Katliam – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 23 Jul 2024 23:36:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ABD Üniversitelerinde Filistin Protestoları: İkiyüzlü Hümanizm ve Baskı Rejimi https://www.haber28.com.tr/abd-universitelerinde-filistin-protestolari-ikiyuzlu-humanizm-ve-baski-rejimi/ https://www.haber28.com.tr/abd-universitelerinde-filistin-protestolari-ikiyuzlu-humanizm-ve-baski-rejimi/#respond Tue, 23 Jul 2024 23:36:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27168 Kuzey Carolina Üniversitesinde Tarih Profesörü Prof. Dr. Cemil Aydın, ABD üniversitelerinde Filistin halkıyla dayanışma protestolarına dair izlenimlerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Amerika’nın yüzlerce kampüsüne yayılan Filistin halkıyla dayanışma protestoları, kendi üniversite yönetimlerinin Gazze’de uygulanan vahşet ve katliama verdiği desteğe ve hocalarının kayıtsız tavrına isyan ederken, bir yandan da üniversitelerin ve insanlığın onurunu korumaya çalışıyor.

Amerikan akademisinin iki yüzlü hümanizmi

7 Ekim’deki olayların hemen ardından İsrail’le olan desteğini yaptıkları açıklamalarla belirten ve kampüslerindeki tüm Yahudi öğrencilere sempati mesajları gönderen Amerikan üniversiteleri, o günden sonraki Israil yönetiminin Filistin halkına uyguladığı katliam karşısında tek bir açıklama yapmadıkları gibi, kendi yakınlarını ve akrabalarını kaybeden Filistin öğrencilerine herhangi bir sempati ve başsağlığı mesajı gönderme nezaketi dahi göstermediler.

Benim hocalık yaptığım North Carolina Üniversitesi Chapel Hill kampüsü rektör ve idarecileri, henüz Filistin ve Gazze halkının acısını herhangi bir açıklamalarına konu dahi etmediler, ve Gazze’deki katliamları protesto eden öğrenci gruplarına karşı sürekli düşmanca tavır takındılar. Bu onursuz ve gaddar tavrın arkasında, ABD’deki demokrat hükümetin bağnaz bir şekilde İsrail’in işgalci askeri saldırılarının arkasında durup, bu katliama siyasi ve mali destek vermesi geliyor.

Ayrıca, Filistin yanlısı grupları yasaklayıp okuldan atmadığı için Harvard ve Pensilvanya Üniversitesi rektörlerinin ibretlik bir şekilde istifaya zorlanması da hem üniversite yöneticilerinin ve hem de hocalarının utanç verici sessizliğini belirlemede önemli bir rol oynadı. Bundan 3 yıl önce “Black Lives Matter” hareketi konusunda ABD’deki siyahi vatandaşlara karşı ırkçılığı protesto eden ABD ve Avrupa liberal beyaz entelektüel tabakası, kendilerince yaptıkları Antisemitizm kaygıları sebebiyle, İsrail’in yaptığı her şeyi meşrulaştırma çabasına girip, Filistin halkının adalet ve özgürlük çağrılarını inkar eden bir, “Herkese eşitlik, ama Filistinliler hariç” tavrını benimsediler.

Neredeyse her gün yüzlerce video ve resim ile inkarı tartışmasız bir katliam karşısında sessiz kalmak, ABD üniversitelerinin son 40 yıldaki gerçekleştirmeye çalıştığı kölelik, sömürgecilik, ve ırkçılık mirasını aşıp, geçmişin suçları ve günahlarıyla hesaplaşma ve sosyal bilimleri Avrupa merkezli mirasından arındırma çabasıyla bariz bir şekilde çelişiyor.

Tüm üniversiteler geçmişte ABD ve Avrupa’nın işlediği insanlık suçları konularında dersler verirken, aynı zamanda Batı sömürgeciliğinin mirasıyla yüzleşme ve sembolik olarak onların izlerini kaldırmaya da çalışıyorlardı. Oxford Üniversitesi’nde yer alan İngiliz imparatorluğunun Afrika’daki vahşi ırkçı sömürgeciliğinin sembol ismi Cecil Rhodes heykelini yıkma talebi, Avrupa ve ABD’deki üniversitelerinin ders muhtevasını bu beyaz üstünlüğüne dayanan mirastan arındırma çabasının bir parçasıydı.

Benim ofisimin bulunduğu tarih bölümü binasının, ABD’deki ırkçı KKK derneğine üye olmuş bir tarihçi olan Rouhlac Hamilton’un adını taşımasını utanç verici bulan hocalar, binanın adını Afrika kökenli bir vatandaş olduğu için Üniversite’ye kabul edilmeyen siyahi düşünür ve hukukçu Pauli Murray’ın ismiyle değiştirme kararı almışlardı. Amerika’nın tüm üniversiteleri değişik derslerde Edward Said’in kitaplarını, insani bilimleri ve sosyal bilimleri, Avrupa merkezli ayrımcı ve sömürgeci lekelerinden arındırma sürecinin parçası olarak okutmaya devam ediyorlar.

Yine tüm ABD üniversitelerinde sadece Avrupa’daki Yahudi katliamı değil, dünya tarihindeki tüm katliamlar hakkında ders verilip, bir daha böyle bir katliamın olmaması için neler yapılması gerektiği konusunda öğrencilerin düşünmesi teşvik ediliyordu. Ama buna rağmen, konu Filistin halkına ve Gazze’ye gelince, bir anda temelsiz Siyonist bahanelerle bir istisna tezi yapılıp, herkesin sahip olması gereken eşit haklar, insanlık onuru ve adalet taleplerinden vazgeçilip, insanlık tarihinde şimdi utançla anılan tüm vahşet türlerinin Gazze’de peş peşe uygulanmasına karşı ses çıkarılmıyor.

Üniversitelerde baskı rejimi

Daha da ötesi, bu konuda sesini çıkaranlar üzerine de gaddar bir baskı ve yasak stratejisi uygulanınca, Amerikan üniversiteleri çok karikatürize bir diktatörlük rejimine dönüştü. Örneğin Güney Carolina Üniversitesi’nde okul birincisi olarak seçildiği için mezuniyet töreninde konuşması gereken Asna Tabassüm isimli Bangladeş kökenli bir Müslüman öğrenci, sırf “genocide studies” disiplininde dersler aldığı için ve Filistin’deki katliamları gündeme getirebilme ihtimaline karşı bu hakkından mahrum edildi. Üniversite yönetimi, utanmazlığını ve ikiyüzlülüğünü bir adım daha öteye taşıyıp, mezuniyet töreninde konuşma yapacak diğer isimler bu yasağı gündeme getirip Filistin’den bahsedebilir endişesiyle bu sefer tüm mezuniyet törenini iptal etme kararı aldı.

