız vakit, olayı somut olarak ortaya koyduğunuz vakit, kesinlikle doğru neyse o yönde kararını geliştiren bir insan olduğu için bu olaya da sıcak baktığını gördüm. Ertesi gün de Sayın Cumhurbaşkanımız bizim olayı somut olarak bütün yönleri ile önüne koyduğumuz için Sayın Cumhurbaşkanımız tatmin oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız talebimizi yerinde görerek yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararı yayınlayarak bir önceki çıkan kararnameyi yürürlükten kaldırdı. Şu an itibarıyla İkizköy’de Çamköy’de ve Karacahisar köyünde 192 parselin kamulaştırılması konusu gündemden kalkmıştır. Biz her zaman Muğlalı hemşerilerimizin, çiftçilerimizin, köylülerimizin yanındayız, yanında da olmaya devam edeceğiz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-iptal-edildi/feed/ 0 Atakum Kent Meydanı’nın Yıkımı Tepki Çekti https://www.haber28.com.tr/atakum-kent-meydaninin-yikimi-tepki-cekti/ https://www.haber28.com.tr/atakum-kent-meydaninin-yikimi-tepki-cekti/#respond Thu, 25 Apr 2024 01:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15639

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

AKP’li Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Atakum Kent Meydanı’nın Kütüphane Parkı yapılacağı gerekçesiyle yıkımına başlanması tepki çekti. CHP Atakum İlçe Başkanı Adem Kürek, “Biz Atakum’a sahip çıkmak zorundayız. Biz diyoruz ki bu yanlıştan geri dönün. 15 gün sonra, yeni belediye başkanımızla, yeni meclis kararı mı çıkar, nasıl anlaşırlar, düzgün bir şekilde ortaklaşa yapılır. Biz bıktık bu AKP’nin kendisini devlet gibi görmesinden. Size 5 seneliğine emanet ediliyor buralar, tapusu verilmiyor” dedi.

Samsun Atakum’da Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan ve 19 Mayıs törenleri başta olmak üzere birçok etkinliğe ev sahipliği yapan meydanın Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılması tepki çekti.

“BELEDİYEYE KANUNLARI HATIRLATMAKTAN BIKTIK”

CHP Atakum İlçe Başkanı Adem Kürek, şunları söyledi:

“14 Temmuz 2015 tarihli ve 272 sayılı Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı var. Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı ve meclisin aldığı bir karardır bu. Bu karar diyor ki; büyükşehir belediyesi hizmet alanları dahilinde mevcut yeni yapılacak olan park alanlarının imar planında yer alan ve yüzölçümü 10 bin metrekare ve üstünde olanların, bugüne kadar büyükşehir belediyemizce yapılan ve işletilen park alanları hariç yapım, bakım, onarım, temizlik ve ray işleri büyükşehir belediyesi sorumluluğundadır. 10 bin metre karenin altındakiler ise, yapım, bakım, onarım, temizlik, peyzaj ve buna benze ilçe belediyesinin sorumluluğuna verilmesine diye karar alıyor. Bu kararı Samsun Büyükşehir Belediyesi alıyor ve bugün burada kepçeleri görüyoruz. Burası 10 bin metre karenin altında bir alan. Bu karara rağmen, yine 5 yıldır olduğu gibi, ben yaptım oldu anlayışı var. Biz yapılan hiçbir şeye karşı değiliz ancak biz bu belediyeye, büyükşehir belediyemize, kanunları hatırlatmaktan bıktık. Belediye Meclis üyemiz, yıllardan beri bununla ilgili hukuksal girişimlerde bulunuyor, itirazlarda bulunuyor. Bu ülkeyi kanunla yönetmeyeceksek neyle yöneteceğiz? Biz diyoruz ki seçimlere 15 gün kalmış, 15 gün sonra buranın 2 tane belediyesi de değişecek. Yeni belediye başkan adayları çıktı sahneye, burayı biz birlikte, en güzel, en doğru şekilde yapalım diyoruz. Şimdi şurada bir proje görüyoruz, hoş güzel bir şey ama çok daha güzelini zaten lansmanımız da açıklayacağız, hazırladık. Bir bakın biz ne yapıyoruz. Biz kaçak güreşmiyoruz. Gizli bir çevirmek istemiyoruz ama kendi kanunlarını hiçe sayarak, yaptığınız zaman biz bunları kabul edecek değiliz.

“BURALAR SİZE EMANET EDİLİYOR, TAPUSU VERİLMİYOR”

Biz Atakum’a sahip çıkmak zorundayız. Belediye başkanlığını niye istiyoruz; Atakum’da yaşıyoruz, Atakum’a sahip çıkmak için buralara sahip çıkıyoruz. Biz diyoruz ki bu yanlıştan geri dönün. 15 gün sonra, yeni belediye başkanımızla, yeni büyükşehir belediye başkanımızla birlikte buranın yeni meclis kararı mı çıkar, nasıl anlaşırlar, düzgün bir şekilde ortaklaşa yapılır. Devlet yönetiliyor, biz bıktık bu AKP’nin kendisini devlet gibi görmesinden. Size 5 seneliğine emanet ediliyor buralar, tapusu verilmiyor. Bu emaneti de en iyi şekilde korumak ve değerlendirmek hepimizin boynunun borcu. Çok istismar ediyorlar. Karşı mıyız; hayır karşı değiliz. Daha güzelini istiyoruz, daha iyisini istiyoruz. Ortak akıl diyoruz biz. Seçime başladığımız ilk günden beri her yerde aynı şeyi ortak akıl. Lütfen bu insanların fikirlerine de önem verin. Ayrıca burası 1 Nisan’dan sonrada bizim belediyemiz olacak, biz burayı zaten kazanacağımıza inanıyoruz ve kazanacağız. Ancak buranın tek talibi biziz gibi biz sahip çıkıyoruz. İşte bu yüzden, biz kazanacağız. Ne oluyor buraların geleceğini artık düşünen yok mu? Biz hepsini bu yanlıştan dönmeye Atakum’u daha yaşanabilir hale getirmeye burada huzur içinde, mutluluk içinde, yine yeşiller içinde, yine güzellikle içinde hep birlikte yaşamak istiyoruz. Buna emin olun engel olamayacaklar. Atakumlu da Atakum’a sahip çıkacak, burayı ortak akılla en güzel hale getireceğiz. Atakum bizim, Atakum’u hem tekrar kazanacağız hem en güzel hale getireceğiz. Hukuki ve diğer süreçlerin hepsini de işleteceğimizi bilmenizi istiyoruz. Bitmiyor, bitmeyecek, devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/atakum-kent-meydaninin-yikimi-tepki-cekti/feed/ 0
Bucak’ta gözaltı sırasında ölüme neden olan polis memuruna hapis cezası https://www.haber28.com.tr/bucakta-gozalti-sirasinda-olume-neden-olan-polis-memuruna-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/bucakta-gozalti-sirasinda-olume-neden-olan-polis-memuruna-hapis-cezasi/#respond Tue, 23 Apr 2024 04:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15414 Burdur’un Bucak ilçesinde gözaltı sırasında çıkan arbedede bir kişinin ölümüne neden olan ve hakkında “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçundan dava açılan sanık polis memuruna 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına, tutuklu sanık polis memuru Cafer D, sanık polis memuru Ramazan Ç. ve müşteki sanık Gizem T. ile tarafların avukatları ve yakınları katıldı.

Duruşmaya getirilen sanık Cafer D, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, “Kesinlikle böyle bir olayın yaşanmasını istemezdim. Maktulün yakınlarına başsağlığı diliyorum. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Diğer sanıklar da beraatlerinin verilmesini talep etti.

Hayatını kaybeden Ali Kurama’nın ailesinin avukatı da sanık Cafer D’nin eylemine diğer sanıkların da iştirak ettiğini, üzerlerine atılı eylemlerden dolayı en üst sınırdan cezalandırılmalarını talep etti.

İddia makamı ise bir önceki celsede sunduğu dosyanın esasına ilişkin mütalaasında, sanık Cafer D’nin Ali Kurama’ya yönelik eyleminden “kasten yaralama” suçundan cezalandırılmasını ve haksız tahrik indiriminin uygulanmasını, sanık Ramazan Ç’nin ise Ali Kurama’ya yönelik eylemlerinin sabit olmaması nedeniyle beraatını, Murat T’ye yönelik eylemlerinden dolayı “kasten yaralama” suçundan cezalandırılması ve haksız tahrik indirimlerini uygulamasını, sanık Murat T’nin “kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme suçundan” cezalandırılmasını, sanık Gizem T’nin de “kamu görevlisine hakaret suçundan” cezalandırılmasını ve sanık Cafer D’nin tutukluluk halinin devamının istenmesini tekrar etti.

Kararı açıklayan mahkeme heyeti, sanık Cafer D’nin “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verdi. Eylemin haksız tahrik etkisi altında işlendiğini belirterek iyi hal indirimleri de uygulayan heyet sanık Cafer D’nin 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Ayrıca sanık Cafer D’ye “kasten basit yaralama” suçundan da 112 gün adli para cezası veren heyet, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.

Heyet sanık Ramazan Ç’nin Ali Kurama’ya yönelik eylemlerinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar vererek sanık Murat T’ye yönelik “kasten basit yaralama suçunu işlediğinden 112 gün adli para cezası verip hükmün açıklanmasını geriye bırakılmasına karar verdi. Heyet, müşteki sanık Gizem T’ye de “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu”ndan 380 gün adli para cezası verip hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.

Mahkeme heyeti, sanık Murat T’nin de “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan 6 ay hapisle cezalandırılmasını kararlaştırdı.

Olay

Burdur’un Bucak ilçesinde 2 Mart 2023’te bir otomobilde bulunan Ali Kurama, Murat T. ile Gizem T’nin sosyal medyadan canlı yayında polislere hakaret ettikleri iddiası üzerine soruşturma başlatılmıştı. Bucak İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli Cafer D. Ramazan Ç. ve Ferhat A’nın Sazak mevkisinde söz konusu aracı yakaladığında Murat T. ile Ali Kurama’nın polis memurlarına bıçak çekmesi üzerine çıkan arbedede yaralanan Ali Kurama’nın tedavi gördüğü Bucak Devlet Hastanesi’nde olaydan 2 ay sonra hayatını kaybetmesi üzerine dosyadaki taraflar hakkında dava açılmıştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bucakta-gozalti-sirasinda-olume-neden-olan-polis-memuruna-hapis-cezasi/feed/ 0
Başakşehir’de kedi “Eros”u öldüren sanık 2,5 yıl hapse çarptırıldı https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-erosu-olduren-sanik-25-yil-hapse-carptirildi/ https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-erosu-olduren-sanik-25-yil-hapse-carptirildi/#respond Mon, 22 Apr 2024 23:12:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15364 Başakşehir’de sitenin asansöründe “Eros” isimli kediyi öldürdüğü gerekçesiyle yeniden yargılanan sanık İbrahim Keloğlan, “evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 2 yıl 6 hapse çarptırıldı ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

Küçükcekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık İbrahim Keloğlan ve avukatı, müştekiler, Tarım ve Orman Bakanlığı ile İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi avukatları katıldı.

Bazı siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının avukatları da duruşmayı izledi.

Duruşmada, savunmasını yapan sanık Keloğlan, “Ben bir suç makinesi değilim. Yaşadığım bir anlık psikolojik çöküşten dolayı öfke ve cinnet anıyla tamamen kendimi kaybettim. Hayatım boyunca unutamayacağım bir hata yaptım.” dedi.

“Psikolojik destek göreceğime söz veriyorum”

Her fırsatta mama alıp kedi ve köpekleri beslediğini ifade eden Keloğlan, “Onlarla vakit geçirmek bana terapi gibi geldi. Bunlarla yetinmeyip hayvan barınağına bağışta bulundum. Elimden geldiğince bunları yapacağım. psikolojik destek göreceğime söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.

Keloğlan, olayın bazı kişilerce yanlış lanse ettirildiğini savunarak, “İnsan içine çıkamayacak hale geldim. Şu an burada alacağım hiçbir cezanın bugüne kadar yaşadıklarımın yanında bir önemi yoktur. Beni tek başıma bıraktılar. Şu ana kadar söylediğim her şey kanıtlı ve gerçektir. Çok pişmanım. Hatamı kabul ediyorum. diye konuştu.

Sanık Keloğlan’ın avukatı Cemal Vehbi Günaydın, müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep ederek, şunları söyledi:

“Zaten kendisi toplum nezdinde cezasını çekmiştir. Bundan sonrasında da çekmeye devam edecektir. Müvekkilin olayın öncesinde yaşadıkları ve olay esnasındaki psikolojisinin dikkate alınmasını talep ediyorum. Ben de bir kedi sahibiyim.”

Avukatının ardından yeniden söz alan sanık Keloğlan, söylemek isteği çok şey olduğunu belirterek, “Beni tamamen yalnız bıraktılar. Hakkımda söylenen her şey yalan ve iftiradır. Ben zaten hayvan sevgisi olan bir insanım.” ifadelerini kullandı.

Duruşmada söz verilen müşteki Ebubekir Fırat, her ne kadar kedinin sahibi olmasa da bakımını üstlendiğini, bu nedenle olaydan zarar gördüğünü anlattı.

Savcı sanığın tutuklanmasını talep etti

Duruşmada, cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını okudu.

Mütalaada, sanığın 1 Ocak’ta saat 03.15 sıralarında Başakşehir Ziya Gökalp Mahallesi Karacaoğlan Sokak’ta ikamet ettiği sitede, site sakinleri ve müşteki tarafından beslenip bakımı yapılan kediye asansörde tekme attığı anlatıldı.

Mütalaada, şu ifadelere yer verildi:

“Kedinin can havliyle koridora kaçtığı, sanığın kedinin kaçmasını engelleyecek şekilde kapıları kapattığı, kediye defalarca vurduğu, kedinin sanıktan defalarca kaçmaya çalışması süreci içinde sanığın eyleminden ısrarla vazgeçmediği, kediyi öldürmeye yönelik eylemine devam ettiği, merhametsiz ve acımasız şekilde canavarca bir hisle eziyet çektirerek kediyi öldürdüğü, mevcut görüntü izleme ve araştırma tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.”

Sanığa bu kapsamda üst hadde yakın ceza verilmesi talep edilen mütalaada, sanığın Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28/A2 maddesi gereğince cezalandırılarak hükümle birlikte tutuklanması istendi.

Sanığa “evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan hapis cezası verildi

Son sözü sorulan sanık Keloğlan, “Ben devletime güveniyorum. Bugüne kadar ben bir yere kaçmadım. Bunca şeye rağmen kendim geldim.” dedi.

Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme, sanık İbrahim Keloğlan’ı “evcil hayvanı kasten öldürme” suçunu işlediği sabit olduğu gerekçesiyle 3 yıl hapse çarptırdı.

Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini takdiri indirim sebebi kabul eden mahkeme, cezayı 2 yıl 6 aya indirdi.

Mahkeme, her ne kadar kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunsa da, sanığın aldığı ceza, delillerin toplanmış olması, karartılacak herhangi bir delil bulunmayışı, bu aşamada tutuklanmasının orantılılık ilkesine aykırılık teşkil edeceği gerekçeleriyle, sanık Keloğlan hakkında karar kesinleşinceye kadar yurt dışına çıkışının yasaklanması suretiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.

Davanın karara bağlanmasının ardından

Müşteki Ebubekir Fırat Avukatı Merve Poyraz Özcan, adliye önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sanığın 6 dakika boyunca böcek ezer gibi kediyi ezerek öldürdüğünü, bu nedenle cezasında indirim uygulanmasını kabul etmediklerini, dosyanın takipçisi olacaklarını söyledi.

? Davanın geçmişi

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede sanık Keloğlan’ın “bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 6 aydan 4 yıla kadar hapsi istenmişti.

İddianameyi kabul eden mahkeme, yargılama sonunda sanığa 1 yıl 3 ay hapis cezası vererek, hükmün açıklanmasını geri bırakmıştı.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti.

İtiraz üzerine dosyaya bakan ağır ceza mahkemesi, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının kaldırılmasına ve dosyanın Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne iade edilerek sanığın yeniden yargılanmasına karar vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-erosu-olduren-sanik-25-yil-hapse-carptirildi/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Akbelen Ormanı’nın Maden Sahası Olarak Kullanılmasına Tepki Gösterdi https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-akbelen-ormaninin-maden-sahasi-olarak-kullanilmasina-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-akbelen-ormaninin-maden-sahasi-olarak-kullanilmasina-tepki-gosterdi/#respond Mon, 22 Apr 2024 01:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15259 CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Akbelen Ormanı çevresindeki toplam 190 parsellik tarım arazisinin linyit maden sahası olarak kullanılması için acele kamulaştırılmasına tepki gösterdi. Adem, bu kararın doğaya kalıcı zarar vereceğini belirterek, “Cumhurbaşkanı’nın son acele kamulaştırma kararıyla doğa katliamına hukuki kılıf hazırlandı. Bu karar, ekolojik felakete davetiye çıkarmaktadır” dedi.

CHP Tarım ve Orman Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Muğla Milas’taki Akbelen Ormanı’nın çevresindeki İkizköy, Çamköy ve Karacahisar’da bulunan toplam 190 parsellik tarım arazisinin, linyit madeni sahası olarak kullanılmak üzere Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasına ilişkin açıklama yaptı. Erhan, konuya ilişkin bugün yaptığı yazılı açıklamada geçen yaz Akbelen’deki maden sahası genişletme çalışmalarına karşı köylülerin ve çevrecilerin direnişini hatırlatarak şunları ifade etti:

CUMHURBAŞKANININ SON ACELE KAMULAŞTIRMA KARARIYLA DOĞA KATLİAMINA HUKUKİ KILIF HAZIRLANDI”

“Türkiye’nin akciğerlerinden biri olan Akbelen, yıllardır enerji şirketlerinin ve hükümetlerin iştahını kabartıyor. 2020’de dönemin Tarım Bakanı Pakdemirli tarafından iki termik santralle yapılan anlaşmayla bu nadide orman alanı fiilen talan edilmeye başlandı. Ardından gelen mahkeme kararlarına ve köylülerin direnişine rağmen binlerce ağaç kesildi. Böylece bölgenin ekolojik dengesinin bozulması için ilk adım atılmış oldu. Mart 2022’de Bakanlığın çıkardığı yönetmelik değişikliğiyle Akbelen’de madencilik faaliyetlerine izin verilmesi ise doğa tahribatının önünü tamamen açtı. Geçen yıl Temmuz ayında da binlerce ağaç daha kesildi. Tüm bu gelişmeler yetersiz kalmış olacak ki, Cumhurbaşkanının son acele kamulaştırma kararıyla doğa katliamına hukuki kılıf hazırlandı. Bu karar, ekolojik felakete davetiye çıkarmaktadır.

ARTAN HAVA, SU VE TOPRAK KİRLİLİĞİ BÖLGE HALKININ SAĞLIĞINI VE TARIMSAL-HAYVANSAL ÜRETİMİ OLUMSUZ ETKİLEYECEK”

Peki, bu kararın doğaya ve bölge halkına faturası ne olacak? Öncelikle maden sahası haline gelecek orman arazileri, bölgenin eko sistemini derinden sarsacak. Yok, edilen her ağaç ve yeşil alan sayesinde oluşan temiz hava ve su kaynaklarının kaybı, canlı türlerinin yok olması anlamına gelecek. Artan hava, su ve toprak kirliliği bölge halkının sağlığını ve tarımsal-hayvansal üretimi olumsuz etkileyecek. Ayrıca faaliyete geçecek linyit madeni ve çalışacak termik santrallerin havaya saldığı sera gazları, küresel ısınma sorununa katkıda bulunacak. Dünyanın pek çok yerinde yaşanan aşırı hava olayları, seller ve kuraklıklar göz önüne alındığında, yeni bir emisyon kaynağının hayata geçirilmesi son derece vahimdir.

TARIM ARAZİLERİ YOK OLACAK, KÖYLÜLER GEÇİM KAYNAKLARINI KAYBEDECEK”

Bir diğer sorun da bölgedeki tarım arazilerinin yok olması ve köylülerin geçim kaynaklarını kaybetmesidir. Binlerce insanın hayatı altüst olacak, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik sekteye uğrayacaktır. Konunun bir de su kullanımı boyutu var: Kömür madenciliği ve termik santraller yüksek miktarda su tüketiyor. Bu da zaten kuraklıktan muzdarip bölgede su kaynaklarının daha da azalmasına yol açacaktır. Tüm bu olumsuz etkilere rağmen Akbelen’in maden sahası olması geri dönüşü olmayan bir karar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bölge halkının feryadı ile çevreci örgütlerin uyarıları ne yazık ki iktidar tarafından dikkate alınmamaktadır. Kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna ekolojik tahribata hız verilmesi, gelecek nesillerin yaşam hakkına da kastetmektedir.

AKBELEN DİRENİŞİ AYNI ZAMANDA İNSANLIĞIN DOĞAYLA KURDUĞU BAĞIN DİRENİŞİDİR”

Bugün Akbelen’de başlayan doğa katliamı, yarın bir başka yerde devam edecektir. Enerji arzı ve ekonomik kalkınma hedeflerini doğayı gözetmeden sürdürmek, çevresel felaketlere davetiye çıkarmaktan başka bir işe yaramamaktadır. İklim krizi dünyamızı sarsmaya devam ederken, Türkiye hızla bu yıkıma ortak olmaktadır. Akbelen son örnek olmamalı, bu doğa katliamına ortak olmamalıyız. Bölgedeki yurttaşlar, çevreci örgütler ve duyarlı herkes bu hukuksuz, vicdansız karara direnmeye devam etmeli, hukukun ve çevrenin çiğnenmesine izin vermemelidir. Ormanlarımız, iklimleri korumanın da ötesinde insanlığın doğayla kurduğu o kutsal bağı sembolize ediyor. Bu bağı koparmaya hakkımız yoktur. Akbelen direnişi, aynı zamanda insanlığın doğayla kurduğu bağın direnişidir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-akbelen-ormaninin-maden-sahasi-olarak-kullanilmasina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Burdur’da Eşini Öldüren Kadına 15 Yıl Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/burdurda-esini-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/burdurda-esini-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/#respond Sun, 21 Apr 2024 08:12:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15187

MUHAMMET FATİH BAŞCI

Burdur merkeze bağlı Düğer köyünde tartıştığı eşini av tüfeğiyle vurarak öldüren Ayşe Işık, 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir, “10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı bıçaklanmış, zorla tecavüz edilmiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde adaletin olmadığını bütün Türkiye görsün” diyerek karara tepki gösterdi.

Burdur merkeze bağlı Düğer köyünde 28 Mayıs 2023 tarihinde eşi İsmail Işık’ı av tüfeğiyle öldüren Ayşe Işık’a (29) karşı kasten öldürme suçundan açılan davada karar duruşması yapıldı. Sanık Ayşe Işık’ın cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmaya taraf avukatları katıldı.

“ADALETİNİZE SIĞINIYORUM”

Mahkemede son sözü sorulan sanık Ayşe Işık, “Benim 1 yaşında epilepsi hastası çocuğum var. Adaletinize sığınıyorum” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından Ayşe Işık’ı önce eşe karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Haksız tahrik indirimini uygulayan mahkeme heyeti, cezayı önce 19 yıla daha sonra da 15 yıl 10 aya indirerek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

“10 YILDIR EZİYET GÖREN KADIN, 15 YIL HAPİS CEZASI ALDI”

Kararın açıklanmasından sonra Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir, adliye koridorunda, “10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı bıçaklanmış, zorla tecavüz edilmiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde adaletin olmadığını bütün Türkiye görsün” diye tepki gösterdi.

Adliye dışında gazetecilere açıklama yapan baba Demir, “Bu adalet sarayında adaletin olmadığını bugün hep beraber gördük. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz. Bu kadının epilepsi hastası çocuğu var. Akdeniz Üniversitesi’nden raporlu. Bu çocukları bırakıp da bu işi yapmıştır. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

“BU KARARI KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Avukat Ahmet Onaran ise şunları söyledi:

“Bugün insan olarak, hukukçu olarak hepimizin içini yaralayan bir karara şahit olduk. Kısacası ve özeti fasit bir sürecin basit bir sonucudur bu karar. Evliliği şiddet ve tecavüzle başlayan sistematik şiddetin ortasında sürekli 10 yıl boyunca kendisine, en yakınlarına, geçenlerde 9 yaşındaki oğlu dinlendi, testisi patlayıncaya kadar maktul tarafından şiddete uğramıştır. Bu kararı kabul etmek mümkün değildir. Savcılık ve yargılama makamı olan Burdur Ağır Ceza Mahkemesi maalesef sığ bir şekilde bu dosyaya yönelmiş. Bizim dinletilmesini istediğimiz birçok tanığın dinletilmesi talebimiz reddedilmiştir. Ayşe Işık hakkında alınmasını istediğimiz sağlık raporları alınmamış, cezaevi psikoloğundan alınması gereken raporlara ilişkin beyanı olmasına rağmen savcılık aşamasında bizim de bunu talep etmemize rağmen kabul edilmemiştir. Üstünkörü bir soruşturma ve kovuşturma ile bu hak edilmeyen ceza verilmiştir. İstinaf, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu’nda halen bizim hukuka olan inancımızı yitirmeyeceğimiz kararlar mevcuttur. Bu hukuksuzluktan, içimizi yaralayan adaletsiz karardan istinafta, Yargıtay’da veya Ceza Genel Kurulu kararı ile dönüleceğinden umut ediyoruz. Bugün bu karara rağmen tahliye edilebilirdi. Mahkeme sığ bir şekilde düşündü. Bu kararla sadece Ayşe değil 3 çocuğu cezalandırılmıştır. Sürecin takipçisi olacağız, Ayşe’nin mücadelesinde yanında olacağız, yalnız bırakmayacağız.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/burdurda-esini-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/feed/ 0
Burdur’da Kocasını Uyurken Öldüren Kadına 15 Yıl Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/burdurda-kocasini-uyurken-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/burdurda-kocasini-uyurken-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/#respond Sat, 20 Apr 2024 22:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15053 Burdur’da kocasını uyurken av tüfeğiyle öldüren kadına, karar duruşmasında 15 yıl hapis cezası verildi.

Burdur’da merkeze bağlı Düğer köyünde 28 Mayıs 2023 tarihinde Ayşe Işık’ın (27) kocası İsmail Işık (32) ile aralarında çıkan tartışma sonucu cinnet geçirerek kocasını av tüfeği ile öldürdüğü olayla ilgili görülen davanın karar duruşması Burdur Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkemeye sanık Ayşe Işık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile bağlanırken sanık Ayşe Işık’ın akrabaları ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu.

Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan mütalaada önceki duruşmalarda olduğu gibi “beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan eşi kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Maktul avukatı ise mütalaaya iştirak ettiklerini ancak TCK 29. maddesinin uygulanmasına ilişkin maddelere katılmadıklarını, sanığın üst hadden cezalandırılmasını talep etti.

Sanık Ayşe Işık’ın avukatı ise mütalaaya katılmadıklarını beyan ederek, müvekkili Ayşe Işık’ın öncelikle beraatine, mahkeme aksi kanaatte ise TCK 27/2 maddesi uyarınca meşru müdafaada sınırın heyecan, korku veya telaş sebebiyle aşılması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına, mahkeme bu hususta da aksi kanaatte ise Ayşe Işık hakkında en üst sınırdan haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle karar verilmesini ayrıca sanık Ayşe Işık’ın adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyesini talep etti.

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan Ayşe Işık ise, “Benim 1 yaşında epilepsi hastası çocuğum var. Adaletinize sığınıyorum” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti sanık Ayşe Işık’ın eşe karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, daha sonra sanığın eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında gerçekleştirdiği gerekçesiyle TCK 29/1 maddesi çerçevesinde indirim yaparak 19 yıl hapis cezasına, daha sonra TCK 62/2 maddesi gereğince cezasında 1/6 oranında iyi hal indirimi uygulanarak 15 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.

Baba karara tepki gösterdi

Duruşma sonunda Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir adliye koridorunda karara tepki göstererek, “10 senelik evliliğinin ilk gününden son gününe kadar eziyet görmüş bir kadın bu cezayı hak etmiyor. Bu olay istenmeden kaza ile oldu yoksa çocuklarını bırakıp neden böyle bir şey yapsın. Biz bu cezayı kabul etmiyoruz, sonuna kadar da gideceğiz” dedi.

Ayşe Işık’ın avukatı Ahmet Onaran ise yaptığı açıklamada, “Hak edilmeyen ceza verilmiştir. Ancak daha önce yerel mahkeme tarafından verilen kararların sonrasında, İstinaf Mahkemesi’nde, Yargıtay’da ve dahi Ceza Genel Kurulu kararında halen bizim hukuka olan inancımızı yitirmeyeceğimiz kararlar mevcuttur. Bu hukuksuzluktan, içimizi yaralayan bu adaletsiz karardan yüksek mahkemede, istinaf mahkemesinde, Yargıtay’da ve ya son olarak Ceza Genel Kurulu kararıyla dönüleceğini umut ediyoruz” dedi.

Olay geçmişi

Olay, 28 Mayıs 2023 tarihinde Burdur’un Düğer köyünde meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre sabah saatlerinde eşi İsmail Işık (32) ile aralarında tartışma sonucu cinnet geçiren Ayşe Işık (27) evde bulunan kocasına ait av tüfeği ile kocasına ateş etti. İsmail Işık başına isabet eden saçmalar nedeniyle olay yerinde hayatını kaybetti. 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kocasını vurduğunu söyleyen Ayşe Işık’ın ihbarı üzerine jandarma ekipleri sevk edildi. Savcı ve olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı inceleme sonucunda İsmail Işık’ın cenazesi Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken Ayşe Işık gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmıştı. – BURDUR

]]>
https://www.haber28.com.tr/burdurda-kocasini-uyurken-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/feed/ 0
Muğla’da Akbelen Ormanı Kamulaştırma Kararı Değerlendirildi https://www.haber28.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-degerlendirildi/ https://www.haber28.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-degerlendirildi/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:25:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15045 DİLAN KUTLU

Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla Muğla’da Akbelen Ormanı çevresindeki 190 parsellik tarım arazisinin maden sahası olarak kullanılmak üzere acele kamulaştırılması kararını, İkizköylülerin avukatları ANKA’ya değerlendirdi. Avukat Arif Cangı, “Bu kamulaştırma için kamu yararının olması lazım. Kamu yararının kabul edilmesi için de ancak yargı denetiminden geçmiş bir durumun söz konusu olması gerekir ki Akbelen direnişi sırasında bütün kamuoyuna mal olduğu sürece bölgede bu işletmeye ilişkin davalar hala devam etmekte.” dedi. Avukat İsmail hakkı Atal da “Teknik olarak bir kamulaştırma hizmetinin olabilmesi için bir kamu hizmetinin kamu idaresi vasıtasıyla yerine getirilmesi gerekiyor. Oysaki burada bir kamu hizmeti var fakat özel şirketler tarafından yerine getiriliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İkizköylülerin avukatları ANKA Haber Ajansına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan ve Muğla’nın Milas, İkizköy, Çamköy ve Karacahisar köylerini kapsayan 190 parsellik arazinin, linyit madeni sahası olarak kullanılmak üzere acele kamulaştırılması kararını değerlendirdi.

“İŞLETMEYE İLİŞKİN DAVALAR DEVAM ETMEKTE”

Avukat Arif Cangı, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye açtıkları davaların devam etmesine rağmen bu kararın verildiğine dikkati çekerek, acele kamulaştırma kararını eleştirdi. Cangı şunları söyledi:

“Milas İkizköy Çamköy’de bugün alınan acele kamulaştırma kararı tamamıyla Cumhurbaşkanlığının takdiri ile alınmış bir karardır. Peki bu kararın hukuki dayanağı var mıdır? Yoktur tabii. Öncelikle, bu kamulaştırma için kamu yararının olması lazım. Kamu yararının kabul edilmesi için de ancak yargı denetiminden geçmiş bir durumun söz konusu olması gerekir ki Akbelen direnişi sırasında bütün kamuoyuna mal olduğu sürece bölgede bu işletmeye ilişkin davalar hala devam etmekte.

Örneğin işletme ruhsatı ve işletme iznini 2021’den 2041’e kadar uzatılmasına ilişkin MAPEG’in kararının iptali için şu anda İzmir Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi’nde İstinaf incelemesinde. Tarım ve Orman Bakanlığının vermiş olduğu Akbelen ormanlarının linyit maden ocağına tahsisine ilişkin iptal davası İzmir Bölge İdare mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinde incelemede. Bu maden ocakları için uygulanan ÇED muafiyeti kararlarının iptali davasının bir tanesi Danıştay’da, bir tanesi Anayasa Mahkemesinde… Bu karar kamu yararına aykırı bir karar. Tek amaç şirketin elini güçlendirmek. Şirket köylülerin yerlerini satın almak istiyor. Bunun baskısını yaratmış durumda.”

“SIRA İKİZKÖY’DEN ÇIKTI, DİĞER YERLERİ YOK ETMEYE BAŞLADILAR”

Avukat İsmail Hakkı Atal da Cumhurbaşkanlığı acele kamulaştırma kararının iptali ile ilgili daha önce emsal bir karar verildiğini kaydetti. Atal,  “İkizköy direnişi başladığından bu yana biz maden ruhsat sahasının 200 bin dönüm olduğunu ve Milas’a doğru on binlerce dönüm tarım arazisini, 100 bin dönüme yakın ormanlık alanı ve 50 bin dönüm zeytinliği yok edeceğini hep belirtiyorduk. Şimdi sıra İkizköy’den çıktı yavaş yavaş diğer yerleri yok etmeye başladılar. Fakat burada şöyle bir şansımız var; Daha önce açtığımız davalar AKP’li hakimlere düşüyordu. Acele kamulaştırmanın iptali davası, Danıştay’da açılacak. Daha önce biz Danıştay 6. Dairesinde Niğde Kale Mahallesi’nde, Niğde Belediyesinin yaptığı bir tarihi yok etmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının iptali davasını kazanmıştık.” şeklinde konuştu.

“BU KAMULAŞTIRMA, HALKI MÜLKSÜZLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILAN BİR APARAT”

Teknik olarak bir kamulaştırma işleminden bahsetmenin mümkün olmadığını söyleyen Atal, şöyle devam etti:

“Çünkü teknik olarak bir kamulaştırma hizmetinin olabilmesi için bir kamu hizmetinin kamu idaresi vasıtasıyla yerine getirilmesi gerekiyor. Oysaki burada bir kamu hizmeti var. Fakat özel şirketler tarafından yerine getiriliyor. Limak İştaş; İbrahim Çeçen Nihat Özdemir tarafından yerine getiriliyor. Dolayısıyla İbrahim Çeçen ve Nihat Özdemir adına kamulaştırma yapılması Anayasa’ya ve kamulaştırma kanununa aykırı. Şu anda enerji ve maden şirketleri adına yapılan bu kamulaştırma işlemleri halkı mülksüzleştirmek için kullanılan bir aparat niteliğinde. Küresel güçlerin isteği doğrultusunda Türkiye’de, halkın mülkü enerji ve maden şirketleri adına yapılmış gibi görünen kamulaştırılmalarla ellerinden alınıyor. Yani aslında olay daha değişik ve tehlikeli boyutta değerlendirilmesi gereken bir hadise.”

NE OLMUŞTU?

Akbelen Ormanı, dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin imzasıyla Muğla Milas’taki iki termik santrale kömür sağlamak amacıyla 2020 yılında Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ’ye (YK Enerji) devredilmişti. Özelleştirme kararı sonrası bölgede ağaçların kesildiğini iddia eden köylüler, duruma itiraz ederek Akbelen’de nöbet tutmaya başladı.

İkizköylülerin Temmuz 2021’de  Orman Genel Müdürlüğü’ne karşı Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’nde açtığı yürütmeyi durdurma davası sürerken; Akbelen Ormanı’nda yaklaşık 100 ağaç kesildi. İkizköylülerin ve çevre aktivistlerinin protestoları üzerine ağaç kesimleri durdu.

1 Mart 2022’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yönetmelik ile “Elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetleri” kapsamında, Akbelen’de madencilik faaliyetlerinin yapılmasına izin verilmişti. Bakanlığın bu kararının ardından 2021’den beri nöbet tutulan alanda bulunan ağaçlar kesildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

1. Avukat İsmail Hakkı Atal (00.00-03.07)

2.Avukat Arif Ali Cangı (03.07-08.02)

]]>
https://www.haber28.com.tr/muglada-akbelen-ormani-kamulastirma-karari-degerlendirildi/feed/ 0
Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe-Pendikspor maçındaki hakem kararlarını eleştirerek TFF’yi istifaya davet etti https://www.haber28.com.tr/galatasaray-kulubu-fenerbahce-pendikspor-macindaki-hakem-kararlarini-elestirerek-tffyi-istifaya-davet-etti/ https://www.haber28.com.tr/galatasaray-kulubu-fenerbahce-pendikspor-macindaki-hakem-kararlarini-elestirerek-tffyi-istifaya-davet-etti/#respond Thu, 18 Apr 2024 09:00:57 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14831 Galatasaray Kulübü, Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında dün yapılan Fenerbahçe-Siltaş Yapı Pendikspor maçındaki hakem ve Video Yardımcı Hakem (VAR) kararlarını eleştirerek Türkiye Futbol Federasyonunu (TFF) bir kez daha istifaya davet etti.

Sarı-kırmızılı kulübün internet sitesinde yer alan, “Türk futbol kamuoyuna hesap verin veya bırakın” başlıklı açıklamada, hakem Kadir Sağlam’ın kararları, TFF ve kurullarının nasıl bir yol izleyeceği, yayıncı kuruluş ve maçı anlatan spikerin davranışı gibi konularda sorular yer aldı.

Fenerbahçe-Pendikspor maçındaki hakem yönetimi üzerine yapılan açıklamada, “Türk futbolunda en bariz şekilde skandal bir maç yönetimi olarak nitelendirilen, neredeyse tüm hakem yorumcularını ve kamu vicdanını rahatsız etmiş müsabakayla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile kasıtlı operasyona alet olan kurul ve kuruluşlara aşağıdaki soruları sormak zaruri hale gelmiştir.” denildi.

Açıklamanın sonunda, “Türk futbolunda kulağının üzerine yatılacak dönemin sonuna çoktan gelinmiştir! Türk futbolunu rahatlatmak, gerçekleri ve adil kararları, tüm futbolseverlerle ve taraflı-tarafsız tüm kesimlerle paylaşmak, Türkiye Futbol Federasyonunun kaçamayacağı görevidir. Bu görevleri bugüne kadar yapamayan federasyon ya bu zorunluluğunu yerine getirmelidir ya da 24 Şubat’taki açıklamamızda belirttiğimiz gibi TFF ve kurulları olarak gerekli kararı almalıdır.” ifadeleri kullanıldı.

TFF ve kurullarına sorular

Açıklamada, TFF, TFF kurulları, yayıncı kuruluşa şu sorular yöneltildi:

“Fenerbahçe Pendikspor maçında Fenerbahçe futbolcusu Mert Hakan Yandaş’ın müsabaka hakemi Kadir Sağlam’a yönelik ‘Dikkatli ol buradan çıkamazsın.’ tehdit ifadelerinin yer aldığı ve tüm kamuoyunda büyük infial yaratan bu eylem, doğrudan Türk futbolunun en üst merci olan Türkiye Futbol Federasyonunu, kamu iradesini ve otoritesini hedef almaktadır. TFF, nasıl bir tavır içinde olacaktır ve bu futbolcuya nasıl bir ceza verilecektir?”

“Saha içerisinde başlayan, koridorlarda devam eden tehditler maçın hakemlerinde nasıl bir etki ve baskı yaratmıştır ki hakem ikinci yarıda, ilk devredeki kötü yönetiminin çok daha ötesinde bilinçli bir şekilde maçı bir taraftan alıp diğer tarafa vermiştir. Müsabakanın devre arasında stadyum koridorlarında yaşanan olayların kamera görüntüleri tüm kamuoyuyla paylaşılacak mıdır? Saha içerisinde başlayan ve milyonların gözü önünde seyreden tehditlerin yansımaları, maçın hakemlerine yapılan baskıyla ilgili TFF’nin temsilcilerinin raporlarının yanı sıra kamera görüntüleri de yayınlanacak mıdır ve yetkili merciler gereken hukuki adımları atacak mıdır? Yaratılan bu korku ortamının sorumluları cezalandırılacak mıdır?”

“Devre arasında müsabaka hakemini tehdidi nedeniyle kırmızı kart görmesi gereken bu oyuncu, sahada yer alamaya devam etmiş ve takımının beraberlik golüne imza atmıştı. Bahsi geçen aynı oyuncunun attığı golün ardından Pendikspor yedek kulübesine doğru, metrelerce uzaklıktan başlayarak, saniyelerce süren gayri ahlaki, tahrik edici ve saygısız tutumu karşısında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu nasıl bir karar alacaktır?”

“Maç içinde hakem Kadir Sağlam, Fenerbahçe’ye 3 tane kırmızı kart çıkarması gerekirken Pendikspor’u, biri teknik direktörü olmak üzere 3 kırmızı kartla cezalandıran, birçok oyuncunun defalarca kendisine parmak sallamasına, kendi vücuduna dokunmasına, kendisini ittirmesine, sahadaki otoritesini yerle bir etmesine seyirci kalan, skandal kararlarla maçı bir taraftan alarak diğer tarafa veren bu hakem, ligde şampiyonluk yarışının yanı sıra düşme hattındaki rekabete de ağır darbe vurmuştur. Mücadelenin 71. dakikasında Pendiksporlu Welinton’a gösterilen iki sarı kart da tüm kamuoyunun, hakem otoritelerinin ve futbolu izleyen herkesin, hatta Fenerbahçeli taraftarların dahi kabullenemediği şekilde kırmızı kartla cezalandırılması, oyunun skoruna doğrudan etki etmiştir ve bir takımı eksik bırakmakla da yetinmemiştir. Hakem Kadir Sağlam’ın ceza alanı dışında Pendiksporlu Badou Ndiaye’nin uzaklaştırdığı açık bir biçimde belli olan pozisyonda yapılan faulü tam tersi bir şekilde Fenerbahçe lehine faul kararı vermesi skandaldır. Tüm maç boyunca kendisini ezen, ittiren-kaktıran, kendisini tehdit eden futbolculara karşı hiçbir otorite uygulayamayan Kadir Sağlam’ın bu performansı, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından nasıl değerlendirilecektir? Hakemlik onurunu bu denli ayaklar altına alan bu hakem maç almaya devam edebilecek midir?”

“Bunun ardından gelişen operasyonel faaliyetler ise Türkiye Futbol Federasyonunun ivedi olarak açıklığa kavuşturması gereken konulardır. VAR hakemi Alper Çetin elinde hiçbir kanıt olmamasına, en ufak bir yetki alanı bulunmamasına rağmen futbol oyun kurallarını hiçe sayarak VAR sisteminin asla müdahil olamayacağı bir uygulamaya imza atarak penaltıya hükmetmiştir. MHK, VAR’da görevli hakemler konusunda nasıl bir adım atacaktır? Her salı akşamı açıklanan VAR kayıtlarına ek olarak bu denli kasıt içeren pozisyon kamuoyuna sunulacak mıdır?”

“Tüm pozisyonlarda Fenerbahçe lehine karar veren, birçok sarı ve kırmızı kartı es geçen, bu kadar hatayı sadece bir takım lehine yapan saha hakemleri ve VAR ekibinin kasıtlı olmaması, hem insan aklına hem de istatistik bilimine aykırıdır. Bu hakemlerle ilgili nasıl bir soruşturma gerçekleştirilecektir? Bu operasyon kimler tarafından gerçekleştirilmiştir? Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu bu konuyla ilgili hangi yaptırımları uygulayacaktır?”

“Yayıncı kuruluş beIN SPORTS daha önceki haftalarda yaptığı gibi maç içerisinde yayınlamadığı açıları (oyunun duraksama bölümlerinde gerekli yayın zamanlarına sahip olmasına rağmen) göstermeyerek, milyonların bunu görmesine engel olarak kamuoyu oluşmasının önüne geçmek adına medya-yayıncılık ilkelerine aykırı davranmak için mi bunu yapmıştır? Badou Ndiaye’nin topu uzaklaştırdığı pozisyonun farklı açıları maç esnasında ekrana getirilmemiş, gece yayınlanan TRIO programında gösterilmiştir. Bu pozisyonları ekrana getirmemekteki amaç nedir? Bu ekran karartmadaki tavır, bu operasyonun bir tarafı olmak mıdır? Burada futbolcunun topu uzaklaştırdığı bariz bir şekilde görülmesi, bunu kendi programında yayınlarken maç içerisinde yayınlamamak kasıttan başka bir şeyle açıklanamaz. Bu profesyonellikte ve tecrübedeki yönetmen ve ekibin bunu göstermemesinin kasıttan başka bir açıklaması yoktur. Bu kişilerle ilgili beIN MEDIA hangi kararı verecektir? Maçı anlatan spikerin kendi taraflılığını tüm profesyonelliğine rağmen gizleyemeyerek golden sonraki kullandığı ifade de yayıncılık ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Bu kişiyle ilgili nasıl bir karar alınacaktır?”

“Fenerbahçe Spor Kulübü için sene başından beri ambargo konulan VAR hakemleri bulunmaktadır. Kim, hangi gerekçelerle bu kararların altına imza atmıştır? Süper Lig’de hakem atama iradesi Fenerbahçe’ye mi devredilmiştir? Fenerbahçe’nin son maçlarında sürekli hata yapan hakemler özellikle mi seçilmiştir? Bu hakemler hakkında nasıl bir yaptırım uygulanacaktır? TFF ve MHK bu konuyu detaylarıyla açıklığa kavuşturmak zorundadır ve şeffaf biçimde toplumla paylaşmak zorundadır.”

“Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, Gaziantep FK-Fenerbahçe, Fenerbahçe-Alanyaspor, Fenerbahçe-Kasımpaşa ve son olarak Fenerbahçe-Pendikspor maçları… Kararlarıyla maçı bir taraftan alıp diğerine veren, özellikle son dakikalarda yaptığı operasyonlarla rakiplerin kazanmasını imkansız hale getiren Arda Kardeşler, Mustafa İlker Coşkun, Tugay Kaan Numanoğlu, Alper Çetin, Çağdaş Altay, Erkan Engin, Cihan Aydın ve Kadir Sağlam isimli hakemlere ne gibi yaptırımlarda bulunulacaktır?”

]]>
https://www.haber28.com.tr/galatasaray-kulubu-fenerbahce-pendikspor-macindaki-hakem-kararlarini-elestirerek-tffyi-istifaya-davet-etti/feed/ 0
Galatasaray Kulübü, Fenerbahçe-Pendikspor maçındaki hakem hatalarını eleştirdi https://www.haber28.com.tr/galatasaray-kulubu-fenerbahce-pendikspor-macindaki-hakem-hatalarini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/galatasaray-kulubu-fenerbahce-pendikspor-macindaki-hakem-hatalarini-elestirdi/#respond Thu, 18 Apr 2024 08:00:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14823 Galatasaray Kulübü, dün oynanan Fenerbahçe-Pendikspor maçındaki hakem hataları eleştirilerek Türkiye Futbol Federasyonu’na yönelik açıklama yayımladı.

Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türk futbolunda en bariz şekilde skandal bir maç yönetimi olarak nitelendirilen, neredeyse tüm hakem yorumcularını ve kamu vicdanını rahatsız etmiş müsabakayla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu ile kasıtlı operasyona alet olan kurul ve kuruluşlara aşağıdaki soruları sormak zaruri hale gelmiştir:

Fenerbahçe – Pendikspor maçında; Fenerbahçe futbolcusu Mert Hakan Yandaş’ın müsabaka hakemi Kadir Sağlam’a yönelik, “Dikkatli ol buradan çıkamazsın!” tehdit ifadelerinin yer aldığı ve tüm kamuoyunda büyük infial oluşturan bu eylem, doğrudan Türk futbolunun en üst merci olan Türkiye Futbol Federasyonu’nu, kamu iradesini ve otoritesini hedef almaktadır. TFF nasıl bir tavır içerisinde olacaktır ve bu futbolcuya nasıl bir ceza verilecektir?

Saha içerisinde başlayan, koridorlarda devam eden tehditler maçın hakemlerinde nasıl bir etki ve baskı oluşturmuştur ki hakem ikinci yarıda, ilk devredeki kötü yönetiminin çok daha ötesinde, bilinçli bir şekilde maçı bir taraftan alıp diğer tarafa vermiştir. Müsabakanın devre arasında stadyum koridorlarında yaşanan olayların kamera görüntüleri tüm kamuoyuyla paylaşılacak mıdır? Saha içerisinde başlayan ve milyonların gözü önünde seyreden tehditlerin yansımaları, maçın hakemlerine yapılan baskıyla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu’nun temsilcilerinin raporlarının yanı sıra kamera görüntüleri de yayınlanacak mıdır ve yetkili merciler gereken hukuki adımları atacak mıdır? Bu korku ortamının sorumluları cezalandırılacak mıdır?

Devre arasında müsabaka hakemini tehdidi nedeniyle kırmızı kart görmesi gereken bu oyuncu, sahada yer almaya devam etmiş ve takımının beraberlik golüne imza atmıştır. Bahsi geçen aynı oyuncunun attığı golün ardından Pendikspor yedek kulübesine doğru, metrelerce uzaklıktan başlayarak, saniyelerce süren gayri ahlaki, tahrik edici ve saygısız tutumu karşısında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu nasıl bir karar alacaktır?

Maç içinde hakem Kadir Sağlam, Fenerbahçe’ye 3 tane kırmızı kart çıkarması gerekirken Pendikspor’u, biri teknik direktörü olmak üzere 3 kırmızı kartla cezalandıran, birçok oyuncunun defalarca kendisine parmak sallamasına, kendi vücuduna dokunmasına, kendisini ittirmesine, sahadaki otoritesini yerle bir etmesine seyirci kalan, skandal kararlarla maçı bir taraftan alarak diğer tarafa veren bu hakem, ligde şampiyonluk yarışının yanı sıra düşme hattındaki rekabete de ağır darbe vurmuştur. Mücadelenin 71. dakikasında Pendiksporlu Welinton’a gösterilen iki sarı kart da tüm kamuoyunun, hakem otoritelerinin ve futbolu izleyen herkesin, hatta Fenerbahçeli taraftarların dahi kabullenemediği şekilde kırmızı kartla cezalandırılması, oyunun skoruna doğrudan etki etmiştir ve bir takımı eksik bırakmakla da yetinmemiştir. Hakem Kadir Sağlam’ın ceza alanı dışında Pendiksporlu Badou Ndiaye’nin uzaklaştırdığı açık bir biçimde belli olan pozisyonda yapılan faulü tam tersi bir şekilde Fenerbahçe lehine faul kararı vermesi skandaldır. Tüm maç boyunca kendisini ezen, ittiren-kaktıran, kendisini tehdit eden futbolculara karşı hiçbir otorite uygulayamayan Kadir Sağlam’ın bu performansı, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından nasıl değerlendirilecektir? Hakemlik onurunu bu denli ayaklar altına alan bu hakem maç almaya devam edebilecek midir?

Bunun ardından gelişen operasyonel faaliyetler ise Türkiye Futbol Federasyonu’nun ivedi olarak açıklığa kavuşturması gereken konulardır. VAR hakemi Alper Çetin elinde hiçbir kanıt olmamasına, en ufak bir yetki alanı bulunmamasına rağmen futbol oyun kurallarını hiçe sayarak VAR sisteminin asla müdahil olamayacağı bir uygulamaya imza atarak penaltıya hükmetmiştir. MHK, VAR’da görevli hakemler konusunda nasıl bir adım atacaktır? Her salı akşamı açıklanan VAR kayıtlarına ek olarak bu denli kasıt içeren pozisyon kamuoyuna sunulacak mıdır?

Tüm pozisyonlarda Fenerbahçe lehine karar veren, birçok sarı ve kırmızı kartı es geçen, bu kadar hatayı sadece bir takım lehine yapan saha hakemleri ve VAR ekibinin kasıtlı olmaması, hem insan aklına hem de istatistik bilimine aykırıdır. Bu hakemlerle ilgili nasıl bir soruşturma gerçekleştirilecektir? Bu operasyon kimler tarafından gerçekleştirilmiştir? Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu bu konuyla ilgili hangi yaptırımları uygulayacaktır?

Yayıncı kuruluş beIN SPORTS daha önceki haftalarda yaptığı gibi maç içerisinde yayınlamadığı açıları (oyunun duraksama bölümlerinde gerekli yayın zamanlarına sahip olmasına rağmen) göstermeyerek, milyonların bunu görmesine engel olarak kamuoyu oluşmasının önüne geçmek adına medya-yayıncılık ilkelerine aykırı davranmak için mi bunu yapmıştır? Badou Ndiaye’nin topu uzaklaştırdığı pozisyonun farklı açıları maç esnasında ekrana getirilmemiş, gece yayınlanan TRIO programında gösterilmiştir. Bu pozisyonları ekrana getirmemekteki amaç nedir? Bu ekran karartmadaki tavır, bu operasyonun bir tarafı olmak mıdır? Burada futbolcunun topu uzaklaştırdığı bariz bir şekilde görülmesi, bunu kendi programında yayınlarken maç içerisinde yayınlamamak kasıttan başka bir şeyle açıklanamaz. Bu profesyonellikte ve tecrübedeki yönetmen ve ekibin bunu göstermemesinin kasıttan başka bir açıklaması yoktur. Bu kişilerle ilgili beIN MEDIA hangi kararı verecektir? Maçı anlatan spikerin kendi taraflılığını tüm profesyonelliğine rağmen gizleyemeyerek golden sonraki kullandığı ifade de yayıncılık ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Bu kişiyle ilgili nasıl bir karar alınacaktır?

Fenerbahçe Spor Kulübü için sene başından beri ambargo konulan VAR hakemleri bulunmaktadır. Kim, hangi gerekçelerle bu kararların altına imza atmıştır? Süper Lig’de hakem atama iradesi Fenerbahçe’ye mi devredilmiştir? Fenerbahçe’nin son maçlarında sürekli hata yapan hakemler özellikle mi seçilmiştir? Bu hakemler hakkında nasıl bir yaptırım uygulanacaktır? TFF ve MHK bu konuyu detaylarıyla açıklığa kavuşturmak zorundadır ve şeffaf biçimde toplumla paylaşmak zorundadır.

Fenerbahçe – Galatasaray derbisi, Gaziantep FK – Fenerbahçe, Fenerbahçe – Alanyaspor, Fenerbahçe -Kasımpaşa ve son olarak Fenerbahçe – Pendikspor maçları Kararlarıyla maçı bir taraftan alıp diğerine veren, özellikle son dakikalarda yaptığı operasyonlarla rakiplerin kazanmasını imkansız hale getiren Arda Kardeşler, Mustafa İlker Coşkun, Tugay Kaan Numanoğlu, Alper Çetin, Çağdaş Altay, Erkan Engin, Cihan Aydın ve Kadir Sağlam isimli hakemlere ne gibi yaptırımlarda bulunulacaktır?

Türk futbolunda kulağının üzerine yatılacak dönemin sonuna çoktan gelinmiştir! Türk futbolunu rahatlatmak, gerçekleri ve adil kararları, tüm futbolseverlerle ve taraflı-tarafsız tüm kesimlerle paylaşmak, Türkiye Futbol Federasyonu’nun kaçamayacağı görevidir. Bu görevleri bugüne kadar yapamayan federasyon ya bu zorunluluğunu yerine getirmelidir ya da 24 Şubat’taki açıklamamızda belirttiğimiz gibi TFF ve kurulları olarak gerekli kararı almalıdır.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/galatasaray-kulubu-fenerbahce-pendikspor-macindaki-hakem-hatalarini-elestirdi/feed/ 0
Mersin’de 3 yaşındaki Müslüme’nin ölümüne ilişkin hapis cezası 45 yıla çıkarıldı https://www.haber28.com.tr/mersinde-3-yasindaki-muslumenin-olumune-iliskin-hapis-cezasi-45-yila-cikarildi/ https://www.haber28.com.tr/mersinde-3-yasindaki-muslumenin-olumune-iliskin-hapis-cezasi-45-yila-cikarildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14755 Mersin’de 3 yıl önce kaybolduktan 9 gün sonra ormanlık alanda cansız bedeni bulunan 3 yaşındaki Yörük kızı Müslüme Yağal’ın dedesi Hasan Yağal’a, ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından verilen hapis cezası 45 yıla çıkarıldı.

Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında, 10 Kasım 2021’de ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan aramalarda 9 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 3 yaşındaki Müslüme Yağal’ın ölümüne ilişkin 1’i tutuklu 4 yakınının istinaf mahkemesinde yargılandığı davada karar açıklandı.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, Müslüme Yağal’ın 19 Kasım 2021’de ölü bulunmasına ilişkin tutuklanan dedesi Hasan Yağal, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklar anne S. Yağal, nenesi A. Yağal ve ağabey O. Yağal ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve avukatlar da salonda hazır bulundu.

Duruşmada, cumhuriyet savcısı tarafından açıklanan mütalaada, Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dosyada Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan verilen mahkumiyet kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddi ve bu saldırı sonucu doğduğu belirlenen kız çocuğu A.Yağal’a karşı ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezanın ise kaldırılarak sanığın ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan cezalandırılması talep edildi.

Mütalaada ayrıca Hasan Yağal hakkında Müslüme Yağal’a karşı ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından verilen beraat kararının bozularak, küçük kızın ölümüne ilişkin süreçte elde edilen belge ve bilirkişi raporları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılması istenilirken, anne S. Yağal’ın ise ‘suçluyu kayırmak’ suçundan cezalandırılması talep edildi.

Cinayet iddiası reddedildi

Mahkeme heyeti, Hasan Yağal’ın, ormanlık alanda ölü bulunan torunu Müslüme Yağal’a karşı işlediği ileri sürülen suçlardan verilen beraat kararlarını hukuka uygun bularak, istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi. Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan verilen 28 yıl mahkumiyet kararı ile ‘suçluyu kayırmak’ suçlamasıyla yargılanan büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’a verilen beraat kararları da mahkeme heyetince hukuka uygun bulundu.

Cezası 45 yıla çıkarıldı

Mahkeme heyeti ayrıca, Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan doğan kız çocuğu A. Yağal’a karşı ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezasını kaldırırken, olayın gerçekleştiği zaman, yer ve biçim ile meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığının göz önünde bulundurularak, sanığa ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan 9 yıl hapis cezası verdi. Ceza, suçun ‘alt soyuna karşı gerçeklemiş olması’ ve ‘birden fazla kez zincirleme suretiyle işlendiği’ gerekçeleriyle 17 yıl 12 aya çıkarıldı. Böylece dede Hasan Yağal’ın toplam hapis cezası 45 yıl 12 aya yükseldi.

Olay

Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında 10 Kasım 2021’de çadır kurdukları sırada 3 yaşındaki kızları Müslüme’nin kaybolduğunu belirten ailesi durumu ilgililere bildirmiş, çalışma başlatan ekipler 19 Kasım 2021’de ilçedeki kırsal alanda kayıp çocuğun cansız bedenini bulmuştu. Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, çocuğun tutuklanan büyükbabası Hasan Yağal hakkında ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından, tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal için de ‘suçluyu kayırmak’tan hapis cezası istenmişti.

Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023’teki karar duruşmasında dede Hasan Yağal’ın, torunu Müslüme Yağal’a karşı ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraatına hükmedilmişti. Mahkeme heyeti, Hasan Yağal’a, gelini S. Yağal ve istismar sonucu doğdu ileri sürülen A.Yağal’a karşı işlediği cinsel saldırı suçlarından toplam 33 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası vermişti. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersinde-3-yasindaki-muslumenin-olumune-iliskin-hapis-cezasi-45-yila-cikarildi/feed/ 0
İstinaf, Müslüme Yağal’ın ölümüyle ilgili davada kararını açıkladı https://www.haber28.com.tr/istinaf-muslume-yagalin-olumuyle-ilgili-davada-kararini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/istinaf-muslume-yagalin-olumuyle-ilgili-davada-kararini-acikladi/#respond Wed, 17 Apr 2024 23:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14727 Mersin’in Gülnar ilçesinde, 3 yıl önce ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan aramalarda 9 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 3 yaşındaki Müslüme Yağal’ın ölümüne ilişkin 1’i tutuklu 4 yakınının istinaf mahkemesinde yargılandığı davada karar açıklandı.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, Müslüme Yağal’ın 19 Kasım 2021’de ölü bulunmasına ilişkin tutuklanan büyükbabası H. Yağal, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşma salonunda, tutuksuz sanıklar anne S. Yağal, büyükanne A. Yağal ve ağabey O. Yağal ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve taraf avukatları hazır bulundu.

Önceki savunmaların okunmasının ardından cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Savcı, Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dosyada H. Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan verilen mahkumiyet kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddini, bu saldırı sonucu doğduğu belirlenen kız çocuğu A.Yağal’a karşı “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezanın kaldırılarak sanığın “çocuğun cinsel istismarı” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaada, H. Yağal hakkında Müslüme’ye karşı “kasten öldürme”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından verilen beraat kararının bozularak, küçük kızın ölümüne ilişkin süreçte elde edilen belge ve bilirkişi raporları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılması istendi.

“Suçluyu kayırmak”tan hakkında beraat kararı verilen anne S. Yağal’ın da üzerine atılı suçtan cezalandırılması mütalaada talep edildi.

Mahkeme heyeti, H. Yağal’ın Müslüme’ye karşı işlediği suçlardan verilen beraat kararlarının hukuka uygun bularak, istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi.

H. Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan verilen 28 yıl mahkumiyet kararı ile “suçluyu kayırmak” suçlamasıyla yargılanan büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’a verilen beraat kararları da mahkeme heyetince hukuka uygun bulundu.

Heyet, H. Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan doğan kız çocuğu A. Yağal’a karşı “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezasını kaldırdı. Eylemin işlendiği zaman, yer ve biçim ile meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığının göz önünde bulundurulduğunu açıklayan heyet, sanığı “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ceza, suçun “alt soyuna karşı gerçeklemiş olması” ve “birden fazla kez zincirleme suretiyle işlendiği” gerekçeleriyle 17 yıl 12 aya çıkarıldı.

Böylece H. Yağal’ın toplam hapis cezası 45 yıl 12 aya yükseldi.

Olay ve dava süreci

Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında 10 Kasım 2021’de çadır kurdukları sırada 3 yaşındaki kızları Müslüme’nin kaybolduğunu belirten ailesi durumu ilgililere bildirmiş, çalışma başlatan ekipler 19 Kasım 2021’de ilçedeki kırsal alanda kayıp çocuğun cansız bedenini bulmuştu.

Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, çocuğun tutuklanan büyükbabası H. Yağal hakkında “kasten öldürme”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından, tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal için de “suçluyu kayırmak”tan hapis cezası istenmişti.

H. Yağal hakkında, gelini S. Yağal’a karşı “nitelikli cinsel saldırı”da bulunduğu, bu saldırı sonucunda gelininden doğduğu belirlenen A. Yağal’a karşı da “çocuğun cinsel istismarı” suçunu işlediği iddiasıyla hazırlanan ek iddianame dava dosyasıyla birleştirilmişti.

Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, “suçluyu kayırmak”tan yargılanan tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal ve ağabey O. Yağal’ın beraatini, anne S. Yağal’ın ise cezalandırılmasını talep etmişti.

Yerel mahkeme kararı

Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023’teki karar duruşmasında, büyükbaba H. Yağal’ın Müslüme’ye karşı “kasten öldürme”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraatine hükmedilmişti.

Mahkeme heyeti, H. Yağal’ı, gelini S. Yağal’a karşı “nitelikli cinsel saldırı” suçundan 14 yıl hapis cezasına çarptırmış, ceza “akrabaya karşı” ve “birden fazla işlenmesi” dikkate alınarak 28 yıla çıkarılmıştı.

Tutuklu H. Yağal ayrıca, gelinine karşı “cinsel saldırı” sonucu doğduğu belirlenen A. Yağal’a karşı da “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı”ndan 3 yıl hapse mahkum edilmiş, suçun “kendi kızına” karşı işlenmesi gerekçesiyle ceza 5 yıl 7 ay 15 güne yükseltmişti.

Toplamda 33 yıl 7 ay 15 gün hapse çarptırılan H. Yağal’ın tutukluluk halinin devamına hükmedilmişti.

Mahkeme heyeti, “suçluyu kayırmak” suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’ın ise beraatine karar vermişti.

Duruşmada Adli Tıp Kurumu raporlarını açıklayan heyet, Müslüme’nin cinsel istismara uğradığına dair bulguya rastlanmadığını, küçük kızın kesin ölüm nedeninin belirlenemediğini ve maktulün cansız bedeninin bulunduğu bölgeye tek başına çıkamayacağının göz önünde bulundurulduğunu bildirmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istinaf-muslume-yagalin-olumuyle-ilgili-davada-kararini-acikladi/feed/ 0
Yargıtay, Atlasjet uçak kazası davasında verilen cezaları onadı https://www.haber28.com.tr/yargitay-atlasjet-ucak-kazasi-davasinda-verilen-cezalari-onadi/ https://www.haber28.com.tr/yargitay-atlasjet-ucak-kazasi-davasinda-verilen-cezalari-onadi/#respond Wed, 17 Apr 2024 06:48:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14668 Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Isparta’da 2007’de meydana gelen 57 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasına ilişkin yeniden yargılanan dönemin Atlasjet Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tuncay Mustafa Doğaner ile uçuş işletme sorumlusu Mehmet Şerif Erbilgin’e “taksirle öldürme” suçundan verilen 5 yıl 10’ar ay hapis cezalarını onadı.

Daire, Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık ile 5 bilim insanının da arasında olduğu 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan olay sonrası, Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 9 Mart 2021’de sanıklar Doğaner ile Erbilgin yönünden karara bağladığı dava dosyasına ilişkin temyiz incelemesini tamamladı.

Buna göre, yargılandıkları ana dava dosyasında beraatlerine karar verilmesi sonrası haklarındaki hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve yeniden yargılandıkları davada “taksirle öldürme” suçundan 5 yıl 10’ar ay hapis cezasına çarptırılan Doğaner ile Erbilgin hakkındaki hükümler onandı.

Kararla birlikte, 2007’de meydana gelen kazaya ilişkin dava dosyası, 17 yıl sonra kapandı.

Olayın geçmişi

İstanbul’dan Isparta’ya gelen Atlasjet Havacılık AŞ yolcularını taşıyan Dünyaya Bakış (World Focus) Hava Taşımacılığı AŞ şirketine ait yolcu uçağı, 30 Kasım 2007’de Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe mevkisinde düşmüş, kazada 7’si mürettebat 57 kişi ölmüştü.

Kazada hayatını kaybedenler arasında, “Türk Hızlandırıcı Merkezi” projesinin Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde düzenlenen 4. Çalıştayına katılmak üzere yola çıkan proje üyesi Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Engin Arık, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fen Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şenel Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ile araştırma görevlileri Mustafa Fidan, Özgen Berkol Doğan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat da bulunuyordu.

Uçak kazasıyla ilgili kamu davası, 16 Haziran 2009’da açıldı. World Focus Hava Yollarında görev yapan bazı üst düzey ve teknik personelden oluşan 10 kişinin yargılanacağı davanın ilk duruşması, 28 Temmuz 2009’da Isparta Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Yargılamalar sırasında sanık sayısı önce 12’ye, ardından 20’ye yükseldi.

Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Ocak 2015’te hükmünü açıkladı. Mahkeme, sanıklardan 8’ine, 11 yıl 8 ay ile 1 yıl 8 ay arasında değişen süreli hapis cezası verdi, aralarında Doğaner ile Erbilgin’in de bulunduğu 12 sanığın beraatini kararlaştırdı.

Temyiz üzerine dosya Yargıtaya geldi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, uçağın Atlasjet tarafından kiralandığı Dünyaya Bakış Hava Taşımacılık AŞ ortağı Yavuz Çizmeci, Genel Müdürü Aydın Kızıltan ve Teknik Müdürü İsmail Taşdelen’in 11 yıl sekizer ay, Bakım Müdürü Fikri Zafer Dinçer’in 5 yıl 10 aylık hapis cezasını onamış, dönemin Atlasjet Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tuncay Mustafa Doğaner ile uçuş işletme sorumlusu Mehmet Şerif Erbilgin hakkındaki beraat kararını bozmuştu. Daire, diğer sanıklara verilen beraat kararlarını da onamıştı.

Dairenin kararında, Doğaner ile Erbilgin’in kazada “tali kusurlu” oldukları belirtilmiş, bu yönden yeniden yargılanmaları gerektiği kaydedilmişti.

