Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü öncülüğünde Hitit ve Ankara Üniversiteleri işbirliğiyle düzenlenen Türkiye’de yerli ve yabancı bilim insanlarınca gerçekleştirilen Hitit Dönemi, kazı, araştırma ve filolojik çalışmaların sunulacağı, bilim dünyasına duyurulacağı “Hititlerin İzinde: Yeni Bilgiler ve Perspektifler” konulu sempozyum başladı.
Hitit İmparatorluğu’nun kültürel zenginliğini korumak ve yaşatmak, geçmiş ve bugün arasında bağ kurarak Hititlerin politikası, ekonomisi, sanatı ve dini inançları hakkında daha fazla bilgi edinmek ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla düzenlenen sempozyuma 100’den fazla bilim insanı, uzman ve yönetici katılırken programda Hititler ve Hititlere yönelik bilimsel çalışmalar ve sonuçlarına ilişkin 29 bildiri sunulacak.
Sempozyumun açılış programına katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Anadolu tarihinin temel taşlarından biri Hitit İmparatorluğunun, yazılı belgelere dayalı bir devlet yapısına sahip olması, insanlığa tarihin erken dönemlerinden kalma önemli bir bilgi kaynağına sahip olma ve Anadolu’nun eski çağ tarihini anlama imkanı sunduğunu söyledi.
Hitit İmparatorluğu’nun sadece Anadolu ve Mezopatamya coğrafyası için değil tüm dünya için örnek alınan, araştırılması gereken bir uygarlık olduğuna dikkat çeken Yazgı, bu uygarlığın bir marka değeri oluşturulması noktasında büyük bir çaba içerisinde olduklarını açıkladı.
Hititler’in, Anadolu’da tarımın gelişmesine ve şehirleşmenin yayılmasına önemli katkılarda bulunduğunu anlatan Yazgı, şunları kaydetti; “Bu ekonomik ve kültürel canlılığın artırılmasına, yaşam standardının artırılmasına yönelik önemli kararlar almışlardır. Hitit imparatorluğunun bu kültürün dünya çapında tanıtılması bizim için önemli önceliklerimizden bir tanesi. Anadolu’nun tarihi ve kültürel kimliğini anlamak için kilit bir öneme sahip olan Hititlerin kültürel mirası, günümüzde Anadolu’nun ve dünya tarihinin bir parçası olarak yaşamaya devam etmektedir, bu da geçmişin günümüze olan etkisini ve önemini vurgularken bilimsel araştırmalarla bunu ortaya koydu. Günümüz dünyasında insanlığın karşısına çıkan başlıca sorunlara binlerce yıl önce duyarlılık gösteren ve çözümler bulan Hititlerin adalet anlayışı, kadın hakları konusundaki ileri görüşlü tutumları, Çok kültürlü yapısı ve hoşgörü anlayışı, çevreyi koruma ve sürdürülebilirlik konusundaki duyarlılıklarının daha adil, barışçıl ve sürdürülebilir bir dünya için bizlere ilham kaynağı olması gerektiğini düşünüyorum”
Anadolu da ilk kazıların başladığı bu Çorum’da günümüzde de çok önemli kazı çalışmaları sürdürüldüğünü ve bu çalışmaların bilim camiası tarafından merakla takip edildiğini kaydeden Bakan Yardımcısı Yazgı, “2023 yılında yaklaşık 25 tane yüzey araştırması, kazı çalışması ve arkeolojik çalışmaları Çorum’da gerçekleştirdik. Bu sayının artırılması için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Başta, Hitit merkezinde yer alan Boğazköy, Alacahöyük, Ortaköy-Şapinuva ve diğer Hitit kentlerinde sürdürülen uzun soluklu ve geleneksel arkeolojik kazı çalışmaları ile ortaya çıkarılan kültürel miras, toplumun bütün fertlerine ortak geçmişlerini anlatan, aralarındaki bağı güçlendiren önemli bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bakanlık olarak, geçmişten devraldığımız mirasa sahip çıkmak ve emanet bilinciyle gelecek nesillere aktarmak için kararlılıkla çalışırken, bu değerleri oluşturan çok kültürlü zengin geçmişin ve tarihsel kimliğin anlaşılmasında ve tanıtılmasında bütün dinamiklerin birlikte hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu doğrultuda, Türk arkeoloji çalışmalarında yeni bir dönemin temsilcisi olarak ortaya çıkan, Arkeoloji ve ilgili bilim alanlarında dünyanın çeşitli bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapmayı, kültürel mirası korumayı ve bu alanda bilimsel çalışmaları teşvik etmeyi amaçlayan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfını kurduk. Bu Vakfa bağlı olarak hizmet verecek olan Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün, önümüzdeki yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünya çapında önemli bilimsel çalışmalara imza atacağına ve kültürel mirasın araştırılması, korunması ve tanıtılması noktasında değerli katkılar sağlayacağına gönülden inanıyorum.
Artık arkeoloji Türkiye’de farklı bir bakış açısıyla ele alındığını anlatan Yazgın, “Hitit Medeniyetinin günümüze kadar süre gelen kültürel zenginliği ülkemiz için bir marka değeri taşımaktadır. Bu zenginliği korumak ve yaşatmak, geçmiş ve bugün arasında bağ kurarak gelecek kuşaklara aktarmak, hepimizin görevidir. Bu çerçevede, “Geleceğe Miras” projesi ile arkeolojik kazı çalışmalarımızın hem bütçelerini hem de lojistiklerini tarihinde görülmemiş bir oranda artırarak ekiplerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılayacağız. Artık arkeoloji Türkiye’de farklı bir bakış açısıyla ele alınıyor. Bütçelerimizi, imkanlarımızı, arkeolojik çalışmaları artırma noktasında çok ciddi motivasyon sağlamış durumdayız. Bu dönemi Türk arkeolojisinin altın çağı olarak tanımlıyoruz. Hedefimiz, son 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanları 4 yılda içinde yapmak. Bu dönem Türk arkeolojisinin altın çağı olacaktır. Bu konuda hocalarımıza, kazı başkanlarımıza güveniyoruz. Onlarla birlikte bu amacı gerçekleştireceğiz. Gelece miras projesi çerçevesinde arkeolojik kazılarla birlikte çıkan bulguların, yapıların restorasyonuyla turizme katılmasıyla birlikte büyük bir sinerji oluşturuyor. Kültür turizminin başkenti olacağına inandığımız Çorum içinde bu çok önemli” ifadelerini kullandı.
Yazgın, Anadolu’nun Kaya Anıtları ve Yazıtları Projesi çerçevesinde ülkemizde bulunan Hitit anıtlarının da olduğu kaya anıtları ve kitabelerinin kataloglaması, 3D taraması ve kayıt altına alınarak belgelenmesine yönelik olarak çalışmaların tamamlanmasının planlandığını belirtti.
Cumhuriyet tarihinde Atatürk’ün talimatlarıyla ve Türk Tarih Kurumu desteğiyle başlayan ilk kazılardan olan Alacahöyük kazılarının önemine dikkat çeken Yazgı, Alacahöyük’ün gerçek anlamda da Anadolu ve Hitit uygarlığının tanınmasında bir marka değeri olduğunu, marka değerinin tanıtılması noktasında yoğun bir çaba içerisinde olduklarını sözlerine ekledi.
Açılış programına Vali Zülkif Dağlı, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, İl Jandarma Komutanı Kd. Alb. Naim Çetinkaya, Emniyet Müdürü Arif Pehlivan katıldı. – ÇORUM
]]>Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği’nde düzenlenen konferansta, Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Ören Yeri’ndeki kazı çalışmalarında uzmanların yaptığı son keşifler ele alındı.
Kazılarda görev alan Türk, Alman ve İtalyan uzmanlar, özellikle de Hattuşa’da 80 metre uzunluğundaki Yerkapı Tüneli’nde Ağustos 2022’de bulunan kırmızı renkteki hiyerogliflerin özellikleri ve onlara yönelik çalışmaları hakkında ilgililere bilgi verdi.
Kültür ve Tanıtma Müşaviri Rıza Haluk Söner’in ev sahipliğindeki konferansa, Hattuşa Kazı Başkanı Alman Arkeoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Andreas Schachner, Uluslararası Akdeniz ve Doğu Çalışmaları Derneği (ISMEO) Başkanı Adriano Rossi, Torino Üniversitesinden Prof. Stefano de Martino, İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Metin Alparslan, Napoli Üniversitesinden Prof. Massimiliano Marazzi, Napoli 2. Federico Üniversitesinden Prof. Leopoldo Repola ve İtalya Dışişleri Bakanlığı Kültür Dairesinden Federico Di Giovanni katıldı.
Schachner, burada yaptığı konuşmada, Yerkapı Tüneli’ndeki hiyerogliflerin keşfinin kazılarda çalışan Mardin Artuklu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Genç sayesinde olduğunu söyledi. Schachner, Genç’in kendisine gelerek bir şeyler bulduğunu söylediğini, çektiği fotoğrafları inceleyince bu kırmızı renkteki hiyerogliflerin farklı bir şeye işaret ettiğini anladıklarını kaydetti.
Konferansı, İtalyan kültür ve arkeoloji camiasından çok sayıda kişi takip etti.
“250 kadar bu tarz hiyeroglif bulunması apayrı bir dünya açtı bize”
Konferansın ardından AA muhabirine konuşan Prof. Dr. Schachner, 2020-2023 yıllarında Boğazköy’deki kazılarda bulunan Anadolu hiyeroglifleriyle ilgili keşfi tanıtmaya çalıştıklarını söyledi.
Bunun, Türkiye, Almanya, İtalya’nın ortak bir çalışma ürünü olduğunu belirten Schachner, “Hiyerogliflerin boyalı olması, bize Hitit dünyasında yeni bir sayfa açıyor. Çünkü bu boyalı hiyeroglifleri aslında şimdiye kadar görmüyorduk. Küçük bir alanda bir şeyler vardı ama 250 kadar bu tarz hiyeroglif bulunması apayrı bir dünya açtı bize.” ifadelerini kullandı.
Schachner, bu keşifle Hititler’de yazının kullanımında farklı yönler olduğunu da gördüklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Şimdiye kadar daha çok Hitit çivi yazılı metinlerden çalışıyorduk ama görüyoruz ki kamuya açık alanlarda da bir yazı sistemi mevcut. O da özgün bir Anadolu yazı sistemidir. Biz Anadolu Hiyeroglifi diyoruz buna. Böylece bu iki sistemin paralel yürüdüğünü görüyoruz. Bu da Hitit dünyasını anlamamızı sağlayan çok büyük bir yenilik.”
Schachner, Hattuşa’daki çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Biz hemen hemen yazıtlarda ne yazıldığını anladık. Şimdi biraz daha teferruatlı şehir için ne anlama geldiğini araştıracağız, bunu öğrenmeye çalışacağız. Onun tabii sistematik şekilde yayınlanması çalışması da var. Ama başka yönleriyle Hattuşa’da kazılar her sene devam ediyor. Sürekli yeni keşif olma ihtimali de var.” diye konuştu.