Amerikan üniversitelerinde patlak veren Filistin yanlısı öğrencilerin boykot ve gösterilerini, bu tahammül edilmesi imkansız hale gelen Filistin halkına düşman ikiyüzlü baskı kültürüne karşı isyan olarak görmek gerekir. Öğrenciler zaten baştan beri sürekli bu konuda hassasiyetlerini belirtiyorlardı ama son 6 ayda onların bu hak, özgürlük, adalet ve insanlık çağrılarına karşı ne üniversite yöneticileri ne de güya liberal, ırkçılık karşıtı ve özgürlükçü olması beklen hocalardan anlamlı bir cevap gelmeyince, öğrenciler protestolarını daha ısrarlı bir şekilde ifade etmeye başladılar.

Eylemleri düzenleyen öğrencilerin insanlık onurunu ve adaleti vurgulayan tezleri karşısında, onların haklı çağrılarını susturmak için yalan ve iftiralarla, muhtemelen dörtte biri Yahudi öğrencilerden oluşan protestocuları Yahudi düşmanlığı ile yaftalamak ve öte yandan ABD’nin katliama verdiği desteği sürdürmek, bu protesto dalgasını Amerikan üniversite tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri haline getirdi.

Bu anlamda, üniversite yöneticilerinin, kendi üniversitelerinin onurunu kurtaran bu asil öğrencilere teşekkür etmektense, iyice azgınlaşıp, onların üstüne polisleri göndermesi, ve öğrencileri okuldan atmaya çalışması, ABD liberal üniversite kültüründeki çelişkileri daha da bariz kılıp, eylemlerin diğer kampüslere yayılmasını da hızlandırdı. Amerikan üniversitelerinin itibarı ve haysiyeti artık bu protesto hareketinin başarısına bağlı durumdadır.

[Prof. Dr. Cemil Aydın, Kuzey Carolina Üniversitesinde Tarih Profesörüdür.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/abd-universitelerinde-filistin-protestolari-ikiyuzlu-humanizm-ve-baski-rejimi/feed/ 0
10 Ekim Gar Katliamı Davasında Verilen Ara Karara Tepki: “Bu Katliam Göz Göre Geldi” https://www.haber28.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasinda-verilen-ara-karara-tepki-bu-katliam-goz-gore-geldi/ https://www.haber28.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasinda-verilen-ara-karara-tepki-bu-katliam-goz-gore-geldi/#respond Sat, 20 Jul 2024 08:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26506 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – 10 Ekim Ankara Garı Katliamı Davası’nda ara karar verildi. Mahkeme, sanıklara savunma yapmaları için ek süre verirken, henüz bulunamayan sanıkların yakalama durumlarının incelenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Mahkeme, mağdur avukatlarının da tüm taleplerini reddetti. Bir sonraki duruşma 26 Haziran’a ertelendi.

Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in canlı bombalarıyla 104 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 24’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Savcılık tarafından verilen esas hakkındaki mütalaanın ardından sanıklar savunma yaptı. SEGBİS üzerinden mütalaaya karşı savunma yapan sanıklardan Resul Demir, “Bu iddianame çok eksik bir iddianame. Avukatlar yeni gelen delillerin değerlendirilmediğini söylediler. Karşı tarafta olmama rağmen onlara katılıyorum. Suçlu-suçsuz ayrımı yapılmadan insanlar getirildi. Gerçek failleri yargılamadığınız sürece her iki tarafa da zulüm etmiş oluyorsunuz. Onların katili olmayan insanları yargılayarak yalan söylüyorsunuz, bize de siz katilsiniz diyerek yalan söylüyorsunuz” iddiasında bulunarak şunları öne sürdü:

“BU İDDİANAMEYİ HAZIRLAYAN SAVCI YARGITAY’A GİTMEK İÇİN HAZIRLADI”

“En baştan bir iddianame hazırlanması gerek. Burada bir tiyatro yok sirk var. İnsanların önünde şaklabanlık yapıyorsunuz. O insanların ne kadar yaşam hakkı varsa benim de var. Ben iş adamı bir insandım beni katil yaptınız. Bu iddianameyi hazırlayan savcı Yargıtay’a gitmek için bir iddianame hazırladı. Mütalaayı okuyan savcı da onun yolundan gidiyor. Bu dosya kokuyor. Leş gibi kokuyor. Devletin bu dosyayı en baştan ele alması gerekiyor. İki tarafa da ihanet içerisindesiniz. Devlet vazgeçsin bu ihanetten. Orada oturan insanları da anlıyorum canlarını kaybettiler. Ben de annemi kaybetti. Yakınını kaybetmenin ne demek olduğunu bilirim. Ama benim de yaşam hakkım var. Benim çocuklarım bensiz büyüdü. Devlet olarak bunların hepsini elimden aldınız. Adını sanını bilmediğim insanları bana düşman ettiniz. Siz bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız? Benim bir suçum yok. İnternetten öğrendiğim bir olay üstüme kaldı. Yargıtay’daki koltuk uğruna bizim hayatlarımızı mahveden Ramazan Dinç, 9 klasörü sakladı, delilleri kararttılar, hayatı kararan biz olduk. Burada ya da diğer dünyada buradaki mazlumların ahı senden ya da çocuklarından çıkacak. Erman Ekici’nin emir aldığı belge benim beraat belgemdir. Benim bu davada beraat edilip üstüne tazminat almam gerekirdi. Allah’ın laneti tüm zalimlerin üstüne olsun.”

