Kazada – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Wed, 10 Jul 2024 22:36:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kazada hayatını kaybeden genç için yakınlarından tepki: Adalete teslim olsunlar https://www.haber28.com.tr/kazada-hayatini-kaybeden-genc-icin-yakinlarindan-tepki-adalete-teslim-olsunlar/ https://www.haber28.com.tr/kazada-hayatini-kaybeden-genc-icin-yakinlarindan-tepki-adalete-teslim-olsunlar/#respond Wed, 10 Jul 2024 22:36:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24654 Yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.’nin karıştığı kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin yanında olan ve yaralanan yakınları, anne oğulun hala teslim olmamasına tepki gösterdi. Olay sonrası beyin ameliyatı geçiren Aci’nin kayınbiraderi Tahsin Arslan, “Aynı şeyi onlar yaşasaydı her türlü yardım ederdik. Beyin ameliyatı oldum, ablam eşini kaybetti, hiçbir şey umurlarında değil, olay yerinde telefonumu almış biri, hala da bulunamadı. Nereye kadar kaçacaklar, adalete teslim olsunlar” dedi.

Yazar Eylem Tok ile Op. Dr. Bülent Cihantimur’un 17 yaşındaki oğlu T.C. iddiaya göre Kemerburgaz’da kullandığı lüks otomobille bozulan ATV’lerini yol kenarına çeken kişilere çarpıp Oğuz Murat Aci’nin (29) ölümüne neden olurken annesi Eylem Tok tarafından Mısır’a oradan da ABD’ye kaçırılmıştı. Üzerinden 1 ayı aşkın zaman geçen olayla ilgili soruşturma sürerken feci kazada yaralanan 21 yaşındaki İbrahim Gümüş ve beyin ameliyatı geçiren 22 yaşındaki Tahsin Arslan bu süreçte yaşadıklarını anlattı. Kazadan yaralı kurtulsalar da Oğuz Murat Aci’nin vefatının acısını atlamadıklarını ifade eden Gümüş ve Arslan, olaydan sorumlu olan herkesin en kısa zamanda gerekli cezaları almalarını istedi. Arslan ayrıca kazadan sonra kaybolan telefonunun hala bulunamadığını söyledi.

“Telefonumu biri almış, hala bulunamadı”

Kazada yaralanan aynı zamanda Oğuz Murat Aci’nin kayınbiraderi olan Tahsin Arslan, “Olayları anlayışım, kazadan sonra bir haftayı geçti, on güne yakın oldu ondan sonra her şeyin berbat olduğunu anladım. Biz bu olayları yaşamamak için bütün imkanları sağladık, her şeyi düşündük ama öyle olmamış. Kötü bir olay, kötü insanlara denk gelmişiz, aynı şeyi onlar yaşasaydı biz orada olsaydık her türlü yardım ederdik. Öğrendikten sonra insanlığın bitmiş olduğunu düşündüm, her şeyden nefret ettim, iğrenç bir olay. Beyin ameliyatı oldum, kaburgalarımla, omurgada kırıklar var, onların iyileşmesini bekliyorum. İnsanlık dışı madem ki bir şey olmuş adalet sağlanması gerekiyor, kaçmak; yardım edilsin bari. Bir hayvana çarpıyoruz, gidip yardım ediyoruz, bizi olay yerinde terk etmişler. Hiçbir şey umurlarında değil, öyle gözüküyor, nereye kadar kaçacaklar onu merak ediyorum. Telefonum fermuarlı montta, cüzdanımla beraberdi. Olay yerinde telefonumu almış biri yüksek ihtimal, arkadaşımın telefonu da kayıp, benimki de kayıp hala da bulunamadı, bulunamıyor da zaten nasıl bulunacak onu da bilmiyoruz. Yüksek ihtimal alınmış orada artık çalınmış mı diyeyim. İnsanlık adına ne gerekiyorsa onu yapsınlar, adalete teslim olsunlar. Benim canım ciğerim olan bir insanı kaybetmek, ne yapacağımı anlayamadım hala da anlamıyorum. Ne hissedeceğimi bilmiyorum. Olay sonrası sağlık açısından sıkıntılı olduğum için önce bir ilaç vermişler bana ben onu kullandığım ilaçlardan biri zannettim, bir sakinleştirme durumu oldu. Eniştemin babası geldi, 1 saat boyunca konuştular, ne konuştuklarını anlamadım, dayım ‘Oğlum enişten öldü’ dedi, ben öyle anladım. Baktım herkes perişan oldu, ben de kendimden geçtim. Ablam artık ne yaşayacağını da bilmiyor, çocuk var, eşini kaybetmiş, onun için daha da zor, şu anda zorluk içindeyiz” dedi.

