Üç çocuk annesi Canatar, kedilerine daha geniş bir yaşam alanı sağlamak için şehir merkezindeki evinden Kahramankazan’da satın aldığı iki katlı müstakil eve taşındı.
Evin giriş katını kedilere tahsis eden Canatar, tellerle çevirdiği bahçede de kedileri için güvenli alan oluşturdu. Canatar, kışın evinin giriş katında ilgilendiği 60 kedinin bakımını, havaların ısınmasıyla bahçede onlar için ayrılan alanlarda sağlıyor.
Hayatını kedilere adayan ve 12 yıldır onlara adeta annelik yapan Canatar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayvanlardan korktuğunu, İstanbul’dan getirilen kedilerle korkusunu yendiğini ve sokakta bulduğu yavru kedilere evini açtığını söyledi.
Evinde himayesine aldığı kedi sayısı artınca Kahramankazan’da aldığı evin bahçesi ve bir katını kedilere göre dizayn ettiğini anlatan Canatar, sokakta bulduğu, kaza geçiren, hasta olan, doğum yapan kedileri evine aldığını söyledi.
Canatar, “100’ün üzerinde kedi vardı, çok fazla kedi sahiplendirdim. Yalnız başıma bunlara sahip çıkıyorum. Bana kedi getirdiler, söz verdiler ‘Biz de sahip çıkacağız’ diye ama hiçbiri sahip çıkmadı, bırakıp gittiler. Her şeyleriyle tek başıma ilgilendim. Hayvanların perişan olduğunu görünce aldım. Bu vicdan meselesi.” dedi.
Güne kedilerini besleyerek ve hasta olanlara ilaçlarını vererek başladığını dile getiren Canatar, veterinerlerden öğrendiği bilgilerle neredeyse “veteriner teknikeri” gibi olduğunu kaydetti.
“Kışın sıcak odalarda yazın da bahçede bakımlarını yapıyorum”
Canatar, kedilerin masraflarını eşinin karşıladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sosyal medyada ‘Nurhan Teyzenin Kedileri” adında sayfam ve mama kumbaram var, oradan mama gönderiyorlar. Evde sıcak ortamları var. Kapı açık, kışın eve giriyorlar, istediklerinde bahçeye çıkıyorlar, yazın bahçeye salıyorum. 6 tane de inşaat çöplüğünden aldığım köpeğim var.”
Kedilerin bakımlarıyla ilgilenebilmek için yardım isteyen Canatar, şunları söyledi:
“Allah’ım insanların hepsine vicdan, merhamet versin. Ben Kabe’ye gittim, Kabe’de bile onlara devamlı dua ediyorum. Ben orada da hayvanlara mama götürdüm, onlara sahip çıktım. Hayvanları sokaklara atmamalarını istiyorum. Eğer sokağa atacaklarsa almasınlar. Bana bir kedi geldi, sahibi ölmüş, annesi kediyi bana attı, insan yavrusunun hatırı için bakar ona.”
“Kedilerim hastalığıma çok iyi geldi”
Canatar, parkinson hastalığı geçirdiğini ve bu süre içinde kedilerini yanından ayırmadığını ifade ederek, “Hastalığımda kediler bana çok iyi geldi. Belki de hastanede yatacaktım ama onlar bana çok iyi geldi. Onlar benim yavrularım gibi, torunlarım var ama bunlar da ön plandalar benim için.” diye konuştu.
“Öldüklerinde çok ağlıyorum”
Canatar, ölen kedilerini evinin arka tarafındaki boş araziye gömdüğünü belirterek, “Çok üzülüyorum, çok ağlıyorum, geçen de bir tane öldü, çok üzülüyorum, Allah yardımcımız olsun, insan ibret almalı, can vermek çok zor. Mezarlıkta 60 tane var.” dedi.
Canatar, kedilerin temizliği için kendisine ücret karşılığı bir yardımcı aradığını, tek başına ilgilenirken zorlandığını kaydetti.
Sokakta baktığı köpekleri için de mama desteği çağrısında bulunan Canatar, şunları söyledi:
“Bir kilogram olsun yardım etsinler. Kapıma geliyorlar, boş çeviremiyorum, bir yere gitmiyorlar, hipnoz gibi kapıya bakıyorlar. Kapının önünde soğukta titriyorlar, onları sıcak alana koyuyorum. Kendi yiyeceğinden kesip onlara veriyorum. Hepsinin ismi var, isim seçme yerinden onlara isimler seçtim. Onlarla çok güzel günler geçirdim.”
]]>“KEDİLERİ BESLEDİĞİM İÇİN ŞİKAYET ALINCA AĞLIYORDUM”
İkizlerden Meral Ozan, yaşamını sürdürdüğü Moda’da 1990’dan bu yana kedilere baktığını söyledi. Bir komşusunun o yıllarda yeni çıkan kuru mamayı kedilere verdiğini görünce kendisinin de çantasında mama taşımaya başladığını dile getiren Ozan, “O günden sonra çantama mama alıp sokakta rastladığım kedilere vermeye başladım. Daha sonra hayvanlara mama verme işini sisteme koydum. Kapının önüne belirli aralıklarla mama koymaya başladım. Bu da binada oturanlarda rahatsızlık yarattı. ‘Burada kedi besleme, etraf kedi doldu.’ gibi şikayetler aldım. Bu şikayetler karşısında o kadar üzülüyordum ki eve gidip ağlıyordum” diye konuştu.