“Sandığımızdan çok daha fazla sayıda insan, bu yazıya en azından kısmen hakimdi”
İstanbul Üniversitesinden Doç. Dr. Metin Alparslan da boya ile Anadolu hiyerogliflerini taşa uygulama örneklerinin çok fazla olmadığına dikkati çekerek, “Şimdiye kadar Sivas civarında bir örneğimiz vardı çok küçük alanda. Şimdi bu örnek, bize gösteriyor ki taşlara daha fazla dikkat etmemiz lazım. Büyük bir ihtimalle şu anda açıkta olan duvarların taşlarının üzerinde de belki öyle işaretler zamanında vardı. Ama onlar günümüze kadar kalmadı. Biz bundan sonraki kazılarda buna özellikle dikkat edeceğiz ve ona göre çalışmalarımızı yürüteceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bulunan 200-250 civarındaki Anadolu hiyeroglifinin kendilerine halka yönelik bu tür yazıtların büyük ihtimalle çok daha fazla olduğunu gösterdiğini aktaran Alparslan, şöyle devam etti:
“Belki bugün açıkta olan birçok duvarın üstünde böyle işaretler vardı. Onlar günümüze kadar kalmadı. Ama belli ki sandığımızdan çok daha fazla sayıda insan, bu yazıya en azından kısmen hakimdi. Yani bu işaretler okunmak için yapılmış işaretlerdir. Dolayısıyla halkın da kısmen okuyabiliyor olması lazım. Bu bizim için önemli. Bunu genellikle kamuya açık alanlarda görüyoruz Anadolu hiyerogliflerini. Ama çok kısıtlı sayıda insanın bunu okuyabileceğini düşünüyorduk. Bu düşünceden sanırım artık vazgeçmemiz lazım. Okuyabilen sayısı ya da kısmen ismini, bazı işaretleri, kralların isimlerini okuyabilen insan sayısı çok daha fazlaydı.”
Kazılara katılan İtalyan Profesör Marazzi de Yerkapı’da bulunan hiyerogliflerin çok şeyi değiştireceğini ifade ederek, “Katı bilimsel bakış açısına göre pek çok şey değişir. Hititler, sadece bazı formlarda değil, aynı zamanda hiyerogliflerle de yazmışlardır. Ancak bildiğimiz kadarıyla hiyeroglifi hiçbir zaman boyamamışlardı. Artık Hititlerin çizdiğini ve kendilerine has kaligrafileri olduğunu da biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>Gazipaşa’da, tarihi ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Antiochia Ad Cragum Antik Kenti’nde bakanlık tarafından kazı ve restorasyon çalışması başlatıldı. Cumhurbaşkanı Kararı veya Bakanlar Kurulu Kararı ile yürütülen arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarının daha verimli getirilmesi için hayata geçirilen “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında Antiochia Ad Cragum Antik Kenti’nde yapılacak kazı ve restorasyon çalışmalarında kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 60 milyon 480 bin TL ödenek ayrıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü tarafından antik kentte yapılacak kazı, konservasyon, konsolidasyon, anastylosis ve çevre düzenleme çalışmaları resmen başlatıldı.
60 milyon 480 bin TL ödenek çıkartıldı
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Antiochia Ad Cragum Antik Kenti’nde yapılacak çalışmalar için 60 milyon 480 bin TL ödenek çıkartıldı. Antik kentin yeniden ayağa kaldırılması ve turizme kazandırılması için başlatılan 1. Etap kazı çalışmaları Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekocak ve ekibince gerçekleştiriliyor. Antik kentte yapılacak çalışmalarla, antik kent içinde bulunan Sütunlu Cadde’nin güneybatı, kuzeybatı, güneydoğu ve kuzeydoğusu ile Sütunlu Cadde’nin zemininde kazı, konservasyon, konsolidasyon, anastylosis ve çevre düzenleme çalışmaları yapılacak. Buradaki çalışmalar, 3 etap şeklinde gerçekleştirilecek.
Persistili avlu ve çevresi de düzenlenecek
Bakanlık tarafından çıkartılan 60 milyon 480 bin TL ödenek ile antik kent içinde bulunan Persistili Avlu ve çevresi de düzenlenecek. Yapılacak kazı işi kapsamında Persistili Avlu’nun güneybatı, kuzeybatı, güneydoğu ve kuzeydoğusunda kazı, konservasyon, konsolidasyon, anastylosis ve çevre düzenleme çalışmaları gerçekleştirilecek.
Ortaçağ Kalesi “A” Yapısı’nda çalışma yapılacak
Yine bakanlık tarafından çıkartılan milyonluk ödenek kapsamında Trikonkhos (Üç Yapraklı Yonca) Planlı Yapı ile Antiochia Ad Cragum Antik Kenti içinde bulunan Ortaçağ Kalesi “A” Yapısı ve kale çevresinde kazı, konservasyon, konsolidasyon, anastylosis ve çevre düzenleme çalışmaları gerçekleştirilecek. Kale çevresi ve içinde bitki temizliği yapılarak, Antiochia Ad Cragum Antik Kenti yeniden ayağa kaldırılacak ve turizme kazandırılacak.
AK Parti Gazipaşa İlçe Başkanı Ramis Yiğit, bölgede yapılan çalışmaları yerinde inceledi. Geçtiğimiz aylarda Gazipaşa’yı ziyaret eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Gazipaşa için verdiği sözleri hatırlatan Başkan Yiğit, “Sayın Bakanımız Nuri Ersoy’un ilçemize söz verdiği yatırımların başlamasının sevincini yaşıyoruz” diyerek, çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür etti. Yiğit, “Antik Çağ’da Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgede ve Akdeniz kıyısına konumlanan Antiochia Ad Cragum Antik Kenti, Gazipaşa ilçesi Güneyköy Mahallesi sınırları içinde yer alan, eşsiz güzellikleri barındıran tarihi bir mekanımız, mirasımız. Bir süre önce ilçemizde bir dizi ziyaretler gerçekleştiren Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un ilçemize söz verdiği yatırımların başlamasının sevincini yaşıyoruz. Güneyköy’ünü bir cazibe merkezi haline getirecek projeler hayata geçiyor. Antiochia ad Cragum Antik Kenti Koordinatör Kazı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekocak ve ekibinin yaptığı çalışmaları yerinde görmek için kazı ekibini ziyaret ettik. Çalışmalarında kendilerine kolaylık diledik. Gazipaşa’mıza yapılan bu yatırımlar için başta Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy ve AK Parti Antalya milletvekillerimize, AK Parti İl Başkanımız Sayın Ali Çetin’e ve Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Candemir Zoroğlu’na teşekkürlerimizi sunuyorum” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>“Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın, buraları gezsin istiyoruz”
“Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var”
ANTALYA – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Kumluca ilçesine bağlı turizm merkezi Adrasan’da turizmcilerle bir araya geldi. Adarsan’da bir otelin toplantı salonunda turizmcilerle bir araya gelen Bakan Ersoy turizmcilerin sorunlarını dinledi. Bakan Ersoy, “Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.
Konuşmasında duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy ” Antalya’da 2,6 Milyon veya 2,7 Milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız.Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart.
Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabahta o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı.
Bu dönem ki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirterek ” Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayınsı arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu % 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz. ” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: ” Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu yarattığınız zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var.Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı.Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serikte yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz.
kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım ” diye konuştu.
]]>Konuşmasında, duran bir Antalya’nın hiç şansı olmadığını söyleyen Bakan Ersoy, “Antalya’da 2,6 milyon veya 2,7 milyon nüfus var. Antalya derken hem yurt içinden hem yurt dışından çok ciddi göç alan bir şehirden bahsediyoruz. Bu da şunu gerektiriyor. Duran Antalya’nın hiç şansı yok. Her zaman koşan bir Antalya ya ihtiyacımız var. Yani hep koşması lazım. Çünkü hızlı büyüyen bir şehirle karşı karşıyayız. Artık cazibe merkezi olmuş bir şehirle karşı karşıyayız. Sadece ülkemizden değil ülke dışından da göç alıyor. Bunun için koşan bir Antalya için yönetimin emin ellerde olması şart. Turizm olarak baktığınız zaman biz yeni bir program geliştirdik biliyorsunuz. Bu sabah da o programın detayları ile ilgili bir açılış, bir lansman vardı. Olympos karşılama merkezinin açılışı. Yeni programımızın adı geçen dönemlerde 12 aylık kazı başkanlıklarıydı. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılmasıydı” dedi.
Bu dönemki programımızın adı ise “Geleceğe Miras”
Geleceğe Miras programında da kıyı kentlere çok ciddi bir kaynak aktardıklarını, 12 ay kazı çalışmalarını oturtmayı başardıklarını belirten Ersoy, “Geçmiş 60 yılda arkeoloji adına Türkiye ne yapıldıysa o kadar işi gelecek dört yılda yapacağız. Yani 60 yıllık süreçte yapılanı gelecek dört yılda yapacağız. Hızlı kaymayacağız. Yoğun kazıyoruz. Eskiden 2 ay kazılırken 12 ay kazıyoruz. Eskiden bir noktada kazı çalışması yapılırken aynı anda 8 – 9 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Bu nasıl oluyor, ekip sayısını arttırıyorsunuz, Yoğun finansman gönderiyorsunuz ve ekipman gönderiyorsunuz. Hepsini gönderdiğinizde olumlu bir sonuç ortaya çıkıyor. Bunu neden yapıyoruz. Kıyı kentlerimizde hep şikayet ediyoruz. Turist büyük otellere geliyor. Dışarı çıkmak istemiyor. Turistleri dışarı çıkartmanın en önemli nedenlerinden birisi arkeolojik değerlerimizdir. Geleceğe Miras projelerimizin ana çıkma noktalarından bir tanesi de bu. Bu bölgelerdeki çalışmalarımıza baktığımızda en son Aspendos kazılarına gittim. Orada bir lansman yapmıştım. Şimdiye kadar sadece yüzde 2 sinin kazıldığını gördüm. Yıllardır kazılıyor. Gelecek dört yılda bunu yüzde 30 seviyesine getirip birde restorasyon seviyesine getireceğiz. Sadece kazı yapmakla kalmayıp, restore edip, ayağa kaldırıp yoğun turist alacak hale getiriyoruz. Fırsatınız olursa Olympos’a gidin bir görün, hatta akşam gidin, gece aydınlatmaları ile görün. ya bizim 6 ay önce bıraktığınız Olympos bu diyeceksiniz. Fırsatınız olursa Phaselis ‘e gidin görün. Bizim geçen sene bıraktığımız Phaselis bu mu bir Phaselis daha ortaya çıkmış diyeceksiniz. Sezona girerken çok daha farklı göreceksiniz. O kadar hızlı bir toparlanma süreci var ki, sizde göreceksiniz. Bir de gece müzeciliği ile destekleyeceğiz. Olympos ve Phaselis gibi yerlerde gece müzeciliği ile turizmi destekleyeceğiz. Niye gece müzeciliği turizmi destekleyeceğiz. Gündüz 40 derece sıcaklıkta turist oraları gezmek istemiyor. Gün batımı ile turist otellerinden çıksın. Buraları gezsin istiyoruz” dedi.