Yeniden yargılama yapan Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2021’de sanıklara “taksirle öldürme” suçundan 5 yıl 10’ar ay hapis cezası verilmesini kararlaştırmıştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/yargitay-atlasjet-ucak-kazasi-davasinda-verilen-cezalari-onadi/feed/ 0
Arap Ülkeleri Sudan’da Ateşkes Kararını Memnuniyetle Karşıladı https://www.haber28.com.tr/arap-ulkeleri-sudanda-ateskes-kararini-memnuniyetle-karsiladi/ https://www.haber28.com.tr/arap-ulkeleri-sudanda-ateskes-kararini-memnuniyetle-karsiladi/#respond Mon, 15 Apr 2024 23:48:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14461 Arap ülkeleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) Sudan’da ramazan ayı boyunca ateşkes yapılmasına ilişkin karar tasarısının kabul edilmesini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Suudi Arabistan’ın, kararı memnuniyetle karşıladığı ve tüm Sudanlı tarafların Sudan’ı, halkını ve kutsal ay ramazanın maneviyatını koruyacak şekilde BMGK kararına uymasını” beklediği kaydedildi.

Suudi Arabistan yönetimi ayrıca, tüm taraflara, Sudan halkının çıkarına ulaşmayı amaçlayan Cidde görüşmelerinin sonuçlarına uyma çağrısını yineledi.

BAE

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dışişleri Bakanlığından yapılan bir açıklamada, BAE’nin BMGK’nin Sudan hakkındaki kararını memnuniyetle karşıladığı kaydedildi.

BAE Dışişleri Bakanlığının açıklamasında bu adımın Sudanlı taraflar arasındaki krizin sona erdirmesi ve insani yardımın bölgeye ulaşmasını kolaylaştırmasını sağlayacağına dair ifadelere yer verildi.

BAE’nin askeri tansiyonun düşürülmesi, ateşkes ve siyasi diyalog adımlarının tümünün destekçisi olduğu teyit edildi.

Katar

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, BMGK’de karar tasarının kabul edilmesinin, Sudan’da krizin barışçıl yolla çözümü için önemli bir adım olduğu belirtildi.

Katar’ın Sudan’da ramazan ayı boyunca ateşkes yapılmasına ilişkin karar tasarısından memnuniyet duyduğu ifade edilen açıklamada, Sudan’daki silahlı çatışmalar neticesinde yaşanan insani felaketin boyutlarının, sivillerin korunması için tüm kesimlerin çabalarını arttırmasını gerektirdiği kaydedildi.

Sudan’da sürdürülebilir ve kapsamlı bir anlaşma yapılmasını sağlayacak müzakerelerin önünü açmak amacıyla çatışmaların kalıcı olarak dinmesi için taraflar arasında diyalog gerektiği vurgulandı.

Kuveyt

Kuveyt Dışişleri Bakanlığından yaptığı açıklamada BMGK kararının memnuniyetle karşıladığını ifade edilerek, Sudanlı taraflar arasında uzlaşmaya varılması yönündeki tüm uluslararası çabalara destek verileceği aktarıldı.

Bahreyn

Bahreyn’de Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise, BMGK kararının memnuniyetle karşıladığı ve tüm Sudanlı tarafların Güvenlik Konseyi kararına uyması yönündeki umut dile getirildi.

Açıklamada, kararın uygulanmasının “silahlı çatışmanın kapsamlı barışçıl çözüm sağlamasına ve Sudan halkının güvenlik, barış ve refaha ulaşma yönündeki isteklerini karşılayan kapsayıcı bir ulusal diyalog kurulmasına yönelik önemli bir adım” olarak değerlendirildi.

Umman

Umman Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da, BMGK kararının memnuniyetle karşıladığı ifade edilerek, bunun Sudan’da istikrar ve barışın sağlanmasına yönelik önemli bir adım olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Sudan halkına barış ve istikrar fırsatları sağlamak amacıyla Sudan’da çatışmaları sona erdirme ve ulusal birliği güçlendirme aracı olarak diyalog ve siyasi çözümün önemi” vurgulandı.

Ürdün

Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada BMGK kararının, krizin çözümü ve Sudan’ın aylardır tanık olduğu savaşı durdurmanın başlangıcı olması yönünde ifadelere yer verildi.

Kararın memnuniyetle karşılandığı belirtilen açıklamada, ramazan ayının ateşkes için bir fırsat olacağı ve ulusal çıkarların önceleyecek şekilde kapsamlı bir ulusal diyaloğa girişimine ve barışı koruyan bir anlaşmaya varma fırsatı oluşturduğu değerlendirmesinde bulunuldu.

Yemen

Yemen Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Karar, kan dökülmesini durdurmak ve kardeş Sudan halkının arzuladığı barışa ulaşmak adına bölgesel ve uluslararası çabaları güçlendirmek için önemli bir fırsatı temsil ediyor.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “uluslararası topluma, Sudan halkının yaşadığı insani felakete çözüm bulunması için gerekli insani desteği sağlama” çağrısı yapıldı.

KİK

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, yaptığı yazılı açıklamada kararı memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Budeyvi, Sudan’daki tüm tarafların BMGK kararına güvenliği, istikrarı, Sudan halkının can güvenliğini ve bu mübarek ayın maneviyatını koruyacak şekilde uymasını umduğunu ifade etti.

Hızlı Destek Kuvvetleri

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından yapılan yazılı açıklamada “Kutsal Ramazan ayı boyunca Sudan’daki düşmanlıkların durdurulması çağrısında bulunan BMGK’nin kararını memnuniyetle karşılıyoruz.” ifade edildi.

Açıklamada “Kararın uygulanmasını ve gerekli insani hedeflere ulaşılmasını sağlamak için üzerinde anlaşmaya varılan izleme mekanizmaları konusunda diyaloga hazır olduğumuzu beyan ederiz.” ifadelerine yer verildi.

Sudan Dışişleri Bakanlığı da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ramazan ayı boyunca ülkedeki “düşmanlıkları” durdurma çağrısını memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı.

BMGK’de dün Sudan’da ramazan boyunca ateşkes yapılmasına ilişkin karar tasarısı kabul edilmişti.

Sudan’daki iç savaş

Sudan’da Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Aralık 2018’deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip, yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Nisan 2019’da devrilmesinin ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer almış, 2021’de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.

Ordu ve HDK’nin, askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK’nin orduya entegrasyonu meselesinde anlaşmazlığa düşmesinin ardından 2023’ün nisan ayı ortasında iç savaş patlak vermişti.

Ülke o tarihten bu yana taraflar arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.

BM’ye göre, dünyanın en büyük yerinden edilme krizinin yaşandığı Sudan’daki çatışmalar sonucu 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 6 milyon kişi ülke içinde başka şehirlere, 1,7 milyon kişi çevre ülkelere kaçtı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/arap-ulkeleri-sudanda-ateskes-kararini-memnuniyetle-karsiladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Konut kiralarında zam sınırı değerlendirilecek https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-konut-kiralarinda-zam-siniri-degerlendirilecek/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-konut-kiralarinda-zam-siniri-degerlendirilecek/#respond Mon, 15 Apr 2024 23:25:22 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14454 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz,Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı. Yılmaz, konut kiralarında yüzde 25 zam sınırına ilişkin, “Bu yılın ortasına kadar geçerliliği var, temmuza kadar süremiz var. Yaklaştığı zaman bir etki değerlendirme yapılacak, artılarına, eksilerine bakılacaktır. Enflasyonun gidişine, kiralardaki gidişata, hepsine bakılarak bir karar verilecektir.” dedi.

“DAHA FAZLA SOSYAL KONUT ÜRETME POLİTİKALARIMIZI GÖRECEKSİNİZ”

Yılmaz, sosyal refah açısından konut konusunun çok önemli olduğunu, özellikle birinci konut üzerinde durduklarını ve afet riskini dikkate alarak büyük bir kentsel dönüşüm programını ilan ettiklerini anımsatarak, “Önümüzdeki dönemlerde gerek merkezi idare gerek yerel yönetimler olarak daha fazla sosyal konut üretme konusunda politikalarımızı göreceksiniz.” diye konuştu. Konut arzını artırmanın önemine işaret eden Yılmaz, sosyal konut, ilk konut sahipliği gibi hususların yanı sıra afette dayanıklı, yeşil dönüşümle birlikte enerji anlamında da daha efektif bir konut yapılanmasına doğru gidilmesini gerektiğini söyledi.

“ENFLASYONUN GİDİŞİNE BAKILARAK KARAR VERİLECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konut kiralarında yüzde 25 zam sınırının, enflasyonist dönemde kiracıları korumak, gözetmek için alınan bir karar olduğunda dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Asıl olan tabii enflasyonu düşürmek ve bu ihtiyacı ortadan kaldırmak. Dolayısıyla enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürdüğünüz zaman buna ihtiyaç kalmayacak zaten. Ama bu konudaki karar henüz alınmış değil. Bu yılın ortasına kadar geçerliliği var. Temmuza kadar süremiz var. Yaklaştığı zaman bir etki değerlendirme yapılacaktır. Artılarına, eksilerine bakılacaktır. Enflasyonun gidişine, kiralardaki gidişata, hepsine bakılarak bir karar verilecektir.”

“TÜRKİYE HAK ETMEDİĞİ BİR KONUMDA BULUNUYOR”

Fitch Ratings’in Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, not görünümünü “durağan”dan “pozitif”e çıkarmasının, Türkiye’nin hak etmediği bir konumda bulunduğunu bir kez daha gösterdiğini ve bunun doğru yönde verilmiş bir karar olduğunu belirten Yılmaz, Orta Vadeli Programı (OVP) kararlılıkla hayata geçirmeye, yatırım ortamını iyileştirmeye devam edeceklerini ve bütün bunların sonucunda, diğer kredi derecelendirme kuruluşlarından da benzer not artırımlarının geleceğini söyledi.

Yılmaz, enflasyonla mücadeleye öncelik verdiklerini ve bunun politika setini OVP ile ortaya koyduklarını vurgulayarak, buna ilişkin para, maliye politikaları ve yapısal reformları içeren güçlü bir programı hayata geçirdiklerini kaydetti.

Enflasyonda yıllık bazdaki belirgin düşüşün haziran-temmuz aylarında görüleceğini, gıda ve hizmet grubundaki enflasyon üzerinde özellikle çalıştıklarını dile getiren Yılmaz, “2024’ün ikinci yarısında belirgin etkileri göreceğiz. 2025’te çok daha düşük seviyeler olacak. 2026’da ise tek haneli enflasyona yeniden ulaşacağız ve bu konuda kararlıyız. Bunu laf olsun diye de söylemiyoruz. Planımız, programımız, politika setimiz var ve bu da şeffaf bir şekilde izlenen bir süreç.” diye konuştu.

“KURUN ENFLASYONUN ÜSTÜNDE GELİŞMESİNİ BEKLEMEK GEREKİR”

“Son 10 haftada Merkez Bankasının rezervlerinde 14,5 milyarlık bir azalma söz konusu. Bu da ‘seçim sonrasında bir politika değişikliği mi olacak’ sorusuna gelip takılıyor gibi gözüküyor?” sorusuna yanıt veren Yılmaz, serbest kur rejimi izlediklerini, Merkez Bankasının spekülasyonlarla mücadele etme görevini yerine getirdiğini ve küçük yatırımcıyı koruyacak şekilde müdahalelerini yapacağını anlattı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bir ülke enflasyonla mücadele ediyorsa kendi parasını zaten daha cazip hale getiriyor demektir. Dolayısıyla eğer gerekiyorsa Merkez Bankamız son dönemde yaptığı gibi sıkılaştırıcı adımlar da atıyor burada. Bazı spekülatif şeyler gördüğü zaman geçici de olsa bir takım adımlar da atabilir, başka enstrümanlar da kullanabilir. Burada şunu küçük yatırımcının özellikle bilmesi lazım, daha geniş perspektifte baktığınız zaman, enflasyonla mücadele edilen bir ortamda, kurun enflasyonun üstünde gelişmesini beklememek gerekir. Böyle bir şey yok yani bu eşyanın tabiatına aykırı. Nominal kurdan bahsetmiyorum ama reel kurdan bahsediyorum. Enflasyondaki artış kurda da bir miktar artış getirecektir. Son dönemde enflasyon bir miktar beklentinin üstünde oldu, bu bir miktar kura yansıyacaktır. Bu da normal bir şey. Bunu kurda çok aşırı hareketlilik oluyor diye yorumlamamak gerekir. Büyümemizin kompozisyonunun, enflasyonist olmayacak, cari açığı arttırmayacak şekilde, yatırım ve ihracat ağırlıklı bir yapıya doğru geçmesini arzu ediyoruz”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-konut-kiralarinda-zam-siniri-degerlendirilecek/feed/ 0
Esenyurt’ta Eşini İntihara Yönlendiren Musa Adıyaman 8 Yıl Hapis Cezasına Çarptırıldı https://www.haber28.com.tr/esenyurtta-esini-intihara-yonlendiren-musa-adiyaman-8-yil-hapis-cezasina-carptirildi/ https://www.haber28.com.tr/esenyurtta-esini-intihara-yonlendiren-musa-adiyaman-8-yil-hapis-cezasina-carptirildi/#respond Tue, 09 Apr 2024 06:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13633 Esenyurt’ta eşini intihara yönlendirerek ölümüne neden olan Musa Adıyaman hakkında karar açıklandı. Mahkeme sanık Adıyaman’ın 8 yıl hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

Esenyurt’ta 6 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda iddiaya göre Musa Adıyaman, 2 buçuk yıllık eşi Hilal Adıyaman’ı intihara zorlayarak ölümüne neden olmuştu. Adıyaman’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın karar duruşması görüldü.

Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Musa Adıyaman, maktul Hilal Adıyaman’ın annesi Gülbahar Yıldırım ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada mahkeme başkanı Adli Tıp Kurumu tarafından, Hilal Adıyaman’ın hangi elini kullandığına ilişkin raporun mahkemeye ulaştığını söyledi. Raporda Hilal Adıyaman’ın hangi elini kullandığının tespit edilemediği kaydedildi. Öte yandan olay günü yapılan incelemelerde solak olan Hilal Adıyaman’ın, silahı sağ eliyle tuttuğu belirlenmişti.

Duruşmada beyanda bulunan müşteki avukatı “Her ne kadar tespit yapılamasa da, sol elin baskın olduğu raporda belirtilmiştir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.

Duruşmada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Musa ile maktul Hilal Adıyaman’ın evli olduğunu belirterek “Sanığın zaman zaman alkol alarak eşine psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı, 2021 yılı içerisinde aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı maktulün kocası ile yaşadığı evden ayrılarak annesinin yanına gittiği” ifadelerine yer verdi. Mütalaada maktulün annesinin yanında 1 ay kaldığı ve bu süreçte Musa Adıyaman’ın eşini arayarak eve dönmesini istediği, maktulün dönmek istemediğini söylemesi üzerine sanık Musa Adıyaman’ın ölüm tehdidinde bulunduğu da kaydedildi. Maktulün tehditlerden duyduğu endişe ile eve döndüğü ancak taraflar arasındaki anlaşmazlığın devam ettiği mütalaada açıklandı. Hilal Adıyaman’ın eve döndükten sonra da eşi tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı ve bu nedenle acı ve ıstırap duymasının etkisiyle hayatını sona erdirmeye yönelik bir eğiliminin ortaya çıktığı mütalaada belirtildi. Olay günü öğle saatlerinde sanığın, Instagram üzerinden başka erkekler ile mesajlaştığını iddia ettiği eşi Hilal Adıyaman ile tartıştığı ve evi terk etmesini istediği mütalaada kaydedildi. Hilal Adıyaman’ın bu tartışmadan sonra kesin olarak intihar etmeye karar verdiği mütalaada belirtildi. Maktul eşinin intihar eğilimini fark eden sanığın, uzun zamandır evdeki bir sandık içerisinde sakladığı silahı yerinden çıkararak atışa hazır hale getirdikten sonra salondaki kanepenin üzerine bıraktığı mütalaada açıklandı. İntihar kararı veren Hilal Adıyaman’ın silahı sağ şakağına dayayarak tetiğe bastığı ve hayatını kaybettiği ifade edildi.

Cumhuriyet savcısı ‘cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara mecbur etme’ suçundan dava açılmış ise de delil bulunamadığı ve maktulün kendi iradesi ile intihar etmiş olabileceğini belirterek sanığın bu suçtan beraatını istedi. Mütalaada sanığın ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ise cezalandırılması talep edildi.

Mütalaanın açıklanmasının ardından söz verilen tutuklu sanık Musa Adıyaman “Üstüme atılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Tahliyeme ve beraatime karar verilmesini talep ediyorum” dedi.

Sanık savunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Musa Adıyaman’ın ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 2 yıl hapis ve 4 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme sanık hakkında ‘cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara mecbur etme’ suçundan dava açılmış ise de sanığın eyleminin ‘intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına yardım etmek suretiyle intihara yönlendirme’ suçu olduğunu belirterek önce 8 yıl hapis cezasına hükmetti. Suçun haksız tahrik altında işlendiğine karar veren mahkeme, cezayı 6 yıla düşürdü.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanık Musa Adıyaman hakkında ‘cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara mecbur etme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet talep edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/esenyurtta-esini-intihara-yonlendiren-musa-adiyaman-8-yil-hapis-cezasina-carptirildi/feed/ 0
Kılıçdaroğlu’nun Bayraktar’a hakaret davası mütalaaya gönderildi https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-mutalaaya-gonderildi/ https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-mutalaaya-gonderildi/#respond Sun, 07 Apr 2024 08:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13394 Dokunulmazlığı kalkan CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları sürecinde, iddiaları gündeme getirip eleştirirken eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hakaret ettiği suçlamasıyla açılan davada dosya mütalaaya gönderildi.

Dokunulmazlığı kalkan CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları sürecinde, iddiaları gündeme getirip eleştirirken eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hakaret ettiği suçlamasıyla açılan davada dosya mütalaaya gönderildi.

İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, Kılıçdaroğlu hakkındaki yasama dokunulmazlığı nedeniyle daha önce durma kararı verilen bir dosyaya yeni bilgi ve belgelerigerekçe göstererek yeni bir esasa kaydetmişti.

Bu kapsamda yeniden başlayan yargılamada mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun ifadesinin alınması için ikamet adresi dikkate alınıp Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat göndermişti. Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının dilekçe sunması üzerine tebligat 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne geri gönderildi. Duruşmaya Kılıçdaroğlu’nun avukatları katıldı. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı şikayetten vazgeçme dilekçesi sunduğu görüldü.

Mahkemede savunma yapan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik mahkemedeki savunmasında söz konusu konuşmanın mecliste yapıldığına dikkat çekerek şunlara değindi:

“BU UZUN SÜREÇ HUKUKSUZLUĞUN DEVAMINI GETİRMEKTEDİR: Öncelikle anayasanın 83. Maddesi gereğince mecliste yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaması maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu dava en başından beri açılmaması gereken bir davaydı. Mahkeme tarafından verilen düşme kararı ve devamında düşme kararının kaldırılması nedeniyle hala yargılama yapılmaktadır. Yargılamada yapılan bu uzun süreç hukuksuzluğun da devamını getirmektedir. CMK 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz.

SÖZ KONUSU KONUŞMA KOMİSYONUN GERÇEKLERİN YAYINLANMASINI ENGELLEMESİ NEDENİYLE YAPILAN KONUŞMADIR: Müvekkil tarafından yapılan değerlendirmelerin haklı olduğunu ispat yolunda gideceğiz. İspatlanabilir niteliktedir. Bu hak karşı tarafın rızası olmaksızın kullanılabilir. Delillerin toplanmasını talep ediyoruz. Yolsuzluk gerçeğini açığa çıkaran ses kayıtlarının tamamı doğrudur. Savunmamıza dayanak olan ses kayıtları üzerine bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle gerçek olup olmadığına yönelik tespit istiyoruz. Davanın konusu 17-25 Aralık döneminde yaşananların meclis soruşturma komisyonunun gerçeklerin yayınlanmasını engellemesi nedeniyle yapılan konuşmadır. Müşteki vekilinin şikayetten vazgeçme dilekçesine karşı diyeceğimiz bir şey yoktur.”

DOSYA MÜTALAAYA GÖNDERİLDİ

Mahkeme dosyayı mütalaayı hazırlaması için duruşma savcısına gönderilmesine karar vererek duruşmayı 2 Mayıs’a erteledi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı ileri sürüldü. Soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçlamasıyla 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

İddianamenin gönderildiği İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 23 Şubat 2018’te yapılan duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verildi. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı bu karara ilişkin olarak üst mahkeme olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvurdu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu. Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı bildirildi. Karara, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği belirtildi. Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.

DURMA KARARI VERİLMİŞTİ

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni kaybetti. Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 dosya 20 Haziran 2023’de işleme konuldu. Bu kapsamda Bakanlık üzerinden mahkeme heyetine ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-mutalaaya-gonderildi/feed/ 0
Atakum Belediyesi, binaların zeminlerinde sismik izolatör kullanımını gündeme alıyor https://www.haber28.com.tr/atakum-belediyesi-binalarin-zeminlerinde-sismik-izolator-kullanimini-gundeme-aliyor/ https://www.haber28.com.tr/atakum-belediyesi-binalarin-zeminlerinde-sismik-izolator-kullanimini-gundeme-aliyor/#respond Mon, 01 Apr 2024 03:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12505 Samsun’un Atakum Belediye meclis toplantısında gündeme alınan madde ile birlikte Türkiye’de birçok kamu kurumunun temelinde kullanılan sismik (deprem) izolatörünün vatandaşların ikamet ettiği binaların zeminlerinde de kullanılmasının önü açılıyor. Yapı ruhsatına eklenecek ‘plan notu’ ile birlikte müteahhitler binaların zeminlerinde sismik izolatör kullanabilecek.

Türkiye’de geçen yıl yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde binlere bina yıkılmış, 10 binlerce insan hayatını kaybetmişti. Depremlerin büyüklüğüne rağmen zemininde sismik izolatör kullanılan büyük kamu binalarının depremden etkilenmediği görülmüştü. Şehir hastaneleri ve kamu binalarında kullanılan sistemin vatandaşların oturacağı binalarda da kullanılmasına ilişkin Atakum Belediye Meclisi gelen talepler üzerine konuyu gündemine aldı.

Örnek teşkil edilecek karar ile birlikte yapı ruhsatlarına eklenecek plan notu ile birlikte yönetmelikte yer alan “Zeminin topraktan destek alması” maddesi yerine “Yapı ruhsat başvurularında depreme dayanıklı yapılar inşa etmek için sismik izolatör kullanılacak olan birimlerin çevresinde güvenlik önlemleri alınmak üzere ön bahçe dahil tüm bahçe alanları statik gereklere göre düzenlenebilir” plan notu eklenerek deprem izolatörünün yapılmasının önü açılacak.

“Karadeniz’de ilk”

Atakum Belediye Meclisi Mart Ayı Olağan Toplantısı 1. Oturumu’nda konuşan Atakum Belediye Başkanı Cemil Deveci, zemini kot altında kalan Balaç’ta yapılacak bir bina için kendilerine talep geldiğini, alacakları bu karar ile birlikte Karadeniz’de ilk defa vatandaşların ikamet edeceği bir binanın zemininde sismik izolatör kullanılacağını ve bu alınacak kararın depreme dayanıklı binalar yapılmasının da önünü açacağını ifade etti.

“Samsun Şehir Hastanesi’nde de bu yöntem kullanıldı”

Sismik izolatörlerin yakın zamanda meydana gelen depremlerde de güvenirliğini kanıtladığının altını çizen Cemil Deveci, “Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ‘sismik (deprem) izolatör’ ülke gündemine geldi. Mevcut imar planlarında deprem izolatörünün yapılacağı binaların nasıl yapılacağına dair bir hüküm yok. Birçok kurumdan uzman görüşü aldık. Karadeniz’de ilk kez Atakum’da uygulanacak. Samsun Büyükşehir Belediyesi ile de görüştük. Bu sistemi kullanarak yapılacak binalar için ‘plan notu’ olursa uygulayıcılar için rahatlık sağlar diye düşünüldü. Binada deprem izolatörü uygulandığından binanın zeminden itibaren etrafının boş bırakılması gerekiyor. Binanın sallanabilme ve esneme ölçüsüne göre duvara veya toprağa değmemesi gerekiyor. Bizim yönetmeliğimizde kot altında kalan temellerin etrafının kapatılması gerekiyor. Toprak zeminden destek alınsın gibi bir mantık var mevcut yönetmelikte aksine bu izolatör kullanılan binalarda da yapının esnemesi için önünün açık tutulması gerekiyor. Zeminden itibaren belli miktarda etrafının boş olması gerekiyor. OMÜ Mimarlık Fakültesi ve Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin görüşünü aldık. Bakanlıktan gelen uzman görüşünde ise ‘Sismik derz mesafesi, izolatör tasarım deplasmanın en az 2 katı olacak şekilde projelere yansıtılması ve bu detaya göre peyzaj düzenlemesi yapılması gerekir’ diyor. Yani zeminden itibaren toprak kotuna kadar bir mesafeyi boş tutacak. Fore kazıklar ile zemin koruma altına alınacak. İlk uygulamayı da Balaç Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nın altında yapılacak bina için meclis kararının ardından izni verilecek. Komisyonda uzmanlar da konu hakkında daha detaylı bilgileri verecekler. Bu karar Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçtikten sonra da diğer birçok ilçede de örnek gösterilebilecek. Samsun Şehir Hastanesi ve Tekkeköy Devlet Hastanesi de sismik izolatör yöntemi ile yapıldı. Devlet de artık tüm büyük kamu yatırımlarının zemininde bu deprem izolatörlerini kullanıyor. Bizler de bu kararı alarak, sağlam binaların yapılmasında öncü olacağız” dedi.

Söz konusu gündem maddesi, meclis üyelerinin oybirliği kararı ile İmar Komisyonu’na havale edildi. Komisyonda görüşülecek gündem maddesi, meclisten geçtiği takdirde karara bağlanacak ve ilçedeki binaların zemininde deprem izolatörü kullanılabilecek. – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/atakum-belediyesi-binalarin-zeminlerinde-sismik-izolator-kullanimini-gundeme-aliyor/feed/ 0
KEİ Genel Sekreteri: Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak önemli https://www.haber28.com.tr/kei-genel-sekreteri-krizler-doneminde-diplomasiyi-one-cikarmak-onemli/ https://www.haber28.com.tr/kei-genel-sekreteri-krizler-doneminde-diplomasiyi-one-cikarmak-onemli/#respond Sun, 31 Mar 2024 07:00:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12413 Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF) “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak” temasına ilişkin, “Bu başlığın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri olarak sorumlu olduğum alana da mükemmel bir şekilde uyduğunu düşünüyorum.” dedi.

Comanescu, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Büyükelçi Comanescu, Foruma davet edildiği için onur duyduğunu belirtti.

Foruma ikinci kez katıldığını ifade eden Comanescu, “ADF gibi birçok foruma katılıyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki ADF hem katılımcılar hem de içerik açısından katıldığım en önemli forumlardan biri oldu.” dedi.

Comanescu, ADF’nin “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak” temasına ilişkin, “Bu başlığın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri olarak sorumlu olduğum alana da mükemmel bir şekilde uyduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Karadeniz’in “çok çalkantılı” bir bölge olduğunu ifade eden Comanescu, “Bu nedenle bir kez daha burada bulunmaktan ve Karadeniz bölgesiyle ilgili konuda panelist olarak yer almaktan büyük memnuniyet ve onur duyuyorum. Çok değerli bir forum.” ifadelerini kullandı.

” Türkiye’nin KEİ dönem başkanlığı sırasında birçok önemli karar alındı”

Comanescu, Türkiye’nin KEİ dönem başkanlığı sırasında önemli kararlar alındığını belirterek Türkiye’nin dönem başkanlığındaki katkısına övgüde bulundu.

Türkiye’nin dönem başkanlığında alınan özellikle iki kararın önemli olduğunun altını çizen Comanescu, bu kararlardan ilkinin, “KEİ Bakanlar Konseyinin geçen yıl KEİ Ekonomik Gündemi’ni kabul etmesi” olduğuna işaret etti.

Comanescu, söz konusu gündemin 10 yıl için KEİ’nin faaliyetlerinin stratejisini oluşturduğunu belirterek “Bu da gösteriyor ki Ukrayna’daki savaş nedeniyle tanık olduğumuz kargaşaya rağmen, üye devletler bu örgütün önemi ve bu bölgedeki ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunmaya devam etmek için örgüte önümüzdeki 10 yıl için uygun bir çerçeve sağlamanın önemi konusundaki farkındalıklarını kanıtlamışlardır.” dedi.

Diğer önemli kararın, KEİ’nin proje geliştirme planı olarak adlandırılan ve örgütün proje odaklı boyutunu güçlendiren ya da geliştiren planın yeniden etkinleştirilmesi olduğunu söyleyen Comanescu, “Türkiye’nin dönem başkanlığı sırasında üzerinde mutabık kalınan başka kararlar da var. Örneğin KEİ İş Konseyinin güçlendirilmesi, ki bu konsey örgütün iş dünyasıyla ilgili önemli bir organıdır.” şeklinde konuştu.

“Faaliyetlerimize neredeyse tamamen geri dönmüş durumdayız”

Comanescu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın KEİ üzerindeki etkilerine yönelik, bölgedeki pek çok husus gibi örgütün de savaştan etkilendiğini kaydederek “Gerçek şu ki 2022’de yarım yıldan fazla süre boyunca, örgütümüzün pratikte birçok faaliyetini erteleme eğiliminde olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak üye devletlerin yapıcı tutumları sayesinde örgütün faaliyetlerini yeniden başlatabildik. Şimdi faaliyetlerimize neredeyse tamamen geri dönmüş durumdayız.” dedi.

“Önemli olan bir duvar örmek. Elde ettiklerimizin üzerine bir şeyler inşa etmek ve dediğim gibi örgütün ekonomik işbirliğine katkıda bulunma kapasitesini daha da artırmaktır.” diyen Comanescu, bölgedeki mevcut durumun uygun şekilde ele alınması, orta ve uzun vadeli geleceğin göz önünde bulundurulması ve ona göre hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Krizlerin en kısa sürede çözüme kavuşmasını ümit ediyorum”

Comanescu, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının KEİ’ye etkilerine ilişkin, “Bir köşedeki krizin tüm dünyayı etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla bu konuda şunu söylemeden geçemeyeceğim; elbette her kriz, her çatışma, dediğim gibi, o bölge de dahil olmak üzere tüm dünyayı etkiliyor.” diye konuştu.

Krizlerin en kısa sürede çözüme kavuşmasını ümit ettiğini belirten Comanescu, Karadeniz ve Orta Doğu’da barışın geri gelmesi temennisinde bulundu.

Comanescu, KEİ’nin 2024 hedeflerine ilişkin de şunları kaydetti:

“Genel Sekreter olarak, haziran ayında bir araya gelecek olan dışişleri bakanlarına bir öneri sunmayı ve bundan önce de üst düzey yetkililerin bir araya gelerek temel ekonomik gündemin somut olarak uygulanmasına ilişkin önerilerini sunmalarını planlıyorum. Öncelik budur. Ayrıca yakın gelecekte hayata geçirilecek projelere ilişkin somut öneriler de sunulacaktır. Bunlar tabii ki en önemli öncelikler.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kei-genel-sekreteri-krizler-doneminde-diplomasiyi-one-cikarmak-onemli/feed/ 0
Güney Afrika Dışişleri Bakanı: İsrail’e karşı olumsuz pozisyon alan ABD’li siyasetçiler var https://www.haber28.com.tr/guney-afrika-disisleri-bakani-israile-karsi-olumsuz-pozisyon-alan-abdli-siyasetciler-var/ https://www.haber28.com.tr/guney-afrika-disisleri-bakani-israile-karsi-olumsuz-pozisyon-alan-abdli-siyasetciler-var/#respond Sat, 30 Mar 2024 03:12:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12209 Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Naledi Pandor, İsrail’in Uluslararası Adalet Divanında (UAD) soykırımla yargılanmasıyla sonuçlanan dava sürecinin ardından ABD’li bazı siyasetçilerin ülkesine karşı çok olumsuz bir pozisyon aldığını belirtti.

Pandor, AA’nın “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine, ülkesinin Filistin konusundaki tutumuna ve UAD sürecine dair açıklamalarda bulundu.

Güney Afrika’nın, “beyaz hükümetin” ırkçı politikalar güttüğü bir dönemde apartheide karşı uzun yıllar mücadele ettiğini hatırlatan Pandor, mücadelelerinde uluslararası toplumun yardımına ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Pandor, ülkesinin mücadelesinin bir kısmının silahlı olduğunu ve diğer taraftan uluslararası dayanışma için uğraştıklarını, ülke ülke gezip yardım istediklerini, onları destekleyenler arasında başta Yaser Arafat olmak üzere Filistinlilerin de yer aldığını anlattı.

Filistinlilerin o dönemde zor zamanlar geçirmelerine rağmen Güney Afrika’nın yanında yer aldığını dile getiren Pandor, şöyle devam etti:

“O yüzden bu her zaman görevimiz. İnsanlar baskı altındayken, zorluk, önyargı, ayrımcılık, öldürülmeye maruz kalırken, Güney Afrikalıların bir şey yapmak için ahlaki bir sorumluluğu var. Biz de dünyaya hiçbir şey söylemeden Filistin halkının katledilmesini izleyemeyeceğimizi hissettik. BM’nin araçlarını kullanmaya karar verdik çünkü uluslararası hukukun İsrail tarafından ciddi şekilde ihlal edildiğine inanıyoruz. Uzun yıllardır bunu yaptı. Biz de bu kez buna karşı çıkmamız, Uluslararası Adalet Divanına gitmemiz gerektiğini düşündük ve aslında bir karar çıkartmak istedik.”

Pandor, UAD’nin ihtiyati tedbir kararından bu yana, bir davaları olmadığını söyleyen ülkelerin bile İsrail’e, UAD’nin kararlarını uygulaması gerektiğini söylemeye başladığını anlattı.

Bu ülkelerin önceden bunun çok saçma ve zaman kaybı olduğunu, hiçbir başarı şansı olmadığını söylediklerinin unutulduğunu kaydeden Pandor, şimdi ise dava hakkında ve İsrail’in kararları uygulaması gerektiği hakkında konuştuklarını ifade etti.

“Güney Afrika ahlaki ve doğru bir mesele için uğraşıyor”

Pandor, bunun nedeninin İsrail’in dünyaya bir tehdit oluşturduğunu görmeleri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Tepkiler konusunda maalesef ABD’de bazı siyasiler Güney Afrika’ya karşı çok olumsuz bir pozisyon aldı. Bildiğiniz gibi ABD çok güçlü bir ekonomiye sahip ve hepimiz onlarla ticaret yapıyoruz. Ülkemdeki yatırıma ve istihdama da bu, tehdit oluşturuyor. Bu nedenle lobiye devam etmeliyiz. Güney Afrika çok ahlaki ve doğru bir mesele hakkında küresel olarak uğraşırken ABD halkının Güney Afrika’ya karşı hareket etmesi tamamen yanlış.”

UAD’deki davaya ilişkin herhangi bir ülkeden baskı görüp görmediğine ilişkin Pandor, “Hakkımız var, biz egemen bir ulusuz. Davamızı yürütme hakkımız var. Birçok ülkenin Güney Afrika’nın Filistin’e desteğiyle hemfikir olmadığını biliyoruz ancak bizim her zaman yaptığımız bir şey ve Filistin halkına arkamızı dönemeyeceğiz.” dedi.

Pandor, İsrail’in UAD’nin kararlarına dair yanıtına ilişkin, “Başvurmadılar. Hepimiz biliyoruz ki Netahyahu UAD’nin kararlarını reddetti ve bu şaşırtıcı değil. Apartheid ile aynı şeyi yaşadık. BM organlarınca uluslararası kararlar alındığında apartheid devlet ‘hayır’ diyecek. Bunda apartheid devlet ile İsrail hükümeti arasında benzer bir uygulama ve yaklaşım görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin UAD’deki davaya desteğine ilişkin Pandor, “Türkiye, başından itibaren Güney Afrika’nın attığı adımları takdir ettiğini söyledi ve bizimle her zaman iletişim halindeydi.” şeklinde konuştu.

Pandor, davanın değeri görüldüğünde ve daha detaylı süreçte bölgeden daha fazla ülkenin Güney Afrika’ya katılacağını umduklarını belirterek, “Mahkemeden hala tarih için bekliyoruz. Bu sürede kim Filistin’in gerçekten dostu, anlayacağız.” dedi.

“Gazetecilerin öldürülmesi beni tiksindiriyor”

Pandor, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilere ilişkin ise şunları söyledi:

“Yaşanan trajediden dolayı kalbim acıyor ve özellikle de gazetecilerin özgürce faaliyet gösterememesi, korkunç tehlikelere maruz kalması ve birçoğunun öldürülmesi beni kesinlikle tiksindiriyor. Sık sık basın özgürlüğünden bahseden gazeteci örgütleri de dahil olmak üzere dünyanın büyük bir kısmı sessiz. Bu yüzden yaşananlar karşısında tiksinti duyuyorum. Tüm medya çalışanlarının ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum.”

Batı ülkelerinin Gazze’de yaşananlara sessiz kalmasına yönelik soruyu yanıtlayan Pandor, “Bu, sık sık bahsettiğimiz bir sorunu yansıtıyor: İnsanları farklı olarak görmemiz. Eğer siyahsanız, daha az insansınız. Eğer Arapsanız, daha az insansınız. Eğer Avrupalıysanız, çok insansınız. ve bu yüzden korunmanız gerekir. Dünya bu şekilde görülüyor. Bence bunu değiştirmemiz gerekiyor. ve biz güneydekiler, bunun değişmesi için mücadele etmeliyiz. Bence kendi gücümüzü ele geçirmeli ve dünyanın yeni ve çok farklı bir versiyonunu yansıtmaya başlamalıyız.” ifadelerini kullandı.

AA’nın ADF’de bulunan standını ziyaret eden Pandor, kurumun “Kanıt” kitabını inceleyerek bilgi aldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/guney-afrika-disisleri-bakani-israile-karsi-olumsuz-pozisyon-alan-abdli-siyasetciler-var/feed/ 0
Emeklilere Ramazan Bayramı öncesi 3 bin lira ikramiye https://www.haber28.com.tr/emeklilere-ramazan-bayrami-oncesi-3-bin-lira-ikramiye/ https://www.haber28.com.tr/emeklilere-ramazan-bayrami-oncesi-3-bin-lira-ikramiye/#respond Tue, 26 Mar 2024 06:48:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11682 Emekli bayram ikramiyelerini de içeren 42 maddelik Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, bugün TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre, milyonlarca emekli, gelecek Ramazan Bayramı’ndan önce belirlenen takvim çerçevesinde 3 bin lira bayram ikramiyesi alacak.

İçerisinde emekli bayram ikramiyelerine artışı da düzenleyen ve kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak anılan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. 298 milletvekili oy kullandı; 237’si kabul, 61’i ise red oyu verdi.

İlgili kanun teklifi geçen hafta Adalet Komisyon’undaki 2 günlük görüşmenin ardından Genel Kurul’a sevk edilmişti. Genel Kurul’da bu hafta gündeme alınan 42 maddelik teklifin görüşmeleri 3 gün sürdü.

TMSF’NİN KAYYUM OLARAK ATANMASI DÜZENLEMESİ TEKLİFTEN ÇIKARILDI

Görüşmelerde, Genel Kurulda kabul edilen değişiklik önergesiyle 22. maddedeki, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyum atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanabilmesini” içeren düzenleme teklif metninden çıkarıldı.

Teklifin kanunlaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Genel Kurul’un gündemindeki çalışmaları tamamladığını ifade ederek, 67. birleşimi 31 Mart’taki yerel seçimler sonrasında yani 2 Nisan 2024 Salı günü toplanmak üzere kapadı.

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, özetle şu düzenlemeleri içeriyor:

“İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılacak. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.

Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidilecek. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.

İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılacak. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak. Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.

Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.

Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor. Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemelere gidilecek.

Buna göre, TCK’de belirtilen “Devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında, sanığa yüklenen suçtan dolayı yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalacak. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecek.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/emeklilere-ramazan-bayrami-oncesi-3-bin-lira-ikramiye/feed/ 0
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak manevi tazminat talepleri Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanacak https://www.haber28.com.tr/yargilamalarin-makul-surede-sonuclandirilmadigi-iddiasiyla-yapilacak-manevi-tazminat-talepleri-tazminat-komisyonu-tarafindan-karara-baglanacak/ https://www.haber28.com.tr/yargilamalarin-makul-surede-sonuclandirilmadigi-iddiasiyla-yapilacak-manevi-tazminat-talepleri-tazminat-komisyonu-tarafindan-karara-baglanacak/#respond Tue, 26 Mar 2024 06:36:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11679 Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak manevi tazminat talepleri, Tazminat Komisyonunca karara bağlanacak.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemelerin yürürlüğe gireceği zamanın belirlenmesi bakımından uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükümleri düzenleniyor.

Buna göre, eski hale getirme kurumuna yönelik süreye ilişkin yapılan değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanacak. Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam edilecek.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi ile kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında da değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.

Yasa ile kanun yollarına başvuru sürelerinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren başlaması için yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağının kabul edilmesi nedeniyle, bu tarihten önce verilen kararlar bakımından yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanması sürdürülecek.

Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin değişiklikler, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesi kapsamında olup da 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanacak.

Yasa ile öngörülen kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanacak. Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemeler ancak 1 Haziran 2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından uygulanabilecek. Bu tarihten önce verilen söz konusu kararlarıyla ilgili değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanacak.

1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz yoluna başvurulabilecek ve bu itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılacak.

İstinaf kanun yolu incelemesinden geçmemiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması nedeniyle hükmün açıklanması veya yeniden kurulması halinde, açıklanan veya yeni kurulan hükmün tabi olduğu kanun yolu korunacak.

Mahkeme, sanığın kabul etmemesi halinde de koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecek; ancak 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam edilecek.

Manevi tazminat taleplerini Tazminat Komisyonu karara bağlayacak

Yasa ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un adı “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” şeklinde değiştiriliyor.

Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemiyle müracaatlar Komisyona yapılacak.

Müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkili olacak.

Komisyonun giderleri, Bakanlık bütçesinden karşılanacak.

Komisyona müracaatlar, elektronik ortamda da yapılabilecek.

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatın şekli ve süresine yönelik de düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, Komisyona müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılacak. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilecek.

Müracaatta bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi zorunlu olacak.

Komisyon, dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye bildirecek. Dilekçedeki eksikliğin süresinde tamamlanmaması halinde müracaat, Komisyonca reddedilecek.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar da belirleniyor.

Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılacak.

Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında olmasına rağmen Komisyona yapılan istemler, ağır ceza mahkemesine gönderilecek. Komisyonun görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise Komisyon, görev alanına girmeyen istemleri ayırarak ağır ceza mahkemesine gönderecek. Bu hallerde Komisyona yapılan istem tarihi esas alınacak. Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev konusunda anlaşmazlık çıkması halinde Komisyonun görevine giren işlerin tespiti amacıyla ağır ceza mahkemesi veya Komisyon, kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvuracak.

Komisyonun, tazminat istemlerine ve tazminatın geri alınmasına ilişkin yapacağı değerlendirmede Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak. Komisyon tarafından verilen tazminatlarla ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca cumhuriyet savcısının tazminatın geri alınmasına ilişkin yazılı istemleri Komisyona yapılacak.

Yapılan müracaatlar hakkında 9 ay içinde karar verecek olan Komisyon, ayrıca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verecek.

Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karar verebilecek.

(Sürecek)?

]]>
https://www.haber28.com.tr/yargilamalarin-makul-surede-sonuclandirilmadigi-iddiasiyla-yapilacak-manevi-tazminat-talepleri-tazminat-komisyonu-tarafindan-karara-baglanacak/feed/ 0
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: ‘Emekliye paran yoksa Anagold’un 7.2 milyon dolarlık vergi borcunu niye sildin?’ https://www.haber28.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-emekliye-paran-yoksa-anagoldun-7-2-milyon-dolarlik-vergi-borcunu-niye-sildin/ https://www.haber28.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-emekliye-paran-yoksa-anagoldun-7-2-milyon-dolarlik-vergi-borcunu-niye-sildin/#respond Tue, 26 Mar 2024 06:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11676

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emekli maaşları konusunda yaptıkları farklı açıklamalara ilişkin “Bir ekmek arası döner hasretiyle yaşayan emekliden bahsediyoruz ve ona Cumhurbaşkanı çıkmış üst perdeden ‘Sana bu maaşı artırmaya param yok’ diyor. Senin paran yoksa Anagold’un 7.2 milyon dolarlık vergi borcunu niye sildin? Kur korumalı mevduata bu memleket 800 milyar lira gömdü. Ama emeklinin maaşına zam gerekince ‘Bunu yapmamız mümkün değil. Ancak polis maaşından kesmemiz lazım’ diyorsunuz. Bu acınaklı bir tutumdur, Türkiye’de vatandaş bunu değerlendiriyor, 31 Mart’a 30 gün var” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Yıl dönümünde 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilme süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Günaydın, şunları söyledi:

“1 MART TEZKERESİNİN GÖRÜŞÜLDÜĞÜ KAPALI OTURUMUN TUTANAKLARINI YAYINLAYIN, KİM NE SÖZ SÖYLEMİŞ HEP BERABER GÖRELİM”

“CHP’nin oyları bu tezkereyi reddettirmek için yeterli değildi. Peki kimler bu tezkerenin geçmesi için özel bir gayret içerisindeydi? Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül öyleydi. AKP içerisinde bazı milletvekillerinin bizimle beraber hayır oyu kullanması gerekiyordu ki bu tezkere geçmesin. Bursa Milletvekili ve AKP Genel Başkanı Ertuğrul Yalçınbayır, hayır dedi. Zeki Ergezen’e, Bayındırlık Bakanı’yken hayır demişti, selam olsun. Mehmet Aydın, AKP’nin bakanıyken hayır demişti, selam olsun. Bir daha bu insanlar bırakın bakan edilmeyi, milletvekili dahi yapılmadılar. Suçları neydi? Amerika’nın çıkarına AKP ile iş birliği yapmamak ve evet dememek. Birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı anti-emperyalist, anti-Amerikancı olarak tanımlarsa 1 Mart 2003 tarihine geri dönsün. Aradan 21 yıl geçti, o gün bir kapalı oturum yapıldı. Bu kapalı oturumun tutanakları neden yayınlanmıyor hala? Yayınlayın, kim ne söz söylemiş hep beraber görelim. AKP’nin karşı çıkışıyla bu tutanaklar açıklanmıyor. Açıkladığı gün bugün hamaset yapanların aslında emperyalist çıkarlara hizmet etme konusunda ne kadar tereddütsüz olduklarını göreceğiz.”

Anayasa Mahkemesi’nin 27-28 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayınlanan bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine (CBK) yönelik iptal kararlarına ilişkin de konuşan Günaydın, şöyle devam etti:

“AYM’NİN İPTAL ETTİĞİ CBK’LARI DA NOKTASINA VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN BİR GECE YARISI MECLİS’TEN GEÇİRMEYE ÇALIŞACAKLAR”

“Türkiye’nin ilk ve en önemli CBK’sına karşı CHP AYM’ye gidiyor, AYM bunu 5,5 yıl inceliyor, sonra da Anayasa’ya aykırı olduğunu fark ediyor ve iptal kararını veriyor. Ne kadar sonra Resmi Gazete’de yayınlanıyor biliyor musunuz AYM kararı, tam 4 ay sonra; 27 Şubat 2024 tarihinde. Bunun neresini makul, hukuka uygun değerlendireyim? Bu karar yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe girer diyor, bu 9 ay aslında idarenin yeni bir düzenleme yapması için kendisine tanınan süredir. Şöyle bir işlevi vardır, Anayasa’ya aykırı olan bu hükümlerin tamamını 9 ay boyunca tepe tepe kullanma hakkına ve yetkisine sahipsin. Bir hukuk devletinde bu iptalden sonra TBMM’nin derhal bunlara yönelik vaziyet alarak AYM kararına uygun bir düzenleme yapması lazım. Bugün görüşülmekte olan yargı paketinde gördüğümüz gibi onu da noktasına, virgülüne dokunmadan bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalışacaklar. Bunun adı da hukuk olacak.”

2 gündür TBMM Genel Kurulu’nda yapılan yargı paketi görüşmelerine dair süreci de aktaran Günaydın, şunları dile getirdi:

“MECLİS’İ ÇALIŞTIRMAMAYA YÖNELİK ÇABANIZ BİZİM DUVARLARIMIZA VURACAKTIR VE GERİ DÖNECEKTİR”

“Bunu bir dayatma ile yapmaya çalıştıkları için biz de Meclis’te İçtüzük’ten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz. Bununla herkesi terörist olarak yaftalamak haklarını ellerinde tutuyorlar. AYM’nin iptal kararına karşın virgülüne dokunmadan aynı düzenlemeyi yasa konusu yapmaya çalışıyorlar. TMSF’nin kayyum olarak atadıklarına idari, mali, hukuki özerklik kazandırmak istiyorlar. Emeklilere yönelik de 3 bin lira gibi acınaklı bir ikramiye düzenlemesini getirmeye gayret ediyorlar. CHP olarak biz burada milletvekili arkadaşlarımızla büyük bir kararlılıkla duruyoruz. CHP’nin 25 milletvekili buradadır, geriye kalan milletvekillerinin tamamı sahada vatandaşlarımızın dertlerini çözmek için gayret etmektedir. AKP’nin de 200 milletvekili Meclis’te çakılı durumdadır. Kulise sandalyeler koydular oturdular. Odalarına gidiyorlar, yoklama istiyoruz yoklamaya zamanında yetişmiyorlar. Bu hem gayriciddi hem de zavallı bir durumdur. TBMM’nin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceğiz. Meclis’i çalıştırmamaya yönelik çabanız bizim duvarlarımıza vuracaktır ve geri dönecektir.”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Günaydın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emekli maaşlarına yönelik açıklamasına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“EMEKLİYE PARAN YOKSA ANAGOLD’UN 7.2 MİLYON DOLARLIK VERGİ BORCUNU NİYE SİLDİN?”

“Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik? Bu iyi polis kötü polis oyununu bu memleket çok açık olarak gördü. Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazine’nin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna yakışır maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, sınıfları, kesimleri, insanları birbirine düşürecek açıklama yapıyor. Diyor ki emekliye, ‘Sana para verirsem, memurun maaşından kesmek zorunda kalacağım’. Bir süre polis diyecek ki benim maaşımdan kesme emekliye verme. Bir emekli protesto yürüyüşünde polisin tutumu buna göre şekillenecek…Bana gözleri dolarak anlatıyor adam. Bir ekmek arası döneri yemeyeli yıllar oldu diyor. Bir ekmek arası döner hasretiyle yaşayan emekliden bahsediyoruz ve ona Cumhurbaşkanı çıkmış üst perdeden sana bu maaşı artırama param yok diyor. Senin paran yoksa Anagold’un 7.2 milyon dolarlık vergi borcunu niye sildin? Kur korumalı mevduata bu memleket 800 milyar lira gömdü. Zenginin parasını büyütmesi için 800 milyar lirayı, Merkez Bankası’ndan ve Hazine’den veriyoruz. Ama emeklinin maaşına zam gerekince ‘Bunu yapmamız mümkün değil. Ancak polis maaşından kesmemiz lazım’ diyorsunuz. Bu acınaklı bir tutumdur, Türkiye’de vatandaş bunu değerlendiriyor, 31 Mart’a 30 gün var.”

“3 TANE PLAKAM VAR, BUNLARI TAHSİS ETMEK HAKKIM VAR”

AKP Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in İBB’nin aracını sekreterine kullandırdığı iddiasına ilişkin soruya da Günaydın “Bu Osman Gökçek’in iftirasıdır bu. İBB’nin aracını almışım, sekreterime kullandırıyormuşum. Gerçek ne; sekreterim dediği kişi Kadriye Kasapoğlu, İBB’nin Özel Kalem Müdürü. Benim sekreterim yok birincisi yalan. İkincisi, İBB’nin aracını ben kullanıyormuşum ve ben aracı ona tahsis etmişim. Araç, İBB’nin aracı, konunun benimle alakası yok. Benden ricaları nedir? Konvoyda Ekrem Bey’i takip ederken özel kalem müdürü, sürekli trafik cezaları yiyor ve bunları ödemek zorunda kalıyorlar. Plaka korumalarınızdan bir tanesini verebilir misiniz dediler. Ben plaka korumamı arsıza, hırsıza, mafya liderine vermemişim. Benden bunu rica eden uzun zamandandır tanıdığım İBB’nin Özel Kalem Müdürü’ne tahsis etmişim. 3 tane plakam var, bunları tahsis etmek hakkım var. Bunu benimle bağlantılandıranlar ABB’nin aracını, ABB Başkanlığı’nı kaybettikten sonra utanmadan yıllarca kullananlardır, ABB lojmanını utanmadan yıllarca işgal edenlerdir. Ankara’yı parsel parsel satanlardır” cevabını verdi.

]]> https://www.haber28.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-emekliye-paran-yoksa-anagoldun-7-2-milyon-dolarlik-vergi-borcunu-niye-sildin/feed/ 0 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: ‘Erdoğan’ın açıklamaları tehlikeli’ https://www.haber28.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-erdoganin-aciklamalari-tehlikeli/ https://www.haber28.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-erdoganin-aciklamalari-tehlikeli/#respond Mon, 25 Mar 2024 20:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11559 CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazine’nin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna uygun yakışır bir maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, iki günlük siyasi çıkar uğruna insanları birbirine düşürecek bir açıklama yapıyor.” dedi.

Günaydın, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, bugünün 1 Mart 2003 tezkeresinin yıldönümü olduğunu hatırlatarak, CHP milletvekilleri ve AK Parti’li bazı milletvekillerinin bu tezkereye “hayır” dediğini anlattı.

Tezkereye “hayır” oyu veren AK Parti’li milletvekillerinin bir daha milletvekili yapılmadığını dile getiren Günaydın, “Suçları neydi; ABD’nin çıkarına AKP ile birlikte işbirliği yapmamak ve ‘Evet’ dememek. Dolayısıyla birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘anti emperyalist’, ‘anti Amerikancı’ olarak tanımlarsa 1 Mart 2003 tarihine geri dönsün.” değerlendirmesinde bulundu.

O gün yapılan kapalı oturumun tutanaklarının neden yayınlanmadığını soran Günaydın, “Bu tutanaklar açıklandığı gün, bugün hamaset yapanların, aslında emperyalist çıkarlara hizmet etme konusunda ne kadar tereddütsüz olduklarını göreceğiz.” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararları

Günaydın, Anayasa Mahkemesinin 27 Şubat ve 28 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine yönelik iptal kararlarını da değerlendirdi.

Anayasa Mahkemesinin 27 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan iptal kararına işaret eden Günaydın, Cumhurbaşkanlığının 1 sayılı kararnamesinin 10 Temmuz 2018’de yayımlandığını, CHP’nin 7 Eylül 2018’de iptal başvurusu yaptığını, Anayasa Mahkemesinin bunu 5,5 yıl incelediğini ve iptal kararını 26 Ekim 2023’te verdiğini anlattı.

Bu kararın, 4 ay sonra Resmi Gazetede yayımlandığını aktaran Günaydın, “Ben, bunun neresini makul neresini hukuka uygun değerlendireyim?” diye sordu.

Günaydın, Anayasa Mahkemesinin bu kararında “Bu karar yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe girer” ifadesine dikkati çekti.

Bu iptal kararından sonra TBMM’nin Anayasa Mahkemesi kararına uygun düzenleme yapması gerektiğini söyleyen Günaydın, “Peki ne yapacaklar? Bugün görüşülmekte olan Yargı Paketi’nde gördüğümüz gibi onu da noktasına, virgülüne dokunmadan bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalışacaklar, bunun adı da hukuk olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Günaydın, Anayasa Mahkemesinin 28 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan iptal kararıyla ise Türkiye Adalet Akademisinin hukuki bir zemini kalmadığını, 9 ay içinde düzenleme yapılamazsa kapatılacağını söyledi.

“Meclis’te İçtüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz”

Genel Kurul’daki 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerine işaret eden Günaydın, “Her gece sabaha karşı 3’e kadar burada milletvekilleri kalıyor ve bugüne kadar 16 madde geçebildi. Bunu bir dayatmayla yapmaya çalıştıkları için biz de Meclis’te İçtüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz.” dedi.

CHP’nin 25 milletvekilinin Genel Kurul’da, geri kalan milletvekillerinin ise sahada çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Günaydın, “AKP’nin de 200 milletvekili Meclis’te çakılı durumdadır.” dedi.

TBMM’nin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceklerini belirten Günaydın, “Seni, 200 milletvekilinle buraya dizeriz. Eğer Meclis’e, Anayasa’ya, hukuka uygun davranmazsan CHP’nin milletvekilleri sabahlara kadar da cumartesi, pazar da çalışırlar bundan da gocunmazlar.” ifadelerini kullandı.

Günaydın, bu tutumdan vazgeçilmezse tavırlarının aynen süreceğini dile getirdi.

“Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik?”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır.” açıklamasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Günaydın, “Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik?” dedi.

“Bu iyi polis kötü polis oyununu bu memleket çok açık olarak gördü.” diyen Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir.” açıklamasını hatırlattı.

Günaydın, “Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazinenin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna uygun yakışır bir maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, iki günlük siyasi çıkar uğruna insanları birbirine düşürecek bir açıklama yapıyor. Diyor ki emekliye ‘Sana para verirsem memurun maaşından kesmek zorunda kalacağım.'” değerlendirmesini yaptı.

“Emeklilerin ayda 10 bin TL maaşla süründüğünü” ileri süren Günaydın, “Senin paran yoksa Anagold’un 7,2 milyar dolarlık vergi borcunu niye sildin?” diye sordu.

“3 plakam var, dolayısıyla bunları tahsis etme hakkım var”

AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in kendisine yönelik “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aracını sekreterine kullandırdığı” iddiasına da değinen Günaydın, “Bu Meclis’te aynı oksijeni solumak zorunda kaldığımız Osman Gökçek’in bir iftirasıdır bu. Bu memlekette hukukun kırıntısı olsa Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in bir kere daha çıkamamak üzere hapiste olması lazım.” dedi.

Günaydın, kendisinin bir sekreteri olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

“Konunun benimle alakası yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aracını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü kullanıyor. Benden ricaları nedir; Ekrem Beyi takip ederken Özel Kalem Müdürü sürekli trafik cezaları yiyor. ‘Plaka korumalarınızdan birini bize verebilir misiniz?’ dediler. Ben plaka korumamı arsıza, hırsıza, mafya liderine vermemişim. Ben, plaka korumamı benden bunu rica eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürüne tahsis etmiştim. 3 plakam var, dolayısıyla bunları tahsis etme hakkım var. Konu benim sekreterim, benim aracım değildir. Bunu benimle bağlantılandıranlar, Ankara Büyükşehir Belediyesinin aracını, belediye başkanlığını kaybettikten sonra utanmadan yıllarca kullananlardır, belediyenin lojmanını utanmadan yıllarca işgal edenlerdir, Ankara’yı parsel parsel satanlardır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-erdoganin-aciklamalari-tehlikeli/feed/ 0
AK Parti Grup Başkanvekili: İsrail’in Filistin’deki Fiilleri Uluslararası Hukuka Aykırıdır https://www.haber28.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-israilin-filistindeki-fiilleri-uluslararasi-hukuka-aykiridir/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-israilin-filistindeki-fiilleri-uluslararasi-hukuka-aykiridir/#respond Mon, 25 Mar 2024 16:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11504 AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Türkiye olarak Uluslararası Adalet Divanından beklentimiz, İsrail’in Filistin topraklarındaki fiillerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan etmesi ve tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasıdır.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 2003’te TBMM’de “1 Mart Tezkeresi”nin İçtüzüğe göre kabul edilmediğini hatırlatarak, Irak’ta istikrarın sağlanamamasında iktidarın da katkısı bulunduğunu öne sürdü.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, deprem bilincinin oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Hükümeti, deprem konusuna hassasiyetle yaklaşmaya, yeni acılar yaşanmaması için gün geçirmeden denetimleri artırarak tedbir almaya davet ediyorum.” diye konuştu.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarının sürdüğünü anımsatan Usta, Gazze’deki zulmün arşı aştığını dile getirdi. Usta, yaşananlara karşı tüm dünyanın kulağını tıkadığını belirtti.

Diplomatik çağrıların sonuçsuz kaldığını ifade eden Usta, uluslararası toplumun İsrail için somut adım atmadığını söyledi.

“Yaklaşık 6 milyon bağımsız bölüm risk altındadır”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye’nin dünyanın en etkili deprem kuşakları üzerinde bulunduğunu ve ülkenin yüzde 66’sının yüksek riskli deprem bölgesinde yer aldığını anlattı. Akçay, şöyle devam etti:

“Depremlerde yaşadığımız kayıplarla bir daha karşılaşmamak için risk altındaki alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmelidir. 2012’den bugüne kadar kentsel dönüşüm projeleriyle Türkiye genelinde 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanmıştır. 400 bin bağımsız bölümün dönüşümü de devam etmektedir. Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon bağımsız bölüm risk altındadır. 2 milyon bağımsız bölümün acilen dönüştürülmesi gerekmektedir.”

Erkan Akçay, kentleşme politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi.

İklim değişikliğinden kaynaklanan doğal afetlerin de bir tehdit oluşturduğuna işaret eden Akçay, tüm illerde ekolojik ve yeşil şehir alt yapısının yeniden ele alınmasını istedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, partisinin bazı üyelerinin tutuklandığını belirterek, DEM Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Gültan Kışanak’ın haksız şekilde cezaevinde tutulduğunu öne sürdü. Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kışanak’ın serbest bırakılmasını talep etti.

“Adalet Akademisi, düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra kapanacaktır”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, 2003’te 1 Mart Tezkeresi’nin partisinin kararlı duruşuyla reddedildiğini, aradan 21 yıl geçmesine rağmen kapalı oturumun tutanaklarına ulaşamadıklarını söyledi.

Anayasa Mahkemesinin, 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerinin iptaline ilişkin kararının Resmi Gazete’de yer aldığını anımsatan Günaydın, 10 Temmuz 2018’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni süresi içerisinde Anayasa Mahkemesine taşıdıklarını hatırlattı.

Günaydın, “Anayasa Mahkemesi, 37 maddesini hukuka, Anayasaya aykırı bularak iptal ettiği bu düzenlemelere ilişkin karar vermek için tam 5,5 yıl bekledi. Anayasa Mahkemesi, 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ndeki Anayasaya aykırı hükümleri fark etmen için neden 5,5 yıl beklemen gerekti? Neden 5,5 yıl sonra, 5,5 yıl gecikerek karar verdin?” ifadelerini kullandı.

Bu kararın, hüküm verildikten 4 ay sonra Resmi Gazete’de yayımlandığını dile getiren Günaydın, kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirtti.

Gökhan Günaydın, “Adalet Akademisi, düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra kapanacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı düzenleme yapılmazsa 9 ay sonra etkisizdir, yetkisizdir, İletişim Başkanlığının yetkileri yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çözüm için tek yol, başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in bağımsızlığının kazandırılmasıdır”

AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu da Gazze’de insanlık dramının yaşandığını ifade etti.

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanında (UAD) Filistin’de yaşanan zulmü dile getirdiğini aktaran Yenişehirlioğlu, UAD’de insanlık dışı uygulamaların durdurulması çağrısında bulunulduğunu vurguladı.

Gazze’de yaşayanların yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Yenişehirlioğlu, şunları kaydetti:

“Gazze’de acil ve ön koşulsuz ateşkes ile engelsiz, yeterli ve sürekli insani yardımın gerekliliğini vurguluyoruz. Türkiye olarak Uluslararası Adalet Divanından beklentimiz, İsrail’in Filistin topraklarındaki fiillerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan etmesi ve tüm eylemlerinden sorumlu tutulmasıdır. Çözüm için tek yol iki devletli vizyon temelinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in bağımsızlığının kazandırılmasıdır.”

Bahadır Yenişehirlioğlu, uluslararası toplumun yaşanan vahşeti unutmaması gerektiğinin altını çizdi.

Antalya Diplomasi Forumu’nun başladığını belirten Yenişehirlioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı forumun ana gündem maddesinin Filistin’deki insanlık dramı olacağını anlattı.

Yenişehirlioğlu, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart’taki seçimlere hazır olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti belediyeciliğinin marka haline geldiğine dikkati çeken Yenişehirlioğlu, milletin karşısına çözüm arayan belediyecilik anlayışıyla çıkacaklarını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-israilin-filistindeki-fiilleri-uluslararasi-hukuka-aykiridir/feed/ 0
İstanbul Okmeydanı’nda polis tarafından öldürülen Uğur Kurt’un davası yeniden görüldü https://www.haber28.com.tr/istanbul-okmeydaninda-polis-tarafindan-oldurulen-ugur-kurtun-davasi-yeniden-goruldu/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-okmeydaninda-polis-tarafindan-oldurulen-ugur-kurtun-davasi-yeniden-goruldu/#respond Mon, 25 Mar 2024 10:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11435 EDDA SÖNMEZ

İstanbul Okmeydanı’nda bir yakınının cenaze törenine katılmak için gittiği cemevinin avlusunda, polisin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin dava yeniden görüldü. Yeniden yargılanan S. K. isimli polis memuru, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, “Bir önceki mahkeme heyetine verdiği karardan ötürü kınamıştım. Yine kınıyorum. Bugün görülen davadaki hakim ve heyeti yine kınıyorum. Tekrar bu davayı devam ettireceğim. Asla bu sonucu kabul etmiyorum. Gerçekten vicdanlı ve adalete, hukuka göre hareket eden hakimlere denk gelmeden de bu davayı bırakmayacağım” dedi.

2014 yılında cemevi avlusunda polisin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin dava, Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararının ardından yeniden görüldü.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, daha önce 12 bin 100 lira para cezasına çarptırılan polis S. K., Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, maktul Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt ve taraf avukatları geldiler. Duruşmayı CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de takip etti.

“ADALET İSTİYORUM”: Duruşmada söz verilen Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, “Öncelikle suçsuz bir insana polisin silahı ile rastgele ateş ederek, eşim Uğur Kurt’un ölümüne sebep olduğu için, Uğur Kurt için adalet istiyorum.  Oğlunun acısına dayamayarak kanser olan ve hayatını kaybeden kayınvalidem ve kayınpederim için adalet istiyorum. Babasını bir daha göremeyecek olan oğlum ve ben kendim için adalet istiyorum. Sokaktaki insanların can güvenliği için adalet istiyorum” dedi.

“AMİRLERİNİN ‘SIKMA’ UYARISINA RAĞMEN ATEŞ ETTİ”: Kurt ailesinin avukatlarından Turgut  Kazan, sanık polis memurunun olayın meydana geldiği tarihte deneyimli, terörle mücadele şube müdürlüğünde görev yapan, polis memuru olduğuna dikkat çekerek, bulunduğu yerden cemevindeki kalabalığı görebildiğini, amirlerinin “sıkma” diye uyarmasına rağmen ateş ettiğini söyledi. Avukat Turgut Kazan, sanık polis memurunun kullanmaması gerektiği şekilde silahını kullanarak ölüme sebebiyet verdiğini, böyle bir dikkatsizliğin ve özensizliğin kabulü mümkün olmadığını belirtti.

“KALABALIĞI GÖRÜYOR”: Kurt ailesinin avukatlarından Aslı Kazan ise  “Yaşam hakkı ihlal edilen Uğur Kurt, 30 yaşında bir insandı. 2 yaşında bir çocuğun babasıydı. Bugün o çocuk babasını hiç tanımadan 12 yaşına geldi. O sokak dar bir sokak. Sanık, sokağın tepesinde durmuş, kaçmakta olan bir hedefe silahını doğrultmuş. 5 yıllık polis, 3 aydır orada görev yapıyor. Cemevinin nerede olduğunu biliyor. Orada 30 kişilik kalabalık var görüyor. Uğur’un vurulduğunu görüyor, çünkü, ‘adam vuruldu’ diyor. Sonrasında Kağıthane Emniyet Müdürlüğü’nde görevli babası olduğunu sonradan öğrendiğimiz kişi ile kamera görüntülerini inceliyor. Delilleri karartmaya çalışıyor” diye konuştu.

“TAKDİR MAHKEMENİN”: Son savunması ve son sözü sorulan polis memuru S.K., “Takdiri mahkemeye bırakıyorum. Başka da bir şey söylemek istemiyorum” dedi.