“BİZİ KATİLLER OLARAK LANSE ETTİNİZ, SUÇLAMALARIN HİÇBİRİNİ KABUL ETMİYORUM”

Tutuklu sanık Erman Ekici, mütalaaya karşı savunma yapmak için ek süre istedi ve Yakub Şahin’in dinlenilmesini istedi. Mütalaaya dair karşı savunma yapmak için ek süre isteyen tutuklu sanık İbrahim Halil Alçay da “Bu örgütlerin yurt dışındaki kaplarına gitmemişiz, nasıl üye oluyoruz o zaman? Türkiye’deki hücrelerine de gitmemişiz. Nasıl üye olabiliyoruz? Biz bu ülkenin vatandaşı değilmişiz gibi davrandınız. Katiller olarak lanse ettiniz bizi. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 9 yıldır siz bizi yargılayıp insanlara da ‘bakın yargıladık’ demek için bu işte devletin tüm organize ettiği kişiler bizim lehimize olan belgeleri hiç kullanmadılar. Şu giydiğiniz cübbenin, uyacağım dediğiniz yasanın sizde bir kırıntısı varsa açık bir delille suçlanılsın. Hayatımda hiç görmediğim, tanıdığım insanları sanki öldürmüşüm gibi iftira attınız. Allah’ın huzurunda tekrar görüşeceğiz” iddialarını dile getirdi.

BİR SONRAKİ DURUŞMA 26 HAZİRAN’DA

Daha sonra Mahkeme ara kararını açıkladı. Mahkeme sanıklara savunma yapılmaları için ek süre verirken, henüz bulunamayan sanıkların ise yakalama durumlarının incelenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Haziran saat 10.00’a ertelendi.

AVUKAT MEHTAP SAKİNCİ: “KATLİAM GÖZ GÖRE GÖRE GELMİŞTİR”

Duruşmanın ardından 10 Ekim Barış Derneği tarafından açıklama yapıldı. Mahkemenin verdiği ara kararı değerlendiren katliamda eşi Avukat Uygar Coşgun’u yitiren 10 Ekim Barış Derneği Genel Başkanı, Avukat Mehtap Sakinci, şöyle konuştu:

“Bugün ilk defa birşey öğrendik. Sizin de blldiğiniz üzere 10 Ekim yargılaması kapsamında ceza dosyası ile ilgili Kasım 2016’dan bu yana devam eden bir adalet mücadelemiz vardı. Bu adalet mücadelemiz kapsamında özellikle Gaziantepilindeki pek çok dosyayı, kaydı, belgeyi bu dosyaya ana dosyaya kazandırtamıyorduk. Bütün taleplerimiz reddediliyordu. Bugün iki canlı bombanın getirtilmesinde eskortluk eden dosya sanıklarından biriyle ilgili katliamdan 3 gün önce aslında teknik takibin başlatıldığı, hem de Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir teknik takip kararıyla takibe alındığını öğrenmiş olduk. Bu bilgilere getirtilmeyen Antep’teki soruşturma dosyalarının incelenmesi sonucunda ulaşıyoruz. 9 yıl sonra öğrendiklerimiz bizim kanımızı donduracak mahiyette. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük sivil katliam olarak adlandırılan ve 104 insanın canına mal olan ve Türkiye’deki emek, barış, demokrasi bileşenlerinin tamamının zarar gördüğü bu katliamda asıl fail Yakub Şahin katliamdan 3 gün önce teknik takibe alınıyor. Yani bu katliam önlenebilecekken önlenilmemiş bir katliamdır, bu katliam göz göre gelmiştir ve bu katliam kapsamında geride kalanların adalet mücadelesi bu ülkede gerçekten zoru başarıyor.”

AVUKAT İLKE IŞIK: “BU KATLİAM ENGELLENEBİLECEKKEN ENGELLENMEMİŞTİR”

Sakinci’nin ardından açıklamalarda bulunan mağdur avukatlarından İlke Işık ise şunları kaydetti:

“10 Ekim günü barış için gelenlere yapılmış bir saldırı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu ülkenin insanlığa karşı suça ilişkin tek yargılaması da halen bu dava da devam etmektedir. Mütalaa bugün bunu yok saymıştır. Bir kez daha tekrar ediyoruz. 10 Ekim Ankara Gar katliamı anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç değildir, insanlığa karşı işlenmiştir. IŞİD’in kendisi gibi olmayan herkese yönelttiği katliamlardan, saldırılardan biridir. Bunu içermeyen mütalaayı asla kabul etmiyoruz. Bu adalet değil. Bize söylenenler gerçek sorumlulara işaret etmiyor. Geldiğimiz aşamada bu katliam önlenebilecekken önlenmemiş, engellenebilecekken engellenmemiş ve pek çok kamusal sorumlunun sorumluluğu dahilinde gerçekleşmiş bir katliamdır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/10-ekim-gar-katliami-davasinda-verilen-ara-karara-tepki-bu-katliam-goz-gore-geldi/feed/ 0
DEM Parti Eş Genel Başkanı: HDP’nin Yargılanması Demokratik Siyasetin Temsilcilerinin Yargılanmasıdır https://www.haber28.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-hdpnin-yargilanmasi-demokratik-siyasetin-temsilcilerinin-yargilanmasidir/ https://www.haber28.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-hdpnin-yargilanmasi-demokratik-siyasetin-temsilcilerinin-yargilanmasidir/#respond Thu, 11 Jul 2024 06:00:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24765

Kobani Davası’nda bugün görülen 82’nci duruma öncesi Sincan Cezaevi önünde açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu katliamları sorgulayacakları yerde, bu katliamın arkasındakileri sorgulayacakları yerde, IŞİD ile mücadele edecekleri yerde IŞİD’e karşı demokratik tepkisini ortaya koymuş olan HDP’nin yargılanması, HDP’nin yöneticilerinin yargılanması Türkiye’de demokratik siyasetin temsilcilerinin yargılanması asla kabul edilemez” dedi.

Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yargılandığı Kobani Davası’nın 82’nci duruşması görülüyor. Duruşma öncesinde DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan konuştu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bugün aslında hem iktidar hem de mahkeme heyeti ciddi bir sorumlulukla karşı karşıya. Mahkeme heyeti aslında tarihi bir karar verebilir. Bu davayı tarihi bir fırsata çevirebilir” dedi.

Tüm arkadaşlarının haksız ve hukuksuz bir şekilde yıllardır içerde tutulduklarını ileri süren Bakırhan, “Arkadaşlarımız yıllardır IŞİD terörüne karşı duyarlı oldukları, duyarlılık çağrısı yaptıkları için, IŞİD belasını defetmek için toplumun duyarlılığına çağrı yaptıkları için yıllar sonra açılan bir davada yargılanıyorlar. Henüz karar çıkmadı. Bugün aslında hem iktidarı hem mahkeme heyeti ciddi bir sorumlulukla karşı karşıyalar. Arkadaşlarımızın beraat etmelerini bekliyoruz. Dolayısıyla bugün mahkeme heyetinin bu tarihi sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmesini bekliyoruz” diye konuştu.