Kemerden Kaş’a kadar butik ve eko turizmi canlandırmak istediklerini hatırlatan Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Bunu gastronomi ile desteklediğiniz zaman çok başarılı sonuç alacaksınız. Biz buralarda büyük oteller yapılsın istemiyoruz. Doğa sporları olsun, eko turizmle birlikte agro (tarım) turizmi olsun istiyoruz. Bu ikisinin butik turizmle birleştirdiğiniz zaman çok değerli bir sonuç alacaksınız. Bir süre sonra rakamlara inanamayacaksınız. Bu kadar süre içinde nasıl düzeldi bu iş diyeceksiniz. Doğru planlama yapılırsa bu sonuçları elde etmek mümkün. Geçen hafta Kaş’taydım. Benzer bir çalışmayı orada da başlattık. Bundan sonra Kaş’tan hattından başlayacağız. Kemer’e kadar olan bu noktada bundan sonra büyük otelleri teşvik etmeyeceğiz. Tabana yayılsın istiyoruz. Butik oteller, eko turizm, doğasını da koruyarak arkeolojik değerlerini, kültürünü de koruyarak bu şekilde ön plana çıkmasını istiyoruz.
İlçelerimizde önemli büyükşehirlerimizde çok önemli
Büyükşehirlere yazı yazamaya başladıklarını ve turizm mastır planları olup olmadığını sorduklarını söyleyen Bakan Ersoy, ” Adaylar gelince sizde bu soruyu sorun.
Bütün büyükşehirlerimize yazdık. Ben biliyorum ki 30 tane büyükşehir belediyesinden 4 tanesinden gelecek diğerlerinden gelmeyecek. ya gelecek ya gelmeyecek ama zorlayacağız. Öncelikle büyükşehir belediyelerimiz turizm master planlarını oluşturması lazım. Çünkü bu bizim bakanlığımızın işi değil. Bir yerde turizm yoğunluğu oluşturduğunuz zaman, bunun beraberinde planlanması gereken alt yapıları var, üst yapıları var, sosyal donatı alanları var, cadde sağlıklaştırma, meydan sağlıklaştırma sokak sağlıklaştırma gibi noktaları var. Gastronomi noktalarının belirlenmesi lazım, ticari noktalarının belirlenmesi lazım. Bunlar hep belediyenin yapması gereken işler, belediyenin yetkisinde olan işler. Biz sadece bakanlık olarak turizm mastır planını destek olmakla, doğru planlama ortaya çıkmasıyla yükümlüyüz. Tanıtımıyla yükümlüyüz. Turistin getirilmesiyle yükümlüyüz. Ama gelen turist bu hizmetleri almazsa bir daha gelmez. Hele iletişim çağının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde getiremezsiniz.
Bakın Adrasanın arıtma tesisi de yeterli değil. Cumhuriyetimizin 100. Yılındayız. Son 5 yılda sadece Antalya’nın 2 noktasında arıtma tesisi yapıldı. 2.7 Milyon nüfusu olan göç alan bir Antalya’da, onu da Turizm Bakanlığı yaptı. Birincisini sorumluluk bölgemiz olmayan bir yerde Serik’te yaptık. İkincisini de bu gün Kemer’de yapıyoruz.
Çünkü neden yaptık. Yapmasak Mavi Bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi Bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz. Turizmi kaybederseniz şehri kaybedeceksiniz. Kesin projelerini, planlarını sorun. Mantıklı cevap vermeyenlerle yola devam etmemek lazım “. – ANTALYA
]]>Bakan Ersoy, Antalya’nın Demre ilçesindeki Myra Antik Kenti’nde düzenlenen programda, “Geleceğe Miras Myra ve Limanı Andriake Projesi”ni tanıttı.
Geleceğe Miras Projesi’ni geçen yıl başlattıklarını hatırlatan Ersoy, “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” ile başladığımız ve Türk arkeoloji tarihinin altın çağına doğru attığımız büyük adımın bugün altıncı ayağındayız. Proje kapsamında 5 ayda 7 farklı alanı içeren 5 büyük arkeoloji projesini başlatarak detaylarını paylaşmıştık. Şimdi altıncı ayımızda Myra ve Limanı Andriake ile altıncı projemizin tanıtımını yapıyoruz. Bu hızlı ilerleyiş, Türk arkeolojisinin son 60 yılında yapılanlara eş değer işi 4 yılda yapma konusunda kararlılığımızın neticesidir.” diye konuştu.
Ersoy, kültür ve turizm alanında ortaya koydukları tüm hedefler gibi bu projedeki hedeflerini de hızla gerçekleştireceklerini dile getirdi.
Myra Antik Kenti’nin kalkolitik dönemden bugüne 6 bin yıldır kesintisiz yerleşim gördüğünü anlatan Ersoy, şöyle devam etti:
“Bu kadim kent klasik dönemde Likya’nın büyük önem taşıyan yerleşim birimlerinden biriydi. Milattan önce 1. yüzyılın başlarında Metropolis unvanını almış, Roma İmparatorluk döneminde de önemini fazlasıyla korumuştur. Kentteki imar faaliyetlerinin yoğunlaştığı Hadrianus dönemi ise Myra’nın altın çağı olmuştur. Myra’nın dinler tarihi noktasındaki değeri de gerçekten istisnadır. Burası Aziz Nikolas’ın kilisesini kurduğu, öğretisini yayarak tüm yaşamını tamamladığı yerdir. Milattan önce 5 ila 4. yüzyılda yapılan ve ahşap mimariyi taklit eden cepheleriyle kentin simgesi olan kaya mezarları ise Myra klasik çağının en görkemli yapı grubunu oluşturmaktadır.”
“Roma Tiyatrosu’nun restorasyonuna yoğunlaşacağız”
Kentin yaklaşık 10 bin kişi kapasitesiyle bölgenin en büyük ve iyi korumuş Roma tiyatrosuna sahip olduğunu da aktaran Ersoy, antik kentin milattan önce 13. yüzyılın ortalarında büyük bir sel afeti yaşadığını vurguladı.
Ersoy, antik kentin 4 ila 10 metre derinliğinde alüvyonlarla kaplandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu afetten sonra kent Anadolu’nun Pompeisi diye anılmaya başlanmıştır. 1960’larda yüzey araştırmaları gerçekleşmiştir. Kazı ve restorasyon çalışmaları ise ilk kez 2009’da Akdeniz Üniversitesinden Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında başlamış olup bu süreç halen devam etmektedir. Akropol yapıları, devasa tiyatrosu, hamamı, Aziz Nikolas Kilisesi ve kaya mezarları Myra’yı Anadolu’nun en özel medeniyet miraslarından biri yapmaktadır. Bu alanda kazıları büyük oranda tamamlanmış olan Roma tiyatrosunun restorasyonuna yoğunlaşacağız. Acil koruma müdahaleleri dışında asıl büyük adımı projemiz kapsamında atacak ve Roma tiyatrosunun muhteşem sahne binasını orijinal malzemesiyle ayağa kaldırmak için çalışmaları bu yeni dönemde başlatmış oluyoruz.”
Ersoy, sütunların ve diğer mimari unsurların restorasyonla asıl yerine konulacağını ve tiyatronun hayata döndürüleceğini kaydetti.
Andriake Antik Limanı ve Sinagog alanında kazı çalışmaları yapılacak
Projenin ikinci kısmının yürütüleceği Andriake Limanı’nın ise uluslararası ticaret ve ulaşım merkezi olarak özel fonksiyonlarla düzenlenen yerleşim yapısına sahip olduğuna dikkati çeken Ersoy, Myra’nın zenginliğini Akdeniz’in en önemli uğrak noktası olan bu ünlü limana borçlu olduğunu anlattı.
Ersoy, limanın bronz çağından itibaren gemicilerin vazgeçilmez bir uğrak noktası olduğunu ifade ederek, “Projemiz kapsamında Andriake Antik Limanı’ndaki Gümrük bölgesi ve Likya Müzemizin çevresinde henüz kazı çalışmaları yapılmamış alanlardaki kazıları tamamlamayı hedefliyoruz. Likya Uygarlıkları Müzesi teşhir, tanzim ve yenileme uygulamalarını başlatıyoruz. 168 kuş çeşidini barındıran Andriake Kuş Cenneti üzerinde yayalar için bir gezi köprüsü inşa edeceğiz. Andriake Batı Hamamı’nda kazı çalışmalarını tamamladık. Şimdi ise projelerini hazırlayarak hamam restorasyonunu yapacağız. Andriake, Doğu Hamamı, Roma ve Doğu Roma evrelerini çok iyi yansıtan,özellikle duvar içi ısıtma sistemlerinin tahrip edilmemiş ve yeri değiştirilmemiş durumda bulunduğu çok özel bir yapı. Bu hamamın da projelerini titizlikle hazırlayarak restorasyonunu bu dönemde gerçekleştirmiş olacağız.” diye konuştu.
Anadolu Akdeniz’indeki ilk sinagogun Andriake’de keşfedildiğini hatırlatan Ersoy, tarihe ışık tutan önemli eser ve kalıntıların ele geçirildiği bölgenin kuzeyinde kazı çalışmalarının devam edeceğini bildirdi.
Ersoy, Myra ve Andriake’deki çalışmaların önemli kazanımlar doğuracağının altını çizerek, “Myra ve Andriake’de üreteceğimiz Geleceğe Miras Çalışmaları neticesinde bu istisnai antik kenti ve limanını Türk arkeolojisine, kültür ve turizm hayatımıza mümkün olan en kısa sürede eksiksiz, korunmuş ve ihya edilmiş bir şekilde kazandıracağız. Hedefimize ulaşmak için bakanlık olarak Myra ve Andriake kazı ve restorasyon çalışmalarına 500 milyon lira ödenek ayırıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından Bakan Ersoy ve beraberindekiler antik kentti gezdi.
]]>ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Kuzey Ege Denizi’nde her yıl 50 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği turizm merkezi Bozcaada ilçesinde antik kentin nekropolis alanında 2023 yılı sonunda yapılan kazı çalışmaları sırasında çok sayıda çocuk mezarı tespit edildi. Kazılar sırasında erken yaşta ölen çocukların hem küp mezar hem amfora mezar hem de taş örme mezarlarda ölü hediyeleriyle birlikte gömüldüğü belirlendi.