“Normal hayatlarına nasıl devam ediyorlar, anlamadım”

Anne oğulun kaza sonrası davranışlarını anlayamadığını söyleyen İbrahim Gümüş, “O acımızı biraz dindirmek su serpmek istiyoruz, bu yüzden bir an önce adalete teslim olmalarını istiyoruz. Karşı taraftan hiçbir gelişme yok, adım atmıyorlar. Tek temennimiz; gelip Türkiye Cumhuriyeti’nde cezasını çekmesi, ne gerekiyorsa onun yapılması. İlk başta ‘Dönmeyi düşünüyoruz’ dedi ama 1 hafta sonra 1 yıllık ev kiralamak istediği ortaya çıktı, ne yapmaya çalışıyor, biz de bilmiyoruz. 1 yıllık kiralamayı öğrenince şöyle bir düşünceye kapıldım, niye gelmiyorlar, nasıl bir vicdanları var, nasıl bir insanlığı var? Bize orada yardım etmiyor, kaçıp gidiyor, ağabeyimiz, yardım etse 5-10 dakika erkenden hastaneye ulaşsa belki de yaşayacaktı. Niye bunu düşünmüyor? Ölü ve yaralılar var deyince neden kaçıp gidiyor? 1 yıllık ev kiralayacağını gördükten sonra daha çok üzüldük. Acımız var, hala dinmeyen bir acı, can ciğerdik, hep beraberdik, o akşam da eğlenceyle başlamıştı, böyle bitti. Düşünüyorum olayları, empati yapıyorum, ben olsam ne yapardım diye ben hayatıma bu kadar kolay devam edemezdim. Her gün gözümün önüne gelirdi, şu anda her gece yattığım zaman o an gözümün önüne geliyor. Normal yaşantımda durup durup onu düşünüyorum bazen onlar nasıl düşünemiyor, normal hayatlarına nasıl bu kadar devam ediyorlar ben anlamadım. Taksiye binerken fotoğrafta gülüyor, açıklamasında bir de ‘Çok kötü, onun da psikolojisi bozuldu’ şöyle böyle oldu diyor ama fotoğraflarda baktığımıza zaman gülüyor, eğleniyor, hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor, ikisi de aynı şekilde nasıl bir vicdanları var, anlamadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/kazada-hayatini-kaybeden-genc-icin-yakinlarindan-tepki-adalete-teslim-olsunlar/feed/ 0
Beşiktaş’ta kazada ölen kuryenin ailesi gözyaşlarıyla adalet istedi https://www.haber28.com.tr/besiktasta-kazada-olen-kuryenin-ailesi-gozyaslariyla-adalet-istedi/ https://www.haber28.com.tr/besiktasta-kazada-olen-kuryenin-ailesi-gozyaslariyla-adalet-istedi/#respond Fri, 03 May 2024 02:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16587 Beşiktaş’ta kazada ölen kuryenin ailesi gözyaşlarıyla adalet istedi

Feci kaza sonrası sürücü serbest kaldı: Acılı aile itiraz etti

İSTANBUL – Beşiktaş’ta yaşanan feci kazada otomobilin çarptığı motokurye Anıl Abdullah Gül (27), ardından İETT otobüsünün altında kalarak hayatını kaybetti. Gözaltına alınan sürücü Tunca Ç. sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Olayda hayatını kaybeden gencin ailesi ise karara itiraz etti. Adalet çağrısı yapan Gül’ün babası Hasan Gül, “Ben çocuklarımı bir kazaya kurban gitsin, kazada ölsün diye büyütmedim. Ben yalnızca adalet istiyorum” dedi.

Korkunç kaza, 9 Mart günü saat 23.30 sıralarında Çırağan Caddesinde meydana geldi. İddialara göre, kurye Anıl Abdullah Gül Ortaköy’den Beşiktaş istikametine doğru 34 BTL 894 plakalı motoruyla seyir halindeyken, önünde peyzaj mimarlığı yaptığı öğrenilen Tunca Ç.’nin kullandığı 34 NB 2734 plakalı araç Yıldız Parkı’na girmek için döndüğü sırada kaza yaşandı. Motokurye Anıl Abdullah Gül bir anda fren yaptı ama önce önündeki araca çarptı, ardından da karşı yönden gelen özel halk otobüsünün altına girdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Otomobil sürücüsü serbest bırakıldı

Anıl Abdullah Gül, Çırağan Caddesi’nde yaklaşık 1,5 saat süren çalışmanın ardından otobüsün altından çıkarıldı. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Polis olayla ilgili olarak yaptığı ilk tespitte hem ölen kuryeyi hem de araç sürücüsünü kazada kusurlu olarak tespit etti. Otobüs sürücüsü F.F. için ise bir kusur belirtilmedi. Otomobil sürücüsü Tunca Ç. gözaltına alındı. Gözaltına alınan sürücü emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

“Ben belki çocuğumu kurtarmak için otobüsü kaldırırdım”