“ÖDEDİĞİMİZ PARA CEZASININ İADE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”: Polis memuru Sezgin K.’nın avukatı Tolga Yurdakul ise şunları söyledi:

“Benim müvekkilim de orada olmak istemezdi. Bu olayda, ani bir olay gerçekleşiyor ve araçtan yanarak iniyorlar. Bundan kimse bahsetmiyor. Atılan molotof araçtan içeri giriyor. Müvekkilim ve araçtaki meslektaşları yanıyor. Müvekkil o panikle iniyor. Araca doğru bir molotof daha atılıyor. Araç ateş topuna dönüyor. Görüş açısı mümkün değil. Silahı ile bir kez şahsa doğru, diğerlerini havaya doğru ateş ediyor. Müvekkilin panik halinde olduğu sabittir. Biz aynı kararın verilmesini talep ediyoruz. AYM’nin yetki gaspı yaptığını ve karışamayacağını düşünüyoruz.  Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyoruz. Müvekkilimiz daha önce verilen kararda  para cezasını ödemiştir. Eğer hapis cezası verilirse daha önceki karar doğrultusunda ödediğimiz para cezasının iadesini talep ediyoruz.”

ESKİ HÜKÜM İPTAL EDİLDİ: Mahkeme heyeti, AYM’nin kararı doğrultusunda  sanık polis memuru S. K. hakkında daha önce “taksirle ölüme neden olma” suçundan kurulan hükmün iptaline karar verdi.

2,5 YIL HAPİS CEZASI “Suçun vasfına göre karar verme” görevinin AYM’ye ait olmadığı dikkat çeken ve bu yönde hak ihlali kararı verilmediğini belirten mahkeme heyeti,  “taksirle ölüme neden olma” suçundan S.K.’yı takdir indirimi uygulayarak 2,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Hapis cezasını para cezasına çevirmedi.

“BİR KEZ DAHA ÖLDÜĞÜMÜZLE BAŞ BAŞA KALDIK”

“Sokakta yürüyen herkesin can güvenini ilgilendiren bir davaydı” diyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, şöyle konuştu:

“Ama her davaya geldiğimizde üzülerek çıkıyoruz. Ne yazık ki adalet için adaleti arıyoruz. O noktadayız şu anda. Sevgili Uğur’u öldürenler mahkum edilmedi. Bir kez daha biz mahkum edildik. Bu şayet bir cami avlusunda olsaydı ne olurdu bilmiyorum ama bir cemevi avlusunda bir vatandaş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendi cenazesine geldiğinde vurularak öldürülüyor. Arkasında adaleti bekliyoruz. Adalet adaletsizlikten bize tekrar yeniden ceza veriyor. Bu Türkiye’nin önemli davalarından bir tanesiydi. Sokakta yürüyen herkesin can güvenini ilgilendiren bir davaydı. Kendi evinde, oturan toplumsal eylemlere katılan veya ibadethanesine giden herkesi ilgilendiren bir davaydı. Yani ne kadar çok tehlikede olduğumuzu, ne kadar çok sıkıntı olduğumuzu gösteren bir davaydı. Türkiye’de hukukun var olup olmadığını gösteren bir davaydı. Bir kez daha hukuksuzluktan baş başa kaldık. Bir kez daha öldüğümüzle baş başa kaldık. Ama biz her şeye rağmen bu adaletsizliğe rağmen Türkiye’de birlikte yaşamayı, Türkiye’nin çeşitliliğini korumayı hep birlikte devam edeceğiz. Ta ki adaleti bulunana kadar ta ki adaletin herkese lazım olduğunu herkesin gördüğü noktaya kadar. Burada sevgili Uğur’un ailesi de yanımızda şu anda. Alevilerden ziyade Sünni yurttaşlara sesleniyorum. Bu dava sadece Alevilerin davası değildir. Bu dava sadece Uğur’un davası değildir. Bu dava Türkiye’de herkesin davası olduğunu herkesin artık görmesini istiyorum”.

“ASLA BU SONUCU KABUL ETMİYORUM HUKUKA GÖRE HAREKET EDEN HAKİMLERE DENK GELMEDEN DE BU DAVAYI BIRAKMAYACAĞIM”

“Bu sonucu kabul etmiyorum” diyen Narin Kurt, ise şunları söyledi:

“10 yıldır biz bu mücadeleyi veriyoruz. Sokaktaki herhangi bir insanın bu şekilde bizim canımızı, güvenliğimizi sağlaması gereken kişilerin aksine canımızı alması ve bunun hukuk karşısında hiçbir cezasının olmamasıyla savaşıyoruz biz. 10 yıl oldu. ve ben bir önceki mahkeme heyetine verdiği karardan ötürü kınamıştım. Yine kınıyorum. Bugün görülen davadaki hakim ve heyeti yine kınıyorum. Bir insanın masum bir insanın hayatının bir çocuğun babasız bırakılmanın, bir annenin, babanın kanser olup ölmesine sebep olmasının bir eşin, eşinin elinden alınmasının ve bir daha onu hiç kimse, hiçbir ailesi göremeyecek olmasının karşılığı bilhassa yani bir insanın masum bir insanın hayatının elinden alınmasının karşılığı 2 yıl 6 ay olamaz. Yani hepimiz tehlikedeyiz. Bence vicdanını rahatsız eden bu sonuç kimin vicdanını rahatsız ediyorsa. Herkes bu davayı üstlensin. Çünkü sokakta yürürken hangimizin başına kolluk kuvveti tarafından ne geleceği ve sonrasında ne yaşayacağını gerçekten bilemiyoruz. Tekrar bu davayı devam ettireceğim. Asla bu sonucu kabul etmiyorum. Yani bu belki daha uzun sürer, kaç yıl sürer? Ne olur bilmiyorum. Gerçekten vicdanlı ve Adalete, hukuka göre hareket eden hakimlere denk gelmeden de bu davayı bırakmayacağım” dedi.

AYM, “YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİ”: Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt eşinin polis tarafından öldürüldüğü olay hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmediği gerekçesiyle “yaşam hakkının ihlal edildiği” iddiasıyla AYM’ye başvurmuştu. Narin Kurt’un başvurusunu kabul eden AYM “yaşam hakkının ihlal edildiği”ne karar vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-okmeydaninda-polis-tarafindan-oldurulen-ugur-kurtun-davasi-yeniden-goruldu/feed/ 0
Uğur Kurt Davasında Polis Memuruna 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/#respond Mon, 25 Mar 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11395 Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Okmeydanı Cemevi’nde cenaze beklerken başına kurşun isabet etmesi sonucu ölen Uğur Kurt ile ilgili “yaşam hakkı ihlali” kararının ardından yeniden yargılanan polis memuru S.K, “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanık S.K, maktul Uğur Kurt’un ailesi ile taraf avukatları katıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile bazı partililerin de izleyici olarak takip ettiği duruşmada savunma yapan Kurt ailesinin avukatlarından Turgut Kazan, basit taksir üzerinden hüküm kurulamayacağını savunarak, sanığın olay anında atış hedefinden sapma olabileceğini öngörmesi gerektiğini söyledi.

Maktulün eşi Narin Kurt ise “Suçsuz bir insana rastgele silahla ateş ederek eşimin ölümüne sebep olduğu için adalet istiyorum. Oğlunun acısına dayanamayıp vefat eden kayınpederim ve kayınvalidem ile bir daha babasını göremeyecek oğlum için adalet istiyorum.” dedi.

Sanık polis memuru S.K. ise takdiri mahkemeye bıraktığını, başka bir şey söylemek istemediğini belirtti.

Karar

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, “taksirle ölüme neden olma” suçundan daha önce kurduğu hükmü, AYM’nin “hak ihlali” kararı kapsamında iptal etti.

Suç vasfına yönelik karar verme görevinin AYM’ye ait olmadığı ve bu yönde bir “hak ihlali” kararı verilmediği vurgusu yapan heyet, “taksirle ölüme neden olma” suçunun işleniş şekli, özellikleri, sanığın kusur durumu ve AYM’nin “hak ihlali” kararının gözetildiğini belirtti.

Tüm bu hususlara göre sanığa ceza maddesindeki alt sınırdan uzaklaşarak 3 yıl hapis cezası öngören mahkeme heyeti, duruşmalardaki tutum ve davranışlarını takdiri indirim nedeni kabul ettiği sanığın cezasını 1/6 oranında indirimle 2 yıl 6 aya düşürdü.

Duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan Narin Kurt, “Bir insanın hayatının, bir çocuğun babasız bırakılmasının, bir anne-babanın kanser olup ölmesine sebep olunmasının karşılığı 2 yıl 6 ay olamaz. Bu sonuç kimin vicdanını rahatsız ediyorsa herkes bu davayı üstlensin. Ben bu davayı devam ettireceğim, sonucu kabul etmiyorum.” sözleriyle karara tepki gösterdi.

Olayın geçmişi

Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki olaylar esnasında, bir yakınının cenaze törenine katılmak için Okmeydanı Cemevi’nde bulunduğu sırada başına mermi isabet etmesi sonucu yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık polis memuru S.K. hakkında “taksirle öldürme” suçundan 6 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Dosyanın gönderildiği İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın “taksirle öldürme” değil, “kasten öldürme” suçundan yargılanması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, sanığın “olası kastla öldürmek” suçundan 20 ila 25 yıl arasında değişen sürelerdeki hapis cezasını öngören hükme göre yargılanmasını istemişti.

Dava dosyası, istenen cezanın ağır ceza kapsamında olması nedeniyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Savcı 25 yıla kadar hapis istemişti

Yargılama sırasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın olası kastla hareket edip Uğur Kurt’un silahla ölümüne sebebiyet verme suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanığa “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl hapis cezası vermişti. Duruşmadaki tutum ve davranışlarını lehine takdiri indirim nedeni kabul ederek sanığın cezasını 1 yıl 8 aya indiren mahkeme, bunu da 605 gün karşılığı 12 bin 100 lira adli para cezasına çevirmişti.

Kararın ardından Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt’un başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, “maktulün yaşam hakkının ihlal edildiğine” yönelik bir karar vererek sanığın yeniden yargılanmasına hükmetmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/feed/ 0
Tokat’ta İYİ Parti’de aday belirsizliği https://www.haber28.com.tr/tokatta-iyi-partide-aday-belirsizligi/ https://www.haber28.com.tr/tokatta-iyi-partide-aday-belirsizligi/#respond Sun, 24 Mar 2024 02:24:27 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11234 Tokat’ta İYİ Parti’de aday belirsizliği

TOKAT – İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı 2019 yılında aldığı ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca düşürüldü. Duruma itiraz eden Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor.

İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı, 2019 yılında almış olduğu ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca iptal edildi. İtiraz dilekçesi yazan Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor. Konuyla ilgili parti binasında açıklama yapan İYİ Parti Tokat İl Başkanı Erkan Er, “Alınan Yüksek Seçim Kurulu kararının tartışmasını sadece Tokat halkının vicdanına havale ediyoruz. Karşısına çıkıp konuşamayanlar, adayımızın vizyonunun karşısında söyleyecek laf bulamayanlar alınan bu kararla birlikte çok rahat ettiler. Son iki gündür partimizin yeni bir adayla yola devam ettiğine dair çıkan haberlerin hiçbirinin aslı astarı yoktur. Elbette biz farklı isimlerle istişare ettik, görüştük, görüşüyoruz. İYİ Parti tabii ki adaysız kalmayacak. Ancak bizim adayımızla alakalı Seçim Kurulu kesin kararı açıklayana kadar bizim bir aday belirleyip sunmak en hafif deyimiyle büyük bir dezenfektesizliktir. Kimlerin hangi maksatla yaptığını bilmiyoruz. Ancak yeni adayın belirlenmesi sürecinde bundan sonra başlıyoruz. En kısa zamanda da sonuçlandıracağız. Yüksek Seçim Kurulu bize bir süre tanıdı. Bu süre zarfında partimizin yetkili organlarıyla istişare yapacağız. Genel merkezimize arz edeceğiz. Buradan gelecek talimat doğrultusunda da yeni adayımızla sizlerin huzurlarına çıkacağız” dedi.

İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe ise, “Kapalı kapılar arkasında istediğini konuşup yüz yüze gelince kameraların önüne gelince de hiçbir şey yokmuş gibi davranan bir zihniyetin karşısında dimdik ayağa kalktık. Evet, yapmış olduğumuz bu çalışmanın çok rahatsız ettiğini gördük. Elbette ki yargı bir karar verir. Halihazırda tarafıma tebliğ edilmiş resmi bir yazı yoktur. Sadece bunu fırsata çeviren goygoycular var. ve en önemlisi de siyasi nezaketten nasibini alamamış soytarılar var. Bunlar ise Türk yargısına olan saygıyı ortadan kaldırdıkları gibi insana olan saygıyı da yok ettiler. Doktor Şeref Menteşe’nin adaylığı düştü haberi bir yalandır. Şeref Menteşe’nin adaylığıyla alakalı istenilen bir evrak var. Bu evrakı biz resmi olarak da paylaştık. Her yerde de paylaşırız. Buna karşılık da bizim verdiğimiz anayasa hukukçuları tarafından hazırlanmış resmi bir savunmamız var. Ben Tokat’ın derdiyle dertlendim. Çare ürettim ve bu milletin huzuruna çıktım. Beni durdurmak için hukuk ve hak gaspı yapılmasına seyirci kalmam mümkün değildir. Ancak bizim adaylığımızı düşürseler de ağzımızı bantlayamazlar. Gözümüzü kapatamazlar. Biz Tokat’ın sorunlarını dillendirmeye devam edeceğiz . Türkiye’deki seçim kanunu 51,1,2,3. maddesi açık ve net bir şekilde diyor ki eğer ki bir infaz varsa ve bu infaz devlete karşı işlenmiş bir suç değilse, yüz kızartıcı bir suç değilse, evrak sahtekarlığı değilse diyor itikaf suçu değilse diyor sıralıyor. Bunların infazı bittiği gün seçme ve seçilme hakkına kavuşur diyor. Ben bu evrakı size belge olarak da bırakacağım. İstediğiniz gibi fotokopisini alıp orada bakabilirsiniz. Bununla alakalı bir şikayetinizi seçim kurulumuza verdik. Bize ulaşan habere göre yarın görüşülecek. İtirazımız görüşülecek. Hala diyorum ben İYİ Parti’nin Tokat Belediye Başkan adayıyım. Bununla alakalı süreci Yüksek Seçim Kurulu karara bağlayacaktır” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tokatta-iyi-partide-aday-belirsizligi/feed/ 0
İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı düşürüldü https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-tokat-belediye-baskan-adayi-seref-mentesenin-adayligi-dusuruldu/ https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-tokat-belediye-baskan-adayi-seref-mentesenin-adayligi-dusuruldu/#respond Sat, 23 Mar 2024 23:12:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11194 İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı 2019 yılında aldığı ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) düşürüldü. Duruma itiraz eden Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor.

İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe’nin adaylığı, 2019 yılında almış olduğu ceza nedeniyle Yüksek Seçim Kurulunca (YSK) iptal edildi. İtiraz dilekçesi yazan Menteşe, YSK’dan gelecek haberi bekliyor. Konuyla ilgili parti binasında açıklama yapan İYİ Parti Tokat İl Başkanı Erkan Er, “Alınan Yüksek Seçim Kurulu kararının tartışmasını sadece Tokat halkının vicdanına havale ediyoruz. Karşısına çıkıp konuşamayanlar, adayımızın vizyonunun karşısında söyleyecek laf bulamayanlar alınan bu kararla birlikte çok rahat ettiler. Son iki gündür partimizin yeni bir adayla yola devam ettiğine dair çıkan haberlerin hiçbirinin aslı astarı yoktur. Elbette biz farklı isimlerle istişare ettik, görüştük, görüşüyoruz. İYİ Parti tabii ki adaysız kalmayacak. Ancak bizim adayımızla alakalı Seçim Kurulu kesin kararı açıklayana kadar bizim bir aday belirleyip sunmak en hafif deyimiyle büyük bir dezenfektesizliktir. Kimlerin hangi maksatla yaptığını bilmiyoruz. Ancak yeni adayın belirlenmesi sürecinde bundan sonra başlıyoruz. En kısa zamanda da sonuçlandıracağız. Yüksek Seçim Kurulu bize bir süre tanıdı. Bu süre zarfında partimizin yetkili organlarıyla istişare yapacağız. Genel merkezimize arz edeceğiz. Buradan gelecek talimat doğrultusunda da yeni adayımızla sizlerin huzurlarına çıkacağız” dedi.

İYİ Parti Tokat Belediye Başkan Adayı Şeref Menteşe ise, “Kapalı kapılar arkasında istediğini konuşup yüz yüze gelince kameraların önüne gelince de hiçbir şey yokmuş gibi davranan bir zihniyetin karşısında dimdik ayağa kalktık. Evet, yapmış olduğumuz bu çalışmanın çok rahatsız ettiğini gördük. Elbette ki yargı bir karar verir. Halihazırda tarafıma tebliğ edilmiş resmi bir yazı yoktur. Sadece bunu fırsata çeviren goygoycular var. ve en önemlisi de siyasi nezaketten nasibini alamamış soytarılar var. Bunlar ise Türk yargısına olan saygıyı ortadan kaldırdıkları gibi insana olan saygıyı da yok ettiler. Doktor Şeref Menteşe’nin adaylığı düştü haberi bir yalandır. Şeref Menteşe’nin adaylığıyla alakalı istenilen bir evrak var. Bu evrakı biz resmi olarak da paylaştık. Her yerde de paylaşırız. Buna karşılık da bizim verdiğimiz anayasa hukukçuları tarafından hazırlanmış resmi bir savunmamız var. Ben Tokat’ın derdiyle dertlendim. Çare ürettim ve bu milletin huzuruna çıktım. Beni durdurmak için hukuk ve hak gaspı yapılmasına seyirci kalmam mümkün değildir. Ancak bizim adaylığımızı düşürseler de ağzımızı bantlayamazlar. Gözümüzü kapatamazlar. Biz Tokat’ın sorunlarını dillendirmeye devam edeceğiz . Türkiye’deki seçim kanunu 51,1,2,3. maddesi açık ve net bir şekilde diyor ki eğer ki bir infaz varsa ve bu infaz devlete karşı işlenmiş bir suç değilse, yüz kızartıcı bir suç değilse, evrak sahtekarlığı değilse diyor itikaf suçu değilse diyor sıralıyor. Bunların infazı bittiği gün seçme ve seçilme hakkına kavuşur diyor. Ben bu evrakı size belge olarak da bırakacağım. İstediğiniz gibi fotokopisini alıp orada bakabilirsiniz. Bununla alakalı bir şikayetinizi seçim kurulumuza verdik. Bize ulaşan habere göre yarın görüşülecek. İtirazımız görüşülecek. Hala diyorum ben İYİ Parti’nin Tokat Belediye Başkan adayıyım. Bununla alakalı süreci Yüksek Seçim Kurulu karara bağlayacaktır” dedi. – TOKAT

]]>
https://www.haber28.com.tr/iyi-parti-tokat-belediye-baskan-adayi-seref-mentesenin-adayligi-dusuruldu/feed/ 0
DSİ kamulaştırdığı tarlaların parasını 47 sene sonra köylüye ödedi https://www.haber28.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/ https://www.haber28.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/#respond Fri, 22 Mar 2024 22:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11040 DSİ kamulaştırdığı tarlaların parasını 47 sene sonra köylüye ödedi

Değirmenci Göleti’nde yarım asırlık kamulaştırma zaferi

Kamulaştırma bedellerini almak torunlarına nasip oldu

EDİRNE – Edirne’de yarım asır önce DSİ tarafından köylünün tarım arazisi üzerine yapılan “Değirmenci Göleti” davasında dedelerinden kalan kamulaştırma bedelleri torunlara nasip oldu.

Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Yeniköy, Hamitli ve Değirmenci köyleri sınırları içinde yer alan “Değirmenci Göleti ve Sulaması” projesi çerçevesinde yapılan barajla birçok köylünün arazisi 1977 yılında sular altında kaldı.

Proje alanında bulunan tarlaların sular altında kalması birçok köylüyü geçim kaynaklarından etti. Ancak köylülerin mağduriyetleri bununla sınırlı kalmadı. Kamulaştırma bedelleri de Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından köylülere ödenmedi. Köylülerin yıllarca idareye yaptığı yasal başvurular ise sonuçsuz kaldı.

Üzerinden geçen yıllar, torunları hak arayışından vazgeçirmedi. Hak sahiplerinden Turna ailesi, DSİ 11. Bölge Müdürlüğüne yazılı olarak başvurdu ve kamulaştırma bedellerini talep etti. Dedeleri gibi olumsuz cevap alan aile soluğu mahkemede aldı. Aynı mağduriyeti tarlalarından yüksek gerilim hattı geçmesi nedeniyle de yaşayan köylüler dava açtılar.

Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalarda kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerinin mirasçılarına ödenmesine karar verildi. Emsal karar bütün köylülere umut oldu.

İstanbul Barosuna kayıtlı avukat İbrahim Çınar, yaptığı açıklamada, adaletin geç de olsa tecelli ettiğini vurguladı.

Yarım asırlık mücadele

Avukat İbrahim Çınar, “Değirmenci Göleti ve sulama projesi çerçevesinde birçok köylünün arazisi sular altında kalmıştır. O tarihte kamulaştırma kararı alınmış olmasına rağmen kamulaştırma işlemleri günümüze kadar tamamlanmamıştır. Yaklaşık yarım asır sonra müvekkillerim mirasçılar olarak hak arayışını sürdürmüşlerdir. Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından açtığımız kamulaştırmasız el atma kaynaklı tazminat davasının kabulüne, kamulaştırma bedelinin müvekkililer miras payı oranında ödenmesine karar verilmiştir” dedi.

“Adalet er geç yerini buluyor”

Müvekkillerinin mağduriyetlerini dile getiren Çınar, “Öncelikle hak sahibi olan ve davalarını kazanan müvekkillerimizi pes etmeyerek haklarını aradıkları için tebrik ediyorum. Bizlere güvendiler ve haklarını alacaklarına her zaman inandılar. Müvekkillerimizin hakları olan kamulaştırma bedellerini idareden tahsil ettik. Gönül isterdi ki 50 yıl önce dedeleri haklarını alsın ancak, kamulaştırma bedelleri bugünkü kuşağa nasip oldu. Adalet er geç yerini buluyor” ifadelerini kullandı.

“Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır”

Müvekkillerinin başına gelen bu durumun münferit bir olay olmadığını da vurgulayan Avukat Çınar, “İlkemizde kamulaştırma kararı alınmasına rağmen kamulaştırma bedelleri ödenmeyen ya da kamulaştırma kararı olmaksızın idareler tarafından fiili ve hukuki el atılan birçok taşınmaz bulunmaktadır. Bu durum mülkiyet hakkının ihlalidir. Mülkiyet hakkı anayasal bir haktır. Mülkiyet hakkına ilişkin olan kamulaştırma davaları zamanaşımına tabi değildir. Sahipleri kamulaştırma bedelinin tahsili için her zaman dava açabilirler” diye konuştu.

“Vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşamıştır”

Edirne’nin Uzunköprü ilçesine bağlı Yeniköy Mahalle Muhtarı Onur Erkan, “Gölet yapıldıktan sonra DSİ’den parasını alamayan bir çok vatandaşımız olmuştur. Bu nedenle vatandaşlarımız büyük bir mağduriyet yaşamıştır. Şimdi istimlak parasını alan arkadaşlarımız oldu. Daha önce başvuranlara ret geliyordu ama şimdi toplu olarak hak talebi için başvurulduğunda birkaç kişi parasını almış. Su altında kalan tarlalar dedelerinden şimdiki torunlarına geçtiğinden dolayı bu torunlar haklarını aramak için hak talebi için mahkemeye başvuruyor” dedi.

“Hak sahibi hakkından vazgeçmez”

Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde Yeniköy köyünde çiftçilik ile uğraştığını ifade eden vatandaşlardan Erdoğan Bayraktar, “Yaklaşık 50 yol önce burada baraj yapımına başlandı. Bu alan tamamen ağaçlıktı. Buradaki ağaçlar kesilerek baraj yapıldı. Tabii o zamanlar ilkokul çağlarındaydık. Bu tarlaların bir kısmı hiç bedeli ödenmeden imza atıldığı söylendi. Devlet Su İşleri bu işe pek sıcak bakmadı. İnsanlar burada parasını alsın diye olumlu yaklaşmadı. Yeni nesil kişiler, bu işlere biraz daha vakıf olduğundan dolayı biz ila paramızı alacağız deyip avukatlar aracılığıyla istimlak bedellerini aldılar. Hak sahibi hakkından vazgeçmez” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/dsi-kamulastirdigi-tarlalarin-parasini-47-sene-sonra-koyluye-odedi/feed/ 0
Eskişehir’de Sevgilisini Öldüren Katil Hakkında İyi Hal İndirimi Uygulandı https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-sevgilisini-olduren-katil-hakkinda-iyi-hal-indirimi-uygulandi/ https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-sevgilisini-olduren-katil-hakkinda-iyi-hal-indirimi-uygulandi/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10919 Eskişehir’de 4 ay önce ayrıldığı sevgilisi Ayşenur Çolakoğlu’nu 4 kurşun ile öldüren Hasan F. hakkında iyi hal indirimiyle müebbet hapis cezası verildi. Karara tepki gösteren baba Mesut Çolakoğlu, “Kızımı canice katlettiler, 4 kurşunun 4’ü de ölümcül” dedi.

Tepebaşı ilçesi Şirintepe Mahallesi Yeşilkayalar Sokak’ta 17 Aralık 2022 tarihinde meydana gelen olayda, 21 yaşındaki Ayşenur Çolakoğlu ile 4 ay önce ayrıldığı eski sevgilisi Hasan F. arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışma sonucunda Hasan F., eski kız arkadaşı Ayşenur Çolakoğlu’nu başına ve göğsüne ateş ederek 4 yerinden vurdu. Ağır yaralanan Ayşenur Çolakoğlu, kaldırıldığı Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından gözaltına alınan Hasan F. ve arkadaşı Muhammet Ali F., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Katil zanlısı Hasan F. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Muhammet Ali F. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Eskişehir 3’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar celsesine tutuklu sanık Hasan F. SEGBİS ile katıldı. Tutuksuz sanık Muhammet Ali F. ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada Ayşenur Çolakoğlu’nun babası Mesut Çolakoğlu ve taraf avukatları da yer aldı.

“Olay kazayla meydana geldi”

Hakkında tasarlayarak kadına karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve ruhsatsız tabanca taşımak ve kullanmak suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep edilen tutuklu sanık Hasan F., karar önce son ifadesinde öldürme kastıyla hareket etmediğini belirterek “Ben kasten hareket etmedim, silah bana ait ve ruhsatı yok. Olay kazayla meydana geldi. Bu olay sebebiyle ailesinden özür diliyorum” dedi.

İyi hal indirimi uygulandı

Mahkeme heyeti, son sözlerinin ardından sanık Hasan F.’ye ‘Kadına karşı nitelikli kasten öldürme’ suçundan ilk olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sanık hakkında iyi hal indirimi uygulayan heyet, cezayı müebbet hapis cezasına indirdi. Ayrıca Hasan F. hakkında, ruhsatsız tabanca nedeniyle 10 ay hapis ve 500 lira adli para cezasına karar verildi. Hakkında cinayete yardım ettiği suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istenen Muhammet Ali F. ise suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti.

Mahkeme heyetinin iyi hal indirimlerini uygulamasına tepki gösteren baba Mesut Çolakoğlu, adliye çıkışında yaptığı açıklamada, “62’nci maddeden iyi hal indirimiyle müebbet aldı. Biz ağırlaştırılmış müebbet istiyorduk. Çünkü kızımı canice katlettiler, 4 kurşunun 4’ü de ölümcül. Yakından göğsünün üst kısmına ateş ediyor. Barbarca öldürüyor resmen. İndirim alamaz çünkü her şey ortada. Delillerin hepsi ortadayken neden böyle oldu bilmiyorum. Beklemiyorduk böyle bir şey. Benim kızım tamamen masum” dedi.

“Verilen kararlar hakkında yasal yollara başvuracağız”

Ayşenur Çolakoğlu’nun ailesinin avukat Sermin Ertem ise mahkeme kararına itiraz edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yapılan yargılama neticesinde sanık Hasan’ın ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi. Takdiri indirim var denilerek uygulandı. Biz takdiri indirim maddelerinin uygulanmasını beklemiyorduk. Diğer sanık Muhammed’in ise yardım etme suçundan beraatına karar verildi. Biz verilen kararlar hakkında yasal yollara başvuracağız.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehirde-sevgilisini-olduren-katil-hakkinda-iyi-hal-indirimi-uygulandi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorlu tren faciası davasının ertelenmesini eleştirdi https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-corlu-tren-faciasi-davasinin-ertelenmesini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-corlu-tren-faciasi-davasinin-ertelenmesini-elestirdi/#respond Thu, 21 Mar 2024 06:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10863 Haber: GAYE ŞEYMA CAN

KAMERA: SADIK KARAKULOĞLU

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorlu tren faciası davasının 25 Nisan’a ertelenmesinin ardından ailelerle birlikte duruşmanın yapıldığı salonun önünde açıklama yaptı. Özel, “Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunuyorum. Ben salona bugün girdim ve tarafımı belli ettim. Ben, evlatlarını kaybetmiş iki annenin arasında oturdum. Sen de 25 Nisan günü gel. Cesaretin varsa, yüzün tutuyorsa gel, tarafını göster. Yargılananların tarafına otur. Bu katilleri savunanların tarafına otur. Yanına da yargılatmadığın TCDD Genel Müdürü’nü al, o günkü bakanı al, Binali Yıldırım’ı al; yan yana, diz dize katillerin tarafına geçin” çağrısını yaptı.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 yılında meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği ve 300’den fazla kişinin yaralandığı tren faciasına ilişkin 13 sanığın yargılandığı davanın 19’uncu duruşması, bugün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde yapıldı. Karar verilmesi beklenen duruşmada mahkeme heyeti, ara kararı açıklayarak davayı 25 Nisan tarihine erteledi.

“İKİ AY SONRAYA ERTELEMEK VİCDANSIZLIKTIR, KORKAKLIKTIR”

Kararın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ailelerle birlikte açıklama mahkeme önünde açıklama yaptı. Faciada oğlu Oğuz Arda Sel’in konuşmasının ardından söz alan Özel, ailelerin acısını paylaştığını belirterek şunları söyledi:

“Bu kazada hayatını kaybedenler, sakat kalanlar ve bu kazadan sonra ömürleri boyunca bu travmayı atlatamayacak olanlar nasıl ayağa kalktılar da buraya kadar geldi diye şaşacağınız analar, burada dimdik adalet arıyorlar. Bu kazada hayatını kaybeden, yakınlarını geri getirebilecekleri ya da 3 yaşında kolu kopan çocuğunun kolunu geri getirebileceği için gelmiyor buraya. Bundan sonra yaşanacak benzer bir faciaya engel olayım da ben yandım, başka analar yanmasın, başka evlatlar yanmasın, başka gencecik canlar toprağa düşmesin diye geliyorlar. Buradaki mücadeleyi acılı ailelerin yakarışları olarak duymayın. Bundan sonra hiçbir ana ağlamasın diye burada gelip duruyorlar, yürüyorlar. 19 duruşmadır burayı bırakmıyorlar. Bugün karar duruşması dendi. Aileler zaten buradaydılar. Geldik, duruşma salonu ağzına kadar doluydu. Normalde zaten bugün karar vermeyecek olsa bunu avukatlara söyler, ‘Şöyle bir engelim var. 2 ay sonraya erteleyeceğim’ der. Bu insanlara bu kadar zulmetmez. Köylerinden, evlerinden kalkıp yaşlı gözleriyle, bastonlarıyla, acılarıyla buraya gelip bu insanlara yoklamayı alıp ‘2 ay sonraya erteledim’ demek vicdansızlıktır, korkaklıktır.

“BURADA 100 KİŞİYSEK BİN KİŞİ OLACAĞIZ”

25 Nisan günü -buradan size söz olsun- burada 100 kişiysek bin kişi olacağız, bin kişiysek 10 bin kişi olacağız. Bu kalabalıktan korkup da kaçanlar şunu bilsinler. 25 Nisan günü ben yine buradayım. Çok daha büyük bir çağrıyla, çok daha kalabalık ailelerimizin yanında olacağız. Adalet arayışının yanında olacağız. Bu adaleti bu rayların altında bırakmayacağız. Bu rejime ezdirtmeyeceğiz ve ben buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunuyorum. Ben salona bugün girdim ve tarafımı belli ettim. Ben, evlatlarını kaybetmiş iki annenin arasında oturdum. Sen de 25 Nisan günü gel. Madem bu davayla bu kadar ilgilisin. Bu dava yüzünden görevden alınan genel müdürü terfi ettirerek Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’ne dört gün önce açıklıyorsun. Madem mafya filmlerindeki gibi semboller üzerinden konuşuyoruz. Sen diyorsun ya heyete, ‘Ben katilime bile sahip çıkarım. Onu sana yargılatmam. Hatta dört gün önce terfi ettiririm, tarafım’ budur diyorsun ya. Ben bugün tarafımı belli ettim. Ailelerin yanında oturdum. Eğer şu kadar cesaretin varsa, şu kadar yüzün tutuyorsa, eğer gerçekten o kadar cesursan mafya filmlerindeki mafya liderleri gibi sembollerle mesaj verme, gel, tarafını göster. Yargılananların tarafına otur. Bu katilleri savunanların tarafına otur. Yanına da yargılatmadığın TCDD Genel Müdürü’nü al, o günkü bakanı al, Binali Yıldırım’ı al; yan yana, diz dize katillerin tarafına geçin.

“KARARI SEÇİMDEN SONRAYA KAÇIRIYORSUN”

Esas meselenin sorumluları olarak en önde oturun. Bu ailelerin gözünün içine bakın ve ‘Bizim tarafımız bu’ deyin . Şunu bilin ki, ezenle ezilen karşı karşıyasa ezilenden tarafız. Ciğeri yananla o ciğerleri yakanlar karşı karşıyaysa ciğeri yananlar tarafız. Bir mağdur varsa mağdurdan tarafız. Sen görülüyor ki hem bu mağdurların hem de bu tedbirler alınmadığı için yanacak diğer canların analarının, babalarının karşısındasın. Benim için senin karşında olmak namus ve şeref borcudur. Sonuna kadar bu tarafta duracağım. Eninde sonunda senden de bütün katillerden de Soma’nın katillerinden de Hendek’in katillerinden de Pamukova’nın katillerinden de Afyon patlamasının katillerinden de teker teker hesap soracağız. Bundan sonra bizim tarafımız belli, senin tarafın da belli oldu. Bu kararın 25 Nisan’a bırakılmasındaki esas mevzuyu da biliyoruz. Kararı seçimden sonraya kaçırıyorsun. Bu kararı seçimden önce verip de toplumun senin ne yaptığını görüp sandıkta senden hesap sorulacağını biliyorsun. Ondan korkuyorsun. Yapacağınız rezillik ortaya çıktı. Sandıktan sonraya kararı kaçırıyorsun. İstediğin yere kadar kaç. Ben bu annelerle birlikte seni kovalamaya devam edeceğim.”

Dava öncesi de ailelerle birlikte Çorlu Santral’dan duruşmanın yapılacağı salona kadar aileler birlikte yürüyen Özel, onların dertlerini dinleyerek sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarının mesajını verdi.

Duruşmanın heyet üyelerinden birinin mazeret bildirmesi üzerine ertelendiği öğrenildi. Adalet ve karar beklerken erteleme kararını duyunca bir kez daha şaşıran aileler duruşmanın yapıldığı salonda durumu protesto etti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-corlu-tren-faciasi-davasinin-ertelenmesini-elestirdi/feed/ 0
8. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulunda https://www.haber28.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/ https://www.haber28.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:24:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10757 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor.

Teklif üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yasa teklifinde itiraz ettikleri bazı maddeler olduğunu söyledi.

Kanun teklifiyle kayyımlara yasal güvence getirildiğini savunan Kaya, “Akçeli işlere kayyım olarak tayin olan kişilere dokunulmazlık getiriyorsunuz.” diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, yargı paketinin çoğu maddesinin Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırılığı nedeniyle iptal ettiği konulara ilişkin olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenlerin örgüt üyesi gibi cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini belirten Poyraz, “Suç amacıyla kurulmuş örgüte üyeliğin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar, ‘keşke örgüt üyesi olsaydım’ dedirtecek bu düzenleme ile örgüt üyesi olmadığını tescil ettiğiniz kişiye örgüt üyeliğinden daha fazla ceza öneriyorsunuz.” diye konuştu.

-“Yapılmak istenen şey tam olarak yargısal aktivizmdir”

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesinin kendi etki alanını genişletmeye çalıştığını belirtti.

Anayasa Mahkemesinin zaman zaman kendisini TBMM’nin üstünde görmekten geri kalmadığını dile getiren Yıldız, “Anayasa Mahkemesi hatta bazen hızını alamayıp kürsüden yasa yapmaya bile çalışıyor. Gündemi meşgul eden bazı davalar üzerinde uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut Anayasal düzen bir kenara bırakılarak, ‘Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmak isteniyor.” dedi.

Anayasa Mahkemesinin böyle bir rolünün olmadığını kaydeden Yıldız, yapılmak istenenin yargısal aktivizm olduğunu ve bunun da kuvvetler ayrılığı ile demokrasinin düşmanı olduğunu söyledi.

Bireysel başvurunun mecrasından çıkarıldığını ve yargı sistemini zayıflatan sistemsel sorun haline geldiğini ifade eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50. maddelerinin yeninden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesinin görevlerine işaret eden Yıldız, bu görevleri tek tek Genel Kurulda saymayacağını kaydederek, “Yeni bir Anayasa ile bu görevlerini elbette sınırlandıracağız.” dedi.

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar da kanun telifinin acele olarak Meclis’e getirildiğini ve komisyon aşamasında görüşlerinin dikkate alınmadığını anlattı.

-“Aynı hassasiyeti görmek istiyoruz”

CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise mevcut Anayasa hükümlerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararların uygulanmadığını belirterek, önlerine yargı paketinin getirildiği söyledi. Yargı paketindeki en önemli gerekçenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasa hükümlerini, iptal kararlarına uyumlu hale getirmek olduğunu belirten Ünver, “Madem iktidar olarak böyle bir hassasiyetiniz var, Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi içerikli davalara ilişkin kararları söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti sizden görmek istiyoruz.” dedi.

Yapılan değişikliklerin sonuç verebilmesi için öncelikle hakimin kafasındaki hukukun değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünver, “Hakim kafasına sokulan hukuka göre karar vermeye devam ettiği sürece kanunlara ne yazarsak yazalım yapılan değişiklikler iyi bile olsa bu yönde sonuç vermez, Yargıtay’ın Can Atalay kararında olduğu gibi.” diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de 8. yargı paketiyle yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesine ilişkin önemli düzenlemelerin getirildiğini söyledi. Teklifle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasında sanığın kabul etmesi şartının kaldırıldığını belirten Gözgeç, bunun mahkemenin taktirine bırakıldığını ifade etti.

Gözgeç, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenleme yapılarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenlediklerini anlattı.

Koruma tedbirlerinin uygulanmasında hak ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanı getirdiklerini bildiren Gözgeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkında Tazminat Komisyonuna başvurma imkanıyla birlikte, erişilebilir, hızlı işleyen, birincil nitelikte bir başvuru yolu oluşturulmakta. Düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü bir şekilde korunması ve muhtemel hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız yargı paketlerindeki değişikliklerde olduğu gibi bu yargı paketinde de amacımız, hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması, güçlendirilmesi.”

“Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldı”

Konuşmalarından ardından soru-cevap işlemine geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Anayasa Mahkemesinden Tazminat Komisyonuna gelen dosya sayısına ilişkin bilgi verdi. Yüksel, 2018 yılında kabul edilen 7145 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 8 bin 407 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını söyledi. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 7 bin 370 kabul, 843 ret, 7 esas kaydının kapatılması ve 187 birleştirme kararı vermiştir. 2023 yılında kabul edilen 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 19 bin 883 başvuru yapılmış olup Komisyon bu başvuruların 941’i hakkında karar vermiştir. Bu kapsamda peyderpey dosyalar da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

Tazminat Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) kaç adet bireysel başvuru dosyası geldiğine ilişkin sorusu üzerine Yüksel, Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını belirtti. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 3 bin 541 kabul, 2 bin 147 ret, 1840 birleştirme kararı vermiştir.” diye konuştu.

Yüksel, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılması suretiyle bu kararların daha güvenli şekilde denetlenmesinin sağlandığını söyledi. Yüksel, bu kararlara karşı istinaf kanun yolunun açılmasının bölge adliye mahkemelerinin iş yükünde yaklaşık yüzde 14 artış meydana getireceğinin öngörüldüğünü, halihazırda bu kararları itirazen inceleyen ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azalmasına da neden olacağını bildirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0
Mansur Yavaş, AK Parti’nin su indirimi mesajını eleştirdi https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-ak-partinin-su-indirimi-mesajini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-ak-partinin-su-indirimi-mesajini-elestirdi/#respond Wed, 20 Mar 2024 03:00:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10672 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, AK Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Turgut Altınok tarafından seçmenlere gönderilen su indirimi mesajını eleştirdi. Yavaş, “Yasal olarak yapamayacakları şeyleri iddia ediyorlar. Ben çaresizlik olarak görüyorum ama güzel bir şey. Su indirimi kadar doğal gaz ve elektrikte de yüzde 50 indirimi bekliyoruz kendilerinden” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, gazetecilerin kendisine yönelttiği AK Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Turgut Altınok tarafından seçmenlere gönderilen “Değerli hemşerilerim; 31 Mart Yerel Seçimleri’nden sonra yapacağımız ilk işlerden biri Ankara’daki su ücretlerine yüzde 50 indirim yapmak olacak. Turgut Altınok Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı.” yazılı mesaja ilişkin şunları söyledi:

“AMAÇLARI ASKİ’Yİ BATIRMAKTI”

“İnşallah doğal gazda ve elektrikte de yüzde 50 zammı yaparlar. Her şeyden önce hem Anayasa Mahkemesi kararları hem de çeşitli mahkeme kararları ve Sayıştay raporları doğrultusunda su, maliyetinin altında satılamaz. Bugünkü maliyetimiz 37 lira. Hatta üzerinde birazda biz şu anda 21 liraya satıyoruz. Bunu da Ankara halkını düşünerek yapıyoruz. Daha önceki yıllarda su 1.6 dolara satıldı. Sayın Mustafa Tuna geldiğinde bunu yarıya indirerek 0.90’a satmaya başladı. Şu anda su fiyatımız 0.70 dolar civarında, 21 liradır. Yani maliyetin neredeyse yarısına su veriyoruz. Amaçları Polatlı’ya giden suyu engellemek, ASKİ’nin yatırımlarını engellemek ve ASKİ’yi batırmaktı. Daha önce bu kararı belediye meclisi çoğunluklarına dayanarak aldılar. Ama mahkeme kesin bir dille suyun maliyetinin altında asla satılamayacağını, satıldığı takdirde bu kararı alanlarda zimmet çıkaracağını belirterek bu kararı iptal etti.

“DOĞAL GAZ VE ELEKTRİKTE DE YÜZDE İNDİRİM BEKLİYORUZ”

Elli liraya su satan eski dönemin aksine, sosyal yardım alan ailelere ve depremzedelere suyun tonunu 1 liradan veriyoruz. Öğrenci evlerine yüzde 50 indirimli olarak veriyoruz. Ankara halkını bu konuda mağdur etmiyoruz. Aynı zamanda 2010 – 2019 yılları arasında asgari ücretten zorunlu gider olan su bedeli yüzde 4.7 iken şu anda 1.3’e veriyoruz. Çaresizliklerini gösteriyor. Yasal olarak yapamayacakları şeyleri iddia ediyorlar. Ben çaresizlik olarak görüyorum ama güzel bir şey. Su indirimi kadar doğal gaz ve elektrikte de yüzde 50 indirimi bekliyoruz kendilerinden.

“FARK ARTTIKÇA BU TÜR ATAKLARI BEKLİYORUM”

Aynı zamanda otobüslerde de 1 dolara satılırdı eskiden. Şu anda 0.50 doların da altında hizmet veriyoruz. Gerçek belediyecilik budur. Önceki dönemlerde Ankara halkını tabir-i caizse kazıkladılar. Hayali projelere para yatırdılar. Biz ise kentin asli ihtiyaçlarını yerine getiriyoruz. Çamlıdere’den Polatlı’ya suyu akıtmaya başladık. Çamlıdere’den Elmadağ’a suyu götürdük. Mamak – Gölbaşı arasındaki hattı yeniledik. Daha önceki dönemlerde taşkın olacağı ihbarına karşı hiçbir şey yapmayan eski dönem belediyesinden en az 10 tane bildirilen alanı da yapmış bulunuyoruz. Gerçekten belediyeciliği bilmiyorlar. Suyun fiyatlarını belediye meclisi belirliyor. Belediye meclisinde 148’de sayımız 40 kişi. Bunun TÜFE oranında belirlenmesine mecliste karar verdik. Kendileri de bunun gerekli olduğunu bildikleri için mecliste önce çoğunluğu sağlayıp, sonra meclisi terk ederek zimmi olarak bize destek verdiler. Şimdi kendi aldıkları kararla bizi şikayet etmeye kalkıyorlar. İndirimli ve kaliteli su vermeye devam edeceğiz. Musluk sularını içebilirsiniz. Sağlık Bakanlığı yılda 51 noktadan su alıyor. Sularda en ufak bir problem olsa başımıza neler geleceğini biliyorsunuz. Çaresizlik böyle bir şey. Fark arttıkça bu tür atakları bekliyorum. Seçim yasakları kapsamına ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na aykırı. Bu konuda il başkanlığımız ilgili teşebbüsü yapacak. Herkes kanuna uyacak. Herkes kanunlar karşısında eşittir. Yüksek Seçim Kurulu, İl Seçim Kurulu ve savcılık gerekeni yapacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/mansur-yavas-ak-partinin-su-indirimi-mesajini-elestirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-28-subatin-actigi-yaralar-cok-derin/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-28-subatin-actigi-yaralar-cok-derin/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:12:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10661 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar. O mağduriyetlerin, yaralarının sarılması ile ilgili olarak da önemli mesafeler alındı. Bundan sonra bu problemlerle çocuklarımız gençlerimiz karşılaşmasın diye neler yapılabilir? Anayasamızdaki vesayetçi ruhu ortadan kaldıran düzenlemeler yeni anayasada kalıcı hale getirilmelidir ve yeni demokratik bir anayasa ile Türkiye Yüzyılının inşasına devam edilmelidir” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç. Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesi İbrahim Üzümcü Konferans Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Postmodern Darbe” konulu söyleşiye katıldı. Söyleşiye Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt ve TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci ve öğrenciler katıldı.

Söyleşide konuşan Bakan Tunç, “Şimdi hedefimiz yeni bir anayasa. Bu noktada muhalefet partileriyle de uzlaşmak gerekiyor. Bu uzlaşmanın sağlanması lazım. Herkesin evet demesi durumunda evet diyenler kazanır. Bu konuda da direnenler ‘hayır olmaz darbe anayasası ile devam edelim’ diyenler de milletin nezdinde yine puan kaybetmeye devam ederler. Temennimiz parlamentoda bu uzlaşmanın sağlanması. Bundan sonra bu tür karanlık süreçleri çocuklarımız gençlerimiz bir daha yaşamasın. Türkiye hem o karanlık gecelerde şehitler vermesin hem de terörden arınmış huzurlu bir geleceğe daha köklü adımlarla yoluna devam etsin. Biz bunun mücadelesini veriyoruz ve bu mücadelede de milletimizin desteğini gördük. Anayasamız yaptığımız değişikliklerle vesayetçi ruhundan arınmaya çalışsa da vesayetçi ruh hala devam ediyor. Bir takım yargı krizlerinde görüyorsunuz. Gelecekte de başka maddelerin başka krizlere dönüşebileceği açık. O nedenle yeni bir anayasa ihtiyacı açık. Nasıl yapılacak hangi konularda nasıl uzlaşacağız asıl problem orada kaynaklanıyor. İnşallah onu başarırız” dedi.

Bakan Tunç, “Dünyada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 5 üyesinden birisi bir konu hakkında veto kararına imza attığında o konu hakkında karar alınamıyor. Filistin meselesini hep beraber gördük. Zaten bir asırdan bu yana Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyinin Filistin lehine kararları da İsrail tarafından uygulanmıyor. O da ayrı bir konu. Bu kararların hiçbirine İsrail uymuyor. Ama 7 Ekim’den bu yana meydana gelen insanlık dramı insanlık suçu sonrasında BM Güvenlik Konseyine yapılan müracaatlarda maalesef bir karar çıkmadı. Ateşkes ile ilgili kararlara hep hayır denildi” dedi.

“28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar”

Bakan Tunç konuşmasının devamında, “28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar. Okuyamayan, fakültelerinden atılan öğrenciler, 6 milyon insan fişlendi o dönemde. Binlerce öğretmen görevlerinden alındı. Yüzbinlerce insan memuriyetinden oldu. O süreç demokrasimize bir kara leke olarak çalındı. 28 Şubat mağdurlarının savunulması noktasında gerekli düzenlemeler yapıldı memuriyetlere geri dönüşler sağlandı. 2000’li yıllarda Cumhurbaşkanımızın kararlılığıyla bunlar yapıldı. Dönemin Başbakanı o zaman kayıp trilyon yalanıyla yargılandı ve mahkum edildi. 28 Şubat’ın bir mağduriyetiydi o. O mağduriyetlerin, yaralarının sarılması ile ilgili olarak da önemli mesafeler alındı. Bundan sonra bu problemlerle çocuklarımız gençlerimiz karşılaşmasın diye neler yapılır? Anayasamızdaki vesayetçi ruhu ortadan kaldıran düzenlemeler yeni anayasada kalıcı hale getirilmelidir ve yeni demokratik bir anayasa ile Türkiye Yüzyılının inşasına devam edilmelidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-28-subatin-actigi-yaralar-cok-derin/feed/ 0
25 bungalova onay çıktı https://www.haber28.com.tr/25-bungalova-onay-cikti/ https://www.haber28.com.tr/25-bungalova-onay-cikti/#respond Tue, 19 Mar 2024 04:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10530 25 bungalova onay çıktı

BOLU – Bolu’nun önemli turizm merkezlerinden Gölcük Tabiat Parkı’nda 2018 yılında yapılan ve mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle 6 yıldır atıl halde kalan 25 bungalov için Danıştay onay verdi.

Kente 13 kilometre uzaklıkta olan ve her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin ziyaret ettiği Gölcük Tabiat Parkı’na 19 odalı dağ köşkü ile 25 bungalov yapımı ve göl gazinosunun özel işletmeye verilmesi için 19 Aralık 2017’de Bolu Belediyesi Meclis Salonu’nda ihale yapıldı. Yapılan ihale daha sonra Bolu Belediyesi Encümeni tarafından iptal edilerek, projenin belediye tarafından gerçekleştirilmesine karar verildi. Kararın ardından projenin içerisinde bulunan 25 bungalov evin gölden 500 metre uzaklıkta belirlenen bir alanda yapımına başlandı. Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Bolu İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararına itiraz ederek davayı Ankara Bölge İdare Mahkemesine taşıdı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi geçtiğimiz yıl mart ayında konuya ilişkin kararını açıkladı. Kararda, “Ankara Bölge İdare Mahkemesi dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi, kısmen davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda Bolu İdare Mahkemesi’nce verilen kararın istinafa başvurulan kısmı usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine karar vermiş ve 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 11 Mart 2020 tarihinde oy çokluğu ile karar vermiştir” denildi.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından dosya temyize taşınarak Danıştay’a itiraz edildi.

Gölcük Tabiat Parkında doğanın katledilmemesi için 6 yıldır süren davada Danıştay, 2016 yılı onaylı Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı Revizyon Planını onayladı. Kararda, davanın 2013 yılı onaylı “Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı” yönünden karar verilmesine yer olmadığının belirlendiği ifade edilerek, “2016 yılı onaylı Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı Revizyonunun alanın çitle çevrilmesini öngören kısmının iptaline, planın kır evleri (bungalov) kamp alanı ile idare-konuk evi kullanım kararları dışında kalan kısımları ile kır lokantası, teleferik, dağ kızağı öngörülen kullanım kararları yönünden davanın reddine dair mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava kararının oybirliğiyle onanmasına” denildi.

“Aykırılık bulunmadı”

Kararda, bungalov kamp alanı ile idare-konuk evinin iptali yolunda verilen mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmına da değinilerek, “Plan kararlarında yapılarda doğal malzemenin kullanılacağı, doğayla bütünlesen yerel mimariyi bozmayan malzeme seçiminin zorunlu olduğu, ağaç dokusu ve doğal bitki örtüsünün hiçbir amaç için tahrip edilemeyeceğinin belirtildiği, bilirkişi raporuna göre kır evlerinin plan kararlarına uygun olarak tek katlı projelendirildiği ve tek katlı olarak, örme tastan ayaklar üzerinde yerden yükseltilerek inşa edildiği, yine dosyada bulunan kamp alanı görüntülerinden de anlaşıldığı üzere çatı saçaklarında ve merdiven sahanlıklarında ağaçların olduğu yerde dişler oluşturularak ağaçların korunduğu, ayrıca kır evlerinin ağaç kesilmeden inşa edildiği, alana yönelik yıllar itibarıyla sürekli ve beklenenin üzerinde artan ziyaretçi sayısıyla kendini gösteren talep durumu da dikkate alındığında, alanda kır evleri (bungalov) kamp alanı yapılmasını öngören plan kararında, sürdürülebilir yasam ilkeleri açısından doğal dengenin korunarak alanın kontrollü kullanımının sağlanmasına yönelik plan amaçlarına aykırılık bulunmadığı” ifadeleri kullanıldı.

Danıştay 6 yıl sonra kararı bozdu

İdare ve konuk evi plan projesinde danışma birimi, broşür, kitap, hediyelik eşya ile yöresel ürün satış birimi, çok amaçlı salon, bilgilendirme panoları, herbaryum, tahnit ile fotoğraf sergi alanı, idari birim ve ilk yardım ünitesi alanlarının bulunacağının vurgulandığı kararda, “Bu haliyle alanın korunarak kullanılmasına yönelik temel amacın gerçekleştirilmesine idari, sosyal ve ekonomik katkı sağlanacağı, hatta alanda verilmesi zorunlu hizmetler ile mahallinde sunumu halinde etkili ve verimli olabilecek hizmet unsurlarını da ihtiva eder tarzda uygulamanın sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde alanın tümüne hizmet verecek idare ve konuk evinin alanda yer almasının, Gelişme Planının temel amacını oluşturan sürdürülebilir koruma işlevinin, idari ve ekonomik yönlerden gerçekleşmesini sağlayacağı sonucuna ulaşıldığından, davanın oy çokluğuyla bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, karar verildi” denildi.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi de Danıştay’ın bozma kararına uyarak, Bolu İdare Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak, davanın reddine dair karar verdi. Açıklanan kararda, “Danıştay 6. Dairesinin bozma kararına uyularak davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile 2016 yılı onaylı Gölcük Tabiat Parkı Gelişme Planı Revizyonunun kır evleri (bungalov) kamp alanı ile idare-konuk evi kullanım kararlarına ilişkin olarak dava konusu işlemin iptali yolunda Bolu İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, esastan incelenen davanın reddine” ifadeleri kullanıldı.

Kararın ardından 6 yıldır atıl şekilde bulunan 25 bungalovun bakım ve onarımları yapılarak, projenin geri kalan kısımları da tamamlanıp, tatilcilerin hizmetine sunulması bekleniyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/25-bungalova-onay-cikti/feed/ 0
CHP Milletvekili Tanrıkulu, 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-8-yargi-paketini-elestirdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-8-yargi-paketini-elestirdi/#respond Tue, 19 Mar 2024 00:24:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10479 CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “8. Yargı Paketi bugün parlamentoda, Genel Kurul’da görüşülecek. Geçtiğimiz hafta salı ve çarşamba günü komisyonda görüşülmüştü ve geldiği gibi geçti. Önemli düzenlemeler var, binlerce yurttaşımızın mağdur olduğu, ‘Örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt üyesi gibi cezalandırılır’ düzenlemesi de paketin içerisinde. Bugüne kadar on binlerce yurttaşımız bu maddeden ceza aldı. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği bir iptal kararı var ve o iptal kararı 8 Nisan’da yürürlüğe girecek. O nedenle parlamento, bu düzenlemeyi 8 Nisan’a kadar yapmak zorunda ve gündeme geldi. Fakat düzenleme AYM’nin iptal gerekçelerini karşılamıyor. Düzenlemeyi aynı biçimde yeniden yapmışlar. 20 yıl önce bu düzenleme TCK ile geldiği zaman karşı çıkmıştık, yanlıştır demiştik, 20 yıl sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve ardından AYM bunun yanlış olduğunu ifade etti ve bir karar verildi. Şimdi görüşülecek ve aynı yanlışı bir daha yapacaklar. Dolayısıyla tamamen hukuka aykırı olan, yurttaşlarımızın temel haklarını kökten ortadan kaldıran bu düzenlemenin geçmemesi lazım. Bir kez de buradan ifade ediyorum, yurttaşlarımızın gözünün parlamentoda olması lazım” dedi.

Kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam ediyor. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, konuya ilişkin açıklama yaptı. Tanrıkulu, şunları söyledi:

“DÜZENLEME AYM’NİN İPTAL GEREKÇELERİNİ KARŞILAMIYOR”

“8. Yargı Paketi bugün parlamentoda, Genel Kurul’da görüşülecek. Geçtiğimiz hafta salı ve çarşamba günü komisyonda görüşülmüştü ve geldiği gibi geçti. Önemli düzenlemeler var, binlerce yurttaşımızın mağdur olduğu, ‘Örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt üyesi gibi cezalandırılır’ düzenlemesi de paketin içerisinde. Bugüne kadar on binlerce yurttaşımız bu maddeden ceza aldı. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği bir iptal kararı var ve o iptal kararı 8 Nisan’da yürürlüğe girecek. O nedenle parlamento, bu düzenlemeyi 8 Nisan’a kadar yapmak zorunda ve gündeme geldi. Fakat düzenleme AYM’nin iptal gerekçelerini karşılamıyor. Düzenlemeyi aynı biçimde yeniden yapmışlar. 20 yıl önce bu düzenleme TCK ile geldiği zaman karşı çıkmıştık, yanlıştır demiştik, 20 yıl sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve ardından AYM bunun yanlış olduğunu ifade etti ve bir karar verildi. Şimdi görüşülecek ve aynı yanlışı bir daha yapacaklar. Dolayısıyla tamamen hukuka aykırı olan, yurttaşlarımızın temel haklarını kökten ortadan kaldıran bu düzenlemenin geçmemesi lazım. Bir kez de buradan ifade ediyorum, yurttaşlarımızın gözünün parlamentoda olması lazım.

“BU DÜZENLEME İLERİDE YAPILACAK ÇÖKME OPERASYONLARININ GÜVENCESİ OLARAK BURAYA KONULMUŞ”

İkinci önemli konu da hayret verici bir biçimde 2016 Darbe Girişimi’nden sonra olağanüstü halin (OHAL) ilanıyla ilgili olarak görev alan personele getirilen cezasızlık halinin yeni düzenlemeyle konulmuş olmasıdır. Nedir bu? Müsadereye ilişkin hükümlerde yargıçlar kayyum atayacaklar, bu kayyumun TMSF’den olması ilkesi getiriliyor ve mal varlığını idare etmek amacıyla atanacak kayyumlara da adli, idari ve cezai konularda bağışıklık getiriliyor. Yani yargılanmayacaklar. Bu tamamen ama tamamen hukuka aykırıdır. Sonuçta herhangi bir hazırlık soruşturmasında daha mahkum olmayan bir yurttaşın, belki bir holdingin, bir şirketin mal varlığına el konulacak ve dolayısıyla bunu yönetecek olan TMSF’den memur hiçbir cezai, hukuki ve adli soruşturmaya tabi olmayacak. Bunu kabul edilemez buluyoruz. Daha önce de getirmişlerdi ama geri çekmek zorunda kalmışlardı. Şimdi çok gizli bir biçimde, bir maddenin içine bunu gizlemişler bu düzenlemeyi, ben bir kez daha buradan hükümeti uyarıyorum: Bu düzenleme ileride yapılacak çökme operasyonlarının güvencesi olarak buraya konulmuş ve bu düzenlemenin bu paketten mutlaka çıkarılması lazım.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-8-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/#respond Sat, 16 Mar 2024 04:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10071 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden sahasında meydana toprak kaymasında sorumlulukları bulunanların yargı tarafından ortaya çıkarılacağını belirterek, “Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

Bakan Tunç, Haber Global televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanındaki Gazze sunumuna ilişkin soru üzerine Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de insanlık suçu işlediğini, uluslararası hukuka uymadan, bir devlet gibi değil, bir örgüt gibi davrandığını dile getirdi.

Gazze’de akan kanın durması adına Türkiye’nin çeşitli girişimlerde bulunduğunu anımsatan Tunç, Uluslararası Adalet Divanının ülkelerden “danışma görüşü” istediğini, Türkiye’nin bu görüşü veren ilk ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Güney Afrika’nın açtığı davada Uluslararası Adalet Divanının “tedbir” kararı verdiğini hatırlatan Tunç, ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının, suçu işleyen kişiler hakkında da yürüttüğü bir soruşturmanın bulunduğunu belirtti.

Soruşturmanın bir an önce davaya dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin soruşturmasının bir an önce davaya dönüşmesi lazım. Özellikle savaş suçunu, insanlık suçunu, soykırımı işleyenlerin cezalandırılması anlamında.” görüşünü paylaştı.

Uluslararası Adalet Divanında devletlerin yargılandığına işaret eden Tunç, Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi kapsamında Güney Afrika’nın açtığı davada verilen “tedbir” kararının uygulamaya konulması gerektiğini, bunun da Güvenlik Konseyi’nin kararıyla mümkün olduğunu söyledi.

Yılmaz Tunç, “Temennimiz bir an önce orada akan kanın durması. Çocuk katliamının bir an önce sona ermesi. İnsanlığın gözü önünde bunların artık olmaması gerekiyor. Uluslararası hukukunu, insan haklarını, adaleti, mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Maden kazalarına ilişkin soruşturmalar sürüyor

Bakan Tunç, soru üzerine, Erzincan’ın İliç ilçesindeki ve Elazığ’daki maden sahalarında meydana gelen göçük olaylarının ardından adli soruşturmaların derhal başlatıldığını bildirdi.

İliç’teki olaya ilişkin soruşturma kapsamında ilk etapta 8 kişinin gözaltına alındığını, 6 kişinin tutuklandığını anımsatan Tunç, adli soruşturmanın önemli olduğunu, ancak önceliklerinin arama-kurtarma çalışmaları olduğunu anlattı.

Yılmaz Tunç, “Yargımıza güveneceğiz. En detaylı bir şekilde bu kazanın neden kaynaklandığını ve buna neden olan sebeplerde kimlerin sorumlu olduğunu elbette ki bağımsız ve tarafsız yargımız ortaya çıkaracak. Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Elazığ’daki göçük nedeniyle başlatılan soruşturmanın da sürdüğünü bildiren Tunç, İliç’teki maden kazasına ilişkin TBMM’de de komisyon kurulduğunu, Meclis’in de bu konuyu araştıracağını anımsattı.

“Kira artışında yüzde 25 sınırı Meclis’in takdirinde”

Adalet Bakanı Tunç, fahiş kira artışları nedeniyle getirilen “yüzde 25 zam” düzenlemesinin süresinin 1 Temmuz’da dolacağına dikkati çekerek, söz konusu düzenlemenin süresinin uzatılıp uzatılmayacağının TBMM’nin takdirinde olduğunu ifade etti.

Tunç, “Maliye Bakanımızın enflasyon oranının düşürülmesi noktasında çabaları var. Bir hedef de var. Hedefin tutturulması durumunda bu tür sınırlamalara gerek kalmayabileceğini söyledim. Önceliğimiz enflasyon hedefinin tutturulması.” sözlerini sarf etti.

Kovid-19 salgını, depremler ve diğer etkenler nedeniyle ekonominin olumsuz etkilendiğini, kiracıların korunması konusunda birtakım tedbirlerin alınması ihtiyacının doğduğunu ifade eden Tunç, “Meclis böyle bir tedbiri düşündü. Şimdi bunun uzatılıp uzatılmayacağıyla ilgili husus o günkü şartlara göre belirlenecek.” dedi.

Kira uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuğun zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Tunç, bugüne kadar arabuluculara 132 bin 60 başvuru yapıldığını, anlaşma sayısının ise 71 bin 112 olduğunu aktardı.

“FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz”

Bakan Tunç, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından ihraç edilen bazı hakimlerin, Danıştay tarafından görevlerine iade edildikleri hatırlatılarak, “FETÖ ile mücadelede zafiyet mi var?” sorusuna, “FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz.” yanıtını verdi.

Türkiye’nin bütün terör örgütleriyle kararlı bir mücadele sürdürdüğünü kaydeden Tunç, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 4 bin 6 hakim ve savcının da ihraç edildiğini hatırlattı.

İhraç edilen hakim ve savcılardan 3 bin 888’inin Danıştay’a dava açtığını belirten Tunç, 387’sinin göreve iadesinin kararlaştırıldığını, bu kişilerden 371’inin göreve iade edildiğini bildirdi.

Göreve iadeler konusunda HSK’nin Danıştay’a itirazlarını yaptığını, temyiz aşamasında olan davaların bulunduğunu vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:

“Bu 371 kişiyle ilgili kamuoyundaki endişeyi de ortadan kaldırmak adına, eğer incelemede bir hata varsa, sonradan çıkan bir delil de olabilir, sonradan ifadelerde adı geçen, ByLock kayıtlarında adı geçenlerle ilgili HSK yeni bir inceleme başlattı. Teftiş Kurulu görevli bu noktada. Her dosya tek tek incelenecek. Hatalı davranılmaması noktasında titiz davranılacak. Eğer bir hata söz konusuysa bu konuda yeniden bir soruşturma açılabilir bu kişiler bakımından. Soruşturma açılıp açığa alınabilir. O süreç kendi mecrasında devam eder. Burada FETÖ ile mücadeledeki kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz veremeyiz. Yargı süreçlerinde gözden kaçan bir husus olursa da gerekli inceleme ve soruşturma yine HSK’nin elindeki bir husus.”

Can Atalay

Adalet Bakanı Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından CHP’nin ve Atalay’ın avukatlarının yaptığı başvuruda Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın TBMM Genel Kurulunda okunduğunu, bir oylamanın yapılmadığını belirten Tunç, “Burada ‘Meclis’in aldığı bir karar yoktur, bir işlem yoktur’, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse ‘ret’ kararına yakın olur. Ama Meclis’te okunan kesin hükmün ‘hukuki değeri yoktur, Yargıtay kararı usulsüzdür’ diye bir karar verir de karar verilmesine yer olmadığına derse o Anayasa’ya, hukuka aykırı bir karar olur. Onu gerekçeli karar okunduktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan dokunulmazlığın “bir milletvekilinin seçimden önce ya da sonra işlediği bir suç için tutuklanamaz” şeklinde düzenlendiğini aktaran Tunç, Anayasa’nın 14. maddesi kapsamındaki “devletin güvenliğine ilişkin suçlar”ın ağır cezalık suç üstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olunması durumlarının ise bu durumun dışında olduğunu söyledi.

Yüksek Mahkemeler arasındaki görüş farkının Anayasa ya da yasa değişikliği ile giderilebileceğini belirten Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimden önce soruşturmasına başlanan terör suçları, dokunulmazlık kapsamında mı değil mi? Yani Kandil’deki bir terörist elebaşı aday gösterildiğinde, Türkiye’de bir sabıkası yok, yargılanamadı çünkü, bu kişi aday gösterildiğinde Kandil’den gelip Meclis’te yemin edebilsin mi? ya da Pensilvanya’daki FETÖ elebaşı seçildiğinde gelip TBMM’de yemin edebilsin mi? Anayasa bu güvenceyi şöyle koymuş; ‘seçimden önce soruşturması başlamışsa terör suçları dokunulmazlık kapsamında değildir’ demiş. Yargılaması devam eder, yargılaması bittiğinde de kesin hüküm Meclis’te okunur ve milletvekilliği düşer. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki görüş farkı buradan kaynaklandı. Anayasa’nın 83. ve 14. maddelerinin Anayasa Mahkememiz tarafından farklı yorumlanması nedeniyle buralara gelindi ve uyulmamayla sonuçlanacak bir duruma geldik. Bu tür tartışmaları sona erdirmenin çözümü anayasa değişikliği, uzlaşma olmadığı takdirde ise kanun değişikliği.