Tenedos antik kenti kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü destekleriyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Takaoğlu başkanlığında 12 kişilik bir ekiple yürütüldü. Kazı çalışmaları 2023 yılı sezonunda ilk önce Bozcaada Kalesi’nde, ardından da antik kentin Nekropolis alanında gerçekleştirildi. Nekropolis’te yapılan kazılarda özellikle çocuk gömülerine ilişkin yeni verilere ulaştı.
Kazısı yapılan çocuk mezarları arasında özellikle M.Ö. 6. yüzyıla ait bir pithos ya da küp mezar içine sonradan M.Ö. 4. Yüzyılda ikinci bir küp mezar yerleştirildiği örnek oldukça dikkat çekiciyor. Sonradan yapılan küp mezarın içine ölü hediyesi olarak altı adet pişmiş toprak heykelcik ve bir adet at ayağı biçimli bronz iğne yerleştirildiği belirlendi. Genel itibarıyla antik Yunan festivaller tanrısı Dionysos kültüyle ilişkilendirilebilecek bu heykelciklerden ikisi doğu kıyafetleri içinde Frig başlığı takmış iki adet dansçıyı, birisi telli müzik aleti lir çalan kadını, geriye kalan üçü de ayakta duran kadınları betimleniyor. Dansçı ve müzisyen betimli heykelciklerinin bir mezara yerleştirilmesi dönemin inanç özelliklerini yansıtır bir şekilde dans etme yoluyla kendinden geçerek tanrıya ulaşmanın ve bütünleşmenin arkeolojik bir göstergesi olarak görülüyor. Kazı buluntuları, Tenedos Kazısı ekibi üyesi Dr. Çilem Yavşan tarafından restorasyon ve konservasyon işlemlerine tabi tutuldu. Kazı sezonu ardından buluntular Troya Müzesi Müdürlüğüne teslim edildi.
Tenedos kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü desteğiyle gerçekleştirildiğini ifade eden Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Can Yıldırım, “2023 yılı içerisinde kazı çalışmalarımız Bozcaada Kalesi ve Antik Nekropolis Alanında yapıldığını belirterek, “Özellikle Nekropolis alanında gerçekleştirilen çalışmalarda daha önce arkeolojik literatür de pek bilinmeyen ve çocukların gömme alanı olarak sınırlanmış bir alan tespit edildi. Bu alanda tespit edilen mezarlardan Pithos mezar olarak tanımladığımız yapı pithos içinde pithos özelliği göstererek daha önce arkeolojik veriler de pek bilinmeyen bir verinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Buradaki genel gömme geleceği M.Ö. 6’ncı yüzyılda ilk gömme işleminin yapıldığı daha sonra da yaklaşık 200 yıllık bir zaman süreci sonrasında da yani M.Ö. 4’üncü yüzyılda yani Geç Klasik Dönemde ikinci bir gömme işleminin yapıldığını göstermektedir. İkinci gömme de tespit edilen ve 6 adet eserle temsil edilen mezar yansıtmış olduğu pişmiş toprak heykelcikler ve de bronzdan bir iğne ile dikkat çekmektedir. 2023 yılı içerisindeki kazı çalışmalarında elde edilen buluntular, Çanakkale’de Troya Müzesi Müdürlüğüne teslim edilmiştir” dedi.
2023 yılı içerisinde Tenedos Antik mezarlık alanın da gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda elde edilen pitos mezarı içinde pitos şeklinde tasarlanmış olan gömme geleneğinde pişmiş toprak heykelcikler ve de bronzdan bir iğne bulunduğunu da kaydeden Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Can Yıldırım, “Eserlerin genel özelliklerine baktığımız zaman giyiniş tarzları, tanrıça motifleri bu dönem içerisinde hakim olan inanç ve tanrıya ulaşmayla ilgili genç yaşta gömülmüş olan çocuklara duyulan saygının belirtisidir. Bu eserleri tarih açısından da değerlendirdiğimiz zaman eserlerin stilistik ve analojik özelikleri bu eserlerin yaklaşık olarak 2 bin 700 yıllık zaman süreci öncesinde imal edilip, genç yaşta ölen bir çocuğun mezarına konulduğunu göstermektedir. Eserlerden ilk gördüğümüz dansçı oklasma formu olarak adlandırılan eserlerden iki tanesi dikkat çekmektedir. Eserlerin üzerinde bulunan giysi tipleri, doğu daha çok firik kültürüyle ilgili ve de Dionysos yanı sıra Kybele kültüyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bu özellikte, özellikle Tenedos Nekropolisinde M.Ö. 4’üncü yüzyılda bu dini ideolojinin hakim olduğunu bizlere net olarak göstermektedir. Eserlerin yansıtmış oldukları tipolojik özellikler Tenedos Nekropolisinin Geç Klasik Dönem erasında mevcut olan kültürel özelliklerini anlamada bizlere kayda değer veriler sunmaktadır” diye konuştu.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sapienza Üniversitesi ve Yunus Emre Enstitüsü Roma Türk Kültür Merkezi işbirliğinde “Arslantepe 2024: Yeni bir UNESCO alanın dünü, bugünü ve geleceği” başlıklı serginin açılışı yapılırken, yine aynı başlıkla bir de sempozyum gerçekleştirildi.
Sapienza Üniversitesi Edebiyat ve Felsefe Fakültesi’nin ev sahipliği yaptığı etkinliğe, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Ömer Gücük, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Ufuk Ulutaş, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Ahmet Kızılay, La Sapienza Üniversitesi Rektörü Prof. Antonella Polimeni, Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli ve Arslantepe Höyüğü Kazıları Onursal Başkanı Roma La Sapienza Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. ???????Marcella Frangipane katıldı.
Etkinliğin başında ilk olarak Arslantepe fotoğraflarından oluşan sergi, Bakan Yardımcısı Yazgı, Büyükelçi Gücük ve La Sapienza Üniversitesi Rektörü Prof. Polimeni tarafından açıldı.
Daha sonra Arslantepe Höyüğü’nde La Sapienza Üniversitesi’nin 63 yıldır yürüttüğü çalışmaların değerlendirildiği bir sempozyum düzenlendi.
Sempozyumun açılışında konuşan Yazgı, bu etkinlikleri geçen yıl düzenlemek istediklerini ancak 6 Şubat depremleri nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerini belirterek, depremde İtalya ve İtalyan dostlarının kendilerine gösterdiği destek için teşekkür etti.
Yazgı, Arslantepe Höyüğü’nün 6 Şubat depremlerinden etkilendiğini belirterek, “Binlerce yıldır varlığını sürdüren Arslantepe Höyüğü söz konusu depremlerde küçük çaplı hasarlar yaşadı. Değerli hocamız Francesca ile yerinde gerekli tespitleri yaptık ve küçük çaplı hasarları onardık. Artçı depremlerin etkilerini minimize edecek önlemler aldık.” dedi.
Büyükelçi Gücük de Arslantepe kazılarındaki katkılara ve bu etkinliğe ev sahipliğinden dolayı La Sapienza Üniversitesi’ne teşekkür etti.
Rektör Prof. Polimeni de Arslantepe Höyüğü’ndeki arkeolojik araştırmaların üniversite yönetimince de güçlü şekilde desteklendiğini belirterek, bunun uluslararası ve yerel makamların işbirliğinde aynı seviyede devam edeceğini söyledi.
Sempozyumun ardından katılımcılara, etkinlik anısına özel birer plaket verildi.
Yazgı: “Öğrencilerin ilgisi bizi çok mutlu etti”
Bakan Yardımcısı Yazgı, AA muhabirine etkinlik sonrasında yaptığı açıklamada, Arslantepe’nin bürokratik sistemin Anadolu’da ve Mezopotamya ve dünyada yerleşik hayatla birlikte sistematik ilk görüldüğü yer olduğunu ifade ederek, “Arslantepe bizim için çok önemli. 2021 yılında Dünya Kalıcı Miras Listesi’ne girmesini sağladık. La Sapienza Üniversitesi’nden Marcella hocamla, aynı zamanda kazı başkanımız Francesca Hocamızın yoğun çalışmalarıyla bu hale getirdik.” dedi.
Yazgı, etkinlikle ilgili şunları kaydetti:
“Arslantepe Höyüğümüzün dünyadaki önemini anlatmak için böyle bir sergi düzenledik. Katılım çok güzeldi. İtalya’daki birçok bilim insanının katıldığı güzel bir sempozyum da gerçekleştirdik. Bu sayede en çok kazıyı yapan ikinci ülke İtalya. 6 tane kazımız var. Buradaki bilim adamlarıyla fikir alışverişimiz devam ediyor. Hem Türk, hem İtalyan bilim insanları yurt dışından Alman ve birçok ülkeden katılımcılarla güzel bir sinerji oluştu. Öğrencilerin çok yoğun bir ilgisini gördük. Devamlı bize soru soruyorlar, Arslantepe’yi anlattırıyorlar, Türkiye’yi merak ediyorlar ve Türkiye’deki bu çalışmalara da katılmak istediklerini ifade ettiler. Bu da bizi çok mutlu etti.”
“La Sapienza Üniversitesi, Malatya açısından önemli bir üniversitedir”
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Gürkan da La Sapienza Üniversitesi’nde düzenlenen bu etkinlikte emeği geçenlere teşekkür ederek, “La Sapienza Üniversitesi, Malatya açısından önemli bir üniversitedir. Geçtiğimiz süre içerisinde baktığımızda 1961’den beri Malatya tarihini, dolayısıyla insanlık tarihini iğneyle kuyu kazar gibi araştıran Roma La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyelerini gördük. Bu kişiler, insanlık medeniyetinin araştırılması ve Anadolu medeniyetlerinin ortaya çıkarılmasında bir ömrü feda ettiler. Bu anlamda ömrünü özellikle buraya vakfedenlere belediye meclisinde oybirliğiyle fahri vatandaşlık beratı verdik.” ifadelerini kullandı.
Malatya İnönü Üniversitesi, kazılara katkı vermeye devam edecek
Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Kızılay, Roma’daki bu etkinlikten dolayı çok mutlu olduklarını belirterek, “Biz üniversite olarak Arslantepe’nin bütün bu süreçte yapılan bilimsel çalışmalara, kazı çalışmalarına katkı vermeye devam edeceğiz.” dedi.
Kızılay, La Sapienza Üniversitesi’nin bilim insanlarının çalışmalarına özellikle değinmeleri gerektiğini ifade ederek, “Bu uzun emek ve özverili çalışmalar için onlara teşekkür etmek, onları tebrik etmek istiyorum. Malatya’nın ülkemizin bu hazinesini büyük bir emek de Kültür Turizm Bakanlığımızın koordinesinde ve izniyle dünya mirasına hep birlikte kazandırdık. Bundan sonra da yeni buluntularla çok daha zengin insanlık tarihini aydınlatacak verilere erişeceğimizi ifade etmek istiyorum.” değerlendirmesini yaptı.