Kazada hayatını kaybeden Anıl Abdullah Gül’ün babası Hasan Gül, gözyaşlarıyla olayı anlattı. Baba Gül, “Cumartesi akşamı 12.30, 01.00 gibi bana haber geldi. Bizi hastaneye yönlendirdiler, biz 3 saate yakın hastanede kaldık. Oğlum nerede diye sorduğumda, bana ambulansla geleceğini söylediler. Ama benim çocuğum ambulansla gelmedi. Sonra hastane polisi savcı geldi deyince çocuğumun öldüğünü anladım. Sağdan soldan duyduğum kadarıyla benim çocuğum 1 buçuk 2 saat otobüsün altında kalmış. Benim oğluma geliş istikameti boş. Işıklar yanıyor, yandıktan sonra boş yolda geliyor. Hızı ne kadar olabilir? O adam ikinci şeridi yürürken birden u dönüşü yapıp emniyetin oraya gidiyor. Biz aynı şekilde Yıldız Parkı’na geçiş yaparken bize izin vermediler. Burası yasak giremezsin dediler. Orada ışık ve kontrol yok. Benim çocuğum pisi pisine gitti. Geri gelmeyecek. Bana niye haber vermiyorlar? Belki ben 5 dakikaya oraya yetişeceğim. Ben belki çocuğumu kurtarmak için otobüsü kaldırırdım. Giderdim kurtarırdım yavrumu” ifadelerini kullandı.

“Ben yalnızca adalet istiyorum”

Çıkan karar sonrası adalet istediğini belirten baba Hasan Gül, “Ben adalet istiyorum. Başka hiçbir şey istemiyorum. Benim çocuğum öldü, suçlu insanlar sokakta gezsin istemiyorum. Benim çocuğumu öldüren insanlar kimse o cezasını ömür boyu çeksin. Benim sesimi bütün vatandaşlar duysun. Kaza anında orada olup fotoğrafını çeken insanlar lütfen bize ulaşsın. Ben Beşiktaş’ta erkek berberiyim. 35, 40 yıldır burada oturuyorum. Ben çocuklarımı bir kazaya kurban gitsin, kazada ölsün diye büyütmedim. Ben yalnızca adalet istiyorum. Çocuğumun kanı yerde kalmasın. Bu insan sokakta nefes almasın, karanlıkta kalsın. Bu insan toplum içinde dolaşmasın. Çünkü benim 26 yaşındaki çocuğum öldü. Belediye otobüsünün de suçsuz olduğunu düşünmüyorum. Kaç hızla gidiyorsun ki benim motorlu çocuğumu altına alıyorsun. Benim çocuğumun kaskı parçalanıyor kafasında” dedi.

Anıl Abdullah Gül’ün halası Gülşen Gül ise yaşanan feci kaza sonrası ne kadar acı çektiklerini belirterek, “Bizim ocağımıza incir ağacı dikildi. Hepimiz araba kullanıyoruz. Hepimiz aynı şartlarda yaşıyoruz. Biz Anıl adına adalet istiyoruz. Bizim ne yaşadığımızı kimse bilemez. Bizim yüreğimizden kopan fırtınaları hiç kimse hissedemez. Biz ne yaşadığımızı kendimiz biliyoruz. Yengem ölü gibi dolaşıyor. Biz onun damatlığını görmek isterdik. Askere gittiğini görmek isterdik” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/besiktasta-kazada-olen-kuryenin-ailesi-gozyaslariyla-adalet-istedi/feed/ 0
Firari sürücünün ünlü cerrah babasının ilk ifadesi: Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum https://www.haber28.com.tr/firari-surucunun-unlu-cerrah-babasinin-ilk-ifadesi-oglumun-turkiyeye-gelmesi-ve-turk-hukuku-onunde-hesap-vermesi-gerektigini-dusunuyorum/ https://www.haber28.com.tr/firari-surucunun-unlu-cerrah-babasinin-ilk-ifadesi-oglumun-turkiyeye-gelmesi-ve-turk-hukuku-onunde-hesap-vermesi-gerektigini-dusunuyorum/#respond Sun, 28 Apr 2024 06:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16046 İstanbul Eyüpsultan’da meydana gelen kazada 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Kazaya neden olduğu belirlenen 17 yaşındaki sürücü ve yazar annesi Eylem Tok’un ABD’ye kaçışının ardından soruşturmada ibre baba Bülent Cihantimur’a döndü. Soruşturma çerçevesinde çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe serbest bırakılan Cihantimur savcılıktaki ilk ifadesinde “Eski eşim oğlumu bana haber vermeden götürdü, gelip hesap vermesi gerekiyor” dediği öğrenildi.