Bireysel başvuru 2010 yılında Anayasa’mıza girdi. Bireysel başvuru, kesinleşmiş hükümlerden kaynaklanan hak ihlallerinin incelenmesi durumunda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya bakan bölümünün özellikle Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyelerden oluşmasına yönelik bir anayasa değişikliği yapılabilir. Anayasa’nın 148. maddesine kanun koyucu, bu görev karmaşasının olmaması için ‘bireysel başvuruda kanun yolunda yapılması gereken inceleme yapılamaz’ demiş. Süper temyiz mahkemesi olmaması için. Ama maalesef gelinen noktada bu karmaşayı görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararları, ceza muhakemesi kanunumuzda yargılamanın yenilenmesi sebebidir. ‘Anayasa Mahkemesi kararları da yargılamanın yenilenmesi sebebidir’ diye ceza muhakemesi kanunumuza koyduğumuz zaman aslında bu sorun çözülmüş oluruz. Bu da Meclisimizin takdirinde olan bir husus.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/feed/ 0
Sultangazi’de Murathan Yılmaz cinayetinde Ejderha ailesine hapis cezası https://www.haber28.com.tr/sultangazide-murathan-yilmaz-cinayetinde-ejderha-ailesine-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/sultangazide-murathan-yilmaz-cinayetinde-ejderha-ailesine-hapis-cezasi/#respond Fri, 15 Mar 2024 04:12:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9919 Sultangazi’de eski kız arkadaşı Zehra Ejderha’nın evinin önünde ölü bulunan Murathan Yılmaz cinayetinden sorumlu oldukları iddia edilen Ejderha ailesinin yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, 2 sanığı 15’er yıl hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Sultangazi’de 30 Mayıs 2022’de eski sevgilisi Zehra Ejderha’nın evinin önünde cansız bedeni bulunan Murathan Yılmaz’ın ölümünden sorumlu oldukları iddia edilen anne Türkan, baba Ahmet ve abi Mehmet Ejderha’nın yargılandığı dava karara bağlandı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ahmet Ejderha ve Mehmet Ejderha, tarafların avukatlarıyla birlikte hazır bulundu. Duruşmaya maktul Murathan Yılmaz’ın ailesi de müşteki sıfatıyla katıldı. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklar, tahliyelerini ve beraatlarını talep etti.

Karar açıklandı

Kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Ahmet Ejderha ile Mehmet Ejderha’yı ‘kasten öldürme’ suçundan önce ayrı ayrı müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların eylemlerini haksız tahrik altında işlediğini de dikkate alan heyet, bu cezayı 14’er yıl 2’şer ay hapis cezasına çevirdi.

2 sanığa 15’er yıl hapis cezası

Sanıklara ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ayrı ayrı 11 ay 20 gün hapis cezası veren mahkeme, bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Toplamda 15’er yıl 1’er ay hapis cezasına çarptırılan sanıkların tutukluluk hallerinin de devamına karar verildi.

1 sanığa beraat

Öte yandan mahkeme, sanık Türkan Ejderha’nın üzerine atılı suçtan kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatına karar verdi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Murathan Yılmaz ‘maktul’, Binnaz Yılmaz ile Hamza Yılmaz ‘müşteki’, Mehmet Ejderha, Türkan Ejderha ve Ahmet Ejderha ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Ahmet, Türkan ve Mehmet Ejderha’nın 30 Mayıs 2022’de maktul Murathan Yılmaz’ın ikamet adreslerinin önünde gördükleri, bunun üzerine şüpheli Ahmet ile Mehmet’ in fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek Murathan Yılmaz’a ateş ederek öldürdükleri, olay yerinden 2 silaha ait kovan ele geçirildiği, olayın hemen sonrasında ise şüpheli Türkan’ın diğer şüpheliler Ahmet ve Mehmet’ e yardım ederek silahlardan birini komşusu Raziye’ye vererek saklanmasını istediği aktarıldı.

İddianamede, kimliğinin gizli kalmasını isteyen bir şahsın olayın bir kısmını gördüğünün, şüpheli Ahmet’in maktule doğru 2-3 el ateş ettiğini, daha sonra bu silahı olay yerinde bulunan eşi şüpheli Türkan’a verdiğini, Türkan’ın da komşusu olan Raziye’ye verdiğini söylediği kaydedildi.

Olay sonrası şüpheli Mehmet’in 2.silahı alarak ve kamera kayıt cihazını da sökerek tespit edilemeyen bir yere gizlediğinin anlatıldığı iddianamede,, böylece şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, şüpheli Ahmet ve Mehmet’ in maktule ateş ettikleri, şüpheli Türkan’ın da yardım eden sıfatıyla diğer şüphelilerin eylemlerine iştirak ettiği kaydedildi.

Hazırlanan iddianamede şüpheliler Mehmet Ejderha ve Ahmet Ejderha’nın ayrı ayrı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet ile ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi. Şüpheli Türkan Ejderha’nın ise ‘yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçuna iştirak’ suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/sultangazide-murathan-yilmaz-cinayetinde-ejderha-ailesine-hapis-cezasi/feed/ 0
Türkiye, Lahey’de Gazze için söz aldı: İsrail işgalci devlet durumunda, atacağı her adım yok hükmündedir https://www.haber28.com.tr/turkiye-laheyde-gazze-icin-soz-aldi-israil-isgalci-devlet-durumunda-atacagi-her-adim-yok-hukmundedir/ https://www.haber28.com.tr/turkiye-laheyde-gazze-icin-soz-aldi-israil-isgalci-devlet-durumunda-atacagi-her-adim-yok-hukmundedir/#respond Wed, 13 Mar 2024 06:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9662 İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları, 7 Ekim’den bu yana devam ediyor. Saldırılarda 70 bin ton patlayıcı kullanıldı, yaklaşık 30 bin kişi öldürüldü. Bölgede insan haklarını ihlal ederek sivillerin gıda, tedavi gibi ihtiyaçlara ulaşımını engelleyen İsrail’in, Filistin’i işgalinin hukuki neticelerine ilişkin Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) duruşma gerçekleşti. Duruşmada Türkiye adına Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız başkanlığındaki heyet sunum yaptı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yıldız, sunumunda şunları kaydetti:

“Kurala dayalı uluslararası sistem bir yıkım aşamasında. Bunun nedeni de Filistin halkına uygulanan adaletsizlik. Şu anda UAD önünde bir davayı değerlendiriyor. Bu dava İsrail’e karşı açılmış bir dava. 1948 soykırımın önlenmesi ve cezalandırılması çerçevesindeki ihlal iddialarıyla ilgili bir dosya. Bu ihlallerin mevcut durumunu Filistin haklarının haklarının nasıl ihlal edildiğinin net görüşü ve Doğu Kudüs dahil Filistin topraklarının işgal altında olduğunun önemli bir kanıtı.

Türkiye bu konudaki mahkemenin almış olduğu ihtiyati tedbirlerin kararının tam olarak uygulanmasını istiyor. Güvenlik konseyi bu konudaki sorumluluklarını yerine getirerek bu kritik aşamada bunun uygulanmasını sağlar.

Mahkemenin mevcut dosya hakkındaki danışma anlamı taşıyan kararı şunu ortaya koymuştur; İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında yapmış oldukları davranışlar bütün Filistin’de olumsuz sonuçlara neten olmaktadır. Filistinliler kendi toprakları üzerinde haklarından mahrumdur. Adalet, eşitlik, insan onuru ve çok uzun zamandan beri hak ettikleri bağımsızlığı istemektedirler.

Türkiye Cumhuriyeti, güçlü bir şekilde bölge ile ilişkileri olan bir ülkedir. Sadece Araplar ile değil Yahudiler ile de. Avrupa’da yüzyıllar öncesinde zulme uğramış Yahudiler de Türkiye’ye sığınmış ve burada kendilerine güven bulmuşlardır. 2. Dünya Savaşı da dahil olmak üzere biz hiçbir zaman bu insanlara kimliklerinden dolayı ayrımcılık yapmadık. Türkiye, İsrail’in şu anda işgal altındaki Filistin topraklarının statüsünü değiştirme yönündeki çalışmalarını görmezden gelemez. Şu anda İsrail’in Filistin halkına yönelttiği saldırılarına da kayıtsız kalamaz.

Yazılı beyanımızda belli konularla ilgili olarak biz zaten görüşlerimizi belirttik. Orada söylemiş olduğumuz her şey daha önce de olduğu gibi 7 Ekim’den bu yana meydana gelen durum ile de ilişkilidir. Tabiki İsrail-Filistin çatışmasının kök sebebine bakmadan bölgede bir barış ve istikrar sağlamak mümkün olmayacaktır. İsrail-Filistin çatışması 2023 yılının 7 Ekim’inde başlamadı. Bu çatışma belli bir Filistinli fraksiyon veya grupla alakalı değildir. Bu çatışma bir önceki yüzyıla kadar uzanmaktadır. Ancak barışın önündeki gerçek engel çok barizdir. İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin daha da derinleşmesi Doğu Kudüs de dahil olmak üzere. Ve iki devletli çözümün uygulanmaması, İsrail-Filistin’in yan yana yana yaşaması çözümünün hayata geçirilmemesidir.

Şu anda Filistinliler İsrail’in boğucu işgali altında çok zor koşullarda yaşamaktadır. On yıllardır devam eden İsrail işgali Filistin halkının kendi temel insan haklarından mahrum olmasına neden olmanın yanında İsrail’in merhametine bağımlı hale getirilmiştir Filistinlileri. Filistinlilerin yaşam alanlarına el konulmuş, geçim kaynaklarına el konulmuştur. 21. Yüzyılda hala bu uygulamalar devam etmektedir. Bazen bu uygulamalar orta çağa ve daha kötüsüne benzemektedir. Filistinliler kendi haklarını ve kendi onurlarını istemektedirler. İsrail’in devam eden işgali ve İsrail’in devam eden ve bilerek uzatılan işgali ve bunun yanında bütün insiyatifleri başarısızlığa uğratan politikaları maalesef Filistinlilerin ülkelerinden edilmeleri ve arafta kalmalarına neden olmuştur ve birçok nesil umutsuz ve yapacak bir şeyi bulunmadan ortada kalmıştır. İsrail’in son dönemdeki yapmış olduğu eylemler Doğu Kudüs dahil olmak üzere İsrail’in işgali altındaki Filistin topraklarının statüsünü değiştirmeyi amaçlamaktadır. Koşulsuz olarak kabul edilemezdir ve Birleşmiş Millerler kararlarına da aykırıdır.

Türkiye yazılı bir beyanını 6 Şubat 2023 tarihi itibarıyla zaten sunmuştur mahkemenin ilgili kararına cevaben. Mahkemenin ortaya koymuş olduğu sorular esasında çok daha geniştir. Ama Türkiye’nin yazılı beyanı kutsal toprakların statüsü ve Kudüs’ün statüsü ile sınırlı kalmış buraya odaklanmıştır. Bu beyan herhangi bir konudaki mevcut hukuki durumu da etkilememektedir. Mahkemeden bir görüş sormuştur Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, dolayısıyla bizim bu noktada sadece kutsal toprakların statüsüne olan odaklanmamız diğer kısımları etkilemeyecektir.

Uluslararası camiaya çatışmanın temel kök sebeplerini ortaya koymak, anlatmak istiyorum. Bu da Filistinliler arasında ve uluslararası camia içerisinde bunun daha iyi anlaşılmasını istiyoruz. Maalesef BMGK birincil sorumluluğu, uluslararası barış ve istikrarın sağlanması ve idame ettirilmesidir. BMGK bu görevde başarısız olmuştur. BM’nin üyelerinin çok büyük bir kısmı kahir ekseriyeti şu anda Gazze’de meydana gelmekte olan konuları kınasa da ve bölgeye insani yardımın gönderilmesini istese de maalesef şu ana kadar BMGK bu noktada böyle bir adım atma konusunda başarısız olmuştur. Bu konudaki çabalar da sonuçsuz kalmıştır.

Aynı minvalde işgal altındaki topraklardaki durum da çok sayıda karar alınmasına rağmen BMGK tarafından ve BM Genel Kurulu tarafından hiçbir zaman için iyileşmemiştir. İsrail, hukuk dışı tek taraflı eylemlerine devam etmiş ve BM kararlarını hiçe saymıştır. İki devletli vizyonu tehlikeye atmıştır. Hukuk dışı yerleşim çalışmaları genişleyerek devam etmiş ve şu anda da işgal altındaki Filistin’in Doğu Kudüs’te dahil olmak üzere artık topraklarında kalıcı barışın gelmesi konusuna da çok büyük balta vurmaktadır. Bu yerleşimler konusunda İsrail bölgede işgal altında tuttuğu toprakların nüfus yapısını değiştirmektedir. Filistinlilerin evlerini yıkmaktadır ve diğer taraftan da İsrail güvenlik kuvvetlerinin koruması altında yeni yerleşimciler Yahudi yerleşimciler için inşaatlar da devam etmektedir.

İsrail-Filistin çatışmasının en önemli unsurlarından bir tanesi de kutsal mekanların statüsünün belirlenmesi ve korunmasıdır. Doğu Kudüs’te El Aksa Camii ve Harem-i Şerif ki bunlar tüm dünyadaki Müslümanlar için kutsal yerlerdir. Kutsallıkları mutlaka bütün zamanlarda geçmişten bugüne hep korunmuştur ve korunmak durumundadır. Kudüs’teki Harem-i Şerif de dahil olmak üzere Osmanlı döneminde buraların korunmasına başlanmış ve bugüne kadar hep korunmuştur bu bölgelerin kutsallığı. 2023 yılının nisan ayında El Aksa Camii’ne İsrail güvenlik kuvvetleri saldırıda bulunmuş ve Ramazan ayı içerisinde yüzlerce Müslümanı ibadet esnasında tutuklamıştır. İsrail güvenlik kuvvetleri Harem-i Şerif’e girmekte olan Yahudiler için yer açmıştır ve orada Müslümanlar ibadet ederken böyle bir uygulama gerçekleştirmiştir. Çok iyi bilinen bu gelişmelerin ışığında İsrail netice itibarıyla daha fazla toprağı kontrol altına almıştır ve BMGK’nin 181 sayılı kararını da ihlal etmiştir. Ortaya bir yeşil hat çıkmıştır.

1967 yılında haziran ayında bildiğiniz gibi İsrail, Gazze Şeridi’ne, Batı Şeria’ya ve Doğu Kudüs’e bir harekat başlatmıştır. O günden bu güne BMGK ve BM Genel Kurulu defalarca karar almıştır ve bu bölgedeki askeri çalışmaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu teyit etmiştir. İdari ve hukuki anlamda birçok karar almıştır. İsrail’in atmış olduğu adımların Kudüs’ün işgali konusundaki adımların bu bölgede kamulaştırmalar, topraklara ve yaşanan yerlere el koymaları bunların hepsinin geçersiz olduğu konusunda kararlar alınmıştır BM tarafından.

Bunun da ötesinde BMGK Kudüs şehrinin statüsünün değiştirilmesi yönünde atılan bütün adımları kınamıştır. BMGK’da 1967 yılının 4 Temmuz’unda almış olduğu bir kararla birlikte İsrail’in Kudüs şehrinin statüsünü değiştirme yönündeki attığı adımların geçersiz kılınması için bir karar almıştır. Ancak bu noktada İsrail zaten bu adımları atmıştır ve durumu değiştirmek üzere herhangi bir geri adım atmamıştır. BMGK yine 1968 yılının 16 Temmuz’unda almış olduğu kararla bunu da teyit etmiştir. 1980 yılında haziran ayında İsrail parlamentosu bir temel kanun çıkarmıştır. Bu kanun uyarınca da Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etmiştir. Birleşmiş Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu ortaya koymuştur. Bu da İsrail’in Kudüs şehrinin statüsü ile ilgili değiştirme adımı olarak açık bir şekilde karşımızda durmaktadır.

BM Güvenlik Kurulu 1980 yılında 478 sayılı kararı ile birlikte İsrail’in atmış olduğu bu adımların uluslararası hukukun ihlali olduğuna karar vermiştir. Bu bağlamda bütün hukuki ve idari anlamda İsrail’i işgalci güç olarak atmış olduğu bu adımların Kudüs şehrinin statüsünün değiştirilmesine yönelik olduğunu ve bu noktada bir ihlal olduğunu ortaya koymuştur. Bu adımların mutlaka geriye dönük olarak değiştirilmesi gerektiğini bildirmiştir. BMGK aynı zamanda en ağır şekilde İsrail’in Kudüs’ün başkent olarak ilan edilen kanunu da kınamıştır. Bunun da ötesinde BMGK İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan edilişini tanımamıştır ve İsrail’in bu yapmış olduğu adımında yine bir başka kararla birlikte Kudüs şehrinin statüsünün değiştirilmesine yönelik bir adım olduğunun altını çizmiştir. Aynı zamanda yine bundan sonraki dönemde alınan kararlarda da Kudüs şehrinin statüsü ile ilgili bir değişikliğe sebep olabilecek her türlü eylemin önüne geçilmesinin gerekliliği belirtilmiştir.

Yine aynı zamanda sonraki dönemde BMGK’nin almış olduğu kararlar doğrultusunda tüm tarafların adım atması gerektiğini belirtmiştir. Bunların içerisinde şunlar var; 1967 sınırlarının ötesinde yapılacak her türlü sınır değişikliğinin tanınmaması, taraflar tarafından kendi yaptıkları müzakereler ile kabul edilmediği sürece Kudüs ile ilgili bir düzenlemenin yapılmaması ve İsrail’in işgal ettiği topraklar üzerinde egemenliğinin İsrail devleti toprağı olarak tanınmaması. İsrail toprakları ve 1967’den bu yana işgal ettiği topraklar ayrımı burada yapılmaktadır. Birçok ülke maalesef BMGK’nin ortaya koymuş olduğu bu prensiplerden caymıştır. İsrail’in tek taraflı olarak atmış olduğu işgal altındaki Filistin topraklarında atmış olduğu adımlara uluslararası camianın da yaklaşımı bellidir.”

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber28.com.tr/turkiye-laheyde-gazze-icin-soz-aldi-israil-isgalci-devlet-durumunda-atacagi-her-adim-yok-hukmundedir/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.haber28.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-4/ https://www.haber28.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-4/#respond Mon, 11 Mar 2024 23:24:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9434 Ermeni güçlerin, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da kadın, çocuk ve yaşlı gözetmeksizin yaptığı katliamda savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Azerbaycan’a karşı toprak iddiasında bulunmaya başlayan ve saldırıya geçen Ermeniler, 1991’in son günlerinde ablukaya aldıkları, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmek için harekete geçti.

Aylar süren saldırılarını 25 Şubat 1992’de yoğunlaştıran Ermeniler, gece, Sovyet Rus ordusunun o zaman Hankendi’de bulunan 366. motorize alayının da yardımıyla üç koldan saldırdı.

Sadece işgalle yetinmeyen Ermeniler, sivilleri toplu şekilde katlederek, esirlere acımasızsa işkence yaparak 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından birine imza attı. O dönemde çekilen görüntüler ve fotoğraflar, katliamın büyüklüğünü ortaya koydu.

Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı’da, savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu. Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, bunların 150’sinden haber alınamadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı’da yaşananlar, savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eş değer eylemler olarak görüldü.

Bugüne kadar 15 ülkenin parlamentosu ve ABD’nin 16 eyaletinin meclisi, Hocalı’da yaşananları kınayan ve soykırım olarak gören kararları kabul etti.

Necmettin Erbakan 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti

Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti.

12 Ekim 1969’daki seçimde Konya’dan bağımsız milletvekili seçilerek başladığı siyaset hayatında 42 yıl geçiren Erbakan, 26 Ocak 1970’te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.

Kuruluşundan sonra “kapitalizm” ve “Batıcılık” karşıtı siyaset yürüten Erbakan’ın partisi, “laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü” iddiasıyla kapatıldı.

Daha sonra siyasi mücadelesini Milli Selamet Partisinde sürdüren Erbakan, kapatılan her partisinin ardından yenisini kurdu. Erbakan, bu kapsamda Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisinde siyasi mücadelesine devam etti.

Farklı hükümetlerde koalisyon ortaklığı yapan Erbakan, 1973’teki seçimlerin ardından kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev aldı.

Kıbrıs’a 20 Temmuz 1974’te düzenlenen barış harekatını güçlü şekilde savunan Erbakan’ın ismi, bu dönemde “Mücahit” sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.

Erbakan liderliğindeki Milli Görüş, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil birçok kentin yerel yönetimlerinde işbaşına geldi.

Refah Partisinin, 1995’teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıkmasının ardından Tansu Çiller’in Genel Başkanlığı’ndaki Doğru Yol Partisi ile 54. Hükümeti kuran Erbakan, 28 Haziran 1996’da başbakanlık koltuğuna oturdu.

28 Şubat süreciyle istifaya zorlanan Erbakan’a, Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davasında, 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi, partisi kapatıldı.

Erbakan, Refah Partisinin de kapatılmasının ardından “Atımızı alan yolumuzu da almadı ya” ifadesini kullanarak, bir ay sonra beşinci partisi olan Saadet Partisinin kurulmasına öncülük etti.

Beş yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından Erbakan, Mayıs 2003’te Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.

Refah Partisinin mali hesaplarına ilişkin açılan davada kendisine verilen hapis cezası, daha sonra ev hapsine çevrildi. Bu ceza, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “sürekli hastalık” nedeniyle 19 Ağustos 2008’de kaldırıldı.

17 Ekim 2010’da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi’nde yeniden genel başkan olan Erbakan, 28 Şubat post-modern darbenin yıl dönümü arifesinde solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de vefat etti.

“Postmodern darbe” derin izler bıraktı

Milli Güvenlik Kurulunun (MGK), Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’de aldığı kararlar, siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda derin izler bıraktı.

Seçimlerin ardından 1996’da kurulan DYP-ANAP koalisyonu, güven oylaması geçersiz sayılınca düştü. TBMM’de birinci parti konumundaki Refah Partisi ile ikinci parti DYP arasında 54’üncü Hükümet (Refah-Yol hükümeti) kuruldu.

Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde yaşanan bazı olayların ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdi.

MGK, 28 Şubat 1997’de toplandı. MGK toplantılarında daha önce yaklaşık 1 dakika görüntü alınmasına izin verilirken, ilk kez bu süre 5 dakikaya çıkarıldı. Toplantıda alınan zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması başta olmak üzere bir dizi karar, uygulanmak üzere hükümete bildirildi.

MGK Genel Sekreterliği, 9 saat süren toplantının ardından yayımladığı bildiride, Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı “çağ dışı bir kisve altında” zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyetlerin gözden geçirildiğini belirtti.

Bildiride, “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içerisinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmemesi gerektiği” ifade edildi.

Başbakan Necmettin Erbakan, kararları 5 Mart 1997’de imzaladı. Genelkurmay 2’nci Başkanı Çevik Bir’in, ABD’de yaptığı konuşmada bu kararları, “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” sözleriyle değerlendirmesine Refah Partisi milletvekilleri sert tepki gösterdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisinin kapatılması için dava açtı. Erbakan, 18 Haziran’da başbakanlıktan istifa etti. Cumhurbaşkanı Demirel, hükümet kurma görevini milletvekili çoğunluğu bakımından ikinci sırada bulunan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’e değil, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk ile ANASOL-D hükümetini kurdu.

Hilafet kaldırıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.

Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.

Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.

Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.

AA şirket statüsüne kavuşturuldu

6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı (AA), 1 Mart 1925’te Türk Anonim Şirketi statüsüne kavuşturuldu.

Belli başlı öteki olaylar

26 Şubat

1618- Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildi ve yerine İkinci Osman padişah oldu.

1848- Fransa’da “İkinci Cumhuriyet” ilan edildi.

1925- Fransızların yönetiminde bulunan tütün rejisinin (tekelinin) 1 Mart 1925’ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi.

1934- İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen “kafes”lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.

1936- Fatih-Harbiye tramvayı Beyoğlu’nda devrildi, 2 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

1961- Türk aydınlanmasının öncülerinden, eski Milli Eğitim Bakanlarından öğretmen, yazar Hasan Ali Yücel, İstanbul’da 64 yaşında yaşamını yitirdi.

1967- ABD, 25 bin askerle Vietnam Kurtuluş Cephesi’ne karşı saldırıya geçti.

1976- Türkiye ile ABD arasında “Savunma İş Birliği Anlaşması” imzalandı.

1992- Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasında, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 613 kişi, Ermeni güçlerince katledildi.

1994- Edebiyatçı-yazar, gazeteci Tarık Buğra 76 yaşında vefat etti.

1997- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Başbakan ve Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdiği belirtildi.

1998- Nutuk, Rumca’ya çevrildi.

1999- İran’da 1979 İslam Devrimi’nden sonra ilk belediye seçimleri yapıldı.

2004- Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Traykovski ile beraberindekilerden 8 kişi uçak kazasında öldü. Traykovski’nin yerine 12 Mayıs’ta Branko Çırvenkovski geçti.

2007- Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü Hizbullah adına 1990-1994’te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan 20’sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

2013- 270 metrelik yüksekliği ile Türkiye’de 1’inci, dünyada ise üçüncü sırada yer alan Yusufeli Barajı’nın temeli atıldı.

2013- Mısır’ın güneyindeki Luksor kentinde meydana gelen balon faciasında 9’u Hong Konglu, 4’ü Japon, 3’ü İngiliz, 2’si Fransız ve 1’i Mısırlı 19 kişi hayatını kaybetti.

2015- Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Hrant Dink cinayeti soruşturması kapsamında Ankara’da gözaltına alındı.

2015- Hatay’da MİT’e ait tırın durdurulmasına ilişkin ihbarı yapan Hatay İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli personel, Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra getirildiği Adana’da tutuklandı.

2016- Somali’nin başkenti Mogadişu’da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınında bulunan bir oteli hedef alan bombalı ve silahlı saldırıda 14 kişi öldü, 25 kişi yaralandı.

2016- Anayasa Mahkemesinin, haklarında “ihlal” kararı verdiği ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince tahliyelerine hükmedilen Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Silivri Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edildi.

2017- 89. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film ödülüne layık görülen filmin yanlış anonsunun damga vurduğu törende “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü “Moonlight”taki performansıyla Mahershala Ali’nin oldu. Ali, Oscar kazanan ilk Müslüman olarak tarihe geçti.

2018- Rusya, Birleşmiş Milletlerin Yemen’e yönelik silah ambargosunun İran tarafından ihlal edilmesi nedeniyle duyulan endişelerin ifade edildiği BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etti.

2019- Sinema ve tiyatro oyuncusu Aytaç Arman, 70 yaşında hayatını kaybetti.

2021- ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün yayımladığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporu”nda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

2023- Fenerbahçe ve A Milli Futbol Takımı’nın efsane isimlerinden Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.

2023- İtalya’nın güneyindeki Crotone kenti açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucunda 70 kişi hayatını kaybetti.

27 Şubat

1863- Türkiye’de bilinen ilk resim sergisi, İstanbul Atmeydanı’nda (Hipodrom) açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.

1917- Rus Çarlığı çöktü.

1937- Özel girişimce inşa edilen ilk Türk gemisi “Belkıs”, Haliç’te denize indirildi.

1947- Türk karikatürünün ünlü ismi Cemal Nadir Güler, 45 yaşında hayatını kaybetti.

1964- Coca-Cola’nın dünyadaki 1109. fabrikası İstanbul’da açıldı.

1976- Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi.

1988- Türkiye’de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesinde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra yaşamını kaybetti.

1995- Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak, “suçu ihbar ettiği” gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

2010- Haldun Dormen’in Kürtçe sahnelediği “Bir Kış Öyküsü” müzikalinin prömiyeri Diyarbakır’da yapıldı.

2011- Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti.

2012- Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çift kol ve çift bacak nakli yapılan, sol bacağı alınan Şevket Çavdar’ın, vücudun kalp dolaşım ve kan sisteminin nakledilen uzuvları idame ettirememesi nedeniyle iki kol ve sağ bacağı da alındı. Şevket Çavdar, yaşamını yitirdi.

2013- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu ile emekli Tümgeneral Yücel Özsır tutuklandı. Eski Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aslan Güner, emekli Tümgeneral Mehmet Başpınar ve muvazzaf Albay Mehmet Cumhur Yatıkkaya, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

2016- Yaşamını İtalya’da sürdüren Türk yönetmen Ferzan Özpetek’in 2014’te çektiği “Kemerlerinizi Bağlayın (Allaciate le cinture)” filmi Moviemov Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülü aldı.

2016- BM Güvenlik Konseyinin, Rusya ve ABD’nin girişimleri sonucu varılan, gece yarısından itibaren Suriye’de çatışmaların durmasını içeren kanun tasarısını oy birliğiyle kabul etmesinin ardından anlaşma saat 00.00’da yürürlüğe girdi.

2017- Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi İlker Deniz Yücel, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan tutuklandı.

2018- Türkiye tarafından kırmızı bülten talebiyle aranan, Çekya’nın başkenti Prag’da 25 Şubat’ta gözaltına alınan terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslim, çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

2020- Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de rejim unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına yönelik hava saldırısında 33 askerin şehit olduğunu açıkladı.

2022- FIFA, Rusya’da maç oynanmayacağını, karşılaşmalarda Rusya bayrağı ve marşının kullanılmayacağını açıkladı.

2023- Sırp tenisçi Novak Djokovic, dünya sıralamasının zirvesinde yer aldığı hafta sayısını 378’e çıkararak, teniste dünya sıralamasında zirvede en uzun kalan sporcu oldu.

28 Şubat

1856- Islahat Fermanı ilan edildi.

1921- TBMM’de ilk bütçe kabul edildi.

1923- Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul Belediyesince “fahri hemşehri” ilan edildi.

1933- Berlin’de büyük Reichstag yangını çıktı. Olayın ardından yayımlanan bir kararnameyle Naziler diktatörlüklerinin temellerini atmış oldu.

1942- İstanbul Vezneciler’deki Zeynep Hanım Konağı (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi binası) tamamen yandı.

1945- Türkiye, Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ni imzaladı.

1949- İstanbul Şehzadebaşı’nda Özel Gazetecilik Okulu açıldı.

1958- İstiklal Marşı’nın bestecisi Osman Zeki Üngör öldü.

1977- Malatya’da İnönü Üniversitesi ile iki yüksekokul hizmete açıldı.

1978- Orgeneral Kenan Evren, Genelkurmay Başkanı oldu.

1980- Yurt dışında çalışan vatandaşlara dövizle askerlik yapma imkanı tanıyan yasa, TBMM’de kabul edildi.

1986- İsveç Başbakanı Olof Palme, silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.

1990- 1989’un kasım ayında silahlı saldırıda ağır yaralanan gazeteci Kamil Başaran öldü.

1991- 17 Ocak’ta başlayan Irak’a yönelik “Çöl Fırtınası” harekatı, Irak’ın Kuveyt’ten çekilmeyi kabul etmesinin ardından imzalanan ateşkes antlaşmasıyla son buldu.

1994- NATO, tarihinin ilk saldırısını Sırplara karşı gerçekleştirdi.

1997- MGK’nin 9 saat süren toplantısında “28 Şubat Kararları” alındı. Bu kararlar, irticayı Türkiye’nin önündeki “en büyük tehlike” olarak saptadı. Atatürk ilke ve inkılaplarının ödünsüz uygulanmasına karar verildi.

2001- Ulusal Bank’a el konuldu.

2003- Ankara 1 Numaralı DGM, kapatılan DEP’in dört eski milletvekilinin yeniden yargılanma istemini kabul etti.

2006- Avusturya’da yakalandıktan sonra Türkiye’ye iade edilen “çıkar amaçlı suç örgütü elebaşı” Alaattin Çakıcı, “borsacı Adil Öngen’i öldürmeye azmettirmek” suçundan 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2012- Fransa Anayasa Konseyi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasanın iptali konusundaki itirazı kabul etti.

2015- Türk edebiyatının büyük ustası, gerçek adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.

2016- İstanbul’da düzenlenen 18. Balkan Karate Şampiyonası’nda Türkiye 5 altın, 4 gümüş ve 7 bronz olmak üzere toplam 16 madalya kazanarak ilk sırada yer aldı.

2016- Rusya ve Beşşar Esed rejimi güçleri, kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını ihlal etti. Hava saldırılarında 12 sivil hayatını kaybetti.

2017- Suriye’de kimyasal silah saldırısı düzenlediği tespit edilen Esed rejimine yaptırım uygulanmasını isteyen BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını, Rusya ve Çin veto etti.

2020- İngiltere, terör örgütü PKK’nın yapılanmalarından TAK ve HPG’yi de terör örgütleri listesine aldı.

2022- Avrupa Ligi yönetimi, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle Rus basketbol kulüplerinin, organizasyonlarına katılımını askıya aldı.

2022- CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ortak çalışması, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”, törenle kamuoyuna açıklandı. Mutabakat metni, genel başkanlar tarafından imzalandı.

2023- Yunanistan’ın Larisa kentinin kuzeyindeki Tempi bölgesinde yerel saatle 23.20’de yolcu treni ile yük treninin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada 57 kişi yaşamını yitirdi, 85 kişi yaralandı.

2023- MİT, 60 güvenlik görevlisinin şehit edildiği 12 terör eylemini düzenleyenlerden PKK/KCK’lı terörist Ramazan Güneş’i, Irak’ın Süleymaniye kentinde düzenlediği operasyonla yakalayarak Türkiye’ye getirdi.

2023- Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ankara’da bir süredir tedavi gördüğü Başkent Hastanesi’nde, 85 yaşında hayatını kaybetti.

1 Mart

1430- Selanik, Padişah II. Murad zamanında fethedildi.

1921- Mehmet Akif’in (Ersoy) “İstiklal Marşı”, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından Mecliste ilk kez okundu.

1923- Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yeni çalışma dönemini açtı. Mustafa Kemal’in açılış konuşmasını dinleyiciler balkonundan izleyen Latife Hanım, Meclis’e gelen ilk kadın oldu.

1925- Anadolu Ajansı (AA) Türk Anonim Şirketi kurularak, AA şirket statüsüne kavuşturuldu. Ahmet Ağaoğlu, AA’nın ilk Yönetim Kurulu Başkanı; Alaeddin Bey, ilk Genel Müdürü oldu.

1926- 1889 İtalyan Zanardelli Yasası esas alınarak hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu, TBMM’de kabul edildi.

1935- TBMM, 5. Dönem çalışmalarına başladı. Atatürk, 4. kez Cumhurbaşkanı seçildi. TBMM’de ilk kez 18 kadın milletvekili yer aldı.

1958- İzmit Körfezi’nde çalışan “Üsküdar” vapuru, saatteki hızı 130 kilometreyi bulan kasırga yüzünden Soğucak mevkisinde battı. Gemiye paso göstererek binenlerin kaydının bulunmaması nedeniyle net can kaybının belirlenemediği kazada, çoğu öğrenci 400’e yakın kişi hayatını kaybetti.

1968- Milli Bakiye usulünü kaldıran yeni Seçim Kanunu TBMM’de kabul edildi.

1978- Adnan Menderes’in oğlu, Adalet Partisi Aydın Milletvekili Mutlu Menderes, trafik kazasında öldü.

1983- “Hakkari’de Bir Mevsim” adlı film, Berlin Film Şenliği’nde 4 ödül aldı.

1990- İlk özel televizyon kanalı Magic Box, Eutelsat F5 uydusundan test sinyali yayınlamaya başladı.

1992- İstanbul Kuledibi’ndeki Neve Şalom Sinagogu’na bombalı saldırı düzenlendi.

1992- Show TV yayın hayatına başladı.

1992- Bosna-Hersek, referandum sonrasında Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlık kararı aldı. Ancak 3 Mart’ta, Sırp kuvvetleri, Bosna’nın kuzeyindeki Bosanki Brod’u bombaladı ve silahlı çatışmalar başladı.

2003- Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının 6 ay süreyle Türkiye’de bulunmasına izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM’nin kapalı oturumunda reddedildi.

2012- Merkez Bankasının açtığı yarışma sonucunda ilk kez belirlenen TL’nin simgesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı basın toplantısı ile tanıtıldı.

2013- Antalya Valiliği koordinatörlüğünde Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen “1 saatte en fazla organ bağışı rekor denemesi”nde Guinness dünya rekoru, ilk 7 dakika içinde kırıldı.

2014- FIFA, kadın futbolcuların maçlarda başörtüsü takmasına izin verdi.

2016- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların yapıldığı ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur ilçesine yürüyüş çağrısında bulunduğu gerekçesiyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlattı.

2017- Birleşmiş Milletler Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Halep’in doğusunda sivillere yönelik Esed rejimi ve Rusya tarafından 21 Temmuz-22 Aralık 2016 tarihlerinde düzenlenen hava bombardımanları ve yardım konvoylarına yönelik saldırıların “savaş suçu” teşkil ettiğini açıkladı.

2018- Karadeniz’i Doğu Anadolu üzerinden İran’a bağlayan Artvin-Rize-Ardahan kara yolundaki Cankurtaran Geçidi’nde inşa edilen tünel hizmete açıldı.

2022- Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) ve Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV), Rusya ve Belarus’un milli takım ile kulüplerine, Dünya Atletizm Birliği de (World Athletics) Rus ve Belaruslu sporculara uluslararası müsabakalardan men cezası verdi.

2023- Avrupa Birliği Komisyonu ve AB Konseyi, 23 Şubat’ta çalışanlarına kurumsal cihazlarından TikTok uygulamasını kaldırmaları talimatını verirken, Avrupa Parlamentosu da (AP) 1 Mart’ta çalışanlarına güvenlik endişeleri gerekçesiyle Çinli sosyal medya platformu TikTok’a yasak getirdi.

2023- İsrail Meclisi, İsraillileri öldürmekle suçlanan Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesini öngören yasa teklifini hazırlık oturumunda ilk kez onayladı.

2 Mart

1924- Halk Fırkası grup toplantısında, Şer’iye ve Evkaf Vekaletlerinin kaldırılmasına ve öğretimin birleştirilmesine karar verildi.

1956- Fransa, Fas’ın bağımsızlığını onayladı.

1960- Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk’ün hatırasına yayın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 18 ay hapis cezası aldı.

1994- Yönetmen Bilge Olgaç, evinde çıkan yangında 54 yaşında öldü.

1994- TBMM Genel Kurulunda eski DEP’li Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Sırrı Sakık ile bağımsız Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Genel Başkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.

2000- İngiltere, 16 aydır Londra’da ev hapsinde tutulan eski Şili diktatörü Pinochet’in salıverilmesine karar verdi. Pinochet, iadesini isteyen ülkeler itiraz etmeden, İngiltere’yi terk etti.

2016- Kuzey Kore’ye yeni BM yaptırımları oy birliğiyle kabul edildi. Kararda, Kuzey Kore’ye giden ve bu ülkeden çıkan tüm kargoların zorunlu incelenmesi, bu ülkeye hava taşıtı yakıtı satışının yasaklanması, tüm hafif silah ve konvansiyonel silah satışlarının sınırlandırılması yer aldı.

2016- Danıştay 10. Dairesi, kamuoyunda “19 Mayıs Genelgesi” olarak bilinen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına yönelik genelgeyi iptal etti. Kararla 19 Mayıs törenlerinin, 2012 öncesinde olduğu gibi stadyumlarda kutlanabilmesinin önü açıldı.

2016- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İBDA/C davasından hükümlüyken yeniden yargılanmasına karar verilerek tahliye edilen, kamuoyunda “Salih Mirzabeyoğlu” olarak tanınan Salih İzzet Erdiş ile Sadettin Ustaosmanoğlu’nun beraatine karar verdi.

2016- Körfez İşbirliği Konseyi, Hizbullah’ı terör örgütü olarak kabul etti.

2016- UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu Yargı Komisyonu, Galatasaray’ı, finansal fair play kriterlerini yerine getirmediği gerekçesiyle UEFA organizasyonlarından 1 yıl men etti.

2022- Birleşik Krallık’ta, Formula 1 dahil tüm Rus ve Belaruslu motor sporları yarışmacılarına, yetkililerine, bayrak ve ulusal sembollerine yasak getirildi.

2022- Türkiye’de, Kovid-19’la mücadelede açık havada maske kullanımı ve HES kodu uygulaması kaldırıldı.

2022- ABD, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle hava sahasını tüm Rus uçaklarına kapattı.

3 Mart

1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.

1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.

1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.

1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.

1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.

1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.

2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev, yüzde 70,28 oy alarak kazandı.

2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.

2013- Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.

2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.

2017- Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.

2018- Türkiye’nin gururu Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.

2018- Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.

2020- Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.

2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.

2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.

2023- Emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ilgili düzenlemeleri içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

4 Mart

1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.

1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.

1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.

1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.

1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.

1934- Ankara Radyosu yayına başladı.

1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.

1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.

1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.

1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.

2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.

2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.

2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.

2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.

2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.

2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.

2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.

2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.

5 Mart

1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.

1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.

1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.

1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.

1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.

1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.

1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.

1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.

2000- Hayırseverliğiyle tanınan iş adamı İzzet Baysal öldü.

2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.

2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.

2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.

2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in, kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.

2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.

2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.

2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-4/feed/ 0
Anka’nın Ekonomi Koordinatörü Erdal Sağlam’ın Kaleminden Haftalık Ekonomi Analizi: Enflasyonla Mücadeleye Güven Giderek Azalıyor https://www.haber28.com.tr/ankanin-ekonomi-koordinatoru-erdal-saglamin-kaleminden-haftalik-ekonomi-analizi-enflasyonla-mucadeleye-guven-giderek-azaliyor/ https://www.haber28.com.tr/ankanin-ekonomi-koordinatoru-erdal-saglamin-kaleminden-haftalik-ekonomi-analizi-enflasyonla-mucadeleye-guven-giderek-azaliyor/#respond Mon, 11 Mar 2024 04:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9350 ERDAL SAĞLAM

Mayıs seçimlerinden sonra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve yeni bir ekibin göreve gelmesi, enflasyonla mücadele konusunda umut yaratmıştı. Ancak Merkez Bankası’nın geçen haftaki faiz kararıyla, bu güvenin azalmaya başladığını söyleyebiliriz.

Son gelen ekonomik veriler ve enflasyon beklentileri bir faiz artışını daha zorunlu hale getirirken, Merkez Bankası geçtiğimiz hafta faiz artış kararı alamadı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, aslında işlerin iyi gitmediği enflasyonla mücadelede zaaf ortaya çıktığı, dolaylı olarak anlatılıyordu. Ancak buna rağmen faiz kararı alamaması, seçimden sonrası için de önemli bir tedirginlik kaynağı oldu.

Piyasa oyuncuları ve bankacılarla, bu kararın ardından konuştuğumuzda, bu karardan sonra seçim sonrasının daha belirsiz hale geldiğini söylediler. Seçim sonrasında ekonominin gidişatı hakkında karar verebilmek için, “Nisan’da mevcut ekonomi yönetiminin göreve devam edip edemeyeceğinin belli olması gerektiğini” belirttiler. Bu kaygı seçim sonrası uygulanacak politikalar konusunda piyasalarda büyük bir belirsizlik olduğunu da ortaya koyuyor.

Ekonomi yönetiminin görevde kalacağı belli olsa bile, bunun sorunun çözülmesi için yetmeyeceğini eklediler. Bununla birlikte alınacak kararlarla bazı şartların da oluşması, piyasaların buna bakacağını söylediler. Bunlar arasında bütçe disiplini ve kamu harcamalarının kısılmasına ilişkin alınacak kararlar olduğu belirtilirken, bütçe gelirlerinden çok kamunun artık tasarrufa gidip gitmeyeceğinin uygulanacak politikalara güven açısından kilit olduğu belirtildi. Bu arada ekonomi yönetiminin çok üzerinde durmamasına rağmen, acı ilaç içeceği belli olan vatandaşın, “kendisi kemer sıkarken kamunun ve politikacıların tasarrufa gidip girmeyeceğine bakacağı” ifade edildi. Bu koşulun yerine gelmesi halinde halkın yeni alınacak sert tedbirlere ikna edilmesinin kolaylaşabileceği belirtildi.

VATANDAŞ VE YABANCI SERMAYENİN BAKIŞI

Bununla birlikte, seçimden sonra yabancı sermaye girişine kilit bir önem verildiğini hatırlatan bankacılar, dolayısıyla yabancı sermayenin tavrının seçimden sonra ne olacağının büyük önemli olduğu görüşündeler. Bunun için kur ve faiz seviyelerinin tatmin edici olması gerektiği açık. Dolayısıyla kapsamlı bir programın hazırlanıp piyasaların buna ikna edilmesi gerekecek.

Bununla birlikte ülke ekonomisi için asıl yararı dokunacak, üretim gücünü yükseltecek doğrudan yabancı sermaye girişlerinin gelişi ise daha ağır koşullara bağlı. Bu kapsamda Türkiye’nin Batı sermayesine ihtiyaç duyduğu, bunun için de Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği ortada. Bu kapsamda sadece alınacak ekonomik kararlar değil, kurumsal yapıyı güçlendirecek, hukuk sistemini iyileştirecek kapsamlı tedbirlere ihtiyaç var. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle birlikte, siyaset ve dış politika alanlarında da ciddi tercihlerde bulunması gerekeceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.

Tabi ki sadece yabancıların ekonomik gidişat için ikna olması yetmeyecek, hane halkı olarak adlandırılan, vatandaşların da ikna edilmesi, özellikle de TL’ye dönüş için artık güven duyacakları bir ortamın oluşturulması gerekecek. Yüksek politika faiz artışlarına rağmen TL mevduata bankaların hala düşük faiz vermesi, Merkez Bankası’nın bu konuda radikal adımlar atamaması, büyük bir sıkıntının yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle dövize olan talep hala devam ediyor, bu da TL yerine dövize eğilimin devam etmesine, döviz rezervlerinin son dönemde yeniden erimesine neden oluyor. Dolayısıyla özellikle küçük tasarrufçuya enflasyon ve politika faizinin üzerinde getiri sağlanamaması, bir yandan tasarrufçunun mağdur edilmesine neden olurken, öte yandan uygulanan sıkı para politikasına olan güvenin de azalmasını da beraberinde getiriyor.

Geçen hafta Merkez Bankası’nın gerektiği halde politika faizini artıramaması, siyasi otorite yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hala faiz konusunda gösterdiği direncin bir göstergesi olarak yorumlandı. Piyasalar bunu zaten biliyordu ama yeni ekonomi yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gerekenin yapılacağı konusunda ikna ettiklerini düşünüyorlardı. Dolayısıyla faiz artışı kararı verilmemesi, bu konuda piyasada oluşan umudun yitirilmesine neden oldu.

Bu nedenle de seçim sonrasına ilişkin tedirginliğin arttığı gördük. Eğer Mart ayında yapılacak faiz toplantısında Merkez Bankası faiz artışı kararı verirse, bu tedirginlik azalacaktır. Ancak görünen o ki; Merkez Bankası seçimlere kadar, gerekmesine rağmen, faiz kararı veremeyecek. Bu da gevşeyen para politikasının yaratacağı tahribatı iyice artıracak. Bu tahribat hem moral açıdan, hem de maddi anlamda faturanın büyümesi anlamına gelecek.

Enflasyonla mücadelenin faturasının daha çok dar ve sabit gelirlilere çıktığını düşünürsek; gereken kararların zamanında alınamaması nedeniyle ağırlaşacak fatura yoksullaşmanın daha da artmasını beraberinde getirecek diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyümeyi daraltacak, özellikle iş kesimini zor durumda bırakacak ekonomik kararlara karşı ne kadar dirençli olduğu biliniyor. O nedenle de mevcut yönetimin enflasyonla mücadelede kararlı bir tutum takınacağına ilişkin umutlar da, doğal olarak azalıyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ankanin-ekonomi-koordinatoru-erdal-saglamin-kaleminden-haftalik-ekonomi-analizi-enflasyonla-mucadeleye-guven-giderek-azaliyor/feed/ 0
CHP’li Belediye Başkan Adayının Saadet Partisi’ne Geçişi Reddedildi https://www.haber28.com.tr/chpli-belediye-baskan-adayinin-saadet-partisine-gecisi-reddedildi/ https://www.haber28.com.tr/chpli-belediye-baskan-adayinin-saadet-partisine-gecisi-reddedildi/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:00:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9227 CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’da CHP’li Saruhanlı Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Zeki Bilgin’in başvurusunun geç yapılması ve CHP’den aday gösterilememesi nedeniyle Saadet Partisi’nden aday olmak için yaptığı başvuru yapılan itiraz üzerine ilçe seçim kurulu tarafından reddedildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’da CHP geçtiğimiz seçimde yüzde 55’in üzerinde oy aldığı Saruhanlı’da seçime katılamayacak. Başkan adayı ve meclis adayı listelerini 20 Şubat’ta saat 17.00’den sonra ilçe seçim kuruluna teslim etmek isteyen CHP’nin başvurusu kabul edilmedi ve yaptıkları itiraz da reddedildi. Bunun üzerinde sabah erken saatlerden itibaren Saadet Partisi ile görüşmeye başlayan CHP heyeti, saatler sonra açıklama yaparak seçimlere Saadet Partisi’nin logosu ve çatısı altında girme konusunda anlaştıklarını duyurdu. Daha sonrasında gelen itirazlar üzerine ilçe seçim kurulu itirazları değerlendirmek için toplandı. İtirazları değerlendiren ilçe seçim kurulu, başvurusunda geç kalan Zeki Bilgin’in başka bir partiden aday olamayacağına hükmetti. İlçe seçim kurulu kararında şu ifadelere yer verdi: “Cumhuriyet Halk Partisi tarafından süresinden sonra verilen belediye başkan adayının Zeki Bilgin olduğu, daha sonra aynı kişinin Saadet Partisi Saruhanlı Belediye Başkan Adayının istifası nedeniyle Saadet Partisi Belediye Başkan Adayı olarak bildirildiği tespit edilmiştir. Bu durumda, her ne kadar adı geçen ön seçim yapılmadan aday gösterilmiş ise de aday başvuru gün ve saatinden sonra başka bir siyasi partiden aday olamayacağı Yüksek Seçim Kurulu kararları ile benimsendiğinden itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; itirazın kabulüne, daha önce Cumhuriyet Halk Partisi Saruhanlı Belediye Başkan Adayı olarak bildirilen Zeki Bilgin’in Saadet Partisinden Belediye Başkan Adayı olamayacağına karar vermek gerekmiş. Daha önce Cumhuriyet Halk Partisi Saruhanlı Belediye Başkan Adayı olarak bildirilen Zeki Bilgin’in Saadet Partisinden Belediye Başkan Adayı olamayacağına, karardan bir suretin itiraz edene tebliğine, karardan bir suretin Saadet Partisine ve ilgili adaya tebliğine, yapılan itiraz üzerine husule gelen eksikliğin tamamlanmasının Saadet Partisi Saruhanlı İlçe Başkanlığından istenilmesine, ayrıca aday olamayacağına karar verilen Zeki Bilgin’e ilişkin olarak en geç 26 Şubat 2024 Pazartesi günü il seçim kuruluna itiraz edilebileceğinin bildirilmesine, dair 24.02.2024 tarihinde, iki gün içinde il seçim kuruluna itirazı kabil, Kurulumuzun Cumhuriyet Halk Partili üyesinin karşı oyu ve Kurulumuzun İyi Partili üyesinin çekimser oyuyla, oy çokluğuyla karar verildi”

Siyasi Partiler Kanunu 40. madde gereği başvurusu reddedildi

Öte yandan, İlçe Seçim Kurulunun değerlendirmede dikkate aldığı Siyasi Partiler Kanunu 40. maddesinde ise şu ifadeler yer alıyor: “Siyasi partiler, Anayasa ve kanunlarda belirtilen şartlara aykırı olmamak kaydıyla adaylarda daha başka ne gibi şartlar bulunması gerektiğini tüzüklerinde gösterebilirler. Bir kimse, aynı zamanda, önseçimlerde ve merkez adaylığında değişik siyasi partilerden veya aynı partiden, aynı seçim için birden fazla seçim çevresinden önseçime katılamaz. Bir kimse, bir partiden önseçim veya merkez adaylığı yoklamasına katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve partisinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz. (Değişik: 25/12/1993 – 3945/1 md.) Mahalli teşkilatın yönetim kurulu başkan ve üyelerinden, görev yaptıkları yerden aday adayı olmak isteyenlerin görevlerinden istifa etmelerine ilişkin usul ve esaslar siyasi partilerin tüzüklerinde belirlenir. Bu hükümlere aykırı hareket edenlerin adaylığı Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilir. Siyasi partilerin genel başkanlığı; partilerinin, aday adayları listelerini ve seçim çevrelerini önseçimin yapılacağı tarihten en az yirmi gün önce saat 17.00’ye kadar Yüksek Seçim Kuruluna ve ilgili il ve ilçe seçim kurullarına bildirir. Kurullarca ilgiliye bir alındı belgesi verilir. Bu bildirimden sonra adaylıktan çekilmek önseçime kadar dikkate alınmaz. Ancak, bu gibiler aday seçilmişlerse çekilmeleri hüküm ifade eder. Ölüm halinde de aynı hüküm uygulanır”. – MANİSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/chpli-belediye-baskan-adayinin-saadet-partisine-gecisi-reddedildi/feed/ 0
İstanbul’da küçük kız çocuğuna cinsel istismar davasında verilen cezalar bozuldu https://www.haber28.com.tr/istanbulda-kucuk-kiz-cocuguna-cinsel-istismar-davasinda-verilen-cezalar-bozuldu/ https://www.haber28.com.tr/istanbulda-kucuk-kiz-cocuguna-cinsel-istismar-davasinda-verilen-cezalar-bozuldu/#respond Fri, 08 Mar 2024 08:24:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8929 İstanbul’da küçük yaştaki kız çocuğunun cinsel istismara uğradığı iddialarına ilişkin 3 sanık hakkında verilen cezalar bozuldu.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklu sanık Kadir İstekli’ye “birden fazla kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan verilen 30 yıl, aynı suçlardan baba Yusuf Ziya Gümüşel’e 20 yıl, anne Fatıma Gümüşel’e 16 yıl 8 ay hapis cezası kararına yönelik temyiz incelemesini tamamladı.

Daire kararında, Kadir İstekli’nin 2004-2013’te çocuğun nitelikli cinsel istismarı, 2020’de ise eşe karşı nitelikli cinsel saldırı suçlarından 2 ayrı ceza verilmesi gerekirken, tek bir suçtan cezalandırma yapıldığı değerlendirildi.

Müşteki H.K.G’nin annesi Fatıma Gümüşel ve babası Yusuf Ziya Gümüşel hakkında verilen hapis cezalarında ise anne ve baba olmaları nedeniyle yasa gereğince artırım yapılması gerektiği kaydedildi.

Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, dosyanın usul ve esas yönünden bozulmasına karar vererek dosyayı yerel mahkemeye iade etti.

Bozma kararının ardından sanıklar Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden yargılanacak.

Ne olmuştu?

İstanbul’da küçük yaşta kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulduğu iddiası üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı.

Hazırlanan iddianamede, müştekinin 14 yaşındayken hastaneye gittiğinde polislerin haber vermesi üzerine soruşturma başlatıldığı, savcılığın kemik testi istemesi üzerine müşteki yerine başka bir kızın kemik testine girdiği ve soruşturmanın bunun üzerine kapandığı aktarılmıştı.

Soruşturma sonucunda hazırlanan ve Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Kadir İstekli’nin “nitelikli cinsel saldırı” ve “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 30 yıldan az olmamak üzere, diğer sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel’in de “çocuğun nitelikli cinsel istismarına iştirak” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması istenmişti.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla 6 yaşındaki kız çocuğunun cinsel istismarına yönelik iddialarla ilgili 2012’de hukuka aykırı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği iddia edilen cumhuriyet savcısı hakkında HSK’ye inceleme izni vermişti.

Bunun üzerine savcı hakkında HSK Birinci Dairesince inceleme başlatılmış ve müfettiş görevlendirilmişti.

Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Mayıs 2023 olarak belirlenen duruşma tarihinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının talebi üzerine 30 Ocak 2023’te yapılmasına karar vermişti.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, müşteki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile müşteki H.K.G’nin avukatlarının sanıklarla ilgili tutuklama taleplerinin değerlendirilmesinin ardından mahkeme tarafından Kadir İstekli (47) ile Yusuf Ziya Gümüşel (59) hakkında yakalama emri çıkarılmıştı.

Bunun üzerine gözaltına alınan sanıklar, haklarındaki tutuklama kararlarının yüzlerine okunmasının ardından cezaevine gönderilmişti.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Kadir İstekli’ye “birden fazla kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel’e ise aynı suçtan 20 yıl hapis cezası verilmişti.

Heyet, müşteki H.K.G’nin annesi Fatıma Gümüşel hakkında ise aynı suçtan 16 yıl 8 ay hapis cezasına hükmetmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbulda-kucuk-kiz-cocuguna-cinsel-istismar-davasinda-verilen-cezalar-bozuldu/feed/ 0
İngiltere, Şamima Begüm’ün İngiliz vatandaşlığını iptal etti https://www.haber28.com.tr/ingiltere-samima-begumun-ingiliz-vatandasligini-iptal-etti/ https://www.haber28.com.tr/ingiltere-samima-begumun-ingiliz-vatandasligini-iptal-etti/#respond Fri, 08 Mar 2024 02:24:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8864 İngiltere’de Temyiz Mahkemesi, 2015’te IŞİD’e katılmak için İngiltere’den Suriye’ye giden Şamima Begüm’ün İngiliz vatandaşlığından çıkarılmasını yasaya uygun buldu.

Bugün 24 yaşında olan Begüm, IŞİD’lilerin eşleri ve çocuklarına da ev sahipliği yapan Suriye’deki Roj kampında bulunuyor ve bir süredir İngiliz vatandaşlığını geri alıp ülkeye dönebilmek için hukuki mücadele veriyor.

“Ulusal güvenlik riski” olarak görüldüğü için 2019’da İngiliz vatandaşlığı iptal edilen Begüm, geçtiğimiz yıl Şubat ayında açtığı davayı da kaybetmişti.

Begüm, 2015’te 15 yaşındayken IŞİD’e katılmak için İngiltere’nin başkenti Londra’dan yola çıkarak, Türkiye üzerinden Suriye’ye gitmişti.

Begüm ve iki kız arkadaşı, İstanbul Esenler Otogarı’nda kendilerini Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki bölgelere sokacak olan ve aslında Kanada ajanı olduğu ortaya çıkan Muhammed Al Raşid’le buluşmuşlardı.

Suriye’de üç yıl boyunca bir Hollanda vatandaşıyla evli kalan Begüm, 2019’da ülkedeki bir kampta dokuz aylık hamileyken bulunmuştu.

Begüm’ün Suriye’de doğurduğu üç çocuğu da ölmüştü.

IŞİD’in yenilgiye uğratılmasının ardından pişmanlığını açıklayan Begüm, “İngiltere’ye terörle mücadelede yardım etmek istediğini” söylemişti.

Temyiz Mahkemesi’nin kararıyla Şamima Begüm’ün Suriye’den İngiltere’ye dönüşünün önü kapanmış oldu.

Mahkemenin kararını açıklayan Yargıç Sue Carr, “Bizim tek görevimiz, vatandaşlıktan çıkarılma kararının yasaya uygun olup olmadığını belirlemek. Bunun yasaya aykırı olmadığı sonucuna vardık. Dava düşmüştür” dedi.

Kararda, “Begüm’ün başkalarından etkilenmiş ve yönlendirilmiş olabileceği ancak yine de Suriye’ye gitmek ve IŞİD’e katılmak doğrultusunda hesaplanmış bir karar verdiği” kaydedildi.

Kararın ardından Şamima Begüm’ün avukatı Daniel Furner, “Begüm güvenle ülkeye dönene ve adalete kavuşana kadar mücadeleyi bırakmayacaklarını” söyledi.

Avukatları, “Begüm’ün insan kaçakçılığı mağduru olduğunun İçişleri Bakanlığı tarafından hesaba katılmadığını” savunuyordu.

Öte yandan Begüm’ün hiçbir ülkenin vatandaşı olmaması da avukatlarının savunma dayanaklarından birisi oldu.

Uluslararası hukuka göre bir devletin bir kişiyi vatandaşlıktan çıkarabilmesi için, o kişinin en az bir ülkenin daha vatandaşı olması gerekiyor.

Begüm vatandaşlıktan çıkarılma kararıyla vatansız kaldığını ve bunun hukuka aykırı olduğunu söylüyor.

İngiltere hükümetine göre, Begüm doğum yoluyla Bangladeş vatandaşı olmuştu.

Bangladeş Dışişleri Bakanlığı ise geçen yıl Begüm’ün Bangladeş vatandaşı olmadığını açıklamıştı.

‘Yapabileceğim tek şey ikinci bir şans istemek’

Şamima Begüm, 2019’da Suriye’deki kampta bulunduktan sonra, birçok haberin ve belgeselin de konusu oldu. Begüm’e benzer şekilde IŞİD’e katılmak için ülkelerini terk edenlerin çoğu, geride bıraktıkları vatandaşlıklarını bir daha elde edemedi.

2021’de BBC’ye konuşan Begüm, Suriye’de bir kampta “çürümek” yerine topluma fayda sağlayabileceğini belirtmişti.

Begüm BBC muhabiri Josh Baker’ın “Dünya çapında soykırımlar ve cinayetler işleyen bir grubun parçası olmak sizi nasıl hissettiriyor?” sorusuna “Kendimden nefret etmeme yol açıyor” diye yanıt verdi.

“Bazı insanların ne yaparsam yapayım değiştiğime ve yardım istediğime inanmayacağını biliyorum” diyen Begüm, şöyle konuşmuştu:

“Fakat kalplerinde azıcık merhamet, şefkat ve empati olanlara sesleniyorum: Yüreğimin tüm derinliğiyle söylüyorum ki, Suriye’ye adımımı attığım andan itibaren aldığım her karardan çok pişmanım ve hayatımın geri kalanında bununla yaşayacağım.

“Kimse benim kadar kendinden nefret edemez. Yapabileceğim tek şey özür dileyip ikinci bir şans istemek.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ingiltere-samima-begumun-ingiliz-vatandasligini-iptal-etti/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, Zonguldak’ta gazetecilerin sorularını yanıtladı Açıklaması https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/#respond Thu, 07 Mar 2024 23:36:02 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8831 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin (AYM), Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti için CHP’nin başvurusu ile Atalay’ın avukatlarının yaptığı yeni başvuruda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesine ilişkin, “Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, AYM’nin, CHP ile Can Atalay’ın avukatlarının yaptığı iki yeni başvuruya ilişkin kararına yönelik sorusu üzerine Tunç, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının henüz yayımlanmadığını, gerekçeli kararı gördükten sonra yorum yapmanın daha doğru olacağını söyledi.

Anayasanın 84. maddesinde milletvekilliğinin düşme sebeplerinin yazdığına işaret eden Tunç, şöyle devam etti:

“Kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesine başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle Mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Anayasa Mahkemesinin bu yöndeki kararı, Mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır. Kesin hüküm Mecliste okunmuştur.”

Tunç, burada Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarının söz konusu olduğuna dikkati çekerek, “Önceki bu tür başvurularda ret kararı vermiştir ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasanın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesinin açık olduğunu vurgulayan Tunç, “Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir.” diye konuştu.

Tunç, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayın, Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle AYM kararına uyulmaması yönünde karar verdiğine değinerek, “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak yasal ve anayasal değişikliklerdir.” değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa değişikliğinin uzlaşma gerektirdiğini dile getiren Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımızda yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları, ceza mahkemesi kanunumuza göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır, Ceza Muhakemesi 311. maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları Anayasa Mahkemesinin kuruluş kanununun 50. maddesinde, yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü, yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdir de Türkiye Büyük Millet Meclisinin elindedir.”

“8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek”

Bakan Tunç, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen “8. Yargı Paketi”ne ilişkin soru üzerine, “Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var.” dedi.

Paketin seçim takvimi ve Meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldığını aktaran Tunç, “Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçimden sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz.” diye konuştu.

Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle vatandaşların tazminat talebinde bulunduğuna işaret ederek, “Anayasa Mahkemesine gidiyorlardı. Anayasa Mahkemesinin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan, vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunundaki koruma tedbirleriyle ilgili gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ya da öncesinde tutuklu kalmışsa buna yönelik tazminat taleplerinin de yine Tazminat Komisyonu, yine ağır ceza mahkemesinden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, 2010 anayasa değişikliğiyle kişisel verilerin korunmasının anayasal güvenceye kavuştuğunu hatırlatarak, sonrasında yasal düzenlemeler yaptıklarını, bunun özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından da birtakım düzenlemeler yapıldığını anlattı.

Terörle mücadele açısından hassasiyetlerini korumaya devam ettiklerinin altını çizen Tunç, “Bu konuda Anayasa Mahkemesinin, Türk Ceza Kanunu 220 (madde) örgüt suçları ve 314 (madde) silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen kişinin örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak, örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini ceza kanunumuzda sağlayarak, terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri tamamlandı.” ifadelerini kullandı.

Tunç, buna benzer usulü birtakım değişikliklerin olduğunu aktardı.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TSMF) terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyım tayininin mümkün olduğunu hatırlatan Tunç, “Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyım tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak.” şeklinde konuştu.

Bakan Tunç, daha önceki yargı paketlerinde de önemli düzenlemeler yaptıklarını anımsatarak, seçim sonrasında Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını, belirlenen hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri hayata geçireceklerini kaydetti.

“İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi”

Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağında meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili soru sorulan Tunç, olayın herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

Toprak altında kalan 9 kişiye bir an önce ulaşmayı temenni eden Tunç, hem olayın sebeplerinin araştırılması hem de bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlattı.

Tunç, olayın hemen ardından İliç Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 4 cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini kaydetti.

İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili 8 bilirkişinin de olay yerinde incelemeler yaptığını aktaran Tunç, şöyle devam etti:

“Hazırlanan ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan 6’sı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. 2’si de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin, yabancı şirketin, yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibarıyla şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeler alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında.”

Soruşturma neticesinde kusurlu olanların, bu kazaya sebebiyet veren olayların, nedenlerin, kişilerin yargı tarafından ortaya çıkarılacağını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:

“Tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla, tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız, İliç Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanlarımız; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle de ilgili biz bilgilendirme yaptık.”

Bakan Tunç, soruşturma neticesinde yargılama sürecinin başlayacağını belirterek, “Kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzurunda elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Bakan Yılmaz Tunç’tan Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararı açıklaması https://www.haber28.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/#respond Thu, 07 Mar 2024 08:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8794 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Can Atalay için Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Yılmaz Tunç, “Anayasa Mahkemesi’nin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama karar verilmesine yer olmadığına şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir” dedi.

Devrek ilçesinde açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin Can Atalay’ın milletvekilliğiyle ilgili kararına dair gerekçeli kararın henüz yayınlanmadığını belirtti. Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığı” yönünde bir karar verdiğini aktaran Tunç, gerekçeli kararın yayınlanmasının ardından yorum yapmanın daha doğru olacağını ifade etti.

Anayasa’nın 84. maddesine atıfta bulunan Bakan Yılmaz Tunç, “Anayasa mahkemesinin gerekçeli kararı henüz yayınlanmadı. Gerekçeli karar gördükten sonra yorum yapmak daha doğru olur. Tabii Anayasa Mahkemesi’nin yok hükmünde değil de karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini öğrendik. Gerekçeli karar yayınlandığında da bunun hangi gerekçeyle verildiğini öğrenmiş olacağız. Burada Anayasamızın 84. Maddesi açık. 84. maddede milletvekilliğinin düşme sebepleri yazar. Orada devamsızlık nedeniyle, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir iş yaptığında ya da kesin hüküm nedeniyle milletvekilliği düşer. İstifa ve ölüm nedeniyle düşer. Tabii bu düşme sebeplerinden kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda tabii Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştır. Burada Anayasa Mahkemesi’nin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama karar verilmesine yer olmadığına şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir. Çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine, yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Eğer Anayasa Mahkemesi’nin bu yöndeki kararı mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır” dedi.