“Hayatımın büyük bir kısmını bu işe adadım”
Arslantepe Höyüğü Kazıları Onursal Başkanı Roma La Sapienza Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Frangipane de Arslantepe’de çalışmanın kendisi için mutluluğun da ötesinde bir şey olduğunu dile getirerek, “Hayatımın büyük bir kısmını bu işe adadım. 45 yıl Arslantepe’de çalıştım, 30 yıldan fazla kazıyı yönettim.” dedi.
Herkesle tam uyum içinde ve sorunsuz çalıştıklarını anlatan Frangipane, “Bu kazı, sadece bilimsel açıdan değil, bana çok şey kattığı için de güzel, zengin bir deneyimdi. Arslantepe verilerine dayanarak devletin kökenleri, birçok ülkedeki eşitsizliklerin kökenleri gibi pek çok genel konu üzerinde çalışabildim. Açıkçası bana araştırmamı yapma fırsatını sundu, böylece bilgilerimi zenginleştirdi, ama aynı zamanda güzeldi.” ifadelerini kullandı.
Frangipane, sözlerini, “Oraya her gittiğimde mutlu bir şekilde giderdim ve ayrılırken de üzülürdüm. Çünkü orada kendimi iyi hissettim, çünkü insanları çok şefkatli, kardeşçe yaklaşıyorlardı.” diye tamamladı.
]]>Bakan Ersoy, Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’nde düzenlenen programda, “Geleceğe Miras Stratonikeia-Lagina-Labranda” projesini tanıttı.
Ersoy, Antik Çağlarda gladyatörleri ile adını duyurmuş Stratonikeia’da, “Geleceğe Miras” projesinin 5. toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Geleceğe Miras” çalışmalarına Efes, Hierapolis, Aphrodisias ve Bergama olmak üzere 4 muazzam kültür mirası üzerinde başladıklarını anlatan Ersoy, “Bugün Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina ve Labranda Kutsal Alanları’nı kapsayan 3 ayaklı bir çalışmanın detaylarını paylaşacağız. Tabii Stratonikeia dendiğinde neredeyse 5 bin yıllık bir tarihten söz ettiğimizin altını çizmek gerekiyor. Anadolu medeniyetleri güncesinin en dolu sayfalarından bazıları burada tarihe not düşülmüştür. Bu kentin adı Hititler Dönemi’nde Atriya, Klasik Dönem’de ise Hekatesia idi. Milattan önce 3. yüzyılın ikinci çeyreğinde Seleukos Kralı I. Antiokhos karısı Stratonike’ye atfen kentin adını ‘Stratonikeia’ olarak değiştirmiştir. Doğu Roma Dönemi’ne kadar bu isimle gelmiş, Türk Dönemi’nde Eskihisar olarak adlandırılmıştır.” diye konuştu.
Ersoy, kent içinde yapılan çalışmalarda Karca, Grekçe, Latince ve Osmanlıca yazıtların bulunduğunu, hem hicri hem de rumi tarih kayıtlarının varlığının bilindiğini dile getirdi.
Türk tarihi penceresinden bakıldığında Menteşe Beyliği döneminden cami ve hamam ile 18. ve 20. yüzyıla ait kahvehaneler, evler, fırınlar, çeşmeler, dükkanlar ve sokak dokusu ile birlikte köy meydanlarının kendini gösterdiğini belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Stratonikeia, Antik Dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait yapı ve kent dokusunun birlikte görülebileceği en nadide yerleşimlerden birisidir. Antik kentte 1977-1999 yıllarında Prof. Dr. Yusuf Boysal ve 2003-2006 yılları arasında Prof. Dr. Çetin Şahin başkanlığında kazılar yapılmıştır. 2008 yılından itibaren Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığındaki ekibimiz tarafından yılın 12 ayı arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları yürütülmektedir. Bu süreçte 800 dönümlük geniş bir alana sahip olan kentin yüzde 20’si kazılmış ve yapıların yüzde 10’u restore edilmiştir. Stratonikeia’da surlar, anıtsal çeşme ile birlikte şehir kapısı, sütunlu caddeler, gymnasion, meclis binası, hamamlar, latrina, tiyatro, tapınaklar, agoralar ve su yapıları önemli örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Ersoy, Stratonikeia’da hayata geçirecek “Geleceğe Miras” projesi kapsamında atılması planlanan adımları anlattı.
“Hedefimiz, antik kentin içindeki köy meydanını yaşayan bir alana dönüştürmektir”
Kentteki kazı, restorasyon çalışmaları ve planlanan çalışmalar hakkında bilgi veren Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yazıtlardan varlığını bildiğimiz Agora, kentin merkezinde ve önemli yapıların yakınındadır. Kenti gezen ziyaretçilerin tamamının göreceği yerlerden birisi olan bu yapının kazısını yapacak, ayağa kaldırma çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Yine Çeşme Anıtı’nda da aynı şekilde kazı çalışmalarını yaparak mimari parçaların ayağa kaldırılması çalışmalarını başlatıyoruz. Köy meydanındaki evlerin ve dükkanların restorasyonunun yapılmasıyla bakırcılık, ayakkabıcılık, terzilik, el sanatları gibi yok olma tehlikesi taşıyan mesleklerin burada yaşatılmasını planlıyoruz. Ayrıca evlerde de oturulmaya başlanacaktır. Hedefimiz, antik kentin içindeki köy meydanını yaşayan bir alana dönüştürmektir.”
Bakan Ersoy, proje kapsamında kent kazısının yüzde 40, yapılara yönelik restorasyon çalışmalarının ise yüzde 30’unun tamamlanmış olacağını bildirdi.
“Burası, Batı Anadolu’da Osmanlı’dan birisinin ilk kazı yaptığı yerdir”
Projenin ikinci başlığının Lagina Kutsal Alanı olduğunu, alandaki kazıların Stratonikeia Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Yapılan araştırmalar Lagina çevresindeki kalıntıların geçmişinin milattan önce 3 bine yani Tunç Çağı’na kadar gittiğini göstermektedir. Lagina’yı 18. yüzyıldan günümüze kadar pek çok seyyah ve araştırmacı ziyaret etmiştir. Türk arkeolojisinin ve müzeciliğinin mimarı Osman Hamdi Bey, 1891-92 yıllarında burada kazılar yapmıştır. Burası, Batı Anadolu’da Osmanlı’dan birisinin ilk kazı yaptığı yerdir. Bu çalışmalar ile eserlerin Avusturya’ya gitmesine de engel olan Osman Hamdi Bey bulunan eserlerin tamamını İstanbul Arkeoloji Müzesine nakletmiştir. Lagina’da Prof. Dr. Yusuf Boysal ve Prof. Dr. Ahmet Tırpan ile Muğla Müzesi başkanlığında da çalışmalar yapılmıştır. 2016’dan itibaren ise Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında arkeolojik kazı, konservasyon ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Bu süreçte Lagina’nın yüzde 20’si kazılmış ve yapıların yüzde 10’unun ayağa kaldırma ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir.”
Lagina’daki Hekate Tapınağı ve altarı ile girişi ve tören kapısı, planları, mimarileri ve Hekate adına yapılmış yapılar olmaları yönünden Antik Dönemin istisnai örneklerinden olduğunu anlatan Ersoy, dünyanın hiçbir yerinde Hekate adına yapılmış böyle bir kutsal alanın bulunmadığını vurguladı.
Ersoy, proje kapsamında Lagina’da hayata geçirilecek kazı ve restorasyon çalışmalarını anlattı.
Bakan Ersoy, proje kapsamında Lagina’nın yüzde 30’unun kazısını, yapıların ise yüzde 40’ının ayağa kaldırma ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmış olacağını dile getirdi.
Projenin üçüncü ve son ayağının Labranda Kutsal Alanı olduğunu bildiren Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
“Prehistorik yani tarih öncesi döneme uzanan izlerle gerçekten kadim ifadesini hak eden bir bölge burası. İlerleyen süreçte Hellenistik, Roma, Geç Antik ve Doğu Roma dönemlerinde de yapı faaliyetlerinin sürdüğünü görebiliyoruz. Zaten Labranda’nın özgün değeri ve önemi, Anadolu’da Klasik Dönem mimarlığının en anıtsal ve en iyi korunmuş kalıntılarını barındırmasında yatmaktadır. Zeus Labraundos kültüne ev sahipliği yapan bu alan milattan önce 4. yüzyılda, Hekatomnidler Dönemi’nde en görkemli dönemini yaşamıştır.”
Labranda Kutsal Alanı’nın geçmiş yıllardaki kazı ekipleriyle ilgili bilgi veren Ersoy, Labranda’da yıl boyunca sürdürülecek kazı ve restorasyon çalışmaları için koordinatörlük görevini Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün yürüteceğini bildirdi.
Proje kapsamında Labranda’da sürdürülecek çalışmaları anlatan Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Geleceğe Miras projesi kapsamında yapacağımız bu çalışmalar ile kutsal alanın yüzde 60’ında restorasyon ve konservasyon çalışmalarını tamamlamış olacağız. ‘Geleceğe Miras Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina ve Labranda Kutsal Alanları’ adı altında hayata geçireceğimiz bütün bu çalışmaların yanı sıra söz konusu bu üç sahada da gece müzeciliğini başlatacağımızı belirtmek isterim. Efes, Hierapolis, Aphrodisias ve Bergama’da olduğu gibi Stratonikeia, Lagina ve Labranda’yı da bilimsel kriterlere uygun olarak yürüteceğimiz titiz çalışmalarla en iyi şekilde korumak, restore ederek ayağa kaldırmak ve gelecek nesillerimize ulaştırmak temel hedefimizdir. Ayrıca bütün bu eşsiz medeniyet miraslarımızı kültür turizmin ulusal ve uluslararası vitrininde ön plana çıkaracak, hak ettikleri ilgiye ve ziyaretçi sayısına ulaşmalarını sağlayacağız. Stratonikeia Antik Kenti ve Lagina Kutsal Alanı için 900 milyon lira, Labranda Kutsal Alanı için 600 milyon lira olmak üzere toplam 1,5 milyar lira ödenek ayrılmıştır.”
Toplantının ardından Ersoy, kentte yürütülen çalışmaları inceledi ve Kazı Başkanı Söğüt’ten bilgi aldı.
Toplantıya, Muğla Valisi İdris Akbıyık, protokol üyeleri, kazı başkanları ve kazı ekibi katıldı.
]]>Ersoy, Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, Türkiye’nin geçen sene 56,7 milyon ziyaretçi ile rekor sayıya ulaştığını söyledi.