HATİMOĞULLARI: “SAHTE ONLARCA KLASÖRLÜK DAVA SİNCAN ADLİYESİ’NDE ÇÖKMÜŞTÜR”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da arkadaşlarının serbest bırakılması ve tahliye edilmesini isteyerek, şunları söyledi:

“Türkiye’nin yakın tarihine, IŞİD’in ortaya çıktığı sonraki tarihine baktığımızda Türkiye topraklarında çok sayıda katliam gerçekleşmiştir. Bu katliamları sorgulayacakları yerde, bu katliamın arkasındakileri sorgulayacakları yerde, IŞİD ile mücadele edecekleri yerde IŞİD’e karşı demokratik tepkisini ortaya koymuş olan HDP’nin yargılanması, HDP’nin yöneticilerinin yargılanması Türkiye’de demokratik siyasetin temsilcilerinin yargılanması asla kabul edilemez. Bugün Kobani Kumpas Davası şu ana kadarki seyrine baktığımızda IŞİD’in Sincan’daki tezahürü olarak görülmektedir. Ortada sadece bir tweet söz konusu iken bir tweetten yola çıkarak düzenlenmiş sahte onlarca klasörlük dava bugün bu Sincan Adliyesi’nde çökmüştür.

Ortada isnat edilen hiçbir suç yokken bir tweetten 37 kez ağırlaştırılmış müebbet talep etmek demek, buradan zaten ölmüş olan hukuku üzerine mezarını kazmak ve gömmek ve üzerine bir yığın taş atmak demektir. Yargı geri dönebilir bu yanlışından. Süreç henüz karara bağlanmadan bütün arkadaşlarımız adil bir biçimde yargılanarak değerlendirilmeli ve sonuca bağlanmalıdır.

Bugün tutululuk incelemesi olacak ve bütün arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması gerektiğinin altını özellikle çiziyoruz. Bunu aynı zamanda hukuktan aldığımız güçle, dosyanın içinin boşluğuyla, isnat edilen suçlarla ilgili dinlenen tanıkların da değerlendirmesiyle yani bir hukuksal gerekçe ile de talep ediyoruz.

Türkiye’de ortak yaşamı hep birlikte inşa etmek için bu dava bir fırsattır. Bizler diyoruz ki gelin bu fırsatı birlikte değerlendirelim. Bu işe Kobani kumpas davasından başlayalım ve bu ülkede demokrasi ile ortak yaşamı hep birlikte tesis edelim. Bunu umut ettiğimizin bir kez daha altını çiziyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-hdpnin-yargilanmasi-demokratik-siyasetin-temsilcilerinin-yargilanmasidir/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Fatih Camii’nde bayram namazını kıldı https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-istanbul-fatih-camiinde-bayram-namazini-kildi/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-istanbul-fatih-camiinde-bayram-namazini-kildi/#respond Sat, 29 Jun 2024 01:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23299 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bayram namazını İstanbul Fatih Camii’nde kıldı. Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamına ilişkin, “2 milyar nüfusa sahip olan İslam dünyası ne yazık ki iyi bir sınav veremedi” dedi.

11 ayın sultanı Ramazan ayının ardından İstanbul’da bayram hareketliliği yaşanıyor. Çok sayıda vatandaş, bayram namazı için Fatih Camii’ne geldi. Yan yana saf tutan vatandaşlar bayram namazını eda etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş da bayram namazını Fatih Camii’nde kıldı. Kurtulmuş, namazın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

“Dünyanın gözü önünde 35 bin insan katledildi”

Sözlerine tüm İslam aleminin bayramını kutlayarak başlayan Kurtulmuş, “Tüm İslam aleminin bayramını tebrik ediyorum. Sevgi dolu, esenlik içerisinde birlik ve beraberlik içerisinde bir bayramı inşallah idrak edeceğiz. Ama aynı zamanda bu bayram hayatımız boyunca yaşadığımız en acı, en buruk bayramların başında geliyor. Maalesef her sene Ramazan ayında İsrail özellikle işgal ettiği Filistin topraklarında Müslümanlara karşı her türlü zulmü yapıyor ve artık bu bir alışkanlık haline gelmişti. Fakat bu sene insanlık tarihinin gördüğü belki de en büyük katliamlardan birisi” dedi.

35 bin insanın katledildiği ve 70 bine yakın yaralının olduğuna değinen Kurtulmuş, “Dünyanın gözü önünde dur duraksama bilmeden aşağı yukarı 35 bin insanın katledildiği, şehit edildiği, binlerce insanın hala yıkıntıların altında olduğu tahmin edilen ve 70 bine yakın da yaralının olduğu çok büyük bir katliam. Hatta katliam sınırlarını çoktan aşmış bir soykırımı hep beraber yaşadık ve bugün de yaşıyoruz. Yine bugün aynı şekilde Gazze’de saldırılar devam ediyor ve öyle görünüyor ki önümüzdeki günlerde İsrail özellikle Refah Sınır Kapısı’na dönük operasyonlarını daha da yoğunlaştıracak. İsrail hükümetinin Netanyahu ve çetesinin yaptığı bu zulümlerden dolayı bayramı buruk bir şekilde geçirdik” ifadelerini kullandı.

“2 milyar nüfusa sahip olan İslam dünyası da ne yazık ki iyi bir sınav veremedi”

İslam dünyasının savaş boyunca kötü bir sınav verdiğine değinen Kurtulmuş, şunları söyledi:

“İşin bir de bize dönük yani İslam dünyasına dönük tarafı var. Bu kadar zulümler olurken, bu kadar büyük katliamlar yapılırken, modern zamanların en büyük soykırımına şahit olunurken, evet dünya buna sessiz kalmış olabilir ama 2 milyar nüfusa sahip olan İslam dünyası da ne yazık ki iyi bir sınav veremedi. Hep beraber çaresizlik içerisinde, kararsızlık içerisinde, belki bölünmüşlük içerisinde bu katliamı seyrettik. Bundan dolayı da ayrıca büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Başta Gazze’deki Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki zulüm altındaki, çaresizlik içerisindeki müslümanlara Cenab-ı Allah’ın imdat etmesini, onlara her türlü yardımı yapmasını temenni ediyoruz. Dua ediyoruz. Sonunda yeryüzünde bütün bu zulümleri, haksızlıkları, adaletsizlikleri önleyecek olan da insanların kendisidir” dedi.