“Kesin hüküm mecliste okunmuştur”

TBMM genel kurulunca alınan bir karar olmadığı sürece kesin hükmün okunduğu ve milletvekilliğinin de kendiliğinden düştüğünü ifade eden Bakan Yılmaz Tunç şöyle devam etti:

“Kesin hüküm mecliste okunmuştur. Ama karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar eğer ilgili bu konuda Anayasa’nın 85. Maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’ne gidemeyeceği ve ortada Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından alınan bir karar olmadığı sadece çünkü kesin hüküm okunuyor ve milletvekilliği kendiliğinden düşüyor. Milletvekilleri bir oylama yapmıyor. Dolayısıyla böyle bir işlem olmadığı için karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilse durum farklıdır. Dolayısıyla burada Anayasa Mahkemesi’nin önceki içtihatları söz konusu önceki başvurularda bu tür başvurularda ret kararı vermiştir. Ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz. Anayasamızın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesi açık. 83. maddesinde seçimden önce soruşturmasına başlanmış olan anayasal düzene ilişkin suçlar terör suçları dokunulmazlık kapsamın dışındadır. Dokunulmazlığın istisnasıdır. Burada da bir yargı süreci gerçekleştirmiştir. Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle başlayan bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir. ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayımız Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönünde karar vermiştir.”

“İki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere gelmiş bulunuyoruz”

İki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle sürecin bu günlere geldiğini ifade eden Bakan Yılmaz Tunç “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak olan yasal ve anayasal değişikliklerdir. Anayasa değişikliği bir uzlaştırma, uzlaşma gerektirir. Tabii eğer bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımız da yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararları, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır. 311. Maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararları Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş kanununun 50. maddesinde yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada tabii adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak olan değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdirde tabii Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin elindedir” ifadelerine yer verdi.

8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta TBMM’de

Sekizinci Yargı Paketi’nin Adalet Komisyonu’nda görüşmelerinin tamamlandığını ve kabul edildiğini önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşmelerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Bakan Yılmaz Tunç, yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemelerin bu pakette yer aldığını açıkladı

Meclisin çalışma takvimi nedeniyle seçim sonrası getirilecek düzenlemelerin de olacağını ifade eden Bakan Yılmaz Tunç şöyle devam etti:

“Sekizinci Yargı Paketi adalet komisyonunda görüşmeleri tamamlandı ve kabul edildi. Önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşmeleri gerçekleştirilecek. Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var. Tabii paket seçim takvimi nedeniyle meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldı. Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçim sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz. Tabii şu anda Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan, 41-42 maddelik kanun teklifi komisyonda görüşmeleri tamamlandı. Genel kurulda görüşmeleri yapılacak. Burada ana hatlarıyla özellikle yargıyı hızlandıracak, sadeleştirmeye yönelik önemli düzenlemeler var. İstinaf, temyiz ve itiraz sürelerinin çok farklı farklı süreler, yedi günlük, sekiz günlük, on beş günlük bir haftalık süreler var. Tüm bunları ortadan kaldırıyoruz. Artık istinaf, itiraz ve temyiz süreleri bütün dava iki hafta olarak belirliyoruz. Yüze karşı okumadan mı yoksa tebliğ edildiğinden sonra mı başlar süre? Bu tartışmaları da ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalar bakımından itiraz, istinaf ve temyiz süreleri iki hafta olarak belirlenecek. Yine uzun yargılamalardan dolayı vatandaşlarımız tazminat talebinde bulunuyorlardı. Anayasa Mahkemesi’ne gidiyorlardı. Tabii hem Anayasa Mahkemesi’nin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu. Hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki tazminat komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki koruma tedbirleriyle ilgili eğer gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ve öncesinde tutuklu kalmışsa, buna yönelik tazminat taleplerinin de yine tazminat komisyonu ve Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var. Yine kişisel verilerin korunmasıyla ilgili, özel hayatın korunmasıyla ilgili biliyorsunuz 2010 anayasa değişikliğiyle, kişisel verilerin korunması, anayasal güvenceye kavuşmuştur. Sonrasında yasal düzenlemeler yapmıştı. Tabii bu yasal düzenlemelerin özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından bir takım düzenlemeler yapılıyor. Burada özellikle vatandaşlarımızın kişisel verilerin işlendiği durumda bunların özellikle kişisel verilerin başka birilerinin eline geçmemesi anlamında birtakım müeyyideler getiriliyor. Veri sorumlularına yeni sorumluluklar ve cezai müeyyideler getiriliyor.”

“Küresel şirketlerden alışveriş vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemeler var”

Özellikle küresel şirketlerden alışveriş yapan vatandaşların kişisel verilerinin bu şirketlerce işlenebildiğine değinin Bakan Yılmaz Tunç, söz konusu yargı paketinde vatandaşların kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemelerin de olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Özellikle küresel şirketler var. Bunlardan alışveriş yapan vatandaşlarımız var. Vatandaşlarımız o şirketlerden alışveriş yaptığında kişisel verileri oralarda işlenebiliyor, bu şirketlerle yapılan sözleşmelerde. Tüm bunlarda sorumlulukları belirleyen veri sorumlularının yükümlülüklerini belirleyen bir düzenleme ve vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemeler var. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına itiraz müessesesi getiriyoruz. İstinaf sürecine. Yine özellikle terörle mücadele açısından hassasiyetimizi korumaya devam ediyoruz. Bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin Türk Ceza Kanunu 220 örgüt suçları ve 314-2 silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Eğer örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini Ceza Kanunu’nda sağlayarak terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Sağ olsun milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler. ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri buna benzer usulü bir takım değişiklikler var. İşte vasi tayini bir yıldan fazla cezaevinde bulunan hükümlülere otomatik vasi tayin ediliyordu. Burada kişinin isteğine bırakılacak. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda bir düzenleme söz konu su oluyor. Yine tasarruf mevzuatı sigorta fonunun terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyum tayini mümkündü. Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyum tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak. Tabii önceki yargı paketlerinde de yine çok önemli Yapmıştık. İnşallah seçim sonrasında yargı reformu strateji belgemiz ve insan hakları eylem planımızla Cumhurbaşkanımız tarafından seçimden sonra kamuoyuyla paylaşacak. Orada ortaya konulan uygulamadan bizlere gelen, vatandaşlarımızdan bizlere gelen adaletin tecellisi ve güvenilir adaletin tesisi anlamında gerekli olan gerek yasal düzenlemeler gerek idari uygulamalarla ilgili yargı reformu strateji belgesi, seçim sonrası açıklanacak belgede de önemli hedefleri ortaya koyacağız ve o hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri inşallah hayata geçireceğiz.”

“Erzincan’daki soruşturma tüm detaylarıyla, titizlikle devam ediyor”

Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kaymasında 9 işçinin toprak altında kaldığı olaya ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yılmaz Tunç, hem işçilerin kurtarılması hem de yargılama sürecinin devam ettiğini söyledi. Kusurlu olduğu düşünülen kişilerin tutuklandığını ve adli sürecin de devam ettiğini belirten Bakan Tunç sözlerini şöyle tamamladı:

“Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kayması, maden sahasındaki kaymağı hepimizi derinden üzdü. Tabii orada kaybolan dokuz madencimizin, işçimizin arama çalışmaları uzun süredir devam etti. Tabii oradaki toprak kayma tehlikesi ve arama kurtarma çalışmalarındaki risk nedeniyle de bir süre ara verildi. İnşallah temennimiz bir an önce o dokuz vatandaşımıza ulaşmak. Ailelerin acısını bir kez daha paylaşıyorum. Onlara sabır diliyorum tabii bu kazanın sebepleriyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Araştırma Komisyonu kuruldu. Bu tür kazaların bundan sonra olmaması için alınması gereken tedbirler noktasında da kurulan araştırma komisyonu önemli. Hem bu kazanın nedenlerini araştıracaklar hem de bu tür kazalar meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri yasama üyelerimiz, milletvekillerimiz araştıracaklar. Ama diğer yandan konunun adli boyutu var tabii. Hemen olay olur olmaz. İliç Cumhuriyet Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’mızın koordinasyonunda dört cumhuriyet savcımız görevlendirilmişti. Sekiz bilir kişi görevlendirdik. İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili sekiz bilirkişi de olay yerinde incelemeler yaptılar. Bir ön rapor hazırladılar. ve bu ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta sekiz kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan altısı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. İkisi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin yabancı şirketin yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibariyle şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeleri alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında ve bu soruşturma neticesinde kusurlu olan kimlerse bu kazaya sebebiyet veren olaylar, nedenler, kişiler kimse bu tabii ki yargımız tarafından bağımsız ve tarafsız yargımız tarafından ortaya çıkarılacaktır. Bunun tabii tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu? Bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız ve Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanların Enerji bakanımız, Çevre Şehircilik Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle ilgili de biz bilgilendirme, hem Cumhuriyet Başsavcılığımız, hem bizler yaptık. Bundan sonra da inşallah temennimiz o dokuz vatandaşımıza ulaşılması ama bundan sonra bu kazaların meydana gelmemesi için alınması gereken tedbirleri belirlemek ve bu kazaya neden olan kişileri de tabii yargımız ortaya çıkarıp soruşturma neticesinde yargılama süreci elbette ki başlayacak ve kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzur elbette ki hesabını verecektir.” – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/feed/ 0
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, EGEKAF 24’e konuk oldu https://www.haber28.com.tr/devlet-tiyatrolari-genel-muduru-tamer-karadagli-egekaf-24e-konuk-oldu/ https://www.haber28.com.tr/devlet-tiyatrolari-genel-muduru-tamer-karadagli-egekaf-24e-konuk-oldu/#respond Wed, 06 Mar 2024 06:36:27 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8588 Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde düzenlenen EGEKAF 24’e konuk oldu.

Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.

EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.

“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”

Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”

“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:

“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”

Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/devlet-tiyatrolari-genel-muduru-tamer-karadagli-egekaf-24e-konuk-oldu/feed/ 0
İzmir Tabip Odası Başkanı: Sağlıkta şiddetin caydırıcı cezalarla durdurulmasını bekliyoruz https://www.haber28.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/ https://www.haber28.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:01:25 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8259

HABER: ECE AZAK – KAMERA: KERİM UĞUR

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’a saldıran üç kişi hakkında verilen 7 yıl 6’şar ay hapis cezasını değerlendirdi. Kaynak, “İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda, İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz” dedi.

İzmir’in Torbalı ilçesinde, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’ı Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşadıkları tartışmadan aylar sonra ekmek almak için durduğu fırının önünde sopalarla saldıran üç sanık hakkında görülen davada sanıklara ayrı ayrı 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, sanıklara verilen cezayı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Torbalı’da darp edilmiş bir aile hekimi arkadaşımızın mahkemesi sonuçlandı. Birinci derece mahkeme, üç saldırganın her birine yedi yıl altı ay olmak üzere bir hapis cezası öngördü. Bu aslında son derece önemli bir karar diye düşünüyorum. Çünkü sağlıkta şiddet aslında toplumun diğer alanlarında olduğu gibi özellikle de sağlık alanında günlük hayatımızı, sağlık çalışanlarını, hekimleri, hemşireleri ve tüm sağlık çalışanlarının günlük hayatını çok ciddi ve olumsuz etkileyen süreçlerden birisidir” diye konuştu.

“BU KARAR CAYDIRICI NİTELİKTE BİR KARAR KABUL EDİLEBİLİR”

Sağlıkta şiddete özendirici, sağlıkta şiddeti kolaylaştırıcı hiçbir harekette, hiçbir özendirici demeçte ve söylemde bulunulmaması gerektiğinin altını çizen Kaynak, şunları söyledi:

“Ne yazık ki şimdiye kadar kamu yöneticilerinin bir kısmı sağlıkta şiddeti meşrulaştırıcı bir söylem içerisinde de olabildiler. Bu son derece üzücüdür. Bugün verilen karar sağlıkta şiddeti aslında caydırıcı nitelikte bir karar diye kabul edilebilir. Çalışma alanının dışarısında sosyal yaşamda hekim arkadaşımız daha evvel tartışmış olduğu kişiler tarafından takip edilmek suretiyle çok ağır bir şekilde darp edilmiştir ve bu saldırganların daha sonra tutuksuz yargılanmaları ve şu anda da mahkemenin yedi yıl altı aylık her birine verilen cezayla sonuçlandırılması bir anlamda caydırıcı bir unsur olarak caydırıcı bir karar olarak görülebilir. Bu mahkeme sürecinde İzmir Tabip Odası olarak, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz”

Kaynak, sağlıkta şiddetin, hekimler, hemşireler ve tüm sağlık sağlık çalışanlarının hem ruhsal hem fiziksel olarak yıpranmalarına yol açtığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Sağlıkta şiddet gerçekten sağlık ordumuzun yirmi dört saat kesintisiz bir şekilde tüm toplumun sağlığını iyileştirmeye yönelik çabalarını engelleyici bir etki göstermektedir ve sağlık çalışanlarının hem moral olarak hem fizik olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Bu moralsizlik ve şiddet riski gerçekten başta hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının iş barışını, iç huzurunu, çalışma ortamına heveslerini ve insanlara yardım konusundaki çabalarını engelleyici çok önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle bu kararın çok önemli olduğunu ve sağlıkta şiddet konusunda caydırıcı bir nitelik kazanacağını umuyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/feed/ 0
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Kabul Edildi https://www.haber28.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/ https://www.haber28.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:48:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8092 Kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

Teklife göre, İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılacak. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.

Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidilecek. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.

İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılacak. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak.

Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

Kişiliğin veya mal varlığının korunması kriteri

Terörle Mücadele Kanunu’nun “terör örgütleri”ne ilişkin düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe uyumlu hale getirilecek.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Türk Medeni Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülüyor. Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma hali doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılıyor. Ergin kişilerin fiil ehliyetinin bulunduğundan hareketle iradeleri ön plana çıkarılarak kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün kısıtlanması esas olarak kendi isteğine bırakılırken, toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı bakımından hükümlünün kısıtlanması, kişiliğinin veya mal varlığının korunması kriterine bağlanarak bu konuda vesayet makamına takdir hakkı veriliyor.

Buna göre, kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.

Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.

Vesayetin sona erdirilmesi

Anayasa Mahkemesi kararı bağlamında Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, resmi sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilecek.

Kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilecek ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla 20 gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilecek. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhal ilgiliye ve yakınlarına bildirilecek. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilecek. Yapılan itiraz, kararın icrasını durdurmayacak. İtiraz, denetim makamınca ivedilikle karara bağlanacak.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor.

Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.

Örgüt adına suç işleme

Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltilecek. Bu düzenleme, 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.

Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürümünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber28.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-kabul-edildi/feed/ 0
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanabilecek https://www.haber28.com.tr/suctan-kaynaklanan-mal-varligi-degerlerini-aklama-sucunda-tasarruf-mevduati-sigorta-fonu-kayyim-olarak-atanabilecek/ https://www.haber28.com.tr/suctan-kaynaklanan-mal-varligi-degerlerini-aklama-sucunda-tasarruf-mevduati-sigorta-fonu-kayyim-olarak-atanabilecek/#respond Sun, 03 Mar 2024 08:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8069 Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde kayyım atanmasına karar verildiğinde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanabilecek.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen, kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’yle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemelerin yürürlüğe gireceği zamanın belirlenmesi bakımından uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükümleri düzenleniyor.

Buna göre, eski hale getirme kurumuna yönelik süreye ilişkin yapılan değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanacak. Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam edilecek.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi ile kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında da değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.

Teklifle kanun yollarına başvuru sürelerinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren başlaması için yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağının kabul edilmesi nedeniyle, bu tarihten önce verilen kararlar bakımından yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanması sürdürülecek.

Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin değişiklikler, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesi kapsamında olup da 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanacak.

Teklifte öngörülen kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanacak. Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemeler ancak 1 Haziran 2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından uygulanabilecek. Bu tarihten önce verilen söz konusu kararlarıyla ilgili değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanacak.

1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz yoluna başvurulabilecek ve bu itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılacak.

İstinaf kanun yolu incelemesinden geçmemiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması nedeniyle hükmün açıklanması veya yeniden kurulması halinde, açıklanan veya yeni kurulan hükmün tabi olduğu kanun yolu korunacak.

Mahkeme, sanığın kabul etmemesi halinde de koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecek; ancak 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam edilecek.

Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabilecek.

Manevi tazminat taleplerini Tazminat Komisyonu karara bağlayacak

Teklifle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un adı “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” şeklinde değiştiriliyor.

Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemiyle müracaatlar Komisyona yapılacak.

Müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkili olacak.

Komisyonun giderleri, Bakanlık bütçesinden karşılanacak.

Komisyona müracaatlar, elektronik ortamda da yapılabilecek.

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatın şekli ve süresine yönelik de düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, Komisyona müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılacak. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilecek.

Müracaatta bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi zorunlu olacak.

Komisyon, dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye bildirecek. Dilekçedeki eksikliğin süresinde tamamlanmaması halinde müracaat, Komisyonca reddedilecek.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar da belirleniyor.

Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılacak.

Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında olmasına rağmen Komisyona yapılan istemler, ağır ceza mahkemesine gönderilecek. Komisyonun görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise Komisyon, görev alanına girmeyen istemleri ayırarak ağır ceza mahkemesine gönderecek. Bu hallerde Komisyona yapılan istem tarihi esas alınacak. Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev konusunda anlaşmazlık çıkması halinde Komisyonun görevine giren işlerin tespiti amacıyla ağır ceza mahkemesi veya Komisyon, kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvuracak.

Komisyonun, tazminat istemlerine ve tazminatın geri alınmasına ilişkin yapacağı değerlendirmede Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak. Komisyon tarafından verilen tazminatlarla ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca cumhuriyet savcısının tazminatın geri alınmasına ilişkin yazılı istemleri Komisyona yapılacak.

Yapılan müracaatlar hakkında 9 ay içinde karar verecek olan Komisyon, ayrıca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verecek.

Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karar verebilecek.

(Sürecek)?

]]>
https://www.haber28.com.tr/suctan-kaynaklanan-mal-varligi-degerlerini-aklama-sucunda-tasarruf-mevduati-sigorta-fonu-kayyim-olarak-atanabilecek/feed/ 0
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin İlk 14 Maddesi Kabul Edildi https://www.haber28.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifinin-ilk-14-maddesi-kabul-edildi/ https://www.haber28.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifinin-ilk-14-maddesi-kabul-edildi/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:48:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7736 Kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ilk 14 maddesi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

Teklifin kabul edilen maddelerine göre, İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılacak. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.

Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidilecek. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.

İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılacak. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak.

Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

Kişiliğin veya mal varlığının korunması kriteri

Terörle Mücadele Kanunu’nun “terör örgütleri”ne ilişkin düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe uyumlu hale getirilecek.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Türk Medeni Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülüyor. Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma hali doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılıyor. Ergin kişilerin fiil ehliyetinin bulunduğundan hareketle iradeleri ön plana çıkarılarak kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün kısıtlanması esas olarak kendi isteğine bırakılırken, toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı bakımından hükümlünün kısıtlanması, kişiliğinin veya mal varlığının korunması kriterine bağlanarak bu konuda vesayet makamına takdir hakkı veriliyor.

Buna göre, kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.

Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.

Vesayetin sona erdirilmesi

Anayasa Mahkemesi kararı bağlamında Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, resmi sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilecek.

Kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilecek ve gerektiğinde kişi, hekim ön raporu üzerine en fazla 20 gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilecek. Hekim ön raporu üzerine verilen yerleştirme kararı derhal ilgiliye ve yakınlarına bildirilecek. İlgili veya yakınları, bu karara karşı bildirimden itibaren 10 gün içinde denetim makamına itiraz edebilecek. Yapılan itiraz, kararın icrasını durdurmayacak. İtiraz, denetim makamınca ivedilikle karara bağlanacak.

Teklifle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor.

Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.

Örgüt adına suç işleme

Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltilecek. Bu düzenleme, 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.

Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürümünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemeler yapılacak. Buna göre de TCK’de belirtilen “devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin kapsamı genişletiliyor. Düzenlemeye göre, yakalama ve tutuklama işlemlerinin yanı sıra adli kontrol işlemlerine karşı da kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan kişiler, tazminat isteminde bulunabilecek.

Konutu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etme şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişilerin, tazminat isteminde bulunabilmelerine imkan tanınıyor.

Koruma tedbirleri nedeniyle yapılacak tazminat istemlerinin kurulan Tazminat Komisyonuna yapılması öngörülüyor ve bu istemlerin idari başvuru yoluyla hızlı bir biçimde sonuçlandırılması amaçlanıyor. Böylelikle, yargılama yapılmasını gerektirmeyen tazminat istemleri hakkında kısa sürede karar verilmesi sağlanmış olacak. Bu hükümler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.

Teklifin ilk 14 maddesinin kabul edilmesinin ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, teklifin diğer maddelerinin görüşülmesine bugün saat 11.00’de devam edileceğini bildirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifinin-ilk-14-maddesi-kabul-edildi/feed/ 0
Başakşehir’de Kediye İşkence Eden İbrahim Keloğlan Hakkında Verilen Karar Kaldırıldı https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kediye-iskence-eden-ibrahim-keloglan-hakkinda-verilen-karar-kaldirildi/ https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kediye-iskence-eden-ibrahim-keloglan-hakkinda-verilen-karar-kaldirildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 03:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7576 Başakşehir’de bir sitede Eros isimli kediyi dakikalarca tekmeleyerek öldüren İbrahim Keloğlan hakkında verilen karar üst mahkeme tarafından kaldırıldı. Üst mahkeme kararında kedinin kaçmaya çalışmasına rağmen sanığın eylemini ısrarlı bir şekilde devam ettirip yaklaşık 5 dakika boyunca kediyi kovalayıp tekmeleyerek ve üzerine basıp ezerek öldürdüğünü belirtti. Mahkeme verilen kararın bu tür olaylara karışan kişilere hoşgörü ile yaklaşıldığı izlenimi uyandırabileceğini belirterek “Bu tür fiillere eğilimi olan kişileri cesaretlendirebileceği gibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerini de zedeleyeceği açıktır” ifadelerine yer verildi.

Başakşehir’deki bir sitede 1 Ocak’ta meydana gelen olayda, İbrahim Keloğlan, Eros isimli kediyi dakikalarca döverek ölmesine neden olmuştu. Sanık Keloğlan hakkında Küçükçekmece 16. Asliye Mahkemesi tarafından 1 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Verilen ceza iyi hal indirimi uygulanarak 1 yıl 3 aya düşürülüp hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Verilen karara İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nden avukat Hafize Hilal Koçak itiraz etmişti.

“Kedi kaçmaya çalışmasına rağmen sanık yaklaşık 5 dakika boyunca kediyi kovalayıp tekmeleyerek ve üzerine basıp ezerek öldürdü”

Dosyayı inceleyen Küçükçekmece 4. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık İbrahim Keloğlan’ın “evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan yapılan yargılama sonucunda Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini belirtti. Olaya ilişkin incelenen görüntülerde Keloğlan’ın site sakinleri ve müşteki tarafından beslenip bakımı yapılan kediyi asansörde görmesi üzerine saldırıp tekme vurduğu, kedi asansörden kaçtıktan sonra peşinden giderek koridora sıkıştırdığı, kapıları kapatıp kedinin kaçmasını engelleyerek defalarca tekme attığı, kedinin kaçmaya çalışmasına rağmen sanığın eylemini ısrarlı bir şekilde devam ettirip yaklaşık 5 dakika boyunca kediyi kovalayıp tekmeleyerek ve üzerine basıp ezerek öldürdüğü kaydedildi.

“Öldürme olayı acımasızca ve zalimce gerçekleştirildi”

Sanığın ısrarlı takip ederek yaklaşık beş dakika boyunca acımasızca ve zalimce gerçekleştirdiği öldürme olayında kusurunun ağırlığı, suçun işleniş biçimi, ortaya çıkan kastının yoğunluğu göz önüne alınarak temel cezanın üst hadde yakın olacak şekilde belirlenmesi gerektiği kararda kaydedildi.

“Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi bu tür fiillere eğilimi olan kişileri cesaretlendirebilir”

Kararda “İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınacağı” ifadelerine yer verildi. Sanığın gerçekleştirdiği eylemin niteliği ve ağırlığı dikkate alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, cezadan muaf tutulması sonucunu doğurabileceği belirtildi. Kararda “Ulaşılan bu sonucun bu tür olaylara karışan kişilere hoşgörü ile yaklaşıldığı izlenimi uyandıracağı ve bu tür fiillere eğilimi olan kişileri cesaretlendirebileceği gibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerini de zedeleyeceği açıktır” diye belirtildi.

Kararın kaldırılmasına karar verildi

Sanığın gerçekleştirdiği eylemin niteliği ve ağırlığı dikkate alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi cezadan muaf tutulması sonucunu doğuracağından usul ve yasaya aykırı görülerek itirazın kabulüne karar verildi. Küçükçekmece 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına hükmetti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kediye-iskence-eden-ibrahim-keloglan-hakkinda-verilen-karar-kaldirildi/feed/ 0
Devlet Bahçeli: “İliç’i Konuşuyorken Konunun Kurum’un Bakanlık Dönemine Geçiş Yapması Sinsi Bir Propagandanın Tedavülde Olduğuna İşaret Etmiştir” https://www.haber28.com.tr/devlet-bahceli-ilici-konusuyorken-konunun-kurumun-bakanlik-donemine-gecis-yapmasi-sinsi-bir-propagandanin-tedavulde-olduguna-isaret-etmistir/ https://www.haber28.com.tr/devlet-bahceli-ilici-konusuyorken-konunun-kurumun-bakanlik-donemine-gecis-yapmasi-sinsi-bir-propagandanin-tedavulde-olduguna-isaret-etmistir/#respond Tue, 27 Feb 2024 05:24:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7458

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Çöpler Altın Madeni felaketiyle birlikte Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum ne hikmetse hedef tahtası haline getirilmiştir. İliç’i konuşuyorken konunun Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması nihayetinde haksız eleştirilerin sükun etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Kurum’u yıpratmak için devreye girmiştir. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Gündeme ilişkin değerlendirmeler yapan Bahçeli, Erzincan İliç’te geçen hafta yaşanan maden faciasına ilişkin de şunları dile getirdi:

“KONUYLA İLGİLİ HİÇBİR SİSLİ NOKTANIN BIRAKILMAMASI ARZUMUZDUR”

“Heyelan bölgesinde hala riskli alanların varlığı, yeni toprak kaymalarının zaman zaman yaşanıyor olması arama kurtarma ekiplerini zora sokmakta, çalışmalarını aksatmaktadır. Kayaçların içindeki altın cevherini siyanürleyip ayrıştıran, kalan siyanürlü atıkları suyla arındırıp tekrar kullanılmasını sağlayan, yani çok zor şartlarda hela lokmasını arayan işçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dilek ve beklentimizdir. Üzgün olsak bile ümitsiz değiliz. MHP olarak 13 Şubat 2024 tarihinden beri Çöpler maden sahasında vuku bulan gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Üzerimize düşen veya düşebilecek her sorumluluğu bihakkın yerine getirmenin samimi niyetindeyiz. Konuyla ilgili hiçbir sisli noktanın bırakılmaması arzumuzdur.

“SORUMLULUĞU SOMUT DELİLLERLE BELİRLENEN KURUM YA DA KİŞİLERİN ADLİ VE İDARİ TEMELDE HESAP VERİLMESİ ACİL VE ELZEM BİR İHTİYAÇTIR”

Kim ne biliyorsa açıklasın da öğrenelim. Ülkemizi töhmet altında bırakan, heyelan bölgesini çıkarlarının ikmali için fırsat kapısı gören kim veya kimler varsa muhakkak görüş ve düşüncelerine müracaat edilmelidir. İkinci Çernobil hezeyanını telaffuz edip siyanür atıklarının Sabırlı deresine akıtıldığını, bu atıkların yağışla beraber Fırat nehrini kirlettiğini söyleyenler iddialarını ispatla mükelleftir. Ağzıyla değil de karnı ile konuşanların şımarıklıkları tahammül sınırlarını aşmıştır. Kayan toprak inşallah kaldırılacaktır, yaralarımız el birliği ile sarılacaktır. Peki insanlığını kaybedenler tekrar eski hallerine nasıl döneceklerdir? Karşımızda çok ciddi bir sorun vardır, ucu nereye dayanıyorsa dayansın sorumluluğu somut delillerle belirlenen kurum ya da kişilerin adli ve idari temelde hesap verilmesi acil ve elzem bir ihtiyaçtır.

“İLİÇ’İ KONUŞUYORKEN KONUNUN KURUM’UN BAKANLIK DÖNEMİNE GEÇİŞ YAPMASI SİNSİ BİR PROPAGANDANIN TEDAVÜLDE OLDUĞUNA İŞARET ETMİŞTİR”

Çöpler altın madeninde geçmişe sari var olan ihmaller zincirinin 13 Şubat faciasındaki payını yok saymak elbette mümkün değildir. Bu kapsamda yürütülen adli soruşturmanın sağlam sonuçlar verebilmesi için hazırlanan bilirkişi raporunun aceleye getirilmesi bir başka tartışma konusudur. Bilirkişi raporunun tekrar ele alınması, yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulması bizim görüşümüze göre akla en uygun seçenektir. Çöpler Altın Madeni felaketiyle birlikte Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum ne hikmetse hedef tahtası haline getirilmiştir. İliç’i konuşuyorken konunun Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması nihayetinde haksız eleştirilerin sükun etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Kurum’u yıpratmak için devreye girmiştir. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır. Menfur ve melun emel sahiplerinin çabaları boşuna, çırpınışları beyhudedir; Türk milletinin teveccühüyle Ankara altın çağına ulaşacak, İstanbul Muradına kavuşacak, yerel yönetimler zilletin ayak bağlarından mutlaka kurtarılacaktır.

“ÇEVRESİYLE BUZLARI ERİTEN TÜRKİYE, BAŞTA CHP OLMAK ÜZERE ZİLLETE DÜŞEN DİĞER MUHALEFET PARTİLERİNİ KISKANDIRMAKTA”

Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Perişan vaziyette olan muhalefet hangi ezberleri telaffuz ederse etsin, atılan sağlam adımları karalamak için nasıl bir bozuk dil kullanırsa kullansın, biz bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibariyle çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz. Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. 2 ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Muhalefet partilerinin koro halinde ‘dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun’ çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır.

“31 MART’TA TÜRKİYE’Yİ DEM’LEMEYE VE DEVİRMEYE ÇALIŞANLARA TÜRK MİLLETİ MÜSAADE ETMEYECEK”

CHP sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır. DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. Özgür Beyin irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir. 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milleti müsaade etmeyecek, müsamaha göstermeyecektir. Sırf oy avcılığı uğruna, sırf bazı odaklara şirin ve sevimli görünmek adına milli varlığımızı tartışmaya açmak, etnik ve mezhep ayrımcılığını kamçılamak düşman dilidir, milliyetsizlerin ağzıdır. CHP, DEM’lenmekle ekseninden kaymıştır.

“AZGIN FİYAT ANARŞİSTLERİNİN VE BUNLARIN ARKASINDAKİ FETÖ’CÜLERİN HUKUKEN HESABI SORULMADAN SOSYAL VE EKONOMİK HUZUR NASIL TEMİN EDİLECEKTİR”

Adalet ve hukukun tahribatı devletin zaafına yol açacaktır. Özellikle Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliğimizin ruhuna zarar verdiği açıktır. Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesi hukuktur. Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle, PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür. Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır?

“DANIŞTAY 5. DAİRESİ ADALET VE HUKUKA GÖRE KARAR VERMEMİŞTİR”

Danıştay 5.Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur. Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5.Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, Haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? Danıştay 5. Dairesi adalet ve hukuka göre karar vermemiştir.

“FETÖ’NÜN PROPAGANDASINA ÇANAK TUTULMASI, 15 TEMMUZ’A TİYATRO DENİLMESİ ALÇAKLIĞIN DİBİDİR”

Tam da böyle bir zamanda ahı gitmiş vahı kalmış bir yazar müsveddesi sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili demiş ki: ‘Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu.’ Şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir. Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, işbirlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır.

“FİYAT ANARŞİSTLERİ DE FETÖ’CÜDÜR, DÜKKANLARI, EVLERİ KAPANMALIDIR”

MHP olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 8.yargı paketinin, hak arama hürriyetini daha da güçlendireceğinden, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeleri ihtiva ettiğinden ve adalet hizmetlerinin etkinliğini artıracak olmasından dolayı destekleyeceğimizi bu vesileyle açıklıyorum. FETÖ ile mücadelede 8 ana başlıkla TSK ve Yargı başta olmak üzere her yere sızdığını ifade etmiştim. Şimdi ona bir 9’uncuyu ilave ediyorum; fiyat anarşistleri de FETÖ’cüdür, dükkanları, evleri kapanmalıdır.”

]]> https://www.haber28.com.tr/devlet-bahceli-ilici-konusuyorken-konunun-kurumun-bakanlik-donemine-gecis-yapmasi-sinsi-bir-propagandanin-tedavulde-olduguna-isaret-etmistir/feed/ 0 Bahçeli: “Danıştay 5. Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır” https://www.haber28.com.tr/bahceli-danistay-5-dairenin-fetoden-ihrac-edilen-387-hakim-ve-savciyi-tekrar-meslege-iade-eden-karari-cok-tehlikelidir-cok-sakincalidir/ https://www.haber28.com.tr/bahceli-danistay-5-dairenin-fetoden-ihrac-edilen-387-hakim-ve-savciyi-tekrar-meslege-iade-eden-karari-cok-tehlikelidir-cok-sakincalidir/#respond Tue, 27 Feb 2024 03:00:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7426 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Danıştay 5. Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısında konuştu. Bahçeli,geçtiğimiz günlerde Erzincan İliç’teki maden kazasına ilişkin devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirterek, “İlgili bakan ve bürokratlarımız kısa süre içinde maden sahasına giderek arama-kurtarma faaliyetlerine refakat etti. Bir haftadır AFAD ekipleri, gönüllü yardım kuruluşları, hatta yöre insanımız çalışmalarını fedakarlıkla yürütmektedir. İşçilerimize ulaşmak ve gün ışığına çıkarabilmek amacıyla maden alanına yığılan devasa toprak kütlesinin tahliye ve temizlik işlemi dikkatle ve kararlılıkla sürdürülmektedir. Ancak heyelan bölgesinde hala riskli alanların varlığı, bu kapsamda yeni toprak kaymalarının zaman zaman yaşanıyor olması ister istemez arama kurtarma ekiplerini zora sokmakta, çalışmalarını da aksatmaktadır. Üstelik bölgenin yağışlar sebebiyle çamur ve balçıkla kaplanmış olması araştırma ve incelemelerin metal dedektörlerle yapılmasını mecburi hale getirmektedir. Kayaçların içindeki altın cevherini siyanürleyip ayrıştıran, müteakiben kalan siyanürlü atıkları suyla arındırıp tekrar kullanılmasını sağlayan, yani çok zor şartlarda damla damla dökülen alın terlerinin bereketiyle helal lokmasını arayan işçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dilek ve beklentimizdir. Ümitlerimizi diri tutarak bölgeden gelecek müjdeli haberlere kulağımızı çevirmiş durumdayız. Nitekim Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan kazanın tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla; Anayasa’nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri kapsamında Meclis Araştırması Komisyonunun kurulmasını isabetli bir karar olarak görüyor ve yanında duruyoruz” diye konuştu.

“Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın maden kazasının yaşandığı yere maske ve özel koruyucu kıyafetle gitmesine değinen MHP lider Bahçeli, “Adeta uzaya çıkar gibi, özel koruyucu kıyafetlerin üstüne dehşet uyandıran maskeler takan ve ikinci Çernobil hezeyanını telaffuz edip siyanür atıklarının Sabırlı Deresi’ne akıtıldığını ve bu atıkların yağışla beraber yeraltı sularına karışarak Fırat Nehri’ni kirlettiğini söyleyenler iddialarını ispatla. Ağzıyla değil de karnıyla konuşanların şımarıklıkları tahammül sınırlarından taşmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının konuyla ilgili kamuoyuyla paylaştığı, toprak kayması sırasında akan malzemenin Fırat Nehri’ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla Sabırlı Deresi’nin Fırat Nehrine ulaştığı menfezin kapaklarının kapatıldığına dair açıklama ortadayken, halen dedikodu üretmenin, halen kaygıları diri tutmanın ahlaken tutarlı bir yanı var mıdır? 9 canı, 9 hayatı kurtarma çalışmaları sürüyorken, kayan toprak kütlesinin içinde hangi ağır metallerin bulunduğuyla ilgili resmi ağızlardan bir açıklama yapılmadığını eleştirenlerin amacı bize göre üzüm yemek değil, bağcı dövmek için mevzi almaktır. Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır, izansızlıktır, pis bir fırsatçılıktır” ifadelerini kullandı.

“ÇED raporunu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir”

Erzincan İliç’teki maden kazasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un hedef alındığını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“İliç’i konuşuyorken konunun Sayın Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması, nihayetinde haksız ve hayasız eleştirilerin sökün etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Sayın Kurum’u yıpratmak için devreye girmişlerdir. Bir defa madenin yüklenici firmasına ÇED raporunu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir. Söz konusu bakanlık yalnızca çevresel etkileri değerlendirip denetlemektedir. Bunun yanında altın madeninin çevreye zarar verip vermediğini incelemektedir. Bahsi geçen altın madeni geçmişte defalarca denetlenmiş, 21 Haziran 2022 tarihinde de 20 metreküplük siyanür sızıntısı nedeniyle sorumlu görüldüğünden bu madeni işleten firmaya Çevre Kanunu’nda belirlenmiş en üst sınırdan para cezası verilmiştir. Dahası ilgili firmanın faaliyetleri geçici süreyle durdurulmuştur. Anlaşılacağı üzere, Sayın Murat Kurum görevini layıkıyla yapmıştır. Verilemeyecek bir hesabının olmadığı ortaya çıkmıştır. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır. Menfur ve melun emel sahiplerinin çabaları boşuna, çırpınışları beyhudedir; Allah’ın izniyle, Türk milletinin teveccühüyle Ankara altın çağına ulaşacak, İstanbul Muradına kavuşacak, yerel yönetimler zilletin ayak bağlarından mutlaka kurtarılacaktır.”

“Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir”

“Dış politikada doğası gereği, ülkeler arası gerginlikler veya yakınlıklar zaman zaman farklılaşıp şekil değiştirmektedir” diye konuşan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası ilişkiler akışkan ve dinamik bir süreçtir; tarihin, kültürün, coğrafyanın, jeo-politik ve jeo-stratejik müktesebatın, aynı şekilde milli hedeflerin bileşkesinde hakiki mana ve muhtevasını bulmaktadır. Şayet uluslararası ilişkiler statükonun çekim alanına sabitlenip diyalog ve diplomasi kanalları tıkanırsa sıcak çatışmalar tetiklenecek, bölgesel ve küresel savaşlar ortaya çıkacaktır. Devletlerarası ilişkilerde kalıcı dostluktan, kategorik düşmanlıktan bahsetmek mümkün değildir. Esas olan mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde değerlerle pekişmiş karşılıklı anlayış ve çıkarlara saygıdır. Türkiye’miz böylesi çalkantılı ve fırtınalı bir ortamda yüksek öngörü, manevra kabiliyeti, milli ve manevi değerlerle zenginleştirilmiş diplomasi gücüyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Hem sahada hem de masada muktedir bir Türkiye gerçeği elbette taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamaktadır. Çok yönlü ve tesirli diplomasi demek, farklı zaman ve dönemlerde, farklı taraflarla aynı anda görüşmek, konuşmak ve temas kurmak demektir. Türkiye’nin yaptığı da budur. Bu sayede milli güvenliğimize, milli varlığımıza ve egemenlik haklarımıza yönelik tehdit ve sınamalar etkisiz hale getirilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Mefluç ve mahvı perişan vaziyette olan muhalefet hangi ezberleri telaffuz ederse etsin, atılan sağlam adımları karalamak için nasıl bir bozuk dil kullanırsa kullansın, biz bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibariyle çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz. İnanıyorum ki Türkiye-Mısır ilişkileri olması gereken mevkie tırmanacak, kurulan dostluk ve kardeşlik bağları iki ülkenin de çıkarına hizmet edecektir. Mısır ile asırlara dayanan tarihi, kültürel ve inanç temelli köklü bir ortak geçmişimiz vardır. Bu geçmişin kutlu bir geleceğe köprü olması iyi niyetli temennimizdir. Daha düne kadar İstanbul ile Kahire’nin yazgısı çizgisi bir ve aynıydı. Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. İki ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Ekonomi, ticaret, enerji, turizm, eğitim, kültür ve savunma sanayi alanlarında Türkiye ile Mısır’ın yakın temas ve irtibatı iki ülkenin stratejik avantaj ve kazancını tahkim edecektir. Muhalefet partilerinin koro halinde “dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun” çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır. Onlar umudunu yapay zekaya bağlaya dursunlar, Cumhur İttifakı Türk milletinin muazzam zekasıyla daha çok işleri başaracak, çağın alnına Türk ve Türkiye Yüzyılının mührünü inançla basacaktır.”

“DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş”

“Bölücü terör örgütü PKK’yla DEM’lenerek bağ kurmak, FETÖ’yle taşeronlar eliyle bağlantıya geçmek ülkemize ve milletimize yapılabilecek en vahim kötülüktür” diyen Bahçeli, “CHP sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır. DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. CHP ile DEM iç içe geçmiş, birisini diğerinden ayırt etmek zorlaşmıştır. Özgür Beyin irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir. 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milleti müsaade etmeyecek, müsamaha göstermeyecektir. Cumhur Bizim Türkiye Hepimizindir. Aziz Atatürk’ün adını ve anılarını hiçe sayanları, elleri öpülesi ecdadımıza hakaret edenleri, Türklüğü rafa kaldıranları, İstanbul’u Ermenilerin şehri olarak gösterenleri Türk milleti affetmeyecektir. Bu zillete aziz milletimiz müstahak değildir ve olmayacaktır. Sırf oy avcılığı uğruna, sırf bazı odaklara şirin ve sevimli görünmek adına milli varlığımızı tartışmaya açmak, etnik ve mezhep ayrımcılığını kamçılamak düşman dilidir, milliyetsizlerin ağzıdır. CHP, DEM’lenmekle ekseninden kaymıştır. CHP kayış koparmış, dingil kırmış, dengeyi kaybetmiştir. DEM’lenmiş CHP sakat ve skandal bir siyasetin pençesinde kıvrana kıvrana tükenişe ve inişe geçmiştir. Nihayet yerel yönetimleri Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleriyle buluşturma vakti gelip çatmıştır” dedi.

Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliği ruhuna zarar verdiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

“Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesi hukuktur. Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür. Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır? 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrasında, hain örgütle ilişki ve iltisakı belirlenen yaklaşık 4 bine yakın hakim ve savcı meslekten ihraç edilmişti. FETÖ’cüler diğer alanlarda olduğu gibi, yıllar içinde adalet müessesine de yuvalanmışlardı. Türk hukuk sistemi zehirlenmiş, haksızlık ve hukuksuzluk habis bir ur gibi yayılmıştı. Danıştay 5.Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur. Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5.Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? FETÖ’cüleri göreve iade etmek cinayet değil midir? FETÖ’ye merhamet şehitlerimize hakaret değil midir? Danıştay 5. Dairesi adalet ve hukuka göre karar vermemiştir. Allah’tan Hakimler ve Savcılar Kurulu devreye girmiş ve mesleğe iadesi yapılan 387 kişi hakkında yeni bir inceleme başlatmış, aynı zamanda Danıştay İdari Davalar Genel Kuruluna da gerekli itirazlar yapılmıştır. Tam da böyle bir zamanda ahı gitmiş vahı kalmış bir yazar müsveddesi sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili demiş ki; ‘Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu’ şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir. Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, iş birlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Eğer yanılıp yenilip üstümüze gelen olursa, tavsiyem boy ölçüsüne uygun kefen biçtirmesidir, çünkü yatacağı yer sadece mezardır, hesabı da Yüce Allah’a verecektir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/bahceli-danistay-5-dairenin-fetoden-ihrac-edilen-387-hakim-ve-savciyi-tekrar-meslege-iade-eden-karari-cok-tehlikelidir-cok-sakincalidir/feed/ 0
İBB Meclisi Sarıyer ve Ataşehir’de kentsel dönüşüm kararını oy birliğiyle onayladı https://www.haber28.com.tr/ibb-meclisi-sariyer-ve-atasehirde-kentsel-donusum-kararini-oy-birligiyle-onayladi/ https://www.haber28.com.tr/ibb-meclisi-sariyer-ve-atasehirde-kentsel-donusum-kararini-oy-birligiyle-onayladi/#respond Mon, 26 Feb 2024 04:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7280 Sarıyer ve Ataşehir’de yaklaşık 200 bin hak sahibini ilgilendiren karar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nden oy birliğiyle çıktı. İBB mülkiyetindeki taşınmazların sadece üzerinde binası olan hak sahiplerine satışına imkan tanındı. Rumelihisarı Mahallesi’nde güncelliğini yitiren 2003 planı da yenilenirken yurttaşlara, depreme karşı binalarını yenileyebilecekleri şekilde kat hakkı verildi. Ataşehir Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerinin 25 yıldır bekleyen imar planları da onaylanarak bölgedeki evlerin kentsel yenilemeyle dönüşümünün önü açıldı. Gelişmeyi müjde olarak duyuran İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İBB Meclisimizden oy birliğiyle geçen kararlar vatandaşlarımıza hayırlı olsun” açıklamasını yaptı.

İBB Meclisi, bugünkü oturumunda kritik kararlara imza attı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belirlediği olağanüstü gündem ile toplanan Meclis; Sarıyer’in Kocataş, Poligon, Çayırbaşı, Rumelihisarüstü, Sarıdağ (Merkez), Kazımkarabekirpaşa, Reşitpaşa, Cumhuriyet, Emirgan, Çamlıtepe (Derbent) mahallerindeki 50 yıllık mülkiyet sorununu çözdü. Karar oy birliğiyle alındı. Yaklaşık 200 bin hak sahibinin bulunduğu 5 milyon metrekarelik alanda yurttaşlara tapularının verilmesi onaylandı. 5 yıl satış yasağı getirilen tapularla deprem riskine karşı yerinde kentsel dönüşümün de önü açıldı.

5 AYRI MAHALLEDEKİ 91 PARSEL DE SAHİPLERİNE KAVUŞTU

Alınan bir başka kararla da Sarıyer’in Maden, Mirgün, İstinye, Tarabya ve Çayırbaşı mahallelerinde, İBB mülkiyetindeki 91 ayrı parselin, üzerinde binası olan veya yıkılan hak sahiplerine satışı da oy birliğiyle onaylandı. Bu satışlara da 5 yıl süreyle “Üçüncü kişilere satılamaz” şerhi konuldu. Bu yapılar için de yerinde dönüşüm imkanı sağlandı.

KAMULAŞTIRMA SINIRLARI YENİDEN DÜZENLENDİ

Sarıyer’e yönelik alınan üçüncü kararla “Geri görünüm ve Etkilenme Bölgesi 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı 1/5000 Ölçekli Plan Tadilatı” oy birliğiyle onaylandı. Daha önce Karayolları kamulaştırma sınırları içinde kalan Rumelihisarı, Tarabya, Zekeriyaköy, Ferahevler ve İstinye mahallelerindeki parsellerin imar planları güncellendi. Yurttaşların imar hakları korundu ve bu alanlarda da yerinde dönüşümün önü açıldı.

ATAŞEHİR’DE DE 25 YILLIK PLAN SORUNU ÇÖZÜLDÜ

İBB Meclisi’nin Ataşehir ilçesine yönelik aldığı kararla da Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallelerine ilişkin 1/5000 ölçekli revizyon imar planlarını oy birliğiyle onaylandı. Bölgede 25 yıldır beklenen imar planları, deprem riski taşıyan evlerin kentsel dönüşümüne imkan sağlayacak.

İMAMOĞLU: VATANDAŞLARIMIZA HAYIRLI OLSUN

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, alınan kararları sosyal medya hesabından “Sarıyer ve Ataşehir’e müjde” diyerek duyurdu. İmamoğlu, şunları kaydetti:

“Sarıyer’de 200 bin kişiyi ilgilendiren 10 mahallede, hak sahiplerinin 50 yıllık mülkiyet sorununu çözdük. İBB mülkiyetindeki 5 milyon metrekarelik alanda binası olan hak sahipleri artık yapılarını resmen satın alıp yenileyebilecek. Rumelihisarı Mahallesi’nde de güncelliğini yitiren 2003 planı da yenilendi, vatandaşlara depreme karşı binalarını yenileyebilecekleri kat hakkı verildi. Ataşehir Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerinin 25 yıldır bekleyen imar planları onaylandı. Deprem riski taşıyan bu bölgedeki evlerin kentsel yenilemeyle dönüşümün önü açılmış oldu. İBB Meclisimizden oy birliğiyle geçen kararlar vatandaşlarımıza hayırlı olsun.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ibb-meclisi-sariyer-ve-atasehirde-kentsel-donusum-kararini-oy-birligiyle-onayladi/feed/ 0
Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli CHP’den Aday Gösterilmemesine Tepki Gösterdi https://www.haber28.com.tr/avcilar-belediye-baskani-turan-hancerli-chpden-aday-gosterilmemesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/avcilar-belediye-baskani-turan-hancerli-chpden-aday-gosterilmemesine-tepki-gosterdi/#respond Fri, 23 Feb 2024 04:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6811 Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, CHP tarafından yeniden aday gösterilmemesi ile ilgili yaptığı açıklamada gönül kırgınlığı olduğunu belirterek, “Partiden istifa etmeyi düşünmüyorum. Bağımsız ya da başka bir partiden aday olmayı düşünmüyorum. Ben yapılan yanlışın, bir eksik değerlendirmenin düzeltilmesini talep ediyorum” dedi.

CHP tarafından Avcılar’da mevcut Belediye Başkanı Turan Hançerli yerine Caner Çaykara ismi belediye başkanı adayı olarak gösterildi. Adayın açıklanmasının ardından, Avcılar’da çok sayıda dernek üyesi ve yüzlerce vatandaş karara tepki göstermek ve Turan Hançerli’ye destek olmak için Marmara Caddesi’nde bir araya geldi. Vatandaşlar hep bir ağızdan Hançerli’ye desteklerini ifade ederek, taşıdığı dövizlerle ‘Turan Hançerli’ yazılı mesajlar verdi.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli yeniden aday gösterilmemesi nedeniyle gönül kırgınlığının olduğunu ifade ederek, “Gönül kırgınlığı, bir haksızlık adaletsizlik olduğu yönünde bir kanaatim var. Çünkü burada inanılmaz başarılı işler yaptık. Ben birinci dönem belediye başkanıyım anketlerden açık ara önde çıkıyorum. Kentsel dönüşüm 6 Şubat’tan sonra çok yoğun konuşulmaya başlandı. Avcılar’da kentsel dönüşüm 2019 yılında ben başkan olduktan sonra başladı. Türkiye’de herkes kentsel dönüşüm yapmalıyız derken ben Avcılar’da kentsel dönüşüm yaptım. 20 bini aşkın bağımsız bölümü yeniledik dönüştürdük ve dayanıklı hale getirdik. Bu karar başarılı bir kentsel dönüşüm modeli yapmış, Avcılar modeli ile yerinde uzlaşmaya dayalı ve hızlı kentsel dönüşümü yapmış, kavgasız, çatışmasız bina yıkan ender belediye başkanlarından birisiyim. Bu karar kentsel dönüşüm talebine karşı alınmış bir karar. Avcılar halkına karşı alınmış bir karar olduğu kanaatindeyim. Bundan dönülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu da saygı çerçevesinde demokratik ilkeler çerçevesinde ifade ediyorum. Benim dışımda yüz binlerce on binlerce insan sosyal medyadan ve alanlardan ifade ediyor” dedi.

Başkan Hançerli, alınan kararın Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgisi olup olmaması konusu hakkında da, “Bunun olmaması gerektiğini düşünüyorum. Böyle olmamalı, kurultay salonlarında kalmalı bu süreçler. Ama buna ilişkin süreçler ve değerlendirmeler var. Değerlendirmeleri incelediğinizde haklılık payı kararı olduğuna ilişkin bir karar oluşuyor. Dilerim ki öyle değildir ya da öyle olmadığını gösterecek hamleler yapılır” diye konuştu.

“İstifa etmeyi düşünmüyorum, başka bir partiden ya da bağımsız aday olmak gibi bir düşüncem yok”

Kendisinin yeniden aday gösterilmemesi sonucu partiden istifa edip etmeyeceği sorularını yanıtlayan Hançerli, “Partiden istifa etmeyi düşünmüyorum. Bağımsız ya da başka bir partiden aday olmayı düşünmüyorum. Ben yapılan yanlışın, bir eksik değerlendirmenin düzeltilmesini talep ediyorum. Fakat düzeltilmezse de açıkça ifade ediyorum, istifa etmeyeceğim. Çalışmalarında doğru bulduğum yerlerde de yeni başkanı da desteklerim. Hayat boyu mücadelede bulunmuş bir insanım, zorlukları yenmiş bir insanım. Dolayısıyla bana yerel seçimde köşede oturmak yakışmaz. Tabii bir tavrım olacak. Gerçek çözüm üreten siyaset anlayışında ısrar edeceğim. Bunu hayata geçirmek için belediye başkanı ya da bir başka şekilde çalışmaya devam edeceğim” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/avcilar-belediye-baskani-turan-hancerli-chpden-aday-gosterilmemesine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: “Danıştay’ın karar verdiği göreve iade dosyaları yeniden incelenecek” https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/#respond Thu, 22 Feb 2024 03:00:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6639 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Danıştay 5. Dairesi tarafından FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarının göreve iadesi kararı ile ilgili, “HSK olarak yeniden bir inceleme başlattık ve bu inceleme neticesinde de bu dosyalar yeniden değerlendiriecek” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gitti. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, olağanüstü hal çerçevesinde 2016 yılından itibaren 4006 hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini hatırlatarak, “Bunlardan dava açanlardan 387’sinin mesleğe iadesine karar verdi Danıştay. Bu karar gereğince de mesleklerine geri dönmüş oldular. Tabii burada özellikle temyiz süreci, Danıştay İdari Dava Dairelerinde devam eden dosyalar da söz konusu. İlk derece olarak Danıştay’da devam eden ilgili dairede devam eden de 64 dosya var. Bin 286’sının da temyizi devam ediyor. Dava açılan dosyalarla alakalı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu özellikle iadesine karar verilmiş olan 387 davayla ilgili olarak da itirazları o zaman içerisinde yapılmış, temyiz süreçleri sağlanmıştı. Temyizde devam eden kesinleşmeyen dosyalarda söz konusu. Şimdi tabii bu 387 iade kararı sonrasında da yani yaklaşık 2021, 2022 ve 2023 yıllarını kapsayan dönemlerde bu kararlar verilmişti. Şimdi bu kararın neticesinde mesleklerine geri dönen 387 isimle alakalı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olarak biz yeniden bir inceleme başlattık ve bu inceleme neticesinde de yeniden bu dosyalar incelenecek. Bir hatalı karar olmamasına özen gösteriliyor” dedi.

FETÖ ile mücadeledeki kararlılıktan hiçbir zaman taviz verilmeyeceğini ifade eden Tunç, “Çünkü bu bizim kırmızı çizgimiz. Tüm terör örgütleriyle mücadelemizi sürdürdüğümüz gibi özellikle FETÖ’nün devlet kurumlarından özellikle yargı, emniyet gibi bu noktalarda özellikle bu hassasiyetin korunmasını istiyoruz. Cumhurbaşkanımız da sorular üzerine Danıştay kararıyla ilgili olarak gerekli açıklamaları yapmıştı ve Hakimler ve Savcılar Kurulumuz da bu dosyalarla ilgili olarak yeniden inceleme başlattı . Bu inceleme neticesinde eğer bir soruşturmaya dönüşecek olan dosyalar varsa yine bunun kararını verecek olan tabii ki Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kuruludur ve ilgili dairesidir. Teftiş kurulunun incelemeleri neticesinde bu süreci hep beraber takip ediyoruz” diye konuştu.

“Temennimiz bir an önce o canlara ulaşılması”

Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden kazası ile ilgili değerlendirmede bulunan Tunç, şunları söyledi: “Erzincan’daki maden kazası hepimizi derinden sarstı. Şuanda 9 canımızı enkaz altından kurtarma çalışmaları devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları tarafından devam ediyor. Temennimiz bir an önce o canlara ulaşılması. Tabii kazada kimin kusuru var, bu kazanın nedenleri nedir, hemen bir adli soruşturma başlatmıştık. Çalışma Bakanlığımız ve diğer Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız kendi idari soruşturmalarını başlattıkları gibi özellikle bu kazaya neden olan sebepler ve kimlerin bunda kusuru varsa ortaya çıkarılması anlamında adli soruşturma Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığımızca görevlendirilen 4 savcımız soruşturmayı başlatmışlardı ve 8 bilirkişi görevlendirildi.”

“Kimlerin sorumluluğu varsa yargı huzurunda hesabını vereceklerdir”

Bilirkişinin hazırladığı rapor neticesinde 8 gözaltının yapıldığını hatırlatan Tunç, “Şirketin yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, orada saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli iş güvenliğinden sorumlu şirket firma yetkilileriyle ilgili olarak da 8 gözaltı vardı. Bu 8 kişi ön kusur durum raporuna göre savcılığa ve ardından sorguya sevk edildiler. 6’sı hakkında tutuklama kararı verildi. İkisi hakkında da adli kontrol kararı verildi. Burada tabii süreci hep beraber takip ediyoruz. Bu kaza hepimizi derinden üzdü. Erzincanlı hemşerilerimizi derinden sarstı. Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kuruldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyoruz. Bilirkişiler de incelemelerine devam ediyorlar ve bu süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciayı kim sebep olmuşsa tabii ki elbette ki yargı huzurunda hesabını vereceklerdir. Tabii ki temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması. Bütün dileğimiz onların kavuşmak” şeklinde konuştu.

Yargı paketi hakkında da bilgi veren Tunç, “Adalet Bakanlığı olarak yargının hızlandırılması, vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden daha etkin bir şekilde yararlanabilmesi anlamında gerek bu uygulamayla ilgili olarak gerekse de mevzuatla ilgili olarak iyileştirmelerimizi yapmaya devam ediyoruz. Daha önce yargı reformu strateji belgesi kapsamında 7 tane yargı paketi önceki yasama döneminde hayata geçirilmişti. Bu da onun devamı. Sekizinci yargı paketi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. Önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmelerine başlanacak. Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini arttıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek. Kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir pakettir. İçerisinde önemli hususlar var. Özellikle yargıyla ilgilendiren önemli hususlar var” ifadelerini kullandı.

“Biliyorsunuz kanun yollarında belli süreler vardır” diyen Bakan Tunç, “İşte her davada süre farklıdır. Bazı davalarda temyiz süresi 8, bazı davalarda 7, bazılarında 15 gündür. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini itiraz sürelerini kaçırmaları acaba o davada kaç gündü tartışmalarını o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Bütün davalarda temyiz itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığı, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme. Bunun yanı sıra tabii kişisel verilerin korunmasıyla ilgili özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme var. Biliyorsunuz küresel şirketler artık tabii müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar tabii yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, kişi özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var. Yine Anayasa Mahkemesi’nin süreç içerisinde İptal ettiği hususlar var. Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddede Anayasa Mahkemesi kanunilik ilkesi açısından maddeyi iptal etmişti. Burada tabii ki bizim terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme” ifadelerine yer verdi.

Uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesi’nin önüne giden çok sayıda dosyanın bulunduğunu aktaran Tunç, “Tabii bizim hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak, özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, daha etkinliğini artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesi’ne başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde Tazminat Komisyonuna başvurup, hakkını orada öncelikle arayabilmesi anlamında. Tabi o karara karşı da eğer tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık. Yine Ağır Ceza Mahkemelerimizin vermiş olduğu kararlar vardı. Özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenler Ağır Ceza Mahkemesine başvuruyorlardı. Maddi manevi tazminat için. Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Burada hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili olarak bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir İptal kararı vermişti. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu pakette” dedi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/feed/ 0
TFF, Süper Lig’de VAR kayıtlarını açıklayacak https://www.haber28.com.tr/tff-super-ligde-var-kayitlarini-aciklayacak/ https://www.haber28.com.tr/tff-super-ligde-var-kayitlarini-aciklayacak/#respond Wed, 21 Feb 2024 03:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6481 Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’de 26. haftadan itibaren VAR (video yardımcı hakem) kayıtlarının açıklanacağını açıkladı.

TFF’den yapılan açıklamaya göre maçın hakeminin VAR monitörüne çağrıldığı her pozisyonun kayıtları sesli ve görüntülü olarak kamuoyuyla paylaşılacak.

Kayıtlar, haftanın tüm maçlarının tamamlanmasından bir gün sonra TFF’nin Youtube kanalı ve Facebook hesaplarına yüklenecek.

Türkiye’de hakem kararlarının sahada oynanan futbolun ve sonuçların önüne geçtiği yönünde eleştiriler sıklıkla dile getiriliyordu. VAR konusu da keyfi kararlar, tutarsız VAR incelemeleri, çifte standart gibi başlıklarla tartışılıyordu.

Geçen sezon TFF, VAR uygulamasının başlamasından beri ilk kez Sivasspor – Galatasaray ve Gaziantep FK – Beşiktaş maçlarının VAR kayıtlarını açıklamıştı.

Bu tarihten itibaren birçok futbol kulübü maçların VAR kayıtlarının açıklaması yönünde taleplerde bulunmuştu.

Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, bu sezon takımının Rizespor ile oynadığı Süper Lig maçında hakem Halil Umut Meler’e saldırmıştı.

İstanbulspor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu da yine bu sezon Trabzonspor maçındaki hakem kararlarına tepki olarak karşılaşmanın ikinci yarısında takımını sahadan çekmişti.

BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Hürriyet gazetesi futbol yazarı ve S Sport kanalı yorumcusu Murat Fevzi Tanırlı, TFF’nin VAR kayıtlarının açıklanmasıyla ilgili sıcak bakmadığını söyledi.

Tanırlı’ya göre bu karar, futbol sistemindeki “diğer kötü uygulamaların” üstünü örtmek için atılan bir adım:

“Bu, TFF’nin ‘Ben aslında her şeyi çok iyi yönetiyorum. Siz VAR’ı merak ediyordunuz. Alın şimdi onu da sizinle paylaşıyorum’ demesi. Toplumsal paranoyaya çözüm ürettiklerini sanıyorlar. Ama hakem dünyasının içini deşifre edip iyice yanlış bir yere götürüyorlar.”

Eski bir hakem olan ve Süper Lig’in yayıncısı olan beIN Sports’ta “Trio” isimli programından Deniz Çoban, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada uygulamaın kamuoyunun beklentilerini karşılamayacağını düşündüğünü söyledi.

Çoban bu değerlendirmesini şöyle açıkladı:

“Kamuoyu, maçın hakeminin VAR’a çağrıldığı pozisyonlarda, hakemlerin aralarında ne konuştuklarını çok fazla merak etmiyor. Kamuoyu, maçın hakeminin VAR’a çağrılmadığı pozisyonlarda, hakemlerin aralarında ne konuştuğunu daha çok merak ediyor.”

Çoban’la benzer bir noktayı işaret eden Tanırlı, tüm futbol izleyicilerinin VAR’ın hakemleri çağırma nedenlerini zaten bildiğini, esas merak edilenin ise hakemin VAR incelemesine davet edilmediği pozisyonlarda olduğunu dile getirdi.

Tanırlı, Süper Lig’de görev yapan hakemlerden aldığı bilgiye göre orta hakemlerle VAR hakemleri arasındaki diyaloğun standart bir hale gelmesi için Türk Hava Yolları’ndan eğitmen bir ekibin görevlendirildiğini öne sürdü. Tanırlı’nın aktardığına göre bu eğitmen ekip, diyalogların resmi hale gelmesi için hakemlere eğitim verecek.

Sports Digitale isimli YouTube kanalından futbol yorumcusu Oğulcan Akçe de kayıtların haftanın bitiminden bir gün sonra açıklanacak olmasınının ucu açık bir konu olduğunu savundu.

Tanırlı’ya göre söz konusu karar güvensizlik problemini çözemeyecek:

“Yabancı VAR hakemi dediler. Yabancı hakem dediler. Sonra yabancı gözlemci getirme kararı aldılar. Şimdi de VAR kayıtlarının açıklanacağını duyurdular. Alın size yeni bir eğlence. Böylelikle Türk futbolunun marka değerinin, yayın ihalesinin neden bu kadar düştüğünü konuşmayacağız.”

Yabancı gözlemciler görev alacak

Öte yandan TFF, Süper Lig’de 26. haftadan itibaren bazı yabancı gözlemcilerin görev almaya başlayacağını .

O isimler şöyle:

]]>
https://www.haber28.com.tr/tff-super-ligde-var-kayitlarini-aciklayacak/feed/ 0
Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinde 55 madde karara bağlandı https://www.haber28.com.tr/samsun-buyuksehir-belediye-meclisinde-55-madde-karara-baglandi/ https://www.haber28.com.tr/samsun-buyuksehir-belediye-meclisinde-55-madde-karara-baglandi/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6431 Samsun Büyükşehir Belediye Meclisinde 55 madde karara bağlandı

SAMSUN – Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir başkalığında yapılan Şubat Ayı Meclis Toplantısında 55 gündem maddesi karara bağlandı.

55 gündem maddesinden oluşan Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi Şubat Ayı Son Toplantısı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir başkanlığında Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantı’nın başında Erzincan’da meydana gelen maden kazası dolayısıyla üzüntüsünü paylaşan Başkan Demir, meclis üyelerinin kendisine yönelttiği soruları da cevapladı.

Atakum ve Tekkeköy’de satılan taşınmazlarla ilgili muhalefet meclis üyelerinin sorularını cevaplayan Başkan Mustafa Demir, “Atakum’daki tüm yeşil alanları azaltmıyor, arttırıyoruz. Botanik bahçe içerisinde bir şehir planlıyoruz. Atakum’da satışı yapılan taşınmazın metre karesi itibariyle başka bir alanda kullanılma şansı yok. Bizden sonraki yönetim buna karar verecek. Yeşil alanlar yok ediliyor gibi söylemler doğru değil. Atakum’un yeşil alanlarını ne zaman kaybettiğini çok iyi biliyorum. Ben o dönemde meclis üyeliği yapıyordum. Burası yeşil alan olarak kullanılmaya müsait bir yer. Tekkeköy’deki satışa çıkartılan alan da bu kapsamda satışa çıkartıldı” dedi.

“Kürtün Vadisi’nde önceden heyelan görülen yeri n öneri planını Afet İşleri Başkanlığı onaylamış”

Kamuoyunda tartışılan Kürtün Vadisi’ndeki planlar ile ilgili yöneltilen soruları da cevaplayan Başkan Demir, “Kürtün Vadisi ile ilgili planlar komisyonda bekliyor. Uygun görülmesi halinde plan kararı alabiliriz. Bu vadiyle ilgili orada mutlaka plan yapılmalı. Plansız alan kentlerde sıkıntı olan alanlardır. Planı nasıl ve ne için yaptığınıza bağlıdır. O bölgede daha önce yapılaşmaya uygun zemin olmadığı ifade edilmişti. Baktık ki önümüze Afet İşleri Başkanlığı’ndan bir plan geldi. Bizde heyelan görünüyor. Bir inceledik baktık ki yapılan jeofizik etütlerle birlikte Afet İşleri Başkanlığı haklı olarak mühendislik kurallarına uygun öneri planını onaylamış. Murat Kurum bakanken buraya geldiğinde elimizde böyle bir bölge olduğunu, bizde heyelan görünen yerin Afet İşleri Başkanlığı’nda önlemli alana çevrilerek plan kararı verilmiş. O zaman bu yeri yeniden inceleyelim dedik. Bakanlık çalıştı, önünüze gelen plan da o çalışma neticesinde gelen plandır. Orada Kürtün Vadisi büyük ölçüde korunuyor. Kürtün Irmağı’nda yapılaşma yapılamayacak alanlar da plan dışında bulunuyor. Birileri bazı konuları işlemeye çalışıyor. Tüm planları önceden ilan ettik. Kim ne satıyorsa bilerek sattı, kim ne alıyorsa da bilerek aldı. Bizim dışımızda. Plan zaten komisyonda bekliyor. Nerede ne yapılacağından tüm meclis üyelerinin haberi var. Seçimden sonra yeni yönetim gelmesi halinde meclisten kararını alıp, geçirebilir. Başka bir arkadaş aday olarak açıklandı. Yoksa bu mecliste de kararı rahatlıkla alabilirdik. Önümüzdeki yönetim uygun görmesi halinde çalışmayı inceler, kendi iradesini ortaya koyar meclisle birlikte plan kesinleşir veya kaldırılır. Sonuç olarak Kürtün Vadisi’nde yeni bir plan kararı yok. Mevcut planın, 50 binlik planlara işlenmesi meselesidir. Kimse bunun altında başka bir şey aramaya kalkmamalı” diye konuştu.