Antalya’nın da 16 milyon ziyaretçiyle bu sayıda en fazla paya sahip şehirlerin başında geldiğini ifade eden Ersoy, “İnşallah 2024 yılı da 17 milyondan fazla ziyaretçiyle tekrar yeni bir rekor kıracağımız yıl olacak. İlk verileri biz görebiliyoruz. Ocak verileri açıklandı zaten. Şubat verileri de oldukça iyi gidiyor. İnşallah hedefimizin daha üstünde bir sayıyla 2024’ü de gerçekleştireceğiz, kapatacağız gibi gözüküyor.” dedi.
Side ve Manavgat’ın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu dile getiren Ersoy, turizm otel işletmeciliğine ilk başladığı yerin Sorgun bölgesi olduğu anlattı.
Bölgenin dinamiklerinin 2000’li yıllardan itibaren geliştiğini, son 20-25 yıllık gelişimini de yakinen takip ettiğini vurgulayan Ersoy, Antalya’da turizmin çok eski tarihlerden beri başladığı yerin Side olduğunu belirtti.
Ersoy, birçok otelci ve yönetici ile çok sayıda yatırımcının mesleği bu bölgede öğrendiğini, daha sonra başka bölgelere geçiş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
“Side’yi yeni bir projeyle taçlandırmaya karar verdik. Yeni bir markalaşma, destinasyon markalaşması gerçekleştirmek istedik. Burada da birkaç tane amacımız vardı. Amacımız sadece yoğun turist almak değil, sezonu 12 aya yaymak. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, nitelikli personele ihtiyacınız oluyor. Nitelikli personel için de mümkünse 12 ay turizm gerçekleştirmek gerekiyor. Bu açıdan turizmin en önemli hazinesi arkeolojik değerleri ve doğası. Arkeolojik değerlerle ilgili de Side şehir merkezi öncelikli noktalardan biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2014 yılında koruma imar planını Side bölgesinde gerçekleştirerek aslında ilk örnek projelerden biridir. Burada koruma kullanma dengesi sağlayarak bir çalışma başlattık. Bakanlık olarak, o bölgede yatırımları olan vatandaşlarımızın desteği ile hem kazı programlarımızı yürüttük hem de koruma kullanma dengesi çerçevesinde bölgenin gelişmesine çok büyük katkı sağlamış olduk. Geçen sene de bir deneme yaptık. 12 aylık kazı programını yoğun bir şekilde bu bölgede uyguladık.
‘Geleceğe Miras’ projesinin de ilk adımını attık. Neydi bu ‘Geleceğe Miras’ projesi? Geçmişle kıyaslandığında çok yoğun kazı programları oluşturuyoruz. Kazı başkanlıklarına çok geniş bütçeler, ekip ve ekipman desteği sağlıyoruz. Belli bir program dahilinde, bu tarz şehir merkezlerinde veya şehir merkezlerine çok yakın olan noktaları gece müzeciliğiyle buluşturuyoruz. Çok da başarılı geçti. Burada geçen sene 79 milyon liralık bir bütçe ile çok yoğun kazı programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda da aydınlatma projeleri hızlandırıldı. Bu sene bütçesini çok daha fazla arttırdık. Müze programını da içine dahil ettik. ve inşallah ikisi birden gerçekleştiği zaman bu sene de yaklaşık 400 milyon liralık bir başlangıç bütçe ayırdık. İnşallah sezon sonuna kadar da müzeyi de hayata geçirerek burada gece 12.00’ye kadar aktif bir şekilde turistlerin gezeceği bir ortamı yaratmış olacağız.”
Antalya bölgesinde yaz aylarında gündüz saatlerinde hava sıcaklığının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Ersoy, turistlerin de 40-45 derece sıcaklıkta havuz başında veya deniz kenarında olmak istediğini söyledi.
Bu projeyle güneş battıktan sonra, gece boyunca gezebilecekleri bir ortamı yaratmış olacaklarına işaret eden Ersoy, “Turistler otellerinden ayrılarak şehir merkezinde gezecek. Bunu niye yapıyoruz? Hem turistin cazibe noktalarına erişmesini ve gelecek potansiyel turistlere bu potansiyeli aktarmalarını, tanıtmalarını hem de şehirdeki diğer paydaşların, sektör paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmalarını sağlamak için. Yani esnafın, taksicinin, bu tarz kişilerin sektörden, sektörün diğer paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlamak için.” diye konuştu.
Ersoy, “Geleceğe Miras” projesinin bu başarısının ardından projeyi tüm Anadolu’ya yayma kararı aldıklarını belirterek, özellikle bu sene Olympos, Patara ve Ege Bölgesi’ndeki Efes’te hem kazı programlarının bütçelerini çok ciddi oranda arttırdıklarını hem de gece aydınlatmaları ile gün battıktan sonra gezilebilecek noktalar haline getirmeye başladıklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ve turizm sektörü temsilcileri katıldı.
]]>Bakan Ersoy Bergama’da sektör temsilcileriyle buluştu
İZMİR – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İzmir’in Bergama ilçesinde sektör temsilcileriyle buluştu. Pandemi döneminde turizm sektöründe eski rakamlarını yakalayarak geçen tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Sürdürülebilir programlar ve sertifikasyon programlarında tüm dünyada örnek gösterilen bir ülke olduk” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İzmir’in Bergama ilçesinde sektör temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelerek bakanlık olarak yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Bakan Ersoy’a İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu, AK Parti Bergama Belediye Başkan Adayı Dr. Sadık Doğruer, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da eşlik etti.
Bakanlık çalışmalarından bahsetti
Konuşmasına bakanlık olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak başlayan Bakan Ersoy, “Biliyorsunuz 2019 yılında çok önemli bir çalışma başlatmıştık. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılması. Yani on iki ay boyunca yıl boyunca çalışması. Çok da başarılı oldu. Şu ana kadar 133 kazı başkanlığı 12 aylık kazı programına geçtiğimiz 4 yıllık dönemde kazandırıldı. 2024 yılında 144 kazı başkanlığı 12 aylık programa dahil edildi. Bir çalışma daha yaptık. Dedik ki bundan sonra daha yoğun kazı yapacağız ve geleceğe miras projesi başladı. ve yine bu projemize ilk olarak Ege’de Efes’te başladık. Biliyorsunuz 1860’lı yıllardan beri kazılan bir kentimiz Efes. 160 yıl boyunca toplamda yüzde 25’lik kısmı kazılmış. Şimdi bu proje kapsamına dahil edildi. İnşallah 2024 sonunda yüzde 35 seviyelerine getireceğiz. 2025 sonunda da yüzde 45’lik seviyelerine kazılmış olacak. Aynı şekilde sizden önce de Afrodisias’a da gittim. Bugün de Bergama’ya geldik. Aynı geleceğe miras programına Bergama’yı da dahil ettik. Sadece kazı alanları da genişleterek yoğun kazı yaparak restorasyon yaparak süreci tamamlamıyoruz. Önemli olan maksimum seviyede ilçenin ve çevre şehirlerin bundan fayda elde etmesi, bütün şehir paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlayacak bir de ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Asıl amaçlarımızdan biri de bu. Burayı da gece konseptine aldık. Gece müzeciliği yazın biliyorsunuz hepiniz buradasınız. Yazın çok sıcak 50 derece sıcakta denizin kenarından, havuzun başından kalkıp şehre inmek istemiyorlar. Program kapsamında şehir merkezlerinde olanlar başta olmak üzere şehir merkezlerine yakın olan ve yoğun ziyaretçisi olan bütün kazı noktalarımızı, ören yerlerimizi aydınlatma sistemleriyle donatıyoruz. Böylelikle gece on ikiye kadar açık hale getiriyoruz. 2024 itibariyle gece müzeciliği başta Ege ve Antalya’daki noktalarımız olmak üzere yoğun ziyaretçi alan, şehir merkezi olan bütün ören yerlerimizde aşamalı bir şekilde başlatıyoruz. Biz Bergama’yı da bu kapsama alıyoruz. Bu yıl itibariyle aşağı noktası öncelikli olarak hayata geçirilecek, önümüzdeki yıl da üst kısımlar gece müzeciliğine dahil edilecek. Hızlı bir restorasyon çalışmasına da burada başlıyoruz. Lansmanını da bugün yaptık, bütçesini de iller seviyesine getirdik.” dedi.
“Yerel seçimler önemli”
Bergama’yı yıllık 1 buçuk milyon turistin ziyaret ettiği bir kent haline getirmek istediklerini kaydeden Bakan Ersoy, “O zaman bütün emekleriniz karşılık bulmuş olacak. Hem yerli ama özellikle yabancı turisti de ilçemize çekmiş olacağız. Bunu tanıtımla destekleyerek özellikle konaklama dışı harcaması yüksek olan nitelikli turisti de bölgeye kazandırarak inşallah hak ettiği yere turizmine getirmek için önemli bir adımı da burada gerçekleştirmiş olacağız. Tabii şimdi biz çok çalışma yapıyoruz. Merkezi hükümet olarak, bakanlık olarak ama Turizmde her şey bunlardan ibaret değil. Sadece bizim yaptığımız çalışmalarla hedefe ulaşabilmek mümkün değil. O yüzden 31 Mart yerel seçimleri çok önemli. Lütfen adayların seçim beyannamelerinde dikkatlice okuyun. Sorular sorun. Turizmle ilgili neler yapıyor? Sizin gibi turizm kentlerinde sizler soracaksınız ki adaylar gündemlerine alsın. Hatta öyle bir duruma geldik ki biz bazı büyükşehirlerde altyapıyı bile yapmak durumunda kaldık.” diye konuştu.
“Örnek gösterilen bir ülke olduk”
Bakan Ersoy konuşmasını şöyle tamamladı: “Dünyada sonradan gelmemize rağmen şu anda örnek gösterilen ülke olduk Türkiye olarak. Yani sürdürülebilir programlar ve sertifikasyon programlarında tüm dünyada örnek gösterilen bir ülke olduk. Şimdi biz bunları diğer mekanlarımızda da yayarak devam edelim. Altyapıları belediyelerimizle birlikte oluşturup Türkiye genelinde konusunda Avrupa’da dünyada örnek gösterilen bir ülke olacak inşallah.”
Bakan Ersoy konuşmasının ardından sektör temsilcileri ve muhtarların talep ve önerilerini dinledi. Bakan Ersoy programında ardından Bergama’dan ayrıldı.
]]>Ersoy, Alanya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleşen Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, geçen ay turizmde 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyon dolarla Türkiye tarihinin en iyi rakamlarını sektör olarak elde ettiklerini açıkladı. Burada Antalya ve Alanya’nın pastadaki payının büyük olduğunu ifade eden Ersoy, Antalya’nın geçen yıl 16 milyon turisti ağırlayarak en yüksek geliri elde ettiğini belirtti.
Ersoy 2024 yılına umutla baktıklarını anlatarak, “60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar hedefimiz var. Antalya’nın da 17,5 milyon sayısına ulaşacağını bekliyoruz. El birliğiyle çalışarak sektör olarak bu hedeflere ulaşacağız.” dedi.