Konuşmasının sonunda Filistin’deki şehitleri anan Kurtulmuş, bir kez daha Türk milletinin bayramını kutladı. “Ben bu vesileyle hem burada Filistinli kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi, asırlarca Filistin topraklarına manevi bir şekilde bağlılığı olan Türk milletinin sevgi ve saygılarını buradan ifade ediyorum. Allah şehitlere rahmet eylesin. Allah Gazzeli Müslümanlara imdat eylesin diyorum. Milletimizin de bu vesileyle yeniden bayramını tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, konuşmasının ardından Fatih Sultan Mehmet’in türbesine ziyarette bulunarak, vatandaşlarla bayramlaştı.

Öte yandan, Fatih Camii’ndeki bayram yoğunluğu havadan görüntülendi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-istanbul-fatih-camiinde-bayram-namazini-kildi/feed/ 0
Fransız Aile İsrail’in Filistin’e Saldırılarına Tepki İçin Bisikletle Yola Çıktı https://www.haber28.com.tr/fransiz-aile-israilin-filistine-saldirilarina-tepki-icin-bisikletle-yola-cikti/ https://www.haber28.com.tr/fransiz-aile-israilin-filistine-saldirilarina-tepki-icin-bisikletle-yola-cikti/#respond Thu, 28 Mar 2024 05:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11965 İsrail’in Filistin’e saldırılarına tepki göstermek, bunu tüm insanlara duyurmak için Yousef ve Matilde Najmeddin çifti, 4 çocuğu ile birlikte 2021 yılında Fransa’dan yola çıktı. Önce eşek arabasıyla Bulgaristan’a kadar gelen Najmeddin ailesi, Bulgaristan’da tanıştıkları Amedeo Giacomini ile bisikletle Kocaeli’ye kadar geldi.

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sürerken tüm dünyada da tepkiler devam ediyor. Yousef ve Matilde Najmeddin çiftinin çocukları ile yaptığı destek görenlere alkış tutturuyor. Filistin asıllı olan 40 yaşındaki Yousef, 2021 yılında Fransız asıllı eşi Matilde ile Noon (12), Jood (9), Nınawa (6) ve Jal (4) isimli çocuklarını farklı ve özgür bir şekilde eğitmek ve onları Filistin’e götürmek için eşek arabası ile yola çıktı. İsrail’in Filistin’e saldırıları artınca Najmeddin ailesi, gittikleri ülkede İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını anlatarak boykot çağırısı yaptı. En son geçtiğimiz yıl ekim ayında Bulgaristan’da Amedeo Giacomini (38) ile tanışan Najmeddin ailesi, onunla bisikletle Türkiye’ye kadar geldi. Kocaeli’ye ulaşan Najmeddin ailesi ve Amedeo Giacomini, Filistin’e kadar pedal çevirecek. Filistin’e destek için yola çıkan grup, yılın sonunda Filistin’e varacaklarını söyledi.

“Fransa’dan yolculuğumuza eşek ile başladık”

Eşiyle 14 yıl önce Filistin’de belgesel çekerken tanıştıklarını ve evlendiklerini söyleyen Yousef Najmeddin, “Eşimle Fransa’ya taşındık. Çocuklarımızı farklı ve özgür bir şekilde eğitmek istiyorduk ve onları yavaş yavaş yürüyerek Filistin’e götürmeye karar verdik. Fransa’dan önce eşek arabası ile Bulgaristan’a kadar geldik. Bulgaristan’a gelmemiz 2 senemizi aldı. Yolculuğumuzun amacı baştan beri Filistin’di. İsrail’in soykırımından önce biz yolculuğumuza başladık. Bulgaristan’dayken Filistin’de son olaylar patlak verdi ama biz, ‘Seyahatimize devam etmeliyiz, hayatımıza devam etmeli ve Filistin hakkında yapabileceğimiz her şeyi yapmalı ve konuşmalıyız’ dedik. İsrail’i boykot ettik. Çünkü bunun Filistin için en iyi mesaj olduğunu düşündük. İsrail ürünlerini boykot ediyorduk. İtalya, Hırvatistan, Bulgaristan’a kadar geldik. Bulgaristan’da eşek yolculuğumuzu bitirdik. Tanıştığımız arkadaşlar sayesinde bisiklet yolculuğuna başladık. Bulgaristan’da tanıştığımız arkadaşlar da aynı amaç doğrultusunda yolculuk yapıyordu. 6 bin kilometreye kadar eşekle yolculuk yaptık. Bulgaristan’dan Kocaeli’ye 2 bin kilometre yol yaptık. İstanbul’a geldiğimiz zaman kalabalık ve karmaşadan dolayı araba kullanmak durumunda kaldık. Daha sonra tekrar bisiklet kullanmaya devam ettik” diye konuştu.

“2021’de yolculuk yapmamızın temel amacı İsrail’in Filistin’e yaptığı zulüm ve katliam”

Konuşmasını sürdüren Yousef Najmeddin, “Fransa’da yolculuğa başladığımız zaman yavaş yavaş ilerlemek istedik çünkü çocuklarımızın bulundukları kültürü öğrenmelerini istedik. Aynı zamanda insanlara Filistin hakkında bilgi veriyor, İsrail’i boykot ettiğimizi söylüyorduk. Bu süreç zor oldu ama Filistin’deki durumu, katliamı göstermek için bu sürece girdik. 2021’de yolculuk yapmamızın temel amacı İsrail’in Filistin’e yaptığı zulüm ve katliam. Bu senenin sonunda Filistin’e yetişmeyi planlıyoruz. 2021’den beri Filistin’e hiç desteğimizi kesmedik. Hep İsrail mallarını boykot ettik. Elimizden geldiğince yolculuk esnasında Filistin’deki katliamı tüm insanlara anlattık” şeklinde konuştu.

“Filistin’de hayal edemeyecek kadar büyük katliam var”

Konuşurken duygulanan Matilde Najmeddin, “Dehşetini hayal edemediğimiz bir duyguyu ifade etmek zor. İsrail’in Filistin’e yaptı çok korkunç. Filistin’de hayal edemeyecek kadar büyük katliam var. Fransa’da başladığımız yolculuğumuz boyunca insanlara İsrail’in katliamından bahsettik. İnsanlara bu katliamı durdurmak için ürünleri boykot etmeye davet ettik” ifadelerini kullandı.