Başkan Demir’in meclisin sonunda ayrıca 27 Şubat’ta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Samsun’a geleceğini ve seçimden önceki uygun bir tarihte de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun da Samsun’a gelerek programlara katılacağını söyledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/samsun-buyuksehir-belediye-meclisinde-55-madde-karara-baglandi/feed/ 0
AK Parti, yargı alanında düzenlemeler içeren kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu https://www.haber28.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:48:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6407 AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik düzenlemeler içeren 8. Yargı Paketi’nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, teklifin ilk imza sahipleri AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı ve AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin ile Meclis’te gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Kanun teklifinin “8. Yargı Paketi” olarak değerlendirilebileceğini ve 43 maddeden oluştuğunu açıklayan Zengin, amaçlarının yargı hizmetlerinin daha etkin olarak sağlanması olduğunu söyledi.

Yargılamaya dair başvuru sürelerinde karmaşık bir yapılanma olduğunu ve kişilerin haklarıyla alakalı bu süreleri takip etmesinde zorluklar yaşadığını anlatan Zengin, “Bu sebeple, bundan sonraki düzenlemelerimizi ‘hafta’ ve ‘ay’ olarak ifade etmiş olacağız.” dedi.

Bu düzenlemelerin tamamını eşitleyerek “2 hafta” olarak belirlediklerini dile getiren Zengin, sürelerin tebliğle birlikte ve standart olarak 2 haftalık uygulamayla devam edeceğini, bu uygulamanın 1 Haziran’dan itibaren yürürlükte olacağını bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, “Ceza yaptırımlarının etkinliğini artırmak amacıyla adli para cezalarında alt ve üst sınırları yeniden belirliyoruz. Buna göre bir günlük adli para cezasının alt sınırını 20 TL’den 100 TL’ye, üst sınırı ise 100 TL’den 500 TL’ye çıkarılmış olacak. Ayrıca ön ödeme miktarı hesaplanırken de bir gün karşılığı olarak 30 TL’den 100 TL’ye çıkmış olacak. 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren işlenecek olan suçlar için bunlar hayata geçmiş olacak.” bilgisini verdi.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Zengin, konutu terk etmemek, bağımlılıklardan arınmak amacıyla hastanelerde tedavi altında bulundurmak için adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturulmaya yer olmadığına ya da beraatına karar verilenlerle ilgili olarak kendilerinin tazminat talep etme imkanı getirileceğini belirtti.

“Tazminat Komisyonuna yeni görevler vererek yeni bir tanımlamaya, yeni bir hüviyete kavuşturmuş oluyoruz.” diyen Zengin, Anayasa Mahkemesine uzun yargılamalarla ilgili olarak devam eden birçok bireysel başvuru olduğunu, buraya dair bir ara müessese olarak Adalet Bakanlığı’ndaki Tazminat Komisyonuna farklı görevler yükleneceğini dile getirdi.

Zengin, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan manevi tazminat taleplerine ilişkin başvuruların bundan sonra Anayasa Mahkemesi yerine Tazminat Komisyonuna yapılacağını açıkladı.

Ceza Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde bazı koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin ağır ceza mahkemeleri yerine, Komisyon tarafından karara bağlanacağını dile getiren Zengin, “Bireysel başvurulardaki yığılmalar artık olmayacak ve 5 heyet halinde Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışacak olan Tazminat Komisyonundaki hakimler bu dosyaları hızlıca eritmiş olacaklar. Hem mevcut olan Anayasa Mahkemesi’ndeki (AYM) dosyaları alarak sonuçlandıracaklar hem de yeni başvurular buraya yapılmış olacak. Bunlarla ilgili yine bireysel başvuru hakkını kullanmak mümkün olacak.” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararları doğrultusunda yapılan düzenlemeler

Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararları doğrultusunda bazı düzenlemeler yaptıklarını anlatan Zengin, özgürlüğü bağlayıcı cezalar sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma halinin doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarıldığını söyledi. Zengin, ceza yaptırımı uygulanan kişiye otomatik olarak vasi atanması usulünden vazgeçildiğini söyledi.

Zengin, hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilen kişinin bu yerleştirme kararına karşı başvurabileceği bir itiraz mekanizması oluşturulduğunu anlatarak, “Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini dikkate almak suretiyle örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini, müstakil bir suç olarak tanımlıyoruz, cezasını belirlemiş oluyoruz.” bilgisini verdi.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı da istinaf yoluna başvurulabilmesine imkan tanıdıklarını dile getiren Zengin, müsadere kararı verilmişse, müsadere kararını infaz ettiklerini söyledi. Zengin, buna dair uygulamaların da 1 Haziran’dan itibaren verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları için uygulanacağını dile getirdi.

Kişisel verilerin işlenme şartlarıyla ilgili düzenleme

Kişisel verilerin korunmasıyla alakalı kanunda bir düzenleme yaptıklarını anlatan Zengin, özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları ile kişisel verilerin yurt dışına aktarılması usulünde değişiklik yaparak bu düzenlemeyi Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ile uyumlu hale getirdiklerini söyledi.

Özlem Zengin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atanmasına imkan veren kanuni düzenlemenin süresini uzattıklarını belirtti.

Zengin, “Telifimizdeki maddelerden biri de emeklilerin Ramazan ve Kurban bayramlarında alacakları ödemelerle alakalı. Yüzde 50 oranında bir artış yaparak emeklilerimize verdiğimiz bayram ikramiyesini 2 bin TL’den 3 bin TL’ye çıkarmış oluyoruz.” diye konuştu.

Tazminat Komisyonunda görev yapacaklar hakimlerden oluşuyor

Tazminat Komisyonuna ilişkin bir soruya Zengin, “Anayasa Mahkemesinin iptal kararını okuyacak olursanız, Anayasa Mahkemesi, bu konularda birincil başvuru mercii olmak istemediğini söylüyor ve diyor ki ‘Bir ara kurum ihdas etmeniz gerekiyor.’ ya idari ya da adli başka bir kurum oluşturmamız gerektiğini bize tavsiye ediyor. Böyle bakıldığı zaman aslında bu tekrar bir yargılama değil.” yanıtını verdi.

Yapılmak istenen şeyin bu yargılamanın uzun sürmesiyle alakalı olarak sürecin gözden geçirilmesi olduğunu kaydeden Zengin, Komisyonda görev yapacakların da hakimlerden oluştuğunu açıkladı.

Zengin, bu kararlarla ilgili olarak tekrar Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru hakkını kullanabileceğini söyleyerek, Anayasa Mahkemesinden gelenlerle ilgili olarak 9 aylık bir süre içerisinde bu kararlar hızlıca toparlanacağını belirtti.

Tazminat Komisyonuna gelenin, makul sürede yargılanma hakkıyla alakalı bireysel başvurular olduğunu dile getiren Zengin, Komisyona AYM’den gelen başvurular için 9 ve 16 aylık iki süre belirlendiğini, yeni başvurular için bir düzenleme olmadığını söyledi.

Zengin, sorulması üzerine Anayasa Mahkemesinin görevlerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili bir düzenleme olmadığını bildirerek, “Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinde, son yaşanan olaylardan gördüğümüz genel anlamda bir fikir ayrılığı, çatışma var. Bize düşen şey TBMM olarak bu çatışmayı ortadan kaldırmak. Bunların bizim çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

Teklifte bununla alakalı bir düzenleme olmadığını, Nisan ayında gelmesi beklenen teklifin içerisinde de olmayacağını dile getiren Zengin, daha sonra TBMM’nin bir sorumluluk alarak bunu yapabileceğini ya da yeni anayasada bu görev tanımlarını daha sarih bir hale getirilebileceğini söyledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/feed/ 0
AK Parti Milletvekillerinin İmzaladığı Ceza Muhakemesi Kanunu Teklifi TBMM’ye Sunuldu https://www.haber28.com.tr/ak-parti-milletvekillerinin-imzaladigi-ceza-muhakemesi-kanunu-teklifi-tbmmye-sunuldu/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-milletvekillerinin-imzaladigi-ceza-muhakemesi-kanunu-teklifi-tbmmye-sunuldu/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:00:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6399 AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.
Kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak da anılan teklifle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemelerin yürürlüğe gireceği zamanın belirlenmesi bakımından uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükümleri düzenleniyor.
Buna göre, eski hale getirme kurumuna yönelik süreye ilişkin yapılan değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanacak. Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam edilecek.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi ile kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında da değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.
Teklifle kanun yollarına başvuru sürelerinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren başlaması için yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağının kabul edilmesi nedeniyle, bu tarihten önce verilen kararlar bakımından yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanması sürdürülecek.
Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin değişiklikler, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesi kapsamında olup da 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanacak.
Teklifte öngörülen kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanacak. Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemeler ancak 1 Haziran 2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından uygulanabilecek. Bu tarihten önce verilen söz konusu kararlarıyla ilgili değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanacak.
1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz yoluna başvurulabilecek ve bu itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılacak.
İstinaf kanun yolu incelemesinden geçmemiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması nedeniyle hükmün açıklanması veya yeniden kurulması halinde, açıklanan veya yeni kurulan hükmün tabi olduğu kanun yolu korunacak.
Mahkeme, sanığın kabul etmemesi halinde de koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecek; ancak 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam edilecek.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabilecek.
Manevi tazminat taleplerini Tazminat Komisyonu karara bağlayacak
Teklifle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un adı “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” şeklinde değiştiriliyor.
Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemiyle müracaatlar Komisyona yapılacak.
Müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da Cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkili olacak.
Komisyonun giderleri, Bakanlık bütçesinden karşılanacak.
Komisyona müracaatlar, elektronik ortamda da yapılabilecek.
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatın şekli ve süresine yönelik de düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, Komisyona müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılacak. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilecek.
Müracaatta bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi zorunlu olacak.
Komisyon, dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye bildirecek. Dilekçedeki eksikliğin süresinde tamamlanmaması halinde müracaat, Komisyonca reddedilecek.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar da belirleniyor.
Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılacak.
Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında olmasına rağmen Komisyona yapılan istemler, ağır ceza mahkemesine gönderilecek. Komisyonun görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise Komisyon, görev alanına girmeyen istemleri ayırarak ağır ceza mahkemesine gönderecek. Bu hallerde Komisyona yapılan istem tarihi esas alınacak. Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev konusunda anlaşmazlık çıkması halinde Komisyonun görevine giren işlerin tespiti amacıyla ağır ceza mahkemesi veya Komisyon, kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvuracak.
Komisyonun, tazminat istemlerine ve tazminatın geri alınmasına ilişkin yapacağı değerlendirmede Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak. Komisyon tarafından verilen tazminatlarla ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca Cumhuriyet savcısının tazminatın geri alınmasına ilişkin yazılı istemleri Komisyona yapılacak.
Yapılan müracaatlar hakkında 9 ay içinde karar verecek olan Komisyon, ayrıca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verecek.
Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karar verebilecek.
(Sürecek)?

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-milletvekillerinin-imzaladigi-ceza-muhakemesi-kanunu-teklifi-tbmmye-sunuldu/feed/ 0
Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/ https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/#respond Mon, 19 Feb 2024 00:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6071 Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi

“Sanık anne: “Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum, başka biri yaptı gibi ben yapmadım sanki”

Sanık anne: “Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum”

İSTANBUL – Beylikdüzü’nde oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldüren Sarah Olabi’nin yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Olabi’nin akıl hastası olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verirken, sanık anne duruşmadaki son savunmasında “Olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Beylikdüzü’nde 19 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu Sarah Olabi, oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldürmüştü. Olaya ilişkin yargılanan sanık Olabi hakkında karar açıklandı. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, sanık Sarah Olabi tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, sanığın suç tarihi itibariyle cezai ehliyetinin olmadığı yönünde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Davaya ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 4 yaşındaki öz oğlunu kesici delici aletle kesmek suretiyle öldürdüğünün sabit olduğunu aktardı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edildiğinden ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Mütalaada sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Olabi, mahkemeye “Yani tahliye olacak mıyım?” diye sordu. Olabi savunmasının devamında ağlayarak “Ben olaya hala inanmıyorum, olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, Olabi’nin ‘nitelikli kasten öldürme’ suçu sabit olmakla birlikte, akıl hastası olması nedeniyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verdi. Öte yandan kararı duyan sanık anne, mahkemeye teşekkür etti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Sarah Olabi’nin olay tarihinden bir hafta önce babasını ziyaret etmek için İstanbul’a geldiği ve babasının evinde kaldığı anlatılmıştı. Sarah Olabi iddianamede yer verilen savunmasında, “11 yıldır psikolojik rahatsızlığım nedeniyle ilaç kullandım. Olaydan bir hafta önce İstanbul’a annem ve bebeğimle geldik. İstanbul’da rahatsızlığım arttı. Bebeğimle beraber babamın ikamet ettiği eve gittik. Gece rüyamda kabus gördüm. Kabusta oğlumu benden alacaklarını gördüm. Almasınlar diye oğluma sarıldım ve ağzını kapattım, ağzından kan geldiğini gördüm. Yatağa bıraktım. Bebeğimi hareketsiz olarak görünce mutfağa gidip bıçak aldım ve odaya geri döndüm. Kendimi öldürmek için bileklerimi ve göğsümü kestim. Ben öldükten sonra bebeğimi almasınlar diye bebeğimi de kestim. Daha sonra kendimi kaybettim. Olanları hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde dilimin bir parçasını keserek kopan parçayı bebeğimin yanına attım. Kapının çaldığını duydum. Kimse görmesin diye kaldığım odanın kapısını açmadım. Kimseye zarar vermek istemedim. Gece gördüğüm kabustan dolayı gerçekleşti. Bebeğimi benden alacaklar diye kendimi kaybettim” ifadelerini kullanmıştı. İddianamede Sarah Olabi hakkında ‘kendisini savunamayacak çocuğu canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/feed/ 0
Beylikdüzü’nde Oğlunu Öldüren Anneye Cezai Ehliyet Yok https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-oglunu-olduren-anneye-cezai-ehliyet-yok/ https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-oglunu-olduren-anneye-cezai-ehliyet-yok/#respond Sun, 18 Feb 2024 23:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6062 Beylikdüzü’nde oğlu Mohammad Tahan’ı (4) kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldüren Sarah Olabi’nin yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Olabi’nin akıl hastası olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verirken, sanık anne duruşmadaki son savunmasında “Olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Beylikdüzü’nde 19 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu Sarah Olabi, oğlu Mohammad Tahan’ı (4) kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldürmüştü. Olaya ilişkin yargılanan sanık Olabi hakkında karar açıklandı. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, sanık Sarah Olabi tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, sanığın suç tarihi itibariyle cezai ehliyetinin olmadığı yönünde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Davaya ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 4 yaşındaki öz oğlunu kesici delici aletle kesmek suretiyle öldürdüğünün sabit olduğunu aktardı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edildiğinden ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Mütalaada sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Olabi, mahkemeye “Yani tahliye olacak mıyım?” diye sordu. Olabi savunmasının devamında ağlayarak “Ben olaya hala inanmıyorum, olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, Olabi’nin ‘nitelikli kasten öldürme’ suçu sabit olmakla birlikte, akıl hastası olması nedeniyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verdi. Öte yandan kararı duyan sanık anne, mahkemeye teşekkür etti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Sarah Olabi’nin olay tarihinden bir hafta önce babasını ziyaret etmek için İstanbul’a geldiği ve babasının evinde kaldığı anlatılmıştı. Sarah Olabi iddianamede yer verilen savunmasında, “11 yıldır psikolojik rahatsızlığım nedeniyle ilaç kullandım. Olaydan bir hafta önce İstanbul’a annem ve bebeğimle geldik. İstanbul’da rahatsızlığım arttı. Bebeğimle beraber babamın ikamet ettiği eve gittik. Gece rüyamda kabus gördüm. Kabusta oğlumu benden alacaklarını gördüm. Almasınlar diye oğluma sarıldım ve ağzını kapattım, ağzından kan geldiğini gördüm. Yatağa bıraktım. Bebeğimi hareketsiz olarak görünce mutfağa gidip bıçak aldım ve odaya geri döndüm. Kendimi öldürmek için bileklerimi ve göğsümü kestim. Ben öldükten sonra bebeğimi almasınlar diye bebeğimi de kestim. Daha sonra kendimi kaybettim. Olanları hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde dilimin bir parçasını keserek kopan parçayı bebeğimin yanına attım. Kapının çaldığını duydum. Kimse görmesin diye kaldığım odanın kapısını açmadım. Kimseye zarar vermek istemedim. Gece gördüğüm kabustan dolayı gerçekleşti. Bebeğimi benden alacaklar diye kendimi kaybettim” ifadelerini kullanmıştı. İddianamede Sarah Olabi hakkında ‘kendisini savunamayacak çocuğu canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-oglunu-olduren-anneye-cezai-ehliyet-yok/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE ve Mısır ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere konuştu: (2) https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-bae-ve-misir-ziyareti-donusunde-ucakta-gazetecilere-konustu-2/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-bae-ve-misir-ziyareti-donusunde-ucakta-gazetecilere-konustu-2/#respond Sat, 17 Feb 2024 07:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5800 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “ABD ile benzer düşündüğümüz ya da üzerinde uzlaştığımız konuların sayısı artıyor diyebiliriz. Şu anda olumsuz bir gidiş yok, tam aksine olumlu bir gelişme var.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır ziyaretleri sonrası Türkiye’ye dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iki yıl aradan sonra ilk defa Batılı bir gazeteciye verdiği röportajda, Türkiye’nin arabuluculuğunda Ukrayna ile yaşananları anlatırken “Tam anlaşmaya varıyorduk İngiltere Başbakanı Boris Johnson girdi devreye. Ukrayna’yı yanlış yönlendirdi ve barış olmadı.” sözleri hatırlatılan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sayın Putin’in bu açıklamalarında açık söylemem gerekirse samimiyet var. İstanbul süreci diye değerlendireceğimiz bu görüşmelerde bizler, her türlü samimi adımları attık. Bu konuda ilgili Bakan arkadaşlarım Rusya tarafıyla görüşmelerini yaptılar. Biz sonuç odaklı çalıştık ancak barış bir şekilde tesis edilemedi. Fakat biz, buradan netice alamadık diye bırakıp gidemeyiz. Barış arayışının peşini bırakmayacağız.”

“Barışa hizmet eden somut sonuçları biz sağladık”

Barışın sağlanması için ellerinden ne geliyorsa yapmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, “İngiltere’nin eski Başbakanı Boris Johnson barış çabalarından elini çekmeden önce beraber çalışmalar yaptık, çabalarımıza devam ettik, olmadı. Geçenlerde İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ziyaretimize geldi, onunla da bu meseleleri ele aldık. Sayın Putin’in bu süreç içerisinde bizimle birebir görüş alışverişi olur veya Rusya’nın ilgili bakanları burada ayrıca devreye girerlerse onlarla da bu süreci takip eder, netice almaya çalışırız.” ifadelerini kullandı.

“Şu ana kadar Ukrayna-Rusya savaşında barışa hizmet eden somut sonuçları biz sağladık.” diyen Erdoğan, esir takasından tahıl koridoruna kadar birçok önemli gelişme yaşandığına dikkati çekti.

Tarafları Türkiye’de birden fazla kez buluşturduklarına işaret eden Erdoğan, “Bunu yine yapabilir ve dış etkilerden arındırılmış, çözüm odaklı bir süreç yönetimi ile barışın kapısını aralayabiliriz.” çağrısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’le yaptıkları görüşmelerde bu arayışlarını sürdürdüklerini bildiren Erdoğan, “Biz en başından itibaren adil barışın savaştan daha iyi olduğunu savunuyor ve bütün adımlarımızı bu anlayışla atmaya gayret ediyoruz. Yeter ki barışı isteyelim, oraya ulaşan bir yolu muhakkak buluruz.” diye konuştu.

Türkiye-ABD ilişkileri

“Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından Ankara-Washington arasında olumlu bir atmosferden söz edebilir miyiz? Eğer öyleyse bu olumlu havanın FETÖ, PKK/YPG, S-400, F-35 gibi ihtilaflı meselelere de pozitif bir yansıması olur mu?” sorusuna ise Erdoğan, “ABD ile aramızda bu son attığımız adımlar neticesinde olumlu bazı gelişmelerden söz edebiliriz.” yanıtını verdi.

Şu anda Kongre’deki havanın olumlu olduğunu, aynı şekilde Senato’dan da olumlu sesler geldiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“ABD ile benzer düşündüğümüz ya da üzerinde uzlaştığımız konuların sayısı artıyor diyebiliriz. Şu anda olumsuz bir gidiş yok, tam aksine olumlu bir gelişme var. Bu konuyla ilgili olarak ilgili bakanlar da bizdeki muhataplarına olumlu gelişmelerin olduğunu söylüyorlar. Gerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, gerek MİT Başkanı İbrahim Kalın’a, gerek Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanımız Akif Çağatay Kılıç’a bu konularda bu bilgileri veriyorlar. ‘Biz elimizden geleni yapıyoruz. Sayın Biden’ın ıslak imzalı mektubunu burada gördünüz.’ diyorlar. Biz de ‘Bizim de ıslak imzalı onay belgesini gördünüz. Hepsinden öte parlamentomuzdan çıkan kararı duydunuz ve bize de teşekkür üstüne teşekkürler ettiniz. Biz bundan sonrasını sizden bekliyoruz.’ dedik ve yola devam ediyoruz. Aynı şekilde İsveç Başbakanının bizi arayarak bu konudaki teşekkürü, attığımız adımın olumlu istikamette gittiğinin işaretidir.”

Deprem bölgesindeki çalışmalar

Üzerinden bir yıl geçen 6 Şubat depremlerinin ardından yaraların sarılması, konutların, şehirlerin yeniden inşa ve ihyası anlamında gelinen noktaya ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, deprem bölgesine yaptıkları ziyaretlerde vatandaşların, iktidarın kendilerini dışarıda bırakmadığını, sözünde durduğunu ifade ettiklerini anlattı.

Bölgede yapımı devam eden konutları tamamlamaya çalıştıklarını, yapımı tamamlanan konutları da sahiplerine teslim ettiklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini tutarak, benzeri görülmemiş bir inşaat seferberliği başlattıklarını ortaya koyduklarını ifade etti.

Bunu muhalefetin de çok iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, “Hatay’da geçen gün muhalefetin belediye başkanlarını, genel başkanlarını halk orada yuhaladı. Meydana bile sokmadı. ‘Biz size inanmıyoruz. Siz bizi aldattınız. Şimdi utanmadan yine karşımıza çıkıyorsunuz.’ dediler. Bölgede konutları, köy evlerini, ahırları peyderpey yapmaya devam ediyoruz. İnşallah bitirdikçe de bunları vatandaşlarımıza teslim ediyoruz.” diye konuştu.

Konutların alt yapısıyla, üst yapısıyla güven verdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Depremzede kardeşlerimizi en kısa sürede güvenli, huzurlu ve dayanıklı yuvalarına kavuşturmak için gece-gündüz koşturuyoruz. Sadece ziyaret ettiğimiz 5 ilimizde, kuralarını çekerek hak sahiplerine teslim ettiğimiz konut ve köy evi sayısı 31 binin üzerindedir. İnşallah 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz. Takip eden dönemde de her ay 15-20 bin civarında konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Böylece temel atmanın üzerinden bir sene geçmeden inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirmiş olacağız. Yıl sonuna kadar hedefimiz, 200 bin evi vatandaşlarımıza teslim etmektir. Ardından bu sayıyı süratle 390 bine ulaştıracağız. Yola devam ediyoruz. Hedefimiz, halkımıza hizmetlerimizi daha etkin bir biçimde ulaştırabilmek için yerel yönetimlerde halkımızın desteğiyle çok ciddi bir başarı kazanmak. Buralarda da çalışmalarımızı en güzel şekilde sürdürüyoruz.”

Erzincan’da maden ocağındaki toprak kayması

Erzincan’daki altın madeninde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, madende büyük boyutta bir heyelan yaşandığını, 600 civarında madencinin çalıştığı bu yerde 9 vatandaşın şu anda toprak altında olduğunu hatırlatarak, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

İlk andan itibaren Erzincan Valisi’nin bölgede bulunduğunu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bizzat AFAD’la birlikte olaya müdahil olduğunu belirten Erdoğan, kendileriyle BAE’ye gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ı da olay yerine geçmesinin faydalı olacağını düşünerek hızlıca bölgeye gönderdiklerini anlattı.

Bugün itibarıyla İçişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarının olayları yakından takip ederek çalışmaların koordinesini üstlendiğini bildiren Erdoğan, “Bu heyelanın teknik incelemeleri, soruşturmaları başladı. Soruşturmaların neticesine göre adımlar mutlaka atılacaktır. Bu aşamada önceliğimiz madencilerimize ulaşabilmek.” dedi.

“Öyle veya böyle ne yaparlarsa yapsınlar, her şey olacağına varacak”

Seçimler yaklaşırken farklı yapıdaki terör örgütlerinin saldırılar gerçekleştirdiğini söyleyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunlar her dönem, her seçim öncesi maalesef yaşadığımız olaylar. Öyle veya böyle ne yaparlarsa yapsınlar, her şey olacağına varacak. Şurada seçimlere 2 ay bile yok. Artık geri sayım başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında çok açık, net bazı hususları ortaya koydu. Aynı kanaatleri ben de paylaşıyorum. Muhalefet, özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor. Bunların hiçbirinden onlara ekmek çıkmaz, boşuna uğraşıyorlar. 31 Mart kesinlikle bazılarının siyaset sahnesinden tamamen silindiğini göreceğimiz gün olacaktır. Nasıl ki 28 Mayıs’ta bazıları silindiyse, bazıları şu anda yarım yamalak ayakta durmaya çalışıyorsa, bunların neticesi de benzer olacak.”

Teşkilatlarıyla yoğun bir şekilde gerek büyükşehirlerde gerek illerde, ilçelerde Cumhur İttifakı olarak çalışmalarını yaptıklarını kaydeden Erdoğan, şimdi de meclis üyeleriyle ilgili çalışmaların da Ankara’da genel başkan vekilleriyle yürütüldüğünü bildirdi.

“İnşallah biz de kendilerine katılacağız.” diyen Erdoğan, “Malum benim Samsun mitingim var. Samsun bizim için çok çok önemli. Ondan sonra Giresun, Ordu mitinglerimizi yapacağız. Böylece Karadeniz’i şöyle bir toparlayalım istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“FETÖ bataklığını kuruttuk, sinekleri temizleme işimiz devam ediyor”

FETÖ’yle irtibatlı olduğu gerekçesiyle ihraç edilen 450 hakim ve savcının Danıştay 5. Dairesince göreve iade edildiği sürece ilişkin düşünceleri sorulan Erdoğan, “FETÖ denen bu şer şebekesinin, terör yapılanmasının belini kırdık. FETÖ bataklığını kuruttuk ancak sinekleri temizleme işimiz daha devam ediyor.” dedi.

FETÖ’nün iç yüzünü anlatmaya, onlarla her alanda mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Mücadelemiz bitmiş değil. Son kukla da Türkiye’ye zarar veremez hale getirilene kadar devam edeceğiz. Yüzlerindeki değişik maskeleri yırtıp atıyoruz ve bunlar böylece meydana çıkıyor. Her kılığa giren bu iradesiz şarlatanların ensesinde olacağız. Fakat Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün değil. Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda Cumhur İttifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu kararları hazmedemiyorum. Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor ama Anayasa Mahkemesi’nin sık sık bu tür kararları alması bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Mesela Anayasa Mahkemesi bir de BTK’yla ilgili bir karar almış. Hani bunun neresinden gireceksin? Nasıl böyle bir karar alınır? Biz de bu işin üzerine üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Danıştay’da da bu işin yine aynı şekilde takipçisi olacağız.”

(Bitti)

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-bae-ve-misir-ziyareti-donusunde-ucakta-gazetecilere-konustu-2/feed/ 0
AYM, Madımak Oteli davasında zamanaşımı itirazlarıyla ilgili ek rapor alınmasına karar verdi https://www.haber28.com.tr/aym-madimak-oteli-davasinda-zamanasimi-itirazlariyla-ilgili-ek-rapor-alinmasina-karar-verdi/ https://www.haber28.com.tr/aym-madimak-oteli-davasinda-zamanasimi-itirazlariyla-ilgili-ek-rapor-alinmasina-karar-verdi/#respond Sat, 17 Feb 2024 00:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5694 Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybedenlerin yakınlarının bireysel başvurusunda, “zamanaşımı” itirazlarıyla ilgili ek rapor alınmasına karar verdi.

Madımak Oteli’ndeki olaylarda hayatını kaybedenlerin yakınları, 2014’te Yüksek Mahkemeye bireysel başvuruda bulunarak, Sivas’ta yaşanan olaylar üzerine başlatılan yargısal sürecin etkili bir biçimde yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ve toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının ihlal edildiğini öne sürdü.

Başvuruda, Madımak Oteli’nin yakılmasına ilişkin eylemin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması istendi.

Başvuruyu bugünkü Genel Kurul gündeminde ele alan Anayasa Mahkemesi heyeti, “zamanaşımına” karşı yapılan itirazlarla ilgili ek rapor alınmasına karar verdi.

Başvuru, ek rapor hazırlandıktan sonra Yüksek Mahkemece yeniden gündeme alınacak.

Sivas olayları davası

Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen şenlikler sırasında Madımak Oteli’nin yakılması nedeniyle aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 kişi, 2 otel çalışanı ve 2 gösterici öldü.

Olaydan sonra 124 kişi hakkında “Laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla açılan davalar, güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı.

Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak olayda yazar Aziz Nesin’in tahriki gerekçe gösterilerek cezalar 15 yıla indirildi.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise olayların, “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu.

DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti.

Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu.

Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu.

Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava, ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

Sivas ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı zamanaşımından düşürdü.

2014’teki bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce 29 Haziran 2021’de görüşüldü ve incelenmesi ertelendi. Yüksek Mahkeme, 14 Aralık 2023’te başvuruyu tekrar ele aldı, görüşülmesini bir kez daha erteledi. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü en son 25 Ocak 2024’te, bireysel başvurunun Genel Kurul’da 15 Şubat’ta görüşülmesini kararlaştırmıştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/aym-madimak-oteli-davasinda-zamanasimi-itirazlariyla-ilgili-ek-rapor-alinmasina-karar-verdi/feed/ 0
Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, partisinin kendisini yeniden aday göstermemesine tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-partisinin-kendisini-yeniden-aday-gostermemesine-tepki-gosterdi-2/ https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-partisinin-kendisini-yeniden-aday-gostermemesine-tepki-gosterdi-2/#respond Fri, 16 Feb 2024 03:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5579 SARIYER Belediye Başkanı Şükrü Genç, partisinin kendisini yeniden aday göstermemesine tepki göstererek ’18 Şubat gününe kadar kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde kendisi yerine Oktay Aksu’yu aday çıkarmasına tepki gösteren Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Ellerinde ‘Sen yoksan biz de yokuz!’, ‘İmamoğlu hak yeme!’ yazılı dövizler bulunan partililer, sık sık Şükrü Genç lehine sloganlar attı. Kendisini destekleyen partililere seslenen Şükrü Genç, ‘Bundan tam 15 yıl önce, yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum.

Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonunu televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak, 100’üncü yılını geride bırakan partimizin ve de Cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur dedi.

BU KADAR HIRS ACABA RANT HIRSI MI

Yıllarca mahalle sakinleriyle verilen mücadele sonucunda gecekondu mahallelerinin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğünü ifade eden Genç, ‘Sarıyer’i en doğru şekilde, ranta mahkum etmeden, yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur diye konuştu.

18 ŞUBAT GÜNÜNE KADAR KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE DÜZELTİLMESİNİ İSTİYORUZ

Genç, parti yönetiminin 31 Mart seçimleri için tercihini bir daha gözden geçireceğini umut ettiğini belirterek, Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi, en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum, beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki, 18 Şubat akşamından sonra ne olacak Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri, ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Tartışırız, birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-partisinin-kendisini-yeniden-aday-gostermemesine-tepki-gosterdi-2/feed/ 0
Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, partisinin kendisini yeniden aday göstermemesine tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-partisinin-kendisini-yeniden-aday-gostermemesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-partisinin-kendisini-yeniden-aday-gostermemesine-tepki-gosterdi/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5574 SARIYER Belediye Başkanı Şükrü Genç, partisinin kendisini yeniden aday göstermemesine tepki göstererek “18 Şubat gününe kadar kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde kendisi yerine Oktay Aksu’yu aday çıkarmasına tepki gösteren Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Ellerinde ‘Sen yoksan biz de yokuz!’, ‘İmamoğlu hak yeme!’ yazılı dövizler bulunan partililer, sık sık Şükrü Genç lehine sloganlar attı. Kendisini destekleyen partililere seslenen Şükrü Genç, “Bundan tam 15 yıl önce, yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum.

Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonunu televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak, 100’üncü yılını geride bırakan partimizin ve de Cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum: Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur?” dedi.

“BU KADAR HIRS ACABA RANT HIRSI MI?”

Yıllarca mahalle sakinleriyle verilen mücadele sonucunda gecekondu mahallelerinin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğünü ifade eden Genç, “Sarıyer’i en doğru şekilde, ranta mahkum etmeden, yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur” diye konuştu.

“18 ŞUBAT GÜNÜNE KADAR KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE DÜZELTİLMESİNİ İSTİYORUZ”

Genç, parti yönetiminin 31 Mart seçimleri için tercihini bir daha gözden geçireceğini umut ettiğini belirterek, “Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi, en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum, beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki, 18 Şubat akşamından sonra ne olacak? Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri, ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Tartışırız, birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-partisinin-kendisini-yeniden-aday-gostermemesine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Şükrü Genç, CHP’nin aday tercihine tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/sukru-genc-chpnin-aday-tercihine-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/sukru-genc-chpnin-aday-tercihine-tepki-gosterdi/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5565 SARIYER Belediye Başkanı Şükrü Genç, partisinin kendisini yeniden aday göstermemesine tepki göstererek “18 Şubat gününe kadar kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlerde kendisi yerine Oktay Aksu’yu aday çıkarmasına tepki gösteren Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da yapılan açıklamaya çok sayıda partili katıldı. Ellerinde ‘Sen yoksan biz de yokuz!’, ‘İmamoğlu hak yeme!’ yazılı dövizler bulunan partililer, sık sık Şükrü Genç lehine sloganlar attı. Kendisini destekleyen partililere seslenen Şükrü Genç, “Bundan tam 15 yıl önce, yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum.

Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonunu televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak, 100’üncü yılını geride bırakan partimizin ve de Cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum: Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur?” dedi.

“BU KADAR HIRS ACABA RANT HIRSI MI?”

Yıllarca mahalle sakinleriyle verilen mücadele sonucunda gecekondu mahallelerinin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğünü ifade eden Genç, “Sarıyer’i en doğru şekilde, ranta mahkum etmeden, yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur” diye konuştu.

“18 ŞUBAT GÜNÜNE KADAR KARARIN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ VE DÜZELTİLMESİNİ İSTİYORUZ”

Genç, parti yönetiminin 31 Mart seçimleri için tercihini bir daha gözden geçireceğini umut ettiğini belirterek, “Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi, en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum, beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki, 18 Şubat akşamından sonra ne olacak? Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri, ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Tartışırız, birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sukru-genc-chpnin-aday-tercihine-tepki-gosterdi/feed/ 0
Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, aday gösterilmemesine tepki gösterdi https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-aday-gosterilmemesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-aday-gosterilmemesine-tepki-gosterdi/#respond Thu, 15 Feb 2024 21:24:38 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5503 Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, yeniden aday gösterilmemesine tepki göstererek parti yönetimine seslendi. “Alınan bu kararın bir siyasi intihar olmasından endişeliyim. 18 Şubat’a kadar kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz” ifadelerini kullanan Genç, Sarıyer’i ranta mahkum etmeden yerinde dönüştürme gayretinde olduklarını belirterek, “Bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın rant hırsı yok” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday gösterilmemesi üzerine bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde saat 16.00’da başlayan açıklamaya çok sayıda partili de katılarak Genç’e destek verdi. Partililerin ellerinde “Sen yoksan biz de yokuz”, “İmamoğlu hak yeme” yazılı dövizler taşıdığı, Genç’in açıklamasının sık sık, “İmamoğlu gidecek”, “Şükrü Başkan seninleyiz” şeklindeki sloganlarla kesildiği görüldü. Başkan Şükrü Genç, alınan bu kararın siyasi bir intihar olmasından duyduğu endişeyi dile getirerek, 18 Şubat tarihine kadar kararın gözden geçirilerek düzeltilmesini istediklerini söyledi. Sarıyer’i ranta mahkum etmeden yerinde dönüştürme gayretinde olduklarını da belirten Genç, halkının rant hırsının olmadığını tek istediklerinin Sarıyer’de huzurla yaşamak olduğunu ifade etti.

“Adaylık sürecini televizyondan öğrenmiş olmak partimizin ve cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır”

Sarıyer Belediye Başkanlığı binası önünde toplanan partililere seslenen Genç, “Yüzde 27 oy oranıyla başladığımız yolculuğu 2009 seçimlerinde yüzde 37, 2014 yılında yüzde 52, 2019 yılında ise yüzde 60’lara taşıdık. Bir çocuğun doğumundan 15 yaşına kadar gelişi gibi Sarıyer’i hep birlikte büyüttük. Her kesimden verilen bu oy için tüm Sarıyerlilere binlerce kez teşekkür ediyorum. Çalışma arkadaşlarımla birlikte 15 yıl emek harcamış, alın teri ve büyük mücadele ortaya koymuş bir belediye başkanı olarak, adaylık sürecinin sonuna televizyon ve medyadan takip ederek öğrenmek zorunda kalmış olmak yüzüncü yılını geride bırakan partimizin ve de cumhuriyetin kültürüyle bağdaşmamaktadır. Aday belirlemenin objektif ve tutarlı bir şekilde kamuoyu yoklamalarına bağlı olarak yapılmadığı da ortadadır. Çünkü bu süreçte yaptırdığımız iki anket Sarıyerlilerin tercihiyle yeniden seçileceğimizi açıkça ortaya koyarken buradan soruyorum; Hangi anket sonucu böyle bir kararın alınmasına neden olur?” dedi.

“Bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın rant hırsı yok”

Sarıyer’i en doğru şekilde ranta mahkum etmeden yerinde dönüştürme gayreti içinde olduklarını ve bu yaşananları hak etmediklerini belirten Genç, “Sarıyer bu süreci hak etmedi sevgili dostlarım. Anne ve babalar bir evlat yetiştirmenin zorluğunu, harcanan emeği çok iyi bilirler. İşte bizim için de bütün süreçleri planladığımız, ilmek ilmek işleyerek geliştirdiğimiz; toplumun kesimlerinden oy alarak huzur ve hoşgörü kenti yaptığımız bir Sarıyer olduğunu yaşayarak görüyoruz zaten. Yıllardır mahalle sakinlerimizle birlikte verdiğimiz mücadele sonucunda gecekondu mahallelerimizin başta mülkiyet olmak üzere, temel problemlerinin çözüldüğü Sarıyer’i en doğru şekilde ranta mahkum etmeden yerinde dönüştürme gayreti içinde olduğumuzu, hazırlık içinde olduğumuzu herkes biliyor. Herkesin bilmesine rağmen bu kadar hırs acaba rant hırsı mı? Benim halkımın, oralarda yaşayan insanlarımın rant hırsı yok. Onların tek beklentisi bu kadar yıldır başına ne geleceğini bilmediği yuvasını artık kendisinin olacağı, başını yastığa rahat koyacağı ve bir gün torununa buraları rahatça bırakacağıdır. Onun tek beklentisi de budur. O zaman rant onları hiç ilgilendirmemektedir. Çalışma arkadaşlarım ile bu dönüşümü halktan yana çözümlerle gerçekleştirmek üzere 2009’dan bu yana altyapı çalışmalarını yaptık. Çok inanılmaz, güzel iyi bir teknik kadromuz var” şeklinde konuştu.

“Alınan bu kararın bir siyasi intihar olmasından endişeliyim”

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, parti yönetiminin aldığı kararın doğruluğundan endişeli olduklarını belirterek, “Yaşamım boyunca demokrasi mücadelesi verdim. Vermeye devam ediyorum ve vermeye devam edeceğim. Beni o yoldan toplumum için bu bana sevgili anacığımın en büyük öğüdüdür; ‘Oğlum iki elim yakanda olacak, insanları bırakma’ Şimdi 15 yıllık evladım Sarıyer’in geleceğinden endişeliyim. Sarıyer’in kaybedilmesinden endişeliyim. 2009’da hazırladığımız Sarıyer Kalkınma Eylem Planı’yla başlattığımız orta ve uzun vadeli projelerin tamamlanamamasından bir mühendis olarak endişeliyim. Çünkü planlama liyakatli ellerde yapılabilir ve ancak uygulanabilir. Bir de kimden yana olacak? Ranttan yana değil halkından yana olacak. Devam eden mülkiyet çözüm sürecinin tamamlanamamasından endişeliyim. Yerinde dönüşüm istediğimiz gecekondularımız için, avucunda tuttuğum ranta açılmasına izin vermediğiniz tüm yeşil alanlar için endişeliyim. Alınan bu kararın bir siyasi intihar olmasından endişeliyim. Partimizin kuruluşundan şu güne dek en büyük iddiası parti içi demokrasinin işletilmesi ve halkın taleplerinin ön planda tutulmasıdır. Parti organları birbirini denetleyen ve yapılan veya yapılması muhtemel hataları önleyici mekanizmalar olup şeffaf ve halka hesap verecek şekilde oluştururuz. Eğer uğruna mücadele verdiğin halkının, yüz yıllık geçmişi olan partinin kriterlerini bilmeden ve de onlara uygun olmadan, ki her şey o kadar açık yazıyor; bu partinin tüzüğünde var. Eğer böyle bir çaba ve uğraş içine girilmesi ile bir sonuç geldiyse sonucun doğruluğundan endişeliyim. ve de öyle oldu” dedi.

Başkan Genç 18 Şubat’ı işaret etti

Umutlarının hala devam ettiğini belirten Şükrü Genç, “Umut ediyorum ki parti yönetimimiz kazanacak adayla seçime girmekten yana tercihini bir daha gözden geçirecektir. Parti yönetimimiz Sarıyerlilerin sesini duysun ve dinlesin. Umut ediyorum ki parti yönetimimiz doğru saha ölçümlerine göre hareket etsin. O anketlere kulak verilsin. Umut ediyorum ki, parti yönetimimiz Sarıyer ve İstanbul’u kazanmak için en doğru yöntemi en doğru adayı belirleyecektir. Bu talepler dikkate alınarak bu kararın partimizce yeniden gözden geçirilmesini Sarıyerliler adına talep ediyorum. Sarıyer halkı ve benim umudum beklentim şudur ki; bu kararların yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat akşamına kadar artarak devam edecektir bu. Peki 18 Şubat akşamından sonra ne olacak? Ben mühendisim. Biz mühendisler bir karar verirken birlikte kimler varsa çevresinde herkesle birlikte karar verir. Yani verileri ne varsa bütün mesajları alırız. Olanı olmayanı, bir araya getirir, tartışırız. Yani bunun içinde halkımız, muhtarlarımız, gazetecilerimiz ve çocuklarımız ve bu yaşamın içinde olan herkes. Birlikte karar veririz. İşte o noktada analizini yaparız, böyle bir bina gibi. ve biz bu şekilde hareket edeceğiz deriz. ve kararımızı aynı şekilde çok daha kalabalıklarla her yere duyururuz. 18 Şubat gününe kadar bu kararın gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini istiyoruz. Sarıyer iktidarının ve beklenti içinde olan tüm Sarıyerliler ve İstanbullular, Anadolu’daki Sarıyerliler, sevdalı Sarıyerliler hep bir araya gelerek karar vereceği 18 Şubat akşamına hep beraber var mıyız sevgili dostlar?” diyerek konuşmasını sonlandırdı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/sariyer-belediye-baskani-sukru-genc-aday-gosterilmemesine-tepki-gosterdi/feed/ 0
İmamoğlu, İstanbul Sanayi Odası’nı ziyaret etti https://www.haber28.com.tr/imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti-2/ https://www.haber28.com.tr/imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti-2/#respond Thu, 15 Feb 2024 03:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5408 İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İmamoğlu ziyaretin ardından açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir.” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve oda üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrasında açıklamalarda bulunan İmamoğlu, ziyaretin ardından CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile kısa bir yürüyüş de yaptı.Yürüyüş sırasında yanına gelen bir gençle diyalogu kameralara yansıyan İmamoğlu, gencin iş isteğini geri çevirmedi.

“İSTANBUL DÜZENLİ BİR GELİŞMEYE MUHTAÇ”

İSO ziyareti sonrasında konuşan Ekrem İmamoğlu, “5 yıl önce ben yine Sanayi Odasını geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugünse, 5 yılın bugün hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbulumuzda 5 yıl boyunca başta sanayicilerimizle üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik. İstanbul kenti düzenli bir gelişmeye muhtaç, İstanbul kenti korunmaya muhtaç, İstanbul kenti problemleri büyüten değil, problemleri azaltan ve mutlu huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle gelişimi sağlayan ama başka bir yönle de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli hatlarından biri de üretim. Çünkü İstanbul aynı zamanda Türkiyemizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler, bunlar nasıl yönetilmeli, nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.

“EN GÜÇLÜ DEMOKRATİK METODUN DAHİL OLDUĞU SÜRECE TALİBİZ”

İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu, örneğin sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’u pozisyonunu Marmara bölgesinde i yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik” diye konuştu.

“GÜÇLÜ BİR DÖNEME HAZIR OLDUĞUMUZU PAYLAŞTIK”

İmamoğlu, “Sanayinin geliştirilmesi noktasında aynı şekilde sanayi ve işgücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk, ki bu konuda bölgesel istihdam ofislerimiz olsun, farklı çalışmalarımızın nasıl bu 5 yılda geliştiğinden bahsettik. Bu bağlamda ben her daim 5 yıl boyunca İstanbul Sanayi Odası’nın gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrını yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sanayi platformunu kurarak, İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere, organize sanayi bölgeleriyle, büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir, muazzam bir diyalog sürecini de yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir 5 yılın geçtiğini; ama çok daha güçlü bir 5 yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2024-2029 döneminde böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu ile bir genç arasında yaşanan diyalog kameralara yansıdı. İmamoğlu gencin iş isteğini geri çevirmedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti-2/feed/ 0
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul Sanayi Odası’nı ziyaret etti https://www.haber28.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskani-ekrem-imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskani-ekrem-imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5375

Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İmamoğlu ziyaretin ardından açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir.” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve oda üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrasında açıklamalarda bulunan İmamoğlu, ziyaretin ardından CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile kısa bir yürüyüş de yaptı.Yürüyüş sırasında yanına gelen bir gençle diyalogu kameralara yansıyan İmamoğlu, gencin iş isteğini geri çevirmedi.

“İSTANBUL DÜZENLİ BİR GELİŞMEYE MUHTAÇ”

İSO ziyareti sonrasında konuşan Ekrem İmamoğlu, “5 yıl önce ben yine Sanayi Odasını geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugünse, 5 yılın bugün hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbulumuzda 5 yıl boyunca başta sanayicilerimizle üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik. İstanbul kenti düzenli bir gelişmeye muhtaç, İstanbul kenti korunmaya muhtaç, İstanbul kenti problemleri büyüten değil, problemleri azaltan ve mutlu huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle gelişimi sağlayan ama başka bir yönle de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli hatlarından biri de üretim. Çünkü İstanbul aynı zamanda Türkiyemizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler, bunlar nasıl yönetilmeli, nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.

“EN GÜÇLÜ DEMOKRATİK METODUN DAHİL OLDUĞU SÜRECE TALİBİZ”

İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu, örneğin sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’u pozisyonunu Marmara bölgesinde i yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik” diye konuştu.

“GÜÇLÜ BİR DÖNEME HAZIR OLDUĞUMUZU PAYLAŞTIK”

İmamoğlu, “Sanayinin geliştirilmesi noktasında aynı şekilde sanayi ve işgücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk, ki bu konuda bölgesel istihdam ofislerimiz olsun, farklı çalışmalarımızın nasıl bu 5 yılda geliştiğinden bahsettik. Bu bağlamda ben her daim 5 yıl boyunca İstanbul Sanayi Odası’nın gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrını yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sanayi platformunu kurarak, İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere, organize sanayi bölgeleriyle, büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir, muazzam bir diyalog sürecini de yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir 5 yılın geçtiğini; ama çok daha güçlü bir 5 yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2024-2029 döneminde böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu ile bir genç arasında yaşanan diyalog kameralara yansıdı. İmamoğlu gencin iş isteğini geri çevirmedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskani-ekrem-imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti/feed/ 0
İmamoğlu, İstanbul Sanayi Odası’nı ziyaret etti https://www.haber28.com.tr/imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti/ https://www.haber28.com.tr/imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5372

Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İmamoğlu ziyaretin ardından açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir.” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve oda üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrasında açıklamalarda bulunan İmamoğlu, ziyaretin ardından CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile kısa bir yürüyüş de yaptı.Yürüyüş sırasında yanına gelen bir gençle diyalogu kameralara yansıyan İmamoğlu, gencin iş isteğini geri çevirmedi.

“İSTANBUL DÜZENLİ BİR GELİŞMEYE MUHTAÇ”

İSO ziyareti sonrasında konuşan Ekrem İmamoğlu, “5 yıl önce ben yine Sanayi Odasını geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugünse, 5 yılın bugün hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbulumuzda 5 yıl boyunca başta sanayicilerimizle üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik. İstanbul kenti düzenli bir gelişmeye muhtaç, İstanbul kenti korunmaya muhtaç, İstanbul kenti problemleri büyüten değil, problemleri azaltan ve mutlu huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle gelişimi sağlayan ama başka bir yönle de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli hatlarından biri de üretim. Çünkü İstanbul aynı zamanda Türkiyemizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler, bunlar nasıl yönetilmeli, nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.

“EN GÜÇLÜ DEMOKRATİK METODUN DAHİL OLDUĞU SÜRECE TALİBİZ”

İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu, örneğin sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’u pozisyonunu Marmara bölgesinde i yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik” diye konuştu.

“GÜÇLÜ BİR DÖNEME HAZIR OLDUĞUMUZU PAYLAŞTIK”

İmamoğlu, “Sanayinin geliştirilmesi noktasında aynı şekilde sanayi ve işgücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk, ki bu konuda bölgesel istihdam ofislerimiz olsun, farklı çalışmalarımızın nasıl bu 5 yılda geliştiğinden bahsettik. Bu bağlamda ben her daim 5 yıl boyunca İstanbul Sanayi Odası’nın gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrını yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sanayi platformunu kurarak, İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere, organize sanayi bölgeleriyle, büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir, muazzam bir diyalog sürecini de yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir 5 yılın geçtiğini; ama çok daha güçlü bir 5 yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2024-2029 döneminde böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu ile bir genç arasında yaşanan diyalog kameralara yansıdı. İmamoğlu gencin iş isteğini geri çevirmedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/imamoglu-istanbul-sanayi-odasini-ziyaret-etti/feed/ 0
TMMOB, Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’ndeki toprak kayması üzerine basın açıklaması yaptı https://www.haber28.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber28.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/#respond Wed, 14 Feb 2024 08:00:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5278 Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç’te bulunan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nde meydana gelen toprak kayması üzerine basın açıklaması gerçekleştirdi. İşletmenin kapatılmasını isteyen TMMOB’un açıklamasında ” Her dilekçemizde, her açıklamamızda liç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle vurgulanmış olmasına karşın; ne Bakanlık ne yerel idare ne de Mahkemece uyarılarımız dikkate alınmamış, göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır” denildi.

“SÖMÜRGE MADENCİLİĞİ İLE YALNIZCA DOĞAMIZ VE KAYNAKLARIMIZ DEĞİL, YAŞAMLARIMIZ DA KATLEDİLİYOR

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu’nun açıklaması şu şekilde;

“Faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesinde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğamız ve kaynaklarımız değil, yaşamlarımız da katlediliyor. Faaliyete girdiği yıldan bugüne, mevzuat dolanılarak parça parça hazırlanan projelerle devasa nitelik kazanan Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlike Birliğimiz tarafından daha önce de pek çok kez kamuoyuna açıklanmış, açtığımız davalarda sunulan teknik raporlarla da ortaya konmuştur.

“MAHKEMECE UYARILARIMIZ DİKKATE ALINMAMIŞ, GÖZ ARDI EDİLMİŞ, BUGÜN YAŞANAN FELAKETE YOL AÇILMIŞTIR

Her dilekçemizde, her açıklamamızda liç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle vurgulanmış olmasına karşın; ne Bakanlık ne yerel idare ne de Mahkemece uyarılarımız dikkate alınmamış, göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır.

2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açtığımız davada; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır. Tüm bunlara karşın üstelik yargılama sürerken tam da dilekçelerimizde belirtilen riskler gerçekleşmiş ve 2022 yılında siyanürlü solüsyon taşıyan borularda yırtılma neticesinde siyanürlü solüsyon SIZDIRMAZLIK ALANI DIŞINA taşarak çevresel tahribata neden olmuş olmasına rağmen, mahkemece bilirkişi heyetine ve raporuna sunulan itirazlarımız, hukuka aykırılık iddialarımız karşılanmadan, yalnızca ÇED raporundan alıntılarla davanın reddine karar verilmiştir.

“DOSYA HALEN BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ AŞAMASINDADIR

Karara yönelik temyiz istemi neticesinde ise Danıştay 6. Dairece “Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında yer alan kurum görüşlerine yer vermekten ziyade, taahhütlerin çevreye olabilecek etkilerinin teknik olarak incelendiği, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.” gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Akabinde Mahkemece yeniden bir bilirkişi heyeti belirlenerek 6 Aralık tarihinde keşif gerçekleştirilmiş olup, dosya halen bilirkişi incelemesi aşamasındadır.

Kapasite artışına ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın yargılaması sürerken 21 Haziran 2022 tarihinde siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hattında oluşan yırtılma nedeniyle siyanürlü solüsyonun çevreye yayıldığı bölgede yaşayan halk tarafından fark edilmiş akabinde TMMOB tarafından da suç duyurusunda bulunulmuştur.

“ŞİRKET FAALİYETLERİNE DEVAM ETMİŞTİR

Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş; yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış “analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği” beyan edilmiştir. ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir.

Savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütülmüş ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sürece ilişkin yetki ve sorumlulukları dolayısıyla Maden sahasını denetimle görevli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ve çalışanları ile projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı, izin, ruhsat veren kurumlar ile yetkilileri hakkındaki şikayetlerimiz hakkında ise herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve karar oluşturulmamıştır.

2023 YILINDA ÇÖPLER KOMPLEKS MADENİ AÇIK OCAK GENİŞLEME PROJESİNE İLİŞKİN OLARAK ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLMİŞTİR

Yaratılan tahribat ortada olmasına ve Birliğimizde defaatle uyarıda bulunulmasına rağmen faaliyetlerin durması bir yana; 2023 yılında Çöpler Kompleks Madeni Açık Ocak Genişleme projesine ilişkin olarak ÇED Gerekli Değildir kararı verilmiştir. Bu karar karşı da Birliğimiz tarafından dava açılmıştır. Dava dilekçesinde bir kez daha altın madenciliğinde, liç işleminde kullanılan siyanür ve ortaya çıkacak diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkiler yaratacak olası bir risk ve tehdit unsuru oluşturduğu; özellikle çok kuvvetli bir zehir olan siyanürün toprağa, suya ve havaya karıştığı zaman her türlü canlı açısından zararlı olduğu; dolayısıyla proses gereği atık barajlarına pompalanan siyanürlü atıkların, geçirimsiz olarak planlanan bu atık barajlarından oluşabilecek sızıntılar nedeniyle su kaynaklarına ve diğer kullanım alanlarına ulaşma olasılığı bulunduğu ve siyanürlü altın madeni işletilmesinde risk unsurunun ön plana çıktığı, ayrıca aynı risk sebebiyle bu bölgelerdeki flora ve faunanın da bozulma tehditi altında kaldığı bugüne değin yapılan çalışmalar, yargı kararları ve akademik raporlar ve esasında yaşanan çevre felaketleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıkça ortaya konduğu; yöntemin niteliği dolayısıyla; siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye yahut denetim/izleme faaliyetlerine bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmenin olanaklı olmadığı ifade edilmiştir.

“ISRARLA DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ TEHLİKE GERÇEKLEŞMİŞTİR

Dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ve henüz 2022 yılında yaşananlar ortada olmasına karşın mahkemece yürütmenin durdurulması hakkında dahi bir karar verilmemiş keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasına bırakılmıştır. Dosyada son olarak 6 Aralık tarihinde keşif gerçekleştirilmiş olup bilirkişi incelemesi aşamasındadır. Her iki dosyada da gerek dilekçelerde gerekse de keşif esnasında bilirkişi heyetine sunulan teknik beyanlarda İliç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle tarafımızca dile getirilmiştir. Fakat ne yetkili idarece ne de Mahkeme heyetinde ısrarla dikkate alınmamış faaliyetin devamına imkan sağlanmıştır. Neticesinde ise ne yazık ki ısrarla dikkat çekmeye çalıştığımız tehlike gerçekleşmiştir.

FELAKETİN SORUMLULARI YARGI KARŞISINDA HESAP VERMELİ, TÜM ÇED KARARLARI İPTAL EDİLMELİ VE İŞLETME DERHAL KAPATILMALIDIR

Bu yaşananların sorumlusu, faaliyeti yürütenler kadar yürümesine olanak sağlayan, izin verenler, ülkemiz kaynaklarının, doğamızın bir grup yabancı sermayenin çıkarları uğruna yağmalanmasına göz yumanlardır. İvedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakan, uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine karşın halen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlayamayanlardır. Bir kez daha sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları kararı iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmadır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
700 yıllık tarihi kitabenin taşınması kararı alındı https://www.haber28.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabenin-tasinmasi-karari-alindi/ https://www.haber28.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabenin-tasinmasi-karari-alindi/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:12:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4670

Burak KESKİNCİ/ BEYOĞLU’ndaki Ceneviz Surları’nın Harup Kapı bölümü üzerinde bulunan yaklaşık 700 yıllık tarihi kitabenin, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 2019’da İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşınmasına karar verildi. Hırsızlığa karşı demir bir kafeste tutulan kitabe, önündeki dar yoldan geçiş yapan araçlar sebebiyle tahrip olma riskiyle karşı karşıya. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin ” Cenevizlilerden kalan bire bir buçuk metrelik anıtsal değeri olan kitabe maalesef kötü durumda. Burayla ilgili kararı ilgili koruma kurulundan aldırmıştık, mevcut durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması, yerine replikasının konulması kararı alınmıştı. Restorasyonda bu müdahale maalesef yapılmamış” dedi. İBB’den yapılan açıklamada; Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına devam edildiği ve replikanın henüz hazır olmadığı ifade edildi.

Beyoğlu’nda Galata Kulesi’ne yakın bir bölgede bulunan, Yanıkkapı Sokak’ta yer alan yaklaşık 700 yıllık Ceneviz armalı tarihi kitabe; hırsızlık ve çevresel tahribattan korunması için uzun bir süredir demir kafeste tutuluyor.  Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği’nin de başvurusuyla 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca Ceneviz Surları’nda yer alan tarihi kitabenin replikasının yapılarak; orijinal eserin İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılmasına karar verildi. Alandaki restorasyon çalışmaları ve İstanbul Restorasyon Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı’nda hazırlanacak replika kitabenin aynı noktaya yerleştirilmesi işlemlerinin ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce gerçekleştirileceği öğrenildi. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, alanda İBB ekipleri tarafından yaklaşık bir yıl önce gerçekleştirilen restorasyon çalışması sonrasında eser aynı yerinde muhafaza edilirken, kapı ve eser çevresindeki demir korkuluk, gergi ve statik destek ekipmanları da genişletildi belirtti. Daha önce; küçük bir çerçeve içerisinde bulunan kitabenin; çevresindeki demir çerçeve de büyütüldü. Çevre sakinleri ise dar bir sur kapısında yer alan kitabenin, altından geçen araçlar sebebiyle olası bir kaza veya sürtmede, tahribata uğrama riskine vurgu yaptı. Yakınında, metro istasyonunun da yer aldığı, surların bulunduğu nokta otopark olarak da kullanılıyor. Tarihi eserin yer aldığı alan havadan da görüntülendi. İBB’den yapılan açıklamada, Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına etaplar halinde devam edildiği ve replikanın henüz hazır durumda olmadığı, hazır olduğunda orijinal kitabenin müzeye taşınacağı belirtildi. Taşınma tarihi ve demir çerçevenin genişletilmesi hakkında ise bilgi verilmedi.

“RESTORASYONA RAĞMEN KÖTÜ DURUMDA”

Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, “Maalesef restorasyon yapılmasına rağmen kötü durumda. Gerekli ilgi gösterilmemiş gibi. Biz, Mimari Restorasyon ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı olarak ilgili koruma kurulundan karar aldırdık. Mevcut kötü durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması yerine replikası konulması kararını aldırdık. Restorasyon yapıldığı sırada bu müdahale maalesef yapılmamış. Önemi şurada dediğimiz gibi 700 yıllık bir kitabeden bahsediyoruz” şeklinde konuştu.

“ÇEVRESİNDEKİ KÖTÜ ŞARTLARDAN DOLAYI KARAR ALDIRDIK”

Kitabe hakkında bilgi veren Şahin, “Ortasında, Genoa’nın kurucu meleği Aziz George’un hacı var, her iki tarafında da Doria ve Meruda ailelerinin imtiyazlarını gösteren armaları bulunmakta. 2863 Sayılı Koruma Kanunu’muza göre böyle evrensel değere sahip tarihsel belge niteliğindeki bir kitabe, kapının uluslararası tüzüklere göre koruma altına alınması gerekiyor. Maalesef mevcudiyet, yakın çevresindeki kötü şartlardan dolayı 2019 yılının başında bu kararı aldırdık. İnşallah yetkililerimiz tarafından durum tekrar gözden geçirilir ve Yanıkkapı dediğimiz bu bölgedeki tek olduğunu söylediğimiz eser de, koruma ilkeleri gereği İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılır” diye konuştu.

“ARMA MEVCUT MÜHENDİSLİK METOTLARIYLA KALDIRILABİLİRDİ”

“Evrensel değerlere sahip bir kitabeden bahsediyoruz” ifadesini kullanan Şahin, “Mevcut şartlarla durumun uygun olmadığını söyleyebiliriz. Yapılan restorasyon çalışmalarında, tabi projeye uygun olarak kararlar alındı; ilgili koruma kurullarında alındı, müdahale şekilleri yakın çevresiyle birlikte kurullardan geçirildi. Böyle bırakılmamalıydı. Eğer böyle bir restorasyondan geçilseydi, mevcut statik sorunları da halledilip bu arma mevcut mühendislik metotlarıyla kaldırabilirdi. Kaldırılmaması tercih edilmiş. Tabi yapılsa, biz altyapısını da hazırlamıştık, koruma kurullarından geçirdik. Bu yapılabilirdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin yetkileriyle konservasyonu, replikası yapılıp, halka açılabilirdi” dedi.

“ÇALINMAYA DA MÜSAİT”

Alandaki çalışmalarla ilgili konuşan Şahin, “Yapılan uygulamalar; biz her zaman söylüyoruz, halk dilinde konuşalım; çamaşır suyundan çıkmış gibi. Derz dolgu ile yapılan restorasyon tam bir restorasyon değil. Bazı özgün malzemeleri de yeni yapılan malzemelerle, dolgu malzemeleriyle kullandığınızda özgün malzemeyi kaybediyorsunuz. Tabi bunun mevcut yerinde durması tercihimiz olurdu. Mevcut kültürel altyapımız ise buna uygun değil. Hala yerinde duruyor maalesef. Armaları ve kabartmaları da kötü hale geliyor. Çalınmaya da kötü müdahaleye de müsait. Vandallığa da uğrayabilir. Üzerindeki kabartmalar da fiziksel koşullardan dolayı yavaş yavaş eriyor. Müzede korunması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“ARABALAR GEÇERKEN SÜRTEBİLİYOR”

Kitabenin bulunduğu surun yakınında dükkanı bulunan esnaf Selami Özkan “Böyle bir şeyin burada olmasına şaşırdım, güzel bir şey hemen dükkanımızın yanında demek ki tarihi bir yerin yakınında duruyormuşuz. Burada hemen hemen 8-9 aylık bir çalışma yapıldı. Buralar düzenlendi, fakat onu hiç sökmediler. Tabi arabalar geçerken sürtebiliyor, hatta bir duvar yıkıldı, tekrar yaptılar burada”dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/700-yillik-tarihi-kitabenin-tasinmasi-karari-alindi/feed/ 0
Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, CHP’nin kararından dönmesini istedi https://www.haber28.com.tr/cesme-belediye-baskani-ekrem-oran-chpnin-kararindan-donmesini-istedi/ https://www.haber28.com.tr/cesme-belediye-baskani-ekrem-oran-chpnin-kararindan-donmesini-istedi/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4041 HABER: GİZEM ÇETİNKOL – KAMERA: KERİM UĞUR

CHP tarafından tekrar aday gösterilmeyen Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran hakkında çıkan “başka partiye geçecek” söylentileri ile ilgili Anka Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Başkan Oran, CHP’nin “Partimin kararından dönmesini, partimin organlarının toplanıp bu kararı yeniden değerlendireceğini düşünüyorum. Değerlendirdiler ve kararlarından dönmediler. O zaman ben örgütümle, ilçe örgütümle, kadın kollarımla, meclis üyelerimle ve partililerimle beraber bu konuyu masaya koyar ve hep beraber bir karar alırız” dedi.

CHP Genel Merkezi’nin İzmir adaylarını açıklamasının ardından, tekrar aday gösterilmeyen mevcut Belediye Başkanı Ekrem Oran, aday gösterilmemesine tepki gösterdi. CHP Genel Merkezi’ne çağrıda bulunarak bu karardan dönülmesi gerektiğinin altını çizdi. Geçtiğimiz gün Çeşme Meydanı’nda gerçekleşen mitingden de bahseden Başkan Ekrem Oran, “Çeşmeliler MYK’mızın aldığı aday atama kararına karşı bir protesto düzenledi, bende katıldım. Alanda 3 bin 500 kişi vardı ve onlara şunu söyledim yanlış hesap Bağdat’tan döner, bir tek ölüme çare yok. Çeşme’de çok büyük bir yıkım var. Çeşme’de çok büyük bir moral bozukluğu var ve çok büyük bir gerilim var. Çeşme’de başarılı bir belediye başkanı halkıyla barışık bir belediye başkanı varken niçin bunun konmadığını, kimse anlayamıyor. Öbür taraftan da niçin bir ithal adayın Çeşme’ye getirildiğini de anlamış değilim. Ben diyorum ki bu hafta içinde toplanacak parti meclisimizde de MYK’mız da da muhakkak bu ortam, bu protestolar, bu tepkiler değerlendirilecek ve Sezar’ın hakkı Sezar’a verilecek. Ben bu partinin evladıyım. Bu ocak benim babamın değil, dedemin ocağı. Benim dedem İsmet Paşa’nın iki dönem milletvekiliydi. Bu süreçte bir tarafta MHP’den ikametgahını eylül ayında Çeşme’ye almış bir aday, diğer tarafta Urla’ya aday adayı olmuş Çeşme’ye aday gösterilmiş genç bir kardeşimiz. Çeşme bu iki adaya mahkum kalamaz. Bizi baba ocağımızdan zorla göndermeyin, Çeşme bizim sevdamız” dedi.

“GİDİP YADA KALMAYA HEP BERABER KARAR VERECEĞİZ”

Hakkında çıkan başka partiden aday olacak söylentilerine de açıklık getiren Başkan Ekrem Oran, “Partimin kararından dönmesini, partimin organlarının toplanıp bu kararı yeniden değerlendireceğini düşünüyorum. Cevap almak istiyorsanız şunu da söyleyim. Değerlendirdiler ve kararlarından dönmediler. O zaman ben örgütümle, ilçe örgütümle, kadın kollarımla, meclis üyelerimle ve partililerimle beraber bu konuyu masaya koyar ve hep beraber bir karar alırız” ifadelerini kullandı.