Bu hedeflere ulaşmak için birçok etkinliği paralel götürmek, birçok hamleyi önceden görüp atmak gerektiğinin altını çizen Ersoy, dünyada turizm sektöründe lider konumda olmak için orta ve uzun vadeli projeleri hazırlamak ve bunları harfiyen uygulamak gerektiğini belirtti.
“2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik”
Bakan Ersoy, 2018’de belirledikleri orta ve uzun vadeli yol haritasında belirlenen hedeflere tek tek yaklaştıklarını anlatarak, “Eksiklerimizin başındaki tanıtımdı. Bunu Turizm Geliştirme Ajansıyla 2019 yılında yoluna soktuk. Şu anda dünyada en iyi, en yoğun şekilde tanıtım yapan turizm ülkesi Türkiye. Bunun sonuçlarını da aldık. Çok hızlı bir şekilde basamaklarda yukarı çıktık. 2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik. Şimdi bu sene inşallah beşinci sıramızı korumuş olacağız. Hedefimiz burada kalmak değil. 2028’e kadar üçüncülüğe gelmek. Gelir hedefimiz de çok büyük. 2028’de 100 milyar dolar hedefimiz var. Bunu da aşama aşama bütün planları zamanda ve adımları yerinde atarak gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Ersoy hedefleri koymanın kolay, sonuçları görmenin de güzel olduğunu ifade ederek, bunun kendi kendine olmadığını sistemli ve programlı çalışarak gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakanlık olarak, arıtma tesisleri ve halk plajları projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Ersoy, Antalya’da son beş yıl içerisinde iki arıtma tesisi ve 15 halk plajı açtıklarını vurguladı.
Turizmde en önemli konunun gelen turistten şehrin bütün paydaşlarının yaralanması olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle konuştu:
“Geçen dönem gelen turistin otele hapsolmaması, esnafla buluşmasını sağlamakla ilgili bir çalışma hazırladık. Arkeolojik çalışmaları 12 aya çıkardık. Eskiden 45-60 günlük kısa vadeli çalışmalar vardı ve yıllar sürüyordu. Şu anda 172 kazı noktasında ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında 12 ay kazı programı ve kazı noktalarımızı hazırlıyoruz. Bu anlamda da çok iddialı bir hedef koyduk. Son 60 yılda gerçekleştirdiğimiz kazı sayısını gelecek dört yılda gerçekleştireceğiz. Ortalama 15 kat daha yoğun çalışacağız demektir. Eskiden bir noktada kazı varken şimdi 15 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Otomatikman 15 yılda yaptığınız işi 1 yıla sığdırabiliyorsunuz. Bu kolay olmuyor. Kazı ekibini ciddi şekilde desteklemeniz gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak inanılmaz derecede bütçeleri artırdık. Basit bir rakam verecek olursam 2019 yılında 36,7 milyon lira olan kazı bütçemizi geçen sene 1,1 milyara çıkarttık. Bu seneki rakamı da 6 milyar lira olarak belirledik.”
Ersoy, bu konuda bir adım daha atarak gece müzeciliği uygulamasına başlayacaklarını anlatarak, sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden tatilcileri akşam saatlerinde otellerinden çıkararak müzelere yönlendirmek istediklerini vurguladı.
Gece müzeciliğini şehir merkezi ve yakın bölgelerdeki müzeler başta olmak üzere yavaş yavaş yoğunluğuna göre yayacaklarını anlatan Ersoy, “Bu çalışmaları bu yıl tamamlayıp aşamalı şekilde gece müzeciliğini başlatacağız. Amaç turist dışarı çıksın, esnafla buluşsun.” dedi.
Toplantı basına kapalı gerçekleştirilen soru cevap kısmıyla sona erdi.
]]>‘HUKUKİ SÜREÇLER PROJELERİ YAVAŞLATIYOR’
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydın programının devamında Didim ilçesinde geçti. Bakan Ersoy, Didim Ticaret Odası’nda kentteki turizm temsilcileriyle bir araya geldi. Yüksek turizm potansiyeline sahip ilçeye bakanlık olarak önemli yatırımlar ve destekler sunduklarını belirten Ersoy, Ege Bölgesi’nin mevcudun iki katı kadar yabancı turisti çekebilecek potansiyelinin olduğunu dile getirdi. Bu kapsamda, Ege Turizm Merkezleri projelerini geliştirdiklerini kaydeden Ersoy, hukuki süreçlerin projeleri yavaşlattığını, 4-5 yıllık duraksamalar olabildiğini aktardı. Doğru projelerle turizm yatırımları için kaynak oluşturulabildiğini dile getiren Ersoy, ören yeri girişlerinden elde edilen gelirin yüzde 100’e yakın arttığını dile getirdi.
‘APHRODİSİAS MİRASINI TÜM DÜNYAYA TANITACAĞIZ’
Bakan Ersoy, daha sonra Karacasu ilçesinde Afrodisias Antik Kent basın lansmanına katıldı. Geleceğe Miras Aphrodisias tanıtım videosunun izlenmesinin ardından konuşan Ersoy, Aphrodisias’ın Anadolu’nun kültürel birikimi ile Roma dönemi heykeltıraşlık yeteneğini tanıtan bir medeniyet mirası olduğunu dile getirdi. İlk ikisi Efes ve Hierapolis’te gerçekleştirilen toplantıların üçüncüsünü ‘Geleceğe Miras Aphrodisias’ projesi ile Aydın’da yaptıklarını anlatan Bakan Ersoy, “Bu toplantının konusu Aphrodisias Antik Kenti. M.Ö. 4500’lerden beri iskan gören Aphrodisias Antik Kenti, ünlü fotoğrafçımız Ara Güler’in fotoğrafları ile ölümsüzleşmiştir. Kentte görülen kalıntıların büyük bölümü Roma dönemine aittir. Kent tiyatrosu, Odeion’u, muazzam tetrapylon’u ile büyüleyici bir görünüm taşımaktadır. Aphrodisiaslılar kendilerini heykeltıraşlık sanatındaki ustalıklarıyla Roma dünyasına tanıttılar, biz de onların mirasını yapacağımız koruma çalışmaları ile tüm dünyaya tanıtacağız” dedi.
’12 AYLIK KAZI SÜREÇLERİMİZİ BAŞLATIYORUZ’
Arkeolojik alanlardaki yapıları çok kısa sürelerde ayağa kaldırarak antik kentlere ve bulundukları bölgenin kültür ve turizm potansiyeline katma değer kazandıracaklarını dile getiren Bakan Ersoy şöyle devam etti:
“Aphrodisias ile birlikte Efes, Hierapolis, Bergama, Sardis, Sagalassos, Labranda, Milet, Limyra başta olmak üzere yabancı heyetler tarafından yürütülmekte olan tüm kazılarda 12 aylık kazı süreçlerimizi başlatıyoruz. Bunlardan biri olan Aphrodisias kazı ve restorasyon çalışmalarını yıl boyunca sürdürmek üzere Bakanlığımız adına görev yapacak değerli bilim insanımız ise aynı zamanda Tripolis Antik Kenti Kazısı Başkanı olan Prof. Dr. Bahadır Duman’dır. Aphrodisias’ta ilk keşif ve araştırmaları 18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda seyyahlar tarafından gerçekleştirilmiştir. 1904 yılında ise ilk kazı çalışmaları başlamıştır. Aralıklarla devam eden bu kazı çalışmalarının ardından ilk sistemli kazılar ise 1961 yılında rahmetli hocamız Prof. Dr. Kenan Erim tarafından sürdürülmüştür. 1991 yılından bu yana da ABD’den Prof. Dr. Ronald Smith başkanlığında yürütülmektedir. 120 yıllık süreç içerisinde Aphrodisias’ta yapılan kazılar sonucunda antik kentin yüzde 12’si kazılmıştır. Heykeltıraşlık ekolü ile tarihte iz bırakan Aphrodisias Antik Kenti; 9 Temmuz 2017 tarihinden bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.”
‘KAZILARA DEVAM EDİLECEK’
Aphrodisias’ın, anıtsal mimarisiyle ve müzede sergilenen sayısız heykeltıraşlık eserleri ile en göz alıcı antik kentlerden biri olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Aphrodisias’ta kent parkı ve havuzun yanı sıra hemen yanımızda bulunan ve Aphrodisias’ın en ihtişamlı yapılarından biri olan Tetrastoon’da ise kazı ve restorasyon çalışmalarını başlatıyoruz. Antik dönemde Aphrodisias’taki Bazilika kentin en büyük kapalı binasıydı. Binanın ön cephesine odaklanan yeni bir proje ile devasa giriş sütunlarını ayağa kaldırma çalışmalarını 2023 yılında tamamlamış ve binanın cephesinde Diokletianus’un Tavan Fiyat Fermanı’nı sergilemiştik. Şimdi ise hazırladığımız yeni projeyle binanın kalan kısmında kazı yapacak, mozaiklerin konservasyonunu tamamlayacak ve sütunları ayağa kaldırarak yapının ziyaretçiler tarafından algılanmasını kolaylaştıracağız” ifadelerini kullandı.
‘ADINA YAKIŞIR BİR GÖRÜNÜME KAVUŞTURACAĞIZ’
Yaklaşık 120 yıl önce kazılan ve aradan geçen zamanda tekrar toprak altında kalan Gymnasium’u kazarak yapıyı yeniden ortaya çıkaracak ve ziyaretçi güzergahına alternatif oluşturacaklarını anlatan Bakan Ersoy, “Tiyatro Hamamı önündeki sütunlu salon, eksiksiz sütunlarıyla alanın en çekici mekanlarından biridir. Yeni bir proje ile arkadaki hamam odalarının da ziyaretçiye açılmasını sağlayacağız. 1994 yılında Agora’da yapılan araştırmalarda sütun sıralarının konumu ve doğrultusu keşfedilmiş ancak bu alanda şimdiye kadar herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır. Bu alanda yapılacak kazı çalışmalarıyla Aphrodisias’ta yeni bir yapı daha ortaya çıkaracağız. Uzunluğu 3,5 kilometreye ulaşan ve yüksekliği yer yer 10 metreyi bulan Aphrodisias surlarının neredeyse tamamı yabani bitki örtüsünün altında görünmez halde. Burası için hazırladığımız projeyle sur duvarlarını tekrar görünür hale getirecek; restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla anıtsal görünümünü yeniden kazandıracağız. Gece aydınlatması ile birlikte de adına yakışır bir görünüme kavuşturacağız” açıklamalarında bulundu.