“ŞİKAYETLER YÜZÜNDEN TANSİYON VE ŞEKER HASTALIĞIM ÇIKTI”
Hatta bu şikayetler yüzünden kedilere bakamadığı için tansiyon ve şeker hastalığının nüksettiğini vurgulayan Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kedi baktığım için bana bağıran çağıran insanlara da hayvan sevgisi versin, diye Allah’a çok içten dua ettim. Duam kabul olmuş olacak ki bir baktım bana bağıran, çağıran insanlar kedi, köpek almaya başladı. Şimdi Moda’da kediden köpekten geçilmiyor. Herkesin bir kedisi ya da köpeği var. Kar da yağmur da yağsa her sabah kalkıp, kedilerimi besliyorum. Şimdi böbreğimde taş çıktı ağrım da oluyor ama ona rağmen sürüklene sürüklene sokağa çıkıp, kedilerimi besliyorum.”
“KEDİLERE BAKTIĞIM İÇİN 1990’DAN BERİ TATİLE GİTMİYORUM”
Ozan, kedilere bakmanın çok ağır bir sorumluluk olduğunu dile getirerek, “1990’dan bu yana hiç tatil yapmadık. Hatta Bodrum’da bir yazlığımız vardı, kedileri bırakıp gidemiyoruz diye onu da sattık. Bizim elimize bakan 150 kediyi başkalarına emanet edip gidemiyoruz. Bütün vaktim kedilerle geçiyor” dedi. Sadece mama vermediğini, hastalandıklarında da kedileri veterinere götürdüğünü anlatan Ozan, “Kısırlaştırma yaptırıyorum. Çok vaktimi alıyor gerçekten çok yoruluyorum. Her gün 150 kediye bakmak yorucu olabiliyor.” ifadelerini kullandı.
“KEDİLERE NANKÖR DENMESİNİ HİÇ ANLAMIYORUM”
Hayvan beslemenin verdiği huzuru hiç bir şeyde bulamadığının altını çizen Ozan, “Hayvan beslemenin çok faydasını gördüm. Vücudunuzda neresi hasta ise kedi orayı anlar ve gelip o bölgenize yatar. Size bir arkadaş olur, huzur verir. Kedilere nankör denmesini hiç anlamıyorum.” diye konuştu. Zühal Şener Kandemir ise 1985’li yıllardan itibaren kedi beslediğini belirterek, “Evdeki artan yemekleri kedilere vermeye başladım. Her gün iki kez 4 kat aşağı inip kedileri besliyordum. Fakat beslediğim kediler tek tek arabanın altında kalıp ölünce psikolojim bozuldu. Bir süre ara verip, kedi bakım işini kardeşim Meral’e bıraktım.” dedi.
“KIŞIN EVDEKİ KEDİ SAYISI 15’E ÇIKIYOR”
Kandemir, hayvan sevgisinin annelerinin kendilerine aldığı bir kedi ile başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kedimizin adı Minnoş’tu, bir sokak kedisiydi. Babamın işi nedeniyle Zonguldak’tan Denizli’ye taşınınca onu yanımızda götürememek bizi çok üzmüştü. Denizli’deki komşumuzun kedisinin yavruları olunca birini aldık. Ondan sonra içimizdeki kedi sevgisi hiç bitmeden büyüdü. Hiç kedisiz evimiz olmadı. Şu an 10 kedim var evde. Havalar soğuduğunda sokaktaki kedileri de eve alıyoruz. Eşim de çok hayvansever ve merhametli bir insan. ‘Evde çok kedi var almayalım.’ desem de o alıyor. Kışın, 15’e kadar çıkıyor evdeki kedi sayısı.”
“MAAŞLARIMIZ KEDİLERİN BAKIMINA GİDİYOR”
Kandemir, kedilere bakmanın çok yorucu olduğunu belirterek, “Sabah kalkar kalmaz kedilerin bakımını yapıyor ve karınlarını doyuruyorum. Bir kedim yaşlılıktan idrarını tutamıyor. O yüzden sürekli paspas elimde geziyorum. Bütün günüm onlara bakmakla geçiyor. Benim de Meral’in de emekli maaşı kedilerin bakımına gidiyor. Veteriner ve mama ücretleri çok yüksek.” ifadelerini kullandı.
Kedi beslemenin insan psikolojisi üzerinde çok olumlu bir etki yarattığını aktaran Kandemir, kedilerin uğur ve şans getirdiğine inandığını söyledi. Kandemir, bir hevesle hayvan alıp, sonra sokağa bırakılmasının sorumsuzluk ve vicdansızlık olduğunu dile getirdi.
PARAM YOK PULUM YOK ŞARKISIYLA TANINDILAR
Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden biri olan Fecri Ebcioğlu tarafından keşfedilen Meral ve Zuhal kardeşler, 1970’li yıllarda müzik dünyasına adım attı. İkizlerin, seslerini duyurduğu “Param Yok Pulum Yok” adlı şarkısı 1974 yapımı Kadir İnanır ve Müjdat Gezen’in başrolündeki “Uyanık Kardeşler” filminin müziği olarak dönemin klasiği haline geldi.
]]>