DEMİRDEN KORKSAK TRENE BİNMEZDİK

Zarf içinde kendisine gönderilen kurşunlarla ilgili de açıklama yapan Başkan Oran, şunları söyledi:

“Bugün onunla ilgili emniyet birimlerine gerekli ifadeyi verdim. Dolayısıyla adliyeye yansımış bir konu hakkında çok fazla bilgi vermek doğru olmaz. Ama şunu söyleyebilirim demirden korksak trene binmezdik. Çeşme’yi yönetmek için mangal gibi yürek lazım. Biz yaptığımız bütün işleri Çeşme ailemizin yararına olmak üzere bütün icraatları yaptık. Çeşme ailem ve Çeşme’nin Sevenleri de buna şahittir”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cesme-belediye-baskani-ekrem-oran-chpnin-kararindan-donmesini-istedi/feed/ 0
Kılıçdaroğlu, Akşener’in ‘CHP’den para almadık’ iddiasını doğruladı https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglu-aksenerin-chpden-para-almadik-iddiasini-dogruladi/ https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglu-aksenerin-chpden-para-almadik-iddiasini-dogruladi/#respond Fri, 02 Feb 2024 06:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4018 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin grup toplantısında CHP’yi sert sözlerle eleştirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İYİ Parti iktidardan para aldı imasında bulunduğunu öne süren Akşener; “Kimseden 1 Liralık yardım almadık. Herkes haddini bilecek” dedi. Akşener’in sözlerini doğrulayan CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İYİ Parti ile CHP arasında herhangi bir para alışverişi asla söz konusu olmadı. Meral hanım gerçeği söylemiş” ifadelerini kullandı.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda koltuğunu Özgür Özel’e devreden Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

“DEVLETİN KURALLARI YERLE BİR EDİLDİ”

Tutuklu bulunan Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “Can Atalay konusu, aslında Türkiye’de hukuk düzeninin olmadığını, hukukun tamamen ayaklar altına alındığını, yargı düzeyinin de 100 yıllık cumhuriyetimizin korunan saygınlığının yerle bir edildiğini görüyoruz. Ormanda bile ‘Orman Kanunu’ deriz. Oranın bile kendine göre kuralı varken koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin var olan kuralları yargı açısından ifade edeyim tümüyle yerle bir edildi” ifadelerini kullandı.

“SARAYIN İSTEDİĞİ KARARI VERENLER TERFİ EDİYOR”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak ne demek? Bu ülkede adaletin olmadığını, bir kişinin idaresine bağlı olarak yargının karar verdiğini ve o iradeye sadık kalanların yani saraydan gelen telkinler doğrultusunda karar verenlerin belli bir zaman dilimi içinde terfi ettiklerini de görüyoruz. Alt mahkemeden Yargıtay üyesi olabiliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından otomatikman Yargıtay üyesi, yani bir Yargıtay kararı altında imzası olmadan Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilme olayını yaşadık. Bunların yargı kararlarına daha doğrusu sarayın istediği şekilde karar veren yargı mensuplarının ki bunlara savcılarda dahil yükseltildiklerini görüyoruz.

Dolayısıyla uymamanın yani yargıyı ya da adaleti ayakları altına alıp çiğneyenlerin yargının önemli makamlarına taşındığını görüyoruz. Bu karşılıklı saraydan gelen telkinlere açık olmanın kapılarını açıyor ve diyor ki: ‘Terfi etmenin yolu saraydan gelen telkinlere uymak, o telkinleri yerine getirirsek biz de yükseliriz’. Cumhurbaşkanın avukatları bu konuda oldukça etkililer. Ayrıca daha dramatik olanı da Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar, ‘Yargıda çeteleşme var’ diyor. Bu iddiasıyla ilgili olarak şu ana kadar yapılan hiçbir şey yok ya da biz bilmiyoruz. Kamuoyuna açıklama yapılmıyor. O kişi Yargıtay Üyeliğine seçildi. Başsavcılığı döneminde yazdıkları, söyledikleri de büyük bir ihtimalle kapatılıp gidecek. Türkiye bu halde. Bütün bunlara rağmen çok umutsuz olmamak lazım. Türkiye’nin saygın hakimleri, saygın yargı mensupları, diri bir Türkiye Barolar Birliği var. Dolayısıyla umutsuzluğa kapılmamalıyız. Bu tür olaylar 21.yüzyıl Türkiye’sinde oluyorsa, aslında bu ülkede AKP’ye oy veren herkesin bir vicdan sorgulaması yapması lazım.” dedi.

“KİM SİYASETTE ZENGİNLEŞİYORSA BİLİNİZ Kİ ÇALIYOR”

Kılıçdaroğlu, “Bürokraside liyakat kalmadı. Yargıda müthiş bir çürüme var. Yolsuzluk yapanın itibar gördüğü, ahlaklı insanın ötekileştirildiği bir süreçteyiz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü;

“Siyasette zenginleşmek mümkün değil. Kim siyasette zenginleşiyorsa biliniz ki çalıyor. Ne yazık ki ülkemizde çalan daha saygın kişi oluyor! Böyle garip bir ülke olduk.”

YEREL SEÇİMLER İÇİN MİTİNG KARARI

Seçim gezilerine katılıp katılmayacağı merak edilen Kılıçdaroğlu, “Partimizin genel başkanı varken, önceki genel başkan olarak benim sahaya çıkmam yanlış anlaşılabilir” diyerek mitinglere katılmayacağını ifade etti.

AKŞENER’İN “PARA ALIŞVERİŞİ”SÖZLERİNE YANIT

Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in grup toplantısında “CHP’den bir kuruş para almadıklarına” ilişkin sözlerini de doğruladı. “İYİ Parti ile CHP arasında herhangi bir para alış verişi asla söz konusu olmadı. Meral hanım, gerçeği söylemiş” diyerek konuya açıklık getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglu-aksenerin-chpden-para-almadik-iddiasini-dogruladi/feed/ 0
TESLA Firmasından Ön Sipariş Bedelini Geri Alan Tüketicilere Müjdeli Haber https://www.haber28.com.tr/tesla-firmasindan-on-siparis-bedelini-geri-alan-tuketicilere-mujdeli-haber/ https://www.haber28.com.tr/tesla-firmasindan-on-siparis-bedelini-geri-alan-tuketicilere-mujdeli-haber/#respond Fri, 02 Feb 2024 05:48:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4012 Yatırdıkları kaparo bedelini alamayan tüketicilere güzel haber

Manisalı avukat TESLA firmasından almak istediği elektrikli otomobili fiyatın iki katına çıkması sonucu almaktan vazgeçti, yatırdığı ön sipariş bedelini hukuk yoluyla geri aldı

MANİSA – TESLA firmasından otomobil almak için ön sipariş bedeli yatıran Avukat Mehmet Salcıoğlu, bu süreç zarfında araç fiyatının neredeyse 2 kat artması sonucu siparişten vazgeçerek firmadan ön sipariş bedelinin geri iadesi istedi. Firma tarafından kendisine olumsuz yanıt verilen Salcıoğlu başlattığı hukuk mücadelesini kazanarak hem ödediği kaparo bedelini geri aldı hem de kendisiyle aynı durumda olan tüketicilere umut oldu.

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yaşayan bir avukat TESLA firmasına karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini kazanırken, aynı durumda bulunan tüketicilere de umut oldu. Firma sözleşmesinde ilk başvuruda ön sipariş adında ödenen bedelin, sözleşme gereği iade edilmeyeceği yazılı olmasına rağmen Alaşehirli Avukat Mehmet Salcıoğlu, mevcut araç fiyatının ilk başvuru esnasındaki fiyattan hemen hemen iki katına varacak şekilde çok fazla artması nedeniyle siparişten vazgeçerek ödediği ön sipariş bedelinin iadesini istedi. TESLA firmasının kendisine iade yapmaması üzerine Tüketici Hakem Heyetine başvuran Salcıoğlu haklı bulundu ve icra takibi sonrası yatırdığı 10 bin TL’yi firmadan geri aldı.

Tüketici Hakem Heyeti, “Sözleşmeyi düzenleyen bir standart şartın ‘Münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür’ düzenlemesi gereği dosyada yer alan sözleşmenin ilgili maddesi haksız şart kapsamında yer aldığı değerlendirilmiştir. Ayrıca ülkemizde ve dünyada yaşanan ekonomik sıkıntılar döviz kurundaki öngörülmeyen değişiklikler nedeniyle teslim edileceği belirtilen tarihte, aracın değeri 2 katına çıkmış ve döviz kurundaki değişiklikler sebebiyle sipariş verilen aracın bedeli tüketici tarafından ödenemeyeceği kadar artmıştır. Tüketici Hakem Heyeti, somut uyuşmazlıkta ekonomik şartların aşırı ağırlaşması, sipariş tarihindeki araç fiyatı ile sonradan teklif edilen fiyat arasındaki dövizden kaynaklı fahiş fark olması ve emsal Yargıtay kararlarında da alınan bedelin iadesinin gerektiği anlaşıldığından uyuşmazlık konusu bedelin iadesine ilişkin tüketici talebinin haklılığına karar verilmesi kanaatine varılmıştır” diyerek tüketici lehine karar verdi.

“Koruyucu ve kapsayıcı bir karardır”

Yaşadıklarını anlatan Avukat Mehmet Salcıoğlu, “2023 yılında eşimin adına TESLA firmasından elektrikli bir otomobil siparişi verdik. Bu siparişi verdiğimiz esnada da 10 bin TL ön sipariş adında bir bedel yatırdık. Daha sonrasında mevcut ekonomik şartlar nedeniyle araç bedelinin çok fazla artması nedeniyle bu siparişimizden vazgeçtik. Fakat bu 10 bin TL’lik bedel ilgili firma tarafından tarafımıza iade edilmedi. Bunun neticesinde de tüketici hakem heyetine başvurduk. Tüketici hakem heyeti de bu 10 bin liralık bedelin iade edilmemesinin haksız bir şart oluşturacağı, bu nedenle de tüketiciye geri iade edilmesine yönelik bir karar verdi. Verilen karar da tüketicinin lehinedir. Yapılan icra takibi sonrasında da 10 bin liralık yatırdığımız bedeli geri iade aldık. Tüketici hakem heyetinin bu yönde verdiği karar ilgili bedeli alamayan tüketiciler için bir koruyucu ve kapsayıcı yönde bir karardır.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tesla-firmasindan-on-siparis-bedelini-geri-alan-tuketicilere-mujdeli-haber/feed/ 0
Danıştay üyesi Yılmaz Akçil Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi https://www.haber28.com.tr/danistay-uyesi-yilmaz-akcil-anayasa-mahkemesi-uyeligine-secildi/ https://www.haber28.com.tr/danistay-uyesi-yilmaz-akcil-anayasa-mahkemesi-uyeligine-secildi/#respond Wed, 31 Jan 2024 04:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3924 Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliğine Danıştay üyesi Yılmaz Akçil’in seçilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

3 ADAY ARASINDAN SEÇİLDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar göre, Danıştay Üyesi Yılmaz Akçil, Danıştay Genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi. Söz konusu karar Anayasası’nın 146 ve 147’nci maddeleri ile Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 6, 7 ve 10’uncu maddeleri gereğince verildi.

ÖNEMLİ KARARLARIN ALTINDA İMZASI VAR

Akçil’in Ayasofya’nın ibadete açılması ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka uygun bulunduğuna ilişkin kararlarının altında imzası bulunuyor.

ANAYASA MAHKEMESİ ÜYE SEÇİMİ NASIL YAPILIR?

Anayasa Mahkemesi on beş üyeden kurulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırk beş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hakim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri asli görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.
Anayasa Mahkemesi üyeleri on iki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hakimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini sağlık bakımından uygulayamayacağının kesin olarak anlaşılması halinde de, Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.

]]>
https://www.haber28.com.tr/danistay-uyesi-yilmaz-akcil-anayasa-mahkemesi-uyeligine-secildi/feed/ 0
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı: Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail kararı tarihi bir karardır https://www.haber28.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-uluslararasi-adalet-divaninin-israil-karari-tarihi-bir-karardir/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-uluslararasi-adalet-divaninin-israil-karari-tarihi-bir-karardir/#respond Sat, 27 Jan 2024 08:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3714 İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail aleyhine açılan “soykırım” davasında ihtiyati tedbir kararı vermesine ilişkin, “Divan, uluslararası hukuk kurallarının ihlal edildiğini, insani dram yaşandığını açıkça ifade etti. Bu karar tarihi bir karardır.” dedi.

Şamlı, UAD’nin, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin açıkladığı ihtiyati tedbir kararına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İnsanlık vicdanının sesinin UAD’de yankılandığını dile getiren Şamlı, Divanın kısaca “İsrail’in soykırım fiillerinin durdurulması ve soykırım delillerinin korunması” kararı verdiğini aktardı.

Şamlı, “Divan, uluslararası hukuk kurallarının ihlal edildiğini, insani dram yaşandığını açıkça ifade etti. Bu karar tarihi bir karardır. Divan, taleplerden birisi olan ‘ateşkesle saldırıların derhal durdurulması’ kararı verse çok daha iyi, hukuka daha uygun bir karar olurdu. Ancak verdiği karar da bu sonucu doğuracak niteliktedir.” diye konuştu.

Birleşmiş Milletlerin (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. maddesindeki soykırım suçunu oluşturan eylemlere değinen Şamlı, bu maddenin “a” bendinde, uluslararası hukuka göre korunan tek kişinin, gruba mensup olduğu gerekçesiyle öldürülmesinin dahi soykırım suçunu oluşturduğunu vurguladı.

Şamlı, İsrail’in binlerce kadın ve çocuğu Gazzeli olduğu için bombalarla katlettiğini vurguladı.

“İslam ve Türk dünyasında bir Uluslararası Ceza Mahkemesi mutlaka kurulmalı”

UAD’nin bu kararıyla kendi meşruiyetini de kurtardığını dile getiren Şamlı, “Çünkü insanların artık uluslararası kurumlara güveni ciddi anlamda sarsılmıştı. BM başta olmak üzere uluslararası hukuk kurumları, kuruluş amacı olan insani dramları ve soykırımları durduramamıştır. Bunun sebebi bu kurumların adalete değil de bazı ülkelere hizmet edecek şekilde yapılandırılmasıdır. Bu bakımdan İslam ve Türk dünyasında bir Uluslararası Ceza Mahkemesi mutlaka kurulmalıdır. Türkiye böyle bir kuruluşa öncülük edecek güçtedir.” ifadelerini kullandı.

Yasin Şamlı, devam edecek mahkeme sürecine ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mahkeme başkanının ifadelerine ve ihtiyati tedbir kararının mahiyetine baktığımızda, davanın esası hakkında verilecek kararın bütün dünyanın gözü önünde İsrail’in işlediği soykırım suçunun Uluslararası Adalet Divanınca karara bağlanacağı anlaşılmaktadır. Mahkeme başkanının, suç faillerinin ‘İnsansı hayvanlarla mücadele ediyoruz.’ ve benzeri beyanlarını zikretmesi hukuki bakımdan çok önemli. Zira bu beyanlar soykırım suçunun manevi unsurunun, yani soykırım işleme iradesinin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

İstanbul 2 Nolu Barosunun, Uluslararası Ceza Mahkemesine sunduğu 6 klasörlük deliller arasında fail beyanları da olduğunu belirten Şamlı, şunları kaydetti:

“Yine Gazze halkının ileriye dönük yaşayacağı fiziksel ve psikolojik acılar ile Gazze’deki çocukların yaşadığı travmanın büyüklüğü tedbir kararında etkili bir gerekçe olarak ileri sürülmüştür. Bunun yanında İsrail’in bu iddiaları reddettiği şeklinde beyanlara da yer verilmiştir. Tedbir talebinin, yargıçların büyük çoğunluğuyla kabul edilmesi umut verici olsa da aynı zamanda karar sürecinin uzamaması, adil bir hüküm verilmesinde etkili rol oynayacaktır.”

“AA’nın ‘Kanıt’ kitabı soykırım suçunu gelecek nesillere aktarması nedeniyle de çok önemli”

Şamlı, Anadolu Ajansının “Kanıt” kitabının bu davalar açısından çok büyük bir delil kaynağı olduğunu söyledi.

Kitabın, Gazze’de işlenen “soykırım”, “savaş suçu” ve “insanlığa karşı suçlar” ile “saldırı suçları” anlamında bizzat Gazze’den elde edilmiş delilleri ihtiva eden çok önemli bir eser olduğunu vurgulayan Şamlı, “Bu eserin ihtiva ettiği delillerin çıkan olumlu kararda çok büyük payının olduğunu ifade etmemiz gerekir. ‘Kanıt’ kitabı soykırım suçunu gelecek nesillere aktarması nedeniyle de çok önemlidir. Baromuz, bu delil kaynağını Uluslararası Ceza Mahkemesine de sunmuştur. Bu kitapta emeği olan herkese bütün insanlar adına çok teşekkür ediyorum.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-uluslararasi-adalet-divaninin-israil-karari-tarihi-bir-karardir/feed/ 0
Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında kararını açıklayacak https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-soykirim-davasinda-kararini-aciklayacak/ https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-soykirim-davasinda-kararini-aciklayacak/#respond Fri, 26 Jan 2024 04:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3599 Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında ilk kararını bugün, TSİ 15:00’te açıklayacak.

Çoğu hukukçu mahkemenin, Güney Afrika’nın ihtiyati tedbir talebini veya bazı önleyici talepleri kabul edeceğini düşünüyor.

Hollanda’nın Lahey kentinde görülecek davada Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor da bulunacak.

Öte yandan İsrail, bu taleplerin reddedileceği görüşünde.

İsrail Hükümet Sözcüsü Eylon Levy “Tabii ki mahkemenin, Güney Afrika’nın yönelttiği bu tamamen absürt suçlamaları kabul edilemez bulacağını bekliyoruz” diyor.

Dava konusu nedir?

Güney Afrika, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonuyla 1948’te imzalanan BM Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle 29 Aralık’ta Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu.

Soykırım kanıtlaması en zor suçlardan biri. Zira “soykırım niyeti” için insanları öldürmenin de ötesinde fiiller gerekiyor.

Bir devletin bir ulusal, etnik veya dini grubu kısmen veya bir bütün olarak yok etmek istediğinin kanıtlanması şart.

Güney Afrika’nın, İsrail’in planının veya davranış biçiminin başka hiçbir şeyle açıklanamayacağını kabul ettirmesi gerekiyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) en üst mahkemesi olan ICJ, devletler arasındaki anlaşmazlıklara bakıyor.

Bugüne kadar hiçbir devlet soykırımdan suçlu bulunmadı.

ICJ 2007’de Sırbistan’ın 1995’te Bosna Hersek’te 8 bin Müslüman erkeği öldürdüğü Srebrenica Soykırımı’nı önlemekte yetersiz kaldığına hükmetmişti.

İhtiyati tedbir nedir?

Bunlar, sahadaki durumun daha da kötüleşmemesi için alınabilecek geçici kararlardır.

Çoğu uzman Güney Afrika’nın, ‘hiçbir şey yapılmazsa’ büyük hayati tehditler olacağını kabul ettirmeyi başardığını düşünüyor.

Bu davanın 11-12 Ocak’taki kısmında yapılmıştı. İsrail 12 Ocak’ta savunmasını yapmıştı.

Güney Afrika mahkemeden İsrail’e Gazze’deki savaşı durdurmas ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaları kaldırma emri iletmesini talep etmişti.

İsrail neden Gazze’de savaşıyor?

Gazze’de Hamas’ın kontrolündeki sağlık bakanlığının verilerine göre çoğu kadın ve çocuktan oluşan 25 bin 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Gazze nüfusunun yaklaşık dörtte üçünü oluşturan 1,7 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığı hesaplanıyor.

Bu çatışma 7 Ekim’de Hamas militanlarının Gazze’den İsrail’e girerek sınır bölgelerinde asker ve sivillere saldırmasıyla başladı. Militanlar en az 1.200 İsrailliyi öldürdü, 240 kişiyi de rehin aldı.

İsrail buna karşılık olarak önce Gazze’ye hava saldırılarına, ardından da karadan işgale başladı.

İsrail suçlamaya ne yanıt veriyor?

İsrail soykırım suçlamasını “çok ağır bir çarpıtma” olarak niteliyor, kendisini savunma hakkı olduğunu ve Filistinli sivilleri değil Hamas militanlarını hedef aldığını belirtiyor.

ICJ ne karar verebilir?

ICJ ihtiyati tedbir kararı verebiliyor fakat bunlar, Güney Afrika’nın talep ettiği kararlardan farklı da olabilir.

Mahkeme İsrail’e uluslararası insan hakları hukukuna uyma, Gazze’ye gidecek bir araştırma heyetini kabul etme veya insani yardım üzerindeki kısıtlamaları kaldırma emri verebilir.

Mahkemenin kararlarının hukuki bağlayıcılığı var ve herhangi bir temyiz mekanizması bulunmuyor.

Öte yandan mahkeme, devletleri kararlarını uygulamaya zorlayamıyor.

Bu davanın açılması İsrail’in soykırım işlediği anlamına mı geliyor?

Hayır. Mahkeme davayı kabul edilebilir bulmuş olsa da, bugün bir ihtiyati tedbir kararı verse de davanın sonunda bir soykırım işlenmediği sonucuna varabilir.

Bir ihtiyati tedbir kararı, ortada büyük bir riskin bulunduğu ve durum tam anlamıyla incelene kadar her şeyin durması gerektiği anlamına gelir.

ICJ’de davalar yıllar sürebiliyor.

Bir ihtiyati tedbir kararı ayrıca İsrail ve destekçilerine, eylemlerinin uluslararası incelemeye tabii olduğu mesajını verecektir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-soykirim-davasinda-kararini-aciklayacak/feed/ 0
Danıştay, Selçuklu Belediyesi’nin acele kamulaştırma kararını durdurdu https://www.haber28.com.tr/danistay-selcuklu-belediyesinin-acele-kamulastirma-kararini-durdurdu/ https://www.haber28.com.tr/danistay-selcuklu-belediyesinin-acele-kamulastirma-kararini-durdurdu/#respond Thu, 25 Jan 2024 21:00:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3560

KONYA’da Selçuklu Belediyesi’nce 5 bin yıllık Sille Mahallesi’nde 600 parseli içeren proje için verilen ‘acele kamulaştırma’ kararı, Danıştay 6’ncı Dairesi’nce durduruldu. Hak sahiplerinin avukatı Melih Taha Pekyatırmacı, “Karar iptal edilmeseydi, acele kamulaştırma gerçekleşmiş olsaydı; belediyenin ödeyeceği tutarlar ile müvekkillerim kent merkezinde bir ev sahibi olamayacaklardı. Buradaki tarihi yapı da bozulmuş olacaktı” dedi.

Selçuklu Belediyesi’nce 5 bin yıllık Sille Mahallesi’nde 600 parseli içeren proje için ‘acele kamulaştırma’ kararı talebi, 8 Nisan 2022 tarihli 31803 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar üzerine bölgedeki 5 hak sahibi, avukatları Melih Taha Pekyatırmacı aracılığıyla Danıştay’a yürütmeyi durdurma davası açtı. Dava başvurusunda bölgenin Konya Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğü’nün 25 Nisan 2017 tarihli ve 1187 sayılı yazıları ile ‘kentsel sit alanı’ ilan edildiği ve ‘korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı’ olarak 12 Mayıs 2017 tarihli ve 23515 yevmiye numarası ile tapuda beyan işlemi gerçekleştirildiğini bildirildi.

1 ÜYE DIŞINDA OY ÇOKLUĞU İLE KARAR

Danıştay 6’ncı Dairesi, 1 üyenin şerhi dışında oy çokluğu ile acele kamulaştırma kararını durdurdu. Kararda, “Uyuşmazlıkta, davalılardan Selçuklu Belediye Başkanlığı tarafından, yenileme alanındaki uygulamaların etaplar halinde yapıldığı, yenileme alanında birinci ve ikinci etap programlarının meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediye başkanının onayıyla yürürlüğe konulduğu ve bu etaplara ilişkin yenileme projelerinin Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandığı, ancak davaya konu parselin bu etaplar kapsamında bulunmadığı, dava konusu parsel henüz herhangi bir etap kapsamına alınmadığından, bir etaba dahil edildikten ve yenileme projeleri hazırlandıktan sonra yenileme uygulamalarının yenileme programına uygun olarak yapılması hususunda malikleri ile anlaşma yoluna gidileceği, 5366 sayılı Kanun gereği uygulamanın projeyle eş zamanlı ve etap programına uygun olarak ivedilikte tamamlanabilmesi, mülkiyet sorunu olan taşınmazların ivedilikle çözüme kavuşturularak proje takviminin aksamaması gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, dolayısıyla davaya konu parselin herhangi bir etaba dahil edilmediği ve yenileme projesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır” denildi.

‘HUKUKA UYGUNLUK BULUNMADI’

Kararda, acelelik halinin bulunmadığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

“Davaya konu taşınmazın herhangi bir etaba dahil edilmediği, davaya konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin yenileme projesinin bulunmadığı, hazırlanacak yenileme projelerinin kültür varlıklarını koruma kurulunca onaylanmasını müteakiben belediye tarafından uygulanabileceği, dolayısıyla bu işlemlerin belirli bir zaman alacağı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27’nci maddesinde öngörülen acelelik halinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu ‘acele kamulaştırma’ işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davaya konu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.” Öte yandan davalılarca Danıştay İdari Davalar Kurulu’na yapılan temyiz başvurusu da reddedilip, karar onandı.

‘BURADAKİ TARİHİ YAPI BOZULMUŞ OLACAKTI’

Avukat Melih Taha Pekyatırmacı, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararının müvekkillerini sevindirdiğini belirterek, “2022 yılı Nisan ayında tarihi Sille Mahallesi hakkında bir acele kamulaştırma kararı alındı. Biz de müvekkillerim ile Danıştay 6’ncı Dairesi’ne acele kamulaştırma kararının iptal edilmesi için dava açtık. Davanın yargılama aşamasında yürütmeyi durdurma kararı aldırdık. Danıştay’ın ilk derece mahkemesinde acele kamulaştırmanın iptalini sağladık. 600’e yakın parselde acele kamulaştırma kararı alınmıştı. Müvekkillerimiz bu karardan oldukça mutlu. Karar iptal edilmeseydi, acele kamulaştırma gerçekleşmiş olsaydı; belediyenin ödeyeceği tutarlar ile müvekkillerim kent merkezinde bir ev sahibi olamayacaklardı. Buradaki tarihi yapı da bozulmuş olacaktı. Belediyenin proje için nasıl bir planlama yaptığını da bilemiyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/danistay-selcuklu-belediyesinin-acele-kamulastirma-kararini-durdurdu/feed/ 0
Slovenya Dışişleri Bakanı: Gazze’de acilen ateşkese ihtiyacımız var https://www.haber28.com.tr/slovenya-disisleri-bakani-gazzede-acilen-ateskese-ihtiyacimiz-var/ https://www.haber28.com.tr/slovenya-disisleri-bakani-gazzede-acilen-ateskese-ihtiyacimiz-var/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3477 Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon, Gazze’de her gün insani durumun kötüleştiğini ve insani krizle karşı karşıya olunduğunu belirterek, “Acilen ateşkese ihtiyacımız var.” dedi.

Fajon, New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) binasında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail’e karşı açtığı “soykırım” davasını yakından takip ettiklerini söyleyen Fajon, “Mahkeme karar verdiğinde, tüm tarafların karara uyması çağrısında bulunuyoruz.” diye konuştu.

Fajon, Slovenya’nın “hesap verilebilirlik” ilkesine büyük önem atfettiğini ve uluslararası mahkemelerin kararlarını desteklediğini dile getirdi.

“Slovenya, UAD’de yasa dışı yerleşim yerlerinde İsrail’in faaliyetleri konusunda davada uzman görüşü sunma kararı aldı.” değerlendirmesinde bulunan Fajon, Slovenya’nın mahkemenin kararlarına saygı duyacağını ve tüm tarafların da saygı duymasını beklediklerini vurguladı.

“Binlerce kadın ve çocuk öldü”

“Avrupa Birliğinin (AB) bir bütün olarak İsrail’e Gazze’ye yönelik saldırıları karşısında yeterince güçlü bir mesaj verip vermediği” ve “İsrail’e yönelik yaptırım uygulanmalı mı?” sorularına ise Fajon, kendi ülkesinin bu konuda çok güçlü bir sesle konuştuğunu söyledi. Fajon, “Acilen ateşkese ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.

Acilen insani yardım sağlanması ve bunun için de çatışmaların durması gerektiğinin altını çizen Fajon, “Her gün insani durumun kötüleştiğini görüyoruz. İnsani krizle karşı karşıyayız. Binlerce kadın ve çocuk öldü. Bunun artık durması gerekiyor. Yeter artık!” dedi.

Fajon, ateşkesin ardından siyasi çözüme odaklanılması gerektiğine işaret ederek, “İki devletli çözüm konusunda ciddi olmamız gerekiyor.” diye konuştu.

İsrail ve Filistin halkının güvenliğini tek güvence altına alacak çözümün Filistin devletinin kurulması olduğunu belirten Fajon, bölgede barış için de siyasi çözüm müzakerelerinin başlaması gerektiğini dile getirdi.

Fajon, İsrail’e yaptırım konusunun ise AB’li mevkidaşlarıyla gündeme geldiğini ancak üye ülkeler arasında farklı görüşler olduğuna dikkati çekti.

“AB ülkeleri iki devletli çözüm ve Filistin halkının Gazze ve Batı Şeria’dan zorla yerinden edilmesine karşı çıkma konusunda mutabık.” şeklinde konuşan Fajon, çözüm için farklı görüşler bulunduğunu ancak Slovenya’nın tüm taraflara acilen ateşkes çağrısında bulunma konusunda kararlı olduğunu söyledi.

“İnsanlığımız sınanıyor”

Slovenya’nın 1 Ocak’tan itibaren BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) geçici üye olarak yerini almasını değerlendiren Fajon, şunları kaydetti:

“Dürüst olmak gerekirse, Orta Doğu’daki kriz ve Gazze’deki insani kriz karşısında BMGK’nin temel görevi olan güvenlik ve barış sağlama misyonunu yerine getirmediğini düşünüyorum. Çok daha fazlasını yapmalıyız.”

Fajon, BMGK’nin kolektif bir sorumluluğu bulunduğunu belirterek, “İnsanlığımız sınanıyor. Zor bir sınamayla karşı karşıyayız.” dedi.

Slovenya’nın Gazze’de ateşkes için bir karar tasarısı hazırlığı olup olmayacağına ilişkin ise Fajon, ülkesinin barış için koşullar oluşturacak her girişimi destekleyeceğini dile getirdi.

Fajon, Slovenya’nın her zaman barış, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuka saygı için çalışmaya devam edeceğini ifade etti.

“Türkiye AB’nin çok önemli bir stratejik ortağıdır”

Türkiye-AB ilişkilerine değinen Fajon, Türkiye’nin AB’nin çok önemli bir stratejik ortağı olduğunun altını çizdi. Fajon, Avrupa’nın genişlemesi ve güçlenmesine ilişkin tartışmalarında Türkiye’nin de daha fazla “masada olmaya” başlamasını memnuniyetle karşıladığını vurguladı.

İkili olarak da Türkiye ve Slovenya’nın çok iyi ilişkileri olduğuna işaret eden Fajon, yakın zamanda iş ortaklarıyla birlikte Türkiye’ye ziyaret düzenleyeceği bilgisini paylaştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/slovenya-disisleri-bakani-gazzede-acilen-ateskese-ihtiyacimiz-var/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan imzaladı: 28 ilin milli eğitim müdürü değişti https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-imzaladi-28-ilin-milli-egitim-muduru-degisti/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-imzaladi-28-ilin-milli-egitim-muduru-degisti/#respond Sat, 20 Jan 2024 21:12:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3155 Bazı bakanlık ve kamu kurumlarına ilişkin atama ve görevden alma kararları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı. İstanbul, Ankara, ve İzmir’in de aralarında bulunduğu 28 ile yeni il milli eğitim müdürü atandı.

Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, İller Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Emrah Baydemir, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesi gereğince görevden alındı. Karar ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince, Yüksek Fen Kurulu Üyesi olan Mustafa Tahsin Badem, Feriha Koç, Davut Oğuz, İdris Ertuş ve Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Yahya Kesimal görevden alınırken, Yüksek Fen Kurulu Üyeliğine Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Elif Uz, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Yardımcılığına Mahmut Emirdoğan, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcılığına ise Hayri Taştan atandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında, Altyapı Yatırımları Genel Müdür Yardımcıları Necdet Sümbül ve Serdar Ünsal ile Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Şeref Tabak görevden alındı.

ANKARA VE İSTANBUL İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLERİ GÖREVDEN ALINDI

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’ncü maddeleri gereğince Milli Eğitim Bakanlığında, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa, Aydın İl Milli Eğitim Müdürü Seyfullah Okumuş, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Korkmaz, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Cengiz Bahçacıoğlu, Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Akkurt, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Siirt İl Milli Eğitim Müdürü Deniz Edip ve Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Ergüven Aslan görevden alındı.

Milli Eğitim Bakanlığında İl Milli Eğitim Müdürlüklerine yapılan atamalar ise şu şekilde:

  • Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Van İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tekve
  • Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ali Tosun
  • Aksaray İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Metin Alpaslan
  • Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adana İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak
  • Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz
  • Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Süleyman Ekici
  • Bartın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ramazan Aşçı
  • Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hakkari İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür
  • Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Muhammed Özdemirci
  • Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Emre Çalışkan
  • Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Aksaray İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal
  • Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yakup Yıldız
  • Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adnan Gürbüz
  • Hakkari İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Yılmaz
  • İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür
  • İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ömer Yahşi
  • Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nevzat Kaya
  • Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Gümüş
  • Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yasin Gülşen
  • Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Abdulkadir Altay
  • Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay
  • Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yazıcı
  • Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Salih Sadoğlu
  • Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Necati Yener
  • Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Uygun
  • Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Aras
  • Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Halil İbrahim Akmeşe
  • Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İsmail Altınkaynak
]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-imzaladi-28-ilin-milli-egitim-muduru-degisti/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Birçok Görevden Alma ve Atama Yapıldı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-kararnamesiyle-bircok-gorevden-alma-ve-atama-yapildi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-kararnamesiyle-bircok-gorevden-alma-ve-atama-yapildi/#respond Fri, 19 Jan 2024 23:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3099

CUMHURBAŞKANLIĞI tarafından yapılan atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete’de yayımlandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, İller Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Emrah Baydemir, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesi gereğince görevden alındı. Karar ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince, Yüksek Fen Kurulu Üyesi olan Mustafa Tahsin Badem, Feriha Koç, Davut Oğuz, İdris Ertuş ve Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Yahya Kesimal görevden alınırken, Yüksek Fen Kurulu Üyeliğine Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Elif Uz, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Yardımcılığına Mahmut Emirdoğan, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcılığına ise Hayri Taştan atandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında, Altyapı Yatırımları Genel Müdür Yardımcıları Necdet Sümbül ve Serdar Ünsal ile Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Şeref Tabak görevden alındı.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince Milli Eğitim Bakanlığı’nda, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa, Aydın İl Milli Eğitim Müdürü Seyfullah Okumuş, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Korkmaz, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Cengiz Bahçacıoğlu, Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Akkurt, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Siirt İl Milli Eğitim Müdürü Deniz Edip ve Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Ergüven Aslan görevden alındı.

Milli Eğitim Bakanlığında İl Milli Eğitim Müdürlüklerine yapılan atamalar ise şu şekilde:

“Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Van İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tekve, Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ali Tosun, Aksaray İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Metin Alpaslan, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adana İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak, Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz, Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Süleyman Ekici, Bartın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ramazan Aşçı, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hakkari  İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Muhammed Özdemirci, Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Emre Çalışkan, Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Aksaray İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yakup Yıldız, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adnan Gürbüz, Hakkari İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Yılmaz, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ömer Yahşi, Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nevzat Kaya, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Gümüş, Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yasin Gülşen, Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Abdulkadir Altay, Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yazıcı, Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Salih Sadoğlu, Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Necati Yener, Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Uygun, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Aras, Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Halil İbrahim Akmeşe ve Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İsmail Altınkaynak.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-kararnamesiyle-bircok-gorevden-alma-ve-atama-yapildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar Resmi Gazete’de Yayımlandı https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-tarafindan-yapilan-atamalar-hakkinda-kararlar-resmi-gazetede-yayimlandi/ https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-tarafindan-yapilan-atamalar-hakkinda-kararlar-resmi-gazetede-yayimlandi/#respond Fri, 19 Jan 2024 23:00:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3096 Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, İller Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Emrah Baydemir, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesi gereğince görevden alındı.

Karar ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince, Yüksek Fen Kurulu Üyesi olan Mustafa Tahsin Badem, Feriha Koç, Davut Oğuz, İdris Ertuş ve Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Yahya Kesimal görevden alınırken, Yüksek Fen Kurulu Üyeliğine Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Elif Uz, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Yardımcılığına Mahmut Emirdoğan, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcılığına ise Hayri Taştan atandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında, Altyapı Yatırımları Genel Müdür Yardımcıları Necdet Sümbül ve Serdar Ünsal ile Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Şeref Tabak görevden alındı.

Ankara ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürleri görevden alındı

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’ncü maddeleri gereğince Milli Eğitim Bakanlığında, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa, Aydın İl Milli Eğitim Müdürü Seyfullah Okumuş, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Korkmaz, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Cengiz Bahçacıoğlu, Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Akkurt, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Siirt İl Milli Eğitim Müdürü Deniz Edip ve Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Ergüven Aslan görevden alındı.

Milli Eğitim Bakanlığında İl Milli Eğitim Müdürlüklerine yapılan atamalar ise şu şekilde:

‘Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Van İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tekve, Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ali Tosun, Aksaray İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Metin Alpaslan, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adana İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak, Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz, Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Süleyman Ekici, Bartın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ramazan Aşçı, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hakkari İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Muhammed Özdemirci, Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Emre Çalışkan, Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Aksaray İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yakup Yıldız, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adnan Gürbüz, Hakkari İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Yılmaz, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ömer Yahşi, Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nevzat Kaya, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Gümüş, Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yasin Gülşen, Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Abdulkadir Altay, Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yazıcı, Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Salih Sadoğlu, Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Necati Yener, Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Uygun, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Aras, Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Halil İbrahim Akmeşe ve Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İsmail Altınkaynak getirildi.’ – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/cumhurbaskanligi-tarafindan-yapilan-atamalar-hakkinda-kararlar-resmi-gazetede-yayimlandi/feed/ 0
Uluslararası Adalet Divanı’ndan İsrail’e tedbir kararı çıkabilir https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divanindan-israile-tedbir-karari-cikabilir/ https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divanindan-israile-tedbir-karari-cikabilir/#respond Wed, 17 Jan 2024 13:36:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2746 ABD’nin Columbus kentindeki Ohio Devlet Üniversitesinde Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk Profesörü John Quigley, Güney Afrika Cumhuriyeti’nın İsrail’e karşı, Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) açtığı soykırım davasında tedbir kararına hükmedilmesinin muhtemel olduğunu, bununla da İsrail’e verilen askeri ve siyasi desteğin azalabileceğini belirtti.

Ohio Devlet Üniversitesi Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk Profesörü Quigley, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, İsrail’e karşı açtığı soykırım davasının duruşmalarının ardından UAD’nin ihtiyati tedbir kararlarının beklendiğini kaydetti.

Quigley, davanın taraflarının iddialarını, muhtemel tedbir kararlarını, kararların diğer devletlere etkisini ve dava duruşmalarında Anadolu Ajansı’nın (AA) fotoğraflarının kullanılmasını AA muhabirine değerlendirdi.

İsrail’in savunması, hukuken elinin zayıf olduğunu gösteriyor

Quigley, İsrail’in savunmasının önemli bir kısmının hukuki meselelerle ilgisi olmayan ve Gazze’deki savaşın 7 Ekim’deki olaylardan kaynaklandığı şeklindeki konulara gereğinden fazla odaklandığını ifade etti.

Devletlerin genellikle hukuki açıdan güçlü iddiası olmadığında bu tür bir yola başvurduğunu kaydeden Quigley, “Güney Afrikalı avukatlar da bu ihtimali öngörerek, bir saldırıya karşılık vermenin, soykırımın gerekçesi olamayacağını ilk günkü duruşmada dile getirmişti.” dedi.

Güney Afrika’nın soykırım tehlikesinin varlığını makul şekilde ispatladığını belirten Quigley, “Divan, dava sonlanana kadar İsrail’in soykırımdan kaçınmasına karar verebilir. İkinci soru ise Divan’ın ihtiyati kararında İsrail’in ordusunu Gazze’den çekmesini emredip emretmeyeceğidir. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı açtığını davada Divan, Rusya’nın Ukrayna’dan askerlerini çekmesini emretti. Dolayısıyla Divan’ın benzer bir karar vermesi mümkün.” diye konuştu.

“Konu Güvenlik Konseyi’ne gidebilir”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, UAD’deki davanın Gazze’ye saldırıları durduramayacağı yönündeki açıklamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu dile getiren Quigley, “Netanyahu geçici tedbirler alınmadan önce, yani geçici tedbirler alınsa bile buna uymayacaklarını söyledi. Bir başbakanın, böyle bir açıklama yaptığını ilk kez görüyorum.” diyerek şaşkınlığını ifade etti.

Quigley, İsrail’in Divan kararlarına uymaması durumunda üçüncü ülkelerin tepkisinin önemli olduğunu ve bu durumun İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) organlarındaki durumunu ve meşruiyeti üzerinde etkili olabileceğini söyledi.

Quigley, İsrail’in geçici tedbir kararlarına uymaması halinde BM Güvenlik Konseyi’ne başvurulabileceğini, ancak bu durumda ABD’nin vetosunu kullanma olasılığının bulunduğunu belirtti.

ABD’nin ciddi bir baskı altında olduğuna vurgulayan Quigley, “ABD, İsrail’in Gazze’de yaptıkları sebebiyle suç ortağı olarak görülüyor ve dolayısıyla ABD’nin veto etmek yerine kararda çekimser kalması da mümkün.” değerlendirmesinde bulundu.

Quigley; “Güvenlik Konseyi harekete geçmezse, konu Genel Kurul’a gidebilir. Genel Kurul kararı, devletlere, İsrail’e karşı diplomatik girişimde bulunmalarını tavsiye edebilir. Yani, İsrail’deki büyükelçilerini geri çekmelerini, İsrail’e karşı ekonomik yaptırımlar uygulanmasını veya İsrail ile ticaret yapmaktan kaçınmasını tavsiye edebilir.” dedi.

İsrail’e destek azalabilir

ABD’nin bu süreçte ciddi bir sınavla karşılaşacağını ve İsrail’e olan desteğinin sorgulanabileceğini aktaran Quigley, “Soykırım Sözleşmesine taraf devletlerin soykırımı önleme yükümlülüğü vardır ve bu da soykırım gerçekleştiğinde soykırımı durdurmak için ellerinden geleni yapmaları anlamına gelir. ABD gibi İsrail’e doğrudan destek veren devletler, soykırımda kullanılan askeri yardımda bulunmamalıdır. İsrail’e aktif desteği olmayan devletler her türlü eylemi gerçekleştirebilir. Birçok devletin İsrail ile diplomatik ilişkileri var, bu nedenle diplomatik ilişkileri askıya alabilirler veya İsrail’deki büyükelçilerini geri çağırabilirler.” diye konuştu.

Quigley, tedbir kararlarının, bu durumun diğer ülkeleri kendi iç hukuklarında İsrailli yetkililer hakkında dava açmaya teşvik edebileceğini UAD’nin soykırım ve savaş suçları konusundaki kararlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki (UCM) süreci etkileyebileceğini söyledi.

“Uluslararası toplum, İsrail’in karara uymamasını ciddiye almalı”

Daha önce de UAD’nin verdiği kararlara devletlerin uyulmadığının görüldüğünü anlatan Quigley, “Bu kesinlikle UAD için bir darbe olur, ancak karara uyulmamasının ortaya çıkaracağı sorumluluk UAD’den çok İsrail’e düşeceğini düşünüyorum.” dedi.

Quigley, tedbir kararını UAD vermesine rağmen, uygulattırma görevinin BM Güvenlik Konseyi’nde olduğunu belirterek, “Uluslararası toplum, İsrail’in karara uymamasını ciddiye almalı ve böylece uluslararası hukukun meşruiyetini yeniden tesis etmeli veya güçlendirmelidir.” dedi.

İsrail’in karara uymaması durumunda küresel çapta bir kınama beklediğini kaydeden Quigley, “Bu durum, ABD’nin, İsrail’e verdiği destek konusunda oldukça yalnız kalacağı daha ciddi eylemlere yol açabilir ve İsrail’e karşı daha ciddi ciddi önlemler alabilir.” diye konuştu.

İsraili destekleyen ülkeler için de bir sınav

İsrail’in, Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarının UAD’nin kararına rağmen devam etmesi durumunda, bunun ABD ve İsrail’e destek veren diğer ülkeler için gerçek bir sınav olacağı uyarısına bulunan Quigley, “Özellikle Almanya, İsrail’i desteklemek için davaya müdahil olma planları olduğunu ima etti. İsrail’e olan güçlü desteği sebebiyle, Almanya’da ABD gibi baskıya uğrayabilir.” dedi.

Gazze’deki duruma yönelik insanların tepki verdiğine değinen Qiugley, Batı’daki hükümetlerin, İsrail’e verdikleri desteği vatandaşlarına açıklamakta zorlandığına dikkati çekti.

“Yaşanan acılara dair elimizde çok fazla kanıt var”

Duruşmalar sırasında AA muhabirleri tarafından çekilen ve Güney Afrika Cumhuriyeti heyeti tarafından kullanılan fotoğraflara da değinen Quigley, bu tür kanıtların mahkeme tarafından değerlendirilmesinin önemli olduğunu ancak aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirtti.

Quigley, “Güney Afrikalı avukatlar, İsrail saldırısının Gazze’ye getirdiği acının boyutunu hakimlere anlatmak için bu fotoğraflardan yararlandı. Bu fotoğraflar yardımcı olur, hepsi olmasa da bazıları çok yararlı.” dedi.

İsrail’in Gazze’deki nüfusun yok edilmesine yol açacak yaşam koşulları oluşturmayı amaçladığını ifade eden Quigley “Yaşanan acılara dair elimizde çok fazla kanıt var.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divanindan-israile-tedbir-karari-cikabilir/feed/ 0
Otobüste Çay Servisi Sırasında Kaynar Su Dökülen Kadına 26 Bin 76 Lira Tazminat Ödenecek https://www.haber28.com.tr/otobuste-cay-servisi-sirasinda-kaynar-su-dokulen-kadina-26-bin-76-lira-tazminat-odenecek/ https://www.haber28.com.tr/otobuste-cay-servisi-sirasinda-kaynar-su-dokulen-kadina-26-bin-76-lira-tazminat-odenecek/#respond Sun, 14 Jan 2024 13:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2559 Şehirlerarası sefer yapan bir otobüste çay servisi sırasında üzerine kaynar su dökülen kadın yolcuya, firmanın 26 bin 76 lira tazminat ödemesine karar verildi.

Türkiye’de mahkemelerin, tüketici ve hizmet alanları korumaya yönelik verdiği örnek kararlardan biri İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) tutanaklarına yansıdı.

AA muhabirinin dava dosyasından derlediği bilgilere göre, olay, 16 Eylül 2017’de yaşandı. Antalya Kemer’den İzmir’e seyreden özel bir otobüs firmasında görevli muavin, çay-kahve ikramı yaparken yolculardan Melahat Köseoğlu’nun üzerine kaynar su döktü.

İkinci derecede yanık, 12 gün yatarak tedavi

Vücudunun sağ tarafının büyük bir bölümünde ikinci derecede yanık meydana gelen Köseoğlu, ambulansla kaldırıldığı hastanede 12 gün yatarak tedavi gördü. Tedavi masrafları eşi tarafından karşılanan Köseoğlu, taburcu edildikten sonra avukatı Seda Ballıkaya aracılığıyla otobüs firmasına maddi ve manevi tazminat talepli dava açtı.

İzmir 1. Tüketici Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde Köseoğlu’nun, otobüs firmasının ağır ihmal ve kusurları sonucunda yaralandığı, olayın ardından firmanın ilgisiz kalıp gayri ciddi davranışlarda bulunduğu, bunun da yolcunun acısını daha da artırdığı öne sürüldü. Firmanın bin 76 lira maddi, 50 bin lira da manevi olmak üzere 51 bin 76 lira tazminat ödemesi talep edildi.

Davalı firmanın cevap dilekçesinde ise, olayda bir kusurun olmadığı ve Köseoğlu’nun önce sigorta şirketine başvuru yapması gerektiği belirtilerek, davanın reddi istendi.

Dosyada uzmanlığına başvurulan bilirkişi, davacının 87 liralık bilet parası da dahil toplam talep edebileceği miktarın bin 76 lira olabileceğini bildirdi.

İlk karar: 8 bin 76 liralık tazminat ödensin

Davayı karara bağlayan tüketici mahkemesi, kişinin beden bütünlüğüne zarar geldiği, davacının manevi olarak zarara uğradığı ve davalı firmanın söz konusu olayda kusurlu olduğuna dikkati çekti.

Mahkeme bin 76 lira maddi ve 7 bin lira da manevi olmak üzere 8 bin 76 lira tazminatın, olay gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte firmadan alınarak davacı Köseoğlu’na ödenmesini kararlaştırdı. Mahkeme, talep edilen yüksek manevi tazminat beledinin haksız zenginleşmeye yol açabileceği gerekçesiyle bu kararı aldı.

Taraflar bu kararı, itiraz için üst mahkeme sayılan İzmir Bölge Mahkemesi’ne taşıdı.

Köseoğlu’nun avukatı Seda Ballıkaya, temyiz dilekçesinde; müvekkilinin psikolojik sarsıntı nedeniyle taşıma sistemine güveninin kalmadığı, kazayı üzüntüyle karşıladığı, tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak değil yaşanan ızdırabın karşılığı olarak talep edildiğini vurgulayarak, kararın Köseoğlu lehine bozulmasını istedi.

Davalı firma avukatının dilekçesinde ise davanın usulden reddi talep edilerek; şirketin personel seçerken gerekli özeni gösterdiği, karardan önce kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiği, mağdur Köseoğlu’nun sağlık masraflarının SGK tarafından karşılandığı, tazminat isteminin yerinde olmadığı iddia edildi.

“Manevi tazminat talebi haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı değil”

İtiraz başvurularını inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre manevi tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmadığına işaret etti.

Otobüste yolculuk yapan davacının, firma çalışanı tarafından üzerine kaynar su dökülmesi sonucunda vücudunda yanıklar oluştuğu ve uzun süre tedavi gördüğü olayda hiçbir kusurunun bulunmadığı bilgisini veren istinaf mahkemesi, bu hususlara göre ilk derece mahkemesince hükmedilen 7 bin liralık manevi tazminatın hak ve nefaset kuralları çerçevesinde bir miktar düşük kaldığı yorumunu yaptı.

Yerel mahkemenin kararını kaldıran istinaf, bin 76 lira maddi, 25 bin lira da manevi olmak üzere toplam 26 bin 76 liranın davacı Melahat Köseoğlu’na yasal faiziyle birlikte ödenmesi yönünde hüküm kurdu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/otobuste-cay-servisi-sirasinda-kaynar-su-dokulen-kadina-26-bin-76-lira-tazminat-odenecek/feed/ 0
Chp, 242 Yeni Belediye Başkan Adayını Daha Belirledi. https://www.haber28.com.tr/chp-242-yeni-belediye-baskan-adayini-daha-belirledi/ https://www.haber28.com.tr/chp-242-yeni-belediye-baskan-adayini-daha-belirledi/#respond Thu, 11 Jan 2024 02:00:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2334 CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Parti Meclisi toplantısında 242 seçim çevresinde belediye başkan adaylarının belirlendiğini açıkladı. Yücel, “Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, mevcut Belediye Başkanımız Sayın Zeydan Karalar olarak belirlenmiştir. Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, yine Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu olarak karar altına alınmıştır. Eskişehir’de Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’e büyük hizmetler verdi. Eskişehir’e büyük katkı koydu ve Eskişehir’in bir marka şehri olması konusunda çok büyük hizmetleri oldu. Bugün PM’mizin almış olduğu kararla bu görevi, bu bayrağı, belediye başkan adayımız olarak Sayın Ayşe Ünlüce’ye devrediyor ve Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir’in Büyükşehir belediye başkan adayımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, mevcut başkanımız Sayın Lütfü Savaş olarak belirlenmiştir. Yine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, bir kadın arkadaşımız, siyasette emeği olan başarılı bir arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliğimizi yaptı; Sayın Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız olarak belirlenmiştir. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımıza da yine tek partimize hem de Tekirdağ’a vermiş olduğu, yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

CHP bugün, toplam 11 saat süren MYK ve Parti Meclisi (PM) toplantılarının ardından 31 Mart yerel seçimleri için 242 seçim çevresindeki belediye başkan adaylarını açıkladı. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, PM toplantısının ardından CHP Genel Merkez’de yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“DOĞRU, TARAFSIZ VE ŞEFFAF BİLGİYE ULAŞABİLMEMİZDE EMEĞİ OLAN HER KADEMEDEKİ BASIN MENSUBUNUN 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN”

“Öncelikle tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen siz basın emekçilerimizin, mesleğinizi ifa edebilmek için yaptığınız fedakarlıkların farkındayız. Hukuk güvenliğinin derinden sarsıldığı bu siyasal ortamda gazetecilik yapma cesaretinizden dolayı sizler başta olmak üzere tüm basın emekçilerimizi kutluyoruz. Hem bu cesareti gösterip hem de büyük ekonomik zorluklar çektiğinizi biliyoruz. Verdiğimiz demokrasi mücadelesinin sizler için de olduğunu bilmenizi isterim. Doğru, tarafsız ve şeffaf bilgiye ulaşabilmemizde emeği olan her kademedeki basın mensubunun 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.

“BUGÜN BELİRLEDİĞİMİZ BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARIMIZIN 23’Ü KADIN”

Saatin çok ilerlemiş olması nedeniyle gündeme ilişkin değerlendirmelerimizi yarın düzenleyeceğimiz ayrı bir toplantıda sizlerle ve kamuoyuyla paylaşacağız. Bugün PM toplantımızda belirlediğimiz belediye başkan adaylarımızı sizlerle paylaşmakla yetineceğiz. PM toplantımız az önce sonuçlandı. ve bugün toplam 242 seçim çevresinde belediye başkan adaylarımızı belirledik. 6’sı büyükşehir belediyesi, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere 242 seçim çevresi. Bugün belirlediğimiz belediye başkan adaylarımızın 23’ü kadın. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde bir iddia ortaya koyduk. Kadının siyasetteki, toplumdaki, hayatın her alanındaki sorumluluklarını hayata geçirecek görevler alması, daha aktif olması ve eşit temsilin öncelikle CHP siyasetiyle birlikte tüm Türkiye’ye yayılması için bir irade ortaya koyacağımızı vadettik ve bugünkü belediye başkan adaylarımızı belirlerken de bu hassasiyete dikkat ettik.

“ADANA ADAYIMIZ ZEYDAN KAARALAR, AYDIN ADAYIMIZ ÖZLEM ÇERÇİOĞLU, ESKİŞEHİR ADAYIMIZ AYŞE ÜNLÜCE, HATAY ADAYIMIZ LÜTFÜ SAVAŞ, TEKİRDAĞ CANDAN YÜCEER”

Bugün parti meclisi toplantımızda adaylaşan büyükşehir belediye başkan adaylarını sizlerle paylaşıyorum: Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, mevcut Belediye Başkanımız Sayın Zeydan Karalar olarak belirlenmiştir. Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, yine Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu olarak karar altına alınmıştır. Eskişehir’de Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’e büyük hizmetler verdi. Eskişehir’e büyük katkı koydu ve Eskişehir’in bir marka şehri olması konusunda çok büyük hizmetleri oldu. Bugün PM’mizin almış olduğu kararla bu görevi, bu bayrağı, belediye başkan adayımız olarak Sayın Ayşe Ünlüce’ye devrediyor ve Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir’in Büyükşehir belediye başkan adayımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, mevcut başkanımız Sayın Lütfü Savaş olarak belirlenmiştir. Yine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, bir kadın arkadaşımız, siyasette emeği olan başarılı bir arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliğimizi yaptı; Sayın Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız olarak belirlenmiştir. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımıza da yine tek partimize hem de Tekirdağ’a vermiş olduğu, yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum.

“AFYON BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZ BURCU KÖKSAL OLARAK BELİRLENMİŞTİR”

İl belediye başkan adaylarımıza geçecek olursak; Afyon Belediye Başkan Adayımız, Afyon Milletvekilimiz ve TBMM Grup Başkanvekilimiz Sayın Burcu Köksal olarak belirlenmiştir. Afyon ilimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Artvin Belediye Başkan Adayımız, Sayın Bilgehan Erdem. Bilecek Belediye Başkan Adayımız, Sayın Melek Mızrak Subaşı. Çankırı Belediye Başkan Adayımız, Sayın İlhan Tekin. Giresun Belediye Başkan Adayımız, Sayın Fuat Köse. Kırklareli Belediye Başkanımız, Sayın Mehmet Siyam Kesimoğlu olarak PM’mizde adaylaşmışlardır. Kilis Belediye Başkan Adayımız, Sayın Hakan Bilecan. Niğde Belediye Başkan Adayımız, Sayın Hulusi Özen. Osmaniye Belediye Başkan Adayımız, Sayın Serkan Karayiğit olarak PM’mizin kararıyla belirlenmiştir ve adaylaşmışlardır. Sinop Belediye Başkan Adayımız, Sayın Mehmet Gürbüz. Tunceli Belediye Başkan Adayımız, Sayın Ali Mustafa Çelik. Uşak Belediye Başkan Adayımız, yine geçmiş dönemde milletvekilliğimizi yapan Uşak Milletvekilimiz Sayın Özkan Yalım olarak PM’mizde karar altına alınmıştır. Yalova Belediye Başkan Adayımız, Sayın Mehmet Gürer. Yozgat Belediye Başkan Adayımız, Sayın Özkan Şengül ve Zonguldak Belediye Başkan Adayımız Sayın Tahsin Erdem PM’mizin kararıyla adaylaşmışlardır.”

“ERDAL BEŞİKÇİOĞLU ADAYLAŞMIŞTIR. HERHANGİ BİR KRİZ SÖZKONUSU DEĞİLDİR”

Yücel, “Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun adı onaylandı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile de bu isimden dolayı bir kriz yaşandığı hatta Mansur Yavaş’ın kendi ekibiyle toplantı yaptığı iddia edildi. Mansur Yavaş ile bir kontağınız oldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz sözkonusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı, çeşitli iddialarla aday adayı olmuşlardır. Ama bugün belirlenen 242 adayımız ve geçmişte PM toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız, MYK’mızın, PM’mizin süzgecinden geçerek örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde görevlendirilen, illerde ve ilçelerde, seçim çevrelerinde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları, kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve PM kararıyla adaylaşmış arkadaşlarımızdır. Dolayısıyla herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler. Neticede bu görev bir kişiye tevdi ediliyor. ve PM’miz kararıyla Sayın Erdal Beşikçioğlu adaylığa uygun görülmüştür.”

“MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZ, VAHAP SEÇER”

Yücel, “Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için Sayın Muhittin Böcek’in adı geçtiği öğrenildi Böcek’in durumunun ileri bir tarihe ertelendiği söyleniyor. Neler söylersiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, Antalya’nın bir kısım merkez ilçeleriyle birlikte değerlendirilecek olduğundan bugün, PM’mizde gündeme alınmadı. Önümüzdeki günlerde, önümüzdeki hafta yapacağımız PM toplantımızda gündeme geleceğini düşünüyorum. Bunun başka bir sebebi yok.”

Yücel, ” Mersin’de mevcut Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer’in yeniden aday gösterildiği söyleniyordu. İsmi kesinleşti mi” sorusuna “Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, Sayın Vahap Seçer” yanıtını verdi.

Yücel, “Toplantınız devam ederken birtakım gerginlikler, birtakım seslerin yükseldiği anlar oldu. Bunun için herhangi bir açıklamanız olur mu” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bizim herhangi bir gerginliğimiz yok. PM’miz gayet keyifli, gayet demokratik bir ortamda gerçekleşti. ve kararlarımız parti tüzüğümüzde, parti teamüllerimize, geleneklerine uygun bir şekilde alındı. Mersin Milletvekilimiz, PM salonuna girerek görüşlerini ifade etmek istedi. Biz de uygun bir şekilde kendisini dışarı davet ettik. Olay buna ibarettir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-242-yeni-belediye-baskan-adayini-daha-belirledi/feed/ 0
CHP’den 243 belediye başkan adayı açıklaması https://www.haber28.com.tr/chpden-243-belediye-baskan-adayi-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/chpden-243-belediye-baskan-adayi-aciklamasi/#respond Thu, 11 Jan 2024 01:12:25 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2331

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Bugün 6 büyükşehir, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere toplam 243 belediye başkan adayımızı belirledik” derken, gelen bir soru üzerine, Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için ise sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun da adaylığının kesinleştiğini ve herhangi bir krizin sözkonusu olmadığını belirtti.

CHP Sözcüsü Yücel, Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. PM toplantısında 243 belediye başkan adayının belirlendiğini söyleyen Yücel, “PM toplantımız az önce sonuçlandı. Bugün toplam 243 belediye başkan adaylarımızı belirledik. 6’sı büyükşehir belediyesi, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere 243. Bugün belirlediğimiz belediye başkan adaylarımızın 23’ü kadın. Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, mevcut Belediye Başkanımız Zeydan Karalar olarak belirlenmiştir. Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, yine mevcut Belediye Başkanımız Vahap Seçer. Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, yine Özlem Çerçioğlu olarak karar altına alınmıştır” dedi.

ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI BÜYÜKERŞEN ADAY DEĞİL

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e büyük hizmetler verdiğini belirten Yücel, “Büyükerşen Eskişehir’e büyük katkı koydu ve Eskişehir’in bir marka şehir olması konusunda çok büyük hizmetleri oldu. Bugün PM’mizin almış olduğu kararla bu görevi, bu bayrağı, belediye başkan adayımız olarak Ayşe Ünlüce’ye devrediyor ve Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir’in Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, mevcut başkanımız Lütfü Savaş olarak belirlenmiştir. Yine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, bir kadın arkadaşımız, siyasette emeği olan başarılı bir arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliğimizi yaptı; Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olarak belirlenmiştir” ifadelerini kullandı.

İLLERDEKİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI

PM toplantısında kararlaştırılan illerdeki belediye başkan adaylarını da açıklayan Yücel, “Afyon Belediye Başkan adayımız Afyon milletvekilimiz ve TBMM Grup Başkanvekilimiz Burcu Köksal olarak belirlenmiştir. Artvin Belediye Başkan adayımız Bilgehan Erdem. Bilecek Belediye Başkan adayımız Melek Mızrak Subaşı. Çankırı Belediye Başkan adayımız İlhan Tekin. Giresun Belediye Başkan adayımız Fuat Köse. Kırklareli Belediye Başkanımız, Mehmet Siyam Kesimoğlu olarak PM’mizde adaylaşmışlardır. Kilis Belediye Başkan adayımız Hakan Bilecan. Niğde Belediye Başkan adayımız Hulusi Özen. Osmaniye Belediye Başkan adayımız Serkan Karayiğit olarak PM’mizin kararıyla belirlenmiştir ve adaylaşmışlardır. Sinop Belediye Başkan adayımız Mehmet Gürbüz. Tunceli Belediye Başkan adayımız Ali Mustafa Çelik. Uşak Belediye Başkan adayımız, yine geçmiş dönemde milletvekilliğimizi yapan Uşak milletvekilimiz Özkan Yalım olarak PM’mizde karar altına alınmıştır. Yalova Belediye Başkan adayımız Mehmet Gürer. Yozgat Belediye Başkan adayımız Özkan Şengül ve Zonguldak Belediye Başkan adayımız Tahsin Erdem PM’mizin kararıyla adaylaşmışlardır” dedi.

‘ERDAL BEŞİKÇİOĞLU ADAYLAŞMIŞTIR, HERHANGİ BİR KRİZ SÖZKONUSU DEĞİL’

Yücel, Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun aday olmasıyla ilgili sorulan soruya ise şu yanıtı verdi:

“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz sözkonusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı olmuşlardır. Ama bugün belirlenen 243 adayımız ve geçmişte PM toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız, MYK’mızın, PM’mizin süzgecinden geçerek örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde görevlendirilen, illerde ve ilçelerde, seçim çevrelerinde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları, kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve PM kararıyla adaylaşmış arkadaşlarımızdır. Dolayısıyla herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler. Neticede bu görev bir kişiye tevdi ediliyor. ve PM’miz kararıyla Erdal Beşikçioğlu adaylığa uygun görülmüştür.”

]]> https://www.haber28.com.tr/chpden-243-belediye-baskan-adayi-aciklamasi/feed/ 0 CHP, 243 belediye başkan adayını belirledi https://www.haber28.com.tr/chp-243-belediye-baskan-adayini-belirledi/ https://www.haber28.com.tr/chp-243-belediye-baskan-adayini-belirledi/#respond Thu, 11 Jan 2024 01:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2328

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Bugün 6 büyükşehir, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere toplam 243 belediye başkan adayımızı belirledik” derken, gelen bir soru üzerine, Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için ise sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun da adaylığının kesinleştiğini ve herhangi bir krizin sözkonusu olmadığını belirtti.

CHP Sözcüsü Yücel, Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. PM toplantısında 243 belediye başkan adayının belirlendiğini söyleyen Yücel, “PM toplantımız az önce sonuçlandı. Bugün toplam 243 belediye başkan adaylarımızı belirledik. 6’sı büyükşehir belediyesi, 15 il belediyesi, 189 ilçe belediyesi ve 33 belde belediyesi olmak üzere 243. Bugün belirlediğimiz belediye başkan adaylarımızın 23’ü kadın. Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, mevcut Belediye Başkanımız Zeydan Karalar olarak belirlenmiştir. Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, yine mevcut Belediye Başkanımız Vahap Seçer. Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, yine Özlem Çerçioğlu olarak karar altına alınmıştır” dedi.

ESKİŞEHİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI BÜYÜKERŞEN ADAY DEĞİL

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e büyük hizmetler verdiğini belirten Yücel, “Büyükerşen Eskişehir’e büyük katkı koydu ve Eskişehir’in bir marka şehir olması konusunda çok büyük hizmetleri oldu. Bugün PM’mizin almış olduğu kararla bu görevi, bu bayrağı, belediye başkan adayımız olarak Ayşe Ünlüce’ye devrediyor ve Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir’in Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, mevcut başkanımız Lütfü Savaş olarak belirlenmiştir. Yine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayımız, bir kadın arkadaşımız, siyasette emeği olan başarılı bir arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliğimizi yaptı; Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olarak belirlenmiştir” ifadelerini kullandı.

İLLERDEKİ BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI

PM toplantısında kararlaştırılan illerdeki belediye başkan adaylarını da açıklayan Yücel, “Afyon Belediye Başkan adayımız Afyon milletvekilimiz ve TBMM Grup Başkanvekilimiz Burcu Köksal olarak belirlenmiştir. Artvin Belediye Başkan adayımız Bilgehan Erdem. Bilecek Belediye Başkan adayımız Melek Mızrak Subaşı. Çankırı Belediye Başkan adayımız İlhan Tekin. Giresun Belediye Başkan adayımız Fuat Köse. Kırklareli Belediye Başkanımız, Mehmet Siyam Kesimoğlu olarak PM’mizde adaylaşmışlardır. Kilis Belediye Başkan adayımız Hakan Bilecan. Niğde Belediye Başkan adayımız Hulusi Özen. Osmaniye Belediye Başkan adayımız Serkan Karayiğit olarak PM’mizin kararıyla belirlenmiştir ve adaylaşmışlardır. Sinop Belediye Başkan adayımız Mehmet Gürbüz. Tunceli Belediye Başkan adayımız Ali Mustafa Çelik. Uşak Belediye Başkan adayımız, yine geçmiş dönemde milletvekilliğimizi yapan Uşak milletvekilimiz Özkan Yalım olarak PM’mizde karar altına alınmıştır. Yalova Belediye Başkan adayımız Mehmet Gürer. Yozgat Belediye Başkan adayımız Özkan Şengül ve Zonguldak Belediye Başkan adayımız Tahsin Erdem PM’mizin kararıyla adaylaşmışlardır” dedi.