“Yousef ve ailesinin yaptığını cesurca buldum ve hayran kaldım”

Bulgaristan’da Najmeddin ailesi ile tanışan ve onlarla yolculuğa başlayan Amedeo Giacomini, “Daha önce İsrail’de çalışmıştım. İsrail halkının iyi olduğunu düşünüyorum ama hükümetin kiracılara eziyetini gördüm. İnsanların yemek yiyemediğini, aç kaldığını, banyo yapamadıklarını gördüm. Daha önce de Filistin’i destekliyordum ancak Yousef ile tanıştıktan sonra onlarla yola çıkmaya karar verdim. Yousef ve ailesinin yaptığını cesurca buldum ve hayran kaldım. Bunun üzerine Yousef ve ailesine katılma kararı aldım” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/fransiz-aile-israilin-filistine-saldirilarina-tepki-icin-bisikletle-yola-cikti/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/ https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/#respond Mon, 25 Mar 2024 23:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11588 Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli”

SAMSUN – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ‘evanjelikler’ diye adlandırılan Siyonist Hıristiyanların, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli olduğunu, şu anda Filistin’de uygulanan katliamın silahlarını da Siyonist Hıristiyanların verdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Erbaş, Samsun programı kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Atatürk ve Kongre Merkezi’nde “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince Konferansı”nda öğrenciler ile buluştu. Programın açılışında söz alan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, üniversitenin faaliyetleri ve görev süreleri boyunca gösterdikleri gelişim hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Ak Şemsettin Hazretleri’nden sonra Ayasofya’da minbere çıkan ikinci isim olduğundan bahseden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Ak Şemsettin, zamanının en ünlü matematikçilerinden birisi. Aynı zamanda büyük bir alim. İslami ilimlerde öyle. Mikrobu bulan ünlü bir bilgindir. İstanbul’un fethinde Ayasofya’da ilk o minbere çıkan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocasıdır. İkinci açılışında minbere çıkmak da bize nasip oldu. Rabb’im bir daha kapatmasın inşallah” dedi.

“Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli”

Türkiye’ye karşı terör örgütlerinin kullandığı silahları ve Filistin halkına karşı kullanılan silahları Siyonist Hıristiyanların verdiğine değinen Prof. Dr. Ali Erbaş, “Yahudirlerin kutsal kitaplarına ‘eski Ahit’ diyoruz. Hıristiyanların kutsal kitabına da ‘yeni Ahit’ diyoruz. Hıristiyanlar aynı zamanda eski ahide de inanıyorlar. Yahudiler sadece eski Ahide inanıyorlar. Eski ahitiyeni ahitten üstün tutan Hristiyan tarikatlar var. Bunlara da ‘evanjelikler’ diyoruz. Onlar Tevrat’a İncil’den daha fazla önem veriyor. Neden, orada ‘Yahudi Hıristiyanlık’ diye bir anlayış var. Evanjelistlere aynı zamanda Yahudi Hıristiyan denilebilir. ‘Siyonist Hıristiyanlar’. Yıllardan beri bahsederdim Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli derdim. Bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hıristiyanlar veriyor. Dünyada sayıları Siyonist Yahudiler gibi birkaç milyon da değil. 500 milyon Siyonist Hıristiyan var. Amerika’yı onlar idare ediyor. Yıllardır uğraştığımız PKK’ya 4 bin tır silahı önler gönderiyor. Bu Siyonist Hıristiyanlar aynı zamanda Yahudiliğin Tanrı Krallığının gerçekleştirilmesi diye inanç esaslarını kabul ediyorlar. ‘Tanrı Krallığının bir an önce gerçekleşmesi lazım. Bunun gerçekleşmesinde de bizim payımız olsun ki Tanrı’nın rızasına ulaşalım’ diye bir inançları var. Tanrı Krallığı ne zaman gerçekleşecek. Yeryüzünde savaşlar çıkacak, kaoslar olacak, zulümler, katliamlar, terör faaliyetleri olacak. Tanrı artık ‘yeter artık kop kıyamet’ diye emir verecek. ‘Tanrı’yı kıyamete zorlamak’ diyorlar buna. İşte bu Siyonist Hıristiyanların yıllardan beri dünyada belirledikleri yoldur” diye konuştu.

Dünyanın birçok yerinde insanların Müslüman olmaya başladığını ifade ederek şunları söyledi:

“Dünyada ihtida hareketleri arttı. Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların sayısının artığına şahit oluyoruz. Her şerden bir hayır doğuyor. Şerrin bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmamız lazım. Gazze’deki Filistin’deki bu katliamın ortadan kalkması için elimizden geleni yapacağız ama bu katliam yürürken başka bir hayır ortaya çıkıyor. Binlerce insan Müslüman oluyor. Bir videoda rastlamıştım. Gayrimüslim birisi ‘Kur’an’daki bir ayette Allah bu kadar zalim olamaz demiş ve Müslüman olmaktan vazgeçmiştim. Sonra İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı görünce Allah az bile söylemiş diyerek kelimeyi şahadet getirip Müslüman oldum’ diyor.”

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı ile çok sayıda öğrenci katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-erbas-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı: Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/ https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/#respond Mon, 25 Mar 2024 18:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11531 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ‘evanjelikler’ diye adlandırılan Siyonist Hıristiyanların, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli olduğunu, şu anda Filistin’de uygulanan katliamın silahlarını da Siyonist Hıristiyanların verdiğini söyledi.

Prof. Dr. Ali Erbaş, Samsun programı kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Atatürk ve Kongre Merkezi’nde “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince Konferansı”nda öğrenciler ile buluştu. Programın açılışında söz alan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, üniversitenin faaliyetleri ve görev süreleri boyunca gösterdikleri gelişim hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Akşemsettin Hazretleri’nden sonra Ayasofya’da minbere çıkan ikinci isim olduğundan bahseden Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Akşemsettin Hazretleri, zamanının en ünlü matematikçilerinden birisi. Aynı zamanda büyük bir alim. İslami ilimlerde öyle. Mikrobu bulan ünlü bir bilgindir. İstanbul’un fethinde Ayasofya’da ilk o minbere çıkan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocasıdır. İkinci açılışında minbere çıkmak da bize nasip oldu. Rabb’im bir daha kapatmasın inşallah” dedi.

“Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli”

Türkiye’ye karşı terör örgütlerinin kullandığı silahları ve Filistin halkına karşı kullanılan silahları Siyonist Hıristiyanların verdiğine değinen Prof. Dr. Ali Erbaş, “Yahudilerin kutsal kitaplarına ‘eski Ahit’ diyoruz. Hıristiyanların kutsal kitabına da ‘yeni Ahit’ diyoruz. Hıristiyanlar aynı zamanda eski ahide de inanıyorlar. Yahudiler sadece eski Ahide inanıyorlar. Eski ahitiyeni ahitten üstün tutan Hristiyan tarikatlar var. Bunlara da ‘evanjelikler’ diyoruz. Onlar Tevrat’a İncil’den daha fazla önem veriyor. Neden, orada ‘Yahudi Hıristiyanlık’ diye bir anlayış var. Evanjelistlere aynı zamanda Yahudi Hıristiyan denilebilir. ‘Siyonist Hıristiyanlar’. Yıllardan beri bahsederdim Siyonist Hıristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli derdim. Bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hıristiyanlar veriyor. Dünyada sayıları Siyonist Yahudiler gibi birkaç milyon da değil. 500 milyon Siyonist Hıristiyan var. Amerika’yı onlar idare ediyor. Yıllardır uğraştığımız PKK’ya 4 bin tır silahı önler gönderiyor. Bu Siyonist Hıristiyanlar aynı zamanda Yahudiliğin Tanrı Krallığının gerçekleştirilmesi diye inanç esaslarını kabul ediyorlar. ‘Tanrı Krallığının bir an önce gerçekleşmesi lazım. Bunun gerçekleşmesinde de bizim payımız olsun ki Tanrı’nın rızasına ulaşalım’ diye bir inançları var. Tanrı Krallığı ne zaman gerçekleşecek. Yeryüzünde savaşlar çıkacak, kaoslar olacak, zulümler, katliamlar, terör faaliyetleri olacak. Tanrı artık ‘yeter artık kop kıyamet’ diye emir verecek. ‘Tanrı’yı kıyamete zorlamak’ diyorlar buna. İşte bu Siyonist Hıristiyanların yıllardan beri dünyada belirledikleri yoldur” diye konuştu.

Dünyanın birçok yerinde insanların Müslüman olmaya başladığını ifade ederek şunları söyledi:

“Dünyada ihtida hareketleri arttı. Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların sayısının artığına şahit oluyoruz. Her şerden bir hayır doğuyor. Şerrin bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmamız lazım. Gazze’deki Filistin’deki bu katliamın ortadan kalkması için elimizden geleni yapacağız ama bu katliam yürürken başka bir hayır ortaya çıkıyor. Binlerce insan Müslüman oluyor. Bir videoda rastlamıştım. Gayrimüslim birisi ‘Kur’an’daki bir ayette Allah bu kadar zalim olamaz demiş ve Müslüman olmaktan vazgeçmiştim. Sonra İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı görünce Allah az bile söylemiş diyerek kelimeyi şahadet getirip Müslüman oldum’ diyor.”

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı ile çok sayıda öğrenci katıldı. – SAMSUN

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyanet-isleri-baskani-siyonist-hiristiyanlar-siyonist-yahudilerden-daha-tehlikeli/feed/ 0
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği: ‘Kaymaz’da da aynı katliam yaşanacak’ https://www.haber28.com.tr/eskisehir-cevre-koruma-ve-gelistirme-dernegi-kaymazda-da-ayni-katliam-yasanacak/ https://www.haber28.com.tr/eskisehir-cevre-koruma-ve-gelistirme-dernegi-kaymazda-da-ayni-katliam-yasanacak/#respond Thu, 15 Feb 2024 06:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=5452

MELTEM KARAKAŞ

Erzincan’da meydana gelen maden faciası ile ilgili açıklama yapan Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, “Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır” dedi.

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) tarafından Erzincan İliç’teki altın madeninde yaşanan facia ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Eskişehir’in Sarıcakaya-Mihalgazi ilçelerine yapılmak istenen altın gümüş maden ocağını örnek gösteren Filiz Fatma Özkoç, “Erzincan İliç’te yaşanan olay; Kaymaz ve Atalan’da yaşanmayacağını kim garanti edecek?” dedi.

“EYLÜL 2022’DE TEKRAR ÜRETİM İZNİ ALDI”

ESÇEVDER Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, açıklamasında şunları söyledi:

“Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak Erzincan İliç Çöpler Altın Madeninde yaşanan siyanürlü pasa dağında çökme meydana geldiğini, işçilerin toprak altında kaldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Siyanürlü toprağın altında kalanların bir an önce kurtarılmasını umuyoruz. Aynı işletmede 21 Haziran 2022 yılında siyanür çözeltisi taşıyan boru patlamış ve 210 metreküp siyanür çözeltisi toprağa karışmıştı. Daha sonra eylül 2022’de tekrar üretim izni aldı. Çevre Aktivisti Sedat Cezayirlioğlu uluslararası ceza mahkemesine (UCM) başvurmuş idi. Ayrıca Türk Mimar Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) biri kapasite arttırımı ile ikincisi ÇED gerekli değildir ile ilgili olarak 06 Aralık 2023’te iki adet dava açılmıştı. Ayrıca Anayasa Mahkemesine işletilen altın madeninin özel yaşamı ve sağlığı tehdit ettiği iddiası ile yapılan başvuruda yurttaşı haklı bularak ihlal ve yeniden yargılanması kararı vermişti.

“İLİÇ’TE OLAN BİR KAZA DEĞİL ÇEVRE VE YAŞAM KATLİAMIDIR”

Çöpler Altın Maden İşletmesi Anagold ve Çalık Holdingin ortaklarından olup, Anagold’un 7,2 milyon dolar vergi borcunun silindiği hafızalardadır. Son yıllarda Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi, Eskişehir’imiz de kar etmek dışında hiçbir amacı olmayan madencilik şirketlerinin hedefindedir. Bu şirketler, bitmek bilmez kar hırslarıyla milyonlarca insanımızın yaşam alanını, suyunu, toprağını, doğasını ve nihayet yaşamlarını hiçe saymaktadırlar. İliç’te olan bir kaza değil çevre ve yaşam katliamıdır.