1 MİLYAR 750 MİLYON TL’LİK BÜTÇE
Aphrodisias’ta Osmanlı Dönemi Hamam ve Geyre evlerine yönelik belgeleme- konservasyon ve restorasyon çalışmalarını da bu proje kapsamında gerçekleştireceklerini anlatan Bakan Ersoy, “Aphrodisias, çok sayıda yazıta ve olağanüstü çeşitlilikte ve kalitede kabartmalı mermer lahite sahiptir. Bu eserler için kentte iki yeni teşhir alanı planladık. Bütüncül bir çevre düzenleme çalışması ile ziyaretçi karşılama merkezi, yürüyüş yolları, açıklayıcı ve yönlendirici bilgi panoları, toplanma ve bilgilendirme alanları ile etkinlik ve dinlenme alanları oluşturacağız. Anıtsal yapılar ile gezi güzergahlarını aydınlatarak antik kenti gece müzeciliği kapsamında da ziyarete açacağız. Öte yandan Aphrodisias müzemizde güçlendirme çalışmaları, teşhir- tanzim ve onarım uygulamalarını da gerçekleştireceğiz. Aphrodisias için hazırlanan bütün bu projeler, başlayan uygulamalar ve yoğun bir mesai ile kentin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayacağız ve süreç için 1 milyar 750 milyon TL bütçe ayıracağız” diye konuştu.
Konuşmasının ardından alanda incelemelerde bulunan Bakan Ersoy, daha sonra kentten ayrıldı.
Nevra UÇKAÇ/ AYDIN,
]]>Aydın’a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kuşadası’nın ardından Didim’de de turizm sektör toplantısına katıldı. Düzenlediği toplantıda Bakan Ersoy’a Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın BŞB Başkan adayı Mustafa Savaş, AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten eşlik etti. Bakan Ersoy’u Didim Kaymakamı Can Kazım Kuruca, ilçe protokolü ve siyasiler karşıladı.
Didim’deki turizmciler, seyahat acenteleri temsilcileri ile otel sahipleri ve yetkililerinin katıldığı toplantıda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Toplantıda konuşan AK Parti Didim Belediye Başkan adayı Kadri Kabak Didim’in çok önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade ederek, “402 kilometrekarelik alanı, 93.7 kilometrelik sahil şeridi ile Didim, 2006 yılında turizm kenti ilan edilmesinden bu yana siz çok değerli turizmcilerin yatırımlarıyla katkılarıyla belirli bir mesafeyi kat etti. Ancak bunlar yeterli mi? Tabii ki yeterli değil. Turizm sektörünün önemli meseleleri var. Önemli sorunları var, önemli sıkıntıları var ve aslında yapılabilecek birçok husus söz konusu. Sahil şeritlerimiz içerisinde yeni bir turizm destinasyonu oluşturulabilecek nadir belki de tek ilçelerden biriyiz. Tabii ki bu süreç bakanlığımızın radarına girmiş durumdadır. Bakanlığımızın katkıları, destekleri bugün görüldüğü gibi sayın bakanımızın onurlandırmasıyla birlikte Didim çok daha güçlüdür. Kendileri de buna sunacak katkı sağlayacaktır” dedi.
“Ortak akılla Aydın’ı yöneteceğiz”
AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Savaş, “Tarihle medeniyetiyle, kültürüyle, dillere destan bir şehrimiz var. Şehrimize ne yapsak az? Evet, merkezi hükümet olarak çok önemli hizmetler yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz ama yerel yönetimle merkezi hükümetin birleşmesi halinde çok daha güzel işlere imza atacağımıza inancımız tam. Büyükşehir’e belediyelere muazzam kaynaklar geliyor, gelmeye de devam ediyor. Diğer belediyelere gittiği gibi Aydın Büyükşehir’i de kaynak geliyor. Ama bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmemesi gibi bir problem var işte. Biz bu kaynaklara etkin ve verimli bir şekilde kullanacağımız bir dönemi vadediyoruz” dedi.
“Didim’in potansiyeli var”
Didim’in de Ege’nin turizm merkezlerinden biri olduğunu sadece Aydın’ın değil Muğla’ya komşu olduğunu kaydeden Bakan Ersoy, “Didim’in potansiyeli var mı? Fazlasıyla var ama bu potansiyeli doğru kullanamazsak doğru planlayamazsak bu şansımızı yavaş yavaş kayboluyor. Bunu niye söylüyorum? Demin başkanımız da söylediği gibi bu tarz turizm merkezlerinde sadece kültür ve Turizm Bakanlığı çalışmalarıyla bir yere gelmek mümkün değil. Özellikle büyükşehir olan yerlerde biz Büyükşehir Belediye başkanlığımıza da söylüyoruz. Turizm master planının büyük şehir tarafından hazırlanması lazım. Master planları büyükşehir belediyeleri tarafından hazırlanır, kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenir veya bu şekilde birçoğu üniversitelerin de içinde olduğum yerel temsilcilerinin içinde olduğu bir çalışmadır. Aydın bölgesinde gücünü de kapsayan bir turizm master planı gerçekleşirse o zaman sınırlı sayıda kaynaklı sınırsız talebin gerçekleştirilmesi sağlanıyor” diye konuştu.
“Ege turizm merkezleri projesi”
Ege Turizm merkezleri projesine de değinen Bakan Ersoy “Doğru planlamalarla doğru teşhislerle doğru tedavi yöntemleriyle çok rahat bir şekilde geliri ikiye katlayacak durumdasınız. İşte biz de bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Ege turizm merkezleri projeleri de geliştirdik ama maalesef süreçlere siyasi yaklaşıldığı zaman yavaşlatılabiliyor, engellenebiliyor. Ben halbuki her zaman söylüyorum, Ege söz konusu olduğu zaman İzmir söz konusu olduğu zaman Aydın söz konusu olduğu zaman siyasi yaklaşmamak gerekiyor. Doğrusu neyse tartışırız. Doğrusu yapılması gerekiyor. Bugün süreçlerle yavaşlatılıyor. 4 yıldır 5 yıldır süreçler gidiyor maalesef” ifadelerine yer verdi.
“Arkeolojide altın çağ dönemi başlatıldı”
Bakanlık olarak arkeolojinin altın çağını başlattıklarını ve kazı başkanlıklarının da bütçelerini arttırdıklarını belirten Bakan Ersoy “Arkeoloji de altın çağı başlatıyoruz. Bu da nasıl olacak, geleceğimize miras projesiyle olacak? Arkeolojik kazı noktasında 144 noktada Türk kazı başkanlıkları var. Türkiye genelinde 32 noktada yabancı kazı başkanlıklarımız var. Bu yeni aldığımız karar. Artık yabancı başkanlıkları da Türk kazı başkanı yani 160 yıl önce başlayan bir süreçte, 160 yıl sonra o noktalara da Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, şehirlerde Türk kazı başkanları süreci yönetecek. Şimdi artık bütün kazı başkanlıkları 12 ay çalışıyor. Hem kazı başkanlarımızı atarken yoğun ekip, ekipman ve bütçede atıyoruz. Yani çok ciddi bütçeler görüyoruz. Ekip kullanma yetkileri veriyoruz ve bütçeleri de ciddi oranda arttırıyoruz” şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy’un konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak sürdürüldü. – AYDIN
]]>Manisa sınırında bulunan Aigai Antik kentinde devam eden arkeolojik kazılara desteğini sürdürmek için Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Aigai Kazı Başkanlığı ile protokol imzaladı.
Aliağa’ya yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Herodot’un ‘Aiolis bölgesi’ olarak bahsettiği Batı Anadolu’daki 12 Aiol kentinden biri olan Aigai anti kentinde, 2004 yılında kazı çalışmaları başladı. Manisa idari sınırları içinde olmasına rağmen coğrafi yakınlık ve ulaşımıyla Aliağa coğrafyasının bir parçası olan Aigai Antik Kenti’ndeki bilimsel çalışmalara Aliağa Belediyesi 2020 yılından bu yana destek veriyor. Aliağa Belediyesi, Aliağa- Manisa sınırındaki Yunt Dağı eteklerindeki Köseler Köyü’nde yer alan ve her yıl ortalama 15 bin tarih ve arkeoloji meraklısının ziyaret ettiği tarihi M.Ö. 8’inci yüzyıla kadar uzanan Aigai Antik Kenti’ne sponsorluk desteğini bu yıl da devam ettirecek. Arazinin durumuna göre inşa edilmiş surları içinde üç katlı agora ve bu yapıyı taşıyan duvarlar, meclis binası, teras duvarlı stadyum, tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi kalıntılar bulunan Aiagi antik kentindeki devam eden kazılara desteğin sürdürülmesi için Aliağa Belediyesi, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Aigai Kazı Başkanlığı arasında protokol imzalandı. Aliağa Belediye Başkanlık makamında gerçekleştirilen protokol imza törenine; Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak ve Aigai Arkeolojik Kazı Başkanı, Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Sezgin katıldı.
‘AİGAİ, TARİH BOYUNCA ALİAĞA VE ÇEVRESİYLE ETKİLEŞİM İÇİNDE OLAN BİR ANTİK KENT’
Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aigai’nin, Aliağa’yı içine alan bölgenin çok önemli bir tarihi ve arkeolojik merkezi olduğunu belirtip, “Aigai, Aliağa ile aynı coğrafyada, tarihi ve kültürel bağları olan, tarih boyunca Aliağa ve çevresiyle etkileşim içinde olan bir antik kent. 2020 yılından itibaren Aigai kazılarını destekliyoruz. Tarih ve doğa turizmini canlandırmak, köylerimizin, mahallelerimizin ekonomisini güçlendirmek ve ülkemize tanıtım ve ekonomik anlamda katkıda bulunmak istiyoruz. Protokolümüzü 2024 yılında da uzatarak arkeolojik kazılara destek vermeye devam ediyoruz. Bu ortak hizmet protokolünün Aliağa’mıza ve ülkemize değer katmasını diliyorum” dedi.
Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak da protokol imza törenindeki konuşmasında Aigai antik kentinde devam eden arkeolojik kazıların ve sponsorluk desteklerinin önemine dikkat çekip, Aliağa Belediyesi’nin Aigai’ye olan ilgisi ve devam eden desteği için teşekkür etti.
‘AİGAİ ANTİK KENTİNİN BÖLGEMİZİN TURİZMİNE VE TÜRKİYE’NİN TANITIMINA KATKISI OLACAK’
Aigai Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin de Aliağa Belediyesi’nin sponsorluk desteğinin sadece maddi değil, aynı zamanda yanlarında olunduğunu hissettirdiği için çok güçlü bir manevi destek olduğuna dikkat çekip, “Bu parayla ölçülecek bir şey değil. Günümüzdeki idari sınırlar farklı olabilir ama Aigai, Aiolis’in bir parçası. Aiolis’in başkenti de Aliağa zaten. Aigai antik kentinin bölgemizin turizmine ve ülkemizin tanıtımına önemli katkıları olacak. Aliağa Belediyesi’nin kültürel mirasa, bilimsel çalışmalara büyük bir heyecanla destek vermesi bizler için çok kıymetli” diye konuştu.
Konuşmaların ardından protokole imzalar atıldı.
]]>