‘ERDAL BEŞİKÇİOĞLU ADAYLAŞMIŞTIR, HERHANGİ BİR KRİZ SÖZKONUSU DEĞİL’

Yücel, Ankara Etimesgut Belediye Başkan adaylığı için sanatçı Erdal Beşikçioğlu’nun aday olmasıyla ilgili sorulan soruya ise şu yanıtı verdi:

“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz sözkonusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı olmuşlardır. Ama bugün belirlenen 243 adayımız ve geçmişte PM toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız, MYK’mızın, PM’mizin süzgecinden geçerek örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde görevlendirilen, illerde ve ilçelerde, seçim çevrelerinde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları, kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve PM kararıyla adaylaşmış arkadaşlarımızdır. Dolayısıyla herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler. Neticede bu görev bir kişiye tevdi ediliyor. ve PM’miz kararıyla Erdal Beşikçioğlu adaylığa uygun görülmüştür.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-243-belediye-baskan-adayini-belirledi/feed/ 0
CHP, 6 büyükşehirde belediye başkan adaylarını açıkladı https://www.haber28.com.tr/chp-6-buyuksehirde-belediye-baskan-adaylarini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/chp-6-buyuksehirde-belediye-baskan-adaylarini-acikladi/#respond Thu, 11 Jan 2024 00:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2326 CHP, Adana’da Zeydan Karalar, Mersin’de Vahap Seçer, Aydın’da Özlem Çerçioğlu, Hatay’da Lütfü Savaş, Eskişehir’de Ayşe Ünlüce, Tekirdağ’da Candan Yüceer’i aday gösterdi.

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplanan Parti Meclisi (PM) toplantısında belirlenen belediye başkan adaylarını paylaştı.

Parti Meclisi toplantısının sonuçlandığını belirten Yücel, 6’sı büyükşehir belediyesi, 15’i il belediyesi olmak üzere bugün toplam 242 seçim çevresinde belediye başkan adaylarını belirlediklerini söyledi.

Bu adaylardan 23’ünün kadın olduğunu ifade eden Yücel, PM toplantısında belirlenen büyükşehir belediye başkan adaylarını paylaştı:

“Adana Büyükşehir Belediye başkan adayımız mevcut belediye başkanımız Sayın Zeydan Karalar olarak belirlenmiştir. Aydın Büyükşehir Belediye başkan adayımız yine Aydın Büyükşehir belediye başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu olarak karar altına alınmıştır. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’e büyük hizmetler verdi. Eskişehir’e büyük katkı koydu ve Eskişehir’in bir marka şehri olması konusunda çok büyük hizmetleri oldu. Bugün Parti Meclisimizin almış olduğu kararla bu görevi, bu bayrağı belediye başkan adayımız olarak Sayın Ayşe Ünlüce’ye devrediyor. Ayşe Ünlüce’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye başkan adayımız olduğunu sizlerle paylaşıyorum.

Hatay Büyükşehir Belediye başkan adayımız mevcut başkanımız Sayın Lütfü Savaş olarak belirlenmiştir. Yine Tekirdağ Büyükşehir Belediye başkan adayımız bir kadın arkadaşımız. Siyasette emeği olan başarılı bir arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliğimizi yaptı. Sayın Candan Yüceer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye başkan adayımız olarak belirlenmiştir. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanımıza da yine hem partimize hem de Tekirdağ’a vermiş olduğu, yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum.”

15 ilin belediye başkan adayı belli oldu

İl belediye başkan adaylarını da sıralayan Yücel, şöyle devam etti:

“Afyon Belediye başkan adayımız Afyon milletvekilimiz ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Başkan Vekilimiz Sayın Burcu Köksal olarak belirlenmiştir. Afyon ilimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Artvin Belediye başkan adayımız Sayın Bilgehan Erdem. Bilecik Belediye başkan adayımız Sayın Melek Mızrak Subaşı. Çankırı Belediye başkan adayımız Sayın İlhan Tekin. Giresun Belediye başkan adayımız Sayın Fuat Köse. Kırklareli Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Siyam Kesimoğlu olarak Parti Meclisi’mizde adaylaşmışlardır.

Kilis Belediye başkan adayımız Sayın Hakan Bilecen. Niğde Belediye başkan adayımız Sayın Hulus Özen, Osmaniye Belediye başkan adayımız Sayın Serkan Karayiğit olarak Parti Meclisimizin kararıyla belirlenmiştir ve adaylaşmışlardır. Sinop Belediye başkan adayımız Sayın Mehmet Gürbüz.

Tunceli Belediye başkan adayımız Sayın Ali Mustafa Çelik. Uşak Belediye başkan adayımız yine geçmiş dönemde milletvekilliğimizi yapan Uşak Milletvekilimiz Sayın Özkan Yalım olarak Parti Meclisi’mizde karar altına alınmıştır. Yalova Belediye başkan adayımız Sayın Mehmet Gürel. Yozgat Belediye başkan adayımız Sayın Özkan Şengül ve Zonguldak Belediye başkan adayımız Sayın Tahsin Erdem Parti meclisimizin kararıyla adaylaşmışlardır.”

Yücel, Parti Meclisi ve MYK gündemiyle ilgili değerlendirmeleri yarın yapılacak basın toplantısıyla paylaşacaklarını kaydetti.

“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır”

Parti Sözcüsü Yücel, açıklamasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Oyuncu Erdal Beşikçioğlu’nun Etimesgut Belediye başkan adaylığıyla ilgili bir krizin olup olmadığına ilişkin soruya Yücel, şu yanıtı verdi:

“Erdal Beşikçioğlu adaylaşmıştır, doğrudur. Herhangi bir kriz söz konusu değildir. Birçok ilçemizde birden fazla aday adayı, çeşitli iddialarla aday adayı olmuşlardır. Ama bu adaylar bugün belirlenen 242 adayımız ve geçmişte Parti Meclisi toplantılarında belirlediğimiz adaylarımız Merkez Yönetim Kurulumuzun Parti Meclisimizin süzgecinden geçerek, örgütlerimizin görüşleri alınarak, örgütlerde, illerde ve ilçelerde seçim çevrelerinde görevlendirilen heyetlerin yaptıkları inceleme, saha çalışmaları, kamuoyu yoklamaları sonucunda belirlenmiş ve Parti Meclisi kararıyla adaylaşmış arkadaşlarımızdır.

Dolayısıyla herhangi bir kriz söz konusu değil ama başka adaylar farklı iddialar ortaya koymuş olabilirler. Neticede bu görev bir kişiye tevdi ediliyor ve Parti Meclis’imiz kararıyla Sayın Erdal Beşikçioğlu adaylığa uygun görülmüştür.”

“Bizim herhangi bir gerginliğimiz yok”

“Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in durumunun ileri bir tarihe aktarıldığı söyleniyor. Değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine Yücel, “Antalya Büyükşehir Belediye başkan adayımız Antalya’nın bir kısım merkez ilçeleriyle birlikte değerlendirilecek olduğundan bugün Parti Meclisimizde gündeme alınmadı. Önümüzdeki hafta yapacağımız Parti Meclisi toplantısında gündeme geleceğini düşünüyorum.” dedi.

“Parti Meclisi devam ederken gerginliklerin olduğu, seslerin yükseldiği anlar oldu. PM toplantısı gergin mi geçti?” sorusu üzerine Yücel, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim herhangi bir gerginliğimiz yok. Parti Meclisi’miz gayet keyifli, demokratik bir ortamda gerçekleşti. Kararlarımız parti tüzüğümüze, parti geleneklerine uygun bir şekilde alındı. Mersin Milletvekilimiz Parti Meclisi salonuna girerek görüşünü ifade etmek istedi. Biz de uygun bir şekilde kendisini dışarı davet ettik. Olay bundan ibaret.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/chp-6-buyuksehirde-belediye-baskan-adaylarini-acikladi/feed/ 0
Lise öğrencisinin ölümüne neden olan sanığın beraatine itiraz edildi https://www.haber28.com.tr/lise-ogrencisinin-olumune-neden-olan-sanigin-beraatine-itiraz-edildi/ https://www.haber28.com.tr/lise-ogrencisinin-olumune-neden-olan-sanigin-beraatine-itiraz-edildi/#respond Tue, 09 Jan 2024 22:12:11 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2222 SULTANGAZİ’de 8 yıl önce yolda yürürken uzaktan sıkılan kurşunla boynundan yaralanarak 2 yıl hastanede kaldıktan sonra hayatını kaybeden lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş’un ölümüne neden olmaktan yargılanan sanığın beraat etmesine itiraz edildi. Öldürülen Ahmet Emre Çavuş’un babası Bülent Çavuş, beraat kararının kaldırılması için istinaf yoluna başvurdu.

Sultangazi’de lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş, 2 Ağustos 2015 yılında arkadaşlarıyla yolda yürürken kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından uzaktan sıkılan kurşunun boynuna isabet etmesi sonucu yaralanmıştı. Ahmet Emre Çavuş, kaldırıldığı hastanede 2 yıl 11 gün verdiği yaşam mücadelesi sonrasında 19 yaşında hayatını kaybetmişti.

Olayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma sonucunda 8 yıl sonra hazırlanan iddianamede, Ahmet Emre Çavuş’un ölmeden önce alınan ifadesinde, vurulmasına yönelik eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğini görmediğini ancak olay günü sanık Devrim Aksoy’un ters ters baktığını, kendisinin birden yere yığıldığını, yerdeyken iki el daha silah sesi duyduğunu ve arkadaşlarının otoparka doğru koşarak “Kim vurdu” dediğini, arkadaşlarının da olay yerinde sanığı gördüklerini ve olay yerinde başka kimsenin olmadığını belirttiği kaydedildi. Sanık Devrim Aksoy’un ise suçlamayı reddettiği belirtilen iddianamede, Aksoy hakkında “Kasten öldürme” ve “Ruhsatsız silah bulundurma” suçlarından müebbet ve 3 yıla kadar hapis istemiyle 2 Haziran 2023 tarihinde dava açıldı.

İKİNCİ DURUŞMADA BERAAT VERİLDİ

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada, sanık Devrim Aksoy savunmasında, “Sadece bu olayı benim üzerime yıkmaya çalışıyorlar. Ben kesinlikle iddia edildiği gibi Ahmet Emre Çavuş’u öldürmedim, ben bu şahsı tanımıyorum. Sebepsiz yere neden öldüreyim. Ben kendisinin hastaneye gitmesi içinde yardımcı oldum, kamera kayıtlarındaki atletli kişi benim. Ben vurduğum insana neden yardımcı olayım” demişti. Mahkemenin 30 Kasım 2023 tarihindeki 2’nci duruşmasında ise karar çıktı. Mahkeme, tutuklu sanık Devrim Aksoy’un yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verdi.

BABA KARARA İTİRAZDA BULUNDU

Öldürülen Ahmet Emre Çavuş’un babası Bülent Çavuş, beraat kararına karşı avukatı aracılığıyla istinaf yoluna başvurdu. İtiraz dilekçesinde, her ne kadar sanık hakkında beraat kararı verilmişse de “tanık beyanlarına göre, olay günü orada bu işi yapabilecek tek kişinin suç makinesi olarak bilinen ve kurşunun geldiği yönde bulunan sanığın işlediğinin şüpheden oldukça uzak olduğu, ayrıca Gazi Mahallesi’nde pek çok kahve ve bakkalda sanığın maktulü vurduğunu söylediği, herkesin bu suçu sanığın işlediğini bildiğini, sanığın sabıkalı biri olduğunu, daha önce bir polisi silahla ağır yaraladığını” belirterek beraat kararının kaldırılması ve üst sınırdan cezalandırılması talep edildi. Bülent Çavuş, “8 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi son bulana kadar oğlum için ve bizim gibi adalet arayan ailelerin sesi olmak için sonuna kadar mücadele edeceğim. Adalet sağlanana kadar, oğlumun katilleri bulunana kadar sakallarımı kesmeyeceğim. Bu ülkede adaletin çok zor olduğunu öğrendim. Oğlum Ahmet Emre, Sultangazi’de değil, Etiler’de, Bakırköy’de, Kadıköy’de başına böyle bir olay gelmiş olsaydı çoktan bunu ona yapanlar bulunurdu” şeklinde açıklamada bulundu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/lise-ogrencisinin-olumune-neden-olan-sanigin-beraatine-itiraz-edildi/feed/ 0
Erdoğan Toprak: “Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Aym’nin Tahliye Kararını Tanımamakla Yargıdaki Siyasallaşmanın Zirveye Çıktığını Somutlaştırdı” https://www.haber28.com.tr/erdogan-toprak-yargitay-3-ceza-dairesi-aymnin-tahliye-kararini-tanimamakla-yargidaki-siyasallasmanin-zirveye-ciktigini-somutlastirdi/ https://www.haber28.com.tr/erdogan-toprak-yargitay-3-ceza-dairesi-aymnin-tahliye-kararini-tanimamakla-yargidaki-siyasallasmanin-zirveye-ciktigini-somutlastirdi/#respond Sun, 07 Jan 2024 22:24:03 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2089

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez verdiği hak ihlali ve tahliye kararını tanımamakla yargıdaki siyasallaşmanın zirveye çıktığını somutlaştırdı. Kararda dile getirilen iddialar, AYM ve anayasal rejime karşı açılmış siyasi mücadele niteliğindedir. AYM’nin kendisini jüristokrasi konumunda gördüğünü iddia eden Yargıtay, TBMM’yi dizayn etmek istiyor. Seçimi ve seçmen iradesini yok sayıp seçilmiş bir vekilin görevini engelliyor” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Haftalık Değerlendirme Raporu’nu bugün yayınladı. Toprak’ın raporda yer alan değerlendirmeleri şöyle:

“YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ, AYM’NİN TAHLİYE KARARINI TANIMAMAKLA YARGIDAKİ SİYASALLAŞMANIN ZİRVEYE ÇIKTIĞINI SOMUTLAŞTIRDI”

“Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez verdiği hak ihlali ve tahliye kararını tanımamakla yargıdaki siyasallaşmanın zirveye çıktığını somutlaştırdı. Kararda dile getirilen iddialar, AYM ve anayasal rejime karşı açılmış siyasi mücadele niteliğindedir. Cumhurbaşkanı, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, YÖK, Barolar Birliği ve TBMM’nin seçtiği yüksek yargıçlardan oluşan AYM’yi ‘demokratik rejime tehdit’, ihlal kararınıysa ‘hukuken değersiz’ diye nitelemek kabul edilemez. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, hukuk devleti ilkesi başta olmak üzere Anayasa’ya karşı siyasi manifestoya dönüştürdüğü kararında, AYM’nin ‘terör örgütleriyle söylem birliği içinde’ olduğunu öne sürmektedir. AYM’nin kendisini jüristokrasi konumunda gördüğünü iddia eden Yargıtay, TBMM’yi dizayn etmek istiyor. Seçimi ve seçmen iradesini yok sayıp seçilmiş bir vekilin görevini engelliyor. Anayasa’nın yanı sıra Yargıtay’ın en üst karar organı Yargıtay Genel Kurulu’nun defalarca verdiği ‘AYM kararları Yargıtay’ı da bağlar’ içtihadını yok sayıyor.

“ARAP BAHARI İLE GEZİ ARASINDA BENZERLİK KURMAK HUKUKİ TEMELDEN YOKSUN BİR AKIL TUTULMASIDIR”

Arap Baharı ile Gezi arasında benzerlik kurmak hukuki temelden yoksun bir akıl tutulmasıdır. Yargıtay, yine zorlama bir yorumla AYM’nin yerel mahkemeye tahliye emri verdiğini, Anayasa’ya göre kimsenin mahkemelere ’emir-talimat’ veremeyeceğini söylüyor. Oysa Yargıtay’ın da temyizde bozduğu kararlara yerel mahkemenin uyması zorunlu. Anayasa’nın 153 ve 158’inci maddelerindeki ‘AYM kararları kesindir. Yargı dahil herkesi bağlar. Yargı kurumları arasında yetki ihtilafı halinde AYM kararı esas alınır’ hükmünü de görmezden gelerek tümüyle siyasi tutum sergiliyor.

“BİST’TE DÖNEN 4,1 TRİLYON TL’NİN YÜZDE 80’İ HESAP SAHİPLERİNİN YÜZDE 0,2’SİNE AİT”

Borsa İstanbul (BİST) Başkanı’nın yatırımcı sayısının 8 milyonu aştığını, her 10 kişiden birisinin borsa yatırımcısı olduğunu ilan etmesine karşılık halka arzlardaki büyük vurgunlar, hisse senedi piyasalarındaki manipülasyonlar, peş peşe alınan işlem yasağı kararlarıyla küçük yatırımcı ağır kayıplar verip BİST’ten çıktı. Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) açıkladığı rakamlara göre, aralık ayının son haftasında 1 milyon 182 bin küçük yatırımcı hesap kapattı. BİST’te yatırımcı sayısı 7,6 milyona geriledi. Borsayı sadece 15 bin kişi kontrol ederken Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) açıkladığı vergi rekortmenleri listesi çok daha vahim bir servet transferiyle gizli zenginleri sergiliyor. Gelir Vergisi rekortmenlerinde ilk 100 kişiden 76’sının ismi gizli. Kim olduklarını sadece iktidar biliyor. İsmi açıklanan 34 rekortmense Türkiye’nin önde gelen, tanınmış zenginleri. İlginç olan, gelir vergisi rekortmenlerinin milyarlarca liralık kazancının faiz ve menkul kıymetlerden elde edilmiş olması.

Trilyonlarca liralık kişisel ve kurumsal kazançların sahibi bir avuç kişi ya da şirket. Milyonlarca asgari ücretli, memur, emekli vb. için aylardır 3-4 bin liralık zam pazarlığı yapılıyor. Küçük bir azınlıksa bu iktidar sayesinde trilyonlara ve ulusal servetin yüzde 80-90’ına sahip. Kazançları öylesine büyük ki yoksullaşan bir ülkede iyimser bir yaklaşımla bu kadar büyük paralar kazanmaktan utanıyorlar. Olası tepkilerden kaçınmak için kendilerini gizliyorlar.

“İSRAİL’E YÖNELİK SÖYLEMLERİNE RAĞMEN TİCARİ İLİŞKİLERİ SÜRDÜREN İKTİDAR, BU GÖRÜNTÜYÜ ÖRTMEK İÇİN MİTİNGLERLE TOPLUMUN TEPKİSİNİ AZALTMAYI ÖNGÖRMEKTEDİR”

Yeni yılın ilk gününde Cumhurbaşkanı aile fertlerinin yönetiminde yer aldığı Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) öncülüğünde Gazze ve Filistin’e destek için düzenlenen miting ve yürüyüşte bugüne kadar uygulanan yasak ve engeller kaldırıldı. İsrail’e yönelik söylemlerine rağmen arka kapı diplomasisi ve artan şekilde ticari ilişkileri sürdüren iktidar, bu görüntüyü örtmek için böyle mitinglerle toplumun tepkisini azaltmayı öngörmektedir. İsrail limanlarına 7 Ekim’den bu yana 500 dolayında geminin mal taşıdığı, askeri malzeme ve mühimmat ihracatı yapıldığı TÜİK ve Ticaret Bakanlığı’nın dış ticaret kayıtlarında yer alıyor. Mitingdeyse İsrail ile ticaret yapan yerli-yabancı şirketlere boykot çağrısı yapılırken sermayeden hesap sorulacağı tehditleri savruldu. Bu da muhtemelen aile içi ayrı bir çelişki. İsrail’e mal taşıyan gemilerin iktidar yakınlarının denizcilik şirketlerine ait olduğu açığa çıktı.

“BU YIL 1 MAYIS, TAKSİM DIŞINDA SİRKECİ-EMİNÖNÜ-KARAKÖY MEYDANI VE GALATA KÖPRÜSÜ’NDE KUTLANMAK İSTENDİĞİNDE İZİN VERİLECEK Mİ”

Türkiye, bugüne kadar tüm iktidarlar döneminde Filistin davasını sahiplendi. Filistinlilerin devlet kurma, topraklarında özgür ve güvenle yaşam hakkını savundu. Dolayısıyla yeni yılın ilk gününde böyle bir miting düzenlenmesi Türkiye’nin geleneksel tavrının sürdürülmesi doğrultusunda yapılan bir eylem. İstanbul Valiliği, bugüne kadar pek çok miting ve yürüyüş için toplum güvenliği, genel asayiş ve sağlık, ulaşım vb. gerekçelerle sadece Yenikapı ve Maltepe’ye izin verdi. Bu yıl 1 Mayıs, Taksim dışında Sirkeci-Eminönü-Karaköy meydanı ve Galata Köprüsü’nde kutlanmak istendiğinde izin verilecek mi?

“ALMANYANIN EN KÖKLÜ AKADEMİK ÖZGÜRLÜK ENDEKSİ 2023 SIRALAMASINDA TÜRKİYE, 179 ÜLKE ARASINDA 165’İNCİLİĞE İNDİ”

Konya’da, Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli bir tıp profesörünün MS hastalığıyla ilgili bilimsel makalesinde bu ve benzeri hastalıkların ‘Allah’ın insana cezası olduğuna’ inandığını belirttiği, Türkiye’de üniversitelerin geldiği noktayı en somut şekilde sergileyen veriler, Akademik Özgürlük Endeksi (AÖE) 2023 değerlendirmesinde yer aldı. Almanya’nın en köklü üniversitelerinden Friedrich-Alexander Üniversitesi’nin her yıl güncellediği Küresel AÖE 2023 sıralamasında Türkiye, 179 ülke arasında 165’inciliğe indi. Akademik özgürlük sıralamasında Türkiye’nin yer aldığı grupta daha kötü durumdaki diğer 13 ülke; Suudi Arabistan, Güney Sudan, İran, Nikaragua, Çin, Suriye, Belarus, Ekvator Ginesi, Bahreyn, Türkmenistan, Eritre, Miyanmar, Kuzey Kore.

Dünyanın en iyi ilk 100, 500 üniversitesi arasında Türkiye’den girebilen üniversite yer almıyor. İlk 1000’e bazı Türk üniversiteleri ancak girebiliyor. Akademik özgürlükte ilk 100’e hiçbir üniversitenin girememiş olması, ülkemiz açısından yüz kızartıcı bir tablo. Bir üniversite ortamında şayet bir tıp profesörü hastalığın tedavi yollarını arayacağına, ‘Allah’ın kuluna cezası’ diye yaklaşıyorsa bilim ve akıl, araştırma, keşif ve icat heyecanı bitmiş demektir.

“TÜRKİYE’NİN GERİSİNDEKİ 5 ÜLKE DİKTATÖRLÜK”

Türkiye Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 2023’te daha alt sıralara geriledi. World Justice Project’in (WJP) 2023 raporunda, 142 ülke arasında 117’nciliğe inen Türkiye’nin ülke puanı, 100 üzerinden 41. Yolsuzluk endeksinde 71, temel haklarda 133, hukuk yargılamasında 119, ceza yargılamasında 107’nci sırada. İktidarın kullandığı güç ve yetkilere hukuki ve yasal sınırlama getirebilme kriterindeyse 142 ülke içinde 137’nci sırada yer alan Türkiye’nin gerisinde yer alan diğer 5 ülkenin hepsi diktatörlük.

“MİLYONLARCA EMEKLİ İÇİN 8-10 BİN TL SEYYANEN VE YÜZDE 36’LIK ENFLASYON HEDEFİNİN DE İLAVESİYLE BİR ARTIŞ YAPILMASI ZORUNLUDUR”

Memur ve memur emeklilerinin resmi zam oranı yüzde 49,25 olurken SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 37,56’lık enflasyon farkı yansıtılacak. Gelinen aşamada 7 bin 500 TL’lik en düşük emekli aylığının artırılması, emeklilere seyyanen zam vb. için yasal düzenleme gerekiyor. Milyonlarca emekli için enflasyon farkı dışında 8-10 bin TL seyyanen ve 2024’ün yüzde 36’lık enflasyon hedefinin de ilavesiyle reel bir maaş artışı yapılması zorunludur. Bunun dışında yapılacak zam oranı ne olursa olsun, milyonlarca kişi TÜİK’in siyasi talimatlı enflasyon hesabının mağduru olacaktır.

“NARENCİYE ÜRÜNLERİNE YÖNELİK ACİL BİR PLANLAMA YAPILMASI GEREKİYOR”

Ege bölgesinin yanı sıra Adana, Mersin ve Antalya’daki narenciye üreticileri, bahçede mandalinanın kilosunu 1 TL, portakalın kilosunu 3 TL’ye sattıkları halde alıcı bulamadıklarını, ürünlerin dalda çürümeye terk edildiğini söylerken şehirlerde market ve pazarlarda narenciye ürünleri mevsime rağmen fahiş fiyattan satılıyor. Narenciye ürünlerine yönelik acil bir planlama yapılması gerekiyor.

Sadece narenciye ürünleri değil, kış mevsimine ait pek çok sebze ve meyvede benzer durum söz konusu. Üretici mevcut maliyetlerden dolayı ürününü toplayıp satışa arz edemiyor. Pazar ve marketlere az ürün gelince de bu kez fiyatlar olağanüstü düzeylere ulaşıyor. Yüzde 72’ye varan gıda enflasyonuyla kendi ülkesindeki ürünleri en pahalıya tüketen vatandaşlar başta kırmızı et olmak üzere ithal gıda için kur farkından dolayı her gün zamlı fiyat ödemeye mecbur kalıyor.

“İKTİDAR; ABD, İNGİLTERE VE NATO’NUN BASKISINA KARŞI MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’Nİ SAHİPLENMEK ZORUNDA KALDI”

Her fırsatta Lozan Anlaşması ve beraberinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye’ye sağladığı egemenlik hakkı ve kazanımları tartışmaya açan iktidar, geçen hafta ABD, İngiltere ve NATO’nun baskısına karşı Montrö Sözleşmesi’ni sahiplenmek zorunda kaldı. Yaşanan gelişmeler Lozan ve Montrö Anlaşmalarının Türkiye’nin bağımsızlık ve egemenliği açısından hayati önemini bir kez daha sergiledi. Boğazlardaki egemenlik, Karadeniz’de savaşın yayılmaması yanında, olası barışın da güvencesi.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/erdogan-toprak-yargitay-3-ceza-dairesi-aymnin-tahliye-kararini-tanimamakla-yargidaki-siyasallasmanin-zirveye-ciktigini-somutlastirdi/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü Çelik, canlı yayında gündemi değerlendirdi: (1) https://www.haber28.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/ https://www.haber28.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/#respond Thu, 04 Jan 2024 23:12:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1894 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” dedi.

Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesinin (AYM) Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararlarına uyulmasına yer olmadığına yönelik kararını nasıl değerlendirdiği sorulan Çelik, şu yanıtı verdi:

“Yüksek mahkemeler arasında bir çelişki var. Bu karar çerçevesinde ortaya çıkan, bir yandan ‘adliye mahkemelerinin son karar mercii Yargıtay’dır’, bir yandan da ‘Anayasa Mahkemesi kararları her şekilde bağlayıcıdır’ gibi iki hüküm yan yana geliyor. İkincisi biliyorsunuz ki yüksek yargı organları arasında ast-üst ilişkisi yok. Yani şu mahkeme bundan üsttedir diyeceğimiz bir düzenleme yok. Sonuç nedir? Milletvekili dokunulmazlığı söz konusu, bir de bunun istisnaları var. Bunun nerede geçerli olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararı diyor ki ‘bu istisnalar yeterince açık belirtilmemiş ve bu somut olaya uygulanabilecek durumda değil.’ Yargıtay’ın da söylediği şu; ‘bu konuda oluşmuş içtihatlar, şimdiye kadar oluşmuş bir sürü karar var.’ Dolayısıyla Türkiye’de yargı kararlarıyla oluşmuş bir içtihat birliği var. Bu taraf, ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararı herkes için bağlayıcıdır, bunun uygulanması gerekir’ diyor. Bu taraf da diyor ki, ‘Türkiye’deki içtihat birliğini bozacak şekilde veya Yargıtay’ın adliye mahkemelerinin son karar mercii olması ilkesini bozacak şekilde bir durumun ortaya çıkmaması gerekir.’ diyor. Dolayısıyla bu çelişkinin giderilmesi lazım.”

Söz konusu çelişkinin giderileceği yer konusunda Anayasa’da birbirine muhalif hükümler olduğunu söyleyen Çelik, “Çünkü yıllardır tartışıyoruz bunu. Anayasa, bir ‘Cunta Anayasası’ olarak gündeme gelmiş, ondan sonra Anayasa’yı rehabilite etmek için çeşitli zamanlarda seferber olunmuş, bazı düzenlemeler yapılmış. Bütün bunlardan uzaklaşacağımız mesele Türkiye’ye yeni bir Anayasa yapmak. Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin veya Yargıtay’ın sınırları konusunda karar verecek merci olmadıklarını belirten Çelik, “Her tarafın kendisine göre argümanları var, Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Ben burada hakem pozisyondayım.’ dedi. Cumhurbaşkanlığı makamının burada, devlet organları arasında nihayetinde uyumu gözetme görevi var ama bunun da yazılımla ilgili bir mesele var. Yazılım nedir? Anayasa’dır, eski adıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, devlet teşkilatının esasını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Yeni bir Anayasa olmadığı sürece siyaset ve devlet hayatının önüne tahmin edilemeyecek krizlerin geleceğini vurgulayan Ömer Çelik, “Türkiye niçin bir anayasa yapamıyor?, esas mesele bu, bunun üzerinde konuşmak lazım.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi ile ilgili açıklamalarına ilişkin AK Parti’nin pozisyonunun ne olduğuna ilişkin soruya Çelik, şu yanıtı verdi:

“Burada esas mevzu, yüksek yargı organları arasında bir çelişkinin olması hoş bir durum değil. Daha net bir tablonun ortaya çıkması lazım. Bu çerçevede de bunu giderecek şey, yeni bir Anayasa’nın yapılmasıdır. ‘Cunta Anayasası’ diyoruz, bir sürü müdahale yapılmış ama Türkiye’nin, özellikle siyaset yapanların gelecek nesillere borcu, yeni bir Anayasa’yı hediye etmektir.”

“Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir”

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki Turkcell Süper Kupa maçının ertelenmesine ilişkin soruya karşılık Çelik, şunları söyledi:

“Nihayetinde maçı da FIFA kurallarına göre oynayacaksınız ve FIFA kurallarına uyacaksınız. Kulüplerimizin talepleriyle ilgili birtakım bildirimler, zamanında bildirilmiş ve kabul edilmiş ve bu bir protokole bağlanmış. Daha sonra yeni bildirimler söz konusu olunca onlar da şunu söylemişler, ‘Hepimiz FIFA kurallarıyla bağlıyız, bu bildirimler zamanında yapılsaydı bunu protokole bağlardık. Bu protokolün dışında bir adım atamayız.’ Suudi Arabistan tarafı da FIFA kurallarına uyacak, yoksa o da cezalı duruma düşer. Burada gördüğüm kadarıyla bir planlama hatası yapılmış. Bütün talepler en başta bir protokole bağlansaydı ve bu protokolde yer alsaydı muhtemelen bu kriz olmayacaktı.

Kriz olduktan sonra mesele birdenbire Atatürk tartışmasına döndü. Atatürk tartışmasına dönmesinin sebebi, ‘İstiklal Marşı’nı, Türk bayrağını ve formaların üzerinde Atatürk resmi ve imzası olmasını Suudi Arabistan tarafı kabul etmedi’ diye sunuldu. Halbuki protokole baktığınızda İstiklal Marşı ve Türk bayrağı protokole bağlanmış. Atatürk’le ilgili talep daha sonradan gelmiş. Kriz, bu planlama çerçevesinde ortaya çıkmış. Cumhuriyet Halk Partisi, birdenbire Sayın Cumhurbaşkanımızı, hükümeti, partimizi bir suçlama kampanyasına dönüştürdü.”

Bütün bunlardan bağımsız olarak vatandaşların, hiçbir krizin parçası olmaksızın haklı olarak İstiklal Marşı, Türk bayrağı ve Atatürk’le ilgili hassasiyetlerini ortaya koyduğunu söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir yasaklama söz konusu olduğu ya da bir dışlama söz konusu olduğu gibi bir haber yayıldığında vatandaşlarımız da haklı olarak buna tepki gösterip Atatürk’e sahip çıkıyorlar. Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir. Atatürk’e, bayrağa ve İstiklal Marşı’na sahip çıkılması hassasiyeti doğru bir hassasiyettir. Biz de o hassasiyetin yanında yer aldık. Çünkü artık o maç oynanmamış ve kriz başka bir şeye dönmüş.” diye konuştu.

-“İstiklal Marşı ve bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı”

Maçın Suudi Arabistan’da oynanması kararının herkesin onayıyla alındığını belirten Çelik, “Böyle bir tablo ortaya çıksın istenmezdi ama keşke en başta hem İstiklal Marşı hem bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı. Hepsi protokole bağlansaydı ve güzel bir şekilde maç oynansaydı.” dedi.

Maçın oynanmamasının siyasi kutuplaşma malzemesi haline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir hassasiyete vurgu yapıyorsa birisi burada toplumu bütünleştiren bir dil kullanıyorsa samimidir ama bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı gibi toplumu ayrıştıran, toplumun belli bir kesimini diğer kesimine karşı bir husumet duygusu içerisinde itmeye çalışan ya da hemen tutup da daha meseleyi anlamadan Cumhurbaşkanlığı makamını ya da partimizi suçlamaya kalkan bir şey varsa bunun istismar olduğunu, sahiplenme olmadığını siyasi hayatımızda defalarca gördük.” ifadelerini kullandı.

Çelik, AK Parti, Cumhur İttifakı veya hükümetin Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki olayları organizasyon içerisinde gerçekleşmiş bir sorun olarak görüp görmediğine ilişkin soruya, “Bütün bunların baştan protokole bağlanması lazımdı. Sonradan getirdiğiniz şeyler, bunlar milli hassasiyetimiz açısından son derece kıymetli şeyler ama karşı tarafın da bağlı olduğu bir protokol var. Bu çerçevede değerlendirmek lazım.” yanıtını verdi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın istifa etmesi gerektiğini düşünüp düşünmediği sorulan Çelik, bunun kendisinin değerlendireceği bir konu olmadığını söyledi.

“Toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz”

Siyasetin kutuplaştırıcı değil bütünleştirici bir dile sahip olması gerektiğini vurgulayan Çelik, tarihsel konular üzerinden çıkarılan siyasi kavgaların, mevcuttaki siyasi pozisyonların tahkim edilmesi amacıyla çıkarıldığını ifade etti.

Çelik, “Burada en önemli mesele şu, Türkiye’de niçin belli bir parti, kesim sürekli Atatürk’ten bahsettiğinde toplumun belli bir kesimini ve belli partileri, siyasi organizasyonları suçlayarak işe başlıyor ve bu suçlama hakkını kendinde görüyor? Arkasından bir ‘engizisyon mahkemesi’ kurarak kimin makbul, kimin makbul olmayan vatandaş olduğuna karar verme yetkisine sahip olduğu gibi bir zihinsel sapkınlık içerisine giriyor ve bununla ne elde etmek istiyor?” dedi.

Toplumun bu şekilde zehirlenmesine müsaade edilmemesi gerektiğini dile getiren Çelik, “Atatürk, Türk bayrağı, İstiklal Marşı gibi değerlerimiz ifade edilirken, konumlandırılırken toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz, ayrıştırma mesajı vermemeliyiz.” diye konuştu.

“Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan kişiye yumruklu saldırıda bulunulması

Ömer Çelik, İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan bir kişiye yumruklu saldırıda bulunulması, ardından başlayan “hilafet” tartışmalarına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu, hem cahillik hem barbarlık, Kelime-i Tevhid bayrağıyla hilafet bayrağının ne ilgisi var. İlgili kişi, Gazze mitingine katılmış, İsrail’i lanetlemiş, Filistinlilere sahip çıkmış. Elinde Kelime-i Tevhid, ‘la ilahe illallah Muhammedün Resulullah’ yazan bir bayrak var diye, ‘bu bir hilafet talebidir ve anayasal düzene karşı kalkışma suçudur, o mitingde bu bayrağı taşıyanların hepsi de böyle yapmıştır’ diyorlar. Bu absürt, saçma, mantıksızlık zincirini üretenler de barolar. Suç duyurusunda bulunuyorlar, bunlara izin veren İstanbul Valisi’ne de suç duyurusunda bulunuyorlar.”

“Şiddetin her türlüsü kötüdür, her türlü şiddetin reddedilmesi lazım”

Dünyanın her tarafında Gazze ile ilgili müthiş bir vicdan, insanlık dayanışmasının ortaya çıktığına işaret eden Çelik, İsrail’in bu küresel propagandası çerçevesindeki Gazze’deki durumun “Müslüman olanlar-olmayanlar” tartışması haline getirilmeye çalışıldığını ve bu zihin yanlışlığının yanında saf tutulmaması gerektiğini aktardı.

Çelik, “Gencin tutuklanmasını hukuken doğru buluyor musunuz?” sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:

“Bunu ben hukuken değerlendiremem ama bildiğim şu, bir vatandaşımıza yumruk atılmış, yüzü kan içerisinde ve bana göre bunun mutlaka bir müeyyidesi olması lazım. Şiddete karşı çıkmak konusunda kesin prensibimiz olması lazım, çifte standart olmaz. En çok şuna üzüldüm, kadına yönelik şiddete karşı çıkan bazı muhalif partilerdeki kadın siyasetçi arkadaşlarımız, bu şiddeti savundular. Çok üzüldüm buna. Şiddetin her türlüsü kötüdür ve her türlü şiddetin reddedilmesi lazım.”

“Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur”

İnsanların beğenmediği, adaletsiz bulduğu bir meseleden dolayı diğerine şiddet uygulamasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“O yumruğu atan gence söylenmesi gereken şudur; ‘Senin bu yaptığın yanlıştır. Az, cahilce bir bilgiyle ve fanatik duygularla gittin birisine şiddet uyguladın. Hayatının sonuna kadar bir daha bunu yapmamalısın, bu yaptığından da utanç duymalısın.’ Bunu demek yerine gidip de ‘çok iyi yaptın, yumruk attın, rejimi, Cumhuriyet’i korudun’ gibi şeyler söylenmesi son derece yanlıştır. Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur. ‘Bu gencin attığı yumruk iyi bir şeydir’ diyen kim varsa, bunu kim savunuyorsa, bu ülkeye de, bu ülkenin gençlerine de kötülük ediyordur.”

“Maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor”

“Hilafet” tartışmalarına yönelik soru üzerine de Çelik, böyle bir gündemlerinin asla olmadığının, rejim değişikliği meselesine de sonuna kadar karşı olduklarının altını çizdi.

Çelik, Anıtkabir’de bir kişinin Cumhuriyet rejimine karşı slogan atmasına da değinerek, şunları kaydetti:

“Niye Anıtkabir’de birisi bu sloganı atar, bunun herhangi bir şekilde doğal olmasını kabul etmek mümkün mü? Bu memlekette maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor ama zaman içerisinde gördük ki toplumumuz, bütün bunları aşacak olgunlukta. Bunlar defalarca görüldü, Türkiye’yi belli bir atmosfere sokmak isteyen, özellikle seçimlere dönük olarak yapılmak istendiğinde…

Biz en önemli mücadelemizi şan ve şerefle Cumhuriyet’imizin demokrasiyle taçlanması, demokrasinin önündeki vesayetin, engellerin kaldırılması için verdik. Bizim bugün temel meselemiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olma vasfının güçlendirilmesinden ibarettir.”

“Böyle bir konu hiçbir yerde gündeme gelmedi”

Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasiyle taçlanmasının mücadelesini verdiklerinin altını çizdi.

“AK Parti içerisinde, kendi aranızda hilafet konuşmuyorsunuz o zaman” şeklindeki değerlendirme üzerine Çelik, “Ben bugüne kadar böyle bir şeye hiç rastlamadım, hiçbir yerde de gündeme gelmedi. Mesela, bazı farklı konularda uzmanları dinliyor, konuşuyoruz. En son yakın zamanlarda bazı hocalarımızı çağırıp, kuantum fiziği konuştuk. Her konuda uzman birisi olduğunda zaman zaman çağırıp, konuşuyoruz ama hiç böyle bir tartışma duymadım, herhangi bir şekilde böyle bir konu gündeme gelmedi. Ancak demokrasinin toplumsal hayatta daha derinleşmesi, şehir siyasetiyle demokrasi ilişkisinin daha güçlü kurulması için neler yapmak gerektiğine dair çok kapsamlı konuşmalar yaptık.” diye konuştu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, üniversitelerde bazı gençlerin kendilerini ifade etmek, istediğini söylemek konusunda endişeler yaşadığını söylediğinin belirtilmesi üzerine, nefret suçu ve nefret siyaseti olmadığı müddetçe her konunun rahatça konuşulabilmesi gerektiğini vurguladı.

“Hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir”

Türkiye’de gençlerin kendini ifade edebilmesi için birçok çalışma yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirten Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda gençlerin yüzyılı olduğunu, ifade hürriyeti, kendini ifade etme kabiliyetinin gelişmesinin, ülkenin bekası, milletin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Çelik, şöyle konuştu:

“Ön yargılarımız, adlarımız, meşreplerimiz, mezheplerimiz, ideolojilerimiz farklı olabilir, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu çatı hepimiz için büyük bir nimettir. Etrafımıza bakalım, kan, gözyaşı var, sandık, demokrasi, Cumhuriyet yok. Önce sahip olduklarımız üzerinden gidelim, bunlara sahibiz ve bunlar üzerinde titizlenelim. Ortak değerlerimizi birbirimizi ayrıştırmak için değil birbirimizi kucaklamak, el sıkışmak için değerlendirelim. Yumruk yumruğa konuşacağımız bir şey yok.”

Ömer Çelik, ailelerin çocuklarına verebileceği en önemli prensibin de şiddetsiz bir dünya olduğunu, konuşmanın kendisinin başlı başına bir değer olduğunu vurguladı.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber28.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/feed/ 0
Sakarya’da FETÖ davasında 145 sanığa karar https://www.haber28.com.tr/sakaryada-feto-davasinda-145-saniga-karar/ https://www.haber28.com.tr/sakaryada-feto-davasinda-145-saniga-karar/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:48:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1800 Yargıtay’ın, Sakarya’da Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin davada verilen mahkumiyet ve beraatlere ilişkin bozma kararlarının ardından görülen duruşmada 74’ü tutuklu 145 sanık hakkında mahkeme heyeti kararını verdi. Heyet 73 sanık hakkında müebbet, 61 sanık hakkında çeşitli suçlardan 12 yıl 6 ay, 1 sanık hakkında 6 yıl 3 ay hapisle cezalandırılmasına, 1’i tutuklu 4 sanığın beraatına, 6 sanığın dosyalarının ayrılmasına hükmetti.

Sakarya’da Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin davada verilen mahkumiyet ve beraatlere ilişkin bozma kararlarının ardından 74’ü tutuklu 145 sanık tekrar hakim karşısına çıkmaya başlamıştı. Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince Ferizli ilçesinde yer alan ceza infaz kurumu içindeki salonda yapılan duruşmalarda sanıklar ve avukatları Yargıtay’ın bozma ilamına ilişkin beyanlarını sundu. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak 121 sanık hakkında ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 17 sanık hakkında ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapis, 1 sanığın beraatı ve 6 sanığın dosyasının ayrılması yönündeki mütalaasını tekrar etti.

Davanın bugün görülen duruşmasında “Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen 74’ü tutuklu 120 sanık hakkında mahkeme heyeti kararını verdi. Heyet, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçundan 73 sanığa müebbet, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 61 sanığa 12 yıl 6 ay, 1 sanık hakkında ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 6 yıl 3 ay hapisle cezalandırılmasına, 1’i tutuklu 4 sanığın beraatına, 6 sanığın dosyalarının ayrılmasına hükmetti. Karar sonrasında tutuksuz yargılanan sanıklardan 4’ü duruşma salonunda gözaltına alınırken 57 sanık hakkında da yakalama kararı çıkarıldı.

Ne olmuştu

Yapılan inceleme çerçevesinde mahkeme ‘Anayasayı ihlal’ suçunda eski 1. Motorlu Piyade Tugay Komutan Vekili Piyade Kurmay Albay Uğur Coşkun ve Albay Ahmet Üzer’e verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını, sanıklardan Fatih Gümüş, Hakan Güler ve Emrah Boyalı’ya verilen ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 12 yıl 6’şar ay hapis cezasını onarken, sanık İsmail Şenyüz’ün ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan aldığı 6 yıl 3 ay hapis cezasını hukuka uygun buldu. Ayrıca 3. Ceza Dairesi ‘Anayasayı ihlal’ suçundan 71 sanık hakkında verilen beraat kararını da onadı. Mahkeme, 94 sanık hakkındaki ‘Anayasa’yı ihlal’ suçundan beraat kararları ile 52 sanığa ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım’ suçundan verilen mahkumiyetleri bozdu. 3. Ceza Dairesi ise darbe girişimine ilişkin ‘Anayasayı ihlal’ suçundan beraat eden 26 sanık ile ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan tutuklanan 52 sanık hakkındaki hükmü, kanunsuz emirler doğrultusunda valiliği ele geçirmek, ateş emri vermek gibi eylemlerle suçu ‘müşterek fail’ olarak gerçekleştirmeleri sebebiyle ‘Anayasa’yı ihlal’ suçundan mahkumiyete karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadığı için hukuka uygun bulmadı. Ayrıca 3. Ceza Dairesi, Uğur Coşkun’a ‘silahlı terör örgütü yöneticiliği’, Ahmet Üzer, Bahri Gürhan, Ümit Ahlat, Emre Metin ve Adem Kapucu’ya ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan verilen cezaları, ‘Anayasa’yı ihlal’ suçunun tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca bu suçlardan cezalandırılma imkanı bulunmadığı için ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği için bozdu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/sakaryada-feto-davasinda-145-saniga-karar/feed/ 0
Reina saldırısının üzerinden 7 yıl geçti, 39 kişi hayatını kaybetti https://www.haber28.com.tr/reina-saldirisinin-uzerinden-7-yil-gecti-39-kisi-hayatini-kaybetti/ https://www.haber28.com.tr/reina-saldirisinin-uzerinden-7-yil-gecti-39-kisi-hayatini-kaybetti/#respond Sun, 31 Dec 2023 22:12:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1583 Ortaköy’deki eğlence merkezi Reina’da yılbaşı gecesi terör örgütü DEAŞ üyesi Abdulkadir Masharipov??????? tarafından düzenlenen ve 39 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının üzerinden 7 yıl geçti.

Beşiktaş Ortaköy’de, 2017’ye girmek için bir araya gelenlerin bulunduğu Reina gece kulübüne, “Ebu Muhammed el Horasani” kod isimli Özbekistan vatandaşı Abdulkadir Masharipov tarafından, DEAŞ terör örgütünün talimatı doğrultusunda kalaşnikof marka otomatik tüfekle saldırı yapıldı.

Kulübün kapısındaki kişilere ateş açtıktan sonra içeri giren Masharipov, polis memuru Burak Yıldız’ı şehit etti.

Masharipov’un kutlama yapan insanlara açtığı ateş sonucu, 10 Türk vatandaşı ile aralarında Suudi Arabistan, Irak, Ürdün, Suriye, Kuveyt, Hindistan, Lübnan, İsrail ve Tunus vatandaşlarının bulunduğu 29 kişi hayatını kaybederken, 78 kişi yaralandı.

Olaydan sonra çıkan kargaşayı fırsat bilen Masharipov, taksiyle kaçtı.

Yeni yıla sayılı saatler kala gerçekleştirilen kanlı baskının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce oluşturulan özel ekip ve 2 bin polisin MİT’le yürüttüğü çalışmalarda, DEAŞ terör örgütünün “madafa” olarak tabir ettiği, teröristlerin barındığı 152 adrese baskın yapıldı.

Operasyonlarda yakalanan 642 kişi sınır dışı edildi

Baskınlar sonucunda, İstanbul’un aralarında bulunduğu Kayseri, Konya ve Hatay’da 61 DEAŞ şüphelisi gözaltına alınırken, 642 yabancı uyruklu kişi de kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından tehdit oluşturdukları gerekçesiyle sınır dışı edildi.

Ekipler, kaçan Masharipov’u yakalamak için, 7 bin 200 saatlik kamera görüntüsünü izledi. Hakkında bilgi bulunmayan, yurda kaçak yollarla giriş yapan Masharipov, çalışmalar sonucunda, 16 Ocak 2017’de Esenyurt’ta bir eve düzenlenen operasyonla yakalandı.

Araştırmalarda, 27 Aralık’ta çektiği bir videoda intihar eylemi yapacağını anlattığı belirlenen saldırgan, 11 Şubat 2017’de tutuklandı.

Aldığı talimat doğrultusunda, Taksim Meydanı’na giderek, keşif amaçlı görüntü aldığı tespit edilen Masharipov’un yılbaşı gecesi meydana çıkan yolların polis tarafından kapatılması üzerine eylemi gerçekleştirmek için Reina’ya yönlendirildiği anlaşıldı.

Ayrıca, Masharipov, soruşturma esnasında yapılan sorgusunda, DEAŞ üyesi olduğunu kabul ederek, rehin olmamak için ölmeyi amaçladığını ve hakkında idam hükmü verilmesini istediğini söyledi.

Saldırgana 40 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 2 bin 382 yıla kadar hapis istemi

Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Abdulkadir Masharipov’un “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçu ile olayda ölen 39 kişi için ayrı ayrı 40 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 1547 yıldan 2 bin 382 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Çoğunluğu yabancı 59 sanığın bulunduğu iddianamede, diğer sanıklar için 7,5 yıldan 2 bin 370 yıla kadar hapis cezası istendi.

Saldırıda hayatını kaybeden biri polis 39 kişinin “maktul”, 60’ı yabancı uyruklu 122 kişinin “mağdur” ve “müşteki” olarak yer aldığı iddianame, gönderildiği İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Masharipov ifade vermedi

Açılan dava kapsamında sanıklar, 11 Aralık 2017’de hakim karşısına çıktı.

Duruşmada savunması sorulan sanık Abdulkadir Masharipov, 28 Şubat 2018’de kapalı gerçekleştirilen duruşmada, yaklaşık 3 saat konuşmasına karşın olay hakkında ifade vermedi.

Davanın sanıklarından Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva ise eşinin evlendikleri sırada hiçbir suça karışmadığını belirterek, “Daha sonra aşırı örgütlere eğilimi başladı. Bir, iki defa bana bu DEAŞ’tan bahsetti. Biat etmek istediğini söylemişti. Aradan zaman geçti, bunu unuttuğunu düşündüm.” dedi.

Masharipov’un cezasında indirim yapılmadı

Yapılan yargılama sonucunda dava, 7 Eylül 2020’de karara bağlandı.

Mahkeme heyeti sanık Masharipov’u “Anayasa’yı ihlal” ve aralarında polis memuru Burak Yıldız’ın da bulunduğu 39 kişiye karşı “kasten öldürme” suçundan 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.

Heyet ayrıca, sanığı 79 kişiye karşı “öldürmeye teşebbüs” ile “vahim nitelikte ruhsatsız silah taşıma” suçlarından 1368 yıl hapis ve 375 bin lira adli para cezasına çarptırıp tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Kararda, Masharipov’un cezasında, suçun işlenmesinden sonraki ve yargılama safhasındaki davranışları, işlediği suçlara verilecek cezanın geleceği üzerindeki etkisini düşünmemesi, mahkemeyi tanımaz tutum ve davranışlarda bulunması nedeniyle indirim yapılmadığı belirtildi.

Masharipov’a yardım ettiği ve terör saldırısının planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık İlyas Mamaşaripov’a “Anayasa’yı ihlal etmeye yardım etme” suçundan 20 yıl hapis cezası veren heyet, sanığı ayrıca 39 kişiye karşı “tasarlayarak öldürmeye yardım etme” ile 79 kişiye karşı “tasarlayarak öldürmeye teşebbüse yardım etme” suçlarından 1432 yıl hapis cezasına mahkum etti.

Sanık Abdulkadir Masharipov’un resmi nikahlı eşi Zarina Nurullayeva ile terör örgütü içinde “kadı” olarak görev yaptığı ve eylem talimatını getirdiği belirtilen “Ebu Cihad” kod adlı tutuklu sanık Yasser Mohammed Salem Radown’un da aralarında bulunduğu 12 kişiyi, “terör örgütüne üye olmak” suçundan 12’şer yıl hapis cezasına çarptıran heyet, Masharipov’un birlikte yaşadığı Tene Traore’nin aralarında bulunduğu 3 sanığı “terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl altışar ay hapis cezasına mahkum etti.

Heyet, 23 sanığın “terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl üçer ay, sanık Celil Çelik’in ise “terör örgütüne üye olmak” ve “vahim nitelikte ruhsatsız silah taşımak” suçundan 16 yıl 3 ay hapse mahkum edilmesini kararlaştırdı.

Davadaki 7 sanığı “terör örgütüne üye olmak” suçundan dokuzar yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, 11 sanığın da tüm suçlardan beraatine karar verdi.

Toplamda 16 sanığın tutukluğunu, bir sanığın ise tahliyesini kararlaştıran heyet, sanıklar Celil Çelik ile Zarina Nurullayeva’nın da tutuklanmasına hükmetti.

Kayseri’de yargılanan sanık beraat etti

Öte yandan Masharipov’la bağlantılı olduğu gerekçesiyle Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesince “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan yargılanan sanık Kulaıxı Yımaıer için delil yetersizliğinden beraat kararı verildi. Yargıtay, bu dosyada yaptığı temyiz incelemesinde, deliller kapsamında sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin beraat kararını oy birliğiyle onadı.

Yargıtay, dava dosyasını yerel mahkemeye iade etti

Davanın kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi, 9 Temmuz 2021’de istinaf başvurularını reddetti. Dairenin kararında, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulduğuna dair ifadelere yer verildi.

İstinaf mahkemesinin cezayı onadıktan sonra dava dosyasını gönderdiği Yargıtay da temyiz incelemesini bu yıl tamamladı.

Bazı katılanlara gerekçeli kararın usule uygun tebliğ edilmediğini belirleyen Daire, dava dosyasının yerel mahkemeye iadesine hükmetti.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin iade edilen dava dosyası üzerindeki çalışması devam ediyor.

Davanın sanığı Özbekistan’da terör listesine eklendi

???????Bunun yanı sıra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, davanın sanıklarından Abuliezi Abuduhamiti hakkında, Türkiye’nin talebi üzerine Özbekistan hükümeti tarafından malvarlığını dondurma kararı alındı. Abuduhamiti’nin adı bu ülkedeki terör suçundan arananlar listesine eklendi.

Reina’da gerçekleştirilen terör saldırısı sonrasında düzenlenen operasyonlarda yakalandığı, sınır dışı edildiği ve temin ettiği sahte Kırgızistan pasaportuyla Suriye üzerinden tekrar Türkiye’ye girdiği belirlenen 1 şüpheli de Denizli’de tutuklandı.

Terör saldırısının ardından kapanan Reina’nın büyük bölümü, Boğaziçi İmar Kanunu’na aykırı yapılaşmadan dolayı Mayıs 2017’de yıkıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/reina-saldirisinin-uzerinden-7-yil-gecti-39-kisi-hayatini-kaybetti/feed/ 0
Muğla’da Günübirlik Ev Kiralamalarına Yönelik Alınan Karar Konuşuldu https://www.haber28.com.tr/muglada-gunubirlik-ev-kiralamalarina-yonelik-alinan-karar-konusuldu/ https://www.haber28.com.tr/muglada-gunubirlik-ev-kiralamalarina-yonelik-alinan-karar-konusuldu/#respond Fri, 29 Dec 2023 22:24:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1446 Dünyanın ve ülkemizin gözde turizm kentlerinden olan Muğla’nın Marmaris ilçesindeki turizmciler ve emlakçılar resmi gazetede yayımlanan günübirlik ev kiralamalarına yönelik alınan karar ile ilgili konuştu. Alınan kararın günübirlik ev kiralamaları sebebi ile özellikle turistik ilçelerde artan ev kiralarının yanı sıra, kayıt dışı kiralamalarda güvenlik açısından da önem teşkil ettiğini belirten turizmciler alınan kararın yerinde ve doğru bir karar olduğunu belirtti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayınlanan kararın amacının, konutların tek seferde yüz gün veya yüz günden daha kısa süreyle turizm amaçlı kiralanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olarak belirtildi. Bu yönetmelikle birlikte bundan sonra konutların yerli veya yabancı kişilere tek seferde yüz gün veya yüz günden daha kısa süreyle turizm amaçlı kiralanmasına, izin belgesi başvurularında uygulanacak işlemlere, konutların niteliklerine, izin belgesi sahiplerinin uymak zorunda oldukları hükümlere ve kullanıcı ile izin belgesi sahibinin karşılıklı hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümleri kapsadığı ifade edildi.

‘Site veya apartman sakinlerinden izin alınacak’

Marmaris Emlak Müşavirleri Derneği Basın Sözcüsü Çetin Aksu yaptığı açıklamada, “Yeni düzenlemeyle kayıt dışı çalışan veya apartman tipi ya da site tarzı binalarda yönetimlerin almış olduğu kararları da etkileyecek. Bu doğrultuda komşu izinleri alınarak ancak vergi yükümlülükleri de yerine getirilmek suretiyle ticari anlamda belirli kıstaslar tamamlandıktan sonra ancak günübirlik konaklama ile ilgili sorunlar ortadan kalkmış olacak. Ama bu demek değil ki artık herkes evine günübirlik verebilirler veya bundan yüksek kazanç elde edebilir. Çünkü bu kısıtlamalarla beraber ciddi anlamda yaptırımlar da söz konusu” diyerek konut sorununa çözümün ancak yeni imar planlamaları ile olabileceğini ifade etti.

‘Havalimanlarına gelen yolcu sayıları ile otellerdeki rakamlarda fark var’

Marmaris Siteler Mahallesi’nde beş yıldızlı bir otelin genel müdürü turizmci Cihan Baykara alınan kararla ilgili ‘Rusya Ukrayna savaşından dolayı ülkemize gelen ciddi şekilde Rus, Ukraynalı misafirlerimizin ve yabancı uyruklu misafirlerin uzun vadeli ev kiralamaları, kiralayanların sonrasında gelen arkadaşlarıyla, akrabalarıyla uzun vadede paylaşmaları, ciddi şekilde artarak devam ettiği için otellerde konaklamaları ciddi şekilde olumsuz etkiledi. Şöyle ki havaalanına gelen yolcu sayısıyla otelde gerçekleşen sayısını kıyasladığımızda burada bir düşüş olduğu yani havaalanına gelen misafir sayısının daha fazla olduğu gözükmekte ve bununla alakalı devletimiz bu şekilde bir önlem aldı. 2024 itibariyle sektöre olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Çünkü böyle uzun konaklamalarda özellikle otellerin fiyatlarından dolayı evler tabi ki daha uyguna geldiği için konaklama tesislerinin, gecelemelerini olumsuz etkiledi” dedi.

Baykara açıklamasının devamında, “Bu şunun için, sektör açısından önemli. Ülkemize gelen tüm misafirlerimizin tüm turistlerimizin gerek günlük harcamaları, gerek kişi başı harcamaları, gerekse gelen yolcu ve toplam milli turizm geliri noktasında bir hedef planlamamız olduğu için bu tarz şeylerin çok fazla artıyor olması bu planlamalarda az da olsa değişkenlere sebebiyet verecektir. Onun için çıkmış olan bu yasayı ben olumlu karşılıyorum. Bizim sektörümüze konaklama bazlı ciddi faydası olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Turizmci Cihan Baykara ayrıca otellerdeki kimlik bildirim sistemlerinin özellikle güvenlik açısından kayıt altında olmasının önemine de değinerek “Yaklaşık 6 yıldır kullandığımız bir sistemle anlık yapılan kimlik bildirim sistemimiz var. Dolayısıyla yani burada hangi konaklama tesisinde, hangi saatte, hangi tarihte misafir girmiş daha anlık görebilmek için böyle bir yasa değişikliğine gidilmişti ve şu anda bu uygulanıyor zaten ülkemizde. Dolayısıyla çok doğru bir veri olduğu net. Çünkü kayıtlı olması ve kayıt altında oluyor olması gerekiyor” dedi. – MUĞLA

]]>
https://www.haber28.com.tr/muglada-gunubirlik-ev-kiralamalarina-yonelik-alinan-karar-konusuldu/feed/ 0
Okan Buruk: Yarın farklı bir maç olacak https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-yarin-farkli-bir-mac-olacak/ https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-yarin-farkli-bir-mac-olacak/#respond Thu, 28 Dec 2023 23:12:02 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1368 Okan Buruk: Yarın farklı bir maç olacak (1)

Sezer AFŞAR – Mustafa AKIN/ RİYAD(Suudi Arabistan), (DHA) – Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, ‘Yarınki maç farklı olacak. Burada Türkiye’yi temsil ediyoruz. Ülkemize yakışır bir maç olsun. Burada beraber oturmak isterdik ama rakibimizin böyle bir kararı oldu. Bizim hedefimiz kazanmak’ dedi.

Süper Lig’de 2022-2023 Sezonu şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası şampiyonu Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa maçında karşılaşacak. Yarın saat 20.45’te Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da oynanacak müsabakada hakem Abdulkadir Bitigen düdük çalacak. Karşılaşma öncesi düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu. Ligde oynadıkları karşılaşmaya göre farklı bir maç beklediğini aktaran Buruk, ‘İki büyük takım, tarihinde çok fazla kupası var. Kupa kazanmak için en büyük hedef. 2023 yılında ikinci kupayı kazanmak istiyoruz. Beklentinin yüksek olduğunu biliyoruz. Atmosfer, stat çok güzel. Bunun maça olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Yarınki maç farklı olacak. Burada Türkiye’yi temsil ediyoruz. Ülkemize yakışır bir maç olsun. Burada beraber oturmak isterdik ama rakibimizin böyle bir kararı oldu. Bizim hedefimiz kazanmak’ diye konuştu.

‘İKİ TAKIM DA BEKLENTİNİN ALTINDA KALDI’

Fenerbahçe ile ligde oynadıkları karşılaşmanın oyun olarak kısır bir görüntü ortaya çıkarmasının sebeplerinin sorulması üzerine ise Buruk şunları söyledi:

‘Bayern Münih’e de Fenerbahçe’ye karşı da önde bastık. Fenerbahçe daha çok uzun topla çıkmak istedi. Bu da ikili mücadeleye sahne oldu. İlk yarı oyun kurmamıza müsaade ettiler. İlk yarı yüzde 60’ın üzerinde top bizdeydi. Burada iş bireysel beceriye kalıyor. İki takım da bu anlamda beklentinin altında kaldı. İstatistiksel anlamda iyi bir şey çıkmadı. Hedefimiz daha iyisini yapmak. Takımların biraz daha rahat olacağını düşünüyoruz. Oluşturulan baskı bambaşka. Geçen sene iki derbide 3-0’lık net skorlar almıştık. Bu bir strateji. Hedefimiz iyi oynayıp kazanmak. Burada önemli olan üretmek olacak.’

‘ICARDI’NİN OYNAYIP OYNAMAYACAĞINA KARAR VERECEĞİZ’

Okan Buruk, Mauro Icardi’nin maske ile antrenmana çıktığını vurgulayarak, ‘Icardi, maske ile antrenmana çıktı. 3 ayrı darbe aldı. Hakemlerin de oyuncuları koruması gerekiyor. Oyuncular korunmadığında böyle durumlar oluşması normal. Yarın için de oynayıp oynamayacağına karar vereceğiz’ şeklinde konuştu.

‘FRED’İN GELİŞİYLE OYUN DEĞİŞECEK’

Ligde oynanan karşılaşmada cezası nedeniyle forma giyemeyen Fenerbahçe’nin orta saha oyuncusu Fred’in yarın sahada olmasını beklediğini söyleyen Buruk, ‘Fred’in gelmesiyle oyun değişecek. Kendisi gezen, mobil bir oyuncu. Bu da farklılığı getirecektir. Orta sahadaki bu boşluk bizim için avantaj da olabilir. Yarın maçta daha net bir şekilde göreceğiz’ açıklamasında bulundu.

‘OYUNCULARA SAYGI DUYMAK GEREKİYOR’

İsmail Kartal’ın ligde oynanan karşılaşma için ’55-60’ıncı dakikadan sonra rakip oyuncular yere yatarak oyun hızını düşürmek istedi’ demecinin hatırlatılması üzerine Buruk şöyle konuştu:

‘Oyunculara saygı duymak gerekiyor. Ben Fenerbahçeli oyunculara saygı duyuyorum. İki takımın oyuncuları da en iyisini yapmaya çalışıyor. Onlara sahip çıkmamız gerek. Yarın iki takımın oyuncuları da sahada en iyilerini yapacaklar. Ben bu şekilde konuşmak istiyorum.’

‘MUSLERA BÜTÜN PENALTILARI KURTARDI’

Takım olarak penaltılara çalıştıklarını aktaran tecrübeli teknik adam, ‘Genelde her maçtan önce sahamızda antrenman yapıyoruz. Taktik çalışmamızı yapıp öyle maça çıkıyoruz. Penaltılara en çok Muslera çalıştı. Muslera hepsini kurtardı ve takımın biraz moralini bozdu’ dedi.

Süper Kupa öncesi basın toplantısının ortak gerçekleştirilmemesinin rakibin aldığı bir karar olduğunu ifade eden Buruk, ‘Bir karar alındı. Yarın yine maç öncesi birbirimizin elini sıkıp birbirimize sarılacağız. Dostluk mesajımızı vereceğiz’ diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/okan-buruk-yarin-farkli-bir-mac-olacak/feed/ 0
Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın dosyası Yargıtay’a gönderildi https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-davasi-hukumlusu-can-atalayin-dosyasi-yargitaya-gonderildi/ https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-davasi-hukumlusu-can-atalayin-dosyasi-yargitaya-gonderildi/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:01:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1269 Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesince ikinci kez verilen ihlal kararını değerlendiren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bunun yerel mahkemece alınan karara ilişkin olmadığı gerekçesiyle dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin Atalay hakkındaki “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma”, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile “bireysel başvuruda bulunma” haklarının ihlal edildiği kararına ilişkin değerlendirmesini tamamladı.

Heyet, Anayasa Mahkemesince verilen bireysel başvuruya konu ihlal kararının, yerel mahkemece alınan karara ilişkin olmadığını değerlendirdi.

İhlal kararının, ilgili Yargıtay Ceza Dairesince verilen tahliye talebinin reddi kararına ilişkin olduğunu bildiren heyet, dosyanın ilgili Yargıtay Ceza Dairesi önünde bulunduğu sırada Atalay’ın milletvekili seçildiğini belirtti.

Heyet, bireysel başvuruya konu ihlalin Yargıtay kararından kaynaklandığını, ayrıca bireysel başvuru yapıldıktan sonra ilgili Ceza Dairesince dosyanın esastan incelendiğini ve karara bağlandığını kaydetti.

Bu nedenle oluşan yeni hukuki durum karşısında Yargıtay 3. Ceza Dairesince yeni bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğuna hükmeden heyet, dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesine ulaştırılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi.

Kararda, “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun”un ilgili maddelerine de yer verildi.

Söz konusu maddelerde, Anayasa Mahkemesince esas inceleme sonunda başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verildiği, ihlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedildiği ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği aktarıldı.

Tespit edilen ihlalin bir mahkeme kararından kaynaklanması halinde, dosyanın ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderildiği kaydedilen kararda, “Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” hükümlerinin yer aldığı belirtildi.

Davanın geçmişi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Can Atalay’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılmasına ve bu suçtan tutuklanmasına karar vermişti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulmuştu.

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde TİP’ten Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın avukatları, “müvekkillerinin milletvekili seçilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi” talebiyle Yargıtay’a başvurmuştu.

Başvurunun ardından süreç devam ederken Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında Can Atalay’a verilen 18 yıl hapis cezasını onamıştı.

Yargıtay’ın talebi reddetmesi üzerine Atalay, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, mahkeme de “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine ve Atalay’ın yeniden yargılanarak tahliyesine karar verilmesine hükmetmişti.

Anayasa Mahkemesince, Atalay’ın yeniden yargılanması ve tahliyesi istemiyle gönderilen dosya, yerel mahkemece karar verilmeden Yargıtay 3. Ceza Dairesine iletilmiş, söz konusu ceza dairesi ihlal kararına uymamıştı.

Anayasa Mahkemesinin ikinci ihlal kararı

Can Atalay’ın avukatları, Anayasa Mahkemesinin verdiği ihlal kararına uyulmaması nedeniyle ikinci kez bireysel başvuruda bulunmuştu.

Yapılan ikinci başvuruda yüksek mahkeme, Atalay’ın “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma”, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile “bireysel başvuruda bulunma” haklarının ihlal edildiğine karar vermişti.

“Anayasa’nın 148. maddesinde sağlanan bireysel başvuru hakkının, daha önce verilen ihlal kararının uygulanmaması suretiyle ihlal edildiği” sonucuna varan Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın ilgili mahkemesine gönderilmesine hükmetmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-davasi-hukumlusu-can-atalayin-dosyasi-yargitaya-gonderildi/feed/ 0