CİHANTİMUR ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI

17 yaşındaki ehliyetsiz sürücü T.C.’nin, İstanbul’daki ölümlü kaza sonrası annesi yazar Eylem Tok tarafından önce Mısır’a ardından da ABD’ye kaçırılması Türkiye’nin gündemindeki yerini koruyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında sürücü T.C.’nin babası Op. Dr. Bülent Cihantimur “şüpheli” sıfatıyla “suçluyu kayırma” suçundan ifadesi alınmak üzere savcılığa çağrılırken çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“ESKİ EŞİM EYLEM TOK’TAN GELEN TELEFONLA KAZADAN HABERDAR OLDUM”

Cihantimur kazayla ilgili Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda verdiği ifadede şunları söylediği öğrenildi; ”Eylem Tok, 13 yıl önce boşandığım eski eşim olup; oğlumun annesidir. Birden fazla sağlık kuruluşunun üst düzey yöneticisi olmakla birlikte bu kuruluşlarda aynı zamanda uzman plastik cerrah olarak da çalışmaktayım. 24 yıllık hekimim. Kazanın gerçekleştiği gün, uzun süren bir ameliyat sonrası evime gidip uyudum. Eski eşim Eylem Tok’tan gelen telefon ile kazadan haberdar oldum. Kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra Eylem Tok beni aramış. Bana telefon geldiğinde saat gece yarısıydı. Evim Mecidiyeköy’de, kliniğe çok yakın. Hemen bir taksiyle eski eşim Eylem ve oğlumun beraber yaşadıkları eve gittim. Oğlum üst kattaydı, şoktaydı ve konuşabilecek durumda değildi. Eylem de o sırada ev içinde dolaşarak telefon görüşmeleri yapıyordu. Oğlumun durumunu iyi görmediğim için onu öncelikle muayeneye götürüp acil müdahale gerektiren bir durumu olup olmadığını anlamak istedim.

“KAZADA ÖLÜ YA DA YARALI HAKKINDA BİLGİM OLMADI”

Bu sırada kazada yaralı ya da ölü olduğu tarafımca da bilinmemekteydi. Eylemin telefonunu kapattım ve öncelikle şokta olan oğlumun acil müdahale gerektiren bir sağlık sorunu olup olmadığını anlayalım, sonra da ehliyeti olmadığı için avukatlara bilgi verip yapılması gerekenleri yapalım dedim. Oğlumu alıp orada bulunan elektrikli aracı kendim kullanarak, kliniğe gitmek için yola çıktım. Bu sırada şirketimiz çalışanlarından Ayşe Ceren S.’yi bahçede gördüm.

”EYLEM TELEFONLARI AÇMADI”

Eylem Tok da Ayşe’nin aracına bindi ve arkamızdan gelmeye başladılar. Yolda oğlum ile konuşmaya çalışsam da kazanın etkisiyle dış dünyaya kapalı vaziyetteydi. Bu sırada kullandığım elektrikli araç önce uyarı verdi sonra da şarjı bitti. Bizi izleyen Eylem’in içinde olduğu araç yanımızda durdu. Oğlumu o araca geçirdik ve Eylem’e ‘siz kliniğe geçin çocuk hala şokta ben de şoförümüz Adem’i aradım onunla geleceğim hemen arkanızdan’ dedim. Adem yanıma geldi beni aldı ve kliniğe gittik. Kliniğe gittiğimizde kimse yoktu. Eylem’in oğlumu yurtdışına götürme planından, kazadaki yaralılardan kazanın büyüklüğünden ve ölüm olayının yaşandığından bu sırada haberim oldu. Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı.

”OĞLUM, TÜRKİYE’DE YARGILANMAYI KABUL EDER”

Oğlum, 16 yaşında; alkol, madde kullanmayan, kötü alışkanları olmayan bir çocuktur. Oğlum o gece yaşadığı şokun etkisinden çıktığında Türkiye’de yargılanmayı ve yaptığı bu hatanın hukuki bedelini ödemeyi kabul edecek bir çocuktur.

”KAZAZEDE AİLE İÇİN ELİMDEN GELEN NE VARSA ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR YAPACAĞIM”

Kaza sonrasında vefat eden Oğuz Murat Aci’nin ailesi ile temasa geçtim. Olanlar için çok üzgünüm. Kayıpların geri getirilemeyeceğini biliyorum. Bununla birlikte kazazede aile için elimden gelen ne varsa ömrümün sonuna kadar yapacağım. Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm. Bugün ben de çağrılmadığım halde kendi isteğim ile konuyla ilgili olarak ifade vereceğim. İfade vermeden önce kamuoyunu da konuyla ilgili olarak bilgilendirmek istedim.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/firari-surucunun-unlu-cerrah-babasinin-ilk-ifadesi-oglumun-turkiyeye-gelmesi-ve-turk-hukuku-onunde-hesap-vermesi-gerektigini-dusunuyorum/feed/ 0