“ATALAN, ALPAGUT, TEKECİLER’DE AYNI KATLİAM ER YA DA GEÇ YAŞANACAKTIR”

Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır. Yine Cengiz Holding tarafından 713 hektarlık yani 941 futbol sahası büyüklüğünde, 180 milyon ton kazı yaparak, patlatmalı ve açık alan işletmeciliği, siyanürlü yığın liç yöntemi ile altın-gümüş çıkartacak olan Atalan, Alpagut, Tekeciler’de aynı katliam er ya da geç yaşanacaktır. Kaldı ki siyanürlü pasa, dik yamaçlı araziye sahip olan Sarıcakaya ve çevresi ile Sakarya Nehrini siyanürlü toprak ile er ya da geç zehirleyecektir. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği özel kişilerin karlarına tahsis edilmediği ve kamusal ihtiyaçlar dışında bir amaca hizmet etmediği müddetçe maden çıkartılmasına karşı olmayıp, maden sahalarının ülkemize ve şehrimize vereceği zararlar göz önüne alınırsa bir avuç kişinin çıkarlarının ülke çıkarlarının önüne geçmemesi için mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna gururla açıklıyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehir-cevre-koruma-ve-gelistirme-dernegi-kaymazda-da-ayni-katliam-yasanacak/feed/ 0
Nekbe’nin tanığı 80 yaşındaki Filistinli, çocuklarını geri dönüş umuduyla yetiştiriyor https://www.haber28.com.tr/nekbenin-tanigi-80-yasindaki-filistinli-cocuklarini-geri-donus-umuduyla-yetistiriyor/ https://www.haber28.com.tr/nekbenin-tanigi-80-yasindaki-filistinli-cocuklarini-geri-donus-umuduyla-yetistiriyor/#respond Fri, 29 Dec 2023 22:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1452 AHMET KARAAHMET/BURAK KARACAOĞLU – İsrail’in Mayıs 1948’de tarihi Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan ettiği ve Filistinlilerin yurtlarından sürüldüğü Nekbe’nin (Büyük Felaket) tanığı 80 yaşındaki Mahmud Hanini, çocuklarını, koparıldığı vatanına geri dönme umuduyla yetiştiriyor.

Filistinliler, İsrail’in 14 Mayıs 1948’de tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulmasıyla zorunlu göçe ve katliamlara maruz kaldıkları o güne “Büyük Felaket” anlamına gelen “Nekbe” ismini veriyor.

İsrail güçleri Nekbe sırasında 1 milyona yakın Filistinliyi zorla topraklarından çıkararak sürgün etti. Filistinlilere ait 675 köy ve kasaba yok edildi. Siyonist çeteler, 70’ten fazla katliam gerçekleştirdi ve 15 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi.

75 yıl önce yaşanan felaketin mağdurlarından Hanini, 5 yaşındayken yaşadığı Filistin’in Akka ilindeki sürgünün anıları hala zihninde taptaze tutuyor.

Ailesiyle birlikte göç yoluna koyulan Hanini, Akka’dan önce Lübnan’ın başkenti Beyrut’a, buradan da Suriye’nin Halep iline göç etmek zorunda kaldı.

Hanini, Suriye ayaklanmalarının başladığı 2011’de Esed rejiminin bombardımanından kaçmak için tekrar göç yoluna koyularak İdlib’in kuzeyindeki Atme köyü yakınlarındaki kamplar bölgesine sığındı.

Hanini, AA muhabirine, sürgün günlerini, sonrasında yaşadıkları acıları ve dinmeyen geri dönüş ümitlerini anlattı.

İsrailli işgalcilerin Akka ilindeki Tel Şiha köyüne ağır silahlarla saldırdığını anlatan Hanini, “Amcamın evi, içindekilerin üzerine yıkılmıştı. 7 kişi ölmüştü. O sıra siyonistler köye çok yaklaşmıştı. Katliamdan korkarak amcamın ailesini enkazdan çıkarmadan kaçtık. O sahne hayatımın en zor anlarından biriydi. Hiç unutamadım.” dedi.

“Hayvan taşıyan lokomotifle Celile’den Sayda iline geldik”

“Nekbe’den önce Filistin’deki Yahudilerle uyum içinde yaşıyorduk.” ifadesini kullanan Hanini, sözlerine şöyle devam etti:

“İngilizler Avrupa’daki bütün Yahudileri Filistin’e yerleştirmek ve göçü teşvik etmek için Hayfa Limanı’nı genişletti. Yerleşimci Yahudilerin sayısı giderek arttı. Buna paralel yerleşimciler, Filistin topraklarında kurmayı planladığı yerleşimler için keşifler ve toplu katliamlar yapmaya başlamıştı.”

Filistin’in Celile bölgesinden hayvan taşıyan lokomotifle Lübnan’ın Sayda iline geldiklerini belirten Hanini, Sayda’da pek fazla kalmadan Suriye’nin Halep iline yerleştiklerini anlattı.

Halep’te ailesiyle bir askeri karargahta kaldıklarını söyleyen Hanini, “Duygularım karışıktı. Bir anda iklimi ılık olan, deniz kenarı bir şehirden çok soğuk bir yere gelmiştik. Mülteciler için kurulan çadırlarda hayatı idame etmek için en küçük koşullar bile sağlanmamıştı.” diye konuştu.

Hanini, 1948’de yüzlerce katliam işleyenlerle 2023’te Gazze’de katliam yapanların aynı yerleşimci Yahudilerin devamı olduğunu dile getirerek, “En büyük sıkıntımız dünyaya gerçekleri anlatamamaktı. İsrail kendini haklı çıkarmak için büyük miktar paralarla kendi propagandasını yapmıştı. Araplar ise hiç yapmadı.” ifadelerini kullandı.

“Bizler hak sahibiyiz. Zafer umudumuz daha da güçlü”

75 yıl önce geride bıraktığı köyünü yerleşimci Yahudilerin yerle bir ettiğini belirten Hanini, köyünün yerine yeni bir yerleşim kurulduğunu ve işgalcilerin yerleştiğini dile getirdi.

Hanini, Filistinlilerin hakkı olan topraklarına sahip çıkma arzusunu nesilden nesile aşılamaya çalıştığını söyledi.

Yakın geçmişte elinde basit tüfekle direnen Filistinlilerin, bugün tank imha edecek silahlara sahip olduğunu kaydeden Hanini, sözlerini şöyle tamamladı:

“Mescid-i Aksa bütün Müslümanların ilk kıblesidir. Hiç umutsuzluğa kapılmadık. Gazze’de bir devrim olduğu gibi Batı Şeria’da bir direniş var. Bugün tüfek yerine ağır silahımız var. Zafer umudumuz daha da güçlü. Bizler hak sahibiyiz. Biz görmesek de çocuklarımızı bu hakka sahip çıkmaları için yetiştiriyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/nekbenin-tanigi-80-yasindaki-filistinli-cocuklarini-geri-donus-umuduyla-yetistiriyor/feed/ 0